MUHAMMED

Muhammed


BAYRAK

TC.Bayrak



Welcome, Guest
You have to register before you can post on our site.

Username
  

Password
  





Forum Statistics
Members:» Members: 7
Latest member:» Latest member: Muhammed
Forum threads:» Forum threads: 5,258
Forum posts:» Forum posts: 5,849

Full Statistics Full Statistics

DOWNLOADEN


“Downloaden Bölümümüzden BEDAVA Grafik Paketleri,E-Kitaplar ve Bedava Bilgisayar Programlarını Tek TIKLA BEDAVA indirebilirsiniz”
(Raşit Tunca)




AYET

“Yeryüzüne muhakkak benim iyi kullarım varis olacaktır”
ENBİYA Suresi 105


FELSEFEMiZ

“ iSLAM OKUMAK YAZMAK YADA ÇiZMEK DEĞiLDiR, Yahutta O Hadis şöyle, Bu Ayette böyle diyor Diye Papağanlıkda Değildir. islam Kuranı ve sünneti HAYATINA TATBiK edip, Onunla Yaşayabilmekdir”
(Karoglan Raşit Tunca Sözü)


Raşit Tunca Sözü

“Yüzme bilmek Denizden çıkmana fayda vermez, taaki yüzme biliyorsan, denizedee düştüysen, ellerini, kollarını, ayaklarını çırpacaksın, ve birde tutuncak dal bulacak, tutunup çıkacaksın. ilimde böyledir, bir ilmi bilmek fayda etmez, taaki, onu hayatında tatbik edesiye, Dinde böyledir, din bilmek imanını kurtarmaz, taaki, ne zaman, bildiğin öğrendiğin dinini hayatında tatbik edip, yaşadın, o zaman belki kurtulursun.”
(Karoglan Raşit Tunca Sözü)

GÜZEL SÖZ

“ Bazen Hata Yapıvermek, Doğruyu bulmanın ilk Basamağıdır.
(Başağaçlı Raşit Tunca Sözü)



Bir söz veya işle kâfir olmak

Sual: İnsan bir söz söylemek veya bir iş yapmak suretiyle de imanını kaybedebilir mi?
Cevap: Küfre, imanın gitmesine sebep olduklarını bilerek ve arzusu ile küfür kelimelerini söyleyen kimse, imanı gider, kafir olur. Bilmeyerek söylüyorsa, âlimlerin çoğuna göre yine kafir olur. Küfre sebep olmayan kelime söylemek isterken, şaşırarak, küfre sebep olanı söylerse kafir olmaz. Beline, zünnar denilen papaz kuşağını bağlamak ve küfre mahsus şey giymek de böyledir. Nuhbe kitabında deniyor ki:
“Küfür alameti bir şey yapan, mesela puta secde eden kimse kafir olur.”

Bunları harpte düşmana karşı, sulhta zalime karşı, hile olarak kullanmak küfür olmaz. Bunları mizah, başkalarını güldürmek ve şaka için kullanmak da küfre sebep olur. İtikadının doğru olması fayda vermez. Kafirlerin bayram günlerinde, o güne mahsus şeylerini, onlar gibi kullanmak, bunları kafire hediye etmek küfür olur.

Akıllı, bilgili, edebiyatçı olduğunu göstermek için veya yanındakileri hayrete düşürmek, güldürmek, sevindirmek veya alay etmek için söylenen sözlerde küfr-i hükmîden korkulur. Gadab, kızgınlık ve hırs ile söylenen sözler de böyledir. Bunun için insan, sözünün ve işlerinin neye varacağını düşünmelidir. Her şeyde dinini kayırmalıdır. Hiçbir günahı, küçük görmemelidir. Bir kimse, küçük günah işlese, buna tevbe et denildikte, tevbe edecek bir şey yapmadım ki dese, yahut niçin tevbe edeyim dese, iman gider, küfür olur.

Sual: (Bazen söz küfür olsa da, söyleyeni kâfir yapmaz. Elfaz-ı küfrü, küfründen değil, cehaletinden söylemiş olabilir; çünkü kalben imanı terk etmemişse, sırf bu sözden dolayı imanı gitmiş olmaz) diyorlar. Cahillikten dolayı söylemek küfür olmuyor mu? Burada, küfre girmemek için, herkesin cahil olması mı isteniyor?
CEVAP
Küfür sözleri bilmemekte, cahillik özür olmaz. Bir kâfir, bir kelime-i tevhid söylemekle mümin olduğu gibi, bir mümin de, bir söz söylemekle kâfir olur.

Bir Müslüman, âlimlerin sözbirliğiyle küfre sebep olacağını bildirdikleri bir sözün veya işin küfre sebep olduğunu bilerek, istekle veya başkalarını güldürmek için söyler, yaparsa, manasını düşünmese de, imanı gider. Buna küfr-i inadi denir. Eğer, cahillikle, yani bunun küfre sebep olduğunu bilmeyip, isteyerek söyler, yaparsa, yine küfür olur. Buna küfr-i cehli denir. Her Müslümanın, bilmesi gereken şeyleri öğrenmesi farzdır. Cahilliği özür değildir. Küfre sebep olan sözü, ancak yanılarak, tevilli olarak veya tehdit edilerek söylerse, kâfir olmaz. (Berika, Hadika, Mecma-ul-enhür)

Küfür söz söyleyen
Sual: Küfrü gerektiren bir sözü söyleyen Müslümana, kâfir gözüyle bakılabilir mi?
CEVAP
Müslümana hüsnü zan edilir. (Belki yanılarak söylemiştir, belki tevili olan bir sözdür, belki de tevbe etmiştir) diye hüsnü zan etmelidir. O tevbe etmemişse de, biz hüsnü zan ettiğimiz için günaha girmeyiz.

İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Bir Müslümanın, bir sözünden veya bir işinden yüz şey anlaşılsa, bunlardan doksan dokuzu küfre sebep olsa, biri Müslüman olduğunu gösterse, o bir şeyi anlamak ve ona kâfir dememek gerekir. (3/38)

Bu husus, bir sözün veya bir işin, yüz manası olduğu durum içindir. Yoksa, yüz sözden veya yüz işten biri imanı gösterse, 99’u küfrü bildirse, bu kimseye Müslüman denilmez; çünkü bir kimsenin yalnız bir sözü veya bir işi bile, açık olarak küfrü gösterse, yani imanı gösterecek hiçbir manası olmasa, o kimsenin kâfir olduğu anlaşılır. Başka sözlerinin ve işlerinin imanı göstermeleri, imanlı olduğunu bildirmeleri, o kimseyi küfürden kurtarmaz, Müslüman olduğuna hükmedilmez. (Kıyamet ve Ahiret)

Mürtede hüsnüzan
Sual: Seadet-i Ebediyye’de, (İslam dinine inanmayanlar öldükten sonra, bunlar için, “Belki tevbe etmiştir” demek boştur. Bunların zulüm yapan azalarının iyilik etmesi, diliyle dua etmesi ve mazlumları hoşnut edecek vasiyette bulunmaları gerekir. Böyle tevbe etmeyen mürtedlerin ölülerine hüsnüzan edilmez) deniyor. Kâfirin, mürtedin iyiliğinin ve dua etmesinin ne faydası olacak ki?
CEVAP
Elbette kâfirin ve mürtedin iyiliklerine sevab verilmez, fakat bazı kimseler, bir kâfir veya bir mürted ölünce, (Belki ölmeden önce tevbe edip Müslüman olmuştur. Hüsnüzan etmek gerekir) diyorlar. Burada, böyle söyleyenlere cevap veriliyor, yani (Dinimizde hüküm zahire, görünüşe göre verilir. Tevbe ettiğini, pişman olduğunu gösteren bir alamet yoksa hüsnüzan edilmez, Müslüman kabul edilmez. Bu alametler de, zulmünün aksini gösteren hareketlerdir) denmek isteniyor. Tevbe ettiği biliniyorsa, o zaman hüsnüzan ediliyor. Tevbe ettiği bilinmiyorsa, tevbe etmiştir diye hüsnüzan edilmez. Tevbe etmiş bile olsa, biz bilmediğimiz için, hüsnüzan etmeyişimizin vebali olmaz, çünkü açıktan işlenen günahların tevbesi açık olur.

Bir sözle olur
Sual: Dinden habersiz biri, (Bir sözle insan kâfir olmaz, bir sözle kadın boş olmaz) dedi. Bu yanlış değil mi?
CEVAP
Evet yanlıştır. Birçok şey bir söze bağlıdır. Birkaç örnek verelim:
1- Bir kelime-i şehadet getirmekle, kâfir Müslüman olur.

2- (Allah yok) veya (Cennet, Cehennem yok) diyen Müslüman, kâfir olur.

3- Elin kızı, bir sözle yani nikâhla hanımı olduğu gibi, yine bir sözle de, yani (Boşadım) demekle de, hanımı yabancı olur.

4- Adakta hiç niyet etmese de, ağzından çıksa da, Mesela (Allah için, bir gün oruç tutmayı adıyorum) diyeceği yerde, (bir ay) diye ağzından çıksa, bir ay oruç tutması gerekir. Söz geçerli, niyet geçersizdir. (Dürer)

5- Bir sözle çok şey olur. İnsan bir sözle vezir, bir sözle rezil olur. Öldürülsün denir, öldürülür. Yunus Emre onun için, (Söz ola, kese savaşı / Söz ola, kestire başı) demiştir.

Bir söz
Yanlışını sil de söyle!
Sözlerini bil de söyle!
Surat asma, gül de söyle!
Yüzünü ak ede bir söz.

Söz ola, kese savaşı,
Söz ola, kestire başı,
Söz ola, zehirli aşı,
Balla kaymak ede bir söz.

Sözlerini pişir de sat!
Yaramazı kenara at!
Yanlışlığa verme fırsat!
Canına tak ede bir söz.

Anlatılmaz söz dönemi,
Büyüktür sözün önemi,
Azap dolu Cehennemi,
Sekiz uçmak ede bir söz.

Yunus, söylersin hazırdan,
İmdat beklersin Hızır’dan,
Çok dikkat et, o huzurdan,
Seni ırak ede bir söz.

Uçmak: Cennet

Sual: Bir şey söylemek veya yapmakla iman gidebilir mi?
Cevap: Bir Müslüman, imanın yok olmasına sebep olacağı sözbirliği ile bildirilmiş olan şeyleri istekle, bilerek söyler veya yaparsa, imanı gider.

Tecdid-i iman ve nikah
Sual: Bazı kimseler; insan, namaz kılıp, her ibadeti, her iyiliği yaptığı halde, bir kelime söylemekle kafir olur mu diyorlar. Bunlara nasıl cevap vermelidir?
Cevap: Bu konuda Kâdî zâde Ahmed efendi Birgivî şerhinde buyuruyor ki:
“Bir kafir, bir kelime-i tevhid söylemekle mümin olduğu gibi, bir mümin de, bir söz söylemekle kafir olur. Erkek veya kadın inadî küfür ile mürted olunca, nikahı fesih olup gider ki, bu talak demek değildir. Bunun için, üçten fazla imanını ve nikahını tazelemeleri, hullesiz caiz olur.”

Yalnız birinin nikahı tazelemesi yetişmez. Erkek ile zevcesinin, iki şahit yanında nikahı tazelemeleri lazımdır. Şafi mezhebinde iddet zamanı içinde tevbe ederse, tecdid-i nikah lazım olmaz. Hanefi mezhebinde olan, kolaylık olması için, nikahını yenilemeye, zevcesinden vekalet almalı, iki şahit yanında;
“Öteden beri nikahım altında bulunan zevcemi, onun tarafından vekil olarak ve tarafımdan asil olarak kendime tezvic ettim” demelidir.

Camilerde cemaatin çok olduğu bir namazın duasından sonra, imam efendi, tecdid-i iman ve nikah duasını cemaat ile birlikte okursa, cemaat birbirlerine şahit olmuş, nikahları da tazelenmiş olur.

Son nefeste Müslümanın tevbe etmesi sahih olur. Fakat, kafirin imana gelmesi sahih olmaz. Her Müslüman, sabah ve akşam, şu iman duasını okumalıdır:
(Allahümme innî e'ûzü bike min en-üşrike bike şey-en ve ene a'lemü ve estagfirü-ke li-mâ lâ-a'lemü inneke ente allâmülguyûb.)

Sabah duası gece yarısında okumaya başlanır. Akşam duası zevalden başlar. Mürted olduğunu inkar etmek de, tevbe olur.

İmanı gideren söz söyleyince
Sual: Bir Müslüman, bilerek veya bilmeyerek imanı gideren bir söz söyleyince, imanı gidip, Müslümanlıktan çıkmış olur mu?
Cevap: Bu konu hakkında, Berîka, Hadîka ve Mecmâ'ul-enhürde buyruluyor ki:
“Erkek veya kadın, bir Müslüman, âlimlerin sözbirliği ile küfre sebep olacağını bildirdikleri bir sözün veya işin küfre sebep olduğunu bilerek, amden, tehdit edilmeden, istekle, ciddi olarak veya güldürmek için söyler, yaparsa, manasını düşünmese dahi imanı gider, Mürted olur. Buna Küfr-i inâdî denir. Küfr-i inâdî ile mürted olanın, yani dinden çıkanın, evvelki ibadetlerinin sevapları yok olur. Tevbe ederse, geri gelmezler. Zengin ise, tekrar hacca gitmesi lazım olur. Mürted iken kılmış olduğu namazları, tuttuğu oruçları, verdiği zekatları kaza etmez. Mürted olmadan önceki yapmadıklarını kaza eder. Çünkü, mürted olunca, evvelki günahları yok olmaz. Mürted zamanında yapmadıklarını kaza etmez. Küfr-i inâdî ile mürted olanların nikahları bozulur. Tekrar imana gelince, iki şahit yanında Tecdîd-i nikâh yapmaları lazım olur. Tevbe etmek için yalnız Kelime-i şehadet söylemeleri kafi değildir. Küfre sebep olan şeyden de tevbe etmeleri lazımdır. Eğer, küfre sebep olduğunu bilmeyip söyler, yaparsa veya küfre sebep olacağı, âlimler arasında ihtilaflı olan bir sözü amden, bilerek söylerse, imanının gideceği ve nikahının bozulacağı, şüphelidir. İhtiyat olarak, tecdîd-i îmân ve nikah etmesi iyi olur. Bilmeyerek söylemeye Küfr-i cehlî denir. Çünkü her Müslümanın, bilmesi lazım olan şeyleri öğrenmesi farzdır. Bilmemesi özür değil, büyük günahtır. Küfre sebep olan sözü, hata ederek, yanılarak veya tevilli olarak söyleyenin imanı ve nikahı bozulmaz. Yalnız tevbe ve istiğfar, yani tecdîd-i îmân etmesi ihtiyatlı olur. Tecdîd-i nikâh lazım olmaz.”

Camilere giden Müslümanın küfr-i inâdî ile mürted olması, dinden çıkması düşünülemez. Yalnız diğer dört şekil ile küfür söylemesi ihtimali olduğu için, imam efendiler cemaate;
(Allahümme innî ürîdü en üceddidel îmâne vennikâha tecdîden bi-kavli lâ ilâhe illallah Muhammedün resûlullah) okutarak, tevbe ve tecdîd-i îmân ve nikah yaptırıyorlar. Böylece;
(Lâ ilâhe illallah diyerek, tecdîd-i iman yapınız!) hadîs-i şerifindeki emir yapılmış olmaktadır.

Bir söz veya işle, iman gidebilir
Sual: Bir Müslüman, İslâmiyetin imanı giderir dediği bir şeyi söyler veya yaparsa, bu kimsenin imanı gitmiş mi olur?
Cevap: Bu konuda Uyûn-ül besâirde deniyor ki:
“İnsan resmi veya heykeli yapıp, bu insanda ülûhiyyet, ilahlık sıfatlarından birinin bulunduğuna inanarak veya bunun kâfir olduğunu bilerek, bunların karşısında, hürmet, tazim bildiren bir şey söylese veya yapsa, mesela secde etse, Yahudilerin ve Hristiyanların bağladıkları Zünnar denilen kuşağı ve onların dinlerine mahsus şeyleri kullansa, kâfir olur. Kâfirlere mahsus olan şeyleri harpte hile olarak kullanırsa, kâfir olmaz.” Bir Müslümanın bunları, canını, malını, rızkını kurtaracak kadar kullanması özür olur. Daha fazlası küfür olur.

Allahü teâlâya mahsus olan sıfatlara ülûhiyyet sıfatları denir. Akaid ve fıkıh kitaplarının çoğunda, mesela Dürerde deniyor ki:
“Bir kimse, kalbi iman ile dolu olduğu hâlde, küfre sebep olan bir şeyi, zaruret olmadan, yani isteyerek söylerse, kâfir olur. Kalbindeki imanın faydası olmaz. Çünkü, bir kimsenin kâfir olduğu sözünden anlaşılır. Küfre sebep olan şeyi söyleyince, insanlar arasında da, Allahü teâlâ yanında da kafir olur.” İş ve giyim ile hasıl olan Küfr-i hükmînin de böyle olduğu, Şerh-i mevâkıfda yazılıdır.

Başka dine mahsus şeyleri yapmak
Sual: Bir Müslüman, başka bir dinin sembolü olan bir şeyi yapsa veya o dine mahsus olan giyeceği giyse, bu Müslümanın imanına bir zarar gelir mi?
Cevap: Bir insan, başka bir dine mahsus olan bir işi yapmakla, o dine girmiş olması lazım gelmezse bile, o dine mahsus şeyin kendinde görünmesini kabul etmiş olur. Böylece, kalbindeki imanın sarsılmış olduğu düşünülebilir. İmâm-ı a'zam ebû Hanife hazretleri;
“İslâmiyete hangi yol ile girilirse yine o yol ile çıkılabilir” buyurmuştur. Buradaki yol, kalbin inanması demektir. Yani, kalbe iman girince, Müslüman olur. Kalpten iman gidince, Müslümanlıktan çıkar buyurmaktadır.

Müslümanım diyen kimsenin, kâfirlere mahsus şeyleri zaruret olmadan yapmaması ve kullanmaması, kâfir zan olunmaktan çekinmesi lazımdır. Müslümanlar, Müslümanlığa mahsus şeyleri yapmakla, alay olunmasını düşünmemeli, hürmet duyulacağını düşünmeli ve bu hareketinden şeref duymalıdır. İslâm âlimlerinin bildirdiği şeyleri kalpteki imanla bunun ne alakası var diyerek hafif görmek caiz değildir. Çünkü, kalpten bütün azaya, organlara yol vardır. İslâmiyetin emir ettiği işler, iyidir. Yasak ettiği işler, kötüdür. İnsanlar, bugün bunu anlamasalar da, doğrusu budur. İslâmiyetin yasak ettiği şeyler yapılınca, kalp kararır, katılaşır. Büyük günahlar çok yapılırsa, iman gidebilir.
Tehlikeli sözlerle ilgili çeşitli sorular

Sual: (Bir şeyi çok görse, mahalakallah dese, manasını bilmese, kâfir olur) deniyor. Burada, (Bir şeyi çok görse), (Mahalakallah) ve (manasını bilmese kâfir olur) ifadelerinin anlamları nedir?
CEVAP
Bir şeyi çok görse demek, çok şey görse demektir. Denizde binlerce balık görse, havada binlerce bıldırcın görse demektir. Mahalakallah, Allah ne kadar çok şey yaratmış anlamındadır. Denizdeki balıkları görüp Allah ne kadar da çok şey yaratmış anlamında, mahalakallah demek böyledir.

Manasını bilmese kâfir olur demek, mahalakallahın ikinci manası, Allah yaratmadı demektir. Balıkları görüyor, kuşları görüyor, bunları Allah yaratmadı anlamında söylüyorsa küfür olur. Her şeyi Allah yaratmıştır. Bir şey söylerken ne söylediğini bilmeli denmek isteniyor.

Farzı ve vacibi inkâr
Sual: Farzı inkâr gibi, mütevatir hadisi de inkâr küfürdür; ama vacib sünnetten daha kuvvetli olduğu halde vacibin vacipliğini inkâr eden, kâfir olmuyor, sebebi nedir?
CEVAP
Mütevatir hadisi inkâr, Peygamber efendimizi inkârdır. Bu ise küfürdür; ama ictihadla bulunan farzı veya vacibi inkâr küfür olmaz. Örnek verelim:
Kurban kesmek vacibdir, ama diğer üç mezhep sünnettir. Onlara siz sünnet demekle, vacibi inkâr ettiniz denebilir mi? Ama bir Hanefi vacibi inkâr ederse mezhepsiz olur; çünkü kendi mezhebini beğenmemiş olur.

Gusülde ağzın içini yıkamak Hanefi’de farz, Maliki ve Şafii’de sünnettir. Onlar farzı inkâr etmiş olmuyor; ama bir Hanefi bunu inkâr ederse, kendi mezhebinin hükmünü inkâr etmiş olur. Kendi mezhebinin hükümlerini beğenmeyen de en azından mezhepsiz olur. Küfre kadar gidebilir.

Allah’ın mucizesi demek
Sual: Allah’ın mucizesi demek caiz midir?
CEVAP
Caizse de, her kelimeyi yerli yerinde kullanmalıdır. Allah’ın kudreti, Allah'ın hikmeti demelidir. Sihir, istidrac, keramet, mucize gibi harikaların hepsini yaratan Allahü teâlâdır. Peygamber, Allah’ın kudreti ile birçok harikaların meydana gelmesine sebep olur. Peygamberlerin elinde meydana gelen mucizelerin yaratıcısı da Allahü teâlâdır. Nitekim Allahü teâlâ, peygamberlerine verdiği mucizeleri bildirdikten sonra (Bunları yapan biziz) buyuruyor. (Enbiya 79)

Allahü teâlâ, sevdiği insanlara, iyilik, ikram olmak için ve azılı düşmanlarını da aldatmak için, bunlara, âdetini bozarak, sebepsiz harika şeyler yaratıyor.
1- Peygamberlerden, meydana gelen harikalara (Mucize) denir.

2- Evliyadan meydana gelen harikalara (Keramet) denir.

3- Evliya olmayan müminlerden meydana gelen harikalara (Firaset) denir.

4- Fâsıklardan, günahı çok olanlardan, zuhur edenlere (İstidraç) denir. Allahü teâlânın aldatarak, nimet şeklinde gösterdiği musibettir. Bu, onun Cehenneme gitmesine sebep olur.

5- Kâfirlerden zuhur edenlere ise (Sihir), yani büyü denir.

Allah’ını seversen
Sual: Allah’ını seversen veya Allah aşkına şunu yap denince, o işi yapmak şart mıdır?
CEVAP
O işi yapmamak günah olmazsa da, mubah olan işleri yapmak iyi olur. Allah aşkına diyerek bir kimseden dünyalık bir şey istemek caiz değildir. Böyle kimseler hadis-i şerifle lanetlenmiştir. (Hadika)

Allah vergisi
Sual: Sesi güzel olan bir şarkıcı için (Allah vergisi) demek caiz mi?
CEVAP
Evet, caizdir. Bilal-i Habeşi hazretlerinin de, çok güzel sesi vardı, Allah vergisiydi. Peygamber efendimiz,(Yâ Bilal, güzel sesinle bizi ferahlandır!) buyurarak, ezan okumasını emrederdi. İnsan güzel sesiyle Kur’an-ı kerim, ezan, ilahi okuyabileceği gibi, o güzel sesini günah işlemekte de kullanabilir. Açık gezen bir kadının kendisine veya sesine, Allah vergisi veya güzel demek, işlediği günaha güzel demek anlamına gelmez. Fakat günah olan şarkısına güzel demek tehlikelidir. Bunun için böyle şeyler söylemekten uzak durmaya çalışmalıdır.

Ne var, ne yok?
Sual: Biri, (Ne var, ne yok?) deyince, (Sağlık, güzellik) gibi sözlerle cevap verilebilir mi? Bazı kimseler bu soruya "Allah var, şeriki yok" diye cevap veriyor ve böyle cevap vermenin gerektiğini iddia ediyorlar.
CEVAP
Birinci şekilde söylemenin mahzuru yok. İkinci şekildeki cevap ise, sorulan soruya cevap değildir. Sen evde bir kişi misin diye sorulsa, öteki de bir olan Allah’tır dese, sorulan sorunun cevabı olur mu? Bunlar, dini bilmeyen kimselerin uydurdukları sözlerdir.

Harbi ne demek?
Sual: “Hakikaten” manasında “harbiden” demenin bir mahzuru var mıdır?
CEVAP
Hayır, mahzuru yoktur. Harbi kelimesi şu anlamlara gelir:
1- Ateşli silahların içini temizlemekte kullanılan çubuk.
2- Doğru, hilesiz, mert. Harbi bas demek de, doğru yürü, hızlı yürü demektir.
3- Arapça savaşla ilgili demektir.
4- İslam ülkesindeki gayrimüslimlere zimmi, kâfir ülkesinde olan gayrimüslimlere harbi denirdi. Şimdi zimmi de yok, harbi de yoktur.

Siz ikinci anlamda konuşuyorsunuz, mahzuru olmaz. Mesela harbi ol kardeşim demek, doğru dürüst ol demektir. Harbi konuşalım demek, doğru konuşalım demektir.

Allah’ın sopası yok
Sual: Allah’ın sopası yok ki demek küfür olur mu?
CEVAP
Niyete bağlıdır, tevil edilirse küfür olmaz. Günah işleyeni, hainlik edeni, caniyi anında cezalandırmaz anlamında söyleniyor ki, küfür olmaz. Sanki Allah’ın bir şeyi noksan gibi böyle ifadeler kullanmak uygun değildir.

İyi insan demek
Sual: İyi huylu veya işinde başarılı olan kâfir ve fâsık bir kimse için, iyi insan demek caiz midir?
CEVAP
İyi insan, sâlih insan demektir. Müslüman olmayan, itikadı bozuk olan veya çekinmeden, açıkça günah işleyen fâsık, sâlih olamaz. Kâfir veya fâsık, iyi huylu ise veya işini iyi yapıyorsa, o huyu söylenebilir veya işi için iyi denebilir. Mesela, (Çok cömerttir, yardımseverdir, işinin ehlidir. İyi bir avukattır, iyi bir doktordur) denebilir. Bu, işini iyi yapıyor demektir. Kötü kimseye iyi insan denmez.

Şeytan doldurur
Sual: Boş silahı temizlerken şeytan doldurur deniyor. Şeytan boş silahı doldurur mu?
CEVAP
Hayır. Bu söz, (Silahı boş zannettiğimiz halde, boş olmayabilir, şeytan unutturabilir veya başkası doldurmuş olabilir. Dikkatli olmalı) anlamında söyleniyor.

Alay edilince gülmek
Sual: Hristiyanlıkla veya Yahudilikle alay edilen filmlere gülmenin, mahzuru olur mu?
CEVAP
Allahü teâlâ ile, Peygamberlerle, meleklerle alay edilirse, buna gülmek caiz olmaz, kasten gülmek küfre sebep olur. Gayr-i ihtiyari yani istemeden, elinde olmadan gülmek küfür olmaz. Gayrimüslimlerin uydurduğu bir hurafe veya batıl bir inançla alay edilirse, ona gülmek küfür olmaz. Kendileri de, Müslüman olunca, bu hurafelere nasıl inandık diye hayret edip gülüyorlar.

Ezeli düşmanımız
Sual: Şeytan ezeli düşmanımız, Yunan ezeli rakibimiz demek caiz midir?
CEVAP
Ezelî kelimesi, manası bakımından yalnız Allahü teâlâ için kullanılır, (Uzun zaman) ve (Eski) manasında mahlûklar için de kullanılır.

Cennet gibi demek
Sual: Beğendiğimiz bir yer için, (Dünya Cenneti) veya (Cennet gibi yer) demek caiz midir?
CEVAP
Caizdir, ancak Cennette, hatıra hayale gelmedik çok büyük nimetler olacağı için, dünyadaki, en kıymetli, en büyük nimet bile Cennete benzetilemez. Cenneti basite indirmek gibi olur.

Allah kerimdir demek
Sual: Bir Müslüman, (On günlük kömürüm kaldı. Ondan sonra Allah kerimdir) dedi. Ben de, (Tevbe de kâfir oldun. Daha önce Allah kerim değil miydi?) dedim. Arkadaşım kâfir olmadı mı?
CEVAP
Müslümanların böyle sözlerini tevil etmek, hemen kâfir dememek gerekir. O Müslüman, (On günlük kömürüm kaldı. Ondan sonra Allah bir çıkış yolu ihsan eder. Nasıl olsa O kerimdir) demek istemiştir.

Allah yardımcın olsun demek
Sual: Bir arkadaşa, Allah yardımcın olsun, dediğimde dedi ki, (Yardımcı bir işi yapan asıl kişiye yardım eden, fakat o işi tam olarak bilmeyen kişiye denir. Mesela, müdür yardımcısı, müdürden daha az bilgiye sahiptir. Allah yardımcın olsun, demek caiz olmayabilir.) Allahü teâlâ yardımcın olsun, demek caiz midir?
CEVAP
Akıl yürütmekle din olmaz. Sonra bir kelimenin tek anlamı esas alınmaz. Burada Allah yardımcın olsun demek, Allah sana yardım etsin, kolaylık ihsan etsin demektir. Bunun da hiç mahzuru yoktur. Bütün âlimler böyle söylemiştir.

İnsana sadakat yaraşır, görse de ikrah,
Yardımcısıdır doğruların, hazret-i Allah.

Şaka yapmak
Sual: Arkadaşımız iştahlı olduğu için kalan yemekleri sünnetle diye hep ona teklif ederiz. Geçtiğimiz yine bir yemekte şaka maksadıyla sünnetçi geldi filan dedik ve gülüştük. Niyetimiz sünneti tahkir değildi ama sonradan tehlikeli bir şaka mı yaptık dedik ve çok rahatsız olduk. Bu tür şakalar imanı giderir mi?
CEVAP
İmanı gidermez; çünkü sünnetle alay kastınız yokmuş; ama dini hususlarda kesinlikle fıkra anlatmamalı, böyle lüzumsuz şakalar yapmamalıdır.

Putperest ve hayalperest
Sual: Putperest, puta tapan, ateşperest ateşe tapan demek olduğuna göre, tapmak anlamına gelen perest kelimesini kullanarak hayalperest, menfaatperest demek caiz olur mu?
CEVAP
Perest, sadece tapmak anlamında değildir. Seven, çok seven anlamında da kullanılır.

Hayalperest, hayal kurmayı seven, hayal peşinde koşan; menfaatperest, çıkarını seven, hep kendi menfaatini düşünen kimse demektir. Bunlar gibi, Hakperest, hakkı seven, hak taraftarı demektir. Şehvetperest, şehvetine düşkün demektir. Bu kelimeleri kullanmanın mahzuru olmaz.

Allah gönderdi demek
Sual: Bir kimse, önemli bir iş için birinin yanına gelince, öteki memnuniyetinden, (Seni Allah gönderdi) diyor. Önemli bir söz söyleyince de, (Sana bunu Allah söyletti) diyor. Böyle söylemek küfür müdür?
CEVAP
Hayır. Bizi yürüten, gönderen, konuşturan, yaşatan, öldüren, her şeyimizi yapan Allahü teâlâdır. Asıl bunu inkâr etmek küfür olur. Bir âyet-i kerime meali:
(Sizi de, yaptığınız işleri de yaratan Allah’tır.) [Saffat 96]

Dönme ne demektir?
Sual: Tarihte dönmeleri okuyoruz. Çokları Müslümanlığa karşıdır. (Sonradan görme, gâvurdan dönme) sözü doğru değil mi?
CEVAP
Dönmelerden genelde samimi olmayanlar için öyle söz ediliyor. Yoksa samimi olarak dönen, tertemiz Müslüman olur. Sonradan görmeler, genelde yeni duruma ayak uyduramayıp gülünç duruma düşerler. Hatta kimseye bir şey vermeyenleri, verse bile rahatsız edip burnundan getirenleri çok olur. Davud aleyhisselam buyuruyor ki:
(Sonradan görmüş birinden bir şey istemek, elini ejderhanın ağzına sokmaktan kötüdür.) [İ. Asakir]

Hasbelkader
Sual: Hasbelkader bu işin başına geldim dedim, böyle söylemek küfür olur mu?
CEVAP
Böyle söylemekte mahzur yoktur. Kelime olarak hasbelkader, kader icabı demektir. Yani Allah böyle takdir etmiş, biz de buraya geldik demektir. Türkçe’de bir başka anlamı da, (Biz bu işe layık falan değiliz; ama Allahü teâlâ böyle takdir buyurduğu [ihsan ettiği] için geldik) demektir.

Bir tanem demek
Sual: Telefonda hanımıma bir tanem dedim. Arkadaş, (Öyle deme, bir tane olan Allah’tır. Böyle söylemekle küfre girdin, dinin gitti, nikâhın da bozuldu) dedi. Böyle söylemekte mahzur var mıdır?
CEVAP
Böyle söylemenin hiç mahzuru yoktur.

Çok şey borçluyum
Sual: Ona çok şey borçluyum demek uygun mudur?
CEVAP
Maddi-manevi iyilik edene teşekkür edilir. (İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah’a şükretmemiş olur) buyuruldu. (Ona çok şey borçluyum) demekte de mahzur yoktur.

Min Malallah ya Muhsinin
Sual: (Min Malallah ya Muhsinin) ne demektir?
CEVAP
(Ey ihsan sahipleri, hayır sahipleri, iyilikseverler, Allah’ın size verdiklerinden siz de ihtiyaç sahiplerine verin) demektir.

Peder baba demektir
Sual: Peder ne demektir? Baba yerine kullanmak caiz midir?
CEVAP
Peder, Farsça baba demektir. Kullanmakta mahzur yoktur. Babaya peder, kayınbabaya kayınpeder denir.

Şimdi geldim bismillah demek
Sual: Bir kitapta (şimdi geldim bismillah dese, afattır) deniyor. Burada afattan murat nedir?
CEVAP
Tehlikeli iş, felaket demektir. Kibirlenerek, kendini büyük göstererek, sanki padişah gelmiş gibi, yanıma besmele ile girilir gibi şeyler söylemek uygun değildir anlamındadır.

Fatıma Ana
Sual: Hazret-i Fatıma’ya, Fatıma Ana demek caiz mi?
CEVAP
Evet. Hazret-i Fatıma’ya ve Eshab-ı kiramın hanımlarının hepsine hürmet için anne, valide demek caizdir. Yaşlı kadınlara da hürmet için ana denir.

(Bir kadına ana denilirse, kocasına peygamber denilmiş olur. Bunun için Hazret-i Fatıma’ya ana denince Hazret-i Ali’ye peygamber denmiş olur) sözü yanlıştır, uydurma bir sözdür.

Kraldan çok kralcı
Sual: Kâfir hükümdarlara kral dendiği için, Müslüman bir kimseye, (Kraldan çok kralcı geçiniyor) demek küfür olur mu?
CEVAP
Küfür olmaz, öyle söylemek caizdir. Bu bir deyimdir. (Sahibi veya yetkilisi razı oluyor, sana ne oluyor da razı olmuyorsun?) demektir.

İllallah demek
Sual: Çocuk yaramazlık edince, (İllallah dedirtiyor) diyorlar. Böyle söylemek caiz midir?
CEVAP
Evet, caizdir. İllallah demek, (Ancak Allah…) demektir. Yani, ancak Allah bu işi halleder demektir.

Banka iyi kazanıyor
Sual: Banka iyi para kazanıyor demek küfür olur mu?
CEVAP
Hayır. Bu işte iyi para var, demek çok para demektir. İyi, çok anlamında kullanılıyor.

Öbür dünya
Sual: Ahirete, öbür dünya demek caiz mi?
CEVAP
Evet.

Enel hak
Sual: Hallacı Mansur, Enel hak demekle ben batıl değilim, hakkım diyor diye tevil etmek caiz mi?
CEVAP
Evet.

Sırat köprüsü
Sual: İnce köprü için (Sırat köprüsü gibi) demek caiz mi?
CEVAP
Evet.

Trafik kurbanı
Sual: Mecazi olarak trafik kurbanı, şöhret kurbanı demek caiz mi?
CEVAP
Evet.

Kötü hava
Sual: Kötü hava şartları veya hava muhalefeti demek caiz midir?
CEVAP
Evet. Zira hayır şer de Allah’tandır. Amentü’de bunu her zaman söyleriz. İyi havayı Allah yaratıyor da, kötü havayı başkaları mı yaratıyor? Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Her şeyi yaratan Allah’tır.) [Zümer 62]

Sabahın körü
Sual: (Sabahın körü denmez, sabahın nuru demelidir) deniyor, doğru mu?
CEVAP
Hayır, doğru değildir. Sabahın körü ifadesi, sabahın en erken saatinde, ortalığın iyice aydınlanmadığını anlatıyor. Göz iyice görmediği zaman demektir. Ayrıca nur, aydınlık demektir ki, o saatte aydınlık olmuyor. Sabahın nuru demek yanlış olur.

Tahmin
Sual: Tahmin yürütüp (Amerika yenilir) demek caiz mi?
CEVAP
Evet.

İbiş demek
Sual: Kötü kimseye (İbiş) diye hakaret etmek caiz mi?
CEVAP
Evet.

Allah’ın da hesabı var
Sual: Herkesin bir hesabı var Allah’ın da bir hesabı var demek uygun mu?
CEVAP
Caizdir.

Düşmez kalkmaz
Sual: (Düşmez kalkmaz bir Allah) demek uygun mudur?
CEVAP
Evet, uygundur.

Delikanlı
Sual: Delikanlı demek caiz mi?
CEVAP
Evet.

Canına değsin
Sual: Su ikram edene (Geçmişlerinin canına değsin) demek caiz mi?
CEVAP
Evet.

İyi şanslar
Sual: (İyi şanslar, şansın bol olsun) demek caiz mi?
CEVAP
Evet.

Adam eksen biter
Sual: (Bu toprağa adam eksen biter) demek caiz mi?
CEVAP
Evet. Verimli toprak denmek isteniyor.

Hilkat garibesi
Sual: İki başlı bir çocuk olunca, "hilkat garibesi" demek caiz midir?
CEVAP
Caizdir. Allah böyle yaratmış demektir. Cenab-ı Hak, her şeye kadirdir.

Helal olsun demek
Sual: Hileli iş yapana, (Helal olsun adama) demek küfür olur mu?
CEVAP
Hayır; çünkü hile değil, gizleme işi için söyleniyor.

Yediğiniz haram
Sual: Çoluk çocuğa, (Yediğiniz haram) demek, yani helal şeylere haram dendiği için küfür müdür?
CEVAP
Hayır.

Her şey haram demek
Sual: Kızarak, (Bize her şey haramdır) demek küfür olur mu?
CEVAP
Olmaz.

Görüşmem demek
Sual: Bir Müslümana (Ahirette seninle görüşmem) demek küfür mü?
CEVAP
Hayır.

Kâfir ölünce
Sual: Kâfir ölünce inna lillah... âyetini okumak caiz mi?
CEVAP
Evet.

İngilizce kursunda
Sual: İngilizce kursunda kimi John, kimi Gabriel oluyor, küfür olur mu?
CEVAP
Hayır.

Yerden göğe kadar
Sual: (Yerden göğe kadar haklısın) demek caiz mi?
CEVAP
Evet.

Hâfız ismiyle koruyor
Sual: (Allah canlıları hâfız ismiyle koruyor) demek caiz mi?
CEVAP
Evet.

İlahi kasd
Sual: İlahi kasd demek caiz mi?
CEVAP
Evet.

Çince mi?
Sual: İslam yazısını eğri yazana (Bu, Çince mi?) demek küfür mü?
CEVAP
Hayır.

Yapma günahtır demek
Sual: Mubah bir şeyin yapılmasına mani olmak için, (Yapma onu, günah) demekle mubaha haram demiş olur muyuz?
CEVAP
Hayır.

İlahi demek
Sual: Şaşkınlığını belirtmek için ilahi Ali Bey demek caiz mi?
CEVAP
İlahi, ilaha yani Allah’a ait demektir. Yani, Ey Allah’ın kulu Ali Bey demektir. Caizdir.

Saygı için
Sual: Saygı için, (Allahü teala buyuruyorlar ki) demek caiz mi?
CEVAP
Evet.

Affediniz
Sual: Allah’a, (Günahımı affediniz) demek caiz mi?
CEVAP
Evet.

Müftü olsam
Sual: Müftü olsam, gıybet edenlerin dillerinin kesilmesine fetva verirdim demek küfür mü?
CEVAP
Hayır.

Zembille mi indi?
Sual: (Gökten zembille mi indi?) demek küfür olur mu?
CEVAP
Küfür olmaz.

Allah’ın ismine hürmet
Sual: Konuşurken, (Koş Allahım koş), (Ye Allahım ye) gibi şeyler söylemek veya (Allah yarattı demem, döverim) demek caiz midir?
CEVAP
Allahü teâlânın ismini lüzumsuz yere kullanmak, hürmetsizlik olur, günah olur. Lüzumsuz yere yemin etmeye benzer.

Yahya kitabı tut
Sual: Mızraklı İlmihal’de, (Yahya adlı kimseye, “Ya Yahya! Huz-il-kitabe=Yahya, kitabı tut!” demek küfür olur) deniyor. Kitabı tutmak niye küfür oluyor?
CEVAP
Bu ifade, Meryem sûresinin 12. âyetinin başıdır. Böyle Kur’an lafzıyla söylemekle, Kur’an-ı kerim hafife alınacağı ve oyuncak hâline getirileceği için küfür oluyor.

İşi Allah’a kalmak
Sual: (Artık, işimiz Allah’a kaldı) demek küfür müdür?
CEVAP
Bütün işler, hayır ve şer Allah tarafındandır. (Önce işleri biz yapıyorduk, şimdi yapamadıklarımız ona kaldı) anlamında söylenirse, küfür olur. Hakikatte, her işi yapan Odur. İnsanlar ve diğer sebepler, sadece vesiledir.

Hayhuy ve hayhay
Sual: Bazı kitaplarda, (Çalgı aletleriyle hayhuy etmek zikir değildir) deniyor. Birine şunu yapar mısın denince, isteyerek, seve seve anlamında (hayhay) deniyor. (Haydan geldi, huya gitti) de deniyor. Böyle söylemekle, Allah’ın hay ismiyle alay edilmiş olmuyor mu?
CEVAP
Hayhuy, Farsça bir kelimedir, gürültü, karışıklık, kargaşa demektir. Hay ismi kalın Ha harfiyle, Farsçadaki hayhuy kelimesi ise ince He harfiyle yazılır. Yani hayhuy kelimesinin Hay ismiyle hiçbir ilgisi yoktur. Kelimenin yarısını alıp, (Hay, Allah’ın ismidir) demek yanlıştır. Haydutluk kötü dense, içinde hay kelimesi olduğu için, Hay ismine hakaret sayılır mı?

Çalgıyla zikretmek, la ilahe illallah demek de haramdır, küfürdür. Çalgıyla zikredenler, hayhuy ediyorlar, yani gürültü çıkarıyorlar. Çalgılı zikir, ibadet olmaz, hayhuy olur. Bu da, haramdır, hatta küfür olur.

Haydan gelen huya gider deyimi de, kolayca kazanılan şeyler, kolayca elden çıkar demektir. Buradaki hay ve huy da, Farsçadaki, ince He harfiyle yazılan ve bir anlamı da boş yere uğraşmak olan hay-u huy’dan geliyor. Deyimde geçen hay ve huy kelimelerin, Allahü teâlânın Hay ismiyle alakası olmadığı gibi, birine şunu yapar mısın denince, isteyerek, seve seve anlamında (Hayhay yaparım) demenin de, Hay ism-i şerifiyle ilgisi yoktur. Böyle indî benzetmeler, cahillerin işidir.

Kaçın kur’ası
Sual: Bir kimse için, (Kaçın kur’ası) demek caiz midir?
CEVAP
Kur’a, çekiliş demektir. Eskiden askerde, devreler kur’ayla belirlenirdi. Eskiler, daha tecrübeli olduğu için, onu kandırmak zor anlamında, kaçın kur’ası denirdi. Yani böyle söylemekte mahzur yoktur.

Mübarek isimlere hürmet
Sual: (Koyun olmayan yerde, keçiye Abdurrahman Çelebi derler) demek caiz midir?
CEVAP
Hayır, caiz değildir.

Tanrı’nın hakkı üçtür demek
Sual: (Tanrı'nın hakkı üçtür) deniyor. Bunun Hristiyanlardan geldiği doğru mudur?
CEVAP
Hristiyanlıkta, Baba, Oğul ve Kutsal Ruh diye üç ilaha inanılır. Her ilahın bir hakkı olduğu düşünülerek söylenmiş olabilir. Müslümanlıkta böyle bir şey yoktur.

Hayırlı işler demek
Sual: İçki satan veya kumar oynatan yere gidince, (Hayırlı işler) demek caiz midir?
CEVAP
Hayır.

41 kere maşallah
Sual: Kırk bir kere maşallah demek caiz midir?
CEVAP
Evet, caizdir.

Zâlim krallar vardı
Sual: Masal ve hikâyelerde bazı padişahların, sultanların çok zalim olduğu bildiriliyor. Padişahların, astığı astık, kestiği kestik mi idi?
CEVAP
Kâfirlerin devlet başkanlarına kral denir. Vaktiyle Fransa, İngiliz ve Bulgar kralları böyle idi. Bir İslam padişahına, Müslümanların halife diyerek, saydıkları ve sevdikleri mübarek bir zata kral demek, onun kâfir olduğunu söylemek anlamına gelir. Bir de kral, gayrimüslim milletin kralı olduğu için, onun milletine de gayrimüslim denmiş olur. Genelde zâlim olan, krallardır. Kral masalları tercüme edilirken, padişah veya sultan diye tercüme edildiklerinden, böyle hatalar oluyor. Bazıları da, şahla padişahı karıştırıyorlar. Mesela Şah İsmail ve Ekber Şah, Osmanlı padişahı değildi. Kralların ve şahların zulümlerini padişahlara yüklemek doğru olmaz.

Kokona demek
Sual: Boyanmış yaşlı bir kadın için, (Şu kokona teyze, ne kadar boyanmış, maskara olmuş) dedim. Arkadaşım, (Kokona Hristiyan kadına denir. Müslüman kadına kokona denirse küfür olur) dedi. Böyle demek küfür olur mu?
CEVAP
Kokona, Hristiyan kadınına dendiği gibi, süsüne düşkün yaşlı kadına da denir. Maskaraya dönmüşse, maskara demek küfür olmaz.

Şarkılardaki ifadeler
Sual: Bazı şarkılarda, Allah, maşallah, inşallah veya vallahi billahi gibi ifadeler geçiyor. Bunları söylemek uygun mudur?
CEVAP
Allahü teâlânın ismini böyle yerlerde kullanmak, hürmetsizlik olur, günah olur. Lüzumsuz yere yemin etmeye benzer. Doğru olarak çok yemin etmek, Allahü teâlânın ismine ve yemine kıymet vermemek olur. Bunlara kıymet vermeyerek yemin etmek, çok çirkindir. Şarkılarda, temsillerde, eğlencelerde yemin etmek de böyledir.

Bir iş için yaratılmak
Sual: İyi bir terzi için, (Allahü teâlâ bu kimseyi sanki terzilik yapması için yaratmış) demek caiz olur mu?
CEVAP
Evet, caiz olur. Terzilik kabiliyeti vermiş demektir.

Yürü ya kulum!
Sual: Bazı zengin kimselerden bahsederken, (Allah buna yürü ya kulum demiş) deniyor. Böyle demek caiz mi?
CEVAP
Caizdir, mahzuru olmaz.

“Hava çok sıcak” demek
Sual: Bir arkadaş, (Uf be, hava çok sıcak) dediği zaman, başka biri (Havayı sıcak yapan Allah’tır, böyle demek Allah’a isyan olur) dedi. (Hava çok sıcak) ya da (Hava çok soğuk, kötü hava şartlarına dayanamıyorum) demekle Allah’a isyan mı olur? Biri de, çok yağıyor anlamında, (Çok kötü yağıyor) deyince, başkası (Yağmur rahmettir, kötü denmez) dedi. Böyle denmez mi?
CEVAP
Hiçbiri Allahü teâlâya isyan olmaz. (Kötü yağıyor) demek mecazdır, (Çevreye zarar verecek kadar, çok yoğun yağıyor) demektir. (Kötü hava şartları) demekte de mahzur yoktur. Bunların hiçbiriyle Allahü teâlâ suçlanmıyor. (Cehennem çok sıcak) desek, Allahü teâlâ mı suçlanmış olur? (Bu sıcaklarda oruç tutmak zordur) dense, Allahü teâlâ suçlanmış olmaz. (Sabah namazına kalkmak zor oluyor) demekte de mahzur yoktur. Hastalığı veren Allahü teâlâ olduğu hâlde, (Başım çok ağrıyor, dayanamıyorum) demekle Allahü teâlâya isyan edilmiş olmaz. Kaderim çok kötü demenin de mahzuru olmaz.

Günah işleyenin, kaderim böyleymiş diyerek suçu kadere yüklemesi yanlıştır.

(Papaz olduk) demek
Sual: Biriyle tartışınca (Papaz olduk) deniyor. Böyle söylemek küfür mü?
CEVAP
(Kavga ettik, birbirimizi kırdık) anlamında söylemek küfür değilse de, uygun olmaz, çünkü şakadan bile, (Ben papazım), (Ben Hristiyan’ım) demek küfür olur. Bazıları, kâfir olan papazları (takva sahibi) diye övüp, papaz olmayı arzuluyorlarsa da, Allahü teâlâ Müslümanları papaz olmaktan korusun!

Gebermedim demek
Sual: Çok yorulunca, (Geberdim) diyorlar. Geçen gün bir arkadaşa hâl ve hatır sorulunca, o da, (Daha gebermedim) dedi. Ben de, (Kâfir geberir, tevbe et!) dedim. Arkadaşın öyle söylemesi küfür olur mu?
CEVAP
Gebermek argo bir deyimse de, (Geberdim) veya (Gebermedim) demek küfür olmaz. Bir hayvanın ölümüne veya sevilmeyen insan için, öldü manasında, (Geberdi gitti) denir. Bunu Müslüman için söylemek uygun değilse de, küfür de değildir. (Eve kömür taşıdım, ama geberdim) demek de (Çok yoruldum) demektir. Böyle söylemek küfür olmaz. Gebermek, aşırı ilgi ve sevgi beslemek için de kullanılır. (Falanca filanca için geberiyor) derler. Bu da küfür değildir. Çok acıkan kimseler, (Açlıktan geberiyorum) derler. Bunların hepsini söylemek küfür değilse de, argodur, uygun olmaz. Bir de yaramazlık yapan çocuklara, (Geberesice) derler. Bu da küfür değildir.

Helâl olsun
Sual: (Helâl olsun adamlara, sonunda helâl şarap da yapmışlar) demek küfür olmaz mı?
CEVAP
Birincisi, helâl şarap olmaz. İçinde alkol yoksa, ona zaten şarap denmez. Şarap, alkollü içki demektir. Bu, temiz idrar, helâl idrar demeye benzer. İdrar temiz de, helâl de olmaz. Şarap da, temiz ve helâl olmaz. Temiz ve helâl olana da, şarap denmez.

Ne niyetle olursa olsun, kesin haram olan bir şeye, (Helâl olsun) demek küfür olur, niyete bakılmaz, ancak Türkçede helâl olsun sözü, sadece tasvip anlamında kullanılmıyor, hayret, şaşkınlık bildirmek için, (Yazıklar olsun) anlamında da kullanılıyor. Bu anlamda kullanılınca küfür olmaz.

Maşallah
Sual: (Maşallah dediği kırk gün yaşıyor) demekle maşallah sözü kötülenmiş mi oluyor?
CEVAP
Hayır, böyle demekle onu söyleyen kötülenmiş oluyor, Maşallah sözü kötülenmiş olmuyor. Adam o kadar sakar ki, Maşallah dedikleri bile, fazla yaşayamıyor denmek isteniyor; ama yine de maşallah kelimesini bu işlere karıştırmamalıdır.

Bir varmış, bir yokmuş
Sual: Masal anlatmaya başlarken, (Bir varmış, bir yokmuş) veya (Bir varmış, iki yokmuş) demekte mahzur var mıdır?
CEVAP
Hayır, ikisini söylemekte de mahzur yoktur.

Ben müneccim miyim?
Sual: Birine bilinmeyen bir olay sorulunca, (Ben müneccim miyim, nereden bileyim?) diyor. Böyle söylemek caiz mi? Müneccim gaybı bilir mi?
CEVAP
Müneccimin iki anlamı var. Necm yıldız, müneccim de astronom yani gök ve yıldız bilimcisi demektir. Bunlar gaybı bilemez. İkincisi, yıldız falına bakan kimseler demektir. Falcılar da gaybı bilemez. Hangi anlamda kullanılırsa kullanılsın, neticede, (Gaybı müneccim bilir, ben bilemem) anlamında söylenirse küfür olur. Böyle tehlikeli sözlerden sakınmalıdır.

Müslümana yobaz demek
Sual: Beğenmediğimiz huylarından dolayı bir Müslümana yobaz demek uygun mudur?
CEVAP
Müslümana yobaz demek kesinlikle uygun değildir. Kâfir olma tehlikesi bile vardır, çünkü bu tabiri din düşmanları, dinine bağlı, namaz kılan, oruç tutan, tesettüre riayet eden, içki içmeyen, haramlardan sakınan Müslümanlara hakaret için kullanıyorlar. Gerici demek de böyledir. Müslümansın diye hakaret edemeyince, gerici, yobaz diyorlar. Din düşmanlarının kullandığı bu kelimeyi Müslüman, Müslüman için kullanmamalı. Kullanmışsa tevbe etmelidir.

İmanım gevredi demek
Sual: Zor bir işten sonra yorulup, canım çıktı anlamında, (İmanım gevredi) demekte mahzur var mıdır?
CEVAP
Mahzurludur. İman kelimesine hürmet etmeli. İmanım zarar gördü dememeli. Canım çıktı demenin mahzuru olmaz.

Ortalık bozuldu demek
Sual: Toplumun kötü hâle geldiğini anlatmak için, (Yalansız iş mi kaldı, faiz yemeyen mi var?) demenin küfür olduğu söyleniyor. Niye küfür oluyor?
CEVAP
Hayır, bu sözler küfür değildir. Toplumun bozulduğunu göstermek için söyleniyor. Buradan, herkes yalan söylüyor, herkes faiz yiyor anlamı çıkmaz. (Ramazanda İzmir’de hiç kimse oruç tutmuyor) denince, burada çoğunluğun oruç tutmadığı anlatılmak isteniyor. (Seni sabahtan beri bekliyorum) demek, çoktandır seni bekliyorum demektir. (Yalansız iş yok, faiz yemeyen yok) dense ve söylenen yanlış da olsa, yine küfür olmaz. Yanlış veya yalan söylemiş olur. Kasten yalan söylemek büyük günahsa da, küfür değildir.

Kader utansın demek
Sual: Kader utansın demek küfür müdür?
CEVAP
Burada niyetin önemi vardır. (Kaderim kötü imiş, yazıklar olsun bu kötü kaderime) demek küfür olmaz, çünkü günahlarımız yüzünden kaderimiz kötü olmuştur. Yani kaderimizin kötü olmasına kendimiz sebep olduk. Kader, kendi arzumuzla yapacağımız iyi veya kötü işlerin kaderimiz olarak belirlenmesidir. Günahlarımızın durumuna göre, bu kötü de olabilir, iyi de olabilir. Ama (Kötü işlerimizi kötü olarak yazmamalıydın) diyerek, amellerimize göre kaderimizi belirleyen Rabbimiz suçlanırsa elbette küfür olur.

Farz düşmanı mı?
Sual: (Kaza namazı borcu olan, nâfile namaz kılamaz) hadis-i şerifine uyup, sünnetleri kılarken kazaya da niyet edenler için, sakalsız bir hoca, (Böyle yapmak sünnet düşmanlığıdır) dedi. Sünnete düşman olan kâfir olmaz mı? Biz de ona, (Sen farz borcun varken tesbih namazı kılıyorsun, nâfileyle, sünnetle meşgul oluyorsun, sen de farz düşmanısın) desek, biz de hocanın düştüğü uçuruma düşmüş yani küfre girmiş olur muyuz?
CEVAP
Elbette, bir Müslümana (Sünnet düşmanı) veya (Farz düşmanı) demek küfür olur.

Sakal sünnetine uymuyor diye, sakalsız hocaya, (Sünnet düşmanı) denmez. (Belki bir mazereti olduğu için sakal bırakmıyordur) denir. Hiç mazereti olmasa bile, sakal sünnetine uymamış olur. Yine sünnet düşmanı denmez.

Resulullah efendimizin "sallallahü aleyhi ve sellem" emrine uyarak farza öncelik verene, (Sünnet düşmanı) diye iftira etmek yanlış olduğu gibi, nâfileye öncelik tanıyana da, (Sen de farz düşmanısın) demek yanlış olur. Bunu o hocanın cehaletine veya taassubuna verip, onun girdiği bataklığa düşmemeli.

İbadete menfaat karıştırmak
Sual: (Hem zayıflar, hem de sigarayı bırakırım) düşüncesiyle, Allah rızası niyetiyle kaza orucu tutmak şirk olur mu?
CEVAP
Allah rızası için niyet edip, sonra dünya menfaatlerini de düşünmek şirk olmaz. Oruç borcundan da kurtulmuş olur.

Allah rızası için oruca başlayıp (Oruç, zayıflamaya ve sigarayı bırakmaya da sebep olur) diye düşünmenin mahzuru olmaz. Mahzurlu olan, zayıflamak, sigaradan kurtulmak gibi bir dünya menfaatini düşünerek oruç tutmaktır. Abdest alan kimsenin, (Elim yüzüm de temizlenmiş oluyor) demesinin, namaz kılanın, (İhtiyaç kadar hareket etmiş de oluyorum) diye düşünmesinin mahzuru olmaz.

Cennetten çıkan dayak
Sual: (Dayak Cennetten çıkmadır) demek uygun mu?
CEVAP
Söylememeli. Cennette dayak ve başka üzücü şey yoktur.

Kur'an mümini
Sual: Bazı mezhepsizler, (Kur'an mümini) tâbirini sık sık kullanıyorlar. Bu tâbir, bildiğimiz müminden farklı mıdır?
CEVAP
Evet, çok farklıdır. Mümin tâbiri, dinimizdeki dört delilin hepsine, yani Kur'an, Sünnet, İcma’ ve Kıyas-ı fukaha’ya inanan Müslüman demektir. Kur'an mümini tâbiri ise, son üç delili kabul etmeyen ve Kur'ana da, kendi görüşüne göre yanlış mâna veren zındık demektir. İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Kur’an-ı kerimin tefsiri, ancak Resulullah'tan “sallallahü aleyhi ve sellem” işitildiği gibi yapılabilir. (Kur’an-ı kerimi, kendi görüşüne, anlayışına göre tefsir eden kâfir olur) hadis-i şerifi, bunu bildirmektedir. (m. 234)

Hele şükür
Sual: (Hele şükür demek küfürdür. Çünkü Hel Roma tanrıçasıdır) diyorlar. Hele şükür demek küfür müdür?
CEVAP
Küfür değildir. Bu, cahillerin uydurmasıdır. Hele kelimesi, özellikle manasına geldiği gibi, sonunda anlamıyla geciken davranışları bildirmek için kullanılan bir sözdür. Hele şükür demek, sonunda işimiz oldu demektir.

Lamı cimi yok demek
Sual: (Lamı cimi yok) demek caiz mi?
CEVAP
Evet, caizdir. Kur'an-ı kerimde secavent denilen duraklar vardır. Bu duraklar Mim, Cim, Lam gibi harflerle gösterilir. Mesela Cim harfinde durulur, Lam harfinde geçilir. Lamı cimi yok demek, (Bu işin böyle bir işareti yok) demektir. Yani (Hiçbir bahane bulmadan ve itiraz etmeden hemen bu işi yap!) demektir. Birkaç örnek verelim:
1- Bu işin lamı cimi yok, en kısa zamanda Kur'an-ı kerim okumayı öğreneceksin.

2- Namazı aksatmanın lamı cimi olmaz.

3- Lamı cimi yok, herkes ölecektir.

İnsanlar helâk oldu
Sual: Bir hadis-i şerifte, (“İnsanlar helâk oldu” diyenin kendisi helâk olmuştur) buyuruluyor. Bilindiği gibi insanların çoğu kâfirdir. (Kâfirler helâk oldu) demek caiz olmaz mı?
CEVAP
Elbette caizdir. (Dünya helâk olacak kâfirlerle doludur) demenin mahzuru olmaz. Kendini onlardan üstün bilmek tehlikelidir. Kâfir, iman edebilir, Allah saklasın, biz imansız ölebiliriz. İmanlı ölmeden kendimizi kurtulmuş, onları da, helâk olmuş bilmek yanlış olur. Zaten kendini kesin kurtulmuş bilmek küfürdür.

Şarap helâl olsaydı
Sual: (Şarap helâl olsaydı, ayık gezmezdim. Faiz helâl olsaydı, tefecilik yapar köşeyi dönerdim) demek küfür olur mu?
CEVAP
Zina ve faiz gibi her dinde haram olan bir şeyin helâl olmasını arzu etmek küfürdür. Ama şarabın helâl olmasını temenni küfür değildir. Çünkü şarap her dinde haram değildi. (İslam Ahlakı)

Gerisine Allah kerim
Sual: (Bundan sonrasına Allah kerim) veya (Gerisine Allah kerim) gibi sözler söyleniyor. Acaba, (Buraya kadar biz yaptık, bundan sonrasını Allah yapar) denmek mi isteniyor? Bu mânâda söylemek uygun mudur?
CEVAP
Müslüman birinin, o sözleri, (Bugüne kadar Allah'ın izniyle geldik, bundan sonrasına da Allah kerimdir) mânâsında söylediğine hüsnüzan edilir. Sizin dediğiniz mânâda söylemek elbette uygun olmaz.

Cenneti kötülemek!
Sual: (Cenneti değişmem, saçının teline) şarkısını dinlemek küfür olur mu?
CEVAP
Yanlış olduğunu bilerek dinlemek küfür olmaz, ama çalgı olduğu için haram olur. Cenneti kıymetsiz sanmak ve o sözü tasdik etmek ise küfür olur. Ama bulunduğumuz yerde istemeden kulağımıza geliyorsa, o zaman mahzuru olmaz.

Kâfirin işini beğenmek
Sual: (Kâfir bir doktora, iyi doktor demek, başka kâfir için, mesleğinin erbabı diye övmek, iyi marangoz demek tehlikelidir) deniyor. Dinini övmüyoruz ki, buradaki incelik nedir?
CEVAP
Kâfir, Allah’a düşmandır. Allah’ın düşmanına iyi denmez. Kâfirin işi, huyu, cömertliği gibi şeyleri övülürken, dinini övecek bir durum yani iyi insan olduğu anlaşılmamalıdır. Sadece, (Cömerttir) demenin mahzuru olmaz, ama, (Cömerttir, çok iyi insandır) dememeli. İyi insan denirse, sanki dini de övülmüş gibi olur. Bu da elbette çok tehlikelidir. Böyle bir şey anlaşılmazsa, mesleğinin erbabı diye övmenin de mahzuru olmaz. Mesela, (Doktorluğu iyidir) anlamında (İyi doktor) demekte de mahzur yoktur. Yoksa (Kendisi iyi bir insandır) anlamında (İyi doktor) denmez. Buradaki inceliği iyi anlamalıdır.

Dinsize saygı
Sual: Yüksek lisans yaptığım bölümdeki hocaların çoğu din düşmanıdır. Onlara saygılı davranışlarda bulunmak zorunda kalıyorum. (Hocam) diyorum. Yanımıza gelince veya telefonda, (Buyurun efendim) gibi ifadeler kullanıyorum. Küfür oluyor mu?
CEVAP
(Hocam) veya (Buyurun efendim) demek, görgü kuralı olan bir âdettir. Böyle âdet olan ifadeleri kullanmak küfür olmaz. Zaruri durumlarda da küfür olmaz. Mesela onlar gelince, kerhen yani istemeyerek ayağa kalkmak gibi hareketler de küfür olmaz. Eğer mazeretsiz veya isteyerek gayrimüslime saygı gösterilirse, o zaman küfür olur.

Bâtılı hak göstermek
Sual: Bâtılları hak gibi gösteren bir yazar, komünistlerin şiirlerini ve yazılarını başka dile tercüme eden ünlü birini savunmak için, (O kimse, sadece komünistlerin eserlerini değil, Necip Fazıl’ın da şiirlerini tercüme etmiştir. O zatın hakkını yememeli) diyerek, sapık kimseyi aklayıp, paklamaya çalışıyor. Necip Fazıl’ın şiirlerini de, tercüme edince günahı, hattâ küfrü af mı oluyor? Dinimizde, (Günaha rıza günah, küfre rıza küfürdür) kuralı yok mudur?
CEVAP
İnsanın gözünü taassup bürürse, her türlü bâtılı hak, hak olanı da bâtıl olarak göstermeye çalışır. Kötü şeylerin yanında, iyi şeyler de yapınca, kötü şeyler iyi hâle gelmez. Mesela, şarap içen biri, zemzem de içse, (O kişi şarap içer) dense, (Zemzem içtiği niye söylenmiyor? O zatın hakkına giriliyor) demek saçma söz olmaz mı? İbadet için kiliseye ve camiye giden dinsiz biri için, (Bu adam kiliseye gidiyor) dense, (Camiye gittiğini görmüyor musunuz?) demek ne kadar yanlış olur. Bir insan, hem Hristiyan hem Müslüman olamaz. Yani iki dinli olan kâfirdir. Eskiden böyle saçma söz edip, bâtılı hak olarak göstermeye çalışanlara, (Zırva, tevil götürmez) denirdi.

Dînî eserlerle alay
Sual: Bir cami imamı, hakikatkitabevi.com ve dinimizislam.com siteleri için, (Bunlar çok gülünç siteler) dedi. Dînî sitelere gülünç demek uygun mu?
CEVAP
Dînî bir kitaba, dînî eserlere veya dînî sitelere ve oradaki dînî ilimlere gülünç demek çok tehlikelidir. O sitelerde, Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarından naklederek, iman ve ibadet bilgileri yazılıdır. Yani, muteber kitaplardan alınan bilgiler, imanın ve İslâm’ın şartları, âyet-i kerime ve hadis-i şerif mealleri, Evliya zatların sözleri, menkıbeleri vardır.

Böyle kıymetli bilgileri, İslamiyet’i bildiren din kitaplarından birini tahkir etmek, aşağılamak, İslam âlimlerinden biriyle alay etmek küfürdür. Bunları yapanın imanı gider, kâfir olur. (Birgivî vasiyetnamesi şerhi, Seadet-i Ebediyye)

İslam ilimleri ile alay etmek küfür olur. İslam âlimine söven, kötüleyen kâfir olur. (Berîka, İslâm Ahlâkı)

Eğer küfre girici söz söyleyen, ateist, mason veya zındıksa, imanın gitmesi diye bir şey olmaz. Çünkü onların zaten imanı yok. Olmayan şey gitmez. Ancak Müslüman olanın imanı gider.

Küfrü gerektiren söz söylemek
Sual: (Hanefî âlimlerinin hepsine göre küfür olan bir söz veya bir iş, başka hak mezhepteki sadece bir âlime göre küfür değilse, bunu söyleyen Hanefî'ye kâfir denmez) sözü doğru mudur?
CEVAP
Evet, doğrudur. Kendi mezhebinde o söz küfür olsa da, sadece bir âlim, (O söz küfür değildir) derse, o kimsenin küfrüne fetva verilmez. Buradaki âlim, icazetli Ehl-i sünnet âlimi demektir. Günümüzdeki diplomalı ilahiyatçılar değildir. İbni Âbidin hazretleri buyuruyor ki:
Bir Müslümanın kâfir olmayacağına dair zayıf da olsa, bir kavil varsa, hattâ bu kavil, bizim mezhebimize ait olmasa bile, bu zayıf kaville amel edilir, Müslümanın küfrüne fetva verilmez. Çünkü bir Müslümanın küfrüne fetva verebilmek için o sözün küfür olduğunda bütün İslam âlimlerinin ittifak etmiş olmaları şarttır. (Redd-ül-muhtar)

Namazda bile, bazı âlimlere göre namaz fâsid olsa, yani bozulmuş olsa, bir âlime göre sahih olsa, o bir âlime göre fetva vermelidir. Çünkü, (Tergib-üs-salat) kitabında, (Bir kimsenin namazda okuduğu, dokuz âlime göre yanlış olsa, bir âlime göre doğru olsa, bunun namazının fâsid olduğu söylenmemelidir) deniyor. (İslam Ahlâkı)

Kardan adam yapmak
Sual: Suudi Arabistan kanalı El-Arabiya’nın bir haberinde, Şeyh el-Münacid isimli bir Vehhabî’nin, (Oyun için bile olsa kardan adam yapmak putçuluktur, şirktir) dediği bildiriliyor. Oyuncak bebek yapmak gibi, kardan adam yapmak caiz değil mi?
CEVAP
İkisi de caizdir. Oyuncak bebeğe veya kardan adama saygı gösterilmiyor.

İnsan resmi olan seccadede namaz kılmak caiz iken, Kâbe resmi olan seccadede namaz kılmak caiz olmaz. Çünkü yere sermek hakaret etmek olur. Hürmet edilecek şeyler yere serilmemelidir.

Secde edilecek yerinde resim yoksa, resimli seccadede namaz kılmak caiz olur. Ama resimler huşuya mâni olacağı için resimli seccadede namaz kılmamalıdır. Namaz kılınmaması, resimden dolayı değil, huşuya mâni olmasından dolayıdır. Oyuncak bebeklerin yerde sürünmesi, o oyuncağa hakaret olur. Kardan adam da saygı için yapılmıyor.

Vehhâbîlerin her şeye put veya şirk demesinin bir önemi yoktur. Onlar, Müslümanlara kâfir demek için, böyle şeyleri bahane ediyorlar.

Yağan yağmura maşallah demek
Sual: (Yağmur yağarken, maşallah denmez) diyorlar. Dense bir mahzuru olur mu?
CEVAP
Maşallah, (Bu, Allahü teâlânın dilediği ve ihsan ettiği şeydir) demektir. Yağmuru bize ihsan eden, Allahü teâlâ değil midir? Bu ihsana ve diğer ihsanlarına, “maşallah” demenin mahzuru olmaz.

Sual: Bazı yerlerde, kızdığı kimseye Nemrut diye hakaret edilmektedir. Nemrut nedir, kimdir?
Cevap: Nemrut; Keldani hükümdarlarına verilen bir isimdir. Çok kimsenin bildiği birinci Nemrut, Nuh aleyhisselamın oğlu Hâm soyundandır. Bâbil şehrini yapmıştır ve putlara tapardı. İbrahim aleyhisselamı ateşe attı. Sivrisinekler sebebiyle de öldü.

Sual: Namaz kılmaya davet edilen kimse, bu daveti kabul etmeyip namaz kılmaya gelmezse, bu kimsenin imanı gider mi?
Cevap: Bir kimseye, gel namaz kıl denilse, o kimse de, hayır kılmam dese, imanı gider. Ancak bu kimsenin muradı, senin sözünle namaz kılmam, Allahü teâlânın emri ile kılarım demişse imanı gitmez.
Küfür olmayan bazı sözler

Sual: Bir yazar, aşağıdaki sözlere küfür diyor. Bunlar küfür müdür?
CEVAP
Bir Müslümanın bir sözünden veya bir işinden yüz şey anlaşılsa, bunlardan 99’u küfre sebep olsa, biri Müslüman olduğunu gösterse, o bir şeyi anlamak ve ona kâfir dememek gerekir. Bir Müslümana kâfir demek, onun kâfir olmasını istemek küfürdür. Onun için tevili mümkün olan sözlerden dolayı bir Müslümana, bu sözün küfrü gerektirir demekten sakınmalı. Şimdi sözlere bakalım:

Allahsız demek:
Bu söz genelde dinsiz, imansız, merhametsiz anlamında söylenir. Onun için bu söz küfür olmaz.

Hakimler hakimi demek:
Bu da küfür değildir. Hakimler hakimine şimdi Yargıtay başkanı deniyor. Daha eskiden temyiz reisi denirdi. Daha eskiden de kâdı-ı-kudat deniyordu. Kadılar kadısı demektir. Allah’a padişah demek de caizdir. Hatta padişahlar padişahı da denir. Osmanlı sultanlarından bazılarına padişahlar padişahı demekte de mahzur yoktur.

Allah bilir ki şu şöyledir, Allah şahit şunu şöyle yaptım demek:
Gerçekten bir iş yapılmışsa, Allah bilir ki yaptım demekte hiç bir mahzur yoktur. Yapılan bir iş için de Allah şahit demekte hiç mahzur yoktur. Ama yapılmayan bir şey için Allah yalancı şahit gösterilemez. Ama zaten bu anlamda Müslüman söylemez. Müslümana suizan ederek, her sözün altında küfür aramak yanlıştır.

Sezar’ın hakkı Sezar’a, Tanrının hakkı Tanrıya:
Bu söz de küfür değildir. Mazlumun hakkı olduğu gibi zalimin de hakkı olur. Sezar’ın hakkı varsa vardır. Kâfirin hakkı olmaz mı?

Allah’tan başkasından medet [yardım] istemek:
Herkes birbirinin yardımına muhtaçtır. Ölü diri herkesten yardım istemek caizdir. Ruh ölmez. Allahü teâlâ dirilere yardım ettirdiği gibi ölülere de yardım ettirir. Hızır aleyhisselamın ruhu naçar kalanlara yardım etmektedir.

Doktor hayatımı kurtardı, frene basmasaydı ölmüştüm, şu hap bana şifa verdi demek:
Bunlar da küfür değildir. Bu yemek beni doyurdu demek gibidir. Yani doymamıza Allahü teâlâ yemeği sebep kılmıştır. İlacı hastalığımıza şifa kılmıştır. Ameliyat eden doktoru hastalıktan kurtulmamıza sebep yapmıştır. Sebeplerle yaratmak, Allahü teâlânın âdetidir.

Devlete karşı çıkılır mı, ezer geçer demek:
Bundan daha normal bir söz olur mu? Küfür bunun neresinde? Biri ile dövüşürken, adamın eli armut toplamıyor ya, o da bize vurur, adam kuvvetlidir belki o bizi öldürür demek küfür olur mu hiç? Evet öldüren ve her işin yaratıcısı Allahü teâlâdır ama bunları sebep kılmıştır. Herkesi Allah öldürdüğü halde, falanca falancayı öldürdü demek caizdir.

Allah’tan başkasının adına kurban kesmek, Allah’tan başkasına adak adamak:
Tapınmak için olanla, ikram için yapılanı karıştırmamak gerekir. Bir Müslüman Allah’tan başkasına tapmaz. Tapan da zaten Müslüman değildir. Kurban, adak ibadet demektir. İbadet de Allah için olur, Onun rızasını kazanmak için olur. Rızasını kazanma yolları çok çeşitlidir. Misafir veya devlet büyükleri gelince, onlara yedirmek için kesmek haram olmaz. Çünkü, misafire ikram sevaptır, İbrahim aleyhisselamın sünnetidir. (Bezzâziye)

Temel atılırken, hastalık gelince, hasta iyi olunca hayvan kesmek de helaldir. Etleri fakirlere yedirilmektedir. (Hamevi)

Dileği olursa Allah için hayvan kesmeyi adak yapmak da caizdir. (Bahr-ür-râık)

Şarta bağlı olarak Evliyaya adak yapmak da, kendini, günahı çok, dua etmeye yüzü yok bilerek, mübarek birini vesile edip, Allahü teâlâya yalvarmak demektir. Mesela (Hastam iyi olursa sevabı Seyyidet Nefise hazretlerine olmak üzere, Allah için, bir koyun kesmek nezrim olsun) deyince, bu dileğin kabul olduğu çok görülmüştür. Burada, Allah için koyun kesip, sevabı evliyaya bağışlanmakta, onun şefaati ile, Allahü teâlâ, hastaya şifa vermekte, kazayı, belayı gidermektedir.

Dini günler demek:
Selefiler, mübarek gün ve gecelere [Mevlid, Berat, Regaib gibi gecelere] karşı oldukları için yazar da, bu günlere saldırıyor. Cuma, bayram ve kandil günleri ve geceleri, Müslümanların mübarek gün ve geceleridir. Bu mübarek gün ve gecelere kıymet veren Allahü teâlâdır. Peygamberler de insandır. Ancak Allahü teâlâ onları kıymetlendirmiş, güzide mevki ihsan etmiştir. Diğer insanlardan niye ayırt ediliyor denemediği gibi, bazı gün ve geceleri kıymetli yaratan Allahü teâlâya da bugünleri diğer günlerden niye ayırdın denemez. Allahü teâlâ, kullarına çok acıdığı için, bazı gecelere kıymet vermiş, bu gecelerdeki, dua ve tevbeleri kabul edeceğini bildirmiştir. Kullarının çok ibadet yapması, dua ve tevbe etmeleri için bu geceleri sebep kılmıştır.

Din ayrı, dünya ayrı demek:
Din ve dünyanın ayrı olduğu bütün din kitaplarında yazılıdır. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Allah dilediğinin rızkını bollaştırır da daraltır da. Onlar dünya hayatıyla şımardılar. Halbuki ahiretin yanında dünya hayatı, geçici bir faydadan başka bir şey değildir.) [Rad 26]

(Ahiret nimetlerini isteyene de, dünya nimetlerini isteyene de onu veririz.) [Şura 20]

Hadis-i şeriflerde de buyuruluyor ki:
(İnsanların kötüsü, din ile dünyayı yiyen [dini dünyaya alet eden] kimsedir.) [İbni Asakir]

(Allahü teâlânın koruduğu hariç, din ve dünya işlerinde parmakla gösterilmek zarar olarak yeter.) [Beyheki]

(Ahir zamanda insan din ve dünyasını ancak para ile korur.) [Taberani]

(Din işlerinde kendinden üstün olanı görüp ona uyan, dünya işlerinde ise kendinden aşağısına bakıp Allah’a hamd eden şükretmiş olur.) [T. Gafilin]

İmam-ı Rabbani hazretleri, din ve dünya zararlarından kurtulmak için her gün 500 kere, (La havle vela kuvvete illa billah) okuyun buyuruyor.

Din ayrı, siyaset ayrı demek:
Bu da din ve dünya demek gibidir. Siyaset, devlet işlerini düzenleme ve yürütme ile ilgili görüştür. Kendi siyasetini din kabul edenler, bizim siyasetimiz dinden ayrı gösterilemez demek istiyorlar. Din elbette politikadan ayrıdır. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Hak teâlâ, Âdem aleyhisselama bin çeşit sanat öğretip buyurdu ki: Çocukların ve neslin, bu sanatlardan biri ile rızkını talep etsin, sakın ola ki dini geçim vasıtası yapmasın, din ile dünya menfaatini talep edenlere yazıklar olsun!) [Hakim]

(Dini dünya menfaati için öğrenene, ilmini paraya değişene kıyamette ateşten gömlek giydirilir.) [Deylemi]

Zevklere ve renklere karışılmaz demek:
Elbette zevkler, renkler tartışılmaz. Herkesin zevki farklıdır. Bunun küfürle ne ilgisi vardır? Hatta bir kimse, içki içse, kumar oynasa, çıplak gezse, bu benim zevkimdir, bana karışmayın dese bile, yine küfür olmaz. Çünkü harama helal demiyor. İslamiyet’e değil, karşısındakine kızıyor. İslamiyet’e kızıyorsa, zaten o Müslüman değil ki, küfre düşsün. Küfrün içinde olan küfre düşmez.

Bu benim özel hayatım hiç kimse karışamaz, demokrasi var demek:
Özel hayatıma karışmayın demek de küfür olur mu? Bir sarhoş, ben istediğim gibi içerim, istediğim gibi kumar oynarım, bunlar benim özel hayatım dese küfür olmaz. Bunları helal kabul ederse küfür olur. Mutezile ve Selefilikte, amel imandan parça kabul edildiği için günah işleyenlere küfür damgası basılıyor.

Biz babadan, atalarımızdan böyle gördük demek:
Bunun küfürle ne ilgisi var ki? Atalardan iyi şeyler de görülür kötü şeyler de. Bizim atalarımız içki içerdi, kumar oynardı dense bile bunun küfürle ne ilgisi vardır ki? Burada haramı helal kabul etmek yok ki.

Din şöyle diyor doğru, ama.... , haklısın, fakat… demek:
Adam dini inkâr etmiyor ki küfür olsun. Fâsık biri, din zekât verin diyor ama, parayı sevdiğim için veremiyorum, din oruç tutun diyor ama mideme düşkünlüğümden tutamıyorum. Din içki haramdır diyor ama, zevkime düşkünlükten bırakamıyorum dese küfür olmaz. Burada dini inkâr etmek, haramı helal kabul etmek yok.

Paranın açamayacağı kapı yoktur demek:
Bu söz, para çok şeyler yapar demektir. Nitekim hadis-i şerifte de, (Ahir zamanda insanların paraya ihtiyacı daha çok olur. Çünkü insan o zaman din ve dünyasını ancak para ile korur) buyuruluyor. (Taberani)

Bir ibadeti gösteriş veya dünyevi bir menfaat için yapmak:
Müslüman ibadetini Allah için yapar. İbadete riya karışabilir. Riya karışan ibadete küfür denmez. İbadeti bir menfaat için yapmak da küfür değildir. Mesela hacca gidenin niyeti, para kazanmak, oradan ucuz mal getirmek olsa, bunun ibadetine sevap verilmez ama buna küfür de denmez.

Azrail’le savaşıyor demek:
Ölümle pençeleşiyor da denir. Burada Azrail aleyhisselamı kötüleyici söz yoktur. Onu veya başka melekleri kötülemek küfür olur. Ama burada öyle bir durum yok.

Aşırı dinciler:
Genelde bu sözü dinsizler, Müslümanlara saldırmak için kullanıyorlar. Onlar zaten dinsizdir. Ama bir Müslüman, diğer bir Müslümana maşallah bu aşırı dincidir, çok mutaassıptır dese küfür olmaz. Dine aşırı bağlı deniyor. Dinde aşırı gitmeyi ise dinimiz yasaklamıştır. Mesela Peygamber efendimiz, (Din kolaylıktır. Dinde aşırı gideni din mağlup eder) buyuruyor. (Nesai)

Sorumsuzca söylenen sözler
Sual: İnsanı küfre düşüren sözler hakkında piyasada birçok kitap var. Bunlara göre kim Müslüman kalabilir! Bu kitaplardan bazılarını size gönderiyorum. İnceleyip, bu sözleri açıklar mısınız?
CEVAP
Küfür sözler konusunda piyasadaki kitaplarda, küfür olmayan sözlere de küfür damgası basılmıştır. Şimdi bu sözleri inceleyelim:
(Allah’ın oğlu gelse bu işi yapamaz. Yürü Allah yürü, ye Allah ye, uyu Allah uyu gibi sözleri söyleyen kâfir olur) deniyor. Allah’ın oğlu demek, Allah şunu yapamaz demek elbette küfürdür. Fakat diğer sözlerin küfürle hiç alakası yoktur. Çünkü bunu söyleyen kimse, Allah yürür, Allah yer içer, Allah uyur demek istemiyor. Yolun uzunluğunu, bitip tükenmediğini bildirmek için yürümekle bitmiyor demek istiyor. Şarkılarda, türkülerde ve böyle sözler arasında Allah ismini kullanmak doğru değildir. Ama küfür de değildir. Küfrün ne olduğu dinin dört delili ile sabittir. Bunun dışında küfür olmaz. Bütün milleti kâfir yapmak da çok tehlikelidir. Müslümana kâfir diyenin kendisinin kâfir olacağı hadis-i şerifle de bildirilmiştir.

(En büyük Galatasaray, başka büyük yok diyen kâfir olur) deniyor. Bunun küfürle ne alakası var? Kendi grubunda, yani futbolda en büyük demektir. En büyük Türkiye gazetesi desek, başka büyük yok desek, gazeteler içinde tirajı veya kalitesi en büyük olan demektir. En büyük TGRT demek de böyledir. Televizyonlar içinde en kalitelisi demektir. Hâşâ Allah’tan büyük anlamına gelmez. Zoraki böyle bir anlam çıkarmak çok yanlıştır. Böyle sözlerle bütün milleti kâfirlikle suçlamak ne kadar yersizdir.

(İslam dini akıl mantık dinidir demek çok yanlış bir sözdür) deniyor. Bu ifadeyi kullanmak ne kadar yanlıştır. Kur’an-ı kerimin birçok yerinde (Akletmez misiniz, aklınızı kullanmaz mısınız?) gibi ifadeler çok geçer. Peygamber efendimiz de buyuruyor ki:
(Kişinin dini, aklı ölçüsündedir. Aklı olmayanın dini yoktur.) [Ebuşşeyh]

(İnsanı ayakta tutan aklıdır. Aklı olmayanın dini de yoktur.) [Beyheki]

(Akıllı olmak, din işlerinde sevinç kaynağıdır.) [İbni Asakir]

(Aklı doğru olmayanın dini de doğru olmaz.) [Taberani]

(Akıllı kimse kurtuluşa ermiştir.) [Buhari]

(Akıl imandandır.) [Beyheki]

İslamiyet nakil dinidir ve selim akla uygundur. Dinde aklın önemi büyüktür. Ancak yalnız akla uyup, yalnız ona güvenip yanılan kimseye felsefeci denir. Aklın erdiği şeylerde ona güvenen, aklın ermediği yanıldığı yerlerde, İslam ışığı altında akla doğruyu gösteren büyük zatlara, İslam âlimi denir. Akıl göz gibidir. İslamiyet de ışık gibidir. Göz karanlıkta cisimleri göremez. Görmesi için ışık gerekir. Bunun için Hazret-i Ali, (Din, akıl ve görüş ile olsaydı, mestin üstünü değil de altını meshetmek gerekirdi) buyurmuştur.

(Sözde Müslümanlar, “ibadet ile Cennete girilmez, temiz kalb gerek, Allah kalbe bakar” derler) diyerek böyle kimselerin Müslüman olmadığı söyleniyor. Böyle söyleyen herkesi suçlamak yanlıştır. Çünkü Peygamber efendimiz, (Hiç kimse, ibadeti sebebi ile Cennete girmez) buyurmaktadır. Çünkü yaptığımız bütün ibadetler kabul olsa bile, bir gözümüzün şükrünün karşılığı bile değildir. Cennete, Allahü teâlânın lütfu ve ihsanı ile girilir. Lütfa ve ihsana kavuşmak için, imanlı olmak şart olduğu gibi, ibadete de ihtiyaç vardır. Bir insan ne kadar çok ibadet ederse etsin, ibadeti sebebiyle kendini mutlaka Cennetlik olarak bilmemelidir. Kulun vazifesi ibadet etmektir. Kur'an-ı kerimde mealen, (Ben cin ve insanları yalnız bana ibadet etmeleri için yarattım) buyuruluyor. Temiz kalb gerek demekte de mahzur yoktur. Çünkü Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Kalb bozuk olunca, bedenin işleri de bozuk olur.) [Beyheki]

(Allahü teâlâ, sizin görünüşünüze, malınıza [rütbenize, iyi işlerinize] bakmaz; bunları ne niyetle yaptığınıza bakar.) [Müslim]

Allahü teâlâ kalblerde olan ihlasa ve Allah korkusuna bakar. Amellerin, ibadetlerin kabul edilmesi için, yani sevap verilmesi için, hem şartlarına uygun olması, hem de ihlas ile niyet edilmesi lazımdır. Yani ibadetin kabul olması için, Allahü teâlânın rızası için yapılması lazımdır.

(Arşimet kanunu, Newton kanunu demek imanı zedeler) deniyor. Allahü teâlâ kâinatta çeşitli düzenler yaratmıştır. Suya belli bir kaldırma gücü vermiştir. Bunu bulana onun ismini vermenin küfürle ilgisi olmaz. Suya kaldırma gücünü Arşimet veriyor denmiyor ki. Bunun varlığını Arşimet buldu deniyor.

(Kur’an okumak çok zordur demek bâtıl bir yaygaradır) deniyor. Bilmeyene elbette zordur. Kimine yabancı dil, kimine matematik zor gelir. Zora zor demenin bâtılla, küfürle ne alakası vardır?

(Hele şu namazımızı kılalım da, rahat rahat çayımızı içelim diyenlerin akıbetleri çok feci olur) deniyor. Bu ne kadar da yanlış bir ifade? Adam, namaza çok önem veriyor ki, (Önce şu namazımızı kılalım, namazı geciktirme endişesi ile çay içersek çayın tadını da alamayız, hele namazı kılalım çayı nasıl olsa içeriz) demek istiyor. Bu sözün neresi kötü ki? Âlimlerimiz, namaza mani olan işte hayır yoktur buyuruyorlar. Vakit girer girmez, önce namazı kılmalı, ondan sonra diğer işleri yapmalıdır.

(İslam bir bütündür, tamamını alan ancak Müslümandır) deniyor. Bu söz izaha muhtaçtır. İtikadda öyle ise de amelde öyle değildir. "Ya, dinimizin bütün emirlerini yapıp, bütün yasaklarından kaçınmak veya hiçbirini yapmamak gerektiğini" söylemek, "Ya hep, ya hiç" demek çok yanlıştır. birkaç günah işliyorum diye, diğer günahları da yapmak gerekmez. İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki: (Bütün günahlara tevbe edip hepsinden kaçmak büyük nimettir. Bu yapılamazsa, bazı günahlara tevbe etmek de nimettir. Bunların bereketiyle belki bütün günahlara tevbe etmek nasip olur. "Bir şeyin bütünü ele geçmez ise, hepsini de kaçırmamalı" buyuruldu.)

(İbadet de gizli, rezalet de) diyenlere ateş püskürülüyor. Halbuki hadis-i şerifte, (Kim, dünyada günahını gizlerse, Allahü teâlâ da, Kıyamette, o günahı herkesten saklar) buyuruluyor. (Müslim)

İnsanlardan utanarak günahı gizlemek de hayadandır. Haya da imandandır. Günah gizlenmezse, fâsıklar bundan cesaret alır. (Falanca günah işliyor. Ben de işlesem ne çıkar?) diyebilir. Riya olmaması için ibadeti gizlemek caizdir. Onun için (Kabahat da gizli, ibadet de gizlidir) denmiştir. Bunun gibi atasözlerinin çoğu bir hadis-i şerife dayanmaktadır. (Haya elbisesine bürünenin ayıpları görülmez. Duyulunca hoşlanılacak şeyleri yap! Kimsenin duymasını istemediğin ve duyulunca insanların hoşlanmayacağı şeylerden kaç!) buyurulmuştur.

Camileri siyasi arena haline getirmek isteyen bazı din cahilleri, (Emperyalist kâfirlerin “Camide dünya kelamı konuşmak günahtır” sözünü söyleyerek, Camiler, ziyaret yerleri, mevlit ve hatim merkezleri haline getirilmiştir) diyor. Camilerin ziyaret edilmesi, mevlit okunması, hele hatim yani Kur’an okunmasına karşı çıkmak ne kadar çirkindir. Camide konuşmayı emperyalist kâfirler değil, Allah ve Resulü yasaklıyor. Camide konuşmak sevapları giderir. Hutbeyi bile nutuk çeker gibi yüksek sesle okumak haramdır. Camide konuşulmaz. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Mescitte dünya kelamı söyleyenin ağzından kötü bir koku çıkar. Melekler, "Ya Rabbi, bu kulun mescitte söylediği dünya kelamından dolayı, ağzından çıkan fena koku bizleri rahatsız ediyor" derler. Hak teâlâ da buyurur ki: "İzzetim, celalim hakkı için, onlara büyük bela veririm.") [Ey Oğul İlm.]

(Ahir zamanda bazı kimseler, mescitlerde dünyadan, dünya kelamından bahsedecekler. Onlarla beraber olmayın! Allahü teâlânın böyle kimselerle işi yoktur.) [İbni Hibban]

(Hayvanların otu yediği gibi, mescitte konuşmak da sevapları yer, yok eder.) [İ.Gazali]

Önce (tehiyyet-ül mescid) namazı kılıp veya başka ibadet yapıp, itikâfa niyet ettikten sonra, hafif sesle ihtiyaç kadar konuşmak caizdir. İhtiyaçsız mescitte konuşulmaz.

(Çocukları camiye sokmayanlar var. Her cami avlusu, çocuk bahçesi haline getirilmeli. Caminin mimarisinde, edebiyatında, musikisinde hep fayda vardır. Bu faydalardan çocuklarımızı uzak tutmayalım) deniyor. Halbuki, hiç zarar vermese de, camiye küçük çocuk getirmek mekruhtur. Zarar verir, kirletirse haram olur. Hadis-i şerifte (Camiye çocuk ve deli koymayın) buyuruluyor. (İbni Mace)

Musiki haramdır, harama helal diyen küfre girer.

(Bekârlık sultanlıktır sözü yanlıştır) deniyor. İslam’ın ilk zamanları evlenmek tavsiye ediliyordu. Peygamber efendimiz, (Evlenmek benim sünnetimdir, sünnetime uymayan benden değil) buyuruyordu. Fakat ahir zamanda bu durum değişmektedir. Çünkü Ebu Ya’lanın rivayet ettiği hadis-i şerifte, Peygamber efendimiz, (İkiyüz yılından sonra, sizin en iyiniz, hafifülhâz olandır) buyurdu. Hafifülhâz nedir, dediklerinde, (Hanımı ve çocuğu olmayandır) buyurdu. Bişr-i Hafi, Bayezid-i Bistami, Ebül-Hüseyn Nuri [ve Rabia-i Adviyye] gibi büyük âlimler bekâr idi. Hicretin ikiyüz yılından sonra gelenler arasında, bunların ve bunlar gibi olanların şeref ve üstünlüklerini, bu hadis-i şerif bildirmektedir. (İhya)

Ebu Süleyman-ı Darani hazretleri, (Bekârlığa dayanmak, ailenin çilesine dayanmaktan, onların eziyetine katlanmak, Cehennem ateşine dayanmaktan daha kolaydır) buyurdu.

(Zaman çok kötüleşti demek, Allah’tan şikayettir; çünkü (Zamana söven beni cezalandırır. Ben zamanım) hadisi kudsisi vardır) deniyor. Zaman kelimesinin sanki tek bu anlamı mı var da böyle söyleniyor?

Zaman kelimesinin anlamlarından birkaçı şöyledir:
1- Vakit demektir. Olayları sıralamaya yarayan başı ve sonu belli olmayan mücerret kavram. Zaman akıp gidiyor gibi.
2- Çağ demektir. Osmanlıların ilk zamanlarında Türklerin itibarı yüksekti gibi.
3- Gün demektir. Zaman olur beni de anlayan çıkar gibi.
4- An demektir. Bir zaman durakladı, konuşmadı gibi.
5- Mevsim demektir. Şimdi hasat zamanı gibi.
6- Elverişli vakit demektir. Tam hücum etme zamanı gibi.
7- Yaşanılan devir demektir. Zaman çok kötü oldu, bilir bilmez herkes din adına ahkam kesiyor gibi.

(Zaman sana uymazsa sen zamana uy sözü çok yanlıştır) deniyor. Halbuki “Zaman sana uymazsa, sen zamana uy” sözü doğrudur. Zamana uymak, zamanın gerektirdiği hususlara uymak demektir. Zamanın değişmesiyle, örf ve âdete ait hükümler değişebilir. Nassa [Kur'an ve hadise] dayanan hükümler zamanla değişmez. Dine aykırı olmayan örf ve âdete ait hükümler değişirse, bunlara uymakta mahzur yoktur.

Mecellenin 39. maddesinde, zamanın değişmesiyle âdete ait hükümlerin değişeceği bildirilmektedir. Mubah olan âdetlerde ve fen bilgilerinde zamana uyulur. İbadetlerde zamana uyulmaz.

Herkes traktörle, kamyonla giderken, kağnı ile gitmek gerek diye ısrar edilmez. Fakat günah olan bir şey, herkes tarafından yapılsa, buna uyulmaz. Zamana ait işlerin değişmesine, zamanın değişmesi denmiştir. Böyle misaller Kur'an-ı kerimde de vardır. Mesela, (köy halkına sor) yerine, (köye sor) denilmiştir. (Yusüf 82)

Türkçede de, (şu sınıf tembel) denir. Burada anlatılan, sınıfın kendisi değil, oradaki talebelerdir. Zamana uymak da, zamanın icabı olan faydalı işlere uymak demektir. Zararlı, günah olan şeylere uyulmaz. Zamanı kötülemek de, o zamanda yaşayan kötü insanları tenkit etmektir. Yoksa zamanı yaratan Allah’ı kötülemek anlamında değildir.

(Din siyasete alet edilmez diyenler, Müslümanları uşak olarak kullanmak isteyenlerdir) deniyor. Yani apaçıkça din istismarı normal görülüyor. Dini kullanarak, gerek şahsi, gerek siyasi menfaat veya nüfuz sağlama işine din istismarı denir. Koltuk kapmak, alkış toplamak, bir grup insanı peşine takmak gibi herhangi bir menfaat, Allah rızasından başka niyetlerle yapılırsa riya olur. İmam-ı Gazali hazretleri buyuruyor ki: İyi bil ki riya haramdır, riyakârı Allah sevmez. Hadis-i şerifte:
(Ahir zamanda dünya menfaati için dini alet eden, gösteriş yapanlar çıkar. Sözleri baldan tatlıdır. Bunlar kuzu postuna bürünmüş birer kurttur) buyuruldu. (Tirmizi)

Din alet edilerek elde edilen mal, mevki için şair der ki:
Şu mala, makama ola ki lanet,
Ona din veya ırz edile alet.

Dini siyasete, politikaya alet etmek, yahut başka zararlı maksatlar ve menfaatler için kullanmak, bir takım cahilleri, din ismi altında, tahrik etmek çok büyük bir günahtır. Allahü teâlâ, en çok bunu kötülemektedir. Din, tertemiz ahlak sahibi olmayı emreden, sırf merhamet, sevgi ve büyüklere itaat, küçüklere şefkat emreden, insanları doğru yola götüren Allahü teâlânın razı olduğu yoldur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Yazıklar olsun ilmini ticaret vasıtası yapan kötü âlimlere ki, devlet adamlarına yaklaşır ve kazanç temin ederler. Allah onların ticaretine kesatlık versin!) [Hakim]

Vaaz etmek, dini yazı yazmak, kitap çıkarmak, ancak Allah rızası için olunca, mevki, mal ve şöhret kazanmak için olmayınca faydalı olur. Aksine olursa çok zararlı olur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Hak teâlâ, Hazret-i Âdem’e bin çeşit sanat öğretip buyurdu ki: Çocukların ve neslin, bu sanatlardan biri ile rızkını talep etsin! Sakın ola ki dini geçim vasıtası yapmasın! Dini kullanarak dünyayı talep edenlere yazıklar olsun!) [Hakim]

(Ne yapayım emir kuluyum demek yanlıştır. Allah’ın kulu olmalı, kulun kulu olmamalı) deniyor. Bir başka cahil de şöyle diyor: (Osmanlılarda, insan, Allah’ın değil, padişahın kuluydu. Onun için padişah, halka "Kullarım" derdi. Sultanlık sistemine karşı çıkmak, soylu mücadele vermektir) diyor.

Bazı kelimeler birkaç manaya gelir. Cümledeki yerlerine göre manaları değişir. Mesela Mevla kelimesi, yedi manaya gelir. Daha çok ilah, efendi, köle manasında kullanılır. (Mevla’nın rahmeti bol) cümlesindeki mevla, ilah manasındadır. (Mevlana Celaleddin)deki mevla da efendi demektir. Şimdi biri çıkıp da (Sen Celaleddine ilah dedin) diyemez. Bunun gibi kul kelimesi de mahlûk, insan, köle, bende, emir altında bulunan, tâbi, mensup gibi manalara gelir. Şimdi biri nezaket olsun diye (Bendeniz) dese, bende kul, köle demek olduğu için, (Sen karşındakine bendeniz demekle onu ilah yaptın) demek caiz olur mu? Padişahlar, sadık yardımcılarına "Kulum" derdi. Burada kul, "Sağ kolum” demektir. Sultana ait seçkin askerlere (Kapı kulu) denirdi.

(Allah’tan başkasına itaat etmek şirktir, kula kulluktur) deniyor. Bu söz de çok yanlıştır. Çünkü Kur'an-ı kerimde, Allah ve Resulüne ve ülülemre de itaat edilmesi emrediliyor. Âlimlere, ana babaya itaat da dinimizin emridir. Bunlara itaat da Allah’a itaat olur. (Hadika)

(Şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır sözüne hadis demek korkunçtur, Bayezid-i Bistamiye aittir) deniyor. O zaman adama şu soruyu sorarlar: Bu korkunç sözü ne diye Bayezid-i Bistami hazretleri söylemiştir? Bir âlimin söylemesi o sözün kötü olmasını mı gerektirir? Burada şeyh, mürşid, rehber, üstad, öğretmen anlamındadır. Din ilimlerini hocasız öğrenmek kolay mıdır? Hele tasavvufu rehbersiz öğrenmek imkansızdır. Bayezid-i Bistami hazretlerinin bu sözü, korkunç olarak vasıflandırılıp niye beğenilmez ki? Burada tasavvuf düşmanlığı mı yapılıyor? Rehbere, üstada kızılır mı? Bir talebenin, ilim öğrenebilmesi ve doğru yolu bulabilmesi için, bir öğreticiye ihtiyacı vardır. Çünkü hadis-i şerifte, (İlim üstaddan öğrenilir) buyuruldu. (Taberani)

Kur'an-ı kerimde ise mealen, (Eğer bilmezseniz, bilenlerden sorun!) buyuruldu. (Nahl 43)

(Eğer o iki sene olmasaydı Numan helak olurdu sözü imam-ı a’zama ait değildir, uydurma bir sözdür. Tasavvuf olmadan da insan evliya olur) deniyor. Maksat tasavvufu kötülemek. Tasavvuf düşmanlığı selefiler arasında çok yaygındır. Evliyaya, keramete düşmanlık yaparlar. Bilmeyenin bilmediği şeyleri düşmanlık yapması yadırganmaz. Atalarımız böyle kimseler için, (Kişi bilmediği şeylerin düşmanıdır) buyurmuşlardır.

Muhammed Masum hazretleri, Mektubat kitabında buyuruyor ki:
Allahü teâlâyı tanımak iki türlüdür:
1- Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdikleri gibi tanımak,
2-Tasavvuf büyüklerinin tanımaları.

Birinci şekildeki imanda nefs azgınlığından vazgeçmemiştir, iman hakiki değil, mecazidir. Bu iman gidebilir. İkincisinde nefs de imana geldiği için iman yok olmaktan korunmuştur. (Ya Rabbi, senden sonu küfür olmayan iman istiyorum) hadis-i şerifi ve Nisa suresinin (Ey iman sahipleri, iman edin) mealindeki 136. âyet-i kerimesi de hakiki imanı bildirmektedir. Bu âyet, (Hakiki imana kavuşun) manasındadır.

İmam-ı Ahmed hazretleri ilim ve ictihadda çok yüksek dereceye sahip olduğu halde, hakiki imana kavuşmak için Bişr-i Hafi [ve Zünnun-i Mısri] hazretleri gibi evliyanın sohbetinde bulundu. İmam-ı a'zam hazretleri de, ömrünün son yıllarında Cafer-i Sadık hazretlerinin sohbetinde bulunduktan sonra, (Bu iki sene olmasaydı, Numan helak olurdu), yani (Hakiki imana kavuşamazdım) buyurmuştur. Her iki imam da ilimde ve ibadette son derece ileri oldukları halde, tasavvuf büyüklerinin sohbetinde bulunarak marifeti ve bunun meyvesi olan hakiki imanı elde ettiler.) (2/106)

Senaullah-i Dehlevi hazretleri de buyuruyor ki:
Tasavvufta fena makamına kavuşan, muhakkak imanla ölür. Bekâra suresinin (Allahü teâlâ imanınızı zayi etmez) mealindeki 143. âyet-i kerimesi ve (Allahü teâlâ, kullarının imanlarını geri almaz. Fakat âlimleri yok ederek ilmi geri alır) hadis-i şerifi, hakiki imanın ve bâtın ilminin geri alınmayacağını göstermektedir. (İrşad-üt-talibin)

(Sizin düşmanınız şeytandır) âyet-i kerimesini delil getirerek, bize düşman olan birine (Sen benim düşmanımsın) demenin küfür olduğu söyleniyor. Cahilliğin bu kadarına da pes artık. Bir Müslüman da diğer Müslümana düşmanlık yaptı diye hemen ona kâfir denir mi? Hangi kitap böyle yazar? Tarihte iki Müslüman ordu çarpışmadı mı? Bunlara kâfir denir mi? Bu cahil adamlar, ellerine almışlar, bir kâfir karası, önüne gelenlere rastgele sürüyorlar.

Müziğin her çeşidinin haram olduğu muteber eserlerde bildirilirken, müziğin eğlendirici, düşündürücü, dinlendirici ve eğitici yönleri de bulunduğu anlatılarak sanki bazı müziklerin caiz olduğu söyleniyor. Mehter marşı, def, düğünde davul çalmak hariç elbette müziğin her çeşidi haramdır. Tasavvuf müziği diye de bir şey yoktur.

(Kâfirler Allah’tan ümit keser) âyetini delil getirerek, (Bu toplum düzelmez) diyenlerin küfre girdiği söyleniyor. Halbuki bu âyetin, bununla hiç ilgisi yoktur. Delinin biri çıksa, (Ben hiç hastalanmayacağım, göklerde uçacağım, dünyadaki herkesi Müslüman edeceğim) dese, bir başkası da bunları yapamazsın dese, hemen eldeki kara, bu adamın alnına yapıştırılır, (Sen Allah’tan ümit kestiğin için kâfirsin) denir. Ben inansam da, ibadet etsem de Allah beni affetmez) demek küfürdür. Allah’tan ümit kesmek, Allah’ın rahmetinden ümit kesmektir. Yoksa bu işi yapamazlar demenin küfürle ne ilgisi vardır?

Eli yağlı karalılar, (Gemisini kurtaran kaptan) sözüne de saldırıyorlar. Halbuki bu söz, hadis-i şeriflere ve âlimlerimizin bildirdiklerine aykırı değildir, çok güzel bir sözdür. Atalarımız aynı anlamda, (Önce can, sonra canan) demişlerdir. Can kurtarılmadan canan kurtarılmaz.

Kötü de olsa mevcudu kabullenme olacağı için, (Beterin de beteri vardır) sözü de tenkit ediliyor. Halbuki İmam-ı Rabbani hazretleri, (Hiç bir zaman, hiç bir şekilde, halinizden şikayetçi olmayın. Her zaman şükredici olun. Beterin beteri vardır) buyuruyor. Topal olan kimse, (Beni niye topal yarattın veya niye kazada ayağımı koparttın) diye Allah’a isyan mı etmesi gerekir, yoksa (Ya rabbi gözümü kör etmediğine, kulağımı sağır etmediğine çok şükürler olsun) demesi gerekmez mi? Her zaman beterin beteri vardır diyerek hâlimize şükretmeliyiz.

(Babam öldü, hemen mezarını yaptırdım) diyene kızıyorlar, israftır, dine aykırıdır diyorlar. Mezar düşmanı olduğunu çekinmeden açıklıyorlar. Âlimlere evliyaya türbe yaptırmak bile caizdir. Bunun için atalarımıza dil uzatmak çok yanlıştır. Aynı zihniyet enbiya ve evliya kabirlerinden yardım istemeye de, onlar için kurban kesmeye de şirk diyorlar. Allah rızası için kurban kesip sevabını yatırdaki evliyaya bağışlamanın dinen bir mahzuru yoktur. Hele şirk ile zerre kadar ilgisi yoktur. Evliya kabirlerine gidip evliyanın aracı olmasını istemenin şirkle bir ilgisi yoktur. Biz her şeyin yaratıcısının ve o evliyaya yardım etme gücünü verenin Allahü teâlâ olduğunu biliyoruz. En cahil bir kimse de, insanın yaratıcı olmadığını bilir. Onun için evliya kabirlerine dua etmeye giden kimselere müşrik demek çok çirkin bir harekettir.

Kötü bir iş yapılırken, (Elâlem ne der, dost düşman ne der) sözüne de saldırıyorlar. Halbuki diğer sözler gibi, bu söz de dinimize aykırı değildir. Kuldan utanmayan Allah’tan da utanmaz. Bir kötülüğü işlerken Allah’tan utanmayan kimse, hiç değilse kuldan olsun utanmalıdır. Kötü örnek olacağı için kötülüğü açıktan işlemek daha fazla günahtır. Açıktan oruç yemek gizli yemeye göre daha büyük günahtır. Onun için dinimizde açıktan oruç yiyen dünyada da cezalandırılır. Çünkü kötülüğe örnek oluyor. Hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
(Bir günaha düşen, Allah’ın örtüsünü, onun üzerinde bulundurmalıdır!) [Müslim]

İnsanlardan utanarak günahı gizlemek de hayadandır. Haya da imandandır. Günah gizlenmezse, fâsıklar bundan cesaret alır. (Falanca günah işliyor. Ben de işlesem ne çıkar?) diyebilir. Riya olmaması için ibadeti gizlemek caizdir. Onun için (Kabahat da gizli, ibadet de gizlidir) denmiştir. Bunun gibi atasözlerinin çoğu bir hadis-i şerife dayanmaktadır. (Haya elbisesine bürünenin aybı görülmez. Duyulunca hoşlanılacak şeyleri yap! Kimsenin duymasını istemediğin ve duyulunca insanların hoşlanmıyacağı şeylerden kaç!) buyurulmuştur. Yani dost düşmanın ayıplıyacağı kötülükleri yapmamalıdır.

Eli karalılar, saldıracak yer arıyorlar, (İyi atadan kötü evlat, kötü atadan iyi evlat olabilir, sözü bâtıl bir sözdür, hiçbir dayanağı yoktur) diyorlar. Bu çok normal bir sözdür. Âdem aleyhisselam, Nuh aleyhisselam, büyük birer peygamber oldukları halde, çocuklarından kâfir olanlar da olmuştur. Aksine Ebu Cehilin oğlu, Eshab-ı kiramdan olmakla şereflenmiştir.

Her düğünü oyun eğlence sandıkları için, (Sünnet düğününde Kur’an okumak küfürdür) diyorlar. Halbuki içkisiz yapılan ve başka haram bulunmayan sünnet düğünlerinde mevlit ve Kur’an-ı kerim okutmakta hiç mahzur yoktur. Müzik varsa, davul veya def çalınıyorsa, eğlence arasında elbette Kur’an-ı kerim okunmaz. Sünnet düğünü sebebiyle Kur’an-ı kerim okumaya engel olmak çok çirkin bir harekettir.

(Allah cezanı versin demek bedduadır, böyle söylemek haramdır) deniyor. Ceza kelimesi, iyi veya kötü karşılık, mükafat demektir. Mesela ahirete, iyilik ve kötülüklerin karşılığının verildiği yer anlamında dâr-ül-ceza denir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(İyilik gördüğüne, cezakellahü hayran kesira [Allah, seni çok hayırla mükafatlandırsın] diyen, ona en büyük duayı etmiş olur.) [İ.Asakir]

Allah seni mükafatlandırsın anlamında Allah cezanı versin demek beddua olmaz. Atalarımız Arapça bildiği için böyle konuşurlardı. Yeni neslin bunları bilmediği için beddua sanması yadırganmaz.

(İyi işler, iyi günler, iyi yolculuklar) demeye saldırıyorlar. Hayırlı işler, hayırlı günler demek gerekiyormuş. Arapça olan hayrın, yaklaşık Türkçe karşılığı iyi kelimesi ile ifade edilir. Ha hayırlı dediniz, ha iyi dediniz fark eden bir şey olmaz. Bunun gibi ifadeleri bir problem haline getirmek yanlıştır.

Malum yağlı karalılar, (Bana göre şöyle, bence böyle) sözünü tenkit ederek birkaç güzel örnek vermişler, fakat yazdıkları üç ciltlik eserleri şahsi görüşle, bana göre ile doludur. Atalarımız, bunun gibiler için, (Bu ne perhiz…) demişlerdir.

Küfür olur mu?
Sual: İnternette (Küfür listesi) olarak dağıtılan aşağıdaki ifadeler küfür müdür?
CEVAP
Akıl yürütmekle, kıyas yapmakla dinî hüküm verilmez. Böyle listeleri sağa sola göndermekle de, dine hizmet edilmiş olmaz. Haram gibi, küfür gibi çok önemli bir meselede muteber eserlerden almayıp (Şunlar küfür) demek çok veballi bir iştir. Herhangi bir sözünden dolayı bir Müslümana kâfir demek tehlikelidir.Tevil edilme imkânı olan sözlere, küfür denmez. İnternette yayılan aşağıdaki sözlerin hiç biri küfür değildir.

(Kur’an çarpsın) demek:
Bu söz, küfür değildir. Böyle söylemek yemin olur; fakat böyle yemin etmek de uygun değildir.

Ramazan ayı gelince, (Ağır bir ay geldi) demek:
Bu söz küfür değildir. Bir ay oruç tutmak herkese kolay gelmez, bazısına ağır gelir.

Ölen biri için, (Ah oraya gitmeseydi ölmeyecekti) demek:
Bu söz de, küfür değildir. Bu söz, (Yüzme bilmediği halde kendini denizin ortasına atmasaydı, boğulmazdı) demek gibi bir şey. Burada kaderi inkâr yoktur.

(Atın ölümü arpadan olsun) demek:
At arpayı sever, kimi de baklavayı sever. Şeker hastasına, (Baklava yeme ölürsün) dense, o da, (Ölümüm baklavadan olsun) derse küfür olmaz; çünkü günah işleniyorsa da, harama helal denmiş olmuyor.

(Güzele bakmak sevab) demek:
Bu, niyete göre değişir. Eğer, kâinatta Allahü teâlânın yarattığı güzellikler için, mesela ne güzel ağaç, ne güzel kuş, ne güzel meyve, ne güzel çocuk gibi şeyler söylemekte mahzur olmaz. Kumar oynamak, şarap içmek, yabancı kadına bakmak gibi, haram olan bir şey için söylemek, elbette caiz olmaz.

(Haydan gelen huya gider) demek:
Bu söz, kolayca kazanılan şeyler, kolayca elden çıkar demektir. Buradaki hay kelimesinin Allahü teâlânın ismiyle alakası yoktur. Bunun gibi, hayhay, baş üstüne demektir. Buradaki hay kelimesi de, Allah anlamında değildir.

(Şu işi yaparsam kâfir olayım, Allah’ımı inkâr edeyim) diye yemin etmek:
Bu husustaki, iki kavilden biri şöyledir: Küfre sebep olan şeyleri yemin niyetiyle söylemek küfür olmaz, yemin edilmiş olur; fakat böyle yemin, Müslüman yemini değildir.

Namaz kıl denince, (Sonra kılarız) demek:
Farz olduğunu inkâr etmedikçe, namazla alay etmedikçe, sonra kılarım demek, küfür olmaz.

Kadere küsmek
Sual: (Kaderime küstüm) demek küfür müdür?
CEVAP
Küfür değildir. İnsanın kaderi kötü olabilir. İnsan kötü kaderini beğenmeyebilir. (Kaderim kötüymüş) diyebilir, ama suçu kadere yüklemek caiz olmaz. Bu bakımdan, (Kaderime küstüm) gibi mânâsız bir şey söylenmemelidir.

Müslümana kâfir demek
Sual: Bir müslümana kızıp, (Ne kâfir o!) diye hakaret etmek küfür olur mu?
CEVAP
Bir müslümanı kötülemek için, hakaret için kâfir demek küfür olmaz. Kâfir olmasını isteyerek söylemek küfürdür. Yani bir Müslümanın kâfir olmasını istemek küfürdür. Yoksa kötülemek kastıyla kâfir demek, küfür olmaz. (İslam Ahlakı)

Fatiha okurken düşünmek
Sual: Namazda veya başka zaman Fatiha’daki, (Yalnız sana ibadet ederiz) mealindeki (İyyake na’büdü) âyetini okurken, başka şey, mesela para, kadın gibi dünyevi şeyler düşünmek küfre sebep olur mu?
CEVAP
Küfür olmaz. Onlara tapılmıyor ki, küfür olsun! Namaz kılarken de, başka zaman da, insanın hatırına yetmiş türlü kötü şey gelebilir. Bunlar küfür olmaz. Hatta hatıra küfür düşünce bile gelse yine küfür olmaz. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Kalbe gelen kötü düşünce, söylenmedikçe ve buna uygun hareket edilmedikçe affedilir.) [Buhari]

Allah’tan ümit kesmek
Sual: (Seda evlenmekten ümidini kesti. Suzan boyunun uzamasından ümidini kesti. Çamur spor, şampiyonluktan ümidini kesti) gibi sözler, Allah’tan ümit kesmek olup küfür değil midir?
CEVAP
Küfür olan, Allah’ın rahmetinden ümit kesmektir. (Ben Cehenneme gideceğim, Allah beni asla Cennetine koymaz) demek küfür oluyor. Bunun gibi, Allah’ın azabından emin olmak da küfürdür. Yani (Allah beni garanti Cennetine koyar) demek de küfürdür, fakat diğer işlerden ümit kesmek küfür değildir. O işin şartları yerine gelmezse, o iş olmaz. Bir işten değil, Allah’tan ümit kesmek, (Allah bu işi yapamaz) gibi düşünceler küfürdür.

Eşek demek
Sual: (Birine, eşek, domuz veya eşek oğlu eşek veya domuz oğlu domuz demek küfürdür) diyenler oluyor. Bunlar küfür müdür?
CEVAP
Bunları söylemek kesinlikle küfür değildir. Bunlardan daha ağırı ise, bir kimseye hakaret için kâfir demektir. İslam Ahlakı kitabında, (Bir Müslümanı kötülemek için, hakaret için kâfir demek küfür olmaz. Kâfir olmasını isteyerek söylemek küfürdür. Yani bir Müslümanın kâfir olmasını istemek küfürdür. Yoksa kötülemek kastıyla kâfir demek, küfür olmaz) deniyor.

Bir insan şakadan ben kâfirim dese bile, küfre rıza gösterdiği için kâfir olur. Ancak, (Kâfir olayım ki, şu iş şöyledir) diye yemin etse kâfir olmaz, çünkü Seadet-i Ebediyye’de, (Küfre sebep olan şeyleri, yemin niyetiyle söylerse kâfir olmaz, yemin etmiş olur) deniyor.

Demek ki, birine hakaret etmek, yani onu kötülemek için kâfir demek küfür olmadığı gibi, (domuzun teki), (cahilin biri) gibi sözler söylemek de küfür olmaz. Ama hakiki bir âlime cahil demek veya başka bir sözle hakaret etmek küfür olur. Bu, âlimin şahsına değil, ilmine hakarettir. Mesela İmamı a'zam hazretlerine hakaret eden kimse, alacak verecek davasından veya şahsi bir düşmanlıktan dolayı değil, ilminden dolayı hakaret ettiği için kâfir oluyor.

Hakiki bir âlime ahmak, cahil, domuz, eşek diyen tazir olunur. Hakaret ederek söylerse, kâfir olur, İmam-ı Muhammed buyuruyor ki, küfre sebep olan her sözü söylemek de, böyle küfür olur. İlme ve âlimlere hakaret eden kâfir olur. (İslam Ahlakı)

Demek ki bir Müslümana eşek, domuz, köpek, maymun, öküz, ayı, yılan, akrep veya bunların oğlu demek mesela öküz oğlu öküz, ayı oğlu ayı gibi sözler söylemek küfür değildir. Âlimin ilmine hakaret için söylenirse küfür olur. Âlime başka sebeplerle hakaret etmek küfür olmaz. Fakat alacağını vermeyen veya kendine zarar veren, çoluğunu çocuğunu döven bir âlime, böyle dünyevî bir sebeple sövüp saymak küfür olmaz.

Allah'a siz demek
Sual: Allahü teâlâya saygı için siz demek küfür olur mu?
CEVAP
Saygı için siz demek küfür olmazsa da, sen diye dua etmek gerektiği din kitaplarında yazılıdır.

Çocuk yaptık demek
Sual: (Çocuk yaptık) veya (Çocuk yapacağız) demek küfür olur mu?
CEVAP
Böyle söylemek uygun değilse de, maksat yaratmak olmayıp, sebep olmak anlamında söylendiği için küfür olmaz. (Çocuğun doğmasına biz sebep olduk) demektir. Öldüren, dirilten Allahü teâlâ olduğu hâlde, (Falancayı trafik kazasında öldürdüm) demek küfür olmaz. (Biz sebep olduk) demektir. (Meyve ve sebze yetiştirdim) demek de böyledir. Meyveyi, sebzeyi de yaratan, büyüten ve içine vitamin vesaire koyan Allah’tır. Biz sadece sulayıp yetişmesine sebep oluyoruz.

Haramı istemek
Sual: Haram olan şeyi istemek küfür olur mu? Mesela (Şarap içmek istiyorum) dense küfür olur mu?
CEVAP
Küfür olmaz. Hattâ (Şarap içmek haram, ama şarap içmekten hoşlanıyorum) demek haramsa da, küfür olmaz.

Kaderin ağ örmesi
Sual: (Kader, ağlarını ördü) demek küfür müdür?
CEVAP
Küfür değildir. (Kader ağlarını ördü) demekle ne kast ediliyor? (Kaderin çok zararını gördüm) mü denmek isteniyor? Bu maksatla da dense yine küfür olmaz. Çünkü kaderimiz kötü ise, (Kaderde yazılanı gördük) demektir. Burada kaderi yaratan kötülenmiyor. Kaderimizin kötü olduğu açıklanıyor. Kaderimizin de, kötü olması yine bizim işlediğimiz ameller sebebiyledir. Biz kötü işler işleyecektik ki, Allahü teâlâ, bunları bildiği için, (Şu kötü şeyleri işleyecektir) diye kaderimize yazdı.

Kimse kalmayacak demek
Sual: Bir reklamda, (Kur'an öğrenmeyen kimse kalmayacaktır) deniyor. Böyle söylemek, gaybdan haber vermek olup küfür değil midir?
CEVAP
Küfür dememelidir. Çünkü maksat gaybdan haber vermek değildir. (Kur'an öğrenmeyen kimse kalmasın) anlamında söylenmiştir. Elbette (Kimse kalmasın) denseydi daha uygun olurdu.

Küfre düşmek
Sual: Hatırıma gelen kötü düşüncelerden dolayı küfre düşmüş olur muyum?
CEVAP
Vesveseli kimseler, (Şuraya yan baktım küfür mü?), (Sustum, konuştum, küfür mü?), (Güldüm, küfür mü?) gibi çok sual soruyorlar. Her şeye küfür, imansızlık demek, vesvese alametidir. Hiçbir Müslüman, kasten küfre girici söz söylemez. Dili sürçmüşse, yanılarak söylemişse, küfür olduğunu bilmiyorsa, yaygın olarak bilinen küfür bir söz değilse, zaten küfür olmaz. İkinci bir husus, bir söz, Hanefî mezhebinde küfür olsa da, diğer hak mezheplerin birinde küfür değilse, hattâ bir âlim bir söze, (Bu söz küfür değildir) demişse, bütün âlimler küfür dese bile, Allahü teâlâ o bir âlimin ictihadına göre o sözü küfür saymaz. Onun için, her sözde küfür arayarak vesvese etmemelidir.

Lebbeyk demek
Sual: İnternette küfre sebep olan sözlerle ilgili çeşitli listeler yayılıyor. Ekte gönderdiklerimin neden küfür olduğu anlaşılmıyor. Küfürse neden küfürdür?
CEVAP
Böyle önemli bir konuda yazı yazınca, bilenlere, güvendiği kimselere sormalı, onların onayını almalı. Hele böyle dinî konularda çok dikkatli olmalı. Yetkisiz kimselerin dinî konularda yazması zaten uygun olmaz. Haydi haddini bilmeyip hazırlamış olsa bile, bilenlere gösterip onların onayını almalıydı. Çünkü sıradan biri bile bu yazıdaki yanlışları rahatça görebilir. Mesela, (Çağıran kimseye lebbeyk demek küfürdür) deniyor. İnsan bu kelimenin mânasını bilmiyorsa sözlüğe bakar veya bilen birine sorar, öyle yazar. Bu kadar sorumsuzca yazı yazmanın vebali büyüktür. Harama helâl, helâle haram veya normal bir söze küfür demek çok tehlikelidir.

Lebbeyk, (Efendim, buyurun, emret, emrine hazırım) demektir. Din kitaplarında Peygamber efendimizin "sallallahü aleyhi ve sellem", her çağırana (Lebbeyk) diyerek cevap verdiği bildiriliyor. (Allahümme lebbeyk) demek de, (Buyur ya Rabbî, emrine hazırım Allah’ım) demektir. Allah için söylenince, (Yalnız seni sever, yalnız sana kulluk ederim) anlamına da gelir. Küfürle alakası yoktur.

Bir başka maddede, (Ben Cennet nimeti yiyorum demek küfürdür) deniyor. Hiçbir kitapta böyle bir şey yok. Bir kimse, bir nar yese, (Bu Cennet nimetidir) dese, niye küfür olsun? Sadece (Yalan söylüyorsun) denebilir. Küfür demek veballi iştir.

(Bu adam, bu hastalıktan ölür demek küfürdür) deniyor. Böyle söylemek, gaybdan haber vermek değildir, bir tahmindir. Tahmin tutabilir de, tutmayabilir de. Bir şeyi tahmin etmek küfür olmaz. Tembel bir öğrenci için, (Bu çocuk, sınıfta kalır) demek bir tahmindir, küfür değildir. Sarhoş şoföre, (Bu şoför bir yere çarpar) demek de bir tahmindir, küfür değildir. (Bugün İstanbul’a kar yağacak) demek de bir tahmindir. Tahminlere küfür denmez. O kişi, tahmininde isabet etse de, yanılsa da küfür olmaz.

Gönderdiğiniz yazıda, bunun gibi çok şeye küfür denmiş. Din kitaplarına uymayan böyle şeyler yazarak, fıkıh ve akaid kitaplarına düşman olan zındıklara koz verilmemeli. Kitaplarda olmayan şeyleri küfür olarak bildirmemelidir.

Saldım çayıra, Mevla’m kayıra
Sual: (Saldım çayıra, Mevla’m kayıra) veya bunun gibi, tedbir almadan açığa bırakılan şeyler için (Allah'a emanet) deniyor. Bu sözlerden (Allah koruyamaz, Allah kayıramaz) gibi bir mânâ çıkacağı için küfür olur mu?
CEVAP
Hayır, küfür olmaz. Bu sözler, her işte tedbir almayı bildiriyor. Tedbir almazsan, (Allah kayıramaz) değil, (Kayırmaz) deniyor. (Allah onu koruyamaz) denmiyor, (Korumaz) deniyor.

Resulullah efendimiz, "sallallahü aleyhi ve sellem" bir köylüye, (Deveni ne yaptın?) diye sorunca, o da, (Allah’a tevekkül edip, kendi hâline bıraktım) dedi. Ona, (Deveni sıkı bağla ve sonra tevekkül et!) buyurmuştur. Deveyi bağlamadan, Allah'a emanet etmek yanlıştır. Hayvanını başıboş bırakanlar için, (Saldım çayıra, Mevla’m kayıra) deniyor. Burada tedbirsiz iş yapan ayıplanıyor, hâşâ Allahü teâlâ için bir şey denmiyor.

Böyle gelmiş böyle gider
Sual: Necip Fazıl, meşhur Sakarya Türküsü’nde diyor ki:
Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader;
Aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider!
Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz;
Sen kıvrıl, ben gideyim, Son Peygamber kılavuz!
Din dersi öğretmenimiz, şiirdeki (Bu dünya böyle gider!) ifadesi, gaybdan, gelecekten haber verdiği için küfür olacağını, (Bu dünya böyle gitmez) şeklinde okunması gerektiğini söyledi. (Böyle gider) demek niçin küfürdür?
CEVAP
Öğretmenin mantığıyla, (Bu dünya böyle gitmez) demek de, gelecekten haber vermek olur. Böyle gideceği bilinmiyorsa, böyle gitmeyeceği nereden biliniyor?

Her iki şekilde de söylemek küfür olmaz. Yani (Bu dünya böyle gider) veya (Bu dünya böyle gitmez) demek küfür değildir. Bir şeyi tahmin etmek küfür olmaz. (Amerika çok zulmediyor, bir gün yıkılacak) demek bir tahmindir. Gaybdan haber vermek değildir. Tahminde bulunmak caizdir.

(Böyle gelmiş, böyle gider) atasözüdür. Atasözleri genelde uygundur, küfür aramamak lazım. Bu söz, (Bazı şeyler vardır ki âdeta kemikleşmiştir, bunları düzeltmek zordur) anlamında söylenmektedir.

Bir de felsefecilerin dediği gibi, (Varlıklar yoktan yaratılmamış, böyle gelmiş böyle gider) anlamında söylenmiyor. O mânâda söylenirse, yaratılış, Cennet, Cehennem inkâr edilmiş olur. Bunun için Seadet-i Ebediyye’de, (Dünyanın yaratıldığına inanmamak, “Böyle gelmiş, böyle gider” demek, küfürdür) deniyor. Bir sözün ne maksatla söylendiğine bakılır.

Atasözünde olduğu gibi bu söz, (Bu işleri düzeltmek zor) anlamındadır. Bir de merhum Necip Fazıl, sıradan biri değildir. Sözlerinde küfür aramak yanlış olur.

Hoş bulduk demek
Sual: Bazıları, (Girdiğimiz mağazada kadın pantolonu gibi uygunsuz bir ürün veya resim varsa, açık bayan çalışıyorsa, müzik çalınıyorsa, orada (Hoş geldiniz) diyene (Hoş bulduk) demek, haramı hoş görmek olacağı için küfürdür) diye mesaj, mail ve tweet atıyor. (Hoş geldiniz) diyene (Hoş bulduk) demek, haramı neden hoş görmek oluyor ki?
CEVAP
Bu, çok yanlıştır. (Yağmur yağacak) diyene, (Sen bana ördek diyorsun) demeye benziyor. Yani (Yağmur yağacak, göl meydana gelecek, gölde ördek yüzer, o hâlde sen ördeksin) demek gibi bir şey bu.

İçkili bir lokantaya gitsek, garson bizi hoş karşılayıp, (Hoş geldiniz) dese, biz de ona (Hoş bulduk) desek, bu (İçki satmanız hoştur) anlamına gelmez, (Bizi iyi karşıladın) demektir. Bir iş için, meyhaneye bile gitsek, oradaki görevli bizi hoş karşılasa, hoş karşılamasına (Hoş bulduk) demekte mahzur yoktur. Bunun gibi şarkı söyleyen bayanın sesine güzel demek bile küfür olmaz. Polisleri atlatıp kaçabilen hırsıza, (Helâl olsun hırsıza) demek de küfür değildir. Hırsızın hırsızlığına değil, polisi atlatan numaralarına (Helâl olsun) deniyor. Meyhanenin binasının yapısına güzel demek de küfür olmaz. Din adına konuşurken harama helâl, helâle haram demekten çok sakınmalıdır. (Ben iyi niyetle söylüyorum, milletin küfre girmemesi için çabalıyorum) demek kişiyi hatadan kurtarmış olmaz.

Çocuk yapmak
Sual: (Çocuk yaptım) demek şirk midir?
CEVAP
Hayır, şirk değildir. Burada niyet önemlidir. (Sebeplere yapışarak çocuk sahibi oldum) anlamında kullanmanın mahzuru olmaz. Zaten hiç kimse, yoktan yaratmak anlamında kullanmaz. Her şeyi yaratan, öldüren, dirilten, şifa veren Allahü teâlâ olduğu hâlde, (Falancayı öldürdüm. İlaç ağrımı kesti. Hastayı iyileştirdim) demenin mahzuru olmaz. Doğurmayan, kısır olan kadın için, (Çocuk yapmayan kadın) denebilir. Bunlar mecazdır, şirkle alakası yoktur.

Ramazan geldi demek
Sual: (Ramazan geldi) yerine, (Ramazan ayı geldi) demenin daha iyi olduğu söyleniyor. Böyle bir şey var mıdır?
CEVAP
Tabiînin büyüklerinden İmam-ı Mücahid hazretleri, mübarek Ramazan ismine hürmetsizlik olmasın diye (“Ramazan geldi; ramazan gitti” demek mekruh olur) demişse de, İmam-ı Muhammed hazretleri, öyle demenin mekruh olmadığını bildirmiştir. Eshab-ı kiram da mekruh saymamıştır. (Hindiyye)

Yine de, (Ramazan geldi) demek yerine, (Ramazan ayı geldi) demek iyi olur. Hattâ Ramazan-ı şerif demek daha güzel olur.

Allah'ın izniyle demek
Sual: (Bi-iznillah ifadesine, Allah'ın izniyle demek şirktir. Çünkü Allah’ın bir şeye izin vermesi, o şeyi kendine ortak etmesi demektir) diyenler var. (Allah’ın izniyle) demek şirk midir?
CEVAP
Şirk değildir. Selefî denilen mezhepsizlerin uydurmasıdır. Bi-iznillah, Allah'ın izniyle demektir. İzin kelimesinin, ruhsat, icazet, müsaade, yol verme, emretme, yetki verme, yaratma, kudret gibi mânâları vardır. Cümledeki mânâsına göre değişir. Bir mânâsını alıp ötekilere yanlış denmez. Birkaç âyet-i kerime meali:
(Ey Meryem oğlu İsa! Anadan doğma körü, alaca hastalığı olanı iznimle iyi etmiştin. Ölüleri iznimle dirilttin.) [Maide 110] (“Allah'ın kudretiyle ve izniyle bu işleri yaptın” demektir.) [Beydâvî]

(Allah, göğü yere düşmekten kendi izni ile korur.) [Hac 65 ] (Kendi izni, kudreti demektir. Kıyamette, gökleri yere düşürecektir.) [Beydâvî]

(Allah'ın izni olmadan hiçbir musibet başa gelmez.) [Tegâbün 11] (“Allah dilemedikçe, bir kaza, bir ölüm gelmez” demektir.) [Beydâvî, Medârik)

(Allah, şefaat edene ve şefaat edilene izin vermedikçe, hiç kimse şefaat edemez.) [Sebe 23] (Burada izin; Allahü teâlânın şefaat edene yetki vermesi, şefaat edilenden de razı olması demektir.)

(Sadece Allah’ın dilediği kimselere şefaat etmesi için izin verilen, göklerde nice melekler vardır.) [Necm 26] (Burada da yetki ve izin demektir.)

(Allah’ın izni olmadan kim şefaat edebilir?) [Bekara 255] (Burada da yetki ve izin demektir.)

İki hadis-i şerif:
(Allahü teâlânın izniyle, şefaat edeceğim.) [Buhârî] [Burada da; yetki ve izin anlamındadır.)

Verilen yetkilerin içinde izin de vardır. İzin verip yetkilendiriyor. İzin anlamına gelmez demek çok yanlıştır.

(Her derdin devası vardır. Hastalığın ilacını kullanan, Allah’ın izniyle iyileşir.) [Buhârî] (Burada izin, Allah'ın dilemesi, yaratması demektir.)
Küfre sebep olan söz ve işler

İbni Hacer-i Mekki hazretlerinin Zevacir isimli eseriyle, Hadika, Berika, Birgivi, Miftah-ül Cenne, Mektubat-ı Rabbani, Seadet-i Ebediyye, İbni Abidin’den aldığımız, küfre düşüren söz ve işlerden bazıları şunlardır:
1- Allahü teâlâya layık olmayan şey söylemek. Mesela bir kimse bir işi yaptığı halde, zaruretsiz (Allah biliyor ki yapmadım) demek. Yahut, yapmadığı bir şey için, zaruretsiz (Allah biliyor ki yaptım) demek. Böyle söylemek Allahü teâlâyı hâşâ cahillikle suçlamak olur.

2- Allah akıllıdır, şuurludur, iyi düşünür demek, Onu yaratıklara benzetmek olur ki küfürdür.

3- Peygamberleri küçültücü şey söylemek, onlarla alay etmek. Mesela Hazret-i Âdemi kastedip (İlk insan vahşi idi) demek. Veya bir evliyayı peygamberden üstün bilmek. Yahut peygamberin dediği doğru ise biz kurtulduk demek.

(Yalnız Kur'an), (Kur'andan başka kaynak tanımam), (Kur'andan başka kaynağa lüzum yok), (Peygamber postacıdır, vazifesi bitmiştir) gibi sözler de küfürdür.

4- Peygamber efendimizden sonra başka bir Peygamberin geleceğini söylemek. (İsa aleyhisselam gelecekse de, Peygamber olarak gelmeyecektir.)

5- Melekleri küçültücü şey söylemek. Mesela (Senin bakışın bana Azrail gibi geliyor) demek. Yahut (Cebrail bile söylese inanmam) demek. (Çocuklarınızı iyi yetiştirmezseniz, zebani olur) demek.

6- İslam âlimlerinin sözlerini, fıkıh kitaplarını ve fetvalarını tazim etmesi gerekirken tahkir etmek. Mesela (İmam-ı a'zamın kıyası hak değildir) demek. Fetvayı yere çarpmak. Hadis ve tefsir kitaplarını yere fırlatmak.

7- Ahirette olacak şeylerle alay etmek.

8- Allahü teâlânın emir ve yasaklarına yani Kur'an-ı kerimde ve hadis-i şeriflerde açık bildirilmiş ve İslam âlimlerinin kitapları ile her tarafa yayılmış, inanılması zaruri olan din bilgilerinden birine inanmamak, beğenmemek veya önem vermemek. Mesela (Ben görmediğim için cinlere, nazara inanmam) demek.

9- Kesin haram olduğu bilinen bir şeyi yiyip içerken besmele çekmek. Mesela şarap içerken veya domuz eti yerken Besmele çekmek küfürdür. Hırsızlık yapılarak alınan bir şeyi yerken besmele çekmek küfür olmaz. Çünkü burada yenilen şey değil, hırsızlık haramdır.

10- Kâfirlerin ibadet olarak yaptıkları ve kâfirlik alameti olan veya İslamiyet’i inkâr etmek ve inanmamak alameti olan ve tahkir etmemiz vacip olan şeyleri yapmak, kullanmak. Bunlardan meşhur olanlarını bilmeyerek veya şaka olarak veya herkesi güldürmek için yapmak da küfürdür. Mesela zünnar denilen papaz kuşağını bağlamak. Bunları güldürmek için de kullanmak küfre sebep olur. İtikadının doğru olması fayda vermez. (Berika)

11- Yunan felsefecileri gibi, dünya ezeli ve ebedi demek.

12- İslamiyet’e, (İslam düşüncesi), (İslam nazariyesi) , (İslami görüş) demek. [Düşünce, bir iş için düşünülen çare veya kıyaslanan neticedir. Görüş de düşünce demektir. Nazariye de, akli, zihni esaslara dayanan görüş, teori demektir. İslam âlimleri, (İnsanın, akıl, şuur, hafıza ve düşünce gibi yaratılmış olan sıfatlarını Allah’a vermek küfürdür) buyuruyorlar.]

13- Allahü teâlânın bildirdiği hükümlere ilahi düşünce, ilahi görüş, ilahi nazariye, ilahi şuur demek. Kur'an-ı kerimdeki hükümlere "Kur'ani görüş" demek.

14- Kâfirlerin dini âyinlerini, bayramlarını beğenmek. Zaruretsiz Hristiyanların Noelini tebrik etmek. Kiliseye gidip, âyinlere iştirak etmek.

15- (Yahudi ve Hristiyanların Allah’a inananları Cennete gidecek) demek.

16- Mucizeyi veya kerameti inkâr etmek.

17- Meşhur bir harama helal, meşhur bir helale haram demek. Mesela domuz yağı helal, sirke haram demek.

18- Âyeti, besmeleyi, bir melek, bir peygamber ismi bulunan yazıyı, kasten helaya, necasete, [pisliğe] atmak. Müslümanın ağzına [def-i hacet lafzı ile] sövmek.

19- Kendisine kâfir diye hitap edilince, kabul ederek evet demek.

20- Bir dilim ekmek, din ilminden iyidir demek. Din ilmi küçümsendiği için küfürdür.

21- (Bir süre sonra Hristiyan olacağım) diye düşünmek. Bir bayan, bir Hristiyan’la evlenmeye karar verdiği andan itibaren kâfir olur. Bir erkek de bir ateist bayanla evlenmeye karar verdiği andan itibaren kâfir olur.

22- Ağır bir hastalığa düşüp de, (Allah’ım canımı al da, istersen kâfir olarak al) demek.

23- (Allah’ım çocuğumu aldın, başka elinden ne gelirse onu yap) demek.

24- Tırnağı uzun olana, (Tırnağı kesmek sünnettir) dense, o da, (olsun ne olacak) dese, kâfir olur. Tırnağını kesmediği için değil, sünnete önem vermediği için küfür olur.

25- İnşallah, maşallah demek karın doyurmaz. Maşallahla inşallahla iş olmaz veya namaz kılmak karın doyurmaz demek. Bunları söylemekle dinimizin emri beğenilmemiş ve alay edilmiş oluyor. İnşallah, Allah’ın izni ile demektir. Allah’ın izni olmadan hiçbir şey olmaz. Onun için, hayır ve şer Allah’tandır diye iman etmek gerekir. Hayır gibi şerrin de Allah’tan olduğuna inanmamak küfür olur. İsteyen kul ama yaratan Allahü teâlâdır.

26- Sevdiği birine, (Sen bana Allah’tan da, Peygamberden de sevgilisin) demek.

27- Küfre rıza küfürdür. Çocuklarının kâfir olmasına üzülmemek. Mesela kızlarının gayrimüslimle evlenmesine rıza göstermek.

28- Müslüman olmak isteyene, sen hele bekle, elimdeki şu işi bitirip de geleyim diyerek, onun Müslüman olmasını geciktirmek.

29- Ecelin hoyrat eli demek. [Çünkü Ecel Allah’ın emri ile gelir, Allah’ın emrini veya Azrail aleyhisselamın vazifesini zulüm gibi göstermek küfürdür.]

30- Kâfire hürmet etmek, mesela hürmet gayesiyle papazın elini öpmek.

31- Eshab-ı kiramdan her hangi birine kâfir demek. [Çünkü Kur’an-ı kerimde hepsinin Cennetlik olduğu bildirilmiştir. Birine kâfir denilince Kur’ana inanılmamış olur.]

32- (Mazlum kâfirler de Cennete girer) demek.

33- Haram paradan sevap ummak. Mesela bir bayan fuhuş parası ile kurban kesse, bundan sevap umsa, küfre girer. Sevap ummadan yaparsa küfre girmez.

34- Allahü teâlâyı mekanlı bilmek, mesela Hristiyanlar gibi Allah gökte oturuyor demek. Allahü teâlâyı kastedip, (Göklerden bir ses geldi), (Allah, gökten bize bakıyor) demek. Böyle söylemek Allahü teâlâya mekan isnat etmek olur. Dünya, gezegenler, Cennet ve Cehennem ezeli değildir, sonradan yaratılmıştır, mahlûktur. Yer ve gökler yok iken de Allahü teâlâ var idi. İslam âlimleri, (Allah her zaman ve her yerde ebedi olarak hazır ve nazırdır) demenin caiz olduğunu bildirmişlerdir. Ancak, Allahü teâlâ zamanlı ve mekanlı olmadığı için bu söz, görünüş üzere kalmaz, mecaz olur. Bu bakımdan (Allah, zamansız ve mekansızdır, hiçbir yerde olmayarak hazır ve nazırdır) demek caiz olur. Böyle olmazsa, Allahü teâlâyı zamanlı ve mekanlı bilmek olur ki bu ise küfürdür. Miftah-ül Cenne kitabında (Bir kimse, "Allah’tan hali [boş] yer yok" dese veya "Allah gökte benim şahidim" dese, kâfir olur. Çünkü Allahü teâlâya mekan isnat etmiş olur. Halbuki Allahü teâlâ mekandan beridir) buyuruluyor. (Küfür Bahsi)

35- (Namaz kılmam ama, sen kalbe bak, benim kalbim temiz) demek. [Çünkü burada namaza önem verilmiyor, namaza önem vermemek küfürdür. Namaz kılmayan hep haram işliyor demektir, haram işleyenin kalbi temiz olmaz.]

36- (Anan baban esmer, sen nasıl sarışın oldun?) diyene, (Ben imalat hatasıyım) demek. Böyle söylemekle hâşâ Yaratıcının yanlış iş yaptığı söylenmiş oluyor.

37- İbadetleri müzikle yapmak, ilahileri müzikle söylemek. Çünkü ilahiler ibadettir, ibadete haram karıştırmak küfür olur. İçki içerken besmele çekmek de küfür olur.

38- Filan Müslüman benim gözümde Yahudi gibidir demek.

39- Bir Müslüman şaka olarak, muteber bir din kitabına hurafe dese veya alay ederek haram işleyene veya işletene "helal olsun" dese, mürted olur.

40- Kur'anı teganni ile okuyan hâfıza, ne güzel okudun diyenin imanı gider. (Dürr-ül-münteka)

41- Bir şarkıcıyı dinleyen veya herhangi bir haram işi gören kimse bu harama, ne güzel dese, o anda imanı gider. (Müjdeci Mek. 266)

42- İnsan için, yarattı, yaratıcı, yarattım, yaratıcıyım gibi sözler söylemek küfür olur. Allah’tan başkasına, yaratıcı denmez. Yaratıcı, yalnız Allahü teâlâdır. Mecaz anlamda yapmak, meydana getirmek manasında da söylememelidir.

43- Zaruri olan ve tevatür ile bildirilen din bilgilerine inanmayan kâfir olur. Küfür olan her söz, ister şaka olarak, isterse gönülden olmayarak olsun küfür olur. (Milel-nihal)

44- İslam bilgilerini ve ehli sünnet âlimlerini aşağılamak da, küfürdür.

45- Yabancı kadınlara bakana, haramdır denilince, güzele bakmak sevaptır demek küfür olur. Haramı kabul etmeyip, üstelik sanki ibadet gibi sevap diyor. Yabancı kadınlara bakmak, gözü zayıflatır ve kalbi karartır. Mubah olanı, güzeli sevmek, Allah’ın kudretini temaşa etmek sevap olur.

46- Bir Müslümanın dinine, imanına sövmek küfürdür.

Evliyanın resmine tazim
Sual: Bir evliyanın resmine tazim etmek şirk olur mu?
CEVAP
Şirk, Allahü teâlâya ortak yapmak, benzetmek demektir. Benzeten kimseye Müşrik, benzetilen şeye Şerik denir. Bir kimsede, bir şeyde, üluhiyyet sıfatlarından birinin bulunduğuna inanmak, onu şerik yapmak olur. Allahü teâlâya mahsus olan sıfatlara üluhiyyet sıfatları denir. Sonsuz var olmak, yaratmak, her şeyi bilmek, hastalara şifa vermek, üluhiyyet sıfatlarındandır. Bir insanda, güneşte, inekte, herhangi bir mahlûkta, üluhiyyet sıfatı bulunduğuna inanarak, ona tazim, hürmet etmeye, ona yalvarmaya, ona İbadet etmek, tapınmak denir. O şeyler Sanem [put] olur. Böyle zan olunan insanın ve kâfirlerin resimleri önünde, tazim edici şeyler söylemek, yapmak da, ibadet etmek, şirk olur.

Bir insanda üluhiyyet sıfatlarından birinin bulunduğuna inanmayıp, Allah’ın sevgili kulu olduğuna inanarak, bunun resmine, tazim etmek şirk olmaz, küfür olmaz. Fakat, herhangi bir insanın resmine hürmet etmek günah olduğu için, tazim, hürmet eden bir Müslüman, fâsık olur. Haram olduğuna önem vermezse, diğer bir haramı, önem vermeyerek yapanlar gibi Mürted olur.

Tazim ve tahkir
Sual: Dinen kıymetli olan şeylere saygısızlık, küfür olur mu?
CEVAP
Her saygısızlık küfür olmaz. İki örnek verelim:
1- Bir ihtiyaç olmadan Kâbe’ye karşı ayaklarını uzatmak, Kâbe’ye saygısızlıktır, ama küfür değildir, tahrimen mekruhtur. Bunu kasten yaparsa, yani Kâbe o tarafta olduğu için, onu hafife alarak veya alay ederek ayaklarını uzatırsa küfür olur.

2- Namaz kılmamak Allahü teâlânın emrine saygısızlıktır; fakat küfür değildir. Namazın farz olduğunu inkâr etmek yahut bu farzı hafife almak, namaza önem vermemek ise küfür olur.

Küfre düşüren amel
Sual: Ehl-i sünnete göre, amel imandan parça olmadığına göre, insan sadece itikadi bir konuda mı küfre düşer, ameli bir iş yapınca da küfre düşebilir mi?
CEVAP
Peygamber efendimizin bildirdiği bütün emir ve yasaklarda itikadi mesele vardır. Yani, Peygamber efendimizin bildirdiği bütün emir ve yasaklara inanmak, hepsini beğenmek itikadi meseledir, imanla ilgilidir. İmanda hassas nokta budur. Bunları yapıp yapmamak ise günah ve sevapla ilgilidir. Küfür, dinimizde bildirilen, inanılması, beğenilmesi gereken herhangi bir hususa inanmamak, beğenmemek, saygı göstermemektir. Veya yine dinimizde bildirilen, inanılmaması, beğenilmemesi gereken herhangi bir hususa inanmak, beğenmek, saygı göstermektir. Birkaç örnek verelim:
1- Mushaf-ı şerifi yere atmak küfürdür. Bu sadece bir iştir, ama Allah’ın kelamına saygısızlık olduğu için küfürdür.

2- İçki içen, domuz eti yiyen kâfir olmaz. Ama içkiyi içerken, domuz eti yerken Besmele çekerse veya bunlar ne güzel şeyler derse kâfir olur. Haram olan şeye saygı gösterilmiş, haramlığına inanılmamış olur.

3- Hristiyanların haçlarını kolye olarak kullanmak küfür olur. Kolye takmak sadece bir iştir, ama saygı yerinde bulundurulduğu için, küfür alametini beğendiği için küfür olur.

Nasıl hareket etmeli?
Sual: Müslüman olduğunu söyleyen, fakat sözlerinde veya yazılarında küfrü gerektiren bir şey görülen kimseye kâfir denir mi?
CEVAP
Müslüman olduğunu söyleyen veya cemaat ile namaz kılarken görülen bir kimsenin Müslüman olduğu anlaşılır. Sonra, bunun bir sözünde, yazısında veya bir hareketinde, Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdikleri iman bilgilerine uymayan, küfrü gerektiren bir şey görülürse, bunun küfür veya dalalet olduğu, bundan vazgeçip tevbe etmek gerektiği söylenir; yine vazgeçmezse, bunun sapık veya mürted olduğu anlaşılır. Namaz kılsa, hacca gitse, her ibadeti ve iyiliği yapsa da, bu felaketten kurtulamaz. Küfre sebep olan şeylerden vazgeçmedikçe, bundan tevbe etmedikçe, Müslüman olamaz. Her Müslüman, küfre sebep olan şeyleri iyi öğrenerek, mürted olmaktan korunmalı, kâfir olanları ve Müslüman görünen yalancıları iyi tanıyıp, zararlarından sakınmalıdır!

Yalandan hristiyan olmak
Sual: Avrupa’da yaşıyoruz. Hristiyan olan Müslümanlara para ve imkân veriliyor. Sırf bu imkânlardan faydalanmak için, yalandan Hristiyan olduğumuzu bildirsek bir mahzuru olur mu? Bunun gibi ateistlerin içinde ateist görünmekte sakınca var mıdır?
CEVAP
Çok sakınca vardır, çünkü bu işte bir zaruret yoktur. İbadetini gizlemek ayrı, kâfir görünmek ayrıdır. Din kitaplarında, (Şakadan, “Ben kâfirim” dese, kâfir olur) buyuruluyor. Yani bu işin şakası bile olmuyor. Hattâ (Ehl-i kitap olmak, ateist olmaktan iyidir) demek bile küfürdür. Allah’ın kötü dediğine iyi demek Allah’ın sözünü kabul etmemek oluyor. Bu bakımdan şakadan da olsa, maddi menfaat için de olsa, Hristiyan veya ateist görünmemeli.

Mazlum kâfirler
Sual: (Mazlum olarak öldürülen kâfirler de Cennete gider) demek doğru olur mu?
CEVAP
Yanlıştır, öyle demekle Allahü teâlâ yalanlanmış olur. Kur’an-ı kerimde her çeşit kâfirin sonsuz Cehennemde kalacağı bildiriliyor. Mazlum olanlar bundan istisna edilmemiştir. Bir âyet-i kerime meali şöyledir:
(Ehl-i kitap [Yahudi ve Hristiyan] olsun, müşrik olsun bütün kâfirler, muhakkak Cehennemdedir, orada ebedi kalırlar. Onlar yaratıkların en kötüsüdür.) [Beyyine 6]

Bunların mazlumları Cennete gider diye bir şey yoktur.

Küfrün şakası olmaz
Sual: Güldürmek niyetiyle kötü kimselere, (Deyyusan-ı kiram hazretleri) demek küfür olur mu?
CEVAP
Evet, küfür olur. Küfür söz ve işlerden meşhur olanlarını, bilmeyerek veya şaka olarak yahut herkesi güldürmek için yapmak da küfür olur. (Birgivi vasiyetnamesi)

Allahlık demek
Sual: Ahmak insanları kötülemek maksadıyla (Allahlık Ali Bey) diyorlar. Böyle söylemek küfür olur mu?
CEVAP
Evet, küfür olur.

Hareket de Allah’tandır
Sual: (Rızık Allah’tandır, fakat kulun da hareket etmesi gerekir) demek, niye küfür oluyor?
CEVAP
Hareket de Allah’tan olduğu için, küfür oluyor. (Birgivi vasiyetnamesi)

İnsanların işleri yalnız irade-i cüziyye ile meydana gelmez. Yani insanın her istediği vücuda gelmez. Allahü teâlânın da, yalnız kendi iradesiyle yaratması âdeti değildir. İnsan irade eder, hareket etmesini ister, kudretini kullanır. Allahü teâlâ da irade ederse, iş meydana gelir. (Berika)

Cansız maddelerin hareketleriyle, insan ve hayvanların ihtiyari, istekli hareketleri arasında şu ayrılık vardır ki, kullar bir şeyi yapmayı tercih edince ve dileyince, Allahü teâlâ da dilerse, kulu harekete geçiriyor ve yaratıyor. Kulun hareket etmesi kulun elinde değildir. (İtikadname)

Cimrilerin Allah’ı demek
Sual: Çok cimriye, (Cimrilerin Allah'ı), çok yalan söyleyene, (Yalancıların Allah'ı), çok hırsızlık yapana, (Hırsızların Allah'ı) deniyor. Böyle söylemek küfür değil midir?
CEVAP
Elbette küfürdür. İnsana Allah denmez. Hattâ cömertlere, (Bu cömertlerin Allah'ı) demek de aynı şekilde küfürdür. Kötüler için, (Cimrilerin kralı), (Yalancıların kralı) denebilir. Çok cömertler için de, (Cömertlerin piri) veya (Cömertlerin şahı) denebilir. Kral, genelde gayrimüslimler için kullanılır, Müslümanlar için kullanılması hoş değildir.

Ateist Nietzsche
Sual: Yamuk kimselerin övdüğü Pakistanlı Muhammed İkbal’in, ateist Nietzsche için, (Mevlana Celaleddin Rumi gibi büyük bir zattır) dediği bildiriliyor. Yerli mezhepsizler de, bu ateisti sevip övüyorlar. Ateisti böyle sevip övmek küfür olmaz mı?
CEVAP
Hubb-i fillah ve buğd-ı fillah, İslamiyet’in temelidir, esasıdır. Allah düşmanı olan kâfirleri sevip, böyle övmek küfürdür.

(Mezhebin görüşü) demek
Sual: Mezhepsizler tarafından çok kullanılan (İslam’ın görüşü), (Mezhebin görüşü), (İslam’ın tevhid görüşü), (Kur’anî görüş), (Allah'ın görüşü), (Allah'ın düşüncesi) gibi tâbirleri kullanmak caiz midir?
CEVAP
Görüş de, düşünce de insanlar için kullanılır. Allah için, İslam için ve Kur’an için kullanılmaz. Böyle kullanmanın küfür olduğunu İslam âlimleri bildirmişlerdir.

(İslamî görüş), (İslam düşüncesi) denmez. (İslamî hükümler) denir. Çünkü İslam bir görüş, bir düşünce değil, ilahî hükümler topluluğudur. Mezhepsizler tarafından çok kullanılan (İmam-ı a'zamın görüşü), (Hanefî mezhebinin görüşü) demek de yanlıştır. İmam-ı a'zamın ictihadı denir. Müctehidin ictihadı dinî hükümdür. Hata olsa bile sevab verilen, amel edilmesi gereken bir hükümdür. Sıradan birinin sözü gibi buna görüş diyerek, basite almak çok yanlıştır. (Mezhebin görüşü) de denmez, (Mezhebin hükmü) denir. Ehl-i sünnet olanlar mezhepsizlerin ifadelerini kullanmamalıdır.

Yalnızlık Allah'a mahsus
Sual: (Yalnızlık Allah'a mahsustur) demek küfür olur mu?
CEVAP
Küfür olmaz, ama burada niyet de önemlidir. Böyle söylemekle neyi kast ediyor? (Allah tektir, yardımcısı yoktur, kimseye ihtiyacı olmaz) anlamında söyleniyorsa mahzuru olmaz. Hâşâ (Allah, gökte yalnız bir yerde duruyor veya başka bir yerde yalnız duruyor) gibi düşünülüyorsa, elbette küfür olur. Allahü teâlâyı yaratıklara, insanlara benzetmek, ona yer tayin etmek, (Falanca yerde oturuyor veya duruyor yahut geziyor) gibi bir şey söylemek küfür olur. Allahü teâlâ mekândan münezzehtir. (Gökte, Arşta veya başka yerde) denmez. Hattâ (Her yerde) bile denmez. (Her yerde) demekle de, yine ona mekân tayin edilmiş olur.

Günahı herkes kendi işler
Sual: Amentü’de bildirildiği gibi, hayrı da, şerri de yaratan Allah olunca, (Sevab veya günah kazanmak da bizim elimizde olmuyor) diye inanmak küfür olur mu?
CEVAP
Elbette küfür olur. Böyle inanmak Cebriyye isimli dalalet fırkasının görüşüdür. Cebriyye fırkası, (Allah her işi zorla yaptırır. İnsan kaderine mahkûmdur. Hiç kimse, işlediği günahtan mesul değildir) der. Bu da çok yanlıştır. Herkes yaptığından mesuldür. İyilik eden mükâfatını, kötülük eden cezasını görür. Zerre kadar hayır ve şer işleyen, karşılığını alır. (Tekvir 14, Zilzal 7,8)

Elin, ayağın titremesiyle, kendi isteğiyle hareket ettirmek farklıdır. Biz günahı da sevabı da kendi irademizle işliyoruz. Tik gibi, kendiliğinden günah sevab işlenmiyor.

Meyhaneye gidip içki içen kendi iradesiyle yapmıyor mu? Hâşâ bunu Allah zorla mı yaptırıyor? Suçu Allah’a yüklemek ne kadar yanlıştır. Camiye gidip namaz kılan da kendi iradesiyle kılıyor. Ama insana iyilik ve kötülük etme gücünü veren de Allahü teâlâdır. Mesela bakkala gidip helva veya içki isteyince, bakkal vermese alabilir miyiz? Ama biz gidip istemezsek bakkal da zorla vermez, Bakkal verdi diye suçu bakkala yüklemek yanlış olur. Helva istemek veya içki istemek benim elimde değil demek de çok yanlıştır.

Cebriyye fırkası, sanki zorla veriyormuş gibi suçu bakkala yüklerken, Mutezile fırkası bakkalı aradan çıkarıyor, (Gidip kendim aldım, insan kendi işini yaratır) diyor. Her ikisi de yanlış ve küfürdür. Onun için bid’at ehli Cehenneme gider. Eğer zerre kadar imanı varsa, cezasını çektikten sonra Cennete girer. Ama bu kadar İslamiyet’e zıt görüşleri olanların imanla ölmeleri çok zordur. Onun için Ehl-i sünnet itikadından zerre kadar sapmamalıdır.

Ateiste şefaat
Sual: (Hocamıza şefaat yetkisi verilirse, âhirette filanca ateiste şefaat edecek) deniyor. Ateiste şefaat edilir mi?
CEVAP
Kesinlikle şefaat edilmez. Resulullah efendimize bile, böyle bir şefaat yetkisi verilmemiştir. Şefaat, imanı olanlaradır. Hattâ iman etse de, ateistliğine tevbe ettiği bilinmeyen kişi için, öyle demek caiz olmaz. Çünkü iki âyet-i kerime meali şöyledir:
(Şefaat edicilerin şefaati, onlara [kâfirlere] fayda vermez.) [Müddesir 48]

(O gün zâlimler için, ne müşfik bir dost, ne de sözü dinlenir şefaatçi vardır.) [Mümin 18]

Allahü teâlâ, (Şefaat yoktur) derken, (Şefaat eder) demek, Allah'ı yalancı çıkarmak olur. Mesela bir kadının gayrimüslimle evlenmesi caiz değildir, küfürdür. Bunun aksini söylemek küfür olduğu gibi, (Ateiste şefaat edilir) demek de küfürdür. Çünkü Allahü teâlâ yalancı çıkarılmaktadır. Allah, (Olmaz) derken, (Olur) demek ne kadar çirkindir. İbadetlerden önce, küfre düşürücü söz ve işleri öğrenmelidir. Bir kimsenin hocasının böyle küfre düşmesini beğenmesi de küfür olur.

Bazı küfür sözler
Sual: Ekteki sözleri söylemek küfre yani kâfirliğe sebep olur mu?
CEVAP
Bunlardan küfür olanların hepsini Fetâvâ-i Hindiyye’den alarak aşağıya çıkardık:
1- Kur’andaki yedullah, vechullah tâbirleri için, (Bunlar, Allah’ın uzuvlarıdır) demek. Yani (Allah’ın eli ve yüzü vardır) demek.

2- (Allah, susturamıyor senin dilini, ben nasıl susturayım) demek.

3- (Seni Allah’tan daha çok seviyorum) demek.

4- Allahü teâlâ için, mekân isnat etmek, mesela, (Allah’ın olmadığı, boş bir yer yoktur. Allah, göktedir, yukarıdadır, aşağıdadır, gökten veya Arş’tan bizi görüyor) gibi sözler söylemek.

5- (Allah, Cennette olacak ve müminler de Allah’ı Cennette görecektir) diyerek Allah’a mekân isnat etmek. [Allahü teâlâyı müminler Cennette, cihetsiz olarak, karşısında bulunmayarak ve nasıl olduğu anlaşılmayarak görecektir. Bu şekilde inanmak lazımdır.]

6- (Peygamberler günah işleyebilir) demek.

7- Peygamber için, sıradan biri gibi, (Şu adam, o adam) demek. [Hintli Hamidullah, Peygamber efendimiz için (Bu adam) tâbirini kullanmıştır. İslam Peygamberi isimli kitabında, (Kırkında bu tecrübeli adam, kavmini ıslaha teşebbüs etti) diyor. (s. 34)]

8- Hazret-i Ebu Bekir veya Hazret-i Ömer’e sövmek ve onlara lanet etmek.

9- Mutezile gibi, (Allah dünyada görülmediği gibi, âhirette de görülmez) demek.

10- Mütevatir olan hadisleri inkâr etmek.

11- Def, kaval [veya başka çalgı] çalarak Kur’an okumak.

12- (Çok Kur’an okudum, benden günahı kaldırmadı) demek.

13- Birine (Namaz kıl!) denince, (Sen namaz kıldın da ne oldu) demek. (Fetâvâ-i Hindiyye)

(Cennete gideceğiz) demek
Sual: Bir zamane hocası, yandaşlarına, (Ben de, siz de, elbette ölen şu bebeğin gittiği yere, yani Cennete gideceğiz) diyor. Cennete gideceklerini böyle kesin söylemek küfür değil mi?
CEVAP
Aşere-i mübeşşereden başkalarına garanti cennetlik denmez. Dinimizde Allah'ın rahmetinden ümit kesip, (Biz garanti cehennemliğiz) demek küfür olduğu gibi, (Biz garanti cennetliğiz) demek de küfürdür. Allahü teâlâdan korkmalı ve rahmetinden ümidini kesmemeli, yani beyn-el-havfi ver-reca [korkuyla ümit arasında] olmalıdır. İkinci bir husus ise, her çocuğun muhakkak Cennete gideceği de kesin değildir, çünkü bu hususta âlimlerimizin farklı kavilleri vardır.

(İnşallah Cennette buluşacağız) denebilir. Temenni ayrı, kesin konuşmak ayrıdır.

Mecûsî başlığı
Sual: Mecûsîlerin giydiği başlığı kullanmak küfür olur mu?
CEVAP
Din kitaplarında deniyor ki:
Mecûsîlere mahsus kalensüveyi, başlığı, dinin bildirdiği zaruretler hariç, kullanmak, küfür olur. (Hindiyye)

Sual: Bir kimse, çalınan ve kaybolan şeyleri ben bilirim dese, bunun ve buna inananın imanı gider mi?
Cevap: Bir kimse, ben çalınanları ve kaybolanları bilirim dese, söyleyen ve inanan kafir olur. Bana cin haber veriyor dese, yine kafir olur. Peygamberler ve cinniler dahi gaybı bilmezler. Gaybı, ancak Allahü teâlâ ve Onun bildirdikleri bilir.

Sual: Günah işleyen kimseye, "tövbe et" denildiğinde, o da reddederse, imanına bir zarar gelir mi?
Cevap: Bir kişi, küçük günah işlese, birisi de ona "tövbe et" dese, o kimse de, "ne işledim ki tövbe edeyim" dese, imanı gider.

Sual: Gıybet, dedikodu yapan bir kimseye, "bunu yapma günahtır" diye ikaz edildiğinde, o da, “bu da bir şey mi ki” diye cevap verse, bu kimsenin imanına bir zarar gelir mi?
Cevap: Bir kimse, birinin gıyabında bir şey söylese, dedikodusunu yapsa, yanında bulunanlar da, gıybet etme dese, buna karşı o kimse de, bu bir şey midir dese, bunu söyleyenin imanı gider. Çünkü bu hareketiyle, haramı hafife almış, harama ehemmiyet vermemiştir.

Noel gecesini kutlamak
Sual: Hıristiyanların ve diğer gayr-i müslimlerin, kutsal kabul ettikleri gün ve geceleri Müslümanların kutlamalarında mahzur var mıdır?
Cevap: İslâmiyette, güneş yılının ayları içinde sayılı bir mübarek gün, bir gece yoktur. Nevruz, Noel gecesi, Müslüman olmayanlar arasında değerli sayılır. Dürr-ül-muhtârda deniyor ki:
“Nevruz ve Mihrican günleri şerefine bir şey vermek caiz değildir. Bu günlerin isimlerini söyleyerek veya niyet ederek bir şey hediye etmek haramdır. Eğer bu günlere kıymet vererek yaparsa, kâfir olur. Çünkü bu günlere müşrikler kıymet vermektedir. Ebül Hafs-ı kebîr diyor ki: Bir kimse Allahü teâlâya elli sene ibadet etse, sonra bir müşrike, Nevruz günü şerefine yumurta hediye etse, kâfir olur. Yapmış olduğu ibadetlerin sevapları yok olur. Eğer bir Müslümana hediye eder ve bu güne değer vermezse, âdete uyarak verirse, kâfir olmaz. Fakat, tehlikeden kurtulmak için bir gün önceden veya sonradan vermelidir. Başka günlerde almadığını, o gün satın alırsa, o güne değer vermiş ise kâfir olur. Değer vermeyip, yalnız yemek içmek niyet etmiş ise, kâfir olmaz.”

İmâm-ı Rabbânî hazretleri buyuruyor ki:
“Kâfirlerin âdetlerini, kâfirlik alametlerini yapıyorlar. Bilhassa, çiçek hastalığı zamanında, bu bela, iyilerinde de, fenalarında da görülüyor. Bu şirkten kurtulabilen ve kâfirlik alametlerinden birini yapmayan kadın, çok azdır. Hinduların bayram günlerine, ateşe tapınanların Nevruz günlerine, Hristiyanların Noel gecelerine ve diğer paskalyalarına hürmet etmek, onların âdetlerini, onlar gibi yapmak, şirk olur, küfre sebep olur. Kâfirlerin bayramlarında, Müslümanların cahilleri, kâfirlerin yaptıklarını yapıyor ve kâfirler gibi, birbirlerine hediye gönderiyorlar. Bunlar hep şirktir, kâfirliktir. Sûre-i Yusuftaki âyet-i kerimede mealen; (Biz, Allahü teâlânın varlığına, birliğine, her şeyi yaratan O olduğuna inandık, Müslüman olduk diyenlerin çoğu, başkalarına ibadet ve itaat ederek ve daha birçok hareketleri ve sözleri ile, müşrik oluyorlar) buyuruldu.”

Büyük Kostantin putperest iken, Hristiyanlığı kabul etmiş ve putperestlikten de birçok şeyi Hristiyanlığa sokturmuştur. Noel gecesinin yılbaşı olmasını da kabul ettirmiş, böylece yeni bir Hristiyanlık dini kurulmuştur.

Sual: Din bilgilerinden herkes için lazım olanları öğrenmemenin, dinimiz açısından hükmü nedir?
Cevap: İman edilecek şeyleri ve farzlardan, haramlardan meşhur olanları, lüzumu kadar öğrenmek, her Müslümana farzdır. Bunları öğrenmemek haramdır. Bu bilgileri işitip de, öğrenmeye ehemmiyet, önem vermemek ise küfür olur, imanı giderir.

Sual: Bir kimse, dinin emir ve yasaklarını öğrenmez, öğrenmeye ve bunlara uymaya ehemmiyet vermezse imanı gider mi?
Cevap: Erkek olsun, kadın olsun, her insanın, her sözünde, her işinde, Allahü teâlânın emirlerine, yani farzlara ve yasak ettiklerine, haramlara uyması lazımdır. Bir farzın yapılmasına, bir haramdan sakınmaya ehemmiyet vermeyenin imanı gider, kâfir olur.

Sual: Bazı kimseler, “git Allah babadan iste” diyor. Böyle söylemek imanı giderir mi?
Cevap: “Allah baba” diyenin imanı gider, kâfir olur.

Sual: İslâmiyetin saygı gösterilmesini emrettiği herhangi bir emrine, saygısızlık etmek, insanın imanını giderir mi?
Cevap: Konu ile alakalı olarak Birgivî vasıyyetnâmesi şerhinde deniyor ki:
“Zünnar denilen papaz kuşağını bağlamak, haç, salip denilen birbirine dik kesişen iki çubuğa tapınmak, boynuna asarak hürmet etmek ve İslâmiyeti bildiren din kitaplarından birini tahkir etmek, İslâm âlimlerinden birini alay etmek ve küfre sebep olan bir söz söylemek, yazmak ve hürmet etmemiz emrolunan bir şeyi tahkir ve tahkir etmemiz emrolunan bir şeyi tazim etmek küfürdür, imanı giderir. Büyük günah işleyen, bunun kötü olduğunu düşünür, yaptığına pişman olur, Allahü teâlâdan utanırsa, imanı gitmez, kâfir olmaz. Bu günahına tövbe eder, Allahü teâlâdan af dilerse, affolur. Tövbe etmeden ölürse, Allahü teâlâ dilerse, yine affeder, dilerse, günahı kadar azap edip, sonra Cennete kor. Fakat imansız olarak ölen, ahirette hiç affolunmayacak, Cehenneme gidecektir.”

Sual: Haramlara önem vermeyenlerin, sakınmayanların imanı gider, Müslümanlıktan çıkarlar mı?
Cevap: İslâmiyetin haram ettiği şeylerden kaçınmak, her Müslüman için lazımdır. Haramın haram olmasına ehemmiyet vermeyen yani Allahü teâlânın yasak etmesine aldırış etmeyen veya bunları beğenen, ne güzel diyen kafir olur. Allahü teâlânın haram etmesine ehemmiyet verip, kabul edip de, nefsine mağlup olarak, aldanarak, bunları yapan ve sonra akıllarını toparlayıp pişman olanlar kâfir olmaz, imanlarını kaybetmezler. Böyle kimselere asi, fasık, günahkâr denir. Bunlar, günahları sebebiyle, belki Cehenneme girip cezalarını çekerse de, Cehennemde sonsuz kalmayacaklar, çıkıp Cennete kavuşacaklardır.

Sual: İmanın gitmesine sebep olan bir şeyi bilmeden yapınca veya söyleyince, iman gider mi?
Cevap: Küfre sebep olan bir işi, bilerek yapmak küfür olur. Bilmeyerek yapınca da küfür olur diyen âlimler çoktur.

Sual: Allahın sevdiklerini sevmemek, insanın imanını giderir mi?
Cevap: Konu ile alakalı olarak Miftâh-ul Cennet kitabında deniyor ki:
“Allahü teâlânın sevdiği kimseyi sevmemek ve İslâmiyeti bozmak için uğraşanları sevmek, son nefeste imansız gitmeye sebep olur.”

Sual: Namaz kılmanın farz olduğuna inanmak, imanın şartı mıdır, eğer öyle ise buna inanmayan bir kimsenin imanı gider mi?
Cevap: Namaz kılmak, imanın şartı değil ise de, namaz kılmanın farz olduğuna inanmak, imanın şartıdır. Bu sebeple namazın farz olduğuna inanmayanın imanı gider.

Sual: “Allah gökte bize bakıyor, benim şahidimdir” veya “Allah baba” demenin imana bir zararı olur mu?
Cevap: “Allahü teâlâ, gökte benim şahidimdir” dese, imanı gider, kâfir olur. Zira Allahü teâlâya, mekân, belli bir yer isnat etmiş olur. Halbuki Allahü teâlâ, mekândan beridir, uzaktır. “Allah baba” diyenin de imanı gider, kâfir olur. Mahluklar yani yaratılmışlar için kullanılan baba, anne, mimar gibi kelimeler, Allahü teâlâ için kullanılmaz.

Sual: Din bilgilerini ve âlimleri kötülemek de imanı giderir mi?

Cevap: İslâm bilgilerine inanmamak, bunları ve din âlimlerini aşağılamak da, küfr-i cühûdî olur, yani inat ederek inkar olur.

Sual: Farzları, sünnetleri beğenmemek imanı giderir mi?
Cevap: Farzları, sünnetleri, beğenmemek, küfür olur, imanı giderir.

Sual: Günah olan şeyleri sevmek, beğenmek, imana zarar verir mi?
Cevap: Küfrü, haramları, mekruhları sevmek, beğenmek, imanı giderir.

Sual: Bir Müslüman, imanı gideren bir sözü, hiçbir zaruret olmadan söylerse, imanı gider mi?
Cevap: Allahü teâlâya mahsus olan sıfatlara ülûhiyyet, ilahlık sıfatları denir. Akaid ve fıkıh kitaplarının çoğunda, mesela Dürerde deniyor ki:
“Bir kimse, kalbi iman ile dolu olduğu hâlde, küfre sebep olan bir şeyi, zaruret olmadan, yani isteyerek söylerse, imanı gider, kâfir olur. Kalbindeki imanın faydası olmaz. Çünkü, bir kimsenin kâfir olduğu sözünden anlaşılır. Küfre sebep olan şeyi söyleyince, insanlar arasında da, Allahü teâlâ yanında da kâfir olur.”

Sual: Gayr-i müslimlerin ibadetlerini onlar gibi yapmak, imanı giderir mi?
Cevap: Kâfirlerin ibadetlerini, ibadet olarak yapmak, mesela kiliselerinde çaldıkları org gibi çalgıları ve çanları camilerde çalmak ve İslâmiyetin kâfirlik alameti saydığı şeyleri, zaruret, cebir, zorlama olmadan kullanmak küfür olur, imanı giderir. Birgivî vasıyyetnâmesinde; “Kafirlerin ibadet olarak yaptıklarını yapan ve kullanan kâfir olur” denmektedir.

Sual: “Allah gökte şahidimdir” diyenin, imanı giderir mi?
Cevap: Bir kimse, “Allahü teâlâ, gökte benim şahidimdir” dese, kâfir olur. Zira Allahü teâlâya, mekân isnat etmiş olur. Allahü teâlâ, mekândan beridir.

Sual: Din bilgilerini öğrenmeye önem vermeyenin imanı gider mi?
Cevap: İmanı, helali, haramı, farzları, güzel ahlak bilgilerini, lüzumu kadar öğrenmek farzdır. Öğrenmeyip cahil kalan farzı terk etmiş olur. Öğrenmeye lüzum görmeyen, ehemmiyet vermeyenin imanı gider.

Sual: Abdestsiz olduğunu bilerek namaz kılanın imanı gider mi?
Cevap: Abdestsiz olduğunu bilerek namaz kılmak ve sünnet olan bir işi beğenmemek de küfür olur.

Sual: Şartlarına uygun olarak okunan ezan ile alay eden kimsenin, imanı tehlikeye girer mi?
Cevap: Sünnete uygun olarak okunan ezan ile alay eden, beğenmeyen, söz ile, hareket ile, hakaret edenin imanı gider.

Sual: Müslüman olduğunu söyleyen bir kimse, dinin emir ve yasakları için “ben onları bilmem, öğrenmek de istemem” dese imanı gider mi?
Cevap: Miftâh-ul Cennet kitabında; “İslâmiyeti bilmem veya istemem dese, imanı gider, kâfir olur” denmektedir.

Sual: Tefsir ve fıkıh kitaplarına itibar etmeyen, bunlarla alay eden kimsenin imanı gider mi?
Cevap: Miftâh-ul Cennet kitabında; “Biri diğerine, gel İslâm âlimine gidelim veya fıkıh, ilmihal kitabını okuyup öğrenelim dese, o da, ben ilmi ne yapayım dese, imanı gider, kâfir olur. Zira, ilmi istihfaftır, hafife almaktır. Tefsir ve fıkıh kitaplarına hakaret eden, bunları beğenmeyen, kötüleyen kimsenin imanı gider, kâfir olur” denmektedir.

Sual: Bir kimse, İslâm âlimlerinden herhangi birisine veya evliyaya sövse, hakaret etse, bu kimsenin imanına bir zarar gelir mi?
Cevap: Bu konuda Miftâh-ul-Cennet kitabında deniyor ki:
“Bir kimse, bir âlime buğzetse veya sövse, bu yaptığı sebepsiz ise, o kimsenin küfründen korkulur.” Yani imanı gidebilir.

Sual: Kendisinin veya başkasının kâfir olmasını isteyen bir kimsenin, imanı gider mi?
Cevap: Kâfir olmayı isteyen bir kimse, buna, kâfir olmaya niyet ettiği anda, imanı gider, kâfir olur. Başkasının kâfir olmasını isteyen kimse, küfrü beğendiği için istiyorsa, kâfir olur. Kötü, zalim olduğundan, zulmünün cezasını Cehennem ateşinde çekmesi için istiyorsa, kâfir olmaz. Küfre sebep olduklarını bilerek ve arzusu ile küfür kelimelerini söyleyen kâfir olur. Bilmeyerek söylüyorsa, âlimlerin çoğuna göre yine kâfir olur. Küfre sebep olmayan kelime söylemek isterken, şaşırarak, küfre sebep olanı söylerse kâfir olmaz.

Sual: Aralarındaki bir meseleyi halletmek için, gel din kitaplarına bakalım, orada nasıl bildirilmiş ise öyle yapalım denilen kimse, benim İslâmiyetle alakam yok dese, imanına zarar gelir mi?
Cevap: İslâmiyete de müracaat edelim diyene, İslâmiyet ile işim yoktur diyenin, imanı gider, kafir olur. İmanını ve nikahını tecdid etmesi, yenilemesi lazım olur.

Sual: Din bilgilerine inanmamak, aşağılamak imanı giderir mi?
Cevap: İslâm bilgilerine inanmamak, bunları ve din âlimlerini aşağılamak da, küfür olur, imanı giderir.
Küfre düşen ne yapmalı?

Sual: Bilip bilmeden çok söz söylüyor, doğru yanlış çok iş yapıyoruz. Farkında olmadan küfre düşmüşsek ne yapmamız lazımdır?
CEVAP
İslam âlimleri buyuruyor ki:
Her Müslümanın Allahü teâlânın emirlerine uyması, yasak ettiği şeylerden kaçması gerekir. İbadetleri yapmaya, haramlardan sakınmaya önem vermeyenin imanı gider, kâfir olur. Kâfir olarak ölen kimse, ahirette sonsuz olarak Cehennemde çeşitli azaplara maruz kalır. Affedilmesine ve Cehennemden çıkmasına imkan ve ihtimal yoktur.

Bir Müslümanın küfre düşmesi, yani kâfir olması çok kolay olur. Çünkü her sözde ve her işte kâfir olmak ihtimali çoktur. Bunun için küfrün sebebi bilinmese de, her gün bir kere, Ya Rabbi, bilerek veya bilmeyerek küfre [kâfirliğe] sebep olan bir söz söyledim veya bir iş yaptımsa, pişman oldum, beni affet demelidir. Böyle tevbe eden muhakkak af olur, Cehennemden kurtulur. Cehennemde sonsuz kalmamak için, her gün muhakkak tevbe etmelidir. Müslümanın bu tevbeden daha önemli görevi yoktur.

Kul hakkı bulunan günahlara tevbe ederken bu hakları ödemeli, kılınmamış namaz borçlarına tevbe ederken de, bunları kaza etmeye çalışmalıdır. (Seadet-i Ebediyye)

İbadetleri yok olur mu?
Sual: Bir insan kâfir olsa, sonra Müslüman olsa, ibadetleri yok olur mu?
CEVAP
Mürtedin önceki ibadetlerinin sevapları yok olur. Tekrar imana gelirse, zengin ise, yeniden haccetmesi gerekir. Malları kendisine geri verilir. Namazlarını, oruçlarını, zekâtlarını kaza etmesi gerekmez. Mürted olmadan önce, kazaya bırakmış olduklarını kaza etmesi gerekir. Çünkü mürted olunca, önceki günahlar yok olmaz. Mürted, imana gelirse, mürted iken kılmadığı namazlarını kaza etmez. Çünkü kâfirler ibadetlere muhatap değildir. Yani onlardan ilk istenen iman etmeleridir. (Hindiyye)

Küfre düşürücü sözleri öğrenmeli, küfre düşmemeye dikkat etmelidir.

Küfre düşmemek için
Sual: Küfre düşmemek için ne yapmalı?
CEVAP
Küfre düşüren söz ve işleri öğrenerek bunlardan sakınmalı. Müslüman bile bile küfre düşmez, kasten kendisini kâfir yapmaz, ama bilmeden düşebilir. Bilmeden küfre düşen, bu duayı ihlâsla okursa, imanı tekrar geri gelir:
(Allahümme innî e'ûzü bike min en üşrike bike şey'en ve ene a'lemü ve estağfirüke li-mâ lâ a'lemü inneke ente allâmül guyûb.)

Çıkılan kapıdan girmek
Sual: (Küfre düşen kimse, çıktığı kapıdan girmedikçe tevbesi kabul olmaz) ne demektir?
CEVAP
Küfre düşüren bir sözü söyleyen veya bir işi yapan kimse mürted olur. Mürted, küfrüne sebep olan şeyden tevbe etmedikçe, kelime-i şehadet getirmekle ve İslamiyet’in bazı emirlerini yapmakla, mesela namaz kılmakla, oruç tutmakla, hacca gitmekle, hayrat ve hasenat yapmakla Müslüman olmaz. Bu bozuk itikatla ölürse imanla ölmez. İnkârından yani inanmadığı şeyden tevbe etmesi, pişman olması, İslamiyet’ten çıktığı kapıdan geri girmesi lazımdır. Yani hangi sözü söyleyerek dinden çıkmışsa, o sözüne tevbe etmesi lazımdır. Mesela bir Müslüman, şaraba helâl dese yahut cin ve meleklerin varlığına inanmasa mürted olur. Kelime-i şehadet getirse de, namaz kılsa da, diğer emirlere uysa da, o inanışı devam ediyorsa yine kâfirdir. (Şarap haramdır), (Cin ve melek vardır) diye inanması gerekir. Küfründe ısrar ederken, (Ben her çeşit küfre tevbe ettim) demekle küfürden kurtulamaz. Pişman olup (Cin ve melek vardır) diye inanırsa, tevbe etmiş olur.

Bilmeden küfre girmek
Sual: Bir söz veya işin küfür olduğunu bilmeden işleyen, sonra da, (Ya Rabbi bilerek bilmeyerek işlediğim küfürlere tevbe ettim) dese, küfrü affolur mu?
CEVAP
Evet, affolur.

Bilmeden küfre girmek
Sual: Avrupa’da yaşayan bir Müslüman, içinde bulunduğu ortamdan dolayı, küfür olduğunu bilmediği bir sözü söyler veya küfür olduğunu bilmediği bir işi yaparsa imanı gider mi?
CEVAP
Bir kimse, gayret edip de öğrenmeye çalıştığı hâlde, küfür söz ve işlerin neler olduğunu öğrenememişse, bilmeden küfür söz ve iş yapsa, bazı âlimlere göre buna kâfir denmez. Çünkü kasıtlı bir şey yapmamıştır, ama yine de ihtiyat olarak tecdid-i iman yapması iyi olur. Evliyse, ihtiyaten tecdid-i nikâh da yapmalıdır. (Hadika)

Dinsizin karısı
Sual: Ben dinimi bilmezken, ateist biriyle evlenmiştim. Sonra öğrendim ki, evlenmeye karar verir vermez, mürted oluyormuşum. Şimdi dinimi öğrendim. Eski küfür hâlime tevbe ettim. Yaşlı ve dinsiz beyim iktidarsızdır. Yani aile hayatımız yok. Şu anda, dinen nikâhsız oluyoruz. Ben eski hâlime tevbe ettiğime göre, Müslümanım değil mi?
CEVAP
Elbette Müslümansınız. Beyinizle nikâhınızın sahih olmadığını kabul etmeniz yeter.

Küfürden, inkârdan korunmak için
Muhammed aleyhisselamın Allahü teâlâdan getirip bildirdiği şeylerin hepsine kalb ile inanıp dil ile söylemeye iman denir. İmanın yeri kalbdir. Kalb, yürek denilen et parçasında bulunan bir kuvvettir, buna gönül de denir. İmanı söylemeye mani bulunduğu zaman söylememek affolur. Mesela korkutulduğu, hasta, dilsiz olduğu, söyleyecek vakit bulamadan öldüğü zaman söylemek gerekmez. Anlamadan, taklit ederek inanmak da iman olur. Allahü teâlânın var olduğunu anlamamak, düşünmemek günah olur. Peygamber efendimiz tarafından açıkça bildirilenlerden birine bile inanmamak, hepsine inanmamak olur. Her birini bilmeden, “Hepsine inandım” demek de iman olur.

İmanın hasıl olması için İslamiyet’in küfür, inkâr alameti dediği şeylerden sakınmak da lazımdır. İslamiyet’in emir ve yasaklarından birini hafif görmek, Kur’an-ı kerimle, meleklerle, Peygamberlerden biri ile alay etmek, küfür, inkâr alametlerindendir. İnkâr etmek yani işittikten sonra inanmamak, tasdik etmemek demektir. Şüphe etmek de inkâr olur.

Küfür yani imanın gitmesine sebep olduğunu herkesin bildiği bir şeyi, işitmediği, düşünmediği için kafir olanların, imanı gidenlerin küfrü, “küfr-i cehlî”dir. Cehalet de iki türlüdür:
Birincisi, cahil olduğunu bilir, fakat bu cehaletini gidermek için uğraşmaz. Böyle olanlar için, “Hayvanlar gibidir hatta hayvandan da aşağıdır” denmiştir. Çünkü insanı hayvandan ayıran, ilim ve idraktir. Hayvanlar yaratıldıkları şeyde ileridedirler. Kendilerine faydalı şeyleri anlar ve onlara yaklaşırlar. Zararlı olanları da anlayıp onlardan uzaklaşırlar. Halbuki böyle cahiller bilmediklerini bildikleri hâlde bu çirkin hâlden uzaklaşmaz, ilme yaklaşmazlar.

Cehaletin ikincisi, “cehl-i mürekkep”tir. Yunan felsefecilerinden ve Müslümanlardan yetmiş iki bid’at fırkasından imanı gidenler böyledir. Bu cehalet, birincisinden daha kötüdür. İlacı bilinemeyen bir hastalıktır. İsa aleyhisselam, (Sağırı, dilsizi tedavi ettim, ölüyü dirilttim, fakat cehl-i mürekkebin ilacını bulamadım) buyurmuştur. Çünkü böyle kimse, cehaletini ilim ve olgunluk, üstünlük sanmaktadır. Cahil ve ruh hastası olduğunu bilmez ki ilacını arasın! Ancak Allahü teâlânın hidayeti ile hastalığını anlayan, bu dertten kurtulabilir.

İman edilecek şeyleri ve farzlardan, haramlardan meşhur olanları, lüzumu kadar öğrenmek farzdır. Bunları öğrenmemek haramdır. İşitip de öğrenmeye ehemmiyet, önem vermemek, küfre yani imanın gitmesine sebep olur. Cehaletten kurtulmanın ilacı ise Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarını okuyarak öğrenmektir.

Küfür ve günahtan sakınmalıdır
Sual: Kadın olsun erkek olsun her Müslümanın, her zaman tevbe etmesi, imanını yenilemesi gerekir mi?
Cevap: Erkek olsun, kadın olsun, her Müslümanın, her sözünde, her işinde, Allahü teâlânın emirlerine, yani farzlara ve yasak ettiklerine, haramlara uyması lâzımdır. Bir farzın yapılmasına, bir haramdan sakınmaya ehemmiyet vermeyenin imanı gider, kâfir olur. Kâfir olarak ölen kimse, kabirde azap çeker, ahirette Cehenneme gider ve Cehennemde sonsuz kalır. Affedilmesine, Cehennemden çıkmasına imkân ve ihtimal yoktur. Kâfir olmak çok kolaydır! Her sözde, her işte kâfir olmak ihtimali çoktur. Küfürden kurtulmak da çok kolaydır. Küfrün sebebi bilinmese dahi, her gün bir kere;
“Ya Rabbi! Bilerek veya bilmeyerek küfre sebep olan bir söz söyledim veya bir iş yaptım ise, nadim oldum, pişman oldum. Beni affet” diyerek tevbe etse, Allahü teâlâya yalvarsa, muhakkak affolur. Cehenneme gitmekten kurtulur. Cehennemde sonsuz yanmamak için, her gün muhakkak tevbe etmelidir. Bu tevbeden daha mühim bir vazife yoktur. Kul hakkı bulunan günahlara tevbe ederken, bu hakları ödemek ve kazaya kalmış namazlar için tevbe ederken, bunları kaza etmek lâzımdır.

Berîka, Hadîka ve Mecmâ'ul-enhürde deniyor ki:
“Erkek veya kadın, bir Müslüman, âlimlerin söz birliği ile küfre sebep olacağını bildirdikleri bir sözün veya işin küfre sebep olduğunu bilerek söyler ve yaparsa, imanı gider. Buna Küfr-i inâdî denir. Küfr-i inâdî ile mürted olanların nikâhları bozulur. Tekrar imana gelince, iki şahit yanında Tecdîd-i nikâh yapmaları lâzım olur. Tevbe etmek için yalnız Kelime-i şehadet söylemeleri kâfi değildir. Küfre sebep olan şeyden de tevbe etmeleri lâzımdır. Eğer, küfre sebep olduğunu bilmeyip söyler, yaparsa veya küfre sebep olacağı, âlimler arasında ihtilaflı olan bir sözü amden söylerse, imanının gideceği ve nikâhının bozulacağı, şüphelidir. İhtiyat olarak, tecdîd-i îmân ve nikâh etmesi iyi olur. Bilmeyerek söylemeye Küfr-i cehlî denir. Çünkü her Müslümanın, bilmesi lâzım olan şeyleri öğrenmesi farzdır. Küfre sebep olan sözü, hata ederek, yanılarak veya tevilli olarak söyleyenin imanı ve nikâhı bozulmaz. Yalnız tevbe ve istiğfar, yani tecdîd-i îmân etmesi ihtiyatlı olur. Tecdîd-i nikâh lâzım olmaz.”
Şirk ve küfür nedir?

Sual: Hadis-i şerifte, Allah’a şirk koşmanın dışında küfre sokan bir günah olmadığı bildiriliyor. Bilindiği gibi, şirkten yani Allah’a ortak koşmaktan başka küfre düşürücü günahlar vardır. O halde, bu hadis-i şerifteki şirk ne demektir?
CEVAP
Şirk, Allahü teâlâya ortak yapmak, benzetmek demektir. Benzeten kimseye müşrik denir. Küfrün çeşitleri vardır. Hepsinin en kötüsü, en büyüğü şirktir. Bir şeyin her çeşidini bildirmek için, genelde, bunların en büyüğü söylenir. Bunun için, âyet-i kerime ve hadis-i şeriflerde bildirilen şirk, her cins küfür demektir.

Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Allahü teâlâ, şirki [her çeşit küfrü] asla affetmez ve şirkten başka olan [büyük küçük bütün] günahları dilerse affeder.) [Nisa 48]

Bir kâfir, bir kelime-i tevhid söylemekle mümin olduğu gibi, bir mümin de, bir söz söylemekle kâfir olur. Küfre düşürücü söz kullananın imanı gider de haberi olmaz. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Öyle bir zaman gelir ki, kişinin imanı gider de haberi olmaz. Halbuki ondan, gömleğin çıktığı gibi, iman çıkmış olur.) [Deylemi]

Küfre düşenin bütün ibadetlerinin sevapları yok olur, tevbe ederse, geri gelmez, ayrıca, nikahını da yenilemesi gerekir. Tevbe etmek için, yalnız Kelime-i şehadet söylemeleri kâfi değildir. Küfre sebep olan o şeyden de tevbe etmeleri gerekir. Küfre düştüğü şeyleri bilmiyorsa, bilip bilmediğim bütün küfür söz ve işlerden tevbe ettim demesi yeterlidir.

Berika ve Hadika’da ve Mecmaul-enhür’de diyor ki:
(Erkek veya kadın, bir Müslüman, âlimlerin sözbirliği ile küfre sebep olacağını bildirdikleri bir sözün veya işin küfre sebep olduğunu bilerek, amden [yani tehdit edilmeden, istekle] veya başkalarını güldürmek için söyler, yaparsa, manasını düşünmese dahi, imanı gider. Mürted olur. Buna Küfr-i inadi denir. Eğer bunun küfre sebep olduğunu bilmeyip, amden söyler, yaparsa, yine mürted olur. Buna Küfr-i cehli denir. Çünkü, her Müslümanın, bilmesi gereken şeyleri öğrenmesi farzdır. Bilmemesi özür değil, büyük günahtır. Küfr-i inadi ve küfr-i cehli ile mürted olanın, nikahı bozulur. Zevcesinden vekalet alarak, iki şahit yanında veya camide cemaat ile (Tecdid-i nikah) yapması gerekir. İkiden fazla tecdid için (Hulle) lazım olmaz. Küfre sebep olan sözü, hata ederek [yani amden olmayıp, yanılarak] veya tevilli olarak veya ikrah [tehdit] edilerek söylerse, mürted olmaz ve nikahı bozulmaz. Küfre sebep olması, âlimler arasında ihtilaflı olan bir sözü amden söyleyen mürted olmaz ise de, bunun tevbe ve istigfar etmesi ve tecdid-i nikah yapması ihtiyatlı olur.)

(Her iki halde de küfre girenin önceki ibadetleri yok olur. Tevbe ederse, geri gelmez. Zengin ise tekrar hacca gitmesi gerekir. Önce eda ettiği namaz, oruç veya zekâtları kaza etmez. Fakat küfre düşmeden önce yapmadığı ibadetleri kaza eder. Tevbe için yalnız kelime-i şehadet söylemek yeterli değildir. Küfre sebep olan şeyden de tevbe etmesi gerekir. Küfre sebep olan sözü, hata ederek, yanılarak veya tevilli olarak söyleyen veya küfrü gerektirdiği âlimler arasında ihtilaflı olan bir sözü bilerek söyleyen küfre girmez. Fakat tecdid-i iman etmesi iyi olur.)

Kâfir kime denir?
Sual: Allah’ı inkâr edene kâfir dendiğine göre, Allah’ın varlığına inanan ehl-i kitaba, kâfir denir mi?
CEVAP
Müslümanlığa göre insanlar ikiye ayrılır:
1- Müslüman olanlar,
2- Müslüman olmayanlar.

Müslüman olmayanlara gayrimüslim veya kâfir denir. Kâfirler de ikiye ayrılır:
1- Kitaplı kâfirler [ehl-i kitap],
2- Kitapsız kâfirler.

Hristiyanlarla Yahudiler, kitaplı kâfirdir. Ateist, müşrik, Budist, Mecusi ve daha başka dine inananlar kitapsız kâfirdir. Kitaplı kâfirler de, kitapsız kâfirler de Cehennemliktir.

Kitap ehli kâfirler, yani Hristiyan ve Yahudilerin hepsi Cehennemliktir. Birkaç âyet-i kerime meali:
(Elbette, ehl-i kitaptan [Yahudi ve Hristiyan] olsun, müşriklerden olsun, bütün kâfirler Cehennem ateşindedir, orada ebedi kalırlar. Onlar yaratıkların en kötüsüdür.) [Beyyine 6]

(“Allah, Meryem oğlu Mesih’tir” diyenler kâfir olmuştur. Hâlbuki Mesih demişti ki: Ey İsrail oğulları, Rabbim ve Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin. Bilin ki, Allah, kendine ortak koşana Cenneti haram kılar. Artık onun yeri ateştir ve zalimler için yardımcı yoktur.) [Maide 72]

(Âyetlerimizi yalanlayanlar kâfirdir, onlar Cehennemliktir, orada ebedî kalırlar.) [Bekara 39] (Müslüman olmayanların hepsi, âyetleri inkâr edip kâfir oluyor.)

Şirk günah mı, küfür mü?
Sual: Biz, şirk ayrı, büyük günah ayrı biliyoruz, fakat İslam Ahlakı kitabında, (Şirkten yani küfürden, yani imansızlıktan sonra, en büyük günah, bid’at itikadında olmaktır) deniyor. Dıyâ-ül kulûb kitabında, yedi büyük günahı bildiren şu hadis-i şerif naklediliyor:
(1- Şirk, 2- Adam öldürmek, 3- Sihir, yani büyü yapmak, 4- Yetim malı yemek, 5- Faiz alıp vermek, 6- Savaştan kaçmak, 7- Namuslu kadınlara iftira etmek.) [Buhârî]
Niye şirk büyük günah olarak bildiriliyor?
CEVAP
Günah, Allahü teâlâya isyan demektir, onun yasak ettiği şeyi çiğnemek demektir. Bu yasakların en büyüğü elbette şirktir, küfürdür. Onun için şirk, küfür, bazen büyük günahlar arasında sayılır. İsyan etmenin en büyüğü demek oluyor. Peygamber efendimiz de, şirki büyük günahlar arasında bildiriyor. Demek ki, haramların içinde şirk de, küfür de vardır.

Küfür alametleri
Sual: Bazı kimseler, (Boyna haç, bele zünnar takıp bir kere secdeye gidilirse veya namaz kılınırsa, artık haç Müslüman olmuş olur. Bir daha bunlarla namaz kılmakta sakınca olmaz. Diğer küfür alametlerinin hepsi böyledir) diyorlar. Acaba bu düşünce, Hristiyanlığa olan aşırı muhabbetten, kör taassuptan mı kaynaklanıyor? Haç ve zünnar Müslüman olur mu?
CEVAP
Haç ve zünnar, küfür alametidir. Bunlar secdeye gitmekle, zemzemle yıkanmakla küfür alameti olmaktan çıkmaz. Haç denilen putu, papazların zünnar denilen kuşaklarını ve diğer küfür alametlerini, namaz kılarken kullanmak da küfür olur.

Puta tapmak ve şirk
Sual: Müşrikler de putların yaratıcı olmadığını bilip, sadece, putları Allah’a yaklaşmak için vesile ediyorlar. Bunlar müşrik oluyor da, Evliyayı Allah’a yaklaşmak için vesile eden niye müşrik olmasın?
CEVAP
Evliya-yı kiramı putlara benzetmek çok çirkindir. Müminler, Enbiyaya ve Evliyaya tapınmıyor, bunların Allahü teâlâya şerik [ortak] olmadığını biliyorlar. Enbiyanın ve Evliyanın, Allahü teâlânın sevdiği kulları olduğuna, Allahü teâlânın, bu sevdiklerinin bereketiyle, diğer kullarına merhamet edeceğine inanıyorlar. (Zararı ve faydayı yaratan yalnız Allahü teâlâdır. Tapınmaya hakkı olan yalnız Odur. Sevdiklerinin bereketiyle kullarına merhamet eder) diyorlar. Müşrikler de, putlarının yaratıcı olmadığını söylüyorlarsa da, putların tapınmaya hakları olduğuna inanıyor, bunun için tapınıyorlar. (Putların ibadet edilmeye hakkı vardır) dedikleri için müşrik oluyorlar. Yoksa, müşrik olmaları, (Bize şefaat etmelerini istiyoruz) dedikleri için değildir. Putlardan şefaat beklemek de elbette bâtıl, yani bozuk bir inanıştır. Böyle inanmak caiz değilse de, bâtılsa da, şirk de değildir. Putlara tapınmak şirktir. (Fâideli Bilgiler)

Haç Müslüman olmaz
Sual: (Sarığa, takkeye veya şapkaya haç koyup onunla namaz kılınırsa, böylece haç secdeye gitmiş, artık o Müslüman olmuş olur. Böyle Müslüman olmuş bir haçla namaz kılmanın mahzuru olmaz) deniyor. Cansız şey nasıl Müslüman oluyor ki?
CEVAP
Onların maksadı, Hristiyanlığın sembolü olan haçı, meşru bir sembol olarak göstermektir. Bu, yerli ajanların bir oyunudur. Secdeye götürülen haç, Müslüman olmaz. Domuz derisinden takke yapıp, (Secdeye gittiği için domuz derisi temiz olur) demek gibi, çok yanlış ve çirkin bir sözdür. Tersine, bir papaz takke giyerek kiliseye gitse, vaftiz yapılan şaraplı suya takkeyi batırsa, takke Hristiyan mı olmuş olur? Öyle yapıldı diye Müslümanlar takke giyemezler mi? Müslüman görünen Hristiyan ajanlarının oyununa gelmemelidir.

Sual: İslamiyet’in emirlerine uymayıp bu emirleri kendilerine göre değiştirerek uygulayanların imanı gider mi?
Cevap: İman edip de kendini İslamiyet’in hükümlerine uyduran kimse Müslümandır. İslamiyet’in hükümlerini kendi arzularına, keyiflerine uydurmak isteyenler ise, Müslüman değildir. Çünkü Allahü teâlâ dinleri, nefsin arzularını, keyiflerini kırmak ve taşkınlıklarını önlemek için göndermiştir.

İslâmiyetin bir kısmını kabul etmek
Sual: Dine, İslâmiyete inanmadıkları hâlde, İslâmiyetin bildirdiği güzel ahlakı kabul edenler oluyor. Böyle İslâmiyetin bir bölümünü kabul etmekle iman etmiş ve Müslüman olmuş olunur mu?
Cevap: İslâmiyet bir bütündür. İnanılması bildirilenlerden, yapılması emredilenlerden ve yasak edilenlerden birini bile inkâr etmek, kabul etmemek, imanı giderir. Dolayısı ile İslâmiyetin bir bölümünü kabul edenlerin, İslâmiyetle bir alakası olmaz. Dinde reform yapıyoruz diyen İslâmiyet düşmanları, İslâmiyetin Allahü teâlâ tarafından, Peygamber vasıtasıyla bildirilmiş bir din olduğuna inanmadıkları hâlde, güzel ahlakın, iyi geçinmenin ve dünya işlerinde yükselmenin başarılması için, din lazımdır diyorlar. Kısaca dine, dünya için inanmalıdır diyorlar. Dinin aslı olmamakla beraber, iyi huylu olmak, sosyal faydalar sağlamak için, dine inanmak gerekir diyorlar. Hatta bu inanmak, yalancıktan olduğu hâlde, faydası çok olduğu için, doğru imiş gibi inanılacaktır diyorlar. Bunu da, Avrupalıların ve Amerikalıların, dinlerine çok saygılı olduklarını gördükleri için yapıyorlar.

Her ne olursa olsun, İslam düşmanları da, dinin lazım olduğunu söylemeye mecbur kalmaktadır. Çünkü insanları cazibesi ile bağlayan ve işlerini düzenlemeye mecbur eden bir kuvvet kudsîleşmedikçe ve kudsîliği yayılmadıkça zayıf kalır.

Sual: Bir kimsenin, kalbi iman ile dolu olduğu hâlde, imanı gideren bir şey söyleyince veya yapınca, imanı yine gider mi?
Cevap: Akaid ve fıkıh kitaplarında mesela Dürer’de deniyor ki:
“Bir kimse, kalbi iman ile dolu olduğu hâlde, küfre sebep olan, imanı gideren bir şeyi, zaruret olmadan, yani isteyerek söylerse, imanı gider, kâfir olur. Kalbindeki imanın faydası olmaz. Çünkü, bir kimsenin kâfir olduğu sözünden anlaşılır. Küfre sebep olan şeyi söyleyince, insanlar arasında da, Allahü teala indinde de kâfir olur.”

Hiçbir mahlukta ilahlık sıfatı yoktur
Sual: Şirk nedir, bir insanın resmine hürmet etmek de şirk olur mu?
Cevap: Küfrün, inkârın çeşitleri vardır. Bunların en kötüsü, en büyüğü ise şirktir. Bir kötülüğün her çeşidini bildirmek için, bunların en kötüsü söylenir. Bunun için, âyet-i kerimelerde ve hadis-i şeriflerde bulunan şirk kelimesinden, her çeşit küfür, inkâr manası anlaşılır. Şirk, Allahü teâlâya ortak koşmak, Onu başka varlıklara benzetmek demektir. Benzeten kimseye Müşrik, benzetilen şeye Şerik denir. Bir kimsede, bir şeyde, ülûhiyyet yani ilahlık sıfatlarından birisinin bulunduğuna inanmak, onu şerik yapmak olur. Allahü teâlâya mahsus olan sıfatlara, ülûhiyyet sıfatları denir. Sonsuz var olmak, yaratmak, her şeyi bilmek, hastalara şifa vermek, ülûhiyyet sıfatlarındandır. Bir insanda, güneşte, herhangi bir mahlukta, ülûhiyyet sıfatı bulunduğuna inanarak, ona tazim, hürmet etmeye, yalvarmaya, ona ibadet etmek, tapınmak denir. O şeyler put olur. Böyle zan olunan insanın heykelleri, resimleri ve mezarları önünde de, tazim edici şeyler söylemek, yapmak da, ibadet etmek, şirk olur. Bir insanda ülûhiyyet sıfatlarından birinin bulunduğuna inanmayıp, Allahın sevgili kulu olduğuna veya vatana, millete hizmetleri olduğuna inanarak, bunun resmine, heykeline, tazim etmek şirk olmaz. Fakat, herhangi bir insanın resmine hürmet etmek haram olduğu için, tazim, hürmet eden bir Müslüman fasık olur.

İnkârda, inat ve ısrar etmek!
Sual: Din kitaplarında, küfr-i inâdî diye bir tabir geçmektedir, bu ne demektir?
Cevap: Küfür, inkâr olduğunu bilerek, inat ederek, kâfir olmayı tercih etmeye, küfr-i inâdî denir. Bu hâl, kibir sebebiyle, malı, zevklerini, mevkii, makam sahibi olmayı sevmekten veya ayıplanmaktan korkmak sebebiyle hasıl olur. Firavun'un ve yoldaşlarının küfürleri, inkârları, hep böyle idi. Musa aleyhisselamın mucizelerini gördükleri hâlde, iman etmediler. Bizim gibi bir insana inanmayız dediler. Kendileri gibi bir insanın Peygamber olacağını kabul etmediler. Peygamber melekten olur sandılar. Halbuki, kendileri gibi insan olan Firavun'a ilah dediler, ona tapındılar. Rum İmparatoru Herakliyüs de, tahtından, saltanatından ayrılmak korkusu ile iman etmedi. Saltanatını kaçırmamak için, küfrü, inkârı, imana tercih etti.

Sual: Din kitaplarında "Küfr-i cehli" diye bir tabir geçmektedir. Bu ne demektir ve bu tabir kimler için kullanılır?
Cevap: Küfür, inkâr olduğunu herkesin bildiği bir şeyi, işitmediği, düşünmediği için kâfir olmak, inkâr etmektir ki buna Küfr-i cehli denir. Böyle kimseler, cahil olduklarını bilirler ama öğrenmek istemezler. Bunlar, hayvan gibidirler. Çünkü, insanı hayvandan ayıran fark, ilim ve idrak yani anlamaktır. Böyle kimseler, bu hâlleri sebebiyle, hayvandan da aşağıdırlar. Çünkü hayvanlar, yaratıldıkları şeyde ileridedirler. Kendilerine faydalı şeyleri anlar ve onlara yaklaşırlar. Zararlı olanları da anlayıp, onlardan uzaklaşırlar. Halbuki bunlar, bilmez olduklarını bildikleri hâlde, bu çirkin hâlden uzaklaşmaz, ilme, öğrenmeye, anlamaya yanaşmazlar, yaklaşmazlar.

Sual: Âyet ve hadîslerde geçen şirk, her çeşit küfür, inkâr anlamında mıdır?
Cevap: Küfrün, inkârın çeşitleri vardır. Hepsinin de en kötüsü, en büyüğü şirktir. Bir kötülüğün her çeşidini bildirmek için, çok kere, bunların en kötüsü söylenir. Bunun için, âyet-i kerime ve hadîs-i şeriflerde bulunan şirk kelimesinden, her çeşit küfür manası anlaşılır. Nisâ sûresinin kırksekiz ve yüzonaltıncı âyet-i kerimelerinde, müşrikin hiç af edilmeyeceği bildirildi.

İnsan resmine, heykeline hürmet etmek
Sual: İnsan veya hayvan resimlerine, heykellere hürmet etmek, saygı göstermek, imanın gitmesine sebep olur mu?
Cevap: İnsan resmine, heykeline hürmet, tazim etmek, kıymet vermek; onu yükseğe koyup, karşısında dikilmek, eğilmek, secde etmek, methedici, övücü şeyler söylemek, yalvarmaktır. Bu da iki sebeple olur:
1- Hocasının, babasının, amirinin, bir peygamberin, velinin, dine ve millete hizmet edenin resmi olduğuna inanarak hürmet eder. O kimsede ülûhiyyet sıfatlarından, yani Allahü teâlâya mahsus olan sıfatlardan birinin bulunduğuna inanmaz. Onu mahluk, yaratılmış bilir. Onu sevdiğini bildirmek, onu sevindirmek için, başkalarına uyarak hürmet eder. Böyle hürmet eden kâfir olmaz, haram işlemiş olur. Haram olduğuna inanmayanın imanı gider.

2- Resmin, heykelin sahibinde ve salibde, haçta veya yıldız, güneş, inek gibi herhangi bir şeyde, ülûhiyyet sıfatı bulunduğuna inanarak, mesela, istediğini yaratır, her istediğini yapar, hastaya şifa verir diyerek tazim etmek, küfür, şirk olur. Bu kimse müşrik olur. Tazim etmesi ibadet, tapınmak olur. Bu resimler, heykeller ve şeyler sanem, put olur. Hıristiyanlar, İsa aleyhisselam için Allahın oğludur, melekler kızlarıdır diyerek, erkek ve kız resimlerine ve heykellere hürmet ettikleri için, müşrik oluyorlar. Barnabas ve Aryüs mezhebinde olanları, böyle sapık inanmadıkları için, müşrik değil, Ehl-i kitaptırlar. Fakat, Muhammed aleyhisselama inanmadıkları için, kâfirdirler.

Sual: Dinimizde, taştan yapılmış heykellere ve duvarlara çizilen resimlere tapınmanın hükmü aynı mıdır?
Cevap: Bu konuda Tahtâvînin, İmdâd şerhinde deniyor ki:
“Odundan, altından, gümüşten yapılmış insan heykeline, Sanem denir. Taştan yapılan insan heykeline, Vesen denir. Kumaşa, duvara ve başka yerlere yapılmış canlı ve cansız resimlerine, Suret veya Tasvir denir. Yalnız canlı resimlerine, Timsâl denir. Saneme, vesene, surete ve timsâle tapınmak, onların fayda ve zarar yapacaklarına inanmak, şirk çeşitlerinden biri olur. Böyle tapınanlara, Putperest ve Müşrik denir.”

Müslümanken dinden dönen
Sual: Müslüman iken, İslâmiyetten ayrılan kimseye ne denir ve bu kimsenin Müslümanken yaptığı ibadetlerin sevabı gider mi, bundan tevbe etmek için ne yapması lazımdır?
Cevap: Müslüman, imanın yok olmasına sebep olacağı söz birliği ile bildirilmiş olan şeyleri istekle söyler veya yaparsa, imanı gider, kâfir olur. Buna Mürted denir. Mürtedin, mürted olmadan önceki ibadetleri ve sevapları yok olur. Tekrar imana gelirse, zengin ise, yeniden hac etmesi lazım olur. Namazlarını, oruçlarını, zekâtlarını kaza etmesi lazım olmaz. Mürted olmadan önce, kazaya bırakmış olduklarını kaza etmesi lazımdır. Çünkü, mürted olunca, önceki günahlar yok olmaz. Mürted olanın nikâhı fesholur, gider. İmana gelerek, tecdîd-i nikâh etmeden önceki çocukları veled-i zina olur. Kestiği, leş olur, yenmez. İmanının gitmesine sebep olan şeyden tevbe etmedikçe, yalnız Kelime-i şehadet söylemekle veya namaz kılmakla, Müslüman olmaz. Mürted olacak şeyi yaptığını inkâr etmesi de tevbe olur. Tevbe etmeden ölürse, Cehennem ateşinde ebedi, sonsuz olarak azab görür. Bunun için, küfürden çok korkmalı, az konuşmalıdır. Hadîs-i şerifte;
(Hep hayırlı, faydalı konuşunuz. Yahut susunuz!) buyuruldu.

Ciddi olmalı, latifeci, oyuncu olmamalıdır. Dine, kanunlara, akla, insanlığa uygun olmayan şeyler yapmamalıdır. Kendisini küfürden muhafaza etmesi için, Allahü teâlâya çok dua etmelidir. Hadîs-i şerifte;
(Şirkten sakınınız. Şirk, karıncanın ayak sesinden daha gizlidir) buyuruldu. Bu hadîs-i şerifteki şirk, küfür demektir. Bu kadar gizli olan şeyden korunmak nasıl olur denildikte;
("Allahümme innâ ne'ûzü bike en-nüşrike-bike şey'en na'lemühu ve nestagfirüke limâ lâ-na'lemühu" duâsını okuyunuz!) buyuruldu. Bu duayı sabah ve akşam çok okumalıdır.

Sual: İnkar edenlerin ahiretteki azaplarının sonsuz olmasının sebebi, hikmeti nedir?
Cevap: İnkar edenlerin, Cehennemde sonsuz azab görecekleri, Cennete hiç girmeyecekleri söz birliği ile bildirilmiştir. Kafir, dünyada sonsuz yaşasaydı, sonsuz kafir kalmak niyetinde olduğu için, cezası da sonsuz azaptır. Allahü teâlâ, her şeyin hâlıkı, yaratanı, sahibidir. Mülkünde dilediğini yapması hakkıdır. Ona, niçin böyle yaptın demeye kimsenin hakkı yoktur. Bir şeyin sahibinin, o şeyi dilediği gibi kullanmasına zulüm denmez. Allahü teâlâ, Kur’ân-ı kerimde, zalim olmadığını, hiçbir mahlukuna zulüm yapmadığını bildirmektedir.

Sual: Zındık kelimesinin anlamı nedir ve kimler için kullanılır ve kimlere zındık denir?
Cevap: Hiçbir dine inanmayan fakat Müslüman görünüp İslâm düşmanı olanlara zındık denir. Bu konuda İbni Âbidînde buyuruluyor ki:
“Hiçbir dine inanmadığı halde, Müslüman görünüp, küfre sebep olan şeyleri Müslümanlıkmış gibi anlatarak, Müslümanları dinden çıkarmaya çalışan sinsi kafirlere Zındık denir.

Sual: Mürted ne demektir ve hangi sebepten dolayı bir Müslüman mürted olmaktadır?
Cevap: Bir Müslüman, imanın yok olmasına sebep olacağı sözbirliği ile bildirilmiş olan şeyleri amden, istekle söyler veya yaparsa, kafir olur. Bu şekilde imanını kaybedene Mürted denir.

Sual: Müslümanlar arasına yayılan küfür alametleri, küfür alameti olmaktan çıkıp İslâm adeti mi olur?
Cevap: Küfür alametleri adet olur, Müslümanlar arasına yayılırsa, İslâm adeti olmaz. Küfür alameti olmaktan çıkmazlar.

Amentü (Tecdid-i İman ve Tecdid-i Nikah Duası)

Her Müslüman, çocuklarına (Amentü billahi ve Melaiketihi ve Kütübihi ve Rüsulihi vel Yevmilahiri ve bil Kaderi hayrihi ve şerrihi minallahi teâlâ vel-ba'sü ba'delmevti hakkun Eşhedü en La ilahe illallah ve Eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü) ezberletmeli, manasını iyice öğretmelidir! Çocuk bu altı şeye inanmazsa büluğa erince Müslüman değildir, mürted olur.

Amentü'yü okumak ve dinlemek için tıklayınız.

Tecdid-i İman Duası

Ya Rabbi! Büluğa erdiğim andan bu ana gelinceye kadar, İslam düşmanlarına ve bid'at ehline aldanarak, edindiğim yanlış, bozuk itikadlarıma ve bid'at, fısk olan söylediklerime, dinlediklerime, gördüklerime ve işlediklerime pişman oldum, bir daha böyle yanlışları yapmamaya azm, cezm ve kasd eyledim. Peygamberlerin evveli Âdem aleyhisselam ve ahiri bizim Peygamberimiz Muhammed aleyhisselamdır. Bu iki Peygambere ve ikisi arasında gelip geçmiş Peygamberlerin hepsine iman ettim. Hepsi haktır. Bildirdikleri doğrudur.

(Âmentü billah ve bi-mâ câe min indillah, alâ murâdillah, ve âmentü bi-Resûlillah ve bi-mâ câe min indi Resûlillah alâ murâd-i Resûlillah, âmentü billâhi ve Melâiketihi ve kütübihi ve Rüsülihi velyevmil-âhiri ve bilkaderi hayrihi ve şerrihi minallâhi teâlâ vel-ba’sü ba’delmevti hakkun eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resûlüh.)

Tecdid-i iman ve nikâh duası

Nikâh tazelemek çok kolaydır. Bir erkek, hanımından vekâlet aldıktan sonra, iki erkek şahit yanında, (Öteden beri, nikâhlım olan hanımımı, onun tarafından vekâleten ve tarafımdan asaleten kendime nikâh ettim) derse nikâhı tazelenmiş olur.

Şu duayı da okumak iyi olur:
(Allahümme inni üridü en üceddidelimane vennikaha tecdiden bi-kavli lailahe illallah Muhammedün resulullah)
DÜRBÜN

Alm. 1. Fernglas (n), 2. Fernrohr, Teleskop (n), Fr. Jumelles (f.pl.), Telescope (m), İng. Fieldglasses, telescope. Uzaktaki cisimleri daha net görmeye yarayan optik bir âlet. Kelimenin aslı, Farsça olup, dûr “uzak” ve bîn “görür” kelimelerinden meydana gelmiştir. Dürbünler umûmiyetle 6x30, 7x50 veya 8x30 olarak sınıflandırılır. Bu ifâdelerdeki ilk rakam büyütme oranını, ikinci rakam ise, objektif merceğinin milimetre cinsinden çapını belirtir. Meselâ 7x50 numaraya sâhip bir dürbünün büyütme oranı 7 ve objektif merceğin çapı 50 milimetredir demektir.

Dürbün iki teleskopun bir menteşeyle birbirine bağlanmasından meydana gelmiştir. Her iki teleskobun da optik sayısı aynıdır. Teleskobun ucunda objektif merceği bulunur. Objektif merceği bakılan cisimden gelen ışıkları kırarak odak düzleminde gerçek görüntü meydana gelecek şekilde form kazandırır. Teleskobun göze gelen ucuna ise göz merceği konulmuştur. Bu mercekler gözlük camı gibidir. Her iki mercek arasına prizmalar konulursa, ters görüntü doğrulur ve netleşir.

Dürbünler, bir borunun iki ucuna mercek veya mercek takımı konmak sûretiyle yapılır. Boru uzunluğu dürbünün cinsine, kullanıldığı maksada göre değişik olur. Merceklerin birine objektif, diğerine göz merceği adı verilir. Prizmalı dürbünlerde objektif ve göz merceği arasında 45-90 derecelik iki prizma bulunmaktadır. Genel olarak dürbünler kırılma kânunlarına göre çalışan araçlardır. Dokuzuncu asırda Abbâsî Halîfesi Me’mûn zamânında astronom Ahmed ve Mehmed kardeşlerin kullandıkları âletler, 12. asırda yaşayan astronomi âlimi Batrûcî’nin kullandığı âletler, 16. asırda Uluğ Bey ve medresesinde gök cisimlerini incelemek için istifâde ettikleri âletler dürbün esâsına göre yapılmıştır. Avrupa ise bu tip araçları ancak 17. asırda gördü ve yapabildi. Buna rağmen çeşitli kaynaklar Müslüman âlimlerin buluşlarını görmezlikten gelerek, Galileo’nun, astronomide Müslümanlardan altı asır sonra kullandığı âlete ilk dürbün diyebilmektedir.

Gök dürbünü: Gök cisimlerinin gözlenip incelenmesi için kullanılır. Gök dürbününde, herbiri bir mercek sisteminden meydana gelen bir objektif ve bir göz merceği vardır. Objektifi aynadan meydana gelen teleskoptan farkı, mercek sisteminin kullanılmasıdır.

Yer dürbünü: Bu dürbünlerde uzaklaştırıcı ve yakınlaştırıcı mercek vardır. Uzaktaki cisimler düz ve olduğu gibi görünür. Bu dürbünün büyütme, ayırma gücü ve olayların belirlenmesi gibi özellikleri vardır.

DÜNYÂ BANKASI

Alm. Weltbank, İnternationale Bank für Wieder ausfbau und wirstchaftliche Entwicklung (IBRD) , Fr. Banque Internationale, Banque Internationale de Reconstruction et de Développement (BIRD) , İng. World Bank, International Bank for Reconstruction and Development (IBRD). Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası. Üye ülkelerin kalkınmasına katkıda bulunacak üretim projelerine finansman sağlayan Birleşmiş Milletlere bağlı mâlî bir kuruluştur. 1944’te ABD’de Bretton Woods’ta Uluslararası Para Fonu (IMF) ile birlikte kuruldu. 1946’da fiilen faaliyete geçmiştir. Kuruluşunun ilk yıllarında savaş sonrası Batı Avrupa ekonomilerinin îmârı için finansman sağlamış, daha sonraları gelişmekte olan ülkelere kredi vermeye başlamıştır.

Dünyâ Bankası, 1956 yılında gelişmekte olan ülkelerde özel kesime kredi sağlama fonksiyonunu üstlenen bir kuruluş olan Uluslararası Finans Kurumunu (IFC) kurdu. 1960’ta ise, yine gelişmekte olan ülkelere daha iyi şartlarla kredi vermek maksadıyla Uluslararası Kalkınma Birliğini (IDA) kurdu. Böylece üç ayrı kuruluşu (Dünyâ Bankası, IFC ve IDA) içine alan Dünya Bankası Grubu (The World Bank Group) ortaya çıktı.

Dünyâ Bankasının nihâî yönetimi üye ülkelerin elindedir. Kararlar üye ülkelerin Mâliye Bakanları veya Merkez Bankası başkanlarından teşkil edilen Guvernörler Kurulu tarafından alınır. Ülke temsilcilerinin kullandıkları oylar eşit olmayıp, ilgili ülkelerin oy verme güçlerine bağlıdır. Oy verme gücü de Banka’ya ödedikleri âidâtla bağlantılıdır. Dünyâ Bankasına üye olan ülkeler aynı zamanda Uluslararası Para Fonu (IMF) üyesidir. Her iki kuruluşun toplantıları genellikle birlikte yapılır.

Dünyâ Bankası üç tip kredi açar. Bunlar; proje kredileri, program kredileri ve millî para kredileridir. Bankanın temel kredi politikası proje kredilerine dayanır. Diğerleri istisnâîdir. Dünyâ Bankası proje kredisi açma kararı verirken, teklif edilen projeleri ekonomik, mâlî ve teknik yönlerden analize tâbi tutar. Banka’nın yapmış olduğu incelemeler sâdece projeyle kayıtlı değildir; bu arada ülkenin uyguladığı genel ekonomik ve mâlî politikalar da gözden geçirilir. Banka’nın herhangi bir ülke hakkındaki değerlendirmeleri sâdece kendi vereceği krediler açısından değil, öteki finansman çevreleri, yâni sanayileşmiş ülkeler, özel tîcârî  bankalar, kalkınma bankaları bakımından da büyük ehemmiyet taşır.

Banka’nın kredi politikalarında ve koyduğu kriterlerde 1970’lerden sonra önemli değişmeler olmuştur. Temel ihtiyaçların karşılanması ve yoksullukla mücâdele gibi amaçlar ön plâna geçmiştir. Belirtilmesi gereken diğer önemli bir nokta, 1980’de “Yapısal Uyum Kredisi” (Structural Adjustment Credit) programının uygulamaya konulduğudur. Bu programa göre orta ve uzun vâdeli bir perspektif içinde ekonomik kalkınma ve dış dengenin gerçekleştirilmesi sağlanmaya çalışılmaktadır. Bu arada tarım ve tarıma dayalı endüstrilerin geliştirilmesine özel bir önem verilmektedir.

RAŞiT TUNCA

BAŞAĞAÇLI RAŞiT TUNCA
Raşit Tunca

FORUMUMUZDA
Dini Bilgiler...
Kültürel Bilgiler...
PNG&JPG&GiF Resimler...
Biyografiler...
Tasavvufi Vaaz Sohbetler...
Peygamberler Tarihi...
Siyeri Nebi
PSP&PSD Grafik

BOARD KISAYOLLARI

ALLAH

Allah



BAYRAK

TC.Bayrak



WEB-TUNCA


Radyo Karoglan

Foruma Misafir Olarak Gir


Forumda Neler Var


Karoglan-Raşit Tunca - Dini - islami - Dini Resim - FIKIH - Kuran - Sünnet - Tasavvuf - BAYRAK - Milli - Eğlence - PNG - JPEG - GIF - WebButtons - Vaaz - Sohbet - Siyeri Nebi - Evliyalar - Güzel Sözler - Atatürk - Karoglan Hoca - Dini Bilgi - Radyo index - Sanal Dergi




GALATASARAY

G A L A T A S A R A Y


FENERBAHÇE


F E N E R B A H C E


BEŞiKTAŞ

B E Ş i K T A Ş


TRABZONSPOR

T R A B Z O N S P O R


MiLLi TAKIM

M i L L i T A K I M


ETKiNLiKLERiMiZ


“Peygamberimiz Buyurdular ki Birbirinize Temiz ağız ile Dua edin. Bizde Sayfamızı ziyaret edenlerin ve bu bölümü ziyaret edenlerin kendilerinin Ruhaniyetine, geçmişlerinin Ruhuna Yasin Okuyup hediye ediyoruz Tıkla, ya sende oku yada okunmuş Yasinlerden Nasibini Al”
(Raşit Tunca)



MEVLANA'DAN

“ Kula Bela Gelmez Hak Yazmadıkca, Hak Bela Yazmaz Kul Azmadıkca, Hak intikamını, Kulunun Eliyle Alır da, Bilmiyenler Kul Yaptı Sanır."
(Hz. Mevlana)