MUHAMMED

Muhammed


BAYRAK

TC.Bayrak



Welcome, Guest
You have to register before you can post on our site.

Username
  

Password
  





Forum Statistics
Members:» Members: 7
Latest member:» Latest member: Muhammed
Forum threads:» Forum threads: 5,258
Forum posts:» Forum posts: 5,849

Full Statistics Full Statistics

DOWNLOADEN


“Downloaden Bölümümüzden BEDAVA Grafik Paketleri,E-Kitaplar ve Bedava Bilgisayar Programlarını Tek TIKLA BEDAVA indirebilirsiniz”
(Raşit Tunca)




AYET

“Yeryüzüne muhakkak benim iyi kullarım varis olacaktır”
ENBİYA Suresi 105


FELSEFEMiZ

“ iSLAM OKUMAK YAZMAK YADA ÇiZMEK DEĞiLDiR, Yahutta O Hadis şöyle, Bu Ayette böyle diyor Diye Papağanlıkda Değildir. islam Kuranı ve sünneti HAYATINA TATBiK edip, Onunla Yaşayabilmekdir”
(Karoglan Raşit Tunca Sözü)


Raşit Tunca Sözü

“Yüzme bilmek Denizden çıkmana fayda vermez, taaki yüzme biliyorsan, denizedee düştüysen, ellerini, kollarını, ayaklarını çırpacaksın, ve birde tutuncak dal bulacak, tutunup çıkacaksın. ilimde böyledir, bir ilmi bilmek fayda etmez, taaki, onu hayatında tatbik edesiye, Dinde böyledir, din bilmek imanını kurtarmaz, taaki, ne zaman, bildiğin öğrendiğin dinini hayatında tatbik edip, yaşadın, o zaman belki kurtulursun.”
(Karoglan Raşit Tunca Sözü)

GÜZEL SÖZ

“ Bazen Hata Yapıvermek, Doğruyu bulmanın ilk Basamağıdır.
(Başağaçlı Raşit Tunca Sözü)



Karı-koca oynaşırken, çıplak resme bakarken veya düşünürken mezi gelse, fakat meni gelmese gusül gerekmez.
Cünüpken giyilen kıyafeti, üstünde necaset yoksa, tekrar giymekte ve o elbiseyle namaz kılmakta mahzur yoktur.
Çingene’yle zina edince, tuğla eriyinceye kadar yıkanmak mı gerekir?

Buna dair Kuran ve sünnette herhangi delil yoktur. Bu haramın diğer zinalar gibi Allah katında büyük suç olduğu dünyada rezillik ve ahirette azab olduğu vakıadır. Fıkhen de bundan bir kere gusleden temiz olur.

Bu hurafenin çıkış yeri olarak, eskiden panayırlar kurulunca buralara gelen çingene kadınları erkeklerle fuhuş yaparlarmış. Köy ve mezralarda vaizler gençlerin bu ucuz fahişelere aldanmamaları için bu vaazlarında kiremit eriyinceye kadar abdestiniz kabul olmaz ya da kırk gün yıkansanız gusulünüz olmaz demeye başlamışlar. Ancak bu hurafeden öte bir şey değildir. Onun da günahı ve zilleti aynıdır.
Kadından, yıkandıktan sonra, kocasının menisi çıkacak olursa

    Kadınının yıkanmasından sonra, kocasının menisi kadının ilişki mahallinden çıkacak olursa:Tekrar gusul etmesi gerekmez.

    [Bknz. Ömer Nasuhi Bilmen, Büyük İslam İlmihali, “Guslü Gerektiren Haller”, 178. paragraf]

    Eğer kadın gusül aldı ve bir süre sonra namaza durduysa, ve namazdan sonra kocasının menisini çamaşırında gördüyse,
    Normal abdest alması ve namazını iadesi gerekir.
İslam Toplumunda “İnsan”a Bakış

Tarih boyunca insan, çeşitli açılardan ele alınarak değerlendirilmeye tâbi tutulmuştur. Felsefeciler onda aklı ön plana çıkararak, “vahy”i inkâr etmişlerdir. Seküler sistemde madde ve görülen obje esas alınarak, maneviyat ve din yok sayılmıştır. Ekonomistler insanı, Ekonomik İnsan (Homo Economicus) olarak görmüşlerdir. Taylor’un insana yaklaşımı ise, “insan bir makine” şeklinde olmuştur.

17. ve 18. Yüzyıllarda Batı dünyası, genelde Materyalizm inancına teslim olarak, yüce Allah’ı bile maddileştirerek O’na “baba” ve “oğul”luk isnadında bulunmuştur. Bu durum, hakiki semavî dinden uzaklaşan bir toplumun, inanç sarhoşluğunu göstermektedir.

Halbuki İslam, insanı bir bütünlük içinde maddî ve manevî yapısını dikkate alarak, ona dünya ve âhireti için doğru yol olan “hidayeti/saadet”i göstermiştir.

Burada şu soru ile karşılaşabiliriz: Acaba insan, nasıl bir varlıktır? İslam ve diğer sistemler insana nasıl bakmaktadır? İslam ve Batı toplumlarının insana davranışları nasıl olmuştur?

Şimdi bu soruların cevapları, şu başlıklar altında karşılaştırmalı olarak ele alınabilir:


1. HÜRLÜK ve SORUMLULUK

Bu konu İslam ve Batı toplumlarında kısaca şöyle açıklanır:

1. İslam Toplumunda

1) İslam dinine göre insan, temiz, günahsız ve hür olarak dünyaya gelir.

Ayet-i kerime’de insanın, “ahsen-i takvîm/en güzel biçimde” (Tîn sûresi,4) yaratıldığı bildirilir. Bu hüküm, insanın akıl, muhakeme gücü, zekâ, irade, nefis ve çeşitli kabiliyetlerle donatılmış olduğunu gösterir. Bu özellikleriyle o, diğer yaratıklardan farklı bir “fıtrat/yaratılış” oluşturmaktadır.

Nitekim hadis-i şerif’te insanın, (İslam) fıtrat(ı) üzere doğduğu beyan edilir (Buhârî, Cenâiz 92). Buradaki fıtrat ile, yaratanını tanıyacak, bilecek, “bir”leyecek ve O’na gerekli kulluk görevlerini yerine getirebilecek yeteneklere ve özelliklere sahip olduğu, anlatılmaktadır. Bu hüviyetiyle o, hayvan cinsi, bitki ve cansız varlıklardan ayrılmaktadır. Melekler ise, nefisleri olmadığı için iradelerini sadece tâat ve ibadette kullanabilen, cinsiyetleri olmayan ve asla isyan etmeyen mübarek varlıklardır.

2) İslam’da insan, âkıl bâliğ olunca/erginlik çağına erince, mükellef/sorumlu olmaktadır. Bu, kişinin söz ve davranışlarından – leh ve aleyhte – sorumlu olduğunu ifade ettiği gibi, dinî emir ve yasaklar karşısında mes’uliyetini de göstermektedir.

3) İslam dininde kişi, ancak kendi söz ve fiillerinden sorumludur. Başkasının işlediği bir günahtan asla mes’ul/sorumlu değildir. İslam’da ferdî/kişisel sorumluluk esastır.

4) Müslüman bir kişi, işlediği günahının affı için ancak Allah’a yalvarır, tevbe ve istiğfar eder. Günahları, ancak Allah affeder.

2. Batı Toplumunda

Hristiyanlara göre insan, günah yüklü/günahkâr olarak dünyaya gelir. Bu günahtan kurtulabilmesi için papaz vasıtasıyla “vaftiz” yapılması gerekir. Bir Hristiyanın günah suçundan temizlenebilmesi, ancak Hristiyan bir din adamı aracılığı ile olmaktadır.


2. KÖLELİK

Kölelik, bir insanın başka birinin malı ve mülkü olması, demektir. Başka bir kişinin malı ve mülkü olan kişiye köle, memlûk veya kul; köle sahibine ise efendi veya mevlâ denir.

Çok eski tarihlerden beri savaşta esir düşenler, ağır suç işleyenler, borcunu ödeyemeyenler, korsanlar tarafından kaçırılanlar köle kabul edilir, köle pazarlarında satılırdı.

1. İslam Toplumunda

Kölelik, ârizi bir durumdur. Hazret-i Peygamber İslam’ı tebliğe başladığı zaman, kölelik sistemi dünyada mevcuttu. İslam, köleliği tedricen kaldırma yönünde âyet (Nisâ,92) ve hadislerle müeyyideler getirmiştir.

Hadis-i Şeriflerde buyruluyor:

1) Yönetici olarak başınıza Habeşli bir köle dahi gelse, ona itâat ediniz (Dârimî, Mukaddime, 16; İbn Mâce, Mukaddime 6, Cihâd 39).

2) İslam dünyasında kölelere zulüm şöyle dursun, onlar, toplumun en yetkilisi Resûlüllah tarafından koruma altına alınmış ve “efendi” makamına/statüsüne çıkarılmıştır.

3) Bir köle olan Bilâl Habeşî radıyallahü anh, âzat edilerek Peygamber aleyhisselâm’ın müezzini olmuştur.

Hazret-i Ömer radıyallahü anh buyurdu: "Ebû bekir, efendimizdir, o, seyyidimiz/efendimiz olan Bilâl’i âzat etmiştir (Buhârî, Fedâilü'l-Ashâbi'n-Nebi 23).

Bilâl Habeşî hazretleri, 44 hadis rivayet etmiştir. Buhârî ve Müslim’de rivâyetleri bulunmaktadır.

4) Atâ’ ibn Ebî Rabâh/Mekke; Tâvus/Yemen; Yahya ibn Ebî Kesîr/Yemâme; Hasan-ı Basrî/Basra; İbrâhim en-Nehaî/Kûfe; Mekhûl/Şam; Atâ el-Horasânî/Horasan ehlinin fakîhi/âlimi idiler. Hepsi mevâlî/âzatlı olup Mutlak Müctehid derecesine çıkmışlar ve Müslümanların baştâcı olmuşlardır.

İslam medeniyeti işte bu! İslam toplumunda, yönetim ve eğitim sisteminde köle ailesi ve çocuklarına, farklı bir muamele uygulanmamıştır. Acaba bu, hangi din ve medeniyette vardır? Köle ailesinin çocukları okuyabilmişler, bir engelle karşılaşmamışlar, âlim/ilim adamı olmuşlardır. Hatta bunlar, dört mezhep imamının – yaşları ve ilimleri itibariyle – hocaları durumundadırlar.

2. Batı Toplumunda

Kölelik, Orta Çağ’ın bitimine kadar, Batı toplumunun iktisadî ve sosyal açıdan ayrılmaz bir parçası olmuştur.

Batı dünyasında, feodalizmin tarih sahnesinden çekilerek yerini burjuva ekonomik sistemine bırakmaya başladığı ana kadar kölelik kurumu, emek veriminin düşük ve teknik imkânların son derece kısıtlı olması sebebiyle en önemli üretim aracı olagelmiştir. Son derece ağır şartları haiz olan köle hayatında, ancak 19. yüzyıl sonlarından itibaren bir miktar şeklen düzelme meydana gelmiştir.

Batı toplumu, özelikle Fransa, İngiltere, Belçika, Afrika ve Okyanus adalarındaki insanları, yüzyıllar boyunca köle olarak kullanmışlardır.

17. yüzyıldan itibaren Afrika kıtasının birçok ülkesinde sömürge oluşturmaya başlayan Hollanda, çeşitli yerlerde koloniler kurdu. Güney Afrika'nın ilk sömürgeci ülkesi olmuştur. Ümit Burnu'nda bulunan Cape Town kentinin temellerini attı. Güney Afrika'yı köle ticaretinde merkez olarak kullandı. Özellikle Cape Town'da topladığı köleleri gemilerle Amerika ve Avrupa kıtalarına götürdü. Tarihçilere göre, 1795 yılında Cape Town'un nüfusunun üçte ikisi kölelerden oluşuyordu.


3. KÖLELERE DAVRANIŞ

1. İslam Toplumunda

Peygamber aleyhisselâm Veda Haccı’nda bütün dünyaya şöyle  seslenmiştir:

1) Ey insanlar! Kölelerinize (hizmetinizde ve emrinizde olanlara) karşı iyi davranınız. Kölelerinize (hizmetinizde ve emrinizde olanlara) iyi bakınız. Onlara da yediğinizden yedirmeğe, giydiğinizden giydirmeğe çalışınız. Eğer affedemeyeceğiniz bir suç işlerlerse, kendilerini bırakın, onlara izin veriniz. Fakat (onlara, güçsüzdürler diye) asla eziyet ve işkence yapmayınız (Ahmed, Müsned, M. Medeniyyîn H. No.15813 [M. Şâmile: 16409]).

2) Köleler, sizin kardeşlerinizdir. Kimin elinin altında (köle veya hizmetçi) kardeşi bulunursa, ona yediğinden yedirsin, giydiğinden giydirsin (Buhârî, Itk/âzad 15).

2. Batı Toplumunda

Batı’da “köle”ye insan gözüyle bakılmaz. Kölelik, kağıt üzerinde 1789 ve 1948’de kalktıktan sonra, köleler ve köle gibi addedilen siyahî göçmenler, hiçbir zaman normal vatandaş statüsüne kavuşamamışlardır. Özellikle Amerika’da ve Fransa’da mahalleler, okullar, otobüsler, lokantalar ve alış-veriş merkezleri ayrılmıştır. Ayrılmadığı durumlarda ikinci sınıf vatandaş/“köle insan” algısı Batı’da hiçbir ülkede değişmemiştir.

Fransa’da 27 Haziran 2023’de Cazayir asıllı 17 yaşındaki Nahel öldürüldü. Siyahî göçmen olduğu için öldürüldü.


4. KÖLELİĞE SON VERME

1. İslam Toplumunda

İslam dini, 1400 küsür sene önce bütün dünyada yürürlükte olan kölelik sistemini ortadan kaldırmak için Müslümanın işlediği bazı suç ve günahlarının kaldırılması ve affedilmesi yönünde, “köle azat etme”yi bir yaptırım olarak öngörmüştür.

Ayet-i kerimelerde buyruluyor:

1) Kadınlarından zıhar yaparak ayrılan, sonra da söylediklerinden (pişman olup) dönecek olanlar, birbirlerine dokunmadan önce, bir köle azat etmelidirler (Mücadele,3).

2) Yanlışlıkla bir Mü’mini öldüren kimsenin Mü’min bir köle âzat etmesi ve ölenin ailesine teslim edilecek bir diyet vermesi gereklidir (Nisâ,92).

3) Allah sizi kasıtsız olarak yaptığınız yeminlerden dolayı sorumlu tutmaz, ama bilerek yaptığınız yeminlerden ötürü sorumlu tutar. Böyle bir yemini bozarsanız, onun kefâreti, çoluk çocuğunuza yedirdiğiniz orta halli yemek çeşidinden on fakir doyurmak, yahut on fakiri giydirmek veya bir köleyi hürriyetine kavuşturmaktır (Mâide,89).

Hadis-i Şeriflerde buyruluyor:

1) Kim Müslüman bir köleyi âzat ederse, Allahü teâlâ onun her uzvuna karşılık âzat edenin bir uzvunu Cehennem ateşinden kurtarır (Buhârî, Keffârât 6; Müslim, Itk/Âzad 6; Tirmizî, Nüzûr 14).

2) “Hangi köleyi âzat etmek daha faziletlidir?” diye Resûlüllah’a soruldu. O da:

Sahibi yanında en kıymetli ve fiatı en yüksek olanıdır.” buyurdu (Buhârî, Itk 2, Keffârât 6).

3) Hazret-i Hatice, çocuk yaşta köle olan Zeyd b. Hârise’yi satın alır ve Hazret-i Peygamber’e hediye eder.

Bu durumu öğrenen Zeyd’in ailesi - babası ve amcası/ağabeyi – fidye ile birlikte Mekke’ye gelirler. Zeyd’i almak istediklerini söylerler. Resûlüllah efendimiz: “Zeyd’e sorun bakalım, ailesini mi tercih ediyor, yoksa burada mı, kalmak istiyor.” Köle Zeyd, burasını tercih ettiğini, ailesine gitmek istemediğini söyler.

Bu, dünyayı şaşırtan bir örnektir. Bunun üzerine Peygamber aleyhisselâm da onu azat ederek hürriyetine kavuşturur.

2. Batı Toplumunda

Batı devletleri, köle azat etmek şöyle dursun, dünyanın birçok yerinde “köle pazarları” kurmuşlardır.


5. IRK ve RENK AYIRIMI

1. İslam Toplumunda

İslam dini, insanlar arasında ırk ve renk ayırımını kesinlikle âyet ve hadislerle yasaklamıştır. Şöyle ki:

1) Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir kadından (Hazret-i Âdem ve Havva’dan) yarattık. Birbirinizi tanımanız için sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, takvaca en ileride olanınız (Allah’tan en çok korkanınız)dır (Hucûrat,13).

2) Dikkat edin! Arabın Arap olmayana, Arap olmayanın Araba; beyazın siyaha, siyahın beyaza bir üstünlüğü yoktur. Şeref ve üstünlük, ancak takva/Allah’tan çok korkma iledir (Ahmed, Müsned, Hadis No. 22391).

2. Batı Toplumunda

Batı’da ırk ve renk ayırımı en şiddetli bir şekilde hâlen devam etmektedir:

1) Medeniyetin beşiği kabul edilen Batı dünyası, yüz yıllar boyunca insan haklarını ihlâl ederek kölelere zulmetmiş ve siyahî renkte olanlar, potansiyel suçlu sayılmıştır. Tarih bunun şâhididir.

2) Ancak 18. ve 20. yüzyıllarda (1789 ve 1948’de) kağıt üzerine kaydettikleri “insan hakları”nı bir türlü kalplerine indirememiş ve uygulamaya geçirememişlerdir.

3) Renk ayırımını ABD çok şiddetli bir şekilde hâlen sürdürmektedir. Bunun en tipik örneğini ABD‘de siyahî bir vatandaş olan George Floyd’un, boğazına basılarak öldürülmesi teşkil etmektedir (Yıl: 2020). Böyle siyahîlere karşı işlenen binlerce cinayet vardır.

4) Bilindiği gibi İngiltere Kraliyet ailesinden prens Harry - “bebek, beyaz mı, siyah mı doğacak/bir de siyah doğarsa..?” endişe ve söylentilerine dayanamı(Zeker) - bütün unvanlarını bırakarak ülkesini terk etmiştir. Bir anekdot (*).


6. DİN ve MEZHEP AYIRIMI

1. İslam Toplumunda

İslam toplumunda Müslüman olmayan kişilerin hangi şartlara uyarak İslam topraklarında “dâru’l-İslam”da ikamet edecekleri/yaşayacakları Fıkıh kitaplarında açıkça belirtilmiştir. Bu şartlara uyanların malları, canları ve namusları devlet tarafından koruma altına alınmıştır. Hatta İslam beldesinde kalan “gayr-i müslimler”in gıybeti bile yasaklanmıştır.

Bu durumda onların ibadet yerlerine dokunulmaz ve ibadetlerine karışılmaz.

Müslümanlar arasında “bâgî” durumuna düşmeyen hiçbir mezhebe/topluluğa savaş ilân edilmez.

İslam Tarihi’nde Hanefî, Mâlikî, Şâfiî ve Hanbelî mezhep mensupları, birbirlerini kardeş bilerek sulh/barış içinde yaşamışlardır.

Tarih boyunca fetihlerde, Müslümanlar arasında veya diğer din mensuplarına karşı bir sivil katliam asla olmamıştır. Tarihte böyle bir vak’aya raslanmaz.

Savaşlarda sadece eli silahlı kişilerle savaşılmış ve sivillere dokunulmamıştır.

2. Batı Toplumunda

1) Aralık 1098'de Antakya’ya gelen Haçlı ordusu, Maarratu'n-Numan şehrini ele geçirdiler ve 20 bin sivil Müslümanı kılınçtan geçirdiler. Hatta çocukları, şiş, kebap yapıp yediklerini tarih kaydetmektedir (bk. tr.wikipedia.org/Haçlı Seferleri).

2) Yine Haçlı ordusu, Temmuz 1099’de Kudüs'e girdi ve orada yaşayan bütün sivil Müslümanları ve Yahudileri farklı dinden oldukları için öldürdüler.

3) Yakın zamanda Sırp güçleri sistematik olarak yürüttükleri katliamlarla sadece Srebrenitsa'da 5 gün içinde 8 bin 372 sivil Müslüman Boşnak'ı şehit etti. Yüzlerce kadın ve çocuk, akıl almaz işkencelere maruz kaldı. O katliamda bir gün içerisinde 20 binin üzerinde mülteci Srebrenitsa'dan zorla çıkarıldı (Yıl: 1995 Temmuz).


7. KATLİAMLAR

1. İslam Toplumunda

İslam Tarihinde Müslümanların kendi aralarında veya başka dinden olan sivillere yönelik bir katliam yoktur. Savaşlar ancak silahlı gruplar arasında olmuştur.

2. Batı Toplumunda

Avrupa’da Sanayi Devrimi ilk olarak 18. yüzyılda İngiltere'de ortaya çıktı.  Batılı ülkeler, hammadde ve seri üretim arayışına girdi. Sanayide sözü geçen bir ülke olmak için kalkınma ihtiyacı doğdu. Batı'nın, özellikle Avrupa’nın hammadde potansiyeli az olunca, bu durum, Avrupa ülkelerini doğu ve güneye, yani hammaddenin yoğun olduğu bölgelere sevk etti. Batı’da Sömürgecilik yarışı böyle başladı.

Batı devletleri teknolojik açıdan zayıf, hatta yoksun olan ülkelerde oranın tabii kaynaklarını sömürmekle kalmadı, işgücü ihtiyacını karşılayabilmek için halklarını köleleştirdiler. Karşı gelenler, katledildiler.

Bu ülkelerden bazı örnekler, şöyle verilebilir:

Fransa

1) Afrika'nın %35'i 300 yıl boyunca Fransa'nın kontrolünde kaldı. Senegal, Fildişi Sahili ve Benin gibi ülkeler, o yıllarda Fransa'nın köle ticaret merkezleri olarak kullanıldı ve bölgedeki tüm kaynaklar sömürüldü. Fransa'nın dünya savaşlarında bağımsızlık vaadiyle kendi saflarında savaştırdığı ülkelerin başlattığı ayaklanmalarda 2 milyondan fazla Afrikalı hayatını kaybetti.

2) 1945’de Fransız sömürgesi Cezayir, Nazi Almanyası tarafından işgal edilen Fransa'nın kurtuluşu için gençlerini savaşa gönderdi. Karşılığında bağımsızlık istedi. Fransa, teklifi kabul etti. Cezayirli askerlerin desteğiyle Fransa, Almanya'yı, yendi. Fransa'nın zaferi, Cezayir'de bayram coşkusuyla kutlandı. Sokaklara dökülen halk, kendilerine verilen bağımsızlık sözünün tutulacağı düşüncesiyle, kutlama yürüyüşleri düzenledi. Ancak Fransa, verdiği sözü tutmadı. Yürüyüşe katılan halkın üzerine ateş açıldı. Katliam günlerce sürdü. Fransız askerleri, yaklaşık 45 bin Cezayirli’yi katletti. Cesetler, ölüm fırınlarında yakıldı. Katledilen onbinlerce Cezayirlinin bir kısmı şehir dışında açılan dev çukurlara gömüldü.

İngiltere

1) Almanların 2. Dünya savaşını kaybetmesi üzerine Amerikalılar ve İngilizler, “Dresden” kentine sığınan Alman göçmenlerin üzerine havadan bomba yağdırdı. İntikam amacı ile atılan bombalar ile bu şehirde 200 bin Alman katledildi.

2) Afrika’da Kenya halkı işgalci İngilizlerin gaspettikleri çiftliklerde yıllarca köle olarak çalıştırıldı. Kenyalılar 1952-1960 arasında topraklarına gelen Britanyalı işgalcilere karşı ayaklandı. İngiliz kuvvetleri 1950’li yıllarda Kenya’da Mau Mau ayaklanmasını bastırırken, 310 bin insanı toplama kamplarına kapattı, 1 milyondan fazla insanı da işgal ettikleri köylerde tuttu. Olaylar sırasında 100 bin insan, canavarca yöntemlerle öldürüldü.

3) Tekstilde İngiltere ile rekabet ettikleri gerekçesiyle, 40 bin Hint çıkrık ustasının elleri kesildi. Bengal’deki kıtlığın Hintlileri de etkilemesi ile 1876 yılında, acımasız İngiliz politikaları sonucu baş gösteren açlıkta, 12 ile 29 milyon Hintli öldü. Bu kıtlıkta Bengal’deki köle çiftçiler, tarım vergisi olarak ürettiklerinin %50’sini Britanya Krallığı’na verdiler.

4) Avustralya kıtasında yaşayan Aborjin’in sayısı 750 bin iken, 15 yıl süren İngiliz soykırımları sonunda bu sayı, 31 bine düştü. İngilizlerin tarihteki ilk soykırımı olan Aborjin katliamı, 1804-1890 arasında yaklaşık 720 bin kişinin ölümüyle sonuçlandı.

Hollanda

1) 1740’larda Hollandalı koloni askerleri, bugün Jakarta’da bulunan Batavia sahil kentinde 10-12 gün içinde 10 binden fazla yerli Çinliyi katletti.

2) Hollanda sömürge güçleri 1945-1949 yılları arasında çocuklar ve kadınlar da dahil olmak üzere yaklaşık 150 bin Endonezyalıyı öldürdü.

Almanya

Namibya’da 1904-1907 yıllarında Adanın yerlileri olan Harare ve Namalar üzerine taarruz eden Alman askerleri yaşlı, kadın, çocuk dinlemeden 117 bin insanı katletti. Yaklaşık 132 bin yerliden geriye sadece 15 bini sağ kalabildi. Böylece bölge halkının % 95'i katledilmiş oldu.

İtalya

İtalya’nın, Libya’da 1911’den 1940’lı yıllara kadar uyguladığı imha operasyonları ve çölün ortasına kurduğu toplama kamplarında 100 binlerce Afrikalı Müslüman katledidi. İtalya diktatörü Mussolini, Etiyopya'da ve Yugoslavya'da 300 bin insanı katletti.

Amerika

1) 2003’te ‘Irak’ı Özgürleştirme Operasyonu’ adı verilen Irak İşgali’nde 1 milyondan fazla sivil Iraklı katledildi. İşgal boyunca 4.7 milyon Iraklı evlerini terk etmek zorunda kaldı. İşgal altındaki Irak’ta yer alan Ebû Garib Cezaevi’nde tutuklulara çeşitli işkenceler yapıldı, tecavüzler edildi. Yasak silahların kullanıldığı 2004’teki Felluce katliamında ise, 600 Iraklı sivil hayatını kaybetti.

2) 2017’de Musul operasyonunda 40 bin sivil katledildi, 12 binden fazla insan kayboldu, 1 milyona yakın insan, göçe zorlandı ve Musul’un yüzde 90’ı yerle bir edildi. Rakka operasyonunda ise, 6 bin masum sivil katledildi, 5 binden fazla kişi kayboldu, 450 bin sivil, evini terk etti.

3) 1991’deki 1. Körfez Savaşı’nda da Irak’ta 113 bin sivili katletti. 1991’den 1998’e kadar ise, kötü hayat şartları sebebiyle yarıdan fazlası çocuk olmak üzere 1 milyonun üzerinde Iraklı hayatını kaybetti.

4) 1945’de Hiroşima'ya atılan atom bombası ile 140 bin sivil ve 3 gün sonra Nagasaki'ye atılan bomba ile de 74 bin sivil katledildi. Sonra bu sayı 143 bine ulaştı (Bk. wikipedia.org ilgili maddeler).

5) Kristof Kolomb’un 1492 tarihindeki keşfinden hemen sonra başlayan Kızılderili katliam, yerli halkın tabi tutulduğu soykırımın adıdır. O tarihten 1886 yılına kadar süren katliamlarda, 70 milyon Kızılderili ortadan kaldırıldı.

Yunanistan

1829’da Yunanistan’ın bağımsızlığını kazanmasıyla Mora’daki Türkler, göçe zorlandı, 20 bin Türk katledildi.

Kıbrıs Rum Kesimi

Katliamların başladığı 1912 yılından, Kıbrıs Barış Harekatı’nın yapıldığı 1974 yılına kadar 1000’den fazla Türk, Rumlar tarafından öldürüldü. (Kaynak: Avrupa’nın Kara Yüzü)

İslam’ın tebliğ emrini, merhametini, adalet ve hukukunu insanlığa sunan Müslümanlar, tarihin hiçbir döneminde katliam şöyle dursun, savaş durumunda bile kadınlara, çocuklara, yaşlılara, işinde gücünde olanlara, mabetlerde bulunanlara dokunmamışlardır. Çünkü, zulmün en büyük suç olduğuna gönülden inanmışlardır. Tarih bunun şahididir!


8. HAYVAN HAKKI

1. İslam Toplumunda

1) Bir adam yolda yürürken susadı ve susuzluğu arttı. Derken bir kuyuya rastladı. İçine inip susuzluğunu giderdi. Çıkınca susuzluktan soluyup toprağı yalamakta olan bir köpek gördü. Adam kendi kendine: “Bu köpek de benim gibi susamış.” deyip tekrar kuyuya indi, ayakkabısını su ile doldurup ağzıyla tutarak dışarı çıktı ve köpeği suladı. Allah onun bu davranışından razı oldu ve günahlarını affetti (Buhârî, Müsâkat 10 ve Enbiya 57).

2) Hiçbir canlıyı (eğlence ve spor) atışlarınızda hedef/nişan yapmayın (Müslim, Sayd 12).

3) İbn Ömer, canlı bir tavuğu nişan dikerek ona ok atan gençler grubunun yan‎ından geçiyordu. Bu gençler, İbn Ömer’in gelmekte olduğunu görünce, dağıldılar. Bunun üzerine İbn Ömer: “Bu tavuğu kim hedef/nişangâh dikti?” diye sordu. İyi bilin ki, Hazret-i Peygamber, canlı‎ bir hayvanı‎ atış‎‏ hedefi edinenlere lânet etti, dedi. (Buhârî, Zebâih ve Sayd 25)

2. Batı Toplumunda

Batı’da özellikle İspanya’da boğa güreşleri adı altında hayvanlara hançer saplayarak yapılan gösteriler, İslâm dinine göre haramdır, hayvan hakları ihlâline girmektedir.

---------------------

(*) Rahmetli Rasim Özdenören’den dinledim:

Amerika’dayım. Bir yere gitmek için otobüse bindim. Siyahî bir kadının yanı boştu. Oraya oturdum. Bir müddet sonra 50-60 yaşlarındaki kadın ağlamaya başladı. Sebebini sordum. Hatta cevap vermeden hasta olup olmadığını sordum. Yardım edeyim, dedim. Kadıncağız, hayır hayır, hasta filan değilim. Kusura bakmayın. Çok duygulandım. Çünkü bu yaşıma kadar benim yanıma hiçbir “beyaz” oturmadı. Onun için ağladım. Ben de Müslüman olduğumu ve dinimizde ırk ve renk ayırımı olmadığını kendisine söyledim. Çok memnun oldular (Dinlediğim tarih: 1982).



Kaynak:

Dr. C. Ahmet Akışık yazdı: İslam Toplumunda “İnsan”a Bakış Batı’da Zulüm ve Katliamlar (turkiyegazetesi.com.tr)


Akademik araştırma yaparken bilgiye ulaşmak ve bu bilgiyi analiz etmek bazen gerçekten zorlayıcı olabiliyor. Neyse ki, teknolojinin sunduğu çeşitli dijital araçlar bu süreci çok daha verimli ve kolay hale getirebiliyor. Bu yazıda, literatür arama, bilgi haritalama, yazım ve atıf yönetimi gibi araştırmanın önemli alanlarında işinizi kolaylaştıracak dijital araçları tanıtacağım.

Literatür Arama Araçları
Bilgi Haritalama Araçları
Yazım Araçları
Atıf ve Kaynakça Araçları

Bu kategorilerde yer alan araçlar sayesinde, araştırmalarınızda daha derinlemesine ve kapsamlı sonuçlar elde edebilir, verimliliğinizi artırabilirsiniz.
1. Literatür Arama Araçları
PubMed: pubmed.ncbi.nlm.nih.gov

Özellikler ve Faydalar:

NIH tarafından sunulan ücretsiz bir araç
Biyomedikal ve yaşam bilimleri literatürünü kapsar
Geniş veri tabanı sayesinde kapsamlı araştırma imkanı sunar
Gelişmiş arama özellikleri ile spesifik konularda derinlemesine araştırma yapılabilir

Kullanım Alanları:

Tıp, biyoloji, ve sağlık bilimleri alanlarında araştırma yapanlar için idealdir
Klinik çalışmalar, deneysel araştırmalar ve tıbbi gelişmeler hakkında güncel bilgiler sunar

Google Scholar: scholar.google.com

Özellikler ve Faydalar:

Ücretsiz, kullanımı kolay bir arama motoru
Geniş bir akademik içerik yelpazesini kapsar (makaleler, tezler, kitaplar)
Atıf sayılarını gösterir, bu da bir çalışmanın etkisini değerlendirmeye yardımcı olur
"İlgili makaleler" özelliği ile benzer çalışmaları keşfetmeyi kolaylaştırır

Kullanım Alanları:

Hemen hemen tüm akademik disiplinler için uygundur
Özellikle disiplinler arası araştırmalar için değerlidir

Elicit: elicit.org

Özellikler ve Faydalar:

AI destekli ücretsiz bir uygulama
Makaleleri bulma, veri çıkarma ve fikirleri özetleme konusunda yardımcı olur
Karmaşık sorguları anlayabilir ve ilgili sonuçları getirebilir

Kullanım Alanları:

Hızlı literatür taraması yapmak isteyenler için idealdir
Yeni araştırma fikirleri geliştirmek ve mevcut çalışmaları anlamak için kullanılabilir

Iris.ai: iris.ai

Özellikler ve Faydalar:

AI destekli bir araştırma asistanı
Büyük miktarda bilimsel metni hızlıca tarar ve analiz eder
Araştırma sorularına dayalı olarak ilgili makaleleri bulur ve özetler

Kullanım Alanları:

Disiplinler arası araştırmalar için idealdir
Yeni araştırma alanlarında hızlı bir şekilde bilgi edinmek için kullanılabilir

2. Bilgi Haritalama Araçları
Research Rabbit: researchrabbitapp.com

Özellikler ve Faydalar:

Ücretsiz, literatür inceleme aracı
Literatürdeki karmaşık ilişkileri görselleştirir
Araştırma alanınızdaki bağlantıları keşfetmenizi sağlar

Kullanım Alanları:

Bir konu hakkındaki temel makaleleri ve onların ilişkilerini anlamak için idealdir
Araştırma alanınızdaki bilgi boşluklarını tespit etmek için kullanılabilir

Connected Papers: connectedpapers.com

Özellikler ve Faydalar:

Araştırmacıların ilgili makaleleri ve trendleri bulmasına yardımcı olan görsel bir araç
Makaleler arasındaki bağlantıları görselleştirir
Bir alandaki kilit çalışmaları hızlıca belirlemeye yardımcı olur

Kullanım Alanları:

Yeni bir araştırma alanına girerken genel bir bakış elde etmek için kullanışlıdır
Bir makalenin etki alanını ve önemini değerlendirmek için faydalıdır

LitMaps: litmaps.co

Özellikler ve Faydalar:

Literatür araştırmanız için makaleler ve çalışmalar bulmanıza yardımcı olur
Çekirdek makalenizle ilgili en alakalı makalelerin bir haritasını oluşturur
Görsel olarak ilişkileri anlamayı kolaylaştırır

Kullanım Alanları:

Bir araştırma alanındaki temel çalışmaları ve aralarındaki ilişkileri anlamak için idealdir
Sistematik derleme çalışmaları için uygun bir araçtır

VOSviewer: vosviewer.com

Özellikler ve Faydalar:

Bibliyometrik ağları görselleştirmek için AI destekli bir araç
Büyük bibliyometrik veri setlerini analiz eder ve görselleştirir
Araştırma alanındaki trendleri ve ilişkileri ortaya çıkarır

Kullanım Alanları:

Bir araştırma alanının genel yapısını anlamak için kullanılır
Alandaki önemli yazarları, kurumları ve kavramları belirlemek için faydalıdır

3. Yazım Araçları
Grammarly: grammarly.com

Özellikler ve Faydalar:

Yazım, dilbilgisi, noktalama ve kelime kullanımı hatalarını kontrol eder
Gerçek zamanlı öneriler sunar
Yazının tonunu ve netliğini iyileştirir

Kullanım Alanları:

Akademik makaleler, tezler ve raporlar yazarken kullanılabilir
İngilizce yazım becerilerini geliştirmek isteyenler için faydalıdır

PaperPal: paperpal.com

Özellikler ve Faydalar:

Akademisyenlere daha iyi ve hızlı yazma konusunda yardımcı olur
Derinlemesine dil ve dilbilgisi düzeltmeleri için gerçek zamanlı öneriler sunar
Akademik yazım stiline uygun öneriler sağlar

Kullanım Alanları:

Özellikle akademik makaleler ve tezler yazarken faydalıdır
Ana dili İngilizce olmayan araştırmacılar için değerli bir araçtır

Quillbot: quillbot.com

Özellikler ve Faydalar:

AI destekli bir yeniden yazma (parafraz) aracıdır.
Metni yeniden yazmak, düzenlemek ve tonunu değiştirmek için kullanılır
Açıklığı artırmaya yardımcı olur

Kullanım Alanları:

Literatür taraması sırasında özetler oluştururken kullanışlıdır
Kendi kelimelerinizle açıklamalar yapmak istediğinizde yardımcı olur

Writefull: writefull.com

Özellikler ve Faydalar:

AI destekli akademik yazım asistanı
Dil kullanımı, dilbilgisi ve akademik stil konusunda gerçek zamanlı geri bildirim sağlar
Özellikle akademik İngilizce yazımına odaklanır

Kullanım Alanları:

Akademik makaleler, tezler ve raporlar yazarken kullanılabilir
Ana dili İngilizce olmayan araştırmacılar için özellikle faydalıdır

4. Atıf ve Kaynakça Araçları
Zotero: zotero.org

Özellikler ve Faydalar:

Güçlü ve kullanımı kolay bir araştırma aracı
Akademik literatürü organize etme, analiz etme ve alıntılama konusunda yardımcı olur
Çeşitli kaynak türlerini (makaleler, kitaplar, web sayfaları) yönetebilir

Kullanım Alanları:

Büyük ölçekli araştırma projeleri için idealdir
Grup çalışmalarında kaynakları paylaşmak için kullanılabilir

Mendeley: mendeley.com

Özellikler ve Faydalar:

Atıfları toplama ve düzenleme imkanı sunar
Belgelere kolayca atıf eklemeyi sağlar
PDF okuyucu ve not alma özellikleri vardır

Kullanım Alanları:

Akademik makaleler ve tezler yazarken kaynakça yönetimi için idealdir
Araştırma grupları için işbirliği özellikleri sunar

EndNote: endnote.com

Özellikler ve Faydalar:

Kişisel atıf/kaynakça yönetim aracı
Araştırmacıların kaynakça oluşturmasına ve referansları biçimlendirmesine yardımcı olur
MS Word ile entegre çalışır

Kullanım Alanları:

Kapsamlı araştırma projeleri ve tezler için uygundur
Farklı yayın stilleri gerektiren çalışmalar için idealdir

Semantic Scholar: semanticscholar.org

Özellikler ve Faydalar:

AI destekli akademik arama motoru ve atıf analiz aracı
Makalelerin önemini ve etkisini değerlendirir
İlgili çalışmaları ve atıfları otomatik olarak önerir

Kullanım Alanları:

Bir araştırma alanındaki en etkili çalışmaları bulmak için kullanılır
Atıf ağlarını anlamak ve yeni araştırma fırsatları keşfetmek için faydalıdır



Bu yazıda ele aldığım araçlar, özellikle literatür tarama sürecinizi daha etkili bir şekilde yönetmenize yardımcı olmayı amaçlamaktadır. Her bir aracın kendine özgü avantajları ve kullanım alanları bulunmaktadır. Araştırmanızın gereksinimlerine ve tercihlerinize bağlı olarak, bu araçlardan bir veya birkaçını kullanarak literatür tarama sürecinizi önemli ölçüde iyileştirebilirsiniz.

En iyi sonuçları elde etmek için bu araçları bir arada kullanmak en iyi yöntemdir. Örneğin, PubMed veya Google Scholar gibi kaynaklardan bulduğunuz makaleleri Zotero veya Mendeley gibi yazılımlarda düzenleyebilir, ardından yazımınızı geliştirmek için Grammarly veya PaperPal gibi araçlardan faydalanabilirsiniz. Bunların yanı sıra bu yazımda listeye eklemediğim Scribbr, RefWorks, F1000Workspace, Citavi ve ReadCube Papers gibi yazılımları da tercih inceleyebilirsiniz.
Ücretsiz, Online Kelime Bulutu Resimi Oluşturma Araçları


KELİME BULUTU OLUŞTURMA ARACI - WORD ART - wordart.com

* Kelime bulutu oluşturma konusunda çok fazla özelliğe ve nesneye sahip.

* İster bir kelimeyi kullanarak kelime bulutu oluşturun, ister birden çok kelimeyi. İsterseniz bir metni yapıştırın, metindeki kelimelerin sıklığına göre bir kelime bulutu elde edin.

* Oluşturulan kelime bulutunun içeriğine, yazı tipine, boyutuna, oranlarına istediğiniz gibi müdahale edebiliyorsunuz.

* Eksi yönlerinden biri, ara yüz dilinin İngilizce olması. Ancak site çok basit bir ara yüze sahip. dolayısıyla temel seviyede teknoloji okuryazarı olan kişiler de rahat bir şekilde kullanabilir.
wordart.com üzerinden kelime bulutu oluşturma

    “Create Now” butonuna tıklayarak yeni bir sayfa açıyoruz. Aşağıdaki gibi bir sayfa çıkacak karşımıza. Busayfanın sol tarafı ayarlar bölümü, sağ tarafı ise sonuç yani hazırladığımız kelime bulutunun görüneceği yer. Sol tarafta yapmış olduğumuz ekleme ve değişiklikleri sağ tarafta görebilmek için ortada bulunan “Visualize” (Görselleştir) butonuna basmamız gerekiyor.


Ayarlar bölümünde resimden de anlaşılacağı gibi 5 farklı alan var.

    WORDS (Kelimeler): Bu bölümdeki listeye istediğimiz kelimeleri ve yanlarına frekanslarını yani diğerlerine göre ne kadar büyüklükte görünmeleri gerektiğini ekliyoruz. İstersek listeye tek tek yazmak yerine üst bölümde görünen import butonuna tıklayarak kelime lsitemizi veya paragrafımızı yapıştırabiliriz. Eğer bir paragraf yapıştırırsak içerisinde bulunan kelime sıklığını kendi analiz eder ve listeyi buna göre oluşturur.
    SHAPES (Şekiller): Bu bölümde çeşitli şekiller bulunmakta. kelimelerimizin hangi şekillerin içerisinde görünmesini istiyorsak buradan seçiyoruz. İstersek bilgisayarımızdan kendi şekillerimizi, resimlerimizi de ekleyebiliriz (add image). Ekleyeceğimiz resimler .png formatında, temiz ve dolu alanlara sahip olmalı.
    FONTS (Yazı tipleri) : Bu bölümde çeşitli yazı tipleri mevcut. Buradan istediğiniz yazı tiplerini seçebilir, çeşitli denemelerle hangisini kullanacağınıza karar verebilirsiniz. İsterseniz kendi yazı tipinizi de yükleyebilirsiniz. Mevcut bazı yazı tipleri Türkçe karakterleri desteklemeyebilir. Yazı tipi seçiminde buna dikkat etmekte fayda var.
    LAYOUT (Düzen) : Bu bölümden yazıların yönlerini, görünmesini istediğiniz kelime sayısını (word amount) ve yoğunluğu (density) istediğiniz gibi ayarlayabilirsiniz. Örneğin bir paragraf yapıştırdığınızda o paragraftaki 100 kelimeden en yoğun olan 10 tanesini göstermek istediğimizde bu alanı kullanabiliriz.
    STYLE (Stil, Biçim): Bu bölüm işin son kısmı. Yani renklendirme, süsleme alanı. Burada kelimelerin kaç farklı renkte görüneceğini, arka plan rengini, renk yoğunluklarını vb. seçebilirsiniz.

“Visualize” (Görselleştir) butonuna tıkladıktan sonra sağ tarafta oluşan şekil üzerinde de değişiklikler yapmamız mümkün. Oluşan resmin üst kısmında bulunan “Edit” (düzenle) butonuna tıklayarak her bir kelimenin yerini, yönünü ve rengini tek tek düzenleyebilirsiniz.

Kelime bulutu aracının nasıl çalıştığını öğrendikten sonra bunu derslerinizde veya çeşitli çalışmalarınızda nasıl kullanacağınıza siz karar verin.

Aşağıda Word Art aracılığı ile oluşturulan bazı örnekler ve diğer kelime bulutu oluşturma araçlarının adresleri yer almaktadır.

Diğer Kelime Bulutu Oluşturma Araçları/Siteleri

https://wordclouds.com/

https://worditout.com

https://tagcrowd.com/

http://www.abcya.com/word_clouds.htm

https://tagcrowd.com

https://www.wordificator.com/
Kur’an’da Geçen İsimler

Kur’an’da geçen kız ve erkek isimleri nelerdir? Haram, mekruh ve helal isimler nelerdir? Allah’ın isimleri çocuğa konur mu? Kuran’da geçen ve çocuğa verilebilecek isimleri okurlarımız için derledik.
Haber: Murat Karadeniz

Yeni doğan çocuğuna güzel isim vermek, her Müslüman anne ve babanın en mühim vazifelerinden biridir. Dünyada ve ahirette herkes ismiyle çağrılacağından dolayı çocuğa güzel anlama gelen isimleri vermek gerekiyor. Bu anlamda bir Müslüman çocuğuna nasıl isim verebilir? İslam’a göre nasıl isim konulur? Çocuğa isim koyma hakkı kime aittir? Kur’an’da geçen isimler nelerdir?

Çocuğa verilen isim, hem dünyada hem de Ahiret’te geçerlidir. Hz. Muhammed (s.a.v.) sadece çocukların değil, yetişkinlerin ismiyle de alâkadar oldu. Kötü anlama gelen isimleri, güzel anlama gelen isimlerle değiştirdi.
KUR’AN’DA GEÇEN ERKEK İSİMLERİ

Abd: Sonuna Allah’ın sıfatları getirilerek erkek ismi olarak kullanır.

Abd isminin anlamı: Kul, köle, hizmetçi, itaat edici. Genellikle Allah’ın isimleriyle birlikte “Allah’ın kulu” şeklinde kullanılır. Abdullah, Abdurrahman, Abdulkadir gibi...

Adem: İlk insan ve peygamberdir. Erkek ismi olarak kullanır.

Adem İsminin Anlamı: Yokluk, hiçlik, varlığın zıddı ve varlığın yaratılmasından önceki hal. Kuran’da “Ey benî-Âdem! (Ey Âdem Oğullları)” diye geçer.

Adil: Erkek ismi olarak kullanır.

Adil İsminin Anlamı: Adaletli, hakkını veren, adaletli davranan, doğruluktan ayrılmayan, dürüst, eşit. Hz. Ömer’in lakabı (Allah’ın emirlerini hakkıyla uygulayan)

Ahmet (Ahmed): Peygamber Efendimiz’in Melekler katındaki isimlerindendir. Erkek ismi olarak kullanır.

Ahmet İsminin Anlamı: Pek çok methedilmiş, övülmüş kimse.

Bedir: Erkek ismi olarak kullanır.

Bedir İsminin Anlamı: Ayın on dördüncü gecesindeki şekli, dolunay: Medine’de bir yer.

Berat: Erkek ismi olarak kullanır.

Berat İsminin Anlamı: Müsâade, izin: Nişan, rütbe.

Bünyamin: Hazret-i Yusuf'un kardeşinin adıdır. Erkek ismi olarak kullanır.

Bünyamin İsminin Anlamı: Gözde oğul.

Cebrail: Peygamberlere vahiy getirmekle görevli meleğin adıdır. Erkek ismi olarak kullanılır.

Cebrail İsminin Anlamı: Hz. Cebrail; vahiy meleği, ruhul kudüs (kutsal ruh), dört büyük melekten biri.

Cihat (Cihad): Allah yolundaki her türlü faaliyet ve hareketin adıdır. Erkek ismi olarak kullanılır.

Cihat İsminin Anlamı: Hak yolunda yapılan savaş, gazâ.

Cuma: Kur'ân’ın 62. Sûresidir. Erkek ismi olarak kullanılır.

Cuma İsminin Anlamı: Toplanma, bir araya gelme; Cuma günü, Müslümanların kutsal günü, haftalık bayram; Cuma günü kılınan öğle namazı.

Davut: Kur'ân-ı Kerim'de geçen 26. Peygamberin adıdır. Erkek ismi olarak kullanılır.

Davut İsminin Anlamı: Düzene uyan, güzel sesli.

Elyasa: Kur’ân-ı Kerim’de geçen 23. Peygamberin adıdır. Erkek ismi olarak kullanılır.

Elyasa İsminin Anlamı: Zanni geniş, gönlü geniş.

Eyüp: Kur'ân-ı Kerim'de geçen 13. Peygamberin adıdır. Erkek ismi olarak kullanılır.

Eyüp İsminin Anlamı: Dert ve sıkıntılara sabreden: Sabır timsâli.

Furkan: Kur'ân’ın 25. Sûresinin adıdır. Erkek ismi olarak kullanılır.

Furkan İsminin Anlamı: Hak ile batılı ayıran, iyi ile kötü ve doğru ile yanlış arasındaki farkı gösteren.

Halis: Kur'ân'da Allah'ın halis kulu şeklinde geçer.

Halis İsminin Anlamı: Karışıksız, katkısız: Saf, temiz ve samîmî.

Harun: Kur'ân-ı Kerim'de geçen Peygamberlerdendir. Musâ aleyhisselâm'ın kardeşidir.

Hud: Kur'ân-ı Kerim'de geçen Peygamberlerdendir. 11. Surenin adıdır. Erkek ismi olarak kullanılır.

İbrahim: Kur'ân-ı Kerim'de geçen 7. Peygamberdir. Erkek ismi olarak kullanılır.

İbrahim İsminin Anlamı: İnananların babası.

İdris: Kur'ân-ı Kerim'de geçen Peygamberlerdendir. Erkek ismi olarak kullanılır.

İdris İsminin anlamı: Meyvesi hoş kokulu, kerestesi güzel bir kiraz türü. 2. İlim ve fende ileri seviyede olan (kimse). İlk kez giysi dikip giydiği için terzilerin, ilk kez kalem kullandığı için yazarların piri kabul edilir.

İlyas: Kur'ân-ı Kerim'de geçen Peygamberlerdendir. Erkek ismi olarak kullanılır.

İhsan: Erkek ismi olarak kullanılır.

İhsan İsminin Anlamı: Bağışlama, bağışta bulunma.

İsa: Kur’ân’da geçen 36. Peygamberdir. Erkek ismi olarak kullanılır.

İsa İsminin Anlamı: Kurtuluş, Allah kurtarsın, Allah’ın hizmetkârı.

İshak: Kur’ân-ı Kerim’de geçen 9. Peygamberin adıdır. Erkek ismi olarak kullanılır.

İshak İsminin Anlamı: Gülmek, gülen anlamlarına geliyor.

İsmail: Kur’ân-ı Kerim’de geçen Peygamberlerdendir ve İbrahim aleyhisselâm'ın oğlunun adıdır.

İsmail İsminin Anlamı: Allah’ı işiten: Duası kabul olunan.

Lokman: Kur’ân’ın 31. Sûresi’nin adıdır. Erkek ismi olarak kullanılır.

Lokman İsminin Anlamı: Çoktan beri var olan, önceki.

Lut: Kur’an’da geçen 10. Peygamberdir. Erkek ismi olarak kullanılır.

Muhammed: Peygamberlerin sonuncusu ve en büyüğü olan Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimizin adıdır. Aynı zamanda Kuran’ın 47. sûresidir. Erkek ismi olarak kullanılır.

Muhammed İsminin Anlamı: Övülmeye değer olan, en güzel huylara sâhip (kimse), çok övülmüş, övgüye layık.

Mahmut: Peygamber Efendimizin isilmlerinden biridir. Erkek ismi olarak kullanılır.

Mahmut İsminin Anlamı: Övülmüş, methedilmiş, methe ve övgüye değer. Hz. Muhammed’in -sallâllâhu aleyhi ve sellem- en büyük şefaat makamı Makam-ı Mahmud’dur.

Murat (Murad): Erkek ismi olarak kullanılır.

Murat İsminin Anlamı: Erişilmek istenen, olması ve gerçekleşmesi arzu edilen şey, istek, dilek, amaç.

Musa: Kuran-ı Kerim’de geçen 16. Peygamberdir. Erkek ismi olarak kullanılır.

Musa İsminin Anlamı: Vasiyet edilen, vasiyet olunan: Vasî seçilmiş, vasî tâyin edilmiş (kimse).

Mümin: Kur'ân’ın 40. Sûresi'nin adıdır. Erkek ismi olarak kullanılır.

Mümin İsminin Anlamı: Allah’ın varlığına, birliğine, Hz. Muhammed’in O’nun kulu ve peygamberi olduğuna ve İslâmiyet’in diğer îman esaslarına inanan, îman sâhibi kimse, müslüman.

Naim: Kur'ân'da Naîm Cennetleri şeklinde geçer.

Naim İsminin Anlamı: Nîmete eren kimse: Nîmet, bolluk, refah içinde yaşama: Cennetlerden birinin adı.

Nuh: Kuran-ı Kerim’de geçen 4. Peygamberin adıdır. Aynı zamanda Kuran’ın 71. sûresinin adıdır. Erkek ismi olarak kullanılır.

Nuh İsminin Anlamı: Dediğinden kesinlikle vazgeçmemek: Çok inatçı (kimse).

Ramazan: Erkek ismi olarak kullanılır.

Ramazan İsminin Anlamı: Çok sıcak gün, güneş kumları: Oruç ayı: Bayram.

Saffat: Kur’ân’da geçen 37. sûredir.

Saffat İsminin Anlamı: Sıra sıra dizilenler, saf saf duranlar

Salih: Kur’ân’da geçen 6. Peygamberdir. Erkek ismi olarak kullanılır.

Salih İsminin Anlamı: Elverişli, uygun, yarar: Yetkisi olan (kimse), yetkili: Dînin emrettiği hususlara uygun davranan, iyi amel sâhibi, günah işlemekten kaçınan (kimse).

Selim: Erkek ismi olarak kullanılır.

Selim İsminin Anlamı: Maddî ve mânevî kusûru, noksanı olmayan: Sağlam, doğru.

Sefa (Safa): Mekke'de bulunan mukaddes iki tepeden birinin adıdır. Erkek ismi olarak kullanılır.

Sefa İsminin Anlamı: Gönül şenliği, rahat, huzur, kedersizlik: Eğlence, neşe, zevk: Saflık, berraklık.

Sefer: Erkek ismi olarak kullanılır.

Sefer İsminin Anlamı: Yolculuk, seyahat: Savaş için yapılan yolculuk, savaşa gidiş ve yapılan savaş.

Süleyman: Kuran-ı Kerim’de geçen 27. Peygamberin adıdır. Erkek ismi olarak kullanılır.

Süleyman İsminin Anlamı: Barış yapan.

Şeref: Erkek ismi olarak kullanılır.

Şeref İsminin Anlamı: Bir kimseye gösterilen saygının dayandığı mânevî yücelik, mânevî ululuk, onur, haysiyet: Fazîlet, cesâret vb. üstün niteliklerle kazanılmış iyi şöhret.

Şuayp: Kuran-ı Kerim’de geçen Peygamberlerdendir Erkek ismi olarak kullanılır.

Tarık: Kuran-ı Kerim’de geçen 86. Surenin adıdır. Erkek ismi olarak kullanılır.

Tarık İsminin Anlamı: En iyi, en âlâ yol

Üzeyir (Uzeyr): Kuran-ı Kerim’de geçen Peygamberi adıdır. Erkek ismi olarak kullanılır. Tevbe Sûresi'nde geçer.

Veli: Erkek ismi olarak kullanılır.

Veli İsminin Anlamı: Seçkin kul, Allah’ın dostu ve sevgili kulu.

Yahya: Kuran-ı Kerim’de geçen 35. Peygamberdir. Erkek ismi olarak kullanılır.

Yahya İsminin Anlamı: "Allah lütufkârdır."

Yakup: Kuran’da geçen 11. Peygamberdir. Erkek ismi olarak kullanılır.

Yakup İsminin Anlamı: Koca; Sözüne güvenilir, mert; Sert, kolay bükülmez.

Yusuf: Kuran-ı Kerim’de geçen 12. Peygamberdir. Erkek ismi olarak kullanılır.

Yusuf İsminin Anlamı: Güzelliğin sembolü: İnleyen, ah eden.

Yunus: Kuran-ı Kerim’de geçen Peygamberi adıdır. Erkek ismi olarak kullanılır.

Zekeriya: Kuran’da geçen 34. Peygamberdir. Erkek ismi olarak kullanılır.

Zülkarneyn: Kuran-ı Kerim'de geçen 33. Peygamberin adıdır. Erkek ismi olarak kullanılır.

Zülkifl: Kuran'da geçen 14. Peygamberdir. Erkek ismi olarak kullanılır.

Zülkifl İsminin Anlamı: Nasip ve kısmet sahibi.
KUR’AN’DA GEÇEN KIZ - KADIN İSİMLERİ

Adile (Âdile): Kız ismi olarak kullanır.

Adile İsminin Anlamı: Adaletli, Hakkını Veren; Doğru, Doğruluktan Ayrılmayan, Doğruluk Gösteren, Dürüst; Haklı, Hakka Uygun.

Adn-Adin: Kur'ân'da Adn Cennetleri diye geçer.

Adn-Adin İsminin Anlamı: Cennet.

Behice: Kız ismi olarak kullanılır.

Behice İsminin Anlamı: Güzel, Güleryüzlü, Güleç; Şen, Şirin, Neşeli.

Cennet: Kız ismi olarak kullanılır.

Cennet İsminin Anlamı: Ahiretteki mutluluk yurdu, sonsuz mutluluk yeri, öldükten sonra iyilerin ve günahsızların gideceği yer, uçmak; bahçe, çok güzel.

Havva: Hz. Adem’in -aleyhisselam- hanımıdır. Dünyadaki ilk kadındır. Kız ismi olarak kullanılır.

Havva İsminin Anlamı: Canlı, ya­şayan demektir.

Hilal: Hadislerde geçmektedir. Ramazan orucunun başlangıcı ve bitişi olarak görülür. Kız ismi olarak kullanılır.

Hilal İsminin Anlamı: Ayın ilk günlerinde aldığı yay biçimi, ayça, yeni ay anlamlarına gelir.

Fecir (Fecr): Kuran’ın 89. sûresidir. Kız ismi olarak kullanılır.

Fecir İsminin Anlamı: Tan, sabah aydınlığı, gün doğumu, tanyerinin ağarması.

Firdevs: Kız ismi olarak kullanılır.

Firdevs İsminin Anlamı: Cennet, Cennet’in en yüksek derecelerinden biri, altıncı Cennet, Cennet hahçesi, mutluluk ülkesi; bahçe, bostan.

Irmak: Kur'ân'da bazı sûrelerde geçer. Kız ismi olarak kullanılır.

Irmak İsminin Anlamı: Akarsu: Ayırmak, uzaklaştırmak.

İrem: Kız ismi olarak kullanılır.

İrem İsminin Anlamı: Cennet bağı, dünya cenneti, cennet kadar güzel ve bayındır yer.

Kevser: Kur'ân’ın 108. Sûresi'nin adıdır. Kız ismi olarak kullanılır.

Kevser İsminin Anlamı: Cennette bir nehir veya havuz: Cana can katan, hayat veren, saf, temiz, tatlı su.

Mina: Kız ismi olarak kullanılır.

Mina İsminin Anlamı: Liman, iskele.

Merve: Kız ismi olarak kullanılır.

Merve İsminin Anlamı: Mekke’de bir dağın adıdır. Hacılar, Merve ile Safâ arasında Sa'y ederler yani 7 defa gidip gelirler. Kur'ân'da Bakara Sûresi 158. âyette geçmektedir.

Meryem: Kuran-ı Kerim’in 19. suresinin adıdır. Kız ismi olarak kullanılır.

Meryem İsminin Anlamı: İbadet eden kimse, Rabbin hizmetçisi: Bir yerden uzaklaşmak, üstünlük demektir.

Nur: Kuran-ı Kerim’in 24. suresinin adıdır. Kız ismi olarak kullanılır.

Şevval: Ay takviminin onuncu ayı, Ramazan Bayramı ile başlayan ay, bayram ayıdır. Kız ismi olarak kullanılır.

Şevval İsminin Anlamı: Parlak ve güçlü.
İSLAM’A GÖRE ÇOCUĞA NASIL İSİM VERİLİR?

Ezan ve kamet çocuğa yapılan ilk îman telkinidir. Çünkü ezanın mânâ ve muhtevâsında tekbir, tevhid, nübüvvet ve namaz gibi dinin esasları bulunmaktadır. Yeni doğan çocuğu, usûl olarak babası veya kim ismini verecekse sağ kulağı göğse gelecek şekilde kucağına alır. Normal sesle ezan okur. Sonra da ‘Yavrum, senin ismini (Abdullah)….. koyduk. Allah sana bereket versin’ der.

Ebû Râfi (r.a.) anlatıyor:

‘‘Hz. Hasan dünyaya geldiği zaman Resûlullah’ın onun kulağına ezan okuduğunu gördüm.’’ (Ebu Davud, Edeb, 107-116, (5105); Tirmizî, Edahî, Bab 17, Hadis No: 1514; Ahmed b. Hanbel, VI / 9,291) Tirmizî hadisin sahih olduğunu söylese de diğer muhaddisler zayıf olduğunu delillendirdi.
DOĞDUĞU İLK GÜN ÇOCUĞA İSİM VERİLİR Mİ?

İslâmî eserlerde çocuğa doğumunun üçüncü, bazıların­da ise yedinci günü isim verilir. Hz. Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- Mâriye validemizden doğma oğlu İbrahim için,

“Bu gece bir oğlum oldu. O’na atam İbrahim’in adını koydum.” buyurdu. (Müslim, Fedâil, 62 (2315); Ebû Dâvûd, Cenâiz, 24)

Âlimlerin büyük çoğunluğu yeni doğan çocuğa yedinci günde isim vermenin daha fazîletli olduğu görüşüne varmıştır. Hz. Enes naklediyor:

“Sadece doğduğu ilk günde çocuğu isim vermenin câiz olduğuna delâlet eder. Fakat müstehap olduğuna delâlet etmez.” (el-Muğnî, c: 9, s: 356)
İSLAM’DA ÇOCUĞA AD - İSİM KOYMA

Yeni doğan çocuğa veya ihtida eden kimseye İslâmî geleneklere göre isim verilir. Varlıkların sembolü demek olan adların ilk defa Allah tarafından Hz. Adem’e -aleyhisselam- öğretildiği bilinir. İlk yaratılan şeyleri tespite çalışan müfessirler, bu arada adı da söz konusu etmektedirler.

Türklerin İslâmiyet’i kabulünden önce, animist inançta olmalarının ve tabiatta bazı varlıklara tapınmalarının etkisi ile, başlangıçtaki Türk isimleri yırtıcı hayvan, kuş ve dış tesirlere dayanıklı maddelerden seçilmiş, çocuklara Bozkurt, Arslan, Şahin, Doğan, Timur (Demir), Kaya ve Gökhan gibi adlar verilmiştir. Bu adlar çocukluk ve gençlik dönemlerinde olmak üzere iki safhada verilirdi. Doğumun hemen ardından çocuğa ad verilmez, bir yaşına girdikten sonra, Türk âdetlerine göre büyük bir şölen (toy) yapılır ve bu şölene katılanların en yaşlısı tarafından ad konurdu. Gençlik çağında alınan adlar, gösterilen bir kahramanlıktan sonra, hazırlanan bir toy merasiminde ve ileri gelen şahsiyetler tarafından verilirdi. Bu durum Dede Korkut Kitabı’nda, “Bir oğlan baş kesmese kan dökmese ad komazlardı.” diye anlatıldı. Yine burada belirtildiğine göre Bayındır Han’ın oğlu Boğaç, adını bir boğa öldürdükten sonra aldı.

İslâmiyet’ten önceki Araplar da, hayatın zorlukları ve özellikle düşman karşısında dayanıklı, güçlü ve cesur olması, düşmanın gönlüne korku salması arzu ve düşüncesiyle çocuklarına Galib, Zâlim, Mukatil (savaşçı), Esed, Leys (arslan), Zi’b (kurt), Hacer (taş), Sahr (kaya) gibi adlar koydular. Yine bu devrin Araplarında her ferdin, adından başka bir de ilk erkek çocuğuna bağlı olarak baba olduğunu belirten bir künyesi, o şahsın kimin veya kimlerin çocuğu olduğunu gösteren bir nesebi ile o kimsenin doğduğu ve yaşadığı yeri veya mezhebini ifade eden bir nisbesi, bazan da mesleğini açıklayarak şahsın daha iyi tanınmasını sağlayan bir de lakabı bulunmakta idi. Bunlardan başka, devlet ve ilim adamlarına sultan, imam, şeyh, hacı, hâfız gibi mansıplar verilmekteydi.

İslâmî eserlerde çocuğa ad koymanın zamanı üzerinde durulmuş ve bazı rivayetlerde doğumunun üçüncü, bazılarında ise yedinci günü ad koymak için en uygun zaman olarak gösterilmiştir. Bununla beraber Hz. Peygamber’in Mâriye’den doğma oğlu İbrâhim için,

“Bu gece bir oğlum doğdu, ona dedem İbrâhim’in adını verdim” (Ebû Dâvûd, “Cenâiz”, 24) dediği, dolayısıyla doğumun birinci günü ad koyduğu bilinmekte ve bu yöndeki rivayetler diğerlerine nisbetle daha sahih kabul edilmektedir.
İSLAM’DA ÇOCUĞA İSİM KOYMA HAKKI KİME AİTTİR?

Bir defa bile olsa sesi duyulduktan sonra ölen çocuğa ad konulacağına, yıkanıp kefenlendikten ve namazı kılındıktan sonra defnedileceğine dair Ebû Hanîfe’nin ictihadı ile, ölü doğsa bile ona ad konup yıkanacağını belirten Ebû Yûsuf’un kanaati, çocuğa doğduğu gün ad konulmasının gerekli olduğunu göstermektedir. Ad koymak için hadislerde tavsiye edilen akîka kurbanı kesilecekse bunun doğumun yedinci gününe kadar tehir edilebileceği, böyle bir merasim yapılmayacaksa daha önce ad koymanın uygun olacağı belirtilmiştir.

İslâm’da çocuğa ad seçme ve ad koyma hakkı babaya aittir. Baba ölmüş veya hukukî tasarruflarda bulunmaktan menedilmişse bu hakkı anne kullanır. Doğumundan önce babasını kaybeden Hz. Peygamber’in adı annesi tarafından Muhammed olarak seçilmiş ve bu ad dedesi tarafından konulmuştur.

Çocuğa ad seçilirken gayet titiz davranılması gerektiğini belirten Hz. Peygamber, “Siz kıyamet gününde hem kendi adınızla, hem de babalarınızın adıyla çağırılacaksınız; bu sebeple kendinize güzel adlar koyun” buyurmuştur (Ebû Dâvûd, “Edeb”, 61; Müsned, V, 194). İslâm hukukçuları bu nevi hadisleri dikkate alarak ad seçimi ile ilgili bazı hükümler tesbit etmişlerdir.
MÜSTEHAP (BEĞENİLEN, TAVSİYE EDİLEN, SEVAP KAZANDIRAN) İSİMLER

Söyleniş ve mâna güzelliği taşıyan, Allah dostlarını hatırlatan adlardır. Hz. Peygamber, Allah’a kulluğu ifade eden Abdullah ve Abdurrahman gibi isimlerin Cenâb-ı Hakk’ı memnun edeceğini söylemiş (Buhârî, “Edeb”, 105-106; Müslim, “Âdâb”, 2), çocuklara Peygamber adlarının verilmesini tavsiye etmiş (Buhârî, “Edeb”, 109; Ebû Dâvûd, “Edeb”, 61) ve kendi adının da -künyesiyle birlikte olmamak şartıyla- alınabileceğini ifade etmiştir (Müslim, Âdâb”, 1). Onun bu tavsiyeleri Müslümanlar arasında bu nevi isimlerin geniş çapta yayılmasını sağlamıştır. Türkler Hz. Peygamber’e karşı duydukları derin hürmet ve sevgi sebebiyle, onun adını aynen almayı bir nevi saygısızlık kabul etmişler ve Muhammed adını Mehmed şeklinde söylemeyi uygun görmüşlerdir. Yine ona nisbet edilen Ahmet, Mahmut, Hâmit ve Mustafa adlarının Müslümanlar arasında çok yaygın olduğu bilinmektedir.
HARAM İSİMLER

Allah’tan başkasına kulluk mânası taşıyan isimleri ad olarak koymak haram sayılmıştır. İslâm’ın mukaddes saydığı şeylere kulluk mânası taşıyanlar da böyledir. Nitekim Hz. Peygamber, Abdülkâ‘be (Kâ‘be’nin kulu) adlı birinin ismini değiştirmiştir. Cenâb-ı Hakk’a mahsus olan isimlerin “abd” kelimesiyle birlikte olmayarak insanlar için kullanılması, zâhirî mânada da olsa tevhid inancını zedeler mahiyette görüldüğünden tasvip edilmemiştir. Arap olmayan Müslümanların ve özellikle Türkler’in Raûf, Kadîr vb. isimleri kullanmaları, Abdürraûf, Abdülkadîr terkiplerini telaffuz etmenin güçlüğünden kaynaklanmış olmalıdır. Arapların Abdullah yerine Abduh adını kullanmasına benzeyen bu isim kısaltması tevhid inancını zedeleyici bir mahiyet taşımaz.
MEKRUH ADLAR - İSİMLER

Hz. Peygamber, putperestliği andıran ve İslâm âdâbına uymayan adların değiştirilmesini tavsiye etmiş, kendisi de “isyankâr” anlamına gelen Âsıye (عاصية) adındaki bir kızın ismini Cemîle, “elem, keder” anlamına gelen Hazn adlı bir sahâbînin adını da Münzir olarak değiştirmiştir. Peygamber’in hanımlarından olan Zeyneb’in ve ayrıca Ümmü Seleme’nin kızı Zeyneb’in adları Berre idi. Resûlullah “cömert, dürüst, itaatkâr” demek olan bu ismin bir insanın kendini tezkiyesi anlamına geldiğini söyleyerek onlara Zeyneb adını vermiştir. Ayrıca Firavun, Karûn gibi zalimlerin adlarını almayı da menetmiştir. Tâhâ, Yâsin gibi bazı sûrelerin başında bulunan harfleri isim olarak kullanmak da hoş karşılanmamıştır.

Hz. Peygamber’in bazı isimleri umulan iyiliklere işaret sayması sebebiyle olmalıdır ki Türk toplumunda çocuğu yaşamayan bazı aileler son doğan çocuklarına Yaşar, Dursun, çok çocuğu olanlar sonuncusuna Yeter, Songül, yalnız kız çocuklarına sahip olanlar da Döndü, Döne gibi adlar koyarak tefe’ül etmişler ve bu mânaların çocuklarında gerçekleşmesini arzulamışlardır. Bunda herhangi bir mahzur görülmemiştir.
MUBAH (HELAL) ADLAR

Haram ve mekruh sayılan adların dışında kalan isimler mubah sayılır. Cebrâil, Mîkâil gibi melek isimlerinin alınması mubah sayılmış, ancak İmam Mâlik’in bunu uygun görmediği rivayet edilmiştir. Allah’a mahsus isimlerden olmakla beraber kullarda da bulunması arzu edilen âdil, nâsır, cevad gibi vasıfların yalnız başına ad alarak alınması mubahtır.

Milliyet bakımından farklı olan Müslüman kişilerin adları da İslâm inanç ve ahlâkına ters düşmedikçe değiştirilmemiştir. Selçuk, Alparslan gibi adlar bu kabildendir. Karahanlı Sultanı Satuk Buğra Han Müslüman olunca Abdülkerim, oğlu Baytaş da Musa adını almışlardır. Bugün Müslümanlığı kabul eden herkes, kendisine Müslüman muamelesi yapılması isteği ve gayri müslimlere benzememe düşüncesiyle adını değiştirmekte ve bir Müslüman adı almaktadır.

Hz. Peygamber’in birden fazla adının bulunduğunu bizzat belirtmesi (Buhârî, “Menâkıb”, 17; Müslim, “Fezâil”, 124, 125), bir kimsenin birden fazla adının olabileceğini göstermektedir. Çocuğa ad koyarken, Peygamber’den rivayet edildiğine göre, sağ kulağına ezan, sol kulağına kamet okunur. Nitekim Hz. Peygamber’in, torunu Hasan’ın adını koyarken kulağına ezan okuduğu bilinmektedir. (Tirmizi, “Edâhî”, 16; Müsned, VI, 9, 391, 396) Böylece çocuğun kulağına ilk defa İslâm’ın şiarı olan kelime-i tevhid ile birlikte kendi adı söylenmiş olur. Bu konu fıkıh kitaplarının “akîka” bölümünde ele alınarak işlenmiştir. (Kaynak: Özgü Aras, DİA)
PEYGAMBERİMİZİN İSİM VERMEYE VERDİĞİ ÖNEM

Bir hadiste “Sizler kıyâmet günü isimlerinizle ve babalarınızın isimleriyle çağrılacaksınız. Öyleyse isimlerinizi güzel yapın.” (Ebu Davud, Edeb 69) buyuran Peygamberimiz, çocuklara isim koyma konusunda çok titiz davranırdı. Rasûlullah sadece çocukların değil, yetişkinlerin ismiyle de alâkadar olurdu. Peygamber Efendimiz, kötü mânâya gelen isimleri, iyi ve güzel mânâya gelen isimlerle değiştirme örnekleri de vermiştir. Mesela (Uzza putun kulu) mânâsına gelen (abdu’l-uzza)’yı, Allah’ın kulu mânâsına gelen (Abdullah) ile değiştirmiş, ateş parçası mânâsına gelen Cemre’yi, güzel kız mânâsına gelen Cemile'yle; Harp ismini de Hasan ismiyle düzeltmiştir.

Resûlullah’ın isim konusundaki hassasiyetini şu hadiste görebiliriz. Yahya bin Said (r.a.) anlatıyor:

Hz. Peygamber bol sütlü bir deve hakkında:

“Bunu kim sağacak?” diye sordu. Bir adam ayağa kalkmıştı ki, Rasûlullah adama:

“İsmin ne?” diye sordu. Adam:

“Mürre (acı)” deyince ona “Otur!..” dedi. Hz. Peygamber tekrar:

“Bunu kim sağacak?” diye sordu. Bir başkası ayağa kalktı, ben sağacağım diyecekti. Hz. Peygamber ona da:

“İsmin ne?” diye sordu. Adam: “Harb” deyince, ona da:

“Otur!..” dedi. Resûlullah:

“Bu deveyi bize kim sağacak?” diye sormaya devam etti. Bir adam daha kalktı. Ona da ismini sordu. O da “Ya’iş” (yaşıyor) cevabını alınca ona, “Sen sağ” dedi. (Taberânî, Mûcem, XXII, 277; Muvatta, İsti’zan 24)
ALLAH’IN İSİMLERİ ÇOCUĞA VERİLİR Mİ?

Allah Teâlâ’nın has isimleri kula isim olarak verilmez. Ancak sıfatları isim olarak verilebilir. Çocuğa Allah’ın isimlerinden verilirken Abd yani “Allah'ın kulu, kölesi” ön eki kullanılır. Mesela; Abdullah, Abdurrahman, Abdulbaki, Abdulaziz, Abdussamed gibi. Bu isimlerdeki Rahman, Baki, Aziz ve Samed Allah’ın isimleridir. Bunlar, abd ekini aldığı zaman “Rahman olan Allah’ın kulu”, Azîz olan Allah’ın kulu” anlamlarına gelir.

Peygamberimiz de çocuklara Abdullah ve Abdurrahman isimlerinin konulmasını tavsiye ederdi. Abdullah İbn Ömer radıyallahu anh’tan rivayet edildiğine göre Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm şöyle buyurmuştur:

“Allah’a en sevimli gelen isimler Abdullah ve Abdurrahman’dır.” (Müslim, Âdâb, 2, (2132); Ebu Dâvud, Edeb 69; Tirmizî, Edeb 64)

İslam ve İhsan
Evlilik Öncesi ve Sonrası Karşılaşılabilecek Riskler

Evlilik hazırlıkları yapılırken yaşanan sıkıntılar nelerdir? Evliliğin, ailelerin güç savaşı haline gelmesi nasıl önlenebilir? Evlilikte karşılaşılabilecek riskler nelerdir? Uzman Klinik Psikolog Emre Konuk, evlilik sürecini iyi yönetmenin yollarını açıkladı.

Evlenme kararı verildikten ve tarih belirlendikten hemen sonraki sürecin keyifli bir şekilde geçmesi gerekirken aksine çok yoğun ve insanı yoran bir süreç yaşanabiliyor. Eve alınacak halı, oturma düzeni, buzdolabı gibi bütün bunların kararının verilmesi söz konusu olduğunda, bazen evlenecek iki genç insan işin en başında sınır koyamadıklarından pasif kalabiliyor. Aileler ve özellikle de anneler; söz sahibi olmak, yakınlığı sağlayabilmek, kopuşun acısını dindirebilmek için sürece müdahale edebiliyor.
EVLİLİK SÜRECİNİ İYİ YÖNETMENİN YOLLARI

Uzman Klinik Psikolog Emre Konuk, evlilik sürecini iyi yönetmenin yollarını şöyle açıklıyor: “Evlenme kararı aldıktan sonra, iki gencin evlilik sürecini nasıl yöneteceklerini belirlemesi gerekiyor. Alınması gereken ihtiyaçlardan maddi anlamda verilmesi gereken kararlara kadar birçok aşamanın evlenecek olan iki insan tarafından tek tek ele alınıp sürecin belirlenmesi gerekiyor. En başında bu detaylar eş adayları tarafından belirlenir ve kararlar verilirse, hayat daha kolay ve sorunsuz geçiyor.”

Evlilik öncesinde ve hatta sonrasında aile desteğinin önemli olduğunu vurgulayan Konuk, “Destek verirken ailelerin amacı, çocuklarından ayrılacakları için ayrılığın verdiği acıyı azaltmak ya da gücü kaybetmemek olmamalıdır. Bu bir araziyi paylaşamama kavgası gibidir, çünkü bir taraf yapmazsa karşı taraf yapacaktır. Ben bu yeni eve yerleşmezsem, öbürü yerleşecektir. Dolayısıyla çok keyifli olması gereken bir süreç çok sancılı ve stresli hâl alabiliyor. Gelişen sorunları çözmek için de her ailede bulunan akil insanlardan destek alınabilir. Bu kişiler sağduyuludurlar ve ilişkilerin toparlanmasına ve düzgün gitmesine katkıda bulunurlar” diye konuştu.
EVLİLİK ÖNCESİ VE SONRASI BUNLARA DİKKAT!

Evlilik öncesinde ve sonrasında karşılaşılabilecek risk faktörlerinin de doğru bir şekilde yönetilmesi gerektiğini belirten Konuk, bu riskleri şöyle sıralıyor:

    Hor görme: Tartışmalarda aşağılama, küçük görme, iğneleme, küçümseme, alay etme anlamına gelen sözler, jest ve mimikler hor görmeye yol açıyor.
    Eleştiri: Tartışmalarda kişiliğe yönelik suçlamalar olabiliyor.
    Suçlama ve savunma: Tartışmalarda şikâyeti suçlamadan ayırmak gerekiyor. Suçlanan bir insanın kendini savunması doğaldır. Ama evlilik ilişkisinde kişinin karşı suçlamaya girmeden de olsa kendini savunması, ne yazık ki bir işe yaramıyor. Tersine, savundukça karşı taraf suçlamalarına devam ediyor. Çünkü aslında, kendimi savunduğumda karşımdakine, 'problem bende değil sende' demiş oluyorum. Doğal olarak bu oyun yukarıdaki sırayla oynanmıyor. Taraflar duruma göre birini bırakıp diğerini kullanabiliyor.
    Duvar örme ve küsme: Tartışmanın bir noktasında taraflardan biri ilişkiden çekilebiliyor ve tepki vermemeye başlayabiliyor, yani etrafına bir duvar örebiliyor.
    Taşma ve duygusal kopuş: Duvarını ören kişi hiçbir tepki vermez hale gelerek eşinden uzaklaşırken evliliğinden de uzaklaşıyor.
    İlişkiyi Tamir: Kırıcı bir tartışmadan sonra ilişkiyi tamir etmek için çaba harcanmıyor veya bu konuda başarısız olunabiliyor.

UZAK DURULMASI GEREKEN HANIMLAR VE BEYLER

Konuk “Uzak durulması gereken hanımlar ve beyler” listesi ile diğer risk faktörlerini ise şöyle sıralıyor:

    Sürecin başında, eşlerden birinde kötü bir alışkanlık varsa,
    Eş beğenilen, değer verilen en az birkaç özelliğe sahip değilse,
    Anne / baba, arkadaşlar karşıysa,
    Eğitim / kültür farkı bir rahatsızlık olarak yaşanıyorsa,
    Ana konu cinsellik ise,
    Eş evlilikteki sorunları anneye veya babaya bağlıyorsa,
    “Evlenince düzelir” diye düşünülüyorsa,
    Beraberlik/eş sıkıcı bulunuyorsa,
    Durmadan “aslında ne demek istendiği” anlatılmak zorunda kalınıyorsa,
    Taraflardan biri hami, koruyucu rolünde ise
    Bu kişilerin evlilik için yanlış tercih olabileceği düşünülmeli.

İslam ve İhsan

RAŞiT TUNCA

BAŞAĞAÇLI RAŞiT TUNCA
Raşit Tunca

FORUMUMUZDA
Dini Bilgiler...
Kültürel Bilgiler...
PNG&JPG&GiF Resimler...
Biyografiler...
Tasavvufi Vaaz Sohbetler...
Peygamberler Tarihi...
Siyeri Nebi
PSP&PSD Grafik

BOARD KISAYOLLARI

ALLAH

Allah



BAYRAK

TC.Bayrak



WEB-TUNCA


Radyo Karoglan

Foruma Misafir Olarak Gir


Forumda Neler Var


Karoglan-Raşit Tunca - Dini - islami - Dini Resim - FIKIH - Kuran - Sünnet - Tasavvuf - BAYRAK - Milli - Eğlence - PNG - JPEG - GIF - WebButtons - Vaaz - Sohbet - Siyeri Nebi - Evliyalar - Güzel Sözler - Atatürk - Karoglan Hoca - Dini Bilgi - Radyo index - Sanal Dergi




GALATASARAY

G A L A T A S A R A Y


FENERBAHÇE


F E N E R B A H C E


BEŞiKTAŞ

B E Ş i K T A Ş


TRABZONSPOR

T R A B Z O N S P O R


MiLLi TAKIM

M i L L i T A K I M


ETKiNLiKLERiMiZ


“Peygamberimiz Buyurdular ki Birbirinize Temiz ağız ile Dua edin. Bizde Sayfamızı ziyaret edenlerin ve bu bölümü ziyaret edenlerin kendilerinin Ruhaniyetine, geçmişlerinin Ruhuna Yasin Okuyup hediye ediyoruz Tıkla, ya sende oku yada okunmuş Yasinlerden Nasibini Al”
(Raşit Tunca)



MEVLANA'DAN

“ Kula Bela Gelmez Hak Yazmadıkca, Hak Bela Yazmaz Kul Azmadıkca, Hak intikamını, Kulunun Eliyle Alır da, Bilmiyenler Kul Yaptı Sanır."
(Hz. Mevlana)