MUHAMMED

Muhammed


BAYRAK

TC.Bayrak



Welcome, Guest
You have to register before you can post on our site.

Username
  

Password
  





Forum Statistics
Members:» Members: 7
Latest member:» Latest member: Muhammed
Forum threads:» Forum threads: 5,258
Forum posts:» Forum posts: 5,849

Full Statistics Full Statistics

DOWNLOADEN


“Downloaden Bölümümüzden BEDAVA Grafik Paketleri,E-Kitaplar ve Bedava Bilgisayar Programlarını Tek TIKLA BEDAVA indirebilirsiniz”
(Raşit Tunca)




AYET

“Yeryüzüne muhakkak benim iyi kullarım varis olacaktır”
ENBİYA Suresi 105


FELSEFEMiZ

“ iSLAM OKUMAK YAZMAK YADA ÇiZMEK DEĞiLDiR, Yahutta O Hadis şöyle, Bu Ayette böyle diyor Diye Papağanlıkda Değildir. islam Kuranı ve sünneti HAYATINA TATBiK edip, Onunla Yaşayabilmekdir”
(Karoglan Raşit Tunca Sözü)


Raşit Tunca Sözü

“Yüzme bilmek Denizden çıkmana fayda vermez, taaki yüzme biliyorsan, denizedee düştüysen, ellerini, kollarını, ayaklarını çırpacaksın, ve birde tutuncak dal bulacak, tutunup çıkacaksın. ilimde böyledir, bir ilmi bilmek fayda etmez, taaki, onu hayatında tatbik edesiye, Dinde böyledir, din bilmek imanını kurtarmaz, taaki, ne zaman, bildiğin öğrendiğin dinini hayatında tatbik edip, yaşadın, o zaman belki kurtulursun.”
(Karoglan Raşit Tunca Sözü)

GÜZEL SÖZ

“ Bazen Hata Yapıvermek, Doğruyu bulmanın ilk Basamağıdır.
(Başağaçlı Raşit Tunca Sözü)



Sahabenin Üç Aylar Programı

Üç Aylar, gönül dünyamıza bahar neş'esi getiren, yeniden derlenme, toparlanma ve hayat bulma mevsimidir. Sahabe-i kiram bu mevsimde neler yapmıştır? Sahabenin Üç Aylar programı...

Fikirde, ruhta, topyekün hayatımızda yeni bir hamle devresidir. İnsanı tedricî bir temizliğe tabî tutar bu mevsim.

İlkbaharda açan çiçekler gibi... esen ılık rüzgarlar gibi... mü'minin gönlünde sevinç çiçekleri açar, mahabbet yelleri eser bu mevsimde.

Duygular coşar... Gazab-öfke, kin, nefret, hased, kibir, gurur, riya gibi kötü huylar bu aylarda esen saba rüzgarları önünde uçar gider... Merhamet, şefkat, tatlı dil, güleryüz, afv, müsamaha-hoşgörü, cömertlik gibi güzellikler yeşerir mü'minde. Aşk, şevk, heyecan gelir. Bir yere varmak ister içi. Hep güzelliklere açılmak, iyiiklere ulaşmak, iyilerle beraber olmak ve Allah Teala'nın rızasına ermek ister.

Üç aylar gelip geçici lezzetlere aldanan, fanî pırıltılara kanan, hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya dalanlara, Rabbımızdan bir uyarı, bir ikaz hatta ihtardır, intibaha gelmemize, gafletten uyanışımıza, silkinip kendimize gelmemize ve mağfiret olunmamıza vesiledir bu aylar...

RAHMETİM, GAZABIMI GEÇMİŞTİR

"Rahmetim, gazabımı geçmiştir." buyuran, Yüce Allah -Celle Celalühü- kullarına rahmetiyle muamele edebilmek için vesileler arıyor adeta... Dünya hayatındaki sıkıntılarımızda kulu kula vesile kılan, ahiretimizi kurtarabilmek için türlü türlü ibadetlerimizi necatımıza vesile kabul eden yüce Rabbımız; ömür çizgimizde zaman dilimi içinde belli vakitleri de mağfiretine vesile kılmıştır. Haftada bir Cuma gününe, senede iki bayram gecesine, aylardan Muharrem, Recep, Şa'ban, Ramazan'a dikkatlerinini çekerek, İslam'ı daha diri daha canlı yaşamamızı, yeniden dirilişimizi ve kulluk şuuruna ermemizi istiyor Yüce Rabbımız.

Sevgili Peygamberimiz de: "Recep Allah'ın ayı, Şa'ban benim, Ramazan ümmetimin ayıdır." buyurarak üç ayların kendilerine has özelliklerini, güzelliklerini ve faziletini belirterek, bu mevsimin mü'minin yüzüne açılmış fırsat yelpazeleri olduğunu duyuruyor.

Yine kainatın efendisi, Rasül-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem üç aylarda: "Allahım! Receb ve Şa'ban'ı hakkımızda mübarek kıl. Bizi Ramazan'a ulaştır." diye dua ederek; üç aylara yetişme sevincini, rahmet ayı Ramazana ulaşma özlemini, hasretini ve bu aya kavuşabilme iştiyakını her mü'minin gönlünde devamlı diri tutmasını istiyor.

O'nun "gökteki yıldızlar gibi" diye vasıflandırdığı ashabı da bu mevsime özel itina göstermiş feyiz ve bereketinden istifade için titremişlerdi.

SAHABENİN ÜÇ AYLAR PROGRAMI

Enes b. Malik -radıyallahu anh-den rivayet edildiğine göre:

* Sahabe-i Kiram Şa'ban hilalini görünce, kendilerini Kur'an-ı Kerîm okumağa verirler, çokça ve devamlı salat ü selam getirirlerdi.

* Ticaret erbabı borçlarını öderler, senelik hesaplarını toparlardı.

* Zenginler ise mallarının zekatını hesap eder, fakirlere dağıtırlardı ki, ihtiyaçlarını alabil-sinler. Sıkıntılarını giderebilsinler. Bu sayede toplum hep birlikte, neşe içinde heyecanlı, aşk ve vecd içinde Ramazanı yaşasın bayram yapabilsin.

* Hakimler, valiler, mahkumlarla görüşür, ekseriyetini afvedip, tahliye ederlerdi.

Görüldüğü gibi bu hadis-i şerif, ferdî, içtimaî yönüyle üç aylarımızı nasıl geçirmemiz gerektiğini, bizlere açık bir şekilde izah etmektedir. Her meslek gurubunun kendine özgü yapacağı vazifeleri her kesimden insanların aynı heyecanı yaşayabilmesi için dikkat etmesi gerekli davranışları olmalıdır.

KUR'AN'A YÖNELMEK

Sahabe-i kiram'ın bu mevsimde Kur'an'a yönelmeleri üzerinde hakikaten çokça durulmalıdır. Mü'minlere "şifa" olan Kur'an'la dolmak, onun öğütleriyle doymak mü'min için en büyük gıdadır. Damarlarında dolaşan kanın her zerresi, Kur'an nuruyla deveran eder mü'minde... Göz, kulak onun ışığı ile görür, işitir. Akıl, fikir, onun pırıltısıyla yolunu bulur. Mü'minin irfanı, firaseti Kur'an'la açılır. Öyleyse Kur'an'ı bilmemek, onu öğrenmemek, ondan uzak yaşamak ne büyük mahrumiyyettir. Bildiği halde okumağa, düşünmeğe vakit bulamamak, Allah'ın arzında, zaman ve mekanında yaşayıp da O'nun kitabına vakit ayıramamak ne büyük gaflettir. "Allahım! bizi gafillerden, mahrum olanlardan eyleme" diye niyaz edelim Rabbımıza. Yalvaralım, yakaralım o Yüceler Yücesine...

Mü'min gafil olmamalı. Kur'an'ı hayatına yansıtma azmini, mücadele ve mücahedesini hiç bir an bırakmamalı. Çünkü o onunla vardır. Mü'minin varlığının yegane, biricik sebebidir.

Kur'an. Bu mübarek gün ve gecelerin aydınlığını fırsat bilerek Kur'an'la tanışmak, onu sevgiliden gelen mektup heyecanıyla okumak Kur'an ayı Ramazanı hatimlerle mukabelelerle karşılamak ne bahtiyarlıktır.

Bu mutluluğa erebilmek, Rabbımızın bir fırsat olarak önümüze açtığı bu üç ayları değerlendirmek için yapılacak çok şey var. Beşer olarak eksikliğimiz pek fazla. Dinî eğitimimizin noksanlığı, yaşıyan örnek şahısların azlığı, sözü özüne uygun, her hattı harekatı Sünnete muvafık, hali, kaliyle müessir Hak dostlarına pek çok ihtiyaç var. Zaman, zemin ve şartlar sanki mü'mini yolundan alıkoymak için kurulmuş tuzaklar, imanlar üzerine lekeler saçarak mü'minin can damarına kastetmeler, hatta alenen zulümlerle dolu bir hayat.... Mü'min derin derin düşünmeli... Düşünceyi öldürenlere, düşünerek, İslamla bütünleşerek ceza vermeli.

NEREDEN BAŞLANMALI?

Önce Tevbe… Minarelerdeki kandil lambalarının ufku aydınlattığı, İslam dünyasına manevî bir iklim getirdiği şu günlerde mü'min neler yapmalı? Nerden başlamalı? diye kendi kendine sormalı... Gönlünü, Kur'an'la, Hadisle aydınlatmağa çalışmalıdır ve kendine bir üç aylar programı hazırlamalıdır.

Bu mevsimi fırsat bilerek evvela geçmişteki hayatının muhasebesini yapmalı, kârını zararını ortaya koymalı, "Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekiniz" buyuran sevgili Peygamberimizin sünnetine uyarak, başını iki elinin arasına alıp için için düşünmeli. Bütün iş burdan başlıyor. Zira "Receb Allah'ın ayıdır." buyuruluyor. Allah'ın ayında tam bir acziyet içinde Allah'a iltica etmek, sığınmak ilk işimiz olmalıdır.

O halde mü'min önce Allah'ın kapısına varacak. Kulluk niyazıyla kapıyı çalacak. Kötülüklerinden nadim olacak, pişmanlık duyacak. Rabbine tevbe ile nedametini arz edecek, istiğfar ederek gözyaşlarıyla Rabbından mağfiret niyaz edecek. Günahlarından, nedametini, pişmanlığını duyurabilmek tevbenin kabulüne işarettir. Tevbenin kabulü ise helal lokma, ısrar ve gözyaşı ister. Mü'min bilir ki, Rahman'ın rahmet deryası gözyaşları nisbetinde coşar.

Allah dostlarından biri şöyle der: "Receb, tevbe ve nedamet ayı. Şa'ban muhabbet ayı, Ramazan kurbet (ilahi yakınlık) ayıdır"

Zunnün Mısrî (k.s.) de: "Recep ekme ayı, Şaban sulama, Ramazan mahsul ayıdır. Herkes ne ekerse onu biçer." diyerek mü'minin takib edeceği programı sunuyorlar adeta...

TOPRAĞA BİR TOHUM ATMAK...

Üç Aylar güzelliklerin ekileceği, iyiliklerin yeşereceği bir mevsimdir. Zemin, İslam'ın bütün güzelliklerine hazırdır. Mü'min sıcak bir iklime girmenin sevincindedir. Hareketlerini hep kontrol eder. Kardeşlik duyguları coşar, mü'minlik izzeti, vekarı, heybeti gelir kendisine...Bir yetimin başını okşamanın, onun gözyaşını dindirmenin, ona sıcak bir alakanın ne derece büyük ecirler kazandıracağını düşünür. Onun ihtiyacını, onun yalnızlığını "inananlar kardeştir" düsturuyla giderebilmek ve mü'min sıcaklığını ona duyurabilmek için imanî bir vecd içinde gayret gösterir. Zira, yetim ağlarken arş'ın titrediğini bilir. Arş titremeden mü'min titremeli. O kendinden başlayarak, ailesini, akraba ve komşusunu, bütün etrafını düşünmekle mükelleftir. Komşusu açken tok yatamaz mü'min.

Her meyve kendi ikliminde yetişir. Kendi iklimini arar. Mü'minin gönül meyveleri de ılıman iklim gibi üç aylarda daha çok verir. Mü'minin gönül iklimi bu mevsimde hep sıcaktır. Gönlü açık, eli açıktır, înfak etmeyi daha çok ister. Hergün verdiğinin bir fazlasını vermeğe çalışır. Kardeşleriyle hediyeleşmeğe özen gösterir. "Hediyeleşin ki, aranızdaki mahabbet artsın." buyuran sevgili Peygamberimizin yolunda, izinde gidebilmek için bütün gayretini sarfeder. Hastaları, akrabayı, kabirleri, salih zatları ziyaret etmeyi kendine vazife bilir. Bu ziyaretleşmenin imanı kuvvetlendireceğine, sevgi bağını oluşturacağına, birlik ve beraberliği sağlayacağına inanır, İslam toplumunun yek-vücud olmasına yardım eden unsurlar olduğunu bilir ve düşünür. Onun önderi Yüce Rasûl (s.a.): "Kardeşini tavsiye ederim, kardeşini..." buyurmuştur. Mü'min de kardeşini kendi nefsine tercih ederek, "İhtiyaç içinde olsalar bile muhacirleri kendilerine tercih ederler..." (Haşr,9) buyruğunun sırrına ermek "kamil insan" olabilmek için bu mevsimi ganimet bilir.

BİR GÖNÜL YAPTIN İSE...

Gelip-geçtiği yerlerde eza verici maddeleri kaldırmak... Karşılaştığı bir mü'mine selam vererek, hal-hatır sorup onun gönlünü almak... Otobüste, trende, vapurda büyüklere yer vermek, binerken inerken onlara öncelik tanı(Zeker) sevgide bulunmak, hürmet göstermek... Beli iki büklüm gördüğü ihtiyarın koluna girerek yardımcı olmak, yolda kalmış yolcuya yol göstermek... Bir hastaya bir içim su vermek... Hülasa, bir gönle girmek için gayret göstermek, nezaketle hareket etmek mü'minin vermiş olduğu günlük sadakaları cümlesindendir.

Büyük aşk sultanı Yunus Emre bu sadakaları şiirinde, ne güzel ifade etmektedir.

Bir miskini gördün ise bir eskice verdin ise

Yarın anda sana gele Hak libasın biçmiş gibi

Bir hastaya vardın ise bir içim su verdin ise

Yarın anda karşı gele Hak şarabın içmiş gibi

Bir gönüle girmenin, bir gönül yapmanın faziletini de şu beytiyle dile getirmek istemiştir:

Yunus Emre der hoca gerekse var bin Hacca.

Hepisinden yeğreği bir gönüle girmektir.

Nazargah-ı ilahî olan kalb evini, gönlü yıkmanın da iki cihan bedbahtlığı olduğunu belirtmişdir.

Gönül çalabın tahtı

Çalab gönüle baktı

İki cihan bedbahtı

Kim gönül yıktı ise

Bir başka mısrasında da: "Bir kez gönül yıktın ise bu kıldığın namaz değil" diyerek, mü'minin namazı kendisini güzel ahlaka ulaştırması gerektiğini ve gönül yıkan, gönül kıran bir kimsenin kıldığı namazı sureta namaz olmaktan dışarı çıkamayacağını ifade etmiştir.

Mü'min daima gönül alıcıdır. O gönül mimarıdır. Her insanla ülfet eder, sıcak alaka kurabilir ve çevresinde bulunan kişiler de onunla sevgi bağı oluşturabilir bir ahlaka sahibdir.

MAZLUM MÜSLÜMANLARA İLGİ

İslam'ın ilk yıllarında en faziletli amellerden birisi de "köle azad etmekti." Bir insana insanlığını hissettirmek, şerefini iade etmek, onu hürriyetine kavuşturmak hakikaten en üstün amellerdendir. Haysiyet, izzet, şeref sadece İslam'dadır. Başı derde düşen buhrandan, sıkıntıdan, felaha ermek isteyen islamı, peygamberini iyi tanımalı, sömürülmekten, hür olarak, tam bağımsız yaşayabilmek ancak, İslamla kaimdir.

Bugün cezaevlerinde binlerce müslüman yatmaktadır. Onlar orada nasıl hayat sürerler? Bizlerden neler beklerler? Hürriyetlerine kavuşmak için elimizden ne gelir? diye hiç düşündük mü acaba? Bu mübarek günler bizlere bu kardeşlerimizi de hatırlatmalı değil mi? Ziyaretlerine giderek veya bir mektupla, bir hediye ile kitap, dergi göndererek onlara kardeşlik duygularımızı yansıtabilmeliyiz. Onların bir an evvel oradan kurtulmalarına yardımcı olmalıyız. Bu imkana sahip değilsek hiç olmazsa dualarımızda Cenab-ı Hakk'ın onlar üzerine bol bol sabır yağdırmasını niyaz etmeliyiz. Bu düşünceler içinde yaşayan mü'mine Cenab-ı Hakk'ın köle azad etmişçesine sevab verebileceğine inanmalıyız. Bütün ümmet kendi imkanı nisbetinde bir şeyler yapmalı, sızıları dindirmeli. Kendisine iltica edene, kendinden bir şey isteyene hiç olmazsa tatlı bir dil, tatlı bir ifade ile de olsa, karşılık vermeli, cevaplamalıdır. "Dualarım seninle ey kardeş!" demelidir.

"YER GÖK DUA İLE..."

Dua deyip geçeriz. "Hep dua ile olmaz, çalışmak lazım" denir... Doğrudur. Fakat izaha muhtaçtır bu sözler... Dua kavli ve fiilî diye iki kısımdır. Sözle yapılana kavli dua, bizzat işin tahakkuku neyi gerektiriyorsa, şartlarını hazırlamağa da fiilî dua denir. Birinden biri eksik olmamalı...

Büyükler "yer gök dua iledir" diyerek sünnet-i seniyyeye ittibayı ne kadar aziz bilmişler. "Dua mü'minin silahıdır." "Dua ibadetin iliği mesabesindedir." "Dua, rahmet-i nahiyenin ihsanına vesile, anahtarıdır." "Dua, belayı def eder." buyuran sevgili Peygamberimiz mü'minin hiç tükenmeyecek bir güce sahip olduğunu belirtmiştir. Şartlar ne olursa olsun "İslam en yücedir. Onun üstünde hiç bir şey yokdur" Mü'min de Allah katında böyle... Ah iman neşesine bir varabilsek...

Evet! bugün için Azerbaycan'da, Afganistan'da, Filistin'de, Batı Trakya'da hakları gasbedilen zulüm altında tanklara ezdirilen kolu-bacağı kırılan müslüman kardeşlerimize ulaşamıyor, onların cihadlarına iştirak edememenin ızdırabını yaşıyoruz. Hatta kendi ülkemizde bile... Mü'min bunları düşünmeli!...

Duaların müstecab olduğu şu günlerde... Kandil gecelerinde... ellerimizi açıp, mü'min kardeşlerimizin acılarını gönülden duyarak Allah-ü Zülcelal hazretlerine tazarru ve niyazda bulunmanın çok şeyleri değiştireceğine inanmalıyız. Herşeyin haliki Rabbımız'a arz-ı teslimiyet edelim gönüllerimizi açalım, "Güç-kuvvet sende Ya Rabb! bu ümmete merhamet et! İslam'ı ve müslümanları aziz eyle!" diye bir yalvaralım bakalım.

Her mü'min gönlünde bir kandil yakmalı ümmet için. Ümmetin birliği için.

Gönüllerimizin yumuşadığı şu mevsimde en içten duygularla Yüce Rabbımıza yalvaralım, arz-ı teslimiyet edelim. O'nun sevgili habibi, Rasul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- efendimiz de bu aylarda yakarışını artırırdı. Sık sık şöyle dua ederlerdi:

"Allahım! lisanımı yalandan temizle. Kalbimi fitneden, amelimi riyadan, gözümü hıyanetten muhafaza eyle. Zira sen, kalblerde olan gizli şeyleri ve gözlerin hain bakışlarını bilirsin."

Kaynak: Mustafa Eriş, Altınoluk Dergisi, 49. Sayı

İslam ve İhsan
Receb Ayının Fazileti

Receb ayını faziletli kılan nedir? Haram aylardan biri olan ve Üç Aylar’ın başlangıcını teşkil eden Receb’in İslâm’daki yeri, bu aya dair rivayetler ve ibadet anlayışı nasıl olmalıdır?

Receb, Hicrî yılın yedinci ayı ve Üç Aylar’ın ilkidir.

Sözlükte “korkmak; saygı duymak, tâzim göstermek” anlamlarına gelen recb kökünden türeyen Receb kelimesi saygı duyulan ve savaşmanın haram kabul edildiği dört aydan birinin adı olup dinî gelenekte önemli yeri olan Üç Aylar’ın ilkidir.

CÂHİLİYE DÖNEMİNDE RECEB AYI ANLAYIŞI

Câhiliye devrinde, Receb ayı boyunca savaştan ve baskınlardan uzak durulur, özellikle ilk on gününde oruç tutulur, umre ziyaretleri yapılır ve putlardan oluşan tanrılara “atîre” veya “recebiyye” denilen kurbanlar takdim edilirdi. Receb ayının daha önce Arab-ı bâide (Âd ve Semûd) döneminde “hevber”, Arab-ı âribe döneminde “esamm” (sağır) diye adlandırıldığı, kan dökmenin, mala ve ırza dokunmanın yasak olduğu bu ayda kavga ve silâh sesleri, imdat çağrıları duyulmadığı için bu adla anıldığı rivayet edilir.

RECEB-İ MUDAR VE DİĞER İSİMLERİ

Araplar’ın Mudar kolundan olan Kureyş gibi kabilelerin Receb ayına diğer kabilelerden daha fazla saygı göstermesi sebebiyle Hz. Peygamber’in (s.a.s.) bir hadisinde de geçtiği üzere bu aya “receb-i Mudar” denilmekteydi. Öte yandan haram aylardan üçü (zilkade, zilhicce, muharrem) peş peşe geldiği için bunlara “serd” (birbirini takip eden) denilirken Recep ayına tek olduğu için “ferd” (münferid) adı verilmiştir. Kaynaklarda Receb ayı karşılığında başka isim veya sıfatlar da zikredilmektedir. Osmanlı belgelerinde Receb (ب) kısaltmasıyla ve “şerif”, “mürecceb” gibi sıfatlarla birlikte yazılmıştır.

KUR’ÂN VE SÜNNETTE HARAM AYLAR

Kur’ân-ı Kerîm’de Receb kelimesi geçmemekle birlikte muhtelif âyetlerde haram aylardan söz edilerek bu aylara saygı gösterilmesi emredilmektedir. (el-Bakara 2/194, 217; el-Mâide 5/2, 97; et-Tevbe 9/5, 36)

Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem haram ayları Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Receb olarak açıklamıştır. (Buhârî, “Meġāzî”, 77; Müslim, “Ḳasâme”, 29) Haram ayların farklı bir önem ve saygınlığa sahip olduğu, bu aylarda işlenen iyilik ve kötülüklere başka zamanlarda işlenenlerden daha fazla mükâfat ve ceza verileceği yönünde genel kabul vardır. (Kaynak: DİA)

RECEB AYINDA DUA VE ORUÇ

Receb-i Şerîf girdiği zaman Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem:

“Ey Rabbim! Bize Receb’i ve Şa’ban’ı mübarek kıl ve bizi Ramazan’a ulaştır.” diye duâ ederlerdi. (İbn Hanbel, I, 259)

Sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Receb ayı girdiği zaman şöyle buyurdular:

Said İbn Cübeyr radıyallahu anh’den nakledildiğine göre: “Receb ayındaki oruçtan sordum. Bana şu cevabı verdi: İbn Abbas radıyallahu anh’ı dinledim şöyle demişti: “Resulullah Receb ayında bazı yıllarda öyle oruç tutardı ki biz; galiba hiç yemeyecek (ayın her gününde oruç tutacak) derdik. (Bazı yıllarda da öyle) yerdi (ki biz galiba hiç oruç) tutmayacak derdik.” (Ebû Dâvûd, Sünen, Kitâbu’s-Savm, 56.)

İslam ve İhsan
Regaib Berat Mirac gibi Kandil Gecelerinde Kılınabilcek 12 Rekatlı Nafile Namaz

Raşidi Tarikatında Nafile Namaz

1. iki rek’atta bir selâm vermek üzere oniki rek’at nafile namaz kılınacaktır. Her rek’atta Fâtiha’dan sonra üç kere “Kadir” sûresi ve üç kere “İhlâs” sûresi okunur.

2. Namaz tamam olduğunda selam verdikten sonra oturulur yedi kere:

اللهم صل علي سيدنا محمد و علي آل سيدنا محمد

"Allâhumme salli alâ Seyyidina Muhammedin ve alâ eâli seyyidina Muhammed"

“Allah’ım, Efendimiz Muhammed’e salât u selâm eyle,  ve âline de salât u selâm eyle!” duâsı okunacakdır.

3. Sonra  Otururken onbir kere:

Arapça Yazılışı:

سُبُّوحٌ قُدُّوسٌ رَبُّنَا وَرَبُّ الْمَلَائِكَةِ وَالرُّوحِ

Türkçe Okunuşu (Harfen):

"Sübbûhun, kuddûsun, rabbunâ ve rabbu'l-melâiketi ve'r-rûh."

“Bizim Rabbimiz, Rûh’un ve melâike-i kirâmın Rabbi, bütün kusurlardan münezzeh ve cümle eksikliklerden pâk ve yücedir.”


4. Sonra otururken  11 kere

سُبْحاَنَ اللّهِ وَ الْحَمْدُ لِلهِ و لاآاِلَاهَ الا اللهُ وَللهُ اَكْبَرْ وَلا حَوْلَ ولا قُوَّةَ اِلاَّباِللهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمُ

Sübhanallahi velhamdü lillahi ve la ilahe illallahü vallahü ekber, ve la havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azim

"Allah noksan sıfatlardan uzaktır, hamd Allah'a mahsustur. Allah'tan başka (hak) ilah yoktur ve Allah en büyüktür. Yüce ve Azim olan Allah'tan başka hiçbir güç ve kuvvet kaynağı yoktur."

5. Sonra otururken 3 kere

لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يحي ويميت وَهُوَو هو حيّ لا يموت بيده الخيروَهُوَو عَلىَ كُلِّ شَيْءِِقَدِيرُ


Lâ ilâhe illallahü vahdehü lâ şerîke leh lehülmülkü ve lehülhamdü yühyî ve yümîtu ve hüve hayyün lâ yemûtu biyedihil hayr ve hüve alâ külli şey’in kadîr

"Allah'tan başka (hak) ilah yoktur, O tektir, ortağı yoktur. Mülk O'nundur, hamd O'na mahsustur. O diriltir ve öldürür. O, hiç ölmeyecek olan diri (Hayy) dir. Her türlü hayır O'nun elindedir ve O, her şeye hakkıyla gücü yetendir."

6. Sonrada otururken 3 kere Tevbe edilir

استغفر الله اللذي لا الاه الاهو الحي القيوم واتوب اِليْهِ

Estağfirullahellezi la ilahe illa hüvel Hayyul- Kayyumue ve etübü ileyh
Estağfirullahellezi la ilahe illa hüvel Hayyul- Kayyumue ve etübü ileyh
Estağfirullahellezi la ilahe illa hüvel Hayyul- Kayyumue ve etübü ileyh.

"Kendisinden başka (hak) ilah olmayan, Hayy (diri) ve Kayyum (her şeyi ayakta tutan) olan Allah'tan bağışlanma dilerim ve O'na tevbe ederim."

7. Sonrada otururken 71 Defa Tevbe  duâsı okunacak.

استغفر الله العظيم واتوب اِليْهِ

Estağfirullâh El Aziymu ve E Tübü ileyh .

"Ulu ve yüce (Azîm) olan Allah'tan bağışlanma dilerim ve O'na tevbe ederim."

8. ve Sonra Otururken   bir defa  bu büyük Salavat okuncak

اَللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِهِ وَاَصْحَابِهِ وَاَتْبَاعِهِ اَجْمَعِينَ وَسَلَامٌ عَلَى جِبْرَائِيلَ وَمِيكَائِيلَ وَاِسْرَافِيلَ وَعَزْرَائِيلَ وَالْمَلَائِكَةِ الْحَامِلِ الْعَرْشِ وَالْمُنْكَرِ وَالنَّكِيرِ وَسَلَامٌ عَلَى الْمَلَائِكَةِ الْمُقَرَّبِينَ وَالنَّبِيِّ وَالرَّسُولِ اَجْمَعِينَ وَسَلَامٌ عَلَى الْاَوْلِيَاءِ وَالصَّالِحِينَ سَلَامُ اللَّهِ وَصَلَوَاتُ اللَّهِ عَلَيْهِمْ اَجْمَعِينَ

وَالْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Allahümme salli ala Muhammedin ve ala elihi ve eshabihi ve etbaihi ecmaiyn ve selamün ala cebrail ve mikail ve israfil ve azrail vel melaiketül hamelei arş vel münker nekir ve selamün alel melaiketül mükarrebin vennebiyi verresulu ecmaiyn ve selamün alel evliyai vessalihin selamüllahi ve selavatullahi aleyhim ecmaiyn.

velhamdülillahi rabbil alemiyne Aamiyn.

"Allah'ım! Muhammed'e, onun ailesine, ashâbına ve bütün takipçilerine salât et (rahmet ve bereketini gönder). Selam olsun Cebrail'e, Mikâil'e, İsrâfil'e ve Azrail'e, Arş'ı taşıyan meleklere, Münker ve Nekir'e. Selam olsun yakınlaştırılmış (mukarreb) meleklere, bütün nebîlere ve peygamberlere. Selam olsun velîlere ve sâlih kimselere. Allah'ın selamı ve salâtı (rahmeti) hepsinin üzerine olsun."
Âlemlerin Rabbi olan Allah'a hamd olsun.

9. Ve sonra oturarak el açıp Amiin denilcek dua edilcek ve  dünyevî ve uhrevî ne haceti varsa Hak celle ve alâ Hazretleri’nden niyaz edilecek istenilcektir.

Sonra Allahuekber Diyerek iki secde daha edip secdeden başını kaldırıp

şu dua edilcek

Duanın Arapçası

تَقَبَّلْ مِنَّا إِنَّكَ أَنْتَ السَّمِيعُ الْبَصِيرُ الْعَلِيمُ، وَتُبْ عَلَيْنَا إِنَّكَ أَنْتَ التَّوَّابُ الرَّحِيمُ

Okunuşu

Tekabbel minnâ, inneke ente’s-semîu’l-basîru’l-alîm. Ve tüb aleynâ, inneke ente’t-tevvâbü’r-rahîm.

Türkçe Anlamı

    "Rabbimiz! Bizden kabul buyur; şüphesiz Sen her şeyi işiten, her şeyi gören ve her şeyi bilensin. Tövbemizi kabul et; şüphesiz Sen tövbeleri çokça kabul eden ve çok merhametli olansın."


10. sonra  bu dua okuncak

رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ بدُعَاء رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ استجب دعاءنا برحمتك يا ارحمرّاحمين ٯ سّلاَ مٌ على المرسلين والحمدلالله ربّ العلمين

Rabbena ve takabbel bi duai, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab, istecib duaena birhametike ya erhamerrahimiyn. Veselamün alel Mürseliyn, Velhamdülillahi Rabbel Alemin.

"Rabbimiz, duamı kabul eyle. Rabbimiz, hesabın görüleceği günde beni, anamı-babamı ve tüm müminleri bağışla. Ey merhametlilerin en merhametlisi, duamızı rahmetinle kabul buyur. Selâm, tüm peygamberlerin üzerine olsun. Âlemlerin Rabbi olan Allah'a hamd olsun."

deyip elini yüzüne sürecek ve  namaz ve duâsı tamam olmuş olur.
Üç Aylar Duası

Üç Aylar’da okunacak özel bir dua var mıdır? Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Receb ve Şâban ayları girdiğinde hangi duayı okur, bu mübarek zaman dilimine nasıl niyazla başlardı?

Üç Aylar kameri takvime göre Recep, Şaban ve Ramazan aylarıdır. Mübarek Üç Aylar rahmet dalgalarının coştuğu manevi huzur ve sükûnun kalplere indiği, ilahi rahmetin taştığı aylardır. Bu aylar girince, müminlerin kalplerini manevi bir hava kaplar, ruhları şenlenir. Bu mübarek aylar içerisinde öyle feyizli ve bereketli geceler vardır ki Cenab-ı Hakk’ın rahmeti ve huzuru bu gecelerde müminler üzerine yağmur gibi yağar.

ÜÇ AYLAR DUASI

Üç Aylar girdiği zaman Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle dua ederdi:

Üç Aylar Duası Arapça

اَللّٰهُمَّ بَارِكْ لَنَا في رَجَبَ وَشَعْبَانَ وَبَلِّغْنَا رَمَضَانَ

Üç Aylar Duası Okunuşu

“Allahümme barik lenâ fi Recebin ve Şa’ban. Ve belliğnâ Ramazân.”

Üç Aylar Duası Anlamı

“Ey Allah’ım; Recep ve Şaban’ı bize mübarek kıl, bizi Ramazan’a kavuştur.” (İbn Hanbel, I, 259)

ÜÇ AYLAR’IN ÖNEMİ VE FAZİLETİ

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz, başka bir hadis-i şeriflerinde ise; “Recep Allah’ın ayı, Şaban benim ayım, Ramazan da ümmetimin ayıdır.” (Kenzu’l-Ummal, XII/310) buyurarak bu ayların manevi feyzine işaret buyurmuşlardır.
Peygamber Efendimiz (sallâllâhu aleyhi ve sellem) buyuruyor:

“(Ey Ebû Zer!) Ayda üç gün oruç tutacağın zaman, on üç, on dört ve on beşinci günleri tut.”

(Tirmizî, Savm 54)
Peygamber Efendimiz (sallâllâhu aleyhi ve sellem) buyuruyor:

“Pazartesi ve perşembe günleri ameller (Allah’a) arz olunur. Ben, oruçluyken amellerimin arz olunmasını isterim.”

(Tirmizî, Savm 44)
Peygamber Efendimiz (sallâllâhu aleyhi ve sellem) buyuruyor:

Peygamber Efendimiz’e (sallâllâhu aleyhi ve sellem) pazartesi günü oruç tutmanın fazileti soruldu. O da şöyle buyurdu:

“O gün, benim doğduğum, Peygamber olduğum (veya bana vahiy geldiği) gündür.”

(Müslim, Siyam 197, 198)
Peygamber Efendimiz (sallâllâhu aleyhi ve sellem) buyuruyor:

Hz. Peygamber (sallâllâhu aleyhi ve sellem), Recep ayı girdiğinde

“Allah’ım! Recep ve Şaban’ı bize mübarek kıl ve bizi Ramazan’a ulaştır.” diye dua etmiştir.

(Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 259)
Peygamber Efendimiz (sallâllâhu aleyhi ve sellem) buyuruyor:

“Recep Allah’ın ayı, Şaban Ben’im ayım, Ramazan da ümmetimin ayıdır.”

(Aclûnî, Keşfu’l-Hafâ, I, 423)

RAŞiT TUNCA

BAŞAĞAÇLI RAŞiT TUNCA
Raşit Tunca

FORUMUMUZDA
Dini Bilgiler...
Kültürel Bilgiler...
PNG&JPG&GiF Resimler...
Biyografiler...
Tasavvufi Vaaz Sohbetler...
Peygamberler Tarihi...
Siyeri Nebi
PSP&PSD Grafik

BOARD KISAYOLLARI

ALLAH

Allah



BAYRAK

TC.Bayrak



WEB-TUNCA


Radyo Karoglan

Foruma Misafir Olarak Gir


Forumda Neler Var


Karoglan-Raşit Tunca - Dini - islami - Dini Resim - FIKIH - Kuran - Sünnet - Tasavvuf - BAYRAK - Milli - Eğlence - PNG - JPEG - GIF - WebButtons - Vaaz - Sohbet - Siyeri Nebi - Evliyalar - Güzel Sözler - Atatürk - Karoglan Hoca - Dini Bilgi - Radyo index - Sanal Dergi




GALATASARAY

G A L A T A S A R A Y


FENERBAHÇE


F E N E R B A H C E


BEŞiKTAŞ

B E Ş i K T A Ş


TRABZONSPOR

T R A B Z O N S P O R


MiLLi TAKIM

M i L L i T A K I M


ETKiNLiKLERiMiZ


“Peygamberimiz Buyurdular ki Birbirinize Temiz ağız ile Dua edin. Bizde Sayfamızı ziyaret edenlerin ve bu bölümü ziyaret edenlerin kendilerinin Ruhaniyetine, geçmişlerinin Ruhuna Yasin Okuyup hediye ediyoruz Tıkla, ya sende oku yada okunmuş Yasinlerden Nasibini Al”
(Raşit Tunca)



MEVLANA'DAN

“ Kula Bela Gelmez Hak Yazmadıkca, Hak Bela Yazmaz Kul Azmadıkca, Hak intikamını, Kulunun Eliyle Alır da, Bilmiyenler Kul Yaptı Sanır."
(Hz. Mevlana)