MUHAMMED
BAYRAK
| Welcome, Guest |
|
You have to register before you can post on our site. |
| Forum Statistics |
» Members: 7 » Latest member: Muhammed » Forum threads: 5,280 » Forum posts: 5,871 Full Statistics |
DOWNLOADEN
AYET
FELSEFEMiZ
Raşit Tunca Sözü
GÜZEL SÖZ
Amsterdam Hakkında Bilgiler
Hollanda'nın başşehri. Resmi başşehir olmakla beraber hükümet merkezi değildir. Amsterdam Amstel ve İj nehirlerinin kavşağında kurulu bir liman şehridir. Şehrin alanı 167 km2, metropoliten alan 458 km2dir. Kuzey Denizine bir kanalla bağlanmış olup 90'a yakın adadan meydana gelmiştir.
Amsterdam 13. yüzyılda Amstel Nehrinin çığırını kesen bir bend üstünde kurulmuş bir köydü. Ticaret gemileri daha o dönemde Baltık Denizine kadar uzanıyor, kuzey ülkeleri ile Flandre arasındaki bağlantıyı sağlıyordu. Böylece Amsterdam geleceğin ticaret merkezlerinden olmaya namzet olmuştu. 17. yüzyılda dünyanın finans merkezi olan Amsterdam bugün de Hollanda'nın en mühim sanayi ve toptan ticaret merkezidir.
Amsterdam'ın ortaçağdan kalan kesimi dar sokakları ile önemli bir trafik sıkışıklığı meydana getirmekte ve metropoliten alan büyüdükçe dış kesimden şehir merkezine yönelen akım git gide artmaktadır. Bu yüzden birçok işletme, şehir dışına taşınmıştır.
Eski mahallelerin yenilenmesi, burada oturan fakir kimselerin banliyölere doğru göç etmesine sebep olmuştur. Şehirdeki işgücü açığının büyümesi binlerce yabancı işçinin Amsterdam'a yerleşmesine yol açmıştır. Batı Avrupa'nın diğer eski şehirlerinde olduğu gibi 20. asrın ortalarından sonra doğum oranı azalırken, ölüm oranı artmıştır. Göç nedeniyle de nüfus yıldan yıla azalmaktadır. Şehrin nüfusunu talebeler, yaşlılar ve dışardan gelen işçiler meydana getirmektedir. 1940'larda nüfusu 800 binlerin üzerindeyken 1980'de 700 bin civarına, 1988'de 692 bine düşmüştür.
Şehrin nüfus gidişatı böyle olmakla beraber sanayi etkinlikleri hala çok çeşitlidir. Amsterdam elmas yontuculuğu bakımından dünyanın en ünlü şehridir. Basın ve yayın sektörü de çok gelişmiştir. Kimya ve petrokimya sanayileri, tekstil, madeni eşya ve makine sanayileri ile taşıt araçları sektöründeki üretimin büyük bir kısmı Amsterdam'da yapılır. Ayrıca gıda sanayisi de çok gelişmiştir.
Amsterdam büyük bir sanayi merkezi olmanın ötesinde, finansman merkezi olarak daha büyük bir önemi haizdir. 17. yüzyılda kurulan Amsterdam Kambiyo Bankası çok geçmeden Avrupa'nın en büyük takas merkezi haline geldi. 1602'de kurulan Hollanda Doğu Hindistan Kumpanyası, çağımızdaki hisse senedi işlemlerinin temelini atmıştır. Bugün bile Avrupa'da en fazla yabancı hisse senedi ve tahvilin kayıtlı olduğu borsa, Amsterdam borsasıdır. Bu sebeple New York, Londra ve Zürich gibi en büyük mali şehirler arasındadır.
Amsterdam'a yılda yaklaşık 1,5 milyon turist gelir. Turistler için otellerin yanında birçok pansiyon ve gençlik hoteli hizmet verir. Müzeleri, Artis Hayvanat Bahçesi, Su sporu tesisleri turistlerin ilgisini çeken başlıca yerlerdir. Amsterdam ayrıca kongre ve sergi turizminde de dünya çapında bir merkezdir.
Kaynak
Rehber Ansiklopedisi
Hollanda'nın başşehri. Resmi başşehir olmakla beraber hükümet merkezi değildir. Amsterdam Amstel ve İj nehirlerinin kavşağında kurulu bir liman şehridir. Şehrin alanı 167 km2, metropoliten alan 458 km2dir. Kuzey Denizine bir kanalla bağlanmış olup 90'a yakın adadan meydana gelmiştir.
Amsterdam 13. yüzyılda Amstel Nehrinin çığırını kesen bir bend üstünde kurulmuş bir köydü. Ticaret gemileri daha o dönemde Baltık Denizine kadar uzanıyor, kuzey ülkeleri ile Flandre arasındaki bağlantıyı sağlıyordu. Böylece Amsterdam geleceğin ticaret merkezlerinden olmaya namzet olmuştu. 17. yüzyılda dünyanın finans merkezi olan Amsterdam bugün de Hollanda'nın en mühim sanayi ve toptan ticaret merkezidir.
Amsterdam'ın ortaçağdan kalan kesimi dar sokakları ile önemli bir trafik sıkışıklığı meydana getirmekte ve metropoliten alan büyüdükçe dış kesimden şehir merkezine yönelen akım git gide artmaktadır. Bu yüzden birçok işletme, şehir dışına taşınmıştır.
Eski mahallelerin yenilenmesi, burada oturan fakir kimselerin banliyölere doğru göç etmesine sebep olmuştur. Şehirdeki işgücü açığının büyümesi binlerce yabancı işçinin Amsterdam'a yerleşmesine yol açmıştır. Batı Avrupa'nın diğer eski şehirlerinde olduğu gibi 20. asrın ortalarından sonra doğum oranı azalırken, ölüm oranı artmıştır. Göç nedeniyle de nüfus yıldan yıla azalmaktadır. Şehrin nüfusunu talebeler, yaşlılar ve dışardan gelen işçiler meydana getirmektedir. 1940'larda nüfusu 800 binlerin üzerindeyken 1980'de 700 bin civarına, 1988'de 692 bine düşmüştür.
Şehrin nüfus gidişatı böyle olmakla beraber sanayi etkinlikleri hala çok çeşitlidir. Amsterdam elmas yontuculuğu bakımından dünyanın en ünlü şehridir. Basın ve yayın sektörü de çok gelişmiştir. Kimya ve petrokimya sanayileri, tekstil, madeni eşya ve makine sanayileri ile taşıt araçları sektöründeki üretimin büyük bir kısmı Amsterdam'da yapılır. Ayrıca gıda sanayisi de çok gelişmiştir.
Amsterdam büyük bir sanayi merkezi olmanın ötesinde, finansman merkezi olarak daha büyük bir önemi haizdir. 17. yüzyılda kurulan Amsterdam Kambiyo Bankası çok geçmeden Avrupa'nın en büyük takas merkezi haline geldi. 1602'de kurulan Hollanda Doğu Hindistan Kumpanyası, çağımızdaki hisse senedi işlemlerinin temelini atmıştır. Bugün bile Avrupa'da en fazla yabancı hisse senedi ve tahvilin kayıtlı olduğu borsa, Amsterdam borsasıdır. Bu sebeple New York, Londra ve Zürich gibi en büyük mali şehirler arasındadır.
Amsterdam'a yılda yaklaşık 1,5 milyon turist gelir. Turistler için otellerin yanında birçok pansiyon ve gençlik hoteli hizmet verir. Müzeleri, Artis Hayvanat Bahçesi, Su sporu tesisleri turistlerin ilgisini çeken başlıca yerlerdir. Amsterdam ayrıca kongre ve sergi turizminde de dünya çapında bir merkezdir.
Kaynak
Rehber Ansiklopedisi
Dünya da Vergi olarak isimlendirilen ve islam da ki ismi Zekat olan modelin manası nedir?
Ve vergi sistemi mesela euro ile yaparsak, calişanlardan alinacak 1 euro da 100 tane cent var, yani 100 tane kuruş var, ve bir devlette 10 milyon calişan ve aylik alan varsa, bunlardan sadece 1 euro vergi ve zekat kesilse, yani onun her bir centi, ayri iş için kullanilsa, 10 milyonda 1 kuruş yada 1 cent toplam 1 milyon euro eder, ve bir milyon her ay yola ayrilsa, 1 milyon suya ayrilsa, birmilyon fakirlere ayrilsa, yani 100 ayri işe ayrilir, ve iki euro kesilse 200 ayri iş ve ilsamda zekat %2,5 öyle olunca 100 euroda 2,5 euro alinmasi lazimmiş desek o zaman bu sistem yine yürümüyor, kimler yiyor bu vergileri, kimlerin kursagindan geciyor bu vergiler, zukkum yiyesiceler kim onlar. yani sistem bu, zekat sistemi bu, Allah bunun dünyada kurulmasini istedi, kim icad etti bunu, tahminim tam sisteme gecirenler avrupalilar, avrupa buldu yapti, amma bizimkiler ne yapti, iki üc yudumcu toplanan paralari yukarda aralarinda pay ediyor, zukkum olsun o fakirin fukaranin hakki, yoksa sistem bu, ondan başka kimsenin , extra vergide zekatta vermesine gerek yok, sistem bu, bu yapilmali, yoksa vay oraya buraya fakire vercen diye adam aranmaz, devletin görevi, niye Hz. Muhammed, Salabeye zekat memuru gönderdi, yani, devlete istiyor, vergi istiyor muhammed, yani işde durum bu, bunu uygulayan insanlar da milletlerde de ferah olur, yolsuz yerde kalamz, susuz yerde kalmaz, fazla gelenleride, fakir yerlere ayir, kalkindir, bütün dünya cennete döner, vallahi böyle, durum böyle böyle.
ve benim size anlattigim vergi örnegi, daha pastanin sadece %0,01, i ve sizden halbuki 1 euromu gelir vergisi kesiliyor, halbuki ayliginizin 1/3 ü kesiliyor vergiye, yani 1000 euro alan birisinin 250 eurosu kesiliyor, 1500 alan birisinden de 500 euro kesiliyor, yine 2000 alandanda 650 euro gibi bir kesinti yapiloyor, haydi bunun yarisi sigorta kesintisi olsa, yarisi yine vergi, yani oda eder 1500 alandan 500 idi yarisi 250 euro, 250 euro eder. ve 10 milyon calişani olan bir devlette, en az her kişiden 250 euro kesilse, buda eder 250*10000000= 2 milyar 500 milyon euro, sadece gelir vergisi olrak bu devlete kazanc geliyor . haaa unutmayin bu her ay ayni gelir geliyor, aylik yani, ve bunun yaninda her alinan satilan maldanda %20 Mwst vergisi , vergi aliniyor bu avrupada mesela, Türkiyde kac bilmiyon amma yine Türkiyedede var bu vergi, her maldan vergi aliniyor, bunuda şu kadar örnekle gösteren : mesala ekmek bir baş ürün, ve Türkiyenin tamaminda satilan aylik ekmekden alinan vergi nin tahimini hesabi : eger bu ekmek ev başi günlük 5 ekmek olsa, ve Türkiyede 80 milyon nüfus varsa, en kücük aile modeli 4 kişi ortalama olsun, 80 milyonu 4 e böl 20 milyon ev demek, ve haydi biraz büyük aileler kücük aileler var, onlarida cikar etsin bu 15 milyon ev, ve her ev günde 5 ekmek alsa, 15000000*5=75 milyon ekmek eder, sadece günlük, bu bir ayda bunu carp 30 ile oda eder 2 milyar 250 milyon ekmek, her ekmekden, tanesi 1,25 olan ekmegin %20 si vergi olsa, ortalama 25 kuruş yada 25 cent vergi demek olur, ve bunu 2 milyar 250 milyon ile carpinca, 562 milyon 500 bin lira eder, sadece bir ayda ekmekden alinan vergi, ve bunu siz düşünün bir eve kac baş yiyecek giriyor : peynir, zeytin, cay, su, süt, şeker, portakal, mandalin, marul, sirke, elma, armut ,........... yüzlerce baş mal, ve yine eczanelerde bir eczane dolusu ilac ceşidi var, her ilcadan ilac başi %20 alinsa, Türkiyenin genelinde satilan ilcaci düşün, ve yine kömür odun gaz, benzin ve siz düşünün bu vergiden elde edilen gelirin haydi bu gelirin %20 si askeriyeye gitsin, gerisi nerde, zukkum yiyesiceler, gerisi nerde, niye hizmet olarak dönmüyor, eee neyimiş Erdogan yol yapmişmiş, lan tr o ttel, babasinin parasi ilemi yapti onlari, bak para nerden, senin benim param yine o, dan gil trot tel, o yapinca, sanki babasinin mailindan yapmiş gibi birde hava atiyorlar, zukkum yiyesiceler, artik bu vergi kontrol edilmeli, halk bu paralaar nere gidiyor, yukardakilere sormali, ve bu vergi, yani zekat fonu düzelirse, dünyada ne ac kalir, ne fakir ülke kalir, ne de yolsuz köy, ne de susuz köy kalir, ne ac, ne de fakir kalir anladiniz mi şimdi.
Gelelim pastadan büyük pay alanlara, bir fabrikanin aylik cirosu 1milyon olsa, ve bunun %25 i gelir verigisi olarak alinsa, oda eder 250 000 euro vergi geliri yine, ve bir ülkede böyle en kücük 1 milyon cirolu 100 fabrika veya iş yeri olsa, sadece onlardan toplam 25 milyon aylik yine vergi geliri geliyor, ve daha büyük ciro yapanlari siz düşünün, ayda 5 milyon ciro yapani düşün, yani 5 kati 125 milyon 1milyar ciro yapani düşün, sadece bir fabrikadan alinan vergi bir aylik ne kdar eder siz hesap edin birazda, eeee nerde bu paralar peki, kimlerin cebine giriyor bunlar.
Ve evet nasil derslerine calişmayan ögrenciler sinifda kalmaya mahkum olursa, aklini kullanmayan milletlerde, geride kalmaya mahkumdur, ve gericilik fikiri bu yüzden bu gün yaygin vaziyettedir, neden cünkü aklini kullanmyan insanlar, ileri daha iyiye dogru yürümek yerine, gecmişdeki yapilanlari örnek alarak geride kalmakda, ve gerici olmakdalar, oysaki Muhammed dedi:
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular
''İki günü eşit olan zarardadır.''
( Hadis-i Şerif , Deylemi , Hz. Ali den rivayetle
Yine Allahu Tealanin, her an ayri demde, ayri işde, ayri yaratişda olmasina da tersdir bu gericilik.
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
يَسْأَلُهُ مَن فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ كُلَّ يَوْمٍ هُوَ فِي شَأْنٍ
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Yes’eluhu men fîs semâvâti vel ard, kulle yevmin huve fî şe’nin.
Meali :
Göklerde ve yerde olanlar, O’ndan isterler (dilerler). O hergün (her an) bir şe’n (ayrı bir tecelli, yeni bir oluş) üzerindedir, o istenenleri, O, her an yaratma halindedir.
(Sadakallahul Aziym RAHMAN Suresi 29. ayet)
Yönetilende, yönetende kendi ve degerlerini sorgulamak zorundadir, yoksa kontrolsüz güc, raydan cikmiş oilur, ve bu gidişat, gösteriyorki, vergi sistemi, daha dogrsu islami agiz ile zekat fonu, yanliş ellerde, ve yanliş ceplerde, o yüzden
Hz Ömer Hutbe irad ederken bir ara sordu :
“Eğer ben yanilip yanliş yaparsam ne yaparsınız?” diye sordu.
cemaat cevap verdi :
“Seni kılıçlarımızla doğrultmasını biliriz!”
yani adaletin babasi yanliş yapacak, ve onuda korkmadan düzeltebilcek, onun o cebbar cesur ve hidddetli halinden korkmadan, onu cebren, kilic zoru ile düzeltip, dogrultcak, yanlişindan vazgecircek cesarette askerleri varmiş.
o halde Raabim Teala vetekaddes hazretleri , mehdiye, askerinin icindende, bu zekat fonu gibi, ve o, ve diger ters giden gidişatlari sorgulayipda, yolunda gitmeyen hususlari kilici ile silahi ile veya akli ile düzetebilcek cesarette ashab nasip eylesin.
Rasit Tunca Bilgilendirici Makale Vaaz
Kaynak
Âlimin Günahi Avamın Sevabıdır
3 Aralık 2017 Vaazi
Ve vergi sistemi mesela euro ile yaparsak, calişanlardan alinacak 1 euro da 100 tane cent var, yani 100 tane kuruş var, ve bir devlette 10 milyon calişan ve aylik alan varsa, bunlardan sadece 1 euro vergi ve zekat kesilse, yani onun her bir centi, ayri iş için kullanilsa, 10 milyonda 1 kuruş yada 1 cent toplam 1 milyon euro eder, ve bir milyon her ay yola ayrilsa, 1 milyon suya ayrilsa, birmilyon fakirlere ayrilsa, yani 100 ayri işe ayrilir, ve iki euro kesilse 200 ayri iş ve ilsamda zekat %2,5 öyle olunca 100 euroda 2,5 euro alinmasi lazimmiş desek o zaman bu sistem yine yürümüyor, kimler yiyor bu vergileri, kimlerin kursagindan geciyor bu vergiler, zukkum yiyesiceler kim onlar. yani sistem bu, zekat sistemi bu, Allah bunun dünyada kurulmasini istedi, kim icad etti bunu, tahminim tam sisteme gecirenler avrupalilar, avrupa buldu yapti, amma bizimkiler ne yapti, iki üc yudumcu toplanan paralari yukarda aralarinda pay ediyor, zukkum olsun o fakirin fukaranin hakki, yoksa sistem bu, ondan başka kimsenin , extra vergide zekatta vermesine gerek yok, sistem bu, bu yapilmali, yoksa vay oraya buraya fakire vercen diye adam aranmaz, devletin görevi, niye Hz. Muhammed, Salabeye zekat memuru gönderdi, yani, devlete istiyor, vergi istiyor muhammed, yani işde durum bu, bunu uygulayan insanlar da milletlerde de ferah olur, yolsuz yerde kalamz, susuz yerde kalmaz, fazla gelenleride, fakir yerlere ayir, kalkindir, bütün dünya cennete döner, vallahi böyle, durum böyle böyle.
ve benim size anlattigim vergi örnegi, daha pastanin sadece %0,01, i ve sizden halbuki 1 euromu gelir vergisi kesiliyor, halbuki ayliginizin 1/3 ü kesiliyor vergiye, yani 1000 euro alan birisinin 250 eurosu kesiliyor, 1500 alan birisinden de 500 euro kesiliyor, yine 2000 alandanda 650 euro gibi bir kesinti yapiloyor, haydi bunun yarisi sigorta kesintisi olsa, yarisi yine vergi, yani oda eder 1500 alandan 500 idi yarisi 250 euro, 250 euro eder. ve 10 milyon calişani olan bir devlette, en az her kişiden 250 euro kesilse, buda eder 250*10000000= 2 milyar 500 milyon euro, sadece gelir vergisi olrak bu devlete kazanc geliyor . haaa unutmayin bu her ay ayni gelir geliyor, aylik yani, ve bunun yaninda her alinan satilan maldanda %20 Mwst vergisi , vergi aliniyor bu avrupada mesela, Türkiyde kac bilmiyon amma yine Türkiyedede var bu vergi, her maldan vergi aliniyor, bunuda şu kadar örnekle gösteren : mesala ekmek bir baş ürün, ve Türkiyenin tamaminda satilan aylik ekmekden alinan vergi nin tahimini hesabi : eger bu ekmek ev başi günlük 5 ekmek olsa, ve Türkiyede 80 milyon nüfus varsa, en kücük aile modeli 4 kişi ortalama olsun, 80 milyonu 4 e böl 20 milyon ev demek, ve haydi biraz büyük aileler kücük aileler var, onlarida cikar etsin bu 15 milyon ev, ve her ev günde 5 ekmek alsa, 15000000*5=75 milyon ekmek eder, sadece günlük, bu bir ayda bunu carp 30 ile oda eder 2 milyar 250 milyon ekmek, her ekmekden, tanesi 1,25 olan ekmegin %20 si vergi olsa, ortalama 25 kuruş yada 25 cent vergi demek olur, ve bunu 2 milyar 250 milyon ile carpinca, 562 milyon 500 bin lira eder, sadece bir ayda ekmekden alinan vergi, ve bunu siz düşünün bir eve kac baş yiyecek giriyor : peynir, zeytin, cay, su, süt, şeker, portakal, mandalin, marul, sirke, elma, armut ,........... yüzlerce baş mal, ve yine eczanelerde bir eczane dolusu ilac ceşidi var, her ilcadan ilac başi %20 alinsa, Türkiyenin genelinde satilan ilcaci düşün, ve yine kömür odun gaz, benzin ve siz düşünün bu vergiden elde edilen gelirin haydi bu gelirin %20 si askeriyeye gitsin, gerisi nerde, zukkum yiyesiceler, gerisi nerde, niye hizmet olarak dönmüyor, eee neyimiş Erdogan yol yapmişmiş, lan tr o ttel, babasinin parasi ilemi yapti onlari, bak para nerden, senin benim param yine o, dan gil trot tel, o yapinca, sanki babasinin mailindan yapmiş gibi birde hava atiyorlar, zukkum yiyesiceler, artik bu vergi kontrol edilmeli, halk bu paralaar nere gidiyor, yukardakilere sormali, ve bu vergi, yani zekat fonu düzelirse, dünyada ne ac kalir, ne fakir ülke kalir, ne de yolsuz köy, ne de susuz köy kalir, ne ac, ne de fakir kalir anladiniz mi şimdi.
Gelelim pastadan büyük pay alanlara, bir fabrikanin aylik cirosu 1milyon olsa, ve bunun %25 i gelir verigisi olarak alinsa, oda eder 250 000 euro vergi geliri yine, ve bir ülkede böyle en kücük 1 milyon cirolu 100 fabrika veya iş yeri olsa, sadece onlardan toplam 25 milyon aylik yine vergi geliri geliyor, ve daha büyük ciro yapanlari siz düşünün, ayda 5 milyon ciro yapani düşün, yani 5 kati 125 milyon 1milyar ciro yapani düşün, sadece bir fabrikadan alinan vergi bir aylik ne kdar eder siz hesap edin birazda, eeee nerde bu paralar peki, kimlerin cebine giriyor bunlar.
Ve evet nasil derslerine calişmayan ögrenciler sinifda kalmaya mahkum olursa, aklini kullanmayan milletlerde, geride kalmaya mahkumdur, ve gericilik fikiri bu yüzden bu gün yaygin vaziyettedir, neden cünkü aklini kullanmyan insanlar, ileri daha iyiye dogru yürümek yerine, gecmişdeki yapilanlari örnek alarak geride kalmakda, ve gerici olmakdalar, oysaki Muhammed dedi:
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular
''İki günü eşit olan zarardadır.''
( Hadis-i Şerif , Deylemi , Hz. Ali den rivayetle
Yine Allahu Tealanin, her an ayri demde, ayri işde, ayri yaratişda olmasina da tersdir bu gericilik.
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
يَسْأَلُهُ مَن فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ كُلَّ يَوْمٍ هُوَ فِي شَأْنٍ
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Yes’eluhu men fîs semâvâti vel ard, kulle yevmin huve fî şe’nin.
Meali :
Göklerde ve yerde olanlar, O’ndan isterler (dilerler). O hergün (her an) bir şe’n (ayrı bir tecelli, yeni bir oluş) üzerindedir, o istenenleri, O, her an yaratma halindedir.
(Sadakallahul Aziym RAHMAN Suresi 29. ayet)
Yönetilende, yönetende kendi ve degerlerini sorgulamak zorundadir, yoksa kontrolsüz güc, raydan cikmiş oilur, ve bu gidişat, gösteriyorki, vergi sistemi, daha dogrsu islami agiz ile zekat fonu, yanliş ellerde, ve yanliş ceplerde, o yüzden
Hz Ömer Hutbe irad ederken bir ara sordu :
“Eğer ben yanilip yanliş yaparsam ne yaparsınız?” diye sordu.
cemaat cevap verdi :
“Seni kılıçlarımızla doğrultmasını biliriz!”
yani adaletin babasi yanliş yapacak, ve onuda korkmadan düzeltebilcek, onun o cebbar cesur ve hidddetli halinden korkmadan, onu cebren, kilic zoru ile düzeltip, dogrultcak, yanlişindan vazgecircek cesarette askerleri varmiş.
o halde Raabim Teala vetekaddes hazretleri , mehdiye, askerinin icindende, bu zekat fonu gibi, ve o, ve diger ters giden gidişatlari sorgulayipda, yolunda gitmeyen hususlari kilici ile silahi ile veya akli ile düzetebilcek cesarette ashab nasip eylesin.
Rasit Tunca Bilgilendirici Makale Vaaz
Kaynak
Âlimin Günahi Avamın Sevabıdır
3 Aralık 2017 Vaazi
Çocuğu Olan Kişiyi Tebrik Etmek İçin Yapılan Dua
Çocuğu Olan Kişiyi Tebrik
Etmek İçin Yapılan Dua
بَارَكَ اللهُ لَكَ فِي الْمَوْهُوبِ لَكَ، وَشَكَرْتَ الْوَاهِبَ، وَبَلَغَ أَشُدَّهُ، وَرُزِقْتَ بِرَّهُ
“Sana bahşedilen (bu çocuğu) Allah, senin için mübarek kılsın. Onu veren (Allah’a) şükredesin. (Çocuğun) buluğa çağına ersin ve onun iyiliğiyle rızıklandırılasın.”
Tebrik Edilen Kişi İse
Ona Şöyle Dua Eder
بَارَكَ اللهُ لَكَ، وَبَارَكَ عَلَيْكَ، وَجَزَاكَ اللهُ خَيْرًا، وَرَزَقَكَ اللهُ مِثْلَهُ، وَأَجْزَلَ ثَوَابَكَ
“Allah sana bereket versin ve bereketini üzerine indirsin. Allah seni hayırla mükâfatlandırsın. Allah seni de bir benzeri ile rızıklandırsın ve sevabını çoğaltsın.
Nevevi el-Ezkâr 451, Selim el-Hilâli Sahihu’l-Ezkâr 2/713
Önemli Uyarı: “Duada geçtiği gibi Allah-u Teâlâ, bizi doğan çocuğun iyiliği ile rızıklandırıyor! Hiç kimse çocuk olunca maddi yönden sıkıntıya girerim diye korkmasın! Eğer böyle biri korkusu varsa bu, şeytandandır! Bu kişi Allah’a tevbe etsin ve imanını gözden geçirsin! Çünkü yeryüzünde ki, bütün canlıların rızkı Allah’ın üzerinedir.
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
وَمَا مِنْ دَٓابَّةٍ فِي الْأَرْضِ إِلاَّ عَلَى اللهِ رِزْقُهَا
“Yeryüzünde yaşayan hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Allah’a ait olmasın…”
Hud Suresi 6
Kaynak
sahihhadisler com
Çocuğu Olan Kişiyi Tebrik
Etmek İçin Yapılan Dua
بَارَكَ اللهُ لَكَ فِي الْمَوْهُوبِ لَكَ، وَشَكَرْتَ الْوَاهِبَ، وَبَلَغَ أَشُدَّهُ، وَرُزِقْتَ بِرَّهُ
“Sana bahşedilen (bu çocuğu) Allah, senin için mübarek kılsın. Onu veren (Allah’a) şükredesin. (Çocuğun) buluğa çağına ersin ve onun iyiliğiyle rızıklandırılasın.”
Tebrik Edilen Kişi İse
Ona Şöyle Dua Eder
بَارَكَ اللهُ لَكَ، وَبَارَكَ عَلَيْكَ، وَجَزَاكَ اللهُ خَيْرًا، وَرَزَقَكَ اللهُ مِثْلَهُ، وَأَجْزَلَ ثَوَابَكَ
“Allah sana bereket versin ve bereketini üzerine indirsin. Allah seni hayırla mükâfatlandırsın. Allah seni de bir benzeri ile rızıklandırsın ve sevabını çoğaltsın.
Nevevi el-Ezkâr 451, Selim el-Hilâli Sahihu’l-Ezkâr 2/713
Önemli Uyarı: “Duada geçtiği gibi Allah-u Teâlâ, bizi doğan çocuğun iyiliği ile rızıklandırıyor! Hiç kimse çocuk olunca maddi yönden sıkıntıya girerim diye korkmasın! Eğer böyle biri korkusu varsa bu, şeytandandır! Bu kişi Allah’a tevbe etsin ve imanını gözden geçirsin! Çünkü yeryüzünde ki, bütün canlıların rızkı Allah’ın üzerinedir.
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
وَمَا مِنْ دَٓابَّةٍ فِي الْأَرْضِ إِلاَّ عَلَى اللهِ رِزْقُهَا
“Yeryüzünde yaşayan hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Allah’a ait olmasın…”
Hud Suresi 6
Kaynak
sahihhadisler com
Evlenen Kişiye Yapılan Dualar
(1) Hasan (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:
Akîl bin Ebi Talib, Cuşm oğullarından bir kadınla evlendiğinde ona:
‘Birrefâi ve’l-Benin’ diye dua edilmişti. Akîl bin Ebi Talib buna itiraz ederek, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in ettiği gibi dua edin! dedi:
بَارَكَ اللهُ فِيكُمْ، وَبَارَكَ لَكُمْ
Bârekellahu Fîkum ve Bâreke Lekum.
Duanın Manası: “Allah sizlere berek versin ve bereketini daim etsin.”
Nesei 3371, Darimi 2/132, İbni Mace 1906, İbnu’s-Sünni 602, Abdurrezzak 10457, Ahmed bin Hanbel Müsned 1739
(2) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) evlenenlere aralarında ülfet/sevgi olması için dua ettiğinde şöyle ederdi:
بَارَكَ اللهُ لَكُمْ، وَبَارَكَ عَلَيْكُمْ، وَجَمَعَ بَيْنَكُمَا فيِ خَيْرٍ
“Bârekellahu Lekum ve Bâreke Aleykum ve Cemea Beynekuma Fî Hayrin.”
Duanın Manası: “Allah sizin için bereketli kılsın ve bereketini daim etsin. Allah ikinizin arasını hayırda birleştirsin.”
İbni Mace 1905, Ebu Davud 2130, Tirmizi 1091, Darimi 2/134, Said bin Mensur 522, Hâkim 2/183, Beyhaki 7/148, İbnu’s-Sünni 604, Ahmed bin Hanbel Müsned 2/38, Albânî Adabu’z-Zifaf 174, 175
Kaynak
sahihhadisler com
(1) Hasan (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:
Akîl bin Ebi Talib, Cuşm oğullarından bir kadınla evlendiğinde ona:
‘Birrefâi ve’l-Benin’ diye dua edilmişti. Akîl bin Ebi Talib buna itiraz ederek, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in ettiği gibi dua edin! dedi:
بَارَكَ اللهُ فِيكُمْ، وَبَارَكَ لَكُمْ
Bârekellahu Fîkum ve Bâreke Lekum.
Duanın Manası: “Allah sizlere berek versin ve bereketini daim etsin.”
Nesei 3371, Darimi 2/132, İbni Mace 1906, İbnu’s-Sünni 602, Abdurrezzak 10457, Ahmed bin Hanbel Müsned 1739
(2) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) evlenenlere aralarında ülfet/sevgi olması için dua ettiğinde şöyle ederdi:
بَارَكَ اللهُ لَكُمْ، وَبَارَكَ عَلَيْكُمْ، وَجَمَعَ بَيْنَكُمَا فيِ خَيْرٍ
“Bârekellahu Lekum ve Bâreke Aleykum ve Cemea Beynekuma Fî Hayrin.”
Duanın Manası: “Allah sizin için bereketli kılsın ve bereketini daim etsin. Allah ikinizin arasını hayırda birleştirsin.”
İbni Mace 1905, Ebu Davud 2130, Tirmizi 1091, Darimi 2/134, Said bin Mensur 522, Hâkim 2/183, Beyhaki 7/148, İbnu’s-Sünni 604, Ahmed bin Hanbel Müsned 2/38, Albânî Adabu’z-Zifaf 174, 175
Kaynak
sahihhadisler com
Evlenen veya Araba Alanın Yapacağı Dua
Abdullah bin Amr bin As’ (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Sizden biri bir kadınla evlendiği veya bir hizmetkâr satın aldığı yahut bir binit (yani araba) satın aldığı zaman elini onun üzerine koysun ve şöyle duayı etsin.
اللَّهُمَّ إِنيِّ أَسْأَلُكَ خَيْرَهَا وَخَيْرَ مَا جَبَلْتَهَا عَلَيْهِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّهَا، وَمِنْ شَرِّمَا جَبَلْتَهَا عَلَيْهِ
Ey Allah’ım! Kuşkusuz ki, ben bu kadının hayrını ve kendisinde yarattığın hayırları Senden istiyorum. Onun şerrinden ve kendisinde yarattığın şerlerden de Sana sığınıyorum.”
İbni Mace 1918, Ebu Davud 2160, Buhari Ef’âlu’l-İbâd 199, Beyhaki 7/148, Albânî Adabu’z-Zifaf 92, 93
Kaynak
sahihhadisler com
Abdullah bin Amr bin As’ (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Sizden biri bir kadınla evlendiği veya bir hizmetkâr satın aldığı yahut bir binit (yani araba) satın aldığı zaman elini onun üzerine koysun ve şöyle duayı etsin.
اللَّهُمَّ إِنيِّ أَسْأَلُكَ خَيْرَهَا وَخَيْرَ مَا جَبَلْتَهَا عَلَيْهِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّهَا، وَمِنْ شَرِّمَا جَبَلْتَهَا عَلَيْهِ
Ey Allah’ım! Kuşkusuz ki, ben bu kadının hayrını ve kendisinde yarattığın hayırları Senden istiyorum. Onun şerrinden ve kendisinde yarattığın şerlerden de Sana sığınıyorum.”
İbni Mace 1918, Ebu Davud 2160, Buhari Ef’âlu’l-İbâd 199, Beyhaki 7/148, Albânî Adabu’z-Zifaf 92, 93
Kaynak
sahihhadisler com
Borcun Ödenmesi İçin Yapılan Dualar
(1) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yatağına girdiği zaman şöyle dua ederdi:
اللَّهُمَّ رَبَّ السَّمَوَاتِ، وَرَبَّ الْأَرْضِ، وَرَبَّ كُلِّ شَيْءٍ، فَالِقَ الْحَبِّ، وَالنَّوَى، مُنَزِّلَ التَّوْرَاةِ، وَالْإِنْجِيلِ، وَالْقُرْآنِ أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ كُلِّ ذِي شَرٍّ أَنْتَ آخِذٌ بِنَاصِيَتِهِ، أَنْتَ الْأَوَّلُ فَلَيْسَ قَبْلَكَ شَيْءٌ، وَأَنْتَ الْآخِرُ فَلَيْسَ بَعْدَكَ شَيْءٌ، وَأَنْتَ الظَّاهِرُ فَلَيْسَ فَوْقَكَ شَيْءٌ، وَأَنْتَ الْبَاطِنُ فَلَيْسَ دُونَكَ شَيْءٌ، اِقْضِ عَنِّي الدَّيْنَ، وَأَغْنِنِي مِنْ الْفَقْرِ
“Ey göklerin, yerin ve her şeyin Rabbi olan Allah’ım! Taneyi ve çekirdeği yaran, Tevratı, İncili ve Kur’an’ı indiren Allah’ım! Her şerlinin şerrinden Sana sığınırım. Onun alnından tutan Sensin. Evvel Sensin, Senden önce hiçbir varlık yoktur. Zahir Sensin Senin üstünde, hiçbir varlık yoktur. Bâtın Sensin, Senden ilerde hiçbir varlık yoktur. Benden borçlarımı öde ve beni fakirlikten kurtar.”
Ebu Davud 5051, Müslim 2713/61, Tirmizi 3622, İbni Mace 3873
(2) Enes (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْهَمِّ، وَالْحَزَنِ، وَالْعَجْزِ، وَالْكَسَلِ، وَالْجُبْنِ، وَالْبُخْلِ، وَضَلَعِ الدَّيْنِ، وَغَلَبَةِ الرِّجَالِ
“Ey Allah’ım! Kuşkusuz ki, ben kederden, hüzünden, acizlikten, tembellikten, korkaklıktan, cimrilikten, borcun belimi bükmesinden ve insanların bana galib gelmesinden Sana sığınırım!”
Buhari 14/6314
(3) Ali (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Sözleşmeye bağlı bir köle Ali (Radiyallahu Anh)’ın yanına gelerek şöyle dedi; Allah’a yemin olsun ki ben, sözleşme bedelini ödemekten aciz kaldım! Ali (Radiyallahu Anh)’da şöyle dedi:
Dikkat et! Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in bana öğretmiş olduğu kelimeleri/duaları sana öğreteyim. Sîr dağı kadar bile borç olsa, Allah onu sana ödettirir. Şöyle dua et dedi:
اللَّهُـمَّ اكْفِنيِ بِحَلاَلِكَ عَنْ حَرَامِكَ، وَاغْنِنِي بِفَضْلِكَ عَمَّنْ سِوَاكَ
Duanın Manası: “Ey Allah’ım! Helal rızkınla yetinmeyi, haramından uzak durmayı bana nasip eyle. Beni başkalarına muhtaç kılmayıp, lütfunla zengin kıl.”
Tirmizi 3796
Kaynak
sahihhadisler com
(1) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yatağına girdiği zaman şöyle dua ederdi:
اللَّهُمَّ رَبَّ السَّمَوَاتِ، وَرَبَّ الْأَرْضِ، وَرَبَّ كُلِّ شَيْءٍ، فَالِقَ الْحَبِّ، وَالنَّوَى، مُنَزِّلَ التَّوْرَاةِ، وَالْإِنْجِيلِ، وَالْقُرْآنِ أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ كُلِّ ذِي شَرٍّ أَنْتَ آخِذٌ بِنَاصِيَتِهِ، أَنْتَ الْأَوَّلُ فَلَيْسَ قَبْلَكَ شَيْءٌ، وَأَنْتَ الْآخِرُ فَلَيْسَ بَعْدَكَ شَيْءٌ، وَأَنْتَ الظَّاهِرُ فَلَيْسَ فَوْقَكَ شَيْءٌ، وَأَنْتَ الْبَاطِنُ فَلَيْسَ دُونَكَ شَيْءٌ، اِقْضِ عَنِّي الدَّيْنَ، وَأَغْنِنِي مِنْ الْفَقْرِ
“Ey göklerin, yerin ve her şeyin Rabbi olan Allah’ım! Taneyi ve çekirdeği yaran, Tevratı, İncili ve Kur’an’ı indiren Allah’ım! Her şerlinin şerrinden Sana sığınırım. Onun alnından tutan Sensin. Evvel Sensin, Senden önce hiçbir varlık yoktur. Zahir Sensin Senin üstünde, hiçbir varlık yoktur. Bâtın Sensin, Senden ilerde hiçbir varlık yoktur. Benden borçlarımı öde ve beni fakirlikten kurtar.”
Ebu Davud 5051, Müslim 2713/61, Tirmizi 3622, İbni Mace 3873
(2) Enes (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْهَمِّ، وَالْحَزَنِ، وَالْعَجْزِ، وَالْكَسَلِ، وَالْجُبْنِ، وَالْبُخْلِ، وَضَلَعِ الدَّيْنِ، وَغَلَبَةِ الرِّجَالِ
“Ey Allah’ım! Kuşkusuz ki, ben kederden, hüzünden, acizlikten, tembellikten, korkaklıktan, cimrilikten, borcun belimi bükmesinden ve insanların bana galib gelmesinden Sana sığınırım!”
Buhari 14/6314
(3) Ali (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Sözleşmeye bağlı bir köle Ali (Radiyallahu Anh)’ın yanına gelerek şöyle dedi; Allah’a yemin olsun ki ben, sözleşme bedelini ödemekten aciz kaldım! Ali (Radiyallahu Anh)’da şöyle dedi:
Dikkat et! Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in bana öğretmiş olduğu kelimeleri/duaları sana öğreteyim. Sîr dağı kadar bile borç olsa, Allah onu sana ödettirir. Şöyle dua et dedi:
اللَّهُـمَّ اكْفِنيِ بِحَلاَلِكَ عَنْ حَرَامِكَ، وَاغْنِنِي بِفَضْلِكَ عَمَّنْ سِوَاكَ
Duanın Manası: “Ey Allah’ım! Helal rızkınla yetinmeyi, haramından uzak durmayı bana nasip eyle. Beni başkalarına muhtaç kılmayıp, lütfunla zengin kıl.”
Tirmizi 3796
Kaynak
sahihhadisler com
New York Hakkında Bilgiler
New York Şehri (İngilizce telaffuz: [nu ˈjɔɹk]), Amerika Birleşik Devletleri'nin en kalabalık şehri ve dünyanın en kalabalık metropolitan alanlarından New York metropolitan bölgesinin merkezidir. Şehir bir parçası olduğu New York eyaleti ile karıştırıldığı için İngilizcede New York City (kısaca NYC) olarak isimlendirilir.
ABD’nin kuzeydoğusunda yer alan, bu kıtanın en büyük nüfuslu şehri. New York eyâletinin güneydoğu kesiminde, Hudson Irmağının ağzında yer alır. Şehrin alanı 787 km2, nüfûsu ise yaklaşık 10 milyon civârındadır.
New York şehri, herbiri kendine has bir hayat tarzı ve biçimiyle ayrılan bir dizi semtin toplamı gibidir. Âdetâ New York’la özdeşleştirilen Manhattan, New York’un ekonomik ve kültürel merkezidir. Manhattan’ın en çarpıcı özellikleri gökdelenleri, göz kamaştırıcı ışıklar ve hareketliliğidir. Hayat tarzının Manhattan’daki kadar çeşitli olduğu Brooklyn alışveriş merkezleri, sanâyi bölgeleri ve zengin Brooklyn Heights’ın yanısıra fakirliğin kol gezdiği Bedford-Stuyvesant bölgesi gibi alanları kaplar. Orta sınıfın oturduğu Queens daha ziyâde, eski ve oturmuş mahallelerin meydana getirdiği bir bölgedir. Bronx, kasvetli mahalleleriyle kirli işlerin döndüğü bir mekândır. Staten Island’ın kırsal görünümü son zamanlardaki şehirleşmeyle değişim göstermeye başlamıştır.
Dünyânın finans merkezi durumunda olan New York’ta çok sayıda büyük şirket vardır. Bunun yanında ekonomiye katkısı olan pekçok küçük işletme ve îmâlâthâne bulunur. Manhattan’daki giyim eşyâsı sanâyileri çağımızda bile îmâlât sektörünün en önemli dalını meydana getirir. New York ayrıca ülkenin kitle iletişim araçları ağının can damarı sayılır. Millî televizyon ve radyo istasyonlarının merkezleriyle büyük reklâm şirketlerinin ana büroları da New York’tadır.
Son yıllarda teknolojinin yükselmesi ve şirket birleşmelerinin sonucu işten atılmalar artmıştır. Şirketlerin meselelerinin artması ve yüksek seviyedeki suç işleme oranı birçok şirketi, çalışmalarını başka şehirlere kaydırmaya yöneltmiştir.
New York, ABD’nin geniş kapsamlı kamu üniversitelerinin bulunduğu tek şehridir. 1970’te bütün lise mezunlarına diploma derecelerine göre üniversiteye girme imkânı tanınmıştır. Seçkin özel üniversite ve yüksekokullar arasında Columbia, New York, Rockefeller ve Fordham üniversiteleriyle Juilliard Okulu ve çoğu hastânelerle bağlantılı tıp okulları sayılabilir.
Şehrin metro sistemi metropoliten alan içinde kitle ulaşım araçlarından faydalanan yolcuların yaklaşık % 40’ını taşır. Yoğun trafik saatlerinde ise istasyonlardan dakikada bir tren geçer.
New York ülkenin sanat, eğlence ve moda şehri olarak da ünlüdür. Çok sayıda kurumla desteklenen ve âdetâ sanâyi hâline gelen bu etkinlikler, bütün dünyâdan meşhur isimleri çektiği gibi yeni şöhretlerin ortaya çıkmasına da katkıda bulunur. Son yıllardaki şiddet olayları bu canlılığa darbe vurmuştur. New York Kütüphânesi dünyânın sayılı araştırma kütüphânelerinden biridir. Şehrin dünyâ çapındaki müzeleri arasında, Metropolitan Sanat Müzesi, Modern Sanat Müzesi, Guggenheim Müzesi, Whitney Müzesi ve Amerika Tabiat Târihi Müzesi sayılabilir.
New York’un bulunduğu yöreyi ilk defâ İngiliz denizci Henry Hudson’ın, Hollanda Batı Hindistan kumpanyası adına düzenlediği seferde 1609’da keşfettiği kabul edilir. 1626’da Manhattan yerlilerden satın alındı. Bölgede kurulan ve Nreuw Amsterdam adı verilen şehrin çevresinde başka yerleşmeler de ortaya çıktı. Hollandalılar şehri dış ticârete açarak bir dizi yol yaptılar. 1664’te Hollanda egemenliğine son veren İngilizler şehrin adını New York olarak değiştirdiler.
Amerikan Bağımsızlık Savaşı sırasında işgal ve yıkıma uğrayan New York, ABD’nin ilk başşehri oldu (1790). Amerikan iç savaşı sırasında özellikle İrlandalı göçmenlerin 1863’te yaptığı ayaklanmada 2000’den fazla kişi öldü. Savaş sonrasında Manhattan çevresindeki, ayrı tüzel kişiliği olan şehirlerle gelişen bağlar birleşmeyi gündeme getirdi. Sonunda 1 Ocak 1898’de bu dört şehir New York’a bağlandı. Böylece New York bir metropole dönüşürken dünyâ çapında önem kazanmaya başladı.
Şehir, dünyanın en büyük doğal limanlarından birinin üstüne kurulmuştur. New York borough (İngilizce telaffuz: [ˈbʌroʊ]) adı verilen ve her bir bölümün bir county olduğu 5 kısımdan oluşur. Bu 5 borough - the Bronx, Brooklyn, Manhattan, Queens ve Staten Island - 1898 yılında tek şehir olarak birleştirilmiştir.
New York şehir sınırları içerisindeki nüfus yaklaşık 8,3 milyon olup, metropolitan alana bakıldığında bölgenin nüfusu yaklaşık 20 milyon kişidir. New York bir göçmen kentidir. Kentte yaklaşık 170 ayrı dil konuşulmaktadır ve her üç kişiden biri ABD dışında bir ülke doğumludur. İngilizce çeşitli aksanlarla konuşulur. İngilizcenin yanı sıra İspanyolca da yoğun konuşulmaktadır. Little Italy (Küçük İtalya) semtinde İtalyanca, Chinatown’da (Çin mahallesi) Çince konuşan nüfus mevcuttur.
Şehir; ticaret, finans, medya, sanat, moda, araştırma, teknoloji, eğitim ve eğlence sektörlerine önemli katkıda bulunduğundan dolayı 'küresel etkiye sahip şehir' olarak anılır. Önemli bir uluslararası diplomasi merkezi olan kent, Birleşmiş Milletler Genel Merkezine ev sahipliği yapar ve dünyanın kültür başkenti olarak tanımlanır. New York birçok Amerikan kültürel hareketinin de doğum yeridir. Edebiyat ve görsel sanatlarda Harlem Rönesansı, resimde soyut ekspresyonizm (New York Ekolü), müzikte hip hop, punk, salsa ve Tin Pan Alley bu hareketlerden bazılarıdır. 24 saat açık olan metrosu ve yoğun trafiğiyle "Hiç Uyumayan Şehir" adını almıştır.
Empire State Binası, Central Park ve Times Meydanı, Modern Sanat Müzesi, Guggenheim Müzesi ve Amerikan Doğa Tarihi Müzesi şehrin ilgi çekici mekanlarıdır. Gökdelenleri, caddeleri, lokantaları, alışveriş merkezleri ve insanlarıyla, New York turist çekmektedir.
Etimoloji
Şehir, daha sonra tahta çıkarak İngiltere Kralı olacak York dükü II. James'in onuruna 1664'te New York ismini almıştır.[2] James'in ağabeyi Kral II. Charles, dükü Hollandalılardan almış oldukları Yeni Hollanda (ve Yeni Amsterdam) kolonisine atamıştır.[3] Şehir özellikle Doğu ABD'de New York'a yakın bölgelerde sıklıkla sadece "The City" olarak bahsedilmektedir.[4] Takma ad olarak "Big Apple" ismi ile de bilinmektedir.[5]
Tarihçe
New York kenti 1615 yılında Hollandalılar tarafından New Amsterdam adı altında kuruldu. Kent 1664 yılında Birleşik Krallık'a geçti ve New York adını aldı.[6][7] 1778 yılında kent 2 yıl süreyle yeni kurulan Amerika Birleşik Devletleri'nin başkenti oldu. Başkent Washington'a taşındıktan sonra da kentin önemi büyümeye devam etti.
New York'un bulunduğu yere Avrupalılar tarafından gerçekleştirilen ilk ziyaret 1524'teydi. Bu tarihte Fransız Kraliyeti donanmasında bulunan İtalyan kâşif Giovanni Verrazzano şehre Nouvelle Angoulême ("Yeni Angoulême", Angoulême Fransa'da bir şehirdir) adını verdi.[8] Daha sonra kürk ticaretine başlayan Hollandalılar tarafından Nieuw Amsterdam adı verilen şehrin Manhattan adası Amerika yerlilerinden 1626 yılında bugünün tutarıyla 1000 dolara satın alındı. 1664 yılında İngilizler tarafından fethedilen şehre York ve Albany İngiliz Dükü’ne ithafen New York adı verildi.
Şehir 19. yüzyılda göç ve açılım hareketi ile dönüşüm geçirdi. Central Park 1857 yılında Amerika şehirleri arasında peyzaj mimarlığı ile yapılan ilk park olma özelliği taşıyor. 1827 yılında köleler New York’ta tutulurdu fakat 1830’lu yıllardan sonra New York köleliğin kaldırılması eylemlerinin kuzeyde merkezi oldu.
1900 yılında New York. İtalyan diasporasının yoğun olarak yaşadığı İtalyan mahallesinde bulunan Mulberry Caddesi
1904 yılında New York şehir metrosunun açılması yeni şehrin bir araya gelmesini sağladı. New York şehri 20. yüzyılın ilk yarısında dünyanın ticaret, sanayi ve iletişim merkezi haline geldi. Elbette bu gelişmenin bir bedeli vardı. General Slocum adlı buharlı gemide çıkan yangında 1.021 yolcu, 1911 yılında meydana gelen New York şehrinin en büyük sanayi felaketi Triangle Shirtwaist fabrikası yangınında ise 146 konfeksiyon işçisi hayatını kaybetti. New York şehri 1920’li yıllardaki Büyük Göç sırasında Güney Amerika’daki Afrikalı Amerikalılar için başlıca istikametlerden biriydi. 1916 yılında New York şehri Kuzey Amerika’nın en büyük kentsel Afrikalı diasporasına sahip şehriydi. New York şehri 1920’lerde Londra’yı geride bırakarak en kalabalık şehir konumuna geldi ve Metropolitan Bölgesi 1930’ların başında nüfusu 10 milyon rakamını aşarak insanlık tarihindeki ilk mega şehir oldu.
Büyük Buhran’ın zor yıllarında reformcu Fiorello La Guardia’nın New York Belediye Başkanlığına seçilmesi Tammany Hall’un 80 yıl boyunca kurduğu siyasi hakimiyete son verdi. II. Dünya Savaşı’ndan dönen gaziler ve Avrupa’dan gelen göçmenler doğu Queens’te geniş yerleşim yerleri oluşturdular. New York savaştan burnu kanamamış bir şekilde çıktı ve Amerika Birleşik Devletleri’nın dünya üzerindeki hakim ekonomik gücünün yükselmekte olan Wall Street’i ile dünyaya yön veren bir şehir haline geldi. 1950 yılında tamamlanan Birleşmiş Milletler Genel Merkezi New York’un politika üzerindeki etkisini açık bir şekilde simgelemektedir. New York 1960’lı yıllarda ekonomik problemler, artan suç oranları ve ırklar arası gerginlik 1970’lerde zirveye ulaştı. 1980 yılında finans sektöründe meydana gelen yeniden güçlenme ile şehrin kamu maliyesi düzeldi. 1990’lı yıllarda şehirde görülen ırkçı gerginlik duruldu, suç oranları önemli ölçüde azaldı ve Asya ile Latin Amerika’dan akın akın insan New York’a göç etti.
11 Eylül 2001 tarihinde kent Amerika tarihinin en büyük terör olayına tanık oldu. 11 Eylül saldırıları olarak bilinen bu olay sırasında, kaçırdıkları uçaklarla New York'un en yüksek gökdelenleri olan Dünya Ticaret Merkezi binalarına (İkiz Kuleler) çarpan teröristler 3000'e yakın insanın ölümüne neden oldular. İkiz Kulelerin olduğu bölgede Özgürlük Kulesi ve anıtı ile üç ofis kulesi inşa edildi ve bu binaların tamamlanması 2013 yılını buldu.
COVID-19 pandemisi sırasında ABD'deki ilk vaka Mart 2020'de şehirde tespit edildi ve kısa bir süre sonra, pandeminin erken dönemlerinde şehir hem Amerika Birleşik Devletleri'nde hem de küresel açıdan pandemiden en yoğun etkilenenen alanlardan biri haline geldi ve 30.000'ü aşkın ölüm ile sonuçlandı.
Coğrafya
Merkezinde Manhattan Adası bulunan New York Şehri metropol bölgesi'nin çekirdeğidir
75.000 ila 11.000 yıl önceki Wisconsin buzullaşması sırasında, New York Şehir bölgesi derinliği 610 metre olan büyük bir buz örtüsünün kenarındaydı.[9] Buzun aşındırıcı ileri geri hareketi, Long Island ve Staten Island'ın ayrılmasını etkiledi. Bu hareket aynı zamanda ana kayayı nispeten sığ derinlikte bırakıp Manhattan gökdelenlerinin çoğuna sağlam bir temel oluşturdu.[10]
New York Şehri, ABD'nin kuzeydoğusunda, güneydoğu New York Eyaletindedir ve Washington, D.C. ve Boston arasında yaklaşık olarak yarı yoldadır. Doğal korunaklı limanı ve Atlantik Okyanusu'na dökülen Hudson Nehri'nin ağzındaki konumu, şehrin ticaret limanı olarak öneminin artmasına yardım etti. New York şehrinin çoğu, Long Island, Manhattan ve Staten Island'ın üç adası üzerine inşa edilmiştir.
New York eyaleti toplam 141.300 km2 alanı kaplar ve boyutuna göre 27. en büyük eyalet olarak yer alır.[11] New York'taki en yüksek rakım, Adirondacks'ta (Upstate New York, Marcy Dağı, 1.629 metre deniz seviyesinden yukarıda'dır; eyaletin en alçak noktası deniz seviyesinde, Downstate New York'taki Atlantik Okyanusu'ndadır.[12]
İklim
Köppen iklim sınıflandırması altında, 0 °C izotermini kullanan New York City, nemli bir Ilıman dönencealtı iklimine (Cfa) sahiptir. Hemen kuzey ve batıdaki banliyöler, nemli subtropikal ve nemli karasal iklim (Dfa) arasındaki geçiş bölgesinde yer alır.[13][14] Trewartha sınıflandırmasına göre, şehir okyanus iklimine (Do) sahip olarak tanımlanır.[15][16] Şehir, USDA 7b bitki dayanıklılık bölgesinde yer almaktadır.[17]
Kışlar soğuk ve nemlidir ve denizden açıkta esen rüzgar esintileri Atlantik Okyanusu'nun ılımlı etkilerini yumuşatır; yine de Atlantik ve Apalaş Dağları'nın daha soğuk havadan kısmi koruması, şehri kışın, Pittsburgh, Cincinnati ve Indianapolis gibi benzer veya daha az enlemlerde bulunan iç Kuzey Amerika şehirlerine göre daha sıcak tutar. Bölgenin en soğuk ayı olan Ocak ayında günlük ortalama sıcaklık 0,7 °C. Sıcaklıklar genellikle kış başına birkaç kez -12 °C düşer, yine de en soğuk kış aylarında bile birkaç gün 60 16 °C ulaşabilir. İlkbahar ve sonbahar tahmin edilemez ve soğuktan sıcağa değişebilir, ancak genellikle ılıman ve düşük nemlidir. Yazlar tipik olarak sıcak ve nemlidir ve Temmuz ayında günlük ortalama sıcaklık 25,3 °C'dir.[18][19]
İşaretlenmiş kentsel ve coğrafi özelliklerle New York eyaletinin topografik haritası
New York, altı ABD eyaleti, iki Great Lakes ve Kanada'nın Ontario ve Quebec eyaletleriyle sınırlanmıştır.
Gece sıcaklıkları genellikle kentsel ısı adası etkisi nedeniyle artar. Gündüz sıcaklıkları her yaz ortalama 17 gün 90 °F'yi (32 °C) aşıyor ve bazı yıllarda 100 °F'yi (38 °C) aşıyor, ancak bu nadir bir durum olmasına rağmen, en son 18 Temmuz 2012'de gerçekleşti.[18] Benzer şekilde, 0 °F (-18 °C) sıcaklıkları da son derece nadirdir, en son 14 Şubat 2016'da meydana gelmiştir.[20] 9 Şubat'ta kaydedilen aşırı sıcaklıklar -15 °F (-26 °C) arasında değişmiştir, 1934, 9 Temmuz 1936'da 41 °C'ye kadar; kaydedilen en soğuk rüzgar soğukluğu, tüm zamanların en düşük rekoru ile aynı gün -37 °F (-38 °C) idi.[21] 30 Aralık 1917'de rekor soğuk günlük maksimum 2 °F (-17 °C) iken, tersine, 2 Temmuz 1903'te rekor sıcak günlük minimum 87 °F (31 °C) idi. Yakındaki Atlantik Okyanusu'nun ortalama su sıcaklığı, Şubat ayında 39.7 °F (4.3 °C) ile Ağustos ayında 74,1 °F (23.4 °C) arasında değişmektedir.[22] Şehir yılda 49,5 inç (1,260 mm) yağış alır ve bu, yıl boyunca nispeten eşit bir şekilde yayılır. 1991 ve 2020 arasındaki ortalama kış karı yağışı 29,8 inç (76 cm); bu yıllar arasında önemli ölçüde değişir. New York bölgesinde kasırgalar ve tropikal siklonlar nadirdir.[23] Sandy Kasırgası 29 Ekim 2012 akşamı New York City'ye yıkıcı bir fırtına dalgası getirdi, Aşağı Manhattan'da ve şehrin diğer bölgelerinde çok sayıda caddeyi, tüneli ve metro hattını su bastı ve şehrin birçok yerinde elektriği kesti.[24] Fırtına ve onun derin etkileri, deniz duvarları inşa etme tartışmasına yol açtı. Ve gelecekte bu tür başka bir olaydan kaynaklanan yıkıcı sonuçların riskini en aza indirmek için şehrin ve metropol alanının kıyı şeridi etrafına kıyı bariyerleri yapılmaya başlandı.[25][26]
Kayıtlardaki en soğuk ay, ortalama 19.6 °F (-6.9 °C) sıcaklıkla Ocak 1857'dir, kayıtlardaki en sıcak aylar ise her ikisi de ortalama 81,4 °F (27.4 °C) sıcaklıkla Temmuz 1825 ve Temmuz 1999'dur.. Kayıtlara geçen en sıcak yıllar, her ikisi de ortalama 57.1 °F (13.9 °C) sıcaklıkla 2012 ve 2020'dir. En soğuk yıl, ortalama 47.3 °F (8,5 °C) sıcaklıkla 1836'dır.[27][28] Kayıtlardaki en kurak ay, 0,02 inç (0,51 mm) yağışla Haziran 1949'dur. En yağışlı ay, 18.95 inç (481 mm) yağışla Ağustos 2011'di. Kayıtlardaki en kurak yıl, 26.09 inç (663 mm) yağışla 1965'tir. En yağışlı yıl, 80.56 inç (2,046 mm) yağışla 1983 idi.[29] Kayıtlardaki en karlı ay, 36,9 inç (94 cm) kar yağışıyla Şubat 2010'dur. Kayıtlardaki en karlı mevsim (Temmuz-Haziran) 1995-1996'dır ve 75.6 inç (192 cm) kar yağışı vardır. En az karlı sezon, 2,3 inç (5,8 cm) kar yağışı ile 1972-1973 idi.[30] En erken mevsimsel kar yağışı izi, hem 1979 hem de 1925'te 10 Ekim'de meydana geldi. En son mevsimsel kar yağışı izi, hem 2020 hem de 1977'de 9 Mayıs'ta meydana geldi.[31]
Demografi
Etnik yapı
Çinli nüfusun yaşadığı bölgeden bir görünüm, Mott Caddesi,Manhattan.
2020 verilerine göre şehrin %30,9'u Beyaz, %28,7'si Hispanik veya Latino, %20,2'si Afroamerikan, %15,6'sı Asyalı, %0,2'si ise Kızılderilidir. Hispanik olmayan nüfusun 3,4'ü ise birden fazla ırka mensup olduklarını belirtmiştir.[32] 1940'da şehrin %92'si Beyazdı.[33]
Tarihi boyunca New York göçmenlerin ülkeye girişindeki en önemli şehirlerden birini oluşturmuştur. 1900'de şehirdeki en büyük göçmen grubu Almanlar, İrlandalılar, Yahudiler ve İtalyanlar teşkil etmekteydi.[34] 2013 verilerine göre şehirde yaşayan kişilerin %37'si yabancı bir ülkede doğmuştur ve her 10 New Yorkludan 6'sı ya göçmen ya da göçmen çocuğudur. 2011 verilerine göre modern göçmenler arasında herhangi bir ülke öne çıkmamakla birlikte Dominik Cumhuriyeti, Çin, Meksika, Guyana, Jamaika, Ekvador, Haiti, Hindistan, Rusya ve Trinidad ve Tobago en önemli göç veren ülkelerdir.
Din
Dini dağılım (2014)[35][36]
Hristiyanlık
%59
Katolik Kilisesi
%33
Protestanlık
%23
Diğer Hristiyanlar
%3
Dinsiz
%24
Yahudilik
%8
Müslümanlık
%4
Hinduizm
%2
Budizm
%1
Diğer dinler
%1
Büyük ölçüde Batı Avrupa misyonerlik çalışmalarının ve bir sömürgecilik sonucu olan Hristiyanlık, New York'taki en büyük dindir.[37] Katolik Kilisesi en büyük Hristiyan mezhebidir (%33), onu Protestanlık (%23) ve diğer Hristiyan (%3) takip etmektedir. Roma Katolik nüfusuna öncelikle New York Roma Katolik Başpiskoposluğu ve Brooklyn Piskoposluğu hizmet vermektedir. Doğu Katolik Kiliseleri, şehir genelinde çok sayıda yargı alanına bölünmüştür. Evanjelikalizm, şehirdeki en büyük Protestanlık dalıdır (% 9), ardındanAna Hat Protestanlığı (%8), tersi ise genellikle diğer şehirler ve metropol alanlar için geçerlidir.[38] Evanjelizmde Baptistler en büyük gruptur; Ana Hat Protestanlığında, Reformcu Protestanlar en büyük alt kümeyi oluşturur. Tarihsel olarak Afro-Amerikan kiliselerinin çoğu, Ulusal Baptist Sözleşmesi (ABD) ve Aşamalı Ulusal Baptist Sözleşmesi ile bağlantılıdır. Mesih'teki Tanrı Kilisesi, bölgedeki en büyük ağırlıklı olarak Siyah Pentekostal mezheplerden biridir. Nüfusun yaklaşık %1'i Mormon'dur. buAmerika Rum Ortodoks Başpiskoposluğu ve diğer Ortodoks Hristiyanlar (ana akım ve bağımsız) en büyük Doğu Hristiyan gruplarıydı. Amerikan Ortodoks Katolik Kilisesi (başlangıçta Aftimios Ofiesh tarafından yönetildi) 1927'de New York'ta kuruldu.
Yahudilik, yarıdan fazlası Brooklyn'de yaşayan yaklaşık 1,1 milyon 321 bin kişi ile New York'ta uygulanan en büyük ikinci dindir ve İsrail, Tel Aviv dışındaki en büyük metropol Yahudi nüfusunu temsil eder.[39][40][41][42] Etno-dini nüfus şehrin %18,4'ünü, dini demografisi ise %8'ini oluşturuyor.[43] Kaydedilen ilk Yahudi yerleşimci, Ağustos 1654'te Hollanda Batı Hindistan Şirketi'nden bir pasaportla gelen Jacob Barsimson'dı.[44] Rusya Kralı II. Aleksandr'ın öldürülmesinin ardından çoğu kişinin "Yahudileri" suçladığı 1881'de başlayan 36 yıl, Amerika Birleşik Devletleri'ne en büyük Yahudi göçü dalgasını yaşadı.[45] 2012'de en büyük Yahudi mezhepleri Ortodoks Yahudilik, Haredi Yahudilik ve Muhafazakar Yahudilikti.[46] Reform Yahudi toplulukları bölgede yaygındır. Manhattan'daki New York Cemaati Emanu-El, dünyanın en büyük Reform sinagogudur.
İslam, New York'ta Hristiyanlık ve Yahudilikten sonra üçüncü en büyük din olarak yer alıyor ve tahminlere göre, şehrin devlet okulu çocuklarının %10'u da dahil olmak üzere 600.000 ila 1.000.000 İslam gözlemcisi arasında değişiyor.[47] Amerikalı Müslümanların yaklaşık %22,3'ü New York'ta yaşıyor ve New York metropol bölgesinde 1,5 milyon Müslüman Batı Yarımküre'deki en büyük metropol Müslüman nüfusu temsil ediyor.[48] Brooklyn'deki Powers Street Camii, ABD'de sürekli faaliyet gösteren en eski camilerden biridir ve hem şehirde hem de New York eyaletinde ilk İslami organizasyonu temsil eder.[49][50]
New York'taki bu en büyük üç dini grubun ardından Hinduizm, Budizm, Sihizm, Zerdüştçülük ve çeşitli diğer dinler ile ateizm gelmektedir. 2014'te New York'luların %24'ü herhangi bir organize dini bağlantı olmadığını tespit etti; New Yorkluların %3'ünden biraz fazlası ateistti.[51]
Gelir dağılımı
New York City, diğer büyük şehirler gibi, 2017 itibarıyla 0,55 olan Gini katsayısının gösterdiği gibi, yüksek derecede gelir eşitsizliğine sahiptir.[52] 2014 yılının ilk çeyreğinde, New York County'deki (Manhattan) ortalama haftalık ücret ABD'deki büyük ilçeler arasında en yüksek toplamı temsil eden 2.749 dolardı.[53] 2017 itibarıyla New York, eski Belediye Başkanı Michael Bloomberg de dahil olmak üzere, 103 kişiyle dünyadaki herhangi bir şehrin en fazla milyardere ev sahipliği yaptı.[54][55] New York ayrıca, 2014 yılında, sakinlerin %4,6'sı ile büyük ABD şehirleri arasında kişi başına en yüksek milyoner yoğunluğuna sahipti.[56] New York, sakinlerine gelir vergisi (yaklaşık %3) uygulayan nispeten az sayıdaki Amerikan kentinden biridir.[57][58][59] 2018 itibarıyla New York'ta 78.676 evsiz vardı.[60]
İdari yapı
Beş bölge: 1: Manhattan, 2: Brooklyn,
3: Queens, 4: Bronx, 5: Staten Island
New York ilçeleri
İdari bölge Nüfus GSYİH Yüzölçümü Yoğunluk
Borough
(İlçe) County
(Kontluk) Tahmin
(2018)[61] milyar
(US$)[62] Kişi başına
(US$) mil² km² kişi /
mil² kişi /
km2
The Bronx
Bronx
1,432,132 42.695 29,200 42.10 109.04 34,653 13,231
Brooklyn
Kings
2,582,830 91.559 34,600 70.82 183.42 37,137 14,649
Manhattan
New York
1,628,701 600.244 360,900 22.83 59.13 72,033 27,826
Queens
Queens
2,278,906 93.310 39,600 108.53 281.09 21,460 8,354
Staten Island
Richmond
476,179 14.514 30,300 58.37 151.18 8,112 3,132
New York
8,398,748 842.343 97,700 302.64 783.83 28,188 10,947
New York
19,745,289 1,701.399 85,700 47,214 122,284 416.4 159
Kaynakça: Amerika Birleşik Devletleri Nüfus Sayım Bürosu. 11 Haziran 2018'de erişilmiştir.
New York, her birine borough denilen beş bölgeden oluşur. Bunlardan Manhattan kendi başına bir adadır ve şehrin merkezini oluşturur. Manhattan'dan East River (Doğu Nehri) ile ayrılan Brooklyn ve Queens bölgeleri Long Island adasının batı ucunu oluşturur. Harlem Nehri, Manhattan ve Bronx bölgelerini ayırır. Bronx, bir ada üzerinde bulunmayan tek bölgedir ve Kuzey Amerika anakarası üzerindedir. Şehrin beşinci ve son bölgesi New York koyunun karşı tarafında, yine yekpare bir adadan oluşan Staten Island’dır. Manhattan, Brooklyn’e üç köprüyle (Brooklyn, Manhattan ve Williamsburg köprüleri); Queens’e bir köprü (Queensboro Köprüsü olarak bilinen 59. Cadde Köprüsü) ve bir tünelle (Midtown Tüneli) bağlıdır. Bronx ve Manhattan arasında Harlem Nehri'ni geçen köprüler bağlantı kurar. Manhattan’ın doğrudan bağlantısı olmayan tek bölge olan Staten Island, Brooklyn’e Verrazano-Narrows Köprüsü adlı asma köprü ile bağlanır.
Bronx New York şehrinin en kuzeyinde yer alan bölgesidir. Yankee Stadyumu ve New York Yankees'nin merkezi buradadır. Ayrıca Marble Tepesi'nin küçük bir kısmı buradadır.
Ekonomi
Finans dünyasının merkezi Wall Street caddesi, New York'un Manhattan bölümünde yer alır. New York borsası (New York Stock Exchange) burada bulunmaktadır. Kenti yılda yaklaşık 40 milyon turist ziyaret etmektedir.
Mimari
New York, Brooklyn'deki Hollanda Sömürge Dönemi Pieter Claesen Wyckoff Evi'nden, en eski bölümü 1656'ya tarihlenen modern Özgürlük Kulesi'ne, Ground'daki gökdelene kadar çok çeşitli tarzlarda ve farklı zaman dilimlerinde mimari açıdan dikkate değer binalara sahiptir.[63] 2019 itibarıyla, New York City 6.455 yüksek bina ile Hong Kong ve Seul'den sonra dünyanın üçüncü en yüksek binalara sahip olan şehirdir.[64] Bunlardan, 2011 itibarıyla, 550 tamamlanmış yapı en az 100 metre yüksekliğindeydi ve elliden fazla tamamlanmış gökdelen 200 metreden daha uzundu. Bunlar, Gotik Revival mimarisinin erken bir örneği olan Woolworth Building'i içerir. Büyük ölçekli Gotik detaylarla inşa edilmiş gökdelen tasarımında; 1913'te tamamlandı, 17 yıl boyunca dünyanın en yüksek binası oldu.[65]
1916 İmar Kararı, güneş ışığının aşağıdaki sokaklara ulaşmasını sağlamak için yeni binalarda aksilikler ve kulelerin parsel büyüklüğünün belirli bir yüzdesiyle sınırlandırılmasını gerektirdi.[66] Chrysler Binası'nın (1930) ve Empire State Binası'nın (1931) Art Deco stili, konik tepeleri ve çelik kuleleri ile imar gereksinimlerini yansıtıyordu. Binalar, Chrysler Binası'ndaki 61. katın köşelerindeki kartallar gibi kendine özgü süslemelere sahiptir ve Art Deco tarzının en güzel örneklerinden bazıları olarak kabul edilir.[67] Son derece etkili bir örnek Amerika Birleşik Devletleri'ndeki uluslararası stil, binanın yapısını çağrıştırmak için görünür bronz tonlu I-kirişler kullanan cephesi için ayırt edici olan Seagram Binası'dır (1957). Condé Nast Binası (2000), Amerikan gökdelenlerinde yeşil tasarımın önde gelen bir örneğidir ve tasarımı için Amerikan Mimarlar Enstitüsü ve AIA New York Eyaletinden bir ödül almıştır.[68]
New York'un büyük yerleşim bölgelerinin karakteri genellikle 1870'ten 1930'a kadar olan hızlı genişleme döneminde inşa edilen zarif sıra evler ve şehir evleri ve eski püskü apartmanlarla tanımlanır. yoğun nüfuslu ve müstakil konutlara sahiptir. Riverdale (Bronx'ta), Ditmas Park (Brooklyn'de) ve Douglaston (Queens'te) gibi mahallelerde, Tudor Revival ve Victorian gibi çeşitli mimari tarzlarda büyük müstakil evler yaygındır.[69][70][71]
1835'teki Büyük Yangın'ın ardından ahşap çerçeveli evlerin inşası sınırlandırıldıktan sonra, taş ve tuğla şehrin yapı malzemeleri olarak tercih edildi.[72] Şehir binalarının çoğunun ayırt edici bir özelliği, çatıya monte edilmiş ahşap su kulesidir. 1800'lerde, belediye su borularını kırabilecek daha düşük kotlarda aşırı yüksek su basınçlarına ihtiyaç duymamak için şehir altı kattan yüksek binalara kurulumunu zorunlu kıldı.[73]
Amerika Birleşik Devletleri Jeolojik Araştırması'na göre, Temmuz 2014'te güncellenmiş bir sismik tehlike analizi, New York'ta daha önce değerlendirilenden "yüksek binalar için biraz daha düşük bir tehlike" ortaya çıkardı. Bilim adamları, bu azaltılmış riski, daha önce şehrin yakınında yavaş sallanmanın düşünüldüğünden daha düşük bir olasılığa dayanarak tahmin ettiler; bu, şehrin çevresindeki bir depremden daha uzun yapılara zarar verme olasılığı daha yüksek olacaktı.[74]
New York City'nin beş boroughdan biri Manhattan borough'unun New Jersey eyaletinin Hoboken şehrinden panoramik görünümü. Hudson Nehri'nin sol köşesinde George Washington Köprüsü, sağ köşesinde Verrazano-Narrows Köprüsü görülmektedir.
Kültür ve medya
Kendisi bir adadır.
Şehrin önemli sembollerinden; Ellis Adası.
Metropolitan Museum of Art, Modern Sanat Müzesi ve Guggenheim Müzesi gibi müzeleri dünyanın en değerli sanat koleksiyonlarına sahiptir.Tiyatro ve müzikaller Broadway caddesinin etrafında toplanmıştır. Bronx Hayvanat Bahçesi şehirdeki en büyük hayvanat bahçesidir. Halloween Parade ve Tribeca Film Festivali önemli kültür olaylarıdır.
Özgürlük Heykeli (Statue of Liberty) New York limanındaki küçük bir adada yer alır ve kentin en önemli sembollerinden biridir. Özgürlük Heykeli'nin yanı sıra Empire State Binası, Central Park, Times Square, Madison Avenue ve Brooklyn Köprüsü de önemli sembollerdendir.
New York'un yemek kültürü çok geniştir. Özellikle bagel ve New York stili pizza en ünlü yiyecekleridir.[kaynak belirtilmeli] Orta Doğu yemeklerini bulmak da oldukça kolaydır. Şehrin gazetelerinden New York Times dünyanın en saygın gazetelerinden biridir. Amerika'nın üç büyük televizyon kanalı olan ABC, CBS ve NBC'nin merkezleri New York'ta yer alır.
Ulaşım
Queens'de yer alan John F. Kennedy Uluslararası Havaalanı dünyanın en çok yolcu trafiği taşıyan havaalanlarından birisidir. Kennedy Havalimanı'ndan sonra Newark'da yer alan Newark Liberty Uluslararası Havalimanı ile Queens'de yer alan LaGuardia Havalimanı şehre hizmet eden ana havalimanlarını oluşturmaktadır.
Metro sistemi
Kardeş şehirleri
Aşağıdaki kentlerle kardeş kentlerdir.[75]
Birleşik Krallık Londra Birleşik Krallık
Japonya Tokyo Japonya
Çin Pekin Çin
İspanya Madrid İspanya
Macaristan Budapeşte Macaristan
Mısır Kahire Mısır
Güney Afrika Cumhuriyeti Johannesburg Güney Afrika
Dominik Cumhuriyeti Santo Domingo Dominik Cumhuriyeti
İtalya Roma İtalya
Türkiye İstanbul Türkiye
Kaynak ve Dipnotlar
Wikipedia
Rehber Ansiklopedisi
New York Şehri (İngilizce telaffuz: [nu ˈjɔɹk]), Amerika Birleşik Devletleri'nin en kalabalık şehri ve dünyanın en kalabalık metropolitan alanlarından New York metropolitan bölgesinin merkezidir. Şehir bir parçası olduğu New York eyaleti ile karıştırıldığı için İngilizcede New York City (kısaca NYC) olarak isimlendirilir.
ABD’nin kuzeydoğusunda yer alan, bu kıtanın en büyük nüfuslu şehri. New York eyâletinin güneydoğu kesiminde, Hudson Irmağının ağzında yer alır. Şehrin alanı 787 km2, nüfûsu ise yaklaşık 10 milyon civârındadır.
New York şehri, herbiri kendine has bir hayat tarzı ve biçimiyle ayrılan bir dizi semtin toplamı gibidir. Âdetâ New York’la özdeşleştirilen Manhattan, New York’un ekonomik ve kültürel merkezidir. Manhattan’ın en çarpıcı özellikleri gökdelenleri, göz kamaştırıcı ışıklar ve hareketliliğidir. Hayat tarzının Manhattan’daki kadar çeşitli olduğu Brooklyn alışveriş merkezleri, sanâyi bölgeleri ve zengin Brooklyn Heights’ın yanısıra fakirliğin kol gezdiği Bedford-Stuyvesant bölgesi gibi alanları kaplar. Orta sınıfın oturduğu Queens daha ziyâde, eski ve oturmuş mahallelerin meydana getirdiği bir bölgedir. Bronx, kasvetli mahalleleriyle kirli işlerin döndüğü bir mekândır. Staten Island’ın kırsal görünümü son zamanlardaki şehirleşmeyle değişim göstermeye başlamıştır.
Dünyânın finans merkezi durumunda olan New York’ta çok sayıda büyük şirket vardır. Bunun yanında ekonomiye katkısı olan pekçok küçük işletme ve îmâlâthâne bulunur. Manhattan’daki giyim eşyâsı sanâyileri çağımızda bile îmâlât sektörünün en önemli dalını meydana getirir. New York ayrıca ülkenin kitle iletişim araçları ağının can damarı sayılır. Millî televizyon ve radyo istasyonlarının merkezleriyle büyük reklâm şirketlerinin ana büroları da New York’tadır.
Son yıllarda teknolojinin yükselmesi ve şirket birleşmelerinin sonucu işten atılmalar artmıştır. Şirketlerin meselelerinin artması ve yüksek seviyedeki suç işleme oranı birçok şirketi, çalışmalarını başka şehirlere kaydırmaya yöneltmiştir.
New York, ABD’nin geniş kapsamlı kamu üniversitelerinin bulunduğu tek şehridir. 1970’te bütün lise mezunlarına diploma derecelerine göre üniversiteye girme imkânı tanınmıştır. Seçkin özel üniversite ve yüksekokullar arasında Columbia, New York, Rockefeller ve Fordham üniversiteleriyle Juilliard Okulu ve çoğu hastânelerle bağlantılı tıp okulları sayılabilir.
Şehrin metro sistemi metropoliten alan içinde kitle ulaşım araçlarından faydalanan yolcuların yaklaşık % 40’ını taşır. Yoğun trafik saatlerinde ise istasyonlardan dakikada bir tren geçer.
New York ülkenin sanat, eğlence ve moda şehri olarak da ünlüdür. Çok sayıda kurumla desteklenen ve âdetâ sanâyi hâline gelen bu etkinlikler, bütün dünyâdan meşhur isimleri çektiği gibi yeni şöhretlerin ortaya çıkmasına da katkıda bulunur. Son yıllardaki şiddet olayları bu canlılığa darbe vurmuştur. New York Kütüphânesi dünyânın sayılı araştırma kütüphânelerinden biridir. Şehrin dünyâ çapındaki müzeleri arasında, Metropolitan Sanat Müzesi, Modern Sanat Müzesi, Guggenheim Müzesi, Whitney Müzesi ve Amerika Tabiat Târihi Müzesi sayılabilir.
New York’un bulunduğu yöreyi ilk defâ İngiliz denizci Henry Hudson’ın, Hollanda Batı Hindistan kumpanyası adına düzenlediği seferde 1609’da keşfettiği kabul edilir. 1626’da Manhattan yerlilerden satın alındı. Bölgede kurulan ve Nreuw Amsterdam adı verilen şehrin çevresinde başka yerleşmeler de ortaya çıktı. Hollandalılar şehri dış ticârete açarak bir dizi yol yaptılar. 1664’te Hollanda egemenliğine son veren İngilizler şehrin adını New York olarak değiştirdiler.
Amerikan Bağımsızlık Savaşı sırasında işgal ve yıkıma uğrayan New York, ABD’nin ilk başşehri oldu (1790). Amerikan iç savaşı sırasında özellikle İrlandalı göçmenlerin 1863’te yaptığı ayaklanmada 2000’den fazla kişi öldü. Savaş sonrasında Manhattan çevresindeki, ayrı tüzel kişiliği olan şehirlerle gelişen bağlar birleşmeyi gündeme getirdi. Sonunda 1 Ocak 1898’de bu dört şehir New York’a bağlandı. Böylece New York bir metropole dönüşürken dünyâ çapında önem kazanmaya başladı.
Şehir, dünyanın en büyük doğal limanlarından birinin üstüne kurulmuştur. New York borough (İngilizce telaffuz: [ˈbʌroʊ]) adı verilen ve her bir bölümün bir county olduğu 5 kısımdan oluşur. Bu 5 borough - the Bronx, Brooklyn, Manhattan, Queens ve Staten Island - 1898 yılında tek şehir olarak birleştirilmiştir.
New York şehir sınırları içerisindeki nüfus yaklaşık 8,3 milyon olup, metropolitan alana bakıldığında bölgenin nüfusu yaklaşık 20 milyon kişidir. New York bir göçmen kentidir. Kentte yaklaşık 170 ayrı dil konuşulmaktadır ve her üç kişiden biri ABD dışında bir ülke doğumludur. İngilizce çeşitli aksanlarla konuşulur. İngilizcenin yanı sıra İspanyolca da yoğun konuşulmaktadır. Little Italy (Küçük İtalya) semtinde İtalyanca, Chinatown’da (Çin mahallesi) Çince konuşan nüfus mevcuttur.
Şehir; ticaret, finans, medya, sanat, moda, araştırma, teknoloji, eğitim ve eğlence sektörlerine önemli katkıda bulunduğundan dolayı 'küresel etkiye sahip şehir' olarak anılır. Önemli bir uluslararası diplomasi merkezi olan kent, Birleşmiş Milletler Genel Merkezine ev sahipliği yapar ve dünyanın kültür başkenti olarak tanımlanır. New York birçok Amerikan kültürel hareketinin de doğum yeridir. Edebiyat ve görsel sanatlarda Harlem Rönesansı, resimde soyut ekspresyonizm (New York Ekolü), müzikte hip hop, punk, salsa ve Tin Pan Alley bu hareketlerden bazılarıdır. 24 saat açık olan metrosu ve yoğun trafiğiyle "Hiç Uyumayan Şehir" adını almıştır.
Empire State Binası, Central Park ve Times Meydanı, Modern Sanat Müzesi, Guggenheim Müzesi ve Amerikan Doğa Tarihi Müzesi şehrin ilgi çekici mekanlarıdır. Gökdelenleri, caddeleri, lokantaları, alışveriş merkezleri ve insanlarıyla, New York turist çekmektedir.
Etimoloji
Şehir, daha sonra tahta çıkarak İngiltere Kralı olacak York dükü II. James'in onuruna 1664'te New York ismini almıştır.[2] James'in ağabeyi Kral II. Charles, dükü Hollandalılardan almış oldukları Yeni Hollanda (ve Yeni Amsterdam) kolonisine atamıştır.[3] Şehir özellikle Doğu ABD'de New York'a yakın bölgelerde sıklıkla sadece "The City" olarak bahsedilmektedir.[4] Takma ad olarak "Big Apple" ismi ile de bilinmektedir.[5]
Tarihçe
New York kenti 1615 yılında Hollandalılar tarafından New Amsterdam adı altında kuruldu. Kent 1664 yılında Birleşik Krallık'a geçti ve New York adını aldı.[6][7] 1778 yılında kent 2 yıl süreyle yeni kurulan Amerika Birleşik Devletleri'nin başkenti oldu. Başkent Washington'a taşındıktan sonra da kentin önemi büyümeye devam etti.
New York'un bulunduğu yere Avrupalılar tarafından gerçekleştirilen ilk ziyaret 1524'teydi. Bu tarihte Fransız Kraliyeti donanmasında bulunan İtalyan kâşif Giovanni Verrazzano şehre Nouvelle Angoulême ("Yeni Angoulême", Angoulême Fransa'da bir şehirdir) adını verdi.[8] Daha sonra kürk ticaretine başlayan Hollandalılar tarafından Nieuw Amsterdam adı verilen şehrin Manhattan adası Amerika yerlilerinden 1626 yılında bugünün tutarıyla 1000 dolara satın alındı. 1664 yılında İngilizler tarafından fethedilen şehre York ve Albany İngiliz Dükü’ne ithafen New York adı verildi.
Şehir 19. yüzyılda göç ve açılım hareketi ile dönüşüm geçirdi. Central Park 1857 yılında Amerika şehirleri arasında peyzaj mimarlığı ile yapılan ilk park olma özelliği taşıyor. 1827 yılında köleler New York’ta tutulurdu fakat 1830’lu yıllardan sonra New York köleliğin kaldırılması eylemlerinin kuzeyde merkezi oldu.
1900 yılında New York. İtalyan diasporasının yoğun olarak yaşadığı İtalyan mahallesinde bulunan Mulberry Caddesi
1904 yılında New York şehir metrosunun açılması yeni şehrin bir araya gelmesini sağladı. New York şehri 20. yüzyılın ilk yarısında dünyanın ticaret, sanayi ve iletişim merkezi haline geldi. Elbette bu gelişmenin bir bedeli vardı. General Slocum adlı buharlı gemide çıkan yangında 1.021 yolcu, 1911 yılında meydana gelen New York şehrinin en büyük sanayi felaketi Triangle Shirtwaist fabrikası yangınında ise 146 konfeksiyon işçisi hayatını kaybetti. New York şehri 1920’li yıllardaki Büyük Göç sırasında Güney Amerika’daki Afrikalı Amerikalılar için başlıca istikametlerden biriydi. 1916 yılında New York şehri Kuzey Amerika’nın en büyük kentsel Afrikalı diasporasına sahip şehriydi. New York şehri 1920’lerde Londra’yı geride bırakarak en kalabalık şehir konumuna geldi ve Metropolitan Bölgesi 1930’ların başında nüfusu 10 milyon rakamını aşarak insanlık tarihindeki ilk mega şehir oldu.
Büyük Buhran’ın zor yıllarında reformcu Fiorello La Guardia’nın New York Belediye Başkanlığına seçilmesi Tammany Hall’un 80 yıl boyunca kurduğu siyasi hakimiyete son verdi. II. Dünya Savaşı’ndan dönen gaziler ve Avrupa’dan gelen göçmenler doğu Queens’te geniş yerleşim yerleri oluşturdular. New York savaştan burnu kanamamış bir şekilde çıktı ve Amerika Birleşik Devletleri’nın dünya üzerindeki hakim ekonomik gücünün yükselmekte olan Wall Street’i ile dünyaya yön veren bir şehir haline geldi. 1950 yılında tamamlanan Birleşmiş Milletler Genel Merkezi New York’un politika üzerindeki etkisini açık bir şekilde simgelemektedir. New York 1960’lı yıllarda ekonomik problemler, artan suç oranları ve ırklar arası gerginlik 1970’lerde zirveye ulaştı. 1980 yılında finans sektöründe meydana gelen yeniden güçlenme ile şehrin kamu maliyesi düzeldi. 1990’lı yıllarda şehirde görülen ırkçı gerginlik duruldu, suç oranları önemli ölçüde azaldı ve Asya ile Latin Amerika’dan akın akın insan New York’a göç etti.
11 Eylül 2001 tarihinde kent Amerika tarihinin en büyük terör olayına tanık oldu. 11 Eylül saldırıları olarak bilinen bu olay sırasında, kaçırdıkları uçaklarla New York'un en yüksek gökdelenleri olan Dünya Ticaret Merkezi binalarına (İkiz Kuleler) çarpan teröristler 3000'e yakın insanın ölümüne neden oldular. İkiz Kulelerin olduğu bölgede Özgürlük Kulesi ve anıtı ile üç ofis kulesi inşa edildi ve bu binaların tamamlanması 2013 yılını buldu.
COVID-19 pandemisi sırasında ABD'deki ilk vaka Mart 2020'de şehirde tespit edildi ve kısa bir süre sonra, pandeminin erken dönemlerinde şehir hem Amerika Birleşik Devletleri'nde hem de küresel açıdan pandemiden en yoğun etkilenenen alanlardan biri haline geldi ve 30.000'ü aşkın ölüm ile sonuçlandı.
Coğrafya
Merkezinde Manhattan Adası bulunan New York Şehri metropol bölgesi'nin çekirdeğidir
75.000 ila 11.000 yıl önceki Wisconsin buzullaşması sırasında, New York Şehir bölgesi derinliği 610 metre olan büyük bir buz örtüsünün kenarındaydı.[9] Buzun aşındırıcı ileri geri hareketi, Long Island ve Staten Island'ın ayrılmasını etkiledi. Bu hareket aynı zamanda ana kayayı nispeten sığ derinlikte bırakıp Manhattan gökdelenlerinin çoğuna sağlam bir temel oluşturdu.[10]
New York Şehri, ABD'nin kuzeydoğusunda, güneydoğu New York Eyaletindedir ve Washington, D.C. ve Boston arasında yaklaşık olarak yarı yoldadır. Doğal korunaklı limanı ve Atlantik Okyanusu'na dökülen Hudson Nehri'nin ağzındaki konumu, şehrin ticaret limanı olarak öneminin artmasına yardım etti. New York şehrinin çoğu, Long Island, Manhattan ve Staten Island'ın üç adası üzerine inşa edilmiştir.
New York eyaleti toplam 141.300 km2 alanı kaplar ve boyutuna göre 27. en büyük eyalet olarak yer alır.[11] New York'taki en yüksek rakım, Adirondacks'ta (Upstate New York, Marcy Dağı, 1.629 metre deniz seviyesinden yukarıda'dır; eyaletin en alçak noktası deniz seviyesinde, Downstate New York'taki Atlantik Okyanusu'ndadır.[12]
İklim
Köppen iklim sınıflandırması altında, 0 °C izotermini kullanan New York City, nemli bir Ilıman dönencealtı iklimine (Cfa) sahiptir. Hemen kuzey ve batıdaki banliyöler, nemli subtropikal ve nemli karasal iklim (Dfa) arasındaki geçiş bölgesinde yer alır.[13][14] Trewartha sınıflandırmasına göre, şehir okyanus iklimine (Do) sahip olarak tanımlanır.[15][16] Şehir, USDA 7b bitki dayanıklılık bölgesinde yer almaktadır.[17]
Kışlar soğuk ve nemlidir ve denizden açıkta esen rüzgar esintileri Atlantik Okyanusu'nun ılımlı etkilerini yumuşatır; yine de Atlantik ve Apalaş Dağları'nın daha soğuk havadan kısmi koruması, şehri kışın, Pittsburgh, Cincinnati ve Indianapolis gibi benzer veya daha az enlemlerde bulunan iç Kuzey Amerika şehirlerine göre daha sıcak tutar. Bölgenin en soğuk ayı olan Ocak ayında günlük ortalama sıcaklık 0,7 °C. Sıcaklıklar genellikle kış başına birkaç kez -12 °C düşer, yine de en soğuk kış aylarında bile birkaç gün 60 16 °C ulaşabilir. İlkbahar ve sonbahar tahmin edilemez ve soğuktan sıcağa değişebilir, ancak genellikle ılıman ve düşük nemlidir. Yazlar tipik olarak sıcak ve nemlidir ve Temmuz ayında günlük ortalama sıcaklık 25,3 °C'dir.[18][19]
İşaretlenmiş kentsel ve coğrafi özelliklerle New York eyaletinin topografik haritası
New York, altı ABD eyaleti, iki Great Lakes ve Kanada'nın Ontario ve Quebec eyaletleriyle sınırlanmıştır.
Gece sıcaklıkları genellikle kentsel ısı adası etkisi nedeniyle artar. Gündüz sıcaklıkları her yaz ortalama 17 gün 90 °F'yi (32 °C) aşıyor ve bazı yıllarda 100 °F'yi (38 °C) aşıyor, ancak bu nadir bir durum olmasına rağmen, en son 18 Temmuz 2012'de gerçekleşti.[18] Benzer şekilde, 0 °F (-18 °C) sıcaklıkları da son derece nadirdir, en son 14 Şubat 2016'da meydana gelmiştir.[20] 9 Şubat'ta kaydedilen aşırı sıcaklıklar -15 °F (-26 °C) arasında değişmiştir, 1934, 9 Temmuz 1936'da 41 °C'ye kadar; kaydedilen en soğuk rüzgar soğukluğu, tüm zamanların en düşük rekoru ile aynı gün -37 °F (-38 °C) idi.[21] 30 Aralık 1917'de rekor soğuk günlük maksimum 2 °F (-17 °C) iken, tersine, 2 Temmuz 1903'te rekor sıcak günlük minimum 87 °F (31 °C) idi. Yakındaki Atlantik Okyanusu'nun ortalama su sıcaklığı, Şubat ayında 39.7 °F (4.3 °C) ile Ağustos ayında 74,1 °F (23.4 °C) arasında değişmektedir.[22] Şehir yılda 49,5 inç (1,260 mm) yağış alır ve bu, yıl boyunca nispeten eşit bir şekilde yayılır. 1991 ve 2020 arasındaki ortalama kış karı yağışı 29,8 inç (76 cm); bu yıllar arasında önemli ölçüde değişir. New York bölgesinde kasırgalar ve tropikal siklonlar nadirdir.[23] Sandy Kasırgası 29 Ekim 2012 akşamı New York City'ye yıkıcı bir fırtına dalgası getirdi, Aşağı Manhattan'da ve şehrin diğer bölgelerinde çok sayıda caddeyi, tüneli ve metro hattını su bastı ve şehrin birçok yerinde elektriği kesti.[24] Fırtına ve onun derin etkileri, deniz duvarları inşa etme tartışmasına yol açtı. Ve gelecekte bu tür başka bir olaydan kaynaklanan yıkıcı sonuçların riskini en aza indirmek için şehrin ve metropol alanının kıyı şeridi etrafına kıyı bariyerleri yapılmaya başlandı.[25][26]
Kayıtlardaki en soğuk ay, ortalama 19.6 °F (-6.9 °C) sıcaklıkla Ocak 1857'dir, kayıtlardaki en sıcak aylar ise her ikisi de ortalama 81,4 °F (27.4 °C) sıcaklıkla Temmuz 1825 ve Temmuz 1999'dur.. Kayıtlara geçen en sıcak yıllar, her ikisi de ortalama 57.1 °F (13.9 °C) sıcaklıkla 2012 ve 2020'dir. En soğuk yıl, ortalama 47.3 °F (8,5 °C) sıcaklıkla 1836'dır.[27][28] Kayıtlardaki en kurak ay, 0,02 inç (0,51 mm) yağışla Haziran 1949'dur. En yağışlı ay, 18.95 inç (481 mm) yağışla Ağustos 2011'di. Kayıtlardaki en kurak yıl, 26.09 inç (663 mm) yağışla 1965'tir. En yağışlı yıl, 80.56 inç (2,046 mm) yağışla 1983 idi.[29] Kayıtlardaki en karlı ay, 36,9 inç (94 cm) kar yağışıyla Şubat 2010'dur. Kayıtlardaki en karlı mevsim (Temmuz-Haziran) 1995-1996'dır ve 75.6 inç (192 cm) kar yağışı vardır. En az karlı sezon, 2,3 inç (5,8 cm) kar yağışı ile 1972-1973 idi.[30] En erken mevsimsel kar yağışı izi, hem 1979 hem de 1925'te 10 Ekim'de meydana geldi. En son mevsimsel kar yağışı izi, hem 2020 hem de 1977'de 9 Mayıs'ta meydana geldi.[31]
Demografi
Etnik yapı
Çinli nüfusun yaşadığı bölgeden bir görünüm, Mott Caddesi,Manhattan.
2020 verilerine göre şehrin %30,9'u Beyaz, %28,7'si Hispanik veya Latino, %20,2'si Afroamerikan, %15,6'sı Asyalı, %0,2'si ise Kızılderilidir. Hispanik olmayan nüfusun 3,4'ü ise birden fazla ırka mensup olduklarını belirtmiştir.[32] 1940'da şehrin %92'si Beyazdı.[33]
Tarihi boyunca New York göçmenlerin ülkeye girişindeki en önemli şehirlerden birini oluşturmuştur. 1900'de şehirdeki en büyük göçmen grubu Almanlar, İrlandalılar, Yahudiler ve İtalyanlar teşkil etmekteydi.[34] 2013 verilerine göre şehirde yaşayan kişilerin %37'si yabancı bir ülkede doğmuştur ve her 10 New Yorkludan 6'sı ya göçmen ya da göçmen çocuğudur. 2011 verilerine göre modern göçmenler arasında herhangi bir ülke öne çıkmamakla birlikte Dominik Cumhuriyeti, Çin, Meksika, Guyana, Jamaika, Ekvador, Haiti, Hindistan, Rusya ve Trinidad ve Tobago en önemli göç veren ülkelerdir.
Din
Dini dağılım (2014)[35][36]
Hristiyanlık
%59
Katolik Kilisesi
%33
Protestanlık
%23
Diğer Hristiyanlar
%3
Dinsiz
%24
Yahudilik
%8
Müslümanlık
%4
Hinduizm
%2
Budizm
%1
Diğer dinler
%1
Büyük ölçüde Batı Avrupa misyonerlik çalışmalarının ve bir sömürgecilik sonucu olan Hristiyanlık, New York'taki en büyük dindir.[37] Katolik Kilisesi en büyük Hristiyan mezhebidir (%33), onu Protestanlık (%23) ve diğer Hristiyan (%3) takip etmektedir. Roma Katolik nüfusuna öncelikle New York Roma Katolik Başpiskoposluğu ve Brooklyn Piskoposluğu hizmet vermektedir. Doğu Katolik Kiliseleri, şehir genelinde çok sayıda yargı alanına bölünmüştür. Evanjelikalizm, şehirdeki en büyük Protestanlık dalıdır (% 9), ardındanAna Hat Protestanlığı (%8), tersi ise genellikle diğer şehirler ve metropol alanlar için geçerlidir.[38] Evanjelizmde Baptistler en büyük gruptur; Ana Hat Protestanlığında, Reformcu Protestanlar en büyük alt kümeyi oluşturur. Tarihsel olarak Afro-Amerikan kiliselerinin çoğu, Ulusal Baptist Sözleşmesi (ABD) ve Aşamalı Ulusal Baptist Sözleşmesi ile bağlantılıdır. Mesih'teki Tanrı Kilisesi, bölgedeki en büyük ağırlıklı olarak Siyah Pentekostal mezheplerden biridir. Nüfusun yaklaşık %1'i Mormon'dur. buAmerika Rum Ortodoks Başpiskoposluğu ve diğer Ortodoks Hristiyanlar (ana akım ve bağımsız) en büyük Doğu Hristiyan gruplarıydı. Amerikan Ortodoks Katolik Kilisesi (başlangıçta Aftimios Ofiesh tarafından yönetildi) 1927'de New York'ta kuruldu.
Yahudilik, yarıdan fazlası Brooklyn'de yaşayan yaklaşık 1,1 milyon 321 bin kişi ile New York'ta uygulanan en büyük ikinci dindir ve İsrail, Tel Aviv dışındaki en büyük metropol Yahudi nüfusunu temsil eder.[39][40][41][42] Etno-dini nüfus şehrin %18,4'ünü, dini demografisi ise %8'ini oluşturuyor.[43] Kaydedilen ilk Yahudi yerleşimci, Ağustos 1654'te Hollanda Batı Hindistan Şirketi'nden bir pasaportla gelen Jacob Barsimson'dı.[44] Rusya Kralı II. Aleksandr'ın öldürülmesinin ardından çoğu kişinin "Yahudileri" suçladığı 1881'de başlayan 36 yıl, Amerika Birleşik Devletleri'ne en büyük Yahudi göçü dalgasını yaşadı.[45] 2012'de en büyük Yahudi mezhepleri Ortodoks Yahudilik, Haredi Yahudilik ve Muhafazakar Yahudilikti.[46] Reform Yahudi toplulukları bölgede yaygındır. Manhattan'daki New York Cemaati Emanu-El, dünyanın en büyük Reform sinagogudur.
İslam, New York'ta Hristiyanlık ve Yahudilikten sonra üçüncü en büyük din olarak yer alıyor ve tahminlere göre, şehrin devlet okulu çocuklarının %10'u da dahil olmak üzere 600.000 ila 1.000.000 İslam gözlemcisi arasında değişiyor.[47] Amerikalı Müslümanların yaklaşık %22,3'ü New York'ta yaşıyor ve New York metropol bölgesinde 1,5 milyon Müslüman Batı Yarımküre'deki en büyük metropol Müslüman nüfusu temsil ediyor.[48] Brooklyn'deki Powers Street Camii, ABD'de sürekli faaliyet gösteren en eski camilerden biridir ve hem şehirde hem de New York eyaletinde ilk İslami organizasyonu temsil eder.[49][50]
New York'taki bu en büyük üç dini grubun ardından Hinduizm, Budizm, Sihizm, Zerdüştçülük ve çeşitli diğer dinler ile ateizm gelmektedir. 2014'te New York'luların %24'ü herhangi bir organize dini bağlantı olmadığını tespit etti; New Yorkluların %3'ünden biraz fazlası ateistti.[51]
Gelir dağılımı
New York City, diğer büyük şehirler gibi, 2017 itibarıyla 0,55 olan Gini katsayısının gösterdiği gibi, yüksek derecede gelir eşitsizliğine sahiptir.[52] 2014 yılının ilk çeyreğinde, New York County'deki (Manhattan) ortalama haftalık ücret ABD'deki büyük ilçeler arasında en yüksek toplamı temsil eden 2.749 dolardı.[53] 2017 itibarıyla New York, eski Belediye Başkanı Michael Bloomberg de dahil olmak üzere, 103 kişiyle dünyadaki herhangi bir şehrin en fazla milyardere ev sahipliği yaptı.[54][55] New York ayrıca, 2014 yılında, sakinlerin %4,6'sı ile büyük ABD şehirleri arasında kişi başına en yüksek milyoner yoğunluğuna sahipti.[56] New York, sakinlerine gelir vergisi (yaklaşık %3) uygulayan nispeten az sayıdaki Amerikan kentinden biridir.[57][58][59] 2018 itibarıyla New York'ta 78.676 evsiz vardı.[60]
İdari yapı
Beş bölge: 1: Manhattan, 2: Brooklyn,
3: Queens, 4: Bronx, 5: Staten Island
New York ilçeleri
İdari bölge Nüfus GSYİH Yüzölçümü Yoğunluk
Borough
(İlçe) County
(Kontluk) Tahmin
(2018)[61] milyar
(US$)[62] Kişi başına
(US$) mil² km² kişi /
mil² kişi /
km2
The Bronx
Bronx
1,432,132 42.695 29,200 42.10 109.04 34,653 13,231
Brooklyn
Kings
2,582,830 91.559 34,600 70.82 183.42 37,137 14,649
Manhattan
New York
1,628,701 600.244 360,900 22.83 59.13 72,033 27,826
Queens
Queens
2,278,906 93.310 39,600 108.53 281.09 21,460 8,354
Staten Island
Richmond
476,179 14.514 30,300 58.37 151.18 8,112 3,132
New York
8,398,748 842.343 97,700 302.64 783.83 28,188 10,947
New York
19,745,289 1,701.399 85,700 47,214 122,284 416.4 159
Kaynakça: Amerika Birleşik Devletleri Nüfus Sayım Bürosu. 11 Haziran 2018'de erişilmiştir.
New York, her birine borough denilen beş bölgeden oluşur. Bunlardan Manhattan kendi başına bir adadır ve şehrin merkezini oluşturur. Manhattan'dan East River (Doğu Nehri) ile ayrılan Brooklyn ve Queens bölgeleri Long Island adasının batı ucunu oluşturur. Harlem Nehri, Manhattan ve Bronx bölgelerini ayırır. Bronx, bir ada üzerinde bulunmayan tek bölgedir ve Kuzey Amerika anakarası üzerindedir. Şehrin beşinci ve son bölgesi New York koyunun karşı tarafında, yine yekpare bir adadan oluşan Staten Island’dır. Manhattan, Brooklyn’e üç köprüyle (Brooklyn, Manhattan ve Williamsburg köprüleri); Queens’e bir köprü (Queensboro Köprüsü olarak bilinen 59. Cadde Köprüsü) ve bir tünelle (Midtown Tüneli) bağlıdır. Bronx ve Manhattan arasında Harlem Nehri'ni geçen köprüler bağlantı kurar. Manhattan’ın doğrudan bağlantısı olmayan tek bölge olan Staten Island, Brooklyn’e Verrazano-Narrows Köprüsü adlı asma köprü ile bağlanır.
Bronx New York şehrinin en kuzeyinde yer alan bölgesidir. Yankee Stadyumu ve New York Yankees'nin merkezi buradadır. Ayrıca Marble Tepesi'nin küçük bir kısmı buradadır.
Ekonomi
Finans dünyasının merkezi Wall Street caddesi, New York'un Manhattan bölümünde yer alır. New York borsası (New York Stock Exchange) burada bulunmaktadır. Kenti yılda yaklaşık 40 milyon turist ziyaret etmektedir.
Mimari
New York, Brooklyn'deki Hollanda Sömürge Dönemi Pieter Claesen Wyckoff Evi'nden, en eski bölümü 1656'ya tarihlenen modern Özgürlük Kulesi'ne, Ground'daki gökdelene kadar çok çeşitli tarzlarda ve farklı zaman dilimlerinde mimari açıdan dikkate değer binalara sahiptir.[63] 2019 itibarıyla, New York City 6.455 yüksek bina ile Hong Kong ve Seul'den sonra dünyanın üçüncü en yüksek binalara sahip olan şehirdir.[64] Bunlardan, 2011 itibarıyla, 550 tamamlanmış yapı en az 100 metre yüksekliğindeydi ve elliden fazla tamamlanmış gökdelen 200 metreden daha uzundu. Bunlar, Gotik Revival mimarisinin erken bir örneği olan Woolworth Building'i içerir. Büyük ölçekli Gotik detaylarla inşa edilmiş gökdelen tasarımında; 1913'te tamamlandı, 17 yıl boyunca dünyanın en yüksek binası oldu.[65]
1916 İmar Kararı, güneş ışığının aşağıdaki sokaklara ulaşmasını sağlamak için yeni binalarda aksilikler ve kulelerin parsel büyüklüğünün belirli bir yüzdesiyle sınırlandırılmasını gerektirdi.[66] Chrysler Binası'nın (1930) ve Empire State Binası'nın (1931) Art Deco stili, konik tepeleri ve çelik kuleleri ile imar gereksinimlerini yansıtıyordu. Binalar, Chrysler Binası'ndaki 61. katın köşelerindeki kartallar gibi kendine özgü süslemelere sahiptir ve Art Deco tarzının en güzel örneklerinden bazıları olarak kabul edilir.[67] Son derece etkili bir örnek Amerika Birleşik Devletleri'ndeki uluslararası stil, binanın yapısını çağrıştırmak için görünür bronz tonlu I-kirişler kullanan cephesi için ayırt edici olan Seagram Binası'dır (1957). Condé Nast Binası (2000), Amerikan gökdelenlerinde yeşil tasarımın önde gelen bir örneğidir ve tasarımı için Amerikan Mimarlar Enstitüsü ve AIA New York Eyaletinden bir ödül almıştır.[68]
New York'un büyük yerleşim bölgelerinin karakteri genellikle 1870'ten 1930'a kadar olan hızlı genişleme döneminde inşa edilen zarif sıra evler ve şehir evleri ve eski püskü apartmanlarla tanımlanır. yoğun nüfuslu ve müstakil konutlara sahiptir. Riverdale (Bronx'ta), Ditmas Park (Brooklyn'de) ve Douglaston (Queens'te) gibi mahallelerde, Tudor Revival ve Victorian gibi çeşitli mimari tarzlarda büyük müstakil evler yaygındır.[69][70][71]
1835'teki Büyük Yangın'ın ardından ahşap çerçeveli evlerin inşası sınırlandırıldıktan sonra, taş ve tuğla şehrin yapı malzemeleri olarak tercih edildi.[72] Şehir binalarının çoğunun ayırt edici bir özelliği, çatıya monte edilmiş ahşap su kulesidir. 1800'lerde, belediye su borularını kırabilecek daha düşük kotlarda aşırı yüksek su basınçlarına ihtiyaç duymamak için şehir altı kattan yüksek binalara kurulumunu zorunlu kıldı.[73]
Amerika Birleşik Devletleri Jeolojik Araştırması'na göre, Temmuz 2014'te güncellenmiş bir sismik tehlike analizi, New York'ta daha önce değerlendirilenden "yüksek binalar için biraz daha düşük bir tehlike" ortaya çıkardı. Bilim adamları, bu azaltılmış riski, daha önce şehrin yakınında yavaş sallanmanın düşünüldüğünden daha düşük bir olasılığa dayanarak tahmin ettiler; bu, şehrin çevresindeki bir depremden daha uzun yapılara zarar verme olasılığı daha yüksek olacaktı.[74]
New York City'nin beş boroughdan biri Manhattan borough'unun New Jersey eyaletinin Hoboken şehrinden panoramik görünümü. Hudson Nehri'nin sol köşesinde George Washington Köprüsü, sağ köşesinde Verrazano-Narrows Köprüsü görülmektedir.
Kültür ve medya
Kendisi bir adadır.
Şehrin önemli sembollerinden; Ellis Adası.
Metropolitan Museum of Art, Modern Sanat Müzesi ve Guggenheim Müzesi gibi müzeleri dünyanın en değerli sanat koleksiyonlarına sahiptir.Tiyatro ve müzikaller Broadway caddesinin etrafında toplanmıştır. Bronx Hayvanat Bahçesi şehirdeki en büyük hayvanat bahçesidir. Halloween Parade ve Tribeca Film Festivali önemli kültür olaylarıdır.
Özgürlük Heykeli (Statue of Liberty) New York limanındaki küçük bir adada yer alır ve kentin en önemli sembollerinden biridir. Özgürlük Heykeli'nin yanı sıra Empire State Binası, Central Park, Times Square, Madison Avenue ve Brooklyn Köprüsü de önemli sembollerdendir.
New York'un yemek kültürü çok geniştir. Özellikle bagel ve New York stili pizza en ünlü yiyecekleridir.[kaynak belirtilmeli] Orta Doğu yemeklerini bulmak da oldukça kolaydır. Şehrin gazetelerinden New York Times dünyanın en saygın gazetelerinden biridir. Amerika'nın üç büyük televizyon kanalı olan ABC, CBS ve NBC'nin merkezleri New York'ta yer alır.
Ulaşım
Queens'de yer alan John F. Kennedy Uluslararası Havaalanı dünyanın en çok yolcu trafiği taşıyan havaalanlarından birisidir. Kennedy Havalimanı'ndan sonra Newark'da yer alan Newark Liberty Uluslararası Havalimanı ile Queens'de yer alan LaGuardia Havalimanı şehre hizmet eden ana havalimanlarını oluşturmaktadır.
Metro sistemi
Kardeş şehirleri
Aşağıdaki kentlerle kardeş kentlerdir.[75]
Birleşik Krallık Londra Birleşik Krallık
Japonya Tokyo Japonya
Çin Pekin Çin
İspanya Madrid İspanya
Macaristan Budapeşte Macaristan
Mısır Kahire Mısır
Güney Afrika Cumhuriyeti Johannesburg Güney Afrika
Dominik Cumhuriyeti Santo Domingo Dominik Cumhuriyeti
İtalya Roma İtalya
Türkiye İstanbul Türkiye
Kaynak ve Dipnotlar
Wikipedia
Rehber Ansiklopedisi
Tokyo Hakkında Bilgiler
Tokyo (Japonca: Bu ses hakkında東京 (yardım·bilgi); Tōkyō, "Doğunun Başkenti") veya resmî adıyla Tokyo Metropolü (東京都; Tōkyō-to), Japonya'nın başkenti ve prefektörlüklerinden biridir. 13,453 km2 olup, 38.505.000 milyon[2] nüfuslu megapol bir bölge olan Tokyo dünyanın en büyük kentidir. Son yapılan araştırmalara göre yaşamın en pahalı olduğu kentlerinden birisi olarak gösterilen Tokyo, 2022 yılında dünyanın en pahalı 9. kentiydi.[3] Honşu'nun orta kesiminde, Büyük Okyanus'un bir girintisi olan Tokyo Körfezi'nin kıyısında, Sumida Nehri'nin ağzında yer alır.
Japonya’nın başşehri. Yüzölçümü 600 km2 olup, nüfûsu da on milyon civarındadır. Honşu Adasının orta kesiminde, Büyük Okyanusun bir girintisi olan Tokyo Körfezinin kıyısında, Sumida Nehrinin ağzında yer alır.
Tokyo’da kışlar oldukça ılık, yazlar ise sıcak ve nemli geçer.
Şehrin merkezinde hendekler ve geniş bahçelerle çevrili İmparatorluk Sarayı yer alır. Sarayın doğusunda, Japon iş dünyâsının merkezi olarak nitelendirilen Maranouçi semti bulunur; kuzeydoğusunda ise pekçok üniversitenin ve basımevinin bulunduğu Kanda semti uzanır. Resmi binalar sarayın güneyindeki Kasumigaseki semtinde toplanmıştır. Millî parlamento binâsı ise Kasumigaseki’nin batısındadır. Dünyâca meşhur bir alışveriş merkezi olan Ginza semti şehrin doğu kesimindedir. Tokyo’nun mîmârisi iki veya üç katlı ahşap evlerden, Meici döneminden kalma taş yapılara ve beton veya çelikten yapılmış gökdelenlere kadar değişen bir çeşitlilik gösterir. Japonya’nın başlıca ibâdet merkezi olan Meici Tapınağı bir millî âbide olarak kabul edilir.
Başlangıçta depreme karşı mukavim olsun diye binâlar 30 metreyle sınırlandırılmış, fakat 1960’lardan sonra bu yüksekliği aşan depreme dayanıklı pekçok yeni binâ inşâ edilmiştir. Bunların başlıcaları Mainiçi Yayınevi, Tokyo Katedrali, Millî Tiyatro ve Milletlerarası Ticâret Merkezidir.
Şehiriçi ulaşım otobüs, metro ve kamuya veya özel sektöre âit elektrikli trenlerle sağlanır. Tokyo’da biri iç seferler, diğeri dış seferlere tahsis edilen iki havaalanı vardır.
Japonya’nın kültür merkezi olan Tokyo’da pekçok müze, kütüphâne ve üniversite bulunur. Ueno Parkında Tokyo Millî Müzesi, Millî Bilim Müzesi, Hayvanat Bahçesi ve Batı Sanatı Millî Müzesi yer alır. Japonya’daki üniversite ve yüksekokulların büyük bölümü Tokyo’dadır. Tokyo Üniversitesi dışındaki başlıca yükseköğretim kurumları Tokyo Teknoloji Enstitüsü, Hitotsubaşi Üniversitesi ve Tokyo Güzel Sanatlar Üniversitesidir. Özel üniversitelerin en meşhurları da Vazeda ve Keto üniversiteleridir.
Tokyo’nun bugün bulunduğu bölgenin yerleşime açılması çok eskilere dayanır. Altıncı yüzyılda Japonya’da kuvvetli bir imparatorluk idâresinin kurulmasından sonra Musaşi vilâyetinin bir parçası oldu. O dönemde Edo (haliç) ismiyle anılan şehir Tokugava şogunluğunun kurulmasına kadar küçük bir balıkçı köyü olarak kaldı. On yedinci asırda büyüyüp genişledi. Meici Restorasyonu tekrar şogunluğa son verip imparatorluğa hâkim olunca Edo’yu başşehir îlân etti ve “Doğunun Başşehri” mânâsında Tokyo ismini verdi.
Tokyo 12 Eylül 1923’teki depremden büyük zarar gördü. Depremden sonra şehir yeniden inşâ edildi ve bu dönemde çevresinde banliyöler teşekkül etmeye başladı. İkinci Dünyâ Harbinde şehir ve çevresi ABD uçakları tarafından bombalandı. Tokyo 1950’lerden sonra ülke ekonomisine paralel bir gelişme göstererek hızla büyüdü ve bugünkü seviyesine ulaştı.
Rusya’dan Tokyo’ya giden Kazak Türklerinin 1938’de yaptıkları câmi, 1985’te belediye tarafından yıktırıldı. Bu târihten îtibâren Tokyo’daki Müslümanlar cumâ ve bayram namazlarını kılamamakta ve cenâzeleri için dînî tören yapamamaktadırlar. Tokyo’nun Yoyogi Sehura mahallesinde bulunan câminin arsası, bugün hâlâ boştur. 3-5 araba için park olarak kullanılmaktadır (1994).
Tarihçe
Tokyo Körfezi kıyısında liman şehri Tokyo, Edo (haliç kapısı) adı ile tanınmıştı. Edo Kalesi 12. yüzyılda güçlü samuray klanı Edo ailesinin yurdu olarak Japon tarihinde meydana çıktı. 1603'te Tokugawa Şogunluğu kurucusu Tokugawa Ieyasu, Edo'yu şogun yönetiminin başkenti yaptı. Şogunluk rejimi altında Edo, Japonya'nın kültürel ve ekonomik, politik alanında merkezine gelişti.
1868'de Şogun yönetimine son veren İmparator Meiji, 3 Eylül 1868 tarihli Edo'yu adlandırarak Tokyo yapmasına dair imparator fermanı ile Kyoto'dan Edo kalesindeki eski şogun sarayına göç edip, eski başkent Kyoto'dan doğuda başkent olduğundan dolayı şehrin adı Tokyo'ya değişti.
Tokyo, 12 Eylül 1923'teki depremden büyük zarar gördü. Depremden sonra şehir yeniden inşa edildi ve bu dönemde çevresinde banliyöler teşekkül etmeye başladı. 20 yıl sonra II. Dünya Savaşı'nda ABD uçakları tarafından ciddi bombardıman edilerek tekrar yıkıldı.
Tokyo 1950'lerden sonra ülke ekonomisine paralel bir gelişme göstererek hızla büyüdü ve bugünkü seviyesine ulaştı.
Coğrafya
2018'de Tokyo'nun ESA Sentinel-2 tarafından çekilmiş uydu fotoğrafı
Tokyo anakarası, Tokyo Körfezi'nin kuzeybatısında yer almakta olup yaklaşık olarak doğudan batıya 90 km ve kuzeyden güneye 25 km yayılmaktadır. Tokyo'nun ortalama rakımı 40 metredir.[4] Tokyo Metropolü'nün doğusunda Chiba, batısında Yamanashi, güneyinde Kanagawa ve kuzeyinde Saitama prefektörlükleri ile sınırı bulunmaktadır. Anakara Tokyo ayrıca doğu yarısını kaplayan özel semtlere ve batıya uzanan Tama bölgesine (多摩 地域) bölünmüştür. Tokyo'nun enlemi 35.65'tir (36. kuzey paraleli'nin yakınındadır) ve Roma (41.90), Madrid (40.41), New York City (40.71) ve Pekin'den (39.91) daha güneydedir.[5]
Tokyo Metropolü'nün idari sınırları içinde, doğrudan güneyde Pasifik Okyanusunda yer alan iki ada zinciri vardır: Izu Adaları ve anakaradan 1.000 km (620 mi)'den fazla uzağa uzanan Ogasavara Adaları. Bu adalar ve batıdaki dağlık bölgeler nedeniyle, Tokyo'nun genel nüfus yoğunluğu rakamları, Tokyo'nun kentsel ve banliyö bölgeleri için gerçek rakamların çok altındadır.[6]
Japon yasaları'na göre, Tokyo valiliği, metropol olarak tercüme edilen bir to (都) olarak belirlenmiştir.[7] Tokyo Eyaleti, kilometre kare başına 6.100 kişi/kilometrekare (16.000/sq mi) 6.100 kişi ile en kalabalık ve en yoğun ildir. Coğrafi bölgeye göre, yalnızca Osaka ve Kagawa'nın üzerinde üçüncü en küçüktür. İdari yapısı, Japonya'nın diğer vilayetlerininkine benzer. 1943 yılına kadar Tokyo şehrini oluşturan 23 özel mahallesi (特別区, tokubetsu-ku), her biri bir belediye başkanına, bir konseye ve şehir statüsüne sahip, kendi kendini yöneten belediye'lerdi.
Bu 23 özel mahalleye ek olarak, Tokyo ayrıca her biri yerel bir yönetime sahip 26 şehir (市 -shi), beş kasaba (町 -chō veya machi) ve sekiz köy (村 -son veya -mura) içerir. Tokyo Büyükşehir Hükümeti, 23 özel bölge ve vilayeti oluşturan şehirler ve kasabalar dahil olmak üzere tüm metropolü yönetir. Halk tarafından seçilmiş bir vali ve büyükşehir meclisi tarafından yönetilmektedir. Merkezi Shinjuku semtindedir.
İklim
Tokyo, ılıman dönencealtı iklimine (Köppen iklim sınıflandırması Cfa) sahiptir.[8] Yazlar sıcak ve nemli olup kışlar ise serin geçmektedir.
Tokyo iklimi
Aylar Oca Şub Mar Nis May Haz Tem Ağu Eyl Eki Kas Ara Yıl
Ortalama en yüksek sıcaklık (°C) 8,3 8,7 11,9 17,2 21,1 24,5 28,1 29,8 26,1 20,5 15,5 11,0 18,6
Ortalama sıcaklık (°C) 2,9 3,6 6,9 12,4 16,6 20,5 24,1 25,5 22,1 15,9 10,2 5,3 13,8
Ortalama en düşük sıcaklık (°C) −1,7 −0,9 2,0 7,6 12,0 16,8 20,8 21,9 18,6 11,9 5,4 0,4 9,6
Ortalama yağış (mm) 55,2 72,4 111,0 129,1 151,9 166,3 139,7 114,7 203,3 184,1 104,7 58,7 1.491,1
Kaynak: Japonya Meteoroloji Ajansı[9]
Tanıtım
Şehrin merkezinde hendekler ve geniş bahçelerle çevrili İmparatorluk Sarayı yer alır. Sarayın doğusunda, Japon iş dünyasının merkezi olarak nitelendirilen Maranouçi semti bulunur; kuzeydoğusunda ise pek çok üniversitenin ve basımevinin bulunduğu Kanda semti uzanır. Resmi binalar sarayın güneyindeki Kasumigaseki semtinde toplanmıştır. Millî parlamento binası ise Kasumigaseki'nin batısındadır. Dünyaca meşhur bir alışveriş merkezi olan Ginza semti şehrin doğu kesimindedir. Tokyo'nun mimarisi iki veya üç katlı ahşap evlerden, Meiji döneminden kalma taş yapılara ve beton veya çelikten yapılmış gökdelenlere kadar değişen bir çeşitlilik gösterir. Japonya'nın başlıca ibadet merkezi olan Meiji Tapınağı bir millî abide olarak kabul edilir.
Başlangıçta depreme karşı mukavim olsun diye binalar 30 metreyle sınırlandırılmış, fakat 1960'lardan sonra bu yüksekliği aşan depreme dayanıklı pek çok yeni bina inşa edilmiştir. Bunların başlıcaları Mainiçi Yayınevi, Tokyo Katedrali, Millî Tiyatro ve Uluslararası Ticaret Merkezi'dir.
Yönetim ve idari bölümler
Japon yasalarına göre Tokyo bir metropol (都 to) statüsüne sahip bir prefektörlük olarak tanımlanmakta olup idari yapısı Japonya'nın diğer prefektörlükleri ile aynıdır. Metropol 1943 yılında kurulmuş olup bu tarihe kadar Tokyo, Tokyo prefektörlüğüne (東京府, Tōkyō-fu) bağlı bir şehirdi. Eski Tokyo şehrinin bulunduğu bölge 23 adet özel semte (特別 区 -ku) ayrılmakta olup her birinin kendi belediye başkanı ile meclisi bulunmaktadır ve bağımsız bir şehir gibi yönetilmektedirler.
Şehrin doğu kesiminde 23 adet özel semt bulunmaktadır:
Adachi
Arakawa
Bunkyō
Chiyoda
Chūō
Edogawa
Itabashi
Katsushika
Kita
Kōtō
Meguro
Minato
Nakano
Nerima
Ōta
Setagaya
Shibuya
Shinagawa
Shinjuku
Suginami
Sumida
Taitō
Toshima
Batı kesiminde ise 26 adet kentsel yönetim bulunmaktadır:
NASA - Landsat 7 tarafından çekilen Tokyo uydu görüntüsü.
Akiruno
Akishima
Chōfu
Fuchū
Fussa
Hachiōji
Hamura
Higashikurume
Higashimurayama
Higashiyamato
Hino
Inagi
Kiyose
Kodaira
Koganei
Kokubunji
Komae
Kunitachi
Machida
Mitaka
Musashimurayama
Musashino
Nishitōkyō
Ōme
Tachikawa
Tama
Ek olarak Tokyo'nun en batısında Nishitama ilçesi bulunmakta olup ilçe üç kasaba olan Hinode, Mizuho ve Okutama ve bir köy olan Hinohara'yı içermektedir.
Ayrıca Izu ve Ogasavara adaları idari yönden Tokyo'ya bağlıdır.
Ekonomi
Tokyo, dünyanın en büyük metropol ekonomisine sahiptir.[10] PricewaterhouseCoopers tarafından yürütülen bir araştırmaya göre, 38 milyon nüfuslu Büyük Tokyo Bölgesi (Tokyo-Yokohama, TYO) 2012'de (Satın alma gücü paritesine göre) toplam GSYİH'ye sahipken, bu listenin başında yer aldı.
Tokyo, uluslararası büyük bir finans merkezi olup,[11] dünyanın en büyük yatırım bankaları ve sigorta şirketlerinin birkaçının merkezini barındırır ve Japonya'nın ulaşım, yayımcılık, elektronik ve yayıncılık endüstrilerinin merkezidir.
II. Dünya Savaşı'nın ardından Japonya ekonomisinin merkezileşmiş büyümesi sırasında, birçok büyük firma, hükûmete daha iyi erişimden yararlanmak amacıyla merkezlerini Osaka (tarihi ticaret başkenti) gibi şehirlerden Tokyo'ya taşıdı. Bu eğilim, Tokyo'da devam eden nüfus artışı ve yüksek yaşam maliyeti nedeniyle yavaşlamaya başladı.
Tokyo, Ekonomist İstihbarat Birimi tarafından 2006'da yerini Oslo'ya ve daha sonra Paris'e bıraktığında sona eren 14 yıl üst üste dünyanın en pahalı (en yüksek yaşam maliyeti) şehri olarak derecelendirildi.[12][13]
Tokyo, 1960'larda önde gelen bir uluslararası finans merkezi (IFC) olarak ortaya çıktı ve New York ve Londra[14] ile birlikte dünya ekonomisi için üç "komuta merkezinden" biri olarak tanımlandı. 2020 Küresel Finans Merkezleri Endeksi'nde Tokyo dünyanın en rekabetçi dördüncü finans merkezine (New York, Londra, Şanghay, Hong Kong, Singapur, Pekin, San Francisco, Shenzhen ve Zürih gibi şehirlerin yanı sıra) sahip olarak sıralandı. ilk 10) ve Asya'da en rekabetçi ikinci (Şanghay'dan sonra).[15] Japon finans piyasası 1984'te yavaş yavaş açıldı ve 1998'de "Japon Büyük Patlaması" ile uluslararasılaşmayı hızlandırdı. Singapur ve Hong Kong'un rakip finans merkezleri olarak ortaya çıkmasına rağmen, Tokyo IFC Asya'da önemli bir konumunu korumayı başarıyor. Tokyo Menkul Kıymetler Borsası, Japonya'nın en büyük borsasıdır ve piyasa değeri bakımından dünyanın üçüncü, hisse cirosu bakımından dördüncü en büyük borsasıdır. 1990'da Japon varlık fiyatları balonunun sonunda dünya borsa değerinin %60'ından fazlasını oluşturuyordu.
Tarım, Ormancılık ve Balıkçılık Bakanlığı'na göre, Tokyo'nun 2003 yılı itibarıyla 8.460 hektar (20.900 dönüm) tarım arazisi vardı ve onu ülkenin illeri arasında son sıraya yerleştirdi. Tarım arazileri Batı Tokyo'da yoğunlaşmıştır. Sebze, meyve ve çiçek gibi çabuk bozulan ürünler, vilayetin doğu kesimindeki pazarlara rahatlıkla sevk edilebilir. Komatsuna ve ıspanak en önemli sebzelerdir; 2000 yılı itibarıyla Tokyo, merkezi ürün pazarında satılan komatsuna'nın %32,5'ini tedarik ediyordu.
Yüzölçümünün %36'sı ormanlarla kaplı olan Tokyo'da özellikle dağlık batı toplulukları olan Akiruno, Ōme, Okutama, Hachiōji, Hinode ve Hinohara'da geniş Japon çamı ve Japon selvi yetişmektedir. Kereste fiyatlarındaki düşüşler, üretim maliyetindeki artışlar ve ormancılık nüfusu arasında ilerleyen yaşlılık, Tokyo'nun üretiminde bir düşüşe neden oldu. Ek olarak, özellikle Japon çamından gelen polen, yakınlardaki nüfus merkezleri için önemli bir alerjendir. Tokyo Körfezi bir zamanlar önemli bir balık kaynağıydı. Tokyo'nun balık üretiminin çoğu, Izu Ōshima ve Hachijō-Jima gibi dış adalardan geliyor. Skipjack ton balığı, nori ve aji okyanus ürünleri arasındadır.[16]
Tokyo'da turizm de ekonomiye katkıda bulunur. 2006'da Tokyo'ya 4.81 milyon yabancı ve 420 milyon Japon ziyareti yapıldı; Tokyo Büyükşehir Hükûmeti'ne göre bu ziyaretlerin ekonomik değeri 9,4 trilyon yen olarak gerçekleşti. Birçok turist, Tokyo'nun Tokyo'nun özel semtlerindeki çeşitli şehir merkezlerini, mağazaları ve eğlence bölgelerini ziyaret eder. Kültürel teklifler arasında hem her yerde var olan Japon pop kültürü hem de Şibuya ve Harajuku gibi semtler, Studio Ghibli anime merkezi gibi alt kültürel cazibe merkezleri ve ülkenin sanat eseri ulusal hazinelerinin %37'sine ev sahipliği yapan Tokyo Ulusal Müzesi gibi müzeler (87/233) bulunmaktadır.
Tokyo'daki Toyosu Pazarı, 11 Ekim 2018'de[17] açıldığından beri dünyanın en büyük toptan balık ve deniz ürünleri pazarıdır. Aynı zamanda her türden en büyük toptan gıda pazarlarından biridir. Kōtō koğuşunun Toyosu bölgesinde yer almaktadır. Toyosu Pazarı, selefi Tsukiji Balık Pazarı ve Nihonbashi Balık Pazarının geleneklerine güçlü bir şekilde sahiptir ve her gün yaklaşık 50.000 alıcı ve satıcıya hizmet vermektedir. Perakendeciler, toptancılar, müzayedeciler ve kamu vatandaşları, dört yüzyıldan fazla bir süre sonra hala şehri ve gıda arzını beslemeye devam eden benzersiz bir organize kaos mikrokozmosu yaratarak pazara sık sık gelirler.[18]
Ulaşım
Büyük Tokyo Metropolü'nün merkezi olan Tokyo, demiryolu ve kara taşımacılığında Japonya'nın en büyük yerel ve uluslararası merkezidir. Ancak hava sahası II. Dünya Savaşı sonrasında ABD ordusunun münhasır kontrolü altındadır. Tokyo içindeki toplu taşımaya, ikincil rol yapan otobüsler, monoraylar ve tramvaylar ile çeşitli operatörlerce işletilen büyük "temiz ve verimli"[19] tren ve metro ağı hakimdir. Tokyo'da 62'ye varan elektrikli tren hattı ve 900'den fazla tren istasyonu vardır.[20]
Şibuya Geçidi aynı anda yaklaşık 3.000 kişinin karşıya geçtiği "dünyanın en işlek yaya geçididir"[21][22].[23]
İkinci Dünya Savaşı'nın bir sonucu olarak, Japon uçaklarının Tokyo üzerinden uçması genellikle yasaktır.[24] Bu yüzden Japonya Tokyo'nun dışında havalimanları yapmıştır. Chiba prefektörlüğü'ndeki Narita Uluslararası Havalimanı uluslararası yolcuların Japonya'ya açılan ana kapısıdır. Japonya'nın bayrak taşıyıcıları olan Japan Airlines ve All Nippon Airways'in bu havaalanında aktarma merkezi vardır. Ōta'daki ıslah edilmiş arazide Haneda Uluslararası Havalimanı iç ve dış hat uçuşları sunar. 2018 itibarıyla, Tokyo hava sahasından Haneda'ya bazı uçuş rotalarına izin verilir.[25]
Tokyo tarafından yönetilen çeşitli adaların kendi havaalanları vardır. Hachijō-jima (Hachijojima Havalimanı), Miyakejima (Miyakejima Havalimanı) ve Izu Ōshima 'nın (Oshima Havalimanı) Tokyo International'a ve diğer havaalanlarına seferleri vardır.
Demiryolu, dünyadaki en geniş kentsel demiryolu ağına ve eşit derecede büyük yüzey hat ağına sahip olan Tokyo'da[26] en başta gelen ulaşım türüdür. JR East, Tokyo şehir merkezini çevreleyen Yamanote Hattı döngüsü de dahil olmak üzere Tokyo'nun en büyük demiryolu ağını işletir. Tokyo metropol bölgesinin tamamında ve Honshū'nun kuzeydoğu kesiminin geri kalanında demiryolu hatları işletir. JR East ayrıca Şinkansen yüksek hızlı tren hatlarından da sorumludur.
Metro ağını iki farklı kuruluş işletir: özel Tokyo Metrosu ve devlet Tokyo Metropoliten Ulaşım Bürosu. Büyükşehir yönetimi ve özel taşıyıcılar, otobüs güzergahları ve tramvay güzergahı işletir. Tokyo, Shinagawa ve Shinjuku dahil olmak üzere dev tren istasyonlarındaki ana terminallerle yerel, bölgesel ve ulusal hizmetler vardır.
Otoyollar başkenti Büyük Tokyo Bölgesi, Kantō bölgesi ve Kyūshū ve Shikoku adalarındaki diğer noktalara bağlar. 1964 Yaz Olimpiyatları'ndan hemen önce bu yolları yapmak için çoğu yol mevcut yolların üzerine inşa edildi.[27] Diğer ulaşım, özel servislerde ve şehir ve kasabalarda çalışan taksileri içerir. Ayrıca uzun mesafeli feribotlar Tokyo adalarına hizmet verir, iç ve dış limanlara yolcu ve yük taşır.
Eğitim
Japonya'daki üniversite ve yüksekokulların büyük bölümü Tokyo'dadır. Tokyo Üniversitesi dışındaki başlıca millî yükseköğretim kurumları Tokyo Teknoloji Enstitüsü, Hitotsubashi Üniversitesi ve Tokyo Güzel Sanatlar Üniversitesi'dir. Özel üniversitelerin en önemlileri Vaseda ve Keio üniversiteleridir.
Kültür
Tokyo'da birçok müze vardır. Ueno Parkı'nda ülkenin en büyük müzesi ve geleneksel Japon sanatında uzman Tokyo Ulusal Müzesi; Ulusal Batı Sanatı Müzesi ve Ueno Hayvanat Bahçesi vardır. Diğer müzeler, Odaiba'daki Ulusal Gelişen Bilim ve Yenilik Müzesi; Tokyo'nun merkezinden Sumida Nehri'nin karşısında Sumida'da bulunan Edo-Tokyo Müzesi; Aoyama'daki Nezu Müzesi ve İmparatorluk Sarayı yakınındaki Millî Diyet Kütüphanesi, Millî Arşivler ve Ulusal Modern Sanat Müzesi'dir.
Tokyo'da performans sanatları için birçok tiyatro vardır. Bunlar, Japon dramasının geleneksel biçimleri için milli ve özel tiyatrolardır. Noh için Ulusal Noh Tiyatrosu ve Kabuki için Kabuki-za dikkat çekicidir.[28]
Senfoni orkestraları ve diğer müzik organizasyonları modern ve geleneksel müzik icra eder. Şibuya'daki Tokyo Yeni Ulusal Tiyatro, opera, bale, çağdaş dans ve drama dahil olmak üzere sahne sanatlarının ulusal merkezidir.[29] Tokyo ayrıca samimi kulüplerden Nippon Budokan gibi uluslararası ünlü alanlara kadar değişen büyüklükteki mekanlarda modern Japon ve uluslararası pop ve rock müziğine ev sahipliği yapar.
Tokyo'da birçok farklı festival düzenlenir. Hie Shrine'daki Sannō, Asakusa Shrine'daki Sanja ve iki yılda bir düzenlenen Kanda Festivalleri başlıca etkinliklerdir. Kanda Festivali'nin özenle süslenmiş şamandıraları ve binlerce insanla yapılan geçit töreni vardır.
Her yıl temmuzun son cumartesi günü Sumida Nehri üzerinde muazzam bir havai fişek gösterisi bir milyondan fazla izleyicinin ilgisini çeker.
İlkbaharda kiraz çiçekleri açtıktan sonra, pek çok bölge sakini çiçeklerin altında piknik yapmak için Ueno Parkı, Inokashira Parkı ve Shinjuku Gyoen Ulusal Bahçesi'nde toplanır.
Şibuya'nın mahallesi Harajuku, gençlik stili, modası[30] ve cosplayi ile uluslararası olarak tanınır.
Kasım 2007'de Michelin toplamda 191 yıldız, yani Tokyo'nun en yakın rakibi Paris'in yaklaşık iki katı yıldız vererek Tokyo'da kaliteli yemek için ilk rehberini yayınlamıştı. 2017 itibariyle Tokyo'da 227 restoran ödüllendirildi ( Paris'te 92 restoran ödüllendirilmişti). Oniki işetmeye en çok üç yıldız (Paris'te 10 tane 3 yıldızlı işletme vardı), 54 işletmeye iki yıldız ve 161 işletmeye ise tek yıldız verildi.[31]
Turizm
Japonya'nın kültür merkezi olan Tokyo'da pek çok müze, kütüphane ve üniversite bulunur.
Kardeş şehirler
Tokyo'nun birçok şehir ve eyalet ile kardeş şehir anlaşması bulunmaktadır.[32]
Amerika Birleşik Devletleri New York, Amerika Birleşik Devletleri[33]
Çin Pekin, Çin
Fransa Paris, Fransa
Avustralya Yeni Güney Galler, Avustralya
Endonezya Cakarta, Endonezya
Güney Kore Seul, Güney Kore[34]
Brezilya São Paulo, Brezilya
Mısır Kahire, Mısır
Rusya Moskova, Rusya
Almanya Berlin, Almanya
İtalya Roma, İtalya
Tayvan Taipei, Tayvan
Birleşik Krallık Londra, Birleşik Krallık[35]
Kaynak ve Dipnotlar
Wikipedia
Rehber Ansiklopedisi
Tokyo (Japonca: Bu ses hakkında東京 (yardım·bilgi); Tōkyō, "Doğunun Başkenti") veya resmî adıyla Tokyo Metropolü (東京都; Tōkyō-to), Japonya'nın başkenti ve prefektörlüklerinden biridir. 13,453 km2 olup, 38.505.000 milyon[2] nüfuslu megapol bir bölge olan Tokyo dünyanın en büyük kentidir. Son yapılan araştırmalara göre yaşamın en pahalı olduğu kentlerinden birisi olarak gösterilen Tokyo, 2022 yılında dünyanın en pahalı 9. kentiydi.[3] Honşu'nun orta kesiminde, Büyük Okyanus'un bir girintisi olan Tokyo Körfezi'nin kıyısında, Sumida Nehri'nin ağzında yer alır.
Japonya’nın başşehri. Yüzölçümü 600 km2 olup, nüfûsu da on milyon civarındadır. Honşu Adasının orta kesiminde, Büyük Okyanusun bir girintisi olan Tokyo Körfezinin kıyısında, Sumida Nehrinin ağzında yer alır.
Tokyo’da kışlar oldukça ılık, yazlar ise sıcak ve nemli geçer.
Şehrin merkezinde hendekler ve geniş bahçelerle çevrili İmparatorluk Sarayı yer alır. Sarayın doğusunda, Japon iş dünyâsının merkezi olarak nitelendirilen Maranouçi semti bulunur; kuzeydoğusunda ise pekçok üniversitenin ve basımevinin bulunduğu Kanda semti uzanır. Resmi binalar sarayın güneyindeki Kasumigaseki semtinde toplanmıştır. Millî parlamento binâsı ise Kasumigaseki’nin batısındadır. Dünyâca meşhur bir alışveriş merkezi olan Ginza semti şehrin doğu kesimindedir. Tokyo’nun mîmârisi iki veya üç katlı ahşap evlerden, Meici döneminden kalma taş yapılara ve beton veya çelikten yapılmış gökdelenlere kadar değişen bir çeşitlilik gösterir. Japonya’nın başlıca ibâdet merkezi olan Meici Tapınağı bir millî âbide olarak kabul edilir.
Başlangıçta depreme karşı mukavim olsun diye binâlar 30 metreyle sınırlandırılmış, fakat 1960’lardan sonra bu yüksekliği aşan depreme dayanıklı pekçok yeni binâ inşâ edilmiştir. Bunların başlıcaları Mainiçi Yayınevi, Tokyo Katedrali, Millî Tiyatro ve Milletlerarası Ticâret Merkezidir.
Şehiriçi ulaşım otobüs, metro ve kamuya veya özel sektöre âit elektrikli trenlerle sağlanır. Tokyo’da biri iç seferler, diğeri dış seferlere tahsis edilen iki havaalanı vardır.
Japonya’nın kültür merkezi olan Tokyo’da pekçok müze, kütüphâne ve üniversite bulunur. Ueno Parkında Tokyo Millî Müzesi, Millî Bilim Müzesi, Hayvanat Bahçesi ve Batı Sanatı Millî Müzesi yer alır. Japonya’daki üniversite ve yüksekokulların büyük bölümü Tokyo’dadır. Tokyo Üniversitesi dışındaki başlıca yükseköğretim kurumları Tokyo Teknoloji Enstitüsü, Hitotsubaşi Üniversitesi ve Tokyo Güzel Sanatlar Üniversitesidir. Özel üniversitelerin en meşhurları da Vazeda ve Keto üniversiteleridir.
Tokyo’nun bugün bulunduğu bölgenin yerleşime açılması çok eskilere dayanır. Altıncı yüzyılda Japonya’da kuvvetli bir imparatorluk idâresinin kurulmasından sonra Musaşi vilâyetinin bir parçası oldu. O dönemde Edo (haliç) ismiyle anılan şehir Tokugava şogunluğunun kurulmasına kadar küçük bir balıkçı köyü olarak kaldı. On yedinci asırda büyüyüp genişledi. Meici Restorasyonu tekrar şogunluğa son verip imparatorluğa hâkim olunca Edo’yu başşehir îlân etti ve “Doğunun Başşehri” mânâsında Tokyo ismini verdi.
Tokyo 12 Eylül 1923’teki depremden büyük zarar gördü. Depremden sonra şehir yeniden inşâ edildi ve bu dönemde çevresinde banliyöler teşekkül etmeye başladı. İkinci Dünyâ Harbinde şehir ve çevresi ABD uçakları tarafından bombalandı. Tokyo 1950’lerden sonra ülke ekonomisine paralel bir gelişme göstererek hızla büyüdü ve bugünkü seviyesine ulaştı.
Rusya’dan Tokyo’ya giden Kazak Türklerinin 1938’de yaptıkları câmi, 1985’te belediye tarafından yıktırıldı. Bu târihten îtibâren Tokyo’daki Müslümanlar cumâ ve bayram namazlarını kılamamakta ve cenâzeleri için dînî tören yapamamaktadırlar. Tokyo’nun Yoyogi Sehura mahallesinde bulunan câminin arsası, bugün hâlâ boştur. 3-5 araba için park olarak kullanılmaktadır (1994).
Tarihçe
Tokyo Körfezi kıyısında liman şehri Tokyo, Edo (haliç kapısı) adı ile tanınmıştı. Edo Kalesi 12. yüzyılda güçlü samuray klanı Edo ailesinin yurdu olarak Japon tarihinde meydana çıktı. 1603'te Tokugawa Şogunluğu kurucusu Tokugawa Ieyasu, Edo'yu şogun yönetiminin başkenti yaptı. Şogunluk rejimi altında Edo, Japonya'nın kültürel ve ekonomik, politik alanında merkezine gelişti.
1868'de Şogun yönetimine son veren İmparator Meiji, 3 Eylül 1868 tarihli Edo'yu adlandırarak Tokyo yapmasına dair imparator fermanı ile Kyoto'dan Edo kalesindeki eski şogun sarayına göç edip, eski başkent Kyoto'dan doğuda başkent olduğundan dolayı şehrin adı Tokyo'ya değişti.
Tokyo, 12 Eylül 1923'teki depremden büyük zarar gördü. Depremden sonra şehir yeniden inşa edildi ve bu dönemde çevresinde banliyöler teşekkül etmeye başladı. 20 yıl sonra II. Dünya Savaşı'nda ABD uçakları tarafından ciddi bombardıman edilerek tekrar yıkıldı.
Tokyo 1950'lerden sonra ülke ekonomisine paralel bir gelişme göstererek hızla büyüdü ve bugünkü seviyesine ulaştı.
Coğrafya
2018'de Tokyo'nun ESA Sentinel-2 tarafından çekilmiş uydu fotoğrafı
Tokyo anakarası, Tokyo Körfezi'nin kuzeybatısında yer almakta olup yaklaşık olarak doğudan batıya 90 km ve kuzeyden güneye 25 km yayılmaktadır. Tokyo'nun ortalama rakımı 40 metredir.[4] Tokyo Metropolü'nün doğusunda Chiba, batısında Yamanashi, güneyinde Kanagawa ve kuzeyinde Saitama prefektörlükleri ile sınırı bulunmaktadır. Anakara Tokyo ayrıca doğu yarısını kaplayan özel semtlere ve batıya uzanan Tama bölgesine (多摩 地域) bölünmüştür. Tokyo'nun enlemi 35.65'tir (36. kuzey paraleli'nin yakınındadır) ve Roma (41.90), Madrid (40.41), New York City (40.71) ve Pekin'den (39.91) daha güneydedir.[5]
Tokyo Metropolü'nün idari sınırları içinde, doğrudan güneyde Pasifik Okyanusunda yer alan iki ada zinciri vardır: Izu Adaları ve anakaradan 1.000 km (620 mi)'den fazla uzağa uzanan Ogasavara Adaları. Bu adalar ve batıdaki dağlık bölgeler nedeniyle, Tokyo'nun genel nüfus yoğunluğu rakamları, Tokyo'nun kentsel ve banliyö bölgeleri için gerçek rakamların çok altındadır.[6]
Japon yasaları'na göre, Tokyo valiliği, metropol olarak tercüme edilen bir to (都) olarak belirlenmiştir.[7] Tokyo Eyaleti, kilometre kare başına 6.100 kişi/kilometrekare (16.000/sq mi) 6.100 kişi ile en kalabalık ve en yoğun ildir. Coğrafi bölgeye göre, yalnızca Osaka ve Kagawa'nın üzerinde üçüncü en küçüktür. İdari yapısı, Japonya'nın diğer vilayetlerininkine benzer. 1943 yılına kadar Tokyo şehrini oluşturan 23 özel mahallesi (特別区, tokubetsu-ku), her biri bir belediye başkanına, bir konseye ve şehir statüsüne sahip, kendi kendini yöneten belediye'lerdi.
Bu 23 özel mahalleye ek olarak, Tokyo ayrıca her biri yerel bir yönetime sahip 26 şehir (市 -shi), beş kasaba (町 -chō veya machi) ve sekiz köy (村 -son veya -mura) içerir. Tokyo Büyükşehir Hükümeti, 23 özel bölge ve vilayeti oluşturan şehirler ve kasabalar dahil olmak üzere tüm metropolü yönetir. Halk tarafından seçilmiş bir vali ve büyükşehir meclisi tarafından yönetilmektedir. Merkezi Shinjuku semtindedir.
İklim
Tokyo, ılıman dönencealtı iklimine (Köppen iklim sınıflandırması Cfa) sahiptir.[8] Yazlar sıcak ve nemli olup kışlar ise serin geçmektedir.
Tokyo iklimi
Aylar Oca Şub Mar Nis May Haz Tem Ağu Eyl Eki Kas Ara Yıl
Ortalama en yüksek sıcaklık (°C) 8,3 8,7 11,9 17,2 21,1 24,5 28,1 29,8 26,1 20,5 15,5 11,0 18,6
Ortalama sıcaklık (°C) 2,9 3,6 6,9 12,4 16,6 20,5 24,1 25,5 22,1 15,9 10,2 5,3 13,8
Ortalama en düşük sıcaklık (°C) −1,7 −0,9 2,0 7,6 12,0 16,8 20,8 21,9 18,6 11,9 5,4 0,4 9,6
Ortalama yağış (mm) 55,2 72,4 111,0 129,1 151,9 166,3 139,7 114,7 203,3 184,1 104,7 58,7 1.491,1
Kaynak: Japonya Meteoroloji Ajansı[9]
Tanıtım
Şehrin merkezinde hendekler ve geniş bahçelerle çevrili İmparatorluk Sarayı yer alır. Sarayın doğusunda, Japon iş dünyasının merkezi olarak nitelendirilen Maranouçi semti bulunur; kuzeydoğusunda ise pek çok üniversitenin ve basımevinin bulunduğu Kanda semti uzanır. Resmi binalar sarayın güneyindeki Kasumigaseki semtinde toplanmıştır. Millî parlamento binası ise Kasumigaseki'nin batısındadır. Dünyaca meşhur bir alışveriş merkezi olan Ginza semti şehrin doğu kesimindedir. Tokyo'nun mimarisi iki veya üç katlı ahşap evlerden, Meiji döneminden kalma taş yapılara ve beton veya çelikten yapılmış gökdelenlere kadar değişen bir çeşitlilik gösterir. Japonya'nın başlıca ibadet merkezi olan Meiji Tapınağı bir millî abide olarak kabul edilir.
Başlangıçta depreme karşı mukavim olsun diye binalar 30 metreyle sınırlandırılmış, fakat 1960'lardan sonra bu yüksekliği aşan depreme dayanıklı pek çok yeni bina inşa edilmiştir. Bunların başlıcaları Mainiçi Yayınevi, Tokyo Katedrali, Millî Tiyatro ve Uluslararası Ticaret Merkezi'dir.
Yönetim ve idari bölümler
Japon yasalarına göre Tokyo bir metropol (都 to) statüsüne sahip bir prefektörlük olarak tanımlanmakta olup idari yapısı Japonya'nın diğer prefektörlükleri ile aynıdır. Metropol 1943 yılında kurulmuş olup bu tarihe kadar Tokyo, Tokyo prefektörlüğüne (東京府, Tōkyō-fu) bağlı bir şehirdi. Eski Tokyo şehrinin bulunduğu bölge 23 adet özel semte (特別 区 -ku) ayrılmakta olup her birinin kendi belediye başkanı ile meclisi bulunmaktadır ve bağımsız bir şehir gibi yönetilmektedirler.
Şehrin doğu kesiminde 23 adet özel semt bulunmaktadır:
Adachi
Arakawa
Bunkyō
Chiyoda
Chūō
Edogawa
Itabashi
Katsushika
Kita
Kōtō
Meguro
Minato
Nakano
Nerima
Ōta
Setagaya
Shibuya
Shinagawa
Shinjuku
Suginami
Sumida
Taitō
Toshima
Batı kesiminde ise 26 adet kentsel yönetim bulunmaktadır:
NASA - Landsat 7 tarafından çekilen Tokyo uydu görüntüsü.
Akiruno
Akishima
Chōfu
Fuchū
Fussa
Hachiōji
Hamura
Higashikurume
Higashimurayama
Higashiyamato
Hino
Inagi
Kiyose
Kodaira
Koganei
Kokubunji
Komae
Kunitachi
Machida
Mitaka
Musashimurayama
Musashino
Nishitōkyō
Ōme
Tachikawa
Tama
Ek olarak Tokyo'nun en batısında Nishitama ilçesi bulunmakta olup ilçe üç kasaba olan Hinode, Mizuho ve Okutama ve bir köy olan Hinohara'yı içermektedir.
Ayrıca Izu ve Ogasavara adaları idari yönden Tokyo'ya bağlıdır.
Ekonomi
Tokyo, dünyanın en büyük metropol ekonomisine sahiptir.[10] PricewaterhouseCoopers tarafından yürütülen bir araştırmaya göre, 38 milyon nüfuslu Büyük Tokyo Bölgesi (Tokyo-Yokohama, TYO) 2012'de (Satın alma gücü paritesine göre) toplam GSYİH'ye sahipken, bu listenin başında yer aldı.
Tokyo, uluslararası büyük bir finans merkezi olup,[11] dünyanın en büyük yatırım bankaları ve sigorta şirketlerinin birkaçının merkezini barındırır ve Japonya'nın ulaşım, yayımcılık, elektronik ve yayıncılık endüstrilerinin merkezidir.
II. Dünya Savaşı'nın ardından Japonya ekonomisinin merkezileşmiş büyümesi sırasında, birçok büyük firma, hükûmete daha iyi erişimden yararlanmak amacıyla merkezlerini Osaka (tarihi ticaret başkenti) gibi şehirlerden Tokyo'ya taşıdı. Bu eğilim, Tokyo'da devam eden nüfus artışı ve yüksek yaşam maliyeti nedeniyle yavaşlamaya başladı.
Tokyo, Ekonomist İstihbarat Birimi tarafından 2006'da yerini Oslo'ya ve daha sonra Paris'e bıraktığında sona eren 14 yıl üst üste dünyanın en pahalı (en yüksek yaşam maliyeti) şehri olarak derecelendirildi.[12][13]
Tokyo, 1960'larda önde gelen bir uluslararası finans merkezi (IFC) olarak ortaya çıktı ve New York ve Londra[14] ile birlikte dünya ekonomisi için üç "komuta merkezinden" biri olarak tanımlandı. 2020 Küresel Finans Merkezleri Endeksi'nde Tokyo dünyanın en rekabetçi dördüncü finans merkezine (New York, Londra, Şanghay, Hong Kong, Singapur, Pekin, San Francisco, Shenzhen ve Zürih gibi şehirlerin yanı sıra) sahip olarak sıralandı. ilk 10) ve Asya'da en rekabetçi ikinci (Şanghay'dan sonra).[15] Japon finans piyasası 1984'te yavaş yavaş açıldı ve 1998'de "Japon Büyük Patlaması" ile uluslararasılaşmayı hızlandırdı. Singapur ve Hong Kong'un rakip finans merkezleri olarak ortaya çıkmasına rağmen, Tokyo IFC Asya'da önemli bir konumunu korumayı başarıyor. Tokyo Menkul Kıymetler Borsası, Japonya'nın en büyük borsasıdır ve piyasa değeri bakımından dünyanın üçüncü, hisse cirosu bakımından dördüncü en büyük borsasıdır. 1990'da Japon varlık fiyatları balonunun sonunda dünya borsa değerinin %60'ından fazlasını oluşturuyordu.
Tarım, Ormancılık ve Balıkçılık Bakanlığı'na göre, Tokyo'nun 2003 yılı itibarıyla 8.460 hektar (20.900 dönüm) tarım arazisi vardı ve onu ülkenin illeri arasında son sıraya yerleştirdi. Tarım arazileri Batı Tokyo'da yoğunlaşmıştır. Sebze, meyve ve çiçek gibi çabuk bozulan ürünler, vilayetin doğu kesimindeki pazarlara rahatlıkla sevk edilebilir. Komatsuna ve ıspanak en önemli sebzelerdir; 2000 yılı itibarıyla Tokyo, merkezi ürün pazarında satılan komatsuna'nın %32,5'ini tedarik ediyordu.
Yüzölçümünün %36'sı ormanlarla kaplı olan Tokyo'da özellikle dağlık batı toplulukları olan Akiruno, Ōme, Okutama, Hachiōji, Hinode ve Hinohara'da geniş Japon çamı ve Japon selvi yetişmektedir. Kereste fiyatlarındaki düşüşler, üretim maliyetindeki artışlar ve ormancılık nüfusu arasında ilerleyen yaşlılık, Tokyo'nun üretiminde bir düşüşe neden oldu. Ek olarak, özellikle Japon çamından gelen polen, yakınlardaki nüfus merkezleri için önemli bir alerjendir. Tokyo Körfezi bir zamanlar önemli bir balık kaynağıydı. Tokyo'nun balık üretiminin çoğu, Izu Ōshima ve Hachijō-Jima gibi dış adalardan geliyor. Skipjack ton balığı, nori ve aji okyanus ürünleri arasındadır.[16]
Tokyo'da turizm de ekonomiye katkıda bulunur. 2006'da Tokyo'ya 4.81 milyon yabancı ve 420 milyon Japon ziyareti yapıldı; Tokyo Büyükşehir Hükûmeti'ne göre bu ziyaretlerin ekonomik değeri 9,4 trilyon yen olarak gerçekleşti. Birçok turist, Tokyo'nun Tokyo'nun özel semtlerindeki çeşitli şehir merkezlerini, mağazaları ve eğlence bölgelerini ziyaret eder. Kültürel teklifler arasında hem her yerde var olan Japon pop kültürü hem de Şibuya ve Harajuku gibi semtler, Studio Ghibli anime merkezi gibi alt kültürel cazibe merkezleri ve ülkenin sanat eseri ulusal hazinelerinin %37'sine ev sahipliği yapan Tokyo Ulusal Müzesi gibi müzeler (87/233) bulunmaktadır.
Tokyo'daki Toyosu Pazarı, 11 Ekim 2018'de[17] açıldığından beri dünyanın en büyük toptan balık ve deniz ürünleri pazarıdır. Aynı zamanda her türden en büyük toptan gıda pazarlarından biridir. Kōtō koğuşunun Toyosu bölgesinde yer almaktadır. Toyosu Pazarı, selefi Tsukiji Balık Pazarı ve Nihonbashi Balık Pazarının geleneklerine güçlü bir şekilde sahiptir ve her gün yaklaşık 50.000 alıcı ve satıcıya hizmet vermektedir. Perakendeciler, toptancılar, müzayedeciler ve kamu vatandaşları, dört yüzyıldan fazla bir süre sonra hala şehri ve gıda arzını beslemeye devam eden benzersiz bir organize kaos mikrokozmosu yaratarak pazara sık sık gelirler.[18]
Ulaşım
Büyük Tokyo Metropolü'nün merkezi olan Tokyo, demiryolu ve kara taşımacılığında Japonya'nın en büyük yerel ve uluslararası merkezidir. Ancak hava sahası II. Dünya Savaşı sonrasında ABD ordusunun münhasır kontrolü altındadır. Tokyo içindeki toplu taşımaya, ikincil rol yapan otobüsler, monoraylar ve tramvaylar ile çeşitli operatörlerce işletilen büyük "temiz ve verimli"[19] tren ve metro ağı hakimdir. Tokyo'da 62'ye varan elektrikli tren hattı ve 900'den fazla tren istasyonu vardır.[20]
Şibuya Geçidi aynı anda yaklaşık 3.000 kişinin karşıya geçtiği "dünyanın en işlek yaya geçididir"[21][22].[23]
İkinci Dünya Savaşı'nın bir sonucu olarak, Japon uçaklarının Tokyo üzerinden uçması genellikle yasaktır.[24] Bu yüzden Japonya Tokyo'nun dışında havalimanları yapmıştır. Chiba prefektörlüğü'ndeki Narita Uluslararası Havalimanı uluslararası yolcuların Japonya'ya açılan ana kapısıdır. Japonya'nın bayrak taşıyıcıları olan Japan Airlines ve All Nippon Airways'in bu havaalanında aktarma merkezi vardır. Ōta'daki ıslah edilmiş arazide Haneda Uluslararası Havalimanı iç ve dış hat uçuşları sunar. 2018 itibarıyla, Tokyo hava sahasından Haneda'ya bazı uçuş rotalarına izin verilir.[25]
Tokyo tarafından yönetilen çeşitli adaların kendi havaalanları vardır. Hachijō-jima (Hachijojima Havalimanı), Miyakejima (Miyakejima Havalimanı) ve Izu Ōshima 'nın (Oshima Havalimanı) Tokyo International'a ve diğer havaalanlarına seferleri vardır.
Demiryolu, dünyadaki en geniş kentsel demiryolu ağına ve eşit derecede büyük yüzey hat ağına sahip olan Tokyo'da[26] en başta gelen ulaşım türüdür. JR East, Tokyo şehir merkezini çevreleyen Yamanote Hattı döngüsü de dahil olmak üzere Tokyo'nun en büyük demiryolu ağını işletir. Tokyo metropol bölgesinin tamamında ve Honshū'nun kuzeydoğu kesiminin geri kalanında demiryolu hatları işletir. JR East ayrıca Şinkansen yüksek hızlı tren hatlarından da sorumludur.
Metro ağını iki farklı kuruluş işletir: özel Tokyo Metrosu ve devlet Tokyo Metropoliten Ulaşım Bürosu. Büyükşehir yönetimi ve özel taşıyıcılar, otobüs güzergahları ve tramvay güzergahı işletir. Tokyo, Shinagawa ve Shinjuku dahil olmak üzere dev tren istasyonlarındaki ana terminallerle yerel, bölgesel ve ulusal hizmetler vardır.
Otoyollar başkenti Büyük Tokyo Bölgesi, Kantō bölgesi ve Kyūshū ve Shikoku adalarındaki diğer noktalara bağlar. 1964 Yaz Olimpiyatları'ndan hemen önce bu yolları yapmak için çoğu yol mevcut yolların üzerine inşa edildi.[27] Diğer ulaşım, özel servislerde ve şehir ve kasabalarda çalışan taksileri içerir. Ayrıca uzun mesafeli feribotlar Tokyo adalarına hizmet verir, iç ve dış limanlara yolcu ve yük taşır.
Eğitim
Japonya'daki üniversite ve yüksekokulların büyük bölümü Tokyo'dadır. Tokyo Üniversitesi dışındaki başlıca millî yükseköğretim kurumları Tokyo Teknoloji Enstitüsü, Hitotsubashi Üniversitesi ve Tokyo Güzel Sanatlar Üniversitesi'dir. Özel üniversitelerin en önemlileri Vaseda ve Keio üniversiteleridir.
Kültür
Tokyo'da birçok müze vardır. Ueno Parkı'nda ülkenin en büyük müzesi ve geleneksel Japon sanatında uzman Tokyo Ulusal Müzesi; Ulusal Batı Sanatı Müzesi ve Ueno Hayvanat Bahçesi vardır. Diğer müzeler, Odaiba'daki Ulusal Gelişen Bilim ve Yenilik Müzesi; Tokyo'nun merkezinden Sumida Nehri'nin karşısında Sumida'da bulunan Edo-Tokyo Müzesi; Aoyama'daki Nezu Müzesi ve İmparatorluk Sarayı yakınındaki Millî Diyet Kütüphanesi, Millî Arşivler ve Ulusal Modern Sanat Müzesi'dir.
Tokyo'da performans sanatları için birçok tiyatro vardır. Bunlar, Japon dramasının geleneksel biçimleri için milli ve özel tiyatrolardır. Noh için Ulusal Noh Tiyatrosu ve Kabuki için Kabuki-za dikkat çekicidir.[28]
Senfoni orkestraları ve diğer müzik organizasyonları modern ve geleneksel müzik icra eder. Şibuya'daki Tokyo Yeni Ulusal Tiyatro, opera, bale, çağdaş dans ve drama dahil olmak üzere sahne sanatlarının ulusal merkezidir.[29] Tokyo ayrıca samimi kulüplerden Nippon Budokan gibi uluslararası ünlü alanlara kadar değişen büyüklükteki mekanlarda modern Japon ve uluslararası pop ve rock müziğine ev sahipliği yapar.
Tokyo'da birçok farklı festival düzenlenir. Hie Shrine'daki Sannō, Asakusa Shrine'daki Sanja ve iki yılda bir düzenlenen Kanda Festivalleri başlıca etkinliklerdir. Kanda Festivali'nin özenle süslenmiş şamandıraları ve binlerce insanla yapılan geçit töreni vardır.
Her yıl temmuzun son cumartesi günü Sumida Nehri üzerinde muazzam bir havai fişek gösterisi bir milyondan fazla izleyicinin ilgisini çeker.
İlkbaharda kiraz çiçekleri açtıktan sonra, pek çok bölge sakini çiçeklerin altında piknik yapmak için Ueno Parkı, Inokashira Parkı ve Shinjuku Gyoen Ulusal Bahçesi'nde toplanır.
Şibuya'nın mahallesi Harajuku, gençlik stili, modası[30] ve cosplayi ile uluslararası olarak tanınır.
Kasım 2007'de Michelin toplamda 191 yıldız, yani Tokyo'nun en yakın rakibi Paris'in yaklaşık iki katı yıldız vererek Tokyo'da kaliteli yemek için ilk rehberini yayınlamıştı. 2017 itibariyle Tokyo'da 227 restoran ödüllendirildi ( Paris'te 92 restoran ödüllendirilmişti). Oniki işetmeye en çok üç yıldız (Paris'te 10 tane 3 yıldızlı işletme vardı), 54 işletmeye iki yıldız ve 161 işletmeye ise tek yıldız verildi.[31]
Turizm
Japonya'nın kültür merkezi olan Tokyo'da pek çok müze, kütüphane ve üniversite bulunur.
Kardeş şehirler
Tokyo'nun birçok şehir ve eyalet ile kardeş şehir anlaşması bulunmaktadır.[32]
Amerika Birleşik Devletleri New York, Amerika Birleşik Devletleri[33]
Çin Pekin, Çin
Fransa Paris, Fransa
Avustralya Yeni Güney Galler, Avustralya
Endonezya Cakarta, Endonezya
Güney Kore Seul, Güney Kore[34]
Brezilya São Paulo, Brezilya
Mısır Kahire, Mısır
Rusya Moskova, Rusya
Almanya Berlin, Almanya
İtalya Roma, İtalya
Tayvan Taipei, Tayvan
Birleşik Krallık Londra, Birleşik Krallık[35]
Kaynak ve Dipnotlar
Wikipedia
Rehber Ansiklopedisi
Sinop Hakkında Bilgiler
SİNOP
İlin Kimliği
Yüzölçümü : 5862 km2
Nüfûsu : 265.153
İlçeleri : Merkez, Ayancık, Boyabat, Dikmen, Durağan, Erfelek, Gerze, Saraydüzü, Türkeli.
Karadeniz Bölgesinin batı ve orta bölümünde yer alan bir ilimiz. İl toprakları 41° 12’ ve 42° 06’ kuzey enlemleriyle 34° 14’ ve 35° 26’ doğu boylamları arasında kalır. Doğudan Samsun ve Çorum, batıdan Kastamonu illeriyle çevrilidir. Sinop’taki İnceburun, Türkiye’nin kuzeyindeki en uç noktasıdır. Trafik numarası 57’dir.
İsminin Menşei
Amazonlu kadınların cengâver kraliçeleri Sinova’nın isminin bu şehre verildiği rivâyet edilir. Romalılar bu şehre Sinepolis demişlerdir. Bâzı kaynaklar Hititçe Sanova’dan geldiğini, bâzıları Asurların Sin kelimesinden geldiğini, başka kaynaklar Sinip’ten geldiğini, bâzı tarihçiler Sen-ha-pi kökünden türediğini, bâzıları da Farsça Sîne-i âb (Suyun göğsü) kelimesinden geldiğini ifâde ederler. Roma kayıtlarında General Pompeius’un idâresine verilen 11 şehir arasında Sinop Teium kaydı vardır.
Fâtih Sultan Mehmed Han Sinop’a Cezîretül-Uşşak demiştir. Türkler şehri fethettiklerinde bu şehre Sinop ismini vermişler ve isim gümüze kadar devam etmiştir.
Târihi
Sinop şehrinin târihi çok eskilere dayanır. Târihte savaşçı kadınlar topluluğu olarak tanınan, efsanevî Amazonlara kadar uzanır. Nitekim Hititlere âit belgelerde, bölgede Amazon ve Kaşkarların yaşadığı yazılıdır. Asurlular ve Sâmi kavimleri, bölgeyi hiçbir zaman ele geçirememişlerdir. Sinop, Anadolu’da ilk siyasî birliği kuran Hitit İmparatorluğunun sınırları içinde bir bölgeydi. Hititler bu bölgeye “Gasgas” (Kaşka, Gaşka, Kaska) ismini verdiler.
M.Ö. 8. asırda Kimmerler bölgeyi istilâ ettiler. Bilâhare Frikya ve Lidya kralları ele geçirdi. M.Ö. 6. asırda Persler, Lidya Krallığını yenerek bölgeyle birlikte Anadolu’nun mühim kısmına hâkim oldular. Daha sonra Miletoslular yerleşerek, bu asırlarda Sinop bir “İyon” sitesi hâline geldi.
Bir ara Sinop, Kapadokya Krallığının eline geçti. M.Ö. 4. asırda Makedonya Kralı İskender, Persleri yenerek, Anadolu ve İran’ı Makedonya Krallığına ilhak etti. İskender’in ölümünden sonra Yunanlaşmış Persler bu bölgede Pontus Krallığını kurdular. Pontus, Yunanlaşmış bir Pers Devletidir. M.Ö. 169 senesinde Sinop, Pontus Krallığının başşehri oldu. Pontus Kralı Mithridates bir ara Anadolu’nun bir kısmını ele geçirdi. Roma İmparatorluğu ile savaştı. Neticede Romalılar, Mithridates’i yenerek M.Ö. 1. asırda bu bölgeyi kendilerine katarak Bitinya eyâletine bağladılar.
M.S. 395’te Roma İmparatorluğu ikiye bölününce bu bölge Anadolu gibi Doğu Roma (Bizans) nın payına düştü. Anadolu’ya akınlar yapan İslâm orduları, Anadolu’nun birçok şehrini fethetmişse de, bu bölgeye girmediler. Sâsâni akınları da bu bölgeye ulaşamadı.
Sinop ilk olarak 1085’te AnadoluFâtihi ve Türkiye Selçuklu Devletinin kurucusu Kutalmışoğlu Birinci Süleyman Şahın komutanı Karatekin tarafından fethedildi.
Haçlı Seferlerinin başlaması üzerine genç Türkiye Devleti, Anadolu içlerine geri çekildi. Birinci Haçlı Seferinden sonra Bizanslılar sâhildeki Türk şehirlerini ele geçirdi. Sinop da yeniden Bizanslıların hâkimiyeti altına girdi. Dördüncü Haçlı Seferinden sonra Bizanslı Kommenoslar başşehir Trabzon olmak üzere 1204’te Sinop’u da içine alan Pontus-Bizans Devletini kurdular.
Selçuklu Sultanı Birinci İzzeddin Keykâvus, Bizans İmparatoru Alexius Commenus’u yenerek esir aldı. Böylece Karadeniz’de işlek bir limana sâhip olundu.
Türk tüccarları Sinop’a gelerek kısa zamanda Karadeniz ticâretine hâkim oldular.
Selçuklu Sultanı Alâeddin Keykubâd devrinde Kırım Seferi Sinop’tan hareket eden Türk Karadeniz Donanması tarafından başarıyla neticelendi. Sinop, Selçukluların Karadeniz üzerindeki en mühim şehri oldu.
Sinop bir ara Trabzon’daki Pontus-Bizans Devleti tarafından 1259’da yeniden işgal edildiyse de Selçuklu veziri Muinüddin Süleyman Pervâne tarafından 1261’de geri alındı. Daha sonra Sinop’ta Pervâneoğulları Beyliği kuruldu. 1326 senesine kadar devam etti.Pervâneoğullarından sonra Melik Altınbaş Gâzi Çelebi, Sinop Vâlisi oldu. Selçuklu Sultanlarının sonuncusu İkinciMes’ud’un oğludur. Babasının ölümü üzerine İlhanlılar Gâzi Çelebi’yi tahta çıkarmadılar. Tahtı kendilerine aldılar. Gâzi Çelebi’den sonra büyük oğlu İbrâhim Bey, Sinop Vâlisi oldu. İbrâhim Beyin ölümünden sonra Candaroğulları (sonraki isimleri İsfendiyaroğulları) Sinop’u ele geçirdiler. Bâzıları beyliğin Kastamonu olan başşehrini Sinop’a taşıdılar. Candaroğulları 14. asrın sonlarına doğru Osmanlı Devletine tâbi olmuşlardır. Osmanlı ve Candaroğulları, kız alıp vermelerle akrabâ olmuşlardır. Candaroğullarının mühim kısmı Sinop’ta gömülüdür.
Fâtih Sultan Mehmed Han Sinop’un iç bağımsızlığına son vermek isteyince, Fâtih ile kardeş çocuğu olan İsmâil Bey Sinop Kalesini ve limanını Fâtih’e teslim etmiştir. Fâtih, İsmâil Beyi Filibe’ye sancak beyi olarak gönderdi.
Osmanlılar zamanında Sinop Trabzon’un yanında ikinci dereceye düştü. On yedinci asırda Sivas eyâletinin (beylerbeyliğinin) 8 sancağından (vilâyetinden) biri olan Canik (Samsun)e kazâ olarak bağlandı.
Tanzimattan sonra Kastamonu vilâyeti (eyâleti) kurulunca bu eyâletin 4 sancağından birine merkez oldu. 3 kazâsı vardı. Bilâhare müstakil sancak oldu.
Osmanlı devrinde Sinop çok önemli bir liman ve tersâne şehriydi. Önemli olan bu liman ve tersânede 1571 İnebahtı’da kaybedilen gemiler yapıldı.
Kıbrıs Seferine çıkarılan 72 gemi de burada yapılmıştır. 1853’te Ruslar Sinop’a baskın yaparak Türk donanmasını tahrip ettiler. Târihin her devrinde önemini muhâfaza eden Sinop, Cumhûriyet devrinde il merkezi oldu.
Fizikî Yapı
Sinop il topraklarının % 74’ü dağlardan, % 23,5’i platolardan ve % 2,5’e yakını ovalardan ibârettir. Sinop Yarımadası kıyılarındaki tepeler alçaktır. Kıyıdan güneye gidildikçe yükseklik artar ve geçit zorlaşır. Daha sonra Gökırmak Vâdisi ve çevresinde düzlükler yer alır.
Dağlar: Sinop ilinde dağların sayısı çok fakat yükseklikleri azdır. En önemli dağ silsilesi İsfendiyar (Küre) Dağlarıdır. İli doğu-batı istikâmetinde ikiye ayırır. Yüksekliği 1500 m’yi geçen birkaç tepe vardır. Önemli olanları Sandökük Tepesi (1680 m), Zindan Dağı (1730 m), Çangal Dağı (1605 m), Göktepe (1375 m) dir. Bu dağlar arasında Zindan Dağı, Sinop ilinin en yüksek noktasıdır.
Plato ve yaylalar Gerze ile Boyabat arasındadır. Başlıca yaylalar Altmışdört, Güdekoğlu, Avlağısökü, Altınyayla, Çam, Kuzfındık, Aluç, Mehmetli, Gündüzlü, Maruf, Kumlu, Yaylacık, Darıözü, Doğaçam, Bayat, Sakızlı, Yassıalan, Gökalan ve Buzluk’tur. Sinop Yarımadası da bir yayla görünümündedir.
Ovalar: Kıyıda Sinop ve içerde Boyabat Ovası başlıca büyük ovalardır. Boyabat Ovası Gökırmak, Asarcık, Arın ve Gâzidere ovalarının birleşmesinden meydana gelmiştir. Kıyıda ise Karasu, Aksaz ve Sarıkum ovaları bulunur. Bütün ovalar verimlidir.
Akarsular: Sinop ilinin en önemli akarsuyu Gökırmaktır. Gökırmak Kastamonu topraklarından çıkar, birçok kolları alarak doğuya akar. Durağan ilçesi güneyinde Kızılırmak ile birleşir. Boyabat Ovasında çeltik tarlalarını sular. Sinop-Samsun sınırını çizerek Samsun il topraklarında kuzeye akarak, Bafra Burnunda Karadeniz’e dökülür.
Küre Dağlarından çıkarak Karadenize dökülen başlıca akarsular Karasu Çayı, Ayancık Çayı, Karlık Çayı, Kanlı Çayı ve Kabalı Çaydır. Bölgede zengin yeraltı suları vardır.
Göller: Sinop il sınırları içinde büyük göller yoktur. Küçük birkaç göl vardır. Sarıkum Gölü: Uzunluğu 2 km genişliği 750 m’dir. 400 hektarlık bir alanı kaplar. Keçideresinin getirdiği alüvyonlar ve fırtınaların taşıdığı kumlarla küçülmektedir. Karagöl kıyıya 50 metre mesâfededir. 80 hektarlık bir alanı kaplar. SülükGölü: Sinop Yarımadası üzerindedir. Eski bir yanardağ krateri olup 210 m yüksekliktedir. Civarındaki ovanın sulamasında kullanılır.
İklim ve Bitki Örtüsü
İl dâhilinde genel olarak ılık bir iklim hüküm sürer. Mevsimler arasında ısı farkı azdır. İsfendiyar (Küre) Dağlarının kuzey kısmı daha çok yağış alır. Güneyde ise yağış az olur. Küre Dağlarının kuzey kısımları sık ormanlarla, güneyi bodur ağaçlarla kaplıdır.
Senelik yağış ortalaması ilçelere göre değişir. Boyabat’ta 388 mm iken Ayancık’ta 1003 mm’dir. Yazın sıcaklık +30°C üstüne birkaç gün çıkar. Kışın 0°C altındaki gün sayısı 10 günü geçmez. Sıcaklık +34,5°C ile -8,4°C arasında seyreder.
Bitki Örtüsü: Sinop il topraklarının % 62’si orman ve fundalıklarla, % 33’ü ekili ve dikili alanlarla, % 4’ü çayır ve mer’alarla kaplıdır.
Ormanlar gür ve ağaç çeşitleri çoktur. Başlıca ağaçlar çam, meşe, köknar, gürgen, kayın, dışbudak, kavak, karaağaç, defne, fındık, kızılcık, karaçam ve sarıçamdır.
Ormanlar çok yerde denize kadar sokulmuştur. Ayancık’ta Türkiye’nin en büyük kereste fabrikası bulunmaktadır.
Sinop ormanlarının orman altı bitkileri de zengindir.
Ekonomi
Tarıma elverişli arâzisi az olmasına rağmen faal nüfûsun % 80’i tarımla uğraşır. Sanâyi gelişmemiştir. Sinop ilinin ekonomisi balıkçılığa, ormancılığa, hayvancılığa ve tarla tarımına dayanır. Tarım yapılan arâzi 200 bin hektarı geçmez.
Tarım: Sinop ilinde en çok tarla tarımı yapılır. İl sebze ihtiyacını kendi imkânlarıyla karşılar. Meyvecilik önemli yer tutar. Kestâne, armut, kiraz, muşmula ve kızılcık yetişir ve diğer illere de satılır. Keten de önemli yer tutar. Başlıca tarım ürünleri buğday, arpa, mısır, pirinç, mahlut, fasulye, bezelye, tütün ve şekerpancarıdır. Bu miktar ortalama olup, senelere göre değişmektedir. Meyve istihsaliyse, 20 bin ton civârındadır. Başlıca meyveleri ceviz ve kestânedir. Boyabat’ın pirinci meşhurdur.
Hayvancılık: Sinop ilindeki yaylalar hayvancılığa çok müsâittir. Hayvan sayısı gittikçe artmaktadır. İlde koyun, sığır, kıl keçisi, tiftik keçisi ve hindi beslenir. Arıcılık gelişmektedir.
Balıkçılık: Kıyı kısımlarında balıkçılık önemli bir geçim kaynağıdır. Avlanan balıkların başlıcaları; hamsi, barbunya, lüfer, mezgit, istavrit, palamut, kefal, çinekop, kalkan, tatlısu kefali ve sazandır.
Ormancılık: Sinop ili orman varlığı bakımından oldukça zengindir. Ormanlar gür ve ağaç çeşidi boldur. 310 bin hektar orman sahası ve 53 bin hektar fundalık vardır. 210 köy orman içinde, 147 köy orman sınırındadır.
Sanâyi: İl topraklarının engebeli oluşu, karayollarının ihtiyacı karşılamaması, ulaşım zorluğu ve Sinop limanının Samsun limanına göre yetersiz oluşu gibi sebeplerle sanâyi gelişmemiştir. Başlıca sanâyi kuruluşları: Ayancık Kereste Fabrikası, tuğla-kiremit fabrikaları, Lider Ağaç Sanâyii Kollektif Şirketi, Söksa İç ÇamaşırlarıÖrme ve Konfeksiyon A.Ş., Untek Boyabat Gıdâ Sanâyii A.Ş., Balıksan Balık Ürünleri İşletme Sanâyii A.Ş., Çeltik Fabrikaları, Sinop Cam Fabrikası ve Peynir-Tereyağı Fabrikasıdır.
Ulaşım: Sinop, kara ve deniz yolu ulaşımından faydalanır. Karayolu yetersizdir. Orta ve Doğu Karadeniz kıyısını tâkip ederek Hopa’ya kadar uzanan devlet yolu Sinop’tan başlar. Boyabat-Taşköprü istikâmetine uzanarak Kastamonu’ya ulaşır. Bu yolla İstanbul’a bağlanır. Karadeniz kıyı yolu Samsun’dan ayrılan bir kolla güneybatıya ayrılarak ili İç Anadolu’ya bağlar. İl sınırları içinde 160 km il ve 348 km devlet yolu vardır. Sinop limanı işlek sayılır. İskelenin boyu 180 m, genişliği 8-12 m’dir. 700 grostonluk gemiler yanaşır, fakat vinç olmadığı için gemiler kendi imkânları ile yüklerini boşaltırlar. Sinop’un Karadeniz kıyısı 175 km’dir. Karadeniz’e doğru uzanan “İnceburun” Anadolunun en kuzey ucudur. Aynı yarımadanın doğuya uzanan ikinci burnu Sinop Burnu’dur. Sinop bu burun üzerindedir. Şehrin, biri kuzeybatıda diğeri güneydoğuda iki limanı vardır. Güneydoğudaki olanı daha kullanışlıdır. Sinop sâhilinde 3 adacık vardır. Gâzibey Kayalığı Adası, Sara Ada ve Kara Ada’dır.
Nüfus ve Sosyal Hayat
Nüfus: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 265.153 olup, 86.314’ü ilçe merkezinde, 178.839’u köylerde yaşamaktadır. Yüzölçümü 5862 km2 olup, nüfus yoğunluğu 45’tir.
Örf ve âdetleri: Sinop çok eski bir yerleşim merkezidir. Türklerin fethiyle birlikte bu şehirde Türk-İslâm Kültürü hâkim olmuş, diğer kültürler unutulmuştur. Fâtih Sultan Mehmed Hanın Sinop’u Osmanlı Devletine katması ile, burada bulunan Pontuslular, İstanbul ve batıya nakledilmiş ve Asya’dan gelen Türkmen boyları ile Kafkasya ve Karadeniz’den gelen Türkler yerleşerek tamâmen Türkleşmiş, Türk örf ve âdetleri bütün bölgede hâkim olmuştur.
Mahallî kıyâfet: Kıyâfette Kafkasya, Kırım ve Karadeniz’in diğer bölgelerinden gelen göçmenlerin tesiri büyük olmuştur.
Halk oyunları: Halk oyunları ve halk mûsikîsinde İç Anadolu’nun tesiri büyüktür. Sâhile yakın kısımlardaki oyunlar, ritm ve figürleri yönüyle Kafkas oyunlarına benzer. İç kısımlarda ise İç Anadolu ve Kastamonu yöresi oyunlarının özelliği görülür. Bu oyunlara davul, zurna, bağlama, mızıka, tulum gibi çalgılar eşlik eder.
En çok oynanan oyunlar şunlardır: Çiftetelli, Horon, Karşılama, Geldi Geldi, Kadın Oyunu, Halay, Ayancık Eymeleri, Karasu’da Pazar Var.
Mahallî yemekleri: Mısır unu tarhanası, mısır pastası, nişasta helvası ve etli hamurdur. Etli ekmek, nokul, pekmez helvası ve çeşitli pideler. Keşkek, katlama, saç böreği, kulak hamuru, ayva yemeği, kestâne helvası ve kırlangıç çorbası.
El sanatları: Tahta oymacılık ve dokumacılık çok ileri durumdadır.
Eğitim: Sinop’ta okur-yazar oranı % 93’ü aşmıştır. İlde 1 anaokulu, 45 anasınıfı, 600 ilkokul, 40 ilköğretim okulu, 4 pratik kız sanat okulu, 13 meslek lisesi, 12 genel lise ile Su Ürünleri Fakültesi vardır. Sinop’ta 1924 yılında kurulan Rıza Nur Halk Kütüphânesi ile 1952 yılında aynı binâda kurulan Çocuk Kütüphânesi yer almaktadır. Ayrıca 8 ilçede ilçe halk kütüphâneleri bulunmaktadır.
İlçeleri
Sinop’un biri merkez olmak üzere, sekiz ilçesi vardır.
Merkez: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 49.844 olup, 25.537’si ilçe merkezinde, 24.307’si köylerde yaşamaktadır. Yüzölçümü 402 km2 olup, nüfus yoğunluğu 123’tür. Merkez’e bağlı 17, Kabalı bucağına bağlı 19 köyü vardır.
İlçe merkezi, Karadeniz kıyı şeridinin kuzeye doğru sivrilerek uzandığı yarımadanın en dar yerindeki düzlük alanda kurulmuştur. Karadeniz’in en eski yerleşim merkezi olduğu halde, büyük bir nüfûsa sâhip olamamıştır. Ulaşım güçlüğü ilçenin gelişmesini önlemiştir. İlçenin, kuzey ve güneyinde iki tabii liman vardır. Kuzey limanı zamanla dolarak kullanılmaz hâle gelmiştir.
Ayancık: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 36.543 olup, 10.418’i ilçe merkezinde 26.125’i köylerde yaşamaktadır. Yüzölçümü 876 km2 olup, nüfus yoğunluğu 42’dir. Merkez bucağa bağlı 41, Yenikonak bucağına bağlı 28 köyü vardır.
İlçe toprakları dar kıyı şeridi ve hemen ardından yükselen dağlardan meydana gelir. Her mevsim yağış aldığından toprakları içinde kalan dağların kuzey yamaçları sık ve gür ormanlarla kaplıdır. Bu ormanlar ağaç denizi olarak isimlendirilen ünlü Cangal ve Zindan ormanları olup, ekonomik değeri yüksek olan köknar, çam, kayın, gürgen, meşe, ıhlamur, kavak, kestane ve çınar gibi ağaçlar yetişir.
İlçe ekonomisi birinci derecede ormancılığa dayanır. Türkiye’nin en büyük kereste fabrikası bu ilçede olup, devlete âittir. Tarıma elverişli toprakları azdır. Meyve ve sebzecilik gelişmiştir. Kestâne ve elma üretimi fazladır. Tahıllardan en çok mısır elde edilir. Küçük çapta deniz ve tatlı su balıkçılığı yapılır. Arıcılık gelişmektedir.
İlçe merkezi, Karadeniz sâhilinde 1870’li yıllarda Ayan Tepesi eteklerinde kurulmuştur. Eski ismi İsfehan’dır. Türkeli-Sinop karayolu ilçeden geçer. İl merkezine 81 km mesâfededir. Belediyesi Cumhûriyet öncesinden beri faaliyetini sürdürmektedir.
Boyabat: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 50.648 olup, 21.506’sı ilçe merkezinde, 29.142’si köylerde yaşamaktadır. Merkeze bağlı 102 köyü vardır. İlçe toprakları genelde dağlıktır. Kuzeyinde İsfendiyar Dağları, batı ve güneyinde Ilgaz Dağları, orta kesimde ise Boyabat Ovası yer alır. Gökırmak Vâdisi boyunca uzanan Boyabat Ovası çok verimlidir. Ovanın çevresinde yer yer ormanlık arâziler vardır.
Ekonomisi; tarım, ormancılık ve hayvancılığa dayanır. Boyabat Ovasının pirinç ekimine elverişli iklime sâhip olması ve sulama imkânının fazla olması, pirinci başlıca geçim kaynağı yapmıştır. Ayrıca buğday, mısır ve şekerpancarı yetiştirilir. Patates ve soğan üretiminin yanında sebze ve meyvecilik de gelişmektedir. En çok elma ve armut üretilir. İlçe halkının önemli geçim kaynaklarından biri de hayvancılıktır. Arıcılıkta modern usuller kullanılır. Gökırmak çevresinde koyun yetiştiriciliği yapılır. Büyükbaş hayvanların ıslahı için bir laboratuvar vardır.
İlçede el sanatları oldukça gelişmiştir. Halı ve kilim dokumacılığının yanı sıra deri ve kundura imâlatı da önemlidir. Sanâyisi tarıma ve ormancılığa bağlı olarak gelişmiştir. Faaliyet hâlinde çok sayıda çeltik ve kiremit-tuğla fabrikası vardır. Un fabrikaları ile kereste ve ağaç ürünleri işleyen fabrikalar diğer sanâyi kuruluşlarıdır. İlçe topraklarında zaman zaman çıkarılmış olan linyit ve çimentonun hammaddesi olan kalker yatakları vardır.
İlçe merkezi Gökırmak’ın kolu olan Gâzideresinin aktığı vâdide kurulmuştur. Kastamonu-Sinop karayolu ilçeden geçer. İl merkezine 94 km mesâfededir.
Dikmen: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 14.872 olup, 2412’si ilçe merkezinde, 12.460’ı köylerde yaşamaktadır. Merkeze bağlı 27 köyü vardır. İlçe toprakları dar kıyı ovası ve hemen ardından yükselen dağlardan meydana gelir. Başlıca akarsuyu Kanlıdere’dir.
Ekonomisi; tarım, hayvancılık, balıkçılık ve ormancılığa dayanır. Dar kıyı şeridi ve akarsu vadilerinde; buğday, arpa, elma, armut, patates, soğan yetiştirilir. Kıyı şeridinde balıkçılık yapılır. Ormanlarla kaplı dağlık bölgelerde hayvancılık ve ormancılık başlıca geçim kaynağıdır. İlçe merkezi Kanlıdere Vâdisinde kurulmuştur. Gerze’ye bağlı bucakken 9 Mayıs 1990’da 3644 sayılı kânunla ilçe oldu. İl merkezine 73 km mesâfededir.
Durağan: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 34.131 olup 7432’si ilçe merkezinde, 26.699’u köylerde yaşamaktadır. Yüzölçümü 1103 km2 olup, nüfus yoğunluğu 31’dir. Merkez bucağa bağlı 33, Çerçiler bucağına bağlı 15 köyü vardır. İsfendiyar Dağları kuzey ve doğudan ilçe topraklarına girer. Ormanlarla kaplı olan bu dağların güneyinde ise Gökırmak Vâdisi uzanır.
İlçe Sinop ilinin başta gelen tarım alanlarındandır. Dağlık kesimlerde hayvancılık gelişmiş olup, Gökırmak Vâdisinde tarım yapılır. Başlıca tarım ürünleri; buğday, arpa mısır, pirinç ve şekerpancarıdır. Hayvancılığın yanında arıcılık da gelişmektedir. İlçede çok çeşitli küçük sanâyi kuruluşları bulunur. Çeltik, tuğla-kiremit fabrikaları, halı ve kilim dokuma atölyeleri başlıcalarıdır. İlçe topraklarında bulunan linyit yatakları zaman zaman işletilmiştir. İlçe merkezi Gökırmak’ın Kızılırmak’a karıştığı yere yakın bir bölgede kurulmuştur. Boyabat-Vezirköprü karayolu, ilçeden geçer. İl merkezine 121 km mesâfededir. Belediyesi 1954’te kurulmuştur.
Erfelek: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu, 19.288 olup, 4262’si ilçe merkezinde, 15.026’sı köylerde yaşamaktadır. Yüzölçümü 1063 km2 olup, nüfus yoğunluğu 18’dir. Merkez bucağına bağlı 38 köyü vardır. İlçe toprakları dağlık olup, İsfendiyar Dağları, topraklarının büyük kısmını kaplar. Kıyılarda dar düzlükler vardır. En önemli akarsuyu Küre Dağlarından doğup güney-kuzey doğrultusunda akıp daha sonra doğuya yönelen Karasu Çayıdır.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri; buğday, şekerpancarı, mısır ve arpadır. Meyvecilik gelişmiş olup, kestâne, armut ve elma üretimi önemlidir. Dağlık kesimlerde hayvancılık ve ormancılık gelişmiştir. Kıyı kesimlerinde balıkçılık yapılır.
İlçe merkezi kıyıdan içeride, Sinop-Ayancık karayolu üzerinde kurulmuştur. İl merkezine 29 km mesâfededir. Eski ismi Karasu’dur. Belediyesi 1960’ta faaliyete geçmiştir.
Gerze: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 28.215 olup, 8609’u ilçe merkezinde, 19.606’sı köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 43 köyü vardır. İlçe topraklarının batı ve güneyi İsfendiyar Dağlarının uzantıları ile kaplıdır. Bu dağların Karadeniz’e bakan yamaçları; kayın, gürgen ve köknar ağaçlarından meydana gelen ormanlarla kaplıdır. İlçe topraklarını Sarımsak Çayı sular.
Ekonomisi tarım, hayvancılık, balıkçılık ve ormancılığa dayalıdır. Dar kıyı şeridinde ve akarsu vâdilerinde tarım yapılır. Başlıca tarım ürünleri, buğday, mısır, arpa, elma, armut, patates, soğan, tütün ve ketendir. Tarıma elverişli olmayan kıyı şeridinde balıkçılık yapılır. Dağlık ve engebeli arazide ormancılık ve hayvancılık gelişmiştir. En çok koyun ve keçi yetiştirilir. Arıcılık ve tavukçuluk gelişmiştir. İlçe merkezi Karadeniz sâhilinde kurulmuştur. Sinop-Samsun karayolu ilçeden geçer. İl merkezine 40 km mesâfededir. Belediyesi 1901’de kurulmuştur.
Saraydüzü: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu, 9065 olup, 1591’i ilçe merkezinde, 7474’ü köylerde yaşamaktadır. Merkeze bağlı 25 köyü vardır. İlçe toprakları orta yükseklikte engebeli arâziden meydana gelir. Gökırmak’ın kolları ilçe topraklarını sular.
Ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. En çok pirinç üretimi yapılır. Ayrıca buğday, mısır ve şekerpancarı yetiştirilir. Halı ve kilim dokumacılığı yaygın olarak yapılır. İlçe merkezi Kargı-Durağan karayolu üzerinde yer alır. Boyabat’a bağlı bir bucakken 9 Mayıs 1990’da 3644 sayılı kânunla ilçe oldu.
Türkeli: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 22.547 olup, 4547’si ilçe merkezinde, 18.000’i köylerde yaşamaktadır. Yüzölçümü 295 km2 olup, nüfus yoğunluğu 76’dır. Merkez bucağa bağlı 23, Helaldı bucağına bağlı 9 köyü vardır.
İlçe toprakları çoğunlukla dağlık olup, ormanlarla kaplıdır. Ormanlar meşe, gürgen, kayın ve köknar ağaçlarından meydana gelmiştir. Kıyıdaki düzlükten başka düzlüğü yoktur.
Ekonomisi ormancılığa dayanır. Hayvancılık fazla gelişmemiştir. Az olan tarım alanlarında mısır ve buğday yetiştirilir. Az miktarda patates, soğan, kestâne, elma, armut ve fasulye yetiştirilir. Helaldı bucağındaki özel sektöre âit kereste ve parke fabrikası en önemli sanâyi kuruluşudur.
İlçe merkezi, Karadeniz kıyısında küçük bir yarımada üzerinde kurulmuştur. İnebolu-Ayancık karayolu ilçeden geçer. İl merkezine 99 km mesâfededir. Rum Pontus saldırılarına karşı koyan bir Türk yerleşim merkezi olduğundan bu ismi almıştır. 1957’de ilçe olan Türkeli’nin belediyesi aynı sene kurulmuştur.
Târihî Eserler ve Turistik Yerleri
Sinop, tabii güzellikleri ve târihî eserleri zengin bir ilimizdir. Karadeniz’in bütün özellik ve güzelliğini toplayan bir yarımadadır. Çok eski devirlerden beri bir yerleşim merkezi olduğundan, târih ve kültür hazinesi bir ilimizdir. Başlıca târihî eserleri şunlardır:
Sinop Kalesi: Hititler zamânında yapıldığı tahmin edilmektedir. Daha sonraki dönemlerde tâmir edilmiş ve ilâveler yapılmıştır. Selçuklular 1215’te bir iç kale yaparak, gerekli gördükleri burç ve kuleleri güçlendirmişlerdir. Surların yüksekliği 30-35 m’dir. Dış surlar doğuda 500, batıda 270, kuzeyde 800, güneyde ise 400 metredir. Sultan İzzeddîn Keykavus’un yaptırdığı iç kale sağlam durumdadır. Kalenin; Kumkapı, Meydankapı, Tersanekapı, Tabakhânekapısı, İçhisar, Kale ve Yonca kapıları vardır. Kale, meşrûtiyetten sonra siyâsîlerin konduğu bir hapishâne hâline gelmiştir.
Alaeddîn Câmii: Sinop’un en eski câmisi olup, Selçuklu devri eseridir. Kitâbesinden anlaşıldığına göre Muinüddîn Süleyman Pervâne tarafından 1267’de yaptırılmıştır. Büyük Câmi diye de bilinir. Çeşitli zamanlarda tâmir gören câmi, en son olarak 1950’de onarılmıştır. Bir sanat şaheseri olan som mermerden yapılmış minberin bâzı parçaları, kubbenin yıkılmasıyla kırılmıştır. Bu parçaları, Türk-İslâm Eserleri Müzesindedir. Şimdiki minber ise 1851’de yapılmıştır.
Saray Câmii: Candaroğullarından Celâleddîn Bâyezîd tarafından 1374’te yaptırılmıştır. Kare plânlı, tek kubbeli bir câmidir.
Seyyid Bilâl Câmii: Cezâyirli Ali Paşa tarafından 1867’de yaptırılmıştır. Cezâyirli Ali Paşa Câmii de denir. Sultan Abdülhamîd Han tarafından 1896’da tâmir ettirilmiştir.
Fethi Baba Mescidi: Mehmed Ağa tarafından 1353’te Candaroğlu İsmâil Beyin emriyle yaptırılmıştır. Tersâne Câmii olarak da bilinir. Mermer mihrabı oldukça ince işçiliklidir.
AlâeddînMedresesi: Vezir Muinüddîn SüleymanPervâne tarafından 1262’de Selçuklu Sultanı Alâeddîn Keykubat adına yaptırılmıştır. Girişin karşısındaki ana eyvan 1889’da tâmir sırasında derslik oldu. Hâlen müze olarak kullanılmaktadır.
Şehitler Çeşmesi: Kırım Harbinde Rusya’nın baskınında şehit olan askerlerin cebinden çıkan parayla yapılmıştır. Günümüzde harap bir haldedir.
Seyyid Bilâl Türbesi: Türbede Peygamber efendimizin soyundan gelen Seyyid İbrâhim Bilâl hazretleri medfundur. 675 yılında İstanbul’un Ömer ibni Abdülaziz tarafından kuşatıldığında, rivâyetlere göre, Orta Asya’dan yanında Müslüman Türklerle bu sefere iştirak için yola çıktı.
Karadeniz’de gemiyle İstanbul’a giderken fırtınaya tutuldu. Sinop limanına girdi. Liman gümrük vergisini ödediler. Bugün Alâeddîn Câmiinin bulunduğu yerde kardeşi Seyyid Ali Ekber ve Orta Asyalı Müslüman Türk askerleriyle dinlenip, hasta olan askerlerin tedâvisini yaparken Sinop’taki Bizanslı Tekfurun emriyle Bizanslı askerler geceleyin saldırdılar. Çarpışma sabaha kadar ve hatta gündüz de devam etti. Seyyid İbrâhim Bilâl ve yanındakiler Bizans askerlerinin kuşatmasını yararak bugün Hükümet Konağının bulunduğu semtteki Meydan Kapısından çıkmak üzereyken Seyyid İbrâhim Bilâl şehit düştü. Bu zât kerâmetini göstererek kılıç darbesiyle yere düşen mübârek başını koltuğunun altına alarak kabirlerinin bulunduğu yere kadar birkaç yüz metre yürüyüp kıble istikâmetine yüzünü dönerek ve başını da yerine koyup, kabre konulmuş gibi uzandılar. Bu hâdiseyi seyreden halk hayret, dehşet ve korku içinde Bizans Tekfuru aleyhine bu mübârek insanları neden öldürdün diye bağırmaya başlayınca, halkın tepkisini yatıştırmak için Tekfur çarpışmayı durdurdu. Şehit olanların İslâm usüllerine göre gömülmesine müsâde etti. Seyyid İbrâhim Bilâl de aynı yere defnedildi. Yaralı Türk asıllı Müslümanlara iyi davrandı. Sinop’un ilk Müslüman sâkinleri bu Orta Asyalı Türkler olmuştur. Müslüman olan Sinoplu kızlarla evlenerek çoğalmışlardır. Seyyid Ali Ekber de şehit olanlar arasındadır.
Seyyid Ali Ekber hazretlerinin kabri Alâeddin Câmii yanındaki Yeşil Türbede, Seyyid Bilâl hazretlerinin kabriyse Ada Mahallesinde Cezâyirli Ali Paşa Câmii bitişiğindeki Tayboğa (Seyyid Bilâl) türbesindedir.
Sinop tekfuru yaptığına sonradan çok pişman olmuş ve Seyyid Bilâl hazretleri için yaptırdığı türbenin kapı eşiğine gömülmesini vasiyet etmiştir. Önceleri türbeyi ziyâret edenler tekfurun mezarını çiğneyerek türbeye girerlerken, daha sonra bu kapı iptal edilerek, türbeye başka bir kapı açılmıştır. Şu anda türbeye Cezâyirli Ali Paşa Câmii içinden geçilmektedir.
Câminin avlusunda Kültür ve Turizm İl Müdürlüğünce yazdırılan bir levhada şu bilgiler vardır: Türbe Çepni Türklerinin Beyi Emir Tayboğa için torunu Emir Belgamiş tarafından 1297 yılında yaptırılmıştır. Emir Tayboğa 1259 yılında Sinop’a baskın yapan Trabzon Rum Devleti ordusunun geri püskürtülmesinde büyük rol oynamıştır. Vasiyeti üzerine H.91 yılında İstanbul’un fethi için giderken Sinop’ta şehit düşen Seyyid Bilâl’in yanına gömülmüştür. Türbenin bitişiğine 1876 yılında Kaptan-ı Deryâ Cezâyirli Ali Paşa tarafından dikdörtgen plânlı bir câmi yaptırılmıştır.
Gâzi Çelebi Türbesi: Süleyman Pervâne Medresesinin sağ bitişiğindedir. Pervâneoğullarının son hükümdârı olan ve 1322 senesinde vefât eden Gâzi Çelebi’ye âittir.
İsfendiyaroğulları Türbesi: Alâeddîn Câmii bahçesinde bulunan türbede, Candaroğullarından Celâleddîn Bâyezîd ile oğlu İsfendiyar’ın oğlu İbrâhim Beylerle bu âileye mensup daha 8 zâtın kabri bulunmaktadır. Türbenin hangi târihte ve kim tarafından yapıldığı bilinmemektedir. Türbe içindeki sandukalar Türk taş işleme oymacılığının eşsiz örneklerindendir.
Sultan Hâtun Türbesi (Aynalı Kadın): Halk arasında “Aynalı Kadın Türbesi” adıyla geçer. 1335 târihinde Birinci Murâd’ın kardeşi Süleyman Paşanın kızı İsmet SultanHâtun için yaptırılmıştır. Sinop Müzesi bahçesindedir.
Hâtunlar Türbesi: Candaroğulları zamânında yapılmış olan türbe, Cezayirli Ali Paşa Câmii yanındadır. Celâleddîn Bâyezîd’in oğlu İskender’in karısı ile kızı Ture Hâtun için yaptırılmıştır.
Eski eserleri
Serapis Tapınağı: Şehir merkezindeki Şehitler Parkı içinde 1954’te bir kazı esnâsında çıkmış olup Romalılara âittir. Sinop Müzesi: 1541’de açılmış ve 1970’te yeni binâsına taşınmıştır. Müzede arkeolojik ve etnoğrafik eserler sergilenir. Türklere ve Türklerden önceki devirlere âit eserler mevcuttur. Müzede ayrıca Şer’i Mahkeme Sicilleri de vardır. Boyabat Kalesi: Eski ve yeni kale olarak iki kaledir. Yeni kale eski kale üzerine yapılmıştır. Kaleden Gâzidere Çayına inen 252 basamak vardır. Kaya tünelinden ayrılan gizli bir yeraltı yolu şehrin altından geçerek, Erenlik Tepesine ulaştığı anlatılır. Yeni kale Osmanlı yapısıdır. Fâtih Sultan Mehmed Hanın Uzun Hasan’a karşı Otlukbeli Seferine giderken, bu kalede kaldığı rivâyet edilmektedir.
Mesire yerleri: Sinop, tabii güzellikler bakımından oldukça zengindir. Zengin orman dokusu, Karadeniz’deki uzun kıyısı, tabiî kumsallarıyla şirin bir ilimizdir. Başlıca mesire yerleri şunlardır:
Hamsaroz Körfezi: Bir yanı deniz, bir yanı ormandır. Çok çeşitli çiçeklerle süslüdür. Berrak denizi, bol çiçeği ve ağacı ile güzel bir dinlenme yeridir. İl merkezine 3 km mesâfededir. Körfezde bir av hayvanları parkı vardır.
Ayancık Çamlığı: Ayancık ilçesinde, orman içi dinlenme yeridir. Sarıçam ve karaçam korularından meydana gelen bölge, tabii güzellikleriyle meşhurdur.
Türkeli Çamlığı: Türkeli ilçesi yakınlarında orman içi dinlenme yeridir. Karaçam, kayın ve sarıçam ormanlarıyla kaplı güzel bir mesire yeridir.
Akliman Kumluğu: İl merkezine 2 km mesâfededir. Deniz ve ormanın iç içe olduğu kumluk, Boztepe ile Akliman burunları arasında kalır ve aynı zamanda tabii gemi barınağıdır. Denizi çok sığdır.
Kaplıca ve İçmeler: Sinop, şifâlı su kaynakları bakımından zengin olmasına rağmen bu kaynakların çoğunda tesis yoktur. Başlıca kaplıca ve içmeler şunlardır:
Aloğlu İçmesi: İl merkezi yakınlarındadır. Konaklama tesisleri yoktur. Kaplıca suyu içme olarak mîde, karaciğer ve safra yolları rahatsızlıklarına iyi gelmektedir.
Acısu İçmesi: Gerze ilçesinin Acısu köyündedir. Konaklama tesisleri yoktur. Suyu çeşitli mîde rahatsızlıklarına faydalıdır.
Soğuk Su: Sinop-Boyabat yolunun 47. km’sinde Cankurtaran Karakolu olarak da bilinir. Soğuk suyun etrâfı köknar ağaçları ile kaplıdır. Orman içinde yer alan bu su şifalı olarak bilinmektedir.
Buzluk Yaylası: Durağan ilçesi sınırları içinde olup, ilçe merkezine 10 km mesâfededir. En önemli özelliği yaylada bulunan mağaranın içinde yaz aylarında buzların meydana gelmesi, kışın ise erimesidir. Bu sebeple halk arasında Buzluk Mağarası adıyla bilinir.
Kaynak
Rehber Ansiklopedisi
SİNOP
İlin Kimliği
Yüzölçümü : 5862 km2
Nüfûsu : 265.153
İlçeleri : Merkez, Ayancık, Boyabat, Dikmen, Durağan, Erfelek, Gerze, Saraydüzü, Türkeli.
Karadeniz Bölgesinin batı ve orta bölümünde yer alan bir ilimiz. İl toprakları 41° 12’ ve 42° 06’ kuzey enlemleriyle 34° 14’ ve 35° 26’ doğu boylamları arasında kalır. Doğudan Samsun ve Çorum, batıdan Kastamonu illeriyle çevrilidir. Sinop’taki İnceburun, Türkiye’nin kuzeyindeki en uç noktasıdır. Trafik numarası 57’dir.
İsminin Menşei
Amazonlu kadınların cengâver kraliçeleri Sinova’nın isminin bu şehre verildiği rivâyet edilir. Romalılar bu şehre Sinepolis demişlerdir. Bâzı kaynaklar Hititçe Sanova’dan geldiğini, bâzıları Asurların Sin kelimesinden geldiğini, başka kaynaklar Sinip’ten geldiğini, bâzı tarihçiler Sen-ha-pi kökünden türediğini, bâzıları da Farsça Sîne-i âb (Suyun göğsü) kelimesinden geldiğini ifâde ederler. Roma kayıtlarında General Pompeius’un idâresine verilen 11 şehir arasında Sinop Teium kaydı vardır.
Fâtih Sultan Mehmed Han Sinop’a Cezîretül-Uşşak demiştir. Türkler şehri fethettiklerinde bu şehre Sinop ismini vermişler ve isim gümüze kadar devam etmiştir.
Târihi
Sinop şehrinin târihi çok eskilere dayanır. Târihte savaşçı kadınlar topluluğu olarak tanınan, efsanevî Amazonlara kadar uzanır. Nitekim Hititlere âit belgelerde, bölgede Amazon ve Kaşkarların yaşadığı yazılıdır. Asurlular ve Sâmi kavimleri, bölgeyi hiçbir zaman ele geçirememişlerdir. Sinop, Anadolu’da ilk siyasî birliği kuran Hitit İmparatorluğunun sınırları içinde bir bölgeydi. Hititler bu bölgeye “Gasgas” (Kaşka, Gaşka, Kaska) ismini verdiler.
M.Ö. 8. asırda Kimmerler bölgeyi istilâ ettiler. Bilâhare Frikya ve Lidya kralları ele geçirdi. M.Ö. 6. asırda Persler, Lidya Krallığını yenerek bölgeyle birlikte Anadolu’nun mühim kısmına hâkim oldular. Daha sonra Miletoslular yerleşerek, bu asırlarda Sinop bir “İyon” sitesi hâline geldi.
Bir ara Sinop, Kapadokya Krallığının eline geçti. M.Ö. 4. asırda Makedonya Kralı İskender, Persleri yenerek, Anadolu ve İran’ı Makedonya Krallığına ilhak etti. İskender’in ölümünden sonra Yunanlaşmış Persler bu bölgede Pontus Krallığını kurdular. Pontus, Yunanlaşmış bir Pers Devletidir. M.Ö. 169 senesinde Sinop, Pontus Krallığının başşehri oldu. Pontus Kralı Mithridates bir ara Anadolu’nun bir kısmını ele geçirdi. Roma İmparatorluğu ile savaştı. Neticede Romalılar, Mithridates’i yenerek M.Ö. 1. asırda bu bölgeyi kendilerine katarak Bitinya eyâletine bağladılar.
M.S. 395’te Roma İmparatorluğu ikiye bölününce bu bölge Anadolu gibi Doğu Roma (Bizans) nın payına düştü. Anadolu’ya akınlar yapan İslâm orduları, Anadolu’nun birçok şehrini fethetmişse de, bu bölgeye girmediler. Sâsâni akınları da bu bölgeye ulaşamadı.
Sinop ilk olarak 1085’te AnadoluFâtihi ve Türkiye Selçuklu Devletinin kurucusu Kutalmışoğlu Birinci Süleyman Şahın komutanı Karatekin tarafından fethedildi.
Haçlı Seferlerinin başlaması üzerine genç Türkiye Devleti, Anadolu içlerine geri çekildi. Birinci Haçlı Seferinden sonra Bizanslılar sâhildeki Türk şehirlerini ele geçirdi. Sinop da yeniden Bizanslıların hâkimiyeti altına girdi. Dördüncü Haçlı Seferinden sonra Bizanslı Kommenoslar başşehir Trabzon olmak üzere 1204’te Sinop’u da içine alan Pontus-Bizans Devletini kurdular.
Selçuklu Sultanı Birinci İzzeddin Keykâvus, Bizans İmparatoru Alexius Commenus’u yenerek esir aldı. Böylece Karadeniz’de işlek bir limana sâhip olundu.
Türk tüccarları Sinop’a gelerek kısa zamanda Karadeniz ticâretine hâkim oldular.
Selçuklu Sultanı Alâeddin Keykubâd devrinde Kırım Seferi Sinop’tan hareket eden Türk Karadeniz Donanması tarafından başarıyla neticelendi. Sinop, Selçukluların Karadeniz üzerindeki en mühim şehri oldu.
Sinop bir ara Trabzon’daki Pontus-Bizans Devleti tarafından 1259’da yeniden işgal edildiyse de Selçuklu veziri Muinüddin Süleyman Pervâne tarafından 1261’de geri alındı. Daha sonra Sinop’ta Pervâneoğulları Beyliği kuruldu. 1326 senesine kadar devam etti.Pervâneoğullarından sonra Melik Altınbaş Gâzi Çelebi, Sinop Vâlisi oldu. Selçuklu Sultanlarının sonuncusu İkinciMes’ud’un oğludur. Babasının ölümü üzerine İlhanlılar Gâzi Çelebi’yi tahta çıkarmadılar. Tahtı kendilerine aldılar. Gâzi Çelebi’den sonra büyük oğlu İbrâhim Bey, Sinop Vâlisi oldu. İbrâhim Beyin ölümünden sonra Candaroğulları (sonraki isimleri İsfendiyaroğulları) Sinop’u ele geçirdiler. Bâzıları beyliğin Kastamonu olan başşehrini Sinop’a taşıdılar. Candaroğulları 14. asrın sonlarına doğru Osmanlı Devletine tâbi olmuşlardır. Osmanlı ve Candaroğulları, kız alıp vermelerle akrabâ olmuşlardır. Candaroğullarının mühim kısmı Sinop’ta gömülüdür.
Fâtih Sultan Mehmed Han Sinop’un iç bağımsızlığına son vermek isteyince, Fâtih ile kardeş çocuğu olan İsmâil Bey Sinop Kalesini ve limanını Fâtih’e teslim etmiştir. Fâtih, İsmâil Beyi Filibe’ye sancak beyi olarak gönderdi.
Osmanlılar zamanında Sinop Trabzon’un yanında ikinci dereceye düştü. On yedinci asırda Sivas eyâletinin (beylerbeyliğinin) 8 sancağından (vilâyetinden) biri olan Canik (Samsun)e kazâ olarak bağlandı.
Tanzimattan sonra Kastamonu vilâyeti (eyâleti) kurulunca bu eyâletin 4 sancağından birine merkez oldu. 3 kazâsı vardı. Bilâhare müstakil sancak oldu.
Osmanlı devrinde Sinop çok önemli bir liman ve tersâne şehriydi. Önemli olan bu liman ve tersânede 1571 İnebahtı’da kaybedilen gemiler yapıldı.
Kıbrıs Seferine çıkarılan 72 gemi de burada yapılmıştır. 1853’te Ruslar Sinop’a baskın yaparak Türk donanmasını tahrip ettiler. Târihin her devrinde önemini muhâfaza eden Sinop, Cumhûriyet devrinde il merkezi oldu.
Fizikî Yapı
Sinop il topraklarının % 74’ü dağlardan, % 23,5’i platolardan ve % 2,5’e yakını ovalardan ibârettir. Sinop Yarımadası kıyılarındaki tepeler alçaktır. Kıyıdan güneye gidildikçe yükseklik artar ve geçit zorlaşır. Daha sonra Gökırmak Vâdisi ve çevresinde düzlükler yer alır.
Dağlar: Sinop ilinde dağların sayısı çok fakat yükseklikleri azdır. En önemli dağ silsilesi İsfendiyar (Küre) Dağlarıdır. İli doğu-batı istikâmetinde ikiye ayırır. Yüksekliği 1500 m’yi geçen birkaç tepe vardır. Önemli olanları Sandökük Tepesi (1680 m), Zindan Dağı (1730 m), Çangal Dağı (1605 m), Göktepe (1375 m) dir. Bu dağlar arasında Zindan Dağı, Sinop ilinin en yüksek noktasıdır.
Plato ve yaylalar Gerze ile Boyabat arasındadır. Başlıca yaylalar Altmışdört, Güdekoğlu, Avlağısökü, Altınyayla, Çam, Kuzfındık, Aluç, Mehmetli, Gündüzlü, Maruf, Kumlu, Yaylacık, Darıözü, Doğaçam, Bayat, Sakızlı, Yassıalan, Gökalan ve Buzluk’tur. Sinop Yarımadası da bir yayla görünümündedir.
Ovalar: Kıyıda Sinop ve içerde Boyabat Ovası başlıca büyük ovalardır. Boyabat Ovası Gökırmak, Asarcık, Arın ve Gâzidere ovalarının birleşmesinden meydana gelmiştir. Kıyıda ise Karasu, Aksaz ve Sarıkum ovaları bulunur. Bütün ovalar verimlidir.
Akarsular: Sinop ilinin en önemli akarsuyu Gökırmaktır. Gökırmak Kastamonu topraklarından çıkar, birçok kolları alarak doğuya akar. Durağan ilçesi güneyinde Kızılırmak ile birleşir. Boyabat Ovasında çeltik tarlalarını sular. Sinop-Samsun sınırını çizerek Samsun il topraklarında kuzeye akarak, Bafra Burnunda Karadeniz’e dökülür.
Küre Dağlarından çıkarak Karadenize dökülen başlıca akarsular Karasu Çayı, Ayancık Çayı, Karlık Çayı, Kanlı Çayı ve Kabalı Çaydır. Bölgede zengin yeraltı suları vardır.
Göller: Sinop il sınırları içinde büyük göller yoktur. Küçük birkaç göl vardır. Sarıkum Gölü: Uzunluğu 2 km genişliği 750 m’dir. 400 hektarlık bir alanı kaplar. Keçideresinin getirdiği alüvyonlar ve fırtınaların taşıdığı kumlarla küçülmektedir. Karagöl kıyıya 50 metre mesâfededir. 80 hektarlık bir alanı kaplar. SülükGölü: Sinop Yarımadası üzerindedir. Eski bir yanardağ krateri olup 210 m yüksekliktedir. Civarındaki ovanın sulamasında kullanılır.
İklim ve Bitki Örtüsü
İl dâhilinde genel olarak ılık bir iklim hüküm sürer. Mevsimler arasında ısı farkı azdır. İsfendiyar (Küre) Dağlarının kuzey kısmı daha çok yağış alır. Güneyde ise yağış az olur. Küre Dağlarının kuzey kısımları sık ormanlarla, güneyi bodur ağaçlarla kaplıdır.
Senelik yağış ortalaması ilçelere göre değişir. Boyabat’ta 388 mm iken Ayancık’ta 1003 mm’dir. Yazın sıcaklık +30°C üstüne birkaç gün çıkar. Kışın 0°C altındaki gün sayısı 10 günü geçmez. Sıcaklık +34,5°C ile -8,4°C arasında seyreder.
Bitki Örtüsü: Sinop il topraklarının % 62’si orman ve fundalıklarla, % 33’ü ekili ve dikili alanlarla, % 4’ü çayır ve mer’alarla kaplıdır.
Ormanlar gür ve ağaç çeşitleri çoktur. Başlıca ağaçlar çam, meşe, köknar, gürgen, kayın, dışbudak, kavak, karaağaç, defne, fındık, kızılcık, karaçam ve sarıçamdır.
Ormanlar çok yerde denize kadar sokulmuştur. Ayancık’ta Türkiye’nin en büyük kereste fabrikası bulunmaktadır.
Sinop ormanlarının orman altı bitkileri de zengindir.
Ekonomi
Tarıma elverişli arâzisi az olmasına rağmen faal nüfûsun % 80’i tarımla uğraşır. Sanâyi gelişmemiştir. Sinop ilinin ekonomisi balıkçılığa, ormancılığa, hayvancılığa ve tarla tarımına dayanır. Tarım yapılan arâzi 200 bin hektarı geçmez.
Tarım: Sinop ilinde en çok tarla tarımı yapılır. İl sebze ihtiyacını kendi imkânlarıyla karşılar. Meyvecilik önemli yer tutar. Kestâne, armut, kiraz, muşmula ve kızılcık yetişir ve diğer illere de satılır. Keten de önemli yer tutar. Başlıca tarım ürünleri buğday, arpa, mısır, pirinç, mahlut, fasulye, bezelye, tütün ve şekerpancarıdır. Bu miktar ortalama olup, senelere göre değişmektedir. Meyve istihsaliyse, 20 bin ton civârındadır. Başlıca meyveleri ceviz ve kestânedir. Boyabat’ın pirinci meşhurdur.
Hayvancılık: Sinop ilindeki yaylalar hayvancılığa çok müsâittir. Hayvan sayısı gittikçe artmaktadır. İlde koyun, sığır, kıl keçisi, tiftik keçisi ve hindi beslenir. Arıcılık gelişmektedir.
Balıkçılık: Kıyı kısımlarında balıkçılık önemli bir geçim kaynağıdır. Avlanan balıkların başlıcaları; hamsi, barbunya, lüfer, mezgit, istavrit, palamut, kefal, çinekop, kalkan, tatlısu kefali ve sazandır.
Ormancılık: Sinop ili orman varlığı bakımından oldukça zengindir. Ormanlar gür ve ağaç çeşidi boldur. 310 bin hektar orman sahası ve 53 bin hektar fundalık vardır. 210 köy orman içinde, 147 köy orman sınırındadır.
Sanâyi: İl topraklarının engebeli oluşu, karayollarının ihtiyacı karşılamaması, ulaşım zorluğu ve Sinop limanının Samsun limanına göre yetersiz oluşu gibi sebeplerle sanâyi gelişmemiştir. Başlıca sanâyi kuruluşları: Ayancık Kereste Fabrikası, tuğla-kiremit fabrikaları, Lider Ağaç Sanâyii Kollektif Şirketi, Söksa İç ÇamaşırlarıÖrme ve Konfeksiyon A.Ş., Untek Boyabat Gıdâ Sanâyii A.Ş., Balıksan Balık Ürünleri İşletme Sanâyii A.Ş., Çeltik Fabrikaları, Sinop Cam Fabrikası ve Peynir-Tereyağı Fabrikasıdır.
Ulaşım: Sinop, kara ve deniz yolu ulaşımından faydalanır. Karayolu yetersizdir. Orta ve Doğu Karadeniz kıyısını tâkip ederek Hopa’ya kadar uzanan devlet yolu Sinop’tan başlar. Boyabat-Taşköprü istikâmetine uzanarak Kastamonu’ya ulaşır. Bu yolla İstanbul’a bağlanır. Karadeniz kıyı yolu Samsun’dan ayrılan bir kolla güneybatıya ayrılarak ili İç Anadolu’ya bağlar. İl sınırları içinde 160 km il ve 348 km devlet yolu vardır. Sinop limanı işlek sayılır. İskelenin boyu 180 m, genişliği 8-12 m’dir. 700 grostonluk gemiler yanaşır, fakat vinç olmadığı için gemiler kendi imkânları ile yüklerini boşaltırlar. Sinop’un Karadeniz kıyısı 175 km’dir. Karadeniz’e doğru uzanan “İnceburun” Anadolunun en kuzey ucudur. Aynı yarımadanın doğuya uzanan ikinci burnu Sinop Burnu’dur. Sinop bu burun üzerindedir. Şehrin, biri kuzeybatıda diğeri güneydoğuda iki limanı vardır. Güneydoğudaki olanı daha kullanışlıdır. Sinop sâhilinde 3 adacık vardır. Gâzibey Kayalığı Adası, Sara Ada ve Kara Ada’dır.
Nüfus ve Sosyal Hayat
Nüfus: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 265.153 olup, 86.314’ü ilçe merkezinde, 178.839’u köylerde yaşamaktadır. Yüzölçümü 5862 km2 olup, nüfus yoğunluğu 45’tir.
Örf ve âdetleri: Sinop çok eski bir yerleşim merkezidir. Türklerin fethiyle birlikte bu şehirde Türk-İslâm Kültürü hâkim olmuş, diğer kültürler unutulmuştur. Fâtih Sultan Mehmed Hanın Sinop’u Osmanlı Devletine katması ile, burada bulunan Pontuslular, İstanbul ve batıya nakledilmiş ve Asya’dan gelen Türkmen boyları ile Kafkasya ve Karadeniz’den gelen Türkler yerleşerek tamâmen Türkleşmiş, Türk örf ve âdetleri bütün bölgede hâkim olmuştur.
Mahallî kıyâfet: Kıyâfette Kafkasya, Kırım ve Karadeniz’in diğer bölgelerinden gelen göçmenlerin tesiri büyük olmuştur.
Halk oyunları: Halk oyunları ve halk mûsikîsinde İç Anadolu’nun tesiri büyüktür. Sâhile yakın kısımlardaki oyunlar, ritm ve figürleri yönüyle Kafkas oyunlarına benzer. İç kısımlarda ise İç Anadolu ve Kastamonu yöresi oyunlarının özelliği görülür. Bu oyunlara davul, zurna, bağlama, mızıka, tulum gibi çalgılar eşlik eder.
En çok oynanan oyunlar şunlardır: Çiftetelli, Horon, Karşılama, Geldi Geldi, Kadın Oyunu, Halay, Ayancık Eymeleri, Karasu’da Pazar Var.
Mahallî yemekleri: Mısır unu tarhanası, mısır pastası, nişasta helvası ve etli hamurdur. Etli ekmek, nokul, pekmez helvası ve çeşitli pideler. Keşkek, katlama, saç böreği, kulak hamuru, ayva yemeği, kestâne helvası ve kırlangıç çorbası.
El sanatları: Tahta oymacılık ve dokumacılık çok ileri durumdadır.
Eğitim: Sinop’ta okur-yazar oranı % 93’ü aşmıştır. İlde 1 anaokulu, 45 anasınıfı, 600 ilkokul, 40 ilköğretim okulu, 4 pratik kız sanat okulu, 13 meslek lisesi, 12 genel lise ile Su Ürünleri Fakültesi vardır. Sinop’ta 1924 yılında kurulan Rıza Nur Halk Kütüphânesi ile 1952 yılında aynı binâda kurulan Çocuk Kütüphânesi yer almaktadır. Ayrıca 8 ilçede ilçe halk kütüphâneleri bulunmaktadır.
İlçeleri
Sinop’un biri merkez olmak üzere, sekiz ilçesi vardır.
Merkez: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 49.844 olup, 25.537’si ilçe merkezinde, 24.307’si köylerde yaşamaktadır. Yüzölçümü 402 km2 olup, nüfus yoğunluğu 123’tür. Merkez’e bağlı 17, Kabalı bucağına bağlı 19 köyü vardır.
İlçe merkezi, Karadeniz kıyı şeridinin kuzeye doğru sivrilerek uzandığı yarımadanın en dar yerindeki düzlük alanda kurulmuştur. Karadeniz’in en eski yerleşim merkezi olduğu halde, büyük bir nüfûsa sâhip olamamıştır. Ulaşım güçlüğü ilçenin gelişmesini önlemiştir. İlçenin, kuzey ve güneyinde iki tabii liman vardır. Kuzey limanı zamanla dolarak kullanılmaz hâle gelmiştir.
Ayancık: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 36.543 olup, 10.418’i ilçe merkezinde 26.125’i köylerde yaşamaktadır. Yüzölçümü 876 km2 olup, nüfus yoğunluğu 42’dir. Merkez bucağa bağlı 41, Yenikonak bucağına bağlı 28 köyü vardır.
İlçe toprakları dar kıyı şeridi ve hemen ardından yükselen dağlardan meydana gelir. Her mevsim yağış aldığından toprakları içinde kalan dağların kuzey yamaçları sık ve gür ormanlarla kaplıdır. Bu ormanlar ağaç denizi olarak isimlendirilen ünlü Cangal ve Zindan ormanları olup, ekonomik değeri yüksek olan köknar, çam, kayın, gürgen, meşe, ıhlamur, kavak, kestane ve çınar gibi ağaçlar yetişir.
İlçe ekonomisi birinci derecede ormancılığa dayanır. Türkiye’nin en büyük kereste fabrikası bu ilçede olup, devlete âittir. Tarıma elverişli toprakları azdır. Meyve ve sebzecilik gelişmiştir. Kestâne ve elma üretimi fazladır. Tahıllardan en çok mısır elde edilir. Küçük çapta deniz ve tatlı su balıkçılığı yapılır. Arıcılık gelişmektedir.
İlçe merkezi, Karadeniz sâhilinde 1870’li yıllarda Ayan Tepesi eteklerinde kurulmuştur. Eski ismi İsfehan’dır. Türkeli-Sinop karayolu ilçeden geçer. İl merkezine 81 km mesâfededir. Belediyesi Cumhûriyet öncesinden beri faaliyetini sürdürmektedir.
Boyabat: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 50.648 olup, 21.506’sı ilçe merkezinde, 29.142’si köylerde yaşamaktadır. Merkeze bağlı 102 köyü vardır. İlçe toprakları genelde dağlıktır. Kuzeyinde İsfendiyar Dağları, batı ve güneyinde Ilgaz Dağları, orta kesimde ise Boyabat Ovası yer alır. Gökırmak Vâdisi boyunca uzanan Boyabat Ovası çok verimlidir. Ovanın çevresinde yer yer ormanlık arâziler vardır.
Ekonomisi; tarım, ormancılık ve hayvancılığa dayanır. Boyabat Ovasının pirinç ekimine elverişli iklime sâhip olması ve sulama imkânının fazla olması, pirinci başlıca geçim kaynağı yapmıştır. Ayrıca buğday, mısır ve şekerpancarı yetiştirilir. Patates ve soğan üretiminin yanında sebze ve meyvecilik de gelişmektedir. En çok elma ve armut üretilir. İlçe halkının önemli geçim kaynaklarından biri de hayvancılıktır. Arıcılıkta modern usuller kullanılır. Gökırmak çevresinde koyun yetiştiriciliği yapılır. Büyükbaş hayvanların ıslahı için bir laboratuvar vardır.
İlçede el sanatları oldukça gelişmiştir. Halı ve kilim dokumacılığının yanı sıra deri ve kundura imâlatı da önemlidir. Sanâyisi tarıma ve ormancılığa bağlı olarak gelişmiştir. Faaliyet hâlinde çok sayıda çeltik ve kiremit-tuğla fabrikası vardır. Un fabrikaları ile kereste ve ağaç ürünleri işleyen fabrikalar diğer sanâyi kuruluşlarıdır. İlçe topraklarında zaman zaman çıkarılmış olan linyit ve çimentonun hammaddesi olan kalker yatakları vardır.
İlçe merkezi Gökırmak’ın kolu olan Gâzideresinin aktığı vâdide kurulmuştur. Kastamonu-Sinop karayolu ilçeden geçer. İl merkezine 94 km mesâfededir.
Dikmen: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 14.872 olup, 2412’si ilçe merkezinde, 12.460’ı köylerde yaşamaktadır. Merkeze bağlı 27 köyü vardır. İlçe toprakları dar kıyı ovası ve hemen ardından yükselen dağlardan meydana gelir. Başlıca akarsuyu Kanlıdere’dir.
Ekonomisi; tarım, hayvancılık, balıkçılık ve ormancılığa dayanır. Dar kıyı şeridi ve akarsu vadilerinde; buğday, arpa, elma, armut, patates, soğan yetiştirilir. Kıyı şeridinde balıkçılık yapılır. Ormanlarla kaplı dağlık bölgelerde hayvancılık ve ormancılık başlıca geçim kaynağıdır. İlçe merkezi Kanlıdere Vâdisinde kurulmuştur. Gerze’ye bağlı bucakken 9 Mayıs 1990’da 3644 sayılı kânunla ilçe oldu. İl merkezine 73 km mesâfededir.
Durağan: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 34.131 olup 7432’si ilçe merkezinde, 26.699’u köylerde yaşamaktadır. Yüzölçümü 1103 km2 olup, nüfus yoğunluğu 31’dir. Merkez bucağa bağlı 33, Çerçiler bucağına bağlı 15 köyü vardır. İsfendiyar Dağları kuzey ve doğudan ilçe topraklarına girer. Ormanlarla kaplı olan bu dağların güneyinde ise Gökırmak Vâdisi uzanır.
İlçe Sinop ilinin başta gelen tarım alanlarındandır. Dağlık kesimlerde hayvancılık gelişmiş olup, Gökırmak Vâdisinde tarım yapılır. Başlıca tarım ürünleri; buğday, arpa mısır, pirinç ve şekerpancarıdır. Hayvancılığın yanında arıcılık da gelişmektedir. İlçede çok çeşitli küçük sanâyi kuruluşları bulunur. Çeltik, tuğla-kiremit fabrikaları, halı ve kilim dokuma atölyeleri başlıcalarıdır. İlçe topraklarında bulunan linyit yatakları zaman zaman işletilmiştir. İlçe merkezi Gökırmak’ın Kızılırmak’a karıştığı yere yakın bir bölgede kurulmuştur. Boyabat-Vezirköprü karayolu, ilçeden geçer. İl merkezine 121 km mesâfededir. Belediyesi 1954’te kurulmuştur.
Erfelek: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu, 19.288 olup, 4262’si ilçe merkezinde, 15.026’sı köylerde yaşamaktadır. Yüzölçümü 1063 km2 olup, nüfus yoğunluğu 18’dir. Merkez bucağına bağlı 38 köyü vardır. İlçe toprakları dağlık olup, İsfendiyar Dağları, topraklarının büyük kısmını kaplar. Kıyılarda dar düzlükler vardır. En önemli akarsuyu Küre Dağlarından doğup güney-kuzey doğrultusunda akıp daha sonra doğuya yönelen Karasu Çayıdır.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri; buğday, şekerpancarı, mısır ve arpadır. Meyvecilik gelişmiş olup, kestâne, armut ve elma üretimi önemlidir. Dağlık kesimlerde hayvancılık ve ormancılık gelişmiştir. Kıyı kesimlerinde balıkçılık yapılır.
İlçe merkezi kıyıdan içeride, Sinop-Ayancık karayolu üzerinde kurulmuştur. İl merkezine 29 km mesâfededir. Eski ismi Karasu’dur. Belediyesi 1960’ta faaliyete geçmiştir.
Gerze: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 28.215 olup, 8609’u ilçe merkezinde, 19.606’sı köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 43 köyü vardır. İlçe topraklarının batı ve güneyi İsfendiyar Dağlarının uzantıları ile kaplıdır. Bu dağların Karadeniz’e bakan yamaçları; kayın, gürgen ve köknar ağaçlarından meydana gelen ormanlarla kaplıdır. İlçe topraklarını Sarımsak Çayı sular.
Ekonomisi tarım, hayvancılık, balıkçılık ve ormancılığa dayalıdır. Dar kıyı şeridinde ve akarsu vâdilerinde tarım yapılır. Başlıca tarım ürünleri, buğday, mısır, arpa, elma, armut, patates, soğan, tütün ve ketendir. Tarıma elverişli olmayan kıyı şeridinde balıkçılık yapılır. Dağlık ve engebeli arazide ormancılık ve hayvancılık gelişmiştir. En çok koyun ve keçi yetiştirilir. Arıcılık ve tavukçuluk gelişmiştir. İlçe merkezi Karadeniz sâhilinde kurulmuştur. Sinop-Samsun karayolu ilçeden geçer. İl merkezine 40 km mesâfededir. Belediyesi 1901’de kurulmuştur.
Saraydüzü: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu, 9065 olup, 1591’i ilçe merkezinde, 7474’ü köylerde yaşamaktadır. Merkeze bağlı 25 köyü vardır. İlçe toprakları orta yükseklikte engebeli arâziden meydana gelir. Gökırmak’ın kolları ilçe topraklarını sular.
Ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. En çok pirinç üretimi yapılır. Ayrıca buğday, mısır ve şekerpancarı yetiştirilir. Halı ve kilim dokumacılığı yaygın olarak yapılır. İlçe merkezi Kargı-Durağan karayolu üzerinde yer alır. Boyabat’a bağlı bir bucakken 9 Mayıs 1990’da 3644 sayılı kânunla ilçe oldu.
Türkeli: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 22.547 olup, 4547’si ilçe merkezinde, 18.000’i köylerde yaşamaktadır. Yüzölçümü 295 km2 olup, nüfus yoğunluğu 76’dır. Merkez bucağa bağlı 23, Helaldı bucağına bağlı 9 köyü vardır.
İlçe toprakları çoğunlukla dağlık olup, ormanlarla kaplıdır. Ormanlar meşe, gürgen, kayın ve köknar ağaçlarından meydana gelmiştir. Kıyıdaki düzlükten başka düzlüğü yoktur.
Ekonomisi ormancılığa dayanır. Hayvancılık fazla gelişmemiştir. Az olan tarım alanlarında mısır ve buğday yetiştirilir. Az miktarda patates, soğan, kestâne, elma, armut ve fasulye yetiştirilir. Helaldı bucağındaki özel sektöre âit kereste ve parke fabrikası en önemli sanâyi kuruluşudur.
İlçe merkezi, Karadeniz kıyısında küçük bir yarımada üzerinde kurulmuştur. İnebolu-Ayancık karayolu ilçeden geçer. İl merkezine 99 km mesâfededir. Rum Pontus saldırılarına karşı koyan bir Türk yerleşim merkezi olduğundan bu ismi almıştır. 1957’de ilçe olan Türkeli’nin belediyesi aynı sene kurulmuştur.
Târihî Eserler ve Turistik Yerleri
Sinop, tabii güzellikleri ve târihî eserleri zengin bir ilimizdir. Karadeniz’in bütün özellik ve güzelliğini toplayan bir yarımadadır. Çok eski devirlerden beri bir yerleşim merkezi olduğundan, târih ve kültür hazinesi bir ilimizdir. Başlıca târihî eserleri şunlardır:
Sinop Kalesi: Hititler zamânında yapıldığı tahmin edilmektedir. Daha sonraki dönemlerde tâmir edilmiş ve ilâveler yapılmıştır. Selçuklular 1215’te bir iç kale yaparak, gerekli gördükleri burç ve kuleleri güçlendirmişlerdir. Surların yüksekliği 30-35 m’dir. Dış surlar doğuda 500, batıda 270, kuzeyde 800, güneyde ise 400 metredir. Sultan İzzeddîn Keykavus’un yaptırdığı iç kale sağlam durumdadır. Kalenin; Kumkapı, Meydankapı, Tersanekapı, Tabakhânekapısı, İçhisar, Kale ve Yonca kapıları vardır. Kale, meşrûtiyetten sonra siyâsîlerin konduğu bir hapishâne hâline gelmiştir.
Alaeddîn Câmii: Sinop’un en eski câmisi olup, Selçuklu devri eseridir. Kitâbesinden anlaşıldığına göre Muinüddîn Süleyman Pervâne tarafından 1267’de yaptırılmıştır. Büyük Câmi diye de bilinir. Çeşitli zamanlarda tâmir gören câmi, en son olarak 1950’de onarılmıştır. Bir sanat şaheseri olan som mermerden yapılmış minberin bâzı parçaları, kubbenin yıkılmasıyla kırılmıştır. Bu parçaları, Türk-İslâm Eserleri Müzesindedir. Şimdiki minber ise 1851’de yapılmıştır.
Saray Câmii: Candaroğullarından Celâleddîn Bâyezîd tarafından 1374’te yaptırılmıştır. Kare plânlı, tek kubbeli bir câmidir.
Seyyid Bilâl Câmii: Cezâyirli Ali Paşa tarafından 1867’de yaptırılmıştır. Cezâyirli Ali Paşa Câmii de denir. Sultan Abdülhamîd Han tarafından 1896’da tâmir ettirilmiştir.
Fethi Baba Mescidi: Mehmed Ağa tarafından 1353’te Candaroğlu İsmâil Beyin emriyle yaptırılmıştır. Tersâne Câmii olarak da bilinir. Mermer mihrabı oldukça ince işçiliklidir.
AlâeddînMedresesi: Vezir Muinüddîn SüleymanPervâne tarafından 1262’de Selçuklu Sultanı Alâeddîn Keykubat adına yaptırılmıştır. Girişin karşısındaki ana eyvan 1889’da tâmir sırasında derslik oldu. Hâlen müze olarak kullanılmaktadır.
Şehitler Çeşmesi: Kırım Harbinde Rusya’nın baskınında şehit olan askerlerin cebinden çıkan parayla yapılmıştır. Günümüzde harap bir haldedir.
Seyyid Bilâl Türbesi: Türbede Peygamber efendimizin soyundan gelen Seyyid İbrâhim Bilâl hazretleri medfundur. 675 yılında İstanbul’un Ömer ibni Abdülaziz tarafından kuşatıldığında, rivâyetlere göre, Orta Asya’dan yanında Müslüman Türklerle bu sefere iştirak için yola çıktı.
Karadeniz’de gemiyle İstanbul’a giderken fırtınaya tutuldu. Sinop limanına girdi. Liman gümrük vergisini ödediler. Bugün Alâeddîn Câmiinin bulunduğu yerde kardeşi Seyyid Ali Ekber ve Orta Asyalı Müslüman Türk askerleriyle dinlenip, hasta olan askerlerin tedâvisini yaparken Sinop’taki Bizanslı Tekfurun emriyle Bizanslı askerler geceleyin saldırdılar. Çarpışma sabaha kadar ve hatta gündüz de devam etti. Seyyid İbrâhim Bilâl ve yanındakiler Bizans askerlerinin kuşatmasını yararak bugün Hükümet Konağının bulunduğu semtteki Meydan Kapısından çıkmak üzereyken Seyyid İbrâhim Bilâl şehit düştü. Bu zât kerâmetini göstererek kılıç darbesiyle yere düşen mübârek başını koltuğunun altına alarak kabirlerinin bulunduğu yere kadar birkaç yüz metre yürüyüp kıble istikâmetine yüzünü dönerek ve başını da yerine koyup, kabre konulmuş gibi uzandılar. Bu hâdiseyi seyreden halk hayret, dehşet ve korku içinde Bizans Tekfuru aleyhine bu mübârek insanları neden öldürdün diye bağırmaya başlayınca, halkın tepkisini yatıştırmak için Tekfur çarpışmayı durdurdu. Şehit olanların İslâm usüllerine göre gömülmesine müsâde etti. Seyyid İbrâhim Bilâl de aynı yere defnedildi. Yaralı Türk asıllı Müslümanlara iyi davrandı. Sinop’un ilk Müslüman sâkinleri bu Orta Asyalı Türkler olmuştur. Müslüman olan Sinoplu kızlarla evlenerek çoğalmışlardır. Seyyid Ali Ekber de şehit olanlar arasındadır.
Seyyid Ali Ekber hazretlerinin kabri Alâeddin Câmii yanındaki Yeşil Türbede, Seyyid Bilâl hazretlerinin kabriyse Ada Mahallesinde Cezâyirli Ali Paşa Câmii bitişiğindeki Tayboğa (Seyyid Bilâl) türbesindedir.
Sinop tekfuru yaptığına sonradan çok pişman olmuş ve Seyyid Bilâl hazretleri için yaptırdığı türbenin kapı eşiğine gömülmesini vasiyet etmiştir. Önceleri türbeyi ziyâret edenler tekfurun mezarını çiğneyerek türbeye girerlerken, daha sonra bu kapı iptal edilerek, türbeye başka bir kapı açılmıştır. Şu anda türbeye Cezâyirli Ali Paşa Câmii içinden geçilmektedir.
Câminin avlusunda Kültür ve Turizm İl Müdürlüğünce yazdırılan bir levhada şu bilgiler vardır: Türbe Çepni Türklerinin Beyi Emir Tayboğa için torunu Emir Belgamiş tarafından 1297 yılında yaptırılmıştır. Emir Tayboğa 1259 yılında Sinop’a baskın yapan Trabzon Rum Devleti ordusunun geri püskürtülmesinde büyük rol oynamıştır. Vasiyeti üzerine H.91 yılında İstanbul’un fethi için giderken Sinop’ta şehit düşen Seyyid Bilâl’in yanına gömülmüştür. Türbenin bitişiğine 1876 yılında Kaptan-ı Deryâ Cezâyirli Ali Paşa tarafından dikdörtgen plânlı bir câmi yaptırılmıştır.
Gâzi Çelebi Türbesi: Süleyman Pervâne Medresesinin sağ bitişiğindedir. Pervâneoğullarının son hükümdârı olan ve 1322 senesinde vefât eden Gâzi Çelebi’ye âittir.
İsfendiyaroğulları Türbesi: Alâeddîn Câmii bahçesinde bulunan türbede, Candaroğullarından Celâleddîn Bâyezîd ile oğlu İsfendiyar’ın oğlu İbrâhim Beylerle bu âileye mensup daha 8 zâtın kabri bulunmaktadır. Türbenin hangi târihte ve kim tarafından yapıldığı bilinmemektedir. Türbe içindeki sandukalar Türk taş işleme oymacılığının eşsiz örneklerindendir.
Sultan Hâtun Türbesi (Aynalı Kadın): Halk arasında “Aynalı Kadın Türbesi” adıyla geçer. 1335 târihinde Birinci Murâd’ın kardeşi Süleyman Paşanın kızı İsmet SultanHâtun için yaptırılmıştır. Sinop Müzesi bahçesindedir.
Hâtunlar Türbesi: Candaroğulları zamânında yapılmış olan türbe, Cezayirli Ali Paşa Câmii yanındadır. Celâleddîn Bâyezîd’in oğlu İskender’in karısı ile kızı Ture Hâtun için yaptırılmıştır.
Eski eserleri
Serapis Tapınağı: Şehir merkezindeki Şehitler Parkı içinde 1954’te bir kazı esnâsında çıkmış olup Romalılara âittir. Sinop Müzesi: 1541’de açılmış ve 1970’te yeni binâsına taşınmıştır. Müzede arkeolojik ve etnoğrafik eserler sergilenir. Türklere ve Türklerden önceki devirlere âit eserler mevcuttur. Müzede ayrıca Şer’i Mahkeme Sicilleri de vardır. Boyabat Kalesi: Eski ve yeni kale olarak iki kaledir. Yeni kale eski kale üzerine yapılmıştır. Kaleden Gâzidere Çayına inen 252 basamak vardır. Kaya tünelinden ayrılan gizli bir yeraltı yolu şehrin altından geçerek, Erenlik Tepesine ulaştığı anlatılır. Yeni kale Osmanlı yapısıdır. Fâtih Sultan Mehmed Hanın Uzun Hasan’a karşı Otlukbeli Seferine giderken, bu kalede kaldığı rivâyet edilmektedir.
Mesire yerleri: Sinop, tabii güzellikler bakımından oldukça zengindir. Zengin orman dokusu, Karadeniz’deki uzun kıyısı, tabiî kumsallarıyla şirin bir ilimizdir. Başlıca mesire yerleri şunlardır:
Hamsaroz Körfezi: Bir yanı deniz, bir yanı ormandır. Çok çeşitli çiçeklerle süslüdür. Berrak denizi, bol çiçeği ve ağacı ile güzel bir dinlenme yeridir. İl merkezine 3 km mesâfededir. Körfezde bir av hayvanları parkı vardır.
Ayancık Çamlığı: Ayancık ilçesinde, orman içi dinlenme yeridir. Sarıçam ve karaçam korularından meydana gelen bölge, tabii güzellikleriyle meşhurdur.
Türkeli Çamlığı: Türkeli ilçesi yakınlarında orman içi dinlenme yeridir. Karaçam, kayın ve sarıçam ormanlarıyla kaplı güzel bir mesire yeridir.
Akliman Kumluğu: İl merkezine 2 km mesâfededir. Deniz ve ormanın iç içe olduğu kumluk, Boztepe ile Akliman burunları arasında kalır ve aynı zamanda tabii gemi barınağıdır. Denizi çok sığdır.
Kaplıca ve İçmeler: Sinop, şifâlı su kaynakları bakımından zengin olmasına rağmen bu kaynakların çoğunda tesis yoktur. Başlıca kaplıca ve içmeler şunlardır:
Aloğlu İçmesi: İl merkezi yakınlarındadır. Konaklama tesisleri yoktur. Kaplıca suyu içme olarak mîde, karaciğer ve safra yolları rahatsızlıklarına iyi gelmektedir.
Acısu İçmesi: Gerze ilçesinin Acısu köyündedir. Konaklama tesisleri yoktur. Suyu çeşitli mîde rahatsızlıklarına faydalıdır.
Soğuk Su: Sinop-Boyabat yolunun 47. km’sinde Cankurtaran Karakolu olarak da bilinir. Soğuk suyun etrâfı köknar ağaçları ile kaplıdır. Orman içinde yer alan bu su şifalı olarak bilinmektedir.
Buzluk Yaylası: Durağan ilçesi sınırları içinde olup, ilçe merkezine 10 km mesâfededir. En önemli özelliği yaylada bulunan mağaranın içinde yaz aylarında buzların meydana gelmesi, kışın ise erimesidir. Bu sebeple halk arasında Buzluk Mağarası adıyla bilinir.
Kaynak
Rehber Ansiklopedisi
RAŞiT TUNCA
BAŞAĞAÇLI RAŞiT TUNCA

FORUMUMUZDA
Dini Bilgiler...
Kültürel Bilgiler...
PNG&JPG&GiF Resimler...
Biyografiler...
Tasavvufi Vaaz Sohbetler...
Peygamberler Tarihi...
Siyeri Nebi
PSP&PSD Grafik
ALLAH
BAYRAK
Radyo Karoglan
Foruma Misafir Olarak Gir
Forumda Neler Var
GALATASARAY
FENERBAHÇE
BEŞiKTAŞ
TRABZONSPOR
MiLLi TAKIM
ETKiNLiKLERiMiZ
Portal
Forum
Search
Community 
Forum Statistics
Forum Team
Calendar
Members
» Latest member:
» Forum threads: 5,280
» Forum posts: 5,871
Read More / Comment 
