MUHAMMED

Muhammed


BAYRAK

TC.Bayrak



Welcome, Guest
You have to register before you can post on our site.

Username
  

Password
  





Forum Statistics
Members:» Members: 7
Latest member:» Latest member: Muhammed
Forum threads:» Forum threads: 5,281
Forum posts:» Forum posts: 5,872

Full Statistics Full Statistics

DOWNLOADEN


“Downloaden Bölümümüzden BEDAVA Grafik Paketleri,E-Kitaplar ve Bedava Bilgisayar Programlarını Tek TIKLA BEDAVA indirebilirsiniz”
(Raşit Tunca)




AYET

“Yeryüzüne muhakkak benim iyi kullarım varis olacaktır”
ENBİYA Suresi 105


FELSEFEMiZ

“ iSLAM OKUMAK YAZMAK YADA ÇiZMEK DEĞiLDiR, Yahutta O Hadis şöyle, Bu Ayette böyle diyor Diye Papağanlıkda Değildir. islam Kuranı ve sünneti HAYATINA TATBiK edip, Onunla Yaşayabilmekdir”
(Karoglan Raşit Tunca Sözü)


Raşit Tunca Sözü

“Yüzme bilmek Denizden çıkmana fayda vermez, taaki yüzme biliyorsan, denizedee düştüysen, ellerini, kollarını, ayaklarını çırpacaksın, ve birde tutuncak dal bulacak, tutunup çıkacaksın. ilimde böyledir, bir ilmi bilmek fayda etmez, taaki, onu hayatında tatbik edesiye, Dinde böyledir, din bilmek imanını kurtarmaz, taaki, ne zaman, bildiğin öğrendiğin dinini hayatında tatbik edip, yaşadın, o zaman belki kurtulursun.”
(Karoglan Raşit Tunca Sözü)

GÜZEL SÖZ

“ Bazen Hata Yapıvermek, Doğruyu bulmanın ilk Basamağıdır.
(Başağaçlı Raşit Tunca Sözü)



Buhari Hadisleri KİTÂBÜ`S-SAVM

Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : İyiliğin mükâfâtı;Orucun fazîleti
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : RAMAZAN ORUCUNUN FAZÎLETİ VE BAŞLICA ÂDÂBI HAKKINDA EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem `in şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir: Oruç bir kalkandır; (oruçluyu beşerî ihtiraslardan hıfz eder). Oruçlu kem söz söylemesin! Oruçlu, kendisiyle itişmek ve dalaşmak isteyene iki def`a: "ben oruçluyum!" desin!. Rûhum yed-i kudretinde olan Cenâb-ı Hakk`a yemîn ederim ki, oruçlu ağzın (açlık) kokusu, Allahu Teâlâ indinde misk kokulu kimse benim (rızâm) için yemesini, içmesini, cinsî arzusunu bırakmıştır. Oruç, doğrudan doğruya bana edilen (riyâ karışmayan) bir ibâdettir. Onun (sayısız) ecrini de doğrudan doğruya ben veririm. Halbuki başka ibâdetlerin hepsi on misliyle ödenmektedir.
HadisNo : 897


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Orucun fazîleti
Ravi : Sehl b. Sa`d
Baslik : ORUÇLULARIN CENNET`E (REYYÂN) KAPISINDAN GİRECEKLERİNE DÂİR SEHL İBN-İ SA`D VE EBÛ HÜREYRE HADÎSLERİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem `in şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir: Cennet`te "Reyyân" denilen bir kapı vardır. Bu kapıdan kıyâmet gününde (Cennet`e) yalnız oruçlular girerler; onlardan başka hiç bir kimse giremez (Kıyâmet gününde): oruçlular nerede? diye i`lân edilir. Oruçlular kalkıp girerler. Bunlardan başka hiç bir kimse buradan giremez. Oruçlular girdikten sonra da kapı kapanır, artık kimse giremez.
HadisNo : 898


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Çok namaz kılanlar;Orucun fazîleti;Sadakanın fazîleti
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : ORUÇLULARIN CENNET`E (REYYÂN) KAPISINDAN GİRECEKLERİNE DÂİR SEHL İBN-İ SA`D VE EBÛ HÜREYRE HADÎSLERİ
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem `in şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir: Kim ki, Allah rızâsı için (malından iki sığır, iki koyun, iki dirhem) çift sadaka verirse, Cennet kapılarından: ey Allah`ın (sevgili) kulu (buraya gel!). Bu kapıda büyük hayr ü bereket vardır, diye çağrılır. Çok namaz kılan musallî de (Cennet`in) namaz kapısından çağırılır. Mücâhidler cihâd kapısından, oruçlular da "Reyyân" kapısından, sadaka sâhibleri de sadaka kapısından da`vet edilirler. Ebû Bekr radiya`llahu anh: - Babam, anam sana fedâ olsun yâ Resûlullah! Bir mü`minin bu kapıların hepsinden da`vet olunması müşkül müdür, bir kişi bu kapıların hepsinden da`vet olunur mu? diye sordu. Resûlullah cevâben: - Evet, hepsinden da`vet olunur. Ey Ebû Bekr, umarım ki, sen de o bahtiyarlardan olasın!, buyurdu.
HadisNo : 899


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Ramazanın fazîleti
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : RAMAZAN GELDİĞİNDE CENNET KAPILARI AÇILIP CEHENNEM KAPILARI KAPANDIĞINA DÂİR EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem `in: "Ramazân-ı şerîf geldiğinde Cennet kapıları açılır" buyurdu, dediği rivâyet edilmiştir. Yine Ebû Hürerye radiya`llahu anh`ten Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem `in: "Ramazan girdiğinde Cennet kapıları açılır, Cehennem kapıları da kapanır, bütün şeytanlar da zincire vurulurlar" buyurdu, dediği rivâyet edilmiştir.
HadisNo : 900


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Bayram hilâlinin hesabı;Oruç;Ramazan hilâli
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : RÜ`YET-İ HİLÂL İLE RAMAZAN VE BAYRAM YAPILMASI VE MAĞMÛM HAVADA TEKMÎL-İ SELÂSÎN İLE HİSÂB EDİLMESİ HAKKINDA EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem `in şöyle buyurduğunu işittim, dediği rivâyet edilmiştir: Ey ümmetim! (Hilâl-i) Ramazân`ı gördünüz mü oruç tutunuz, yine Hilâl`i gördüğünüzde iftâr ve Bayram ediniz. Eğer Hilâl size bulutlu, kapalı bulunursa artık onu yâni Hilâl-i Ramazân`ı (tekmîl-i selâsîn ile) takdîr ve hisâb ediniz. (Ve Ramazân`ı otuza doldurarak Bayram yapınız).
HadisNo : 901


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Oruçlu iken yalan söylemek;Oruçlunun kötülükten uzak durması;Yalancılar
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : RÜ`YET-İ HİLÂL İLE RAMAZAN VE BAYRAM YAPILMASI VE MAĞMÛM HAVADA TEKMÎL-İ SELÂSÎN İLE HİSÂB EDİLMESİ HAKKINDA EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir: Kim ki, yalan söylemeği ve yalanla amel etmeği bırakmazsa, Cenâb-ı Hak o kimsenin yemesini, içmesini, bırakmasına hiç kıymet vermez, iltifât buyurmaz.
HadisNo : 902


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Orucun fazîleti
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : İFTAR VAKTİNDE NEŞ`EYİ İFÂDE EDEN EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : (tercemesi 897 rakamiyle) geçmiş olan hadîs-i kudsî kısmında Hak Celle ve Alâ: "Âdem-oğlunun işlediği her hayr ü ibâdet (de) kendisi için (bir haz ve menfaat endîşesi var) dır. Fakat oruç böyle değildir. Oruç, hâlis benim (rızâm) için edilen bir ibâdettir. Onun mükâfâtını da ben veririm" buyurduğu Mişkât-i Nübüvvet`ten naklen rivâyet edilmiştir. Bu hadîsin sonunda Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in: "Oruçlunun kendisiyle neş`e-mend olduğu iki sevinci vardır: birisi iftar vaktindeki (oruç bozmak) sevinci, öbirisi Rabb`ına mülâkî olduğu zamanki orucu (nun mükâfâtı) ile sevincidir" buyurduğu rivâyet edilmiştir.
HadisNo : 903


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Evlenmek;Nikâh;Orucun faydaları
Ravi : Abdullâh b. Mes`ûd
Baslik : ORUCUN SÂİM ÜZERİNDEKİ TERBİYETKÂR TE`SÎRİ HAKKINDA ABDULLÂH İBN-İ MES`ÛD HADÎSİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem ile bulunduğumuz sırada Resûlullah`ın şöyle buyurdu, dediği rivâyet edilmiştir: Kimin evlenmek külfetine gücü yeterse evlensin! Zîrâ tezevvüc, gözü (haramdan) son derece men` eder. İffeti de o nisbette muhâfaza eyler. Nikâh masrafına muktedir olmayan kimse de oruç tutsun: Zîrâ oruç, sâim için katı-ı şehvettir.
HadisNo : 904


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Bayram hilâlinin hesabı;Ramazan hilâli
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : ORUCUN SÂİM ÜZERİNDEKİ TERBİYETKÂR TE`SÎRİ HAKKINDA ABDULLÂH İBN-İ MES`ÛD HADÎSİ
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in: "Bir ay, yirmi dokuz gecedir. Hilâl-i görmedikçe oruç tutmayınız!. Eğer Hilâl ile aranıza bulut haylûlet ederse, Şa`bân`ın sayısın otuz (gün)e doldurup tamamlayınız!" buyurduğu rivâyet edilmiştir.
HadisNo : 905


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : İ`lâ olayı;Kamerî ay 29 veya 30 gün sürer
Ravi : Ümmü`l-Mü`minîn Ümmü Seleme
Baslik : ÎLÂ-İ ŞER`Î VE HÜKMÜ
Hadis : (Ümmü`l-Mü`minîn) Ümmü Seleme radiya`llahu anhâ`dan gelen rivâyete göre, Resûlulah salla`llahu aleyhi ve sellem kadınlarının odalarına bir ay girmemeğe yemîn etmişti. Yirmi dokuz gün geçince günün evvelinde, yâhud âhirinde (Hazret-i Âişe odasına) geldi. (Müşârün-ileyhâ tarafından): - Yâ Resûla`llah! Siz bir ay yanımıza gelmemeğe yemîn etmiştiniz, denildi de Resûlulah: - Ay, yirmi dokuz gündür, diye cevâb verdi.
HadisNo : 906

Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Bayram ayları
Ravi : Ebû Bekre Nufey` b. Hâris
Baslik : RAMAZAN VE ZİLHİCCE AYLARININ ADED-İ EYYÂMI HAKKINDA EBÛ BEKR`E HADÎSİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in: iki ay (dâhilindeki ibâdetler, hükmen tamdır), nâkıs olamazlar. (Sayıca eksik olsalar bile). Bunlar iki bayram ayı olan Ramazan ile Zi`l-Hicce`dir.
HadisNo : 907


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Kamerî ay 29 veya 30 gün sürer
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : ŞÜHÛR-İ ARABİYYENİN KÂH YİRMİ DOKUZ KÂH OTUZ OLDUĞUNA DÂİR ABDULLÂH İBN-İ ÖMER`İN MÜHİM BİR RİVÂYETİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`den şöyle buyurduğunu işittiği rivâyet edilmiştir: Biz meâşir-i Arab; ümmî, (anadan doğma sıfatta) bir cemâatiz: ne yazı yazarız, ne de (nücûmun seyrini,) hisâb (ını) anlarız. (Bize lâzım olan) bir ay (kâh) şöyledir, (kâh) böyledir. (Râvî der ki:) Resûlullah, bununla bir def`a ay yirmi dokuz, bir kere de otuzdur, demek iste(r gibi mübârek parmaklariyle işâret buyur)du.
HadisNo : 908


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Ramazanı karşılama orucu
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : RAMAZAN`A BİR, İKİ ORUÇLA TAKADDÜM EDEREK YEVM-İ ŞEKDE ORUÇ TUTMAKTAN NEHYE DÂİR EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir. Sizden biriniz Ramazan`a, bir gün veyâhud iki gün oruçla sakın tekaddüm etmesin!. Meğer ki, sâim olan kimse mu`tâdı olan bir orucunu tutmuş buluna. O kimse, varsın mu`tâdı olan orucunu tutsun!.
HadisNo : 909


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : İftar etmek
Ravi : Berâ` b. Âzib
Baslik : BAKARA SURESİ 187 NOLU ÂYETİNİN SEBEB-İ NÜZÛLÜ HAKKINDA BERÂ` HADÎSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: (Oruç ilk farz olduğu sırada) Muhammed salla`llahu aleyhi ve sellem`in Ashâb`ı arasında bir kimse oruç tutar da iftar zamânında iftar etmeden uyursa, o kimse ne gece, ne de gündüz tâ akşama kadar bir şey yiyemezdi. Ensâr`dan Kays İbn-i Sırme radiya`llahu anh de sâim olduğu bir gün iftar vakti evine gelmiş ve haremine: - Hazır taâmın var mıdır? diye sormuştu. Haremi: - Hayır, yoktur. Fakat gider, şimdi getiririm, demişti. Kays o günü toprakla çalışmıştı. Yorgun bulunduğundan haremi gelince uyumuş ve iftar zamânını uyku ile geçirmişti. Haremi gelip Kays`in uykuda olduğunu görünce: - Vay sana yazıklar oldu! dedi. Gündüz olup gün yarı olunca Kays`e bir baygınlık geldi. Keyfiyet Resûlullah`a haber verildi. Bunun üzerine şu meâldeki âyet-i kerîme nâzil oldu: (Ey mü`minler! Leyle-i sıyâmınızda sizin için kadınlarınıza yaklaşmak halâl kılındı). Bu âyet-i kerîmenin nüzûlü üzerine Ashâb-ı Kirâm derin bir meserret hissettiler. Mütâkıben de: [gecenin zulmetinden sabahın beyâzı zâhir olana kadar (ki, fecr-i sâdıktır) yeyiniz, içiniz!] meâlindeki nazm-ı kerîm-i İlâhî nâzil oldu.
HadisNo : 910


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Sâhur yemeği
Ravi : Adiyy İbn-i Hâtim
Baslik : HAYT-İ ESVED İLE HAYT-İ EBYAZIN, SEVÂD-I LEYL İLE BEYÂZ-I NEHÂR OLDUĞUNA DÂİR ADİY İBN-İ HÂTİM HADÎSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: "Sizin için beyaz iplik siyah iplikten seçilinceye kadar yeyiniz içiniz" (meâlindeki nazm-ı şerîf) nâzıl olunca (mazmûn-ı münîfini bilmeyerek) hemen bir siyah, bir de beyaz ip edindim. Bunları yastığımın altına koydum. Gece zaman zaman bu iplere bakıyordum. Fakat bir türlü biribirnden ayırt edemiyordum. Kuşluk vakti Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`e gittim. Bu hâli kendilerine arzettim. Resûl-i Ekrem cevâben: - Bu hayt-ı esved ile hayt-ı ebyaz, sevâd-i leyl ile beyâz-ı nehârdır, buyurdu.
HadisNo : 911


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Sâhur yemeği;Sâhurla sabah namazı arası
Ravi : Zeyd b. Sâbit
Baslik : SAHÛR İLE SABAH NAMAZI ARASINDAKİ ZAMÂNI TA`YÎN EDEN ZEYD İBN-İ SÂBİT HADÎSİ
Hadis : "Biz (bir kere) Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem ile berâber sahûr yemeği yedik; sonra Resûlullah (sabah) namazına kalktı" dediği rivâyet edilmiştir. Zeyd İbn-i Sâbit`ten: - Sabah namazı ile sahûr arasında ne kadar zaman bulundu, diye soruldu; o da: - Elli âyet (okunacak) kadar diye cevâb verdi.
HadisNo : 912


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Aşûre orucu;Sâhur yemeği
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : SAHÛR YEMEĞİ YENİLMESİNE, BUNDA BEREKET BULUNDUĞUNA DÂİR ENES İBN-İ MÂLİK HADÎSİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in: "Sahur yemeği yeyiniz. Çünkü sahur yemeğinde bolluk vardır" buyurdu, dediği rivâyet edilmiştir.
HadisNo : 913


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu :
Ravi : Seleme İbn-i Ekva`
Baslik : ZEVALDEN EVVELE KADAR ORUCA NİYYETİN CEVÂZINA DÂİR SELEME HADÎSİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in Âşûrâ` günü gündüz Hind İbn-i Esmâ`yı halka şöyle i`lân etmesi için kabîlesine gönderdiği rivâyet edilmiştir: Her kim yemek yediyse (bakıye-i yevmi imsâk ederek) günü tamamlasın!; Yâhud oruç tutsun!, Bir şey yememiş olanlar da artık bir şey yemesin!.
HadisNo : 914


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Cünüp olarak sabahlayan oruçlu;Cünüp olarak uyumuk
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : SÂİM ZEVCİN ZEVCESİNİ TAKBÎLİ CÂİZ OLDUĞUNA DÂİR HAZRET-İ ÂİŞE HADÎSİ
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in ehli ile mukarenette bulunarak cünüb olduğu halde fecir vakti iriştiği olurdu. Resûlullah fecirden sonra iğtisâl ederdi ve oruç tutardı, dedikleri rivâyet edilmiştir.
HadisNo : 915


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Oruçlunun âilesini kucaklaması
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : SÂİM ZEVCİN ZEVCESİNİ TAKBÎLİ CÂİZ OLDUĞUNA DÂİR HAZRET-İ ÂİŞE HADÎSİ
Hadis : "Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem oruçlu iken takbîl eder, mülâseme ve müâneka buyururdu. Sizin o, nefsine tamâmiyle sâhib olan (bir Peygamber) inizdi" dediği rivâyet edilmiştir.
HadisNo : 916

Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Unutarak yemek orucu bozmaz
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : SEHVEN EKL-Ü ŞÜRBÜN BİR ZİYÂFET-İ İLÂHİYE OLUP ORUCU BOZMAYACAĞINA DÂİR EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir: Sâim, oruçlu olduğunu unutarak yer, içerse (sakın) orucunu (bozmasın,) tamamlasın! Çünkü sâime Allah yedirmiş, içirmiştir.
HadisNo : 917


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Oruç bozmanın keffâreti
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : KEFFÂRET-İ SAVMA DÂİR EBÛ HÜREYRE HADÎSİ. VE BU HADÎSTEN MÜSTEFÂD OLAN FIKHÎ VE İCTİMÂÎ HÜKÜMLER
Hadis : Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Biz bir defa Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in huzûrunda otururken birisi geldi. Ve: - Yâ Resûla`llah! Öldüm, diye hâlinden yanıktı. Resûlullah: - Sana ne oldu ki? diye sordu. O kimse: - Yâ Resûla`llah oruçlu iken zevceme yaklaştım, cevâbında bulundu. Resûlullah: - Âzâd edecek bir köle bulabilir misin? buyurdu. Sâil: - Bulamam, dedi. Resûlullah: - Öyle ise iki ay zincirleme oruç tutmağa gücün yeter mi? diye sordu. Sâil: - Gücüm yetmez. (Hem ben bu felâkete oruç yüzünden uğramadım mı? dedi. Resûlullah: - Altmış yoksulu doyurmak yolunu da bulamaz mısın? buyurdu. Sâil: - Hayır, bulamam, dedi. Ve Ebû Hüreyre`nin rivâyetine göre huzûr-ı Risâlet`te tevakkuf etti. Biz de ne olacağına intizâr etmekte iken Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e içi hurma ile dolu ve râvînin "Miktel" dediği (15 sâ` istîâb eden) bir zenbil getirildi. Resûlullah: - Hani sâil nerededir? buyurdu. Sâil: - Benim, diye (ayağa kalktı) Resûlulah: - Bu hurmayı al, yoksullara sadaka et! buyurdu. Sâil: - Benden fakîr bir yoksulamı vereceğim yâ Resûla`llah! Allah`a yemîn ederim ki, Medîne`nin kara taşlı iki nahiyesi arasında benim âilemden daha fakir bir âile yoktur, dedi. Bunun üzerine Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem dişleri görülünceye kadar güldü. Sonra da sâile: - Haydi bu hurmayı (al,) âilene yedir! buyurdu.
HadisNo : 918


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Oruçlu iken kan aldırmak
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : MUHTECİMİN SAVMI
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in ihramlı iken hacamat olduğu, yine böyle sâim iken hacamat olduğu rivâyet edilmiştir.
HadisNo : 919


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : İftar vakti;Sahur vakti
Ravi : Abdullâh İbn-i Ebî Evfâ
Baslik : İFTAR ZAMÂNINA DÂİR ABDULLÂH İBN-İ EBÎ EVFÂ HADÎSİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, müşârün-ileyh şöyle demiştir: Biz, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem ile berâber (Ramazan`da) bir seferde bulunduk. Resûlullah birisine (, Bilâl`e): - Haydi (râhilenden) in, bana sevîk karıştır! buyurdu. Bilâl: - Yâ Resûla`llah, işte güneş (, nûrı bâkîdir) dedi. Resûlullah (tekrar): - İn, bana sevîk bula! buyurdu. Bilâl yine: - Yâ Resûla`llah, işte güneş (, nûrı bâkîdir) dedi. Resûlullah (üçüncü olarak): - İn de bana sevîk karıştır! buyurdu. Bilâl (devesinden) indi. Resûlullah`a sevîk buladı. Resûlullah bunu içti de sonra eliyle şuraya (, Meşrık`a) işâret edip sonra: Gecenin bu (Meşrık) tarafından belirdiğini gördüğünüzde sâimin iftar vakti hülûl etmiştir, buyurdu.
HadisNo : 920


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Seferî orucu
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : SEFERDE ORUCA DÂİR HAZRET-İ ÂİŞE HADÎSİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in zevci Âişe radiya`llahu anhâ`dan rivâyet olunduğuna göre, Hamza İbn-i Amr-i Eslemî Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e: - Seferde oruç tutayım mı, diye sormuş; müşârün-ileyh çok oruç tutarmış. Resûlullah: - Dilersen tut, istersen iftar et! diye cevab vermiştir.
HadisNo : 921


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : İftar etmek
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : SEFERDE ORUCA DÂİR HAZRET-İ ÂİŞE HADÎSİ
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in (feth-i Mekke seferinde) Ramazan`da çıkıp oruç tuttuğu ve "Kedîd" e geldiğinde iftar edip nâs da iftar eylediği rivâyet edilmiştir.
HadisNo : 922


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Sarraf muamelesi;Seferî orucu
Ravi : Ebü`d-Derdâ`
Baslik : BU BÂBDA CÂBİR, EBÜ`D-DERDÂ`, ENES İBN-İ MÂLİK HADÎSLERİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Biz, bâzı seferlere Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem ile berâber (Ramazan`da) sıcak bir günde çıktık. Herkes harâretin şiddetinden elini başına koyuyordu. İçimizde Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem ile İbn-i Revâha`dan başka oruçlu kimse yoktu.
HadisNo : 923


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Seferî orucu
Ravi : Câbir b. Abdullâh
Baslik : BU BÂBDA CÂBİR, EBÜ`D-DERDÂ`, ENES İBN-İ MÂLİK HADÎSLERİ
Hadis : Şöyle haber verdiği rivâyet edilmiştir: Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem bir seferde idi ki, o, halkın izdihâmını ve birisini (güneşten) gölgelediklerini gördü. Aleyhi`s-salâtü ve`s-selâm: - Bu adamın zoru nedir? diye sordu. Ashâb-ı Kirâm: - Oruçludur yâ Resûla`llah! dediler. Resûlullah: - Seferde (böyle meşakkatle) oruç tutmak (matlub) ibâdet cümlesinden değildir, buyurdu.
HadisNo : 924


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Seferî orucu
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : BU BÂBDA CÂBİR, EBÜ`D-DERDÂ`, ENES İBN-İ MÂLİK HADÎSLERİ
Hadis : "Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem ile berâber biz, sefer ederdik; oruçlu oruçsuzu, oruçsuz da oruçluyu ayıpbalazdı" dediği rivâyet edilmiştir.
HadisNo : 925


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Oruç borcu;Ölünün oruç borcu
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : MÜTEVEFFÂDAN NİYÂBETEN ORUÇ HAKKINDA HAZRET-İ ÂİŞE VE İBN-İ ABBÂS HADÎSLERİ
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in "Kim ki üzerinde oruç (borcu) varken ölürse, müteveffânın velîsi kendisinden (niyâbeten) oruç tutar" buyurduğu rivâyet edilmiştir.
HadisNo : 926

Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Oruç borcu;Ölünün oruç borcu
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : MÜTEVEFFÂDAN NİYÂBETEN ORUÇ HAKKINDA HAZRET-İ ÂİŞE VE İBN-İ ABBÂS HADÎSLERİ
Hadis : Şöyle haber verdiği rivâyet edilmiştir: Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e (mechul) birisi geldi. Ve: - Yâ Resûla`llah! Anam, üzerinde bir kaç oruç borcu varken vefât etti. Ondan niyâbeten bu borcu ben kazâ edeyim mi? diye sordu. Resûlullah: - Evet sen kazâ et!. Hem, Allah`a olan borç, başka borçlardan ziyâde ödenmeğe lâyık ve müstehaktır, buyurdu.
HadisNo : 927


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : İftar vakti
Ravi : Abdullâh İbn-i Ebî Evfâ
Baslik : İFTÂRIN TA`CÎLİ HAYIRLI VE MÜSTEHAB OLDUĞUNA DÂİR SEHL İBN-İ SA`D HADÎSİ
Hadis : İbn-i Ebî Evfâ radiya`llahu anh`in hadîsi ve Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in (Bilâl`e: Râhilenden) in, bana sevîk karıştır!, buyurduğu yakında geçmişti. İbn-i Ebî Evfâ`nın buradaki rivâyetinde Resûlullah: "Geceyi şu (Meşrık) tarafından ikbâl eder gördüğünüzde bu an, oruçlunun iftar vaktidir" buyurmuş, ve parmağiyle Meşrık cihetine işâret etmiştir.
HadisNo : 928


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : İftar etmek;Sâhurda acele etmek;Sâhuru tehir etmek
Ravi : Sehl b. Sa`d
Baslik : İFTÂRIN TA`CÎLİ HAYIRLI VE MÜSTEHAB OLDUĞUNA DÂİR SEHL İBN-İ SA`D HADÎSİ
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem: (Sâim) insanlar, iftar etmeyi (sünnete imtisâl ederek) evdikleri, (sehûru ve te`hîr ettikleri) müddetçe dâimâ hayır ile yaşarlar, buyurdu.
HadisNo : 929


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu :
Ravi : Esmâ` b. Ebî Bekr
Baslik : İFTÂRIN TA`CÎLİ HAYIRLI VE MÜSTEHAB OLDUĞUNA DÂİR SEHL İBN-İ SA`D HADÎSİ
Hadis : "Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem zamânında bir yağışlı günde biz iftar ettik; sonra da güneş doğdu" dediği rivâyet edilmiştir.
HadisNo : 930


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Aşûre orucu
Ravi : Rübeyyi` Bint-i Muavviz
Baslik : ÇOCUKLARIN ORUÇ TUTMALARI HAKKINDA RÜBEYYİ` HADÎSİ VE ULEMÂNIN MUHTELİF İCTİHADLARI
Hadis : Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem (Medîne civârındaki) Ensâr köylerine Âşûrâ günü kuşluk zamânı (şöyle haber) gönderdi: Her kim iftar ederek sabahladı ise, gününün geri kalan zamânında imsâk etsin!, kim ki oruçlu olarak sabaha ulaştı ise, orucunu tamamlasın!. Rübeyyi`: biz ba`de-mâ Âşûrâ orucunu tutardık. (Küçük) çocuklarımıza da tutturur (, onlarla mescide gider) dik. Oruçlu çocuklarımıza (boyalı) yün softan oyuncak düzerdik de bunlardan yemek diye ağlayan olursa, iftar vakti irişinceye kadar ona bu oyuncağı verir, (eğlendirir) dik.
HadisNo : 931


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Peşpeşe oruç tutmak (vas-ı siyâm);Vasl-ı sıyâm
Ravi : Ebû Saîd-i Hudrî
Baslik : SAVM-İ VİSÂLDEN NEHYE DÂİR EBÛ SAÎD-İ HUDRÎ VE EBÛ HÜREYRE HADÎSLERİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem: bir orucunuzu öbirisine eklemeyiniz!. Hangi biriniz vasl-ı sıyâm etmek isterse, nihâyet sahur vaktine kadar ulaştırsın! buyurduğunu işittiği rivâyet edilmiştir.
HadisNo : 932


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Nâfile ibâdeti tâkat dâhilinde yapmak;Peşpeşe oruç tutmak (vas-ı siyâm);Vasl-ı sıyâm
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : SAVM-İ VİSÂLDEN NEHYE DÂİR EBÛ SAÎD-İ HUDRÎ VE EBÛ HÜREYRE HADÎSLERİ
Hadis : Şöyle haber verdiği rivâyet edilmiştir: Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem oruçta visalden nehyetmişti. Müslümanlardan bir kimse Resûlullah`a: - Yâ Resûla`llah! Bir günün orucunu sen, öbir güne vaslediyorsun! demesi üzerine Resûlullah: - Sizin hanginiz bana benzer? Ben, Rabbim beni it`âm ve iska` eder bir halde gecelerim, buyurdu. Fakat Ashâb, visalden ictinâb etmekten (yine) imtinâ etmeleri üzerine, Resûl-i Ekrem oruçlarına bir gün, sonra bir gün daha (arka arkaya iki gün) muvâsala buyurdu. Sonra (üçüncü günü) hilâli gördüler. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem, visâlden ictinâb etmekten imtinâ edenleri tâkib ve tevbîh eder gibi: - Eğer hilâl (bir ay) teahhur etseydi visâli, sizin için (medâr-ı i`tibâr olsun diye) o kadar ziyâde ederdim, buyurdu. Yine Ebû Hüreyre`den gelen bir rivâyette, Resûl-i Ekrem Ashâbına: - İbâdetlerinizden gücünüz yettiği derece tekellüf ediniz! buyurmuştur.
HadisNo : 933


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Nâfile ibâdeti tâkat dâhilinde yapmak
Ravi : Ebû Cuhayfe
Baslik : İBÂDETTE İ`TİDÂLE DÂİR EBÛ CÜHAYFE HADÎSİ VE SELMÂN İLE EBÜ`D-DERDÂ` KISSASI. VE HAKLAR, VAZÎFELER
Hadis : Ebû Cuhayfe radiya`llahu anh`e muttasıl sened ile şöyle haber verdiği rivâyet edilmiştir: Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem Selmân (-i Fârisî) ile Ebü`d-Derdâ` arasında kardaşlık te`sîs buyurmuştu. Selmân, Ebü`d-Derdâ`yı bir def`a ziyâret etti. (Bulamadı). Ve (zevcesi) Ümm-i Derdâ`yı eski bir elbîse içinde perîşân gördü de: - Bu ne haldir? diye sordu. Ümm-i Derdâ: - Kardeşin Ebü`d-Derdâ`nın dünyâda bir işi ve ilişiği yok ki (gündüz oruç tutar, gece namaz kılar) diye yanıktı. (Bu sırada) Ebü`d-Derdâ`da geldi. Selmân (ı selâmladı. Ve onun) için yemek yaptı, (önüne getirdi). Selmân Ebü`d-Derdâ`ya: - (Haydi) sen de ye! dedi. Ebü`d-Derdâ`: - Ben oruçluyum!, demesi üzerine, Selmân: - (Va`llah bu orucu bozacaksın!). Ve sen yeyinceye kadar ben de yemiyeceğim, dedi. Ebû Cuhayfe diyor ki: Ebü`d-Derdâ`da (orucunu bozup müsâfiriyle) yedi. Gece olunca Ebü`d-Derdâ` gecenin evvelinde namaza kalkmak istedi. Selmân: - Uyu! diye men` etti. Ebü`d-Derdâ` da uyudu. Sonra bir daha kalkmak istedi. Yine Selmân: - Uyu! diye men` etti. Gecenin âhir vakti olunca Selmân: - Artık şimdi kalk! dedi. (Kalktılar abdest aldılar,) namaz kıldılar. Namazı müteâkıb Selmân Ebü`d-Derdâ`ya: - (Kardeşim!) Üzerinde muhakkak ki, Rabbının bir hakkı vardır; kendinin de böyle bir hakkı vardır; âilenin de bir hakkı vardır; (hattâ müsâfirinin bile hakkı vardır). Binâenaleyh her hak sâhibine hakkını vermelisin!. (Evet ye, iç, oruç tut. Namaz kıl, uyu, hayat yoldaşınla seviş). Sonra Ebü`d-Derdâ` Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in huzûruna gelip bu vak`ayı arz edince Resûlullah: - Selmân doğru söylemiştir, buyurdu.
HadisNo : 934


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Nâfile ibâdeti tâkat dâhilinde yapmak
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : RESÛL-İ EKREM`İN GECE NAMAZININ VE ORUCUNUN KEYFİYYETİNE DÂİR HAZRET-İ ÂİŞE VE ENES İBN-İ MÂLİK HADÎSLERİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem (bâzı aylarda çok) oruç tutardı. Hattâ biz onu (bu ayda) hiç iftar etmedi sanırdık. (Bâzı aylarda da çok) iftar ederdi. Hattâ biz, onu (bu ayda) hiç oruç tutmadı derdik. Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in Ramazan`dan başka bir ayın orucunu tammaladığını görmedim. Şa`ban`daki kadar kendisinde çok oruçlu olduğu bir ay da görmedim. Âişe radiya`llahu anhâ`dan gelen bir rivâyette de şu ziyâde vardır: Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem: ibâdetlerden (mukavemetine) gücünüz yetişebilecek ibâdeti ihtiyâr ediniz. Siz ibâdetten bezmedikçe Allah, fazl ü sevâbını kesmez. Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e göre, en sevimli namaz, az olsa bile devamlı kılınan namazdı. Resûlullah her hangi bir (nâfile) namazı kılmaya başlayınca ona devam buyururdu.
HadisNo : 935


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Nâfile ibâdeti tâkat dâhilinde yapmak
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : RESÛL-İ EKREM`İN GECE NAMAZININ VE ORUCUNUN KEYFİYYETİNE DÂİR HAZRET-İ ÂİŞE VE ENES İBN-İ MÂLİK HADÎSLERİ
Hadis : (Bir kere) Enes İbn-i Mâlik radiya`llahu anh`ten Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in orucu (nun kemiyyet ve keyfiyeti) nden sorulmuş da müşârün-ileyh şöyle cevab vermiştir: Ben, Resûlullah`ı aydan (bâzı günlerde) oruçlu görmeyi arzu etmezdim, ancak onu oruçlu görürdüm. İftar eder görmek de isteyince, muhakkak Resûlullah`ı iftar eder görürdüm. Geceden (bâzı zamanlarda) namaz kılar görmek istemezdim, ancak onu namaz kılar görürdüm. Uyur görmek istemezdim, illâ onu uyur görürdüm. (Enes İbn-i Mâlik devamla): Ben Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in (mübârek) elinden daha yumuşak ne bir yün sof, ne de bir harîr meshetmedim. Yine ben Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in râyiha (-i tayyibe) sinden daha güzel kokan ne bir misk, ne de bir anber koklamadım, (demiştir).
HadisNo : 936

Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Nâfile ibâdeti tâkat dâhilinde yapmak;Savm-ı Dâvud
Ravi : Abdullâh b. Amr b. Âs
Baslik : SAVM-İ DÂVUD`A DÂİR ABDULLÂH İBN-İ AMR HADÎSİ
Hadis : (İbâdette iltizâm-i şiddet ettiğine dâir bir) hadîsi geçmişti. Bu rivâyette ise, Abdullah yaşlanıp da evvelki gibi ibâdette salâbet güç gelmeğe başlayınca: "Ne olurdu Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in bahşettiği müsâadeyi kabûl etmiş olsaydım" dediği bildirilmiştir. Yine Abdullah İbn-i Amr`den bir rivâyette, Müşârün-ileyh: - Resûlullah, savm-i Dâvud`ı (bana) hikâye etti de: "Dâvud (düşmandan) kaçmazdı" buyurdu. Ben de: - Yâ Resûla`llah! Bana düşmandan kaçmamak hasletini kim te`mîn eder? diye sordum. (Resûl-i Ekrem: - O bir ihsân-ı ilâhîdir, buyurdu). Râvî (Atâ` İbn-i Ebî Rebâh) diyor ki: Sonra Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem iki kere: - Dâimâ oruç tutan kimse oruç tutmamıştır, buyurdu.
HadisNo : 937


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu :
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : RESÛL-İ EKREM`İN ENES İBN-İ MÂLİK HAKKINDA KESRETÜ EMVÂL VE EVLÂD İLE DUÂSINA DÂİR ENES HADÎSİ
Hadis : Şöyle rivâyet edilmiştir: Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem (bir defa vâlidem) Ümm-i Süleym`e geldi. Vâlidem, Resûlullah`a hurma ve yağ ikrâm etti. Resûlullah: yağınızı tulumuna, hurmanızı da kabına iâde ediniz! Ben oruçluyum, buyurdu. Sonra evin bir tarafına doğru durup nâfile (iki rek`at) namaz kıldı. (Resûlullah ile biz de kıldık). Resûlullah Ümm-i Süleym`e ve ehl-i beytine düâ buyurdu. Ümm-i Süleym: - Yâ Resûla`llah! Bir hassacık var, (ona da düâ buyurunuz!) dedi. Resûlullah: - Hassacık da nedir? diye sordu. Ümm-i Süleym: - Hâdimin Enes`tir, dedi. Enes diyor ki: Resûl aleyhi`s-selâm Âhiretin ve Dünyânın hiç bir hayır ve saâdetini bırakmayarak bana düâ etti. (O cümleden birisi): Yâ Rab, Enes`i çok mal ve çok evlâd ile merzuk ve kendisi için mübârek eyle! buyurdu. Muhakkak ki ben, Ensâr`ın mal cihetiyle en zengini bulunuyorum. Kızım Ümeyne`nin bana haber verdiğine göre de (Hicret`in 75 senesinde) Haccâc`ın Basra`ya geldiği târiha kadar yüz yirmi bu kadar sulbî evlâdım defnolunmuştur.
HadisNo : 938


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu :
Ravi : İmrân İbn-i Husayn
Baslik : YEVM-İ ŞEKTE ORUCTAN NEHYE DÂİR İMRÂN İBN-İ HUSAYN HADÎSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem (Ashâbından) bir adama: - Yâ Ebâ fülân, bu (Şa`bân) ayının son günlerinde oruç tuttun mu? diye sordu. O adam: - Hayır yâ Resûla`llah! diye cevap verdi. Resûlullah: - (Ramazan`dan çıkıp) iftar ettiğinde iki gün oruç tut! buyurdu. İmran`dan gelen diğer bir rivâyette (bu iki orucun) Şa`bân`ın âhirindeki oruçtan (ivaz) olduğu bildirilmiştir.
HadisNo : 939


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Belirli günlerde oruç tutmak;Cuma orucu
Ravi : Câbir b. Abdullâh
Baslik : CUM`A ORUCUNA DÂİR CÂBİR VE CÜVEYRİYYE HADÎSLERİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem Cum`a günü orucundan nehyetti mi? diye sorulmuş. Câbir de: - Evet nehyetti, diye cevap vermiştir.
HadisNo : 940


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Belirli günlerde oruç tutmak;Cuma orucu
Ravi : Ümmü`l-Mü`minîn Cüveyriye Bint-i Hâris
Baslik : CUM`A ORUCUNA DÂİR CÂBİR VE CÜVEYRİYYE HADÎSLERİ
Hadis : Şöyle rivâyet edilmiştir: Bir Cum`a günü Cüveyriye, oruçul iken Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem yanına gelmiş de Resûlullah: - Dünkü gün oruç tuttun mu? diye sormuş. Cüveyriye: - Hayır, tutmadım, demiş. Resûlullah: - Yarın oruç tutmak istiyor musun? diye sormuş. Yine Cüveyriye: - Hayır, tutmayacağım demiş. Bunun üzerine Resûlullah: - (Öyle ise) orucunu boz! buyurmuştur.
HadisNo : 941


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu :
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : EYYÂM-I TEŞRIKTA ORUÇTAN NEHYE DÂİR ÂİŞE VE İBN-İ ÖMER HADÎSLERİ
Hadis : Şöyle rivâyet edilmiştir: (Alkame tarafından) Âişe radiya`llahu anhâ`dan: - Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem günlerden bâzıların bir şey`e tahsîs buyurur mu idi? diye sorulmuş. Âişe Hazretleri: - Hayır tahsîs etmezdi. Onun amel ü ibâdeti (bahar yağmuru gibi) fâsılasız ve devamlı idi. Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in edâsına zaferyâb olduğu hayr ü ibâdete hanginizin gücü, kudreti yetişir ki, diye cevab vermiştir.
HadisNo : 942


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Eyyâm-ı teşrikte oruç
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : EYYÂM-I TEŞRIKTA ORUÇTAN NEHYE DÂİR ÂİŞE VE İBN-İ ÖMER HADÎSLERİ
Hadis : "Kâ`be`ye hediye edecek kurban bulamıyan hacılardan başkaları için eyyâm-ı teşrıkta oruç tutmağa ruhsat verilmemiştir" dedikleri rivâyet edilmiştir.
HadisNo : 943


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Aşûre orucu
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : ÂŞÛRÂ VE RAMAZAN ORUÇLARINA DÂİR HAZRET-İ ÂİŞE VE İBN-İ ABBÂS HADÎSLERİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Câhiliyet devrinde Kureyş Âşûrâ günü oruç tutardı. (Hicret`ten evvel) Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem de Âşûrâ orucu tutardı. Medîne`ye hicret buyurunca da (ber mu`tâd) bu orucu tuttu. (Ashâb`a da) tutmalarını emretti. (İkinci sene) Ramazan (orucu) farz kılınınca Âşûrâ günü orucunu bıraktı. İsteyen bu orucu tuttu; dileyen de bıraktı.
HadisNo : 944


Fasil : KİTÂBÜ`S-SAVM
Konu : Aşûre orucu
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : ÂŞÛRÂ VE RAMAZAN ORUÇLARINA DÂİR HAZRET-İ ÂİŞE VE İBN-İ ABBÂS HADÎSLERİ
Hadis : Şöyle haber verdiği rivâyet edilmiştir: Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem Medîne`ye hicret buyurduğunda, Yehûdîlerin Âşûrâ günü oruç tuttuklarını gördü de: - Bu ne orucudur? diye sordu. Cevâben: - Bu gün, sâlih bir gündür; bu gün Allah Azze ve Cell`in Benî İsrâil`e, düşmanları (Fir`avn`in şerri) nden necat verdiği bir gündür. Mûsâ (aleyhi`s-selâm, bu lûtfu Bârî`ye şükren) oruç tutmuştur. (Biz de tutarız) dediler. Resûlullah: - Biz, Mûsâ (sünnetini ihyâ) ya sizden daha ziyâde haklıyız, buyurdu da (Mekke`deki gibi) o oruç tuttu; ve (Ashâb`a) da tutmalarını emreyledi.
HadisNo : 945
Buhari Hadisleri KİTÂBÜ`T-TEYEMMÜM

Fasil : KİTÂBÜ`T-TEYEMMÜM
Konu : Teyemmüm âyetinin inişi
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : TEYEMMÜM ÂYETİNİN NÜZÛLÜ HAKKINDA HAZRET-İ ÂİŞE HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem`in ettikleri seferlerin birinde birlikte (yola çıkmış idik. Ya Beydâ`ya, ya Zâtü`l-Ceyş`e vardığımızda (nezdimde âriyet olan) bir gerdağnlığım kop(up kaybol)du. Aransın diye Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem (o mahalde) bekledi. Herkes de berâber bekledi. Halbuki bir su başında değillerdi. Halk, Ebû Bekr (radiya`llâhu anh)e gelip: "(Yâ Ebâ Bekr,) Âişe`nin ettiğini gördün mü? Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem`i de, herkesi de (yollarından) alıkoydu. Su başında değiller. (Kimsenin) yanında da su yok." dediler. Ebû Bekr (radiya`llâhu anh benim yanıma) geldi. Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem de uyumuş, (mübârek) başını dizime koymuştu. Ebû Bekr: "Sen, Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem`i de, herkesi de yolundan alıkoydun. Su başında değiller, (Kimsenin) yanında da su yok." dedi. (Âişe radiya`llâhu anhâ) der ki: Ebû Bekr bana itâb etti, birçok söylendi. Eli ile de böğrüme vurmağa başladı. (Böyle iken yine) Resulu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem`in (mübârek) başı dizimde olduğu için hiç kıpırdamadım. Sabah olunca Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem kalktı. Hiç su yoktu. Allâhu Azze ve Celle Hazretleri teyemmüm âyetini inzâl buyurdu. Herkes teyemmüm etti. Üseyd b. Hudayr (radiya`llâhu anh): "Ey Ebû Bekr hânedânı, bu sizin ilk bereketiniz değildir." dedi. (Âişe radiya`llâhu anhâ) der ki: (Sonra gideceğimiz sırada) üzerine bindiğim deveyi kaldırdık. Gerdanlığı altında bulduk.
HadisNo : 222


Fasil : KİTÂBÜ`T-TEYEMMÜM
Konu : Cevâmiu`l-Kelîm;Hz. Peygamber`in diğer peygamberlere verilmeyen üstünlükleri
Ravi : Câbir b. Abdullâh
Baslik : ÖNCEKİ PEYGAMBERLERİN HİÇBİRİNE VERİLMİYEN ŞEYLERİN RESÛL-İ EKREM`E VERİLMESİ HAKKINDA CÂBİR HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Benden evvel hiçbir kimseye verilmedik beş şey (hep birden) bana verilmiştir: Bir aylık yola kadar (düşmanlarımın kalbine) korku (salmak) ile mansûr oldum. Yer (yüzü) bana namazgâh ve sebeb-i tahâret kılındı. Onun için ümmetimden namaz vakti gelip çatmış her kim olursa olsun namazını kılıversin. Ganâim bana helâl edildi. Halbuki benden evvel kimseye helâl edilmemiştir. Bana şefâat verildi. Bir de (benden evvel) her Nebî, hâssatan kendi kavmine ba`s olunurken ben umûm-ı nâsa ba`s olundum.
HadisNo : 223


Fasil : KİTÂBÜ`T-TEYEMMÜM
Konu : Selâmlaşmak;Teyemmüm
Ravi : Ebû Cüheym b. el-Hâris (b. es-Sımna) el-Ensârî
Baslik : RESÛLULLÂH`IN TEYEMMÜMÜNE DÂİR RİVÂYETLER
Hadis : Şöyle demiştir: (Bir def`a) Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem Bi`r-i Cemel tarafından teşrîf ediyorlardı. Kendilerini biri karşılayıp selâm verdi. Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem (oradaki bir) duvara yönelip (ve duvara el dokundurup) yüzlerine ve ellerine mesh etmedikce o kimseye redd-i selâm buyurmadılar. (Ancak ondan) sonra selâmını red buyurdular.
HadisNo : 224


Fasil : KİTÂBÜ`T-TEYEMMÜM
Konu : Teyemmüm
Ravi : Ammâr b. Yâsir
Baslik : RESÛLULLÂH`IN TEYEMMÜMÜNE DÂİR RİVÂYETLER
Hadis : Ömer b. el-Hattâb radiya`llâhu anh`e şöyle demiştir: Hatırlamaz mısın? (Bir def`a) ben, sen, ikimiz bir seferde idik. Sen namaz kılmadın. Ben ise (toprak üstünde yuvarlandıktan sonra namazı kıldı idim. Bu (yaptığım) işi (muahharen) Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem`e arzettim de Nebî aleyhi`s-salâtü ve`s-selâm Efendimiz: "Sana bu kadarı yeter." buyurup ellerini yere vurdu ve (ellerine bulaşan toprağın) üzerine üfledikten sonra (iki avucu ile) yüzüne ve iki eline mesh buyurdu idi.
HadisNo : 225


Fasil : KİTÂBÜ`T-TEYEMMÜM
Konu : Cünüp durmamak;Teyemmüm
Ravi : İmrân İbn-i Husayn
Baslik : TEYEMMÜMÜN SIFAT VE KEYFİYETİ
Hadis : Şöyle demiştir. (Bir def`a) Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem ile birlikte yolculuk ediyorduk. Gece gittik. Âhır-ı leyli bulduğumuzda öyle bir düşüş düştük ki, bir yolcu için bundan daha tatlısı olamaz. (Öyle bir dalmışız ki,) bizi güneşin sıcağından başka uyandıran olmadı. İlk uyanan falanca, sonra falanca, daha sonra falanca oldu. Sonra Ömer b. el-Hattâb (radiya`llâhu anh) dördüncü olarak uyandı. Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem (ise) uyuduğu vakit kendiliğinden uyanmadıkça uyandırmazdık. Zîrâ biz, esnâ-yı nevminde kendisine (vahiy mi nâzil olur, başka bir hal mi ârız olur, hâsılı) ne olacağını bilemezdik. Ömer (radiya`llâhu anh) -ki celâdetli bir zât idi- uyanıp da herkesin başına geleni görünce tekbîr, hem de yüksek sesle tekbîr almağa başladı. Yüksek sesle muttasıl tekbîr ala ala nihâyet Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem onun sesinden uyandı. Uyanınca (Ashâb-ı Kirâm`ı) başa geleni (makâm-ı şekvâda) arzettiler. "Zarar yok, buradan (başka tarafa) savuşun." buyurdu. Yola çıkıldı. (Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem) pek de uzak olmayan bir yere kadar yol aldıktan sonra konak etti. Abdest suyu istedi. Abdest aldı. Namaz için nidâ edildi. (Yâni ezan okundu.) Namazı (maiyyet-i Risâlet-Penâhîdeki) halka kıldırdı. Namazdan (çıkıp) yüzünü dönünce bakmış ki, biri ayrıca (bir kenara) çekilmiş, (oradaki) cemâatle berâber namazını kılmamış. "Yâ fülân, bunlarla birlikte namaz kılmana mâni` ne idi?" diye sordu. O da: "Bana cünüblük ârız oldu, suyum da yok." dedi. (Bunun üzerine): "(Şu) yer yüzündeki (temiz) toprağa bak, o sana yeter." buyurdu. Ondan sonra Nebiyy-i Muhterem salla`llâhu aleyhi ve sellem Hazretleri yola revân oldu. (Lâkin bu def`a) halk susuzluktan şikâyet ettiler. (Yine) konak etti. Ve Alî (kerrema`llâhu veche) ile diğer birini çağırıp: "(Haydi) gidin, su arayın." emrini verdi. (İkisi) gittiler. Devesi üstüned iki (büyük) kırba arasına oturmuş bir kadına rast geldiler. Kadına: "Su nerede?" diye sordular. "Dün bu saatde suyun başında idim. Adamlarımız (hâlâ orada su almak için) duruyorlar." cevâbını verdi. "Öyle ise yürü." dediler. "Nereye?" diye sordu. "Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem`in huzûruna." dediler. "Şu sâbiî dedikleri adamın yanına mı?" diye sordu. "İşte o seni murâd ettiğin zâtın yanına. (Haydi) yürü." dediler. Kadını Resûlu`llâh salla`llâhu aleyhi ve sellem (`in huzûrun)a getirip (aralarında geçen) mâcerâyı anlattılar. (Râvî) der ki: Kadını devesinden indirdiler. Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem bir kap istedi. Her iki kırbanın (baş taraflarındaki) ağızlarından oraya (biraz) su boşaltıp ağızlarını bağladı. Ve öteki taraflardaki ağızlarını açtı. "Gelin (hayvanlarınızı) suvarın, (kendiniz için) su alın." diye halka nidâ edildi. İsteyen (hayvanı için), isteyen (kendisi için) su aldı. En sonunda da (Resûl-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem, cenâbetle musâb olan kimseye bir kap su verip: "(Haydi) git, üstüne dök." buyurdu. O kadın (hep) ayakta, suyunu nasıl kullandıklarını (bel bel) seyredip duruyordu. Allâh`a kasemler ederim ki, (artık su almaktan) vaz` geçildi de hâlâ kırbalar bize, işe başlamadan evvelki zamandan daha dolu görünüyordu.
HadisNo : 226


Atâullah el-İskenderî kimdir?

İskenderiye'de doğdu. Mısır'ın fethinden sonra buraya yerleşen Benî Cüzâm kabilesine mensuptur. Dedesi Abdülkerîm İskenderiye'de tanınmış bir Mâlikî fakihi olup İbn Atâullah'ın Leṭâʾifü'l-minen'deki ifadelerinden anlaşıldığına göre şiddetli bir tasavvuf muhalifi idi. İbn Ferhûn, onun Zemahşerî'nin el-Mufaṣṣal ve et-Tehẕîb adlı eserlerini ihtisar ettiğini, ikinci esere yedi ciltlik bir şerh yazdığını söyler. İbn Atâullah, Nâsırüddin İbnü'l-Müneyyir'den fıkıh, Muhyiddin el-Mâzûnî'den nahiv, Şerefeddin Abdülmü'min ed-Dimyâtî'den hadis ve Muhammed b. Mahmûd el-İsfahânî'den felsefe, mantık, kelâm tahsil etti. Fıkıh âlimi olarak tanındığı bu yıllarda tasavvufa karşı iken Şâzeliyye tarikatının pîri Ebü'l-Hasan eş-Şâzelî'nin halifesi Ebü'l-Abbas el-Mürsî ile tanıştı ve onun sohbetlerine devam etmeye başladı. Muhtemelen şeyhinin izniyle vaaz ve irşad için gittiği Kahire'ye yerleşti. Burada çevresinde, Ṭabaḳātü'ş-Şâfiʿiyye müellifi Sübkî'nin babasının da katıldığı geniş bir cemaat oluştu. Aynı yıllarda Mısır'da bulunan İbn Teymiyye ile İbn Atâullah ve müridleri arasında çıkan yoğun tartışmalar İbn Teymiyye'nin hapse atılmasına yol açtı. İbn Atâullah, mürşidi Ebü'l-Abbas el-Mürsî vefat ettiği zaman (686/1287) Kahire'de bulunuyordu. Hayatının bundan sonraki dönemini Kahire'de geçiren İbn Atâullah 13 Cemâziyelevvel 709'da (19 Ekim 1309) Medrese-i Mansûriyye'de vefat etti ve Karâfe Mezarlığı'na defnedildi.

İbn Atâullah el-İskenderî, Şâzeliyye tarikatının Ebü'l-Hasan eş-Şâzelî ve halifesi Ebü'l-Abbas el-Mürsî'den sonra üçüncü büyük şahsiyetidir. Leṭâʾifü'l-minen adlı eserindeki ifadelerden babasının Ebü'l-Hasan eş-Şâzelî ile görüştüğü anlaşılmaktadır. Kendisinin Şâzelî ile görüşmüş olması tarihen mümkünse de bu konuda kaynaklarda bilgi yoktur.

Daha çok kitleleri derinden etkileyen hitabet tarzı, vaaz ve sohbetleriyle tanınan İbn Atâullah'ın bu özellikleri başta el-Ḥikemü'l-ʿAṭâʾiyye olmak üzere eserlerine de yansımıştır. Eserlerinde ayrıca tasavvufun en derin konularına dair bilgiler bulmak mümkündür. Ancak İbn Atâullah, düşüncelerini ifade ederken vahdet-i vücûdcu sûfîlerin tartışmalara yol açan tesbitlerine temas etmemiş, vahdet-i vücûd ile vahdet-i şühûd arasındaki dengeyi çok dikkatli bir şekilde korumuştur. Riya ve şöhretten uzak ibadet ve taat, tevekkül, teslimiyet, recâ ve ümit onun tasavvufî düşüncesinin temel kavramlarıdır. Sözleri aşk ve cezbenin coşkunluğuyla değil tefekkürün incelikleriyle yoğrulmuştur. İbn Atâullah'a göre amel ve ibadetler birtakım şekil ve sûretlerden ibaret olup bunların ruhu âbidin kalbinde bulunması gereken ihlâs sırrıdır. Fakr veya iftikar denilen Allah'a muhtaç olma hali üzerinde ısrarla duran İbn Atâullah haşyetle beraber olan ilmi en hayırlı ilim olarak görür. Onun düşüncelerinde Hakîm et-Tirmizî, Sülemî, Hâris el-Muhâsibî, Ebû Tâlib el-Mekkî, Abdülkerîm el-Kuşeyrî ve Gazzâlî'nin tesirini görmek mümkündür.

Muhyiddin İbnü'l-Arabî ve Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî gibi İbn Atâullah'ın düşünceleri de tasavvufî çevreleri etkilemiştir. Eserleri Kuzey Afrika başta olmak üzere bütün İslâm ülkelerinde bilinmektedir. Elliden fazla sûfînin tercüme ve şerhettiği el-Ḥikemü'l-ʿAṭâʾiyye'nin şârihleri arasında hemen her tarikattan sûfî vardır. Çağdaş Mısırlı âlim Ebü'l-Vefâ et-Teftâzânî, onu bütün yönleri ile ele alan bir eser hazırlamıştır (bk. bibl.).

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi








İmam Birgivi Kimdir

İmam Birgivî, 16.asırda, Osmanlı Devleti’nin sınırlarını en geniş hale getirdiği ilim, kültür ve sanatta zirveye ulaştığı bir dönemde yaşamış âlimlerimizdendir.

İmam Birgivî’nin asıl adı Mehmet olup 27 Mart 1523’te Balıkesir’de doğdu. Babası Ali Efendi, âlim ve Fâzıl bir müderris, sahib-i irşâd bir şeyh idi. Balıkesir’in Çay mahallesinde olan kabri, “Zihin Dede” adıyla bugün bile büyük bir hürmetle ziyaret edilir. Kabrinin başucundaki taş çanakta biriken yağmur suları, Kur’an okumaya başlayacak çocuklara zihinleri açılsın diye içirilir.

İSTANBUL’DA EĞİTİM ALDI

İmam Birgivî, ilk öğrenimini babasının yanında yaptı. Ondan Arapça, mantık ve diğer bazı ilimleri okudu, bu arada Kur’an’ı ezberledi. Daha sonra İstanbul’a giderek Haseki medresesine devam etti. Dönemin tanınmış âlimlerinden “Kızıl Molla” diye bilinen Abdurrahman Efendi’den ders alarak icâzet (diploma) aldı ve medreselerde müderrisliğe başladı.

Kanunî döneminde, hocası Abdurrahman Efendi’nin aracılığıyla Edirne Kassâm-ı askerîsi(Kassâm-ı askerî: Yeniçeri Ocağı efradı ve subaylarından olup ölenlerin mirasına dair işlemlerle ilgilenen komisyondaki, devletin tayin ettiği  “şer’i memur” demektir.) olan İmam Birgivî, görevi sırasında medresede ders okutmayı da sürdürdü. Ayrıca camilerde vaaz ediyor, halkı Kur’an ve sünnete uymaya dâvet ediyordu.

ŞEYH ABDULLAH KARAMANİ’YE İNTİSAP ETTİ

Daha sonra Kassâm-ı askerîlik görevinden ayrılarak İstanbul’a geldi. Ve Bayramiye tarikatı şeyhlerinden Abdullah Karamanî’ye intisap etti. Şeyhinin tavsiyesine uyan İmam Birgivî, kassâm-ı askerî iken kazandığı 4 bin dirhemi sahiplerine geri vermek için, Edirne’ye gitti. Oradaki Eski Camiî’de bekleyerek, kendilerinden kassamlık ücreti almış olduğu kimselerin gelmesi için dellâl bağırttı. Gelenlere, kassam defterindeki kayıtlara göre, paralarını geri ödedi. Bulamadığı kimselerin paralarını ise şehrin fakirlerine dağıttı. Böylece onlarla helallaştı.

İstanbul’da bir süre daha müderrislik yapan İmam Birgivî’yle Sultan II. Selim’in hocası Ataullah Efendi arasında kuvvetli bir dostluk kurulmuştu. Ataullah Efendi de Birgili idi ve kasabasına büyük bir medrese inşa etmişti. Mehmet Efendi’den Birgi’ye yerleşerek hizmetine orada devam etmesini istedi. Bu düşünceyi, şeyhi Karamanî de uygun gördü ve müridinin irşad faaliyetlerine Birgi’de devam edebilmesi için ona izin verdi.

BİRGİVİ ADI NEREDEN GELİYOR?

İlmî ehliyetiyle kısa zamanda meşhur olan İmam Birgivî’den ders almak isteyen pek çok talebe, ülkenin her tarafından buraya akın etmeye başladı.

Ömrünün geri kalan kısmını Birgî’de talebe yetiştirme, halkı irşad ve eser yazmakla geçirmesi sebebiyle “Birgivî“ lakabıyla tanındı.

60’dan fazla eserin sahibi olan İmam Birgivî’nin, Osmanlı müellifleri içinde en dikkat çekici özelliği, yaşadığı devrin güncel meseleleri hakkında kalem oynatmış olmasıdır. Bu sebeple onun eserleri, çağının sosyal hayatını yansıtması bakımından da büyük önem taşır. Eserlerinde insanların ihtiyaç duyduğu konuları işlemeye özen göstermiştir.

İMAM BİRGİVİ’NİN SORDUĞU FETVA

Ayrıca şiirin câiz olduğunu kabul etmesine rağmen onunla ilgilenmedi. Ona göre şiir yazmak, belâgat ve fesahat göstermek gibi şeyler, dünya ehlinin riyasıydı. Bununla beraber İmam Birgivî’ye ait olduğu söylenen aşağıdaki manzumede, Ebussuud Efendi’ye sorduğu bir fetva yer almaktadır:

“Var mı desturun ey müfti-i enâm!

Müşkilim var disem hata ola mı?

Ücreti bir imamın olsa ribâ,

Ana hiç iktidâ revâ ola mı?

Akça assını halal deyu yise,

Beş vakte ol muktedâ ola mı?

Minbere çıksa halka va’z itse,

Halkı hak yola pîşvâ ola mı?

Va’zı tesir ider mi, yise haram?

Yoldan azmışa rehnüma ola mı?

Acaba çalgû-yı düğün mü haram?

Yohsa dahî eşeddür ribâ ola mı?”

Yerimizin sınırlı oluşu sebebiyle, bu suallere Ebussuud Efendi tarafından verilen cevabın sadece bir beytini alıyorum:

“Her kime rehber olur ise ol dahi bulur azâb,

Yoldan azmışa uralar köteği bi gayri hisab.”

İMAM BİRGİVİ’NİN KARŞI ÇIKTIĞI HUSUSLAR

İmam Birgivî, son derece dürüst ve tavizsiz bir ilim adamıydı. Döneminde çok yaygın olan, eserini bir devlet büyüğüne ithaf etme anlayışına rağmen, o hiçbir eserini bir devlet büyüğüne ithaf etmedi.

Özellikle, memuriyetlerin rüşvetle satılması, kadılar, muhtesipler ve diğer görevlilerin rüşvet alması, ehil olmayanlara ilmî ve idarî rütbeler verilmesi, bu yüzden bilgisizliğin yaygınlaşması ile ortaya çıkan her türlü bid’at ve hurafe İmam Birgivî’nin şiddetle karşı çıktığı hususlardı. Devlet adamlarından cami görevlilerine varıncaya kadar, cemiyetteki her zümrenin davranışlarında gördüğü aksaklıklara karşı çıkıyor, va’z ve kitaplarında onları eleştiriyordu. Bu tenkitleri yaparken, hatır gönül dinlemiyor, kimseden çekinmiyordu. Tanınmış âlim, Sultan’ın hocası ve kendisinden Birgi’ye gitmesini rica eden hemşehrisi Ataullah Efendi’yi bile, yetkililer üzerinde nüfuz sağlayarak devlet işlerine karıştığı gerekçesiyle ikaz etmesi, onun dürüstlük ve cesaretinin dikkat çekici bir örneğidir.

ÖYLE ZAMANDA BULUNUYORUZ Kİ!

Onun düşüncelerini daha yakından anlayabilmek için, kendisinin 1560’dan önce telif ettiği, “Şerhu’l ehadisi’l erbein” in önsözüne bakalım:

“...Öyle bir zamanda bulunuyoruz ki; cehalet meşhur, ilim ise sözü edilmeye değmez olmuştur. Bazı kimseler, hurafeleri ve dinin yasakladığı şeyleri, Allah’a yaklaşmanın en yüce yollarından sayıyorlar. İlmi zayıf bazı kimseler, insanları ibadet kılığına büründürülmüş yaygın bid’atlere teşvik ediyorlar. Hatta bunların bir kısmı iyiyi kötüden ayırmadan, zayıf ve uydurulmuş sözlerden meydana gelen kitaplar bile yazmaktadır. İşin aslını bilme imkanı olmayan halk ise ya menfaati, ya da işlerine öyle geldiği için bu eserlere iltifat etmektedir. Bu durum, insanların kendisinden gafil bulunduğu büyük bir musibettir!”

İMAM BİRGİVİ HAZRETLERİNİN 24 SAATİ

“Önce Yâsin-i Şerif ve iki hizb Kur’an okuyup, iki rek’at kuşluk namazı kılar, sonra da eğer ders günü ise, altı kitaptan nakil ve tedris ettikten (anlatıp okuttuktan) sonra yine dört rek’at namaz kılıp kuşluk namazını altıya çıkarırlardı. Bilahare evinin yolunu tutardı.

Fakat ders günü değilse, bu defa da ders yerine altı kitabı ayrı ayrı mütalaa eder, ayrıca, İmam Gazalî’nin İhya-i Ulum’undan okurdu. Sonra da kayluleye yatardı. Öğle namazı sonrasından ta ikindiye kadar kitap ve risale telif ve tasnifiyle meşgul olur, eğer oruçlu değilse ikindiden önce yemeğini yiyip, ta akşama kadar yine dersine devam ederlerdi.”

Talebesi Hocazâde Abdünnâsır Efendi, İmam Birgivî’nin bir seher vaktinden diğerine, 24 saat içinde devam ettiği ibadetleri ve okuduğu evrâd ve ezkârı böyle özetliyor.

MEZARINA TÜRBE İSTEMEDİ

Son zamanlarında bir aydın olarak İstanbul’a geldi. Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa’nın huzuruna çıkarak ülkede gördüğü bid’atlar ve şer’i yasakları çiğneme konusundaki endişelerini dile getirdi, tedbir alınmasını istedi ve devleti uyarmayı ihmal etmedi. Birgivî, yine bir İstanbul seyahati sırasında yolda veba hastalığına yakalandı ve 52 yaşında olduğu halde 1573 Ağustos’unda vefat etti. Cenazesi İzmir’e bağlı Birgi’de defnedildi.

Üzerine kesinlikle türbe yapılmamasını vasiyet eden İmam Birgivî’nin kabri, üstü açık, çevresi kısa demir parmaklıklarla çevrilidir; dikili bir sac levhada doğum ve vefat tarihleri yazılıdır. Cenazesi, kabrin baş tarafında bulunan ve bizzat imam tarafından dikildiği söylenen servi ağacının dibine gömülüdür.

İKİNCİ GAZALİ

Birgivî’nin, et-Tarikatü’l Muhammediye adlı eserinin, tamamen yırtılıp baştan sadece bir forması kalmış olan bir nüshasında, ( ki bu forma da hem yırtık, hem de ıslanarak birbirlerine yapışmıştır) Mısır, Mekke ve Medine gibi İslam âleminin en büyük dini ve ilmi merkezlerinde yetişen âlimlerin onun hakkındaki takrizleri görülmekteydi.

İşte onların ifadelerinden birkaçı:

1614’te vefat eden, Mısırlı âlimlerden Şeyh el-Meymunî; “ O gerçek bir dolunay, insanlar ise yıldızlardır. Onun nuru doğduğunda kâinatı aydınlatan güneş gibi insanları aydınlatır. “

Şafiî fıkıhçılarından, Şeyh Alî el Kudsî: “ Ey günümüzün Gazalî’si! Birgi’nin şerefi sendedir, sana sahip olduğu için orası ne şanslı bir yerdir.“

Kahire âlimlerinden Abdurrauf el-Minavî: “O, asrın ve bütün şehirlerin tek âlimidir. Acem ve Araplar içinde Şeyhu’l İslâm odur.“

1606’da vefat eden, Mekke âlimlerinden Muhammed el Karî: “Birgivî bizim önderimizdir, imamımızdır. O, diyanet ve takva şeyhidir. Onun sözünü, ahmak ve cahilden başka kimse inkâr edemez. “ demektedirler.

Birgivî, Arap dili grameri, ahlak-tasavvuf, fıkıh, akaid, tefsir-kıraat, hadis gibi alanlarda çoğu Arapça, birkaçı da Türkçe olmak üzere tesbit edilebilen 60 civarında eserin sahibidir. Allah rahmet eyleye...

Kaynak:


Can Alpgüvenç, Altınoluk Dergisi, Sayı: 222


Söz Orucu Nedir? islamda Söz Oucu Var mıdır? Tıp Oyunu Nedir  Nasıl Oynanır?

SUS ORUCU


Bir makalede daha beraberiz
Bugünkü makalemiz sus orucu hakkında olacak

"Sus Orucu Nedir?"

Bunu biz Sandıklı/Başağaç yöresinde "tıp oyunu" olarak çocukken oynadığımız bir oyundu. Taa o eskiden gelen
gelenek, biz de çocuklara öğretilen bir oyun şeklinde kalmıştı. Tıp oyununda el aynı sus işareti yapan
hemşire gibi işaret parmağı dudaklarına götürülür tıp denir, ondan sonra oyun başlar, ve artık ondan
sonra konuşan oyunda yenilmiş olur, oynayanların konuşmaması lazımdır, gülmemesi lazımdır, eğer gülersen veya konuşursan oyundan çıkarsın, yenilirsin, kim konuşmadan uzun süre dayanabilir ise, oyunu o kazanır. Bize bu şekilde aktarılmış çocukken oynadığımız bir oyundu "tıp oyunu" yada "sus oyunu".

Bu orucun "Sus Orucu" nun aslı Musevi ve isevi kaynaklarında mevcut olan bir oruçtur.

Hz. Zekeriya (as) ve Hz. Meryem’in susma orucudur Bu durum, Hz. Zekeriya’nın harikulade bir şekilde kendine bahş edilen çocuğun varlığının bir alameti olarak verilmiştir. Hz. Meryem’in susması ise, beşikteki bebek olan Hz. İsa (as)’ın konuşmasını sağlamaya yönelik bir ön hazırlıktır. (Meryem, 19/1-26; Al-i Imran 3/41)

كٓهيعٓصٓ

ذِكْرُ رَحْمَتِ رَبِّكَ عَبْدَهُۥ زَكَرِيَّآ إِذْ نَادَىٰ رَبَّهُۥ نِدَآءً خَفِيًّا

وَزَكَرِيَّا إِذْ نَادَى رَبَّهُ رَبِّ لَا تَذَرْنِي فَرْدًا وَأَنتَ خَيْرُ الْوَارِثِينَ

قَالَ رَبِّ إِنِّى وَهَنَ ٱلْعَظْمُ مِنِّى وَٱشْتَعَلَ ٱلرَّأْسُ شَيْبًا وَلَمْ أَكُنۢ بِدُعَآئِكَ رَبِّ شَقِيًّا

وَإِنِّى خِفْتُ ٱلْمَوَٰلِىَ مِن وَرَآءِى وَكَانَتِ ٱمْرَأَتِى عَاقِرًا فَهَبْ لِى مِن لَّدُنكَ وَلِيًّا

يَرِثُنِى وَيَرِثُ مِنْ ءَالِ يَعْقُوبَ ۖ وَٱجْعَلْهُ رَبِّ رَضِيًّا

يَٰزَكَرِيَّآ إِنَّا نُبَشِّرُكَ بِغُلَٰمٍ ٱسْمُهُۥ يَحْيَىٰ لَمْ نَجْعَل لَّهُۥ مِن قَبْلُ سَمِيًّا

قَالَ رَبِّ أَنَّىٰ يَكُونُ لِى غُلَٰمٌ وَكَانَتِ ٱمْرَأَتِى عَاقِرًا وَقَدْ بَلَغْتُ مِنَ ٱلْكِبَرِ عِتِيًّا

قَالَ كَذَٰلِكَ قَالَ رَبُّكَ هُوَ عَلَىَّ هَيِّنٌ وَقَدْ خَلَقْتُكَ مِن قَبْلُ وَلَمْ تَكُ شَيْـًٔا

قَالَ رَبِّ ٱجْعَل لِّىٓ ءَايَةً ۚ قَالَ ءَايَتُكَ أَلَّا تُكَلِّمَ ٱلنَّاسَ ثَلَٰثَ لَيَالٍ سَوِيًّا

فَخَرَجَ عَلَىٰ قَوْمِهِۦ مِنَ ٱلْمِحْرَابِ فَأَوْحَىٰٓ إِلَيْهِمْ أَن سَبِّحُوا۟ بُكْرَةً وَعَشِيًّا

.......Hz. Yahya’nın doğacağı müjdesini alan Hz. Zekeriyya, “Ey Rabbim, bana bir ayet ver, dedi. Allah, ‘senin ayetin tam üç gece insanlarla konuşmamandır’ buyurdu. Bunun üzerine mabetteki mihrab denilen hücreden kavminin karşısına çıktı ve “sabah akşam teşbih edin” anlamında işaretle konuştu.”

Meryem Suresi  1 den 11. Ayete kadar 11 dahil

ve birde Enbiya Suresi 89. Ayet


ve allah'ın bize bahşetmiş olduğu ağız işte hem yemek için kullandığımız bir organımız hem de
konuşmak için kullandığımız bir organımız derler ki Cennete gitmek dilersen "Eline, beline, diline, sahip ol"

Peygamberimiz buyurdular ki :

"Şu altı şeye söz verin, ben de size Cennete gireceğinize söz vereyim:
1- Dilinize sahip olun [elfaz-ı küfür, yalan, gıybet, lanet, malayani gibi.]
2- Sözünüzden dönmeyin.
3- Emanete hıyanet etmeyin.
4- Gözünüze sahip olun. [Harama bakmayın]
5- Elinize sahip olun. [Haram işlemeyin, haram tutmayın]
6- Fercinize hakim olun."

(Hâkim)

peygamber efendimiz hadisi şeriflerinde

"sen eline, diline, beline sahip olmaya söz ver, bana yardım et, ben de senin cennetine girmene yardımcı olan ya da söz
vereyim" demiş

Yani işte dil bütün belaların başlangıcı diye tarif edilir ağızdan çıkan söz her şeye mal olabilir güzel şeylerde oluşabilir, yahut da başına kötü şeyler de o sözler yüzünden gelebilir, o yüzden diline sahib ol.

işte Musevi dininde dil nimetine Allah'a şükür niye niyetiyle söz orucu yani susma orucu denilen yani gün boyu hiç konuşmamak şeklinde bir oruç tutmak sünneti vardır ya da farzı onlarda farz hükmünde.

Ve bu oruç kuranda Zekeriya aleyhisselam ve hazreti isa'nın annesi Meryem aleyhisselamın her ikisinin de
söz orucu tuttukları kuran'da ayetler ile beyan edilmiştir.

Hz Zekeriya'nın orucu yukardaki eyette yer alıyor, Hz Merem'in ki ise

وَٱذْكُرْ فِى ٱلْكِتَٰبِ مَرْيَمَ إِذِ ٱنتَبَذَتْ مِنْ أَهْلِهَا مَكَانًا شَرْقِيًّا
فَٱتَّخَذَتْ مِن دُونِهِمْ حِجَابًا فَأَرْسَلْنَآ إِلَيْهَا رُوحَنَا فَتَمَثَّلَ لَهَا بَشَرًا سَوِيًّا
قَالَتْ إِنِّىٓ أَعُوذُ بِٱلرَّحْمَٰنِ مِنكَ إِن كُنتَ تَقِيًّا
قَالَ إِنَّمَآ أَنَا۠ رَسُولُ رَبِّكِ لِأَهَبَ لَكِ غُلَٰمًا زَكِيًّا
قَالَتْ أَنَّىٰ يَكُونُ لِى غُلَٰمٌ وَلَمْ يَمْسَسْنِى بَشَرٌ وَلَمْ أَكُ بَغِيًّا
قَالَ كَذَٰلِكِ قَالَ رَبُّكِ هُوَ عَلَىَّ هَيِّنٌ ۖ وَلِنَجْعَلَهُۥٓ ءَايَةً لِّلنَّاسِ وَرَحْمَةً مِّنَّا ۚ وَكَانَ أَمْرًا مَّقْضِيًّا
فَحَمَلَتْهُ فَٱنتَبَذَتْ بِهِۦ مَكَانًا قَصِيًّا
فَأَجَآءَهَا ٱلْمَخَاضُ إِلَىٰ جِذْعِ ٱلنَّخْلَةِ قَالَتْ يَٰلَيْتَنِى مِتُّ قَبْلَ هَٰذَا وَكُنتُ نَسْيًا مَّنسِيًّا
فَنَادَىٰهَا مِن تَحْتِهَآ أَلَّا تَحْزَنِى قَدْ جَعَلَ رَبُّكِ تَحْتَكِ سَرِيًّا
وَهُزِّىٓ إِلَيْكِ بِجِذْعِ ٱلنَّخْلَةِ تُسَٰقِطْ عَلَيْكِ رُطَبًا جَنِيًّ
فَكُلِى وَٱشْرَبِى وَقَرِّى عَيْنًا ۖ فَإِمَّا تَرَيِنَّ مِنَ ٱلْبَشَرِ أَحَدًا فَقُولِىٓ إِنِّى نَذَرْتُ لِلرَّحْمَٰنِ صَوْمًا فَلَنْ أُكَلِّمَ ٱلْيَوْمَ إِنسِيًّا
فَأَتَتْ بِهِۦ قَوْمَهَا تَحْمِلُهُۥ ۖ قَالُوا۟ يَٰمَرْيَمُ لَقَدْ جِئْتِ شَيْـًٔا فَرِيًّا
يَٰٓأُخْتَ هَٰرُونَ مَا كَانَ أَبُوكِ ٱمْرَأَ سَوْءٍ وَمَا كَانَتْ أُمُّكِ بَغِيًّا
فَأَشَارَتْ إِلَيْهِ ۖ قَالُوا۟ كَيْفَ نُكَلِّمُ مَن كَانَ فِى ٱلْمَهْدِ صَبِيًّا
قَالَ إِنِّى عَبْدُ ٱللَّهِ ءَاتَىٰنِىَ ٱلْكِتَٰبَ وَجَعَلَنِى نَبِيًّا
وَجَعَلَنِى مُبَارَكًا أَيْنَ مَا كُنتُ وَأَوْصَٰنِى بِٱلصَّلَوٰةِ وَٱلزَّكَوٰةِ مَا دُمْتُ حَيًّا
وَبَرًّۢا بِوَٰلِدَتِى وَلَمْ يَجْعَلْنِى جَبَّارًا شَقِيًّا
وَٱلسَّلَٰمُ عَلَىَّ يَوْمَ وُلِدتُّ وَيَوْمَ أَمُوتُ وَيَوْمَ أُبْعَثُ حَيًّا
ذَٰلِكَ عِيسَى ٱبْنُ مَرْيَمَ ۚ قَوْلَ ٱلْحَقِّ ٱلَّذِى فِيهِ يَمْتَرُونَ



وَرَسُولًا اِلٰى بَن۪ٓي اِسْرَٓاء۪يلَ اَنّ۪ي قَدْ جِئْتُكُمْ بِاٰيَةٍ مِنْ رَبِّكُمْۙ اَنّ۪ٓي اَخْلُقُ لَكُمْ مِنَ الطّ۪ينِ كَهَيْـَٔةِ الطَّيْرِ فَاَنْفُخُ ف۪يهِ فَيَكُونُ طَيْرًا بِاِذْنِ اللّٰهِۚ وَاُبْرِئُ الْاَكْمَهَ وَالْاَبْرَصَ وَاُحْيِ الْمَوْتٰى بِاِذْنِ اللّٰهِۚ وَاُنَبِّئُكُمْ بِمَا تَأْكُلُونَ وَمَا تَدَّخِرُونَۙ ف۪ي بُيُوتِكُمْۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَةً لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِن۪ينَۚ


(16-17) (Ey Muhammed!) Kitap’ta (Kur’an’da) Meryem’i de an. Hani ailesinden ayrılarak doğu tarafında bir yere çekilmiş ve (kendini onlardan uzak tutmak için) onlarla arasında bir perde germişti. Biz, ona Cebrail’i göndermiştik de ona tam bir insan şeklinde görünmüştü.
(16-17) (Ey Muhammed!) Kitap’ta (Kur’an’da) Meryem’i de an. Hani ailesinden ayrılarak doğu tarafında bir yere çekilmiş ve (kendini onlardan uzak tutmak için) onlarla arasında bir perde germişti. Biz, ona Cebrail’i göndermiştik de ona tam bir insan şeklinde görünmüştü.
Meryem, “Senden, Rahmân’a sığınırım. Eğer Allah’tan çekinen biri isen (bana kötülük etme)” dedi.
Cebrail, “Ben ancak Rabbinin elçisiyim. Sana tertemiz bir çocuk bağışlamak için gönderildim” dedi.
Meryem, “Bana hiçbir insan dokunmadığı ve iffetsiz bir kadın olmadığım hâlde, benim nasıl çocuğum olabilir?” dedi.
Cebrail, “Evet, öyle. Rabbin diyor ki: O benim için çok kolaydır. Onu insanlara bir mucize, katımızdan bir rahmet kılmak için böyle takdir ettik. Bu, zaten (ezelde) hükme bağlanmış bir iştir” dedi.
Böylece Meryem, çocuğa gebe kaldı ve onunla uzak bir yere çekildi.
Doğum sancısı onu bir hurma ağacına yöneltti. “Keşke bundan önce ölseydim de unutulup gitmiş olsaydım!” dedi.
Bunun üzerine (Cebrail) ağacın altından ona şöyle seslendi: “Üzülme, Rabbin senin alt tarafında bir dere akıttı.”
“Hurma ağacını kendine doğru silkele ki sana taze hurma dökülsün.”
“Ye, iç, gözün aydın olsun. İnsanlardan birini görecek olursan, “Şüphesiz ben Rahmân’a susmayı adadım. Bugün hiçbir insan ile konuşmayacağım” de.

Kucağında çocuğu ile halkının yanına geldi. Onlar şöyle dediler: “Ey Meryem! Çok çirkin bir şey yaptın!”
“Ey Hârûn’un kız kardeşi! Senin baban kötü bir kimse değildi. Annen de iffetsiz değildi.”
Bunun üzerine (Meryem, çocukla konuşun diye) ona işaret etti. “Beşikteki bir bebekle nasıl konuşuruz?” dediler.
Bebek şöyle konuştu: “Şüphesiz ben Allah’ın kuluyum. Bana kitabı (İncil’i) verdi ve beni bir peygamber yaptı.”
“Nerede olursam olayım beni kutlu ve erdemli kıldı ve bana yaşadığım sürece namazı ve zekâtı emretti.”
“Beni anama saygılı kıldı. Beni azgın bir zorba kılmadı.”
“Doğduğum gün, öleceğim gün ve diriltileceğim gün bana selâm (esenlik verilmiştir).”
Hakkında şüpheye düştükleri hak söze göre Meryem oğlu İsa işte budur.

Meryem  Suresi 16 dan 34. ayete kadar 34 Dahil

Allah, onu İsrailoğullarına bir Peygamber olarak gönderecek (ve o da onlara şöyle diyecek): “Şüphesiz ben size Rabbinizden bir mucize getirdim. Ben çamurdan kuş şeklinde bir şey yapar, ona üflerim. O da Allah’ın izniyle hemen kuş oluverir. Körü ve alacalıyı iyileştiririm ve Allah’ın izniyle ölüleri diriltirim. Evlerinizde ne yiyip ne biriktirdiğinizi size haber veririm. Eğer mü’minler iseniz bunda sizin için elbette bir ibret vardır.”

Âl-i İmrân Suresi 49. Ayet


ve işte Zekeriya aleyhisselam yaşlanmış karısı da kısırmış ve çocukları olmuyor ve görevi bırakabilecek
peygamberlik görevini bırakabilecek bir mirasçısı yok, yetiştirmemiş kimseyi de, vıykamaya başlamış :

رَبِّ لَا تَذَرْنِي فَرْدًا وَأَنتَ خَيْرُ الْوَارِثِينَ


"Allah'ım ardımda mirasımı bırakabileceğim kimse kalmadı"



ondan sonra da Allahu teala'dan hayırlı bir evlat vermesi için dua eder


وَإِنِّى خِفْتُ ٱلْمَوَٰلِىَ مِن وَرَآءِى وَكَانَتِ ٱمْرَأَتِى عَاقِرًا فَهَبْ لِى مِن لَّدُنكَ وَلِيًّا


رَبِّ هَبْ لِي مِن لَّدُنْكَ ذُرِّيَّةً طَيِّبَةً

ve Allahu teala duasını kabul
eder ve onu Yahya ile müjdeleyicisi olan melekleri  O'na gönderir melekler O'na


    Yâ zekeriyyâ innâ nubeşşiruke bi gulâminismuhu yahyâ lem nec’al lehu min kablu semiyyâ(semiyyen).
    يَٰزَكَرِيَّآ إِنَّا نُبَشِّرُكَ بِغُلَٰمٍ ٱسْمُهُۥ يَحْيَىٰ لَمْ نَجْعَل لَّهُۥ مِن قَبْلُ سَمِيًّا
    (Allah, şöyle dedi:) “Ey Zekeriyya! Haberin olsun ki biz sana Yahya adlı bir oğul müjdeliyoruz. Daha önce onun adını kimseye vermedik.”

    Kâle rabbî ennâ yekûnu lî gulâmun ve kânetimreetî âkıran ve kad belagtu minel kiberi ıtiyyâ(ıtiyyen).
    قَالَ رَبِّ أَنَّىٰ يَكُونُ لِى غُلَٰمٌ وَكَانَتِ ٱمْرَأَتِى عَاقِرًا وَقَدْ بَلَغْتُ مِنَ ٱلْكِبَرِ عِتِيًّا
    Zekeriyya, “Rabbim!” “Hanımım kısır ve ben de ihtiyarlığın son noktasına ulaşmış iken, benim nasıl çocuğum olur?” dedi.

    Kâle kezâlik(kezâlike), kâle rabbuke huve aleyye heyyinun ve kad halaktuke min kablu ve lem teku şey’â(şey’en).
    قَالَ كَذَٰلِكَ قَالَ رَبُّكَ هُوَ عَلَىَّ هَيِّنٌ وَقَدْ خَلَقْتُكَ مِن قَبْلُ وَلَمْ تَكُ شَيْـًٔا
    (Vahiy meleği) dedi ki: Evet, öyle. (Ancak) Rabbin diyor ki: “Bu, bana göre kolaydır. Nitekim daha önce, hiçbir şey değil iken seni de yarattım.”

    Kâle rabbic’al lî âyeh(âyeten), kâle âyetuke ellâ tukellimen nâse selâse leyâlin seviyyâ(seviyyen).
    قَالَ رَبِّ ٱجْعَل لِّىٓ ءَايَةً ۚ قَالَ ءَايَتُكَ أَلَّا تُكَلِّمَ ٱلنَّاسَ ثَلَٰثَ لَيَالٍ سَوِيًّا
    Zekeriyya, “Rabbim, öyleyse bana (çocuğumun olacağına) bir işaret ver”, dedi. Allah da, “Senin işaretin, sapasağlam olduğun hâlde insanlarla (üç gün) üç gece konuşamamandır” dedi.

bunu duyan Zekeriya aleyhisselam bunun alameti nedir deyince melekler der ki senin bunu 3
gün kimseye söylememen yani dilin tutulacak konuşmayacaksın babında söylerler aslında bu yani bir
nevi bir olay gördün fakat olayı söylememen yani gizlemen sana söyleniyor, tembih ediliyor, söylersen tılsım bozulacak,
sihirli şamdan düşüp kırılacak, o yüzden senin sihirli şamdanı düşürmemek için hiç hareket
etmemen hiç konuşmamın sesini çıkarmaman lazım ve bu olay üstüne Zekeriya aleyhisselam 3 gün
halkın içinden sesi çıkmadan dolaşıyor konuşamıyor.  Bu olay yine Abdülkadir Geylâni de de, o nefsini aramaya
çıktığında, altı ay yemeden içmeden dağ taş dolaşmıs, ve halkın içine geri geldiğinde 3 gün kimseyle konuşamıyor o da aynı şekilde söz orucuna mecbur ediliyor, yani nefsin ne olduğunu görmüş fakat halka bunu söylemesi engelleniyor.
Mucize kerametler gösterilmiş fakat onun insanlara anlatılmasını tehlikeli gördüklerini anlatmaması
için diline sus verilmiş. Yani biraz düşün de konuş demek gibi bir şey, yani biraz düşün ilerisi
için ne olur, konuşursan neler olur, konuşmazsan ne olur, bak da öyle konuş demek gibi bir durum.

öyle olunca işte 90 yaşındaki Zekeriya aleyhisselamın Yahya isminde çocuğu olur, yani kısır kadından bir çocuk, peki
kısır kadın nasıl tedavi edildi, ve kısır kadının nasıl çocuğu oldu, suç kimdeydi Zekeriya mı kısırdı
yoksa karısı mı kısırdı? ve bu tedavi nasıl yapıldı. işte burada yine isa'yı müjdeleyen kutsal ruh
görevde, kutsal ruhtan olma bir çocuk, ismi de Yahya yani defalarca dirilen demek, defalarca hayata gelen ve
Zekeriya aleyhisselam işte hazreti yahya'yı büyüttüklerinde, sonunda hazreti meryem'in de hamile
kalması sonucu ve çocuğu doğurduktan sonra hazreti meryem'in de yine aynı şekilde o kutsal ruh
tarafından söz orucuna, yani bunu nasıl olduğunu söylememeye yemin ettirilmesi, ya da susturulması
ve Meryem annemizin yine, çocuğu doğurduktan sonra dağdan inip geldikten sonra Yahudi halkının
onu kınamaları ve kuran'da geçmekte olduğu gibi senin annen affedersiniz (:::) değildi senin
baban da kötü birisi değildi, sen bu çocuğu nereden aldın, diyerekten O'na affedersiniz kahpelik ile
iftira etmişler, ve Meryem annemize sus gelmiş,  orada işte susması emredilmiş
konuşma ki başın belaya girmesin emredilmiş, bunun üstüne Meryem annemiz beşikteki çocukla konuşun diye işaret ediyor o gün beşik yok zaten, kucağındaki çocuğu gösteriyor,  ben söz oruçluyum, ben konuşamam O'na sorun diye çocuğu gösteriyor isa efendimizi Allah dillendiriyor ve isa efendimiz konuşmaya başlıyor ben allah'ın peygamberinin işte çamurdan kuş
yaparım o'na üflerim uçar, alaca gözlünün gözlerini açarım, ölüleri diriltirim, diye anlatılan ayeti kerime nazil
oluyor ve isa efendimiz konuşuyor ileride peygamber olacağını ve mucizelerinin de şunlar şunlar
alacağını ve bu şekilde bir mucize keramet gösteriliyor ki Meryem annemizin ödülü, yani orucunu
bozmaması sebebiyle konuşmaması sebebiyle Allah o belayı kaldırıyor, üstündeki belayı kaldırıyor, fakat
Zekeriya ile Yahya aleyhisselam daki durum ise işte ondan sonra yine bu Museviler bu mucizeye kanmayıp, bu
iddialarına devam ediyorlar, Meryem annemizi affedersiniz kötü kadın atfetme olayına devam
ediyorlar, işte Meryem Meryem'imiz kutsal Meryem'imiz mescitte yalnızdı onun yanına bir Zekeriya
giriyordu olsa olsa bu çocuğun babası Zekeriya olur bu nasıl peygamberdir diye
onu da zina ile iftira edip, bunun üstüne Zekeriya aleyhisselamı arıyorlar Zekeriya kaçıyor,  aramaya koyuluyorlar, Zekeriya
aleyhisselam kaçarken işte bir söğüt'ün içine saklanıyor, ve orada o gün o da söz orucuna niyet
ettirilmiş, ve söğüdün için de Allahu teâlâ'dan emir geliyor 'GIK' bile demeyeceksin, dersen bütün
peygamberliğin, ömrün, hepsi, seyri sülüğün yanar diye emir geliyor, ve söğüdün içinde Zekeriya
aleyhisselamı kıtır kıtır doğruyorlar, gıkını çıkarmıyor, yani söz orucu öyle bir şey, kesseler bile gıkın
çıkmayacak, öyle bir oruç, o kadar zor bir oruç, iğne dürtseler gık demeyeceksin yani ses çıkarmayacaksın, hani
hastanelerde resim vardı ya, parmakları dudağında sus yapan hemşire resmi, aynı o gibi şii sus
sesini çıkarma, o yüzden işte sus orucu bu oruç bazen ödül ile ödüllendirilir tutabilene, işte Zekeriya
ile karısı kısır oldukları için, 90 yaşındaki bir kadın eğer çocuk yapmak dilerse, bu neyi gösteriyor
onların yıldızı işte dıştan dönen geçişken elektron halley yıldızı bir turunu 83 senede ya da 90 senede
atan bir comet deniyor, yani taş şeklinde tarif ediyorlar, hâlbuki taş değil, geçişken elektron işte, onun
grubundan olan kimselerin uzun süre çocukları olmaz, ve işte bunların çocukları da işte ancak bir
mucizevi keramet yoluyla meydana gelirse de işte onlara emir edilen şey bunu nasıl olduğunu kimseye
açıklamamaları, 3 gün konuşmamaları emredilir,  sus orucunu başarabilirse işte bir Yahya onlara ödül
olur, yani 83 senede bir yeni halley doğar, yani Ramazan yıldızı demektir, bu Ramazan, yani Ramazan
ayı, galaksiyi dönüp gelmesi, bizim dünyamızın senesiyle 83 senede bir turunu dönüp gelir, yani yeni
bir tura 83 senede bir döner, bu takriben 83 senedir, işte bizim bildiğimiz kadarıyla Zekeriya ile karısı
90 yaşındalardı, 83 küsür ya da 90 senede, yani bu da bazı kimseler, o hani burçlar deniyor ya, on iki
burç var, herkes hangi ayda doğduysa o burçtan diye tarif ediliyor ya, işte bu 13. burçta
halley yıldızının burcudur ki, o takım yıldızına ait olan kimseler, kısır olurlar, fakat bunların tedavisi
mümkün, ve çocukları olabilir, fakat neydi her 90 senede bir tane Yahya dünyaya gelir, ya da Zekeriya
dünyaya gelir, yada Elana dünyaya gelir,  işte o burçtan olan kimseleri allah'ın mucize ve keramet ile bunları
tedavi ettiği, yani Ramazan yıldızı galaxy'nin geçişken yıldızı, yani homojen yapıyı sağlamak için
elektronlardan, hani deniyor ya su mesela 2 hidrojen bir oksijen, burada işte o aradaki geçişken
elektron, 2 atomun birbirine bağlantısını sağlayan, bir o yanına geçip, bu yana geçmesi sebebiyle,
bağlantıyı sağlayan, homojen yapıyı sağlayan elektron, işte bizim diğer galaksilere ya da diğer
hücrelerle bağlantımızı sağlayan o elektronumuzda, sistemimiz yani ana vahdeti vücuttaki yapısında geçişken
elektron, o homojen yapıyı sağlayan elektronumuz işte halley kuyruklu yıldızı, ve o gruba mensup
olan kimseler ve bunların işte dediğimiz gibi tedavisi de ancak kutsal ruh yahut da isa
kolundan birileri tarafından yapılır, ve onlara da olayın nasıl olduğunu kimseye söylemeleri emredilir,
ve bunu anlatan söyleyen orucu bozmuştur, ve onlara çocuk ikram edilmez sus orucu yani işte gizli sır

Bu nedenle dilini yerinde kullanması, gerektiği durumlarda dilini tutması öğütlenmiştir. Hz. Ali (RA)’ın,

“Sırrın senin esirindir, onu konuşursan sen onun esiri olursun!”  Hz. Ali (RA)

Bu konuda hadisler

(Dilini ve fercini [ırzını, namusunu] koruyan Müslümana Cenneti söz veriyorum.) [Buhari]

(Arefe günü eline, diline, gözüne ve kulağına sahip olanın günahları affolur.) [Hatib]

(İnsanlar dilinden ve elinden salim olmadıkça [kâmil] mümin olamazsın.) [Askerî]

(Hasetçinin hasedi eline ve diline çıkmadıkça zarar vermez.) [Ebu Nuaym]

(Eli ihsanlı, dili dürüst, kalbi temiz, boğazına ve fercine [namusuna] sahip olan ilimde rasih olur.) [Taberani]

(Allahü teâlâ bana şöyle vahyetti: Benim mescitlerime ancak, selim kalble, sadık dil ile, temiz el ile, temiz ferclerle girsinler.)[Hâkim]


Susma orucu, Peygamberimizin (ASV) şeriatinde bir ibadet olarak yer almamıştır. Fakat Kur’an ayetlerinde yer aldığı ve bize de öğüt verdiği dikkate alınırsa bu oruca bazen ihtiyaç olabileceği görülür

Susma orucu sebebi ise melek ya da kutsal ruh tedavisi

Bu bir karoglan Raşit Tunca makalesi dir

Avusturya şiremiz ilçesi 13 Haziran 2023


Doğa Rutkay Kimdir? Biyografisi

Doğa Rutkay Kamal (30 Ekim 1978, Ankara), Türk oyuncudur.[2] Tiyatro oyuncusu Rutkay Aziz'in kızıdır.

Kariyeri

2000 senesi Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü mezunu. 3 adet tiyatro oyunu, 3 filmi, 8 adet TV dizisi, 2 adet TV filmi, 6 adet TV programı var. "Card Finans" reklamında rol almıştır, TRT 1'de bir talk show yapmıştır. 2014'te Kanal D'de yayımlanan Buyur Burdan Bak programını sunmuştur. Günümüzde ise, Show TV'de yayımlanan Güldür Güldür Show adlı programda Yeter karakteri ile rol almaktadır.

Filmografisi
Televizyon

1994 Kurtuluş Latife'nin kız kardeşi Çocuk oyuncu
1998 Günaydın İstanbul Kardeş Sadenaz 2 Başrol oyuncusu
1998 Çiçeği Büyütmek
2001 Aşkım Aşkım Layla Uzun Başrol oyuncusu
2002 Pembe Patikler Zeliş Başrol oyuncusu
2002 Her Şey Aşk İçin
2002 Şeytan Sofrası Lale
2004 Halk Düşmanı Deniz Başrol oyuncusu
2005 Bendeniz Aysel Aybike
2006 Avrupa Yakası Esra Konuk oyuncu
2007 Şölen Şölen Başrol oyuncusu
2008 Aşkım Aşkım Layla Uzun Başrol oyuncusu
2009 Kandıramazsın Beni
2014 Analı Oğullu Kendisi Konuk oyuncu
2021 Kırmızı Oda Kendisi Konuk oyuncu

Sinema

1998 Cumhuriyet Latife'nin Kız Kardeşi Yardımcı oyuncu
2004 Şans Kapıyı Kırınca Hostes Konuk oyuncu
2006 Gen Dr. Deniz Başrol oyuncusu
2007 Bayrampaşa: Ben Fazla Kalmayacağım Gelin Konuk oyuncu
2007 Bir İhtimal Daha Var Pelin Yardımcı oyuncu
2009 Dersimiz Atatürk Latife Hanım Konuk oyuncu
2010 Pak Panter Gülizar Başrol oyuncusu
2012 Patlak Sokaklar: Gerzomat Mary Jane Yardımcı oyuncu
2012 Çakallarla Dans 2: Hastasıyız Dede Leyla Şekerci Yardımcı oyuncu
2012 Süpertürk Program Sunucusu Konuk oyuncu
2012 Kral Yolu: Olba Krallığı Deniz'in Annesi Başrol oyuncusu
2016 Dedemin Fişi Pervin Kaya Yardımcı oyuncu
2018 Bizim Köyün Şarkısı Konuk oyuncu
2023 Hava Muhalefeti Hatice Başrol oyuncusu

Programları

2000 50 Dakika
2002 Vaziyetler
2004 Passaparola
2004 Yaz Zamanı
2005 Ceyhun Yılmaz Show
2005 Dikkat Şahan Çıkabilir
2006 Işın Show
2008 Disko Kralı
2008 Doğayla Gece Yarısı
2008 Eğlence Pazarı
2013-günümüz Güldür Güldür Show
2015 Buyur Bi'De Burdan Bak
2018 TOLGSHOW (Konuk)
2017-2018 Doğa Rutkay'la Her Şey Bu Masada
2020 Çocuktan Al Haberi

Özel hayatı

Doğa Rutkay, 3 Eylül 2014 tarihinde Kerimcan Kamal ile evlendi. Bu evlilikten ikiz çocukları oldu.

Kaynak ve Dipnotlar

Wikipedia




Rutkay Aziz Kimdir? Biyografisi

Aziz Ünal Rutkay (16 Mayıs 1947, İstanbul), Türk oyuncu[3]dur.

Hayatı

1947 yılında İstanbul'da doğmuştur. Babası Fikri Rutkay'dır. Asıl adı Aziz Ünal Rutkay'dır. Avusturya Lisesinde soyadları adlardan önce okunduğu için ismi "Rutkay Aziz" olarak söylenegelmiştir. O zamanki adıyla Sankt Georg Avusturya Koleji ortaokulunu bitirdikten sonra Bakırköy Lisesine kaydoldu. Burada okurken Tarık Akan ile tanıştı. Daha sonra lisans öğrenimini Galatasaray Üniversitesi Gazetecilik Fakültesinde tamamladı.

Tiyatroya lisede öğrenim gördüğü yıllarda başladı. Muhsin Ertuğrul yönetimindeki LCC Tiyatro Okulunda tiyatro eğitimi aldı. İlk tiyatro deneyimini Peter Weiss'ın "Marat-Sade" oyunundaki "Jean-Paul Marat" rolüyle yaşadı. Tiyatro hayatına 1971 yılından itibaren Ankara Sanat Tiyatrosu'nda devam etti. 1973 yılında yine bu tiyatroda sanat yönetmenliği ve yönetmenlik yapmaya başladı. İlk sinema deneyimini 1987 yılında Yer Demir Gök Bakır filmiyle yaşadı.

Ziya Öztan'ın yönettiği hem sinemada hem de televizyonda dizi hâlinde yayımlanan "Kurtuluş" ve "Cumhuriyet" filminde Mustafa Kemal Atatürk rolünü oynadı. İyi derecede Almanca ve Fransızca bilmektedir. Şiir okuma ve yazma uğraşları arasındadır. Tiyatro faaliyetlerinin yanı sıra çeşitli televizyon yapımlarında roller aldı.

Altın Koza Film Festivali'nde 'Yaşam Boyu Onur Ödülü'ne layık görüldü.

Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfının başkanıdır.

Kızı Doğa Rutkay da oyuncudur.

Tiyatro oyunları

Yönettiği oyunlar

    1972: 403.Kilometre : (İsmet Küntay) - Ankara Sanat Tiyatrosu
    1972: El Kapısı (Bilgesu Erenus) - Ankara Sanat Tiyatrosu
    1974: Ana : (Maksim Gorki) - Ankara Sanat Tiyatrosu
    1975: Nereye Payidar : (Bilgesu Erenus) - Ankara Sanat Tiyatrosu
    1976: Komün Günleri : (Bertolt Brecht) - Ankara Sanat Tiyatrosu
    1977: Sakıncalı Piyade : (Uğur Mumcu) - Ankara Sanat Tiyatrosu
    1977: Zengin Mutfağı : (Vasıf Öngören) - Ankara Sanat Tiyatrosu
    1978: Tak-Tik : (Bertolt Brecht) - Ankara Sanat Tiyatrosu
    1979: Oyun Nasıl Oynanmalı : (Vasıf Öngören) - Ankara Sanat Tiyatrosu
    1980: Sınırda : (Muzaffer İzgü) - Ankara Sanat Tiyatrosu
    1980: İyi Bir Vatandaş Aranıyor : Ataol Behramoğlu - Ankara Sanat Tiyatrosu
    1981: Rumuz Goncagül : (Oktay Arayıcı) - Ankara Sanat Tiyatrosu
    1983: Galile'nin Yaşamı : (Bertolt Brecht) - Ankara Sanat Tiyatrosu
    1983: Güneyli Bayan : (Bilgesu Erenus) - Ankara Sanat Tiyatrosu
    1983: Yaz Misafirleri : (Maksim Gorki) - Ankara Sanat Tiyatrosu
    1984: Bir Ceza Avukatının Anıları : (Faruk Erem) - Ankara Sanat Tiyatrosu
    1985: Bir Halk Düşmanı : (Henrik İbsen) - Ankara Sanat Tiyatrosu
    1985: Rummuz Goncagül : Oktay Arayıcı - Ankara Sanat Tiyatrosu
    1986: Zengin Mutfağı : Vasıf Öngören - Ankara Sanat Tiyatrosu
    1987: Silahşörün Gölgesi : (Sean O'Casey) - Ankara Sanat Tiyatrosu
    1987: Sonuncular : (Maksim Gorki) - Ankara Sanat Tiyatrosu
    1988: Kayıplar : (Riel Dorfman) - Ankara Sanat Tiyatrosu
    1988: Sacco ile Vanzetti : (Howard Fast) - Ankara Sanat Tiyatrosu
    1989: Mefisto : (Klaus Mann) - Ankara Sanat Tiyatrosu
    1991: Yolcu : (Nâzım Hikmet) - Ankara Sanat Tiyatrosu
    1993: Sakıncalı Piyade : (Uğur Mumcu) - Ankara Sanat Tiyatrosu
    1993: Yer Demir Gök Bakır : (Yaşar Kemal) - Ankara Sanat Tiyatrosu
    1994: Ay,Carmela! : (Jose Sanches Sinisterra) - Ankara Sanat Tiyatrosu
    1994: Jan Dark Davası : (Bertolt Brecht) - Ankara Sanat Tiyatrosu
    1994: Pazar Keyfi : (G. Mitchelle) - Ankara Sanat Tiyatrosu
    1998: Akrep (oyun) : (Eşber Yağmurdereli) - Ankara Sanat Tiyatrosu
    2001: Memleketimden İnsan Manzaraları : Nâzım Hikmet - İstanbul Şehir Tiyatrosu
    2003: Benim Meskenim Dağlardır : Sabahattin Ali - Ankara Sanat Tiyatrosu
    2012: Adalet Sizsiniz : Ümit Denizer - Perdeci Oyuncular\Aysa Prodüksiyon Tiyatrosu

Rol aldığı oyunlar

    1970: Nafile Dünya (Oktay Arayıcı) - Ankara Sanat Tiyatrosu
    1970: Sait Hop Sait : (Aziz Nesin) - Ankara Sanat Tiyatrosu
    1971: Hitler Rejiminin Korku ve Sefaleti : (Bertolt Brecht) - Ankara Sanat Tiyatrosu
    1972: 403. Kilometre : (İsmet Küntay) - Ankara Sanat Tiyatrosu
    1972: El Kapısı : (Bilgesu Erenus) - Ankara Sanat Tiyatrosu
    1972: Evler Evler : (İsmet Küntay) - Ankara Sanat Tiyatrosu
    1974: Ana : (Maksim Gorki) - Ankara Sanat Tiyatrosu
    1974: Dimitrof : Hedda Zinner - Ankara Sanat Tiyatrosu
    1976: Komün Günleri : (Bertolt Brecht) - Ankara Sanat Tiyatrosu
    1977: Sakıncalı Piyade : (Uğur Mumcu) - Ankara Sanat Tiyatrosu
    1978: Tak-Tik : (Bertolt Brecht) - Ankara Sanat Tiyatrosu
    1979: Ferhat ile Şirin : (Nazım Hikmmet) - Ankara Sanat Tiyatrosu
    1979: Oyun Nasıl Oynanmalı : (Vasıf Öngören) - Ankara Sanat Tiyatrosu
    1980: Hikâye i Mahmut Bedrettin : (Mehmet Akan) - Ankara Sanat Tiyatrosu
    1981: Rumuz Goncagül : (Oktay Arayıcı) - Ankara Sanat Tiyatrosu
    1983: Galile'nin Yaşamı : (Bertolt Brecht) - Ankara Sanat Tiyatrosu
    1983: Güneyli Bayan : (Bilgesu Erenus) - Ankara Sanat Tiyatrosu
    1985: Bir Halk Düşmanı : (Henrik İbsen) - Ankara Sanat Tiyatrosu
    1985: Rummuz Goncagül : Oktay Arayıcı - Ankara Sanat Tiyatrosu
    1987: Silahşörün Gölgesi : (Sean O'Casey) - Ankara Sanat Tiyatrosu
    1990: Ayak Takımı Aarasında : Maksim Gorki - Ankara Sanat Tiyatrosu
    2012: Adalet Sizsiniz : Ümit Denizer - Perdeci Oyuncular\Aysa Prodüksiyon Tiyatrosu

Filmografisi

Yer Demir Gök Bakır Taşbaş Zülfü Livaneli 1987
Sis Ali Fırat Zülfü Livaneli 1988
Ada Eser'in Eşi Süreyya Duru 1988
Ölü Bir Deniz Ragıp Atıf Yılmaz 1989
Gizli Yüz Saatçi Ömer Kavur 1990
Piano Piano Bacaksız Kerim Tunç Başaran 1992
Kurtuluş Mustafa Kemal Atatürk Ziya Öztan 1994
Cumhuriyet Mustafa Kemal Atatürk Ziya Öztan 1998
Duruşma Avukat Rafet Yalçın Yelence 1999
Gülüm Salim Zeki Ökten 2002
Halk Düşmanı Serdar Erkavim Yıldırım 2004
Hicran Sokağı Hakkı Bey Safa Önal 2007
Vesaire Vesaire Arda Tunç Başaran 2008
Takiye: Allah'ın Yolunda Hüseyin Ben Verbong 2010
Yol Ayrımı Altan Yavuz Turgul 2017

TV yapımları

Cahide Ziya Öztan 1989
Geçmiş Bahar Mimozaları Okan Uysaler 1989
İçimizden Biri: Yunus Emre Yunus Emre Arslan Kaçar 1989
Yazlıkçılar Ferit Yalçın Yelence 1997
Tutku Faruk Turgut 1996
Gözlerinde Son Gece Faruk Turgut 1996
Kara Melek Mahinur Ergun 2002
Bizimkiler Cenap Yalçın Yelence, Erkavim Yıldırım 1997-2002
Savunma Yücel Uçanoğlu 2000
Her Şey Aşk İçin Cankat Ergin 2002
Yaz Gülü Fuat Temel Gürsu 2002
Hayat Bilgisi Tekin Tarkan Karlıdağ 2003
İstanbul Şahidimdir Cemal Türkan Derya 2004
Aşkın Mucizeleri Sunucu 2004
Avrupa Yakası Bülent Onaran Jale Atabey Özberk, Hakan Algül 2006-2009
Halk Düşmanı Serdar Erkavim Yıldırım 2004
Şölen Cumhur Cemal Kavsar 2007
Gurbet Kuşları 2008
Sırat Galip Sancaktar Hatice Memiş 2011
Yalan Dünya Timur Alsancak Jale Atabey 2013-2014

Ödülleri

    1972: En İyi Erkek Oyuncu ödülü - Evler Evler (oyun)
    1990: 23. Sinema Yazarları Derneği Ödülleri - En İyi Erkek Oyuncu - Sis
    2011: 48. Altın Portakal Film Festivali - Sanatta Sosyal Sorumluluk Ödülü
    2020: 27. Adana Altın Koza Film Festivali - Yaşam Boyu Onur Ödülü

Kaynak ve Dipnotlar

Wikipedia



Filiz Akın Kimdir? Biyografisi

Filiz Akın (d. 2 Ocak 1943, Ankara), Türk sinema oyuncusu, yazar ve sunucudur. Türkan Şoray, Hülya Koçyiğit ve Fatma Girik ile birlikte Yeşilçam'ın dört yapraklı yoncasından birisi olarak kabul edildi.

Türk sinemasının asil, modern, kentli ve zarif yüzü olarak sinema tutkunlarının hayranlığını kazanan Filiz Akın, beyaz perdenin Avrupai yüzü, kolejli kızı, sarışın yıldızı olarak da tanınmaktadır.[1][2][3][4] Sinema oyuncuları Türkân Şoray, Hülya Koçyiğit ve Fatma Girik ile birlikte, Türk sinemasının bir dönemine damgasını vurmuş dört önemli kadın oyuncudan biri kabul edilir.[5]

Filiz Akın orta öğrenimini tamamladıktan sonra bir seyahat şirketinin Ankara acenteliğinde çalışmaya başladı. Gönderdiği fotoğrafıyla Artist mecmuasının 1962 yılındaki yarışmasını kazandı. Memduh Ün'ün ısrarıyla Akasyalar Açarken filmi için kamera karşısına geçmeyi kabul etti.[6] Böylece 13 yıl sürecek aktif oyunculuk kariyeri başladı. 1964 yılında Kadın Berberi filminin setinde tanıştığı yapımcı-yönetmen Türker İnanoğlu ile evlendi.[6] 1965'te oğlu İlker İnanoğlu doğdu. 1974 yılında Türker İnanoğlu'ndan boşanan Akın, Babaların Babası filmiyle 1975 yılında sinemaya veda etti.[7]

Ekonomik gerekçelerle[8] Kasım 1975 - Mayıs 1981 döneminde sahnede şarkıcılık yaptı.[7] 1982 yılında Bubi Rubinstein ile evlenip Paris'e yerleşti. 14 yıl aradan sonra 1989 yılında Geçmiş Bahar Mimozaları dizisi için tekrar kamera karşısına geçti. 1992'de Güzelliklere Merhaba ile ilk kitabını yayınladı. 1993'te Rubinstein'dan boşanan Akın, 1994'te dönemin MİT müsteşarı Sönmez Köksal ile evlendi. 1998-2002 yıllarında Paris sefaretinde bulundu. 2002'de yakalandığını öğrendiği nazofarenks kanserini ABD'de gördüğü tedavinin yanı sıra sevenlerinin iyi dilekleri ve dualarıyla yendi.[9] Bu süreci ve sonucu 2005 yılında Hayata Merhaba ismiyle kitaplaştırdı. Gördüğü ağır kemoterapi ses tellerine zarar vererek sesinin değişmesine, ameliyata hazırlık işlemleri ise bir kulağında işitme kaybına yol açtı.[6] İzleyen yıllarda kansere karşı farkındalık oluşturmak amacıyla çeşitli kampanyalara destek verdi, panellere katıldı. 2006'da Filiz Akın ile Güzellik, Zayıflama ve Genç Kalma Üzerine isimli 3. kitabını yayınladı. 2011 yılında Gün Akşam Oldu dizisi için son kez, o da bir bölümlüğüne, kamera karşısına geçti. Kırkından sonra girdiği mutfak zaman içinde bir tutkuya dönüşünce 2013 yılında bu kez Lezzete Merhaba dedi.[10]

2004-2007 yılları arasında Sabah Gazetesi'nde köşe yazarlığı yaptı. 2008'de Kanal 1 televizyon kanalında Filiz Akın'la Sohbetler, 2009 yılında Habertürk kanalında Filiz Akın'la Hafta Sonu Sohbetleri programını sundu.

Oyunculuk kariyerinin ilk yıllarında şımarık zengin kız rollerini oynayan Akın sonraki filmlerinde daha çok masum, kırılgan ve fedakar kadınları canlandırmış, siyah saçlıların saltanatını yıkıp[7] Türk sinemasında sarışın esas kadın sayfası açmıştır. Karakter derinliği taşıyan rolleriyle Gurbet Kuşları, Kader, Umutsuzlar, Ankara Ekspresi, Utanç ve Memleketim, Akın'ın en beğenilen filmleri arasındadır.

Akın, Ankara Ekspresi filmiyle 1971 Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü göğüslemiş, özellikle 2000 yılından sonra pek çok onur ödülü almıştır.

Filiz Akın sinemada aktif olduğu yıllarda Türk Sinemasının en iyi giyinen oyuncusu unvanına sahip olmuştur.[7]
Hayatı ve kariyeri

Ailesi ve ilk yılları

Filiz Akın, 2 Ocak 1943’te Ankara'da doğdu.[11][12] Annesi Ankaralı kadın terzisi Habibe Leman Şaşırmaz, babası Afyonlu hakim Bekir Sami Akın’dır.[11][13] Annesi baba tarafından Arnavut, babası ise anne tarafından Çerkestir.[13][14] Annesinin ikinci evliliğinden kız kardeşi Günseli doğdu.[11][15] Anneannesi Halime Hanım'ın öz babası Atatürk’ün şifrecisi, üvey babası da Atatürk’ün kalem müdürü olup Atatürk kıyafet seçiminde zevkine güvendiği için zaman zaman Halime Hanım'ın fikrini alırdı.[15] Filiz Akın 3 yaşına kadar babası hakim Sami Bey'in görev yaptığı Beypazarı’nda yaşadı.[16] 5,5 yaşında ilkokula başladı.[11] İlköğrenimini Ankara, Kızılay'da bulunan Sarar İlkokulu'nda tamamladı.[17] 7 yaşındayken annesi ile babası ayrıldı.[14]

Kolej yılları ve sonrası

Filiz Akın ortaokul ve liseyi Ankara Koleji'nde yatılı ve burslu okudu.[13][18] Okulda yaptığı resimler ve kompozisyon çalışmaları ile çeşitli ödüller aldı.[19] Tüm sınıfları başarı ile geçti, öğretmenleri tarafından ideal öğrenci olarak gösterildi.[20] Okulda en bilinen özelliği çok iyi taklit yapmasıydı.[21] 1960 yılının Haziran ayında kolejden mezun oldu.[20] Koleji bitirdikten sonra American Export Lines isimli New York merkezli seyahat şirketinin Ankara acenteliğinde çalışmaya başladı.[22][23] 2 yıl çalıştığı bu şirketin deniz kısmının şefi oldu.[20] İyi derecede İngilizce ve Fransızca öğrendi, ayrıca İtalyanca öğrenmeye çalıştı.[20] Diğer yandan Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde devam mecburiyeti olmayan Arkeoloji Bölümü'nde bir dönem okudu.[11][19]

Yeşilçam'a adım

Filiz Akın, lise arkadaşı Oya San’ın annesinin ısrarı ile Artist mecmuasının düzenlediği yarışmaya fotoğrafını gönderdi ve 1962 yılında birinci oldu.[11] Ancak ödülün kendisine Akasyalar Açarken filminde oynarsa verileceği söylenince vazgeçti.[19] Dergi yöneticileri ve filmciler kendisini ikna etmek için İstanbul'dan Ankara'ya geldiler ancak ikna olmadı.[19] Fakat Memduh Ün de Ankara'ya kadar gelip ısrar edince teklifi kabul etti.[19] İşi ve üniversiteyi bırakıp annesiyle birlikte İstanbul’a gitti.[19] Kendisine yardımcı olan derginin yöneticilerine ve Memduh Ün’e güven duyması sinemaya başlamasına yardımcı oldu.[19] Anlaşmayı imzaladı ve 1962 yılında ilk filmi olan Akasyalar Açarken'i Göksel Arsoy’la birlikte çektikten sonra prodüktörler kendisine bütün yılını dolduran bir program hazırladılar.[13]

1962-1975 Sinema yılları

Filiz Akın,[24] 3 yıl süren aktif sinema kariyerinde başta Cüneyt Arkın, Ediz Hun ve Kartal Tibet olmak üzere, Ayhan Işık, Sadri Alışık, Yılmaz Güney, Tarık Akan ve Kadir İnanır da dahil, döneminin neredeyse bütün erkek yıldız oyuncularıyla başrolü paylaşma fırsatı buldu. Ancak Türk sinemasının en önemli yönetmenlerinin en önemsiz filmlerinde rol aldı.[7] Çok sıradan filmlerde de oynadı; Battı Balık, Uçurumdaki Kadın, Asfalt Rıza gibi, keşke hiç yer almasaydım, dediği filmlerde de.[25]

1. Antalya Film Festivali'nde en iyi film ve en iyi yönetmen ödüllerini alan 1964 yapımı Gurbet Kuşları, Akın'ın Türk sinema tarihine geçen ilk filmi oldu.[7] Cüneyt Arkın'ın da ilk filmi olan Gurbet Kuşları, Türk sinemasında ilk göç filmi olmasının yanı sıra bir kadın göğsünün bir Türk filminde ilk kez göründüğü film olma özelliğini taşımaktadır.[26]

Oyunculuğunun, güzelliğini ve yıldızlığını geride bıraktığı ilk filmi 1968 yapımı Kader kabul edilmektedir. Bu filmdeki Elif rolüyle 1968'de Gazeteciler Yüksekokulu öğrencileri tarafından yılın kadın sanatçısı ödülüne layık görüldü. Başrolünü Cüney Arkın'la paylaştığı Kader, Akın'ın da en beğendiği filmlerindendir.[25]

Umutsuzlar, Ankara Ekspresi, Utanç, Dağlar Kızı Reyhan ve Yankesici Kız Hacer serisi kendisinin en çok etkilendiği filmleri arasındadır.[19]

1971 yılında Ankara Ekspresi filmindeki Hilda rolüyle 8. Altın Portakal Film Festivali en iyi kadın oyuncu ödülünü aldı.[27] Akın, aynı ödülü Umutsuzlar filmindeki Çiğdem ve Utanç filmindeki Bahar rolleriyle de almayı dilemiş ancak bu dileği gerçekleşmemiştir.[28]

24 Mart 1972 tarihli Pazar Mecmuası'na verdiği bir röportajda aynı yıl Yılmaz Güney ile İzin adlı bir film çekeceklerine değinmiştir ancak film çekilmemiştir.[7]

Mayıs 1962 ile Eylül 1972 arasında 105 film çevirdi.[29] Kariyerinde toplam 116 film[19] çeviren Filiz Akın 1975 yılında sinemayı bıraktı.[29]

1965 yılında ilk eşi Türker İnanoğlu ile olan evliliğinden oğlu İlker doğdu.[30] Bu dönemde aile Topağacı semtindeki evlerinde yaşadı.[31] 1964 yapımı Kadın Berberi filminin setinde tanışıp aynı yıl evlendiği Türker İnanoğlu ile evliliği 10 yıl sürdü, çift 1974'te Almanyalı Yarim filminden sonra boşandı.[32][33]

1975-1982

Sinema filmlerinden sonra İstanbul Bankası'nın reklam filmlerinde oynayan Filiz Akın 1977 yılında TRT'de Podyum Show isimli eğlence ve müzik programının sunuculuğunu yaptı.[29] 1979 yılında Haldun Dormen'in yazdığı Bir Ayrılık adlı tiyatro oyununda rol aldı.[29][34][35]

1979 yılında İzmir Fuarı'nda assolist olarak sahne aldı.[35][36]

Eylül 1979'da[37] İzmir Efes Oteli'ne girerken bir saldırgan tarafından bacağından bıçaklandı. Kısa sürede yakalanan saldırgan, savcılığa verdiği ilk ifadede Filiz Akın'a âşık olduğunu ancak onun kendisine karşılık vermediğini, bu sebeple bıçakladığını söyledi. Daha sonra ifadesini değiştirdi ve mafya babası Mehmet Nabi İnciler'in kendisini azmettirdiğini söyledi. Filiz Akın ise saldırıyı hafif bir yarayla atlattı ve aynı gece yaralı bir hâlde sahneye çıktı.[38]

Perdeden sahneye geçiş

1970'li yılların ikinci yarısından itibaren halkın yeni oyuncağı haline gelen televizyonun, aileleri evde tutmaya başlamasıyla Türk sineması sokaktaki bekar erkeği çekecek seks filmlerine ve şarkıcı, türkücü melodramlarına yönelince Filiz Akın da perdeyle yol ayrımına geldi.[39] O günlerde sponsorları olan Türkan Şoray'ın aksine, Filiz Akın sinemayı sürdürebileceği benzer bir destekten yoksundu.[40] Aşk ilişkisine benzettiği sinemayla ilişkisinde sinema kendisini terk etmeden kendisi sinemayı terk ederek, diğer birçok Yeşilçam oyuncusunun yaptığı gibi, kendisine belirli bir yaşam standardını sağlayacak paraların sunulduğu sahneye geçiş yaptı.[41] Pek çok filminde sahneye çıkıp şarkı söylerken görülen Filiz Akın'ın sahne serüveni bu kez rol gereği değil, gerçekti. Kasım 1975'te başlayıp Mayıs 1981'de son bulan bu şarkıcılık evresinde başta İstanbul, Ankara ve İzmir'dekiler olmak üzere gazinolarda ve fuarlarda assolistlik yaptı, Zeki Müren, Bülent Ersoy ve Ferdi Tayfur gibi dönemin ünlü ses sanatçılarıyla çeşitli programlar ve organizasyonlar çerçevesinde sahneyi paylaştı.[7] Akın'ın pek anmak istemediği bir dönemdir bu aynı zamanda.[42]

1982-2002

Filiz Akın, 1982 yılında Bubi Rubinstein ile evlendi. Evliliği boyunca 11 yıl Paris’in Neuilly ve Bougival semtlerinde yaşadı.[11] 11 yıl evli kalan çift 1993 yılında ayrıldı.[43]

1989'da televizyon dizisi Geçmiş Bahar Mimozaları için tekrar kamera karşısına geçti. Rutkay Aziz, Müşfik Kenter ve Nurseli İdiz gibi oyuncularla başrolü paylaştığı bu dizideki Hümeyra rolüyle bambaşka bir Filiz Akın olarak seyircileriyle buluştu. Akın, Hümeyra'yı şu sözlerle anlatmıştır:[44]

    Paris’e yerleştikten tam dokuz yıl sonra, Geçmiş Bahar Mimozaları'ndaki Hümeyra rolü teklif edildi. Aslında katı ilkeleri olan bir kadındı. Benden farklıydı. Ancak hatalarını anlayıp aileyi yeniden bir araya getirme uğraşı ile farklı bir kimlik sergiliyordu ve dizinin başkadın rolüydü.

Akın, Umutsuzlar ve Utanç filmlerinin yanı sıra Geçmiş Bahar Mimozaları dizisiyle de bir ödül sahibi olmayı istemiştir.[44]

1991 yılında babası Sami Akın'ı kaybetti.[45]

Mayıs1994'te dönemin Millî İstihbarat Teşkilatı müsteşarı Sönmez Köksal ile Ankara'da evlendi.[46][47] Evlenince Ankara'ya taşındılar.[14] Çiftin nikâh şahitliklerini dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ile TBMM Başkanı Hüsamettin Cindoruk yaptı.[46]

Akın, 4 yıl Paris sefaretinde olmak üzere bu dönemde toplam 15 yıl Fransa'da yaşadı.[11]
Paris sefireliği

Eşi Sönmez Köksal'ın Şubat1998'te Paris Büyükelçisi olarak görevlendirilmesiyle[47] Filiz Akın resmen Paris Sefiresi oldu [48] ve 4 yıl Paris sefaretinde bulundu.[11] Paris'te Türkiye'yi tanıtmak amacıyla düzenlenen La Fayette'deki Türk-Osmanlı ürünleri standı, Bagatelle bahçelerindeki Lale Parkı ve Türk ressamları sergisi, Versay'daki büyük sergi gibi etkinliklerde gösterdiği özen ve çabaları ile bir kültür elçisi olan Filiz Akın[49][50] ayrıca kültürüyle, zarafetiyle Fransızları etkiledi.[51]

2002-günümüz

2002 yılında bir çeşit burun ve ağız arkası kanseri olan nazofarenks'e yakalandığını öğrendi.[52][53][54] Teksas Üniversitesi'ne bağlı MD Anderson Kanser Merkezi'nde tedavi oldu [55] ve kanseri yendi.[54]

2004-2007 yılları arasında Sabah Gazetesi'nde köşe yazıları yayınlandı.[56][57][58][59]

2005 yılında Türkiye Meme Vakfı yararına, kansere karşı destek amaçlı "sarı bilezik" kampanyasını başlattı, 1 milyon adet bilezik satıldı.[60][61] 2005 yılında toplumda kansere olan farkındalığın artırılması amacıyla düzenlenen ve Hacettepe Üniversitesi Umut Evi projesi yararına düzenlenen "mavi bilezik" kampanyasının tanıtımına destek verdi.[62][63]

Onursal Başkanlığını yaptığı merkezi Amerika’da olan Starkey İşitme Vakfı'nın Türkiye kolu EMÖV Vakfı ile "Türkiye'de İşitmeyen Kalmasın" projelerine 2007'den itibaren destek oldu.[64] [65]

2006 yılında Beypazarı'nda 3 yaşına kadar yaşadığı konağın bulunduğu sokağa belediye meclisi tarafından "Filiz Akın Sokak" ismi verildi.[66]

2008 yılında Kanal 1 televizyonunda "Filiz Akın'la Sohbetler" programını sundu.[67]

2009 yılında Habertürk TV'de "Filiz Akın'la Hafta Sonu Sohbetleri" programını sundu.[68]

2013 Kasım ayında üçüncü kitabı Lezzete Merhaba'nın imza günü için 32.Tüyap İstanbul Kitap Fuarı'nda sevenleriyle buluştu.[69]

Filiz Akın, TED Üniversitesi Mütevelli Heyet üyesidir.[70]

Kitapları

    Güzelliklere Merhaba, Altın Kitaplar Yayınevi, 1992[71]
    Hayata Merhaba, Epsilon Yayınevi, 2005[72]
    Filiz Akın ile Güzellik, Zayıflama ve Genç Kalma Üzerine, Epsilon Yayınevi, 2006[73]
    Lezzete Merhaba, Epsilon Yayınevi, 2013[74]

Hakkında yazılanlar

    Dört Yapraklı Yonca, Onların Sihri Neydi?, Bircan Usallı Silan, Epsilon, 2004 [75]
    Başrolde Filiz Akın, Pınar Çekirge, Altın Bilek Yayınları, 2014[7]
    Filiz Akın, Burçak Evren, DKİV Yayınları, 2010[76]
    Ayrıca Atıf Yılmaz'ın "Hayallerim, Aşkım ve Sinema" (1990), Türker İnanoğlu'nun "Bay Sinema" (2004), Agâh Özgüç'ün "Türk Sineması’nın Kadınları" (2008) isimli kitaplarında Filiz Akın portreleri yer aldı.[29]

Filmografisi



Filiz Akın, 22 filmle en çok Cüneyt Arkın'la film çekmiştir. Bunu, 21 filmle Ediz Hun ve 15 filmle Kartal Tibet izlemiştir. Ayhan Işık'la 6 film, İzzet Günay'la 5 film, Kadir İnanır'la 4 film ve Tarık Akan'la 3 film çevirmiştir.

Başrolü Cüneyt Arkın'la paylaştığı Yıkılan Yuva (1967) olumsuz bir karakteri canlandırdığı tek filmidir.

İlk renkli filmi 1968 yapımı Aşka Tövbe'dir.

1963 yapımı İki Gemi Yanyana, Akın'ın seslendirdiği tek filmidir. Filiz Akın'ı diğer tüm filmlerinde Adalet Cimboz, Jeyan Mahfi Tözüm, Tijen Par, Nevin Akkaya ve Sema Aybars seslendirmiştir.

1966 yapımı Günahkar Kadın, Akın'ın Türkan Şoray'la birlikte çektiği tek filmidir.

Akın'ın başrolü Tarık Akan'la paylaştığı 1971 yapımı Tatlı Dillim filmi, aynı zamanda Kemal Sunal'ın ilk filmidir.

Sefiller (1966), Sözde Kızlar (1967), Aşkım Günahımdır (1968), Aşka Tövbe (1968), Ömrümün Tek Gecesi (1968), Sabah Yıldızı (1968), Karlı Dağdaki Ateş (1969), Yaralı Kalp (1969), Ankara Ekspresi (1970) ve Zambaklar Açarken (1973) edebiyat yapıtlarından uyarlama filmleridir.

1973 yapımı Karateci Kız filminde Akın'ın Bülent Kayabaş'ı öldürdüğü sahne, 2012 yılında video paylaşım sitelerinde dublajlı olarak paylaşılınca kısa sürede viral oldu; sahne tüm zamanların en kötü ölüm sahnesi ilan edildi, sayısız parodisi yapıldı ve The Ellen DeGeneres Show gibi talk show'larda gösterildi.

Akın, 13'ü aşkın filmindeki rolünde Selma ismini taşımıştır, en az 14 filminde ise Filiz adını kullanmıştır. Çıtkırıldım (1966) filmindeki rolünde hem adı Filiz hem de soyadı Akın'dır.

Birlikte çalıştığı yönetmenlerden bazıları şunlardır: Memduh Ün, Atıf Yılmaz, Ertem Eğilmez, Orhan Elmas, Halit Refiğ, Metin Erksan, Süreyya Duru, Yılmaz Güney, Muzaffer Arslan, Safa Önal, Mehmet Dinler.

Film listesi

    1962: Akasyalar Açarken
    1962: Şehvet Uçurumları
    1962: Battı Balık
    1962: Sahte Nikâh
    1962: Aşk Merdiveni
    1963: Bekarlık Sultanlıktır
    1963: Beyoğlu Piliçleri
    1963: Kızlar Büyüdü
    1963: Ölüm Bizi Ayıramaz
    1963: Beyaz Güvercin
    1963: Ölüme Çeyrek Var
    1963: Bana Annemi Anlat
    1963: İki Gemi Yanyana
    1963: Zoraki Milyoner
    1963: Arka Sokaklar
    1963: Genç Kızların Sevgilisi
    1964: Yankesici Kız
    1964: Gurbet Kuşları
    1964: Şoför Nebahat ve Kızı
    1964: Kadın Berberi
    1964: Meyhaneci
    1964: Uçurumdaki Kadın
    1964: Kardeş Kanı
    1964: On Güzel Bacak
    1964: İstanbul Sokaklarında
    1964: Cübbeli Gelin
    1964: Filinta Kadri
    1964: Prangasız Mahkumlar
    1964: Paylaşılmayan Sevgili
    1964: Korkunç Şüphe
    1964: Asfalt Rıza
    1964: Tığ Gibi Delikanlı
    1965: Yankesicinin Aşkı (Yankesici Kızın Aşkı)
    1965: Tamirci Parçası
    1965: Babasına Bak Oğlunu Al
    1965: Fakir Gencin Romanı
    1965: Ölüme Kadar
    1965: Mirasyedi
    1965: Oğlum Oğlum
    1965: Sevinç Gözyaşları
    1965: Şakayla Karışık
    1966: Çıtkırıldım
    1966: Affedilmeyen
    1966: Kolejli Kızın Aşkı
    1966: Vur Emri
    1966: Kaderin Cilvesi
    1966: Efkarlıyım Abiler
    1966: Bar Kızı
    1966: Erkek Severse
    1966: Affet Sevgilim
    1966: Acı Tesadüf
    1966: Günahkar Kadın
    1967: Silahlı Paşazade
    1967: Ayrılık Saati
    1967: Sözde Kızlar
    1967: Bekar Odası
    1967: Affet Beni
    1967: Paşa Kızı
    1967: Hindistan Cevizi
    1967: Cici Gelin
    1967: Yıkılan Yuva
    1967: Serseriler Kralı
    1967: Sefiller
    1968: Arkadaşımın Aşkısın
    1968: Kader
    1968: Hırsız Kız
    1968: Sabah Yıldızı
    1968: Baharda Solan Çiçek
    1968: Efkarlı Sosyetede
    1968: Aşka Tövbe
    1968: Yuvana Dön Baba
    1968: Gül ve Şeker
    1968: Ömrümün Tek Gecesi
    1968: Benim de Kalbim Var
    1968: İstanbul Tatili
    1968: Aşkım Günahımdır
    1968: Bazi-e eshgh
    1969: Son Mektup
    1969: Cilveli Kız
    1969: Karlı Dağdaki Ateş
    1969: Lekeli Melek
    1969: Yaralı Kalp
    1969: Hüzünlü Aşk
    1969: Dağlar Kızı Reyhan
    1969: Yumurcak
    1970: Yuvasız Kuşlar
    1970: Yumurcak Köprüaltı Çocuğu
    1970: Fadime
    1970: Ankara Ekspresi
    1970: Yarım Kalan Saadet
    1970: Saadet Şehri
    1970: İşportacı Kız
    1970: Aşktan da Üstün
    1970: Güzel Şoför
    1970: Beyaz Güller
    1971: Küçük Sevgilim
    1971: Umutsuzlar
    1971: Emine
    1971: Ömrümce Unutamadım
    1971: Oyun Bitti
    1971: Fadime Cambazhane Gülü
    1971: Seni Sevmek Kaderim
    1971: Yumurcağın Tatlı Rüyaları
    1971: İki Esir
    1971: Mah-pishooni
    1972: Utanç
    1972: Ayrılık
    1972: Yumurcak Küçük Şahit
    1972: Tatlı Dillim
    1973: Karateci Kız
    1973: Soyguncular
    1973: Acı Hayat
    1973: Zambaklar Açarken
    1973: Ağlıyorum
    1974: Yumurcak / Veda
    1974: Almanyalı Yarim
    1974: Memleketim
    1975: Tatlı Cadının Maceraları
    1975: Yumurcak Belalı Tatil
    1975: Babaların Babası
    1989: Geçmiş Bahar Mimozaları[77]
    2011: Gün Akşam Oldu

Ödüller

    1971: 8. Altın Portakal Film Festivali - En İyi Kadın Oyuncu - Ankara Ekspresi
    1972: Gazeteciler Yüksek Okulu - Sinemada Yılın Kadın Sanatçısı Ödülü[29]
    1974: Gazeteciler Cemiyeti - Yılın Kadın Sanatçısı Ödülü [29]
    1992: Altın Kitaplar Onur Ödülü[7]
    2000: 37. Altın Portakal Film Festivali - Yaşam Boyu Onur Ödülü [78]
    2001: Altın Portakal Kültür ve Sanat Vakfı - Yaşam Boyu Onur Ödülü [79]
    2003: İstanbul Uluslararası Film Festivali - Yaşamboyu Onur Ödülü[7]
    2004: Çağdaş Sinema Oyuncuları Derneği - "2004 yılı oyunculuk ödülleri [80]
    2005: 74.İzmir Enternasyonal Fuarı - "Sinema Burada Festivali" Onur Ödülü,[81]
    2005: Magazin Gazetecileri Derneği - 12. Altın Objektif Ödülleri - Yaşam Meslek Onur Ödülü [82]
    2005: 12. Altın Objektif Ödülleri Yaşam Meslek Onur Ödülü[7]
    2006: Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi - "Fahri Doktor" unvanı [29]
    2008: 45. Antalya Altın Portakal Film Festivali - "Festival Nişanı" [83]
    2009: 16. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali - Yaşam Boyu Onur Ödülü [84]
    2010: Yeşilçam Ödülleri - Kültür ve Sanat Hizmet Ödülü [85]
    2010: 21. Ankara Uluslararası Film Festivali - Aziz Nesin Emek Ödülü [86]
    2010: Beykent Üniversitesi - Türk Sineması Sevgi Günü Onur Ödülü [87]
    2011: 6. Uluslararası Dadaş Film Festivali - Onur Ödülü [88]
    2011: Sadri Alışık Tiyatro ve Sinema - Sinema Onur Ödülü
    2012: Magazin Gazetecileri Derneği - 18. Altın Objektif Ödülleri - Meslek Onur Ödülü [89]
    2012: Datça Altın Badem Sinema ve Kültür Festivali - Onur Ödülü [90][91]
    2013: 4.Malatya Uluslararası Film Festivali - Onur Ödülü [92]
    2014: Türk Tayland Dostluk Ödülü [93]
    2014: Magazin Gazetecileri Derneği - 20.Altın Objektif Ödülleri - Yaşam Boyu Meslek Onur Ödülü [94]
    2015: Kırmızı Lale Film Festivali - Yaşam Boyu Başarı Ödülü [95]
    2015: 15. Frankfurt Türk Film Festivali Onur Ödülü [96]
    2015: 1. Çanakkale Kısa Film Festivali Onur Ödülü [97]


Kaynak ve Dipnotlar

Wikipedia




Belgin Doruk Kimdir? Biyografisi

Belgin Doruk (28 Haziran 1936, Ankara - 26 Mart 1995, İstanbul) Türk oyuncu ve model. 1950'ler ve 1960'ların önde gelen Türk sinema yıldızlarından biriydi.

1952 yılında ortaokul son sınıftayken annesinin desteğiyle katıldığı bir yarışmada birinci oldu. Çakırcalı Mehmet Efe'nin Definesi adlı film ile sinema kariyerine başladı. Daha sonra Ölüm Korkusu, Çölde Bir İstanbul Kızı ve en önemlisi Küçük Hanımefendi filminin serisiyle 1950'ler ve 1960'ların en popüler film yıldızlarından birisi oldu. 1953'te yapılan güzellik yarışmasında Türkiye İkinci Güzeli seçildi. 1954 yılında Enver Paşa'nın yeğeni olan yönetmen Faruk Kenç ile evlendi. Evlendikten bir yıl sonra kızı Gül dünyaya geldi. 1958 yılında, evlendikten dört yıl sonra boşandılar. Boşandıktan üç yıl sonra yine bir film yönetmeni ve senarist olan Özdemir Birsel ile evlendi. 1961 yılında Nejat Saydam'ın yönettiği Küçük Hanımefendi filminde Ayhan Işık ile birlikte başrol oynadı. Film o yıl gişe rekoları kırdı, daha sonra film seri haline getirildi ve Türk sinemasının akılda kalan filmleri arasında yerini aldı. 1964 yılında, Orhan Elmas'ın yönettiği Duvarların Ötesi adlı filmde rol aldı. Film yılın en ses getiren filmlerinden birisi oldu. Evlendikten altı yıl sonra, Aydın isimli ikinci çocuğunu dünyaya getirdi. Zeki Müren ile birlikte birçok filmde başrol oynadı. Türk sinemasının bir döneminde en çok film çeviren ve en çok sevilen oyuncularından biriydi. Kariyerindeki başarılara ve halkın gözündeki mutlu imajıyla dikkat çekmekteydi. Özellikle 1960'lı yılların sonuyla 1970'li yılların başından itibaren yaşadığı çeşitli sağlık sorunları ve kişisel problemleri kariyerine de yansımış ve Belgin Doruk'un çalışması da zor olmaya başlamıştır. Kariyerinin son zamanlarında daha az filmde rol aldı. 1970 yılında, Uluslararası Antalya Film Festivali'inde Ayşecik Yuvanın Bekçileri filmindeki performansından dolayı en iyi kadın oyuncu Ödülü ödülünü aldı.

1970 yılından sonra sadece Gecekondu Rüzgarı (1972) adlı filmde rol aldı. 1975 yılında sinemayı bıraktığını açıkladı. 1985 yılında, sinemayı bıraktıktan on yıl sonra bir televizyon reklamında oynadı. Belgin Doruk 1995 yılında kalp yetmezliğiden dolayı hayatını kaybetti.

Hayatı ve kariyeri

Çocukluk ve ilk evliliği (1936-1955)

Belgin Doruk, 28 Haziran 1936 tarihinde Ankara'da dünyaya geldi.[1] Sonraki yıllarda ailesi ile birlikte İstanbul'a geldiler ve Bakırköy'ün bir semti olan Yeşilköy'e yerleştiler. Çocukluktan beri artistlik hayalini kuruyordu. 1952 yılında ortaokul son sınıftayken Yıldız Dergisi ve İstanbul Film'in birlikte açtığı bir yarışmaya annesinin desteğiyle girdi. Yarışmada finale kalınca babası çok kızar. Annesinin desteğiyle yarışmaya katılır. Jüride yapımcı, yönetmen Faruk Kenç de vardır. Kızlar arasında birinci olur. Belgin, dergiye kapak olunca gittiği okulun yönetimi resti çeker ve "Ya okul ya sinema!" der. Belgin Doruk ise sinemayı seçer. Yarışmada erkeklerden Ayhan Işık ve Mahir Özerdem birinci olurken, kadınların birincisi ise Belgin Doruk olmuştur. Aynı yıl birinci olduktan sonra yönetmenliğini Faruk Kenç'in yaptığı Çakırcalı Mehmet Efe'nin Definesi adlı ilk sinema filminde oynamıştır. Aynı yıl bir sinema filminde daha rol almıştır. Oynadığı iki filmde 1953 yılında vizyona girmiştir. 1953 yılında yapılan güzellik yarışmasında "Türkiye İkinci Güzeli" seçildi. 1953 yılında Köroğlu / Türkan Sultan adlı filmde oynamıştır. Ardından aynı yıl Lütfi Ö. Akad'ın yönettiği Öldüren Şehir adlı filmde oynamıştır. Aynı zamanda film Ayhan Işık ile birlikte başrol oyanadığı filmdir. 1954 yılında, Çalsın Sazlar Oynasın Kızlar adlı filmde bir Jüri üyesini canlandırmıştır. 1954 yılında yönetmen olan Faruk Kenç tarafından evlilik teklifi almıştır. Faruk Kenç yaşça büyük olduğu için ailesi bu evliliğe karşı çıkar. Doruk, ailesinin dediklerine aldırmamıştır ve teklifi kabul ederek evlenmiştir. Evlendiğinde 18 yaşındaydı.

1955 yılında üç yeni sinema filminde rol almıştı. Bunlardan en çok hasılat elde edeni ve en çok dikkat çekeni başrolünü Zeki Müren ile birlikte oynadığı Son Beste filmi olmuştur. Film yılın en iyi Türk filmlerinden birisi olurken, Türk sinemasınında klasikleri arasındaki yerini aldı. 1955 yılında, 19 yaşındayken hamile olduğunu öğrenir. Daha sonra hamileliği başına problem olur. Kocası, Faruk Kenç "Hamilelik için erken" der ve çocuğu aldırmak ister. Bebeği doğurmak istediğini söyler ve aynı yıl kızı Gül'ü dünyaya getirdi. Ama sürekli film çevirdiğinden dolayı bebeğiyle ilgilenemediği için çok üzülür.

Yeşilçam'da büyük başarı (1956-1959)

Belgin Doruk, 1956 yılında hiçbir filmde rol almamıştır. 1957 yılında Mahşere Kadar ve Çileli Bülbül gibi filmlerde oynamıştır. Aynı yılın aylarında yönetmenliğini Orhon M. Arıburnu'nun yaptığı Lejyon Dönüşü adlı polisiye filminde rol aldı. Filmin başrolünü Fikret Hakan'la paylaşmıştır. Film, II. Dünya Savaşı yıllarında Afrika'da bir savaşta hafızasını yitirdikten sonra İstanbul'a dönüp, başkasıyla evlenen eski sevgilisine âşık olan bir doktorun aşk ve macera öyküsünü anlatmaktadır. Film, 1957 yılında oldukça başarılı bir gişe elde etmiştir. 1957 yılında son vizyona giren filmi, eşi Faruk Kenç'in yönettiği Çölde Bir İstanbul Kızı olmuştur. Bir macera ve dram filmi olan bu film seyirci tarafından çok beğenilmiştir. Belgin Doruk, artık tüm ülke tarafından tanınmaya başlamış ve Türk sineması için olmazsa olmaz bir oyuncu haline gelmiştir. Bu filmin çekimlerinden önce 75 kiloya kadar ulaşmıştır. Kilolarından rahatsız olur ve hızlı kilo vermek ister. Annesi o sıralarda bir zayıflama ilacı getirir ve ilacı kullanmaya başlar. İlacın etkisiyle zayıflar ve filmlerde oynamaya devam eder. İlk olarak Seyfi Havaeri'nin yönettiği Daha Çekecek miyim? adlı dram filminde oynar. Daha sonra başrolünü Ayhan Işık'la birlikte olduğu Osman F. Seden'in yönettiği Beraber Ölelim adlı filminde oynar. Film seyirci tarafından olumlu eleştiriler alır. Aydın Arakon'un yönettiği Hayat Cehennemi adlı film 1958 yılında vizyona giren son filmi oldu ve aynı yılı yönetmen eşi Faruk Kenç'ten boşandı. 1959 yılında vizyona giren ilk filmi, 1958 yılının sonunda oynadığı Kederli Yıllar olmuştur. 1959 yılında, tam altı sinema filminde rol almıştır. Bu altı filmden ilk vizyona gireni boşandığı eşinin yönettiği Annemi Arıyorum olmuştur. Filmde, babası ve kız kardeşi ile İzmir'de yaşayan Belgin ailesini terk ederek İstanbul'a başka bir adama kaçar ve annesinin onu bulup, geri getirmesini anlatır. Bu filmden sonra Mümtaz Yener'in yönettiği Binnaz adlı tarihi filmde oynadı. Filmin konusu 18. yüzyıl'da geçiyordu. Bu filmden sonra vizyona Osman F. Seden'in yönettiği Kırık Plak filminde oynadı. Bir aşk filmi olan bu filmde başrolü Zeki Müren'le paylaşıyordu. 1959 yılında vizyona giren diğer bir filmi ise Nevzat Pesen'in yönettiği Samanyolu filmi olmuştur. Filmin başrolünü dönemin genç ve yakışıklı oyuncusu Göksel Arsoy'la paylaşmıştır. 1959 yılının sonunda iki filmi daha vizyona girmiştir. Bunlardan ilki Arşavir Alyanak'ın yönettiği Ömrümün Tek Gecesi adlı film olmuştur. Film, yazar Esat Mahmut Karakurt'un romanından sinemaya uyarlanmıştır. 1950'li yılları ise Ölmeyen Aşk adlı filmle kapatır. Film, çok zengin ama hasta olan ve fakir bir gencin hüzünlü aşk hikâyesini anlatır.

Küçük Hanımefendi ve kilo problemi (1960-1967)

1960 yılında ilk olarak Atıf Yılmaz'ın yönettiği Ayşecik Şeytan Çekici adlı filmde rol almıştır. Filmin başrollerini Zeynep Değirmencioğlu ve Eşref Kolçak'la paylaşmıştır. Bir aile ve dram türünde olan bu filminde Ayşecik zengin annesi ile fakir işçi babasını tekrar birleştirmeye çalışır. Daha sonra Hulki Saner'in yönettiği Gece Kuşu adlı filmi vizyona girer. Peş peşe filmleri art arda vizyona girmeye devam eder. Orhan Elmas'ın yönettiği filmi Kanlı Firar adlı filmde oynadı. Bu filmden sonra Satın Alınan Adam adlı filmi vizyona girdi. Ardından Nejat Saydam'ın yönettiği Yeşil Köşkün Lambası adlı dram filminde Ekrem Bora ile birlikte başrol oynadı. Seyirciler filme olumlu tepkiler vermiştir. Son olarak İlk Aşk ve (:::) adlı filmlerde oynamıştır. 1960'lı yılların başında altın çağını yaşamaktadır. 1960 yılında birçok film çevirdikten sonra, 1961 yılında tam on filmde rol aldı. Bunlardan ilki Nejat Saydam'ın yönettiği Aşkın Saati Gelince adlı film olmuştur. 7 Mayıs 1961’de Özdemir Birsel ile evlenir. Balayına gitmemişlerdir yeni eşi işkolik bir insandı. Filmin kadrosunda, Göksel Arsoy, Çolpan İlhan, Avni Dilligil ve Sadri Alışık gibi Türk sinemasının büyük isimleri yer alıyordu. Bu başarılı filmin ardından Hulki Saner'in yönettiği Bir Demet Yasemen filminde oynadı. Film, Çalıkuşu'nun modernleştirilmiş haline benzetildi. Ardından Bir Yaz Yağmuru, Bülbül Yuvası ve Düğün Alayı filmlerinde rol aldı. 1961 yılında efsane olacak ve adının bundan sonra filmdeki rolüyle anılacağı bir filmde rol aldı. Küçük Hanımefendi adındaki bu filmdeki rol arkadaşı Ayhan Işık ve Sadri Alışık olmuştur. Film, yılın en çok izlenen ve en beğenilen filmlerinden birisi olmuştur. Film o kadar çok olumlu eleştiriler almıştır ki daha sonra dört tane daha devam filmi çekilmiştir ve bir seri haline getirilmiştir. Daha sonra bu seri Türk sinemasının unutulmazları arasına girmiştir. Film, 1962 yılının ikinci günü vizyona girmiştir. 1961 yılında, Kızıl Vazo, Tatlı Günah, Zavallı Necdet ve son olarak da Özleyiş filminde oynayarak 1961 yılını kapatmıştı.

1962 yılında, ilk olarak Aşka Karşı Gelinmez adlı filmde oynadı. Ardından Tamer Yiğit'inde baş rolünde oynadığı Daima Kalbimdesin filminde oynamıştır. Daha sonra Gönül Avcısı ve Zeki Müren'inde baş rolünde oynadığı Hayat Bazen Tatlıdır filminde oynamıştır. 1962 yılının sonunda, Küçük Hanımefendi filminin üç devam filminde oynadı. Bunlar, Küçük Hanım Avrupa'da, Küçük Hanımın Kısmeti ve Küçük Hanımın Şoförü filmleridir. Bu filmler art arda vizyona girmiş ve gişe rekorları kırmıştır. 1962 yılında, son olarak Yalnızlar İçin adlı bir dram filminde oynamıştır. 1963 yılında ilk olarak Akdeniz Şarkısı adlı filmde oynamıştır. Filmin baş rolünde Ekrem Bora da rol alıyordu. Ardından, Aşk Tomurcukları, Bahçevan ve Kadınlar Hep Aynıdır adlı filmlerde oynadı. 1963 yılında son olarak İlk Göz Ağrısı adlı bir Nejat Saydam filminde oynadı. 1964 yılında yedi filmde oynadı. Bunlardan ilki Turgut Demirağ'ın yönettiği Aşk ve Kin filmi olmuştur. Film seyirciler tarafından olumlu tepkiler almıştır. Olumlu tepkilerin yanı sıra Altın Portakal Film Festivali'nde En İyi Film Ödülü'nü almıştır. Filmde, Evlendiği gece bir trafik kazasında sakat kalan bir adamla, talihsiz eşinin öyküsünü anlatır. Bu başarılı filmin ardından Bitirimsin Hanım Abla adlı bir Nişan Hançeryan filminde oynadı. Sonra ise Orhan Elmas'ın yönettiği Özden Çelik, Tanju Gürsu ve Erol Taş gibi isimlerinde rol aldığı Duvarların Ötesi filminde oynamıştır. Film yılın en başarılı filmlerinden birisi olmuştur. Film, ceza evinden kaçmış bir grup mahkûmun rehin aldıkları bir kızla birlikte sıkıştırıldıkları bir depodaki gerilim dolu saatlerini anlatır. Rehin aldıkları öğretmen kız, bu süreçte onların iyi yönlerini de görür ve onlara yardım etmek ister. 1964 yılında daha sonra sırasıyla Halit Refiğ'in yönettiği Evcilik Oyunu, ardından İstanbul Kaldırımları ve Şoförler Kralı filmlerinde rol alır. Son olarak Metin Erksan'ın yönettiği Suçlular Aramızda filminde rol alır. 1965 yılında toplam dokuz filmde oynadı. 1965 yılında Ediz Hun, Ajda Pekkan ve Hulusi Kentmen'inde kadrosunda yer aldığı Bir Gönül Oyunu filminde oynamıştır. Bu filmden sonra Halit Ziya Uşaklıgil'in eserinden uyarlanan Kırık Hayatlar filminde oynadı. Cüneyt Arkın'ın başrolünde oynadığı Türker İnanoğlu'nun yönettiği Satılık Kalp filminde rol aldı. Daha sonra Sayılı Dakikalar, Yasak Cennet ve Şoförün Kızı filmlerinde başrol oynadı. Atıf Yılmaz'ın yönettiği Zeki Müren'inde baş rolünde yer aldığı Hep O Şarkı filminde oynadı. 1965 yılının sonlarında Bozuk Düzen filminde oynadı. Film, Haldun Dormen'in yönettiği ilk sinema filmidir. Film, 3. Altın Portakal Film Festivali'nde En İyi Film Ödülü'nü aldı. Film, 1966 yılının ilk günü vizyona girdi. 1966 yılında ilk olarak bir Orhan Aksoy filmi olan Allahaısmarladık Yavrum da oynadı. Ardından, Atıf Yılmaz'ın yönettiği Sevgilim Bir Artistti filminde rol adlı. Daha sonra ilk sinemaskop film olan Toprağın Kanı filminde rol aldı. 1966 yılında vizyona giren son filmi Haldun Dormen'in yönettiği Güzel Bir Gün İçin olmuştur. 1967 yılında ise sadece Sırrı Gültekin'in yönettiği Yıkılan Gurur adlı filmde oynamıştır. Filmde, kocasını kendisine aşık ettirebilmek isteyen bir baldız ve fakir rolüne giren bir kızın hikâyesi anlatır. Aynı yıl oğlu Aydın'ı dünyaya getirmiştir.

Son filmler, Ödül, Sinemaya veda ve Reklam (1968-1987)

1960'lı yılların sonunda kilo problemleri ciddi boyutta hızlandı. 1968 yılında, ilk olarak baş rolünde İzzet Günay'ın da rol aldığı Atlı Karınca Dönüyor filminde oynadı. Ardından, Ülkü Erakalın'ın yönettiği ve senaryosunu Sadık Şendil'in yazdığı Kanlı Nigar filminde başrol de yer aldı. Daha sonra birçok ünlünün yer aldığı İstanbul'da Cümbüş Var adlı filmde kendisi olarak yer aldı. 1968 yılında, son olarak Ülkü Erakalın'ın yönetmenliğini üstlendiği İstanbul'u Sevmiyorum filminde oynadı. 1969 yılında ilk olarak aile ve komedi filmi olan Aram Gülyüz'ün yönettiği Ayşecik Yuvanın Bekçileri filminde oynadı. Filmde, yıllar önce anne ve babası boşanmış olan iki kardeş birbirlerini tanımadan bir kampta karşılaşır. Kardeş olduklarını anladıktan sonra tekrar anne ve babasını evlendirmek için plan hazırlayarak tekrar evlenmelerini sağlarlar. Bu filmdeki rolüyle Belgin Doruk, Altın Koza Film Festivali'nde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü almıştır. Daha sonra, Uluslararası Antalya Film Festivali'nde En İyi Kadın Oyuncu Ödülü'nü alarak büyük başarılara imza atmıştır. 1969 yılında oynadığı ikinci ve son film Şahane İntikam olmuştur.

1970'li yıllara gelindiğinde ilk olarak Tunç Başaran'ın yönettiği Gönül Meyhanesi filminde oynadı. Filmde, annesiyle birlikte yaşayan fakir bir öğrenci ile ona arabayla çarparak kör olmasına neden olan bir şarkıcının öyküsünü anlatır. Bu filmin ardından, Küçük Hanımefendi serisinin beşinci ve son filmi olan Küçük Hanımın Şoförü filminde oynadı. Baş rolünde diğer serilerde de olduğu gibi Ayhan Işık yer alıyordu. Fakat serinin bu son filminde Sadri Alışık yer almadı. Filmin adı serinin üçüncü filmi ile aynıdır. 1970 yılında oynadığı son film Ertem Göreç'in yönettiği Pamuk Prenses ve 7 Cüceler adlı filmi olmuştur. Film, Walt Disney'in 1937 yılında vizyona sunduğu Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler adlı anismasyon filminden uyarlanmıştır. Ayrıca film, 1971 yılında yapılan Uluslararası Antalya Film Festivali'nde En İyi 3. Film Ödülü'nü almıştır. Belgin Doruk, 1971 yılında hiçbir filmde rol almadı. 1972 yılında, Gecekondu Rüzgarı adlı son sinema filminde oynadı. Filmin yönetmenliğini Sırrı Gültekin yapıyordu. Film, 1973 yılında vizyona girmiştir. Bu filmden sonra, Belgin Doruk hiçbir sinema filminde rol almamıştır. 1975 yılında sinemayı bıraktığına dair bir açıklama yapmıştır. 1987 yılında, 15 yıl aradan sonra televizyon reklamı için teklif geldi ve teklifi kabul edip reklam filminde oynadı.[2]

Başarılı filmleri

Son Beste (1955)

Arşavir Alyanak'ın yönettiği filmdir. Belgin Doruk'un ilk büyük rolünü oynadığı bu filmde başrolde Zeki Müren de yer almaktaydı. Film, 1 Mart 1955 tarihinde sinemalarda vizyona girmiştir. Ardından farklı tarihlerde Türkiye'nin her yerinde vizyona girmiştir. Kerime Nadir'in romanından uyarlanmıştır. Filmin konusunda, İhsan Bey'in öğrencisi Zeki güzel bir sese sahiptir. Fakir olduğu için udunu satmak zorunda kalan Zeki bu sırada Nermin'le tanışır ve birbirlerine aşık olurlar. Diğer yandan zengin bir kadın olan, Semra da Zeki'nin peşindedir. Fakat, Zeki kısa bir süre iki aşk arasında kalır. Filmin müziklerini Sadi Işılay tarafından seçilmiştir. Filmde, Zeki Müren sıkça şarkılar söyler. Filmdeki, Nermin karakteri ile Belgin Doruk seyircinin beğenisini kazanmıştır.

Ayşecik Şeytan Çekici (1960)

Atıf Yılmaz'ın yönetmenliğini yaptığı aile filmidir. Filmin baş rolünde Ayşecik rolünde dönemin çocuk oyuncusu Zeynep Değirmencioğlu oynamıştır. Babası Hamdi Değirmencioğlu ise filmin senaryosunu yazmıştır. Ayşecik'in babasını Eşref Kolçak, annesini ise Belgin Doruk oynamıştır. Film, King Vidor'un 1931 yılında vizyona giren The Champ filminin yerli uyarlamasıdır. Film, ailesinin karşı çıkmasına rağmen zengin fabrikatörün kızı Şükran ile evlenen Orhan'ın saadeti kısa sürmüştür. evini geçindiremediği için kendini içkiye vuran Orhan bir münakaşa sırasında Şükran'ı evden kovar. Ailesinin evine istemeden de olsa dönen Şükran kocasının evine döndüğünde Orhan'ın kızını da alıp kayıplara karıştığını görür. Kızına hem annelik hem babalık yapacak olan Orhan bir pansiyona yerleşmiştir. Seneler sonra Şükran kızı Ayşe'yi tesadüf eseri bulur. Annesine öfkeli olan ayşe babasının yanında kalmak istemektedir. Maddi açıdan güçsüz olan babasının planları farklıdır. Film vizyonda olduğu günlerde seyirciden olumlu tepkiler almıştır.[3]

Küçük Hanımefendi serisi (1961-70)

Belgin Doruk'un kariyerinin zirvesindeyken oynadığı bir filmdir. Belgin Doruk filmde Neriman Özar Şahinoğlu karakterini canlandırmıştır. Belgin Doruk bu film serisinden sonra Küçük Hanımefendi lakabıyla anılmaya başlamıştır. Serinin ilk filmi 1961 yılında çekilmiştir. Film, 2 Ocak 1962 tarihinde vizyona girmiştir. Belgin Doruk'a başrol de Ayhan Işık ve Sadri Alışık eşlik ediyordu. Sadri Alışık serinin son filminde yer almadı. Serinin ilk üç filmini Nejat Saydam yönetmiştir. Dördüncü filmini ise Tunç Başaran yönetmiştir. Serinin son filmini iki yönetmen birlikte yönetmiştir. Serinin ilk filminde, iflas etmiş bir ailenin yakışıklı oğlu ile, delirtilerek serveti elinden alınmak istenen kimsesiz bir kızın hikâyesi anlatılır.[4] Serinin ikinci filmi Küçük Hanım Avrupa'da 1962 yılının Mart ayında vizyona girmiştir. Serinin ikinci filmi, Küçük Hanım Avrupa'da aynı oyuncu kadrosuyla devam etmiştir. Filmin çekimleri İtalya'da başlayıp istanbul'a kadar farklı şehirleri gezilerek gerçekleşmiştir. Serinin en beğenilen filmi olarak da değerlendirilmiştir.[5] Küçük Hanımın Kısmeti adlı serinin üçüncü filminde ise Ömer, Bülent'e karşı olan iddiayı kaybeder ve Samsun'a bir beyin oğluna jimnastik hocası olarak gider. Feridun Eğilmez bey bir oğlu olmasını çok istediği halde kızı olunca, evin dadısı ve annesi kızını bir erkek olarak yutturur. Neriman erkek gibi yetişir fakat bu durumdan cok rahatsız olur. Jimnastik hocası Ömer'e aşık olur ve onun arkasından İstanbul'a gider ve kendisini asil kimliğiyle tanıtılır. Güzel kadına dayanamayan Bülent de, Neriman'a karşı boş değildir, ve aralarında rekabet yine başlar. Serinin üçüncü filmi olan bu film ayrıca serinin en komik filmi olarak da gösterilir.[6]

Serinin, dördüncü filmi, Küçük Hanımın Şoförü aynı kadroyla çekilmiştir. Filmde, babası fabrikatör olan zengin aile çocuğu Ömer serserilikten başka bir şeyle meşgul değildir. Babasının ölmeden önceki vasiyeti üzerine Ömer ancak bir yıllığına başıboş hayatına çeki düzen verirse babasının servetini devralıp yönetebilecektir. Avukatlardan bunu duyan Ömer zengin bir ailenin şımarık kızının söforü olarak iş bulur ve bu kızla ilişkileri zamanla aşka dönüşür. Ayrıca film, serinin 1960'lı yıllarda gösterime giren son filmi olmuştur. Serinin beşinci ve son filmi, serinin dördüncü filmiyle aynı adı taşıyordu. 1970 yılında vizyona giren Küçük Hanımın Şoförü serinin ilk filminin aynısıdır, aradaki tek fark oyuncuların değişikliği ve yılbaşı tatilinin Beyrut'ta geçmesidir.[7]

Aşk ve Kin (1964)

Turgut Demirağ'ın yönetmenliğini üstlendiği dram filmidir. Filmin başrolünde, Belgin Doruk'un yanı sıra Leyla Sayar, Turgut Özatay ve Cüneyt Arkın gibi oyuncular yer almaktaydı. Filmin konusu, Bir adam evlendiği gün trafik kazası geçirir ve iktidarsız olur. Eşi bu durumu kabullenir ama kocası zamanla bunu saplantı haline getirir. Bu arada eve gelen genç ve yakışıklı doktordan da kuşkulanır ve sonunda kararını verir. Ona göre, herkes kendisini aldatmaktadır. O halde, kendisi bir plan hazırlayacak ve hepsine unutamayacakları bir ders verecektir.[8]

Film, ABD ve Kanada'ya satılan ilk Türk filmdir.[9] 2. Altın Portakal Film Festivali'nde En İyi Film Ödülü'nü almıştır. Ayrıca bir ödül daha almıştır.

Duvarların Ötesi (1964)

Orhan Elmas'ın yönettiği polisiye film. Filmde Belgin Doruk, Gül karakterini canlandırmıştır. Ceza evinden kaçmış bir grup mahkûmun rehin aldıkları bir kızla birlikte sıkıştırıldıkları bir depodaki gerilim dolu saatlerini anlatır. Rehin aldıkları öğretmen kız, bu süreçte onların insan yönlerini de görür, onlara yardım etmek ister. Yılın en beğenilen filmlerinden birisi olmuştur. Ayrıca filmin 1955 yapımı The Desperate Hours filminden esinlenilerek yapıldığı da öne sürülmüştür.

Bozuk Düzen (1966)

Haldun Dormen'in yönetmenliğini yaptığı ilk sinema filmidir. 1966 yılının ilk günü yayınlanan film seyirci tarafından oldukça beğenilmiştir. Dostluk, dayanışma ve sevgi üzerine kurulmuş, sıcak bir atmosfer taşıyan iddiasız bir deneme. Küçük insan öykülerinden oluşuyor. Annelerinin beklenmedik ölümü üzerine üç kardeş yalnız kalırlar. Birbirlerinden kopuk bir yaşam içinde savaş verirlerken biri futbolcu olmayı tercih eder. Biri ailesine bağlılığı sürdürür. En gençleri ise içine kapanık bir dünya içine gömülür.[10] Film, 3. Altın Portakal Film Festivali'nde En İyi Film Ödülü'nü kazanmıştır. Filmde Belgin Doruk, Demet karakterini canlandırmıştır.

Ayşecik Yuvanın Bekçileri (1969)

Aram Gülyüz'ün yönettiği bir aile/komedi filmidir. Ayhan Işık ve Zeynep Değirmencioğlu'nun da başrolünde yer aldığı filmde, Belgin Doruk Leyla karakterini canlandırmıştır. Filmde, yıllar önce anne babası boşanmış olan iki kardeş birbirlerini tanımadan bir kampta karşılaşır. Kardeş olduklarını anladıktan sonra tekrar anne ve babasını evlendirmek için plan hazırlayarak tekrar evlenmelerini sağlarlar.[11] Filmdeki rolüyle, Belgin Doruk Uluslararası Antalya Film Festivali ve Altın Koza Film Festivali'nde "En İyi Kadın Oyuncu" ödülünü alarak 1990 ve 1970 yılının en başarılı kadın oyuncularından biri olmuştur.

Pamuk Prenses ve 7 Cüceler (1970)

Ertem Göreç'in yönettiği fantastik filmdir. Baş rolünde, Zeynep Değirmencioğlu'nun oynadığı filmde, Salih Güney "Prens" rolünü oynamıştır. Belgin Doruk, filmde "Ana Kraliçe" rolüyle yer almıştır. Film, Walt Disney'in 1937 yılında vizyona giren animasyon olan, Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler filminden esinlenilerek yapılmıştır. 8. Altın Portakal Film Festivali'nde "En İyi 3. Film" ödülünü kazanmıştır.

Kariyerindeki son yılları ve ölümü

1955 yılında, aldığı kilolardan rahatsız olup annesinin verdiği bir zayıflama ilacını kullandı. İlacı düzenli olarak kullanmaya başladı ve 1960 yılların başına kadar eski haline dönmeyi başardı. 1967 yılında, "Pat" adlı bir zayıflama ilacını kullanmaya başlar. İlaçtaki Amfetamin maddesinin bilincinde değildir. Amfetamin sinir sistemini bozan bir uyuşturucudur. Özdemir Birsel'in yoğun iş temposu Belgin Doruk'u iyice bunaltır. Teselliyi içkide arar ve daha sonra şarkıcılık teklifi alır. İlacın etkisiyle kendini operacı gibi hissedip kabul eder. Müzik dersi almasını öneren Zeki Müren'i dinlemez. Amfetamin'in etkisiyle kendinde değildir. Sahnedeki ilk gecesinde şarkı yerine şiir okumaya başlar. Seyirciler ve sahne arkası şaşkın halde olayı izlemektedirler. İlk sahne deneyimi fiyaskoyla biten Belgin Doruk gözlerini yatağında açar.[12] Her yeri titrer ve bu sıralarda Özdemir Birsel maddi sıkıntıya düşer. Sinir krizi geçiren Belgin Doruk Şişli'deki Fransız Lape Hastanesine yatar. Akıl hastalarının tedavi gördüğü hastanenin demir kapıları Belgin Doruk'u çok korkutur. Kendini zindanda gibi hisseden oyuncunun kilitlendiği odadan çığlıkları yükselir. Zincire vurulduğu iddiası da vardır. Özdemir Birsel 1970'lerin başında iflas eder. Belgin Doruk’un yalnızlığına, mutsuzluğuna ekonomik sarsıntı eklenir. Yaşanan bu sıkıntılar ve aldığı kilolardan sonra, 1972 yılında son filminde oynar ve 1975 yılında sinemayı bıraktığını açıklar. Sinemayı bıraktıktan 20 yıl sonra, Bebek'teki gece rahatsızlandı. Son gecesinde tansiyonu sürekli çıkıp inmeye başladı. 27 Mart 1995 gününün ilk saatlerinde hayatını kaybetti. Cenazesi, Şişli Camii'sinden kaldırıldı. Ardından Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedildi.[13]

Filmografi

    1952: Kanlı Çiftlik
    1952: Çakırcalı Mehmet Efe'nin Definesi
    1953: Köroğlu/Türkan Sultan
    1953: Öldüren Şehir
    1954: Çalsın Sazlar, Oynasın Kızlar
    1955: Kader
    1955: Son Beste
    1955: Ölüm Korkusu
    1957: Lejyon Dönüşü
    1957: Mahşere Kadar
    1957: Çileli Bülbül
    1957: Çölde Bir İstanbul Kızı
    1958: Beraber Ölelim
    1958: Daha Çekecek miyim?
    1958: Hayat Cehennemi
    1959: Annemi Arıyorum
    1959: Binnaz
    1959: Kederli Yıllar
    1959: Kırık Plak
    1959: True Romance
    1959: Ölmeyen Aşk
    1959: Ömrümün Tek Gecesi
    1959: Ömrümün Tek Gecesi
    1960: Ayşecik Şeytan Çekici
    1960: Gece Kuşu
    1960: (:::)
    1960: Kanlı Firar
    1960: Satın Alınan Adam
    1960: Yeşil Köşkün Lambası
    1960: İlk Aşk
    1961: Aşkın Saati Gelince
    1961: Bir Demet Yasemen
    1961: Bir Yaz Yağmuru
    1961: Düğün Alayı
    1961: Kızıl Vazo
    1961: Tatlı Günah
    1961: Zavallı Necdet
    1961: Özleyiş
    1962: Aşka Karşı Gelinmez
    1962: Bülbül Yuvası
    1962: Daima Kalbimdesin
    1962: Hayat Bazen Tatlıdır
    1962: Küçük Hanım Avrupa'da
    1962: Küçük Hanımefendi
    1962: Küçük Hanımın Kısmeti
    1962: Küçük Hanımın Şoförü
    1962: Yalnızlar İçin
    1963: Akdeniz Şarkısı
    1963: Aşk Tomurcukları
    1963: Bahçevan
    1963: Gönül Avcısı
    1963: Kadınlar Hep Aynıdır
    1964: Aşk ve Kin
    1964: Bitirimsin Hanım Abla
    1964: Duvarların Ötesi
    1964: Evcilik Oyunu
    1964: Suçlular Aramızda
    1964: İstanbul Kaldırımları
    1964: Şoförler Kralı
    1965: Bir Gönül Oyunu
    1965: Hep O Şarkı
    1965: Kırık Hayatlar
    1965: Satılık Kalb
    1965: Sayılı Dakikalar
    1965: Toprağın Kanı
    1965: Yasak Cennet
    1965: Şoförün Kızı
    1966: Allahaısmarladık Yavrum
    1966: Bozuk Düzen
    1966: Güzel Bir Gün İçin
    1966: Sevgilim Bir Artistti
    1966: Toprağın Kanı
    1968: Atlı Karınca Dönüyor
    1968: Kanlı Nigar
    1968: Yıkılan Gurur
    1968: İstanbul'da Cümbüş Var
    1968: İstanbul'u Sevmiyorum
    1969: Ayşecik Yuvanın Bekçileri
    1969: Şahane İntikam
    1970: Gönül Meyhanesi
    1970: Küçük Hanımın Şoförü
    1970: Pamuk Prenses ve 7 Cüceler
    1973: Gecekondu Rüzgarı

Ödüller

    1970: 7. Altın Portakal Film Festivali - En İyi Kadın Oyuncu - Ayşecik Yuvanın Bekçileri

Kaynak ve Dipnotlar

Wikipedia



RAŞiT TUNCA

BAŞAĞAÇLI RAŞiT TUNCA
Raşit Tunca

FORUMUMUZDA
Dini Bilgiler...
Kültürel Bilgiler...
PNG&JPG&GiF Resimler...
Biyografiler...
Tasavvufi Vaaz Sohbetler...
Peygamberler Tarihi...
Siyeri Nebi
PSP&PSD Grafik

BOARD KISAYOLLARI

ALLAH

Allah



BAYRAK

TC.Bayrak



WEB-TUNCA


Radyo Karoglan

Foruma Misafir Olarak Gir


Forumda Neler Var


Karoglan-Raşit Tunca - Dini - islami - Dini Resim - FIKIH - Kuran - Sünnet - Tasavvuf - BAYRAK - Milli - Eğlence - PNG - JPEG - GIF - WebButtons - Vaaz - Sohbet - Siyeri Nebi - Evliyalar - Güzel Sözler - Atatürk - Karoglan Hoca - Dini Bilgi - Radyo index - Sanal Dergi




GALATASARAY

G A L A T A S A R A Y


FENERBAHÇE


F E N E R B A H C E


BEŞiKTAŞ

B E Ş i K T A Ş


TRABZONSPOR

T R A B Z O N S P O R


MiLLi TAKIM

M i L L i T A K I M


ETKiNLiKLERiMiZ


“Peygamberimiz Buyurdular ki Birbirinize Temiz ağız ile Dua edin. Bizde Sayfamızı ziyaret edenlerin ve bu bölümü ziyaret edenlerin kendilerinin Ruhaniyetine, geçmişlerinin Ruhuna Yasin Okuyup hediye ediyoruz Tıkla, ya sende oku yada okunmuş Yasinlerden Nasibini Al”
(Raşit Tunca)



MEVLANA'DAN

“ Kula Bela Gelmez Hak Yazmadıkca, Hak Bela Yazmaz Kul Azmadıkca, Hak intikamını, Kulunun Eliyle Alır da, Bilmiyenler Kul Yaptı Sanır."
(Hz. Mevlana)