MUHAMMED
BAYRAK
| Welcome, Guest |
|
You have to register before you can post on our site. |
| Forum Statistics |
|
» Members: 7 » Latest member: Muhammed » Forum threads: 5,305 » Forum posts: 5,909 Full Statistics |
DOWNLOADEN
AYET
FELSEFEMiZ
Raşit Tunca Sözü
GÜZEL SÖZ
Kelime-i Tevhid Zikrinin Anlamı ve Faziletleri - Arapça Türkçe Tafsilatlı Yazılışı
İmâm-ı Rabbânî Hazretleri kelime-i tevhîdin mânâsını şöyle îzah eder: “«La ilahe illallah» zikrinden maksat, âfâkî ve enfüsî, yani dıştaki ve içteki bâtıl ilâhları yok etmektir. Âfâkî ilâhlar, Lât ve Uzzâ gibi, kâfirlerin bâtıl ilâhlarıdır. Enfüsî ilâhlar ise, nefse âit arzulardır.
İmâm-ı Rabbânî Hazretleri; kelime-i tevhîdin yüceliğini anlatırken şöyle buyurur:
“Allah Teâlâ’nın gazabını teskin hususunda «La ilahe illallah» sözünden daha faydalı bir şey yoktur. Bu söz, cehenneme girmeye sebep olan gazabı teskin ediyorsa, başka gazapları daha çabuk teskin eder. Zira diğer gazaplar, cehennem azâbını doğuran gazaptan çok daha hafiftir. Nasıl teskin etmesin ki, kul bu sözü tekrarlayarak mâsivâdan yüz çevirmiş, onları reddetmiş ve kalbinin kıblesi Cenâb-ı Hak olmuştur. Zâten gazabın sebebi de, kulun müptelâ olduğu farklı farklı yönelişlerdir. Kelime-i tevhîd ile bunlar yok olduğuna göre gazap da sükûnete erecektir.
Bu mânâya mecaz âleminden şöyle bir misâl verebiliriz: Bir kimse hizmetkârından rahatsız olsa ve ona gazaplansa, o esnâda hizmetkâr aklını kullanarak bütün meşgaleleri terk edip bütün varlığıyla efendisine yönelse, efendisinde hizmetkâra karşı tabiî olarak şefkat ve merhamet hisleri uyanır ve öfkesi sükûn bulur.
KELİME-İ TEVHİDİN FAZİLETİ
“La ilahe illallah” sözünün, âhiret için saklanan ilâhî rahmetin yüzde doksan dokuzunun anahtarı olduğunu görüyorum. Küfür karanlıklarını ve şirk tortularını bertaraf etmede bu güzel kelimeden daha tesirli bir şey olmadığını biliyorum…
Kelime-i tevhîdin fazîleti karşısında şu dünyanın tamamı bile bir kıymet ifâde etmez! Keşke büyük bir okyanusa nisbetle bir damla hükmünde olabilseydi! (O kadar bile değildir.) Ancak bu kelime-i tayyibenin kıymet ve azameti, onu söyleyenin mânevî derecesi nisbetindedir. Söyleyenin derecesi ne kadar yüksek olursa bu kelimenin azameti de o kadar artmaktadır…
Bir insanın bir köşeye çekilip mânevî hazzına vararak bu mübârek zikirle meşgul olmayı arzu etmesine denk olabilecek başka bir temennî şu dünyada yoktur. Ancak ne yazık ki her temennîye kavuşmak müyesser olmuyor. Bâzen gaflet hâli buna mânî oluyor ve halka karışmak gerekiyor.”[1]
“LA İLEHE İLLALLAH” ZİKRİNDEN MAKSAT NEDİR?
Yine İmâm-ı Rabbânî Hazretleri kelime-i tevhîdin mânâsını şöyle îzah eder:
“«La ilahe illallah» zikrinden maksat, âfâkî ve enfüsî, yani dıştaki ve içteki bâtıl ilâhları yok etmektir. Âfâkî ilâhlar, Lât ve Uzzâ gibi, kâfirlerin bâtıl ilâhlarıdır. Enfüsî ilâhlar ise, nefse âit arzulardır. Nitekim Cenâb-ı Hak; «Nefsini ilâh edinen kişiyi gördün mü?..» (el-Câsiye, 23) buyurur. Şerîatin insanları mükellef tuttuğu ve kalben tasdîk etmekten ibâret olan «îman» için, âfâkî ilâhların yok edilmesi kâfîdir. Enfüsî bâtıl ilâhların yok edilebilmesi için ise nefs-i emmârenin tezkiye edilmesi lâzımdır. Ehlullâh’ın yoluna girmenin gâyesi ve neticesi de budur. Hakîkî îmâna ulaşmak için, bu her iki türden bâtıl ilâhları yok etmek îcâb eder… Îmânın hakîkati, enfüsî ilâhları da bertaraf etmeye bağlıdır.”[2]
İmâm-ı Rabbânî Hazretleri evlâtlarını ısrarla zikre teşvik ederdi. Nitekim, oğlu Muhammed Mâsûm Hazretleri’ne yazdığı bir mektubunda şöyle buyurur:
“Zaman, zikir zamanıdır. Bütün nefsânî arzularınızı «La» kelimesinin içine koyun ki onları kökünden yok edip geriye hiçbir arzu ve gâye bırakmayın… O’nun takdîrine râzı olun!
Kelime-i tevhîd zikri esnâsında «La ilahe: Sadece Allah vardır» sözüne geldiğiniz vakit, bütün bilinen ve hayâl edilenlerin ötesinde bulunan ve bizim için tam bir gayb olan Allâh’ın zâtından başka bir şey gönlünüze gelmesin! Evler, köşkler, çeşmeler, bahçeler, kitaplar ve diğer şeyler insanın zihnine kolayca geliverir. Bunlar sizin vaktinizi almasın!”[3]
HER DURUMDA ALLAH’I ZİKRET
İmâm-ı Rabbânî Hazretleri’nin dâimâ zikir hâlinde olmayı tavsiye ettiği ifâdelerinden bir kısmı da şöyledir:
“Bu tarîkati isteyen kişi, hak ehlinin görüşleri istikâmetinde îtikādını düzeltip fıkhî hükümleri öğrenerek bildiklerinin îcâb ettirdiği şekilde amel ettikten sonra, bütün vakitlerini Allâh’ın zikrine sarf etmelidir. Ancak bu zikrin kâmil ve mükemmil bir şeyhten alınması şarttır. Çünkü kendisi noksan olan, başkalarını kemâle erdiremez… Abdestli, abdestsiz, ayaktayken, otururken devamlı zikirle meşgul olmalıdır. Gelirken, giderken, yerken, yatarken aslâ zikri terk etmemelidir.”[4]
“Mâlûmdur ki, bu dünya çalışma yurdudur, boş durma ve dinlenme yeri değildir. Gayretinizi tamamıyla çalışmaya yönlendirmelisiniz. Boş durmayı ve eğlenmeyi bir kenara bırakınız! Dilinizi «La ilahe illallah» zikri ile öylesine meşgul ediniz ki, lisânınız zaruret olmadıkça bu kelime-i tayyibenin dışında bir şey söylemesin! Zikir, hem dil hem de kalp ile hafî yolla yapılmalıdır… Tembellik ve gevşeklik, düşmanların nasîbi olsun! Amel-i sâlihler işlemeli, çalışmalı, yine çalışmalı…”[5]
“Şunu iyi biliniz ki, sizin ve hattâ bütün insanların saâdet ve selâmeti, Cenâb-ı Hakk’ı zikretmeye bağlıdır. İmkân nisbetinde bütün vakitleri Allah Teâlâ’nın zikri ile geçirmek îcâb eder. Bu hususta bir anlık gaflet bile doğru değildir.”[6]
Lâ ilahe illallah nedir? Lâ ilahe illallah zikrinin faziletleri nelerdir? Yetmiş bin (70 000) kelime-i tevhid okumanın dinî dayanağı var mıdır?
Kelime-i tevhid sözlük anlamı ile “Allah’ı birleme cümlesi” demektir. “Lâ ilahe illallah” sözünden ibarettir ve “Allah’tan başka ilah yoktur.” anlamına gelir. Bu cümlenin ifade ettiği mana İslam’ın temel ilkesini oluşturur. Hz. Peygamber, “Kıyamet gününde benim şefaatim sayesinde en mutlu olacak insan, kalbinden içtenlikle, Lâ ilâhe illallah diyendir.” (Buhârî, İlim, 33; Rikâk 51) buyurmuştur.
EN FAZİLETLİ ZİKİR – EN FAZİLETLİ DUA
Zikir, hatırlamak ve hatırlatmak demektir. Kelime-i tevhidi zikir olarak okumak, okuyana ve dinleyenlere Allah’ı hatırlatacağı için sevap kazandıran bir ameldir, zikirlerin en güzelidir. Resûlullah, “En faziletli zikir ‘Lâ ilahe illallah’; en faziletli dua da ‘Elhamdülillah’ demektir.” (İbn Mâce, Edeb, 55) buyurmuştur.
GÜNDE 100 DEFA “LA İLAHE İLLALLAH” DEMENİN FAZİLETİ
Bunun yanında günde yüz defa “Lâ ilâhe illallah” diyenin çeşitli şekillerde mükâfatlandırılacağı yönünde hadisler bulunmaktadır. (İbn Mâce, Edeb, 54) Sahih hadislerde belirtilenler dışında dua veya zikirlerin belli sayılarda yapılması gerektiğine inanıp bunu iddia etmek doğru değildir.
---------------
“Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâ şerike leh..” – Anlamı, Fazileti ve Arapça Yazılışı
Sabah ve akşam namazından sonra tekrarı pek çok fazileti bulunan ve bir sahih rivayette İsm-i Âzam mertebesini taşıyan cümle-i tevhidiye
Lâ ilâhe illallàhu vahdehû lâ şerîke leh, lehül-mülkü
ve lehül-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.
Arapça Yazılışı:
لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
Anlamı:
Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur; o tektir, ortağı yoktur. Mülk onundur, hamd ona mahsustur ve o her şeye kàdirdir.
لاَ اِلٰهَ اِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يُحْيِى وَيُمِيتُ وَهُوَ حَىٌّ لاَ يَمُوتُ بِيَدِهِ الْخَيْرُ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ وَاِلَيْهِ الْمَصِيرُ
Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâ şerike leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hâmdü yuhyi ve yumit ve hüve hayyun lâ yemût biyedihi’l-hayr ve hüve alâ külli şey’in kadir.
“Allah’tan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. O birdir; Onun hiçbir şeriki yoktur. Mülk Ona ait, hamd Ona mahsustur. Hayatı veren de O’dur, ölümü veren de O’dur. O, kendisine asla ölüm ârız olmayan Hayy-ı Ezelîdir. Bütün hayır Onun elindedir. O her şeye hakkıyla kàdirdir. Her şeyin ve herkesin dönüşü de O’nadır.”
(Buharî, Ezân: 155; Teheccüd: 21; Müslim, Zikir: 28, 30, 74, 75, 76; Tirmizî, Mevâkıt: 108; Hac: 104; Nesâî, Sehiv: 83-86; İbni Mâce, Dua: 10, 14, 16; Ebu Davud, Menâsik: 56; Dârîmî, Salât: 88, 90; Muvatta’, Hac: 127, 243; Kur’an: 20, 22; Müsned, 1:47; 2:5; 3:320; 4:4; 5:191.)
Amr İbnu Şuayb an Ebîhi an Ceddihî (radıyallâhu anh)’dan rivayet edildiğine göre:
“Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
“Duaların en faziletlisi Arefe günü yapılan duadır. Ben ve benden önceki peygamberlerin söyledikleri en faziletli söz; Lâ ilâhe illallahu vahdehu lâ şerîke leh lehü’l mülkü ve lehü’l hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr. (Allah’tan başka ilah yoktur, O tektir, O’nun ortağı yoktur, mülk O’nundur, hamd O’na aittir. O, herşeye kâdirdir) sözüdür.”
[Muvatta, Kur’ân 32,; Tirmizî, Da’avât 133]
Hz. Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh)’dan rivayet edildiğine göre:
“Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
“Kim, “Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâşerîke leh, lehu’l mülkü ve lehu’l hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.” duasını bir günde yüz kere okursa, kendisine 10 köle âzad etmiş gibi sevab verilir, ayrıca lehine yüz sevab yazılır ve yüz günahı da silinir. Bu, ayrıca üç gün akşama kadar onu şeytana karşı muhafaza eder. Bundan daha fazlasını okumayan hiçbir kimse, o adamınkinden daha efdal bir amel de getiremez.
Kim de bir günde yüz kere “Sübhânallahi ve bihamdihi” derse hataları dökülür, hatta denizin köpüğü kadar çok olsa bile.”
[Buhârî, Daavât 54, Bed’ü’l-Halk 11; Müslim, Zikr 28; Muvatta, Kur’ân 20; Tirmizî, Daavât 61,]
Ebu Sa’id radıyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre:
“Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Kim, sabah namazının peşinden ‘Lâ ilâhe illallahu vahdehu la şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehû’l-hamdü bi-yedihi’l-hayr ve hüve alâ külli şey’in kadîr.’ (Allah’tan başka ilah yoktur. O birdir, ortağı yoktur, mülk ona aittir, hamdler de ona layıktır, her çeşit hayır O’nun elindedir. O her şeye kadirdir.) derse kendisine, Hz. İsmail evlatlarından bir köleyi âzâd etmiş gibi sevap yazılır.”
Kelime-i Tevhid "Lâ ilahe illallah, Muhammedun Rasulualalh" Yazili Resimler
[attachment=26306]
[attachment=26307]
[attachment=26309]
DİPNOTLAR
[1] İmâm-ı Rabbânî, a.g.e, II, 591-594, no: 37.
[2] Maârif-i Ledünniyye, s. 69, 24. Bölüm.
[3] İmâm-ı Rabbânî, a.g.e, III, 169, no: 2.
[4] İmâm-ı Rabbânî, a.g.e, III, 454, no: 84.
[5] İmâm-ı Rabbânî, Mükâşefât-ı Gaybiyye, 29. kısım.
[6] İmâm-ı Rabbânî, Mektûbât, I, 569, no: 190.
Kaynaklar:
Osman Nuri Topbaş, Altın Silsile, Erkam Yayınları
Diyanet Fetva Kurulu
----
Etiketler : Kelime-i Tevhid Zikrinin Anlamı ve Faziletleri,Arapça Türkçe Tafsilatlı Yazılışı,Kelime-i Tevhid Arapça Yazılışı,لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ ,Kelime-i Tevhid Türkçe Yazılışı,Kelime-i Tevhid Yazılı Resimler,
güzel dualar, şehit duaları, şehitlere dua, şehit duaları, şehitlere dua
بسم الله الرحمن الرحيم
اَ لْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ لْعأَ لَمِين
و لصَّلأ ةُ و ا لسَّلأمُ علىَ رَ سؤُ لِنأَ مُحَمَّدِ وَ عَلَى األٍهِ وَ صَحْبِهِ اَجْمَعِىنَ
Ya rabbi senin rızan için ellerimizi açtık, sana yalvarıyoruz, ya rabbi bizi huzurundan boş çevirme, bizi kendinden başkasına muhtaç etme, bizi kendinden başkasına yalvartma ya rabbi.
Şu cennet vatanımızın her karış toprağı senin uğrunda canlarını veren, şehit kardeşlerimizin kanlarıyla sulanmış, biz bu vatana sahip çıkmak için tarih boyu canlarımızı vermişiz, bugün vatanımız tehlikeye girdiğinde 7’den 70’e kadınıyla erkeğiyle canlarımızı feda etmek üzere ebrehenin ordusunun karşısında ebabil kuşlarının attığı taşlar misali hiçbir güç kuvvet yetiremez, silahların tankların önüne başlarını koyan ve ta istikal savaşından bu zamana kadar vatanımız kurtarmaya çalışan tüm şehit kardeşlerimizin ruhlarını şad eyle..
Ya rabb bizim vatanımızı düşman çizmeleriyle çiğnetme, bizi vatansız bırakma, bizi bayraksız bırakma, bizim hürriyet ve istikalalimize musallt olanlara fırsat verme ya rabbi.bizi hürriyet ve istikalimiziden mahrum bırakma ya rabbi. Minarelerimizde okunan ezanı Muhammedileri dindirme, ayyıldızlı bayrağımızı gönderlerden indirme ya rabbi, indirme ya rabbi, düşmanlarımıza fırsat verme ya rabbi.özellikle yeryüzünde ebu cehiller, ebu lehepler, ebreheler olduğu gibi firavunlar, nemrutlar olduğu gibi onlar tarihin hiçbir devrinde eksik olmadılar, bugünkü firavunların, bugünkü ebu cehillerin ebu leheplerin şerrinden muhafaza eyle .
Ya rabbi. Şurada toplanan kardeşlerimiz sana ellerini açtılar sana olan imanları sana olan güvenleri, sana olan tevekküleri ile sana yalvarıyorlarlar . ya rebbel alemin bunlar bedirde,bunlar uhutta, bunlar çanakkalede, bunlar kurtulus savaşında, vatanlarını milletlerini dinlerini inançlarını korumak için savaşan kardeşlerimiz gibi ya rabbi bu uğurda can veren şehitlerimizi okunan kuranlar hurmetine Yasinler hurmetine, aşırlar hurmetine ruhlarını şad eyle makamlarını cennet eyle, bedir şehitleri ile haşr eyle. Uhut şehitleri ile beraber haşr eyle.
Ya rabbel alemin bizleri ve şu kardeşlerimizide bedirden uhuttan sağ olarak dönen kardeşlerimizle haşr eyle. Burada toplandığımız gibi yarın mahşer gününde peygamberimizin sancağı altında toplanmayı haşru cem eyle. Peygamberimizi vatan sevgisi imandandır buyuruyor vatan uğruna şehit olan tüm şehitlerimize merhamet eyle. Bizi rahmetinden mahrum bırakma bizi her türlü tehlikelerden kötülerden kötü insanların şerrinden iblis kılıklı hainlerden, ebu cehil kılıklıların şerrinden, özellikle hürriyet ve istikalimize tasallut eden bizi köleleştirmek bizi diz çöktürmek bize emir verildiğinde emirlerini yerine yetirtmek isteyenlere ya rabbi fırsat verme, bize güç ve kuvvet nasip eyle bizi kendinden başka hiç kimseye muhtaç etme ya rabbi.
Ya rabbel alemin şu güzen cennet vatanımızda ayaklarımızı bastğımız her yerde şehitlerimizin kanları ve kemikleri var.Onların kanlarını ve kemiklerini sızlatacak yanlış işler yapmaktan bizleri muhafaza eyle. O şehit kardeşlerimizin uğrunda şehit oldukları davalarına sahip çıkacak ihlaslı imanlı vatanını ve milletini seven nesiller yetiştirmeyi nasip eyle ya rabbi.. bizi kendinden başkasına muhtaç etme. Dualarımızı ve okunan kuranları kabetüllah, ravzai mutahharada yapılan dualar zümresine dahil eyle.
Bu necip bu asil millete şu cennet vatanımıza hizmet etmek isteyenlere güç ve kuvvet nasip eyle. Onların ömürlerini hayırlı bereketler ihsan eyle.. Sayıni ve sayımızi meşkur eyle, amellerini ve amellerimizi makbul eyle..Onları beddua edenlerin beddularından koru ya rabbi. Onların beddualarını kendi başlarına makus eyle ya rabbi.. ya rabbi cehennem ateşlerini onların başlarına makus eyle. Makus eyle ya rabbi. Makus eyle ya rabbi. Onları kahhar ismi şerifin hurmetine kahru perişan eyle ya rabbi. Yaralalanan kardeşlerimize acil şifalar ihsan eyle ya rabbi.
Devletimizi miletimizi payidar eyle, vatanımızı milletimizi ve tüm İslam vatanlarını muhafaza eyle. bütün şehitlerimize rahmet eihsan eyle. Kabirlerini pür nur eyle makamlarını ali eyle cennetinele cemalinle müşerref eyle a rabbi,
Astrolojide Burçlar ve Tarihleri Hangi burç ne zaman doğdu?
Koç Burcu : 21 Mart - 20 Nisan
Boğa Burcu : 21 Nisan - 21 Mayıs
İkizler Burcu : 22 Mayıs - 22 Haziran
Yengeç Burcu : 23 Haziran - 22 Temmuz
Aslan Burcu : 23 Temmuz - 22 Ağustos
Başak Burcu : 23 Ağustos - 22 Eylül
Terazi Burcu : 23 Eylül - 22 Ekim
Akrep Burcu : 23 Ekim - 21 Kasım
Yay Burcu : 22 Kasım - 21 Aralık
Oğlak Burcu : 22 Aralık - 21 Ocak
Kova Burcu : 22 Ocak - 19 Şubat
Balık Burcu : 20 Şubat - 20 Mart
Hangi burç ne zaman doğdu?
Oğlak burcu tarihleri
1 Ocak günü —> Oğlak Burcu
2 Ocak günü —> Oğlak Burcu
3 Ocak günü —> Oğlak Burcu
4 Ocak günü —> Oğlak Burcu
5 Ocak günü —> Oğlak Burcu
6 Ocak günü —> Oğlak Burcu
7 Ocak günü —> Oğlak Burcu
8 Ocak günü —> Oğlak Burcu
9 Ocak günü —> Oğlak Burcu
10 Ocak günü —> Oğlak Burcu
11 Ocak günü —> Oğlak Burcu
12 Ocak günü —> Oğlak Burcu
13 Ocak günü —> Oğlak Burcu
14 Ocak günü —> Oğlak Burcu
15 Ocak günü —> Oğlak Burcu
16 Ocak günü —> Oğlak Burcu
17 Ocak günü —> Oğlak Burcu
18 Ocak günü —> Oğlak Burcu
19 Ocak günü —> Oğlak Burcu
20 Ocak günü —> Oğlak Burcu
Kova burcu tarihleri
21 Ocak günü —> Kova Burcu
22 Ocak günü —> Kova Burcu
23 Ocak günü —> Kova Burcu
24 Ocak günü —> Kova Burcu
25 Ocak günü —> Kova Burcu
26 Ocak günü —> Kova Burcu
27 Ocak günü —> Kova Burcu
28 Ocak günü —> Kova Burcu
29 Ocak günü —> Kova Burcu
30 Ocak günü —> Kova Burcu
31 Ocak günü —> Kova Burcu
1 Şubat günü —> Kova Burcu
2 Şubat günü —> Kova Burcu
3 Şubat günü —> Kova Burcu
4 Şubat günü —> Kova Burcu
5 Şubat günü —> Kova Burcu
6 Şubat günü —> Kova Burcu
7 Şubat günü —> Kova Burcu
8 Şubat günü —> Kova Burcu
9 Şubat günü —> Kova Burcu
10 Şubat günü —> Kova Burcu
11 Şubat günü —> Kova Burcu
12 Şubat günü —> Kova Burcu
13 Şubat günü —> Kova Burcu
14 Şubat günü —> Kova Burcu
15 Şubat günü —> Kova Burcu
16 Şubat günü —> Kova Burcu
17 Şubat günü —> Kova Burcu
18 Şubat günü —> Kova Burcu
19 Şubat günü —> Kova Burcu
Balık burcu tarihleri
20 Şubat günü —> Balık Burcu
21 Şubat günü —> Balık Burcu
22 Şubat günü —> Balık Burcu
23 Şubat günü —> Balık Burcu
24 Şubat günü —> Balık Burcu
25 Şubat günü —> Balık Burcu
26 Şubat günü —> Balık Burcu
27 Şubat günü —> Balık Burcu
28 Şubat günü —> Balık Burcu
29 Şubat günü —> Balık Burcu
1 Mart günü —> Balık Burcu
2 Mart günü —> Balık Burcu
3 Mart günü —> Balık Burcu
4 Mart günü —> Balık Burcu
5 Mart günü —> Balık Burcu
6 Mart günü —> Balık Burcu
7 Mart günü —> Balık Burcu
8 Mart günü —> Balık Burcu
9 Mart günü —> Balık Burcu
10 Mart günü —> Balık Burcu
11 Mart günü —> Balık Burcu
12 Mart günü —> Balık Burcu
13 Mart günü —> Balık Burcu
14 Mart günü —> Balık Burcu
15 Mart günü —> Balık Burcu
16 Mart günü —> Balık Burcu
17 Mart günü —> Balık Burcu
18 Mart günü —> Balık Burcu
19 Mart günü —> Balık Burcu
20 Mart günü —> Balık Burcu
Koç burcu tarihleri
21 Mart günü —> Koç Burcu
22 Mart günü —> Koç Burcu
23 Mart günü —> Koç Burcu
24 Mart günü —> Koç Burcu
25 Mart günü —> Koç Burcu
26 Mart günü —> Koç Burcu
27 Mart günü —> Koç Burcu
28 Mart günü —> Koç Burcu
29 Mart günü —> Koç Burcu
30 Mart günü —> Koç Burcu
31 Mart günü —> Koç Burcu
1 Nisan günü —> Koç Burcu
2 Nisan günü —> Koç Burcu
3 Nisan günü —> Koç Burcu
4 Nisan günü —> Koç Burcu
5 Nisan günü —> Koç Burcu
6 Nisan günü —> Koç Burcu
7 Nisan günü —> Koç Burcu
8 Nisan günü —> Koç Burcu
9 Nisan günü —> Koç Burcu
10 Nisan günü —> Koç Burcu
11 Nisan günü —> Koç Burcu
12 Nisan günü —> Koç Burcu
13 Nisan günü —> Koç Burcu
14 Nisan günü —> Koç Burcu
15 Nisan günü —> Koç Burcu
16 Nisan günü —> Koç Burcu
17 Nisan günü —> Koç Burcu
18 Nisan günü —> Koç Burcu
19 Nisan günü —> Koç Burcu
20 Nisan günü —> Koç Burcu
Boğa burcu tarihleri
21 Nisan günü —> Boğa Burcu
22 Nisan günü —> Boğa Burcu
23 Nisan günü —> Boğa Burcu
24 Nisan günü —> Boğa Burcu
25 Nisan günü —> Boğa Burcu
26 Nisan günü —> Boğa Burcu
27 Nisan günü —> Boğa Burcu
28 Nisan günü —> Boğa Burcu
29 Nisan günü —> Boğa Burcu
30 Nisan günü —> Boğa Burcu
1 Mayıs günü —> Boğa Burcu
2 Mayıs günü —> Boğa Burcu
3 Mayıs günü —> Boğa Burcu
4 Mayıs günü —> Boğa Burcu
5 Mayıs günü —> Boğa Burcu
6 Mayıs günü —> Boğa Burcu
7 Mayıs günü —> Boğa Burcu
8 Mayıs günü —> Boğa Burcu
9 Mayıs günü —> Boğa Burcu
10 Mayıs günü —> Boğa Burcu
11 Mayıs günü —> Boğa Burcu
12 Mayıs günü —> Boğa Burcu
13 Mayıs günü —> Boğa Burcu
14 Mayıs günü —> Boğa Burcu
15 Mayıs günü —> Boğa Burcu
16 Mayıs günü —> Boğa Burcu
17 Mayıs günü —> Boğa Burcu
18 Mayıs günü —> Boğa Burcu
19 Mayıs günü —> Boğa Burcu
20 Mayıs günü —> Boğa Burcu
İkizler burcu tarihleri
21 Mayıs günü —> İkizler Burcu
22 Mayıs günü —> İkizler Burcu
23 Mayıs günü —> İkizler Burcu
24 Mayıs günü —> İkizler Burcu
25 Mayıs günü —> İkizler Burcu
26 Mayıs günü —> İkizler Burcu
27 Mayıs günü —> İkizler Burcu
28 Mayıs günü —> İkizler Burcu
29 Mayıs günü —> İkizler Burcu
30 Mayıs günü —> İkizler Burcu
31 Mayıs günü —> İkizler Burcu
1 Haziran günü —> İkizler Burcu
2 Haziran günü —> İkizler Burcu
3 Haziran günü —> İkizler Burcu
4 Haziran günü —> İkizler Burcu
5 Haziran günü —> İkizler Burcu
6 Haziran günü —> İkizler Burcu
7 Haziran günü —> İkizler Burcu
8 Haziran günü —> İkizler Burcu
9 Haziran günü —> İkizler Burcu
10 Haziran günü —> İkizler Burcu
11 Haziran günü —> İkizler Burcu
12 Haziran günü —> İkizler Burcu
13 Haziran günü —> İkizler Burcu
14 Haziran günü —> İkizler Burcu
15 Haziran günü —> İkizler Burcu
16 Haziran günü —> İkizler Burcu
17 Haziran günü —> İkizler Burcu
18 Haziran günü —> İkizler Burcu
19 Haziran günü —> İkizler Burcu
20 Haziran günü —> İkizler Burcu
21 Haziran günü —> İkizler Burcu
Yengeç burcu tarihleri
22 Haziran günü —> Yengeç Burcu
23 Haziran günü —> Yengeç Burcu
24 Haziran günü —> Yengeç Burcu
25 Haziran günü —> Yengeç Burcu
26 Haziran günü —> Yengeç Burcu
27 Haziran günü —> Yengeç Burcu
28 Haziran günü —> Yengeç Burcu
29 Haziran günü —> Yengeç Burcu
30 Haziran günü —> Yengeç Burcu
1 Temmuz günü —> Yengeç Burcu
2 Temmuz günü —> Yengeç Burcu
3 Temmuz günü —> Yengeç Burcu
4 Temmuz günü —> Yengeç Burcu
5 Temmuz günü —> Yengeç Burcu
6 Temmuz günü —> Yengeç Burcu
7 Temmuz günü —> Yengeç Burcu
8 Temmuz günü —> Yengeç Burcu
9 Temmuz günü —> Yengeç Burcu
10 Temmuz günü —> Yengeç Burcu
11 Temmuz günü —> Yengeç Burcu
12 Temmuz günü —> Yengeç Burcu
13 Temmuz günü —> Yengeç Burcu
14 Temmuz günü —> Yengeç Burcu
15 Temmuz günü —> Yengeç Burcu
16 Temmuz günü —> Yengeç Burcu
17 Temmuz günü —> Yengeç Burcu
18 Temmuz günü —> Yengeç Burcu
19 Temmuz günü —> Yengeç Burcu
20 Temmuz günü —> Yengeç Burcu
21 Temmuz günü —> Yengeç Burcu
22 Temmuz günü —> Yengeç Burcu
Aslan burcu tarihleri
23 Temmuz günü —> Aslan Burcu
24 Temmuz günü —> Aslan Burcu
25 Temmuz günü —> Aslan Burcu
26 Temmuz günü —> Aslan Burcu
27 Temmuz günü —> Aslan Burcu
28 Temmuz günü —> Aslan Burcu
29 Temmuz günü —> Aslan Burcu
30 Temmuz günü —> Aslan Burcu
31 Temmuz günü —> Aslan Burcu
1 Ağustos günü —> Aslan Burcu
2 Ağustos günü —> Aslan Burcu
3 Ağustos günü —> Aslan Burcu
4 Ağustos günü —> Aslan Burcu
5 Ağustos günü —> Aslan Burcu
6 Ağustos günü —> Aslan Burcu
7 Ağustos günü —> Aslan Burcu
8 Ağustos günü —> Aslan Burcu
9 Ağustos günü —> Aslan Burcu
10 Ağustos günü —> Aslan Burcu
11 Ağustos günü —> Aslan Burcu
12 Ağustos günü —> Aslan Burcu
13 Ağustos günü —> Aslan Burcu
14 Ağustos günü —> Aslan Burcu
15 Ağustos günü —> Aslan Burcu
16 Ağustos günü —> Aslan Burcu
17 Ağustos günü —> Aslan Burcu
18 Ağustos günü —> Aslan Burcu
19 Ağustos günü —> Aslan Burcu
20 Ağustos günü —> Aslan Burcu
21 Ağustos günü —> Aslan Burcu
22 Ağustos günü —> Aslan Burcu
23 Ağustos günü —> Aslan Burcu
Başak burcu tarihleri
24 Ağustos günü —> Başak Burcu
25 Ağustos günü —> Başak Burcu
26 Ağustos günü —> Başak Burcu
27 Ağustos günü —> Başak Burcu
28 Ağustos günü —> Başak Burcu
29 Ağustos günü —> Başak Burcu
30 Ağustos günü —> Başak Burcu
31 Ağustos günü —> Başak Burcu
1 Eylül günü —> Başak Burcu
2 Eylül günü —> Başak Burcu
3 Eylül günü —> Başak Burcu
4 Eylül günü —> Başak Burcu
5 Eylül günü —> Başak Burcu
6 Eylül günü —> Başak Burcu
7 Eylül günü —> Başak Burcu
8 Eylül günü —> Başak Burcu
9 Eylül günü —> Başak Burcu
10 Eylül günü —> Başak Burcu
11 Eylül günü —> Başak Burcu
12 Eylül günü —> Başak Burcu
13 Eylül günü —> Başak Burcu
14 Eylül günü —> Başak Burcu
15 Eylül günü —> Başak Burcu
16 Eylül günü —> Başak Burcu
17 Eylül günü —> Başak Burcu
18 Eylül günü —> Başak Burcu
19 Eylül günü —> Başak Burcu
20 Eylül günü —> Başak Burcu
21 Eylül günü —> Başak Burcu
22 Eylül günü —> Başak Burcu
23 Eylül günü —> Başak Burcu
Terazi burcu tarihleri
24 Eylül günü —> Terazi Burcu
25 Eylül günü —> Terazi Burcu
26 Eylül günü —> Terazi Burcu
27 Eylül günü —> Terazi Burcu
28 Eylül günü —> Terazi Burcu
29 Eylül günü —> Terazi Burcu
30 Eylül günü —> Terazi Burcu
1 Ekim günü —> Terazi Burcu
2 Ekim günü —> Terazi Burcu
3 Ekim günü —> Terazi Burcu
4 Ekim günü —> Terazi Burcu
5 Ekim günü —> Terazi Burcu
6 Ekim günü —> Terazi Burcu
7 Ekim günü —> Terazi Burcu
8 Ekim günü —> Terazi Burcu
9 Ekim günü —> Terazi Burcu
10 Ekim günü —> Terazi Burcu
11 Ekim günü —> Terazi Burcu
12 Ekim günü —> Terazi Burcu
13 Ekim günü —> Terazi Burcu
14 Ekim günü —> Terazi Burcu
15 Ekim günü —> Terazi Burcu
16 Ekim günü —> Terazi Burcu
17 Ekim günü —> Terazi Burcu
18 Ekim günü —> Terazi Burcu
19 Ekim günü —> Terazi Burcu
20 Ekim günü —> Terazi Burcu
21 Ekim günü —> Terazi Burcu
22 Ekim günü —> Terazi Burcu
23 Ekim günü —> Terazi Burcu
Akrep burcu tarihleri
24 Ekim günü —> Akrep Burcu
25 Ekim günü —> Akrep Burcu
26 Ekim günü —> Akrep Burcu
27 Ekim günü —> Akrep Burcu
28 Ekim günü —> Akrep Burcu
29 Ekim günü —> Akrep Burcu
30 Ekim günü —> Akrep Burcu
31 Ekim günü —> Akrep Burcu
1 Kasım günü —> Akrep Burcu
2 Kasım günü —> Akrep Burcu
3 Kasım günü —> Akrep Burcu
4 Kasım günü —> Akrep Burcu
5 Kasım günü —> Akrep Burcu
6 Kasım günü —> Akrep Burcu
7 Kasım günü —> Akrep Burcu
8 Kasım günü —> Akrep Burcu
9 Kasım günü —> Akrep Burcu
10 Kasım günü —> Akrep Burcu
11 Kasım günü —> Akrep Burcu
12 Kasım günü —> Akrep Burcu
13 Kasım günü —> Akrep Burcu
14 Kasım günü —> Akrep Burcu
15 Kasım günü —> Akrep Burcu
16 Kasım günü —> Akrep Burcu
17 Kasım günü —> Akrep Burcu
18 Kasım günü —> Akrep Burcu
19 Kasım günü —> Akrep Burcu
20 Kasım günü —> Akrep Burcu
21 Kasım günü —> Akrep Burcu
22 Kasım günü —> Akrep Burcu
Yay burcu tarihleri
23 Kasım günü —> Yay Burcu
24 Kasım günü —> Yay Burcu
25 Kasım günü —> Yay Burcu
26 Kasım günü —> Yay Burcu
27 Kasım günü —> Yay Burcu
28 Kasım günü —> Yay Burcu
29 Kasım günü —> Yay Burcu
30 Kasım günü —> Yay Burcu
1 Aralık günü —> Yay Burcu
2 Aralık günü —> Yay Burcu
3 Aralık günü —> Yay Burcu
4 Aralık günü —> Yay Burcu
5 Aralık günü —> Yay Burcu
6 Aralık günü —> Yay Burcu
7 Aralık günü —> Yay Burcu
8 Aralık günü —> Yay Burcu
9 Aralık günü —> Yay Burcu
10 Aralık günü —> Yay Burcu
11 Aralık günü —> Yay Burcu
12 Aralık günü —> Yay Burcu
13 Aralık günü —> Yay Burcu
14 Aralık günü —> Yay Burcu
15 Aralık günü —> Yay Burcu
16 Aralık günü —> Yay Burcu
17 Aralık günü —> Yay Burcu
18 Aralık günü —> Yay Burcu
19 Aralık günü —> Yay Burcu
20 Aralık günü —> Yay Burcu
21 Aralık günü —> Yay Burcu
Oğlak burcu tarihleri
22 Aralık günü —> Oğlak Burcu
23 Aralık günü —> Oğlak Burcu
24 Aralık günü —> Oğlak Burcu
25 Aralık günü —> Oğlak Burcu
26 Aralık günü —> Oğlak Burcu
27 Aralık günü —> Oğlak Burcu
28 Aralık günü —> Oğlak Burcu
29 Aralık günü —> Oğlak Burcu
30 Aralık günü —> Oğlak Burcu
31 Aralık günü —> Oğlak Burcu
Vazelin nelere iyi gelir, Vazelinin kullanım alanları nelerdir, Vazelinin faydaları nelerdir?
Vazelin (parafin yağı) vücudunuzun birçok bölgesinde birçok cilt probleminizi gidermek için kullanabileceğiniz bir kremdir. Makyaj temizliğinden nasır tedavisine, cilt bakımından saç bakımına kadar yaygın bir kullanım alanı bulunan vazelin ve faydalarını sizler için derledik.
Vazelin Nedir? Vazelin 1859 yılında Amerika Birleşik Devletlerinde petrol kuyularında çalışan işçilerin kesik ve yaralarını iyileştirmek için kullandıkları, daha sonra bunu fark eden bir kimyagerin 1870 yılında Vazelin petrol jeli ismiyle piyasaya sunduğu, şimdilerde ise kozmetik sahasında adından sıkça bahsettiren bir kremdir.
Genellikle renksiz ve kokusuz olan vazelinin artık pembe, soluk sarı, beyaz renkli ve koku aromalı da üretilmektedir.
Her şeyden önce belirtmekte fayda gördüğümüz diğer bir konu da vazelin okside olmaz ve havayla temasında herhangi bir kimyasal madde ortaya çıkmaz.
Vazelin ham petrol, mineral yağ ve bal mumu karışımından elde edilen bir tür yağlı merhemdir. Vazelin Robert Chesebrough adlı bir kimyager tarafından keşfedilmiş bir maddedir. Hatta Robert Chesebrough’ın vazelinin ömrü uzatacağını iddia ederek, 96 yaşına kadar her sabah 1 kaşık vazelin yediği rivayet edilir. Elbette biz vazelin yemenizi asla tavsiye etmesek de vazelinin çok geniş kullanım alanı olduğu muhakkaktır. Bunların arasında, vazelinin nemlendirici olarak kullanılmasından bitlerden kurtulmaya yardımcı olmaya kadar pek çok amaçla kullanmak yer alır. İşte vazelinin muhteşem faydaları, kullanım alanları;
Bitlerden kurtarır
Vazelin, bit ve sirkeleri yok etmek için kullanılan en etkili maddelerdendir. Bol miktarda vazelini alın saç diplerine bit ve sirke olan yerlere sürün. Bit tarağı kullanmadan önce bir saat bekleyin. Bit tarağı ile saçınızı tarayıp yıkayın, şampuanlayın ve durulayın. Sirkeler, bitler geçene kadar her gün bu uygulamaya devam edin.
Parfüm Kalıcılığı Sağlar
Eğer sizde parfümünüzün çabuk uçtuğunu düşünüyorsanız, parfüm sıkmadan önce el bilekleri ve boyun gibi bölgelerinize biraz vazelin sürüp parfümü bu bölgeye sıkın. Gün boyu koku üzerinizde kalacak ve parfümdeki kimyasaldan bir nebze cilt temasını engellemiş olacaksınız.
Dudak Peelingi
var reklamstore_region_id = 516102;var reklamstore_location="manuel"; Vazelin en etkili doğal dudak peelingi maddesidir. Dudaklarınızda solgun, kuru ve çatlaksa vazelin ile peeling yaparak bu sorundan kurtulabilirsiniz. Bunun için, biraz toz şeker ile az miktar vazelini dudaklarınıza sürün. Hafif dairesel hareketler ile dudaklarınızı ovun. Dudaklarınızı ılık su ile durulayın ve dudak kremi sürün.
Topukları yumuşatır
Genellikle topuklarda görülen çatlamaların yumuşatılması ve pürüzsüz bir hale gelmesi vazelin kullanımı ile mümkün olmaktadır. Bunun için yatmadan önce çatlamış bölgeye vazelin sürün. Temiz çorap giydikten sonra uyuyabilirsiniz. Sabah kalktığınızda gözle görülür etkisini fark edeceksiniz.
Tırnak bakımı
El tırnakları ve çevresindeki deride gerek çevre şartları gerekse cilt kuruluğundan dolayı kötü bir görüntüye bürünebilmektedirler. Gece yatmadan önce bir miktar vazelini tırnaklarınıza, tırnak altına ve etrafındaki deriye sürün. Bir çift ameliyat eldivenini giyin ve sabah kalktığınızda nemli ve yumuşak parmaklarınızı kullanmaya başlayın. Bu yöntem aynı zamanda tırnak kırılmalarını da önler. Bunun nedeni tırnaklarında atık hücrelerden oluşmasıdır. Nemini kaybeden tırnakta kırılma kaçınılmazdır. Bu yüzden haftada en az iki gece tırnaklarınıza vazelin sürüp yatmanız tırnak nem dengesini koruyacaktır.
Pişiği önler
Sizde sabah koşu ve sporu yapanlardan iseniz vazelinin bu faydasından yararlanmalısınız.Birbirine sürterek tahriş olabilecek apış arası bölgelerinize spora başlamadan vazelin sürün. Bunun yanı sıra soğuk havalardan etkilenecek yüz, dirsekler veya kulak gibi açıkta kalan bölgelerde de kullanımı, kızarıklık ve tahrişleri önleyecektir.
Doğal highlighter
Highlightere dünya kadar para vermenize gerek yok! Vazelini highlighter olarak kullanabilirsiniz. Makyaj yaparken elmacık kemikleri ve kaş kemiklerine süreceğiniz az miktarda vazelin daha belirgin hatlar oluşturur. Aynı zamanda cilt parlamasının da önüne geçerek daha sağlıklı ve güzel görünmenizi sağlar.
Eklem Yerlerine Uygulanması
Dirsek ve diz gibi devamlı hareket halinde bulunan eklem yerleri zamanla çatlak ve pürüzlü bir hal alır. İşte tam bu noktada vazelin imdadımıza yetişir. Gün içinde 1-2 defa bu bölgelere uygulayacağınız bir miktar vazelin cildinizi yumuşatacak ve nemli tutarak kendini onarmasını kolaylaştıracaktır.
Küpe Takma
Uzun süre küpe takmadıysanız ilk takımı biraz acılı olmaktadır. Vazelin burada etkili bir yumuşatıcı görevi görerek acı duymanızı engeller. Küpeyi takmadan önce az miktarda vazelini kulak memenize ve küpe deliğine yedirin ve acısız olarak küpelerinizi kullanın.
Saç karışıklığını giderir
Bazı durumlarda özellikle saçlarımızın uç kısımları birbirine karışır ve çözümü can yakabilmektedir. Bunun içinde minik bir parça vazelin kullanarak saçlarınızın daha kolay açılmasını sağlayabilirsiniz. Bu yöntem ile saçlarınızın uç kısımlarındaki kuru görüntüde ortadan kalkmış olur. Dikkat etmeniz gereken fazla vazelin kullanmamaktır, çünkü fazla kullanımı saçlarınızda yağlı bir görüntü oluşturur.
Sıkışan Çekmeceler
Zamanla aşınan ahşap çekmecelerde zor açılıp kapanma veya ses yapma gibi sorunlar oluşmaktadır. Böyle bir sorununuz varsa, çekmecenin ray kısmına veya sürtünen kısma bir miktar vazelin sürün ve bu dertten de kurtulun.
Ruj Lekelerini Önler
Ruj yaparken dişinize bulaşan ruj bazı kadınların çok sık başına gelen bir sorundur. Sizde bundan kaçınmak istiyorsanız, ruj yapmadan önce dişinizin dış yüzeyine vazelin süzerek bu sorundan kurtulabilirsiniz.
Sıkışan Fermuarlar
Vazelin çok can çıkıcı olan kapanmayan fermuar sorununda da en pratik çözümdür. Fermuarın her iki tarafına süreceğiniz vazelin ile açılıp kapanması oldukça kolaylaşacaktır.
Ateş Tutuşturma
Kamp ve piknik gibi yerlerde ateş yakıp yemek yemek veya eğlenmek için ateş yakmanız gerektiğinde, bir bez veya pamuğa vazelin sürün ve bunu diğer malzemelerin tutuşturmasında kullanın. Vazelin hızlı bir şekilde tutuşacak ve uzun süre yanarak çalı çırpının tutuşmasına yardımcı olacaktır
Kapak Açıcı
Oje gibi makyaj malzemelerinizi kullandıktan sonra, şişenin ağzına bulaşmış boya bir dahaki kullanımda açılmasını zorlaştırmaktadır. Sizde kullandıktan sonra şişe ağzına biraz vazelin sürerseniz daha sonra açılırken bir zorluk çıkarmayacaktır.
Makyaj Çıkarıcı
Yan etkileri olmayan ve kolay bir yöntemde vazelin kullanarak makyajınızı çıkarabilirsiniz. Vazelin uyguladıktan sonra su ile temizliği sonlandırın.
Vazelinin belki de yüzlerce kullanım alanı bulunmaktadır. Biz burada bir kadın için en çok kullanabileceğiniz uygulamalardan bahsettik. En iyisi elinizin altında bir kavanoz vazelin bulundurarak gün içinde diğer kullanım alanlarını kendinizin keşfetmesi.
Vazelinin Müthiş Kullanım Alanları ve Faydaları
Aslında vazelin birçok cilt problemimize derman olacak bir kremdir. Yaralardan kesiklere, bazı yanık çeşitlerinde kullanılabilen vazelinin faydalarını ve kullanım alanlarını siz okuyucularımız için aşağıya sıralıyoruz:
1- Cilt Bakımında
Aslında vücudumuz için kullandığımız birçok losyon ve kremin özünde bulunan vazelini cilt bakımınızda gönül rahatlığı ile kullanabilirsiniz. Cildinizi nemlendirmede (özellikle çok kurumuş ciltler üzerinde son derece etkilidir.), cildiniz üzerinde oluşan kurulukların ve çatlakların giderilmesinde kullanabileceğiniz gibi cildiniz üzerinde oluşan kesiklerin, yanıkların ve çiziklerin iyileştirilmesinde de kullanabilirsiniz. Vazelin kullanarak cildinizin nemli kalmasını ve yumuşak kalmasını sağlayabilirsiniz.
2- İyileşmez sandığınız nasırların tedavisinde
Galiba bunun en önemli tanığı benimdir. Yıllar önce ayağımda çıkan ve sebep olduğu ağrılardan dolayı neredeyse yürüyemez hale geldiğim nasırlarımdan vazelinin sayesinde kurtuldum. Yatmadan önce nasırlı bölgenize vazelini sürün yatağınızın krem olmaması için de ayağınıza bir çorap giyip sabaha kadar yatın. Kısa zaman içerisinde nasırlarınızdan kurtulduğunuzu göreceksiniz.
Ayrıca ayaklarınızın altında oluşan çatlakları da nasır ile tedavi edebilirsiniz.
3– Saç bakımında
Kullandığınız şampuanların ve saç kremlerinin içerisinde saçlarınızı yumuşatması için vazelin kullanıldığını biliyor musunuz? Saçlarınızın yumuşak, daha parlak ve kolay taranması için vazelin kullanmanızı tavsiye ederim. Vazelin kurumuş saçlarınızı besler, onları yumuşatır. Ayrıca saç uçlarınızdaki kırıkların giderilmesini sağlar.
4- Kaş şekillendirici
Vazelin sayesinde dökülmüş olan kaşlarınızın yeniden çıkmasını ve kaşlarınızın istediğiniz şekilde şekillenmesini sağlayabilirsiniz.
5- Tırnak koruyucu
Vazelin kullanarak tırnaklarınızın çabuk kırılmasını önleyebilir, tırnaklarınızı daha dayanıklı hale getirebilirsiniz. Vazelin tırnaklarınızın daha esnek olmasını sağlar.
6- Bebek bakımında
Bebeğinizde bezlenmeden kaynaklı oluşan pişikleri vazelin ile giderebilirsiniz. Kaldı ki birçok bebek yağının bileşeninde de vazelin kullanılır.
7- Makyajınızı temizlemede
Vazelini makyaj temizlemede de kullanabilirsiniz. Hem de cildinizi tahriş etmeden. Ayrıca bu sayede cildinizde kızarıklıkta meydana gelmez.
8- Cildinizin parlak görünmesinde
Cildinize süreceğiniz vazelin cildinizin parlak ve canlı görünmesini sağlar.
9- Dövme yaptırdıktan sonra oluşan hassasiyetin giderilmesinde
Yaptırdığınız dövmelerden sonra dövme yaptırdığınız bölgede haliyle ağrılı bir hassasiyet oluşacaktır.Dövme yaptırdığınız yerin iyileşmesini hızlandırmak için vazelin kullanmanızı tavsiye ederiz.
Vazelinin zararı var mıdır?
Tabiki her şeyde olduğu gibi vazelini de aşırı kullanmanız bazı sorunlara neden olabilir. Örneğin güneşli havalarda kullanacağınız vazelin cildinizde kararmaya neden olabileceği gibi, aşırı kullanımının meme kanseri riskini artırabilir. Ayrıca havayla temas eden yerlerinize sürdüğünüz vazelin çevresel tozların cildinize yapışmasına neden olabilir.
Paraben Nedir ne işe yarar, Parabenin zararları nelerdir, Paraben neden kullanılır, Raf ömrünü uzatmak
Paraben Nedir, Zararları Nelerdir?
Günümüz dünyasında doğal yaşam, doğal beslenme ve hatta kişisel temizlik bile artık eskisinden çok daha zor. Çünkü, günlük hayatta kullandığımız kozmetik ürünlerin, ilaçların, cilt bakım ürünlerinin, gıdaların ve temizlik ürünlerinin çoğunda paraben var. Peki, tüm uzmanların “uzak durun” diye uyardığı bu paraben nedir?
Paraben bir koruyucu; ürünlerin raf ömrünü uzatıyor ve zararlı bakteri ve mantar oluşumunu engelliyor. Düşük maliyetli olduğundan, birçok kozmetik ve kişisel bakım ürününde kullanılıyor. Eğer kozmetik ürünlerinin arka etiketlerinin üzerinde methylparaben, ethylparaben, propylparaben, butylparaben ya da benzylparabenisimlerini görüyorsanız, bilin ki o üründe paraben bulunuyor.
Ürünlerin içinde genellikle birden fazla paraben kullanılıyor. Ayruca, mikroorganizmaların geniş etki alanlarına karşı koruyucu olduklarından, sıkça diğer koruyucu maddelerle de birlikte kullanılıyorlar. Karışımların içinde düşük seviyede kullanılan parabenin aktivasyonu, koruyucunun da aktivasyon müddetini uzatıyor.
Kozmetik ürünlerin içinde yüzde 0,01 ile yüzde 0,3 arası oranda bulunan paraben, ürünü bozulmaya karşı dayanıklı hale getirdiği ve raf ömrünü uzattığı için bugün günlük hayatımızda kullandığımız pek çok ürünün içinde var. Bu tip özellikleri nedeniyle, paraben oldukça zehirli. Deride egzama, tahriş gibi alerjik reaksiyonlara yol açıyor. Yalnızca uygulandığı bölgenin yüzeyinde kalmıyor, cilde, dokulara, kana ve idrara dahi geçiyor.
Yapılan deneylerde, meme kanseri olan kadınlardan alınan tümör örneklerinde paraben olduğu dahi tespit edildi. Vücuttaki hormonal reaksiyonları artıran kimyasal bileşikler içeriyor, bir de vücuttaki östrojen hormonu taklit ediyor; bu sebeple meme kanseri riskinin artmasına yol açıyor. Memedeki yağ oranı, vücuttaki toksinlerin memede birikmesine sebebiyet veriyor ve bu nedenle kadınlarda en çok meme kanserine rastlanıyor.
Edinburgh Üniversitesi’nin yaptığı bir araştırmaya göre 20 ayrı tümörün 18’inde paraben olduğu tespit edilmiştir. Bu oran yüzdeliğe vurulduğunda yüzde 90 gibi korkunç bir rakam çıkıyor. Sonuç olarak, günlük hayatta sürekli olarak kullandığımız ve vazgeçemediğimiz pek çok deodoran, antiperspirant sprey, el ve yüz kremi gibi ürünler meme kanseri olma riskimizi ciddi anlamda yükseltiyor.
Danimarka Çevre Koruma Ajansı’nın 3 yaş altı çocuklarda yaptığı araştırma, parabenin endokrin yapısını bozucu etkisini kanıtladıktan sonra, Danimarka’da, propyl ve butylparaben isimli paraben türleri, 3 yaş altı çocuklara özel tüm ürünlerde yasaklanmıştır.
Aynı zamanda, Kasım 2011’de yapılan, kadınlarda kozmetik ürün kullanımıyla kandaki paraben seviyesi arasındaki ilişkiyi masaya yatıran çalışmaya göre, 332 deneğin yüzde 22’sinde kanda ethyl parabene ve yüzde 29’unda ise propyl parabene rastlanmıştır. Bununla birlikte, kozmetik ürünün kullanım frekansı arttıkça, kandaki paraben seviyesinin de yükseldiği saptanmıştır.
Yine 2011 yılında Türkiye Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu parabenin vücutta zehirli etki oluşturacak ölçüde biriktiğini ve direkt olarak kansere sebep olduğuna yönelik kanıtlanmış bilimsel veri olmadığını belirtmiştir. Sağlık Bakanlığı, ülkemizde ilaçların, kullanıma sunulmadan önce, içerik ve katkı maddesi açısından paraben de dahil olmak üzere kontrol edildiğini ve mevzuat sınırları içindeyse ruhsatlandırıldığını söylemiştir. Türkiye’nin ilaç ruhsatlandırmayla alakalı mevzuat sınırları Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri ile uyumludur.
Aynı açıklamada, Sağlık Bakanlığı ebeveynleri de uyararak, bebek ve çocukların korunması için, paraben içeren ürünlerin hekim ve eczacıya danışarak kullanılmasını önermiştir.
Parabenin Zararları Nelerdir?
Toksiktir, vücutta toksin birikmesine yol açar.
Egzama ve tahriş gibi alerjik reaksiyonları tetikler.
Vücuttaki östrojen hormonunu taklit eder ve meme kanseri riskini ciddi orana artırır.
Cilt tarafından emildiği için tüm vücuda, tüm dokulara, hatta kana ve idrara bile karışabilir.
Endokrin sisteme büyük zarar verir. Yani, beze oluşumu ve hormon üretimine müdahale eder.
Bebek ve çocuklarda gelişim ve bağışıklık sistemi sorunlarına sebep olur.
Erkek üreme fonksiyonlarının bir kısmına zarar verme riski vardır. Bazı çalışmalardan elde edilen bilgilere göre, erkeklerde testesteron seviyesinde azalma meydana getirir ve sperm sayısını düşürür.
Vücuttan atılan ya da atık ürünlerin içerisinde kalmış olan paraben, parçalanamadığı için göller, dereler, ırmaklar ve kanalizasyon sularına karışarak, tarımda ve günlük olarak kullanılan sulara karışır. Dolayısıyla, vücuttan attığımızı ve tamamen kurtulduğumuzu sandığımız bu toksik madde, çevresel etkenlerle, belirli bir döngü içerisinde vücudumuza geri dönebilir ve sağlığımızı tehdit etmeye devam edebilir.
Erken yaşlanmaya sebebiyet verir. Cildi gençleştirmek ve güzelleştirmek amacıyla üretilen ürünlerin içerisinde olan parabenin erken yaşlanmaya yol açması ironik görünse de, uzmanlar, bu konuda insanları uyarıyor. Yapılan araştırmalar, parabenin güneş ışınına karşı hassasiyet geliştirerek güneşin vücuda verdiği hasarı artırdığını ve cilt hücrelerinin normalden daha hızlı öldüğünü gösteriyor.
Hangi ürünlerde paraben var, alırken en çok dikkat edilmesi gereken ürünler neler?
[color=#0000]Kozmetik ve cilt bakım ürünleri:[/color]
Fondöten
Kapatıcı
Pudra
Göz farı
Allık
Maskara
Makyaj çıkarıcı ürünler
Ruj ve parlatıcı
Oje (özellikle hızlı kuruyanlar)
El ve yüz kremleri
Nemlendirici ve losyonlar
Diş macunu
Güneş yağı
Tonik
Deodorant
Vücut spreyi
Antiperspirant spreyler
Parfüm
Sabun
Şampuan
Saç kremi
Tıraş losyonu
İlaçlar:
Tüm krem ve merhem türleri
Kulak, burun ve göz damlası
Rektal ve vajinal ilaçlar
Bandaj ve sargı bezi
Lokal anestezik ilaçlar
Gıdalar:
Salata soslar
Ketçap, mayonez, hardal ve diğer soslar
Reçeller
Dondurulmuş yiyecekler
Hazır meyve suları
ÖNEMLİ:
Bazı kortizon krem ve merhemlerinin içinde paraben bulunabilir.
Paraben içeren krem ve merhemler, kronik cilt sorunu yaşayan kişiler tarafından kullanılmamalıdır.
İnsanların paraben konusunda artık daha bilinçli olması nedeniyle, bazı markalar, paraben içermeyen kozmetik ürünleri de üretip satmaktadır. Piyasadan ürün satın alırken bu ürünleri tercih etmeye dikkat etmek gerekir.
Yasa gereği, kozmetik ve cilt bakım ürünlerinde kullanılan ham maddelerin müşteriyi bilgilendirmek amacıyla arka etiket üzerinde yazılması zorunludur. Ürünlerin arkasındaki bu etiketlerin üzerinde “paraben içermez”, “paraben free” ya da “parabensiz” ibaresinin olup olmadığını kontrol etmek ve satın alımı buna göre yapmak sağlık açısından çok önemlidir.
Eğer alınabiliyorsa, organik ürünler daima tercih edilmelidi
Dini Bilmeceler 1- 2
DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ YARIŞMA SORULARI VE CEVAPLARI
Soru 1 İslam Dinine göre su bulunmadığı zaman toprakla sembolik olarak alınan abdeste ne denir?
Cevap 1 Teyemmüm
Soru 2 Hz. Muhammed’in farz ve vacip dışında yaptığı ve bizden de yapmamızı istediği iş ve davranışlara ne denir?
Cevap 2 Sünnet
Soru 3 Hz. Muhammed’in kızı, damadı ve torunlarıyla devam eden soyuna ne ad verilir?
Cevap 3 Ehl-i Beyt
Soru 4 Hz. Muhammed’in güvenilir olması nedeniyle daha genç yaşta iken aldığı lakab (isim) nedir?
Cevap 4 Emin lakabı (Muhammed’ül Emin)
Soru 5 İslam’ın ilk inen ayetinde geçen emir nedir?
Cevap 5 Oku
Soru 6 Hz. Muhammed’in Medine’de yaptığı ve kabrinin de bulunduğu mescidin adı nedir?
Cevap 6 Mescid-i Nebi
Soru 7 Süleyman Çelebi’nin yazdığı Hz. Muhammed’in doğumunu anlatan şiirin adı nedir?
Cevap 7 Mevlid
Soru 8 Ruh çağırma, falcılık ve türbelerde mum yakma gibi gerçek olmadığı halde sonradan uydurulan, yaygınlaştırılan aslı esası olmayan inançlara ne denir?
Cevap 8 Batıl İnanç (Hurafe)
Soru 9 Hinduizm ve Budizm’de önemli bir yeri olan ruhun bir bedenden başka bir bedene geçmesi anlamına gelen inancın adı nedir?
Cevap 9 Reenkarnasyon (Ruh Göçü)
Soru 10 Bir dini inancı ve görüşü yaymak için yapılan tüm etkinlikler olarak değerlendirilen ve temel amacı başka din inanç ve düşüncede olan insanları kendi dinlerine kazandırmak amacıyla yapılan faaliyetlere ne denir?
Cevap 10 Misyonerlik
Soru 11 Allah’ın emir, yasak ve öğütlerini peygamberlere bildirmesine ne denir?
Cevap 11 Vahiy
Soru 12 İslam dini Peygamberi Hz. Muhammed’in doğum ve vefat tarihleri nedir?
Cevap 12 doğum: 571 – vefat: 632
Soru 13 Hz. Muhammed ve beraberindeki müslümanların 622 yılında Mekke’den Medine’ye göç etmesine ne denir?
Cevap 13 Hicret
Soru 14 Kur’an-ı Kerim 114 sureden oluşmaktadır. İlk inen ayetler hangi surede yer almaktadır.
Cevap 14 Alak Suresi
Soru 15 İnsanın ruhuna ve kişiliğine yerleşen diğer insanların da yapılmasından hoşnut olacağı iyi, güzel ve doğru davranışlara ne denir?
Cevap 15 Güzel Ahlak
Soru 16 Bir inanç ve düşünceye körü körüne bağlanıp başka inanç ve düşüncelere karşı olumsuz tutum içinde olmaya ne denir?
Cevap 16 Taassup (Bağnazlık)
Soru 17 Oruca başlama vaktine ne denir?
Cevap 17 İmsak
Soru 18 Müslümanların hacc mevsimi dışında kabeyi ve kutsal yerleri ziyaret etmeye ne denir?
Cevap 18 Umre
Soru 19 Hz. Muhammed’in gençlik yıllarında üye olduğu, haksızlıklara karşı oluşturulan birliğin adı nedir?
Cevap 19 Erdemliler Birliği (Hılfu’l-Fudul)
Soru 20 İslam dininde mali bir ibadet olan Kurban ibadetinde geçen “Kurban” kelimesi ne anlama gelmektedir?
Cevap 20 Yakın olmak, yakınlaşmak
Soru 21 İslam inancına göre maddi yeterliliği ve sağlılığı yerinde olan insanların ömründe bir defa yerine getirmesi zorunlu olan ibadet hangisidir?
Cevap 21 Hacc
Soru 22 İslam’da sevgi ve hoşgörü anlayışının en önemli temsilcilerinden olan ve Mesnevi adlı eserin de sahibi dünyaca ünlü İslam Bilginin adı denir?
Cevap 22 Mevlana
Soru 23 Allah’a kulluk etmek, saygı göstermek ve O’nun bize verdiği nimetlere şükretmek amacıyla yapılan iş ve davranışlara ne denir?
Cevap 23 İbadet
Soru 24 İslam inancına göre kişinin bir işinin olması için elinden geleni yapıp sonucunu Allah’a bırakıp ve sonucuna da razı olmasına ne denir?
Cevap 24 Tevekkül
Soru 25 Namaz kılan bir müslümanın namazda yönelmesi gereken yön hangi yöndür?
Cevap 25 Kıble
Soru 26 Müslümanlara, günde beş kez, belli bir yerde namaz kılmaları ve namaz için toplanma vaktinin geldiğini ilân etme çağrısına ne denir?
Cevap 26 Ezan
Soru 27 Hz.İsa’ya verilen Kutsal kitabın ismi aşağıdakilerden hangisidir.
Cevap 27 İncil
Soru 28 Kur’an-Kerim’in indirilişi yaklaşık kaç yıl sürmüştür?
Cevap 28 23 Yıl
Soru 29 Hz. Muhammed’e gelen vahiy ifadeleri onun döneminde kimler tarafından yazılmıştır?
Cevap 29 Vahiy Katipleri
Soru 30 Ayet sayısı bakımından Kur’an-ı Kerim’in en kısa ve en uzun sureleri nedir?
Cevap 30 En kısa sure: Kevser – En uzun sure: Bakara
Soru 31 Sabrın sembolü olarak kabul edilen peygamber hangi peygamberdir?
Cevap 31 Hz. Eyyüp
Soru 32 Büyükbaş hayvanlardan kurban kesilirken bir kurbana en fazla kaç kişi ortak olabilir?
Cevap 32 7 kişi
Soru 33 Kurban ibadeti hangi peygamberle birlikte başlamıştır.
Cevap 33 Hz. İbrahim
Soru 34 İslam dinine göre tabiat olaylarını düzenlemekle görevli melek hangisidir.
Cevap 34 Mikail
Soru 35 Sinagog, Yahova, Sebt Günü, Haham gibi terimler hangi dine aittir?
Cevap 35 Yahudilik (Musevilik)
Soru 36 Ramazan ayına özgü bir ibadet olan ve Ramazan Bayramı sabahına kadar gücü yeten herkesin hem kendisi hem de bakmakla sorumlu olduğu kişiler için vermekle yükümlü olduğu sadaka hangisidir?
Cevap 36 Fıtır Sadakası (Fitre)
Soru 37 Câmide imamın namaz kılarken cemaatin önünde durduğu, kıble tarafındaki duvarın ortasında bulunan, oyuk, girintili yere ne ad verilir?
Cevap 37 Mihrap
Soru 38 İslam tarihinde ilk siyasi ayrılık hangi olaydan sonra ortaya çıkmıştır?
Cevap 38 Cemel Vakası (Cemel Olayı)
Soru 39 İnsanların doğruya ve iyiye yöneltmek için ALLAH’ın peygamberleri aracılığıyla bildirdiği ilahi kurallar bütününe ne denir?
Cevap 39 Din
Soru 40 Her yıl Nisan ayının üçüncü haftası Hz. Muhammed’in doğumunun kutlanması etkinliklerine ne ad verilmektedir.
Cevap 40 Kutlu Doğum Haftası Etkinlikleri
Soru 41 Yahudilerin ibadet yerlerine ne ad verilir?
Cevap 41 Havra veya Sinagog
Soru 42 Dince uygun görülüp yasaklanmayan iş ve davranışlara ne denir
Cevap 42 Helal
Soru 43 Akşam vakti olup orucu açma zamanına ne denir?
Cevap 43 İftar
Soru 44 İnanan insanların Allah’tan istekte bulunmalarına ne denir?
Cevap 44 Dua
Soru 45 İslam dinine göre Allah’ın insanlara yapılmasını kesin olarak emrettiği şeylere ne ad verilir?
Cevap 45 Farz
Soru 46 İslam Peygamberi Hz. Muhammed’in söz ve davranışlarına verilen özel isim nedir?
Cevap 46 Sünnet
Soru 47 Ramazan ayı boyunca Kur’an-ı Kerim’i okumasını bilen birinin ezberden veya yüzünden okurken diğerlerinin okunann bölümleri Kur’an’dan takip etme geleneğine ne ad verilir?
Cevap 47 Mukabele
Soru 48 İslam Peygamberi Hz. Muhammed’e ilk vahiy nerede gelmiştir?
Cevap 48 Hira Mağarası
Soru 49 İslam Peygamberi Hz. Muhammed’e ilk vahiy ne zaman gelmiştir?
Cevap 49 610 yılında
Soru 50 İslam Peygamberi Hz. Muhammed’e ilk vahiydeki ilk emir nedir?
Cevap 50 Oku
Soru 51 Ramazan ayı dışında bir işin olması ve bir isteğin gerçekleşmesine bağlı tutulan oruca ne ad verilir?
Cevap 51 Adak Orucu
Soru 52 Ramazan ayında yatsı namazından sonra vitir namazından önce kılınan 20 rekatlık namaza ne ad verilir?
Cevap 52 Teravih namazı
Soru 53 Ramazan ayında hastalık,yaşlılık,yolculuk gibi durumlar nedeniyle tutulmayan oruçların ramazandan sonra gününe gün tutulmasına ne ad verilir?
Cevap 53 Kaza Orucu
Soru 54 Yılın bir ayında bedenle yapılan ibadete ne denir?
Cevap 54 Oruç
Soru 55 Ramazan ayı dışında sevap kazanmak amacıyla tutulan oruçlara ne ad verilir?
Cevap 55 Nafile Orucu
Soru 56 Camilerde imamın hutbe okuduğu yere ne ad verilir?
Cevap 56 Minber
Soru 57 Ezan okuyan din görevlisine ne ad verilir?
Cevap 57 Müezzin
Soru 58 Cuma ve Bayram namazlarında minberde imam tarafından okunan dua ve öğütlere verilen ad nedir?
Cevap 58 Hutbe
Soru 59 Zengin Müslümanların, mallarının kırkta birini fakirlere vererek yerine getirdikleri ibadete ne ad verilir?
Cevap 59 Zekat
Soru 60 Mekke’deki Kâbe ve çevresindeki kutsal yerlerin ziyaret edilmesi şeklinde yapılan ibadete ne denir?
Cevap 60 Hacc
Soru 61 İslam dinine göre kişinin kendisine, topluma ve doğaya yararlı olmak için yaptığı işlere ne denir?
Cevap 61 Salih Amel
Soru 62 İslam’ın 5 şartı içinde, hem malla (para) , hem bedenle yapılan ibadet hangi ibadettir?
Cevap 62 Hacc
Soru 63 Su bulunamadığı zaman toprakla yapılan abdeste ne ad verilir?
Cevap 63 Teyemmüm
Soru 64 İslam Peygambere inanan, onu gören arkadaşlarına ne ad verilir?
Cevap 64 Sahabe
Soru 65 Bir günde kılınan namazlarda toplam kaç rekat vardır?
Cevap 65 40
Soru 66 Vitir Namazı hangi namazla birlikte kılınır?
Cevap 66 Yatsı Namazı
Soru 67 KAMET ne zaman okunmaya başlar?
Cevap 67 Farz namaza başlamadan önce
Soru 68 Bir kişinin arkasından , onun duyunca hoşlanmayacağı sözler söylemeye ne denir?
Cevap 68 Gıybet (Dedikodu)
Soru 69 Sadece mal ile yapılan ibadet hangisidir?
Cevap 69 Zekat
Soru 70 Hz. Musa ya verilen kutsal kitabın adı nedir?
Cevap 70 Tevrat
Soru 71 Müslümanların Mekke den Medine ye göç etmesine ne ad verilir?
Cevap 71 Hicret
Soru 72 Hac ayının dışında bir zamanda Mekke ve Medine’deki kutsal yerleri ziyaret etmeye ne denir ?
Cevap 72 Umre
Soru 73 Ahirette hayatında günah ve sevapların tartılacağı yerin adı nedir?
Cevap 73 Mizan
Soru 74 Kıyametin başladığını Sür’a üfleyerek bildirecek olan melek hangisidir?
Cevap 74 İsrafil
Soru 75 Hacer-ül Esved den başlayarak Kabe’nin çevresinde 7 defa dönmeye ne ad verilir?
Cevap 75 Tavaf
Soru 76 Hacıların giydiği özel dikişsiz elbiseye ne ad verilir ?
Cevap 76 İhram
Soru 77 Kunut duaları hangi namazda okunur?
Cevap 77 Vitir
Soru 78 Günah çıkarma aşağıdaki hangi dine ait bir ritüeldir?
Cevap 78 Hiristiyanlık
Soru 79 “Bir kez gönül yıktın ise, Bu kıldığın namaz değil. Yetmiş iki millet dahi Elin yüzün yumaz değil.” Bu dizelerin sahibi hangi Türk İslam şahsiyetidir?
Cevap 79 Yunus Emre
Soru 80 “Esirgeyen ve bağışlayan Allah’ın adıyla (başlarım)” ifadesi neyin Türkçe karşlılığıdır?
Cevap 80 Bismillahirrahmanirrahim (Besmele)
Soru 81 İslâm dininin kesin olarak yasakladığı iş ve davranışlara ne ad verilir?
Cevap 81 Haram
Soru 82 Müslümanların haftada bir gün toplu olarak kılması farz olan namaz hangi namazdır?
Cevap 82 Cuma Namazı
Soru 83 Hz. Muhammed’in doğumunun kutlandığı kandil gecesi hangi gecedir?
Cevap 83 Mevlid Kandili
Soru 84 Bütün dinler tarafından tavsiye edilen ve savurganlık ile cimrilik arasında olan güzel huy nedir?
Cevap 84 Cömertlik
Soru 85 Allah’ın istediği dinî hükümleri ve diğer haberleri peygamberlerine bildirmesine ne ad verilir?
Cevap 85 Vahiy
Soru 86 Peygamberler kendilerine peygamberlik gelmeden önce de sonra da kötü davranışlarda bulunmamışlardır. Onların bu şekilde davranmaları hangi sıfatlarının bir gereğidir?
Cevap 86 İsmet Sıfatı
Soru 87 Cemaat (topluluk) olmadan kılınamayan ve hutbe okunma şartı olan namazlar hangi namazlardır?
Cevap 87 Cuma Namazı ve Bayram Namazı
Soru 88 İnsanda doğuştan var olan, hakkı kabul ve idrak etme, Allah’ı bulma ve O’na inanma yeteneğine ne denir?
Cevap 88 Fıtrat
Soru 89 İslâmiyetten önce, eski Türklerde görülen Tanrı inancı hangisidir?
Cevap 89 Gök Tanrı İnancı
Soru 90 Bireyler arasında sevgi ve saygı bağlarını güçlendiren, gelir dengesizliğinin giderilmesine katkı sağlayan ibadet aşağıdakilerden hangisidir?
Cevap 90 Zekat Vermek
Soru 91 Akıllı ve ergenlik çağına gelmis olmanın dışında herhangi bir şart aranmaksızın her müslümana farz olan ibadet aşağıdakilerden hangisidir?
Cevap 91 Namaz kılmaz
Soru 92 Bütün dinlerde kutsal yerleri ziyaret (Hacc) etmek bulunmaktadır. Buna göre; Efes’teki “Meryem Ana” hangi din mensuplarının ziyaret yeridir?
Cevap 92 Hıristiyanlar
Soru 93 Müslümanların kıblesi neresidir?
Cevap 93 Kabe
Soru 94 Kur’an-ı Kerim’de kaç sure bulunmaktadır?
Cevap 94 114
Soru 95 Kur’an-ı Kerim ‘in ilk suresi hangi suredir?
Cevap 95 Bakara Suresi
Soru 96 Kur’an-ı Kerim ‘in son suresi hangi suredir?
Cevap 96 Nas
Soru 97 Kur’an-ı Kerim’ın her 30 sayfalık bölümüne ne ad verilir?
Cevap 97 Cüz
Soru 98 Vahiy meleği hangi melektir?
Cevap 98 Cebrail
Soru 99 İslam dininin en önemli iki kaynağı hangileridir?
Cevap 99 Kur’an ve Sünnet
Soru 100 Allah’ın ,peygamberlere,Cebrail vasıtasıyla veya doğrudan ilahi bilgileri aktarmasına ne ad verilir?
Cevap 100 Din
Soru 101 Allah’ın varlığını , birliğini Hz. Muhammed’in peygamberliğini kabul edene ne ad verilir?
Cevap 101 Müslüman
Soru 102 Hicret hangi yılda gerçekleşmiştir?
Cevap 102 622
Soru 103 Kur’an sayfalarının birleştirilip tek kitap haline getirilmesi hangi halife zamanında olmuştur?
Cevap 103 Hz. Ebubekir
Soru 104 Kur’an-ı Kerim’ın çoğalatılması hangi halife zamanında olmuştur?
Cevap 104 Hz. Osman
Soru 105 Bir kimsenin sahip olduğu üstünlükleri,faziletleri nimetleri çekememek,bunların yok olmasını istemeğe ne denir?
Cevap 105 Haset
Soru 106 İslam Peygamberi Hz. Muhammed’in bütün kötülüklerin anası olarak nitelediği fiil hangi fiildir?
Cevap 106 İçki İçmek
Soru 107 Beş vakit namaz hangi gecede farz kılınmıştır?
Cevap 107 Miraç Gecesi
Soru 108 Müslümanların ilk kıblesi neresidir ve nerede bulunur.
Cevap 108 Mescid-i Aksa – Kudüs
Soru 109 Namazda ayakta durmaya ne denir?
Cevap 109 Kıyam
Soru 110 Namazda Kuran okumaya ne denir?
Cevap 110 Kıraat
Soru 111 Zebur hangi peygambere indirilmiş bir kitaptır?
Cevap 111 Hz. Davud
Soru 112 İslam Peygamberi Hz. Muhammed’in anne ve babasının adı nedir?
Cevap 112 Amine – Abdullah
Soru 113 İslam Peygamberi Hz. Muhammed kaç yaşında peygamber olmuştur?
Cevap 113 40
Soru 114 İslam Peygamberi Hz.Muhammed kaç yılında nerede vefat etmiştir?
Cevap 114 632 yılında Medine
Soru 115 Birden fazla kişiyle imam eşliğinde birlikte kılınan namaza ne ad verilir?
Cevap 115 Cemaatle namaz
Soru 116 Kur’an surelerini oluşturan cümlelerden her birine ne ad verilir?
Cevap 116 Ayet
Soru 117 Mekke’nin yönetciliğini yapıp düşmanlardan koruyan Hz. Muhammed’in dedesinin adı nedir?
Cevap 117 Abdülmuttalip
Soru 118 İlk ve son peygamber hangi peygamberdir?
Cevap 118 Hz. Adem – Hz. Muhammed
Soru 119 Allah’ın emri ve yardımıyla gemi yapıp kendisine inanları koruyan peygamber kimdir?
Cevap 119 Hz. Nuh
Soru 120 Hıristiyanlığın Kutsal kitabı ve peygamberi kimdir?
Cevap 120 İncil – Hz. İsa
Soru 121 Başkalarını aldatmak amacıyla bilerek ve gerçeğe aykırı olarak söylenen söze ne denir?
Cevap 121 Yalan
Soru 122 İlk dört müslüman kimlerdir?
Cevap 122 Hz.Hatice, Hz.Ebubekir, Hz. Ali, Hz. Zeyd
Soru 123 Teslis (üçleme) inancı hangi dinde vardır?
Cevap 123 Hristiyanlık
Soru 124 Herhangi bir araştırma,kesin bilgi ve delile dayanmadan başkaları hakkında yapılan olumsuz tahmin ve görüşlere ne denir?
Cevap 124 Kötü Zan
Soru 125 Şit (as) kaç sayfa kitap (suhuf) verilmiştir?
Cevap 125 50 sayfa
Soru 126 Vefat eden İnsanların kıyamete kadar kabirde geçecek hayatlarını adı nedir?
Cevap 126 Berzah
Soru 127 Kur’an-ı Kerim’i açıklayan, yorumlayan bilim dalına ne denir?
Cevap 127 Tefsir
Soru 128 Geleceği öğrenmek, şans ve kısmeti anlamak amacıyla oyun kağıdı, kahve telvesi , el ayası gibi şeylere bakarak anlam çıkarmaktır. İslam dininin yasakladığı yanlış bir davranış olan bu batıl inanç nedir?
Cevap 128 Falcılık
Soru 129 Tabiat olaylarıyla ilgilenen meleğin adı nedir?
Cevap 129 Mikail
Soru 130 Şeytanı Tanrı edinme şeklinde tanımlanan her türlü kötülüğü serbest sayan sapkın inanç nedir?
Cevap 130 Satanizm
Soru 131 İnsanın günah ve sevaplarını yazmakla görevli melekler hangi meleklerdir?
Cevap 131 Kiramen Katibin
Soru 132 Bir dinin görüş ve anlayış farklılığı neticesinde ortaya çıkan kollarına ne denir?
Cevap 132 Mezhep
Soru 133 Aynı dinin içinde tasavvufa dayanan ve Allah’a ulaşma arzusuyla tutulan yollara ne ad verilir?
Cevap 133 Tarikat
Soru 134 İnsan hangi yeteneği ile iyiyi ya da kötüyü dileyip ister ve ya tercih eder?
Cevap 134 İrade
Soru 135 Hz İsa’ ya inanan ilk kişilere ne denir?
Cevap 135 Havari
Soru 136 Hacıların şeytan taşladıkları ve kurban kestikleri yerin adı nedir?
Cevap 136 Mina
Soru 137 Musevi din adamına ne ad verilir?
Cevap 137 Haham
Soru 138 Hindistan’da bir zamanlar yaygın olarak uygulanmış olan, insanları sınıflara bölmüş Hinduizmi de etkilemiş sınıf sisteminin adı nedir?
Cevap 138 Kast Sistemi
Soru 139 Yahudilerin kutsal günleri hangi gündür?
Cevap 139 Cumartesi
Soru 140 Hristiyanların kutsal günleri hangi gündür?
Cevap 140 Pazar
Soru 141 Müslümanların kutsal günü hangi gündür?
Cevap 141 Cuma
Soru 142 Ahirette herkese dağıtılacak olan ve içinde insanın dünyada yaptığı iyilik ve kötülüklerin yazılı olduğu deftere ne denir?
Cevap 142 Amel Defteri
Soru 143 Hacc ibadeti esnasında Kabenin yakınlarındaki Safa ve Merve tepeleri arasında gidip gelmeye ne denir ?
Cevap 143 Sa’y
Soru 144 İslamın en temel inancı olan Allah’ın var ve bir olması inancının terim adı adı nedir?
Cevap 144 Tevhid
Soru 145 Bir insanın dinen sorumlu olabilmesi için ilk şart (ön şart) nedir?
Cevap 145 Akıl sahibi olması
Soru 146 Mekke’de inen ayetlere ne ad verilir?
Cevap 146 Mekki ayet
Soru 147 Hz. Muhammed’e verilmiş en büyük mucize nedir?
Cevap 147 Kur’an-ı Kerim
Soru 148 Kitapçık biçimindeki ilahi kitaplara ne ad verilir?
Cevap 148 suhuf
Soru 149 Bir suçu veya kötü bir davranışı bilerek başkasına yüklemeye ne denir?
Cevap 149 İftira
Soru 150 Bir insanın kendisini diğer insanlardan üstün görmesine ne denir?
Cevap 150 Kibir
Bir sözdür ki şeytan kaçar, Bir anahtardır, her kapıyı açar…
Bismillah
Minarede ses, Ölümsüz nefes
Ezan
Eğilirsin kalkarsın, Engelleri yıkarsın, Bazen perde açılır, Sen Kabe’ye bakarsın.
Namaz
Duygular içinde pirdir, Onsuz hayat zehirdir.
Sevgi
Senede verir otuz okka üzüm
Ramazan
Özü tatlı, Sözü tatlı, Candan daha kıymetli.
Anne
Dört köşedir beş değil, Kimse ondan hoş değil.
Kabir
Maldan paradan verilir, Kırkta bir. Onunla Cennete varmadan, Cennet olur kabir…
Zekât
Gökten ay ile yıldızı kopardılar, kanımızın içine koydular.
Bayrak
Nar tanesi nur tanesi, Bu dünyanın bir tanesi.
Kur’an
Bir küçük minare, beyler ona dayana.
Baston
Hasretleri kavuşturur, Dalgınları barıştırır.
Bayram
Talebe toplar, Öğretmen dağıtır.
İlim
Âdem peygamberin sahip olmadığı ama çocukların sahip olduğu şey nedir?
Anne-baba
Gelir bir bir Gider bir bir Gelen gider Giden gelmez
Doğum-ölüm
“Çinde bile olsa arayın bulun!” diyor Peygamber. Akıllara nur, yüreklere fer, Onu bilenindir başarı, zafer…
İlim
Dil ile verilir, Sadaka denilir.
Güzel söz
Son sözümüz o olsun, Ruhumuz nurlarla dolsun…
Kelime-i Şehadet
Ağız kapalıdır Yenmez içilmez… İslam’ın şartıdır, Asla vazgeçilmez..
Oruç
Bir odadan bir odaya geçiştir, İnanmayana pek zorlu iştir.
Ölüm
Tufandı bütün dünyayı su bastı. O gemi yaptı, Herkes gemide toplandı. Sular çekildi, yağmur durdu, Gemi Cudi dağına oturdu..
Hz. Nuh
Bilgi verir herkese, En güzel dosttur bize.
Kitap
Geldi mi gider, Gitti mi gelmez!
Gençlik, ihtiyarlık
Bir adam bir komutla, Bin adamı devirir.
İmam, cemaat
Kat kat içinde, Kat kitap içinde, Ne molla bilir; Ne kitap içinde.
Alınyazısı
El eker dil biçer.
Yazı
Asla barınamaz öfke ve kin, Bir saray ki kapısı yürekteki sevgin…
Din
Hz. Musa’nın elindeki nur, Onun iniş yeri Cebel-i Tur
Tevrat
Hz. İsa’ya indi,İnançsızlık silindi. Dertlere ilaç oldu, Bütün acılar dindi…
İncil
Her varlık onu söyler, Her şey O söz ile dirilir…O söz ile cennete girilir.
La ilahe illallah
Dünya bir tarla, ahiret harman, Çalış çabala, Oraya girmeninİlk şarttır iman.
Cennet
Son sözümüz o olsun, Ruhumuz nurlarla dolsun…
Kelime i Şahadet.
Bir sözdür ki şeytan kaçar, Bir anahtardır, her kapıyı açar…
Bismillah
Evliyaların başı en birincisidir, Hz. Muhammed (s.a.v) soyunun bir incisidir.
Abdülkadir Geylani (k.s)
Parmağıyla işaret etti ay parçalandı,Parmaklarından su aktıHerkes içti suya kandı.
Hz. Muhammed (a.s.v)
Tufandı Bütün dünyayı su bastı.O gemi yaptıHerkes gemide toplandı.Sular çekildi, yağmur durdu, Gemi Cudi dağına oturdu..
Hz. Nuh
Demiri avcuna alır yoğururdu hamur gibi.. Buydu onun mucizesi. Zebur’u okurken dağlar taşlar dinlerdi. Pek güzeldi sesi…
Hz. Davut (a.s)
Kuyuya atıldı, kuyudan çıktı,İşi hizmetçilik oldu, Zindana atıldı, zindandan çıktı,Mısır’a melik oldu.
Hz. Yusuf (s.a)
Her tarafı yara oldu, Sanki bir gül gibi soldu. En son yara dilini sardı,O Allah’a yalvardı:“Dilimle seni zikrediyorum, Onu iyileştirmeni diliyorum!”Bu yüzden kurtuldu tüm yaradan, Onu iyileştirdi Yaratan..
Hz. Eyüp (a.s)
Ölüleri diriltmek mucizesi, Mesih’tir bir ismi Hz. Meryem annesi, Hanne ninesi, İmran dedesi..
Hz. İsa
Altı şartı var, Onsuz hayat dar. Onlara uyan, Nurlanır par par.
İmanın şartları
Tek isteği insanı cehenneme sokmak, Ona uyanlarsa ahmaktan daha ahmak.
Şeytan
Bir odadan bir odaya geçiştir,İnanmayana per zorlu iştir.
Ölüm
Başı elham sonu nas, iç nurundan tas be tas.
Kur’an
Çivisi yok bir gün kopar, Bazı insanlar ona sanki tapar, Fanidir, onun da sonu var, Ecel bir gün onu da kapar…
Dünya
Akılla bilinmez, kalble bilinir, Saygıyla silinmez, kinle silinir.
Sevgi
Bir nedir? Beş nedir? Kabedeki taş nedir?
Allah, Namaz, Hacer-ûl Esved
Bilene gereksiz, Bilmeyene yetersiz; Büyükler söyler, Küçükler dinler.
Öğüt
Az gitti, uz gitti, Dere tepe düz gitti. Altı ay bir güz gitti; Uyanınca hep bitti.
Rüya
Ünü gelir ürkütür, Beyi, paşayı korkutur.
Azrail
Dizi dizi yıldızlar Ne erkek ne de kızlar Işıktan öte hızlar Güzel kokuyu özler.
Melekler
Gelir bir bir, gider bir bir, kalır bir, Ne yerdedir, ne göktedir, o bir sır.
Allah (c.c.)
İstanbul’un surlarına bayrağı dikti, Her tarafı mızrak ve ok yarası,Sonra gözlerini göklere dikti.
Ulubatlı Hasan
Kosova savaşında şehit düşen Ölürken “Attan inmeyesüz.” diyen.
Murat Hüdavendigar
İnsanda var bir kabe Onsuz insan harabe.
Kalb
Zıddıdır küfür, Bunca nimete karşıGerektir ………
Şükür
Her işe onunla başlarız, Odur her kapıyı açan anahtar,İlk dua, ilk yakarışVe ilk niyazımız…
Besmele
Sayıları beştir, ışıl ışıl kardeştir, Âlemlere güneştir.
İslam’ın şartları
Konya’da fener Allah der döner.
Mevlana
Ezelden ebede giden yolcu, Allah’a ulaşır yolunun ucu.
İnsan
Öyle günler ki nurlar saçılır, O günlerde Cennet kapıları açılır.
Pazartesi-Perşembe
Kabartmalı bir kitap Özlü, hikmetli hitap Harfleri atom, yıldız, Hakk’ı anlatır yalnız.
Tabiat
Bir küçücük aynacık İçinde bütün varlık
Kalb
Anneler söyler İlahi gibi Bebekleri uyutur Tatlı iklimi…
Ninni
Bir ağaç ismi Osmanlının kurulduğu yer Oradan çıktı ilk filizler.
Söğüt
Adaletiyle ünlü, Dört halifeden biri Hattapoğlu lakabı Gönlü ebedi diri…
Hz. Ömer
“Şahadet parmağı gibi” göğe yükselir, Her gün beş vakit Allah u ekber denir.
Minare
Namaz için kıbleye Döneriz Allah diye, Bil bakalım nereye?
Kabe
Kelimeler bir çiçek Özünde has içecek, Arı, böcek, kelebek, Herkesi cezbedecek.
Güzel Söz
Sağı, solu, altı, üstü nur, Dışı mutluluk içi dolu huzur…
Kur’an
Yuvarlaktır, düz değil; Doksan dokuz, yüz değil.
Tesbih
Gözden damlar; Bazen çağlayana döner. Allah için olursa, Cehenneme düşse Cehennem söner…
Göz yaşı
Denize atıldı, balık yuttu, Kayboluyordu Allah elinden tuttu…
Hz. Yunus
Allah’tan aldığı emri ulaştırır peygambere. İşte o vahiy meleği. Selam onun üzerine
Cebrâil (a.s.)
Ömrümüz sona erince ruhu bedenden ayırır. Mü’min olan korkmaz ondan çünkü hep hazırlıklıdır
Azrâil (a.s.)
Vakti saati gelince iki kere üfler Sûr’a. İlkinde ölür her canlı. Ardından gelir huzura
İsrâfil (a.s.)
Kar ve yağmuru yağdırır. O estirir rüzgârları. Allah’ın izniyle yapar elbette bütün bunları
Mikâil (a.s.)
İki güzel melek vardır. Yaptıklarımızı yazar. Sağdaki iyilikleri soldaki kötülükleri.
Kirâmen Kâtibîn
Onlar sorular sorar İnsan kabre girdiğinde “Rabbin kimdir, dinin nedir?” Bilemezsen vay haline!
Münker ve Nekir
Sanki elimizden tutar tam düşeceğimiz zaman. Çoğunlukla korur bizi ufak tefek kazalardan.
Hafaza melekleri
Ne de güzel bir yer cennet Orda meleklerin başı
İnşallah bize olacak o da cennet arkadaşı
Rıdvan
Rabbim korusun bizleri azabından, gazabından
Sığınırız o Rahîm’e Cehennemin başkanından
Mâlik
Doksan dokuz cemaat iki müeezzin bir imam.
Tesbih
Yapan satar, alan kullanmaz, kullanan hiç bilmez.
Tabut
Hasretleri kavuşturur, dargınları barıştırır.
Bayram
Kaş ile gözden yakın, söylenen sözden yakın. .
Ecel
Gökten bir elma düştü, oniki parçaya ayrıldı on birini yediler, birine hayır dediler.
Ramazan ayı
[attachment=133261]
Fatıma'nın Elinin (Hamse Elinin) SIRRI Nedir ?
Birçok kültürde kutsallığına inanılan “Fatma’nın Eli” koruyucu ve şifalandırıcı etkisi sebebiyle günlük yaşamda da çeşitli objelerde kullanılmaktadır. Fatma kimdir, eli neden kutsaldır?
Hz. Muhammed ve Hz. Hatice’nin en küçük kızı olan Hz. Fatma, Mekke’de Hz. Muhammed’e vahyin ilk geldiği yıl dünyaya gelmiştir. Küçük yaşta annesini kaybetmiştir. Üç ablası da o dönemde evli oldukları için annesinin yokluğunda ve Müslümanlığı yaymak için mücadelesinde babasının en büyük destekçisi olması, ona “babasının annesi” lakabını kazandırmıştır.
Bizzat babasının terbiyesi altında, İslami eğitimin en yüksek derecesini almıştır. Çok mütevazi ve örnek bir hayat sürmüştür. Kuran’ı yorumlama kabiliyeti vardır. Bu anlamda İslam aleminin önemli bir şahsiyetidir. Hz. Muhammed, Fatma‘nın bu üstün vasıfları kendi çabasıyla elde ettiğini vurgulamış, ”Bu alemde bazı mertebelere erişmek için peygamber kızı olmak da yeterli değildir.” demiştir. Ve kızı Fatma’yı kazandığı bu vasıflarla ‘ilklerin ve sonların seyyidesi’ (efendisi) olarak tanıtmıştır.
Hz. Fatma, Kevser Suresi’nin iniş sebebidir. Erkek evladı olmadığı için soyunun devam etmeyeceği söylentilerine karşı, Hz Muhammed’e Kevser Suresi’yle soyunun Hz. Fatma ile devam edeceği müjdelenmiştir. Peygamber, bir hadisinde şöyle buyurmuştur: “Kızım Fatma, bedenimin bir parçasıdır, gözümün nurudur, kalbimin meyvesidir, bedenimdeki ruhumdur, insan şeklinde bir huridir. İbadet mihrabında ayağa kalktığında yıldızlar yeryüzündekilere nur saçtığı gibi, onun nuru da gökteki meleklere öyle nur saçar.”
Böyle özel bir şahsiyet olan Fatma, Peygamberin izniyle “Eti etimden, kemiği kemiğimdendir” dediği amcasının oğlu Hz. Ali ile evlenmiştir. Hasan ve Hüseyin adını verdikleri 2 çocukları olmuştur. İşte bu aile; Hz. Ali, Hz. Fatma, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin, Hz. Muhammed’in Ehl-i Beyt’idir.
Mütevazi yaşamıyla Müslümanlar’a örnek olan, Hz. Muhammed’in “Vücudumun bir parçası, gözümün nuru; kalbim, ruhum ve vicdanım” dediği, soyunu devam ettiren kızı Hz. Fatma, halk inançlarında farklı bir konuma sahiptir. Anadolu’dan Hindistan’a kadar “Fatma’nın Eli”nin kötülüklerden koruduğuna inanılır. En son Topkapı Sarayı ve Türk Kadınları Derneği’nin ortaklaşa düzenledikleri “Osmanlı Devleti’nde Ehl-i Beyt Sevgisi” konulu sergi ve Salih Suruç’un “Hz. Fatıma” kitabıyla anılan Hz. Fatma’nın kısa süren hayatı ilginç ayrıntılarla dolu.
Hz. Muhammed’in kızı Fatma, bir gün mutfakta helva kavururken, eşi Hz. Ali‘yi genç ve güzel bir kızla görür ve pişen helvaya elini daldırır ancak hiçbir şey olmaz, helvayı böyle kavurmaya devam eder. Kocası durumu fark edince Fatma’nın elini tencereden çıkartır. O günden sonra elinin kutsallığına, gücüne, adeta yenilmezliğine inanılır. Her güçlük adeta onun eliyle aşılacaktır. Sahiplerine şans getirdiğine ve onlara sabır ve sadakat erdemleri verdiğine inanılan bir tılsım haline gelir.
Bu nesne genellikle ‘Fatma’nın Eli’ olarak bilinse de Araplar arasında ‘Hamse Eli‘ diye anılır. Hamse, beş demektir ve bir elin parmak sayısını gösterir. Hindu’lar ‘Humsa Eli’, Museviler ise ‘Hameş Eli’ veya ‘Miryam’ın Eli’ adını vermişlerdir. Bazı kültürlerde yukarıya dönük, bazı kültürlerde aşağıya dönük el şeklinde bulunmaktadır. İslam ve Musevilik’te yer alan bu ortak sembolün gücüne günümüzde de halen geniş bir coğrafyada inanılmaktadır.
Avcu açık ve içinde nazardan koruduğuna inanılan göz sembolüyle tamamlanan bu el figürü, yıllardır evlerin, iş yerlerinin uğur sembolü olarak kullanılmaktadır. Elin içinde bulunan göz, farklı boyutlara açılan kapıların ve bu boyutlarda yer alan varlıkların enerjilerinin sembolüdür.
Anadolu’da kadınlarımız yemek pişirirken, ”Fatma’nın Eli”yle yaptıklarına niyet ederler ki yemekleri lezzetli olsun. Anneler karnı ağrıyan çocuğuna, ”Fatma’nın Eli” ile dokunurlar ki, yavrularını şifalandırsınlar.
Başarılı futbolcu Maradona 1986 yılında, ülkesine Dünya Kupası’nı getiren eliyle attığı gol sonrası “O el benim elim değil, ‘Fatma’nın Eli’ idi” şeklinde yaptığı açıklamayla herkesi şaşırtmıştır. Dünyaca ünlü tasarımcıların parçalarında yer alan bu sembol, her geçen gün daha fazla evin duvarlarını süslemekte, daha fazla kadının vazgeçemediği aksesuarı olmaktadır.
2008 yılından itibaren, birçok ünlü tasarımcının koleksiyonlarında Fatma Ana'nın eli sıklıkla görülmeye başlandı. Üstelik sadece takılarda, dekorasyonda da değil. Tişörtlerin, çanta üzerlerinde artık Fatma Ana'nın elini görmek mümkün. Avrupa ve Amerika'daki butikler dahi İslam ve Musevi dünyasının bu ortak simgesiyle donatılmış durumda.
Fatma Ana'nın elinin anlamı nedir?
Fatma'nın Eli' olarak bilinse de Arapça'da 'Hamse Eli' diye anılır. Hamse, beş anlamına gelir ve bir elin parmak sayısını gösterir. Hindu'lar 'Humsa Eli', Museviler ise 'Hameş Eli' veya 'Miryam'ın Eli' adını vermişlerdir. Özellikle Kuzey Afrika'da özellikle çok değerlidir. Güç, bereket, dayanıklılık gibi insanlığın en manevi ihtiyaçlarına kucak açan bu sembolün keşfedilmesinin altında bir kıskançlık hikâyesi yatar.
Neden güç simgesi?
Hz.Fatma bir gün mutfakta helva kavururken, eşi Hz. Ali'yi genç ve güzel bir odalıkla görür ve pişen helvaya elini daldırır ancak hiç bir şey olmaz, helvayı böyle kavurmayı devam eder. O günden sonra elinin kutsallığına, gücüne adeta yenilmezliğine inanılır. Her güçlük adeta onun eliyle aşılacaktır. İslam ve Musevilik'te yer alan bu ortak sembolün, geniş bir coğrafyada gücüne günümüzde halen inanılmakta.
Neden tasarımcıların gözbebeği?
Dünya küresel bir krize 2008 yılında girdi. İngiltere ve Amerika'nın başı çektiği ülkelerde, birçok kişi işlerini kaybetti. Avrupa'daki birçok ülke halen işsizlikle mücadele ediyor. Bunların dışında da, yeryüzünde milyonlarca kimse son yıllarda artan kanser ve tedavisi güç hastalıklara daha sık yakalanır oldu. Terör, doğal afet gibi insanlığın bir anda hayatlarında kökten değişiklik yaratan olaylar kuşkusuz kişilerin maneviyata sığınmalarında büyük bir etken. Aktuel.com.tr olarak şans ve sembol kolye tasarımları ile ünlü Antik Takı tasarımının tasarımcılarından Sevim İsot'a fikrini sorduk.
İnsanlar zor dönemlerinde mücadele ederken, böyle simgelere ihtiyaç duyabiliyorlar. Ekonomik krizler de çok etkiliyor. Tasarımları boyunlarında taşımaları elbette batıl inanç ama kendilerini iyi hissediyorlar. Uğur getirdiğine inanıyorlar. Biz de bir çok farklı tasarımlar bulunuyor ve geneldetasarımlarımız hep bu yönde, kişilerin kendilerini iyi hissetmelerine yönelik şeyler. Nazar dualarımız var bunların hepsi kişilerin zor dönemlerinde daha çok sarıldıkları ürünler. İşte böyle bir tabloda, en çok üzerimizde taşımaya ihtiyaç duyduğumuz simgelerden biri oluyor, Fatma Ana'nın eli. Hem bize bereket, hem de tüm olumsuzluklara dayanma gücü getiriyor. Tasarımcıların da bu güzel simgeyi kullanmak çok hoşlarına gidiyor.
Hangi yabancı tasarımcılar bu figürü kullanıyor?
Amerika'da Urban Outfitters mağazaları koleksiyonlarında Fatma Ana'nın elinin olduğu tişörtleriyle dikkatleri üzerlerine çektiler. Müslüman kesimlerden bu sembolün herkesin üzerinde yer almasının aşağılayıcı olduğuna dair tepkiler alırlarken, geniş bir kesim tarafında da çok büyük beğeni aldı. Lüks sevenlerin tasarımcısı Celine Leora'da yardım sevenler için düzenlenen bir gecede Fatma Ana'nın elini parfüm şişelerinin üzerine tasarlayarak herkesin ilgi odağı haline gelmişti. Ünlü takı tasarımcısı Ileana Makri'de 18 ayar pembe altın ve pırlanta işlemeli eli de New York Barneys mağazalarında satışa sunuldu. Türkiye'den de birçok isim son dönemlerde bu kutsal simgeyi tasarımlarına taşıdı: Paşabahçe'de dekorasyonda kullanırken, bir çok takı tasarımcısı pırlanta ve nazar boncukları kullanarak Fatma Ana'nın eline koleksiyonlarında yer verdi.
HZ. MUHAMMED'İN SOYUNU DEVAM ETTİREN HZ. FATMA, HALK İNANÇLARINDA DA ETKİLİ
Mütevazı yaşamıyla Müslümanlara örnek olan, Hz. Muhammed'in "Vücudumun bir parçası, gözümün nuru; kalbim, ruhum ve vicdanım" dediği, soyunu devam ettiren kızı Hz. Fatma, Aleviler arasında özel bir değere, halk inançlarında farklı bir konuma sahip. Anadolu'dan Hindistan'a kadar "Fatma'nın Eli"nin kötülüklerden koruduğuna, inanılıyor. En son Topkapı Sarayı ve Türk Kadınları Derneği'nin ortaklaşa düzenledikleri "Osmanlı Devleti'nde Ehl-i Beyt Sevgisi" konulu sergi ve Salih Suruç'un "Hz. Fatıma" kitabıyla anılan Hz. Fatma'nın kısa süren hayatı ilginç ayrıntılarla dolu.
"Hz. Muhammed'in kızı Fatma, kocası Hz. Ali'yi genç ve güzel bir odalıkla görünce o sırada pişirmekte olduğu helvaya şaşkınlıkla elini daldırır ve karıştırmaya başlar. Kocası durumu fark edince Fatma'nın elini tencereden çıkartır. Fatma'nın eli yüzyıllardır sahiplerine şans getirdiğine ve onlara sabır ve sadakat erdemleri verdiğine inanılan bir tılsım haline gelir. Bu nesne genellikle 'Fatma'nın Eli' olarak bilinilirse de Araplar arasında 'Hamse Eli' diye anılır. Hamse, beş demektir ve bir elin parmak sayısını gösterir. Hindu'lar 'Humsa Eli', Museviler ise 'Hameş Eli' veya 'Miryam'ın Eli' adını vermişlerdir. Bazı kültürlerde yukarıya dönük, bazı kültürlerde aşağıya dönük el şeklinde bulunmaktadır."
Bu sözler, Fatma'nın Eli'nin seramikle yeniden yorumlayan sanatçı Sara Aji'ye ait. Hz. Muhammed'in soyunu, ataerkil bir toplumda bir kadından devam ettiren, Müslümanlığın en önemli kişiliklerinden biri olan Hz. Fatma'ya dair bir yazıya, bir sanatçıdan alıntıyla başlamamın sebebi ise aşikâr! Hz. Fatma, salt dinsel boyutuyla değil, mitolojik bir efsane olarak da Anadolu'dan Hindistan'a kadar uzanan bir coğrafyada etkili. Gaziantep Üniversitesi'nden Doç. Dr. Ruhi Ersoy, "Kadın Kamlardan Ebelere" çalışmasında Mersin yöresi Tahtacı Türkmenleri arasında, doğum esnasında ebenin işe "Benim elim değil, Fatma Ana'nın eli" diyerek başladığını, doğum yapacak kadının karnını eliyle ovup doğumu gerçekleştirmeye çalıştığını belirtiyor. Ünlü tasavvuf uzmanı Annemarie Schimmel de, "Tanrı'nın Yeryüzündeki İşaretleri" adlı kitabında Fatma'nın Eli'nin önemine dikkat çekiyor: "Parlak gümüş veya altın mücevherler üzerine kazınan veya kırmızı boyayla çizilen, bazen de evi koruması için duvara çizilen 'Fatma'nın Eli', İslam dünyasında en sevilen muskalardan birine kaynak olmuştur. Bu el genellikle Sufilerin kullandıkları asa veya değneklerin baş tarafını oluşturur. Ayrıca Ali veya Oniki İmam'ın isimleri bazen metal bir 'Fatma'nın Eli'nin üzerine kazınır".
"Babasının annesi"
Anadolu'nun pek çok yerinde Fatma'nın Eli ile ilgili inançlar mevcut. Konu hakkında görüşlerini aldığımız Prof. Dr. Beyza Bilgin, halk arasında genellikle kolye olarak kullanılan Fatma'nın Eli'ndeki 5 parmağın, sülalenin 5 üyesi, Hz. Muhammed, Hz. Fatıma, Hz. Ali, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'i sembolize ettiğini belirtiyor. "Annem fırına yemek koyarken dahi 'Benim elim değil, Fatma'nın eli koyuyor' derdi. İlaçla geçmeyen ya da ilaca gerek olmayan hastalıkların, Fatma'nın Eli'yle dokunulduğunda, dua okunduğunda iyileşeceğine inanılır" sözleri ise bu inancın ne kadar hayatın içinde olduğunu kanıtlıyor. Prof. Bilgin, Hz. Fatma'nın Hz. Muhammed'in kızı olduğu ve bilgileri ilk elden öğrendiği için önemli olduğunun da altını çiziyor. Bu noktada kısaca Hz. Fatma'nın yaşamına göz atmak gerekiyor.
Hz. Muhammed ve Hz. Hatice'nin en küçük kızı olan Hz. Fatma, Mekke'de doğdu. Küçük yaşta annesini kaybetti. Üç ablası da o dönemde evli oldukları için annesinin yokluğunda ve Müslümanlığı yaymak için mücadelesinde babasının en büyük destekçisi olması, ona "babasının annesi" lakabını kazandırdı. Kaynakların büyük bölümüne göre 18 yaşındayken Hz. Ali ile evlendi. Camile Adams Helminski'nin "Sufi Kadınlar" kitabında yer verdiği bu evliliğe dair bir ayrıntı, aile ilişkilerini aydınlatıyor: "Fatma ve Ali'nin evlilikleri Cebrail tarafından vahyedilmiş bir evlilik olmasına rağmen birçok evlilik gibi iniş çıkışları olan bir evlilikti. Bir gün Ali ve Fatma birbirlerine dargın iken Hz. Muhammed onların ziyaretine gelir. Kendisinin ikisinin arasına uzandığı ve her ikisinin de ellerini alarak kendi karnı üzerine koyduğu söylenir. Peygamber onlara kendisiyle beraber nefes almalarını ve içleri huzur doluncaya kadar bu konumlarını muhafaza etmelerini söyler. Bir süre sonra onların kulübesinden yüzünde tebessüm ile ayrılır. Niçin gülümsediğini soran bir arkadaşını şöyle yanıtlar: 'En sevdiğim iki kişi artık huzura kavuştular'".
Hz. Fatma ve Ali'nin beş çocukları oldu, ancak üçü çocuk yaşta öldü ve Hz. Muhammed'in soyu Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin ile devam etti. İslam kaynakları o günün şartlarında son derece ataerkil bir toplum olan Arabistan'da, peygamber soyunun bir kadından devam etmesini çok önemsiyor. Parıldayan anlamında "Zehra", temiz anlamında "Betül" lakaplarına da sahip olan Hz. Fatma'nın kişiliğine dair Tevfik Ebu İlm'in İnsan Yayınları tarafından yayımlanan "Hz. Fatıma" kitabında şu satırlar dikkat çekiyor: "Kırmızıya çalar beyaz bir ten, siyah ve uzun saçlar. (Kemal ve güzelliğin en üstün örneği idi. Arap yarımadasındaki tüm kadınların sahip oldukları bilgi ve ilimlerden haberdardı ve hepsini kavramıştı. Kuran ayetlerine dayanarak Ebu Bekir ile girdiği tartışmalar, onun Kuran ayetlerine vâkıf olduğunu ortaya koymaktadır". Hz. Fatma'nın dış görünüşü, konuşması, hal ve tavırlarıyla Hz. Muhammed'e en çok benzeyen kişi olduğunu Hz. Ayşe de belirtmiş. Baba ile kızı arasındaki çok yakın ilişki, Hz. Muhammed'in bir sefere çıkarken en son, geldiğinde ise ilk önce kızını ziyaret etmesi, kızını gördüğünde ayağa kalkarak yerini ona vermesi gibi örneklerden anlaşılıyor. Ebu İlm'in kitabında yer alan yine Hz. Ayşe'ye ait şu satırlar da manidar: "Resulullah'a Fatıma'yı sanki bal şerbeti içer gibi öylesine öpmesinin sebebini sordum. Bana 'Beni miraca götürdükleri gece Cebrail beni cennetin içine götürdü ve bana bir elma verdi. Onu yedim. Ne zaman o elmayı özlesem Fatma'yı öpüp, cennetin kokusunu ondan alıyorum. (O benim kalbim, ruhum ve vicdanımdır. Her kim onu üzerse beni, her kim beni üzerse Allah'ı üzmüştür".
Alevilerin "Fatma Ana"sı
Aynı kitapta yer verilen Hz. Muhammed'in "Ben sizin aranızda iki değerli şey bırakıyorum. Biri Allah'ın kitabı; O, hidayet ve nurdur, onunla amel edin. Diğeri Ehl-i Beytim" hadisini özellikle Aleviler çok önemsiyor. Alevilerin çoğu, Hz. Fatma ve Hz. Ali'nin nikâhının Allah'ın huzurunda, meleklerin şahitliği ile kıyıldığına, Hz. Fatma'nın Hz. Ali ile evlenmek için Allah'a, kadın soyunun tek şefaatçisi, yani kurtarıcısı olmak için şart koştuğuna, Allah'ın bu şartı kabul ettiğine inanıyor. İbrahim Bahadır "Alevi ve Sünni Tekkelerinde Kadın Dervişler" kitabında "Fatma Ana"nın, 12 İmam'ı Hz. Muhammed'e dayandıran şahsiyet olarak Sufilerin manevi lideri olduğunu belirtiyor: "Alevi Bektaşi yoluna gönül vermiş kadınlar, Hz. Fatma'yı veli, ermiş olarak kabul edip, kendilerini onun manevi mirasçısı saymışlardır. Birçok Alevi tekkesinde ya da dini mekânlarda bulunan ocakların çoğunun adı Fatma Ana Ocağı'dır."
Hz. Fatma'nın savaşlara katıldığı, babasının ve eşinin ev dışındaki bazı işlerini üstlendiği, aynı zamanda şiir de yazdığı söyleniyor. Babasının kendisine miras olarak bıraktığı Fedek arazisini, halifeliğine karşı çıktığı Ebu Bekir'in, peygamberin kendisine "Benden miras kalmaz" dediğini iddia ederek el koyması üzerine peygamberin mescidinde yaptığı, Ebu İlm'in kitabında yer alan konuşma, hitabet yeteneğine de işaret ediyor: "Peygamberin kızı olduğum, sizin için gökteki güneş kadar açıktır. Siz Müslümanlar acaba babamın mirası konusunda yenilgiye uğramama ve haksızlığa uğratılmama vicdanınızla razı mısınız? (…) Uyanık olun; duraksamadan eğrilik ve yıkım yoluna yöneldiğinizi, toplumun idaresini eline alması gereken kişiyi yönetimden ve makamından uzaklaştırdığınızı görüyorum". Yine aynı kitapta, Ebu Bekir ve Ömer'e hitaben "Siz ikiniz beni öfkelendirdiniz, huzur ve rahatımı sağlamadınız. Peygambere kavuştuğum an sizi şikâyet edeceğim, adaletin yerine getirilmesini isteyeceğim" sözleri ise Müslümanlar arasındaki temel fikir ayrılıklarından birine işaret ediyor.
Türk Kadınları Derneği Başkanı Cemalnur Sargut:
"Kuran'ı yorumlama kabiliyetine sahiptir"
"Hz. Fatıma İslam tasavvufunda hem kendi yapısı, hem Peygamberimizin ruhunu taşıması, hem de soyunu devam ettirmesi sebebiyle çok önemli. Kevser suresinin iniş sebebidir. Erkek evladı olmadığı için soyunun devam etmeyeceği söylentilerine karşı Kevser Suresi'nde soyunun Hz. Fatıma ile devam edeceği müjdelenmiştir. Peygamberimizin, içeri girdiğinde ayağa kalktığı tek kişidir. Peygamberimizin kadındaki tecelliyi bu şekilde kabul edişi çok büyük bir lütuftur İslam alemi için. Peygamberimiz kendi hakikatini görmüş Hz. Fatıma'da.
Hepimiz için örnek bir hayat sürmüş, çok mütevazı yaşamış. Tasavvuf insanı onun yaşantısını örnek alır. Evlatlarını kaybedeceğini bildiği halde, gözünde bir damla yaşla Hz. Peygamber'den Hz. Hüseyin ve Hz Hasan için gözyaşı döken insanlara şefaat etmesi için izin istemiş, bunun üzerine Cebrail onu bütün İslam kadınları için şefaatçi ilan etmiştir. Kuran'ı yorumlama kabiliyetine sahiptir. Devrimizin Meryem'idir. Betül'dür, adet görmediği halde çocuk doğurmuştur. Acılı bir ana ama nefsini susturmuş, ruhunu konuşturmuştur. Babasındaki Allah tecellisinden başka bir şeye önem vermemiş, Hz. Ali'yi de aynı tecelli için sevmiştir. Aralarındaki muhabbet her Müslüman aile için örnektir ama salt mecazi aşk olarak düşünmek bence hakarettir."
Türkiye Diyanet Vakfı Kadın Kolları Başkanı Ayşe Sucu:
"Yeniden okunması gereken bir şahsiyet"
"İslam tarihinde ve Kur'an'da rol-model kadın şahsiyetler arasında yer alan Hz. Fatma, sadece kadınlar için değil, bütün inananlar için oynadığı rol açısından yeniden okunması gereken bir şahsiyettir. Peygamberimizin kendinden sonra dinin öğrenileceği adres olarak bir kadını 'Hz. Ayşe' yi göstermesi ve yine altı kız çocuğundan biri olan Hz. Fatma ile soyunun ve aile bağının, kurumsal ve manevi anlamada sürdürülüyor olması, kadınlar üzerinden topluma ve tüm insanlığa verilen bir mesaj olarak algılanması gerekir. Yine peygamberimizin sünnetini bütün olarak okumamız gerekirse, sosyal şartların da getirdiği bir durum belki de bir zorunluluk olarak kendilerinin çok eşli olmasına rağmen Hz. Fatma'nın eşi Hz. Ali'nin ikinci eş almak istemesine şiddetle karşı çıkması, çok eşliliğe "sünnet" gözüyle bakanlar için de dikkate alınması gereken bir mesajdır. Dönemin toplumsal ve kültürel yapısına baktığımızda kadına ve kız çocuklarına verilen değer öncelikle peygamberimizle Hz. Fatma arasındaki baba kız ilişkisi, tüm babalar için örnek teşkil etmelidir. Bütünüyle sevgi, saygı, şefkat, merhamet ve muhabbet içerikli bu ilişki sağlıklı ve örnek bir aile kurumunun oluşmasına zemin teşkil etmiştir. "Ehl-i beyt" kavramını maddi ve manevi boyutuyla bu açıdan da okumamız gerektiğine inanıyorum."
El Sembolü
El motifi genelde duvarlara asılmak üzere yapılan resimlerde kullanılmıştır. Falname’deki bir minyatürde yer alan el motifinde parmakların üstünde yukarıda sözü edilen 5 kişinin adı yazılıdır.[1]
El simgesi ayrıca İslam’a göre en kutsal 2 kadın olan Hz. Fatıma ve Hz. Meryem’in sembolüdür. İnanışa göre Hz. Meryem İsa Mesih’i doğuracağı sırada tuttuğu dal bir el seklini almıştır. Bunun yanısıra el, Hz. Muhammed’in amcası Abbas’ın simgesi olarak da kullanılmıştır. Hangi anlama gelirse gelsin bu simgenin nazarlık olarak insanları kötülüklere karsı koruyacağına inanılmıştır.[2]
El motifinin Hz. Muhammed ve onun ailesine duyulan sevginin bir işareti olarak mezar taşlarına islendiği de belirtilmektedir. Bu mezar taslarının Caferi mezhebine mensup yörelerde yoğunlaştığı görülmektedir. El motifinin aynı zamanda İslam sancağının ellerde taşındığını ve bunun sürekliliğini simgelediği ileri sürülmektedir.[3]
Fatma, kocası Hz. Ali'yi genç ve güzel bir odalıkla görünce o sırada pişirmekte olduğu helvaya şaşkınlıkla elini daldırır ve karıştırmaya başlar. Kocası, durumu fark edince Fatma'nın elini tencereden çıkartır. Fatma'nın eli, yüzyıllardır sahiplerine şans getirdiğine ve onlara sabır ve sadakat erdemleri verdiğine inanılan bir tılsım haline gelir. Bu nesne genellikle 'Fatma'nın Eli' olarak bilinilirse de Araplar arasında 'Hamse Eli' diye anılır. Hamse, 5 demektir ve bir elin parmak sayısını gösterir. Hindu'lar 'Humsa Eli', Musevilerse 'Hameş Eli' ya da 'Miryam'ın Eli' adını vermişlerdir. Kimi kültürlerde yukarıya dönük, kimi kültürlerde aşağıya dönük el şeklinde bulunmaktadır." [4]
Parmakların açık tutulduğu el motifi, 5 parmaktan ötürü Arapça 5 anlamına gelen “hams” olarak da isimlendirilmektedir. 11. yüzyılda büyük olasılıkla Şii etkileriyle “Ali’nin eli” (Pençe-i Ali) olarak nitelendirilen sekil Kerbela’da bir elini kaybeden Ali’nin oğullarından birinin anısını da yaşatıyor olabilir. Aynı motif Mağrip’te Fatıma’nın Eli olarak saygı görür.[5][6]
Fatma’nın eli Ortadoğu'daki kültürlerde kullanılan bir uğur, bereket, şans ve mutluluk sembolüdür. Pek çok formda kullanılır. Gümüş, altın kolye, takı olarak, duvarlara asılan figür olarak yaklaşık 3000 yıldır Anadolu’da ve Ortadoğu’da kullanılmıştır. Elin ortasındaki Mısır geleneğinden kalma Horus’un gözü, ya da “her şeyi gören gözün” şans getireceğine ve nazarı uzaklaştıracağına, kem gözlerden insanları sakınacağına inanılırdı. Elin ortasındaki 3 balık, bereket sembolüdür. Genellikle elin çeşitli taraflarına kimi dualar da yazılırdı. Fatma’nın eli diğer kültürlerde, Meryem’in eli, Miriam'ın Eli ya da Khamsa olarak da bilinir. Bu eli taşıyan kişilerin şanslarının açılacağına, nazar gelmeyeceğine, bereketlerinin açılacağına inanılırdı. Aslında bu semboller Mısır’da da kullanılmaktaydı ve yaklaşık bu sembollerin tarihi 4000 yıl önceye gitmektedir. Benzer sembolleri çok çeşitli kültürlerde ya da Masonluk gibi gizli teşkilatlarda da rastlanmaktadır. Ortadoğu’da yerleşen hemen her kültürde bu sembol yerel kültür ve dinle bütünleştirilip yüzyıllardır kullanılmıştır.
Daha da eskiye gidersek, Finikelilerin tanrıçası Tanit’in elinin de nazardan koruduğuna ve iyi şans getirdiğine inanılıyordu.
Yahudilik'te Hamsa ya da Miryam'ın Eli
Hamsa; İslam ve pagan kültürünün bir ürünü de olmasına rağmen günümüzde Yahudiliğin ve İsrail’in sembolü olarak anılıyor.Açık bir elin içine gömülü olan bir göz şeklinde olan, her kültürde değişik isimleri bulunan Hamsa’nın, Fatma’nın eli ve Miryam’ın eli gibi isimleri bulunuyor. Aynı zamanda İbranicede 5 anlamına “Hamesh” de bu sembol için kullanılan isimlerden biridir.[7]
Yahudi kültürüne göre bu 5 parmak Torah'ın 5 kitabını sembolize eder. Elin sağ ve sol parmakları yanlara dönüktür. Diğer 3 parmaksa dikeydir. Hamsa'nın tıpkı nazarlık gibi şeytanı uzak tuttuğuna inanılır. Ağırlıklı olarak açık mavi rengindedir. Fakat turistlerin ilgisini çekmek için farklı renk ve desenlerde de yapılıyor. Hamsa evin bir köşesine asıldığı gibi kolye, yüzük, bilezik gibi de kullanılabiliyor.[8]
İslam kültüründe “Fatıma Eli” diye bilinen figürün Yahudi kültüründe de “Abla Meryem’in Eli” (Sister of Moshe Rabenu) diye bilinir. Meryem (Miryam), Hz. Musa'nın ablasıdır. Yahudi, Hıristiyan ve Müslüman araştırmacılar Hamsa’yı birçok değişik şekilde tanımlarlar.3 din için de muska anlamı taşıdığı, nazardan koruduğu ve Paganlar için de bereket sembolü olduğuna dair inanışlar var.Aynı zamanda Kabalistik bir sembol de olan Hamsa, Yahudi sanatında birçok dalda bu sembole rastlayabiliriz.İslam kültürüne göre ise; 5 parmak İslam’ın 5 şartını ve 5 duyuyu temsil eder.
Günümüzde Kabala öğretisinin popüler bir hal almasıyla birlikte Hamsa takan ünlüler artmıştır. Madonna, Brittany Spears ve Demi Moore gibi ünlüler Hamsa takanlardan sadece bazıları.[7]
Şiilere göre 5 sayısı; Peygamber Sülalesindeki 5 “kutsal kişiyi” vurgulamaktadır. Bunlar; Muhammed, Fatma, Ali, Hasan ve Hüseyin’dir. Değişik formatlarda Hamsalar’a rastlamak mümkündür. Üzerinde kalp olan, Davud’un Yıldızı olan ya da Allah yazan Hamsalar da bulabilirsiniz.[7]
Fatıma'nın Eli
Fatıma‘nın Eli, nazarlık olarak ve kötülüklerden korunmak, kem bakışlara karşı kullanılır. Hz. Muhammed‘in kızı Hz. Fatıma‘ya gönderme yapılır. Fatıma‘nın eli şans getiren bir tılsım olarak da kullanılmaktadır. Eski Türk‘lerde de Umay Ana‘nın elidir. Umay Ana sıkıntıda ve doğum yapmakta olan kadınlara yardım eder. Fatıma‘nın eli, birçok kültürde, kapılara çizilir. Endülüs‘teki Elhamra Sarayı‘nın girişindeki büyük taş el bir tılsımdır ve en güzel bir örnektir. Yaygın olarak kullanılan nazarlık ve takıdır.
Fatıma’nın elinin kem gözlerden koruduğuna inanılmaktadır. Kapı girişlerinin üzerine kötülükleri koruma amacıyla islenen motif biçimsel olarak Arapça harflerle “Ya Allah” yakarışını anımsatmaktadır.[9][6]
Fatıma'ya yönelik anlatılan mit şöyledir:
"Tanrı kâinatı yarattığında, daha siyah parçaları yokken, yer ve gök su iken, Kandilde bir Nur parladı. Bu nur’un içinde bir kadın gözüktü. Başında bir Taç, 2 kulağında 2 Küpe, belinde de bir Kemer vardı. Cebrail Nur içinde Kadın’ı görünce şaşkınlığa düştü. Hakk’a niyaz etti, kim olduğunu bilmek istedi.
Hakk’tan bir nida geldi; dedi: “Ey Cibril, O, Cennetin Seyyidesi Fatıma-tüz Zehra’dır.”
Cibril sual etti: “Ey Tanrım, ne kadar güzeldir.”
Tanrı buyurdu: “Biz O’nu nur âlâ nur’dan yarattık.”
Cibril sual etti: “Ya Rab, başındaki nedir?”
Tanrı buyurdu: “Başındaki Taç, Tac-ı Devlettir ki bu Muhammed Mustafa’dır.”
Cibril, belindekini sual eyledi.
Hakk buyurdu: “Ya Cibril, belindeki de Kemer olup, Fatıma’nın helâli olan Ali’dir.”
Cibril sual etti: “Kulaklarındaki nedir?”
Hakk buyurdu: “Şebber-ü Şübber (Hasan ve Hüseyin) Cennetin Efendileri.”
Bu mitik anlatımda Fatıma, başında tâcıyla bir kraliçe olarak tanımlanır. Nasıl ki Meryem Ana’ya cennetin kraliçesi denir, aynı şekilde Hz. Muhammed de Fatıma’nın cennet kadınlarının efendisi olduğunu söyler. Babası Hz. Muhammed, ona ayrıca “Ümmü Ebîha” yani "Babasının Annesi" takma adını verir. Ayrıca Hz. Muhammed'in soyu "kevser" olarak nitelenen Fatıma'dan devam eder ve kâh bereket kâh şifa için "Fatıma'nın Eli"nden yardım istenir. Bu benzerlikler ve niteliklerden hareketle Ana Tanrıça arketipiyle Fatıma arasında bir bağ kurulabileceği öne sürülür.[10]
Annemarie Schimmel de, "Tanrı'nın Yeryüzündeki İşaretleri" adlı eserinde Fatma'nın Eli'nin önemine dikkat çekiyor:
"Parlak gümüş ya da altın mücevherler üzerine kazınan ya da kırmızı boyayla çizilen, bazen de evi koruması için duvara çizilen 'Fatma'nın Eli', İslam dünyasında en sevilen muskalardan birine kaynak olmuştur. Bu el, genellikle Sufilerin kullandıkları asa ya da değneklerin baş tarafını oluşturur. Ayrıca Ali ya da 12 İmam'ın isimleri, bazen metal bir 'Fatma'nın Eli'nin üzerine kazınır".[4]
Anadolu'nun pek çok yerinde Fatma'nın Eliyle ilgili inançlar mevcut. Konu hakkında görüşlerini aldığımız Prof. Dr. Beyza Bilgin, halk arasında genellikle kolye olarak kullanılan Fatma'nın Eli'ndeki 5 parmağın, sülalenin 5 üyesi, Hz. Muhammed, Hz. Fatıma, Hz. Ali, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'i sembolize ettiğini belirtiyor. "Annem fırına yemek koyarken dahi 'Benim elim değil, Fatma'nın eli koyuyor' derdi. İlaçla geçmeyen ya da ilaca gerek olmayan hastalıkların, Fatma'nın Eli'yle dokunulduğunda, dua okunduğunda iyileşeceğine inanılır" sözleriyse bu inancın ne kadar hayatın içinde olduğunu kanıtlıyor. Prof. Bilgin, Hz. Fatma'nın Hz. Muhammed'in kızı olduğu ve bilgileri ilk elden öğrendiği için önemli olduğunun da altını çiziyor.[4]
Sinema ve Popüler Kültür
Karımı Nasıl Parçaladım (Picking Up The Pieces)
Filmin konusu: ex (Woody Allen) bir Yahudi kasaptır. Uzmanlığı Yahudilik'te haram olmayan etlerdir. Karısı Candy (Sharon Stone) ne yazık ki pek sadık bir eş değildir. Tex onu iş üstünde yakalayınca cinnet geçirip öldürür. Suçu gizlemek için Candy'nin güzel bedenini parçalara ayırarak Meksika'da çöle gömer.Fakat talihsiz kadının kesik eli ortaya çıkar ve ona dokunan kör bir kadının tekrar görmesine yol açar. Bunun üzerine Candy'nin eli 'Bakire Meryem'in Eli' olarak ün yapar. Kilisenin gözden düşmüş rahibinin tüm itirazlarına rağmen kasabanın belediye başkanını fırsatı değerlendirmek isteyince ortalık birbirine girer. Böylece aralarında mûcizeyi görmek isteyenler, televizyoncular ve tövbekar hayat kadınlarının da bulunduğu bir kitlenin 'el'in peşine düşmeleri sonucu kasaba adeta bir sirke döner.
Dabbe 3: Bir Cin Vakası
Filmin konusu: Film Konusu: Ceyda T, yaşamını Ankara’da sürdüren sıradan bir annedir. Eşi Sinan ve kızları Burcu’ya fiziksel dünyada olmayan bir mahlukat musallat olur. Nereden çıktığı belli olmayan bu cin, bedensiz bir varlıktır ve aileye olan şiddetli saldırıları durmak bilmez. Ankara GATA Tıp Fakültesi’ne müracaat eden ailenin evlerine video kayıt sistemi kurularak, evin takip altına alınmasına karar verilir. Herkes ailenin aklını yitirdiğinden şüpheleniyorken kamera kayıtları gerçeğin ortaya çıkmasını sağlayacaktır.
Yönetmen Hasan Karacadağ'ın 'Dabbe' serisinin son filmi 'Dabbe-Bir Cin Vakası' filmi vizyona girdiği ilk hafta 140000 kişi tarafından izlendi. Türk korku sinemasının başarılı örneklerinden olan film; izleyenlerde şok etkisi yaratıyor ve nazar boncuğunun tehlikeli bir tılsım olduğunu savunuyor. Çoğu kültürlerde ve dinlerde, kötülüklerden korunmak için güçlü bir tılsım olarak kabul edilen nazar boncuğu, Türkiye'de de 'kem gözlere' karşı korunmak için kullanılıyor.
Karacadağ ise 'Dabbe-Bir Cin Vakası'nın izleyicide yarattığı şoku anlamak için öncelikle inanç sistemini sorgulamak gerektiğine inanıyor. Yönetmen şöyle konuşuyor: "Nazar ve büyü İslamiyet'e göre haktır. Bilim de artık bunu kabul etmiştir. Psikokinezi denilen; bakışlardan yayılan zararlı elektromanyetik dalgaların insan ve hayvanlar üstünde etkili olduğu deneysel olarak kanıtlanmıştır. Kimi hayvanların; gözleriyle avlarını hipnoz ederek zayıflattığı, ardından saldırıya geçtiği net olarak gözlemlenmiştir. Aynı durum insanlar için de geçerlidir. Hz. Muhammed de hadislerinde hem insanların, hem de cinlerin nazar değdirebildiklerini söylüyor. Fakat bunu önlemek için vücuda takılan herhangi bir nesne ve tılsımın işi daha da kötüleştireceğini yine hadislerinde anlatıyor." Eski Mısır ve Babil'de 'nazar'a inanıldığını anlatan Hasan Karacadağ; özellikle o dönemlerdeki yazıtlarda, nazar boncuğunun simgesi 'tek göz'ün şeytanla ilgili olduğunu belirtti. Babil'de insanların tapındığı 5'ler tanrısı Hamsa'nın (Fatıma'nın eli olarak bilinir) da nazar boncuğunun çıkış noktası olduğunu söyleyen Karacadağ şu tespitte bulundu: "Nazar boncuğundaki tek göz; cini yani şeytanın bakışını temsil etmektedir. Bu durumda nazar boncuğunu koruma amaçlı takan herkes şeytan ve cinlerle anlaşma yapmıştır diyebiliriz." Yönetmen nazar boncuğu takanları da şöyle uyardı: "Nazar boncuğu takanların bir an önce onlardan kurtulması ve yok etmesi gerekmektedir.
Kaynaklar
[1] Metin And, Minyatürlerle Osmanlı- İslam Mitologyası, stanbul, 1998, 41-42; Halit Çal, “Osmanlı Kapı Halkaları ve Kapı Tokmakları”, Osmanlı, 11, Ankara, 1999, 275-284.
[2] "Metin And, Minyatürlerle Osmanlı- İslam Mitologyası", İstanbul, 1998, 41-42.
[3] Timur Sili, “Taşların Dili”, Bilig, 2, Kazakistan, 1996, 223.
[4] "Her Derde Deva Görülen Fatıma'nın Eli", Haber Aktüel, sayı:165.
[5] Selçuk Mülayim, "Değişimin Tanıkları", İstanbul, 1999, s.39.
[6] Gülşen Baş, "Diyarbakır'daki İslam Dönemi Mimarisinde Süsleme" (Doktora tezi), Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Sanat Tarihi anabilim Dalı, Van 2006.
[7] "Yahudiliğin ve İslamiyet’in Ortak Sembolü: Hamsa", israilblogu.com/2012/09/07/Yahudiligin-ve-islamiyetin-ortak-sembolu-hamsa/
[8] cnnturk.com/2010/yasam/diger/08/06/islamiyet.ve.Yahudiligin.ortak.sembolu/585854.0/index.html
[9] Annemarie Shimmel, "Sayıların Gizemi", (Çev. Mustafa Küpüsoglu) İstanbul, 2000,129.
[10] Elif Ersoy, "Ana Tanrıça Kültü", Anadolu Aydınlanma Vakfı.
Etiketler : Fatıma'nın Elinin SIRRI Nedir ? , Hamse Elinin SIRRI Nedir ?, Fatıma'nın Eli ,(Hamse Eli), Resimleri , Fatıma Calligraphy , Nazar Boncuğu Resimleri,nazar,boncuk,nazar boncuk,mavi boncuk,mavi boncuk takisina,Mavi boncuk takışına ölürüm TÜRKİYEM,Mavi boncuk takışına,,Mavi boncuk, takışına, ,TÜRKİYEM,
Fatıma'nın Elinin (Hamse Elinin) SIRRI Nedir ?
Birçok kültürde kutsallığına inanılan “Fatma’nın Eli” koruyucu ve şifalandırıcı etkisi sebebiyle günlük yaşamda da çeşitli objelerde kullanılmaktadır. Fatma kimdir, eli neden kutsaldır?
Hz. Muhammed ve Hz. Hatice’nin en küçük kızı olan Hz. Fatma, Mekke’de Hz. Muhammed’e vahyin ilk geldiği yıl dünyaya gelmiştir. Küçük yaşta annesini kaybetmiştir. Üç ablası da o dönemde evli oldukları için annesinin yokluğunda ve Müslümanlığı yaymak için mücadelesinde babasının en büyük destekçisi olması, ona “babasının annesi” lakabını kazandırmıştır.
Bizzat babasının terbiyesi altında, İslami eğitimin en yüksek derecesini almıştır. Çok mütevazi ve örnek bir hayat sürmüştür. Kuran’ı yorumlama kabiliyeti vardır. Bu anlamda İslam aleminin önemli bir şahsiyetidir. Hz. Muhammed, Fatma‘nın bu üstün vasıfları kendi çabasıyla elde ettiğini vurgulamış, ”Bu alemde bazı mertebelere erişmek için peygamber kızı olmak da yeterli değildir.” demiştir. Ve kızı Fatma’yı kazandığı bu vasıflarla ‘ilklerin ve sonların seyyidesi’ (efendisi) olarak tanıtmıştır.
Hz. Fatma, Kevser Suresi’nin iniş sebebidir. Erkek evladı olmadığı için soyunun devam etmeyeceği söylentilerine karşı, Hz Muhammed’e Kevser Suresi’yle soyunun Hz. Fatma ile devam edeceği müjdelenmiştir. Peygamber, bir hadisinde şöyle buyurmuştur: “Kızım Fatma, bedenimin bir parçasıdır, gözümün nurudur, kalbimin meyvesidir, bedenimdeki ruhumdur, insan şeklinde bir huridir. İbadet mihrabında ayağa kalktığında yıldızlar yeryüzündekilere nur saçtığı gibi, onun nuru da gökteki meleklere öyle nur saçar.”
Böyle özel bir şahsiyet olan Fatma, Peygamberin izniyle “Eti etimden, kemiği kemiğimdendir” dediği amcasının oğlu Hz. Ali ile evlenmiştir. Hasan ve Hüseyin adını verdikleri 2 çocukları olmuştur. İşte bu aile; Hz. Ali, Hz. Fatma, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin, Hz. Muhammed’in Ehl-i Beyt’idir.
Mütevazi yaşamıyla Müslümanlar’a örnek olan, Hz. Muhammed’in “Vücudumun bir parçası, gözümün nuru; kalbim, ruhum ve vicdanım” dediği, soyunu devam ettiren kızı Hz. Fatma, halk inançlarında farklı bir konuma sahiptir. Anadolu’dan Hindistan’a kadar “Fatma’nın Eli”nin kötülüklerden koruduğuna inanılır. En son Topkapı Sarayı ve Türk Kadınları Derneği’nin ortaklaşa düzenledikleri “Osmanlı Devleti’nde Ehl-i Beyt Sevgisi” konulu sergi ve Salih Suruç’un “Hz. Fatıma” kitabıyla anılan Hz. Fatma’nın kısa süren hayatı ilginç ayrıntılarla dolu.
Hz. Muhammed’in kızı Fatma, bir gün mutfakta helva kavururken, eşi Hz. Ali‘yi genç ve güzel bir kızla görür ve pişen helvaya elini daldırır ancak hiçbir şey olmaz, helvayı böyle kavurmaya devam eder. Kocası durumu fark edince Fatma’nın elini tencereden çıkartır. O günden sonra elinin kutsallığına, gücüne, adeta yenilmezliğine inanılır. Her güçlük adeta onun eliyle aşılacaktır. Sahiplerine şans getirdiğine ve onlara sabır ve sadakat erdemleri verdiğine inanılan bir tılsım haline gelir.
Bu nesne genellikle ‘Fatma’nın Eli’ olarak bilinse de Araplar arasında ‘Hamse Eli‘ diye anılır. Hamse, beş demektir ve bir elin parmak sayısını gösterir. Hindu’lar ‘Humsa Eli’, Museviler ise ‘Hameş Eli’ veya ‘Miryam’ın Eli’ adını vermişlerdir. Bazı kültürlerde yukarıya dönük, bazı kültürlerde aşağıya dönük el şeklinde bulunmaktadır. İslam ve Musevilik’te yer alan bu ortak sembolün gücüne günümüzde de halen geniş bir coğrafyada inanılmaktadır.
Avcu açık ve içinde nazardan koruduğuna inanılan göz sembolüyle tamamlanan bu el figürü, yıllardır evlerin, iş yerlerinin uğur sembolü olarak kullanılmaktadır. Elin içinde bulunan göz, farklı boyutlara açılan kapıların ve bu boyutlarda yer alan varlıkların enerjilerinin sembolüdür.
Anadolu’da kadınlarımız yemek pişirirken, ”Fatma’nın Eli”yle yaptıklarına niyet ederler ki yemekleri lezzetli olsun. Anneler karnı ağrıyan çocuğuna, ”Fatma’nın Eli” ile dokunurlar ki, yavrularını şifalandırsınlar.
Başarılı futbolcu Maradona 1986 yılında, ülkesine Dünya Kupası’nı getiren eliyle attığı gol sonrası “O el benim elim değil, ‘Fatma’nın Eli’ idi” şeklinde yaptığı açıklamayla herkesi şaşırtmıştır. Dünyaca ünlü tasarımcıların parçalarında yer alan bu sembol, her geçen gün daha fazla evin duvarlarını süslemekte, daha fazla kadının vazgeçemediği aksesuarı olmaktadır.
2008 yılından itibaren, birçok ünlü tasarımcının koleksiyonlarında Fatma Ana'nın eli sıklıkla görülmeye başlandı. Üstelik sadece takılarda, dekorasyonda da değil. Tişörtlerin, çanta üzerlerinde artık Fatma Ana'nın elini görmek mümkün. Avrupa ve Amerika'daki butikler dahi İslam ve Musevi dünyasının bu ortak simgesiyle donatılmış durumda.
Fatma Ana'nın elinin anlamı nedir?
Fatma'nın Eli' olarak bilinse de Arapça'da 'Hamse Eli' diye anılır. Hamse, beş anlamına gelir ve bir elin parmak sayısını gösterir. Hindu'lar 'Humsa Eli', Museviler ise 'Hameş Eli' veya 'Miryam'ın Eli' adını vermişlerdir. Özellikle Kuzey Afrika'da özellikle çok değerlidir. Güç, bereket, dayanıklılık gibi insanlığın en manevi ihtiyaçlarına kucak açan bu sembolün keşfedilmesinin altında bir kıskançlık hikâyesi yatar.
Neden güç simgesi?
Hz.Fatma bir gün mutfakta helva kavururken, eşi Hz. Ali'yi genç ve güzel bir odalıkla görür ve pişen helvaya elini daldırır ancak hiç bir şey olmaz, helvayı böyle kavurmayı devam eder. O günden sonra elinin kutsallığına, gücüne adeta yenilmezliğine inanılır. Her güçlük adeta onun eliyle aşılacaktır. İslam ve Musevilik'te yer alan bu ortak sembolün, geniş bir coğrafyada gücüne günümüzde halen inanılmakta.
Neden tasarımcıların gözbebeği?
Dünya küresel bir krize 2008 yılında girdi. İngiltere ve Amerika'nın başı çektiği ülkelerde, birçok kişi işlerini kaybetti. Avrupa'daki birçok ülke halen işsizlikle mücadele ediyor. Bunların dışında da, yeryüzünde milyonlarca kimse son yıllarda artan kanser ve tedavisi güç hastalıklara daha sık yakalanır oldu. Terör, doğal afet gibi insanlığın bir anda hayatlarında kökten değişiklik yaratan olaylar kuşkusuz kişilerin maneviyata sığınmalarında büyük bir etken. Aktuel.com.tr olarak şans ve sembol kolye tasarımları ile ünlü Antik Takı tasarımının tasarımcılarından Sevim İsot'a fikrini sorduk.
İnsanlar zor dönemlerinde mücadele ederken, böyle simgelere ihtiyaç duyabiliyorlar. Ekonomik krizler de çok etkiliyor. Tasarımları boyunlarında taşımaları elbette batıl inanç ama kendilerini iyi hissediyorlar. Uğur getirdiğine inanıyorlar. Biz de bir çok farklı tasarımlar bulunuyor ve geneldetasarımlarımız hep bu yönde, kişilerin kendilerini iyi hissetmelerine yönelik şeyler. Nazar dualarımız var bunların hepsi kişilerin zor dönemlerinde daha çok sarıldıkları ürünler. İşte böyle bir tabloda, en çok üzerimizde taşımaya ihtiyaç duyduğumuz simgelerden biri oluyor, Fatma Ana'nın eli. Hem bize bereket, hem de tüm olumsuzluklara dayanma gücü getiriyor. Tasarımcıların da bu güzel simgeyi kullanmak çok hoşlarına gidiyor.
Hangi yabancı tasarımcılar bu figürü kullanıyor?
Amerika'da Urban Outfitters mağazaları koleksiyonlarında Fatma Ana'nın elinin olduğu tişörtleriyle dikkatleri üzerlerine çektiler. Müslüman kesimlerden bu sembolün herkesin üzerinde yer almasının aşağılayıcı olduğuna dair tepkiler alırlarken, geniş bir kesim tarafında da çok büyük beğeni aldı. Lüks sevenlerin tasarımcısı Celine Leora'da yardım sevenler için düzenlenen bir gecede Fatma Ana'nın elini parfüm şişelerinin üzerine tasarlayarak herkesin ilgi odağı haline gelmişti. Ünlü takı tasarımcısı Ileana Makri'de 18 ayar pembe altın ve pırlanta işlemeli eli de New York Barneys mağazalarında satışa sunuldu. Türkiye'den de birçok isim son dönemlerde bu kutsal simgeyi tasarımlarına taşıdı: Paşabahçe'de dekorasyonda kullanırken, bir çok takı tasarımcısı pırlanta ve nazar boncukları kullanarak Fatma Ana'nın eline koleksiyonlarında yer verdi.
HZ. MUHAMMED'İN SOYUNU DEVAM ETTİREN HZ. FATMA, HALK İNANÇLARINDA DA ETKİLİ
Mütevazı yaşamıyla Müslümanlara örnek olan, Hz. Muhammed'in "Vücudumun bir parçası, gözümün nuru; kalbim, ruhum ve vicdanım" dediği, soyunu devam ettiren kızı Hz. Fatma, Aleviler arasında özel bir değere, halk inançlarında farklı bir konuma sahip. Anadolu'dan Hindistan'a kadar "Fatma'nın Eli"nin kötülüklerden koruduğuna, inanılıyor. En son Topkapı Sarayı ve Türk Kadınları Derneği'nin ortaklaşa düzenledikleri "Osmanlı Devleti'nde Ehl-i Beyt Sevgisi" konulu sergi ve Salih Suruç'un "Hz. Fatıma" kitabıyla anılan Hz. Fatma'nın kısa süren hayatı ilginç ayrıntılarla dolu.
"Hz. Muhammed'in kızı Fatma, kocası Hz. Ali'yi genç ve güzel bir odalıkla görünce o sırada pişirmekte olduğu helvaya şaşkınlıkla elini daldırır ve karıştırmaya başlar. Kocası durumu fark edince Fatma'nın elini tencereden çıkartır. Fatma'nın eli yüzyıllardır sahiplerine şans getirdiğine ve onlara sabır ve sadakat erdemleri verdiğine inanılan bir tılsım haline gelir. Bu nesne genellikle 'Fatma'nın Eli' olarak bilinilirse de Araplar arasında 'Hamse Eli' diye anılır. Hamse, beş demektir ve bir elin parmak sayısını gösterir. Hindu'lar 'Humsa Eli', Museviler ise 'Hameş Eli' veya 'Miryam'ın Eli' adını vermişlerdir. Bazı kültürlerde yukarıya dönük, bazı kültürlerde aşağıya dönük el şeklinde bulunmaktadır."
Bu sözler, Fatma'nın Eli'nin seramikle yeniden yorumlayan sanatçı Sara Aji'ye ait. Hz. Muhammed'in soyunu, ataerkil bir toplumda bir kadından devam ettiren, Müslümanlığın en önemli kişiliklerinden biri olan Hz. Fatma'ya dair bir yazıya, bir sanatçıdan alıntıyla başlamamın sebebi ise aşikâr! Hz. Fatma, salt dinsel boyutuyla değil, mitolojik bir efsane olarak da Anadolu'dan Hindistan'a kadar uzanan bir coğrafyada etkili. Gaziantep Üniversitesi'nden Doç. Dr. Ruhi Ersoy, "Kadın Kamlardan Ebelere" çalışmasında Mersin yöresi Tahtacı Türkmenleri arasında, doğum esnasında ebenin işe "Benim elim değil, Fatma Ana'nın eli" diyerek başladığını, doğum yapacak kadının karnını eliyle ovup doğumu gerçekleştirmeye çalıştığını belirtiyor. Ünlü tasavvuf uzmanı Annemarie Schimmel de, "Tanrı'nın Yeryüzündeki İşaretleri" adlı kitabında Fatma'nın Eli'nin önemine dikkat çekiyor: "Parlak gümüş veya altın mücevherler üzerine kazınan veya kırmızı boyayla çizilen, bazen de evi koruması için duvara çizilen 'Fatma'nın Eli', İslam dünyasında en sevilen muskalardan birine kaynak olmuştur. Bu el genellikle Sufilerin kullandıkları asa veya değneklerin baş tarafını oluşturur. Ayrıca Ali veya Oniki İmam'ın isimleri bazen metal bir 'Fatma'nın Eli'nin üzerine kazınır".
"Babasının annesi"
Anadolu'nun pek çok yerinde Fatma'nın Eli ile ilgili inançlar mevcut. Konu hakkında görüşlerini aldığımız Prof. Dr. Beyza Bilgin, halk arasında genellikle kolye olarak kullanılan Fatma'nın Eli'ndeki 5 parmağın, sülalenin 5 üyesi, Hz. Muhammed, Hz. Fatıma, Hz. Ali, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'i sembolize ettiğini belirtiyor. "Annem fırına yemek koyarken dahi 'Benim elim değil, Fatma'nın eli koyuyor' derdi. İlaçla geçmeyen ya da ilaca gerek olmayan hastalıkların, Fatma'nın Eli'yle dokunulduğunda, dua okunduğunda iyileşeceğine inanılır" sözleri ise bu inancın ne kadar hayatın içinde olduğunu kanıtlıyor. Prof. Bilgin, Hz. Fatma'nın Hz. Muhammed'in kızı olduğu ve bilgileri ilk elden öğrendiği için önemli olduğunun da altını çiziyor. Bu noktada kısaca Hz. Fatma'nın yaşamına göz atmak gerekiyor.
Hz. Muhammed ve Hz. Hatice'nin en küçük kızı olan Hz. Fatma, Mekke'de doğdu. Küçük yaşta annesini kaybetti. Üç ablası da o dönemde evli oldukları için annesinin yokluğunda ve Müslümanlığı yaymak için mücadelesinde babasının en büyük destekçisi olması, ona "babasının annesi" lakabını kazandırdı. Kaynakların büyük bölümüne göre 18 yaşındayken Hz. Ali ile evlendi. Camile Adams Helminski'nin "Sufi Kadınlar" kitabında yer verdiği bu evliliğe dair bir ayrıntı, aile ilişkilerini aydınlatıyor: "Fatma ve Ali'nin evlilikleri Cebrail tarafından vahyedilmiş bir evlilik olmasına rağmen birçok evlilik gibi iniş çıkışları olan bir evlilikti. Bir gün Ali ve Fatma birbirlerine dargın iken Hz. Muhammed onların ziyaretine gelir. Kendisinin ikisinin arasına uzandığı ve her ikisinin de ellerini alarak kendi karnı üzerine koyduğu söylenir. Peygamber onlara kendisiyle beraber nefes almalarını ve içleri huzur doluncaya kadar bu konumlarını muhafaza etmelerini söyler. Bir süre sonra onların kulübesinden yüzünde tebessüm ile ayrılır. Niçin gülümsediğini soran bir arkadaşını şöyle yanıtlar: 'En sevdiğim iki kişi artık huzura kavuştular'".
Hz. Fatma ve Ali'nin beş çocukları oldu, ancak üçü çocuk yaşta öldü ve Hz. Muhammed'in soyu Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin ile devam etti. İslam kaynakları o günün şartlarında son derece ataerkil bir toplum olan Arabistan'da, peygamber soyunun bir kadından devam etmesini çok önemsiyor. Parıldayan anlamında "Zehra", temiz anlamında "Betül" lakaplarına da sahip olan Hz. Fatma'nın kişiliğine dair Tevfik Ebu İlm'in İnsan Yayınları tarafından yayımlanan "Hz. Fatıma" kitabında şu satırlar dikkat çekiyor: "Kırmızıya çalar beyaz bir ten, siyah ve uzun saçlar. (Kemal ve güzelliğin en üstün örneği idi. Arap yarımadasındaki tüm kadınların sahip oldukları bilgi ve ilimlerden haberdardı ve hepsini kavramıştı. Kuran ayetlerine dayanarak Ebu Bekir ile girdiği tartışmalar, onun Kuran ayetlerine vâkıf olduğunu ortaya koymaktadır". Hz. Fatma'nın dış görünüşü, konuşması, hal ve tavırlarıyla Hz. Muhammed'e en çok benzeyen kişi olduğunu Hz. Ayşe de belirtmiş. Baba ile kızı arasındaki çok yakın ilişki, Hz. Muhammed'in bir sefere çıkarken en son, geldiğinde ise ilk önce kızını ziyaret etmesi, kızını gördüğünde ayağa kalkarak yerini ona vermesi gibi örneklerden anlaşılıyor. Ebu İlm'in kitabında yer alan yine Hz. Ayşe'ye ait şu satırlar da manidar: "Resulullah'a Fatıma'yı sanki bal şerbeti içer gibi öylesine öpmesinin sebebini sordum. Bana 'Beni miraca götürdükleri gece Cebrail beni cennetin içine götürdü ve bana bir elma verdi. Onu yedim. Ne zaman o elmayı özlesem Fatma'yı öpüp, cennetin kokusunu ondan alıyorum. (O benim kalbim, ruhum ve vicdanımdır. Her kim onu üzerse beni, her kim beni üzerse Allah'ı üzmüştür".
Alevilerin "Fatma Ana"sı
Aynı kitapta yer verilen Hz. Muhammed'in "Ben sizin aranızda iki değerli şey bırakıyorum. Biri Allah'ın kitabı; O, hidayet ve nurdur, onunla amel edin. Diğeri Ehl-i Beytim" hadisini özellikle Aleviler çok önemsiyor. Alevilerin çoğu, Hz. Fatma ve Hz. Ali'nin nikâhının Allah'ın huzurunda, meleklerin şahitliği ile kıyıldığına, Hz. Fatma'nın Hz. Ali ile evlenmek için Allah'a, kadın soyunun tek şefaatçisi, yani kurtarıcısı olmak için şart koştuğuna, Allah'ın bu şartı kabul ettiğine inanıyor. İbrahim Bahadır "Alevi ve Sünni Tekkelerinde Kadın Dervişler" kitabında "Fatma Ana"nın, 12 İmam'ı Hz. Muhammed'e dayandıran şahsiyet olarak Sufilerin manevi lideri olduğunu belirtiyor: "Alevi Bektaşi yoluna gönül vermiş kadınlar, Hz. Fatma'yı veli, ermiş olarak kabul edip, kendilerini onun manevi mirasçısı saymışlardır. Birçok Alevi tekkesinde ya da dini mekânlarda bulunan ocakların çoğunun adı Fatma Ana Ocağı'dır."
Hz. Fatma'nın savaşlara katıldığı, babasının ve eşinin ev dışındaki bazı işlerini üstlendiği, aynı zamanda şiir de yazdığı söyleniyor. Babasının kendisine miras olarak bıraktığı Fedek arazisini, halifeliğine karşı çıktığı Ebu Bekir'in, peygamberin kendisine "Benden miras kalmaz" dediğini iddia ederek el koyması üzerine peygamberin mescidinde yaptığı, Ebu İlm'in kitabında yer alan konuşma, hitabet yeteneğine de işaret ediyor: "Peygamberin kızı olduğum, sizin için gökteki güneş kadar açıktır. Siz Müslümanlar acaba babamın mirası konusunda yenilgiye uğramama ve haksızlığa uğratılmama vicdanınızla razı mısınız? (…) Uyanık olun; duraksamadan eğrilik ve yıkım yoluna yöneldiğinizi, toplumun idaresini eline alması gereken kişiyi yönetimden ve makamından uzaklaştırdığınızı görüyorum". Yine aynı kitapta, Ebu Bekir ve Ömer'e hitaben "Siz ikiniz beni öfkelendirdiniz, huzur ve rahatımı sağlamadınız. Peygambere kavuştuğum an sizi şikâyet edeceğim, adaletin yerine getirilmesini isteyeceğim" sözleri ise Müslümanlar arasındaki temel fikir ayrılıklarından birine işaret ediyor.
Türk Kadınları Derneği Başkanı Cemalnur Sargut:
"Kuran'ı yorumlama kabiliyetine sahiptir"
"Hz. Fatıma İslam tasavvufunda hem kendi yapısı, hem Peygamberimizin ruhunu taşıması, hem de soyunu devam ettirmesi sebebiyle çok önemli. Kevser suresinin iniş sebebidir. Erkek evladı olmadığı için soyunun devam etmeyeceği söylentilerine karşı Kevser Suresi'nde soyunun Hz. Fatıma ile devam edeceği müjdelenmiştir. Peygamberimizin, içeri girdiğinde ayağa kalktığı tek kişidir. Peygamberimizin kadındaki tecelliyi bu şekilde kabul edişi çok büyük bir lütuftur İslam alemi için. Peygamberimiz kendi hakikatini görmüş Hz. Fatıma'da.
Hepimiz için örnek bir hayat sürmüş, çok mütevazı yaşamış. Tasavvuf insanı onun yaşantısını örnek alır. Evlatlarını kaybedeceğini bildiği halde, gözünde bir damla yaşla Hz. Peygamber'den Hz. Hüseyin ve Hz Hasan için gözyaşı döken insanlara şefaat etmesi için izin istemiş, bunun üzerine Cebrail onu bütün İslam kadınları için şefaatçi ilan etmiştir. Kuran'ı yorumlama kabiliyetine sahiptir. Devrimizin Meryem'idir. Betül'dür, adet görmediği halde çocuk doğurmuştur. Acılı bir ana ama nefsini susturmuş, ruhunu konuşturmuştur. Babasındaki Allah tecellisinden başka bir şeye önem vermemiş, Hz. Ali'yi de aynı tecelli için sevmiştir. Aralarındaki muhabbet her Müslüman aile için örnektir ama salt mecazi aşk olarak düşünmek bence hakarettir."
Türkiye Diyanet Vakfı Kadın Kolları Başkanı Ayşe Sucu:
"Yeniden okunması gereken bir şahsiyet"
"İslam tarihinde ve Kur'an'da rol-model kadın şahsiyetler arasında yer alan Hz. Fatma, sadece kadınlar için değil, bütün inananlar için oynadığı rol açısından yeniden okunması gereken bir şahsiyettir. Peygamberimizin kendinden sonra dinin öğrenileceği adres olarak bir kadını 'Hz. Ayşe' yi göstermesi ve yine altı kız çocuğundan biri olan Hz. Fatma ile soyunun ve aile bağının, kurumsal ve manevi anlamada sürdürülüyor olması, kadınlar üzerinden topluma ve tüm insanlığa verilen bir mesaj olarak algılanması gerekir. Yine peygamberimizin sünnetini bütün olarak okumamız gerekirse, sosyal şartların da getirdiği bir durum belki de bir zorunluluk olarak kendilerinin çok eşli olmasına rağmen Hz. Fatma'nın eşi Hz. Ali'nin ikinci eş almak istemesine şiddetle karşı çıkması, çok eşliliğe "sünnet" gözüyle bakanlar için de dikkate alınması gereken bir mesajdır. Dönemin toplumsal ve kültürel yapısına baktığımızda kadına ve kız çocuklarına verilen değer öncelikle peygamberimizle Hz. Fatma arasındaki baba kız ilişkisi, tüm babalar için örnek teşkil etmelidir. Bütünüyle sevgi, saygı, şefkat, merhamet ve muhabbet içerikli bu ilişki sağlıklı ve örnek bir aile kurumunun oluşmasına zemin teşkil etmiştir. "Ehl-i beyt" kavramını maddi ve manevi boyutuyla bu açıdan da okumamız gerektiğine inanıyorum."
El Sembolü
El motifi genelde duvarlara asılmak üzere yapılan resimlerde kullanılmıştır. Falname’deki bir minyatürde yer alan el motifinde parmakların üstünde yukarıda sözü edilen 5 kişinin adı yazılıdır.[1]
El simgesi ayrıca İslam’a göre en kutsal 2 kadın olan Hz. Fatıma ve Hz. Meryem’in sembolüdür. İnanışa göre Hz. Meryem İsa Mesih’i doğuracağı sırada tuttuğu dal bir el seklini almıştır. Bunun yanısıra el, Hz. Muhammed’in amcası Abbas’ın simgesi olarak da kullanılmıştır. Hangi anlama gelirse gelsin bu simgenin nazarlık olarak insanları kötülüklere karsı koruyacağına inanılmıştır.[2]
El motifinin Hz. Muhammed ve onun ailesine duyulan sevginin bir işareti olarak mezar taşlarına islendiği de belirtilmektedir. Bu mezar taslarının Caferi mezhebine mensup yörelerde yoğunlaştığı görülmektedir. El motifinin aynı zamanda İslam sancağının ellerde taşındığını ve bunun sürekliliğini simgelediği ileri sürülmektedir.[3]
Fatma, kocası Hz. Ali'yi genç ve güzel bir odalıkla görünce o sırada pişirmekte olduğu helvaya şaşkınlıkla elini daldırır ve karıştırmaya başlar. Kocası, durumu fark edince Fatma'nın elini tencereden çıkartır. Fatma'nın eli, yüzyıllardır sahiplerine şans getirdiğine ve onlara sabır ve sadakat erdemleri verdiğine inanılan bir tılsım haline gelir. Bu nesne genellikle 'Fatma'nın Eli' olarak bilinilirse de Araplar arasında 'Hamse Eli' diye anılır. Hamse, 5 demektir ve bir elin parmak sayısını gösterir. Hindu'lar 'Humsa Eli', Musevilerse 'Hameş Eli' ya da 'Miryam'ın Eli' adını vermişlerdir. Kimi kültürlerde yukarıya dönük, kimi kültürlerde aşağıya dönük el şeklinde bulunmaktadır." [4]
Parmakların açık tutulduğu el motifi, 5 parmaktan ötürü Arapça 5 anlamına gelen “hams” olarak da isimlendirilmektedir. 11. yüzyılda büyük olasılıkla Şii etkileriyle “Ali’nin eli” (Pençe-i Ali) olarak nitelendirilen sekil Kerbela’da bir elini kaybeden Ali’nin oğullarından birinin anısını da yaşatıyor olabilir. Aynı motif Mağrip’te Fatıma’nın Eli olarak saygı görür.[5][6]
Fatma’nın eli Ortadoğu'daki kültürlerde kullanılan bir uğur, bereket, şans ve mutluluk sembolüdür. Pek çok formda kullanılır. Gümüş, altın kolye, takı olarak, duvarlara asılan figür olarak yaklaşık 3000 yıldır Anadolu’da ve Ortadoğu’da kullanılmıştır. Elin ortasındaki Mısır geleneğinden kalma Horus’un gözü, ya da “her şeyi gören gözün” şans getireceğine ve nazarı uzaklaştıracağına, kem gözlerden insanları sakınacağına inanılırdı. Elin ortasındaki 3 balık, bereket sembolüdür. Genellikle elin çeşitli taraflarına kimi dualar da yazılırdı. Fatma’nın eli diğer kültürlerde, Meryem’in eli, Miriam'ın Eli ya da Khamsa olarak da bilinir. Bu eli taşıyan kişilerin şanslarının açılacağına, nazar gelmeyeceğine, bereketlerinin açılacağına inanılırdı. Aslında bu semboller Mısır’da da kullanılmaktaydı ve yaklaşık bu sembollerin tarihi 4000 yıl önceye gitmektedir. Benzer sembolleri çok çeşitli kültürlerde ya da Masonluk gibi gizli teşkilatlarda da rastlanmaktadır. Ortadoğu’da yerleşen hemen her kültürde bu sembol yerel kültür ve dinle bütünleştirilip yüzyıllardır kullanılmıştır.
Daha da eskiye gidersek, Finikelilerin tanrıçası Tanit’in elinin de nazardan koruduğuna ve iyi şans getirdiğine inanılıyordu.
Yahudilik'te Hamsa ya da Miryam'ın Eli
Hamsa; İslam ve pagan kültürünün bir ürünü de olmasına rağmen günümüzde Yahudiliğin ve İsrail’in sembolü olarak anılıyor.Açık bir elin içine gömülü olan bir göz şeklinde olan, her kültürde değişik isimleri bulunan Hamsa’nın, Fatma’nın eli ve Miryam’ın eli gibi isimleri bulunuyor. Aynı zamanda İbranicede 5 anlamına “Hamesh” de bu sembol için kullanılan isimlerden biridir.[7]
Yahudi kültürüne göre bu 5 parmak Torah'ın 5 kitabını sembolize eder. Elin sağ ve sol parmakları yanlara dönüktür. Diğer 3 parmaksa dikeydir. Hamsa'nın tıpkı nazarlık gibi şeytanı uzak tuttuğuna inanılır. Ağırlıklı olarak açık mavi rengindedir. Fakat turistlerin ilgisini çekmek için farklı renk ve desenlerde de yapılıyor. Hamsa evin bir köşesine asıldığı gibi kolye, yüzük, bilezik gibi de kullanılabiliyor.[8]
İslam kültüründe “Fatıma Eli” diye bilinen figürün Yahudi kültüründe de “Abla Meryem’in Eli” (Sister of Moshe Rabenu) diye bilinir. Meryem (Miryam), Hz. Musa'nın ablasıdır. Yahudi, Hıristiyan ve Müslüman araştırmacılar Hamsa’yı birçok değişik şekilde tanımlarlar.3 din için de muska anlamı taşıdığı, nazardan koruduğu ve Paganlar için de bereket sembolü olduğuna dair inanışlar var.Aynı zamanda Kabalistik bir sembol de olan Hamsa, Yahudi sanatında birçok dalda bu sembole rastlayabiliriz.İslam kültürüne göre ise; 5 parmak İslam’ın 5 şartını ve 5 duyuyu temsil eder.
Günümüzde Kabala öğretisinin popüler bir hal almasıyla birlikte Hamsa takan ünlüler artmıştır. Madonna, Brittany Spears ve Demi Moore gibi ünlüler Hamsa takanlardan sadece bazıları.[7]
Şiilere göre 5 sayısı; Peygamber Sülalesindeki 5 “kutsal kişiyi” vurgulamaktadır. Bunlar; Muhammed, Fatma, Ali, Hasan ve Hüseyin’dir. Değişik formatlarda Hamsalar’a rastlamak mümkündür. Üzerinde kalp olan, Davud’un Yıldızı olan ya da Allah yazan Hamsalar da bulabilirsiniz.[7]
Fatıma'nın Eli
Fatıma‘nın Eli, nazarlık olarak ve kötülüklerden korunmak, kem bakışlara karşı kullanılır. Hz. Muhammed‘in kızı Hz. Fatıma‘ya gönderme yapılır. Fatıma‘nın eli şans getiren bir tılsım olarak da kullanılmaktadır. Eski Türk‘lerde de Umay Ana‘nın elidir. Umay Ana sıkıntıda ve doğum yapmakta olan kadınlara yardım eder. Fatıma‘nın eli, birçok kültürde, kapılara çizilir. Endülüs‘teki Elhamra Sarayı‘nın girişindeki büyük taş el bir tılsımdır ve en güzel bir örnektir. Yaygın olarak kullanılan nazarlık ve takıdır.
Fatıma’nın elinin kem gözlerden koruduğuna inanılmaktadır. Kapı girişlerinin üzerine kötülükleri koruma amacıyla islenen motif biçimsel olarak Arapça harflerle “Ya Allah” yakarışını anımsatmaktadır.[9][6]
Fatıma'ya yönelik anlatılan mit şöyledir:
"Tanrı kâinatı yarattığında, daha siyah parçaları yokken, yer ve gök su iken, Kandilde bir Nur parladı. Bu nur’un içinde bir kadın gözüktü. Başında bir Taç, 2 kulağında 2 Küpe, belinde de bir Kemer vardı. Cebrail Nur içinde Kadın’ı görünce şaşkınlığa düştü. Hakk’a niyaz etti, kim olduğunu bilmek istedi.
Hakk’tan bir nida geldi; dedi: “Ey Cibril, O, Cennetin Seyyidesi Fatıma-tüz Zehra’dır.”
Cibril sual etti: “Ey Tanrım, ne kadar güzeldir.”
Tanrı buyurdu: “Biz O’nu nur âlâ nur’dan yarattık.”
Cibril sual etti: “Ya Rab, başındaki nedir?”
Tanrı buyurdu: “Başındaki Taç, Tac-ı Devlettir ki bu Muhammed Mustafa’dır.”
Cibril, belindekini sual eyledi.
Hakk buyurdu: “Ya Cibril, belindeki de Kemer olup, Fatıma’nın helâli olan Ali’dir.”
Cibril sual etti: “Kulaklarındaki nedir?”
Hakk buyurdu: “Şebber-ü Şübber (Hasan ve Hüseyin) Cennetin Efendileri.”
Bu mitik anlatımda Fatıma, başında tâcıyla bir kraliçe olarak tanımlanır. Nasıl ki Meryem Ana’ya cennetin kraliçesi denir, aynı şekilde Hz. Muhammed de Fatıma’nın cennet kadınlarının efendisi olduğunu söyler. Babası Hz. Muhammed, ona ayrıca “Ümmü Ebîha” yani "Babasının Annesi" takma adını verir. Ayrıca Hz. Muhammed'in soyu "kevser" olarak nitelenen Fatıma'dan devam eder ve kâh bereket kâh şifa için "Fatıma'nın Eli"nden yardım istenir. Bu benzerlikler ve niteliklerden hareketle Ana Tanrıça arketipiyle Fatıma arasında bir bağ kurulabileceği öne sürülür.[10]
Annemarie Schimmel de, "Tanrı'nın Yeryüzündeki İşaretleri" adlı eserinde Fatma'nın Eli'nin önemine dikkat çekiyor:
"Parlak gümüş ya da altın mücevherler üzerine kazınan ya da kırmızı boyayla çizilen, bazen de evi koruması için duvara çizilen 'Fatma'nın Eli', İslam dünyasında en sevilen muskalardan birine kaynak olmuştur. Bu el, genellikle Sufilerin kullandıkları asa ya da değneklerin baş tarafını oluşturur. Ayrıca Ali ya da 12 İmam'ın isimleri, bazen metal bir 'Fatma'nın Eli'nin üzerine kazınır".[4]
Anadolu'nun pek çok yerinde Fatma'nın Eliyle ilgili inançlar mevcut. Konu hakkında görüşlerini aldığımız Prof. Dr. Beyza Bilgin, halk arasında genellikle kolye olarak kullanılan Fatma'nın Eli'ndeki 5 parmağın, sülalenin 5 üyesi, Hz. Muhammed, Hz. Fatıma, Hz. Ali, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'i sembolize ettiğini belirtiyor. "Annem fırına yemek koyarken dahi 'Benim elim değil, Fatma'nın eli koyuyor' derdi. İlaçla geçmeyen ya da ilaca gerek olmayan hastalıkların, Fatma'nın Eli'yle dokunulduğunda, dua okunduğunda iyileşeceğine inanılır" sözleriyse bu inancın ne kadar hayatın içinde olduğunu kanıtlıyor. Prof. Bilgin, Hz. Fatma'nın Hz. Muhammed'in kızı olduğu ve bilgileri ilk elden öğrendiği için önemli olduğunun da altını çiziyor.[4]
Sinema ve Popüler Kültür
Karımı Nasıl Parçaladım (Picking Up The Pieces)
Filmin konusu: ex (Woody Allen) bir Yahudi kasaptır. Uzmanlığı Yahudilik'te haram olmayan etlerdir. Karısı Candy (Sharon Stone) ne yazık ki pek sadık bir eş değildir. Tex onu iş üstünde yakalayınca cinnet geçirip öldürür. Suçu gizlemek için Candy'nin güzel bedenini parçalara ayırarak Meksika'da çöle gömer.Fakat talihsiz kadının kesik eli ortaya çıkar ve ona dokunan kör bir kadının tekrar görmesine yol açar. Bunun üzerine Candy'nin eli 'Bakire Meryem'in Eli' olarak ün yapar. Kilisenin gözden düşmüş rahibinin tüm itirazlarına rağmen kasabanın belediye başkanını fırsatı değerlendirmek isteyince ortalık birbirine girer. Böylece aralarında mûcizeyi görmek isteyenler, televizyoncular ve tövbekar hayat kadınlarının da bulunduğu bir kitlenin 'el'in peşine düşmeleri sonucu kasaba adeta bir sirke döner.
Dabbe 3: Bir Cin Vakası
Filmin konusu: Film Konusu: Ceyda T, yaşamını Ankara’da sürdüren sıradan bir annedir. Eşi Sinan ve kızları Burcu’ya fiziksel dünyada olmayan bir mahlukat musallat olur. Nereden çıktığı belli olmayan bu cin, bedensiz bir varlıktır ve aileye olan şiddetli saldırıları durmak bilmez. Ankara GATA Tıp Fakültesi’ne müracaat eden ailenin evlerine video kayıt sistemi kurularak, evin takip altına alınmasına karar verilir. Herkes ailenin aklını yitirdiğinden şüpheleniyorken kamera kayıtları gerçeğin ortaya çıkmasını sağlayacaktır.
Yönetmen Hasan Karacadağ'ın 'Dabbe' serisinin son filmi 'Dabbe-Bir Cin Vakası' filmi vizyona girdiği ilk hafta 140000 kişi tarafından izlendi. Türk korku sinemasının başarılı örneklerinden olan film; izleyenlerde şok etkisi yaratıyor ve nazar boncuğunun tehlikeli bir tılsım olduğunu savunuyor. Çoğu kültürlerde ve dinlerde, kötülüklerden korunmak için güçlü bir tılsım olarak kabul edilen nazar boncuğu, Türkiye'de de 'kem gözlere' karşı korunmak için kullanılıyor.
Karacadağ ise 'Dabbe-Bir Cin Vakası'nın izleyicide yarattığı şoku anlamak için öncelikle inanç sistemini sorgulamak gerektiğine inanıyor. Yönetmen şöyle konuşuyor: "Nazar ve büyü İslamiyet'e göre haktır. Bilim de artık bunu kabul etmiştir. Psikokinezi denilen; bakışlardan yayılan zararlı elektromanyetik dalgaların insan ve hayvanlar üstünde etkili olduğu deneysel olarak kanıtlanmıştır. Kimi hayvanların; gözleriyle avlarını hipnoz ederek zayıflattığı, ardından saldırıya geçtiği net olarak gözlemlenmiştir. Aynı durum insanlar için de geçerlidir. Hz. Muhammed de hadislerinde hem insanların, hem de cinlerin nazar değdirebildiklerini söylüyor. Fakat bunu önlemek için vücuda takılan herhangi bir nesne ve tılsımın işi daha da kötüleştireceğini yine hadislerinde anlatıyor." Eski Mısır ve Babil'de 'nazar'a inanıldığını anlatan Hasan Karacadağ; özellikle o dönemlerdeki yazıtlarda, nazar boncuğunun simgesi 'tek göz'ün şeytanla ilgili olduğunu belirtti. Babil'de insanların tapındığı 5'ler tanrısı Hamsa'nın (Fatıma'nın eli olarak bilinir) da nazar boncuğunun çıkış noktası olduğunu söyleyen Karacadağ şu tespitte bulundu: "Nazar boncuğundaki tek göz; cini yani şeytanın bakışını temsil etmektedir. Bu durumda nazar boncuğunu koruma amaçlı takan herkes şeytan ve cinlerle anlaşma yapmıştır diyebiliriz." Yönetmen nazar boncuğu takanları da şöyle uyardı: "Nazar boncuğu takanların bir an önce onlardan kurtulması ve yok etmesi gerekmektedir.
Kaynaklar
[1] Metin And, Minyatürlerle Osmanlı- İslam Mitologyası, stanbul, 1998, 41-42; Halit Çal, “Osmanlı Kapı Halkaları ve Kapı Tokmakları”, Osmanlı, 11, Ankara, 1999, 275-284.
[2] "Metin And, Minyatürlerle Osmanlı- İslam Mitologyası", İstanbul, 1998, 41-42.
[3] Timur Sili, “Taşların Dili”, Bilig, 2, Kazakistan, 1996, 223.
[4] "Her Derde Deva Görülen Fatıma'nın Eli", Haber Aktüel, sayı:165.
[5] Selçuk Mülayim, "Değişimin Tanıkları", İstanbul, 1999, s.39.
[6] Gülşen Baş, "Diyarbakır'daki İslam Dönemi Mimarisinde Süsleme" (Doktora tezi), Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Sanat Tarihi anabilim Dalı, Van 2006.
[7] "Yahudiliğin ve İslamiyet’in Ortak Sembolü: Hamsa", israilblogu.com/2012/09/07/Yahudiligin-ve-islamiyetin-ortak-sembolu-hamsa/
[8] cnnturk.com/2010/yasam/diger/08/06/islamiyet.ve.Yahudiligin.ortak.sembolu/585854.0/index.html
[9] Annemarie Shimmel, "Sayıların Gizemi", (Çev. Mustafa Küpüsoglu) İstanbul, 2000,129.
[10] Elif Ersoy, "Ana Tanrıça Kültü", Anadolu Aydınlanma Vakfı.
Etiketler : Fatıma'nın Elinin SIRRI Nedir ? , Hamse Elinin SIRRI Nedir ?, Fatıma'nın Eli ,(Hamse Eli), Resimleri , Fatıma Calligraphy , Nazar Boncuğu Resimleri,nazar,boncuk,nazar boncuk,mavi boncuk,mavi boncuk takisina,Mavi boncuk takışına ölürüm TÜRKİYEM,Mavi boncuk takışına,,Mavi boncuk, takışına, ,TÜRKİYEM,
Neden mutlu değiliz? Neden Mutlu Olamıyoruz ? Neden mutluluğu arıyoruz?
Hepimiz hep mutluluk peşinde koşarız,sevmek sevilmek isteriz,ama dikkat ederseniz hep birilerine kendimizi sevdirmek için çalşırız.Can Dündar’ın söylediği gibi hep bir şeyler yaparak içimizdeki boşluğu doldurmaya çalşışarak mutlu olmaya çalışrız,ama o boşluk hiç dolmaz,biri biter biri başlar,sonsuza kadar da böyle gider,eğer farketmezsen aslı boşluğun ne olduğunu.Mutlu olmak için,olmaz sa olamazlardan olan kendini sevmek,kendine saygı duymak,kendi değerini fark etmek.İşte içindek, boşluğu doldurabilmek için önce kendini tanıyıp,kendini sevmek gerektiğinin farkına varmak gerekir.İşte Can Dündar aşağıdaki harika yorumu ve yazıları size bunu daha iyi açıklayacaktır.
İki yarımı toplayınca bir etmiyor..
Asıl eksiklik, eksik olduğumuzu düşünmekti.
Asıl eksiklik, çareyi başkasında aramaktı. Hayatın matematiği farklı;
iki yarımı toplayınca bir etmiyor. İnsan tek başına mutsuzsa başka biriyle de
mutlu olamıyor.
Önce yalnızdık.
9 ay boyunca karanlık bir yerde dışarı çıkmayı bekledik ve dünyaya ağlayarak
geldik.
Pişman gibiydik. Ya da mecburen gelmiş gibi.
Biraz büyüdükten sonra, kendimizi bildiğimiz anda, içimizi kemiren, kalbimizi
kurcalayan o tuhaf duyguyu hissettik: Bir yerde bir eksik var dedik.
Korktuk.
‘Bunun sebebi ne?’ diye sorduk kendimize. Cevabı yapıştırdık:
‘Demek ki sahip olmadığımız bir şeyler var.
O yüzden eksiklik hissediyoruz’. Peki, neye sahip olmamız gerekiyor?
Çocukken ‘yaşımız küçük’ diye düşündük. Her istediğimizi yapamıyoruz.
Kurallar, yasaklar var. Büyüyünce her şey yoluna girecek.
Büyüdükçe bir şey değişmedi.
Yine huzursuzduk. İçimizden bir ses aynı sözcükleri fısıldıyordu:
‘Bir eksik var. Kafamız karıştı. Nasıl kurtulacağız bu iğrenç duygudan?
Nasıl geçecek bu?
Aklımıza yeni cevaplar geldi: Okulu bitirince geçecek. İşe girince geçecek.
Para kazanınca geçecek. Tatile gidince geçecek. Okulu bitirdik. Diploma aldık.
İşe girdik. Kartvizit aldık. Çalıştık. Para kazandık. Taşındık. Araba aldık.
Çalıştık. Eve yeni eşyalar aldık. Tatile gittik. Dans ettik. Terfi ettik.
Kartviziti değiştirdik.
Daha çok çalıştık. Daha çok para kazandık. Çalıştık. Çalıştık.
Geçmedi.’Bir yerde bir eksik var’ hissi, hala orada duruyordu.
Bu sefer de ‘Sevgilimiz olunca geçecek’ dedik. ‘Yalnızlığımız sona erince bu
illetten kurtulacağız.
‘Beklemeye başladık.
Derken, biri çıktı karşımıza aşık olduk. Ve anında başka biri olduk.
Daha güçlü, daha güzel, daha akıllı biri. Hesap cüzdanları, kartvizitler,
hatta ilaçlar bile böyle hissetmemizi sağlamamıştı.
Sevgilimizin gözlerinde, daha önce bize verilmemiş kadar büyük sevgi ve
hayranlık gördük.
Sevgilimizin gözlerinde Tanrı’ yı gördük.
Işığı gördük.’Tünelin ucundaki ışık b u olmalı’ diye düşündük ‘kurtulduk’.
Sonra bir gün, daha dün bize deli gibi aşık olan insan çekip gidiverdi.
Ya da artık eskisi gibi sevmediğini söyledi. Ya da başka birine aşık olduğunu
söyledi.
Ya da daha kötüsü, başka birine aşık oldu ama söylemedi.
Telefonu açmamasından, elimizi tutmamasından, sevişmemesine bahane bulmak
zorunda kalmamak için biz uyuduktan sonra yatağa gelmesinden anladık, bir
terslik olduğunu.
Belki de sevmekten vazgeçen veya terk eden sevgilimiz değildi, bizdik.
Fark etmez. Sonuçta aşk bitti.
Şimdi her yer bomboş. Şimdi tekrar yalnızız. Başladığımız yere döndük.
Yıllarca uğraştık, eksiğin ne olduğunu bulamadık. Halbuki her şeyi denedik, her
yere baktık.
Öyle mi? Bakmadığımız bir yer kaldı.
İçimize bakmadık.
Eksik parçayı dışarıda aradık ama içimizde saklı olabileceğini akıl etmedik.
Birilerini sevdik, birileri bizi sevsin diye uğraştık ama kendimizi sevmedik.
Şaşıracak bir şey yok, tabii ki sevmedik.
Kendimizi sevsek bu kadar koşturur muyduk? Canımız yanmasın diye duvarların
ardına saklanır mıydık?
Kendimizi boş sanıp doldurmaya uğraşır mıydık? Terk edilmekten korkar mıydık?
Asıl eksiklik, eksik olduğumuzu düşünmekti.
Asıl eksiklik, çareyi başkasında aramaktı.
Hayatın matematiği farklı; iki yarımı toplayınca bir etmiyor.
İnsan tek başına mutsuzsa başka biriyle de mutlu olamıyor.
‘Herkes beni sevsin’ diye uğraşınca kimse gerçekten sevmiyor, herkes sevgisine
şart koyuyor, sınır koyuyor.
Oysa ‘kendime duyduğum sevgi bana yeter’ diye düşününce, kendimizi olduğumuz
gibi kabullenince yarım tamamlanıyor.
Her şey bir oluyor. İşte o zaman perde aralanıyor.
Acı diniyor.
İşte o zaman başka `bir`i bir araya gelerek, hesabın kitabın, korkunun kaygının
hüküm sürdüğü sahte bir sevgi yerine, gerçek bir sevgi yaratılabiliyor.
Neden mutlu değiliz? Neden mutluluğu arıyoruz?
nsanın en büyük 2 özelliği mutlu olma çabası ve birşeyin mutlaka kulu olmasıdır.
İnsan, kalbindeki hanif fıtratı gereği daima mutluluğun peşinde koşar. Mutluluğu bulmak için elinden geleni herşeyi yapar. Aşağıdaki örnekler size tanıdık geliyor mu?
Ah bi üniveristeyi kazansam çok mutlu olucam
Ah şu okul bitsin iyi bir işe gireyim çok mutlu olucam
Ah şu çocukla bi evlensem çok mutlu olucam
Ah şu araba benim olsa ne mutlu olurdum
Ah bir çocuğum olsa çok mutlu olucam
Ah bizim oğlan askerliğini bi bitirse çok mutlu olucam
Ah bizim kız bir evlense çok mutlu olucam
......
Ne oldu? Hayat bitti. Mutluluğu yanlış yerde arıyorsunuz. Peki nerede arayacağız?
13 / RAD - 28 : Onlar, âmenûdurlar ve kalpleri, Allah'ı zikretmekle mutmain olmuştur. Kalpler ancak; Allah'ı zikretmekle mutmain olur, öyle değil mi?
Diğer yandan insan mutlaka bir şeyin kuludur. Çünkü yaratılışı bu şekildedir. Makamının, kocasının, sevgilisinin, paranın ........ mutlaka bir şeyin kuludur. Biraz önce saydıklarımız insan bedenlerinden nefs bedenin istekleridir. Nefs bunları ister ve bunları bulunca mutlu olacağını sanır. Hep daha fazlasını ister elde ettikçe bakar ki hala mutlu değil daha fazlasını ister ve bu denklem sonsuza kadar uzar. Asla mutlu olmaz.
45/ CASİYE-23:Hevalarını (nefslerini) kendilerine ilâh edinenleri görmedin mi (habibim), Allah onları bir ilim üzere dalâlette bırakır, onların kalplerindeki sem'i (işitme) hassasını ve kalplerini (kalpteki idrak hassasını) mühürler ve onların kalplerindeki basar (görme) hassasının üzerine gışavet (isimli bir perde) çeker. Öyleyse (artık) Allah’tan sonra kim bu kişiyi hidayete erdirebilir? Halâ düşünmez misiniz?
Yani insan eğer nefsinin kulu olursa karşımıza yukarıdaki tablo çıkar. Halbuki Allah, insanı neden yarattı?
51/ ZARİYAT-56 :Biz insanları ve cinleri başka bir şey için değil bize kul olsunlar diye yarattık.
Sonsuz Sevgilerimle…
ALINTI
Çocuk Yetiştirirken 13 Altın Kural
Çocuğun ağzından anne ve babasından istekleri;
1-Beni şımartmayın.Her istediğim şeyi elde edemiyeceğimi biliyorum,sedece sizi deniyorum.
2-Bana tatlı sert davranmaktan çekinmeyin.Bunu tercih ederim benim daha daha güvenli hissetmemi sağlar
3-Benim kötü huylar edinmemi engelleyin.Bunların erkenden ortaya çıkarılmasında ve önlenmesinde size güveniyorum.
4-Benim yanlışlarımı başkalarının önün de söylemeyin.Benimle yalnız konuşursanız daha iyi anlarım.
5-Sizden nefret ettiğimi söylediğimde üzülmeyin. Aslında sizden değil beni engelleme gücünüzden nefret ediyorum.
6-Her hangi bir şeyin sonucunda beni kurtarmayın.Bazen acı veren şeyleri bu yolla öğrenirim.
7-Benim küçük hastalıklarımı büyütmeyin.Bunları yenecek güçteyim.
8-Düşüncesizce yerine getiremiyeceğiniz şeyleri yapacağınıza söz vermeyin
.Bu sözler yerine getirilmediğinde çok kırıldığımı unutmayın
9-Kendimi istediğim kadar iyi anlatamadığımı unutmayın.Bunun için ara sıra yanlışlarım çıkar.
10-Dürüstlüğümü fazla zorlamayın.Kolayca korkup yalan söyleyebilirim.
11-Tutarsız olmayın.Benim kafamı iyica karışyırır ve size olan güvenimi sarsar.
12-Benden özür dilemiyecek kadar gururlu olmayın.Bazen içten bir özür beni size çok yakınlaştırabilir.
13-unutmayınki büyümek için sizin anlayışınıza ve sevginize muhtacım,ama bunu size söylemem gerekmez değilmi?
Çocuk yetiştirmede 20 sihirli kural!
Prof. Dr. Nevzat Tarhan, iyi, başarılı ve mutlu çocuk yetiştirmenin kurallarını sıraladı. Tarhan, ebeveynin büyük hatasına da dikkat çekti.
Üsküdar Üniversitesi Rektörü ve psikiyatri uzmanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan, çocuk yetiştirmede en önemli konunun çocukla doğru iletişim kurmak olduğuna dikkat çekerek, disiplin ve nasihatin dengeli olması gerektiğini vurguladı.
İyi, başarılı ve mutlu çocuk yetiştirmenin ilk kuralının çocuk ile doğru iletişim kurmak olduğuna dikkat çeken Tarhan, anne-babalara çocuklarını korumacı tavırla yetiştirmek yerine, onlara mücadele etme yolunun gösterilmesi gerektiğinin altını çizdi.
Tarhan bunun için anne ve babalara çocuk yetiştirme 20 sihirli kuralı açıklıyor.
İşte o kurallar:
1- Çocuk yetiştirmenin birinci adımı, çocuğun şefkatli-karakterli anne-babasıyla huzurlu bir ortamda büyütülmesidir.
2- Anne-babanın çocuğu kendi parçası olarak görüp onun hayatı hakkında her şeyi bilmeye çalışması doğaldır ancak çocuğun da özelline saygı duyulmalı ve kendini özgür hissetmesine fırsat tanınmalı.
3- Çocuğun mutluluğu, ebeveynin mutluluğunun önüne geçmemeli. Ancak ikisi arasında sağlıklı bir denge kurulmalıdır.
4- Ebeveyn, çocuğunu bütün güçlüklerden korumak yerine, ona sorumluluk duygusunu ve güçlükleri birlikte aşmayı öğretmelidir.
5- Ailenin yükünü ebeveynin tek başına taşıması yerine, anne-baba ve çocuğun da içinde olduğu bir takım oluşturup sorumluluklar ve hayat paylaşılmadılır.
6- Anne-baba, çocuğunu yorucu, zor işlerden korumak yerine çocuğunu hayata hazırlamak görevini üstlenmeli.
7- Anne –babalar, çocuklarının sorunlarını dinlemeli, çözümünü çocukla birlikte aramalı.
8- Anne-baba çocuklarının, koydukları kurallara itaat etmesini beklemeli, ancak onların da kurallara itiraz hakkının olduğunu unutulmamalıdır. En etkili emirin de seçenek sunmak olduğu bilinmelidir.
9- Anne-babalar, çocukların sözlerini yetişkin insan gibi dinlemeli, ancak onlardan büyük insan gibi davranmalarını beklememelidir.
10- Disiplin ve nasihatin yumuşak ve devamlı olması halinde etkili olduğu nasihatte örnek olmanın da önemi unutulmamalıdır.
11- Çocukların arkadaşları ve sosyal hayatı yakından takip edilmeli ancak fazla müdahale edilmemelidir.
12- Ebeveynin, çocuğunu hayat köprüsüden geçirmekten ziyade o köprüden nasıl geçeceğini öğretmesi gerektiğini bilmeli.
13- Bir anne çocukları ile ilgilenirken kendini evde hapsolmuş ve tutuklanmış hissedebilir. Bu doğal. Ancak ebeveynin sıradan olaylardan zevk almayı başaran kişilerin özgürlük - sorumluluk dengesini kurabilenlerin mutlu olabildiğini unutmamalı.
14- Ebeveyn, anne, baba, eş, iş adamı rolünün hepsini kendi şartlarında yaşamalı. Farklı rollerini farklı alanlarda yaşamalı.
15- Anne- babanın çocuğunun gizli düşüncelerini bilmek gibi bir görevi yok. Çocuğa özerk alan bırakıp onun kendi gemisinin kaptanı olmasına fırsat vermeli.
16- Anne- baba çocuğuna zaman zaman kızıp sinirlenebilir ancak önemli olan sonrasında öz eleştiri yapabilmeli ve haksız olduğu durumlarda çocuğundan özür dileyebilmelidir.
17- Çocuğun ani sorularını cevaplayamayacak kadar meşgul olunsa da ona sonradan zaman ayrılmalı ve hak ettiği ilgi gösterilmeli.
18- Çocuk eğitiminde sevgi, ilgi, saygı, sabır ve güven kelimelerin sihirli kelimeler olduğu unutulmamalı. Çocuğunuzun ne düşündüğünü önemsediğinizi hissettirmek ve kendisini ifade etmesinde cesaretlendirmekle sihirli kelimeleri harekete geçirdiği bilinmeli.
19- Sabır amaca yönelik olmalıdır, her istediği yapılan çocuk bencil her şeyine “hayır” denilen çocuğun da inatçı olduğu unutulmamalı.
20- En önemlisi de çocuğa insani değerlerin ve empatinin öğretilmesi. İdeal insanın dünyayı değiştirmeye kendisinden başladığı bilinmeli.
Mutlu çocuk yetiştirmek için 10 altın kural
24 Kasım, 2015 | Kategori: Çocuk Sağlığı, Ruhsal Sağlık
cocuk-mutlu-sevincMutlu ve huzurlu bir çocuk yetiştirmek isteyen anne ve babaların baçı önemli temel kurallara dikkat etmesi gerektiğini söyleyen Uzman Psikolog Gamze Eser, tüm ebeveynlere kılavuz olabilecek önemli öneri ve uyarılarda bulundu. İşte 10 altın kural! Mutlu, özgüveni yüksek, kendine ve başkalarına karşı saygılı olmayı başarabilen bireylerin, mutlu bir çocukluk geçirmiş olduklarını söyleyebilirim. Yaşamımız boyunca birçok acı-tatlı, iyi-kötü, güzel-çirkin, sevgi dolu-sevgisiz anlar yaşarız. Önemli olan bu anlarda dahi öz huzurumuzu elimizde tutabilmektir. Dünyaya gelen her çocuk, annesi-babası tarafından yetiştirilemiyor maalesef. Bu yazı çocuk yetiştiren tüm bireyler için yol gösterici olması amacıyla kaleme alınmıştır.
– Tutarlı olun
Tutarlılık; herkesin kendisi için istediği ama çoğu zaman karşısındakine uygulayamadığı bir kavramdır. Çocukların yetiştirildiği ortamda olması gereken en önemli davranış biçimi tutarlılıktır. Doğru rol model olabilmek; sözlerimizle davranışlarımızın birbirine örtüşmesi ile mümkün olur. Sürekli paylaşmanın olmazsa olmaz olduğunu konuşan bir babanın acil bir durumda ihtiyacı olan arkadaşına arabasını vermemesi tutarsızlığın en basit örneğidir.
– Sevginizi doğru şekilde gösterin
Kuşkusuz her anne-baba çocuğunu çok sever. Önemli olan bunu doğru biçimde göstermek ve sevginin koşulsuz olduğunu öğretmektir. Koşullar ve istekler üzerine kurulmuş sevgi ilişkileri, hem karşılıklı güven sorgulamasına açıktır hem de temel olarak değersizlik hissi yaşatır. Her birey koşulsuz sevildiği zaman mutludur ve koşulsuz sevmeyi öğrendiği zaman huzurludur.
Oyuncaklar çocukların karakter gelişimini nasıl etkiliyor?
– Yapabileceği işleri elinden almayın
Çocuklar hangi yaş grubunda olursa olsun işe yaradığını hissetmek ister ve bu duygu var olma güdülerini güçlendirir; yeterlilik hissini pekiştirir. Merdivenden çıkmak, masa hazırlamak, kapıyı açmak ve bunun gibi her yaş grubuna uygun birtakım fiziksel eylemleri gerçekleştirmesine izin vermek, çocuğunuzun özgüvenini pekiştirir ve başarma duygusunu tatmasını sağlar. Bu duyguyu çocuğunuzun elinden almayın.
– Rekabet değil işbirliğini öğretin
Rekabetçi yaklaşım her birey için uygun değildir. Herkeste aynı etkiyi göstermez.Ama işbirliği duygusu, bütünleştirici, öğretici ve içinde saygı barındıran bir duygudur. Takım sporları, grup çalışmaları, birlikte oynadığınız oyunlar, okul projeleri gibi faaliyetlerde birleştirici ve tamamlayıcı yaklaşımda bulunmayı tercih edin.
– Saygı göstermeyi öğretin
Bireyin sahip olması gereken temel duygulardan biri de; kendisine ve başkalarına saygı duymasıdır. Çocuklarımıza bu durumu ancak davranışlarımızla gösterebiliriz. Onlar bizim aynamızdır. Ne konuştuğumuza değil nasıl davrandığımıza bakarlar ve bu şekilde kendilerini yönlendirirler. Eşimize, arkadaşlarımıza gösterdiğimiz saygı onlar için yol gösterici olur.
Çocukların okulda uyum sorunu yaşamaması için dikkat edilmesi gerekenler
– Mükemmel diye bir şey yoktur
Mükemmel olmasını istemek çocuğa zarar verir. Kimse mükemmel değildir. Sizler de değilsiniz. Eksiklerimizi ve yapamadıklarımızı çocukların tamamlamasını istemek ve zorlamak mutsuz birey yetiştirmek için yapılan bilinçsiz davranışlardır.
– Geçmişte yaşamak ve yaşatmak
Sürekli yaşanmışlıklardan bahsetmek, yaşanan olumsuzlukları durmadan dillendirmek, yaptığı hataları affetmemek ve sürekli hatırlatmak çocuklarınızın sizden uzaklaşmasına ve onları anlayacak başka birilerini aramaya iter. Bunun yerine, affedin, dinleyin ve geçmişte yaşamayı bırakın.
– Önemli olduğunu ona hissettirin
Hepimiz sevdiğimiz kişiler tarafından değerli olduğumuzu hissetmek ve bilmek isteriz. Çocuklarımıza değerli olduklarını maddi temellerle gösteremeyiz. Bu, sadece onların değerli olma algısını tamamen yanlış şekillendirmiş olmakla kalmaz;aynı zamanda mutluluğun temelini paraya dayandırmış oluruz. Önemli hissetmek için sizin güzel sözleriniz ve davranışlarınız yeterlidir.
İlgiden yoksun çocuklarda gelişim sorunları yaşanıyor
– Kıskanmayın
Kıyaslanmaktan hoşlanan birey yoktur. Hoşunuza gitmeyen, rencide edici ve özgüven kırıcı bu davranışı çocuklarınıza uygulamayın. Herkes dünyaya farklı parmak iziyle gelirken okulda aldığı notlar, sosyal ve fiziksel becerileri yüzünden kıyaslanmayı hak etmez. Herkes özeldir. Hepimizin becerileri farklı farklıdır. Mutsuz çocuk sürekli etrafındaki yaşıtlarıyla kıyaslanan çocuktur; unutmayın!
– Sorgulamayı öğretin
Çocuklarımıza isteklerini, davranışlarını, söylemlerini sorgulamayı öğretin. Bunun için sorular sorun ve cevaplar bekleyin. Asla yargılamayın. ‘’Ben öyle istiyorum, öyle olacak!’’ kalıbından uzak durarak yaklaşımda bulunun. Çocuğunuza evet veya hayır cevabını verirken mutlaka gerekçesini de sunun. Bu sayede o da sorgulamayı, her söyleneni doğru kabul etmemeyi öğrenecektir.
Sağlıklı çocuk yetiştirmek için 10 altın kural
Gözünüzün bebeği çocuklarınızı sağlıklı büyütebilmek için basit ama önemli bazı temel kurallara uymanız gerekiyor Dr. Yunus Emre Mercan, çocukların hem ruhsal hem de fiziksel gelişimi için gerekli 10 öneride bulunuyor
Hayatta en önemli şeyin sağlık olduğu gerçeğinden yola çıkarak, çocukları sağlıklı büyütmenin şifrelerini çözmek lazım... Acıbadem Fulya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Yunus Emre Mercan, çocuk sağlığında önemli 10 altın kuralı anlattı:
5 AYLIKKEN DOĞUM AĞIRLIĞININ EN AZ 2 KATINA ULAŞMALI
Bebeğinizin ilk altı ay için ayda 600-800 gram alması yeterlidir. İkinci altı ay için de ayda 400- 600 gram kilo artışı normaldir. Bebeğin, beş aylıkken doğum ağırlığının en az iki katına, bir yaşındayken de üç katına ulaşması gerekir. Eğer ilk hafta içinde doğum ağırlığının yüzde 10’undan fazla kilo kaybı olmuşsa; bu yeterli beslenemediği anlamına gelir. Bu yüzden bebeğinizi ilk bir senede, herhangi bir sorunu olmasa bile her ay doktor kontrolüne götürmeniz çok önemlidir.
İLK 6 AY SADECE ANNE SÜTÜ İLE BESLEYİN
Üst solunum yolu enfeksiyonu, bebekler için kabusa dönüşebilir. Bu yüzden, koruyucu özelliklerinden dolayı ilk altı ay sadece anne sütü vermeye, özen gösterin. Altı aydan sonra da ek besinlerle beraber anne sütüne devam edin. Enfeksiyonlardan korumak için bebeğinizi herkese öptürmemeye çalışın. Hastalandığınızda çift maske takmaya, evinizde bir soğuk buhar cihazı bulundurmaya (hava yollarını nemlendirerek mikropların yerleşmesini engeller) dikkat edin.
OKUL ÇAĞINDA HER GÜN 60 DAKİKA EGZERSİZ YAPSIN
Çocuğunuzun hayata obez olarak devam etmemesi için alacağınız önlemler bebeklikte başlamalıdır. İlk altı ay sadece anne sütü vermenin ve beslenme kurallarına dikkat etmenin yanı sıra; okul ya da ergenlikteki çocuklarınızı her gün minimum 60 dakika orta derecede egzersiz yapmaya teşvik edin. Basketbol, voleybol oynamasını sağlayın.
ATEŞİ 39’UN ALTINA DÜŞMÜYORSA MUTLAKA DOKTORA BAŞVURUN
Çocuğunuzun ateşini soğuk uygulama ve evinizde bulunan ateş düşürücülerle 39 derecenin altına düşüremiyorsanız ve bu şikayete; şiddetli kusma, aşırı öksürük, şiddetli karın ağrısı, boğaz ve kulak ağrısı, boyun ağrısı ve iyi beslenmeme gibi sorunlar da eşlik ediyorsa, mutlaka doktorunuza başvurun. Saydığımız ek belirtiler olmamasına rağmen çocuğunuzun ateşi iki günden fazla devam ederse de doktora götürmeniz gerekir.
GÜNDE 3-5 KEREDEN FAZLA KUSUYORSA DİKKATLİ OLUN
Bebeklerin gün içinde üç-beş kereden sık tekrarlayan yoğun kusmaları varsa, doktorunuza başvurmanız gerekebilir. Halk arasında ‘mide üşütmesi’ denilen şey aslında mide ve bağırsakların enfeksiyona maruz kalmasıdır. Bu durum geçene dek kusmalar devam edebilir. Önemli olan, çocuğun yeteri kadar sıvı almasıdır. Günde bir-iki kez kusan çocuğa bir şeyler içirebiliyorsanız sıvı eksikliği oluşmaz. Eğer art arda üç-beş kez kusup sıvı içemiyorsa doktora başvurmayı ihmal etmeyin.
3 YAŞINDAN SONRA TANSİYON VE KAN YAĞLARINA BATIRIN
Çocuklukta yapılan testler, yaşamsal önem taşır. Örneğin, doğum sonrası yapılan işitme testi, doğuştan işitme kusurlarının erken tanısı için çok önemlidir. Bir yaşına kadar bir kez tam kan sayımı ve idrar analizlerinin yapılması, anemi ve idrar yolu enfeksiyonlarını taramak açısından önem taşır. İlk bir yaşta yapılan göz kayması-göz tembelliği muayenesi, görme kusurlarını önler. İlk beş yaşta gelişim testi yaptırmanız, çocuğun fark etmediğiniz ufak gelişim kusurlarının tanınmasını sağlar. Üç yaşından sonra tansiyon ve kan yağlarına baktırmanız da onu kalp ve damar hastalıklarından korunması için ilk basamağı oluşturur.
OKUL ÖNCESİ ÇAĞA KADAR GÜNDE 2 KEZ UYUMALI
Yenidoğan bebekler günde 18 saat uykuya ihtiyaç duyarken, yaş ilerledikçe ihtiyaç duyulan uyku süresi azalır. Bebek, altı aydan sonra gece uyumalarına yoğunlaşır ve uyku sıklığı gün içinde ikiye kadar düşer. Okul öncesi dönemde, öğleden sonra kısa süreli ve gece uykusundan oluşan iki dönemli uyku söz konusu olmalıdır. Bebeğinizde uyku sorunu varsa, geceleri ağlayarak uykusundan kalkıyorsa, bu durum enfeksiyondan psikolojik rahatsızlıklara kadar birçok sorundan kaynaklanabileceği için doktorunuza başvurmayı ihmal etmeyin.
GÜNDE 2 SAATTEN FAZLA TELEVİZYON İZLETMEYİN
Özellikle üç-altı yaş arasındaki çocukların günde iki saatten daha fazla televizyon karşısında zaman geçirmesinin sakıncalı! Çünkü çocuk, televizyon seyrederken hem hareket etmiyor, hem de besin değeri düşük gıdaların reklamlarını görüp bunları yemek istiyor. Sonuçta da obezite riski artıyor. Çocuğunuza örnek olmak için kendi televizyon alışkanlıklarınızı kısıtlayın, istediği programı planlı olarak izlenmesine olanak sağlayın, haftada en az bir kez televizyon izlememe günü oluşturun. Onu değişik oyun aktivitelerine kanalize edin ve yemek yerken televizyon seyretmesini engelleyin.
2 YAŞ ÜSTÜNDEKİ ÇOCUĞA DİŞ FIRÇALAMAYI ÖĞRETİN
Çocukların sağlıklı mide bağırsak sistemlerinin olması, büyük oranda sağlıklı dişlerinin olmasına bağlıdır. Bu nedenle 2 yaş üstü çocuğunuzu, diş fırçası ve mercimek büyüklüğündeki çocuk diş macunlarıyla dişlerini fırçalamaya teşvik edin. Ayrıca 5 yaşına kadar dişlerini fırçalamada onlara eşlik etmek son derece önemlidir. Çocuğunuzun dişlerini düzenli aralıklarla, en az yılda bir kez diş hekimine kontrol ettirmeyi de unutmayın.
EV KAZALARINA KARŞI 14 ÖNLEM
Ayaklanan bebeğiniz dünyayı büyük bir merakla keşfetmeye çalışır ama bu keşif sırasında, siz fark etmeden ona arkanızı döndüğünüz saniyelik anlarda bile bir kazaya maruz kalabilir. “O buraya çarpmaz”, “Asla buradan düşmez” demeyin. Bebeğiniz aklınızın ucundan geçirmediğiniz şeyleri bile yapabilir. İşte, kazaları en aza indirmek için evde almanız gereken 14 önlem...
YAKICI ALETLERDEN UZAK TUTUN
1- Evdeki halıların kaymaması için altına kaymayı önleyici yaygılardan koyun.
2- Mama sandalyesinde emniyet kilidinin olmasına dikkat edin.
3- Dört aylıktan sonra dönme kabiliyetleri başladığı için karyola korkuluğunu ondan uzaklaşmadan kapayın.
4- Prizleri, priz koruyucularla kapatın.
5- Açıkta elektrik kablosu/kordonu bulundurmayın.
6- Kalorifer peteklerini kaplattırmayın.
7- Sıcak ve ateş kavramlarını ona öğretin.
8- Kibrit-çakmak gibi yanıcı ve yakıcı aletleri çocuğun yanında bulundurmayın.
9- Çay-kahve gibi sıcak içilen içecekleri onun yanında dikkatli için.
10- Masa örtüsü üzerinde sıcak bir yiyecek ya da içecek varsa onu çekmemesi için önlem alın. Gözünüzü üzerinden ayırmayın...
11- İlaçları banyodaki ecza dolabında ya da onun ulaşamayacağı bir yerde saklayın.
12- Naylon torbaları başına geçirerek havasız kalma ihtimaline karşı, erişemeyeceği bir yere kaldırın.
13 Etrafta makas, bıçak gibi kesici aletler bulundurmayın.
14- Solunum yollarına kaçırma riski olduğu için kuruyemiş ve küçük oyuncak parçalarını, iki yaşın altındaki bebeklere vermeyin.
Çocuklarınızla ilişkinizde onların bir kişi olduğunu unutmayın.Korunmaya ve desteğe ihtiyaçları var ama aynı zamanda fikirlerini söylemeyede hakları var.Dahası aileyi ilgilendiren her konuda düşüncelerini ifade etme hakları var
ALLAH
BAYRAK
Radyo Karoglan
Foruma Misafir Olarak Gir
Forumda Neler Var
GALATASARAY
FENERBAHÇE
BEŞiKTAŞ
TRABZONSPOR
MiLLi TAKIM
ETKiNLiKLERiMiZ
MEVLANA'DAN

