MUHAMMED
BAYRAK
| Welcome, Guest |
|
You have to register before you can post on our site. |
| Forum Statistics |
» Members: 7 » Latest member: Muhammed » Forum threads: 5,281 » Forum posts: 5,872 Full Statistics |
DOWNLOADEN
AYET
FELSEFEMiZ
Raşit Tunca Sözü
GÜZEL SÖZ
Kamala Sohonie Kimdir? Biyografisi
Kamala Sohonie ( 18 Haziran 1912'de Indore , Madhya Pradesh'de doğdu ; 28 Haziran 1998'de Yeni Delhi'de öldü ) [1], 1939'da bilimsel bir disiplinde doktora alan ilk Hintli kadın olan seçkin bir Hintli biyokimyacıydı . Bangalore'deki Hint Bilim Enstitüsü'ndeki (IISc) çalışmaları, kurum tarihinde ilk kez kadınların kuruma kabul edilebileceğinin kabulünün yolunu açtı. [2]
Kamala Sohonie'nin araştırması, Hindistan'ın en fakir nüfuslarından bazıları tarafından düzenli olarak tüketilen baklagiller , pirinç ve diğer gıdaların vitaminleri ve besin değerleri üzerindeki etkilerine odaklandı. "Neera" adı verilen hurma özünün besinsel faydaları üzerine yaptığı çalışma, o zamanki Başkan Rajendra Prasad'ın bir önerisinden esinlenmiştir . Kamala Sohonie, bu çalışmasıyla Rashtrapati Ödülü'nü aldı . [3]
Aile ve Eğitim
Kamala Sohonie, kızlık soyadı Bhagvat, 1912'de Hindistan, Madhya Pradesh'teki Indore'da doğdu . Babası Narayanarao Bhagvat ve ayrıca amcası Madhavrao Bhagvat , daha sonra Bangalore'daki Hindistan Bilim Enstitüsü olacak olan Tata Bilimler Enstitüsü'nün kimyagerleri ve mezunlarıydı . Aile geleneğini izleyen Sohonie, 1933'te Bombay Üniversitesi'nden kimya anadal ve fizik yandal derecesi alarak Bachelor of Science derecesini aldı . [2]
Sohonie daha sonra Hindistan Bilim Enstitüsü'ne araştırma bursu için başvurdu , ancak başvurusu o zamanki yönetmen ve Nobel ödüllü CV Raman tarafından kadınların araştırma yapacak kadar yetkin olmadığı gerekçesiyle reddedildi. [4] Sohonie reddiye ofisinin önünde bir satyagraha ile yanıt verdi ve onu kabul etmesi için ikna etti. Üç şart koydu:
Normal bir aday olarak kabul edilmeyecek ve ilk yıl için gözetim altında olacak. Bu, işini başarıyla tamamlayana kadar kampüs genelinde de bilinecektir.
Araştırma direktörünün emirlerine göre gece geç saatlere kadar çalışması gerekiyor.
Laboratuvar atmosferini "bozmamalı" (erkek araştırmacılar için "dikkat dağıtıcı" olmamalıdır).
Sohonie bu kurallar karşısında kuşkusuz alçakgönüllü olmasına rağmen şartları kabul etti ve 1933'te enstitüye kabul edilen ilk kadın oldu. [5] Daha sonra şöyle dedi: “Raman büyük bir bilim adamı olmasına rağmen çok dar görüşlüydü. Sırf kadın olduğum için bana nasıl davrandığını asla unutamam. O zaman bile Raman beni normal bir öğrenci olarak kabul etmemişti. Bu benim için büyük bir hakaretti. O zamanlar kadınlara karşı önyargı çok kötüydü. Bir Nobel ödüllü bile böyle davrandığında insan ne bekleyebilir ki?” [6]
Bilimsel Kariyer
Sohonie'nin IISc'deki akıl hocası Sri Srinivasayya idi . Enstitüde geçirdiği süre boyunca, Hindistan bağlamında özel bir öneme sahip olan bir konu olan süt, bakliyat ve baklagillerdeki proteinler üzerinde çalıştı. Araştırmaya olan bağlılığı ve coşkusu, Profesör Raman'ın 1936'da yüksek lisans derecesini onur derecesiyle tamamladıktan bir yıl sonra enstitüye kadınları kabul etme kararını etkiledi.
Mezun olduktan sonra, Frederick G. Hopkins Laboratuvarı'nda Derek Richter altında çalışmak üzere İngiltere'deki Cambridge Üniversitesi'ne davet edildi . Newnham College'da öğrenci oldu ve 1938'de bilim okumak için kaydoldu . Richter görevden ayrıldığında, Robin Hill'de bitki dokuları üzerinde çalışıyordu . Patates üzerinde çalışırken, elektron taşıma zincirinde ve dolayısıyla organizmalar için enerji üretme sürecinde önemli bir rol oynayan sitokrom c enzimini keşfetti . Sitokrom c tüm bitki ve hayvan hücrelerinde bulunurbulmak. [6] Bu konudaki çalışması 14 ayda tamamlandı ve 40 sayfadan oluştu, bu da genellikle çok daha uzun olan doktora teslimlerinden ayrılma anlamına geliyordu.
Sohonie, doktorasını tamamladıktan sonra 1939'da Hindistan'a döndü. Mahatma Gandhi'nin bir destekçisi olarak ülkesine dönmek ve bağımsızlık mücadelesine katkıda bulunmak istiyordu . [2] Yeni Delhi'deki Lady Hardinge Tıp Koleji'nde Profesör ve Biyokimya Bölüm Başkanı olarak işe alındı . Daha sonra Coonoor'daki Beslenme Araştırma Laboratuvarı'nda vitaminlerin etkilerine odaklanan Müdür Yardımcısı olarak çalıştı . [6]
1947'de bir aktüer olan MV Sohonie ile evlendi ve Mumbai'ye taşındı . Kraliyet Bilim Enstitüsü Biyokimya Bölümü'nde profesör olarak baklagillerin besleyici yönleri üzerinde çalıştı. Enstitü müdürü olarak atanmasının, bilim camiasındaki mevcut cinsiyet önyargısı nedeniyle dört yıl ertelendiğine inanılıyor. [6] Bu süre zarfında Sohonie ve öğrencileri, Hindistan'da çoğunlukla mali açıdan dezavantajlı nüfus tarafından tüketilen gıdalar hakkında önemli araştırmalar yaptılar. Sohonie ayrıca Neera üzerinde çalışmaya başladı.Hindistan Devlet Başkanı Rajendra Prasad'ın önerisi üzerine çeşitli palmiye ağaçlarının çiçek salkımlarından elde edildi . İçecekte önemli miktarda A vitamini , C vitamini ve demir buldu ve bu bileşenlerin Neera'nın jaggery , rafine edilmemiş hurma şekeri ve pekmeze eklenmesinden de kurtulabileceğini söyledi . Daha sonraki araştırmalar, Neera'nın yetersiz beslenen ergenlerin ve kabile topluluklarından hamile kadınların diyetlerine ucuz bir besin takviyesi olarak dahil edilmesinin önemli sağlık iyileştirmeleri ile sonuçlandığını gösterdi . [7]Bu konudaki çalışmalarından dolayı Rashtrapati Ödülü'nü aldı . [3]
Sohonie, Hindistan Tüketici Rehberliği Derneği'nin (CGSI) aktif bir üyesiydi . 1982-83 yılları arasında CGSI Başkanı seçildi ve aynı zamanda kuruluşun dergisi Keemat için tüketici güvenliği üzerine makaleler yazdı. 1998 yılında, Hindistan Tıbbi Araştırma Konseyi (ICMR) tarafından Yeni Delhi'de düzenlenen bir ödül töreni sırasında bayıldıktan kısa bir süre sonra öldü . [7]
Kaynak ve Dipnotlar
Wikipedia
Buhari Hadisleri KUR`ÂN-I KERÎMİN FAZÎLETLERİ BAHSİ
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN FAZÎLETLERİ BAHSİ
Konu : Kıyâmette Peygamberimiz`in ümmetinin çok oluşu;Kur`ân-ı Kerîm mu`cizesi
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : CENÂB-I PEYGAMBER`İN KUR`ÂN MU`CİZESİNE DÂİR EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: Hiç bir peygamber yoktur, ancak ona (bir mu`cize) verilmiştir ki, onun benzerine beşer câmiası (vaktiyle) îmân etmiş (de modası geçmiş) değildir. (O, devre göre yepyenidir). Hiç şüphesiz ki, bana ihsân buyurulan (en büyük) hârika, Allah`ın bana vahyettiği Kur`ân (mu`cizesi) dir. Umarım ki, ben kıyâmet günü bütün peygamberlerin çok ümmetlisi bulunayım.
HadisNo : 1764
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN FAZÎLETLERİ BAHSİ
Konu : En fazla vahiy gelen gün;Kur`ân-ı Kerîm`in inişi;Vahyin kesiksiz gelişi
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : KUR`ÂN MU`CİZESİ İLE ÖBÜR MU`CİZELERİ MUKÂYESE KUR`ÂN`IN ÜSLÛBUNDAKİ BELÂGATİ VE MEDENÎ, ADLÎ BİR ÇOK AHKÂMI İHTİVÂ ETMESİ VE ENES İBN-İ MÂLİK İBN-İ ABBÂS RADİYA`LLÂHU ANHÜMÂ HADÎSİNİN TEFSÎRİ
Hadis : Şöyle rivâyet olunmuştur: Allahu Teâlâ Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`e vefâtından evvele kadar Kur`ân indirdi. Hattâ vefâtı, vahiy en çok geldiği bir sırada vuku` bulup bundan sonra Resûlullah vefât etmişti.
HadisNo : 1765
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN FAZÎLETLERİ BAHSİ
Konu : Hurûf-u seb`a;Kırâet-i seb`a
Ravi : Ömer b. el-Hattâb
Baslik : YEDİ LEHCE VE ÖMER İBN-İ HATTÂB RADİYA`LLÂHU ANHÜMÂ HADİSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in sağlığında (namazda) Hişâm İbn-i Hakîm`in Furkan Sûresi`ni okuduğunu işittim. Duydum ki, Hişâm bu sûreyi Resûlullah`ın bana okumadığı birtakım lehcelerle okuyor. Az kaldı üzerine atılacaktım. Fakat selâm verinceye kadar güçlükle sabrettim. Selâm verir vermez (kaçırmamak için) hemen ridâsını göğsünün üzerinde toparlayıp: - Bu sûreyi sana -duyduğum gibi- kim okuttu? diye sordum. Hişâm: - Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem okuttu, dedi. - Yalan söylüyorsun. Çünkü Resûlullah bu sûreyi bana, senin okuduğundan başka bir lehce ile okuttu dedim. Ve onu yakasından tutarak Resûlullah`a götürdüm: - Yâ Resûla`llah, şunun Furkan Sûresi`ni bana okuttuğun lehceden başka bir lûgatla okuduğunu işittim, dedim. Resûlullah bana: Hişâm`ın yakasını bırak, buyurdu. Ona da: - Yâ Hişâm, oku diye, emretti. O da işittiğim veçhile Resûlullah`a da okudu. Bunun üzerine Resûlullah: - Bu sûre böyle inzâl olundu, buyurdu. Bundan sonra bana da: - Yâ Ömer oku, diye emretti. Ben de Resûlullah`ın bana vaktiyle okuttuğu gibi okudum. Bana da: - Bu sûre böyle indirildi. Yâ Ömer! Bu Kur`ân yedi lûgat ve yedi lehce üzerine gönderildi. Bunlardan hangisi kolayınıza gelirse onu okuyunuz, buyurdu.
HadisNo : 1766
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN FAZÎLETLERİ BAHSİ
Konu : Cebrâil (A.S)`ın Hz. Peyganber`e Kun`ân-ı Kerîm öğretmesi
Ravi : Fâtıma
Baslik : ARZA-İ AHÎRE VE HAZRET-İ FÂTIMA`NIN BİR HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre der ki: Bana; (Babam) Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem gizlice şöyle söyledi: Her sene Cibrîl Kur`ân`ı benimle bir kere mukabele ederdi. Bu sene iki def`a mukabele eyledi. Öyle sanıyorum ki (kızım) ecelim yaklaşmıştır.
HadisNo : 1767
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN FAZÎLETLERİ BAHSİ
Konu :
Ravi : Abdullâh b. Mes`ûd
Baslik : İBN-İ MES`ÛD`UN RESÛLULLÂH DİLİNDEN YETMİŞ KADAR SÛRE HIFZI
Hadis : Vallahi ben, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in (doğrudan doğruya) ağzından yetmiş bu kadar sûre öğrendim, dediği rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 1768
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN FAZÎLETLERİ BAHSİ
Konu : İçki içene hâd tatbiki
Ravi : Abdullâh b. Mes`ûd
Baslik : İBN-İ MES`ÛD`UN RESÛLULLÂH DİLİNDEN YETMİŞ KADAR SÛRE HIFZI
Hadis : (Alkame İbn-i Kays`ın) rivâyetine göre Abdullah İbn-i Mes`ûd ben Hıms`da bulunduğum sıra Sûre-i Yûsuf okumuştum. Bunun üzerine bir kimse i`tirâz ederek: - Hayır, bu sûre böyle nâzil olmadı, dedi. İbn-i Mes`ûd da: - Ben Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`e okudum da bana: Güzel okudun, diye tahsîn buyurdu, dedi. (Ve böyle görüşürken bir de) İbn-i Mes`ûd herifde şarab kokusu duydu. Bunun üzerine İbn-i Mes`ûd: - Be adam sen Allah Kitâbı`nı yalanlamakla şarab içmeği cem` eder misin? dedi. Ve herife hadd-i (şirb) vurdu.
HadisNo : 1769
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN FAZÎLETLERİ BAHSİ
Konu : İhlâs Sûresinin fazîleti
Ravi : Ebû Saîd-i Hudrî
Baslik : İHLÂS SÛRESİ`NİN FAZÎLETİ İHLÂS SÛRESİ KUR`ÂN-I KERÎM`İN ÜÇTE BİRİNE MUÂDİLDİR
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre bir kişi, öbür kişinin bütün gece tekrarlı(Zeker) "Kul hüva`llahu ahad" sûresini okuduğunu işitir. Sabah olunca Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`e gider. Ve bütün gece İhlâs okunmasını azınsı(Zeker) Resûl-i Ekrem`e arz eder. Resûlullah da cevâben: Hayâtım yed-i kudretinde olan Allah`a yemîn ederim ki, bu sûreyi okumak, bütün Kur`ân`ın üçde birisine muâdildir, buyurur.
HadisNo : 1770
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN FAZÎLETLERİ BAHSİ
Konu : İhlâs Sûresinin fazîleti
Ravi : Ebû Saîd-i Hudrî
Baslik : İHLÂS SÛRESİ`NİN FAZÎLETİ İHLÂS SÛRESİ KUR`ÂN-I KERÎM`İN ÜÇTE BİRİNE MUÂDİLDİR
Hadis : Rivâyete göre Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem Ashâbına: - Ashâbım! Kur`ân`ın üçde birisini bir gecede okumak size güçlük verir mi? diye sormuştu. Bu teklîf Ashâb`a güç gelerek: - Yâ Resûla`llah! Bizim hangimizin buna gücü yetişir? demişlerdi. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz: - Allahü`l-vâhidü`s-samed Sûresi Kur`ân`ın üçde birisidir, buyurdu.
HadisNo : 1771
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN FAZÎLETLERİ BAHSİ
Konu : İhlâs Sûresinin fazîleti
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : PEYGAMBER EFENDİMİZ`İN İHLÂS OKUMAĞA DEVÂM BUYURMASI VE HZ. ÂİŞE HADİSİ
Hadis : Rivâyete göre şöyle demiştir: Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem her gece yatağına geldiği zaman iki elini birleştirerek bunlara nefes etmeğe başlayıp: Kul Hüva`llahü Ehad ve Kul Eûzü Bi-Rabbi`l-Felâk ve Kul Eûzü Bi-Rabbi`n-Nâs (sûrelerini) okurdu. (Ellerine üflerdi.) Sonra iki eliyle vücûdunun ön kısmını meshetmeğe başlardı. (Sonra vücûdunun arka tarafını meshederdi) Ve böyle okuyup üfliyerek vücûdunu meshetmeyi üç def`a tekrarlardı.
HadisNo : 1772
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN FAZÎLETLERİ BAHSİ
Konu : Bakara Sûresi okumak;Kur`ân-ı Kerîm okunurken meleklerin indiği;Mu`avvizeteyn
Ravi : Üseyd İbn-i Hudayr
Baslik : KUR`ÂN`IN FAZÎLETİ HAKKINDA ÜSEYD İBN-İ HUDAYR HADÎSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Bir kere Üseyd gece vakti Bakare Sûresi okuyordu. Atı da yanında bağlanmıştı. Kur`ân okunurken birden at deprenmeye başladı. Üseyd sustu. O susunca at da sâkinleşti. Üseyd tekrar okumağa başladı. At yine şahlandı. Üseyd sustu; at da sâkinleşti. Bundan sonra Üseyd bir daha okumağa başladı. At yine hırçınlaştı. Üseyd de artık vaz geçti. Üseyd`in oğlu Yahyâ ise ata yakın bir yerde (yatmakta) idi. Atın çocuğa bir zararı dokunmasından endişe ederek çocuğu geriye çekti. Bu sırada başını kaldırıp göğe baktığında beyaz bulut gölgesine benzer bir sis içinde kandiller gibi birtakım ecrâmın parlamakda olduklarını gördü. Sabah olduğunda Üseyd Resûlullah`a bu vakıayı arzetti. Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem ona: - Oku ey Hudayr oğlu, oku ey Hudayr oğlu, di(yerek okumağa devâm edilmesi lâzım olduğunu bildir) di. Üseyd: - Yâ Resûla`llah atın Yahyâ`yı çiğnemesinden endişlendim. Çünkü çocuk ata yakın bir yerde idi. (Onun için okumayı kesdim.) O sırada başımı göğe doğru kaldırdığımda gökyüzünde bulut gölgesi gibi bir beyazlık içinde kandiller gibi ecrâmın parlamakda olduklarını gördüm. Artık bu beyaz gölge tabakası, içindeki ziyâ manzûmesi ile göğe doğru çekilip çıktı. Nihâyet onu görmez oldum, dedi. Resûl-i Ekrem: - Bilir misin onlar nedir? buyurdu. Üseyd der ki: Ben de: Hayır, diye cevab verdim. Resûl-i Ekrem: - Ey Üseyd onlar meleklerdi, senin sesine yaklaşmışlardı. Eğer okumağa devâm etseydin sabaha kadar seni dinlerlerdi. Nâs da onlara bakardı. Halkın gözünden gizlenmedi, buyurdu.
HadisNo : 1773
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN FAZÎLETLERİ BAHSİ
Konu : Casus;Kur`ân-ı Kerîm okumanın fazîleti
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : HASED OLUNAN İKİ HUY HAKKINDA EBÛ HÜREYRE RADİYA`LLÂHU ANHÜMÂ HADÎSİ
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: Hased (hiç bir şeyde) câiz değildir, ancak iki (huy) hakkında câizdir: 1) O kimseye hased (gıbta) olunur ki, Allah ona Kur`ân öğretmiş, o da gecenin (kutlu) saatleriyle, gündüzün (muayyen) zamanlarında Kur`ân okur ve komşusu işidir de: "Keşke (komşum) filâna verilen Kur`ân ni`meti gibi bana da ihsân olunsaydı. Ve onun mûcibiyle amel ettiği gibi ben de amel etseydim" der. 2) Öbür kimseye de gıbta olunur ki, ona da Allah mal vermiştir, o da malını hak yolunda sarfetmektedir. Şimdi birisi: "Keşke şu hayır seven kişiye verilen mal gibi bana da verilse idi de onun hayır işlediği gibi ben de işlemiş olsaydım!" diye imrenir.
HadisNo : 1774
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN FAZÎLETLERİ BAHSİ
Konu : Kur`ân-ı Kerîm okumanın fazîleti
Ravi : Osmân b. Affân
Baslik : KUR`ÂN`IN FAZÎLETİ HAKKINDA OSMÂN, İBN-İ ÖMER, İBN-İ MES`ÛD HADÎSLERİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in: Sizin hayırlınız Kur`ân öğrenen ve öğretendir, buyurduğu rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 1775
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN FAZÎLETLERİ BAHSİ
Konu : Kur`ân-ı Kerîm okumanın fazîleti
Ravi : Osmân b. Affân
Baslik : KUR`ÂN`IN FAZÎLETİ HAKKINDA OSMÂN, İBN-İ ÖMER, İBN-İ MES`ÛD HADÎSLERİ
Hadis : Bir rivâyette de Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem: Sizîn en fazîletliniz Kur`ân öğrenen ve öğretendir, buyurdu, denilmiştir.
HadisNo : 1776
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN FAZÎLETLERİ BAHSİ
Konu : Hâfızların fazîleti
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : KUR`ÂN`IN FAZÎLETİ HAKKINDA OSMÂN, İBN-İ ÖMER, İBN-İ MES`ÛD HADÎSLERİ
Hadis : Rivâyete göre Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Kur`ân sâhibi (hâfızın) benzeri, bağlı devenin sâhibinin misâli gibidir. Deve sâhibi devesini gözetirse tutabilir. Mukayyed olmayıb bırakırsa kaçar gider.
HadisNo : 1777
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN FAZÎLETLERİ BAHSİ
Konu : Kur`ân-ı Kerîm`i unutmamak
Ravi : Abdullâh b. Mes`ûd
Baslik : KUR`ÂN`IN FAZÎLETİ HAKKINDA OSMÂN, İBN-İ ÖMER, İBN-İ MES`ÛD HADÎSLERİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: Kur`ân sâhiblerinin birisi için: Şu şu âyetleir unuttum, demek ne fenâ şeydir. Belki unutuldu, denilmek gerektir. Ey Kur`ân sâhibleri hâfızlar, Kur`ân`ı dâmiâ okuyup müzâkere ediniz! Çünkü Kur`ân`ın, hâfız kişilerin gönüllerinden ayrılıp kaçması, deve (nin boşanıp kaçmasın) dan daha zorludur.
HadisNo : 1778
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN FAZÎLETLERİ BAHSİ
Konu : Kur`ân-ı Kerîm`i unutmamak
Ravi : Ebû Mûsâ el-Eş`arî
Baslik : KUR`ÂN`IN FAZÎLETİ HAKKINDA OSMÂN, İBN-İ ÖMER, İBN-İ MES`ÛD HADÎSLERİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: Kur`ân`ı muhâfazaya ithimâm ediniz! Hayâtım yed-i kudretinde olan Allah`a yemîn ederim ki: Kur`ân`ın hâfızadan çıkıp kaçması, bağlı devenin (ihtimâmsızlık eseri) boşanıp kaçmasından daha zorludur.
HadisNo : 1779
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN FAZÎLETLERİ BAHSİ
Konu : Besmele okunuşu;Hz. Peygamber`in Kur`an okuma tarzı
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : PEYGAMBER`İN BESMELE-İ ŞERÎFE`Yİ MED EDİP ÇEKMESİ HAKKINDA ENES İBN-İ MÂLİK RADİYA`LLÂHU ANHÜMÂ HADİSİ
Hadis : Rivâyete göre: Enes İbn-i Mâlik`den Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in Kur`ân okuyuşu nasıldı? diye sorulmuştu o da: "Resûlullah Kur`ân okurken (meddi îcâb eden harfleri) meddederdi" diye cevab verdi. Sonra Enes, (Misâl olarak) "Bismi`llâhi`r-Rahmâni`r-Rahîm`i okuyarak: Resûlullah "Bismi`llâh"i meddederdi, "Er-Rahmân"i de meddederdi, "Er-Rahîm"i dahi meddederdi, demiştir.
HadisNo : 1780
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN FAZÎLETLERİ BAHSİ
Konu : Dâvud (A.S)`ın mezmuru
Ravi : Ebû Mûsâ el-Eş`arî
Baslik : EBÛ MÛSÂ EL-EŞ`ARÎ`Yİ RESÛL-İ EKREM`İN SENÂ BUYURMASI
Hadis : Rivâyete göre Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem ona: - Ey Ebû Mûsâ, muhakkak sana Dâvud (Peygamber) in nağmelerinden bir nağme (Bir sadâ âhengi) verilmiştir, buyurdu.
HadisNo : 1781
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN FAZÎLETLERİ BAHSİ
Konu : Belirli günlerde oruç tutmak
Ravi : Abdullâh b. Amr b. Âs
Baslik : ABDULLÂH İBN-İ AMR`IN İBÂDET HAYÂTI VE DÂVUD ORUCU
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Babam beni asâletli bir âile kadıniyle evlendirdi ve her zaman geçimimiz hakkında göz kulak olup gelininden kocası (Abdullah) hakkında sorguda bulunurdu. Karım da: Abdullah erkek nev`i arasından (seçme) güzel bir kocadır; Ben ona geleliberi âile döşeğimize ayak basmadı (yatmadı), örtülü eteğimizi araştırıp yoklamadı (açmadı) demiştir. Babam Amr`in bu yoldaki incelemeleri uzayınca nihâyet Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e oğlunun bu hâlini arzetti. Resûl-i Ekrem de: Abdullah`ı bana getir, buyurdu. Abdullah der ki: Resûlullah`a mülâkî olduğumda bana; nasıl oruç tutarsın? diye sordu. Ben de: her gün, dedim. Nasıl hatim edersin? dedi. Her gece, dedim. Bunun üzerine Resûlullah, "Her ayın üç gününde oruç tut, her ayda da bir, Kur`ân`ı okuyup hatmeyle" buyurdu. Ben: bundan çoğuna da gücüm yetişir, dedim. Resûl-i Ekrem: Öyle ise her haftada üç gün oruç tut, buyurdu. Ben: Bundan çoğuna da gücüm yetişir dedim. Resûl-i Ekrem: iki gün iftâr et, bir gün tut, dedi. Ben de: bundan çoğuna da gücüm yetişir, dedim. Resûl-i Ekrem: oruçların efdali olan Dâvud peygamber orucu tut ki, bir gün oruç, bir gün iftârdır. Bir de yedi gecede bir kere Kur`ân okuyup hatim eyle, buyurdu. (Abdullah İbn-i Amr İbn-i Âs rivâyetine devâm ederek:) Keşki ben Resûlullah`ın bana verdiği ruhsat ve müsâadeyi kabûl etseydim. İşte şimdi yaşlandım, ihtiyar oldum, zaîf düştüm, diye hayıflanıyordu. Bu cihetle ihtiyarlık çağında Abdullah İbn-i Amr Kur`ân`ın yedide birisini gündüzden âilesinden bâzılarının yanında okurdu, ve (gece) okuyacağı Kur`ân`ı gündüz okuyup hazırlardı ki, gece okuması hafiflesin. Oruç husûsunda kuvvetli bulunmak isteyince de bir kaç günler arka arkaya iftâr ederdi ve bu iftâr ettiği günleri sayardı. Ve -Resûlullah`tan ayrıldığı sıradaki ibâdet hayâtından bir şey bırakmağı çirkin gördüğünden- iftâr günleri sayısınca arka arkaya oruç tutardı.
HadisNo : 1782
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN FAZÎLETLERİ BAHSİ
Konu : Kur`ân-ı Kerîm okumanın fazîleti;Tecrübesiz gençler
Ravi : Ebû Saîd-i Hudrî
Baslik : EBÛ SAÎD HUDRÎ`NİN, ALÎ`NİN HÂRİCÎLER HAKKINDA RİVÂYETLERİ
Hadis : Şöyle rivâyet olunmuştur: Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`den şöyle buyurduğunu işittim: Sizin içinizde öyle zümreler türeyecektir ki, siz, onların namazlarının yanında kendi namazlarınızı, onların oruçlarının yanında kendi oruçlarınızı, onların iyi işleri yanında kendi sâlih amellerinizi küçük göreceksiniz. Onlar Kur`ân da okuyacaklar. Fakat Kur`ân (ın feyzi) onların hançerelerine geçmiyecek. Onlar, okun avdan (delip) çıktığı gibi dinden çıkacaklar: Okun sâhibi (avı delip geçen) okunun demirine bakar (kan nâmına) bir şey göremez. Ağaç kısmına bakar, orada da bir şey göremez. Yelesine bakar onda da (kan) bulaşığı göremez. Sonra avcı (Acabâ ava dokunmadı mı?) şüphesiyle fok (denilen veter medhâlin)e bakar (orada da kan izi görülmez).
HadisNo : 1783
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN FAZÎLETLERİ BAHSİ
Konu : Kur`ân-ı Kerîm okumanın fazîleti;Kur`ân-ı Kerîm okumayıp gereği ile amel edenler;Kur`ân-ı Kerîm okuyup gereği ile amel edenler;Kur`ân-ı Kerîm okuyup gereği ile amel etmeyenler
Ravi : Ebû Mûsâ el-Eş`arî
Baslik : KUR`ÂN-I KERÎM`İN FAZÎLETİ HAKKINDA EBÛ MÛSÂ EL-EŞ`ARÎ HADİSİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: Şu bir hâlis mü`min ki: Kur`ân okur ve onun muktezâsiyle amel eder, o, tadı güzel, kokusu güzel turunç (meyvesi) gibidir. Şu bir mü`min de Kur`ân okumaz, fakat mû`cebiyle amel eder. Bu da tadı güzel, fakat kokusu olmıyan hurma gibidir. Kur`ân okuyan (fakat mû`cebiyle amel etmeyen) munâfıkın benzeri de kokusu güzel fakat acı reyhâne (otu) gibidir. Kur`ân okumayan munâfıkın benzeri de tadı acı ve kötü, kokusu acı Ebû Cehil karpuzu gibidir.
HadisNo : 1784
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN FAZÎLETLERİ BAHSİ
Konu :
Ravi : Cündüb b. Abdullâh
Baslik : CÜNDEB BAHSİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: Kur`ân üzerinde gönülleriniz birleştikce Kur`ân okuyunuz. Kur`ân hakkında ihtilâf edince de artık kalkıp oradan dağılınız!.
HadisNo : 1785
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN FAZÎLETLERİ BAHSİ
Konu : Kıyâmette Peygamberimiz`in ümmetinin çok oluşu;Kur`ân-ı Kerîm mu`cizesi
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : CENÂB-I PEYGAMBER`İN KUR`ÂN MU`CİZESİNE DÂİR EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: Hiç bir peygamber yoktur, ancak ona (bir mu`cize) verilmiştir ki, onun benzerine beşer câmiası (vaktiyle) îmân etmiş (de modası geçmiş) değildir. (O, devre göre yepyenidir). Hiç şüphesiz ki, bana ihsân buyurulan (en büyük) hârika, Allah`ın bana vahyettiği Kur`ân (mu`cizesi) dir. Umarım ki, ben kıyâmet günü bütün peygamberlerin çok ümmetlisi bulunayım.
HadisNo : 1764
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN FAZÎLETLERİ BAHSİ
Konu : En fazla vahiy gelen gün;Kur`ân-ı Kerîm`in inişi;Vahyin kesiksiz gelişi
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : KUR`ÂN MU`CİZESİ İLE ÖBÜR MU`CİZELERİ MUKÂYESE KUR`ÂN`IN ÜSLÛBUNDAKİ BELÂGATİ VE MEDENÎ, ADLÎ BİR ÇOK AHKÂMI İHTİVÂ ETMESİ VE ENES İBN-İ MÂLİK İBN-İ ABBÂS RADİYA`LLÂHU ANHÜMÂ HADÎSİNİN TEFSÎRİ
Hadis : Şöyle rivâyet olunmuştur: Allahu Teâlâ Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`e vefâtından evvele kadar Kur`ân indirdi. Hattâ vefâtı, vahiy en çok geldiği bir sırada vuku` bulup bundan sonra Resûlullah vefât etmişti.
HadisNo : 1765
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN FAZÎLETLERİ BAHSİ
Konu : Hurûf-u seb`a;Kırâet-i seb`a
Ravi : Ömer b. el-Hattâb
Baslik : YEDİ LEHCE VE ÖMER İBN-İ HATTÂB RADİYA`LLÂHU ANHÜMÂ HADİSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in sağlığında (namazda) Hişâm İbn-i Hakîm`in Furkan Sûresi`ni okuduğunu işittim. Duydum ki, Hişâm bu sûreyi Resûlullah`ın bana okumadığı birtakım lehcelerle okuyor. Az kaldı üzerine atılacaktım. Fakat selâm verinceye kadar güçlükle sabrettim. Selâm verir vermez (kaçırmamak için) hemen ridâsını göğsünün üzerinde toparlayıp: - Bu sûreyi sana -duyduğum gibi- kim okuttu? diye sordum. Hişâm: - Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem okuttu, dedi. - Yalan söylüyorsun. Çünkü Resûlullah bu sûreyi bana, senin okuduğundan başka bir lehce ile okuttu dedim. Ve onu yakasından tutarak Resûlullah`a götürdüm: - Yâ Resûla`llah, şunun Furkan Sûresi`ni bana okuttuğun lehceden başka bir lûgatla okuduğunu işittim, dedim. Resûlullah bana: Hişâm`ın yakasını bırak, buyurdu. Ona da: - Yâ Hişâm, oku diye, emretti. O da işittiğim veçhile Resûlullah`a da okudu. Bunun üzerine Resûlullah: - Bu sûre böyle inzâl olundu, buyurdu. Bundan sonra bana da: - Yâ Ömer oku, diye emretti. Ben de Resûlullah`ın bana vaktiyle okuttuğu gibi okudum. Bana da: - Bu sûre böyle indirildi. Yâ Ömer! Bu Kur`ân yedi lûgat ve yedi lehce üzerine gönderildi. Bunlardan hangisi kolayınıza gelirse onu okuyunuz, buyurdu.
HadisNo : 1766
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN FAZÎLETLERİ BAHSİ
Konu : Cebrâil (A.S)`ın Hz. Peyganber`e Kun`ân-ı Kerîm öğretmesi
Ravi : Fâtıma
Baslik : ARZA-İ AHÎRE VE HAZRET-İ FÂTIMA`NIN BİR HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre der ki: Bana; (Babam) Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem gizlice şöyle söyledi: Her sene Cibrîl Kur`ân`ı benimle bir kere mukabele ederdi. Bu sene iki def`a mukabele eyledi. Öyle sanıyorum ki (kızım) ecelim yaklaşmıştır.
HadisNo : 1767
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN FAZÎLETLERİ BAHSİ
Konu :
Ravi : Abdullâh b. Mes`ûd
Baslik : İBN-İ MES`ÛD`UN RESÛLULLÂH DİLİNDEN YETMİŞ KADAR SÛRE HIFZI
Hadis : Vallahi ben, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in (doğrudan doğruya) ağzından yetmiş bu kadar sûre öğrendim, dediği rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 1768
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN FAZÎLETLERİ BAHSİ
Konu : İçki içene hâd tatbiki
Ravi : Abdullâh b. Mes`ûd
Baslik : İBN-İ MES`ÛD`UN RESÛLULLÂH DİLİNDEN YETMİŞ KADAR SÛRE HIFZI
Hadis : (Alkame İbn-i Kays`ın) rivâyetine göre Abdullah İbn-i Mes`ûd ben Hıms`da bulunduğum sıra Sûre-i Yûsuf okumuştum. Bunun üzerine bir kimse i`tirâz ederek: - Hayır, bu sûre böyle nâzil olmadı, dedi. İbn-i Mes`ûd da: - Ben Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`e okudum da bana: Güzel okudun, diye tahsîn buyurdu, dedi. (Ve böyle görüşürken bir de) İbn-i Mes`ûd herifde şarab kokusu duydu. Bunun üzerine İbn-i Mes`ûd: - Be adam sen Allah Kitâbı`nı yalanlamakla şarab içmeği cem` eder misin? dedi. Ve herife hadd-i (şirb) vurdu.
HadisNo : 1769
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN FAZÎLETLERİ BAHSİ
Konu : İhlâs Sûresinin fazîleti
Ravi : Ebû Saîd-i Hudrî
Baslik : İHLÂS SÛRESİ`NİN FAZÎLETİ İHLÂS SÛRESİ KUR`ÂN-I KERÎM`İN ÜÇTE BİRİNE MUÂDİLDİR
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre bir kişi, öbür kişinin bütün gece tekrarlı(Zeker) "Kul hüva`llahu ahad" sûresini okuduğunu işitir. Sabah olunca Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`e gider. Ve bütün gece İhlâs okunmasını azınsı(Zeker) Resûl-i Ekrem`e arz eder. Resûlullah da cevâben: Hayâtım yed-i kudretinde olan Allah`a yemîn ederim ki, bu sûreyi okumak, bütün Kur`ân`ın üçde birisine muâdildir, buyurur.
HadisNo : 1770
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN FAZÎLETLERİ BAHSİ
Konu : İhlâs Sûresinin fazîleti
Ravi : Ebû Saîd-i Hudrî
Baslik : İHLÂS SÛRESİ`NİN FAZÎLETİ İHLÂS SÛRESİ KUR`ÂN-I KERÎM`İN ÜÇTE BİRİNE MUÂDİLDİR
Hadis : Rivâyete göre Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem Ashâbına: - Ashâbım! Kur`ân`ın üçde birisini bir gecede okumak size güçlük verir mi? diye sormuştu. Bu teklîf Ashâb`a güç gelerek: - Yâ Resûla`llah! Bizim hangimizin buna gücü yetişir? demişlerdi. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz: - Allahü`l-vâhidü`s-samed Sûresi Kur`ân`ın üçde birisidir, buyurdu.
HadisNo : 1771
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN FAZÎLETLERİ BAHSİ
Konu : İhlâs Sûresinin fazîleti
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : PEYGAMBER EFENDİMİZ`İN İHLÂS OKUMAĞA DEVÂM BUYURMASI VE HZ. ÂİŞE HADİSİ
Hadis : Rivâyete göre şöyle demiştir: Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem her gece yatağına geldiği zaman iki elini birleştirerek bunlara nefes etmeğe başlayıp: Kul Hüva`llahü Ehad ve Kul Eûzü Bi-Rabbi`l-Felâk ve Kul Eûzü Bi-Rabbi`n-Nâs (sûrelerini) okurdu. (Ellerine üflerdi.) Sonra iki eliyle vücûdunun ön kısmını meshetmeğe başlardı. (Sonra vücûdunun arka tarafını meshederdi) Ve böyle okuyup üfliyerek vücûdunu meshetmeyi üç def`a tekrarlardı.
HadisNo : 1772
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN FAZÎLETLERİ BAHSİ
Konu : Bakara Sûresi okumak;Kur`ân-ı Kerîm okunurken meleklerin indiği;Mu`avvizeteyn
Ravi : Üseyd İbn-i Hudayr
Baslik : KUR`ÂN`IN FAZÎLETİ HAKKINDA ÜSEYD İBN-İ HUDAYR HADÎSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Bir kere Üseyd gece vakti Bakare Sûresi okuyordu. Atı da yanında bağlanmıştı. Kur`ân okunurken birden at deprenmeye başladı. Üseyd sustu. O susunca at da sâkinleşti. Üseyd tekrar okumağa başladı. At yine şahlandı. Üseyd sustu; at da sâkinleşti. Bundan sonra Üseyd bir daha okumağa başladı. At yine hırçınlaştı. Üseyd de artık vaz geçti. Üseyd`in oğlu Yahyâ ise ata yakın bir yerde (yatmakta) idi. Atın çocuğa bir zararı dokunmasından endişe ederek çocuğu geriye çekti. Bu sırada başını kaldırıp göğe baktığında beyaz bulut gölgesine benzer bir sis içinde kandiller gibi birtakım ecrâmın parlamakda olduklarını gördü. Sabah olduğunda Üseyd Resûlullah`a bu vakıayı arzetti. Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem ona: - Oku ey Hudayr oğlu, oku ey Hudayr oğlu, di(yerek okumağa devâm edilmesi lâzım olduğunu bildir) di. Üseyd: - Yâ Resûla`llah atın Yahyâ`yı çiğnemesinden endişlendim. Çünkü çocuk ata yakın bir yerde idi. (Onun için okumayı kesdim.) O sırada başımı göğe doğru kaldırdığımda gökyüzünde bulut gölgesi gibi bir beyazlık içinde kandiller gibi ecrâmın parlamakda olduklarını gördüm. Artık bu beyaz gölge tabakası, içindeki ziyâ manzûmesi ile göğe doğru çekilip çıktı. Nihâyet onu görmez oldum, dedi. Resûl-i Ekrem: - Bilir misin onlar nedir? buyurdu. Üseyd der ki: Ben de: Hayır, diye cevab verdim. Resûl-i Ekrem: - Ey Üseyd onlar meleklerdi, senin sesine yaklaşmışlardı. Eğer okumağa devâm etseydin sabaha kadar seni dinlerlerdi. Nâs da onlara bakardı. Halkın gözünden gizlenmedi, buyurdu.
HadisNo : 1773
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN FAZÎLETLERİ BAHSİ
Konu : Casus;Kur`ân-ı Kerîm okumanın fazîleti
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : HASED OLUNAN İKİ HUY HAKKINDA EBÛ HÜREYRE RADİYA`LLÂHU ANHÜMÂ HADÎSİ
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: Hased (hiç bir şeyde) câiz değildir, ancak iki (huy) hakkında câizdir: 1) O kimseye hased (gıbta) olunur ki, Allah ona Kur`ân öğretmiş, o da gecenin (kutlu) saatleriyle, gündüzün (muayyen) zamanlarında Kur`ân okur ve komşusu işidir de: "Keşke (komşum) filâna verilen Kur`ân ni`meti gibi bana da ihsân olunsaydı. Ve onun mûcibiyle amel ettiği gibi ben de amel etseydim" der. 2) Öbür kimseye de gıbta olunur ki, ona da Allah mal vermiştir, o da malını hak yolunda sarfetmektedir. Şimdi birisi: "Keşke şu hayır seven kişiye verilen mal gibi bana da verilse idi de onun hayır işlediği gibi ben de işlemiş olsaydım!" diye imrenir.
HadisNo : 1774
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN FAZÎLETLERİ BAHSİ
Konu : Kur`ân-ı Kerîm okumanın fazîleti
Ravi : Osmân b. Affân
Baslik : KUR`ÂN`IN FAZÎLETİ HAKKINDA OSMÂN, İBN-İ ÖMER, İBN-İ MES`ÛD HADÎSLERİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in: Sizin hayırlınız Kur`ân öğrenen ve öğretendir, buyurduğu rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 1775
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN FAZÎLETLERİ BAHSİ
Konu : Kur`ân-ı Kerîm okumanın fazîleti
Ravi : Osmân b. Affân
Baslik : KUR`ÂN`IN FAZÎLETİ HAKKINDA OSMÂN, İBN-İ ÖMER, İBN-İ MES`ÛD HADÎSLERİ
Hadis : Bir rivâyette de Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem: Sizîn en fazîletliniz Kur`ân öğrenen ve öğretendir, buyurdu, denilmiştir.
HadisNo : 1776
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN FAZÎLETLERİ BAHSİ
Konu : Hâfızların fazîleti
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : KUR`ÂN`IN FAZÎLETİ HAKKINDA OSMÂN, İBN-İ ÖMER, İBN-İ MES`ÛD HADÎSLERİ
Hadis : Rivâyete göre Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Kur`ân sâhibi (hâfızın) benzeri, bağlı devenin sâhibinin misâli gibidir. Deve sâhibi devesini gözetirse tutabilir. Mukayyed olmayıb bırakırsa kaçar gider.
HadisNo : 1777
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN FAZÎLETLERİ BAHSİ
Konu : Kur`ân-ı Kerîm`i unutmamak
Ravi : Abdullâh b. Mes`ûd
Baslik : KUR`ÂN`IN FAZÎLETİ HAKKINDA OSMÂN, İBN-İ ÖMER, İBN-İ MES`ÛD HADÎSLERİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: Kur`ân sâhiblerinin birisi için: Şu şu âyetleir unuttum, demek ne fenâ şeydir. Belki unutuldu, denilmek gerektir. Ey Kur`ân sâhibleri hâfızlar, Kur`ân`ı dâmiâ okuyup müzâkere ediniz! Çünkü Kur`ân`ın, hâfız kişilerin gönüllerinden ayrılıp kaçması, deve (nin boşanıp kaçmasın) dan daha zorludur.
HadisNo : 1778
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN FAZÎLETLERİ BAHSİ
Konu : Kur`ân-ı Kerîm`i unutmamak
Ravi : Ebû Mûsâ el-Eş`arî
Baslik : KUR`ÂN`IN FAZÎLETİ HAKKINDA OSMÂN, İBN-İ ÖMER, İBN-İ MES`ÛD HADÎSLERİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: Kur`ân`ı muhâfazaya ithimâm ediniz! Hayâtım yed-i kudretinde olan Allah`a yemîn ederim ki: Kur`ân`ın hâfızadan çıkıp kaçması, bağlı devenin (ihtimâmsızlık eseri) boşanıp kaçmasından daha zorludur.
HadisNo : 1779
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN FAZÎLETLERİ BAHSİ
Konu : Besmele okunuşu;Hz. Peygamber`in Kur`an okuma tarzı
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : PEYGAMBER`İN BESMELE-İ ŞERÎFE`Yİ MED EDİP ÇEKMESİ HAKKINDA ENES İBN-İ MÂLİK RADİYA`LLÂHU ANHÜMÂ HADİSİ
Hadis : Rivâyete göre: Enes İbn-i Mâlik`den Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in Kur`ân okuyuşu nasıldı? diye sorulmuştu o da: "Resûlullah Kur`ân okurken (meddi îcâb eden harfleri) meddederdi" diye cevab verdi. Sonra Enes, (Misâl olarak) "Bismi`llâhi`r-Rahmâni`r-Rahîm`i okuyarak: Resûlullah "Bismi`llâh"i meddederdi, "Er-Rahmân"i de meddederdi, "Er-Rahîm"i dahi meddederdi, demiştir.
HadisNo : 1780
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN FAZÎLETLERİ BAHSİ
Konu : Dâvud (A.S)`ın mezmuru
Ravi : Ebû Mûsâ el-Eş`arî
Baslik : EBÛ MÛSÂ EL-EŞ`ARÎ`Yİ RESÛL-İ EKREM`İN SENÂ BUYURMASI
Hadis : Rivâyete göre Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem ona: - Ey Ebû Mûsâ, muhakkak sana Dâvud (Peygamber) in nağmelerinden bir nağme (Bir sadâ âhengi) verilmiştir, buyurdu.
HadisNo : 1781
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN FAZÎLETLERİ BAHSİ
Konu : Belirli günlerde oruç tutmak
Ravi : Abdullâh b. Amr b. Âs
Baslik : ABDULLÂH İBN-İ AMR`IN İBÂDET HAYÂTI VE DÂVUD ORUCU
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Babam beni asâletli bir âile kadıniyle evlendirdi ve her zaman geçimimiz hakkında göz kulak olup gelininden kocası (Abdullah) hakkında sorguda bulunurdu. Karım da: Abdullah erkek nev`i arasından (seçme) güzel bir kocadır; Ben ona geleliberi âile döşeğimize ayak basmadı (yatmadı), örtülü eteğimizi araştırıp yoklamadı (açmadı) demiştir. Babam Amr`in bu yoldaki incelemeleri uzayınca nihâyet Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e oğlunun bu hâlini arzetti. Resûl-i Ekrem de: Abdullah`ı bana getir, buyurdu. Abdullah der ki: Resûlullah`a mülâkî olduğumda bana; nasıl oruç tutarsın? diye sordu. Ben de: her gün, dedim. Nasıl hatim edersin? dedi. Her gece, dedim. Bunun üzerine Resûlullah, "Her ayın üç gününde oruç tut, her ayda da bir, Kur`ân`ı okuyup hatmeyle" buyurdu. Ben: bundan çoğuna da gücüm yetişir, dedim. Resûl-i Ekrem: Öyle ise her haftada üç gün oruç tut, buyurdu. Ben: Bundan çoğuna da gücüm yetişir dedim. Resûl-i Ekrem: iki gün iftâr et, bir gün tut, dedi. Ben de: bundan çoğuna da gücüm yetişir, dedim. Resûl-i Ekrem: oruçların efdali olan Dâvud peygamber orucu tut ki, bir gün oruç, bir gün iftârdır. Bir de yedi gecede bir kere Kur`ân okuyup hatim eyle, buyurdu. (Abdullah İbn-i Amr İbn-i Âs rivâyetine devâm ederek:) Keşki ben Resûlullah`ın bana verdiği ruhsat ve müsâadeyi kabûl etseydim. İşte şimdi yaşlandım, ihtiyar oldum, zaîf düştüm, diye hayıflanıyordu. Bu cihetle ihtiyarlık çağında Abdullah İbn-i Amr Kur`ân`ın yedide birisini gündüzden âilesinden bâzılarının yanında okurdu, ve (gece) okuyacağı Kur`ân`ı gündüz okuyup hazırlardı ki, gece okuması hafiflesin. Oruç husûsunda kuvvetli bulunmak isteyince de bir kaç günler arka arkaya iftâr ederdi ve bu iftâr ettiği günleri sayardı. Ve -Resûlullah`tan ayrıldığı sıradaki ibâdet hayâtından bir şey bırakmağı çirkin gördüğünden- iftâr günleri sayısınca arka arkaya oruç tutardı.
HadisNo : 1782
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN FAZÎLETLERİ BAHSİ
Konu : Kur`ân-ı Kerîm okumanın fazîleti;Tecrübesiz gençler
Ravi : Ebû Saîd-i Hudrî
Baslik : EBÛ SAÎD HUDRÎ`NİN, ALÎ`NİN HÂRİCÎLER HAKKINDA RİVÂYETLERİ
Hadis : Şöyle rivâyet olunmuştur: Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`den şöyle buyurduğunu işittim: Sizin içinizde öyle zümreler türeyecektir ki, siz, onların namazlarının yanında kendi namazlarınızı, onların oruçlarının yanında kendi oruçlarınızı, onların iyi işleri yanında kendi sâlih amellerinizi küçük göreceksiniz. Onlar Kur`ân da okuyacaklar. Fakat Kur`ân (ın feyzi) onların hançerelerine geçmiyecek. Onlar, okun avdan (delip) çıktığı gibi dinden çıkacaklar: Okun sâhibi (avı delip geçen) okunun demirine bakar (kan nâmına) bir şey göremez. Ağaç kısmına bakar, orada da bir şey göremez. Yelesine bakar onda da (kan) bulaşığı göremez. Sonra avcı (Acabâ ava dokunmadı mı?) şüphesiyle fok (denilen veter medhâlin)e bakar (orada da kan izi görülmez).
HadisNo : 1783
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN FAZÎLETLERİ BAHSİ
Konu : Kur`ân-ı Kerîm okumanın fazîleti;Kur`ân-ı Kerîm okumayıp gereği ile amel edenler;Kur`ân-ı Kerîm okuyup gereği ile amel edenler;Kur`ân-ı Kerîm okuyup gereği ile amel etmeyenler
Ravi : Ebû Mûsâ el-Eş`arî
Baslik : KUR`ÂN-I KERÎM`İN FAZÎLETİ HAKKINDA EBÛ MÛSÂ EL-EŞ`ARÎ HADİSİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: Şu bir hâlis mü`min ki: Kur`ân okur ve onun muktezâsiyle amel eder, o, tadı güzel, kokusu güzel turunç (meyvesi) gibidir. Şu bir mü`min de Kur`ân okumaz, fakat mû`cebiyle amel eder. Bu da tadı güzel, fakat kokusu olmıyan hurma gibidir. Kur`ân okuyan (fakat mû`cebiyle amel etmeyen) munâfıkın benzeri de kokusu güzel fakat acı reyhâne (otu) gibidir. Kur`ân okumayan munâfıkın benzeri de tadı acı ve kötü, kokusu acı Ebû Cehil karpuzu gibidir.
HadisNo : 1784
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN FAZÎLETLERİ BAHSİ
Konu :
Ravi : Cündüb b. Abdullâh
Baslik : CÜNDEB BAHSİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: Kur`ân üzerinde gönülleriniz birleştikce Kur`ân okuyunuz. Kur`ân hakkında ihtilâf edince de artık kalkıp oradan dağılınız!.
HadisNo : 1785
Buhari Hadisleri EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : En`âm Sûresi âyetlerinin tefsîri
Ravi : Câbir b. Abdullâh
Baslik : EN`ÂM SURESİ 65 NOLU ÂYETİNİN TEFSÎRİ VE İHTİRÂSLARDAN MEN` VE TAHZÎRİ
Hadis : Şöyle rivâyet olunmuştur: "Yâ Muhammed de ki: Allah size üstünüzden bir azâb göndermeğe kadirdir" âyeti nâzil olunca Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem: "Rabbım, Sen`in zâtına sığınırım!" dedi, "Yâhud ayaklarınızın altından bir azâb göndermeğe kadirdir" cümlesini müteâkıb: "Rabbim, Senîn zâtına sığınırım!" dedi. "Yâhud fırkalarınızı birbirine katıp bâzınızın hıncını bâzınıza tattırmağa kadirdir." cümlesini müteâkıb de Resûl-i Ekrem: "Bu hafiftir, yâhud bu kolaydır!" buyurdu.
HadisNo : 1701
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : En`âm Sûresi âyetlerinin tefsîri;Secde âyetleri
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : EN`ÂM SURESİ 90 ÂYETİNİN TEFSÎRİ VE İKTİDÂ OLUNAN PEYGAMBERLER
Hadis : Rivâyete göre, (bir kere Tâbiî âlimi Mücâhid tarafından) Abdullah İbn-i Abbâs`a: Sâd Sûresi`nde (tilâvet) secde (si) var mıdır? diye sorulmuştu. O da: Evet vardır, dedi. Sonra İbn-i Abbâs: ... âyetini ... kavl-i şerîfine kadar okudu. Bundan sonra İbn-i Abbâs: "Ey Mücâhid`le arkadaşları! Peygamberimiz salla`llahu aleyhi ve sellem de, Peygamberlere uyması emrolunan kimselerdendir" dedi.
HadisNo : 1702
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : En`âm Sûresi âyetlerinin tefsîri;Fuhuş
Ravi : Abdullâh b. Mes`ûd
Baslik : GAYRET-İ İLÂHİYENİN BÜYÜKLÜĞÜ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Mü`minleri Allah`tan ziyâde fenâlıklardan koruyan bir kimse yoktur. Mü`minlerin en büyük hâmîsi olduğu için Allahu Teâlâ açık, kapalı bütün fuhşiyâtı harâm kılmıştır. Bir de Allahu Teâlâ`dan ziyâde medh-ü senâyı seven kimse de yoktur. Bunun için Cenâb-ı Hak kendisini (Kur`ân`da bir çok evsâf-ı cemîle ile) medhetmiştir.
HadisNo : 1703
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : A`raf Sûesi âyetlerinin tefsîri;Kusur bağışlamak
Ravi : Abdullah İbn-i Zübeyr
Baslik : A`RÂF SÛRESİ`NİN BİR ÂYETİ BU ÂYET HAKKINDA İBN-İ ABBÂS`IN BİR RİVÂYETİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Allahu Teâlâ, Peygamberi salla`llahu aleyhi ve sellem`e nâsın ahlâkından afvı iltizâm etmesini emretti.
HadisNo : 1704
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : Enfâl Sûresi âyetlerinin tefsîri;Fitne
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : BİR HÂRİCÎ İLE İBN-İ ÖMER`İN MUHÂVERESİ
Hadis : Rivâyete göre bir kere İbn-i Ömer`e (bir Hâricî tarafından müslümanlar arasındaki) fitne harbi hakkında re`yin nedir, (bu kıtâle niçin iştirâk etmiyorsun?) diye soruldu. O da sorana: "Fitne nedir bilir misin? Muhammed salla`llahu aleyhi ve sellem müşriklerle harb ederdi. Müşrikler üzerine harbe gitmek bir fitne (ve şirki izâle) içindi. Yoksa sizin kitâliniz gibi mülk ve saltanat üzerine açılmış harb değildir." diye cevâb verdi.
HadisNo : 1705
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : Cennet-i Adn;Tevbe Sûresi âyetlerinin tefsîri
Ravi : Semüre b. Cündeb
Baslik : ARABLARDAN MÜNÂFIKLARIN AHVÂLİNİ TASVÎR EDEN ÂYET VE HADÎS
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem bize şöyle hikâye buyurdu, dediği rivâyet olunmuştur: Bir gece bana iki melek gelip beni uykudan uyandırdı. Bunlar beni bir şehre götürdüler ki, o şehrin binâları altun ve gümüş tuğlalarla yapılmıştı. Bizi orada birtakım kimseler karşıladılar ki, onların vücûdlarının yarısı, senin gördüğün şeylerin en güzeli hilkatinde idi. Öbür yarısı da gördüğün en çirkin insana benziyordu. İki melek onlara: - (Niçin bu halde duruyorsunuz?) Haydi şu nehre gidip giriniz, dediler. Onlar de nehre girdiler. Sonra bize dönüp geldiler. Bir de gördük ki, onlardan o çirkinlik gitmiş ve en güzel bir insan sûretine değişmişti. Bu iki melek bana: - Burası Cennet-i Adin`dir, Şu (muhteşem) binâ da senin menzilindir, dediler. Melekler (sözlerine devâm edip): Hani o yarı vücûdları güzel ve yarı yerleri çirkin insanlar yok mu? Onlar da güzel ve hayır işleri, öbür kötü ve şer işlerle karıştıran kişilerdi. Allahu Teâlâ onların (günâhlarını i`tirâf ederek işledikleri hayır ve hasenât hürmetine) kötülüklerini afvetti, dediler.
HadisNo : 1706
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : Allâ`ın zâlime mühlet vermesi;Hûd Sûresi âyetlerinin tefsîri;Zulüm
Ravi : Ebû Mûsâ el-Eş`arî
Baslik : HÛD SURESİ 102 NOLU ÂYETİNİN TEFSÎRİ
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: Allah zâlime bir zaman mühlet verir, (hemen azâb etmez). En sonu bir kere yakaladı mı, artık bir daha onu salıvermez. Ebû Mûse`l-Eş`arî der ki: Bundan sonra Resûlullah: ... âyetini okudu.
HadisNo : 1708
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : Hicr Sûresi âyatlerinin tefsîri
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : ŞİHÂB-I SÂKIB
Hadis : Şöyle rivâyet olunmuştur ki, bu rivâyetiyle Ebû Hüreyre Nebû salla`llahu aleyhi ve sellem`e erişir: Cenâb-ı Hak gök yüzündeki meleklere bir emrin infâz olunmasını hükmettiği zaman Allahu Teâlâ`nın -düz bir taş üstünde (hareket ettirilen) zincir (sesi) gibi (mehâbetli) olan- bu ilâhî hükme melekler tamâmiyle inkıyâd ederek (korku ile) kanadlarını birbirine vururlar. Gönüllerinden bu korku gidince de melekler, Cebrâil ve Mikâil gibi mukarrebîn meleklerine: - Rabb`ınız ne söyledi? diye sorarlar. Mukarrebîn melekleri: - Allah`ın söylediği hak sözdür, diye Allah`ın hüküm ve takdîrini bildiririrler ve: Allah yücedir, Allah büyüktür, derler. Bu sûretle kulak hırsızı şeytânlar Allah`ın o emir ve tekdîrini işitirler. O sırada kulak hırsızı şeytanlar (yerden göğe kadar) birbirlerinin üstünde (zincirleme) dizilmiş (ve kulak hırsızlığına hazırlanmış) bulunurlar. Şeytanlar bu vaziyette iken bâzı def`â meleklerin muhâveresini işiten en üstteki şeytana bir ateş parçası yetişip altındaki şeytana o haberi işittirmeden onu yakar. Bâzı def`â da ateş erişmeyip altındaki şeytana haberi verir. O da altındakine vererek bu sûretle tâ yere kadar haber ulaşır ve sâhirin ağzına verilir. Şimdi sâhir o haberle berâber yüz yalan uydurup (halka söyler) ve emr-i İlâhî yer yüzünde tahakkuk edince sâhir doğru çıkmış olur. Ve ondan bu haberi işitenler halka: - Nasıl size vaktiyle şöyle şöyle olacak diye bunları birer birer haber vermedim mi idi? Gördünüz ya sâhirin gök yüzünden işittim dediğini sözüne hak ve doğru buluyoruz, derler.
HadisNo : 1709
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : Cimrilik;Deccâl;Erzel-i ömür;Hayat fitnesi;Hz. Peygamber`in duâları;Nahl Sûresi âyetlerinin tefsîri;Tembellik
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : BUHL, KESEL, ERZEL-İ ÖMÜR
Hadis : Rivâyete göre Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem her zaman: Rabbim -cimrilikten, ağır canlılıktan, erzel-i ömürden kabir azâbından, deccâlın (ve yalancı insanların) iğfâlinden dirim ve ölüm fitnesinden- sana sığınırım, diye duâ ederdi.
HadisNo : 1710
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : İsrâ sûresi âyetlerinin tefsîri;Kıtlık
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : ŞEFÂAT-İ KÜBRÂ HADÎSİ EBÛ HÜREYRE RADİYA`LLÂHU ANH`İN ŞEFÂAT-İ KÜBRÂ HADÎSİ
Hadis : Şöyle rivâyet olunmuştur: Bir kere Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in sofrasına et yemeği getirildi. Ve kol tarafından bir parça ayrılıp önüne konuldu. Çünkü Resûlullah etin bu kısmını severdi. Ondan ön dişleriyle bir lokma kopardı. Sonra şöyle hikâye etti: Ben kıyâmet gününde bütün insanların ulusuyum. Bu neden, bilir misiniz? diyerek şöyle îzâh eyledi: Dünyâda önce ve sonra gelmiş, geçmiş ne kadar insanlar varsa bunların hepsi Allahu Teâlâ kıyâmet gününde düz ve geniş bir sâhada toplıyacaktır. Öyle düz ve geniş meydan ki orada bir çağırıcı selenince sesini herkese duyurabilecek ve bakan bir kişinin gözü mahşer halkını bir bakışda görebilecek. (Dağ tepe gibi görmeğe, işitmeğe bir mânî` bulunmayacak.) Bir de güneş (bütün harâretiyle) yaklaşak. Artık insanların gamı, meşakkati dayanılmaz ve tahammül olunmaz bir dereceye varacak. Bu sırada nâs biribirine: "Size irişen şu fâciayı görüyor musunuz? Rabb`inize delâlet edecek bir şefâatci bulmak çâresine niye bakmıyorsunuz?" diyecekler. Bunun üzerine mahşer halkının bâzısını bâzısına: Haydi Âdem`e gidiniz, deyip mahşer halkı Âdem aleyhi`s-selâm`a gelerek: - Ey insan nev`inin babası! Allahu Teâlâ seni yed-i kudretiyle yarattı ve sana kendi rûhundan hayat verdi. Sonra meleklere emredip onlar da sana secde ettiler. Rabb`ine hakkımızda şefâat dile. Ey atamız, içinde bulunduğumuz şu müşkül vaziyeti görmüyor musun? Başımıza gelen şu musîbeti bilmiyor musun? diyecekler. Âdem de: - Rabb`im bugün celâllıdır. O derecede ki, ne bundan önce böyle bir gazab etmiştir, ne de bundan sonra bu türlü gazâb eder. Hem Cenâb-ı Hak beni Cennet meyvasından birini yemekten nehyetmiş iken ben âsî olup yemiştim. (Artık size şefâat edemem, şimdi ben kendimi düşünüyorum): Vay nefsim, nefsim nefsim!. Siz benden başka bir şefâatci bulunuz: Nûh`a gidiniz, diyecek. Onlar da Nûh`a varacaklar. Ve: - Ey Nûh sen yer yüzünde Allah`dan başka şeye tapan insanlara risâlet vazîfesiyle gönderilen peygamberlerin hiç şüphesiz birincisisin. Allah sana (Kur`ân`da): "Çok şükreden kul" adını verdi. Lütfen hakkımızda Rabb`ine şefâat eyle. Ne acıklı vaziyette oluduğumuzu görmüyor musun, diyecekler. Nûh Peygamber de: - Azîz ve Celîl olan Rabb`im bugün celâllıdır. Bir derecede ki, Allahu Teâlâ ne şimdiye kadar böyle gazablanmıştır, ne de bundan sonra gazablanır. Benim de bir duâ endişem var: Vaktiyle kavmîmin helâki için duâ etmiştim. (Bu cihetle kendimi düşünüyorum): Vay nefsim, nefsim, nefsim! Şimdi siz başka bir şefâatci arayınız, İbrâhîm`e gidiniz, diyecek. Onlar da İbrâhîm` aleyhi`s-selâm`a varıp: - Ey İbrâhîm, sen yer yüzündeki insanlardan Allah`ın peygamberi ve Allah`ın dostu bir zatsın. Rabb`in Teâlâ`ya hakkımızda şefâat etsen. Şu acıklı hâlimizi görüyorsun, diyecekler. İbrâhîm Peygamber de onlara: - Bugün Rabb`imin celâl sıfatı tecellî etmiştir. Hem bir derecede ki, ne bundan evvel böyle gazab etmiştir; ne de bundan sonra. Ben (li-maslahatin) üç kere yalan söylemiştim. (şimdi kendimi düşünüyorum): Vay nefsim, nefsim, nefsim! Artık siz başka bir şefâatci arayınız, Mûsâ`ya gidiniz, diyecektir. Onlar da Mûsâ Aleyhi`s-selâm`a varıp: - Ey Mûsâ, sen Allah`ın peygamberisin. Allah, risâleti ile ve kelâmı ile seni insanlar üzerine fazîletli kıldı. Rabb`in Teâlâ`ya hakkımızda şefâat et.
HadisNo : 1711
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : Hz. Peygamber`in şefâati;İsrâ sûresi âyetlerinin tefsîri;Kıtlık
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : MAKÂM-I MAHMÛD HAKKINDA ABDULLÂH İBN-İ ÖMER HADİSİ
Hadis : Rivâyete göre şöyle demiştir: Kıyâmet günü insanlar küme küme, her ümmet peygamberinin peşinde (ileri, geri) dönüştürürler (ve büyük peygamberlere): Ey falan, şefâat et, ey falan, şefâat et, derler. En sonu şefâat dileği Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e erişip nihâyet bulur. Bu şefâat vâkıası Allahu Teâlâ`nın peygamberi Muhammed Mustafâ`yı Makam-ı Mahmûd`a gönderdiği gün vuku` bulur. (Ve herkes o gün Muhammed Mustafa`yı tebcîl eder.)
HadisNo : 1712
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : Kehf Sûresi âyetlerinin tefsîri
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : KEHF SÛRESİ ÂYETİ
Hadis : Rivâyete göre Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in: [Kıyâmet gününde iri cüsseli, semiz bir kişi (hâsâb yerine) getirilir, (hayır ve sevâbı tartılır. Fakat) Allahu Teâlâ yanında bir sivrisineğin kanadı ağırlığında (bir sevâb) tartmaz] buyurduğu rivâyet olunmuştur. Sonra Ebû Hüreyre: Ey müminler! İsterseniz (bu rivâyetimi te`yîd için Hak Teâlâ`nın:) "Kıyâmet günü biz onların hayır işlerien hiç bir tartı tutturmayız!" kavl-i şerîfini okuyunuz, demiştir.
HadisNo : 1714
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : Çok soru sormak;Li`ân;Mülâ`ane;Nûr Sûresi âyetlerinin tefsîri;Zinâ şâhitleri
Ravi : Sehl b. Sa`d
Baslik : MÜLÂANE ÂYETİ VE HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre (Aclâm oğullarından) Uveymir, Benî Aclâ`nın ulusu olan Âsım İbn-i Adiyy`e gelerek şöyle sorar: - Siz ne dersiniz? Bir kimse karısiyle berâber bir kişiyi (zinâ üzerinde) bulsa, kadının kocası zânîyi öldürmeli, siz de onu (kısâsen) öldürmeli misiniz? Yoksa bu kimse ne yapmalı? (Bu halde zevc, dört şâhid getirmeğe gitse zânî işini görüp savuşacaktır. Sükût etse nâmusa taallûk eden bir şeye sükût etmiş olacaktır.) Lûtfen bu müşkül mes`eleyi bir kere Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`e benim için sorsanız, der. Bunun üzerine Âsım, Resûlullah`a gelip: Yâ Resûla`llah! Diye (söz başlayıp) sordu. Fakat Resûl-i Ekrem bu sorguları hoşlanmayıp ayıbladı. Sonra Uveymir, Âsım İbn-i Adiyy`e: (Resûlullah ne söyledi? diye) sordu. O da Resûl-i Ekrem`e böyle mes`eleleri çirkin gördü ve ayıbladı, diye cevâb verdi. Bunun üzerine Uveymir: Vallahi ben çekinmem, bunu kendim Resûlullah`a sorarım, dedi, ve gidip: - Yâ Resûla`llah! Bir kimes karısıyle berâber bir kişiyi (zinâ üzerinde) bulsa, kadının zevci zânîyi öldürmeli, sonra siz de (kısâsan) onu öldürmeli misiniz? Yoksa bu adam ne yapmalı? diye sordu. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem: - Ey Uveymir! senin ve karın hakkında Allahu Teâlâ Kur`an (âyeti) gönderdi, dedi. Ve bu karı, kocaya Allahu Teâlâ`nın Kur`ân`da ta`lîm ettiği veçhile mülâane etmelerini emreyledi. Ve ilk önce erkek karısına karşı lânetle yemîn etti. (Sonra da kadın kocasına karşı aşağıdaki hadîsde bildirildiği veçhile yemîn eyledi). Sonra Uveymir: - Yâ Resûla`llah (bu kadınla geçinme savdı). Bu kadını nikâhımda tutarsam ona zulmetmiş olurum, deyip kadını boşadı. Ve Uveymir ile karısının bu vak`asından sonra lâ`netleşen çiftlerin -kocanın talâkıyle- ayrılmaları âdet oldu. Sonra Resûlullah meclisde hazır bulunanlara: - Bakınız, eğer bu kadın -vücûdu siyah, gözlerinin siyahı koyu, kıçının iki yanı bükük, baldırları kaba- kıyâfette bir çocuk getirirse, muhakkak ben Uveymir`in bu kadına zinâ isnâdında doğru olduğunu sanırım. Eğer kadın Keler fasilesinden kızılca kurt gibi kızıl bir çocuk doğurursa, bu def`a da ben şüphesiz kadına büthân ve iftirâ ettiğini sanırım, buyurdu. Sonra çocuk Resûlullah`ın Uveymir`i tasdik yollu tasvîr ettiği şekilde doğdu. Ve bu cihetle çocuk anası (Havle kadı)na nisbet ed(ilerek: "ibn-i Havle" diye çağır)ıldı.
HadisNo : 1716
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : Li`ân;Mülâ`ane;Nûr Sûresi âyetlerinin tefsîri;Zinâ haddi;Zinâ şâhitleri
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : İSLÂM HUKÛKUNDA MÜLÂANE
Hadis : Rivâyete göre Hilâl İbn-i Ümeyye Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in huzûrunda karısına Şerîk İbn-i Sehmâ` ile zinâ etti, diye söz attı. Resûlullah da Hilâl`e: - Dört şâhidini hazırla, yâhud arkana hâd (vurulur) buyurdu. Bunun üzerine Hilâl: - Yâ Resûla`llah! Bizim birimiz karısının üstünde bir erkek görürse, şâhid aramağa mı gidecek? (Şâhid getirinceye kadar işini görüp savuşmaz mı?) diye i`tirâz etti. Resûl-i Ekrem: - Sen şâhidlerini hazırla. Aksi takdirde arkana hadd-i kazf (seksen değnek) vurulur, demeğe devâm etti. Bunun üzerine Hilâl İbn-i Ümeyye: - Yâ Resûla`llah! Seni hak peygamber gönderen Allahu Teâlâ`ya yemîn ederim ki, muhakkak ben kesin olarak doğru söylüyorum. Ve emînim ki, Allah benim arkamı hadden kurtaracak bir vahiy, bir âyet gönderecektir, dedi. Bu sırada hemen Cibrîl indi ve Resûl-i Ekrem`e: ... âyetini tâ ... kavl-i şerîfine varıncaya kadar getirdi. Bunun üzerine Resûlullah, kadına haber gönderdi. Kocası Hilâl de hazır bulundu. İlk önce Hilâl (bundan evvelki hadîsde ve hâşiyesinde görüldüğü veçhile) şehâdet ve yemîn eyledi. Resûl-i Ekrem: Allah muhakkak bilir ki, sizin biriniz elbette yalancıdır. Şu halde ikinizden tövbekâr olan ve bu liân yemîninden rücû` eden var mıdır? buyurdu. Sonra Hilâl`in zevcesi Havle ayağa kalkarak ve (dört def`a) liân şehâdetiyle Allah`ı işhâd ederek yemîn ettikde beşinci yemîne sıra geldiğinde mecliste hazır bulunanlar kadını durdurarak: - Bak kadın, bu beşinci yemîn azâbı mûcibtir, ihtârında bulundular. Râvî İbn-i Abbâs der ki: Bu ihtâr üzerine kadın bir az ağırlaşıp durakladı. Hattâ biz kadını yemîn etmekten vaz geçecek ve geriye dönecek sandık. Sonra kadın kendini toparlayıp: - (Şimdiye kadar şerefle yaşamış) kavim ve kabîlemi, ben bundan sonraki günlerde rezil ve rüsvây etmem, diyerek liân yemînini yerine getirdi. Sonra Resûl-i Ekrem: - Bu kadına bakınız. Eğer gözleri sürmeli, iki kıçı iri, baldırları kalın bir tipde çocuk getirirse, çocuk Şerîk İbn-i Sehmâ`ya âittir, buyurdu. Kadın da hakîkaten böyle bir çocuk doğurdu. Bunun üzerine Resûlullah: - Eğer Allah kitâbının (liân) hükmü infâz edilmemiş olsaydı benimle bu kadın için bir mâcerâ vardı. (Yâni ben o kadına hadd-i zinâ icrâ ederdim) buyurdu.
HadisNo : 1717
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : Furkân Sûresi âyetlerinin tefsîri;Kâfirin yüzükoyun haşredilmesi
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : FURKAN SÛRESİ ENES İBN-İ MÂLİK HADİSİ
Hadis : Rivâyete göre bir kişi: Ey Allah`ın Peygamberi! Kâfir, kıyâmet gününde yüz üstü (ve baş aşağı veya sürüklenerek) nasıl haşrolunur? diye sordu. Resûl-i Ekrem: Dünyâda onu iki ayağı üzerinde yürüten Allahu Teâlâ, kıyâmet gününde yüz üstü yürütmeye kudretli değil midir? diye cevâb verdi.
HadisNo : 1718
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : Bedir Gazâsı;Bilmediğine bilmiyorum demek;Kıyâmet dehşeti;Rûm Sûresi âyetlerinin tefsîri
Ravi : Abdullâh b. Mes`ûd
Baslik : RÛM SÛRESİ VE İBN-İ MES`ÛD HADÎSİ;KUR`ÂN`DA ZİKROLUNAN DUHÂN
Hadis : Rivâyete göre bir kere İbn-i Mes`ûd tarafından Kinde`de birisinin (Kur`an`da zikrolunan duhân hakkında:) - Kıyâmet günü bir duman gelecek. Kâfirlerin, münâfıkların kulaklarını sağır, gözlerini kör edecek. Mü`minler (in sıhhati üzerinde) yalnız nezle hastalığı gibi müessir olacak, dediği haber alınır. Bu haberi duyduğu sıra İbn-i Mes`ûd, bir şeye dayanarak istirahat ediyordu. Bu sözü duyunca (çok ehemmiyet verip) sinirlendi. Hemen toparlanıp oturarak şöyle demiştir: - Kişi bildiğini söylesin, bilmediği mes`ele hakkında da: "Allah bilir" desin. Çünkü insanın bilmediği bir şey hakkında: "Bilmiyorum" demesi de ilimden sayılır. Nasıl ki Cenâb-ı Hak Peygamberine: Yâ Muhammed, sen (kavmine): "Kur`ân`ı teblîğim mukabilinde sizden bir ücret, bir takdîr istemiyorum. Bilmediğim bir şeyi size satmağa çalışanlardan da değilim, de." kavl-i şerîfi ile hasımlarına karşı teblîgatında samîmi olduğunu yâdetmesini emretmiştir. (Duhân = duman mes`elesine gelince) bu (dünyâda cereyân etmiştir.) Kureyş`e âid (bir vâkıa) dır. (Kinde`linin sandığı gibi kıyâmete âid değildir.) Şöyle ki: Kureyş müşrikleri İslâm dînini kabulden çekinmeleri (ve muhâlefette çok ileri gitmeleri) üzerine Resûl-i Ekrem: - Allah`ım Yûsuf Peygamber`in kavmi aleyhine verdiğin yedi (yıl kıtlık) gibi Kureyş`e de yedi (yıl yokluk azâbı) vererek bana yardım et, diye duâ etti. Bunun üzerine Kureyş`i şiddetli bir kıtlık yakalamıştı. Bir çokları açlıktan kırıldı. Ölü etleri ve kemikleri yediler. Yerle gök arasındaki hava tabakasını herkes (göz za`fından, kuraklığın dehşetli sisinden) duman şekli gibi görüyordu. Bu çok ciddî ve şiddetli hal ve vaziyet üzerine (Kureyş reislerinden) Ebû Süfyân Resûl-i Ekrem`e gelerek: Yâ Muhammed, sen bize sıla-i rahm emrediyorsun. Kavmim ise (açlıktan) kırılmıştır. Artık onlar için duâ etsen, dedi. (Resûl-i Ekrem`in duâsı üzerine kaht ü gala kalktı). İbn-i Mes`ûd bu mutâlâaların ardı sıra: ... âyetini ... kavline kadar okudu. (Bu âyetlerde duhân azâbının açılacağı ve açıldığı bildiriliyor. Bu duman Kindelinin dediği gibi âhiret azâbı olsaydı) bu âhiret azâbı bir kere geldikten sonra Kureyş müşriklerinden kaldırılır mıydı? Kureyş müşrikleri (kaht ü galadan kurtulduktan) sonra yine küfürlerine, şirklerine döndüler. Bu dönekliğin cezâsını bildiren Allahu Teâlâ`nın: ... kavl-i şerîfindeki intikam günü Bedir günüdür. (Kindelinin sandığı gibi kıyâmet günü değildir. Alınan intikam da Kureyş`in Bedir`de katlolunmalarıdır.) Lizâm ile marâd da yine Bedir günüdür (ve müşriklerin Bedir`de esâretleridir).
HadisNo : 1719
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : Allâh`ın nimetleri;Başlık;Mehir;Secde Sûresi âyetlerinin tefsîri
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : SECDE SÛRESİ VE EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`den, Azîz ve Celîl olan Allahu Teâlâ`nın şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: Ben, iyi kullarım için -göz görmedik, kulak duymadık ve insan hayâline gelmedik (yakın meleklerin ve gönderilen peygamberlerine bile vâkıf olmadıkları)- birtakım ni`metleri hazırladım. Ey mü`min kulum, sen bildiğin ni`metleri şöyle bırak. (Onlar Allah`ın hazînesinde gizli ni`metleri yanında çok hafiftir). Râvî Ebû Hüreyre bundan sonra: ... âyetini okudu.
HadisNo : 1720
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : Ahzab Sûresi âyetlerinin tefsîri
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : HAZRET-İ RESÛL`ÜN ÂİLE HAYÂTI VE AHZÂB SÛRESİ ÂYETİ
Hadis : Şöyle dediğ rivâyet olunmuştur: Ben, nefislerini Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`e hibe eden (ve mihirsiz nikâh olunan) Peygamber`in kadınlarını ayıplardım. Ve "Hiç kadın, kadınlığını (mihirsiz) hibe eder mi?" derdim. Vaktâki Azîz ve Celîl olan Allahu Teâlâ: ... âyetini inzâl buyurdu. O zaman (anladım ki, Allah Peygamber`ine mü`minlerin fevkınde bir hak ve yüksek bir irâde vermiştir) Ben Resûlullah`a: "Rabb`in Teâlâ (kadınlarının değil) ancak senin arzunun tahakkukuna müsâraat ediyor" dedim.
HadisNo : 1721
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : Ahzab Sûresi âyetlerinin tefsîri;Bir yere girmek için izin istemek (istizan);İstizan
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : HAZRET-İ RESÛL`ÜN ÂİLE HAYÂTI VE AHZÂB SÛRESİ ÂYETİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: ... âyet-i kerîmesi nâzil olduktan sonra Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem biz kadınlarından nevbetinde bulunduğunu kadının gününde (öbür kadına gitmeğe teveccüh etmek isteyince) her zaman istîzân ederdi. Benden izin isteyince ben de ona: Yâ Resûla`llah, eğer izin vermek bana âid (bir hak) ise, ben senin üzerine hiç bir kimseyi ihtiyâr etmek istemem, diye cevâb verirdim.
HadisNo : 1722
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : Ahzab Sûresi âyetlerinin tefsîri;Kadınların evden çıkması;Örtünmek;Şûrâ Sûresi âyetlerinin tefsîri
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : TAHYÎR ÂYETİ HÂNE-İ SAÂDET`E GİRME ÂDÂBI;HİCÂB ÂYETİ KADINLARIN SÛRET-İ TESETTÜRLERİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Peygamberin kadınlarından Sevde -Hicâb âyeti nâzil olduktan sonra- bir lüzûm ve ihtiyâç üzerine evden çıkmıştı. Sevde iri yapılı bir kadındı. Bu cihetle onu (vaktiyle) bilenler (çarşaf içinde de endâmiyle) anlarlardı. Bu cihetle Ömer İbn-i Hattâb onu görünce (onun evi dışına) çıkmasına i`tirâz ederek: - Yâ Sevde, iyi bil ki, Vallahi sen bizce tanınmamış değilsin. Düşünsene sen, ne cesâretle evinin dışına çıkıyorsun? dedi. Hazret-i Âişe (rivâyetine devâm ederek) der ki: Bunun üzerine Sevde evine dönüp geldi. O sırada Resûlullah benim odamda akşam yemeğinde idi. Elinde de etli bir kemik vardı. Bu halde iken Sevde girdi ve: - Yâ Resûla`llah! Bâzı hâcetim için evimden çıkmıştım. Ömer bana şöyle şöyle söyliyerek i`tirâz etti, diye şikâyet eyledi. Hazret-i Âişe der ki: Bunun üzerine Allahu Teâlâ Resûl-i Ekrem`e vahiy gönderdi. Vahiy âsârı, Resûl-i Ekrem`den kaldırıldıktan sonra -ve elinde tutmakta olduğu et parçasını yere koymaksızın- Sevde`ye şöyle cevâb verdi: - Siz kadınların lüzûm ve ihtiyâç üzerine (mestûre olarak) evlerinden çıkmalarına izin verildi, buyurdu.
HadisNo : 1723
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : Ahzab Sûresi âyetlerinin tefsîri;Bir yere girmek için izin istemek (istizan);İstizan
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : SÜT-AMUCA KADINININ MAHREMİ KADININ ÖRTÜNMİYECEĞİ AKRABÂSI
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Hicâb (âyeti) nâzil olduktan sonra (süt babam) Ebû Kuays`in kardeşi Eflah bana (ziyârete) gelip izin istemişti. Ben: - Bu hususta Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`den istîzân edinceye kadar izin veremem. Çünkü beni Eflah`ın kardeşi Ebû Kuays`in karısı emzirdi, dedim. Bunun üzerine Resûlullah geldi. Ona: - Yâ Resâla`llah! Ebû Kuays`in kardeşi Eflah gelmiş benden izin istedi. Ben de senden istîzân etmeden izin vermekten çekindim, dedim. Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem: - (Süt) amucana izin vermeğe ne mâni` var? buyurdu. Ben de: - Yâ Resûla`llah! Beni erkek emzirmedi. Ebû Kuays`in karısı emzirdi, dedim. Resûlullah bana: - Vay sağ eli tozasıca! Haydi izin ver, o senin (süt) amucandır, buyurdu.
HadisNo : 1724
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : Ahzab Sûresi âyetlerinin tefsîri;Hz. Peygamber`e salavât
Ravi : Ebû Saîd-i Hudrî
Baslik : ALLÂH`IN VE MELEKLERİN PEYGAMBERİMİZE SALÂTI
Hadis : Rivâyete göre demiştir ki: Biz bir kere Resûlullah`a: Yâ Resûla`llah sana selâm vermeyi biliyoruz. Fakat nasıl salât edeceğiz? diye sorduk. Resûlullah bize şu meâldeki salât-ı şerîfeyi tâ`lîm buyurdu: - Allah`ım! Kulun ve peygamberin Muhammed`e rahmetini dileriz. İbrâhîme vaktiyle rahmet ettiğin gibi. Allahım! Muhammed ile Muhammed`in ümmeti üzerine bereket ihsân eyle. Vaktiyle İbrâhîm ile ümmetine bereket ihsân ettiğin gibi.
HadisNo : 1726
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : Ahzab Sûresi âyetlerinin tefsîri;Hz.Mûsâ;Mûsâ (A.S.)
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : HAZRET-İ MÛSÂ`NIN HAYÂSI
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in: "Mûsâ çok hayâlı kişi idi" dediği rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 1727
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : Hz. Peygamber`in İslâm`a ilk âlenî dâveti;Sebe` Sûresi âyetlerinin tefsîri
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : PEYGAMBERİMİZİN YAKIN AKRABÂSINI İLK DEF`A İSLÂM`A DÂ`VETİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: (Habîbim, en yakın kavim ve kabîleni Allah`ın azâbiyle korkut. meâlindeki âyet-i kerîme nâzil olduğunda) Bir gün Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem Safâ (tepesine ve birbiri üzerine yığılmış büyük taş kümelerinin yanına vardı. En büyük bir kaya) ya çıktı. Sonra: Ey Kureyş buraya geliniz! Büyük bir iş karşısında bulunuyorsunuz! Diye seslendi. (Ve Ey Fihr oğulları, ey Adiy oğulları, ey Abd-i Menâf oğulları, ey Abdülmuttalib oğulları! Diye Kureyş`i oymak oymak çağırmağa başladı. Bütün) Kureyş Peygamber`in yanına toplandılar. Ve: Sana ne oldu? diye (niye çağırdığını) sordular. Sonra Resûl-i Ekrem (hitâbete başlayıp): - Ey Kureyş, bana söyleyiniz. Şimdi ben size: (Şu dağın eteğinde) düşman (süvârîsi var) sizi ya sabah baskınına, yâhud akşam baskınına uğratacaktır, diye haber versem beni tasdîk eder misiniz? diye sordu. Kureyş (bir ağızdan): - Evet tasdîk ederiz (çünkü bütün tecrübelerimizde seni doğru bulduk) dediler. Resûl-i Ekrem: - Öyle ise ben sizi şiddetli bir azâbın karşısında intibâha dâ`vete me`mûrum, buyurdu. (Resûl-i Ekrem`in bu dâ`veti hiç bir muhâlefetle karşılanmadı, yalnız) Ebû Leheb: - Ey Muhammed (yazık sana) helâke, hüsrâna uğrayasın. Bunun için mi bizi buraya topladın? demişti. (Ve yerden bir taş alıp atmak istemişti.) Bunun üzerine Allahu Teâlâ: (Ebû Leheb`in iki eli kurusun) âyetiyle başlıyan sûreyi inzâl buyurdu.
HadisNo : 1728
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : Ahkâf Sûresi âyetlerinin tefsîri;Hz. Peygamber`in tebessümü
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : AHKAF SÛRESİ HAZRET-İ ÂİŞE HADÎSİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in eşi Âişe radiya`llahu anhâ`dan şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Ben Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in -küçük dilini görünciye kadar (ağzını açarak)- güldüğünü görmedim. O, yalnız gülümserdi. Hazret-i Âişe hadîsin gerisini de zikretmiştir ki, hadîsin bu parçası " ... " bahsinde geçmiştir.
HadisNo : 1736
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : Muhammed Sûresi âyetlerinin tefsîri;Sıla-i Rahm
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : SILA-İ RAHM
Hadis : Rivâyete göre, Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Allahu Teâlâ halkı yaratıp halktan fâriğ olduktan sonra Rahm (hısımlık, akrabâlık) ayağa kalkarak Allahu Teâlâ`nın (azamet) ridâsının, eteğine sarıldı. Bunun üzerine Allahu Teâlâ: Ne istersin? diye sordu. Rahm: Yâ Rab bu kıyâm ve ilticâm, kat`-ı rahmden Sana sığınmak makamıdır, (sana sığınıyorum) dedi. Cenâb-ı Hak: Ey Rahm, sen râzı olur musun? Senin Hakkına hürmet edenin ben de mükâfâtını vereyim, senin hakkını tanımayanı da cezâlandırayım, buyurdu. Rahm de: Evet râzıyım, dedi. Allahu Teâlâ da: İşte Sıla-i rahm edenlere etmiyenlerin hâli böyle olacaktır, buyurdu. Ebû Hüreyre isterseniz ... âyetini okuyunuz, demiştir. Ebû Hüreyre`den bir rivâyete göre de Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem: isterseniz: ... kavl-i şerîfini okuyunuz, buyurmuştur.
HadisNo : 1737
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : Tûr Sûresinin âyetlerinin tefsîri
Ravi : Cübeyr b. Mut`im
Baslik : TÛR SÛRESİ TÛR SÛRESİ`NİN TEFSÎRİ TÛR-İ SÎNÂ, TÛR-İ TÎNÂ
Hadis : Rivâyete göre müşârün-ileyh demiştir ki: Bir akşam namazında Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in Tûr Sûresi okuduğunu işittim. Okurken şu: "Yoksa onlar bir menşe`siz (Kadir ve Kayyûm olan bir Allah`sız) mı yaratıldılar? Yoksa kendilerini yaratan onlar mıdırlar? Yoksa gökleri ve yeri onlar mı yarattılar? -Hayır, onlar şuursuzdurlar.- Yoksa Rabb`inin hazîneleri onların yanında mı? Yoksa onlar mı sulta ve velâyet sâhibleridir?" meâlindeki âyetler gelince (İbn-i Mut`im der ki: hayranlığımdan) gönlüm artık uçmağa yaklaştı.
HadisNo : 1740
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : Necm Sûresi âyetlerinin tefsîri;Yemin
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : NECM SÛRESİ PUTLAR ADINA YEMÎN VE BU YEMÎNİN KEFFÂRETİ VE EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Kim ki, yemin etse ve yemîninde Lât ve Uzzâ hakkı için dese (bunu keffâreti için) hemen: "Lâ ilâhe illa`llah" desin ve şu bir kimse de arkadaşına: "Gel seninle kumar oynıyalım" dese (oynıyacağı kumar parasını) fukarâya sadaka versin!
HadisNo : 1741
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : Kamer Sûresi âyetlerinin tefsîri
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : KAMER SÛRESİ VE HZ. ÂİŞE HADİSİ
Hadis : ... âyeti Mekke`de nâzil oldu. O sırada ben oyun oynıyan bir kızdım, dediği rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 1742
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : Müntahine Sûresi âyetlerinin tefsîri
Ravi : Alî b. Ebî Tâlib
Baslik : MÜMTEHİNE SÛRESİ &ABDULLÂH İBN-İ EBÎ BELTEA VAK`ASI
Hadis : Rivâyete göre müşârün-ileyh: "Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem beni, Zübeyr`i Mikdâd`ı gönderdi" di (ye rivâyete başla)yıp Hâtıb hakkında: "Ey mü`minler düşmanımı ve düşmanınızı dostlar yerine tutmayınız!" âyeti nâzil olduğunu haber verdi.
HadisNo : 1745
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : Müntahine Sûresi âyetlerinin tefsîri;Ölüye yas tutmak
Ravi : Ümmü Atıyye
Baslik : KADINLARIN RESÛL-İ EKREM`E BÎATLERİ ÜMM-İ ATIYYE`NİN HAL TERCEMESİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`e (İslâm üzere) bîat ettik. Bunun üzerine Resûlullah bize: (Allah`a hiç bir şeyi şerîk kılmamamız,) hakkındaki âyeti okudu. Ve bizi meyyit üzerine çığlıkla mâtem tutmaktan nehyetti. Bunun üzerine kadınlardan birisi (ki, Ümm-i Atıyye kendisidir) bîat etmekten elini çekti. Ve: "Yâ Resûla`llah filân kadın benimle berâber (câhiliyyet mâtemi yaptı. Üzerimde hakkı vardır.) Ondan izin almak isterim" dedi. Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem Ümm-i Atıyye`ye bir şey söylemedi, (sükût etti). Bunun üzerine kadın gitti. Sonra (müsâadesini alarak) gelip Resûlullah`a bîat etti.
HadisNo : 1746
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : Münâfıklar;Münâfıkûn Sûresi âyetlerinin tefsîri
Ravi : Zeyd b. Erkam
Baslik : MÜNÂFİKÛN SÛRESİ MÜNÂFIKLARIN YALANDAN RESÛLULLÂH`I TASDÎKLERİ VE ZEYD İBN-İ ERKAM HADİSİ
Hadis : Rivâyete göre müşârün-ileyh şöyle demiştir: Ben bir gazâda bulundum. Orada (münâfıkların reisi) Abdullah İbn-i Übey İbn-i Selûl`ün münâfıklara şöyle dediğini işittim: "Ey cemâat! Resûlullah`ın yanındakilere nafaka vermeyiniz, tâ ki etrâfından dağılsınlar!" Ve "onun (Peygamber`in) yanından Medîne`ye bir dönersek her halde izzet ve kuvveti ziyâde olan (yâni İbn-i Übey kendisi de münâfıklar) en zelîl ve zayıf olanı (Peygamberi ve Ashâbını) Medîne`den muhakkak çıkaracaktır" (Râvî Zeyd der ki) İbn-i Übeyy`in bu sözlerini ben amucam (Sa`d İbn-i Ubâde`ye), yâhut Ömer`e anlattım. O da Resûlullah`a arzetti. Bunun üzerine Resûlullah beni dâ`vet etti. Ben de İbn-i Übeyy`in sözlerini arz ettim. Bu def`a da Resûlullah İbn-i Übeyy ile Ashâbına haber gönderdi. Bunlar da gelerek: Biz böyle bir şey söylemedik, diye yemîn etmeleri üzerine Peygamber beni tekzîb, onları tasdîk buyurdu. Bunun üzerine ben o kadar mahzûn oldum ki, ömrüm içinde o derece hiç kederlenmedim. Artık eve kapandım, (beni yalancılıkla ithâm ederler korkusiyle evde oturuyordum). Bir taraftan da amucam: - Ey oğul tek durmadın, en sonu Resûlullah`ın tekzîbini ve gazabını istedin, diledin, diye beni kederlendiriverdi. (Son derece bunaldığım) bu sırada Azîz ve Celîl olan Allahu Teâlâ: ... Sûresi`ni indirdi. Bu sûrenin gelmesi üzerine Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem bana haber gönderdi. (Huzûra varınca) bana bu sûreyi okudu. Ve: - Yâ Zeyd, Allahu Teâlâ seni tasdîk etti, buyurdu.
HadisNo : 1748
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : Münâfıklar;Münâfıkûn Sûresi âyetlerinin tefsîri
Ravi : Zeyd b. Erkam
Baslik : ZEYD İBN-İ ERKAM`IN HAL TERCEMESİ
Hadis : Rivâyete göre, Zeyd: Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem münâfıkları kendileri için istiğfâr etmeğe dâ`vet etti de onlar başlarını büktüler, demiştir.
HadisNo : 1749
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : Hz. Peygamber`in Ensâr`a duâsı;Münâfıkûn Sûresi âyetlerinin tefsîri
Ravi : Zeyd b. Erkam
Baslik : RESÛLULLÂH`IN ENSÂR`A VE OĞULLARINA DUÂSI VE ZEYD İBN-İ ERKAM RADİYA`LLÂHU ANHÜMÂ HADİSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Ben, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in: Allahım, Sen Ensâr`ı, Ensâr`ın oğulları mağfiret eyle, dediğini işittim. Râvî Ensâr`ın oğullarının oğulları (yâni Ensâr`ın torunları) hakkında (duâ buyurulup buyurulmadığında) şüphe etmiştir.
HadisNo : 1750
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : Hz. Peygamber`in öteki âilelerine karşı Hz. Âişe ile Hz. Hafsa`nın birleşmesi;Kadın kıskançlığı;Tahrîm Sûresi âyetlerinin tefsîri
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : TAHRÎM SÛRESİ PEYGAMBER`İN KADINLARININ GAYRETİ VE HZ. ÂİŞE HADİSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem Zeyneb Bint-i Cahş`ın nöbetinde bal şerbeti içerdi ve bu sûretle onun yanında çok kalırdı. Bunun üzerine Hafsa ile ben ittifâk ederek ikimizden hangimizin yanına Resûlullah gelirse ona: Yâ Resûla`llah, megafîr mi yediniz? Sizde megafîr kokusu duyuyorum, desin, diye söz birliği yaptık. (Resûl-i Ekrem geldiğinde Hafsa tarafından böyle söylendi.) Resûl-i Ekrem: Hayır ben magafîr yemedim. Yalnız Zeyneb Bint-i Cahş`ın yanında bal şerbeti içmiştim. Artık bir daha onu içmem, diye and içti. Ve "İşte yemîn ettim, sakın bunu (ne Âişe`ye ne de) başka bir kimseye duyurma!" diye tenbîh buyurdu.
HadisNo : 1751
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : Abese Sûresi âyetlerinin tefsîri;Hâfızların fazîleti;Kur`ân-ı Kerîm okumanın fazîleti
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : ABESE SÛRESİ VE HZ. ÂİŞE HADİSİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: Kur`ân`ı ezberliyerek (talâkatle) okuyan hâfızın benzeri, vahiy getiren meleklerdir. (Fazîlette ikis berâberdir). Kur`ân`ı hâfız olmı(Zeker) okuyan ve bu sûretle okumak kendisine zorluk veren kimse için de iki ecir vardır: (Kur`ân okumak ecri, zorluk ecri).
HadisNo : 1755
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : Âdâb-ı muâşeret (görgü);Âile muâşereti;Görgü;Hataları örtmek;Kadın fitnesi;Kadınlara iyi davranmak;Kusurları örtmek;Mu`âşeret;Sâlih (A.S.) ve Semûd Kavmi;Şems Sûresi âyetlerinin tefsîri
Ravi : Abdullah İbn-i Zem`a
Baslik : ŞEMS SÛRESİ SÂLİH PEYGAMBER VE SEMÛD KAVMİ VE ABDULLÂH İBN-İ ZEM`A RADİYA`LLÂHU ANHÜMÂ HADİSİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in bir hutbesinde (Sâlih Peygamber`in) dişi devesini ve onu yıkıp öldüreni zikrederek şöyle buyurduğunu işittim dediği rivâyet olunmuştur: Resûlullah bu hutbesinde ... kavl-i şerîfini okuyup âyette bildirilen şakî, Semûd`un ulusu ve en güçlü ve kuvvetlisi idi. Kavim ve kabîlesi içinde (Mekke`de) Ebû Zem`a gibi arkalı olan bu şakî, deveyi öldürmeğe kıyâm etmişti (buyurdu ve hutbesine devâm ederek) kadınlardan (ve âile muâşeretinden) de bahsedip: "Sizden biriniz karısın köle döver gibi dayakla dövmek ister. Câiz ki, o günün sonunda (akşamında) o, karısının yatak eşidir" buyurdu (ki, kadınlarınıza saygılı olmanızı vasıyet ederim, demek oluyor). Bu hutbesinde Resûl-i Ekrem (âdâb-ı ictimâiyeden de bahsedip ezcümle) bir hatâ eseri yellenen kişiye gülerek onu teşhîr etmenin fenâlığından bahs ile: Kişinin işlediği böyle bir işe niçin güler (ve sâhibini utandırır) sınız? buyurdu. Bu hadîsin bir rivâyet tarîkında: "Zübeyr İbn-i Avvâm`ın amucası Ebû Zem`a benzeri" vârid olmuştur.
HadisNo : 1759
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : Alâk Sûresi âyetlerinin tefsîri
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : İKRA` SÛRESİ VE İBN-İ ABBÂS RADİYA`LLÂHU ANHÜMÂ HADİSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Ebû Cehil azgın bir tavır ile: - Eğer Muhammed`i Kâ`be derûnunda namaz kılar görürsem muhakkak onun boynunu çiğnerim, demişti. Bu haber Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e erişince Resûl-i Ekrem: - Ebû Cehil bu cinâyeti işlerse, muhakkak onu (azâb) melekleri yakalar, buyurdu.
HadisNo : 1760
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : İsrâ ve Mi`rac;Kevser Sûresi âyetlerinin tefsîri;Mi`râc
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : KEVSER SÛRESİ VE ÂYETLERİNİN TEFSÎRLERİ VE ENES İBN-İ MÂLİK İBN-İ ABBÂS RADİYA`LLÂHU ANHÜMÂ HADİSİ VE HZ. ÂİŞE RADİYA`LLÂHU ANHÂ HADİSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem semâya (ve âlî makamlara) yüceltildiği zaman (bu mi`râca âit gördüklerini anlatırken): Bir ırmağa götürüldüm ki, onun iki taraf sâhil (saraylar) ı içleri boş hâlis inci kubbelerdi, buyurdu. Cibrîl`e bu nedir? diye sordum. O da: İşte bu kevserdir, diye cevap verdi.
HadisNo : 1761
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : Kevser Sûresi âyetlerinin tefsîri
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : KEVSER SÛRESİ VE ÂYETLERİNİN TEFSÎRLERİ VE ENES İBN-İ MÂLİK İBN-İ ABBÂS RADİYA`LLÂHU ANHÜMÂ HADİSİ VE HZ. ÂİŞE RADİYA`LLÂHU ANHÂ HADİSİ
Hadis : Rivâyete göre (Ebû Ubeyde tarafından Hazret-i) Âişe`ye: (Yâ Muhammed, emîn ol sana biz Kevser verdik!) âyetinin tefsîri soruldu. O da: "Kevser muazzam bir ırmaktır ki, Peygamberiniz salla`llahu aleyhi ve sellem`e bahşolunmuştur. Onun iki taraf sâhili, içi boş hâlis inci üzerine binâ kılınmıştır. Bu (mübârek) nehrin bardakları yıldız sayısıncadır", diye cevab verdi.
HadisNo : 1762
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : Mu`avvizeteyn
Ravi : Übey İbn-i Kâ`b
Baslik : MUAVVİZATEYN SÛRELERİ (KUL E`ÛZÜ Bİ-RABBİ`L-FELÂK VE KUL EÛZÜ Bİ-RABBİ`N-NÂS) SÛRELERİ VE ÜBEY İBN-İ KÂ`B RADİYA`LLÂHU ANHÂ HADİSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Ben, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`e Muavvizeteyn`i (Kur`ân`dan mı diye) sordum. Resûlullah tarafından bana (bu iki sûreyi oku!) denildi. Ben de okudum, demiştir. Übey (Hazretleri) der ki: Resûlullah`ın okuduğu gibi biz de (Kur`ân olarak) okuruz.
HadisNo : 1763
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : En`âm Sûresi âyetlerinin tefsîri
Ravi : Câbir b. Abdullâh
Baslik : EN`ÂM SURESİ 65 NOLU ÂYETİNİN TEFSÎRİ VE İHTİRÂSLARDAN MEN` VE TAHZÎRİ
Hadis : Şöyle rivâyet olunmuştur: "Yâ Muhammed de ki: Allah size üstünüzden bir azâb göndermeğe kadirdir" âyeti nâzil olunca Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem: "Rabbım, Sen`in zâtına sığınırım!" dedi, "Yâhud ayaklarınızın altından bir azâb göndermeğe kadirdir" cümlesini müteâkıb: "Rabbim, Senîn zâtına sığınırım!" dedi. "Yâhud fırkalarınızı birbirine katıp bâzınızın hıncını bâzınıza tattırmağa kadirdir." cümlesini müteâkıb de Resûl-i Ekrem: "Bu hafiftir, yâhud bu kolaydır!" buyurdu.
HadisNo : 1701
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : En`âm Sûresi âyetlerinin tefsîri;Secde âyetleri
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : EN`ÂM SURESİ 90 ÂYETİNİN TEFSÎRİ VE İKTİDÂ OLUNAN PEYGAMBERLER
Hadis : Rivâyete göre, (bir kere Tâbiî âlimi Mücâhid tarafından) Abdullah İbn-i Abbâs`a: Sâd Sûresi`nde (tilâvet) secde (si) var mıdır? diye sorulmuştu. O da: Evet vardır, dedi. Sonra İbn-i Abbâs: ... âyetini ... kavl-i şerîfine kadar okudu. Bundan sonra İbn-i Abbâs: "Ey Mücâhid`le arkadaşları! Peygamberimiz salla`llahu aleyhi ve sellem de, Peygamberlere uyması emrolunan kimselerdendir" dedi.
HadisNo : 1702
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : En`âm Sûresi âyetlerinin tefsîri;Fuhuş
Ravi : Abdullâh b. Mes`ûd
Baslik : GAYRET-İ İLÂHİYENİN BÜYÜKLÜĞÜ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Mü`minleri Allah`tan ziyâde fenâlıklardan koruyan bir kimse yoktur. Mü`minlerin en büyük hâmîsi olduğu için Allahu Teâlâ açık, kapalı bütün fuhşiyâtı harâm kılmıştır. Bir de Allahu Teâlâ`dan ziyâde medh-ü senâyı seven kimse de yoktur. Bunun için Cenâb-ı Hak kendisini (Kur`ân`da bir çok evsâf-ı cemîle ile) medhetmiştir.
HadisNo : 1703
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : A`raf Sûesi âyetlerinin tefsîri;Kusur bağışlamak
Ravi : Abdullah İbn-i Zübeyr
Baslik : A`RÂF SÛRESİ`NİN BİR ÂYETİ BU ÂYET HAKKINDA İBN-İ ABBÂS`IN BİR RİVÂYETİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Allahu Teâlâ, Peygamberi salla`llahu aleyhi ve sellem`e nâsın ahlâkından afvı iltizâm etmesini emretti.
HadisNo : 1704
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : Enfâl Sûresi âyetlerinin tefsîri;Fitne
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : BİR HÂRİCÎ İLE İBN-İ ÖMER`İN MUHÂVERESİ
Hadis : Rivâyete göre bir kere İbn-i Ömer`e (bir Hâricî tarafından müslümanlar arasındaki) fitne harbi hakkında re`yin nedir, (bu kıtâle niçin iştirâk etmiyorsun?) diye soruldu. O da sorana: "Fitne nedir bilir misin? Muhammed salla`llahu aleyhi ve sellem müşriklerle harb ederdi. Müşrikler üzerine harbe gitmek bir fitne (ve şirki izâle) içindi. Yoksa sizin kitâliniz gibi mülk ve saltanat üzerine açılmış harb değildir." diye cevâb verdi.
HadisNo : 1705
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : Cennet-i Adn;Tevbe Sûresi âyetlerinin tefsîri
Ravi : Semüre b. Cündeb
Baslik : ARABLARDAN MÜNÂFIKLARIN AHVÂLİNİ TASVÎR EDEN ÂYET VE HADÎS
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem bize şöyle hikâye buyurdu, dediği rivâyet olunmuştur: Bir gece bana iki melek gelip beni uykudan uyandırdı. Bunlar beni bir şehre götürdüler ki, o şehrin binâları altun ve gümüş tuğlalarla yapılmıştı. Bizi orada birtakım kimseler karşıladılar ki, onların vücûdlarının yarısı, senin gördüğün şeylerin en güzeli hilkatinde idi. Öbür yarısı da gördüğün en çirkin insana benziyordu. İki melek onlara: - (Niçin bu halde duruyorsunuz?) Haydi şu nehre gidip giriniz, dediler. Onlar de nehre girdiler. Sonra bize dönüp geldiler. Bir de gördük ki, onlardan o çirkinlik gitmiş ve en güzel bir insan sûretine değişmişti. Bu iki melek bana: - Burası Cennet-i Adin`dir, Şu (muhteşem) binâ da senin menzilindir, dediler. Melekler (sözlerine devâm edip): Hani o yarı vücûdları güzel ve yarı yerleri çirkin insanlar yok mu? Onlar da güzel ve hayır işleri, öbür kötü ve şer işlerle karıştıran kişilerdi. Allahu Teâlâ onların (günâhlarını i`tirâf ederek işledikleri hayır ve hasenât hürmetine) kötülüklerini afvetti, dediler.
HadisNo : 1706
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : Allâ`ın zâlime mühlet vermesi;Hûd Sûresi âyetlerinin tefsîri;Zulüm
Ravi : Ebû Mûsâ el-Eş`arî
Baslik : HÛD SURESİ 102 NOLU ÂYETİNİN TEFSÎRİ
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: Allah zâlime bir zaman mühlet verir, (hemen azâb etmez). En sonu bir kere yakaladı mı, artık bir daha onu salıvermez. Ebû Mûse`l-Eş`arî der ki: Bundan sonra Resûlullah: ... âyetini okudu.
HadisNo : 1708
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : Hicr Sûresi âyatlerinin tefsîri
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : ŞİHÂB-I SÂKIB
Hadis : Şöyle rivâyet olunmuştur ki, bu rivâyetiyle Ebû Hüreyre Nebû salla`llahu aleyhi ve sellem`e erişir: Cenâb-ı Hak gök yüzündeki meleklere bir emrin infâz olunmasını hükmettiği zaman Allahu Teâlâ`nın -düz bir taş üstünde (hareket ettirilen) zincir (sesi) gibi (mehâbetli) olan- bu ilâhî hükme melekler tamâmiyle inkıyâd ederek (korku ile) kanadlarını birbirine vururlar. Gönüllerinden bu korku gidince de melekler, Cebrâil ve Mikâil gibi mukarrebîn meleklerine: - Rabb`ınız ne söyledi? diye sorarlar. Mukarrebîn melekleri: - Allah`ın söylediği hak sözdür, diye Allah`ın hüküm ve takdîrini bildiririrler ve: Allah yücedir, Allah büyüktür, derler. Bu sûretle kulak hırsızı şeytânlar Allah`ın o emir ve tekdîrini işitirler. O sırada kulak hırsızı şeytanlar (yerden göğe kadar) birbirlerinin üstünde (zincirleme) dizilmiş (ve kulak hırsızlığına hazırlanmış) bulunurlar. Şeytanlar bu vaziyette iken bâzı def`â meleklerin muhâveresini işiten en üstteki şeytana bir ateş parçası yetişip altındaki şeytana o haberi işittirmeden onu yakar. Bâzı def`â da ateş erişmeyip altındaki şeytana haberi verir. O da altındakine vererek bu sûretle tâ yere kadar haber ulaşır ve sâhirin ağzına verilir. Şimdi sâhir o haberle berâber yüz yalan uydurup (halka söyler) ve emr-i İlâhî yer yüzünde tahakkuk edince sâhir doğru çıkmış olur. Ve ondan bu haberi işitenler halka: - Nasıl size vaktiyle şöyle şöyle olacak diye bunları birer birer haber vermedim mi idi? Gördünüz ya sâhirin gök yüzünden işittim dediğini sözüne hak ve doğru buluyoruz, derler.
HadisNo : 1709
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : Cimrilik;Deccâl;Erzel-i ömür;Hayat fitnesi;Hz. Peygamber`in duâları;Nahl Sûresi âyetlerinin tefsîri;Tembellik
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : BUHL, KESEL, ERZEL-İ ÖMÜR
Hadis : Rivâyete göre Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem her zaman: Rabbim -cimrilikten, ağır canlılıktan, erzel-i ömürden kabir azâbından, deccâlın (ve yalancı insanların) iğfâlinden dirim ve ölüm fitnesinden- sana sığınırım, diye duâ ederdi.
HadisNo : 1710
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : İsrâ sûresi âyetlerinin tefsîri;Kıtlık
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : ŞEFÂAT-İ KÜBRÂ HADÎSİ EBÛ HÜREYRE RADİYA`LLÂHU ANH`İN ŞEFÂAT-İ KÜBRÂ HADÎSİ
Hadis : Şöyle rivâyet olunmuştur: Bir kere Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in sofrasına et yemeği getirildi. Ve kol tarafından bir parça ayrılıp önüne konuldu. Çünkü Resûlullah etin bu kısmını severdi. Ondan ön dişleriyle bir lokma kopardı. Sonra şöyle hikâye etti: Ben kıyâmet gününde bütün insanların ulusuyum. Bu neden, bilir misiniz? diyerek şöyle îzâh eyledi: Dünyâda önce ve sonra gelmiş, geçmiş ne kadar insanlar varsa bunların hepsi Allahu Teâlâ kıyâmet gününde düz ve geniş bir sâhada toplıyacaktır. Öyle düz ve geniş meydan ki orada bir çağırıcı selenince sesini herkese duyurabilecek ve bakan bir kişinin gözü mahşer halkını bir bakışda görebilecek. (Dağ tepe gibi görmeğe, işitmeğe bir mânî` bulunmayacak.) Bir de güneş (bütün harâretiyle) yaklaşak. Artık insanların gamı, meşakkati dayanılmaz ve tahammül olunmaz bir dereceye varacak. Bu sırada nâs biribirine: "Size irişen şu fâciayı görüyor musunuz? Rabb`inize delâlet edecek bir şefâatci bulmak çâresine niye bakmıyorsunuz?" diyecekler. Bunun üzerine mahşer halkının bâzısını bâzısına: Haydi Âdem`e gidiniz, deyip mahşer halkı Âdem aleyhi`s-selâm`a gelerek: - Ey insan nev`inin babası! Allahu Teâlâ seni yed-i kudretiyle yarattı ve sana kendi rûhundan hayat verdi. Sonra meleklere emredip onlar da sana secde ettiler. Rabb`ine hakkımızda şefâat dile. Ey atamız, içinde bulunduğumuz şu müşkül vaziyeti görmüyor musun? Başımıza gelen şu musîbeti bilmiyor musun? diyecekler. Âdem de: - Rabb`im bugün celâllıdır. O derecede ki, ne bundan önce böyle bir gazab etmiştir, ne de bundan sonra bu türlü gazâb eder. Hem Cenâb-ı Hak beni Cennet meyvasından birini yemekten nehyetmiş iken ben âsî olup yemiştim. (Artık size şefâat edemem, şimdi ben kendimi düşünüyorum): Vay nefsim, nefsim nefsim!. Siz benden başka bir şefâatci bulunuz: Nûh`a gidiniz, diyecek. Onlar da Nûh`a varacaklar. Ve: - Ey Nûh sen yer yüzünde Allah`dan başka şeye tapan insanlara risâlet vazîfesiyle gönderilen peygamberlerin hiç şüphesiz birincisisin. Allah sana (Kur`ân`da): "Çok şükreden kul" adını verdi. Lütfen hakkımızda Rabb`ine şefâat eyle. Ne acıklı vaziyette oluduğumuzu görmüyor musun, diyecekler. Nûh Peygamber de: - Azîz ve Celîl olan Rabb`im bugün celâllıdır. Bir derecede ki, Allahu Teâlâ ne şimdiye kadar böyle gazablanmıştır, ne de bundan sonra gazablanır. Benim de bir duâ endişem var: Vaktiyle kavmîmin helâki için duâ etmiştim. (Bu cihetle kendimi düşünüyorum): Vay nefsim, nefsim, nefsim! Şimdi siz başka bir şefâatci arayınız, İbrâhîm`e gidiniz, diyecek. Onlar da İbrâhîm` aleyhi`s-selâm`a varıp: - Ey İbrâhîm, sen yer yüzündeki insanlardan Allah`ın peygamberi ve Allah`ın dostu bir zatsın. Rabb`in Teâlâ`ya hakkımızda şefâat etsen. Şu acıklı hâlimizi görüyorsun, diyecekler. İbrâhîm Peygamber de onlara: - Bugün Rabb`imin celâl sıfatı tecellî etmiştir. Hem bir derecede ki, ne bundan evvel böyle gazab etmiştir; ne de bundan sonra. Ben (li-maslahatin) üç kere yalan söylemiştim. (şimdi kendimi düşünüyorum): Vay nefsim, nefsim, nefsim! Artık siz başka bir şefâatci arayınız, Mûsâ`ya gidiniz, diyecektir. Onlar da Mûsâ Aleyhi`s-selâm`a varıp: - Ey Mûsâ, sen Allah`ın peygamberisin. Allah, risâleti ile ve kelâmı ile seni insanlar üzerine fazîletli kıldı. Rabb`in Teâlâ`ya hakkımızda şefâat et.
HadisNo : 1711
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : Hz. Peygamber`in şefâati;İsrâ sûresi âyetlerinin tefsîri;Kıtlık
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : MAKÂM-I MAHMÛD HAKKINDA ABDULLÂH İBN-İ ÖMER HADİSİ
Hadis : Rivâyete göre şöyle demiştir: Kıyâmet günü insanlar küme küme, her ümmet peygamberinin peşinde (ileri, geri) dönüştürürler (ve büyük peygamberlere): Ey falan, şefâat et, ey falan, şefâat et, derler. En sonu şefâat dileği Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e erişip nihâyet bulur. Bu şefâat vâkıası Allahu Teâlâ`nın peygamberi Muhammed Mustafâ`yı Makam-ı Mahmûd`a gönderdiği gün vuku` bulur. (Ve herkes o gün Muhammed Mustafa`yı tebcîl eder.)
HadisNo : 1712
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : Kehf Sûresi âyetlerinin tefsîri
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : KEHF SÛRESİ ÂYETİ
Hadis : Rivâyete göre Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in: [Kıyâmet gününde iri cüsseli, semiz bir kişi (hâsâb yerine) getirilir, (hayır ve sevâbı tartılır. Fakat) Allahu Teâlâ yanında bir sivrisineğin kanadı ağırlığında (bir sevâb) tartmaz] buyurduğu rivâyet olunmuştur. Sonra Ebû Hüreyre: Ey müminler! İsterseniz (bu rivâyetimi te`yîd için Hak Teâlâ`nın:) "Kıyâmet günü biz onların hayır işlerien hiç bir tartı tutturmayız!" kavl-i şerîfini okuyunuz, demiştir.
HadisNo : 1714
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : Çok soru sormak;Li`ân;Mülâ`ane;Nûr Sûresi âyetlerinin tefsîri;Zinâ şâhitleri
Ravi : Sehl b. Sa`d
Baslik : MÜLÂANE ÂYETİ VE HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre (Aclâm oğullarından) Uveymir, Benî Aclâ`nın ulusu olan Âsım İbn-i Adiyy`e gelerek şöyle sorar: - Siz ne dersiniz? Bir kimse karısiyle berâber bir kişiyi (zinâ üzerinde) bulsa, kadının kocası zânîyi öldürmeli, siz de onu (kısâsen) öldürmeli misiniz? Yoksa bu kimse ne yapmalı? (Bu halde zevc, dört şâhid getirmeğe gitse zânî işini görüp savuşacaktır. Sükût etse nâmusa taallûk eden bir şeye sükût etmiş olacaktır.) Lûtfen bu müşkül mes`eleyi bir kere Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`e benim için sorsanız, der. Bunun üzerine Âsım, Resûlullah`a gelip: Yâ Resûla`llah! Diye (söz başlayıp) sordu. Fakat Resûl-i Ekrem bu sorguları hoşlanmayıp ayıbladı. Sonra Uveymir, Âsım İbn-i Adiyy`e: (Resûlullah ne söyledi? diye) sordu. O da Resûl-i Ekrem`e böyle mes`eleleri çirkin gördü ve ayıbladı, diye cevâb verdi. Bunun üzerine Uveymir: Vallahi ben çekinmem, bunu kendim Resûlullah`a sorarım, dedi, ve gidip: - Yâ Resûla`llah! Bir kimes karısıyle berâber bir kişiyi (zinâ üzerinde) bulsa, kadının zevci zânîyi öldürmeli, sonra siz de (kısâsan) onu öldürmeli misiniz? Yoksa bu adam ne yapmalı? diye sordu. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem: - Ey Uveymir! senin ve karın hakkında Allahu Teâlâ Kur`an (âyeti) gönderdi, dedi. Ve bu karı, kocaya Allahu Teâlâ`nın Kur`ân`da ta`lîm ettiği veçhile mülâane etmelerini emreyledi. Ve ilk önce erkek karısına karşı lânetle yemîn etti. (Sonra da kadın kocasına karşı aşağıdaki hadîsde bildirildiği veçhile yemîn eyledi). Sonra Uveymir: - Yâ Resûla`llah (bu kadınla geçinme savdı). Bu kadını nikâhımda tutarsam ona zulmetmiş olurum, deyip kadını boşadı. Ve Uveymir ile karısının bu vak`asından sonra lâ`netleşen çiftlerin -kocanın talâkıyle- ayrılmaları âdet oldu. Sonra Resûlullah meclisde hazır bulunanlara: - Bakınız, eğer bu kadın -vücûdu siyah, gözlerinin siyahı koyu, kıçının iki yanı bükük, baldırları kaba- kıyâfette bir çocuk getirirse, muhakkak ben Uveymir`in bu kadına zinâ isnâdında doğru olduğunu sanırım. Eğer kadın Keler fasilesinden kızılca kurt gibi kızıl bir çocuk doğurursa, bu def`a da ben şüphesiz kadına büthân ve iftirâ ettiğini sanırım, buyurdu. Sonra çocuk Resûlullah`ın Uveymir`i tasdik yollu tasvîr ettiği şekilde doğdu. Ve bu cihetle çocuk anası (Havle kadı)na nisbet ed(ilerek: "ibn-i Havle" diye çağır)ıldı.
HadisNo : 1716
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : Li`ân;Mülâ`ane;Nûr Sûresi âyetlerinin tefsîri;Zinâ haddi;Zinâ şâhitleri
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : İSLÂM HUKÛKUNDA MÜLÂANE
Hadis : Rivâyete göre Hilâl İbn-i Ümeyye Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in huzûrunda karısına Şerîk İbn-i Sehmâ` ile zinâ etti, diye söz attı. Resûlullah da Hilâl`e: - Dört şâhidini hazırla, yâhud arkana hâd (vurulur) buyurdu. Bunun üzerine Hilâl: - Yâ Resûla`llah! Bizim birimiz karısının üstünde bir erkek görürse, şâhid aramağa mı gidecek? (Şâhid getirinceye kadar işini görüp savuşmaz mı?) diye i`tirâz etti. Resûl-i Ekrem: - Sen şâhidlerini hazırla. Aksi takdirde arkana hadd-i kazf (seksen değnek) vurulur, demeğe devâm etti. Bunun üzerine Hilâl İbn-i Ümeyye: - Yâ Resûla`llah! Seni hak peygamber gönderen Allahu Teâlâ`ya yemîn ederim ki, muhakkak ben kesin olarak doğru söylüyorum. Ve emînim ki, Allah benim arkamı hadden kurtaracak bir vahiy, bir âyet gönderecektir, dedi. Bu sırada hemen Cibrîl indi ve Resûl-i Ekrem`e: ... âyetini tâ ... kavl-i şerîfine varıncaya kadar getirdi. Bunun üzerine Resûlullah, kadına haber gönderdi. Kocası Hilâl de hazır bulundu. İlk önce Hilâl (bundan evvelki hadîsde ve hâşiyesinde görüldüğü veçhile) şehâdet ve yemîn eyledi. Resûl-i Ekrem: Allah muhakkak bilir ki, sizin biriniz elbette yalancıdır. Şu halde ikinizden tövbekâr olan ve bu liân yemîninden rücû` eden var mıdır? buyurdu. Sonra Hilâl`in zevcesi Havle ayağa kalkarak ve (dört def`a) liân şehâdetiyle Allah`ı işhâd ederek yemîn ettikde beşinci yemîne sıra geldiğinde mecliste hazır bulunanlar kadını durdurarak: - Bak kadın, bu beşinci yemîn azâbı mûcibtir, ihtârında bulundular. Râvî İbn-i Abbâs der ki: Bu ihtâr üzerine kadın bir az ağırlaşıp durakladı. Hattâ biz kadını yemîn etmekten vaz geçecek ve geriye dönecek sandık. Sonra kadın kendini toparlayıp: - (Şimdiye kadar şerefle yaşamış) kavim ve kabîlemi, ben bundan sonraki günlerde rezil ve rüsvây etmem, diyerek liân yemînini yerine getirdi. Sonra Resûl-i Ekrem: - Bu kadına bakınız. Eğer gözleri sürmeli, iki kıçı iri, baldırları kalın bir tipde çocuk getirirse, çocuk Şerîk İbn-i Sehmâ`ya âittir, buyurdu. Kadın da hakîkaten böyle bir çocuk doğurdu. Bunun üzerine Resûlullah: - Eğer Allah kitâbının (liân) hükmü infâz edilmemiş olsaydı benimle bu kadın için bir mâcerâ vardı. (Yâni ben o kadına hadd-i zinâ icrâ ederdim) buyurdu.
HadisNo : 1717
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : Furkân Sûresi âyetlerinin tefsîri;Kâfirin yüzükoyun haşredilmesi
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : FURKAN SÛRESİ ENES İBN-İ MÂLİK HADİSİ
Hadis : Rivâyete göre bir kişi: Ey Allah`ın Peygamberi! Kâfir, kıyâmet gününde yüz üstü (ve baş aşağı veya sürüklenerek) nasıl haşrolunur? diye sordu. Resûl-i Ekrem: Dünyâda onu iki ayağı üzerinde yürüten Allahu Teâlâ, kıyâmet gününde yüz üstü yürütmeye kudretli değil midir? diye cevâb verdi.
HadisNo : 1718
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : Bedir Gazâsı;Bilmediğine bilmiyorum demek;Kıyâmet dehşeti;Rûm Sûresi âyetlerinin tefsîri
Ravi : Abdullâh b. Mes`ûd
Baslik : RÛM SÛRESİ VE İBN-İ MES`ÛD HADÎSİ;KUR`ÂN`DA ZİKROLUNAN DUHÂN
Hadis : Rivâyete göre bir kere İbn-i Mes`ûd tarafından Kinde`de birisinin (Kur`an`da zikrolunan duhân hakkında:) - Kıyâmet günü bir duman gelecek. Kâfirlerin, münâfıkların kulaklarını sağır, gözlerini kör edecek. Mü`minler (in sıhhati üzerinde) yalnız nezle hastalığı gibi müessir olacak, dediği haber alınır. Bu haberi duyduğu sıra İbn-i Mes`ûd, bir şeye dayanarak istirahat ediyordu. Bu sözü duyunca (çok ehemmiyet verip) sinirlendi. Hemen toparlanıp oturarak şöyle demiştir: - Kişi bildiğini söylesin, bilmediği mes`ele hakkında da: "Allah bilir" desin. Çünkü insanın bilmediği bir şey hakkında: "Bilmiyorum" demesi de ilimden sayılır. Nasıl ki Cenâb-ı Hak Peygamberine: Yâ Muhammed, sen (kavmine): "Kur`ân`ı teblîğim mukabilinde sizden bir ücret, bir takdîr istemiyorum. Bilmediğim bir şeyi size satmağa çalışanlardan da değilim, de." kavl-i şerîfi ile hasımlarına karşı teblîgatında samîmi olduğunu yâdetmesini emretmiştir. (Duhân = duman mes`elesine gelince) bu (dünyâda cereyân etmiştir.) Kureyş`e âid (bir vâkıa) dır. (Kinde`linin sandığı gibi kıyâmete âid değildir.) Şöyle ki: Kureyş müşrikleri İslâm dînini kabulden çekinmeleri (ve muhâlefette çok ileri gitmeleri) üzerine Resûl-i Ekrem: - Allah`ım Yûsuf Peygamber`in kavmi aleyhine verdiğin yedi (yıl kıtlık) gibi Kureyş`e de yedi (yıl yokluk azâbı) vererek bana yardım et, diye duâ etti. Bunun üzerine Kureyş`i şiddetli bir kıtlık yakalamıştı. Bir çokları açlıktan kırıldı. Ölü etleri ve kemikleri yediler. Yerle gök arasındaki hava tabakasını herkes (göz za`fından, kuraklığın dehşetli sisinden) duman şekli gibi görüyordu. Bu çok ciddî ve şiddetli hal ve vaziyet üzerine (Kureyş reislerinden) Ebû Süfyân Resûl-i Ekrem`e gelerek: Yâ Muhammed, sen bize sıla-i rahm emrediyorsun. Kavmim ise (açlıktan) kırılmıştır. Artık onlar için duâ etsen, dedi. (Resûl-i Ekrem`in duâsı üzerine kaht ü gala kalktı). İbn-i Mes`ûd bu mutâlâaların ardı sıra: ... âyetini ... kavline kadar okudu. (Bu âyetlerde duhân azâbının açılacağı ve açıldığı bildiriliyor. Bu duman Kindelinin dediği gibi âhiret azâbı olsaydı) bu âhiret azâbı bir kere geldikten sonra Kureyş müşriklerinden kaldırılır mıydı? Kureyş müşrikleri (kaht ü galadan kurtulduktan) sonra yine küfürlerine, şirklerine döndüler. Bu dönekliğin cezâsını bildiren Allahu Teâlâ`nın: ... kavl-i şerîfindeki intikam günü Bedir günüdür. (Kindelinin sandığı gibi kıyâmet günü değildir. Alınan intikam da Kureyş`in Bedir`de katlolunmalarıdır.) Lizâm ile marâd da yine Bedir günüdür (ve müşriklerin Bedir`de esâretleridir).
HadisNo : 1719
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : Allâh`ın nimetleri;Başlık;Mehir;Secde Sûresi âyetlerinin tefsîri
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : SECDE SÛRESİ VE EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`den, Azîz ve Celîl olan Allahu Teâlâ`nın şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: Ben, iyi kullarım için -göz görmedik, kulak duymadık ve insan hayâline gelmedik (yakın meleklerin ve gönderilen peygamberlerine bile vâkıf olmadıkları)- birtakım ni`metleri hazırladım. Ey mü`min kulum, sen bildiğin ni`metleri şöyle bırak. (Onlar Allah`ın hazînesinde gizli ni`metleri yanında çok hafiftir). Râvî Ebû Hüreyre bundan sonra: ... âyetini okudu.
HadisNo : 1720
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : Ahzab Sûresi âyetlerinin tefsîri
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : HAZRET-İ RESÛL`ÜN ÂİLE HAYÂTI VE AHZÂB SÛRESİ ÂYETİ
Hadis : Şöyle dediğ rivâyet olunmuştur: Ben, nefislerini Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`e hibe eden (ve mihirsiz nikâh olunan) Peygamber`in kadınlarını ayıplardım. Ve "Hiç kadın, kadınlığını (mihirsiz) hibe eder mi?" derdim. Vaktâki Azîz ve Celîl olan Allahu Teâlâ: ... âyetini inzâl buyurdu. O zaman (anladım ki, Allah Peygamber`ine mü`minlerin fevkınde bir hak ve yüksek bir irâde vermiştir) Ben Resûlullah`a: "Rabb`in Teâlâ (kadınlarının değil) ancak senin arzunun tahakkukuna müsâraat ediyor" dedim.
HadisNo : 1721
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : Ahzab Sûresi âyetlerinin tefsîri;Bir yere girmek için izin istemek (istizan);İstizan
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : HAZRET-İ RESÛL`ÜN ÂİLE HAYÂTI VE AHZÂB SÛRESİ ÂYETİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: ... âyet-i kerîmesi nâzil olduktan sonra Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem biz kadınlarından nevbetinde bulunduğunu kadının gününde (öbür kadına gitmeğe teveccüh etmek isteyince) her zaman istîzân ederdi. Benden izin isteyince ben de ona: Yâ Resûla`llah, eğer izin vermek bana âid (bir hak) ise, ben senin üzerine hiç bir kimseyi ihtiyâr etmek istemem, diye cevâb verirdim.
HadisNo : 1722
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : Ahzab Sûresi âyetlerinin tefsîri;Kadınların evden çıkması;Örtünmek;Şûrâ Sûresi âyetlerinin tefsîri
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : TAHYÎR ÂYETİ HÂNE-İ SAÂDET`E GİRME ÂDÂBI;HİCÂB ÂYETİ KADINLARIN SÛRET-İ TESETTÜRLERİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Peygamberin kadınlarından Sevde -Hicâb âyeti nâzil olduktan sonra- bir lüzûm ve ihtiyâç üzerine evden çıkmıştı. Sevde iri yapılı bir kadındı. Bu cihetle onu (vaktiyle) bilenler (çarşaf içinde de endâmiyle) anlarlardı. Bu cihetle Ömer İbn-i Hattâb onu görünce (onun evi dışına) çıkmasına i`tirâz ederek: - Yâ Sevde, iyi bil ki, Vallahi sen bizce tanınmamış değilsin. Düşünsene sen, ne cesâretle evinin dışına çıkıyorsun? dedi. Hazret-i Âişe (rivâyetine devâm ederek) der ki: Bunun üzerine Sevde evine dönüp geldi. O sırada Resûlullah benim odamda akşam yemeğinde idi. Elinde de etli bir kemik vardı. Bu halde iken Sevde girdi ve: - Yâ Resûla`llah! Bâzı hâcetim için evimden çıkmıştım. Ömer bana şöyle şöyle söyliyerek i`tirâz etti, diye şikâyet eyledi. Hazret-i Âişe der ki: Bunun üzerine Allahu Teâlâ Resûl-i Ekrem`e vahiy gönderdi. Vahiy âsârı, Resûl-i Ekrem`den kaldırıldıktan sonra -ve elinde tutmakta olduğu et parçasını yere koymaksızın- Sevde`ye şöyle cevâb verdi: - Siz kadınların lüzûm ve ihtiyâç üzerine (mestûre olarak) evlerinden çıkmalarına izin verildi, buyurdu.
HadisNo : 1723
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : Ahzab Sûresi âyetlerinin tefsîri;Bir yere girmek için izin istemek (istizan);İstizan
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : SÜT-AMUCA KADINININ MAHREMİ KADININ ÖRTÜNMİYECEĞİ AKRABÂSI
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Hicâb (âyeti) nâzil olduktan sonra (süt babam) Ebû Kuays`in kardeşi Eflah bana (ziyârete) gelip izin istemişti. Ben: - Bu hususta Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`den istîzân edinceye kadar izin veremem. Çünkü beni Eflah`ın kardeşi Ebû Kuays`in karısı emzirdi, dedim. Bunun üzerine Resûlullah geldi. Ona: - Yâ Resâla`llah! Ebû Kuays`in kardeşi Eflah gelmiş benden izin istedi. Ben de senden istîzân etmeden izin vermekten çekindim, dedim. Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem: - (Süt) amucana izin vermeğe ne mâni` var? buyurdu. Ben de: - Yâ Resûla`llah! Beni erkek emzirmedi. Ebû Kuays`in karısı emzirdi, dedim. Resûlullah bana: - Vay sağ eli tozasıca! Haydi izin ver, o senin (süt) amucandır, buyurdu.
HadisNo : 1724
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : Ahzab Sûresi âyetlerinin tefsîri;Hz. Peygamber`e salavât
Ravi : Ebû Saîd-i Hudrî
Baslik : ALLÂH`IN VE MELEKLERİN PEYGAMBERİMİZE SALÂTI
Hadis : Rivâyete göre demiştir ki: Biz bir kere Resûlullah`a: Yâ Resûla`llah sana selâm vermeyi biliyoruz. Fakat nasıl salât edeceğiz? diye sorduk. Resûlullah bize şu meâldeki salât-ı şerîfeyi tâ`lîm buyurdu: - Allah`ım! Kulun ve peygamberin Muhammed`e rahmetini dileriz. İbrâhîme vaktiyle rahmet ettiğin gibi. Allahım! Muhammed ile Muhammed`in ümmeti üzerine bereket ihsân eyle. Vaktiyle İbrâhîm ile ümmetine bereket ihsân ettiğin gibi.
HadisNo : 1726
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : Ahzab Sûresi âyetlerinin tefsîri;Hz.Mûsâ;Mûsâ (A.S.)
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : HAZRET-İ MÛSÂ`NIN HAYÂSI
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in: "Mûsâ çok hayâlı kişi idi" dediği rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 1727
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : Hz. Peygamber`in İslâm`a ilk âlenî dâveti;Sebe` Sûresi âyetlerinin tefsîri
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : PEYGAMBERİMİZİN YAKIN AKRABÂSINI İLK DEF`A İSLÂM`A DÂ`VETİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: (Habîbim, en yakın kavim ve kabîleni Allah`ın azâbiyle korkut. meâlindeki âyet-i kerîme nâzil olduğunda) Bir gün Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem Safâ (tepesine ve birbiri üzerine yığılmış büyük taş kümelerinin yanına vardı. En büyük bir kaya) ya çıktı. Sonra: Ey Kureyş buraya geliniz! Büyük bir iş karşısında bulunuyorsunuz! Diye seslendi. (Ve Ey Fihr oğulları, ey Adiy oğulları, ey Abd-i Menâf oğulları, ey Abdülmuttalib oğulları! Diye Kureyş`i oymak oymak çağırmağa başladı. Bütün) Kureyş Peygamber`in yanına toplandılar. Ve: Sana ne oldu? diye (niye çağırdığını) sordular. Sonra Resûl-i Ekrem (hitâbete başlayıp): - Ey Kureyş, bana söyleyiniz. Şimdi ben size: (Şu dağın eteğinde) düşman (süvârîsi var) sizi ya sabah baskınına, yâhud akşam baskınına uğratacaktır, diye haber versem beni tasdîk eder misiniz? diye sordu. Kureyş (bir ağızdan): - Evet tasdîk ederiz (çünkü bütün tecrübelerimizde seni doğru bulduk) dediler. Resûl-i Ekrem: - Öyle ise ben sizi şiddetli bir azâbın karşısında intibâha dâ`vete me`mûrum, buyurdu. (Resûl-i Ekrem`in bu dâ`veti hiç bir muhâlefetle karşılanmadı, yalnız) Ebû Leheb: - Ey Muhammed (yazık sana) helâke, hüsrâna uğrayasın. Bunun için mi bizi buraya topladın? demişti. (Ve yerden bir taş alıp atmak istemişti.) Bunun üzerine Allahu Teâlâ: (Ebû Leheb`in iki eli kurusun) âyetiyle başlıyan sûreyi inzâl buyurdu.
HadisNo : 1728
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : Ahkâf Sûresi âyetlerinin tefsîri;Hz. Peygamber`in tebessümü
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : AHKAF SÛRESİ HAZRET-İ ÂİŞE HADÎSİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in eşi Âişe radiya`llahu anhâ`dan şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Ben Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in -küçük dilini görünciye kadar (ağzını açarak)- güldüğünü görmedim. O, yalnız gülümserdi. Hazret-i Âişe hadîsin gerisini de zikretmiştir ki, hadîsin bu parçası " ... " bahsinde geçmiştir.
HadisNo : 1736
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : Muhammed Sûresi âyetlerinin tefsîri;Sıla-i Rahm
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : SILA-İ RAHM
Hadis : Rivâyete göre, Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Allahu Teâlâ halkı yaratıp halktan fâriğ olduktan sonra Rahm (hısımlık, akrabâlık) ayağa kalkarak Allahu Teâlâ`nın (azamet) ridâsının, eteğine sarıldı. Bunun üzerine Allahu Teâlâ: Ne istersin? diye sordu. Rahm: Yâ Rab bu kıyâm ve ilticâm, kat`-ı rahmden Sana sığınmak makamıdır, (sana sığınıyorum) dedi. Cenâb-ı Hak: Ey Rahm, sen râzı olur musun? Senin Hakkına hürmet edenin ben de mükâfâtını vereyim, senin hakkını tanımayanı da cezâlandırayım, buyurdu. Rahm de: Evet râzıyım, dedi. Allahu Teâlâ da: İşte Sıla-i rahm edenlere etmiyenlerin hâli böyle olacaktır, buyurdu. Ebû Hüreyre isterseniz ... âyetini okuyunuz, demiştir. Ebû Hüreyre`den bir rivâyete göre de Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem: isterseniz: ... kavl-i şerîfini okuyunuz, buyurmuştur.
HadisNo : 1737
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : Tûr Sûresinin âyetlerinin tefsîri
Ravi : Cübeyr b. Mut`im
Baslik : TÛR SÛRESİ TÛR SÛRESİ`NİN TEFSÎRİ TÛR-İ SÎNÂ, TÛR-İ TÎNÂ
Hadis : Rivâyete göre müşârün-ileyh demiştir ki: Bir akşam namazında Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in Tûr Sûresi okuduğunu işittim. Okurken şu: "Yoksa onlar bir menşe`siz (Kadir ve Kayyûm olan bir Allah`sız) mı yaratıldılar? Yoksa kendilerini yaratan onlar mıdırlar? Yoksa gökleri ve yeri onlar mı yarattılar? -Hayır, onlar şuursuzdurlar.- Yoksa Rabb`inin hazîneleri onların yanında mı? Yoksa onlar mı sulta ve velâyet sâhibleridir?" meâlindeki âyetler gelince (İbn-i Mut`im der ki: hayranlığımdan) gönlüm artık uçmağa yaklaştı.
HadisNo : 1740
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : Necm Sûresi âyetlerinin tefsîri;Yemin
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : NECM SÛRESİ PUTLAR ADINA YEMÎN VE BU YEMÎNİN KEFFÂRETİ VE EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Kim ki, yemin etse ve yemîninde Lât ve Uzzâ hakkı için dese (bunu keffâreti için) hemen: "Lâ ilâhe illa`llah" desin ve şu bir kimse de arkadaşına: "Gel seninle kumar oynıyalım" dese (oynıyacağı kumar parasını) fukarâya sadaka versin!
HadisNo : 1741
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : Kamer Sûresi âyetlerinin tefsîri
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : KAMER SÛRESİ VE HZ. ÂİŞE HADİSİ
Hadis : ... âyeti Mekke`de nâzil oldu. O sırada ben oyun oynıyan bir kızdım, dediği rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 1742
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : Müntahine Sûresi âyetlerinin tefsîri
Ravi : Alî b. Ebî Tâlib
Baslik : MÜMTEHİNE SÛRESİ &ABDULLÂH İBN-İ EBÎ BELTEA VAK`ASI
Hadis : Rivâyete göre müşârün-ileyh: "Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem beni, Zübeyr`i Mikdâd`ı gönderdi" di (ye rivâyete başla)yıp Hâtıb hakkında: "Ey mü`minler düşmanımı ve düşmanınızı dostlar yerine tutmayınız!" âyeti nâzil olduğunu haber verdi.
HadisNo : 1745
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : Müntahine Sûresi âyetlerinin tefsîri;Ölüye yas tutmak
Ravi : Ümmü Atıyye
Baslik : KADINLARIN RESÛL-İ EKREM`E BÎATLERİ ÜMM-İ ATIYYE`NİN HAL TERCEMESİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`e (İslâm üzere) bîat ettik. Bunun üzerine Resûlullah bize: (Allah`a hiç bir şeyi şerîk kılmamamız,) hakkındaki âyeti okudu. Ve bizi meyyit üzerine çığlıkla mâtem tutmaktan nehyetti. Bunun üzerine kadınlardan birisi (ki, Ümm-i Atıyye kendisidir) bîat etmekten elini çekti. Ve: "Yâ Resûla`llah filân kadın benimle berâber (câhiliyyet mâtemi yaptı. Üzerimde hakkı vardır.) Ondan izin almak isterim" dedi. Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem Ümm-i Atıyye`ye bir şey söylemedi, (sükût etti). Bunun üzerine kadın gitti. Sonra (müsâadesini alarak) gelip Resûlullah`a bîat etti.
HadisNo : 1746
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : Münâfıklar;Münâfıkûn Sûresi âyetlerinin tefsîri
Ravi : Zeyd b. Erkam
Baslik : MÜNÂFİKÛN SÛRESİ MÜNÂFIKLARIN YALANDAN RESÛLULLÂH`I TASDÎKLERİ VE ZEYD İBN-İ ERKAM HADİSİ
Hadis : Rivâyete göre müşârün-ileyh şöyle demiştir: Ben bir gazâda bulundum. Orada (münâfıkların reisi) Abdullah İbn-i Übey İbn-i Selûl`ün münâfıklara şöyle dediğini işittim: "Ey cemâat! Resûlullah`ın yanındakilere nafaka vermeyiniz, tâ ki etrâfından dağılsınlar!" Ve "onun (Peygamber`in) yanından Medîne`ye bir dönersek her halde izzet ve kuvveti ziyâde olan (yâni İbn-i Übey kendisi de münâfıklar) en zelîl ve zayıf olanı (Peygamberi ve Ashâbını) Medîne`den muhakkak çıkaracaktır" (Râvî Zeyd der ki) İbn-i Übeyy`in bu sözlerini ben amucam (Sa`d İbn-i Ubâde`ye), yâhut Ömer`e anlattım. O da Resûlullah`a arzetti. Bunun üzerine Resûlullah beni dâ`vet etti. Ben de İbn-i Übeyy`in sözlerini arz ettim. Bu def`a da Resûlullah İbn-i Übeyy ile Ashâbına haber gönderdi. Bunlar da gelerek: Biz böyle bir şey söylemedik, diye yemîn etmeleri üzerine Peygamber beni tekzîb, onları tasdîk buyurdu. Bunun üzerine ben o kadar mahzûn oldum ki, ömrüm içinde o derece hiç kederlenmedim. Artık eve kapandım, (beni yalancılıkla ithâm ederler korkusiyle evde oturuyordum). Bir taraftan da amucam: - Ey oğul tek durmadın, en sonu Resûlullah`ın tekzîbini ve gazabını istedin, diledin, diye beni kederlendiriverdi. (Son derece bunaldığım) bu sırada Azîz ve Celîl olan Allahu Teâlâ: ... Sûresi`ni indirdi. Bu sûrenin gelmesi üzerine Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem bana haber gönderdi. (Huzûra varınca) bana bu sûreyi okudu. Ve: - Yâ Zeyd, Allahu Teâlâ seni tasdîk etti, buyurdu.
HadisNo : 1748
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : Münâfıklar;Münâfıkûn Sûresi âyetlerinin tefsîri
Ravi : Zeyd b. Erkam
Baslik : ZEYD İBN-İ ERKAM`IN HAL TERCEMESİ
Hadis : Rivâyete göre, Zeyd: Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem münâfıkları kendileri için istiğfâr etmeğe dâ`vet etti de onlar başlarını büktüler, demiştir.
HadisNo : 1749
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : Hz. Peygamber`in Ensâr`a duâsı;Münâfıkûn Sûresi âyetlerinin tefsîri
Ravi : Zeyd b. Erkam
Baslik : RESÛLULLÂH`IN ENSÂR`A VE OĞULLARINA DUÂSI VE ZEYD İBN-İ ERKAM RADİYA`LLÂHU ANHÜMÂ HADİSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Ben, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in: Allahım, Sen Ensâr`ı, Ensâr`ın oğulları mağfiret eyle, dediğini işittim. Râvî Ensâr`ın oğullarının oğulları (yâni Ensâr`ın torunları) hakkında (duâ buyurulup buyurulmadığında) şüphe etmiştir.
HadisNo : 1750
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : Hz. Peygamber`in öteki âilelerine karşı Hz. Âişe ile Hz. Hafsa`nın birleşmesi;Kadın kıskançlığı;Tahrîm Sûresi âyetlerinin tefsîri
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : TAHRÎM SÛRESİ PEYGAMBER`İN KADINLARININ GAYRETİ VE HZ. ÂİŞE HADİSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem Zeyneb Bint-i Cahş`ın nöbetinde bal şerbeti içerdi ve bu sûretle onun yanında çok kalırdı. Bunun üzerine Hafsa ile ben ittifâk ederek ikimizden hangimizin yanına Resûlullah gelirse ona: Yâ Resûla`llah, megafîr mi yediniz? Sizde megafîr kokusu duyuyorum, desin, diye söz birliği yaptık. (Resûl-i Ekrem geldiğinde Hafsa tarafından böyle söylendi.) Resûl-i Ekrem: Hayır ben magafîr yemedim. Yalnız Zeyneb Bint-i Cahş`ın yanında bal şerbeti içmiştim. Artık bir daha onu içmem, diye and içti. Ve "İşte yemîn ettim, sakın bunu (ne Âişe`ye ne de) başka bir kimseye duyurma!" diye tenbîh buyurdu.
HadisNo : 1751
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : Abese Sûresi âyetlerinin tefsîri;Hâfızların fazîleti;Kur`ân-ı Kerîm okumanın fazîleti
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : ABESE SÛRESİ VE HZ. ÂİŞE HADİSİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: Kur`ân`ı ezberliyerek (talâkatle) okuyan hâfızın benzeri, vahiy getiren meleklerdir. (Fazîlette ikis berâberdir). Kur`ân`ı hâfız olmı(Zeker) okuyan ve bu sûretle okumak kendisine zorluk veren kimse için de iki ecir vardır: (Kur`ân okumak ecri, zorluk ecri).
HadisNo : 1755
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : Âdâb-ı muâşeret (görgü);Âile muâşereti;Görgü;Hataları örtmek;Kadın fitnesi;Kadınlara iyi davranmak;Kusurları örtmek;Mu`âşeret;Sâlih (A.S.) ve Semûd Kavmi;Şems Sûresi âyetlerinin tefsîri
Ravi : Abdullah İbn-i Zem`a
Baslik : ŞEMS SÛRESİ SÂLİH PEYGAMBER VE SEMÛD KAVMİ VE ABDULLÂH İBN-İ ZEM`A RADİYA`LLÂHU ANHÜMÂ HADİSİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in bir hutbesinde (Sâlih Peygamber`in) dişi devesini ve onu yıkıp öldüreni zikrederek şöyle buyurduğunu işittim dediği rivâyet olunmuştur: Resûlullah bu hutbesinde ... kavl-i şerîfini okuyup âyette bildirilen şakî, Semûd`un ulusu ve en güçlü ve kuvvetlisi idi. Kavim ve kabîlesi içinde (Mekke`de) Ebû Zem`a gibi arkalı olan bu şakî, deveyi öldürmeğe kıyâm etmişti (buyurdu ve hutbesine devâm ederek) kadınlardan (ve âile muâşeretinden) de bahsedip: "Sizden biriniz karısın köle döver gibi dayakla dövmek ister. Câiz ki, o günün sonunda (akşamında) o, karısının yatak eşidir" buyurdu (ki, kadınlarınıza saygılı olmanızı vasıyet ederim, demek oluyor). Bu hutbesinde Resûl-i Ekrem (âdâb-ı ictimâiyeden de bahsedip ezcümle) bir hatâ eseri yellenen kişiye gülerek onu teşhîr etmenin fenâlığından bahs ile: Kişinin işlediği böyle bir işe niçin güler (ve sâhibini utandırır) sınız? buyurdu. Bu hadîsin bir rivâyet tarîkında: "Zübeyr İbn-i Avvâm`ın amucası Ebû Zem`a benzeri" vârid olmuştur.
HadisNo : 1759
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : Alâk Sûresi âyetlerinin tefsîri
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : İKRA` SÛRESİ VE İBN-İ ABBÂS RADİYA`LLÂHU ANHÜMÂ HADİSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Ebû Cehil azgın bir tavır ile: - Eğer Muhammed`i Kâ`be derûnunda namaz kılar görürsem muhakkak onun boynunu çiğnerim, demişti. Bu haber Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e erişince Resûl-i Ekrem: - Ebû Cehil bu cinâyeti işlerse, muhakkak onu (azâb) melekleri yakalar, buyurdu.
HadisNo : 1760
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : İsrâ ve Mi`rac;Kevser Sûresi âyetlerinin tefsîri;Mi`râc
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : KEVSER SÛRESİ VE ÂYETLERİNİN TEFSÎRLERİ VE ENES İBN-İ MÂLİK İBN-İ ABBÂS RADİYA`LLÂHU ANHÜMÂ HADİSİ VE HZ. ÂİŞE RADİYA`LLÂHU ANHÂ HADİSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem semâya (ve âlî makamlara) yüceltildiği zaman (bu mi`râca âit gördüklerini anlatırken): Bir ırmağa götürüldüm ki, onun iki taraf sâhil (saraylar) ı içleri boş hâlis inci kubbelerdi, buyurdu. Cibrîl`e bu nedir? diye sordum. O da: İşte bu kevserdir, diye cevap verdi.
HadisNo : 1761
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : Kevser Sûresi âyetlerinin tefsîri
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : KEVSER SÛRESİ VE ÂYETLERİNİN TEFSÎRLERİ VE ENES İBN-İ MÂLİK İBN-İ ABBÂS RADİYA`LLÂHU ANHÜMÂ HADİSİ VE HZ. ÂİŞE RADİYA`LLÂHU ANHÂ HADİSİ
Hadis : Rivâyete göre (Ebû Ubeyde tarafından Hazret-i) Âişe`ye: (Yâ Muhammed, emîn ol sana biz Kevser verdik!) âyetinin tefsîri soruldu. O da: "Kevser muazzam bir ırmaktır ki, Peygamberiniz salla`llahu aleyhi ve sellem`e bahşolunmuştur. Onun iki taraf sâhili, içi boş hâlis inci üzerine binâ kılınmıştır. Bu (mübârek) nehrin bardakları yıldız sayısıncadır", diye cevab verdi.
HadisNo : 1762
Fasil : EN`ÂM SÛRESİ ÂYETLERİ
Konu : Mu`avvizeteyn
Ravi : Übey İbn-i Kâ`b
Baslik : MUAVVİZATEYN SÛRELERİ (KUL E`ÛZÜ Bİ-RABBİ`L-FELÂK VE KUL EÛZÜ Bİ-RABBİ`N-NÂS) SÛRELERİ VE ÜBEY İBN-İ KÂ`B RADİYA`LLÂHU ANHÂ HADİSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Ben, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`e Muavvizeteyn`i (Kur`ân`dan mı diye) sordum. Resûlullah tarafından bana (bu iki sûreyi oku!) denildi. Ben de okudum, demiştir. Übey (Hazretleri) der ki: Resûlullah`ın okuduğu gibi biz de (Kur`ân olarak) okuruz.
HadisNo : 1763
Buhari Hadisleri FAZÂİL-İ MEDÎNE
Fasil : FAZÂİL-İ MEDÎNE
Konu : Medîne`nin fazîleti
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : MEDÎNE`NİN FAZÎLETİ HAKKINDA ENES İBN-İ MÂLİK HADÎSİ
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem `in şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir: Medîne (sâhası) nın şuradan şuraya kadar (olan mahalli) haremdir, muhteremdir. Bu hudûdun ağacı kesilmez; bu sâhada bid`at ihdâs edilmez. Kim ki, Harem-i Medîne`de (Kitab ve Sünnet`e muhâlif) bir bid`at ihdâs ederse, Allah`ın azâbı, Meleklerin ilenci, bütün insanların nefreti o kimse üzerine olsun.
HadisNo : 880
Fasil : FAZÂİL-İ MEDÎNE
Konu : Medîne`nin fazîleti
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : HAREM-İ MEDÎNE`YE İHTİRÂM HAKKINDA EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem `in şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir: Medîne`nin (şarkî ve garbî şu) iki kara taşlığı arasındaki sâhaya hurmet etmek benim lisânımla (taraf-ı İlâhî`den) vâcib kılınmıştır. (Yine) Ebû Hüreyre demiştir ki: Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem `e Benî Hâris`e gelmişti. Resûl-i Ekrem bunlara: ey Benî Hârise, zannedersem siz de Harem sâhasından hârice çıktınız! demişti. Sonra (bunların Harem dâhilinde bulunduklarını hatırlayarak) hayır siz Harem dâhilinde mukîmsizin, diyerek iltifat buyurdu.
HadisNo : 881
Fasil : FAZÂİL-İ MEDÎNE
Konu : Ahdi bozmak (ahde vefâsızlık);Medîne`nin fazîleti;Verdiği sözü tutmamak
Ravi : Alî b. Ebî Tâlib
Baslik : HAREM-İ MEDÎNE`YE İHTİRÂM HAKKINDA HAZRET-İ ALÎ RİVÂYETİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Benim indimde (ahkâm-ı şerîatten mektûb olan) şey, yalnız Allahu Teâlâ`nın Kitâbıdır. Bir de Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem `den (işitip yazdığım) şu sahîfedir. (Meâli şöyledir:) Medîne`nin şuraya (, Sevr dağına) kadar "Âir" (dağı) arası haremdir, vâcibü`l-ihtirâmdır. Kim ki, Medîne`nin bu harîmi dâhilinde Kitâb ve Sünnet`e muhâlif bir iş işlerse, yâhud ehl-i bid`ate yardım eylerse, Allah`ın azâbı, Melekler`in ilenci, bütün halkın nefreti bu mübtedi`ler üzerine olsun. Bunların ne tevbesi, ne de fidyesi kabûl olunur. Müslümanların emânı birdir; (bir müslimîn kâfire emânı, bütün mìslümanlarca sahîhtir, mu`teberdir). Alî (Hazretleri devamla) demiştir ki: Kim ki, bir müslümanın verdiği ahdi nakzederse, Allah`ın azâbı, Melekler`in ilenci, bütün halkın nefreti onun üzerine olsun. Onun ne farz, ne de nâfile ibâdeti kabûl olunmaz. Her kim de kendi mevâlîsinden ve efendilerinden başka bir kavmi velî ve efendi ittihâz ederse, bu kimse de Allah`ın azâbına, Melekler`in ilencine, bütün insanların nefretine uğrasın! Bu şuursuz kimsenin ne tevbesi, ne de adâleti kabûl olunmaz.
HadisNo : 882
Fasil : FAZÂİL-İ MEDÎNE
Konu : Medîne`nin fazîleti
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : HAREM-İ MEDÎNE`YE İHTİRÂM HAKKINDA EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem `in şöyle buyurdu, dediği rivâyet edilmiştir: (Rabb`ım tarafından) ben, bir karyeye (hicretle) emr olundum ki, o karye, kurâ-i âleme galebe eder, (onun şerâfet-i nûru âfâk-ı cihâna intişâr eder). (Münâfıklar) o karyeye "Yesrib" derler. (Hayır), o Medîne (-i kâmile) dir. Medîne (-i tâhire), eşhâs-ı habîseyi giderir, (dışına atar) demirci körüğünün demirin kirini giderdiği gibi.
HadisNo : 883
Fasil : FAZÂİL-İ MEDÎNE
Konu : Medîne`nin fazîleti
Ravi : Ebû Humeyd Ensârî-i Sâidî
Baslik : HAREM-İ MEDÎNE`YE İHTİRÂM HAKKINDA EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem ile berâber Tebük (gazâsın) dan dönüp karşımızda Medîne görülünce Resûlullah`ın: "İşte Tâbe!" buyurdu, dediği rivâyet edilmiştir.
HadisNo : 884
Fasil : FAZÂİL-İ MEDÎNE
Konu : Medîne`nin fazîleti
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : BİR ZAMANLAR MEDÎNE`NİN METRÛK KALACAĞINA DÂİR RİVÂYETLER
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem `in şöyle buyurduğunu işittim, dediği rivâyet edilmiştir: (Bir zaman gelecektir ki, nesl-i âtî) Medîne`yi şu bulunduğu hayr-ü letâfetiyle bırakacaklar da Medîne`de nihâyet rızkını arayan hayvanlardan, kuşlardan başka sâkin hiç bir insan bulunmayacaktır. Medîne`ye en son gelen ve koyunlarına sayha ederek giren Müzeyne kabîlesinden iki çoban olacaktır. Bunlar da Medîne`yi bomboş, vahşet-engîz bir halde bulacaklar ve "Seniyyetü`l-vedâ" a vardıklarıda bunlar da yüzleri üstüne düşeceklerdir.
HadisNo : 885
Fasil : FAZÂİL-İ MEDÎNE
Konu : Medîne`nin fazîleti
Ravi : Süfyân İbn-i Ebî Züheyr
Baslik : BİR ZAMANLAR MEDÎNE`NİN METRÛK KALACAĞINA DÂİR RİVÂYETLER
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem `in şöyle buyurduğunu işittim, dediği rivâyet edilmiştir: Yemen (kıt`ası) feth edilecektir. Yemen fâtihleri hayvanlarını (Medîne`ye) sevk edip âilelerini ve etbâını yükleyecekler, (ve Yemen`e göç edecekler) dir. Halbuki bunlar bilseler, Medîne kendileri için hayırlı (bir vatan) dır. Şam (hıttası) da feth edilecektir. Şam fâtihleri de hayvanlariyle dönüp (Medîne`ye) gelecekler ve ehl ü etbâını yükleye (rek Şam`a göç ede) ceklerdir. Bunlar da bilseler ki, Medîne kendileri için hayırlı (bir me`vâ) dır. Irak (havâlîsi) de feth edilecektir. Irak fâtihleri de (kerban hâlinde) hayvanlarını sürüp gelecekler, âile ve etbâını yükleye (rek Irak`a hicret ede) ceklerdir. Bunlar da bilseler ki, Medîne (-i Tâhire) kendileri için hayırlı (bir vatan)dır; (Medîne`den ayrılmazlardı).
HadisNo : 886
Fasil : FAZÂİL-İ MEDÎNE
Konu : Medîne`nin fazîleti;Oruçlunun kötülükten uzak durması
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : BİR ZAMANLAR MEDÎNE`NİN METRÛK KALACAĞINA DÂİR RİVÂYETLER
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem `in: "Yılan yuvasından toplandığı gibi (ehl-i) îmân da Medîne`ye toplanır" buyurduğu rivâyet edilmiştir.
HadisNo : 887
Fasil : FAZÂİL-İ MEDÎNE
Konu : Medîne`nin fazîleti
Ravi : Sa`d b. Ebî Vakkâs
Baslik : BİR ZAMANLAR MEDÎNE`NİN METRÛK KALACAĞINA DÂİR RİVÂYETLER
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem `in: "Medîne ahâlîsine bir kimse mekr ü cinâyet etmek istemez mi, muhakka o şahs-ı mekkâr, tuzun suda eridiği gibi erir (, mahvolur)." buyurduğunu işittim, dediği rivâyet edilmiştir.
HadisNo : 888
Fasil : FAZÂİL-İ MEDÎNE
Konu :
Ravi : Üsâme b. Zeyd b. Hârise
Baslik : BİR ZAMANLAR MEDÎNE`NİN METRÛK KALACAĞINA DÂİR RİVÂYETLER
Hadis : Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: (Bir def`a) Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem yüksek bir mahalden Medîne evleri arasından yükselen köşklere bakarak: "Benim gördüğüm mehâliki siz görebiliyor musunuz?. Ben, evlerinizin aralarına dökülen fitne ve felâket mahallerini şiddetli yağmur sellerinin açtığı yarlar gibi (gözümle) görüyorum" buyurdu.
HadisNo : 889
Fasil : FAZÂİL-İ MEDÎNE
Konu : Deccâl;Medîne`nin fazîleti
Ravi : Ebû Bekre Nufey` b. Hâris
Baslik : BİR ZAMANLAR MEDÎNE`NİN METRÛK KALACAĞINA DÂİR RİVÂYETLER
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem `in: "Medîne`ye Mesîh Deccâl`ın (değil kendisi) korkusu (bile) giremeyecektir. O fitne günlerinde Medîne`nin yedi kapısı olacak, her kapıda (muhâfız) iki Melek bulunacaktır" buyurduğu rivâyet edilmiştir.
HadisNo : 890
Fasil : FAZÂİL-İ MEDÎNE
Konu : Deccâl;Medîne`nin fazîleti
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : BİR ZAMANLAR MEDÎNE`NİN METRÛK KALACAĞINA DÂİR RİVÂYETLER
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem `in: "Medîne`nin kapılarında ve medhallerinde (muhâfız) birtakım Melekler vardır. Medîne`ye ne Tâûn, ne de Deccâl giremez" buyurdu, dediği rivâyet edilmiştir.
HadisNo : 891
Fasil : FAZÂİL-İ MEDÎNE
Konu : Deccâl;Medîne`nin fazîleti
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : BİR ZAMANLAR MEDÎNE`NİN METRÛK KALACAĞINA DÂİR RİVÂYETLER
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem `in şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir: İslâm beldelerinden hiç birisi kalmaz ki, onu Deccâl (orduları) çiğnememiş olsun; yalnız Mekke ile Medîne bu istîlâdan masûn bulunur. Medîne`nin kapı ve medhallerinden hiç birisi bulunmaz ki, orayı saf saf Melekler muhâfaza etmemiş bulunsun. Sonra Meleklerin bu sûretle damân ve muhâfazasında bulunan Medîne şehri ahâlîsi ile berâber üç def`a sarsılır; Medîne`de ne kadar kâfir ve münâfık varsa bunları Cenâb-ı Hak Medîne hâricine atar; (Medîne`de hâlis mü`minler kalır).
HadisNo : 892
Fasil : FAZÂİL-İ MEDÎNE
Konu : Hızır;Medîne`nin fazîleti
Ravi : Ebû Saîd-i Hudrî
Baslik : DECCÂL`A DÂİR EBÛ SAÎD-İ HUDRÎ HADÎSİ
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in Deccâl (ın ahvâl ve ef`âlin) den uzun boylu bahsettiği sırada şöyle buyurdu dediği rivâyet edilmiştir: Deccâl, (Medîne`ye de) gelecektir. Fakat Medîne kapısından içeri girmek ona haram kılınmıştır. Yalnız Medîne etrâfındaki bazı çoraklı, çakıllı arâzîye inecektir. O gün Medîne halkının en hayırlı bir sîmâsı, yâhud nâsın hayırlı sîmâlarından birisi (Hızır Aleyhi`s-selâm) Deccâl`a karşı çıkar, ve: - Şehâdet ederim ki, muhakkak sen, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem `in bize haber verdiği Deccâl`sın! der. Bunun üzerine Deccâl, başındaki erbâb-ı şakavete: - Şimdi ben bu adamı öldürür, sonra diriltirsem benim (ulûhiyet) iddiamda şübhe eder misiniz? diye sorar. Eşkiyâ gürûhu: - Hayır, şübhe etmeyiniz, derler. Deccâl, (Hazret-i Hızr`ı) hemen öldürür, sonra da diriltir. Ve dirildir diriltmez Hızır: - Va`llâhi benim, senin Deccâl olduğun hakkındaki şimdiki kanâatim, bundan evvelki îmânımdan daha kuvvetlidir, der. Bu def`a Deccâl maiyetine: - Bu adamı öldürünüz! der. Fakat bundan sonra Deccâl (ne) Hızr`ı, (ne de başkalarını) katle muktedir olamaz.
HadisNo : 893
Fasil : FAZÂİL-İ MEDÎNE
Konu : Deccâl;Medîne`nin fazîleti
Ravi : Câbir b. Abdullâh
Baslik : DECCÂL`A DÂİR EBÛ SAÎD-İ HUDRÎ HADÎSİ
Hadis : Şöyle rivâyet edilmiştir: (Bir kerre) bir A`râbî Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem `e gelip İslâm üzere arz-ı bîat etmişti. Ferdâsı günü bu adam mahmûn olarak (huzûr-ı Risâlet`e) geldi. Ve: - Yâ Resûla`llah beni ikale buyurursunuz. (Hâl-i bedeviyete avdetime müsâade ediniz!) dedi. Resûlullah bu teklîfi üç def`a kabulden imtinâ` etti. Ve sonra: - Medîne şehri demirci körüğü gibidir; temizi alıkor; kiri, pası dışarı atar, buyurdu.
HadisNo : 894
Fasil : FAZÂİL-İ MEDÎNE
Konu : Medîne`nin fazîleti
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : MEDÎNE HAKKINDA RESÛL-İ EKREM`İN DUÂSI VE HAYR-Ü BEREKET TEMENNÎSİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem `in (Medîne-i Münevvere hakkında) şöyle duâ buyurduğu rivâyet edilmiştir: Yâ Rab! (Dünyâ) berekâtından Mekke`ye bahşettiğin lûtf u kereminin iki mislini Medîne şehrine müyesser kıl!.
HadisNo : 895
Fasil : FAZÂİL-İ MEDÎNE
Konu : Medîne`nin fazîleti
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : MEDÎNE HAKKINDA RESÛL-İ EKREM`İN DUÂSI VE HAYR-Ü BEREKET TEMENNÎSİ
Hadis : (Hicret`in ilk günlerinde Medîne`nin Muhâcirler üzerindeki sû-i te`sîri ve Resûl-i Ekrem`in ed`iye-i seniyyeleri hakkında) Hazret-i Âişe radiya`llahu anhâ`dan şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem Medîne`ye hicret ettiğinde (babam) Ebû Bekr ile Bilâl sıtmaya tutulmuştu. Ebû Bekr`i sıtma hummâsı yakalayınca şu meâldeki beyti inşâd ederdi: "Yesrib diyârında her kişi âilesi içinde mes`ûd sabahlamışken bir de ölüm ansızın yakalar, akşama diri bırakmaz". Bilâl-i Habeşî de kendisinden hummâ nöbeti sıyrılınca şu meâldeki rübâîyi söyliyerek sesini yükseltirdi: "Şunu bilmek isterim ki: Mekke vâdîsinde etrâfımı izhir ve celîl otları sararak bir gece olsun geceler miyim?. Bir gün gelip de Ukâz`daki Mecenne sularının başına varır mıyım? Mekke`nin Şâme, ve Tufeyl dağları acaba bir kere daha bana görünürler mi?". Yine Bilâl-i Habeşî: "Yâ Rab! Şeybe İbn-i Rebîa`ya, Utbe İbn-i Rebîa`ya, Ümeyye İbn-i Halef`e gadab eyle! Nasıl ki bunlar (zulmedip) bizi ana yurdumuzdan çıkardılar, vebâ diyârına gelmeğe mecbûr ettiler" diye bed-duâ ederdi. Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem bunları işittikten sonra: Yâ Rab! Mekke`yi bize sevdirdiğin gibi Medîne`yi de sevdir! Yâhud onu daha ziyâde sevdir! Yâ Rab! Sâ` ile Müd ile ölçülen erzak ve ekvâtımıza feyz ü bereket ihsân eyle! Yâ Rab! Medîne`nin havasını bizim için tashîh ve ilel ü emrazdan sâlim kıl! Hummâsını ve sıtmasını da Mekke`nin Cuhfe`sine nakl eyle! diye duâ buyurmuştur. (Duâ-i Nebevî`nin karîn-i icâbet olduğuna işâret ederek) Hazret-i Âişe demiştir ki: Medîne`ye hicret edip geldiğimizde, Medîne, Allah`ın en vebâlı, hastalıklı bir diyârı idi. Medîne`nin Buthân sahrâsındaki vâdîden acı, pis bir su da akardı, demiştir.
HadisNo : 896
Fasil : FAZÂİL-İ MEDÎNE
Konu : Medîne`nin fazîleti
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : MEDÎNE`NİN FAZÎLETİ HAKKINDA ENES İBN-İ MÂLİK HADÎSİ
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem `in şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir: Medîne (sâhası) nın şuradan şuraya kadar (olan mahalli) haremdir, muhteremdir. Bu hudûdun ağacı kesilmez; bu sâhada bid`at ihdâs edilmez. Kim ki, Harem-i Medîne`de (Kitab ve Sünnet`e muhâlif) bir bid`at ihdâs ederse, Allah`ın azâbı, Meleklerin ilenci, bütün insanların nefreti o kimse üzerine olsun.
HadisNo : 880
Fasil : FAZÂİL-İ MEDÎNE
Konu : Medîne`nin fazîleti
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : HAREM-İ MEDÎNE`YE İHTİRÂM HAKKINDA EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem `in şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir: Medîne`nin (şarkî ve garbî şu) iki kara taşlığı arasındaki sâhaya hurmet etmek benim lisânımla (taraf-ı İlâhî`den) vâcib kılınmıştır. (Yine) Ebû Hüreyre demiştir ki: Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem `e Benî Hâris`e gelmişti. Resûl-i Ekrem bunlara: ey Benî Hârise, zannedersem siz de Harem sâhasından hârice çıktınız! demişti. Sonra (bunların Harem dâhilinde bulunduklarını hatırlayarak) hayır siz Harem dâhilinde mukîmsizin, diyerek iltifat buyurdu.
HadisNo : 881
Fasil : FAZÂİL-İ MEDÎNE
Konu : Ahdi bozmak (ahde vefâsızlık);Medîne`nin fazîleti;Verdiği sözü tutmamak
Ravi : Alî b. Ebî Tâlib
Baslik : HAREM-İ MEDÎNE`YE İHTİRÂM HAKKINDA HAZRET-İ ALÎ RİVÂYETİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Benim indimde (ahkâm-ı şerîatten mektûb olan) şey, yalnız Allahu Teâlâ`nın Kitâbıdır. Bir de Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem `den (işitip yazdığım) şu sahîfedir. (Meâli şöyledir:) Medîne`nin şuraya (, Sevr dağına) kadar "Âir" (dağı) arası haremdir, vâcibü`l-ihtirâmdır. Kim ki, Medîne`nin bu harîmi dâhilinde Kitâb ve Sünnet`e muhâlif bir iş işlerse, yâhud ehl-i bid`ate yardım eylerse, Allah`ın azâbı, Melekler`in ilenci, bütün halkın nefreti bu mübtedi`ler üzerine olsun. Bunların ne tevbesi, ne de fidyesi kabûl olunur. Müslümanların emânı birdir; (bir müslimîn kâfire emânı, bütün mìslümanlarca sahîhtir, mu`teberdir). Alî (Hazretleri devamla) demiştir ki: Kim ki, bir müslümanın verdiği ahdi nakzederse, Allah`ın azâbı, Melekler`in ilenci, bütün halkın nefreti onun üzerine olsun. Onun ne farz, ne de nâfile ibâdeti kabûl olunmaz. Her kim de kendi mevâlîsinden ve efendilerinden başka bir kavmi velî ve efendi ittihâz ederse, bu kimse de Allah`ın azâbına, Melekler`in ilencine, bütün insanların nefretine uğrasın! Bu şuursuz kimsenin ne tevbesi, ne de adâleti kabûl olunmaz.
HadisNo : 882
Fasil : FAZÂİL-İ MEDÎNE
Konu : Medîne`nin fazîleti
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : HAREM-İ MEDÎNE`YE İHTİRÂM HAKKINDA EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem `in şöyle buyurdu, dediği rivâyet edilmiştir: (Rabb`ım tarafından) ben, bir karyeye (hicretle) emr olundum ki, o karye, kurâ-i âleme galebe eder, (onun şerâfet-i nûru âfâk-ı cihâna intişâr eder). (Münâfıklar) o karyeye "Yesrib" derler. (Hayır), o Medîne (-i kâmile) dir. Medîne (-i tâhire), eşhâs-ı habîseyi giderir, (dışına atar) demirci körüğünün demirin kirini giderdiği gibi.
HadisNo : 883
Fasil : FAZÂİL-İ MEDÎNE
Konu : Medîne`nin fazîleti
Ravi : Ebû Humeyd Ensârî-i Sâidî
Baslik : HAREM-İ MEDÎNE`YE İHTİRÂM HAKKINDA EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem ile berâber Tebük (gazâsın) dan dönüp karşımızda Medîne görülünce Resûlullah`ın: "İşte Tâbe!" buyurdu, dediği rivâyet edilmiştir.
HadisNo : 884
Fasil : FAZÂİL-İ MEDÎNE
Konu : Medîne`nin fazîleti
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : BİR ZAMANLAR MEDÎNE`NİN METRÛK KALACAĞINA DÂİR RİVÂYETLER
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem `in şöyle buyurduğunu işittim, dediği rivâyet edilmiştir: (Bir zaman gelecektir ki, nesl-i âtî) Medîne`yi şu bulunduğu hayr-ü letâfetiyle bırakacaklar da Medîne`de nihâyet rızkını arayan hayvanlardan, kuşlardan başka sâkin hiç bir insan bulunmayacaktır. Medîne`ye en son gelen ve koyunlarına sayha ederek giren Müzeyne kabîlesinden iki çoban olacaktır. Bunlar da Medîne`yi bomboş, vahşet-engîz bir halde bulacaklar ve "Seniyyetü`l-vedâ" a vardıklarıda bunlar da yüzleri üstüne düşeceklerdir.
HadisNo : 885
Fasil : FAZÂİL-İ MEDÎNE
Konu : Medîne`nin fazîleti
Ravi : Süfyân İbn-i Ebî Züheyr
Baslik : BİR ZAMANLAR MEDÎNE`NİN METRÛK KALACAĞINA DÂİR RİVÂYETLER
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem `in şöyle buyurduğunu işittim, dediği rivâyet edilmiştir: Yemen (kıt`ası) feth edilecektir. Yemen fâtihleri hayvanlarını (Medîne`ye) sevk edip âilelerini ve etbâını yükleyecekler, (ve Yemen`e göç edecekler) dir. Halbuki bunlar bilseler, Medîne kendileri için hayırlı (bir vatan) dır. Şam (hıttası) da feth edilecektir. Şam fâtihleri de hayvanlariyle dönüp (Medîne`ye) gelecekler ve ehl ü etbâını yükleye (rek Şam`a göç ede) ceklerdir. Bunlar da bilseler ki, Medîne kendileri için hayırlı (bir me`vâ) dır. Irak (havâlîsi) de feth edilecektir. Irak fâtihleri de (kerban hâlinde) hayvanlarını sürüp gelecekler, âile ve etbâını yükleye (rek Irak`a hicret ede) ceklerdir. Bunlar da bilseler ki, Medîne (-i Tâhire) kendileri için hayırlı (bir vatan)dır; (Medîne`den ayrılmazlardı).
HadisNo : 886
Fasil : FAZÂİL-İ MEDÎNE
Konu : Medîne`nin fazîleti;Oruçlunun kötülükten uzak durması
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : BİR ZAMANLAR MEDÎNE`NİN METRÛK KALACAĞINA DÂİR RİVÂYETLER
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem `in: "Yılan yuvasından toplandığı gibi (ehl-i) îmân da Medîne`ye toplanır" buyurduğu rivâyet edilmiştir.
HadisNo : 887
Fasil : FAZÂİL-İ MEDÎNE
Konu : Medîne`nin fazîleti
Ravi : Sa`d b. Ebî Vakkâs
Baslik : BİR ZAMANLAR MEDÎNE`NİN METRÛK KALACAĞINA DÂİR RİVÂYETLER
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem `in: "Medîne ahâlîsine bir kimse mekr ü cinâyet etmek istemez mi, muhakka o şahs-ı mekkâr, tuzun suda eridiği gibi erir (, mahvolur)." buyurduğunu işittim, dediği rivâyet edilmiştir.
HadisNo : 888
Fasil : FAZÂİL-İ MEDÎNE
Konu :
Ravi : Üsâme b. Zeyd b. Hârise
Baslik : BİR ZAMANLAR MEDÎNE`NİN METRÛK KALACAĞINA DÂİR RİVÂYETLER
Hadis : Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: (Bir def`a) Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem yüksek bir mahalden Medîne evleri arasından yükselen köşklere bakarak: "Benim gördüğüm mehâliki siz görebiliyor musunuz?. Ben, evlerinizin aralarına dökülen fitne ve felâket mahallerini şiddetli yağmur sellerinin açtığı yarlar gibi (gözümle) görüyorum" buyurdu.
HadisNo : 889
Fasil : FAZÂİL-İ MEDÎNE
Konu : Deccâl;Medîne`nin fazîleti
Ravi : Ebû Bekre Nufey` b. Hâris
Baslik : BİR ZAMANLAR MEDÎNE`NİN METRÛK KALACAĞINA DÂİR RİVÂYETLER
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem `in: "Medîne`ye Mesîh Deccâl`ın (değil kendisi) korkusu (bile) giremeyecektir. O fitne günlerinde Medîne`nin yedi kapısı olacak, her kapıda (muhâfız) iki Melek bulunacaktır" buyurduğu rivâyet edilmiştir.
HadisNo : 890
Fasil : FAZÂİL-İ MEDÎNE
Konu : Deccâl;Medîne`nin fazîleti
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : BİR ZAMANLAR MEDÎNE`NİN METRÛK KALACAĞINA DÂİR RİVÂYETLER
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem `in: "Medîne`nin kapılarında ve medhallerinde (muhâfız) birtakım Melekler vardır. Medîne`ye ne Tâûn, ne de Deccâl giremez" buyurdu, dediği rivâyet edilmiştir.
HadisNo : 891
Fasil : FAZÂİL-İ MEDÎNE
Konu : Deccâl;Medîne`nin fazîleti
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : BİR ZAMANLAR MEDÎNE`NİN METRÛK KALACAĞINA DÂİR RİVÂYETLER
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem `in şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir: İslâm beldelerinden hiç birisi kalmaz ki, onu Deccâl (orduları) çiğnememiş olsun; yalnız Mekke ile Medîne bu istîlâdan masûn bulunur. Medîne`nin kapı ve medhallerinden hiç birisi bulunmaz ki, orayı saf saf Melekler muhâfaza etmemiş bulunsun. Sonra Meleklerin bu sûretle damân ve muhâfazasında bulunan Medîne şehri ahâlîsi ile berâber üç def`a sarsılır; Medîne`de ne kadar kâfir ve münâfık varsa bunları Cenâb-ı Hak Medîne hâricine atar; (Medîne`de hâlis mü`minler kalır).
HadisNo : 892
Fasil : FAZÂİL-İ MEDÎNE
Konu : Hızır;Medîne`nin fazîleti
Ravi : Ebû Saîd-i Hudrî
Baslik : DECCÂL`A DÂİR EBÛ SAÎD-İ HUDRÎ HADÎSİ
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in Deccâl (ın ahvâl ve ef`âlin) den uzun boylu bahsettiği sırada şöyle buyurdu dediği rivâyet edilmiştir: Deccâl, (Medîne`ye de) gelecektir. Fakat Medîne kapısından içeri girmek ona haram kılınmıştır. Yalnız Medîne etrâfındaki bazı çoraklı, çakıllı arâzîye inecektir. O gün Medîne halkının en hayırlı bir sîmâsı, yâhud nâsın hayırlı sîmâlarından birisi (Hızır Aleyhi`s-selâm) Deccâl`a karşı çıkar, ve: - Şehâdet ederim ki, muhakkak sen, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem `in bize haber verdiği Deccâl`sın! der. Bunun üzerine Deccâl, başındaki erbâb-ı şakavete: - Şimdi ben bu adamı öldürür, sonra diriltirsem benim (ulûhiyet) iddiamda şübhe eder misiniz? diye sorar. Eşkiyâ gürûhu: - Hayır, şübhe etmeyiniz, derler. Deccâl, (Hazret-i Hızr`ı) hemen öldürür, sonra da diriltir. Ve dirildir diriltmez Hızır: - Va`llâhi benim, senin Deccâl olduğun hakkındaki şimdiki kanâatim, bundan evvelki îmânımdan daha kuvvetlidir, der. Bu def`a Deccâl maiyetine: - Bu adamı öldürünüz! der. Fakat bundan sonra Deccâl (ne) Hızr`ı, (ne de başkalarını) katle muktedir olamaz.
HadisNo : 893
Fasil : FAZÂİL-İ MEDÎNE
Konu : Deccâl;Medîne`nin fazîleti
Ravi : Câbir b. Abdullâh
Baslik : DECCÂL`A DÂİR EBÛ SAÎD-İ HUDRÎ HADÎSİ
Hadis : Şöyle rivâyet edilmiştir: (Bir kerre) bir A`râbî Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem `e gelip İslâm üzere arz-ı bîat etmişti. Ferdâsı günü bu adam mahmûn olarak (huzûr-ı Risâlet`e) geldi. Ve: - Yâ Resûla`llah beni ikale buyurursunuz. (Hâl-i bedeviyete avdetime müsâade ediniz!) dedi. Resûlullah bu teklîfi üç def`a kabulden imtinâ` etti. Ve sonra: - Medîne şehri demirci körüğü gibidir; temizi alıkor; kiri, pası dışarı atar, buyurdu.
HadisNo : 894
Fasil : FAZÂİL-İ MEDÎNE
Konu : Medîne`nin fazîleti
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : MEDÎNE HAKKINDA RESÛL-İ EKREM`İN DUÂSI VE HAYR-Ü BEREKET TEMENNÎSİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem `in (Medîne-i Münevvere hakkında) şöyle duâ buyurduğu rivâyet edilmiştir: Yâ Rab! (Dünyâ) berekâtından Mekke`ye bahşettiğin lûtf u kereminin iki mislini Medîne şehrine müyesser kıl!.
HadisNo : 895
Fasil : FAZÂİL-İ MEDÎNE
Konu : Medîne`nin fazîleti
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : MEDÎNE HAKKINDA RESÛL-İ EKREM`İN DUÂSI VE HAYR-Ü BEREKET TEMENNÎSİ
Hadis : (Hicret`in ilk günlerinde Medîne`nin Muhâcirler üzerindeki sû-i te`sîri ve Resûl-i Ekrem`in ed`iye-i seniyyeleri hakkında) Hazret-i Âişe radiya`llahu anhâ`dan şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem Medîne`ye hicret ettiğinde (babam) Ebû Bekr ile Bilâl sıtmaya tutulmuştu. Ebû Bekr`i sıtma hummâsı yakalayınca şu meâldeki beyti inşâd ederdi: "Yesrib diyârında her kişi âilesi içinde mes`ûd sabahlamışken bir de ölüm ansızın yakalar, akşama diri bırakmaz". Bilâl-i Habeşî de kendisinden hummâ nöbeti sıyrılınca şu meâldeki rübâîyi söyliyerek sesini yükseltirdi: "Şunu bilmek isterim ki: Mekke vâdîsinde etrâfımı izhir ve celîl otları sararak bir gece olsun geceler miyim?. Bir gün gelip de Ukâz`daki Mecenne sularının başına varır mıyım? Mekke`nin Şâme, ve Tufeyl dağları acaba bir kere daha bana görünürler mi?". Yine Bilâl-i Habeşî: "Yâ Rab! Şeybe İbn-i Rebîa`ya, Utbe İbn-i Rebîa`ya, Ümeyye İbn-i Halef`e gadab eyle! Nasıl ki bunlar (zulmedip) bizi ana yurdumuzdan çıkardılar, vebâ diyârına gelmeğe mecbûr ettiler" diye bed-duâ ederdi. Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem bunları işittikten sonra: Yâ Rab! Mekke`yi bize sevdirdiğin gibi Medîne`yi de sevdir! Yâhud onu daha ziyâde sevdir! Yâ Rab! Sâ` ile Müd ile ölçülen erzak ve ekvâtımıza feyz ü bereket ihsân eyle! Yâ Rab! Medîne`nin havasını bizim için tashîh ve ilel ü emrazdan sâlim kıl! Hummâsını ve sıtmasını da Mekke`nin Cuhfe`sine nakl eyle! diye duâ buyurmuştur. (Duâ-i Nebevî`nin karîn-i icâbet olduğuna işâret ederek) Hazret-i Âişe demiştir ki: Medîne`ye hicret edip geldiğimizde, Medîne, Allah`ın en vebâlı, hastalıklı bir diyârı idi. Medîne`nin Buthân sahrâsındaki vâdîden acı, pis bir su da akardı, demiştir.
HadisNo : 896
Buhari Hadisleri HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Cennet hûrileri
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : Bİ`R-İ MAÛNE FÂCİASI HAKKINDA ENES İBN-İ MÂLİK HADÎSİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: Cennet hûrilerinden bir kadın yer halkına baksa hiç şüphesiz o, Cennet`le yer arasındaki fezâyı aydınlatır. Ve orayı bir güzel koku doldurur. Yine muhakkaktır ki, o kadının baş örtüsü, dünyâdan ve dünyâdaki her şeyden değerlidir.
HadisNo : 1182
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Me`ûne Kuyusu şehitleri;Şehitler
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : Bİ`R-İ MAÛNE FÂCİASI HAKKINDA ENES İBN-İ MÂLİK HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, şöyle demiştir: Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem (bir da`vet üzerine Kur`ân bilenlerden) yetmiş kişiyi Âmir oğullarına ve Süleym oğullarından bâzı soylara (irşad ve din öğretmek için) göndermişti. Bunlar Meûne kuyusuna) vardıklarında dayım (Harâm İbn-i Milhân) arkadaşlarına: - Sizden önce ben (Süleym oğullarına) varayım da eğer onlar bana Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`den (aldığımız emri) kendilerine teblîğ edinceye kadar aman verirlerse (ne âlâ), vermezler (de ihânet ederler) se (zâten) siz de (benden uzakta değil) bana yakın bulunuyorsunuz, dedi, ve ilerledi. Süleym oğulları (ibtidâ) dayıma aman verdiler. O da Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`den (aldığı emirleri) teblîğ ettiği sırada onlar ansızın aralarından (Âmir İbn-i Tufeyl denilen) bir kimseye işâret ettiler. O da dayımı (arkasından şiddetle) mızraklandı. Bir halde ki, mızrağı göğsünden çıkardı. Bu ölüm darbesi üzerine Harâm (göğsünden fışkıran kanlara ellerini bulayıp yüzüne ve başına sürerek): - Allah büyüktür, Kâ`be`nin sâhibine yemîn ederim ki, ben (şahâdet rütbesi) kazandım, diye haykırdı. Sonra (bu gaddar) Süleym oğulları dayımın geri kalan arkadaşlarına döndüler. Dağa kaçan (Kâ`b İbn-i Zeyd denilen) aksak bir kişiden başka onları da öldürdüler. Şimdi Cibrîl aleyhi`s-selâm (bu fâciayı) Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e: - Seriyyedeki bütün Ashâbın Rablarına kavuştular. Allah onlardan râzı oldu, onları da mumnûn etti. diye bildirdi. O zamanlar biz, (Cibrîl`in Peygamberimize vâkı` olan) bu (vahyi) ni (Kur`ân olarak): - Biz (şehitler) i (Peygamberimize ve) kavmimize haber veriniz: biz, Rabbimize kavuştuk, O bizden râzı oldu, bizi de hoşnûd etti, diye okurduk. Bir zaman sonra (tilâveti) nesh olundu. Bu (fâcia) nın üzerine Resûlullah, Allah`a ve O`nun Resûlüne isyân eden şu Ri`l, Zekvân, Lihyân oğulları ve Usayye oğulları üzerine kırk sabah (la`netle karışık) dûa etti.
HadisNo : 1183
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Cündeb İbn-i Süfyân
Baslik : UHUD HARBİNDE RESÛLULLÂH`IN, PARMAĞININ YARALANMASI HAKKINDA CÜNDEB HADÎSİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem bâzı gazâlarda bulunmuştu da parmağı (yaralanıp) kanamıştı. Bunun üzerine Resûlullah: (Parmağım!) Sen yalnız kanayan bir parmak değil misin?!. (Yoksa ne kırıldın, ne düştün). Bu kazâya da (boş değil,) Allah yolunda uğradın! buyurmuştur.
HadisNo : 1184
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Şehitler
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : ALLAH YOLUNDA HARP MEYDANINDA YARALANAN VE ŞEHİD DÜŞEN MÜCÂHİDLERİN KIYÂMET GÜNÜNDE ARASAT MEYDANINA YARASINDAN KANI KAN RENGİNDE AKARAK, FAKAT MİSK GİBİ KOKARAK GELECEĞİ HAKKINDA EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir: Hayâtım elinde (kudretinde) olan Allah`a yemîn ederim ki: Allah yolunda hiç bir kimse yaralanmaz -Allah kendi rızâsı uğrunda yaralanan kişiyi çok iyi bilir ya- ancak o şehid mücâhid, kıyâmet gününde (yaralı hey`etiyle) kanı, kan renginde (cerîhasından akarak), kokusu da misk kokusu (saçarak Arasat meydanına) gelir.
HadisNo : 1185
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Kahramanlık oyunları (spor)
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : ENES İBN-İ NADR`IN UHUD HARBİNDE SEKSEN BU KADAR YARA ALARAK ŞEHÂDETİ VE KILIÇ, SÜNGÜ, OK DARBELERİYLE BİLİNEMEZ BİR HÂLE GELDİĞİ VE İBN-İ NADR İLE EMSÂLİ ŞEHİDLER HAKKINDA ÂYET NÂZİL OLDUĞU
Hadis : Gelen rivâyete göre, müşârün-ileyh demiştir ki: amucam Enes İbn-i Nadr radiya`llahu anh Bedir harbinden uzakta bulunmuştu da: yâ Resûla`llah! Müşriklerle muhâbere ettiğin ilk gazâdan uzakta bulundum. Eğer Allah beni müşriklerle harb (meydanı) nda hazır bulundurursa, oynayacağım (kahramanlık) oyunlarını Allah muhakkak (herkese) gösterecektir, demişti. Uhud günü hulûl edip de müslümanlar münhezim olunca İbn-i Nadr: - Yâ Rab! Şunların yâni müslümanların irtikâb ettikleri bozgunculuktan dolayı Sana i`tizâr ederim. Şunların da yâni müşriklerin de (Resûlullah`a karşı) irtikâb ettikleri cinâyetten Sana ilticâ eylerim, dedi. Sonra (müşriklere doğru) ilerledi. Bu sırada İbn-i Nadr`a Sa`d İbn-i Muâz rast geldi. Ona da: - Ey Sa`d İbn-i Muâz; Cennet istiyorum!. Ve Nadr`ın Rabbına yemîn ederim ki: ben Cennet`in kokusunu Uhud`da buluyorum, dedi. Sa`d İbn-i Muâz (İbn-i Nadr`ın şehâdet menkabelerini hulâsa ederek Resûl-i Ekrem`e): - Yâ Resûla`llah! (İbn-i Nadr düşmanlara karşı öyle cihad etti ki) ben onun gösterdiği hârikalar (ı tasvîr) e muktedir değilim, dedi. Enes İbn-i Mâlik (Sa`d İbn-i Muâz`ı te`yîd ederek) demiştir ki: biz İbn-i Nadr`ı şehîd olarak bulduğumuzda onun bedeninde kılıç darbesi, mızrak vurması ve okla musâb olarak seksen bu kadar yara bulduk. Müşrikler bu mücâhide (burnunu, kulaklarını ve sâir a`zâsını birer birer kesmek sûretiyle) o kadar işkence etmişlerdi ki, bu (azîz) şehîdi hiç bir kimse tanıyamadı da yalnız kız kardeşi (halam) parmaklarının uciyle tanıyabildi. (Yine) Enes İbn-i Mâlik demiştir ki, zannedersem şu: âyeti sonuna kadar Enes İbn-i Nadr ile benzerleri hakkında nâzil olmuştur. Yine Enes İbn-i Mâlik demiştir ki: İbn-i Nadr`ın kız kardeşi -ki o, Rübeyyi` adiyle anılır. (Bir kere)- bir kadının ön dişlerini kırmıştı da (onlar diyetini istemişlerdi, İbn-i Nadr da afivleini dilemişti). Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem de kısas ile emretmişti. Bunun üzerine Enes İbn-i Nadr dedi ki: - Yâ Resûla`llah! Seni hak ile (müeyyed) peygamber gönderen Allah`a yemîn ederim, (ve Allah`ın inâyetinden umarak derim ki:) Rübeyyi`in dişi kırılmaz!. Hakîkaten da`vâcılar en sonu diyete râzı olup kısası bıraktılar. Bunun üzerine Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem: - Allah`ın kullarından öyle bir kişi vardır ki, o, Allah`a yemîn etse, muhakkak Allah onun yemînini yerine getiririr, buyurdu.
HadisNo : 1186
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Kur`ân-ı Kerîm`in yazılışı
Ravi : Zeyd b. Sâbit
Baslik : ZEYD İBN-İ SÂBİT KUR`AN SAHİFELERİNİ MUSHAF`TA TOPLARKEN BU ÂYETİ ENSAR`DAN HUZEYME`NİN YANINDA BULDUĞUNU BİLDİRMİŞTİR
Hadis : Gelen rivâyete göre, şöyle demiştir: (Kur`ân`ı istinsâh ederken) ben, (Hafsa`nın yanındaki Kur`ân yazılı) sahifeleri (n sûretlerini) Mushaflara naklettim de Ahzâb (Sûresi`n) den bir ayeti -ki, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`den onu okuduğunu her zaman işittiğim halde- kaybetmiştim. Ve o âyeti (yazılı olarak) bulamamıştım; yalnız; Peygamberimiz`in; tek başına şahâdetini iki kimsenin şehâdetine denk tuttuğu Ensâr`dan Huzeyme`nin yanında buldum. (En sonu onu da hey`etin kârariyle Mushaf`taki sûresine koyduk). O âyet de Allah`ın: [Mü`minlerden öyle erler vardır ki, onlar Allah`a verdikleri ahde bağlı kaldılar] meâlindeki kavlidir.
HadisNo : 1187
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Şehitler
Ravi : Berâ` b. Âzib
Baslik : İPTİDÂ ALLÂH`A ÎMÂN, SONRA ALLAH UĞRUNDA CİHÂD EDİLMESİ HAKKINDA BERÂ` İBN-İ ÂZİB HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiş olduğu rivâyet olunmuştur: (Uhud harbinde) Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e demir (zırh) ile yüzü örtülü bir kişi geldi de: - Yâ Resûla`llah! (Hemen) harb edeyim de (sonra) müslüman mı olayım? diye sordu. Resûlullah: - Müslüman ol, sonra harb et! buyurdu. O da hemen müslüman oldu. Sonra vuruştu. Nihâyet şehîd edildi. Bunun üzerine Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem: - Az işledi, fakat çok kazandı, buyurdu.
HadisNo : 1188
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Şehitler
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : ŞEHİDLERİN MAKÂMI FİRDEVS-İ A`LÂ OLDUĞUNA DÂİR ENES İBN-İ MÂLİK HADÎSİ
Hadis : Şöyle rivâyet olunmuştur: Berâ` kızı Rübeyyi`in anası -ki bu kadın Hârise İbn-i Sürâka`nın da anasıdır- Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e gelerek: - Yâ Nebiyya`llah! Hârise (nin hâlin) den bana haber vermez misiniz?. Ona Bedir günü serseri bir ok dokunarak öldürmüştü. Eğer oğlum Cennet`te ise (bu acıya) sabr ederim. Cennet`te değilse ona gücüm yettiği kadar ağlamağa çalışırım, demişti. Resûlullah cevâben: - Ey Hârise`nin anası, sana şanlı bir haber vereyim: Cennet`te bir çok yüksek dereceler vardır; oğlun muhakkak bunlardna Firdevs-i A`lâ (denilen en yüksek derece) ye erişti, buyurmuştur. (Bu cevab üzerine kadıncağız: - Eyi eyi, yâ Hârise! Ne mutlu sana, diye dönüp gitmiştir).
HadisNo : 1189
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Ebû Mûsâ el-Eş`arî
Baslik : ALLAH YOLUNDA CİHAD, ALLAH ADINI YÜCELTMEK İÇİN EDİLEN CİHAD OLUP GANÎMET İÇİN, ÖVÜLMEK İÇİN, BAHÂDIR GÖRÜNMEK İÇİN CİHAD DEĞİLDİR
Hadis : Şöyle demiş olduğu rivâyet olunmuştur: (Bir kere) Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e bir kişi geldi de o: - (Yâ Resûla`llah!) Bir kısım kimseler ganîmet malı için muhârebe eder, bir kısım kimseler de (halk arasında) övülmek için muhârebe eder. Bir kısım insanlar da (şecâatte) mevkii görülsün diye cihâd eder. Şu halde Allah uğrunda cihâd eden ya kimdir? diye soruldu. Resûlullah: - Kim ki yalnız Allah adı, (varlığı ve birliği prensibi) yüce olsun diye cihâd ederse o mücâhidin cihâdı Allah yolundadır, buyurdu.
HadisNo : 1190
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Benî Kureyza Gazâsı
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : BENÎ KURAYZA SEFERİ HAKKINDA HAZRET-İ ÂİŞE HADÎSİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem Hendek günü, (gazâ sona ererek hânesine) döndüğü ve silâhını (çıkarıp yerine) koyduğu, baştan aşağı da yıkandığı sırada kendisine Cibrîl geldi. Cibrîl`in başını bir toz (tabakası tac gibi) kaplamıştı. Bu halde Cibrîl: - (Yâ Resûla`llah) silâhınızı bıraktınız mı?. Vallahi ben silâhımı bırakmadım, dedi. Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem: Öyle ise nereye (sefer?) diye sordu. O da: - Hâ şuraya, dedi de Benû Kurayza`ya (doğru) işâret etti. Âişe demiştir ki: bu (muhâvere) nin üzerine Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem Kurayza oğulları (yurdu) na doğru (yola) çıktı.
HadisNo : 1191
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Şehitler
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : BİRİ DİĞERİNİ ÖLDÜRÜP CENNET`E GİREN İKİ KİMSE İLE İLGİLİ RİVAYETLER
Hadis : Şöyle dediğ rivâyet olunmuştur: (Bir kere) Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem: - Allah iki kişiyi rızâsıyla karşılar. Ki onlar, biri öbürünü öldürüp Cennet`e giren iki kimsedir, dedi. (Ashab taaccüd ederek: - Yâ Resûla`llah! Hem öldüren, hem ölen ikisi birden nasıl Cennet`e girer? diye sordular da Resûlullah): - Şu (müslüman) Allah yolunda çarpışarak şehid düşer (de Cennet`e girer). Sonra Allah öldürene hidâyet eder (: o da müslüman olur. Allah yolunda cihâd eder.) O da şehîd düşer, diye cevap verdi.
HadisNo : 1192
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : BİRİ DİĞERİNİ ÖLDÜRÜP CENNET`E GİREN İKİ KİMSE İLE İLGİLİ RİVAYETLER
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, şöyle demiştir: Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem Hayber`i feth ettikten sonra henüz Hayber`de iken ben (Yemen`den) gelmiştim. (O sırada Resûlullah ganîmet malı taksîm ediyordu). Ben: - (Yâ Resûla`llah!) Bana da bir pay ayır! dedim. Saîd İbn-i Âs oğullarından bâzısı (ki, Ebân İbn-i Saîd`dir): - Ona verme yâ Resûla`llah! dedi. Bunun üzerine Ebû Hüreyre: - Şu (da kim oluyor?:) İbn-i Kavkal`in katili, dedi. (Ebân) İbn-i Saîd de şöyle di (yerek karşıla) dı: - Vay (şu) dağ kediciğine de şaşılır?. O, (Yemen`in Devs illerindeki) Da`n (dağı) nin başından üzerimize yuvarlanıp geldi; müslüman bir kişinin katlini bana yükleyerek (Cehennemlik olduğumu iddia ile) beni lekelemek istedi. (Fakat o bilmelidir ki:) Allah Kavkal`e benim ellerim üzerinde şehid olmak (saâdetini) ikrâm etti de beni onun iki elinde (kâfir bir halde öldürerek) hakir kılmadı.
HadisNo : 1193
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Hz. Ömer`in fazîleti;Oruç tutmak haram olan günler
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : PEYGAMBER EFENDİMİZ`İN ASHÂB`A: (DÜŞMANA KARŞI KUVVETLİ OLMAK İÇİN ORUCUNUZU YEYİNİZ!) SÛRETİNDEKİ EMRETTİĞİNDEN ASHÂB`IN BENÂM VE BAHÂDIRI OLAN EBÛ TALHA, PEYGAMBERİMİZİN VEFÂTINA KADAR SAVAŞTA NÂFİL
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, müşârün-ileyh şöyle demiştir: Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in zamânında Ebû Talha düşmanla cenk etmek için oruç tutmazdı. Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in irtihâli üzerine ben Ebû Talha`yı hiç oruçsuz görmedim; yalnız Ramazan bayramı günü, yâhud (eyyâm-ı teşrık da dâhil olduğu halde) Kurban günü oruç tutmazdı.
HadisNo : 1194
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Veba
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : ALLAH YOLUNDA CİHADDA ÖLEN HAKÎKÎ ŞEHİDDEN BAŞKA VEBÂDAN, KARIN HASTALIĞINDAN, SUDA BOĞULARAK, BİNÂ ALTINDA KALARAK ZÂTÜ`R-RİEYE TUTULARAK, YANARAK, LOHUSA OLARAK, ZULÜM VE GADRE UĞRAYARAK ÖLENLERİN D
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in: Vebâ (ile ölüm) her müslüman için şehâdettir, (Allah yolunda ölüm derecesindedir), buyurduğu rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 1195
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Zeyd b. Sâbit
Baslik : CİHÂDA MALİYLE CANİYLE İŞTİRÂK EDENLERİN, CİHADDAN YAN ÇİZEN ASKER KAÇAKLARİYLE MÜSÂVÎ OLMADIKLARI, ŞÜPHESİZ BU MÜCÂHİDLERİN YÜKSEK BİR ŞEREFİ BULUNDUĞUNA DÂİR EN-NİSÂ` SÛRESİNİN 95, 96 INCI ÂYETLERİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, şöyle demiştir: Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem bana: "Mü`minlerden (evlerinde) oturanlara Allah yolunda cihad edenler berâber olamaz," âyetini yazdırmak istedi de tam bana yazdırdığı sırada İbn-i Ümm-i Mektûm çıka geldi. Ve: Yâ Resûla`llah! Cihâda gücüm yetseydi ben de muhakkak gider düşmanlarla harb ederdim, dedi. İbn-i Ümm-i Mektûm a`mâ bir kişi idi. Bunun üzerine Allah Tebâreke ve Teâlâ Peygamber`i salla`llahu aleyhi ve sellem`e (vahy) gönderdi. Bu sırada onun uyluğ benim uyluğum üzerinde bulunuyordu. Vahyin (Peygamber üzerindeki) sıkleti bana o kadar ağır bastı ki, sonunda dizimin ufalıp dağılmasından korktum. Sonra Resûlullah`dan vahy âsârı sıyrıldı da Allah Azze ve Cell: (zarar görenler başka) diye (bir istisnâ) gönderdi.
HadisNo : 1196
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Hendek Gazâsı
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : AHZAB HARBİNDE HENDEK KAZARKEN PEYGAMBERİMİZİN VE ASHÂBININ İNŞÂD ETTİKLERİ NEŞÎDELERİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: (Ahzâb sırasında) Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem Hendek (kazılan yer) e varmıştı. Muhâcirlerin, Ensâr`ın soğuk bir kuşluk vaktinde hendek kazdıklarını gördü. Onların yanlarında kendileri hesâbına bu işi görecek köleleri açlığı görünce: - Yâ Rab! Dirlik ve yaşamak âhiret dirliğidir, Sen Ensâr`ı ve Muhâcirleri mağfiret et! buyurmuş. Orada bulunan Ashâb da Resûlullah`a cevap vererek: - Biz yaşadıkça dâima cihad etmek üzere Muhammed`e söz vermiş kişileriz, demişlerdir.
HadisNo : 1197
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Hendek Gazâsı
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : CİHÂDA TEŞVÎKİ EMREDEN ENFÂL SÜRESİ`NİN 65 İNCİ ÂYETİNİN TERCEME VE TEFSÎRİ
Hadis : Rivâyete göre, Peygamber`in Ashâb`ı (hendek kazdıkları müddetçe) dâimâ: - Biz o mü`minleriz ki, İslâm`da ebedî sebât etmek üzere Muhammed`e söz vermişizdir, derlerdi de Resûlullah da onlara: - Yâ Rab! Hayır ve saâdet ancak âhiret saâdetidir. Ensâr ve Muhâcirler hakkında mübârek kıl!. diye cevab verirdi.
HadisNo : 1198
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Hendek Gazâsı
Ravi : Berâ` b. Âzib
Baslik : HENDEK HARBİNDE HENDEK KAZILIRKEN RESÛLULLÂH`IN BEYAZ VÜCÛDÜNÜ BİR TOPRAK TABAKASI ÖRTÜNCEYE KADAR NEŞÎDELER SÖYLİYEREK TOPRAK TAŞIDIĞINA DÂİR BERÂ` HADÎSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Ahzâb günü (Hendek kazılırken) Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`i gördüm ki o, toprak taşıyordu. Bir halde ki, toprak karnının beyazlığını örtmüştü. Ve o, şöyle diyordu: Yâ Rab! Sen bize hidâyet etmemiş olsaydın, bize doğruluğu göstermemiş, bize rahmet etmemiş olsaydın (biz şaşırırdık). Bize tecâvüz eden kâfirler, bizim çekindiğimiz fitne ve fesâdı bize îka etmek istediklerinde biz (im gönlümüz) e sabr-ü sebât ihsân et ve onlarla yüz yüze geldiğimizde ayaklarımızı yerinde tut (da bizi dağıtma yâ Rabbî!).
HadisNo : 1199
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Tebük Gazâsı
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : BİR ÖZÜRLE GAZÂYA GİDEMEYENLERİN DE GİDENLER GİBİ ME`CÛR OLACAKLARI HAKKINDA ENES İBN-İ MÂLİK HADÎSİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem (Tebûk) gazâsı sırasında idi ki: (o, Medîne`deki Ashâb`ı yâd ederek): - Arkamızda Medîne`de bir takım erler cemâati var ki, biz, bir dağ yolunda, dere içinde her yürüyüşümüzde muhakkak Medîne`dekiler de yürüyüş (sevâbın) da bizimle berâberdir (buyurmuştu. Ashâb: - Yâ Resûla`llah! Medîne`dekiler nasıl bizimle berâber olurlar? diye sorduklarında Resûlullah:) - Onları burada bulunmaktan (hastalık, kudretsizlik gibi meşrû`) özür men` etti, buyurdu.
HadisNo : 1200
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Orucun fazîleti
Ravi : Ebû Saîd-i Hudrî
Baslik : MÜCÂHİDİN ORUCUNA DÂİR EBÛ SAÎD HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, müşârün-ileyh: Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem: [Bir mücâhid (vazîfe sırasında) bir gün Allah rızâsı için oruç tutarsa, Allah onun vücûdünü yetmiş yıl Cehennem ateşinden uzaklaştırır, (esirger)] buyurduğunu haber vermiştir.
HadisNo : 1201
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Zeyd b. Hâlid-i Cühenî
Baslik : HARP CEPHESİNE GİDEN GÂZÎYİ TECHÎZ ETMEK VE CEPHE GERİSİNDEKİ ÂİLESİNE HAYIRHÂH OLUP BAKMAK, HARBE İŞTİRÂK ETMİŞ GİBİ MÜSÂB OLACAĞI HUSÛSUNDA ZEYD İBN-İ HÂLİD HADÎSİ
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: her kim Allah uğrunda gazâ edecek bir askeri -sefere gereken eşyâsını tedârik ederek- hazırlarsa, o da gazâ etmiş (cesine sevâba nâil) olur. Yine her kim Allah yolunda gazâ eden bir askerin nâmusluca yerini tutar, (o, askerde kaldıkça gerideki işlerine ve âilesine bakar) sa, o da gazâ etmiş (demek) olur.
HadisNo : 1202
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Me`ûne Kuyusu şehitleri
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : ASKER ÂİLELERİNE DEVLETÇE BAKILMASINI İFÂDE EDEN ENES HADÎSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem zevceleri müstesnâ olmak üzere, Medîne`de devam üzere Ümm-i Süleym`in evinden başka hiç bir eve girmez idi. (Bir kere) Resûlullah`a bunun sebebi soruldu da o: Ben Ümm-i Süleym`e en acıyanım; çünkü onun kardeşi (Bi`r-i Meûne`de) benim (askerlerim) le berâber şehîd oldu, buyurdu.
HadisNo : 1203
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Harbe girmek
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : YEMÂME HARBİNDE SÂBİT İBN-İ KAYS`IN GÖSTERDİĞİ HAMÂSETİ, ŞAHÂDETİ VE BİR GARÎBE OLARAK ÖLDÜKTEN SONRA VASIYYETİ HAKKINDA ENES İBN-İ MÂLİK HADÎSİ
Hadis : (Oğlu Mûsâ vâsıtasiyle) rivâyet olunduğuna göre, Yemâme (vak`ası) günü Enes (Ensâr`ın hatîbi ve Hazrecîlerin alemdârı olan Sâbit İbn-i kays`in yanına gelmiş (ve harb saflarında panik başladığını anlatmak istemişti). Halbuki Sâbit o sırada iki uyluğunu açmış, "Hanût" denilen (ve ölüye sürülen) bir nevi` koku sürünüyor (ve şehîd olmağa hazırlanıyor) du. Enes: Ey amuca! Seni ne tutuyor ki, (harb saffına) gelmeyorsun? diye seslendi. O da: - Ey kardeş oğlu, şimdi (geliyorum), dedi. (Bir taraftan da) hanût sürünüyordu. (Kokudan sonra Sâbit iki kat beyaz elbîse giyerek kefelendi). Sonra (harb saffına) gelip yer aldı. -Enes, hadîsin burasında askerden bir kısmının inhizâmını anlatmıştır- sonra: - Karşımızdan şöyle açılın! (Düşmanı görelim de) nihâyet çarpışalım. Biz, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`le birlikte (harb ederken) öyle (panik yaparak) harb etmezdik, (harb saffı yerinden oynamazdı). Akrânınız size kaçmayı ne fenâ âdet edindirmiş! di (yerek bozguncuları payla) dı.
HadisNo : 1204
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Zübeyr b. Avvam`ın fazîleti
Ravi : Câbir b. Abdullâh
Baslik : PEYGAMBERİMİZİN EMRİ İLE ZÜBEYR`İN BENÎ KURAYZA`YI TECESSÜSÜ VE HARP CÂSUSU KULLANMANIN CEVÂZINI İFÂDE EDEN CÂBİR HADÎSİ
Hadis : Gelen rivâyete göre, Ahzâb günü (Kureyş ile birlikte bütün Arab kabîlelerinin İslâm aleyhinde harekete geçmesi, Benî Kurayza`nın da nakz-ı ahd etmesi üzerine vaziyet ciddîleşince) Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem: - Bana Benû Kurayza`nın (vaziyetine dâir) kim haber getirir? diye sordu. Zübeyr: - Ben (yâ Resûla`llah!) dedi. Sonra (harb şiddetlenince) Resûlullah (bir kere daha): - Benû Kurayza`ya dâir bana kim haber getirir? diye sordu. (Yine) Zübeyr: - Ben, diye cevap verdi. (Bunun üzerine) Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem: - Her peygamberin ashâbı içinde bir güzîdesi vardır. Benim güzîdem de Zübeyr`dir, buyurmuştur.
HadisNo : 1205
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Savaş atları
Ravi : Bârıkî Urve
Baslik : GAZÂ ATININ ALTINA DÖKÜLEN PERÇEMLERİNDE HAYIR VE BEREKET BAĞLIDIR, MEÂLİNDEKİ URVE VE ENES HADÎSİLERİ
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in: (gazâya giden) atın alnına dökülen saçlarında kıyâmet gününe kadar hayır düğümlüdür. Hayır, (âhirette) sevâb, (dünyâda) ganîmettir, buyurduğu rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 1206
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Savaş atları
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : GAZÂ ATININ ALTINA DÖKÜLEN PERÇEMLERİNDE HAYIR VE BEREKET BAĞLIDIR, MEÂLİNDEKİ URVE VE ENES HADÎSİLERİ
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in: hayır ve saâdet (gazâya hazırlanan) atın alnındaki perçemlerinde (bağlı) dır, buyurduğ rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 1207
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Savaş atları
Ravi : Sehl b. Sa`d
Baslik : PEYGAMBERİMİZİN GAZÂDA BİNDİĞİ ATLAR
Hadis : "Hurma bahçemizde Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e âit bir at bulunuyordu. Ona Lüheyf, yâhud Lehîf denirdi." dediği rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 1208
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Muâz
Baslik : PEYGAMBERİMİZİN GAZÂDA BİNDİĞİ ATLAR
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Ben bir seferde Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in bindiği Ufeyr denilen bir eşek üstünde terkisinde idim, (Muâz) Resûlullah bana: - Ey Muâz! Allah`ın, kulları üzerinde ne hakkı vardır, bilir misin? diye sordu, demiş. Ve hadîsin yukarıda geçen kısmını ayırmı(Zeker) sevk etmiştir.
HadisNo : 1209
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Savaş atları
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : PEYGAMBERİMİZİN GAZÂDA BİNDİĞİ ATLAR
Hadis : Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: bir kere Medîne içinde bir düşman baskını korkusu yayılmıştı. Bunun üzerine Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem, bize (Ebû Talha âilesine) âid olup Mendûb denilen bir atı eğreti aldı. (Ve ona binerek Medîne`den ayrıldı. Geri dönüp geldiğinde): - Korkulacak bir şey görmedik. Muhakkak sûrette bulduğumuz bir şey varsa o da Mendûb`un su gibi akmasıdır, buyurdu.
HadisNo : 1210
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Uğursuzluk telâkkisi
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : ATTA, KADINDA, EVDE UĞURSUZLUK İDDİASI VE BU TELÂKKÎNİN MENŞEİ. BÖYLE BİR TEŞE`ÜMDEN MEN`A DÂİR OLAN HABERLER
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in: Uğursuzluk (telâkkîsi âdet olarak) ancak üç şeyde: atta, kadında, evde hâsıl olur, buyurduğunu işittim, dediği rivâyet edilmiştir.
HadisNo : 1211
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : GANÎMET MALINDAN SÜVÂRÎLERİN VE PİYÂDELERİN HİSSELERİ
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in (ganîmet malından) at içinde iki sehm, sâhibi için de bir sehm ta`yîn ettiği (ve bu sûretle süvârîye üç nasîb verdiği) rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 1212
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Huneyn savaşı
Ravi : Berâ` b. Âzib
Baslik : HUNEYN SEFERİNDE BOZGUNLUK VE BU HERC-Ü MERC ESNÂSINDA PEYGAMBERİMİZ`İN SARSILMAZ İRÂDESİ VE ORDUSUNUN NİZÂMINI İÂDE BUYURMASI
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, ona (Kays kabîlesinden) bir kişi: - Huneyn günü Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in yanından kaçtınız mı? diye sormuştu. O da: - (Evet, biz kaçtık) lâkin Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem kaçmadı. (Düşmanımız) Hevâzin (halkı) iyi ok atan bir kabîleden idiler. Biz (harb meydanında) bunlarla yüz yüze gelince bunların üzerine atıldık. Bunlar hemen perîşân oldular. Bunun üzerine müslümanlar ganîmete yöneldiler. Hevâzin ise (bundan istifâde ederek) bizi oklarla karşıladılar. (Biz kaçtık) fakat Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem kaçmadı. Onu pek iyi gördüm ki, o, beyaz katırının üstünde fütursuz duruyordu. Ebû Süfyân da katırın gemini tutuyordu. Bu sırada Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem: ben peygamberim yalan yok, ben Abdü`l-Muttalib oğluyum! diyordu.
HadisNo : 1213
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : CİHAD DEVELERİ ARASINDA KOŞU TERTÎBİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in Adbâ` denilen bir devesi vardı ki (koşuda, seferde) önüne geçilmezdi. Bir ara yük devesi üstünde bir bedevî geldi. (Yapılan kuşuda) bu yük devesi Adbâ`yı geçti. Ve bu geçiş müslümanlara ağır geldi. Ve Resûlullah bunu (Ashâb`ın hâlinden) anladı da: - (Ashâbım! Allah`ın bir âdeti, bir nizâmı vardır ki, ona göre) Allah dünyâda her yükselen şeyi muhakkak aşağı almağı iltizâm eder, buyurdu.
HadisNo : 1214
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Savaşta kadınların hizmetleri
Ravi : Ömer b. el-Hattâb
Baslik : İSLÂM KADINLARININ MÜCÂHİDLERE SU TAŞIDIKLARI
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, bir kere müşârün-ileyh, Medîne kadınlarından birtakım kadınlara bir çok futa dağılmıştı da iyi bir futa arta kalmıştı. Yanında bulunan bâzı kimseler ona: - Yâ Emîre`l-mü`minîn! Şunu da sizin yanınızdaki Resûlullah`ın kızına versene!, demişler, ve onunla Alî`nin kızı Ümm-i Gülsüm`ü (ki, Ömer`in zevcesidir) kasd etmişlerdi. Ömer de: - Bu futaya Ümm-i Salît daha lâyıktır, diye cevâb vermiştir. Ümm-i Salît (Hicret`i müteâkip) Resûlullah`a bîat eden Ensâr kadınlarındandır. (Ömer, bu liyâkatin sebebini de bildirerek): - Çünkü Ümm-i Salît Uhud günü kırbaları yüklenir, bize su taşırdı, (elbîsemizi dikerdi) demiştir.
HadisNo : 1215
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Muavviz kızı Rübeyyi`
Baslik : İSLÂM KADINLARININ MÜCÂHİDLERDEN YARALILARI SAFF-I HARP GERİLERİNE ALARAK TEDÂVÎ VE MEDÎNE`YE NAKLETTİKLERİ; İKİŞER, ÜÇER HAYVANLARA YÜKLETİNE ŞEHİTLERİ DE KABİRLERİNE GÖTÜRDÜKLERİ HAKKINDA RÜBEYYİ` H
Hadis : Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Biz kadınlar Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem ile berâber gazâda bulunurduk. Mücâhidlere su verir ve onlara hizmet ederdik. Yaralıları (tedâvî ile onları) ve şehîdleri Medîne`ye nakleylerdik.
HadisNo : 1216
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Düşmanın âni saldırısına karşı hazır olmak
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : İSLÂM HUKÛKUNDA DEVLET REÂSİNİN HAYÂTINI KORUMAK MÜSLÜMANLARA FARZ OLDUĞU. VE PEYGAMBERİMİZİN MUHÂFIZLARI
Hadis : Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem Medîne`ye hicret ettiği zaman (düşman taarruzundan endişe ederek) bir gece uyuyamamıştı. Ve keşke Ashâbımdan elverişli bir kişi bu gece beni muhâfaza etseydi, demişti. Tam bu sırada ansızın bir silâh sesi işittik. Bunun üzerine Resûlullah: - O kimdir? diye seslendi. - Ben Sa`d İbn-i Ebî Vakkas`ım (yâ Resûla`llah!) dedi. (Resûlullah: - Sana ne oldu ki? diye sordu.) Sa`d: - (Gönlümde hayâtınız hakkında bir endîşe uyandı da) seni muhâfaza için geldim, diye cevâp verdi. (Hazret-i Âişe demiştir ki:) Bunun üzerin Resûlullah (Sa`d İbn-i Ebî Vakkas`a duâ etti. Sonra) uyudu. (Hattâ biz, horladığını duyduk).
HadisNo : 1217
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Menfaat düşkünleri;Vazifeye bağlılık
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : NÖBET BEKLEMENİN FAZÎLETİ HAKKINDA EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir: Altun, gümüş, libas kulu olan kimseler sürünsün, kahrolsun! Böyle (menfaat düşkünü) kişiye (işlediği hayrın bedeli Allah tarafından) verilirse memnûn olur, verilmezse (Allah`ın takdîrine) de kızar; böyle (menfaat düşkünü) sürünsün, husrâna yuvarlansın!. Vücûduna diken batsın da cımbızla çıkaran bulunmasın! Bunun için Cennet, her hayır ve saâdet, şol kula lâyıktır ki, o, Allah yolunda cihâd için atının dizginine sarılmıştır. O mücâhidin başı (nın saçı) perîşandır, iki ayağı toz içindedir. Eğer bu gazî (pişdâr olarak) ileri karakolda düşman beklemekte ise, o, dâimâ orada tam mânâsiyle düşman bekler. Askerin gerisinde (dümdâr olarak) vazîfede ise, orada en metin nöbetçilik eder. (Bu vazîfelerini Allah için samimiyetle gören) o kahraman, bir meclise girmek için izin isterse (küçük görülüp) izin verilmez. Bir hususta şefâat edecek olursa, şefâati kabûl edilmez. (Fakat onun mevkii Allah yanında büyüktür, onun her dileğini Allah kabûl eder).
HadisNo : 1218
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : HAYBER DÖNÜŞÜNDE PEYGAMBERİMİZİN ENSÂR`I SENÂSI
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in hizmetinde bulunduğumuz halde onunla birlikte Hayber gazâsına çıkmıştım. Resûlullah oradan dönerek (Medîne`ye geldiği ve kendisine Uhud (dağı) göründüğü zaman: "Şu Uhud`dur. O (nun sâkinleri Ensâr) bizi sever, biz de o (nun sâkinleri) ni severiz" buyurdu.
HadisNo : 1219
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Savaşta oruç
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : HAYBER DÖNÜŞÜNDE PEYGAMBERİMİZİN ENSÂR`I SENÂSI
Hadis : Gelen bir rivâyete göre şöyle demiştir: Biz Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem ile berâber bir (seferde) bulunduk. (Bizden kimi oruç tutmuş, kimi de yemişti. Sıcak bir günde bir konak yerinde indik). Gölge için çoğumuz elbîsesiyle gölgelenmiş (rıdâsiyle çerke kurmuştu). Fakat şu oruç tutanlar (tâkatsizliklerinden) hiç bir iş yapamadılar. Oruçsuzlar ise, binit develerini (suya) götür (üp sula) dılar, (oruçlulara) hizmet ettiler, yemek pişirip (oruçlularla birlik) yediler. Bütün bu faâliyet üzerine Resûlullah: - Bu gün oruçsuzlar tam ücret alıp gittiler, buyurdu.
HadisNo : 1220
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Sınır boylarında nöbet tutmak
Ravi : Sehl b. Sa`d
Baslik : NÖBET BEKLEMENİN, SABAH VE AKŞAM TA`LİMLERİNİN FAZÎLETİ HAKKINDA SEHL İBN-İ SA`D HADÎSİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle demiştir: - Bir gün Allah yolunda serhad muhâfazasına bağlı bulunmak (sevâbı), dünyâdan ve dünyâ üstündeki her şeyden hayırlıdır. Sizden birinizin kamçısının Cennet`ten işgal ettiği az bir yer de dünyâdan ve dünyâ üstündeki her şeyden hayırlıdır. Şüphesiz birinizin akşamleyin her hangi bir zamanda yürüyüşü -ki, kul bu yolu Allah yolunda yürür,- yâhud sabahleyin (bu niyetle) yürüyüşü de dünyâdan ve dünyâ üstündeki her şeyden hayırlıdır.
HadisNo : 1221
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Sa`d b. Ebî Vakkâs
Baslik : GÂYET ŞECÂATLİ VE SERVET SÂHİBİ OLAN SA`D İBN-İ EBÎ VAKKÂS, ASHÂB VE ASKER ARASINDA KENDİSİNDE BİR İMTİYAZ TASAVVUR ETTİĞİ İÇİN PEYGAMBERİMİZ BİR KERE: EY SA`D! SİZ ANCAK ZAİFLERİNİZİN DUÂSI HÜRMETİNE
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre (Mus`ab demiştir ki: Babam Sa`d diğer Ashâb`a kıyâsen kendisinde bir imtiyâz tasavvur ederdi. Çünkü Sa`d şecâatli idi, zengin idi. Bunun üzerine) Resûllulah salla`llahu aleyhi ve sellem: - Siz ancak zayıflarınızın duâsı sâyesinde mansûr ve merzûk olursunuz! buyurdu.
HadisNo : 1222
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Sahâbenin fazîleti;Tâbiînin fazîleti
Ravi : Ebû Saîd-i Hudrî
Baslik : HARP SIRASINDA İSLÂM ÜMMETİNİN DUÂSINDAN İSTİÂNE EDİLMESİ
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir: insanlar (ın târihi) üzerine (te`sîr eden) bir zaman gelir ki, o zamanda insanlardan bir cemâat gazâ eder. Onlara: - İçinizde Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`i gören kişi var mıdır? diye sorulur da: - Evet var! diye cevap verilir. Nihâyet ordu içindeki Sahâbi`ye (hürmeten zafer kapısı) açılır. Sonra bir zaman daha gelir. (İnsanlardan bir gurup daha gazâ eder) onlara da: - İçinizde Resûlullah`ın Ashâbını gören kişi var mıdır? diye sorulur. Onlara da: - Evet var! diye cevâp verilir. Ve zafer müyesser olur. Sonra (üçüncü) bir zaman da gelir. (Yine harb edilir). Onlara da: - İçinizde Resûlullah`ın Ashâbını görmüş Tâbiî`ye erişen kişi var mıdır? diye sorulur. Bu def`a da: - Evet var! denilir. Yine fetih müyesser olur.
HadisNo : 1223
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Düşmana ok atmak
Ravi : Ebû Üseyd
Baslik : OK ATMAĞA VE HER DEVRİN HARP ÂLETLERİNİN TA`LÎM EDİLMESİNE DÂİR EBÛ ÜSEYD MÂLİK VE SELEME İBN-İ EKVA` HADÎSLERİ
Hadis : "Bedir günü biz Kureyş`e karşı saf bağlayıp Kureyş de bize karşı saff-ı harp nizâmına girdikleri zaman Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem: - Düşman ok menziline girdiğinde ok atmağa devâm ediniz! buyurdu." dediği rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 1224
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Savaşa hazır olmak
Ravi : Ömer b. el-Hattâb
Baslik : OK ATMAĞA VE HER DEVRİN HARP ÂLETLERİNİN TA`LÎM EDİLMESİNE DÂİR EBÛ ÜSEYD MÂLİK VE SELEME İBN-İ EKVA` HADÎSLERİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Benû Nadîr mallar Allah`ın Resûli`ne Fey` olarak tahsîs buyurduğu şeylerdendir. Müslümanların at sürerek, deveye binerek (harb ile) iktisâb ettiği ganîmetlerden değildir. Bu cihetle, Benû Nadîr malları Resûlullah, salla`llahu aleyhi ve sellem`e mahsûs idi. Resûlullah, âilesinin bir senelik geçimini bundan te`mîn ederdi. Sonra bundan geri kalanı da Allah yolunda gazâ hazırlığı olarak silâha ve ata sarf edilirdi.
HadisNo : 1225
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Düşmana ok atmak
Ravi : Alî b. Ebî Tâlib
Baslik : UHUD HARBİNDE RESÛLULLÂH SA`D İBN-İ EBÎ VAKKÂS`A: BABAM, ANAM SANA FEDÂ OLSUN, DÜŞMANA OK AT! DEMİŞ VE BU SÖZÜ KİMSEYE KARŞI KULLANMAMIŞTIR
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in babasını, anasını, Sa`d İbn-i Ebî Vakkas`tan başka bir kişiye fedâ ettiğini söyliyerek hitâb ettiğini işitmedim. (Fakat Uhud günü Sa`d`e): - Ey Sa`d babam, anam sana fedâ olsun! Düşmana ok at! dediğini işittim.
HadisNo : 1226
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Ebû Ümâme
Baslik : UHUD HARBİNDE RESÛLULLÂH SA`D İBN-İ EBÎ VAKKÂS`A: BABAM, ANAM SANA FEDÂ OLSUN, DÜŞMANA OK AT! DEMİŞ VE BU SÖZÜ KİMSEYE KARŞI KULLANMAMIŞTIR
Hadis : Şöyle rivâyet olunmuştur: Muhakkak bir çok fütûhâta mazhar olan bir cemâat vardır (ki, Peygamber`in Ashâbıdır). Onların kılıçlarının süsü altun, gümüş değildi. Belki o (kahraman) ların kılıçlarının ziyneti kınların, kabzalarına bağlanan sırımla kalay ve demir (den ibâret) di, demiştir.
HadisNo : 1227
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Bedir Gazâsı
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : MÜSLÜMANLARIN İLK GAZÂSI OLAN BEDİR GÜNÜ RESÛLULLÂH`IN; RABBIM! PEYGAMBER`E AHDİNİN VE BANA ZAFER VA`DİNİN YERİNE GETİRİLMESİ ZAMÂNI HULÛL ETTİ. BUNU SEN`DEN DİLERİM! NİYÂZI ÜZERİNE: (HER HALDE MÜŞRİK
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in (bir rivâyete göre Bedir günü) küçük ve toparlak bir çadır içinde: - Yâ Rab! (Peygamberlerine yardım edeceğin hakkındaki) ahdini ve (zafer) va`dini (yerine getirmeği) Sen`den isterim. Allah`ım! Eğer (mü`minlerin helâkini) dileyorsan bu günden sonra Sana ibâdet eden bulunmayacaktır. (Resûlullah ellerini yukarı kaldırarak bu duâsına arkasından rıdâsı düşünceye kadar devâm etmiştir. Ebû Bekr rıdâsını alıp omuzlarına koymuş ve arkasında beklemiştir. Nihâyet) Ebû Bekr Resûlullah`ın elini tutarak: - Bu kadar dilek yetişir yâ Resûla`llah!. Rabb`ına karşı duâda ısrâr buyurdun. (Allah, sana va`dettiği zaferi yakında verecektir) dedi. Bu sırada Resûlullah bir zırh içinde idi. Bu duâdan sonra Resûlullah şu (meâldeki) âyetleri okuyarak çadırdan çıktı: - Her halde (Bedir`deki) bu topluluk yakında hezîmete uğratılacak ve onlar, (Kureyş) arkalarına dönüp gideceler. Belki (bu gidişin müntehâsı) azablarının vaad olunduğu saattir ki, o saat (in azâbı), daha büyük bir belâdır. Ve daha acıdır.
HadisNo : 1228
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : İpekli elbise giymek;Uyuzlunun ipekli giyebileceği
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : SIHHÎ BİR LÜZÜM ÜZERİNE İPEKLİ GİYİN`ME HAKKINDAKİ RİVAYETLER
Hadis : "Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in Abdurrahmân İbn-i Avf ile Zübeyr radiya`llahu anhümâ`ya (bir muhârebede) uyuz oldukları sıra ipekli gömlek giymelerine müsâade buyurdu" dediği rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 1229
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : İpekli elbise giymek;Uyuzlunun ipekli giyebileceği
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : SIHHÎ BİR LÜZÜM ÜZERİNE İPEKLİ GİYİN`ME HAKKINDAKİ RİVAYETLER
Hadis : Rivâyete göre, Abdurrahmân İbn-i Avf ile Zübeyr radiya`llahu anhümâ (bir muhârebede) bitlenerek Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e şikâyet ettiklerinde Resûlullah bunların ipekli giymelerine müsâade etmiştir.
HadisNo : 1230
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Deniz savaşçıları;İstanbul için savaşacak gâziler
Ravi : Ümm-i Harâm b. Milhân
Baslik : İLK DENİZ SEFERİ
Hadis : Rivâyete göre Ümm-i Harâm, Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in: - Ümmetimden denizde gazâ eden ilk muhâripler (Cennet`e girmeği) hak etmişlerdir, dediği işitmiştir. Ümm-i Harâm demiştir ki: ben de: - Yâ Resûla`llah! Ben bunların içinde miyim? diye sordum. Resûlullah: - Sen onların arasında (Cennet`e gidece bir şehîd) sin! diye cevâb verdi. (Râvî kadın devamla) bundan sonra Resûlullah: - Ümmetimden Kayser`in, (Şarkî Rum İmparatorluğunun merkezi olan İstanbul) şehrine gazâ eden ilk muhâripler için de yarlıganmak vardır! buyurdu. - Ben bunların içinde miyim yâ Resûla`llah!? diye sordum. Resûlullah: - Hayır! diye cevap verdi.
HadisNo : 1231
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Yahûdilerle savaş
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : ABDULLÂH İBN-İ ÖMER`İN YEHÛD İLE HARP OLMADIKÇA KIYÂMET KOPMAYACAKTIR, RİVÂYETİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: (İleride) Müslümanlar Yehûd ile harb edecek (ve onları tamâmiyle kırıp mahvedecek). Hattâ onlardan bir Yehûdî taş arkasına saklansa (da sağ kaldığı farz edilse) taş parçası da (dile gelerek) ey Allah`ın kulu, şu arkamdaki Yehûdî`dir, onu da öldür! diyecektir. (Ebû Hüreyre`den gelen) bir rivâyette de: Müslümanlarla Yehûd arasında kanlı bir harb olmadıkça kıyâmet kopmaz, buyurulmuş ve hadîsin geri kalan kısmı zikr edilmiştir (ki, bu harbde müslümanların yehûdîleri tamâmiyle tenkîl etmesinden ve bir tânesinin taş arkasında saklı kaldığı farzedilse bile taş da izhâr-ı husûmet ederek: ey müslüman, arkamda saklanan yehûdîyi de öldür! demesinden ibârettir).
HadisNo : 1232
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Hendek Gazâsı
Ravi : Abdullâh İbn-i Ebî Evfâ
Baslik : AHZAB GÜNÜ PEYGAMBERİMİZİN MEDÎNE`Yİ MUHÂSARA EDENE MÜŞRİKLER HAKKINDA: EY KUR`AN GÖNDEREN, HİSÂBINI TEZ GÖREN ALLÂH`IM! MEDÎNE`Yİ SARAN ŞU ARAB KABÎLELERİNİ DAĞIT; ONLARIN TOPLULUKLARINI KIR, İRÂDELE
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in Ahzâb günü (Hendek harbinde) müşrikler aleyhine düâ ederek şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: Ey Allah!, Ey Kur`an gönderen (Allah`ım). Ey düşmanlarla hesâbı tez (Rabbım!): Sen (Medîne önünde toplanan) şu Arab kabîlelerini dağıt Allah`ım!, onların topluluklarını kır, irâdelerini sars (da yerlerinde tutunamasınlar) Rabb`ım!
HadisNo : 1233
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Yahûdilerin Hz. Peygamber`e küstahlığı
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : YEHÛD`UN PEYGAMBERİMİZE "ESSÂMÜ ALEYKÜM" İLGİLİ HZ. ÂİŞE HADİSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Bir kere Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in huzûruna Yahûdîler girmişti de Resûlullah`a (selâm yerine): "Essâmü aleyk = ölüm üzerine olsun" demişdiler. Ben de onlara lâ`net etmiştim. Bunun üzerine Resûlullah bana: - Sana ne oldu ki? buyurdu. Ben de: - Bu Yahûdîlerin ne hezeyân ettiklerini işitmedin mi? dedim. Resûlullah: - Ya sen benim: "ve aleyküm = ölüm sizin üzerinize olsun!" dediğimi işitmedin mi? diye cevâp verdi.
HadisNo : 1234
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : PEYGAMBERİMİZİN DEVS KABÎLESİNE HİDÂYETLE DUÂ BUYURMASINA DÂİR EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: (Mekke`de müslümân olup kabîlesini da`vete me`mûr olan) Devsî Tufeyl İbn-i Amr (Hayber`in fethi sırasında) bâzı arkadaşlariyle Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`i ziyârete gelmişlerdi. Bunlar (kendi kavminden şikâyet ederek): - Yâ Resûla`llah! Devs kabîlesi halkı Allah`a âsî oldular da Tufeyl`in İslâm`a da`vetini kabulden imtina` ettiler. Binâenaleyh bunların aleyhine duâ buyur! dediler. Şimdi artık Devsîlerin helâkine duâ olunacak denilirken bir de Resûlullah (ın re`fet ve şefkatli tecellî ederek): Yâ Rab, Devs halkına hidâyet eyle de onları İslâm câmiamıza getir! diye duâ buyurdu.
HadisNo : 1235
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Hayber Gazâsı;Savaşta bayrak
Ravi : Sehl b. Sa`d
Baslik : HAYBER GÜNÜ SANCAĞIN HAZRET-İ ALÎ`YE VERİLMESİ VE FETH-Ü ZAFER MÜYESSER OLMASI
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in Hayber günü (Hayber`in fethi uzayınca) şöyle buyurduğunu işittiği rivâyet olunmuştur: - Müslümanların bayrağını artık (yarın) bir kişiye vereceğim ki, Allah feth ve zaferi onun iki elleriyle müyesser kılacaktır. (O, Allah`ı ve Peygamberini sever, Allah ve Peygamber`i de onu sever). Bunun üzerine orada bulunan Ashâb bayrağın onlardan hangisine verileceğini tahayyüle başladılar. Onların hepsi bayrağın kendisine verilmesini umarak ertesi güne erdiler. Fakat Resûlullah ferdâsi gün: -Alî nerededir? diye sordu. Ashâb tarafından: - Gözleri ağrıyor, denildi. Ve Resûlullah`ın emriyle Alî huzûra çağırıldı. Resûlullah Alî`nin gözlerine tükürdü. Hemen orada gözleri, hiç ağrımamış gibi iyi oldu. Bunun üzerine Alî: - Yâ Resûla`llah, Hayber yahûdîleriyle onlar da bizim gibi (müslümân) oluncaya kadar vuruşuruz! dedi. Resûlullah da: - Yâ Alî, ağır ol! Tâ ki sükûnetle Hayberlilerin sâhasında alarga bir mahalle iner, (ordugâhını kurar) sın! Sonra onları İslâm`a da`vet edersin ve üzerlerine vâcib olan İslâm esaslarını haber verirsin!. Yâ Alî, tek bir kişinin senin irşâdınla müslümân olması, iyi bil ki, sana kızıl develer bahşedilmesinden (senin de onları yoksullara tasadduk etmende) hayırlıdır, buyurdu.
HadisNo : 1236
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Sefere Perşembe günü çıkmak
Ravi : Kâ`b İbn-i Mâlik
Baslik : PEYGAMBERİMİZİN GAZÂ GİBİ BİR SEFERE ÇIKMAK İSTEDİĞİNE PERŞEMBE GÜNÜ ÇIKTIĞI
Hadis : Rivâyete göre, Kâ`b: Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem: sefere çıkmak istediğinde perşembe gününden başka günlerde muhakkak ki pek az yola çıkardı, demiştir.
HadisNo : 1237
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : PEYGAMBERİMİZİN GAZÂ GİBİ BİR SEFERE ÇIKMAK İSTEDİĞİNE PERŞEMBE GÜNÜ ÇIKTIĞI
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Bir kere Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem bizi bir seriyye içinde gazâya göndermişti. (Bize verdiği emirler arasında) Kureyş`ten adlarını söylediği iki kimse için de: - Fülân ve fülân kişilere rast geldiğinizde (bunları yakalayıp) ateşte yakınız! buyurdu. Ebû Hüreyre (devamla) diyor ki: sonra yola çıkmak istediğimiz sıra vedâ etmek üzere Resûlullah`a gelmiştik. Bu def`a da Resûlullah: - Ben (önce) size fülân ve fülânı ele geçirdiğinizde ateşle yakmanızı emretmiştim. Halbuki ateşle yalnız Allah ta`zîb eder. Bu sebeble siz bu şerîrleri bulduğunzda (yakmayınız da) öldürünüz! buyurdu.
HadisNo : 1238
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Ma`siyet emreden ulû`l-emre itâat yoktur;Ulû`l-Emre itâat
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : DEVLET ÂMİRLERİNİN GÜNÂH OLMAYAN VE ADÂLETE MAKRÛN OLAN EMİRLERİNİ DİNLEMEK VE İTÂAT ETMEK VÂCİP OLDUĞUNA DÂİR İBN-İ ÖMER HADÎSİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: (Devlet âmirlerinin emirlerini) dinlemek ve ma`sıyetle emr olunmadıkça itâat ve icâbet etmek vâciptir. Ma`sıyetle emr olunduğu zaman da onları dinlemek ve boyun eğmek yoktur.
HadisNo : 1239
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Ma`siyet emreden ulû`l-emre itâat yoktur;Ulû`l-Emre itâat
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : RESÛLULLÂH`IN: EMÎR`E İTÂÂT, BANA İTÂATTIR. EMÎR`E İSYÂN BANA İSYÂNDIR, BUYURMASI
Hadis : Şöyle rivâyet olunmuştur: Biz (müslümân) lar (ehl-i kitâba nazaran dünyâ târihinde) sonra gelmiş bulunuyoruz. (Fakat) kıyâmet gününde (fazîletçe) en ileride bulunacağız. Yine Resûlullah şöyle der idi: Her kim bana itâat ederse; o, Allah`a itâat etmiştir. Her kim de bana isyân ederse, Allah`a isyân etmiştir. Her kim emîre itâat ederse, o, bana itâat etmiştir; her kim emîre isyân ederse, bana isyân etmiştir. İyi bilinmelidir ki, Devlet Reîsi (millet için) bir siperdir. Onun önünde, onun kumandasında harb olunur. Onunla (düşmandan) korunulur. Eğer o, (millete) takvâ ile emrederse, adâletle hareket ederse, bu emriyle, adâletiyle me`cûr olur. Eğer takvâ ve adâletten başkasiyle emr ve hükm ederse, bundan hâsıl olan günah ona râci`dir.
HadisNo : 1240
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Harpte sebat etmek
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : BÎAT-İ RIDVÂN`IN, ÖLÜNCEYE KADAR HARPTE SEBÂT ETMEK ÜZERE VÂKI` OLDUĞUNA DÂİR İBN-İ ÖMER VE SELEME İBN-İ EKVA` HADÎSLERİ
Hadis : (Vaktiyle Hudeybiye`de Bîat-i rıdvân şerefine nâil olan) bizler Hudeybiye`den döndüğümüz yıldanberi altında bîat ettiğimiz o (târihî ve mübârek) ağacı (unuttuk da onu) ta`yîn için bizden iki kişi (nin re`yi) bir arada toplanamadı. (Bu bilmemek de) Allah tarafından gelen büyük bir rahmet oldu, dediği rivâyet olunmuşutr. (İbn-i Ömer`in kölesi ve bu hadîsin birinci derecede râvîsi Nâfi`a, ikinci râvî Cüveyriye tarafından): - Hangi yart üzerine Resûlullah Ashâb ile muâhede eyledi, ölmek üzere mi? diye soruldu. Nâfi`: - Hayır, ölmek üzere değil. Harbde sebât etmek, (bozgunculuktan sakınmak) üzere Ashâb ile bîatleşti, demiştir.
HadisNo : 1241
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Bî`at
Ravi : Abdullah İbn-i Zeyd
Baslik : HARRE VAK`ASI VE ÖLMEK ÜZERE BÎAT HAKKINDA RİVÂYETLER
Hadis : Rivâyete göre şöyle demiştir: Harre (vak`ası) günleri hulûl ettiği sıra Abdullah İbn-i Zeyd`e birisi geldi de ona: - Abdullah İbn-i Hanzale halk ile ölmek üzere bîatleşiyor (siz ne dersiniz?) dedi. Abdullah İbn-i Zeyd de: - Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`den sonra ben kimseye ölmek için bîat etmem! diye cevap verdi.
HadisNo : 1242
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Bî`at
Ravi : Ebû Müslim Seleme İbn-i Ekva`
Baslik : BÎAT-İ RIDVÂN`IN, ÖLÜNCEYE KADAR HARPTE SEBÂT ETMEK ÜZERE VÂKI` OLDUĞUNA DÂİR İBN-İ ÖMER VE SELEME İBN-İ EKVA` HADÎSLERİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: (Bîat-i Rıdvân`da) ben, Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e bîat etmiş, sonra ağacın gölge tarafına dönüp gelmiştim. Nâs (ın bîat izdihâmı) hafifleyince Resûlullah bana: - Ey İbn-i Ekvâ`! Sen bîat etmez misin? diye sordu. Ben: - Bîat ettim, yâ Resûla`llah diye cevâb verdim. Resûlullah: - Bir daha bîat et! buyurdu. Ben de ikinci def`a bîat ettim. (İbn-i Ekvâ`ın râvîsi Yezîdi İbn-i Ubeyd tarafından): - (Ey Ebâ Müslim!) O günü siz hangi madde üzerine bîat etmiştiniz? diye sorulmuş da İbn-i Ekva`: - Ölmek (ve kat`iyyen dönmemek) üzere, demiştir.
HadisNo : 1243
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Medîne`ye hicret
Ravi : Abdullâh b. Mes`ûd
Baslik : İSLÂM VE CİHAD ÜZERE BÎAT
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: (Mekke`nin fethinden sonra) ben, kardeşim (Mücâlid İbn-i Mes`ûd) ile Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in yanına geldim de: - Yâ Resûla`llah! (Medîne`ye) hicret etmek üzere bize muâhede ve müsâade eyle! dedim. Resûlullah: - Artık hicretin hükmü, (fetihden önce) hicret edenlere âid olarak geçmiştir, buyurdu. Ben: - Ya ne üzerine bize mübâyea buyurursunuz? dedim. Resûlullah: - (Evvelâ) İslâm, (sonra) cihâd üzerine, buyurdu.
HadisNo : 1244
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Abdullâh b. Mes`ûd
Baslik : MÜCÂHİDLERDEN HER FERDİN MÂ-FEVK KUMANDANLARINA MUTLAK SÛRETLE İTÂATİ KUMANDANIN MÂ-DÛNUNA KUVVETİ HÂRİCİNDE VAZÎFE TEKLÎF ETMEMESİ HAKKINDA ABDULLÂH İBN-İ MES`ÛD HADÎSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Günün birisinde bana bir kişi geldi. Ve bana, kendine ne cevap vereceğimi bilemediğim bir süâl sordu da dedi ki: - Şol bir kişi hakkında re`yin nedir? ki: o, zinde, silâhı üzerinde olarak sevinç içinde kumandanlarımızla berâber gazâlara çıkar. Fakat kumandanımız (ona ve) hepimize karşı sayamayacağımız derecede çok ve ağır vazîfeler hakkında kat`î ve şiddetli emirlerde bulunur. (Şimdi şu tahammül-fersâ durumda gazînin vaziyeti nedir?: Şu halde de gazînin kumandanının bu ağır emirlerine itâat etmesi vâcib midir?) diye sordu. Ben de ona şöyle cevâb verdim: - Vallahi ben sana ne cevâb vereyim? bilmiyorum. Şu kadar ki, biz (Peygamber`in Ashâbı) Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem ile berâber (bu kadar gazâlarda) bulunduk. O, bir iş hakkında emir verince verilen vazîfeyi biz görünceye kadar bize karşı azim ve şiddet göstermemeğe yakın (bir vaziyette) bulunurdu. Bunun bir müstesnâsı da vardır. Sizden her hangi biriniz Allah`ın azâbından korundukça o kişi, dâimâ hayır ile berâberdir. Şâyed onun gönlünde (bir hususta câiz midir, değil midir? diye) bir şüphe uyandığında o kimse (mâ-fevk) bir (hayır-hâh) kişiye sorup o (nun öğüt) ünden gönlündeki çürüklüğü şifâlandırabilir. -Hoş! Sizin (bu dünyâda) öyle (hak sözlü) bir kişiyi bulamayacağınız (günler) yaklaşmıştır ya?- Kendisinden başka ibâdete değer bir ma`bûd olmıyan Allah`a yemîn ederim ki: ben dünyâdan geri kalan ve geçen günleri, derede birikmiş su gibi tahayyül ediyorum: onun sâfîsi içilmiş de geriye bulanık tortusu kalmıştır.
HadisNo : 1245
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Harpte sebat etmek;Savaşta askere hitap
Ravi : Abdullâh İbn-i Ebî Efvâ
Baslik : HARPTE SABIR VE SEBÂT HAKKIND ABDULLÂH İBN-İ EBÎ EVFÂ HADÎSİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem düşmanla karşılaştığı bâzı gazâlarda (hemen harbe girişmeyip) güneş tâ (zevalden) devrilinceye kadar intizâr etmiş (düşmanı gözlemiş) di. Sonra asker içinde (hitâbete) kıyâm ederek: - Ey nâs, düşmanla karşılaşmak, (harb etmek) istemeyiniz, belki Allah`dan (harb felâketinden) korumasını isteyiniz!. Fakat bir kere de siz düşmanla karşılaşınca (harbin bütün şiddetlerine karşı) sabrediniz! Ve biliniz ki Cennet, muhakkak sûrette (mücâhid) kılıçlarının gölgeleri altındadır, buyurdu. Sonra Resûlullah (devamla): - Ey Kur`ân`ı gönderen Allah! (duâsın) ı sonuna kadar okudu ki, bu duânın gerisi (yakında) geçti.
HadisNo : 1246
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Ya`lâ İbn-i Ümeyye
Baslik : HARPTE SABIR VE SEBÂT HAKKIND ABDULLÂH İBN-İ EBÎ EVFÂ HADÎSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: (Tebük gazâsında ben Resûlullah ile berâber gazâ ettim. Genç bir deveme sefer levâzımını yükledim. Yaşım kemâle erdiğinden ve hizmet edecek kimsem bulunmadığından) bir hizmetçe kiralamıştım. (Yol üzeri) hizmetçi birisiyle (İbn-i Ümeyye`nin kendisidir) döğüştü. İki kavgacıdan birisi (ki, İbn-i Ümeyye`dir) öbirisinin (ki, hizmetçidir) elini ısırdı. Hizmetçi elini, ısıran bu sûretle dişi sökülen kişi) de Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e gelip şikâyet etti. Resûlullah (da`vâyı red,) dişin, diyetini iskat ederek (İbn-i Ümmeyye`ye): - Yâ zavallı adam elini sana bırakırmı ki, sen boğur devenin yan dişleriyle sert yem yediği gibi, zavallının elini çatır çatır yiyesin! buyurdu.
HadisNo : 1247
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Savaşta bayrak
Ravi : Abbâs b. Abdülmuttalib
Baslik : MEKKE`NİN FETHİ GÜNÜ SANCAĞIN HACUN MEVKİİNE DİKİLDİĞİ
Hadis : Gelen bir rivâyete göre, müşârün-ileyh, Zübeyr (İbn-i Avvâm)a: - Mekke`nin fethi günü) Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem sana bayrağı işte şuraya dikmeni emretmişti, demiş (ve Hacun dağına işâret etmiş) tir.
HadisNo : 1248
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Cevâmiu`l-Kelîm;Hz. Peygamber`in diğer peygamberlere verilmeyen üstünlükleri
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : PEYGAMBERİMİZİN: BEN CEVÂMİÜ`L-KELİM İLE BA`S OLUNDUM. DÜŞMAN GÖNÜLLERİNE KORKU SALDIM. RÜ`YÂMDA ARZIN HAZÎNELERİNİN ANAHTARLARI GETİRİLDİ VE BENİM İKİ AVUCUMUN İÇİNE KONULDU, HADÎSİNİN ÎZÂHI
Hadis : Gelen rivâyete göre, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem: - Ben Cevâmiü`l-kelim ile gönderildim. Ben (bir aylık mesâfedeki düşman gönüllerine) korku salmak sûretiyle yardım olundum. Bir de ben uyuduğum sırada bana yerdeki hazînelerin anahtarları getirildi de benim iki avucumun içine konuldu, demiştir. (Sonra) Ebû Hüreyre: - Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem (bu hazînelerden hiç birisine nâil olmadan bu dünyâdan) gitti. Şimdi bu hazîneleri yerlerinden siz çıkarırsınız! demiştir.
HadisNo : 1249
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Azık
Ravi : Ebû Bekr`in kızı Esmâ`
Baslik : EBÛ BEKR`İN KIZI ESMÂ`YA ZÂTÜ`N-NİTÂKAYN DENİLMESİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Medîne`ye hicrte edilmek istenildiği zaman Ebû Bekr`in evinde ben, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in yol azığını düzmüş, hazırlamıştım. Esmâ` (devamla:) fakat ne yemek çıkınını, ne de su tulumunu bağlayacak bir şey bulamamıştık. Bunun üzerine ben Ebû Bekr`e: - (Baba) vallahi ben belimdeki nıtak = kuşağımdan başka bağlayacak bir şey bulamıyorum! dedim. O da: - (Kızım) onu ikiye böl, birisiyle su tulumunu, öbirisiyle de yemek sofrasını bağla! dedi. Ben de öyle yaptım. Bu cihetle ben: "Zâtü`n-nitâkayn = iki kuşaklı veya kemerli" diye anıldım, (demiştir).
HadisNo : 1250
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Üsâme b. Zeyd b. Hârise
Baslik : MEKKE`NİN FETHİ GÜNÜ RESÛLULLÂH DEVESİ ÜSTÜNDE, TERKİSİNDE ÜSÂME İBN-İ ZEYD, MAİYETİNDE BİLÂL HABEŞÎ OLDUĞU HALDE MEKKE`NİN ÜSTÜNDEKİ KEDÂ SEMTİNDEN MEKKE`YE GİRMESİ, KÂ`BE`DE NAMAZ KILMASI
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in (bir seferde) merkebe bindiği, merkebin arkasına üstü kadife kaplı bir palan vurulmuş olduğu, Üsâme İbn-i Zeyd`i de arkasında terkisine aldığı rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 1251
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : MEKKE`NİN FETHİ GÜNÜ RESÛLULLÂH DEVESİ ÜSTÜNDE, TERKİSİNDE ÜSÂME İBN-İ ZEYD, MAİYETİNDE BİLÂL HABEŞÎ OLDUĞU HALDE MEKKE`NİN ÜSTÜNDEKİ KEDÂ SEMTİNDEN MEKKE`YE GİRMESİ, KÂ`BE`DE NAMAZ KILMASI
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem (Mekke) fetholunduğu gün Mekke`nin üstü (ndeki Kedâ semti) nden devesi üstünde olarak (şehre) yöneldi. Terkisine de Üsâme İbn-i Zeyd`i almıştı. Bilâl de maiyyetinde idi. Kâ`be`nin hâdimlerinden (ve Miftâhdâr âilesinden) Osmân İbn-i Talha ve Bilâl ile berâberdi. (Resûlullah yürüdü). Tâ Mescid-i Harâm`a vardı. Devesini orada çöktürdü. Ve Osmân İbn-i Talha`ya Beyt (-i Şerîf) in anahtarını getirmesini emretti. (İbn-i Talha gitti, anası Selâfe`den anahtarı alıp getirdi). Kâ`be`yi açtı. Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem içeri girdi. Hadîsin bundan kalan kısmı yukarıda geçmiştir.
HadisNo : 1252
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Kur`ân-ı Kerîm`le sefere çıkmak
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : DÜŞMAN MÜŞRİKLERİNİN DİYÂRINA KUR`AN İLE SEYAHATTEN NEHY BUYURULMASI, BU NEHYİN SEBEB VE HİKMETİ, ULEMÂNIN İHTİLÂFI, BU HADÎSE MEBNÎ KÂFİRE MUSHAF VE DÎNÎ ESERLER SATMANIN MEMNÛİYETİ
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in Mushaf`la düşman toprağına sefer edilmesini nehyettiği rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 1253
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Duâda sesi yükseltmemek
Ravi : Ebû Mûsâ el-Eş`arî
Baslik : YÜKSEK SESLE DUÂNIN KERÂHETİ VE MÜLK, RA`D SÛRELERİ ÂYETLERİNİN DELÂLET ETTİĞİ MEFHUMLAR
Hadis : Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Biz, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem ile berâber (seferde) bulunurduk da her vâdî üzerine yükseldikçe sesimiz mu`tâdından ziyâde yükselerek tehlîl ve tekbîr ederdik. Bunun üzerine Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem: - Ey nâs canınıza acıyın, sesinizi yükseltmeyin! Şüphesiz siz, ne sağırı çağırıyor, ne de gaibe bağırıyorsunuz! Duâ ettiğiniz O (Allah), muhakkak ki, sizinle berâberdir. Hem O, sesinizi çok iyi işitir; O, size (uzak değil), çok yakındır, buyurdu.
HadisNo : 1254
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Câbir b. Abdullâh
Baslik : HARP SIRASINDA TEKBÎR GETİRİLMESİNİN MEŞRÛİYETİ; ASKERÎ HAREKETİ DÜŞMANDAN GİZLEMEK MATLÛB OLURSA TEKBÎR`İN GİZLİ ALINMASI; SEFER VE HAREKET ESNÂSINDA BİR VÂDÎYE İNİLDİĞİNDE TESBÎH EDİLMESİ, YÜKSEKLER
Hadis : Demiştir ki: biz (Peygamber`in Ashâb`ı) seferde yüksek bir yere çıkınca Tekbîr ederdik. Yüksekten (bir vâdîye) inince de Tesbîh eder (, Sübhâna`llah der) dik, demiştir.
HadisNo : 1255
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Ebû Mûsâ el-Eş`arî
Baslik : GÂZÎNİN MUKÎM İKEN DEVÂM EDİP DE CİHAD YOLCULUĞUNDA YAPMADIĞI NÂFİLE İBÂDETİN YAPMIŞ GİBİ SEVÂBININ YAZILMASI
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: (Âbid) bir kul hastalanır, yâhud (cihâd veya hayır için) sefer eder (de sefer ve maraz hâli mu`tâd ibâdetine mâni` olur) sa mukîm iken, sıhhatte iken işlemekte olduğu ibâdetin benzeri, o gazîye ve o hastaya (ecr-ü sevâb) yazılır.
HadisNo : 1256
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Yalnız gece yolculuğu yapmamak
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : GAZÂ YOLUNDA REFİKSİZ GECE SEFERİNİN KERÂHETİ; DÜŞMANIN VAZİYETİNİ TECESSÜS MAKSADİYLE OLURSA, MÜSTEHAB OLDUĞU
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`den: "Nâs, yalnız başına yolculuktaki benim bildiğim mahzûru bilseydi hiçbir süvârî yalnız başına gece yolculuğu etmezdi" dediğini rivâyet etmiştir.
HadisNo : 1257
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Ana babanın rızâsını almak
Ravi : Abdullâh b. Amr b. Âs
Baslik : FARZ CİHÂDIN ANA BABA RIZÂSINA TEKADDÜMÜ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: bir kere Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e bir kişi geldi de ondan cihâd (a gitmesi) husûsunda izin istedi. Resûlullah da: - Anan, baban sağ mıdır? diye sordu. O: - Evet! diye tasdîk etti. Resûlullah: - Şu halde sen (ibtidâ) onların rızâsına çalış! buyurdu.
HadisNo : 1258
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Ensâr`dan Ebû Beşîr
Baslik : HARP MINTAKASINDA HAYVAN BOYNUNA KILÂDE VE ÇAN TAKMANIN MEMNÛNİYETİNE DÂİR EBÛ BEŞÎR HADÎSİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in bâzı seferlerinde halk (askerler) yerlerinde gecelediği sırada Ebû Beşîr Resûlullah ile berâber bulunmuş ve bu halde Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem Zeyd İbn-i Hârise`yi göndererek (halk arasında): - Sakın ha, hiç bir devenin boynunda ok yayı kirişinden (takılmış) kılâde (boğmuk) kalmasın, yâhud mutlak sûrette hiç bir kılâde kalmasın, muhakkak kesilsin, koparılsın! (diye i`lân ettirmiş ve hiç bir deve boynunda çan bırakılmayıp hepsi koparılmıştır).
HadisNo : 1259
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Erkeğin mahremi olmayan bir kadınla bir yerde yalnız kalması;Sefer eden kadının yanında mahremi olması
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : KADININ MAHREMSİZ SEFERDEN NEHYİ HAKKINDA İBN-İ ABBÂS HADÎSİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğunu işittiği rivâyet olunmuştur: - Hiç bir erkek (mahremi olmıyan) bir kadınla sakın tenhâ bulunmasın!. Hiç bir kadın da kendisiyle berâber bir mahremi (nikâh geçmez hısımı) bulunmaksızın sakın sefer etmesin!. Resûlullah`ın bu nehyi üzerine (Ashâb`dan) bir kişi ayağa kalkarak: - Yâ Resûla`llah! Ben şöyle şöyle bir gazâya yazılmıştım; halbuki zevcem haccetmek üzere yola çıkmıştır (ne buyurulur?) diye sordu. Resûlullah: - Haydi sen de git, karınla berâber haccet! buyurdu.
HadisNo : 1260
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Esâret (esirlik)
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : SEFER MÜDDETİ HAKKINDAKİ RİVÂYETLER
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in: (Dünyâda müslüman oluncaya kadar esâretle) zincirlere bağlanan, (bilâhare müslüman olup esâret bağından kurtulup âhirette) Cennet`e giren bir cemâat (in mükâfat görmesin) den Allah râzı olmuştur, buyurduğu rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 1261
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Sa`b İbn-i Cessâme
Baslik : İSLÂM HARP HUKÛKUNA GÖRE, MUHÂRİPLERİN KADINLARI, ERLİK ÇAĞINA ERİŞMEMİŞ ÇOCUKLARI, İHTİYARLARI, PAPASLARI HAKKINDA HÜKÜMLER
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Ebvâ, yâhut Veddân (harbin) de Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem bana uğradı ve o sıra: - (Yâ Resûla`llah) müşrik (muhârip) lerden âile sâhibi bulunanlara gece baskını yapılıyor da (ayırd edilemiyerek) bunların kadınları, küçük çocukları da musâb oluyor? diye soruldu. Resûlullah: - Onlar da müşrikler (câmiasın) dandır, diye cevap verdi. (Ve cevâba devâm ederek): - (Harb hâlinde) kimsenin kimseyi korumak kudreti yoktur, korumak yalnız Allah`a ve Resûl`ine âiddir, buyurduğunu Resûlullah`tan işittim, demiştir.
HadisNo : 1262
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Harpte kadın ve çocukları öldürmemek
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : PEYGAMBERİMİZİN MUHÂRİPLERİN KADINLARININ, ÇOCUKLARININ KATLİNİ FENÂ GÖRDÜĞÜ VE TASVİB ETMEDİĞİ HAKKINDA ABDULLÂH İBN-İ ÖMER HADÎSİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in bâzı gazâlarında (Mekke`nin fethinde) bir kadın öldürülmüş olarak bulundu da Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem kadınların, çocukların öldürülmesini çirkin görüp tasvîb etmedi.
HadisNo : 1263
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Mürtedlerin öldürülmesi
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : ATEŞLE TA`ZİBTEN NEHİY HAKKINDA İBN-İ ABBÂS HADÎSİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, Alî radiya`llahu anh`in bir kavmi, (kendisinin ülûhiyetini iddiâ eden Abdullah İbn-i Sebe`nin cemâatini) ateşle yaktığı (haberi) İbn-i Abbâs`a eriştiği zaman: Eğer ben (Alî`nin yerinde) olsaydım bunları yakmazdım. Çünkü Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem: "İnsanları (yakarak) Allah`ın azâbiyle ukubetlendirmeyin!" buyurdu. Yine ben (Alî`nin yerinde olsaydım) onları muhakkak öldürürdüm. Nasıl ki, Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem: "Her kim dînini (ki, Müslümanlıktır) değiştirirse, onu hemen öldürünüz!" demiştir.
HadisNo : 1264
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : ATEŞLE TA`ZİBTEN NEHİY HAKKINDA İBN-İ ABBÂS HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, o, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğunu işittim, demiştir: Nebîler`den birini karınca ısırmış. O Peygamber, karıncaların köyü (nün yakılması) nı emr etmiş de yakılmış. Bunun üzerine Allahu Teâlâ o Peygamber`e: - Seni bir karınca soktu değil mi? Ya sen, Allah`ı tesbîh eden ümmetlerden bir ümmeti yakmadın mı? diye itâb etmiştir.
HadisNo : 1265
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Ahmes`li Cerîr İbn-i Abdillah
Baslik : YEMEN`DE KÂ`BE`YE KARŞI YAPILMIŞ ZÜLHALASA KİLİSESİ VE ONUN TAHRÎBİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Bir kere Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem bana: - (Ey Cerîr! Şu) Zülhalâsa (nın elin) den bana rahat vermez misin? O, Has`am (kabîlesi) dâhilinde (Beytü`l-Harâm`a karşı yapılmış içi put dolu) bir binâ idi. Yemenlilerin Kâ`be`si diye anılırdı. (Bu cihetle Resûlullah`ın gönlüne yük veriyordu). Cerîr der ki: Ahmes kabîlesinden yüz elli süvârînin başında Zülhalasa`ya gittim. Ahmesliler iyi ata binerlerdi. Fakat ben bir türlü at üstünde duramazdım. (Kalbimi sıkardı). Bu sebeble Resûlullah göğsüme (şiddetli) bir darbe indirdi. Hattâ parmaklarının izini göğsümde görmüştüm. Ve: Yâ Rab! Sen Cerîr`i (at üstünde) sâbit kıl! Onu hâdî kıl, mehdî kıl! diye duâ buyurdu. Müteâkıben Cerîr Zülhalasa`ya gitti. O (şirk ma`bedi) ni yıktı, yaktı. Sonra Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`e (Husayn İbn-i Rebîa ile) vaziyeti bildirdi. Cerîr`in gönderdiği bu zât Resûlullah`a: - Yâ Resûla`llah! Seni Hak Peygamber gönderen Allah`a yemîn ederim ki; huzûruna ben (boş) gelmedim. Tâ ki ben o (şirk ma`bedi) ni uyuz deve gibi (bakımsız, harâb) bir halde bıraktım geldim, dedi. (Râvî der ki: bunun üzerine) Resûlullah: - Ahmes kabîlesinin atları ve süvârîleri mübârek ola! diye beş kere düâ buyurdu.
HadisNo : 1266
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Hz. Peygamber`in fetih müjdesi;Kayser`in helâki;Kisrâ`nın helâki
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : KİSRA SALTANATININ KUVVET VE İSTİKLÂLİNİN ZEVÂLİ HAKKINDA EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: Kisrâ ölmüş (demek) tir. Kisrâ öldükten sonra o saltanat (eski ihtişâmiyle bir daha) kurulmayacaktır. Kayser de muhakkak ölecektir. Öldükten sonra (Şam`da ve Rum bilâdında) Kayser (hâkimiyeti) bulunmıyacaktır. Kisrâ ile Kayser`in hazîneleri de Allah yolunda (cihâda ve cihâd edenlere) taksîm olunacaktır; bu muhakkaktır.
HadisNo : 1267
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Harp hud`adır;Harp manevraları (spor);Spor
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : HARP HUD`ADIR, HADÎSİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem harbe Had`adır, diye ad verdi, dediği rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 1268
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Uhud Gazâsı
Ravi : Berâ` b. Âzib
Baslik : UHUD HARBİNDE RESÛLULLÂH`IN SEVKU`L-CEYŞ PİLÂNI
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem Uhud (harbi) günü piyâde (okçu asker) ler üzerine -ki, bunlar elli kişi idiler- Abdullah İbn-i Cübeyr`i kumandan ta`yîn etmişti de onlara hitâben: - (Ashâb`ım! Size gösterilen) şu yerinizden sakın ayrılmayınız! (Bizim harp saffından ayrıldığımızı, inhizâma uğradığımızı, yâhut) biz (im öldürüldüğümüzü, atlarımız) ı kuşların kaptığını görseniz de size ben haber gönderinceye kadar (yerinizi bırakmayınız!). Yine siz, bizim düşmanları hezîmete uğratıp onları çiğnediğimizi görseniz de size ben haber gönderinceye kadar yerinizden ayrılmayınız! diye kat`î emretti. Bunu müteâkıp (harp başladı ve ilk hamlede) müslümanlar müşrikleri hezîmete uğrattılar. Râvî Berâ` İbn-i Âzib demiştir ki: Va`llahi ben (o sırada düşman ordusundaki müşrik) kadınları gördüm ki, onlar elbîselerini toplamışlar; bacaklarındaki halhalları, baldırları görünerek (ya bozgun askeri teşcî` için, yâhut, kaçarak Uhud dağına çıkmak için) sür`atle koşuyorlardı. Müslümanların bu galebesi üzerine Abdullah İbn-i Zübeyr`in kumandasındaki piyâde okçular biribirlerine: - Arkadaşlar, ganîmet, ganîmet! Cephedeki arkadaşlarınız düşmana galabe etti. Daha burada ne bekliyorsunuz? (Gidelim, biz de ganîmete konalım) dediler. Abdullah İbn-i Cübeyr bunlara karşı: - Arkadaşlar, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in size verdiği emri unuttunuz mu? dediyse de maiyeti: - Va`llahi arkadaşların yanına muhakkak gideceğiz, ganîmetten bize isâbet edeni elbette alacağız! diye ısrâr ettiler. Ve (me`mûr oldukları yeri bırakarak ordunun içine karıştılar.) Onlar varır varmaz yüzleri geldikleri tarafa çevrildi. Ve ordu (nun küllî kuvvetleri) münhezim olarak (Medîne`ye) yönel (erek ric`ate başla) dı. Bu meş`ûm vaziyet ânında idi ki, Resûlullah askerin geri kalanlarını: - (Ey Allah`ın kulları bana geliniz, ey Allah`ın kulları bana geliniz; ben Allah`ın Resûlüyüm! Her kim geri döner de düşmana hücûm ederse, ona Cennet vardır, diye) çağırıyordu. O sırada Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in yanında on iki kişiden başka kimse kalmamıştı. Uhud harbinde müşrikler bizden yetmiş kişi şehîd ettiler. Halbuki Bedir harbinde Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem ile Ashâb`ı, müşriklerden yüz kırk kişiyi elde ederek bunun yetmişini katl, yetmişini esîr etmişlerdi. (Harp kesildiği sırada müşriklerin reîsi) Ebû Süfyân (müslümânlara karşı) üç def`a: - İçinizde Muhammed var mı? (Sağ mıdır?) diye seslendi. Fakat Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem, Ashâbını Ebû Süfyân`a cevap vermekten men` etti. Sonra Ebû Süfyân üç kere: - İçinizde İbn-i Ebî Kuhâfe (ki, Ebû Bekr-i Sıddîk`tır) var mıdır? dedi. Sonra da yine üç def`a: - İçinizde İbnü`l-Hattâb var mıdır? diye sordu. Bütün bunlardan sonra da Mekke müşriklerine dönerek: - Anladınız a, bunların hepsi öldürülmüş, dedi. Bunun üzerine Ömer kendini tutamı(Zeker): - Ey Allah`ın düşmanı, yalan söyledin! İyi bil ki, senin o saydığın zatların hepsi hayattadırlar; yarın (Mekke fethedilirken) sana zarar verecek kuvvetimiz bâkîdir, diye haykırdı. Ebû Süfyân Ömer`e karşı: - Bu gün Bedir gününün karşılığıdır. Harp (tâlii) kuyunun iki kovası gibi biri iner biri çıkar. (Kâh siz galip gelirsiniz, kâh biz). Şimdi siz maktullerinizin içinde işkence ile öldürülmüş kimseler bulacaksınız. Bunu ben emretmedim.
HadisNo : 1269
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Seleme İbn-i Ekva`
Baslik : BİR GECE BASKINI VE RESULÛLLÂH`IN SAĞMAL ZEKÂT DEVELERİNİN, SÜRÜLÜP GÖTÜRÜLMESİ VE İBNÜ`L-EKVA` FIRKASI TARAFINDAN KURTARILMASI
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: bir kere Gabe (ormanlığı) tarafına gitmek üzere Medîne`den çıkmıştım. Gabe (dağı) nın tâ yokuşuna vardığımızda Abdurrahmân İbn-i Avf`in kölesi (telâşla) bana karşı geldi. Köleye: - Allah sana iyilik versin! Sana ne oldu? diye sordum. Köle: Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in (ormanda yayılan) sağım develeri sürülüp götürüldü, dedi: - Kim götürdü? diye sordum. Köle: - Gatafân ve Fezâre (kabîlelerinin adamları) diye cevap verdi. Hemen üç def`a: - Ey sabahçılar, erken kalkanlar! Yetişin baskın var, diye haykırdım; Medîne`nin iki kara taşlığı arasın (daki halk) a duyurdum. Sonra kendim (de yaya olarak heriflerin arkasından) sür`atle koştum. Nihâyet bunlara yetiştim. Hakîkaten develeri bunlar almışlardı. Hemen bunalara ok atmağa ve: "Bene İbn-i Ekva`ım, bu gün de alçakların öleceği gündür" diye haykırmağa başladım. Netîcede develeri -heriflere su içmeğe bile aman vermeden- ellerinden kurtardım ve (mevcûdu yirmiye bâliğ olan) develeri sürerek (Medîne`ye) yöneldim. Yolda Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem bana karşı geldi. (Sayham üzerine beş yüz veya yedi yüz kişilik zırhlı bir süvârî kuvvetiyle yardıma çıkmıştı). Ben: - Yâ Resûla`llah! Bu eşkıyâ susuzdur. Ben acele edip su içmelerine meydan vermeden develeri kurtardım (şimdi onlar su tedârikıyle meşgul olacaklardır). Bunların peşi sıra bir müfreze gönderseniz! dedim. Fakat Resûlullah: - Ey İbn-i Ekvâ`! Sen alacağını aldın. Onlara galebe ettin. Artık onları afveyle!. (Hem onlar) şüphesiz Gatafan ve Fezâre (yurduna varmışlardır) şimdi onları konukluyordur, buyurdu.
HadisNo : 1270
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Açları doyurmak;Esir mü`minleri kurtarmak;Hasta ziyâreti
Ravi : Ebû Mûsâ el-Eş`arî
Baslik : MÜSLÜMAN ESÎRİ KURTARINIZ; AÇI DOYURUNUZ; HASTAYI İYÂDE VE ZİYÂRET EDİNİZ! HADÎSİ
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in: [Ânîyi yâni (düşman elinde) esir olan müslümanı (esâretten) kurtarınız; aç olan (zî-rûh) u doyurunuz; hastayı ziyâret edip hâlini, hatırını sorunuz!] buyurduğu rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 1271
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Diyet (kan bedeli);Esir mü`minleri kurtarmak;Kâfire bedel müslüman katledilmez;Kan bedeli
Ravi : Ebû Cuhayfe
Baslik : ESİRLERİN KURTARILMASI HAKKINDA HAZRET-İ ALÎ`NİN KUVVETLİ BİR RİVÂYETİ;ALLÂH`IN İNSANLARA KUR`ANDAKİ HAKÎKATLERİ ANLAMAK ZEKÂ VE KÂBİLİYETİ VERMESİ
Hadis : Rivâyete göre, müşârün-ileyh demiştir ki: ben bir kere Alî radiya`llahu anh`e: - (Ey Ehl-i Beyt`in ulusu!) Allah Kitâbında bulunandan başka yanınızda (yazılı olarak) vahiy (esrârın) dan (başkasının bilmediği ve yalnız senin bildiğin) bir şey var mıdır? diye sordum. Alî: - Hayır yoktur. Tâneyi (toprak içinde) yaran, ve insanı yaratan Allah`a yemîn ederim ki, benim (husûsî ve yazılı olarak) bildiğim bir şey yoktur; ancak bildiğim bir şey varsa o da Allah`ın, kişiye Kur`an`daki hükümleri anlamak kabiliyetini vermesidir; bir de (kılıcının kınından çıkardığı bir sahifeye işâret ederek): şu sahifede (yazılı) olan hükümlerdir, dedi. Ben: - Bu sahifedeki hükümler nedir? diye sordum. Alî: - Bu sahifede maktûlün diyeti ve kanı pahası, esîrin halâsı, kâfire bedel bir müslümanın katli câiz olmadığı (hakkında hükümler var) dır, dedi.
HadisNo : 1272
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Esir mü`minleri kurtarmak
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : ESİRLERDEN NECAT FİDYESİ (BEDELİ) ALINMASI. VE BEDİR GAZÂSINDA ESİR DÜŞEN PEYGAMBER`İN AMUCASINDAN ALINMAMASI TEKLÎFİNE KARŞI RESÛLULLÂH`IN: HAYIR, BEDEL-İ NECATTAN BİR DİRHEMİ BİLE BIRAKILMAZ! BUYURM
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, Ensâr`dan bâzı kimseler Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`den izin dilediler de: - Yâ Resûla`llah! (Bize) müsâade buyur da hemşîrezâdemiz Abbâs (İbn-i Abdü`l-Muttalib) in esâretten halâs bedeli olan parayı kendisine bırakalım! dediler. Resûlullah: - (Hayır) o paradan bir dirhemini (bile) bırakamazsınız!, buyurdu.
HadisNo : 1273
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Seleme İbn-i Ekva`
Baslik : HARBÎNİN CÂSUSLUKLA İSLÂM DİYÂRINA GİRMESİNE DÂİR HÜKÜMLER. VE BU BABTA SELEME İBN-İ EKVA` HADÎSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem (Huneyn) seferinde iken Resûlullah (ın ordusu için) e (kırmızı bir deve üstünde) müşrikler tarafından bir câsus geldi. (Devesini çökertip kargılığından çıkardığı bir iple bağladı. Sonra gelip) Ashâb`ın yanına oturdu. Ashab ile konuştu. (Yedi, içti. Ve mütemâdiyen Ashâb`ın ahvâlini gözden geçirdi.) Sonra (devesine binerek) dönüp gitti. (Müteâkıben Ashab`dan bir kişi kalkıp bunu câsus olduğunu Resûlullah`a arz etti). Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem de: onu arayıp bulun ve öldürün, (onu kim öldürürse soykası ve eşyâsı onundur!) buyurdu. Câsusu İbn-i Ekva` (tâkip edip) öldürdü; (devesini yederek üstünde silâhiyle, eşyâsiyle geldi). Resûlullah da câsusun eşyâsını İbn-i Ekva`a âit ganîmet kılıp verdi.
HadisNo : 1274
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Elçiye hürmet;Hz. Peygamber`in vasiyetnâme yazdırmak istemesi
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : PEYGAMBERİMİZİN ÖLÜM HASTALIĞINDA VASIYYETNÂME YAZILIP YAZILMAMASI YOLUNDA İHTİLÂF EDİLMESİ HAKKINDA İBN-İ ABBÂS HADÎSİ;İBN-İ ABBÂS BU RİVÂYETİNDE PEYGAMBERİMİZİN ÜÇ VASIYYET ETTİĞİNİ, BİRİSİ ARAB CEZ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, müşârün-ileyh bir kere: hani o perşembe günü (o ne fenâ gündü?), o perşembe günü, ne acı gündü? demişti de sonra (inci tânesi gibi dökülen) göz yaşı tâ (yerleri) ıslatarak (ve o günü cereyân eden vâkıayı anlatarak) şöyle demişti: bir perşembe günü Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in (son hastalığında) ağrısı artmıştı da: - Haydi bana (kalem kâğıt gibi) yazılacak bir şey getiriniz! Size bir kitap (vasıyyet-nâme) yaz (dır) ayım ki, ondan sonra yolunuzu şaşırıp hiç helâke düşmeyesiniz! buyurdu. (Şimdi Ömer orada bulunanlara: - Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in muhakkak ki, hastalığı ağırlaşmıştır. Yanımızda ise Allah`ın kitâbı vardır, o bize yetişir!, dedi). Bunun üzerine orada bulunanlar (yazılsın, yazılmasın diye) ihtilâf ettiler. (Sözleri biribirine karıştı. Resûlullah da): - Hiç bir Peygamber`in yanında nizâ ve ihtilâf etmek doğru değildir, (haydi yanımdan kalkıp savulunuz!) buyurdu. Oradaki Ashab (dan bâzıları): - Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem (hastalığın şiddetinden) sayıkladı (da böyle söylendi) demişlerdi. Resûlullah: - Haydi beni (kendi hâlime) bırakınız! Benim şu içinde bulunduğum (mürâkabe ve Allah`a rücû için hazırlık) hâli, sizin beni da`vet ettiğiniz (kitâbet gibi) şeylerden hayırlıdır, buyurdu. Ve Resûlullah vefâtı zamânında yalnız üç şey vasıyyet etti: bütün müşrikleri Arab cezîresinden çıkarınızı, ve (dünyânın her tarafından gelekcek olan müslim, gayr-i müslim) elçilere, ferd ve hey`etlere nasıl ben izin verip hediyeler ikrâm ettimse, siz de benim gibi atıyyeler vermek sûretiyle hürmet gösteriniz! buyurdu. (İbn-i Abbâs): fakat ben (vasıyyetin) üçüncüsünü unuttum, (demiştir) .
HadisNo : 1275
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Deccâl
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : ABDULLÂH İBN-İ ÖMER`İN DECCÂL HADÎSİ VE DÜNYÂ TÂRÎHİNİN SON ZAMANLARINDA BİRÇOK DECCALLER TÜREYECEĞİNE DÂİR RİVÂYET
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Bir kere Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem halka hutbe îrâdına başlayıp Allah`ı, ulûhiyet şânına lâyık sıfatlarla övdü. Sonra Deccâl`i zikrederek şöyle buyurdu: Ben sizi kat`î sûrette o (nun şerri) nden korkuturum. Peygamberlerden hiç bir Nebî yoktur ki, muhakkak o, kavmini (dalâlete sevk eden her yalancı) deccaldan tahzîr etmiştir. Nûh Peygamber de kavmini tahzîr etmiştir. Şimdi ben size bu (mel`ûn ve yabancı zümre) nin hiç bir Peygamberin bilsinler diye kavmine söylemediği (toplu ve fârik) bir vasfını söylemek isterim (ki, şudur): deccal a`verdir, kötü kılavuzdur, (insanları iğri yola da`vet eder), Allah ise a`ver değildir, (hâdîdir, insanları doğru yola irşad buyurur).
HadisNo : 1276
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Çokluğa güvenmemek
Ravi : Huzeyfe b. el-Yemânî
Baslik : ORDU MEVCÛDUNUN VE UMÛMÎ NÜFÛSUN MİKDÂRINI ANLAMAK İÇİN DEVLETÇE NÜFUS SAYIMININ MEŞRÛİYETİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in (bir seferde): "Haydi bana halktan müslüman (ım) diyenleri sayınız!" buyurduğu rivâyet olunmuştur. (Râvî Huzeyfe der ki:) biz, ordu mevcûdunu bin beş yüz kişi saydık. Ve (istiğrâb ederek): biz, bin beş yüz kişi (lik bir kuvvet) olduğumuz halde (düşmandan) korkar mıyız? dedik. (Bir zaman sonra) bir de kendimizi (öyle bir fitne ile) müptelâ olmuş gördüm ki, hani o korku bilmeyen er kişi, şimdi (bu fitneden) korkarak (cemâate gidemeyip evinde) münferiden namaz kılar oldu.
HadisNo : 1277
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Ebû Talha
Baslik : PEYGAMBERİMİZ BİR DÜŞMANA GALEBE ETTİĞİ ZAMAN, ONLARIN BİNÂDAN ÂRÎ GENİŞ BİR SÂHASINDA ÜÇ GÜN ORDUSİYLE İKÂMET EDERDİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem bir kavme harben galebe ettiği zaman o kavmin binâdan ârî geniş bir sâhasında üç gün ikamet etmek i`tiyadında idi.
HadisNo : 1278
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : BİR MÜSLÜMANIN MALI MÜŞRİKLER TARAFINDAN İĞTİNÂM EDİLİP DE BİLÂHARE MÜSLÜMANLARIN GALEBE ETMESİYLE SÂHİBİNİN ELİNE GEÇEN BU MAL, SÂHİBİNE Mİ VERİLİR; YOKSA GANÎMET MALI MI ADDOLUNUR?
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: bir kere atım düşman tarafına kaçmıştı da onu (muhârip) düşman yakalamıştı. Sonra müslümanların düşmana galebesi üzerine Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem zamânında atım bana iâde olundu. Bir kere de kölem kaçmış ve Rumlara iltihak etmişti. Sonra müslümanlar Rumlara galip geldi de Hâlid İbn-i Velîd kölemi bana iâde etti ki, bu da Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem zamânından sonra idi.
HadisNo : 1279
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Dâvete katılmak (icâbet)
Ravi : Câbir b. Abdullâh
Baslik : GÂZÎLERE ZİYÂFETİN MEŞRÛİYYETİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre müşârün-ileyh demiştir ki, Ahzab günü ben: - Yâ Resûla`llah, biz bir körpe kuzu kestik, arpadan da bir sâ` (1040 dirhem) un öğüttüm; şimdi cenâbınız, maiyetinizdeki bâzı kimselerle berâber (bize) geliniz! diye da`vet ettim bunun üzerine Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem: - Ey hendek kazanlar! (kardeşiniz) Câbir (sizin için) yemek hazırlamış haydi geliniz! diye bütün hendek ehlini çağırdı.
HadisNo : 1280
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Eme
Baslik : PEYGAMBERİMİZİN FARSÇA VE HABEŞ DİLİ TEKELLÜMÜ
Hadis : Hâlid İbn-i Saîd`in kızı ve Hâlid (İbn-i Zübeyr) in anası (Eme) radiya`llahu anhâ`dan şöyle dediği rivâyet olunmuştur: (çocukluğumda) babamla berâber üzerimde sarı (renkli) bir gömlek geyimli olarak Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in huzûruna gelmiştim. Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem (beni tatyîb için): - Sene sene = güzel, güzel, buyurdu. Habeş dilinde hasene (güzel şey) demektir. Bu sırada ben (Resûlullah`ın iki küreği arasındaki yumurta cesâmetinde bulunan) nübüvvet hâtemi (et beni) ile oynamağa başladım; babam beni men` etti de Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem babama: - Çocuğu kendi hâline bırak! buyurdu. Sonra (bana da) üç def`a: - (Çocuğum çok yaşa da) gömleğini (güle güle gey,) eskit, yırt (yenisin gey!) buyurdu. (Hadîsin râvîlerinden Abdullah İbn-i Mübârek demiştir ki: Ümm-i Hâlid çok zaman yaşadı. Bu gömlek de hayâtının sonuna kadar dillerde anıldı.
HadisNo : 1281
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Devlet malına hıyânet
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : GANÎMET VE DEVLET MALINA HIYÂNET EDENLERİN CEZÂLARI. BU HUSÛSA DÂİR EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur. Bir kere Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem, aramızda (hitâbete) kıyâm etti de ganîmet (ve devlet) malına hiyânet hakkında söz söyledi. Ve hıyânet (in fenâlığını) büyüttü, hükmünü îzâh etti de buyurdu ki: - Sakın sizden biriniz kıyâmet gününde omuzunda (ganîmet) koyun (avaz avaz) meleyerek, öbürünün omuzunda (ganîmet) at (yem ister gibi) homurdayarak (Arasat meydanında) benimle yüzleşmesin! (Bu yüz karası) âhırette bana: - Yâ Resûla`llah, bana yardım et! diye yalvaracaktır. Ben de ona: - Hakkında hiç bir sûretle şefâat etmeğe muktedir değilim: ben sana (dünyâda Allah`ın hükmünü) teblîğ ettim! diye cevap vereceğim. Birinin omuzunda da sığır böğürerek bana mülâkî olup: - Yâ Resûla`llah, meded eyle! demesin! Ben ona da: - Senin için hiç bir vechile şefâat etmeğe muktedir değilim; çünkü ben sana (dünyâda) Allah`ın hükmünü teblîğ ettim! derim. - Bir başkası da omuzunda altun, gümüş yüklü gelmesin! Bu da: - Yâ Resûla`llah, bana yardım et! diyecek, ben de ona: - Sana hiç bir türlü yardım edemem. Çünkü ben, (dünyâda) sana Allah`ın hükmünü teblîğ ettim, derim. Bir diğeri de üzerinde (ganîmet) libâsını yeldirerek gelmesin! O da: - Yâ Resûla`llah, bana yardım et! diyecektir. Ben ona da: - Sana hiç bir türlü yardım edemem. Çünkü ben (dünyâda) sana Allah`ın hükmünü teblîğ ettim derim, buyurmuştur.
HadisNo : 1282
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Devlet malına hıyânet
Ravi : Abdullâh b. Amr b. Âs
Baslik : GANÎMET VE DEVLET MALINA HIYÂNET EDENLERİN CEZÂLARI. BU HUSÛSA DÂİR EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in (yol) ağırlığı (eşyâsı) üzerinde bekçi (siyâhî) bir kişi vardı. Ona Kerkere denilir. (Bu siyâhî kişi harb edilirken de Peygamber`in binidini tutardı). Kerkere (günün birinde) öldü. Ölünce de Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem: Bu adam cehennemdedir! buyurdu. Ashab, (acabâ neden ki? diye) bakmağa gittiler. Onun (terikesinde) ganîmet malından çalınmış bir aba buldular.
HadisNo : 1283
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Abdullah İbn-i Zübeyr
Baslik : GANÎMET VE DEVLET MALINA HIYÂNET EDENLERİN CEZÂLARI. BU HUSÛSA DÂİR EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, müşârün-ileyh (bir kere mâzîyi yâd ederek) Abdullah İbn-i Ca`fer`e: - Hatırlar mısın? (Hani Mekke`nin fethi günü) ben, sen, Abdullah İbn-i Abbâs, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`i karşıladığımız vakit? demişti. Abdullah İbn-i Ca`fer: - Evet hatırlatırım! Resûlullah benimle İbn-i Abbâs`ı terkisine almıştı da seni bırakmıştı, demiştir.
HadisNo : 1284
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Sâib b. Yezîd
Baslik : GAZÂDAN DÖNEN GÂZÎLERİ BÜYÜK, KÜÇÜK BÜTÜN HALKIN İSTİKBÂLİ
Hadis : Şöyle dediğ rivâyet olunmuştur. (Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem Tebük seferinden döndüğünde halk "Seniyyetü`l-vedâ = Ayrılık Tepesi" mevkiinde karşıladılar). Biz (de) çocuklarla berâber Seniyyetü`l-vedâ (a gittik) de Resûlullah`ı karşıladık.
HadisNo : 1285
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Kahramanlık oyunları (spor)
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : GAZÂDAN DÖNEN GÂZÎLERİ BÜYÜK, KÜÇÜK BÜTÜN HALKIN İSTİKBÂLİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: biz Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem ile berâber (Lihyân oğullarına karşı açılan) Usfân (harbin) den döndüğümüz zaman Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem de deve üzerinde idi. (Peygamber`in kadınlarından) Safiyye Bint-i Huyeyy`i de arkasına bindirmişti. (Kafilemiz yürürken) Resûlullah`ın devesi (nin ayağı) sürçtü. Resûlullah ile Safiyye ikisi birden düştüler. Hemen Ebû Talha atıldı da: - Yâ Resûla`llah Cenâb-ı Hak hayâtımı sana bedel kılsın! diye seslendi. Resûlullah: - Haydi sen kadına ihtimâm et! buyurdu. Ebû Talha da (Safiyye`yi görmemek için yüzüne) bir bez örterek Safiyye`nin yanına vardı ve yüzüne örttüğü hamîsayı Safiyye`nin üzerine örttü ve binmeleri için deveyi düzeltti. Resûlullah ile Safiyye deveye bindiler. Biz de (sıyânet için) Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in etrâfına çevrildik. (Mevkibimiz bu sûretle giderken) Medîne`yi gördüğümüz zaman Resûlullah: - Biz Allahu Teâlâ`ya dönüyoruz, günahlarımızdan peşîmân oluyoruz, Rabbimize ibâdet ediyoruz. Allah`a hamd ediyoruz, buyurdu ve Medîne`ye girinceye kadar bunu böyle söyledi.
HadisNo : 1286
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Kâ`b İbn-i Mâlik
Baslik : PEYGAMBERİMİZ CİHAD VEYA HAC SEFERİNDEN, MEDÎNE`YE DÖNDÜĞÜNDE DOĞRU MESCİDE GİDER VE OTURMADAN İKİ REK`AT NAMAZ KILARDI
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem duhâ vakti seferden döndüğü zaman (doğru) mescide girmek ve oturmazdan önce iki rek`at namaz kılmak i`tiyâdında idi.
HadisNo : 1287
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Peygamberler mîras bırakmaz
Ravi : Ömer b. el-Hattâb
Baslik : PEYGAMBERİMİZİN GANÎMET MALINDAN KENDİSİNE İSÂBET EDEN HURMALIKLAR HAKKINDA VERÂSET CÂRÎ OLMADIĞI VE NASIL TASARRUF EDİLECEĞİ HAKKINDA HAZRET-İ ÖMER HADÎSİ
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in: [Biz (Peygamberler cemiyetinin terikesi) vâris olunmaz; biz ne (mal) bırakırsak sadakadır. (Mülkiyeti Beytülmâl`e âittir) buyurduğu] rivâyet olunmuştur. (Ömer İbn-i Hattâb devamla:) Resûlullah Cenâb-ı Hakk`ın fey` olarak kendisine verdiği maldan âilesinin bir senelik nafakasını ayırıp verirdi. Geri kalanını alır, Allah`ın malı (vakıf) kılar, (müslümanların masâlihine tahsîs eder) di, demiştir. Sonra Ömer İbn-i Hattâb, Sahâbe`den mecliste hazır bulunanlara hitâb ederek: - Gök, yer emriyle duran Allah hakkı için size sorarım! Siz bunu böyle bilir misiniz? dedi. Orada hazır bulunanlar da: - Evet, böyle biliriz! diye tasdîk ettiler. Mecliste de Alî, Abbâs, Osman, Abdurrahmân İbn-i Avf, Zübeyr, Sa`da İbn-i Ebî Vakkas hazır bulunuyorlardı. (Müellif Zebîdî der ki:) Buhârî Sahîh`inde Alî ile Abbâs`ın sözlerini ve münâzaralarını zikretmiş ise de bunları burada nakletmek bizim (Sahîh-i Buhârî`yi ihtisâr için iltizâm ettiğimiz) şartımız cümlesinden değildir.
HadisNo : 1288
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Hz. Peygamber`in pabuçları
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : PEYGAMBERİMİZİN PAPUÇLARI
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in vefâtından sonra Enes, tüyü dökülmüş meşinden tasmalı bir çift ayakkabı çıkarıp Ashâb`a gösterdi de: bundan Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in papuçlarıdır, diye haber verdi.
HadisNo : 1289
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : İÇİNDE VEFÂT ETTİĞİ LİBÂS VE SU BARDAĞI HAKKINDAKİ RİVÂYETLER
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, Hazret-i Âişe (Resûlullah`ın irtihâlinden sonra) keçelenmiş (sof) bir kaftan çıkararak (Ashâb`a): Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in rûhu bu kaftanın içinde nez` olundu, demiştir. (Ebû Bürde`den gelen) bir rivâyette de Âişe vâlidemiz Yemen`de dokunan tok kumaştan ma`mûl bir izâr (bedene bürünülen câr) ile yine bu kumaştan ma`mûl olup mülebbede denilen bir kisve çıkar (ıp Ashâb`a göster) miştir.
HadisNo : 1290
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Hz. Peygamber`in su bardağı
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : İÇİNDE VEFÂT ETTİĞİ LİBÂS VE SU BARDAĞI HAKKINDAKİ RİVÂYETLER
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in su bardağı kırıldığı ve kırık yerine gümüşten bir bağ, (bir kenet) yapıldığı rivâyet olunmuştur. (Âsım Ahvel de: ben bu kadehi gördüm ve teberrüken içine su koyup içtim, dediğini de Buhârî rivâyet ediyor).
HadisNo : 1291
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Hz. Peygamber`in isimlerini almak
Ravi : Câbir b. Abdullâh
Baslik : PEYGAMBERİMİZİN HEM ADINI, HEM KÜNYESİNİ BİRDEN KULLANMAK CÂİZ DEĞİLDİR
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: bizim Ensâr`dan birisini bir oğlu doğmuştu da çocuğa Kasim diye ad koymuştu. Şimdi (o kişinin Ebû Kasim, diye anılmasını hoşlanmıyan) Ensâr ona: - Artık biz seni Ebü`l- Kasim lâkabiyle anmayız ve sana bu doğum sebebiyle. "göz aydın!" diye ikrâm da etmeyiz, dediler. Bu Ensârî de Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e geldi. Ve: - Yâ Resûla`llah, bir oğlum doğmuştu da onu Kasim diye ad vermiştim. Bunun üzerine Ensâr bana: Biz seni Ebü`l-Kasim lâkabiyle çağırmayız, ve sana göz aydın! Temennîsinde bulunmayız! dediler, (ne buyurulur? diye sordu.) Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem de: Ensâr güzel söylemiştir, buyurdu. (Ve devâm ederek): Ashâbım, benim (Muhammed, Ahmed gibi) bir adımla ad verebilirsiniz. Fakat benim künyemle künyeleyemezsiniz. Çünkü Kasim yalnız benim, (mîrâs, ganîmet gibi malları Allah tarafından niyâbeten aranızda ancak ben taksîm ederim!) buyurdu.
HadisNo : 1292
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Adâlet
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : BEYTÜLMAL`DE HAKSIZ TASARRUF EDENLERE KIYÂMET GÜNÜNDE AZAP MUKARRERDİR
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in: ben size ne bir şey verebilirim, ne de (verileni) karşılayabilirim. (Veren, vermeyen Allah`tır.) Ben nasıl emr olunduysam (aza az, çoğa çok) öyle taksîm ederim! buyurduğu rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 1293
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Devlet malını özel işte kullanmak
Ravi : Ensâr kadınlarından Havle
Baslik : BEYTÜLMAL`DE HAKSIZ TASARRUF EDENLERE KIYÂMET GÜNÜNDE AZAP MUKARRERDİR
Hadis : Rivâyete göre, Havle: ben Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in: [Birtakım kimseler Allah`ın (müslümanların maslahatlarına tahsîs buyurduğu) malında, haksız olarak tasarruf ederler. Onlar için kıyâmet günüde Cehennem muhakkaktır.] buyurduğunu işittim, demiştir.
HadisNo : 1294
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : GANÎMET MALININ TAKSÎMİNE İ`TİRÂZ EDEN ZÜLHUVAYSIRA VE BU KÜSTAH ADAMIN HÜVİYETİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem Necid tarafına bir fırka asker (teçhîz edip) göndermişti. Abdullah İbn-i Ömer de bu fırka içinde bulundu. Bu askerler birçok deve iğtinâm ettiler. Her birinin hissesine ganîmet olarak on iki, yâhut on bir deve düşmüştü. Bu hisselerine zamîme olarak kendilerine birer deve de (Resûlullah`a âit humüs hisseden) ihsan buyurulmuştur.
HadisNo : 1295
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Adâlet
Ravi : Câbir b. Abdullâh
Baslik : GANÎMET MALININ TAKSÎMİNE İ`TİRÂZ EDEN ZÜLHUVAYSIRA VE BU KÜSTAH ADAMIN HÜVİYETİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, (Mekke`nin fethinden sonra) Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem Ci`râne (mevkiin) de (Huneyn ve Hevâzin harbinin) ganîmet (lerini) taksîm etmek üzere iken (Zülhuveysıra denilen) bir kişi Resûlullah`a karşı (küstahâne bir edâ ile) ansızın: - Yâ Resûla`llah, adâlet et! (Şu taksîm, Allah rızâsı kasd olunarak yapılmış bir taksîm değildir!) demişti. Resûlullah da onu: - Eğer ben adâlet etmezsem bedbaht olurum! (Bir rivâyete göre: sen bedbaht olursun!) cevâbiyle karşıladı.
HadisNo : 1296
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : YENİ MÜSLÜMAN OLAN MEKKE EŞRÂFINA KALBLERİNİ MÜSLÜMANLIĞA ISINDIRMAK İÇİN YÜZER DEVE VERMİŞTİ. HUNEYN HARBİNDE ESİR EDİLEN CÂRİYELERİN UMÛMU ÂZÂD EDİLMESİ VE MEKKE SOKAKLARI BAYRAM YERİNE DÖNMESİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, Ömer`e Huneyn harbi esirlerinden iki câriye düşmüş ve bunları Mekke`deki evlerden birisine koymuştu. (Bu hadîsin ikinci râvîsi Nâfi`) demiştir ki: Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem Huneyn esirlerini âzadladı. Onlar da sokaklarda dolaşmağa, koşmağa başladılar. Bunun üzerine Ömer, oğlu Abdullah`a: - Yâ Abda`llah! Bu ne haldir? Bak, gör, dedi. (O da sokaklarda ileri, geri koşan binlerce câriye kalabalığının sebebini soruşturarak öğrenip geldi de: - Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem bütün câriyeleri âzadlamıştı, diye cevap getirdi, Ömer de oğluna: - Haydi sen de git, o iki câriyeyi salıver! dedi.
HadisNo : 1297
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Abdurrahmân İbn-i Avf
Baslik : EBÛ CEHL`İN BEDİR HARBİNDE KATLİ VE KATLEDEN İKİ GENCİN NASIL ÖLDÜRDÜKLERİ HAKKINDA ABDURRAHMÂN İBN-İ AVF HADÎSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur. Bedir (harbi) günü ben (harb) saffında durup sağıma, soluma baktığım zaman Ensâr`dan genç yaşlı iki delikanlı gözüme ilişti. Bunlardan harba, darba en elverişlisiyle bulunmak istedim. Bu iki gençten biri beni gözü ile süzdü de bana dönerek: - Ey ammi! Ebû Cehl`i tanır mısın? diye sordu. Ben de: - Evet tanırım, dedim, ve: Ey kardeşim oğlu! Ebû Cehl`i ne yapacaksın? diye sordum. O da: - Bana haber verildiğine göre, Ebû Cehl Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`e sebbedermiş. Hayâtım irâde ve kudretinde olan Allah`a yemîn ederim ki, onu bir görürsem artık benimle ondan eceli yakın olan ölünceye kadar şahsım, onun şahsından asla ayrılmayacaktır, dedi. (Bir gencin heyecan hâlinde söylediği) kat`î şusöze (doğrusu) hayret ettim. Bu iki gençten öbürüsü de beni gözden geçirerek diğerinin söylediği gibi söyledi. (Bu sırada) gözlerim hiç bir tarafa takılmadan ben Ebû Cehl`i görmüştüm. O, Kureyş askeri içinde (hiç durmadan ileri geri) dönüp duruyordu. Ben: - Gençler! Öteye beriye telâşla giden şu şahıs, bana o sorup savuşmak istediğiniz Ebû Cehil`dir, dedim. Onlar da hemen inerek kılıçlarına sarıldılar. Ve Ebû Cehl`i öldürünceye kadar kılıç darbesine tuttular. Sonra dönüp Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in huzûruna geldiler. Ve hâdiseyi arz ettiler. Resûlullah: - Ebû Cehl`i hanginiz öldürdü? diye sordu. Bunlardan her biri: - Ben öldürdüm, dedi. Resûlullah kılıçlarınızı sildiniz mi? diye sordu. Onlar: - Hayır, silmedik diye cevap verdiler. Bunun üzerine Resûlullah: (kılıçlarına ne kadar kan bulaştığını ve ne derece derinlikte battığını anlamak için,): genç gazîlerin kılıçlarını tetkîk edip gözden geçirdi. (Tatyîb için): - İkiniz öldürmüşsünüz! buyurdu. Fakat Ebû Cehl`in ele geçen eşyâsını (bunlardan) Muâz İbn-i Amr İbn-i Cemûh`a verdi. (Çünkü maktûlün metrûkâtına istihkakı îcâb eden şer`î katil, ihsandır. Ebû Cehl`i ihsân eden yâni çok yaralayan ve karnını deşen İbn-i Cemûh idi). Bu iki Mücâhid Muâz İbn-i Afrâ ile Muâz İbn-i Amr İbn-i Cemûh idi.
HadisNo : 1298
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Müellefe-i Kulûb
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : MEKKE EŞRÂFINA VERİLEN YÜZER DEVEYİ, RESÛLULLÂH`IN FEY` OLARAK KENDİSİNE İSÂBET EDEN GANÎMETTEN VERDİĞİ, VE ENSAR GENÇLERİNİN GÖNÜLLERİNDE: ARTIK RESÛLULLÂH BİZİ BIRAKTI DA HEMŞEHRİLERİNE İHSAN KAPISI
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in: Ben Kureyş`e (Müslümanlığa) ısınmaları arzusiyle (ganîmet malından çok hisse) verdim. Çünkü onlar câhiliyet devrine yakındırlar, buyurduğu rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 1299
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : MEKKE EŞRÂFINA VERİLEN YÜZER DEVEYİ, RESÛLULLÂH`IN FEY` OLARAK KENDİSİNE İSÂBET EDEN GANÎMETTEN VERDİĞİ, VE ENSAR GENÇLERİNİN GÖNÜLLERİNDE: ARTIK RESÛLULLÂH BİZİ BIRAKTI DA HEMŞEHRİLERİNE İHSAN KAPISI
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Allahu Teâlâ`nın Hevâzin (harbindeki ganîmet) mallarından Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`e fey` olarak ne verse verdiği zaman, Resûlullah`ın da Kureyş`ten birtakım kimselere (kalblerini tatyîb için) yüzer deve ayırdığı zaman Ensâr`dan bâzı kimseler: - Allah, Resûlullah`ı yarlıgasın! O, Kureyş`e veriyor da bizi bırakıyor. Halbuki kılıçlarımızdan hâlâ Kureyşîlerin kanları damlayor, demişlerdi. Enes (sözüne devâm edip) demiştir ki: Ensâr`ın bu sözü Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`e duyuruldu da Resûlullah Ensâr`a haber gönderip onları deriden bir çadır içinde toplattı. Ensar`dan başka kimseyi onların yanına bırakmadı. Ensar toplayınca Resûlullah yanlarına geldi. Ve: - Ey Ensâr! Sizin tarafınızdan söylenmiş olan bir söz bana erişti, buyurdu. Ensâr`ın söz anlayanları: - Yâ Resûla`llah! Bizim re`y sâhiblerimiz hiç bir söz söylemezler, (ve söylememişlerdir) dediler. (Müellif Zebîdî der ki:) Hevâzin ganîmetinin taksîmine ve esirlerinin ıtlakına dâir olan hadîs uzunca (bir metin ile) yukarıda geçmiştir.
HadisNo : 1300
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Adâlet
Ravi : Cübeyr b. Mut`im
Baslik : HUNEYN VE HEVÂZİN GANÎMETLERİNİN -ESİRLERİN ÂZATLANMASI YÜZÜNDEN- TE`HÎRİNE DE AÇGÖZLÜ BEDEVÎ ARABLARIN İ`TİRAZLARI, RESÛLULLÂH`IN BUNLARA YÜKSEK BİR İRÂDE VE DOĞRULUK ARZEDEN CEVÂBI
Hadis : (Oğlu Muhammed İbn-i Cübeyr`in) rivâyetine göre Cübeyr, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem ile berâber bulunduğu ve Resûlullah ile birtakım kimseler Huneyn (seferin) den döndüğü sırada birtakım bedevî araplar ganîmet isteyerek Resûlullah`ın etrâfına takılmışlardı. Hattâ Resûlullah`ı (son derece ta`cîz ederek) Semüre (denilen dikenli bir) ağaç altına ilticâya mecbûr etmişlerdi de o ağaç (ın iri dikenleri) Resûlullah`ın ridâsını (takılıp) kapmıştı. Bu cihetle Resûlullah` salla`llahu aleyhi ve sellem bir müddet orada tevakkuf buyurup: - Bana ridâmı veriniz! demiş ve müteâkıben (îrâd ettiği bir nutkun sonunda): - Şu iri dikenli ağacın dikenleri sayısınca ganîmet devesi ve sığırı farz olunsa, muhakkak ben onları aranızda taksîm ederim. Sonra siz beni ne cimri, ne yalancı, ne de korkak diye ithâm edebilirsiniz! buyurmuştur.
HadisNo : 1301
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : YİNE BU HUNEYN SEFERİNDE CÂHİL BİR BEDEVÎ DE RESÛLULLÂH`IN RİDÂSININ YAKASINDAN TUTARAK: YANINDAKİ ALLAH MALINDAN BANA DA BİRAZ VER! DİYE ŞİDDETLE ÇEKMİŞ, RESÛLULLÂH DA YÜZÜNE GÜLEREK BAKMIŞ VE VERİLM
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Ben bir kere Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem ile berâber gidiyordum. Resûlullah`ın üzerinde Necran mensûcâtından kalın kenarlı bir ridâ, (kaftan) bulunuyordu. Bâdiyeli bir Arab bize yetişti de Resûlullah`ın ridâsını şiddetle çekti. O sırada ben Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in boynu ile iki omuzu arasına bakmıştım (bir de ne göreyim?) Bedevînin ridâyı şiddetle çekmesinden ridânın (kalın) kenarı Resûllulah`ın boyun safhasında iz bırakmıştır. Bundan sonra bedevî Resûlullah`a: - Yanında bulunan Allah malından bana bir şey verilmesini emret! dedi. Bunun üzerine Resûlullah bedevîye doğru (şefkatle) baktı da güldü, sonra bu bedevîye biraz dünyâlık verilmesini emretti.
HadisNo : 1302
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Müellefe-i Kulûb
Ravi : Abdullâh b. Mes`ûd
Baslik : YİNE BİR BEDEVÎ: ŞU TAKSİM, ALLAH RIZÂSI GÖZETİLEN ÂDİLÂNE BİR TAKSİM DEĞİLDİR, DİYE SÖYLENMESİ ÜZERİNE RESÛLULLÂH`IN: ALLAH VE RESÛLULLÂH ADÂLET ETMEZSE YA KİM EDER! BUYURMALARI
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Huneyn günü (harb) olup bitince Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem (ganîmet taksîmi sırasında) bâzı kimselere ziyâde vermek sûretiyle husûsiyet bahş etti. (Meselâ Müellefe-i Kulûb`dan) Akra` İbn-i Hâbis`e yüz deve vermişti. Uyeyne`ye de bunun kadar vermişti. Arab eşrâfından bâzı insanlara da bu sûretle yüz deve ihsan buyurup bu Arab eşrâfını o gün ganîmet bölümünde başkalarına tercîh etmişti. (Peygamber`in bundaki gayesini anlamayanlardan) bir kişi (i`tirâz ederek): - Vallahi şu taksîm, kendisinde adâlet gözetilmeyen, yâhut kendisiyle Allah rızâsı kasd edilmeyen bir taksimdir ve bu muhakkaktır, dedi. Ben de: - Vallahi bu (küstahca) sözü ben Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e muhakkak haber veririm, dedim. Ve Peygamber`e varıp haber verdim. Resûlullah: - Allah ve Resûlü adâlet etmezse kim eder?. Allah Mûsâ`ya rahmet etsin, o, bundan daha çok sözlerle ezâlandırıldı da sabretti (ve böyle küstahları cezâlandırmadı) buyurdu.
HadisNo : 1303
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : YİNE BİR BEDEVÎ: ŞU TAKSİM, ALLAH RIZÂSI GÖZETİLEN ÂDİLÂNE BİR TAKSİM DEĞİLDİR, DİYE SÖYLENMESİ ÜZERİNE RESÛLULLÂH`IN: ALLAH VE RESÛLULLÂH ADÂLET ETMEZSE YA KİM EDER! BUYURMALARI
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, müşârün-ileyh: [Biz, gazâlarımızda bal, (yağ), üzüm, (meyve gibi) yiyecek şeylere rast gelirdik. Bunları (yerinde) yerdik de (iddihâr için) nakletmezdik] demiştir.
HadisNo : 1304
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Cizye
Ravi : Ömer b. el-Hattâb
Baslik : BU HUSÛSA DÂİR HAZRET-İ ÖMER HADÎSİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, Hazret-i Ömer kendileri vefatlarından bir sene önce Basra Vâlisi (Cez` İbn-i Muâviye) ye gönderdiği bir emirnâmesinde: Mecuslardan (kendi âdetleri ve kendi nikâhlariyle aralarında zevciyet bulunan) her zî-rahm-i mahrem (karı, koca) arasını ayırınız!. (Her sâhiri de yakalayıp öldürünüz!) diye yazmıştır. (Vâli Cez`den: üç sâhir bulduk, öldürdük. Mecuslardan da mahrem karı kocaların aralarını ayırdık, dediği de diğer bir tarikle rivâyet olunmuştur.) Râvî: iptidâ Ömer mecusdan cizye almazdı. Nihâyet Abdurrahmân İbn-i Avf, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in (Bahreyn`in) Hecer (şehri) mecûsundan cizye aldığına şahâdet etti. (Bunun üzerine Ömer de almağa başladı, demiştir.)
HadisNo : 1305
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Cizye;Dünya nîmetlerine kapılmamak
Ravi : Amr İbn-i Avf
Baslik : BAHREYN MUÂHEDESİNE DÂİR AMR İBN-İ AVF HADÎSİ
Hadis : Ensar`dan Amr İbn-i Avf`den -ki, müşârün-ileyh Âmir İbn-i Lüey oğullarının dostu idi ve Bedir`de hazır bulunmuştu- rivâyet olunduğuna göre, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem harp etmeksizin Bahreyn ahâlîsiyle bir sulh akd etmiş ve Bahreynliler (muayyen miktarda cizye vermeyi deruhde etmişlerdi. Resûlullah bunlar) üzerine Alâ` İbn-i Hadremî`yi Emir nasbetmiştir. Tahsîl olunan Cizye mallarını getirmek üzere de bilâhare Resûlullah Ebû Ubeyde İbn-i Cerrâh`ı Bahreyn`e gönderdi. Ebû Ubeyde İbn-i Cerrâh`ı Bahreyn`e gönderdi. Ebû Ubeyde cizye mallarını alarak Bahreyn`den Medîne`ye geldiğinde Ensâr onun geldiğini işitince -ki, bu haberin şuyûu Ashâb`ın Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem ile sabah namazı kıldığı bir zamâna tesâdüf etmişti- Ensar sabah namazını kılar kılmaz hemen dönüp Ebû Ubeyde`ye karşı çıktılar. Resûlullah Ashâb`ı bu halde görünce gülümsiyerek onlara: - Öyle sanıyorum ki siz, Ebû Ubeyde`nin hayli dünyâlıkla geldiğini duydunuz (da onu sevinçle karşılıyorsunuz!) buyurdu. Onlar da: - Evet yâ Resûla`llah! diye tasdîk ettiler. Bunun üzerine Resûlullah: - Şâd olunuz ve sizi sevindirecek ni`metleri (bundan böyle her zaman) umunuz!. Vallahi (bundan sonra) size fakr-ü ihtiyaç geleceğinden hiç korkmam. Fakat sizin için korktuğum bir şey varsa o da sizden önce gelip geçen ümmetlerin önüne dünyâ (ni`metleri) nin yayıldığı gibi sizin önünüze de yayılarak onların biribirlerine haset ettikleri ve nefsâniyet güttükleri gibi sizin de biribirinize düşmeniz ve onların helâk oldukları gibi sizin de mahvolup gitmenizdir, diye ümmeti intibâha da`vet etmiştir.
HadisNo : 1306
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Cübeyr b. Mut`im
Baslik : İRAN HARBİ VE ŞÂRİH AYNÎ`NİN BU MUHÂREBE HAKKINDA ÎZÂHI
Hadis : Ömer İbn-i Hattâb (hilâfetinin ikinci yılında bir ordu techîz ederek) Îran`ın mahal ta`yîn etmiyerek büyük şehirleri üzerine müşriklerle harbetmek üzere göndermişti. Bunun üzerine Hürmüzân müslüman oldu. (Hazret-i Ömer de onu mukarrebîni arasına alarak): - Ey Hürmüzân! Şimdi seninle (Îran fütûhâtını tamamlamak için) şu Fars, Isfahan, Azarbaycan hakkında istişâre ediyorum. Bunlardan, önce hangisinin fethine başlanmalıdır? diye sordu. Hürmüzân cevap vererek: - Evet Emîre`l-mü`minîn! Bu toprakların ve buralarda bulunan müslüman düşmanı halkın benzeri, iki kanadı, iki ayağı ve bir başı bulunan bir kuştur ki, bu kuşun bir kanadı kırıldığı farz edilse (o ölmez), bir kanadı ve bir başı ile iki ayağı ile (yaşar) durur. Amma kuşun başı ezilirse ayakları da, kanatları da, başı da (kırılır, ezilir) gider. İmdi bu işte baş, Kisrâ`dır. Kanadın biri Kayser`dir, öbürüsü de Fars`tır. Yâ Emîre`l-mü`minîn! Şimdi siz müslümanlara emrediniz de toptan Kisrâ üzerine hareket etsinler! dedi. (Îran harp târihinin son derece hulâsa edilmiş bu birinci safhasıdır). Râvî Cübeyr İbn-i Habbe (Îran vakayiinin ikinci bir safhasını rivâyet ederek) demiştir ki: (Kadisiyye fethinden geldikten sonra bir gün) bizi Ömer gazâ için çağırdı. Üzerimize de Nu`mân İbn-i Mukarrin`i kumandan dikti. (O da Kadisiyye fethinden yeni gelmişti. Bu yeni ordu içinde İbn-i Ömer ve Ashab`tan pek çok kimseler vardı. Biz Medîne`den hareket ederken Hazret-i Ömer Ebû Mûse`l-Eş`arî`ye Basra kuvvetleriyle, Huzeyfe`ye de Kûfe kuvvetleriyle hareket etmelerini ve Nehâvend`de birleşmelerini yazdı. Biz de Medîneden hareket ederek) düşman diyârında Nehâvend`e varıp birleştik. Kisrâ`nın kumandanı bizi (Fars, Kirman ve sâire ahâlîsinden) kırk bir kişilik bir kuvvetle karşıladı. Ve kumandan tarafından gelen bir tercüman bize: - Bâzı şeyler soracağım: İçinizden bir kişi bana cevap versin! dedi. (Ashâb`ın hakîm ve hatiplerinden) Muğîre İbn-i Şu`be: - Ne istersen sor! demesi üzerine tercüman (istihfafkârâne ve taşa, ağaca seslenir gibi): - Siz ne (mülevves) şeylersiniz? dedi. Muğîre şöyle cevap verdi: - Biz Arap ırkından birtakım kimseleriz. Biz vaktiyle azgın bir şakavet, zorlu bir belâ ve mihnet içinde yaşarken, açlıktan hurma çekirdeği, deri parçası sorarken, deve yününden ve kıldan elbîse giyerken, ağaca ve taşa taparken; hulâsa biz, böyle koyu bir vahşet ve cehâlet içinde iken göklerin ve yerlerin Rabbı, şânı âlî ve azameti mütecellî olan Allahu Teâlâ bize kendi aramızdan bir Peygamber gönderdi. Biz onun babasını anasını (aramızdaki şerefini, haseb-ü nesebini, doğru sözlülüğünü) biliriz. Şimdi Rabbımızın gönderdiği bu azîz Peygamberimiz salla`llahu aleyhi ve sellem bize -siz yalnız bir Allah`a ibadet edinceye, yâhut cizye verinceye kadar- sizinle harp etmemizi emir buyurdu. Ve Peygamberimiz salla`llahu aleyhi ve sellem Rabbımız nâmına bize haber verdi ki: bizden cihad uğrunda hayâtını fedâ edenler doğru Cennet`e gider. Ve Cennet`te, asla misli görülmedik ni`mete nâil olur. Şehid olmayıp da geride hayatta kalanlar da sizi esîr edip rakabenize mâlik olurlar: (Muğire İbn-i Şu`be bu âteşîn hitâbesini zeval vakti bitirmişti. Ve harpten başka bir çıkar yol olmadığını anlamıştı. Kumandanımız Nu`mân İbn-i Mukarrin`e harbe başlanmasını teklîf etti. Bunun üzerine) Nu`mân: - (Azîz kardeşim Muğîre!) Allahu Teâlâ seni, Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem ile berâber bu vak`a gibi bir çok muhârebelerde bulundur (makla mübâhi kıl) dı. (Hatırlarsınız ki, Resûlullah gündüzün ilk saatinde harbe başlamazsa zevalden sonraya te`hîr ederdi). Şimdi sabır ve teennî size nedâmet vermez. Ve sizi düşman nazarında küçük düşürmez. Benim Resûlullah ile bulunduğum bütün muhârebelere Resûlullah, gündüzün ilk saatinde harp etmezse, (zevalden sonra) tâ rüzgâr esip (öğle sisi geçinceye) namazlar kılınıncaya kadar intizâr etmek i`tiyâdında idi, dedi. (Ve müsâit zamanda taarruz emrini verdi).
HadisNo : 1307
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Cizye
Ravi : Ebû Humeyd Ensârî-i Sâidî
Baslik : EYLE EMANNÂMESİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, şöyle demiştir: Biz Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem ile berâber Tebük`e gazâ etmiştik. (Sefer esnâsında) Eyle Melîk`i (Buhne İbn-i Ru`be Resûlullah`ın huzûruna geldi; sulh oldu; cizye vermeği deruhte etti). Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e (Düldül adlı) beyaz bir katır hediye etti. Ve Bürd (-i Yemânî) bir libas giydirdi. Resûlullah da ona sâhil boyundaki köyler halkı hakkında bir amânnâme yaz (dırıp ver) di.
HadisNo : 1308
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Haksız yere bir zimmî öldürmek
Ravi : Abdullâh b. Amr b. Âs
Baslik : BİR MÜSLÜMANIN MUÂHİDİ ÖLDÜRMESİNİN CEZÂSI CENNET`TEN MAHRÛMİYETTİR
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: Her hangi (mü`min) bir kişi Muâhit ve (Haracgüzâr) bir Zimmîyi (haksız yere) öldürürse, o kişi Cennet kokusu kokamaz. Halbuki (kebâirden kaçınan öbür mü`minler) Cennet kokusunu kırk yıllık mesâfeden duyar.
HadisNo : 1309
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Yahûdilerin Hz. Peygamber`i zehirlemek istemeleri
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : MUÂHİDİN MÜSLÜMANA KARŞI HİYÂNET EDİP AHDİNİ BOZMASININ HÜKMÜ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Hayber fetholunduğu zaman Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e (Hâris kızı Zeyneb tarafından) içi zehirli (kızartılmış) bir koyun hediye edilmişti. (Bunun zehirli olduğunu vahy ile bilen) Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem (Ashâb`a): - Hayber`de ne kadar Yahûdî varsa onları bana toplayınız! buyurdu. Ashab da toplayıp getirdiler. Resûlullah bunlara hitâb ederek: - Size bir şey soracağım; bana doğru cevap verir misiniz? buyurdu. Yahûdîler: - Evet, doğrusunu söyleriz! dediler. Bunun üzerine Resûlullah Yahûdîlere: - Sizin (ulu) babanız kimdir? diye sordu. Onlar da: - Falandır! diye cevap verdiler. Resûlullah onlara: - Yalan söylediniz, (büyük) babanız falandır, diye yalanladı. Yahûdîler: - Doğru söyledin, diye Resûlullah`ı tasdîk ettiler. Şimdi Resûlullah Yahûdîlere: - Size bir şey daha soracağım. Bana doğrusunu söyler misiniz? diye sordu. - Evet, yâ Ebe`l-Kasim söyleriz. Hem biz yalan söylersek bile bizim yalanımızı bilirsin. Nasıl ki, bizim babamızı bilmiştin! dediler. Bunun üzerine Resûlullah onlara: - Cehennemlik kimlerdir? diye sordu. Yahûdîler: - Biz, az bir zaman Cehennem`de bulunacağız, sonra orada siz bize halef olacaksınız! diye cevap verdiler. Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem de: - Haydi buradan yıkılın! Vallahi Cehennem`de biz size asla halef olamayız! diye onları reddeti. Sonra Resûlullah: - Şimdi (asıl mühim) bir şey soracağım. Buna olsun doğru cevap verir misiniz? diye sordu. Yahûdîler: - Evet, yâ Ebe`l-Kasim! diye cevap verdiler. Resûlullah: - Şu koyu (n kızartması) na zehir koydunuz mu? diye sordu. Yahûdîler: - Evet, koyduk! dediler. Resûlullah: - Bu cinâyete sizi ne sevk etti? demişti. Yahûdîler de: - Biz şöyle düşündük: Eğer sen yalancı (Peygamber) isen (koyunu yer ölürsün) biz de müsterih oluruz. Eğer hakîkî bir Peygamber isen sana bir zarar irişmez! diye cevap verdiler.
HadisNo : 1310
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Diyet (kan bedeli);Kan bedeli;Yalan yere yemin
Ravi : Sehl b. Sa`d
Baslik : BİR KASÂME DA`VÂSINDA GÖRÜLEN MÜŞKÜLLER`LE İLGİLİ RİVAYET
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: (bir hurma mevsimi) Abdullah İbn-i Sehl ile Mes`ûd İbn-i Zeyd`in oğlu Müheyyisa Hayber`e (dostları yanına hurma toplamağa) gitmişlerdi. O sene Hayberlilerle müslümanlar arasında sulh ve müsâlemet vardı. Bu iki yoldaş Hayber`e vardıklarında (kendi işlerine) ayrıldılar. Bir müddet sonra Muhayyısa (işlerini bitirip) Abdullah İbn-i Sehl`e geldi. Fakat (onun boynu kırılarak bir pınara atılmış olduğunu gördü). Zavallı Abdullah kana boyanmış, öldürülmüş bir halde idi. Muhayyısa onu defnetti. Sonra dönüp Medîne`ye geldi. Vak`ayı Peygamber`e arzetmek üzere Abdurrahmân İbn-i Sehl ve (Ensâr`dan İbn-i Mes`ûd`un oğulları) Muhayyısa ile Huveyyısa Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e gittiler. (İptidâ) Abdurrahmân söze başladı. Fakat Resûlullah yaşça pek genç olan Abdurrahmân`a: "İlk sözü yaşlıya bırak, ilk sözü yaşlıya ver!" ihtârında bulundu. Bunun üzerine Abdurrahmân sustu. İki kardeş vâkıayı arzettiler. Sonunda Resûlullah onların üçüne: - Bu cinâyetin Hayber`de Yahûdîler tarafından îkâ edildiğine yemîn eder ve sâhibinizin kanı bedeli olan diyete müstahak olur musunuz? teklîfinde bulundu. Onlar da: - Yanında bulunmadığımız ve görmediğimiz bir cinâyet hakkında nasıl yemîn ederiz? diye imtinâ ettiler. Resûlullah: - Şu halde Yehûd elli yemîn ile isnâd ettiğiniz cinâyetten berâet eder! buyurdu. Da`vâcılar: - Yâ Resûla`llah! Kâfirler gürûhunun yeminlerine nasıl i`tibâr ederiz? diye râzı olmadılar. Bunun üzerine Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem cinâyetin diyetini kendisi ver(erek da`vâ sona er) di.
HadisNo : 1311
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Sihir;Süvarilere verilen ganîmet
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : SİHİRLE İLGİLİ HZ. ÂİŞE`NİN HADİSİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e sihir edildiği, hattâ işlemediği bir şeyi işledim sandığı, rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 1312
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Kıyâmet alâmetleri;Veba
Ravi : Avf İbn-i Mâlik
Baslik : KIYAMETİN ALÂMETLERİ, İLGİLİ AVF İBN-İ MÂLİK HADİSİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, şöyle demiştir: Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem Tebük gazâsında meşinden (ma`mûl) yuvarlak bir çadır içinde iken huzûruna girdim. (Görüşürken bana dedi ki:) Kıyâmetin kopması yaklaştığı sıra (onun alâmetlerinden olmak üzere şu) altı şey`i say!: 1) Benim ölümüm, 2) Beyt-i Makdis`in fethi, 3) (Tâûn) öledi ki, koyun kırımı gibi o sizi yakalayacaktır, 4) Mal çokluğu ki, siz, bir kişiye (ıvazsız) yüz dînar verseniz bile (yine az ve küçük görerek) hoşnutsuzluğu ve husûmeti sürüp gidecektir, 5) Bir fitne ki, Arap evlerinden girmediği hiç bir ev kalmayarak muhakkak girecektir, 6) Sizinle Benû Asfer (denilen Rum) arasında akdolunan bir sulh ki, düşmanlarınız musâlâhayı müteâkip hıyânet ve nakz-ı ahd ederek üzerinize -her bayrağın altında on iki bin nefer olmak üzere- seksen kumandanın bayrakları altında (bir milyona yakın bir kuvvetle) üzerinize saldıracaklardır.
HadisNo : 1313
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Cizye;Harac
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : CİZYE, HARAC LA İLGİLİ EBÛ HÜREYRE HADİSİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre müşârün-ileyh (bir kere meclisinde bulunanlara): - (Cizye, harac olarak) dînar, dirhem almayacak olursanız hâliniz nice olur? demişti de onlar da: - Yâ Ebâ Hüreyre sen (günün birinde) böyle bir şey olur mu sanırsın? diye karşılamışlardı. Bunun üzerine Ebû Hüreyre: - Evet, Ebû Hüreyre`nin hayâtı, kudreti elinde olan Allah`a yemîn ederim ki, (ben size) -kendisi doğru söyleyen, kendisine de (vahy ile) doğru söylenen, (Resûlullah`ın) sözünden (haber veriyorum!) dedi. Oradakiler: - "Pek eyi! Şu cizye, haraç altınlarını, gümüşlerini alamamak neden neş`et ediyor? diye sordular" Ebû Hüreyre: - Allah`ın ve Resûlü salla`llahu aleyhi ve sellem`in muâhidlere verdiği ahd-ü amânı yırtılır, atılır; o zaman Allahu Teâlâ zimmîlerin gönüllerini sıkıca bağlar da ellerindeki cizye, haraç malını vermezler, diye cevap verdi.
HadisNo : 1314
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Ahdi bozmak (ahde vefâsızlık);Verdiği sözü tutmamak
Ravi : Abdullâh b. Mes`ûd
Baslik : NAKZ-İ AHD HAKKINDA ENFÂL SÛRESİ`NİN (56) INCI ÂYETİNİN TERCEME VE ÎZÂHI
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in: "Ahdini bozan her kişi için kıyâmet gününde (halk arasında teşhir olunmak üzere) bir alâmet vardır" buyurduğu rivâyet olunmuştur. Râvîlerden birisi: "O alâmet gaddarın yanına dikilir" diye rivâyet etmiş, öbür râvî de: "O alâmet gaddarın yanında görülür, onunla bilinir" demiştir.
HadisNo : 1315
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Cennet hûrileri
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : Bİ`R-İ MAÛNE FÂCİASI HAKKINDA ENES İBN-İ MÂLİK HADÎSİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: Cennet hûrilerinden bir kadın yer halkına baksa hiç şüphesiz o, Cennet`le yer arasındaki fezâyı aydınlatır. Ve orayı bir güzel koku doldurur. Yine muhakkaktır ki, o kadının baş örtüsü, dünyâdan ve dünyâdaki her şeyden değerlidir.
HadisNo : 1182
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Me`ûne Kuyusu şehitleri;Şehitler
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : Bİ`R-İ MAÛNE FÂCİASI HAKKINDA ENES İBN-İ MÂLİK HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, şöyle demiştir: Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem (bir da`vet üzerine Kur`ân bilenlerden) yetmiş kişiyi Âmir oğullarına ve Süleym oğullarından bâzı soylara (irşad ve din öğretmek için) göndermişti. Bunlar Meûne kuyusuna) vardıklarında dayım (Harâm İbn-i Milhân) arkadaşlarına: - Sizden önce ben (Süleym oğullarına) varayım da eğer onlar bana Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`den (aldığımız emri) kendilerine teblîğ edinceye kadar aman verirlerse (ne âlâ), vermezler (de ihânet ederler) se (zâten) siz de (benden uzakta değil) bana yakın bulunuyorsunuz, dedi, ve ilerledi. Süleym oğulları (ibtidâ) dayıma aman verdiler. O da Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`den (aldığı emirleri) teblîğ ettiği sırada onlar ansızın aralarından (Âmir İbn-i Tufeyl denilen) bir kimseye işâret ettiler. O da dayımı (arkasından şiddetle) mızraklandı. Bir halde ki, mızrağı göğsünden çıkardı. Bu ölüm darbesi üzerine Harâm (göğsünden fışkıran kanlara ellerini bulayıp yüzüne ve başına sürerek): - Allah büyüktür, Kâ`be`nin sâhibine yemîn ederim ki, ben (şahâdet rütbesi) kazandım, diye haykırdı. Sonra (bu gaddar) Süleym oğulları dayımın geri kalan arkadaşlarına döndüler. Dağa kaçan (Kâ`b İbn-i Zeyd denilen) aksak bir kişiden başka onları da öldürdüler. Şimdi Cibrîl aleyhi`s-selâm (bu fâciayı) Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e: - Seriyyedeki bütün Ashâbın Rablarına kavuştular. Allah onlardan râzı oldu, onları da mumnûn etti. diye bildirdi. O zamanlar biz, (Cibrîl`in Peygamberimize vâkı` olan) bu (vahyi) ni (Kur`ân olarak): - Biz (şehitler) i (Peygamberimize ve) kavmimize haber veriniz: biz, Rabbimize kavuştuk, O bizden râzı oldu, bizi de hoşnûd etti, diye okurduk. Bir zaman sonra (tilâveti) nesh olundu. Bu (fâcia) nın üzerine Resûlullah, Allah`a ve O`nun Resûlüne isyân eden şu Ri`l, Zekvân, Lihyân oğulları ve Usayye oğulları üzerine kırk sabah (la`netle karışık) dûa etti.
HadisNo : 1183
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Cündeb İbn-i Süfyân
Baslik : UHUD HARBİNDE RESÛLULLÂH`IN, PARMAĞININ YARALANMASI HAKKINDA CÜNDEB HADÎSİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem bâzı gazâlarda bulunmuştu da parmağı (yaralanıp) kanamıştı. Bunun üzerine Resûlullah: (Parmağım!) Sen yalnız kanayan bir parmak değil misin?!. (Yoksa ne kırıldın, ne düştün). Bu kazâya da (boş değil,) Allah yolunda uğradın! buyurmuştur.
HadisNo : 1184
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Şehitler
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : ALLAH YOLUNDA HARP MEYDANINDA YARALANAN VE ŞEHİD DÜŞEN MÜCÂHİDLERİN KIYÂMET GÜNÜNDE ARASAT MEYDANINA YARASINDAN KANI KAN RENGİNDE AKARAK, FAKAT MİSK GİBİ KOKARAK GELECEĞİ HAKKINDA EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir: Hayâtım elinde (kudretinde) olan Allah`a yemîn ederim ki: Allah yolunda hiç bir kimse yaralanmaz -Allah kendi rızâsı uğrunda yaralanan kişiyi çok iyi bilir ya- ancak o şehid mücâhid, kıyâmet gününde (yaralı hey`etiyle) kanı, kan renginde (cerîhasından akarak), kokusu da misk kokusu (saçarak Arasat meydanına) gelir.
HadisNo : 1185
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Kahramanlık oyunları (spor)
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : ENES İBN-İ NADR`IN UHUD HARBİNDE SEKSEN BU KADAR YARA ALARAK ŞEHÂDETİ VE KILIÇ, SÜNGÜ, OK DARBELERİYLE BİLİNEMEZ BİR HÂLE GELDİĞİ VE İBN-İ NADR İLE EMSÂLİ ŞEHİDLER HAKKINDA ÂYET NÂZİL OLDUĞU
Hadis : Gelen rivâyete göre, müşârün-ileyh demiştir ki: amucam Enes İbn-i Nadr radiya`llahu anh Bedir harbinden uzakta bulunmuştu da: yâ Resûla`llah! Müşriklerle muhâbere ettiğin ilk gazâdan uzakta bulundum. Eğer Allah beni müşriklerle harb (meydanı) nda hazır bulundurursa, oynayacağım (kahramanlık) oyunlarını Allah muhakkak (herkese) gösterecektir, demişti. Uhud günü hulûl edip de müslümanlar münhezim olunca İbn-i Nadr: - Yâ Rab! Şunların yâni müslümanların irtikâb ettikleri bozgunculuktan dolayı Sana i`tizâr ederim. Şunların da yâni müşriklerin de (Resûlullah`a karşı) irtikâb ettikleri cinâyetten Sana ilticâ eylerim, dedi. Sonra (müşriklere doğru) ilerledi. Bu sırada İbn-i Nadr`a Sa`d İbn-i Muâz rast geldi. Ona da: - Ey Sa`d İbn-i Muâz; Cennet istiyorum!. Ve Nadr`ın Rabbına yemîn ederim ki: ben Cennet`in kokusunu Uhud`da buluyorum, dedi. Sa`d İbn-i Muâz (İbn-i Nadr`ın şehâdet menkabelerini hulâsa ederek Resûl-i Ekrem`e): - Yâ Resûla`llah! (İbn-i Nadr düşmanlara karşı öyle cihad etti ki) ben onun gösterdiği hârikalar (ı tasvîr) e muktedir değilim, dedi. Enes İbn-i Mâlik (Sa`d İbn-i Muâz`ı te`yîd ederek) demiştir ki: biz İbn-i Nadr`ı şehîd olarak bulduğumuzda onun bedeninde kılıç darbesi, mızrak vurması ve okla musâb olarak seksen bu kadar yara bulduk. Müşrikler bu mücâhide (burnunu, kulaklarını ve sâir a`zâsını birer birer kesmek sûretiyle) o kadar işkence etmişlerdi ki, bu (azîz) şehîdi hiç bir kimse tanıyamadı da yalnız kız kardeşi (halam) parmaklarının uciyle tanıyabildi. (Yine) Enes İbn-i Mâlik demiştir ki, zannedersem şu: âyeti sonuna kadar Enes İbn-i Nadr ile benzerleri hakkında nâzil olmuştur. Yine Enes İbn-i Mâlik demiştir ki: İbn-i Nadr`ın kız kardeşi -ki o, Rübeyyi` adiyle anılır. (Bir kere)- bir kadının ön dişlerini kırmıştı da (onlar diyetini istemişlerdi, İbn-i Nadr da afivleini dilemişti). Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem de kısas ile emretmişti. Bunun üzerine Enes İbn-i Nadr dedi ki: - Yâ Resûla`llah! Seni hak ile (müeyyed) peygamber gönderen Allah`a yemîn ederim, (ve Allah`ın inâyetinden umarak derim ki:) Rübeyyi`in dişi kırılmaz!. Hakîkaten da`vâcılar en sonu diyete râzı olup kısası bıraktılar. Bunun üzerine Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem: - Allah`ın kullarından öyle bir kişi vardır ki, o, Allah`a yemîn etse, muhakkak Allah onun yemînini yerine getiririr, buyurdu.
HadisNo : 1186
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Kur`ân-ı Kerîm`in yazılışı
Ravi : Zeyd b. Sâbit
Baslik : ZEYD İBN-İ SÂBİT KUR`AN SAHİFELERİNİ MUSHAF`TA TOPLARKEN BU ÂYETİ ENSAR`DAN HUZEYME`NİN YANINDA BULDUĞUNU BİLDİRMİŞTİR
Hadis : Gelen rivâyete göre, şöyle demiştir: (Kur`ân`ı istinsâh ederken) ben, (Hafsa`nın yanındaki Kur`ân yazılı) sahifeleri (n sûretlerini) Mushaflara naklettim de Ahzâb (Sûresi`n) den bir ayeti -ki, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`den onu okuduğunu her zaman işittiğim halde- kaybetmiştim. Ve o âyeti (yazılı olarak) bulamamıştım; yalnız; Peygamberimiz`in; tek başına şahâdetini iki kimsenin şehâdetine denk tuttuğu Ensâr`dan Huzeyme`nin yanında buldum. (En sonu onu da hey`etin kârariyle Mushaf`taki sûresine koyduk). O âyet de Allah`ın: [Mü`minlerden öyle erler vardır ki, onlar Allah`a verdikleri ahde bağlı kaldılar] meâlindeki kavlidir.
HadisNo : 1187
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Şehitler
Ravi : Berâ` b. Âzib
Baslik : İPTİDÂ ALLÂH`A ÎMÂN, SONRA ALLAH UĞRUNDA CİHÂD EDİLMESİ HAKKINDA BERÂ` İBN-İ ÂZİB HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiş olduğu rivâyet olunmuştur: (Uhud harbinde) Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e demir (zırh) ile yüzü örtülü bir kişi geldi de: - Yâ Resûla`llah! (Hemen) harb edeyim de (sonra) müslüman mı olayım? diye sordu. Resûlullah: - Müslüman ol, sonra harb et! buyurdu. O da hemen müslüman oldu. Sonra vuruştu. Nihâyet şehîd edildi. Bunun üzerine Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem: - Az işledi, fakat çok kazandı, buyurdu.
HadisNo : 1188
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Şehitler
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : ŞEHİDLERİN MAKÂMI FİRDEVS-İ A`LÂ OLDUĞUNA DÂİR ENES İBN-İ MÂLİK HADÎSİ
Hadis : Şöyle rivâyet olunmuştur: Berâ` kızı Rübeyyi`in anası -ki bu kadın Hârise İbn-i Sürâka`nın da anasıdır- Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e gelerek: - Yâ Nebiyya`llah! Hârise (nin hâlin) den bana haber vermez misiniz?. Ona Bedir günü serseri bir ok dokunarak öldürmüştü. Eğer oğlum Cennet`te ise (bu acıya) sabr ederim. Cennet`te değilse ona gücüm yettiği kadar ağlamağa çalışırım, demişti. Resûlullah cevâben: - Ey Hârise`nin anası, sana şanlı bir haber vereyim: Cennet`te bir çok yüksek dereceler vardır; oğlun muhakkak bunlardna Firdevs-i A`lâ (denilen en yüksek derece) ye erişti, buyurmuştur. (Bu cevab üzerine kadıncağız: - Eyi eyi, yâ Hârise! Ne mutlu sana, diye dönüp gitmiştir).
HadisNo : 1189
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Ebû Mûsâ el-Eş`arî
Baslik : ALLAH YOLUNDA CİHAD, ALLAH ADINI YÜCELTMEK İÇİN EDİLEN CİHAD OLUP GANÎMET İÇİN, ÖVÜLMEK İÇİN, BAHÂDIR GÖRÜNMEK İÇİN CİHAD DEĞİLDİR
Hadis : Şöyle demiş olduğu rivâyet olunmuştur: (Bir kere) Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e bir kişi geldi de o: - (Yâ Resûla`llah!) Bir kısım kimseler ganîmet malı için muhârebe eder, bir kısım kimseler de (halk arasında) övülmek için muhârebe eder. Bir kısım insanlar da (şecâatte) mevkii görülsün diye cihâd eder. Şu halde Allah uğrunda cihâd eden ya kimdir? diye soruldu. Resûlullah: - Kim ki yalnız Allah adı, (varlığı ve birliği prensibi) yüce olsun diye cihâd ederse o mücâhidin cihâdı Allah yolundadır, buyurdu.
HadisNo : 1190
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Benî Kureyza Gazâsı
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : BENÎ KURAYZA SEFERİ HAKKINDA HAZRET-İ ÂİŞE HADÎSİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem Hendek günü, (gazâ sona ererek hânesine) döndüğü ve silâhını (çıkarıp yerine) koyduğu, baştan aşağı da yıkandığı sırada kendisine Cibrîl geldi. Cibrîl`in başını bir toz (tabakası tac gibi) kaplamıştı. Bu halde Cibrîl: - (Yâ Resûla`llah) silâhınızı bıraktınız mı?. Vallahi ben silâhımı bırakmadım, dedi. Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem: Öyle ise nereye (sefer?) diye sordu. O da: - Hâ şuraya, dedi de Benû Kurayza`ya (doğru) işâret etti. Âişe demiştir ki: bu (muhâvere) nin üzerine Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem Kurayza oğulları (yurdu) na doğru (yola) çıktı.
HadisNo : 1191
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Şehitler
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : BİRİ DİĞERİNİ ÖLDÜRÜP CENNET`E GİREN İKİ KİMSE İLE İLGİLİ RİVAYETLER
Hadis : Şöyle dediğ rivâyet olunmuştur: (Bir kere) Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem: - Allah iki kişiyi rızâsıyla karşılar. Ki onlar, biri öbürünü öldürüp Cennet`e giren iki kimsedir, dedi. (Ashab taaccüd ederek: - Yâ Resûla`llah! Hem öldüren, hem ölen ikisi birden nasıl Cennet`e girer? diye sordular da Resûlullah): - Şu (müslüman) Allah yolunda çarpışarak şehid düşer (de Cennet`e girer). Sonra Allah öldürene hidâyet eder (: o da müslüman olur. Allah yolunda cihâd eder.) O da şehîd düşer, diye cevap verdi.
HadisNo : 1192
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : BİRİ DİĞERİNİ ÖLDÜRÜP CENNET`E GİREN İKİ KİMSE İLE İLGİLİ RİVAYETLER
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, şöyle demiştir: Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem Hayber`i feth ettikten sonra henüz Hayber`de iken ben (Yemen`den) gelmiştim. (O sırada Resûlullah ganîmet malı taksîm ediyordu). Ben: - (Yâ Resûla`llah!) Bana da bir pay ayır! dedim. Saîd İbn-i Âs oğullarından bâzısı (ki, Ebân İbn-i Saîd`dir): - Ona verme yâ Resûla`llah! dedi. Bunun üzerine Ebû Hüreyre: - Şu (da kim oluyor?:) İbn-i Kavkal`in katili, dedi. (Ebân) İbn-i Saîd de şöyle di (yerek karşıla) dı: - Vay (şu) dağ kediciğine de şaşılır?. O, (Yemen`in Devs illerindeki) Da`n (dağı) nin başından üzerimize yuvarlanıp geldi; müslüman bir kişinin katlini bana yükleyerek (Cehennemlik olduğumu iddia ile) beni lekelemek istedi. (Fakat o bilmelidir ki:) Allah Kavkal`e benim ellerim üzerinde şehid olmak (saâdetini) ikrâm etti de beni onun iki elinde (kâfir bir halde öldürerek) hakir kılmadı.
HadisNo : 1193
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Hz. Ömer`in fazîleti;Oruç tutmak haram olan günler
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : PEYGAMBER EFENDİMİZ`İN ASHÂB`A: (DÜŞMANA KARŞI KUVVETLİ OLMAK İÇİN ORUCUNUZU YEYİNİZ!) SÛRETİNDEKİ EMRETTİĞİNDEN ASHÂB`IN BENÂM VE BAHÂDIRI OLAN EBÛ TALHA, PEYGAMBERİMİZİN VEFÂTINA KADAR SAVAŞTA NÂFİL
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, müşârün-ileyh şöyle demiştir: Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in zamânında Ebû Talha düşmanla cenk etmek için oruç tutmazdı. Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in irtihâli üzerine ben Ebû Talha`yı hiç oruçsuz görmedim; yalnız Ramazan bayramı günü, yâhud (eyyâm-ı teşrık da dâhil olduğu halde) Kurban günü oruç tutmazdı.
HadisNo : 1194
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Veba
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : ALLAH YOLUNDA CİHADDA ÖLEN HAKÎKÎ ŞEHİDDEN BAŞKA VEBÂDAN, KARIN HASTALIĞINDAN, SUDA BOĞULARAK, BİNÂ ALTINDA KALARAK ZÂTÜ`R-RİEYE TUTULARAK, YANARAK, LOHUSA OLARAK, ZULÜM VE GADRE UĞRAYARAK ÖLENLERİN D
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in: Vebâ (ile ölüm) her müslüman için şehâdettir, (Allah yolunda ölüm derecesindedir), buyurduğu rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 1195
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Zeyd b. Sâbit
Baslik : CİHÂDA MALİYLE CANİYLE İŞTİRÂK EDENLERİN, CİHADDAN YAN ÇİZEN ASKER KAÇAKLARİYLE MÜSÂVÎ OLMADIKLARI, ŞÜPHESİZ BU MÜCÂHİDLERİN YÜKSEK BİR ŞEREFİ BULUNDUĞUNA DÂİR EN-NİSÂ` SÛRESİNİN 95, 96 INCI ÂYETLERİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, şöyle demiştir: Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem bana: "Mü`minlerden (evlerinde) oturanlara Allah yolunda cihad edenler berâber olamaz," âyetini yazdırmak istedi de tam bana yazdırdığı sırada İbn-i Ümm-i Mektûm çıka geldi. Ve: Yâ Resûla`llah! Cihâda gücüm yetseydi ben de muhakkak gider düşmanlarla harb ederdim, dedi. İbn-i Ümm-i Mektûm a`mâ bir kişi idi. Bunun üzerine Allah Tebâreke ve Teâlâ Peygamber`i salla`llahu aleyhi ve sellem`e (vahy) gönderdi. Bu sırada onun uyluğ benim uyluğum üzerinde bulunuyordu. Vahyin (Peygamber üzerindeki) sıkleti bana o kadar ağır bastı ki, sonunda dizimin ufalıp dağılmasından korktum. Sonra Resûlullah`dan vahy âsârı sıyrıldı da Allah Azze ve Cell: (zarar görenler başka) diye (bir istisnâ) gönderdi.
HadisNo : 1196
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Hendek Gazâsı
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : AHZAB HARBİNDE HENDEK KAZARKEN PEYGAMBERİMİZİN VE ASHÂBININ İNŞÂD ETTİKLERİ NEŞÎDELERİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: (Ahzâb sırasında) Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem Hendek (kazılan yer) e varmıştı. Muhâcirlerin, Ensâr`ın soğuk bir kuşluk vaktinde hendek kazdıklarını gördü. Onların yanlarında kendileri hesâbına bu işi görecek köleleri açlığı görünce: - Yâ Rab! Dirlik ve yaşamak âhiret dirliğidir, Sen Ensâr`ı ve Muhâcirleri mağfiret et! buyurmuş. Orada bulunan Ashâb da Resûlullah`a cevap vererek: - Biz yaşadıkça dâima cihad etmek üzere Muhammed`e söz vermiş kişileriz, demişlerdir.
HadisNo : 1197
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Hendek Gazâsı
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : CİHÂDA TEŞVÎKİ EMREDEN ENFÂL SÜRESİ`NİN 65 İNCİ ÂYETİNİN TERCEME VE TEFSÎRİ
Hadis : Rivâyete göre, Peygamber`in Ashâb`ı (hendek kazdıkları müddetçe) dâimâ: - Biz o mü`minleriz ki, İslâm`da ebedî sebât etmek üzere Muhammed`e söz vermişizdir, derlerdi de Resûlullah da onlara: - Yâ Rab! Hayır ve saâdet ancak âhiret saâdetidir. Ensâr ve Muhâcirler hakkında mübârek kıl!. diye cevab verirdi.
HadisNo : 1198
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Hendek Gazâsı
Ravi : Berâ` b. Âzib
Baslik : HENDEK HARBİNDE HENDEK KAZILIRKEN RESÛLULLÂH`IN BEYAZ VÜCÛDÜNÜ BİR TOPRAK TABAKASI ÖRTÜNCEYE KADAR NEŞÎDELER SÖYLİYEREK TOPRAK TAŞIDIĞINA DÂİR BERÂ` HADÎSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Ahzâb günü (Hendek kazılırken) Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`i gördüm ki o, toprak taşıyordu. Bir halde ki, toprak karnının beyazlığını örtmüştü. Ve o, şöyle diyordu: Yâ Rab! Sen bize hidâyet etmemiş olsaydın, bize doğruluğu göstermemiş, bize rahmet etmemiş olsaydın (biz şaşırırdık). Bize tecâvüz eden kâfirler, bizim çekindiğimiz fitne ve fesâdı bize îka etmek istediklerinde biz (im gönlümüz) e sabr-ü sebât ihsân et ve onlarla yüz yüze geldiğimizde ayaklarımızı yerinde tut (da bizi dağıtma yâ Rabbî!).
HadisNo : 1199
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Tebük Gazâsı
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : BİR ÖZÜRLE GAZÂYA GİDEMEYENLERİN DE GİDENLER GİBİ ME`CÛR OLACAKLARI HAKKINDA ENES İBN-İ MÂLİK HADÎSİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem (Tebûk) gazâsı sırasında idi ki: (o, Medîne`deki Ashâb`ı yâd ederek): - Arkamızda Medîne`de bir takım erler cemâati var ki, biz, bir dağ yolunda, dere içinde her yürüyüşümüzde muhakkak Medîne`dekiler de yürüyüş (sevâbın) da bizimle berâberdir (buyurmuştu. Ashâb: - Yâ Resûla`llah! Medîne`dekiler nasıl bizimle berâber olurlar? diye sorduklarında Resûlullah:) - Onları burada bulunmaktan (hastalık, kudretsizlik gibi meşrû`) özür men` etti, buyurdu.
HadisNo : 1200
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Orucun fazîleti
Ravi : Ebû Saîd-i Hudrî
Baslik : MÜCÂHİDİN ORUCUNA DÂİR EBÛ SAÎD HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, müşârün-ileyh: Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem: [Bir mücâhid (vazîfe sırasında) bir gün Allah rızâsı için oruç tutarsa, Allah onun vücûdünü yetmiş yıl Cehennem ateşinden uzaklaştırır, (esirger)] buyurduğunu haber vermiştir.
HadisNo : 1201
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Zeyd b. Hâlid-i Cühenî
Baslik : HARP CEPHESİNE GİDEN GÂZÎYİ TECHÎZ ETMEK VE CEPHE GERİSİNDEKİ ÂİLESİNE HAYIRHÂH OLUP BAKMAK, HARBE İŞTİRÂK ETMİŞ GİBİ MÜSÂB OLACAĞI HUSÛSUNDA ZEYD İBN-İ HÂLİD HADÎSİ
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: her kim Allah uğrunda gazâ edecek bir askeri -sefere gereken eşyâsını tedârik ederek- hazırlarsa, o da gazâ etmiş (cesine sevâba nâil) olur. Yine her kim Allah yolunda gazâ eden bir askerin nâmusluca yerini tutar, (o, askerde kaldıkça gerideki işlerine ve âilesine bakar) sa, o da gazâ etmiş (demek) olur.
HadisNo : 1202
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Me`ûne Kuyusu şehitleri
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : ASKER ÂİLELERİNE DEVLETÇE BAKILMASINI İFÂDE EDEN ENES HADÎSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem zevceleri müstesnâ olmak üzere, Medîne`de devam üzere Ümm-i Süleym`in evinden başka hiç bir eve girmez idi. (Bir kere) Resûlullah`a bunun sebebi soruldu da o: Ben Ümm-i Süleym`e en acıyanım; çünkü onun kardeşi (Bi`r-i Meûne`de) benim (askerlerim) le berâber şehîd oldu, buyurdu.
HadisNo : 1203
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Harbe girmek
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : YEMÂME HARBİNDE SÂBİT İBN-İ KAYS`IN GÖSTERDİĞİ HAMÂSETİ, ŞAHÂDETİ VE BİR GARÎBE OLARAK ÖLDÜKTEN SONRA VASIYYETİ HAKKINDA ENES İBN-İ MÂLİK HADÎSİ
Hadis : (Oğlu Mûsâ vâsıtasiyle) rivâyet olunduğuna göre, Yemâme (vak`ası) günü Enes (Ensâr`ın hatîbi ve Hazrecîlerin alemdârı olan Sâbit İbn-i kays`in yanına gelmiş (ve harb saflarında panik başladığını anlatmak istemişti). Halbuki Sâbit o sırada iki uyluğunu açmış, "Hanût" denilen (ve ölüye sürülen) bir nevi` koku sürünüyor (ve şehîd olmağa hazırlanıyor) du. Enes: Ey amuca! Seni ne tutuyor ki, (harb saffına) gelmeyorsun? diye seslendi. O da: - Ey kardeş oğlu, şimdi (geliyorum), dedi. (Bir taraftan da) hanût sürünüyordu. (Kokudan sonra Sâbit iki kat beyaz elbîse giyerek kefelendi). Sonra (harb saffına) gelip yer aldı. -Enes, hadîsin burasında askerden bir kısmının inhizâmını anlatmıştır- sonra: - Karşımızdan şöyle açılın! (Düşmanı görelim de) nihâyet çarpışalım. Biz, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`le birlikte (harb ederken) öyle (panik yaparak) harb etmezdik, (harb saffı yerinden oynamazdı). Akrânınız size kaçmayı ne fenâ âdet edindirmiş! di (yerek bozguncuları payla) dı.
HadisNo : 1204
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Zübeyr b. Avvam`ın fazîleti
Ravi : Câbir b. Abdullâh
Baslik : PEYGAMBERİMİZİN EMRİ İLE ZÜBEYR`İN BENÎ KURAYZA`YI TECESSÜSÜ VE HARP CÂSUSU KULLANMANIN CEVÂZINI İFÂDE EDEN CÂBİR HADÎSİ
Hadis : Gelen rivâyete göre, Ahzâb günü (Kureyş ile birlikte bütün Arab kabîlelerinin İslâm aleyhinde harekete geçmesi, Benî Kurayza`nın da nakz-ı ahd etmesi üzerine vaziyet ciddîleşince) Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem: - Bana Benû Kurayza`nın (vaziyetine dâir) kim haber getirir? diye sordu. Zübeyr: - Ben (yâ Resûla`llah!) dedi. Sonra (harb şiddetlenince) Resûlullah (bir kere daha): - Benû Kurayza`ya dâir bana kim haber getirir? diye sordu. (Yine) Zübeyr: - Ben, diye cevap verdi. (Bunun üzerine) Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem: - Her peygamberin ashâbı içinde bir güzîdesi vardır. Benim güzîdem de Zübeyr`dir, buyurmuştur.
HadisNo : 1205
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Savaş atları
Ravi : Bârıkî Urve
Baslik : GAZÂ ATININ ALTINA DÖKÜLEN PERÇEMLERİNDE HAYIR VE BEREKET BAĞLIDIR, MEÂLİNDEKİ URVE VE ENES HADÎSİLERİ
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in: (gazâya giden) atın alnına dökülen saçlarında kıyâmet gününe kadar hayır düğümlüdür. Hayır, (âhirette) sevâb, (dünyâda) ganîmettir, buyurduğu rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 1206
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Savaş atları
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : GAZÂ ATININ ALTINA DÖKÜLEN PERÇEMLERİNDE HAYIR VE BEREKET BAĞLIDIR, MEÂLİNDEKİ URVE VE ENES HADÎSİLERİ
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in: hayır ve saâdet (gazâya hazırlanan) atın alnındaki perçemlerinde (bağlı) dır, buyurduğ rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 1207
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Savaş atları
Ravi : Sehl b. Sa`d
Baslik : PEYGAMBERİMİZİN GAZÂDA BİNDİĞİ ATLAR
Hadis : "Hurma bahçemizde Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e âit bir at bulunuyordu. Ona Lüheyf, yâhud Lehîf denirdi." dediği rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 1208
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Muâz
Baslik : PEYGAMBERİMİZİN GAZÂDA BİNDİĞİ ATLAR
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Ben bir seferde Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in bindiği Ufeyr denilen bir eşek üstünde terkisinde idim, (Muâz) Resûlullah bana: - Ey Muâz! Allah`ın, kulları üzerinde ne hakkı vardır, bilir misin? diye sordu, demiş. Ve hadîsin yukarıda geçen kısmını ayırmı(Zeker) sevk etmiştir.
HadisNo : 1209
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Savaş atları
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : PEYGAMBERİMİZİN GAZÂDA BİNDİĞİ ATLAR
Hadis : Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: bir kere Medîne içinde bir düşman baskını korkusu yayılmıştı. Bunun üzerine Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem, bize (Ebû Talha âilesine) âid olup Mendûb denilen bir atı eğreti aldı. (Ve ona binerek Medîne`den ayrıldı. Geri dönüp geldiğinde): - Korkulacak bir şey görmedik. Muhakkak sûrette bulduğumuz bir şey varsa o da Mendûb`un su gibi akmasıdır, buyurdu.
HadisNo : 1210
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Uğursuzluk telâkkisi
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : ATTA, KADINDA, EVDE UĞURSUZLUK İDDİASI VE BU TELÂKKÎNİN MENŞEİ. BÖYLE BİR TEŞE`ÜMDEN MEN`A DÂİR OLAN HABERLER
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in: Uğursuzluk (telâkkîsi âdet olarak) ancak üç şeyde: atta, kadında, evde hâsıl olur, buyurduğunu işittim, dediği rivâyet edilmiştir.
HadisNo : 1211
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : GANÎMET MALINDAN SÜVÂRÎLERİN VE PİYÂDELERİN HİSSELERİ
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in (ganîmet malından) at içinde iki sehm, sâhibi için de bir sehm ta`yîn ettiği (ve bu sûretle süvârîye üç nasîb verdiği) rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 1212
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Huneyn savaşı
Ravi : Berâ` b. Âzib
Baslik : HUNEYN SEFERİNDE BOZGUNLUK VE BU HERC-Ü MERC ESNÂSINDA PEYGAMBERİMİZ`İN SARSILMAZ İRÂDESİ VE ORDUSUNUN NİZÂMINI İÂDE BUYURMASI
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, ona (Kays kabîlesinden) bir kişi: - Huneyn günü Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in yanından kaçtınız mı? diye sormuştu. O da: - (Evet, biz kaçtık) lâkin Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem kaçmadı. (Düşmanımız) Hevâzin (halkı) iyi ok atan bir kabîleden idiler. Biz (harb meydanında) bunlarla yüz yüze gelince bunların üzerine atıldık. Bunlar hemen perîşân oldular. Bunun üzerine müslümanlar ganîmete yöneldiler. Hevâzin ise (bundan istifâde ederek) bizi oklarla karşıladılar. (Biz kaçtık) fakat Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem kaçmadı. Onu pek iyi gördüm ki, o, beyaz katırının üstünde fütursuz duruyordu. Ebû Süfyân da katırın gemini tutuyordu. Bu sırada Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem: ben peygamberim yalan yok, ben Abdü`l-Muttalib oğluyum! diyordu.
HadisNo : 1213
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : CİHAD DEVELERİ ARASINDA KOŞU TERTÎBİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in Adbâ` denilen bir devesi vardı ki (koşuda, seferde) önüne geçilmezdi. Bir ara yük devesi üstünde bir bedevî geldi. (Yapılan kuşuda) bu yük devesi Adbâ`yı geçti. Ve bu geçiş müslümanlara ağır geldi. Ve Resûlullah bunu (Ashâb`ın hâlinden) anladı da: - (Ashâbım! Allah`ın bir âdeti, bir nizâmı vardır ki, ona göre) Allah dünyâda her yükselen şeyi muhakkak aşağı almağı iltizâm eder, buyurdu.
HadisNo : 1214
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Savaşta kadınların hizmetleri
Ravi : Ömer b. el-Hattâb
Baslik : İSLÂM KADINLARININ MÜCÂHİDLERE SU TAŞIDIKLARI
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, bir kere müşârün-ileyh, Medîne kadınlarından birtakım kadınlara bir çok futa dağılmıştı da iyi bir futa arta kalmıştı. Yanında bulunan bâzı kimseler ona: - Yâ Emîre`l-mü`minîn! Şunu da sizin yanınızdaki Resûlullah`ın kızına versene!, demişler, ve onunla Alî`nin kızı Ümm-i Gülsüm`ü (ki, Ömer`in zevcesidir) kasd etmişlerdi. Ömer de: - Bu futaya Ümm-i Salît daha lâyıktır, diye cevâb vermiştir. Ümm-i Salît (Hicret`i müteâkip) Resûlullah`a bîat eden Ensâr kadınlarındandır. (Ömer, bu liyâkatin sebebini de bildirerek): - Çünkü Ümm-i Salît Uhud günü kırbaları yüklenir, bize su taşırdı, (elbîsemizi dikerdi) demiştir.
HadisNo : 1215
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Muavviz kızı Rübeyyi`
Baslik : İSLÂM KADINLARININ MÜCÂHİDLERDEN YARALILARI SAFF-I HARP GERİLERİNE ALARAK TEDÂVÎ VE MEDÎNE`YE NAKLETTİKLERİ; İKİŞER, ÜÇER HAYVANLARA YÜKLETİNE ŞEHİTLERİ DE KABİRLERİNE GÖTÜRDÜKLERİ HAKKINDA RÜBEYYİ` H
Hadis : Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Biz kadınlar Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem ile berâber gazâda bulunurduk. Mücâhidlere su verir ve onlara hizmet ederdik. Yaralıları (tedâvî ile onları) ve şehîdleri Medîne`ye nakleylerdik.
HadisNo : 1216
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Düşmanın âni saldırısına karşı hazır olmak
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : İSLÂM HUKÛKUNDA DEVLET REÂSİNİN HAYÂTINI KORUMAK MÜSLÜMANLARA FARZ OLDUĞU. VE PEYGAMBERİMİZİN MUHÂFIZLARI
Hadis : Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem Medîne`ye hicret ettiği zaman (düşman taarruzundan endişe ederek) bir gece uyuyamamıştı. Ve keşke Ashâbımdan elverişli bir kişi bu gece beni muhâfaza etseydi, demişti. Tam bu sırada ansızın bir silâh sesi işittik. Bunun üzerine Resûlullah: - O kimdir? diye seslendi. - Ben Sa`d İbn-i Ebî Vakkas`ım (yâ Resûla`llah!) dedi. (Resûlullah: - Sana ne oldu ki? diye sordu.) Sa`d: - (Gönlümde hayâtınız hakkında bir endîşe uyandı da) seni muhâfaza için geldim, diye cevâp verdi. (Hazret-i Âişe demiştir ki:) Bunun üzerin Resûlullah (Sa`d İbn-i Ebî Vakkas`a duâ etti. Sonra) uyudu. (Hattâ biz, horladığını duyduk).
HadisNo : 1217
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Menfaat düşkünleri;Vazifeye bağlılık
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : NÖBET BEKLEMENİN FAZÎLETİ HAKKINDA EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir: Altun, gümüş, libas kulu olan kimseler sürünsün, kahrolsun! Böyle (menfaat düşkünü) kişiye (işlediği hayrın bedeli Allah tarafından) verilirse memnûn olur, verilmezse (Allah`ın takdîrine) de kızar; böyle (menfaat düşkünü) sürünsün, husrâna yuvarlansın!. Vücûduna diken batsın da cımbızla çıkaran bulunmasın! Bunun için Cennet, her hayır ve saâdet, şol kula lâyıktır ki, o, Allah yolunda cihâd için atının dizginine sarılmıştır. O mücâhidin başı (nın saçı) perîşandır, iki ayağı toz içindedir. Eğer bu gazî (pişdâr olarak) ileri karakolda düşman beklemekte ise, o, dâimâ orada tam mânâsiyle düşman bekler. Askerin gerisinde (dümdâr olarak) vazîfede ise, orada en metin nöbetçilik eder. (Bu vazîfelerini Allah için samimiyetle gören) o kahraman, bir meclise girmek için izin isterse (küçük görülüp) izin verilmez. Bir hususta şefâat edecek olursa, şefâati kabûl edilmez. (Fakat onun mevkii Allah yanında büyüktür, onun her dileğini Allah kabûl eder).
HadisNo : 1218
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : HAYBER DÖNÜŞÜNDE PEYGAMBERİMİZİN ENSÂR`I SENÂSI
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in hizmetinde bulunduğumuz halde onunla birlikte Hayber gazâsına çıkmıştım. Resûlullah oradan dönerek (Medîne`ye geldiği ve kendisine Uhud (dağı) göründüğü zaman: "Şu Uhud`dur. O (nun sâkinleri Ensâr) bizi sever, biz de o (nun sâkinleri) ni severiz" buyurdu.
HadisNo : 1219
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Savaşta oruç
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : HAYBER DÖNÜŞÜNDE PEYGAMBERİMİZİN ENSÂR`I SENÂSI
Hadis : Gelen bir rivâyete göre şöyle demiştir: Biz Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem ile berâber bir (seferde) bulunduk. (Bizden kimi oruç tutmuş, kimi de yemişti. Sıcak bir günde bir konak yerinde indik). Gölge için çoğumuz elbîsesiyle gölgelenmiş (rıdâsiyle çerke kurmuştu). Fakat şu oruç tutanlar (tâkatsizliklerinden) hiç bir iş yapamadılar. Oruçsuzlar ise, binit develerini (suya) götür (üp sula) dılar, (oruçlulara) hizmet ettiler, yemek pişirip (oruçlularla birlik) yediler. Bütün bu faâliyet üzerine Resûlullah: - Bu gün oruçsuzlar tam ücret alıp gittiler, buyurdu.
HadisNo : 1220
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Sınır boylarında nöbet tutmak
Ravi : Sehl b. Sa`d
Baslik : NÖBET BEKLEMENİN, SABAH VE AKŞAM TA`LİMLERİNİN FAZÎLETİ HAKKINDA SEHL İBN-İ SA`D HADÎSİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle demiştir: - Bir gün Allah yolunda serhad muhâfazasına bağlı bulunmak (sevâbı), dünyâdan ve dünyâ üstündeki her şeyden hayırlıdır. Sizden birinizin kamçısının Cennet`ten işgal ettiği az bir yer de dünyâdan ve dünyâ üstündeki her şeyden hayırlıdır. Şüphesiz birinizin akşamleyin her hangi bir zamanda yürüyüşü -ki, kul bu yolu Allah yolunda yürür,- yâhud sabahleyin (bu niyetle) yürüyüşü de dünyâdan ve dünyâ üstündeki her şeyden hayırlıdır.
HadisNo : 1221
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Sa`d b. Ebî Vakkâs
Baslik : GÂYET ŞECÂATLİ VE SERVET SÂHİBİ OLAN SA`D İBN-İ EBÎ VAKKÂS, ASHÂB VE ASKER ARASINDA KENDİSİNDE BİR İMTİYAZ TASAVVUR ETTİĞİ İÇİN PEYGAMBERİMİZ BİR KERE: EY SA`D! SİZ ANCAK ZAİFLERİNİZİN DUÂSI HÜRMETİNE
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre (Mus`ab demiştir ki: Babam Sa`d diğer Ashâb`a kıyâsen kendisinde bir imtiyâz tasavvur ederdi. Çünkü Sa`d şecâatli idi, zengin idi. Bunun üzerine) Resûllulah salla`llahu aleyhi ve sellem: - Siz ancak zayıflarınızın duâsı sâyesinde mansûr ve merzûk olursunuz! buyurdu.
HadisNo : 1222
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Sahâbenin fazîleti;Tâbiînin fazîleti
Ravi : Ebû Saîd-i Hudrî
Baslik : HARP SIRASINDA İSLÂM ÜMMETİNİN DUÂSINDAN İSTİÂNE EDİLMESİ
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir: insanlar (ın târihi) üzerine (te`sîr eden) bir zaman gelir ki, o zamanda insanlardan bir cemâat gazâ eder. Onlara: - İçinizde Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`i gören kişi var mıdır? diye sorulur da: - Evet var! diye cevap verilir. Nihâyet ordu içindeki Sahâbi`ye (hürmeten zafer kapısı) açılır. Sonra bir zaman daha gelir. (İnsanlardan bir gurup daha gazâ eder) onlara da: - İçinizde Resûlullah`ın Ashâbını gören kişi var mıdır? diye sorulur. Onlara da: - Evet var! diye cevâp verilir. Ve zafer müyesser olur. Sonra (üçüncü) bir zaman da gelir. (Yine harb edilir). Onlara da: - İçinizde Resûlullah`ın Ashâbını görmüş Tâbiî`ye erişen kişi var mıdır? diye sorulur. Bu def`a da: - Evet var! denilir. Yine fetih müyesser olur.
HadisNo : 1223
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Düşmana ok atmak
Ravi : Ebû Üseyd
Baslik : OK ATMAĞA VE HER DEVRİN HARP ÂLETLERİNİN TA`LÎM EDİLMESİNE DÂİR EBÛ ÜSEYD MÂLİK VE SELEME İBN-İ EKVA` HADÎSLERİ
Hadis : "Bedir günü biz Kureyş`e karşı saf bağlayıp Kureyş de bize karşı saff-ı harp nizâmına girdikleri zaman Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem: - Düşman ok menziline girdiğinde ok atmağa devâm ediniz! buyurdu." dediği rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 1224
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Savaşa hazır olmak
Ravi : Ömer b. el-Hattâb
Baslik : OK ATMAĞA VE HER DEVRİN HARP ÂLETLERİNİN TA`LÎM EDİLMESİNE DÂİR EBÛ ÜSEYD MÂLİK VE SELEME İBN-İ EKVA` HADÎSLERİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Benû Nadîr mallar Allah`ın Resûli`ne Fey` olarak tahsîs buyurduğu şeylerdendir. Müslümanların at sürerek, deveye binerek (harb ile) iktisâb ettiği ganîmetlerden değildir. Bu cihetle, Benû Nadîr malları Resûlullah, salla`llahu aleyhi ve sellem`e mahsûs idi. Resûlullah, âilesinin bir senelik geçimini bundan te`mîn ederdi. Sonra bundan geri kalanı da Allah yolunda gazâ hazırlığı olarak silâha ve ata sarf edilirdi.
HadisNo : 1225
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Düşmana ok atmak
Ravi : Alî b. Ebî Tâlib
Baslik : UHUD HARBİNDE RESÛLULLÂH SA`D İBN-İ EBÎ VAKKÂS`A: BABAM, ANAM SANA FEDÂ OLSUN, DÜŞMANA OK AT! DEMİŞ VE BU SÖZÜ KİMSEYE KARŞI KULLANMAMIŞTIR
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in babasını, anasını, Sa`d İbn-i Ebî Vakkas`tan başka bir kişiye fedâ ettiğini söyliyerek hitâb ettiğini işitmedim. (Fakat Uhud günü Sa`d`e): - Ey Sa`d babam, anam sana fedâ olsun! Düşmana ok at! dediğini işittim.
HadisNo : 1226
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Ebû Ümâme
Baslik : UHUD HARBİNDE RESÛLULLÂH SA`D İBN-İ EBÎ VAKKÂS`A: BABAM, ANAM SANA FEDÂ OLSUN, DÜŞMANA OK AT! DEMİŞ VE BU SÖZÜ KİMSEYE KARŞI KULLANMAMIŞTIR
Hadis : Şöyle rivâyet olunmuştur: Muhakkak bir çok fütûhâta mazhar olan bir cemâat vardır (ki, Peygamber`in Ashâbıdır). Onların kılıçlarının süsü altun, gümüş değildi. Belki o (kahraman) ların kılıçlarının ziyneti kınların, kabzalarına bağlanan sırımla kalay ve demir (den ibâret) di, demiştir.
HadisNo : 1227
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Bedir Gazâsı
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : MÜSLÜMANLARIN İLK GAZÂSI OLAN BEDİR GÜNÜ RESÛLULLÂH`IN; RABBIM! PEYGAMBER`E AHDİNİN VE BANA ZAFER VA`DİNİN YERİNE GETİRİLMESİ ZAMÂNI HULÛL ETTİ. BUNU SEN`DEN DİLERİM! NİYÂZI ÜZERİNE: (HER HALDE MÜŞRİK
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in (bir rivâyete göre Bedir günü) küçük ve toparlak bir çadır içinde: - Yâ Rab! (Peygamberlerine yardım edeceğin hakkındaki) ahdini ve (zafer) va`dini (yerine getirmeği) Sen`den isterim. Allah`ım! Eğer (mü`minlerin helâkini) dileyorsan bu günden sonra Sana ibâdet eden bulunmayacaktır. (Resûlullah ellerini yukarı kaldırarak bu duâsına arkasından rıdâsı düşünceye kadar devâm etmiştir. Ebû Bekr rıdâsını alıp omuzlarına koymuş ve arkasında beklemiştir. Nihâyet) Ebû Bekr Resûlullah`ın elini tutarak: - Bu kadar dilek yetişir yâ Resûla`llah!. Rabb`ına karşı duâda ısrâr buyurdun. (Allah, sana va`dettiği zaferi yakında verecektir) dedi. Bu sırada Resûlullah bir zırh içinde idi. Bu duâdan sonra Resûlullah şu (meâldeki) âyetleri okuyarak çadırdan çıktı: - Her halde (Bedir`deki) bu topluluk yakında hezîmete uğratılacak ve onlar, (Kureyş) arkalarına dönüp gideceler. Belki (bu gidişin müntehâsı) azablarının vaad olunduğu saattir ki, o saat (in azâbı), daha büyük bir belâdır. Ve daha acıdır.
HadisNo : 1228
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : İpekli elbise giymek;Uyuzlunun ipekli giyebileceği
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : SIHHÎ BİR LÜZÜM ÜZERİNE İPEKLİ GİYİN`ME HAKKINDAKİ RİVAYETLER
Hadis : "Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in Abdurrahmân İbn-i Avf ile Zübeyr radiya`llahu anhümâ`ya (bir muhârebede) uyuz oldukları sıra ipekli gömlek giymelerine müsâade buyurdu" dediği rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 1229
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : İpekli elbise giymek;Uyuzlunun ipekli giyebileceği
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : SIHHÎ BİR LÜZÜM ÜZERİNE İPEKLİ GİYİN`ME HAKKINDAKİ RİVAYETLER
Hadis : Rivâyete göre, Abdurrahmân İbn-i Avf ile Zübeyr radiya`llahu anhümâ (bir muhârebede) bitlenerek Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e şikâyet ettiklerinde Resûlullah bunların ipekli giymelerine müsâade etmiştir.
HadisNo : 1230
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Deniz savaşçıları;İstanbul için savaşacak gâziler
Ravi : Ümm-i Harâm b. Milhân
Baslik : İLK DENİZ SEFERİ
Hadis : Rivâyete göre Ümm-i Harâm, Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in: - Ümmetimden denizde gazâ eden ilk muhâripler (Cennet`e girmeği) hak etmişlerdir, dediği işitmiştir. Ümm-i Harâm demiştir ki: ben de: - Yâ Resûla`llah! Ben bunların içinde miyim? diye sordum. Resûlullah: - Sen onların arasında (Cennet`e gidece bir şehîd) sin! diye cevâb verdi. (Râvî kadın devamla) bundan sonra Resûlullah: - Ümmetimden Kayser`in, (Şarkî Rum İmparatorluğunun merkezi olan İstanbul) şehrine gazâ eden ilk muhâripler için de yarlıganmak vardır! buyurdu. - Ben bunların içinde miyim yâ Resûla`llah!? diye sordum. Resûlullah: - Hayır! diye cevap verdi.
HadisNo : 1231
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Yahûdilerle savaş
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : ABDULLÂH İBN-İ ÖMER`İN YEHÛD İLE HARP OLMADIKÇA KIYÂMET KOPMAYACAKTIR, RİVÂYETİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: (İleride) Müslümanlar Yehûd ile harb edecek (ve onları tamâmiyle kırıp mahvedecek). Hattâ onlardan bir Yehûdî taş arkasına saklansa (da sağ kaldığı farz edilse) taş parçası da (dile gelerek) ey Allah`ın kulu, şu arkamdaki Yehûdî`dir, onu da öldür! diyecektir. (Ebû Hüreyre`den gelen) bir rivâyette de: Müslümanlarla Yehûd arasında kanlı bir harb olmadıkça kıyâmet kopmaz, buyurulmuş ve hadîsin geri kalan kısmı zikr edilmiştir (ki, bu harbde müslümanların yehûdîleri tamâmiyle tenkîl etmesinden ve bir tânesinin taş arkasında saklı kaldığı farzedilse bile taş da izhâr-ı husûmet ederek: ey müslüman, arkamda saklanan yehûdîyi de öldür! demesinden ibârettir).
HadisNo : 1232
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Hendek Gazâsı
Ravi : Abdullâh İbn-i Ebî Evfâ
Baslik : AHZAB GÜNÜ PEYGAMBERİMİZİN MEDÎNE`Yİ MUHÂSARA EDENE MÜŞRİKLER HAKKINDA: EY KUR`AN GÖNDEREN, HİSÂBINI TEZ GÖREN ALLÂH`IM! MEDÎNE`Yİ SARAN ŞU ARAB KABÎLELERİNİ DAĞIT; ONLARIN TOPLULUKLARINI KIR, İRÂDELE
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in Ahzâb günü (Hendek harbinde) müşrikler aleyhine düâ ederek şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: Ey Allah!, Ey Kur`an gönderen (Allah`ım). Ey düşmanlarla hesâbı tez (Rabbım!): Sen (Medîne önünde toplanan) şu Arab kabîlelerini dağıt Allah`ım!, onların topluluklarını kır, irâdelerini sars (da yerlerinde tutunamasınlar) Rabb`ım!
HadisNo : 1233
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Yahûdilerin Hz. Peygamber`e küstahlığı
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : YEHÛD`UN PEYGAMBERİMİZE "ESSÂMÜ ALEYKÜM" İLGİLİ HZ. ÂİŞE HADİSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Bir kere Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in huzûruna Yahûdîler girmişti de Resûlullah`a (selâm yerine): "Essâmü aleyk = ölüm üzerine olsun" demişdiler. Ben de onlara lâ`net etmiştim. Bunun üzerine Resûlullah bana: - Sana ne oldu ki? buyurdu. Ben de: - Bu Yahûdîlerin ne hezeyân ettiklerini işitmedin mi? dedim. Resûlullah: - Ya sen benim: "ve aleyküm = ölüm sizin üzerinize olsun!" dediğimi işitmedin mi? diye cevâp verdi.
HadisNo : 1234
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : PEYGAMBERİMİZİN DEVS KABÎLESİNE HİDÂYETLE DUÂ BUYURMASINA DÂİR EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: (Mekke`de müslümân olup kabîlesini da`vete me`mûr olan) Devsî Tufeyl İbn-i Amr (Hayber`in fethi sırasında) bâzı arkadaşlariyle Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`i ziyârete gelmişlerdi. Bunlar (kendi kavminden şikâyet ederek): - Yâ Resûla`llah! Devs kabîlesi halkı Allah`a âsî oldular da Tufeyl`in İslâm`a da`vetini kabulden imtina` ettiler. Binâenaleyh bunların aleyhine duâ buyur! dediler. Şimdi artık Devsîlerin helâkine duâ olunacak denilirken bir de Resûlullah (ın re`fet ve şefkatli tecellî ederek): Yâ Rab, Devs halkına hidâyet eyle de onları İslâm câmiamıza getir! diye duâ buyurdu.
HadisNo : 1235
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Hayber Gazâsı;Savaşta bayrak
Ravi : Sehl b. Sa`d
Baslik : HAYBER GÜNÜ SANCAĞIN HAZRET-İ ALÎ`YE VERİLMESİ VE FETH-Ü ZAFER MÜYESSER OLMASI
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in Hayber günü (Hayber`in fethi uzayınca) şöyle buyurduğunu işittiği rivâyet olunmuştur: - Müslümanların bayrağını artık (yarın) bir kişiye vereceğim ki, Allah feth ve zaferi onun iki elleriyle müyesser kılacaktır. (O, Allah`ı ve Peygamberini sever, Allah ve Peygamber`i de onu sever). Bunun üzerine orada bulunan Ashâb bayrağın onlardan hangisine verileceğini tahayyüle başladılar. Onların hepsi bayrağın kendisine verilmesini umarak ertesi güne erdiler. Fakat Resûlullah ferdâsi gün: -Alî nerededir? diye sordu. Ashâb tarafından: - Gözleri ağrıyor, denildi. Ve Resûlullah`ın emriyle Alî huzûra çağırıldı. Resûlullah Alî`nin gözlerine tükürdü. Hemen orada gözleri, hiç ağrımamış gibi iyi oldu. Bunun üzerine Alî: - Yâ Resûla`llah, Hayber yahûdîleriyle onlar da bizim gibi (müslümân) oluncaya kadar vuruşuruz! dedi. Resûlullah da: - Yâ Alî, ağır ol! Tâ ki sükûnetle Hayberlilerin sâhasında alarga bir mahalle iner, (ordugâhını kurar) sın! Sonra onları İslâm`a da`vet edersin ve üzerlerine vâcib olan İslâm esaslarını haber verirsin!. Yâ Alî, tek bir kişinin senin irşâdınla müslümân olması, iyi bil ki, sana kızıl develer bahşedilmesinden (senin de onları yoksullara tasadduk etmende) hayırlıdır, buyurdu.
HadisNo : 1236
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Sefere Perşembe günü çıkmak
Ravi : Kâ`b İbn-i Mâlik
Baslik : PEYGAMBERİMİZİN GAZÂ GİBİ BİR SEFERE ÇIKMAK İSTEDİĞİNE PERŞEMBE GÜNÜ ÇIKTIĞI
Hadis : Rivâyete göre, Kâ`b: Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem: sefere çıkmak istediğinde perşembe gününden başka günlerde muhakkak ki pek az yola çıkardı, demiştir.
HadisNo : 1237
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : PEYGAMBERİMİZİN GAZÂ GİBİ BİR SEFERE ÇIKMAK İSTEDİĞİNE PERŞEMBE GÜNÜ ÇIKTIĞI
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Bir kere Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem bizi bir seriyye içinde gazâya göndermişti. (Bize verdiği emirler arasında) Kureyş`ten adlarını söylediği iki kimse için de: - Fülân ve fülân kişilere rast geldiğinizde (bunları yakalayıp) ateşte yakınız! buyurdu. Ebû Hüreyre (devamla) diyor ki: sonra yola çıkmak istediğimiz sıra vedâ etmek üzere Resûlullah`a gelmiştik. Bu def`a da Resûlullah: - Ben (önce) size fülân ve fülânı ele geçirdiğinizde ateşle yakmanızı emretmiştim. Halbuki ateşle yalnız Allah ta`zîb eder. Bu sebeble siz bu şerîrleri bulduğunzda (yakmayınız da) öldürünüz! buyurdu.
HadisNo : 1238
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Ma`siyet emreden ulû`l-emre itâat yoktur;Ulû`l-Emre itâat
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : DEVLET ÂMİRLERİNİN GÜNÂH OLMAYAN VE ADÂLETE MAKRÛN OLAN EMİRLERİNİ DİNLEMEK VE İTÂAT ETMEK VÂCİP OLDUĞUNA DÂİR İBN-İ ÖMER HADÎSİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: (Devlet âmirlerinin emirlerini) dinlemek ve ma`sıyetle emr olunmadıkça itâat ve icâbet etmek vâciptir. Ma`sıyetle emr olunduğu zaman da onları dinlemek ve boyun eğmek yoktur.
HadisNo : 1239
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Ma`siyet emreden ulû`l-emre itâat yoktur;Ulû`l-Emre itâat
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : RESÛLULLÂH`IN: EMÎR`E İTÂÂT, BANA İTÂATTIR. EMÎR`E İSYÂN BANA İSYÂNDIR, BUYURMASI
Hadis : Şöyle rivâyet olunmuştur: Biz (müslümân) lar (ehl-i kitâba nazaran dünyâ târihinde) sonra gelmiş bulunuyoruz. (Fakat) kıyâmet gününde (fazîletçe) en ileride bulunacağız. Yine Resûlullah şöyle der idi: Her kim bana itâat ederse; o, Allah`a itâat etmiştir. Her kim de bana isyân ederse, Allah`a isyân etmiştir. Her kim emîre itâat ederse, o, bana itâat etmiştir; her kim emîre isyân ederse, bana isyân etmiştir. İyi bilinmelidir ki, Devlet Reîsi (millet için) bir siperdir. Onun önünde, onun kumandasında harb olunur. Onunla (düşmandan) korunulur. Eğer o, (millete) takvâ ile emrederse, adâletle hareket ederse, bu emriyle, adâletiyle me`cûr olur. Eğer takvâ ve adâletten başkasiyle emr ve hükm ederse, bundan hâsıl olan günah ona râci`dir.
HadisNo : 1240
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Harpte sebat etmek
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : BÎAT-İ RIDVÂN`IN, ÖLÜNCEYE KADAR HARPTE SEBÂT ETMEK ÜZERE VÂKI` OLDUĞUNA DÂİR İBN-İ ÖMER VE SELEME İBN-İ EKVA` HADÎSLERİ
Hadis : (Vaktiyle Hudeybiye`de Bîat-i rıdvân şerefine nâil olan) bizler Hudeybiye`den döndüğümüz yıldanberi altında bîat ettiğimiz o (târihî ve mübârek) ağacı (unuttuk da onu) ta`yîn için bizden iki kişi (nin re`yi) bir arada toplanamadı. (Bu bilmemek de) Allah tarafından gelen büyük bir rahmet oldu, dediği rivâyet olunmuşutr. (İbn-i Ömer`in kölesi ve bu hadîsin birinci derecede râvîsi Nâfi`a, ikinci râvî Cüveyriye tarafından): - Hangi yart üzerine Resûlullah Ashâb ile muâhede eyledi, ölmek üzere mi? diye soruldu. Nâfi`: - Hayır, ölmek üzere değil. Harbde sebât etmek, (bozgunculuktan sakınmak) üzere Ashâb ile bîatleşti, demiştir.
HadisNo : 1241
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Bî`at
Ravi : Abdullah İbn-i Zeyd
Baslik : HARRE VAK`ASI VE ÖLMEK ÜZERE BÎAT HAKKINDA RİVÂYETLER
Hadis : Rivâyete göre şöyle demiştir: Harre (vak`ası) günleri hulûl ettiği sıra Abdullah İbn-i Zeyd`e birisi geldi de ona: - Abdullah İbn-i Hanzale halk ile ölmek üzere bîatleşiyor (siz ne dersiniz?) dedi. Abdullah İbn-i Zeyd de: - Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`den sonra ben kimseye ölmek için bîat etmem! diye cevap verdi.
HadisNo : 1242
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Bî`at
Ravi : Ebû Müslim Seleme İbn-i Ekva`
Baslik : BÎAT-İ RIDVÂN`IN, ÖLÜNCEYE KADAR HARPTE SEBÂT ETMEK ÜZERE VÂKI` OLDUĞUNA DÂİR İBN-İ ÖMER VE SELEME İBN-İ EKVA` HADÎSLERİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: (Bîat-i Rıdvân`da) ben, Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e bîat etmiş, sonra ağacın gölge tarafına dönüp gelmiştim. Nâs (ın bîat izdihâmı) hafifleyince Resûlullah bana: - Ey İbn-i Ekvâ`! Sen bîat etmez misin? diye sordu. Ben: - Bîat ettim, yâ Resûla`llah diye cevâb verdim. Resûlullah: - Bir daha bîat et! buyurdu. Ben de ikinci def`a bîat ettim. (İbn-i Ekvâ`ın râvîsi Yezîdi İbn-i Ubeyd tarafından): - (Ey Ebâ Müslim!) O günü siz hangi madde üzerine bîat etmiştiniz? diye sorulmuş da İbn-i Ekva`: - Ölmek (ve kat`iyyen dönmemek) üzere, demiştir.
HadisNo : 1243
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Medîne`ye hicret
Ravi : Abdullâh b. Mes`ûd
Baslik : İSLÂM VE CİHAD ÜZERE BÎAT
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: (Mekke`nin fethinden sonra) ben, kardeşim (Mücâlid İbn-i Mes`ûd) ile Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in yanına geldim de: - Yâ Resûla`llah! (Medîne`ye) hicret etmek üzere bize muâhede ve müsâade eyle! dedim. Resûlullah: - Artık hicretin hükmü, (fetihden önce) hicret edenlere âid olarak geçmiştir, buyurdu. Ben: - Ya ne üzerine bize mübâyea buyurursunuz? dedim. Resûlullah: - (Evvelâ) İslâm, (sonra) cihâd üzerine, buyurdu.
HadisNo : 1244
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Abdullâh b. Mes`ûd
Baslik : MÜCÂHİDLERDEN HER FERDİN MÂ-FEVK KUMANDANLARINA MUTLAK SÛRETLE İTÂATİ KUMANDANIN MÂ-DÛNUNA KUVVETİ HÂRİCİNDE VAZÎFE TEKLÎF ETMEMESİ HAKKINDA ABDULLÂH İBN-İ MES`ÛD HADÎSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Günün birisinde bana bir kişi geldi. Ve bana, kendine ne cevap vereceğimi bilemediğim bir süâl sordu da dedi ki: - Şol bir kişi hakkında re`yin nedir? ki: o, zinde, silâhı üzerinde olarak sevinç içinde kumandanlarımızla berâber gazâlara çıkar. Fakat kumandanımız (ona ve) hepimize karşı sayamayacağımız derecede çok ve ağır vazîfeler hakkında kat`î ve şiddetli emirlerde bulunur. (Şimdi şu tahammül-fersâ durumda gazînin vaziyeti nedir?: Şu halde de gazînin kumandanının bu ağır emirlerine itâat etmesi vâcib midir?) diye sordu. Ben de ona şöyle cevâb verdim: - Vallahi ben sana ne cevâb vereyim? bilmiyorum. Şu kadar ki, biz (Peygamber`in Ashâbı) Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem ile berâber (bu kadar gazâlarda) bulunduk. O, bir iş hakkında emir verince verilen vazîfeyi biz görünceye kadar bize karşı azim ve şiddet göstermemeğe yakın (bir vaziyette) bulunurdu. Bunun bir müstesnâsı da vardır. Sizden her hangi biriniz Allah`ın azâbından korundukça o kişi, dâimâ hayır ile berâberdir. Şâyed onun gönlünde (bir hususta câiz midir, değil midir? diye) bir şüphe uyandığında o kimse (mâ-fevk) bir (hayır-hâh) kişiye sorup o (nun öğüt) ünden gönlündeki çürüklüğü şifâlandırabilir. -Hoş! Sizin (bu dünyâda) öyle (hak sözlü) bir kişiyi bulamayacağınız (günler) yaklaşmıştır ya?- Kendisinden başka ibâdete değer bir ma`bûd olmıyan Allah`a yemîn ederim ki: ben dünyâdan geri kalan ve geçen günleri, derede birikmiş su gibi tahayyül ediyorum: onun sâfîsi içilmiş de geriye bulanık tortusu kalmıştır.
HadisNo : 1245
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Harpte sebat etmek;Savaşta askere hitap
Ravi : Abdullâh İbn-i Ebî Efvâ
Baslik : HARPTE SABIR VE SEBÂT HAKKIND ABDULLÂH İBN-İ EBÎ EVFÂ HADÎSİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem düşmanla karşılaştığı bâzı gazâlarda (hemen harbe girişmeyip) güneş tâ (zevalden) devrilinceye kadar intizâr etmiş (düşmanı gözlemiş) di. Sonra asker içinde (hitâbete) kıyâm ederek: - Ey nâs, düşmanla karşılaşmak, (harb etmek) istemeyiniz, belki Allah`dan (harb felâketinden) korumasını isteyiniz!. Fakat bir kere de siz düşmanla karşılaşınca (harbin bütün şiddetlerine karşı) sabrediniz! Ve biliniz ki Cennet, muhakkak sûrette (mücâhid) kılıçlarının gölgeleri altındadır, buyurdu. Sonra Resûlullah (devamla): - Ey Kur`ân`ı gönderen Allah! (duâsın) ı sonuna kadar okudu ki, bu duânın gerisi (yakında) geçti.
HadisNo : 1246
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Ya`lâ İbn-i Ümeyye
Baslik : HARPTE SABIR VE SEBÂT HAKKIND ABDULLÂH İBN-İ EBÎ EVFÂ HADÎSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: (Tebük gazâsında ben Resûlullah ile berâber gazâ ettim. Genç bir deveme sefer levâzımını yükledim. Yaşım kemâle erdiğinden ve hizmet edecek kimsem bulunmadığından) bir hizmetçe kiralamıştım. (Yol üzeri) hizmetçi birisiyle (İbn-i Ümeyye`nin kendisidir) döğüştü. İki kavgacıdan birisi (ki, İbn-i Ümeyye`dir) öbirisinin (ki, hizmetçidir) elini ısırdı. Hizmetçi elini, ısıran bu sûretle dişi sökülen kişi) de Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e gelip şikâyet etti. Resûlullah (da`vâyı red,) dişin, diyetini iskat ederek (İbn-i Ümmeyye`ye): - Yâ zavallı adam elini sana bırakırmı ki, sen boğur devenin yan dişleriyle sert yem yediği gibi, zavallının elini çatır çatır yiyesin! buyurdu.
HadisNo : 1247
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Savaşta bayrak
Ravi : Abbâs b. Abdülmuttalib
Baslik : MEKKE`NİN FETHİ GÜNÜ SANCAĞIN HACUN MEVKİİNE DİKİLDİĞİ
Hadis : Gelen bir rivâyete göre, müşârün-ileyh, Zübeyr (İbn-i Avvâm)a: - Mekke`nin fethi günü) Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem sana bayrağı işte şuraya dikmeni emretmişti, demiş (ve Hacun dağına işâret etmiş) tir.
HadisNo : 1248
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Cevâmiu`l-Kelîm;Hz. Peygamber`in diğer peygamberlere verilmeyen üstünlükleri
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : PEYGAMBERİMİZİN: BEN CEVÂMİÜ`L-KELİM İLE BA`S OLUNDUM. DÜŞMAN GÖNÜLLERİNE KORKU SALDIM. RÜ`YÂMDA ARZIN HAZÎNELERİNİN ANAHTARLARI GETİRİLDİ VE BENİM İKİ AVUCUMUN İÇİNE KONULDU, HADÎSİNİN ÎZÂHI
Hadis : Gelen rivâyete göre, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem: - Ben Cevâmiü`l-kelim ile gönderildim. Ben (bir aylık mesâfedeki düşman gönüllerine) korku salmak sûretiyle yardım olundum. Bir de ben uyuduğum sırada bana yerdeki hazînelerin anahtarları getirildi de benim iki avucumun içine konuldu, demiştir. (Sonra) Ebû Hüreyre: - Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem (bu hazînelerden hiç birisine nâil olmadan bu dünyâdan) gitti. Şimdi bu hazîneleri yerlerinden siz çıkarırsınız! demiştir.
HadisNo : 1249
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Azık
Ravi : Ebû Bekr`in kızı Esmâ`
Baslik : EBÛ BEKR`İN KIZI ESMÂ`YA ZÂTÜ`N-NİTÂKAYN DENİLMESİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Medîne`ye hicrte edilmek istenildiği zaman Ebû Bekr`in evinde ben, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in yol azığını düzmüş, hazırlamıştım. Esmâ` (devamla:) fakat ne yemek çıkınını, ne de su tulumunu bağlayacak bir şey bulamamıştık. Bunun üzerine ben Ebû Bekr`e: - (Baba) vallahi ben belimdeki nıtak = kuşağımdan başka bağlayacak bir şey bulamıyorum! dedim. O da: - (Kızım) onu ikiye böl, birisiyle su tulumunu, öbirisiyle de yemek sofrasını bağla! dedi. Ben de öyle yaptım. Bu cihetle ben: "Zâtü`n-nitâkayn = iki kuşaklı veya kemerli" diye anıldım, (demiştir).
HadisNo : 1250
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Üsâme b. Zeyd b. Hârise
Baslik : MEKKE`NİN FETHİ GÜNÜ RESÛLULLÂH DEVESİ ÜSTÜNDE, TERKİSİNDE ÜSÂME İBN-İ ZEYD, MAİYETİNDE BİLÂL HABEŞÎ OLDUĞU HALDE MEKKE`NİN ÜSTÜNDEKİ KEDÂ SEMTİNDEN MEKKE`YE GİRMESİ, KÂ`BE`DE NAMAZ KILMASI
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in (bir seferde) merkebe bindiği, merkebin arkasına üstü kadife kaplı bir palan vurulmuş olduğu, Üsâme İbn-i Zeyd`i de arkasında terkisine aldığı rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 1251
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : MEKKE`NİN FETHİ GÜNÜ RESÛLULLÂH DEVESİ ÜSTÜNDE, TERKİSİNDE ÜSÂME İBN-İ ZEYD, MAİYETİNDE BİLÂL HABEŞÎ OLDUĞU HALDE MEKKE`NİN ÜSTÜNDEKİ KEDÂ SEMTİNDEN MEKKE`YE GİRMESİ, KÂ`BE`DE NAMAZ KILMASI
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem (Mekke) fetholunduğu gün Mekke`nin üstü (ndeki Kedâ semti) nden devesi üstünde olarak (şehre) yöneldi. Terkisine de Üsâme İbn-i Zeyd`i almıştı. Bilâl de maiyyetinde idi. Kâ`be`nin hâdimlerinden (ve Miftâhdâr âilesinden) Osmân İbn-i Talha ve Bilâl ile berâberdi. (Resûlullah yürüdü). Tâ Mescid-i Harâm`a vardı. Devesini orada çöktürdü. Ve Osmân İbn-i Talha`ya Beyt (-i Şerîf) in anahtarını getirmesini emretti. (İbn-i Talha gitti, anası Selâfe`den anahtarı alıp getirdi). Kâ`be`yi açtı. Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem içeri girdi. Hadîsin bundan kalan kısmı yukarıda geçmiştir.
HadisNo : 1252
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Kur`ân-ı Kerîm`le sefere çıkmak
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : DÜŞMAN MÜŞRİKLERİNİN DİYÂRINA KUR`AN İLE SEYAHATTEN NEHY BUYURULMASI, BU NEHYİN SEBEB VE HİKMETİ, ULEMÂNIN İHTİLÂFI, BU HADÎSE MEBNÎ KÂFİRE MUSHAF VE DÎNÎ ESERLER SATMANIN MEMNÛİYETİ
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in Mushaf`la düşman toprağına sefer edilmesini nehyettiği rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 1253
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Duâda sesi yükseltmemek
Ravi : Ebû Mûsâ el-Eş`arî
Baslik : YÜKSEK SESLE DUÂNIN KERÂHETİ VE MÜLK, RA`D SÛRELERİ ÂYETLERİNİN DELÂLET ETTİĞİ MEFHUMLAR
Hadis : Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Biz, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem ile berâber (seferde) bulunurduk da her vâdî üzerine yükseldikçe sesimiz mu`tâdından ziyâde yükselerek tehlîl ve tekbîr ederdik. Bunun üzerine Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem: - Ey nâs canınıza acıyın, sesinizi yükseltmeyin! Şüphesiz siz, ne sağırı çağırıyor, ne de gaibe bağırıyorsunuz! Duâ ettiğiniz O (Allah), muhakkak ki, sizinle berâberdir. Hem O, sesinizi çok iyi işitir; O, size (uzak değil), çok yakındır, buyurdu.
HadisNo : 1254
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Câbir b. Abdullâh
Baslik : HARP SIRASINDA TEKBÎR GETİRİLMESİNİN MEŞRÛİYETİ; ASKERÎ HAREKETİ DÜŞMANDAN GİZLEMEK MATLÛB OLURSA TEKBÎR`İN GİZLİ ALINMASI; SEFER VE HAREKET ESNÂSINDA BİR VÂDÎYE İNİLDİĞİNDE TESBÎH EDİLMESİ, YÜKSEKLER
Hadis : Demiştir ki: biz (Peygamber`in Ashâb`ı) seferde yüksek bir yere çıkınca Tekbîr ederdik. Yüksekten (bir vâdîye) inince de Tesbîh eder (, Sübhâna`llah der) dik, demiştir.
HadisNo : 1255
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Ebû Mûsâ el-Eş`arî
Baslik : GÂZÎNİN MUKÎM İKEN DEVÂM EDİP DE CİHAD YOLCULUĞUNDA YAPMADIĞI NÂFİLE İBÂDETİN YAPMIŞ GİBİ SEVÂBININ YAZILMASI
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: (Âbid) bir kul hastalanır, yâhud (cihâd veya hayır için) sefer eder (de sefer ve maraz hâli mu`tâd ibâdetine mâni` olur) sa mukîm iken, sıhhatte iken işlemekte olduğu ibâdetin benzeri, o gazîye ve o hastaya (ecr-ü sevâb) yazılır.
HadisNo : 1256
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Yalnız gece yolculuğu yapmamak
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : GAZÂ YOLUNDA REFİKSİZ GECE SEFERİNİN KERÂHETİ; DÜŞMANIN VAZİYETİNİ TECESSÜS MAKSADİYLE OLURSA, MÜSTEHAB OLDUĞU
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`den: "Nâs, yalnız başına yolculuktaki benim bildiğim mahzûru bilseydi hiçbir süvârî yalnız başına gece yolculuğu etmezdi" dediğini rivâyet etmiştir.
HadisNo : 1257
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Ana babanın rızâsını almak
Ravi : Abdullâh b. Amr b. Âs
Baslik : FARZ CİHÂDIN ANA BABA RIZÂSINA TEKADDÜMÜ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: bir kere Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e bir kişi geldi de ondan cihâd (a gitmesi) husûsunda izin istedi. Resûlullah da: - Anan, baban sağ mıdır? diye sordu. O: - Evet! diye tasdîk etti. Resûlullah: - Şu halde sen (ibtidâ) onların rızâsına çalış! buyurdu.
HadisNo : 1258
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Ensâr`dan Ebû Beşîr
Baslik : HARP MINTAKASINDA HAYVAN BOYNUNA KILÂDE VE ÇAN TAKMANIN MEMNÛNİYETİNE DÂİR EBÛ BEŞÎR HADÎSİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in bâzı seferlerinde halk (askerler) yerlerinde gecelediği sırada Ebû Beşîr Resûlullah ile berâber bulunmuş ve bu halde Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem Zeyd İbn-i Hârise`yi göndererek (halk arasında): - Sakın ha, hiç bir devenin boynunda ok yayı kirişinden (takılmış) kılâde (boğmuk) kalmasın, yâhud mutlak sûrette hiç bir kılâde kalmasın, muhakkak kesilsin, koparılsın! (diye i`lân ettirmiş ve hiç bir deve boynunda çan bırakılmayıp hepsi koparılmıştır).
HadisNo : 1259
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Erkeğin mahremi olmayan bir kadınla bir yerde yalnız kalması;Sefer eden kadının yanında mahremi olması
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : KADININ MAHREMSİZ SEFERDEN NEHYİ HAKKINDA İBN-İ ABBÂS HADÎSİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğunu işittiği rivâyet olunmuştur: - Hiç bir erkek (mahremi olmıyan) bir kadınla sakın tenhâ bulunmasın!. Hiç bir kadın da kendisiyle berâber bir mahremi (nikâh geçmez hısımı) bulunmaksızın sakın sefer etmesin!. Resûlullah`ın bu nehyi üzerine (Ashâb`dan) bir kişi ayağa kalkarak: - Yâ Resûla`llah! Ben şöyle şöyle bir gazâya yazılmıştım; halbuki zevcem haccetmek üzere yola çıkmıştır (ne buyurulur?) diye sordu. Resûlullah: - Haydi sen de git, karınla berâber haccet! buyurdu.
HadisNo : 1260
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Esâret (esirlik)
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : SEFER MÜDDETİ HAKKINDAKİ RİVÂYETLER
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in: (Dünyâda müslüman oluncaya kadar esâretle) zincirlere bağlanan, (bilâhare müslüman olup esâret bağından kurtulup âhirette) Cennet`e giren bir cemâat (in mükâfat görmesin) den Allah râzı olmuştur, buyurduğu rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 1261
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Sa`b İbn-i Cessâme
Baslik : İSLÂM HARP HUKÛKUNA GÖRE, MUHÂRİPLERİN KADINLARI, ERLİK ÇAĞINA ERİŞMEMİŞ ÇOCUKLARI, İHTİYARLARI, PAPASLARI HAKKINDA HÜKÜMLER
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Ebvâ, yâhut Veddân (harbin) de Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem bana uğradı ve o sıra: - (Yâ Resûla`llah) müşrik (muhârip) lerden âile sâhibi bulunanlara gece baskını yapılıyor da (ayırd edilemiyerek) bunların kadınları, küçük çocukları da musâb oluyor? diye soruldu. Resûlullah: - Onlar da müşrikler (câmiasın) dandır, diye cevap verdi. (Ve cevâba devâm ederek): - (Harb hâlinde) kimsenin kimseyi korumak kudreti yoktur, korumak yalnız Allah`a ve Resûl`ine âiddir, buyurduğunu Resûlullah`tan işittim, demiştir.
HadisNo : 1262
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Harpte kadın ve çocukları öldürmemek
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : PEYGAMBERİMİZİN MUHÂRİPLERİN KADINLARININ, ÇOCUKLARININ KATLİNİ FENÂ GÖRDÜĞÜ VE TASVİB ETMEDİĞİ HAKKINDA ABDULLÂH İBN-İ ÖMER HADÎSİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in bâzı gazâlarında (Mekke`nin fethinde) bir kadın öldürülmüş olarak bulundu da Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem kadınların, çocukların öldürülmesini çirkin görüp tasvîb etmedi.
HadisNo : 1263
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Mürtedlerin öldürülmesi
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : ATEŞLE TA`ZİBTEN NEHİY HAKKINDA İBN-İ ABBÂS HADÎSİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, Alî radiya`llahu anh`in bir kavmi, (kendisinin ülûhiyetini iddiâ eden Abdullah İbn-i Sebe`nin cemâatini) ateşle yaktığı (haberi) İbn-i Abbâs`a eriştiği zaman: Eğer ben (Alî`nin yerinde) olsaydım bunları yakmazdım. Çünkü Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem: "İnsanları (yakarak) Allah`ın azâbiyle ukubetlendirmeyin!" buyurdu. Yine ben (Alî`nin yerinde olsaydım) onları muhakkak öldürürdüm. Nasıl ki, Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem: "Her kim dînini (ki, Müslümanlıktır) değiştirirse, onu hemen öldürünüz!" demiştir.
HadisNo : 1264
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : ATEŞLE TA`ZİBTEN NEHİY HAKKINDA İBN-İ ABBÂS HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, o, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğunu işittim, demiştir: Nebîler`den birini karınca ısırmış. O Peygamber, karıncaların köyü (nün yakılması) nı emr etmiş de yakılmış. Bunun üzerine Allahu Teâlâ o Peygamber`e: - Seni bir karınca soktu değil mi? Ya sen, Allah`ı tesbîh eden ümmetlerden bir ümmeti yakmadın mı? diye itâb etmiştir.
HadisNo : 1265
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Ahmes`li Cerîr İbn-i Abdillah
Baslik : YEMEN`DE KÂ`BE`YE KARŞI YAPILMIŞ ZÜLHALASA KİLİSESİ VE ONUN TAHRÎBİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Bir kere Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem bana: - (Ey Cerîr! Şu) Zülhalâsa (nın elin) den bana rahat vermez misin? O, Has`am (kabîlesi) dâhilinde (Beytü`l-Harâm`a karşı yapılmış içi put dolu) bir binâ idi. Yemenlilerin Kâ`be`si diye anılırdı. (Bu cihetle Resûlullah`ın gönlüne yük veriyordu). Cerîr der ki: Ahmes kabîlesinden yüz elli süvârînin başında Zülhalasa`ya gittim. Ahmesliler iyi ata binerlerdi. Fakat ben bir türlü at üstünde duramazdım. (Kalbimi sıkardı). Bu sebeble Resûlullah göğsüme (şiddetli) bir darbe indirdi. Hattâ parmaklarının izini göğsümde görmüştüm. Ve: Yâ Rab! Sen Cerîr`i (at üstünde) sâbit kıl! Onu hâdî kıl, mehdî kıl! diye duâ buyurdu. Müteâkıben Cerîr Zülhalasa`ya gitti. O (şirk ma`bedi) ni yıktı, yaktı. Sonra Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`e (Husayn İbn-i Rebîa ile) vaziyeti bildirdi. Cerîr`in gönderdiği bu zât Resûlullah`a: - Yâ Resûla`llah! Seni Hak Peygamber gönderen Allah`a yemîn ederim ki; huzûruna ben (boş) gelmedim. Tâ ki ben o (şirk ma`bedi) ni uyuz deve gibi (bakımsız, harâb) bir halde bıraktım geldim, dedi. (Râvî der ki: bunun üzerine) Resûlullah: - Ahmes kabîlesinin atları ve süvârîleri mübârek ola! diye beş kere düâ buyurdu.
HadisNo : 1266
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Hz. Peygamber`in fetih müjdesi;Kayser`in helâki;Kisrâ`nın helâki
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : KİSRA SALTANATININ KUVVET VE İSTİKLÂLİNİN ZEVÂLİ HAKKINDA EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: Kisrâ ölmüş (demek) tir. Kisrâ öldükten sonra o saltanat (eski ihtişâmiyle bir daha) kurulmayacaktır. Kayser de muhakkak ölecektir. Öldükten sonra (Şam`da ve Rum bilâdında) Kayser (hâkimiyeti) bulunmıyacaktır. Kisrâ ile Kayser`in hazîneleri de Allah yolunda (cihâda ve cihâd edenlere) taksîm olunacaktır; bu muhakkaktır.
HadisNo : 1267
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Harp hud`adır;Harp manevraları (spor);Spor
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : HARP HUD`ADIR, HADÎSİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem harbe Had`adır, diye ad verdi, dediği rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 1268
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Uhud Gazâsı
Ravi : Berâ` b. Âzib
Baslik : UHUD HARBİNDE RESÛLULLÂH`IN SEVKU`L-CEYŞ PİLÂNI
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem Uhud (harbi) günü piyâde (okçu asker) ler üzerine -ki, bunlar elli kişi idiler- Abdullah İbn-i Cübeyr`i kumandan ta`yîn etmişti de onlara hitâben: - (Ashâb`ım! Size gösterilen) şu yerinizden sakın ayrılmayınız! (Bizim harp saffından ayrıldığımızı, inhizâma uğradığımızı, yâhut) biz (im öldürüldüğümüzü, atlarımız) ı kuşların kaptığını görseniz de size ben haber gönderinceye kadar (yerinizi bırakmayınız!). Yine siz, bizim düşmanları hezîmete uğratıp onları çiğnediğimizi görseniz de size ben haber gönderinceye kadar yerinizden ayrılmayınız! diye kat`î emretti. Bunu müteâkıp (harp başladı ve ilk hamlede) müslümanlar müşrikleri hezîmete uğrattılar. Râvî Berâ` İbn-i Âzib demiştir ki: Va`llahi ben (o sırada düşman ordusundaki müşrik) kadınları gördüm ki, onlar elbîselerini toplamışlar; bacaklarındaki halhalları, baldırları görünerek (ya bozgun askeri teşcî` için, yâhut, kaçarak Uhud dağına çıkmak için) sür`atle koşuyorlardı. Müslümanların bu galebesi üzerine Abdullah İbn-i Zübeyr`in kumandasındaki piyâde okçular biribirlerine: - Arkadaşlar, ganîmet, ganîmet! Cephedeki arkadaşlarınız düşmana galabe etti. Daha burada ne bekliyorsunuz? (Gidelim, biz de ganîmete konalım) dediler. Abdullah İbn-i Cübeyr bunlara karşı: - Arkadaşlar, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in size verdiği emri unuttunuz mu? dediyse de maiyeti: - Va`llahi arkadaşların yanına muhakkak gideceğiz, ganîmetten bize isâbet edeni elbette alacağız! diye ısrâr ettiler. Ve (me`mûr oldukları yeri bırakarak ordunun içine karıştılar.) Onlar varır varmaz yüzleri geldikleri tarafa çevrildi. Ve ordu (nun küllî kuvvetleri) münhezim olarak (Medîne`ye) yönel (erek ric`ate başla) dı. Bu meş`ûm vaziyet ânında idi ki, Resûlullah askerin geri kalanlarını: - (Ey Allah`ın kulları bana geliniz, ey Allah`ın kulları bana geliniz; ben Allah`ın Resûlüyüm! Her kim geri döner de düşmana hücûm ederse, ona Cennet vardır, diye) çağırıyordu. O sırada Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in yanında on iki kişiden başka kimse kalmamıştı. Uhud harbinde müşrikler bizden yetmiş kişi şehîd ettiler. Halbuki Bedir harbinde Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem ile Ashâb`ı, müşriklerden yüz kırk kişiyi elde ederek bunun yetmişini katl, yetmişini esîr etmişlerdi. (Harp kesildiği sırada müşriklerin reîsi) Ebû Süfyân (müslümânlara karşı) üç def`a: - İçinizde Muhammed var mı? (Sağ mıdır?) diye seslendi. Fakat Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem, Ashâbını Ebû Süfyân`a cevap vermekten men` etti. Sonra Ebû Süfyân üç kere: - İçinizde İbn-i Ebî Kuhâfe (ki, Ebû Bekr-i Sıddîk`tır) var mıdır? dedi. Sonra da yine üç def`a: - İçinizde İbnü`l-Hattâb var mıdır? diye sordu. Bütün bunlardan sonra da Mekke müşriklerine dönerek: - Anladınız a, bunların hepsi öldürülmüş, dedi. Bunun üzerine Ömer kendini tutamı(Zeker): - Ey Allah`ın düşmanı, yalan söyledin! İyi bil ki, senin o saydığın zatların hepsi hayattadırlar; yarın (Mekke fethedilirken) sana zarar verecek kuvvetimiz bâkîdir, diye haykırdı. Ebû Süfyân Ömer`e karşı: - Bu gün Bedir gününün karşılığıdır. Harp (tâlii) kuyunun iki kovası gibi biri iner biri çıkar. (Kâh siz galip gelirsiniz, kâh biz). Şimdi siz maktullerinizin içinde işkence ile öldürülmüş kimseler bulacaksınız. Bunu ben emretmedim.
HadisNo : 1269
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Seleme İbn-i Ekva`
Baslik : BİR GECE BASKINI VE RESULÛLLÂH`IN SAĞMAL ZEKÂT DEVELERİNİN, SÜRÜLÜP GÖTÜRÜLMESİ VE İBNÜ`L-EKVA` FIRKASI TARAFINDAN KURTARILMASI
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: bir kere Gabe (ormanlığı) tarafına gitmek üzere Medîne`den çıkmıştım. Gabe (dağı) nın tâ yokuşuna vardığımızda Abdurrahmân İbn-i Avf`in kölesi (telâşla) bana karşı geldi. Köleye: - Allah sana iyilik versin! Sana ne oldu? diye sordum. Köle: Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in (ormanda yayılan) sağım develeri sürülüp götürüldü, dedi: - Kim götürdü? diye sordum. Köle: - Gatafân ve Fezâre (kabîlelerinin adamları) diye cevap verdi. Hemen üç def`a: - Ey sabahçılar, erken kalkanlar! Yetişin baskın var, diye haykırdım; Medîne`nin iki kara taşlığı arasın (daki halk) a duyurdum. Sonra kendim (de yaya olarak heriflerin arkasından) sür`atle koştum. Nihâyet bunlara yetiştim. Hakîkaten develeri bunlar almışlardı. Hemen bunalara ok atmağa ve: "Bene İbn-i Ekva`ım, bu gün de alçakların öleceği gündür" diye haykırmağa başladım. Netîcede develeri -heriflere su içmeğe bile aman vermeden- ellerinden kurtardım ve (mevcûdu yirmiye bâliğ olan) develeri sürerek (Medîne`ye) yöneldim. Yolda Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem bana karşı geldi. (Sayham üzerine beş yüz veya yedi yüz kişilik zırhlı bir süvârî kuvvetiyle yardıma çıkmıştı). Ben: - Yâ Resûla`llah! Bu eşkıyâ susuzdur. Ben acele edip su içmelerine meydan vermeden develeri kurtardım (şimdi onlar su tedârikıyle meşgul olacaklardır). Bunların peşi sıra bir müfreze gönderseniz! dedim. Fakat Resûlullah: - Ey İbn-i Ekvâ`! Sen alacağını aldın. Onlara galebe ettin. Artık onları afveyle!. (Hem onlar) şüphesiz Gatafan ve Fezâre (yurduna varmışlardır) şimdi onları konukluyordur, buyurdu.
HadisNo : 1270
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Açları doyurmak;Esir mü`minleri kurtarmak;Hasta ziyâreti
Ravi : Ebû Mûsâ el-Eş`arî
Baslik : MÜSLÜMAN ESÎRİ KURTARINIZ; AÇI DOYURUNUZ; HASTAYI İYÂDE VE ZİYÂRET EDİNİZ! HADÎSİ
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in: [Ânîyi yâni (düşman elinde) esir olan müslümanı (esâretten) kurtarınız; aç olan (zî-rûh) u doyurunuz; hastayı ziyâret edip hâlini, hatırını sorunuz!] buyurduğu rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 1271
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Diyet (kan bedeli);Esir mü`minleri kurtarmak;Kâfire bedel müslüman katledilmez;Kan bedeli
Ravi : Ebû Cuhayfe
Baslik : ESİRLERİN KURTARILMASI HAKKINDA HAZRET-İ ALÎ`NİN KUVVETLİ BİR RİVÂYETİ;ALLÂH`IN İNSANLARA KUR`ANDAKİ HAKÎKATLERİ ANLAMAK ZEKÂ VE KÂBİLİYETİ VERMESİ
Hadis : Rivâyete göre, müşârün-ileyh demiştir ki: ben bir kere Alî radiya`llahu anh`e: - (Ey Ehl-i Beyt`in ulusu!) Allah Kitâbında bulunandan başka yanınızda (yazılı olarak) vahiy (esrârın) dan (başkasının bilmediği ve yalnız senin bildiğin) bir şey var mıdır? diye sordum. Alî: - Hayır yoktur. Tâneyi (toprak içinde) yaran, ve insanı yaratan Allah`a yemîn ederim ki, benim (husûsî ve yazılı olarak) bildiğim bir şey yoktur; ancak bildiğim bir şey varsa o da Allah`ın, kişiye Kur`an`daki hükümleri anlamak kabiliyetini vermesidir; bir de (kılıcının kınından çıkardığı bir sahifeye işâret ederek): şu sahifede (yazılı) olan hükümlerdir, dedi. Ben: - Bu sahifedeki hükümler nedir? diye sordum. Alî: - Bu sahifede maktûlün diyeti ve kanı pahası, esîrin halâsı, kâfire bedel bir müslümanın katli câiz olmadığı (hakkında hükümler var) dır, dedi.
HadisNo : 1272
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Esir mü`minleri kurtarmak
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : ESİRLERDEN NECAT FİDYESİ (BEDELİ) ALINMASI. VE BEDİR GAZÂSINDA ESİR DÜŞEN PEYGAMBER`İN AMUCASINDAN ALINMAMASI TEKLÎFİNE KARŞI RESÛLULLÂH`IN: HAYIR, BEDEL-İ NECATTAN BİR DİRHEMİ BİLE BIRAKILMAZ! BUYURM
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, Ensâr`dan bâzı kimseler Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`den izin dilediler de: - Yâ Resûla`llah! (Bize) müsâade buyur da hemşîrezâdemiz Abbâs (İbn-i Abdü`l-Muttalib) in esâretten halâs bedeli olan parayı kendisine bırakalım! dediler. Resûlullah: - (Hayır) o paradan bir dirhemini (bile) bırakamazsınız!, buyurdu.
HadisNo : 1273
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Seleme İbn-i Ekva`
Baslik : HARBÎNİN CÂSUSLUKLA İSLÂM DİYÂRINA GİRMESİNE DÂİR HÜKÜMLER. VE BU BABTA SELEME İBN-İ EKVA` HADÎSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem (Huneyn) seferinde iken Resûlullah (ın ordusu için) e (kırmızı bir deve üstünde) müşrikler tarafından bir câsus geldi. (Devesini çökertip kargılığından çıkardığı bir iple bağladı. Sonra gelip) Ashâb`ın yanına oturdu. Ashab ile konuştu. (Yedi, içti. Ve mütemâdiyen Ashâb`ın ahvâlini gözden geçirdi.) Sonra (devesine binerek) dönüp gitti. (Müteâkıben Ashab`dan bir kişi kalkıp bunu câsus olduğunu Resûlullah`a arz etti). Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem de: onu arayıp bulun ve öldürün, (onu kim öldürürse soykası ve eşyâsı onundur!) buyurdu. Câsusu İbn-i Ekva` (tâkip edip) öldürdü; (devesini yederek üstünde silâhiyle, eşyâsiyle geldi). Resûlullah da câsusun eşyâsını İbn-i Ekva`a âit ganîmet kılıp verdi.
HadisNo : 1274
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Elçiye hürmet;Hz. Peygamber`in vasiyetnâme yazdırmak istemesi
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : PEYGAMBERİMİZİN ÖLÜM HASTALIĞINDA VASIYYETNÂME YAZILIP YAZILMAMASI YOLUNDA İHTİLÂF EDİLMESİ HAKKINDA İBN-İ ABBÂS HADÎSİ;İBN-İ ABBÂS BU RİVÂYETİNDE PEYGAMBERİMİZİN ÜÇ VASIYYET ETTİĞİNİ, BİRİSİ ARAB CEZ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, müşârün-ileyh bir kere: hani o perşembe günü (o ne fenâ gündü?), o perşembe günü, ne acı gündü? demişti de sonra (inci tânesi gibi dökülen) göz yaşı tâ (yerleri) ıslatarak (ve o günü cereyân eden vâkıayı anlatarak) şöyle demişti: bir perşembe günü Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in (son hastalığında) ağrısı artmıştı da: - Haydi bana (kalem kâğıt gibi) yazılacak bir şey getiriniz! Size bir kitap (vasıyyet-nâme) yaz (dır) ayım ki, ondan sonra yolunuzu şaşırıp hiç helâke düşmeyesiniz! buyurdu. (Şimdi Ömer orada bulunanlara: - Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in muhakkak ki, hastalığı ağırlaşmıştır. Yanımızda ise Allah`ın kitâbı vardır, o bize yetişir!, dedi). Bunun üzerine orada bulunanlar (yazılsın, yazılmasın diye) ihtilâf ettiler. (Sözleri biribirine karıştı. Resûlullah da): - Hiç bir Peygamber`in yanında nizâ ve ihtilâf etmek doğru değildir, (haydi yanımdan kalkıp savulunuz!) buyurdu. Oradaki Ashab (dan bâzıları): - Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem (hastalığın şiddetinden) sayıkladı (da böyle söylendi) demişlerdi. Resûlullah: - Haydi beni (kendi hâlime) bırakınız! Benim şu içinde bulunduğum (mürâkabe ve Allah`a rücû için hazırlık) hâli, sizin beni da`vet ettiğiniz (kitâbet gibi) şeylerden hayırlıdır, buyurdu. Ve Resûlullah vefâtı zamânında yalnız üç şey vasıyyet etti: bütün müşrikleri Arab cezîresinden çıkarınızı, ve (dünyânın her tarafından gelekcek olan müslim, gayr-i müslim) elçilere, ferd ve hey`etlere nasıl ben izin verip hediyeler ikrâm ettimse, siz de benim gibi atıyyeler vermek sûretiyle hürmet gösteriniz! buyurdu. (İbn-i Abbâs): fakat ben (vasıyyetin) üçüncüsünü unuttum, (demiştir) .
HadisNo : 1275
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Deccâl
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : ABDULLÂH İBN-İ ÖMER`İN DECCÂL HADÎSİ VE DÜNYÂ TÂRÎHİNİN SON ZAMANLARINDA BİRÇOK DECCALLER TÜREYECEĞİNE DÂİR RİVÂYET
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Bir kere Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem halka hutbe îrâdına başlayıp Allah`ı, ulûhiyet şânına lâyık sıfatlarla övdü. Sonra Deccâl`i zikrederek şöyle buyurdu: Ben sizi kat`î sûrette o (nun şerri) nden korkuturum. Peygamberlerden hiç bir Nebî yoktur ki, muhakkak o, kavmini (dalâlete sevk eden her yalancı) deccaldan tahzîr etmiştir. Nûh Peygamber de kavmini tahzîr etmiştir. Şimdi ben size bu (mel`ûn ve yabancı zümre) nin hiç bir Peygamberin bilsinler diye kavmine söylemediği (toplu ve fârik) bir vasfını söylemek isterim (ki, şudur): deccal a`verdir, kötü kılavuzdur, (insanları iğri yola da`vet eder), Allah ise a`ver değildir, (hâdîdir, insanları doğru yola irşad buyurur).
HadisNo : 1276
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Çokluğa güvenmemek
Ravi : Huzeyfe b. el-Yemânî
Baslik : ORDU MEVCÛDUNUN VE UMÛMÎ NÜFÛSUN MİKDÂRINI ANLAMAK İÇİN DEVLETÇE NÜFUS SAYIMININ MEŞRÛİYETİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in (bir seferde): "Haydi bana halktan müslüman (ım) diyenleri sayınız!" buyurduğu rivâyet olunmuştur. (Râvî Huzeyfe der ki:) biz, ordu mevcûdunu bin beş yüz kişi saydık. Ve (istiğrâb ederek): biz, bin beş yüz kişi (lik bir kuvvet) olduğumuz halde (düşmandan) korkar mıyız? dedik. (Bir zaman sonra) bir de kendimizi (öyle bir fitne ile) müptelâ olmuş gördüm ki, hani o korku bilmeyen er kişi, şimdi (bu fitneden) korkarak (cemâate gidemeyip evinde) münferiden namaz kılar oldu.
HadisNo : 1277
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Ebû Talha
Baslik : PEYGAMBERİMİZ BİR DÜŞMANA GALEBE ETTİĞİ ZAMAN, ONLARIN BİNÂDAN ÂRÎ GENİŞ BİR SÂHASINDA ÜÇ GÜN ORDUSİYLE İKÂMET EDERDİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem bir kavme harben galebe ettiği zaman o kavmin binâdan ârî geniş bir sâhasında üç gün ikamet etmek i`tiyadında idi.
HadisNo : 1278
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : BİR MÜSLÜMANIN MALI MÜŞRİKLER TARAFINDAN İĞTİNÂM EDİLİP DE BİLÂHARE MÜSLÜMANLARIN GALEBE ETMESİYLE SÂHİBİNİN ELİNE GEÇEN BU MAL, SÂHİBİNE Mİ VERİLİR; YOKSA GANÎMET MALI MI ADDOLUNUR?
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: bir kere atım düşman tarafına kaçmıştı da onu (muhârip) düşman yakalamıştı. Sonra müslümanların düşmana galebesi üzerine Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem zamânında atım bana iâde olundu. Bir kere de kölem kaçmış ve Rumlara iltihak etmişti. Sonra müslümanlar Rumlara galip geldi de Hâlid İbn-i Velîd kölemi bana iâde etti ki, bu da Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem zamânından sonra idi.
HadisNo : 1279
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Dâvete katılmak (icâbet)
Ravi : Câbir b. Abdullâh
Baslik : GÂZÎLERE ZİYÂFETİN MEŞRÛİYYETİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre müşârün-ileyh demiştir ki, Ahzab günü ben: - Yâ Resûla`llah, biz bir körpe kuzu kestik, arpadan da bir sâ` (1040 dirhem) un öğüttüm; şimdi cenâbınız, maiyetinizdeki bâzı kimselerle berâber (bize) geliniz! diye da`vet ettim bunun üzerine Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem: - Ey hendek kazanlar! (kardeşiniz) Câbir (sizin için) yemek hazırlamış haydi geliniz! diye bütün hendek ehlini çağırdı.
HadisNo : 1280
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Eme
Baslik : PEYGAMBERİMİZİN FARSÇA VE HABEŞ DİLİ TEKELLÜMÜ
Hadis : Hâlid İbn-i Saîd`in kızı ve Hâlid (İbn-i Zübeyr) in anası (Eme) radiya`llahu anhâ`dan şöyle dediği rivâyet olunmuştur: (çocukluğumda) babamla berâber üzerimde sarı (renkli) bir gömlek geyimli olarak Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in huzûruna gelmiştim. Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem (beni tatyîb için): - Sene sene = güzel, güzel, buyurdu. Habeş dilinde hasene (güzel şey) demektir. Bu sırada ben (Resûlullah`ın iki küreği arasındaki yumurta cesâmetinde bulunan) nübüvvet hâtemi (et beni) ile oynamağa başladım; babam beni men` etti de Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem babama: - Çocuğu kendi hâline bırak! buyurdu. Sonra (bana da) üç def`a: - (Çocuğum çok yaşa da) gömleğini (güle güle gey,) eskit, yırt (yenisin gey!) buyurdu. (Hadîsin râvîlerinden Abdullah İbn-i Mübârek demiştir ki: Ümm-i Hâlid çok zaman yaşadı. Bu gömlek de hayâtının sonuna kadar dillerde anıldı.
HadisNo : 1281
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Devlet malına hıyânet
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : GANÎMET VE DEVLET MALINA HIYÂNET EDENLERİN CEZÂLARI. BU HUSÛSA DÂİR EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur. Bir kere Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem, aramızda (hitâbete) kıyâm etti de ganîmet (ve devlet) malına hiyânet hakkında söz söyledi. Ve hıyânet (in fenâlığını) büyüttü, hükmünü îzâh etti de buyurdu ki: - Sakın sizden biriniz kıyâmet gününde omuzunda (ganîmet) koyun (avaz avaz) meleyerek, öbürünün omuzunda (ganîmet) at (yem ister gibi) homurdayarak (Arasat meydanında) benimle yüzleşmesin! (Bu yüz karası) âhırette bana: - Yâ Resûla`llah, bana yardım et! diye yalvaracaktır. Ben de ona: - Hakkında hiç bir sûretle şefâat etmeğe muktedir değilim: ben sana (dünyâda Allah`ın hükmünü) teblîğ ettim! diye cevap vereceğim. Birinin omuzunda da sığır böğürerek bana mülâkî olup: - Yâ Resûla`llah, meded eyle! demesin! Ben ona da: - Senin için hiç bir vechile şefâat etmeğe muktedir değilim; çünkü ben sana (dünyâda) Allah`ın hükmünü teblîğ ettim! derim. - Bir başkası da omuzunda altun, gümüş yüklü gelmesin! Bu da: - Yâ Resûla`llah, bana yardım et! diyecek, ben de ona: - Sana hiç bir türlü yardım edemem. Çünkü ben, (dünyâda) sana Allah`ın hükmünü teblîğ ettim, derim. Bir diğeri de üzerinde (ganîmet) libâsını yeldirerek gelmesin! O da: - Yâ Resûla`llah, bana yardım et! diyecektir. Ben ona da: - Sana hiç bir türlü yardım edemem. Çünkü ben (dünyâda) sana Allah`ın hükmünü teblîğ ettim derim, buyurmuştur.
HadisNo : 1282
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Devlet malına hıyânet
Ravi : Abdullâh b. Amr b. Âs
Baslik : GANÎMET VE DEVLET MALINA HIYÂNET EDENLERİN CEZÂLARI. BU HUSÛSA DÂİR EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in (yol) ağırlığı (eşyâsı) üzerinde bekçi (siyâhî) bir kişi vardı. Ona Kerkere denilir. (Bu siyâhî kişi harb edilirken de Peygamber`in binidini tutardı). Kerkere (günün birinde) öldü. Ölünce de Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem: Bu adam cehennemdedir! buyurdu. Ashab, (acabâ neden ki? diye) bakmağa gittiler. Onun (terikesinde) ganîmet malından çalınmış bir aba buldular.
HadisNo : 1283
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Abdullah İbn-i Zübeyr
Baslik : GANÎMET VE DEVLET MALINA HIYÂNET EDENLERİN CEZÂLARI. BU HUSÛSA DÂİR EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, müşârün-ileyh (bir kere mâzîyi yâd ederek) Abdullah İbn-i Ca`fer`e: - Hatırlar mısın? (Hani Mekke`nin fethi günü) ben, sen, Abdullah İbn-i Abbâs, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`i karşıladığımız vakit? demişti. Abdullah İbn-i Ca`fer: - Evet hatırlatırım! Resûlullah benimle İbn-i Abbâs`ı terkisine almıştı da seni bırakmıştı, demiştir.
HadisNo : 1284
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Sâib b. Yezîd
Baslik : GAZÂDAN DÖNEN GÂZÎLERİ BÜYÜK, KÜÇÜK BÜTÜN HALKIN İSTİKBÂLİ
Hadis : Şöyle dediğ rivâyet olunmuştur. (Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem Tebük seferinden döndüğünde halk "Seniyyetü`l-vedâ = Ayrılık Tepesi" mevkiinde karşıladılar). Biz (de) çocuklarla berâber Seniyyetü`l-vedâ (a gittik) de Resûlullah`ı karşıladık.
HadisNo : 1285
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Kahramanlık oyunları (spor)
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : GAZÂDAN DÖNEN GÂZÎLERİ BÜYÜK, KÜÇÜK BÜTÜN HALKIN İSTİKBÂLİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: biz Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem ile berâber (Lihyân oğullarına karşı açılan) Usfân (harbin) den döndüğümüz zaman Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem de deve üzerinde idi. (Peygamber`in kadınlarından) Safiyye Bint-i Huyeyy`i de arkasına bindirmişti. (Kafilemiz yürürken) Resûlullah`ın devesi (nin ayağı) sürçtü. Resûlullah ile Safiyye ikisi birden düştüler. Hemen Ebû Talha atıldı da: - Yâ Resûla`llah Cenâb-ı Hak hayâtımı sana bedel kılsın! diye seslendi. Resûlullah: - Haydi sen kadına ihtimâm et! buyurdu. Ebû Talha da (Safiyye`yi görmemek için yüzüne) bir bez örterek Safiyye`nin yanına vardı ve yüzüne örttüğü hamîsayı Safiyye`nin üzerine örttü ve binmeleri için deveyi düzeltti. Resûlullah ile Safiyye deveye bindiler. Biz de (sıyânet için) Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in etrâfına çevrildik. (Mevkibimiz bu sûretle giderken) Medîne`yi gördüğümüz zaman Resûlullah: - Biz Allahu Teâlâ`ya dönüyoruz, günahlarımızdan peşîmân oluyoruz, Rabbimize ibâdet ediyoruz. Allah`a hamd ediyoruz, buyurdu ve Medîne`ye girinceye kadar bunu böyle söyledi.
HadisNo : 1286
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Kâ`b İbn-i Mâlik
Baslik : PEYGAMBERİMİZ CİHAD VEYA HAC SEFERİNDEN, MEDÎNE`YE DÖNDÜĞÜNDE DOĞRU MESCİDE GİDER VE OTURMADAN İKİ REK`AT NAMAZ KILARDI
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem duhâ vakti seferden döndüğü zaman (doğru) mescide girmek ve oturmazdan önce iki rek`at namaz kılmak i`tiyâdında idi.
HadisNo : 1287
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Peygamberler mîras bırakmaz
Ravi : Ömer b. el-Hattâb
Baslik : PEYGAMBERİMİZİN GANÎMET MALINDAN KENDİSİNE İSÂBET EDEN HURMALIKLAR HAKKINDA VERÂSET CÂRÎ OLMADIĞI VE NASIL TASARRUF EDİLECEĞİ HAKKINDA HAZRET-İ ÖMER HADÎSİ
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in: [Biz (Peygamberler cemiyetinin terikesi) vâris olunmaz; biz ne (mal) bırakırsak sadakadır. (Mülkiyeti Beytülmâl`e âittir) buyurduğu] rivâyet olunmuştur. (Ömer İbn-i Hattâb devamla:) Resûlullah Cenâb-ı Hakk`ın fey` olarak kendisine verdiği maldan âilesinin bir senelik nafakasını ayırıp verirdi. Geri kalanını alır, Allah`ın malı (vakıf) kılar, (müslümanların masâlihine tahsîs eder) di, demiştir. Sonra Ömer İbn-i Hattâb, Sahâbe`den mecliste hazır bulunanlara hitâb ederek: - Gök, yer emriyle duran Allah hakkı için size sorarım! Siz bunu böyle bilir misiniz? dedi. Orada hazır bulunanlar da: - Evet, böyle biliriz! diye tasdîk ettiler. Mecliste de Alî, Abbâs, Osman, Abdurrahmân İbn-i Avf, Zübeyr, Sa`da İbn-i Ebî Vakkas hazır bulunuyorlardı. (Müellif Zebîdî der ki:) Buhârî Sahîh`inde Alî ile Abbâs`ın sözlerini ve münâzaralarını zikretmiş ise de bunları burada nakletmek bizim (Sahîh-i Buhârî`yi ihtisâr için iltizâm ettiğimiz) şartımız cümlesinden değildir.
HadisNo : 1288
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Hz. Peygamber`in pabuçları
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : PEYGAMBERİMİZİN PAPUÇLARI
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in vefâtından sonra Enes, tüyü dökülmüş meşinden tasmalı bir çift ayakkabı çıkarıp Ashâb`a gösterdi de: bundan Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in papuçlarıdır, diye haber verdi.
HadisNo : 1289
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : İÇİNDE VEFÂT ETTİĞİ LİBÂS VE SU BARDAĞI HAKKINDAKİ RİVÂYETLER
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, Hazret-i Âişe (Resûlullah`ın irtihâlinden sonra) keçelenmiş (sof) bir kaftan çıkararak (Ashâb`a): Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in rûhu bu kaftanın içinde nez` olundu, demiştir. (Ebû Bürde`den gelen) bir rivâyette de Âişe vâlidemiz Yemen`de dokunan tok kumaştan ma`mûl bir izâr (bedene bürünülen câr) ile yine bu kumaştan ma`mûl olup mülebbede denilen bir kisve çıkar (ıp Ashâb`a göster) miştir.
HadisNo : 1290
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Hz. Peygamber`in su bardağı
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : İÇİNDE VEFÂT ETTİĞİ LİBÂS VE SU BARDAĞI HAKKINDAKİ RİVÂYETLER
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in su bardağı kırıldığı ve kırık yerine gümüşten bir bağ, (bir kenet) yapıldığı rivâyet olunmuştur. (Âsım Ahvel de: ben bu kadehi gördüm ve teberrüken içine su koyup içtim, dediğini de Buhârî rivâyet ediyor).
HadisNo : 1291
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Hz. Peygamber`in isimlerini almak
Ravi : Câbir b. Abdullâh
Baslik : PEYGAMBERİMİZİN HEM ADINI, HEM KÜNYESİNİ BİRDEN KULLANMAK CÂİZ DEĞİLDİR
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: bizim Ensâr`dan birisini bir oğlu doğmuştu da çocuğa Kasim diye ad koymuştu. Şimdi (o kişinin Ebû Kasim, diye anılmasını hoşlanmıyan) Ensâr ona: - Artık biz seni Ebü`l- Kasim lâkabiyle anmayız ve sana bu doğum sebebiyle. "göz aydın!" diye ikrâm da etmeyiz, dediler. Bu Ensârî de Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e geldi. Ve: - Yâ Resûla`llah, bir oğlum doğmuştu da onu Kasim diye ad vermiştim. Bunun üzerine Ensâr bana: Biz seni Ebü`l-Kasim lâkabiyle çağırmayız, ve sana göz aydın! Temennîsinde bulunmayız! dediler, (ne buyurulur? diye sordu.) Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem de: Ensâr güzel söylemiştir, buyurdu. (Ve devâm ederek): Ashâbım, benim (Muhammed, Ahmed gibi) bir adımla ad verebilirsiniz. Fakat benim künyemle künyeleyemezsiniz. Çünkü Kasim yalnız benim, (mîrâs, ganîmet gibi malları Allah tarafından niyâbeten aranızda ancak ben taksîm ederim!) buyurdu.
HadisNo : 1292
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Adâlet
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : BEYTÜLMAL`DE HAKSIZ TASARRUF EDENLERE KIYÂMET GÜNÜNDE AZAP MUKARRERDİR
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in: ben size ne bir şey verebilirim, ne de (verileni) karşılayabilirim. (Veren, vermeyen Allah`tır.) Ben nasıl emr olunduysam (aza az, çoğa çok) öyle taksîm ederim! buyurduğu rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 1293
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Devlet malını özel işte kullanmak
Ravi : Ensâr kadınlarından Havle
Baslik : BEYTÜLMAL`DE HAKSIZ TASARRUF EDENLERE KIYÂMET GÜNÜNDE AZAP MUKARRERDİR
Hadis : Rivâyete göre, Havle: ben Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in: [Birtakım kimseler Allah`ın (müslümanların maslahatlarına tahsîs buyurduğu) malında, haksız olarak tasarruf ederler. Onlar için kıyâmet günüde Cehennem muhakkaktır.] buyurduğunu işittim, demiştir.
HadisNo : 1294
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : GANÎMET MALININ TAKSÎMİNE İ`TİRÂZ EDEN ZÜLHUVAYSIRA VE BU KÜSTAH ADAMIN HÜVİYETİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem Necid tarafına bir fırka asker (teçhîz edip) göndermişti. Abdullah İbn-i Ömer de bu fırka içinde bulundu. Bu askerler birçok deve iğtinâm ettiler. Her birinin hissesine ganîmet olarak on iki, yâhut on bir deve düşmüştü. Bu hisselerine zamîme olarak kendilerine birer deve de (Resûlullah`a âit humüs hisseden) ihsan buyurulmuştur.
HadisNo : 1295
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Adâlet
Ravi : Câbir b. Abdullâh
Baslik : GANÎMET MALININ TAKSÎMİNE İ`TİRÂZ EDEN ZÜLHUVAYSIRA VE BU KÜSTAH ADAMIN HÜVİYETİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, (Mekke`nin fethinden sonra) Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem Ci`râne (mevkiin) de (Huneyn ve Hevâzin harbinin) ganîmet (lerini) taksîm etmek üzere iken (Zülhuveysıra denilen) bir kişi Resûlullah`a karşı (küstahâne bir edâ ile) ansızın: - Yâ Resûla`llah, adâlet et! (Şu taksîm, Allah rızâsı kasd olunarak yapılmış bir taksîm değildir!) demişti. Resûlullah da onu: - Eğer ben adâlet etmezsem bedbaht olurum! (Bir rivâyete göre: sen bedbaht olursun!) cevâbiyle karşıladı.
HadisNo : 1296
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : YENİ MÜSLÜMAN OLAN MEKKE EŞRÂFINA KALBLERİNİ MÜSLÜMANLIĞA ISINDIRMAK İÇİN YÜZER DEVE VERMİŞTİ. HUNEYN HARBİNDE ESİR EDİLEN CÂRİYELERİN UMÛMU ÂZÂD EDİLMESİ VE MEKKE SOKAKLARI BAYRAM YERİNE DÖNMESİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, Ömer`e Huneyn harbi esirlerinden iki câriye düşmüş ve bunları Mekke`deki evlerden birisine koymuştu. (Bu hadîsin ikinci râvîsi Nâfi`) demiştir ki: Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem Huneyn esirlerini âzadladı. Onlar da sokaklarda dolaşmağa, koşmağa başladılar. Bunun üzerine Ömer, oğlu Abdullah`a: - Yâ Abda`llah! Bu ne haldir? Bak, gör, dedi. (O da sokaklarda ileri, geri koşan binlerce câriye kalabalığının sebebini soruşturarak öğrenip geldi de: - Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem bütün câriyeleri âzadlamıştı, diye cevap getirdi, Ömer de oğluna: - Haydi sen de git, o iki câriyeyi salıver! dedi.
HadisNo : 1297
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Abdurrahmân İbn-i Avf
Baslik : EBÛ CEHL`İN BEDİR HARBİNDE KATLİ VE KATLEDEN İKİ GENCİN NASIL ÖLDÜRDÜKLERİ HAKKINDA ABDURRAHMÂN İBN-İ AVF HADÎSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur. Bedir (harbi) günü ben (harb) saffında durup sağıma, soluma baktığım zaman Ensâr`dan genç yaşlı iki delikanlı gözüme ilişti. Bunlardan harba, darba en elverişlisiyle bulunmak istedim. Bu iki gençten biri beni gözü ile süzdü de bana dönerek: - Ey ammi! Ebû Cehl`i tanır mısın? diye sordu. Ben de: - Evet tanırım, dedim, ve: Ey kardeşim oğlu! Ebû Cehl`i ne yapacaksın? diye sordum. O da: - Bana haber verildiğine göre, Ebû Cehl Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`e sebbedermiş. Hayâtım irâde ve kudretinde olan Allah`a yemîn ederim ki, onu bir görürsem artık benimle ondan eceli yakın olan ölünceye kadar şahsım, onun şahsından asla ayrılmayacaktır, dedi. (Bir gencin heyecan hâlinde söylediği) kat`î şusöze (doğrusu) hayret ettim. Bu iki gençten öbürüsü de beni gözden geçirerek diğerinin söylediği gibi söyledi. (Bu sırada) gözlerim hiç bir tarafa takılmadan ben Ebû Cehl`i görmüştüm. O, Kureyş askeri içinde (hiç durmadan ileri geri) dönüp duruyordu. Ben: - Gençler! Öteye beriye telâşla giden şu şahıs, bana o sorup savuşmak istediğiniz Ebû Cehil`dir, dedim. Onlar da hemen inerek kılıçlarına sarıldılar. Ve Ebû Cehl`i öldürünceye kadar kılıç darbesine tuttular. Sonra dönüp Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in huzûruna geldiler. Ve hâdiseyi arz ettiler. Resûlullah: - Ebû Cehl`i hanginiz öldürdü? diye sordu. Bunlardan her biri: - Ben öldürdüm, dedi. Resûlullah kılıçlarınızı sildiniz mi? diye sordu. Onlar: - Hayır, silmedik diye cevap verdiler. Bunun üzerine Resûlullah: (kılıçlarına ne kadar kan bulaştığını ve ne derece derinlikte battığını anlamak için,): genç gazîlerin kılıçlarını tetkîk edip gözden geçirdi. (Tatyîb için): - İkiniz öldürmüşsünüz! buyurdu. Fakat Ebû Cehl`in ele geçen eşyâsını (bunlardan) Muâz İbn-i Amr İbn-i Cemûh`a verdi. (Çünkü maktûlün metrûkâtına istihkakı îcâb eden şer`î katil, ihsandır. Ebû Cehl`i ihsân eden yâni çok yaralayan ve karnını deşen İbn-i Cemûh idi). Bu iki Mücâhid Muâz İbn-i Afrâ ile Muâz İbn-i Amr İbn-i Cemûh idi.
HadisNo : 1298
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Müellefe-i Kulûb
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : MEKKE EŞRÂFINA VERİLEN YÜZER DEVEYİ, RESÛLULLÂH`IN FEY` OLARAK KENDİSİNE İSÂBET EDEN GANÎMETTEN VERDİĞİ, VE ENSAR GENÇLERİNİN GÖNÜLLERİNDE: ARTIK RESÛLULLÂH BİZİ BIRAKTI DA HEMŞEHRİLERİNE İHSAN KAPISI
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in: Ben Kureyş`e (Müslümanlığa) ısınmaları arzusiyle (ganîmet malından çok hisse) verdim. Çünkü onlar câhiliyet devrine yakındırlar, buyurduğu rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 1299
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : MEKKE EŞRÂFINA VERİLEN YÜZER DEVEYİ, RESÛLULLÂH`IN FEY` OLARAK KENDİSİNE İSÂBET EDEN GANÎMETTEN VERDİĞİ, VE ENSAR GENÇLERİNİN GÖNÜLLERİNDE: ARTIK RESÛLULLÂH BİZİ BIRAKTI DA HEMŞEHRİLERİNE İHSAN KAPISI
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Allahu Teâlâ`nın Hevâzin (harbindeki ganîmet) mallarından Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`e fey` olarak ne verse verdiği zaman, Resûlullah`ın da Kureyş`ten birtakım kimselere (kalblerini tatyîb için) yüzer deve ayırdığı zaman Ensâr`dan bâzı kimseler: - Allah, Resûlullah`ı yarlıgasın! O, Kureyş`e veriyor da bizi bırakıyor. Halbuki kılıçlarımızdan hâlâ Kureyşîlerin kanları damlayor, demişlerdi. Enes (sözüne devâm edip) demiştir ki: Ensâr`ın bu sözü Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`e duyuruldu da Resûlullah Ensâr`a haber gönderip onları deriden bir çadır içinde toplattı. Ensar`dan başka kimseyi onların yanına bırakmadı. Ensar toplayınca Resûlullah yanlarına geldi. Ve: - Ey Ensâr! Sizin tarafınızdan söylenmiş olan bir söz bana erişti, buyurdu. Ensâr`ın söz anlayanları: - Yâ Resûla`llah! Bizim re`y sâhiblerimiz hiç bir söz söylemezler, (ve söylememişlerdir) dediler. (Müellif Zebîdî der ki:) Hevâzin ganîmetinin taksîmine ve esirlerinin ıtlakına dâir olan hadîs uzunca (bir metin ile) yukarıda geçmiştir.
HadisNo : 1300
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Adâlet
Ravi : Cübeyr b. Mut`im
Baslik : HUNEYN VE HEVÂZİN GANÎMETLERİNİN -ESİRLERİN ÂZATLANMASI YÜZÜNDEN- TE`HÎRİNE DE AÇGÖZLÜ BEDEVÎ ARABLARIN İ`TİRAZLARI, RESÛLULLÂH`IN BUNLARA YÜKSEK BİR İRÂDE VE DOĞRULUK ARZEDEN CEVÂBI
Hadis : (Oğlu Muhammed İbn-i Cübeyr`in) rivâyetine göre Cübeyr, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem ile berâber bulunduğu ve Resûlullah ile birtakım kimseler Huneyn (seferin) den döndüğü sırada birtakım bedevî araplar ganîmet isteyerek Resûlullah`ın etrâfına takılmışlardı. Hattâ Resûlullah`ı (son derece ta`cîz ederek) Semüre (denilen dikenli bir) ağaç altına ilticâya mecbûr etmişlerdi de o ağaç (ın iri dikenleri) Resûlullah`ın ridâsını (takılıp) kapmıştı. Bu cihetle Resûlullah` salla`llahu aleyhi ve sellem bir müddet orada tevakkuf buyurup: - Bana ridâmı veriniz! demiş ve müteâkıben (îrâd ettiği bir nutkun sonunda): - Şu iri dikenli ağacın dikenleri sayısınca ganîmet devesi ve sığırı farz olunsa, muhakkak ben onları aranızda taksîm ederim. Sonra siz beni ne cimri, ne yalancı, ne de korkak diye ithâm edebilirsiniz! buyurmuştur.
HadisNo : 1301
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : YİNE BU HUNEYN SEFERİNDE CÂHİL BİR BEDEVÎ DE RESÛLULLÂH`IN RİDÂSININ YAKASINDAN TUTARAK: YANINDAKİ ALLAH MALINDAN BANA DA BİRAZ VER! DİYE ŞİDDETLE ÇEKMİŞ, RESÛLULLÂH DA YÜZÜNE GÜLEREK BAKMIŞ VE VERİLM
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Ben bir kere Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem ile berâber gidiyordum. Resûlullah`ın üzerinde Necran mensûcâtından kalın kenarlı bir ridâ, (kaftan) bulunuyordu. Bâdiyeli bir Arab bize yetişti de Resûlullah`ın ridâsını şiddetle çekti. O sırada ben Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in boynu ile iki omuzu arasına bakmıştım (bir de ne göreyim?) Bedevînin ridâyı şiddetle çekmesinden ridânın (kalın) kenarı Resûllulah`ın boyun safhasında iz bırakmıştır. Bundan sonra bedevî Resûlullah`a: - Yanında bulunan Allah malından bana bir şey verilmesini emret! dedi. Bunun üzerine Resûlullah bedevîye doğru (şefkatle) baktı da güldü, sonra bu bedevîye biraz dünyâlık verilmesini emretti.
HadisNo : 1302
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Müellefe-i Kulûb
Ravi : Abdullâh b. Mes`ûd
Baslik : YİNE BİR BEDEVÎ: ŞU TAKSİM, ALLAH RIZÂSI GÖZETİLEN ÂDİLÂNE BİR TAKSİM DEĞİLDİR, DİYE SÖYLENMESİ ÜZERİNE RESÛLULLÂH`IN: ALLAH VE RESÛLULLÂH ADÂLET ETMEZSE YA KİM EDER! BUYURMALARI
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Huneyn günü (harb) olup bitince Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem (ganîmet taksîmi sırasında) bâzı kimselere ziyâde vermek sûretiyle husûsiyet bahş etti. (Meselâ Müellefe-i Kulûb`dan) Akra` İbn-i Hâbis`e yüz deve vermişti. Uyeyne`ye de bunun kadar vermişti. Arab eşrâfından bâzı insanlara da bu sûretle yüz deve ihsan buyurup bu Arab eşrâfını o gün ganîmet bölümünde başkalarına tercîh etmişti. (Peygamber`in bundaki gayesini anlamayanlardan) bir kişi (i`tirâz ederek): - Vallahi şu taksîm, kendisinde adâlet gözetilmeyen, yâhut kendisiyle Allah rızâsı kasd edilmeyen bir taksimdir ve bu muhakkaktır, dedi. Ben de: - Vallahi bu (küstahca) sözü ben Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e muhakkak haber veririm, dedim. Ve Peygamber`e varıp haber verdim. Resûlullah: - Allah ve Resûlü adâlet etmezse kim eder?. Allah Mûsâ`ya rahmet etsin, o, bundan daha çok sözlerle ezâlandırıldı da sabretti (ve böyle küstahları cezâlandırmadı) buyurdu.
HadisNo : 1303
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : YİNE BİR BEDEVÎ: ŞU TAKSİM, ALLAH RIZÂSI GÖZETİLEN ÂDİLÂNE BİR TAKSİM DEĞİLDİR, DİYE SÖYLENMESİ ÜZERİNE RESÛLULLÂH`IN: ALLAH VE RESÛLULLÂH ADÂLET ETMEZSE YA KİM EDER! BUYURMALARI
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, müşârün-ileyh: [Biz, gazâlarımızda bal, (yağ), üzüm, (meyve gibi) yiyecek şeylere rast gelirdik. Bunları (yerinde) yerdik de (iddihâr için) nakletmezdik] demiştir.
HadisNo : 1304
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Cizye
Ravi : Ömer b. el-Hattâb
Baslik : BU HUSÛSA DÂİR HAZRET-İ ÖMER HADÎSİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, Hazret-i Ömer kendileri vefatlarından bir sene önce Basra Vâlisi (Cez` İbn-i Muâviye) ye gönderdiği bir emirnâmesinde: Mecuslardan (kendi âdetleri ve kendi nikâhlariyle aralarında zevciyet bulunan) her zî-rahm-i mahrem (karı, koca) arasını ayırınız!. (Her sâhiri de yakalayıp öldürünüz!) diye yazmıştır. (Vâli Cez`den: üç sâhir bulduk, öldürdük. Mecuslardan da mahrem karı kocaların aralarını ayırdık, dediği de diğer bir tarikle rivâyet olunmuştur.) Râvî: iptidâ Ömer mecusdan cizye almazdı. Nihâyet Abdurrahmân İbn-i Avf, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in (Bahreyn`in) Hecer (şehri) mecûsundan cizye aldığına şahâdet etti. (Bunun üzerine Ömer de almağa başladı, demiştir.)
HadisNo : 1305
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Cizye;Dünya nîmetlerine kapılmamak
Ravi : Amr İbn-i Avf
Baslik : BAHREYN MUÂHEDESİNE DÂİR AMR İBN-İ AVF HADÎSİ
Hadis : Ensar`dan Amr İbn-i Avf`den -ki, müşârün-ileyh Âmir İbn-i Lüey oğullarının dostu idi ve Bedir`de hazır bulunmuştu- rivâyet olunduğuna göre, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem harp etmeksizin Bahreyn ahâlîsiyle bir sulh akd etmiş ve Bahreynliler (muayyen miktarda cizye vermeyi deruhde etmişlerdi. Resûlullah bunlar) üzerine Alâ` İbn-i Hadremî`yi Emir nasbetmiştir. Tahsîl olunan Cizye mallarını getirmek üzere de bilâhare Resûlullah Ebû Ubeyde İbn-i Cerrâh`ı Bahreyn`e gönderdi. Ebû Ubeyde İbn-i Cerrâh`ı Bahreyn`e gönderdi. Ebû Ubeyde cizye mallarını alarak Bahreyn`den Medîne`ye geldiğinde Ensâr onun geldiğini işitince -ki, bu haberin şuyûu Ashâb`ın Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem ile sabah namazı kıldığı bir zamâna tesâdüf etmişti- Ensar sabah namazını kılar kılmaz hemen dönüp Ebû Ubeyde`ye karşı çıktılar. Resûlullah Ashâb`ı bu halde görünce gülümsiyerek onlara: - Öyle sanıyorum ki siz, Ebû Ubeyde`nin hayli dünyâlıkla geldiğini duydunuz (da onu sevinçle karşılıyorsunuz!) buyurdu. Onlar da: - Evet yâ Resûla`llah! diye tasdîk ettiler. Bunun üzerine Resûlullah: - Şâd olunuz ve sizi sevindirecek ni`metleri (bundan böyle her zaman) umunuz!. Vallahi (bundan sonra) size fakr-ü ihtiyaç geleceğinden hiç korkmam. Fakat sizin için korktuğum bir şey varsa o da sizden önce gelip geçen ümmetlerin önüne dünyâ (ni`metleri) nin yayıldığı gibi sizin önünüze de yayılarak onların biribirlerine haset ettikleri ve nefsâniyet güttükleri gibi sizin de biribirinize düşmeniz ve onların helâk oldukları gibi sizin de mahvolup gitmenizdir, diye ümmeti intibâha da`vet etmiştir.
HadisNo : 1306
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Cübeyr b. Mut`im
Baslik : İRAN HARBİ VE ŞÂRİH AYNÎ`NİN BU MUHÂREBE HAKKINDA ÎZÂHI
Hadis : Ömer İbn-i Hattâb (hilâfetinin ikinci yılında bir ordu techîz ederek) Îran`ın mahal ta`yîn etmiyerek büyük şehirleri üzerine müşriklerle harbetmek üzere göndermişti. Bunun üzerine Hürmüzân müslüman oldu. (Hazret-i Ömer de onu mukarrebîni arasına alarak): - Ey Hürmüzân! Şimdi seninle (Îran fütûhâtını tamamlamak için) şu Fars, Isfahan, Azarbaycan hakkında istişâre ediyorum. Bunlardan, önce hangisinin fethine başlanmalıdır? diye sordu. Hürmüzân cevap vererek: - Evet Emîre`l-mü`minîn! Bu toprakların ve buralarda bulunan müslüman düşmanı halkın benzeri, iki kanadı, iki ayağı ve bir başı bulunan bir kuştur ki, bu kuşun bir kanadı kırıldığı farz edilse (o ölmez), bir kanadı ve bir başı ile iki ayağı ile (yaşar) durur. Amma kuşun başı ezilirse ayakları da, kanatları da, başı da (kırılır, ezilir) gider. İmdi bu işte baş, Kisrâ`dır. Kanadın biri Kayser`dir, öbürüsü de Fars`tır. Yâ Emîre`l-mü`minîn! Şimdi siz müslümanlara emrediniz de toptan Kisrâ üzerine hareket etsinler! dedi. (Îran harp târihinin son derece hulâsa edilmiş bu birinci safhasıdır). Râvî Cübeyr İbn-i Habbe (Îran vakayiinin ikinci bir safhasını rivâyet ederek) demiştir ki: (Kadisiyye fethinden geldikten sonra bir gün) bizi Ömer gazâ için çağırdı. Üzerimize de Nu`mân İbn-i Mukarrin`i kumandan dikti. (O da Kadisiyye fethinden yeni gelmişti. Bu yeni ordu içinde İbn-i Ömer ve Ashab`tan pek çok kimseler vardı. Biz Medîne`den hareket ederken Hazret-i Ömer Ebû Mûse`l-Eş`arî`ye Basra kuvvetleriyle, Huzeyfe`ye de Kûfe kuvvetleriyle hareket etmelerini ve Nehâvend`de birleşmelerini yazdı. Biz de Medîneden hareket ederek) düşman diyârında Nehâvend`e varıp birleştik. Kisrâ`nın kumandanı bizi (Fars, Kirman ve sâire ahâlîsinden) kırk bir kişilik bir kuvvetle karşıladı. Ve kumandan tarafından gelen bir tercüman bize: - Bâzı şeyler soracağım: İçinizden bir kişi bana cevap versin! dedi. (Ashâb`ın hakîm ve hatiplerinden) Muğîre İbn-i Şu`be: - Ne istersen sor! demesi üzerine tercüman (istihfafkârâne ve taşa, ağaca seslenir gibi): - Siz ne (mülevves) şeylersiniz? dedi. Muğîre şöyle cevap verdi: - Biz Arap ırkından birtakım kimseleriz. Biz vaktiyle azgın bir şakavet, zorlu bir belâ ve mihnet içinde yaşarken, açlıktan hurma çekirdeği, deri parçası sorarken, deve yününden ve kıldan elbîse giyerken, ağaca ve taşa taparken; hulâsa biz, böyle koyu bir vahşet ve cehâlet içinde iken göklerin ve yerlerin Rabbı, şânı âlî ve azameti mütecellî olan Allahu Teâlâ bize kendi aramızdan bir Peygamber gönderdi. Biz onun babasını anasını (aramızdaki şerefini, haseb-ü nesebini, doğru sözlülüğünü) biliriz. Şimdi Rabbımızın gönderdiği bu azîz Peygamberimiz salla`llahu aleyhi ve sellem bize -siz yalnız bir Allah`a ibadet edinceye, yâhut cizye verinceye kadar- sizinle harp etmemizi emir buyurdu. Ve Peygamberimiz salla`llahu aleyhi ve sellem Rabbımız nâmına bize haber verdi ki: bizden cihad uğrunda hayâtını fedâ edenler doğru Cennet`e gider. Ve Cennet`te, asla misli görülmedik ni`mete nâil olur. Şehid olmayıp da geride hayatta kalanlar da sizi esîr edip rakabenize mâlik olurlar: (Muğire İbn-i Şu`be bu âteşîn hitâbesini zeval vakti bitirmişti. Ve harpten başka bir çıkar yol olmadığını anlamıştı. Kumandanımız Nu`mân İbn-i Mukarrin`e harbe başlanmasını teklîf etti. Bunun üzerine) Nu`mân: - (Azîz kardeşim Muğîre!) Allahu Teâlâ seni, Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem ile berâber bu vak`a gibi bir çok muhârebelerde bulundur (makla mübâhi kıl) dı. (Hatırlarsınız ki, Resûlullah gündüzün ilk saatinde harbe başlamazsa zevalden sonraya te`hîr ederdi). Şimdi sabır ve teennî size nedâmet vermez. Ve sizi düşman nazarında küçük düşürmez. Benim Resûlullah ile bulunduğum bütün muhârebelere Resûlullah, gündüzün ilk saatinde harp etmezse, (zevalden sonra) tâ rüzgâr esip (öğle sisi geçinceye) namazlar kılınıncaya kadar intizâr etmek i`tiyâdında idi, dedi. (Ve müsâit zamanda taarruz emrini verdi).
HadisNo : 1307
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Cizye
Ravi : Ebû Humeyd Ensârî-i Sâidî
Baslik : EYLE EMANNÂMESİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, şöyle demiştir: Biz Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem ile berâber Tebük`e gazâ etmiştik. (Sefer esnâsında) Eyle Melîk`i (Buhne İbn-i Ru`be Resûlullah`ın huzûruna geldi; sulh oldu; cizye vermeği deruhte etti). Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e (Düldül adlı) beyaz bir katır hediye etti. Ve Bürd (-i Yemânî) bir libas giydirdi. Resûlullah da ona sâhil boyundaki köyler halkı hakkında bir amânnâme yaz (dırıp ver) di.
HadisNo : 1308
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Haksız yere bir zimmî öldürmek
Ravi : Abdullâh b. Amr b. Âs
Baslik : BİR MÜSLÜMANIN MUÂHİDİ ÖLDÜRMESİNİN CEZÂSI CENNET`TEN MAHRÛMİYETTİR
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: Her hangi (mü`min) bir kişi Muâhit ve (Haracgüzâr) bir Zimmîyi (haksız yere) öldürürse, o kişi Cennet kokusu kokamaz. Halbuki (kebâirden kaçınan öbür mü`minler) Cennet kokusunu kırk yıllık mesâfeden duyar.
HadisNo : 1309
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Yahûdilerin Hz. Peygamber`i zehirlemek istemeleri
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : MUÂHİDİN MÜSLÜMANA KARŞI HİYÂNET EDİP AHDİNİ BOZMASININ HÜKMÜ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Hayber fetholunduğu zaman Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e (Hâris kızı Zeyneb tarafından) içi zehirli (kızartılmış) bir koyun hediye edilmişti. (Bunun zehirli olduğunu vahy ile bilen) Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem (Ashâb`a): - Hayber`de ne kadar Yahûdî varsa onları bana toplayınız! buyurdu. Ashab da toplayıp getirdiler. Resûlullah bunlara hitâb ederek: - Size bir şey soracağım; bana doğru cevap verir misiniz? buyurdu. Yahûdîler: - Evet, doğrusunu söyleriz! dediler. Bunun üzerine Resûlullah Yahûdîlere: - Sizin (ulu) babanız kimdir? diye sordu. Onlar da: - Falandır! diye cevap verdiler. Resûlullah onlara: - Yalan söylediniz, (büyük) babanız falandır, diye yalanladı. Yahûdîler: - Doğru söyledin, diye Resûlullah`ı tasdîk ettiler. Şimdi Resûlullah Yahûdîlere: - Size bir şey daha soracağım. Bana doğrusunu söyler misiniz? diye sordu. - Evet, yâ Ebe`l-Kasim söyleriz. Hem biz yalan söylersek bile bizim yalanımızı bilirsin. Nasıl ki, bizim babamızı bilmiştin! dediler. Bunun üzerine Resûlullah onlara: - Cehennemlik kimlerdir? diye sordu. Yahûdîler: - Biz, az bir zaman Cehennem`de bulunacağız, sonra orada siz bize halef olacaksınız! diye cevap verdiler. Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem de: - Haydi buradan yıkılın! Vallahi Cehennem`de biz size asla halef olamayız! diye onları reddeti. Sonra Resûlullah: - Şimdi (asıl mühim) bir şey soracağım. Buna olsun doğru cevap verir misiniz? diye sordu. Yahûdîler: - Evet, yâ Ebe`l-Kasim! diye cevap verdiler. Resûlullah: - Şu koyu (n kızartması) na zehir koydunuz mu? diye sordu. Yahûdîler: - Evet, koyduk! dediler. Resûlullah: - Bu cinâyete sizi ne sevk etti? demişti. Yahûdîler de: - Biz şöyle düşündük: Eğer sen yalancı (Peygamber) isen (koyunu yer ölürsün) biz de müsterih oluruz. Eğer hakîkî bir Peygamber isen sana bir zarar irişmez! diye cevap verdiler.
HadisNo : 1310
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Diyet (kan bedeli);Kan bedeli;Yalan yere yemin
Ravi : Sehl b. Sa`d
Baslik : BİR KASÂME DA`VÂSINDA GÖRÜLEN MÜŞKÜLLER`LE İLGİLİ RİVAYET
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: (bir hurma mevsimi) Abdullah İbn-i Sehl ile Mes`ûd İbn-i Zeyd`in oğlu Müheyyisa Hayber`e (dostları yanına hurma toplamağa) gitmişlerdi. O sene Hayberlilerle müslümanlar arasında sulh ve müsâlemet vardı. Bu iki yoldaş Hayber`e vardıklarında (kendi işlerine) ayrıldılar. Bir müddet sonra Muhayyısa (işlerini bitirip) Abdullah İbn-i Sehl`e geldi. Fakat (onun boynu kırılarak bir pınara atılmış olduğunu gördü). Zavallı Abdullah kana boyanmış, öldürülmüş bir halde idi. Muhayyısa onu defnetti. Sonra dönüp Medîne`ye geldi. Vak`ayı Peygamber`e arzetmek üzere Abdurrahmân İbn-i Sehl ve (Ensâr`dan İbn-i Mes`ûd`un oğulları) Muhayyısa ile Huveyyısa Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e gittiler. (İptidâ) Abdurrahmân söze başladı. Fakat Resûlullah yaşça pek genç olan Abdurrahmân`a: "İlk sözü yaşlıya bırak, ilk sözü yaşlıya ver!" ihtârında bulundu. Bunun üzerine Abdurrahmân sustu. İki kardeş vâkıayı arzettiler. Sonunda Resûlullah onların üçüne: - Bu cinâyetin Hayber`de Yahûdîler tarafından îkâ edildiğine yemîn eder ve sâhibinizin kanı bedeli olan diyete müstahak olur musunuz? teklîfinde bulundu. Onlar da: - Yanında bulunmadığımız ve görmediğimiz bir cinâyet hakkında nasıl yemîn ederiz? diye imtinâ ettiler. Resûlullah: - Şu halde Yehûd elli yemîn ile isnâd ettiğiniz cinâyetten berâet eder! buyurdu. Da`vâcılar: - Yâ Resûla`llah! Kâfirler gürûhunun yeminlerine nasıl i`tibâr ederiz? diye râzı olmadılar. Bunun üzerine Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem cinâyetin diyetini kendisi ver(erek da`vâ sona er) di.
HadisNo : 1311
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Sihir;Süvarilere verilen ganîmet
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : SİHİRLE İLGİLİ HZ. ÂİŞE`NİN HADİSİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e sihir edildiği, hattâ işlemediği bir şeyi işledim sandığı, rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 1312
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Kıyâmet alâmetleri;Veba
Ravi : Avf İbn-i Mâlik
Baslik : KIYAMETİN ALÂMETLERİ, İLGİLİ AVF İBN-İ MÂLİK HADİSİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, şöyle demiştir: Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem Tebük gazâsında meşinden (ma`mûl) yuvarlak bir çadır içinde iken huzûruna girdim. (Görüşürken bana dedi ki:) Kıyâmetin kopması yaklaştığı sıra (onun alâmetlerinden olmak üzere şu) altı şey`i say!: 1) Benim ölümüm, 2) Beyt-i Makdis`in fethi, 3) (Tâûn) öledi ki, koyun kırımı gibi o sizi yakalayacaktır, 4) Mal çokluğu ki, siz, bir kişiye (ıvazsız) yüz dînar verseniz bile (yine az ve küçük görerek) hoşnutsuzluğu ve husûmeti sürüp gidecektir, 5) Bir fitne ki, Arap evlerinden girmediği hiç bir ev kalmayarak muhakkak girecektir, 6) Sizinle Benû Asfer (denilen Rum) arasında akdolunan bir sulh ki, düşmanlarınız musâlâhayı müteâkip hıyânet ve nakz-ı ahd ederek üzerinize -her bayrağın altında on iki bin nefer olmak üzere- seksen kumandanın bayrakları altında (bir milyona yakın bir kuvvetle) üzerinize saldıracaklardır.
HadisNo : 1313
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Cizye;Harac
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : CİZYE, HARAC LA İLGİLİ EBÛ HÜREYRE HADİSİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre müşârün-ileyh (bir kere meclisinde bulunanlara): - (Cizye, harac olarak) dînar, dirhem almayacak olursanız hâliniz nice olur? demişti de onlar da: - Yâ Ebâ Hüreyre sen (günün birinde) böyle bir şey olur mu sanırsın? diye karşılamışlardı. Bunun üzerine Ebû Hüreyre: - Evet, Ebû Hüreyre`nin hayâtı, kudreti elinde olan Allah`a yemîn ederim ki, (ben size) -kendisi doğru söyleyen, kendisine de (vahy ile) doğru söylenen, (Resûlullah`ın) sözünden (haber veriyorum!) dedi. Oradakiler: - "Pek eyi! Şu cizye, haraç altınlarını, gümüşlerini alamamak neden neş`et ediyor? diye sordular" Ebû Hüreyre: - Allah`ın ve Resûlü salla`llahu aleyhi ve sellem`in muâhidlere verdiği ahd-ü amânı yırtılır, atılır; o zaman Allahu Teâlâ zimmîlerin gönüllerini sıkıca bağlar da ellerindeki cizye, haraç malını vermezler, diye cevap verdi.
HadisNo : 1314
Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Ahdi bozmak (ahde vefâsızlık);Verdiği sözü tutmamak
Ravi : Abdullâh b. Mes`ûd
Baslik : NAKZ-İ AHD HAKKINDA ENFÂL SÛRESİ`NİN (56) INCI ÂYETİNİN TERCEME VE ÎZÂHI
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in: "Ahdini bozan her kişi için kıyâmet gününde (halk arasında teşhir olunmak üzere) bir alâmet vardır" buyurduğu rivâyet olunmuştur. Râvîlerden birisi: "O alâmet gaddarın yanına dikilir" diye rivâyet etmiş, öbür râvî de: "O alâmet gaddarın yanında görülür, onunla bilinir" demiştir.
HadisNo : 1315
Buhari Hadisleri KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Fâtihanın fazîleti;Seb`ul-Mesânî
Ravi : Ebû Saîd-i Hudrî
Baslik : FÂTİHA-İ ŞERÎFE`NİN TEFSÎRİ
Hadis : Rivâyete göre şöyle demiştir: Ben bir kere mescidde namaz kılarken Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem beni çağırmıştı. Ben de icâbet edememiştim. (Namzadan sonra vardığımda): Yâ Resûla`llah namaz kılıyordum (geç icâbet ettim) diye i`tizâr ettim. Bunun üzerine Resûlullah: Allah (Kur`ân`da): "Ey mü`minler sizi, Resûlullah kendinize hayat verecek şeylere da`vet ettiği zaman Allah`a ve Resûlüne icâbet ediniz!" buyurmadımı? dedi. Sonra Resûlullah bana: - Ey Saîd, sen bu mescidden çıkmazdan önce sana muhakkak bir sûre öğreteceğim ki o, Kur`an`daki sûrelerin (sevâb cihetiyle) en büyüğüdür, buyurdu. Sonra elimi tuttu. Mescidden çıkmak istediği sıra ben: - Yâ Resûla`llah! Sana bir sûre öğreteceğim ki o, Kur`an`daki sûrelerin en büyüğüdür, demedin mi? dedim. Resûlullah: - O sûre ... dir ki (namazlarda) terâr olunan yedi âyet ve (bana ihsân olunan) Kur`an`dır buyurdu.
HadisNo : 1672
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Bakara Sûresi âyetlerinin tefsîri;Şirk
Ravi : Abdullâh b. Mes`ûd
Baslik : BAKARE SÛRESİ ÂYETLERİ
Hadis : Rivâyete göre şöyle demiştir: Bir kere Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e: Yâ Resûla`llah! Allah indinde hangi günah en büyüktür? diye sordum. Resûlullah: Allah seni yarattığı halde Allah`a benzer bir eş uydurmandır, buyurdu. Ben: Hakîkaten bu, büyük (günah)dır, dedim. Sonra hangi (günah büyüktür)? diye sordum. Resûlullah: Seninle berâber yemek yemesinden korkarak çocuğunu öldürmendir, buyurdu. Bundan sonra hangisi (büyüktür?) dedim. Resûlullah Komşunun haliylesiyle zinâlaşmandır buyurdu.
HadisNo : 1673
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Bakara Sûresi âyetlerinin tefsîri;Benî İsrâîl`e veriler nimetler
Ravi : Saîd İbn-i Zeyd
Baslik : GAMÂM, MENN, SELVÂ
Hadis : Rivâyete göre Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem: "Kızılımtırak beyaz mantar, Kudret helvası (gibi Allah`ın külfetsiz ni`metleri) nev`inden bir rızıktır. Suyu da göz ağrısına şifâdır" buyurmuştur.
HadisNo : 1674
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Bakara Sûresi âyetlerinin tefsîri;Benî İsrâîl`e veriler nimetler
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : BENÎ İSRÂÎL`İN FESÂDI BENÎ İSRÂÎL`İN BİR KÜSTAHLIĞI
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: (Allah tarafından) Benî İsrâîl`e: [Beyt-i Makdis`in kapısından eğilerek (tevâzu`la) giriniz ve: "Hıtta = Yâ Rab Dileğimiz, günahımızı affetmendir" deyiniz.] denildi ve onlar (tersine) kıçları üzere imekliyerek girdiler. Ve (emrolundukları kelimeyi) değiştirip hıtta yerine (istihfâf için) ... (mühmel kelimesin)i söylediler.
HadisNo : 1675
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Bakara Sûresi âyetlerinin tefsîri;Hz.Ali`nin fazîleti;Hz. Peygamber zamanında Kur`ân-ı Kerîm`i en iyi bilenler
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : NESH ÂYETİ NESH HADÎSİ;NESH-İ ŞERÎAT VE NESH-İ ÂYET
Hadis : Rivâyete göre Ömer radiya`llahu anh şöyle demiştir: Bizim en düzgün Kur`ân okuyanımız Übey (İbn-i Kâ`b)dır. En isâbetli hüküm verenimiz de Alî (İbn-i Ebî Tâlib) dir. Şüphesiz, biz, Übey İbn-i Kâ`b`ının usûlü kırâat ve edâsından çoğunu unutuyoruz. Bununla berâber Übey: Ben Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`den işittiğim hiç birşeyi bırakmam ve unutmam, iddiâsındadır. Halbuki Azîz ve Celîl olan Allahu Teâlâ: "Biz bir âyetten nesheder veya te`hîr edersek..." buyurmuştur.
HadisNo : 1676
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Allâh`a oğul isnadı;Allâh`ı inkâr;Bakara Sûresi âyetlerinin tefsîri
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : ALLÂHU TEÂLÂ`YI TENZÎH
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Azîz ve Celîl olan Allahu Teâlâ buyurur ki: (Bâzı) Âdem-oğlu beni yalanlar. Halbuki beni tekzîb etmek ona yakışmazdı. Bâzısı da sebbeder (ülûhiyet sıfatımı tenkîs eder) halbuki bana sebbetmek ona yakışmazdı. Âdem-oğlunun beni tekzîbine gelince: O, (öldükten sonra) benim onu eskisi gibi iâde edip yaratmağa gücüm yetmez sanır. Bana sebbetmesi husûsu da "Benim oğlum var!" demesidir. Halbuki ben zevce veya veled edinmekten uzak bulunuyorum.
HadisNo : 1677
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Bakara Sûresi âyetlerinin tefsîri;Hz. Ömer`in ilâhî hükümlere uygun görüşleri;Makâm-ı İbrâhim
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : HAZRETİ ÖMER`İN ÜÇ DİLEĞİNİN
Hadis : Ömer radiya`llahu anh`in şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Üç şey (hakkındaki dileğim), Allah(ın vahyin)e tesâdüf etti. Yâhud Rabbim (in vahyi) ben (im dileğim) e muvâfık oldu: 1) Yâ Resûla`llah Makam-ı İbrâhim`i namazgâh ittihâz etseniz, dedim. (Bunun üzerine: ... âyeti nâzil oldu) 2) Yine ben: Yâ Resûla`llah huzûrunuza (maslahat îcâbı) sâlih, fâsik kimseler giriyor. (Kadınlarla görüşüyorlar). Ümmehât-ı Mü`minîn`e (= mü`minlerin anaları olan kadınlarınıza) örtünmelerini emretseniz, dedim. Bunun üzerine de Allah hicâb âyetini gönderdi. 3) Ömer der ki: Bir kere Resûlullah`ın (kıskançlık gösteren) bâzı kadınlarına darıldığını duymuştum. Bunun üzerine onların yanına giderek: Kadınlar! Ya (bu hıçınlığa) nihâyet verirsiniz, yâhud iyi biliniz ki Allah, sizin yerinize Peygamber`ine sizden daha hayırlı kadınlar verir, dedim. Nihâyet Peygamber`in kadınlarından birisinin (Ümm-i Seleme`nin) yanına varmıştım. Kadın bana: Ey Ömer! Resûlullah kadınlarına öğüt veremez mi ki, sen onlara va`zetmeğe kalkışıyorsun? Öğüt vermeğe ne selâhiyetin var ki, burada bize akıl hocalığı ediyorsun? demişti. Bunun üzerine de Azîz ve Celîl olan Allah: (Ey kadınlar! Şâyet sizi Peygamber boşarsa onun Rabb`i gerektir ki Peygamber`ine sizlerden daha hayırlı öyle zevceler verir ki, onlar müsilm mü`min, itâatli, tevbekâr, ibâdetli, oruçlu, dul, bâkir kadınlardır) meâlindeki âyet-i kerîmeyi gönderdi.
HadisNo : 1678
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Bakara Sûresi âyetlerinin tefsîri;Tevrat tefsîri
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : TEVRÂT METNİNİN İBRÂNÎ DİLİYLE YAZILMIŞ OLMASI VE YEHÛDÎLER`İN ARABCA TEFSÎRLERİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Ehl-i Kitâb (olan yehûdîler) Tevrât`ı İbrânîce (metni) ile okurlar, Arab diliyle de müslümanlara tefsîr ederlerdi. Bu hususta Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem Ashâbına siz Ehl-i Kitâb (ın sözlerin)i tasdîk, ne de tekzîb ediniz. Ancak: (Biz Allah`a ve bize indirilen Kur`ân`a îmân ettik...) deyiniz, buyurmuştur.
HadisNo : 1679
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Bakara Sûresi âyetlerinin tefsîri;Nûh (A.S.);Sahâbenin fazîleti
Ravi : Ebû Saîd-i Hudrî
Baslik : MUHAMMED ÜMMETİNİN HAZRET-İ NÛH`A ŞAHÂDETİ
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurdu rivâyet olunmuştur: Kıyâmet gününde (Allah cânibinden) Nûh (aleyhi`s-selâm) çağırılacak. Nûh: Yâ Rab davetine icâbet ettim, dîvânına geldim, fermânına âmâdeyim diyecek. Allahu Teâlâ: (Emirlerimi ümmetime) teblîğ ettin mi? diye soracak. Nûh da: Evet ettim, diyecek. Bunun üzerine Allahu Teâlâ Nûh`un ümmetine Nûh size teblîğ etti mi? diye soracak. Nûh`un ümmeti de: Bizi öyle âhiret azâbından korkutan bir peygamber gelmedi, diyecekler. Bunun üzerine Cenâb-ı Hak Nûh`a: Ey Nûh! Teblîğ ettiğine kim şahâdet eder? diye soracak. O da: Muhammed ümmeti, diye cevâb verecek. Sonra Muhammed`le ümmeti Nûh`un, ümmetine Allah`ın ahkâmını teblîğ ettiğine şahâdet edecekler. Peygamberiniz de sizin üzerinize bir şâhid olacaktır. (Resûl-i Ekrem buyurur ki:) İşte şu beyanım, ... kavl-i şerîfinin mazmûnudur.
HadisNo : 1680
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Bakara Sûresi âyetlerinin tefsîri;Vakfe
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : HUMS ÂDETİ VE MÜZDELİFE VAKFESİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Kureyş ile Kureyş dîninde olan (Benî Amr, Sakîf, Huzâa) müşrikleri (câhiliyet devrinde) Müzdelife`de vakfe ederlerdi. Ve bunlara Hums (dinî hamâset) denilirdi. Bunlardan olmıyan Arab hacıları ise Arafat`ta vakfe ederlerdi. İslâm devri hulûl edince Allahu Teâlâ, Peygamber`i salla`llahu aleyhi ve sellem`e Arafat`a gitmesini ve orada vakfe edip sonra oradan dönmesini emretti.
HadisNo : 1681
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Bakara Sûresi âyetlerinin tefsîri;Dilencilik;Gerçek fakir
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : BAKARA 273 NOLU ÂYETİN TEFSÎRİ
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: (Kur`ân`da adı geçen) Miskin (halkı dolaşıp) halkının kendisine bir hurma, bir iki lokma (yiyecek) verdiği şu (dilence makulesi) kimseler değildir. Hakîkî miskîn, (kendisini geçindirecek nafakaya mâlik olmadığı halde) halka el açıp istemekten çekinen şu iffet sâhibleridir. İsterseniz (Kur`ânın tarîf ve tavsîfini de) okuyunuz: (Buhârî`nin şeydi Saîd İbn-i Ebî Meryem der ki:) Ebû Hüreyre: "İsterseniz okuyunuz!" söziyle: "Onlar nâstan isrâr ile istemezler!" meâlindeki kavl-i şerifi kasdetmiştir.
HadisNo : 1683
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Âl-i İmrân Sûresi âyetlerinin tefsîri;Müteşâbih âyetlere uyanlar
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ ÂYETLERİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem (Âl-i İmrân) Sûresi`nin: (Allah,) O Zü`l-Celâl`dir ki sana bu (mukaddes) kitâbı indirdi. O (nun âyetlerin) den bir kısmı muhkem (âyet) lerdir (meâlindeki) kavl-i şerîfiyle başlayan âyetini (ve hakîkaten hüsn-i nazâr ve zekâ sâhiblerinden başkası da düşünüp anlıyamaz) cümlesine kadar okudu. Hazret-i Âişe der ki: (Bundan sonra) Resûlullah Salla`llahu aleyhi ve sellem bana: "Yâ Âişe Kur`ân`ın (yalnız) müteşâbih âyetlerine uyan şu dalâlet sâhiblerini gördüğünde -ki, Allah onları (Kur`ân`da) zikr ve zem etmiştir- onlardan sakınınız!" buyurdu.
HadisNo : 1684
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Âl-i İmrân Sûresi âyetlerinin tefsîri;Dâvada delil istenmesi;Yalan yere yemin;Yemin sanığa düşer
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : YEMÎN ÂYETİ VE HADÎSİ
Hadis : Rivâyet göre bir kere İbn-i Abbâs`a iki kadının dâ`vâsı arzolunmuştu. Bu kadınlar bir evde mest gibi sahtiyan metâı dikerlerdi. Bunlardan birisinin el ayasına öbür kadın tarafından bîz batırılmakla mecrûh kadın evden çıkıp mücrim kadın aleyhine da`vâ etti. Kadınların bu da`vâsı İbn-i Abbâs`a arzolundu. (Duruşma sırasında müddeî kadının beyyinesi ve şâhidi bulunmadığından müdde-i aleyhe yemîn etmek düşmüştü. Yalan yere yemîn etmesini önlemek için) İbn-i Abbâs Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğunu hikâye etmiştir. Eğer nâs mücerred da`vâlariyle (beyyinesiz, şâhidsiz) hak kazanacak olurlarsa kavmin malları, canları zâyi` olur. (Binâenaleyh müddeîden beyyine isteyiniz). Müddea-aleyhe (yemîn tevcîh ettiğinde de) Allah adına (yalan yere) yemîn etmenin fenâlığını (önce kendisine) hatırlatınız! Ve ona şu âyeti de: "Allah`ın ahdini ve kendi yemînlerini az bir paraya değişenler yok mu? İşte bunların âhirette hiç nasibi yoktur!". diye okuyunuz. Bu âyet-i kerîmedeki tahzîrler müddea-aleyh kadına okunup anlatılınca derhâl cürmünü i`tirâf etmiştir. (Bu da`vâda müddeî kadın dâ`vânın ibtidâsında cürmün müddea aleyh tarafından îka` edildiğine dâir yemîn etmek istedi ise de) İbn-i Abbâs müddeî kadına da: Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem: Yemîn müddea-aleyhe düşe (n bir hak dı)r buyurdu, diye cevâb verdi.
HadisNo : 1685
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Âl-i İmrân Sûresi âyetlerinin tefsîri;İbrâhim (A.S)
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : ÂL-İ İMRÂN SURESİ 173 NOLU ÂYETİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: "Allah bize yetişir o ne güzel vekîldir" kelâmını İbrâhîm Salâvatu`llahi aleyh Nemrûd`un ateşine atıldığı sırada söylemiştir. Bir de Muhammed salla`llahu aleyhi ve sellem -kendisiyle Ashâbından bâzı kimselere müşrikler alyehinizde toplandılar, dedikleri ve bu sûretle müslümanları korkutmak istedikleri zaman- söylemiştir. Halbuki bu korkutmak teşebbüsü müslümanları îmânlarını ve irâdelerini arttırmıştı ve ... demişlerdi.
HadisNo : 1686
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Âl-i İmrân Sûresi âyetlerinin tefsîri
Ravi : Üsâme b. Zeyd b. Hârise
Baslik : YEHÛDÎLERİN VE MÜNÂFIKLARIN MÜSLÜMANLARA EZÂLARI BU BÂBDA ÜSÂME HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem Bedir vak`asından önce bir gün Fedek dokuması kaplı saçaklı palan vurulmuş bir merkeb üzerine binip (henüz çocuk bulunan) Üsâme İbn-i Zeyd`i terkisine alarak Hâris İbn-i Hazreç mahallesinde (ki evinde hasta bulunan) Sa`d İbn-i Ubâde`yi iyâdeye gitmişti. Giderken yolda Abdullah İbn-i Übey İbn-i Selûl`ün içinde bulunduğu meclise uğradı. Bu vak`a Abdullah İbn-i Übey müslümân olmazdan evvel idi. Bu mecliste müslümanlardan, puta tapan müşriklerden, yahûdîlerden karışık birtakım kimseler vardı. Abdullah İbn-i Revâha da bu meclisde bulunuyordu. Merkebin kaldırdığı toz, meclisi kaplamakla Abdullah İbn-i Übey kaftaniyle burnunu kapadı. Sonra: Bizim üzerimizi tozlatmayınız, dedi, Resûlullah onlara selâm verdi. Sonra da orada durup merkebden indi ve onları İslâm`a da`vet etti ve onlara Kur`ân okudu. Bunun üzerine Abdullah İbn-i Übey: - Ey kişi! Bu söylediklerin hak ve gerçekse bunlardan güzel bir şey olamaz. Fakat bizim meclisimize gelip de bizi bununla ezâlandırma. Kendi menziline git, sana gelen olursa ona anlat, dedi. Bunun üzerine (büyük şâir) Abdullah İbn-i Revâha: - Yâ Resûla`llah (İbn-i Übeyy`e bakma) meclislerimiz (e her zaman teşrîf buyur, huzûrunuz) da bizi Kur`ân (ın belâgati) ile ört, onun nurlariyle bürü. Biz duânızı, Kur`ân okumanızı çok severiz, dedi. Bunun üzerine müslümanlarla müşrikler, yahûdîler sövüşmeye başladılar. Hattâ birbirlerini öldürmeye yaklaştılar. Resûlullah ise onları dâimâ teskîn buyurdu. Nihâyet yatıştılar. Sonra Resûl-i Ekrem merkebine binip yürüdü. En sonu Sa`d Resûl-i Ekrem merkebine binip yürüdü. En sonu Sa`d İbn-i Ubâde`nin evine varıp girdi. Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem (Ensâr`ın ve Hazrec kabîlesinin ulularından olan) Sa`d`e: - Ey Sa`d! -Abdullah İbn-i Übeyy`i kasdederek- Ebû Hubâb`ın ne söylediğini duymadın mı? (Duymuş ol ki) o, şöyle şöyle söyledi (diye biraz önce geçen vak`ayı anlattı) Sa`d İbn-i Ubâde: - Yâ Resûla`llah! Siz İbn-i Übeyy`in kusûrunu affedin, biraz da ma`zûr görün. Sana Kur`ân indiren Cenab-ı Hakk`a yemîn ederim ki, Allah`ın irâdesi size nübüvvet vermek sûretiyle tecellî etti. Halbuki şu beldecik (Medîne) halkı İbn-i Übeyy(in başın) a tac giydirmeğe üzerine de melîke mahsûs sarık sarmağa, (bu sûretle kendilerine melik edinmeğe) hazırlanmışlardı. Vaktâki Allahu Teâlâ size ihsân buyurduğu hakk-ı nübüvvetle onların bu tasavvurlarını mümteni` bir hâle koydu. Bu mahrûmiyetle İbn-i Übey mahzûn ve mükedder oldu. Yâ Resûla`llah! İşte bu kederle İbn-i Übey gördüğünüz çirkin harekette bulunmuştur. (Siz afv buyurunuz) dedi. Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem de afvetti. Esâsen Resûlullah ile Ashâbı bu husûsda vârid olan Allah`ın emri veçhile gerek müşriklerin, gerek ehl-i kitâbın kusurlarını avf edip ezâlarına sabrediyorlardı. En sonu Allahu Teâlâ (tedâfüî) harbe izin verdi. Bu müsâade üzerine. Resûlallah Bedir gazâsını ihtiyâr edip Allahu Teâlâ İslâm ordusunun eliyle Kureyş müşriklerinin azmanlarını öldürünce İbn-i Übey İbn-i Selûl ile, onun, müşriklerden ve putlara tapanlardan yardakçıları: - Artık Bedir vak`ası Müslümanlığa teveccüh etmiş açık bir galebedir, dediler ve Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`e İslâm üzere bîat edip müslüman oldular.
HadisNo : 1687
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Âl-i İmrân Sûresi âyetlerinin tefsîri
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : ABDULLÂH İBN-İ ABBÂS HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre (Medîne vâlisi Mervân tarafından kapıcısı Râfi` vâsıtasiyle) İbn-i Abbâs`dan şöyle bir sorgu soruldu: - (Kur`ân`da bildirildiği üzere) kendisine verilen dünyâlıkla ferahlanan ve yapmadığı bir işle medh olunmağa sevinen her (müslüman) kişi azâb olunacak ise bütün müslümanlar her halde azâb olunacak (demek) dir? İbn-i Abbâs bu sûale şöyle cevâb vermiştir: (Âl-i İmrân Sûresi`ndeki) bu âyetle sizin aranızda ne münâsebet var? (Bu âyet yahûdîler hakkında nâzil olmuştur). Bir kere Resûlullah yahûdîleri çağırıp onlara (Tevrat`taki evsâfına dâir) bir suâl sordu. Onlar da suâlin hakîkî cevâbını sakladılar da onun başkasını haber verdiler. Bununla berâber verdikleri bu cevâb ile Resûlullah ındinde takdîr de olunduklarını sandılar ve hakîkati gizliyerek verdikleri cevâba sevindiler.
HadisNo : 1689
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Başlık;Mehir;Nisâ Sûresi âyetlerinin tefsîri;Yetimler
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : NİSÂ` SÛRESİ ÂYETLERİ YETÎM MALININ SIYÂNETİ BU BÂBDA HAZRET-İ ÂİŞE HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre (bir kere hemşîre-zâdesi) Urve, Azîz ve Celîl olan Allah`ın: (Yetimlerin haklarına adâlet edemiyeceğinizden korkarsanız) kavl-i şerîflerinin tefsîrini sordu. Âişe Hazretleri; şöyle cevâb verdi. Ey hemşîremoğlu, âyetteki "yetâma" ile murâd olunan, öksüz kızdır ki, o, velîsinin velâyet ve vesâyeti altında bulunup mâl hissesinde velîye ortak olur. Ve mâli, cemâli velîsinin hoşuna gider. Bu cihetle o sene velîsi onu zevce edinmek ister. Fakat mihrinde adâlet etmek ve başkasının verdiği kadar mihir vermek istemez. İşte (bu âyette) o çeşit velîlerin velâyeti altındaki yetîme kızları -haklarında adâlet ve onların mihirlerini en yüksek mıkdârına yükseltmedikçe- nikâh etmeleri nehiy olunup bunlardan başka kendilerine halâl olan kadınlardan nikâh etmeleri emrolunmuştur. Hazret-i Âişe (rivâyetine devâm ederek) der ki: Bu âyet nâzil olduktan sonra nâs, Resûlullah`a istiftâ edip sordular. Bunun üzerine Azîz ve Celîl olan Allahu Teâlâ`da şu âyeti inzâl buyurdu: "Habîbim senden kadınlar hakkınd fetvâ isterler. Onlara de ki. kadınlar (ın mîrâsı) hakkındaki fetvâyı Allah size veriyor. Kur`ân`da size karşı okunan âyetlerde şol kadınlardan öksüz kızları hakkındadır ki: onlara (ya mâline ve güzelliğine imrenip nikâh ettiği halde) mihr-i mislini vermeyiniz ve (yâhud fakir ve çirkin diye) nikâh etmek istemeyiniz!". Hazret-i Âişe (rivâyetine devâmla) der ki: Azîz ve Celîl olan Allah`ın: ... cümlesinin medlûlü, velâyetindeki öksüz kızcağızın mâli ve güzelliği az olunca onu nikâh etmek istemişdir. Hazret-i Âişe der ki: Bu mâl ve cemâli fakir olan öksüz kızlara rağbet etmediklerinden dolayı malına ve cemâline rağbet ettikleri yetîm kızları -adâlete riâyet etmedikçe- nikâh etmekden evliyâ-yı yetîm nehiy olundular.
HadisNo : 1690
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Hasta ziyâreti;Nisâ Sûresi âyetlerinin tefsîri;Verâset
Ravi : Câbir b. Abdullâh
Baslik : MÎRÂS ÂYETLERİ BU BÂBDAKİ CÂBİR HADÎSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Beni bir hastalığımda Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem Ebû Bekr radiya`llahu anh ile berâber yaya olarak Benî Selime (yurdun) daki evime gelerek ziyâret etmişlerdi. Resûlullah beni bir şey anlamaz derecede baygın bulmuştu. Bunun üzerine (abdest) suyu isteyip abdest almış sonra abdest suyundan bir mikdârını benim üzeriem serpmişti. Hemen ben ayıldım ve: Yâ Resûla`llah! Mâlimde (verâset husûsunda) ne sûretle tasarruf etmemi emredersiniz? diye sordum. (Şu meâldeki): "Allah çocuklarınız hakkında mîrâsı emrediyor!" kavl-i şerîfi nâzil oldu.
HadisNo : 1691
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Kur`ân-ı Kerîm dinlemek;Kur`ân-ı Kerîm okurken ağlamak;Nisâ Sûresi âyetlerinin tefsîri
Ravi : Abdullâh b. Mes`ûd
Baslik : İBN-İ MES`ÛD`UN PEYGAMBERİMİZE NİSÂ` SÛRESİ`Nİ OKUMASI
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Bir kere Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem bana: Ey İbn-i Mes`ûd haydi bana Kur`ân oku, diye emretti. Ben de: - Yâ Resûla`llah! Kur`ân sana gönderildiği halde onu size nasıl okuyacağım? dedim. Resûl-i Ekrem: - Kur`ân`ı ben başkasından işitmeği çok hoşlanırım, buyurdu. Ben de Sûre-i Nisâ`yı okumağa başladım. Okurken ... âyetine gelince Resûl-i Ekrem: - Sus, buyurdu. O sırada gördüm, ki Resûlullah`ın iki gözü yaş döküyordu.
HadisNo : 1693
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Bedir Gazâsı;Nisâ Sûresi âyetlerinin tefsîri
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : MEDÎNE`YE HİCRET ETMİYEN MÜNÂFIKLARIN FECÎ ÂKIBETLERİ
Hadis : Rivâyete göre müslümanlardan (Mekke`de kalıp hicret etmiyen) bir takım kimseler Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem zamânında müşriklerle berâber olarak onların şirk câmiasını çoğaltıyorlardı. Bedir harbi sırasında düşman safları arasında bulunan bunlara ok atılıyor ve atılan ok varıp bunlardan birisine dokunarak öldürüyordu. Bunun üzerine Azîz ve Celîl olan Allahu Teâlâ`nın: ... kavl-i şerîfi nâzil oldu.
HadisNo : 1694
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Nisâ Sûresi âyetlerinin tefsîri;Yûnus (A.S)
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : HAZRET-İ YÛNUS`UN BİR MENKABESİ
Hadis : Rivâyete göre Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem: "Her kim ben Yûnus bin Mettâ`dan hayırlıyım derse yalan söylemiştir" buyurmuştur.
HadisNo : 1695
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Hz. Peygamber`in tebliğleri;Mâ`ide Sûresi âyetlerinin tefsîri
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : MÂİDE SÛRESİ ÂYETLERİ RESÛL-İ EKREM`İN TEBLÎĞ-İ AHKÂMDA SADÂKATİ HİÇ BİR HAKÎKAT SAKLANMAMIŞTIR
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Her kim sana Muhammed salla`llahu aleyhi ve sellem Allah`ın ona gönderdiği İslâmî umdelerden bir şeyi sakladı (teblîğ etmedi) derse, muhakkak ki o yalan söylemiştir. Çünkü Allahu Teâlâ bana: "Ey Peygamberim, sana Rabbin tarafından indirilenlerin hepsini tebliğ et!" diye emrederdi.
HadisNo : 1696
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : İğdiş edilme;Mâ`ide Sûresi âyetlerinin tefsîri;Mut`a nikâhı
Ravi : Abdullâh b. Mes`ûd
Baslik : HADIMLIKTAN NEHİY HADÎSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Biz Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem ile berâber gazâya giderdik. Bizim yanımızda kadınlar bulunmazdı. (Cins-i münâsebete şiddetli ihtiyâç duyardık.) Bunun üzerine: Yâ Resûla`llah: Erkekliklerimizi çıkarıp hadım olalım mı? diye sorduk. Resûlullah bizi iydişlenmekten nehyetti. Bundan sonra (muayyen bir zamân için) elbîse (gibi ücret mukabilinde) kadın eş almamıza izin verdi. Bundan sonra Abdullah İbn-i Mes`ûd ... âyetini okudu.
HadisNo : 1697
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : İçkinin haram kılınması;Mâ`ide Sûresi âyetlerinin tefsîri
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : ŞARABIN SÛRET-İ TAHRÎMİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: (İçkinin harâm kılındığı sırada) bizde Fadîh denilen (ve hurma koruğundan ateşde kaynatılmadan yapılan) içkiden başka hamr nâmına başka bir şey yoktu. (Tahrîm günü) ben (babalığım Ebû Talha`nın evinde) Ebû Talha ile falan ve falan Sahâbe`ye Fadîh dağıtıyordum. O sırada hemen birisi geldi. Ve: Haberiniz yok mu? dedi. Meclisde bulunanlar: O da ne haberi? diye sordular. O da: İçki harâm kılındı, dedi. İşret yârânı bana: Ey Enes küp büyüklüğüne yakın cesâmetteki şarâb destilerini dök, diye emrettiler. Ve ben de emirlerini yerine getirdim. Enes İbn-i Mâlik der ki: Bu bir adamın sözü üzerine meclisde bulunanlar şarabın nasıl ve ne zaman harâm kılındığını araştırmaya lüzum görmediler ve o adamın haberinden sonra hiç şarab içmediler.
HadisNo : 1698
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Mâ`ide Sûresi âyetlerinin tefsîri
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : RESÛL-İ EKREM`E LÜZUMSUZ SUÂL SORULMASININ NEHYOLUNMASI
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Bir kere Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem bir hutbe îrâd etmişti ki, ben Resûlullah`ın o hutbesi kadar müessir bir hutbe hiç işitmedim. O hutbesinde Resûlullah (ezcümle): Ey Ashâb`ım! Benim bildiğim hakayık-ı kâinâtı siz bilseydiniz muhakkak az gülerdiniz ve hiç şüphesiz, çok ağalardınız, buyurmuştu. Bu hitâbe üzerine Resûlullah`ın Ashâb`ı yüzlerine elbîselerin örtüp -içten gelen bir enîn ile- ağlıyorlardı. Bu umûmî teessür sırasında birisi: "Yâ Resûla`llah babam kimdir?" diye sordu. Resûl-i Ekrem: "Baban filândır" diye cevâb verdi. Bunun üzerine ünvândaki âyet nâzil oldu.
HadisNo : 1699
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Mâ`ide Sûresi âyetlerinin tefsîri
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : DÜNYÂ VE ÂHİRET`TE FÂİDESİZ SUALLERDEN TAHZÎR OLUNMASI
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`e bir kısım kimseler istihzâ için suâl sorarlardı. Kimi: Babam kimdir? diyordu. Kimi devesini kaybedip devem nerededir? der idi. Bunun üzerine Azîz ve Celîl olan Allahu Teâlâ tamamlayıncıya kadar şu âyeti inzâl buyurdu. (Âyetin tamâmı unvânımızda terceme olundu. Bakınız.)
HadisNo : 1700
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Fâtihanın fazîleti;Seb`ul-Mesânî
Ravi : Ebû Saîd-i Hudrî
Baslik : FÂTİHA-İ ŞERÎFE`NİN TEFSÎRİ
Hadis : Rivâyete göre şöyle demiştir: Ben bir kere mescidde namaz kılarken Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem beni çağırmıştı. Ben de icâbet edememiştim. (Namzadan sonra vardığımda): Yâ Resûla`llah namaz kılıyordum (geç icâbet ettim) diye i`tizâr ettim. Bunun üzerine Resûlullah: Allah (Kur`ân`da): "Ey mü`minler sizi, Resûlullah kendinize hayat verecek şeylere da`vet ettiği zaman Allah`a ve Resûlüne icâbet ediniz!" buyurmadımı? dedi. Sonra Resûlullah bana: - Ey Saîd, sen bu mescidden çıkmazdan önce sana muhakkak bir sûre öğreteceğim ki o, Kur`an`daki sûrelerin (sevâb cihetiyle) en büyüğüdür, buyurdu. Sonra elimi tuttu. Mescidden çıkmak istediği sıra ben: - Yâ Resûla`llah! Sana bir sûre öğreteceğim ki o, Kur`an`daki sûrelerin en büyüğüdür, demedin mi? dedim. Resûlullah: - O sûre ... dir ki (namazlarda) terâr olunan yedi âyet ve (bana ihsân olunan) Kur`an`dır buyurdu.
HadisNo : 1672
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Bakara Sûresi âyetlerinin tefsîri;Şirk
Ravi : Abdullâh b. Mes`ûd
Baslik : BAKARE SÛRESİ ÂYETLERİ
Hadis : Rivâyete göre şöyle demiştir: Bir kere Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e: Yâ Resûla`llah! Allah indinde hangi günah en büyüktür? diye sordum. Resûlullah: Allah seni yarattığı halde Allah`a benzer bir eş uydurmandır, buyurdu. Ben: Hakîkaten bu, büyük (günah)dır, dedim. Sonra hangi (günah büyüktür)? diye sordum. Resûlullah: Seninle berâber yemek yemesinden korkarak çocuğunu öldürmendir, buyurdu. Bundan sonra hangisi (büyüktür?) dedim. Resûlullah Komşunun haliylesiyle zinâlaşmandır buyurdu.
HadisNo : 1673
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Bakara Sûresi âyetlerinin tefsîri;Benî İsrâîl`e veriler nimetler
Ravi : Saîd İbn-i Zeyd
Baslik : GAMÂM, MENN, SELVÂ
Hadis : Rivâyete göre Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem: "Kızılımtırak beyaz mantar, Kudret helvası (gibi Allah`ın külfetsiz ni`metleri) nev`inden bir rızıktır. Suyu da göz ağrısına şifâdır" buyurmuştur.
HadisNo : 1674
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Bakara Sûresi âyetlerinin tefsîri;Benî İsrâîl`e veriler nimetler
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : BENÎ İSRÂÎL`İN FESÂDI BENÎ İSRÂÎL`İN BİR KÜSTAHLIĞI
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: (Allah tarafından) Benî İsrâîl`e: [Beyt-i Makdis`in kapısından eğilerek (tevâzu`la) giriniz ve: "Hıtta = Yâ Rab Dileğimiz, günahımızı affetmendir" deyiniz.] denildi ve onlar (tersine) kıçları üzere imekliyerek girdiler. Ve (emrolundukları kelimeyi) değiştirip hıtta yerine (istihfâf için) ... (mühmel kelimesin)i söylediler.
HadisNo : 1675
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Bakara Sûresi âyetlerinin tefsîri;Hz.Ali`nin fazîleti;Hz. Peygamber zamanında Kur`ân-ı Kerîm`i en iyi bilenler
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : NESH ÂYETİ NESH HADÎSİ;NESH-İ ŞERÎAT VE NESH-İ ÂYET
Hadis : Rivâyete göre Ömer radiya`llahu anh şöyle demiştir: Bizim en düzgün Kur`ân okuyanımız Übey (İbn-i Kâ`b)dır. En isâbetli hüküm verenimiz de Alî (İbn-i Ebî Tâlib) dir. Şüphesiz, biz, Übey İbn-i Kâ`b`ının usûlü kırâat ve edâsından çoğunu unutuyoruz. Bununla berâber Übey: Ben Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`den işittiğim hiç birşeyi bırakmam ve unutmam, iddiâsındadır. Halbuki Azîz ve Celîl olan Allahu Teâlâ: "Biz bir âyetten nesheder veya te`hîr edersek..." buyurmuştur.
HadisNo : 1676
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Allâh`a oğul isnadı;Allâh`ı inkâr;Bakara Sûresi âyetlerinin tefsîri
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : ALLÂHU TEÂLÂ`YI TENZÎH
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Azîz ve Celîl olan Allahu Teâlâ buyurur ki: (Bâzı) Âdem-oğlu beni yalanlar. Halbuki beni tekzîb etmek ona yakışmazdı. Bâzısı da sebbeder (ülûhiyet sıfatımı tenkîs eder) halbuki bana sebbetmek ona yakışmazdı. Âdem-oğlunun beni tekzîbine gelince: O, (öldükten sonra) benim onu eskisi gibi iâde edip yaratmağa gücüm yetmez sanır. Bana sebbetmesi husûsu da "Benim oğlum var!" demesidir. Halbuki ben zevce veya veled edinmekten uzak bulunuyorum.
HadisNo : 1677
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Bakara Sûresi âyetlerinin tefsîri;Hz. Ömer`in ilâhî hükümlere uygun görüşleri;Makâm-ı İbrâhim
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : HAZRETİ ÖMER`İN ÜÇ DİLEĞİNİN
Hadis : Ömer radiya`llahu anh`in şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Üç şey (hakkındaki dileğim), Allah(ın vahyin)e tesâdüf etti. Yâhud Rabbim (in vahyi) ben (im dileğim) e muvâfık oldu: 1) Yâ Resûla`llah Makam-ı İbrâhim`i namazgâh ittihâz etseniz, dedim. (Bunun üzerine: ... âyeti nâzil oldu) 2) Yine ben: Yâ Resûla`llah huzûrunuza (maslahat îcâbı) sâlih, fâsik kimseler giriyor. (Kadınlarla görüşüyorlar). Ümmehât-ı Mü`minîn`e (= mü`minlerin anaları olan kadınlarınıza) örtünmelerini emretseniz, dedim. Bunun üzerine de Allah hicâb âyetini gönderdi. 3) Ömer der ki: Bir kere Resûlullah`ın (kıskançlık gösteren) bâzı kadınlarına darıldığını duymuştum. Bunun üzerine onların yanına giderek: Kadınlar! Ya (bu hıçınlığa) nihâyet verirsiniz, yâhud iyi biliniz ki Allah, sizin yerinize Peygamber`ine sizden daha hayırlı kadınlar verir, dedim. Nihâyet Peygamber`in kadınlarından birisinin (Ümm-i Seleme`nin) yanına varmıştım. Kadın bana: Ey Ömer! Resûlullah kadınlarına öğüt veremez mi ki, sen onlara va`zetmeğe kalkışıyorsun? Öğüt vermeğe ne selâhiyetin var ki, burada bize akıl hocalığı ediyorsun? demişti. Bunun üzerine de Azîz ve Celîl olan Allah: (Ey kadınlar! Şâyet sizi Peygamber boşarsa onun Rabb`i gerektir ki Peygamber`ine sizlerden daha hayırlı öyle zevceler verir ki, onlar müsilm mü`min, itâatli, tevbekâr, ibâdetli, oruçlu, dul, bâkir kadınlardır) meâlindeki âyet-i kerîmeyi gönderdi.
HadisNo : 1678
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Bakara Sûresi âyetlerinin tefsîri;Tevrat tefsîri
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : TEVRÂT METNİNİN İBRÂNÎ DİLİYLE YAZILMIŞ OLMASI VE YEHÛDÎLER`İN ARABCA TEFSÎRLERİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Ehl-i Kitâb (olan yehûdîler) Tevrât`ı İbrânîce (metni) ile okurlar, Arab diliyle de müslümanlara tefsîr ederlerdi. Bu hususta Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem Ashâbına siz Ehl-i Kitâb (ın sözlerin)i tasdîk, ne de tekzîb ediniz. Ancak: (Biz Allah`a ve bize indirilen Kur`ân`a îmân ettik...) deyiniz, buyurmuştur.
HadisNo : 1679
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Bakara Sûresi âyetlerinin tefsîri;Nûh (A.S.);Sahâbenin fazîleti
Ravi : Ebû Saîd-i Hudrî
Baslik : MUHAMMED ÜMMETİNİN HAZRET-İ NÛH`A ŞAHÂDETİ
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurdu rivâyet olunmuştur: Kıyâmet gününde (Allah cânibinden) Nûh (aleyhi`s-selâm) çağırılacak. Nûh: Yâ Rab davetine icâbet ettim, dîvânına geldim, fermânına âmâdeyim diyecek. Allahu Teâlâ: (Emirlerimi ümmetime) teblîğ ettin mi? diye soracak. Nûh da: Evet ettim, diyecek. Bunun üzerine Allahu Teâlâ Nûh`un ümmetine Nûh size teblîğ etti mi? diye soracak. Nûh`un ümmeti de: Bizi öyle âhiret azâbından korkutan bir peygamber gelmedi, diyecekler. Bunun üzerine Cenâb-ı Hak Nûh`a: Ey Nûh! Teblîğ ettiğine kim şahâdet eder? diye soracak. O da: Muhammed ümmeti, diye cevâb verecek. Sonra Muhammed`le ümmeti Nûh`un, ümmetine Allah`ın ahkâmını teblîğ ettiğine şahâdet edecekler. Peygamberiniz de sizin üzerinize bir şâhid olacaktır. (Resûl-i Ekrem buyurur ki:) İşte şu beyanım, ... kavl-i şerîfinin mazmûnudur.
HadisNo : 1680
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Bakara Sûresi âyetlerinin tefsîri;Vakfe
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : HUMS ÂDETİ VE MÜZDELİFE VAKFESİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Kureyş ile Kureyş dîninde olan (Benî Amr, Sakîf, Huzâa) müşrikleri (câhiliyet devrinde) Müzdelife`de vakfe ederlerdi. Ve bunlara Hums (dinî hamâset) denilirdi. Bunlardan olmıyan Arab hacıları ise Arafat`ta vakfe ederlerdi. İslâm devri hulûl edince Allahu Teâlâ, Peygamber`i salla`llahu aleyhi ve sellem`e Arafat`a gitmesini ve orada vakfe edip sonra oradan dönmesini emretti.
HadisNo : 1681
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Bakara Sûresi âyetlerinin tefsîri;Dilencilik;Gerçek fakir
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : BAKARA 273 NOLU ÂYETİN TEFSÎRİ
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: (Kur`ân`da adı geçen) Miskin (halkı dolaşıp) halkının kendisine bir hurma, bir iki lokma (yiyecek) verdiği şu (dilence makulesi) kimseler değildir. Hakîkî miskîn, (kendisini geçindirecek nafakaya mâlik olmadığı halde) halka el açıp istemekten çekinen şu iffet sâhibleridir. İsterseniz (Kur`ânın tarîf ve tavsîfini de) okuyunuz: (Buhârî`nin şeydi Saîd İbn-i Ebî Meryem der ki:) Ebû Hüreyre: "İsterseniz okuyunuz!" söziyle: "Onlar nâstan isrâr ile istemezler!" meâlindeki kavl-i şerifi kasdetmiştir.
HadisNo : 1683
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Âl-i İmrân Sûresi âyetlerinin tefsîri;Müteşâbih âyetlere uyanlar
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ ÂYETLERİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem (Âl-i İmrân) Sûresi`nin: (Allah,) O Zü`l-Celâl`dir ki sana bu (mukaddes) kitâbı indirdi. O (nun âyetlerin) den bir kısmı muhkem (âyet) lerdir (meâlindeki) kavl-i şerîfiyle başlayan âyetini (ve hakîkaten hüsn-i nazâr ve zekâ sâhiblerinden başkası da düşünüp anlıyamaz) cümlesine kadar okudu. Hazret-i Âişe der ki: (Bundan sonra) Resûlullah Salla`llahu aleyhi ve sellem bana: "Yâ Âişe Kur`ân`ın (yalnız) müteşâbih âyetlerine uyan şu dalâlet sâhiblerini gördüğünde -ki, Allah onları (Kur`ân`da) zikr ve zem etmiştir- onlardan sakınınız!" buyurdu.
HadisNo : 1684
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Âl-i İmrân Sûresi âyetlerinin tefsîri;Dâvada delil istenmesi;Yalan yere yemin;Yemin sanığa düşer
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : YEMÎN ÂYETİ VE HADÎSİ
Hadis : Rivâyet göre bir kere İbn-i Abbâs`a iki kadının dâ`vâsı arzolunmuştu. Bu kadınlar bir evde mest gibi sahtiyan metâı dikerlerdi. Bunlardan birisinin el ayasına öbür kadın tarafından bîz batırılmakla mecrûh kadın evden çıkıp mücrim kadın aleyhine da`vâ etti. Kadınların bu da`vâsı İbn-i Abbâs`a arzolundu. (Duruşma sırasında müddeî kadının beyyinesi ve şâhidi bulunmadığından müdde-i aleyhe yemîn etmek düşmüştü. Yalan yere yemîn etmesini önlemek için) İbn-i Abbâs Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğunu hikâye etmiştir. Eğer nâs mücerred da`vâlariyle (beyyinesiz, şâhidsiz) hak kazanacak olurlarsa kavmin malları, canları zâyi` olur. (Binâenaleyh müddeîden beyyine isteyiniz). Müddea-aleyhe (yemîn tevcîh ettiğinde de) Allah adına (yalan yere) yemîn etmenin fenâlığını (önce kendisine) hatırlatınız! Ve ona şu âyeti de: "Allah`ın ahdini ve kendi yemînlerini az bir paraya değişenler yok mu? İşte bunların âhirette hiç nasibi yoktur!". diye okuyunuz. Bu âyet-i kerîmedeki tahzîrler müddea-aleyh kadına okunup anlatılınca derhâl cürmünü i`tirâf etmiştir. (Bu da`vâda müddeî kadın dâ`vânın ibtidâsında cürmün müddea aleyh tarafından îka` edildiğine dâir yemîn etmek istedi ise de) İbn-i Abbâs müddeî kadına da: Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem: Yemîn müddea-aleyhe düşe (n bir hak dı)r buyurdu, diye cevâb verdi.
HadisNo : 1685
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Âl-i İmrân Sûresi âyetlerinin tefsîri;İbrâhim (A.S)
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : ÂL-İ İMRÂN SURESİ 173 NOLU ÂYETİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: "Allah bize yetişir o ne güzel vekîldir" kelâmını İbrâhîm Salâvatu`llahi aleyh Nemrûd`un ateşine atıldığı sırada söylemiştir. Bir de Muhammed salla`llahu aleyhi ve sellem -kendisiyle Ashâbından bâzı kimselere müşrikler alyehinizde toplandılar, dedikleri ve bu sûretle müslümanları korkutmak istedikleri zaman- söylemiştir. Halbuki bu korkutmak teşebbüsü müslümanları îmânlarını ve irâdelerini arttırmıştı ve ... demişlerdi.
HadisNo : 1686
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Âl-i İmrân Sûresi âyetlerinin tefsîri
Ravi : Üsâme b. Zeyd b. Hârise
Baslik : YEHÛDÎLERİN VE MÜNÂFIKLARIN MÜSLÜMANLARA EZÂLARI BU BÂBDA ÜSÂME HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem Bedir vak`asından önce bir gün Fedek dokuması kaplı saçaklı palan vurulmuş bir merkeb üzerine binip (henüz çocuk bulunan) Üsâme İbn-i Zeyd`i terkisine alarak Hâris İbn-i Hazreç mahallesinde (ki evinde hasta bulunan) Sa`d İbn-i Ubâde`yi iyâdeye gitmişti. Giderken yolda Abdullah İbn-i Übey İbn-i Selûl`ün içinde bulunduğu meclise uğradı. Bu vak`a Abdullah İbn-i Übey müslümân olmazdan evvel idi. Bu mecliste müslümanlardan, puta tapan müşriklerden, yahûdîlerden karışık birtakım kimseler vardı. Abdullah İbn-i Revâha da bu meclisde bulunuyordu. Merkebin kaldırdığı toz, meclisi kaplamakla Abdullah İbn-i Übey kaftaniyle burnunu kapadı. Sonra: Bizim üzerimizi tozlatmayınız, dedi, Resûlullah onlara selâm verdi. Sonra da orada durup merkebden indi ve onları İslâm`a da`vet etti ve onlara Kur`ân okudu. Bunun üzerine Abdullah İbn-i Übey: - Ey kişi! Bu söylediklerin hak ve gerçekse bunlardan güzel bir şey olamaz. Fakat bizim meclisimize gelip de bizi bununla ezâlandırma. Kendi menziline git, sana gelen olursa ona anlat, dedi. Bunun üzerine (büyük şâir) Abdullah İbn-i Revâha: - Yâ Resûla`llah (İbn-i Übeyy`e bakma) meclislerimiz (e her zaman teşrîf buyur, huzûrunuz) da bizi Kur`ân (ın belâgati) ile ört, onun nurlariyle bürü. Biz duânızı, Kur`ân okumanızı çok severiz, dedi. Bunun üzerine müslümanlarla müşrikler, yahûdîler sövüşmeye başladılar. Hattâ birbirlerini öldürmeye yaklaştılar. Resûlullah ise onları dâimâ teskîn buyurdu. Nihâyet yatıştılar. Sonra Resûl-i Ekrem merkebine binip yürüdü. En sonu Sa`d Resûl-i Ekrem merkebine binip yürüdü. En sonu Sa`d İbn-i Ubâde`nin evine varıp girdi. Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem (Ensâr`ın ve Hazrec kabîlesinin ulularından olan) Sa`d`e: - Ey Sa`d! -Abdullah İbn-i Übeyy`i kasdederek- Ebû Hubâb`ın ne söylediğini duymadın mı? (Duymuş ol ki) o, şöyle şöyle söyledi (diye biraz önce geçen vak`ayı anlattı) Sa`d İbn-i Ubâde: - Yâ Resûla`llah! Siz İbn-i Übeyy`in kusûrunu affedin, biraz da ma`zûr görün. Sana Kur`ân indiren Cenab-ı Hakk`a yemîn ederim ki, Allah`ın irâdesi size nübüvvet vermek sûretiyle tecellî etti. Halbuki şu beldecik (Medîne) halkı İbn-i Übeyy(in başın) a tac giydirmeğe üzerine de melîke mahsûs sarık sarmağa, (bu sûretle kendilerine melik edinmeğe) hazırlanmışlardı. Vaktâki Allahu Teâlâ size ihsân buyurduğu hakk-ı nübüvvetle onların bu tasavvurlarını mümteni` bir hâle koydu. Bu mahrûmiyetle İbn-i Übey mahzûn ve mükedder oldu. Yâ Resûla`llah! İşte bu kederle İbn-i Übey gördüğünüz çirkin harekette bulunmuştur. (Siz afv buyurunuz) dedi. Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem de afvetti. Esâsen Resûlullah ile Ashâbı bu husûsda vârid olan Allah`ın emri veçhile gerek müşriklerin, gerek ehl-i kitâbın kusurlarını avf edip ezâlarına sabrediyorlardı. En sonu Allahu Teâlâ (tedâfüî) harbe izin verdi. Bu müsâade üzerine. Resûlallah Bedir gazâsını ihtiyâr edip Allahu Teâlâ İslâm ordusunun eliyle Kureyş müşriklerinin azmanlarını öldürünce İbn-i Übey İbn-i Selûl ile, onun, müşriklerden ve putlara tapanlardan yardakçıları: - Artık Bedir vak`ası Müslümanlığa teveccüh etmiş açık bir galebedir, dediler ve Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`e İslâm üzere bîat edip müslüman oldular.
HadisNo : 1687
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Âl-i İmrân Sûresi âyetlerinin tefsîri
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : ABDULLÂH İBN-İ ABBÂS HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre (Medîne vâlisi Mervân tarafından kapıcısı Râfi` vâsıtasiyle) İbn-i Abbâs`dan şöyle bir sorgu soruldu: - (Kur`ân`da bildirildiği üzere) kendisine verilen dünyâlıkla ferahlanan ve yapmadığı bir işle medh olunmağa sevinen her (müslüman) kişi azâb olunacak ise bütün müslümanlar her halde azâb olunacak (demek) dir? İbn-i Abbâs bu sûale şöyle cevâb vermiştir: (Âl-i İmrân Sûresi`ndeki) bu âyetle sizin aranızda ne münâsebet var? (Bu âyet yahûdîler hakkında nâzil olmuştur). Bir kere Resûlullah yahûdîleri çağırıp onlara (Tevrat`taki evsâfına dâir) bir suâl sordu. Onlar da suâlin hakîkî cevâbını sakladılar da onun başkasını haber verdiler. Bununla berâber verdikleri bu cevâb ile Resûlullah ındinde takdîr de olunduklarını sandılar ve hakîkati gizliyerek verdikleri cevâba sevindiler.
HadisNo : 1689
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Başlık;Mehir;Nisâ Sûresi âyetlerinin tefsîri;Yetimler
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : NİSÂ` SÛRESİ ÂYETLERİ YETÎM MALININ SIYÂNETİ BU BÂBDA HAZRET-İ ÂİŞE HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre (bir kere hemşîre-zâdesi) Urve, Azîz ve Celîl olan Allah`ın: (Yetimlerin haklarına adâlet edemiyeceğinizden korkarsanız) kavl-i şerîflerinin tefsîrini sordu. Âişe Hazretleri; şöyle cevâb verdi. Ey hemşîremoğlu, âyetteki "yetâma" ile murâd olunan, öksüz kızdır ki, o, velîsinin velâyet ve vesâyeti altında bulunup mâl hissesinde velîye ortak olur. Ve mâli, cemâli velîsinin hoşuna gider. Bu cihetle o sene velîsi onu zevce edinmek ister. Fakat mihrinde adâlet etmek ve başkasının verdiği kadar mihir vermek istemez. İşte (bu âyette) o çeşit velîlerin velâyeti altındaki yetîme kızları -haklarında adâlet ve onların mihirlerini en yüksek mıkdârına yükseltmedikçe- nikâh etmeleri nehiy olunup bunlardan başka kendilerine halâl olan kadınlardan nikâh etmeleri emrolunmuştur. Hazret-i Âişe (rivâyetine devâm ederek) der ki: Bu âyet nâzil olduktan sonra nâs, Resûlullah`a istiftâ edip sordular. Bunun üzerine Azîz ve Celîl olan Allahu Teâlâ`da şu âyeti inzâl buyurdu: "Habîbim senden kadınlar hakkınd fetvâ isterler. Onlara de ki. kadınlar (ın mîrâsı) hakkındaki fetvâyı Allah size veriyor. Kur`ân`da size karşı okunan âyetlerde şol kadınlardan öksüz kızları hakkındadır ki: onlara (ya mâline ve güzelliğine imrenip nikâh ettiği halde) mihr-i mislini vermeyiniz ve (yâhud fakir ve çirkin diye) nikâh etmek istemeyiniz!". Hazret-i Âişe (rivâyetine devâmla) der ki: Azîz ve Celîl olan Allah`ın: ... cümlesinin medlûlü, velâyetindeki öksüz kızcağızın mâli ve güzelliği az olunca onu nikâh etmek istemişdir. Hazret-i Âişe der ki: Bu mâl ve cemâli fakir olan öksüz kızlara rağbet etmediklerinden dolayı malına ve cemâline rağbet ettikleri yetîm kızları -adâlete riâyet etmedikçe- nikâh etmekden evliyâ-yı yetîm nehiy olundular.
HadisNo : 1690
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Hasta ziyâreti;Nisâ Sûresi âyetlerinin tefsîri;Verâset
Ravi : Câbir b. Abdullâh
Baslik : MÎRÂS ÂYETLERİ BU BÂBDAKİ CÂBİR HADÎSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Beni bir hastalığımda Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem Ebû Bekr radiya`llahu anh ile berâber yaya olarak Benî Selime (yurdun) daki evime gelerek ziyâret etmişlerdi. Resûlullah beni bir şey anlamaz derecede baygın bulmuştu. Bunun üzerine (abdest) suyu isteyip abdest almış sonra abdest suyundan bir mikdârını benim üzeriem serpmişti. Hemen ben ayıldım ve: Yâ Resûla`llah! Mâlimde (verâset husûsunda) ne sûretle tasarruf etmemi emredersiniz? diye sordum. (Şu meâldeki): "Allah çocuklarınız hakkında mîrâsı emrediyor!" kavl-i şerîfi nâzil oldu.
HadisNo : 1691
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Kur`ân-ı Kerîm dinlemek;Kur`ân-ı Kerîm okurken ağlamak;Nisâ Sûresi âyetlerinin tefsîri
Ravi : Abdullâh b. Mes`ûd
Baslik : İBN-İ MES`ÛD`UN PEYGAMBERİMİZE NİSÂ` SÛRESİ`Nİ OKUMASI
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Bir kere Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem bana: Ey İbn-i Mes`ûd haydi bana Kur`ân oku, diye emretti. Ben de: - Yâ Resûla`llah! Kur`ân sana gönderildiği halde onu size nasıl okuyacağım? dedim. Resûl-i Ekrem: - Kur`ân`ı ben başkasından işitmeği çok hoşlanırım, buyurdu. Ben de Sûre-i Nisâ`yı okumağa başladım. Okurken ... âyetine gelince Resûl-i Ekrem: - Sus, buyurdu. O sırada gördüm, ki Resûlullah`ın iki gözü yaş döküyordu.
HadisNo : 1693
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Bedir Gazâsı;Nisâ Sûresi âyetlerinin tefsîri
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : MEDÎNE`YE HİCRET ETMİYEN MÜNÂFIKLARIN FECÎ ÂKIBETLERİ
Hadis : Rivâyete göre müslümanlardan (Mekke`de kalıp hicret etmiyen) bir takım kimseler Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem zamânında müşriklerle berâber olarak onların şirk câmiasını çoğaltıyorlardı. Bedir harbi sırasında düşman safları arasında bulunan bunlara ok atılıyor ve atılan ok varıp bunlardan birisine dokunarak öldürüyordu. Bunun üzerine Azîz ve Celîl olan Allahu Teâlâ`nın: ... kavl-i şerîfi nâzil oldu.
HadisNo : 1694
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Nisâ Sûresi âyetlerinin tefsîri;Yûnus (A.S)
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : HAZRET-İ YÛNUS`UN BİR MENKABESİ
Hadis : Rivâyete göre Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem: "Her kim ben Yûnus bin Mettâ`dan hayırlıyım derse yalan söylemiştir" buyurmuştur.
HadisNo : 1695
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Hz. Peygamber`in tebliğleri;Mâ`ide Sûresi âyetlerinin tefsîri
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : MÂİDE SÛRESİ ÂYETLERİ RESÛL-İ EKREM`İN TEBLÎĞ-İ AHKÂMDA SADÂKATİ HİÇ BİR HAKÎKAT SAKLANMAMIŞTIR
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Her kim sana Muhammed salla`llahu aleyhi ve sellem Allah`ın ona gönderdiği İslâmî umdelerden bir şeyi sakladı (teblîğ etmedi) derse, muhakkak ki o yalan söylemiştir. Çünkü Allahu Teâlâ bana: "Ey Peygamberim, sana Rabbin tarafından indirilenlerin hepsini tebliğ et!" diye emrederdi.
HadisNo : 1696
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : İğdiş edilme;Mâ`ide Sûresi âyetlerinin tefsîri;Mut`a nikâhı
Ravi : Abdullâh b. Mes`ûd
Baslik : HADIMLIKTAN NEHİY HADÎSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Biz Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem ile berâber gazâya giderdik. Bizim yanımızda kadınlar bulunmazdı. (Cins-i münâsebete şiddetli ihtiyâç duyardık.) Bunun üzerine: Yâ Resûla`llah: Erkekliklerimizi çıkarıp hadım olalım mı? diye sorduk. Resûlullah bizi iydişlenmekten nehyetti. Bundan sonra (muayyen bir zamân için) elbîse (gibi ücret mukabilinde) kadın eş almamıza izin verdi. Bundan sonra Abdullah İbn-i Mes`ûd ... âyetini okudu.
HadisNo : 1697
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : İçkinin haram kılınması;Mâ`ide Sûresi âyetlerinin tefsîri
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : ŞARABIN SÛRET-İ TAHRÎMİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: (İçkinin harâm kılındığı sırada) bizde Fadîh denilen (ve hurma koruğundan ateşde kaynatılmadan yapılan) içkiden başka hamr nâmına başka bir şey yoktu. (Tahrîm günü) ben (babalığım Ebû Talha`nın evinde) Ebû Talha ile falan ve falan Sahâbe`ye Fadîh dağıtıyordum. O sırada hemen birisi geldi. Ve: Haberiniz yok mu? dedi. Meclisde bulunanlar: O da ne haberi? diye sordular. O da: İçki harâm kılındı, dedi. İşret yârânı bana: Ey Enes küp büyüklüğüne yakın cesâmetteki şarâb destilerini dök, diye emrettiler. Ve ben de emirlerini yerine getirdim. Enes İbn-i Mâlik der ki: Bu bir adamın sözü üzerine meclisde bulunanlar şarabın nasıl ve ne zaman harâm kılındığını araştırmaya lüzum görmediler ve o adamın haberinden sonra hiç şarab içmediler.
HadisNo : 1698
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Mâ`ide Sûresi âyetlerinin tefsîri
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : RESÛL-İ EKREM`E LÜZUMSUZ SUÂL SORULMASININ NEHYOLUNMASI
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Bir kere Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem bir hutbe îrâd etmişti ki, ben Resûlullah`ın o hutbesi kadar müessir bir hutbe hiç işitmedim. O hutbesinde Resûlullah (ezcümle): Ey Ashâb`ım! Benim bildiğim hakayık-ı kâinâtı siz bilseydiniz muhakkak az gülerdiniz ve hiç şüphesiz, çok ağalardınız, buyurmuştu. Bu hitâbe üzerine Resûlullah`ın Ashâb`ı yüzlerine elbîselerin örtüp -içten gelen bir enîn ile- ağlıyorlardı. Bu umûmî teessür sırasında birisi: "Yâ Resûla`llah babam kimdir?" diye sordu. Resûl-i Ekrem: "Baban filândır" diye cevâb verdi. Bunun üzerine ünvândaki âyet nâzil oldu.
HadisNo : 1699
Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Mâ`ide Sûresi âyetlerinin tefsîri
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : DÜNYÂ VE ÂHİRET`TE FÂİDESİZ SUALLERDEN TAHZÎR OLUNMASI
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`e bir kısım kimseler istihzâ için suâl sorarlardı. Kimi: Babam kimdir? diyordu. Kimi devesini kaybedip devem nerededir? der idi. Bunun üzerine Azîz ve Celîl olan Allahu Teâlâ tamamlayıncıya kadar şu âyeti inzâl buyurdu. (Âyetin tamâmı unvânımızda terceme olundu. Bakınız.)
HadisNo : 1700
Buhari Hadisleri KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Hz. Peygamber`in şefâati
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : HAZRET-İ PEYGAMBER`İN ÜMMETİNE ŞEFÂAT DU`ÂSI
Hadis : Rivâyete göre, Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Her peygamberin kendisine has müstecab bir du`âsı vardır. Onunla Allah`a du`â edegelmiştir. Fakat ben du`âmı âhirette ümmetime şefâ`at etmek için saklıyorum.
HadisNo : 2140
Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Hz. Peygamber`in duâları;Seyyidu`l-istiğfar duâsı
Ravi : Şeddâd İbn-i Evs
Baslik : SEYYİDÜ`L-İSTİĞFÂR HAKKINDA ŞEDDÂD İBN-İ EVS HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Seyyidü`l-istiğfâr (yâni istiğfâr du`âlarının ulusu) Allahu Teâlâ`dan şu yolda mağfiret dilemektir: Allah`ım! Sen Rabbimsin, ibâdete lâyık hiç ilâh yoktur, yalnız Sen varsın; beni Sen yarattın, şüphesiz Sen`in kulunum ve gücüm yettiği kadar ezelde Sana verdiğim ahd ü va`ad üzere sâbitim. Allah`ım işlediğim kusurların şerrinden Sana sığınırım. Bana ihsan buyurduğun ni`metini zât-ı ulûhiyetine i`tirâf ederim. Günâhımı da î`tirâf ederim. Binâenaleyh günâhımı Sen yarlığa! Çünkü günah yarlığamak, kimsenin haddi değildir, ancak Sen yarlığarsın! Resûl-i Ekrem buyurur ki: Bu seyyidü`l-istiğfâr du`âsını her kim kalbiyle sevab ve fazîletine inanarak gündüz okur da o gün akşam olmadan ölürse, o kimse ehl-i Cennet câmiasındandır. Her kim de sevam ve fazîletine inanarak gece okur da sabah olmazdan önce ölürse, o kimse de ehl-i Cennet zümresindendir.
HadisNo : 2141
Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Tevbe-İstiğfar
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : RESÛL-İ EKREM`İN GÜNDE YETMİŞTEN ZİYÂDE İSTİĞFAR BUYURMALARI
Hadis : Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`in: "Vallahi ben Allah`a günde yetmiş def`adan çok muhakkak istiğfâr ve tevbe ederdim!" buyurduğunu işittim, dediği rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 2142
Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Tevbe-İstiğfar
Ravi : Abdullâh b. Mes`ûd
Baslik : ABDULLÂH İBN-İ MES`ÛD VE KUDRET-İ EDEBİYESİNİ İFÂDE EDEN BİR RİVÂYETİ
Hadis : (Tâbi`î büyüklerinden Hâris İbn-i Süveyd) iki hadîs rivâyet etmiştir. Bunun birisi Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`den, öbürüsü İbn-i Mes`ûd (şahsî bir mütâlea olarak) der ki: Mü`min kişi (irfan nûriyle) günahlarını (hayâlinde büyüterek) şöyle görür: Gûyâ o mü`min bir dağın eteğinde oturuyor ve dağın üzerine çökmesinden Korkuyor. Fâcir kişi de günahlarını, burnunun üstüne konan bir sinek gibi sanır. Râvî (İbn-i Şihâb) der ki: Bu hadîsi bana şeyhin eli burnunun üstünde olarak rivâyet etti. Sonra İbn-i Mes`ûd (Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem`den rivâyet ederek) der ki: Allah kulunun tevbesinden şu kişinin ferâhından çok ferahlanır ki (seferber bir halde olan) bu kişi, yanında devesi, üstünde suyu, azığı olduğun halde varıp sahrâda korkunç bir yere inmiş, başını yere koyarak hafif bir uyku uyumuştu. Uyanınca devesinin başını alıp gittiğini anladı. (Adamcağız devesini aramağa çıktı). Harâret, susuzluk, yâhut Allah`ın dilediği ıztırab adamcağızın üzerinde şiddetle icrâ-yı te`sîr edince (kendi kendisine) eski yerime olsun döneyim, diye dönüp geldi. Az bir uyku kestirip sonra başını kaldırınca devesini yanında buldu.
HadisNo : 2143
Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Hz. Peygamber`in duâları;Yataktan kalkınca okunacak duâ;Yatarken okunacak duâ
Ravi : Hüzeyfe İbni`l-Yemân
Baslik : HAZRET-İ PEYGAMBER YATARKEN ETTİĞİ DU`ÂLAR HAKKINDA HUZEYFE, BERÂ`, İBN-İ ABBÂS, EBÛ HÜREYRE RADİYA`LLÂHU ANHÜM RİVÂYETLERİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem gece yatağına girince (sağ) elini (sağ) yanağının altına kordu. Ve: "Bismike`llahümme emûtü ve ahyâ` = Allah`ım! Sen`in adını anarak ölürüm ve dirilirim (uyurum, uyanırım)" der idi. Uykudan kalkınca da: "El-Hamdü li`llâhi`llezî ahyânâ ba`de mâ emâtenâ ve ileyhi`n-nüşûr = O Allah`a hamd ederim ki beni öldükten sonra dirilten O`dur. Öldükten sonra (ba`s için) dirilmemiş de (böylece) O`na âitdir".
HadisNo : 2144
Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Hz. Peygamber`in duâları;Yatarken okunacak duâ
Ravi : Berâ` b. Âzib
Baslik : HAZRET-İ PEYGAMBER YATARKEN ETTİĞİ DU`ÂLAR HAKKINDA HUZEYFE, BERÂ`, İBN-İ ABBÂS, EBÛ HÜREYRE RADİYA`LLÂHU ANHÜM RİVÂYETLERİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem yatağına girdiğinde sağ tarafına yatardı. Sonra şöyle du`â ederdi: "Allahümme eslemtü nefsî ileyke ve veccehtü vechî ileyke ve fevvadtü emrî ileyke ve elce`tü zahrî ileyke rağbeten ve rehbeten ileyke lâ melcee ve lâ mencâe minke illâ ileyke âmentü bi-kitâbike`llezî enzelte ve Nebîyyike`llezî erselte = Allah`ım! Kendimi Sana teslîm ettim, yüzümü Sana çevirdim, işimi Sana ısmarladım, Sana i`timâd ettim, Sen`i dilerim ve Sen`den korkarım, Sen`den başka sığınacak (Mahmî), Sen`den başka kurtaracak (halâskâr) yoktur; halâs ve himâye ancak sana âitdir. Allah`ım indirdiğin Kitab`ına inandım ve gönderdiğn Peygamber`ine îmân ettim. (Resûl-i Ekrem buyurdu ki: Bir kimse, bu kelimeleri okur da, sonra o gece içinde ölürse, o kimse İslâm fıtratı ve yaradılışı üzerine ölür).
HadisNo : 2145
Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Hz. Peygamber`in duâları
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : HAZRET-İ PEYGAMBER YATARKEN ETTİĞİ DU`ÂLAR HAKKINDA HUZEYFE, BERÂ`, İBN-İ ABBÂS, EBÛ HÜREYRE RADİYA`LLÂHU ANHÜM RİVÂYETLERİ
Hadis : Rivâyete göre, İbn-i Abbâs: Bir gece ben (Peygamber`in kadınlarından teyzem) Meymûne`nin yanında kalmıştım, diye hadîsini zikretmişti ki, bu hadîs yukarıda geçti. Burada İbn-i Abbâs şu du`ânın Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`in du`âsından olduğunu rivâyet etmiştir: Allah`ım, kalbimde bir nûr kıl, gözümde de bir nûr kıl, kulağımda da bir nûr kıl, yine böyle sağımda bir nûr, solumda bir nûr, üstümde bir nûr, altımda bir nûr, önümde bir nûr, arkamda bir nûr kıl. Ve benim için umûmî ve büyük bir nûr yarat!.
HadisNo : 2146
Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Hz. Peygamber`in duâları;Yatarken okunacak duâ
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : HAZRET-İ PEYGAMBER YATARKEN ETTİĞİ DU`ÂLAR HAKKINDA HUZEYFE, BERÂ`, İBN-İ ABBÂS, EBÛ HÜREYRE RADİYA`LLÂHU ANHÜM RİVÂYETLERİ
Hadis : Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: Sizin biriniz yatağına yatacağı âdem bilmez ki (dünden beri) ona hangi mahlûk halef olmuştur (sonra yatsın) sonra (şöyle) du`â etsin: Rabbim! Ancak Sen`in isminle yan tarafımı yatağıma koydum. Sen`in isminle de kaldırırım. Rabb`im! Eğer canımı alacaksan bana rahmetini ihsân et, eğer hayatta bırakacaksan hayâtımı sâlih kullarıın muhâfaza ettiğin himâyenle muhâfaza buyur!.
HadisNo : 2147
Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Tevbe-İstiğfar
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : HAZRET-İ PEYGAMBER YATARKEN ETTİĞİ DU`ÂLAR HAKKINDA HUZEYFE, BERÂ`, İBN-İ ABBÂS, EBÛ HÜREYRE RADİYA`LLÂHU ANHÜM RİVÂYETLERİ
Hadis : Rivâyete göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Sakın sizin biriniz: Allah`ım! Dilersen beni mağfiret eyle; Allah`ım! Dilersen bana merhamet eyle, diye du`â etmesin! Azim ve kat`iyyetle, kesin olarak (Yâ Rab! Beni afvet, bana merhamet et, diye) du`â etsin! Çünkü Allah`ı icbâr eden (hiç bir kuvvet) yoktur.
HadisNo : 2148
Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Acele etmek;Duâ
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : DU`ÂNIN KABÛLÜ HUSÛSUNDA ACELE EDİLMEMESİ
Hadis : Rivâyete göre, Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Sizden her birinizin du`âsı isti`câl edilmedikçe kabûl olunur: İnsan (acele eder de) "Du`â ettim de kabûl olunmadı" der.
HadisNo : 2149
Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Hz. Peygamber`in duâları;Hüzün ve keder halinde okunacak duâ
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : HAZRET-İ PEYGAMBER`İN HÜZÜN VE KEDER ZAMÂNINDAKİ DUÂSI
Hadis : Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem`in hüzün ve keder hâlinde şu meâlde du`â buyurduğu rivâyet olunmuştur: İbâdete lâyık hiç bir ilah yoktur; ancak azamet ve vekar sâhibi Allah vardır. İbâdete lâyık hiç bir ilâh yoktur; ancak Arş-ı A`zam sâhibi Allah vardır. İbâdete lâyık hiç bir ilâh yoktur; ancak göklerin ve yerin sâhibi ve arş-ı kerîmin mâliki Allah vardır.
HadisNo : 2150
Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Hz. Peygamber`in duâları
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : HAZRET-İ PEYGAMBER CEHD-İ BELÂDAN, DERK-İ ŞAKÂDAN, SÛ-İ KAZÂDAN, ŞEMÂTET-İ A`DÂDAN ALLÂH`A SIĞINIRDI
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem cehd-i belâ`dan, derk-i şeka`dan, sû-i kazâ`dan, şemâtet-i a`dâ`dan Allaha sığınırdı. Bu hadîsin râvîlerinden birisi olan Süfyân (İbn-i Üyeyne) der ki: Ebû Hüreyre`in bu hadîsi üç şey idi. Birisini ben (bir zan ile) ziyâde ettim. Bilmiyorum ki, ziyâde ettiğim bir, bu dörtten hangisidir.
HadisNo : 2151
Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Ağır söz sarfetmek
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : HAZRET-İ PEYGAMBER CEHD-İ BELÂDAN, DERK-İ ŞAKÂDAN, SÛ-İ KAZÂDAN, ŞEMÂTET-İ A`DÂDAN ALLÂH`A SIĞINIRDI
Hadis : Rivâyete göre, Ebû Hüreyre, Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem`in: "Allah`ım! Her hangi bir mü`mine ağır bir söz söylemiş olursam sen o sözümü Kıyâmet gününde o mü`min için sana yakınlığa vesîle kıl!" buyurduğunu işitmiştir.
HadisNo : 2152
Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Hz. Peygamber`in duâları
Ravi : Sa`d b. Ebî Vakkâs
Baslik : SA`D İBN-İ EBÎ VAKKÂS`IN: RESÛL-İ EKREM BİZE BUHULDEN, KORKAKLIKTAN, ERZEL-İ ÖMÜRDEN, DÜNYÂ FİTNESİNDEN, KABİR AZÂBINDAN İSTİÂZE ETMEMİZİ EMREDERDİ, HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem şu (meâldeki) kelimelerle du`â olunmasını emrederdi: Allah`ım! Buhülden (cimrilikten) Sana sığınırım, korkaklıktan da sığınırım, erzel-i ömür (denilen ihtiyarlığın bunaklığın) dan da sığınırım, dünyâ fitnesinden yâni deccal şerrinden de sığınırım, kabir azâbından da Sana sığınırım!.
HadisNo : 2153
Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Hz. Peygamber`in duâları
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : DU`Â VE İSTİÂZE HAKKINDA HAZRET-İ ÂİŞE`NİN UZUN BİR RİVÂYETİ
Hadis : Rivâyete göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle du`â ederdi: Allah`ım! Tenbellikten, bunaklık derecesinde ihtiyarlıktan, günâhtan, ödeklikten, kabir suâlinden ve kabir azâbından, Cehennem ateşinden ve Cehennem azâbından, zenginlik gurûrunun şerrinden, yoksulluk sefâletinden Sana sığınırım! Allah`ım! Bir gözü silik Deccâl`in şerrinden Sana sığınırım! Allah`ım! Günâhlarımın kirini (el deymedik) kar, buz suyu ile yıka, kalbimi de günâhlardan -beyaz elbîseyi kirden temizler gibi- pâkla; benimle günâhlarımın arasını da doğu ile batı arası uzaklığı kadar uzak kıl!
HadisNo : 2154
Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Hz. Peygamber`in duâları
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : RESÛL-İ EKREM`İN EN ÇOK DUÂSI: (RABBENÂ ÂTİNÂ Fİ`D-DÜNYÂ HASENETEN VE Fİ`L-ÂHİRETİ HASENETEN) DU`ÂSI İDİ
Hadis : Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`in en çok okuduğu du`â şu idi dediği rivâyet olunmuştur: Allahümme âtina fi`d-dünyâ haseneten ve fi`l-âhireti haseneten ve kınâ azâbe`n-nâr = Rabbimiz, bize dünyâda bir güzellik ver, âhirette de bir güzellik ver, ve bizi ateş azâbından koru!
HadisNo : 2155
Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Hz. Peygamber`in duâları
Ravi : Ebû Mûsâ el-Eş`arî
Baslik : RESÛL-İ EKREM`İN EN ÇOK DUÂSI: (RABBENÂ ÂTİNÂ Fİ`D-DÜNYÂ HASENETEN VE Fİ`L-ÂHİRETİ HASENETEN) DU`ÂSI İDİ
Hadis : Rivâyete göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle du`â ederdi: Allah`ım! Günâhımı, bilgisizliğimi, her işimde isrâfımı ve benden daha iyi bildiğin bütün kusurlarımı affeyle. Allah`ım! Lâtîfemi ve ciddî hâlimi, hatâmı ve dileyerek işlediğim günâhımı affeyle. İ`tirâf ederim ki, bu kusurların hepsi bende vardır.
HadisNo : 2156
Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Hz. Peygamber`in duâları;Her gün okunacak duâlar
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : LÂ İLÂHE İLLA`LLÂH VAHDEHÛ LÂ ŞERİKE LEH, LEHÜ`L-MÜLKÜ VE LEHÜ`L-HAMD VE HÜVE ALÂ KÜLLİ ŞEY`İN KADÎR) DU`ÂSININ FAZÎLETİ HAKKINDA EBÛ HÜREYRE, EBÛ EYYÛB, İBN-İ MES`ÛD RADİYA`LLÂHU ANHÜM RİVÂYETLERİ
Hadis : Rivâyete göre, Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Her kim günde yüz kere "Lâ ilâhe illa`llah, vahdehü lâ şerîke leh, lehü`l-mülkü ve lehü`l-hamdü ve hüve `alâ külli şey`in kadîr = Allah`dan başka ilâh yoktur, yalnız O vardır, O`nun eşi ve ortağı yoktur, mülk O`nundur, Hamd O`nundur, O, her şeye kadirdir" derse, bu du`â o kimse için on köle âzadlamak sevâbına muâdil olur ve ona yüz hasene yazılır, yüz musîbet de ondan mahvolunur. O gün içinde akşama erişinceye kadar şeytan şerrinden eminlik olur. Ve o kimsenin bu du`âyı okumasından daha fazîletli hiç bir kimse evrâd ve ezkâr getiremez. Meğer ki bu du`âyı ondan daha çok okumuş ola!
HadisNo : 2157
Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Duâ
Ravi : Abdullâh b. Mes`ûd
Baslik : LÂ İLÂHE İLLA`LLÂH VAHDEHÛ LÂ ŞERİKE LEH, LEHÜ`L-MÜLKÜ VE LEHÜ`L-HAMD VE HÜVE ALÂ KÜLLİ ŞEY`İN KADÎR) DU`ÂSININ FAZÎLETİ HAKKINDA EBÛ HÜREYRE, EBÛ EYYÛB, İBN-İ MES`ÛD RADİYA`LLÂHU ANHÜM RİVÂYETLERİ
Hadis : Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`den (Lâ ilâhe illa`llahu vahdehû...) hadîsini rivâyet ettikleri ve: Her kim bu du`âyı on kere okursa İsmâil Peygamber neslinden on esir âzadlamış gibi sevâba müstahak olur, buyurulduğunu naklettikleri rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 2158
Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Her gün okunacak duâlar;Tesbihin fazîleti
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : GÜNDE YÜZ KERE (SÜBHÂNA`LLÂH VE Bİ-HAMDİH) DU`ÂSINI OKUMANIN FÂZÎLETİ
Hadis : Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem`in: [Her kim günde yüz kere "Sübhâna`llah ve bi-hamdih = Allah`ı tesbîh ve Allah`a hamd ederim" derse, o kimsenin (Allah hakkı olan) günâhları -deniz köpüğü kadar çok olsa bile- mahv ü mağfiret olunur] buyurduğu rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 2159
Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Allâh`ı zikretmek
Ravi : Ebû Mûsâ el-Eş`arî
Baslik : RABBİNİ ZİKREDEN MÜ`MİN DİRİYE, GÂFİL DE ÖLÜYE TEŞBÎH BUYURULMUŞTUR
Hadis : Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`in: Rabbini zikreden kimse ile zikretmiyen kimsenin benzeri, diri ile ölü gibidir, buyurduğu rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 2160
Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Allâh`ı zikretmek;Tesbihin fazîleti
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : ALLÂH`I ZİKR HUSÛSUNDA EBÛ HÜREYRE`NİN MUFASSAL BİR RİVÂYETİ
Hadis : Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: Allah`ın bir sınıf melekleri vardır ki, bunlar yolları, sokakları dolaşırlar, ehl-i zikri ararlar, onlar Azîz ve Celîl olan Allah`ı zikreden bir cemâat bulunca biribirlerine: Aradığınıza geliniz, diye seslenirler. Bunun üzerine melekler ehl-i zikri dünyâ semâsına kadar kanadlariyel tavâf ederler. Cenâb-ı Hak onları pek iyi bildiği halde meleklere: - Kullarım ne söylüyorlar? Diye sorar. Onlar da: - (Sübhâna`llah diyerek) Sen`i tesbîh ediyorlar, (Allahü Ekber diye) Sen`i tekbîr ediyorlar, (El-Hamdü li`llah diyerek) Sana hamd ü senâ ediyorlar, sûretinde cevab verirler. Sonra Cenâb-ı Hak: - Bu kularım Ben`i görürler mi ki? Diye sorar. - Hayır, Va`llahi Sen`i göremezler, derler. - O kullarım ya beni görseler nasıl olurlar? Buyurur. - Onlar Sen`i görseler Sana ibâdet ve ubûdiyetleri daha şiddetli, temcîd ve tahmîdleri daha çetin, tesbîhleri daha çok olur, derler. Cenâb-ı Hak: - Ben`den ne diliyorlar? Diye sorar. - Cennet istiyorlar, diye cevab verirler. Cenâb-ı Hak: - Onlar Cennet`i görmüşler mi? - Hayır, Va`llahi onlar Cennet`i görmemişlerdir. - Ya onlar Cennet`i görselerdi? - Eğer görselerdi, Cennet`e karşı hevesleri daha çok, talebleri daha şiddetli, rağbetleri daha büyük olurdu. Cenâb-ı Hak: - O kullarım neden istiâze ederler? Melekler: - Cehennem`den! - Cehennem`i gördüler mi? - Hayır Ya Rabbî! Va`llahi görmediler. - Ya görselerdi nasıl olurlardı? - Ondan daha çok kaçınırlardı, korkuları daha çok olurdu. Bunun üzerine Cenab-ı Hak meleklere: - Ey melekler! Sizi şâhid kılarım ki, ben bu zikreden kullarımı mağfiret ettim, buyurur. Meleklerden birisi: - O zikredenlerin arasında filân kişi vardı ki, o, zikredenlerden değildir; bir hâcet için oraya gelmiş oturmuştu, der. Cenâb-ı Hak: - O mecliste oturanlar öyle sâhib-i kemâl kimselerdir ki, onlarla birlik oturanlar şakî olamaz, cevâbını verir.
HadisNo : 2161
Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Hz. Peygamber`in şefâati
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : HAZRET-İ PEYGAMBER`İN ÜMMETİNE ŞEFÂAT DU`ÂSI
Hadis : Rivâyete göre, Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Her peygamberin kendisine has müstecab bir du`âsı vardır. Onunla Allah`a du`â edegelmiştir. Fakat ben du`âmı âhirette ümmetime şefâ`at etmek için saklıyorum.
HadisNo : 2140
Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Hz. Peygamber`in duâları;Seyyidu`l-istiğfar duâsı
Ravi : Şeddâd İbn-i Evs
Baslik : SEYYİDÜ`L-İSTİĞFÂR HAKKINDA ŞEDDÂD İBN-İ EVS HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Seyyidü`l-istiğfâr (yâni istiğfâr du`âlarının ulusu) Allahu Teâlâ`dan şu yolda mağfiret dilemektir: Allah`ım! Sen Rabbimsin, ibâdete lâyık hiç ilâh yoktur, yalnız Sen varsın; beni Sen yarattın, şüphesiz Sen`in kulunum ve gücüm yettiği kadar ezelde Sana verdiğim ahd ü va`ad üzere sâbitim. Allah`ım işlediğim kusurların şerrinden Sana sığınırım. Bana ihsan buyurduğun ni`metini zât-ı ulûhiyetine i`tirâf ederim. Günâhımı da î`tirâf ederim. Binâenaleyh günâhımı Sen yarlığa! Çünkü günah yarlığamak, kimsenin haddi değildir, ancak Sen yarlığarsın! Resûl-i Ekrem buyurur ki: Bu seyyidü`l-istiğfâr du`âsını her kim kalbiyle sevab ve fazîletine inanarak gündüz okur da o gün akşam olmadan ölürse, o kimse ehl-i Cennet câmiasındandır. Her kim de sevam ve fazîletine inanarak gece okur da sabah olmazdan önce ölürse, o kimse de ehl-i Cennet zümresindendir.
HadisNo : 2141
Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Tevbe-İstiğfar
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : RESÛL-İ EKREM`İN GÜNDE YETMİŞTEN ZİYÂDE İSTİĞFAR BUYURMALARI
Hadis : Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`in: "Vallahi ben Allah`a günde yetmiş def`adan çok muhakkak istiğfâr ve tevbe ederdim!" buyurduğunu işittim, dediği rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 2142
Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Tevbe-İstiğfar
Ravi : Abdullâh b. Mes`ûd
Baslik : ABDULLÂH İBN-İ MES`ÛD VE KUDRET-İ EDEBİYESİNİ İFÂDE EDEN BİR RİVÂYETİ
Hadis : (Tâbi`î büyüklerinden Hâris İbn-i Süveyd) iki hadîs rivâyet etmiştir. Bunun birisi Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`den, öbürüsü İbn-i Mes`ûd (şahsî bir mütâlea olarak) der ki: Mü`min kişi (irfan nûriyle) günahlarını (hayâlinde büyüterek) şöyle görür: Gûyâ o mü`min bir dağın eteğinde oturuyor ve dağın üzerine çökmesinden Korkuyor. Fâcir kişi de günahlarını, burnunun üstüne konan bir sinek gibi sanır. Râvî (İbn-i Şihâb) der ki: Bu hadîsi bana şeyhin eli burnunun üstünde olarak rivâyet etti. Sonra İbn-i Mes`ûd (Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem`den rivâyet ederek) der ki: Allah kulunun tevbesinden şu kişinin ferâhından çok ferahlanır ki (seferber bir halde olan) bu kişi, yanında devesi, üstünde suyu, azığı olduğun halde varıp sahrâda korkunç bir yere inmiş, başını yere koyarak hafif bir uyku uyumuştu. Uyanınca devesinin başını alıp gittiğini anladı. (Adamcağız devesini aramağa çıktı). Harâret, susuzluk, yâhut Allah`ın dilediği ıztırab adamcağızın üzerinde şiddetle icrâ-yı te`sîr edince (kendi kendisine) eski yerime olsun döneyim, diye dönüp geldi. Az bir uyku kestirip sonra başını kaldırınca devesini yanında buldu.
HadisNo : 2143
Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Hz. Peygamber`in duâları;Yataktan kalkınca okunacak duâ;Yatarken okunacak duâ
Ravi : Hüzeyfe İbni`l-Yemân
Baslik : HAZRET-İ PEYGAMBER YATARKEN ETTİĞİ DU`ÂLAR HAKKINDA HUZEYFE, BERÂ`, İBN-İ ABBÂS, EBÛ HÜREYRE RADİYA`LLÂHU ANHÜM RİVÂYETLERİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem gece yatağına girince (sağ) elini (sağ) yanağının altına kordu. Ve: "Bismike`llahümme emûtü ve ahyâ` = Allah`ım! Sen`in adını anarak ölürüm ve dirilirim (uyurum, uyanırım)" der idi. Uykudan kalkınca da: "El-Hamdü li`llâhi`llezî ahyânâ ba`de mâ emâtenâ ve ileyhi`n-nüşûr = O Allah`a hamd ederim ki beni öldükten sonra dirilten O`dur. Öldükten sonra (ba`s için) dirilmemiş de (böylece) O`na âitdir".
HadisNo : 2144
Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Hz. Peygamber`in duâları;Yatarken okunacak duâ
Ravi : Berâ` b. Âzib
Baslik : HAZRET-İ PEYGAMBER YATARKEN ETTİĞİ DU`ÂLAR HAKKINDA HUZEYFE, BERÂ`, İBN-İ ABBÂS, EBÛ HÜREYRE RADİYA`LLÂHU ANHÜM RİVÂYETLERİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem yatağına girdiğinde sağ tarafına yatardı. Sonra şöyle du`â ederdi: "Allahümme eslemtü nefsî ileyke ve veccehtü vechî ileyke ve fevvadtü emrî ileyke ve elce`tü zahrî ileyke rağbeten ve rehbeten ileyke lâ melcee ve lâ mencâe minke illâ ileyke âmentü bi-kitâbike`llezî enzelte ve Nebîyyike`llezî erselte = Allah`ım! Kendimi Sana teslîm ettim, yüzümü Sana çevirdim, işimi Sana ısmarladım, Sana i`timâd ettim, Sen`i dilerim ve Sen`den korkarım, Sen`den başka sığınacak (Mahmî), Sen`den başka kurtaracak (halâskâr) yoktur; halâs ve himâye ancak sana âitdir. Allah`ım indirdiğin Kitab`ına inandım ve gönderdiğn Peygamber`ine îmân ettim. (Resûl-i Ekrem buyurdu ki: Bir kimse, bu kelimeleri okur da, sonra o gece içinde ölürse, o kimse İslâm fıtratı ve yaradılışı üzerine ölür).
HadisNo : 2145
Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Hz. Peygamber`in duâları
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : HAZRET-İ PEYGAMBER YATARKEN ETTİĞİ DU`ÂLAR HAKKINDA HUZEYFE, BERÂ`, İBN-İ ABBÂS, EBÛ HÜREYRE RADİYA`LLÂHU ANHÜM RİVÂYETLERİ
Hadis : Rivâyete göre, İbn-i Abbâs: Bir gece ben (Peygamber`in kadınlarından teyzem) Meymûne`nin yanında kalmıştım, diye hadîsini zikretmişti ki, bu hadîs yukarıda geçti. Burada İbn-i Abbâs şu du`ânın Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`in du`âsından olduğunu rivâyet etmiştir: Allah`ım, kalbimde bir nûr kıl, gözümde de bir nûr kıl, kulağımda da bir nûr kıl, yine böyle sağımda bir nûr, solumda bir nûr, üstümde bir nûr, altımda bir nûr, önümde bir nûr, arkamda bir nûr kıl. Ve benim için umûmî ve büyük bir nûr yarat!.
HadisNo : 2146
Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Hz. Peygamber`in duâları;Yatarken okunacak duâ
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : HAZRET-İ PEYGAMBER YATARKEN ETTİĞİ DU`ÂLAR HAKKINDA HUZEYFE, BERÂ`, İBN-İ ABBÂS, EBÛ HÜREYRE RADİYA`LLÂHU ANHÜM RİVÂYETLERİ
Hadis : Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: Sizin biriniz yatağına yatacağı âdem bilmez ki (dünden beri) ona hangi mahlûk halef olmuştur (sonra yatsın) sonra (şöyle) du`â etsin: Rabbim! Ancak Sen`in isminle yan tarafımı yatağıma koydum. Sen`in isminle de kaldırırım. Rabb`im! Eğer canımı alacaksan bana rahmetini ihsân et, eğer hayatta bırakacaksan hayâtımı sâlih kullarıın muhâfaza ettiğin himâyenle muhâfaza buyur!.
HadisNo : 2147
Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Tevbe-İstiğfar
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : HAZRET-İ PEYGAMBER YATARKEN ETTİĞİ DU`ÂLAR HAKKINDA HUZEYFE, BERÂ`, İBN-İ ABBÂS, EBÛ HÜREYRE RADİYA`LLÂHU ANHÜM RİVÂYETLERİ
Hadis : Rivâyete göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Sakın sizin biriniz: Allah`ım! Dilersen beni mağfiret eyle; Allah`ım! Dilersen bana merhamet eyle, diye du`â etmesin! Azim ve kat`iyyetle, kesin olarak (Yâ Rab! Beni afvet, bana merhamet et, diye) du`â etsin! Çünkü Allah`ı icbâr eden (hiç bir kuvvet) yoktur.
HadisNo : 2148
Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Acele etmek;Duâ
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : DU`ÂNIN KABÛLÜ HUSÛSUNDA ACELE EDİLMEMESİ
Hadis : Rivâyete göre, Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Sizden her birinizin du`âsı isti`câl edilmedikçe kabûl olunur: İnsan (acele eder de) "Du`â ettim de kabûl olunmadı" der.
HadisNo : 2149
Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Hz. Peygamber`in duâları;Hüzün ve keder halinde okunacak duâ
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : HAZRET-İ PEYGAMBER`İN HÜZÜN VE KEDER ZAMÂNINDAKİ DUÂSI
Hadis : Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem`in hüzün ve keder hâlinde şu meâlde du`â buyurduğu rivâyet olunmuştur: İbâdete lâyık hiç bir ilah yoktur; ancak azamet ve vekar sâhibi Allah vardır. İbâdete lâyık hiç bir ilâh yoktur; ancak Arş-ı A`zam sâhibi Allah vardır. İbâdete lâyık hiç bir ilâh yoktur; ancak göklerin ve yerin sâhibi ve arş-ı kerîmin mâliki Allah vardır.
HadisNo : 2150
Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Hz. Peygamber`in duâları
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : HAZRET-İ PEYGAMBER CEHD-İ BELÂDAN, DERK-İ ŞAKÂDAN, SÛ-İ KAZÂDAN, ŞEMÂTET-İ A`DÂDAN ALLÂH`A SIĞINIRDI
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem cehd-i belâ`dan, derk-i şeka`dan, sû-i kazâ`dan, şemâtet-i a`dâ`dan Allaha sığınırdı. Bu hadîsin râvîlerinden birisi olan Süfyân (İbn-i Üyeyne) der ki: Ebû Hüreyre`in bu hadîsi üç şey idi. Birisini ben (bir zan ile) ziyâde ettim. Bilmiyorum ki, ziyâde ettiğim bir, bu dörtten hangisidir.
HadisNo : 2151
Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Ağır söz sarfetmek
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : HAZRET-İ PEYGAMBER CEHD-İ BELÂDAN, DERK-İ ŞAKÂDAN, SÛ-İ KAZÂDAN, ŞEMÂTET-İ A`DÂDAN ALLÂH`A SIĞINIRDI
Hadis : Rivâyete göre, Ebû Hüreyre, Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem`in: "Allah`ım! Her hangi bir mü`mine ağır bir söz söylemiş olursam sen o sözümü Kıyâmet gününde o mü`min için sana yakınlığa vesîle kıl!" buyurduğunu işitmiştir.
HadisNo : 2152
Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Hz. Peygamber`in duâları
Ravi : Sa`d b. Ebî Vakkâs
Baslik : SA`D İBN-İ EBÎ VAKKÂS`IN: RESÛL-İ EKREM BİZE BUHULDEN, KORKAKLIKTAN, ERZEL-İ ÖMÜRDEN, DÜNYÂ FİTNESİNDEN, KABİR AZÂBINDAN İSTİÂZE ETMEMİZİ EMREDERDİ, HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem şu (meâldeki) kelimelerle du`â olunmasını emrederdi: Allah`ım! Buhülden (cimrilikten) Sana sığınırım, korkaklıktan da sığınırım, erzel-i ömür (denilen ihtiyarlığın bunaklığın) dan da sığınırım, dünyâ fitnesinden yâni deccal şerrinden de sığınırım, kabir azâbından da Sana sığınırım!.
HadisNo : 2153
Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Hz. Peygamber`in duâları
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : DU`Â VE İSTİÂZE HAKKINDA HAZRET-İ ÂİŞE`NİN UZUN BİR RİVÂYETİ
Hadis : Rivâyete göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle du`â ederdi: Allah`ım! Tenbellikten, bunaklık derecesinde ihtiyarlıktan, günâhtan, ödeklikten, kabir suâlinden ve kabir azâbından, Cehennem ateşinden ve Cehennem azâbından, zenginlik gurûrunun şerrinden, yoksulluk sefâletinden Sana sığınırım! Allah`ım! Bir gözü silik Deccâl`in şerrinden Sana sığınırım! Allah`ım! Günâhlarımın kirini (el deymedik) kar, buz suyu ile yıka, kalbimi de günâhlardan -beyaz elbîseyi kirden temizler gibi- pâkla; benimle günâhlarımın arasını da doğu ile batı arası uzaklığı kadar uzak kıl!
HadisNo : 2154
Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Hz. Peygamber`in duâları
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : RESÛL-İ EKREM`İN EN ÇOK DUÂSI: (RABBENÂ ÂTİNÂ Fİ`D-DÜNYÂ HASENETEN VE Fİ`L-ÂHİRETİ HASENETEN) DU`ÂSI İDİ
Hadis : Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`in en çok okuduğu du`â şu idi dediği rivâyet olunmuştur: Allahümme âtina fi`d-dünyâ haseneten ve fi`l-âhireti haseneten ve kınâ azâbe`n-nâr = Rabbimiz, bize dünyâda bir güzellik ver, âhirette de bir güzellik ver, ve bizi ateş azâbından koru!
HadisNo : 2155
Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Hz. Peygamber`in duâları
Ravi : Ebû Mûsâ el-Eş`arî
Baslik : RESÛL-İ EKREM`İN EN ÇOK DUÂSI: (RABBENÂ ÂTİNÂ Fİ`D-DÜNYÂ HASENETEN VE Fİ`L-ÂHİRETİ HASENETEN) DU`ÂSI İDİ
Hadis : Rivâyete göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle du`â ederdi: Allah`ım! Günâhımı, bilgisizliğimi, her işimde isrâfımı ve benden daha iyi bildiğin bütün kusurlarımı affeyle. Allah`ım! Lâtîfemi ve ciddî hâlimi, hatâmı ve dileyerek işlediğim günâhımı affeyle. İ`tirâf ederim ki, bu kusurların hepsi bende vardır.
HadisNo : 2156
Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Hz. Peygamber`in duâları;Her gün okunacak duâlar
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : LÂ İLÂHE İLLA`LLÂH VAHDEHÛ LÂ ŞERİKE LEH, LEHÜ`L-MÜLKÜ VE LEHÜ`L-HAMD VE HÜVE ALÂ KÜLLİ ŞEY`İN KADÎR) DU`ÂSININ FAZÎLETİ HAKKINDA EBÛ HÜREYRE, EBÛ EYYÛB, İBN-İ MES`ÛD RADİYA`LLÂHU ANHÜM RİVÂYETLERİ
Hadis : Rivâyete göre, Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Her kim günde yüz kere "Lâ ilâhe illa`llah, vahdehü lâ şerîke leh, lehü`l-mülkü ve lehü`l-hamdü ve hüve `alâ külli şey`in kadîr = Allah`dan başka ilâh yoktur, yalnız O vardır, O`nun eşi ve ortağı yoktur, mülk O`nundur, Hamd O`nundur, O, her şeye kadirdir" derse, bu du`â o kimse için on köle âzadlamak sevâbına muâdil olur ve ona yüz hasene yazılır, yüz musîbet de ondan mahvolunur. O gün içinde akşama erişinceye kadar şeytan şerrinden eminlik olur. Ve o kimsenin bu du`âyı okumasından daha fazîletli hiç bir kimse evrâd ve ezkâr getiremez. Meğer ki bu du`âyı ondan daha çok okumuş ola!
HadisNo : 2157
Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Duâ
Ravi : Abdullâh b. Mes`ûd
Baslik : LÂ İLÂHE İLLA`LLÂH VAHDEHÛ LÂ ŞERİKE LEH, LEHÜ`L-MÜLKÜ VE LEHÜ`L-HAMD VE HÜVE ALÂ KÜLLİ ŞEY`İN KADÎR) DU`ÂSININ FAZÎLETİ HAKKINDA EBÛ HÜREYRE, EBÛ EYYÛB, İBN-İ MES`ÛD RADİYA`LLÂHU ANHÜM RİVÂYETLERİ
Hadis : Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`den (Lâ ilâhe illa`llahu vahdehû...) hadîsini rivâyet ettikleri ve: Her kim bu du`âyı on kere okursa İsmâil Peygamber neslinden on esir âzadlamış gibi sevâba müstahak olur, buyurulduğunu naklettikleri rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 2158
Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Her gün okunacak duâlar;Tesbihin fazîleti
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : GÜNDE YÜZ KERE (SÜBHÂNA`LLÂH VE Bİ-HAMDİH) DU`ÂSINI OKUMANIN FÂZÎLETİ
Hadis : Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem`in: [Her kim günde yüz kere "Sübhâna`llah ve bi-hamdih = Allah`ı tesbîh ve Allah`a hamd ederim" derse, o kimsenin (Allah hakkı olan) günâhları -deniz köpüğü kadar çok olsa bile- mahv ü mağfiret olunur] buyurduğu rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 2159
Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Allâh`ı zikretmek
Ravi : Ebû Mûsâ el-Eş`arî
Baslik : RABBİNİ ZİKREDEN MÜ`MİN DİRİYE, GÂFİL DE ÖLÜYE TEŞBÎH BUYURULMUŞTUR
Hadis : Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`in: Rabbini zikreden kimse ile zikretmiyen kimsenin benzeri, diri ile ölü gibidir, buyurduğu rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 2160
Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Allâh`ı zikretmek;Tesbihin fazîleti
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : ALLÂH`I ZİKR HUSÛSUNDA EBÛ HÜREYRE`NİN MUFASSAL BİR RİVÂYETİ
Hadis : Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: Allah`ın bir sınıf melekleri vardır ki, bunlar yolları, sokakları dolaşırlar, ehl-i zikri ararlar, onlar Azîz ve Celîl olan Allah`ı zikreden bir cemâat bulunca biribirlerine: Aradığınıza geliniz, diye seslenirler. Bunun üzerine melekler ehl-i zikri dünyâ semâsına kadar kanadlariyel tavâf ederler. Cenâb-ı Hak onları pek iyi bildiği halde meleklere: - Kullarım ne söylüyorlar? Diye sorar. Onlar da: - (Sübhâna`llah diyerek) Sen`i tesbîh ediyorlar, (Allahü Ekber diye) Sen`i tekbîr ediyorlar, (El-Hamdü li`llah diyerek) Sana hamd ü senâ ediyorlar, sûretinde cevab verirler. Sonra Cenâb-ı Hak: - Bu kularım Ben`i görürler mi ki? Diye sorar. - Hayır, Va`llahi Sen`i göremezler, derler. - O kullarım ya beni görseler nasıl olurlar? Buyurur. - Onlar Sen`i görseler Sana ibâdet ve ubûdiyetleri daha şiddetli, temcîd ve tahmîdleri daha çetin, tesbîhleri daha çok olur, derler. Cenâb-ı Hak: - Ben`den ne diliyorlar? Diye sorar. - Cennet istiyorlar, diye cevab verirler. Cenâb-ı Hak: - Onlar Cennet`i görmüşler mi? - Hayır, Va`llahi onlar Cennet`i görmemişlerdir. - Ya onlar Cennet`i görselerdi? - Eğer görselerdi, Cennet`e karşı hevesleri daha çok, talebleri daha şiddetli, rağbetleri daha büyük olurdu. Cenâb-ı Hak: - O kullarım neden istiâze ederler? Melekler: - Cehennem`den! - Cehennem`i gördüler mi? - Hayır Ya Rabbî! Va`llahi görmediler. - Ya görselerdi nasıl olurlardı? - Ondan daha çok kaçınırlardı, korkuları daha çok olurdu. Bunun üzerine Cenab-ı Hak meleklere: - Ey melekler! Sizi şâhid kılarım ki, ben bu zikreden kullarımı mağfiret ettim, buyurur. Meleklerden birisi: - O zikredenlerin arasında filân kişi vardı ki, o, zikredenlerden değildir; bir hâcet için oraya gelmiş oturmuştu, der. Cenâb-ı Hak: - O mecliste oturanlar öyle sâhib-i kemâl kimselerdir ki, onlarla birlik oturanlar şakî olamaz, cevâbını verir.
HadisNo : 2161
Buhari Hadisleri KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : İkindi namazının vakti
Ravi : Ebû Mes`ûd Ukbe İbn-i Amr
Baslik : BEŞ VAKİT NAMAZIN VAKTİLERİ HAKKINDA EBÛ MES`ÛD HADÎSİ
Hadis : (Sened-i muttasıl ile) rivâyet olunur ki, Irak`ta (iken) bir gün Muğîre b. Şu`be radiya`llâhu anh`in yanına girdi ki, (o gün Muğîre nasılsa İkindi) namazını geç vakte bırakmıştı. Ona dedi ki: Yâ Muğîre, bu (yaptığın) nedir? Bilmiyor musun ki, Cibrîl (aleyhi`s-salâtü ve`s-selâm) inip namaz kıldı. Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem de (ardında) kıldı. Sonra (bir daha) kıldı. Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem de (ardında bir daha) kıldı. Sonra (bir daha) kıldı. Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem de (ardında bir daha) kıldı. Sonra (bir daha) kıldı. Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem de (ardında bir daha) kıldı. Sonra (bir daha) kıldı. Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem de (ardında bir daha) kıldı. Sonra: "(İşte) bununla emrolundum." dedi.
HadisNo : 315
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Emr-i bi`l ma`rûf nehy-i ani`l-münker;İyiliği emir, kötülükten men;Namaz kılmak;Oruç
Ravi : Sâhib-i Sırr-ı Resûl Huzeyfe b. el-Yemân Absî
Baslik : HAZRET-İ ÖMER`DEN SONRA VUKÛ` BULACAK FİTNE HAKKINDA HUZEYFE RİVÂYETİ
Hadis : Şöyle demiştir. (Bir gün Emirü`l-Mü`minîn) Ömer radiya`llâhu Teâlâ anh`in yanında oturuyorduk. "Resûlullâhu aleyhi ve sellem`in fitne hakkındaki sözlerini (bakalım) hanginiz bellemiş?" diye sordu. Dedim ki: Ben. Hem de nasıl söylediyse öylece. (Ömer): "Ona, yâhud buna karşı (Amma da) cür`etin varmış!" dedi. Dedim ki: İnsanın ehli, malı, evlâdı, komşusu yüzünden dûçâr olduğu fitneye namaz, oruç, sadaka, emir (bi`l-ma`rûf), nehiy (ani`l-münker) keffâret olur. "Hayır, (sormak) istediğim bu (fitne) değil, deniz nasıl kudurursa öylece kuduran fitnedir." dedi. (Bunun üzerine Huzeyfe): "Yâ Emîre`l-Mü`minîn, o fitneden sana bir şey yok. Çünkü muhakkak seninle onun arasında kilitli bir kapı vardır." dedi. Huzeyfe der ki: (Ömer): "Kapı kırılacak mı, yoksa açılacak mı?" diye sordu. "Kırılacak." dedim. "Demek ki (tâ Kıyâmete kadar) kilitlenemiyecek." dedi. Huzeyfe`ye biri: "Ömer kapıyı biliyor muydu?" diye sordu. "Evet, yarından evvel bu akşamın geleceğini bildiği gibi (biliyordu.) Benim ona söylediğim sözde yalan yanlış yoktur." dedi. "Ya kapı kimdir?" diye sordular. "Ömer (in kendisi) dir." cevâbını verdi.
HadisNo : 316
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Namaz kılmak
Ravi : Abdullâh b. Mes`ûd
Baslik : HUD 114 NOLU ÂYET-İ KERÎMESİNİN SEBEB-İ NÜZÛLÜ HAKKINDA ABDULLÂH İBN-İ MES`ÛD HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: (Bir def`a) bir kimse (yabancı) bir kadından bir bûse aldı. (O adam) Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem`e gelip keyfiyyeti haber verdi. Allâhu Azze ve Cel Hazretleri ... âyet-i kerimesini inzâl buyurdu. O kimse: "Yâ Resûlâllâh, bu yalnız benim için mi?" diye sordu. Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem de: "Ümmetimin âmmaten, kâffeten hepsi içindir," buyurdu. (Buhârî`nin) yine İbn-i Mes`ûd`dan olan diğer rivâyâtında: "Ümmetimden bununla âmil olan (herkes) içindir." denilmiştir.
HadisNo : 317
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Namaz kılmak
Ravi : Abdullâh b. Mes`ûd
Baslik : BEŞ VAKTİ NAMAZIN, KÜÇÜK GÜNAH İŞLEYENLERE TEVBE MAKÂMINA KÂİM OLACAĞI;BÜYÜK GÜNAHLARDAN KAÇINMAK ŞARTI İLE VAKTİNDE KILINAN NAMAZLAR, ARALARINDA GEÇEN GÜNAHLARA KEFFÂRET OLACAĞI;AMELLER İÇİNDE ALLÂH`
Hadis : Şöyle demiştir: Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem`e: "Amellerin hangisi Allâha daha sevglidir?" diye sordum. "Vaktinde (kılınan) namaz." buyurdu. "Sonra hangisi?" dedim. "Birr-i vâlideyn." buyurdu. "Sonra hangisi? dedim. "Allah yolunda cihâd." buyurdu. (İbn-i Mes`ûd) der ki: Bunları Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem bana söyledi. Daha ziyâdesini soraydım yine bana haber verecekti.
HadisNo : 318
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Namaz kılmak
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : BEŞ VAKİT NAMAZIN, GÜNAHLARI GİDERECEĞİNE DÂİR EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem`den işittim (Bir def`a): "Söyleyin, birinizin kapısı önünde bir akar su bulunsa (sâhib-i hâne de) günde beş def`a içinde yıkansa, ne dersiniz? (vücûdünün) kirinden, pasından bir şey bırakır mı?" buyurdu idi. "Hayır, hiçbir kir, pas bırakmaz, hiçbir şey bırakmaz." dediler. (Bunun üzerine) buyurdu ki: Beş (vakit) namaz da işte bunun gibidir. Onlarla Allâhu Teâlâ günahları yıkar, siler.
HadisNo : 319
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Namazı dosdoğru kılmak;Tükürmek
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : NAMAZ KILARKEN SECDEDE NASIL DAVRANILACAĞINA DÂİR ENES HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Secde ederken (secdenizi) yolunda yapınız. (Namaz kılan kimse) kollarını köpek gibi yere yaymasın. Tükürdüğü vakit de ne önüne, ne sağına tükürsün. Çünkü o, Rabbi ile münâcât ediyor.
HadisNo : 320
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Öğle namazı vakti
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : "SICAĞIN ŞİDDETİ CEHENNEM`İN KAYNAMASINDANDIR..." HADÎSİ;YAZIN SICAĞINDA ÖĞLE NAMAZINI SERİN ZAMÂNA TE`HÎRİN MÜSTEHAB OLDUĞU
Hadis : Şöyle demiştir: Resulullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Sıcak şiddetlendiği vakitte salât (-ı Zuhru) serinliğe bırakınız. Zîrâ sıcağın şiddeti Cehennem`in kaynamasındandır. Nâr(-ı Cehennem) Rabbine arz-ı şekvâ etti. "Yâ Rab, beni ben yiyorum. (İzin ver)" dedi. Allâhu Teâlâ da iki def`a nefes almasına izin verdi. Nefesin bir kışın, diğeri yazın. En çok ma`rûz olduğunuz sıcak ile sizi en ziyâde üşüten zemherîr (işte budur).
HadisNo : 321
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Öğle namazı vakti
Ravi : Ebû Zerr-i Gıfârî
Baslik : İBRÂD (ÖĞLEYİ SICAK GÜNLERDE TE`HÎR ETMEK) HAKKINDA EBÛ ZERR-İ GIFÂRÎ HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem ile birlikte bir seferde bulunuyorduk. Müezzin (Bilâl-i Habeşî radiya`llâhu anh) Öğlen ezânını okumak istedi. Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem: "Serinliği bekle (de öyle oku)." buyurdu. (Bir müddet) sonra yine okumağa davrandı. Yine: "Serinliği bekle (de öyle oku)." buyurdu. (Müezzin) tâ tepelerin gölgelerini uzanmış gördüğümüz zamâna kadar (bekledi). Buhârî`nin bu hadîse âit rivâyetinde: Bunun üzerine Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: `Şüphesiz sıcağın şiddeti Cehennem`in kaynamasındandır. Binâenaleyh sıcak şiddetlendiği zaman namazı serinliğe bırakınız." ziyâdesi vardır.
HadisNo : 322
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Öğle namazı vakti;Soru sormak
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : NÂHOŞ VE LÜZUMSUZ SORU SORMANIN MENHÎ OLDUĞUNA DÂİR ENES HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: (Bir def`a) Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem güneş (nısfü`n-nehârdan) meylettiğinde (Hücre-i Saâdetten) çıktı. Öğleni kıldırdıktan sonra minbere (çıkıp) ayakta durdu. Kıyâmetten bahis buyurdu. O gün (pek) büyük şeyler olacağını haber verdi. Sonra: "Bana bir şey sormak isteyen varsa (şimdi) sorsun. Bu makâmımda durduğum müddetçe bana her ne sorarsanız (hemen) haber vereceğim." buyurdu. Halk (Nebî aleyhi`s-salâtü ve`s-selâm`ın gazabından müteessir olarak) pek ziyâde ağlaştılar. (Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem de) tekrar tekrar hep "Sorsanıza!" diyordu. Derken Abdullâh b. Huzâfe es-Sehmî (radiya`llâhu anh) ayağa kalkıp "Benim babam kimdir?" diye sordu. "Baban Huzâfe`dir." buyurdu. Sonra yine: "Sorsanıza!" (diye ilhâh) buyurdu. Bunun Üzerine Ömer b. el-Hattâb (radiya`llâhu anh) iki diz üstü gelip: "Yâ Resûlâ`llâh bu kadarı elverir. Biz) Allâhu Teâlâ`yı Rab, İslâm`ı din, Muhammed (salla`llâhu aleyhi ve sellem)`i Nebî olarak kabûl ve tasdîk ettik." dedi. Bunun üzerine (Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem biraz) sükût buyurduktan sonra: "Demincek Cennet ile Cehennem şu duvarın yüzünde bana arz olundu. Ne böyle hayrın, ne de böyle şerrin mislini görmüş değilim." buyurdu.
HadisNo : 323
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : İkindi namazının vakti;Öğle namazı vakti;Sabah namazının vakti
Ravi : Ebû Berze (Nadle b. Ubeyd-i Eslemî)
Baslik : BEŞ VAKİT NAMAZIN KILINIŞ VAKİTLERİ İLE İLGİLİ EBÛ BERZE HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem sabah namazını her birimiz yanında oturanı tanıyacak kadar aydınlık olduğu zaman kıldırır, bu namazda altmıştan yüz âyete kadar okurdu. Öğlen namazını güneş (mağribe doğru) meylettiği vakitte kıldırırdı. İkindiyi de (öyle bir saatte kıldırır ki,) birimiz (namazdan sonra mescitden) Medîne`nin en uzak yerine gider (evine) dönerdi de güneş henüz dipdiri bulunurdu. Râvî (Ebu`l-Minhâl Seyyâr b. Selâme) Akşam namazı hakkında (Ebû Berze radiya`llâhu anh`in) ne dediğini unutmuş. (Ebû Berze) demiş ki: (Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem) yatsı namazı gecenin (ilk) sülüsüne -sonradan deyişine göre yarısına- kadar te`hirde beis görmezdi.
HadisNo : 324
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Namazların rekât sayısı;Yatsı namazı vakti
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : CEM`-İ SALÂTEYN HAKKINDA İBN-İ ABBÂS HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem öğlen ile ikindiyi, akşam ile yatsıyı (birlikte) yedi (rek`at) ve sekiz (rek`at) olarak kıldırdı.
HadisNo : 325
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Yatsı namazı vakti
Ravi : Ebû Berze (Nadle b. Ubeyd-i Eslemî)
Baslik : CEM`-İ SALÂTEYN HAKKINDA İBN-İ ABBÂS HADÎSİ
Hadis : Ravi`nin (evkât-ı) salâvât hakkında biraz yukarıda geçen (324 rakkamlı) hadîsi ki, bu rivâyette (Sahâbî-i müşârün-ileyh) yatsı namaz(larının vakti)nden bahsederken: "(Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem) bu (namaz) dan evvel uyumaktan ve ondan sonra da oturup konuşmaktan hoşlanmazdı" (ziyâdesi) vardır.
HadisNo : 326
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : İkindi namazının vakti
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : İKİNDİNİN TA`CÎL VE TE`HÎRİ İLE İLGİLİ ENES (RADİYA`LLÂHU ANH) HADÎSLERİ
Hadis : Şöyle demiştir: Biz (vaktiyle) ikindi namazını kılardık. Sonra insan Benû Amr b. Avf (yurdun)a giderdi de onları ikindiyi kılıyor bulurdu.
HadisNo : 327
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : İkindi namazının vakti
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : İKİNDİNİN TA`CÎL VE TE`HÎRİ İLE İLGİLİ ENES (RADİYA`LLÂHU ANH) HADÎSLERİ
Hadis : Şöyle demiştir: Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem, güneş henüz yüksek ve dipdiri iken ikindi namazını kıldırdı. (Namazdan sonra) avâlîye giden insan oraya varırdı da güneş hâlâ yüksek bulunurdu.
HadisNo : 328
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : İkindi namazının fazîleti
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : İKİNDİ NAMAZINI KAÇIRANLARIN UĞRIYACAKLARI MUSÎBETLERE DÂİR İBN-İ ÖMER HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: İkindi namazını kaçıran kimse sanki ehl (ve ıyâl) ini de, malını da elinden kaçırmış, (helâklariyle musâb olmuş) gibidir.
HadisNo : 329
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : İkindi namazının fazîleti
Ravi : Büreyde b. el-Husayb-ı Eslemî
Baslik : "HER KİM SALÂT-I ASR`I (AMDEN) TERKEDERSE, AMELİ BÂTIL OLUR" HADÎSİ
Hadis : Bulutlu bir günde şöyle demiştir: İkindi namazını ta`cîl ediniz. Zîrâ Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem: "Her kim salât-ı asrı (amden) terkederse ameli bâtıl olur." buyurdu.
HadisNo : 330
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Rü`yetullah
Ravi : Cerîr b. Abdullâh el-Becelî
Baslik : KIYÂMET GÜNÜNDE MÜ`MİNLERİN, RABLARINI NASIL GÖRECEKLERİ; VE SABAH VE İKİNDİ NAMAZLARININ EDÂSI HAKKINDA CERÎR (RADİYA`LLÂHU ANH) HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Bir gece Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem ile birlikte bulunuyorduk. (Ayın on dördüne müsâdif idi.) Kamere bakıp buyurdu ki: Şu ayı nasıl rü`yetinden hiç biriniz mahrûm olmaksızın hepiniz (zahmetsizce) görüyorsanız, Rabbiniz (Teâlâ ve Tekaddes Hazretleri) ni de öylece göreceksiniz. Artık güneşin tulûundan da, gurûbundan da evvelki namazların hiç birinden alıkonmamak elinizden gelirse (ona) çalışınız.
HadisNo : 331
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Namaz kılmak
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : SABAH VE İKİNDİ NAMAZLARININ FAZÎLETİ HAKKINDA EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: (Hergün) birtakım melâike geceleyin, diğer takım melâike de gündüzün yekdiğeri müteâkib size gel(ip içinizde kal)ırlar. Bunlar sabah ile ikindi namazlarında buluştukdan sonra (evvelce) içinizde kalmış olanlar semâya urûc ederler. Rablar (Teâlâ ve Tekaddes Hazretleri namaz kılmış kullarının) hallerine a`lem iken (yine o meleklere: "Kullarımı ne halde bıraktınız?" diye sorar. Onlar da: "Onları namaz kılarken bıraktık. Nitekim namaz kılarlarken bulmuştuk." cevâbını verirler.
HadisNo : 332
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : İkindi namazının vakti
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : İKİNDİ VE SABAH NAMAZLARININ BİRER REK`ATİ VAKTİ İÇİNDE, KALANI VAKİT DIŞINDA KILINIRSA, KILINAN NAMAZLARIN SAHÎH OLDUĞUNA DÂİR EBÛ HÜREYRE HADÎSİ VE BU BÂBDA FUKAHÂNIN İCTİHÂDI
Hadis : Şöyle demiştir: Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Biriniz ikindi namazından bir secdeyi gün batmadan evvel yetiştirecek olursa namazını tamamlasın. Sabah namazından da bir secdeyi gün doğmadan yetiştirecek olursa namazını tamamlasın.
HadisNo : 333
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu :
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : "SİZDEN EVVEL GELEN ÜMMETLERE NİSBETLE SİZİN BEKÂNIZ, İKİNDİ NAMAZINDAN GURÛB-I ŞEMSE KADARDIR". HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem`den (şu temsîli) işittim. Buyuruyordu ki: Sizden evvel gelen ümmetlere nisbetle sizin (dünyâda müddet-i) bekânız (bütün güne nisbetle) ikindi namazından gurûb-ı şemse kadar (olan müddet gibi) dir. Ehl-i Tevrât`a Tevrat verildi. (Onunla) âmil ol(up çalış)dılar. Lâkin gün yarıyı bulunca çalışmaktan âciz kal(ıp vazgeç)diler. Onlara da birer kırat (olan gündelik) verildi. Sonra bize Kur`ân verildi. Gurûb-ı şemse kadar çalıştık. Ve bize ikişer kırat olarak (gündelik) verildi. Bunun üzerine ehl-i Tevrât ile ehl-i İncil: "Ey Rabbimiz, onlara ikişer kırat, bize ise (yalnız) birer kırat verdin. Halbuki biz daha çok çalıştık." derler. Allah (Celle ve Alâ Hazretleri) de: "(Bütün gün çalıştığınıza göre şart edilen) gündeliğinizden bir şey kestim mi ki?" diye sorar. Onlar: "Hayır, (kesmedin yâ Rab)" derler. O da: "İşte o, benim (kerem ve) fazlımdır ki, dilediğime veririm" buyurur.
HadisNo : 334
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Akşam namaz vakti
Ravi : Râfi` İbn-i Hadîc
Baslik : AKŞAM NAMAZININ TA`CÎLİ HAKKINDA RÂFİ` İBN-İ HADÎC HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Biz akşam namazını Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem ile birlikte kılardık da her birimiz namazdan çıktığında attığı okun nereye düştüğünü gör(ecek kadar henüz aydınlık bulun)urdu.
HadisNo : 335
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Akşam namaz vakti;İkindi namazının vakti;Öğle namazı vakti;Sabah namazının vakti;Yatsı namazı vakti
Ravi : Câbir b. Abdullâh
Baslik : BEŞ VAKİT NAMAZIN KILINIŞ ZAMANLARINA DÂİR CÂBİR HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem Efendimiz öğleni (zevalden sonra) gündüzün sıcağında, ikindiyi henüz güneş (beyaz ve) tertemiz iken, akşamı güneş battığında, yatsıyı da gâh (erken) gâh (geç) kıldırırdı. Cemâati toplanmış bulduğunda ta`cîl, gecikmiş bulduğunda te`hîr ederdi. Sabah namazını ise onlar, yâhud Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem karanlıkda kılarlardı.
HadisNo : 336
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Akşam namaz vakti
Ravi : Abdullâh b. Mugaffel-i Müzenî
Baslik : A`RÂBIN MAĞRİB`E İŞÂ DEDİKLERİ HAKKINDA MÜZENÎ HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: A`râb (takımı, şu) namazınızın, yâni salât-ı mağribin isminde size gâlib gelmesinler. -Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu. (Yâhud Abdullâh b. Mugaffel-i Müzenî dedi) ki: A`râb (mağribe) işâ derler.
HadisNo : 337
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Akşam namaz vakti
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : YATSI NAMAZININ VAKTİ HAKKINDA RİVÂYETLER
Hadis : Şöyle demiştir: Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem işâ namazını (erken kıldırmak âdetleri iken) bir gece geç vakte kadar bırakmışlardı. Bu (dediğim) İslâm henüz yayılmadan evvel idi. (O gece) hücre-i saâdetlerinden (erken) çıkmadılar. Nihâyet Ömer (gelip: "Yâ Resûlâ`llâh, buradaki) kadınlar, çocuklar (hep) uyuya kaldılar." dedi. Bunun üzerine (Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem dışarıya) çıkıp ehl-i mescide: "Şimdi yeryüzünde sizden başka bu namaza intizâr eden yoktur." buyurdular.
HadisNo : 338
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Yatsı namazı vakti
Ravi : Ebû Mûsâ el-Eş`arî
Baslik : YATSIYI GECENİN SÜLÜS-İ EVVELİNE VEYA NISFINA TE`HÎRİN FAZÎLETİ HAKKINDA RİVÂYETLER
Hadis : Şöyle demiştir: Ben ve gemide benimle (Medîne`ye) gelenler Bakî-i Buthân`a inmiştik. Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem de Medîne`de idi. Her gece yatsı namazı vaktinde Nebiyy-i Mükerrem salla`llâhu aleyhi ve sellem`in huzûruna bizimkilerden beş on kişi nöbetle giderlerdi. (Bir def`asında) arkadaşlarımla ben Nebî salla`llâhu aleyhi ve sellem`i kendilerine âid bir iş ile biraz meşgul bulduk. (Ondan dolayı da) namazı gecenin yarısı oluncaya kadar geciktirdi. Derken Nebî salla`llâhu aleyhi ve sellem, (hücre-i saâdetinden) çıkıp hazır olanlara (namazı) kıldırdıktan sonra oradakilere: "(Gitmeğe) acele etmeyiniz. Sizlere müjdem var! Nâs içinde sizden başka bu saatte namaz kılan hiçbir kimsenin bulunmaması Allâh`ın size (hâs olan) ni`metlerindendir", yâhud da: "Bu saatte sizden başka namaz kılmış kimse yoktur." buyurdu. -Bu iki sözün hangisini buyurduğunu Ebû Mûsâ`nın kestiremediğini râvî söylüyor.- Yine Ebû Mûsâ radiya`llâhu anh diyor ki: Bunun üzerine Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem`den (bunu) işittiğimize sevine sevine (yerimize) döndük.
HadisNo : 339
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu :
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : İŞÂ`NIN TE`HÎRİ VE BUNA GÖRE KILINMA ZAMÂNI İLE İLGİLİ SAHÂBE`NİN KULLANDIĞI ELFÂZ VE BU BÂBDA FUKAHÂNIN İHTİLÂFI
Hadis : Âişe radiya`llâhu anhâ: "(O zamanlarda yatsıyı) şafağın kaybolmasından gecenin sülüs-i evveline kadar olan vakit içinde kılarlardı." diyor. İbn-i Abbâs radiya`llâhu anhümâ`dan bir rivâyette de müşârün-ileyh şöyle diyor: "... derken Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem çıktı. Başından su damladığı ve (mübârek) başına elini koyduğu halde (teşrîfi) hâlâ gözümün önündedir. Teşrîfini müteâkib buyurdu ki: Benim tarafımdan ümmetime meşakkat (yüklemek) olmasaydı (bu namazı hep) böyle kılmalarını emrederdim.
HadisNo : 340
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu :
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : İŞÂ`NIN TE`HÎRİ VE BUNA GÖRE KILINMA ZAMÂNI İLE İLGİLİ SAHÂBE`NİN KULLANDIĞI ELFÂZ VE BU BÂBDA FUKAHÂNIN İHTİLÂFI
Hadis : (Sened-i muttasıl ile) Ravi, Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem`in (mübârek) elini başına koyması (keyfiyyetini) hikâye edip şöyle demiştir: (Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem mübârek) parmaklarını biraz ayırdıktan sonra parmak uçlarını tepesi üzerine koydu. Sonra bitiştirip ve o hey`ette başının üzerine gezdirip tâ baş parmağı, yüz cihetinden kulak yumuşağına değinceye kadar (yukarıdan aşağı) tolununa ve sakalının kenarına (doğru indirdi.) Bunu böylece (tekrar tekrar yaparken de) ne betâat, ne acele gösteriyordu.
HadisNo : 341
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Hz. Peygamber`in mührü
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : İŞÂ`NIN TE`HÎRİ VE BUNA GÖRE KILINMA ZAMÂNI İLE İLGİLİ SAHÂBE`NİN KULLANDIĞI ELFÂZ VE BU BÂBDA FUKAHÂNIN İHTİLÂFI
Hadis : (Sened-i muttasıl ile) rivâyet olunan bu hadîsde (müşârün-ileyh): "(Gümüş) Hâtem-i Şerîf`inin parıltısı hâlâ gözümün önündedir." demiştir.
HadisNo : 342
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : İkindi namazının fazîleti;Sabah namazının fazîleti
Ravi : Ebû Mûsâ el-Eş`arî
Baslik : SABAH VE İKİNDİ NAMAZLARININ FAZÎLETİ HAKKINDA EBÛ MÛSÂ HADÎSİ
Hadis : Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem`in: "Salât-ı berdeyni (yâni sabah ve ikindi namazlarını) her kim kılarsa Cennet`e girdi gitti." buyurduğunu rivâyet eder.
HadisNo : 343
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Sâhur yemeği
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : SABAH NAMAZININ EVVEL-İ VAKİTTE KILINDIĞINA DÂİR RİVÂYETLER
Hadis : Şöyle demiştir: Zeyd b. Sâbit (-i Ensâri radiya`llâhu anh) Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem ile berâber sahûr ettikten sonra namaza durduklarını bana anlattı. "(Sahûr ile namaz) arasında ne kadar (zaman) geçmişti?" diye sordum. "Elli, yâhud altmış (âyet okuyacak) kadar" dedi.
HadisNo : 344
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Sâhur yemeği
Ravi : Sehl b. Sa`d
Baslik : SABAH NAMAZININ EVVEL-İ VAKİTTE KILINDIĞINA DÂİR RİVÂYETLER
Hadis : Şöyle demiştir: Evimde sahûru ederdim de sabah namazını Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem ile birlikte kılmayı yetiştirebilmek için (evimden çıkmakta) acele ederdim.
HadisNo : 345
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Vakt-i kerâhet
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : SABAH NAMAZINDAN GÜNEŞ DOĞUNCAYA, İKİNDİ NAMAZINDAN DA GÜNEŞ BATINCAYA KADAR NAMAZ KILMAKTAN NEHYE DÂİR İBN-İ ABBÂS HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Merdıy (yâni adl ve sıdkında ve emânet ve diyânetinde hiç şek olmayan) bir çok ricâl -ki içlerinden bence en merdıy olanı Ömer (b. el-Hattâb radiya`llâhu anh)dir.- Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem`in sabah namazından sonra güneş işrâk edinceye kadar, ikindi namazından sonra da gün batıncaya kadar namaz kılmaktan nehiy buyurmuş olduklarına benim yanında şahâdet etmişlerdi.
HadisNo : 346
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Vakt-i kerâhet
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : GÜNEŞ DOĞARKEN VE BATARKEN NAMAZ KILMANIN KERÂHETİNE DÂİR İBN-İ ÖMER HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem: "(Kılacağınız) namaz için şemsin ne tulû` zamânını, ne gurub zamânını taharrî (yâni intihâb) etmeyiniz." buyurdu. -Yine İbn-i Ömer (radiya`llâhu anhümâ) şöyle demiştir: Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Hâcib-i şems göründüğü vakit tâ yükselinceye kadar, hâcib-i şems battığı vakit de tâ gâib oluncaya kadar namazı te`hir ediniz.
HadisNo : 347
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Vakt-i kerâhet
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : SABAH NAMAZINDAN SONRA GÜNEŞ DOĞUNCAYA, İKİNDİ NAMAZINDAN DA BATINCAYA KADAR NAMAZ KILMAKTAN NEHYE DÂİR DİĞER RİVÂYETLER
Hadis : Ravi`nin iki türlü alış-verişden ve iki türlü giyinişden Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem`in nehiy buyurduklarına dâir olan hadîsi ki (yukarıda 239 uncu olarak) geçmişti. -Buradaki rivâyetinde ise âtîdeki ziyâde vardır: "Bir de iki namazdan nehiy buyurdu: (Salât-ı) fecirden sonra gün doğuncaya kadar, salât-ı asırdan sonra da gün batıncaya kadar namaz kılmaktan da (nehiy buyurdu)."
HadisNo : 348
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : İkindiden sonra namaz
Ravi : Muâviye b. Ebî Süfyân
Baslik : SABAH NAMAZINDAN SONRA GÜNEŞ DOĞUNCAYA, İKİNDİ NAMAZINDAN DA BATINCAYA KADAR NAMAZ KILMAKTAN NEHYE DÂİR DİĞER RİVÂYETLER
Hadis : Asırdan sonraki iki rek`atı kastederek şöyle demiştir: Sizler öyle bir namaz kılıyorsunuz ki, Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem ile (o kadar) berâber bulunduk da kıldığını hiç görmedik. (Bilâkis) onu kılmaktan nehiy buyurmuştur.
HadisNo : 349
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : İkindiden sonra namaz
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : SABAH NAMAZINDAN SONRA GÜNEŞ DOĞUNCAYA, İKİNDİ NAMAZINDAN DA BATINCAYA KADAR NAMAZ KILMAKTAN NEHYE DÂİR DİĞER RİVÂYETLER
Hadis : İkindi namazından sonraki iki rek`atı kastederek şöyle demiştir: Onu (yâni Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem`i) kabzeden Zât-ı Ecell ü A`lâ`ya kasem olsun ki, o iki rek`atı Allâhu Teâlâ`ya kavuşuncaya kadar (hiç) terk etmedi. Namaz kılmağa kudreti kesilmedikçe de Allâhu Teâlâ`ya kavuşmadı. Namazlarının bir çoğunu oturarak kılardı. Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem bu iki rek`atı kılardı. Lâkin ümmetine ağır gelir korkusu ile Mescitte kılmazdı. Ümmetinden tahfîf (-i külfet) i mûcib olacak şeyleri (yapmayı pek) severdi.
HadisNo : 350
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : İkindiden sonra namaz
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : RESÛL-İ EKREM (SALLA`LLÂHU ALEYHİ VE SELLEM) İN İKİNDİDEN SONRA İKİ REK`AT NAMAZ KILMASI HAKKINDA SAHÂBE`NİN AKVÂLİ
Hadis : Şöyle demiştir: İki namaz vardır ki, Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem onları sırran da, alâniyeten da (yâni evinde de, dışarda da) terketmezdi. (Onlar da) sabah namazından evvel iki, ikindi namazından sonra da iki rek`at idi.
HadisNo : 351
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Sabah namazının vakti
Ravi : Ebû Katâde Hâris b. Rıb`ıyy
Baslik : VAKTİNDE KILINAMAYAN SABAH NAMAZININ NASIL EDÂ EDİLECEĞİNE DÂİR KATÂDE HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Bir gece Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem ile birlikte yolculuk ediyorduk. İçimizden biri. "Yâ Resûlâ`llâh, gece sonu emretsen de konak etsek!" dedi. (Cevâben): "Korkarım uyuyakalıp namazı kaçırırsınız." buyurdu Bilâl (radiya`llâhu anh): "Ben sizi uyandırırım." dedi. Yattılar. Bilâl de arkasını râhilesine (yâni bindiği deveye) daya(yıp bekle)di. (Derken) gözleri kapanıp (o da) uyuyakaldı. Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem uyandığı zaman hâcib-i şems gözükmüştü. "Bilâl, dediğin nerede kaldı?" buyurdu. (Bilâl:) "Bana bu güne gelinceye kadar bunun gibi (ağır) bir uyku basmış değil." dedi. (Bunun üzerine) Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Allâhu Teâlâ istediği zamanda ruhlarınızı kabzetti. (Yine) istediği zamanda geri çevirdi. Bilâl, kalk, ezan oku. (Bunun üzerine) Bilâl halkı namaza da`vet etti yâni ezan okudu. (Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem) abdest aldı. Güneş yükselip bembeyaz olduğu vakitte de kalktı, namazı kıldırdı.
HadisNo : 352
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : İkindi namazının vakti
Ravi : Câbir b. Abdullâh
Baslik : FEVT EDİLEN NAMAZLARIN NASIL EDÂ EDİLECEĞİNE DÂİR CÂBİR HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Handek günü Ömer b. el-Hattâb radiya`llâhu anh gün battıktan sonra gelip küffâr-ı Kureyş`e sebbetmeye başladı. Ve: "Yâ Resûlâ`llâh, ikindiyi az daha gün batmadan kılamayacaktım." dedi. Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem: "Vallah, ben de kılamadım." buyurdu. Bunun üzerine kalktık, Buthân`a gittik. (Orada Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem) namaz için abdest aldı. Biz de namaz abdesti aldık. (Ondan sonra) gün batmış iken ikindiyi, arkasından da akşamı kıldırdı.
HadisNo : 353
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu :
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : "HER KİM BİR NAMAZI (KILMAYI) UNUTURSA (ONU) HATIRLADIĞINDA KILSIN..." HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Her kim bir namazı (kılmayı) unutursa (onu) hatırladığında kılsın. Onun bundan başka keffâreti yoktur.
HadisNo : 354
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Namaz vaktini beklemek
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : "SİZ NAMAZA MUNTAZIR OLDUKÇA HEP NAMAZ İÇİNDESİNİZ" HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Siz namaza muntazır oldukça hep namaz içindesiniz.
HadisNo : 355
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Her şey fânidir
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : "(YÜZ SENEYE KADAR) BUGÜN YERYÜZÜNDE OLANLARDAN HİÇ BİR KİMSE KALMIYACAKTIR" HADÎSİ
Hadis : Yukarıda 96 ncı olarak geçen hadisi. -Burada da Abdullâh b. Ömer radiya`llâhu anhümâ Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem`in: "(Yüz seneye kadar) bugün yeryüzünde olanlardan hiçbir kimse kalmayacaktır." buyurduklarını rivâyet ettikten sonra: "Bu sözden murâd-ı (âlî-i) Nebevî o karnın (bu müddet içinde) munkarız olacağını haber vermek idi." demiştir.
HadisNo : 356
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Misâfir ağırlamak;Suffe ashâbı;Yemin
Ravi : Abdurrahmân İbn-i Ebî Bekr
Baslik : EHL-İ SUFFE`NİN BİRER İKİŞER ASHÂB TARAFINDAN EVLERİNE GÖTÜRÜLEREK DOYURULMASI HAKKINDA ABDÜRRAHMÂN İBN-İ EBÎ BEKR HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Ashâb-ı Suffe fakir kimselerdi. Bir def`a Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem: "İki kişilik yiyeceği olan (onlardan) bir üçüncüsünü, dört kişilik yiyeceği olan bir beşincisini, yâhud da altıncısını (alıp) birlikte götürsün." buyurdu. Yâhud buna benzer bir söz. Ebû Bekr (radiya`llâhu anh bunlardan) üçünü (eve) getirdi. Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem de onunu birlikte (alıp Hâne-i Saâdetine) götürdü. (Bizim ev halkı) ben (den), peder ve vâlidem (den), bir de bizim ev ile Ebû Bekr (radiya`llâhu anh)`in evinde (müştereken hizmet eden) hizmetci (den ibâret) idi. (Râvî Ebû Osmân Nehdî) "Artık bir de benim zevcemden dedi mi, demedi mi? bilemiyorum" diyor. (Yine Abdü`r-Rahmân radiya`llâhu anh der ki:) Ebû Bekr (radiya`llâhu anh) Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem`in hânesinde (misâfirlerinden ayrı olarak) akşam yemeğini yedi. Yatsı namazı kılınıncaya kadar (orada) kaldı. Sonra (misâfirleriyle birlikde kendi hânesine) dönüp (ve misâfirlerin ağılanmasını ehline emredip) Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem akşam taâmını edinceye kadar kaldı. (Sonra yine Hâne-i Saâdete dönüp nezd-i âlî-i Risâlet-Penâhî`de kaldıktan sonra kendi evine döndü.) Geldiğinde gece hayli ilerlemişti. Haremi ona: "Seni misâfirlerinin yanında bulunmaktan alıkoyan nedir?" diye sordu. O da: "Ay, onlara hâlâ yemek vermedin mi?" di(ye çıkış)dı. O da: "Sen gelmedikce yemek yemiyeceklerini söylediler. Yemek çıkardık, kabûl etmediler." dedi. (Abdü`r-Rahmân b. Ebî Bekr radiya`llâhu anhümâ) der ki: Ben savuşup saklandım: O bana: "Behey nâkes herif." di(ye hitâbe)ti. Söğüp saydı. Sonra hiddetle: "İçinize sinmez olsun, yeyiniz. Ben bu yemekten vallah yemiyeceğim." dedi. (Abdü`r-Rahmân radiya`llâhu anh) der ki: Allâh`a kasemler ederim. Biz (yerken) hiçbir lokmaya el uzatmazdık ki altından yemek daha ziyâde çoğalmış olmasın. Nihâyet doydular. Yemek de yenmezden evvelki mikdârından daha ziyâde olarak duruyordu. Ebû Bekr (radiya`llâhu anh) yemeğe baktı. Bir de gördü ki olduğu gibi duruyor. Belki de artmış. Haremine: "Bu ne? Ey Benî Firâs`ın kızı!" dedi. O da "Gözümün nûr(u Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem Hazretler)ine kasem olsun ki şimdi evvelkinden üç kat ziyâdedir." dedi. Bunun üzerine o yemekten yedi. Ve ettiği yemîni kasdederek: "O olan şey şeytandan idi." dedi. O yemekten bir lokma yedikten sonra Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem`e gönderdi. Orada sabaha kadar durdu. Bizim ile bir kavim arasında bir (muhâdene) ahd(i) vardı. Müddet hitam bulmuş (olduğu için Medîne`ye gelmişler)di. İçlerinden (arîf olarak) oniki kişi ayırdık. Her biri ile berâber kaç kişi olduğunu (ancak) Allah bilir. İşte onların hepsi o yemekten yediler (de öyle ağırlandılar.) (Râvî rivâyetini bitirdikten sonra) yâhud bu elfâza benzer elfâz (ile rivâyet olunmuştur diyor).
HadisNo : 357
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : İkindi namazının vakti
Ravi : Ebû Mes`ûd Ukbe İbn-i Amr
Baslik : BEŞ VAKİT NAMAZIN VAKTİLERİ HAKKINDA EBÛ MES`ÛD HADÎSİ
Hadis : (Sened-i muttasıl ile) rivâyet olunur ki, Irak`ta (iken) bir gün Muğîre b. Şu`be radiya`llâhu anh`in yanına girdi ki, (o gün Muğîre nasılsa İkindi) namazını geç vakte bırakmıştı. Ona dedi ki: Yâ Muğîre, bu (yaptığın) nedir? Bilmiyor musun ki, Cibrîl (aleyhi`s-salâtü ve`s-selâm) inip namaz kıldı. Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem de (ardında) kıldı. Sonra (bir daha) kıldı. Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem de (ardında bir daha) kıldı. Sonra (bir daha) kıldı. Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem de (ardında bir daha) kıldı. Sonra (bir daha) kıldı. Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem de (ardında bir daha) kıldı. Sonra (bir daha) kıldı. Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem de (ardında bir daha) kıldı. Sonra: "(İşte) bununla emrolundum." dedi.
HadisNo : 315
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Emr-i bi`l ma`rûf nehy-i ani`l-münker;İyiliği emir, kötülükten men;Namaz kılmak;Oruç
Ravi : Sâhib-i Sırr-ı Resûl Huzeyfe b. el-Yemân Absî
Baslik : HAZRET-İ ÖMER`DEN SONRA VUKÛ` BULACAK FİTNE HAKKINDA HUZEYFE RİVÂYETİ
Hadis : Şöyle demiştir. (Bir gün Emirü`l-Mü`minîn) Ömer radiya`llâhu Teâlâ anh`in yanında oturuyorduk. "Resûlullâhu aleyhi ve sellem`in fitne hakkındaki sözlerini (bakalım) hanginiz bellemiş?" diye sordu. Dedim ki: Ben. Hem de nasıl söylediyse öylece. (Ömer): "Ona, yâhud buna karşı (Amma da) cür`etin varmış!" dedi. Dedim ki: İnsanın ehli, malı, evlâdı, komşusu yüzünden dûçâr olduğu fitneye namaz, oruç, sadaka, emir (bi`l-ma`rûf), nehiy (ani`l-münker) keffâret olur. "Hayır, (sormak) istediğim bu (fitne) değil, deniz nasıl kudurursa öylece kuduran fitnedir." dedi. (Bunun üzerine Huzeyfe): "Yâ Emîre`l-Mü`minîn, o fitneden sana bir şey yok. Çünkü muhakkak seninle onun arasında kilitli bir kapı vardır." dedi. Huzeyfe der ki: (Ömer): "Kapı kırılacak mı, yoksa açılacak mı?" diye sordu. "Kırılacak." dedim. "Demek ki (tâ Kıyâmete kadar) kilitlenemiyecek." dedi. Huzeyfe`ye biri: "Ömer kapıyı biliyor muydu?" diye sordu. "Evet, yarından evvel bu akşamın geleceğini bildiği gibi (biliyordu.) Benim ona söylediğim sözde yalan yanlış yoktur." dedi. "Ya kapı kimdir?" diye sordular. "Ömer (in kendisi) dir." cevâbını verdi.
HadisNo : 316
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Namaz kılmak
Ravi : Abdullâh b. Mes`ûd
Baslik : HUD 114 NOLU ÂYET-İ KERÎMESİNİN SEBEB-İ NÜZÛLÜ HAKKINDA ABDULLÂH İBN-İ MES`ÛD HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: (Bir def`a) bir kimse (yabancı) bir kadından bir bûse aldı. (O adam) Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem`e gelip keyfiyyeti haber verdi. Allâhu Azze ve Cel Hazretleri ... âyet-i kerimesini inzâl buyurdu. O kimse: "Yâ Resûlâllâh, bu yalnız benim için mi?" diye sordu. Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem de: "Ümmetimin âmmaten, kâffeten hepsi içindir," buyurdu. (Buhârî`nin) yine İbn-i Mes`ûd`dan olan diğer rivâyâtında: "Ümmetimden bununla âmil olan (herkes) içindir." denilmiştir.
HadisNo : 317
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Namaz kılmak
Ravi : Abdullâh b. Mes`ûd
Baslik : BEŞ VAKTİ NAMAZIN, KÜÇÜK GÜNAH İŞLEYENLERE TEVBE MAKÂMINA KÂİM OLACAĞI;BÜYÜK GÜNAHLARDAN KAÇINMAK ŞARTI İLE VAKTİNDE KILINAN NAMAZLAR, ARALARINDA GEÇEN GÜNAHLARA KEFFÂRET OLACAĞI;AMELLER İÇİNDE ALLÂH`
Hadis : Şöyle demiştir: Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem`e: "Amellerin hangisi Allâha daha sevglidir?" diye sordum. "Vaktinde (kılınan) namaz." buyurdu. "Sonra hangisi?" dedim. "Birr-i vâlideyn." buyurdu. "Sonra hangisi? dedim. "Allah yolunda cihâd." buyurdu. (İbn-i Mes`ûd) der ki: Bunları Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem bana söyledi. Daha ziyâdesini soraydım yine bana haber verecekti.
HadisNo : 318
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Namaz kılmak
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : BEŞ VAKİT NAMAZIN, GÜNAHLARI GİDERECEĞİNE DÂİR EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem`den işittim (Bir def`a): "Söyleyin, birinizin kapısı önünde bir akar su bulunsa (sâhib-i hâne de) günde beş def`a içinde yıkansa, ne dersiniz? (vücûdünün) kirinden, pasından bir şey bırakır mı?" buyurdu idi. "Hayır, hiçbir kir, pas bırakmaz, hiçbir şey bırakmaz." dediler. (Bunun üzerine) buyurdu ki: Beş (vakit) namaz da işte bunun gibidir. Onlarla Allâhu Teâlâ günahları yıkar, siler.
HadisNo : 319
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Namazı dosdoğru kılmak;Tükürmek
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : NAMAZ KILARKEN SECDEDE NASIL DAVRANILACAĞINA DÂİR ENES HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Secde ederken (secdenizi) yolunda yapınız. (Namaz kılan kimse) kollarını köpek gibi yere yaymasın. Tükürdüğü vakit de ne önüne, ne sağına tükürsün. Çünkü o, Rabbi ile münâcât ediyor.
HadisNo : 320
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Öğle namazı vakti
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : "SICAĞIN ŞİDDETİ CEHENNEM`İN KAYNAMASINDANDIR..." HADÎSİ;YAZIN SICAĞINDA ÖĞLE NAMAZINI SERİN ZAMÂNA TE`HÎRİN MÜSTEHAB OLDUĞU
Hadis : Şöyle demiştir: Resulullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Sıcak şiddetlendiği vakitte salât (-ı Zuhru) serinliğe bırakınız. Zîrâ sıcağın şiddeti Cehennem`in kaynamasındandır. Nâr(-ı Cehennem) Rabbine arz-ı şekvâ etti. "Yâ Rab, beni ben yiyorum. (İzin ver)" dedi. Allâhu Teâlâ da iki def`a nefes almasına izin verdi. Nefesin bir kışın, diğeri yazın. En çok ma`rûz olduğunuz sıcak ile sizi en ziyâde üşüten zemherîr (işte budur).
HadisNo : 321
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Öğle namazı vakti
Ravi : Ebû Zerr-i Gıfârî
Baslik : İBRÂD (ÖĞLEYİ SICAK GÜNLERDE TE`HÎR ETMEK) HAKKINDA EBÛ ZERR-İ GIFÂRÎ HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem ile birlikte bir seferde bulunuyorduk. Müezzin (Bilâl-i Habeşî radiya`llâhu anh) Öğlen ezânını okumak istedi. Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem: "Serinliği bekle (de öyle oku)." buyurdu. (Bir müddet) sonra yine okumağa davrandı. Yine: "Serinliği bekle (de öyle oku)." buyurdu. (Müezzin) tâ tepelerin gölgelerini uzanmış gördüğümüz zamâna kadar (bekledi). Buhârî`nin bu hadîse âit rivâyetinde: Bunun üzerine Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: `Şüphesiz sıcağın şiddeti Cehennem`in kaynamasındandır. Binâenaleyh sıcak şiddetlendiği zaman namazı serinliğe bırakınız." ziyâdesi vardır.
HadisNo : 322
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Öğle namazı vakti;Soru sormak
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : NÂHOŞ VE LÜZUMSUZ SORU SORMANIN MENHÎ OLDUĞUNA DÂİR ENES HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: (Bir def`a) Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem güneş (nısfü`n-nehârdan) meylettiğinde (Hücre-i Saâdetten) çıktı. Öğleni kıldırdıktan sonra minbere (çıkıp) ayakta durdu. Kıyâmetten bahis buyurdu. O gün (pek) büyük şeyler olacağını haber verdi. Sonra: "Bana bir şey sormak isteyen varsa (şimdi) sorsun. Bu makâmımda durduğum müddetçe bana her ne sorarsanız (hemen) haber vereceğim." buyurdu. Halk (Nebî aleyhi`s-salâtü ve`s-selâm`ın gazabından müteessir olarak) pek ziyâde ağlaştılar. (Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem de) tekrar tekrar hep "Sorsanıza!" diyordu. Derken Abdullâh b. Huzâfe es-Sehmî (radiya`llâhu anh) ayağa kalkıp "Benim babam kimdir?" diye sordu. "Baban Huzâfe`dir." buyurdu. Sonra yine: "Sorsanıza!" (diye ilhâh) buyurdu. Bunun Üzerine Ömer b. el-Hattâb (radiya`llâhu anh) iki diz üstü gelip: "Yâ Resûlâ`llâh bu kadarı elverir. Biz) Allâhu Teâlâ`yı Rab, İslâm`ı din, Muhammed (salla`llâhu aleyhi ve sellem)`i Nebî olarak kabûl ve tasdîk ettik." dedi. Bunun üzerine (Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem biraz) sükût buyurduktan sonra: "Demincek Cennet ile Cehennem şu duvarın yüzünde bana arz olundu. Ne böyle hayrın, ne de böyle şerrin mislini görmüş değilim." buyurdu.
HadisNo : 323
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : İkindi namazının vakti;Öğle namazı vakti;Sabah namazının vakti
Ravi : Ebû Berze (Nadle b. Ubeyd-i Eslemî)
Baslik : BEŞ VAKİT NAMAZIN KILINIŞ VAKİTLERİ İLE İLGİLİ EBÛ BERZE HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem sabah namazını her birimiz yanında oturanı tanıyacak kadar aydınlık olduğu zaman kıldırır, bu namazda altmıştan yüz âyete kadar okurdu. Öğlen namazını güneş (mağribe doğru) meylettiği vakitte kıldırırdı. İkindiyi de (öyle bir saatte kıldırır ki,) birimiz (namazdan sonra mescitden) Medîne`nin en uzak yerine gider (evine) dönerdi de güneş henüz dipdiri bulunurdu. Râvî (Ebu`l-Minhâl Seyyâr b. Selâme) Akşam namazı hakkında (Ebû Berze radiya`llâhu anh`in) ne dediğini unutmuş. (Ebû Berze) demiş ki: (Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem) yatsı namazı gecenin (ilk) sülüsüne -sonradan deyişine göre yarısına- kadar te`hirde beis görmezdi.
HadisNo : 324
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Namazların rekât sayısı;Yatsı namazı vakti
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : CEM`-İ SALÂTEYN HAKKINDA İBN-İ ABBÂS HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem öğlen ile ikindiyi, akşam ile yatsıyı (birlikte) yedi (rek`at) ve sekiz (rek`at) olarak kıldırdı.
HadisNo : 325
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Yatsı namazı vakti
Ravi : Ebû Berze (Nadle b. Ubeyd-i Eslemî)
Baslik : CEM`-İ SALÂTEYN HAKKINDA İBN-İ ABBÂS HADÎSİ
Hadis : Ravi`nin (evkât-ı) salâvât hakkında biraz yukarıda geçen (324 rakkamlı) hadîsi ki, bu rivâyette (Sahâbî-i müşârün-ileyh) yatsı namaz(larının vakti)nden bahsederken: "(Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem) bu (namaz) dan evvel uyumaktan ve ondan sonra da oturup konuşmaktan hoşlanmazdı" (ziyâdesi) vardır.
HadisNo : 326
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : İkindi namazının vakti
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : İKİNDİNİN TA`CÎL VE TE`HÎRİ İLE İLGİLİ ENES (RADİYA`LLÂHU ANH) HADÎSLERİ
Hadis : Şöyle demiştir: Biz (vaktiyle) ikindi namazını kılardık. Sonra insan Benû Amr b. Avf (yurdun)a giderdi de onları ikindiyi kılıyor bulurdu.
HadisNo : 327
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : İkindi namazının vakti
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : İKİNDİNİN TA`CÎL VE TE`HÎRİ İLE İLGİLİ ENES (RADİYA`LLÂHU ANH) HADÎSLERİ
Hadis : Şöyle demiştir: Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem, güneş henüz yüksek ve dipdiri iken ikindi namazını kıldırdı. (Namazdan sonra) avâlîye giden insan oraya varırdı da güneş hâlâ yüksek bulunurdu.
HadisNo : 328
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : İkindi namazının fazîleti
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : İKİNDİ NAMAZINI KAÇIRANLARIN UĞRIYACAKLARI MUSÎBETLERE DÂİR İBN-İ ÖMER HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: İkindi namazını kaçıran kimse sanki ehl (ve ıyâl) ini de, malını da elinden kaçırmış, (helâklariyle musâb olmuş) gibidir.
HadisNo : 329
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : İkindi namazının fazîleti
Ravi : Büreyde b. el-Husayb-ı Eslemî
Baslik : "HER KİM SALÂT-I ASR`I (AMDEN) TERKEDERSE, AMELİ BÂTIL OLUR" HADÎSİ
Hadis : Bulutlu bir günde şöyle demiştir: İkindi namazını ta`cîl ediniz. Zîrâ Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem: "Her kim salât-ı asrı (amden) terkederse ameli bâtıl olur." buyurdu.
HadisNo : 330
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Rü`yetullah
Ravi : Cerîr b. Abdullâh el-Becelî
Baslik : KIYÂMET GÜNÜNDE MÜ`MİNLERİN, RABLARINI NASIL GÖRECEKLERİ; VE SABAH VE İKİNDİ NAMAZLARININ EDÂSI HAKKINDA CERÎR (RADİYA`LLÂHU ANH) HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Bir gece Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem ile birlikte bulunuyorduk. (Ayın on dördüne müsâdif idi.) Kamere bakıp buyurdu ki: Şu ayı nasıl rü`yetinden hiç biriniz mahrûm olmaksızın hepiniz (zahmetsizce) görüyorsanız, Rabbiniz (Teâlâ ve Tekaddes Hazretleri) ni de öylece göreceksiniz. Artık güneşin tulûundan da, gurûbundan da evvelki namazların hiç birinden alıkonmamak elinizden gelirse (ona) çalışınız.
HadisNo : 331
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Namaz kılmak
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : SABAH VE İKİNDİ NAMAZLARININ FAZÎLETİ HAKKINDA EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: (Hergün) birtakım melâike geceleyin, diğer takım melâike de gündüzün yekdiğeri müteâkib size gel(ip içinizde kal)ırlar. Bunlar sabah ile ikindi namazlarında buluştukdan sonra (evvelce) içinizde kalmış olanlar semâya urûc ederler. Rablar (Teâlâ ve Tekaddes Hazretleri namaz kılmış kullarının) hallerine a`lem iken (yine o meleklere: "Kullarımı ne halde bıraktınız?" diye sorar. Onlar da: "Onları namaz kılarken bıraktık. Nitekim namaz kılarlarken bulmuştuk." cevâbını verirler.
HadisNo : 332
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : İkindi namazının vakti
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : İKİNDİ VE SABAH NAMAZLARININ BİRER REK`ATİ VAKTİ İÇİNDE, KALANI VAKİT DIŞINDA KILINIRSA, KILINAN NAMAZLARIN SAHÎH OLDUĞUNA DÂİR EBÛ HÜREYRE HADÎSİ VE BU BÂBDA FUKAHÂNIN İCTİHÂDI
Hadis : Şöyle demiştir: Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Biriniz ikindi namazından bir secdeyi gün batmadan evvel yetiştirecek olursa namazını tamamlasın. Sabah namazından da bir secdeyi gün doğmadan yetiştirecek olursa namazını tamamlasın.
HadisNo : 333
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu :
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : "SİZDEN EVVEL GELEN ÜMMETLERE NİSBETLE SİZİN BEKÂNIZ, İKİNDİ NAMAZINDAN GURÛB-I ŞEMSE KADARDIR". HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem`den (şu temsîli) işittim. Buyuruyordu ki: Sizden evvel gelen ümmetlere nisbetle sizin (dünyâda müddet-i) bekânız (bütün güne nisbetle) ikindi namazından gurûb-ı şemse kadar (olan müddet gibi) dir. Ehl-i Tevrât`a Tevrat verildi. (Onunla) âmil ol(up çalış)dılar. Lâkin gün yarıyı bulunca çalışmaktan âciz kal(ıp vazgeç)diler. Onlara da birer kırat (olan gündelik) verildi. Sonra bize Kur`ân verildi. Gurûb-ı şemse kadar çalıştık. Ve bize ikişer kırat olarak (gündelik) verildi. Bunun üzerine ehl-i Tevrât ile ehl-i İncil: "Ey Rabbimiz, onlara ikişer kırat, bize ise (yalnız) birer kırat verdin. Halbuki biz daha çok çalıştık." derler. Allah (Celle ve Alâ Hazretleri) de: "(Bütün gün çalıştığınıza göre şart edilen) gündeliğinizden bir şey kestim mi ki?" diye sorar. Onlar: "Hayır, (kesmedin yâ Rab)" derler. O da: "İşte o, benim (kerem ve) fazlımdır ki, dilediğime veririm" buyurur.
HadisNo : 334
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Akşam namaz vakti
Ravi : Râfi` İbn-i Hadîc
Baslik : AKŞAM NAMAZININ TA`CÎLİ HAKKINDA RÂFİ` İBN-İ HADÎC HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Biz akşam namazını Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem ile birlikte kılardık da her birimiz namazdan çıktığında attığı okun nereye düştüğünü gör(ecek kadar henüz aydınlık bulun)urdu.
HadisNo : 335
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Akşam namaz vakti;İkindi namazının vakti;Öğle namazı vakti;Sabah namazının vakti;Yatsı namazı vakti
Ravi : Câbir b. Abdullâh
Baslik : BEŞ VAKİT NAMAZIN KILINIŞ ZAMANLARINA DÂİR CÂBİR HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem Efendimiz öğleni (zevalden sonra) gündüzün sıcağında, ikindiyi henüz güneş (beyaz ve) tertemiz iken, akşamı güneş battığında, yatsıyı da gâh (erken) gâh (geç) kıldırırdı. Cemâati toplanmış bulduğunda ta`cîl, gecikmiş bulduğunda te`hîr ederdi. Sabah namazını ise onlar, yâhud Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem karanlıkda kılarlardı.
HadisNo : 336
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Akşam namaz vakti
Ravi : Abdullâh b. Mugaffel-i Müzenî
Baslik : A`RÂBIN MAĞRİB`E İŞÂ DEDİKLERİ HAKKINDA MÜZENÎ HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: A`râb (takımı, şu) namazınızın, yâni salât-ı mağribin isminde size gâlib gelmesinler. -Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu. (Yâhud Abdullâh b. Mugaffel-i Müzenî dedi) ki: A`râb (mağribe) işâ derler.
HadisNo : 337
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Akşam namaz vakti
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : YATSI NAMAZININ VAKTİ HAKKINDA RİVÂYETLER
Hadis : Şöyle demiştir: Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem işâ namazını (erken kıldırmak âdetleri iken) bir gece geç vakte kadar bırakmışlardı. Bu (dediğim) İslâm henüz yayılmadan evvel idi. (O gece) hücre-i saâdetlerinden (erken) çıkmadılar. Nihâyet Ömer (gelip: "Yâ Resûlâ`llâh, buradaki) kadınlar, çocuklar (hep) uyuya kaldılar." dedi. Bunun üzerine (Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem dışarıya) çıkıp ehl-i mescide: "Şimdi yeryüzünde sizden başka bu namaza intizâr eden yoktur." buyurdular.
HadisNo : 338
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Yatsı namazı vakti
Ravi : Ebû Mûsâ el-Eş`arî
Baslik : YATSIYI GECENİN SÜLÜS-İ EVVELİNE VEYA NISFINA TE`HÎRİN FAZÎLETİ HAKKINDA RİVÂYETLER
Hadis : Şöyle demiştir: Ben ve gemide benimle (Medîne`ye) gelenler Bakî-i Buthân`a inmiştik. Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem de Medîne`de idi. Her gece yatsı namazı vaktinde Nebiyy-i Mükerrem salla`llâhu aleyhi ve sellem`in huzûruna bizimkilerden beş on kişi nöbetle giderlerdi. (Bir def`asında) arkadaşlarımla ben Nebî salla`llâhu aleyhi ve sellem`i kendilerine âid bir iş ile biraz meşgul bulduk. (Ondan dolayı da) namazı gecenin yarısı oluncaya kadar geciktirdi. Derken Nebî salla`llâhu aleyhi ve sellem, (hücre-i saâdetinden) çıkıp hazır olanlara (namazı) kıldırdıktan sonra oradakilere: "(Gitmeğe) acele etmeyiniz. Sizlere müjdem var! Nâs içinde sizden başka bu saatte namaz kılan hiçbir kimsenin bulunmaması Allâh`ın size (hâs olan) ni`metlerindendir", yâhud da: "Bu saatte sizden başka namaz kılmış kimse yoktur." buyurdu. -Bu iki sözün hangisini buyurduğunu Ebû Mûsâ`nın kestiremediğini râvî söylüyor.- Yine Ebû Mûsâ radiya`llâhu anh diyor ki: Bunun üzerine Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem`den (bunu) işittiğimize sevine sevine (yerimize) döndük.
HadisNo : 339
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu :
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : İŞÂ`NIN TE`HÎRİ VE BUNA GÖRE KILINMA ZAMÂNI İLE İLGİLİ SAHÂBE`NİN KULLANDIĞI ELFÂZ VE BU BÂBDA FUKAHÂNIN İHTİLÂFI
Hadis : Âişe radiya`llâhu anhâ: "(O zamanlarda yatsıyı) şafağın kaybolmasından gecenin sülüs-i evveline kadar olan vakit içinde kılarlardı." diyor. İbn-i Abbâs radiya`llâhu anhümâ`dan bir rivâyette de müşârün-ileyh şöyle diyor: "... derken Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem çıktı. Başından su damladığı ve (mübârek) başına elini koyduğu halde (teşrîfi) hâlâ gözümün önündedir. Teşrîfini müteâkib buyurdu ki: Benim tarafımdan ümmetime meşakkat (yüklemek) olmasaydı (bu namazı hep) böyle kılmalarını emrederdim.
HadisNo : 340
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu :
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : İŞÂ`NIN TE`HÎRİ VE BUNA GÖRE KILINMA ZAMÂNI İLE İLGİLİ SAHÂBE`NİN KULLANDIĞI ELFÂZ VE BU BÂBDA FUKAHÂNIN İHTİLÂFI
Hadis : (Sened-i muttasıl ile) Ravi, Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem`in (mübârek) elini başına koyması (keyfiyyetini) hikâye edip şöyle demiştir: (Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem mübârek) parmaklarını biraz ayırdıktan sonra parmak uçlarını tepesi üzerine koydu. Sonra bitiştirip ve o hey`ette başının üzerine gezdirip tâ baş parmağı, yüz cihetinden kulak yumuşağına değinceye kadar (yukarıdan aşağı) tolununa ve sakalının kenarına (doğru indirdi.) Bunu böylece (tekrar tekrar yaparken de) ne betâat, ne acele gösteriyordu.
HadisNo : 341
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Hz. Peygamber`in mührü
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : İŞÂ`NIN TE`HÎRİ VE BUNA GÖRE KILINMA ZAMÂNI İLE İLGİLİ SAHÂBE`NİN KULLANDIĞI ELFÂZ VE BU BÂBDA FUKAHÂNIN İHTİLÂFI
Hadis : (Sened-i muttasıl ile) rivâyet olunan bu hadîsde (müşârün-ileyh): "(Gümüş) Hâtem-i Şerîf`inin parıltısı hâlâ gözümün önündedir." demiştir.
HadisNo : 342
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : İkindi namazının fazîleti;Sabah namazının fazîleti
Ravi : Ebû Mûsâ el-Eş`arî
Baslik : SABAH VE İKİNDİ NAMAZLARININ FAZÎLETİ HAKKINDA EBÛ MÛSÂ HADÎSİ
Hadis : Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem`in: "Salât-ı berdeyni (yâni sabah ve ikindi namazlarını) her kim kılarsa Cennet`e girdi gitti." buyurduğunu rivâyet eder.
HadisNo : 343
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Sâhur yemeği
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : SABAH NAMAZININ EVVEL-İ VAKİTTE KILINDIĞINA DÂİR RİVÂYETLER
Hadis : Şöyle demiştir: Zeyd b. Sâbit (-i Ensâri radiya`llâhu anh) Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem ile berâber sahûr ettikten sonra namaza durduklarını bana anlattı. "(Sahûr ile namaz) arasında ne kadar (zaman) geçmişti?" diye sordum. "Elli, yâhud altmış (âyet okuyacak) kadar" dedi.
HadisNo : 344
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Sâhur yemeği
Ravi : Sehl b. Sa`d
Baslik : SABAH NAMAZININ EVVEL-İ VAKİTTE KILINDIĞINA DÂİR RİVÂYETLER
Hadis : Şöyle demiştir: Evimde sahûru ederdim de sabah namazını Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem ile birlikte kılmayı yetiştirebilmek için (evimden çıkmakta) acele ederdim.
HadisNo : 345
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Vakt-i kerâhet
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : SABAH NAMAZINDAN GÜNEŞ DOĞUNCAYA, İKİNDİ NAMAZINDAN DA GÜNEŞ BATINCAYA KADAR NAMAZ KILMAKTAN NEHYE DÂİR İBN-İ ABBÂS HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Merdıy (yâni adl ve sıdkında ve emânet ve diyânetinde hiç şek olmayan) bir çok ricâl -ki içlerinden bence en merdıy olanı Ömer (b. el-Hattâb radiya`llâhu anh)dir.- Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem`in sabah namazından sonra güneş işrâk edinceye kadar, ikindi namazından sonra da gün batıncaya kadar namaz kılmaktan nehiy buyurmuş olduklarına benim yanında şahâdet etmişlerdi.
HadisNo : 346
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Vakt-i kerâhet
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : GÜNEŞ DOĞARKEN VE BATARKEN NAMAZ KILMANIN KERÂHETİNE DÂİR İBN-İ ÖMER HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem: "(Kılacağınız) namaz için şemsin ne tulû` zamânını, ne gurub zamânını taharrî (yâni intihâb) etmeyiniz." buyurdu. -Yine İbn-i Ömer (radiya`llâhu anhümâ) şöyle demiştir: Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Hâcib-i şems göründüğü vakit tâ yükselinceye kadar, hâcib-i şems battığı vakit de tâ gâib oluncaya kadar namazı te`hir ediniz.
HadisNo : 347
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Vakt-i kerâhet
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : SABAH NAMAZINDAN SONRA GÜNEŞ DOĞUNCAYA, İKİNDİ NAMAZINDAN DA BATINCAYA KADAR NAMAZ KILMAKTAN NEHYE DÂİR DİĞER RİVÂYETLER
Hadis : Ravi`nin iki türlü alış-verişden ve iki türlü giyinişden Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem`in nehiy buyurduklarına dâir olan hadîsi ki (yukarıda 239 uncu olarak) geçmişti. -Buradaki rivâyetinde ise âtîdeki ziyâde vardır: "Bir de iki namazdan nehiy buyurdu: (Salât-ı) fecirden sonra gün doğuncaya kadar, salât-ı asırdan sonra da gün batıncaya kadar namaz kılmaktan da (nehiy buyurdu)."
HadisNo : 348
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : İkindiden sonra namaz
Ravi : Muâviye b. Ebî Süfyân
Baslik : SABAH NAMAZINDAN SONRA GÜNEŞ DOĞUNCAYA, İKİNDİ NAMAZINDAN DA BATINCAYA KADAR NAMAZ KILMAKTAN NEHYE DÂİR DİĞER RİVÂYETLER
Hadis : Asırdan sonraki iki rek`atı kastederek şöyle demiştir: Sizler öyle bir namaz kılıyorsunuz ki, Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem ile (o kadar) berâber bulunduk da kıldığını hiç görmedik. (Bilâkis) onu kılmaktan nehiy buyurmuştur.
HadisNo : 349
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : İkindiden sonra namaz
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : SABAH NAMAZINDAN SONRA GÜNEŞ DOĞUNCAYA, İKİNDİ NAMAZINDAN DA BATINCAYA KADAR NAMAZ KILMAKTAN NEHYE DÂİR DİĞER RİVÂYETLER
Hadis : İkindi namazından sonraki iki rek`atı kastederek şöyle demiştir: Onu (yâni Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem`i) kabzeden Zât-ı Ecell ü A`lâ`ya kasem olsun ki, o iki rek`atı Allâhu Teâlâ`ya kavuşuncaya kadar (hiç) terk etmedi. Namaz kılmağa kudreti kesilmedikçe de Allâhu Teâlâ`ya kavuşmadı. Namazlarının bir çoğunu oturarak kılardı. Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem bu iki rek`atı kılardı. Lâkin ümmetine ağır gelir korkusu ile Mescitte kılmazdı. Ümmetinden tahfîf (-i külfet) i mûcib olacak şeyleri (yapmayı pek) severdi.
HadisNo : 350
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : İkindiden sonra namaz
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : RESÛL-İ EKREM (SALLA`LLÂHU ALEYHİ VE SELLEM) İN İKİNDİDEN SONRA İKİ REK`AT NAMAZ KILMASI HAKKINDA SAHÂBE`NİN AKVÂLİ
Hadis : Şöyle demiştir: İki namaz vardır ki, Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem onları sırran da, alâniyeten da (yâni evinde de, dışarda da) terketmezdi. (Onlar da) sabah namazından evvel iki, ikindi namazından sonra da iki rek`at idi.
HadisNo : 351
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Sabah namazının vakti
Ravi : Ebû Katâde Hâris b. Rıb`ıyy
Baslik : VAKTİNDE KILINAMAYAN SABAH NAMAZININ NASIL EDÂ EDİLECEĞİNE DÂİR KATÂDE HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Bir gece Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem ile birlikte yolculuk ediyorduk. İçimizden biri. "Yâ Resûlâ`llâh, gece sonu emretsen de konak etsek!" dedi. (Cevâben): "Korkarım uyuyakalıp namazı kaçırırsınız." buyurdu Bilâl (radiya`llâhu anh): "Ben sizi uyandırırım." dedi. Yattılar. Bilâl de arkasını râhilesine (yâni bindiği deveye) daya(yıp bekle)di. (Derken) gözleri kapanıp (o da) uyuyakaldı. Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem uyandığı zaman hâcib-i şems gözükmüştü. "Bilâl, dediğin nerede kaldı?" buyurdu. (Bilâl:) "Bana bu güne gelinceye kadar bunun gibi (ağır) bir uyku basmış değil." dedi. (Bunun üzerine) Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Allâhu Teâlâ istediği zamanda ruhlarınızı kabzetti. (Yine) istediği zamanda geri çevirdi. Bilâl, kalk, ezan oku. (Bunun üzerine) Bilâl halkı namaza da`vet etti yâni ezan okudu. (Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem) abdest aldı. Güneş yükselip bembeyaz olduğu vakitte de kalktı, namazı kıldırdı.
HadisNo : 352
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : İkindi namazının vakti
Ravi : Câbir b. Abdullâh
Baslik : FEVT EDİLEN NAMAZLARIN NASIL EDÂ EDİLECEĞİNE DÂİR CÂBİR HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Handek günü Ömer b. el-Hattâb radiya`llâhu anh gün battıktan sonra gelip küffâr-ı Kureyş`e sebbetmeye başladı. Ve: "Yâ Resûlâ`llâh, ikindiyi az daha gün batmadan kılamayacaktım." dedi. Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem: "Vallah, ben de kılamadım." buyurdu. Bunun üzerine kalktık, Buthân`a gittik. (Orada Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem) namaz için abdest aldı. Biz de namaz abdesti aldık. (Ondan sonra) gün batmış iken ikindiyi, arkasından da akşamı kıldırdı.
HadisNo : 353
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu :
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : "HER KİM BİR NAMAZI (KILMAYI) UNUTURSA (ONU) HATIRLADIĞINDA KILSIN..." HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Her kim bir namazı (kılmayı) unutursa (onu) hatırladığında kılsın. Onun bundan başka keffâreti yoktur.
HadisNo : 354
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Namaz vaktini beklemek
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : "SİZ NAMAZA MUNTAZIR OLDUKÇA HEP NAMAZ İÇİNDESİNİZ" HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Siz namaza muntazır oldukça hep namaz içindesiniz.
HadisNo : 355
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Her şey fânidir
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : "(YÜZ SENEYE KADAR) BUGÜN YERYÜZÜNDE OLANLARDAN HİÇ BİR KİMSE KALMIYACAKTIR" HADÎSİ
Hadis : Yukarıda 96 ncı olarak geçen hadisi. -Burada da Abdullâh b. Ömer radiya`llâhu anhümâ Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem`in: "(Yüz seneye kadar) bugün yeryüzünde olanlardan hiçbir kimse kalmayacaktır." buyurduklarını rivâyet ettikten sonra: "Bu sözden murâd-ı (âlî-i) Nebevî o karnın (bu müddet içinde) munkarız olacağını haber vermek idi." demiştir.
HadisNo : 356
Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Misâfir ağırlamak;Suffe ashâbı;Yemin
Ravi : Abdurrahmân İbn-i Ebî Bekr
Baslik : EHL-İ SUFFE`NİN BİRER İKİŞER ASHÂB TARAFINDAN EVLERİNE GÖTÜRÜLEREK DOYURULMASI HAKKINDA ABDÜRRAHMÂN İBN-İ EBÎ BEKR HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Ashâb-ı Suffe fakir kimselerdi. Bir def`a Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem: "İki kişilik yiyeceği olan (onlardan) bir üçüncüsünü, dört kişilik yiyeceği olan bir beşincisini, yâhud da altıncısını (alıp) birlikte götürsün." buyurdu. Yâhud buna benzer bir söz. Ebû Bekr (radiya`llâhu anh bunlardan) üçünü (eve) getirdi. Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem de onunu birlikte (alıp Hâne-i Saâdetine) götürdü. (Bizim ev halkı) ben (den), peder ve vâlidem (den), bir de bizim ev ile Ebû Bekr (radiya`llâhu anh)`in evinde (müştereken hizmet eden) hizmetci (den ibâret) idi. (Râvî Ebû Osmân Nehdî) "Artık bir de benim zevcemden dedi mi, demedi mi? bilemiyorum" diyor. (Yine Abdü`r-Rahmân radiya`llâhu anh der ki:) Ebû Bekr (radiya`llâhu anh) Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem`in hânesinde (misâfirlerinden ayrı olarak) akşam yemeğini yedi. Yatsı namazı kılınıncaya kadar (orada) kaldı. Sonra (misâfirleriyle birlikde kendi hânesine) dönüp (ve misâfirlerin ağılanmasını ehline emredip) Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem akşam taâmını edinceye kadar kaldı. (Sonra yine Hâne-i Saâdete dönüp nezd-i âlî-i Risâlet-Penâhî`de kaldıktan sonra kendi evine döndü.) Geldiğinde gece hayli ilerlemişti. Haremi ona: "Seni misâfirlerinin yanında bulunmaktan alıkoyan nedir?" diye sordu. O da: "Ay, onlara hâlâ yemek vermedin mi?" di(ye çıkış)dı. O da: "Sen gelmedikce yemek yemiyeceklerini söylediler. Yemek çıkardık, kabûl etmediler." dedi. (Abdü`r-Rahmân b. Ebî Bekr radiya`llâhu anhümâ) der ki: Ben savuşup saklandım: O bana: "Behey nâkes herif." di(ye hitâbe)ti. Söğüp saydı. Sonra hiddetle: "İçinize sinmez olsun, yeyiniz. Ben bu yemekten vallah yemiyeceğim." dedi. (Abdü`r-Rahmân radiya`llâhu anh) der ki: Allâh`a kasemler ederim. Biz (yerken) hiçbir lokmaya el uzatmazdık ki altından yemek daha ziyâde çoğalmış olmasın. Nihâyet doydular. Yemek de yenmezden evvelki mikdârından daha ziyâde olarak duruyordu. Ebû Bekr (radiya`llâhu anh) yemeğe baktı. Bir de gördü ki olduğu gibi duruyor. Belki de artmış. Haremine: "Bu ne? Ey Benî Firâs`ın kızı!" dedi. O da "Gözümün nûr(u Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem Hazretler)ine kasem olsun ki şimdi evvelkinden üç kat ziyâdedir." dedi. Bunun üzerine o yemekten yedi. Ve ettiği yemîni kasdederek: "O olan şey şeytandan idi." dedi. O yemekten bir lokma yedikten sonra Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem`e gönderdi. Orada sabaha kadar durdu. Bizim ile bir kavim arasında bir (muhâdene) ahd(i) vardı. Müddet hitam bulmuş (olduğu için Medîne`ye gelmişler)di. İçlerinden (arîf olarak) oniki kişi ayırdık. Her biri ile berâber kaç kişi olduğunu (ancak) Allah bilir. İşte onların hepsi o yemekten yediler (de öyle ağırlandılar.) (Râvî rivâyetini bitirdikten sonra) yâhud bu elfâza benzer elfâz (ile rivâyet olunmuştur diyor).
HadisNo : 357
Buhari Hadisleri KİTÂBÜ`L-AHKÂM
Fasil : KİTÂBÜ`L-AHKÂM
Konu : Âmire itâat;Ulû`l-Emre itâat
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : EY MÜ`MİNLER! ÜZERİNİZE SİYAH SAÇLI HABEŞÎ KÖLE VÂLİ TA`YÎN OLUNSA BİLE SÖZÜNÜ DİNLEYİP MA`RÛF OLAN EMİRLERİNE İTÂAT EDİNİZ, MEÂLİNDEKİ ENES HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Ey Ashâb`ım! Vâlilerinizin, kumandanlarınızın emirlerini dinleyiniz ve onlara itâ`at ediniz; üzerinize ta`yîn olunan vâli, başı siyah kuru üzüm gibi saçlı Habeşî bir köle olsa bile.
HadisNo : 2124
Fasil : KİTÂBÜ`L-AHKÂM
Konu : Mevkı hırsı
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : ASHÂB`IM! YAKIN ZAMANDA SİZ ME`MÛRİYETE, CÂH VE MANSIB HIRSINA DÜŞECEKSİNİZ. CÂH VE MANSIB NE GÜZEL SÜT-ANADIR, FAKAT AYRILDIĞI DA MEMEDEN AYRILIKTAN FENÂDIR, HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Muhakkak ki siz, emârete (cah ve mansıba) çok hırslısınız. Halbuki (fenâ idâreciler için) emâret, kıyâmet gününde nedâmet olacaktır. O cah ve mansıb ne güzel süt anadır (emmekle doyulmaz) fakat (azil de) memeden fenâ bir ayrılıştır (ki, hüznü çekilmez).
HadisNo : 2125
Fasil : KİTÂBÜ`L-AHKÂM
Konu : Emâret;İdarecilik (emâret)
Ravi : Ma`kıl İbn-i Yesâr
Baslik : HALKI GÖRÜP GÖZETMİYEN BİR VÂLİ CENNET KOKUSU KOKLIYAMAZ, HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğunu işittim, demiştir: Bir kul ki, Allah onu halkı görüp gözetmek üzere vâli kılar da o, hayır-hâhâne irşâdiyle halkı muhâfaza etmezse, elbette o kişi Cennet kokusu koklayamıyacaktır.
HadisNo : 2126
Fasil : KİTÂBÜ`L-AHKÂM
Konu : Zâlim idareciler
Ravi : Ma`kıl İbn-i Yesâr
Baslik : HALKI GÖRÜP GÖZETMİYEN BİR VÂLİ CENNET KOKUSU KOKLIYAMAZ, HADÎSİ
Hadis : Rivâyetine göre, Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem, şöyle buyurmuştur: Hiç bir vâli yoktur ki, o, müslüman ahâli üzerinde icrâ-yı velâyet ederken zulüm ederek ölür, muhakkak Allah Cennet kokusunu ona haram kılacaktır.
HadisNo : 2127
Fasil : KİTÂBÜ`L-AHKÂM
Konu : Gösteriş;Riyâkârlık
Ravi : Cündüb b. Abdullâh
Baslik : HALKI GÖRÜP GÖZETMİYEN BİR VÂLİ CENNET KOKUSU KOKLIYAMAZ, HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, (Basra`da Tâbi`î âlimlerinden Safvân ile ashâbı Cündüb`ün yanına oturub onlara nasîhat ederken Cündüb`e, Resûlu`llah`dan duyduklarını söylemesini ricâ etmeleri üzerine Cündüb`ün): Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğunu işittim, dediği rivâyet olunmuştur: Her kim duyulsun diye (dünyâda) bir iş işler (de riyâkârlık eder)se Kıyâmet gününde Allah da onun fezâhatini duyurur. Yine Resûl-i Ekrem: Her kim de (dünyâda) halka meşakkat ve zahmet verirse, Allah da Kıyâmet gününde o kimseyi azâb ile cezâlandırır, buyurdu. Bunun üzerine Tâbi`î ricâli: Daha vasıyet et, diye Cündüb`e ricâ etmeleri üzerine o da şöyle demiştir: İnsanın (öldükten sonra) ilk önce teaffün eden cihâzı karnıdır. Her kim şüpheli kazançlardan çekinip yalnız halâl lokma ile geçinmeğe gücü yeterse, bunu yapsın. Her kim de kendisiyle Cennet arasını (haksız yere) döktüğü kanla dolu eliyle ayırmamağa gücü yeterse bunu da yapsın!
HadisNo : 2128
Fasil : KİTÂBÜ`L-AHKÂM
Konu : Asabî halde hüküm vermemek
Ravi : Ebû Bekre Nufey` b. Hâris
Baslik : HÂKİM KİŞİ SAKIN ASABÎ HALDE HÜKÜM ETMESİN, HADÎSİ
Hadis : Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem`in: iki kimse arasında hüküm edecek olan hâkim sakın asabî bir halde iken hüküm etmesin, buyurduğu rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 2129
Fasil : KİTÂBÜ`L-AHKÂM
Konu :
Ravi : ...
Baslik : BİR MÜSLÜMÂNI KATLEDEN HAYBER YAHÛDÎLERİNE RESÛL-İ EKREM`İN; YA MAKTULÜN DİYYETİNİ, KAN BAHASINI VERİRSİNİZ, YÂHUT SİZİ NAKZ-I AHD ETMİŞ SAYARIM, BUYURDUĞU HADİS
Hadis : Hüveyyisa ile Muhayyisa kıssası yukarıda cihad bahsinde geçti. Burada da müellif, (Resûl-i Ekrem`in Hayber yahûdîlerine) yâ maktûlün diyetini, (kan bahasını) verirsiniz, yâhut da (bize) harb i`lân etmiş olursunuz (diye mektub gönderdiğini) ziyâde etmiştir.
HadisNo : 2130
Fasil : KİTÂBÜ`L-AHKÂM
Konu : Allah yolunda kimseden korkmamak;Âmire itâat;Hakkı ikame;Ulû`l-Emre itâat
Ravi : Ubâde b. es-Sâmit
Baslik : HAK YOLUNDA KİMSENİN LEVMİNDEN KORKMAMAK HADÎSİ
Hadis : Biz (Ensâr Hey`eti) Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem`e (Akabe mevkiinde) emirlerini dinlemek ve itâ`at etmek üzere bî`at ettik, dediği yukarıda geçti. Buradaki rivâyette de: "Her nerede bulunursak bulunalım, muhakkak orada hakkı yerine getiriceğimize ve hak söyliyeceğimize ve Allah yolunda hiç bir kimsenini levm ve zemminden korkmıyacağımıza söz verdik" sözlerini ziyâde etmiştir.
HadisNo : 2131
Fasil : KİTÂBÜ`L-AHKÂM
Konu : Dil zinâsı;Göz zînası;Harama bakmamak (göz zinası);Zinâ
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : GÖZ, DİL, NEFİS ZİNÂLARI HAKKINDA EBÛ HÜREYRE RADİYA`LLÂHU ANH HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, müşârün-ileyh: "Ebû Hüreyre radiya`llahu anh`in Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`den şu rivâyetinden daha küçük günâha benzer hiç bir şey görmedim" demiştir: Ebû Hüreyre Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`den rivâyet ederek der ki: Allah Âdem-oğluna zinâdan nasîbini takdîr etmiştir. Hiç şüphesiz Âdem-oğlu (ezelde) mukadder olan bu âkıbete erişecektir. İmdi göz zinâsı (mahremi olmıyan kadına şehvetle) bakmaktır. Dil zinâsı da (zevkle) görüşmektir. Nefsin de (zinâ) temmenî ve iştihâsı vardır (bu arzu da nefsin zinâsıdır). Tenâsül uzvu ile bu a`zânın hepsinin arzularını ya gerçekleştirir (fi`ile çıkarır) yâhut (bırakarak) yalanlar.
HadisNo : 2132
Fasil : KİTÂBÜ`L-AHKÂM
Konu : Çocuklara selâm vermek;Selâmlaşmak
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : RESÛL-İ EKREM`İN ÇOCUKLARA SELÂM VERİP TALTÎF BUYURDUĞU HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, Hazret-i Enes, bir kere çocukların yanına uğramış ve onlara selâm verip Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem de çocuklara böyle selâm verirdi, demiştir.
HadisNo : 2133
Fasil : KİTÂBÜ`L-AHKÂM
Konu : Kapı çalanın kendini tanıtması
Ravi : Câbir b. Abdullâh
Baslik : MİSÂFİRİN KAPI ÖNÜNDE İSTİ`ZÂN ÂDÂBI
Hadis : Rivâyete göre, Câbir der ki: Bir kere babamın bir borcundan dolayı Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`e gelmiştim. Kapıyı çaldım. Resûl-i Ekrem: Kim o? Buyurdu. Ben de: Ene (=Ben), dedim. Resûlu`llah böyle cevab verdiğimden hoşlanmamış görenerek: Ene ene (=Ben ben!) diye ta`rîz buyurdu.
HadisNo : 2134
Fasil : KİTÂBÜ`L-AHKÂM
Konu : Birini oturduğu yerden kaldırıp kendisi oturmak
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : MECLİSTE OTURMA ÂDÂBI
Hadis : Rivâyete göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Bir kişi öbür kişiyi oturduğu yerden kaldırıp sonra onun yerine oturmasın; fakat ona: Yer açınız ve genişleyiniz (desin!).
HadisNo : 2135
Fasil : KİTÂBÜ`L-AHKÂM
Konu : Oturma şekli
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : RESÛL-İ EKREM`İN OTURUŞ ŞEKİLLERİ VE ÂDÂBI
Hadis : Rivâyete göre, İbn-i Ömer "Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`i Kâ`be`nin bir tarafında bir eliyle şöyle ihtibâ` ederek oturduğunu gördüm" demiştir.
HadisNo : 2136
Fasil : KİTÂBÜ`L-AHKÂM
Konu : Toplulukta ayrı konuşmak
Ravi : Abdullâh b. Mes`ûd
Baslik : ÜÇ KİŞİDEN İKİSİNİN BİRİBİRLERİYLE FİSKOS ETMELERİNİN EDEBE MÜNÂFÎ OLDUĞU HAKKINDA ABDULLÂH İBN-İ MES`ÛD HADÎSİ
Hadis : Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: Üç kişi bir arada bulunurlarken bunlardan ikisi -üçüncüyü mahzûn etmemek için- ondan ayrı gizli konuşmasın! Tâ üçü nâs ile karşılaşıncaya kadar. (Meğer ki üçüncü kimse onların konuşmalarına izin vermiş ola).
HadisNo : 2137
Fasil : KİTÂBÜ`L-AHKÂM
Konu : Uyurken ateşi kontrol etmek
Ravi : Ebû Mûsâ el-Eş`arî
Baslik : ATEŞ SİZİN DÜŞMANINIZDIR. UYUMAK İSTEDİĞİNİZDE SÖNDÜRÜNÜZ, HADÎSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Bir kere Medîne`de gece vakti sâhibinin ikamet ettiği bir ev yandı. Harik-zedelerin bu halleri, Hazret-i Peygamber`e haber verildi. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem: Bu ateş, sizin düşmanınızdır. Uyumak istediğiniz zaman söndürünüz, buyurmuştur.
HadisNo : 2138
Fasil : KİTÂBÜ`L-AHKÂM
Konu : Ev yapmak
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : MESKEN İNŞASINDA HAFİFLİK (KOLAYLIK)
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Ben bir kere kendimi Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem ile berâber -yağmurdan muhâfaza ve güneşin harâretinden gölgelendirmek üzere- kendi elimle bir ev yapar gördüm. Bu inşâ`atta Allah`ın hiç bir mahlûku bana yardım etmemişti.
HadisNo : 2139
Fasil : KİTÂBÜ`L-AHKÂM
Konu : Âmire itâat;Ulû`l-Emre itâat
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : EY MÜ`MİNLER! ÜZERİNİZE SİYAH SAÇLI HABEŞÎ KÖLE VÂLİ TA`YÎN OLUNSA BİLE SÖZÜNÜ DİNLEYİP MA`RÛF OLAN EMİRLERİNE İTÂAT EDİNİZ, MEÂLİNDEKİ ENES HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Ey Ashâb`ım! Vâlilerinizin, kumandanlarınızın emirlerini dinleyiniz ve onlara itâ`at ediniz; üzerinize ta`yîn olunan vâli, başı siyah kuru üzüm gibi saçlı Habeşî bir köle olsa bile.
HadisNo : 2124
Fasil : KİTÂBÜ`L-AHKÂM
Konu : Mevkı hırsı
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : ASHÂB`IM! YAKIN ZAMANDA SİZ ME`MÛRİYETE, CÂH VE MANSIB HIRSINA DÜŞECEKSİNİZ. CÂH VE MANSIB NE GÜZEL SÜT-ANADIR, FAKAT AYRILDIĞI DA MEMEDEN AYRILIKTAN FENÂDIR, HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Muhakkak ki siz, emârete (cah ve mansıba) çok hırslısınız. Halbuki (fenâ idâreciler için) emâret, kıyâmet gününde nedâmet olacaktır. O cah ve mansıb ne güzel süt anadır (emmekle doyulmaz) fakat (azil de) memeden fenâ bir ayrılıştır (ki, hüznü çekilmez).
HadisNo : 2125
Fasil : KİTÂBÜ`L-AHKÂM
Konu : Emâret;İdarecilik (emâret)
Ravi : Ma`kıl İbn-i Yesâr
Baslik : HALKI GÖRÜP GÖZETMİYEN BİR VÂLİ CENNET KOKUSU KOKLIYAMAZ, HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğunu işittim, demiştir: Bir kul ki, Allah onu halkı görüp gözetmek üzere vâli kılar da o, hayır-hâhâne irşâdiyle halkı muhâfaza etmezse, elbette o kişi Cennet kokusu koklayamıyacaktır.
HadisNo : 2126
Fasil : KİTÂBÜ`L-AHKÂM
Konu : Zâlim idareciler
Ravi : Ma`kıl İbn-i Yesâr
Baslik : HALKI GÖRÜP GÖZETMİYEN BİR VÂLİ CENNET KOKUSU KOKLIYAMAZ, HADÎSİ
Hadis : Rivâyetine göre, Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem, şöyle buyurmuştur: Hiç bir vâli yoktur ki, o, müslüman ahâli üzerinde icrâ-yı velâyet ederken zulüm ederek ölür, muhakkak Allah Cennet kokusunu ona haram kılacaktır.
HadisNo : 2127
Fasil : KİTÂBÜ`L-AHKÂM
Konu : Gösteriş;Riyâkârlık
Ravi : Cündüb b. Abdullâh
Baslik : HALKI GÖRÜP GÖZETMİYEN BİR VÂLİ CENNET KOKUSU KOKLIYAMAZ, HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, (Basra`da Tâbi`î âlimlerinden Safvân ile ashâbı Cündüb`ün yanına oturub onlara nasîhat ederken Cündüb`e, Resûlu`llah`dan duyduklarını söylemesini ricâ etmeleri üzerine Cündüb`ün): Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğunu işittim, dediği rivâyet olunmuştur: Her kim duyulsun diye (dünyâda) bir iş işler (de riyâkârlık eder)se Kıyâmet gününde Allah da onun fezâhatini duyurur. Yine Resûl-i Ekrem: Her kim de (dünyâda) halka meşakkat ve zahmet verirse, Allah da Kıyâmet gününde o kimseyi azâb ile cezâlandırır, buyurdu. Bunun üzerine Tâbi`î ricâli: Daha vasıyet et, diye Cündüb`e ricâ etmeleri üzerine o da şöyle demiştir: İnsanın (öldükten sonra) ilk önce teaffün eden cihâzı karnıdır. Her kim şüpheli kazançlardan çekinip yalnız halâl lokma ile geçinmeğe gücü yeterse, bunu yapsın. Her kim de kendisiyle Cennet arasını (haksız yere) döktüğü kanla dolu eliyle ayırmamağa gücü yeterse bunu da yapsın!
HadisNo : 2128
Fasil : KİTÂBÜ`L-AHKÂM
Konu : Asabî halde hüküm vermemek
Ravi : Ebû Bekre Nufey` b. Hâris
Baslik : HÂKİM KİŞİ SAKIN ASABÎ HALDE HÜKÜM ETMESİN, HADÎSİ
Hadis : Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem`in: iki kimse arasında hüküm edecek olan hâkim sakın asabî bir halde iken hüküm etmesin, buyurduğu rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 2129
Fasil : KİTÂBÜ`L-AHKÂM
Konu :
Ravi : ...
Baslik : BİR MÜSLÜMÂNI KATLEDEN HAYBER YAHÛDÎLERİNE RESÛL-İ EKREM`İN; YA MAKTULÜN DİYYETİNİ, KAN BAHASINI VERİRSİNİZ, YÂHUT SİZİ NAKZ-I AHD ETMİŞ SAYARIM, BUYURDUĞU HADİS
Hadis : Hüveyyisa ile Muhayyisa kıssası yukarıda cihad bahsinde geçti. Burada da müellif, (Resûl-i Ekrem`in Hayber yahûdîlerine) yâ maktûlün diyetini, (kan bahasını) verirsiniz, yâhut da (bize) harb i`lân etmiş olursunuz (diye mektub gönderdiğini) ziyâde etmiştir.
HadisNo : 2130
Fasil : KİTÂBÜ`L-AHKÂM
Konu : Allah yolunda kimseden korkmamak;Âmire itâat;Hakkı ikame;Ulû`l-Emre itâat
Ravi : Ubâde b. es-Sâmit
Baslik : HAK YOLUNDA KİMSENİN LEVMİNDEN KORKMAMAK HADÎSİ
Hadis : Biz (Ensâr Hey`eti) Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem`e (Akabe mevkiinde) emirlerini dinlemek ve itâ`at etmek üzere bî`at ettik, dediği yukarıda geçti. Buradaki rivâyette de: "Her nerede bulunursak bulunalım, muhakkak orada hakkı yerine getiriceğimize ve hak söyliyeceğimize ve Allah yolunda hiç bir kimsenini levm ve zemminden korkmıyacağımıza söz verdik" sözlerini ziyâde etmiştir.
HadisNo : 2131
Fasil : KİTÂBÜ`L-AHKÂM
Konu : Dil zinâsı;Göz zînası;Harama bakmamak (göz zinası);Zinâ
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : GÖZ, DİL, NEFİS ZİNÂLARI HAKKINDA EBÛ HÜREYRE RADİYA`LLÂHU ANH HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, müşârün-ileyh: "Ebû Hüreyre radiya`llahu anh`in Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`den şu rivâyetinden daha küçük günâha benzer hiç bir şey görmedim" demiştir: Ebû Hüreyre Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`den rivâyet ederek der ki: Allah Âdem-oğluna zinâdan nasîbini takdîr etmiştir. Hiç şüphesiz Âdem-oğlu (ezelde) mukadder olan bu âkıbete erişecektir. İmdi göz zinâsı (mahremi olmıyan kadına şehvetle) bakmaktır. Dil zinâsı da (zevkle) görüşmektir. Nefsin de (zinâ) temmenî ve iştihâsı vardır (bu arzu da nefsin zinâsıdır). Tenâsül uzvu ile bu a`zânın hepsinin arzularını ya gerçekleştirir (fi`ile çıkarır) yâhut (bırakarak) yalanlar.
HadisNo : 2132
Fasil : KİTÂBÜ`L-AHKÂM
Konu : Çocuklara selâm vermek;Selâmlaşmak
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : RESÛL-İ EKREM`İN ÇOCUKLARA SELÂM VERİP TALTÎF BUYURDUĞU HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, Hazret-i Enes, bir kere çocukların yanına uğramış ve onlara selâm verip Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem de çocuklara böyle selâm verirdi, demiştir.
HadisNo : 2133
Fasil : KİTÂBÜ`L-AHKÂM
Konu : Kapı çalanın kendini tanıtması
Ravi : Câbir b. Abdullâh
Baslik : MİSÂFİRİN KAPI ÖNÜNDE İSTİ`ZÂN ÂDÂBI
Hadis : Rivâyete göre, Câbir der ki: Bir kere babamın bir borcundan dolayı Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`e gelmiştim. Kapıyı çaldım. Resûl-i Ekrem: Kim o? Buyurdu. Ben de: Ene (=Ben), dedim. Resûlu`llah böyle cevab verdiğimden hoşlanmamış görenerek: Ene ene (=Ben ben!) diye ta`rîz buyurdu.
HadisNo : 2134
Fasil : KİTÂBÜ`L-AHKÂM
Konu : Birini oturduğu yerden kaldırıp kendisi oturmak
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : MECLİSTE OTURMA ÂDÂBI
Hadis : Rivâyete göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Bir kişi öbür kişiyi oturduğu yerden kaldırıp sonra onun yerine oturmasın; fakat ona: Yer açınız ve genişleyiniz (desin!).
HadisNo : 2135
Fasil : KİTÂBÜ`L-AHKÂM
Konu : Oturma şekli
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : RESÛL-İ EKREM`İN OTURUŞ ŞEKİLLERİ VE ÂDÂBI
Hadis : Rivâyete göre, İbn-i Ömer "Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`i Kâ`be`nin bir tarafında bir eliyle şöyle ihtibâ` ederek oturduğunu gördüm" demiştir.
HadisNo : 2136
Fasil : KİTÂBÜ`L-AHKÂM
Konu : Toplulukta ayrı konuşmak
Ravi : Abdullâh b. Mes`ûd
Baslik : ÜÇ KİŞİDEN İKİSİNİN BİRİBİRLERİYLE FİSKOS ETMELERİNİN EDEBE MÜNÂFÎ OLDUĞU HAKKINDA ABDULLÂH İBN-İ MES`ÛD HADÎSİ
Hadis : Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: Üç kişi bir arada bulunurlarken bunlardan ikisi -üçüncüyü mahzûn etmemek için- ondan ayrı gizli konuşmasın! Tâ üçü nâs ile karşılaşıncaya kadar. (Meğer ki üçüncü kimse onların konuşmalarına izin vermiş ola).
HadisNo : 2137
Fasil : KİTÂBÜ`L-AHKÂM
Konu : Uyurken ateşi kontrol etmek
Ravi : Ebû Mûsâ el-Eş`arî
Baslik : ATEŞ SİZİN DÜŞMANINIZDIR. UYUMAK İSTEDİĞİNİZDE SÖNDÜRÜNÜZ, HADÎSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Bir kere Medîne`de gece vakti sâhibinin ikamet ettiği bir ev yandı. Harik-zedelerin bu halleri, Hazret-i Peygamber`e haber verildi. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem: Bu ateş, sizin düşmanınızdır. Uyumak istediğiniz zaman söndürünüz, buyurmuştur.
HadisNo : 2138
Fasil : KİTÂBÜ`L-AHKÂM
Konu : Ev yapmak
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : MESKEN İNŞASINDA HAFİFLİK (KOLAYLIK)
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Ben bir kere kendimi Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem ile berâber -yağmurdan muhâfaza ve güneşin harâretinden gölgelendirmek üzere- kendi elimle bir ev yapar gördüm. Bu inşâ`atta Allah`ın hiç bir mahlûku bana yardım etmemişti.
HadisNo : 2139
RAŞiT TUNCA
BAŞAĞAÇLI RAŞiT TUNCA

FORUMUMUZDA
Dini Bilgiler...
Kültürel Bilgiler...
PNG&JPG&GiF Resimler...
Biyografiler...
Tasavvufi Vaaz Sohbetler...
Peygamberler Tarihi...
Siyeri Nebi
PSP&PSD Grafik
ALLAH
BAYRAK
Radyo Karoglan
Foruma Misafir Olarak Gir
Forumda Neler Var
GALATASARAY
FENERBAHÇE
BEŞiKTAŞ
TRABZONSPOR
MiLLi TAKIM
ETKiNLiKLERiMiZ
Portal
Forum
Search
Community 
Forum Statistics
Forum Team
Calendar
Members
» Latest member:
» Forum threads: 5,281
» Forum posts: 5,872
Read More / Comment 
