MUHAMMED

Muhammed


BAYRAK

TC.Bayrak



Welcome, Guest
You have to register before you can post on our site.

Username
  

Password
  





Forum Statistics
Members:» Members: 7
Latest member:» Latest member: Muhammed
Forum threads:» Forum threads: 5,280
Forum posts:» Forum posts: 5,871

Full Statistics Full Statistics

DOWNLOADEN


“Downloaden Bölümümüzden BEDAVA Grafik Paketleri,E-Kitaplar ve Bedava Bilgisayar Programlarını Tek TIKLA BEDAVA indirebilirsiniz”
(Raşit Tunca)




AYET

“Yeryüzüne muhakkak benim iyi kullarım varis olacaktır”
ENBİYA Suresi 105


FELSEFEMiZ

“ iSLAM OKUMAK YAZMAK YADA ÇiZMEK DEĞiLDiR, Yahutta O Hadis şöyle, Bu Ayette böyle diyor Diye Papağanlıkda Değildir. islam Kuranı ve sünneti HAYATINA TATBiK edip, Onunla Yaşayabilmekdir”
(Karoglan Raşit Tunca Sözü)


Raşit Tunca Sözü

“Yüzme bilmek Denizden çıkmana fayda vermez, taaki yüzme biliyorsan, denizedee düştüysen, ellerini, kollarını, ayaklarını çırpacaksın, ve birde tutuncak dal bulacak, tutunup çıkacaksın. ilimde böyledir, bir ilmi bilmek fayda etmez, taaki, onu hayatında tatbik edesiye, Dinde böyledir, din bilmek imanını kurtarmaz, taaki, ne zaman, bildiğin öğrendiğin dinini hayatında tatbik edip, yaşadın, o zaman belki kurtulursun.”
(Karoglan Raşit Tunca Sözü)

GÜZEL SÖZ

“ Bazen Hata Yapıvermek, Doğruyu bulmanın ilk Basamağıdır.
(Başağaçlı Raşit Tunca Sözü)



Siirt Hakkında Bilgiler

SİİRT
İlin Kimliği
Yüzölçümü   : 5406 km2
Nüfûsu           : 243.435
İlçeleri           : Merkez, Aydınlar, Baykan, Eruh, Kurtalan, Pervari, Şirvan.
Güneydoğu Anadolu bölgesinde yer alan bir ilimiz. İl toprakları; 38°15’ ve 37°45’ kuzey enlemleriyle 42°54’ ve 41°32’ doğu boylamları arasında yer alır. Doğudan Van, kuzeyden Bitlis, batıdan Batman güneyden Şırnak illeriyle çevrilidir. Trafik numarası 56’dır.
İsminin Menşei
Siirt adının Sâmi dilinden geldiği öne sürülmektedir. Bâzı kaynaklarda bu adın Keldâni dilinde şehir anlamına gelen Keert (Kaa’rat) kelimesinden kaynaklandığı yazılıdır. Bu ad, isim kaynaklarında Esart, Sairt, Siirt, Siird gibi çeşitli şekillerde kullanılmıştır. Süryâniler şehre Se’erd (yöreyle ilgili söyleniş biçimiyle Sert) demişlerdir. On dokuzuncu asırda Sert, Seerd, Sart, Sairt olarak kullanılmış, günümüzde de Siirt şekliyle kabul edilmiştir.
Şimdiki Siirt, eski Siirt’in üstündeki sırtlarda kurulmuş olduğundan “Sırt” kelimesi mevkiyle kelime ilgisi bakımından daha uygun görülmektedir.
Târihi
Siirt’in bulunduğu bölge, Anadolu’da ilk siyâsî birliği kuran Hititlerin sınırları dışında kaldı. Bilâhare kısa bir müddet, Hititlerin eline geçti. M.Ö. 2000 senelerinde Sâmiler, Bâbil ve Asur imparatorlukları, bu topraklara hâkim oldular. Kısa bir müddet Hurri Mitanni Krallığının hâkimiyetinde kalan daha sonraUrartu Krallığına geçen bu topraklara, bir süre sonra yeniden Asurlular hâkim oldu. M.Ö. 7. asırda Medlerin, M.Ö. 6. asırda Perslerin hâkimiyeti altında kaldı. M.Ö. 4. asırda Makedonya Kralı İskender Persleri yenerek, Anadolu ve İran’ı Makedonya Devletine kattı. Makedonya Kralı İskender’in ölümüyle imparatorluk, İskender’in komutanları arasında taksim edilince, bu topraklar Selevkoslar Devletinin payına düştü.
Perslerin devamı olan Partlar, bu toprakları Selevkoslardan aldı. Partlara bağlı ve İran asıllı Ermeni isimli derebeyleri zaman zaman hâkimiyetlerini bu bölgeye kadar uzattılar.
M.S. 1 ve 2. asırda, Roma İmparatorluğu ile Partlar arasında, bu bölge için çatışmalar oldu ve Partlar bu bölge üzerindeki hâkimiyetlerini devam ettirdiler. M.S. 3. asırda Sâsâniler bölgeye hâkim oldular. M.S. 395 senesinde Roma İmparatorluğu ikiye bölününce, Anadolu-Doğu Roma (Bizans)nın payına düştü. Bizans, bu bölgeyi almak için Sâsânilerle harp ettiyse de, bölge Sâsânîlerin elinde kaldı. Yedinci asırda, hazret-i Ömer (radıyallahü anh) devrinde İslâm Orduları, İran’ı fethederek, İran (Sâsânî) İmparatorluğunu ortadan kaldırınca bu bölge İslâm Devletinin El-Cezire Eyâletine bağlandı. Daha sonra Siirt, Emevîler ve onların yerine, 750 senesinde geçen Abbâsîlerin hâkimiyetinde yaşadı. Abbâsî Devletinin zayıfladığı zaman Diyarbekir’de kurulan Âmidler bu bölgeye hâkim oldu. Abbâsîlere ismen tâbi olarak saltanat sürdüler.
M.S. 10 ve 11. asırlarda, Bizans orduları bu bölgeyi tekrar ele geçirmek için Müslümanlara taarruz ettiler. Müslümanlar arasındaki iç savaşı Bizanslılar fırsat bildiler. 1071 Malazgirt Zaferinden sonra Siirt’i ellerinde bulunduran Âmid’deki Müslüman beyler, Selçuklulara tâbi oldu ve daha sonra, tamâmen Selçuklu Devletine katıldılar. Bu bölge Anadolu Selçuklularından çok, Büyük Selçuklu Devletinin ve ona bağlı Türk Atabeglerinin hâkîmiyetinde kaldı. Selçuklulara bağlı Artuklu Beyliği zamânında, bölgeye yerleştirilen Türkmen Aşiretleri, bölgenin Türkleşmesinde mühim rol oynadı.
Selçuklu Devletinin zayıflaması ve yıkılması ile bu bölge Moğollar ve onların yerini alan Türkleşmiş Moğollar (İlhanlılar)ın hâkimiyetine geçti.
1344’te İlhanlı Hakanlığı dağılınca, bölge, Türkleşmiş Moğol olan Celâyirlilerin hâkimiyeti altına girdi. Daha sonra birbirini tâkip eden Tîmûr, Karakoyunlular, Akkoyunlular ve Safevîler olmak üzere dört Türk devletinin eline geçti. Yavuz Sultan Selim Han, 1514 Çaldıran Zaferinden sonra, Siirt’i Osmanlı Devletine kattı.
Osmanlı Devletinde Siirt, Diyâr-ı Bekr Beylerbeyliğinin (Eyâletinin) 24 sancağından (vilâyetinden) birine merkez oldu. Tanzimattan sonra, Bitlis vilâyetine bağlandı. Onun 4 sancağından biri oldu.
Cumhûriyet Devrinde, sancaklara (mutasarrıflıklara) vilâyet (il) denince, Siirt il oldu. Cumhûriyet devrinde, demiryolu ve petrol Siirt’in kalkınmasında önemli rol oynadı.
Fizikî Yapı
Siirt il topraklarının % 77’si dağlardan ve % 23’ü platolardan meydana gelir. Ovalar, batı ve güneybatıda yer alır. En yüksek ve sarp yerler ise doğu ve kuzeydedir.
Dağlar, ovalar ve akarsuları: İlin kuzey ve doğu kısmını kaplayan dağlar, Güneydoğu Toroslarıdır. Bunlar Muş Güneyi Dağları ve Siirt Doğusu Dağları olarak ifâde edilir.
Başlıca dağları şunlardır: Yalnızca Dağı (Nar Tepe 2838 m), Şeyh Ömer Dağı (1409 m), Yassı Dağ (2280 m), Meydan Süleyman Tepe (2444 m), Doğruyol Dağı (2741 m), Kapılı Dağı (2631 m), Kuran Dağı (2350 m).
Siirt ilinde, plato ve yaylalar geniş bir yer kaplar. Akarsular boyunca uzanan vâdiler genişleyip, ova hâlini almıştır. BotanÇayı, Van’dan Siirt’e girer. Doğudan batıya akar. Siirt şehrinden geçerken güneye yönelir ve Dicle Nehrine katılır. Garzan ve Kızılsu Çayları ileBehrancı Deresi Dicle’nin küçük kollarıdır. Siirt ilinde önemli göller yoktur.
İklim ve Bitki Örtüsü
İklim: Siirt ilinde kara iklimi hüküm sürer. Yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve yağışlı geçer. İlin kuzey ve doğusu kışın daha soğuk ve yazın daha serin olur. Senelik yağış ortalaması 757 mm’dir.
Bitki Örtüsü: Orman varlığı yönünden Siirt, memleketimizin en fakir illerinden biridir. Dağlık kısımların bâzı bölümlerinde, cılız çalı ve meşe topluluklarına rastlanır. İlin tabiî bitki örtüsü genelde bozkır bitkilerinden meydana gelir.
Ekonomi
Faal nüfûsun % 65’i tarım ve hayvancılıkla uğraşır.
Tarım: Tarla tarımı önemlidir. Başlıca tarım ürünleri, buğday, arpa, pirinç, nohut, mercimek, tütün ve soğandır.
Meyvecilik de oldukça ileridir. Türkiye’de yetişen narın beşte biri Siirt’te yetişir. Yaklaşık 8-10 bin tondur. Ayrıca ceviz, antepfıstığı, üzüm, zerdali ve bâdem bol miktarda yetişir.
Hayvancılık: Önemli bir geçim kaynağıdır. Siirt yaylaları hayvancılığa çok elverişlidir. Sığır, koyun, kıl keçisi, tiftik keçisi beslenir. Ayrıca arıcılık da yaygın olarak yapılır. Pervari balı Türkiye çapında meşhurdur.
Mâdenleri: Siirt tuz bakımından da çok zengindir. Kaynak olarak çıkan tuzlu suyun buharlaştırılması ile elde edilir. Çay, Şirvan, Melefan, Sadak, Serkol, Sulha, Ziriki ve Kozluk tuzlaları başlıca tuz çıkarılan yerlerdir. Senede 5 bin tona yakın tuz elde edilir. Bakır ve krom yatakları henüz işletilememektedir. İl sınırları içinde bulunan bâzı kuyulardan çıkarılan petrol, Batman’daki rafineride işlenir.
Sanâyi: İlde sanâyi gelişmemiştir. Başlıca sanâyi tesisleri arasında Siirt Yem Fabrikası, Un Fabrikası, Meyan Balı Fabrikası, tuğla ve kiremit fabrikaları ve teneke fabrikası yer alır. Ayrıca çok sayıda dokuma tezgâhlarında, tiftik ipliğiyle Siirt battaniyeleri dokunur. Eğlence köyünde, petrol sondajı esnâsında çıkan 80°C’lik sıcak su “jeotermal” imkânı henüz değerlendirilememiştir. Seracılıkta bu imkân kullanılabildiğinde verim çok artacaktır.
Ulaşım: Siirt’e kara ve demiryolu ile ulaşılır. Demiryolu hattı Diyarbakır’dan sonra, Siirt’in Kurtalan ilçesine uğrar. İl dâhilinde demiryolu uzunluğu 83 km’dir. Diyarbakır-Siirt-Bitlis karayolu Siirt’ten geçer. Elazığ-Bingöl-Muş yolu Bitlis’te 6 numaralı devlet yolu ile birleşir.
Siirt il sınırları içinde devlet yollarının uzunluğu 352 km, il yollarının uzunluğu 559 km’dir.
Nüfus ve Sosyal Hayat
Nüfus: 1990 sayımına göre toplam nüfus 243.435 olup, 110.139’u ilçe merkezinde, 133.296’sı köylerde yaşamaktadır. Yüzölçümü 5406 km2 olup, nüfus yoğunluğu 45’tir.
Örf ve âdetleri: Siirt bölgesinde, târih boyunca çeşitli milletler ve kültürler gelip geçmiştir. 1071 Malazgirt Zaferinden sonra buraya hâkim olan Artuklular, göçebe Türkleri yerleştirerek bu bölgeyi Türkleştirmişlerdir. Diğer kültür ve milletlerin izleri kaybolmuş ve bölge Türk-İslâm kültürüyle yoğrulmuştur. Türk aşiretlerinin örf, âdet ve gelenekleri birçok yerde hâlen devam etmektedir.
Halk oyunları: Başlıca mahallî oyunlar Temirağa, Kartal Oyunu, Kara Kıştani, Govent, Girani, Botani, Mirani, Roşkani, Cacani ve Soro oyunlarıdır. Ayak tipi oyunlar hâkimdir.
Mahallî kıyâfet: Kadın giyiminde gençlerde peçe, yaşlılarda çarşaf, parlak renkli ipekli entariler, dağ köylerinde beyaz renkli elbiseler giyilir. Entariler yandan yırtmaçlı olup, önü bele tutturulup, önlük veya peştamel gibi kullanılır. Bâzı yerlerde beli ince, eteği bol büzgülü fistan, bunun üzerine pul işlemeli yelek ve bol şalvar giyilir. Ayaklara renkli yün çorap, çarık, iskarpin ve lastik ayakkabı giyilir.
Mahallî erkek giyimi “şal-şepik”tir: Tiftikten dokunan bol pantolon, kol ağızları yırtmaçlı yakasız cekettir.
Siirt’in şalı, battaniyesi, keçesi ve yün çorapları meşhurdur.
Mahallî yemekleri: Siirt köftesi, büryan, varak kek, aside, imcerket perde pilavı, ayranlı yarma, rayoşu meketip ve humbardır.
Eğitim: Okur-yazar nisbeti % 50’nin altında olup, okur-yazar oranı en düşük illler arasındadır. 347 ilkokul, 26 ortaokul ve 13 lise ve meslekî lise vardır. Diyarbakır Dicle Üniversitesine bağlı 2 yıllık Eğitim Enstitüsü açılmıştır.
El sanatlarından dokumacılık gelişmiştir. Dokumanın ham maddesi yün ve tiftiktir. Yün daha çok çorap örmede, keçe yapımında, tiftik ise battaniye, şal ve heybe dokumacılığında kullanılır. Tiftiğin iplik hâline getirilmesi kadınlarca, dokunması da erkeklerce yapılır. Battaniyelerde tabiî renkli tiftik kullanılmaktadır. Kök boyalarla boyanan iplerle yöreye has motiflerle dokunan Jirkan kilimi çok meşhurdur.
İlçeleri
Siirt’in biri merkez olmak üzere yedi ilçesi vardır.
Merkez: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 82.075 olup, 68.320’si ilçe merkezinde, 13.755’i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 32 köyü vardır. İlçe toprakları orta yükseklikte, engebeli arâziden meydana gelmiştir. Kuzeyini Güneydoğu Torosların uzantıları engebelendirir. Başlıca akarsuları Botan Çayı ve Reşan Suyudur.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri üzüm, buğday, fıstık, meyan köküdür. Un, yem, süt fabrikaları başlıca sanâyi kuruluşlarıdır. İlçe merkezi, BotanÇayı ile Reşan Suyu arasındaki yedi tepenin eteklerinde kurulmuştur. Denizden yüksekliği 930 metredir. Bitlis-Şırnak karayolu ilçeden geçer. İlçe belediyesi 1876’da kurulmuştur.
Aydınlar: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 5203 olup, 2789’u ilçe merkezinde, 2414’ü köylerde yaşamaktadır. İlçe toprakları orta yükseklikte engebeli arâziden meydana gelir. Güneydoğu Torosların uzantıları topraklarını engebelendirir. Başlıca akarsuyu Botan Çayıdır. Ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. İlçe merkezi tepelik bir alanda kurulmuştur. Eski ismi Tillo’dur. Merkez ilçeye bağlı bucakken, 16 Mayıs 1990’da 3644 sayılı kânunla ilçe oldu. Belediyesi 1958’de kurulmuştur. İl merkezine 9 km uzaklıktadır.
Baykan: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 27.387 olup, 5169’u ilçe merkezinde, 22.218’i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 18, Dilektepe bucağına bağlı 9 köyü vardır. Yüzölçümü 594 km2 olup, nüfus yoğunluğu 46’dır. İlçe toprakları yüksek plato görünümündedir. Kuzeyinde Muş Güneyi Dağları, doğusunda ve kuzeydoğusunda Kavuşşahap Dağları yer alır. Plato, Bitlis Çayı ve kolları tarafından derin şekilde parçalanmıştır. Bitlis Çayı ve kollarının kenarlarındaki düzlüklerde tarım yapılır.
Ekonomisi tarıma ve hayvancılığa dayalıdır. Bağcılık gelişmiştir. Hayvancılık yaygın olarak yapılır. Yaylacılık metoduyla küçükbaş hayvan beslenir. İlçedeki Sulha Tuzlası tekel tarafından işletilmektedir. İlçe topraklarında bakır ve krom yatakları vardır. Ormancılık gelişmiştir. İlçe merkezi Bitlis Çayı Vâdisinde kurulmuştur. Bitlis-Diyarbakır karayolu ilçeden geçer. İl merkezine 47 km mesâfededir. 1938’de ilçe olan Baykan’ın belediyesi aynı sene kurulmuştur.
Eruh: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 28.726 olup, 5929’u ilçe merkezinde, 22.797’si köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 31, Bağgöze bucağına bağlı 30 köyü vardır. İlçe toprakları dağlık ve engebeli bir arâziden meydana gelir. Kuzeyinde Yalnızca Dağı, güneyinde Küpeli Dağı ve Yassı Dağ yer alır. Başlıca önemli akarsuyu Dicle’dir. Dağlar, Dicle Nehrine karışan küçük akarsular tarafından parçalanmıştır.
Ekonomisi hayvancılığa dayalıdır. En çok koyun ve kıl keçisi beslenir. Hayvancılık, yaylacılık metoduyla yapılır. Hayvanlardan elde edilen yün, kıl ve tiftikten Siirt battaniyesi ve çadır dokunur. İklim şartları tarımı büyük ölçüde kısıtlamıştır. Başlıca tarım ürünleri üzüm, buğday, arpa ve soğan olup, ayrıca az miktarda fasulye ve nohut yetiştirilir. İlçe merkezi, Yassıdağ eteklerinde kurulmuştur. Siirt-Şırnak karayolu ilçeden geçer. İl merkezine 53 km mesâfededir. Çok eski bir târihe sâhiptir. Belediyesi 1926’da kurulmuştur.
Kurtalan: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 47.035 olup, 17.295’i ilçe merkezinde, 29.740’ı köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 16, Başlıca bucağına bağlı 11, Beşpınar bucağına bağlı 15, Yoncasu bucağına bağlı 26 köyü vardır. Yüzölçümü 1085 km2 olup, nüfus yoğunluğu 43’tür. İlçe toprakları orta yükseklikteki dalgalı düzlüklerden meydana gelir. Başlıca akarsuları Garzan Çayı, Bitlis Çayı ve Dicle Nehridir.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri buğday, arpa, mercimek ve üzüm olup, ayrıca az miktarda tütün, soğan, nohut, bâdem ve nar yetiştirilir. Hayvancılık önemli gelir kaynağıdır. İlçe topraklarındaki petrol yatakları işletilmektedir.
İlçe merkezi Batman-Siirt karayolu üzerinde yer alır. Denizden yüksekliği 675 metredir. Güneydoğu Anadolu’da demiryolunun son durağıdır. Eski ismi Garzan’dır. İl merkezine 32 km mesâfededir. Belediyesi 1945’te kurulmuştur.
Pervari: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 26.871 olup, 5178’i ilçe merkezinde, 21.693’ü köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 27, Doğanca bucağına bağlı 9 köyü vardır. Yüzölçümü 1459 km2 olup, nüfus yoğunluğu 18’dir. İlçe topraklarını, Güneydoğu Toraslar engebelendirir. Dağlar, akarsu vâdileriyle parçalanmıştır. Başlıca akarsuları Çatak Deresi, Bahçesaray Deresi, Hezil Çayıdır.
Ekonomisi hayvancılığa dayalıdır. Yaylacılık metoduyla en çok koyun, kıl keçisi ve Ankara keçisi beslenir. Bölgeye âit Ankara keçilerinin koyu tiftiğinden meşhur Siirt battaniyeleri dokunur. Arıcılık gelişmiş olup, yaygın biçimde yapılır. Balı ve otlu peyniri ülke çapında meşhurdur. Tarıma elverişli arazîde az miktarda soğan, nohut, buğday, üzüm, nar ve bâdem yetiştirilir.
İlçe merkezi, Yalnızca Dağı eteklerinde kurulmuştur. Eski ismi Bervade’dir. İl merkezine 90 km mesâfededir. Belediyesi 1927’den beri faaliyet göstermektedir.
Şirvan: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 26.138 olup, 5459’u ilçe merkezinde, 20.679’u köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 25, Cevizlik bucağına bağlı 5, Özpınar bucağına bağlı 17 köyü vardır. İlçe toprakları dağlık ve engebeli arâziden meydana gelmiştir. Kuzey ve kuzeydoğusunda Doğruyol Dağı, orta kesiminde Küran Dağı yer alır. Başlıca akarsuları Hizan Çayı ve Güzeldere Suyudur. Dağların yüksek kesimlerinde çayırlarla kaplı yaylalar yer alır.
Ekonomisi hayvancılığa dayalıdır. Yaylacılık metoduyla koyun, keçi ve bölgeye has Ankara keçisi beslenir. Dokumacılık yaygın olarak yapılır. Tarıma elverişli arazide buğday, nar, arpa ve üzüm yetiştirilir. Ayrıca az miktarda yerfıstığı, soğan ve baklagiller ekimi yapılır. İlçe topraklarında bakır-pirit yatakları bulunur.
İlçe merkezi, Bekneve Dağı eteklerinde kurulmuştur. Siirt-Pervari karayolu ilçeden geçer. İl merkezine 25 km mesâfededir. Denizden yüksekliği 130 metredir. Eski ismi Küfre’dir. Gelişmemiş küçük bir yerleşim merkezidir. İlçe belediyesi 1868’den beri faaliyetini sürdürmektedir.
Târihi Eserler ve Turistik Yerleri
Siirt’in tabiî güzellikleri, mağaraları, şifalı kaplıcaları ve târihi eserleri boldur. Başlıca târihi eserleri şunlardır:
Ulu Câmi: Türkiye’nin en eski câmilerinden birisidir. Yapılış târihi bilinmemektedir. 1129’da Selçuklu Muğiseddin Mahmûd 1260’ta Atabeg el-Mücahid İshak tarafından tâmir ettirilmiştir. En son 1969’da tâmir gören câmi tek minârelidir. Cevizden yapılmış ve bir sanat şâheseri olan minberi Ankara Etnoğrafya Müzesindedir.
Çarşı (Asakir) Câmii: Artukoğullarından Melik SalihNasireddîn tarafından yaptırılmıştır.
Cumhûriyet Câmii: Yapım târihi kesin olarak bilinmeyen câmi 1928’de tâmir edilmiştir. Eski ismi Hıdır-il-Ahdar’dı. Tâmirden sonraCumhûriyet Câmii ismini aldı. Rivâyete göre Îsâ aleyhisselâmın havârilerinden Yehova’nın kabri bu câminin yanındadır.
Veysel Karânî Makamı: Bu türbe, Tâbiinden Veysel Karânî hazretlerinin 6 yerde bulunan makamlarından biridir. Anadolu’ya hiç gelmemiştir.
İsmâil Fakirullah Türbesi: Aydınlar (Tillo) ilçesindedir. 1764’te yaptırılmıştır. Mârifetnâme isimli eserin sâhibi, büyük âlim Erzurumlu İbrahim Hakkı hazretleri, türbeyi üstâdı adına yaptırmıştır. Kendi türbeleri de hocasının yakınındadır. Her sene 21 Mart ve 23 Eylül günleri güneş ışınları 40x40 cm’lik bir pencereden girip türbe kulesinde bulunan bir prizmadan geçerek sandukanın baş tarafını aydınlatır.
Erzen Şehri Harâbeleri: Kurtalan yakınlarındadır. Eski devirlere âit bir şehrin kalıntıları vardır.
Botan Mağara Şehri: Botan Çayı ve barajının karşı yakasında yüksekçe bir yerde küçük bir mağara şehridir.
Kavvam Hamamı: Selçuklu vezirlerinden Sarmakoğlu Kavvam tarafından 1095 senesinde yaptırılmıştır. Taş oymacılığı çok güzeldir.
Derzin Kalesi: Baykan ilçe merkezinin 8 km doğusunda Derzin küyü yakınında, sarp bir tepenin üzerindedir. Gözetleme kuleleri bugün bile eski durumundan bir şey kaybetmemiştir. Şahkuli Bey Kalesi olarak da bilinir. Osmanlılar devrinde Şahkulu adlı âsînin bu kaleye sığındığından bu isimle tanındığı rivâyet edilmektedir.
Kormaz Kalesi: Şirvan ilçesinin Kerimes köyündedir. Bizans dönemine âit olduğu tahmin edilmektedir. Kale daha ziyâde şato tipindedir.
İrun Kalesi: Şirvan ilçesinin 40 km kuzeyinde kapalı ve sarp dağların zirvesindedir. Bulunduğu dağın eteğinden geçen nehirle ve bir yeraltı tüneliyle irtibatı vardır.
Kiver Kalesi: Eruh ilçesinin güneyinde Kiver Dağı yamacındadır. Günümüze bâzı kalıntıları ulaşabilmiştir.
Mesire yerleri: Siirt ili, tabiî güzellikler açısından Güneydoğu Anadolu’nun en zengin ilidir. Fakat, mesire yeri olmaya elverişli yerlerle, mağaralar, ulaşım güçlüğü ve tesis olmaması yüzünden yeterince değerlendirilememektedir. Mesire yeri olarak, daha çok dere kıyılarındaki ağaçlı yeşil alanlar kullanılır. İl topraklarında çok sayıda mağara vardır. Toprağın kalkerli olması mağaraların teşekkülüne sebep olmuştur. Mağaraların çoğunda binlerce sene önce insan yaşadığı anlaşılmıştır.
İçmeler ve kaplıcaları: Siirt topraklarında çok sayıda kaplıca içme vardır. Bunların bir bölümünde, konaklama tesisi olmadığından ve ulaşım güçlüğü yüzünden yeteri kadar faydalanılamamaktadır. Başlıca kaplıcaları şunlardır:
Sağlarca (Billoris) Kaplıcası: Siirt’e 17 km mesâfede Botan Çayı kenarında Sağlarca köyündedir. Tesisleri mevcut olan kaplıca suyu banyo olarak, romatizma, nefrit, çocuk felci, deri hastalıkları, kronik iltihaplı üst teneffüs yolları hastalıklarına tavsiye edilir.
Lif Kaplıcası: Kışlacık köyü yakınındadır. Suyu Sağlarca Kaplıcasına benzer ve aynı şifâ özelliklerine sâhiptir. Yeterli konaklama tesisi yoktur.

Kaynak

Rehber Ansiklopedisi
Sivas Hakkında Bilgiler

SİVAS
İlin Kimliği
Yüzölçümü   : 28.488 km2
Nüfûsu           : 767.481
İlçeleri           : Merkez, Akıncılar, Altınyayla, Divriği, Doğanşar, Gemerek, Gölova, Görün, Hafik, İmranlı, Kangal, Koyulhisar, Suşehri, Şarkışla, Ulaş, Yıldızeli, Zara.
Türk İstiklâl Savaşının temellerinin atıldığı, Selçuklu devrinin dev eserleriyle süslü, yüzölçümü bakımından Konya’dan sonra ikinci sırada yer alan bir ilimiz. Sivas ili topraklarının büyük kısmı İç Anadolu’nun yukarı Kızılırmak bölümünde diğer kısımları ise Karadeniz ve Doğu Anadolu bölgesinde olup, 35° 50’ ve 38° 14’ doğu boylamları ile 38° 32’ ve 40° 16’ kuzey enlemleri arasında yer alır. KuzeydenGiresun, Ordu ve Tokat; doğudan Erzincan; güneyden Malatya, Maraş, Kayseri; batıdan Yozgat illeriyle çevrilidir. Trafik numarası 58’dir.
İsminin Menşei
Rivâyete göre Sivas kurulmadan önce ulu ağaçlar altında kaynayan üç pınar varmış. Bu pınar Allahü teâlâya şükür, ana ve babaya minnet ve küçüklere şefkat duygularını ifâde edermiş. Bu üç pınara “Sipas Suyu” denirmiş. Zamanla mukaddes sayılan bu üç pınarın etrâfında küçük bir yerleşim merkezi kurulmuş ve “Sipas” ismi verilmiştir. Diğer bir rivâyete göre ise Sivas ismi eski kavimlerden“Sibasipler”den gelmektedir. Başka bir rivâyete göre “Ogüst şehri” mânâsına gelen “Sebast” kelimesinden gelmektedir. Sivas ilk çağlarda Talavra, Megalapolis, Karana ve Diyapolis isimleriyle anılmıştır.
Sivas ismi için en kuvvetli rivâyet, Selçuklu Oğuz Türklerinin lehçesinde “üç değirmen” mânâsına gelen “Sebast” kelimesinden gelmiş olmasıdır. Sebast ismi zamanla halk dilinde Sivas olarak yerleşmiştir.
Târihi
Sivas’ın bilinen târihi Hititlere dayanır. Sivas ilinin topraklarının bulunduğu yerler, Anadolu’da ilk siyâsî birliği kuran Hitit İmparatorluğunun sınırları içinde kaldı. Hititler iç savaş ve iktidar kavgalarıyla yıkılınca, bu bölge Bâbil, Asurlular, Sami kavimleri ve kısa bir müddet Sakaların eline geçti. Hititlerden sonra Frigyalılar ve Lidyalılar Sivas’a hâkim oldular. Lidya komutanlarından Giges’in Ege, Mezopotamya ve İran arasındaki ticâret için yaptırdığı “Kral Yolu” Sivas’tan geçiyordu. Medler ve bilâhare Persler bu bölgeyi ele geçirdiler.
Makedonya Kralı İskender, Pers İmparatorluğunu yenerek ortadan kaldırınca, İran ve Anadolu, Makedonya Krallığı topraklarına katıldı. İskender’in ölümünden sonra bu bölge, merkezi Kayseri’de bulunan Kapadokya Krallığının eline geçti. Kuzeyde İran asıllı olup, Yunanlaşmış Pontus Krallığı ile yine İran asıllı olup Hıristiyanlaşmış Ermeni derebeylikleri bu bölgeyi ele geçirmek için zaman zaman saldırılarda bulundular.
M.Ö. 1. asırda Roma İmparatorluğu, Kapadokya ve Pontus Krallığını ve diğer küçük derebeyliklerini alarak Anadolu’yu Roma topraklarına kattı. Romalı kumandanlardan Pompe, Kapadokya’ya yerleşti ve Sivas’ın bulunduğu yere “Diyapolis” ismi verildi. M.S. 395 senesinde Roma İmparatorluğu ikiye bölününce; Anadolu gibi bu bölge de, Doğu Roma’nın (Bizans) payına düştü. Bu bölge zaman zaman Bizanslılarla Partlar ve onların yerine geçen Sâsânîler arasında savaşlara sebep oldu. 1071 Malazgirt Zaferinden sonra Anadolu Fâtihi ve Anadolu’da ilk Türk Devletinin kurucusu Kutalmışoğlu Süleyman Şahın kumandasındaki Türk Ordusu, Sivas’ı aldı. Bu şehri ve bölgeyi Artuk Bey ve Süleyman Şahın kumandanlarından dayısı Danişmend Gâzi fethetti.
Danişmendoğulları, Türkiye Selçukluları Devletine tâbi olarak 1095-1174 yılları arasında bâzan Kayseri bâzan da Sivas’ı başşehir yaparak saltanat sürdüler.
Selçuklu Sultanıİkinci Kılıçarslan, Danişmendoğullarına Batı Anadolu’da “Uç Beyi” olarak toprak verip onların beyliğine son verdi. Bundan sonra Sivas, Selçuklu Devletinin Konya ve Kayseri’den sonra üçüncü şehri ve eyâlet merkezi durumuna geldi. Sivas, Selçukluların bir ilim, sağlık ve sanat merkezi oldu. Selçuklulara tâbi ve merkezi Erzincan’da bulunan Mengücekoğullarının bir kolu, 1142-1252 arasında bugün Sivas’a bağlı olan Divriği’ye hâkim oldular.
On üçüncü asrın ikinci yarısında kurulan İlhanlılar, 1308-1335’e kadar Anadolu’ya hâkim oldular.
İlhanlıların merkezi Sivas’ta olmak üzere bir umûmî vâlisi bulunurdu. İlhanlı Hakanlığının temsilcisi ve Uygur Türklerinden Alâeddîn Eretna Bey, 1335’te Bağımsızlığını îlân etti. Eretna Beyliği, 1335-1380 yılları arasında başşehir olarak bâzan Sivas ve bâzan da Kayseri’yi kullandılar. 1380’de kısa bir müddet sonra Selçuklu Sultanıİkinci Mes’ud’un torunu Melik Rükneddîn Kılıç Arslan tahta geçtiyse de, Sultan ünvanı ile Kâdı Burhâneddîn, Eretna toprakları üzerinde, 1390’a kadar devam eden bir devlet kurdu. 1398’de Kâdı Burhâneddîn öldürülünce, Sivas toprakları Osmanlı Devleti hâkimiyetine girdi.
1400’de Timur, Sivas’ı ele geçirdi. Bilâhare Çelebi Mehmed, şehri 1403’te geri aldı. Divriği Memlûklerde, Koyulhisar Akkoyunlularda kaldı. Sivas’ın tamâmıFâtih Sultan Mehmed Han ve torunu Yavuz Sultan Selim Han tarafından Osmanlı Devletine katıldı. Evliya Çelebi, tahıl ambarı olan Sivas için şehirlerin anası dendiğini kaydeder.
Osmanlı devrinde Sivas eyâlet merkezi oldu. Tanzimat’tan sonra da bu eyâlet merkezliği devam etti. Sivas, 1400’de Timur Hanın buraları almasından sonra istilâ görmemiş bir şehirdir.
İstiklâl Harbinde, Erzurum Kongresinden sonra Türkiye çapında Sivas Kongresi 4-11 Eylül 1919’da bu şehirde Mekteb-i Sultânî’de toplanarak Atatürk’ün önderliğinde Millî Mücâdelenin esasları tespit edildi. Sivas, Türk İstiklâl Savaşının ve Türkiye Cumhûriyetinin temellerinin atıldığı yakın târihimizde de mühim roller oynamış bir târih şehrimizdir. Cumhûriyetin îlânından sonra eyâlet merkezi teşkilâtı kalkınca Sivas il (vilâyet) olmuştur.
Fizikî Yapı
Sivas toprakları çok engebelidir. İlin % 94’ü dağlardan, platolardan ve yaylalardan meydana gelir. Ovaları ancak % 6’dır.
Dağları: Sivas ilinin en önemli dağları kuzeyinde yer alır. İlin kuzey sınırı ile Kızılırmak arasında kalır. Başlıcaları: Yıldız Dağı (2537 m), Köse Dağları (3050 m), Kızıldağ (3015 m), Tekeli Dağ (2621 m), Asmalı Dağ (2406 m), Tecer Dağları (2079 m), Yama Çalgal Dağları (2631 m), Hezanlı Dağı (2283 m), Gövdeli Dağı (2719 m),Gürlevik Dağı (2688 m), Bey Dağı (2802 m), Dumanlı Dağı(2374 m), Çengelli Dağ (2596 m), Oyuklu Dağ (2139 m), Karababa Dağı (2235 m) ve Çamlıbel Dağlarıdır. Sivas’ta platolar en önemli yeryüzü şeklini meydana getirir. Orta Anadolu platolarının en önemlilerinden olan Uzunyayla Platosu ilde çok geniş alan kaplar. Uzunyayla-Gemerek-Şarkışla sınırından başlar, Kangal ilçesinin büyük bir bölümünü içine aldıktan sonra Gürün yöresinde Malatya sınırına kadar uzanır. Uzunyayla Platosu 1500-2100 m yükseklik kuşağında yer alır.
Merakum Platosu, ilin kuzey yarısında yer alır. Büyük kesimi 1500 metrenin üzerinde kalan plato genelde çıplaktır. Zengin otlak alanlarına sâhiptir. Bu platolar dışında büyüklü küçüklü çok sayıda platolar da vardır.
Ovaları: Sivas ilinde ovalar oldukça azdır. Ovalar daha çok vâdilerin genişlemesinden meydana gelmiş olup, büyük kısmı Kızılırmak Vâdisindedir. Gemerek-Şarkışla Ovası: Kızılırmak’la birleşen Acısu ve Kasımbeyli Deresi vâdileridir. Sulama imkânı azdır. Kuru tarım yapılır. Yıldızeli Ovası: Yıldızeli Çayı Vâdisinin genişlemesinden meydana gelir. Tahıl ekilir. Suşehri Ovası: Kelkit Vâdisinin genişlemesinden meydana gelir. Çeşitli ürün yetişir.
Akarsuları: Sivas ilinin en önemli akarsuyu Kızılırmak’tır. Sivas ilinin doğusunda Kızıldağ’dan çıkar ve birçok kol alır. Kızılırmak’a katılan başlıca akarsular; Tecer Irmağı, Tavra Suyu, Göksu, Kalın Deresi, Mısmıl Irmağı, Koçdere ve Haramidere’dir. Akarsu Deveboynu yöresinde il topraklarının dışına çıkar. Kızılırmak’ın 250 km’lik bölümü Sivas toprakları içinde kalır.
Kelkit Çayı: Gümüşhane topraklarından doğan Kelkit Çayı, Suşehri yakınlarında Sivas’a girer. Batı istikâmetinde akarak Koyulhisar-Reşadiye sınırında Tokat il topraklarına geçer. En mühim kolu Tozanlı Çayıdır. Tohma Çayı: Fırat’ın bir koludur. Çaltı Çayı: Sivas topraklarında çıkar. Erzincan’a girip, daha sonra Keban Barajına dökülür. Uzunluğu 180 km olup, 130 km’si Sivas toprakları içinde kalır.
Gölleri: Sivas il dâhilinde büyük göller yoktur. Fakat çok sayıda küçük göl vardır. Hafik Gölleri ve Büyük Hafik Gölü(1 km2), balığı bol ve mesire yeridir. Lota Gölleri: Hafik’in 3 km doğusundadır. Çok sayıda gölden ibârettir. Balığı çoktur. Tödürge Gölü: Sivas ilinin en büyük gölüdür. Yüzölçümü 5 km2 derinliği 20 m olup, gölde iki adacık ve bol miktarda kuş vardır. Gökpınar Gölü: Gürün ilçesine 10 km uzaklıktadır. Suyu çok temiz ve durudur. Tabiî güzelliği ve alabalığıyla meşhurdur. Derinliği 15 m olup, mesire yeridir.
İklim ve Bitki Örtüsü
İklimi: İç Anadolu’nun kara iklimi hüküm sürer. Yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve yağışlı geçer. Senelik yağış ortalaması 411 mm’dir. +30°C’nin üzerinde gün sayısı 30 günden az ve 0°C’nin altında gün sayısı 120’dir. 30 gün kar yağar, 70 gün toprak karla örtülüdür. Sıcaklık -30,4°C ile +38°C arasında seyreder.
Bitki Örtüsü: Sivas’ın yayla ve platoları ilkbahar ve sonbaharda yemyeşil yazın ise bozkır görünümündedir. İl topraklarının % 11’i ormanlık ve fundalık, % 43’ü çayır ve mer’a, % 42’si ekili ve dikili alanlardır.
Ekonomi
Sivas ilinin ekonomisi büyük ölçüde tarıma dayanır. Faal nüfûsun % 70’i tarım sektöründe çalışır. Tarım ise tarla tarımı şeklindedir. Tarımdan sonra hayvancılık ikinci bir gelir kaynağıdır. Son senelerde sanâyi sektörü de hızla gelişmektedir. Mâdenler bakımından da zengin olan Sivas, kara ve demiryolları kavşağıdır.
Tarım: Yüzölçümü bakımından Türkiye’nin ikinci büyük ili olan Sivas topraklarının % 97’si ekilebilir olmasına rağmen tarım yeterince gelişmemiştir. Bitki üretimine ayrılan alanlar bir milyon hektara yakındır. Bunun beşte birine yakınında sulu tarım, 10 bin hektara yakın kısmında ise bağcılık yapılmaktadır.
Tarım ürünlerinde tahıl, baklagiller ve sanâyi ürünleri başta yer alır. Tahıl ise en önde gelir. Tarım ürün miktarı mevsim şartlarına göre her sene değişmektedir. Başlıca tarım ürünleri buğday, çavdar, fasülye, mercimek, fiğ, şekerpancarı ve patatestir. Sebezcilik ve meyvecilik pek gelişmemiştir.
Hayvancılık: İl topraklarının çok geniş bir kısmını kaplayan plato ve yaylalar hayvancılığa çok elverişlidir. Çayır ve mer’alar çoktur. Sivas’a hayvancılık bakımından Türkiye’nin Texas’ı denir. Hayvancılığın tarımsal üretim içerisindeki yerinin büyük olmasına karşılık, istenilen düzeyde gelir getirmemektedir. İlde en çok koyun, sığır, kılkeçisi, kümes hayvanları beslenir. İldeki ırmaklar ve Gökpınar Gölünde kurulan alabalık tesislerinde balık üretimiyle Kangal köpekleri ülke sınırını aşan bir üne sâhiptir. Arıcılık gelişmiş olup Sivas balı meşhurdur.
Ormancılık: Sivas ilinin orman varlığı yüzölçümüne göre çok az sayılır. İl topraklarının % 11’i ormanlarla kaplı olup, 200 bin hektarı orman ve 100 bin hektarı fundalıktır. Orman içinde 220, orman kenarında 147 köy vardır. Senede 50 bin m3 sanâyi odunu ve 30 bin ster yakacak odunu elde edilir. Ormanlarda daha çok karaçam, kızılçam, ardıç gibi iğne yapraklı ağaçlara ve daha aşağılarda meşe  ormanlarına rastlanır. Suşehri ve Koyulhisar ilçelerindeki ormanlar ise tamâmen yaprak dökmeyen ağaçlardan ibârettir. Sivas’ta ağaçlandırma hızla yapılmasına rağmen hem yetersiz hem de bakımsızdır.
Mâdencilik: Sivas il toprakları mâden bakımından zengindir. İl dâhilinde demir, kömür, kurşun, krom, bakır, tuz, gümüş, asbest, manganez, nikel, amyant, balit ve mermer çıkarılır. Divriği’de senede 1500 tona yakın demir elde edilir. Ayrıca Celalli civârında petrol, Abdülvehhab Gâzi Türbesi civârında zengin alçıtaşı yataklarına rastlanılmışsa da işletilmemektedir.
Sanâyi: Kara ve demiryollarının kavşak noktası olan ve mâden bakımından zengin olan Sivas, sanâyi bakımından gelişmemiştir. Fakat son senelerde hızlı bir sanâyileşme vardır. Küçük sanâyi yaygın olup, metal eşyâ ve makina îmâli, dokuma ve gıdâ kolları gelişmiştir. Başlıca büyük sanâyi kuruluşları şunlardır: TÜDEMSAŞ (Türkiye Demiryolu Makinaları Sanâyii A.Ş.), Sivas Çimento Sanâyii A.Ş., Beton Travers Fabrikası, Sivas Demir Çelik Fabrikası, Et ve Balık Kombinası Müdürlüğü, Süt Endüstrisi Kurumu, Askerî Dikimevi, SİDAŞ (Sivas Dokuma Sanâyi A.Ş.), kiremit ve tuğla fabrikaları, yem ve un fabrikaları, amyant üreten Asbest Fabrikası, Ceylân Çivi Fabrikası, Döksat Döküm Fabrikası (Su borusu ve yapı malzemesi), Eksantrik Sanâyi ve Ticâret A.Ş. (Otomativ yedek parçaları), Mobilya Fabrikası, Pamuk İpliği Fabrikası ve halı dokuma atelyeleri.
Ulaşım: Ülkenin dört yanını birbirine bağlayan kara ve demiryolları ağı Sivas’tan geçer. Ankara, Sivas, Erzincan, Erzurum devlet yolu ile Doğu ile Batı Anadolu birbirine bağlanır. Bu yol Yıldızeli’nde ikiye ayrılır ve bir hat Tokat, Amasya, Samsun’a ulaşır. Böylece Kuzey Anadolu’ya bağlanır. Ulaş ve Kayadibi’nde ayrılan yol Kayseri, Niğde, Mersin’e giderekGüney Anadolu’ya bağlanır. Sivas’ın Merkez İlçe, Zara, Yıldızeli, Hafik, İmranlı, Gemerek, Gürün, Kangal ve Şarkışla ilçeleri devlet yolları üzerinde bulunur. İl dâhilinde 979 km devlet yolu, 761 km il yolu vardır. Bâzı köylerin henüz yolları yoktur.
Sivas, demiryolu ağının önemli bir kavşak noktasındadır. Demiryolu ile ülkenin dört yanına bağlanır. Edirne, İstanbul, Ankara istikâmetinden; İzmir, Afyon istikâmetinden ve Mersin, Niğde istikâmetinden gelen demiryolu Kayseri’de birleşip tek hat hâlinde Sivas’a ulaşır. Sivas’ta demiryolu hattı tekrar kollara ayrılarak Artova, Turhal, Amasya, Samsun hattını meydana getirir. Çetinkaya istasyonundan da iki hat ayrılır. Bir hat Erzincan, Erzurum, Kars’a; diğer hat ise Malatya, Diyarbakır, Siirt, Malatya, Elazığ ve Muş’a ulaşır. Merkez ilçe, Gemerek, Şarkışla, Yıldızeli ve Divriği ilçeleri demiryolu güzergâhı üzerindedir. Sivas’ta havaalanı da vardır. İstanbul ve Ankara ile karşılıklı uçak seferleri yapılmaktadır.
Nüfus ve Sosyal Hayat
Nüfus: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 767.481 olup, 381.947’si ilçe merkezinde 385.534’ü köylerde yaşamaktadır. Yüzölçümü 28.488 km2, nüfus yoğunluğu ise 27’dir.
Örf ve âdetleri: Çok eski bir yerleşim merkezi olan Sivas’ta birçok millet ve medeniyet gelip geçmiştir. On birinci asır başından îtibâren Selçuklularla Türk-İslâm Kültürü hâkim olmuştur. Sivas zengin ve çok renkli folklora, güçlü bir halk şiiri geleneğine sâhiptir. Sivas ilindeki târihi eserlerin çoğunluğu Selçuklulardan kalmadır. Selçuklu Devletinin kültür, sanat ve sağlık merkezi olan Sivas, Selçuklu mîmârîsi ve taş işçiliğini aksettiren eserlerle doludur.
Halk oyunları: Halk oyunları ve müziği Orta Anadolu’nun iç bölgelerinin özelliğini taşır. Halk oyunları bakımından çok zengindir. Halaylar, semahlar, zahmalar, âşıklar müziği, destanlar, türküler ve ağıtlar diyarıdır. Başlıca oyunları Tamzara, Sivas Halayı, Madımak, Abdurrahman Halayı, Kızık, Karkın, Sarı Zeybek, Temirağa, Sarıkız, Karahisar, Üçayak ve Hoşbileziktir.
Halk edebiyâtı: Sivas ili halk edebiyatı bakımından en zengin illerimizden biridir. Pekçok halk ozanı yetişmiştir.
El sanatları: El sanatları çok ileridir. Halı, kilim, dokumacılık, çeşitli motiflerde çorap örücülüğü, çubuk ve sigara ağızlığı, bakır işleme, bıçak ve çakı yapımı meşhurdur.
Mahallî kıyâfetleri: Kadınlarda bindallı, üç etek, şalvar ve önlük yaygındır. Erkeklerde başa poşu veya hindi; üste dıştan kolsuz yelek, şayaktan yapılan zırga denilen pantolon giyilir. Ayakta tokalı çarık, kulaklı yemeni ve sivri burunlu iskarpin bulunur.
Mahallî yemekleri: Madımak yemeği, pancar çorbası, Sivas kebabı, peskütan çorbası, Zara baklavası.
Eğitim: Okur-yazar nispeti ülke ortalamasının gerisinde olup, % 70 civârındadır. İlde 26 anaokulu, 1116 ilkokul, 64 ilköğretim okulu, 4 yatılı ilköğretim bölge okulu, 30 bağımsız ortaokul, 2 özel eğitim okulu, 29 lise, 8 Endüstri Meslek Lisesi, 5 Teknik Kız Meslek Lisesi, 3 Ticâret Meslek Lisesi, 9 İmam Hatip Lisesi, 2 Anadolu Öğretmen Lisesi, 2 Anadolu Lisesi, 2 Anadolu Ticâret Meslek Lisesi, 1 Anadolu Teknik Lise, 1 Fen Lisesi, 3 Pratik Kız Sanat Okulu, 1 Anadolu Basın Yayın Meslek Lisesi vardır. Sivas, Üniversiteye sâhip bir ilimizdir. Cumhûriyet Üniversitesine bağlı Tıp, Fen, Edebiyat ve Mühendislik Fakülteleri, Hemşirelik Yüksek Okulu, Meslek Yüksek Okulu, Sosyal Bilimler, Fen Bilimleri ve Sağlık Bilimleri Enstitüleri vardır. Sivas ilinde 7 çocuk ve 11 halk kütüphânesi bulunur.
İlçeleri
Sivas’ın biri merkez olmak üzere on yedi ilçesi vardır.
Merkez: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 270.329 olup, 221.512’si ilçe merkezinde, 48.817’si köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 70, Bedirli bucağına bağlı 13, Karaçayır bucağına bağlı 14, Karayün bucağına bağlı 19, Kayadibi bucağına bağlı 22 köyü vardır. İlçe toprakları genelde dağlıktır. Güneybatısında İncebel Dağları, güneydoğusunda Tecer Dağları, kuzeyinde Meraküm Yaylası yer alır. Başlıca akarsuları Tecer Suyu ve Kızılırmak’tır.
Ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Tarım üretimi genelde halkın kendi tüketimini karşılamaktadır. Yaylacılık metoduyla küçükbaş hayvan beslenir. Et kombinası, süt ürünleri, yem, dokuma, çimento, döküm, yedek parça, metal eşyâ, çivi, tuğla-kiremit fabrikaları ve TCDD’ye bağlı Türkiye Demiryolu Makina Sanâyi A.Ş. başlıca sanâyi kuruluşlarıdır.
İlçe merkezi Kızılırmak Vâdisinin kuzey kesiminde kurulmuştur. Ortasından Tavra Suyu, doğusundan Mismil Çayı geçerek 4 km yakınındaki Kızılırmak’a karışır. Denizden yüksekliği 1285 metredir. Ankara-Erzurum demir ve karayolu ilçeden geçer. İlçe belediyesi 1868’de kurulmuştur.
Akıncılar: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 11.085 olup, 5320’si ilçe merkezinde, 5765’i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 33 köyü vardır. Yüzölçümü 415 km2 olup, nüfus yoğunluğu 27’dir. İlçe toprakları orta yükseklikte engebeli arâziden meydana gelmiştir. Denizden yüksekliği 975 metredir. Kelkit Çayı Vâdisinde küçük düzlükler vardır. Vâdi ılıman iklimiyle başlıca tarım alanıdır.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri, şekerpancarı, buğday, patates, arpa ve elmadır. Meyve ve sebzecilik yaygın olarak yapılır. Düz kesimlerde büyükbaş, dağlık bölgelerde ise küçükbaş hayvan besiciliği yapılır. İlçe merkezi Kelkit Irmağının bir kolu kıyısında kurulmuştur. Ordu ve Amasya’yı Erzincan’a bağlayan karayolu ilçe merkezinin yakınından geçer. Suşehri’ne bağlı bir bucakken 9 Mayıs 1990’da 3644 sayılı kânunla ilçe oldu. Eski ismi Yukarıezbider’dir. İl merkezine 172 km uzaklıktadır.
Altınyayla: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 15.739 olup, 3017’si ilçe merkezinde, 12.722’si köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 20 köyü vardır. Yüzölçümü 814 km2 olup, nüfus yoğunluğu 19’dur.
İlçe Karatonus Dağlarının eteğinde Karatonus Ovasının üzerinde kurulmuştur. En önemli dağı ilçenin güneyindeki Karatonus Dağlarıdır. Karatonus Dağlarının eteklerinden başlayan ova, Kormaç Dağlarının kuzeyi boyunca doğuya doğru uzanır. Ova tamâmen tarıma elverişli bir düzlüktür. Karatonus Dağı eteklerinde İbicek, İncecik ve Mergesen yaylaları vardır. İlçe topraklarında Kızılırmak’ı besleyen küçük dereler yer alır. İlçede kara iklimi hâkimdir.
İlçe ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Kuru tarıma elverişli yerlerinde buğday, arpa ve yulaf ekilmektedir. Sulu tarım yapılabilen yerlerde ise şekerpancarı ekilir. Yaylacılık metoduyla koyun ve Ankara keçisi, alçak kesimlerde ise sığır beslenir.
Şarkışla’ya bağlı bir bucakken 9 Mayıs 1990’da yapılan idârî düzenlemeyle ilçe oldu. İl merkezine Ulaş ilçesinden 80 km, Şarkışla üzerinden ise 112 km uzaklıktadır. Denizden yüksekliği 1050 metredir.
Divriği: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 33.105 olup, 17.664’ü ilçe merkezinde, 15.441’i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 44, Danişment bucağına bağlı 13, Gedikpaşa bucağına bağlı 11, Mursal bucağına bağlı 11, Sincan bucağına bağlı 29 köyü vardır. Yüzölçümü 2782 km2 olup, nüfus yoğunluğu 12’dir. İlçe toprakları dağlık olup, çok sayıda akarsuyla parçalanmıştır. Kuzeyinde Çengelli Dağı, güneyinde Yama Dağı yer alır. Başlıca akarsuyu Çaltı Suyudur. İlçenin en önemli düzlüğü Planga Düzlüğüdür. Çaltı Suyunun güneyinde 20 km2ye yaklaşan bir alanı kaplar. İlçe topraklarının denizden yüksekliği 1250 metredir.
İlçe ekonomisi mâdenciliğe dayalıdır. İl merkezinin kuzeyindeki Demirdağında bulunan demir yatakları 1938’den beri Etibank tarafından işletilmektedir. Demir yataklarının büyüklüğü ve zenginliği açısından dünyâdaki demir rezervlerinin en önemlilerindendir. Akarsu boylarındaki düzlüklerde tarım yapılır. Başlıca tarım ürünleri buğday, patates, soğan, elma, erik ve üzümdür. Üretim il halkına yöneliktir. Ayrıca ilçe topraklarındaki linyit yatakları işletilmektedir.
İlçe merkezi, Çaltı Suyunun güney kıyısında kurulmuştur. Sivas-Erzincan demiryolu ilçe merkezinden geçer. İl merkezine 169 km mesâfededir. İlçe belediyesi Cumhûriyetten önce kurulmuştur.
Doğanşar: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 8324 olup, 4421’i ilçe merkezinde, 3903’ü köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 38 köyü vardır. Yüzölçümü 420 km2 olup, nüfus yoğunluğu 20’dir.
İlçe toprakları genelde dağlıktır. Köse Dağı, Kızıldağ ve Dumanlı Dağı eteklerinde hafif eğimli ve tarıma elverişli bir vâdi bulunur. İlçenin en önemli akarsuyu Tozanlı Çayıdır. Bu akarsu dağlardan doğan küçük akarsularla beslenir. İlçede Karadeniz iklimi hâkimdir. Yağışı boldur.
Ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Ekilebilen arâzinin sulu tarım yapılan kısmında sebze ve meyve yetiştirilir. Başlıca tarım ürünleri buğday, arpa, patates, soğan, fasulye, havuç ve lahanadır. İlçede çayır ve mer’aların çokluğu yüzünden hayvancılık gelişmiştir. Özellikle küçükbaş hayvanlardan koyun ve keçi beslenir. Arıcılık ise ilçenin diğer önemli gelir kaynağıdır.
İlçe merkezi Tekeli Dağı eteklerinde kurulmuştur. İl merkezine 99 km mesâfededir. Hafik ilçesine bağlıyken 9 Mayıs 1990’da 3644 sayılı kânunla ilçe oldu. Eski adı İpsile’dir.
Gemerek: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 48.453 olup, 8646’sı ilçe merkezinde, 39.807’si köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 38 köyü vardır. Yüzölçümü 115 km2 olup, nüfus yoğunluğu 42’dir. İlçe toprakları dağlar ve yüksek düzlüklerden meydana gelir. Kuzeyinde Akdağlar, kuzeydoğusunda İncebel Dağları, güneydoğusunda Uzunyayla yer alır. Başlıca akarsuyu Kızılırmak’tır. Göksu Çayı üzerinde bulunan Sızır Çağlayanı ilin en büyük çağlayanıdır. Çağlayanın üzerinde bir hidroelektrik santrali vardır. Şarkışla-Gemerek Ovası verimli bir tarım alanıdır. İlçede kara iklimi hüküm sürer.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri şekerpancarı, buğday, arpa, çavdardır. Akarsu kenarlarında sebze ve meyve yetiştiriciliği yapılır. Hayvancılık önemli gelir kaynaklarındandır. En çok sığır beslenir. İlçe topraklarında mermer ve linyit yatakları vardır. Köylerde kilim ve heybe dokumacılığı yaygındır. İlçede bir tuğla fabrikası, Cepni köyünde ise bir yem fabrikası vardır.
İlçe merkezi Kızılırmak Vâdisinde Kayseri-Sivas karayolunun 2 km batısında kurulmuştur. İl merkezine 116 km mesâfededir. Kayseri-Sivas demiryolu ilçenin 2 km kuzeyinden geçer. 1953’te ilçe olan Gemerek’in belediyesi 1881’de kurulmuştur.
Gölova: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 6699 olup, 2554’ü ilçe merkezinde, 4145’i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 23 köyü vardır. Yüzölçümü 420 km2 olup, nüfus yoğunluğu 16’dır.
İlçe toprakları ova konumunda yüksek bir yapıya sâhiptir. Denizden yüksekliği 1300 metredir. Suşehri ovasının doğu uçları ilçe sınırları içinde kalır. Kösedağ ilçe topraklarını engebelendirir. En önemli akarsuyu Kelkit Çayının bir kolu olan Çobanlı Deresidir. Dere üzerinde sulama amaçlı Gölova Barajı vardır. İlçenin iklimi İç Anadolu ve karadeniz ikliminin geçiş noktasında bulunması sebebiyle bozuk bir Karadeniz iklimine sâhiptir.
İlçe ekonomisi tarıma dayalıdır. Meyve ve sebzecilik gelişmiştir. Başlıca tarım ürünleri soğan, patates, fasulye, lahana, erik, şekerpancarı, ayçiçeği, buğday ve arpadır. Hayvancılık fazla gelişmemiştir. Koyun, keçi ve büyükbaş hayvanlar beslenir.
İlçe merkezi Kızıldağ’ın kuzey tarafındaki eteklerinde kurulmuştur. Sivas-Erzincan karayolu ilçe merkezinden geçer il merkezine 198 km uzaklıktadır. Suşehri ilçesine bağlı bir bucakken 9 Mayıs 1990’da 3644 sayılı kânunla ilçe merkezi oldu. Eski ismi Ağvanis’tir.
Gürün: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 31.038 olup, 9886’sı ilçe merkezinde, 21.152’si köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 23, Karapınar bucağına bağlı 12, Yazyurdu bucağına bağlı 27 köyü vardır. Yüzölçümü 2797 km2 olup, nüfus yoğunluğu 11’dir. İlçe topraklarının büyük kısmı dağlıktır. Güneyinde Hezenli Dağı, batısında Gövdeli Dağı, kuzeyinde Çal Dağları yer alır. Önemli düzlüğü Uzunyayla Platosunun ilçe sınırları içinde kalan kısmıdır. Başlıca akarsuları Tohma Çayı ve Hurman Çayıdır. Gökpınar ve Aygır gölleri ilçenin en önemli gölleridir.
Ekonomisi hayvancılığa dayalıdır. Yüksek yaylalarda çok miktarda koyun ve kıl keçisi beslenir. Ekime elverişli toprakları azdır. Tahıl, fasulye ve patatesin yanısıra Tohma Suyu Vâdisinde zerdâli, elma, armut gibi meyveler yetiştirilir. Gökpınar Gölü kıyısında alabalık üretme tesisleri kurulmuştur. İlçe topraklarında asbest ve demir yatakları vardır.
İlçe merkezi Tohma Suyu kenarında kurulmuştur. Malatya-Kayseri karayolu ilçeden geçer. İl merkezine 137 km mesâfededir. Ekonomik bakımdan il merkezinden çok Kayseri’yle ilişkidedir. İlçe belediyesi 1870’te kurulmuştur. Denizden yüksekliği 1200 metredir.
Hafik: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 28.280 olup, 10.002’si ilçe merkezinde, 18.278’i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 57, Celallı bucağına bağlı 26 köyü vardır. Yüzölçümü 2547 km2 olup nüfus yoğunluğu 11’dir. İlçe toprakları Kızılırmak Vâdisinde yer alır. İlçenin en önemli akarsuyu Kızılırmak’tır. İlçe sınırları içinde irili ufaklı birçok göl vardır. Hafik Gölleri olarak bilinir. Dağlardan kaynaklanan akarsular kuzeyden güneye toprakları parçalayarak Kızılırmak’a katılır. Denizden yüksekliği 1275 metredir.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. En çok buğday, çavdar, arpa ve az miktarda şekerpancarı, soğan, armut ve elma yetiştirilir. Hayvancılık gelişmiş olup, koyun, kıl keçisi ve sığır beslenir. Süt, et, yapacağı ve deri başlıca hayvânî ürünlerdir.
İlçe merkezi, Kızılırmak’ın kuzeyinde bir tepenin güney eteklerinde kurulmuştur. Sivas-Erzurum karayolu ilçe merkezinden geçer. İl merkezine 36 km mesâfededir. Hafik Belediyesi 1916’da kurulmuştur.
İmranlı: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 21.530 olup, 7414’ü ilçe merkezinde, 14.116’sı köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 72, Karaören bucağına bağlı 27 köyü vardır. Yüzölçümü 1228 km2 olup, nüfus yoğunluğu 18’dir. İlçe toprakları genelde dağlıktır. İlin en yüksek dağları bu ilçe sınırları içindedir. Kösedağ, Kızıldağ, Çengellidağ başlıca dağlarıdır. İlçedeki Kızıldağ’dan doğan Kızılırmak, ilçenin ortasından doğu-batı istikâmetinde akar. İlçede ova olmayıp, dağlar arasında küçük düzlükler vardır. Buralarda az miktarda tarım yapılır. En önemli akarsuyu Kızılırmak ve kollarıdır.
Ekonomisi hayvancılığa dayalıdır. En çok koyun beslenir. Arâzi müsâit olmadığı için tarım gelişmemiştir. Az miktarda buğday, patates, armut, arpa ve elma üretilir. Eski adı İmraniyye olan ilçe, Sivas-Erzincan karayolu üzerindedir. İl merkezine 104 km mesâfededir. İmranlı Belediyesi 1948’de kurulmuştur.
Kangal: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 48.068 olup, 12.276’sı ilçe merkezinde, 35.792’si köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 28, Alacakarı bucağına bağlı 21, Çetinkaya bucağına bağlı 18, Deliktaş bucağına bağlı 11, Kavak bucağına bağlı 20, Kuşkayası bucağına bağlı 15 köyü vardır. Yüzölçümü 3792 km2 olup, nüfus yoğunluğu 13’tür. Sivas’ın en büyük ilçesi olan Kangal’ın toprakları bir plato şeklindedir.
Bir yüksek yayla görünümüne sâhip olan ilçede yüksek dağlar vardır. İlçenin kuzeybatısında bulunan Kalmış Dağları merkez ilçe ile tabiî sınırını meydana getirir. Kuzeyinde Tecer Dağı, güneyinde Yama Dağları yer alır. Uzunyaylanın bir bölümü ilçenin batısında yer alır. Başlıca akarsuları Kangal Çayı ve Tecer Suyudur. İlçenin en önemli gölü Aygır Gölüdür. İlçenin denizden yüksekliği 1540 metredir.
Ekonomisi hayvancılığa dayalıdır. Çok sayıda koyun ve sığır beslenir. En çok beslenen koyun cinsi Kangal Akkaramanıdır. Ayrıca ilçe Kangal Çoban köpeği ile de meşhurdur. Tarım akarsu vâdilerinin genişlediği düzlüklerde yapılır. En çok buğday, arpa, çavdar, şekerpancarı ve patates yetiştirilir. Sivas ilinin en çok tahıl yetiştirilen ilçesidir. İlçe topraklarında demir ve linyit yatakları vardır. Kömür yatakları Türkiye Kömür İşletmesine bağlı Sivas Kangal Linyitleri Müessesesi tarafından işletilmektedir.
İlçe merkezi Höyüklü Dağı eteklerinde kurulmuştur. Sivas-Malatya karayolunun 20 km doğusunda yer alır. Demiryolu ise 10 km kuzeyindeki Kangal istasyonundan geçer. İl merkezine 81 km mesâfededir. Belediyesi 1902’de kurulmuştur.
Koyulhisar: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 21.894 olup, 6042’si ilçe merkezinde, 15.852’si köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 36 ve Ortakent bucağına bağlı 10 köyü vardır. Yüzölçümü 946 km2 olup, nüfus yoğunluğu 23’tür. İlçe toprakları genelde dağlıktır. Çoruh-Kelkit Vâdisi ilçenin başlıca düzlüğüdür. Ayrıca dağların yüksek kesimlerinde çayırlarla kaplı düzlükler vardır. Güneyinde Köse Dağı, kuzeyinde Giresun Dağları yer alır. İlçenin en önemli akarsuyu Kelkit Çayıdır. İlçede kara iklimi hâkim olmakla birlikte, Kelkit Vâdisinde Karadeniz iklimi hüküm sürer. Denizden yüksekkliği 850 metredir.
Ekonomisi tarıma ve hayvancılığa dayalıdır. Kelkit Vâdisinde buğday ve arpanın yanında az miktarda soğan, patates, elma, armut, zerdali ve baklagiller yetiştirilir. Meyve ve Sebze yetiştiriciliği yaygındır. Hayvancılık gelişmiştir. Koyun, kıl keçisi ve sığır beslenir. Koyulhisar balı meşhurdur. İlçe topraklarında kurşun ve kireçtaşı yatakları vardır.
İlçe merkezi Amasya-Erzincan karayolunun 2 km kuzeyinde ve Kelkit Vâdisinde kurulmuştur. İl merkezine 143 km mesâfededir. Belediyesi 1894’te kurulmuştur.
Suşehri: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 46.843 olup, 23.202’si ilçe merkezinde, 23.641’i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 52, Gökçekent bucağına bağlı 14 köyü vardır. Yüzölçümü 838 km2 kolup, nüfus yoğunluğu 56’dır. İlçe toprakları dağlık alanlardan meydana gelmiştir. Kuzeybatısında Giresun Dağları, güney ve batısında doğu Karadeniz Dağları yer alır. Çoruh-Kelkit Vâdisinin genişlediği yerde Suşehri Ovası yer alır. Burası ılıman iklimiyle başlıca tarım alanıdır. İlçenin dağlık kesimlerinden kaynaklanan sular Kelkit Çayını besler. Denizden yüksekliği 850 metredir.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri buğday, patates, arpa ve elmadır. Suşehri Ovasında meyvecilik ve sebzecilik gelişmiştir. İlçede büyükbaş hayvancılığı yaygındır. Sanâyinin gelişmediği ilçede halı dokuma atölyeleri de vardır. Topraklarında magnezit bulunan mâden yatakları vardır.
İlçe merkezi Endires Çayı adıyla bilinen Suşehri Çayının Vâdisinde kurulmuştur. Ordu ve Amasya’yı Erzincan’a bağlayan karayolu ilçenin 1 km kuzeyinden geçer. İl merkezine 144 km mesâfededir. Belediyesi 1874’te kurulmuştur. Eski ismi Endires’tir.
Şarkışla: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 49.116 olup, 16.181’i ilçe merkezinde, 32.935’i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 48, Akçakışla bucağına bağlı 23, Ortaköy bucağına bağlı 12 köyü vardır. Yüzölçümü 1815 km2 olup, nüfus yoğunluğu 27’dir. İlçe toprakları akarsu vâdileriyle bölünmüş dağlık alanlardan meydana gelir. Güneyinde Kulmaç Dağları, orta kesiminde İncebel Dağları, kuzeybatısında ise Akdağlar yer alır. Uzun yayla platosunun bir kısmı ilçe topraklarının güneyine doğru girer. Dağlardan kaynaklanan akarsular Kızılırmak’ı besler. Kızılırmak’ın ilçedeki önemli kolları Acısu ile Üskülüç Deresidir. Acısu Vâdisindeki plato özelliğini taşıyan düzlükler Şarkışla Ovası olarak bilinir. Denizden yüksekliği 1180 metredir.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri buğday, patates, şekerpancarı, arpa ve çavdardır. İl merkezinin buğday deposu durumundadır. Az miktarda soğan, baklagiller, elma, erik ve armut yetiştirilir. Hayvancılık ilçe halkının önemli geçim kaynaklarındandır. Koyun, sığır ve Ankara keçisi beslenir. İlçede un fabrikası, kilim ve halı dokuma atölyeleri vardır.
İlçe merkezi Acısu Vâdisinde kurulmuştur. İl merkezine 80 km mesâfededir. Sivas-Kayseri kara ve demiryolları ilçe merkezinin kuzey kıyısından geçer. Gelişmemiş bir yerleşim merkezidir. İlçe belediyesi 1864’te kurulmuştur.
Ulaş: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 13.801 olup, 2488’i ilçe merkezinde, 11.313’ü köylerde yaşamaktadır. Merkeze bağlı 32 köyü vardır. Yüzölçümü 843 km2 olup, nüfus yoğunluğu 16’dır.
İlçe toprakları orta yükseklikte engebeli arâziden meydana gelmiştir. Kuzeydoğusunda Tecer Dağı, Kangal sınırında Dikkulak Dağları yer alır. İlçenin en önemli vâdisi Tecer Vâdisidir. Tecer Dağının eteklerinden başlayıp, Taşlıdere’ye kadar devam eder. İlçe topraklarını Tecer Suyu ve kolları sular. İlçede kara iklimi hüküm sürer.
Ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri buğday, arpa, çavdar ve yulaftır. Patates ve şekerpancarı ekimi son zamanlarda artmaktadır.
İlçe merkezi Tecer Dağının kuzeyinde kurulmuştur. Sivas-Malatya yolu ilçe merkezinden, Ankara-Malatya demiryolu ise ilçe kıyısından geçer. Merkez ilçeye bağlı bir bucakken 9 Mayıs 1990’da ilçe oldu.
Yıldızeli: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 74.902 olup, 15.249’u ilçe merkezinde, 59.653’ü köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 44, Çırçır bucağına bağlı 16, Yavu bucağına bağlı 41, Direkli bucağına bağlı 22 köyü vardır. Yüzölçümü 2856 km2 olup, nüfus yoğunluğu 26’dır. İlçe toprakları genelde dağlık olup, küçük bir bölümü Karadeniz bölgesi sınırları içinde kalır. Kuzeybatısında Çamlıbel Dağları, güneybatısında Akdağlarla çevrilidir. En yüksek dağı Yıldız Dağıdır. Dağlardan kaynaklanan akarsular Kızılırmak ve Yeşilırmak’a karışır. Kızılırmak’a karışan Yıldızeli Çayı (Kalınırmak) ile Yıldız Çayı (Cebirırmak), başlıca akarsularıdır. Yıldızeli Çayı Vâdisinde bulunan geniş düzlükler ilçenin başlıca tarım alanıdır. Kuzeyindeki dağlar kayın, güneyindeki dağlar ise sarı çam ormanları ile kaplıdır. Denizden yüksekliği 1350 metredir.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Buğday, şekerpancarı, patates, çavdar ve soğan başlıca tarım ürünleridir. Ayrıca elma, armut ve baklagiller üretilir. Hayvancılık ekonomik açıdan önemlidir. Koyun, sığır ve Ankara keçisi beslenir. Mâdenler bakımından oldukça zengindir. Flüorit, kireçtaşı, mermer ve tuğla-kiremit hammaddesi başlıca yer altı mâdenleridir.
İlçe merkezi Yıldızeli Çayı Vâdisinde kurulmuştur. Eski ismi Yenihan’dır. Önemli kervan yollarının kesiştiği noktadaki bir hanın etrafında gelişmiş eski bir konaklama merkezidir. Belediyesi 1889’da kurulmuştur. Sivas-Samsun demiryolu ile Yozgat-Sivas karayolu ilçe merkezinden geçer. İl merkezine 41 km mesâfededir.
Zara: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 38.275 olup, 16.073’ü ilçe merkezinde, 22.202’si köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 69, Beypınar bucağına bağlı 14, Bulucan bucağına bağlı 25, Şerefiye bucağına bağlı 21 köyü vardır. Yüzölçümü 2456 km2 olup, nüfus yoğunluğu 16’dır. İlçe toprakları akarsu vâdileriyle parçalanmış dağlık alanlardan meydana gelmiştir. Kuzeyinde Ovuklu Dağı, kuzeydoğusunda Köse Dağı, güneyinde Gürlevik Dağı ile Beydağ yer alır. İlçenin orta ve kuzeyinden doğan akarsular Kızılırmak’a dökülür. Güneyinden doğan sular ise Fırat’a karışır. Bitki örtüsü genelde steplik olup, dağlık bölgelerde sarı çam ormanları vardır.
Ekonomisi hayvancılığa dayalıdır. Yaylacılık yaygın olup, koyun ve sığır beslenir. Arıcılık gelişmiş olup, modern usulde yapılır. Tarıma elverişli arazisi az olan ilçede başlıca tarım ürünleri buğday, arpa, çavdar ve patatestir. İlçe topraklarında magnezit ve talk gibi yer altı kaynakları vardır.
İlçe merkezi Kızılırmak Vâdisinde kurulmuştur. Eski ismi Koçgiri’dir. Sivas-Erzincan karayolu ilçe merkezinden geçer. İl merkezine uzaklığı 70 km’dir. Zara Belediyesi 1923’te kurulmuştur.
Târihî Eserler ve Turistik Yerleri
Sivas ili târihî eserler, değerli mîmârî anıtlar, kaplıca, içmeler ve tabiî güzellikleri bakımından çok zengindir. Bu ile Abideler şehri de denir. Bilhassa Selçuklu eserleri bakımından Konya’dan sonra gelir.
Ulu Câmi: Kitâbesinden anlaşıldığına göre 1197’de Selçuklu Sultanı Kutbeddîn Melikşâh zamânında yapılmıştır. Eğriliğiyle meşhur çini bezemeli tuğla minâresi 1213’te yapılmıştır. Halk arasında Sultan Alâeddîn Câmii de denir.
Meydan Câmii: Dikilitaş Mahallesinde Kânûnî Sultan Süleyman Hanın vezirlerinden Koca Hasan Paşa tarafından 1564’te yaptırılmıştır. Kesme taştan yapılmış olup, içi ahşaptır. Minâresi tek şerefelidir. Arka tarafında türbeler vardır.
Kale Câmii: Kale Mahallesinde Sultan Üçüncü Murâd Hanın vezirlerinden Mahmûd Paşa tarafından 1580’de yaptırılmıştır. Dikdörtgen şeklinde olup, kubbesi kurşun, minâresi tuğladır.
Aliağa Câmii: Subaşı Mahallesinde Behram Paşanın oğlu Mustafa Bey tarafından 1589’da yaptırılmıştır. Kubbesi kurşun kaplamadır. Avluda bir âileye âit mezarlar vardır.
İmâret Câmii (Dâr-ür-Reha): Cağırağzı semtindedir. 1321 senesinde Kemâleddîn Ahmed bin Reha tarafından yaptırılmıştır. Mescit, imârethâne ve zâviyeden meydana gelen külliyeden günümüze sâdece mescit ulaşmıştır.
Kale Câmii (Divriği): Divriği ilçesindedir. Kitâbesinden Mengücükoğullarından Şehinşah bin Süleymân tarafından 1181’de yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Giriş kapısı bezemelerle süslüdür. Tuğla, taş ve çini bir arada kullanılmıştır. Dış görünüşün zenginliğine karşılık, câminin içi sâdedir.
Tonus Câmii ve halıları: Altınyayla ilçesindedir. Tonuslu Ahmed Ağa tarafından 1895’te yaptırılmıştır. Ahşap tavan işçiliği çok güzeldir. Câmi içinde serili olan ve câmi için özel dokunmuş olan 32 adet halının târihî değeri çok büyüktür. Halılar Türk veya Gördes düğümlü el dokuması olup, çözgü ve atkı ipleri tamâmen yün ve renkleri natüreldir. 1900 yıllarında dokunan halıların vakıf olduğuna dâir ifâdeleler halıların üzerine işlenmiştir.
Merkez Câmii: Şahruh Câmii olarak da bilinir. Alâüddevle’nin oğlu Şahruh Bey tarafından 1749 senesinde yaptırılmıştır. 1822’de tâmir edilmiştir.
Ulu Câmi ve Dârüşşifâsı: Divriği ilçesindedir. Mengücükoğullarından Ahmed Şah ve hanımı Adil Melike Turan tarafından 1228’de yaptırılmıştır. Selçuklu mîmârîsinin orijinal eserlerindendir. Câmi ve dârüşşifânın duvarları yontma taştandır. Câmide 20 kemer ve 25 kubbe vardır. Mihrabın üzerindeki kubbenin yüksekliği 40 m olup, bir sanat şâheseridir. Taş kapısı çiçek ve geometrik şekillerle süslenmiş taş oymacılığının en güzel örneklerindendir.
Çifte Minâreli Medrese (Darü’l-Hadis): İlhanlı veziri Şemseddin Cüveyni tarafından 1271’de yapılmıştır. 20 metre yüksekliğindeki kapısı Türk taş oymacılığının şâheseri sayılmaktadır. Tuğlalar arasına firüze renkli çiniler yerleştirilmiştir.
Gök Medrese: Selçuklu veziri Sâhip Ata tarafından 1271 senesinde yaptırılan bu medrese Türk mîmârî ve süsleme sanatının şâheserlerinden biridir. Çifte minâreli taş kapının zengin süslemeleri fevkalâdedir. Adını çinilerinden alan bu binâ bakımsız ve boş olması sebebiyle tahrip olmaktadır. Selçuklu eserlerinin en gözdelerinden olan bu târihî medresenin onarılması ile bu kıymetli eser kültür varlığımıza yeniden kazandırılacaktır. Medresede bir mescit ve 14 oda bulunmaktadır.
Büruciye Medresesi: 1271 senesinde Üçüncü Gıyâseddîn Keyhüsrev devrinde Muzaffer Bürucirdi tarafından yaptırılmıştır. İki katlı dört eyvanlı olan bu eserin çinileri meşhurdur. Halk arasında Hacı Maksud veya Hacı Mesud Medresesi olarak anılır. Müze olarak kullanılan medresede üç kabir vardır. Muzaffer bin Hibetullah’ın türbesi de bu medresededir. 1965-1966 arasında tâmir edilen Medrese günümüzde müze olarak kullanılmaktadır.
İzzeddîn Keykavus Şifâhânesi (Şifâhiye Medresesi): Şifâhane ve tıp medresesi olarak 1217’de yapılan külliyeden günümüze sâdece şifâhâne ulaşmıştır. Taç kapının sağındaki eyvanda Sultan Birinci İzzeddîn Keykavus’un türbesi vardır. Kırmızı tuğladan yapılmış olan taç kapı firuze, mor ve beyaz çinilerle süslenmiştir. Dünyânın ilk akıl hastânesi kabul edilir. İçerisi mavi siyah çinilerle süslenmiştir.
Türbeler: Sivas, câmiler gibi türbeler bakımından da zengin bir şehirdir.
Şemseddîn Sivâsî Türbesi: Meydan Câmiinin avlusunda merdivenlerden inişte sağ taraftadır. Büyük velî Şemseddîn Sivâsî’nin medfun olduğu türbe 1600 yılında yapılmıştır.
Güdük Minâre (Dabak Tekkesi): 1347’de Eratnaoğullarından Şeyh Hasan Bey için türbe olarak yapılmıştır. Yanına yapılan işhanı bu eseri gizlemiştir. Türbenin içinde siyah mermerden yapılmış sanduka vardır. Cephesi tamâmen mermerdir. Üzeri 10 m yüksekliğinde tuğladan geometrik süslemeli üstüvane şeklinde bir kubbeyle örtülüdür.
Ahi Emin Ahmed Türbesi: 1233’te yapılmıştır. Tokmakkapı Mahallesindedir. Kesme taştan sekizgen olarak yapılmıştır. İki basamaklı bir merdivenle inilir. Selçuklu biçimi süslenmiş bir mihrabı ve iki penceresi vardır.
Sitte Melik Türbesi: 1196’da Emin Seyfeddin Şah bin Süleyman tarafından yaptırılmıştır. Divriği ilçesindedir. Sekizgen plânlıdır. Şehinşah Türbesi olarak da bilinir.
Kâdı Burhâneddîn Türbesi: 1398’de yapılmıştır. TürbeKâdı Burhâneddîn İlkokulu bahçesindedir.
Çobanbaba (Şeyh Çoban) Türbesi: Suşehri’nin Çobanlı Yaylasındadır. Osmanlı Sultanı Yavuz Sultan Selim Han, Çaldıran’a giderken, yaşlı bir çoban koşarak yanına gelir:
“Sulağımıza hoş geldin sultanım. Görüyorum ki yorgunsun, açsın. Bu fakire misâfir olursan gönül alırsın.” der. Yavuz Sultan Selim Han; “Ben tek başıma değilim Çoban baba. Ardımda koca bir ordu var.” der.
Çoban tevekkülle boynunu büker: “Allahü teâlâ kerimdir. Hele sen bir mola ver. Misâfir kısmetiyle gelir.” der.
Yavuz Sultan Selim Han; “Bunda bir hikmet var” diyerek mola verilir. Çadırlar kurulur.
Çoban, sürüden 4 koyun seçer ve keser, yüzer, temizler ve kazana koyar.“Bir şartım var kemikleri sakın atmayın.” der. Bütün ordu doyar. Çoban kemikleri deriye doldurup duâ eder ve koyunlar Allahü teâlânın izniyle dirilir ve sürüye katılır. Yalnız biri topallar. Yavuz Sultan Selim Han; “Bu neden topallar?” diye sorunca, Çoban; “Bunun bir kemiği noksan.” der. Yavuz Sultan Selim Han, koynundan bu koyunun aşık kemiğini çıkararak; “Sizi denemek istedim. Siz kâmil bir velisiniz.” der ve duâsını ister. Bu zât da:
“Allahü teâlânın yardımı senin üzerindedir. Âlemlere rahmet olarak gönderilen sevgili ve şerefli Peygamber efendimiz ve Eshâb-ı kirâmı senin yanındadır. Merak etme zafer senin olacaktır. Muzaffer olarak döneceksin.” der.
Bu kerâmet ehli çobanın türbesi ziyâret edilen yerlerin başında gelmektedir.
Şehid Abdülvehhab Gâzi Türbesi: Evliyâ Çelebi, eserinde bu türbeyi Sultan Dördüncü Murâd Hanın ziyâret ettiğini yazar. Abdülvehhab Gâzi, Emevîler devrinde yaşamış bir komutandır. Emevîler devrinde İslâm ordusu Sivas’ı fethetmiş ve Abdülvehhab Gâzi ve bir kısım asker Sivas’ta bırakılmıştır. Bizanslıların saldırısında bu mübârek zât şehit olmuştur. Türbe içinde 7 kabir bulunmaktadır.
Taşhan: Paşabey Mahallesinde Kurşunlu Hamamı doğusundadır. 1575’te yapılmıştır. Behrampaşa vakfındandır.
Behrampaşa Hanı: Sivas Vâlisi Behrampaşa tarafından 1573’te yaptırılmıştır. Taştan iki katlı ve çok sağlamdır. Orta yerde büyük bir avlu ve bunun etrâfında odalar bulunmaktadır.
Eğriköprü: Sivas-Malatya yolu üzerinde Selçuklular zamânında yapılmıştır. 173,2 metre uzunluğundadır. Biri 12, diğeri 6 gözlü iki bölümden meydana gelmiştir.
Sivas Kalesi: Sivas târihi kadar eski olan kalenin kimin tarafından yapıldığı kesin olarak bilinmemektedir. Bizanslılar döneminde Justinyen devrinde büyük bir tâmir görmüştür. Türklerin eline geçtikten sonra çeşitli dönemlerde tâmir görmüştür. Kale, yukarı ve aşağı kale olmak üzere iki kısımdır. Yukarı kale, toprak kale olarak bilinen bugünkü 4 Eylül Baskınının bulunduğu kısımdır. Aşağı kale olarak bilinen kısım Şifâhiye Medresesinin bulunduğu yerden başlayıp, Kongre Müzesi, Vilâyet Konağı, Behrampaşa Hanı, Pulur Tepesi, DDYyönünde Şifâhiye Medresesine varan çizgi içerisinde kalan bölgedir.
Aşağı Kale ve Yukarı Kale: Koyulhisar ilçesindedir. Yalçınkaya üzerine kurulmuş olan ve Kale-i Zir de denilen Aşağı Kalenin bugün sâdece duvar kalıntıları vardır. Yukarı Kale ise Kale-i Bâlâ diye anılır. Uzun Hasan tarafından yaptırıldığı söylenen kalede çok sayıda ev, su sarnıcı, anbar ve cephânelik vardır.
Divriği Kalesi: Mengücükoğulları tarafından 13. asırda yaptırılmıştır. İç ve dış kale olmak üzere iki bölümdür. Dış kalenin surlarının büyük kısmı yıkık vaziyettedir. İç kalede Seyfeddin Şah tarafından yaptırılan bir câmi vardır.
EskiEserler Müzesi: 1937’de açılmıştır. Selçuklu ve Osmanlı devrine âit silâh, para kesesi, tekke eşyâsı, kemer, takı; daha önceki devirlere âit arkeolojik bölümde porselen, seramik, cam eşyâ; etnoğrafik bölümde el sanatları, eski giyim-kuşam, yatak örtüleri gibi eserler sergilenmektedir.
Mesire yerleri: Sivas, tabiî güzellikler bakımından çok zengindir. Yerleşim yerlerine yakın vâdi boylarıyla göl kıyıları genellikle mesire yeri olarak kullanılmaktadır. Bâzıları şunlardır:
Gökpınar Gölü: Gürün ilçesi yakınındadır. İlin önemli mesire yerlerindendir. Göl, suyunun duruluğu, günün her saatinde değişen rengi ve balığının bolluğu ile ünlüdür. Konaklama tesisleriyle güzel bir dinlenme yeridir.
Hafik Gölleri: Hafik ilçesi yakınında irili ufaklı göllerden meydana gelmiştir. Her biri mesire yeri olup, göldeki balıklar lezzetlidir. Tabiî güzellikleriyle güzel bir dinlenme yeridir.
Eğriçimen: Koyulhisar ilçesine 20 km uzaklıkta ve 1700 metre yükseklikte bir yayladır. Ormanları, serin havası ve soğuk su kaynakları ile güzel bir mesire yeridir.
Sızır Çağlayanı: Gemerek ilçesinin Sızır bucağında Göksu Nehri üzerindedir. Bölgede gazino ve çay bahçesi vardır.
Tödürge Gölü: Zara ilçesine 25 km uzaklıktaki göl, güzel bir dinlenme yeridir. Balığı boldur. Gölde kayıkla dolaşılır.
Koyunkaya Mesiresi: İmranlı’ya 12 km mesâfede, çam ormanları, serin havası ve bol su kaynaklarıyla güzel bir dinlenme yeridir.
Karaçayır: İl merkezine 27 km mesâfede, çam ormanlarıyla kaplı güzel bir mesire yeridir.
İçme ve kaplıcalar: Sivas ilinde çok sayıda sıcak su kaynakları vardır. Halk bunlara “çermik” demektedir. Bâzıları şunlardır:
Balıklı Çermik: Kangal ilçesine 17 km mesâfede Kavaklıdere mevkiindedir. Konaklama tesisleri mevcut olan kaplıcanın suyu; dolaşım sistemi hastalıklarına, ağır olmayan kalp yetmezliklerine, yüksek tansiyona, damar sertliklerine, solunum sistemi hastalıklarına, romatizma hastalıklarıyla kronik iltihaplı kadın hastalıklarına iyi gelmektedir. Havuzlarda bulunan ve insanlardan kaçmayan balıklar, vücudun hastalıklı bölgesine yaptıkları mikro-masaj ve salgıları ile cilt hastalıklarına; küçük yılanların da yılancık hastalığının bulunduğu yere sarılıp sıkmaları sûretiyle tedâvi ettiklerinden tavsiye edilmektedir.
Akçaağıl Kaplıcası: Suşehri’ne 9 km uzaklıkta Akçaağıl köyündedir. Konaklama tesisleri mevcut olan kaplıca suyu içme olarak, karaciğer, safra kesesi ve barsak hastalıklarına; banyo ile romatizma, nefrit, nevralji ve kadın hastalıklarına faydalıdır.
Sıcak Çermik: Yıldızeli ilçesinin Direkli bucağındadır. Konaklama tesisleri mevcut olan kaplıca suyu, her çeşit romatizma, nefrit, nevralji ve kadın hastalıklarına iyi gelmektedir.
Soğuk Çermik: İl merkezine 19 km uzaklıkta aynı isimle anılan bir vâdidedir. Konaklama tesisleri olan kaplıca suyu romatizma, asabî hastalıklarda ve deri hastalıklarında faydalıdır.
Ortabucak Çermiği: Şarkışla’nın Ortabucak yöresindedir. Tesisleri olan kaplıca suyu, romatizma ve deri hastalıklarına faydalıdır.

Kaynak

Rehber Ansiklopedisi
Sakarya Hakkında Bilgiler

SAKARYA
İlin Kimliği
Yüzölçümü     : 4817 km2
Nüfûsu            : 683.061
İlçeleri            : Merkez, Akyazı, Ferizli, Geyve, Hendek, Karapürçek, Karasu, Kaynarca, Kocaali, Pamukova, Sapanca, Söğütlü, Taraklı.
Marmara bölgesinin Kocaeli-Sapanca bölümünde yer alan bir ilimiz. İl toprakları 29° 57’ ve 30° 53’ doğu boylamları ile 40° 17’ ve 41° 13’ kuzey enlemleri arasında yer alır. Doğudan Bolu, güneyden Bilecik, batıdan Kocaeli, kuzeyden Karadenizle çevrilidir. Trafik numarası 54’tür.
İsminin Menşei
Bu il adını Sakarya Nehrinden alır. M.Ö. 7. yüzyılda bu bölgeye sâhip olan Frigyalılar, nehre kendilerince kutsal tanıdıkları “Sangari” ismini vermişlerdir. Daha sonraki devirlerde “Sengarios” (Sangarius) ve“saldırgan” mânâsına gelen “Zakharion” isimleriyle anılmıştır.
Selçuklu Türkleri, Anadolu’nun tamamını ve bölgeyi fethedince bu nehre ve etrâfındaki bölgeye “Sakarya” demişlerdir. Sakarya ismi, Türkler tarafından verilmiş husûsî bir isimdir. Daha önceki isimlerinden ayrı, şahsına mahsus bir isimdir.
İl merkezi olan Adapazarı ise, Orhan Gâzinin kumandanlarından Konur Alp tarafından “Tığcılar” ismiyle köy olarak kuruldu. Sonradan Sakarya’nın iki kolu arasında bir ada durumunda olduğu için Adaköy (Ada Karyesi), pazar kurulduğundan dolayı da Adapazarı dendi.
Târihi
Sakarya ilinin bilinen târihi Hititlerle başlar. Anadolu’da ilk siyâsî birliği kuran Hititler, bu bölgeyi sınırları içinde bulundurmuşlardır. Hitit Devleti iç karışıklıklar ve bölünmeler neticesi yıkılınca, bu bölge Friglerin eline geçti. Dış güçlerin tahrikiyle iç karışıklıklar ve bölünmelerden sonra yıkılan Friglerin yerine bölgeye Lidyalılar hâkim oldular. Persler, M.Ö. 6. asırda Lidya Devletini yenerek Anadolu’nun mühim kısmını işgal ettiler. M.Ö. 4. asırda Makedonya Kralıİskender, Pers Devletini yenerek İran’ı ele geçirdi. İskender’in ölümü üzerine bu bölge, halefleri arasında ihtilaf konusu oldu. Bitinya Krallığı, Makedonya Krallığına karşı İskender’in ölümünden sonra iç bağımsızlığını ilânetti ve bu bölgeye hâkim oldu. M.Ö. 1. asırda Romaimparatorluğu, Bitinya Krallığı ile birlikte bu bölgeyi alarak kendi topraklarına kattı.
M.S. 365’te Roma İmparatorluğu ikiye bölününce Anadolu’nun diğer kısımları gibi Bitinya bölgesi de, Doğu Roma (Bizans)nın payına düştü.
Altıncı asırda Justinianus, Bitinya bölgesine önem verdi. İslâm orduları, zaman zaman ve bilhassa İstanbul’un fethi için, bölgeden geçerken buraları fethetmişlerse de, uzun müddet kalmadılar. Ayrıca Sâsâniler de zaman zaman bölgeye akınlar yaptılar.
1071 Malazgirt Zaferinden sonra, Anadolu Fâtihi Kutalmışoğlu Süleyman Şah emrindeki Türk ordusu, bütün Anadolu gibi Sakarya bölgesini de fethetti. İznik başşehir yapılarak, Büyük Selçuklu Devletine bağlı Türkiye Selçukluları Devleti kuruldu. Bunun üzerine Bizans’ın teşvikiyle Haçlı Seferleri başladı. Birinci Haçlı Seferinde İznik terk edilerek başşehir Konya’ya taşındı. Bu bölge (Sakarya) ve Kocaeli yeniden Bizans’ın eline geçti. On dördüncü asırda Orhan Gâzi devrinde, Kocaeli ve Sakarya bölgesi, ikinci defâ fetholunarak Osmanlı Devletinin sınırları içine alındı ve o târihten bu yana Türk hâkimiyetinde kaldı.
Kânûnî Sultan Süleymân Han, İzmit Körfezini SakaryaNehri vâsıtasıyla Sapanca Gölüne bağlayıp, dünyânın en büyük iç limanını meydana getirmeyi düşünmüştü. Bu işi Mîmar Sinân yapacaktı. Seferler sebebiyle bu plân gerçekleşemedi. Sultan İkinci Mahmûd Han, bu plânı yeniden ele aldı. 30 bin işçi temin edildi. Fakat dış gâileler sebebiyle bu plân gerçekleşemedi.
1921’de Yunan ordusunun işgâline uğrayan Sakarya, Millî Mücâdelede çok önemli rol oynamış olan bir şehirdir. Adapazarı, Karasu, Kandıra ve Geyve çarpışmaları Sakarya ilinin kahraman evlatları sâyesinde zaferle neticelendi. 25 Mart 1921’de başlayan işgal, 21 Haziran 1921’de sona erdi.
Adapazarı; Tanzimattan sonra kurulan, müstakil sancak hâline getirilen Kocaeli sancağına, Cumhûriyet devrinde de 1954’e kadar Kocaeli’ne bağlı kaldı.
1954’te Kocaeli ilinden ayrılan bir bölüm, Adapazarı il merkezi olmak üzere Sakarya ili kuruldu. Kocaeli’nin doğu yarısında kalan ilçeleri Sakarya iline bağlandı.
Fizikî Yapı
Sakarya il topraklarının % 34’ü dağlardan, % 44’ü platolardan ve % 22’si ovalardan ibârettir. Güneyden kuzeye doğru uzanarak Karadeniz’e açılan il alanı jeolojik üçüncü zaman sonları ile dördüncü zaman başlarında son şeklini almıştır. Bu jeolojik devirlerde meydana gelen büyük kıvrılma ve kırılma hareketleriyle Trakya’nın güneye, Kocaeli Yarımadasının kuzeye doğru farklı yönlerde çarpılmasına sebep olmuştur. Bu çarpılma sonucu biri Karadeniz’e öteki Marmara Denizine açılan iki vâdinin çökmesiyle İstanbul Boğazı meydana gelerek, Akdeniz’le Karadeniz’in birleştiği tahmin edilmektedir. Çarpılmanın etkisi Sakarya ilinde daha güçlü olmuş ve il alanı Karadeniz’e doğru eğim kazanmıştır. Sakarya Nehri, İç Batı Anadolu platolarından taşıdığı toprağı bu bölgeye yığarak Alüvyonlu (alüvyal) ve killi (kolüvyal) ovaları meydana getirmiştir.
Dağları: Sakarya ilinde yüksek dağlar yoktur. Yüksek ve sarp olan tepeler güneydedir. Orta ve kuzeydeki yüksekliklerse Kocaeli Platosunun uzantısı durumundadır. Yer yer rastlanan ve yüksek olmayan tepeler dışında genellikle düz ve alçak bir yapıdadır. En önemli yükseklikler güneyde yer alan Samandağları’dır. Akyazı’dan Sapanca Gölüne kadar uzanan bu sıradağların en yüksek yerleri Keremali Dağı (1543 m), Karadağ (1467 m) ve Dikmentepe (1387 m)dir. Doğudaki ovalık bölgede en yüksek tepe Çamdağ Tepesi (1880 m)dir.
İl topraklarının büyük kısmında platolar hâkimdir. Bu platoların çoğu yayla olup, bâzıları ormanlarla, bâzıları ise otlaklarla kaplıdır. En önemli plato Kocaeli Platosu olup, bunun yüksek yerleri ormanlarla kaplıdır. Bitki örtüsü zengindir. Ayrıca il topraklarında Ziyârettepe, Turnalık, Gındına, Keremali, Katırözü, Acella, Dikmen, Soğucak, Çiğdem ve Çataltepe platoları vardır.
Ovaları: Sakarya ilindeki ovalar çok verimlidir.
Adapazarı (Akova) Ovası; Sakarya Vâdisi Türkiye’nin önemli ve büyük vâdilerinden biridir. İç Batı Anadolu platoları üzerinde yükselen Emir ve Türkmen dağlarında başlayan Sakarya Vâdisi; doğudan batıya geniş bir yay çizer. Porsuk ve Ankara çayı vâdileriyle birleşir. VâdiCambaz Boğazından sonra genişler. Pamukova’yı meydana getirir. Geyve Boğazında uzun ve derin bir oluğa dönüşür. Sonra birden genişleyerek, Adapazarı (Akova)nı meydana getirir. Birçok vâdiyle birleşen Sakarya Vâdisi, Karasu yakınlarında Karadeniz’e açılır. Uzunluğu 27 km, genişliği 23 km olan Adapazarı Ovası, Aşağı Sakarya Vâdisinde, Sapanca Gölü ile Adapazarı’nın doğusunda yer alır. Marmara ovalarının en büyüklerindendir. Alanı 620 kilometre karedir. Sakarya Nehrinin taşıdığı kalın bir alüvyon tabakasıyla kaplı olduğundan çok verimlidir. Yüksekliği deniz seviyesinden 30 m’dir. Bu ova içinde Erenler Tepesi (75 m), Alibey Tepesi (112 m) ve Tersiye Tepesi (85 m) bulunmaktadır.
Pamukova: Sakarya Vâdisinin Akova’dan sonra ikinci büyük ovasıdır. Yüzölçümü 170 km2, uzunluğu 28 km, genişliği 6 km’dir. Adapazarı sınırına nazaran daha yüksek olduğundan Sakarya Nehri daha hızlı ve derinden akar. İklimi Adapazarı Ovasına nazaran daha serttir. Alüvyonların birikmesiyle meydana gelmiş verimli bir ovadır.
Söğütlü Ovası: ortalama yüksekliği 16 m olup ilin en alçak kısmını teşkil eder. 30 km uzunluğunda ve 20 km genişliğinde olup bataklık ve sazlık olan bu ovanın tarım alanı hâline getirilmesi için çalışmalar yapılmaktadır.
Akarsuları: Sakarya ilinin en önemli akarsuyu buraya adını veren Sakarya Nehridir. Sakarya, Eskişehir’in Çifteler ilçesindeki Sakarbaşı denilen yerden doğar. Eskişehir’den gelen Porsuk Çayını alarak büyür. Bilecik ilini geçip Pamukova yakınlarından Sakarya iline girer. Sakarya Irmağının 159,5 km’lik kısmı il dâhilindedir. Geyve Suyunu alıp dar ve derin Geyve Boğazına girer. Boğazdan çıktıktan sonra Alaçam Deresini alır. İl topraklarını ikiye bölerek kuzeye doğru akmaya başlar. Mudurnu Çayı, Sapanca Gölünün ayağını meydana getiren Çark Suyu ile birleşir. İrili ufaklı derelerin hepsi Sakarya’ya akar. Karasu yakınlarında Karadeniz’e dökülür. 58.000 km2lik bir bölgeden su toplar, fakat üçte biri kadar bölgeden su toplayan Seyhan’ın suyu daha boldur. Sakarya’nın sâniyede taşıdığı su miktarı 30 m3 ile 100 m3 arasında değişir. Denize açıldığı yerde balıkçılık yapılır ve hayvan yetiştirilir. Târihî kayıtlara göre, Sakarya’nın denize döküldüğü yerden giren gemiler Adapazarı’na kadar gidip yükledikleri malı İstanbul’a getirirlerdi.
Diğer akarsular: Mudurnu Çayı (65 km), Dinsiz Çayı (34 km), Mudurnu Çayının bir koludur. Fabrika Deresi, Balıklı Deresi,Bıçkı Deresi ve Gürcü Deresi Mudurnu Çayına katılır. Darıçay (33 km), Kocatöngel Deresi bâzı derelerle birleşerek bu ismi alır. Tuzla yakınından Sakarya Irmağına katılır. Mâden Deresi (30 km), Kabalık Deresi, Yayla Deresini alarak Karasu adını alır ve Karadeniz’e dökülür. Melen Deresi(30 km) olup Karadeniz’e dökülür. Karaçay (29 km); Seve Deresi, sonra da Karaçay Deresi ismini alır. Karakaya Deresi ile birleştikten sonra Sakarya’ya katılır. Yırtmaç Deresi, Acarlar Gölüne dökülür. Büyükdere ve Kemer Deresi kollarıdır. Değirmendere Karaboğaz bölgesinden denize dökülür.
Gölleri: Sakarya il topraklarında irili ufaklı çok sayıda göl vardır. Kırılma ve kıvrılmalar sonucu il alanı Karadeniz’e doğru kuzey yönünde sıkıştırılmıştır. Sıkıştırılmadan sonra Marmara Deniziyle su bölüm çizgisi meydana getiren bu setin Karadeniz’e eğimli olan kısmında çöküntü alanlarının dolmasıyla göller meydana gelmiştir.
Sapanca Gölü: 42 km2 lik Sapanca Gölünün 5/6’lık büyük kısmı bu il sınırları içindedir. İzmir körfezinin doğusunda yığılmalar sonucu Marmara Deniziyle bağlantısı kesilerek meydana gelen Sapanca Gölü, İzmit Körfezi ve İznik Gölünün devamıdır. Uzunluğu 16 km genişliği 5,5-6 km’dir. Göl, elips biçimindedir. En derin yeri 61 metre, yüksekliği 30 m’dir. Kuzey ve güneyden bu göle katılan dereler ve dipten kaynayan su ile tatlı sulu bir göldür. Sazan, alabalık ve yayın balığı bulunur. Suyu berrak, etrâfının manzarası çok güzeldir. Derelerin taşıdığı alüvyonlarla civârı verimli meyve ve sebze bahçeleriyle süslüdür. Turizm bakımından bu göl çok güzeldir.
Gökçeören Gölü: İl merkezine 7 km mesâfede basık sırtlarla çevrili, 25 hektarlık tatlı sulu bir göldür. “Aralık” ve “Meşe” isimleriyle de bilinir. Bu gölün devâmı olan Dipsiz Göl sığdır. Yağmur ve kaynak sularıyla beslenir. Suların çekilmesiyle ortaya çıkan alana mısır, kavun, karpuz ve fasulye ekilir. 1950’den önce Gökçeören’in fazla olan suları bu göle boşalırdı. Gökçeören Gölünün önü yarılarak bu önlenmiştir. Her iki gölde bol sazan balığı bulunur.
Poyrazlar (Teke) Gölü: Yüzölçümü 60 hektardır. Sakarya Irmağının eski yatağında meydana gelmiştir. Göl oldukça derindir. Güney kıyılar sığ ve sazlıktır. Gölde tatlı su balıkları bulunur.
Taşkısık Gölü: Yüzölçümü 90 hektardır. Dipten kaynayan sularla beslenir. Gölde sazan ve tatlı su balığı bulunur. Kenarı sazlık ve bataklıktır.“Çaltıcak Gölü” de denir.
Küçük Akgöl: Yüzölçümü 20 hektardır. Göl dipten kaynayan sularla beslenir. Fazla suları Çark Suyuna boşalır. Suyu tatlı, fakat bulanıktır. Tatlı su balığı bulunmaz.
Büyük Akgöl: Yüzölçümü 190 hektardır. Sazlık ve bataklık kısmı çoktur. Gölde bol balık ve civarında yaban kaz ve ördeği bulunur.
Acarlar Gölü: Yüzölçümü 1562 hektardır. 261 hektarı bataklıktır. Fazla suları Sakarya Irmağına boşalır. Civârındaki ormanlar bu gölün bataklık kısmına kadar uzanmıştır.
İklim ve Bitki Örtüsü
İklimi: Sakarya ili Karadeniz ve Marmara bölgesinde hüküm süren iklim şartlarının tesiri altındadır. Karadeniz kıyısı ve doğusunda Karadeniz iklimi, Batı ve güneyde Marmara bölgesi iklimi görülür. Senenin, azamî 40 gününde sıcaklık 0°C’nin altında ve azamî 30 gününde +30°C üstünde seyreder. Yağış ortalaması bâzı yerde 632 mm, bâzı yerde 900 mm’dir.
Bitki örtüsü: Sakarya ilinde, dağlar gür ormanlarla, platolar makilerle kaplıdır. Ova ve vâdiler tarım alanlarıdır. Dağlar gibi Karasu bölgesi de ormanlıktır. Orman ve fundalıklar il topraklarının % 45’ini, ekili-dikili alanlar % 47’sini, çayır ve mer’alar ise % 3,5’ini teşkil eder. 700 metre yüksekliğe kadar kayın, gürgen, ıhlamur, kestâne, kavak, çınar ve meşe ağaçlarına rastlanır. Daha yükseklerde iğne yapraklı ağaçlar bunların yerini alır.
Ekonomi
Sakarya’nın ekonomisi tarım ve sanâyiye dayanır. Faal nüfûsun % 65’i tarım sektöründe % 15’i sanâyi sektöründe, gerisi diğer sektörlerde çalışır. Türkiye’nin hızla gelişen bir ilidir.
Tarım: Sakarya ilindeki ovalar yurdun en verimli tarım alanları arasında yer alır. Modern tarım yapıldığı için verim fazladır. Çok çeşitli tarım ürünleri yetişir. Başlıca tarım ürünleri: Buğday, arpa, mısır, fasulye, şekerpancarı, ayçiçeği, patates, soğan ve tütündür.
Sebze üretimi bol ve çeşitlidir. İstanbul’un sebze ihtiyacının çoğunu bu bölge karşılar. Yazlık, kışlık ve turfanda sebzeleri çoktur. Meyve de bol ve çeşitlidir. Başlıcaları; elma, armut, ayva, erik, kiraz, şeftali, ceviz, fındık, kestâne, çilek, üzümdür. Sapanca’da meyvecilik Geyve’de bağcılık ileridir. Sakarya ili Türkiye tarımında önemli bir yere sâhiptir. Patates ve şekerpancarı iki önemli ürünüdür. Patates denilince akla Adapazarı gelir.
Aşağı Sakarya Havzası bol yağmur alır. Ormanlar bakımından zengin olduğundan bu su depolanır ve akarsular düzenli beslenir. Ortalama su hacmi 4 milyar m3tür. Sakarya havzasında 2 milyon 75 bin hektarlık ovalık alanın, 1 milyon 671 bin 600 hektarı sulanabilir özelliktedir. Şekerpancarında verim yüksektir.
Hayvancılık: Sakarya ili hayvancılık bakımından da oldukça zengindir. Mer’aların azalmasıyla koyun ve keçi miktarı azalmış, fakat sığır sayısı artmıştır. 200 köyde ipekböcekçiliği yapılır. Bu bölgede dut ağacı boldur. Koza yetiştiriciliği Akyazı, Geyve ve Kayalar bölgesinde ikinci bir gelir kaynağıdır. Sakarya ilinin Karadeniz kıyıları balık bakımından çok zengin sayılmaz. Buna rağmen kalkan, palamut, hamsi, mersin ve lüfer balığı avlanır.
Sapanca Gölünde 14 çeşit balık bulunur. Senede 100 tona yakın balık avlanır. Tatlı su levreği, yayın, turna ve sazan balığı başlıcalarıdır. Ayrıca kerevit de avlanır.
Ormancılık: Sakarya ili çok zengin bir orman varlığına sâhiptir. İl topraklarının yarısına yakını (% 45) orman ve fundalıklarla kaplıdır. Ormanlar 200 bin hektar, fundalıklar 20 bin hektardır. Ormanlar gür ve verimlidir. Ormanlarda çam çeşitleri, kayın, gürgen, meşe, dışbudak, kestâne, çınar ağaçları çoğunluktadır. İl ormanlarından senede 300 m3 sanâyi odunu, 240 bin ster yakacak odunu elde edilir.
Mâdenler: Sakarya ilinde çeşitli mâdenler vardır. Ama bunların bir kısmı işletmeye açılmış değildir.
İlin en önemli mâdenlerinden biri olan demir, Karasu ilçesinin Aktaş köyü çevresinde geniş yataklar meydana getirir. Toplam rezervi 110 milyon tona yaklaşan bu yataklar işletmeye açılabilmiş değildir.
İldeki ikinci önemli mâden ise mermerdir. Merkez, Sapanca ve Akyazı ilçelerinde büyük mermer rezervleri vardır. Akyazı-Harmantepe yöresindeki mermer yataklarının rengi, koyu, kırmızıdan menekşeye kadar değişmektedir. Bu yatakların kalınlığı 50-150 m arasındadır. Büyük bloklar hâlinde çıkarılmaya elverişli olan yataklar iç dekorasyon çalışmaları için çok uygundur. Akyazı-Dokurcum yöresindeki siyah mermerler de kalitelidir. Merkez ilçe-Taşkısığı yöresinde işletilen 50 milyon m3 toplam rezervli yataklardan siyah mermer çıkarılır. Sapanca-Erdemli köyü yakınlarındaki mermer yatakları da zaman zaman işletilir. Bu yataklardan gri-siyah renkli iki vasıflı mermer çıkarılmaktadır.
Sakarya’da demir ve mermer dışında, bakır, manganez, asbest, talk ve kil yatakları vardır. Hendek ilçesinin Hüseyinşeyh köyü çevresindeki bakır yataklarının rezerv tespit çalışmaları henüz tamamlanmamıştır. Geyve ilçesindeki manganez yatakları % 40 cevher ihtivâ eder. Bu yataklar için işletme ruhsatı alınmış durumdadır. Sakarya’da geniş alanlar kaplayan kil yatakları ise, tuğla ve kiremit yapımında kullanılmak gâyesiyle işletilmektedir. Merkez, Akyazı, Geyve ve Karasu ilçelerindeki kil yataklarının toplam rezervi 100 milyon ton dolayındadır.
Sanâyi: Adapazarı’nda ekonomik gelişme 19. asır sonlarında Anadolu demiryolunun yapılmasıyle görülür. 1950 başlarında vagon ve şeker fabrikası ile sanâyileşme başlamış; 1960’tan sonra özel sektör yatırımları ile hızını arttırmış; 1970’ten sonra çok faal duruma gelmiştir. Sanâyi daha ziyâde tarım, kereste ve îmâlât sanâyii olarak gelişmiştir. 10 ve daha fazla işçi çalıştıran iş yeri 250’ye ve 2-9 kişi çalıştıran iş yeri sayısı 1500’e yaklaşmıştır. Başlıca sanâyi kuruluşları; Şeker, vagon, nişasta, yağ, lâstik, pipo, vinç ve palanga, tel, dişli, otomobil, yedek parça, metal, gıdâ, hayvan yemi, kimyevî maddeler, kauçuk, orman ürünleri, süt, kiremit, tuğla, mermer, kireç ve ondulin fabrikalarıdır.
Ulaşım: Sakarya, karayolu ağının en önemli transit merkezlerinden biridir. Edirne-İstanbul-İzmit istikâmetinden gelen, Ankara-Adana istikâmetine giden E-5 karayolu buradan geçer. E-5 karayolu ise Türkiye’nin en işlek karayoludur. İstanbul-Şile-Kandıra devlet yolu ile Zonguldak-Akçakoca-Karasu devlet yolu Adapazarı’nda birbirine bağlanır.
Eskişehir-Bilecik hattından gelen devlet yolu Adapazarı’nda E-5 karayolu ile birleşir. Ankara-İstanbul otoyolu Sakarya topraklarından geçer. Şehir merkezi bütün ilçelerine asfalt yolla bağlıdır.
İlin havaalanı ve Karadeniz kıyısında limanı yoktur. İzmit Limanından faydalanır. Haydarpaşa’dan gelen Ankara istikâmetine giden demiryolu hattının üzerindedir. İl sınırlarına Sapanca’dan giren demiryolu Arifiye’den güneye Bilecik-Eskişehir-Ankara’ya doğru ilerler. Arifiye ile Adapazarı 8 km’lik bir hat ile birleştirilmiştir. Haydarpaşa-Adapazarı arasında hergün devamlı karşılıklı seferler vardır.
Nüfus ve Sosyal Hayat
1990 sayımına göre toplam nüfûsu 683.061 olup, 297.759’u ilçe merkezlerinde, 385.302’si köylerde yaşamaktadır. Yüzölçümü 4817 km2, nüfus yoğunluğu ise 142’dir.
Örf ve âdetleri: Bölge Hititler, Frigler, Traklar, Lidyalılar, Bitinyalılar, Persler, Makedonyalılar, Romalılar ve Bizanslıların hâkimiyeti altında kalmışsa da, 1071 Malazgirt Zaferinden sonra bölgeyi Türkler fethetmiş ve o târihten bu yana Türk-İslâm kültürü hâkim duruma gelerek diğer kültürler tamâmen unutulmuştur. Bölge halkının çoğunluğunu asılları Balkanlar ve Kafkasya’dan gelen göçmenler teşkil eder.
Mahallî oyunları: Bölgede zeybek, horon ve Kafkas oyunları yaygındır.
Mahallî yemekleri: Çerkez tavuğu, çerkez pastası, balkabağı dolması ve sütlü patates, ıslama köftedir.
Sakarya bölgesi güreşte olimpiyat ve Avrupa şampiyonları ve dünyâ ikincileri yetiştirmiştir: İrfan Atan, Âdil Atan, Midhat Bayrak, Osman Kanbur burada yetişen şampiyon güreşçilerdir.
Eğitim: Sakarya eğitim bakımından oldukça gelişmiş bir ildir. Okur-yazar nispeti % 85’e yaklaşmıştır. Okulsuz köy yoktur. İlde 13 ana okulu, 732 ilkokul, 78 ortaokul, 47 lise ile Sakarya Üniversitesi bünyesinde çeşitli fakülteler vardır (1994).
İlçeleri
Sakarya’nın biri merkez olmak üzere on üç ilçesi vardır.
Merkez: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 316.307 olup, 171.225’i ilçe merkezinde, 145.082’si köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 86, Kâzımpaşa bucağına bağlı 12 köyü vardır. İlçe toprakları tamâmıyla düz olup, Sakarya Ovasında yer alır. Sapanca Gölünün bir bölümü ilçe sınırları içinde kalır. Taşkısık ve Küçük Akgöl başlıca gölleri, Sakarya Irmağı ve Çark Suyu da başlıca akarsularıdır.
Ekonomisi tarım ve sanâyiye dayalıdır. Zengin tarım topraklarına sâhip olan ilçede patates, şekerpancarı, tahıl, mısır başlıca yetiştirilen ürünler arasında yer alır. Türkiye Vagon Sanayi, TZDK Zirâat âletleri ve Makina Fabrikası, süt fabrikası, lastik, orman ürünleri, patates işleme, un, nebâtî yağ, tuğla ve kiremit fabrikaları başlıca sanâyi kuruluşlarıdır.
İlçe merkezi Sakarya Irmağı kıyısında düz bir alanda kurulmuştur. Ankara-İstanbul karayolu, ilçenin güneyinden geçer. İstanbul’a 153, Ankara’ya ise 308 km mesâfededir. Arifiye’den ayrılan bir hatla Haydarpaşa-Ankara demiryoluna bağlanır. İstanbul-Adapazarı arasında düzenli seferler yapılır. İlin, ticâret ve sanâyi bakımından merkezidir. İlçe hızla gelişmektedir. İlçe belediyesi 1869’da kurulmuştur.
Akyazı: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 63.884 olup, 19.331’i ilçe merkezinde, 44.553’ü köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 42, Dokurcun bucağına bağlı 17 köyü vardır. İlçe toprakları doğu ve güneyi dağlık, diğer kısımları düz olan bir arâziden meydana gelir. Doğu ve güneyinde Samanlı Dağı, kuzey ve batısında ise Akyazı Ovası yer alır. Dağlar ormanlarla kaplı olup, yüksek kesimlerinde otu bol olan yaylalar vardır. Mudurnu Çayı başlıca akarsuyudur.
Ekonomisi ormancılık ve tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri; pirinç, mısır, fasulye ve patatestir. Dağ köylerinde ormancılık ve hayvancılık başlıca geçim kaynağıdır. Ormanlardan bol miktarda kereste elde edilir. Süt ürünleri fabrikası başlıca kuruluşudur.
İlçe merkezi Adapazarı-Mudurnu karayolu üzerinde kurulmuştur. İl merkezine 29 km mesâfededir. Târihi, Hititlere dayanan ilçe, Osmanlı komutanlarından Konuralp tarafından fethedilmiştir. 1954’te ilçe olan Akyazı’nın belediyesi 1941’de kurulmuştur.
Ferizli: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 16.086 olup, 5058’i ilçe merkezinde, 11.028’i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 15 köyü vardır. İlçe topraklarının hepsi Sakarya Ovasında yer alır. Topraklarını Sakarya Irmağı sular. Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri patates, şekerpancarı, tahıl ve mısırdır. İlçe merkezi Adapazarı-Karasu karayolu üzerinde yer alır. Söğütlü ilçesine bağlı bir köyken, 9 Mayıs 1990’da 3644 sayılı kânunla ilçe oldu.
Geyve: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 41.331 olup, 13.405’i ilçe merkezinde, 27.926’sı köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 52, Doğançay bucağına bağlı 12 köyü vardır. İlçe toprakları genelde düzdür. Kuzeyinde Samanlı Dağları vardır. Başlıca akarsuları Sakarya Irmağı ve Geyve Suyudur.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Toprağın verimliliği, iklim uygunluğu yüzünden tarım üretimi çok gelişmiştir. Başlıca tarım ürünleri üzüm, soğan, buğday, şekerpancarı, elma, armut ve patatestir. Sakarya Nehri kıyılarında yetiştirilen sebzeler İstanbul’da pazarlanır. Hayvancılık, ormancılık ve ipekböcekçiliği önemli gelir kaynaklarıdır. En çok sığır ve koyun beslenir.
İlçe merkezi Sakarya Irmağının kıyısında kurulmuştur. Ankara-İstanbul demiryolu ve Eskişehir-Adapazarı karayolu ilçenin 3 km kuzeyinden geçer. İl merkezine 31 km mesâfededir. İlçe belediyesi 1908’de kurulmuştur.
Hendek: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 60.268 olup, 23.397’si ilçe merkezinde, 36.871’i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 59, Karadere bucağına bağlı 8 köyü vardır. Yüzölçümü 581 km2 olup, nüfus yoğunluğu 104’tür. İlçe topraklarının büyük bölümü Hendek Ovasında yer alır. Güneyini Samanlı Dağları, kuzeyini Çam Dağları engebelendirir. Dağlık kesim çam ormanları ile kaplıdır. Başlıca akarsuları Mâden Deresi, Karasu, Mudurnu Çayı ve Sakarya Irmağıdır.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri, mısır, buğday, şekerpancarı, fındık, patates, elma olup ayrıca az miktarda soğan yetiştirilir. Hayvancılık önemli gelir kaynağıdır. Düzlüklerde sığır, yaylalarda koyun beslenir. Orman yönünden zengin olduğundan ormancılık gelişmiştir. Orman ürünlerini işleyen çok sayıda atölye vardır.
İlçe merkezi Ankara-İstanbul karayolu üzerinde kurulmuştur. İl merkezine 32 km mesâfededir. Ana yol üzerinde olması yüzünden hızla büyüyen ilçe merkezlerinden biridir. Târihi, Hititlere dayanır. Selçuklular zamânında Türkistan’a bağlı Cürcan’da bulunan Hendek isimli halk buraya yerleştirilmiştir. Osmanlı komutanlarından Konuralp tarafından fethedilmiştir. Eski ismi Konuralp idi. Cumhûriyetle birlikte ilçe olan Hendek’in belediyesi 1907’de kurulmuştur.
Karapürçek: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 13.473 olup, 3211’i ilçe merkezinde, 10.262’si köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 17 köyü vardır. İlçe toprakları dalgalı düzlüklerden meydana gelir. Güneyinde Samanlı Dağları yer alır. Başlıca akarsuyu Mudurnu Çayıdır.
Ekonomisi, tarım ve ormancılığa dayanır. Başlıca tarım ürünleri pirinç, mısır, fasulye ve patatestir. Dağ köylerinde ormancılık ve hayvancılık başlıca gelir kaynağıdır. İlçe merkezi, Samanlı Dağları eteklerinde düz bir alanda kurulmuştur. Akyazı ilçesine bağlı bucakken 9 Mayıs 1990’da 3644 sayılı kânunla ilçe oldu.
Karasu: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 47.973 olup, 14.500’ü ilçe merkezinde, 33.473’ü köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 29, Ortaköy bucağına bağlı 9 köyü vardır. İlçe toprakları dalgalı düzlüklerden meydana gelir. Başlıca akarsuyu Sakarya Irmağıdır. Acarlar Gölünün bir bölümüyle Akgöl, ilçe sınırları içindedir. Acarlar Gölünün çevresi ormanlarla kaplıdır.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Fındık, mısır, ayçiçeği ve patates en fazla yetiştirilen tarım ürünleridir. Ormancılık ve balıkçılık önemli gelir kaynağıdır. İlçe merkezi Karadeniz kıyısında kurulmuştur. İl merkezine 49 km mesâfededir. Gür ormanları ve güzel kumsalları vardır. Havyarı meşhurdur. Sakarya Nehri, hemen Karasu’nun yanından denize dökülür. Sakarya ağzı, balıkçı tekneleri için tabiî bir limandır. Osmanlı kumandanlarından Konuralp ve Akçakoca tarafından fethedildi. 1933’te ilçe merkezi olan Karasu’nun belediyesi aynı sene kurulmuştur. Önceleri Kocaeli’ne bağlıyken, 1954’te Adapazarı’na bağlandı.
Kaynarca: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 24.435 olup, 3257’si ilçe merkezinde, 21.178’i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 25 köyü vardır. Yüzölçümü 360 km2 olup, nüfus yoğunluğu 68’dir. İlçe toprakları dalgalı düzlüklerden meydana gelir. Acarlar Gölünün bir bölümü ilçe sınırları içinde kalır. Başlıca akarsuları Değirmendere’dir. Acarlar Gölünün çevresi ormanlarla kaplıdır.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri şekerpancarı, buğday ve mısır olup, ayrıca az miktarda ayçiçeği, fındık, patates, elma ve arpa yetiştirilir. Hayvancılık gelişmiştir. Koyun ve sığır beslenir.
İlçe merkezi Kocaeli sınırına yakın, Kandıra-Adapazarı karayolu üzerindedir. Gelişmemiş küçük bir yerleşim merkezidir. Karadeniz kıyısı boyunca tabiî kumsallara sâhiptir. İl merkezine 30 km mesâfededir. Belediyesi 1958’de kurulmuştur. Kocaeli’ne bağlıyken 1966’da Sakarya’ya bağlandı.
Kocaali: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 28.405 olup, 10.131’i ilçe merkezinde, 18.274’ü köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 14 köyü vardır. İlçe toprakları genelde düzdür. Güneyinde Çam Dağı yer alır. Başlıca akarsuyu Karacasu’dur.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Ayçiçeği, fındık ve patates yetiştirilir. Hayvancılık ve balıkçılık gelişmiştir. Koyun ve sığır beslenir. İlçe merkezi Karadeniz kıyısında kurulmuştur. Karasu-Akçakoca karayolu ilçeden geçer. Karasu ilçesine bağlı bir bucakken 19 Haziran 1987’de 3392 sayılı kânunla ilçe oldu.
Pamukova: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 21.023 olup, 10.088’i ilçe merkezinde, 10.935’i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 30 köyü vardır. İlçe toprakları dağlarla çevrili Sakarya Vâdisinde yer alır. Vâdideki geniş düzlük, Pamukova’yı meydana getirir. Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri, patates, soğan, üzüm, şekerpancarı, elma, armuttur. Sakarya Nehri kıyısında yetiştirilen sebzeler İstanbul’da pazarlanır. Hayvancılık önemli gelir kaynağıdır. En çok sığır ve koyun beslenir.
İlçe merkezi Adapazarı-Bilecik-Eskişehir karayolu üzerinde kurulmuştur. İl merkezine 43 km mesâfededir. Ankara-İstanbul demiryolu ilçeden geçer. Geyve’ye bağlı bir bucakken 19 Haziran 1987’de 3392 sayılı kânunla ilçe oldu. Belediyesi 1947’de kurulmuştur.
Sapanca: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 25.167 olup, 14.124’ü ilçe merkezinde, 11.043’ü köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 20 köyü vardır. Yüzölçümü 140 km2 olup, nüfus yoğunluğu 179’dur. İlçe topraklarının büyük bölümü dağlıktır. Güneyinde Sapanca Dağları yer alır. Sapanca Gölü ilçe sınırları içinde kalır. Dağlardan kaynaklanan küçük akarsular Sapanca Gölüne dökülür.
Ekonomisi tarım ve turizme dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri, mısır ve elma olup, ayrıca az miktarda buğday ve fındık yetiştirilir. Hayvancılık önemli gelir kaynağıdır. En çok sığır beslenir. Tabiî güzellikler bakımından zengin olan göl kıyısında birçok turistik tesis ve yazlık ev vardır. Kurtköy kıyısında alabalık üretim tesisleri bulunur. İlçe topraklarında talk yatakları yer alır.
İlçe merkezi, SapancaGölü kıyısında düz bir alanda kurulmuştur. İstanbul-Ankara demiryolu ve İstanbul-Adapazarı paralı otoyol ilçeden geçer. İl merkezine 17 km mesâfededir. 1957’de ilçe olan Sapanca’nın belediyesi 1873’te kurulmuştur.
Söğütlü: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 13.610 olup, 4839’u ilçe merkezinde, 8771’i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 15 köyü vardır. İlçe toprakları düz bir alanda yer alır. Başlıca akarsuyu Sakarya Irmağıdır. Ekonomisi tarıma dayalıdır. Şekerpancarı, tahıl, mısır, patates en çok yetiştirilen tarım ürünleridir. Hayvancılık ikinci derecede geçim kaynağıdır. İl merkezi Adapazarı-Karasu karayolu üzerinde yer alır. Merkez ilçeye bağlı bir bucakken, 9 Mayıs 1990’da 3644 sayılı kânunla ilçe oldu. Belediyesi 1956 yılında kurulmuştur.
Taraklı: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 11.099 olup, 5193’ü ilçe merkezinde, 5906’sı köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 23 köyü vardır. İlçe toprakları dağlıktır. Göynük Suyu Vâdisinde tarıma elverişli düzlükler vardır. Samanlı Dağları, toprakların büyük kısmını engebelendirir.
Ekonomisi tarım ve ormancılığa dayanır. Başlıca tarım ürünleri üzüm, soğan, buğday, elma ve armuttur. Hayvancılık önemli gelir kaynağıdır. En çok koyun beslenir. Dağlar ormanlarla kaplı olduğundan orman ürünlerini işleme yaygındır. İlçe merkezi Göynük Suyu kenarında kurulmuştur. İl merkezine 67 km mesâfededir. Gölpazarı-Göynük ve Geyve-Göynük karayolları ilçeden geçer. Geyve’ye bağlı bir bucakken 19 Haziran 1987’de 3392 sayılı kânunla ilçe oldu. İlçe belediyesi 1954’te kurulmuştur.
Târihî Eserler ve Turistik Yerleri
Sakarya ili, tabiî güzellikleriyle zengin bir ilimizdir. İl toprakları zelzele bölgesinde ve târihî istilâ yolları üzerinde olduğu için târihî eserlerinden mühim kısmı zamânımıza ulaşamamıştır. Başlıca târihî eserleri şunlardır:
Rüstempaşa Câmii ve Hamamı: Sapanca ilçesindedir. 1553’te Kânûnî Sultan Süleymân Hanın vezirlerinden Rüstem Paşa adına, Mîmar Sinân tarafından yapılmıştır.
Orhan Gâzi Câmii: Orhan Gâzi zamânında 1317’de yapılmıştır. Merkez ilçededir. Sultan Abdülhamîd Han tarafından yeni baştan yapılmıştır. Dernekkırı Osman Câmii de denir.
İmâret Câmii: Taraklı ilçesindedir. Yavuz Sultan Selim Han, Ridâniye Seferinden önce burada kışlamış ve onun veziri Yunus Paşa yaptırmıştır.
Şeyh Muslihiddin Câmii: Kaynarca ilçesinin, Küçük Kaynarca köyündedir. Fâtih Sultan Mehmed Hanın mîmarlarından Şeyh Muslihiddin adına yapılmıştır.
Elvan Bey İmâreti: Geyve ilçesindedir. On beşinci asırda kesme taş ve tuğladan yapılmıştır. Avlusunda Elvan Beyin türbesi vardır.
Sakarya Köprüsü: Geyve ilçesindedir. On beşinci asırda yapılmıştır. On dört kemerli taş köprünün, yıkılan iki kemeri demirdendir. Günümüzde de kullanılmaktadır.
Eski eserler:
Başköprü (Justinianus Köprüsü): Bizans İmparatoru Justinianus tarafından 6. asırda yapılmıştır. Adapazarı’ndadır. Sekiz gözü olan bu taş köprünün uzunluğu 429 metredir. Bizanslılardan kalma Pontogephyra, Zampi ve Tantaendie köprüleri de vardır.
Harmantepe Kalesi: Harmantepe köyündedir. Adapazarı’na 12 km mesâfededir.
Çobanlar Kalesi: Sakarya Nehri kenarında ve Geyve’ye yakın bir yerdedir.
Paşalar Köyü Kalesi: Pamukova’nın Paşalar köyündedir.
Adliye Kalesi: Adliye köyündedir.
Söğütlü Kalesi: Çark Suyunun Sakarya Nehrine döküldüğü yere yakın bir yerdedir.
Seyitler Kalesi, Kurt Köy Kalesi, Kanlıçay Kalesi, Karapürçek Kalesi eski kalelerden bâzılarıdır.
Ali Fuat Paşa Köprüsü: Geyve Boğazındadır. Târihî bu köprüyü 1497’de İkinci Bâyezîd Han tamir ettirmiştir.
Zafer Takı: Justinianus Köprüsünün bir ucundadır. Yıkıntı hâlindedir.
Akyazı Tümülüsü: Küçücek Köyü yakınlarındadır. Roma devrinden kalma târihî eserler bulunmuştur.
Roma Anıt Mezarı: Pamukova-Bilecik yolu üzerindedir.
Bitinya Mezarları, Ayvalıkdere Çeşmesi ve Kadı Köprüsü eski çağlardan kalma diğer eserlerdir.
Mesire yerleri: Karadeniz iklimiyle Akdeniz iklimi arasında bir geçiş iklimine sâhip olan Sakarya’da çok sayıda mesire yeri vardır. Bunlar genellikle göl kıyılarıyla ormanlık arâzide ve Karadeniz kıyılarında toplanmıştır. Başlıcaları şunlardır:
Hasan Dağı: İstanbul-Ankara karayolu üzerinde Sapanca Gölü kıyısındadır. Sedir ve çam ağaçları arasında güzel manzaralı bir mesire yeridir. Temiz ve tatlı suları meşhurdur.
Çark Mesiresi: Adapazarı’na çok yakın Çark Deresi kıyısında bir mesire yeridir. Sapanca’dan çıkan Çark Suyunun etrafı çok güzeldir. Yeniden düzenlenerek halkın hizmetine sunulmuştur.
Akgöl: İl merkezine 12 km mesafede Karasu karayolu üzerindedir. Gölün kenarında küçük koru piknik alanıdır. Gölde her türlü tatlı su balığı yaşar. Ayrıca göl çevresinde tavşan, keklik ve yaban ördeği avlanır.
Sakarya Ağzı: Sakarya Nehrinin Karadeniz’e döküldüğü yerdedir. Plajı, tatlı suyu ve mağaraları ile ilgi çeker. Soğuk suyu ile meşhur, Ayı İni mağarası buradadır.
Sapanca Gölü: Manzarası çok güzeldir. Gölde tatlı su balıkları bulunur. Av hayvanları bakımından da zengindir. Kıyısında turistik tesisler vardır.
Mâden Deresi: Derenin iki tarafı ormanlık ve fidanlıktır. Yukarı kısımlarındaki çağlayanlar ilgi çeker. Mesire yerinde bir av evi bulunur.
Domdom Kaya: Geyve’nin Hırka köyündedir. 476 m yükseklikte bir kayadır. Geyve civarı ve Pamukova’ya hâkimdir. Kayanın altındaki mağaradan Güreyik Suyu çıkar.
Acarlar Gölü: Kaynarca ilçesindedir. Gölün çevresi dişbudak asmalarıyla çevrilidir. Güzel bir piknik yeridir.
İçme ve kaplıcalar: Sakarya ilinde pekçok kaplıca ve içme vardır. Bazıları şunlardır:
Kuzuluk Kaplıca ve Mâden Suyu:  Akyazı ilçesine 8 km uzaklıkta Kuzuluk köyündedir. Tesisleri mevcuttur. Kaplıca suyu banyo ile romatizma, nevralji, nefrit ve kadın hastalıklarına; içme ile mîde rahatsızlıklarına, karaciğer ve safra yolları hastalıkları, şeker hastalığına, ekzama ve sedef gibi cilt hastalıklarına iyi gelir.
Ilıcaköy İçmesi: Geyve ilçesine 15 km uzaklıkta, Ilıcaköy ilçesindedir. Beş musluklu çeşme hâlinde olup, konaklama tesisleri yoktur. Mîde rahatsızlıklarına iyi gelir.
Kıl Hamamı: Pamukova ilçesinin Paşalar köyündedir. Tesisleri yetersizdir. Kaplıca suyu romatizma, nevralji, nefrit, kadın hastalıklarına, nevrasteni ve sinirli hastaları için tavsiye edilir.

Kaynak

Rehber Ansiklopedisi
Rize Hakkında Bilgiler

RİZE
İlin Kimliği
Yüzölçümü     : 3920 km2
Nüfûsu            : 348.776
İlçeleri            : Merkez, Ardeşen, Çamlıhemşin, Çayeli, Derepazarı, Fındıklı, Güneysu, Hemşin, İkizdere, İyidere, Kalkandere ve Pazar.
Türkiye’nin en çok çay yetiştiren ve en çok yağış alan yeşil bir ili. Rize, Karadeniz bölgesinin Doğu Karadeniz bölümünde 40° 21’ ve 41° 25’ doğu boylamları ile 40° 33’ ve 41° 20’ kuzey enlemleri arasında yer alır. İl toprakları doğudan Artvin, güneyden Erzurum ve Artvin, batıdan Trabzon, güneybatıdan Bayburt illeri, kuzeyden ise Karadenizle çevrili olup, yüzölçümü bakımından Türkiye’nin ikinci en küçük ilidir. Trafik numarası 53’tür.
İsminin Menşei
Rize isminin mânâsı bilinmemektedir. Kafkas dilleri ve İskit Türklerine âit bir kelime olduğu kuvvetli muhtemeldir. Hıristiyan Batı târihçileri, Anadolu’daki her köşeyi bir Yunanca ve Lâtince kelimeye bağlamak sûretiyle Haçlı zihniyetini ve Hıristiyan Batının Anadolu’daki emperyalist niyetlerini târihe dayandırmak peşindedirler. Bunun için Rize isminin Riza “dağ yamacı” ve Rhisos “prinç” kelimelerinden geldiğini iddia ederler.
Târihi
Rize’nin bilinen târihi Hititlerle başlar. Anadolu’da ilk siyâsî birliği kuran Hitit İmparatorluğunun sınır bölgesinde yer almıştırildi.
Fizikî Yapı
Rize il topraklarının % 78’i dağlardan ve % 21’i platolardan ibârettir. Ovaları sâdece % 1’dir. Karadeniz Bölgesinin en yüksek dağları bu ildedir. Dağlar ormanlarla kaplıdır.
Dağlar: Denize paralel olarak uzanan Rize Dağları denizden (kuzeyden) güneye ve batıdan doğuya gittikçe yükselir. Rize-Artvin-Erzurum il sınırlarının birleştiği alanda yer alan Kaçkar Dağlarının, Rize sınırları içinde kalan en yüksek yeri 3737 m’dir. Kaçkar Dağlarının en yüksek doruğu Artvin sınırları içinde 3937 m’dir. Bu dağların 2800 m’den sonraki kısımları yemyeşil sık ormanlarla kaplıdır. Başlıca diğer dağları Barut Dağı 3521 m, Üçdoruk (Verçenik Tepe) Dağı 3711 m, Hunut Dağı 3560 m, Ziglat Dağı 3511 m ve Demir Dağının Tekfur Tepesi 3354 m’dir. Çoğu güneyinde yer alan dağlarla kuzeyindeki ormanlar arasında ortalama 1500 m yükseklikte plato ve yaylalar bulunur. Geniş otlak ve çayırlarla kaplı olan bu plato ve yaylalar, hayvancılığa çok elverişlidir. Kış ayları dışında hayvanlar burada otlatılır.
Ovalar: Rize ilinde ovalar yok denecek kadar azdır. İl topraklarının % 1’i ova olup bunlar da, deniz kenarında akarsuların getirdiği alüvyonlu toprakların denizi doldurmasıyla meydana gelmiştir. Dağlardan inen dereler kıyıları dik olan yamaçları yararak derin vâdiler meydana getirirler.
Akarsular: Rize il sınırları içinde büyük akarsular yoktur.ÊFakat dağlardan inerek denize dökülen ve suları bol, çok sayıda dere vardır. Başlıcaları İyidere, Büyük Dere, Fırtına Deresi, Ortaköy Deresi ve Çağlayan Deresidir.
Göller: Rize il sınırları içinde tabiî göl yoktur. Fakat yüksek dağların üzerinde güzel manzaralı çok sayıda krater gölleri vardır.
İklimi ve Bitki Örtüsü
İklimi: Rize ilinde, yazları ve kışları ılık, her mevsimi bol yağmurlu bir iklim hüküm sürer. Türkiye’nin en çok yağış alan bölgesidir. Kıyıdan uzaklaşıp güneydeki dağlara gittikçe iklim sertleşir. Kafkas Dağları, Rize ilini soğuk kuzey rüzgârlarından korur. Yıllık yağış ortalaması merkez ilçede 2500 mm civârındadır. Yazın nemli kuzey rüzgârları bol yağmur getirir. Senenin 140 günü yağışlıdır. Senenin 10 günü 0°C’nin altında, sadece 3 günü 30°C’nin üstünde olur. Yıllık ısı ortalaması 15°C’dir (Merkez ilçede). Sıcaklık -6,9°C ile 37,9°C arasında seyreder.
Bitki Örtüsü: Rize il topraklarının % 48’e yakını orman ve fundalıklarla kaplıdır. Ormanlar 2800 m yüksekliğe kadar bulunur. % 24’ü çayır ve mer’a, % 21’i ekili ve dikili alanlarla kaplıdır. Genel olarak Rize il toprakları çok çeşitli ve çok gür bir bitki örtüsüyle yemyeşildir.
Rize il topraklarının 40.000 hektarı çay bahçeleridir. Çay, Rize’nin sembolüdür. Çayın dışında geniş fındık, mandalina, armut ve elma bahçeleri de vardır.
Ekonomi
Rize ekonomisi, çay tarımına ve çay işleme sanâyiine dayanır. Su ürünleri (balıkçılık) ve orman ürünlerinin de ekonomiye faydası büyüktür. Faal nüfûsun % 70’e yakını tarım sektöründe çalışır. Rize’nin çayı, hamsi balığı ve ketenden yapılan Rize bezi meşhurdur.
Tarım: Dağlık ve ormanlık bir alan olan Rize’de ovalar yok denecek kadar azdır. İl topraklarının sâdece % 1’i ovadır. Rize’de tarım denilince çay üretimi akla gelir. Türkiye’nin çay üretiminin üçte ikisine yakını Rize’de yetişir. İkliminin ılık oluşu ve bol yağış olması çay üretimine çok müsâittir. Çay tarımı 1940-1950 arasında yerleşmiş ve 1950’den sonra yaygınlaşmıştır. 40.000 hektarlık çay bahçelerinde ortalama 400.000 ton çay yetişir. Böylece çay tarımı Rize’nin esas tarım kolu olmuştur.
Sebzecilik mühim bir yer tutmaz. Daha çok mısır, fasulye ve patates yetiştirilir. Rize toprakları çok engebeli ve sürülmeye elverişli arâziler az olduğu için, kullanılan tarım araçları oldukça azdır.
Meyvecilik çaydan sonra ikinci derecede bir gelir kaynağıdır. Armut, elma, fındık ve mandalina yetişir. Rize’de yetiştirilen dağ pirinci sulamaya ihtiyaç göstermez. Dünyâca ünlü ve çok az bir ekim alanında yetişen puro tütünü, Rize’nin Pazar ilçesinde yetişir.
Hayvancılık: Rize ilinde, çay tarımı yaygınlaştıkça mısır tarımı gerilemiş ve buna bağlı olarak hayvancılık da eski önemini kaybetmiştir. Fakat yayla ve platolar zengin otlak ve mer’alarla kaplıdır ve hayvancılığa çok müsâittir. Arıcılık hızla yayılmaktadır. İkizdere’nin anzer balı çok meşhur ve kıymetlidir.
Balıkçılık oldukça ileridir. Balık üretiminde Ordu, Trabzon ve İstanbul’dan sonra dördüncü sırada yer alır. Rize kıyıları bol ve kaliteli balık potansiyeline sâhiptir. Rize balıkçıları, 30-40 tonluk balıkçı tekneleriyle açık deniz balıkçılığı da yaparlar. Kıyılarında hamsi, kefal, istavrit, palamut, barbunya, kalkan, zargana, izmarit, mezgit, lüfer, kırlangıç, torik, karagöz, tirsi ve levrek gibi kıymetli balıklar bol miktarda bulunur.
Fındıklı ilçesi Çağlayan köyünde alabalık üretme tesisleri vardır. Bâzı akarsularda da alabalık, incikefali, kayabalığı, denizanası bulunmaktadır.
Ormancılık: Rize’de 150.000 hektar orman ve 35.000 hektar fundalık alan vardır. Ormanlarda kayın, kızılçam, kestane, kızılağaç, akarağaç, titrek kavak, aksöğüt, gürgen, meşe, dişbudak ve çeşitli yabânî meyve ağaçları bulunur.
Orman içinde 46 ve orman bitişiğinde 38 köy vardır. Senede 100.000 m3 sanâyi odunu ile 70 ster yakacak odunu elde edilir.
Mâdencilik: Rize’de oldukça zengin bakır, manganez ve kaolin yatakları vardır. Bunlardan yalnız az miktarda manganez çıkarılmaktadır.
Sanâyi: Rize’de sanâyi, çay işleyen fabrika ve atölyelere dayanır. Çay işleyen 20 fabrika ve 15 atölye, bu fabrikaların yedek parçası ve tâmiratını yapan ana tâmir fabrikası, çay paketleme ve ambalaj fabrikası vardır. Çay fabrika ve atölyelerinin dışında un fabrikaları, kereste fabrikaları, döküm fabrikaları, (lokum, reçel, helva ve şekerleme yapan) şekerli yiyecekler fabrikası, alüminyum mutfak eşyâsı üreten fabrika, balık unu ve balık yağı fabrikası ve çivi ve tel fabrikası gibi sanâyi kuruluşları vardır.
Ulaşım: Rize’nin ulaşımı kara ve deniz yolu iledir. İl dâhilinde karayolu ulaşımı yetersizdir. Kıyı şeridinde ulaşım yeterlidir. Fakat ilçelere gidildikçe ulaşım güçleşir. Sinop’tan Hopa’ya kadar uzanan Karadeniz kıyı yolu merkez ilçe (Rize), Çayeli, Pazar, Ardeşen ve Fındıklı ilçeleri bu yol üzerindedir. İyidere’de kıyı yolundan ayrılıp Güneyce bucağına uzanan ikinci bir devlet yolu vardır.
Rize’de yeni yapılan limana, oldukça büyük gemiler yanaşabilmektedir. Çayeli, Pazar ve Fındıklı ilçelerinde balıkçı barınakları vardır. İstanbul’dan Rize’ye gemi seferi muntazam olarak yapılmaktadır. Karayolu olarak İstanbul’a 1200 km, Ankara’ya 839 km ve İzmir’e 1422 km’dir.
Nüfus ve Sosyal Hayat
Nüfûsu: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 348.776 olup, 133.370’i ilçe merkezinde 215.406’sı köylerde yaşamaktadır. Yüzölçümü 3920 km2 olup, nüfus yoğunluğu 89’dur.
Örf ve âdetleri: Rize ve çevresinde birçok medeniyet ve devletler gelip geçmiştir. Fakat Rize’nin Türkler tarafından fethinden sonra, diğer medeniyetler târihin seyri içerisinde unutulmuş ve bu bölge tamâmen Türk-İslâm kültürüyle yoğrulmuş ve üstünlük sağlamıştır.
Halk oyunları: Halk oyunları ve müziği Doğu Karadeniz bölgesinin özelliklerini taşır. Folklor, halk müziği ve halk oyunlarında Kafkas ülkelerinin tesiri görülür. Başta gelen oyunları ise “horon” olup, bunların meşhurları“hemşin horonu, Rize titremesi, iki ayak, sıçrayarak ve sallama”dır. Horon kelimesi “horom”dan gelir. Bu ise mısır tarlalarındaki yığınlara verilen isimdir.
Mahallî kıyâfetler: Kadınların başlarında genel olarak sâde ve çiçek desenli örtüler vardır. Uzun entari giyilir. Entari üzerine peştemal bağlanır. Peştemal ise umûmiyetle kahverengi, kırmızı ve siyah renktedir. Bele kalın bir kuşak sarılır. Ayağa renkli yün çorap giyilir. Başlarına keşan adı verilen bir örtü örterler.
Erkeklerin başlarında kara şayaktan yapılmış bir başlık vardır. Bu başlık ortası oyuk bir sargı biçimindedir. Yandan sarkan kolları ile bağlanarak başa sarılır. Gövdeye kolsuz ve yakası aşağı doğru uzanan yelek, bunun altında işlik denilen gömlek giyilir. Pantolonun yerini “zıpka” alır. Bu arkası körüklü, paçaları dar bir pantolon çeşididir. Ayağa “sabuk” denilen bir çizme giyilir.
Rize’nin en sevilen sebzesi kara lahanadır. Ayrıca mısır ekmeği, otuzdan fazla yemeği yapılan hamsi, koz kaldıran, kaymaktan yapılan hoşmeri başlıca mahallî yemekleridir.
Eğitim: Okur-yazar nisbeti % 75 civârındadır. İlde 18 anaokulu, 500 ilkokul, 45 ortaokul, 10 meslekî ve teknik ortaokul, 12 lise ve 17 meslekî lise vardır (1993). Karadeniz Üniversitesine bağlı 1 meslek yüksek okulu bulunur.
İlçeleri
Rize’nin biri merkez olmak üzere on iki ilçesi vardır.
Merkez: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 109.569 olup, 52.031’i ilçe merkezinde 57.538’i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 53, Gündoğdu bucağına bağlı 14 köyü vardır. İlçe toprakları dar kıyı ovasının hemen ardından yükselen dağlardan meydana gelir. Dağlar ormanlarla kaplıdır.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünü çaydır. Tarıma bağlı olarak sanâyi gelişmiştir. Çay fabrikaları ve çay paketleme fabrikası başlıca sanâyi kuruluşlarıdır.
İlçe merkezi, Karadeniz kıyısından basamak basamak yükselen yeşil sırtlar üzerinde kurulmuştur. Trabzon’dan sonra Doğu Karadeniz’in en kalabalık yerleşim merkezidir. Trabzon-Hopa-Artvin karayolu ilçeden geçer.
Ardeşen: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 39.761 olup, 17.340’ı ilçe merkezinde 22.421’i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 24 köyü vardır. Yüzölçümü 615 km2 olup, nüfus yoğunluğu 65’tir. İlçe toprakları dar bir kıyı şeridiyle ardından yükselen sıradağlardan meydana gelir. Dağlar küçük akarsularla parçalanmıştır.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Yüksekliğin 600 metreye kadar ulaştığı kısımda çay ve fındık bahçeleri yer alır. Daha yukarı kesimlerde hayvancılık ve ormancılık başlıca gelir kaynağıdır. Kıyı kesimlerinde balıkçılık yapılır. Çay fabrikası başlıca sanâyi kuruluşudur. Dokumacılık gelişmiştir.
İlçe merkezi, deniz kıyısında kurulmuştur. Rize-Hopa sâhil yolu ilçeden geçer. İl merkezine 67 km mesâfededir. 1953’te ilçe olan Ardeşen’in belediyesi aynı sene kurulmuştur. Çok eski bir târihe sâhiptir.
Çamlıhemşin: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 10.566 olup, 2829’u ilçe merkezinde 7737’si köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 24 köyü vardır. Yüzölçümü 678 km2 olup, nüfus yoğunluğu 16’dır. İlçe toprakları dağlık olup, tamâmını Kaçkar Dağları engebelendirir. Dağlar, küçük akarsularla parçalanmış olup, ormanlarla kaplıdır. Başlıca akarsuyu Fırtına Deresidir.
Ekonomisi hayvancılığa dayalıdır. Yaylacılık yöntemiyle en çok koyun ve sığır beslenir. Halkın bir kısmı çay mevsiminde mevsimlik işçi olarak kıyı kesimdeki çay bahçelerine giderler. Arıcılık yaygın olarak yapılır. Zengin bir orman örtüsüne rağmen ormancılık gelişmemiştir.
İlçe merkezi Fırtına Deresi Vâdisinde kurulmuştur. İl merkezine 67 km mesâfededir. Karadeniz’e kıyısı yoktur. Gelişmemiş, küçük bir yerleşim merkezidir. 1960’ta ilçe olan Çamlıhemşin’in belediyesi 1955’te kurulmuştur.
Çayeli: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 51.751 olup, 14.947’si ile merkezinde 36.804’ü köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 26, Büyükköy bucağına bağlı 11 köyü vardır. Yüzölçümü 473 km2 olup nüfus yoğunluğu 109’dur. İlçe toprakları dar bir kıyı ovası ve hemen ardından yükselen dağlardan meydana gelir. Başlıca akarsuyu Büyükdere Çayıdır.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünü çaydır. Meyvecilik gelişmiştir. En çok armut yetiştirilir. Dağ köylerinde hayvancılık önemli gelir kaynağıdır. İlçe topraklarında bakır yatakları vardır. Çay fabrikaları, mıcır ve kum fabrikası başlıca sanâyi kuruluşlarıdır. İlçe merkezi, deniz kıyısında, Büyükdere’nin denize döküldüğü yerde kurulmuştur. Rize-Artvin karayolu ilçeden geçer. İl merkezine 22 km mesâfededir. İlçe belediyesi 1944’te kurulmuştur.
Derepazarı: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 10.381 olup, 4240’ı ilçe merkezinde, 6141’i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 11 köyü vardır. İlçe toprakları dar kıyı ovası ile hemen ardından yükselen dağlardan meydana gelir.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünü çaydır. Çay işleme atölyeleri başlıca sanâyi kuruluşlarıdır. Kıyı kesimde balıkçılık yapılır. İlçe merkezi, Karadeniz sâhilinde kurulmuştur. Trabzon-Rize karayolu ilçeden geçer. Merkez ilçeye bağlı bir bucakken 9 Mayıs 1990’da 3644 sayılı kânunla ilçe oldu.
Fındıklı: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 16.129 olup, 7022’si ilçe merkezinde, 9107’si köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 17 köyü vardır. Yüzölçümü 409 km2 olup, nüfus yoğunluğu 39’dur. İlçe toprakları dar bir kıyı şeridi ve hemen ardından yükselen dağlardan meydana gelir. Dağlar akarsu vâdileriyle parçalanmış olup-ormanlarla kaplıdır. Başlıca akarsuları Çağlayan Deresi ve Yeşildere’dir.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri çay ve fındık olup, ayrıca az miktarda mısır yetiştirilir. Balıkçılık gelişmiştir. Dağlık kesimlerde küçük çapta hayvancılık yapılır. İlçe topraklarında kaolin yatakları vardır.
İlçe merkezi, deniz kıyısında kurulmuştur. Rize-Artvin sâhil yolu ilçeden geçer. İl merkezine 63 km mesâfededir. Eski ismi Viçe’dir. 1953’te ilçe olan Fındıklı’nın belediyesi 1948’de kurulmuştur.
Güneysu: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 19.558 olup 3178’i ilçe merkezinde, 16.380’i köylerde yaşamaktadır. Merkeze bağlı 17 köyü vardır. İlçe toprakları dar kıyı düzlükleriyle hemen ardından yükselen dağlardan meydana gelir.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünü çaydır. Yüksek kesimlerde hayvancılık yapılır. İlçe merkezi bir dere vâdisinde kurulmuştur. İl merkezine 15 km mesâfededir. Merkez ilçeye bağlı bir bucakken 19 Haziran 1987’de 3922 sayılı kânunla ilçe oldu.
Hemşin: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 5102 olup, 3018’i ilçe merkezinde, 2084’ü köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 8 köyü vardır. İlçe toprakları dağlıktır. Dağlar, akarsu vâdileriyle parçalanmıştır.
Ekonomisi tarıma dayanır. Başlıca tarım ürünü çay ve mısırdır. Hayvancılık gelişmiştir. İlçe merkezi, Doğu Karadeniz dağlarının yüksek bir yamacında kurulmuştur. İl merkezine 55 km mesâfededir. Eski ismi Ortaköy’dür. Denize kıyısı yoktur. Pazar ilçesine bağlı bir bucakken 9 Mayıs 1990’da 3644 sayılı kanunla ilçe oldu.
İkizdere: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 15.295 olup, 3643’ü ilçe merkezinde, 11.652’si köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 25, Güneyce bucağına bağlı 2 köyü vardır. Yüzölçümü 839 km2 olup, nüfus yoğunluğu 18’dir. İlçe toprakları dağlıktır. Dağlar dar vâdilerle parçalanmış olup yüksek kesimlerinde yaylalar bulunur. Başlıca akarsuyu İkizdere’dir. İkizdere üzerinde elektrik üretmek gâyesiyle bir baraj kurulmuştur. Dağlar zengin ormanlarla kaplıdır.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri çay ve patates olup, ayrıca az miktarda mısır, armut ve fındık yetiştirilir. Yaylacılık metoduyla sığır ve koyun beslenir. Arıcılık gelişmiştir. Anzer balı meşhurdur.
İlçe merkezi İkizdere kıyısında kurulmuştur. Rize-Erzurum karayolu ilçeden geçer. İl merkezine 56 km mesâfededir. Denize kıyısı yoktur. 1954’te ilçe olan İkizdere’nin belediyesi 1952’de kurulmuştur.
İyidere: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 11.445 olup, 5791’i ilçe merkezinde 5654’ü köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 7 köyü vardır. İlçe toprakları dar kıyı ovası ve hemen ardından yükselen dağlardan meydana gelir.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünü çaydır. İlçe merkezi deniz kıyısında kurulmuştur. Trabzon-Rize karayolu ilçeden geçer. İl merkezine 15 km mesâfededir. Trabzon sınırında yer alır. Merkez ilçeye bağlı bucakken 9 Mayıs 1990’da 3644 sayılı kânunla ilçe oldu.
Kalkandere: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 21.978 olup, 8263’ü ilçe merkezinde, 13.715’i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 20 köyü vardır. Yüzölçümü 95 km2 olup, nüfus yoğunluğu 231’dir. İlçe toprakları dağlıktır. Dağlar akarsu vâdileriyle parçalanmıştır. Başlıca akarsuyu İyidere’dir. Dağlar ormanlarla kaplıdır.
Ekonomisi tarıma dayanır. Başlıca tarım ürünü çay olup, ayrıca az miktarda armut, patates, mısır ve fındık yetiştirilir. Dağlık kesimlerde hayvancılık başlıca gelir kaynağıdır. Çay işleyen fabrika ve sunta fabrikası başlıca sanâyi kuruluşlarıdır. İlçe merkezi Doğu Karadeniz Dağlarının yüksek yamaçlarında yer alır. İl merkezine 21 km mesâfededir. Eski ismi Karadere’dir. 1960’ta ilçe olan Kalkandere’nin belediyesi 1953’te kurulmuştur.
Pazar: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 37.241 olup, 11.068’i ilçe merkezinde, 26.173’ü köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 45 köyü vardır. İlçe toprakları dar kıyı ovası ile hemen ardından yükselen dağlardan meydana gelir. Dağlar derin akarsu vâdileriyle parçalanmış olup, ormanlarla kaplıdır. Başlıca akarsuları Pazar, Merdivenli, Kalecik, Bodaçavi ve Ocak dereleridir.
Ekonomisi tarım ve balıkçılığa dayalıdır. Başlıca tarım ürünü çay olup, ayrıca az miktarda armut, patates, fındık, puro tütünü ve mısır yetiştirilir. Kıyı kesimlerde balıkçılık, iç kesimlerde ise sığır besiciliği yaygındır. Çay fabrikaları, balık yağı ve balık unu üreten tesisler başlıca sanâyi kuruluşlarıdır.
İlçe merkezi, deniz kıyısında, Pazar Deresinin denize döküldüğü yerde kurulmuştur. Rize-Artvin karayolu ilçeden geçer. İl merkezine 38 km mesâfededir. İlçe belediyesi 1854’te kurulmuştur.
Târihî Eserler ve Turistik Yerleri
Rize, Karadeniz bölgesinin en güzel köşelerinden biridir. Ilık iklimi, gür ormanları, karlı ve bulutlu dağları, denizi, içme ve ılıcaları ve her mevsim yemyeşil tabiî güzelliğiyle çok zengin bir turizm potansiyeline sâhiptir. Maviyle yeşilin kucaklaştığı müstesna bir yer ve Anadolu’nun zümrüt bir köşesidir. Tabiatın her yönüyle dört mevsimin aynı anda yaşandığı bir ildir. Târihî eserler yönünden zengin olan ilimizde, bu eserlerin bakımsızlıktan çoğu kaybolup gitmiştir.
Rize Kalesi: On dördüncü asırda yapıldığı tahmin edilen kale şehir merkezinin güneybatısında 180 m yükseklikte bir tepenin üzerindedir. 480 m2lik bir alanı kaplayan kale Aşağı Kale ve İç Kaleden meydana gelmekteydi. Yoğun yerleşme sebebiyle Aşağı Kale tamâmen yok olmuş, batı tarafında bâzı sur parçaları ve kuleleri günümüze ulaşabilmiştir. İç kale de yakın zamâna kadar çok harap haldeyken Kültür Bakanlığınca tâmir edilmiştir.
Zil Kalesi: Çamlıhemşin ilçesine bağlı Zilkale köyündedir. Yapım târihi kesin olarak bilinmeyen kalenin altıncı asırda yapıldığı tahmin edilmektedir. Büyük bir kaya kütlesinin en yüksek yerinde olup harap vaziyettedir.
Kale-i Bâlâ: Çamlıhemşin ilçesine 40 km uzaklıktadır. 150 m yükseklikte bir tepe üzerine yapılmıştır. 16 burcu ve bir gözetleme kulesi vardır.
Pazar Kalesi: Pazar ilçesinde deniz kenarında ve kayalar üzerindedir. Cenevizlilerden kalmıştır. Kalenin sâdece bir gözetleme kulesi günümüzde sağlamdır. Bölgede Kız Kulesi adıyla bilinmektedir.
İslâmpaşa Câmii: Aynı isimle anılan mahallededir. 1570’te İskender Câfer Paşa tarafından yaptırılmıştır. İskender Câfer Paşa ve Kurşunlu Câmii olarak da bilinir. Kesme taştan yapılmıştır. Kubbe kasnağı 24 pencerelidir.
Gülbahar Câmii: Yavuz Sultan Selim Hanın annesi Gülbahar Hâtun tarafından on altıncı asırda yaptırılmıştır. Kare plânlı, kubbeli câmi 1952’de tâmir ettirilmiştir. Aynı isimle anılan mahallededir.
Câferpaşa Câmii: Çayeli ilçesinde Rize Fâtihi Câfer Paşa tarafından 15. asırda yaptırılmıştır.
Seslikaya Köyü Câmii: Seslikaya köyünün merkezinde yer alır. Eser ahşap süslemelerin en güzel örneğidir. Yapı malzemesi muntazam yomutaş ve ahşaptır. Câmi 1801 senesinde yapılmıştır.
Mesire yerleri: Rize ilinde tabiî güzellikler sayılamayacak kadar çoktur. İlin her tarafı ve bilhassa orman içlerinde çok güzel mesire yerleri vardır. Rize sâhillerinin her tarafı çok güzel manzaralı olup Pazar ve Ardeşen ilçeleri arası denize girmeye çok müsâittir. Tabiî plajlar çoktur. Merkez ilçenin kıyı köylerinde tabiî plaj ve kumsallar bulunur.
İkizdere ilçesinde Çamlık mevkii, merkez ilçede Çiftekavak, Taşlıdere ve Dağbaşı mevkileri, Zirâat Bahçesi, Kale Bahçesi çok güzel mesire yerleridir. Pazar ve Çamlıhemşin yaylalarının manzaraları şahânedir.
Trabzon Taşları: İkizdere ilçesinin Demirkapı köyündedir. Geceleyin Trabzon’un ışıkları seyredilir. İkizdere hidrolik santralı bir vâdi ortasında yeşilliklerle kaplı bir bölgede yer alır. Burada akan çağlayanlarda alabalık avlanır. Çağlayan köyü alabalık çiftliğinde senede 250 bin alabalık üretilir. Aynı zamanda burası mesire yeridir. Moliva Tepesi güzel bir dinlenme alanıdır.
Kaplıca ve içmeler: Rize topraklarında çeşitli şifâlı su kaynakları vardır. Başlıcaları şunlardır:
Andan İçmeleri: İl merkezine 40 km mesâfede Küçükçayır köyü yakınındadır. Konaklama tesisleri mevcut olan kaplıcanın suyu mîde, barsak, karaciğer ve safrakesesi hastalıklarına ve şişmanlığa tavsiye edilmektedir.
Şimşirli İçmesi: İkizdere ilçesi yakınlarındadır. Tesisleri mevcut değildir. Suyu idrar söktürücüdür.
Ayder Kaplıcası: Çamlıhemşin ilçesinin Kaplıca köyündedir. Tesisleri mevcut olup, kaplıca suyu, mîde, barsak, karaciğer ve safra yolu rahatsızlıklarına, rejime riayet etmek şartıyle şişmanlara tavsiye edilir.
Varda İçmesi: İştah açar, mîde ağrılarına böbreklerdeki taşların düşmesine, romatizma ve bel ağrılarına iyi gelir.


Kaynak

Rehber Ansiklopedisi
Ordu Hakkında Bilgiler

ORDU
İlin Kimliği
Yüzölçümü   : 6001 km2
Nüfûsu          : 830.105
İlçeleri         : Merkez, Akkuş, Aybastı, Çamaş, Çatalpınar, Çaybaşı, Fatsa, Gölköy, Gülyalı, Gürgentepe, İkizce, Kabadüz, Kabataş, Korgan, Kumru, Mesudiye, Perşembe, Ulubey, Ünye.
Karadeniz bölgesinin Orta Karadeniz bölümünde, yer alan bir ilimiz. İl toprakları 40°18’ ve 41°08’ kuzey enlemleriyle 36°52’ ve 38°12’ doğu boylamları arasında yer alır. Batıdan Samsun, güneydenTokat ve Sivas, doğudan Giresun illeri ve kuzeyden Karadeniz’le çevrilidir. Dünyaca ünlü fındık diyarıdır. Trafik plaka numarası 52’dir.
İsminin Menşei
1071’den sonra Anadolu Fâtihi Kutalmışoğlu Süleyman Şah emrindeki Selçuklu Türk Ordusu, fethettiği yerlerde, târihî Türk geleneğine uyarak beğendikleri yerlere derhal bir şehir kurmayı âdet edinmişlerdi. Ordu civârını fetheden Selçuklu Türkleri, bu bölgenin güzelliği karşısında hayran kaldılar ve Ordu’nun temelini attılar. Kurulan şehre “Ordu ili” dendi. Zamanla bu isim “Ordu” olarak yerleşti.
Târihi
Ordu ilinin bulunduğu toprakların târihi çok eski devirlere dayanır. Anadolu’ya hâkim olan Hititlerin sınırında fakat Hitit hâkimiyetinin dışında kalan bu bölge, Hitit Devletinin yıkılışından sonra, mîrâsını paylaşan Frikya ve Lidya devletlerinin de, hakimiyetine geçmemiştir. Ancak Batı Anadolu (İyonyalı) tâcirler, burada ticârî koloniler kurdular. M.Ö. 6. asırda Persler, Anadolu’nun büyük kısmını ve bu bölgeyi ele geçirdiler.
Makedonya Kralı İskender, M.Ö. 4. asırda Pers Devletine son verince; İran asıllı fakat Rumca konuşan ve eski Yunan kültürünün potasında erimiş Pontus Devleti, bu bölgeyi ve Karadeniz sâhilleriyle Kırım’ı ele geçirdiler.
Roma İmparatorluğu M.Ö. 1. asırda Pontus Devletine son vererek kendisine ilhak etti. M.S. 395 yılında Roma İmparatorluğu ikiye bölününce, Anadolu gibi bu bölge de Bizans’ın payına düştü. 1071 Malazgirt Zaferinden sonra bu bölge, bütün Anadolu gibi AnadoluFâtihi ve Anadolu’da Türk Devletinin kurucusu Kutalmışoğlu Süleyman Şah tarafından fethedildi. 1204’te Dördüncü Haçlı Seferi sonrasında kurulan Trabzon Rum İmparatorluğu bu topraklara hâkim oldu. Bağımsız olmasına rağmen Konya Selçuklularına tâbi olan bu imparatorluğun toprakları gittikçe daraldı. Devamlı Türkmen göçleriyle Türkleşen bölge, 1346’da Canik Beyliğini kuran Hacıeminoğullarının idâresine geçti. 1391’de Yıldırım Bâyezîd Han, tarafından bölge toprakları Osmanlı Devletine katıldı.
1402 senesinde Sultan Bâyezîd’i yenen Tîmûr Han, bölgeyi tekrar Hacıeminoğullarına verdi.
Fâtih Sultan Mehmed Han 1461’de Trabzon Rum Pontus Devletini ortadan kaldırarak, bütün bu bölgeyi kesin olarak Osmanlı Devletine kattı.
Osmanlı devrinde Ordu, Trabzon eyâletinin bir kazâsı idi. 1883’te büyük bir yangın geçiren Ordu, yeniden îmâr edildi ve Cumhûriyet devrinde il merkezi oldu.
Fizikî Yapı
Ordu il toprakları çok dağlıktır. Ovalarının miktarı sadece % 0,5’tir. % 83,5 dağlık ve % 16’sı platolardan meydana gelir.
Dağlar: En önemlileri Canik ve Karagöl Dağlarıdır. Canik Dağları Karadeniz’e ve güney sınırına paralel olarak uzanır. Karagöl Dağı ise Ordu-Giresun sınırında yer alır. Karagöl Dağı 3105 m, Göndeliç Tepesi 2789 m, Seyir Tepesi 2103 m yüksekliğe sâhiptir. CanikDağları üzerinde Gürgentepe Geçidiyle Haçbeli Geçidi bulunur. Bu geçitlerle Ordu Sivas’a bağlanır. Canik Dağlarından çıkan ve Karadeniz’e dökülen sular bâzı plato ve yaylalar meydana getirmişlerdir. Bâzı yerleri 2000 metreyi geçer. Yaylalar bitki örtüsü bakımından zengindir ve küçükbaş hayvancılığa müsâittirler.
Çambaşı, Keyf Alanı, Perşembe, Düzdağ, Yedigöz ve Güllüyazı başlıca yaylalarıdır.
Ovalar: Ordu ilinde geniş ova yoktur. Kıyıda ve akarsu boylarında bâzı düzlükler vardır. Bu düzlükler ise çok verimlidir.
Akarsular: Kıyı dağlardan çıkarak Karadeniz’e dökülen pekçok akarsu vardır. Bunların çoğu kısa ve düzensiz akışlı, yağış mevsiminde taşan akarsulardır. Büyük akarsuları ise 160 km uzunlukta Melek Çayı, 60 km uzunlukta Bülbül Deresi ile bunların arasında akan Çivil Deresidir. Bulaman Çayı, Turna Suyu, Akçay ve Elekçi Deresi ve daha birçok irili ufaklı akarsu vardır.
Göller: İl topraklarında büyük göl yoktur. Sâdece buzul göller vardır. Karagöl Dağının 3000 m yükseklikteki krater gölü, 15 km uzağındaki Ulugöl ve Fatsa yakınındaki Gaga Gölüdür.
İklim ve Bitki Örtüsü
İklim: Ordu ilinde tipik Karadeniz iklimi hüküm sürer. Kışlar ılık yazlar ise serin geçer. Sâhilden içeriye indikçe kara iklimi görülür. Canik Dağları kuzeyden gelen soğuk kuzey rüzgârlarına set olur. Bu rüzgarların getirdiği yağmur bulutlarının Ordu içinde yağmura dönmesinde rol oynar. Isı senede en fazla 10 gün O°C’nin altına düşer. Karın yerde kalma müddeti 10 günü geçmez. Senenin 150 günü yağışlı geçer.
Bitki örtüsü: Ordu il toprakları yaz ve kış yemyeşildir. Kıyılarının ılık ve bol yağışlı olması, bitki örtüsünün zengin olmasını temin etmektedir. Kıyı şeridi 1500 m yüksekliğe kadar meyve ağaçları, ormanlar ve fundalıklarla kaplıdır. Ordunun Karadeniz kıyısında Akdeniz bitkilerine rastlanır. Geniş fındık bahçeleri yanında incir, mandalina, portakal ve limon gibi meyvelerle mersin ve defne ağaçları oldukça çoktur.
Ekonomi: İlin ekonomisi büyük ölçüde tarıma dayanır. Faal nüfûsun % 80’i tarım sektöründe çalışır. Son senelerde sanâyi de gelişmiştir.
Tarım: Ordu ilinde ekime müsâit topraklar çok azdır. Fakat iklimi yumuşak ve yağış boldur. Ekilemeyen yamaçlara fındık ağacı dikilir. Ordu’da tarım fındık demektir. Fındık aslında bir orman ağacıdır. İl dâhilinde fındık ağacı sayısı 100 milyona yaklaşmaktadır. Bunlardan ortalama 80.000 ton fındık elde edilir. Fındığın yetiştiği bölgeler; merkez ilçe (Ordu), Fatsa, Ünye, Ulubey ve Perşembe ilçeleridir. Fındıktan sonra yetişen diğer tarım ürünleri mısır, patates, fasulye, soya, buğday ve arpadır. Bunların dışında turunçgiller, çay, lahana ve barbunya da yetişir.
1970’te sâdece bir harman makinası bulunurken 1985’te 7.000’e yaklaşmıştır. Arâzi engebeli olduğu için traktör sayısı azdır. Türkiye’de en çok fındık Ordu’da yetişir. Türkiye’deki fındık ağaçlarının dörtte biri bu ildedir. Ordu’nun tombul fındık cinsi bütün dünyâda meşhurdur. Dışarıya satılarak döviz temin edilir. Fındık, Ordu ilinin her şeyidir. Senelerce önce sâdece sâhil bölgesinde fındık yetişirken bugün yüksek bölgelerde de yetişmeye başlamıştır.
Hayvancılık: Ordu ilindeki yaylalar hayvancılığa elverişlidir. Aybastı, Gölköy, Mesudiye ve Korgan ilçelerinde hayvancılık çok gelişmiştir. En çok koyun ve sığır beslenir. Arıcılık gelişmiştir.
Balıkçılık oldukça ileri durumdadır. En çok avlanan balıklar hamsi, istavrit, kefal, mezgit, kalkan ve barbunyadır. Ayrıca kara sularında bol miktarda palamut, torik, zargana ve uskumru bulunur.
Ormancılık: Ordu ili orman bakımından çok zengindir. İl topraklarının % 41’i ormandır. Ormanlarda lâdin, köknar, kayın, meşe, gürgen, kızılağaç, kestane, kavak, sarıçam ve Akçaağaç bulunur. İl dâhilinde 200 bin hektar orman ve 50 bin hektara yakın fundalık vardır. Senede ortalama 250 bin m3 sanâyi odunu ve 125 bin ster yakacak odunu elde edilir. 122 köy orman içinde ve 145 köy orman bitişiğindedir.
Mâdenler: Ordu ili mâden bakımından zengin sayılmaz. İl dâhilinde kurşunla karışık çinko, bakır, kil ve Aybastı ile Gölköy arasında linyit yatakları vardır.
Sanâyi: Ordu ilinde sanâyi 1970’ten sonra gelişmiştir. On ve daha fazla işçi çalıştıran sanâyi işyeri sayısı 120’yi aşmış olup, bunun 35’i fındığı kabuğundan ayırarak iç fındık hâline getiren fabrikalardır. Fındığı işleyerek, iç ve dış pazarlara süren en modern tesis, Sagra Tesisleridir. Diğer sanâyi kuruluşları lastik ve ayakkabı fabrikası, yem fabrikası, un fabrikaları, balık yağı fabrikası, soya yağı fabrikası, çimento fabrikası, tuğla fabrikaları, kereste fabrikaları, tel çivi fabrikası ve gemi atölyeleridir.
Ulaşım: Ulaşım kara ve deniz yolu ile sağlanır. Ordu, Doğu Karadeniz illerini birbirine bağlayan ve kıyıya paralel olarak uzanan devlet kara yolları üzerindedir. İl dâhilinde 325 km devlet yolu ve 400 km il yolu bulunur.
Ordu’da 78 m boyunda 9 m eninde bir balıkçı barınağı adı verilen “çekek” vardır. Buraya 30 balıkçı teknesi yanaşır. Vapur iskelesine aynı anda iki büyük gemi, 6 büyük ve 10 küçük motor yanaşır. Yük taşımaya müsâit değildir. Ordu ihraç ettiği fındığını Giresun limanı ile sevk eder. Perşembe ve Fatsa ilçelerinde birer motor iskelesi ve birer balıkçı barınağı, Ünye’de sâdece iskele vardır.
Nüfus ve Sosyal Hayat
Nüfus: 1990 nüfus sayımına göre toplam nüfûsu 830.105 olup, 336.820’si il ve ilçe merkezlerinde 493.285’i köylerde yaşamaktadır. Yüzölçümü 6001 km2 ve nüfus yoğunluğu 138’dir.
Örf ve Âdetleri: Ordu ve çevresinde eski çağlardan bu yana birçok millet ve kültür hâkim olmuşsa da, 1071 Malazgirt Zaferinden sonra devamlı Türkmen boyları gelerek 12. asırda tamâmen Türkleşmiştir. Çepni Türkmenlerinin kurduğu Hacıemiroğlu Beyliği buraya hâkim olduğunda bölgenin çoğunluğunu Türkmenler teşkil ediyordu. 1877-1878 Türk-Rus Harbinden sonra Kırım ve Kafkasya’dan gelen kalabalık Türk topluluğu da bu bölgeye yerleşti. On ikinci asırdan bu yana Ordu ve çevresinde Türk-İslâm kültürü hâkim olmuştur.
Mahallî kıyâfet: Kadınlar başa çember veya yaşmak örterler. Gövdeye içlik denilen bulûz ve onun üstüne cepken, alta şalvar giyilir. Üzerinde peştemal bulunur. Erkekler başlarına “Kabalak” denilen bir başlık sararlar. Uzun kollu içlik ve üzerine avcı yeleği, bundan sonra da aba giyilir. Pantolonun yerini zıpka, ayakkabının yerini sapuk denilen yarım çizme alır. Abayı belden kemerle sararlar.
Halk oyunları: Halk müziği Karadeniz bölgesi ile İç Anadolu’nun kuzey kısmının özelliğini taşır. Mahallî halk oyunlarının cinsleri; Samak, horon, halay ve Kafkasya oyunlarıdır. Başlıca oyunları ise, horon, dik horon, düz hava, karşılama, mendil oyunu, millî horon, düz hava, karşılama, mendil oyunu, millî horon, boztepe horonu, sarı kız, sürümek, zamak ve kol oyunudur.
Mahallî yemekler: Hamsili pilav, karalahana çorbası, karalahana sarması ve Ünye pilâvı, hamsi tava, hamsi buğulaması, içli hamsi, pancar sarması, mısır çorbası, çerkez tavuğu, tirmit (mantar), yumurtalı sakarca ve yağlıdır.
Eğitim: Okur yazar nisbeti% 75 civarındadır. İlde 28 anaokulu, 1088 ilkokul, 108 ortaokul, 12 meslek ve teknik ortaokul, 19 lise, 23 meslekî ve teknik lise vardır (1993). Yüksek okul olarak sâdece Meslek Yüksek Okulu vardır.
Ordu ili karakucak güreşinde ve çeşitli spor dallarında şampiyonlar yetiştirmiştir.
İlçeleri
Ordu’nun biri merkez olmak üzere on dokuz ilçesi vardır.
Merkez: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 142.075 olup, 102.107’si ilçe merkezinde, 39.968’i köylerde yaşamaktadır. İlçe toprakları dar kıyı ovası ve hemen ardından yükselen dağlardan meydana gelir. Dağlar kızılağaç, gürgen, meşe, kayın, ladin, köknar ve sarıçam ormanları ile kaplıdır.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri; fındık, mısır, patates, fasulye ve sebzedir. Kıyı kesimlerinde balıkçılık, iç kesimlerde ise hayvancılık yapılır. Sümerbank SoyaFabrikası, un, gıdâ, fındık ürünleri, fındık kırma, orman ürünleri fabrikaları başlıca sanâyi kuruluşlarıdır.
İlçe merkezi. Boztepe’nin eteğinde ve Kirazlimanı kıyısında kurulmuştur. 1888 yangınından sonra plânlı bir şekilde kurulan Ordu, Karadeniz’in en genç şehridir. Samsun-Giresun sâhil yolu ilçeden geçer. İlçe belediyesi Cumhûriyetten önce kurulmuştur.
Akkuş: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 48.889 olup, 6236’sı ilçe merkezinde, 42.653’ü köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 43 köyü vardır. Yüzölçümü 666 km2 olup, nüfus yoğunluğu 73’tür. İlçe toprakları genelde dağlıktır. Dağlar akarsu vâdileriyle parçalanmıştır. Başlıca akarsuları Karakuş ve Bolaman çaylarıdır. Dağlar zengin ormanlarla kaplıdır.
Ekonomisi ormancılığa dayanır. Tarım sınırlı alanda yapılır. Başlıca tarım ürünleri fındık, ceviz, patates ve mahleptir. Bâzı orman köylerinde arıcılık ve tavukçuluk yapılır. Yaylacılık yöntemiyle hayvancılık da gelişmiştir. Kereste fabrikası başlıca sanâyi kuruluşudur.
İlçe merkezi, Ünye-Niksar karayolu üzerindedir. İl merkezine 145 km mesâfededir. Eski ismi Karakuş idi. 1954’te ilçe olan Akkuş’un belediyesi aynı sene kurulmuştur.
Aybastı: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 32.452 olup, 17.143’ü ilçe merkezinde, 15.309’u köylerde yaşamaktadır. İlçe toprakları dağlık olup, Canik Dağları ile kaplıdır. Dağlarda yüksek yaylalar vardır. Küçük akarsular, vâdilerle dağları parçalamıştır. Akarsu vâdilerinde küçük düzlükler vardır.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri patates, buğday, mısır ve fındıktır. Yayla hayvancılığı ilçe ekonomisinde önemli yer tutar. En çok koyun ve sığır beslenir. İlçe topraklarında linyit yatakları vardır.
İlçe merkezi, Canik Dağlarının kuzey eteklerinde, Bolaman Çayının kollarından biri kenarında kurulmuştur. İl merkezine 137 km mesâfededir. 1960’ta ilçe merkezi olan Aybastı’nın belediyesi 1954’te kurulmuştur.
Çamaş: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 15.331 olup 10.430’u ilçe merkezinde, 4901’i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 6 köyü vardır. İlçe toprakları genelde dağlıktır. Dağlar akarsu vâdileriyle derin bir şekilde parçalanmış olup, zengin bir ormanla kaplıdır. Başlıca akarsuyu Bolaman Çayı ve kollarıdır.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri fındık, mısır ve soya fasulyesidir. Yüksek kesimlerde hayvancılık yapılır. İlçe merkezi Canik Dağlarının eteklerinde kurulmuştur. Fatsa’ya bağlı bir bucakken 9 Mayıs 1990’da 3644 sayılı kânunla ilçe oldu. Belediyesi 1975’te kurulmuştur.
Çatalpınar: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 17.165 olup 4630’u ilçe merkezinde, 12.535’i köylerde yaşamaktadır. İlçe toprakları genelde dağlıktır. Akarsu vâdilerinde küçük düzlükler vardır. Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri fındık, mısır ve soya fasulyesidir. Yüksek kesimlerde hayvancılık yapılır. Fatsa’ya bağlı belediyelik bir köyken 9 Mayıs 1990’da 3644 sayılı kânunla ilçe oldu. İlçe belediyesi 1973’te kurulmuştur.
Çaybaşı: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 21.721 olup, 6526’sı ilçe merkezinde, 15.195’i köylerde yaşamaktadır. İlçe toprakları genelde dağlıktır. Dağları parçalayan akarsu vâdilerinde küçük düzlükler vardır. Başlıca akarsuyu Cirit Deresidir. Ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri fındık ve mısırdır. Yüksek kesimlerde yaylacılık metoduyla daha çok büyük baş hayvan besiciliği yapılır. İlçe merkezi, Canik Dağları eteklerinde, Cirit Deresi kenarında kurulmuştur. Ünye’ye bağlı bir bucakken 9 Mayıs 1990’da 3644 sayılı kânunla ilçe oldu.
Fatsa: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 94.789 olup, 39.467’si ilçe merkezinde, 55.322’si köylerde yaşamaktadır. İlçe toprakları kıyı ovası ve hemen ardından yükselen dağlardan meydana gelir. Dağlar orta yükseklikte olup, Canik Dağlarının uzantılarıdır. Başlıca akarsuyu Bolaman Çayıdır. Bu akarsuyun getirdiği alüvyonlu topraklar, eskiden çok girintili olan koyu doldurarak Fatsa Ovasını meydana getirmiştir.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri fındık, çay, mısır, elma ve armuttur. Hayvancılık ekonomik açıdan ikinci derecede gelir kaynağıdır. Yaylacılık metoduyla ençok sığır ve koyun beslenir. Kıyı kesimlerinde balıkçılık yapılır. Et kombinası ve fındık kırma atölyeleri başlıca sanâyi kuruluşlarıdır.
İlçe merkezi, deniz kıyısında kurulmuştur. Samsun-Ordu sâhil yolu ilçeden geçer, İl merkezine 56 km mesâfededir. İlçe kıyıya paralel olarak büyümektedir. Belediyesi 1876’da kurulmuştur.
Gölköy: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 53.896 olup, 18.149’u ilçe merkezinde, 35.747’si köylerde yaşamaktadır. İlçe toprakları dağlık olup Canik Dağları tamâmını kaplar. Dağların akarsu vâdileriyle parçalanmış kısımlarında yaylalar vardır. Başlıca akarsuları Bolaman ve Melet çaylarıdır.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri mısır, fındık, armut ve elma olup, ayrıca az miktarda arpa, buğday ve fasulyedir. Hayvancılık ekonomik açıdan önemli gelir kaynağıdır. En çok koyun ve keçi beslenir. Ormancılık gelişmiş olup, başta kereste olmak üzere orman ürünleri ekonomide önemli yer tutar. İlçe topraklarında bakır, kurşun, çinko ve demir yatakları vardır.
İlçe merkezi, Bolaman Çayının kollarından olan bir derenin kenarında kurulmuştur. Ordu-Sivas karayolu 2 km doğusundan geçer. İl merkezine 60 km mesâfededir. 1936’da ilçe olan Gölköy’ün belediyesi aynı sene kurulmuştur.
Gülyalı: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 10.150 olup, 4536’sı ilçe merkezinde, 5614’ü köylerde yaşamaktadır. İlçe toprakları kıyı ovası ve hemen ardından yükselen dağlardan meydana gelir. Başlıca akarsuyu Turnasuyu’dur.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri fındık, mısır, patates, fasulye ve sebzedir. Kıyı kesimlerinde balıkçılık, iç kesimlerde hayvancılık yapılır. İlçe merkezi deniz kıyısında kurulmuştur. Ordu-Giresun sâhil yolu ilçeden geçer. İl merkezine bağlı belediyelik bir köyken 19 Haziran 1987’de 3922 sayılı kânunla ilçe oldu.
Gürgentepe: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 38.405 olup, 17.076’sı ilçe merkezinde, 21.329’u köylerde yaşamaktadır. İlçe toprakları genelde dağlıktır. Akarsu vâdilerinde küçük düzlükler vardır. Başlıca akarsuyu Bolaman Çayıdır.
Ekonomisi, tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri mısır, fındık, armut ve elmadır. Hayvancılık ve ormancılık ekonomik açıdan önemli gelir kaynağıdır. En çok koyun ve keçi beslenir. Fatsa-Sivas karayolu ilçeden geçer. Gölköy’e bağlı belediyelik bir köyken 19 Haziran 1987’de 3922 sayılı kânunla ilçe oldu. Belediyesi 1955’te kurulmuştur.
İkizce: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 28.165 olup 6078’i ilçe merkezinde, 22.087’si köylerde yaşamaktadır. İlçe toprakları dağlıktır. Başlıca akarsuyu Akçay’dır. Ekonomisi tarım ve hayvancılığa bağlıdır. Başlıca tarım ürünleri fındık, mısır ve pirinçtir. Ünye’ye bağlı belediyelik bir köyken 9 Mayıs 1990’da 3644 sayılı kânunla ilçe oldu.
Kabadüz: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 15.689 olup, 4866’sı ilçe merkezinde, 10.823’ü köylerde yaşamaktadır. İlçe toprakları genelde düzdür. Güneyi Canik Dağlarının uzantıları ile kaplıdır. Başlıca akarsuyu Melet Çayıdır. Ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri fındık, patates, fasulye ve sebzedir. Yaylacılık metoduyla en çok sığır ve koyun beslenir. İlçe merkezi Melet Çayı kıyısında kurulmuştur. Merkez ilçeye bağlı bucakken 9 Mayıs 1990’da 3644 sayılı kânunla ilçe oldu.
Kabataş: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 21.335 olup, 8669’u ilçe merkezinde, 12.666’sı köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 4 köyü vardır. İlçe toprakları Canik Dağları ile kaplıdır. Akarsu vâdilerinde küçük düzlükler vardır.
Ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri mısır ve fındıktır. Yayla hayvancılığı gelişmiştir. En çok koyun ve sığır beslenir. Aybastı ilçesine bağlı belediyelik bir köyken 9 Mayıs 1990’da 3644 sayılı kânunla ilçe oldu.
Korgan: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 36.699 olup, 13.171’i ilçe merkezinde, 23.528’i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 15 köyü vardır. Yüzölçümü 206 km2 olup, nüfus yoğunluğu 178’dir. İlçe topraklarını Canik Dağları engebelendirir. Dağlar akarsu vâdileriyle parçalanmıştır. Başlıca akarsuları Elekçi Deresi ve Bolaman Çayıdır.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri patates, mısır ve fındık olup, ayrıca az miktarda elma, armut, buğday, arpa ve fasulye yetiştirilir. Hayvancılık ekonomik açıdan önemli gelir kaynağıdır. En çok koyun ve sığır beslenir. Arıcılık gelişmiştir.
İlçe merkezi Elekçi Çayı vâdisinde kurulmuştur. Küçük ve gelişmiş bir yerleşim merkezidir. İl merkezine 91 km mesâfededir. 1960’ta ilçe olan Korgan’ın belediyesi 1958’de kurulmuştur.
Kumru: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 39.593 olup 10.774’ü ilçe merkezinde, 28.819’u köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 30 köyü vardır. Yüzölçümü 344 km2 olup, nüfus yoğunluğu 115’tir. İlçe toprakları dağlıktır. Dağlar Elekçi Deresi ve kolları tarafından derin şekilde parçalanmıştır.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri patates, mısır ve fındık olup, az miktarda armut, elma, buğday, arpa, fasulye yetiştirilir. Hayvancılık ve arıcılık ekonomik açıdan önemli gelir kaynağıdır. En çok koyun beslenir. Ormancılık gelişmiştir.
İlçe gelişmemiş küçük bir yerleşim merkezidir. İl merkezine 91 km mesâfededir. Eski adı Karacaali ve Karaçalı idi. 1960’ta ilçe olan Kumru’nun belediyesi aynı sene kurulmuştur.
Mesudiye: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 22.786 olup, 4047’si ilçe merkezinde, 18.739’u köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 38, Topçam bucağına bağlı 13, Yeşilce bucağına bağlı 7 köyü vardır. Yüzölçümü 1180 km2 olup, nüfus yoğunluğu 19’dur. İlçe toprakları dağlıktır. Doğusunda Giresun Dağları, batısında Canik Dağları yer alır. Başlıca akarsuyu Melet Çayıdır. Yüzölçümü bakımından en geniş ilçedir.
Ekonomisi tarım ve ormancılığa dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri arpa, buğday ve patates olup, ayrıca az miktarda elma, fındık, armut ve mısır yetiştirilir. Köylerde tavukçuluk, arıcılık, sığır besiciliği, el sanatları konularında özendirici çalışmalar yapılmaktadır.
İlçe merkezi Melet Çayı Vâdisinde kurulmuştur. Ordu-Sivas karayolu 1 km batısından geçmektedir. İl merkezine 113 km mesafededir. Eski ismi Hamidiye’dir. İlin en az nüfuslu ilçesidir. Belediyesi 1855’te kurulmuştur.
Perşembe: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 44.128 olup, 9963’ü ilçe merkezinde, 34.165’i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 38 köyü vardır. Yüzölçümü 226 km2 olup, nüfus yoğunluğu 195’tir. Hafif engebeli düzlüklerden meydana gelen ilçe topraklarının büyük kısmı bir yarımada üzerindedir.
Ekonomisi tarım ve balıkçılığa dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri, mısır, fındık patates, elma, armut olup, ayrıca az miktarda soya fasulyesi ve çay yetiştirilir. İç kesimlerdeki yaylalarda küçükbaş hayvan besiciliği yapılır. Balıkçılık ekonomik açıdan önemli gelir kaynağıdır.
İlçe merkezi, Perşembe Koyunda kurulmuştur. Eski adı Vona idi. Samsun-Ordu kıyı yolu ilçeden geçer. İl merkezine 18 km mesâfededir. 1945’te ilçe olan Perşembe’nin belediyesi 1922’de kurulmuştur.
Ulubey: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 37.698 olup 10.116’sı ilçe merkezinde 27.582’si köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 30 köyü vardır. İlçe topraklarını Canik Dağları engebelendirir. Dağlar kayın, köknar ve ladin ormanları ile kaplıdır. Başlıca akarsuyu Melet Çayıdır.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri mısır, fındık, patates ve fasulye olup, ayrıca az miktarda elma ve armut yetiştirilir. Hayvancılık ve ormancılık ekonomik açıdan önemli gelir kaynağıdır. İlçe merkezi, Ordu-Sivas karayolu üzerinde yer alır. İl merkezine 22 km mesâfededir. Fazla gelişmemiş bir yerleşim merkezidir. 1958’de ilçe olan Ulubey’in belediyesi aynı sene kurulmuştur.
Ünye: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 109.139 olup, 42.836’sı ilçe merkezinde 66.303’ü köylerde yaşamaktadır. İlçe toprakları, orta yükseklikte ve kıyıya doğru alçalan dağlardan meydana gelmiştir. Dağların yüksekliği 1.500 metreyi geçmez. Başlıca akarsuları Akçay, Cudi Deresi ve Ceviz Deresidir. Kıyıları genelde düzdür. Yüksek kesimleri kayın ormanları ile kaplıdır.
Ekonomisi tarım ve sanâyiye dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri mısır, fındık, elma, patates ve armuttur. Hayvancılık ve balıkçılık gelişmiştir. Fındık kırma atölyeleri ve çimento fabrikası başlıca sanâyi kuruluşlarıdır. İlçe topraklarında demir cevheri yatakları vardır.
İlçe merkezi, Taşhâne Burnu üzerinde kurulmuştur. Amasya-Erzincan karayolu Akkuş üzerinden gelerek, Samsun-Ordu sâhil yolu ile ilçe merkezinde birleşir. İl merkezine 77 km mesâfededir. Gelişmiş bir yerleşim merkezidir. Belediyesi 1877’de kurulmuştur.
Târihî Eserler ve Turistik Yerleri
Ordu tabiî güzellikleri, târihî eserleri, güzel kıyıları, içme ve kaplıcaları ile şirin bir ilimizdir.
İbrâhim Paşa Câmii: 1800 senesinde İbrâhim Paşa tarafından yaptırılmıştır. Orta Câmi adıyla da bilinir. Düz çatılı olup mîmârî özelliği bulunmayan yapının orjinal mihrabı Selimiye Camiine taşınmıştır. Minâresi çift şerefelidir.
Hamîdiye Câmii: Kaymakam Cerdanzâde Mir Mehmed Ali Bey tarafından 1891’de yaptırılmıştır. Hükümet Câmii adıyla bilinir. Çifte minârelidir.
Yalı Câmii: Şehrin ilk kuruluş zamânında yapılan câminin yanması üzerine 1894’te Hacı Hasan Efendi tarafından yeniden yapılmıştır. Deniz kıyısında olup Azîziye Câmii olarak da bilinir.
Selimiye Câmii: 1926’da başlanan câmi ancak 1956’da ibâdete açılabilmiştir. Mihrabı Selçuklu bezeme sanatının bir örneğidir.
Eskipazar Harâbeleri: Eskipazar köyünde bulunan bir câmi ve iki hamam harâbeleri Hacı Emiroğulları Beyliğinden kalmıştır. Bölgedeki en eski Türk yapıları olan bu târihî eserler çok yıkık vaziyettedir. Bu köyün eski ismi Bayramlı Kasabasıdır.
Eski Eserler: Hoynat Kalesi; Perşembe ilçesindedir. Eski çağlara âittir. BolamanKalesi: Fatsa yakınındadır. Ünye Kalesi: Ünye’dedir. Tepe üzerindedir. Tepenin altından geçen suyoluna 400 basamak ile inilir. Kurtuluş Kalesi: Perşembe ilçesinde olup, sâdece temel taşları kalmıştır. Çıngırlı Kaya: Fatsa’ya 5 km mesâfede, Görevi Deresindeki tepe üzerindeki kale kalıntısıdır. Kevgürk Kalesi: Akkuş ilçesine 30 km mesâfededir. Ordu Eski Kapalı Cezâevi: Eski bir kilisedir. Bozukkale Harâbeleri: Türklerin fethinden önceki devirlere âit eserlerdir. Yason Harâbeleri: Yason burnundaki harâbeler, büyük bir şehrin kalıntılarıdır. Kız Kulesi: Fatsa’dadır. Manastır ve Şato Harâbeleri: Fatsa’nın Dumlupınar köyündedir. Süleyman Paşa sarayı Harâbeleri: Ünye’dedir.
Mesîre yerleri: Denizle ormanın birleştiği Ordu ilinin her tarafı mesire yeri özelliğindedir. Sâhilleri tabiî plaj özelliğindedir. Başlıca mesîre yerleri şunlardır:
Boztepe: İl merkezinin güneyinde yer alan Boztepe 450 m yüksekliktedir. Tepeden şehir tamâmen görülür. Manzarası çok güzel ve çam ağaçlarıyla kaplıdır.
İnönü Mağaraları: Fatsa ilçesinde yalçın ve dik kayaların eteğindedir.
Cambaşı Yaylası: İl merkezine 61 km uzaklıkta olup denizden 1850 m yükseklikte bir mesîre yeridir. Turistik tesisler vardır. Yaz aylarında çok güzel dinlenme yeridir.
Kaplıca ve içmeler: Ordu, şifâlı su kaynakları bakımından da hayli zengindir. Bir kısmında tesis yoktur. Başlıca kaplıcaları şunlardır.
Sarmaşık Kaplıcası: Fatsa ilçesine bağlı Bolaman köyündedir. Tesisleri vardır. Banyo ile romatizmal hastalıklar, içilmek sûretiyle de mîde, barsak ve böbrek hastalıklarına faydalıdır.
Şıhman İçmesi: Gölköy ilçesine bağlı Şıhman köyü yakınlarındadır. Tesisleri olmayan içme suyu mîde rahatsızlıklarına, idrar yolları ve böbrek hastalıklarına iyi gelir.

Kaynak

Rehber Ansiklopedisi
Niğde Hakkında Bilgiler

NİĞDE
İlin Kimliği
Yüzölçümü   : 6485 km2
Nüfûsu           : 305.861
İlçeleri           : Merkez, Altunhisar, Bor, Çamardı, Çiftlik, Ulukışla.
Türkiye’nin elma bahçesi (ambarı) olarak tanınan ili. Niğde ili, İç Anadolu’nun Orta Kızılırmak bölümünde; Nevşehir, Kayseri, Adana, İçel (Mersin), Konya ve Aksaray illeri arasında yer alır. Trafik numarası51’dir.
İsminin Menşei
Hititler devrinde Niğde bölgesi “Nakita” isimli bir yerleşme merkeziydi. Zayıf bir rivâyete göre de Niğde ismi, ilk çağ isimlerinden “Cadyna”dan gelmektedir. İslâm müelliflerinin eserlerinde ise Niğde için “Nekidâ”, “Nekide” olarak bahsedilir. Bu kelime zamanla “Nikede” şeklinde telaffuz edilmiş, Selçuklular bu şehre “Nigde” (Niğde) ismini koymuşlardır.
Selçuklu Türkleri Niğde’yi feth ettiklerinde burası küçük bir köy idi.
Selçuklular bu köyü imar ederek, Selçuklu devrinin önemli bir askerî merkezi hâline getirdiler. On üçüncü asrın ilk yarısında Türkiye’nin büyük şehirleri arasında yer alan Niğde, bilahare Konya, Kayseri ve Aksaray yanında ikinci dereceye düşerek ihtişamını kaybetti.
Târihi
Niğde ilinin bilinen târihi beş bin sene önceye dayanır. Eski çağlarda Niğde şehrinin bulunduğu yerde yerleşme merkezi yoktu. Hititler zamânında Niğde, “Nahita” isimli bir yerleşme merkeziydi. Hitit Devletinin yıkılışı ile bu bölge, M.Ö. 8. asırda Frikya Devletinin hâkimiyeti altına girdi. Anadolu’da kurulan Frikya ve sonradan Lidya Devleti, yine iç karışıklıklar ve bölünme neticesi yıkılınca bu bölge Perslerin eline geçti.
M.Ö. 4. asırda Makedonya Kralı İskender, Pers Devletini yenerek Anadolu ve İran’ı Makedonya İmparatorluğuna kattı. İskender’in ölümü üzerine bu geniş imparatorluk, komutanları arasında taksim edilince Anadolu, Selevkos Devletinin payına düştü. Niğde ve çevresi bir müddet Selevkosların elinde bulunduktan sonra Kapadokya Krallığının eline geçti. M.S. 1. asırda Kapadokya Krallığını Roma İmparatorluğu ilhak edince, Niğde ve çevresi Roma’nın hâkimiyeti altına girdi. M.S. 395 senesinde Roma İmparatorluğu ikiye bölününce, Niğde ve çevresi Anadolu’nun bir parçası olarak Doğu Roma (Bizans)nın payına düştü.
Mîlâdî 707 senesinde Emevîler devrinde Niğde ve çevresiİslâm orduları tarafından feth edildi ve bölgeye “Tavâna” ismi verildi. Emevîlerin iç isyan, bölücü faaliyetler ve iktidar kavgaları sebebiyle zayıflaması üzerine Bizans, Niğde ve çevresini Müslümanlardan geri aldı.
1071 Malazgirt Zaferinden sonra Anadolu Fâtihi Kutalmışoğlu Süleyman Şah emrindeki Türk ordusu, bütün Anadolu gibi bu bölgeyi de Bizanslılardan alarak fethetti (1076). Sultan İkinci Kılıçarslan burasını yerleşme merkezi hâline getirerek oğlu Melik Arslan Şaha verdi. Bundan sonra gelişmeye başlayan Niğde 13. asrın ilk yarısında Anadolu’nun büyük şehirlerinden biri hâline geldi. Sultan İzzeddin Keykâvus ve kardeşi Sultan Alâaddin Keykubat devrinde bu sultanların emriyle Niğde vâlisi olan Zeyneddin Beşâre, şehri fevkalâde bir şekilde imâr etti. Bu târihlerde Niğde Selçuklu Devletinin önemli bir askerî merkezi (üssü, ser-leşkeri) idi. Zaman zaman Selçuklu Sultanları Niğde’ye gelip bir müddet otururlardı.
1308 senesinde, Selçuklu Devleti yıkılarak ülke, pekçok beyliklere bölündü. İlhanlılar, Anadolu genel vâlileriyle bu bölgelerde hâkimiyetlerini devam ettirmek istediler. İlhanlıların genel vâlisiyken Orta Anadolu’da istiklâlini îlân eden Eretnaoğulları, Niğde ve çevresine de hâkim oldular. Eretnaoğullarının Niğde vâlisi olan Sungur, Niğde’yi geniş ölçüde îmâr etti.
Tancalı Arap Seyyahı İbn-Battûta 1333’te Niğde’yi ziyâret etmiş ve eserinde Niğde’yi büyük bir şehir olarak tasvir etmiştir.
Eretnaoğulları ile Karamanoğulları arasında Niğde ve çevresi ihtilâf konusu oldu. Eretnaoğullarının yerine geçen Kâdı Burhâneddîn ile Karamanoğulları arasında Niğde ve çevresi için çekişme devam etti. Kâdı Burhâneddîn’in vefâtından sonra bölgeye kesin olarak Karamanoğulları hâkim oldular. Karamanoğulları zamânında da (1365-1476) Niğde gelişmeye devam etti. Niğde, 1341-1365 arasında Eretnaoğulları ve 1365-1476 seneleri arasında Karamanoğulları idâresinde kalmıştır.
Sultan Yıldırım Bâyezîd Han, Niğde ve çevresini alıp Karamanoğulları beyliğini ortadan kaldırdı. Yıldırım Bâyezîd’in Tîmûr’a 1402 Ankara Savaşında yenilişinden sonra, Osmanlıların büyük gayretleriyle kurulan Anadolu birliği ortadan kalktı. Birçok Anadolu beyliği gibi Karamanoğulları Beyliği de tekrar kurularak Niğde’yi ele geçirdi.
1419’da Mısır Memlûk Sultanı Müeyyed’in oğlu İbrâhim, Niğde’yi aldıysa da muhafaza edemedi ve Niğde yeniden Karamanoğullarının eline geçti. Niğde ve çevresi, 1470’te Fâtih Sultan Mehmed Hân devrinde kesin olarak Osmanlı Devletine katıldı. Osmanlı Devletini yıkmayı ihtiras derecesinde gâye edinen Akkoyunlular ve Karamanoğulları, ittifak ederek Niğde topraklarına girdiler. Fâtih Sultan Mehmed Hanın oğlu Şehzâde Mustafa tarafından büyük bir yenilgiye uğratılıp, doğuya sürüldüler. Aynı sene İshak Paşa, Niğde’yi Karamanoğullarından geri alarak, Karamanoğulları Beyliğini kesin bir şekilde târihten sildi. Böylece Anadolu, Osmanlı idâresinde Fırat veToroslara kadar birleşti.
Osmanlılar devrinde Niğde, 17. asırda Karaman Beylerbeyliğinin yedi sancağından biri idi. Yirminci asır başlarında ise Niğde, Konya eyâletinin beş sancağından biriydi. Yedi kazâsı vardı.
Osmanlı devrinde Niğde, zaman zaman isyanlara ve çatışmalara sahne oldu, bundan zarar gördü ve göçler başladı. Kayseri ve Konya gelişirken, Niğde iç isyanlarla ikinci derecede bir şehir durumuna düştü. İsyan eden Abaza Mehmed Paşa, Niğde’yi yağma etti. Düşman istilâsı görmemiş bir ilimiz olan Niğde Cumhûriyet devrinde (1923) il merkezi oldu.
1932’de Niğde’den demiryolu geçerek Ankara-Kayseri istikâmetinden gelen hat, Konya ve Adana istikâmetine giden hat üzerinde bir istasyon oldu. Niğde’nin güneyinde Ulukışla’da demiryolu ikiye ayrılmakta biri batıya Ereğli-Karaman-Konya’ya; diğeri de güneydoğuya Adana ve Mersin’e gitmektedir.
Fizikî Yapı
Niğde ili genel olarak bir (bozkır) görünümündedir. İl topraklarının % 29’u dağlardan, % 41’i platolardan ve 30’u ovalardan ibârettir.
Dağları: İl topraklarının güney ve güneydoğu kısımlarını Toros Dağları ve uzantıları kaplar. Güneydeki dağlara “Bolkar Dağları” denir. En yüksek yeri Medetsiz Tepe 3520 metredir. Aladağlar Niğde-Adana il sınırında bulunur. Demirkazık Tepesi 3374 m olup, ilin en yüksek yeridir. Aladağların batısında Pozantı (Kırkpınar) Dağı bulunur. En yüksek yeri 2703 metredir. Melendiz Dağlarının en yüksek yeri olan Hasan Dağı 3253 metredir. Melendiz Dağlarının yamaçları ile güneydoğudaki platolar bitki örtüsü bakımından zengindir. Ayrıca Kırkpınar Dağı (2689 m), Karıncalıdağ (2121 m) yüksek yerlerindendir. Büyük ve Küçük Hasan Dağları volkanik dağlardır.
Ovaları: Niğde ova bakımından zengin sayılır. Misli,Bor ve Melendiz ovalarında tahıl ekimi yapılır.
Akarsuları: İlin en önemli akarsuyu Melendiz Çayı (Uluırmak)’dır. Melendiz Dağlarından çıkarak Aksaray Ovasını sular ve Tuz Gölüne dökülür. Uzandı Deresi, Bor ve Niğde ovalarını sular. (Ecemiş) Görgün Çayı, Seyhan Baraj Gölüne dökülür. Ulukışla (Çaltı) Suyu, Karasu (Niğde) Suyu diğer akarsularıdır.
Gölleri: Kartal Gölü, Öküz Gölü, Uyuz Gölü, Acıgöl ve bâzı küçük çöküntü gölleriyle 3 baraj gölü vardır. Gebre Barajı Gölü; Uzandı Deresi üzerinde kurulmuştur. 350 milyon m3 su biriktirir ve sulamada kullanılır. Gümüşler Baraj Gölü; Gümüşler Deresi üzerinde kurulmuştur. Akkaya Baraj Gölü: Tabakhâne Deresi üzerinde kurulmuştur.
İklim ve Bitki Örtüsü
İklimi: Niğde ilinde sert kara iklimi hüküm sürer. Yazlar sıcak ve kurak, kışları soğuk ve kar yağışlı geçer. Senenin 100 günü 0°C’nin altında seyreder. Senede 15 gün kar yağışlı geçip, ekseriya toprak 30 gün 30 cm karla örtülü kalır. Yazın 30 gün sıcaklık +30°C’nin üstünde geçer. Yıllık yağış ortalaması 350 mm civârındadır.
Bitki örtüsü: İl toprakları genel olarak bozkır görünümündedir. Orman varlığı çok azdır. İl topraklarının % 1,7’sini teşkil eder, fundalıklarla birlikte yüzde 3’e yükselir. İl topraklarının % 50’si ekili-dikili alanlar olup, buğday tarlaları, elma bahçeleri ve üzüm bağlarından; % 37’si çayır ve mer’alardan ibârettir. Geri kalanını ise, ekime müsait olmayan topraklar teşkil eder.
Ekonomi
Niğde ilinin ekonomisi tarıma dayanır. Faal nüfûsun % 70’i tarımla geçinir. Sanâyileşme son senelerde gelişmeye başlamıştır.
Tarım: Niğde ili Anadolu’nun buğday ambarı sayılan 10 il arasında yer alır. Türkiye’de en çok elma bu ilde yetişir. Bunlara ilâveten baklagiller, ayçiçeği, patates, buğday, arpa, çavdar, fasulye, nohut, sarmısak ve şekerpancarı da yetişir.
Sebzecilik önemli değildir. Fakat meyvecilikte ileri durumdadır. Bor, Merkez ilçe, Çamardı ve Kemerhisar’da geniş elma bahçeleri vardır. Misket elması meşhurdur.
Bağcılık da önemli yer tutar. İç Anadolu’da üzüm yetiştirmede en önde gelen illerdendir. Gübreleme, sulama, modern tarım araçlarının kullanılması ve ilâçlama hızla artmaktadır. Her çeşit üründe verim seneden seneye artmaktadır.
Hayvancılık: Küçükbaş hayvancılığı önemlidir. Büyükbaş hayvan sayısı da artmaktadır.
Ormancılık: Niğde ilinde orman varlığı çok azdır. Orman ve fundalıklar il topraklarının % 3’ünü kaplar. En çok rastlanan ağaç türü kayın, meşe, çam, dışbudak ve köknardır. Daha çok Aladağların eteklerinde olan ormanlar 2400 hektar arâziyi kaplar. Senede 4 bin m3 sanâyi odunu ile 5 bin ster yakacak odun elde edilir.
Mâdencilik: Niğde ili mâden bakımından oldukça zengin sayılır. Başlıca mâden rezervleri demir, çinko, kurşun, civa, volfram, bakır, kükürt, gümüş, altın, antimon, kaolin ve alçıtaşıdır. Fakat işletilen mâden yatakları demir, çinko, antimon, kaolin ve alçıtaşıdır. Azot Sanâyi A.Ş. Ulukışla’daki alçıtaşını işletir. Senede yaklaşık 100 bin ton alçıtaşı çıkarılmaktadır.
Sanâyi: Niğde ilinde sanâyi 1980 senesinden sonra ve bilhassa son senelerde gelişmeye başlamıştır. 1964’te 10 kişiden fazla işçi çalıştıran sanâyi işyeri 3 iken, günümüzde bu sayı 50’yi aşmıştır.
Başlıca sanâyi kuruluşları; çimento fabrikası, Bor Şeker Fabrikası, un fabrikaları, peynir-tereyağ fabrikası, Niğde Meyvesuyu ve Gıdâ Sanâyii A.Ş., beton direk fabrikası, biriket-tuğla fabrikaları, Ulukışla Alçıtaşı İşletmesi, otomobil yedek parça (rotbaşı, rotel ve rot çubuğu) îmâl eden fabrika ve Birko Halı Fabrikası.
Ulaşım: Niğde ili İç Anadolu ile Kuzey ve Batı Anadolu’yu güney ve doğuya bağlayan önemli demiryolu ve karayollarının kavşak noktasıdır. Ülkemizin dörtyanı ile ulaşım irtibatı vardır. Demiryolu bakımından, Batı Anadolu’yu doğu ve güney illerimize, Suriye ve Irak’a bağlayan demiryolunun üzerindedir. Konya-Adana demiryolu, Niğde’nin güneyinde Kardeş Gediğinde ikiye ayrılır. Bir kol Adana’ya bir kol Kayseri’ye gider. Ulukışla-Bor-Niğde Kayseri’ye giden demiryolu üzerindedir. Ankara’yı Adana’ya bağlayan E-5 karayolu Ulukışla’dan geçer. Burada ikiye ayrılıp, biri İçel’e diğeri Niğde’ye gider.
Nüfus ve Sosyal Hayat
Nüfus: 1990 nüfus sayımına göre toplam nüfûsu 305.861 olup, 97.286’sı il ve ilçe merkezlerinde, 208.575’i köylerde yaşamaktadır. Yüzölçümü 6485 km2 olup, nüfus yoğunluğu 42’dir.
Örf ve âdetleri: Niğde ve çevresi târihin seyri içinde Hitit, Frigler, Persler, İskender İmparatorluğu, Selevkoslar, Roma, Bizans, Müslüman Araplar, tekrar Bizans ve bilâhare Selçuklu, Eretnaoğulları, Karamanoğulları veOsmanlıların hâkimiyeti altında kalmıştır. 1071 Malazgirt Zaferinden sonra bu bölgeye Türklerin yerleşmesiyle diğer kültürler, örf ve âdetler unutulmuş ve Türk-İslâm kültürü hâkim olmuştur. Selçuklu devrinde Niğde askerî üs ve kültür merkezi ve Anadolu’nun sayılı büyük şehirlerinden biri hâline gelmiştir. Osmanlılarda Niğde’ye büyük hizmetler yapılmış ve çok önem verilmişse de iç isyanlar Niğde’nin gelişmesini önlemiştir. Örf ve âdetlerde Selçuklu ve Karaman Türklerinin tesiri büyüktür.
Mahallî kıyâfet: Kadınlar biri günlük ev elbisesi diğeri “kişilik” denen husûsî günlerde giymek üzere bulundurdukları iki türlü elbise giyerler. Başlarına yazma örter, boyunlarına değirme alır, üzerlerine bindallı giyerler. Ayağa ise “kaloş kundura” giyilir.
Erkekler başlarına püsküllü fes giyerlerdi. Gövdeye yakasız mintan ve bunun üzerine cepken giyilirdi. Cepken kolsuzdur. Omuz başları kol gibi uzanır. Göğsü işlemelidir. Şalvarın cep ağızları ve yanları işlemelidir. Çoraplar yünden ve ayağa ise kaloş ayakkabı, yemeni veya  çarık giyilirdi.
Mahallî oyunlar: Niğde ili halk oyunları ve halk türküleri bakımından da çok zengindir. Müzik; yumuşak, içli ve basittir. Niğde’de “Halay”a Alay denir ve en çok tutunan oyundur. Diğer oyunları ise; Çekin Alay Düzülsün. Hop Cilveli, Hop Dündarlı, Develi, Ansam, Hora, Tombili, Ufacık, Menberli ve Kanacaktır.
Mahallî yemekler: Niğde tavası, saç kavurma, tandır ve çanak fasulyesi, mangır çorbası, oğma çorbası, pancar çorbası, erişte pilâvı ve çorbası, tarhana çorbası, kuskus pilavı ve çorbası, üzüm baranası, kabak köftesi, kabak musakkası, ditme, tirit, söğürme, valu söğürme, tatlı havu, ayvan baranası, soğan yahnisi, ekkabağı, yoğurtlu çorba, mumbar dolması, papara, kaygana, aşure, burma tatlısı ve kaşık kayganası.
Eğitim: “Aydınlar İli” ismi verilen Niğde’de okulsuz köy yoktur. Okur-yazar nisbeti % 90’a yakındır. İlde 27 anaokulu, 496 ilkokul, 97 ortaokul, 8 meslekî ve teknik ortaokul, 17 lise, 17 meslekî ve teknik lise vardır. Niğde Üniversitesi Eğitim Fakültesine bağlı Niğde Eğitim Yüksek Okulu ile Niğde Meslek Yüksek Okulu Niğde’dedir.
İlçeleri
Niğde’nin biri merkez olmak üzere altı ilçesi vardır.
Merkez: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 142.785 olup, 55.035’i ilçe merkezinde, 87.750’si köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 36, Yeşilgölcük bucağına bağlı 9 köyü vardır. Yüzölçümü 1751 km2 olup, nüfus yoğunluğu 81’dir. İlçe toprakları orta yükseklikteki dalgalı düzlüklerden meydana gelir. Güneydoğusunda Pozantı Dağı, kuzeybatısında Melendiz Dağı yer alır.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri elma, fasulye, buğday, arpa, üzüm, patates ve soğandır. Misket elması meşhurdur. Türkiye’nin en iyi cins “Dermason” fasulyesi burada yetişir. İri taneli, yumuşak ve lezzetlidir. Hayvancılık gelişmiştir. En çok koyun beslenir. Hayvancılığa bağlı olarak sepicilik, dokumacılık, keçecilik, kundura yapımı, halıcılık geleneksel el san’atlarıdır. Un, iplik, dokuma ve meyve suyu fabrikaları başlıca sanâyi kuruluşlarıdır.
İlçe merkezi, Kızılcasu Vâdisinin batısında düzlük bir alanda kurulmuştur. Kayseri’yi Adana’ya ve İçel’e bağlayan kara ve demiryolu ilçeden geçer. İlçe faal bir ticâret merkezidir. Elma bahçeleri ve bağları meşhurdur. Belediyesi cumhûriyetten önce kurulmuştur.
Altunhisar: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 22.732 olup, 4199’u ilçe merkezinde, 18.533’ü köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 5 köyü vardır. Yüzölçümü 581 km2 olup, nüfus yoğunluğu 39’dur. İlçe toprakları orta yükseklikte dalgalı düzlüklerden meydana gelir. Kuzeydoğusunda Melendiz Dağı yer alır.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri patates, tahıl, şekerpancarı ve elmadır. İlçe merkezi Melendiz Dağı eteklerinde kurulmuştur. Bor ilçesine bağlı bir bucak merkeziyken 9 Mayıs 1990’da 3644 sayılı kânunla ilçe oldu.
Bor: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 53.133 olup, 24.556’sı ilçe merkezinde, 28.577’si köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 7, Kemerhisar bucağına bağlı 16 köyü vardır. Yüzölçümü 1354 km2 olup, nüfus yoğunluğu 39’dur. İlçe topraklarının büyük bölümü Obruk Platosunda yer alır. Doğu, kuzey ve güneydoğusu dağlıktır. Doğusu Aladağlar, kuzeyi ise Hasan ve Melendiz dağları ile çevrilidir. Başlıca akarsuyu Küçüköz Deresidir. Bor Ovası, Ereğli Ovasının devamıdır.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri tahıl, nohut, patates, soğan, fasulye ve şekerpancarıdır. Sebze ve meyvecilik yaygın olarak yapılır. Vâdi boylarında meşhur Niğde elması yetiştirilir. Hayvancılık ekonomik açıdan önemli gelir kaynağıdır. Şeker fabrikası, yem ve tuğla-kiremit fabrikaları, dokuma ve metal eşyâ atölyeleri başlıca sanâyi kuruluşlarıdır. Orduya âit bir araç-gereç fabrikası vardır. Köylerde halı ve keçe dokunur.
İlçe merkezi, Melendiz Dağlarının doğusunda yüksek bir tepenin güneydoğu yamaçlarında kurulmuştur. Ulukışla-Niğde-Kayseri demiryolu ilçeden geçer. Niğde’yi Ankara-Adana yoluna bağlayan karayolu ilçeden geçer. İl merkezine 10 km mesâfededir. Belediyesi 1890’da kurulmuştur.
Çamardı: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 21.432 olup, 5179’u ilçe merkezinde, 16.253’ü köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 20 köyü vardır. Yüzölçümü 1204 km2 olup, nüfus yoğunluğu 18’dir. İlçe toprakları dağlıktır. Orta Torosların uzantısı olan Aladağlar ilçe topraklarının tamâmını kaplar. En yüksek noktası Demirkazık Tepesi olup 3756 metredir. Başlıca akarsuyu Ecemiş Çayıdır. İlçede düzlükler yok denecek kadar azdır.
Ekonomisi hayvancılığa dayanır. Tarım sınırlı ölçüde yapılır. Başlıca tarım ürünleri tahıl ve baklagillerdir. Meyvecilik yaygın olarak yapılır, en çok elma yetiştirilir. İlçe topraklarında demir, çinko, kurşunlu çinko, antimon yatakları vardır. Bu mâdenler özel ve kamu kuruluşları tarafından işletilir.
İlçe merkezi, Demirkazık Tepesinin eteklerinde dar bir vâdide kurulmuştur. İl merkezine 69 km mesâfededir. Denizden yüksekliği 1250 metredir. Halk yazın havası çok güzel olan Üç Kapılı Yaylasına çıkar. Eski ismi Bereketli Mâden’dir. 1948’de ilçe olan Çamardı’nın belediyesi 1927’de kurulmuştur.
Çiftlik: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 36.345 olup, 2772’si ilçe merkezinde, 33.573’ü köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 11 köyü vardır. Yüzölçümü 919 km2 olup, nüfus yoğunluğu 40’tır. İlçe toprakları orta yükseklikteki dalgalı düzlüklerden meydana gelir. Güneyinde Melendiz Dağı, güneybatısında Hasan Dağı yer alır. Başlıca akarsuyu Beyazsu’dur.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri elma, fasulye, buğday, arpa, üzüm ve patatestir. Hayvancılık gelişmiştir. En çok koyun beslenir. Sepicilik, dokumacılık, keçecilik, halıcılık başlıca el sanatlarıdır. İlçe merkezi Beyazsu Deresi kıyısında kurulmuştur. Merkez ilçeye bağlı bucakken 9 Mayıs 1990’da 3644 sayılı kânunla ilçe oldu.
Ulukışla: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 29.434 olup, 5545’i ilçe merkezinde, 23.889’u köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 24, Çiftehan bucağına bağlı 12 köyü vardır. Yüzölçümü 1503 km2 olup, nüfus yoğunluğu 20’dir. İlçe toprakları dağlıktır. Güneyinde Bolkar Dağları, yer alır. Başlıca akarsuyu Çiftehan Çayıdır. Dağların yüksek kesimlerinde köknar, kızılçam, sedir ve karaçam ormanları vardır.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri, elma, arpa, patates, buğday, üzüm ve şekerpancarıdır. Hayvancılık ekonomik açıdan önemli gelir kaynağıdır. Tuğla ve kiremit fabrikaları başlıca sanâyi kuruluşlarıdır. İlçe topraklarında altın, gümüş, çinko, demir, jips ve kurşun-çinko yatakları vardır.
İlçe merkezi Çiftehan Çayı Vâdisinde kurulmuştur. Eski ismi Şücâeddîn idi. İlçe merkezi karayollarının kavşak noktası yakınındadır. Kayseri’den gelen karayolu Ankara-Adana yolu ile ilçenin 5 km doğusunda birleşir. İl merkezine 62 km mesâfededir. Denizden yüksekliği 1426 metredir. Belediyesi Cumhûriyetten önce kurulmuştur.
Târihî Eserler ve Turistik yerleri
Niğde ili târihî eserleri ve tabiî güzellikleri bakımından zengin iller arasında yer alır. Selçuklu devri Türk eserleri bakımından Konya, Kayseri ve Sivas’tan sonra gelir. Bakımsızlık yüzünden birçoğu yıkılmıştır.
Alâaddin Câmii: Birinci Alâaddin Keykubâd zamânında Niğde Sancakbeyi Zeyneddin Başara tarafından 1233’te yaptırılmıştır. Selçuklu sanatının günümüze kadar en iyi korunmuş eserlerinden olup, mihrap ve minberi çok güzel bir sanat âbidesidir. Niğde’nin en eski câmisi olup Mîmar Sıddık bin Mahmûd ve kardeşi Gâzi yapmıştır. Sarı ve kül renkli kesme taştan yapılan câminin doğu kapısı son derece güzel geometrik motiflerle süslüdür. Câmi süslemeleri bakımından Selçuklu devrinin en kıymetli eserlerinden biridir. Damalı minâresi câmiye ayrı bir güzellik katmaktadır.
Sungur Bey Câmii ve Türbesi: Moğol asıllı Sungur Bey tarafından 1335’te yaptırılmıştır. On sekizinci asırda geçirdiği yangından sonra yeniden yapılmıştır. Mîmârî özelliği ve taş işçiliği şahâne olan câminin süslemeleri çok zengindir. İlk yapıldığında iki minâreliydi. Câminin yanında Sungur Beye âit sekiz köşeli bir türbe vardır.
Paşa Câmii: On beşinci asra âit Osmanlı eseridir. Ali Paşa tarafından yaptırılan câmiyi oğlu Murâd Paşa genişletmiştir. 1909’da tâmir gören câminin yanında türbe ve çeşme vardır.
Şah Mescidi: Sungur Bey Câmii yakınında olup 1413’te yaptırılmıştır. Kare plânlı bir câmidir.
Hanım Câmii: Alâaddin Tepesinin doğusunda olup 1452’de yapılmıştır. Arife Hanım tarafından tâmir ettirildiği için Hanım Câmii olarak bilinir. Karamanoğulları devri eseridir.
Dış Câmii: On altıncı asır Osmanlı eseridir. Tek kubbelidir. İnce işçilikli ve sedef kakmalı minber Sungur Bey Câmiinden getirilmiştir.
Ulu Câmi: Bor ilçesindedir. Karamanoğlu Alâaddin Bey tarafından 1410’da yaptırılmıştır. Câmi dikdörtgen biçimindedir.
Ak Medrese: Karamanoğlu AlâaddinAli Bey tarafından 1409’da yaptırılmıştır. Adını kapısındaki beyaz mermerden alır. Selçuklu mîmârî tarzının çok güzel bir örneğidir. Ali Bey Medresesi de denir. 1936’da restore edildikten sonra arkeoloji müzesi olarak kullanılmaktadır. Geometrik motiflerle süslü giriş kapısı çok güzeldir.
Hüdâvend Hâtun Kümbeti: Moğol İlhanlı vâlisi Sungur Bey zamânında, Dördüncü Kılıç Arslan’ın kızı Hüdâvend Hâtun tarafından 1312 senesinde yaptırılmıştır. Sekizgen plânlı yapı içten kubbe, dıştan piramit çatı ile örtülüdür. Doğusunda bulunan taçkapı yıldız geçmeler ve çeşitli motiflerle süslenmiştir.
Gündoğdu Türbesi: Hüdâvend Hâtun Kümbetinin yanındadır. 1344’te ölen Hakkı Besvap için yaptırılmıştır. Kare plânlı yapı içten kubbe, dıştan piramit çatı ile örtülüdür. Türbenin kapısı geometrik, bitki ve örgü motiflerinden meydana gelen kuşaklarla çevrilidir.
Sungurbey Kütüphânesi: Emîr-ül-ümerâ Seyfeddîn Sungur Ağa tarafından 1335 senesinde yaptırılmıştır. Günümüzde İl Halk Kütüphânesi olarak kullanılmaktadır.
Eski Eserler:
Niğde Kalesi: Selçuklu Sultânı Birinci Alâaddin Keykubat yaptırmıştır. Selçuklu ve Osmanlı devirlerinde onarım gördüğü kitâbe ve motiflerden anlaşılmaktadır. En son Fâtih devrinde İshak Paşanın emriyle tâmir ettirilmiştir. Safevî ve Akkoyunlu tehlikesi sona erince kale tâmir ettirilmemiştir. Bugün kale ve onu çevreleyen üç sıra hâlindeki surlardan pek azı kalmıştır.
Niğde Müzesi: 1976’da yapılmıştır. Antik Çağa âit eserlerle, Selçuk ve Osmanlı devrine âit 12 bin eser sergilenir. Akmedrese de müze olarak kullanılmaktadır.
Tyna Harâbeleri: Bor ilçesinin Kemerhisar bucağı yakınındaki şehir kalıntıları, Hititlere âit ve M.Ö. 2000 yılında önemli bir merkez olan Tuvana şehrine aittir.
Güllüdağ Harâbeleri: Niğde’nin 40 km kuzeyinde Bozköy ve Kömürcü köyleri arasında Güllüdağ’da bir Hitit şehridir. Şehir kalıntıları 3 km2dir ve surlarla çevrilidir. M.Ö. 8. asırda yangın neticesi yıkılmış ve bir daha yapılmamıştır. Savaş ve tapınak kalıntıları vardır.
Kaya Kilise ve Manastırlar: Roma ve Bizans devrinde Ihlara Vâdisinde kayalara oyulmuş kilise ve manastırlar olup, bâzısı bir saatte gezilecek kadar büyüktür.
Su Kemerleri: Kemerhisar-Bahçeli kasabaları arasında Roma devrinden kalma su kemerleridir.
Roma Havuzu: Bahçeli kasabasındadır. Etrâfı mermerle çevrili Roma devrine âit bir havuzdur.
Gümüşler Manastırı: Niğde’ye 8 km mesâfede Gümüşler kasabasındadır. Roma devrinde yapılmıştır.
Demirkazık Tepesi: Çok güzel manzaraları olan bu dağ yaz ve kış ayrı güzelliklere sâhiptir. Kayakevinin bulunduğu bu dağ, kış sporlarına müsâittir. Dağcılık tesisleri ve alabalık üretme çiftliği vardır.
Hasan Dağı: Çok güzel manzaralı bir dağdır. Konik biçimde krater gölü vardır. Kış sporlarına müsâittir.
Köşk: Bor ilçesinin Bahçeli köyü yakınında yeşillik ve sulak bir mesire yeridir.
Keten Çimeni: Suyu bol, manzarası güzel ve yeşil bir yayladır.
Kaplıca ve İçmeler:
İl toprakları şifâlı su kaynakları bakımından zengin bir bölgede yer alır. Başlıca kaplıcaları şunlardır.
Kocapınar Suyu ve Çamuru: İl merkezine 2 km uzaklıkta Niğde-Bor yolu üzerindedir. Suyu mîde, barsak ve romatizmal rahatsızlıklara iyi gelmektedir. Tesisi yoktur.
Kemerhisar İçmesi: Bor ilçesine 10 km mesâfede Kemerhisar köyü yakınındadır. Suyu içme olarak mîde, barsak, karaciğer ve böbrek hastalıklarında faydalıdır.
Çiftehan Kaplıcaları: Ulukışla ilçesine 35 km uzaklıkta Çiftehan köyünde olup, Ankara-Adana kara ve demiryolu üzerindedir. Konaklama tesisleri mevcuttur. Kaplıcanın suyu içme olarak, böbrek ve metabolizma bozukluğundan ileri gelen şişmanlık ve gut hastalığına, banyo ile romatizma, nefrit, nevralji, kadın ve cilt hastalıklarına, eklem kireçlenmesine, bâzı bel fıtıkları ile siyatik ağrılarına, kalça ve eklem kireçlenmelerine iyi gelmektedir.

Kaynak

Rehber Ansiklopedisi
Nevşehir Hakkında Bilgiler

NEVŞEHİR
İlin Kimliği
Yüzölçümü   : 5467 km2
Nüfûsu           : 289.509
İlçeleri           : Merkez, Acıgöl, Avanos, Derinkuyu, Gülşehir, Hacıbektaş, Kozaklı, Ürgüp.
İç Anadolu Bölgesinin Orta Kızılırmak bölümünde kalan bir ilimiz. İl toprakları 38° 12’ ve 39° 20’ kuzey enlemleriyle 34° 11’ ve 35° 06’ doğu boylamları arasında yer alır. Doğudan Kayseri, kuzey ve kuzeybatıdan Kırşehir, güneyden Niğde, batıdan Aksaray, kuzeydoğudan Yozgat illeriyle çevrilidir. Trafik numarası 50’dir.
İsminin menşei
Çok eski çağlardan beri bir köy olmaktan ileriye gidemeyen bu yere Türkler “Muşkara” olarak isim verirlerdi. Bu köyden yetişen sadrâzam ve sultana dâmâd olan İbrâhim Paşa, birçok eser yaptırarak bu köyü genişletmiş ve yeniden inşâ ettirmiştir. “Yeni şehir” mânâsına gelen “Nevşehir” ismini almıştır. “Muşkara” isminden önceki ismi “Nissa” olup, bu isim Hititler tarafından verilmişti.
Târihi
Nevşehir ve civarının yaklaşık beş bin senelik bir târihî geçmişi vardır. Bölgenin ilk sâkinleri Hititler olup, bu bölgeye “Nissa” ismini verdiler. Hititlerden sonra Frigler ve Lidyalılar bölgeye hâkim oldu.
Kapadokya’ya Asurlular “Katputuka” ismini verdiler. M.Ö. 6. asırda Persler bu bölgeyi ele geçirdiler ve M.Ö. 4. asırda Makedonya Kralı Pers (İran) Devletini ortadan kaldırarak Anadolu ve İran’ı Makedonya Krallığına kattı. Makedonya Kralı İskender’in ölümü ve Makedonya İmparatorluğunun dağılışı üzerine bu bölge Kapadokya Krallığının eline geçti. Roma İmparatorluğu Kapadokya Krallığını ilhak edince bu bölge de Roma İmparatorluğunun eline geçti. M.S. 395 yılında Romaİmparatorluğunun bölünmesi üzerine Anadolu’nun diğer bölgeleri gibi Doğu Roma (Bizans)ın payına düştü.
İslâm orduları “Niğde-Aksaray-Kayseri” üçgeni içinde kalan bu bölgeyi 8. asırda fethederek 300 sene hâkim oldular, İslâm Devleti, iç isyan ve bölücü faaliyetlerle zayıflayınca bölge tekrar Bizans’ın eline geçti.
1071 Malazgirt Zaferinden sonra AnadoluFâtihi Kutalmışoğlu Süleyman Şah, bütün Anadolu gibi bu bölgeyi de fethetti. Türkler bu köye “Muşkara” ismini verdiler. Selçuklu Devletinin yıkılışından sonra İlhanlılar 14. asır ortalarında da Eratnaoğulları ve Karamanoğulları bölgeye hakim oldular. On dördüncü asrın sonlarında Nevşehir ve civârı Osmanlı Devletinin hâkimiyeti altına girdi. Bu esnâda “Muşkara” köyü 10-12 hânelik bir yerleşim merkeziydi.
Lâle devrinin sadrâzamı (1718-1730) Nevşehirli Dâmâd İbrahim Paşa “Muşkara” köyünü genişleterek îmâr etti. Yeni kurulan şehre “Yeni şehir” mânâsına gelen “Nevşehir” ismi verildi ve bir kazâ olarak Niğde Sancağına bağlandı.
Cumhûriyet devrinde Niğde iline bağlı iken, 20.7.1954 târihinde 6429 sayılı kânunla il hâline geldi. O günden beri İç Anadolu bölgemizin şirin bir ilidir.
Fizikî Yapı
Nevşehir, İç Anadolu’nun güneydoğu volkanik sahası içerisinde Erciyes Hasandağı ve Melendiz Dağlarından çıkan kül ve lavların birikimiyle meydana gelmiş geniş bir platonun batı yamaçlarında kurulmuştur. Arâzi lavlardan ve volkan tüflerinden meydana gelmiştir.
Nevşehir il topraklarını Kızılırmak Vâdisi ikiye böler. Dağlar daha çok kuzey ve güneyde bulunur. İlin % 20’si ovalardan, % 18’i dağlardan ve % 57’si platolardan meydana gelir. Toprak hafif dalgalı bir yayla ve bozkır hâlindedir.
Dağları: Başlıca dağları Erdaş Dağı (1982 m), Hodul Dağı (1949 m), Kızıldağ (1768 m), Oylu Dağı (1622 m) ve Kemil Dağı (1530 m)dır. Platoların çoğu Kızılırmak Platosu ismiyle anılır. Basamak basamak 1500 metreye kadar yükselir. Genellikle çıplaktır. Yazlar çok sıcak ve kurak geçer.
Ovaları: Kızılırmak Vâdisinin genişlemesiyle ovalar meydana gelmiştir. Ovalar küçük fakat verimlidir. Sanâyi ve yumru bitkileri yetişir. Kızılırmak, Avanos ve Gülşehir bölgesinde genişler. İlin en büyük ovası Derinkuyu Ovasıdır. 20 km uzunluğunda olup en geniş yeri 16 kilometredir. Bu ovanın bir kısmında sulu tarım yapılır.
Akarsuları: İlin en büyük akarsuyu Kızılırmak’tır. Bu ırmak Avanos ilçesinden Nevşehir iline girip il topraklarını ikiye böler. Arapsun (Gülşehir)den sonra il sınırlarını terkeder. Kızılırmak’a karışan birçok dere vardır. Başlıcaları Damsa Çayı ve Acıgöl Deresidir. Bu iki akarsu üzerinde sulama amaçlı küçük barajlar vardır.
İklim ve Bitki Örtüsü
İklimi: Nevşehir ilinde kara iklimi hüküm sürer. Yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk geçer. Senenin 70 gününde sıcaklık 0 (sıfır) °C’nin altında ve 20 gün +30°C’nin üstünde seyreder. Senelik yağış miktarı ortalama 388-353 mm arasındadır. Kızılırmak vâdisinden uzaklaşıldıkça soğuk artar. Sıcaklık -28°Cile +40°C arasında seyreder.
Bitki örtüsü: Nevşehir ili bitki örtüsü bakımından çok zayıftır. Orman ve fundalıklar yok denecek kadar azdır. Ovalar bozkır (step) görünümündedir. Kızılırmak Vâdisinde söğüt, kavak ve selvi ağaçları ile Oylu Dağında cılız meşeliklere rastlanır. Çayır ve mer’alar % 28 ve ekili-dikili alanlar % 69’dur. Haziran başından îtibâren yeşillik kaybolur, yerini sarı bir örtüye terk eder.
Ekonomi
Nevşehir ilinin ekonomisi geniş ölçüde tarıma dayanır. Faal nüfûsun % 75’i tarım sektöründe çalışır. Sanâyi pek gelişmemiştir. Turizm sektörü son senelerde hızla gelişmektedir. Peribacaları ve kayalara oyulmuş kiliseler. Avrupalı turistlerin gezdikleri yerlerden biridir.
Tarım: Mevsim ve yağış şartları sebebiyle tarım ürünleri fazla çeşitli değildir. Tahıl, yumru ve sanâyi ürünleri başlıca tarım ürünleridir. Patates üretiminde Nevşehir ili Niğde ve İzmir’den sonra üçüncü sırada bulunur. Ayrıca ilde şekerpancarı, buğday, arpa, çavdar, bakla, nohut, fasulye, mercimek yetiştirilir. Sebzecilik gelişmiştir. Fakat meyvecilik bilhassa bağcılık önemli yer tutar. Meyve olarak üzüm, elma, zerdali, armut, kayısı, ceviz, dut, iğde, ayva ve bâdem yetişir.
Hayvancılık: Nevşehir ilinde arâzinin ekime tahsis edilmesi sebebiyle yeterli otlak (çayır ve mer’a) yoktur. Fakat, besi hayvancılığı gelişmekte olup, bunun neticesi sığır miktarı artarken, küçükbaş hayvan sayısı gittikçe azalmaktadır.
Mâdenleri: Nevşehir ili mâden bakımından zengin sayılmaz. İşletilmekte olan mâdenleri azdır. Gülşehir kaya tuzlarından yıllık ortalama 20 bin ton tuz üretilir. İl dahilinde yaklaşık 20 bin ton linyit çıkarılır. İl dâhilinde iki kömür ocağı vardır. Bunlar hâlihazırda işletilmektedir. Hacıbektaş Taşı denilen oniks mermerleri çıkarılır. Süs eşyâsı ve biblolar yapılır. Yurdun her yerinde aranan ve dışarıya ihraç edilen bir mâdendir.
Sanâyi: Nevşehir’de sanâyi yeni gelişmektedir. 10 kişi ve daha fazla işçi çalıştıran sanâyi işyeri sayısı 100 civarındadır. Îmâlat sanâyii daha az gelişmiştir. Başlıca fabrikaları Sümerbank Dokuma Fabrikası, Örgü Örme ve Giyim Sanâyii A.Ş., un fabrikaları, meyvesuyu, pekmez-marmelat, tuğla, kiremit, plastik hortum, yer karoları ve süs eşyâsı fabrika ve îmâlathâneleridir.
Ulaşım: Demiryolu ilin kuzeyinden geçer. Ankara-Kayseri demiryolu hattı Nevşehir’in Kozaklı ve Kanlıca istasyonlarına uğrar. Karayolu bakımından her tarafa bağlanır. Ankara-Kayseri karayolu, ili doğu-batı istikâmetinde kateder.
Nevşehir’den Konya’ya, Niğde-Adana yönüne, Kırşehir-Ankara yönüne giden kaliteli asfalt yollar vardır. İl dâhilinde 232 km devlet yolları ve 274 km il yolları vardır. 10-15 kişilik küçük uçakların inip kalkabileceği Tuzlaköy Havaalanı hizmete girmiştir.
Nüfus ve Sosyal Hayat
Nüfus: 1990 nüfus sayımına göre toplam nüfûsu 289.509 olup, 112.955’i il ve ilçe merkezlerinde, 176.554’ü köylerde yaşamaktadır. Yüzölçümü 5467 km2 ve nüfus yoğunluğu 53’tür.
Örf ve âdetleri: Nevşehir ve çevresi beş bin senelik bir târihe sâhiptir. Hititler, Frigler, Persler, Kapadokya, Roma ve Bizanslılar gelip geçmiş ve hattâ Roma ve Bizans devrinde bu bölge (Ürgüp, Ortahisar ve Göreme) Hıristiyanlığın ilk devirlerinde dînî bir merkez olmuş, kayalar oyularak şehir ve kiliseler yapılmıştır.
Selçuklu Türklerinin bu bölgeyi fetihlerinden sonra bütün eski kültürler unutulmuş ve Türk-İslâm kültürü tamâmen hâkim olmuştur. Nevşehir bugün her şeyiyle 900 yıllık bir Türk beldesidir. 1954 senesine kadar Niğde’nin bir kısmı olan Nevşehir’in târih ve kültürü Niğde ile benzerdir. Örf ve âdetlede İç Anadolu’ya âit özellikler bulunur. Evlenme geleneği içinde yer alan düğün eğlenceleri çok renklidir. Özellikle bayrak kaldırma âdeti dikkat çekicidir.
Halk edebiyatı mahsüllerinden masal, hikâye, efsâne, ninni, fıkra vb. konular Nevşehir’in hemen her yerinde canlı olarak yaşamaktadır. Âşıklar bir an’ane hâlinde olmasa bile yer yer mevcuttur.
Nevşehir ve çevresi halk müziği ve halk oyunları bakımından da zengindir. Bölgede çok sayıda göçmen bulunduğundan müzik ve oyun karakteri yer yer farklılıklar gösterir. “Nefes” denilen beste ile okunan ilâhîler mevcuttur. İllerimiz içinde en zengin türkü varlığına sâhiptir.
Nevşehir el sanatları yönünden de zengindir. An’anevî tekniklerle halı, kilim, sicim dokumacılığı hâlen devam etmektedir. El sanatları bakımından en zengin yer Avanos ilçesidir. Avanos’taki çanak çömlek yapımı, sanâyi hâline gelmiş olup, daha çok turizme yönelik yoğun olarak devam etmektedir. Diğer ilçelerde de çömlekçilik yapılmakta ise de Avanos’ta daha fazla gelişmiştir. Seyrânî’nin
Kör de bilir Avanos’un yolunu
Testi bardak kırığından bellidir
mısraları Avanos’taki çömlekçilik husûsunda bilgi vermesi açısından önemlidir.
Nevşehir ve çevresinde Ahîlik-Yârenlik gibi anânevî derneklerin izleri görülmektedir. Nevşehir’de hâlen Akran’a Yâren denilmektedir.
Mahallî Oyunlar: Dayanışmaya dayalı olarak toplu oynanan oyunlara yörede halay ismi verilir. Halay bütünü içerisindeki tespit edilen oyunlar söz ve müzikle bütünleşmiştir. Oyunlar kadın ve erkekler arasında farklı karakteristik özellik gösterirler. Erkek oyunları, davul, zurna ve klarnet eşliğinde oynanır. Oğuzlarda Galeden Galeye Şâhin Uçurdum, Kayalar yarılması, Gersi bağları, Hoşbilezik, Cezâyir gibi türküler söylenir. Oyunun genelinde oynayanlarca türkü ile hareket bağlantılı olarak yürütülür. Ağırlama, Üçayak, Cezâyir, Düzleme, Keblebi, Hoşbilezik, Temurağı, Selamlama başlıca erkek oyunlarıdır. Kadın oyunları kapalı mekanlarda oynanır. Kadın halayı (Türkücü Allılar), Düz oyun, Haşlama, Cimdallı, Kayalar, Alaçalı yılan başlıca kadın oyunlarıdır.
Mahallî Kıyâfetler: Erkekler başlarına püsküllü fes, üstlerine kaytan kumaştan yakasız gömlek, gömlek üzerine siyah renkte cepli, düğmeli kolsuz delme yelek giyerler. Bele çulfa dokuma şal kuşak sararlar. Peyikli dar paçalı, siyah renk şalvar, ayağa ise paça üzerine çekilecek biçimde uzun boğazlı, beyaz renkli motifli çorap, ayakkabı olarak çarık ve yemeni giyerler.
Kadınlar başlarına tepelikli üç sıra penezli fes, fes üstüne pullu kıvrak takarlar. İçlik olarak pamuklu yelek, kollu üç etek, üç etek üstüne kollu veya kolsuz olabilen salta giyerler. Bele çulfa dokuma şal kuşak ve boncuklu kuşak sarılır. Ayrıca geniş peykli, paçası lastikli boğma dimi denilen şalvar, ayaklarına da yünden renkli ve renksiz motifli çorap, ayakkabı olarak kunduradan mestli iskarpin giyerler.
Eğitim: Nevşehir ilinin okur-yazar oranı % 90’ın üzerindedir. Okulsuz köy yoktur. İlde 15 anaokulu, 198 ilkokul, 39 ilköğretim okulu, 13 bağımsız ortaokul, 23 genel ve meslekî liseler bünyesinde ortaokul, 13 genel lise, 17 meslek lisesi, 1 çıraklık eğitim merkezi, 8 halk eğitim merkezi vardır.
İlçeleri
Nevşehir’in biri merkez olmak üzere sekiz ilçesi vardır.
Merkez: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 86.800 olup, 52.719’u ilçe merkezinde, 34.081’i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 17 köyü vardır. İlçe toprakları 900-1350 m yükseklikte platolardan meydana gelir. Başlıca akarsuyu Kızılırmak ve kollarıdır.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri Pancar, patates, tahıl ve baklagillerdir. Sümerbank Pamuklu Sanayi, meyve suyu, marmelat, pekmez, tuğla ve kiremit fabrikaları başlıca sanâyi kuruluşlarıdır.
İlçe merkezi, Kızılırmak’ın kollarından olan küçük bir çay kenarında kurulmuştur. Denizden yüksekliği 1150 metredir. Eski adı Muşkara’dır. Lâle devrinin meşhur sadrazamı Nevşehirli Dâmât İbrâhim Paşa 25 hânelik bu köyü îmâr etti ve buraya “Nevşehir” ismi verildi. 1954’te il yapılan Nevşehir’in belediyesi Cumhûriyetten önce kurulmuştur. Konya ve Aksaray’ı Kayseri’ye, Kırşehir’i Niğde’ye bağlayan yollar ilçede kesişir.
Acıgöl: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 26.048 olup, 6489’u ilçe merkezinde, 19.559’u köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 12 köyü vardır. İlçe toprakları orta yükseklikte platolardan meydana gelir. Güneydoğusunda Erdaş Dağı yer alır.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri pancar, patates, baklagiller ve tahıldır. İlçe topraklarında perlit yatakları vardır. İlçe merkezi Aksaray-Nevşehir karayolu üzerinde yer alır. Merkez ilçeye bağlı bucakken 9 Mayıs 1990’da 3644 sayılı kânunla ilçe oldu.
Avanos: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 39.661 olup, 10.010’u ilçe merkezinde, 29.651’i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 3, Özkonak bucağına bağlı 10 ve Topraklı bucağına bağlı 5 köyü vardır. Yüzölçümü 1045 km2 olup, nüfus yoğunluğu 38’dir. İlçe toprakları Kızılırmak Platosunda yer alır. Başlıca akarsuları Kızılırmak ve Damsa Çayıdır. Kızılırmak Vâdisi küçük, fakat verimli ovalardan meydana gelir.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri tahıl, şekerpancarı ve ayçiçeğidir. Yamaçlarda ve eğimli topraklarda bağcılık yapılır. Tuğla ve kiremit, dokuma ve un fabrikaları başlıca sanâyi kuruluşlarıdır. Çanak-çömlek yapımı ve halı dokumacılığı yaygındır.
İlçe merkezi, Kızılırmak kıyısında kurulmuştur. Nevşehir’i Kırşehir-Kayseri karayoluna bağlayan yol üzerindedir. İl merkezine 17 km mesâfededir. 1954’te ilçe olan Avanos’un belediyesi 1884’te kurulmuştur.
Derinkuyu: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 20.043 olup, 8580’i ilçe merkezinde, 11.463’ü köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 8 köyü vardır. Yüzölçümü 495 km2 olup, nüfus yoğunluğu 41’dir. İlçe toprakları, kuzey ve doğusu engebeli ve dağlık bunun dışında kalan kısmı düz olan bir arâziden meydana gelmiştir. Doğu ve kuzeydoğusunda Hodul Dağı, kuzeybatısında Erdaş Dağı yer alır.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri; tahıl ve patatestir. Hayvancılık küçük çapta yapılır. Toprağın kıraç olması ve derelerin yazın kuruması yüzünden tarım ürünleri çeşitlenmemiştir. İlçe topraklarında perlit yatakları vardır.
İlçe merkezi, Nevşehir-Niğde karayolu kenarında kurulmuştur. İl merkezine 30 km mesâfededir. Eski ismi Melengübü idi. Su kuyularının derinliği sebebiyle 1928’de Derinkuyu ismini aldı. Turizm açısından büyük önem taşıyan ilçenin altında, dünyânın sekizinci hârikası olarak adlandırılan bir yeraltı şehri vardır. 1960’ta ilçe olan Derinkuyu’nun belediyesi 1932’de kurulmuştur.
Gülşehir: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 34.526 olup, 8499’u ilçe merkezinde, 26.027’si köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 26, Gümüşkent bucağına bağlı 6 köyü vardır. Yüzölçümü 931 km2 olup, nüfus yoğunluğu 37’dir. İlçe toprakları 850-1250 m yüksekliğindeki dalgalı düzlüklerden meydana gelir. Başlıca akarsuyu Kızılırmak olup, bu akarsuyun vâdisinde Gülşehir Ovası yer alır.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri; buğday şekerpancarı, arpa, patates, soğandır. Yaygın olarak bağcılık yapılan ilçede kavun, karpuz, yetiştirilir ve seracılık yapılır. Hayvancılık gelişmiş olup, en çok koyun ve sığır beslenir. Un ve tuğla-kiremit fabrikaları başlıca sanâyi kuruluşlarıdır. İlçe topraklarında barit, linyit ve tuz yatakları vardır.
İlçe merkezi, Kızılırmak’ın güney kıyısında kurulmuştur. Ankara-Nevşehir karayolu ilçeden geçer. İl merkezine 19 km mesâfededir. Eski ismi Arapsun idi. 1954’te ilçe olan Gülşehir’in belediyesi 1877’de kurulmuştur.
Hacıbektaş: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 20.811 olup, 8062’si ilçe merkezinde, 12.749’u köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 30 köyü vardır. Yüzölçümü 666 km2 olup, nüfus yoğunluğu 31’dir. İlçe toprakları, ortalama yüksekliği 1200 m civârında olan bir platodan meydana gelir. Toprakları sulayan dereler yazın kurur.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri tahıl, şekerpancarı, üzüm, patates, elma, baklagiller, armut ve sebzedir. Koyun ve keçi besiciliği oldukça gelişmiştir. İlçe topraklarında kaymaktaşı diye de bilinen Hacıbektaş taşı çıkarılır. Bu taş süs eşyâsı yapımında kullanılır.
İlçe merkezi, Ankara-Nevşehir karayolu üzerindedir. İl merkezine 46 km mesâfededir. Büyük veli Hacı Bektaş-ı Velî’nin kabr-i şerîfi buradadır. Eski ismi Sulucakara Höyük idi. 1948’de ilçe olan Hacıbektaş’ın belediyesi 1882’de kurulmuştur.
Kozaklı: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 25.932 olup, 7556’sı ilçe merkezinde, 18.376’sı köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 22, Karahasanlı bucağına bağlı 7 köyü vardır. Yüzölçümü 789 km2 olup, nüfus yoğunluğu 33’tür. İlçe toprakları ortalama 1000 m yükseklikte bir platodan meydana gelir. Başlıca akarsuları Deli Çayı ve Karasu Çayıdır.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri buğday, şekerpancarı, üzüm, arpa, baklagiller, çavdar ve patates olup, ayrıca az miktarda soğan, elma ve armut yetiştirilir. Hayvancılık ilçe ekonomisinde önemli yer tutmaz.
İlçe merkezi, Hamam Orta ve Kozaklı köylerinin birleşmesinden meydana gelmiştir. Ankara-Kayseri demiryolu ilçe topraklarından geçer. İl merkezine 90 km mesâfededir. 1954’te ilçe olan Kozaklı’nın belediyesi aynı sene kurulmuştur.
Ürgüp: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 35.688 olup 11.040’ı ilçe merkezinde, 24.648’i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 25 köyü vardır. Yüzölçümü 574 km2 olup, nüfus yoğunluğu 62’dir. İlçe topraklarının yarısı dalgalı düzlük, yarısı ise dağlık olan bir arâziden meydana gelir. Dağlık arâzi güneyinde yer alır. Başlıca akarsuyu Damsa Çayıdır. Bu akarsu üzerinde sulama gayeli bir baraj vardır.
Ekonomisi tarım ve turizme dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri patates, üzüm, buğday, soğan, arpa, çavdar elma ve armuttur. El tezgahlarında halıcılık yapılır. Pekmez, marmelat, yerkarosu ve turistik eşyâ yapan fabrika va tölyeler başlıca sanâyi kuruluşlarıdır. Peri bacalarının bir kısmının ilçede bulunmasından dolayı turizm gelişmiştir. İlçe topraklarında süngertaşı yatakları vardır.
İlçe merkezi Damsa Çayı kıyısında kurulmuştur. İl merkezine 18 km mesâfededir. Nevşehir’i İncesu üzerinden Kayseri’ye bağlayan yol ilçeden geçer. Belediyesi 1886’da kurulmuştur. Kayalara oyulmuş kiliseleri meşhurdur. Her sene yüzbinlerce yerli ve yabancı turist bölgeye gelir. Belediyesi 1886’da kurulmuştur.
Târihî Eserler ve Turistik Yerleri
Nevşehir yalnız Türkiye’nin değil dünyânın sayılı turizm merkezlerinden biri olabilecek özelliklere sâhiptir. Peri bacaları ve kayalara oyulmuş kiliseler, yeraltı şehirleri Hacı Bektaş-ı Velî Dergâhı ve birçok târihî eser yabancı ve yerli turistin gezdiği yerlerdir. Bazıları şunlardır:
Nevşehir Kalesi: On ikinci asırda Selçuklular tarafından yapılan kaleyi Dâmâd İbrâhim Paşa tamîr ettirmiştir. İl merkezinin güneybatısında yüksek bir tepe üzerindedir. Yontma taştan yapılan kale iki kapılıdır.
Dâmâd İbrâhim Paşa Külliyesi: On sekizinci asırda Sadrâzam Dâmâd İbrâhim Paşa tarafından yaptırılan külliye; câmi, medrese, kütüphâne, sıbyan mektebi imâret ve hamamdan meydana gelmiştir. Câminin kubbesi kurşun olduğu için Kurşunlu Câmii olarak da bilinir. Câminin mihrabı mermer işçiliğinin çok güzel örneklerindendir. Minberi çok güzeldir. Müezzin mahfilinin altı, altın yaldızla işlemelidir. Medrese 1961’de Vakıflar Genel Müdürlüğünce tâmir ettirilerek Kütüphâne olarak halka açılmıştır. İmâret kısmı 1949’da müzeye çevrilmiştir. Sibyan mektebinde minyatür, arkeolojik ve etnografik eserler sergilenir. Kütüphâne kısmında çok kıymetli 40.300 eser bulunmaktadır. El yazması olan eserler çok değerlidir.
Kara Câmii: Sadrâzam Dâmâd İbrâhim Paşa tarafından 1715’te yaptırılmıştır. Kesme taştan sâde bir yapıdır. Minâresi 19. asırda yaptırılmış olup tek şerefelidir.
Alâaddîn Câmii: Avanos ilçesinde 13. asırda yaptırıldığı tahmin edilmektedir. Tâmir ve eklerle ilk orijinalliğini kaybetmiştir. Minâresi 1950’de ilâve edilmiştir.
Ulu Câmi: Avanos ilçesindedir. Yeraltı Câmii de denir. On sekizinci asır Osmanlı eseridir. Tabanı toprak seviyesinin altındadır. Düz damlıdır.
Karavezir Külliyesi: Gülşehir ilçesinde Karavezir Seyid Mehmed Paşa tarafından 1779’da yaptırılan külliye; câmi, medrese ve çeşmeden meydana gelmektedir. Câmisi Kuşunlu Câmi olarak da bilinir. Medrese 1960’ta tâmir ettirilmiş olup kütüphâne olarak kullanılmaktadır.
Kızılkaya Köyü Câmii: Gülşehir ilçesine bağlı Kızılkaya köyündedir. Kitâbesinden 1293’te yaptırıldığı tahmin edilmektedir. Görmüş olduğu tâmirlere rağmen orijinalliğini kaybetmemiştir.
Taş Câmii: Gülşehir’in Türk köyündedir. On üçüncü asırda yapıldığı tahmin edilen câmi yıkık vaziyettedir.
Hacı Bektaş Velî Dergâhı ve Külliyesi: On dördüncü asırda Hacı Bektaş-ı Velî tarafından yaptırılmıştır. Külliyede; çilehâne, dergah, türbe, mescit ve çeşmeler yer alır. Mescit Sultan İkinci Mahmûd Han tarafından yaptırılmıştır. Dergah 23 kısımdan ibârettir. Her kısmın özel bir ismi vardır. 1) Köşk, 2) Çatalkapı, 3) Değirmen penceresi, 4) Misâfir köşkleri, 5) Çamaşırhâne, 6) Ekmekevi, 7) Anbar, 8) Meydan bahçesi, 9) Misâfirhâne, 10) Meydan, 11) Kiler, 12) Üçler kapısı, 13) Altılar kapısı, 14) Aşevi, 15) Aşevi meydanı, 16) Kiler bahçesi, 17) Yaz meydanı, 18) Hazret avlusu, 19) Kabristan, 20) Balum Sultan Türbesi, 21) Hasbahçe kapısı, 22) Kırklar meydanı, 23) Hasbahçe. Hacı Bektaş-ı Velî’nin türbesi klâsik Selçuklu kümbetleri plânında olup, duvarları ve tavanı sülüs yazı ve çiçek motifleriyle süslüdür. Külliyede on altı çeşme vardır.
Taşhunpaşa Külliyesi: Ürgüp ilçesinin Damse köyündedir. Karamanoğulları zamânında yapılmış olan külliye câmi, sekizgen kümbet, altıgen kümbet ve medreseden meydana gelmektedir. Câminin kitâbesi yoktur. On dördüncü asırda yapıldığı tahmin edilmektedir. Orjinal minber ve mihrabı Ankara Etnoğrafya Müzesindedir. Medrese, câmiye 3 km uzaklıktadır. Araştırmalar, medresenin daha önceleri saray olarak kullanıldığını ortaya koymuştur.
Sarıhan: Ürgüp-Avanos karayolu üzerinde, Avanos’a 5 km uzaklıktadır. Selçuklular devrinde yapıldığı tahmin edilmektedir. Sultan hanlarının klasik plânındadır.
Beylikhanı: Câmi-i Kebir mahallesindedir. 1726’da Dâmâd İbrâhim Paşa yaptırmıştır. Yapıdan günümüze sâdece hayvanlara âit bölümü ulaşabilmiştir.
Eski eserler: Tabiî güzellikleri yanında târihî eserleri de meşhurdur. Bu bölgede Göreme Kaya Kiliselerinin sayısı 365’dir. Erozyon (aşınma) yolu ile meydana gelen peri bacası denilen kayaların içine oyularak yapılmıştır. On ve on üçüncü asırlar arasında Hıristiyan keşişler ve halk burada yaşamışlardır. Duvarları fresklerle dolu olan Tukalı Kilise ile Elmalı,Karanlık Çarıklı, Yılanlı, Saklı, Thedor ve St. Barbara kiliseleri en meşhurlarıdır.
Göreme ve Ürgüp tabiî hâdiselerle meydana gelen külah şeklinde kayalıklardan (peri bacalarından) ibârettir. 5 bin m2lik bir alandadır.
Erciyas ve Hasan dağlarının volkanik tüflerinin göl sularının dibine kat kat yerleşmesi ve gölün kuruması ile meydana getirdiği yumuşak ve kalkerli toprak örtüsü işlenerek Göreme’deki eserler yapılmıştır. Kapadokya için; “Büyüleyici havası ve sessiz vâdileri, insanın nefesini kesecek güzelliği ve kayalara oyulmuş yeraltı şehirleriyle dünyâda nâdir rastlanan bir yer” denmiştir.
Zelve Harabeleri: Göreme’ye 4 km mesâfededir. Çavuşun Kilisesi: Avanos yakınındadır. Duvarlarında çeşitli figürler vardır. Açıksaray: Erozyon etkisiyle tepelerin oyulması ve kapı biçimli oyuklarla bir sarayı andırır. Balkon kiliseleri: Ortahisar’a 7 km mesafededir. Binlerce güvercinin yaşadığı bir patikadan gidilir.
Yeraltı şehirleri: Derinkuyu ilçesi ile Kaymaklı kasabasında bulunan yeraltında kayalara oyulmuş şehir kalıntıları vardır. Derinkuyu’daki yeraltı şehrinin manastırı, soğuk hava tesisi ve akıl hastânesi kalıntıları meşhurdur.
Üçhisar: İl merkezinin 8 km doğusunda kalesiyle dikkati çeken bir dinlenme ve eğlence merkezidir. 40 m yükseklikteki kale, çevrenin ve Göreme Vâdisinin seyredildiği bir yerdir.
Kaymaklı (Eneği): İl merkezinin 20 km güneyinde yer alan yeraltı şehrinin bulunduğu bir beldedir. Düşman saldırıları sırasında korunmak maksadıyla yapılan sığınaklardır. Karışık dehlizlerle 4 kat aşağıya inilir.
Mesîre yerleri
Nevşehir tabiî güzellikler bakımından da zengindir. Mesire yerleri genelde vâdi tabanlarıyla Kızılırmak kıyılarıdır.
Göreme Vâdisi: İl merkezine 14 km mesâfede, Kızılırmak’a güneyden açılan bir vâdidir. Vâdinin yamaçlarında peri bacaları vardır. Üçhisar bucağından bu vâdiyi seyre doyum olmaz. Buradan peri bacaları, güvercinlikler, kaya kiliseler ve civarının manzarası çok güzel görünür.
Kadirah Deresi: İl merkezine 3 km uzaklıkta tabiî güzelliği fevkalâde olan bir mesire ve dinlenme yeridir. Bölgede Nevşehir Çayının bazalt kayalarını yararak açtığı çok sayıda delik ve çağlayanlar vardır.
Üzengi Deresi: İl merkezine 14 km uzaklıkta güzel bir mesire yeridir. Duvar gibi yükselen vâdi yamaçları, meyve bahçeleri ve mâdensuları ile rağbet edilen bir dinlenme yeridir.
Kazankaya: Gülşehir yakınındadır. Türlü biçim ve renkteki kayaların görünüşü çok güzeldir.
Ballıkaya: İl merkezine 5 km uzaklıkta manzarası ile meşhur bir mesîre yeridir.
Kızılırmak kıyıları: Kızılırmak Vâdisi Gülşehir ve Avanos ilçelerinin topraklarında genişleyerek tabii kumsallar ve ağaçlık dinlenme yerleri ortaya çıkarmıştır. İl merkezine yaklaşık 20 km’dir.
İçmeler ve kaplıcalar
İlde çok sayıda içme ve kaplıca vardır. Bunlardan en meşhuru Kozaklı kaplıcalarıdır.
Kozaklı kaplıcaları: Kozaklı ilçesinin güneyinde dere yatağındadır. Konaklama tesisleri mevcuttur. Kaplıca suyu ağrılı hastalıklara ve romatizmaya iyi gelmektedir.
Gümüşkent (Salanda) İçmesi: Gülşehir-Hacıbektaş karayolundan 3 km içeridedir. Tesisi yoktur. Deri hastalıklarına faydalıdır. Yöre halkı tarafından içme olarak faydalanılmaktadır.
Bölgedeki diğer kaplıcalar; Nevşehir İçmesi, Çorak İçmesi, Deliklikaya İçmesi, Kızıltepe Mâdensuyu, Sarıkaya İçmesi, Avanos Ballıca Kaplıcası, Ürgüp Çökek köyü İçmesi ve Ürgüp Üzengiçay İçmesidir. Bu suların içmesi; Karaciğer, barsak, mîde ve safra yolları ile idrar yolu iltihapları ve mesâne taşlarının düşürülmesinde faydalıdır.

Kaynak

Rehber Ansiklopedisi
Muş Hakkında Bilgiler

MUŞ
İlin Kimliği
Yüzölçümü    : 8196 km2
Nüfûsu           : 376.543
İlçeleri           : Merkez, Bulanık, Hasköy, Korkut, Malazgirt, Varto.
Türklere Anadolu’nun kapısını açan Malazgirt Zaferinin kazanıldığı, her tarafı târihî ve tabiî güzelliklerle dolu olan ilimiz. Doğu Anadolu bölgesinin Yukarı Murat,Van bölümünde kalan il toprakları 39°29’ ve 38°29’ kuzey enlemleri ile 41°06’ ve 41°47’ doğu boylamları arasında yer alır. Doğudan Ağrı, kuzeyden Erzurum, batıdan Bingöl, Güneyden Bitlis, güney batıdan Batman ve Diyarbakır illeriyle çevrilidir. Trafik numarası 49’dur.
İsminin Menşei
Su ve nehirlerin bolluğu sebebiyle şehre “bol su” mânâsına gelen “Muşa” denmiştir. Evliyâ Çelebi ise; “Muş kelimesi Farsça “Fâre” demektir. Allahü teâlâ Nemrud’un kavmini cezalandırmak için mağaralardan kedi büyüklüğünde fâre göndermiş, bu fâre sürüleri de Nemrud’un şehirlerini yok etmişti. Bu fârelerin soyunu Makedonya Kralının bilgini Filikos bir ilâçla kurutmuştur. O günden beri Muş bölgesinde fâreye rastlanmaz.” demektedir.
İlk çağlarda bu bölgeye “Taran” veİslâm kaynaklarında “Tarun” denilmektedir. Türkiye’deki her şehrin ismini Türklük öncesine bağlayan Hıristiyan emperyalizmi, Muş şehrini Urartu Kralı Muşet’in M.S. 4. asırda kurduğunu ifâde ederek, bu ismi Muşet’e izâfe ederler. Türkler bu şehri fethettikten sonra ismini“Muş” olarak söylediler.
Târihi
Anadolu’da bilinen târih devrini açan ve yine Anadolu’da ilk defâ siyasî birlik kuran Hititler, Muş bölgesine erişemediler. Sâmi Asurlular bu bölgeye ulaşmışsa da uzun müddet ve tam olarak bu bölgede hâkimiyet kuramadılar.
Hurri-Mitanni Krallığı ve bölgede bulunan Urartu kitabelerinden Urartu Krallığının bu bölgeye hâkim olduğu anlaşılmaktadır. M.Ö. 7. asırdan îtibâren Medler ve bilâhare Persler bölgeyi ele geçirdiler. Babilliler bu bölgeye gelmişlerse de, tamâmen ele geçiremediler. M.Ö. 4. asırda Makedonya Kralı İskender, Anadolu ve İran’ı istila ederek Pers Devletini ortadan kaldırarak bölgeyi Makedonya Krallığına bağladı. İskender’in ölümünden sonra Makedonya Krallığı, bu topraklarda hâkimiyetini devam ettiremedi.
Partlar yeniden İran Devletini kurunca, İran asıllı Ermeni derebeyleri bu bölgeyi Partlar adına idâre ettiler. Bölge, M.S. 1 ve 2. asırda Roma İmparatorluğu ile Partlar arasında; sonra da Partların yerine geçen Sasaniler ile Doğu Roma(Bizans) arasında defâlarca el değiştirdi. Yedinci asır ortalarında hazret-i Osman zamânında İslâm orduları Muş ve çevresini fethettikten sonraki devirlerde İslâm devleti zayıflayınca Ermeni Derebeyleri Bağdat’taki Abbâsî halifelerine tâbi olarak Muş’u idâre ettiler. İslâm Devleti iç karışıklıklar ve bölücü faaliyetlerle zayıflayınca, Bizans; Muş ve Doğu Anadolu’daki birçok şehri ve Malazgirt kalesini de fevkalâde bir şekilde tahkim ettiler.
Selçuklu Hakanı Sultan Tuğrul Bey, Malazgirt Kalesini kuşattıysa da alamadı. Tuğrul Beyin halefi ve yeğeni Sultan Alparslan, Bizans İmparatoru Romanos Diogenes’in emrindeki çok kalabalık Bizans ordusunu Malazgirt sahrasında 26 Ağustos 1071’de yenerek Anadolu’nun kapısını Türklere açtı ve bu zafer Türkler için târihî bir dönüm noktası oldu. Alparslan’ın yeğeni Kutalmışoğlu Süleyman Şah, yedi yıl içinde bütün Anadolu’yu feth etti. 1077’de Türkiye Selçukluları Devletini kurdu.
On ikinci asırda Erman Şahlar ve Artukoğulları gibi Türk Atabeyleri, Selçuklulara tâbi olarak Muş ve civârını idâre ettiler. On ikinci asır sonlarında bir müddet Eyyûbîlerin elinde kalan bölgede Türkiye Selçukluları Devleti Hükümdarı Sultan AlâeddinKeykubâd, Selçuklu hakimiyetini yeniden tesis etti. Devletinin 1243 yılında Kösedağında Türkleşmiş Moğolların kurduğu İlhanlı Devletine yenilmesi üzerine Türkiye Selçukluları Devleti yıkıldı. Bundan sonra sırasıyla İlhanlılar, Celâyirliler ve Tîmûr Han Muş’u zaptederek kendi devletlerine bağladılar. Tîmûr’dan sonra Karakoyunlular ve bilâhare Akkoyunlular Muş’a hâkim oldular.
On altıncı asır başlarında Akkoyunlu Devletini yıkan Şah İsmail Safevî İran’da yeni bir Türk Devleti kurdu ve Muş gibi Doğu Anadolu’daki bazı şehirleri Tebriz’e bağladı.
Şah İsmail’in Anadolu’da Şiîliği yayarak Osmanlı Devletini yıkmak ve Anadolu’yu kendi devletine ilhak için emperyalist bir siyâset tâkibini şehzâdeliği zamânından beri endişeyle tâkip eden Yavuz Sultan Selim Han, 1514 Çaldıran Savaşında Şah İsmâil’i yendi ve Tebriz’e kadar bu bölgeyi Osmanlı Devletine yeniden kattı. Osmanlı devrinde Muş Sancağı, Van Beylerbeyliğinin (eyâletinin) 14 sancağından biri oldu. Malazgirt Sancağı ise, Erzurum Beylerbeyliğinin 12 sancağından biri oldu. Tanzimat’tan sonra Muş sancağı, Bitlis vilâyetinin 4 sancağından biri oldu. 5 kazası vardı.
1901’den îtibâren Rusya’nın yardımı ve İngiltere’nin teşvikiyle Ermeni Taşnak Komitesi, Muş çevresinde Müslüman-Türk köylerini basarak çok büyük katliamlar yaptılar. Osmanlı Devleti bu isyanları şiddetle bastırdı. Birinci Dünyâ Harbinde Rusların teşvik ve yardımı ile yine Ermeniler, Ermeni Devleti kurma hayâliyle büyük katliamlar yaptılar. Müslümanlara âit binâlar, ağaçlar, hattâ mukaddes kitabımız Kur’ân-ı kerîm dahil her türlü dinî eserleri yaktılar. 18 Şubat 1916’da Ruslar, Muş’u işgal etti. 26 Temmuz 1916’da Türkler Muş’u yeniden ele geçirmesine rağmen, takviye alan Rus birlikleri, 9 Ağustos 1916’da yeniden Muş’u işgal ettiler. Böylece 5 ay 6 gün ve 8 ay 23 gün olmak üzere toplam; 1 sene 1 ay 29 gün devam eden işgal esnâsında Ruslar ve Ermeniler çok büyük katliamlar yaptılar. Muş ve çevresini tamâmen tahrip ettiler. Câmi, türbe, medrese, mezarlık ve nice târihî eserleri yakıp yıktılar. Mayıs 1917’de Türk ordusu Muş’u düşman (Rus) işgalinden kurtardı. Ruslar geri çekilirken Ermeniler de Ruslarla berâber geri çekildiler. Cumhûriyet devrinde bütün sancaklara (mutasarrıflıklara) vilâyet (il) denilince Muş da vilâyet merkezi oldu. 1929-1935 arasında Bitlis bu vilâyete bağlandı.
Fizikî Yapı
Muş yüksek ve dağlık bir bölgede bulunur. İl topraklarının % 35’i dağlardan, % 38’i platolar ve % 27’si ovalardan ibârettir. Ovalar 1300-1500 m, platolar ise 1500-1700 m yükseklikte bulunur.
Dağlar: İl topraklarının % 35’ini kaplayan, başlıca dağları şunlardır: Bingöl Dağlarının uzantısı Akdoğan Dağı (2878 m), Şerafettin Dağları (2544 m), Bilican Dağları, Bilicantepe (Ziyarettepe, Vangesan Tepesi (2959 m) ilin en yüksek noktasıdır. Haçres Dağları ve Büyük Kurtik (2648 m)’dir. İl topraklarının % 38’i platolar olup, daha çok Murat Vâdisi ile dağların dorukları arasındaki sırtlarda yer alırlar. Murat Vâdisinden Van Gölüne doğru yükseklik artar. Bu bölge yayla şeklindedir. Kuzey ve kuzeybatı platolarda su çoktur. Buralarda küçükbaş hayvan beslenir. Muş’un bütün yaylaları hayvancılığa elverişlidir.
Ovalar: En genişi Muş Ovasıdır. Iğdır Ovasından sonra doğunun en geniş ovasıdır. Uzunluğu 80, genişliği 25 km’dir. Yüzölçümü 1650 km2’dir. Murat Irmağı çevresinde sulak bir ovadır. Deniz seviyesinden yüksekliği 1250-1400 m’dir. Çok eski devirlerde deniz olan bu bölgede deniz dibi mâdenleri volkanik kayaların kırpıntıları ile birleşerek bereketli bir ova meydana gelmiştir. Elips şeklinde olan ovanın etrafı yüksek dağlarla çevrilidir. Diğer ovalar ise: Bulanık Ovası 525 km2 Liz Ovası 160 km2, Malazgirt Ovası 450 km2 olup, geniş bir bozkır şeklindedir.
Akarsular: İlin en büyük akarsuyu Murâd Irmağıdır. Bu ırmak Fırat Nehrinin en önemli koludur. Murâd Irmağı Ağrı Aladağlardan doğar. Gökşer ve Hınıs sularını alır, Muş Ovasının ortasında 68 km uzunluğundaki Karasu Çayı ile birleşir. Batıya akarak Bingöl sınırları içine girer. Murâd Irmağının Muş il sınırları içindeki uzunluğu 206 km’dir. Murâd Suyu çok yerde göl manzarası arzeder. Karasu da Muş ilinin doğusunda bataklık yapar. Kış aylarında donan bu yerlerin bataklık olmayan yerlerinin buzları çözüldüğünde balık avlanır.
Göller: Tabii gölleri büyük değildir. Bulanık Göl, yüzölçümü 10 km2, en derin yeri 7 m, kışın donar, üzerinde yürünebilir. Yazın suyu fazla eksilmez. Gölün büyük kısmı sazlık ve bataklıklarla kaplıdır. Yaban ördeği sürülerle dolaşır. Avcılık bakımından önemlidir. Seki Gölü (Hamurpet Gölü), yüzölçümü 3 km2dir. Alabalık çoktur.
İklim ve Bitki Örtüsü
İklim: Muş ilinde sert kara iklimi hüküm sürer. Sıcaklık -29°C ile +37°C arasında seyreder. Senenin 120 gününde sıcaklık +30°C’nin üzerinde, 120 gün O°C’nin altında olur. Kışın fazla kar yağar. Senelik yağış miktarı 1000 mm ile 350 mm arasındadır. Kışlar çok soğuk ve uzun, yazlar kısa, sıcak ve kurak geçer.
Bitki örtüsü: İl topraklarının % 53’ü çayır ve mer’alarla, % 11’i orman ve fundalıklarla ve % 33’ü ekili ve dikili alanlarla kaplıdır. Ovalar bozkır (step) görünümündedir. Yaylalar ve platolar uzun müddet karla örtülü kaldığı için yeşilliğini uzun müddet muhâfaza eder. Ormanlarda meşe çoğunluktadır. Tarıma elverişsiz arâzi % 3’tür.
Ekonomi
Muş ekonomisi tarıma dayanır. Sanâyi gelişmemiştir. 10 kişiden fazla işçi çalıştıran sanayi iş yeri sayısı 5’i geçmez. Faal nüfûsun % 85’i tarımla uğraşır. Tarla tarımı hayvancılıktan sonra gelir. “Velikanı” peyniri ve kilimi (geometrik şekilli) meşhurdur.
Tarım: En çok tahıl ekimi yapılır. Ekim alanı az ve iklim şartları elverişsiz olduğundan tarım ürünü çeşidi ve verim azdır. Sebzecilik ve meyvecilik gelişmemiştir. Az miktarda kavun, karpuz, üzüm ve lahana yetişir. Başlıca ürünleri buğday, arpa, mısır, nohut, tütün ve şekerpancarıdır.
Hayvancılık: Muş ili ekonomisinin temeli hayvancılıktır. Besi hayvancılığı henüz başlangıç safhasında olup, mer’a hayvancılığı en geniş olanıdır. Yayla ve platolar hayvancılık için çok müsaittir. İlde sığır, koyun, kılkeçisi ve kümes hayvanları beslenir. Arıcılık gelişmiştir.
Ormancılık: Muş ilinin orman varlığı oldukça azdır. 80 bin hektara yakın ormanlık ve 20 bin hektara yakın fundalık alanı vardır. Bu ormanlardan 50 bin ster yakacak odun elde edilir.
Mâdenler:  Merkez ilçe yakınlarında barit mâdeni çıkarılmakta olup (EMAŞ) tarafından işlenmektedir.
Sanâyi: Muş ilinde sanâyi gelişmemiştir. Son senelerde sanâyi sektörünün gelişmesi için çalışmalar yapılmaktadır. Başlıca sanâyi kuruluşları Muş Süt Fabrikası, barit yataklarından çıkarılan mâdeni işleyen EMAŞ Endüstri Minarelleri A.Ş., Muş Şeker Fabrikası ile yem fabrikası ve meyan kökü çıkarma ve işleme fabrikalarıdır.
Ulaşım: Muş’a 1955’te demiryolunun gelmesi ili, ulaşım ve ekonomik bakımdan güçlendirmiştir. Son senelerde İran ile ticarî münasebetlerin gelişmesi ise Muş, Bitlis ve Van’a büyük faydalar sağlamıştır. Elazığ-Bingöl’den gelen demiryolu Muş’a ulaşır. Demiryolu ile Bitlis, Van ve İran’a bağlanmış olur. Malatya-Elazığ-Bingöl’den gelen karayolu Muş’tan geçerek Bitlis ve Van’a ulaşır. İl dâhilinde 280 km devlet yolu ve 300 km il yolu vardır.
Nüfus ve Sosyal Hayat
Nüfus: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 376.543 olup, 101.154’ü il ve ilçe merkezlerinde, 275.389’u köylerde yaşamaktadır. Yüzölçümü 8.196 km2 ve nüfus yoğunluğu 46’dır.
Örf ve âdetler: Muş ilinde eski çağlardan bu yana birçok millet ve medeniyetler gelip geçmiştir. Anadolu’yu Türk vatanı yapan 1071 Malazgirt Zaferinden bu yana Türk-İslâm kültürü bölgeye yerleşmiş ve diğer kültürler unutulmuştur. Mahallî oyunlar: Muş ilinde, Doğu Anadolu’nun folkloru hâkimdir. Halk türküleri içli ve hüzünlüdür. Davul ve zurna ile “Halay” ve “Bar” oynanır. Erkek ve kadın oyunları ayrı olup, erkek ve kadın bir arada oyun oynamazlar. Erkek oyunları üç gruba ayrılır, bunlar kılıçlı, kenetli ve çepkilidir. Başlıca oyunlar ise: Yarha Meyrem, Ha Zırave Zırave, Teşiye Delilo, Ayşake, Cergibes, Koçerli, Ahle Gule Grani, Mendilli Deliloy Deliloy, Çepki ve Avsirmedir. Mahallî kıyâfet: kadınlar kalın kadife ve ipekten yapılan uzun fistan ve entari giyerler. Başta fes şeklinde “kofi” bulunur. Kofinin etrafına altınlar dizilir. Yanları püsküllüdür.
Gövdeye birden fazla fistan giyilir ve en üstteki fistanın önü açıktır. Fistanların rengi umumiyetle kırmızı olur. Ziynet eşyası çok kullanılır. Kışın tiftikten örülen desenli çorap ve çarık veya kundura giyilir. Erkek kıyafeti başta fes, gövdede şal-sepik, belde dokuma kuşak, ayaklara “gark” denilen kundura veya “kaloş potin” giyilir.
Mahallî yemekler: Muş köftesi, hazüt dolması, kırçıklı kalem dolması, teter helvası, kurçık, keşkek, herse, murtoge, cevbelek, helimaşi, jag, gülük, kenger, sepidak, uçkun ve kak’tır.
Eğitim: Muş ili eğitim ve okur-yazar bakımından son sıralarda yer alan bir ildir. Okur-yazar nisbeti yüzde 50’nin altındadır. Okulsuz köy sayısı gittikçe azalmaktadır. İlde 44 anaokulu, 440 ilkokul, 23 Ortaokul, 3 mesleki ve teknik ortaokul, 6 lise, 7 mesleki ve teknik lise vardır (1993).
İlçeleri
Muş’un biri Merkez olmak üzere altı ilçesi vardır.
Merkez: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 140.953 olup, 44.019’u ilçe merkezinde, 96.934’ü köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 30, Kızılağaç bucağına bağlı 15, Mercimekkale bucağına bağlı 31, Yaygın (Ziyaret) bucağına ağlı 20 köyü vardır. İlçe toprakları genelde düz olup, Muş Ovasında yer alır. Güneyinde Muş Güneyi Dağları ve Karaçavuşdağları, Kuzeybatısını Şerafettin Dağı, Kuzeydoğusunu ise Otluk Dağları engebelendirir. Başlıca akarsuları; Murâd Irmağı ve Karasu’dur.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri buğday, şekerpancarı, nohut, arpa ve tütündür. Hayvancılık ekonomik açıdan önemli gelir kaynağıdır. En çok küçükbaş hayvan beslenir. Şeker Fabrikası, Muş Meyan Kökü Sanâyi AŞ. SEK Süt Fabrikası, Yem Fabrikası başlıca sanâyi kuruluşlarıdır. İlçe topraklarındaki barit mâdeni işletilmektedir.
Çavuş Dağının kuzeydoğu eteklerinde yer alan İlçe merkezi, ovaya doğru yayılmıştır. İlçe merkezinden Elazığ-Tatvan demiryolu ve Bingöl-Tatvan karayolu geçer. İlçe belediyesi Cumhûriyetten önce kurulmuştur.
Bulanık: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 78.995 olup, 13.332’si ilçe merkezinde, 65.663’ü köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 22, Esentepe bucağına bağlı 19, Karaağıl bucağına bağlı 21 köyü vardır. Yüzölçümü 1706 km2 olup, nüfus yoğunluğu 46’dır. İlçe toprakları yüksek dağlarla çevrili ovadan meydana gelir. Kuzeybatısında Akdoğan Dağı, güneyindeBilican Dağları, güneybatısında OtlukDağları yer alır. Başlıca akarsuyu Murâd Irmağıdır. İlçe merkezinin güneyinde Haçlı Gölü vardır.
Ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri, arpa, buğday ve şeker pancarıdır. Hayvancılık ekonomik açıdan önemli gelir kaynağıdır. En çok koyun ve sığır beslenir. İlçe merkezi Murâd Suyunun kollarından birisinin kenarında Bulanık Ovasında kurulmuştur.
Denizden yüksekliği 1480 metredir. İl merkezine 113 km mesâfededir. Muş-Malazgirt karayolu ilçeden geçer. Belediyesi 1929’da kurulmuştur.
Hasköy: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 23.662 olup, 10.532’si ilçe merkezinde, 13.130’u köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 12 köyü vardır. İlçe toprakları genelde düzdür. Güneyinde Muş Güneyi Dağları, orta kesiminde ise Muş Ovasının bir bölümü yer alır.
Ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri arpa, buğday ve şekerpancarıdır. Hayvancılık ekonomik açıdan önemli gelir kaynağıdır. En çok koyun ve sığır beslenir. İl merkezi Muş Tohan karayolunun yakınında Muş Ovasında kurulmuştur. Merkez bucağına bağlı belediyelik bir köy iken 19 Haziran 1987’de 3392 sayılı kânunla ilçe oldu.
Korkut: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 27.441 olup, 3212’si ilçe merkezinde, 24.229’u köylerde yaşamaktadır. Merkez’e bağlı 37 köyü vardır. İlçe toprakları Muş Ovasında yer alır. KuzeyiniOtluk Dağları engebelendirir. Başlıca akarsuyu Murâd Irmağıdır.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri buğday, arpa ve şekerpancarıdır. En çok koyun ve sığır beslenir. İlçe merkezi Muş-Bulanık karayolu üzerinde yer alır. Merkez ilçeye bağlı bucakken 9 Mayıs 1990’da 3644 sayılı kânunla ilçe oldu.
Malazgirt: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 62.851 olup, 19.079’u ilçe merkezinde, 43.772’si köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 17, Karakaçan bucağına bağlı 14, Nurettin bucağına bağlı 14, Aktuzla bucağına bağlı 22 köyü vardır. Yüzölçümü 1534 km2 olup, nüfus yoğunluğu 41’dir. İlçe topraklarının büyük bölümü 1500 m yükseklikte düzlüklerden meydana gelir. Doğusunda Top, güney ve güneydoğusunda Süphan Dağı yer alır. Murâd Suyu ve kolları ilçe topraklarını sular. Murâd Irmağı Vâdisindeki düzlükler Malazgirt Ovası olarak isimlendirilir.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri buğday, arpa, şekerpancarı ve baklagiller olup, ayrıca az miktarda ayçiçeği, elma, armut yetiştirilir. Yaylacılık metoduyla yapılan hayvancılık ekonomik açıdan önemli gelir kaynağıdır. Evlerdeki tezgahlarda halı ve kilim dokumacılığı yapılır.
İlçe merkezi Malazgirt Ovasında yer alır.İl merkezine 135 km mesâfededir. Türk târihinin en büyük zaferlerinden birinin kazanıldığı Malazgirt Ovasında bulunan ilçenin, Türk târihinde önemli bir yeri vardır. Belediyesi 1929’da kurulmuştur.
Varto: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 42.641 olup, 10.980’i ilçe merkezinde, 31.661’i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 47, Çaylar bucağına bağlı 21 ve Karaköy bucağına bağlı 18 köyü vardır. Yüzölçümü 1418 km2 olup, nüfus yoğunluğu 30’dur. İlçe toprakları genelde dağlıktır. Kuzeyinde Bingöl Dağları, doğusunda Akdoğan Dağı, güneyinde Otluk Dağları, güneybatısında Şerafettin Dağı yer alır. Dağlarda gür çayırlarla kaplı yaylalar vardır. Dağlardan kaynaklanan suları Murâd Irmağı toplar. Akdoğan Gölü veSeki Gölü ilçe sınırları içindedir.
Ekonomisi hayvancılığa dayanır. En çok küçükbaş hayvan beslenir. Tarıma müsâit alanlar azdır. Başlıca tarım ürünü buğdaydır. Evlerde kilim dokumacılığı yapılır. İlçe merkezi Bingöl Dağları eteklerinde kurulmuştur. İlçe toprakları Türkiye’nin en etkili zelzele bölgesindedir. Son Varto zelzelesinden sonra yeniden inşâ edilen ilçe gelişmemiştir. Muş’u, Hınıs üzerinden Erzurum’a bağlayan karayolu ilçeden geçer. İl merkezine 56 km mesâfededir.
Târihî Eserler ve Turistik Yerleri:
Muş ili tabiî güzellikler ve târihî eserler bakımından zengin sayılır. Fakat ulaşım zorluğu, mevsim şartları, modern konaklama tesislerinin yokluğu yüzünden turizm sektörü gelişmemiştir. Kış sporlarına çok müsâittir. Târihî eserlerin birçoğu Rus işgâli sırasındaErmeni ve Ruslar tarafından yakılıp yıkılmıştır.
Ulu Câmi: On dördüncü asırda yapıldığı tahmin edilmektedir. Ruslar, bu câmiyi tahrip etmişlerdir. Yapılan tâmirler yüzünden ilk hâlinin orijinalliğini kaybetmiştir. Minâresi 1968’de yapılmıştır.
Alâaddîn Câmii: On sekizinci asırda Muş Vâlisi Alâaddîn Bey tarafından yaptırılmıştır. Câmi, medrese ve aşhâneden meydana gelen külliyeden sâdece câmi günümüze kadar gelmiştir.
Hacı Şeref Câmii: Çok yıkık olan Aslanlı Hanın içindedir. On yedinci asırda yaptırıldığı tahmin edilmektedir. Minâresi renkli taşlarla süslüdür. Gördüğü tâmirler yüzünden orijinalliğini kaybetmiştir.
Muş Kalesi: Altıncı asırdan kalma bu kale pekçok tâmir görmüşse de bugün yıkıntı hâlindedir.
Murâd Irmağı Köprüsü: Ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı belli değildir. Muş-Varto yolundadır. 143 m uzunluğundaki köprü on iki gözlüdür. Çeşitli zamanlarda tâmir görmüştür.
Malazgirt Sahrası: Malazgirt ilçesinin kuzeyinde Anadolu’yu Türklere açan 1071 Malazgirt Zaferinin kazanıldığı yerdir. 1990’da buraya bir anıt dikilmiştir. Her sene 26 Ağustosta burada törenler yapılır.
Mesire yerleri:
Muş tabiî güzellikleri bakımından zengin sayılabilir. Bâzı mesire yerleri şunlardır:
Kale Tepe: Târihî Muş Kalesinde yemyeşil bir alandır. Buradan Muş Ovası seyredilir. Suyu boldur.
Kızıl Ziyâret Tepe: İl merkezinin güneyinde yer alan bir düzlüktür. Havası, suyu ve manzarası meşhurdur. Mesire yeri, adını bir efsâneden almaktadır.
Bulanık Gölü: Liz Ovasının güneyinde bulunan bulanık Gölünün çevresi tabiî güzelliklerle doludur. Balığı boldur.
İçme ve kaplıcalar:
İlde tesisleri bulunmayan bâzı su kaynakları vardır.
Barikon Kaplıcası: Varto ilçesine 27 km uzaklıkta Kaynarca köyündedir. Kaplıcanın suları içme ile mîde, barsak, karaciğer ve safra kesesi ile metabolizma hastalıklarına, banyo ile romatizma, nevralji gibi kronik bronşitlere faydalı olur.
Tedâvi ve konaklama tesisleri yetersiz olan kaplıcaları ise Bulanık Şar Gölü Mâdensuyu, Malazgirt Karahasan Mâdensuyu,Varto Derik Mâdensuyu, Varto Kayalıdere Mâdensuyu, Varto SafiyanMâdensuyu, Varto Yukarı Alagöz Kaplıcasıdır.

Kaynak

Rehber Ansiklopedisi
Malatya Hakkında Bilgiler

MALATYA
İlin Kimliği
Yüzölçümü    : 12.313 km2
Nüfûsu           : 702.055
İlçeleri          : Merkez, Akçadağ, Arapgir, Arguvan, Battalgâzi, Dârende, Doğanşehir, Doğanyol, Hekimhan, Kale, Kuluncak, Pötürge, Yazıhan, Yeşilyurt.
Doğu Anadolu’nun Yukarı Fırat bölümünde yer alan bir ilimiz 37° 54’ ve 39° 03’ kuzey enlemleri ile 38° 45’ ve 39° 08’ doğu boylamları arasında yer alır. Doğudan Elazığ; kuzeyden Erzincan ve Sivas; batıdan Kahramanmaraş; güneyden Adıyaman; güneydoğudan Diyarbakır illeri ile çevrilidir. Türkiye’nin en güzel kayısılarının yetiştiği, kayısı bahçesi olarak tanınan şirin bir ildir. Trafik numarası 44’tür.
İsminin Menşei
Üç bin sene önce Hititler Malatya şehrini kurduklarında buraya “Meyve Bahçesi”, “Bal” mânâsına gelen “Maldiya” ismini vermişlerdir. Asurlular bu şehre “Milidia” Romalılar ise “Melita” ve “Melitene” demişlerdir. Müslüman Araplar “Malatiye” ismi ile anmışlardır. Türkler Malatya’yı fethedince bu şehre bugünkü ismi olan “Malatya” demişlerdir.
Târihi
Malatya’nın târihi Hititlere dayanır. Merkez ilçenin 4 km yakınında Aslantepe Höyüğü’nde M.Ö. 8. asra âit Hitit Sarayı çıkmıştır. Hititlerden sonra bu bölgeye Hitit asıllı Kargamış Krallığı, Mitanniler, Hurriler, Sami Babilleri, Asurlular, Medler ve M.Ö. 6. asırda Persler hâkim oldular.
Makedonya Kralı İskender’in M.Ö. 4. asırda Pers İmparatorluğuna son vermesi ve İran’ı istilâsı üzerine bu bölge de Makedonya Krallığının kontroluna geçti. İskender’in ölümü ile İmparatorluk parçalandı ve bölge, Asya (Selevkoslar) devletinin payına düştü. Daha sonra Kammagene Krallığı, Pontus krallığı, Patlar ve Sasanilerin işgaline uğradı. Daha sonra Romalılar hâkim oldu.
Roma İmparatoru Canstance surları yaptırdı. M.S. 395’te Roma İmparatorluğu ikiye bölününce Malatya, Doğu Roma (Bizans)’nın payına düştü. Bizanslılar Malatya’yı eyalet merkezi yaptılar ve 532’de İmparator Justinianus surları tâmir ettirdi. Sâsânî Şehinşahı Birinci Hüsrev şehri yakıp yıkınca, şehir yeniden inşa edildi. Habib İbn-i Mesleme komutasındaki İslâm orduları Malatya’yı fethetti ve Malatya 655-712 ve 735-757 arasında 79 sene İslâm Devletinin sınır şehri oldu. İslâm Devletindeki iç savaşlar ve bölücü faaliyetleri fırsat bilen Bizanslılar, Malatya’yı işgal ettiler. 1071 Malazgirt Savaşından sonra 1085’te Selçuklular, Malatya’yı fethettiler. Selçuklulara bağlı Danişmendoğullarının 1135-1175 seneleri arasında 40 sene başkenti oldu. 1175’te Malatya Türkiye Selçukluları Devletine (Konya’ya) bağlandı.
Selçuklulardan sonra Malatya, İlhanlılara ve daha sonra Mısır-Suriye Türk- Memlûk İmparatorluğuna geçti. 1398’de Yıldırım Bâyezid Han, Malatya’yı Memlûklardan almışsa da, birkaç sene sonra geri verdi. Dulkadiroğulları bir ara Malatya’ya hâkim oldular. 1401’de Timur, Malatya’ya geldi. 1516 senesinde Yavuz Sultan Selim Han, Memlûk Devletine son verince, Malatya, kesin olarak Osmanlı Devletine katıldı.
Osmanlı devrinde Malatya, merkezi Maraş olan Dulkadir Beylerbeyliğinin (eyâletinin) beş sancağından (vilâyetinden) biri oldu.
On sekizinci asır ortalarında iç ayaklanmalar sebebiyle Kahramanmaraş’tan ayrılarak Diyarbakır eyâletine bağlandı. Tanzimata kadar sönük bir devre geçirdi. Tanzimattan sonra Mâmûretü’l-aziz eyâletinin (vilâyetinin) üç sancağından (vilâyetinden) birinin merkezi oldu. 5 kazâsı vardı. Birinci Dünyâ Harbi başında, İç Anadolu’nun merkez şehirlerinin büyüklerinden biri hâline geldi ve Cumhûriyet devrinde il oldu.
1931’de demiryolunun Malatya’ya varması ve 1937’de şehrin demiryolu ile Sivas’a bağlanması kalkınmasını temin etti.
Fizikî Yapı
Malatya il topraklarının % 45’i dağlardan % 42’si plato ve yaylalardan ve % 13’ü ovalardan ibârettir.
Dağları: Malatya’nın güneyinde yüksek dağlar birbirine yakın sıralar hâlinde uzanır ve bu dağlar Güneydoğu Torosların başlangıcıdır. Malatya Dağları da denir. Malatya Dağlarındaki başlıca tepeler şunlardır: Karakaya Tepe (2424 m), Şillon Tepe (2525 m), Gavrik Tepe (2306 m), Kelle Tepe (2150 m).
Güneydoğu Toroslarının kolları Adıyaman, Kâhta ve Malatya Ovasının arasını doldurur. En yüksek yeri Nurhak Dağlarıdır. Nurhak Dağının doruğu (3080 m) Maraş sınırları içinde kalır. Malatya’nın kuzeyini Yama Dağının en yüksek tepeleri Doyuran Tepe (2425 m), Hasbek Tepe (2310 m) ve Göl Dağı (2402 m) kaplar.
Malatya Toroslarının güney, kuzey ve batı yamaçlarında yan yana dizilmiş platolara “Güney Platolar” denir. Suyu ve çayırı boldur. Başlıcaları Küçük Kuruca ve Büyük Kuruca’dır.
Yama Dağı eteklerinde sıralanan platolara “Kuzay Platolar” denir. Yüksekliği 1500 m’dir. Hayvancılığa müsaittir.
Ovaları: Malatya Ovası: Kuzey ve güneydeki dağ sıraları arasında Doğu Anadolu’nun en geniş düzlüğüdür. Ortalama yüksekliği 900 m, yüzölçümü 830 km2dir. Tohma, Sultan Suyu ve Fırat arasında kalan geniş alanı kaplar. Üçgeni andırır.
Doğanşehir Ovası: Sürgü Ovası, İzoli Ovaları, Mığdı Düzü, Yazıhan Düzü, Tokma Suyunun kuzeyindedir. Arguvan, Diştrik, Çapıtlı, Mandara, Tafta, Akçadağ, Erhaç, Arga Yazısı, Ören Yazısı başlıca düzlükleridir.
Akarsuları: Malatya Ovasını sulayan bütün akarsular Fırat’ın kollarını meydana getirir. Çok geniş bir su toplama alanı olan Fırat, Elazığ ile sınırı çizer. Başlıca akarsuları Tohma Suyu, Arapkir Çayı, Derme Suyu, Hatun Suyu, Dilek Suyu, Kuru Çay, Horata Çayı, Orduzu Suyu, Sürgü Suyu, Sultan Suyu ve Dipsiz Çaydır. Tohma Suyu: Malatya’nın en büyük akarsuyudur. Yaz kış suyu boldur.
Göller: Malatya’da önemli tabiî göl yoktur. Tohma suyu ile Sürgü Suyu üzerinde kurulu iki küçük baraj gölü vardır. Sulamada kullanılır. Karakaya Barajının % 59’u Malatya sınırları içinde ve 65 köy baraj gölü altında kalmıştır.
İklim ve Bitki Örtüsü
İklim: Bu bölgede sert kara iklimi hüküm sürer. Kışlar soğuk ve uzun, yazlar sıcak ve kurak geçer. Sıcaklık -25, 1°C ile +41,8°C arasında seyreder. Üç ay 30°C’nin üstünde ve 2,5 ay 0°C’nin altındadır. Senelik yağış ortalaması 383 mm’dir. Senenin bir ayı karla örtülüdür.
Bitki örtüsü: Malatya il topraklarının % 54’ü çayır ve mer’alarla, % 31’i ekili ve dikili arâzi ile kaplıdır. Ormanı azdır. Ormanlık alanı % 10’dur. Geniş Malatya Ovası, bozkır görünümündedir. Akarsu çevreleri orman gibi uzayan kayısı (meyve) bahçeleri ile kaplıdır. Burada dünyânın en nefis kayısıları yetişir. Malatya Toroslarında en çok meşe, vâdi yamaçlarında ardıç ağaçlarına rastlanır. Platolar çayır bakımından zengindir.
Ekonomi
Malatya ilinin ekonomisi tarıma ve tarıma dayalı sanâyiye dayanır. Faal nüfûsun % 70’i tarım, hayvancılık, balıkçılık, ormancılık ve avcılıkla uğraşır. Senelik gayri sâfî hâsılanın (hâsılatın) (brüt gelirin) % 35’i tarımdan ve % 20’si sanâyiden, % 12’si devlet hizmetlerinden sağlanır.
Tarım: Malatya ilinde tahıl üretimi ön sırada yer alır. Başlıca tarım ürünleri; buğday, arpa, nohut, fasulye, tütün, şekerpancarı ve patatestir. Malatya ilinde meyvecilik çok önemlidir. Başta kayısı olmak üzere elma, kiraz, armut, dut, ceviz ağaçları orman gibi yer kaplar. Turunçgiller dışında her meyve yetişir. Kayısısı dünyâca tanınır. Kayısı ağacı sayısı 4 milyon civârındadır. Türkiye’de yetişen kayısının % 40’ı Malatya’da yetişir. Üretilen kayısının % 95’i ihraç edilir. İri tâneli Napolyon kirazı da meşhurdur. Ayrıca kavun ve karpuz ile domates, patlıcan ve tâze fasulye yetişir. Sulanan arâzi artmaktadır.
Hayvancılık: Hayvancılık bitki tarımından sonra gelir. Plato ve yaylalarda zengin çayırlar ve bol su vardır. Hayvancılığa müsaittir. Koyun, kıl keçisi ve sığır beslenir. Beyaz Oğul Balı meşhurdur.
Ormancılık: Malatya ili orman bakımından fakirdir. İl topraklarının % 10’u ormanlık olup, 23 bin hektar orman ve 112 bin hektar fundalık alandan ibârettir. Ormanların % 30’u bozuk koru ve bozuk bataklıktır. Senede 80 bin ster (0,750 m3) yakacak odunu elde edilir. Ormanlar Merkez ilçe, Pötürge ve Doğanşehir’de sıktır.
Mâdencilik: Malatya ili mâden bakımından zengin sayılır. Demir, krom, bakır, amyant ve kurşun mâdenleri işletilir. Senede 500 bin ton olarak çıkarılan demir Karabük ve Ereğli demir çelik fabrikalarına gönderilir.
Sanâyi: Malatya ilinde sanâyi sektörü bilhassa 1970’ten sonra hızla gelişmektedir. Büyük bir organize sanâyi bölgesi kurulmuştur. 10 kişiden fazla işçi çalıştıran iş yeri sayısı 50’dir. Başlıca sanâyi kuruluşları şunlardır:
Sümerbank Malatya Pamuklu Sanâyii Müessesesi, Tekel Sigara Fabrikası, Şeker Fabrikası, Transfarmatör Malzemeleri Fabrikası, 7 un fabrikası, çok sayıda kayısı kurutma ve işletme tesisleri, et kombinası, süt fabrikası, yem fabrikası, meşrubat fabrikaları, İpaş İplik Fabrikası, Yifaş Yeşilyurt İmalât Sanâyi A.Ş., tuğla fabrikası, çimento fabrikası, takım transformatörleri üreten fabrika (Maksan), Kâğıtsan Kâğıt Fabrikası ve mobilya fabrikası (Mormaş), boya, tutkal, plâstik ve ilâç sanâyi fabrikaları, Vagon Fabrikası.
Ulaşım: Malatya kara ve demiryolunda bir kavşak noktasıdır. Karayolu ile doğuda Elazığ, Diyarbakır, Muş, Bitlis ve Van’a; güneybatıda Maraş ve Hatay’a; batıda Kayseri ve Ankara’ya bağlanır.
Yollar kaliteli değildir. Yolsuz köy yoktur. Demiryolu ağı ile Malatya- Sivas, Samsun ile Karadeniz’e; Kayseri vasıtasıyla Ankara’ya; Malatya- Maraş-İslâhiye ile Adana ve Suriye’ye ulaşır. Malatya’da bir havaalanı olup Malatya-Ankara ve Malatya-İstanbul arasında hergün karşılıklı seferler yapılır.
Nüfus ve Sosyal Hayat
Nüfus: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 702.055 olup, 379.188’i il merkezi ve ilçelerde, 322.867’si köylerde yaşamaktadır. Yüzölçümü 12.313 km2 olup, nüfus yoğunluğu 55’tir.
Örf ve âdetleri: Eski bir yerleşim merkezi olan Malatya’da Hititlerden bu yana birçok millet ve kültürler gelip geçmiştir. Yedinci asır ortalarında İslâm kültürü yerleşmeye başlamış ve 12. asırda Türklerin bu bölgeyi fethetmeleri ile Türk-İslâm kültürü yerleşmiştir. Diğer kültürler unutulmuştur. Malatya geleneklerini koruyan ve devam ettiren illerimizden biridir.
Halk edebiyatı: Malatya halk edebiyatı bakımından zengindir. Pekçok halk şâiri yetişmiştir. Başlıcaları Derviş Mehmed, Âşıkî Ahmed, Kusurî, Remzi, Biçâre, Şah Sultan, Âşık Ali Gürbüz, Pervâne’dir.
Halk oyunları: Malatya halk oyunları ve türküler bakımından da oldukça zengindir. Oynanan oyunlar, Halay ve Semahlardır. Davul ve zurna ile oynanır. En yaygın oyunlar: Dillar, Çeçer, Lorka, Memyana, Meyruk, Papori, Sinsin, Tekayak, Kemaliye, Tamzarası, Aşırma, Hari, Çavşu, Hoplama, Himhina, Kazengi ve Tringo’dur.
El Sanatları; Ahşap oymacılığı, bakırcılık, çömlekçilik, halı ve kilim dokumacılığı (şayak dokumacılığı) dır. İğne ve tığ oyası da meşhurdur.
Mahalli Yemekleri: Malatya’nın köfte ve sarmaları çok çeşitli ve meşhurdur. Bulgur, tarhana çorbası, ayran ve süt çorbaları, kulak çorbası ve patlıcanlı kâğıt kebabı mahallî yemekleridir.
Mahallî kıyâfet; Malatya’da hâlen en yaygın kadın giyimi çarşaftır. El dokuması ve peştemallar, örtü gibi kullanılır. Çarşaf içine zıbın ve alta şalvar giyilir. Başa küllük geçirilir. Küllük çevresine altın veya gümüş dizilmiş al renkli bir fes giyilir. Fesin üzerine çiçekli yazma dolanır. Saçlar örgülüdür. Erkek kıyafetinde işlemeli papak yaygındır. Başa giyilir, “küm” ismi verilir. Çubuklu yakasız, kollar yırtmaçlı, düğmesiz keten gömlek ve şalvar da yaygındır. Cirit ve güreş sporu bilhassa köylerde fazla ilgi görür.
Eğitim: Okulsuz köy sayısı birkaç tânedir. Okur-yazar nisbeti % 70’i aşmıştır. İlde 40 anaokulu, 1007 ilkokul, 142 ortaokul, 77 lise vardır. 1975’te İnönü Üniversitesi kurulmuştur. Buna bağlı Fen ve Edebiyat Fakültesi, Tıp, Mühendislik, İlâhiyat Fakültesi, İktisâdî ve İdârî Bilimler Fakültesi ve Eğitim Fakültesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Fen Bilimleri Enstitüsü ve Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Malatya, Adıyaman, Arapgir ve Elbistan Meslek Yüksek Okulları ile Sağlık Meslek Yüksek Okuludur. Üniversite bünyesinde Turgut Özal Tıp Merkezi kurulmaktadır. ABD Huston Hastânesi plânına göre yapılmaktadır.
İlçeleri
Malatya’nın biri Merkez olmak üzere on dört ilçesi vardır.
Merkez: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 333.001 olup, 281.776’sı ilçe merkezinde, 51.225’i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 26, Çolaklı bucağına bağlı 21 köyü vardır. İlçe toprakları dalgalı düzlüklerden meydana gelir. Toprakların büyük bölümü Malatya Ovasında kalır. Güneyinde Malatya Dağları yer alır. Başlıca akarsuyu Fırat Nehri ve kollarıdır.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri şekerpancarı, tütün, pamuk, buğday, arpadır. Sulanan yerlerde sebze ve meyvecilik yapılır. Kayısısı meşhurdur. Yüksek kesimlerde yaylacılık metodlarıyla küçükbaş hayvan besiciliği yapılır. Şeker Fabrikası, Sümerbank Pamuklu Sanâyii, un fabrikaları, metal eşyâ-makina îmâlâtı, orman ürünleri fabrikası, karton fabrikası başlıca sanâyi kuruluşlarıdır.
İlçe merkezi, Beydağı’nın eteklerinde Malatya Ovasının güney ucunda kurulmuştur. Sivas-Diyarbakır demiryolu ile Kayseri-Diyarbakır karayolu ilçeden geçer. Malatya eski ve yeni Malatya olarak iki kısımdır. Bugünkü Malatya eski ve târihî Malatya’nın “Aspuzu Bağları” denilen yerinde kurulmuştur. Şehir yüksek dağların eteklerinde kurulduğundan bu dağlardan inen sularla beslenir. Şehrin etrâfı bağ ve bahçelerle çevrilidir. İlçe belediyesi Cumhûriyetten önce kurulmuştur.
Akçadağ: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 51.226 olup, 10.839’u ilçe merkezinde, 40.387’si köylerinde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 43, Kürecik bucağına bağlı 16, Levent bucağına bağlı 14 köyü vardır. Yüzölçümü 1913 km2 olup, nüfus yoğunluğu 27’dir. İlçe toprakları genelde dağlıktır. Batısında Nurhak Dağları, kuzeydoğu ve güneyinde düzlükler yer alır. Başlıca akarsuları Sultansuyu ve Ebeler Çayıdır. Nurhak Dağlarının alçak kesimlerinde platolar vardır.
Ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanır. Başlıca, tarım ürünleri buğday, fasülye, nohut, arpa, şekerpancarı ve pirinçtir. Meyvecilik gelişmiştir. Kayısı ve armutları çok lezzetlidir. Köylerde kilim ve ve halı dokumacılığı yaygındır. Dağlık kesimlerde yaygın olarak küçükbaş hayvan beslenir. Türkiye’nin en büyük havzası olan Sultansuyu Havzası ilçededir.
İlçe merkezi Nurhak Dağlarının eteklerinde kurulmuştur. Kayseri Malatya yolu ilçeden geçer. İl merkezine 34 km mesâfededir. Denizden yüksekliği 1100 metredir. Eski adı Arga idi. 1850’ye kadar ilçe merkezi Levent bucağı idi. İlçe belediyesi 1980’de kurulmuştur.
Arapgir: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 20.675 olup, 10.420’si ilçe merkezinde, 10.255’i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 22, Taşdelen bucağına bağlı 17 köyü vardır. Yüzölçümü 956 km2 olup, nüfus yoğunluğu 22’dir. İlçe toprakları genelde dağlıktır. Kuzeyinde Yama Dağı, güneydoğusunda Gül Dağı ve bu iki dağ arasında 1500 metre yüksekliği olan platolar yer alır. Bunların en önemlisi Sarıçiçek Yaylasıdır. Fırat Nehri ve Kozlukçayı başlıca akarsulardır. Keban Baraj Gölünün bir kısmı ilçe sınırları içinde kalır. Akarsu Vâdisinde küçük düzlükler vardır.
Ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanır. Başlıca tarım ürünleri buğday, arpa ve kayısıdır. Bağcılık yaygındır. Kara üzümü kışa dayanıklıdır. En çok beslenen hayvanlar sığır ve kıl keçisidir. İlçe merkezi Kozlukçayı Vâdisinde kurulmuştur. Elazığ’ı Keban üzerinden Sivas’a bağlayan karayolu ilçeden geçer. Denizden yüksekliği 1100 metredir. Toprağı genelde verimsiz olduğundan halk başka yerlere göç eder. Bu yüzden nüfusu devamlı azalır. Belediyesi 1888’de kurulmuştur.
Arguvan: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 13.907 olup, 1827’si ilçe merkezinde, 12.080’i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 36, Çobandere bucağına bağlı 7 köyü vardır. Yüzölçümü 1037 km2 olup, nüfus yoğunluğu 13’tür. İlçe toprakları Fırat Vâdisinde, dağlık bir alanda yer alır. Yama Dağının uzantıları toprakları engebelendirir. Dağlarda çayırlıklarla kaplı platolar vardır. Söğütlü Çayı başlıca akarsuyudur. Akarsu Vâdilerinde küçük düzlükler vardır.
Ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanır. Başlıca tarım ürünleri buğday, kayısı ve elmadır. Yaylacılık metodu ile hayvancılık yapılır. İlçe merkezi Yama Dağı eteklerinde kurulmuştur. Önceleri Arapgir’e bağlı bucak iken kazâ hâline getirilerek Diyarbakır’a bağlandı. 1873’te yeniden bucak olarak Keban’a bağlandı. Cumhûriyetten sonra Malatya’ya bağlanan Arguvan, 1954’te ilçe oldu. Eski ismi Tahir’dir. İl merkezine 60 km mesâfededir. Gelişmemiş ve küçük bir yerleşim merkezidir.
Battalgâzi: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 26.665 olup 14.994’ü ilçe merkezinde, 11.671’i köylerde yaşamaktadır. Merkeze bağlı 18 köyü vardır. İlçe toprakları genelde düz olup, Malatya Ovasında yer alır. Fırat Nehri ve kolları başlıca akarsularıdır. Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri, şekerpancarı, buğday, pamuk ve arpadır. Sulanabilen yerlerde sebze ve meyvecilik yapılır. Kayısı, en çok yetiştirilen meyvedir. Yüksek kesimlerde küçükbaş hayvan, ovalarda ise sığır besiciliği yapılır.
İlçe merkezi, Malatya Ovasında küçük bir akarsuyun kenarında kurulmuştur. Malatya-Elazığ demiryolu ve Hekimhan-Malatya karayolu ilçeden geçer. Eski ismi, eski Malatya idi. 1838 Hizip Savaşında Osmanlı ordusu komutanı Hâfız Paşa kışın burada konakladı. Bu sırada bâzı evlerin ahşap kısımları kış sebebiyle yıkılınca şehir sâkinleri burayı terk ederek bugünkü Malatya’ya yerleştiler. 3500 senelik eski Malatya târihî eserleri hâlen ayakta durmaktadır.
Dârende: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 48.612 olup, 11.488’i ilçe merkezinde, 37.124’ü köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 18, Balaban bucağına bağlı 12 köyü vardır. İlçe toprakları orta yükseklikte engebeli arâziden meydana gelir. Batısında Hezanlı Dağı, güneyinde Nurhak Dağları, doğusunda Akçababa Dağları, kuzeyinde Leylek Dağı yer alır. İlçe topraklarını Tohma Suyu ve Balıklıtohma Çayı sular. Akarsu vâdilerinde küçük düzlükler vardır.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri, buğday, şekerpancarı, nohut ve patatestir. Sulanabilen arâzide sebzecilik ve meyvecilik yapılır. En çok dut ve kayısı yetiştirilir. Hayvancılık ekonomik açıdan önemli gelir kaynağıdır. En çok koyun ve kıl keçisi beslenir. İlçe topraklarında krom ve demir mâdeni çıkarılır.
İlçe merkezi, Malatya-Kayseri-Ankara karayolu üzerinde yer alır. İl merkezine 110 km mesafededir. Çok eski târihe sâhiptir. Eti ve Sümerlere âit eserler vardır. Eski yerleşim merkezi ilçe yakınındaki Zengibar Kalesinin içinde idi. 1070’lerden sonra kalenin eteğine yerleşen halk bugünkü Dârende’yi kurmuşlardır. Belediyesi 1868’de kurulmuştur.
Doğanşehir: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 48.196 olup, 11.046’sı ilçe merkezinde, 37.150’si köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 29, Sürgü bucağına bağlı 5 köyü vardır. Yüzölçümü 1290 km2 olup, nüfus yoğunluğu 37’dir. İlçe toprakları dağlıktır. Güney ve doğusunda Malatya Dağları yer alır. Başlıca akarsuları Sultan Suyu ve Sürgü Çayıdır. Sürgü Çayı üzerinde sulama gâyeli Sürgü Barajı kurulmuştur. Akarsu vâdilerinde küçük düzlükler vardır.
Ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanır. Başlıca tarım ürünleri fasulye, şekerpancarı, buğday, patates, tütün, kayısı ve elmadır. Bağcılık ve arıcılık gelişmiştir. Yüksek kesimlerde küçük baş hayvancılığı yapılır. En çok koyun ve keçi beslenir.
İlçe merkezi, Malatya-Kahramanmaraş demiryolu üzerinde yer alır. Malatya- Kahramanmaraş karayolu ilçe topraklarından geçer. İl merkezine 57 km mesâfededir. Gülşehir olan ismi 1933’te Doğanşehir olarak değiştirildi. 1946’da ilçe olan Doğanşehir’in belediyesi aynı sene kurulmuştur.
Doğanyol: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 11.478 olup, 3723’ü ilçe merkezinde, 7755’i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 16 köyü vardır. İlçe toprakları, orta yükseklikteki dalgalı düzlüklerden meydana gelmiştir. Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri buğday, kayısı ve üzümdür. Hayvancılık gelişmiş olup, en çok kıl keçisi ve koyun beslenir. İlçe merkezi Malatya Dağları eteklerinde kurulmuştur. Gelişmemiş ve küçük bir yerleşim merkezidir. Pötürge’ye bağlı bir bucakken 9 Mayıs 1990’da 3363 sayılı kânunla ilçe oldu.
Hekimhan: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 42.467 olup, 13.612’si ilçe merkezinde, 28.855’i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 33, Hasan Çelebi bucağına bağlı 13, Kurşunlu bucağına bağlı 16 köyü vardır. Yüzölçümü 1896 km2 olup, nüfus yoğunluğu 22’dir. İlçe toprakları genelde dağlıktır. Kuzeyinde Ayran Dağı, batısında Akçababa Dağı ve Leylek Dağı yer alır. Başlıca akarsuyu Kuruçay’dır. Akarsu vâdilerinde düzlükler vardır.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri buğday, kayısı, arpa, patates, elma, soğan ve üzümdür. Yüksek kesimlerde küçükbaş hayvan besiciliği yapılır. Köylerde halı ve kilim dokumacılığı yaygın olarak yapılır. İlçe topraklarında demir, dolomit ve kireçtaşı yatakları vardır.
Kale: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 8564 olup, 818’i ilçe merkezinde, 7746’sı köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 20 köyü vardır. İlçe toprakları hafif dalgalı düzlüklerden meydana gelir. İlçe topraklarını Fırat Nehrinin kolları sular. Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri şekerpancarı, tütün, buğday ve arpadır. Yüksek kesimlerde hayvancılık yapılır. İl merkezine bağlı bucakken 9 Mayıs 1990’da 3644 sayılı kânunla ilçe oldu.
Kuluncak: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 14.378 olup, 2240’ı ilçe merkezinde, 12.138’i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 21 köyü vardır. İlçe toprakları orta yükseklikteki engebeli düzlüklerden meydana gelir. Başlıca akarsuyu Tohma Çayıdır. Doğusunda Leylek Dağı yer alır.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri buğday, şekerpancarı, nohut ve patatestir. Sulanabilen arâzide sebze ve meyve yetiştirilir. Yüksek kesimlerde küçükbaş hayvan besiciliği yapılır. İlçe merkezi Tohma Çayı Vâdisinde yer alır. Dârende’ye bağlı bir bucakken 9 Mayıs 1990’da 3644 sayılı kânunla ilçe oldu.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri buğday, kayısı, üzüm ve arpadır. Dağlık kesimlerdeki yaylalarda hayvancılık ve arıcılık yapılır. Dokumacılık yaygındır. İplik, dokuma ve hazır giyim atölyeleri başlıca sanâyi kuruluşlarıdır. İlçe merkezi Beyler Deresi Vâdisinde kurulmuştur. Eski ismi Cırmıktı idi. İl merkezine 9 km mesâfededir. 1957’de ilçe olan Yeşilyurt’un belediyesi Cumhûriyetten önce kurulmuştur.
Pötürge: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 35.319 olup, 4359’u ilçe merkezinde, 30.960’ı köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 37, Tepehan bucağına bağlı 21 köyü vardır. İlçe topraklarını Güneydoğu Toroslar engebelendirir. Dağlar akarsu, vâdileriyle, parçalanmıştır. Başlıca, akarsuları olan Büyükçay, Şiro Çayı ve Çayboğaz Deresidir.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri buğday, kayısı, üzüm, olup ayrıca az miktarda patates, soğan, baklagiller ve elma yetiştirilir. Hayvancılık ekonomik açıdan önemli gelir kaynağı olup, en çok kıl keçisi ve koyun beslenir. İlçe topraklarında demir ve pirofillit yatakları vardır.
İlçe merkezi dağlık bir arâzide kurulmuştur. Gelişmemiş ve küçük bir yerleşim merkezidir. Asıl adı “İmrun”dur. Sonraları Şiro denmiştir. İl merkezine 72 km mesâfededir. Belediyesi 1900’de kurulmuştur.
Yazıhan: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 16.218 olup, 2862’si ilçe merkezinde, 13.356’sı köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 26 köyü vardır. İlçe toprakları Malatya Ovasında yer alır. Başlıca akarsuyu Kuruçay’dır. Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri Şekerpancarı, pamuk, arpa ve buğdaydır. Sulanabilen arâzide sebze ve meyve yetiştirilir. Yüksek kesimlerde küçükbaş hayvan besiciliği yapılır. İlçe merkezi Sivas-Malatya demir ve karayolu üzerinde yer alır. Merkez ilçeye bağlı bir bucakken 9 Mayıs 1990’da 3644 sayılı kânunla, ilçe oldu. Belediyesi aynı sene kuruldu.
Yeşilyurt: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 31.349 olup, 9184’ü ilçe merkezinde, 22.165’i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 20 köyü vardır. Yüzölçümü 568 km2 olup, nüfus yoğunluğu 55’tir. İlçe toprakları genelde dağlıktır. Güneyinde Mahya Dağları yer alır. Kuzeyi ise Malatya Ovasında kalır. Başlıca akarsuyu Derme Çaydır. İlçe merkezi Kuruçay’ın doğu kıyısında kurulmuştur. Malatya Sivas demiryolu ve karayolu ilçeden geçer.
İl merkezine 78 km mesâfededir. Selçuklu Türklerinden İzzeddîn Kavas tarafından temeli atılan şehir, Osmanlı devrinde önemli bir yerleşim merkeziydi. Cumhûriyetten önce ilçe olmuştur. Belediyesi 1884’te kurulmuştur.
Târihî Eserler ve Turistik Yerler
Malatya, tabiî güzellikler, görülmeye değer târihî eserler, kaplıcalar ve meyve bahçeleri ile zengin bir ilimizdir. Târihî eserlerin büyük kısmı yıkık vaziyettedir.
Ulu Câmi: Battalgâzi ilçesindedir. 1224’te Birinci Alâeddîn Keykubâd zamânında Mansur bin Yâkub yaptırmıştır. Anadolu’da ilk yapılan câmilerdendir. 1903 ve 1966’da tâmir görmüştür. Kapı kemeri, büyük kubbe ve kasnağındaki işlemeli taş oyma motifleri ile dikkati çeker. Tek minârelidir. Ahşap minberi Ankara Etnoğrafya müzesindedir.
Akminâre Câmii: Battalgâzi ilçesinde kale surlarının dışında Derme Deresi kıyısındadır. 1573’te Hikmet bin Zaim Yusuf tarafından yaptırılmıştır. Tek kubbeli ve tek minâreli tipik Osmanlı câmilerindendir.
Abdüsselam Câmii: Yazıhan ilçesinin Fethiye köyündedir. Mustafa Paşa bin Abdüsselam tarafından 1566’da yaptırılmıştır. Tek minâreli ve beş kubbeli bir câmidir.
Ulu Câmi: Arapgir ilçesindedir. On dördüncü asırda yapıldığı tahmin edilmektedir. Minâresizdir. Cam taç kapısındaki süsler çok güzeldir.
Câfer Paşa Câmii: Arapgir ilçesinde Osman Paşa Mahallesindedir. On dördüncü asırda yapılmış olduğu tahmin edilmektedir. Câfer Paşa tarafından 1694’te tâmir ettirildiği için bu isimle anılmaktadır. Ahşap minberin işlemeleri çok güzeldir.
Köprülü Mehmed Paşa Câmii: Hekimhan ilçesindedir. 1661 senesinde yaptırılmıştır. Tek kubbe ve minâreli tipik Osmanlı câmilerindendir.
Şahâbıyye-i Kübrâ Medresesi: Battalgâzi ilçesindedir. On dördüncü asırda Emir Şahâbeddîn Hızır tarafından yaptırılmıştır. Taç kapının sağ kanadı, türbe ve ana eyvan günümüze kadar gelebilmiştir.
Kırkgöz Köprüsü: Yazıhan, ilçesinde Sinanlı köyünde Tahma Çayı üstündedir. 220 m uzunluğunda 4 m genişliğindedir. Köprünün en önemli özelliği düz bir çizgi biçiminde kırıklar verilerek yapılmış olmasıdır. Ne zaman yapıldığı kesin olarak belli değildir. Bu köprü, şu anda Karakaya Baraj Gölü altında kalmıştır. Yerine büyük demiryolu ve karayolu ulaşımının sağlandığı köprü yapılmıştır.
Şeyh Hamîd-i Velî Zâviyesi: Dârende ilçesindedir. Tohma Çayı kıyısındadır. Önceleri dergah olan yapı, sonradan câmi ve türbeye çevrilmiştir. Türbede Şeyh Hamîd-i Velî ve oğlu Halil (:::)î’ye âit olduğu söylenen kabirler vardır. Hamîd-i Velî’nin kabri olduğu söylenen bir türbe de Aksaray ilindedir.
Eski eserler: Hitit Sarayı, Aslantepe’de M.Ö. 13. asırdan kalmadır. Aslantepe’den çıkan eserler İstanbul, Ankara ve Malatya Arkeoloji müzelerindedir. Aslantepe, arkeolojik bir merkezdir. Mansuroğlu Hacı Mehmed tarafından yaptırılan târihî câmi, Venk’te kilise, İn Deresinde mağaralar, eski yol üzerinde han kalıntısı, geyik şekilleri ile süslü mozayik havuz vardır. Yedi kültür tabakasına rastlanmıştır.
Malatya Kalesi: Bugünkü Battalgâzi ilçesindedir. Roma İmparatoru Titus yaptırmıştır. Danişmend Emiri Gâzi Taylı ve Selçuklu Sultanı İkinci Kılıçarslan tâmir ettirmiştir. 94 kulesi ve burcu vardır. Yüksekliği 20 m olan iki surla çevrilidir. Dârende (Zengibar), Doğanşehir ve Arapkir kaleleri târihî eserlerdir.
Höyükler: Câfer, Değirmendere, İmamoğlu, Gelinciktepe ve Fethiye höyüklerinde eski eserler bulunmuştur. Câferhöyükte bulunan 4 heykelcik en eski eserler olarak kabul edilmektedir ve M.Ö. 7000 sene önceye âittir. Dokuz bin senelik bu eserler Malatya müzesindedir.
Malatya Arkeoloji müzesi: Müzede bölgede yapılan kazılarda bulunan Neolotik, Eski Tunç, Hitit, Roma ve Selçuklu devirlerine âit eserler sergilenmektedir. Asur ticâret kolonilerine âit Seramikler ve Hititlere âit ağırlık taşları, Romalılara âit toprak heykeller, Bizans seramik ve Selçuklu çinileri vardır.
Aslan taşlar: Dârende yakınındadır. İki âdet aslan taş heykeli Yeniköy eteklerindedir.
Mağaralar: Onar, Ansur (Buzluk köyü), Orman Sırtı köyündedir. Târih öncesi çağlara âittir.
Mesîre yerleri:
Malatya’da çok sayıda kaynak, çay, dere ve meyve bahçeleri gezi dinlenme ve mesîre yeri olarak halkın rağbet ettiği yerlerdir. Başlıcaları şunlardır:
Horata Subaşı: İl merkezine 5 km mesâfede bir dinlenme yeridir. Beydağı’nın eteklerinde bir dere yatağının kıyısındadır. Çevresi söğüt ağaçları ile kaplıdır.
Gündüzbey Subaşı: İl merkezine 18 km uzaklıktaki Derme Deresinin kaynağı olan bir dinlenme yeridir. Söğüt ve meyve ağaçları ile kaplıdır.
Sürgü Pınarbaşı: Sürgü Çayının kaynağı olan bir dinlenme yeridir. İl merkezine 70 km uzaklıktadır. Kaynak yeri küçük bir göl durumundadır. Yer yer kavak ağaçları ile kaplıdır.
Takas Pınarbaşı: Sürgü Pınarbaşına yakın bir yerde bir dinlenme yeridir. Kavak ağaçları ile kaplı bir vâdidir.
Tecde Bahçeleri: İl merkezi yakınında yeşillikler içinde çok güzel bir mesîre yeridir. Kavak, söğüt ve meyve ağaçları ile kaplıdır. Burada önceden küçük bir baraj gölü de vardı.
İçme ve kaplıcalar:
Malatya’da içme ve kaplıcalar yok denecek kadar azdır. Yöre halkı tarafından kullanılan şifâlı su kaynaklarının bâzıları şunlardır:
Aşağı İspendere Ilıcası: Çolaklı bucağına bağlı Bulutlu köyündedir. İl merkezine 20 km mesâfede olan bu kaplıcada banyo ve konaklama tesisleri mevcuttur. İçme kürleri, mîde, karaciğer, safra yolları ve barsak hastalıklarına, banyo kürleri ise nevralji, nefrit ve cilt hastalıklarına iyi gelir.
Rotükan Mâden Suyu: Merkeze bağlı Rotükan köyündedir. Tesisleri mevcut değildir. Hiperstenik mîde rahatsızlıkları ile karaciğer, safra yolları ve barsak hastalıklarına iyi gelmektedir.

Kaynak

Rehber Ansiklopedisi

RAŞiT TUNCA

BAŞAĞAÇLI RAŞiT TUNCA
Raşit Tunca

FORUMUMUZDA
Dini Bilgiler...
Kültürel Bilgiler...
PNG&JPG&GiF Resimler...
Biyografiler...
Tasavvufi Vaaz Sohbetler...
Peygamberler Tarihi...
Siyeri Nebi
PSP&PSD Grafik

BOARD KISAYOLLARI

ALLAH

Allah



BAYRAK

TC.Bayrak



WEB-TUNCA


Radyo Karoglan

Foruma Misafir Olarak Gir


Forumda Neler Var


Karoglan-Raşit Tunca - Dini - islami - Dini Resim - FIKIH - Kuran - Sünnet - Tasavvuf - BAYRAK - Milli - Eğlence - PNG - JPEG - GIF - WebButtons - Vaaz - Sohbet - Siyeri Nebi - Evliyalar - Güzel Sözler - Atatürk - Karoglan Hoca - Dini Bilgi - Radyo index - Sanal Dergi




GALATASARAY

G A L A T A S A R A Y


FENERBAHÇE


F E N E R B A H C E


BEŞiKTAŞ

B E Ş i K T A Ş


TRABZONSPOR

T R A B Z O N S P O R


MiLLi TAKIM

M i L L i T A K I M


ETKiNLiKLERiMiZ


“Peygamberimiz Buyurdular ki Birbirinize Temiz ağız ile Dua edin. Bizde Sayfamızı ziyaret edenlerin ve bu bölümü ziyaret edenlerin kendilerinin Ruhaniyetine, geçmişlerinin Ruhuna Yasin Okuyup hediye ediyoruz Tıkla, ya sende oku yada okunmuş Yasinlerden Nasibini Al”
(Raşit Tunca)



MEVLANA'DAN

“ Kula Bela Gelmez Hak Yazmadıkca, Hak Bela Yazmaz Kul Azmadıkca, Hak intikamını, Kulunun Eliyle Alır da, Bilmiyenler Kul Yaptı Sanır."
(Hz. Mevlana)