MUHAMMED
Muhammed

BAYRAK
TC Bayrak

Welcome, Guest
You have to register before you can post on our site.

Username
  

Password
  





Forum Statistics
» Members: 7
» Latest member: Muhammed
» Forum threads: 5,306
» Forum posts: 5,910

Full Statistics

DOWNLOADEN
"Downloaden Bölümümüzden BEDAVA Grafik Paketleri, E-Kitaplar ve Bedava Bilgisayar Programlarını Tek TIKLA BEDAVA indirebilirsiniz"
(Raşit Tunca)

AYET
"Yeryüzüne muhakkak benim iyi kullarım varis olacaktır"
ENBİYA Suresi 105

FELSEFEMiZ
"iSLAM OKUMAK YAZMAK YADA ÇiZMEK DEĞiLDiR,
Yahutta O Hadis şöyle, Bu Ayette böyle diyor Diye Papağanlıkda Değildir.
islam Kuranı ve sünneti HAYATINA TATBiK edip,
Onunla Yaşayabilmekdir"

(Karoglan Raşit Tunca Sözü)

Raşit Tunca Sözü
"Yüzme bilmek Denizden çıkmana fayda vermez, taaki yüzme biliyorsan, denizedee düştüysen, ellerini, kollarını, ayaklarını çırpacaksın, ve birde tutuncak dal bulacak, tutunup çıkacaksın. ilimde böyledir, bir ilmi bilmek fayda etmez, taaki, onu hayatında tatbik edesiye, Dinde böyledir, din bilmek imanını kurtarmaz, taaki, ne zaman, bildiğin öğrendiğin dinini hayatında tatbik edip, yaşadın, o zaman belki kurtulursun."
(Karoglan Raşit Tunca Sözü)

GÜZEL SÖZ
"Bazen Hata Yapıvermek, Doğruyu bulmanın ilk Basamağıdır."
(Başağaçlı Raşit Tunca Sözü)


Buhari Hadisleri HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI

Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Cennet hûrileri
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : Bİ`R-İ MAÛNE FÂCİASI HAKKINDA ENES İBN-İ MÂLİK HADÎSİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: Cennet hûrilerinden bir kadın yer halkına baksa hiç şüphesiz o, Cennet`le yer arasındaki fezâyı aydınlatır. Ve orayı bir güzel koku doldurur. Yine muhakkaktır ki, o kadının baş örtüsü, dünyâdan ve dünyâdaki her şeyden değerlidir.
HadisNo : 1182


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Me`ûne Kuyusu şehitleri;Şehitler
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : Bİ`R-İ MAÛNE FÂCİASI HAKKINDA ENES İBN-İ MÂLİK HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, şöyle demiştir: Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem (bir da`vet üzerine Kur`ân bilenlerden) yetmiş kişiyi Âmir oğullarına ve Süleym oğullarından bâzı soylara (irşad ve din öğretmek için) göndermişti. Bunlar Meûne kuyusuna) vardıklarında dayım (Harâm İbn-i Milhân) arkadaşlarına: - Sizden önce ben (Süleym oğullarına) varayım da eğer onlar bana Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`den (aldığımız emri) kendilerine teblîğ edinceye kadar aman verirlerse (ne âlâ), vermezler (de ihânet ederler) se (zâten) siz de (benden uzakta değil) bana yakın bulunuyorsunuz, dedi, ve ilerledi. Süleym oğulları (ibtidâ) dayıma aman verdiler. O da Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`den (aldığı emirleri) teblîğ ettiği sırada onlar ansızın aralarından (Âmir İbn-i Tufeyl denilen) bir kimseye işâret ettiler. O da dayımı (arkasından şiddetle) mızraklandı. Bir halde ki, mızrağı göğsünden çıkardı. Bu ölüm darbesi üzerine Harâm (göğsünden fışkıran kanlara ellerini bulayıp yüzüne ve başına sürerek): - Allah büyüktür, Kâ`be`nin sâhibine yemîn ederim ki, ben (şahâdet rütbesi) kazandım, diye haykırdı. Sonra (bu gaddar) Süleym oğulları dayımın geri kalan arkadaşlarına döndüler. Dağa kaçan (Kâ`b İbn-i Zeyd denilen) aksak bir kişiden başka onları da öldürdüler. Şimdi Cibrîl aleyhi`s-selâm (bu fâciayı) Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e: - Seriyyedeki bütün Ashâbın Rablarına kavuştular. Allah onlardan râzı oldu, onları da mumnûn etti. diye bildirdi. O zamanlar biz, (Cibrîl`in Peygamberimize vâkı` olan) bu (vahyi) ni (Kur`ân olarak): - Biz (şehitler) i (Peygamberimize ve) kavmimize haber veriniz: biz, Rabbimize kavuştuk, O bizden râzı oldu, bizi de hoşnûd etti, diye okurduk. Bir zaman sonra (tilâveti) nesh olundu. Bu (fâcia) nın üzerine Resûlullah, Allah`a ve O`nun Resûlüne isyân eden şu Ri`l, Zekvân, Lihyân oğulları ve Usayye oğulları üzerine kırk sabah (la`netle karışık) dûa etti.
HadisNo : 1183


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Cündeb İbn-i Süfyân
Baslik : UHUD HARBİNDE RESÛLULLÂH`IN, PARMAĞININ YARALANMASI HAKKINDA CÜNDEB HADÎSİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem bâzı gazâlarda bulunmuştu da parmağı (yaralanıp) kanamıştı. Bunun üzerine Resûlullah: (Parmağım!) Sen yalnız kanayan bir parmak değil misin?!. (Yoksa ne kırıldın, ne düştün). Bu kazâya da (boş değil,) Allah yolunda uğradın! buyurmuştur.
HadisNo : 1184


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Şehitler
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : ALLAH YOLUNDA HARP MEYDANINDA YARALANAN VE ŞEHİD DÜŞEN MÜCÂHİDLERİN KIYÂMET GÜNÜNDE ARASAT MEYDANINA YARASINDAN KANI KAN RENGİNDE AKARAK, FAKAT MİSK GİBİ KOKARAK GELECEĞİ HAKKINDA EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir: Hayâtım elinde (kudretinde) olan Allah`a yemîn ederim ki: Allah yolunda hiç bir kimse yaralanmaz -Allah kendi rızâsı uğrunda yaralanan kişiyi çok iyi bilir ya- ancak o şehid mücâhid, kıyâmet gününde (yaralı hey`etiyle) kanı, kan renginde (cerîhasından akarak), kokusu da misk kokusu (saçarak Arasat meydanına) gelir.
HadisNo : 1185


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Kahramanlık oyunları (spor)
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : ENES İBN-İ NADR`IN UHUD HARBİNDE SEKSEN BU KADAR YARA ALARAK ŞEHÂDETİ VE KILIÇ, SÜNGÜ, OK DARBELERİYLE BİLİNEMEZ BİR HÂLE GELDİĞİ VE İBN-İ NADR İLE EMSÂLİ ŞEHİDLER HAKKINDA ÂYET NÂZİL OLDUĞU
Hadis : Gelen rivâyete göre, müşârün-ileyh demiştir ki: amucam Enes İbn-i Nadr radiya`llahu anh Bedir harbinden uzakta bulunmuştu da: yâ Resûla`llah! Müşriklerle muhâbere ettiğin ilk gazâdan uzakta bulundum. Eğer Allah beni müşriklerle harb (meydanı) nda hazır bulundurursa, oynayacağım (kahramanlık) oyunlarını Allah muhakkak (herkese) gösterecektir, demişti. Uhud günü hulûl edip de müslümanlar münhezim olunca İbn-i Nadr: - Yâ Rab! Şunların yâni müslümanların irtikâb ettikleri bozgunculuktan dolayı Sana i`tizâr ederim. Şunların da yâni müşriklerin de (Resûlullah`a karşı) irtikâb ettikleri cinâyetten Sana ilticâ eylerim, dedi. Sonra (müşriklere doğru) ilerledi. Bu sırada İbn-i Nadr`a Sa`d İbn-i Muâz rast geldi. Ona da: - Ey Sa`d İbn-i Muâz; Cennet istiyorum!. Ve Nadr`ın Rabbına yemîn ederim ki: ben Cennet`in kokusunu Uhud`da buluyorum, dedi. Sa`d İbn-i Muâz (İbn-i Nadr`ın şehâdet menkabelerini hulâsa ederek Resûl-i Ekrem`e): - Yâ Resûla`llah! (İbn-i Nadr düşmanlara karşı öyle cihad etti ki) ben onun gösterdiği hârikalar (ı tasvîr) e muktedir değilim, dedi. Enes İbn-i Mâlik (Sa`d İbn-i Muâz`ı te`yîd ederek) demiştir ki: biz İbn-i Nadr`ı şehîd olarak bulduğumuzda onun bedeninde kılıç darbesi, mızrak vurması ve okla musâb olarak seksen bu kadar yara bulduk. Müşrikler bu mücâhide (burnunu, kulaklarını ve sâir a`zâsını birer birer kesmek sûretiyle) o kadar işkence etmişlerdi ki, bu (azîz) şehîdi hiç bir kimse tanıyamadı da yalnız kız kardeşi (halam) parmaklarının uciyle tanıyabildi. (Yine) Enes İbn-i Mâlik demiştir ki, zannedersem şu: âyeti sonuna kadar Enes İbn-i Nadr ile benzerleri hakkında nâzil olmuştur. Yine Enes İbn-i Mâlik demiştir ki: İbn-i Nadr`ın kız kardeşi -ki o, Rübeyyi` adiyle anılır. (Bir kere)- bir kadının ön dişlerini kırmıştı da (onlar diyetini istemişlerdi, İbn-i Nadr da afivleini dilemişti). Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem de kısas ile emretmişti. Bunun üzerine Enes İbn-i Nadr dedi ki: - Yâ Resûla`llah! Seni hak ile (müeyyed) peygamber gönderen Allah`a yemîn ederim, (ve Allah`ın inâyetinden umarak derim ki:) Rübeyyi`in dişi kırılmaz!. Hakîkaten da`vâcılar en sonu diyete râzı olup kısası bıraktılar. Bunun üzerine Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem: - Allah`ın kullarından öyle bir kişi vardır ki, o, Allah`a yemîn etse, muhakkak Allah onun yemînini yerine getiririr, buyurdu.
HadisNo : 1186


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Kur`ân-ı Kerîm`in yazılışı
Ravi : Zeyd b. Sâbit
Baslik : ZEYD İBN-İ SÂBİT KUR`AN SAHİFELERİNİ MUSHAF`TA TOPLARKEN BU ÂYETİ ENSAR`DAN HUZEYME`NİN YANINDA BULDUĞUNU BİLDİRMİŞTİR
Hadis : Gelen rivâyete göre, şöyle demiştir: (Kur`ân`ı istinsâh ederken) ben, (Hafsa`nın yanındaki Kur`ân yazılı) sahifeleri (n sûretlerini) Mushaflara naklettim de Ahzâb (Sûresi`n) den bir ayeti -ki, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`den onu okuduğunu her zaman işittiğim halde- kaybetmiştim. Ve o âyeti (yazılı olarak) bulamamıştım; yalnız; Peygamberimiz`in; tek başına şahâdetini iki kimsenin şehâdetine denk tuttuğu Ensâr`dan Huzeyme`nin yanında buldum. (En sonu onu da hey`etin kârariyle Mushaf`taki sûresine koyduk). O âyet de Allah`ın: [Mü`minlerden öyle erler vardır ki, onlar Allah`a verdikleri ahde bağlı kaldılar] meâlindeki kavlidir.
HadisNo : 1187


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Şehitler
Ravi : Berâ` b. Âzib
Baslik : İPTİDÂ ALLÂH`A ÎMÂN, SONRA ALLAH UĞRUNDA CİHÂD EDİLMESİ HAKKINDA BERÂ` İBN-İ ÂZİB HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiş olduğu rivâyet olunmuştur: (Uhud harbinde) Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e demir (zırh) ile yüzü örtülü bir kişi geldi de: - Yâ Resûla`llah! (Hemen) harb edeyim de (sonra) müslüman mı olayım? diye sordu. Resûlullah: - Müslüman ol, sonra harb et! buyurdu. O da hemen müslüman oldu. Sonra vuruştu. Nihâyet şehîd edildi. Bunun üzerine Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem: - Az işledi, fakat çok kazandı, buyurdu.
HadisNo : 1188


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Şehitler
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : ŞEHİDLERİN MAKÂMI FİRDEVS-İ A`LÂ OLDUĞUNA DÂİR ENES İBN-İ MÂLİK HADÎSİ
Hadis : Şöyle rivâyet olunmuştur: Berâ` kızı Rübeyyi`in anası -ki bu kadın Hârise İbn-i Sürâka`nın da anasıdır- Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e gelerek: - Yâ Nebiyya`llah! Hârise (nin hâlin) den bana haber vermez misiniz?. Ona Bedir günü serseri bir ok dokunarak öldürmüştü. Eğer oğlum Cennet`te ise (bu acıya) sabr ederim. Cennet`te değilse ona gücüm yettiği kadar ağlamağa çalışırım, demişti. Resûlullah cevâben: - Ey Hârise`nin anası, sana şanlı bir haber vereyim: Cennet`te bir çok yüksek dereceler vardır; oğlun muhakkak bunlardna Firdevs-i A`lâ (denilen en yüksek derece) ye erişti, buyurmuştur. (Bu cevab üzerine kadıncağız: - Eyi eyi, yâ Hârise! Ne mutlu sana, diye dönüp gitmiştir).
HadisNo : 1189


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Ebû Mûsâ el-Eş`arî
Baslik : ALLAH YOLUNDA CİHAD, ALLAH ADINI YÜCELTMEK İÇİN EDİLEN CİHAD OLUP GANÎMET İÇİN, ÖVÜLMEK İÇİN, BAHÂDIR GÖRÜNMEK İÇİN CİHAD DEĞİLDİR
Hadis : Şöyle demiş olduğu rivâyet olunmuştur: (Bir kere) Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e bir kişi geldi de o: - (Yâ Resûla`llah!) Bir kısım kimseler ganîmet malı için muhârebe eder, bir kısım kimseler de (halk arasında) övülmek için muhârebe eder. Bir kısım insanlar da (şecâatte) mevkii görülsün diye cihâd eder. Şu halde Allah uğrunda cihâd eden ya kimdir? diye soruldu. Resûlullah: - Kim ki yalnız Allah adı, (varlığı ve birliği prensibi) yüce olsun diye cihâd ederse o mücâhidin cihâdı Allah yolundadır, buyurdu.
HadisNo : 1190


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Benî Kureyza Gazâsı
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : BENÎ KURAYZA SEFERİ HAKKINDA HAZRET-İ ÂİŞE HADÎSİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem Hendek günü, (gazâ sona ererek hânesine) döndüğü ve silâhını (çıkarıp yerine) koyduğu, baştan aşağı da yıkandığı sırada kendisine Cibrîl geldi. Cibrîl`in başını bir toz (tabakası tac gibi) kaplamıştı. Bu halde Cibrîl: - (Yâ Resûla`llah) silâhınızı bıraktınız mı?. Vallahi ben silâhımı bırakmadım, dedi. Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem: Öyle ise nereye (sefer?) diye sordu. O da: - Hâ şuraya, dedi de Benû Kurayza`ya (doğru) işâret etti. Âişe demiştir ki: bu (muhâvere) nin üzerine Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem Kurayza oğulları (yurdu) na doğru (yola) çıktı.
HadisNo : 1191

Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Şehitler
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : BİRİ DİĞERİNİ ÖLDÜRÜP CENNET`E GİREN İKİ KİMSE İLE İLGİLİ RİVAYETLER
Hadis : Şöyle dediğ rivâyet olunmuştur: (Bir kere) Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem: - Allah iki kişiyi rızâsıyla karşılar. Ki onlar, biri öbürünü öldürüp Cennet`e giren iki kimsedir, dedi. (Ashab taaccüd ederek: - Yâ Resûla`llah! Hem öldüren, hem ölen ikisi birden nasıl Cennet`e girer? diye sordular da Resûlullah): - Şu (müslüman) Allah yolunda çarpışarak şehid düşer (de Cennet`e girer). Sonra Allah öldürene hidâyet eder (: o da müslüman olur. Allah yolunda cihâd eder.) O da şehîd düşer, diye cevap verdi.
HadisNo : 1192


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : BİRİ DİĞERİNİ ÖLDÜRÜP CENNET`E GİREN İKİ KİMSE İLE İLGİLİ RİVAYETLER
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, şöyle demiştir: Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem Hayber`i feth ettikten sonra henüz Hayber`de iken ben (Yemen`den) gelmiştim. (O sırada Resûlullah ganîmet malı taksîm ediyordu). Ben: - (Yâ Resûla`llah!) Bana da bir pay ayır! dedim. Saîd İbn-i Âs oğullarından bâzısı (ki, Ebân İbn-i Saîd`dir): - Ona verme yâ Resûla`llah! dedi. Bunun üzerine Ebû Hüreyre: - Şu (da kim oluyor?:) İbn-i Kavkal`in katili, dedi. (Ebân) İbn-i Saîd de şöyle di (yerek karşıla) dı: - Vay (şu) dağ kediciğine de şaşılır?. O, (Yemen`in Devs illerindeki) Da`n (dağı) nin başından üzerimize yuvarlanıp geldi; müslüman bir kişinin katlini bana yükleyerek (Cehennemlik olduğumu iddia ile) beni lekelemek istedi. (Fakat o bilmelidir ki:) Allah Kavkal`e benim ellerim üzerinde şehid olmak (saâdetini) ikrâm etti de beni onun iki elinde (kâfir bir halde öldürerek) hakir kılmadı.
HadisNo : 1193


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Hz. Ömer`in fazîleti;Oruç tutmak haram olan günler
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : PEYGAMBER EFENDİMİZ`İN ASHÂB`A: (DÜŞMANA KARŞI KUVVETLİ OLMAK İÇİN ORUCUNUZU YEYİNİZ!) SÛRETİNDEKİ EMRETTİĞİNDEN ASHÂB`IN BENÂM VE BAHÂDIRI OLAN EBÛ TALHA, PEYGAMBERİMİZİN VEFÂTINA KADAR SAVAŞTA NÂFİL
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, müşârün-ileyh şöyle demiştir: Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in zamânında Ebû Talha düşmanla cenk etmek için oruç tutmazdı. Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in irtihâli üzerine ben Ebû Talha`yı hiç oruçsuz görmedim; yalnız Ramazan bayramı günü, yâhud (eyyâm-ı teşrık da dâhil olduğu halde) Kurban günü oruç tutmazdı.
HadisNo : 1194


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Veba
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : ALLAH YOLUNDA CİHADDA ÖLEN HAKÎKÎ ŞEHİDDEN BAŞKA VEBÂDAN, KARIN HASTALIĞINDAN, SUDA BOĞULARAK, BİNÂ ALTINDA KALARAK ZÂTÜ`R-RİEYE TUTULARAK, YANARAK, LOHUSA OLARAK, ZULÜM VE GADRE UĞRAYARAK ÖLENLERİN D
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in: Vebâ (ile ölüm) her müslüman için şehâdettir, (Allah yolunda ölüm derecesindedir), buyurduğu rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 1195


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Zeyd b. Sâbit
Baslik : CİHÂDA MALİYLE CANİYLE İŞTİRÂK EDENLERİN, CİHADDAN YAN ÇİZEN ASKER KAÇAKLARİYLE MÜSÂVÎ OLMADIKLARI, ŞÜPHESİZ BU MÜCÂHİDLERİN YÜKSEK BİR ŞEREFİ BULUNDUĞUNA DÂİR EN-NİSÂ` SÛRESİNİN 95, 96 INCI ÂYETLERİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, şöyle demiştir: Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem bana: "Mü`minlerden (evlerinde) oturanlara Allah yolunda cihad edenler berâber olamaz," âyetini yazdırmak istedi de tam bana yazdırdığı sırada İbn-i Ümm-i Mektûm çıka geldi. Ve: Yâ Resûla`llah! Cihâda gücüm yetseydi ben de muhakkak gider düşmanlarla harb ederdim, dedi. İbn-i Ümm-i Mektûm a`mâ bir kişi idi. Bunun üzerine Allah Tebâreke ve Teâlâ Peygamber`i salla`llahu aleyhi ve sellem`e (vahy) gönderdi. Bu sırada onun uyluğ benim uyluğum üzerinde bulunuyordu. Vahyin (Peygamber üzerindeki) sıkleti bana o kadar ağır bastı ki, sonunda dizimin ufalıp dağılmasından korktum. Sonra Resûlullah`dan vahy âsârı sıyrıldı da Allah Azze ve Cell: (zarar görenler başka) diye (bir istisnâ) gönderdi.
HadisNo : 1196


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Hendek Gazâsı
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : AHZAB HARBİNDE HENDEK KAZARKEN PEYGAMBERİMİZİN VE ASHÂBININ İNŞÂD ETTİKLERİ NEŞÎDELERİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: (Ahzâb sırasında) Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem Hendek (kazılan yer) e varmıştı. Muhâcirlerin, Ensâr`ın soğuk bir kuşluk vaktinde hendek kazdıklarını gördü. Onların yanlarında kendileri hesâbına bu işi görecek köleleri açlığı görünce: - Yâ Rab! Dirlik ve yaşamak âhiret dirliğidir, Sen Ensâr`ı ve Muhâcirleri mağfiret et! buyurmuş. Orada bulunan Ashâb da Resûlullah`a cevap vererek: - Biz yaşadıkça dâima cihad etmek üzere Muhammed`e söz vermiş kişileriz, demişlerdir.
HadisNo : 1197


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Hendek Gazâsı
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : CİHÂDA TEŞVÎKİ EMREDEN ENFÂL SÜRESİ`NİN 65 İNCİ ÂYETİNİN TERCEME VE TEFSÎRİ
Hadis : Rivâyete göre, Peygamber`in Ashâb`ı (hendek kazdıkları müddetçe) dâimâ: - Biz o mü`minleriz ki, İslâm`da ebedî sebât etmek üzere Muhammed`e söz vermişizdir, derlerdi de Resûlullah da onlara: - Yâ Rab! Hayır ve saâdet ancak âhiret saâdetidir. Ensâr ve Muhâcirler hakkında mübârek kıl!. diye cevab verirdi.
HadisNo : 1198


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Hendek Gazâsı
Ravi : Berâ` b. Âzib
Baslik : HENDEK HARBİNDE HENDEK KAZILIRKEN RESÛLULLÂH`IN BEYAZ VÜCÛDÜNÜ BİR TOPRAK TABAKASI ÖRTÜNCEYE KADAR NEŞÎDELER SÖYLİYEREK TOPRAK TAŞIDIĞINA DÂİR BERÂ` HADÎSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Ahzâb günü (Hendek kazılırken) Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`i gördüm ki o, toprak taşıyordu. Bir halde ki, toprak karnının beyazlığını örtmüştü. Ve o, şöyle diyordu: Yâ Rab! Sen bize hidâyet etmemiş olsaydın, bize doğruluğu göstermemiş, bize rahmet etmemiş olsaydın (biz şaşırırdık). Bize tecâvüz eden kâfirler, bizim çekindiğimiz fitne ve fesâdı bize îka etmek istediklerinde biz (im gönlümüz) e sabr-ü sebât ihsân et ve onlarla yüz yüze geldiğimizde ayaklarımızı yerinde tut (da bizi dağıtma yâ Rabbî!).
HadisNo : 1199


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Tebük Gazâsı
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : BİR ÖZÜRLE GAZÂYA GİDEMEYENLERİN DE GİDENLER GİBİ ME`CÛR OLACAKLARI HAKKINDA ENES İBN-İ MÂLİK HADÎSİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem (Tebûk) gazâsı sırasında idi ki: (o, Medîne`deki Ashâb`ı yâd ederek): - Arkamızda Medîne`de bir takım erler cemâati var ki, biz, bir dağ yolunda, dere içinde her yürüyüşümüzde muhakkak Medîne`dekiler de yürüyüş (sevâbın) da bizimle berâberdir (buyurmuştu. Ashâb: - Yâ Resûla`llah! Medîne`dekiler nasıl bizimle berâber olurlar? diye sorduklarında Resûlullah:) - Onları burada bulunmaktan (hastalık, kudretsizlik gibi meşrû`) özür men` etti, buyurdu.
HadisNo : 1200


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Orucun fazîleti
Ravi : Ebû Saîd-i Hudrî
Baslik : MÜCÂHİDİN ORUCUNA DÂİR EBÛ SAÎD HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, müşârün-ileyh: Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem: [Bir mücâhid (vazîfe sırasında) bir gün Allah rızâsı için oruç tutarsa, Allah onun vücûdünü yetmiş yıl Cehennem ateşinden uzaklaştırır, (esirger)] buyurduğunu haber vermiştir.
HadisNo : 1201

Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Zeyd b. Hâlid-i Cühenî
Baslik : HARP CEPHESİNE GİDEN GÂZÎYİ TECHÎZ ETMEK VE CEPHE GERİSİNDEKİ ÂİLESİNE HAYIRHÂH OLUP BAKMAK, HARBE İŞTİRÂK ETMİŞ GİBİ MÜSÂB OLACAĞI HUSÛSUNDA ZEYD İBN-İ HÂLİD HADÎSİ
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: her kim Allah uğrunda gazâ edecek bir askeri -sefere gereken eşyâsını tedârik ederek- hazırlarsa, o da gazâ etmiş (cesine sevâba nâil) olur. Yine her kim Allah yolunda gazâ eden bir askerin nâmusluca yerini tutar, (o, askerde kaldıkça gerideki işlerine ve âilesine bakar) sa, o da gazâ etmiş (demek) olur.
HadisNo : 1202


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Me`ûne Kuyusu şehitleri
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : ASKER ÂİLELERİNE DEVLETÇE BAKILMASINI İFÂDE EDEN ENES HADÎSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem zevceleri müstesnâ olmak üzere, Medîne`de devam üzere Ümm-i Süleym`in evinden başka hiç bir eve girmez idi. (Bir kere) Resûlullah`a bunun sebebi soruldu da o: Ben Ümm-i Süleym`e en acıyanım; çünkü onun kardeşi (Bi`r-i Meûne`de) benim (askerlerim) le berâber şehîd oldu, buyurdu.
HadisNo : 1203


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Harbe girmek
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : YEMÂME HARBİNDE SÂBİT İBN-İ KAYS`IN GÖSTERDİĞİ HAMÂSETİ, ŞAHÂDETİ VE BİR GARÎBE OLARAK ÖLDÜKTEN SONRA VASIYYETİ HAKKINDA ENES İBN-İ MÂLİK HADÎSİ
Hadis : (Oğlu Mûsâ vâsıtasiyle) rivâyet olunduğuna göre, Yemâme (vak`ası) günü Enes (Ensâr`ın hatîbi ve Hazrecîlerin alemdârı olan Sâbit İbn-i kays`in yanına gelmiş (ve harb saflarında panik başladığını anlatmak istemişti). Halbuki Sâbit o sırada iki uyluğunu açmış, "Hanût" denilen (ve ölüye sürülen) bir nevi` koku sürünüyor (ve şehîd olmağa hazırlanıyor) du. Enes: Ey amuca! Seni ne tutuyor ki, (harb saffına) gelmeyorsun? diye seslendi. O da: - Ey kardeş oğlu, şimdi (geliyorum), dedi. (Bir taraftan da) hanût sürünüyordu. (Kokudan sonra Sâbit iki kat beyaz elbîse giyerek kefelendi). Sonra (harb saffına) gelip yer aldı. -Enes, hadîsin burasında askerden bir kısmının inhizâmını anlatmıştır- sonra: - Karşımızdan şöyle açılın! (Düşmanı görelim de) nihâyet çarpışalım. Biz, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`le birlikte (harb ederken) öyle (panik yaparak) harb etmezdik, (harb saffı yerinden oynamazdı). Akrânınız size kaçmayı ne fenâ âdet edindirmiş! di (yerek bozguncuları payla) dı.
HadisNo : 1204


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Zübeyr b. Avvam`ın fazîleti
Ravi : Câbir b. Abdullâh
Baslik : PEYGAMBERİMİZİN EMRİ İLE ZÜBEYR`İN BENÎ KURAYZA`YI TECESSÜSÜ VE HARP CÂSUSU KULLANMANIN CEVÂZINI İFÂDE EDEN CÂBİR HADÎSİ
Hadis : Gelen rivâyete göre, Ahzâb günü (Kureyş ile birlikte bütün Arab kabîlelerinin İslâm aleyhinde harekete geçmesi, Benî Kurayza`nın da nakz-ı ahd etmesi üzerine vaziyet ciddîleşince) Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem: - Bana Benû Kurayza`nın (vaziyetine dâir) kim haber getirir? diye sordu. Zübeyr: - Ben (yâ Resûla`llah!) dedi. Sonra (harb şiddetlenince) Resûlullah (bir kere daha): - Benû Kurayza`ya dâir bana kim haber getirir? diye sordu. (Yine) Zübeyr: - Ben, diye cevap verdi. (Bunun üzerine) Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem: - Her peygamberin ashâbı içinde bir güzîdesi vardır. Benim güzîdem de Zübeyr`dir, buyurmuştur.
HadisNo : 1205


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Savaş atları
Ravi : Bârıkî Urve
Baslik : GAZÂ ATININ ALTINA DÖKÜLEN PERÇEMLERİNDE HAYIR VE BEREKET BAĞLIDIR, MEÂLİNDEKİ URVE VE ENES HADÎSİLERİ
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in: (gazâya giden) atın alnına dökülen saçlarında kıyâmet gününe kadar hayır düğümlüdür. Hayır, (âhirette) sevâb, (dünyâda) ganîmettir, buyurduğu rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 1206


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Savaş atları
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : GAZÂ ATININ ALTINA DÖKÜLEN PERÇEMLERİNDE HAYIR VE BEREKET BAĞLIDIR, MEÂLİNDEKİ URVE VE ENES HADÎSİLERİ
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in: hayır ve saâdet (gazâya hazırlanan) atın alnındaki perçemlerinde (bağlı) dır, buyurduğ rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 1207


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Savaş atları
Ravi : Sehl b. Sa`d
Baslik : PEYGAMBERİMİZİN GAZÂDA BİNDİĞİ ATLAR
Hadis : "Hurma bahçemizde Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e âit bir at bulunuyordu. Ona Lüheyf, yâhud Lehîf denirdi." dediği rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 1208


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Muâz
Baslik : PEYGAMBERİMİZİN GAZÂDA BİNDİĞİ ATLAR
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Ben bir seferde Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in bindiği Ufeyr denilen bir eşek üstünde terkisinde idim, (Muâz) Resûlullah bana: - Ey Muâz! Allah`ın, kulları üzerinde ne hakkı vardır, bilir misin? diye sordu, demiş. Ve hadîsin yukarıda geçen kısmını ayırmı(Zeker) sevk etmiştir.
HadisNo : 1209


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Savaş atları
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : PEYGAMBERİMİZİN GAZÂDA BİNDİĞİ ATLAR
Hadis : Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: bir kere Medîne içinde bir düşman baskını korkusu yayılmıştı. Bunun üzerine Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem, bize (Ebû Talha âilesine) âid olup Mendûb denilen bir atı eğreti aldı. (Ve ona binerek Medîne`den ayrıldı. Geri dönüp geldiğinde): - Korkulacak bir şey görmedik. Muhakkak sûrette bulduğumuz bir şey varsa o da Mendûb`un su gibi akmasıdır, buyurdu.
HadisNo : 1210


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Uğursuzluk telâkkisi
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : ATTA, KADINDA, EVDE UĞURSUZLUK İDDİASI VE BU TELÂKKÎNİN MENŞEİ. BÖYLE BİR TEŞE`ÜMDEN MEN`A DÂİR OLAN HABERLER
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in: Uğursuzluk (telâkkîsi âdet olarak) ancak üç şeyde: atta, kadında, evde hâsıl olur, buyurduğunu işittim, dediği rivâyet edilmiştir.
HadisNo : 1211

Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : GANÎMET MALINDAN SÜVÂRÎLERİN VE PİYÂDELERİN HİSSELERİ
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in (ganîmet malından) at içinde iki sehm, sâhibi için de bir sehm ta`yîn ettiği (ve bu sûretle süvârîye üç nasîb verdiği) rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 1212


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Huneyn savaşı
Ravi : Berâ` b. Âzib
Baslik : HUNEYN SEFERİNDE BOZGUNLUK VE BU HERC-Ü MERC ESNÂSINDA PEYGAMBERİMİZ`İN SARSILMAZ İRÂDESİ VE ORDUSUNUN NİZÂMINI İÂDE BUYURMASI
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, ona (Kays kabîlesinden) bir kişi: - Huneyn günü Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in yanından kaçtınız mı? diye sormuştu. O da: - (Evet, biz kaçtık) lâkin Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem kaçmadı. (Düşmanımız) Hevâzin (halkı) iyi ok atan bir kabîleden idiler. Biz (harb meydanında) bunlarla yüz yüze gelince bunların üzerine atıldık. Bunlar hemen perîşân oldular. Bunun üzerine müslümanlar ganîmete yöneldiler. Hevâzin ise (bundan istifâde ederek) bizi oklarla karşıladılar. (Biz kaçtık) fakat Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem kaçmadı. Onu pek iyi gördüm ki, o, beyaz katırının üstünde fütursuz duruyordu. Ebû Süfyân da katırın gemini tutuyordu. Bu sırada Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem: ben peygamberim yalan yok, ben Abdü`l-Muttalib oğluyum! diyordu.
HadisNo : 1213


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : CİHAD DEVELERİ ARASINDA KOŞU TERTÎBİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in Adbâ` denilen bir devesi vardı ki (koşuda, seferde) önüne geçilmezdi. Bir ara yük devesi üstünde bir bedevî geldi. (Yapılan kuşuda) bu yük devesi Adbâ`yı geçti. Ve bu geçiş müslümanlara ağır geldi. Ve Resûlullah bunu (Ashâb`ın hâlinden) anladı da: - (Ashâbım! Allah`ın bir âdeti, bir nizâmı vardır ki, ona göre) Allah dünyâda her yükselen şeyi muhakkak aşağı almağı iltizâm eder, buyurdu.
HadisNo : 1214


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Savaşta kadınların hizmetleri
Ravi : Ömer b. el-Hattâb
Baslik : İSLÂM KADINLARININ MÜCÂHİDLERE SU TAŞIDIKLARI
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, bir kere müşârün-ileyh, Medîne kadınlarından birtakım kadınlara bir çok futa dağılmıştı da iyi bir futa arta kalmıştı. Yanında bulunan bâzı kimseler ona: - Yâ Emîre`l-mü`minîn! Şunu da sizin yanınızdaki Resûlullah`ın kızına versene!, demişler, ve onunla Alî`nin kızı Ümm-i Gülsüm`ü (ki, Ömer`in zevcesidir) kasd etmişlerdi. Ömer de: - Bu futaya Ümm-i Salît daha lâyıktır, diye cevâb vermiştir. Ümm-i Salît (Hicret`i müteâkip) Resûlullah`a bîat eden Ensâr kadınlarındandır. (Ömer, bu liyâkatin sebebini de bildirerek): - Çünkü Ümm-i Salît Uhud günü kırbaları yüklenir, bize su taşırdı, (elbîsemizi dikerdi) demiştir.
HadisNo : 1215


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Muavviz kızı Rübeyyi`
Baslik : İSLÂM KADINLARININ MÜCÂHİDLERDEN YARALILARI SAFF-I HARP GERİLERİNE ALARAK TEDÂVÎ VE MEDÎNE`YE NAKLETTİKLERİ; İKİŞER, ÜÇER HAYVANLARA YÜKLETİNE ŞEHİTLERİ DE KABİRLERİNE GÖTÜRDÜKLERİ HAKKINDA RÜBEYYİ` H
Hadis : Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Biz kadınlar Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem ile berâber gazâda bulunurduk. Mücâhidlere su verir ve onlara hizmet ederdik. Yaralıları (tedâvî ile onları) ve şehîdleri Medîne`ye nakleylerdik.
HadisNo : 1216


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Düşmanın âni saldırısına karşı hazır olmak
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : İSLÂM HUKÛKUNDA DEVLET REÂSİNİN HAYÂTINI KORUMAK MÜSLÜMANLARA FARZ OLDUĞU. VE PEYGAMBERİMİZİN MUHÂFIZLARI
Hadis : Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem Medîne`ye hicret ettiği zaman (düşman taarruzundan endişe ederek) bir gece uyuyamamıştı. Ve keşke Ashâbımdan elverişli bir kişi bu gece beni muhâfaza etseydi, demişti. Tam bu sırada ansızın bir silâh sesi işittik. Bunun üzerine Resûlullah: - O kimdir? diye seslendi. - Ben Sa`d İbn-i Ebî Vakkas`ım (yâ Resûla`llah!) dedi. (Resûlullah: - Sana ne oldu ki? diye sordu.) Sa`d: - (Gönlümde hayâtınız hakkında bir endîşe uyandı da) seni muhâfaza için geldim, diye cevâp verdi. (Hazret-i Âişe demiştir ki:) Bunun üzerin Resûlullah (Sa`d İbn-i Ebî Vakkas`a duâ etti. Sonra) uyudu. (Hattâ biz, horladığını duyduk).
HadisNo : 1217


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Menfaat düşkünleri;Vazifeye bağlılık
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : NÖBET BEKLEMENİN FAZÎLETİ HAKKINDA EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir: Altun, gümüş, libas kulu olan kimseler sürünsün, kahrolsun! Böyle (menfaat düşkünü) kişiye (işlediği hayrın bedeli Allah tarafından) verilirse memnûn olur, verilmezse (Allah`ın takdîrine) de kızar; böyle (menfaat düşkünü) sürünsün, husrâna yuvarlansın!. Vücûduna diken batsın da cımbızla çıkaran bulunmasın! Bunun için Cennet, her hayır ve saâdet, şol kula lâyıktır ki, o, Allah yolunda cihâd için atının dizginine sarılmıştır. O mücâhidin başı (nın saçı) perîşandır, iki ayağı toz içindedir. Eğer bu gazî (pişdâr olarak) ileri karakolda düşman beklemekte ise, o, dâimâ orada tam mânâsiyle düşman bekler. Askerin gerisinde (dümdâr olarak) vazîfede ise, orada en metin nöbetçilik eder. (Bu vazîfelerini Allah için samimiyetle gören) o kahraman, bir meclise girmek için izin isterse (küçük görülüp) izin verilmez. Bir hususta şefâat edecek olursa, şefâati kabûl edilmez. (Fakat onun mevkii Allah yanında büyüktür, onun her dileğini Allah kabûl eder).
HadisNo : 1218


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : HAYBER DÖNÜŞÜNDE PEYGAMBERİMİZİN ENSÂR`I SENÂSI
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in hizmetinde bulunduğumuz halde onunla birlikte Hayber gazâsına çıkmıştım. Resûlullah oradan dönerek (Medîne`ye geldiği ve kendisine Uhud (dağı) göründüğü zaman: "Şu Uhud`dur. O (nun sâkinleri Ensâr) bizi sever, biz de o (nun sâkinleri) ni severiz" buyurdu.
HadisNo : 1219


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Savaşta oruç
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : HAYBER DÖNÜŞÜNDE PEYGAMBERİMİZİN ENSÂR`I SENÂSI
Hadis : Gelen bir rivâyete göre şöyle demiştir: Biz Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem ile berâber bir (seferde) bulunduk. (Bizden kimi oruç tutmuş, kimi de yemişti. Sıcak bir günde bir konak yerinde indik). Gölge için çoğumuz elbîsesiyle gölgelenmiş (rıdâsiyle çerke kurmuştu). Fakat şu oruç tutanlar (tâkatsizliklerinden) hiç bir iş yapamadılar. Oruçsuzlar ise, binit develerini (suya) götür (üp sula) dılar, (oruçlulara) hizmet ettiler, yemek pişirip (oruçlularla birlik) yediler. Bütün bu faâliyet üzerine Resûlullah: - Bu gün oruçsuzlar tam ücret alıp gittiler, buyurdu.
HadisNo : 1220


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Sınır boylarında nöbet tutmak
Ravi : Sehl b. Sa`d
Baslik : NÖBET BEKLEMENİN, SABAH VE AKŞAM TA`LİMLERİNİN FAZÎLETİ HAKKINDA SEHL İBN-İ SA`D HADÎSİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle demiştir: - Bir gün Allah yolunda serhad muhâfazasına bağlı bulunmak (sevâbı), dünyâdan ve dünyâ üstündeki her şeyden hayırlıdır. Sizden birinizin kamçısının Cennet`ten işgal ettiği az bir yer de dünyâdan ve dünyâ üstündeki her şeyden hayırlıdır. Şüphesiz birinizin akşamleyin her hangi bir zamanda yürüyüşü -ki, kul bu yolu Allah yolunda yürür,- yâhud sabahleyin (bu niyetle) yürüyüşü de dünyâdan ve dünyâ üstündeki her şeyden hayırlıdır.
HadisNo : 1221

Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Sa`d b. Ebî Vakkâs
Baslik : GÂYET ŞECÂATLİ VE SERVET SÂHİBİ OLAN SA`D İBN-İ EBÎ VAKKÂS, ASHÂB VE ASKER ARASINDA KENDİSİNDE BİR İMTİYAZ TASAVVUR ETTİĞİ İÇİN PEYGAMBERİMİZ BİR KERE: EY SA`D! SİZ ANCAK ZAİFLERİNİZİN DUÂSI HÜRMETİNE
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre (Mus`ab demiştir ki: Babam Sa`d diğer Ashâb`a kıyâsen kendisinde bir imtiyâz tasavvur ederdi. Çünkü Sa`d şecâatli idi, zengin idi. Bunun üzerine) Resûllulah salla`llahu aleyhi ve sellem: - Siz ancak zayıflarınızın duâsı sâyesinde mansûr ve merzûk olursunuz! buyurdu.
HadisNo : 1222


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Sahâbenin fazîleti;Tâbiînin fazîleti
Ravi : Ebû Saîd-i Hudrî
Baslik : HARP SIRASINDA İSLÂM ÜMMETİNİN DUÂSINDAN İSTİÂNE EDİLMESİ
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir: insanlar (ın târihi) üzerine (te`sîr eden) bir zaman gelir ki, o zamanda insanlardan bir cemâat gazâ eder. Onlara: - İçinizde Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`i gören kişi var mıdır? diye sorulur da: - Evet var! diye cevap verilir. Nihâyet ordu içindeki Sahâbi`ye (hürmeten zafer kapısı) açılır. Sonra bir zaman daha gelir. (İnsanlardan bir gurup daha gazâ eder) onlara da: - İçinizde Resûlullah`ın Ashâbını gören kişi var mıdır? diye sorulur. Onlara da: - Evet var! diye cevâp verilir. Ve zafer müyesser olur. Sonra (üçüncü) bir zaman da gelir. (Yine harb edilir). Onlara da: - İçinizde Resûlullah`ın Ashâbını görmüş Tâbiî`ye erişen kişi var mıdır? diye sorulur. Bu def`a da: - Evet var! denilir. Yine fetih müyesser olur.
HadisNo : 1223


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Düşmana ok atmak
Ravi : Ebû Üseyd
Baslik : OK ATMAĞA VE HER DEVRİN HARP ÂLETLERİNİN TA`LÎM EDİLMESİNE DÂİR EBÛ ÜSEYD MÂLİK VE SELEME İBN-İ EKVA` HADÎSLERİ
Hadis : "Bedir günü biz Kureyş`e karşı saf bağlayıp Kureyş de bize karşı saff-ı harp nizâmına girdikleri zaman Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem: - Düşman ok menziline girdiğinde ok atmağa devâm ediniz! buyurdu." dediği rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 1224


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Savaşa hazır olmak
Ravi : Ömer b. el-Hattâb
Baslik : OK ATMAĞA VE HER DEVRİN HARP ÂLETLERİNİN TA`LÎM EDİLMESİNE DÂİR EBÛ ÜSEYD MÂLİK VE SELEME İBN-İ EKVA` HADÎSLERİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Benû Nadîr mallar Allah`ın Resûli`ne Fey` olarak tahsîs buyurduğu şeylerdendir. Müslümanların at sürerek, deveye binerek (harb ile) iktisâb ettiği ganîmetlerden değildir. Bu cihetle, Benû Nadîr malları Resûlullah, salla`llahu aleyhi ve sellem`e mahsûs idi. Resûlullah, âilesinin bir senelik geçimini bundan te`mîn ederdi. Sonra bundan geri kalanı da Allah yolunda gazâ hazırlığı olarak silâha ve ata sarf edilirdi.
HadisNo : 1225


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Düşmana ok atmak
Ravi : Alî b. Ebî Tâlib
Baslik : UHUD HARBİNDE RESÛLULLÂH SA`D İBN-İ EBÎ VAKKÂS`A: BABAM, ANAM SANA FEDÂ OLSUN, DÜŞMANA OK AT! DEMİŞ VE BU SÖZÜ KİMSEYE KARŞI KULLANMAMIŞTIR
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in babasını, anasını, Sa`d İbn-i Ebî Vakkas`tan başka bir kişiye fedâ ettiğini söyliyerek hitâb ettiğini işitmedim. (Fakat Uhud günü Sa`d`e): - Ey Sa`d babam, anam sana fedâ olsun! Düşmana ok at! dediğini işittim.
HadisNo : 1226


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Ebû Ümâme
Baslik : UHUD HARBİNDE RESÛLULLÂH SA`D İBN-İ EBÎ VAKKÂS`A: BABAM, ANAM SANA FEDÂ OLSUN, DÜŞMANA OK AT! DEMİŞ VE BU SÖZÜ KİMSEYE KARŞI KULLANMAMIŞTIR
Hadis : Şöyle rivâyet olunmuştur: Muhakkak bir çok fütûhâta mazhar olan bir cemâat vardır (ki, Peygamber`in Ashâbıdır). Onların kılıçlarının süsü altun, gümüş değildi. Belki o (kahraman) ların kılıçlarının ziyneti kınların, kabzalarına bağlanan sırımla kalay ve demir (den ibâret) di, demiştir.
HadisNo : 1227


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Bedir Gazâsı
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : MÜSLÜMANLARIN İLK GAZÂSI OLAN BEDİR GÜNÜ RESÛLULLÂH`IN; RABBIM! PEYGAMBER`E AHDİNİN VE BANA ZAFER VA`DİNİN YERİNE GETİRİLMESİ ZAMÂNI HULÛL ETTİ. BUNU SEN`DEN DİLERİM! NİYÂZI ÜZERİNE: (HER HALDE MÜŞRİK
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in (bir rivâyete göre Bedir günü) küçük ve toparlak bir çadır içinde: - Yâ Rab! (Peygamberlerine yardım edeceğin hakkındaki) ahdini ve (zafer) va`dini (yerine getirmeği) Sen`den isterim. Allah`ım! Eğer (mü`minlerin helâkini) dileyorsan bu günden sonra Sana ibâdet eden bulunmayacaktır. (Resûlullah ellerini yukarı kaldırarak bu duâsına arkasından rıdâsı düşünceye kadar devâm etmiştir. Ebû Bekr rıdâsını alıp omuzlarına koymuş ve arkasında beklemiştir. Nihâyet) Ebû Bekr Resûlullah`ın elini tutarak: - Bu kadar dilek yetişir yâ Resûla`llah!. Rabb`ına karşı duâda ısrâr buyurdun. (Allah, sana va`dettiği zaferi yakında verecektir) dedi. Bu sırada Resûlullah bir zırh içinde idi. Bu duâdan sonra Resûlullah şu (meâldeki) âyetleri okuyarak çadırdan çıktı: - Her halde (Bedir`deki) bu topluluk yakında hezîmete uğratılacak ve onlar, (Kureyş) arkalarına dönüp gideceler. Belki (bu gidişin müntehâsı) azablarının vaad olunduğu saattir ki, o saat (in azâbı), daha büyük bir belâdır. Ve daha acıdır.
HadisNo : 1228


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : İpekli elbise giymek;Uyuzlunun ipekli giyebileceği
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : SIHHÎ BİR LÜZÜM ÜZERİNE İPEKLİ GİYİN`ME HAKKINDAKİ RİVAYETLER
Hadis : "Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in Abdurrahmân İbn-i Avf ile Zübeyr radiya`llahu anhümâ`ya (bir muhârebede) uyuz oldukları sıra ipekli gömlek giymelerine müsâade buyurdu" dediği rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 1229


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : İpekli elbise giymek;Uyuzlunun ipekli giyebileceği
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : SIHHÎ BİR LÜZÜM ÜZERİNE İPEKLİ GİYİN`ME HAKKINDAKİ RİVAYETLER
Hadis : Rivâyete göre, Abdurrahmân İbn-i Avf ile Zübeyr radiya`llahu anhümâ (bir muhârebede) bitlenerek Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e şikâyet ettiklerinde Resûlullah bunların ipekli giymelerine müsâade etmiştir.
HadisNo : 1230


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Deniz savaşçıları;İstanbul için savaşacak gâziler
Ravi : Ümm-i Harâm b. Milhân
Baslik : İLK DENİZ SEFERİ
Hadis : Rivâyete göre Ümm-i Harâm, Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in: - Ümmetimden denizde gazâ eden ilk muhâripler (Cennet`e girmeği) hak etmişlerdir, dediği işitmiştir. Ümm-i Harâm demiştir ki: ben de: - Yâ Resûla`llah! Ben bunların içinde miyim? diye sordum. Resûlullah: - Sen onların arasında (Cennet`e gidece bir şehîd) sin! diye cevâb verdi. (Râvî kadın devamla) bundan sonra Resûlullah: - Ümmetimden Kayser`in, (Şarkî Rum İmparatorluğunun merkezi olan İstanbul) şehrine gazâ eden ilk muhâripler için de yarlıganmak vardır! buyurdu. - Ben bunların içinde miyim yâ Resûla`llah!? diye sordum. Resûlullah: - Hayır! diye cevap verdi.
HadisNo : 1231

Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Yahûdilerle savaş
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : ABDULLÂH İBN-İ ÖMER`İN YEHÛD İLE HARP OLMADIKÇA KIYÂMET KOPMAYACAKTIR, RİVÂYETİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: (İleride) Müslümanlar Yehûd ile harb edecek (ve onları tamâmiyle kırıp mahvedecek). Hattâ onlardan bir Yehûdî taş arkasına saklansa (da sağ kaldığı farz edilse) taş parçası da (dile gelerek) ey Allah`ın kulu, şu arkamdaki Yehûdî`dir, onu da öldür! diyecektir. (Ebû Hüreyre`den gelen) bir rivâyette de: Müslümanlarla Yehûd arasında kanlı bir harb olmadıkça kıyâmet kopmaz, buyurulmuş ve hadîsin geri kalan kısmı zikr edilmiştir (ki, bu harbde müslümanların yehûdîleri tamâmiyle tenkîl etmesinden ve bir tânesinin taş arkasında saklı kaldığı farzedilse bile taş da izhâr-ı husûmet ederek: ey müslüman, arkamda saklanan yehûdîyi de öldür! demesinden ibârettir).
HadisNo : 1232


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Hendek Gazâsı
Ravi : Abdullâh İbn-i Ebî Evfâ
Baslik : AHZAB GÜNÜ PEYGAMBERİMİZİN MEDÎNE`Yİ MUHÂSARA EDENE MÜŞRİKLER HAKKINDA: EY KUR`AN GÖNDEREN, HİSÂBINI TEZ GÖREN ALLÂH`IM! MEDÎNE`Yİ SARAN ŞU ARAB KABÎLELERİNİ DAĞIT; ONLARIN TOPLULUKLARINI KIR, İRÂDELE
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in Ahzâb günü (Hendek harbinde) müşrikler aleyhine düâ ederek şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: Ey Allah!, Ey Kur`an gönderen (Allah`ım). Ey düşmanlarla hesâbı tez (Rabbım!): Sen (Medîne önünde toplanan) şu Arab kabîlelerini dağıt Allah`ım!, onların topluluklarını kır, irâdelerini sars (da yerlerinde tutunamasınlar) Rabb`ım!
HadisNo : 1233


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Yahûdilerin Hz. Peygamber`e küstahlığı
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : YEHÛD`UN PEYGAMBERİMİZE "ESSÂMÜ ALEYKÜM" İLGİLİ HZ. ÂİŞE HADİSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Bir kere Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in huzûruna Yahûdîler girmişti de Resûlullah`a (selâm yerine): "Essâmü aleyk = ölüm üzerine olsun" demişdiler. Ben de onlara lâ`net etmiştim. Bunun üzerine Resûlullah bana: - Sana ne oldu ki? buyurdu. Ben de: - Bu Yahûdîlerin ne hezeyân ettiklerini işitmedin mi? dedim. Resûlullah: - Ya sen benim: "ve aleyküm = ölüm sizin üzerinize olsun!" dediğimi işitmedin mi? diye cevâp verdi.
HadisNo : 1234


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : PEYGAMBERİMİZİN DEVS KABÎLESİNE HİDÂYETLE DUÂ BUYURMASINA DÂİR EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: (Mekke`de müslümân olup kabîlesini da`vete me`mûr olan) Devsî Tufeyl İbn-i Amr (Hayber`in fethi sırasında) bâzı arkadaşlariyle Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`i ziyârete gelmişlerdi. Bunlar (kendi kavminden şikâyet ederek): - Yâ Resûla`llah! Devs kabîlesi halkı Allah`a âsî oldular da Tufeyl`in İslâm`a da`vetini kabulden imtina` ettiler. Binâenaleyh bunların aleyhine duâ buyur! dediler. Şimdi artık Devsîlerin helâkine duâ olunacak denilirken bir de Resûlullah (ın re`fet ve şefkatli tecellî ederek): Yâ Rab, Devs halkına hidâyet eyle de onları İslâm câmiamıza getir! diye duâ buyurdu.
HadisNo : 1235


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Hayber Gazâsı;Savaşta bayrak
Ravi : Sehl b. Sa`d
Baslik : HAYBER GÜNÜ SANCAĞIN HAZRET-İ ALÎ`YE VERİLMESİ VE FETH-Ü ZAFER MÜYESSER OLMASI
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in Hayber günü (Hayber`in fethi uzayınca) şöyle buyurduğunu işittiği rivâyet olunmuştur: - Müslümanların bayrağını artık (yarın) bir kişiye vereceğim ki, Allah feth ve zaferi onun iki elleriyle müyesser kılacaktır. (O, Allah`ı ve Peygamberini sever, Allah ve Peygamber`i de onu sever). Bunun üzerine orada bulunan Ashâb bayrağın onlardan hangisine verileceğini tahayyüle başladılar. Onların hepsi bayrağın kendisine verilmesini umarak ertesi güne erdiler. Fakat Resûlullah ferdâsi gün: -Alî nerededir? diye sordu. Ashâb tarafından: - Gözleri ağrıyor, denildi. Ve Resûlullah`ın emriyle Alî huzûra çağırıldı. Resûlullah Alî`nin gözlerine tükürdü. Hemen orada gözleri, hiç ağrımamış gibi iyi oldu. Bunun üzerine Alî: - Yâ Resûla`llah, Hayber yahûdîleriyle onlar da bizim gibi (müslümân) oluncaya kadar vuruşuruz! dedi. Resûlullah da: - Yâ Alî, ağır ol! Tâ ki sükûnetle Hayberlilerin sâhasında alarga bir mahalle iner, (ordugâhını kurar) sın! Sonra onları İslâm`a da`vet edersin ve üzerlerine vâcib olan İslâm esaslarını haber verirsin!. Yâ Alî, tek bir kişinin senin irşâdınla müslümân olması, iyi bil ki, sana kızıl develer bahşedilmesinden (senin de onları yoksullara tasadduk etmende) hayırlıdır, buyurdu.
HadisNo : 1236


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Sefere Perşembe günü çıkmak
Ravi : Kâ`b İbn-i Mâlik
Baslik : PEYGAMBERİMİZİN GAZÂ GİBİ BİR SEFERE ÇIKMAK İSTEDİĞİNE PERŞEMBE GÜNÜ ÇIKTIĞI
Hadis : Rivâyete göre, Kâ`b: Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem: sefere çıkmak istediğinde perşembe gününden başka günlerde muhakkak ki pek az yola çıkardı, demiştir.
HadisNo : 1237


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : PEYGAMBERİMİZİN GAZÂ GİBİ BİR SEFERE ÇIKMAK İSTEDİĞİNE PERŞEMBE GÜNÜ ÇIKTIĞI
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Bir kere Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem bizi bir seriyye içinde gazâya göndermişti. (Bize verdiği emirler arasında) Kureyş`ten adlarını söylediği iki kimse için de: - Fülân ve fülân kişilere rast geldiğinizde (bunları yakalayıp) ateşte yakınız! buyurdu. Ebû Hüreyre (devamla) diyor ki: sonra yola çıkmak istediğimiz sıra vedâ etmek üzere Resûlullah`a gelmiştik. Bu def`a da Resûlullah: - Ben (önce) size fülân ve fülânı ele geçirdiğinizde ateşle yakmanızı emretmiştim. Halbuki ateşle yalnız Allah ta`zîb eder. Bu sebeble siz bu şerîrleri bulduğunzda (yakmayınız da) öldürünüz! buyurdu.
HadisNo : 1238


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Ma`siyet emreden ulû`l-emre itâat yoktur;Ulû`l-Emre itâat
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : DEVLET ÂMİRLERİNİN GÜNÂH OLMAYAN VE ADÂLETE MAKRÛN OLAN EMİRLERİNİ DİNLEMEK VE İTÂAT ETMEK VÂCİP OLDUĞUNA DÂİR İBN-İ ÖMER HADÎSİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: (Devlet âmirlerinin emirlerini) dinlemek ve ma`sıyetle emr olunmadıkça itâat ve icâbet etmek vâciptir. Ma`sıyetle emr olunduğu zaman da onları dinlemek ve boyun eğmek yoktur.
HadisNo : 1239


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Ma`siyet emreden ulû`l-emre itâat yoktur;Ulû`l-Emre itâat
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : RESÛLULLÂH`IN: EMÎR`E İTÂÂT, BANA İTÂATTIR. EMÎR`E İSYÂN BANA İSYÂNDIR, BUYURMASI
Hadis : Şöyle rivâyet olunmuştur: Biz (müslümân) lar (ehl-i kitâba nazaran dünyâ târihinde) sonra gelmiş bulunuyoruz. (Fakat) kıyâmet gününde (fazîletçe) en ileride bulunacağız. Yine Resûlullah şöyle der idi: Her kim bana itâat ederse; o, Allah`a itâat etmiştir. Her kim de bana isyân ederse, Allah`a isyân etmiştir. Her kim emîre itâat ederse, o, bana itâat etmiştir; her kim emîre isyân ederse, bana isyân etmiştir. İyi bilinmelidir ki, Devlet Reîsi (millet için) bir siperdir. Onun önünde, onun kumandasında harb olunur. Onunla (düşmandan) korunulur. Eğer o, (millete) takvâ ile emrederse, adâletle hareket ederse, bu emriyle, adâletiyle me`cûr olur. Eğer takvâ ve adâletten başkasiyle emr ve hükm ederse, bundan hâsıl olan günah ona râci`dir.
HadisNo : 1240


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Harpte sebat etmek
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : BÎAT-İ RIDVÂN`IN, ÖLÜNCEYE KADAR HARPTE SEBÂT ETMEK ÜZERE VÂKI` OLDUĞUNA DÂİR İBN-İ ÖMER VE SELEME İBN-İ EKVA` HADÎSLERİ
Hadis : (Vaktiyle Hudeybiye`de Bîat-i rıdvân şerefine nâil olan) bizler Hudeybiye`den döndüğümüz yıldanberi altında bîat ettiğimiz o (târihî ve mübârek) ağacı (unuttuk da onu) ta`yîn için bizden iki kişi (nin re`yi) bir arada toplanamadı. (Bu bilmemek de) Allah tarafından gelen büyük bir rahmet oldu, dediği rivâyet olunmuşutr. (İbn-i Ömer`in kölesi ve bu hadîsin birinci derecede râvîsi Nâfi`a, ikinci râvî Cüveyriye tarafından): - Hangi yart üzerine Resûlullah Ashâb ile muâhede eyledi, ölmek üzere mi? diye soruldu. Nâfi`: - Hayır, ölmek üzere değil. Harbde sebât etmek, (bozgunculuktan sakınmak) üzere Ashâb ile bîatleşti, demiştir.
HadisNo : 1241

Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Bî`at
Ravi : Abdullah İbn-i Zeyd
Baslik : HARRE VAK`ASI VE ÖLMEK ÜZERE BÎAT HAKKINDA RİVÂYETLER
Hadis : Rivâyete göre şöyle demiştir: Harre (vak`ası) günleri hulûl ettiği sıra Abdullah İbn-i Zeyd`e birisi geldi de ona: - Abdullah İbn-i Hanzale halk ile ölmek üzere bîatleşiyor (siz ne dersiniz?) dedi. Abdullah İbn-i Zeyd de: - Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`den sonra ben kimseye ölmek için bîat etmem! diye cevap verdi.
HadisNo : 1242


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Bî`at
Ravi : Ebû Müslim Seleme İbn-i Ekva`
Baslik : BÎAT-İ RIDVÂN`IN, ÖLÜNCEYE KADAR HARPTE SEBÂT ETMEK ÜZERE VÂKI` OLDUĞUNA DÂİR İBN-İ ÖMER VE SELEME İBN-İ EKVA` HADÎSLERİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: (Bîat-i Rıdvân`da) ben, Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e bîat etmiş, sonra ağacın gölge tarafına dönüp gelmiştim. Nâs (ın bîat izdihâmı) hafifleyince Resûlullah bana: - Ey İbn-i Ekvâ`! Sen bîat etmez misin? diye sordu. Ben: - Bîat ettim, yâ Resûla`llah diye cevâb verdim. Resûlullah: - Bir daha bîat et! buyurdu. Ben de ikinci def`a bîat ettim. (İbn-i Ekvâ`ın râvîsi Yezîdi İbn-i Ubeyd tarafından): - (Ey Ebâ Müslim!) O günü siz hangi madde üzerine bîat etmiştiniz? diye sorulmuş da İbn-i Ekva`: - Ölmek (ve kat`iyyen dönmemek) üzere, demiştir.
HadisNo : 1243


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Medîne`ye hicret
Ravi : Abdullâh b. Mes`ûd
Baslik : İSLÂM VE CİHAD ÜZERE BÎAT
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: (Mekke`nin fethinden sonra) ben, kardeşim (Mücâlid İbn-i Mes`ûd) ile Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in yanına geldim de: - Yâ Resûla`llah! (Medîne`ye) hicret etmek üzere bize muâhede ve müsâade eyle! dedim. Resûlullah: - Artık hicretin hükmü, (fetihden önce) hicret edenlere âid olarak geçmiştir, buyurdu. Ben: - Ya ne üzerine bize mübâyea buyurursunuz? dedim. Resûlullah: - (Evvelâ) İslâm, (sonra) cihâd üzerine, buyurdu.
HadisNo : 1244


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Abdullâh b. Mes`ûd
Baslik : MÜCÂHİDLERDEN HER FERDİN MÂ-FEVK KUMANDANLARINA MUTLAK SÛRETLE İTÂATİ KUMANDANIN MÂ-DÛNUNA KUVVETİ HÂRİCİNDE VAZÎFE TEKLÎF ETMEMESİ HAKKINDA ABDULLÂH İBN-İ MES`ÛD HADÎSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Günün birisinde bana bir kişi geldi. Ve bana, kendine ne cevap vereceğimi bilemediğim bir süâl sordu da dedi ki: - Şol bir kişi hakkında re`yin nedir? ki: o, zinde, silâhı üzerinde olarak sevinç içinde kumandanlarımızla berâber gazâlara çıkar. Fakat kumandanımız (ona ve) hepimize karşı sayamayacağımız derecede çok ve ağır vazîfeler hakkında kat`î ve şiddetli emirlerde bulunur. (Şimdi şu tahammül-fersâ durumda gazînin vaziyeti nedir?: Şu halde de gazînin kumandanının bu ağır emirlerine itâat etmesi vâcib midir?) diye sordu. Ben de ona şöyle cevâb verdim: - Vallahi ben sana ne cevâb vereyim? bilmiyorum. Şu kadar ki, biz (Peygamber`in Ashâbı) Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem ile berâber (bu kadar gazâlarda) bulunduk. O, bir iş hakkında emir verince verilen vazîfeyi biz görünceye kadar bize karşı azim ve şiddet göstermemeğe yakın (bir vaziyette) bulunurdu. Bunun bir müstesnâsı da vardır. Sizden her hangi biriniz Allah`ın azâbından korundukça o kişi, dâimâ hayır ile berâberdir. Şâyed onun gönlünde (bir hususta câiz midir, değil midir? diye) bir şüphe uyandığında o kimse (mâ-fevk) bir (hayır-hâh) kişiye sorup o (nun öğüt) ünden gönlündeki çürüklüğü şifâlandırabilir. -Hoş! Sizin (bu dünyâda) öyle (hak sözlü) bir kişiyi bulamayacağınız (günler) yaklaşmıştır ya?- Kendisinden başka ibâdete değer bir ma`bûd olmıyan Allah`a yemîn ederim ki: ben dünyâdan geri kalan ve geçen günleri, derede birikmiş su gibi tahayyül ediyorum: onun sâfîsi içilmiş de geriye bulanık tortusu kalmıştır.
HadisNo : 1245


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Harpte sebat etmek;Savaşta askere hitap
Ravi : Abdullâh İbn-i Ebî Efvâ
Baslik : HARPTE SABIR VE SEBÂT HAKKIND ABDULLÂH İBN-İ EBÎ EVFÂ HADÎSİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem düşmanla karşılaştığı bâzı gazâlarda (hemen harbe girişmeyip) güneş tâ (zevalden) devrilinceye kadar intizâr etmiş (düşmanı gözlemiş) di. Sonra asker içinde (hitâbete) kıyâm ederek: - Ey nâs, düşmanla karşılaşmak, (harb etmek) istemeyiniz, belki Allah`dan (harb felâketinden) korumasını isteyiniz!. Fakat bir kere de siz düşmanla karşılaşınca (harbin bütün şiddetlerine karşı) sabrediniz! Ve biliniz ki Cennet, muhakkak sûrette (mücâhid) kılıçlarının gölgeleri altındadır, buyurdu. Sonra Resûlullah (devamla): - Ey Kur`ân`ı gönderen Allah! (duâsın) ı sonuna kadar okudu ki, bu duânın gerisi (yakında) geçti.
HadisNo : 1246


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Ya`lâ İbn-i Ümeyye
Baslik : HARPTE SABIR VE SEBÂT HAKKIND ABDULLÂH İBN-İ EBÎ EVFÂ HADÎSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: (Tebük gazâsında ben Resûlullah ile berâber gazâ ettim. Genç bir deveme sefer levâzımını yükledim. Yaşım kemâle erdiğinden ve hizmet edecek kimsem bulunmadığından) bir hizmetçe kiralamıştım. (Yol üzeri) hizmetçi birisiyle (İbn-i Ümeyye`nin kendisidir) döğüştü. İki kavgacıdan birisi (ki, İbn-i Ümeyye`dir) öbirisinin (ki, hizmetçidir) elini ısırdı. Hizmetçi elini, ısıran bu sûretle dişi sökülen kişi) de Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e gelip şikâyet etti. Resûlullah (da`vâyı red,) dişin, diyetini iskat ederek (İbn-i Ümmeyye`ye): - Yâ zavallı adam elini sana bırakırmı ki, sen boğur devenin yan dişleriyle sert yem yediği gibi, zavallının elini çatır çatır yiyesin! buyurdu.
HadisNo : 1247


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Savaşta bayrak
Ravi : Abbâs b. Abdülmuttalib
Baslik : MEKKE`NİN FETHİ GÜNÜ SANCAĞIN HACUN MEVKİİNE DİKİLDİĞİ
Hadis : Gelen bir rivâyete göre, müşârün-ileyh, Zübeyr (İbn-i Avvâm)a: - Mekke`nin fethi günü) Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem sana bayrağı işte şuraya dikmeni emretmişti, demiş (ve Hacun dağına işâret etmiş) tir.
HadisNo : 1248


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Cevâmiu`l-Kelîm;Hz. Peygamber`in diğer peygamberlere verilmeyen üstünlükleri
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : PEYGAMBERİMİZİN: BEN CEVÂMİÜ`L-KELİM İLE BA`S OLUNDUM. DÜŞMAN GÖNÜLLERİNE KORKU SALDIM. RÜ`YÂMDA ARZIN HAZÎNELERİNİN ANAHTARLARI GETİRİLDİ VE BENİM İKİ AVUCUMUN İÇİNE KONULDU, HADÎSİNİN ÎZÂHI
Hadis : Gelen rivâyete göre, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem: - Ben Cevâmiü`l-kelim ile gönderildim. Ben (bir aylık mesâfedeki düşman gönüllerine) korku salmak sûretiyle yardım olundum. Bir de ben uyuduğum sırada bana yerdeki hazînelerin anahtarları getirildi de benim iki avucumun içine konuldu, demiştir. (Sonra) Ebû Hüreyre: - Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem (bu hazînelerden hiç birisine nâil olmadan bu dünyâdan) gitti. Şimdi bu hazîneleri yerlerinden siz çıkarırsınız! demiştir.
HadisNo : 1249


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Azık
Ravi : Ebû Bekr`in kızı Esmâ`
Baslik : EBÛ BEKR`İN KIZI ESMÂ`YA ZÂTÜ`N-NİTÂKAYN DENİLMESİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Medîne`ye hicrte edilmek istenildiği zaman Ebû Bekr`in evinde ben, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in yol azığını düzmüş, hazırlamıştım. Esmâ` (devamla:) fakat ne yemek çıkınını, ne de su tulumunu bağlayacak bir şey bulamamıştık. Bunun üzerine ben Ebû Bekr`e: - (Baba) vallahi ben belimdeki nıtak = kuşağımdan başka bağlayacak bir şey bulamıyorum! dedim. O da: - (Kızım) onu ikiye böl, birisiyle su tulumunu, öbirisiyle de yemek sofrasını bağla! dedi. Ben de öyle yaptım. Bu cihetle ben: "Zâtü`n-nitâkayn = iki kuşaklı veya kemerli" diye anıldım, (demiştir).
HadisNo : 1250


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Üsâme b. Zeyd b. Hârise
Baslik : MEKKE`NİN FETHİ GÜNÜ RESÛLULLÂH DEVESİ ÜSTÜNDE, TERKİSİNDE ÜSÂME İBN-İ ZEYD, MAİYETİNDE BİLÂL HABEŞÎ OLDUĞU HALDE MEKKE`NİN ÜSTÜNDEKİ KEDÂ SEMTİNDEN MEKKE`YE GİRMESİ, KÂ`BE`DE NAMAZ KILMASI
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in (bir seferde) merkebe bindiği, merkebin arkasına üstü kadife kaplı bir palan vurulmuş olduğu, Üsâme İbn-i Zeyd`i de arkasında terkisine aldığı rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 1251

Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : MEKKE`NİN FETHİ GÜNÜ RESÛLULLÂH DEVESİ ÜSTÜNDE, TERKİSİNDE ÜSÂME İBN-İ ZEYD, MAİYETİNDE BİLÂL HABEŞÎ OLDUĞU HALDE MEKKE`NİN ÜSTÜNDEKİ KEDÂ SEMTİNDEN MEKKE`YE GİRMESİ, KÂ`BE`DE NAMAZ KILMASI
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem (Mekke) fetholunduğu gün Mekke`nin üstü (ndeki Kedâ semti) nden devesi üstünde olarak (şehre) yöneldi. Terkisine de Üsâme İbn-i Zeyd`i almıştı. Bilâl de maiyyetinde idi. Kâ`be`nin hâdimlerinden (ve Miftâhdâr âilesinden) Osmân İbn-i Talha ve Bilâl ile berâberdi. (Resûlullah yürüdü). Tâ Mescid-i Harâm`a vardı. Devesini orada çöktürdü. Ve Osmân İbn-i Talha`ya Beyt (-i Şerîf) in anahtarını getirmesini emretti. (İbn-i Talha gitti, anası Selâfe`den anahtarı alıp getirdi). Kâ`be`yi açtı. Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem içeri girdi. Hadîsin bundan kalan kısmı yukarıda geçmiştir.
HadisNo : 1252


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Kur`ân-ı Kerîm`le sefere çıkmak
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : DÜŞMAN MÜŞRİKLERİNİN DİYÂRINA KUR`AN İLE SEYAHATTEN NEHY BUYURULMASI, BU NEHYİN SEBEB VE HİKMETİ, ULEMÂNIN İHTİLÂFI, BU HADÎSE MEBNÎ KÂFİRE MUSHAF VE DÎNÎ ESERLER SATMANIN MEMNÛİYETİ
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in Mushaf`la düşman toprağına sefer edilmesini nehyettiği rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 1253


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Duâda sesi yükseltmemek
Ravi : Ebû Mûsâ el-Eş`arî
Baslik : YÜKSEK SESLE DUÂNIN KERÂHETİ VE MÜLK, RA`D SÛRELERİ ÂYETLERİNİN DELÂLET ETTİĞİ MEFHUMLAR
Hadis : Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Biz, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem ile berâber (seferde) bulunurduk da her vâdî üzerine yükseldikçe sesimiz mu`tâdından ziyâde yükselerek tehlîl ve tekbîr ederdik. Bunun üzerine Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem: - Ey nâs canınıza acıyın, sesinizi yükseltmeyin! Şüphesiz siz, ne sağırı çağırıyor, ne de gaibe bağırıyorsunuz! Duâ ettiğiniz O (Allah), muhakkak ki, sizinle berâberdir. Hem O, sesinizi çok iyi işitir; O, size (uzak değil), çok yakındır, buyurdu.
HadisNo : 1254


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Câbir b. Abdullâh
Baslik : HARP SIRASINDA TEKBÎR GETİRİLMESİNİN MEŞRÛİYETİ; ASKERÎ HAREKETİ DÜŞMANDAN GİZLEMEK MATLÛB OLURSA TEKBÎR`İN GİZLİ ALINMASI; SEFER VE HAREKET ESNÂSINDA BİR VÂDÎYE İNİLDİĞİNDE TESBÎH EDİLMESİ, YÜKSEKLER
Hadis : Demiştir ki: biz (Peygamber`in Ashâb`ı) seferde yüksek bir yere çıkınca Tekbîr ederdik. Yüksekten (bir vâdîye) inince de Tesbîh eder (, Sübhâna`llah der) dik, demiştir.
HadisNo : 1255


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Ebû Mûsâ el-Eş`arî
Baslik : GÂZÎNİN MUKÎM İKEN DEVÂM EDİP DE CİHAD YOLCULUĞUNDA YAPMADIĞI NÂFİLE İBÂDETİN YAPMIŞ GİBİ SEVÂBININ YAZILMASI
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: (Âbid) bir kul hastalanır, yâhud (cihâd veya hayır için) sefer eder (de sefer ve maraz hâli mu`tâd ibâdetine mâni` olur) sa mukîm iken, sıhhatte iken işlemekte olduğu ibâdetin benzeri, o gazîye ve o hastaya (ecr-ü sevâb) yazılır.
HadisNo : 1256


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Yalnız gece yolculuğu yapmamak
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : GAZÂ YOLUNDA REFİKSİZ GECE SEFERİNİN KERÂHETİ; DÜŞMANIN VAZİYETİNİ TECESSÜS MAKSADİYLE OLURSA, MÜSTEHAB OLDUĞU
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`den: "Nâs, yalnız başına yolculuktaki benim bildiğim mahzûru bilseydi hiçbir süvârî yalnız başına gece yolculuğu etmezdi" dediğini rivâyet etmiştir.
HadisNo : 1257


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Ana babanın rızâsını almak
Ravi : Abdullâh b. Amr b. Âs
Baslik : FARZ CİHÂDIN ANA BABA RIZÂSINA TEKADDÜMÜ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: bir kere Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e bir kişi geldi de ondan cihâd (a gitmesi) husûsunda izin istedi. Resûlullah da: - Anan, baban sağ mıdır? diye sordu. O: - Evet! diye tasdîk etti. Resûlullah: - Şu halde sen (ibtidâ) onların rızâsına çalış! buyurdu.
HadisNo : 1258


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Ensâr`dan Ebû Beşîr
Baslik : HARP MINTAKASINDA HAYVAN BOYNUNA KILÂDE VE ÇAN TAKMANIN MEMNÛNİYETİNE DÂİR EBÛ BEŞÎR HADÎSİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in bâzı seferlerinde halk (askerler) yerlerinde gecelediği sırada Ebû Beşîr Resûlullah ile berâber bulunmuş ve bu halde Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem Zeyd İbn-i Hârise`yi göndererek (halk arasında): - Sakın ha, hiç bir devenin boynunda ok yayı kirişinden (takılmış) kılâde (boğmuk) kalmasın, yâhud mutlak sûrette hiç bir kılâde kalmasın, muhakkak kesilsin, koparılsın! (diye i`lân ettirmiş ve hiç bir deve boynunda çan bırakılmayıp hepsi koparılmıştır).
HadisNo : 1259


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Erkeğin mahremi olmayan bir kadınla bir yerde yalnız kalması;Sefer eden kadının yanında mahremi olması
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : KADININ MAHREMSİZ SEFERDEN NEHYİ HAKKINDA İBN-İ ABBÂS HADÎSİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğunu işittiği rivâyet olunmuştur: - Hiç bir erkek (mahremi olmıyan) bir kadınla sakın tenhâ bulunmasın!. Hiç bir kadın da kendisiyle berâber bir mahremi (nikâh geçmez hısımı) bulunmaksızın sakın sefer etmesin!. Resûlullah`ın bu nehyi üzerine (Ashâb`dan) bir kişi ayağa kalkarak: - Yâ Resûla`llah! Ben şöyle şöyle bir gazâya yazılmıştım; halbuki zevcem haccetmek üzere yola çıkmıştır (ne buyurulur?) diye sordu. Resûlullah: - Haydi sen de git, karınla berâber haccet! buyurdu.
HadisNo : 1260


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Esâret (esirlik)
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : SEFER MÜDDETİ HAKKINDAKİ RİVÂYETLER
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in: (Dünyâda müslüman oluncaya kadar esâretle) zincirlere bağlanan, (bilâhare müslüman olup esâret bağından kurtulup âhirette) Cennet`e giren bir cemâat (in mükâfat görmesin) den Allah râzı olmuştur, buyurduğu rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 1261

Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Sa`b İbn-i Cessâme
Baslik : İSLÂM HARP HUKÛKUNA GÖRE, MUHÂRİPLERİN KADINLARI, ERLİK ÇAĞINA ERİŞMEMİŞ ÇOCUKLARI, İHTİYARLARI, PAPASLARI HAKKINDA HÜKÜMLER
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Ebvâ, yâhut Veddân (harbin) de Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem bana uğradı ve o sıra: - (Yâ Resûla`llah) müşrik (muhârip) lerden âile sâhibi bulunanlara gece baskını yapılıyor da (ayırd edilemiyerek) bunların kadınları, küçük çocukları da musâb oluyor? diye soruldu. Resûlullah: - Onlar da müşrikler (câmiasın) dandır, diye cevap verdi. (Ve cevâba devâm ederek): - (Harb hâlinde) kimsenin kimseyi korumak kudreti yoktur, korumak yalnız Allah`a ve Resûl`ine âiddir, buyurduğunu Resûlullah`tan işittim, demiştir.
HadisNo : 1262


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Harpte kadın ve çocukları öldürmemek
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : PEYGAMBERİMİZİN MUHÂRİPLERİN KADINLARININ, ÇOCUKLARININ KATLİNİ FENÂ GÖRDÜĞÜ VE TASVİB ETMEDİĞİ HAKKINDA ABDULLÂH İBN-İ ÖMER HADÎSİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in bâzı gazâlarında (Mekke`nin fethinde) bir kadın öldürülmüş olarak bulundu da Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem kadınların, çocukların öldürülmesini çirkin görüp tasvîb etmedi.
HadisNo : 1263


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Mürtedlerin öldürülmesi
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : ATEŞLE TA`ZİBTEN NEHİY HAKKINDA İBN-İ ABBÂS HADÎSİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, Alî radiya`llahu anh`in bir kavmi, (kendisinin ülûhiyetini iddiâ eden Abdullah İbn-i Sebe`nin cemâatini) ateşle yaktığı (haberi) İbn-i Abbâs`a eriştiği zaman: Eğer ben (Alî`nin yerinde) olsaydım bunları yakmazdım. Çünkü Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem: "İnsanları (yakarak) Allah`ın azâbiyle ukubetlendirmeyin!" buyurdu. Yine ben (Alî`nin yerinde olsaydım) onları muhakkak öldürürdüm. Nasıl ki, Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem: "Her kim dînini (ki, Müslümanlıktır) değiştirirse, onu hemen öldürünüz!" demiştir.
HadisNo : 1264


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : ATEŞLE TA`ZİBTEN NEHİY HAKKINDA İBN-İ ABBÂS HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, o, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğunu işittim, demiştir: Nebîler`den birini karınca ısırmış. O Peygamber, karıncaların köyü (nün yakılması) nı emr etmiş de yakılmış. Bunun üzerine Allahu Teâlâ o Peygamber`e: - Seni bir karınca soktu değil mi? Ya sen, Allah`ı tesbîh eden ümmetlerden bir ümmeti yakmadın mı? diye itâb etmiştir.
HadisNo : 1265


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Ahmes`li Cerîr İbn-i Abdillah
Baslik : YEMEN`DE KÂ`BE`YE KARŞI YAPILMIŞ ZÜLHALASA KİLİSESİ VE ONUN TAHRÎBİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Bir kere Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem bana: - (Ey Cerîr! Şu) Zülhalâsa (nın elin) den bana rahat vermez misin? O, Has`am (kabîlesi) dâhilinde (Beytü`l-Harâm`a karşı yapılmış içi put dolu) bir binâ idi. Yemenlilerin Kâ`be`si diye anılırdı. (Bu cihetle Resûlullah`ın gönlüne yük veriyordu). Cerîr der ki: Ahmes kabîlesinden yüz elli süvârînin başında Zülhalasa`ya gittim. Ahmesliler iyi ata binerlerdi. Fakat ben bir türlü at üstünde duramazdım. (Kalbimi sıkardı). Bu sebeble Resûlullah göğsüme (şiddetli) bir darbe indirdi. Hattâ parmaklarının izini göğsümde görmüştüm. Ve: Yâ Rab! Sen Cerîr`i (at üstünde) sâbit kıl! Onu hâdî kıl, mehdî kıl! diye duâ buyurdu. Müteâkıben Cerîr Zülhalasa`ya gitti. O (şirk ma`bedi) ni yıktı, yaktı. Sonra Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`e (Husayn İbn-i Rebîa ile) vaziyeti bildirdi. Cerîr`in gönderdiği bu zât Resûlullah`a: - Yâ Resûla`llah! Seni Hak Peygamber gönderen Allah`a yemîn ederim ki; huzûruna ben (boş) gelmedim. Tâ ki ben o (şirk ma`bedi) ni uyuz deve gibi (bakımsız, harâb) bir halde bıraktım geldim, dedi. (Râvî der ki: bunun üzerine) Resûlullah: - Ahmes kabîlesinin atları ve süvârîleri mübârek ola! diye beş kere düâ buyurdu.
HadisNo : 1266


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Hz. Peygamber`in fetih müjdesi;Kayser`in helâki;Kisrâ`nın helâki
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : KİSRA SALTANATININ KUVVET VE İSTİKLÂLİNİN ZEVÂLİ HAKKINDA EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: Kisrâ ölmüş (demek) tir. Kisrâ öldükten sonra o saltanat (eski ihtişâmiyle bir daha) kurulmayacaktır. Kayser de muhakkak ölecektir. Öldükten sonra (Şam`da ve Rum bilâdında) Kayser (hâkimiyeti) bulunmıyacaktır. Kisrâ ile Kayser`in hazîneleri de Allah yolunda (cihâda ve cihâd edenlere) taksîm olunacaktır; bu muhakkaktır.
HadisNo : 1267


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Harp hud`adır;Harp manevraları (spor);Spor
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : HARP HUD`ADIR, HADÎSİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem harbe Had`adır, diye ad verdi, dediği rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 1268


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Uhud Gazâsı
Ravi : Berâ` b. Âzib
Baslik : UHUD HARBİNDE RESÛLULLÂH`IN SEVKU`L-CEYŞ PİLÂNI
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem Uhud (harbi) günü piyâde (okçu asker) ler üzerine -ki, bunlar elli kişi idiler- Abdullah İbn-i Cübeyr`i kumandan ta`yîn etmişti de onlara hitâben: - (Ashâb`ım! Size gösterilen) şu yerinizden sakın ayrılmayınız! (Bizim harp saffından ayrıldığımızı, inhizâma uğradığımızı, yâhut) biz (im öldürüldüğümüzü, atlarımız) ı kuşların kaptığını görseniz de size ben haber gönderinceye kadar (yerinizi bırakmayınız!). Yine siz, bizim düşmanları hezîmete uğratıp onları çiğnediğimizi görseniz de size ben haber gönderinceye kadar yerinizden ayrılmayınız! diye kat`î emretti. Bunu müteâkıp (harp başladı ve ilk hamlede) müslümanlar müşrikleri hezîmete uğrattılar. Râvî Berâ` İbn-i Âzib demiştir ki: Va`llahi ben (o sırada düşman ordusundaki müşrik) kadınları gördüm ki, onlar elbîselerini toplamışlar; bacaklarındaki halhalları, baldırları görünerek (ya bozgun askeri teşcî` için, yâhut, kaçarak Uhud dağına çıkmak için) sür`atle koşuyorlardı. Müslümanların bu galebesi üzerine Abdullah İbn-i Zübeyr`in kumandasındaki piyâde okçular biribirlerine: - Arkadaşlar, ganîmet, ganîmet! Cephedeki arkadaşlarınız düşmana galabe etti. Daha burada ne bekliyorsunuz? (Gidelim, biz de ganîmete konalım) dediler. Abdullah İbn-i Cübeyr bunlara karşı: - Arkadaşlar, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in size verdiği emri unuttunuz mu? dediyse de maiyeti: - Va`llahi arkadaşların yanına muhakkak gideceğiz, ganîmetten bize isâbet edeni elbette alacağız! diye ısrâr ettiler. Ve (me`mûr oldukları yeri bırakarak ordunun içine karıştılar.) Onlar varır varmaz yüzleri geldikleri tarafa çevrildi. Ve ordu (nun küllî kuvvetleri) münhezim olarak (Medîne`ye) yönel (erek ric`ate başla) dı. Bu meş`ûm vaziyet ânında idi ki, Resûlullah askerin geri kalanlarını: - (Ey Allah`ın kulları bana geliniz, ey Allah`ın kulları bana geliniz; ben Allah`ın Resûlüyüm! Her kim geri döner de düşmana hücûm ederse, ona Cennet vardır, diye) çağırıyordu. O sırada Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in yanında on iki kişiden başka kimse kalmamıştı. Uhud harbinde müşrikler bizden yetmiş kişi şehîd ettiler. Halbuki Bedir harbinde Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem ile Ashâb`ı, müşriklerden yüz kırk kişiyi elde ederek bunun yetmişini katl, yetmişini esîr etmişlerdi. (Harp kesildiği sırada müşriklerin reîsi) Ebû Süfyân (müslümânlara karşı) üç def`a: - İçinizde Muhammed var mı? (Sağ mıdır?) diye seslendi. Fakat Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem, Ashâbını Ebû Süfyân`a cevap vermekten men` etti. Sonra Ebû Süfyân üç kere: - İçinizde İbn-i Ebî Kuhâfe (ki, Ebû Bekr-i Sıddîk`tır) var mıdır? dedi. Sonra da yine üç def`a: - İçinizde İbnü`l-Hattâb var mıdır? diye sordu. Bütün bunlardan sonra da Mekke müşriklerine dönerek: - Anladınız a, bunların hepsi öldürülmüş, dedi. Bunun üzerine Ömer kendini tutamı(Zeker): - Ey Allah`ın düşmanı, yalan söyledin! İyi bil ki, senin o saydığın zatların hepsi hayattadırlar; yarın (Mekke fethedilirken) sana zarar verecek kuvvetimiz bâkîdir, diye haykırdı. Ebû Süfyân Ömer`e karşı: - Bu gün Bedir gününün karşılığıdır. Harp (tâlii) kuyunun iki kovası gibi biri iner biri çıkar. (Kâh siz galip gelirsiniz, kâh biz). Şimdi siz maktullerinizin içinde işkence ile öldürülmüş kimseler bulacaksınız. Bunu ben emretmedim.
HadisNo : 1269


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Seleme İbn-i Ekva`
Baslik : BİR GECE BASKINI VE RESULÛLLÂH`IN SAĞMAL ZEKÂT DEVELERİNİN, SÜRÜLÜP GÖTÜRÜLMESİ VE İBNÜ`L-EKVA` FIRKASI TARAFINDAN KURTARILMASI
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: bir kere Gabe (ormanlığı) tarafına gitmek üzere Medîne`den çıkmıştım. Gabe (dağı) nın tâ yokuşuna vardığımızda Abdurrahmân İbn-i Avf`in kölesi (telâşla) bana karşı geldi. Köleye: - Allah sana iyilik versin! Sana ne oldu? diye sordum. Köle: Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in (ormanda yayılan) sağım develeri sürülüp götürüldü, dedi: - Kim götürdü? diye sordum. Köle: - Gatafân ve Fezâre (kabîlelerinin adamları) diye cevap verdi. Hemen üç def`a: - Ey sabahçılar, erken kalkanlar! Yetişin baskın var, diye haykırdım; Medîne`nin iki kara taşlığı arasın (daki halk) a duyurdum. Sonra kendim (de yaya olarak heriflerin arkasından) sür`atle koştum. Nihâyet bunlara yetiştim. Hakîkaten develeri bunlar almışlardı. Hemen bunalara ok atmağa ve: "Bene İbn-i Ekva`ım, bu gün de alçakların öleceği gündür" diye haykırmağa başladım. Netîcede develeri -heriflere su içmeğe bile aman vermeden- ellerinden kurtardım ve (mevcûdu yirmiye bâliğ olan) develeri sürerek (Medîne`ye) yöneldim. Yolda Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem bana karşı geldi. (Sayham üzerine beş yüz veya yedi yüz kişilik zırhlı bir süvârî kuvvetiyle yardıma çıkmıştı). Ben: - Yâ Resûla`llah! Bu eşkıyâ susuzdur. Ben acele edip su içmelerine meydan vermeden develeri kurtardım (şimdi onlar su tedârikıyle meşgul olacaklardır). Bunların peşi sıra bir müfreze gönderseniz! dedim. Fakat Resûlullah: - Ey İbn-i Ekvâ`! Sen alacağını aldın. Onlara galebe ettin. Artık onları afveyle!. (Hem onlar) şüphesiz Gatafan ve Fezâre (yurduna varmışlardır) şimdi onları konukluyordur, buyurdu.
HadisNo : 1270


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Açları doyurmak;Esir mü`minleri kurtarmak;Hasta ziyâreti
Ravi : Ebû Mûsâ el-Eş`arî
Baslik : MÜSLÜMAN ESÎRİ KURTARINIZ; AÇI DOYURUNUZ; HASTAYI İYÂDE VE ZİYÂRET EDİNİZ! HADÎSİ
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in: [Ânîyi yâni (düşman elinde) esir olan müslümanı (esâretten) kurtarınız; aç olan (zî-rûh) u doyurunuz; hastayı ziyâret edip hâlini, hatırını sorunuz!] buyurduğu rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 1271

Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Diyet (kan bedeli);Esir mü`minleri kurtarmak;Kâfire bedel müslüman katledilmez;Kan bedeli
Ravi : Ebû Cuhayfe
Baslik : ESİRLERİN KURTARILMASI HAKKINDA HAZRET-İ ALÎ`NİN KUVVETLİ BİR RİVÂYETİ;ALLÂH`IN İNSANLARA KUR`ANDAKİ HAKÎKATLERİ ANLAMAK ZEKÂ VE KÂBİLİYETİ VERMESİ
Hadis : Rivâyete göre, müşârün-ileyh demiştir ki: ben bir kere Alî radiya`llahu anh`e: - (Ey Ehl-i Beyt`in ulusu!) Allah Kitâbında bulunandan başka yanınızda (yazılı olarak) vahiy (esrârın) dan (başkasının bilmediği ve yalnız senin bildiğin) bir şey var mıdır? diye sordum. Alî: - Hayır yoktur. Tâneyi (toprak içinde) yaran, ve insanı yaratan Allah`a yemîn ederim ki, benim (husûsî ve yazılı olarak) bildiğim bir şey yoktur; ancak bildiğim bir şey varsa o da Allah`ın, kişiye Kur`an`daki hükümleri anlamak kabiliyetini vermesidir; bir de (kılıcının kınından çıkardığı bir sahifeye işâret ederek): şu sahifede (yazılı) olan hükümlerdir, dedi. Ben: - Bu sahifedeki hükümler nedir? diye sordum. Alî: - Bu sahifede maktûlün diyeti ve kanı pahası, esîrin halâsı, kâfire bedel bir müslümanın katli câiz olmadığı (hakkında hükümler var) dır, dedi.
HadisNo : 1272


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Esir mü`minleri kurtarmak
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : ESİRLERDEN NECAT FİDYESİ (BEDELİ) ALINMASI. VE BEDİR GAZÂSINDA ESİR DÜŞEN PEYGAMBER`İN AMUCASINDAN ALINMAMASI TEKLÎFİNE KARŞI RESÛLULLÂH`IN: HAYIR, BEDEL-İ NECATTAN BİR DİRHEMİ BİLE BIRAKILMAZ! BUYURM
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, Ensâr`dan bâzı kimseler Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`den izin dilediler de: - Yâ Resûla`llah! (Bize) müsâade buyur da hemşîrezâdemiz Abbâs (İbn-i Abdü`l-Muttalib) in esâretten halâs bedeli olan parayı kendisine bırakalım! dediler. Resûlullah: - (Hayır) o paradan bir dirhemini (bile) bırakamazsınız!, buyurdu.
HadisNo : 1273


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Seleme İbn-i Ekva`
Baslik : HARBÎNİN CÂSUSLUKLA İSLÂM DİYÂRINA GİRMESİNE DÂİR HÜKÜMLER. VE BU BABTA SELEME İBN-İ EKVA` HADÎSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem (Huneyn) seferinde iken Resûlullah (ın ordusu için) e (kırmızı bir deve üstünde) müşrikler tarafından bir câsus geldi. (Devesini çökertip kargılığından çıkardığı bir iple bağladı. Sonra gelip) Ashâb`ın yanına oturdu. Ashab ile konuştu. (Yedi, içti. Ve mütemâdiyen Ashâb`ın ahvâlini gözden geçirdi.) Sonra (devesine binerek) dönüp gitti. (Müteâkıben Ashab`dan bir kişi kalkıp bunu câsus olduğunu Resûlullah`a arz etti). Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem de: onu arayıp bulun ve öldürün, (onu kim öldürürse soykası ve eşyâsı onundur!) buyurdu. Câsusu İbn-i Ekva` (tâkip edip) öldürdü; (devesini yederek üstünde silâhiyle, eşyâsiyle geldi). Resûlullah da câsusun eşyâsını İbn-i Ekva`a âit ganîmet kılıp verdi.
HadisNo : 1274


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Elçiye hürmet;Hz. Peygamber`in vasiyetnâme yazdırmak istemesi
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : PEYGAMBERİMİZİN ÖLÜM HASTALIĞINDA VASIYYETNÂME YAZILIP YAZILMAMASI YOLUNDA İHTİLÂF EDİLMESİ HAKKINDA İBN-İ ABBÂS HADÎSİ;İBN-İ ABBÂS BU RİVÂYETİNDE PEYGAMBERİMİZİN ÜÇ VASIYYET ETTİĞİNİ, BİRİSİ ARAB CEZ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, müşârün-ileyh bir kere: hani o perşembe günü (o ne fenâ gündü?), o perşembe günü, ne acı gündü? demişti de sonra (inci tânesi gibi dökülen) göz yaşı tâ (yerleri) ıslatarak (ve o günü cereyân eden vâkıayı anlatarak) şöyle demişti: bir perşembe günü Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in (son hastalığında) ağrısı artmıştı da: - Haydi bana (kalem kâğıt gibi) yazılacak bir şey getiriniz! Size bir kitap (vasıyyet-nâme) yaz (dır) ayım ki, ondan sonra yolunuzu şaşırıp hiç helâke düşmeyesiniz! buyurdu. (Şimdi Ömer orada bulunanlara: - Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in muhakkak ki, hastalığı ağırlaşmıştır. Yanımızda ise Allah`ın kitâbı vardır, o bize yetişir!, dedi). Bunun üzerine orada bulunanlar (yazılsın, yazılmasın diye) ihtilâf ettiler. (Sözleri biribirine karıştı. Resûlullah da): - Hiç bir Peygamber`in yanında nizâ ve ihtilâf etmek doğru değildir, (haydi yanımdan kalkıp savulunuz!) buyurdu. Oradaki Ashab (dan bâzıları): - Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem (hastalığın şiddetinden) sayıkladı (da böyle söylendi) demişlerdi. Resûlullah: - Haydi beni (kendi hâlime) bırakınız! Benim şu içinde bulunduğum (mürâkabe ve Allah`a rücû için hazırlık) hâli, sizin beni da`vet ettiğiniz (kitâbet gibi) şeylerden hayırlıdır, buyurdu. Ve Resûlullah vefâtı zamânında yalnız üç şey vasıyyet etti: bütün müşrikleri Arab cezîresinden çıkarınızı, ve (dünyânın her tarafından gelekcek olan müslim, gayr-i müslim) elçilere, ferd ve hey`etlere nasıl ben izin verip hediyeler ikrâm ettimse, siz de benim gibi atıyyeler vermek sûretiyle hürmet gösteriniz! buyurdu. (İbn-i Abbâs): fakat ben (vasıyyetin) üçüncüsünü unuttum, (demiştir) .
HadisNo : 1275


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Deccâl
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : ABDULLÂH İBN-İ ÖMER`İN DECCÂL HADÎSİ VE DÜNYÂ TÂRÎHİNİN SON ZAMANLARINDA BİRÇOK DECCALLER TÜREYECEĞİNE DÂİR RİVÂYET
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Bir kere Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem halka hutbe îrâdına başlayıp Allah`ı, ulûhiyet şânına lâyık sıfatlarla övdü. Sonra Deccâl`i zikrederek şöyle buyurdu: Ben sizi kat`î sûrette o (nun şerri) nden korkuturum. Peygamberlerden hiç bir Nebî yoktur ki, muhakkak o, kavmini (dalâlete sevk eden her yalancı) deccaldan tahzîr etmiştir. Nûh Peygamber de kavmini tahzîr etmiştir. Şimdi ben size bu (mel`ûn ve yabancı zümre) nin hiç bir Peygamberin bilsinler diye kavmine söylemediği (toplu ve fârik) bir vasfını söylemek isterim (ki, şudur): deccal a`verdir, kötü kılavuzdur, (insanları iğri yola da`vet eder), Allah ise a`ver değildir, (hâdîdir, insanları doğru yola irşad buyurur).
HadisNo : 1276


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Çokluğa güvenmemek
Ravi : Huzeyfe b. el-Yemânî
Baslik : ORDU MEVCÛDUNUN VE UMÛMÎ NÜFÛSUN MİKDÂRINI ANLAMAK İÇİN DEVLETÇE NÜFUS SAYIMININ MEŞRÛİYETİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in (bir seferde): "Haydi bana halktan müslüman (ım) diyenleri sayınız!" buyurduğu rivâyet olunmuştur. (Râvî Huzeyfe der ki:) biz, ordu mevcûdunu bin beş yüz kişi saydık. Ve (istiğrâb ederek): biz, bin beş yüz kişi (lik bir kuvvet) olduğumuz halde (düşmandan) korkar mıyız? dedik. (Bir zaman sonra) bir de kendimizi (öyle bir fitne ile) müptelâ olmuş gördüm ki, hani o korku bilmeyen er kişi, şimdi (bu fitneden) korkarak (cemâate gidemeyip evinde) münferiden namaz kılar oldu.
HadisNo : 1277


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Ebû Talha
Baslik : PEYGAMBERİMİZ BİR DÜŞMANA GALEBE ETTİĞİ ZAMAN, ONLARIN BİNÂDAN ÂRÎ GENİŞ BİR SÂHASINDA ÜÇ GÜN ORDUSİYLE İKÂMET EDERDİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem bir kavme harben galebe ettiği zaman o kavmin binâdan ârî geniş bir sâhasında üç gün ikamet etmek i`tiyadında idi.
HadisNo : 1278


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : BİR MÜSLÜMANIN MALI MÜŞRİKLER TARAFINDAN İĞTİNÂM EDİLİP DE BİLÂHARE MÜSLÜMANLARIN GALEBE ETMESİYLE SÂHİBİNİN ELİNE GEÇEN BU MAL, SÂHİBİNE Mİ VERİLİR; YOKSA GANÎMET MALI MI ADDOLUNUR?
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: bir kere atım düşman tarafına kaçmıştı da onu (muhârip) düşman yakalamıştı. Sonra müslümanların düşmana galebesi üzerine Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem zamânında atım bana iâde olundu. Bir kere de kölem kaçmış ve Rumlara iltihak etmişti. Sonra müslümanlar Rumlara galip geldi de Hâlid İbn-i Velîd kölemi bana iâde etti ki, bu da Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem zamânından sonra idi.
HadisNo : 1279


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Dâvete katılmak (icâbet)
Ravi : Câbir b. Abdullâh
Baslik : GÂZÎLERE ZİYÂFETİN MEŞRÛİYYETİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre müşârün-ileyh demiştir ki, Ahzab günü ben: - Yâ Resûla`llah, biz bir körpe kuzu kestik, arpadan da bir sâ` (1040 dirhem) un öğüttüm; şimdi cenâbınız, maiyetinizdeki bâzı kimselerle berâber (bize) geliniz! diye da`vet ettim bunun üzerine Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem: - Ey hendek kazanlar! (kardeşiniz) Câbir (sizin için) yemek hazırlamış haydi geliniz! diye bütün hendek ehlini çağırdı.
HadisNo : 1280


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Eme
Baslik : PEYGAMBERİMİZİN FARSÇA VE HABEŞ DİLİ TEKELLÜMÜ
Hadis : Hâlid İbn-i Saîd`in kızı ve Hâlid (İbn-i Zübeyr) in anası (Eme) radiya`llahu anhâ`dan şöyle dediği rivâyet olunmuştur: (çocukluğumda) babamla berâber üzerimde sarı (renkli) bir gömlek geyimli olarak Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in huzûruna gelmiştim. Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem (beni tatyîb için): - Sene sene = güzel, güzel, buyurdu. Habeş dilinde hasene (güzel şey) demektir. Bu sırada ben (Resûlullah`ın iki küreği arasındaki yumurta cesâmetinde bulunan) nübüvvet hâtemi (et beni) ile oynamağa başladım; babam beni men` etti de Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem babama: - Çocuğu kendi hâline bırak! buyurdu. Sonra (bana da) üç def`a: - (Çocuğum çok yaşa da) gömleğini (güle güle gey,) eskit, yırt (yenisin gey!) buyurdu. (Hadîsin râvîlerinden Abdullah İbn-i Mübârek demiştir ki: Ümm-i Hâlid çok zaman yaşadı. Bu gömlek de hayâtının sonuna kadar dillerde anıldı.
HadisNo : 1281

Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Devlet malına hıyânet
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : GANÎMET VE DEVLET MALINA HIYÂNET EDENLERİN CEZÂLARI. BU HUSÛSA DÂİR EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur. Bir kere Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem, aramızda (hitâbete) kıyâm etti de ganîmet (ve devlet) malına hiyânet hakkında söz söyledi. Ve hıyânet (in fenâlığını) büyüttü, hükmünü îzâh etti de buyurdu ki: - Sakın sizden biriniz kıyâmet gününde omuzunda (ganîmet) koyun (avaz avaz) meleyerek, öbürünün omuzunda (ganîmet) at (yem ister gibi) homurdayarak (Arasat meydanında) benimle yüzleşmesin! (Bu yüz karası) âhırette bana: - Yâ Resûla`llah, bana yardım et! diye yalvaracaktır. Ben de ona: - Hakkında hiç bir sûretle şefâat etmeğe muktedir değilim: ben sana (dünyâda Allah`ın hükmünü) teblîğ ettim! diye cevap vereceğim. Birinin omuzunda da sığır böğürerek bana mülâkî olup: - Yâ Resûla`llah, meded eyle! demesin! Ben ona da: - Senin için hiç bir vechile şefâat etmeğe muktedir değilim; çünkü ben sana (dünyâda) Allah`ın hükmünü teblîğ ettim! derim. - Bir başkası da omuzunda altun, gümüş yüklü gelmesin! Bu da: - Yâ Resûla`llah, bana yardım et! diyecek, ben de ona: - Sana hiç bir türlü yardım edemem. Çünkü ben, (dünyâda) sana Allah`ın hükmünü teblîğ ettim, derim. Bir diğeri de üzerinde (ganîmet) libâsını yeldirerek gelmesin! O da: - Yâ Resûla`llah, bana yardım et! diyecektir. Ben ona da: - Sana hiç bir türlü yardım edemem. Çünkü ben (dünyâda) sana Allah`ın hükmünü teblîğ ettim derim, buyurmuştur.
HadisNo : 1282


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Devlet malına hıyânet
Ravi : Abdullâh b. Amr b. Âs
Baslik : GANÎMET VE DEVLET MALINA HIYÂNET EDENLERİN CEZÂLARI. BU HUSÛSA DÂİR EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in (yol) ağırlığı (eşyâsı) üzerinde bekçi (siyâhî) bir kişi vardı. Ona Kerkere denilir. (Bu siyâhî kişi harb edilirken de Peygamber`in binidini tutardı). Kerkere (günün birinde) öldü. Ölünce de Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem: Bu adam cehennemdedir! buyurdu. Ashab, (acabâ neden ki? diye) bakmağa gittiler. Onun (terikesinde) ganîmet malından çalınmış bir aba buldular.
HadisNo : 1283


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Abdullah İbn-i Zübeyr
Baslik : GANÎMET VE DEVLET MALINA HIYÂNET EDENLERİN CEZÂLARI. BU HUSÛSA DÂİR EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, müşârün-ileyh (bir kere mâzîyi yâd ederek) Abdullah İbn-i Ca`fer`e: - Hatırlar mısın? (Hani Mekke`nin fethi günü) ben, sen, Abdullah İbn-i Abbâs, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`i karşıladığımız vakit? demişti. Abdullah İbn-i Ca`fer: - Evet hatırlatırım! Resûlullah benimle İbn-i Abbâs`ı terkisine almıştı da seni bırakmıştı, demiştir.
HadisNo : 1284


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Sâib b. Yezîd
Baslik : GAZÂDAN DÖNEN GÂZÎLERİ BÜYÜK, KÜÇÜK BÜTÜN HALKIN İSTİKBÂLİ
Hadis : Şöyle dediğ rivâyet olunmuştur. (Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem Tebük seferinden döndüğünde halk "Seniyyetü`l-vedâ = Ayrılık Tepesi" mevkiinde karşıladılar). Biz (de) çocuklarla berâber Seniyyetü`l-vedâ (a gittik) de Resûlullah`ı karşıladık.
HadisNo : 1285


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Kahramanlık oyunları (spor)
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : GAZÂDAN DÖNEN GÂZÎLERİ BÜYÜK, KÜÇÜK BÜTÜN HALKIN İSTİKBÂLİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: biz Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem ile berâber (Lihyân oğullarına karşı açılan) Usfân (harbin) den döndüğümüz zaman Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem de deve üzerinde idi. (Peygamber`in kadınlarından) Safiyye Bint-i Huyeyy`i de arkasına bindirmişti. (Kafilemiz yürürken) Resûlullah`ın devesi (nin ayağı) sürçtü. Resûlullah ile Safiyye ikisi birden düştüler. Hemen Ebû Talha atıldı da: - Yâ Resûla`llah Cenâb-ı Hak hayâtımı sana bedel kılsın! diye seslendi. Resûlullah: - Haydi sen kadına ihtimâm et! buyurdu. Ebû Talha da (Safiyye`yi görmemek için yüzüne) bir bez örterek Safiyye`nin yanına vardı ve yüzüne örttüğü hamîsayı Safiyye`nin üzerine örttü ve binmeleri için deveyi düzeltti. Resûlullah ile Safiyye deveye bindiler. Biz de (sıyânet için) Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in etrâfına çevrildik. (Mevkibimiz bu sûretle giderken) Medîne`yi gördüğümüz zaman Resûlullah: - Biz Allahu Teâlâ`ya dönüyoruz, günahlarımızdan peşîmân oluyoruz, Rabbimize ibâdet ediyoruz. Allah`a hamd ediyoruz, buyurdu ve Medîne`ye girinceye kadar bunu böyle söyledi.
HadisNo : 1286


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Kâ`b İbn-i Mâlik
Baslik : PEYGAMBERİMİZ CİHAD VEYA HAC SEFERİNDEN, MEDÎNE`YE DÖNDÜĞÜNDE DOĞRU MESCİDE GİDER VE OTURMADAN İKİ REK`AT NAMAZ KILARDI
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem duhâ vakti seferden döndüğü zaman (doğru) mescide girmek ve oturmazdan önce iki rek`at namaz kılmak i`tiyâdında idi.
HadisNo : 1287


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Peygamberler mîras bırakmaz
Ravi : Ömer b. el-Hattâb
Baslik : PEYGAMBERİMİZİN GANÎMET MALINDAN KENDİSİNE İSÂBET EDEN HURMALIKLAR HAKKINDA VERÂSET CÂRÎ OLMADIĞI VE NASIL TASARRUF EDİLECEĞİ HAKKINDA HAZRET-İ ÖMER HADÎSİ
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in: [Biz (Peygamberler cemiyetinin terikesi) vâris olunmaz; biz ne (mal) bırakırsak sadakadır. (Mülkiyeti Beytülmâl`e âittir) buyurduğu] rivâyet olunmuştur. (Ömer İbn-i Hattâb devamla:) Resûlullah Cenâb-ı Hakk`ın fey` olarak kendisine verdiği maldan âilesinin bir senelik nafakasını ayırıp verirdi. Geri kalanını alır, Allah`ın malı (vakıf) kılar, (müslümanların masâlihine tahsîs eder) di, demiştir. Sonra Ömer İbn-i Hattâb, Sahâbe`den mecliste hazır bulunanlara hitâb ederek: - Gök, yer emriyle duran Allah hakkı için size sorarım! Siz bunu böyle bilir misiniz? dedi. Orada hazır bulunanlar da: - Evet, böyle biliriz! diye tasdîk ettiler. Mecliste de Alî, Abbâs, Osman, Abdurrahmân İbn-i Avf, Zübeyr, Sa`da İbn-i Ebî Vakkas hazır bulunuyorlardı. (Müellif Zebîdî der ki:) Buhârî Sahîh`inde Alî ile Abbâs`ın sözlerini ve münâzaralarını zikretmiş ise de bunları burada nakletmek bizim (Sahîh-i Buhârî`yi ihtisâr için iltizâm ettiğimiz) şartımız cümlesinden değildir.
HadisNo : 1288


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Hz. Peygamber`in pabuçları
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : PEYGAMBERİMİZİN PAPUÇLARI
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in vefâtından sonra Enes, tüyü dökülmüş meşinden tasmalı bir çift ayakkabı çıkarıp Ashâb`a gösterdi de: bundan Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in papuçlarıdır, diye haber verdi.
HadisNo : 1289


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : İÇİNDE VEFÂT ETTİĞİ LİBÂS VE SU BARDAĞI HAKKINDAKİ RİVÂYETLER
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, Hazret-i Âişe (Resûlullah`ın irtihâlinden sonra) keçelenmiş (sof) bir kaftan çıkararak (Ashâb`a): Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in rûhu bu kaftanın içinde nez` olundu, demiştir. (Ebû Bürde`den gelen) bir rivâyette de Âişe vâlidemiz Yemen`de dokunan tok kumaştan ma`mûl bir izâr (bedene bürünülen câr) ile yine bu kumaştan ma`mûl olup mülebbede denilen bir kisve çıkar (ıp Ashâb`a göster) miştir.
HadisNo : 1290


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Hz. Peygamber`in su bardağı
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : İÇİNDE VEFÂT ETTİĞİ LİBÂS VE SU BARDAĞI HAKKINDAKİ RİVÂYETLER
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in su bardağı kırıldığı ve kırık yerine gümüşten bir bağ, (bir kenet) yapıldığı rivâyet olunmuştur. (Âsım Ahvel de: ben bu kadehi gördüm ve teberrüken içine su koyup içtim, dediğini de Buhârî rivâyet ediyor).
HadisNo : 1291

Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Hz. Peygamber`in isimlerini almak
Ravi : Câbir b. Abdullâh
Baslik : PEYGAMBERİMİZİN HEM ADINI, HEM KÜNYESİNİ BİRDEN KULLANMAK CÂİZ DEĞİLDİR
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: bizim Ensâr`dan birisini bir oğlu doğmuştu da çocuğa Kasim diye ad koymuştu. Şimdi (o kişinin Ebû Kasim, diye anılmasını hoşlanmıyan) Ensâr ona: - Artık biz seni Ebü`l- Kasim lâkabiyle anmayız ve sana bu doğum sebebiyle. "göz aydın!" diye ikrâm da etmeyiz, dediler. Bu Ensârî de Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e geldi. Ve: - Yâ Resûla`llah, bir oğlum doğmuştu da onu Kasim diye ad vermiştim. Bunun üzerine Ensâr bana: Biz seni Ebü`l-Kasim lâkabiyle çağırmayız, ve sana göz aydın! Temennîsinde bulunmayız! dediler, (ne buyurulur? diye sordu.) Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem de: Ensâr güzel söylemiştir, buyurdu. (Ve devâm ederek): Ashâbım, benim (Muhammed, Ahmed gibi) bir adımla ad verebilirsiniz. Fakat benim künyemle künyeleyemezsiniz. Çünkü Kasim yalnız benim, (mîrâs, ganîmet gibi malları Allah tarafından niyâbeten aranızda ancak ben taksîm ederim!) buyurdu.
HadisNo : 1292


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Adâlet
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : BEYTÜLMAL`DE HAKSIZ TASARRUF EDENLERE KIYÂMET GÜNÜNDE AZAP MUKARRERDİR
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in: ben size ne bir şey verebilirim, ne de (verileni) karşılayabilirim. (Veren, vermeyen Allah`tır.) Ben nasıl emr olunduysam (aza az, çoğa çok) öyle taksîm ederim! buyurduğu rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 1293


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Devlet malını özel işte kullanmak
Ravi : Ensâr kadınlarından Havle
Baslik : BEYTÜLMAL`DE HAKSIZ TASARRUF EDENLERE KIYÂMET GÜNÜNDE AZAP MUKARRERDİR
Hadis : Rivâyete göre, Havle: ben Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in: [Birtakım kimseler Allah`ın (müslümanların maslahatlarına tahsîs buyurduğu) malında, haksız olarak tasarruf ederler. Onlar için kıyâmet günüde Cehennem muhakkaktır.] buyurduğunu işittim, demiştir.
HadisNo : 1294


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : GANÎMET MALININ TAKSÎMİNE İ`TİRÂZ EDEN ZÜLHUVAYSIRA VE BU KÜSTAH ADAMIN HÜVİYETİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem Necid tarafına bir fırka asker (teçhîz edip) göndermişti. Abdullah İbn-i Ömer de bu fırka içinde bulundu. Bu askerler birçok deve iğtinâm ettiler. Her birinin hissesine ganîmet olarak on iki, yâhut on bir deve düşmüştü. Bu hisselerine zamîme olarak kendilerine birer deve de (Resûlullah`a âit humüs hisseden) ihsan buyurulmuştur.
HadisNo : 1295


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Adâlet
Ravi : Câbir b. Abdullâh
Baslik : GANÎMET MALININ TAKSÎMİNE İ`TİRÂZ EDEN ZÜLHUVAYSIRA VE BU KÜSTAH ADAMIN HÜVİYETİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, (Mekke`nin fethinden sonra) Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem Ci`râne (mevkiin) de (Huneyn ve Hevâzin harbinin) ganîmet (lerini) taksîm etmek üzere iken (Zülhuveysıra denilen) bir kişi Resûlullah`a karşı (küstahâne bir edâ ile) ansızın: - Yâ Resûla`llah, adâlet et! (Şu taksîm, Allah rızâsı kasd olunarak yapılmış bir taksîm değildir!) demişti. Resûlullah da onu: - Eğer ben adâlet etmezsem bedbaht olurum! (Bir rivâyete göre: sen bedbaht olursun!) cevâbiyle karşıladı.
HadisNo : 1296


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : YENİ MÜSLÜMAN OLAN MEKKE EŞRÂFINA KALBLERİNİ MÜSLÜMANLIĞA ISINDIRMAK İÇİN YÜZER DEVE VERMİŞTİ. HUNEYN HARBİNDE ESİR EDİLEN CÂRİYELERİN UMÛMU ÂZÂD EDİLMESİ VE MEKKE SOKAKLARI BAYRAM YERİNE DÖNMESİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, Ömer`e Huneyn harbi esirlerinden iki câriye düşmüş ve bunları Mekke`deki evlerden birisine koymuştu. (Bu hadîsin ikinci râvîsi Nâfi`) demiştir ki: Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem Huneyn esirlerini âzadladı. Onlar da sokaklarda dolaşmağa, koşmağa başladılar. Bunun üzerine Ömer, oğlu Abdullah`a: - Yâ Abda`llah! Bu ne haldir? Bak, gör, dedi. (O da sokaklarda ileri, geri koşan binlerce câriye kalabalığının sebebini soruşturarak öğrenip geldi de: - Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem bütün câriyeleri âzadlamıştı, diye cevap getirdi, Ömer de oğluna: - Haydi sen de git, o iki câriyeyi salıver! dedi.
HadisNo : 1297


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Abdurrahmân İbn-i Avf
Baslik : EBÛ CEHL`İN BEDİR HARBİNDE KATLİ VE KATLEDEN İKİ GENCİN NASIL ÖLDÜRDÜKLERİ HAKKINDA ABDURRAHMÂN İBN-İ AVF HADÎSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur. Bedir (harbi) günü ben (harb) saffında durup sağıma, soluma baktığım zaman Ensâr`dan genç yaşlı iki delikanlı gözüme ilişti. Bunlardan harba, darba en elverişlisiyle bulunmak istedim. Bu iki gençten biri beni gözü ile süzdü de bana dönerek: - Ey ammi! Ebû Cehl`i tanır mısın? diye sordu. Ben de: - Evet tanırım, dedim, ve: Ey kardeşim oğlu! Ebû Cehl`i ne yapacaksın? diye sordum. O da: - Bana haber verildiğine göre, Ebû Cehl Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`e sebbedermiş. Hayâtım irâde ve kudretinde olan Allah`a yemîn ederim ki, onu bir görürsem artık benimle ondan eceli yakın olan ölünceye kadar şahsım, onun şahsından asla ayrılmayacaktır, dedi. (Bir gencin heyecan hâlinde söylediği) kat`î şusöze (doğrusu) hayret ettim. Bu iki gençten öbürüsü de beni gözden geçirerek diğerinin söylediği gibi söyledi. (Bu sırada) gözlerim hiç bir tarafa takılmadan ben Ebû Cehl`i görmüştüm. O, Kureyş askeri içinde (hiç durmadan ileri geri) dönüp duruyordu. Ben: - Gençler! Öteye beriye telâşla giden şu şahıs, bana o sorup savuşmak istediğiniz Ebû Cehil`dir, dedim. Onlar da hemen inerek kılıçlarına sarıldılar. Ve Ebû Cehl`i öldürünceye kadar kılıç darbesine tuttular. Sonra dönüp Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in huzûruna geldiler. Ve hâdiseyi arz ettiler. Resûlullah: - Ebû Cehl`i hanginiz öldürdü? diye sordu. Bunlardan her biri: - Ben öldürdüm, dedi. Resûlullah kılıçlarınızı sildiniz mi? diye sordu. Onlar: - Hayır, silmedik diye cevap verdiler. Bunun üzerine Resûlullah: (kılıçlarına ne kadar kan bulaştığını ve ne derece derinlikte battığını anlamak için,): genç gazîlerin kılıçlarını tetkîk edip gözden geçirdi. (Tatyîb için): - İkiniz öldürmüşsünüz! buyurdu. Fakat Ebû Cehl`in ele geçen eşyâsını (bunlardan) Muâz İbn-i Amr İbn-i Cemûh`a verdi. (Çünkü maktûlün metrûkâtına istihkakı îcâb eden şer`î katil, ihsandır. Ebû Cehl`i ihsân eden yâni çok yaralayan ve karnını deşen İbn-i Cemûh idi). Bu iki Mücâhid Muâz İbn-i Afrâ ile Muâz İbn-i Amr İbn-i Cemûh idi.
HadisNo : 1298


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Müellefe-i Kulûb
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : MEKKE EŞRÂFINA VERİLEN YÜZER DEVEYİ, RESÛLULLÂH`IN FEY` OLARAK KENDİSİNE İSÂBET EDEN GANÎMETTEN VERDİĞİ, VE ENSAR GENÇLERİNİN GÖNÜLLERİNDE: ARTIK RESÛLULLÂH BİZİ BIRAKTI DA HEMŞEHRİLERİNE İHSAN KAPISI
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in: Ben Kureyş`e (Müslümanlığa) ısınmaları arzusiyle (ganîmet malından çok hisse) verdim. Çünkü onlar câhiliyet devrine yakındırlar, buyurduğu rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 1299


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : MEKKE EŞRÂFINA VERİLEN YÜZER DEVEYİ, RESÛLULLÂH`IN FEY` OLARAK KENDİSİNE İSÂBET EDEN GANÎMETTEN VERDİĞİ, VE ENSAR GENÇLERİNİN GÖNÜLLERİNDE: ARTIK RESÛLULLÂH BİZİ BIRAKTI DA HEMŞEHRİLERİNE İHSAN KAPISI
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Allahu Teâlâ`nın Hevâzin (harbindeki ganîmet) mallarından Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`e fey` olarak ne verse verdiği zaman, Resûlullah`ın da Kureyş`ten birtakım kimselere (kalblerini tatyîb için) yüzer deve ayırdığı zaman Ensâr`dan bâzı kimseler: - Allah, Resûlullah`ı yarlıgasın! O, Kureyş`e veriyor da bizi bırakıyor. Halbuki kılıçlarımızdan hâlâ Kureyşîlerin kanları damlayor, demişlerdi. Enes (sözüne devâm edip) demiştir ki: Ensâr`ın bu sözü Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`e duyuruldu da Resûlullah Ensâr`a haber gönderip onları deriden bir çadır içinde toplattı. Ensar`dan başka kimseyi onların yanına bırakmadı. Ensar toplayınca Resûlullah yanlarına geldi. Ve: - Ey Ensâr! Sizin tarafınızdan söylenmiş olan bir söz bana erişti, buyurdu. Ensâr`ın söz anlayanları: - Yâ Resûla`llah! Bizim re`y sâhiblerimiz hiç bir söz söylemezler, (ve söylememişlerdir) dediler. (Müellif Zebîdî der ki:) Hevâzin ganîmetinin taksîmine ve esirlerinin ıtlakına dâir olan hadîs uzunca (bir metin ile) yukarıda geçmiştir.
HadisNo : 1300


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Adâlet
Ravi : Cübeyr b. Mut`im
Baslik : HUNEYN VE HEVÂZİN GANÎMETLERİNİN -ESİRLERİN ÂZATLANMASI YÜZÜNDEN- TE`HÎRİNE DE AÇGÖZLÜ BEDEVÎ ARABLARIN İ`TİRAZLARI, RESÛLULLÂH`IN BUNLARA YÜKSEK BİR İRÂDE VE DOĞRULUK ARZEDEN CEVÂBI
Hadis : (Oğlu Muhammed İbn-i Cübeyr`in) rivâyetine göre Cübeyr, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem ile berâber bulunduğu ve Resûlullah ile birtakım kimseler Huneyn (seferin) den döndüğü sırada birtakım bedevî araplar ganîmet isteyerek Resûlullah`ın etrâfına takılmışlardı. Hattâ Resûlullah`ı (son derece ta`cîz ederek) Semüre (denilen dikenli bir) ağaç altına ilticâya mecbûr etmişlerdi de o ağaç (ın iri dikenleri) Resûlullah`ın ridâsını (takılıp) kapmıştı. Bu cihetle Resûlullah` salla`llahu aleyhi ve sellem bir müddet orada tevakkuf buyurup: - Bana ridâmı veriniz! demiş ve müteâkıben (îrâd ettiği bir nutkun sonunda): - Şu iri dikenli ağacın dikenleri sayısınca ganîmet devesi ve sığırı farz olunsa, muhakkak ben onları aranızda taksîm ederim. Sonra siz beni ne cimri, ne yalancı, ne de korkak diye ithâm edebilirsiniz! buyurmuştur.
HadisNo : 1301

Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : YİNE BU HUNEYN SEFERİNDE CÂHİL BİR BEDEVÎ DE RESÛLULLÂH`IN RİDÂSININ YAKASINDAN TUTARAK: YANINDAKİ ALLAH MALINDAN BANA DA BİRAZ VER! DİYE ŞİDDETLE ÇEKMİŞ, RESÛLULLÂH DA YÜZÜNE GÜLEREK BAKMIŞ VE VERİLM
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Ben bir kere Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem ile berâber gidiyordum. Resûlullah`ın üzerinde Necran mensûcâtından kalın kenarlı bir ridâ, (kaftan) bulunuyordu. Bâdiyeli bir Arab bize yetişti de Resûlullah`ın ridâsını şiddetle çekti. O sırada ben Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in boynu ile iki omuzu arasına bakmıştım (bir de ne göreyim?) Bedevînin ridâyı şiddetle çekmesinden ridânın (kalın) kenarı Resûllulah`ın boyun safhasında iz bırakmıştır. Bundan sonra bedevî Resûlullah`a: - Yanında bulunan Allah malından bana bir şey verilmesini emret! dedi. Bunun üzerine Resûlullah bedevîye doğru (şefkatle) baktı da güldü, sonra bu bedevîye biraz dünyâlık verilmesini emretti.
HadisNo : 1302


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Müellefe-i Kulûb
Ravi : Abdullâh b. Mes`ûd
Baslik : YİNE BİR BEDEVÎ: ŞU TAKSİM, ALLAH RIZÂSI GÖZETİLEN ÂDİLÂNE BİR TAKSİM DEĞİLDİR, DİYE SÖYLENMESİ ÜZERİNE RESÛLULLÂH`IN: ALLAH VE RESÛLULLÂH ADÂLET ETMEZSE YA KİM EDER! BUYURMALARI
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Huneyn günü (harb) olup bitince Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem (ganîmet taksîmi sırasında) bâzı kimselere ziyâde vermek sûretiyle husûsiyet bahş etti. (Meselâ Müellefe-i Kulûb`dan) Akra` İbn-i Hâbis`e yüz deve vermişti. Uyeyne`ye de bunun kadar vermişti. Arab eşrâfından bâzı insanlara da bu sûretle yüz deve ihsan buyurup bu Arab eşrâfını o gün ganîmet bölümünde başkalarına tercîh etmişti. (Peygamber`in bundaki gayesini anlamayanlardan) bir kişi (i`tirâz ederek): - Vallahi şu taksîm, kendisinde adâlet gözetilmeyen, yâhut kendisiyle Allah rızâsı kasd edilmeyen bir taksimdir ve bu muhakkaktır, dedi. Ben de: - Vallahi bu (küstahca) sözü ben Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e muhakkak haber veririm, dedim. Ve Peygamber`e varıp haber verdim. Resûlullah: - Allah ve Resûlü adâlet etmezse kim eder?. Allah Mûsâ`ya rahmet etsin, o, bundan daha çok sözlerle ezâlandırıldı da sabretti (ve böyle küstahları cezâlandırmadı) buyurdu.
HadisNo : 1303


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : YİNE BİR BEDEVÎ: ŞU TAKSİM, ALLAH RIZÂSI GÖZETİLEN ÂDİLÂNE BİR TAKSİM DEĞİLDİR, DİYE SÖYLENMESİ ÜZERİNE RESÛLULLÂH`IN: ALLAH VE RESÛLULLÂH ADÂLET ETMEZSE YA KİM EDER! BUYURMALARI
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, müşârün-ileyh: [Biz, gazâlarımızda bal, (yağ), üzüm, (meyve gibi) yiyecek şeylere rast gelirdik. Bunları (yerinde) yerdik de (iddihâr için) nakletmezdik] demiştir.
HadisNo : 1304


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Cizye
Ravi : Ömer b. el-Hattâb
Baslik : BU HUSÛSA DÂİR HAZRET-İ ÖMER HADÎSİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, Hazret-i Ömer kendileri vefatlarından bir sene önce Basra Vâlisi (Cez` İbn-i Muâviye) ye gönderdiği bir emirnâmesinde: Mecuslardan (kendi âdetleri ve kendi nikâhlariyle aralarında zevciyet bulunan) her zî-rahm-i mahrem (karı, koca) arasını ayırınız!. (Her sâhiri de yakalayıp öldürünüz!) diye yazmıştır. (Vâli Cez`den: üç sâhir bulduk, öldürdük. Mecuslardan da mahrem karı kocaların aralarını ayırdık, dediği de diğer bir tarikle rivâyet olunmuştur.) Râvî: iptidâ Ömer mecusdan cizye almazdı. Nihâyet Abdurrahmân İbn-i Avf, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in (Bahreyn`in) Hecer (şehri) mecûsundan cizye aldığına şahâdet etti. (Bunun üzerine Ömer de almağa başladı, demiştir.)
HadisNo : 1305


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Cizye;Dünya nîmetlerine kapılmamak
Ravi : Amr İbn-i Avf
Baslik : BAHREYN MUÂHEDESİNE DÂİR AMR İBN-İ AVF HADÎSİ
Hadis : Ensar`dan Amr İbn-i Avf`den -ki, müşârün-ileyh Âmir İbn-i Lüey oğullarının dostu idi ve Bedir`de hazır bulunmuştu- rivâyet olunduğuna göre, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem harp etmeksizin Bahreyn ahâlîsiyle bir sulh akd etmiş ve Bahreynliler (muayyen miktarda cizye vermeyi deruhde etmişlerdi. Resûlullah bunlar) üzerine Alâ` İbn-i Hadremî`yi Emir nasbetmiştir. Tahsîl olunan Cizye mallarını getirmek üzere de bilâhare Resûlullah Ebû Ubeyde İbn-i Cerrâh`ı Bahreyn`e gönderdi. Ebû Ubeyde İbn-i Cerrâh`ı Bahreyn`e gönderdi. Ebû Ubeyde cizye mallarını alarak Bahreyn`den Medîne`ye geldiğinde Ensâr onun geldiğini işitince -ki, bu haberin şuyûu Ashâb`ın Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem ile sabah namazı kıldığı bir zamâna tesâdüf etmişti- Ensar sabah namazını kılar kılmaz hemen dönüp Ebû Ubeyde`ye karşı çıktılar. Resûlullah Ashâb`ı bu halde görünce gülümsiyerek onlara: - Öyle sanıyorum ki siz, Ebû Ubeyde`nin hayli dünyâlıkla geldiğini duydunuz (da onu sevinçle karşılıyorsunuz!) buyurdu. Onlar da: - Evet yâ Resûla`llah! diye tasdîk ettiler. Bunun üzerine Resûlullah: - Şâd olunuz ve sizi sevindirecek ni`metleri (bundan böyle her zaman) umunuz!. Vallahi (bundan sonra) size fakr-ü ihtiyaç geleceğinden hiç korkmam. Fakat sizin için korktuğum bir şey varsa o da sizden önce gelip geçen ümmetlerin önüne dünyâ (ni`metleri) nin yayıldığı gibi sizin önünüze de yayılarak onların biribirlerine haset ettikleri ve nefsâniyet güttükleri gibi sizin de biribirinize düşmeniz ve onların helâk oldukları gibi sizin de mahvolup gitmenizdir, diye ümmeti intibâha da`vet etmiştir.
HadisNo : 1306


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu :
Ravi : Cübeyr b. Mut`im
Baslik : İRAN HARBİ VE ŞÂRİH AYNÎ`NİN BU MUHÂREBE HAKKINDA ÎZÂHI
Hadis : Ömer İbn-i Hattâb (hilâfetinin ikinci yılında bir ordu techîz ederek) Îran`ın mahal ta`yîn etmiyerek büyük şehirleri üzerine müşriklerle harbetmek üzere göndermişti. Bunun üzerine Hürmüzân müslüman oldu. (Hazret-i Ömer de onu mukarrebîni arasına alarak): - Ey Hürmüzân! Şimdi seninle (Îran fütûhâtını tamamlamak için) şu Fars, Isfahan, Azarbaycan hakkında istişâre ediyorum. Bunlardan, önce hangisinin fethine başlanmalıdır? diye sordu. Hürmüzân cevap vererek: - Evet Emîre`l-mü`minîn! Bu toprakların ve buralarda bulunan müslüman düşmanı halkın benzeri, iki kanadı, iki ayağı ve bir başı bulunan bir kuştur ki, bu kuşun bir kanadı kırıldığı farz edilse (o ölmez), bir kanadı ve bir başı ile iki ayağı ile (yaşar) durur. Amma kuşun başı ezilirse ayakları da, kanatları da, başı da (kırılır, ezilir) gider. İmdi bu işte baş, Kisrâ`dır. Kanadın biri Kayser`dir, öbürüsü de Fars`tır. Yâ Emîre`l-mü`minîn! Şimdi siz müslümanlara emrediniz de toptan Kisrâ üzerine hareket etsinler! dedi. (Îran harp târihinin son derece hulâsa edilmiş bu birinci safhasıdır). Râvî Cübeyr İbn-i Habbe (Îran vakayiinin ikinci bir safhasını rivâyet ederek) demiştir ki: (Kadisiyye fethinden geldikten sonra bir gün) bizi Ömer gazâ için çağırdı. Üzerimize de Nu`mân İbn-i Mukarrin`i kumandan dikti. (O da Kadisiyye fethinden yeni gelmişti. Bu yeni ordu içinde İbn-i Ömer ve Ashab`tan pek çok kimseler vardı. Biz Medîne`den hareket ederken Hazret-i Ömer Ebû Mûse`l-Eş`arî`ye Basra kuvvetleriyle, Huzeyfe`ye de Kûfe kuvvetleriyle hareket etmelerini ve Nehâvend`de birleşmelerini yazdı. Biz de Medîneden hareket ederek) düşman diyârında Nehâvend`e varıp birleştik. Kisrâ`nın kumandanı bizi (Fars, Kirman ve sâire ahâlîsinden) kırk bir kişilik bir kuvvetle karşıladı. Ve kumandan tarafından gelen bir tercüman bize: - Bâzı şeyler soracağım: İçinizden bir kişi bana cevap versin! dedi. (Ashâb`ın hakîm ve hatiplerinden) Muğîre İbn-i Şu`be: - Ne istersen sor! demesi üzerine tercüman (istihfafkârâne ve taşa, ağaca seslenir gibi): - Siz ne (mülevves) şeylersiniz? dedi. Muğîre şöyle cevap verdi: - Biz Arap ırkından birtakım kimseleriz. Biz vaktiyle azgın bir şakavet, zorlu bir belâ ve mihnet içinde yaşarken, açlıktan hurma çekirdeği, deri parçası sorarken, deve yününden ve kıldan elbîse giyerken, ağaca ve taşa taparken; hulâsa biz, böyle koyu bir vahşet ve cehâlet içinde iken göklerin ve yerlerin Rabbı, şânı âlî ve azameti mütecellî olan Allahu Teâlâ bize kendi aramızdan bir Peygamber gönderdi. Biz onun babasını anasını (aramızdaki şerefini, haseb-ü nesebini, doğru sözlülüğünü) biliriz. Şimdi Rabbımızın gönderdiği bu azîz Peygamberimiz salla`llahu aleyhi ve sellem bize -siz yalnız bir Allah`a ibadet edinceye, yâhut cizye verinceye kadar- sizinle harp etmemizi emir buyurdu. Ve Peygamberimiz salla`llahu aleyhi ve sellem Rabbımız nâmına bize haber verdi ki: bizden cihad uğrunda hayâtını fedâ edenler doğru Cennet`e gider. Ve Cennet`te, asla misli görülmedik ni`mete nâil olur. Şehid olmayıp da geride hayatta kalanlar da sizi esîr edip rakabenize mâlik olurlar: (Muğire İbn-i Şu`be bu âteşîn hitâbesini zeval vakti bitirmişti. Ve harpten başka bir çıkar yol olmadığını anlamıştı. Kumandanımız Nu`mân İbn-i Mukarrin`e harbe başlanmasını teklîf etti. Bunun üzerine) Nu`mân: - (Azîz kardeşim Muğîre!) Allahu Teâlâ seni, Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem ile berâber bu vak`a gibi bir çok muhârebelerde bulundur (makla mübâhi kıl) dı. (Hatırlarsınız ki, Resûlullah gündüzün ilk saatinde harbe başlamazsa zevalden sonraya te`hîr ederdi). Şimdi sabır ve teennî size nedâmet vermez. Ve sizi düşman nazarında küçük düşürmez. Benim Resûlullah ile bulunduğum bütün muhârebelere Resûlullah, gündüzün ilk saatinde harp etmezse, (zevalden sonra) tâ rüzgâr esip (öğle sisi geçinceye) namazlar kılınıncaya kadar intizâr etmek i`tiyâdında idi, dedi. (Ve müsâit zamanda taarruz emrini verdi).
HadisNo : 1307


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Cizye
Ravi : Ebû Humeyd Ensârî-i Sâidî
Baslik : EYLE EMANNÂMESİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, şöyle demiştir: Biz Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem ile berâber Tebük`e gazâ etmiştik. (Sefer esnâsında) Eyle Melîk`i (Buhne İbn-i Ru`be Resûlullah`ın huzûruna geldi; sulh oldu; cizye vermeği deruhte etti). Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e (Düldül adlı) beyaz bir katır hediye etti. Ve Bürd (-i Yemânî) bir libas giydirdi. Resûlullah da ona sâhil boyundaki köyler halkı hakkında bir amânnâme yaz (dırıp ver) di.
HadisNo : 1308


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Haksız yere bir zimmî öldürmek
Ravi : Abdullâh b. Amr b. Âs
Baslik : BİR MÜSLÜMANIN MUÂHİDİ ÖLDÜRMESİNİN CEZÂSI CENNET`TEN MAHRÛMİYETTİR
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: Her hangi (mü`min) bir kişi Muâhit ve (Haracgüzâr) bir Zimmîyi (haksız yere) öldürürse, o kişi Cennet kokusu kokamaz. Halbuki (kebâirden kaçınan öbür mü`minler) Cennet kokusunu kırk yıllık mesâfeden duyar.
HadisNo : 1309


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Yahûdilerin Hz. Peygamber`i zehirlemek istemeleri
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : MUÂHİDİN MÜSLÜMANA KARŞI HİYÂNET EDİP AHDİNİ BOZMASININ HÜKMÜ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Hayber fetholunduğu zaman Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e (Hâris kızı Zeyneb tarafından) içi zehirli (kızartılmış) bir koyun hediye edilmişti. (Bunun zehirli olduğunu vahy ile bilen) Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem (Ashâb`a): - Hayber`de ne kadar Yahûdî varsa onları bana toplayınız! buyurdu. Ashab da toplayıp getirdiler. Resûlullah bunlara hitâb ederek: - Size bir şey soracağım; bana doğru cevap verir misiniz? buyurdu. Yahûdîler: - Evet, doğrusunu söyleriz! dediler. Bunun üzerine Resûlullah Yahûdîlere: - Sizin (ulu) babanız kimdir? diye sordu. Onlar da: - Falandır! diye cevap verdiler. Resûlullah onlara: - Yalan söylediniz, (büyük) babanız falandır, diye yalanladı. Yahûdîler: - Doğru söyledin, diye Resûlullah`ı tasdîk ettiler. Şimdi Resûlullah Yahûdîlere: - Size bir şey daha soracağım. Bana doğrusunu söyler misiniz? diye sordu. - Evet, yâ Ebe`l-Kasim söyleriz. Hem biz yalan söylersek bile bizim yalanımızı bilirsin. Nasıl ki, bizim babamızı bilmiştin! dediler. Bunun üzerine Resûlullah onlara: - Cehennemlik kimlerdir? diye sordu. Yahûdîler: - Biz, az bir zaman Cehennem`de bulunacağız, sonra orada siz bize halef olacaksınız! diye cevap verdiler. Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem de: - Haydi buradan yıkılın! Vallahi Cehennem`de biz size asla halef olamayız! diye onları reddeti. Sonra Resûlullah: - Şimdi (asıl mühim) bir şey soracağım. Buna olsun doğru cevap verir misiniz? diye sordu. Yahûdîler: - Evet, yâ Ebe`l-Kasim! diye cevap verdiler. Resûlullah: - Şu koyu (n kızartması) na zehir koydunuz mu? diye sordu. Yahûdîler: - Evet, koyduk! dediler. Resûlullah: - Bu cinâyete sizi ne sevk etti? demişti. Yahûdîler de: - Biz şöyle düşündük: Eğer sen yalancı (Peygamber) isen (koyunu yer ölürsün) biz de müsterih oluruz. Eğer hakîkî bir Peygamber isen sana bir zarar irişmez! diye cevap verdiler.
HadisNo : 1310


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Diyet (kan bedeli);Kan bedeli;Yalan yere yemin
Ravi : Sehl b. Sa`d
Baslik : BİR KASÂME DA`VÂSINDA GÖRÜLEN MÜŞKÜLLER`LE İLGİLİ RİVAYET
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: (bir hurma mevsimi) Abdullah İbn-i Sehl ile Mes`ûd İbn-i Zeyd`in oğlu Müheyyisa Hayber`e (dostları yanına hurma toplamağa) gitmişlerdi. O sene Hayberlilerle müslümanlar arasında sulh ve müsâlemet vardı. Bu iki yoldaş Hayber`e vardıklarında (kendi işlerine) ayrıldılar. Bir müddet sonra Muhayyısa (işlerini bitirip) Abdullah İbn-i Sehl`e geldi. Fakat (onun boynu kırılarak bir pınara atılmış olduğunu gördü). Zavallı Abdullah kana boyanmış, öldürülmüş bir halde idi. Muhayyısa onu defnetti. Sonra dönüp Medîne`ye geldi. Vak`ayı Peygamber`e arzetmek üzere Abdurrahmân İbn-i Sehl ve (Ensâr`dan İbn-i Mes`ûd`un oğulları) Muhayyısa ile Huveyyısa Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e gittiler. (İptidâ) Abdurrahmân söze başladı. Fakat Resûlullah yaşça pek genç olan Abdurrahmân`a: "İlk sözü yaşlıya bırak, ilk sözü yaşlıya ver!" ihtârında bulundu. Bunun üzerine Abdurrahmân sustu. İki kardeş vâkıayı arzettiler. Sonunda Resûlullah onların üçüne: - Bu cinâyetin Hayber`de Yahûdîler tarafından îkâ edildiğine yemîn eder ve sâhibinizin kanı bedeli olan diyete müstahak olur musunuz? teklîfinde bulundu. Onlar da: - Yanında bulunmadığımız ve görmediğimiz bir cinâyet hakkında nasıl yemîn ederiz? diye imtinâ ettiler. Resûlullah: - Şu halde Yehûd elli yemîn ile isnâd ettiğiniz cinâyetten berâet eder! buyurdu. Da`vâcılar: - Yâ Resûla`llah! Kâfirler gürûhunun yeminlerine nasıl i`tibâr ederiz? diye râzı olmadılar. Bunun üzerine Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem cinâyetin diyetini kendisi ver(erek da`vâ sona er) di.
HadisNo : 1311

Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Sihir;Süvarilere verilen ganîmet
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : SİHİRLE İLGİLİ HZ. ÂİŞE`NİN HADİSİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e sihir edildiği, hattâ işlemediği bir şeyi işledim sandığı, rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 1312


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Kıyâmet alâmetleri;Veba
Ravi : Avf İbn-i Mâlik
Baslik : KIYAMETİN ALÂMETLERİ, İLGİLİ AVF İBN-İ MÂLİK HADİSİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, şöyle demiştir: Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem Tebük gazâsında meşinden (ma`mûl) yuvarlak bir çadır içinde iken huzûruna girdim. (Görüşürken bana dedi ki:) Kıyâmetin kopması yaklaştığı sıra (onun alâmetlerinden olmak üzere şu) altı şey`i say!: 1) Benim ölümüm, 2) Beyt-i Makdis`in fethi, 3) (Tâûn) öledi ki, koyun kırımı gibi o sizi yakalayacaktır, 4) Mal çokluğu ki, siz, bir kişiye (ıvazsız) yüz dînar verseniz bile (yine az ve küçük görerek) hoşnutsuzluğu ve husûmeti sürüp gidecektir, 5) Bir fitne ki, Arap evlerinden girmediği hiç bir ev kalmayarak muhakkak girecektir, 6) Sizinle Benû Asfer (denilen Rum) arasında akdolunan bir sulh ki, düşmanlarınız musâlâhayı müteâkip hıyânet ve nakz-ı ahd ederek üzerinize -her bayrağın altında on iki bin nefer olmak üzere- seksen kumandanın bayrakları altında (bir milyona yakın bir kuvvetle) üzerinize saldıracaklardır.
HadisNo : 1313


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Cizye;Harac
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : CİZYE, HARAC LA İLGİLİ EBÛ HÜREYRE HADİSİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre müşârün-ileyh (bir kere meclisinde bulunanlara): - (Cizye, harac olarak) dînar, dirhem almayacak olursanız hâliniz nice olur? demişti de onlar da: - Yâ Ebâ Hüreyre sen (günün birinde) böyle bir şey olur mu sanırsın? diye karşılamışlardı. Bunun üzerine Ebû Hüreyre: - Evet, Ebû Hüreyre`nin hayâtı, kudreti elinde olan Allah`a yemîn ederim ki, (ben size) -kendisi doğru söyleyen, kendisine de (vahy ile) doğru söylenen, (Resûlullah`ın) sözünden (haber veriyorum!) dedi. Oradakiler: - "Pek eyi! Şu cizye, haraç altınlarını, gümüşlerini alamamak neden neş`et ediyor? diye sordular" Ebû Hüreyre: - Allah`ın ve Resûlü salla`llahu aleyhi ve sellem`in muâhidlere verdiği ahd-ü amânı yırtılır, atılır; o zaman Allahu Teâlâ zimmîlerin gönüllerini sıkıca bağlar da ellerindeki cizye, haraç malını vermezler, diye cevap verdi.
HadisNo : 1314


Fasil : HÛRÜ`L-ÎYN VE ONLARIN MÜSTESNÂ SIFATLARI
Konu : Ahdi bozmak (ahde vefâsızlık);Verdiği sözü tutmamak
Ravi : Abdullâh b. Mes`ûd
Baslik : NAKZ-İ AHD HAKKINDA ENFÂL SÛRESİ`NİN (56) INCI ÂYETİNİN TERCEME VE ÎZÂHI
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in: "Ahdini bozan her kişi için kıyâmet gününde (halk arasında teşhir olunmak üzere) bir alâmet vardır" buyurduğu rivâyet olunmuştur. Râvîlerden birisi: "O alâmet gaddarın yanına dikilir" diye rivâyet etmiş, öbür râvî de: "O alâmet gaddarın yanında görülür, onunla bilinir" demiştir.
HadisNo : 1315

DEVAMINA BAK
Buhari Hadisleri KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ

Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Fâtihanın fazîleti;Seb`ul-Mesânî
Ravi : Ebû Saîd-i Hudrî
Baslik : FÂTİHA-İ ŞERÎFE`NİN TEFSÎRİ
Hadis : Rivâyete göre şöyle demiştir: Ben bir kere mescidde namaz kılarken Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem beni çağırmıştı. Ben de icâbet edememiştim. (Namzadan sonra vardığımda): Yâ Resûla`llah namaz kılıyordum (geç icâbet ettim) diye i`tizâr ettim. Bunun üzerine Resûlullah: Allah (Kur`ân`da): "Ey mü`minler sizi, Resûlullah kendinize hayat verecek şeylere da`vet ettiği zaman Allah`a ve Resûlüne icâbet ediniz!" buyurmadımı? dedi. Sonra Resûlullah bana: - Ey Saîd, sen bu mescidden çıkmazdan önce sana muhakkak bir sûre öğreteceğim ki o, Kur`an`daki sûrelerin (sevâb cihetiyle) en büyüğüdür, buyurdu. Sonra elimi tuttu. Mescidden çıkmak istediği sıra ben: - Yâ Resûla`llah! Sana bir sûre öğreteceğim ki o, Kur`an`daki sûrelerin en büyüğüdür, demedin mi? dedim. Resûlullah: - O sûre ... dir ki (namazlarda) terâr olunan yedi âyet ve (bana ihsân olunan) Kur`an`dır buyurdu.
HadisNo : 1672


Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Bakara Sûresi âyetlerinin tefsîri;Şirk
Ravi : Abdullâh b. Mes`ûd
Baslik : BAKARE SÛRESİ ÂYETLERİ
Hadis : Rivâyete göre şöyle demiştir: Bir kere Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e: Yâ Resûla`llah! Allah indinde hangi günah en büyüktür? diye sordum. Resûlullah: Allah seni yarattığı halde Allah`a benzer bir eş uydurmandır, buyurdu. Ben: Hakîkaten bu, büyük (günah)dır, dedim. Sonra hangi (günah büyüktür)? diye sordum. Resûlullah: Seninle berâber yemek yemesinden korkarak çocuğunu öldürmendir, buyurdu. Bundan sonra hangisi (büyüktür?) dedim. Resûlullah Komşunun haliylesiyle zinâlaşmandır buyurdu.
HadisNo : 1673


Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Bakara Sûresi âyetlerinin tefsîri;Benî İsrâîl`e veriler nimetler
Ravi : Saîd İbn-i Zeyd
Baslik : GAMÂM, MENN, SELVÂ
Hadis : Rivâyete göre Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem: "Kızılımtırak beyaz mantar, Kudret helvası (gibi Allah`ın külfetsiz ni`metleri) nev`inden bir rızıktır. Suyu da göz ağrısına şifâdır" buyurmuştur.
HadisNo : 1674


Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Bakara Sûresi âyetlerinin tefsîri;Benî İsrâîl`e veriler nimetler
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : BENÎ İSRÂÎL`İN FESÂDI BENÎ İSRÂÎL`İN BİR KÜSTAHLIĞI
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: (Allah tarafından) Benî İsrâîl`e: [Beyt-i Makdis`in kapısından eğilerek (tevâzu`la) giriniz ve: "Hıtta = Yâ Rab Dileğimiz, günahımızı affetmendir" deyiniz.] denildi ve onlar (tersine) kıçları üzere imekliyerek girdiler. Ve (emrolundukları kelimeyi) değiştirip hıtta yerine (istihfâf için) ... (mühmel kelimesin)i söylediler.
HadisNo : 1675


Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Bakara Sûresi âyetlerinin tefsîri;Hz.Ali`nin fazîleti;Hz. Peygamber zamanında Kur`ân-ı Kerîm`i en iyi bilenler
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : NESH ÂYETİ NESH HADÎSİ;NESH-İ ŞERÎAT VE NESH-İ ÂYET
Hadis : Rivâyete göre Ömer radiya`llahu anh şöyle demiştir: Bizim en düzgün Kur`ân okuyanımız Übey (İbn-i Kâ`b)dır. En isâbetli hüküm verenimiz de Alî (İbn-i Ebî Tâlib) dir. Şüphesiz, biz, Übey İbn-i Kâ`b`ının usûlü kırâat ve edâsından çoğunu unutuyoruz. Bununla berâber Übey: Ben Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`den işittiğim hiç birşeyi bırakmam ve unutmam, iddiâsındadır. Halbuki Azîz ve Celîl olan Allahu Teâlâ: "Biz bir âyetten nesheder veya te`hîr edersek..." buyurmuştur.
HadisNo : 1676


Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Allâh`a oğul isnadı;Allâh`ı inkâr;Bakara Sûresi âyetlerinin tefsîri
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : ALLÂHU TEÂLÂ`YI TENZÎH
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Azîz ve Celîl olan Allahu Teâlâ buyurur ki: (Bâzı) Âdem-oğlu beni yalanlar. Halbuki beni tekzîb etmek ona yakışmazdı. Bâzısı da sebbeder (ülûhiyet sıfatımı tenkîs eder) halbuki bana sebbetmek ona yakışmazdı. Âdem-oğlunun beni tekzîbine gelince: O, (öldükten sonra) benim onu eskisi gibi iâde edip yaratmağa gücüm yetmez sanır. Bana sebbetmesi husûsu da "Benim oğlum var!" demesidir. Halbuki ben zevce veya veled edinmekten uzak bulunuyorum.
HadisNo : 1677


Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Bakara Sûresi âyetlerinin tefsîri;Hz. Ömer`in ilâhî hükümlere uygun görüşleri;Makâm-ı İbrâhim
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : HAZRETİ ÖMER`İN ÜÇ DİLEĞİNİN
Hadis : Ömer radiya`llahu anh`in şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Üç şey (hakkındaki dileğim), Allah(ın vahyin)e tesâdüf etti. Yâhud Rabbim (in vahyi) ben (im dileğim) e muvâfık oldu: 1) Yâ Resûla`llah Makam-ı İbrâhim`i namazgâh ittihâz etseniz, dedim. (Bunun üzerine: ... âyeti nâzil oldu) 2) Yine ben: Yâ Resûla`llah huzûrunuza (maslahat îcâbı) sâlih, fâsik kimseler giriyor. (Kadınlarla görüşüyorlar). Ümmehât-ı Mü`minîn`e (= mü`minlerin anaları olan kadınlarınıza) örtünmelerini emretseniz, dedim. Bunun üzerine de Allah hicâb âyetini gönderdi. 3) Ömer der ki: Bir kere Resûlullah`ın (kıskançlık gösteren) bâzı kadınlarına darıldığını duymuştum. Bunun üzerine onların yanına giderek: Kadınlar! Ya (bu hıçınlığa) nihâyet verirsiniz, yâhud iyi biliniz ki Allah, sizin yerinize Peygamber`ine sizden daha hayırlı kadınlar verir, dedim. Nihâyet Peygamber`in kadınlarından birisinin (Ümm-i Seleme`nin) yanına varmıştım. Kadın bana: Ey Ömer! Resûlullah kadınlarına öğüt veremez mi ki, sen onlara va`zetmeğe kalkışıyorsun? Öğüt vermeğe ne selâhiyetin var ki, burada bize akıl hocalığı ediyorsun? demişti. Bunun üzerine de Azîz ve Celîl olan Allah: (Ey kadınlar! Şâyet sizi Peygamber boşarsa onun Rabb`i gerektir ki Peygamber`ine sizlerden daha hayırlı öyle zevceler verir ki, onlar müsilm mü`min, itâatli, tevbekâr, ibâdetli, oruçlu, dul, bâkir kadınlardır) meâlindeki âyet-i kerîmeyi gönderdi.
HadisNo : 1678


Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Bakara Sûresi âyetlerinin tefsîri;Tevrat tefsîri
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : TEVRÂT METNİNİN İBRÂNÎ DİLİYLE YAZILMIŞ OLMASI VE YEHÛDÎLER`İN ARABCA TEFSÎRLERİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Ehl-i Kitâb (olan yehûdîler) Tevrât`ı İbrânîce (metni) ile okurlar, Arab diliyle de müslümanlara tefsîr ederlerdi. Bu hususta Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem Ashâbına siz Ehl-i Kitâb (ın sözlerin)i tasdîk, ne de tekzîb ediniz. Ancak: (Biz Allah`a ve bize indirilen Kur`ân`a îmân ettik...) deyiniz, buyurmuştur.
HadisNo : 1679


Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Bakara Sûresi âyetlerinin tefsîri;Nûh (A.S.);Sahâbenin fazîleti
Ravi : Ebû Saîd-i Hudrî
Baslik : MUHAMMED ÜMMETİNİN HAZRET-İ NÛH`A ŞAHÂDETİ
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurdu rivâyet olunmuştur: Kıyâmet gününde (Allah cânibinden) Nûh (aleyhi`s-selâm) çağırılacak. Nûh: Yâ Rab davetine icâbet ettim, dîvânına geldim, fermânına âmâdeyim diyecek. Allahu Teâlâ: (Emirlerimi ümmetime) teblîğ ettin mi? diye soracak. Nûh da: Evet ettim, diyecek. Bunun üzerine Allahu Teâlâ Nûh`un ümmetine Nûh size teblîğ etti mi? diye soracak. Nûh`un ümmeti de: Bizi öyle âhiret azâbından korkutan bir peygamber gelmedi, diyecekler. Bunun üzerine Cenâb-ı Hak Nûh`a: Ey Nûh! Teblîğ ettiğine kim şahâdet eder? diye soracak. O da: Muhammed ümmeti, diye cevâb verecek. Sonra Muhammed`le ümmeti Nûh`un, ümmetine Allah`ın ahkâmını teblîğ ettiğine şahâdet edecekler. Peygamberiniz de sizin üzerinize bir şâhid olacaktır. (Resûl-i Ekrem buyurur ki:) İşte şu beyanım, ... kavl-i şerîfinin mazmûnudur.
HadisNo : 1680


Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Bakara Sûresi âyetlerinin tefsîri;Vakfe
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : HUMS ÂDETİ VE MÜZDELİFE VAKFESİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Kureyş ile Kureyş dîninde olan (Benî Amr, Sakîf, Huzâa) müşrikleri (câhiliyet devrinde) Müzdelife`de vakfe ederlerdi. Ve bunlara Hums (dinî hamâset) denilirdi. Bunlardan olmıyan Arab hacıları ise Arafat`ta vakfe ederlerdi. İslâm devri hulûl edince Allahu Teâlâ, Peygamber`i salla`llahu aleyhi ve sellem`e Arafat`a gitmesini ve orada vakfe edip sonra oradan dönmesini emretti.
HadisNo : 1681

Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Bakara Sûresi âyetlerinin tefsîri;Dilencilik;Gerçek fakir
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : BAKARA 273 NOLU ÂYETİN TEFSÎRİ
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: (Kur`ân`da adı geçen) Miskin (halkı dolaşıp) halkının kendisine bir hurma, bir iki lokma (yiyecek) verdiği şu (dilence makulesi) kimseler değildir. Hakîkî miskîn, (kendisini geçindirecek nafakaya mâlik olmadığı halde) halka el açıp istemekten çekinen şu iffet sâhibleridir. İsterseniz (Kur`ânın tarîf ve tavsîfini de) okuyunuz: (Buhârî`nin şeydi Saîd İbn-i Ebî Meryem der ki:) Ebû Hüreyre: "İsterseniz okuyunuz!" söziyle: "Onlar nâstan isrâr ile istemezler!" meâlindeki kavl-i şerifi kasdetmiştir.
HadisNo : 1683


Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Âl-i İmrân Sûresi âyetlerinin tefsîri;Müteşâbih âyetlere uyanlar
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ ÂYETLERİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem (Âl-i İmrân) Sûresi`nin: (Allah,) O Zü`l-Celâl`dir ki sana bu (mukaddes) kitâbı indirdi. O (nun âyetlerin) den bir kısmı muhkem (âyet) lerdir (meâlindeki) kavl-i şerîfiyle başlayan âyetini (ve hakîkaten hüsn-i nazâr ve zekâ sâhiblerinden başkası da düşünüp anlıyamaz) cümlesine kadar okudu. Hazret-i Âişe der ki: (Bundan sonra) Resûlullah Salla`llahu aleyhi ve sellem bana: "Yâ Âişe Kur`ân`ın (yalnız) müteşâbih âyetlerine uyan şu dalâlet sâhiblerini gördüğünde -ki, Allah onları (Kur`ân`da) zikr ve zem etmiştir- onlardan sakınınız!" buyurdu.
HadisNo : 1684


Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Âl-i İmrân Sûresi âyetlerinin tefsîri;Dâvada delil istenmesi;Yalan yere yemin;Yemin sanığa düşer
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : YEMÎN ÂYETİ VE HADÎSİ
Hadis : Rivâyet göre bir kere İbn-i Abbâs`a iki kadının dâ`vâsı arzolunmuştu. Bu kadınlar bir evde mest gibi sahtiyan metâı dikerlerdi. Bunlardan birisinin el ayasına öbür kadın tarafından bîz batırılmakla mecrûh kadın evden çıkıp mücrim kadın aleyhine da`vâ etti. Kadınların bu da`vâsı İbn-i Abbâs`a arzolundu. (Duruşma sırasında müddeî kadının beyyinesi ve şâhidi bulunmadığından müdde-i aleyhe yemîn etmek düşmüştü. Yalan yere yemîn etmesini önlemek için) İbn-i Abbâs Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğunu hikâye etmiştir. Eğer nâs mücerred da`vâlariyle (beyyinesiz, şâhidsiz) hak kazanacak olurlarsa kavmin malları, canları zâyi` olur. (Binâenaleyh müddeîden beyyine isteyiniz). Müddea-aleyhe (yemîn tevcîh ettiğinde de) Allah adına (yalan yere) yemîn etmenin fenâlığını (önce kendisine) hatırlatınız! Ve ona şu âyeti de: "Allah`ın ahdini ve kendi yemînlerini az bir paraya değişenler yok mu? İşte bunların âhirette hiç nasibi yoktur!". diye okuyunuz. Bu âyet-i kerîmedeki tahzîrler müddea-aleyh kadına okunup anlatılınca derhâl cürmünü i`tirâf etmiştir. (Bu da`vâda müddeî kadın dâ`vânın ibtidâsında cürmün müddea aleyh tarafından îka` edildiğine dâir yemîn etmek istedi ise de) İbn-i Abbâs müddeî kadına da: Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem: Yemîn müddea-aleyhe düşe (n bir hak dı)r buyurdu, diye cevâb verdi.
HadisNo : 1685


Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Âl-i İmrân Sûresi âyetlerinin tefsîri;İbrâhim (A.S)
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : ÂL-İ İMRÂN SURESİ 173 NOLU ÂYETİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: "Allah bize yetişir o ne güzel vekîldir" kelâmını İbrâhîm Salâvatu`llahi aleyh Nemrûd`un ateşine atıldığı sırada söylemiştir. Bir de Muhammed salla`llahu aleyhi ve sellem -kendisiyle Ashâbından bâzı kimselere müşrikler alyehinizde toplandılar, dedikleri ve bu sûretle müslümanları korkutmak istedikleri zaman- söylemiştir. Halbuki bu korkutmak teşebbüsü müslümanları îmânlarını ve irâdelerini arttırmıştı ve ... demişlerdi.
HadisNo : 1686


Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Âl-i İmrân Sûresi âyetlerinin tefsîri
Ravi : Üsâme b. Zeyd b. Hârise
Baslik : YEHÛDÎLERİN VE MÜNÂFIKLARIN MÜSLÜMANLARA EZÂLARI BU BÂBDA ÜSÂME HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem Bedir vak`asından önce bir gün Fedek dokuması kaplı saçaklı palan vurulmuş bir merkeb üzerine binip (henüz çocuk bulunan) Üsâme İbn-i Zeyd`i terkisine alarak Hâris İbn-i Hazreç mahallesinde (ki evinde hasta bulunan) Sa`d İbn-i Ubâde`yi iyâdeye gitmişti. Giderken yolda Abdullah İbn-i Übey İbn-i Selûl`ün içinde bulunduğu meclise uğradı. Bu vak`a Abdullah İbn-i Übey müslümân olmazdan evvel idi. Bu mecliste müslümanlardan, puta tapan müşriklerden, yahûdîlerden karışık birtakım kimseler vardı. Abdullah İbn-i Revâha da bu meclisde bulunuyordu. Merkebin kaldırdığı toz, meclisi kaplamakla Abdullah İbn-i Übey kaftaniyle burnunu kapadı. Sonra: Bizim üzerimizi tozlatmayınız, dedi, Resûlullah onlara selâm verdi. Sonra da orada durup merkebden indi ve onları İslâm`a da`vet etti ve onlara Kur`ân okudu. Bunun üzerine Abdullah İbn-i Übey: - Ey kişi! Bu söylediklerin hak ve gerçekse bunlardan güzel bir şey olamaz. Fakat bizim meclisimize gelip de bizi bununla ezâlandırma. Kendi menziline git, sana gelen olursa ona anlat, dedi. Bunun üzerine (büyük şâir) Abdullah İbn-i Revâha: - Yâ Resûla`llah (İbn-i Übeyy`e bakma) meclislerimiz (e her zaman teşrîf buyur, huzûrunuz) da bizi Kur`ân (ın belâgati) ile ört, onun nurlariyle bürü. Biz duânızı, Kur`ân okumanızı çok severiz, dedi. Bunun üzerine müslümanlarla müşrikler, yahûdîler sövüşmeye başladılar. Hattâ birbirlerini öldürmeye yaklaştılar. Resûlullah ise onları dâimâ teskîn buyurdu. Nihâyet yatıştılar. Sonra Resûl-i Ekrem merkebine binip yürüdü. En sonu Sa`d Resûl-i Ekrem merkebine binip yürüdü. En sonu Sa`d İbn-i Ubâde`nin evine varıp girdi. Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem (Ensâr`ın ve Hazrec kabîlesinin ulularından olan) Sa`d`e: - Ey Sa`d! -Abdullah İbn-i Übeyy`i kasdederek- Ebû Hubâb`ın ne söylediğini duymadın mı? (Duymuş ol ki) o, şöyle şöyle söyledi (diye biraz önce geçen vak`ayı anlattı) Sa`d İbn-i Ubâde: - Yâ Resûla`llah! Siz İbn-i Übeyy`in kusûrunu affedin, biraz da ma`zûr görün. Sana Kur`ân indiren Cenab-ı Hakk`a yemîn ederim ki, Allah`ın irâdesi size nübüvvet vermek sûretiyle tecellî etti. Halbuki şu beldecik (Medîne) halkı İbn-i Übeyy(in başın) a tac giydirmeğe üzerine de melîke mahsûs sarık sarmağa, (bu sûretle kendilerine melik edinmeğe) hazırlanmışlardı. Vaktâki Allahu Teâlâ size ihsân buyurduğu hakk-ı nübüvvetle onların bu tasavvurlarını mümteni` bir hâle koydu. Bu mahrûmiyetle İbn-i Übey mahzûn ve mükedder oldu. Yâ Resûla`llah! İşte bu kederle İbn-i Übey gördüğünüz çirkin harekette bulunmuştur. (Siz afv buyurunuz) dedi. Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem de afvetti. Esâsen Resûlullah ile Ashâbı bu husûsda vârid olan Allah`ın emri veçhile gerek müşriklerin, gerek ehl-i kitâbın kusurlarını avf edip ezâlarına sabrediyorlardı. En sonu Allahu Teâlâ (tedâfüî) harbe izin verdi. Bu müsâade üzerine. Resûlallah Bedir gazâsını ihtiyâr edip Allahu Teâlâ İslâm ordusunun eliyle Kureyş müşriklerinin azmanlarını öldürünce İbn-i Übey İbn-i Selûl ile, onun, müşriklerden ve putlara tapanlardan yardakçıları: - Artık Bedir vak`ası Müslümanlığa teveccüh etmiş açık bir galebedir, dediler ve Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`e İslâm üzere bîat edip müslüman oldular.
HadisNo : 1687


Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Âl-i İmrân Sûresi âyetlerinin tefsîri
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : ABDULLÂH İBN-İ ABBÂS HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre (Medîne vâlisi Mervân tarafından kapıcısı Râfi` vâsıtasiyle) İbn-i Abbâs`dan şöyle bir sorgu soruldu: - (Kur`ân`da bildirildiği üzere) kendisine verilen dünyâlıkla ferahlanan ve yapmadığı bir işle medh olunmağa sevinen her (müslüman) kişi azâb olunacak ise bütün müslümanlar her halde azâb olunacak (demek) dir? İbn-i Abbâs bu sûale şöyle cevâb vermiştir: (Âl-i İmrân Sûresi`ndeki) bu âyetle sizin aranızda ne münâsebet var? (Bu âyet yahûdîler hakkında nâzil olmuştur). Bir kere Resûlullah yahûdîleri çağırıp onlara (Tevrat`taki evsâfına dâir) bir suâl sordu. Onlar da suâlin hakîkî cevâbını sakladılar da onun başkasını haber verdiler. Bununla berâber verdikleri bu cevâb ile Resûlullah ındinde takdîr de olunduklarını sandılar ve hakîkati gizliyerek verdikleri cevâba sevindiler.
HadisNo : 1689


Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Başlık;Mehir;Nisâ Sûresi âyetlerinin tefsîri;Yetimler
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : NİSÂ` SÛRESİ ÂYETLERİ YETÎM MALININ SIYÂNETİ BU BÂBDA HAZRET-İ ÂİŞE HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre (bir kere hemşîre-zâdesi) Urve, Azîz ve Celîl olan Allah`ın: (Yetimlerin haklarına adâlet edemiyeceğinizden korkarsanız) kavl-i şerîflerinin tefsîrini sordu. Âişe Hazretleri; şöyle cevâb verdi. Ey hemşîremoğlu, âyetteki "yetâma" ile murâd olunan, öksüz kızdır ki, o, velîsinin velâyet ve vesâyeti altında bulunup mâl hissesinde velîye ortak olur. Ve mâli, cemâli velîsinin hoşuna gider. Bu cihetle o sene velîsi onu zevce edinmek ister. Fakat mihrinde adâlet etmek ve başkasının verdiği kadar mihir vermek istemez. İşte (bu âyette) o çeşit velîlerin velâyeti altındaki yetîme kızları -haklarında adâlet ve onların mihirlerini en yüksek mıkdârına yükseltmedikçe- nikâh etmeleri nehiy olunup bunlardan başka kendilerine halâl olan kadınlardan nikâh etmeleri emrolunmuştur. Hazret-i Âişe (rivâyetine devâm ederek) der ki: Bu âyet nâzil olduktan sonra nâs, Resûlullah`a istiftâ edip sordular. Bunun üzerine Azîz ve Celîl olan Allahu Teâlâ`da şu âyeti inzâl buyurdu: "Habîbim senden kadınlar hakkınd fetvâ isterler. Onlara de ki. kadınlar (ın mîrâsı) hakkındaki fetvâyı Allah size veriyor. Kur`ân`da size karşı okunan âyetlerde şol kadınlardan öksüz kızları hakkındadır ki: onlara (ya mâline ve güzelliğine imrenip nikâh ettiği halde) mihr-i mislini vermeyiniz ve (yâhud fakir ve çirkin diye) nikâh etmek istemeyiniz!". Hazret-i Âişe (rivâyetine devâmla) der ki: Azîz ve Celîl olan Allah`ın: ... cümlesinin medlûlü, velâyetindeki öksüz kızcağızın mâli ve güzelliği az olunca onu nikâh etmek istemişdir. Hazret-i Âişe der ki: Bu mâl ve cemâli fakir olan öksüz kızlara rağbet etmediklerinden dolayı malına ve cemâline rağbet ettikleri yetîm kızları -adâlete riâyet etmedikçe- nikâh etmekden evliyâ-yı yetîm nehiy olundular.
HadisNo : 1690


Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Hasta ziyâreti;Nisâ Sûresi âyetlerinin tefsîri;Verâset
Ravi : Câbir b. Abdullâh
Baslik : MÎRÂS ÂYETLERİ BU BÂBDAKİ CÂBİR HADÎSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Beni bir hastalığımda Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem Ebû Bekr radiya`llahu anh ile berâber yaya olarak Benî Selime (yurdun) daki evime gelerek ziyâret etmişlerdi. Resûlullah beni bir şey anlamaz derecede baygın bulmuştu. Bunun üzerine (abdest) suyu isteyip abdest almış sonra abdest suyundan bir mikdârını benim üzeriem serpmişti. Hemen ben ayıldım ve: Yâ Resûla`llah! Mâlimde (verâset husûsunda) ne sûretle tasarruf etmemi emredersiniz? diye sordum. (Şu meâldeki): "Allah çocuklarınız hakkında mîrâsı emrediyor!" kavl-i şerîfi nâzil oldu.
HadisNo : 1691


Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Kur`ân-ı Kerîm dinlemek;Kur`ân-ı Kerîm okurken ağlamak;Nisâ Sûresi âyetlerinin tefsîri
Ravi : Abdullâh b. Mes`ûd
Baslik : İBN-İ MES`ÛD`UN PEYGAMBERİMİZE NİSÂ` SÛRESİ`Nİ OKUMASI
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Bir kere Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem bana: Ey İbn-i Mes`ûd haydi bana Kur`ân oku, diye emretti. Ben de: - Yâ Resûla`llah! Kur`ân sana gönderildiği halde onu size nasıl okuyacağım? dedim. Resûl-i Ekrem: - Kur`ân`ı ben başkasından işitmeği çok hoşlanırım, buyurdu. Ben de Sûre-i Nisâ`yı okumağa başladım. Okurken ... âyetine gelince Resûl-i Ekrem: - Sus, buyurdu. O sırada gördüm, ki Resûlullah`ın iki gözü yaş döküyordu.
HadisNo : 1693


Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Bedir Gazâsı;Nisâ Sûresi âyetlerinin tefsîri
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : MEDÎNE`YE HİCRET ETMİYEN MÜNÂFIKLARIN FECÎ ÂKIBETLERİ
Hadis : Rivâyete göre müslümanlardan (Mekke`de kalıp hicret etmiyen) bir takım kimseler Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem zamânında müşriklerle berâber olarak onların şirk câmiasını çoğaltıyorlardı. Bedir harbi sırasında düşman safları arasında bulunan bunlara ok atılıyor ve atılan ok varıp bunlardan birisine dokunarak öldürüyordu. Bunun üzerine Azîz ve Celîl olan Allahu Teâlâ`nın: ... kavl-i şerîfi nâzil oldu.
HadisNo : 1694

Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Nisâ Sûresi âyetlerinin tefsîri;Yûnus (A.S)
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : HAZRET-İ YÛNUS`UN BİR MENKABESİ
Hadis : Rivâyete göre Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem: "Her kim ben Yûnus bin Mettâ`dan hayırlıyım derse yalan söylemiştir" buyurmuştur.
HadisNo : 1695


Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Hz. Peygamber`in tebliğleri;Mâ`ide Sûresi âyetlerinin tefsîri
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : MÂİDE SÛRESİ ÂYETLERİ RESÛL-İ EKREM`İN TEBLÎĞ-İ AHKÂMDA SADÂKATİ HİÇ BİR HAKÎKAT SAKLANMAMIŞTIR
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Her kim sana Muhammed salla`llahu aleyhi ve sellem Allah`ın ona gönderdiği İslâmî umdelerden bir şeyi sakladı (teblîğ etmedi) derse, muhakkak ki o yalan söylemiştir. Çünkü Allahu Teâlâ bana: "Ey Peygamberim, sana Rabbin tarafından indirilenlerin hepsini tebliğ et!" diye emrederdi.
HadisNo : 1696


Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : İğdiş edilme;Mâ`ide Sûresi âyetlerinin tefsîri;Mut`a nikâhı
Ravi : Abdullâh b. Mes`ûd
Baslik : HADIMLIKTAN NEHİY HADÎSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Biz Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem ile berâber gazâya giderdik. Bizim yanımızda kadınlar bulunmazdı. (Cins-i münâsebete şiddetli ihtiyâç duyardık.) Bunun üzerine: Yâ Resûla`llah: Erkekliklerimizi çıkarıp hadım olalım mı? diye sorduk. Resûlullah bizi iydişlenmekten nehyetti. Bundan sonra (muayyen bir zamân için) elbîse (gibi ücret mukabilinde) kadın eş almamıza izin verdi. Bundan sonra Abdullah İbn-i Mes`ûd ... âyetini okudu.
HadisNo : 1697


Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : İçkinin haram kılınması;Mâ`ide Sûresi âyetlerinin tefsîri
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : ŞARABIN SÛRET-İ TAHRÎMİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: (İçkinin harâm kılındığı sırada) bizde Fadîh denilen (ve hurma koruğundan ateşde kaynatılmadan yapılan) içkiden başka hamr nâmına başka bir şey yoktu. (Tahrîm günü) ben (babalığım Ebû Talha`nın evinde) Ebû Talha ile falan ve falan Sahâbe`ye Fadîh dağıtıyordum. O sırada hemen birisi geldi. Ve: Haberiniz yok mu? dedi. Meclisde bulunanlar: O da ne haberi? diye sordular. O da: İçki harâm kılındı, dedi. İşret yârânı bana: Ey Enes küp büyüklüğüne yakın cesâmetteki şarâb destilerini dök, diye emrettiler. Ve ben de emirlerini yerine getirdim. Enes İbn-i Mâlik der ki: Bu bir adamın sözü üzerine meclisde bulunanlar şarabın nasıl ve ne zaman harâm kılındığını araştırmaya lüzum görmediler ve o adamın haberinden sonra hiç şarab içmediler.
HadisNo : 1698


Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Mâ`ide Sûresi âyetlerinin tefsîri
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : RESÛL-İ EKREM`E LÜZUMSUZ SUÂL SORULMASININ NEHYOLUNMASI
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Bir kere Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem bir hutbe îrâd etmişti ki, ben Resûlullah`ın o hutbesi kadar müessir bir hutbe hiç işitmedim. O hutbesinde Resûlullah (ezcümle): Ey Ashâb`ım! Benim bildiğim hakayık-ı kâinâtı siz bilseydiniz muhakkak az gülerdiniz ve hiç şüphesiz, çok ağalardınız, buyurmuştu. Bu hitâbe üzerine Resûlullah`ın Ashâb`ı yüzlerine elbîselerin örtüp -içten gelen bir enîn ile- ağlıyorlardı. Bu umûmî teessür sırasında birisi: "Yâ Resûla`llah babam kimdir?" diye sordu. Resûl-i Ekrem: "Baban filândır" diye cevâb verdi. Bunun üzerine ünvândaki âyet nâzil oldu.
HadisNo : 1699


Fasil : KUR`ÂN-I KERÎMİN TEFSÎRİ BAHSİ
Konu : Mâ`ide Sûresi âyetlerinin tefsîri
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : DÜNYÂ VE ÂHİRET`TE FÂİDESİZ SUALLERDEN TAHZÎR OLUNMASI
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`e bir kısım kimseler istihzâ için suâl sorarlardı. Kimi: Babam kimdir? diyordu. Kimi devesini kaybedip devem nerededir? der idi. Bunun üzerine Azîz ve Celîl olan Allahu Teâlâ tamamlayıncıya kadar şu âyeti inzâl buyurdu. (Âyetin tamâmı unvânımızda terceme olundu. Bakınız.)
HadisNo : 1700

DEVAMINA BAK
Buhari Hadisleri KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT

Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Hz. Peygamber`in şefâati
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : HAZRET-İ PEYGAMBER`İN ÜMMETİNE ŞEFÂAT DU`ÂSI
Hadis : Rivâyete göre, Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Her peygamberin kendisine has müstecab bir du`âsı vardır. Onunla Allah`a du`â edegelmiştir. Fakat ben du`âmı âhirette ümmetime şefâ`at etmek için saklıyorum.
HadisNo : 2140


Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Hz. Peygamber`in duâları;Seyyidu`l-istiğfar duâsı
Ravi : Şeddâd İbn-i Evs
Baslik : SEYYİDÜ`L-İSTİĞFÂR HAKKINDA ŞEDDÂD İBN-İ EVS HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Seyyidü`l-istiğfâr (yâni istiğfâr du`âlarının ulusu) Allahu Teâlâ`dan şu yolda mağfiret dilemektir: Allah`ım! Sen Rabbimsin, ibâdete lâyık hiç ilâh yoktur, yalnız Sen varsın; beni Sen yarattın, şüphesiz Sen`in kulunum ve gücüm yettiği kadar ezelde Sana verdiğim ahd ü va`ad üzere sâbitim. Allah`ım işlediğim kusurların şerrinden Sana sığınırım. Bana ihsan buyurduğun ni`metini zât-ı ulûhiyetine i`tirâf ederim. Günâhımı da î`tirâf ederim. Binâenaleyh günâhımı Sen yarlığa! Çünkü günah yarlığamak, kimsenin haddi değildir, ancak Sen yarlığarsın! Resûl-i Ekrem buyurur ki: Bu seyyidü`l-istiğfâr du`âsını her kim kalbiyle sevab ve fazîletine inanarak gündüz okur da o gün akşam olmadan ölürse, o kimse ehl-i Cennet câmiasındandır. Her kim de sevam ve fazîletine inanarak gece okur da sabah olmazdan önce ölürse, o kimse de ehl-i Cennet zümresindendir.
HadisNo : 2141


Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Tevbe-İstiğfar
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : RESÛL-İ EKREM`İN GÜNDE YETMİŞTEN ZİYÂDE İSTİĞFAR BUYURMALARI
Hadis : Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`in: "Vallahi ben Allah`a günde yetmiş def`adan çok muhakkak istiğfâr ve tevbe ederdim!" buyurduğunu işittim, dediği rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 2142


Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Tevbe-İstiğfar
Ravi : Abdullâh b. Mes`ûd
Baslik : ABDULLÂH İBN-İ MES`ÛD VE KUDRET-İ EDEBİYESİNİ İFÂDE EDEN BİR RİVÂYETİ
Hadis : (Tâbi`î büyüklerinden Hâris İbn-i Süveyd) iki hadîs rivâyet etmiştir. Bunun birisi Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`den, öbürüsü İbn-i Mes`ûd (şahsî bir mütâlea olarak) der ki: Mü`min kişi (irfan nûriyle) günahlarını (hayâlinde büyüterek) şöyle görür: Gûyâ o mü`min bir dağın eteğinde oturuyor ve dağın üzerine çökmesinden Korkuyor. Fâcir kişi de günahlarını, burnunun üstüne konan bir sinek gibi sanır. Râvî (İbn-i Şihâb) der ki: Bu hadîsi bana şeyhin eli burnunun üstünde olarak rivâyet etti. Sonra İbn-i Mes`ûd (Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem`den rivâyet ederek) der ki: Allah kulunun tevbesinden şu kişinin ferâhından çok ferahlanır ki (seferber bir halde olan) bu kişi, yanında devesi, üstünde suyu, azığı olduğun halde varıp sahrâda korkunç bir yere inmiş, başını yere koyarak hafif bir uyku uyumuştu. Uyanınca devesinin başını alıp gittiğini anladı. (Adamcağız devesini aramağa çıktı). Harâret, susuzluk, yâhut Allah`ın dilediği ıztırab adamcağızın üzerinde şiddetle icrâ-yı te`sîr edince (kendi kendisine) eski yerime olsun döneyim, diye dönüp geldi. Az bir uyku kestirip sonra başını kaldırınca devesini yanında buldu.
HadisNo : 2143


Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Hz. Peygamber`in duâları;Yataktan kalkınca okunacak duâ;Yatarken okunacak duâ
Ravi : Hüzeyfe İbni`l-Yemân
Baslik : HAZRET-İ PEYGAMBER YATARKEN ETTİĞİ DU`ÂLAR HAKKINDA HUZEYFE, BERÂ`, İBN-İ ABBÂS, EBÛ HÜREYRE RADİYA`LLÂHU ANHÜM RİVÂYETLERİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem gece yatağına girince (sağ) elini (sağ) yanağının altına kordu. Ve: "Bismike`llahümme emûtü ve ahyâ` = Allah`ım! Sen`in adını anarak ölürüm ve dirilirim (uyurum, uyanırım)" der idi. Uykudan kalkınca da: "El-Hamdü li`llâhi`llezî ahyânâ ba`de mâ emâtenâ ve ileyhi`n-nüşûr = O Allah`a hamd ederim ki beni öldükten sonra dirilten O`dur. Öldükten sonra (ba`s için) dirilmemiş de (böylece) O`na âitdir".
HadisNo : 2144


Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Hz. Peygamber`in duâları;Yatarken okunacak duâ
Ravi : Berâ` b. Âzib
Baslik : HAZRET-İ PEYGAMBER YATARKEN ETTİĞİ DU`ÂLAR HAKKINDA HUZEYFE, BERÂ`, İBN-İ ABBÂS, EBÛ HÜREYRE RADİYA`LLÂHU ANHÜM RİVÂYETLERİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem yatağına girdiğinde sağ tarafına yatardı. Sonra şöyle du`â ederdi: "Allahümme eslemtü nefsî ileyke ve veccehtü vechî ileyke ve fevvadtü emrî ileyke ve elce`tü zahrî ileyke rağbeten ve rehbeten ileyke lâ melcee ve lâ mencâe minke illâ ileyke âmentü bi-kitâbike`llezî enzelte ve Nebîyyike`llezî erselte = Allah`ım! Kendimi Sana teslîm ettim, yüzümü Sana çevirdim, işimi Sana ısmarladım, Sana i`timâd ettim, Sen`i dilerim ve Sen`den korkarım, Sen`den başka sığınacak (Mahmî), Sen`den başka kurtaracak (halâskâr) yoktur; halâs ve himâye ancak sana âitdir. Allah`ım indirdiğin Kitab`ına inandım ve gönderdiğn Peygamber`ine îmân ettim. (Resûl-i Ekrem buyurdu ki: Bir kimse, bu kelimeleri okur da, sonra o gece içinde ölürse, o kimse İslâm fıtratı ve yaradılışı üzerine ölür).
HadisNo : 2145


Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Hz. Peygamber`in duâları
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : HAZRET-İ PEYGAMBER YATARKEN ETTİĞİ DU`ÂLAR HAKKINDA HUZEYFE, BERÂ`, İBN-İ ABBÂS, EBÛ HÜREYRE RADİYA`LLÂHU ANHÜM RİVÂYETLERİ
Hadis : Rivâyete göre, İbn-i Abbâs: Bir gece ben (Peygamber`in kadınlarından teyzem) Meymûne`nin yanında kalmıştım, diye hadîsini zikretmişti ki, bu hadîs yukarıda geçti. Burada İbn-i Abbâs şu du`ânın Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`in du`âsından olduğunu rivâyet etmiştir: Allah`ım, kalbimde bir nûr kıl, gözümde de bir nûr kıl, kulağımda da bir nûr kıl, yine böyle sağımda bir nûr, solumda bir nûr, üstümde bir nûr, altımda bir nûr, önümde bir nûr, arkamda bir nûr kıl. Ve benim için umûmî ve büyük bir nûr yarat!.
HadisNo : 2146


Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Hz. Peygamber`in duâları;Yatarken okunacak duâ
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : HAZRET-İ PEYGAMBER YATARKEN ETTİĞİ DU`ÂLAR HAKKINDA HUZEYFE, BERÂ`, İBN-İ ABBÂS, EBÛ HÜREYRE RADİYA`LLÂHU ANHÜM RİVÂYETLERİ
Hadis : Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: Sizin biriniz yatağına yatacağı âdem bilmez ki (dünden beri) ona hangi mahlûk halef olmuştur (sonra yatsın) sonra (şöyle) du`â etsin: Rabbim! Ancak Sen`in isminle yan tarafımı yatağıma koydum. Sen`in isminle de kaldırırım. Rabb`im! Eğer canımı alacaksan bana rahmetini ihsân et, eğer hayatta bırakacaksan hayâtımı sâlih kullarıın muhâfaza ettiğin himâyenle muhâfaza buyur!.
HadisNo : 2147


Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Tevbe-İstiğfar
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : HAZRET-İ PEYGAMBER YATARKEN ETTİĞİ DU`ÂLAR HAKKINDA HUZEYFE, BERÂ`, İBN-İ ABBÂS, EBÛ HÜREYRE RADİYA`LLÂHU ANHÜM RİVÂYETLERİ
Hadis : Rivâyete göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Sakın sizin biriniz: Allah`ım! Dilersen beni mağfiret eyle; Allah`ım! Dilersen bana merhamet eyle, diye du`â etmesin! Azim ve kat`iyyetle, kesin olarak (Yâ Rab! Beni afvet, bana merhamet et, diye) du`â etsin! Çünkü Allah`ı icbâr eden (hiç bir kuvvet) yoktur.
HadisNo : 2148


Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Acele etmek;Duâ
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : DU`ÂNIN KABÛLÜ HUSÛSUNDA ACELE EDİLMEMESİ
Hadis : Rivâyete göre, Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Sizden her birinizin du`âsı isti`câl edilmedikçe kabûl olunur: İnsan (acele eder de) "Du`â ettim de kabûl olunmadı" der.
HadisNo : 2149

Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Hz. Peygamber`in duâları;Hüzün ve keder halinde okunacak duâ
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : HAZRET-İ PEYGAMBER`İN HÜZÜN VE KEDER ZAMÂNINDAKİ DUÂSI
Hadis : Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem`in hüzün ve keder hâlinde şu meâlde du`â buyurduğu rivâyet olunmuştur: İbâdete lâyık hiç bir ilah yoktur; ancak azamet ve vekar sâhibi Allah vardır. İbâdete lâyık hiç bir ilâh yoktur; ancak Arş-ı A`zam sâhibi Allah vardır. İbâdete lâyık hiç bir ilâh yoktur; ancak göklerin ve yerin sâhibi ve arş-ı kerîmin mâliki Allah vardır.
HadisNo : 2150


Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Hz. Peygamber`in duâları
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : HAZRET-İ PEYGAMBER CEHD-İ BELÂDAN, DERK-İ ŞAKÂDAN, SÛ-İ KAZÂDAN, ŞEMÂTET-İ A`DÂDAN ALLÂH`A SIĞINIRDI
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem cehd-i belâ`dan, derk-i şeka`dan, sû-i kazâ`dan, şemâtet-i a`dâ`dan Allaha sığınırdı. Bu hadîsin râvîlerinden birisi olan Süfyân (İbn-i Üyeyne) der ki: Ebû Hüreyre`in bu hadîsi üç şey idi. Birisini ben (bir zan ile) ziyâde ettim. Bilmiyorum ki, ziyâde ettiğim bir, bu dörtten hangisidir.
HadisNo : 2151


Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Ağır söz sarfetmek
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : HAZRET-İ PEYGAMBER CEHD-İ BELÂDAN, DERK-İ ŞAKÂDAN, SÛ-İ KAZÂDAN, ŞEMÂTET-İ A`DÂDAN ALLÂH`A SIĞINIRDI
Hadis : Rivâyete göre, Ebû Hüreyre, Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem`in: "Allah`ım! Her hangi bir mü`mine ağır bir söz söylemiş olursam sen o sözümü Kıyâmet gününde o mü`min için sana yakınlığa vesîle kıl!" buyurduğunu işitmiştir.
HadisNo : 2152


Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Hz. Peygamber`in duâları
Ravi : Sa`d b. Ebî Vakkâs
Baslik : SA`D İBN-İ EBÎ VAKKÂS`IN: RESÛL-İ EKREM BİZE BUHULDEN, KORKAKLIKTAN, ERZEL-İ ÖMÜRDEN, DÜNYÂ FİTNESİNDEN, KABİR AZÂBINDAN İSTİÂZE ETMEMİZİ EMREDERDİ, HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem şu (meâldeki) kelimelerle du`â olunmasını emrederdi: Allah`ım! Buhülden (cimrilikten) Sana sığınırım, korkaklıktan da sığınırım, erzel-i ömür (denilen ihtiyarlığın bunaklığın) dan da sığınırım, dünyâ fitnesinden yâni deccal şerrinden de sığınırım, kabir azâbından da Sana sığınırım!.
HadisNo : 2153


Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Hz. Peygamber`in duâları
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : DU`Â VE İSTİÂZE HAKKINDA HAZRET-İ ÂİŞE`NİN UZUN BİR RİVÂYETİ
Hadis : Rivâyete göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle du`â ederdi: Allah`ım! Tenbellikten, bunaklık derecesinde ihtiyarlıktan, günâhtan, ödeklikten, kabir suâlinden ve kabir azâbından, Cehennem ateşinden ve Cehennem azâbından, zenginlik gurûrunun şerrinden, yoksulluk sefâletinden Sana sığınırım! Allah`ım! Bir gözü silik Deccâl`in şerrinden Sana sığınırım! Allah`ım! Günâhlarımın kirini (el deymedik) kar, buz suyu ile yıka, kalbimi de günâhlardan -beyaz elbîseyi kirden temizler gibi- pâkla; benimle günâhlarımın arasını da doğu ile batı arası uzaklığı kadar uzak kıl!
HadisNo : 2154


Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Hz. Peygamber`in duâları
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : RESÛL-İ EKREM`İN EN ÇOK DUÂSI: (RABBENÂ ÂTİNÂ Fİ`D-DÜNYÂ HASENETEN VE Fİ`L-ÂHİRETİ HASENETEN) DU`ÂSI İDİ
Hadis : Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`in en çok okuduğu du`â şu idi dediği rivâyet olunmuştur: Allahümme âtina fi`d-dünyâ haseneten ve fi`l-âhireti haseneten ve kınâ azâbe`n-nâr = Rabbimiz, bize dünyâda bir güzellik ver, âhirette de bir güzellik ver, ve bizi ateş azâbından koru!
HadisNo : 2155


Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Hz. Peygamber`in duâları
Ravi : Ebû Mûsâ el-Eş`arî
Baslik : RESÛL-İ EKREM`İN EN ÇOK DUÂSI: (RABBENÂ ÂTİNÂ Fİ`D-DÜNYÂ HASENETEN VE Fİ`L-ÂHİRETİ HASENETEN) DU`ÂSI İDİ
Hadis : Rivâyete göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle du`â ederdi: Allah`ım! Günâhımı, bilgisizliğimi, her işimde isrâfımı ve benden daha iyi bildiğin bütün kusurlarımı affeyle. Allah`ım! Lâtîfemi ve ciddî hâlimi, hatâmı ve dileyerek işlediğim günâhımı affeyle. İ`tirâf ederim ki, bu kusurların hepsi bende vardır.
HadisNo : 2156


Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Hz. Peygamber`in duâları;Her gün okunacak duâlar
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : LÂ İLÂHE İLLA`LLÂH VAHDEHÛ LÂ ŞERİKE LEH, LEHÜ`L-MÜLKÜ VE LEHÜ`L-HAMD VE HÜVE ALÂ KÜLLİ ŞEY`İN KADÎR) DU`ÂSININ FAZÎLETİ HAKKINDA EBÛ HÜREYRE, EBÛ EYYÛB, İBN-İ MES`ÛD RADİYA`LLÂHU ANHÜM RİVÂYETLERİ
Hadis : Rivâyete göre, Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Her kim günde yüz kere "Lâ ilâhe illa`llah, vahdehü lâ şerîke leh, lehü`l-mülkü ve lehü`l-hamdü ve hüve `alâ külli şey`in kadîr = Allah`dan başka ilâh yoktur, yalnız O vardır, O`nun eşi ve ortağı yoktur, mülk O`nundur, Hamd O`nundur, O, her şeye kadirdir" derse, bu du`â o kimse için on köle âzadlamak sevâbına muâdil olur ve ona yüz hasene yazılır, yüz musîbet de ondan mahvolunur. O gün içinde akşama erişinceye kadar şeytan şerrinden eminlik olur. Ve o kimsenin bu du`âyı okumasından daha fazîletli hiç bir kimse evrâd ve ezkâr getiremez. Meğer ki bu du`âyı ondan daha çok okumuş ola!
HadisNo : 2157


Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Duâ
Ravi : Abdullâh b. Mes`ûd
Baslik : LÂ İLÂHE İLLA`LLÂH VAHDEHÛ LÂ ŞERİKE LEH, LEHÜ`L-MÜLKÜ VE LEHÜ`L-HAMD VE HÜVE ALÂ KÜLLİ ŞEY`İN KADÎR) DU`ÂSININ FAZÎLETİ HAKKINDA EBÛ HÜREYRE, EBÛ EYYÛB, İBN-İ MES`ÛD RADİYA`LLÂHU ANHÜM RİVÂYETLERİ
Hadis : Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`den (Lâ ilâhe illa`llahu vahdehû...) hadîsini rivâyet ettikleri ve: Her kim bu du`âyı on kere okursa İsmâil Peygamber neslinden on esir âzadlamış gibi sevâba müstahak olur, buyurulduğunu naklettikleri rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 2158


Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Her gün okunacak duâlar;Tesbihin fazîleti
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : GÜNDE YÜZ KERE (SÜBHÂNA`LLÂH VE Bİ-HAMDİH) DU`ÂSINI OKUMANIN FÂZÎLETİ
Hadis : Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem`in: [Her kim günde yüz kere "Sübhâna`llah ve bi-hamdih = Allah`ı tesbîh ve Allah`a hamd ederim" derse, o kimsenin (Allah hakkı olan) günâhları -deniz köpüğü kadar çok olsa bile- mahv ü mağfiret olunur] buyurduğu rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 2159

Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Allâh`ı zikretmek
Ravi : Ebû Mûsâ el-Eş`arî
Baslik : RABBİNİ ZİKREDEN MÜ`MİN DİRİYE, GÂFİL DE ÖLÜYE TEŞBÎH BUYURULMUŞTUR
Hadis : Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`in: Rabbini zikreden kimse ile zikretmiyen kimsenin benzeri, diri ile ölü gibidir, buyurduğu rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 2160


Fasil : KİTÂBÜ`D-DA`AVÂT
Konu : Allâh`ı zikretmek;Tesbihin fazîleti
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : ALLÂH`I ZİKR HUSÛSUNDA EBÛ HÜREYRE`NİN MUFASSAL BİR RİVÂYETİ
Hadis : Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: Allah`ın bir sınıf melekleri vardır ki, bunlar yolları, sokakları dolaşırlar, ehl-i zikri ararlar, onlar Azîz ve Celîl olan Allah`ı zikreden bir cemâat bulunca biribirlerine: Aradığınıza geliniz, diye seslenirler. Bunun üzerine melekler ehl-i zikri dünyâ semâsına kadar kanadlariyel tavâf ederler. Cenâb-ı Hak onları pek iyi bildiği halde meleklere: - Kullarım ne söylüyorlar? Diye sorar. Onlar da: - (Sübhâna`llah diyerek) Sen`i tesbîh ediyorlar, (Allahü Ekber diye) Sen`i tekbîr ediyorlar, (El-Hamdü li`llah diyerek) Sana hamd ü senâ ediyorlar, sûretinde cevab verirler. Sonra Cenâb-ı Hak: - Bu kularım Ben`i görürler mi ki? Diye sorar. - Hayır, Va`llahi Sen`i göremezler, derler. - O kullarım ya beni görseler nasıl olurlar? Buyurur. - Onlar Sen`i görseler Sana ibâdet ve ubûdiyetleri daha şiddetli, temcîd ve tahmîdleri daha çetin, tesbîhleri daha çok olur, derler. Cenâb-ı Hak: - Ben`den ne diliyorlar? Diye sorar. - Cennet istiyorlar, diye cevab verirler. Cenâb-ı Hak: - Onlar Cennet`i görmüşler mi? - Hayır, Va`llahi onlar Cennet`i görmemişlerdir. - Ya onlar Cennet`i görselerdi? - Eğer görselerdi, Cennet`e karşı hevesleri daha çok, talebleri daha şiddetli, rağbetleri daha büyük olurdu. Cenâb-ı Hak: - O kullarım neden istiâze ederler? Melekler: - Cehennem`den! - Cehennem`i gördüler mi? - Hayır Ya Rabbî! Va`llahi görmediler. - Ya görselerdi nasıl olurlardı? - Ondan daha çok kaçınırlardı, korkuları daha çok olurdu. Bunun üzerine Cenab-ı Hak meleklere: - Ey melekler! Sizi şâhid kılarım ki, ben bu zikreden kullarımı mağfiret ettim, buyurur. Meleklerden birisi: - O zikredenlerin arasında filân kişi vardı ki, o, zikredenlerden değildir; bir hâcet için oraya gelmiş oturmuştu, der. Cenâb-ı Hak: - O mecliste oturanlar öyle sâhib-i kemâl kimselerdir ki, onlarla birlik oturanlar şakî olamaz, cevâbını verir.
HadisNo : 2161
DEVAMINA BAK
Buhari Hadisleri KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : İkindi namazının vakti
Ravi : Ebû Mes`ûd Ukbe İbn-i Amr
Baslik : BEŞ VAKİT NAMAZIN VAKTİLERİ HAKKINDA EBÛ MES`ÛD HADÎSİ
Hadis : (Sened-i muttasıl ile) rivâyet olunur ki, Irak`ta (iken) bir gün Muğîre b. Şu`be radiya`llâhu anh`in yanına girdi ki, (o gün Muğîre nasılsa İkindi) namazını geç vakte bırakmıştı. Ona dedi ki: Yâ Muğîre, bu (yaptığın) nedir? Bilmiyor musun ki, Cibrîl (aleyhi`s-salâtü ve`s-selâm) inip namaz kıldı. Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem de (ardında) kıldı. Sonra (bir daha) kıldı. Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem de (ardında bir daha) kıldı. Sonra (bir daha) kıldı. Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem de (ardında bir daha) kıldı. Sonra (bir daha) kıldı. Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem de (ardında bir daha) kıldı. Sonra (bir daha) kıldı. Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem de (ardında bir daha) kıldı. Sonra: "(İşte) bununla emrolundum." dedi.
HadisNo : 315


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Emr-i bi`l ma`rûf nehy-i ani`l-münker;İyiliği emir, kötülükten men;Namaz kılmak;Oruç
Ravi : Sâhib-i Sırr-ı Resûl Huzeyfe b. el-Yemân Absî
Baslik : HAZRET-İ ÖMER`DEN SONRA VUKÛ` BULACAK FİTNE HAKKINDA HUZEYFE RİVÂYETİ
Hadis : Şöyle demiştir. (Bir gün Emirü`l-Mü`minîn) Ömer radiya`llâhu Teâlâ anh`in yanında oturuyorduk. "Resûlullâhu aleyhi ve sellem`in fitne hakkındaki sözlerini (bakalım) hanginiz bellemiş?" diye sordu. Dedim ki: Ben. Hem de nasıl söylediyse öylece. (Ömer): "Ona, yâhud buna karşı (Amma da) cür`etin varmış!" dedi. Dedim ki: İnsanın ehli, malı, evlâdı, komşusu yüzünden dûçâr olduğu fitneye namaz, oruç, sadaka, emir (bi`l-ma`rûf), nehiy (ani`l-münker) keffâret olur. "Hayır, (sormak) istediğim bu (fitne) değil, deniz nasıl kudurursa öylece kuduran fitnedir." dedi. (Bunun üzerine Huzeyfe): "Yâ Emîre`l-Mü`minîn, o fitneden sana bir şey yok. Çünkü muhakkak seninle onun arasında kilitli bir kapı vardır." dedi. Huzeyfe der ki: (Ömer): "Kapı kırılacak mı, yoksa açılacak mı?" diye sordu. "Kırılacak." dedim. "Demek ki (tâ Kıyâmete kadar) kilitlenemiyecek." dedi. Huzeyfe`ye biri: "Ömer kapıyı biliyor muydu?" diye sordu. "Evet, yarından evvel bu akşamın geleceğini bildiği gibi (biliyordu.) Benim ona söylediğim sözde yalan yanlış yoktur." dedi. "Ya kapı kimdir?" diye sordular. "Ömer (in kendisi) dir." cevâbını verdi.
HadisNo : 316


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Namaz kılmak
Ravi : Abdullâh b. Mes`ûd
Baslik : HUD 114 NOLU ÂYET-İ KERÎMESİNİN SEBEB-İ NÜZÛLÜ HAKKINDA ABDULLÂH İBN-İ MES`ÛD HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: (Bir def`a) bir kimse (yabancı) bir kadından bir bûse aldı. (O adam) Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem`e gelip keyfiyyeti haber verdi. Allâhu Azze ve Cel Hazretleri ... âyet-i kerimesini inzâl buyurdu. O kimse: "Yâ Resûlâllâh, bu yalnız benim için mi?" diye sordu. Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem de: "Ümmetimin âmmaten, kâffeten hepsi içindir," buyurdu. (Buhârî`nin) yine İbn-i Mes`ûd`dan olan diğer rivâyâtında: "Ümmetimden bununla âmil olan (herkes) içindir." denilmiştir.
HadisNo : 317


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Namaz kılmak
Ravi : Abdullâh b. Mes`ûd
Baslik : BEŞ VAKTİ NAMAZIN, KÜÇÜK GÜNAH İŞLEYENLERE TEVBE MAKÂMINA KÂİM OLACAĞI;BÜYÜK GÜNAHLARDAN KAÇINMAK ŞARTI İLE VAKTİNDE KILINAN NAMAZLAR, ARALARINDA GEÇEN GÜNAHLARA KEFFÂRET OLACAĞI;AMELLER İÇİNDE ALLÂH`
Hadis : Şöyle demiştir: Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem`e: "Amellerin hangisi Allâha daha sevglidir?" diye sordum. "Vaktinde (kılınan) namaz." buyurdu. "Sonra hangisi?" dedim. "Birr-i vâlideyn." buyurdu. "Sonra hangisi? dedim. "Allah yolunda cihâd." buyurdu. (İbn-i Mes`ûd) der ki: Bunları Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem bana söyledi. Daha ziyâdesini soraydım yine bana haber verecekti.
HadisNo : 318


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Namaz kılmak
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : BEŞ VAKİT NAMAZIN, GÜNAHLARI GİDERECEĞİNE DÂİR EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem`den işittim (Bir def`a): "Söyleyin, birinizin kapısı önünde bir akar su bulunsa (sâhib-i hâne de) günde beş def`a içinde yıkansa, ne dersiniz? (vücûdünün) kirinden, pasından bir şey bırakır mı?" buyurdu idi. "Hayır, hiçbir kir, pas bırakmaz, hiçbir şey bırakmaz." dediler. (Bunun üzerine) buyurdu ki: Beş (vakit) namaz da işte bunun gibidir. Onlarla Allâhu Teâlâ günahları yıkar, siler.
HadisNo : 319


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Namazı dosdoğru kılmak;Tükürmek
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : NAMAZ KILARKEN SECDEDE NASIL DAVRANILACAĞINA DÂİR ENES HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Secde ederken (secdenizi) yolunda yapınız. (Namaz kılan kimse) kollarını köpek gibi yere yaymasın. Tükürdüğü vakit de ne önüne, ne sağına tükürsün. Çünkü o, Rabbi ile münâcât ediyor.
HadisNo : 320


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Öğle namazı vakti
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : "SICAĞIN ŞİDDETİ CEHENNEM`İN KAYNAMASINDANDIR..." HADÎSİ;YAZIN SICAĞINDA ÖĞLE NAMAZINI SERİN ZAMÂNA TE`HÎRİN MÜSTEHAB OLDUĞU
Hadis : Şöyle demiştir: Resulullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Sıcak şiddetlendiği vakitte salât (-ı Zuhru) serinliğe bırakınız. Zîrâ sıcağın şiddeti Cehennem`in kaynamasındandır. Nâr(-ı Cehennem) Rabbine arz-ı şekvâ etti. "Yâ Rab, beni ben yiyorum. (İzin ver)" dedi. Allâhu Teâlâ da iki def`a nefes almasına izin verdi. Nefesin bir kışın, diğeri yazın. En çok ma`rûz olduğunuz sıcak ile sizi en ziyâde üşüten zemherîr (işte budur).
HadisNo : 321


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Öğle namazı vakti
Ravi : Ebû Zerr-i Gıfârî
Baslik : İBRÂD (ÖĞLEYİ SICAK GÜNLERDE TE`HÎR ETMEK) HAKKINDA EBÛ ZERR-İ GIFÂRÎ HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem ile birlikte bir seferde bulunuyorduk. Müezzin (Bilâl-i Habeşî radiya`llâhu anh) Öğlen ezânını okumak istedi. Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem: "Serinliği bekle (de öyle oku)." buyurdu. (Bir müddet) sonra yine okumağa davrandı. Yine: "Serinliği bekle (de öyle oku)." buyurdu. (Müezzin) tâ tepelerin gölgelerini uzanmış gördüğümüz zamâna kadar (bekledi). Buhârî`nin bu hadîse âit rivâyetinde: Bunun üzerine Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: `Şüphesiz sıcağın şiddeti Cehennem`in kaynamasındandır. Binâenaleyh sıcak şiddetlendiği zaman namazı serinliğe bırakınız." ziyâdesi vardır.
HadisNo : 322


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Öğle namazı vakti;Soru sormak
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : NÂHOŞ VE LÜZUMSUZ SORU SORMANIN MENHÎ OLDUĞUNA DÂİR ENES HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: (Bir def`a) Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem güneş (nısfü`n-nehârdan) meylettiğinde (Hücre-i Saâdetten) çıktı. Öğleni kıldırdıktan sonra minbere (çıkıp) ayakta durdu. Kıyâmetten bahis buyurdu. O gün (pek) büyük şeyler olacağını haber verdi. Sonra: "Bana bir şey sormak isteyen varsa (şimdi) sorsun. Bu makâmımda durduğum müddetçe bana her ne sorarsanız (hemen) haber vereceğim." buyurdu. Halk (Nebî aleyhi`s-salâtü ve`s-selâm`ın gazabından müteessir olarak) pek ziyâde ağlaştılar. (Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem de) tekrar tekrar hep "Sorsanıza!" diyordu. Derken Abdullâh b. Huzâfe es-Sehmî (radiya`llâhu anh) ayağa kalkıp "Benim babam kimdir?" diye sordu. "Baban Huzâfe`dir." buyurdu. Sonra yine: "Sorsanıza!" (diye ilhâh) buyurdu. Bunun Üzerine Ömer b. el-Hattâb (radiya`llâhu anh) iki diz üstü gelip: "Yâ Resûlâ`llâh bu kadarı elverir. Biz) Allâhu Teâlâ`yı Rab, İslâm`ı din, Muhammed (salla`llâhu aleyhi ve sellem)`i Nebî olarak kabûl ve tasdîk ettik." dedi. Bunun üzerine (Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem biraz) sükût buyurduktan sonra: "Demincek Cennet ile Cehennem şu duvarın yüzünde bana arz olundu. Ne böyle hayrın, ne de böyle şerrin mislini görmüş değilim." buyurdu.
HadisNo : 323


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : İkindi namazının vakti;Öğle namazı vakti;Sabah namazının vakti
Ravi : Ebû Berze (Nadle b. Ubeyd-i Eslemî)
Baslik : BEŞ VAKİT NAMAZIN KILINIŞ VAKİTLERİ İLE İLGİLİ EBÛ BERZE HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem sabah namazını her birimiz yanında oturanı tanıyacak kadar aydınlık olduğu zaman kıldırır, bu namazda altmıştan yüz âyete kadar okurdu. Öğlen namazını güneş (mağribe doğru) meylettiği vakitte kıldırırdı. İkindiyi de (öyle bir saatte kıldırır ki,) birimiz (namazdan sonra mescitden) Medîne`nin en uzak yerine gider (evine) dönerdi de güneş henüz dipdiri bulunurdu. Râvî (Ebu`l-Minhâl Seyyâr b. Selâme) Akşam namazı hakkında (Ebû Berze radiya`llâhu anh`in) ne dediğini unutmuş. (Ebû Berze) demiş ki: (Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem) yatsı namazı gecenin (ilk) sülüsüne -sonradan deyişine göre yarısına- kadar te`hirde beis görmezdi.
HadisNo : 324

Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Namazların rekât sayısı;Yatsı namazı vakti
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : CEM`-İ SALÂTEYN HAKKINDA İBN-İ ABBÂS HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem öğlen ile ikindiyi, akşam ile yatsıyı (birlikte) yedi (rek`at) ve sekiz (rek`at) olarak kıldırdı.
HadisNo : 325


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Yatsı namazı vakti
Ravi : Ebû Berze (Nadle b. Ubeyd-i Eslemî)
Baslik : CEM`-İ SALÂTEYN HAKKINDA İBN-İ ABBÂS HADÎSİ
Hadis : Ravi`nin (evkât-ı) salâvât hakkında biraz yukarıda geçen (324 rakkamlı) hadîsi ki, bu rivâyette (Sahâbî-i müşârün-ileyh) yatsı namaz(larının vakti)nden bahsederken: "(Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem) bu (namaz) dan evvel uyumaktan ve ondan sonra da oturup konuşmaktan hoşlanmazdı" (ziyâdesi) vardır.
HadisNo : 326


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : İkindi namazının vakti
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : İKİNDİNİN TA`CÎL VE TE`HÎRİ İLE İLGİLİ ENES (RADİYA`LLÂHU ANH) HADÎSLERİ
Hadis : Şöyle demiştir: Biz (vaktiyle) ikindi namazını kılardık. Sonra insan Benû Amr b. Avf (yurdun)a giderdi de onları ikindiyi kılıyor bulurdu.
HadisNo : 327


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : İkindi namazının vakti
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : İKİNDİNİN TA`CÎL VE TE`HÎRİ İLE İLGİLİ ENES (RADİYA`LLÂHU ANH) HADÎSLERİ
Hadis : Şöyle demiştir: Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem, güneş henüz yüksek ve dipdiri iken ikindi namazını kıldırdı. (Namazdan sonra) avâlîye giden insan oraya varırdı da güneş hâlâ yüksek bulunurdu.
HadisNo : 328


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : İkindi namazının fazîleti
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : İKİNDİ NAMAZINI KAÇIRANLARIN UĞRIYACAKLARI MUSÎBETLERE DÂİR İBN-İ ÖMER HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: İkindi namazını kaçıran kimse sanki ehl (ve ıyâl) ini de, malını da elinden kaçırmış, (helâklariyle musâb olmuş) gibidir.
HadisNo : 329


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : İkindi namazının fazîleti
Ravi : Büreyde b. el-Husayb-ı Eslemî
Baslik : "HER KİM SALÂT-I ASR`I (AMDEN) TERKEDERSE, AMELİ BÂTIL OLUR" HADÎSİ
Hadis : Bulutlu bir günde şöyle demiştir: İkindi namazını ta`cîl ediniz. Zîrâ Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem: "Her kim salât-ı asrı (amden) terkederse ameli bâtıl olur." buyurdu.
HadisNo : 330


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Rü`yetullah
Ravi : Cerîr b. Abdullâh el-Becelî
Baslik : KIYÂMET GÜNÜNDE MÜ`MİNLERİN, RABLARINI NASIL GÖRECEKLERİ; VE SABAH VE İKİNDİ NAMAZLARININ EDÂSI HAKKINDA CERÎR (RADİYA`LLÂHU ANH) HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Bir gece Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem ile birlikte bulunuyorduk. (Ayın on dördüne müsâdif idi.) Kamere bakıp buyurdu ki: Şu ayı nasıl rü`yetinden hiç biriniz mahrûm olmaksızın hepiniz (zahmetsizce) görüyorsanız, Rabbiniz (Teâlâ ve Tekaddes Hazretleri) ni de öylece göreceksiniz. Artık güneşin tulûundan da, gurûbundan da evvelki namazların hiç birinden alıkonmamak elinizden gelirse (ona) çalışınız.
HadisNo : 331


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Namaz kılmak
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : SABAH VE İKİNDİ NAMAZLARININ FAZÎLETİ HAKKINDA EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: (Hergün) birtakım melâike geceleyin, diğer takım melâike de gündüzün yekdiğeri müteâkib size gel(ip içinizde kal)ırlar. Bunlar sabah ile ikindi namazlarında buluştukdan sonra (evvelce) içinizde kalmış olanlar semâya urûc ederler. Rablar (Teâlâ ve Tekaddes Hazretleri namaz kılmış kullarının) hallerine a`lem iken (yine o meleklere: "Kullarımı ne halde bıraktınız?" diye sorar. Onlar da: "Onları namaz kılarken bıraktık. Nitekim namaz kılarlarken bulmuştuk." cevâbını verirler.
HadisNo : 332


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : İkindi namazının vakti
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : İKİNDİ VE SABAH NAMAZLARININ BİRER REK`ATİ VAKTİ İÇİNDE, KALANI VAKİT DIŞINDA KILINIRSA, KILINAN NAMAZLARIN SAHÎH OLDUĞUNA DÂİR EBÛ HÜREYRE HADÎSİ VE BU BÂBDA FUKAHÂNIN İCTİHÂDI
Hadis : Şöyle demiştir: Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Biriniz ikindi namazından bir secdeyi gün batmadan evvel yetiştirecek olursa namazını tamamlasın. Sabah namazından da bir secdeyi gün doğmadan yetiştirecek olursa namazını tamamlasın.
HadisNo : 333


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu :
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : "SİZDEN EVVEL GELEN ÜMMETLERE NİSBETLE SİZİN BEKÂNIZ, İKİNDİ NAMAZINDAN GURÛB-I ŞEMSE KADARDIR". HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem`den (şu temsîli) işittim. Buyuruyordu ki: Sizden evvel gelen ümmetlere nisbetle sizin (dünyâda müddet-i) bekânız (bütün güne nisbetle) ikindi namazından gurûb-ı şemse kadar (olan müddet gibi) dir. Ehl-i Tevrât`a Tevrat verildi. (Onunla) âmil ol(up çalış)dılar. Lâkin gün yarıyı bulunca çalışmaktan âciz kal(ıp vazgeç)diler. Onlara da birer kırat (olan gündelik) verildi. Sonra bize Kur`ân verildi. Gurûb-ı şemse kadar çalıştık. Ve bize ikişer kırat olarak (gündelik) verildi. Bunun üzerine ehl-i Tevrât ile ehl-i İncil: "Ey Rabbimiz, onlara ikişer kırat, bize ise (yalnız) birer kırat verdin. Halbuki biz daha çok çalıştık." derler. Allah (Celle ve Alâ Hazretleri) de: "(Bütün gün çalıştığınıza göre şart edilen) gündeliğinizden bir şey kestim mi ki?" diye sorar. Onlar: "Hayır, (kesmedin yâ Rab)" derler. O da: "İşte o, benim (kerem ve) fazlımdır ki, dilediğime veririm" buyurur.
HadisNo : 334

Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Akşam namaz vakti
Ravi : Râfi` İbn-i Hadîc
Baslik : AKŞAM NAMAZININ TA`CÎLİ HAKKINDA RÂFİ` İBN-İ HADÎC HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Biz akşam namazını Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem ile birlikte kılardık da her birimiz namazdan çıktığında attığı okun nereye düştüğünü gör(ecek kadar henüz aydınlık bulun)urdu.
HadisNo : 335


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Akşam namaz vakti;İkindi namazının vakti;Öğle namazı vakti;Sabah namazının vakti;Yatsı namazı vakti
Ravi : Câbir b. Abdullâh
Baslik : BEŞ VAKİT NAMAZIN KILINIŞ ZAMANLARINA DÂİR CÂBİR HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem Efendimiz öğleni (zevalden sonra) gündüzün sıcağında, ikindiyi henüz güneş (beyaz ve) tertemiz iken, akşamı güneş battığında, yatsıyı da gâh (erken) gâh (geç) kıldırırdı. Cemâati toplanmış bulduğunda ta`cîl, gecikmiş bulduğunda te`hîr ederdi. Sabah namazını ise onlar, yâhud Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem karanlıkda kılarlardı.
HadisNo : 336


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Akşam namaz vakti
Ravi : Abdullâh b. Mugaffel-i Müzenî
Baslik : A`RÂBIN MAĞRİB`E İŞÂ DEDİKLERİ HAKKINDA MÜZENÎ HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: A`râb (takımı, şu) namazınızın, yâni salât-ı mağribin isminde size gâlib gelmesinler. -Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu. (Yâhud Abdullâh b. Mugaffel-i Müzenî dedi) ki: A`râb (mağribe) işâ derler.
HadisNo : 337


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Akşam namaz vakti
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : YATSI NAMAZININ VAKTİ HAKKINDA RİVÂYETLER
Hadis : Şöyle demiştir: Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem işâ namazını (erken kıldırmak âdetleri iken) bir gece geç vakte kadar bırakmışlardı. Bu (dediğim) İslâm henüz yayılmadan evvel idi. (O gece) hücre-i saâdetlerinden (erken) çıkmadılar. Nihâyet Ömer (gelip: "Yâ Resûlâ`llâh, buradaki) kadınlar, çocuklar (hep) uyuya kaldılar." dedi. Bunun üzerine (Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem dışarıya) çıkıp ehl-i mescide: "Şimdi yeryüzünde sizden başka bu namaza intizâr eden yoktur." buyurdular.
HadisNo : 338


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Yatsı namazı vakti
Ravi : Ebû Mûsâ el-Eş`arî
Baslik : YATSIYI GECENİN SÜLÜS-İ EVVELİNE VEYA NISFINA TE`HÎRİN FAZÎLETİ HAKKINDA RİVÂYETLER
Hadis : Şöyle demiştir: Ben ve gemide benimle (Medîne`ye) gelenler Bakî-i Buthân`a inmiştik. Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem de Medîne`de idi. Her gece yatsı namazı vaktinde Nebiyy-i Mükerrem salla`llâhu aleyhi ve sellem`in huzûruna bizimkilerden beş on kişi nöbetle giderlerdi. (Bir def`asında) arkadaşlarımla ben Nebî salla`llâhu aleyhi ve sellem`i kendilerine âid bir iş ile biraz meşgul bulduk. (Ondan dolayı da) namazı gecenin yarısı oluncaya kadar geciktirdi. Derken Nebî salla`llâhu aleyhi ve sellem, (hücre-i saâdetinden) çıkıp hazır olanlara (namazı) kıldırdıktan sonra oradakilere: "(Gitmeğe) acele etmeyiniz. Sizlere müjdem var! Nâs içinde sizden başka bu saatte namaz kılan hiçbir kimsenin bulunmaması Allâh`ın size (hâs olan) ni`metlerindendir", yâhud da: "Bu saatte sizden başka namaz kılmış kimse yoktur." buyurdu. -Bu iki sözün hangisini buyurduğunu Ebû Mûsâ`nın kestiremediğini râvî söylüyor.- Yine Ebû Mûsâ radiya`llâhu anh diyor ki: Bunun üzerine Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem`den (bunu) işittiğimize sevine sevine (yerimize) döndük.
HadisNo : 339


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu :
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : İŞÂ`NIN TE`HÎRİ VE BUNA GÖRE KILINMA ZAMÂNI İLE İLGİLİ SAHÂBE`NİN KULLANDIĞI ELFÂZ VE BU BÂBDA FUKAHÂNIN İHTİLÂFI
Hadis : Âişe radiya`llâhu anhâ: "(O zamanlarda yatsıyı) şafağın kaybolmasından gecenin sülüs-i evveline kadar olan vakit içinde kılarlardı." diyor. İbn-i Abbâs radiya`llâhu anhümâ`dan bir rivâyette de müşârün-ileyh şöyle diyor: "... derken Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem çıktı. Başından su damladığı ve (mübârek) başına elini koyduğu halde (teşrîfi) hâlâ gözümün önündedir. Teşrîfini müteâkib buyurdu ki: Benim tarafımdan ümmetime meşakkat (yüklemek) olmasaydı (bu namazı hep) böyle kılmalarını emrederdim.
HadisNo : 340


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu :
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : İŞÂ`NIN TE`HÎRİ VE BUNA GÖRE KILINMA ZAMÂNI İLE İLGİLİ SAHÂBE`NİN KULLANDIĞI ELFÂZ VE BU BÂBDA FUKAHÂNIN İHTİLÂFI
Hadis : (Sened-i muttasıl ile) Ravi, Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem`in (mübârek) elini başına koyması (keyfiyyetini) hikâye edip şöyle demiştir: (Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem mübârek) parmaklarını biraz ayırdıktan sonra parmak uçlarını tepesi üzerine koydu. Sonra bitiştirip ve o hey`ette başının üzerine gezdirip tâ baş parmağı, yüz cihetinden kulak yumuşağına değinceye kadar (yukarıdan aşağı) tolununa ve sakalının kenarına (doğru indirdi.) Bunu böylece (tekrar tekrar yaparken de) ne betâat, ne acele gösteriyordu.
HadisNo : 341


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Hz. Peygamber`in mührü
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : İŞÂ`NIN TE`HÎRİ VE BUNA GÖRE KILINMA ZAMÂNI İLE İLGİLİ SAHÂBE`NİN KULLANDIĞI ELFÂZ VE BU BÂBDA FUKAHÂNIN İHTİLÂFI
Hadis : (Sened-i muttasıl ile) rivâyet olunan bu hadîsde (müşârün-ileyh): "(Gümüş) Hâtem-i Şerîf`inin parıltısı hâlâ gözümün önündedir." demiştir.
HadisNo : 342


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : İkindi namazının fazîleti;Sabah namazının fazîleti
Ravi : Ebû Mûsâ el-Eş`arî
Baslik : SABAH VE İKİNDİ NAMAZLARININ FAZÎLETİ HAKKINDA EBÛ MÛSÂ HADÎSİ
Hadis : Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem`in: "Salât-ı berdeyni (yâni sabah ve ikindi namazlarını) her kim kılarsa Cennet`e girdi gitti." buyurduğunu rivâyet eder.
HadisNo : 343


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Sâhur yemeği
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : SABAH NAMAZININ EVVEL-İ VAKİTTE KILINDIĞINA DÂİR RİVÂYETLER
Hadis : Şöyle demiştir: Zeyd b. Sâbit (-i Ensâri radiya`llâhu anh) Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem ile berâber sahûr ettikten sonra namaza durduklarını bana anlattı. "(Sahûr ile namaz) arasında ne kadar (zaman) geçmişti?" diye sordum. "Elli, yâhud altmış (âyet okuyacak) kadar" dedi.
HadisNo : 344

Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Sâhur yemeği
Ravi : Sehl b. Sa`d
Baslik : SABAH NAMAZININ EVVEL-İ VAKİTTE KILINDIĞINA DÂİR RİVÂYETLER
Hadis : Şöyle demiştir: Evimde sahûru ederdim de sabah namazını Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem ile birlikte kılmayı yetiştirebilmek için (evimden çıkmakta) acele ederdim.
HadisNo : 345


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Vakt-i kerâhet
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : SABAH NAMAZINDAN GÜNEŞ DOĞUNCAYA, İKİNDİ NAMAZINDAN DA GÜNEŞ BATINCAYA KADAR NAMAZ KILMAKTAN NEHYE DÂİR İBN-İ ABBÂS HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Merdıy (yâni adl ve sıdkında ve emânet ve diyânetinde hiç şek olmayan) bir çok ricâl -ki içlerinden bence en merdıy olanı Ömer (b. el-Hattâb radiya`llâhu anh)dir.- Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem`in sabah namazından sonra güneş işrâk edinceye kadar, ikindi namazından sonra da gün batıncaya kadar namaz kılmaktan nehiy buyurmuş olduklarına benim yanında şahâdet etmişlerdi.
HadisNo : 346


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Vakt-i kerâhet
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : GÜNEŞ DOĞARKEN VE BATARKEN NAMAZ KILMANIN KERÂHETİNE DÂİR İBN-İ ÖMER HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem: "(Kılacağınız) namaz için şemsin ne tulû` zamânını, ne gurub zamânını taharrî (yâni intihâb) etmeyiniz." buyurdu. -Yine İbn-i Ömer (radiya`llâhu anhümâ) şöyle demiştir: Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Hâcib-i şems göründüğü vakit tâ yükselinceye kadar, hâcib-i şems battığı vakit de tâ gâib oluncaya kadar namazı te`hir ediniz.
HadisNo : 347


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Vakt-i kerâhet
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : SABAH NAMAZINDAN SONRA GÜNEŞ DOĞUNCAYA, İKİNDİ NAMAZINDAN DA BATINCAYA KADAR NAMAZ KILMAKTAN NEHYE DÂİR DİĞER RİVÂYETLER
Hadis : Ravi`nin iki türlü alış-verişden ve iki türlü giyinişden Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem`in nehiy buyurduklarına dâir olan hadîsi ki (yukarıda 239 uncu olarak) geçmişti. -Buradaki rivâyetinde ise âtîdeki ziyâde vardır: "Bir de iki namazdan nehiy buyurdu: (Salât-ı) fecirden sonra gün doğuncaya kadar, salât-ı asırdan sonra da gün batıncaya kadar namaz kılmaktan da (nehiy buyurdu)."
HadisNo : 348


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : İkindiden sonra namaz
Ravi : Muâviye b. Ebî Süfyân
Baslik : SABAH NAMAZINDAN SONRA GÜNEŞ DOĞUNCAYA, İKİNDİ NAMAZINDAN DA BATINCAYA KADAR NAMAZ KILMAKTAN NEHYE DÂİR DİĞER RİVÂYETLER
Hadis : Asırdan sonraki iki rek`atı kastederek şöyle demiştir: Sizler öyle bir namaz kılıyorsunuz ki, Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem ile (o kadar) berâber bulunduk da kıldığını hiç görmedik. (Bilâkis) onu kılmaktan nehiy buyurmuştur.
HadisNo : 349


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : İkindiden sonra namaz
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : SABAH NAMAZINDAN SONRA GÜNEŞ DOĞUNCAYA, İKİNDİ NAMAZINDAN DA BATINCAYA KADAR NAMAZ KILMAKTAN NEHYE DÂİR DİĞER RİVÂYETLER
Hadis : İkindi namazından sonraki iki rek`atı kastederek şöyle demiştir: Onu (yâni Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem`i) kabzeden Zât-ı Ecell ü A`lâ`ya kasem olsun ki, o iki rek`atı Allâhu Teâlâ`ya kavuşuncaya kadar (hiç) terk etmedi. Namaz kılmağa kudreti kesilmedikçe de Allâhu Teâlâ`ya kavuşmadı. Namazlarının bir çoğunu oturarak kılardı. Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem bu iki rek`atı kılardı. Lâkin ümmetine ağır gelir korkusu ile Mescitte kılmazdı. Ümmetinden tahfîf (-i külfet) i mûcib olacak şeyleri (yapmayı pek) severdi.
HadisNo : 350


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : İkindiden sonra namaz
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : RESÛL-İ EKREM (SALLA`LLÂHU ALEYHİ VE SELLEM) İN İKİNDİDEN SONRA İKİ REK`AT NAMAZ KILMASI HAKKINDA SAHÂBE`NİN AKVÂLİ
Hadis : Şöyle demiştir: İki namaz vardır ki, Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem onları sırran da, alâniyeten da (yâni evinde de, dışarda da) terketmezdi. (Onlar da) sabah namazından evvel iki, ikindi namazından sonra da iki rek`at idi.
HadisNo : 351


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Sabah namazının vakti
Ravi : Ebû Katâde Hâris b. Rıb`ıyy
Baslik : VAKTİNDE KILINAMAYAN SABAH NAMAZININ NASIL EDÂ EDİLECEĞİNE DÂİR KATÂDE HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Bir gece Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem ile birlikte yolculuk ediyorduk. İçimizden biri. "Yâ Resûlâ`llâh, gece sonu emretsen de konak etsek!" dedi. (Cevâben): "Korkarım uyuyakalıp namazı kaçırırsınız." buyurdu Bilâl (radiya`llâhu anh): "Ben sizi uyandırırım." dedi. Yattılar. Bilâl de arkasını râhilesine (yâni bindiği deveye) daya(yıp bekle)di. (Derken) gözleri kapanıp (o da) uyuyakaldı. Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem uyandığı zaman hâcib-i şems gözükmüştü. "Bilâl, dediğin nerede kaldı?" buyurdu. (Bilâl:) "Bana bu güne gelinceye kadar bunun gibi (ağır) bir uyku basmış değil." dedi. (Bunun üzerine) Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Allâhu Teâlâ istediği zamanda ruhlarınızı kabzetti. (Yine) istediği zamanda geri çevirdi. Bilâl, kalk, ezan oku. (Bunun üzerine) Bilâl halkı namaza da`vet etti yâni ezan okudu. (Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem) abdest aldı. Güneş yükselip bembeyaz olduğu vakitte de kalktı, namazı kıldırdı.
HadisNo : 352


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : İkindi namazının vakti
Ravi : Câbir b. Abdullâh
Baslik : FEVT EDİLEN NAMAZLARIN NASIL EDÂ EDİLECEĞİNE DÂİR CÂBİR HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Handek günü Ömer b. el-Hattâb radiya`llâhu anh gün battıktan sonra gelip küffâr-ı Kureyş`e sebbetmeye başladı. Ve: "Yâ Resûlâ`llâh, ikindiyi az daha gün batmadan kılamayacaktım." dedi. Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem: "Vallah, ben de kılamadım." buyurdu. Bunun üzerine kalktık, Buthân`a gittik. (Orada Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem) namaz için abdest aldı. Biz de namaz abdesti aldık. (Ondan sonra) gün batmış iken ikindiyi, arkasından da akşamı kıldırdı.
HadisNo : 353


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu :
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : "HER KİM BİR NAMAZI (KILMAYI) UNUTURSA (ONU) HATIRLADIĞINDA KILSIN..." HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Her kim bir namazı (kılmayı) unutursa (onu) hatırladığında kılsın. Onun bundan başka keffâreti yoktur.
HadisNo : 354

Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Namaz vaktini beklemek
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : "SİZ NAMAZA MUNTAZIR OLDUKÇA HEP NAMAZ İÇİNDESİNİZ" HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Siz namaza muntazır oldukça hep namaz içindesiniz.
HadisNo : 355


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Her şey fânidir
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : "(YÜZ SENEYE KADAR) BUGÜN YERYÜZÜNDE OLANLARDAN HİÇ BİR KİMSE KALMIYACAKTIR" HADÎSİ
Hadis : Yukarıda 96 ncı olarak geçen hadisi. -Burada da Abdullâh b. Ömer radiya`llâhu anhümâ Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem`in: "(Yüz seneye kadar) bugün yeryüzünde olanlardan hiçbir kimse kalmayacaktır." buyurduklarını rivâyet ettikten sonra: "Bu sözden murâd-ı (âlî-i) Nebevî o karnın (bu müddet içinde) munkarız olacağını haber vermek idi." demiştir.
HadisNo : 356


Fasil : KİTÂBU MEVÂKÎTİ`S-SALÂT
Konu : Misâfir ağırlamak;Suffe ashâbı;Yemin
Ravi : Abdurrahmân İbn-i Ebî Bekr
Baslik : EHL-İ SUFFE`NİN BİRER İKİŞER ASHÂB TARAFINDAN EVLERİNE GÖTÜRÜLEREK DOYURULMASI HAKKINDA ABDÜRRAHMÂN İBN-İ EBÎ BEKR HADÎSİ
Hadis : Şöyle demiştir: Ashâb-ı Suffe fakir kimselerdi. Bir def`a Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem: "İki kişilik yiyeceği olan (onlardan) bir üçüncüsünü, dört kişilik yiyeceği olan bir beşincisini, yâhud da altıncısını (alıp) birlikte götürsün." buyurdu. Yâhud buna benzer bir söz. Ebû Bekr (radiya`llâhu anh bunlardan) üçünü (eve) getirdi. Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem de onunu birlikte (alıp Hâne-i Saâdetine) götürdü. (Bizim ev halkı) ben (den), peder ve vâlidem (den), bir de bizim ev ile Ebû Bekr (radiya`llâhu anh)`in evinde (müştereken hizmet eden) hizmetci (den ibâret) idi. (Râvî Ebû Osmân Nehdî) "Artık bir de benim zevcemden dedi mi, demedi mi? bilemiyorum" diyor. (Yine Abdü`r-Rahmân radiya`llâhu anh der ki:) Ebû Bekr (radiya`llâhu anh) Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem`in hânesinde (misâfirlerinden ayrı olarak) akşam yemeğini yedi. Yatsı namazı kılınıncaya kadar (orada) kaldı. Sonra (misâfirleriyle birlikde kendi hânesine) dönüp (ve misâfirlerin ağılanmasını ehline emredip) Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem akşam taâmını edinceye kadar kaldı. (Sonra yine Hâne-i Saâdete dönüp nezd-i âlî-i Risâlet-Penâhî`de kaldıktan sonra kendi evine döndü.) Geldiğinde gece hayli ilerlemişti. Haremi ona: "Seni misâfirlerinin yanında bulunmaktan alıkoyan nedir?" diye sordu. O da: "Ay, onlara hâlâ yemek vermedin mi?" di(ye çıkış)dı. O da: "Sen gelmedikce yemek yemiyeceklerini söylediler. Yemek çıkardık, kabûl etmediler." dedi. (Abdü`r-Rahmân b. Ebî Bekr radiya`llâhu anhümâ) der ki: Ben savuşup saklandım: O bana: "Behey nâkes herif." di(ye hitâbe)ti. Söğüp saydı. Sonra hiddetle: "İçinize sinmez olsun, yeyiniz. Ben bu yemekten vallah yemiyeceğim." dedi. (Abdü`r-Rahmân radiya`llâhu anh) der ki: Allâh`a kasemler ederim. Biz (yerken) hiçbir lokmaya el uzatmazdık ki altından yemek daha ziyâde çoğalmış olmasın. Nihâyet doydular. Yemek de yenmezden evvelki mikdârından daha ziyâde olarak duruyordu. Ebû Bekr (radiya`llâhu anh) yemeğe baktı. Bir de gördü ki olduğu gibi duruyor. Belki de artmış. Haremine: "Bu ne? Ey Benî Firâs`ın kızı!" dedi. O da "Gözümün nûr(u Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem Hazretler)ine kasem olsun ki şimdi evvelkinden üç kat ziyâdedir." dedi. Bunun üzerine o yemekten yedi. Ve ettiği yemîni kasdederek: "O olan şey şeytandan idi." dedi. O yemekten bir lokma yedikten sonra Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem`e gönderdi. Orada sabaha kadar durdu. Bizim ile bir kavim arasında bir (muhâdene) ahd(i) vardı. Müddet hitam bulmuş (olduğu için Medîne`ye gelmişler)di. İçlerinden (arîf olarak) oniki kişi ayırdık. Her biri ile berâber kaç kişi olduğunu (ancak) Allah bilir. İşte onların hepsi o yemekten yediler (de öyle ağırlandılar.) (Râvî rivâyetini bitirdikten sonra) yâhud bu elfâza benzer elfâz (ile rivâyet olunmuştur diyor).
HadisNo : 357
DEVAMINA BAK
Buhari Hadisleri KİTÂBÜ`L-AHKÂM

Fasil : KİTÂBÜ`L-AHKÂM
Konu : Âmire itâat;Ulû`l-Emre itâat
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : EY MÜ`MİNLER! ÜZERİNİZE SİYAH SAÇLI HABEŞÎ KÖLE VÂLİ TA`YÎN OLUNSA BİLE SÖZÜNÜ DİNLEYİP MA`RÛF OLAN EMİRLERİNE İTÂAT EDİNİZ, MEÂLİNDEKİ ENES HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Ey Ashâb`ım! Vâlilerinizin, kumandanlarınızın emirlerini dinleyiniz ve onlara itâ`at ediniz; üzerinize ta`yîn olunan vâli, başı siyah kuru üzüm gibi saçlı Habeşî bir köle olsa bile.
HadisNo : 2124


Fasil : KİTÂBÜ`L-AHKÂM
Konu : Mevkı hırsı
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : ASHÂB`IM! YAKIN ZAMANDA SİZ ME`MÛRİYETE, CÂH VE MANSIB HIRSINA DÜŞECEKSİNİZ. CÂH VE MANSIB NE GÜZEL SÜT-ANADIR, FAKAT AYRILDIĞI DA MEMEDEN AYRILIKTAN FENÂDIR, HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Muhakkak ki siz, emârete (cah ve mansıba) çok hırslısınız. Halbuki (fenâ idâreciler için) emâret, kıyâmet gününde nedâmet olacaktır. O cah ve mansıb ne güzel süt anadır (emmekle doyulmaz) fakat (azil de) memeden fenâ bir ayrılıştır (ki, hüznü çekilmez).
HadisNo : 2125


Fasil : KİTÂBÜ`L-AHKÂM
Konu : Emâret;İdarecilik (emâret)
Ravi : Ma`kıl İbn-i Yesâr
Baslik : HALKI GÖRÜP GÖZETMİYEN BİR VÂLİ CENNET KOKUSU KOKLIYAMAZ, HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğunu işittim, demiştir: Bir kul ki, Allah onu halkı görüp gözetmek üzere vâli kılar da o, hayır-hâhâne irşâdiyle halkı muhâfaza etmezse, elbette o kişi Cennet kokusu koklayamıyacaktır.
HadisNo : 2126


Fasil : KİTÂBÜ`L-AHKÂM
Konu : Zâlim idareciler
Ravi : Ma`kıl İbn-i Yesâr
Baslik : HALKI GÖRÜP GÖZETMİYEN BİR VÂLİ CENNET KOKUSU KOKLIYAMAZ, HADÎSİ
Hadis : Rivâyetine göre, Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem, şöyle buyurmuştur: Hiç bir vâli yoktur ki, o, müslüman ahâli üzerinde icrâ-yı velâyet ederken zulüm ederek ölür, muhakkak Allah Cennet kokusunu ona haram kılacaktır.
HadisNo : 2127


Fasil : KİTÂBÜ`L-AHKÂM
Konu : Gösteriş;Riyâkârlık
Ravi : Cündüb b. Abdullâh
Baslik : HALKI GÖRÜP GÖZETMİYEN BİR VÂLİ CENNET KOKUSU KOKLIYAMAZ, HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, (Basra`da Tâbi`î âlimlerinden Safvân ile ashâbı Cündüb`ün yanına oturub onlara nasîhat ederken Cündüb`e, Resûlu`llah`dan duyduklarını söylemesini ricâ etmeleri üzerine Cündüb`ün): Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğunu işittim, dediği rivâyet olunmuştur: Her kim duyulsun diye (dünyâda) bir iş işler (de riyâkârlık eder)se Kıyâmet gününde Allah da onun fezâhatini duyurur. Yine Resûl-i Ekrem: Her kim de (dünyâda) halka meşakkat ve zahmet verirse, Allah da Kıyâmet gününde o kimseyi azâb ile cezâlandırır, buyurdu. Bunun üzerine Tâbi`î ricâli: Daha vasıyet et, diye Cündüb`e ricâ etmeleri üzerine o da şöyle demiştir: İnsanın (öldükten sonra) ilk önce teaffün eden cihâzı karnıdır. Her kim şüpheli kazançlardan çekinip yalnız halâl lokma ile geçinmeğe gücü yeterse, bunu yapsın. Her kim de kendisiyle Cennet arasını (haksız yere) döktüğü kanla dolu eliyle ayırmamağa gücü yeterse bunu da yapsın!
HadisNo : 2128


Fasil : KİTÂBÜ`L-AHKÂM
Konu : Asabî halde hüküm vermemek
Ravi : Ebû Bekre Nufey` b. Hâris
Baslik : HÂKİM KİŞİ SAKIN ASABÎ HALDE HÜKÜM ETMESİN, HADÎSİ
Hadis : Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem`in: iki kimse arasında hüküm edecek olan hâkim sakın asabî bir halde iken hüküm etmesin, buyurduğu rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 2129


Fasil : KİTÂBÜ`L-AHKÂM
Konu :
Ravi : ...
Baslik : BİR MÜSLÜMÂNI KATLEDEN HAYBER YAHÛDÎLERİNE RESÛL-İ EKREM`İN; YA MAKTULÜN DİYYETİNİ, KAN BAHASINI VERİRSİNİZ, YÂHUT SİZİ NAKZ-I AHD ETMİŞ SAYARIM, BUYURDUĞU HADİS
Hadis : Hüveyyisa ile Muhayyisa kıssası yukarıda cihad bahsinde geçti. Burada da müellif, (Resûl-i Ekrem`in Hayber yahûdîlerine) yâ maktûlün diyetini, (kan bahasını) verirsiniz, yâhut da (bize) harb i`lân etmiş olursunuz (diye mektub gönderdiğini) ziyâde etmiştir.
HadisNo : 2130


Fasil : KİTÂBÜ`L-AHKÂM
Konu : Allah yolunda kimseden korkmamak;Âmire itâat;Hakkı ikame;Ulû`l-Emre itâat
Ravi : Ubâde b. es-Sâmit
Baslik : HAK YOLUNDA KİMSENİN LEVMİNDEN KORKMAMAK HADÎSİ
Hadis : Biz (Ensâr Hey`eti) Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem`e (Akabe mevkiinde) emirlerini dinlemek ve itâ`at etmek üzere bî`at ettik, dediği yukarıda geçti. Buradaki rivâyette de: "Her nerede bulunursak bulunalım, muhakkak orada hakkı yerine getiriceğimize ve hak söyliyeceğimize ve Allah yolunda hiç bir kimsenini levm ve zemminden korkmıyacağımıza söz verdik" sözlerini ziyâde etmiştir.
HadisNo : 2131


Fasil : KİTÂBÜ`L-AHKÂM
Konu : Dil zinâsı;Göz zînası;Harama bakmamak (göz zinası);Zinâ
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : GÖZ, DİL, NEFİS ZİNÂLARI HAKKINDA EBÛ HÜREYRE RADİYA`LLÂHU ANH HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, müşârün-ileyh: "Ebû Hüreyre radiya`llahu anh`in Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`den şu rivâyetinden daha küçük günâha benzer hiç bir şey görmedim" demiştir: Ebû Hüreyre Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`den rivâyet ederek der ki: Allah Âdem-oğluna zinâdan nasîbini takdîr etmiştir. Hiç şüphesiz Âdem-oğlu (ezelde) mukadder olan bu âkıbete erişecektir. İmdi göz zinâsı (mahremi olmıyan kadına şehvetle) bakmaktır. Dil zinâsı da (zevkle) görüşmektir. Nefsin de (zinâ) temmenî ve iştihâsı vardır (bu arzu da nefsin zinâsıdır). Tenâsül uzvu ile bu a`zânın hepsinin arzularını ya gerçekleştirir (fi`ile çıkarır) yâhut (bırakarak) yalanlar.
HadisNo : 2132


Fasil : KİTÂBÜ`L-AHKÂM
Konu : Çocuklara selâm vermek;Selâmlaşmak
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : RESÛL-İ EKREM`İN ÇOCUKLARA SELÂM VERİP TALTÎF BUYURDUĞU HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, Hazret-i Enes, bir kere çocukların yanına uğramış ve onlara selâm verip Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem de çocuklara böyle selâm verirdi, demiştir.
HadisNo : 2133

Fasil : KİTÂBÜ`L-AHKÂM
Konu : Kapı çalanın kendini tanıtması
Ravi : Câbir b. Abdullâh
Baslik : MİSÂFİRİN KAPI ÖNÜNDE İSTİ`ZÂN ÂDÂBI
Hadis : Rivâyete göre, Câbir der ki: Bir kere babamın bir borcundan dolayı Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`e gelmiştim. Kapıyı çaldım. Resûl-i Ekrem: Kim o? Buyurdu. Ben de: Ene (=Ben), dedim. Resûlu`llah böyle cevab verdiğimden hoşlanmamış görenerek: Ene ene (=Ben ben!) diye ta`rîz buyurdu.
HadisNo : 2134


Fasil : KİTÂBÜ`L-AHKÂM
Konu : Birini oturduğu yerden kaldırıp kendisi oturmak
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : MECLİSTE OTURMA ÂDÂBI
Hadis : Rivâyete göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Bir kişi öbür kişiyi oturduğu yerden kaldırıp sonra onun yerine oturmasın; fakat ona: Yer açınız ve genişleyiniz (desin!).
HadisNo : 2135


Fasil : KİTÂBÜ`L-AHKÂM
Konu : Oturma şekli
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : RESÛL-İ EKREM`İN OTURUŞ ŞEKİLLERİ VE ÂDÂBI
Hadis : Rivâyete göre, İbn-i Ömer "Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`i Kâ`be`nin bir tarafında bir eliyle şöyle ihtibâ` ederek oturduğunu gördüm" demiştir.
HadisNo : 2136


Fasil : KİTÂBÜ`L-AHKÂM
Konu : Toplulukta ayrı konuşmak
Ravi : Abdullâh b. Mes`ûd
Baslik : ÜÇ KİŞİDEN İKİSİNİN BİRİBİRLERİYLE FİSKOS ETMELERİNİN EDEBE MÜNÂFÎ OLDUĞU HAKKINDA ABDULLÂH İBN-İ MES`ÛD HADÎSİ
Hadis : Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: Üç kişi bir arada bulunurlarken bunlardan ikisi -üçüncüyü mahzûn etmemek için- ondan ayrı gizli konuşmasın! Tâ üçü nâs ile karşılaşıncaya kadar. (Meğer ki üçüncü kimse onların konuşmalarına izin vermiş ola).
HadisNo : 2137


Fasil : KİTÂBÜ`L-AHKÂM
Konu : Uyurken ateşi kontrol etmek
Ravi : Ebû Mûsâ el-Eş`arî
Baslik : ATEŞ SİZİN DÜŞMANINIZDIR. UYUMAK İSTEDİĞİNİZDE SÖNDÜRÜNÜZ, HADÎSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Bir kere Medîne`de gece vakti sâhibinin ikamet ettiği bir ev yandı. Harik-zedelerin bu halleri, Hazret-i Peygamber`e haber verildi. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem: Bu ateş, sizin düşmanınızdır. Uyumak istediğiniz zaman söndürünüz, buyurmuştur.
HadisNo : 2138


Fasil : KİTÂBÜ`L-AHKÂM
Konu : Ev yapmak
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : MESKEN İNŞASINDA HAFİFLİK (KOLAYLIK)
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Ben bir kere kendimi Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem ile berâber -yağmurdan muhâfaza ve güneşin harâretinden gölgelendirmek üzere- kendi elimle bir ev yapar gördüm. Bu inşâ`atta Allah`ın hiç bir mahlûku bana yardım etmemişti.
HadisNo : 2139
DEVAMINA BAK
Buhari Hadisleri KİTÂBÜ`L-BÜYÛ


Fasil : KİTÂBÜ`L-BÜYÛ`
Konu : Başlık;Düğün;Mehir
Ravi : Abdurrahmân İbn-i Avf
Baslik : TİCÂRETİN FAZÎLETİ HAKKINDA ABDURRAHMÂN İBN-İ AVF HADÎSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Biz Medîne`ye (hicret edip) geldiğimizde, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem benimle Sa`da İbn-i Rebî` arasında kardaşlık te`sîs etmişti. Bunun üzerine Sa`d İbn-i Rebî` (Abdurrahmân İbn-i Avf`e): - Ben mal cihetiyle Ensâr`ın en zenginiyim; malımın yarısını sana ayırdım. Sonra bak! İki kadınından hangisini dilersen senin hisâbına talâkını veririm. İddeti geçince onu tezevvüc edersin, dedi. Abdurrahmân İbn-i Avf, Sa`d`e: - (Allah ehlini ve malını sana mübârek eylesin,) benim bunlara ihtiyâcım yoktur. İçinde ticâret yapılan bir çarşınız yok mu? (Bana o pazara delâlet ediniz,) dedi. Sa`d: - Kaynuka` (kabîlesinin) çarşısı vardır, dedi. Abdurrahmân İbn-i Avf Kaynuka` çarşısına gitti. (Satmak üzere) keş ve yağ götürdü. Ertesi günü yine gitti. Çok geçmedi, Abdurrahmân Resûlullah`ı ziyârete geldi. Üzerinde (ehl-i zifâfa mahsus) zafran eserin vardı. Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem: - Evlendin mi? diye sordu. Abdurrahmân: - Evet evlendim, diye cevap verdi. Resûlullah: - Kimi tezevvüc eylediğini sordu. O da: - Ensar`dan bir kadınla evlendim, dedi. Resûlullah: - Ne kadar mihir verdin? buyurdu. Abdurrahmân: - Bir çekirdek (beş dirhem) ağırlığında altun yâhud altundan bir çekirdek verdim, diye cevab verdi. Bunun üzerine Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem Abdurrahmân`a: - Bir koyun (kesmek sûreti) le olsun, velîme yap, buyurdu.
HadisNo : 958


Fasil : KİTÂBÜ`L-BÜYÛ`
Konu : Şüpheli şeylerden kaçınmak
Ravi : Nu`mân b. Beşîr
Baslik : HALÂL İLE HARAM ARASINDAKİ UMÛR-I MÜŞTEBİHEYE DÂİR NU`MÂN İBN-İ BEŞÎR HADÎSİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir: Halâl olan şeyler bellidir; haram olanlar da bellidir. Fakat halâl ile haram arasında birtakım şübheli şeyler vardır (ki bunlar halâl mıdır, haram mıdır? Çok kimseler bilmezler). Kim ki, kendisince günah olması sezilen bir şey`i terk ederse, o, hürmeti âşikâr olan şey`i çoktan bırakmış demektir. Kim ki, günah olması şübheli olan şey`e cür`et ederse, bu da hürmeti vâzıh muharremâta dalmağa yaklaşmıştır. Günahlar (, haramlar) Allah`ın korusudur (yasak yeridir). Hangi çoban ki, (davarlarını) koru etrâfında otlatırsa, çok sürmeden koruya dalabilir.
HadisNo : 959


Fasil : KİTÂBÜ`L-BÜYÛ`
Konu : Çocuk babaya nisbet edilir;Neseb tâyini
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : SA`D İBN-İ EBÎ VAKKÂS İLE ABD İBN-İ ZEM`A ARASINDA İSTİLHAK VE TA`YÎN-İ NESEB DA`VÂSI. VE TARAFEYNİN SÛRET-İ TEŞEKKÜLÜ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Utbe İbn-i Ebî Vakkas, kardeşi Sa`d İbn-i Ebî Vakkas`a vasiyet etmiş (şöyle söylemiş): - Zem`an`ın câriyesinin oğlu (Abdurrahmân,) ben (im sulbüm) dendir. Bu çocuğu almalısın!. Hazret-i Âişe diyor ki: - Mekke`nin fethi senesi (Mekke`ye varıldığında) Sa`d İbn-i Ebî Vakkas, çocuğu (, Abdurrahmân`ı) yakaladı. Ve: - Bu, kardeşim Utben`in oğludur. Bunun nesebinin kendisine istilhâkı için bana vasıyet etmiştir, dedi. Bunun üzerine Abd İbn-i Zem`a ayaklanıp: - Bu, benim kardeşimdir; bababın câriyesinin oğludur; babamın firâşı üstünde doğmuştur, dedi. Her iki taraf bu nizâ` ve husûmetlerini Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e arz ettiler. Sa`d İbn-i Ebî Vakkas: - Yâ Resûla`llah! Bu çocuk, kardeşim Utbe`nin oğludur. Nesebinin kendisine istilhâkına dâir bana vasıyeti vardır, dedi. Abd İbn-i Zem`a da: - Bu, benim kardeşimdir; ve babamın câriyesi doğurmuştur; babamın firâşi üstünde doğmuştur, dedi. Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem: - Yâ Abd İbn-i Zem`a! Bu (Abdurrahmân) senin (kardeşin) dir, buyurdu. Sonra da Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem: - Çocuk, (sâhib-i) firâşindir. Zânîye de mahrûmiyet düşer, buyurdu. Sonra Resûl-i Ekrem vesîle-i husûmet olan bu çocuğun sîmâca Utbe`ye benzediğini görerek, zevci Sevde Bint-i Zem`a`ya: - Ey Sevde! Bundan sonra sen de Abdurrahmân`a gözükme (, ondan kaç!) buyurdu. Bundan sonra Abdurrahmân, Sevde (vefât edip de) Allahü Azze ve Alâ`nın rahmetine kavuşuncaya kadar, Ümmü`l-Mü`minîn`in yüzünü görmedi.
HadisNo : 960


Fasil : KİTÂBÜ`L-BÜYÛ`
Konu : Kesilmiş et yerken besmele
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : HİLL-Ü HURMETTE ŞÜBHE, VESVESE DERECESİNİ BULMAMASI HAKKINDA HAZRET-İ ÂİŞE HADÎSİ
Hadis : Rivâyet edildiğine göre, şöyle demiştir: Bâzı kimseler: - Yâ Resûla`llah! Bâzı Bâdiyeler bize (kesilmiş) et getiriyorlar. Bilmeyiz ki, bunlar kesilirken hayvan üzerine İsmu`llah zikrettiler mi, etmediler mi? dediler. Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem: - Bu et üzerine Bismi`llâh deyiniz, sonra yeyiniz! diye cevab verdi.
HadisNo : 961


Fasil : KİTÂBÜ`L-BÜYÛ`
Konu : Helâl kazanç
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : KAZANCIN HİLL-Ü HURMETİNE MÜBÂLÂTSIZLIĞIN ZEMMİNE DÂİR RİVÂYETLER
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in: insanlara (muhakkak) bir zaman erişir ki, o devirde kişi, ele geçirdiği mal halâldan mı, haramdan mı? kazanıldığını hiç aldırmaz.
HadisNo : 962


Fasil : KİTÂBÜ`L-BÜYÛ`
Konu : Parayı para ile değiştirmek;Vâdeli alışveriş;Veresiye alışveriş
Ravi : Zeyd b. Erkam
Baslik : BEY`-İ SARFA DÂİR ZEYD İBN-İ ERKAM İLE BERÂ` İBN-İ ÂZİB`İN MÜŞTEREK RİVÂYETLERİ
Hadis : Şöyle dedikleri rivâyet edilmiştir: Biz, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem zamânında tâcir idik. (Bir kere) Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`e sarf(ın hükmün) den sorduk da Resûlullah: "(Bir mecliste) bir elden bir ele verilir, alınırsa beis yoktur. Eğer va`de ile olursa sahîh değildir" buyurdu.
HadisNo : 963


Fasil : KİTÂBÜ`L-BÜYÛ`
Konu :
Ravi : Ebû Mûsâ el-Eş`arî
Baslik : EBÛ MÛSE`L-EŞ`ARÎ`NİN RİVÂYET ETTİĞİ BİR HADÎSE HAZRET-İ ÖMER`İN ŞÂHİD TALEBİ
Hadis : Şöyle rivâyet edilmiştir: (Bir kere) Ömer İbn-i Hattâb radiya`llahu anh`den (ziyâret için üç def`a) izin istemiştim de bana izin verilmemişti. Ömer, (o sırada müslümanların işiyle) meşgul olsa gerekti. Ben de geri dönmüştüm. Ömer, meşguliyetinden kurtulunca (Ebû Mûse`l-Eş`arî`yi kasd ederek): - Abdullah İbn-i Kays`in sesini işitmedim mi? (Şimdi onu işitmiştim) izin veriniz (de gelsin!) demiş, fakat: - Ebû Mûsâ gitti, diye cevab verilmiştir. (Hazret-i Ömer arkamdan adam gönderip) beni da`vet etti. (Gelince) bana: - Niçin geri gittin? diye sordu. Ben de: - Biz, bununla (yâni izin verilmeyen kapıdan dönmekle) emrolunduk, diye cevab verdim. Bunun üzerine Ömer: - (Resûlullah`ın) böyle (rücû` ile emrine dâir) beyyine getirirsin. (Değil mi?. Vâkıa ben seni ittiham etmek istemem. Fakat nâsın Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`e yalan isnâd etmesinden endîşe ederim) dedi. Bunun üzerine ben, (şâhid bulmak üzere) Ensar meclisine gittim. Onlardan (bu rücû` haberini) sordum. Ensâr: - Bu mes`ele hakkında büyüklerimizin senin için şahâdetleri ne lâzım?. Bunu küçüklerimiz de, (meselâ) Ebû Saîd-i Hudrî (bile) muhakkak (bilir,) şahâdet eder, dediler. Ben de Ebû Saîd-i Hudrî`ye gittim. (Ömer`e getirdim. O da haberi anlattı.) Ömer: - Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in emrinden (bu rücû` mes`elesi) bana kapalı mı kaldı? (Öyle ya) çarşılara, pazarlara ticârete çıkmak beni, (Resûlullah`ın meclisine devamdan) alıkoydu, di (ye eseflen) di.
HadisNo : 964


Fasil : KİTÂBÜ`L-BÜYÛ`
Konu : Sıla-i Rahm
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : SILA-İ RAHM HAKKINDA ENES İBN-İ MÂLİK`İN BİR HADÎSİ. VE SILA-İ RAHMİN DERECELERİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, Müşârün-ileyh: Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in: "Kim ki rızkının bereketlenmesi, bakıye-i ömrünün uzaması kendisini sevindirirse, o kimse sıla-i rahmetsin!" buyurduğunu işittim, demiştir.
HadisNo : 965


Fasil : KİTÂBÜ`L-BÜYÛ`
Konu : Rehin
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : RESÛL-İ EKREM`İN REHN İLE, VA`DE İLE BİR YEHÛDÎDEN ZAHÎRE MÜBÂYAASINA DÂİR ENES İBN-İ MÂLİK HADÎSİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, müşârün-ileyh demiştir ki: (Bir def`a elimde) bir arpa ekmeği ve bir mikdar bayat yağla Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e vardım. (O sırada) Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem (demir) bir zırhını Medîne`de bir Yehûdîye rehnederek ondan âilesi (ni infâk) için (vâde ile bir mikdar) arpa almak üzere idi. Bu halde Resûlullah`ın: - Muhammed salla`llahu aleyhi ve sellem`in ehl-i beyti yanında ne bir sâ` buğday, (ne de) bir sâ` dâne akşamlayamadı ki, buyurduğunu işittim. (Enes devamla): - Hakîkaten Resûlullah`ın hânedânı içinde (lâzimü`l-infak) dokuz kadın vardı, (diyor).
HadisNo : 966


Fasil : KİTÂBÜ`L-BÜYÛ`
Konu : El emeği, alın teri ile kazanmak
Ravi : Mıkdâm İbn-i Ma`dî Kerib
Baslik : ELİ EMEĞİ İLE İKTİSÂB-I MAÎŞETİN FAZÎLETİ HAKKINDA MİKDAM İBN-İ MA`D-İ KERİB HADÎSİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, müşârün-ileyh, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in: "Hiç bir kimse kendi eli emeğini yemekten hayırlı, asla bir lokma yememiştir. Allah`ın Peygamberi olan Dâvud aleyhi`s-selâm da kendi elinin emeğini yerdi" dediğini haber vermiştir.
HadisNo : 967

Fasil : KİTÂBÜ`L-BÜYÛ`
Konu : Borçluya kolaylık göstermek;Kolaylık göstermek
Ravi : Câbir b. Abdullâh
Baslik : SATARKEN ALIRKEN, BORCUNU EDÂ VE ALACAĞINI TALEB EDERKEN İBRÂZ-I SÜHÛLETİN FAZÎLETİ HAKKINDA CÂBİR HADÎSİ
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in: - Satarken, alırken, alacağını taleb, borcunu edâ ederken sehâ (ve sühûlet) gösteren kimseye Allah rahmet eylesin!, buyurduğunu rivâyet edilmiştir.
HadisNo : 968


Fasil : KİTÂBÜ`L-BÜYÛ`
Konu : Kolaylık göstermek
Ravi : Huzeyfe b. el-Yemânî
Baslik : SATARKEN ALIRKEN, BORCUNU EDÂ VE ALACAĞINI TALEB EDERKEN İBRÂZ-I SÜHÛLETİN FAZÎLETİ HAKKINDA CÂBİR HADÎSİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu, dediği rivâyet edilmiştir: Sizden evvel geçen milletlerden (semâhatli) bir kişi (öldüğünde onun rûhun) Melekler karşılayarak: - (Dünyâda) bir hayır işledin mi? diye sormuşlar. (Hiç bir hayrı bulunmayan) bu kişi: - Ben, (zimemlerimi tahsîl eden) hâdimlerime: fakir (medyûn)ı imhâl, ganîye de müsâmaha ediniz! sûretinde emrederdim, diye cevab vermişti. Bunun üzerine Cenâb-ı Hak: - (Bu müsâmaha asıl bizim şân-ı ulûhiyetimize lâyıktır; bu kulumdan vaz geçiniz! diye) onu afiv buyurmuştur.
HadisNo : 969


Fasil : KİTÂBÜ`L-BÜYÛ`
Konu : Alışverişte doğruluk;Alışverişte muhayyerlik
Ravi : Hakîm İbn-i Hizâm
Baslik : HİYÂR-İ MECLİS HAKKINDA HAKÎM İBN-İ HİZÂM HADÎSİ VE ÎZÂHI
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir: Bâyi` ile müşteri (biribirinden) ayrılmadıkça, yâhud ayrılana kadar hıyâre mâliktirler. Bunlardan her biri dürüst olup da (sil`a ve semene âid husûsâtı biribirine) bildirirlerse, bu bey` (ü şirâ) ları kendilerine mübârek kılınır. Eğer tarafeyn (mâlin, semenin aybını) gizler de yalan söylerlerse, bu bey` (ü şirâ) larının bereketini giderilir.
HadisNo : 970


Fasil : KİTÂBÜ`L-BÜYÛ`
Konu : Takas
Ravi : Ebû Saîd-i Hudrî
Baslik : BEYİ`DE TEFÂDULUN MEN`İNE DÂİR EBÛ SAÎD-İ HUDRÎ HADÎSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Biz (mücâhidler) e, (Beytü`l-mâlin) her çeşid karışık hurma yığınından rızık (, tayın) verilirdi. Biz de onun iki sâını bir sâ` hurmaya satardık. Bunun üzerine Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem: - İki sâ` hurmayı bir sâ` a, iki dirhemi de bir dirheme satmayınız! buyurdu.
HadisNo : 971


Fasil : KİTÂBÜ`L-BÜYÛ`
Konu : Dövme yaptırmak;Fâiz;Kan aldırma ücreti;Resim yapmak;Ressamlar
Ravi : Ebû Cuhayfe
Baslik : SEMEN-İ KELB, SEMEN-İ DEM, VÂŞİME VE MEVŞÛMEDEN NEHYE DÂİR EBÛ CÜHAYFE HADÎSİ
Hadis : Oğlu Avf`in rivâyetine göre, müşârün-ileyh demiştir ki: (Babam) Ebû Cühayfe Haccam bir köle satın almıştı. Sonra Ebû Cühayfe bu köleye emretti de bu hacamat âletleri kırıldı. Ben babamdan: - Bunları niçin kırdırdınız? diye sordum. O da şöyle cevab verdi: - Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem: kelb bedelinden, hacamat ücretinden nehyetti; yine Resûlullah döğünlemekten ve döğünlenmekten; ribâ (malı) yemekten ve yedirmekten de nehy buyurdu. Musavvire de hayırdan uzak olsun diye bed-düâ eyledi.
HadisNo : 972


Fasil : KİTÂBÜ`L-BÜYÛ`
Konu : Alışverişte yemin
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : ESNÂ-Yİ BEYİ`DE YEMİNDEN TAHZÎRE DÂİR EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem: Yemin, malın medâr-ı revâcıdır (zan olunur). Hakîkatte malın medâr-ı zevâlidir, der idi; bunu (kulağımla) işittim, dediği rivâyet edilmiştir.
HadisNo : 973


Fasil : KİTÂBÜ`L-BÜYÛ`
Konu :
Ravi : Habbâb b. el-Erett
Baslik : NAZM-I ŞERÎFİNİN BÂİS-İ NÜZÛLÜ OLAN HABBÂB`IN BU HUSÛSA DÂİR BİR RİVÂYETİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Câhiliyet (devrin) de ben Kılınccı idim. Benim Âs İbn-i Vâil uhdesinde alacağım vardı da buna alacağımı tahsîle geldim. Bu herif bana: - Sen Muhammed`e küfretmedikçe sana borcumu vermem, di(ye küfret) ti. Ben de: - Muhammed (salla`llahu aleyhi ve sellem) e Allah senin canını alıp sonra ba`s olunmadıkça ben küfretmem, diye karşıladım. Bu def`a da herif: - (Öyle ise) ölüp, ba`s olup (öbir âlemde) bana mal ve oğul, kız verilinceye kadar beni bırak da sana borcumu orada vereyim? di(ye istihzâ et) ti. Bunu müteâkib: - (Habîbim!) Şu küfredip de: bana elbette (Cennet`te) mal, oğul, kız verilir, diyen herifi gördün a?. Bu (habis) (levh-i mahfûza bakıp) gaybe muttali` mi olmuş, yoksa Rahmân (olan Allah) yanında bir ahd mı almıştır?. (Meâlindeki âyet-i kerîme) nâzil oldu.
HadisNo : 974


Fasil : KİTÂBÜ`L-BÜYÛ`
Konu :
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : HAYYÂTA DÂİR ENES İBN-İ MÂLİK HADÎSİ
Hadis : Şöyle rivâyet edilmiştir: Bir terzi; hazırladığı yemeğe Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`i da`vet etti. Enes İbn-i Mâlik diyor ki: Ben de Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem ile berâber gittim. Terzi, Resûlulullah salla`llahu aleyhi ve sellem`e bir mikdar (arpa) ekmeği, bir mikdar da çorba takdîm etti. Çorbanın içinde kabak ve kuru et parçaları vardı. (Esnâ-yi taamda) gördüm ki, Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem yemek kabının etrâfından kabak araştırıyordu. Yine Enes: artık o günden i`tibâren ben kabağı hoşlanmaktan bir an fâriğ olmadım, diyor.
HadisNo : 975


Fasil : KİTÂBÜ`L-BÜYÛ`
Konu : Bâkire ile evlenmek;Evleneni tebrik etmek;Evlenmek;Nikâh
Ravi : Câbir b. Abdullâh
Baslik : CÂBİR İBN-İ ABDULLÂH`DAN RİVÂYET OLUNAN MEŞHÛR HADÎS-İ BAÎR
Hadis : Şu haber rivâyet edilmiştir: (Feth-i Mekke) gazâsında ben, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem ile berâber bulundum. (Avdetde) devem beni (kafileden) geri bıraktı ve yürümez oldu. Bu sırada Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem yanıma geldi. Ve: - Ey Câbir! (Sen misin?) diye seslendi. - Evet, (benim) diye cevab verdim. Resûlullah: - Zorun nedir (ki, ordudan geri kaldın?) diye sordu. Ben: - Devem yürümedi, beni geri bıraktı da arkada kaldım, dedim. Resûlullah hemen (devesinden) indi. Mihceni ile devemi çekti. Sonra bana: - Haydi şimdi bin! buyurdu. Ben de bindim. Bu def`a da devem (in fevka`l-mu`tâd seyrin) e şâhid oldum. Onu ben, Resûlullâh salla`llahu aleyhi ve sellem (in devesini geçmek) den men` ediyorum. Resûlullah: (yol hasbihali olmak üzere) bana: - Evlendin mi? diye sordu. Ben de: - Evet, evlendim, dedim. Resûlullah: - Kız mı, yoksa dul mu? (aldın) diye sordu. Ben de: - Dul, diye cevab verdim. Resûlullah: - (Bâkir) bir câriye (tezevvüc etmek) istemez miydin?. O sana, sen de ona mülâabe ederdiniz! di (ye lâtîfe et) ti. Ben de: - (Bakımları) bana borç kızkardaşlarım var, (babam Abdullah öldü. Fakat dokuz, yâhud yedi kız bıraktı. Doğrusu ben de bunların arasına kendileri gibi bir bebek getirmeği hoşlanmadım) da (yaşlı, başlı dul) bir kadınla evlenmeği bunun da çocukları toplamasını ve saçlarını başlarını taramasını ve (elhâsıl) bunlar üzerinde bir mürebbî ol (up yetimlerin salâh-ı ahvâline bak) masını hayırlı buldum, dedim. Resûlullah: - (Allah eşini hakkında mübârek ve hayırlı kılsın!) Şimde sen (Medîne`ye) varıyorsun. Vardığında artık "Ailene karşı âkıl, reşid, bağlı ol! Allah`dan evlâd taleb ediniz! buyurdu. Bundan sonra Resûl aleyhi`s-selâm: - Deveni satar mısın? diye sordu. Ben de: - Evet satarım, dedim. Resûl-i Ekrem benden devemi bir okıyye (kırk dirhem) e iştirâ etti. Sonra Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem benden önce (Medîne`ye) gitti. Ben de kuşluk vakti vardım. (Arkadaşlarımla berâber) Mescid (-i Saâdet) e geldik. Ve Resûlullah`ın Mescid`in kapısı (önü) nde bulduk. Resûl aleyhi`s-selâm bana: - Şimdi mi geldin? diye sordu. Ben de: - Evet şimdi geldim, diye cevab verdim. Resûl-i Ekrem: - Artık deveni bırak da (Mescid`e) gir; iki rek`at (kudûm namazı) kıl! buyurdu. Ben de: girdim, kıldım. Sonra Resûlullah Bilâl`e bir okıyye (gümüş) tartıp bana vermesini emretti. Bilâl de terâzi ağır basarak tartıp verdi. Ben arkamı çevirip evime giderken bir de Resûl-i Ekrem (Bilâl`e): - Câbir`i bana çağır! buyurdu. Ben zannettim ki, Resûlulah devemi (beğenmedi de) şimdi geri verecek. Halbuki (dünyâda) bana bu deve kadar sevimsiz bir şey yoktu. Resûlullah: - Deveni al, bedeli de senin olsun! buyurdu.
HadisNo : 976


Fasil : KİTÂBÜ`L-BÜYÛ`
Konu : Satılan malın kusurunu söylemek
Ravi : Amr İbn-i Dînâr
Baslik : GİZLİ AYIBLARI BİLDİRMEDEN BEY` CÂİZ OLMADIĞINA DÂİR İBN-İ ÖMER HADÎSİ
Hadis : İbn-i Ömer radiya`llahu anhümâ`ya âid bir vâkıa, bunun şâhidi olan Amr İbn-i Dînâr`dan şu sûretle rivâyet edilmiştir: İbn-i Dînar demiştir ki: Şu (Mekke şehri) nde Nevvâs isminde bir (deve tâciri) vardı. Bunun develeri arasında bir de hastalıklı devesi bulunuyordu. İbn-i Ömer radiya`llahu anhümâ gelip bu hastalıklı deveyi Nevvâs`ın ortağından satın aldı. Sonra Nevvâs`a gelip hasta deveyi sattığını anlattı. Nevvâs: - Kime sattın? diye sordu. Şerîki: - Şöyle şöyle (sıfatta) bir ihtiyara sattım, dedi. Nevvâs (şerîkini tevbîh ederek): - Vay sana yazıklar olsun!. Vallahi bu ihtiyar zat İbn-i Ömer`dir, dedi. Ve hemen İbn-i Ömer`e gitti. Ve: - Şerîkim size kusûrunu bildirmeden hastalıklı bir deve satmıştır, diye vaziyeti anlattı. İbn-i Ömer: - Öyle ise malına rücû` et, dedi. Nevvâs deveyi alıp götüreceği sırada da İbn-i Ömer: - Haydi bırak şu deveyi!. Artık biz, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in: [Advâ (emrâzın bizâtihî sirâyeti) yoktur] hükmüne râzı olmuş kimseleriz, buyurdu.
HadisNo : 977

Fasil : KİTÂBÜ`L-BÜYÛ`
Konu :
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : GİZLİ AYIBLARI BİLDİRMEDEN BEY` CÂİZ OLMADIĞINA DÂİR İBN-İ ÖMER HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, müşârün-ileyh demiştir ki: Ebû Taybe (Nâfi`) Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`i hacamat etti de Resûlullah Ebû Taybe`ye bir sâ` (1040) dirhem hurma verilmesini emreyledi. (Bundan başka) Ebû Taybe`nin efendisi (Hârise oğulları) na da, te`diyesi meşrut vergisini hafifletmelerini emir buyurdu.
HadisNo : 978


Fasil : KİTÂBÜ`L-BÜYÛ`
Konu :
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : RESÛL-İ EKREM`İN İHTCÂMI VE HACAMAT ÜCRETİNİ İ`TÂSI HAKKINDA İBN-İ ABBÂS HADÎSİ
Hadis : "Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem hacamat oldu. Ve hacamat eden haccâma (bir sâ` hurma ücret) verdi. Eğer ücret vermek haram olsaydı Resûlullah bu adama vermezdi" dediği rivâyet edilmiştir.
HadisNo : 979


Fasil : KİTÂBÜ`L-BÜYÛ`
Konu : Resim bulunan evler
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : TASVÎR HAKKINDA HAZRET-İ ÂİŞE HADÎSİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, Sıddîka-i müşârün-ileyhâ (bir kere) ufak bir yastık, bir şilte almıştı. Üstünde (hayvan) resimleri vardı. Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem bunu görünce kapının önünde tevakkuf buyurdu da içeri girmedi. Âişe radiya`llahu anhâ (bu sırada) Resûlullah`ın yüzünde şiddet (âsârı) sezdim de: - Yâ Resûla`llah! Allah`a ve Allah`ın Resûlüne tevbe ederim. (Fakat bilmem ki) ne kusûr ettim, dedim. Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem: - Şu yastığın (burada) işi nedir? buyurdu. Ben: - Yâ Resûla`llah! (Kâh) üzerine oturasın, (kâh) yaslanasın diye senin için iştirâ ettim, diye cevab verdim. Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem: - Bu sûretlerin sâhibleri kıyâmet gününde muhakkak azâb olunurlar. Ve bu kimselere (tahakküm ve ta`ciz yollu): tasvîr ettiğiniz bu hayvanları (haydi) diriltiniz (bakalım?) denilir, dedi. Yine Resûlullah: Şol bir ev ki, içinde sûretler vardır, artık o eve Melekler girmez, buyurdu.
HadisNo : 980


Fasil : KİTÂBÜ`L-BÜYÛ`
Konu : Hîbe
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : BEY` VE HİBE HAKKINDA İBN-İ ÖMER HADÎSİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, Müşârün-ileyh şöyle demiştir: Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem ile biz bir seferde bulunduk. Ben (babam) Ömer radiya`llahu anh`in genç, çetin bir devesine binmiştim. Deve bana galabe ediyor ve kafilenin önüne geçiyordu. Ömer onu men` edip geri çeviriyordu. Sonra devem (tekrar) kafileyi geçiyor, Ömer de men` edip çeviriyordu. Bu sırada Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem Ömer`e: - Şu (hırçın) deveyi bana satsana! buyurdu. Ömer: - O senindir yâ Resûla`llah! dedi. (Tekrar) Resûl-i Ekrem: - Şu deveyi bana sat! buyurdu. Ömer de Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`e sattı. Der-akab Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem: - Ey Abdullah İbn-i Ömer! (Şimdi) deve senindir. Nasıl istersen öyle tasarruf edersin, buyurdu.
HadisNo : 981


Fasil : KİTÂBÜ`L-BÜYÛ`
Konu : Alışverişte aldatmak;Alışverişte doğruluk
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : "İSLÂM DÎNİNDE ALDATMAK YOKTUR" KAVL-İ ŞERÎFİNİN ŞEREF VURÛDU VE HABBÂN İBN-İ MUNKIZ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, müşârün-ileyh demiştir ki: Bir kimse Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e bey` ü şirâda dâima kendisinin aldatıldığını arz etti. Resûl-i Ekrem buna cevâben: - Sen de bir şey almak istediğinde (İslâm dîninde) aldatmak yoktur de, buyurdu.
HadisNo : 982


Fasil : KİTÂBÜ`L-BÜYÛ`
Konu : Alışveriş;Kâ`be`nin tahrîbi
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : KÂ`BE`Yİ TAHRÎB EDEN HABEŞÎLERİN HASFİNE DÂİR HAZRET-İ ÂİŞE HADÎSİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, Sıddîka-i müşârün-ileyhâ demiştir ki: (Bir kere) Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem: - (Âhir zamanda) bir gürûh Kâ`be`yi (tahrîb) kasd edecektir. Bunlar Beydâ mevkiine geldiklerinde başbuğlarından son neferlerine kadar (ortaları da müstesnâ olmı(Zeker)) yere batırılırlar. (Yalnız muhâlefet edip ayrılanlar kurtulup haber verirler) buyurdu. Ben: - Yâ Resûla`llah! Bunlar başlarından sonlarına kadar nasıl batırılırlar; halbuki bunların arasında (bey`-u şirâ ile geçinen) çarşı halkı vardır ki, bunlardan ma`dud değildirler, dedim. Resûl-i Ekrem: - (Evet) bunlar başlarından sonlarına kadar batırılırlar. Sonra bu batanlar (kıyâmet gününde) niyetlerine göre ba`s (Haşr-ü Neşr) olunurlar, buyurdu.
HadisNo : 983


Fasil : KİTÂBÜ`L-BÜYÛ`
Konu : Hz. Peygamber`in isimlerini almak
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : RESÛL-İ EKREM`İN ÖZ ADİYLE SOY ADININ CEM` EDİLMEMESİNE DÂİR ENES İBN-İ MÂLİK HADÎSİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, müşârün-ileyh demiştir ki: Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem (bir kere) çarşıda iken bir kimse: yâ Ebe`l-Kasim! diye seslendi. Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem buna dönüp baktı. Bu adam (başka birisine işâret ederek): - Ben şunu çağırmıştım, dedi. Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem: - Benim (öz) adımla ad koyunuz. Fakat soy adımla künyelemeyiniz! buyurdu.
HadisNo : 984


Fasil : KİTÂBÜ`L-BÜYÛ`
Konu : Çocukları sevmek
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : "KÜÇÜK ORADA MISIN?" DİYE RESÛL-İ EKREM`İN HAZRET-İ HASEN`E HİTÂBI HAKKINDA EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, Müşârün-ileyh şöyle demiştir: Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem (bir kere) gündüzün bir parçasında (hâne-i Saâdet`ten) çıkıp ne o bana, ne ben de ona bir şey söylemiyerek Kaynuka` çarşısına gelinceye kadar (yürüdü). Sonra buradan dönüp Fâtıma radiya`llahu anhâ`nın evinin önünde bir kenar oturdu. Ve (Hazret-i Hasen`i kasd ederek): - Küçük orada mısın, küçük orada mısın? diye sordu. Hazret-i Fâtıma çocuğun derhal evden çıkmasını biraz tevkîf etti. Zannedersem bu az zaman içinde çocuğu vâlidesi ya giydirmişti; yâhud saçını başını yıkayıp taramıştı. Sonra çocuk sür`atle koşarak geldi. Resûl-i Ekrem çocuğu kucakladı; ve öp (üp kokla)dı. Sonra: - Allah`ım, sen bu çocuğu sev, bunu seveni de sev! diye düâ buyurdu.
HadisNo : 985


Fasil : KİTÂBÜ`L-BÜYÛ`
Konu : Malı pazarda satmak (açıkta)
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : MÜŞTERİNİN ALDIĞI ZAHÎREYİ KABZETMEZDEN EVVEL SATMASININ MENHÎ OLDUĞUNA DÂİR İBN-İ ÖMER HADÎSİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem zamânında kârbân (sâhibi tâcirler) den (mal kabz edilmeden) zahîre alırlardı. Sonra Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem bu tâcirlere memur gönderdi. Mallarını zahîre pazarına nakledip getirinceye kadar malı aldıkları yerde satmaktan men` eyledi. Yine İbn-i Ömer`den gelen bir rivâyette: Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem iştirâ edilen hubûbâtı (ölçülüp) teslîm edinciye kadar onun (kable`l-kabz) satılmasını nehyetti, demiştir.
HadisNo : 986


Fasil : KİTÂBÜ`L-BÜYÛ`
Konu : Hz. Peygamber`in Tevrat`taki vasıfları
Ravi : Abdullâh b. Amr b. Âs
Baslik : RESÛL-İ EKREM`İN TEVRAT`TAKİ EVSÂF-I ÂLİYESİNE DÂİR ABDULLÂH İBN-İ AMR İBN-İ ÂS`IN ÂLİMÂNE BİR RİVÂYETİ.. VE TEVRAT ÂYETİNİN KUR`ÂN ÂYETLERİYLE TEFSÎRİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, müşârün-ileyhe Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in Tevrat`ta (muharrer) olan alâmetinden soruldu da Abdullah İbn-i Amr (müekked olarak şöyle) cevab verdi: - Evet, Vallahi Resûlullah, Kur`an`daki bâzı sıfatiyle Tevrat`ta tavsif buyurulmuştur ki, bu muhakkaktır; (ve şöyledir:) Ey azîz Peygamber! Şübhesiz biz seni (Hakka) şâhid, (mü`minlere) beşîr, (münkirlere) nezîr, âcizlere mahmî gönderdik. Sen, elbette benim kulum ve Peygamberimsin!. Sana ben "Mütevekkil" adını verdim. Bu Peygamber, kötü huylu, katı kalbli, çarşılarda çağırkan değildir. O, kötülüğe kötülükle mukabele etmez, belki onu afvile, mağfiretle karşılar. Allah (şirke) sapan kavm (-i Arab) ı bu Peygamber (in irşâdiy) le "Lâ ilâhe illa`llah" diyerek (kıble-yi tevhîde) doğrultmadıkça onun rûhun kabzetmiyecektir. Allah, kör gözleri, sağır kulakları, kapalı gönülleri bu (kelime) nin (sehhar te`sîriy)le açacaktır.
HadisNo : 987

Fasil : KİTÂBÜ`L-BÜYÛ`
Konu :
Ravi : Câbir b. Abdullâh
Baslik : KEYL VE VEZİN MASRAFLARININ BÂYİE ÂİD OLDUĞUNA DÂİR CÂBİR HADÎSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: (Babam) Abdullah İbn-i Amr İbn-i Harâm, üzerinde (şuna, buna) borcu olduğu halde (Uhud`de şehîden) vefât etmişti. Alacaklıların bu borctan (bir mikdârını) bırakmaları husûsusnda Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in yardım buyurmasını diledim. Nebî aleyhi`s-selâm bunlardan böyle bir sulh taleb etti ise de alacalılar (Yehûdî olduklarından) bir şey bırakmadılar. Bunun üzerine Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem bana: - Ey Câbir, haydi (bahçene) git; hurmanı (toplayıp) tasnîf et: Acve (denilen iyi)yi bir boy, Azk-ı Zeyd (denilen engin) i de bir boy yap; sonra bana (haber) gönder! buyurdu. Ben bu emr-i Nebevî`yi yerine getirdim, sonra Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e (haber) gönderdim. Resûl-i Ekrem geldi. Hurma (harmanı)nın başına yâhud ortasına oturdu. Sonra (orada bekleşen alacaklılara işâret ederek): - Haydi şu kavmin matlubâtını ölç! buyurdu. Ben de ölçüp dâyinlere tamâmen haklarını verdim. Geri kalan hurmamın sanki aslından bir şey eksilmemişti?
HadisNo : 988


Fasil : KİTÂBÜ`L-BÜYÛ`
Konu : Azık
Ravi : Mıkdâm İbn-i Ma`dî Kerib
Baslik : ÂİLE ERZÂKININ ÖLÇÜLMESİNDE BEREKET BULUNDUĞUNA DÂİR MİKDAM HADÎSİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`den rivâyetine göre Resûl-i Ekrem: Azığınızı ölçünüz, intifâınız çoğalır, buyurmuştur.
HadisNo : 989


Fasil : KİTÂBÜ`L-BÜYÛ`
Konu : Mekke`nin fazîleti
Ravi : Abdullah İbn-i Zeyd
Baslik : RESÛL-İ EKREM`İN MEDÎNE`NİN MÜDDÜ VE SÂI HAKKINDAKİ DUÂLARINA DÂİR ABDULLÂH İBN-İ ZEYD HADÎSİ
Hadis : Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`den rivâyetine göre, Resûl-i Ekrem: - İbrâhim Mekke`yi vâcibü`l-ihtirâm kıldı. Ve Mekke`ye (yümn-ü bereketle) düâ buyurdu. İbrâhim`in Mekke`yi muhterem kıldığı gibi ben de Medîne`yi muhterem kıldım. Ve Medîne`nin Müddi ve Sâı (nın bereketi) hakkında düâ ettim. Nasıl İbrâhim Mekke için bereketle düâ etti ise, buyurmuştur.
HadisNo : 990


Fasil : KİTÂBÜ`L-BÜYÛ`
Konu : Götürü pazarlık;İhtikâr;Muhtekirler
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : BEY` EDİLEN TAAM VE ERZÂKIN PAZARA NAKLİNDEN EVVEL ELDEN ELE SATANLARIN ASR-I SAÂDET`TE DARBEDİLDİĞİNE DÂİR İBN-İ ÖMER HADÎSİ
Hadis : [Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem zamânında ben, götürü pazarlık erzak iştirâ eden (ve kabz etmeden âhere satmak isteyen) öyle (muhtekir) ler gördüm ki, bunlar, bu malları yükleyip nakl edinceye kadar döğülürler, (ve kable`l-kabz) satmaktan men` olunurlardı] dediği rivâyet edilmiştir.
HadisNo : 991
DEVAMINA BAK
Buhari Hadisleri KİTÂBÜ`L-EYMÂN

Fasil : KİTÂBÜ`L-EYMÂN
Konu : Emâret;İdarecilik (emâret);Mevkı hırsı;Yemin keffâreti
Ravi : Abdürrahmân İbn-i Semüre
Baslik : RESÛL-İ EKREM`İN ABDURRAHMÂN İBN-İ SEMÛRE`YE: EY ABDÜRRAHMÂN, SAKIN EMÂRET İSTEME, KİMSEDEN RİYÂSET TALEBİNDE BULUNMA! EĞER SEN İSTEYEREK RİYÂSET VERİLİRSE, VAZÎFENDE MUVAFFAK OLAMAZSIN. EĞER SEN İSTE
Hadis : Rivâyete göre, müşârün-ileyh demiştir ki: Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem bana bir kere şöyle öğüd verdi: Ey Abdurrahmân İbn-i Semüre! Sakın Emir olmak isteme, (kimseden riyâset talebinde bulunma). Eğer sen isteyerek sana emâret ve riyâset verilirse istediğin şey ile (yalnız) bırakılırsın (Allah`ın inâyetine mazhar olmazsın). Eğer emâret ve riyâset, sen istemeden tevcîh olunursa (Allah tarafından) yardım olunursun, (güzel idâre edersin). Bir de, ey Abdürrahmân! Sen bir şeye yemîn edib de başkasını ondan daha hayırlı gördüğünde yemîninden keffâret verib o hayırlı olan işi işle.
HadisNo : 2067


Fasil : KİTÂBÜ`L-EYMÂN
Konu : Yemin keffâreti
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : BİR HUTBESİNDE RESÛL-İ EKREM: VALLÂHİ SİZİN BİRİNİZİN ÂİLESİ ALEYHİNDE ETTİĞİ YEMÎNİNDE ISRÂR ETMESİ, YEMÎNİNİ BOZUP ALLÂH`IN EMRETTİĞİ KEFFÂRETİ VERMESİNDEN DAHA GÜNAHTIR, BUYURMUŞTUR
Hadis : Rivâyete göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem: (Biz Müslümanlar dünyâdaki ümmetlerin) sonuyuz, kıyâmet gününde önüyüz, buyurmuştur: Vallahi, sizin biriniz âilesi aleyhinde (yemîn edib de) yemîninde inad ve isrâr etmesi (yemînini bozub) Allah`ın farz kıldığı keffâreti vermesinden günahkârdır.
HadisNo : 2068


Fasil : KİTÂBÜ`L-EYMÂN
Konu : Hz. Peygamber`i sevmek
Ravi : Abdullah İbn-i Hişâm
Baslik : BİR KERE RESÛL-İ EKREM HAZRET-İ ÖMER`İN ELİNİ TUTARAK "YÂ ÖMER, BEN SANA HAYÂTINDAN DAHA SEVİMLİ OLMADIKÇA ÎMÂNIN KEMÂLE ERMEZ!" BUYURMUŞ, ÖMER DE: YÂ RESÛLA`LLÂH, SEN HAYÂTIMDAN SEVİMLİSİN, DEMİŞ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Biz bir kere Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem ile berâber bulunuyorduk. Resûlu`llah, Ömer`in elini tutmuştu. Ömer: - "Yâ Resûla`llah! Sen bana muhakkak ki her şeyden çok sevimlisin, ancak canımdan değil" dedi. Resûl-i Ekrem: - "Hayır (öyle söyleme) hayâtım yed-i kudretinde olan Allah`a yemîn ederim ki, ben sana hayâtından daha sevimli olmadıkça (îmânın kemâle ermez)" buyurdu. Bunun üzerine Ömer: - "Öyle ise, şu anda yâ Resûla`llah! Muhakkak ki, Sen canımdan da sevimlisin" dedi. Resûl-i Ekrem de: - "Şimdi yâ Ömer! Îmânın kemâle erdi!" buyurdu.
HadisNo : 2069


Fasil : KİTÂBÜ`L-EYMÂN
Konu : Fakirin hakkını vermeyen zenginler
Ravi : Ebû Zerr-i Gıfârî
Baslik : ZEKÂT VERMİYEN ZENGİNLERİN CEZÂ VE HUSRANLARI HAKKINDA EBÛ ZERR-İ GIFÂRÎ RADİYA`LLÂHU ANH HADÎSİ VE RESÛL-İ EKREM`İN YEMÎN SÛRETİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Ben bir kere Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem`in huzûruna vardım, o sırada Hazret-i Resûlu`llah Kâ`be`nin gölgesinde: - Kâ`be`nin Rabbi`ne yemîn ederim ki, muhakkak onlar çok hüsranda (ve ziyanda) dırlar, Kâ`be`nin Rabbi`ne yemîn ederim ki, muhakkak onlar çok hüsrandadırlar, buyuruyordu. Ben (Kendi kendime): "Hâlim, şânım nedir ki, acabâ Resûlu`llah bende hüsrânı mûcıb (uygunsuz) bir şey mi gördü; benim hal ve şânım ne olabilir ki?" diyordum. Resûlu`llah bu sözü (tekrarlayıb) söylerken ben de yanına oturdum. Susmağa da muktedir olamayıb Allah`ın irâdesi beni kaplayarak: - Yâ Resûla`llah! Babam ve anam sana kurban olsun. Bu hüsranda (ve büyük ziyanda) olanlar kimlerdir? Diye sordum. Resûl-i Ekrem: - Dünyâlığı çok olan (zengin) lerdir. Fakat bunlardan (malının zekâtını) şöyle (önündeki), şöyle (sağındaki), şöyle (solundaki) fakirlere verenler müstesnâ, buyurdu.
HadisNo : 2070


Fasil : KİTÂBÜ`L-EYMÂN
Konu : Çocuğu kendinden önce ölenler
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : ÜÇ ÇOCUĞU ÖLEN BİRİNE CEHENNEM ATEŞİ İSABET ETMEZ HAKKINDA EBÛ HÜREYRE RADİYA`LLÂHU ANH HADÎSİ
Hadis : Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: Müslümanlardan üç çocuğu ölen bir kişiye Cehennem ateşi isâbet etmez; meğer ki Allah`ın andı yerini bulacak kadar ola, (bu sûrette hafif isâbet eder).
HadisNo : 2071


Fasil : KİTÂBÜ`L-EYMÂN
Konu : Mü`minlerin içlerinden geçirdiklerinden sorumlu tutulmayacakları
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : ÜMMETİMİN GÖNLÜNE GELEN NEFSÂNÎ TEMÂYÜLLERİ İŞLEMEDİKÇE VEYA SÖYLEMEDİKÇE ALLAH AFFEDECEKTİR, HAKKINDA EBÛ HÜREYRE RADİYA`LLÂHU ANH HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Ümmetimin gönlüne gelen (nefsânî) temâyülleri -(fi`ilen) işlemedikçe, yâhut (diliyle) söylemedikçe- Allah affedecektir.
HadisNo : 2072


Fasil : KİTÂBÜ`L-EYMÂN
Konu : Adak (nezir);Nezir
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : KİM Kİ, ALLÂH`A İTÂAT ETMEYİ NEZREDERSE İTÂAT ETSİN, ALLÂH`A KARŞI MA`SIYETİ NEZREDERSE SAKIN ÂSÎ OLMASIN! MEÂLİNDE HAZRET-İ ÂİŞE HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Her kim Allah`a ita`ati (mûcib bir hayır ve ibâdet) nezrederse ita`at etsin (nezrini yerine getirsin). Her kim de Allah`a karşı ma`sıyeti (mûcib-i şer bir iş) nezrederse, Allaha `âsi olmasın (nezrini yerine getirmesin).
HadisNo : 2073


Fasil : KİTÂBÜ`L-EYMÂN
Konu : Adak (nezir);Nezir
Ravi : Sa`d İbn-i `Übâde
Baslik : MÜTEVEFFÂNIN ADAĞINI OĞLUNUN KAZÂSI HAKKINDA SA`D İBN-İ UBÂDE RADİYA`LLÂHU ANH HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, İbn-i `Ubâde: Anası hakkında bir nezri olduğunu fakat, adadığını yerine getirmeden anasının vefât ettiğini Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`e sormuş. Resûl-i Ekrem de: Anası nâmına o adağını kazâ edib yerine getirmesini bildirmiştir.
HadisNo : 2074


Fasil : KİTÂBÜ`L-EYMÂN
Konu : Adak (nezir);Nezir
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : MÜTEVEFFÂNIN ADAĞINI OĞLUNUN KAZÂSI HAKKINDA SA`D İBN-İ UBÂDE RADİYA`LLÂHU ANH HADÎSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Bir (cum`a günü) Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem hutbe îrâd ettiği sırada, bir kişinin ayakta durduğunu gördü. Bu kişinin hâlini sordu. Ashâb: (Bu adam -Ashâb`dan ve Ensâr`dan-) Ebû İsrâil`dir. Bu adam ayakta durmak, oturmamak, (güneşte durmak), gölgelenmemek, söz söylememek (üzere) oruç tutmağı nezretmiştir, dediler. Resûl-i Ekrem de: Bu adama söyleyiniz, söylensin, gölgelensin, otursun, orucunu da tamamlasın, buyurdu.
HadisNo : 2075
DEVAMINA BAK
Buhari Hadisleri KİTÂBÜ`L-EDEB

Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu :
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : ANA HAKKI, BABA HAKKINDAN ÜÇ KAT FAZLA OLDUĞUNA DÂİR EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Bir kere Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem`e bir kişi geldi. Ve: Yâ Resûla`llah! Benim güzel hizmet ve ülfet etmeme nâs içinde en ziyâde lâyık ve müstehak olan kimdir? Diye sordu. Resûl-i Ekrem: Anandır, diye cevab verdi. Sonra kimdir? Dedi. Resûl-i Ekrem: Sonra anandır, buyurdu. Sonra kimdir? Dedi. Resûl-i Ekrem: Sonra anandır, buyurdu. Sonra kimdir? Deyince (dördüncüde): Sonra babandır, diye cevap verdi.
HadisNo : 1965


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Büyük günahlar;Söğmek
Ravi : Abdullâh b. Amr b. Âs
Baslik : BÜYÜK GÜNÂHLARIN EN BÜYÜKLERİ. BUNLARDAN BİRİSİ DE ANAYA, BABAYA İSYÂN OLDUĞUNA DÂİR ABDULLÂH İBN-İ AMR HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir kerre Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem: - "Büyük günahların en büyüğünden birisi, kişinin anasına, babasına lâ`net etmesidir." buyurmuştu. Mecliste bulunanlar tarafından: - Yâ Resûla`llah! Kişi anasına, babasına nasıl söver? Diye soruldu. Resûl-i Ekrem: - O kimse birisinin babasına söver, o da (bi`l-mukabele) onun babasına söver, yine o kişi birisinin anasına söver, o da (bi`l-mukabele) onun anasına söver, buyurdu.
HadisNo : 1966


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Sıla-i Rahm
Ravi : Cübeyr b. Mut`im
Baslik : AKRABÂ ZİYÂRETİNİ KESEN VE BUNU HALÂL SAYAN KİMSE CENNET`E GİREMEZ, HADÎSİ
Hadis : Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`in: (Sebepsiz) akrabâ ziyâretini kesen (ve bunu halâl sayan) kimse Cennet`e giremez, buyurduğunu işittim, dediği rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 1967


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Sıla-i Rahm
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : SILA-İ RAHM`E DÂİR EBÛ HÜREYRE, AMR İBN-İ ÂS VE İBN-İ ÖMER RADİYA`LLÂHU ANH HADÎSLERİ
Hadis : Rivâyete göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle demiştir: Rahm (adı ki karın yakınlığı, hısımlıktır) rahmân (ismin)den alınmıştır. (Bu rahm karâbeti) sık ağaçların birbirine sarılmış kökleri gibidir. Allahu Teâlâ buyurdu ki: "Ey rahm karâbeti! Her kim sana bağlı bulunur (sıla-i rahm ederse) ben de ona rahmetini erdiririm, kim ki sana münâsebetini keserse, ben de ona rahmetimi keserim."
HadisNo : 1968


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Sıla-i Rahm
Ravi : Amr İbn-i `Âs
Baslik : SILA-İ RAHM`E DÂİR EBÛ HÜREYRE, AMR İBN-İ ÂS VE İBN-İ ÖMER RADİYA`LLÂHU ANH HADÎSLERİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`den gizli değil, açık olarak şöyle buyurduğunu işittim: Ebû Tâlib`in, babamın akrabâsı, benim velîlerim değillerdir. Benim velîm Allah`dır, ve sâlih mü`minlerdir. Şu kadar ki, babamın ve Ebû Tâlib`in rahm ve karâbet hakları vardır. O karâbet sebebiyle onlara bağlı bulunur (ziyâret eder)im.
HadisNo : 1969


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Sıla-i Rahm
Ravi : Abdullâh b. Amr b. Âs
Baslik : SILA-İ RAHM`E DÂİR EBÛ HÜREYRE, AMR İBN-İ ÂS VE İBN-İ ÖMER RADİYA`LLÂHU ANH HADÎSLERİ
Hadis : Rivâyet olunduğuna göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Misliyle bilmukabele birr ü ihsân eden kişi, akrabâya hakîkî sıla-i rahmetmiş değildir. Lâkin hakîkî sılacı, kendisinden akrabâlık sıla ve ihsânı kesildiği halde sıla ve ihsanda bulunan kimsedir.
HadisNo : 1970


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Çocukları sevmek
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : ÇOCUK SEVGİSİNE DÂİR ÂİŞE VE ÖMER RADİYA`LLÂHU ANHÜMA HADÎSLERİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Bir kere Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`e Bedevî bir Arab gelip: Yâ Resûla`llah! Siz çocuklarınızı öper (sever) misiniz? Biz çocuklarımızı öpüp okşamayız, demişti. Resûl-i Ekrem: (Ey oğul) Allah senin gönlünden merhamet ve şefkati çekip çıkarmıştır, ben ne yapabilirim, diye cevab verdi.
HadisNo : 1971


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Çocuklara şefkat göstermek
Ravi : Ömer b. el-Hattâb
Baslik : ÇOCUK SEVGİSİNE DÂİR ÂİŞE VE ÖMER RADİYA`LLÂHU ANHÜMA HADÎSLERİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`in huzurlarına (Hevâzin kabîlesinden) birtakım esirler gelmişti. Bunların içinde (emzikli) bir kadın vardı, (çocuğunu kaybetmişti.) O, göğsüne biriken sütü sağıyor (çocuklara) veriyor, emziriyordu. Bu kadın esirler arasında çocuğu(nu) bulunca hemen alıp sînesine bastı ve (derin bir şefkatle) çocuğunu emzirmeğe başladı. Bu yüksek şefkat levhasını görünce, Resûl-i Ekrem bize: Şu kadının çocuğunu ateşe atacağını sanır mısınız? Dedi. Biz de: Hayır, atmamağa muktedir oldukça atmaz, dedik. Resûl-i Ekrem: "İşte Allahu Teâlâ kullarına, bu kadının çocuğuna şefkatinden daha merhametlidir", buyurdu.
HadisNo : 1972


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Allâh`ın rahmeti;Merhamet
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : ALLÂHU TEÂLÂ RAHMETİNİN YÜZDE BİRİSİNİ MAHLÛKÂTA VERMİŞTİR. ONUNLA İNSANLAR BİRBİRLERİNİ SEVERLER, ANALAR ÇOCUKLARINA ŞEFKÂT EDERLER
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Ben Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğunu işittim: Allahu Teâlâ rahmetini yüz parça yaptı da, doksan dokuz parçasını kendi yanında tuttu, bir parçasını yeryüzüne indirdi. İşte bu bir parça rahmet sebebiyle bütün mahlûklar biribirlerine acırlar (sevişirler). Hattâ kısrak (yavrusunu emzirirken) dokunur korkusiyle bir ayağının tırnağını yukarı kaldırır.
HadisNo : 1973


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Çocukları sevmek
Ravi : Üsâme b. Zeyd b. Hârise
Baslik : RESÛL-İ EKREM`İN HAZRET-İ HASAN`LA ÜSÂME İBN-İ ZEYD`İ SÎNESİNE BASARAK, "ALLÂH`IM BUNLARA RAHMET VE SAÂDET İHSÂN ET. BEN BUNLARI SEVİYORUM" BUYURDU
Hadis : Şöyle dediğ rivâyet olunmuştur: Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem beni alır dizine oturturdu, Hasan`ı da öbür dizine oturturdu, sonra bizi sînesine basarak: Allah`ım bunlara rahmet ve saâdet ihsan buyur. Çünkü ben bunların hayır ve saâdetlerini dileyorum, buyurdu.
HadisNo : 1974

Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Allâh`ın rahmeti
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : BİR KERE RESÛL-İ EKREM NAMAZ KILARKEN BİR BEDEVÎNİN: ALLÂH`IM BANA VE MUHAMMED`E RAHMET ET, BİZDEN BAŞKASINA MERHAMET ETME! DİYE DUÂ ETTİĞİNİ İŞİTTİ. NAMAZDAN ÇIKINCA BEDEVÎ`YE: SEN ALLÂH`IN GENİŞ RAH
Hadis : Rivâyete göre, müşârün-ileyh şöyle demiştir: Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem namaza durmuştu. Biz de onunla berâber durmuştuk. (Câhil) Bedevî bir Arab namaz içinde: Allah`ım bana ve Muhammed`e rahmetini ihsân et, bizden başka hiç kimseye rahmet etme, diye duâ etmişti. Resûl-i Ekrem selâm verince A`râbîye: Ey Bedevî! Sen Allah`ın geniş rahmetini daralttın, buyurdu.
HadisNo : 1975


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu :
Ravi : Nu`mân b. Beşîr
Baslik : MÜ`MİNLER BİRBİRLERİNE MERHAMETTE, MUHABBETTE, LÛTUF VE İHSANDA BİR VÜCUD GİBİDİR, HADÎSİ
Hadis : Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğunu rivâyet olunmuştur: Bütün mü`minleri biribirlerine merhamette, muhabbette, lûtuf ve âtıfet hususlarında sanki bir vücûd misâli görürsün. O vücûdün bir uzvu hastalanınca, vücûdün öbür â`zâları birbirlerini hasta â`zânın elemine-uykusuzlukla, harâretle iştirâke çağırırlar (hasta uzvun elemini paylaşırlar).
HadisNo : 1976


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Ağaç dikmek
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : BİR MÜSLÜMÂNIN DİKTİĞİ BİR AĞAÇ MEYVA VERİR DE ONU İNSAN VEYÂ HAYVAN YERSE, O KİMSE İÇİN SADAKA OLUR, MEÂLİNDE ENES RADİYA`LLÂHU ANH HADÎSİ
Hadis : Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: İslâm câmi`asından bir müslüman bir ağaç diker de, onun mahsûlünden bir insan, yâhut bir hayvan yerse muhakkak o yenilen şey, ağaç sâhibi için sadakadır.
HadisNo : 1977


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Merhametsize merhamet olunmaz
Ravi : Cerîr b. Abdullâh el-Becelî
Baslik : CERÎR İBN-İ ABDULLÂH`IN RİVÂYET ETTİĞİ: MERHAMET ETMİYEN KİMSEYE MERHAMET OLUNMAZ, HADÎSİ
Hadis : Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`in: "Merhamet etmeyen kimseye merhamet olunmaz" buyurduğu rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 1978


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Komşu hakkı
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : CİBRÎL HİÇ DURMAZ BANA KOMŞU HAKKINI VASIYET EDERDİ. HATTÂ BEN: KOMŞUYU KOMŞUYA MÎRASCI KILACAK SANDIM! MEÂLİNDEKİ HAZRET-İ ÂİŞE HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Cibrîl hiç durmaz komşu hakkına hürmet olunmasını bana vasiyyet ederdi. (Bu vasiyyet bir derece tevâlî etmişti ki) hattâ ben yakında (Allah`ın emriyle komşuyu) komşuya mîrascı kılacak sandım.
HadisNo : 1979


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Komşu hakkı
Ravi : Ebû Şüreyh
Baslik : KOMŞUSU ZULMÜNDEN, ŞERRİNDEN EMÎN OLMIYAN KİŞİ HAKÎKATEN ÎMÂN ETMİŞ OLMAZ, HADÎSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur. Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem (bir kere arka arkaya üç kere yemîn ederek) Vallahi îmân etmiş olmaz, vallahi îmân etmiş olmaz, vallahi îmân etmiş olmaz! Buyurdu. (Mecliste hazır bulunanlar tarafından): Yâ Resûla`llah! Bu îmân etmiş olmıyan kimdir? Diye soruldu. Resûl-i Ekrem: Kim olacak, şu komşusu zulmünden, şerrinden emîn olmayan kişi, diye cevab verdi.
HadisNo : 1980


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Boşboğazlılık etmemek;Komşu hakkı;Misâfir ağırlamak
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : KOMŞUSU ZULMÜNDEN, ŞERRİNDEN EMÎN OLMIYAN KİŞİ HAKÎKATEN ÎMÂN ETMİŞ OLMAZ, HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Allah`a ve âhiret gününe îmân edip inanan kişi, komşusuna ezâ etmesin ve Allah`a, ahîret gününe îmân eden her kişi misâfirlerine ikram etsin ve Allah`a, âhiret gününe îmân eden her kişi hayır söylesin, yâhut sussun (boşboğazlık etmesin).
HadisNo : 1981


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : İyilik sadakadır
Ravi : Câbir b. Abdullâh
Baslik : SADAKA VE İHSÂNIN ENVÂ`I HAKKINDA EBÛ MÛSÂ EL-EŞ`ARÎ HADÎSİ
Hadis : Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`in: "Her ma`rûf sadakadır" buyurduğu rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 1982


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Rıfk
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : ALLÂHU TEÂLÂ HER HUSUSTA RIFK İLE, YUMUŞAKLIKLA MUÂMELE EDİLMESİNİ SEVER, MEÂLİNDEKİ HAZRET-İ ÂİŞE HADÎSİ
Hadis : Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem bana: muhakkak ki Allah, her hususta rıfk ile, yumuşaklıkla mu`âmele edilmesini sever, buyurdu, dediği rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 1983


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Birlik, beraberlik;Hayra delâlet;Mü`minlerin birbirine bağlılığı
Ravi : Ebû Mûsâ el-Eş`arî
Baslik : İSLÂM CÂMİASINDA MÜ`MİNİN MÜ`MİNE BAĞLILIĞI, TAŞLARI BİRİBİRİNE KENETLİ YALÇIN DUVAR GİBİ METİNDİR, MEÂLİNDEKİ EBÛ MÛSÂ EL-EŞ`ARÎ RADİYA`LLÂHU ANH HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, şöyle demiştir: Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem (bir hutbesinde: (İslâm câmi`asında) mü`minin mü`mine bağlılığı, taşları birbirine kenetli (yalçın) duvar gibi (metîn) dir, buyurdu. Sonra Resûl-i Ekrem (iki elinin) parmaklarını biribirine geçirdi. Râvî Ebû Mûsâ der ki: Resûl-i Ekrem (mescidde) otururdu. Kendisine bir kimse gelip bir şey istediğinde, yâhut bir hâcet dilediğinde oturduğu halde yüzü ile bize dönüp: "(Ashabım! Bu iş için) bana delâlet ediniz, me`cûr olursunuz! Maamâfih Allahu Teâlâ Peygamberlerinin niyâz ve istirhâmı üzerine dilediği şeyi muhakkak infâz eder" buyurdu.
HadisNo : 1984

Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Lüzumsuz konuşmak;Mü`mine lânet etmemek;Söğmek
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : RESÛL-İ EKREM`İN KİMSEYE FENÂ SÖZ SÖYLEMEDİĞİNE VE DARILMAK İSTEDİĞİNDE: YÜZÜ TOPRAK OLASI DERDİ, MEÂLİNDE ENES İBN-İ MÂLİK RADİYA`LLÂHU ANH HADÎSİ
Hadis : Şöyle rivâyet olunmuştur: Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem kimseye sövmez (ve nesebine ta`n etmez) di. Ne lüzûmundan fazla söylerdi, ne de lâ`net ederdi. O, bizim birimize itâb edip darıldığında "Ona ne oldu? A alnı toprak olasıca!" buyururdu.
HadisNo : 1985


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Bir şey isteyeni boş çevirmemek;Hz. Peygamber`in cömertliği
Ravi : Câbir b. Abdullâh
Baslik : RESÛL-İ EKREM`DEN BİR ŞEY İSTENİLSİN DE (HAYIR) DİYE MENFÎ CEVAP VERSİN; ASLÂ VÂKI` DEĞİLDİR, MEÂLİNDE CÂBİR RADİYA`LLÂHU ANH HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, Câbir: Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`den bir şey istenilsin de O, (Lâ = hayır) desin asla vâkı` değildir, demiştir.
HadisNo : 1986


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Azarlamak;Hz. Peygamber`in güzel ahlâkı
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : ENES İBN-İ MÂLİK`İN: ON SENE PEYGAMBER`E HİZMET ETTİM, BİR DEF`A OLSUN BANA: NE OF DEDİ, NE DE NİÇİN BÖYLE YAPTIN, YÂHUT BÖYLE YAPSAYDIN! DEMEDİ, MEÂLİNDEKİ HADÎSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`e on sene hizmet ettim. Bir kere bana (canı sıkılıp da) "Öf" demedi, niçin böyle yaptın da demedi, böyle yapsaydın da demedi.
HadisNo : 1987


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Mü`mine fâsıklık isnâdı
Ravi : Ebû Zerr-i Gıfârî
Baslik : KİMSE KİMSEYE FÂSIK, KÂFİR! DİYE HİTÂB ETMESİN! SONRA BU KÖTÜ İSNÂD KENDİSİNE RÜCÛ` EDER, HADÎSİ
Hadis : Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğunu işittiği rivâyet olunmuştur: Hiç bir kişi başka bir kimseye fısk (sapıklık) isnâdiyle (Yâ fâsık, diye söz) atamaz, (atmağa hakkı yoktur) yine böyle küfür de isnâd edemez. Şâyet (atar da) attığı kimse atılan fıskın veyâ küfrün sâhibi değilse, bu sıfatlar muhakkak atan kimseye döner, (dokunur ve fâsık veyâ kâfir olur).
HadisNo : 1988


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : İntihar;İslâm milletinden başkasına ant;Kendini öldürmek (intihar);Mâlik olmadığı malı adamak;Mü`mine küfür isnâdı;Mü`mine lânet etmemek;Sahip olmadığı şeyi adamak
Ravi : Sâbit İbn-i Dahhâk
Baslik : MÜSLÜMÂNA LÂ`NET ETMEK ONU ÖLDÜRMEKTİR, MEÂLİNDEKİ SÂBİT RADİYA`LLÂHU ANH HADÎSİ
Hadis : Sâbit İbn-i Dahhâk -ki, Şecere Ashâb`ından idi- radiya`llahu anh`den rivâyete göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Her kim İslâm`dan başka bir millet adına and içerse, o andığı millet gibidir. Âdem-oğluna, mâlik olmadığı malı nezretmesi de doğru değildir. Her kim de dünyâda bir vâsıta ile kendini öldürürse, kıyâmet gününde intihâr ettiği nesne ile azâb olunur. Her kim de bir mü`mine lâ`net ederse, bu da onu öldürmek gibi (günâh) dır. Her kim de bir mü`mine küfü isnâd ederse, bu da onu öldürmek gibi (günah) dır.
HadisNo : 1989


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Koğucular
Ravi : Huzeyfe b. el-Yemânî
Baslik : HUZEYFE RADİYA`LLÂHU ANH`İN KOĞUCULUK EDEN MÜFSİD KİŞİ CENNET`E GİREMEZ, MEÂLİNDEKİ HADÎSİ
Hadis : Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`in: "Koğuculuk eden (müfsid) kişi Cennet`e giremez" buyurduğu rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 1990


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Allâh`ı şâhit tutarak birini methetmek
Ravi : Ebû Bekre Nufey` b. Hâris
Baslik : RESÛL-İ EKREM`İN HUZÛRUNDA BİR KİMSE BİRİSİNİ LÜZÛMUNDAN FAZLA MEDİH VE SENÂ ETMİŞTİ. BUNUN ÜZERİNE RESÛL-İ EKREM: YAZIKLAR OLSUN, SEN MÜ`MİN KARDEŞİNİN BOYNUNU VURDUN, HADÎSİ
Hadis : Rivâye göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`in huzûrunda bir kimsenin adı anılmış da, orada bulunanlardan bir kişi adı geçen kişiyi hayır ile anmış (ve haddinden aşırı mübâlâğalı övmüştü). Bunun üzerine Resûl-i Ekrem ona: - Vay sana yazıklar olsun! Sen dostunun boynunu kopardın, dedi. Ve (bu merhamet ifâde eden) sözünü bir kaç kere tekrarladı. (Sonra) eğer sizin biriniz muhakkak bir dostunu medih mevki`inde bulunursa: Öyle sanırım ki o, şöyle iyidir, böyle iyidir, desin. Ve bu sözünü medhettiği adımın medhettiği sıfatlarla muttasıf olduğunu bilerek söylesin. (İç yüzünü ise) Allah (bilir ve ameline göre) muhâsebe eder. Binâenaleyh sizin biriniz Allah`ı şâhid tutarak hiç bir kimseyi tezkiye ve medhetmesin, buyurdu.
HadisNo : 1991


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Çekememezlik;Dargınlık;Haset (çekememezlik)
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : ASHÂBIM! BİRİBİRİNİZE BUĞUZ, HASET ETMEYİZİN, ARKA ÇEVİRMEYİNİZ; BİRİBİRİNİZE KARDEŞ OLUNUZ! BİRİBİRİNİZLE ÜÇ GÜNDEN ZİYÂDE KÜS DURMANIZ HALÂL DEĞİLDİR, MEÂLİNDEKİ ENES İBN-İ MÂLİK HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, Resûl-i Ekrem Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Ashâb`ım! Biribirinize buğz (düşmanlık) etmeyiniz, biribirinize hased etmeyiniz, biribirinizden (yüz çevirip arkalaşarak) ayrılmayınız. Ey Allah`ın kulları! Biribirinizle kardeş olunuz. (Kardeş sevgisi gösteriniz). Bir müslümanın din kardeşini üç günden fazla bırakması (küs durması) halâl değildir.
HadisNo : 1992


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu :
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : İKİ MÜNÂFIK HAKKINDA RESÛL-İ EKREM`İN: SANMAM Kİ FALAN VE FİLAN KİŞİLER BİZİM DÎNİMİZDEN BİR ŞEY ÖĞRENMİŞ OLSUNLAR, MEÂLİNDE HAZRET-İ ÂİŞE HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Sanmam ki falan ve filân dînimizden bir şey bilirler. (Bu hadîsin) diğer bir rivâyet (tarîkın) da da: Sanmam ki falan ve filân bizim üzerinde bulunduğumuz şu (İslâm) dînimizi bilir olsunlar, vârid olmuştur.
HadisNo : 1994


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Birinin noksanının araştırmak;Kusur aramak
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : ÜMMETİMİN HEPSİ ALLÂHU TEÂLÂ TARAFINDAN AFVOLUNACAKTIR; YALNIZ AÇIK GÜNAHKÂRLAR DEĞİL, MEÂLİNDE EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğunu işittim, dediği rivâyet olunmuştur: Ümmetimin hepsi (Allah tarafından) afvolunmuşlardır. Yalnız açık günahkârlar değil, bu (günahkâr) delilerden öyleleri vardır ki: Kişi geceleyin bir günâh işler, sonra: "Şöyle (bir gece hayâtı) yaşadım!" der. Halbuki o, Rabbi günahkâr (sabahleyin şuna buna): "Ey falan, ben dün gece şöyle şöyle (bir gece hayatı) yaşadım!" der. Halbuki o, Rabbi günâh işini ört bas ederek gecelemişti. Fakat bu deli Allah`ın örttüğü perdeyi açarak sabahliyor (fıskını gösteriyor).
HadisNo : 1995

Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Dargınlık;Selâmlaşmak
Ravi : Ebû Eyyûb-i Ensârî
Baslik : MÜ`MİNİN MÜ`MİNİ ÜÇ GÜNDEN FAZLA KÜS BIRAKMASI HALÂL DEĞİLDİR. İKİ MÜ`MİNİN HAYIRLISI ÖNCE SELÂM VERENİDİR, MEÂLİNDEKİ EBÛ EYYÛB ENSÂRÎ HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Bir kişinin din kardeşini üç günden fazla küs bırakması, halâl değildir. Bir halde küslük ki, iki mü`min biribirine kavuştukları zaman birisi yüzünü şu tarafa çevirir, öbürüsü öte tarafa çevirir. Halbuki iki mü`minin hayırlısı şu önce selâm vermeğe başlayandır.
HadisNo : 1996


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Doğruluk;Yalancılar
Ravi : Abdullâh b. Mes`ûd
Baslik : SÖZDE VE İŞDE DOĞRULUK İNSANI HAYRA İRŞÂD EDER. YALANCILIK DA İNSANI ŞERRE SÜRÜKLER, VE ALLAH HUZÛRUNDA KEZZÂB DEFTERİNE YAZILIR, MEÂLİNDEKİ İBN-İ MES`ÛD RADİYA`LLÂHU ANH HADÎSİ
Hadis : Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: (Sözünde, işinde) doğruluk insanı hayra irşâd eder, hayırlı işler de Cennet`e kılavuzluk eder. O kimse ki, doğruluk şi`ârıdır. Nihâyet (bu seciyesiyle) sıddık (vasfına müstahak) olur. Yalancılık da muhakkak insanı fücûra (şerre) sürükler, şer de Cehennem`e götürür. O kimse ki, yalancılık onun şi`ârıdır. Nihâyet bu (idmanlı) yalancı da Allah`ın dîvânında "Kezzâb" defterine yazılır.
HadisNo : 1997


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Allâh`a oğul isnadı
Ravi : Ebû Mûsâ el-Eş`arî
Baslik : ALLÂHU TEÂLÂ`DAN ÇOK SABIRLI VE HALÎM HİÇ BİR FERD YOKTUR, ZÂT-I PÂKİNE OĞUL İSNÂD ETTİKLERİ HALDE O, AFVEDER VE MÜDDEÎLERİ RIZIKLANDIRIR, MEÂLİNDEKİ EBÛ MÛSÂ EL-EŞ`ARÎ RADİYA`LLÂHU ANH HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Allahu Teâlâ`dan çok sabırlı ve aleyhinde işittiği (bâtıl iddi`âların verdiği) ezâya (daha halîm) hiç bir ferd, yâhud hiç bir şey yoktur. (Bak) hıristiyanlar Allah`a oğul isnâd ve iddi`â ediyorlar da Allahu Teâlâ yine onları afvediyor, türlü ni`metlere onları rızıklandırıyor.
HadisNo : 1998


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Kızgınlık ânında kendine hâkim olmak
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : ŞİDDETLİ GÜREŞ TUTAN BASKIN PEHLİVAN KUDRETLİ DEĞİLDİR. ASIL KAHRAMAN, GAZAB ZAMÂNINDA NEFSİNE, İRÂDESİNE SÂHİP VE HÂKİM OLAN KİMSEDİR, MEÂLİNDEKİ EBÛ HÜREYRE RADİYA`LLÂHU ANH HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Çok güreş tutan baskın bir pehlivan çok kuvvetli değildir. Asıl kuvvetli kahraman gazab zamânında (ve intikam hırsiyle kanı kaynadığı sırada) nefsime mâlik (ve irâdesine hâkim) olandır.
HadisNo : 1999


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Öfkelenmemek
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : NASÎHAT BUYURMASI TEMENNÎSİNDE BULUNAN BİR KİMSEYE: GAZABLANMA, ÖFKELENME! BUYURMUŞ. BU TEMENNÎSİNİ BİR KAÇ DEF`A TEKRARLADIĞINDA HEPSİNDE RESÛL-İ EKREM: ÖFKELENME! BUYURMUŞTUR, MEÂLİNDE EBÛ HÜREYRE H
Hadis : Rivâyete göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`e bir kişi: Yâ Resûla`llah! Bana nasîhat buyur, temennîsinde bulundu. Resûl-i Ekrem: Gazablanma (titizlenme sakın.) buyurdu. Bunun üzerine o kişi, Resûl-i Ekrem`e tekrar tekrar nasîhat temennîsinde bulundu (her def`asında) Resûl-i Ekrem: Gazablanma, buyurdu.
HadisNo : 2000


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Hayâ
Ravi : İmrân İbn-i Husayn
Baslik : HAYÂNIN MÂHİYETİ, VEKAR VE SEKÎNAT HAKKINDA İMRÂN İBN-İ HUSAYN HADİSİ
Hadis : Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem: "Hayâ` ancak hayır getirir" buyurdu, dediği rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 2001


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu :
Ravi : Abdullâh b. Mes`ûd
Baslik : GEÇMİŞ PEYGAMBERLERİN SÖZÜNDEN İNSANLARIN ERİŞTİĞİ HABERLERDEN BİRİSİ: "UTANMAZSAN DİLEDİĞİNİ İŞLE!" SÖZÜDÜR, MEÂLİNDEKİ İBN-İ MES`ÛD RADİYA`LLÂHU ANH HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Geçmiş peygamberlerin sözünden (hiç eksiksiz) nâsın eriştiği haberlerden birisi de: Utanmazsan dilediğini işle! (sözü) dür.
HadisNo : 2002


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Lâtîfe;Şaka
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : RESÛL-İ EKREM`İN ÇOCUKLARA LÂTÎFE BUYURMASI
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem biz (çocuklar) ın arasına karışır (ve güler yüzle bize lâtîfe eder) di. Hattâ (kuşu olan) küçük kardeşime: Ey Ebû Umeyr! Nüğayr (kuşcağızı) ne oldu der (lâtîfe eder) di.
HadisNo : 2003


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Mü`min aldanmaz
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : MÜ`MİN, BİR YILAN DELİĞİNDEN İKİ KERE SOKULMAZ, MEÂLİNDEKİ EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem: (Âkıl ve reşîd olan) mü`min bir yılan deliğinden iki kere sokulmaz! Buyurmuştur.
HadisNo : 2004


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Şiir
Ravi : Übey İbn-i Kâ`b
Baslik : ŞİİRDEN BİR KISMI ŞÜPHESİZ Kİ HİKMETTİR, MEÂLİNDEKİ ÜBEY İBN-İ KÂ`B RADİYA`LLÂHU ANH HADÎSİ
Hadis : Resûlullah Salla`llahu aleyhi ve sellem`in: Şi`irden bir kısmı şüphesiz ki hikmettir (ibret-âmiz bir levhadır) buyurduğu rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 2005

Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Şiir
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : ŞİİRİN MEKRÛH KISMININ ZEMMEDEREK RESÛL-İ EKREM EFENDİMİZ: BİRİNİZİN KARNININ İÇİ ŞİİR DOLMAKTANSA İRİN DOLMASI HAYIRLIDIR, BUYURMUŞTUR
Hadis : Rivâyete göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem: Sizden birinizin karnının içi şi`ir dolmaktansa irin dolması hayırlıdır, buyurmuştur.
HadisNo : 2006


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Âhiret hazırlığı
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : ÂHİRETTE KİŞİ SEVDİĞİYLE BERABERDİR`E DÂİR ENES İBN-İ MALİK HADİSİ
Hadis : Rivâyete göre, Bâdiye halkından Bedevî bir Arap Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`e gelerek: Yâ Resûla`llah! Kıyâmet ne zaman kopacak? Diye sormuştu. Bu hadîs yukarıda geçmişti. (Oradaki rivâyette Resûl-i Ekrem Bedevîye hakîmâne: Âhiret için ne hazırladın? Diye sormuştu). Râvî Enes İbn-i Mâlik Bedevînin (Yâ Resûla`llah! Benim Allah`a ve Onun Peygamber`ine muhabbetten başka âhiret için bir hazırlığım yoktur) diye cevab verdiğini bildirdikten sonra buradaki rivâyetinde Resûl-i Ekrem`in Bedevîye: Sen sevdiğin kimse ile berâbersin, buyurduğunu ziyâde etmiştir. Enes İbn-i Mâlik der ki: Biz Resûlu`llah`a: Yâ Resûla`llah! Âhirette biz de sevdiklerimizde berâber miyiz? Diye sorduk: Resûl-i Ekrem: Evet berâbersiniz, diye tasdîk buyurdu. (Biz bu cevaptan pek ziyâde bir ferah ve sevinç duyduk).
HadisNo : 2007


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Verdiği sözde durmayanlar
Ravi : Abdullâh b. Ömer
Baslik : VERDİĞİ SÖZÜNDE DURMAYIP CAYAN GADDAR KİŞİ İÇİN KIYÂMET GÜNÜNDE BİR BAYRAK DİKİLEREK: BU ADAM FALAN OĞLU FALANA GADR ETMİŞTİR, DİYE TEŞHÎR OLUNUR, MEÂLİNDE İBN-İ ÖMER HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Verdiği sözünde durmayıp cayan gaddar kişi için kıyâmet gününde bir bayrak dikilir de: Bu adam falan oğlu filâna gadir etmiştir, diye i`lân olunur.
HadisNo : 2008


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu :
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : ÜZÜME KERM ADI VERMEYİNİZ! ÇÜNKÜ KERM ANCAK MÜ`MİNİN KALBİDİR, HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: `İneb`e (üzüme) Kerm adı vermeyiniz. Kerm ancak mü`minin kalbidir.
HadisNo : 2009


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu :
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : PEYGAMBER EFENDİMİZ`İN REBÎBESİ ZEYNEB`İN ADI BERRE İDİ. PEYGAMBERİMİZ DEĞİŞTİRİP ZEYNEB ADINI VERDİ
Hadis : Rivâyete göre, Zeyneb`in adı Berre idi. Bu kızcağız adiyle kendisini tezkiye eder (beğenir) denildi. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem ona Zeyneb adını verdi.
HadisNo : 2010


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Ağır yürümek;Yürümek âdâbı
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : ÂİLE EFRÂDINA ADINI TERHÎM EDEREK ÇAĞIRMANIN CEVÂZINA DÂİR ENES HADÎSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: (Bir seferde Annem) Ümm-i Süleym bâzı kadınlar içinde idi. Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`in kölesi (güzel sesli) Enceşe de (neşîdeler okuyarak kadınları (ve seferber hey`etin bindikleri develeri) sevkediyor ve hızlı yürütüyordu). Resûl-i Ekrem: "Ey Enceş ağır ol! Cam (gibi ince kalbli kadın yüreklerini kırarsın) buyurdu.
HadisNo : 2011


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu :
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : KIYÂMET GÜNÜNDE ALLÂH HUZÛRUNDA EN ÇİRKİN AD MELİKÜ`L-EMLÂK (=ÜLKELER PADİŞAHI) ADI OLDUĞUNA DÂİR EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Kıyâmet gününde Allahu Teâlâ divânında en fâhiş (en menfûr ve çirkin) ad, Meliku`l-emlâk adıdır.
HadisNo : 2012


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Aksırana duâ etmek
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : AKSIRAN VE ALLÂHU TEÂLÂ`YA HAMD EDEN KİŞİYE ÂFİYET VE RAHMETLE DU`Â HAKKINDA ENES İBN-İ MÂLİK HADÎSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Bir kere Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`in yanında iki kişi (ayrı ayrı) aksırmıştı da Resûl-i Ekrem bunlardan birisini teşmît etmiş (hayır ve bereketle du`â buyurmuş) öbürüsüne du`â etmemişti. Buna niçin du`â buyurulmadı; diye sorulduğunda Resûl-i Ekrem: Şu (birinci) Allah`a hamdetti (Elhamdü li`llah) dedi ben de mukabele ettim, şu (ikinci) Allah`a hamdetmedi (ben de du`â ile karşılamadım) buyurdu.
HadisNo : 2013


Fasil : KİTÂBÜ`L-EDEB
Konu : Aksırana duâ etmek;Esnemek
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : MEDÂR-I SIHHAT OLAN AKSIRMA ALLAH`DAN, ESNEMEK ŞEYTANDAN OLDUĞUNA DÂİR EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: (Kulun medâr-ı sıhhat ve hiffeti olan) aksırığa Allah muhabbet eder. (Eser-i gaflet olan) esnemeği de fenâ görür. Ey mü`minler! Sizin biriniz aksırıp Allah`a hamd ederse onun Elhamdü li`llah dediğini işiden her müsülana Yerhamüke`llah di(ye mukabele et) mek aksıran mü`min için hak olur. Esnemeğe gelince, şüphesiz o, şeytandandır. Biriniz esnemek hâli geldiğinde gücü yettiği derecede onu gidermeye çalışsın! Çünkü biriniz esneyip (ha) di(ye ağzını ayır)ınca onun gafletine şeytan güler.
HadisNo : 2014
DEVAMINA BAK
Buhari Hadisleri KİTÂBÜ`L-FARÂİZ


Fasil : KİTÂBÜ`L-FARÂİZ
Konu : Asabe;Ashâb-ı Ferâ`iz;Ferâiz
Ravi : Abdullâh b. Abbâs
Baslik : FARÂİZİ, KUR`AN`DA BİLDİRİLEN SÂHİPLERİNE VERİNİZ! BUNLARDAN GERİ KALAN MAL DA ASABADAN EN YAKIN OLAN ER KİŞİYE ÂİTTİR, MEÂLİNDEKİ İBN-İ ABBÂS HADÎSİ VE ÎZÂHI
Hadis : Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: Ferâizi (Kur`ân`da bildirilen) sâhiblerine veriniz. (Bunlardan) geri kalan (mal) da (Asabadan = baba tarafından) en yakın olan er kişiye âiddir.
HadisNo : 2078


Fasil : KİTÂBÜ`L-FARÂİZ
Konu : Ferâiz
Ravi : Ebû Mûsâ el-Eş`arî
Baslik : KÛFE VÂLİSİ EBÛ MÛSÂ EL-EŞ`ARÎ`YE BİR FARÂİZ MES`ELESİ SORULDUĞUNDA: ARANIZDA İBN-İ MES`ÛD GİBİ BİR ÂLİM VARKEN BANA SORMAYINIZ, DEMİŞTİR
Hadis : Rivâyete göre, Ebû Mûsâ hazretlerine: Müteveffânın kızına, oğlunun kızına, kız kardeşine âid mîras hisseleri sorulmuştu. Ebû Mûsâ: Terikenin yarısı müteveffânın kızına, birisi de kız kardeşine âiddir, dedi. (Oğlunun kızını mahrûm bıraktı). Ebû Mûsâ (suâl soran kimseye) Abdullah İbn-i Mes`ûd da benim fikrime uygun cevâb verir, dedi. Mes`ele İbn-i Mes`ûd`a sorulup Ebû Mûsâ el-Eş`arî`nin cevâbı ve onun tarafından gönderildiği haber verilince Abdullah İbn-i Mes`ûd: Eğer ben, oğlun kızını mîrastan mahrûm edersem dalâlete düşerim. Hidâyetteki bahtiyarlardan olamam, (diye bir mukaddime ile söze başlayıp): - Bu mes`elede ben Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`in hükmettiği bir haberle hükmedeceğim (ki, şudur): müteveffânın kızı nısıf alır, oğlunun kızı da -iki sülüsü tamamlamak için- südüs alır. Geri kalan (sülüs) de kız kardeşin hakkı, olur, dedi. Bunun üzerine Ebû Mûsâ el-Eş`arî`ye İbn-i Mes`ûd`un bu fetvâsı haber verilince: - Mademki aranızda Peygamber`in böyle bir haberi vardır; bana sormanıza lüzûm yoktur, dedi.
HadisNo : 2079


Fasil : KİTÂBÜ`L-FARÂİZ
Konu : Âzadlı köle
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : BİR ÂİLENİN ÂZADLI KÖLESİ, O ÂİLE CÂMİASINDANDIR, MEÂLİNDE ENES İBN-İ MÂLİK HADÎSİ
Hadis : Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`in: "Bir âilenin âzâdlı kölesi, o âilenin kendi câmiasındandır" buyurduğu rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 2080


Fasil : KİTÂBÜ`L-FARÂİZ
Konu : Yeğen
Ravi : Enes b. Mâlik
Baslik : BİR ÂİLE KIZ KARDEŞİNİN OĞLU O ÂİLE CÂMİSAINDANDIR, MEÂLİNDE ENES İBN-İ MÂLİK HADÎSİ
Hadis : Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`in: "Bir âilenin kız kardeşinin oğlu, o âilenin kendi câimasındandır" buyurduğu rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 2081


Fasil : KİTÂBÜ`L-FARÂİZ
Konu : Babadan başkasına intisap
Ravi : Sa`d b. Ebî Vakkâs
Baslik : BABASINDAN BAŞKASINA NESEB İSNÂD VE İDDİÂ EDEN KİMSEYE CENNET HARAMDIR, MEÂLİNDE SA`D İBN-İ EBÎ VAKKAS HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre, Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğunu işittim; demiştir: Her kim babasından başkasına -babası olmadığını bile bile- neseb iddi`â ederse o kişiye Cennet haramdır. (Râvî Ebû Osmân en-Nehdî tarafından) Sa`d İbn-i Ebî Vakkas`ın bu hadîsi Ebû Bekr Radiya`llahu anh`e hikâye olundukça, Ebû Bekir: Evet bu hadîsi Resûlu`llah Salla`llahu aleyhi ve sellem`den kulağımla duydum, kalbim de onu hıfzetti, demiştir.
HadisNo : 2082


Fasil : KİTÂBÜ`L-FARÂİZ
Konu : Babadan başkasına intisap
Ravi : Ebû Hüreyre
Baslik : EY MÜ`MİNLER, SAKIN BABALARINIZDAN YÜZ ÇEVİRMEYİNİZ. HER KİM YÜZ ÇEVİRİRSE, ÂİLE Nİ`METİNE KÜFRETMİŞ OLUR, MEÂLİNDEKİ EBÛ HÜREYRE HADÎSİ
Hadis : Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`in: "(Ey mü`minler!) Sakın babalarınızdan i`râz edib yüz çevirmeyiniz! Her kim babasından yüz çevirirse (âile ni`metine) küfretmiş olur." buyurduğu rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 2083
DEVAMINA BAK

ALLAH
Allah

BAYRAK
TC Bayrak

WEB-TUNCA

Radyo Karoglan

Foruma Misafir Olarak Gir


Forumda Neler Var
Karoglan-Raşit Tunca - Dini - islami - Dini Resim - FIKIH - Kuran - Sünnet - Tasavvuf - BAYRAK - Milli - Eğlence - PNG - JPEG - GIF - WebButtons - Vaaz - Sohbet - Siyeri Nebi - Evliyalar - Güzel Sözler - Atatürk - Karoglan Hoca - Dini Bilgi - Radyo index - Sanal Dergi


GALATASARAY
G A L A T A S A R A Y

FENERBAHÇE
F E N E R B A H C E

BEŞiKTAŞ
B E Ş i K T A Ş

TRABZONSPOR
T R A B Z O N S P O R

MiLLi TAKIM
M i L L i T A K I M

ETKiNLiKLERiMiZ
"Peygamberimiz Buyurdular ki Birbirinize Temiz ağız ile Dua edin. Bizde Sayfamızı ziyaret edenlerin ve bu bölümü ziyaret edenlerin kendilerinin Ruhaniyetine, geçmişlerinin Ruhuna Yasin Okuyup hediye ediyoruz Tıkla, ya sende oku yada okunmuş Yasinlerden Nasibini Al"
(Raşit Tunca)

MEVLANA'DAN
"Kula Bela Gelmez Hak Yazmadıkca,
Hak Bela Yazmaz Kul Azmadıkca,
Hak intikamını,
Kulunun Eliyle Alır da,
Bilmiyenler Kul Yaptı Sanır."

(Hz. Mevlana)



TOPLIST
AraBul Efsane TB-List Tiryaki Tlist-K Web-Tunca