MUHAMMED
BAYRAK
| Welcome, Guest |
|
You have to register before you can post on our site. |
| Forum Statistics |
» Members: 7 » Latest member: Muhammed » Forum threads: 5,281 » Forum posts: 5,872 Full Statistics |
DOWNLOADEN
AYET
FELSEFEMiZ
Raşit Tunca Sözü
GÜZEL SÖZ
KUR’ÂN’IN TEMEL KONULARI
Kur’ân okumalarının bir başka şekli de mukabele olarak asr-ı
saadetten bize intikal etmiştir. Mukabele bir kişinin Kur’ân
okuyup diğer kişi ya da kişilerin onu dinlemesi ve okuduğunu
kontrol etmesidir. Bu şekilde hem Kur’ân nüshaları hem de oku-
nan Kur’ân her defasında yeniden kontrol edilir, okuyan ya da
dinleyenler hatalarını düzeltir. Mukabele, Hz. Peygamber (a.s.)
döneminden gelen bir gelenektir. Asr-ı saadette Peygamberimiz
her sene Cebrail ile Kur’ân ayetlerini ve surelerini mukabele
ederlerdi. Bazen Peygamberimiz okur Cebrail dinler, bazen de
Cebrail okur Peygamberimiz (a.s.) dinlerdi. Hicretin 10. yılında
Peygamberimiz (a.s.) ömrünün sonuna yaklaştığını hissetmişti ya
da bu ona bildirilmişti. O sene Cebrail ile iki defa Kur’ân’ı mu-
kabele etmişlerdi. Bu son mukabele idi. Bu şekilde Kur’an karşı
tarafa arz edildiği için buna mukabele veya muaraza denilmiştir.
(Bk. Buhari, Fedailü’l-Kur’ân, 7; Ahmed, II/399; VI/282)
Kur’an sürekli okunması, mukabele ve müzakere edilmesi,
üzerinde düşünülmesi gereken bir kitaptır. Zira Kur’ân’daki her
cüz sanki müstakil bir kitaptır ve farklı konular ile insanlardaki
iman, ibadet ve ahlak bilincini yenilemekte, güçlendirip diri tut-
maktadır. Elinizdeki bu çalışma da Kur’ân okumalarında faydalı
olması ve bir takva (sorumluluk) bilinci kazandırması için her
cüzden 3 temel konu seçilerek oluşturulmuştur. Kur’ân okurken
bitirilen cüzden sonra o cüzdeki temel konuları/meseleleri ve
mesajları yeniden hatırlamak ve genel hatlarıyla anlamak/müza-
kere etmek hayatımızı ve toplumları değiştirecektir. Bu nedenle
camide ya da evde her cüz okumalarından sonra söz konusu
cüzle ilgili bölümün bu eserden okunması ve müzakere edilmesi
güzel sonuçlara yol açacaktır.
Kur’ân’ı her okuyuşta ya da her hatimde; farklı gözle ve he-
defle okumak tavsiye edilir ki hem okuyucunun zihni diri kalsın
hem de her okuyuşta Kur’ân’ın farklı bir yönünü keşfetsin.
YİRMİ ALTINCI CÜZ
(s. 501 - 520)
Yirmi altıncı cüzde; Casiye suresinin son sayfası ve Ahkaf,
Muhammed, Fetih, Hucurat ve Kaf surelerinin tamamı ve Zariyat
suresinin ilk yarısı bulunmaktadır. Ahkaf suresinde risalet ile
ilgili haberler, bir başka bölgedeki peygamberlerin mücadele-
leri üzerinden anlatılmaya devam etmektedir. Bu cüzdeki temel
konular şunlardır:
1. PEYGAMBERLERİN TEBLİĞİ
Hz. Hud ve Ad kavmine Ahkaf (kum tepeleri) bölgesinden
tebliği ve uyarıları anlatılır.
2. KAVİMLERİN HELAK SEBEBİ
Sonra onların Hz. Hud’a karşı mücadeleleri ve helak olmaları
anlatılır (Ahkâf, 46/21-34). Ahkaf suresi ile Ha-mim (حم) sureleri
bu şekilde tamamlanır. (Bk. Ha-mim sureleri ile ilgili 25. cüzün
özeti ve temel konuları). Suredeki son mesaj şudur: “Ulu’l-azm
peygamberler gibi sen de sabret (dirençli ol).” (Ahkâf, 46/35).
3. İNANANLARIN BAŞARILARI
Bundan sonra gelen beş surenin ana teması risalet, cihad ve
vahiy eğitimidir: Muhammed suresinde; iman, tebliğ ve cihad
konuları açıklanmakta (Muhammed, 47/1-11); bu bağlamda peygam-
berlere iman edip güzel işler yapanların cennete gidecekleri,
peygambere savaş açıp kötü işler yapanların ise cehenneme
atılacakları anlatılmaktadır (Muhammed, 47/12-18). İlgili emir ve tav-
siyeler ile konu devam etmektedir (Muhammed, 47/19-38). Sonra
gelen Fetih suresi, önceki surenin devamı niteliğindedir: Sure
Resûlullah’a fetih müjdesi ile başlar. Bu müjde dar anlamıyla o
günkü Mekke’nin fethi ile ilgili olsa da (Fetih, 48/1-10), aslında son
peygambere genel anlamıyla bütün yeryüzü fethi müjdelenmek-
tedir. Çünkü Mekke fethedildiği anda o bölgedeki bütün Arap-
lar İslam’ın hakimiyetini kabul edeceklerdi. Sonraki ayetler de
İslâm’ın yeryüzü hakimiyetini müjdelemektedir. (Fetih, 48/18- 28)
Mekke ve kutsal bölgeye hakim olan güç, Ortadoğuya da ha-
kim olur. Ortadoğuya hakim olan, bütün dünyaya hakim olur.
Onun için savaşlar sürekli Ortadoğu merkezli devam etmekte,
dış güçler sürekli buraya hakim olmanın mücadelesi ve strate-
jisini yürütmektedir. Burası âdeta dünyanın merkezidir. Fetih
suresinin son ayetinde ise; Hz. Muhammed (a.s.) ve ashabının
önemli vasıfları özetlenerek âdeta bize başarının ve fethin for-
mülü verilmektedir (Fetih, 48/29). Sonra gelen Hucurat suresi de
bir önceki surenin devamı niteliğindedir. Çünkü burada İslam
toplumunun eğitimine ışık tutulmaktadır. Bu eğitimi iki kısımda
inceleyebiliriz.
a. Allah ve Resûlüne karşı tavsiye edilen davranış biçimle-
ri-âdab (Fetih, 48/1-5),
b. Müminlerin birbirlerine karşı davranış biçimleri (Hucurât,
49/6-18).
Sonraki Kaf Suresi de bir öncekinin devamı gibidir. Burada da
sahabenin ve diğer müminlerin önceki kavimlerin hatalarından
ders almaları istenir: İşte Nuh kavmi, Ashab-ı ress (Nebatlılar),
Semud ve Ad kavimleri, Firavun güçleri, Lut kavmi, Ashab-ı Eyke
(Medyenliler) ve Tübba kavmi… Onların helak sebepleri anlatılır.
Âdeta tarihin bir bölümü, bütün/blok halinde gözler önüne se-
rilir (Kâf, 50/12-15). Bunları takiben; ölüm ve diriliş gerçeği, ayrıca
şeytanın kandırdığı kişileri ahirette yalnız bırakacağı haberi ha-
tırlatılır. (Kâf, 50/16-36). Sure sonunda Hz. Peygamber’e ve mümin-
lere verilen son mesajlar (sabır, kulluk ve ahiret bilinci) ile sure
tamamlanır (Kâf, 50/39-45).
c. Bu cüz Zariyat suresinin ilk yarısı ile sona erer. Bu sure-
de diriliş ve ahiret konuları devam eder. Zariyat suresi yemin
ile başlar. Yeminle başlayan Mekkî Sûreler bundan sonra sü-
rer, daha sonraki bölümlerde vurgulu ve etkili Mekkî sureler
bulunmaktadır.
YİRMİ YEDİNCİ CÜZ
(s. 521 - 540)
Yirmi yedinci cüzde; Zariyat suresinin son kısmı ile Tur, Necm,
Kamer, Rahman, Vâkıa ve Hadid surelerinin tamamı bulunmak-
tadır. Bu cüzdeki temel konular şunlardır:
1. İNSANLAR VE PEYGAMBERLER
Zariyat suresinin son kısmında, önceki ümmetlerden bazı
haberler verilir:
a. Hz. İbrahim’in tebliğ yolculuğu,
b. Lut kavmi ve helak edilişi anlatılır. Sonra Tur suresi; kutsal
şeylere ve mekanlara yemin ile başlar. Müşriklerin vahiy karşı-
sındaki tavırları ve diyalogları anlatılır (Tûr, 52/9-28). Başarıya giden
yollar açıklanır (Tûr, 52/44-49). Necm suresinde de, yemin ile söze
başlanır, risaletin ilanı ve miraç konuları açıklanır (Necm, 53/19-30).
Sonra müşriklerin putları ve acizliği, Allah’ın yüce kudreti ve
vasıfları dile getirilir (Necm, 53/41-62). Kamer suresinde kıyamet
hatırlatılır, mucizeler karşısında müşrikler ve tavırları anlatılır
(Kamer, 54/1-8). Burada Kur’ân’ın tarih bilinci oluşturmadaki mis-
yonu ve önceki ümmetlerin vahiy karşısındaki tavırları açıklanır
(Kamer, 54/9-42).
2. ALLAH’IN NİMETLERİ
Rahman suresinde Allah’ın kudreti ve nimetleri hatırlatılır,
sonra belirli periyotlarla insan ve cinlere; bu nimetlerin hangisini
inkâr edebilecekleri sorulur/sorgulanır. Vâkıa suresinde kıyamet
sonrası ahiret olayları ve oradaki 3 grup anlatılır.
3. KADER
Allah’ın Gücü ve Hakimiyeti: Her Şey O’nun Kontrolündedir
Hadid suresinde, Allah’ın gücü anlatılmaya devam eder (Hadîd,
57/1-6). Sonra fedakârlık ve şahsiyet oluşumundan bahsedilir.
İnfak, karz-ı hasen ve zikir konuları anlatılır (Hadîd, 57/7-20). Daha
sonra kader konusu mükemmel bir şekilde 2 ayette açıklanır (Ha-
dîd, 57/21-22). Son ayetteki takva tavsiyesi ile de sure tamamlanır
(Hadîd, 57/28-29).
YİRMİ SEKİZİNCİ CÜZ
(s. 541 - 560)
Yirmi sekizinci cüzde; Mücadele, Haşr, Mümtehine, Saff,
Cuma, Münafikûn, Teğabün, Talak ve Tahrim surelerinin tamamı
bulunmaktadır. Bu cüzdeki surelerin bir kısmı tesbih (Allah’ı yü-
celterek), diğerleri ise Hz. Peygamber’e hitap ile başlamaktadır.
28. cüzdeki temel konular şunlardır:
1. HAKKIN KORUNMASI
İlk sureler olan Mücadele, Haşr ve Mümtehine’de hakkın korun-
ması için mücadele ve çözüm yolları aktarılmaktadır. Mücadele
suresinde, zıhar yapan kocasından ayrılmaması/boşanmaması
gerektiğine dair Hz. Peygamber ile tartışan bir sahabi kadın örneği
üzerinden hak arayışı ve hakkın korunması mesajı verilir. Zıhar,
cahiliye döneminde boşanma sebebi sayılırken, İslam döneminde
bu olaydan sonra hükmü değişti ve Mücadele suresinde zıharın
yemin olduğu açıklandı. Ancak ağır bir yemin olduğu için keffa-
reti de farklıydı. Zıhar yapan kişi eşine dönmek isterse 2 ay (60
gün) peş peşe oruç tutmalı, oruca gücü yetmeyen ise 60 fakiri
sabahlı akşamlı doyurmalı/fidye vermelidir. Bunları yerine getir-
dikten sonra eşine yaklaşabilir (Mücâdele, 58/1-13). Haşr suresinde,
Medine’deki ilk toplu Yahudi isyanı (Haşr) ve buna karşı yapılan
sefer ve savaş, elde edilen ganimetler ve bunların dağıtılması ko-
nuları anlatılmaktadır (Haşr, 59/1-10). (Bu surenin doğru anlaşılması
için öncelikle bir siyer kitabından Beni Nadîr savaşı okunmalıdır.)
Surede Yahudileri kandıran ve ayaklandıran münafıkların; mağlu-
biyet ortaya çıkınca onları yalnız bırakmaları ve yardıma gelme-
meleri durumu da, şeytanın ahirette kandırdıklarını/yandaşlarını
yalnız bırakması ve yardıma gelmemesine benzetilmektedir (Haşr,
59/11-17). Son 3 ayet (Hüvallahüllezi) ile de tevhid inancı özetlen-
mekte ve bu konuda bir bilinç eğitimi verilmektedir. Allah; zatı ve
sıfatları ile eşsiz ve benzersizdir, en güzel isimler O’na aittir (Haşr,
59/22-24). Daha sonra Mümtehine suresinde, hicret eden kadınların
durumları anlatılmakta, onların aile ve sosyal hayatla ilgili prob-
lemlerine çözümler getirilmekte ve hayatın bir imtihan olduğu
mesajı verilmektedir (Mümtehine, 60/10-13).
2. HAKTA BİRLEŞMEK
Bu cüzdeki ikinci grup sureler; Saff ve Cuma olup söz konusu
sureler birlik ve beraberlik mesajları taşımaktadır. Müslümanla-
ra, düşmanlarına karşı Allah yolunda (birbirlerine duvarlar gibi
kenetlenmiş saflar halinde) savaşmaları emredilmektedir. (Saf,
61/4 ve 11). Sonra Allah ve Resûlü’nün dinine itaat etmemiz, bu
dava için çalışarak Allah’ın ensar kulları olmamız istenmektedir
(Saf, 61/9-14). Sonraki Cuma suresinde de Kur’an’ı okuyup, anlayıp
hayatı ona göre yaşama sorumluluğu anlatılır ve Yahudiler gibi
sorumluluktan kaçılmaması gerektiği bize (yeniden) hatırlatılır
(Cuma, 62/5-8). Daha sonra Cuma namazına çağrı, peygamberi
dinlemek ve itaat konuları ile sure tamamlanır. Cuma namazı
İslam’da birleşmenin sembolüdür (Cuma, 62/9-11).
3. HAKTAN AYRILMAMAK
Bu cüzdeki üçüncü grup sureler ise; Münafikûn, Teğabün,
Talak ve Tahrim’dir. Bunların hepsi ayrılık problemleri üzerine
yoğunlaşmaktadır. Münafikûn suresinde, İslam toplumundan
ayrılan ve kendilerini gizleyip Müslüman gösteren kişilere karşı
dikkatli olunması mesajı verilmekte, münafıkların önemli va-
sıfları açıklanarak âdeta deşifre edilmektedir (Münâfikûn, 63/1-8).
Sure müminlere önemli tavsiyelerle sona erer (Münâfikûn, 63/9-11).
Bundan sonra Teğabün suresinde, kıyametteki büyük toplanma
gününün (yevmü’l-cem’in), aslında dünyevi aldanmaların ortaya
çıktığı gün (yevmü’t-teğâbün) olduğu açıklanır. Dünyada kim Al-
lah’a iman edip güzel (salih) işler yaptıysa, ahirette Allah o kişinin
kötülüklerini örter ve cennete koyar (Tegâbün, 64/9). Sure mümin-
lere bazı önemli tavsiyelerle tamamlanır. Mallarınız, eşleriniz
ve çocuklarınız sizin için birer imtihan vesilesidir. Dikkat edin,
dünya sizi aldatmasın (Tegâbün, 64/12-18). Sonraki Talak suresinde
ise, boşanma adabı anlatılır. Allah gereksiz yere boşanan, zevki-
ne düşkün erkek ve kadınları sevmez, mesajı verilir. Kadınların
adet sırasında boşanmaması, temizlik döneminin beklenmesi
emredilir. Adet sırasında boşamak haramdır. Ayrıca birden faz-
la talak ile de boşamak haramdır. (Bu iki harama Müslümanlar
dikkat etmelidir.) Sünnete uygun olan boşama; ihtiyaç anında,
ilişkiye girilmemiş temizlik döneminde bir talak ile boşamaktır
(Talâk, 65/1-2). Sonra kadın iddet bekler:
a. Hayız gören kadınlar, 3 hayız süresince,
b. Hayızdan kesilen ve menopoz döneminde olanlar 3 ay,
c. Hamile olanlar da doğum yapıncaya kadar iddet beklerler.
İddet bitince başkasıyla evlenebilirler (Talâk, 65/3-7). Bu cüzün
son suresi ise Tahrim suresidir. Burada Allah ve Resûlüne itaat
emredilir ve Peygambere eziyet edilmemesi istenir. Özellikle
Hz. Peygamber’in eşlerine, dikkatli olmaları emredilir. Çünkü
onlar müminlerin anneleridir ve diğer mümin kadınlara da örnek
olacak bir hayat yaşamaları gerekir. Bu bağlamda kendilerine
tarihte yaşamış iki saliha ve iki kâfire/fasıka olan 4 kadın örnek
verilir. Ya güzel bir hayat yaşayıp Firavun’un karısı Asiye ve İm-
ran’ın kızı Meryem gibi cennetlik olacaksınız ya da Hz. Nuh ve
Lut’un hanımları gibi cehennemlik olabilirsiniz mesajı verilir. Eş-
ler birbirlerine iyi davranmalı ve müsamahalı olmalılar ki dünya
ve ahiretleri cennet olsun (Tahrîm, 66/10-12).
YİRMİ DOKUZUNCU CÜZ
(s. 561 - 580)
Yirmi dokuzuncu cüzde; Mülk, Kalem, Hâkka, Me’âric, Nuh,
Cin, Müzzemmil, Müddessir, Kıyamet, İnsan ve Mürselât su-
relerinin tamamı bulunmaktadır. Cüzdeki surelerin mesajları:
Allah’ın hakimiyetini kabul edin, vahye ve peygambere destek
olun, tebliğe sabırla devam edin ve yaklaşan felaket/son olan
kıyamete ve sorguya hazır olun, şeklindedir. 29. cüzdeki temel
konular ise şunlardır:
1. GERÇEKLER
İlk bölümde bulunan Mülk, Kalem, Hâkka ve Me’âric surelerinin
ortak teması (konusu), gerçekler (tevhid, risalet ve âhiret)tir. Mülk
suresinde, “Allah tek otorite sahibidir ve her şey O’na itaat eder”
mesajı verilmekte ve insanların da iradeleri ile teslim olmaları
gerektiği anlatılmaktadır (Mülk, 67/1-30). Kalem suresinde, bilginin
önemi yeminle vurgulandıktan sonra, gerçek bilgi olan vahye
ve onun tebliğcisi peygambere destek olunması istenmektedir
(Kalem, 68/1-7). Aksi takdirde, bahçe sahipleri gibi hüsrana düşme
tehlikesine dikkat çekilmektedir (Kalem, 68/17-32). Hâkka suresinde
ise, gerçekleşecek büyük felaketten (Hâkka’dan) haber verilir
(Hâkka, 69/1-18). Bu surede ahiretteki iki grup insan anlatılır: Kitabı
sağından verilen başarılı insanlar ve kitabı solundan verilen ba-
şarısız insanlar (Hâkka, 69/19-52). Meâric suresinde, önceki surede
başlayan kıyamet ve ahiret konuları anlatılmaya devam eder (Meâ-
ric, 70/1-18). Burada da iki grup insan misali verilir: (Hırs, sabırsızlık
ve cimrilik gibi) zaafları olanlar ve (namaz, infak, namus ehli ve
güvenilir olan) kuvvetliler (Meâric, 70/19-44).
2. GERÇEKLERİN TEBLİĞİ
İkinci grup surelerin genel teması; doğruların ve gerçeklerin
insanlara tebliğ edilmesidir. Buradaki sureler Nuh, Cin, Müddessir
ve Müzzemmil’dir. Nuh suresinde, Hz. Nuh’un tebliğ hayatı an-
latılarak bir tebliğcinin sabrı, dua ve istiğfarı bize öğretilir (Nûh,
71/1-28). Cin suresinde, Resûlullah’ın, Hz. Musa gibi cinlerin de
peygamberi olduğu, cinlerin Kur’ân’dan etkilenmeleri ve vahiy
konusunda şeytanın kendilerini kandırdığını itiraf etmeleri ak-
tarılır (Cin, 72/1-17). Müzzemmil suresinde ise, Hz. Peygamber’in ilk
tebliğ çalışması bağlamında sözünün etkili olması için gece tehec-
cüt namazına devam etmesi gerektiği açıklanır (Müzzemmil, 73/1-11).
Sonra hiç bırakmadan teheccüde devam eden Hz. Peygamber ve
bazı sahabe-i kiram, hicretten sonra inen ayet ile tebrik edilir,
övülür (Müzzemmil, 73/20). Müddessir suresinde de tebliğde devam-
lılığın esas olduğu ve örtülere bürünüp oturma yerine tebliğ ça-
lışmalarına devam edilmesi gerektiği anlatılır. Tebliğde süreklilik
ve sistematik çalışma önemlidir (Müddessir, 74/1-7).
3. İNSANIN SERÜVENİ
Üçüncü bölümdeki sureler; Kıyamet, İnsan ve Mürselât’tır.
Kıyamet suresinde, yoğun bir şekilde kıyamet ve diriliş konuları
anlatılmaya devam eder (Kıyâmet, 75/1-40). İnsan (Dehr) suresinde,
insanın yaratılışı, dünya ve ahiret hayatı özetlenir. Bu insanın
serüvenidir. (Önce yokluk, sonra yaratılış, dünyada hidayet veya
dalalet, ahirette ise cennet veya cehennem.) (İnsân, 76/1-31). Bu
cüzdeki en son sure ise Mürselât’tır. Burada Allah’ın gücü son
defa hatırlatılır: Melekler, rüzgar, yıldızlar, dağlar ve her şeyin
sonu olan kıyamet (Mürselât, 77/1-50).
OTUZUNCU CÜZ
(s. 581 - 600)
Otuzuncu cüzde; Nebe, Naziât, Abese, Tekvir, İnfitar, Mutaf-
fifîn, İnşikak, Buruc, Tarık, A’lâ, Ğaşiye, Fecr, Beled, Şems, Leyl,
Duha, İnşirah, Tin, Alak, Kadir, Beyyine, Zilzal, Adiyat, Karia,
Tekasür, Asr, Hümeze, Fil, Kureyş, Mâûn, Kevser, Kafirûn, Nasr,
Leheb, İhlas, Felak ve Nas surelerinin tamamı bulunmaktadır.
Cüzdeki surelerin mesajı: Geleceği doğru okuyun ve takva sahibi
olun, şeklindedir. 30. cüzdeki temel konular şunlardır:
1. KIYAMET VE AHİRET
İlk bölümde bulunan sureler; Nebe, Naziât, Abese, Tekvir,
İnfitar, Mutaffifîn, İnşikak, Buruc, Tarık, A’lâ, Ğaşiye, Fecr, Beled,
Şems ve Leyl sureleridir. Bu surelerde; gelecekteki büyük felaket
olan kıyamet ve sonrasındaki ahiret hayatı farklı açılardan ele
alınmakta, insanlar hesap günü gelmeden önce kulluğa davet
edilmektedir. Abese suresinde, tebliğin herkese yapılması ve
kimsenin küçük görülmemesi mesajı verilir (Abese, 80/1-16). Bi-
lemeyiz, belki de o tebliğ ettiğimiz kişilerden örnek şahsiyetli
bireyler çıkar ve bütün dünyayı değiştirirler. Sonra Tekvir ve
İnfitar surelerinde kıyametin dehşeti anlatılmaya devam eder.
Mutaffifîn suresinde ise, ticaret ahlakı ve helal rızık üzerinde
durulur (Mutaffifîn, 83/1-36). Buruc suresinde zalimler ve sonları
Ashab-ı Uhdud üzerinden izah edilir (Burûc, 85/1-22). Tarık ve A’lâ
surelerinde Allah’ın gücü ve yüceliği hatırlatılır, insanlar tevhid
inancına çağrılır. Fecr suresinde, sıkıntıların yakında sona ere-
ceği ve zalimlerin helak edileceği mesajı verilir (Fecr, 89/1-14). Be-
led suresinde, Mekke’den dünyaya yayılan çağrıya dikkat çekilir
(Beled, 90/1-7). Bu konuda başarılı olmak için infak etmek (cömert
olmak), bir de iman edip hakkı ve sabrı da tavsiye edenlerden
(sadık Müslümanlardan) olmak gerektiği açıklanır. Burada bize
bir aidiyet ve kimlik bilinci verilir (Beled, 90/12-18). Şems ve Leyl
surelerinde Allah’ın nimetleri ve insanların sorumluluklarına
dikkat çekilir.
2. GEÇİCİ DÜNYA
İkinci bölümdeki sureler; Duha, İnşirah, Tin, Alak, Kadir, Bey-
yine, Zilzal, Adiyat, Karia, Tekasür, Asr ve Hümeze sureleridir.
Duha suresi, bir önceki Leyl suresinin devamı niteliğindedir. Bu
surede Allah’ın, Hz. Muhammed’e olan yardımı ve desteği hatır-
latılıp, Hz. Peygamberin de insanlara ve zayıflara iyi davranması
gerektiği belirtilir (Duhâ, 93/1-11). İnşirah suresinde, Hz. Peygam-
ber’e verilen nimetlerin anlatımı devam eder. Tin suresinde,
kutsal bölgelere yemin edilerek insanın mükemmel yaratıldığı
anlatılır, ondan da iman edip güzel işler yapması istenir (Tîn,
95/1-8). Alak suresinde, Mekke’de ilk inen ayetler bulunmaktadır.
Burada insanın Allah’ın adıyla vahyi (Kur’ân’ı) okuması ve ilimle
başkalarına tebliğ etmesi emredilir (Alak, 96/1-5). Kadr ve Beyyine
surelerinde, Kur’ân’ın yeryüzüne inmesi ve düşünce/zihniyet
gelişimindeki misyonu beyan edilir. Zilzal ve Kâria surelerinde,
kıyamet son defa gündeme getirilir. Dünyanın ve kainatın sonu-
nun büyük deprem (zilzal) ve büyük patlama (kâria) ile olacağı
açıklanır. Tekasür suresinde, insanın hırsının kabre girinceye
kadar devam ettiği vurgulanır (Âdiyât, 100/1-11). Asr suresinde, her
şeyin geçici olduğu, sadece iman, amel-i salih, bir de hakkı ve
sabrı tavsiye etmenin kalıcı olduğu belirtilir (Asr, 103/1-3). Hümeze
suresinde ise, Peygambere ve Müslümanlara düşmanlık yapan,
sermayenin ve mülkün kendisini ebedî kılacağını zanneden kişi-
lere değinilip, bunların Hutame’den (her şeyi param parça eden
cehennemden) kurtulamayacağı vurgulanır (Hümeze, 104/1-9).
3. ALLAH’A KULLUK VE YOL AYIRIMI
Üçüncü bölümdeki sureler ise; Fil, Kureyş, Mâûn, Kevser, Ka-
firûn, Nasr, Leheb, İhlas, Felak ve Nas sureleridir. Fil suresinde
Allah’ın yardımı hatırlatılır ve en zor zamanda bile Mekke’yi Fil
ordusundan koruduğu anlatılır (Fîl, 105/1-5). Kureyş suresinde ise,
bu (Fil suresindeki) nimet karşılığında Arapların cahiliyedeki yö-
neticileri sayılan Kureyş kabilesinin putlara değil, sadece Allah’a
kulluk etmeleri gerektiği açıklanır (Kureyş, 106/1-4). Maûn suresin-
de, müşrik ve münafıkların insanlara nasıl zulmettikleri ve kul-
luğu terk ettikleri aktarılır (Maûn, 107/1-7). Kevser suresinde, Müs-
lümanlardan, o dönemdeki müşriklerin hatalarına düşmemeleri,
kulluk edip cömert davranmaları istenir (Kevser, 108/1-3). Kafirûn
suresinde, bir yol ayırımına gidilir. Müslümanların hiçbir zaman,
Allah ile birlikte putlara tapmayacakları, şirk koşmayacakları
mesajı verilir (Kâfirûn, 109/1-6). Nasr suresi, tek parça halinde inen
en son suredir. Veda haccı sırasında Mekke’de inmiştir. Burada
Allah’ın yardımı gelip zafer/feth gerçekleştiğinde; şımarmamak
ve insanlara zulmetmemek, bilakis Allah’ı zikir ve hatalar için
istiğfara devam etmek gerektiği belirtilir (Nasr, 110/1-3). Tebbet
(Mesed) suresinde ise, Mekke’deki ilk tebliğ günleri hatırlatılır
ve Ebu Leheb dahil müşriklerin saldırıları ve beddualarının fayda
vermediği, bilakis kendilerine zarar verdiğine işaret edilir. İhlas
suresinde, tevhid inancı son defa hatırlatılır (İhlâs, 112/1-4). Felak
ve Nas surelerinde; tüm kötülüklerden, kötülüklerin sebebi olan
insan ve cin şeytanlarının şerrinden Allah’a sığınma ile Kur’ân
tamamlanır.
SADAKALLAHÜ’L-AZÎYM
(Allah Kur’ân’ın başından sonuna kadar her konuda doğruyu
söyledi.)
Kaynak :
Rıfat ORAL
Ankara - 2020
Diyanet YAYINLARI
KUR’ÂN’IN TEMEL KONULARI BÖLÜM6
Kur’ân okumalarının bir başka şekli de mukabele olarak asr-ı
saadetten bize intikal etmiştir. Mukabele bir kişinin Kur’ân
okuyup diğer kişi ya da kişilerin onu dinlemesi ve okuduğunu
kontrol etmesidir. Bu şekilde hem Kur’ân nüshaları hem de oku-
nan Kur’ân her defasında yeniden kontrol edilir, okuyan ya da
dinleyenler hatalarını düzeltir. Mukabele, Hz. Peygamber (a.s.)
döneminden gelen bir gelenektir. Asr-ı saadette Peygamberimiz
her sene Cebrail ile Kur’ân ayetlerini ve surelerini mukabele
ederlerdi. Bazen Peygamberimiz okur Cebrail dinler, bazen de
Cebrail okur Peygamberimiz (a.s.) dinlerdi. Hicretin 10. yılında
Peygamberimiz (a.s.) ömrünün sonuna yaklaştığını hissetmişti ya
da bu ona bildirilmişti. O sene Cebrail ile iki defa Kur’ân’ı mu-
kabele etmişlerdi. Bu son mukabele idi. Bu şekilde Kur’an karşı
tarafa arz edildiği için buna mukabele veya muaraza denilmiştir.
(Bk. Buhari, Fedailü’l-Kur’ân, 7; Ahmed, II/399; VI/282)
Kur’an sürekli okunması, mukabele ve müzakere edilmesi,
üzerinde düşünülmesi gereken bir kitaptır. Zira Kur’ân’daki her
cüz sanki müstakil bir kitaptır ve farklı konular ile insanlardaki
iman, ibadet ve ahlak bilincini yenilemekte, güçlendirip diri tut-
maktadır. Elinizdeki bu çalışma da Kur’ân okumalarında faydalı
olması ve bir takva (sorumluluk) bilinci kazandırması için her
cüzden 3 temel konu seçilerek oluşturulmuştur. Kur’ân okurken
bitirilen cüzden sonra o cüzdeki temel konuları/meseleleri ve
mesajları yeniden hatırlamak ve genel hatlarıyla anlamak/müza-
kere etmek hayatımızı ve toplumları değiştirecektir. Bu nedenle
camide ya da evde her cüz okumalarından sonra söz konusu
cüzle ilgili bölümün bu eserden okunması ve müzakere edilmesi
güzel sonuçlara yol açacaktır.
Kur’ân’ı her okuyuşta ya da her hatimde; farklı gözle ve he-
defle okumak tavsiye edilir ki hem okuyucunun zihni diri kalsın
hem de her okuyuşta Kur’ân’ın farklı bir yönünü keşfetsin.
YİRMİ ALTINCI CÜZ
(s. 501 - 520)
Yirmi altıncı cüzde; Casiye suresinin son sayfası ve Ahkaf,
Muhammed, Fetih, Hucurat ve Kaf surelerinin tamamı ve Zariyat
suresinin ilk yarısı bulunmaktadır. Ahkaf suresinde risalet ile
ilgili haberler, bir başka bölgedeki peygamberlerin mücadele-
leri üzerinden anlatılmaya devam etmektedir. Bu cüzdeki temel
konular şunlardır:
1. PEYGAMBERLERİN TEBLİĞİ
Hz. Hud ve Ad kavmine Ahkaf (kum tepeleri) bölgesinden
tebliği ve uyarıları anlatılır.
2. KAVİMLERİN HELAK SEBEBİ
Sonra onların Hz. Hud’a karşı mücadeleleri ve helak olmaları
anlatılır (Ahkâf, 46/21-34). Ahkaf suresi ile Ha-mim (حم) sureleri
bu şekilde tamamlanır. (Bk. Ha-mim sureleri ile ilgili 25. cüzün
özeti ve temel konuları). Suredeki son mesaj şudur: “Ulu’l-azm
peygamberler gibi sen de sabret (dirençli ol).” (Ahkâf, 46/35).
3. İNANANLARIN BAŞARILARI
Bundan sonra gelen beş surenin ana teması risalet, cihad ve
vahiy eğitimidir: Muhammed suresinde; iman, tebliğ ve cihad
konuları açıklanmakta (Muhammed, 47/1-11); bu bağlamda peygam-
berlere iman edip güzel işler yapanların cennete gidecekleri,
peygambere savaş açıp kötü işler yapanların ise cehenneme
atılacakları anlatılmaktadır (Muhammed, 47/12-18). İlgili emir ve tav-
siyeler ile konu devam etmektedir (Muhammed, 47/19-38). Sonra
gelen Fetih suresi, önceki surenin devamı niteliğindedir: Sure
Resûlullah’a fetih müjdesi ile başlar. Bu müjde dar anlamıyla o
günkü Mekke’nin fethi ile ilgili olsa da (Fetih, 48/1-10), aslında son
peygambere genel anlamıyla bütün yeryüzü fethi müjdelenmek-
tedir. Çünkü Mekke fethedildiği anda o bölgedeki bütün Arap-
lar İslam’ın hakimiyetini kabul edeceklerdi. Sonraki ayetler de
İslâm’ın yeryüzü hakimiyetini müjdelemektedir. (Fetih, 48/18- 28)
Mekke ve kutsal bölgeye hakim olan güç, Ortadoğuya da ha-
kim olur. Ortadoğuya hakim olan, bütün dünyaya hakim olur.
Onun için savaşlar sürekli Ortadoğu merkezli devam etmekte,
dış güçler sürekli buraya hakim olmanın mücadelesi ve strate-
jisini yürütmektedir. Burası âdeta dünyanın merkezidir. Fetih
suresinin son ayetinde ise; Hz. Muhammed (a.s.) ve ashabının
önemli vasıfları özetlenerek âdeta bize başarının ve fethin for-
mülü verilmektedir (Fetih, 48/29). Sonra gelen Hucurat suresi de
bir önceki surenin devamı niteliğindedir. Çünkü burada İslam
toplumunun eğitimine ışık tutulmaktadır. Bu eğitimi iki kısımda
inceleyebiliriz.
a. Allah ve Resûlüne karşı tavsiye edilen davranış biçimle-
ri-âdab (Fetih, 48/1-5),
b. Müminlerin birbirlerine karşı davranış biçimleri (Hucurât,
49/6-18).
Sonraki Kaf Suresi de bir öncekinin devamı gibidir. Burada da
sahabenin ve diğer müminlerin önceki kavimlerin hatalarından
ders almaları istenir: İşte Nuh kavmi, Ashab-ı ress (Nebatlılar),
Semud ve Ad kavimleri, Firavun güçleri, Lut kavmi, Ashab-ı Eyke
(Medyenliler) ve Tübba kavmi… Onların helak sebepleri anlatılır.
Âdeta tarihin bir bölümü, bütün/blok halinde gözler önüne se-
rilir (Kâf, 50/12-15). Bunları takiben; ölüm ve diriliş gerçeği, ayrıca
şeytanın kandırdığı kişileri ahirette yalnız bırakacağı haberi ha-
tırlatılır. (Kâf, 50/16-36). Sure sonunda Hz. Peygamber’e ve mümin-
lere verilen son mesajlar (sabır, kulluk ve ahiret bilinci) ile sure
tamamlanır (Kâf, 50/39-45).
c. Bu cüz Zariyat suresinin ilk yarısı ile sona erer. Bu sure-
de diriliş ve ahiret konuları devam eder. Zariyat suresi yemin
ile başlar. Yeminle başlayan Mekkî Sûreler bundan sonra sü-
rer, daha sonraki bölümlerde vurgulu ve etkili Mekkî sureler
bulunmaktadır.
YİRMİ YEDİNCİ CÜZ
(s. 521 - 540)
Yirmi yedinci cüzde; Zariyat suresinin son kısmı ile Tur, Necm,
Kamer, Rahman, Vâkıa ve Hadid surelerinin tamamı bulunmak-
tadır. Bu cüzdeki temel konular şunlardır:
1. İNSANLAR VE PEYGAMBERLER
Zariyat suresinin son kısmında, önceki ümmetlerden bazı
haberler verilir:
a. Hz. İbrahim’in tebliğ yolculuğu,
b. Lut kavmi ve helak edilişi anlatılır. Sonra Tur suresi; kutsal
şeylere ve mekanlara yemin ile başlar. Müşriklerin vahiy karşı-
sındaki tavırları ve diyalogları anlatılır (Tûr, 52/9-28). Başarıya giden
yollar açıklanır (Tûr, 52/44-49). Necm suresinde de, yemin ile söze
başlanır, risaletin ilanı ve miraç konuları açıklanır (Necm, 53/19-30).
Sonra müşriklerin putları ve acizliği, Allah’ın yüce kudreti ve
vasıfları dile getirilir (Necm, 53/41-62). Kamer suresinde kıyamet
hatırlatılır, mucizeler karşısında müşrikler ve tavırları anlatılır
(Kamer, 54/1-8). Burada Kur’ân’ın tarih bilinci oluşturmadaki mis-
yonu ve önceki ümmetlerin vahiy karşısındaki tavırları açıklanır
(Kamer, 54/9-42).
2. ALLAH’IN NİMETLERİ
Rahman suresinde Allah’ın kudreti ve nimetleri hatırlatılır,
sonra belirli periyotlarla insan ve cinlere; bu nimetlerin hangisini
inkâr edebilecekleri sorulur/sorgulanır. Vâkıa suresinde kıyamet
sonrası ahiret olayları ve oradaki 3 grup anlatılır.
3. KADER
Allah’ın Gücü ve Hakimiyeti: Her Şey O’nun Kontrolündedir
Hadid suresinde, Allah’ın gücü anlatılmaya devam eder (Hadîd,
57/1-6). Sonra fedakârlık ve şahsiyet oluşumundan bahsedilir.
İnfak, karz-ı hasen ve zikir konuları anlatılır (Hadîd, 57/7-20). Daha
sonra kader konusu mükemmel bir şekilde 2 ayette açıklanır (Ha-
dîd, 57/21-22). Son ayetteki takva tavsiyesi ile de sure tamamlanır
(Hadîd, 57/28-29).
YİRMİ SEKİZİNCİ CÜZ
(s. 541 - 560)
Yirmi sekizinci cüzde; Mücadele, Haşr, Mümtehine, Saff,
Cuma, Münafikûn, Teğabün, Talak ve Tahrim surelerinin tamamı
bulunmaktadır. Bu cüzdeki surelerin bir kısmı tesbih (Allah’ı yü-
celterek), diğerleri ise Hz. Peygamber’e hitap ile başlamaktadır.
28. cüzdeki temel konular şunlardır:
1. HAKKIN KORUNMASI
İlk sureler olan Mücadele, Haşr ve Mümtehine’de hakkın korun-
ması için mücadele ve çözüm yolları aktarılmaktadır. Mücadele
suresinde, zıhar yapan kocasından ayrılmaması/boşanmaması
gerektiğine dair Hz. Peygamber ile tartışan bir sahabi kadın örneği
üzerinden hak arayışı ve hakkın korunması mesajı verilir. Zıhar,
cahiliye döneminde boşanma sebebi sayılırken, İslam döneminde
bu olaydan sonra hükmü değişti ve Mücadele suresinde zıharın
yemin olduğu açıklandı. Ancak ağır bir yemin olduğu için keffa-
reti de farklıydı. Zıhar yapan kişi eşine dönmek isterse 2 ay (60
gün) peş peşe oruç tutmalı, oruca gücü yetmeyen ise 60 fakiri
sabahlı akşamlı doyurmalı/fidye vermelidir. Bunları yerine getir-
dikten sonra eşine yaklaşabilir (Mücâdele, 58/1-13). Haşr suresinde,
Medine’deki ilk toplu Yahudi isyanı (Haşr) ve buna karşı yapılan
sefer ve savaş, elde edilen ganimetler ve bunların dağıtılması ko-
nuları anlatılmaktadır (Haşr, 59/1-10). (Bu surenin doğru anlaşılması
için öncelikle bir siyer kitabından Beni Nadîr savaşı okunmalıdır.)
Surede Yahudileri kandıran ve ayaklandıran münafıkların; mağlu-
biyet ortaya çıkınca onları yalnız bırakmaları ve yardıma gelme-
meleri durumu da, şeytanın ahirette kandırdıklarını/yandaşlarını
yalnız bırakması ve yardıma gelmemesine benzetilmektedir (Haşr,
59/11-17). Son 3 ayet (Hüvallahüllezi) ile de tevhid inancı özetlen-
mekte ve bu konuda bir bilinç eğitimi verilmektedir. Allah; zatı ve
sıfatları ile eşsiz ve benzersizdir, en güzel isimler O’na aittir (Haşr,
59/22-24). Daha sonra Mümtehine suresinde, hicret eden kadınların
durumları anlatılmakta, onların aile ve sosyal hayatla ilgili prob-
lemlerine çözümler getirilmekte ve hayatın bir imtihan olduğu
mesajı verilmektedir (Mümtehine, 60/10-13).
2. HAKTA BİRLEŞMEK
Bu cüzdeki ikinci grup sureler; Saff ve Cuma olup söz konusu
sureler birlik ve beraberlik mesajları taşımaktadır. Müslümanla-
ra, düşmanlarına karşı Allah yolunda (birbirlerine duvarlar gibi
kenetlenmiş saflar halinde) savaşmaları emredilmektedir. (Saf,
61/4 ve 11). Sonra Allah ve Resûlü’nün dinine itaat etmemiz, bu
dava için çalışarak Allah’ın ensar kulları olmamız istenmektedir
(Saf, 61/9-14). Sonraki Cuma suresinde de Kur’an’ı okuyup, anlayıp
hayatı ona göre yaşama sorumluluğu anlatılır ve Yahudiler gibi
sorumluluktan kaçılmaması gerektiği bize (yeniden) hatırlatılır
(Cuma, 62/5-8). Daha sonra Cuma namazına çağrı, peygamberi
dinlemek ve itaat konuları ile sure tamamlanır. Cuma namazı
İslam’da birleşmenin sembolüdür (Cuma, 62/9-11).
3. HAKTAN AYRILMAMAK
Bu cüzdeki üçüncü grup sureler ise; Münafikûn, Teğabün,
Talak ve Tahrim’dir. Bunların hepsi ayrılık problemleri üzerine
yoğunlaşmaktadır. Münafikûn suresinde, İslam toplumundan
ayrılan ve kendilerini gizleyip Müslüman gösteren kişilere karşı
dikkatli olunması mesajı verilmekte, münafıkların önemli va-
sıfları açıklanarak âdeta deşifre edilmektedir (Münâfikûn, 63/1-8).
Sure müminlere önemli tavsiyelerle sona erer (Münâfikûn, 63/9-11).
Bundan sonra Teğabün suresinde, kıyametteki büyük toplanma
gününün (yevmü’l-cem’in), aslında dünyevi aldanmaların ortaya
çıktığı gün (yevmü’t-teğâbün) olduğu açıklanır. Dünyada kim Al-
lah’a iman edip güzel (salih) işler yaptıysa, ahirette Allah o kişinin
kötülüklerini örter ve cennete koyar (Tegâbün, 64/9). Sure mümin-
lere bazı önemli tavsiyelerle tamamlanır. Mallarınız, eşleriniz
ve çocuklarınız sizin için birer imtihan vesilesidir. Dikkat edin,
dünya sizi aldatmasın (Tegâbün, 64/12-18). Sonraki Talak suresinde
ise, boşanma adabı anlatılır. Allah gereksiz yere boşanan, zevki-
ne düşkün erkek ve kadınları sevmez, mesajı verilir. Kadınların
adet sırasında boşanmaması, temizlik döneminin beklenmesi
emredilir. Adet sırasında boşamak haramdır. Ayrıca birden faz-
la talak ile de boşamak haramdır. (Bu iki harama Müslümanlar
dikkat etmelidir.) Sünnete uygun olan boşama; ihtiyaç anında,
ilişkiye girilmemiş temizlik döneminde bir talak ile boşamaktır
(Talâk, 65/1-2). Sonra kadın iddet bekler:
a. Hayız gören kadınlar, 3 hayız süresince,
b. Hayızdan kesilen ve menopoz döneminde olanlar 3 ay,
c. Hamile olanlar da doğum yapıncaya kadar iddet beklerler.
İddet bitince başkasıyla evlenebilirler (Talâk, 65/3-7). Bu cüzün
son suresi ise Tahrim suresidir. Burada Allah ve Resûlüne itaat
emredilir ve Peygambere eziyet edilmemesi istenir. Özellikle
Hz. Peygamber’in eşlerine, dikkatli olmaları emredilir. Çünkü
onlar müminlerin anneleridir ve diğer mümin kadınlara da örnek
olacak bir hayat yaşamaları gerekir. Bu bağlamda kendilerine
tarihte yaşamış iki saliha ve iki kâfire/fasıka olan 4 kadın örnek
verilir. Ya güzel bir hayat yaşayıp Firavun’un karısı Asiye ve İm-
ran’ın kızı Meryem gibi cennetlik olacaksınız ya da Hz. Nuh ve
Lut’un hanımları gibi cehennemlik olabilirsiniz mesajı verilir. Eş-
ler birbirlerine iyi davranmalı ve müsamahalı olmalılar ki dünya
ve ahiretleri cennet olsun (Tahrîm, 66/10-12).
YİRMİ DOKUZUNCU CÜZ
(s. 561 - 580)
Yirmi dokuzuncu cüzde; Mülk, Kalem, Hâkka, Me’âric, Nuh,
Cin, Müzzemmil, Müddessir, Kıyamet, İnsan ve Mürselât su-
relerinin tamamı bulunmaktadır. Cüzdeki surelerin mesajları:
Allah’ın hakimiyetini kabul edin, vahye ve peygambere destek
olun, tebliğe sabırla devam edin ve yaklaşan felaket/son olan
kıyamete ve sorguya hazır olun, şeklindedir. 29. cüzdeki temel
konular ise şunlardır:
1. GERÇEKLER
İlk bölümde bulunan Mülk, Kalem, Hâkka ve Me’âric surelerinin
ortak teması (konusu), gerçekler (tevhid, risalet ve âhiret)tir. Mülk
suresinde, “Allah tek otorite sahibidir ve her şey O’na itaat eder”
mesajı verilmekte ve insanların da iradeleri ile teslim olmaları
gerektiği anlatılmaktadır (Mülk, 67/1-30). Kalem suresinde, bilginin
önemi yeminle vurgulandıktan sonra, gerçek bilgi olan vahye
ve onun tebliğcisi peygambere destek olunması istenmektedir
(Kalem, 68/1-7). Aksi takdirde, bahçe sahipleri gibi hüsrana düşme
tehlikesine dikkat çekilmektedir (Kalem, 68/17-32). Hâkka suresinde
ise, gerçekleşecek büyük felaketten (Hâkka’dan) haber verilir
(Hâkka, 69/1-18). Bu surede ahiretteki iki grup insan anlatılır: Kitabı
sağından verilen başarılı insanlar ve kitabı solundan verilen ba-
şarısız insanlar (Hâkka, 69/19-52). Meâric suresinde, önceki surede
başlayan kıyamet ve ahiret konuları anlatılmaya devam eder (Meâ-
ric, 70/1-18). Burada da iki grup insan misali verilir: (Hırs, sabırsızlık
ve cimrilik gibi) zaafları olanlar ve (namaz, infak, namus ehli ve
güvenilir olan) kuvvetliler (Meâric, 70/19-44).
2. GERÇEKLERİN TEBLİĞİ
İkinci grup surelerin genel teması; doğruların ve gerçeklerin
insanlara tebliğ edilmesidir. Buradaki sureler Nuh, Cin, Müddessir
ve Müzzemmil’dir. Nuh suresinde, Hz. Nuh’un tebliğ hayatı an-
latılarak bir tebliğcinin sabrı, dua ve istiğfarı bize öğretilir (Nûh,
71/1-28). Cin suresinde, Resûlullah’ın, Hz. Musa gibi cinlerin de
peygamberi olduğu, cinlerin Kur’ân’dan etkilenmeleri ve vahiy
konusunda şeytanın kendilerini kandırdığını itiraf etmeleri ak-
tarılır (Cin, 72/1-17). Müzzemmil suresinde ise, Hz. Peygamber’in ilk
tebliğ çalışması bağlamında sözünün etkili olması için gece tehec-
cüt namazına devam etmesi gerektiği açıklanır (Müzzemmil, 73/1-11).
Sonra hiç bırakmadan teheccüde devam eden Hz. Peygamber ve
bazı sahabe-i kiram, hicretten sonra inen ayet ile tebrik edilir,
övülür (Müzzemmil, 73/20). Müddessir suresinde de tebliğde devam-
lılığın esas olduğu ve örtülere bürünüp oturma yerine tebliğ ça-
lışmalarına devam edilmesi gerektiği anlatılır. Tebliğde süreklilik
ve sistematik çalışma önemlidir (Müddessir, 74/1-7).
3. İNSANIN SERÜVENİ
Üçüncü bölümdeki sureler; Kıyamet, İnsan ve Mürselât’tır.
Kıyamet suresinde, yoğun bir şekilde kıyamet ve diriliş konuları
anlatılmaya devam eder (Kıyâmet, 75/1-40). İnsan (Dehr) suresinde,
insanın yaratılışı, dünya ve ahiret hayatı özetlenir. Bu insanın
serüvenidir. (Önce yokluk, sonra yaratılış, dünyada hidayet veya
dalalet, ahirette ise cennet veya cehennem.) (İnsân, 76/1-31). Bu
cüzdeki en son sure ise Mürselât’tır. Burada Allah’ın gücü son
defa hatırlatılır: Melekler, rüzgar, yıldızlar, dağlar ve her şeyin
sonu olan kıyamet (Mürselât, 77/1-50).
OTUZUNCU CÜZ
(s. 581 - 600)
Otuzuncu cüzde; Nebe, Naziât, Abese, Tekvir, İnfitar, Mutaf-
fifîn, İnşikak, Buruc, Tarık, A’lâ, Ğaşiye, Fecr, Beled, Şems, Leyl,
Duha, İnşirah, Tin, Alak, Kadir, Beyyine, Zilzal, Adiyat, Karia,
Tekasür, Asr, Hümeze, Fil, Kureyş, Mâûn, Kevser, Kafirûn, Nasr,
Leheb, İhlas, Felak ve Nas surelerinin tamamı bulunmaktadır.
Cüzdeki surelerin mesajı: Geleceği doğru okuyun ve takva sahibi
olun, şeklindedir. 30. cüzdeki temel konular şunlardır:
1. KIYAMET VE AHİRET
İlk bölümde bulunan sureler; Nebe, Naziât, Abese, Tekvir,
İnfitar, Mutaffifîn, İnşikak, Buruc, Tarık, A’lâ, Ğaşiye, Fecr, Beled,
Şems ve Leyl sureleridir. Bu surelerde; gelecekteki büyük felaket
olan kıyamet ve sonrasındaki ahiret hayatı farklı açılardan ele
alınmakta, insanlar hesap günü gelmeden önce kulluğa davet
edilmektedir. Abese suresinde, tebliğin herkese yapılması ve
kimsenin küçük görülmemesi mesajı verilir (Abese, 80/1-16). Bi-
lemeyiz, belki de o tebliğ ettiğimiz kişilerden örnek şahsiyetli
bireyler çıkar ve bütün dünyayı değiştirirler. Sonra Tekvir ve
İnfitar surelerinde kıyametin dehşeti anlatılmaya devam eder.
Mutaffifîn suresinde ise, ticaret ahlakı ve helal rızık üzerinde
durulur (Mutaffifîn, 83/1-36). Buruc suresinde zalimler ve sonları
Ashab-ı Uhdud üzerinden izah edilir (Burûc, 85/1-22). Tarık ve A’lâ
surelerinde Allah’ın gücü ve yüceliği hatırlatılır, insanlar tevhid
inancına çağrılır. Fecr suresinde, sıkıntıların yakında sona ere-
ceği ve zalimlerin helak edileceği mesajı verilir (Fecr, 89/1-14). Be-
led suresinde, Mekke’den dünyaya yayılan çağrıya dikkat çekilir
(Beled, 90/1-7). Bu konuda başarılı olmak için infak etmek (cömert
olmak), bir de iman edip hakkı ve sabrı da tavsiye edenlerden
(sadık Müslümanlardan) olmak gerektiği açıklanır. Burada bize
bir aidiyet ve kimlik bilinci verilir (Beled, 90/12-18). Şems ve Leyl
surelerinde Allah’ın nimetleri ve insanların sorumluluklarına
dikkat çekilir.
2. GEÇİCİ DÜNYA
İkinci bölümdeki sureler; Duha, İnşirah, Tin, Alak, Kadir, Bey-
yine, Zilzal, Adiyat, Karia, Tekasür, Asr ve Hümeze sureleridir.
Duha suresi, bir önceki Leyl suresinin devamı niteliğindedir. Bu
surede Allah’ın, Hz. Muhammed’e olan yardımı ve desteği hatır-
latılıp, Hz. Peygamberin de insanlara ve zayıflara iyi davranması
gerektiği belirtilir (Duhâ, 93/1-11). İnşirah suresinde, Hz. Peygam-
ber’e verilen nimetlerin anlatımı devam eder. Tin suresinde,
kutsal bölgelere yemin edilerek insanın mükemmel yaratıldığı
anlatılır, ondan da iman edip güzel işler yapması istenir (Tîn,
95/1-8). Alak suresinde, Mekke’de ilk inen ayetler bulunmaktadır.
Burada insanın Allah’ın adıyla vahyi (Kur’ân’ı) okuması ve ilimle
başkalarına tebliğ etmesi emredilir (Alak, 96/1-5). Kadr ve Beyyine
surelerinde, Kur’ân’ın yeryüzüne inmesi ve düşünce/zihniyet
gelişimindeki misyonu beyan edilir. Zilzal ve Kâria surelerinde,
kıyamet son defa gündeme getirilir. Dünyanın ve kainatın sonu-
nun büyük deprem (zilzal) ve büyük patlama (kâria) ile olacağı
açıklanır. Tekasür suresinde, insanın hırsının kabre girinceye
kadar devam ettiği vurgulanır (Âdiyât, 100/1-11). Asr suresinde, her
şeyin geçici olduğu, sadece iman, amel-i salih, bir de hakkı ve
sabrı tavsiye etmenin kalıcı olduğu belirtilir (Asr, 103/1-3). Hümeze
suresinde ise, Peygambere ve Müslümanlara düşmanlık yapan,
sermayenin ve mülkün kendisini ebedî kılacağını zanneden kişi-
lere değinilip, bunların Hutame’den (her şeyi param parça eden
cehennemden) kurtulamayacağı vurgulanır (Hümeze, 104/1-9).
3. ALLAH’A KULLUK VE YOL AYIRIMI
Üçüncü bölümdeki sureler ise; Fil, Kureyş, Mâûn, Kevser, Ka-
firûn, Nasr, Leheb, İhlas, Felak ve Nas sureleridir. Fil suresinde
Allah’ın yardımı hatırlatılır ve en zor zamanda bile Mekke’yi Fil
ordusundan koruduğu anlatılır (Fîl, 105/1-5). Kureyş suresinde ise,
bu (Fil suresindeki) nimet karşılığında Arapların cahiliyedeki yö-
neticileri sayılan Kureyş kabilesinin putlara değil, sadece Allah’a
kulluk etmeleri gerektiği açıklanır (Kureyş, 106/1-4). Maûn suresin-
de, müşrik ve münafıkların insanlara nasıl zulmettikleri ve kul-
luğu terk ettikleri aktarılır (Maûn, 107/1-7). Kevser suresinde, Müs-
lümanlardan, o dönemdeki müşriklerin hatalarına düşmemeleri,
kulluk edip cömert davranmaları istenir (Kevser, 108/1-3). Kafirûn
suresinde, bir yol ayırımına gidilir. Müslümanların hiçbir zaman,
Allah ile birlikte putlara tapmayacakları, şirk koşmayacakları
mesajı verilir (Kâfirûn, 109/1-6). Nasr suresi, tek parça halinde inen
en son suredir. Veda haccı sırasında Mekke’de inmiştir. Burada
Allah’ın yardımı gelip zafer/feth gerçekleştiğinde; şımarmamak
ve insanlara zulmetmemek, bilakis Allah’ı zikir ve hatalar için
istiğfara devam etmek gerektiği belirtilir (Nasr, 110/1-3). Tebbet
(Mesed) suresinde ise, Mekke’deki ilk tebliğ günleri hatırlatılır
ve Ebu Leheb dahil müşriklerin saldırıları ve beddualarının fayda
vermediği, bilakis kendilerine zarar verdiğine işaret edilir. İhlas
suresinde, tevhid inancı son defa hatırlatılır (İhlâs, 112/1-4). Felak
ve Nas surelerinde; tüm kötülüklerden, kötülüklerin sebebi olan
insan ve cin şeytanlarının şerrinden Allah’a sığınma ile Kur’ân
tamamlanır.
SADAKALLAHÜ’L-AZÎYM
(Allah Kur’ân’ın başından sonuna kadar her konuda doğruyu
söyledi.)
Kaynak :
Rıfat ORAL
Ankara - 2020
Diyanet YAYINLARI
KUR’ÂN’IN TEMEL KONULARI BÖLÜM6
KUR’ÂN’IN TEMEL KONULARI
Kur’ân okumalarının bir başka şekli de mukabele olarak asr-ı
saadetten bize intikal etmiştir. Mukabele bir kişinin Kur’ân
okuyup diğer kişi ya da kişilerin onu dinlemesi ve okuduğunu
kontrol etmesidir. Bu şekilde hem Kur’ân nüshaları hem de oku-
nan Kur’ân her defasında yeniden kontrol edilir, okuyan ya da
dinleyenler hatalarını düzeltir. Mukabele, Hz. Peygamber (a.s.)
döneminden gelen bir gelenektir. Asr-ı saadette Peygamberimiz
her sene Cebrail ile Kur’ân ayetlerini ve surelerini mukabele
ederlerdi. Bazen Peygamberimiz okur Cebrail dinler, bazen de
Cebrail okur Peygamberimiz (a.s.) dinlerdi. Hicretin 10. yılında
Peygamberimiz (a.s.) ömrünün sonuna yaklaştığını hissetmişti ya
da bu ona bildirilmişti. O sene Cebrail ile iki defa Kur’ân’ı mu-
kabele etmişlerdi. Bu son mukabele idi. Bu şekilde Kur’an karşı
tarafa arz edildiği için buna mukabele veya muaraza denilmiştir.
(Bk. Buhari, Fedailü’l-Kur’ân, 7; Ahmed, II/399; VI/282)
Kur’an sürekli okunması, mukabele ve müzakere edilmesi,
üzerinde düşünülmesi gereken bir kitaptır. Zira Kur’ân’daki her
cüz sanki müstakil bir kitaptır ve farklı konular ile insanlardaki
iman, ibadet ve ahlak bilincini yenilemekte, güçlendirip diri tut-
maktadır. Elinizdeki bu çalışma da Kur’ân okumalarında faydalı
olması ve bir takva (sorumluluk) bilinci kazandırması için her
cüzden 3 temel konu seçilerek oluşturulmuştur. Kur’ân okurken
bitirilen cüzden sonra o cüzdeki temel konuları/meseleleri ve
mesajları yeniden hatırlamak ve genel hatlarıyla anlamak/müza-
kere etmek hayatımızı ve toplumları değiştirecektir. Bu nedenle
camide ya da evde her cüz okumalarından sonra söz konusu
cüzle ilgili bölümün bu eserden okunması ve müzakere edilmesi
güzel sonuçlara yol açacaktır.
Kur’ân’ı her okuyuşta ya da her hatimde; farklı gözle ve he-
defle okumak tavsiye edilir ki hem okuyucunun zihni diri kalsın
hem de her okuyuşta Kur’ân’ın farklı bir yönünü keşfetsin.
YİRMİ BİRİNCİ CÜZ
(s. 401 - 420)
Yirmi birinci cüzde; Ankebut suresinin son tarafı, Rum, Lok-
man, Secde surelerinin tamamı ve Ahzab suresinin baş tarafı
bulunmaktadır. Bu cüzdeki temel konular şunlardır:
1. EHL-İ KİTAP İLE GÜZELCE MÜCADELE
Ankebut suresinin son taraflarında; ehl-i kitap ile güzelce
mücadele edin, Kur’ân’ı tebliğ edin, sıkıntılı durumlarda hicret
ve cihat edin, ölümden korkmayın, mesajları verilmektedir.
2. TARİHİ DEĞİŞTİRENLER
Bu cüzde ayrıca Rum, Lokman ve Secde surelerinin tamamı
bulunmaktadır. Sanki bu üç sure, Ankebut suresinin devamı ni-
teliğinde olup, onun gibi bu sureler de elif-lam-mim (الم) harfleri
ile başlamaktadır. Rum suresinde, tarihin akışını gerekli gördüğü
zamanlarda değişmesine imkan veren Allah’tır (Rûm, 30/1-5), me-
sajı verildikten sonra tarihin akışının değişmesi için yapılması
gereken bazı şeyler zikredilmektedir: İman edip salih amel iş-
lemek, dua edip Allah’a güvenmek, infak edip faizden kaçınmak,
yeryüzünü iyi gözlemleyip analiz etmek, ümitsizliğe düşmemek,
ilim ve iman sahiplerine itaat etmek, ahirete inanmak, sabretmek
(direnmek) ve düşmanı hafife almadan çalışmaya devam etmek
gerekir (Rûm, 30/27-60). Lokman suresinde de önceki suredeki
konu devam etmektedir: Tarihin akışına yön vermek için ayrıca
iki ayrı tavsiye bulunmaktadır:
a. Kur’ân’ı okuyun, anlayın ve emirlerini dinleyin (Lokmân, 31/1-11).
b. Çocuklarınızı doğru eğitin.
Bu bağlamda onlara tevhid inancı, anne-babaya saygılı olmak,
namaz kılmak, doğrunun yanında olup desteklemek, yanlışın
karşısında olup mücadele etmek ve güzel ahlak sahibi olmak
gibi inanç ve değerleri öğretin, onları eğitin tavsiyesinde bulu-
nulmaktadır (Lokmân, 31/12-19). Secde suresinde ise, bu konunun
devamı olarak Kur’ân’ın uyarılarını dikkate alıp yaratılıştaki esrarı
düşünün, yeryüzündeki olayları iyi analiz edin, hidayet önder-
lerine itaat edin; onlar da peygamberler ve Rabbani alimlerdir,
mesajı verilmektedir (Secde, 32/1-30).
3. MÜMİN KADINLARIN VASIFLARI
Bu cüzün son kısmında ayrıca Ahzab suresinin baş tarafı
bulunmaktadır. Ahzab suresinde; değişim için çalışın, Allah’tan
başkasından korkmayın ve fitnelere karşı uyanık olun mesajları
verilmektedir. Surenin başında (Ey Peygamber… diye) Hz. Pey-
gamber’e hitap bulunmakta, sanki onun şahsında bütün Müslü-
manlara seslenilmektedir. Sonra başarılı olmak için dikkat edil-
mesi gereken şeyler anlatılmakta, tehlikelere karşı dikkatli ve
hazırlıklı olun mesajı verilmektedir. Özellikle iç ve dış tehlikelere
karşı hazırlıklı olunması istenmektedir (Ahzâb, 33/1-27). Bundan
sonra Peygamberin hanımlarına özel tavsiyelerde bulunulup
onların şahsında diğer mümin kadınların da bu özelliklere sahip
olmaları gerektiği mesajı verilmektedir. Bu tavsiyeler;
a. Dünyevileşmemek (dünyanın büyüsüne kapılmamak),
b. Hayalı olmak,
c. Allah ve Resûlüne itaat etmek,
d. Tesettüre dikkat etmek, cahiliye kadınları gibi açılıp
saçılmamak,
e. Namaz kılmak, zekat vermek,
f. Kur’ân okuyup düşünmek ve anlamak,
g. Allah’ı zikretmek… şeklinde sıralanmaktadır.
Bu bölüm; söz konusu tavsiyelere (emirlere) dikkat eden ka-
dınlar ve erkeklere Allah’ın affı/mağfireti ve büyük ödülleri müj-
delenmektedir (Ahzâb, 33/28-36).
YİRMİ İKİNCİ CÜZ
(s. 421 - 440)
Yirmi ikinci cüzde; Ahzab suresinin son tarafı, Sebe ve Fatır
surelerinin tamamı, Yasin suresinin de baş tarafı bulunmaktadır.
Bu cüzdeki temel konular şunlardır:
1. SORUMLULUKLAR
Ahzab suresinin son tarafında müminlere bazı uyarılar bu-
lunmakta, sorumluluklar hatırlatılmakta ve sure; dağların kabul
etmediği ağır yükü/sorumluluğu insanın kabul ettiğini beyan
ile tamamlanmaktadır (Ahzâb, 33/37-73).
2. ALLAH’IN NİMETLERİ
Sonra gelen Sebe ve Fatır sureleri hamd ile başlamakta ve
sanki birbirlerinin tamamlayıcısı olduğu mesajı verilmektedir.
Sebe suresinde Allah’ın nimetleri sayılmakta, en büyük nimetin
risalet (peygamberin/kitabın gönderilmesi) olduğu açıklanmak-
ta, bu büyük nimeti inkâr edenlerin ahirette cezalandırılacakları
uyarısı ile sure tamamlanmaktadır (Sebe’, 34/1-54). Bunu takip eden
Fatır suresinde de Allah’ın nimetleri anlatılmaya devam etmekte,
ancak şeytan ve dünya nimetlerinin aldatıcı olduğuna dikkat
çekilip Allah’ın yarattığı varlıklar hatırlatılmakta ve asıl nimet
sahibinin unutulmaması gerektiği açıklanmaktadır (Fâtır, 35/1-
44). Fatır suresi; “Yaptığınız yanlışlar/günahlar sebebiyle Allah
hemen azap gönderseydi, yeryüzünde kimse kalmazdı, ancak
hesap belli bir süreye kadar tehir edilmektedir.” dikkat edin
uyarısı ile tamamlanmaktadır (Fâtır, 35/45).
3. TEVHİD VE KULLUK
Bu cüzde Yasin suresinin baş tarafı da bulunmaktadır. Yasin
suresinde 3 temel mesajı vardır: Allah’ın uyarılarına kulak verin,
peygamberi destekleyin ve ahiret hayatını unutmayın. Surenin
baş tarafında tevhid’e giden yolun risalet ve ahiret inancından
geçtiği hatırlatılmakta (Yâsîn, 36/1-12), sonra örnekler üzerinden
peygamberi destekleyenler ve peygamber karşıtlarının sonla-
rı/akıbetleri açıklanmaktadır (Yâsîn, 36/13-32). Daha sonra yer-
yüzünde Allah’ın kevnî ayetlerine, kainattaki kozmos’a (düzen
ve yüksek sisteme) dikkat çekilmekte ve insanın bu gerçekleri
tefekkür edip sadece Allah’a kul olması gerektiği mesajı veril-
mektedir (Yâsîn, 36/33-47).
YİRMİ ÜÇÜNCÜ CÜZ
(s. 441 - 460)
Yirmi üçüncü cüzde; Yasin suresinin son kısmı, Saffât ve Sâd
surelerinin tamamı, Zümer suresinin baş tarafı bulunmaktadır.
Bu cüzdeki temel konular şunlardır:
1. YARATILIŞ VE TEKRAR DİRİLİŞ
Yasin suresinin son tarafında, yeryüzünde Allah’ın kevnî ayet-
lerine, kainattaki kozmos’a (düzen ve yüksek sisteme) dikkat
çekilmekte ve her insanın bu gerçekleri tefekkür edip sade-
ce Allah’a kul olması gerektiği açıklanmaktadır (Yâsîn, 36/33-47).
Sonra ahiret ve diriliş gerçeği hatırlatılmakta (Yâsîn, 36/48-68), bu
Kur’ân’ın şiir (ve insanların dinleyip sadece zevk alacağı bir kitap)
değil, bilakis diriler için (bugüne ve geleceğe ait) büyük uyarılar
taşıyan önemli bir mesaj olduğu açıklanmaktadır (Yâsîn, 36/34-43).
2. HER ŞEY ALLAH’A İTAAT EDER
Yasin’den sonra Saffât suresi gelmektedir. Sure meleklerin
gücü ile başlamakta, âdeta “siz mi güçlüsünüz, yoksa onlar mı
güçlü, onlar Allah’a itaat ediyorlar, ya siz?” sorusu sorulmakta
(Sâffât,37/1-12), sonra Allah’ın gücünü inkâr edenlerin kaybettik-
leri ve kabul edenlerin kazandıkları anlatılmakta (Sâffât, 37/13-74),
peygamberler ve mücadeleleri aktarılıp müşriklerin meleklerle
ilgili yanlış inançları açıklanarak sure tamamlanmaktadır (Sâffât,
37/75-182). Daha sonra Sâd suresi gelmekte ve bu sure; önceki
ümmetlerin hatalarını tekrar etmeyin, inananlar galip gelecektir
mesajını vermektedir. Surede, Kur’ân’ın, doğruları hatırlatan bir
kitap olduğu, Mekkeli müşriklerin vahiy karşısındaki hallerinin;
gurur, şaşkınlık ve parçalanmışlık olduğu açıklanmakta (Sâd, 38/1-
11), önceki kavimlerin de aynı hataya düştükleri ve helak oldukları
haber verilip (Sâd, 38/12-16), bizim kullarımız daha güçlüdür ve
galip geleceklerdir, yakında bunları bileceksiniz, uyarısı ile sure
tamamlanmaktadır (Sâd, 38/17-48).
3. HER ZÜMRE YAPTIKLARINDAN SORUMLUDUR
Daha sonra Zümer suresi gelmektedir. Bu surede farklılıklara
dikkat çekilmektedir. Surenin başında Kur’ân’ın Allah’tan gelen
bir kitap olduğu ve Allah’ın da gökleri ve yeri yaratan Tek İlah
ve Rab olduğu gerçeği vurgulanmakta; bundan sonra iyi ve kötü
kulların vasıfları açıklanmaktadır (Zümer, 39/1-22).
YİRMİ DÖRDÜNCÜ CÜZ
(s. 461 - 480)
Yirmi dördüncü cüzde; Zümer suresinin son kısmı, Mümin ve
son sayfası hariç Fussilet suresinin tamamı bulunmaktadır. Bu
cüzdeki temel konular şunlardır:
1. İYİ VE KÖTÜ
Zümer suresinin son tarafında farklılıklar anlatılmaya devam
etmektedir. Kizb (yalan) ile sıdk (doğruluk), zulüm ile adalet
ve cehennem ile cennet.. ve sure hamd ile tamamlanmaktadır
(Zümer, 39/23-75).
2. PEYGAMBERE DESTEK OLAN CESUR MÜMİN
Mümin suresinde ise kitapla mücadele edenler anlatılıp (Mü’min,
40/4-15), ahirette hüküm sahibinin Allah olduğu açıklanmakta
(Mü’min, 40/16-22); bu tevhid ve şirk mücadelesinin tarihin her dö-
neminde olduğu belirtilip konu Hz. Musa ve ona kurulan tuzak
üzerinden anlatılmaya devam edilmektedir ve ona yardım eden
cesur bir müminin çalışmaları aktarılmaktadır (Mü’min, 40/23-44).
3. AKIBET FARKLI OLACAKTIR
Sonra gelen Fussilet suresinde ise; “Bu kitapta size Allah, kâi-
nat ve insan hakkında bilgiler verildi.” denilerek inkârcıların/kâ-
firlerin sonu olan azap ile iman edip salih amel işleyenlerin
karşılaşacakları mükâfatlar anlatılmakta, bu iki şey arasındaki
farkın fark edilmesi gerektiği bildirilmektedir (Fussilet, 41/13-40).
YİRMİ BEŞİNCİ CÜZ
(s. 481 - 500)
Yirmi beşinci cüzde; Fussilet suresinin son kısmı ile Şura,
Zuhruf, Duhan sureleri ve son sayfası hariç Casiye suresinin ta-
mamı bulunmaktadır. Önceki cüzde bulunan Zümer suresinden
itibaren Ha-Mim (حم) ile başlayan sureler bu cüzde de devam
etmektedir. Şura, Zuhruf, Duhan ve Casiye sureleri… Sanki bu-
nunla bir toplu mesaj verilmekte ve konu birliği aktarılmaktadır.
Ha-Mim ile başlayan 7 sureye Ha-mim sureleri de denilmektedir.
Buna göre 25. cüzdeki temel konular şunlardır:
1. PEYGAMBERLERİN İNSANLARLA DİYALOĞU
Bu cüzdeki Şura suresinde kitabın toplumları değiştirici mis-
yonu ile ilgili olarak peygamberlerin mücadeleleri ve kavimleriyle
olan iletişimleri/diyalogları aktarılmaktadır (Şûrâ, 42/23-26).
2. TEVEKKÜL VE DUA
Zuhruf suresinde ise Allah yolundaki bir hayatta/mücadelede
Allah’a tevekkül ve dua konusu gündeme getirilmekte (Zuhruf,
43/12-25); dünya hırsına kapılan Hz. İbrahim kavmi, Musa ve İsa
peygamberlerin dünyaya aldanan kavimleri ile mücadeleleri an-
latılmakta ve Muhammed ümmetine bu konuda dikkatli olmaları
gerektiği mesajı verilmektedir (Zuhruf, 43/26-89).
3. KIYAMETİN DEHŞETİ
Duhan suresinde ise, Kur’ân’ın mübarek bir gecede indirildiği
bildirilmekte (Duhân, 44/1-9), sonra kıyamet konusuna geçilmekte-
dir. Sanki iki gün ve gece arasındaki farka burada dikkat çekil-
mekte; birisi Kur’ân’ın indiği mübarek gün-gece, diğeri de kıya-
metin başlangıcı olan dumanlı gün/gece (duhan) ve sonundaki
hesap günleri... (Duhân, 44/10-16). Bundan sonra peygamberlere
savaş açanlar bağlamında Hz. Musa ve Firavun’un mücadelesi
hatırlatılmakta ve safların belirlenmesi gerektiği mesajı veril-
mektedir (Duhân, 44/17-32). Bunu diriliş ve ahiret ile ilgili ayetler
takip etmektedir (Duhân, 44/33-59). Bu cüzde ayrıca Casiye suresi
bulunmaktadır. Casiye suresinde vahiy-insan ilişkisi ve vahiy
karşısındaki insanların davranış biçimleri anlatılmakta (Câsiye,
45/6-17), sonra vahye itaat etmeleri ve boyun eğmeleri isten-
mektedir. Dünyada Allah’a itaat etmeyenlerin; kıyamet ve ahiret
günü korkudan diz çöküp boyun eğecekleri (Casiye) ve Allah’a
hesap verecekleri hatırlatılmaktadır (Câsiye, 45/28-29). Dünyada
itaat edenlerin ise ahirette güzel bir şekilde cennete girecek-
leri bildirilmektedir (Câsiye, 45/30). Sure “Göklerde ve yerde bütün
azamet/ululuk O’na aittir. Yalnız O, izzet ve hüküm sahibidir”
ayeti ile tamamlanmaktadır (Câsiye, 45/37)
Kaynak :
Rıfat ORAL
Ankara - 2020
Diyanet YAYINLARI
KUR’ÂN’IN TEMEL KONULARI BÖLÜM5
Kur’ân okumalarının bir başka şekli de mukabele olarak asr-ı
saadetten bize intikal etmiştir. Mukabele bir kişinin Kur’ân
okuyup diğer kişi ya da kişilerin onu dinlemesi ve okuduğunu
kontrol etmesidir. Bu şekilde hem Kur’ân nüshaları hem de oku-
nan Kur’ân her defasında yeniden kontrol edilir, okuyan ya da
dinleyenler hatalarını düzeltir. Mukabele, Hz. Peygamber (a.s.)
döneminden gelen bir gelenektir. Asr-ı saadette Peygamberimiz
her sene Cebrail ile Kur’ân ayetlerini ve surelerini mukabele
ederlerdi. Bazen Peygamberimiz okur Cebrail dinler, bazen de
Cebrail okur Peygamberimiz (a.s.) dinlerdi. Hicretin 10. yılında
Peygamberimiz (a.s.) ömrünün sonuna yaklaştığını hissetmişti ya
da bu ona bildirilmişti. O sene Cebrail ile iki defa Kur’ân’ı mu-
kabele etmişlerdi. Bu son mukabele idi. Bu şekilde Kur’an karşı
tarafa arz edildiği için buna mukabele veya muaraza denilmiştir.
(Bk. Buhari, Fedailü’l-Kur’ân, 7; Ahmed, II/399; VI/282)
Kur’an sürekli okunması, mukabele ve müzakere edilmesi,
üzerinde düşünülmesi gereken bir kitaptır. Zira Kur’ân’daki her
cüz sanki müstakil bir kitaptır ve farklı konular ile insanlardaki
iman, ibadet ve ahlak bilincini yenilemekte, güçlendirip diri tut-
maktadır. Elinizdeki bu çalışma da Kur’ân okumalarında faydalı
olması ve bir takva (sorumluluk) bilinci kazandırması için her
cüzden 3 temel konu seçilerek oluşturulmuştur. Kur’ân okurken
bitirilen cüzden sonra o cüzdeki temel konuları/meseleleri ve
mesajları yeniden hatırlamak ve genel hatlarıyla anlamak/müza-
kere etmek hayatımızı ve toplumları değiştirecektir. Bu nedenle
camide ya da evde her cüz okumalarından sonra söz konusu
cüzle ilgili bölümün bu eserden okunması ve müzakere edilmesi
güzel sonuçlara yol açacaktır.
Kur’ân’ı her okuyuşta ya da her hatimde; farklı gözle ve he-
defle okumak tavsiye edilir ki hem okuyucunun zihni diri kalsın
hem de her okuyuşta Kur’ân’ın farklı bir yönünü keşfetsin.
YİRMİ BİRİNCİ CÜZ
(s. 401 - 420)
Yirmi birinci cüzde; Ankebut suresinin son tarafı, Rum, Lok-
man, Secde surelerinin tamamı ve Ahzab suresinin baş tarafı
bulunmaktadır. Bu cüzdeki temel konular şunlardır:
1. EHL-İ KİTAP İLE GÜZELCE MÜCADELE
Ankebut suresinin son taraflarında; ehl-i kitap ile güzelce
mücadele edin, Kur’ân’ı tebliğ edin, sıkıntılı durumlarda hicret
ve cihat edin, ölümden korkmayın, mesajları verilmektedir.
2. TARİHİ DEĞİŞTİRENLER
Bu cüzde ayrıca Rum, Lokman ve Secde surelerinin tamamı
bulunmaktadır. Sanki bu üç sure, Ankebut suresinin devamı ni-
teliğinde olup, onun gibi bu sureler de elif-lam-mim (الم) harfleri
ile başlamaktadır. Rum suresinde, tarihin akışını gerekli gördüğü
zamanlarda değişmesine imkan veren Allah’tır (Rûm, 30/1-5), me-
sajı verildikten sonra tarihin akışının değişmesi için yapılması
gereken bazı şeyler zikredilmektedir: İman edip salih amel iş-
lemek, dua edip Allah’a güvenmek, infak edip faizden kaçınmak,
yeryüzünü iyi gözlemleyip analiz etmek, ümitsizliğe düşmemek,
ilim ve iman sahiplerine itaat etmek, ahirete inanmak, sabretmek
(direnmek) ve düşmanı hafife almadan çalışmaya devam etmek
gerekir (Rûm, 30/27-60). Lokman suresinde de önceki suredeki
konu devam etmektedir: Tarihin akışına yön vermek için ayrıca
iki ayrı tavsiye bulunmaktadır:
a. Kur’ân’ı okuyun, anlayın ve emirlerini dinleyin (Lokmân, 31/1-11).
b. Çocuklarınızı doğru eğitin.
Bu bağlamda onlara tevhid inancı, anne-babaya saygılı olmak,
namaz kılmak, doğrunun yanında olup desteklemek, yanlışın
karşısında olup mücadele etmek ve güzel ahlak sahibi olmak
gibi inanç ve değerleri öğretin, onları eğitin tavsiyesinde bulu-
nulmaktadır (Lokmân, 31/12-19). Secde suresinde ise, bu konunun
devamı olarak Kur’ân’ın uyarılarını dikkate alıp yaratılıştaki esrarı
düşünün, yeryüzündeki olayları iyi analiz edin, hidayet önder-
lerine itaat edin; onlar da peygamberler ve Rabbani alimlerdir,
mesajı verilmektedir (Secde, 32/1-30).
3. MÜMİN KADINLARIN VASIFLARI
Bu cüzün son kısmında ayrıca Ahzab suresinin baş tarafı
bulunmaktadır. Ahzab suresinde; değişim için çalışın, Allah’tan
başkasından korkmayın ve fitnelere karşı uyanık olun mesajları
verilmektedir. Surenin başında (Ey Peygamber… diye) Hz. Pey-
gamber’e hitap bulunmakta, sanki onun şahsında bütün Müslü-
manlara seslenilmektedir. Sonra başarılı olmak için dikkat edil-
mesi gereken şeyler anlatılmakta, tehlikelere karşı dikkatli ve
hazırlıklı olun mesajı verilmektedir. Özellikle iç ve dış tehlikelere
karşı hazırlıklı olunması istenmektedir (Ahzâb, 33/1-27). Bundan
sonra Peygamberin hanımlarına özel tavsiyelerde bulunulup
onların şahsında diğer mümin kadınların da bu özelliklere sahip
olmaları gerektiği mesajı verilmektedir. Bu tavsiyeler;
a. Dünyevileşmemek (dünyanın büyüsüne kapılmamak),
b. Hayalı olmak,
c. Allah ve Resûlüne itaat etmek,
d. Tesettüre dikkat etmek, cahiliye kadınları gibi açılıp
saçılmamak,
e. Namaz kılmak, zekat vermek,
f. Kur’ân okuyup düşünmek ve anlamak,
g. Allah’ı zikretmek… şeklinde sıralanmaktadır.
Bu bölüm; söz konusu tavsiyelere (emirlere) dikkat eden ka-
dınlar ve erkeklere Allah’ın affı/mağfireti ve büyük ödülleri müj-
delenmektedir (Ahzâb, 33/28-36).
YİRMİ İKİNCİ CÜZ
(s. 421 - 440)
Yirmi ikinci cüzde; Ahzab suresinin son tarafı, Sebe ve Fatır
surelerinin tamamı, Yasin suresinin de baş tarafı bulunmaktadır.
Bu cüzdeki temel konular şunlardır:
1. SORUMLULUKLAR
Ahzab suresinin son tarafında müminlere bazı uyarılar bu-
lunmakta, sorumluluklar hatırlatılmakta ve sure; dağların kabul
etmediği ağır yükü/sorumluluğu insanın kabul ettiğini beyan
ile tamamlanmaktadır (Ahzâb, 33/37-73).
2. ALLAH’IN NİMETLERİ
Sonra gelen Sebe ve Fatır sureleri hamd ile başlamakta ve
sanki birbirlerinin tamamlayıcısı olduğu mesajı verilmektedir.
Sebe suresinde Allah’ın nimetleri sayılmakta, en büyük nimetin
risalet (peygamberin/kitabın gönderilmesi) olduğu açıklanmak-
ta, bu büyük nimeti inkâr edenlerin ahirette cezalandırılacakları
uyarısı ile sure tamamlanmaktadır (Sebe’, 34/1-54). Bunu takip eden
Fatır suresinde de Allah’ın nimetleri anlatılmaya devam etmekte,
ancak şeytan ve dünya nimetlerinin aldatıcı olduğuna dikkat
çekilip Allah’ın yarattığı varlıklar hatırlatılmakta ve asıl nimet
sahibinin unutulmaması gerektiği açıklanmaktadır (Fâtır, 35/1-
44). Fatır suresi; “Yaptığınız yanlışlar/günahlar sebebiyle Allah
hemen azap gönderseydi, yeryüzünde kimse kalmazdı, ancak
hesap belli bir süreye kadar tehir edilmektedir.” dikkat edin
uyarısı ile tamamlanmaktadır (Fâtır, 35/45).
3. TEVHİD VE KULLUK
Bu cüzde Yasin suresinin baş tarafı da bulunmaktadır. Yasin
suresinde 3 temel mesajı vardır: Allah’ın uyarılarına kulak verin,
peygamberi destekleyin ve ahiret hayatını unutmayın. Surenin
baş tarafında tevhid’e giden yolun risalet ve ahiret inancından
geçtiği hatırlatılmakta (Yâsîn, 36/1-12), sonra örnekler üzerinden
peygamberi destekleyenler ve peygamber karşıtlarının sonla-
rı/akıbetleri açıklanmaktadır (Yâsîn, 36/13-32). Daha sonra yer-
yüzünde Allah’ın kevnî ayetlerine, kainattaki kozmos’a (düzen
ve yüksek sisteme) dikkat çekilmekte ve insanın bu gerçekleri
tefekkür edip sadece Allah’a kul olması gerektiği mesajı veril-
mektedir (Yâsîn, 36/33-47).
YİRMİ ÜÇÜNCÜ CÜZ
(s. 441 - 460)
Yirmi üçüncü cüzde; Yasin suresinin son kısmı, Saffât ve Sâd
surelerinin tamamı, Zümer suresinin baş tarafı bulunmaktadır.
Bu cüzdeki temel konular şunlardır:
1. YARATILIŞ VE TEKRAR DİRİLİŞ
Yasin suresinin son tarafında, yeryüzünde Allah’ın kevnî ayet-
lerine, kainattaki kozmos’a (düzen ve yüksek sisteme) dikkat
çekilmekte ve her insanın bu gerçekleri tefekkür edip sade-
ce Allah’a kul olması gerektiği açıklanmaktadır (Yâsîn, 36/33-47).
Sonra ahiret ve diriliş gerçeği hatırlatılmakta (Yâsîn, 36/48-68), bu
Kur’ân’ın şiir (ve insanların dinleyip sadece zevk alacağı bir kitap)
değil, bilakis diriler için (bugüne ve geleceğe ait) büyük uyarılar
taşıyan önemli bir mesaj olduğu açıklanmaktadır (Yâsîn, 36/34-43).
2. HER ŞEY ALLAH’A İTAAT EDER
Yasin’den sonra Saffât suresi gelmektedir. Sure meleklerin
gücü ile başlamakta, âdeta “siz mi güçlüsünüz, yoksa onlar mı
güçlü, onlar Allah’a itaat ediyorlar, ya siz?” sorusu sorulmakta
(Sâffât,37/1-12), sonra Allah’ın gücünü inkâr edenlerin kaybettik-
leri ve kabul edenlerin kazandıkları anlatılmakta (Sâffât, 37/13-74),
peygamberler ve mücadeleleri aktarılıp müşriklerin meleklerle
ilgili yanlış inançları açıklanarak sure tamamlanmaktadır (Sâffât,
37/75-182). Daha sonra Sâd suresi gelmekte ve bu sure; önceki
ümmetlerin hatalarını tekrar etmeyin, inananlar galip gelecektir
mesajını vermektedir. Surede, Kur’ân’ın, doğruları hatırlatan bir
kitap olduğu, Mekkeli müşriklerin vahiy karşısındaki hallerinin;
gurur, şaşkınlık ve parçalanmışlık olduğu açıklanmakta (Sâd, 38/1-
11), önceki kavimlerin de aynı hataya düştükleri ve helak oldukları
haber verilip (Sâd, 38/12-16), bizim kullarımız daha güçlüdür ve
galip geleceklerdir, yakında bunları bileceksiniz, uyarısı ile sure
tamamlanmaktadır (Sâd, 38/17-48).
3. HER ZÜMRE YAPTIKLARINDAN SORUMLUDUR
Daha sonra Zümer suresi gelmektedir. Bu surede farklılıklara
dikkat çekilmektedir. Surenin başında Kur’ân’ın Allah’tan gelen
bir kitap olduğu ve Allah’ın da gökleri ve yeri yaratan Tek İlah
ve Rab olduğu gerçeği vurgulanmakta; bundan sonra iyi ve kötü
kulların vasıfları açıklanmaktadır (Zümer, 39/1-22).
YİRMİ DÖRDÜNCÜ CÜZ
(s. 461 - 480)
Yirmi dördüncü cüzde; Zümer suresinin son kısmı, Mümin ve
son sayfası hariç Fussilet suresinin tamamı bulunmaktadır. Bu
cüzdeki temel konular şunlardır:
1. İYİ VE KÖTÜ
Zümer suresinin son tarafında farklılıklar anlatılmaya devam
etmektedir. Kizb (yalan) ile sıdk (doğruluk), zulüm ile adalet
ve cehennem ile cennet.. ve sure hamd ile tamamlanmaktadır
(Zümer, 39/23-75).
2. PEYGAMBERE DESTEK OLAN CESUR MÜMİN
Mümin suresinde ise kitapla mücadele edenler anlatılıp (Mü’min,
40/4-15), ahirette hüküm sahibinin Allah olduğu açıklanmakta
(Mü’min, 40/16-22); bu tevhid ve şirk mücadelesinin tarihin her dö-
neminde olduğu belirtilip konu Hz. Musa ve ona kurulan tuzak
üzerinden anlatılmaya devam edilmektedir ve ona yardım eden
cesur bir müminin çalışmaları aktarılmaktadır (Mü’min, 40/23-44).
3. AKIBET FARKLI OLACAKTIR
Sonra gelen Fussilet suresinde ise; “Bu kitapta size Allah, kâi-
nat ve insan hakkında bilgiler verildi.” denilerek inkârcıların/kâ-
firlerin sonu olan azap ile iman edip salih amel işleyenlerin
karşılaşacakları mükâfatlar anlatılmakta, bu iki şey arasındaki
farkın fark edilmesi gerektiği bildirilmektedir (Fussilet, 41/13-40).
YİRMİ BEŞİNCİ CÜZ
(s. 481 - 500)
Yirmi beşinci cüzde; Fussilet suresinin son kısmı ile Şura,
Zuhruf, Duhan sureleri ve son sayfası hariç Casiye suresinin ta-
mamı bulunmaktadır. Önceki cüzde bulunan Zümer suresinden
itibaren Ha-Mim (حم) ile başlayan sureler bu cüzde de devam
etmektedir. Şura, Zuhruf, Duhan ve Casiye sureleri… Sanki bu-
nunla bir toplu mesaj verilmekte ve konu birliği aktarılmaktadır.
Ha-Mim ile başlayan 7 sureye Ha-mim sureleri de denilmektedir.
Buna göre 25. cüzdeki temel konular şunlardır:
1. PEYGAMBERLERİN İNSANLARLA DİYALOĞU
Bu cüzdeki Şura suresinde kitabın toplumları değiştirici mis-
yonu ile ilgili olarak peygamberlerin mücadeleleri ve kavimleriyle
olan iletişimleri/diyalogları aktarılmaktadır (Şûrâ, 42/23-26).
2. TEVEKKÜL VE DUA
Zuhruf suresinde ise Allah yolundaki bir hayatta/mücadelede
Allah’a tevekkül ve dua konusu gündeme getirilmekte (Zuhruf,
43/12-25); dünya hırsına kapılan Hz. İbrahim kavmi, Musa ve İsa
peygamberlerin dünyaya aldanan kavimleri ile mücadeleleri an-
latılmakta ve Muhammed ümmetine bu konuda dikkatli olmaları
gerektiği mesajı verilmektedir (Zuhruf, 43/26-89).
3. KIYAMETİN DEHŞETİ
Duhan suresinde ise, Kur’ân’ın mübarek bir gecede indirildiği
bildirilmekte (Duhân, 44/1-9), sonra kıyamet konusuna geçilmekte-
dir. Sanki iki gün ve gece arasındaki farka burada dikkat çekil-
mekte; birisi Kur’ân’ın indiği mübarek gün-gece, diğeri de kıya-
metin başlangıcı olan dumanlı gün/gece (duhan) ve sonundaki
hesap günleri... (Duhân, 44/10-16). Bundan sonra peygamberlere
savaş açanlar bağlamında Hz. Musa ve Firavun’un mücadelesi
hatırlatılmakta ve safların belirlenmesi gerektiği mesajı veril-
mektedir (Duhân, 44/17-32). Bunu diriliş ve ahiret ile ilgili ayetler
takip etmektedir (Duhân, 44/33-59). Bu cüzde ayrıca Casiye suresi
bulunmaktadır. Casiye suresinde vahiy-insan ilişkisi ve vahiy
karşısındaki insanların davranış biçimleri anlatılmakta (Câsiye,
45/6-17), sonra vahye itaat etmeleri ve boyun eğmeleri isten-
mektedir. Dünyada Allah’a itaat etmeyenlerin; kıyamet ve ahiret
günü korkudan diz çöküp boyun eğecekleri (Casiye) ve Allah’a
hesap verecekleri hatırlatılmaktadır (Câsiye, 45/28-29). Dünyada
itaat edenlerin ise ahirette güzel bir şekilde cennete girecek-
leri bildirilmektedir (Câsiye, 45/30). Sure “Göklerde ve yerde bütün
azamet/ululuk O’na aittir. Yalnız O, izzet ve hüküm sahibidir”
ayeti ile tamamlanmaktadır (Câsiye, 45/37)
Kaynak :
Rıfat ORAL
Ankara - 2020
Diyanet YAYINLARI
KUR’ÂN’IN TEMEL KONULARI BÖLÜM5
“iyyakenabüdü” Zikrimizin Sebebi Hikmeti
SIHHAT VE HASTALIK DÖRT SINIF SEBEBTEN İLERİ GELİR
1) Maddi sebeplerdir: Bunlar azalar ve onda dolaşan yeller ile kan, safra, balgam, sevda ismi ile maruf bu dört unsur birinci sebebi teşkil ederler
2) Fail sebeplerdir: Bunlar yiyecek ve içecek şeyleri teşkil edeler. Bunların vücuttaki değişiklikleri hava, havanın içinde bulunan yabancı buharlar, dumanlar, gazlar, bunların vücutta toplanmaları, çıkmaları, iklimler, şehirler, oturulacak evler, erkeklik, dişilik ve daha birçak hastalığa tesir eden şeyler; ikinci sınıf sebebi teşkil ederler.
3) Suri sebeplerdir: Bunlar insanın şekline aittir. Bir azanın fazla büyük yada küçük olması, tabii şekilde olup olmaması üçüncü sınıf sebebi teşkil edeler.
4) Tamamlayıcı sebeplerdir: Bunlar vücuttaki kan, safra, sevda, balgam ve azaların fiillerine mahsus olan hallerdir. Bunların kendileri sağlam olur da faaliyetleri bozuk olursa, hastalık meydana gelir.
İnsanın vücudundaki en hararetli şey ruh ve kalbdir. Ruh, kalbte meydana gelir ve oradan bütün azalara yayılır. Bunlardan sonra hararette kan, karaciğer, böbrekler ve adaleler gelir.
İnsan vücudundaki soğuk olan şeyler: Balgam, kemik, kıllar, kıkırdaklar, beyin, yağ ve sümüktür.
İnsan vücudundaki rutubetli olan şeyler: Balgam, yağ, beyin, ilik, akciğer, dalak, böbrek ve adalelerdir.
İnsan vücudundaki kuru olan şeyler: Kıllar ve kemiklerdir.
1- Kanın zahiri sebebi: Normal yemekler, güzel şerbetlerden meydana gelir. Kan fazla sıcak yada soğuk olursa bu normal bir kan değildir.
2- Balgamın vücuttaki oluşunun zahiri sebebi: Soğuk yemekler ve galiz gıdalardan meydana gelir. Yapıcı sebebi ise hararetin azlığıdır. Balgam vücudun bazı ihtiyaçlarını karşılar, bunlar da mafsal gibi oynak yerleri ıslatmaya yarar.
3- Safrayı meydana getiren ise güzel ve sıcak gıdalardır. Yapıcı sebebi fazla hararettir. Faydası, bağırsakları harekete geçirerek hacet hissini uyandırır.
4- Sevdayı meydana getiren zahiri sebepler: Kuru gıdalar ve hararetli yemeklerdir. Sevda normal veya anormal olur. Normal olanı kanın bakiyesidir, karaciğerde meydana gelir, bir kısmı kana karışır, bir kısmı dalağa geçer. Kana karışan kısmı kemik gibi bazı uzuvların beslenmesine hizmet eder, bir kısmı da kanın tahallülüne mani olur.
Vücudun sağlık ve hastalığı bu dört unsura bağlıdır. Bunlar vücutta normal halde bulunurlarsa vücut sağlıklı olur. Biri diğerinden fazla olursa bünyenin sağlığı bozulur, vücutta hastalık belirtileri meydana gelir. Şimdi biz bu dört ahlatın durumlarını, onlardan meydana gelen hastalıkları ve çarelerini açıklayalım.
1- KAN: Tabiatı sıcak ve rutubetlidir. Kan tabii havadan meydana gelir. Vücuttaki yeri karaciğerdir. Tabiatı kuru ve soğuk olan bütün gıdalar kanın ilacıdır. Vücuda kan galip olursa şiddetli baş ağrısı, şişlikler, duygu organlarında tembellik, vücutta ve başta ağırlık ve bayılmalar meydana gelir. Ruyada hacametci, kan ve oyuncular görülmeye başlar. Bu hallerin meydana gelmesi ise daima yağlı, tatlı ve tabiatı sıcak, kan yapıcı gıdaların yenilmesi ile ortaya çıkar.
ÇARESİ: Kan ve kandan meydana gelen hastalıklara karşı; Ekşi nar, ekşi meyve suları ve sirkeli gıdalar yenmelidir. Bu gıdalar bir müddet alınırsa kan normale döner ve kandan meydana gelen hastalıklar da ortadan kalkar.
2- SAFRA: Tabiatı sıcak ve kurudur. Tabii kan unsurundan meydana gelir. Vücuttaki yeri safra kesesidir. Bedeni safra istila ederse baş ağrısı, migren, uykusuzluk, nabız yükselmesi, gözlerin ve vücudun sararması, dil ve burunda kuruluk meydana gelmesi, ağızda acılık, soğuk havadan hoşlanma, başta çıban ve sivilcelerin oluşması, daimi bir sıkıntı hali, uykudayken güneş, savaş ve gök gürültüsü gibi hallerin görülmesi vücudu safranın istila ettiğinin birer belirtisidir.
ÇARESİ: Safranın ve safradan meydana gelen hastalıkların ilacı tabiatı soğuk ve rutubetli olan gıdalarla birlikte şeker, keçi yağı, arpa suyu-ekmeği, hıyar, karpuz, demirhindi şerbetidir. Bu maddelerden biri ve ya birkaç tanesi ağız yolu ile alınmaya devam edilirse safra normale döner safradan meydana gelen hastalıklar da ortadan kalkar.
3- BALGAM: Tabiatı soğuk ve rutubetlidir. Su unsurundan meydana gelir. Vücuttaki yeri akciğerlerdir. Vücudu balgam istila edersebundan sedef, sekte, soğuktan olan baş ağrısı, kaşıntı, ağız ve ter kokusu, yapışkan tükürük çokluğu, vücut soğukluğu, yemeğe isteksizlik, sıcağı sevme, mide zafiyeti, hazımsızlık, ağızdan ekşi gaz çıkarma, unutkanlık, tembellik, çok uyuma, idrarın beyaz oluşu ve uykuda su görme ve yıkanma gibi hallerin görülmesi balgamdan meydana gelen hastalıkların birer belirtileridir.
ÇARESİ: Bal, zencefil, günlük, mesteki, karabiber, deve sütü, susam, mısır ve tabiatı sıcak ve kuru olan bütün gıdalar balgam ve balgamdan meydana gelen hastalıkların ilacıdır. Bu maddelerden yeteri kadar almaya devam edilirse balgam normale döner ve balgamdan meydana gelen hastalıklar ortadan kalkar.
4- SEVDA: Tabiatı soğuk ve kurudur. Toprak unsurundan meydana gelir. Vücuttaki yeri dalaktır. Sevda kanın yanmasından, mercimek, mısır, sığır eti, patlıcan, tuzlu, ekşili, fasulye ve sevdevi gıdaların cok yenmesinden meydana gelir. Belirtileri; vücutta durgunluk, uyku azlığı, şiddetli susuzluk, gözlerde kuruluk, çok su içme, kanın koyu ve siyah oluşu, düşünce bozukluğu, vesvese, idrarın kırmızıya boyanması, kuru öksürük, dalak sancısı, sıkıntı, keder, uykuda korkulu rüyaların yani siyah eşyaların ve cenazelerin görülmesi, herşeyden korkma gibi hallerin meydana gelmesi sevdanın vücudu istila ettiğinin birer belirtileridir.
ÇARESİ: Bir bardak süzme bal şerbetine 3’er gr. Çekilmiş zencefil, karabiber ve mesteki ilave edilerek içilmelidir. Şekerli inek sütü, tereyağı, şeker, pırasa, koyun sütü gibi tabiatı sıcak ve rutubetli gıdalar alınması ile birlikte sevda normale döner ve sevdadan meydana gelen hastalıklar ortadan kalkar.
(ibni Sina)
————————–
işde zikirimize devam eden sofilerde vücutta sevda ile balgamin karişmasi sonucu bazi kötü hal ve ahlaklar vardir, bunlardan kurtulmak için işde zikirimize devam eden sofiler 21 sinifda bu yukarda yazdgimiz “iyyakenabüdü” ayetine devam edince bu balgam ve sevda karişimi olan sari renkli bir balgam maydana gelir zikirin harareti onun dimaga yükselmesini saglar ve onu zikir esnasinda genize gelince tükürüp atmak lazimki, onun verdiği hastalik ve kötü ahlaklardan kurtulabilesin ey sofi. yani işde buna devam etmekle yani duruma göre 3 günde bi,r veya iki günde bir, veya cok olmasi halinda, her gün o zikire 40 gün devam edilir yine kirk günde iki günde bir yapilirsa 40 günde 20 defa okuncak demekdir, üc günde bir okunursa 13 gün okuncakdir ve ondan sonra bunu okumayi birakilir, ve 22. sinifa gecilir, yani sevda ve balgamin verdiği rahatsizliklardan kurtulmak için işde, vücutun hararet ayari degişmişdir artik, yani öyleki dedikya güneş dogmasi için zikirimiz okunur ve 45 dakika birşey yenip icilmez, ne olacak o zman vücut kazani kaynatilmiş olu,r o kaynayan kazan da, işde sevda ve balgam sari renkli koyu bir kivam alirki, bu eger birde safra ile birleşirse mide ve barsakada yanma su kaybi olur, cünkü kaynayan kazandaki su buhar olunca kapagi acinca kazandaki su nasil azalirsa, vücutun suyuda azalir cünkü o su yagmur olarak bir yerlere yagmakdadir, ve senin vücuda su ilavesi yapman lazim demekdir işde o yüzdende saf menbea suyu agzi geniş tasdan iclir dedik, ve böylece yagmurlama sistemi, ve bu sofilerin yavaaş yavaş mevsim zikiri cekebilme ve kar yagmur yagdirabilme özelliklerini kazanmasina yardimci olmaya başlar, taaki güneş makamina cikacak sofi olmaya kadar, yani öyleki hararet onlarda cok fazla olcak, cünkü kalp günde 6666 veya bir üst güneş 66 666 allah zikiri yani kazan cok kaynayacak ve hararet yükselecek, ve güneşlik makami kazanilcak, güneş makmina cikmiş bir sofi, havanin bulutlu oldugu bir yere seyahat etse bir kac saat icinde orda gündüz hava güneş acar.
diyeceklerki bunlarin dinde yeri yok batildir. batil şeyler icad ediyorlar. el cevap lan dangil
bugday nasil eikilir nasil bicilir nasil sulanir nasil sonra denesi alinir sonra degmende ögütülür, dinde bunlar bildiriliyormu? yok. ne kitapda ne sünnetde eeee ne yapacaz bunlar batildir deyip un edip ekmek yapmaycazmi, peki bunlarin dinde olup olmadiginimi arayacaz, yine ameliyat dokdoru mesala amyliyat yapcak bu sonradan dine sokuldumu diyecek, muhammed vakti ameliyat yokdumu diyecez , dangilligin lüzümü yok bunlar tecrübe meselesidir. tecrübe ile sabittir. diyorki bazi doktorlar her gün bir avuc ceviz veya bir avuc findik yiyin, yani adam bilirki onun vücuda faydasi var, ve neye yariyor, neden lazim test edilmiş, ve o yüzden tavsiye ediyor, yoksa muhammed dedi diye degil, artik bunlar muahammeden sonra tecrübe ve araştirma sonucu ögrenilmiş bilgilerdir. zikirde böyledir, her alim kendi zikiri ne sonuclar verir denedikce ögrenir, ve sofilerinide öyle egitir degilmi? bizde yolumuzdan, ardimizdan gelecek olanlara ögretemeye calişiyoruz işde. bunun muhammedde olup olmadigi sünnet olup olmadigi degildir mühim olan yani mesela patates fatihden sonra amerikanin keşfinden sonra amerikadan bu tarafa getirilmiş bir sebze, peki bunu muhammed yemedi diye yemeyelim fetvasimi vercez, yoksa günümüzün ilim bilim bitkicileri bunu yenebelbir görüp ve faydali görüp yenebilir fetvasimi vercez, sen diyebilirmisin memnu patetes yemek bidattir, ha dangil olmamak lazim degilmi.
SIHHAT VE HASTALIK DÖRT SINIF SEBEBTEN İLERİ GELİR
1) Maddi sebeplerdir: Bunlar azalar ve onda dolaşan yeller ile kan, safra, balgam, sevda ismi ile maruf bu dört unsur birinci sebebi teşkil ederler
2) Fail sebeplerdir: Bunlar yiyecek ve içecek şeyleri teşkil edeler. Bunların vücuttaki değişiklikleri hava, havanın içinde bulunan yabancı buharlar, dumanlar, gazlar, bunların vücutta toplanmaları, çıkmaları, iklimler, şehirler, oturulacak evler, erkeklik, dişilik ve daha birçak hastalığa tesir eden şeyler; ikinci sınıf sebebi teşkil ederler.
3) Suri sebeplerdir: Bunlar insanın şekline aittir. Bir azanın fazla büyük yada küçük olması, tabii şekilde olup olmaması üçüncü sınıf sebebi teşkil edeler.
4) Tamamlayıcı sebeplerdir: Bunlar vücuttaki kan, safra, sevda, balgam ve azaların fiillerine mahsus olan hallerdir. Bunların kendileri sağlam olur da faaliyetleri bozuk olursa, hastalık meydana gelir.
İnsanın vücudundaki en hararetli şey ruh ve kalbdir. Ruh, kalbte meydana gelir ve oradan bütün azalara yayılır. Bunlardan sonra hararette kan, karaciğer, böbrekler ve adaleler gelir.
İnsan vücudundaki soğuk olan şeyler: Balgam, kemik, kıllar, kıkırdaklar, beyin, yağ ve sümüktür.
İnsan vücudundaki rutubetli olan şeyler: Balgam, yağ, beyin, ilik, akciğer, dalak, böbrek ve adalelerdir.
İnsan vücudundaki kuru olan şeyler: Kıllar ve kemiklerdir.
1- Kanın zahiri sebebi: Normal yemekler, güzel şerbetlerden meydana gelir. Kan fazla sıcak yada soğuk olursa bu normal bir kan değildir.
2- Balgamın vücuttaki oluşunun zahiri sebebi: Soğuk yemekler ve galiz gıdalardan meydana gelir. Yapıcı sebebi ise hararetin azlığıdır. Balgam vücudun bazı ihtiyaçlarını karşılar, bunlar da mafsal gibi oynak yerleri ıslatmaya yarar.
3- Safrayı meydana getiren ise güzel ve sıcak gıdalardır. Yapıcı sebebi fazla hararettir. Faydası, bağırsakları harekete geçirerek hacet hissini uyandırır.
4- Sevdayı meydana getiren zahiri sebepler: Kuru gıdalar ve hararetli yemeklerdir. Sevda normal veya anormal olur. Normal olanı kanın bakiyesidir, karaciğerde meydana gelir, bir kısmı kana karışır, bir kısmı dalağa geçer. Kana karışan kısmı kemik gibi bazı uzuvların beslenmesine hizmet eder, bir kısmı da kanın tahallülüne mani olur.
Vücudun sağlık ve hastalığı bu dört unsura bağlıdır. Bunlar vücutta normal halde bulunurlarsa vücut sağlıklı olur. Biri diğerinden fazla olursa bünyenin sağlığı bozulur, vücutta hastalık belirtileri meydana gelir. Şimdi biz bu dört ahlatın durumlarını, onlardan meydana gelen hastalıkları ve çarelerini açıklayalım.
1- KAN: Tabiatı sıcak ve rutubetlidir. Kan tabii havadan meydana gelir. Vücuttaki yeri karaciğerdir. Tabiatı kuru ve soğuk olan bütün gıdalar kanın ilacıdır. Vücuda kan galip olursa şiddetli baş ağrısı, şişlikler, duygu organlarında tembellik, vücutta ve başta ağırlık ve bayılmalar meydana gelir. Ruyada hacametci, kan ve oyuncular görülmeye başlar. Bu hallerin meydana gelmesi ise daima yağlı, tatlı ve tabiatı sıcak, kan yapıcı gıdaların yenilmesi ile ortaya çıkar.
ÇARESİ: Kan ve kandan meydana gelen hastalıklara karşı; Ekşi nar, ekşi meyve suları ve sirkeli gıdalar yenmelidir. Bu gıdalar bir müddet alınırsa kan normale döner ve kandan meydana gelen hastalıklar da ortadan kalkar.
2- SAFRA: Tabiatı sıcak ve kurudur. Tabii kan unsurundan meydana gelir. Vücuttaki yeri safra kesesidir. Bedeni safra istila ederse baş ağrısı, migren, uykusuzluk, nabız yükselmesi, gözlerin ve vücudun sararması, dil ve burunda kuruluk meydana gelmesi, ağızda acılık, soğuk havadan hoşlanma, başta çıban ve sivilcelerin oluşması, daimi bir sıkıntı hali, uykudayken güneş, savaş ve gök gürültüsü gibi hallerin görülmesi vücudu safranın istila ettiğinin birer belirtisidir.
ÇARESİ: Safranın ve safradan meydana gelen hastalıkların ilacı tabiatı soğuk ve rutubetli olan gıdalarla birlikte şeker, keçi yağı, arpa suyu-ekmeği, hıyar, karpuz, demirhindi şerbetidir. Bu maddelerden biri ve ya birkaç tanesi ağız yolu ile alınmaya devam edilirse safra normale döner safradan meydana gelen hastalıklar da ortadan kalkar.
3- BALGAM: Tabiatı soğuk ve rutubetlidir. Su unsurundan meydana gelir. Vücuttaki yeri akciğerlerdir. Vücudu balgam istila edersebundan sedef, sekte, soğuktan olan baş ağrısı, kaşıntı, ağız ve ter kokusu, yapışkan tükürük çokluğu, vücut soğukluğu, yemeğe isteksizlik, sıcağı sevme, mide zafiyeti, hazımsızlık, ağızdan ekşi gaz çıkarma, unutkanlık, tembellik, çok uyuma, idrarın beyaz oluşu ve uykuda su görme ve yıkanma gibi hallerin görülmesi balgamdan meydana gelen hastalıkların birer belirtileridir.
ÇARESİ: Bal, zencefil, günlük, mesteki, karabiber, deve sütü, susam, mısır ve tabiatı sıcak ve kuru olan bütün gıdalar balgam ve balgamdan meydana gelen hastalıkların ilacıdır. Bu maddelerden yeteri kadar almaya devam edilirse balgam normale döner ve balgamdan meydana gelen hastalıklar ortadan kalkar.
4- SEVDA: Tabiatı soğuk ve kurudur. Toprak unsurundan meydana gelir. Vücuttaki yeri dalaktır. Sevda kanın yanmasından, mercimek, mısır, sığır eti, patlıcan, tuzlu, ekşili, fasulye ve sevdevi gıdaların cok yenmesinden meydana gelir. Belirtileri; vücutta durgunluk, uyku azlığı, şiddetli susuzluk, gözlerde kuruluk, çok su içme, kanın koyu ve siyah oluşu, düşünce bozukluğu, vesvese, idrarın kırmızıya boyanması, kuru öksürük, dalak sancısı, sıkıntı, keder, uykuda korkulu rüyaların yani siyah eşyaların ve cenazelerin görülmesi, herşeyden korkma gibi hallerin meydana gelmesi sevdanın vücudu istila ettiğinin birer belirtileridir.
ÇARESİ: Bir bardak süzme bal şerbetine 3’er gr. Çekilmiş zencefil, karabiber ve mesteki ilave edilerek içilmelidir. Şekerli inek sütü, tereyağı, şeker, pırasa, koyun sütü gibi tabiatı sıcak ve rutubetli gıdalar alınması ile birlikte sevda normale döner ve sevdadan meydana gelen hastalıklar ortadan kalkar.
(ibni Sina)
————————–
işde zikirimize devam eden sofilerde vücutta sevda ile balgamin karişmasi sonucu bazi kötü hal ve ahlaklar vardir, bunlardan kurtulmak için işde zikirimize devam eden sofiler 21 sinifda bu yukarda yazdgimiz “iyyakenabüdü” ayetine devam edince bu balgam ve sevda karişimi olan sari renkli bir balgam maydana gelir zikirin harareti onun dimaga yükselmesini saglar ve onu zikir esnasinda genize gelince tükürüp atmak lazimki, onun verdiği hastalik ve kötü ahlaklardan kurtulabilesin ey sofi. yani işde buna devam etmekle yani duruma göre 3 günde bi,r veya iki günde bir, veya cok olmasi halinda, her gün o zikire 40 gün devam edilir yine kirk günde iki günde bir yapilirsa 40 günde 20 defa okuncak demekdir, üc günde bir okunursa 13 gün okuncakdir ve ondan sonra bunu okumayi birakilir, ve 22. sinifa gecilir, yani sevda ve balgamin verdiği rahatsizliklardan kurtulmak için işde, vücutun hararet ayari degişmişdir artik, yani öyleki dedikya güneş dogmasi için zikirimiz okunur ve 45 dakika birşey yenip icilmez, ne olacak o zman vücut kazani kaynatilmiş olu,r o kaynayan kazan da, işde sevda ve balgam sari renkli koyu bir kivam alirki, bu eger birde safra ile birleşirse mide ve barsakada yanma su kaybi olur, cünkü kaynayan kazandaki su buhar olunca kapagi acinca kazandaki su nasil azalirsa, vücutun suyuda azalir cünkü o su yagmur olarak bir yerlere yagmakdadir, ve senin vücuda su ilavesi yapman lazim demekdir işde o yüzdende saf menbea suyu agzi geniş tasdan iclir dedik, ve böylece yagmurlama sistemi, ve bu sofilerin yavaaş yavaş mevsim zikiri cekebilme ve kar yagmur yagdirabilme özelliklerini kazanmasina yardimci olmaya başlar, taaki güneş makamina cikacak sofi olmaya kadar, yani öyleki hararet onlarda cok fazla olcak, cünkü kalp günde 6666 veya bir üst güneş 66 666 allah zikiri yani kazan cok kaynayacak ve hararet yükselecek, ve güneşlik makami kazanilcak, güneş makmina cikmiş bir sofi, havanin bulutlu oldugu bir yere seyahat etse bir kac saat icinde orda gündüz hava güneş acar.
diyeceklerki bunlarin dinde yeri yok batildir. batil şeyler icad ediyorlar. el cevap lan dangil
bugday nasil eikilir nasil bicilir nasil sulanir nasil sonra denesi alinir sonra degmende ögütülür, dinde bunlar bildiriliyormu? yok. ne kitapda ne sünnetde eeee ne yapacaz bunlar batildir deyip un edip ekmek yapmaycazmi, peki bunlarin dinde olup olmadiginimi arayacaz, yine ameliyat dokdoru mesala amyliyat yapcak bu sonradan dine sokuldumu diyecek, muhammed vakti ameliyat yokdumu diyecez , dangilligin lüzümü yok bunlar tecrübe meselesidir. tecrübe ile sabittir. diyorki bazi doktorlar her gün bir avuc ceviz veya bir avuc findik yiyin, yani adam bilirki onun vücuda faydasi var, ve neye yariyor, neden lazim test edilmiş, ve o yüzden tavsiye ediyor, yoksa muhammed dedi diye degil, artik bunlar muahammeden sonra tecrübe ve araştirma sonucu ögrenilmiş bilgilerdir. zikirde böyledir, her alim kendi zikiri ne sonuclar verir denedikce ögrenir, ve sofilerinide öyle egitir degilmi? bizde yolumuzdan, ardimizdan gelecek olanlara ögretemeye calişiyoruz işde. bunun muhammedde olup olmadigi sünnet olup olmadigi degildir mühim olan yani mesela patates fatihden sonra amerikanin keşfinden sonra amerikadan bu tarafa getirilmiş bir sebze, peki bunu muhammed yemedi diye yemeyelim fetvasimi vercez, yoksa günümüzün ilim bilim bitkicileri bunu yenebelbir görüp ve faydali görüp yenebilir fetvasimi vercez, sen diyebilirmisin memnu patetes yemek bidattir, ha dangil olmamak lazim degilmi.
KUR’ÂN’IN TEMEL KONULARI
Kur’ân okumalarının bir başka şekli de mukabele olarak asr-ı
saadetten bize intikal etmiştir. Mukabele bir kişinin Kur’ân
okuyup diğer kişi ya da kişilerin onu dinlemesi ve okuduğunu
kontrol etmesidir. Bu şekilde hem Kur’ân nüshaları hem de oku-
nan Kur’ân her defasında yeniden kontrol edilir, okuyan ya da
dinleyenler hatalarını düzeltir. Mukabele, Hz. Peygamber (a.s.)
döneminden gelen bir gelenektir. Asr-ı saadette Peygamberimiz
her sene Cebrail ile Kur’ân ayetlerini ve surelerini mukabele
ederlerdi. Bazen Peygamberimiz okur Cebrail dinler, bazen de
Cebrail okur Peygamberimiz (a.s.) dinlerdi. Hicretin 10. yılında
Peygamberimiz (a.s.) ömrünün sonuna yaklaştığını hissetmişti ya
da bu ona bildirilmişti. O sene Cebrail ile iki defa Kur’ân’ı mu-
kabele etmişlerdi. Bu son mukabele idi. Bu şekilde Kur’an karşı
tarafa arz edildiği için buna mukabele veya muaraza denilmiştir.
(Bk. Buhari, Fedailü’l-Kur’ân, 7; Ahmed, II/399; VI/282)
Kur’an sürekli okunması, mukabele ve müzakere edilmesi,
üzerinde düşünülmesi gereken bir kitaptır. Zira Kur’ân’daki her
cüz sanki müstakil bir kitaptır ve farklı konular ile insanlardaki
iman, ibadet ve ahlak bilincini yenilemekte, güçlendirip diri tut-
maktadır. Elinizdeki bu çalışma da Kur’ân okumalarında faydalı
olması ve bir takva (sorumluluk) bilinci kazandırması için her
cüzden 3 temel konu seçilerek oluşturulmuştur. Kur’ân okurken
bitirilen cüzden sonra o cüzdeki temel konuları/meseleleri ve
mesajları yeniden hatırlamak ve genel hatlarıyla anlamak/müza-
kere etmek hayatımızı ve toplumları değiştirecektir. Bu nedenle
camide ya da evde her cüz okumalarından sonra söz konusu
cüzle ilgili bölümün bu eserden okunması ve müzakere edilmesi
güzel sonuçlara yol açacaktır.
Kur’ân’ı her okuyuşta ya da her hatimde; farklı gözle ve he-
defle okumak tavsiye edilir ki hem okuyucunun zihni diri kalsın
hem de her okuyuşta Kur’ân’ın farklı bir yönünü keşfetsin.
ON ALTINCI CÜZ
(s. 300 - 320)
Başarılı olmak isteyen gençler sabırla ve
teknolojiyi doğru ve hayırlı yolda kullanarak
çalışmaya devam etmelidirler. Bir İslam
toplumu, peygamberler yolundan ihlasla
gidilerek inşa edilebilir.
On altıncı cüzde; Kehf suresinin son kısmı, Meryem ve Taha
surelerinin tamamı bulunmaktadır. Bu kısımdaki 3 konu (mesaj):
1. İMANLI GENÇLİK
Sabır, Çalışma ve Teknoloji ile Başarılı Olunur
Kehf suresinin son tarafında Zülkarneyn ve ilginç duvar inşası
ile ilgili konu işlenmektedir (Kehf, 18/83-98). Hadislerde de Kehf
suresinin Cuma günü okunması tavsiye edilmekte (Hakim, 12/368
(hasen)) ve deccal fitnesinden koruyacağı ifade edilmektedir (Müs-
lim, Salatü’l-müsafirin, 275 (709)). Gelecekteki fitnelerden korumak,
Kehf suresinin manasının ve mesajlarının anlaşılması ile olabilir.
Ashab-ı kehf ile imanlı bir gençlik yetiştirilmesi, Hz. Musa-Hızır
olayı ile bizlere kadere teslimiyet ve sabır tavsiye edilmekte,
Zülkarneyn kıssası ile teknolojiden yararlanmanın önemi an -
latılmaktadır. İşte bu mesaj ile Müslümanlar gelecekte başarılı
olurlar.
2. DİRİLİŞ ÖRNEKLERİ
Ölüyü Dirilten Allah, İsterse Ölü Bir Toplumdan Yeni Bir
İslam Toplumu Yaratır
Meryem suresinde, dirilişin âdeta örnekleri verilmektedir.
a. İhtiyarlık döneminde Hz. Zekeriya ile kısır hanımından mu-
cizevi olarak bir çocuk doğması, Yahya olarak isimlendirilmesi,
b. Bakire ve iffetli bir kız olan Meryem validemizden mucizevi
olarak (babasız) bir çocuğun doğması ve İsa olarak isimlendiril-
mesi anlatılmaktadır. Hz. Yahya ve İsa, daha doğmadan isimleri
konulan peygamberlerdendir.
c. İhtiyarlık döneminde Hz. İbrahim ile kısır hanımından mu-
cizevi olarak bir çocuk doğması, İshak olarak isimlendirilmesi,
d. Hz. Musa döneminde Turu Sina’da (Sina dağı) diriliş ve
e. Hz. İdris’in göğe çekilmesi (Meryem, 19/1-58). Surenin sonunda
dirilişi inkâr edenlerin ahiretteki halleri anlatılır (Meryem, 19/66-98).
3. BAŞARININ İLK ŞARTI
Sabırla ve İhlasla Tebliğe Devam Etmektir
Bu cüz Taha suresi ile tamamlanmaktadır. Sure, Kur’ân’ın mis-
yonu olan doğruları hatırlatma (tezkire) mesajı ile başlamakta,
Hz. Musa’nın hayatından bir kesit ile devam etmektedir. Burada
Hz. Musa’nın, Medyen başta olmak üzere, Mısır’daki uzun müca-
delesi, Firavun’un zulmünden kurtulması ve sonraki dönemlerde
yaşananlar, ümmetini eğitmek için sarf ettiği çabası ve emeği
teferruatlı bir şekilde anlatılmakta; âdeta Mekke’deki Müslüman-
lara sabırla tebliğe devam ederlerse başarılı olacakları ve zafere
ulaşacakları mesajı verilmektedir (Tâhâ, 20/1-100).
ON YEDİNCİ CÜZ
(s. 321 - 340)
Müminlerin dostu ve destekçisi; Allah,
Peygamber ve müminlerdir. Peygamberin
yolunu ve sünnetini terk edenler dinlerini
parçalarlar ve tahrif ederler. Hac, insanlara
Peygamber yolunu yeniden hatırlatan ve
onları eğiten evrensel bir ibadettir.
On yedinci cüzde; Enbiya ve Hac surelerinin tamamı bulun-
maktadır. Bu cüzdeki 3 temel konu:
1. ALLAH’IN DOSTLARI
Allah; Peygamberlerin ve Kendisinin Yolunda Çalışan
Müminlerin Dostudur/Destekçisidir
Enbiya suresi, peygamberlerin mücadeleleri ve Allah’ın hâ-
kimiyetinden bahseder. Surenin girişinde peygamberlere tavır
alanların durumu anlatılır (Enbiyâ, 21/1-47); daha sonra peygamber-
lerin mücadeleleri ve kurtuluş örnekleri aktarılır:
a. Hz. İbrahim, tevhid mücadelesi ve ateşten kurtuluşu,
b. Hz. Lut, tevhid mücadelesi ve azaptan kurtuluşu,
c. Hz. Nuh, tevhid mücadelesi ve tufandan kurtuluşu,
d. Hz. Eyüb ve sabrı ile sıkıntıdan kurtuluşu,
e. Hz. Yunus, mücadelesi ve cezadan kurtuluşu,
f. Hz. Zekeriya’nın soyunun Hz. Yahya ile devam etmesi,
g. Hz. Meryem’in soyunun Hz. İsa ile devam etmesi.
İşte bunlar İslam ümmetinin tarihsel sürecidir (Enbiyâ, 21/48-91).
2. PEYGAMBER SONRASI DURUM
Enbiya suresinde ise, peygamberlerden sonra ümmetlerinin
halleri aktarılır:
a. Dinlerini parçaladılar, tahrif ettiler,
b. Salih amel işleyenler ve sapmayanlar kurtuldu,
c. Sapanlar dünya ve ahirette cezalandırıldı (Enbiyâ, 21/92-106).
3. HACCIN EVRENSELLİĞİ
İnsanlara Peygamberler Yolunu Gösteren ve Onları Eğiten
Evrensel Bir İbadet
Hac suresinde, Allah’ın yeryüzündeki sembollerini anlamamız
ve onlara karşı saygılı olmamız istenir. Kâbe, tevhidin sembo-
lüdür, Safa ile Merve fedakârlığın sembolüdür. Kurban, Allah’a
yaklaşmanın sembolüdür. Surenin başında insanlar takvaya (so-
rumluluk bilincine) çağrılır, ölüm ve hayat üzerinde düşünmeleri
istenir (Hac, 22/1-24); daha sonra yoğun bir şekilde hac ibadeti,
tevhid inancı, Hz. İbrahim’den bugüne kadar Kâbe’nin konumu
ve önemi, hacda kesilen kurbanlarla ile ilgili hükümler, Allah
için yaşamanın ve mücadele etmenin önemi anlatılır (Hac, 22/25-
76). Bu surede, secde ayeti de bulunmaktadır. Rabbimizin bütün
emirlerine boyun büktüğümüzü ve itaat ettiğimizi secde ile
göstermemiz istenir. İbn Mes’ud şöyle dedi: “ Hac suresi, için-
de secde emri olduğu halde Resûlullah’a inen ilk suredir. Allah
Resûlü sureyi okuduktan sonra secde yaptı ve insanlar da secde
yaptılar…” (Hakim, 1/342 (803), (sahih)). Secde, Allah’a kulluğun zirvesi
ve itaatin bir sembolüdür.
ON SEKİZİNCİ CÜZ
(s. 341 - 360)
İdeal sıfatlar taşıyan her mümin, bu
dünyayı değiştirme potansiyeline sahiptir.
Müminlerin en yüksek sıfatı; ahlak ve haya
sahibi olmalarıdır. Kur’ân bu şekilde ideal
bir insan profili ile toplumda farklılık ve
farkındalık oluşturmaktadır.
On sekizinci cüzde; Müminûn ve Nur surelerinin tamamı,
Furkan suresinin baş tarafı bulunmaktadır. Bu üç surede de
ideal müminin vasıfları anlatılmaktadır. 18. cüzdeki temel ko-
nular şunlardır:
1. KURTULUŞA EREN MÜMİNLERİN SIFATLARI
Müminûn suresinin başında, (cennetlerin en güzeli) Fir-
devs cennetine girecek müminlerin vasıfları kısaca zikredilir.
(Mü’minûn, 23/1-11).
Bu vasıflara göre ideal müminler;
a. Namazlarını huşu içinde kılarlar,
b. Boş/faydasız şeyleri terk ederler (zaman onlar için
önemlidir),
c. Zekât verirler,
d. Namuslarını korurlar,
e. Emanete riayet ederler (onlar güvenilir ve dürüst
insanlardır).
Sonra Allah’ın verdiği nimetler (Mü’minûn, 23/12-22) ve bu nimet-
leri inkâr edenlerin sonları anlatılır (Mü’minûn, 23/23-53). Müslü-
manlardan da aynı hataya düşmemeleri istenir. (Mü’minûn, 23/54-91).
2. AHLAK MÜMİNLERİN EN TEMEL SIFATIDIR
Cüzdeki diğer sure ise Nur suresidir. Bu sure önceki Müminûn
suresinin tamamlayıcısı konumundadır. Buna göre; ideal mümin,
ahlaki seviyesi yüksek olan, başörtüsü ve tesettürü Allah’ın emri
olarak kabul eden, başkalarının ırzına dil uzatmayan, dedikodu-
ların peşinde koşmayan ve dilini koruyan kişidir. Bu surede iki
büyük tehlikeye dikkat çekilir: Zina ve iftira. Bunlara karşı ceza,
boykot (kamuoyu baskısı) ve ahlaki eğitim yöntemleri anlatılır.
Bu surede ideal müminin sıfatları ahlaki açıdan şöyle açıklanır:
a. Zinadan kaçarlar,
b. Başkasına iftirada bulunmazlar,
c. Günah işlediklerinde hemen tövbe ederler ve bir daha o
günahı işlemezler,
d. Hz. Peygamber’e ve eşlerine karşı saygılıdırlar,
e. Tesettüre dikkat ederler,
f. Karşı cinsi gördüklerinde gözlerini indirirler ve harama
bakmazlar.
g. Evliliğe teşvik ederler,
h. Sabah-akşam Allah’ı zikrederler ve farzları yerine getirirler,
ı. Çocuklarını doğru eğitirler,
i. Ticaretleri onları ibadetten alıkoymaz,
j. Evlere girince selam verirler ve eşlerine iyi davranırlar (Nûr,
24/2-61).
3. KUR’ÂN, MÜMİNLERDE BİR FARKINDALIK
OLUŞTURMAYA ÇALIŞIR
Bu cüzün sonunda ise Furkan suresinin giriş kısmı bulunmak-
tadır. İlk ayette; Kur’ân’ın misyonunun, âlemler için bir uyarıcı
olduğu hatırlatılır (Nûr, 24/1), sonra farklı şeylere dikkat çekilir.
Bununla bir farklılık ve farkındalık oluşturulmaya çalışılır:
a. Her şeyi yaratan Allah ile hiçbir şey yaratamayan/aciz
putlar bir değildir,
b. İyiler için cennet, kötüler/zalimler için cehennem söz
konusudur,
c. Ayrıca Kur’ân’ı kabul edenler ve reddedenler,
d. Peygamberler ve ümmetleri,
e. Gündüz ve gece, yağmur ve kıtlık/kuraklık, tatlı su ve tuzlu
su, baki ve fani, gökler ve yerler anlatılır… (Furkân, 25/2-62)
Kur’ân bu şekilde Furkan olma özelliği ile sizde bir farklılık
ve farkındalık oluşturur.
'
ON DOKUZUNCU CÜZ
(s. 361 - 380)
On dokuzuncu cüzde; Furkan suresinin son tarafı, Şuara su-
resinin tamamı ve Neml suresinin baş tarafı bulunmaktadır. Bu
cüzdeki temel konular şunlardır:
1. İDEAL MÜMİNİN SIFATLARI
Furkan suresinin son tarafında; Rahmanın (has) kulları ve ör-
nek vasıfları tanıtılır. Onlar hayatlarını ibadetle geçirip Allah’ın
yasaklarından kaçanlardır. Bu kısımda da ideal müminin vasıfları
anlatılmaya devam etmektedir:
a. Onlar mütevazıdır,
b. Cahillerle tartışmazlar, onlara selam der ve geçerler,
c. Geceleri (teheccüt namazında) Rablerine secde ederler ve
kıyamda dururlar,
d. Dua ederler,
e. Harcamaları dengelidir; ne israf ederler, ne de cimrilik
ederler,
f. Allah’ın haram kıldığı cana kıymazlar ve insan öldürmezler,
g. Zina etmezler,
h. Hata ettiklerinde ve günah işlediklerinde hemen tövbe
ederler ve hatada ısrar etmezler,
ı. Yalancı şahitlik yapmazlar,
i. Boş/faydasız şeyleri vakarlı bir şekilde terk ederler,
j. Rablerinin ayetleri hatırlatıldığında kör ve sağır gibi dav-
ranmazlar (hemen itaat ederler),
k. Onlar şöyle dua ederler: “Bize eşlerimizden ve soyumuzdan
gözümüzün nuru/alnımızın akı olacak nesiller ver ve bizi takva
sahiplerine önder/rehber eyle.”
İşte bu seçkin-temiz insanlar cennetin en yüksek makamında
olacak kişilerdir. Surenin son ayeti şu şekildedir; “De ki: Dua-
nız/kulluğunuz olmasa, Rabbim size ne diye değer versin?...”
2. İDEAL MÜMİN, SANAL GÜNDEMLERİN ETKİSİNDE
KALMAZ
Bu cüzde bulunan Şuara suresinde ise; insanların, peygamber-
lerin yolunu terk edip yapay gündeme takılmaları tenkit edilir ve
bu tehlikeye dikkat çekilir. Çünkü gündemi başkaları belirlemek-
tedir. O günkü cahiliye toplumunda şairler; zalim yöneticilerin
ve zenginlerin isteğine göre yapay bir gündem oluşturuyorlardı.
Burada cahiliye şairleri sanal gündemin ve algı oluşturmanın
sembolüdürler. Şuara suresi bu tehlikeye dikkat çekip insanların
Peygamber ve Kitab’ın yolu olan sırat-ı müstakîmden (doğru
yoldan) nasıl ayrıldıklarını anlatmakta ve önceki peygamberler
dönemi ve ümmetlerinden örnekler vererek bu tehlikenin aslın-
da her asırda yaşandığını açıklamaktadır (Şuarâ, 26/10-190).
3. İDEAL MÜMİNİN REHBERİ KİTAP VE SÜNNETTİR
Bu cüzde Neml suresinin baş tarafı da bulunmaktadır. Neml
suresinde, Kur’ân’ın insanlar için gerçek bir rehber olduğu an-
latılmaktadır. Ayrıca tarihteki Hz. Musa, Süleyman, Salih ve Lut
peygamberlerin rehberliklerinden örnekler verilmekte; insan-
ları doğru yola getirmek ve sapmalarından kurtarmak için bu
peygamberlerin yaptığı tebliğ çalışmaları ve örnek yaşayışları
aktarılmaktadır (Neml, 27/1-58).
YİRMİNCİ CÜZ
(s. 381 - 400)
Yirminci cüzde; Neml suresinin son tarafı, Kasas suresinin
tamamı ve Ankebut suresinin baş tarafı bulunmaktadır. Bu cüz-
deki temel konular şunlardır:
1. HZ. PEYGAMBER’İN REHBERLİĞİ
Neml suresinin son tarafında peygamberimizin rehberliğinden
bahsedilmektedir. Bunlar kısaca;
a. Tevhid inancı,
b. Yaratılış gerçeği,
c. İlmin önemi,
d. Kulluk bilinci,
e. Kur’ân’ın tebliği,
f. Her an hamd etme düşüncesidir (Neml, 27/59-93).
2. HZ. MUSA’NIN REHBERLİĞİ
Yirminci cüzün ortasında ise Kasas suresi bulunmaktadır. Bu
sure, önceki Neml suresinin devamı niteliğindedir. Hz. Musa’nın
hayatı ile ilgili önemli anlatım burada da devam etmektedir;
Hz. Musa’nın Medyen’e hicret edip orada 10 yıl kaldığında ya-
şadıkları anlatılmaktadır (Kasas, 28/20-47); sonra Mekkeli müşrik-
lerin Tevrat ve Kur’ân için; “Birbirini destekleyen iki sihir” söz-
leri aktarılıp onlara âdeta meydan okunmaktadır: “De ki: Allah
RIFAT ORAL | 55
katından gelen bu iki kitaptan daha faydalı/daha güzel rehberlik
edici başka bir kitap varsa, haydi getirin de, ben de ona uyayım.
Eğer sözünüzde sadıksanız (haydi getirin).” (Kasas, 28/48-49). Bu
cüzün son bölümünde ise, Hz. Musa döneminde hak nasıl galip
geldiyse, Hz. Muhammed döneminde de galip gelecektir, mesajı
verilmekte; bunun için Müslümanların Tevhid inancına sarılma-
ları ve ayrılmamaları gerektiği hatırlatılmaktadır (Kasas, 28/50-88).
3. İMAN VE FEDAKÂRLIK
Bu cüzün son kısmında ise, Ankebut suresinin baş tarafı bu-
lunmaktadır. Bu surenin daha ilk ayetlerinde imanın fedakâr-
lık olduğu açıklanmakta, iman ettik demekle işin bitmeyeceği,
bunun (mücadele ve amel-i salih ile) ispat edilmesi gerektiği
anlatılmaktadır. Münafıkların ise bu fedakârlıktan kaçtıkları/ka-
çacakları açıklanmaktadır (Ankebut, 29/1-13). Daha sonra peygam-
berlerin hayatlarından fedakârlık örnekleri verilmektedir: O
fedakâr insanların başında Hz. Nuh, İbrahim, Lut, Şuayb, Musa
ve Muhammed (a.s.) gelmektedir. Onlarla mücadele eden Ad
ve Semud kavimleri, Firavun hanedanı, Karun ve Haman gibi
güçlerin de nasıl helak oldukları, anlatılmakta ve şöyle denilmek-
tedir: “Allah’tan başka (varlıkları) dostlar/yetkililer edinenlerin
durumu, ağ örerek ev yapan örümceğin haline benzer. Evlerin en
zayıfı Ankebut (örümcek) ağıdır. Keşke bu bilince (o müşrikler) bir
ulaşsalar!” (Ankebut, 29/41) . (Ankebut, 29/41).
Kaynak :
Rıfat ORAL
Ankara - 2020
Diyanet YAYINLARI
KUR’ÂN’IN TEMEL KONULARI BÖLÜM4
Kur’ân okumalarının bir başka şekli de mukabele olarak asr-ı
saadetten bize intikal etmiştir. Mukabele bir kişinin Kur’ân
okuyup diğer kişi ya da kişilerin onu dinlemesi ve okuduğunu
kontrol etmesidir. Bu şekilde hem Kur’ân nüshaları hem de oku-
nan Kur’ân her defasında yeniden kontrol edilir, okuyan ya da
dinleyenler hatalarını düzeltir. Mukabele, Hz. Peygamber (a.s.)
döneminden gelen bir gelenektir. Asr-ı saadette Peygamberimiz
her sene Cebrail ile Kur’ân ayetlerini ve surelerini mukabele
ederlerdi. Bazen Peygamberimiz okur Cebrail dinler, bazen de
Cebrail okur Peygamberimiz (a.s.) dinlerdi. Hicretin 10. yılında
Peygamberimiz (a.s.) ömrünün sonuna yaklaştığını hissetmişti ya
da bu ona bildirilmişti. O sene Cebrail ile iki defa Kur’ân’ı mu-
kabele etmişlerdi. Bu son mukabele idi. Bu şekilde Kur’an karşı
tarafa arz edildiği için buna mukabele veya muaraza denilmiştir.
(Bk. Buhari, Fedailü’l-Kur’ân, 7; Ahmed, II/399; VI/282)
Kur’an sürekli okunması, mukabele ve müzakere edilmesi,
üzerinde düşünülmesi gereken bir kitaptır. Zira Kur’ân’daki her
cüz sanki müstakil bir kitaptır ve farklı konular ile insanlardaki
iman, ibadet ve ahlak bilincini yenilemekte, güçlendirip diri tut-
maktadır. Elinizdeki bu çalışma da Kur’ân okumalarında faydalı
olması ve bir takva (sorumluluk) bilinci kazandırması için her
cüzden 3 temel konu seçilerek oluşturulmuştur. Kur’ân okurken
bitirilen cüzden sonra o cüzdeki temel konuları/meseleleri ve
mesajları yeniden hatırlamak ve genel hatlarıyla anlamak/müza-
kere etmek hayatımızı ve toplumları değiştirecektir. Bu nedenle
camide ya da evde her cüz okumalarından sonra söz konusu
cüzle ilgili bölümün bu eserden okunması ve müzakere edilmesi
güzel sonuçlara yol açacaktır.
Kur’ân’ı her okuyuşta ya da her hatimde; farklı gözle ve he-
defle okumak tavsiye edilir ki hem okuyucunun zihni diri kalsın
hem de her okuyuşta Kur’ân’ın farklı bir yönünü keşfetsin.
ON ALTINCI CÜZ
(s. 300 - 320)
Başarılı olmak isteyen gençler sabırla ve
teknolojiyi doğru ve hayırlı yolda kullanarak
çalışmaya devam etmelidirler. Bir İslam
toplumu, peygamberler yolundan ihlasla
gidilerek inşa edilebilir.
On altıncı cüzde; Kehf suresinin son kısmı, Meryem ve Taha
surelerinin tamamı bulunmaktadır. Bu kısımdaki 3 konu (mesaj):
1. İMANLI GENÇLİK
Sabır, Çalışma ve Teknoloji ile Başarılı Olunur
Kehf suresinin son tarafında Zülkarneyn ve ilginç duvar inşası
ile ilgili konu işlenmektedir (Kehf, 18/83-98). Hadislerde de Kehf
suresinin Cuma günü okunması tavsiye edilmekte (Hakim, 12/368
(hasen)) ve deccal fitnesinden koruyacağı ifade edilmektedir (Müs-
lim, Salatü’l-müsafirin, 275 (709)). Gelecekteki fitnelerden korumak,
Kehf suresinin manasının ve mesajlarının anlaşılması ile olabilir.
Ashab-ı kehf ile imanlı bir gençlik yetiştirilmesi, Hz. Musa-Hızır
olayı ile bizlere kadere teslimiyet ve sabır tavsiye edilmekte,
Zülkarneyn kıssası ile teknolojiden yararlanmanın önemi an -
latılmaktadır. İşte bu mesaj ile Müslümanlar gelecekte başarılı
olurlar.
2. DİRİLİŞ ÖRNEKLERİ
Ölüyü Dirilten Allah, İsterse Ölü Bir Toplumdan Yeni Bir
İslam Toplumu Yaratır
Meryem suresinde, dirilişin âdeta örnekleri verilmektedir.
a. İhtiyarlık döneminde Hz. Zekeriya ile kısır hanımından mu-
cizevi olarak bir çocuk doğması, Yahya olarak isimlendirilmesi,
b. Bakire ve iffetli bir kız olan Meryem validemizden mucizevi
olarak (babasız) bir çocuğun doğması ve İsa olarak isimlendiril-
mesi anlatılmaktadır. Hz. Yahya ve İsa, daha doğmadan isimleri
konulan peygamberlerdendir.
c. İhtiyarlık döneminde Hz. İbrahim ile kısır hanımından mu-
cizevi olarak bir çocuk doğması, İshak olarak isimlendirilmesi,
d. Hz. Musa döneminde Turu Sina’da (Sina dağı) diriliş ve
e. Hz. İdris’in göğe çekilmesi (Meryem, 19/1-58). Surenin sonunda
dirilişi inkâr edenlerin ahiretteki halleri anlatılır (Meryem, 19/66-98).
3. BAŞARININ İLK ŞARTI
Sabırla ve İhlasla Tebliğe Devam Etmektir
Bu cüz Taha suresi ile tamamlanmaktadır. Sure, Kur’ân’ın mis-
yonu olan doğruları hatırlatma (tezkire) mesajı ile başlamakta,
Hz. Musa’nın hayatından bir kesit ile devam etmektedir. Burada
Hz. Musa’nın, Medyen başta olmak üzere, Mısır’daki uzun müca-
delesi, Firavun’un zulmünden kurtulması ve sonraki dönemlerde
yaşananlar, ümmetini eğitmek için sarf ettiği çabası ve emeği
teferruatlı bir şekilde anlatılmakta; âdeta Mekke’deki Müslüman-
lara sabırla tebliğe devam ederlerse başarılı olacakları ve zafere
ulaşacakları mesajı verilmektedir (Tâhâ, 20/1-100).
ON YEDİNCİ CÜZ
(s. 321 - 340)
Müminlerin dostu ve destekçisi; Allah,
Peygamber ve müminlerdir. Peygamberin
yolunu ve sünnetini terk edenler dinlerini
parçalarlar ve tahrif ederler. Hac, insanlara
Peygamber yolunu yeniden hatırlatan ve
onları eğiten evrensel bir ibadettir.
On yedinci cüzde; Enbiya ve Hac surelerinin tamamı bulun-
maktadır. Bu cüzdeki 3 temel konu:
1. ALLAH’IN DOSTLARI
Allah; Peygamberlerin ve Kendisinin Yolunda Çalışan
Müminlerin Dostudur/Destekçisidir
Enbiya suresi, peygamberlerin mücadeleleri ve Allah’ın hâ-
kimiyetinden bahseder. Surenin girişinde peygamberlere tavır
alanların durumu anlatılır (Enbiyâ, 21/1-47); daha sonra peygamber-
lerin mücadeleleri ve kurtuluş örnekleri aktarılır:
a. Hz. İbrahim, tevhid mücadelesi ve ateşten kurtuluşu,
b. Hz. Lut, tevhid mücadelesi ve azaptan kurtuluşu,
c. Hz. Nuh, tevhid mücadelesi ve tufandan kurtuluşu,
d. Hz. Eyüb ve sabrı ile sıkıntıdan kurtuluşu,
e. Hz. Yunus, mücadelesi ve cezadan kurtuluşu,
f. Hz. Zekeriya’nın soyunun Hz. Yahya ile devam etmesi,
g. Hz. Meryem’in soyunun Hz. İsa ile devam etmesi.
İşte bunlar İslam ümmetinin tarihsel sürecidir (Enbiyâ, 21/48-91).
2. PEYGAMBER SONRASI DURUM
Enbiya suresinde ise, peygamberlerden sonra ümmetlerinin
halleri aktarılır:
a. Dinlerini parçaladılar, tahrif ettiler,
b. Salih amel işleyenler ve sapmayanlar kurtuldu,
c. Sapanlar dünya ve ahirette cezalandırıldı (Enbiyâ, 21/92-106).
3. HACCIN EVRENSELLİĞİ
İnsanlara Peygamberler Yolunu Gösteren ve Onları Eğiten
Evrensel Bir İbadet
Hac suresinde, Allah’ın yeryüzündeki sembollerini anlamamız
ve onlara karşı saygılı olmamız istenir. Kâbe, tevhidin sembo-
lüdür, Safa ile Merve fedakârlığın sembolüdür. Kurban, Allah’a
yaklaşmanın sembolüdür. Surenin başında insanlar takvaya (so-
rumluluk bilincine) çağrılır, ölüm ve hayat üzerinde düşünmeleri
istenir (Hac, 22/1-24); daha sonra yoğun bir şekilde hac ibadeti,
tevhid inancı, Hz. İbrahim’den bugüne kadar Kâbe’nin konumu
ve önemi, hacda kesilen kurbanlarla ile ilgili hükümler, Allah
için yaşamanın ve mücadele etmenin önemi anlatılır (Hac, 22/25-
76). Bu surede, secde ayeti de bulunmaktadır. Rabbimizin bütün
emirlerine boyun büktüğümüzü ve itaat ettiğimizi secde ile
göstermemiz istenir. İbn Mes’ud şöyle dedi: “ Hac suresi, için-
de secde emri olduğu halde Resûlullah’a inen ilk suredir. Allah
Resûlü sureyi okuduktan sonra secde yaptı ve insanlar da secde
yaptılar…” (Hakim, 1/342 (803), (sahih)). Secde, Allah’a kulluğun zirvesi
ve itaatin bir sembolüdür.
ON SEKİZİNCİ CÜZ
(s. 341 - 360)
İdeal sıfatlar taşıyan her mümin, bu
dünyayı değiştirme potansiyeline sahiptir.
Müminlerin en yüksek sıfatı; ahlak ve haya
sahibi olmalarıdır. Kur’ân bu şekilde ideal
bir insan profili ile toplumda farklılık ve
farkındalık oluşturmaktadır.
On sekizinci cüzde; Müminûn ve Nur surelerinin tamamı,
Furkan suresinin baş tarafı bulunmaktadır. Bu üç surede de
ideal müminin vasıfları anlatılmaktadır. 18. cüzdeki temel ko-
nular şunlardır:
1. KURTULUŞA EREN MÜMİNLERİN SIFATLARI
Müminûn suresinin başında, (cennetlerin en güzeli) Fir-
devs cennetine girecek müminlerin vasıfları kısaca zikredilir.
(Mü’minûn, 23/1-11).
Bu vasıflara göre ideal müminler;
a. Namazlarını huşu içinde kılarlar,
b. Boş/faydasız şeyleri terk ederler (zaman onlar için
önemlidir),
c. Zekât verirler,
d. Namuslarını korurlar,
e. Emanete riayet ederler (onlar güvenilir ve dürüst
insanlardır).
Sonra Allah’ın verdiği nimetler (Mü’minûn, 23/12-22) ve bu nimet-
leri inkâr edenlerin sonları anlatılır (Mü’minûn, 23/23-53). Müslü-
manlardan da aynı hataya düşmemeleri istenir. (Mü’minûn, 23/54-91).
2. AHLAK MÜMİNLERİN EN TEMEL SIFATIDIR
Cüzdeki diğer sure ise Nur suresidir. Bu sure önceki Müminûn
suresinin tamamlayıcısı konumundadır. Buna göre; ideal mümin,
ahlaki seviyesi yüksek olan, başörtüsü ve tesettürü Allah’ın emri
olarak kabul eden, başkalarının ırzına dil uzatmayan, dedikodu-
ların peşinde koşmayan ve dilini koruyan kişidir. Bu surede iki
büyük tehlikeye dikkat çekilir: Zina ve iftira. Bunlara karşı ceza,
boykot (kamuoyu baskısı) ve ahlaki eğitim yöntemleri anlatılır.
Bu surede ideal müminin sıfatları ahlaki açıdan şöyle açıklanır:
a. Zinadan kaçarlar,
b. Başkasına iftirada bulunmazlar,
c. Günah işlediklerinde hemen tövbe ederler ve bir daha o
günahı işlemezler,
d. Hz. Peygamber’e ve eşlerine karşı saygılıdırlar,
e. Tesettüre dikkat ederler,
f. Karşı cinsi gördüklerinde gözlerini indirirler ve harama
bakmazlar.
g. Evliliğe teşvik ederler,
h. Sabah-akşam Allah’ı zikrederler ve farzları yerine getirirler,
ı. Çocuklarını doğru eğitirler,
i. Ticaretleri onları ibadetten alıkoymaz,
j. Evlere girince selam verirler ve eşlerine iyi davranırlar (Nûr,
24/2-61).
3. KUR’ÂN, MÜMİNLERDE BİR FARKINDALIK
OLUŞTURMAYA ÇALIŞIR
Bu cüzün sonunda ise Furkan suresinin giriş kısmı bulunmak-
tadır. İlk ayette; Kur’ân’ın misyonunun, âlemler için bir uyarıcı
olduğu hatırlatılır (Nûr, 24/1), sonra farklı şeylere dikkat çekilir.
Bununla bir farklılık ve farkındalık oluşturulmaya çalışılır:
a. Her şeyi yaratan Allah ile hiçbir şey yaratamayan/aciz
putlar bir değildir,
b. İyiler için cennet, kötüler/zalimler için cehennem söz
konusudur,
c. Ayrıca Kur’ân’ı kabul edenler ve reddedenler,
d. Peygamberler ve ümmetleri,
e. Gündüz ve gece, yağmur ve kıtlık/kuraklık, tatlı su ve tuzlu
su, baki ve fani, gökler ve yerler anlatılır… (Furkân, 25/2-62)
Kur’ân bu şekilde Furkan olma özelliği ile sizde bir farklılık
ve farkındalık oluşturur.
'
ON DOKUZUNCU CÜZ
(s. 361 - 380)
On dokuzuncu cüzde; Furkan suresinin son tarafı, Şuara su-
resinin tamamı ve Neml suresinin baş tarafı bulunmaktadır. Bu
cüzdeki temel konular şunlardır:
1. İDEAL MÜMİNİN SIFATLARI
Furkan suresinin son tarafında; Rahmanın (has) kulları ve ör-
nek vasıfları tanıtılır. Onlar hayatlarını ibadetle geçirip Allah’ın
yasaklarından kaçanlardır. Bu kısımda da ideal müminin vasıfları
anlatılmaya devam etmektedir:
a. Onlar mütevazıdır,
b. Cahillerle tartışmazlar, onlara selam der ve geçerler,
c. Geceleri (teheccüt namazında) Rablerine secde ederler ve
kıyamda dururlar,
d. Dua ederler,
e. Harcamaları dengelidir; ne israf ederler, ne de cimrilik
ederler,
f. Allah’ın haram kıldığı cana kıymazlar ve insan öldürmezler,
g. Zina etmezler,
h. Hata ettiklerinde ve günah işlediklerinde hemen tövbe
ederler ve hatada ısrar etmezler,
ı. Yalancı şahitlik yapmazlar,
i. Boş/faydasız şeyleri vakarlı bir şekilde terk ederler,
j. Rablerinin ayetleri hatırlatıldığında kör ve sağır gibi dav-
ranmazlar (hemen itaat ederler),
k. Onlar şöyle dua ederler: “Bize eşlerimizden ve soyumuzdan
gözümüzün nuru/alnımızın akı olacak nesiller ver ve bizi takva
sahiplerine önder/rehber eyle.”
İşte bu seçkin-temiz insanlar cennetin en yüksek makamında
olacak kişilerdir. Surenin son ayeti şu şekildedir; “De ki: Dua-
nız/kulluğunuz olmasa, Rabbim size ne diye değer versin?...”
2. İDEAL MÜMİN, SANAL GÜNDEMLERİN ETKİSİNDE
KALMAZ
Bu cüzde bulunan Şuara suresinde ise; insanların, peygamber-
lerin yolunu terk edip yapay gündeme takılmaları tenkit edilir ve
bu tehlikeye dikkat çekilir. Çünkü gündemi başkaları belirlemek-
tedir. O günkü cahiliye toplumunda şairler; zalim yöneticilerin
ve zenginlerin isteğine göre yapay bir gündem oluşturuyorlardı.
Burada cahiliye şairleri sanal gündemin ve algı oluşturmanın
sembolüdürler. Şuara suresi bu tehlikeye dikkat çekip insanların
Peygamber ve Kitab’ın yolu olan sırat-ı müstakîmden (doğru
yoldan) nasıl ayrıldıklarını anlatmakta ve önceki peygamberler
dönemi ve ümmetlerinden örnekler vererek bu tehlikenin aslın-
da her asırda yaşandığını açıklamaktadır (Şuarâ, 26/10-190).
3. İDEAL MÜMİNİN REHBERİ KİTAP VE SÜNNETTİR
Bu cüzde Neml suresinin baş tarafı da bulunmaktadır. Neml
suresinde, Kur’ân’ın insanlar için gerçek bir rehber olduğu an-
latılmaktadır. Ayrıca tarihteki Hz. Musa, Süleyman, Salih ve Lut
peygamberlerin rehberliklerinden örnekler verilmekte; insan-
ları doğru yola getirmek ve sapmalarından kurtarmak için bu
peygamberlerin yaptığı tebliğ çalışmaları ve örnek yaşayışları
aktarılmaktadır (Neml, 27/1-58).
YİRMİNCİ CÜZ
(s. 381 - 400)
Yirminci cüzde; Neml suresinin son tarafı, Kasas suresinin
tamamı ve Ankebut suresinin baş tarafı bulunmaktadır. Bu cüz-
deki temel konular şunlardır:
1. HZ. PEYGAMBER’İN REHBERLİĞİ
Neml suresinin son tarafında peygamberimizin rehberliğinden
bahsedilmektedir. Bunlar kısaca;
a. Tevhid inancı,
b. Yaratılış gerçeği,
c. İlmin önemi,
d. Kulluk bilinci,
e. Kur’ân’ın tebliği,
f. Her an hamd etme düşüncesidir (Neml, 27/59-93).
2. HZ. MUSA’NIN REHBERLİĞİ
Yirminci cüzün ortasında ise Kasas suresi bulunmaktadır. Bu
sure, önceki Neml suresinin devamı niteliğindedir. Hz. Musa’nın
hayatı ile ilgili önemli anlatım burada da devam etmektedir;
Hz. Musa’nın Medyen’e hicret edip orada 10 yıl kaldığında ya-
şadıkları anlatılmaktadır (Kasas, 28/20-47); sonra Mekkeli müşrik-
lerin Tevrat ve Kur’ân için; “Birbirini destekleyen iki sihir” söz-
leri aktarılıp onlara âdeta meydan okunmaktadır: “De ki: Allah
RIFAT ORAL | 55
katından gelen bu iki kitaptan daha faydalı/daha güzel rehberlik
edici başka bir kitap varsa, haydi getirin de, ben de ona uyayım.
Eğer sözünüzde sadıksanız (haydi getirin).” (Kasas, 28/48-49). Bu
cüzün son bölümünde ise, Hz. Musa döneminde hak nasıl galip
geldiyse, Hz. Muhammed döneminde de galip gelecektir, mesajı
verilmekte; bunun için Müslümanların Tevhid inancına sarılma-
ları ve ayrılmamaları gerektiği hatırlatılmaktadır (Kasas, 28/50-88).
3. İMAN VE FEDAKÂRLIK
Bu cüzün son kısmında ise, Ankebut suresinin baş tarafı bu-
lunmaktadır. Bu surenin daha ilk ayetlerinde imanın fedakâr-
lık olduğu açıklanmakta, iman ettik demekle işin bitmeyeceği,
bunun (mücadele ve amel-i salih ile) ispat edilmesi gerektiği
anlatılmaktadır. Münafıkların ise bu fedakârlıktan kaçtıkları/ka-
çacakları açıklanmaktadır (Ankebut, 29/1-13). Daha sonra peygam-
berlerin hayatlarından fedakârlık örnekleri verilmektedir: O
fedakâr insanların başında Hz. Nuh, İbrahim, Lut, Şuayb, Musa
ve Muhammed (a.s.) gelmektedir. Onlarla mücadele eden Ad
ve Semud kavimleri, Firavun hanedanı, Karun ve Haman gibi
güçlerin de nasıl helak oldukları, anlatılmakta ve şöyle denilmek-
tedir: “Allah’tan başka (varlıkları) dostlar/yetkililer edinenlerin
durumu, ağ örerek ev yapan örümceğin haline benzer. Evlerin en
zayıfı Ankebut (örümcek) ağıdır. Keşke bu bilince (o müşrikler) bir
ulaşsalar!” (Ankebut, 29/41) . (Ankebut, 29/41).
Kaynak :
Rıfat ORAL
Ankara - 2020
Diyanet YAYINLARI
KUR’ÂN’IN TEMEL KONULARI BÖLÜM4
KUR’ÂN’IN TEMEL KONULARI
Kur’ân okumalarının bir başka şekli de mukabele olarak asr-ı
saadetten bize intikal etmiştir. Mukabele bir kişinin Kur’ân
okuyup diğer kişi ya da kişilerin onu dinlemesi ve okuduğunu
kontrol etmesidir. Bu şekilde hem Kur’ân nüshaları hem de oku-
nan Kur’ân her defasında yeniden kontrol edilir, okuyan ya da
dinleyenler hatalarını düzeltir. Mukabele, Hz. Peygamber (a.s.)
döneminden gelen bir gelenektir. Asr-ı saadette Peygamberimiz
her sene Cebrail ile Kur’ân ayetlerini ve surelerini mukabele
ederlerdi. Bazen Peygamberimiz okur Cebrail dinler, bazen de
Cebrail okur Peygamberimiz (a.s.) dinlerdi. Hicretin 10. yılında
Peygamberimiz (a.s.) ömrünün sonuna yaklaştığını hissetmişti ya
da bu ona bildirilmişti. O sene Cebrail ile iki defa Kur’ân’ı mu-
kabele etmişlerdi. Bu son mukabele idi. Bu şekilde Kur’an karşı
tarafa arz edildiği için buna mukabele veya muaraza denilmiştir.
(Bk. Buhari, Fedailü’l-Kur’ân, 7; Ahmed, II/399; VI/282)
Kur’an sürekli okunması, mukabele ve müzakere edilmesi,
üzerinde düşünülmesi gereken bir kitaptır. Zira Kur’ân’daki her
cüz sanki müstakil bir kitaptır ve farklı konular ile insanlardaki
iman, ibadet ve ahlak bilincini yenilemekte, güçlendirip diri tut-
maktadır. Elinizdeki bu çalışma da Kur’ân okumalarında faydalı
olması ve bir takva (sorumluluk) bilinci kazandırması için her
cüzden 3 temel konu seçilerek oluşturulmuştur. Kur’ân okurken
bitirilen cüzden sonra o cüzdeki temel konuları/meseleleri ve
mesajları yeniden hatırlamak ve genel hatlarıyla anlamak/müza-
kere etmek hayatımızı ve toplumları değiştirecektir. Bu nedenle
camide ya da evde her cüz okumalarından sonra söz konusu
cüzle ilgili bölümün bu eserden okunması ve müzakere edilmesi
güzel sonuçlara yol açacaktır.
Kur’ân’ı her okuyuşta ya da her hatimde; farklı gözle ve he-
defle okumak tavsiye edilir ki hem okuyucunun zihni diri kalsın
hem de her okuyuşta Kur’ân’ın farklı bir yönünü keşfetsin.
ON BİRİNCİ CÜZ
(s. 201 - 220)
Mümin; hatada ısrar etmeyen, her zaman
Müslümanca duruşu olan ve şahsiyetli bir
hayat yaşayan insandır.
On birinci cüzde; Tövbe suresinin son tarafı ve Yunus suresi-
nin tamamı bulunmaktadır. Bu kısımdaki 3 konu (mesaj):
1. TÖVBE
Tövbe Etmek ve Hatadan Dönmek Erdemli Bir Harekettir
Tövbe suresinin son tarafında tövbe ve istiğfar konusu iş-
lenmektedir. Bir peygamberin, müşrikler için istiğfar etmesinin
ve af dilemesinin doğru olmadığı belirtilmektedir. Bununla ilgili
olarak Hz. İbrahim üzerinden örnek verilmektedir. Çünkü o da
kâfir olan baba(lığı) için istiğfar etmişti. Allah ise muhacir, ensar
ve diğer samimi müminlerin dua ve istiğfarlarını kabul etmek-
tedir. Bu bağlamda Tebük savaşına keyfi katılmayan, ama sonra
çok pişman olup tövbe eden 3 sahabinin durumu hatırlatılır. Bir
aydan daha fazla süre devam eden bu tövbe/pişmanlık süreci,
toplumsal tepki ve yeryüzünün onları daralttığı bir dönemde
tövbelerin kabul edilmesi ve 3 sahabinin kurtulması bizim için
önemli bir örnektir (Tevbe, 9/118). Rıyazü’s-Salihin isimli hadis ki-
tabının başındaki Tövbe bölümünde, tövbe eden bu 3 sahabinin
ilginç hikayesi ile ilgili rivayet aktarılır (Buhari, Megâzi, 80; Müslim,
Tevbe, 53). Mutlaka oradaki bu olay gibi çok farklı tövbe olayları
okunmalıdır.
2. MÜSLÜMANCA DURUŞ
Kur’ân’dan ve Peygamberlerden Öğrenmek
Bu cüzde Yunus suresi de bulunmaktadır. İlk kısmında Hz. Pey-
gamber’in Mekke’deki risalet çalışması, insanları tevhide çağrışı
ve onların tepkileri karşısında sergilediği Müslümanca duruş
anlatılmaktadır. Burası aslında bütün davetçiler için önemli bir
bölümdür.
3. ŞAHSİYETLİ OLMAK
Peygamberlerin Hayat Tarzı (Sünneti) Budur
Yunus suresinin ikinci bölümünde ise Hz. Yunus’un da içinde
bulunduğu önceki 3 peygamberin tevhid çağrısı, risalet çalışması
ve cahiliye toplumu karşısında sergiledikleri duruşları anlatılır.
Bu tevhidi duruşun bütün peygamberlerin sünneti (hayat tarzı)
olduğu hatırlatılır ve bütün davetçilere bir mesaj verilir.
ON İKİNCİ CÜZ
(s. 221 - 240)
Peygamberler gibi; insanlar tevhid, risalet
ve ahiret inancına davet edilmeli, hayatın tüm
zorluklarına karşı da sabredilmeli/dirençli
olunmalıdır
On ikinci cüzde; Hud suresinin 1. sayfası dışındaki tamamı
ve Yusuf suresinin ilk yarısı bulunmaktadır. Yunus, Hud, Yusuf,
İbrahim, Hicr sureleri aslında Elif-lam-ra (الر) ile başlayan sureler
serisidir. Bununla belki de bu 5 surenin konu bütünlüğüne/bir-
liğine dikkat çekilmekte ve dikkatli okunması gerektiği mesajı
verilmektedir. Bu kısımdaki 3 konu (mesaj):
1. PEYGAMBERLERİN MÜCADELESİ
Peygamberler Tevhid, Risalet ve Ahiret’le İlgili Bilgi Verirler
Hud suresinin girişinde (tebliğ edilmesi emredilen) tevhid, ri-
salet ve ahiret ile ilgili konular aktarılır. Bu girişten sonra önceki
ümmetlere gönderilen peygamberlerin tebliğ sırasında yaşadığı
olaylar (Yunus suresindeki kaldığı yerden) anlatılmaya devam
etmektedir; orada peygamberlerin kavmi ile ilk iletişimleri/teb-
liğleri ve kavimlerinin tepkileri anlatılırken, bu surede ise olay-
ların devamında tebliği reddeden ve peygamberlere savaş açan
o kavimlerin helakı açıklanmaktadır. Hz. Nuh ve kibirli kavminin
helak oluşu (Hud, 11/25-49), Hz. Hud ve hilekâr kavminin helak
oluşu (Hud, 11/50-60), Hz. Salih ve zalim kavminin helakı (Hud, 11/61-
68), Hz. Lut ve ahlaksız kavminin helakı (Hud, 11/77-82), Hz. Şuayb
ve sahtekâr kavminin helakı (Hud, 11/61-68), Hz. Musa ve kendisini
putlaştıran zalim Firavun ile mücadelesi ve zalimlerin sonu (Hud,
11/96-101) anlatılmakta; “Kesinlikle zalimlere meyletmeyin..” (Hud,
11/113) emri ve “Rabbin yaptıklarınızdan gafil değildir” (Hud, 11/123)
hatırlatması ile sure sona ermekte; Muhammed ümmetinin aynı
hatalara düşmemesi istenmektedir.
2. HAYATIN ZORLUKLARI
Sabretmek Gerekir
Bu cüzde Yusuf suresinin ilk kısmı da bulunmaktadır. Yusuf
suresinde sadece Yusuf peygamberin hayatı baştan sona anlatıl-
makta, başka bir yerde Hz. Yusuf ile ilgili bir bilgi verilmemek-
tedir. Sure Hz. Yusuf’un gördüğü bir rüya ile başlar. Bu rüya ile
babası Yakup Peygamberin küçük Yusuf’a sevgisi daha da artar.
Bunu kıskanan kardeşleri küçük Yusuf’tan kurtulmak isterler ve
onu bir kuyuya atarlar. Oraya su ihtiyaçları için uğrayan kervan-
daki kişiler kovalarını sarkıtınca onu bulup kurtarırlar, ancak
Mısır’a götürüp orada köle olarak satarlar.
3. SUÇSUZ OLANLAR KURTULUR
Temiz Halleri Ortaya Çıkar
Hz. Yusuf’u satın alan kişi Mısır’ın üst seviyede yöneticisi olan
bir azizdir. Eşi ile birlikte Yusuf’u büyütürler. Ancak Yusuf güzel
bir genç olunca Aziz’in hanımı tarafından rahatsız edilir ve ka-
dının yararlanma isteği etrafta duyulunca o dönemdeki skandalı
önlemek için; suçsuz olduğu halde Hz. Yusuf’u hapse atarlar.
Çünkü sonuçta o ellerindeki bir köledir ve hiçbir kıymeti yok-
tur. Hapiste Hz. Yusuf iki kişi ile tanışır. Bir gün o ikisi bu temiz
gence gördükleri ilginç rüyalarını anlatırlar. Hz. Yusuf rüyalarını
38 | KUR’ÂN’IN TEMEL KONULARI
tabir etmeden önce onlara tevhid inancını anlatır, İslam’ı tebliğ
eder. Sonra bu rüyayı; o iki kişiden birisinin hapisten kurtulup
kralın yakın adamı olacağı, diğerinin ise asılıp idam edileceği
şeklinde tabir eder ve yorumlar. Daha sonra olaylar bu şekilde
gelişir. Kurtulan kişi kralın yakın adamı olur ve Hz. Yusuf’u unu-
tur. Yıllar sonra kralın gördüğü bir rüyayı kimse tabir edemeyin-
ce, o kişinin aklına zindandaki Hz. Yusuf gelir ve onu çıkartırlar.
Hz. Yusuf bu rüyayı ileride gelecek ve yedi yıl sürecek büyük
bir kıtlık ile tabir eder. O kıtlığa hazırlık yapılması gerektiğini
söyler. Bunun üzerine Hz. Yusuf, kral tarafından Mısır’ın eko-
nomisi ile ilgili olarak görevlendirilir ve büyük hazırlıklar başlar.
Bu dönemde Aziz’in karısı da vicdan azabından dolayı Yusuf’un
suçsuz ve temiz olduğunu itiraf eder…( Sonraki gelişmeler ve
olaylar bir sonraki 13. cüzde devam etmektedir.)
'
ON ÜÇÜNCÜ CÜZ
(s. 241 - 260)
Önemli Olan Şahsiyetli Bir Müslüman
Olarak Yaşamak Zorluklara Karşı Sabretmek
ve Direnmektir
On üçüncü cüzde; Yusuf suresinin son yarısı, Ra’d ve İbrahim
surelerinin tamamı bulunmaktadır. Bu kısımdaki 3 konu (mesaj):
1. SABRIN SONU
Sabreden Kurtulur/Başarılı Olur
Yusuf suresinin son kısmında Mısır ve Ortadoğu’da gerçekle-
şen bir kıtlıktan bahsedilir. Kıtlığa hazırlıksız yakalanan insanlar
Filistin tarafından Mısır’a gelip yiyecek talebinde bulunurlar.
Gelen kişiler arasında Hz. Yusuf’un kardeşleri de vardır. Ancak
Yusuf Peygamber onları affedip yiyecek vermiş, babalarıyla be-
raber Mısır’a gelmelerini ve yerleşmelerini istemiştir. O sıralar
Yakup peygamber üzüntüden gözleri görmüyordu, oğlu Yusuf’un
gömleği gelince onu gözlerine sürdü, Allah’ın izni ile gözleri
açıldı ve görmeye başladı. Sonra hep beraber Mısır’a gittiler.
Yusuf Peygamber’in yanına gelince hepsi ona saygı için eğildiler
(Yakup peygamber ve 11 oğlu). Böylece Hz. Yusuf’un küçükken
gördüğü rüya gerçekleşmiş oldu. Surenin sonunda Hz. Yusuf’un
bir konuşması ve duası bulunmaktadır (Rad, 13/100-101). Yusuf suresi
ile Allah Mekke’de zor durumda olan Hz. Muhammed ve asha-
bına moral vermekte, ileride gerçekleşecek olan hicret ve dev-
lete hazırlamakta, onların da Hz. Yusuf gibi başarılı olacaklarını
müjdelemektedir.
2. GÜÇLÜ MÜMİN
Allah’a İtaatle Güçlenmek
Sonra Ra’d suresi başlar. Burada Kur’ân’ın güç ve kudret sahibi
Allah’tan geldiği ve O’nun gücünün; yerlerin ve göklerin yaratı-
lışı ve sistematik işleyişinde, diriliş, ilim, gök gürültüsü (ra’d) ve
meleklerin itaatinde görüldüğü zikredilir, insanlar iman ve itaate
davet edilir ve kalplerin Allah’ın zikri ile mutmain olacağı açıkla-
nır (Rad, 13/28). Burada ayrıca güçlü müminin sıfatları da zikredilir:
a. Onlar ahitlerinde dururlar,
b. Allah’ın emrettiği ilkelerden ayrılmazlar,
c. Sabrederler,
d. Namaz kılarlar,
e. İnfak ederler,
f. Kötülüğü iyilikle silerler,
g. Risalete de her zaman tabi olurlar (Rad, 13/19-33).
3. PEYGAMBERLERİN DURUŞU
Güçlü Şahsiyetler/Örnek İnsanlar
Bu cüzde ayrıca İbrahim suresi bulunmaktadır. Kitabın ve pey-
gamberin rehberliği anlatılmakta; Hz. Musa, Nuh, Ad ve Semud
kavimlerinden örnekler verilmektedir. Ümmetlerin bir kısmı da
peygamberlerini reddetmiş, ülkelerinden sürme veya öldürme
ile tehdit etmişlerdi. Aynı şeyler Hz. Muhammed ve ashabı için
de söz konusuydu (İbrahim, 14/3-34). Surenin sonunda ise Hz. İb-
rahim’in uzun ve güzel bir duası bulunmaktadır (İbrahim, 14/35-41).
'
ON DÖRDÜNCÜ CÜZ
(s. 261 - 280)
Hayatınızın değerlenmesini istiyorsanız
Allah’ın emrettiği gibi yaşayın. Mazlumlara
karşı mütevazı, zalimlere karşı cesur olun.
Peygamberler gibi dik durun ve eğilmeyin.
(
On dördüncü cüzde; Hicr ve Nahl surelerinin tamamı bulun-
maktadır. Bu kısımdaki 3 konu (mesaj):
1. HAYATI ALLAH İÇİN YAŞAMAK
O’nun İstediği Gibi Bir Mümin Olmak
Hicr suresinde genel olarak Allah için yaşamak ve mücadele
etmek konusu işlenmektedir. (Hicr: Mekke’nin kuzeyinde Semut
kavminin yaşadığı bir yerdir). Bu sure Kur’ân’ın rehberliği ile
başlamaktadır; sonra tarihte tevhid ve şirk mücadelesi özetlen-
mekte, peygamberle mücadele edenlerin akıbetleri açıklanmak-
tadır: Hz. Adem ve şeytan mücadelesi (Hicr, 15/52-84), Hz. İbrahim
ve azap meleklerinin diyaloğu (Hicr, 15/52-60), Lut kavminin hela-
kı (Hicr, 15/61-77), Şuayb peygamberin kavmi Eyke’nin helakı (Hicr,
15/78-79) ve Semut kavminin yurdu Hicr ve helakı (Hicr, 15/80-84)
anlatılmaktadır.
2. MÜMİNLER MÜTEVAZI VE CESURDURLAR
Sonra Hicr suresi şu güzel mesajlarla tamamlanmaktadır:
İnsanlara güzel davran, Kur’ân’ı tebliğ et, onların elindeki güç
sizi etkilemesin, müminlere şefkatli davran, müşriklere aldır-
ma, Rabbini tesbih et ve O’na secde et, ölünceye kadar ibadete
devam et (Hicr, 15/85-99).
3. PEYGAMBERLERİN TEBLİĞİ
Onlar Gibi Tebliğe Devam Etmek ve Sıkıntılara Sabretmek
Gerekir
Burada ayrıca Nahl suresi de bulunmaktadır. Bu surede; tev-
hid inancıyla ilgili yoğun bir tartışma ortamı oluşturulmakta;
vahiy gönderen Allah, kâinatın ve sizin yaratıcınız-Rabbiniz olan
Allah’tır (Nahl, 16/1-34). Müşrikler tek Tanrı olan Allah’a ortak koş-
tukları için yeryüzünde büyük bir fitneye sebep olmakta ve
hadlerini aşmaktadırlar (Nahl, 16/35-47). Siz Hz. İbrahim (a.s.) gibi
olun, tebliğe devam edin ve sıkıntılara sabredin. Takva ve ihsan
sahibi olun (Nahl, 16/120-128).
'
ON BEŞİNCİ CÜZ
(s. 281 - 300)
Bir mümin bulunduğu coğrafyada dinini
yaşamak ve onu tebliğ etmek için uğraşır,
gelebilecek her türlü sıkıntıya katlanır.
On beşinci cüzde; İsra suresinin tamamı ve Kehf suresinin ilk
yarısı bulunmaktadır. Bu kısımdaki 3 konu (mesaj):
1. ALLAH’IN DESTEĞİ
Tebliğe Devam Eden ve Sıkıntılara Sabredenlere Allah
Yardım Eder/Destekler
İsra suresinde Allah’ın sonsuz gücü anlatılmaktadır. Ayrıca
İsra (gece yolculuğu) mucizesi ile İslam’ın, önceki peygamberlere
gönderilen ilahî dinlerin devamı ve sonuncusu olduğu mesajı
verilmektedir. İslam, aslında Hz. Adem’le başlayan bir süreçtir.
O dönemde Mekke’de inşa edilen Kâbe, yeryüzünün ilk mabe-
didir. Daha sonra Kudüs’te Mescid-i Aksa inşa edilmiştir. Son
peygamberin gelişi ile İslam yeniden yeryüzüne Mekke’den ya-
yılmıştır. Bu açıdan Mescid-i Haram (Kâbe) ile Mescid-i Aksa
(Kudüs) arasında bir bağ bulunmaktadır (İsra, 17/1). Surede İsra
olayından sonra Hz. Musa dönemine geçilir. Çünkü o dönem
tarihin önemli kırılma noktalarından birisidir ve Hz. Musa’ya
gönderilen 10 emrin büyük bir bölümü bu surede âdeta yeniden
emredilir. “Allah’a şirk koşmayacaksın, öldürmeyeceksin, zina
etmeyeceksin, çalmayacaksın….vd.” (İsra, 17/11-54).
2. ALLAH İÇİN HİCRET
Surenin ikinci bölümünde Hz. Adem’in yeryüzüne inişi ve
şeytanın yeryüzündeki tuzakları anlatılıp (İsrâ, 17/61-67), ardından
hicret duası zikredilir (İsrâ, 17/80). Bununla sanki bir yıl sonra olan
hicrete bir hazırlık ve asıl imtihanın hicretten sonra başlaya-
cağına dair bir mesaj verilmektedir. Surenin son tarafında ise,
Hz. Peygamber’e ve Müslümanlara önemli uyarılar bulunulmakta
(İsrâ, 17/89-103) ve özellikle İsrailoğullarının bir araya geldikten
sonra yeryüzünde çıkaracakları ikinci büyük fitneye karşı ha-
zırlıklı olma uyarısı yapılmaktadır (İsrâ, 17/4-7, 104).
3. HİCRETLE BAŞARILI OLMAK
Ayrıca bu cüzde Kehf suresinin ilk yarısı bulunmaktadır. Surenin
başında bir grup inanmış gencin hicreti anlatılır. Sığındıkları ma-
ğarada kaderin tecellisi ile 309 sene uyutulurlar, sonra uyanırlar.
Uyandıkları yüzyılda ahiret ve dirilişe imanda bir zayıflık olsa ge-
rek ki, (özgürlüğe giden yolda) insanlara böyle bir “diriliş” örneği
gösterilir. 309 sene sonra bu gençler yeniden yeryüzüne gelirler.
Bu surede de Müslümanları (sahabeyi) hicrete hazırlama ve onlara
moral verme söz konusudur. Allah için hicret edenlerin başarılı
olacakları vurgulanır (Kehf, 18/9-31); Sonra Hz. Musa ve Hızır olayı ile
şer gibi görünen hadiselerin hayır olabileceği/hayırla sonuçlana-
bileceği ve biraz sabredilmesi gerektiği ifade edilir (Kehf, 18/60-82)
Kaynak :
Rıfat ORAL
Ankara - 2020
Diyanet YAYINLARI
KUR’ÂN’IN TEMEL KONULARI BÖLÜM3
Kur’ân okumalarının bir başka şekli de mukabele olarak asr-ı
saadetten bize intikal etmiştir. Mukabele bir kişinin Kur’ân
okuyup diğer kişi ya da kişilerin onu dinlemesi ve okuduğunu
kontrol etmesidir. Bu şekilde hem Kur’ân nüshaları hem de oku-
nan Kur’ân her defasında yeniden kontrol edilir, okuyan ya da
dinleyenler hatalarını düzeltir. Mukabele, Hz. Peygamber (a.s.)
döneminden gelen bir gelenektir. Asr-ı saadette Peygamberimiz
her sene Cebrail ile Kur’ân ayetlerini ve surelerini mukabele
ederlerdi. Bazen Peygamberimiz okur Cebrail dinler, bazen de
Cebrail okur Peygamberimiz (a.s.) dinlerdi. Hicretin 10. yılında
Peygamberimiz (a.s.) ömrünün sonuna yaklaştığını hissetmişti ya
da bu ona bildirilmişti. O sene Cebrail ile iki defa Kur’ân’ı mu-
kabele etmişlerdi. Bu son mukabele idi. Bu şekilde Kur’an karşı
tarafa arz edildiği için buna mukabele veya muaraza denilmiştir.
(Bk. Buhari, Fedailü’l-Kur’ân, 7; Ahmed, II/399; VI/282)
Kur’an sürekli okunması, mukabele ve müzakere edilmesi,
üzerinde düşünülmesi gereken bir kitaptır. Zira Kur’ân’daki her
cüz sanki müstakil bir kitaptır ve farklı konular ile insanlardaki
iman, ibadet ve ahlak bilincini yenilemekte, güçlendirip diri tut-
maktadır. Elinizdeki bu çalışma da Kur’ân okumalarında faydalı
olması ve bir takva (sorumluluk) bilinci kazandırması için her
cüzden 3 temel konu seçilerek oluşturulmuştur. Kur’ân okurken
bitirilen cüzden sonra o cüzdeki temel konuları/meseleleri ve
mesajları yeniden hatırlamak ve genel hatlarıyla anlamak/müza-
kere etmek hayatımızı ve toplumları değiştirecektir. Bu nedenle
camide ya da evde her cüz okumalarından sonra söz konusu
cüzle ilgili bölümün bu eserden okunması ve müzakere edilmesi
güzel sonuçlara yol açacaktır.
Kur’ân’ı her okuyuşta ya da her hatimde; farklı gözle ve he-
defle okumak tavsiye edilir ki hem okuyucunun zihni diri kalsın
hem de her okuyuşta Kur’ân’ın farklı bir yönünü keşfetsin.
ON BİRİNCİ CÜZ
(s. 201 - 220)
Mümin; hatada ısrar etmeyen, her zaman
Müslümanca duruşu olan ve şahsiyetli bir
hayat yaşayan insandır.
On birinci cüzde; Tövbe suresinin son tarafı ve Yunus suresi-
nin tamamı bulunmaktadır. Bu kısımdaki 3 konu (mesaj):
1. TÖVBE
Tövbe Etmek ve Hatadan Dönmek Erdemli Bir Harekettir
Tövbe suresinin son tarafında tövbe ve istiğfar konusu iş-
lenmektedir. Bir peygamberin, müşrikler için istiğfar etmesinin
ve af dilemesinin doğru olmadığı belirtilmektedir. Bununla ilgili
olarak Hz. İbrahim üzerinden örnek verilmektedir. Çünkü o da
kâfir olan baba(lığı) için istiğfar etmişti. Allah ise muhacir, ensar
ve diğer samimi müminlerin dua ve istiğfarlarını kabul etmek-
tedir. Bu bağlamda Tebük savaşına keyfi katılmayan, ama sonra
çok pişman olup tövbe eden 3 sahabinin durumu hatırlatılır. Bir
aydan daha fazla süre devam eden bu tövbe/pişmanlık süreci,
toplumsal tepki ve yeryüzünün onları daralttığı bir dönemde
tövbelerin kabul edilmesi ve 3 sahabinin kurtulması bizim için
önemli bir örnektir (Tevbe, 9/118). Rıyazü’s-Salihin isimli hadis ki-
tabının başındaki Tövbe bölümünde, tövbe eden bu 3 sahabinin
ilginç hikayesi ile ilgili rivayet aktarılır (Buhari, Megâzi, 80; Müslim,
Tevbe, 53). Mutlaka oradaki bu olay gibi çok farklı tövbe olayları
okunmalıdır.
2. MÜSLÜMANCA DURUŞ
Kur’ân’dan ve Peygamberlerden Öğrenmek
Bu cüzde Yunus suresi de bulunmaktadır. İlk kısmında Hz. Pey-
gamber’in Mekke’deki risalet çalışması, insanları tevhide çağrışı
ve onların tepkileri karşısında sergilediği Müslümanca duruş
anlatılmaktadır. Burası aslında bütün davetçiler için önemli bir
bölümdür.
3. ŞAHSİYETLİ OLMAK
Peygamberlerin Hayat Tarzı (Sünneti) Budur
Yunus suresinin ikinci bölümünde ise Hz. Yunus’un da içinde
bulunduğu önceki 3 peygamberin tevhid çağrısı, risalet çalışması
ve cahiliye toplumu karşısında sergiledikleri duruşları anlatılır.
Bu tevhidi duruşun bütün peygamberlerin sünneti (hayat tarzı)
olduğu hatırlatılır ve bütün davetçilere bir mesaj verilir.
ON İKİNCİ CÜZ
(s. 221 - 240)
Peygamberler gibi; insanlar tevhid, risalet
ve ahiret inancına davet edilmeli, hayatın tüm
zorluklarına karşı da sabredilmeli/dirençli
olunmalıdır
On ikinci cüzde; Hud suresinin 1. sayfası dışındaki tamamı
ve Yusuf suresinin ilk yarısı bulunmaktadır. Yunus, Hud, Yusuf,
İbrahim, Hicr sureleri aslında Elif-lam-ra (الر) ile başlayan sureler
serisidir. Bununla belki de bu 5 surenin konu bütünlüğüne/bir-
liğine dikkat çekilmekte ve dikkatli okunması gerektiği mesajı
verilmektedir. Bu kısımdaki 3 konu (mesaj):
1. PEYGAMBERLERİN MÜCADELESİ
Peygamberler Tevhid, Risalet ve Ahiret’le İlgili Bilgi Verirler
Hud suresinin girişinde (tebliğ edilmesi emredilen) tevhid, ri-
salet ve ahiret ile ilgili konular aktarılır. Bu girişten sonra önceki
ümmetlere gönderilen peygamberlerin tebliğ sırasında yaşadığı
olaylar (Yunus suresindeki kaldığı yerden) anlatılmaya devam
etmektedir; orada peygamberlerin kavmi ile ilk iletişimleri/teb-
liğleri ve kavimlerinin tepkileri anlatılırken, bu surede ise olay-
ların devamında tebliği reddeden ve peygamberlere savaş açan
o kavimlerin helakı açıklanmaktadır. Hz. Nuh ve kibirli kavminin
helak oluşu (Hud, 11/25-49), Hz. Hud ve hilekâr kavminin helak
oluşu (Hud, 11/50-60), Hz. Salih ve zalim kavminin helakı (Hud, 11/61-
68), Hz. Lut ve ahlaksız kavminin helakı (Hud, 11/77-82), Hz. Şuayb
ve sahtekâr kavminin helakı (Hud, 11/61-68), Hz. Musa ve kendisini
putlaştıran zalim Firavun ile mücadelesi ve zalimlerin sonu (Hud,
11/96-101) anlatılmakta; “Kesinlikle zalimlere meyletmeyin..” (Hud,
11/113) emri ve “Rabbin yaptıklarınızdan gafil değildir” (Hud, 11/123)
hatırlatması ile sure sona ermekte; Muhammed ümmetinin aynı
hatalara düşmemesi istenmektedir.
2. HAYATIN ZORLUKLARI
Sabretmek Gerekir
Bu cüzde Yusuf suresinin ilk kısmı da bulunmaktadır. Yusuf
suresinde sadece Yusuf peygamberin hayatı baştan sona anlatıl-
makta, başka bir yerde Hz. Yusuf ile ilgili bir bilgi verilmemek-
tedir. Sure Hz. Yusuf’un gördüğü bir rüya ile başlar. Bu rüya ile
babası Yakup Peygamberin küçük Yusuf’a sevgisi daha da artar.
Bunu kıskanan kardeşleri küçük Yusuf’tan kurtulmak isterler ve
onu bir kuyuya atarlar. Oraya su ihtiyaçları için uğrayan kervan-
daki kişiler kovalarını sarkıtınca onu bulup kurtarırlar, ancak
Mısır’a götürüp orada köle olarak satarlar.
3. SUÇSUZ OLANLAR KURTULUR
Temiz Halleri Ortaya Çıkar
Hz. Yusuf’u satın alan kişi Mısır’ın üst seviyede yöneticisi olan
bir azizdir. Eşi ile birlikte Yusuf’u büyütürler. Ancak Yusuf güzel
bir genç olunca Aziz’in hanımı tarafından rahatsız edilir ve ka-
dının yararlanma isteği etrafta duyulunca o dönemdeki skandalı
önlemek için; suçsuz olduğu halde Hz. Yusuf’u hapse atarlar.
Çünkü sonuçta o ellerindeki bir köledir ve hiçbir kıymeti yok-
tur. Hapiste Hz. Yusuf iki kişi ile tanışır. Bir gün o ikisi bu temiz
gence gördükleri ilginç rüyalarını anlatırlar. Hz. Yusuf rüyalarını
38 | KUR’ÂN’IN TEMEL KONULARI
tabir etmeden önce onlara tevhid inancını anlatır, İslam’ı tebliğ
eder. Sonra bu rüyayı; o iki kişiden birisinin hapisten kurtulup
kralın yakın adamı olacağı, diğerinin ise asılıp idam edileceği
şeklinde tabir eder ve yorumlar. Daha sonra olaylar bu şekilde
gelişir. Kurtulan kişi kralın yakın adamı olur ve Hz. Yusuf’u unu-
tur. Yıllar sonra kralın gördüğü bir rüyayı kimse tabir edemeyin-
ce, o kişinin aklına zindandaki Hz. Yusuf gelir ve onu çıkartırlar.
Hz. Yusuf bu rüyayı ileride gelecek ve yedi yıl sürecek büyük
bir kıtlık ile tabir eder. O kıtlığa hazırlık yapılması gerektiğini
söyler. Bunun üzerine Hz. Yusuf, kral tarafından Mısır’ın eko-
nomisi ile ilgili olarak görevlendirilir ve büyük hazırlıklar başlar.
Bu dönemde Aziz’in karısı da vicdan azabından dolayı Yusuf’un
suçsuz ve temiz olduğunu itiraf eder…( Sonraki gelişmeler ve
olaylar bir sonraki 13. cüzde devam etmektedir.)
'
ON ÜÇÜNCÜ CÜZ
(s. 241 - 260)
Önemli Olan Şahsiyetli Bir Müslüman
Olarak Yaşamak Zorluklara Karşı Sabretmek
ve Direnmektir
On üçüncü cüzde; Yusuf suresinin son yarısı, Ra’d ve İbrahim
surelerinin tamamı bulunmaktadır. Bu kısımdaki 3 konu (mesaj):
1. SABRIN SONU
Sabreden Kurtulur/Başarılı Olur
Yusuf suresinin son kısmında Mısır ve Ortadoğu’da gerçekle-
şen bir kıtlıktan bahsedilir. Kıtlığa hazırlıksız yakalanan insanlar
Filistin tarafından Mısır’a gelip yiyecek talebinde bulunurlar.
Gelen kişiler arasında Hz. Yusuf’un kardeşleri de vardır. Ancak
Yusuf Peygamber onları affedip yiyecek vermiş, babalarıyla be-
raber Mısır’a gelmelerini ve yerleşmelerini istemiştir. O sıralar
Yakup peygamber üzüntüden gözleri görmüyordu, oğlu Yusuf’un
gömleği gelince onu gözlerine sürdü, Allah’ın izni ile gözleri
açıldı ve görmeye başladı. Sonra hep beraber Mısır’a gittiler.
Yusuf Peygamber’in yanına gelince hepsi ona saygı için eğildiler
(Yakup peygamber ve 11 oğlu). Böylece Hz. Yusuf’un küçükken
gördüğü rüya gerçekleşmiş oldu. Surenin sonunda Hz. Yusuf’un
bir konuşması ve duası bulunmaktadır (Rad, 13/100-101). Yusuf suresi
ile Allah Mekke’de zor durumda olan Hz. Muhammed ve asha-
bına moral vermekte, ileride gerçekleşecek olan hicret ve dev-
lete hazırlamakta, onların da Hz. Yusuf gibi başarılı olacaklarını
müjdelemektedir.
2. GÜÇLÜ MÜMİN
Allah’a İtaatle Güçlenmek
Sonra Ra’d suresi başlar. Burada Kur’ân’ın güç ve kudret sahibi
Allah’tan geldiği ve O’nun gücünün; yerlerin ve göklerin yaratı-
lışı ve sistematik işleyişinde, diriliş, ilim, gök gürültüsü (ra’d) ve
meleklerin itaatinde görüldüğü zikredilir, insanlar iman ve itaate
davet edilir ve kalplerin Allah’ın zikri ile mutmain olacağı açıkla-
nır (Rad, 13/28). Burada ayrıca güçlü müminin sıfatları da zikredilir:
a. Onlar ahitlerinde dururlar,
b. Allah’ın emrettiği ilkelerden ayrılmazlar,
c. Sabrederler,
d. Namaz kılarlar,
e. İnfak ederler,
f. Kötülüğü iyilikle silerler,
g. Risalete de her zaman tabi olurlar (Rad, 13/19-33).
3. PEYGAMBERLERİN DURUŞU
Güçlü Şahsiyetler/Örnek İnsanlar
Bu cüzde ayrıca İbrahim suresi bulunmaktadır. Kitabın ve pey-
gamberin rehberliği anlatılmakta; Hz. Musa, Nuh, Ad ve Semud
kavimlerinden örnekler verilmektedir. Ümmetlerin bir kısmı da
peygamberlerini reddetmiş, ülkelerinden sürme veya öldürme
ile tehdit etmişlerdi. Aynı şeyler Hz. Muhammed ve ashabı için
de söz konusuydu (İbrahim, 14/3-34). Surenin sonunda ise Hz. İb-
rahim’in uzun ve güzel bir duası bulunmaktadır (İbrahim, 14/35-41).
'
ON DÖRDÜNCÜ CÜZ
(s. 261 - 280)
Hayatınızın değerlenmesini istiyorsanız
Allah’ın emrettiği gibi yaşayın. Mazlumlara
karşı mütevazı, zalimlere karşı cesur olun.
Peygamberler gibi dik durun ve eğilmeyin.
(
On dördüncü cüzde; Hicr ve Nahl surelerinin tamamı bulun-
maktadır. Bu kısımdaki 3 konu (mesaj):
1. HAYATI ALLAH İÇİN YAŞAMAK
O’nun İstediği Gibi Bir Mümin Olmak
Hicr suresinde genel olarak Allah için yaşamak ve mücadele
etmek konusu işlenmektedir. (Hicr: Mekke’nin kuzeyinde Semut
kavminin yaşadığı bir yerdir). Bu sure Kur’ân’ın rehberliği ile
başlamaktadır; sonra tarihte tevhid ve şirk mücadelesi özetlen-
mekte, peygamberle mücadele edenlerin akıbetleri açıklanmak-
tadır: Hz. Adem ve şeytan mücadelesi (Hicr, 15/52-84), Hz. İbrahim
ve azap meleklerinin diyaloğu (Hicr, 15/52-60), Lut kavminin hela-
kı (Hicr, 15/61-77), Şuayb peygamberin kavmi Eyke’nin helakı (Hicr,
15/78-79) ve Semut kavminin yurdu Hicr ve helakı (Hicr, 15/80-84)
anlatılmaktadır.
2. MÜMİNLER MÜTEVAZI VE CESURDURLAR
Sonra Hicr suresi şu güzel mesajlarla tamamlanmaktadır:
İnsanlara güzel davran, Kur’ân’ı tebliğ et, onların elindeki güç
sizi etkilemesin, müminlere şefkatli davran, müşriklere aldır-
ma, Rabbini tesbih et ve O’na secde et, ölünceye kadar ibadete
devam et (Hicr, 15/85-99).
3. PEYGAMBERLERİN TEBLİĞİ
Onlar Gibi Tebliğe Devam Etmek ve Sıkıntılara Sabretmek
Gerekir
Burada ayrıca Nahl suresi de bulunmaktadır. Bu surede; tev-
hid inancıyla ilgili yoğun bir tartışma ortamı oluşturulmakta;
vahiy gönderen Allah, kâinatın ve sizin yaratıcınız-Rabbiniz olan
Allah’tır (Nahl, 16/1-34). Müşrikler tek Tanrı olan Allah’a ortak koş-
tukları için yeryüzünde büyük bir fitneye sebep olmakta ve
hadlerini aşmaktadırlar (Nahl, 16/35-47). Siz Hz. İbrahim (a.s.) gibi
olun, tebliğe devam edin ve sıkıntılara sabredin. Takva ve ihsan
sahibi olun (Nahl, 16/120-128).
'
ON BEŞİNCİ CÜZ
(s. 281 - 300)
Bir mümin bulunduğu coğrafyada dinini
yaşamak ve onu tebliğ etmek için uğraşır,
gelebilecek her türlü sıkıntıya katlanır.
On beşinci cüzde; İsra suresinin tamamı ve Kehf suresinin ilk
yarısı bulunmaktadır. Bu kısımdaki 3 konu (mesaj):
1. ALLAH’IN DESTEĞİ
Tebliğe Devam Eden ve Sıkıntılara Sabredenlere Allah
Yardım Eder/Destekler
İsra suresinde Allah’ın sonsuz gücü anlatılmaktadır. Ayrıca
İsra (gece yolculuğu) mucizesi ile İslam’ın, önceki peygamberlere
gönderilen ilahî dinlerin devamı ve sonuncusu olduğu mesajı
verilmektedir. İslam, aslında Hz. Adem’le başlayan bir süreçtir.
O dönemde Mekke’de inşa edilen Kâbe, yeryüzünün ilk mabe-
didir. Daha sonra Kudüs’te Mescid-i Aksa inşa edilmiştir. Son
peygamberin gelişi ile İslam yeniden yeryüzüne Mekke’den ya-
yılmıştır. Bu açıdan Mescid-i Haram (Kâbe) ile Mescid-i Aksa
(Kudüs) arasında bir bağ bulunmaktadır (İsra, 17/1). Surede İsra
olayından sonra Hz. Musa dönemine geçilir. Çünkü o dönem
tarihin önemli kırılma noktalarından birisidir ve Hz. Musa’ya
gönderilen 10 emrin büyük bir bölümü bu surede âdeta yeniden
emredilir. “Allah’a şirk koşmayacaksın, öldürmeyeceksin, zina
etmeyeceksin, çalmayacaksın….vd.” (İsra, 17/11-54).
2. ALLAH İÇİN HİCRET
Surenin ikinci bölümünde Hz. Adem’in yeryüzüne inişi ve
şeytanın yeryüzündeki tuzakları anlatılıp (İsrâ, 17/61-67), ardından
hicret duası zikredilir (İsrâ, 17/80). Bununla sanki bir yıl sonra olan
hicrete bir hazırlık ve asıl imtihanın hicretten sonra başlaya-
cağına dair bir mesaj verilmektedir. Surenin son tarafında ise,
Hz. Peygamber’e ve Müslümanlara önemli uyarılar bulunulmakta
(İsrâ, 17/89-103) ve özellikle İsrailoğullarının bir araya geldikten
sonra yeryüzünde çıkaracakları ikinci büyük fitneye karşı ha-
zırlıklı olma uyarısı yapılmaktadır (İsrâ, 17/4-7, 104).
3. HİCRETLE BAŞARILI OLMAK
Ayrıca bu cüzde Kehf suresinin ilk yarısı bulunmaktadır. Surenin
başında bir grup inanmış gencin hicreti anlatılır. Sığındıkları ma-
ğarada kaderin tecellisi ile 309 sene uyutulurlar, sonra uyanırlar.
Uyandıkları yüzyılda ahiret ve dirilişe imanda bir zayıflık olsa ge-
rek ki, (özgürlüğe giden yolda) insanlara böyle bir “diriliş” örneği
gösterilir. 309 sene sonra bu gençler yeniden yeryüzüne gelirler.
Bu surede de Müslümanları (sahabeyi) hicrete hazırlama ve onlara
moral verme söz konusudur. Allah için hicret edenlerin başarılı
olacakları vurgulanır (Kehf, 18/9-31); Sonra Hz. Musa ve Hızır olayı ile
şer gibi görünen hadiselerin hayır olabileceği/hayırla sonuçlana-
bileceği ve biraz sabredilmesi gerektiği ifade edilir (Kehf, 18/60-82)
Kaynak :
Rıfat ORAL
Ankara - 2020
Diyanet YAYINLARI
KUR’ÂN’IN TEMEL KONULARI BÖLÜM3
KUR’ÂN’IN TEMEL KONULARI
Kur’ân okumalarının bir başka şekli de mukabele olarak asr-ı
saadetten bize intikal etmiştir. Mukabele bir kişinin Kur’ân
okuyup diğer kişi ya da kişilerin onu dinlemesi ve okuduğunu
kontrol etmesidir. Bu şekilde hem Kur’ân nüshaları hem de oku-
nan Kur’ân her defasında yeniden kontrol edilir, okuyan ya da
dinleyenler hatalarını düzeltir. Mukabele, Hz. Peygamber (a.s.)
döneminden gelen bir gelenektir. Asr-ı saadette Peygamberimiz
her sene Cebrail ile Kur’ân ayetlerini ve surelerini mukabele
ederlerdi. Bazen Peygamberimiz okur Cebrail dinler, bazen de
Cebrail okur Peygamberimiz (a.s.) dinlerdi. Hicretin 10. yılında
Peygamberimiz (a.s.) ömrünün sonuna yaklaştığını hissetmişti ya
da bu ona bildirilmişti. O sene Cebrail ile iki defa Kur’ân’ı mu-
kabele etmişlerdi. Bu son mukabele idi. Bu şekilde Kur’an karşı
tarafa arz edildiği için buna mukabele veya muaraza denilmiştir.
(Bk. Buhari, Fedailü’l-Kur’ân, 7; Ahmed, II/399; VI/282)
Kur’an sürekli okunması, mukabele ve müzakere edilmesi,
üzerinde düşünülmesi gereken bir kitaptır. Zira Kur’ân’daki her
cüz sanki müstakil bir kitaptır ve farklı konular ile insanlardaki
iman, ibadet ve ahlak bilincini yenilemekte, güçlendirip diri tut-
maktadır. Elinizdeki bu çalışma da Kur’ân okumalarında faydalı
olması ve bir takva (sorumluluk) bilinci kazandırması için her
cüzden 3 temel konu seçilerek oluşturulmuştur. Kur’ân okurken
bitirilen cüzden sonra o cüzdeki temel konuları/meseleleri ve
mesajları yeniden hatırlamak ve genel hatlarıyla anlamak/müza-
kere etmek hayatımızı ve toplumları değiştirecektir. Bu nedenle
camide ya da evde her cüz okumalarından sonra söz konusu
cüzle ilgili bölümün bu eserden okunması ve müzakere edilmesi
güzel sonuçlara yol açacaktır.
Kur’ân’ı her okuyuşta ya da her hatimde; farklı gözle ve he-
defle okumak tavsiye edilir ki hem okuyucunun zihni diri kalsın
hem de her okuyuşta Kur’ân’ın farklı bir yönünü keşfetsin.
ALTINCI CÜZ
(s. 101-120)
İslam toplumu bilinç eğitimi ile yükselir:
Aşırılıktan kaçınıp dengeli üretenler ve
tüketenler, dengeli bir ümmet olma yolunda
beşinci adımı atmış olurlar.
Altıncı cüzde; Nisa suresinin son tarafı ve Maide suresinin ilk
yarısı bulunmaktadır. Bu kısımdaki 3 konu (mesaj):
1. ORTA YOL BİLİNCİ
İfrat ve Tefritten Kaçınmak
Nisa suresinin ortalarındaki bazı ahkam konularından sonra,
bu cüzde de Yahudi ve Hristiyanların ahkam ile ilgili hataları
sıralanır ve Muhammed ümmetinin aynı hatalara düşmemesi
istenir: Yahudiler peygamberlerine verdikleri sözde durmadılar,
kitaplarının hükmünü terk ettiler, Hz. Musa’dan sonra gelen
peygamberleri öldürmeye çalıştılar ve suikastlar düzenlediler.
Hristiyanlar da dinlerinde aşırı/uç yorumlar yaptılar, Allah’ın
kulu ve peygamberi olan Hz. İsa’ya (haşa) “Tanrı’nın oğlu” dediler.
2. HELAL GIDA BİLİNCİ
Maide suresinin baş tarafında; helal ve haram konuları özet-
lenmektedir. Mesela, behiymetü’l-enam denilen (davar, sığır
ve deve cinsi) hayvanlar helal, ama ihramda kara avı yapmak
haramdır. Allah’ın yeryüzündeki sembollerine (mesela, Kâbe
tevhidin sembolü, kurban Allah’a yakınlığın sembolü), ayrıca
savaşın haram olduğu aylara karşı saygılı olmak ve onların kut-
sallığına/saygınlığına halel getirmemek gerekir. Leş, akıcı kan,
domuz eti ve Allah’tan başkası adına (mesela putlar adına) ke-
silen hayvanların eti haramdır. Eti yenen hayvanlar bir yerden
düşerek, boğularak, boğazlanarak ve yırtıcı hayvan tarafından
parçalanarak ölmesi durumunda bunların etleri de haramdır
(ölmeden önce yetişip kesilen helaldir). Eğitimli av hayvanının
tuttuklarını yemek helaldir. Hayvanı avın üzerine gönderirken
besmele çekmek gerekir. Ehl-i kitabın kestikleri helaldir, onla-
rın kadınları ile evlenmek caizdir. Ancak Müslüman kadınlarla
evlenmek efdaldir.
3. DENGE BİLİNCİ: ORTA BİR ÜMMET OLMA
Maide suresinin sonraki bölümlerinde ise, bazı ahkam ko-
nuları açıklanmaktadır. Abdest, gusül, teyemmüm (Maide, 5/6),
şahitlik, cihad, kısas ve irtidat gibi. Ayrıca iman, ibadet ve adalet
gibi hükümleri terk eden önceki ümmetlerin sapmaları aktarılır,
bu sapmaların sonunda Allah’ın gazabına ve lanetine uğradıkları
gerçeği hatırlatılır.
'
YEDİNCİ CÜZ
(s. 121-140)
Kendilerini sürekli sorgulayan ve
hatalarını düzelten insanlar İslam
toplumunu/medeniyetini inşa ederler.
Yedinci cüzde; Maide suresinin son tarafı ve Enam suresinin
ilk yarısı bulunmaktadır. Bu kısımdaki 3 konu (mesaj):
1. HATALARIN BEDELİ
Maide suresinin son tarafı helal gıda ve helal kazanç ile ta-
mamlanmaktadır. Bu arada ayetler bazı hatalar için gerekli olan
keffaretleri de açıklamaktadır. Bunlardan birisi yemin keffareti,
diğeri de ihramlıyken kara avı yapan kişinin ödeyeceği bedel ko-
nusudur (Maide, 5/89, 95). Sonra vasiyet için iki şahit tutma tavsiye
edilir (Maide, 5/106-108). Surenin sonunda ise havarilerin, gökten
mucize bir sofra (maide) inmesi için Hz. İsa’dan dua etmesini
istemeleri ile ilgili bir olay anlatılır. Sonra bir mucize gerçekle-
şir. Aslında bu ayet ile yeryüzünün tümünün mucize bir sofra
(maide) olduğu mesajı verilir.
2. HATALAR DÜZELTİLMELİ
Aksi Takdirde Kişinin Sonu Dinden Uzaklaşmak, Şirk ve
Putperestlik Olabilir
Maide suresinden sonra Enam suresi gelir. Tek parça halinde
inen Mekkî bir suredir. (Bakara, Âl-i İmran, Nisa ve Maide sure-
leri ise Medenî idi.) Önceki Medenî surelerde bir vahiy toplumu
olan Yahudi ve Hristiyanların bozulma süreçleri ve hataları an-
latılmıştı. Enam suresinde de aslında bir vahiy toplumu olan ve
Hz. İbrahim, İsmail gibi peygamberleri kabul eden Arap cahiliye
toplumunun hataları anlatılmakta, nasıl putperest bir toplum
haline geldikleri açıklanmaktadır. Surenin başında kainatın ve
insanın yaratılışı hatırlatılarak tevhid konusu ve önemi açık-
lanmaktadır. Sonra cahiliye Araplarının risalet ile ilgili akıldı -
şı talepleri zikredilmektedir. Onlar peygamberin meleklerden
gönderilmesini istediler. ‘Eğer yeryüzünde melekler yaşasaydı o
zaman melek bir peygamber gönderilirdi.’ şeklinde cevap verildi.
Sonra müşriklerin ahiret ve dünya hayatı ile ilgili yanlış görüşleri
tenkit edildi.
3. PEYGAMBERİN TEBLİĞ GÖREVİ
Vahyin Rehberliğinde Hataları Düzeltmektir
Bu bölümde Hz. İbrahim (a.s.) örnek verilir. O tevhid inancın-
daydı. Hz. İbrahim (a.s.)’ın, tevhid inancını ispat için yıldız, ay ve
güneş gibi varlıkların Tanrı olamayacağına dair bir sorgulaması
aktarılır. Çünkü bunlar yok olan/değişen fani varlıklardır (Enam,
6/74-81). Yıldız, güneş, ay ve diğer varlıkları Allah insan için yarattı
(Enam, 6/96-97), ama insanların bir kısmı bu nimetlere şükrede-
cekleri yerde, bunları Tanrı edinerek Allah’a şirk koştular. Şirk
gerçekten büyük bir zulümdür (haksızlıktır).
'
SEKİZİNCİ CÜZ
(s. 141- 160)
Her dönemde cahiliye düşünce ve
inançları görülür. Çünkü şeytan her asırda
bütün insanları kandırmak ister. Siz bu
mücadelede/yarışta geride ve arada kalmayın,
cennete doğru koşun.
(
Sekizinci cüzde; Enam suresinin son tarafı ve Araf suresinin
ilk yarısı bulunmaktadır. Bu kısımdaki 3 konu (mesaj):
1. CAHİLİYE DÜŞÜNCELERİNDEN KURTULMAK
Enam suresinin ana konusu olan cahiliye dönemi müşrik Arap-
ların hataları sıralanmaya devam etmektedir. Bunlar; Allah’tan
başkasının hükmünü kabul etmek, putlar için kurban kesmek,
çocuklarını diri diri toprağa gömmek, yetime kötü davranmak,
ölçü ve tartıda haksızlık yapmaktır. Enam suresi, cahiliye dü-
şüncesine karşı İslam’ın tevhid inancının ortaya konulduğu bir
söz/dua ile sona ermektedir (Enam, 6/161-165).
2. ŞEYTANA KARŞI DİKKATLİ OLMAK
Bu cüzde ayrıca Araf suresi başlamaktadır. Önceki surelerde
haktan sapan vahiy toplumlarından örnekler verilmişti. Yahu-
diler, Hristiyanlar ve cahiliye Arapları... Bu surede ise tevhid ve
şirk mücadelesinin ilk insan Hz. Adem ile başladığı; bu açıdan
peygamberlerin tevhid ve doğruluğun temsilcileri, şeytanın ve
avenesinin ise şirk ve sapkınlığın temsilcileri/ana sebepleri
olduğu belirtilmektedir. Burada güzel bir uyarı bulunmakta-
dır: “Ey Adem oğulları, dikkat edin! Şeytan, atalarınız (Adem ile
Havva’yı) ayıp yerlerini kendilerine göstermek (rezil etmek) için
elbiselerinden soyarak cennetten çıkardığı gibi sizi de kandır-
masın/aldatmasın. Şeytan ve avenesi, hiç fark edemeyeceğiniz
şekilde pusuda beklerler!..” (A’raf, 7/27). Hz. Adem ve Havva hata-
larını anlayıp tövbe ettiler ve kurtuldular. Şeytan ise hatasında
hâlâ ısrar etmektedir.
3. ARADA KALMAMAK-KARARSIZ OLMAMAK; CENNETE
KOŞMAK GEREKİR
Bu cüzün son kısmında ise, sureye adını veren Araf konusu
zikredilmektedir. Araf, urf kelimesinin çoğulu olup yüksek yerler
manasındadır. Bu terim cennet ile cehennem arasındaki bölgede
bulunan yüksek yerler veya tepeler için kullanılmaktadır. Saha-
beden gelen habere göre, Araf’ta duran kişiler günah ve sevapları
eşit olan Müslümanlardır. Allah onlar hakkında hükmedinceye
kadar bu ara tepede duracaklardır (Bk. Hakim, II/350 (3247); Taberani,
Kebir, XXI/189 (11454)).
DOKUZUNCU CÜZ
(s. 161-180)
Tarihin en önemli dönemleri,
peygamberlerin yaşadıkları asırlardır.
Çünkü onlar tevhid ve şirk mücadelesinde
müminlerin önderleridir, Allah’ın rab
(hakimiyet sahibi) olduğunu bütün dünyaya
tebliğ eden ve insanları dünyevileşme
tehlikesinden koruyan kişilerdir.
Dokuzuncu cüzde; Araf suresinin son tarafı ve Enfal suresinin
baş tarafı bulunmaktadır. Bu kısımdaki 3 konu (mesaj):
1. PEYGAMBERLERİN MÜCADELESİ
Tarihte Tevhid ve Şirk Mücadelesi İnsanoğlu Var Oldukça
Devam Edecektir
Bu cüzde Araf suresi peygamberlerin mücadelelerinden ör-
neklerle tamamlanmaktadır. Söz konusu örneklerden en uzunu
Hz. Musa dönemi ile ilgilidir.
a. Burada Hz. Musa’nın Firavun ile mücadelesi, o dönemde
Müslüman olan sihirbazların Firavun’un katliamı ile şehit olma-
ları gerçeği (A’raf, 7/104-126).
b. Hz. Musa’nın ve ashabının Firavun’un zulmünden kurtulma
çabaları ve hicret talepleri, ayrıca o dönemde yaşanan kıtlık,
tufan, çekirge, haşere, kurbağa ve kan yağması gibi belalar so-
nunda Firavun’un Hz. Musa ve ashabına hicret için izin vermesi,
ancak sonra sözünden dönüp ordusu ile Hz. Musa ve ashabın
takip etmesi ve sonunda ordusuyla beraber denizde helak olması
aktarılır (A’raf, 7/130-136).
c. Bundan sonra Hz. Musa’nın kutsal bölge Sina dağına git-
mesi ve orada 40 gün kalması, daha sonra kendisine vahyin
yazılı levhalar halinde verilmesi, o dönemde Yahudilerin sap-
maları ve ihanetleri anlatılır. Mesela, denizi geçerek Firavun’un
şerrinden kurtulan İsrailoğulları, daha kurtulur kurtulmaz puta
tapan bir kavim görünce Hz. Musa’dan bir put yapmasını iste-
diler; Hz. Musa ise, onlara büyük bir cahillik yaptıklarını söyledi
ve nasihat etti (A’raf, 7/138-140). İsrailoğullarının ikinci ihanet ve
sapmalar ise, yanlarından 40 günlüğüne ayrılan peygamberleri
Hz. Musa’dan sonra hemen altın, gümüş ve mücevherlerden bir
buzağı yapıp tapmalarıdır (A’raf, 7/148-154).
d. Sonra Ashab-ı sebt (Cumartesi ashabı) Yahudilerinin diğer
hileleri (A’raf, 7/162) anlatılır, sıralanır.
2. ALLAH’A OLAN İLK SÖZÜMÜZ-AHDİMİZ
Allah’a İlk Ahdimiz “Sen Bizim Rabbimizsin”, Sözüdür
Bu cüzün ikinci bölümünde ise kalu bela olayı ile başlayan ilk
ahid/söz hatırlatılır. (A’raf, 7/172-173); Allah’ın esma-i hüsnasının
(güzel isimlerinin) doğru anlaşılması gerektiği bildirilir. İnsanın
şirk koştuğu putlar ve şeytanlar açıklanır ve bunlara karşı mü-
cadele edilmesi istenir. Kur’ân okunurken bile şeytanın pusuda
olup vesveselerle kandırabileceği bildirilir ve Euzü besmele ile
şeytanın şerrinden Allah’a sığınmak gerektiği açıklanır. Enam su-
resi; dua, zikir, tesbih ve secde emriyle sona erer (A’raf, 7/204-206).
3. DÜNYEVİLEŞME TEHLİKESİ
Allah Rızası İçin Çalışmayı/Tebliği/Cihadı Terk Etmek
Dünyevileşmektir
Bu cüzün son bölümünde Enfal suresi başlar; Bedir savaşın-
daki ilk galibiyet ve ganimet problemi açıklanır. Çünkü savaştan
sonra bütün gruplar ganimetlerin kendilerine ait olduğunu id-
dia etmiş ve bir husumet ortaya çıkmıştı. Bunun üzerine Enfal
suresinin baş tarafı indirildi ve ganimetlerin hepsinin Allah ve
Resûlüne (devlete) ait olduğu açıklandı, bütün zaferin ve gani-
metlerin Allah’ın yardımıyla kazanıldığı hatırlatıldı. Ancak mü-
minler hatalarını anlayıp pişman oldukları ve tövbe ettikleri
için yeni inen ayetlerde; ganimetlerin humusu (1/5’i) Allah ve
Resûlüne (devlete) kalacak, beşte dördü (4/5’i) ise mücahitler
arasında dağıtılacak şeklinde uygulama başlatılır (Enfal, 8/41). O
dönemde savaş teçhizatını her mücahit kendisi tedarik ettiği için
ganimetten hisse sahibi oluyordu. Ama daha sonraları devlet,
askerinin bütün ihtiyaçlarını ve savaş durumunda teçhizatını
tedarik ettiği için ganimetler tümüyle devlete kaldı. Ayrıca bu 9.
cüzün son tarafında müşriklerin tuzakları, tutarsız talepleri ve
kaçınılmaz savaş gerçeği aktarılır, Müslümanların savaşa hazır
olmaları istenir.
ONUNCU CÜZ
(s. 181 - 200)
Müslüman ahlak temelli bir mücadele
stratejisi geliştirilmelidir. Sosyal problemlerin
çözümü ancak; infak ve gelir dağılımındaki
adaletin sağlandığı ekonomik bir sistemle olur.
Onuncu cüzde; Enfal suresinin son tarafı ve Tevbe suresinin
baş tarafı bulunmaktadır. Bu kısımdaki 3 konu (mesaj):
1. SAVAŞ AHLAKI
Savaşta Bile Ensar-Muhacir Gibi Ahlaklı Olmak ve Kulluğa
Devam Etmek Gerekir
Enfal suresinin son tarafında Bedir savaşı örneği üzerinden
savaş stratejileri anlatılır. Ayrıca savaşta da ahlaklı olma ve kul-
luk emredilir. Bunlara dikkat edilirse Allah’ın yardımı her zaman
Müslümanlarla beraberdir. Bir kavim kendisini değiştirmedikçe
Allah da onlara olan nimetini değiştirmez (Enfal, 8/53). Müslü-
manlara yardım eden ve kalplerini birleştiren Allah’tır (Enfal, 8/63).
Surenin sonunda Medine’ye hicret eden muhacirler ve onlara
yardım eden ensar anlatılır, onlar medh edilir ve imanın topluma
yansımasının muhacir-ensar kardeşliğinden, ayrıca sıla-ı rahime
riayet etmekten geçtiği hatırlatılır ve sure tamamlanır.
2. İSLAM TOPLUMUNUN DÜŞMANLARI
Burada iki düşman üzerinde durulur:
a. Anlaşmaları Bozan Müşrikler/Kâfirler
b. Sürekli Fitne Çıkaran Münafıklar
Onuncu cüzün bu bölümünde Tevbe suresi başlar. Bu sure
Enfal suresinin devamı niteliğinde olduğu için başında besmele
bulunmamaktadır. Ayrıca sure, anlaşmayı bozan ve bölgede sü-
rekli fitne çıkaran müşriklere verilen bir ültimatom ile başlar.
Bu nedenle de surenin başında rahmet ifadesi olan besmelenin
bulunmadığı belirtilir. Bu bölümde yeryüzünde fitne çıkaran
düşmanlara karşı savaşa hazır olunması gerektiği açıklanır. Ay-
rıca önemli bir iç tehlike olan ve İslam toplumunun birliğini bo-
zan, moralini çökertmeye çalışan münafıklar üzerinde durulur.
Onların ahlaki zaafları, çalışma usulleri ve stratejileri anlatılır.
Müslümanların bunlara karşı da dikkatli olmaları ve mücadele
etmeleri gerektiği hatırlatılır. Çünkü bir toplumun iç ve dış gü-
venliği çok önemlidir.
3. İSLAM EKONOMİSİNİN HEDEFLERİ
Özellikle İki Hedef Üzerinde Durulur:
a. İnfak
b. Sermayenin Adil Paylaşımı
Bu cüzün son kısmında infaktan bahsedilir. Ekonomik refahın
sağlanması için çalışma ve teknoloji üretme yanında toplumsal
yardımlaşma modeli olan bir infak stratejisi geliştirilmesi de em-
redilir. Yardıma muhtaç olanların mutlaka korunması gerektiği
hatırlatılır. Toplumsal yardımlaşmanın bir parçası olan zekat ve
sadakaların kimlere verileceği açıklanır (Tevbe, 9/60). Bütün bu
çalışmaların İslam toplumunu güçlendireceği ve kalpleri bir-
leştireceği anlatılır. Bu noktada da olumsuz propaganda yapan
münafıklara yeniden dikkat çekilir.
Kaynak :
Rıfat ORAL
Ankara - 2020
Diyanet YAYINLARI
KUR’ÂN’IN TEMEL KONULARI BÖLÜM2
Kur’ân okumalarının bir başka şekli de mukabele olarak asr-ı
saadetten bize intikal etmiştir. Mukabele bir kişinin Kur’ân
okuyup diğer kişi ya da kişilerin onu dinlemesi ve okuduğunu
kontrol etmesidir. Bu şekilde hem Kur’ân nüshaları hem de oku-
nan Kur’ân her defasında yeniden kontrol edilir, okuyan ya da
dinleyenler hatalarını düzeltir. Mukabele, Hz. Peygamber (a.s.)
döneminden gelen bir gelenektir. Asr-ı saadette Peygamberimiz
her sene Cebrail ile Kur’ân ayetlerini ve surelerini mukabele
ederlerdi. Bazen Peygamberimiz okur Cebrail dinler, bazen de
Cebrail okur Peygamberimiz (a.s.) dinlerdi. Hicretin 10. yılında
Peygamberimiz (a.s.) ömrünün sonuna yaklaştığını hissetmişti ya
da bu ona bildirilmişti. O sene Cebrail ile iki defa Kur’ân’ı mu-
kabele etmişlerdi. Bu son mukabele idi. Bu şekilde Kur’an karşı
tarafa arz edildiği için buna mukabele veya muaraza denilmiştir.
(Bk. Buhari, Fedailü’l-Kur’ân, 7; Ahmed, II/399; VI/282)
Kur’an sürekli okunması, mukabele ve müzakere edilmesi,
üzerinde düşünülmesi gereken bir kitaptır. Zira Kur’ân’daki her
cüz sanki müstakil bir kitaptır ve farklı konular ile insanlardaki
iman, ibadet ve ahlak bilincini yenilemekte, güçlendirip diri tut-
maktadır. Elinizdeki bu çalışma da Kur’ân okumalarında faydalı
olması ve bir takva (sorumluluk) bilinci kazandırması için her
cüzden 3 temel konu seçilerek oluşturulmuştur. Kur’ân okurken
bitirilen cüzden sonra o cüzdeki temel konuları/meseleleri ve
mesajları yeniden hatırlamak ve genel hatlarıyla anlamak/müza-
kere etmek hayatımızı ve toplumları değiştirecektir. Bu nedenle
camide ya da evde her cüz okumalarından sonra söz konusu
cüzle ilgili bölümün bu eserden okunması ve müzakere edilmesi
güzel sonuçlara yol açacaktır.
Kur’ân’ı her okuyuşta ya da her hatimde; farklı gözle ve he-
defle okumak tavsiye edilir ki hem okuyucunun zihni diri kalsın
hem de her okuyuşta Kur’ân’ın farklı bir yönünü keşfetsin.
ALTINCI CÜZ
(s. 101-120)
İslam toplumu bilinç eğitimi ile yükselir:
Aşırılıktan kaçınıp dengeli üretenler ve
tüketenler, dengeli bir ümmet olma yolunda
beşinci adımı atmış olurlar.
Altıncı cüzde; Nisa suresinin son tarafı ve Maide suresinin ilk
yarısı bulunmaktadır. Bu kısımdaki 3 konu (mesaj):
1. ORTA YOL BİLİNCİ
İfrat ve Tefritten Kaçınmak
Nisa suresinin ortalarındaki bazı ahkam konularından sonra,
bu cüzde de Yahudi ve Hristiyanların ahkam ile ilgili hataları
sıralanır ve Muhammed ümmetinin aynı hatalara düşmemesi
istenir: Yahudiler peygamberlerine verdikleri sözde durmadılar,
kitaplarının hükmünü terk ettiler, Hz. Musa’dan sonra gelen
peygamberleri öldürmeye çalıştılar ve suikastlar düzenlediler.
Hristiyanlar da dinlerinde aşırı/uç yorumlar yaptılar, Allah’ın
kulu ve peygamberi olan Hz. İsa’ya (haşa) “Tanrı’nın oğlu” dediler.
2. HELAL GIDA BİLİNCİ
Maide suresinin baş tarafında; helal ve haram konuları özet-
lenmektedir. Mesela, behiymetü’l-enam denilen (davar, sığır
ve deve cinsi) hayvanlar helal, ama ihramda kara avı yapmak
haramdır. Allah’ın yeryüzündeki sembollerine (mesela, Kâbe
tevhidin sembolü, kurban Allah’a yakınlığın sembolü), ayrıca
savaşın haram olduğu aylara karşı saygılı olmak ve onların kut-
sallığına/saygınlığına halel getirmemek gerekir. Leş, akıcı kan,
domuz eti ve Allah’tan başkası adına (mesela putlar adına) ke-
silen hayvanların eti haramdır. Eti yenen hayvanlar bir yerden
düşerek, boğularak, boğazlanarak ve yırtıcı hayvan tarafından
parçalanarak ölmesi durumunda bunların etleri de haramdır
(ölmeden önce yetişip kesilen helaldir). Eğitimli av hayvanının
tuttuklarını yemek helaldir. Hayvanı avın üzerine gönderirken
besmele çekmek gerekir. Ehl-i kitabın kestikleri helaldir, onla-
rın kadınları ile evlenmek caizdir. Ancak Müslüman kadınlarla
evlenmek efdaldir.
3. DENGE BİLİNCİ: ORTA BİR ÜMMET OLMA
Maide suresinin sonraki bölümlerinde ise, bazı ahkam ko-
nuları açıklanmaktadır. Abdest, gusül, teyemmüm (Maide, 5/6),
şahitlik, cihad, kısas ve irtidat gibi. Ayrıca iman, ibadet ve adalet
gibi hükümleri terk eden önceki ümmetlerin sapmaları aktarılır,
bu sapmaların sonunda Allah’ın gazabına ve lanetine uğradıkları
gerçeği hatırlatılır.
'
YEDİNCİ CÜZ
(s. 121-140)
Kendilerini sürekli sorgulayan ve
hatalarını düzelten insanlar İslam
toplumunu/medeniyetini inşa ederler.
Yedinci cüzde; Maide suresinin son tarafı ve Enam suresinin
ilk yarısı bulunmaktadır. Bu kısımdaki 3 konu (mesaj):
1. HATALARIN BEDELİ
Maide suresinin son tarafı helal gıda ve helal kazanç ile ta-
mamlanmaktadır. Bu arada ayetler bazı hatalar için gerekli olan
keffaretleri de açıklamaktadır. Bunlardan birisi yemin keffareti,
diğeri de ihramlıyken kara avı yapan kişinin ödeyeceği bedel ko-
nusudur (Maide, 5/89, 95). Sonra vasiyet için iki şahit tutma tavsiye
edilir (Maide, 5/106-108). Surenin sonunda ise havarilerin, gökten
mucize bir sofra (maide) inmesi için Hz. İsa’dan dua etmesini
istemeleri ile ilgili bir olay anlatılır. Sonra bir mucize gerçekle-
şir. Aslında bu ayet ile yeryüzünün tümünün mucize bir sofra
(maide) olduğu mesajı verilir.
2. HATALAR DÜZELTİLMELİ
Aksi Takdirde Kişinin Sonu Dinden Uzaklaşmak, Şirk ve
Putperestlik Olabilir
Maide suresinden sonra Enam suresi gelir. Tek parça halinde
inen Mekkî bir suredir. (Bakara, Âl-i İmran, Nisa ve Maide sure-
leri ise Medenî idi.) Önceki Medenî surelerde bir vahiy toplumu
olan Yahudi ve Hristiyanların bozulma süreçleri ve hataları an-
latılmıştı. Enam suresinde de aslında bir vahiy toplumu olan ve
Hz. İbrahim, İsmail gibi peygamberleri kabul eden Arap cahiliye
toplumunun hataları anlatılmakta, nasıl putperest bir toplum
haline geldikleri açıklanmaktadır. Surenin başında kainatın ve
insanın yaratılışı hatırlatılarak tevhid konusu ve önemi açık-
lanmaktadır. Sonra cahiliye Araplarının risalet ile ilgili akıldı -
şı talepleri zikredilmektedir. Onlar peygamberin meleklerden
gönderilmesini istediler. ‘Eğer yeryüzünde melekler yaşasaydı o
zaman melek bir peygamber gönderilirdi.’ şeklinde cevap verildi.
Sonra müşriklerin ahiret ve dünya hayatı ile ilgili yanlış görüşleri
tenkit edildi.
3. PEYGAMBERİN TEBLİĞ GÖREVİ
Vahyin Rehberliğinde Hataları Düzeltmektir
Bu bölümde Hz. İbrahim (a.s.) örnek verilir. O tevhid inancın-
daydı. Hz. İbrahim (a.s.)’ın, tevhid inancını ispat için yıldız, ay ve
güneş gibi varlıkların Tanrı olamayacağına dair bir sorgulaması
aktarılır. Çünkü bunlar yok olan/değişen fani varlıklardır (Enam,
6/74-81). Yıldız, güneş, ay ve diğer varlıkları Allah insan için yarattı
(Enam, 6/96-97), ama insanların bir kısmı bu nimetlere şükrede-
cekleri yerde, bunları Tanrı edinerek Allah’a şirk koştular. Şirk
gerçekten büyük bir zulümdür (haksızlıktır).
'
SEKİZİNCİ CÜZ
(s. 141- 160)
Her dönemde cahiliye düşünce ve
inançları görülür. Çünkü şeytan her asırda
bütün insanları kandırmak ister. Siz bu
mücadelede/yarışta geride ve arada kalmayın,
cennete doğru koşun.
(
Sekizinci cüzde; Enam suresinin son tarafı ve Araf suresinin
ilk yarısı bulunmaktadır. Bu kısımdaki 3 konu (mesaj):
1. CAHİLİYE DÜŞÜNCELERİNDEN KURTULMAK
Enam suresinin ana konusu olan cahiliye dönemi müşrik Arap-
ların hataları sıralanmaya devam etmektedir. Bunlar; Allah’tan
başkasının hükmünü kabul etmek, putlar için kurban kesmek,
çocuklarını diri diri toprağa gömmek, yetime kötü davranmak,
ölçü ve tartıda haksızlık yapmaktır. Enam suresi, cahiliye dü-
şüncesine karşı İslam’ın tevhid inancının ortaya konulduğu bir
söz/dua ile sona ermektedir (Enam, 6/161-165).
2. ŞEYTANA KARŞI DİKKATLİ OLMAK
Bu cüzde ayrıca Araf suresi başlamaktadır. Önceki surelerde
haktan sapan vahiy toplumlarından örnekler verilmişti. Yahu-
diler, Hristiyanlar ve cahiliye Arapları... Bu surede ise tevhid ve
şirk mücadelesinin ilk insan Hz. Adem ile başladığı; bu açıdan
peygamberlerin tevhid ve doğruluğun temsilcileri, şeytanın ve
avenesinin ise şirk ve sapkınlığın temsilcileri/ana sebepleri
olduğu belirtilmektedir. Burada güzel bir uyarı bulunmakta-
dır: “Ey Adem oğulları, dikkat edin! Şeytan, atalarınız (Adem ile
Havva’yı) ayıp yerlerini kendilerine göstermek (rezil etmek) için
elbiselerinden soyarak cennetten çıkardığı gibi sizi de kandır-
masın/aldatmasın. Şeytan ve avenesi, hiç fark edemeyeceğiniz
şekilde pusuda beklerler!..” (A’raf, 7/27). Hz. Adem ve Havva hata-
larını anlayıp tövbe ettiler ve kurtuldular. Şeytan ise hatasında
hâlâ ısrar etmektedir.
3. ARADA KALMAMAK-KARARSIZ OLMAMAK; CENNETE
KOŞMAK GEREKİR
Bu cüzün son kısmında ise, sureye adını veren Araf konusu
zikredilmektedir. Araf, urf kelimesinin çoğulu olup yüksek yerler
manasındadır. Bu terim cennet ile cehennem arasındaki bölgede
bulunan yüksek yerler veya tepeler için kullanılmaktadır. Saha-
beden gelen habere göre, Araf’ta duran kişiler günah ve sevapları
eşit olan Müslümanlardır. Allah onlar hakkında hükmedinceye
kadar bu ara tepede duracaklardır (Bk. Hakim, II/350 (3247); Taberani,
Kebir, XXI/189 (11454)).
DOKUZUNCU CÜZ
(s. 161-180)
Tarihin en önemli dönemleri,
peygamberlerin yaşadıkları asırlardır.
Çünkü onlar tevhid ve şirk mücadelesinde
müminlerin önderleridir, Allah’ın rab
(hakimiyet sahibi) olduğunu bütün dünyaya
tebliğ eden ve insanları dünyevileşme
tehlikesinden koruyan kişilerdir.
Dokuzuncu cüzde; Araf suresinin son tarafı ve Enfal suresinin
baş tarafı bulunmaktadır. Bu kısımdaki 3 konu (mesaj):
1. PEYGAMBERLERİN MÜCADELESİ
Tarihte Tevhid ve Şirk Mücadelesi İnsanoğlu Var Oldukça
Devam Edecektir
Bu cüzde Araf suresi peygamberlerin mücadelelerinden ör-
neklerle tamamlanmaktadır. Söz konusu örneklerden en uzunu
Hz. Musa dönemi ile ilgilidir.
a. Burada Hz. Musa’nın Firavun ile mücadelesi, o dönemde
Müslüman olan sihirbazların Firavun’un katliamı ile şehit olma-
ları gerçeği (A’raf, 7/104-126).
b. Hz. Musa’nın ve ashabının Firavun’un zulmünden kurtulma
çabaları ve hicret talepleri, ayrıca o dönemde yaşanan kıtlık,
tufan, çekirge, haşere, kurbağa ve kan yağması gibi belalar so-
nunda Firavun’un Hz. Musa ve ashabına hicret için izin vermesi,
ancak sonra sözünden dönüp ordusu ile Hz. Musa ve ashabın
takip etmesi ve sonunda ordusuyla beraber denizde helak olması
aktarılır (A’raf, 7/130-136).
c. Bundan sonra Hz. Musa’nın kutsal bölge Sina dağına git-
mesi ve orada 40 gün kalması, daha sonra kendisine vahyin
yazılı levhalar halinde verilmesi, o dönemde Yahudilerin sap-
maları ve ihanetleri anlatılır. Mesela, denizi geçerek Firavun’un
şerrinden kurtulan İsrailoğulları, daha kurtulur kurtulmaz puta
tapan bir kavim görünce Hz. Musa’dan bir put yapmasını iste-
diler; Hz. Musa ise, onlara büyük bir cahillik yaptıklarını söyledi
ve nasihat etti (A’raf, 7/138-140). İsrailoğullarının ikinci ihanet ve
sapmalar ise, yanlarından 40 günlüğüne ayrılan peygamberleri
Hz. Musa’dan sonra hemen altın, gümüş ve mücevherlerden bir
buzağı yapıp tapmalarıdır (A’raf, 7/148-154).
d. Sonra Ashab-ı sebt (Cumartesi ashabı) Yahudilerinin diğer
hileleri (A’raf, 7/162) anlatılır, sıralanır.
2. ALLAH’A OLAN İLK SÖZÜMÜZ-AHDİMİZ
Allah’a İlk Ahdimiz “Sen Bizim Rabbimizsin”, Sözüdür
Bu cüzün ikinci bölümünde ise kalu bela olayı ile başlayan ilk
ahid/söz hatırlatılır. (A’raf, 7/172-173); Allah’ın esma-i hüsnasının
(güzel isimlerinin) doğru anlaşılması gerektiği bildirilir. İnsanın
şirk koştuğu putlar ve şeytanlar açıklanır ve bunlara karşı mü-
cadele edilmesi istenir. Kur’ân okunurken bile şeytanın pusuda
olup vesveselerle kandırabileceği bildirilir ve Euzü besmele ile
şeytanın şerrinden Allah’a sığınmak gerektiği açıklanır. Enam su-
resi; dua, zikir, tesbih ve secde emriyle sona erer (A’raf, 7/204-206).
3. DÜNYEVİLEŞME TEHLİKESİ
Allah Rızası İçin Çalışmayı/Tebliği/Cihadı Terk Etmek
Dünyevileşmektir
Bu cüzün son bölümünde Enfal suresi başlar; Bedir savaşın-
daki ilk galibiyet ve ganimet problemi açıklanır. Çünkü savaştan
sonra bütün gruplar ganimetlerin kendilerine ait olduğunu id-
dia etmiş ve bir husumet ortaya çıkmıştı. Bunun üzerine Enfal
suresinin baş tarafı indirildi ve ganimetlerin hepsinin Allah ve
Resûlüne (devlete) ait olduğu açıklandı, bütün zaferin ve gani-
metlerin Allah’ın yardımıyla kazanıldığı hatırlatıldı. Ancak mü-
minler hatalarını anlayıp pişman oldukları ve tövbe ettikleri
için yeni inen ayetlerde; ganimetlerin humusu (1/5’i) Allah ve
Resûlüne (devlete) kalacak, beşte dördü (4/5’i) ise mücahitler
arasında dağıtılacak şeklinde uygulama başlatılır (Enfal, 8/41). O
dönemde savaş teçhizatını her mücahit kendisi tedarik ettiği için
ganimetten hisse sahibi oluyordu. Ama daha sonraları devlet,
askerinin bütün ihtiyaçlarını ve savaş durumunda teçhizatını
tedarik ettiği için ganimetler tümüyle devlete kaldı. Ayrıca bu 9.
cüzün son tarafında müşriklerin tuzakları, tutarsız talepleri ve
kaçınılmaz savaş gerçeği aktarılır, Müslümanların savaşa hazır
olmaları istenir.
ONUNCU CÜZ
(s. 181 - 200)
Müslüman ahlak temelli bir mücadele
stratejisi geliştirilmelidir. Sosyal problemlerin
çözümü ancak; infak ve gelir dağılımındaki
adaletin sağlandığı ekonomik bir sistemle olur.
Onuncu cüzde; Enfal suresinin son tarafı ve Tevbe suresinin
baş tarafı bulunmaktadır. Bu kısımdaki 3 konu (mesaj):
1. SAVAŞ AHLAKI
Savaşta Bile Ensar-Muhacir Gibi Ahlaklı Olmak ve Kulluğa
Devam Etmek Gerekir
Enfal suresinin son tarafında Bedir savaşı örneği üzerinden
savaş stratejileri anlatılır. Ayrıca savaşta da ahlaklı olma ve kul-
luk emredilir. Bunlara dikkat edilirse Allah’ın yardımı her zaman
Müslümanlarla beraberdir. Bir kavim kendisini değiştirmedikçe
Allah da onlara olan nimetini değiştirmez (Enfal, 8/53). Müslü-
manlara yardım eden ve kalplerini birleştiren Allah’tır (Enfal, 8/63).
Surenin sonunda Medine’ye hicret eden muhacirler ve onlara
yardım eden ensar anlatılır, onlar medh edilir ve imanın topluma
yansımasının muhacir-ensar kardeşliğinden, ayrıca sıla-ı rahime
riayet etmekten geçtiği hatırlatılır ve sure tamamlanır.
2. İSLAM TOPLUMUNUN DÜŞMANLARI
Burada iki düşman üzerinde durulur:
a. Anlaşmaları Bozan Müşrikler/Kâfirler
b. Sürekli Fitne Çıkaran Münafıklar
Onuncu cüzün bu bölümünde Tevbe suresi başlar. Bu sure
Enfal suresinin devamı niteliğinde olduğu için başında besmele
bulunmamaktadır. Ayrıca sure, anlaşmayı bozan ve bölgede sü-
rekli fitne çıkaran müşriklere verilen bir ültimatom ile başlar.
Bu nedenle de surenin başında rahmet ifadesi olan besmelenin
bulunmadığı belirtilir. Bu bölümde yeryüzünde fitne çıkaran
düşmanlara karşı savaşa hazır olunması gerektiği açıklanır. Ay-
rıca önemli bir iç tehlike olan ve İslam toplumunun birliğini bo-
zan, moralini çökertmeye çalışan münafıklar üzerinde durulur.
Onların ahlaki zaafları, çalışma usulleri ve stratejileri anlatılır.
Müslümanların bunlara karşı da dikkatli olmaları ve mücadele
etmeleri gerektiği hatırlatılır. Çünkü bir toplumun iç ve dış gü-
venliği çok önemlidir.
3. İSLAM EKONOMİSİNİN HEDEFLERİ
Özellikle İki Hedef Üzerinde Durulur:
a. İnfak
b. Sermayenin Adil Paylaşımı
Bu cüzün son kısmında infaktan bahsedilir. Ekonomik refahın
sağlanması için çalışma ve teknoloji üretme yanında toplumsal
yardımlaşma modeli olan bir infak stratejisi geliştirilmesi de em-
redilir. Yardıma muhtaç olanların mutlaka korunması gerektiği
hatırlatılır. Toplumsal yardımlaşmanın bir parçası olan zekat ve
sadakaların kimlere verileceği açıklanır (Tevbe, 9/60). Bütün bu
çalışmaların İslam toplumunu güçlendireceği ve kalpleri bir-
leştireceği anlatılır. Bu noktada da olumsuz propaganda yapan
münafıklara yeniden dikkat çekilir.
Kaynak :
Rıfat ORAL
Ankara - 2020
Diyanet YAYINLARI
KUR’ÂN’IN TEMEL KONULARI BÖLÜM2
KUR’ÂN’IN TEMEL KONULARI
Kur’ân okumalarının bir başka şekli de mukabele olarak asr-ı
saadetten bize intikal etmiştir. Mukabele bir kişinin Kur’ân
okuyup diğer kişi ya da kişilerin onu dinlemesi ve okuduğunu
kontrol etmesidir. Bu şekilde hem Kur’ân nüshaları hem de oku-
nan Kur’ân her defasında yeniden kontrol edilir, okuyan ya da
dinleyenler hatalarını düzeltir. Mukabele, Hz. Peygamber (a.s.)
döneminden gelen bir gelenektir. Asr-ı saadette Peygamberimiz
her sene Cebrail ile Kur’ân ayetlerini ve surelerini mukabele
ederlerdi. Bazen Peygamberimiz okur Cebrail dinler, bazen de
Cebrail okur Peygamberimiz (a.s.) dinlerdi. Hicretin 10. yılında
Peygamberimiz (a.s.) ömrünün sonuna yaklaştığını hissetmişti ya
da bu ona bildirilmişti. O sene Cebrail ile iki defa Kur’ân’ı mu-
kabele etmişlerdi. Bu son mukabele idi. Bu şekilde Kur’an karşı
tarafa arz edildiği için buna mukabele veya muaraza denilmiştir.
(Bk. Buhari, Fedailü’l-Kur’ân, 7; Ahmed, II/399; VI/282)
Kur’an sürekli okunması, mukabele ve müzakere edilmesi,
üzerinde düşünülmesi gereken bir kitaptır. Zira Kur’ân’daki her
cüz sanki müstakil bir kitaptır ve farklı konular ile insanlardaki
iman, ibadet ve ahlak bilincini yenilemekte, güçlendirip diri tut-
maktadır. Elinizdeki bu çalışma da Kur’ân okumalarında faydalı
olması ve bir takva (sorumluluk) bilinci kazandırması için her
cüzden 3 temel konu seçilerek oluşturulmuştur. Kur’ân okurken
bitirilen cüzden sonra o cüzdeki temel konuları/meseleleri ve
mesajları yeniden hatırlamak ve genel hatlarıyla anlamak/müza-
kere etmek hayatımızı ve toplumları değiştirecektir. Bu nedenle
camide ya da evde her cüz okumalarından sonra söz konusu
cüzle ilgili bölümün bu eserden okunması ve müzakere edilmesi
güzel sonuçlara yol açacaktır.
Kur’ân’ı her okuyuşta ya da her hatimde; farklı gözle ve he-
defle okumak tavsiye edilir ki hem okuyucunun zihni diri kalsın
hem de her okuyuşta Kur’ân’ın farklı bir yönünü keşfetsin.
BİRİNCİ CÜZ
(s. 1-20)
Allah, indirdiği kitap ile insanlara
yol gösterir.
Bu cüz, Fatiha suresi ile başlar ve Bakara suresi ile devam
eder. Bu kısımdaki 3 konu (mesaj) şunlardır:
1. HAMD BİLİNCİ
İlk ve Son Sözümüz Yüce Allah’a Hamd ve Teşekkür Olmalı
Kur’ân, Fatiha suresi ile başlar. Bu surede Kur’an hakkında
çok önemli özet bilgiler verilir. Fatiha suresi, diğer surelerin
bir anahtarı niteliğindedir. Öncelikle düşünme ve dua adabı
öğretilir. Besmele ile başlayıp hamd (Allah’a teşekkür) ile devam
etmek bu eğitimin bir parçasıdır. Bu surede Kur’ân’ın üç temel
konusu olan; tevhid, risalet ve ahiret özetlenir.
Ayrıca her gün Fatiha suresi ile Allah’a söz veririz:
“(Ey Rabbimiz)! Biz ancak sana kulluk eder ve ancak senden
yardım dileriz.”
Sonra bir dua ile (aslında en önemli duadır bu) Allah’a yöne-
liriz: “Bizi doğru yoldan ayırma.”
Sure bu şekilde Allah’a kulluk sözü (ahid) ve yardım isteme
(dua) bilinci ile tamamlanır.
2. TAKVA BİLİNCİ
Kur’ân, Sorumluluk (Takva) Bilinci Taşıyan İnsanlara
Rehberlik Eder
Bu cüzde Fatiha’dan sonra Bakara suresi gelir. Bakara, Kur’ân’ın
en uzun suresidir. Sure girişinde Kur’an’ın rehberlik misyonun-
dan bahsedilir. Buna göre 3 grup insan ortaya çıkar:
a. Kur’ân’ın rehberliğini kabul edip takva (sorumluluk) bilin-
cine ulaşan müminler,
b. Bu rehberliği kesinlikle kabul etmeyip reddeden ve vahye
karşı gözünü, kulağını ve kalbini kapatan kâfirler (kalpleri mü-
hürlü kişiler),
c. Vahyi kabul etmiş gibi görünen kalpleri hastalıklı, korkak
ve şahsiyetsiz münafıklar.
3. TARİH BİLİNCİ
İlk İnsan Bir Peygamberdir, Hz. Adem’le Birlikte Tarihte
Bütün Peygamberler İnsanlara Rehberlik Etmişlerdir
Bu kısımda vahyin muhatabı insanlar ve davranış biçimleri
ile ilgili tarihten iki örnek verilir; bunlar âdeta tarihin kırılma
noktalarıdır:
a. İlk Dönem: İlk insan Hz. Adem ile başlayan tevhid ve şirk
mücadelesi görülür. Hz. Adem ve eşini kandırması ile cennetten
yeryüzüne indirilen insan ile ebedî düşmanı şeytan arasındaki
savaşın başlama dönemidir.
b. Orta Dönem: İsrailoğulları ile devam eden tevhid ve şirk
mücadelesi dönemidir. Bu dönemde kendilerine vahiy toplumu
misyonu/sorumluluğu verilen Hz. Musa ile İsrailoğulları ve on-
ların başarısız olmalarına sebep olan etkenler anlatılır. Âdeta
Muhammed ümmetinden bu hatalara düşmemeleri istenir.
İKİNCİ CÜZ
(s. 21-40)
İslam toplumu bilinç eğitimi ile inşa edilir:
Allah’a kulluk bilinci ile yönelenler, helal
kazanç ile dengeli aileler kuranlar, günah ve
suç işlemekten kaçınanlar bu konuda ilk adımı
atmış olurlar.
(İkinci cüzde; Bakara suresinin orta kısmı bulunmaktadır.
Önceki cüzde İsrail oğullarının hatalarından ve günahlarından
bahsedildi. Bunlar Kitabı ve Peygamber’in yolunu terk etmekten
kaynaklanıyordu. Bu cüzde de Muhammed (a.s.) ümmetine aynı
hatalara düşmemeleri için temel ahkam konuları hatırlatılmak-
tadır. Bu kısımdaki 3 konu (mesaj) şunlardır:
1. İBADET BİLİNCİ
Vahyin Rehberliğinde Sadece Allah’a Kulluk Edilmeli
Burada namaz, oruç, hac ve infak konuları anlatılır. Hz. Adem
(a.s.)’den itibaren emredilen temel ibadetler ile insanlık tarih boyu
eğitilmiştir. Son din İslam ile bu eğitim mükemmele ulaşmıştır.
2. HELAL KAZANÇ VE AİLE BİLİNCİ
Vahyin Rehberliğinde Helal Kazanmak ve İyi Bir Aile
Kurmak Gerekir
Ticaret, helal gıda-helal kazanç, faizden kaçınmak, evlilik ve
boşanma adabı, süt akrabalığı, yemin ve vasiyet gibi konular
açıklanır. İnsanın sosyal hayatı vahye göre yeniden düzenlenir.
3. GÜNAH İŞLEMEME BİLİNCİ
Vahyin Rehberliğinde Salih Bir İnsan Olmak Gerekir
İnsan öldürmenin günahı ve cezası gibi bazı konular aktarılır
ve her konuda Müslümanca tavır göstermemiz istenir. Çünkü
günah ve suç oranının yükseldiği toplumlarda can/mal güvenliği
ve bereket ortadan kalkar.
ÜÇÜNCÜ CÜZ
(s. 41-60)
İslam toplumunda bilinç eğitimi önemlidir:
Akaidi düzgün ve güçlü olanlar bu yolda Allah’a
tam teslim olarak ikinci adımı atmış olurlar.
Üçüncü cüzde; Bakara suresinin son tarafı ve Al-i İmran su-
resinin baş tarafı bulunmaktadır. Bu kısımdaki 3 konu (mesaj):
1. TEVHİD İNANCI VE DUA BİLİNCİ
Vahyin Rehberliğinde Muvahhid Bir İnsan Olmak ve Her
Zaman Allah’a Dua Etmek Gerekir
Bakara suresinin son kısmında inançla ilgili iki bölüm
bulunmaktadır:
a. Birisi Ayetü’l-kürsidir ki, bu ayette tevhid inancı bağlamında
Allah’ın gücü ve otoritesi tanıtılır.
b. Diğeri de Bakara suresinin Amene’r-rasulü olarak bilinen
son iki ayetidir; burada da iman yenileme ve söz verme, ayrıca
hayatî bir dua bulunmaktadır
2. AHİRET BİLİNCİ VE DİRİLİŞ ÖRNEKLERİ
Vahyin Rehberliğinde Ahiret İnancı Güçlenmeli ve Hesap
Günü Unutulmamalı
Bakara suresinin sonundaki bir diğer önemli konu ise diriliş
örnekleridir. Allah Teâlâ insanların ahiret inancını güçlendirmek
için dünyada bazı diriliş örnekleri göstermiştir. Bunlar Hz. İbra-
him (a. s.) ve Hz. Uzeyr (a. s.) döneminde yaşanmış örneklerdir.
Bu örneklerden bir başkası ileride gelecek olan Ashab-ı Kehf’tir.
3. ALLAH’A TESLİMİYET BİLİNCİ
Hayatın Her Alanında Müslümanca Yaşamak
Al-i İmran suresi; Bakara suresinin devamı niteliğindedir. Ba-
kara suresinde Yahudilerin hataları anlatılırken bu surede de
Hristiyanların hataları anlatılır. Daha surenin başında Kur’ân
ayetlerinin muhkem (açık) ve müteşabih (kapalı) olarak iki kısım
olduğu açıklanır. İnanç, ibadet, ticaret, evlilik ve ahlak gibi ko-
nularla ilgili ayetler muhkem kapsamındadır. Muhkem ayetlere
hem iman edilir hem de onlarla amel edilir. Müteşabih ayetlere
gelince onlara sadece iman edilir; yorum, tefsir ve tevil edilmez.
Hz. İsa’nın babasız doğuşu da bu müteşabih konulardandır ve
Allah’ın bir mucizesidir. Önceki ehl-i kitaptan Yahudiler muhkem
ayetlerde (ahkamda) hata ettiler, Hristiyanlar da müteşabih (kapa-
lı, mucizevî) konularda hata ettiler. Bu cüzde Meryem validemiz
ve Hz. İsa’nın doğuşu ve gençliği anlatılır (35-58. ayetler arası), sonra
da konu şu ayetle tamamlanır. ‘İsa’nın durumu Adem’in durumu
gibidir. Allah Adem’i topraktan yarattı..’ Burada Hristiyanlara bir
mesaj verilir: Siz Hz. İsa’nın babasız doğmasını yanlış yorumladınız
ve hemen ‘Tanrı’nın oğlu’ dediniz, haşa.. Halbuki onun durumu
Hz. Adem’in durumu gibidir, mucizedir. Ayrıca Hz. Adem hem
annesiz hem de babasız yaratılmıştır. Bunlara rağmen o insandır
ve insan peygamberdir. Dolayısıyla Hz. İsa da bir insandır ve insan
peygamberdir
DÖRDÜNCÜ CÜZ
(s. 61-80)
İslam toplumu bilinç eğitimi ile inşa edilir:
İnandıklarını tebliğ edenler, sonra kadere
iman edip insanların haklarını çiğnemekten
kaçınanlar bu yolda üçüncü adımı atmış olurlar.
Dördüncü cüzde; Al-i İmran suresinin son tarafı ve Nisa su-
resinin baş tarafı bulunmaktadır. Bu kısımdaki 3 konu (mesaj):
1. TEBLİĞ
Al-i İmran suresinin baş tarafında Hristiyanların hatalarından
bahsedildi. Bu hataları;
a. Müteşabih (akılla bilinmeyen/karmaşık) konularda tevil
yapmaları,
b. Babasız doğmasından dolayı Hz. İsa’ya Tanrı’nın oğlu
demeleri,
c. Bir de ruhbanlık diye bir sınıf uydurup tebliğ ve cihadı terk
etmeleriydi (toplumdaki ve dünyadaki kötülüklere ve haksızlık-
lara sessiz kalmalarıydı).
Onların müteşabihdeki hatalarına; Hz. Adem’in de annesiz ve
babasız yaratıldığı halde ona Tanrı’nın oğlu denilmediği hatır-
latılıp, Hz. İsa’nın da aynı şekilde yaratıldığı ve onun da insan
olduğu açıklandı. Bu cüzde ise onların ikinci hatası ruhbanlığa
cevap verilmektedir. Ruhbanlıkla bir köşeye çekilme yerine, ülke
içinde tebliğ yapılması, ülke dışından gelen saldırılara karşı da
cihad ve savaş yapılması gerektiği anlatılmaktadır. Savaşın bir-
takım sonuçları ve problemleri bulunmaktadır. Bunlardan birisi
de yenilmek ve mağlubiyettir. Allahu Teâlâ burada, Uhud sa-
vaşının sonucu üzerinden Müslümanların nasıl davranmaları
ve münafıkların propagandasına karşı nasıl hazırlıklı olmaları
gerektiğini anlatır.
2. ALLAH’IN TAKDİRİNE TESLİMİYET
Bu cüzün sonunda ise güzel bir dua vardır (bk. Âl-i İmran, 3/191-
194). Bakara suresindeki muhkem ayetlerde hata yapılmaması,
hataların affedilmesi ile ilgili duadan sonra Âl-i İmran suresinde
de müteşabih konularda hata yapılmaması ile ilgili bir dua bulun-
maktadır. Bunun çaresinin Allah’ın gücünü/otoritesini anlamak
ve teslim olmaktan geçtiği açıklanmaktadır.
3. TOPLUMSAL HAK BİLİNCİ
Ayrıca bu cüzde Nisa suresinin baş tarafı da bulunmaktadır.
Nisa suresinde savaş sonrası toplumdaki problemler ve çözüm
yolları anlatılmakta; yetimler, miras, vasiyet ve ahlaki seviyenin
korunması ile ilgili hükümler açıklanmakta ve şahsiyetli bir top-
lumun inşası emredilmektedir.
BEŞİNCİ CÜZ
(s. 81-100)
İslam toplumu bilinç eğitimi ile ihya
edilir: Savaşta ve barışta insan haklarını
çiğnemeyenler doğru bir strateji geliştirerek
bu yolda dördüncü adımı atmış olurlar.
Beşinci cüzde; Nisa suresinin orta kısmı bulunmaktadır. Nisa
suresinin baş tarafındaki aile hukuku konuları burada da devam
etmektedir. Bu kısımdaki 3 konu (mesaj):
1. EVLİLİKTE HAK BİLİNCİ
Evlenilmesi yasak olan kadınlar (mahremlik, süt akrabalığı
veya başkasıyla evli olanlar), helal kazanç, aile içi sorumluluk
ve kocanın görevleri, ibadet bilinci, içki gibi zararlı alışkanlıkları
terk ve tevhid bilincinin oluşması...
2. SAVAŞTA HAK-ADALET BİLİNCİ
Zalimlere karşı savaş, mazlumları korumak, savaşta vakit na-
mazlarını kılma şekli (kasr-ı salat ve salat-ı havf (Nisa, 4/101-102),
ayrıca Allah’ı sürekli zikretmek (Nisa, 4/103) ve sabırlı (dayanık-
lı/dirençli olmak)
3. STRATEJİ BİLİNCİ
Amaçları İslam’ı yok etmek olduğu halde Müslüman görünen
münafıkların nifak hareketleri bilinmeli, onlarla meşru bir şekilde
mücadele edilmelidir.
Müslüman Allah yolunda samimi olarak çevresine güzel bir
örnek olmalı, selamı yaymalı, iyilik ve güzellikte sağduyulu insan-
larla birlikte hareket etmeli, toplumsal sorunlara duyarlı olmalı,
dünyevi arzulara kapılmadan ihsan sahibi olarak hayatında doğru
stratejiler geliştirilmelidir.
Kaynak :
Rıfat ORAL
Ankara - 2020
Diyanet YAYINLARI
KUR’ÂN’IN TEMEL KONULARI BÖLÜM1
Kur’ân okumalarının bir başka şekli de mukabele olarak asr-ı
saadetten bize intikal etmiştir. Mukabele bir kişinin Kur’ân
okuyup diğer kişi ya da kişilerin onu dinlemesi ve okuduğunu
kontrol etmesidir. Bu şekilde hem Kur’ân nüshaları hem de oku-
nan Kur’ân her defasında yeniden kontrol edilir, okuyan ya da
dinleyenler hatalarını düzeltir. Mukabele, Hz. Peygamber (a.s.)
döneminden gelen bir gelenektir. Asr-ı saadette Peygamberimiz
her sene Cebrail ile Kur’ân ayetlerini ve surelerini mukabele
ederlerdi. Bazen Peygamberimiz okur Cebrail dinler, bazen de
Cebrail okur Peygamberimiz (a.s.) dinlerdi. Hicretin 10. yılında
Peygamberimiz (a.s.) ömrünün sonuna yaklaştığını hissetmişti ya
da bu ona bildirilmişti. O sene Cebrail ile iki defa Kur’ân’ı mu-
kabele etmişlerdi. Bu son mukabele idi. Bu şekilde Kur’an karşı
tarafa arz edildiği için buna mukabele veya muaraza denilmiştir.
(Bk. Buhari, Fedailü’l-Kur’ân, 7; Ahmed, II/399; VI/282)
Kur’an sürekli okunması, mukabele ve müzakere edilmesi,
üzerinde düşünülmesi gereken bir kitaptır. Zira Kur’ân’daki her
cüz sanki müstakil bir kitaptır ve farklı konular ile insanlardaki
iman, ibadet ve ahlak bilincini yenilemekte, güçlendirip diri tut-
maktadır. Elinizdeki bu çalışma da Kur’ân okumalarında faydalı
olması ve bir takva (sorumluluk) bilinci kazandırması için her
cüzden 3 temel konu seçilerek oluşturulmuştur. Kur’ân okurken
bitirilen cüzden sonra o cüzdeki temel konuları/meseleleri ve
mesajları yeniden hatırlamak ve genel hatlarıyla anlamak/müza-
kere etmek hayatımızı ve toplumları değiştirecektir. Bu nedenle
camide ya da evde her cüz okumalarından sonra söz konusu
cüzle ilgili bölümün bu eserden okunması ve müzakere edilmesi
güzel sonuçlara yol açacaktır.
Kur’ân’ı her okuyuşta ya da her hatimde; farklı gözle ve he-
defle okumak tavsiye edilir ki hem okuyucunun zihni diri kalsın
hem de her okuyuşta Kur’ân’ın farklı bir yönünü keşfetsin.
BİRİNCİ CÜZ
(s. 1-20)
Allah, indirdiği kitap ile insanlara
yol gösterir.
Bu cüz, Fatiha suresi ile başlar ve Bakara suresi ile devam
eder. Bu kısımdaki 3 konu (mesaj) şunlardır:
1. HAMD BİLİNCİ
İlk ve Son Sözümüz Yüce Allah’a Hamd ve Teşekkür Olmalı
Kur’ân, Fatiha suresi ile başlar. Bu surede Kur’an hakkında
çok önemli özet bilgiler verilir. Fatiha suresi, diğer surelerin
bir anahtarı niteliğindedir. Öncelikle düşünme ve dua adabı
öğretilir. Besmele ile başlayıp hamd (Allah’a teşekkür) ile devam
etmek bu eğitimin bir parçasıdır. Bu surede Kur’ân’ın üç temel
konusu olan; tevhid, risalet ve ahiret özetlenir.
Ayrıca her gün Fatiha suresi ile Allah’a söz veririz:
“(Ey Rabbimiz)! Biz ancak sana kulluk eder ve ancak senden
yardım dileriz.”
Sonra bir dua ile (aslında en önemli duadır bu) Allah’a yöne-
liriz: “Bizi doğru yoldan ayırma.”
Sure bu şekilde Allah’a kulluk sözü (ahid) ve yardım isteme
(dua) bilinci ile tamamlanır.
2. TAKVA BİLİNCİ
Kur’ân, Sorumluluk (Takva) Bilinci Taşıyan İnsanlara
Rehberlik Eder
Bu cüzde Fatiha’dan sonra Bakara suresi gelir. Bakara, Kur’ân’ın
en uzun suresidir. Sure girişinde Kur’an’ın rehberlik misyonun-
dan bahsedilir. Buna göre 3 grup insan ortaya çıkar:
a. Kur’ân’ın rehberliğini kabul edip takva (sorumluluk) bilin-
cine ulaşan müminler,
b. Bu rehberliği kesinlikle kabul etmeyip reddeden ve vahye
karşı gözünü, kulağını ve kalbini kapatan kâfirler (kalpleri mü-
hürlü kişiler),
c. Vahyi kabul etmiş gibi görünen kalpleri hastalıklı, korkak
ve şahsiyetsiz münafıklar.
3. TARİH BİLİNCİ
İlk İnsan Bir Peygamberdir, Hz. Adem’le Birlikte Tarihte
Bütün Peygamberler İnsanlara Rehberlik Etmişlerdir
Bu kısımda vahyin muhatabı insanlar ve davranış biçimleri
ile ilgili tarihten iki örnek verilir; bunlar âdeta tarihin kırılma
noktalarıdır:
a. İlk Dönem: İlk insan Hz. Adem ile başlayan tevhid ve şirk
mücadelesi görülür. Hz. Adem ve eşini kandırması ile cennetten
yeryüzüne indirilen insan ile ebedî düşmanı şeytan arasındaki
savaşın başlama dönemidir.
b. Orta Dönem: İsrailoğulları ile devam eden tevhid ve şirk
mücadelesi dönemidir. Bu dönemde kendilerine vahiy toplumu
misyonu/sorumluluğu verilen Hz. Musa ile İsrailoğulları ve on-
ların başarısız olmalarına sebep olan etkenler anlatılır. Âdeta
Muhammed ümmetinden bu hatalara düşmemeleri istenir.
İKİNCİ CÜZ
(s. 21-40)
İslam toplumu bilinç eğitimi ile inşa edilir:
Allah’a kulluk bilinci ile yönelenler, helal
kazanç ile dengeli aileler kuranlar, günah ve
suç işlemekten kaçınanlar bu konuda ilk adımı
atmış olurlar.
(İkinci cüzde; Bakara suresinin orta kısmı bulunmaktadır.
Önceki cüzde İsrail oğullarının hatalarından ve günahlarından
bahsedildi. Bunlar Kitabı ve Peygamber’in yolunu terk etmekten
kaynaklanıyordu. Bu cüzde de Muhammed (a.s.) ümmetine aynı
hatalara düşmemeleri için temel ahkam konuları hatırlatılmak-
tadır. Bu kısımdaki 3 konu (mesaj) şunlardır:
1. İBADET BİLİNCİ
Vahyin Rehberliğinde Sadece Allah’a Kulluk Edilmeli
Burada namaz, oruç, hac ve infak konuları anlatılır. Hz. Adem
(a.s.)’den itibaren emredilen temel ibadetler ile insanlık tarih boyu
eğitilmiştir. Son din İslam ile bu eğitim mükemmele ulaşmıştır.
2. HELAL KAZANÇ VE AİLE BİLİNCİ
Vahyin Rehberliğinde Helal Kazanmak ve İyi Bir Aile
Kurmak Gerekir
Ticaret, helal gıda-helal kazanç, faizden kaçınmak, evlilik ve
boşanma adabı, süt akrabalığı, yemin ve vasiyet gibi konular
açıklanır. İnsanın sosyal hayatı vahye göre yeniden düzenlenir.
3. GÜNAH İŞLEMEME BİLİNCİ
Vahyin Rehberliğinde Salih Bir İnsan Olmak Gerekir
İnsan öldürmenin günahı ve cezası gibi bazı konular aktarılır
ve her konuda Müslümanca tavır göstermemiz istenir. Çünkü
günah ve suç oranının yükseldiği toplumlarda can/mal güvenliği
ve bereket ortadan kalkar.
ÜÇÜNCÜ CÜZ
(s. 41-60)
İslam toplumunda bilinç eğitimi önemlidir:
Akaidi düzgün ve güçlü olanlar bu yolda Allah’a
tam teslim olarak ikinci adımı atmış olurlar.
Üçüncü cüzde; Bakara suresinin son tarafı ve Al-i İmran su-
resinin baş tarafı bulunmaktadır. Bu kısımdaki 3 konu (mesaj):
1. TEVHİD İNANCI VE DUA BİLİNCİ
Vahyin Rehberliğinde Muvahhid Bir İnsan Olmak ve Her
Zaman Allah’a Dua Etmek Gerekir
Bakara suresinin son kısmında inançla ilgili iki bölüm
bulunmaktadır:
a. Birisi Ayetü’l-kürsidir ki, bu ayette tevhid inancı bağlamında
Allah’ın gücü ve otoritesi tanıtılır.
b. Diğeri de Bakara suresinin Amene’r-rasulü olarak bilinen
son iki ayetidir; burada da iman yenileme ve söz verme, ayrıca
hayatî bir dua bulunmaktadır
2. AHİRET BİLİNCİ VE DİRİLİŞ ÖRNEKLERİ
Vahyin Rehberliğinde Ahiret İnancı Güçlenmeli ve Hesap
Günü Unutulmamalı
Bakara suresinin sonundaki bir diğer önemli konu ise diriliş
örnekleridir. Allah Teâlâ insanların ahiret inancını güçlendirmek
için dünyada bazı diriliş örnekleri göstermiştir. Bunlar Hz. İbra-
him (a. s.) ve Hz. Uzeyr (a. s.) döneminde yaşanmış örneklerdir.
Bu örneklerden bir başkası ileride gelecek olan Ashab-ı Kehf’tir.
3. ALLAH’A TESLİMİYET BİLİNCİ
Hayatın Her Alanında Müslümanca Yaşamak
Al-i İmran suresi; Bakara suresinin devamı niteliğindedir. Ba-
kara suresinde Yahudilerin hataları anlatılırken bu surede de
Hristiyanların hataları anlatılır. Daha surenin başında Kur’ân
ayetlerinin muhkem (açık) ve müteşabih (kapalı) olarak iki kısım
olduğu açıklanır. İnanç, ibadet, ticaret, evlilik ve ahlak gibi ko-
nularla ilgili ayetler muhkem kapsamındadır. Muhkem ayetlere
hem iman edilir hem de onlarla amel edilir. Müteşabih ayetlere
gelince onlara sadece iman edilir; yorum, tefsir ve tevil edilmez.
Hz. İsa’nın babasız doğuşu da bu müteşabih konulardandır ve
Allah’ın bir mucizesidir. Önceki ehl-i kitaptan Yahudiler muhkem
ayetlerde (ahkamda) hata ettiler, Hristiyanlar da müteşabih (kapa-
lı, mucizevî) konularda hata ettiler. Bu cüzde Meryem validemiz
ve Hz. İsa’nın doğuşu ve gençliği anlatılır (35-58. ayetler arası), sonra
da konu şu ayetle tamamlanır. ‘İsa’nın durumu Adem’in durumu
gibidir. Allah Adem’i topraktan yarattı..’ Burada Hristiyanlara bir
mesaj verilir: Siz Hz. İsa’nın babasız doğmasını yanlış yorumladınız
ve hemen ‘Tanrı’nın oğlu’ dediniz, haşa.. Halbuki onun durumu
Hz. Adem’in durumu gibidir, mucizedir. Ayrıca Hz. Adem hem
annesiz hem de babasız yaratılmıştır. Bunlara rağmen o insandır
ve insan peygamberdir. Dolayısıyla Hz. İsa da bir insandır ve insan
peygamberdir
DÖRDÜNCÜ CÜZ
(s. 61-80)
İslam toplumu bilinç eğitimi ile inşa edilir:
İnandıklarını tebliğ edenler, sonra kadere
iman edip insanların haklarını çiğnemekten
kaçınanlar bu yolda üçüncü adımı atmış olurlar.
Dördüncü cüzde; Al-i İmran suresinin son tarafı ve Nisa su-
resinin baş tarafı bulunmaktadır. Bu kısımdaki 3 konu (mesaj):
1. TEBLİĞ
Al-i İmran suresinin baş tarafında Hristiyanların hatalarından
bahsedildi. Bu hataları;
a. Müteşabih (akılla bilinmeyen/karmaşık) konularda tevil
yapmaları,
b. Babasız doğmasından dolayı Hz. İsa’ya Tanrı’nın oğlu
demeleri,
c. Bir de ruhbanlık diye bir sınıf uydurup tebliğ ve cihadı terk
etmeleriydi (toplumdaki ve dünyadaki kötülüklere ve haksızlık-
lara sessiz kalmalarıydı).
Onların müteşabihdeki hatalarına; Hz. Adem’in de annesiz ve
babasız yaratıldığı halde ona Tanrı’nın oğlu denilmediği hatır-
latılıp, Hz. İsa’nın da aynı şekilde yaratıldığı ve onun da insan
olduğu açıklandı. Bu cüzde ise onların ikinci hatası ruhbanlığa
cevap verilmektedir. Ruhbanlıkla bir köşeye çekilme yerine, ülke
içinde tebliğ yapılması, ülke dışından gelen saldırılara karşı da
cihad ve savaş yapılması gerektiği anlatılmaktadır. Savaşın bir-
takım sonuçları ve problemleri bulunmaktadır. Bunlardan birisi
de yenilmek ve mağlubiyettir. Allahu Teâlâ burada, Uhud sa-
vaşının sonucu üzerinden Müslümanların nasıl davranmaları
ve münafıkların propagandasına karşı nasıl hazırlıklı olmaları
gerektiğini anlatır.
2. ALLAH’IN TAKDİRİNE TESLİMİYET
Bu cüzün sonunda ise güzel bir dua vardır (bk. Âl-i İmran, 3/191-
194). Bakara suresindeki muhkem ayetlerde hata yapılmaması,
hataların affedilmesi ile ilgili duadan sonra Âl-i İmran suresinde
de müteşabih konularda hata yapılmaması ile ilgili bir dua bulun-
maktadır. Bunun çaresinin Allah’ın gücünü/otoritesini anlamak
ve teslim olmaktan geçtiği açıklanmaktadır.
3. TOPLUMSAL HAK BİLİNCİ
Ayrıca bu cüzde Nisa suresinin baş tarafı da bulunmaktadır.
Nisa suresinde savaş sonrası toplumdaki problemler ve çözüm
yolları anlatılmakta; yetimler, miras, vasiyet ve ahlaki seviyenin
korunması ile ilgili hükümler açıklanmakta ve şahsiyetli bir top-
lumun inşası emredilmektedir.
BEŞİNCİ CÜZ
(s. 81-100)
İslam toplumu bilinç eğitimi ile ihya
edilir: Savaşta ve barışta insan haklarını
çiğnemeyenler doğru bir strateji geliştirerek
bu yolda dördüncü adımı atmış olurlar.
Beşinci cüzde; Nisa suresinin orta kısmı bulunmaktadır. Nisa
suresinin baş tarafındaki aile hukuku konuları burada da devam
etmektedir. Bu kısımdaki 3 konu (mesaj):
1. EVLİLİKTE HAK BİLİNCİ
Evlenilmesi yasak olan kadınlar (mahremlik, süt akrabalığı
veya başkasıyla evli olanlar), helal kazanç, aile içi sorumluluk
ve kocanın görevleri, ibadet bilinci, içki gibi zararlı alışkanlıkları
terk ve tevhid bilincinin oluşması...
2. SAVAŞTA HAK-ADALET BİLİNCİ
Zalimlere karşı savaş, mazlumları korumak, savaşta vakit na-
mazlarını kılma şekli (kasr-ı salat ve salat-ı havf (Nisa, 4/101-102),
ayrıca Allah’ı sürekli zikretmek (Nisa, 4/103) ve sabırlı (dayanık-
lı/dirençli olmak)
3. STRATEJİ BİLİNCİ
Amaçları İslam’ı yok etmek olduğu halde Müslüman görünen
münafıkların nifak hareketleri bilinmeli, onlarla meşru bir şekilde
mücadele edilmelidir.
Müslüman Allah yolunda samimi olarak çevresine güzel bir
örnek olmalı, selamı yaymalı, iyilik ve güzellikte sağduyulu insan-
larla birlikte hareket etmeli, toplumsal sorunlara duyarlı olmalı,
dünyevi arzulara kapılmadan ihsan sahibi olarak hayatında doğru
stratejiler geliştirilmelidir.
Kaynak :
Rıfat ORAL
Ankara - 2020
Diyanet YAYINLARI
KUR’ÂN’IN TEMEL KONULARI BÖLÜM1
Hakkı Bulut Kimdir? Biyografisi
Hakkı Bulut (d. 3 Şubat 1945, Mazgirt, Tunceli), Türk arabesk şarkıcısı-şarkı yazarı, müzik yapımcısı, öğretmen ve oyuncudur.
Hayatı
3 Şubat 1945'te Tunceli ili, Mazgirt ilçesi, Aktarla köyünde doğdu. İlkokulu 5. sınıfa kadar doğduğu köyde, Ortaokul 1. sınıfı Tunceli'de, 2. sınıfı Mazgirt'te okudu. Daha sonra maddi sıkıntılardan dolayı ailesiyle Adana'ya göçtü ve ortaokulu Ceyhan'da bitirdi. Adana Erkek Lisesi'nden mezun olduktan sonra Adana Öğretmen Okulu'nu bitirdi. Öğretmen Okulunu bitirdikten sonra çeşitli okullarda müdürlük ve öğretmenlik mesleğini 12 yıl boyunca sürdürdü. Babasının saz çalmasının etkisi ve müziğe küçük yaşta olan ilgisi sebebiyle müzikle de uğraştı. Hatta çocuk yaşlarında köyün kadınlarına çeşitli türküler okur, bahşiş olarak da buğday ekmeğinin arasına tereyağı konularak kendisine kadınlar tarafından hediye edilirdi. (Hakkı Bulut ile söyleşi[kaynak belirtilmeli]). 1964 yılında Saadet Bulut ile evlenen Bulut'un 5 çocuğu vardır.[1]
1967 yılında ilk plak çalışmasını yaptı. Leylam isimli ilk plağında Orhan Gencebay ve Arif Sağ kendisine bağlama çalarak eşlik ettiler. 1969 yılında Adana'da yapılan Altın Ses müsabakasında birincilik almasının ardından ikinci plak çalışmasını yaptı ve hemen akabinde yine güfte ve bestesi kendisine ait olan İkimiz bir fidanız adlı eserini (1969) okudu. Bu eser Hakkı Bulut'un tüm Türkiye'de sevilmesine yol açtı. Daha sonra bu eseri müsaade ederek onlarca sanatçının seslendirmesine olanak tanıdı. (Örneğin; Tülay Özer 1974, İbrahim Tatlıses 1974, Kamuran Akkor 1975)
Sanatçı bu yıllarda yaptığı başta Ben Buyum, Falcı, Ben Köylüyüm, Dokunmayın Dünyama, Kul Hatasız Olmaz, Son Mektup gibi eserlerle bugünkü arabesk müziğinin ilk temellerini 1967 yıllarından itibaren atanlardan biri olarak bu güne kadar 18 45'lik plak, 65 albüm çalışmasına imza attı. 1000'i aşkın eserinin beste ve güftesi kendisine ait olan sanatçı 6 Altın Plak, 1 Altın CD ve Ben Tövbemi Geri Aldım, Son Mektup isimli Long Play çalışması ile Altın Long Play ödülünü almış olup çeşitli kurum ve kuruluşlar tarafından sayısız ödüle layık görülmüştür. Ayrıca çıkardığı bazı albümler Türkiye'de satış rekorları kırmıştır.
Sözleri kendisine ait olan eserlerini sanatçı başka sanatçılara vermek suretiyle de seslendirmelerine olanak tanımıştır. 300'e yakın eseri başka sanatçılar tarafından seslendirilmiştir.
1988 yılında arabesk müzikteki bazı olumsuzlukları eleştirenler, Kültür Bakanlığınca ve ülkede yarattığı olumsuzlukları incelenmek amacı ile Kültür Bakanlığının tertiplediği kongrede konuşmacı olarak bulunan Hakkı Bulut'un eserlerinden arabesk bir parça (örnek olması amacı ile) istendi. Sanatçı 6 ay önce piyasaya çıkardığı Seven Kıskanır albümünden Seven Kıskanır isimli bestesinin aranjesini Esin Engin ile beraber gerçekleştirdi ve şarkıyı Bakanlığa sundu. Bu eserle ilk kez TRT'nin kapıları resmi olarak Arabesk müziğe ve Hakkı Bulut'a açıldı. Bu şarkı TRT ekranlarında halka ve Atatürk Kültür Merkezi'nde basına sunuldu. Bazı gazetecilerin haberlerine Hakkı Bulut'un Acısız Arabesk adında bir tarz çıkardığını eleştirenler olmuştur. Kendisi ile yapılan bir röportajda ''Acısız Arabesk'' konusu sorulduğunda sanatçı, kendisinin böyle bir açıklama yapmadığını ve bunun bazı muhabirlerin haberlerinde yayınladığını söyleyen Hakkı Bulut, Acısız Arabesk diye bir kavramı kabul etmediğini, Arabesk müziği ''Halkın her türlü yaşamını, mutluluğunu, üzüntüsünü ele alan müzik arabesk müziktir.'' diyerek tanımladı.
Sanatçının 12 sinema filmi ve 2021 itibarıyla 65 albümü bulunmaktadır. Ayrıca söz ve müzikler de kendisine aittir.
Son olarak 28 Eylül 2020 tarihinde "Düşmanı Uzakta Arama Dostum" adlı 65. albümünü piyasaya çıkardı. Hakkı Bulut bir röportajında nasip olursa sevenlerini hiç Hakkı Bulut'suz bırakmayacağını ve 120 yaşına kadar müziğe devam ederek albüm sayısını yüze tamamlayacağını söylemiştir.[2]
HAKKINDA KISACA
Unvanı Hakkı Baba
Doğum 03 Şubat 1945 (78 yaşında)
Aktarla, Mazgirt, Tunceli, Türkiye
Tarzlar Arabesk · Türk halk müziği
Meslekler Ses sanatçısı · söz yazarı · besteci · oyuncu · yapımcı · öğretmen
Etkin yıllar 1967–günümüz
Müzik şirketi Hakkı Bulut Müzik · Şah Plak · Türküola · Minareci
İlişkili hareketler Orhan Gencebay, Arif Sağ, Tülay Özer, Zerrin Özer, Kamuran Akkor
Resmî site hakkıbulut.org
Eş Saadet Bulut (e. 1964)
Çocukları 5
İlişkiler Bağlama, klavye, piyano, ud, gitar
Önemli çalgılar
Bağlama
Diskografi
Albümler
Yıl Albüm adı Yapımcı Bilgiler
1977 Sende Vicdan Olsaydı Minareci Müzik
1978 Bilki Seni Düşünüyorum Hülya Plak
Seven Unutmaz Ömer Plak
1979 Gecekondu Minareci Müzik
1980 Terkettiğin Günden Beri Bip Müzik
1981 Tövbe İsyanıma Minareci Müzik
1982 Suçum Ve Cezam Türküola Müzik
1983 Ben Tövbemi Geri Aldım
Almanya Sokakları Alev Plak
1984 Neyleyim Minareci Müzik
Gönül
Her Şeyi Yarım Türküola Müzik
Ben Köylüyüm
1985 Hatırlamadın Mı Alev Plak
Güzel Alsın Canımı / Sarı Kız Şah Plak
1986 Seven Kıskanır
1987 Hep Bana
1988 Sevdalıyım Sana
Tanrı Sarhoşu Korur
1989 Tövbe Tövbe
Sen Güzelsin / Tutsağız İkimiz Jet Plak
1990 Ah İstanbul / Ne Olmuş Bu Şehre
1991 Ağlama Küçüğüm Özdemir Plak
1992 Bizim Sevdamız
1993 İntizarım Var Aziz Plak
1994 Gül Be Meleğim Coşkun Plak
Beni Unutma Koda Müzik
1995 Dava Senindir Paşam Devsan Kasetçilik
1996 Hakkı Bulut Klasikleri Özer Kardeşler
Hakkı Bulut 96 / Bize Gel - Bahtın Açık Olsun Pro-mix Müzik
1997 Kulunda Bir Hakkı Var / Dersim Özlemi
1998 Bitsin Bu Kavga / Cesedimi Çiğnerler
Hakkı Bulut Klasikleri 2 / Ben Tövbemi Geri Aldım
1999 Dağlara Gömün Beni
2000 Kral Benim
2001 Ne Tez Unuttun Devsan Kasetçilik
2002 Köyüme Dönüyorum
2003 Kusurlarıma Ver - Son Veda / 50.Albüm
2004 Sen Bilirsin (51) Mert Müzik
2005 Klasikler 2005 (52) Hakkı Bulut Müzik
2006 Bu Benim Hayatım (53)
2007 Ne Yaptım Ben Sana... Ne, Ne, Ne...? (54)
2008 Töreniz Batsın (55.Albüm)
2009 Amca / Zaman
2010 Aşktan Anladığım Bu (57.Albüm)
2011 Bulutlar Ağlıyor (58.Albüm)
2013 Senden Vazgeçmem (59.Albüm)
2015 60. Albüm - İtiraf ATI Müzik
2016 Kutuplarda Gül Yeşertirim - 61. Albüm
2017 Hakkı Bulut Saygı Ve Düet Albümü Şerif Kayran Prodüksiyon
2018 Vuslat Çiçekleri (63.Albüm) Hakkı Bulut Müzik
2019 Dünyadan Yıldızlara (64.Albüm)
2020 Düşmanı Uzakta Arama Dostum (65.Albüm)
45'likler
Bulut Rea Plak'tan 1, Şençalar Plak'tan 1, Sarıkaya Plak'tan 5, İstanbul Plak'tan 10, Ömer Plak'tan 1 olmak üzere hayatı boyunca toplam 18 adet 45'lik plak çıkarmıştır.
Yıl Albüm adı Yapımcı Bilgiler
1967 Leyla / Neyim Var Neme Gülem Rea Plak
1969 Bekle Sunam (Fistanlar Giyipte) / Kırktan Sonra Azanı (Babama Hele Babama) Şençalar Plak Plak No IS 370
İkimiz Bir Fidanız / Sevmedim Mi Sarıkaya Plak Plak No 061
1970 Doğru Mu Doğru Mu / Şu Giden Güzel Plak No 078
1971 Son Ümit / Gerçek Sevgi Plak No 079
1972 Ben Buyum / Ben Kimim Plak No 086
1973 Dünya Benim Değilsin / Falcı Plak No 093
1974 Kim Olursan Ol / Bir Neden Arıyorum İstanbul Plak Plak No 9275
Dokunmayın Dünyama / Affettim Seni Plak No 9278
1975 Aşk Yorgunuyum / Öleceksem Seninle Plak No 9283
Ben Köylüyüm / Seni Sen Olduğun İçin Sevdim Plak No 9306
Sevenler Zalim Olmaz / Ayırmayın Sevenleri Plak No 9307
Gurbet Sevgilileri / Nedir Bende Olmayan Plak No 9315
1976 Günahkar / Pişman Değilim Plak No 9317
Bize Göre Değil Bu Dünya / Acaba Plak No 9319
Kader Demem Buna / Elveda Diyemezsin Plak No 9320
1977 Uyan Be Kardeşim / Geleceksen Gel Artık Plak No 9323
1978 Seven Unutmaz / Ayrılık Sokakları Ömer Plak Plak No 1197
Filmografi
1977: Dokunmayın Dünyama
1978: Seven Unutmaz - Hakkı
1984: Ben Tövbemi Geri Aldım
1985: Sabır Ey Gönül
1986: Seven Kıskanır
1987: Güzel Alsın Canımı
1992: Ah İstanbul
2015: Aşkopa
2016: Hayati Tehlike
Kaynak ve Dipnotlar
Wikipedia
^ "Hakkı Bulut röportajı". newstanbulmedia.com. 3 Eylül 2018. 17 Eylül 2018 tarihinde kaynağından arşivlendi.
^ "Darbe girişimini ilk görüşte nasıl anladı?". ulke.com.tr. 24 Temmuz 2016. 11 Şubat 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 9 Şubat 2017.
Dış bağlantılar
Discogs'ta Hakkı Bulut diskografisi
SinemaTürk'te Hakkı Bulut
Turne Nedir? Konser Turnesi Nedir?
Konser turnesi (veya basitçe turne) bir sanatçı veya grup tarafından farklı şehirlerde, ülkelerde veya konumlarda gerçekleştirilen bir dizi konser dizisi. Genellikle konser turneleri, aynı sanatçıya ait farklı turneleri ayırt edebilmek, belirli bir turu belirli bir albüm veya ürünle ilişkilendirmek için adlandırılır (örneğin: Mariah Carey'nin Caution World Tour ve Daydream World Tour adlı turneleri farklı albümleri tanıttığından farklı adlarla isimlendirilmişlerdir). Özellikle popüler müzik dünyasında, bu turlar birkaç ay hatta yıllarca süren, yüz binlerce veya milyonlarca insan tarafından görülen büyük ölçekli işletmeler haline gelebilir. Bir konser turnesine başlayan sanatçıya tur sanatçısı denir.[1][2]
Rihanna konser turneleri listesi
Barbadoslu şarkıcı Rihanna'nın beşi dünya çapında olmak üzere toplam altı adet dünya turnesi vardır. 2006'daki Rihanna: Live in Concert Tour adlı turu sadece Kuzey Amerika'daydı ve ilk iki albümü Music of the Sun (2005) ve A Girl Like Me (2006)'yi tanıtım amaçlıydı. Turne, üç ay sürdü ve bu sürede Rihanna 36 adet konser verdi. Aynı yıl The Pussycat Dolls'un PCD World Tour adlı turnesine, Jay-Z ve Ne-Yo'nun Roc the Block Tour adlı turuna ve Black Eyed Peas'in Monkey Business Tour adlı turuna konuk sanatçı olarak katıldı.[2][3][4] 2007'den 2009'a kadar üçüncü stüdyo albümü Good Girl Gone Bad'in tanıtımı için dünya çapındaki Good Girl Gone Bad Tour turundaydı. Bu turda Rihanna; Avrupa'yı, Kuzey Amerika'yı, Okyanusya'yı, Asya'yı ve Afrika'yı dolaştı. Bu turnede stilinden farklı olarak tamamen deri kıyafetler kullandı.[5] Good Girl Gone Bad Tour'un Malezya konseri için Malezya İslam Partisi, Rihanna'nın kıyafetlerinin birçok provokasyona yol açacağı bu yüzden konserinin iptal olacağına dair tartışmalar gündeme geldi.[6] Turun Good Girl Gone Bad Live isimli DVD'si 16 Haziran 2008'de satışa sunuldu.[7] DVD için 6 Kasım 2007'de Manchester, İngiltere'de olan Manchester Arena stadyumundaki konser görüntüleri kullanıldı.[8]
2010 ve 2011'de Rihanna, dördüncü stüdyo albümü Rated R (2009)'ı tanıtma amaçlı Last Girl on Earth Tour'una başladı.[9] Tur boyunca Avrupa, Kuzey Amerika, Asya ve Avustralya dahilinde 67 konser verdi. Simon Henwood, turun sanat yönetmeni olarak Rihanna'nın rüyalarını ve kabuslarını sahneye aktararak onu dünyadaki son kız gibi yansıttı.[10][11] Tur esnasında Extreme grubundan Nuno Bettencourt, Rihanna'nın grubuna katıldı. Last Girl on Earth Tour'un birçok açılış sahnesinde konuk sanatçılar katıldı. Amerikan şarkıcılar Kesha ve Travis McCoy Kuzey Amerika ayağına, Pixie Lott Birleşik Krallık ayağına, İskoç DJ Calvin Harris ise Avustralya'daki konserlere eşlik etti.[9] Tur, eleştirmenlerden oldukça olumlu dönüşler alırken The Daily Telegraph'dan Neil McCormick kullanılan giysileri, koreografileri ve sahneyi övdü.[12]
2010'un sonlarına doğru Rihanna beşinci stüdyo albümü Loud'u yayımladı. Tanıtım için de Loud Tour'u düzenledi. Tur 9 Şubat 2011'de duyuruldu ve Haziran 2011'de başladı.[13] 33'ü Kuzey Amerika, 4'ü Güney Amerika ve 61'i Avrupa'da olmak üzere toplam 98 tane konser verdi.[14] Konser sahneleri bazı yerlerde ayrı şekilde izleyicinin de içinde olabileceği şekilde tasarlandı.[15] Tur için Kuzey Amerika'daki konuk sanatçılar J. Cole ve Cee Lo Green olarak planlanmıştı fakat Green tarih uyuşmazlıkları sebebiyle katılmadı.[16] Calvin Harris ise Avrupa ayağındaki konserlerde açılış performansını yaptı.[17] Turne, eleştirmenlerden olumlu dönüşler alırken Rihanna'nın vokalleri ve dans hareketleri övüldü.[18] Bir konserde Rihanna "Skin" adlı şarkısını söylerken sahneye kendi seçtiği bir hayranını çağırdı ve "kucak dansı" yaptı.[19] Pollstar'a göre dünya çapındaki konser turunde 90 milyon dolar kazanarak 2011'de turnelerden en çok kazanan yedinci isim oldu.[1] 2008'de ayrıca "Believe Vakfı" için A Girl's Night Out adında üç konserlik bir tur düzenledi.[20] 2013'te Diamonds World Tour'u düzenleyerek yedinci stüdyo albümü olan Unapologetic'i tanıttı. Turun getirisi, 2011'deki Loud Tour'u geçerek en çok kazandığı turnesi oldu. Diamonds World Tour'da Kuzey Amerika, Afrika, Avrupa ve Okyanusya olmak üzere toplam 96 konser verdi. Ayrıca Eminem ile beraber The Monster Tour adında mini-dünya turuna çıktı.
Turneler
Yıl İsim Yıl Konser
sayıları Hasılat
2006 Rihanna: Live in Concert Tour 1 Haziran 2006 - 30 Eylül 2006 (Kuzey Amerika)
27
/
Rihanna: Live in Concert Tour, Rihanna'nın ilk turnesidir. İlk iki albümü Music of the Sun ve A Girl like Me'yi tanıtım amaçlı düzenledi. Tur boyunca 32 konser vererek sadece Kuzey Amerika'yı dolaştı.[21]
2007-2009 Good Girl Gone Bad Tour 15 Eylül 2007 - 23 Ekim 2007 (Kuzey Amerika)
11 Kasım 2007 - 23 Mart 2008 (Avrupa)
5 Nisan 2008 (Asya)
4 Temmuz 2008 (Kuzey Amerika)
12 Temmuz 2008 (Afrika)
15 Temmuz 2008 (Avrupa)
27 Ekim 2008 - 11 Kasım 2008 (Okyanusya)
13 Kasım 2008 - 16 Kasım 2008 (Asya)
22 Ocak 2009 - 24 Ocak 2009 (Kuzey Amerikaa)
80
/
Good Girl Gone Bad Tour Rihanna'nın ilk dünya çapındaki turnesidir. Kuzey Amerika, Avrupa, Asya, Afrika ve Okyanısya dahilinde yapılan turda üçüncü stüdyo albümü Good Girl Gone Bad'i tanıtmıştır. Turnede görünüşünü ve stilini değiştirmiş, deri kıyafetler kullanmıştır. Amerikan şarkıcılar Akon ve Ciara açılışlarda yer almıştır. Malezya'daki konseri, Malezya İslam Partisi'nin Rihanna'nın tarzını "aşırı seksi" olması ve bunun provokasyon olabileceği yüzünden iptal edilmiştir. Tur için eleştirmenlerden karışık eleştiriler geldi. Turun DVD'si Good Girl Gone Bad Live adıyla 16 Haziran 2008'de yayınlandı. DVD için 6 Kasım 2007'de Manchester, İngiltere'de olan Manchester Arena stadyumundaki konser görüntüleri kullanıldı.
2010-2011 Last Girl on Earth 16 Nisan 2010 - 6 Haziran 2010 (Avrupa)
4 Temmuz 2010 - 28 Ağustos 2010 (Kuzey Amerika)
25 Şubat 2011 - 12 Mart 2011 (Avustralya)
65
40 milyon $
Turne 16 Nisan 2010'da Anvers, Belçika'da başladı. Dördüncü stüdyo albümü Rated R'ı tanıtım amaçlı başladı. Avusturulya ayağında, çıkacak olan albümü Loud'nden üç şarkı söyledi. Turne hasılatı dünya çapında ortalama 40 milyon dolar oldu ve genel olarak eleştirmenlerden olumlu dönüşler aldı.
2011 Loud Tour 3 Haziran 2011 - 5 Ağustos 2011 (Kuzey Amerika)
15 Ağustos 2011 - 21 Ağustos 2011 (Avrupa)
17 Eylül 2011 - 23 Eylül 2011 (Güney Amerika)
29 Eylül 2011 - 22 Ekim 2011 (Avrupa)
98
90 milyon $
Beşinci stüdyo albümü Loud'u tanıtmak için dördüncü turunu düzenledi. Baltimore, ABD'de başlayan tura Drake, Kanye West ve Jay-Z konuk sanatçı olarak katıldı ve her biri düetleri olan "What's My Name?", "Run This Town", "All of the Lights" ve "Umbrella"'yı söylediler.[22][23][24] Rihanna, Avrupa ayağında O2 Arena'da 10 tane konser vererek rekor kırdı. 2011'in en yüksek hasılatlı turu oldu ve eleştirmenler dünya turunun, önceki turlara kıyasla canlılığını, yüksek kalitesini övdü. Turun DVD'si, Loud Tour Live at the O2 adı altında 13 Aralık 2012'de yayınlandı. 20-22 Aralık 2011'de Londra'daki O2 Arena'da verdiği konser görüntüleri kullanıldı.
2013 Diamonds World Tour 8 Mart 2013 - 7 Mayıs 2013 (Kuzey Amerika)
24 Mayıs 2013 (Afrika)
26 Mayıs 2013 - 28 Temmuz 2013 (Avrupa)
13 Eylül 2013 - 22 Eylül 2013 (Asya)
24 Eylül 2013 - 8 Ekim 2013 (Okyanusya)
13 Ekim 2013 - 16 Ekim 2013 (Afrika)
19 Ekim 2013 - 22 Ekim 2013 (Orta Asya)
26 Ekim 2013 - 15 Kasım 2013 (Kuzey Amerika)
96
141.9 milyon $
Diamonds World Tour, yedinci stüdyo albümü Unapologetic'i Buffalo, New York'ta başlayıp New Orleans, Amerika Birleşik Devletleri'nde bitirdiği Rihanna'nın beşinci turnesidir. Tur boyunca Rihanna birçok rekor kırmıştır. Genç yaşta Fransa Stadyumu'ı bir kere, Milenyum Stadyumu'ı bir kere ve Twickenham Stadyumu'u iki kere tüm biletleri satan en genç tek artist olmuştur. Açılış performanslarında David Guetta, Haim ve ASAP Rocky eşlik etmiştir. 2013 yılının en yüksek hasılatlı beşinci turnesinde, eleştirmenlerden olumlu dönüşler almıştır.
2016 Anti World Tour 12 Mart 2016 - 18 Mayıs 2016 (Kuzey Amerika)
17 Haziran 2016 - 21 Ağustos 2016 (Avrupa)
75
35,8 milyon $
Sekizinci stüdyo albümü Anti'yi tanıtma amaçlı düzenlenen tur, Kasım 2015'te duyuruldu, 12 Mart 2016 tarihinde Jacksonville'de başladı, 27 Kasım 2016'da Abu Dabi, Birleşik Arap Emirlikleri'nde son buldu. 31'i Avrupa'da, 43'ü Kuzey Amerika'da, 1 tanesi Asya'da olmak üzere toplam 75 adet konser
Beyoncé canlı performansları listesi
Turneler
Yıl Başlık Tarihler Konser
sayısı
2003 Dangerously in Love Tour 3 Kasım 2003 – 19 Kasım 2003 (Avrupa)
9
2004 The Verizon Ladies First Tour 12 Mart 2004 – 19 Nisan 2004 (Kuzey Amerika)
25
2007 The Beyoncé Experience 10 Nisan 2007 – 30 Aralık 2007 (Dünya geneli)
97
2009–2010 I Am... World Tour 26 Mart 2009 – 18 Şubat 2010 (Dünya geneli)
108
2013-2014 The Mrs. Carter Show World Tour 15 Nisan 2013 – 27 Mart 2014 (Dünya geneli)
132
2014 On the Run Tour 25 Haziran 2013 – 13 Eylül 2014 (Kuzey Amerika, Fransa)
21
Kylie Minogue konser turneleri listesi
Konser turneleri
Yıl Başlık Tarih Konser sayısı
1989 Disco in Dream/The Hitman Roadshow 2 Ekim 1989 – 9 Ekim 1989 (Asya)
15 Ekim 1989 – 27 Ekim 1989 (Avrupa) 14
Disco in Dream Tour, Minogue'un ilk konser turnesidir. Kylie (1988) ve Enjoy Yourself (1989) albümlerinin tanıtımı amaçlanmıştır.
1990 Enjoy Yourself Tour 3 Şubat 1990 – 9 Şubat 1990 (Avustralya)
17 Nisan 1990 – 18 Mayıs 1990 (Avrupa)
24 Mayıs 1990 (Hong Kong)
26 Mayıs 1990 (Tayland) 22
1991 Rhythm of Love Tour 10 Şubat 1991 – 23 Şubat 1991 (Avustralya)
4 Mart 1991 – 10 Mart 1991 (Japonya) 13
1991 Let's Get to It Tour 25 Ekim 1991 – 6 Kasım 1991 (Birleşik Krallık)
8 Kasım 1991 (İrlanda) 13
1998 Intimate and Live 2 Haziran 1998 – 4 Temmuz 1998 (Avustralya)
29 Temmuz 1998 – 31 Temmuz 1998 (İngiltere) 21
2001 On a Night Like This 3 Mart 2001 – 28 Mart 2001 (Avrupa)
14 Nisan 2001 – 30 Mayıs 2001 (Avustralya) 43
2002 KylieFever2002 26 Nisan 2002 – 18 Haziran 2002 (Avrupa)
2 Ağustos 2002 – 16 Ağustos 2002 (Avustralya) 50
2005 Showgirl: The Greatest Hits Tour 19 Mart 2005 – 7 Mayıs 2005 (Avrupa) 37
Avustralya'da verilmesi planlanan konserler, Minogue'a Mayıs 2005'te meme kanseri teşhisi konması nedeniyle iptal edildi.[1]
2006 Showgirl: The Homecoming Tour 11 Kasım 2006 – 17 Aralık 2006 (Avustralya)
31 Aralık 2006 – 23 Ocak 2007 (Birleşik Krallık) 33
2008-09 KylieX2008 6 Mayıs 2008 – 4 Ağustos 2008 / 2 Mayıs 2009 – 6 Ağustos 2009 (Avrupa)
1 Kasım 2008 – 15 Kasım 2008 (Amerika)
21 Kasım 2008 – 4 Aralık 2008 (Asya)
8 Aralık 2008 – 22 Aralık 2008 (Okyanusya)
15 Mayıs 2009 (Afrika) 80
2009 For You, for Me 30 Eylül 2009 – 13 Ekim 2009 (ABD)
9 Ekim 2009 (Kanada) 9
Minogue'un ABD ve Kanada'da konserler verdiği ilk turnesidir.
2011 Aphrodite: Les Folies Tour 19 Şubat 2011 – 11 Nisan 2011 (Avrupa)
23 Nisan 2011 – 25 Nisan 2011 / 25 Haziran 2011 – 5 Temmuz 2011 (Asya)
28 Nisan 2011 – 22 Mayıs 2011 (Kuzey Amerika)
3 Haziran 2011 – 22 Haziran 2011 (Avustralya)
8 Temmuz 2011 – 14 Temmuz 2011 (Güney Afrika) 77
2012 Anti Tour 18 Mart 2012 – 20 Mart 2012 (Avustralya)
1 Nisan 2012 – 3 Nisan 2012 (Birleşik Krallık) 7
2014 Kiss Me Once Tour 24 Eylül 2014 - 17 Kasım 2014 (Avrupa)
14 Mart 2015 – 21 Mart 2015 (Avustralya) 29
Lady Gaga canlı performansları listesi
Amerikalı şarkıcı Lady Gaga, kariyeri boyunca altı turneye çıktı ve çeşitli ödül törenleri ile televizyon programlarında performanslar sergiledi. Çıkış single'ı "Just Dance"i, aralarında Miss Universe 2008 ve So You Think You Can Dance'in de bulunduğu birçok ödül töreni ve televizyon yapımında seslendirerek tanıttı. Mart 2009'da başlayıp Eylül 2009'da sona eren tek başına çıktığı ilk turnesi The Fame Ball Tour'dan önce, New Kids on the Block ve The Pussycat Dolls'un da aralarında bulunduğu grupların turnelerinde açılış sanatçısı olarak sahneye çıktı.[1] Kanye West ile çıkacağı Fame Kills: Starring Kanye West and Lady Gaga turnesi iptal olunca[2] Kasım 2009'da, The Monster Ball Tour adını verdiği ikinci dünya turnesine çıktı. 2009'da yayımlanan The Fame Monster adlı EP'nin tanıtıldığı turne, eleştirmenlerce beğenildi ve 227,4 milyon dolar gelir elde ederek tüm zamanların en çok hasılat yapan konser turneleri arasına girdi. Lady Gaga ayrıca albümdeki şarkıları 2009 Amerikan Müzik Ödülleri, 52. Grammy Ödülleri ve 2010 BRIT Ödülleri'nde seslendirdi. 2010 Billboard Turne Ödülleri'nde Çığır Açan Sanatçı Ödülü ile Konser Pazarlama & Tanıtım Ödülü'nü kazandı.
Lady Gaga, ikinci stüdyo albümü Born This Way'de yer alan aynı adlı çıkış single'ını, ilk kez 53. Grammy Ödülleri'nde seslendirdi.[3] Ayrıca albümdeki "Yoü and I" adlı şarkıyı 2011 MTV Video Müzik Ödülleri'nde erkek kılığında ikinci kişiliği Jo Calderone olarak söyledi. Albümü tanıtmak için eleştirel ve ticari olarak başarı yakalayan ancak bazı dinî gruplarca şeytani ve dinî değerlere aykırı olarak değerlendirilerek tartışmalara yol açan The Born This Way Ball adlı turneye çıktı. Kalçasındaki ameliyat gerektiren bir rahatsızlıktan ötürü turnenin kalan gösterilerini iptal etti. 2012 Billboard Turne Ödülleri'nde Yılın En İyi Turnesi Hayranların Seçimi Ödülü'nü kazandı.
Üçüncü stüdyo albümü Artpop (2013) için iki gün süren ArtRave tanıtım etkinliğine ev sahipliği yaptı. 2014'te Manhattan, New York'taki Roseland Ballroom'da yedi konserden oluşan ilk yerleşik gösterisini düzenledi. Aynı yıl içinde ArtRave: The Artpop Ball adlı turnesini başlattı. Eleştirmenlerden olumlu yorumlar alan turne, bazıları tarafından kopuk olarak değerlendirildi. Tony Bennett ile iş birliği yaptığı Cheek to Cheek (2014) albümünden sonra ikili, Aralık 2014'te başlayıp Ağustos 2015'te sona eren Cheek to Cheek Tour'u gerçekleştirdi. Turne eleştirmenlerce beğenildi ve Vulture dergisinin hazırladığı 2015 yılının en iyi 10 konseri listesinin zirvesinde yer aldı. Lady Gaga, 2015 Billboard Müzik Ödülleri'nde 2011 ve 2013'te de aday gösterildiği En İyi Turne Sanatçısı ödülüne üçüncü kez aday gösterildi.[4]
Gaga, Neşeli Günler (The Sound of Music) adlı filmin müziklerini 87. Akademi Ödülleri gecesinde seslendirdi. Billboard dergisi tarafından sanatçının şimdiye kadarki en iyi performanslarından biri olarak değerlendirilen bu performans ile ilgili olarak Facebook'ta dünya genelinde dakikada 214.000'den fazla paylaşım yapıldı.[5][6] 2015 yılında Gaga, "Til It Happens to You" adlı şarkıyı yayımladı ve 2015 Billboard Women in Music, 2015 Amerikan Yapımcılar Birliği Ödülleri ve 88. Akademi Ödülleri gibi ödül törenlerinde seslendirdi. 2016'da Amerika Birleşik Devletleri millî marşı "The Star-Spangled Banner"ı Super Bowl 50'de seslendirdi, 2016 Grammy Ödülleri gecesinde Intel ve Nile Rodgers ile iş birliği yaparak David Bowie anısına performans sergiledi ve 2016 Amerikan Müzik Ödülleri'nde "Million Reasons"ı söyledi. Beşinci stüdyo albümü Joanne'i tanıtmak için dört konserden oluşan Dive Bar Tour'u gerçekleştirdi. 5 Şubat 2017'deki Super Bowl LI devre arası gösterisinde tek başına sahne aldı.
Turneler
Yıl Ad Tarihler Konserler
2009 The Fame Ball Tour 12 Mart 2009-29 Eylül 2009 (Dünya çapında) 83
The Fame Ball Tour, Gaga'nın ilk konser turnesidir ve The Fame (2008) adlı çıkış albümünün tanıtımı için düzenlenmiştir.[7] Gaga, turneyi gezici bir müze gösterisi olarak tanımladı ve turnede Andy Warhol'un pop performansı sanatı teması kullanıldı.[8] Gaga, turneyi The Pussycat Dolls'un turnesinde açılış sanatçısı olarak sahne aldığı dönemde planladı.[9] Turne, eleştirmenlerden olumlu yorumlar aldı ve sanatçının vokallerinin berraklığı, moda anlayışı ve profesyonel bir sanatçı gibi tiyatral sahne performansı ortaya koyuşu övgüyle karşılandı.[10][11]
2009-11 The Monster Ball Tour 27 Kasım 2009-6 Mayıs 2011 (Dünya çapında) 203
The Monster Ball Tour, Gaga'nın ikinci dünya çapındaki konser turnesidir ve extended play albümü The Fame Monster'ın (2009) tanıtımı için düzenlenmiştir.[12] Turnenin başlangıçtaki konserlerinin sahnesi bir çerçeve gibi tasarlandı.[13] 2010'dan sonraki konserlerde kullanılan sahne ise New York teması taşıyordu ve Gaga ve arkadaşlarının kaybolup "Monster Ball"un yolunu bulmalarını anlatan ve şehirde geçen bir öyküyü tasvir ediyordu.[14] Turne; Gaga'nın vokal yeteneklerini, stil ve moda anlayışını ve gösterinin tiyatralliğini öven eleştirmenlerce olumlu karşılandı.[15][16] 2,5 milyon izleyici ile 227,4 milyon dolar hasılatla tüm zamanların en çok hasılat yapan konser turneleri listesine girdi.[17] Gaga, 2010 Billboard Turne Ödülleri'nde Çığır Açan Sanatçı Ödülü'nü ve Konser Pazarlama & Promosyon Ödülü'nü kazandı.[18]
2012-13 The Born This Way Ball 27 Nisan 2012-11 Şubat 2013 (Dünya çapında) 98
The Born This Way Ball, sanatçının ikinci stüdyo albümü Born This Way'in (2010) tanıtımı için düzenlendi ve Antarktika dışında tüm kıtalara uğradı.[19] Beş kısma ayrılan konserlerde ayrımcılık, kendine hayranlık ve devlet kontrolü gibi siyasi ve sosyal temalar işlendi.[20] Eleştirmenler sahne tasarımını ve Gaga'nın vokal yeteneklerini, verdiği farklı mesajları ve yapım ekibini övdü.[21] Turne ayrıca dinî içeriği ve Gaga'nın LGBT haklarına verdiği destek nedeniyle muhafazakârlar tarafından bazı tartışmalara konu edildi.[22] Gaga'nın sağ kalçasında meydana gelen bir rahatsızlık nedeniyle turnenin yirmiden fazla konseri iptal edildi ve 200.000'den fazla bilet için 25 milyon dolar geri ödeme yapıldı.[23] Turneden 183,9 milyon dolar gelir elde edildi.[24][25] Gaga, 2012 Billboard Turne Ödülleri'nde Yılın En İyi Turnesi Hayranların Seçimi Ödülü'nü kazandı.[26]
2014 ArtRave: The Artpop Ball 4 Mayıs 2014-24 Kasım 2014 (Dünya çapında) 79
ArtRave: The Artpop Ball, Gaga'nın üçüncü stüdyo albümü Artpop (2013) için düzenlendi.[27] Benzer isimli parti temasıyla oluşturulan turnede mağaraya benzetilen sahne, saydam pleksi malzemeden yapılmış podyumlarla birbirine bağlanan iki kısma bölündü.[28] Yorumcular konseptini, kostümlerini ve koreografisini övdükleri gösteriyi kopuk buldu.[29][30] Kasım 2014'te, Bercy Arena, Fransa'daki konser canlı yayınlandı.[31] Turne genelinde 920.088 bilet satılarak 83 milyon dolar hasılat elde edildi.[32][33]
2014-15 Cheek to Cheek Tour 30 Aralık 2014-1 Ağustos 2015 (Kuzey Amerika, Avrupa) 36
Gaga, Tony Bennett ile düet yaptığı Cheek to Cheek (2014) adlı albümü tanıtmak için Bennett ile birlikte Cheek to Cheek Tour'u düzenledi.[34] Konserlerin büyük çoğunluğu müzik festivalleri kapsamında gerçekleştirildi.[35] Konserler için sahne, sade bir şekilde yalnızca kristal perdelerle süslendi.[36] Turnenin repertuvarında albümdeki şarkılar ile Great American Songbook'taki diğer şarkıların cover'ları yer aldı.[37] Turne; ikilinin vokallerini, sahnedeki etkileşimlerini ve gösterinin gelişimini öven eleştirmenlerce beğenildi.[38] Vulture dergisinin 2015'in En İyi 10 Konseri listesine ilk sıradan girdi[39] ve 15,3 milyon dolar gelir elde etti.[40]
2017-18 Joanne World Tour 1 Ağustos 2017-1 Şubat 2018 (Kuzey Amerika, Avrupa) 49
Gaga'nın Joanne adlı stüdyo albümünü tanıttığı beşinci konser turnesi. 1 Ağustos 2017'de Vancouver, Kanada'da başladı ve 1 Şubat 2018'de Birmingham, İngiltere'de sona erdi.[41][42]
Madonna konser turneleri listesi
Konser turneleri
Yıl Başlık Süre Konser
sayısı
1985 The Virgin Tour 10 Nisan 1985 – 11 Haziran 1985 (Kuzey Amerika)
40
1987 Who's That Girl World Tour 14 Haziran 1987 – 22 Haziran 1987 (Asya)
27 Haziran 1987 – 9 Ağustos 1987 (Kuzey Amerika)
15 Ağustos 1987 – 6 Eylül 1987 (Avrupa)
38
1990 Blond Ambition World Tour 13 Nisan 1990 – 27 Nisan 1990 (Asya)
4 Mayıs 1990 – 25 Haziran 1990 (Kuzey Amerika)
30 Haziran 1990 – 5 Ağustos 1990 (Avrupa)
57
1993 The Girlie Show World Tour 25 Eylül 1993 – 1 Ekim 1993 (Avrupa)
5 Ekim 1993 (Asya)
7 Ekim 1993 (Avrupa)
11 Ekim 1993 – 26 Ekim 1993 (Kuzey Amerika)
30 Ekim 1993 – 6 Kasım 1993 (Güney Amerika)
10 Kasım 1993 – 13 Kasım 1993 (Kuzey Amerika)
19 Kasım 1993 – 4 Aralık 1993 (Avustralya)
7 Aralık 1993 – 19 Aralık 1993 (Asya)
39
2001 Drowned World Tour 9 Haziran 2001 – 12 Temmuz 2001 (Avrupa)
21 Temmuz 2001 – 15 Eylül 2001 (Kuzey Amerika)
47
2004 Re-Invention World Tour 24 Mayıs 2004 – 2 Ağustos 2004 (Kuzey Amerika)
14 Ağustos 2004 – 14 Eylül 2004 (Avrupa)
56
2006 Confessions Tour 21 Mayıs 2006 – 23 Temmuz 2006 (Kuzey Amerika)
30 Temmuz 2006 – 12 Eylül 2006 (Avrupa)
16 Eylül 2006 – 21 Eylül 2006 (Asya)
60
2008-09 Sticky & Sweet Tour 23 Ağustos 2008 – 27 Eylül 2008 (Avrupa)
4 Ekim 2008 – 30 Kasım 2008 (Kuzey Amerika)
4 Aralık 2008 – 21 Aralık 2008 (Güney Amerika)
4 Temmuz 2009 – 29 Ağustos 2009 (Avrupa)
1 Eylül 2009 – 2 Eylül 2009 (Asya)
85
2012 The MDNA Tour 31 Mayıs 2012 – 4 Haziran 2012 (Asya)
7 Haziran 2012 – 21 Ağustos 2012 (Avrupa)
28 Ağustos 2012 – 25 Kasım 2012 (Kuzey Amerika)
28 Kasım 2012 – 22 Aralık 2012 (Güney Amerika)
88
2015-16 Rebel Heart Tour 9 Eylül 2015 – 27 Ekim 2015 (Kuzey Amerika)
4 Kasım 2015 – 20 Aralık 2015 (Avrupa)
6 Ocak 2016 – 28 Ocak 2016 (Kuzey Amerika)
4 Şubat 2016 – 25 Şubat 2016 (Asya)
5 Mart 2016 – 27 Mart 2016 (Okyanusya)
82
Katy Perry The Prismatic World Tour
The Prismatic World Tour
Cover
von Katy Perry Präsentationsalbum Prism
Anfang der Tournee 7. Mai 2014
Ende der Tournee 18. Oktober 2015
Konzerte insgesamt
(nach Kontinent)
67 in Nordamerika
38 in Europa
25 in Australasien
12 in Asien
10 in Südamerika
Konzerte insgesamt 152
Chronologie California Dreams Tour
(2011–2012) The Prismatic World Tour Witness: The Tour
(2017–2018)
Die Prismatic World Tour war die dritte Konzert-Tournee der US-amerikanischen Sängerin Katy Perry, mit der sie ihr viertes Studioalbum Prism bewarb. Die Tour begann im Mai 2014 in Belfast, Nordirland und ging weiter nach Nordamerika. Von Juni bis Oktober wurde dort für jedes Ticket ein Dollar an UNICEF gespendet.[1] Im Anschluss ging es nach Australien, Europa, Asien und zog sich bis Oktober 2015, wo sie in San José, Costa Rica ihr letztes Konzert gab.
Im Gegensatz zu ihrer California Dreams Tour gab es bei dieser Tour keine klare Geschichte, die erzählt wird. Dennoch wurde die Show in sieben thematische, sogenannte „Sections“ eingeteilt, welche sich an den Songs, den Kostümen und am Erscheinungsbild orientierten.
Die Tour war laut des Billboard Magazins die am fünftbesten besuchte Tournee auf der ganzen Welt, und die meistbesuchte Tour einer weiblichen Solokünstlerin. Alleine 2014 erreichte man Einnahmen in Höhe von 108 Millionen Dollar und mehr als 1 Million Besucher.[2]
Die Promoter dieser Tour waren Live Nation, SJM Concerts, AEG, OCESA / Zignia Live und Dainty Group, der Direktor der Tour heißt Baz Halpin.
Kaynak ve Dipnotlar
Wikipedia
RAŞiT TUNCA
BAŞAĞAÇLI RAŞiT TUNCA

FORUMUMUZDA
Dini Bilgiler...
Kültürel Bilgiler...
PNG&JPG&GiF Resimler...
Biyografiler...
Tasavvufi Vaaz Sohbetler...
Peygamberler Tarihi...
Siyeri Nebi
PSP&PSD Grafik
ALLAH
BAYRAK
Radyo Karoglan
Foruma Misafir Olarak Gir
Forumda Neler Var
GALATASARAY
FENERBAHÇE
BEŞiKTAŞ
TRABZONSPOR
MiLLi TAKIM
ETKiNLiKLERiMiZ
Portal
Forum
Search
Community 
Forum Statistics
Forum Team
Calendar
Members
» Latest member:
» Forum threads: 5,281
» Forum posts: 5,872
Read More / Comment 
