MUHAMMED
BAYRAK
| Welcome, Guest |
|
You have to register before you can post on our site. |
| Forum Statistics |
|
» Members: 7 » Latest member: Muhammed » Forum threads: 5,305 » Forum posts: 5,909 Full Statistics |
DOWNLOADEN
AYET
FELSEFEMiZ
Raşit Tunca Sözü
GÜZEL SÖZ
Ü
****
Ütmek --> Tavuk, hindi gibi kümes hayvanlarının alev üzerinden
geçirilerek ince tüylerinin temizlenmesi.
Üzerinde gezdirmek --> Yemek ve salataların üzerine sos veya yağı
daire çizer gibi akıtmak.
V
****
Vapör (Fr.Vapeur) --> usulü pişirme Buharda pişirme usulü.
Vaşren (Fr. Vacherin) --> Beze ve dondurmayla hazırlanan bir çeşit
pasta.
Vejetaryen (Fr. Végétarien) --> Et yemeyen.
Velute (Fr. Velouté) --> Et, balık ya da tavuğun suyundan yapılan
beyaz sos.
Vinegret (Fr. Vinaigrette) --> Sirke, hardal, tuz, biber ve sıvı yağ
karışımından oluşan salata sosu.
Volovan (Fr. Vol-au-vent) --> Milföy hamuruyla hazırlanan, kuş yuvasına
benzeyen Fransız böreği.
****
Ütmek --> Tavuk, hindi gibi kümes hayvanlarının alev üzerinden
geçirilerek ince tüylerinin temizlenmesi.
Üzerinde gezdirmek --> Yemek ve salataların üzerine sos veya yağı
daire çizer gibi akıtmak.
V
****
Vapör (Fr.Vapeur) --> usulü pişirme Buharda pişirme usulü.
Vaşren (Fr. Vacherin) --> Beze ve dondurmayla hazırlanan bir çeşit
pasta.
Vejetaryen (Fr. Végétarien) --> Et yemeyen.
Velute (Fr. Velouté) --> Et, balık ya da tavuğun suyundan yapılan
beyaz sos.
Vinegret (Fr. Vinaigrette) --> Sirke, hardal, tuz, biber ve sıvı yağ
karışımından oluşan salata sosu.
Volovan (Fr. Vol-au-vent) --> Milföy hamuruyla hazırlanan, kuş yuvasına
benzeyen Fransız böreği.
Y
****
Yedirmek --> Bir malzemeyi başka bir malzemeye uygun şekilde katmak
veya ilave etmek. Örneğin, tereyağı sosa yedirilir ya da süt una devamlı
karıştırılarak katılır, iyice yedirilir veya sıvı yağ yumurta sarısına yedirilerek
mayonez elde edilir.
Yoğunlaştırma --> Bir sıvıyı kaynatarak çektirme usulü.
Z
****
Zar şekli --> Sebze, meyve veya ekmeğin oyun zarı şeklinde doğranması.
Küp şeklinde doğramak olarak da kullanılır.
Zerdeçal --> Safranı andıran, boyalı bir madde çıkarılan zencefilgillerden
bir bitki; mutfakta kullanılan yiyecek boyası.
****
Yedirmek --> Bir malzemeyi başka bir malzemeye uygun şekilde katmak
veya ilave etmek. Örneğin, tereyağı sosa yedirilir ya da süt una devamlı
karıştırılarak katılır, iyice yedirilir veya sıvı yağ yumurta sarısına yedirilerek
mayonez elde edilir.
Yoğunlaştırma --> Bir sıvıyı kaynatarak çektirme usulü.
Z
****
Zar şekli --> Sebze, meyve veya ekmeğin oyun zarı şeklinde doğranması.
Küp şeklinde doğramak olarak da kullanılır.
Zerdeçal --> Safranı andıran, boyalı bir madde çıkarılan zencefilgillerden
bir bitki; mutfakta kullanılan yiyecek boyası.
A
~~~~~~~~~
Acı Kırmızı Toz Biber : Acı ve tatlı taze
biberlerin kurutulup, dövülmesinden elde edilmiştir.Sıcak yöre
yemeklerinin çoğunda kullanılır.
Adaçayı : Ballıbabagillerden kokulu bir
bitkidir. Ege bölgesinde, çay yapılan bir aromalı ot.
Avrupa ülkelerinin mutfaklarında kızarmış patateslerin, hamurlara
koyulan yağların kokulandırılmasında, salamuralarda, etlerin
dinlendirilmesinde kullanılır.
Anason : Anayurdu Mısır olan anason,
maydanozgillerden bir bitkinin küçük, yeşilimsi, taylı ve baharlı bir
tohumudur. Hamur işlerinde, rakıcılıkta, gevreklerde, çöreklerde
kullanılır.
Ardıç : Kozalaklılardan, yaz,
kış yapraklarını dökmeyen, güzel kokulu, siyahımsı, yuvarlak
yemişleri bulunan bir ağaççıktır. Kümes hayvanlarının etlerinin
pişirilmesinde ve dinlendirilen etlerde kullanılmaktadır.
***********************************************
B
~~~~~~~~~~
Beyaz Toz Biber : Karabiberin dış
kabuğu alınmış ve öğütülmüş olanıdır. Karabiberden daha keskin
kokuludur ama tadı karabibere göre daha hafiftir.
Biberiye : Küçük, kalınca, ensiz ve
kokulu olan yaprakları av ve kümes hayvanlarının etlerinden yapılan
yemeklerde, et yemeklerinde ve soslarda kullanılır.
Tazesinin kullanıldığı her yerde kullanılır.
***********************************************
C,Ç
~~~~~~~~~
Çemenotu : Sert, kahverengimsi sarı
renkli bir tohumdur. Öğütülmüş olarak turşularda, çorbalarda,
soslarda, güveçlerde ve et yemeklerinde kullanılır.
Cevz-i Bevva : Sıcak bölgelerde yetişen
bir ağacın bir yemişidir. Rendelenerek toz haline getirilir ve tavalarda,
beşamel soslarda, et, dolma ve sarmalarda kullanılır.
Çörekotu : Çöreklerde ve ekmeklerin
üzerine pişirilirken serpilir. Salatalarda da çörekotu kullanılabilir.
***********************************************
D
~~~~~~~~~
Defne : Çeşitli balık, et, kümes ve av
hayvanlarının etlerinden yapılan yemeklerde, soslarda ayrıca bazı
turşu ve konservelerde kullanılır.
Dereotu : Maydonozdan sonra en çok
kullanılan taze ot. Sindirimi kolaylaştırıcı bir bitkidir. Birçok salata ve
zeytinyağlı yemeklerde kullanılır.
Dolmalık Fıstık : Özellikle dolma içlerinde
kullanılır.
:23:
E - F
~~~~~~
Fasulye otu : Özellikle kurufasulye ya da
diğer baklagiller pişirilirken katılırsa lezzet veren bir ottur.
Frenk fesleğeni : Nanegillerden tropik
kökenli bir ot. Domatesle mükemmel bir uyumu vardır. Patlcan ve
biberli yemeklerle de önerilir. Sarmısakla birleştiğinde biberli bir tat
kazanır.
Frenk maydanozu : Yerli maydanozun
kıvırcık yapraklısı. Kokusu daha hafiftir. Süslemeye çok uygundur.
*************************
G - H
~~~~~~
Hardal : Bu bitkinin tohumu un durumuna
getirilir ve sirkeyle karıştırılarak macun kıvamında bir karışım yapılır.
Izgara etlerin yanında ve bazı soslarda kullanılır.
Haşhaş Tohumu : Haşhaş bitkisinin
tohumudur. Mavi-siyah veya beyaz renkte olur. Ekmek, çörek, börek
gibi fırın ürünlerinde kullanılır.Ayrıca kavrularak salata, kanape, meze
ve sebze yemeklerine de katılır.
Hintcevizi : Bir diğer adı müskat'tır.
Beşamel sos ve benzerleri ile peynirli yemeklerde kullanılır. En ince
rendeden çekilir. Acımsı tadından ötürü çok küçük miktarlarda
kullanılmalıdır.
*************************
K
~~~~~~
Karabiber : Kuru ve siyah tanelerinin
baharlı ve acı bir tadı vardır. Hemen hemen her türlü yemekte bütün
veya toz durumda kullanmak mümkündür.
Kakule : Sıcak iklimlerde yetişen
kakulenin tohumları küçük ve beyazımsı renktedir. İştah açıcı ve mide
bozukluklarını giderici özelliği vardır. Bu nedenle hem baharat,
hem de ilaç olarak kullanılır.
Karanfil : Bu bitkinin koyu renkli, küçük
çivi biçimindeki tomurcukları kurutulur ve öğütülerek toz haline
getirildikten sonra veya dövülmeden tane olarak kullanılır.
Kompostolarda, bazı tatlılarda, şerbetlerde, keklerde, dondurmalarda,
soğanla birlikte bazı yahnilerde kullanılır. Elma ile ilginç bir uyumu
vardır.
Kerbel : Bir maydanoz türüdür.
Salatalarda kullanılır.
Kereviz : Kökleri ve yaprakları sebze
olarak kullanılan bir bitkidir. Genel olarak pişirilerek yenir.
Bazı yerlerde yaprakları çiğ olarak da kullanılmaktadır.
Kekik : Etlerde, ızgaralarda, sebzelerde
ve balıklarda kullanılır. Özellikle çorbalarda nane gibi kekik de bol
kullanılır.
Kimyon : Genel olarak toz halinde
kullanılmaktadır. Türk mutfağında, köftelerde, bazı et yemeklerinde
ve sucuk yapımında kullanılır.
Kişniş : Kişniş genellikle şuruplarda ve
likörlerde kullanılmaktadır. Kişniş şekeri pastacılıkta ve bazı et
yemeklerinde de kullanılmaktadır. Bitkinin yaprak ve filizleri de çorba
ve salatalara doğranarak yenir.
Köftebaharı : Köftelerde kullanılır.
Köri : Kimyon, biber, zerdeçal, kişniş,
karanfil, kakule, zencefil, hintcevizi, demirhindi ve acı kırmızı biberden
oluşan bir baharat karışımıdır.
Kuru Tarhun : Tazesinin kullanıldığı her
yerde kullanılır.
Kuşüzümü : Pilav, dolma içleri ve bazı
tatlılarda kullanılır.
:23:
M
~~~~~~
Maydanoz : Her türlü salata ve yemekte kullanılır. Kök maydanozda
ıtırlı bir yağ bulunduğundan bazı soslarda ve yemek sularında bu
köklerden yararlanılmaktadır.
Melisotu : Salata veya taze meyveler ile kullanılır.
Mercanköşk : Kekiğe çok yakın bir ottur. Salatalardan başka et
yemeklerinde, sebzelerle de kullanılır. Genellikle yemeğe pişmesine
yakın konur. Sindirimi kolaylaştırıcı bir etkisi olduğundan, av etleri gibi
sindirimi zor yemeklerde mutlaka kullanılır.
Miskotu : Kaz, ördek, yılanbalığı gibi yağlı yiyeceklerde ve yahnilerde
kullanılır. Vermut tipi bazı şarapların yapımında vazgeçilmez bir ottur.
Muskat : (küçük hindistan cevizi) Kullanılan kısmı tohumudur. Itırlı bir
tada ve kokuya sahip olan muskat çok sert olduğundan rendelenmiş
olarak da satılır. Antiseptik, iştah açıcı, mide ve kalbi kuvvetlendirici
ve safra taşlarının erimesine yardımcı özellikleri vardır.
*****************************************
N
~~~~~~
Nane : Çorbalardan sebzelere kadar birçok yemekte kullanılır.
Etlerden koyun ve kuzuya konulur.Ayrıca genellikle salatalarda da
kullanılır.
*****************************************
P
~~~~~~
Pembebiber : Özellikle soslarda, et ve balık yemeklerinde kullanılır.
Pimpinel : Bir anason türüdür. Genellikle çorba, sebze ve balık
yemeklerinde kullanılır.
Pul Kırmızı Biber : Acı taze biberlerin kurutulup pul haline getirilmesi
ile yapılır.
*****************************************
R
~~~~~~
Rezene : Anason kokulu bir ot.
Yaprakları dereotuna benzeyen, kökü de sümbül soğanını andıran
bu bitkinin yemeği ve salatası yapılır.
Roka : Yaprakları turp yaprağına benzeyen bir bitkidir. Salata
olarak veya tava ve ızgarada pişirilmiş balık yemekleriyle birlikte
yenir. Ayrıca, servis tabaklarının
süslemesinde de kullanılır.
:23:
S
~~~~~~
Safran : Safran, kullanıldığı yemeğe sapsarı bir renk verir. Keskin ve
hafif acımsı bir tadı vardır. Bazı balık ve deniz mahsulleri yahnilerinde,
pilavlarda ve sütlü, pirinçli tatlılarda kullanılır. Zeytinyağında ise hiç
erimez. Ayrıca safrandan zerde adı verilen bir tatlı da yapılır.
Sumak : Toz haline getirilerek kullanılmaktadır. Ekşimsi bir tadı vardır.
Kebaplara ve bazı salatalara ekşilik vermek için kullanılır.
Susam : Simit ve benzer çeşitli hamurlu yiyeceklerde ya da tahin
yapmında kullanılır.
*************************************
T
~~~~~~
Tarçın (çubuk) : Bazı pasta, kek, bisküviler ve sütlü tatlılarda ayrıca boza,
salep gibi içeceklerde kullanılmaktadır.
Tarhun : Bazı soslarda, salçalı et yemeklerde, soslarda, yumurtalarda ve
salatalarda kullanılır.
Tatlı Kırmızı Toz Biber : Tatlı kırmızı biberlerin kurutulup toz haline
getirilmesiyle elde edilir. Pek çok yemekte kullanılır.
Tere : Bu bitkinin yaprakları genellikle salata olarak yenir.
Servis tabakların süslenmelerinde de kullanılır.
Toz Tarçın : Çubuk tarçının kullanıldığı her yerde kullanılır.
*************************************
V
~~~~~~
Vanilya : Meksika kökenli bir baharat. Pastacılık ve şekercilikte krema,
kek, dondurma, komposto, poşe meyveler ve sütlü tatlıları lezzetlendirmek
için kullanılır.
*************************************
Y
~~~~~~
Yenibahar : Kullanılan kısmı meyvesidir. İştah açıcı, gaz söktürücü ve
kabıza karşı etkilidir. Mutfakta ise etli yemeklerde, köfte, sosis, çeşitli tatlı
ve dolmalarda kullanılır.
*************************************
Z
~~~~~~
Zencefil : Bir bitkinin toprak altında kalan gövdesinin kurutulmasıyla elde
edilir. Genellikle şerbet, meşrubat ve likör yapımında kullanılmaktadır.
Zerdeçal : Yaprakları sivri uçlu, çiçekleri sarı renkte bir bitkidir. Et, balık,
yumurtalı yemeklere katılır. Ayrıca kimi zaman safranın yerine de
kullanılmaktadır.
Youtube videosunu embed ile ekleyince otamatik oynatmak için yapılması gereken
embed kodundaki youtube linkinin sonuna bu kodu ekle
Misal, embed kodu bu olsun
ve sayfanızın videoyu otmatik oynatması için video nun kodu böyle olacak
embed kodundaki youtube linkinin sonuna bu kodu ekle
Code:
?rel=0&autoplay=1Misal, embed kodu bu olsun
Code:
<iframe width="1280" height="720" src="https://www.youtube.com/embed/F9FEomKKTwQ" frameborder="0" allow="autoplay; encrypted-media" allowfullscreen></iframe>ve sayfanızın videoyu otmatik oynatması için video nun kodu böyle olacak
Code:
<iframe width="1280" height="720" src="https://www.youtube.com/embed/F9FEomKKTwQ?rel=0&autoplay=1" frameborder="0" allow="autoplay; encrypted-media" allowfullscreen></iframe>Tolstoy un güzel ve en önemli sözleri
Rus Edebiyatı'nın baş yazarlarından biri olan Tolstoy'u yakından tanıyıp, ona ait en güzel sözleri okumaya ne dersiniz. Yaşamıyla, ruh haliyle, düşündükleriyle farklılık yaratan Tolstoy, bu düşüncelerini kitaplarında bizlere sunuyor. İşte, en güzel Tolstoy sözleri, Unutulmaz Lev Tolstoy sözleri;
Tolstoy'u Kısaca Tanıyalım
Lev Nikolayeviç Tolstoy, 1828- 1910 yılları arasında yaşayan filozof, eğitim reformcusu, öykücü ve muhteşem romanların yazarıdır. Kitapları günümüzde Dünya Klasikleri serisi içinde yer alır. Zengin bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Tolstoy küçük yaşlarda hem annesini hem de babasını kaybetmiştir. Savaş ve Barış gibi muazzam eserleri bizlere kazandıran usta yazar, eğitim için Moskova’ya gider, Moskova’da okuduğu Fransız yazarlardan etkilenen Tolstoy, belli başlı olaylardan ötürü eğitimine ara vermek zorunda kalır.
Edebiyata 1852 yılında başlamıştır. Bir dönem orduda görev alan Tolstoy, Kafkaslara gitmiş ve buradaki halkın durumunda oldukça etkilenmiştir. Kitaplarında halkın yoksulluğunu, insanların sorunlarını dile getirmiştir. Dünyada en çok okunan kitaplar arasında yer alan Savaş ve Barış, Anna Karenina’nın yazarı Tolstoy bu iki eserin yazım aşamasında eşinden çok yardım almıştır.
Hayatının çoğu dönemlerini ruhsal bir çöküntü ile yaşayan yazar, evliliği sırasında yazdığı iki dev yapıt esnansın da bir o kadara çıkmaza girmiştir. Din ile ilgili yazdıklarından ötürü Ortodoks kilisesi tarafından aforoz edilmiştir.
Hayatının son dönemlerini torunlarıyla geçiren Tolstoy, bir kış günü aile içindeki sorunlara kızıp evi terk eder. Soğuk havada zatürreye yakalanan usta yazar, Astapovo tren istasyonunda yaşama gözlerini yumar. Önemli yazarlarımızdan olan Tolstoy’un hayatını izlemek isterseniz 2009 yılında çekilen Son İstasyon filmini öneriyoruz.
Romanları:
Savaş ve Barış
Anna Karenina
Diriliş
İnsan Ne ile Yaşar
Hacı Murat
Krautzer Sonat
ivan İlyiç’in Ölümü
Sivastopol Serisi
Hazin Bir Evliliğin Romanı
En Güzel Lev Tolstoy Sözleri
1. Öyle horozlar vardır ki, öttükleri için güneşin doğduğunu sanırlar.
2. Hayat ne gideni geri getirir, ne de kaybettiğin zamanı geri çevirir. Ya yaşaman gerekenleri zamanında yaşayacaksın, ya da yaşamadım diye ağlamayacaksın.
3. Bozuk para insanın cebini deler, bozuk insan da kalbini. Bu yüzden harcayın ikisini de gitsin.
4. İnsanı bedenen ameliyat etmek için uyutmak, ruhen ameliyat etmek için ise uyandırmak gerekir.
5. Herkes insanlığın kötüye gittiğini kabul eder ama hiç kimse kendisinin kötüye gittiğini kabul etmez. Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünür ama hiç kimse önce kendini değiştirmeyi düşünmez.
6. Varlığı bir şey kazandırmayan insanların, yokluğu hiçbir şey kaybettirmez.
7. Ne diye şeytana kızarsın? Bir iyilik yap da, o sana kızsın.
8. Bil ki, yaşadıklarınla değil yaşattıklarınla anılırsın. Ve Unutma; ne yaşattıysan elbet bir gün onu yaşarsın.
9. Bir insanı bulunduğu mevkiyle değil, göz koyduğu mevkiyle ölçmek gerekir.
10. En güçlü iki savaşçı sabır ve zamandır.
11. Bir insan acı duyuyorsa canlıdır. Başkasının acısını duyuyorsa insandır.
12. İnsanın gerçek gücü sıçrayışta değil, sarsılmaz duruştadır.
13. Kendi mutluluğundan başka hedefi olmayan insan kötüdür.
14. İnsanların çoğu onu yapıyor diye yanlış, yanlış olmaktan çıkmaz.
15. Kimse, kimseyi küçümseyecek kadar büyük değildir, bilmelisin. Küçümsediğin her şey için gün gelir, önemsediğin bir bedel ödersin.
16. Birine çamur atmadan önce iyi düşün ve sakın unutma: önce senin ellerin kirlenecek.
17. Başkalarının hayatından ders alın. İnsan, bütün hataları kendisi yapacak kadar uzun yaşamıyor.
- Uzak ve imkansız gözüken bir şey, bir anda yakın ve mümkün olabilir.
- Sen yalan içinde yaşıyorsun, ben hakikatte iddiası, bir insanın ötekine söyleyebileceği en acımasız sözdür.
- Öyle horozlar vardır ki, öttükleri için, güneşin doğduğunu sanırlar.
- Birine çamur atmadan önce düşün ve sakın unutma; ilk önce senin ellerin kirlenecek.
- Yaşamak için bırakılmış bir yön baktım, yoktu: Ben direnmek için elimden gelin yaptım.
- Güzel olan sevgili değildir, sevgili olan güzeldi
- Sıkıntı sürecinde olgunlaşan, düşünceyle yoğunlaşan, emekle hazırlanan ve en iyiyi vermeyi amaçlayan faaliyete sanat denir.
- İnsanlar, aşk üzerindeki görüşlerini değiştirmelidir. Kadınla erkek, cinsel aşkı şimdi olduğu gibi şiir havasına büründürmekten kaçınmalıdır. Bunun yalnızca insanı alçaltan hayvanca bir iş olduğu kabul edilmeli.
- Gerçek değer; gelmesi boşluk dolduran değil gitmesi boşluk yaratan.
- İnsana aklı, sorunlarından kurtulması için verilmiştir.
- Bir insanın değeri bayağı kesire benzer: Pay gerçek değerini gösterir, payda kendisini ne zannettiğini. Paydanın değeri arttıkça kesrin değeri azalır.
- Bir insanın hayatının ikinci yarısı, ilk yarıda kazanılan alışkanlıkların sürdürülmesinden ibarettir.
- Kolay mıdır bir anda her şeyden vazgeçip gitmek, yoksa her şeye rağmen gitmekten vazgeçip sevmek mi gerek.
- Tam önüne bakan başını vurur. Tam havaya bakan ayağını.
- Bütün mutlu aileler birbirlerine benzerler, her mutsuz ailenin ise kendine özgü bir mutsuzluğu vardır.
- Kıskançlık, insanı alçaltan ve küçülten bir duygudur.
- Mutluluğu ihtiraslarda değil kendi yüreğinizde arayın. Mutluluğun kaynağı dışımızda değil içimizdedir.
- İçim nefretle dolu, öcümü alacağım.
- Kadınları sevmek bir kadına haksızlık etmek demektir. Bir kadını sevmek kadınlara haksızlık etmek demektir.
- İnsanlara en adil şekilde dağıtılan nimet akıldır. Çünkü kimse aklından şikayetçi değildir.
- Bir insan treni kaçırırsa başka bir tren gelir onu alır. Bir ulus treni kaçırırsa başka bir ulus gelir onu alır.
- Mutluluğu ve gerçeği arayın, gerisi size verilecektir ! “Oysa insanoğlu sadece gerisini arıyor; Dolayısıyla bulamıyor.
- Yaşamak değil, Beni bu telaş öldürecek.
- Ufak bir hatanın cezasını kıyamete kadar çekeceksin.
- Umduğumuz gibi olsaydı hayat, Sandığımız gibi yaşardık. Bulduklarımızla yetinseydik, Kaybettiklerimize ağlamazdık.
- Nasıl kafa sayısı kadar düşünce varsa, kalp sayısı kadar da sevgi çeşidi vardır.
- Açlık insanı öldüren, partileri yaşatan bir olaydır.
- Çok sevdiğin ama geri döndüremeyeceğin kişilerin en kötü yanı; Onları her hatırladığında, seni tekrar tekrar terk etmeleridir !
- Başkaları için kendinizi unutun o zaman sizi de hatırlayacaklardır.
- Birine çamur atmadan önce düşün ve sakın unutma; İlk önce senin ellerin kirlenecek..
- Giden dönmeyecekse; kalanların değerini bileceksin. Ölenle ölünmüyorsa eğer; kalanlarla yaşamaya devam edecesin.
- Her zaman kalbimizden gelen ve doğru bulduğumuz sese uymalıyız, çünkü o ses hiçbir zaman yalan söylemez…Bu söz Savaş ve Barış için söylenen bir sözdür.
- Uçmak bilmeyenler, yükselenleri küçülür görür.
- Kadın, erkeği kılıçsız zapteder ve ipsiz bağlar.
- İnsanlar nasıl konuşulması gerektiğinin dersini alırlar ama en büyük ilim; nasıl ve ne zaman susulması gerektiğini bilmektir.
- Şu hayvan o kadar vahşî ki. Onun üstesinden ancak insan gelebilir.
- Bir kez geçer, bir insan bir karşı’ya, Ondan sonra artık her şey karşı’dır.
- Çok sevdiğin ama geri döndüremeyeceğin kişilerin en kötü yanı; Onları her hatırladığında, seni tekrar tekrar terk etmeleridir !
- İnsanlar nasıl konuşulması gerektiğinin dersini alırlar; ama en büyük ilim, nasıl ve ne zaman susulması gerektiğini bilmektir.
- Beni öyle bir yalana inandır ki ömrümce sürsün doğruluğu.
- Ne zaman imkansızı seversen, işte o zaman gerçek seversin.
- Cehalet hep aynı şeyi söyler ; Bilmediği bir şey varsa, onun saçma olduğunu söyler.
- Kadın ne kadar az hoşa giderse o kadar vefalı olur.
- Gerek yokken yanındalar, ihtiyacın olduğunda uzakta. Unutma ki, Kimi hayatına girdiğinde hayatını aydınlatır, kimisi çıktığında.
- İnsanları yalan söylediklerinde dinlemeyi severim. Çünkü; olmak istedikleri ama olamadıkları insanları anlatırlar.
- Yalnızlık paylaşılmaz paylaşılsaydı yalnızlık olmazdı.
- Özgürlüğü elinden alınan çocuğa büyük derler.
- Hayat bizi dört işlemle sınar: Gerçeklerle çarpar, Ayrılıklarla böler, İnsanlıktan çıkarır ve sonunda "topla kendini" der.
- İşçinin hakkını alnının teri kurumadan veriniz.
- Hayatta unutamayacağımız en büyük pişmanlık, pişman olurum diye yapmadıklarımızdır.
- Sen bana bakma ben senin baktığın yerde olurum.
- İnsana aklı, dertlerinden kurtulması için verilmiştir.
- İyilik yap hatırlanmaz. Yanlış yap unutulmaz. Sen kimsenin 'yapamaz' dediğini yap, çünkü söylemeseler de akıllarından çıkmaz.
- Nasıl kafa sayısı kadar düşünce varsa, kalp sayısı kadar da sevgi çeşidi vardır.
- İnsanlar çok değişti, dikkat etmek lazım. Biriyle el sıkıştıktan sonra beşi de yerinde mi diye parmaklarını saymak zorundasın.
- Sıkıntı sürecinde olgunlaşan, düşünceyle yoğunlaşan, emekle hazırlanan ve en iyiyi vermeyi amaçlayan faaliyete sanat denir.
- Her zaman kalbimizden gelen ve doğru bulduğumuz sese uymalıyız, çünkü o ses hiçbir zaman yalan söylemez. Bu söz Savaş ve Barış için söylenen bir sözdür.
- Kimse kimseyi küçümseyecek kadar büyük değildir bilmelisin. Küçümsediğin her şey için gün gelir, önemsediğin bir bedel ödersin.
- İçim nefretle dolu, öcümü alacağım.
- Kıskançlık, insanı alçaltan ve küçülten bir duygudur.
- Ölmek için doğmuştur ya insan; O yüzden her yağmur sonrası toprak kokusunu sever.
- Güzel olan sevgili değildir, sevgili olan güzeldir.
- Toplumun oluşması engellenemez. Engelleniyorsa nedeni insanlardır.
- Evliliğe kutsallık veren, aşktır.
- Bir insanı bulunduğu mevkiyle değil, göz koyduğu mevkiyle ölçmek gerekir.
- Aşkım kuvvetlendikçe, o gözümde bedensizleşiyordu. - Lev Nikolayeviç Tolstoy - Üç Ölüm
- Ancak incecik bir otun üzerine biraz önce konmuş ve her an havalanmaya, gökkuşağı rengindeki kanatlarını açmaya hazır bu kelebek görünümünün aksine korkunç bir umutsuzluk yüreğini yakıyordu. - Lev Nikolayeviç Tolstoy - Anna Karenina
- Göklerde uçuşan kuşlar, ekin ekmezler, hasat yapmazlar, onların rızkını Tanrı verir. - Lev Nikolayeviç Tolstoy - Savaş ve Barış
- Kıvılcımı söndürmezsen ateşi zapt edemezsin - Lev Nikolayeviç Tolstoy - İnsan Neyle Yaşar?
- Hayatın bütün bu çok zor ve yanıtsız sorularına verdiği ortak yanıtın dışında bir yanıt yoktu. Bu yanıt şuydu: Günün gerektirdiği şekilde yaşamak, yani unutmak. - Lev Nikolayeviç Tolstoy - Anna Karenina
- Hal ve tavrında o kadar büyük bir sadelik ve güven vardı ki, sevgi dolu duygulara sahip olduğu belliydi. - Lev Nikolayeviç Tolstoy – Diriliş
- Henry David Thoreau: Bir ülkede köleliği yasalar koyuyorsa, namuslu bir insan için en uygun yer cezaevidir. - Lev Nikolayeviç Tolstoy – Diriliş
- Kumar niçin yasak oluyor da ondan bin kere daha tehlikeli olan bir şeye, kadınların yarı çıplak ortaya çıkmalarına ses çıkarılmıyor? - Lev Nikolayeviç Tolstoy - Kadın Ruhu
- Şehvetli aşk arabacılar için, romantik aşk da aptallar içindir. - Lev Nikolayeviç Tolstoy - Savaş ve Barış
- Yeter ki, imkansızlıklar yüzünden pek bozulmayayım, işte asıl o zaman berbat ve perişan olduğum gündür. - Lev Nikolayeviç Tolstoy – Diriliş
- Ancak gerçekleri öğrendiğiniz zaman özgür olursunuz. - Lev Nikolayeviç Tolstoy - Hayatın Anlamı
- Bir amaç olmaksızın, sırf yaşamak için yaşamaya ne gerek var! - Lev Nikolayeviç Tolstoy - Kadın Ruhu
- “Sorular beklemezler, cevap isterler. İnsan cevap bulamazsa yaşayamaz. Ve bir cevap da yok işte.” - Lev Nikolayeviç Tolstoy – İtiraflarım
- Sen kötülüğü yok etmeye çalışıyorsun ama o senin içinde büyüyor insan öldürmek kolay ama kan ruhuna da sıçrar insan öldürenin ruhu kanar kötü bir insanı öldürünce kötülüğü de yok ettiğini sanırsın sonra bir bakarsın yok ettiğini sandığın kötülükten daha da kötüsü senin içinde büyüyor musibete boyun eğersen gün gelir musibette sana boyun eğer. - Lev Nikolayeviç Tolstoy - İnsan Neyle Yaşar?
- Biri ona kötülük ederse intikam almaya değil arayı düzeltmeye çalışıyordu biri ona küfür ederse aynı şekilde karşılık vermiyor karşısındakine küfür etmemeyi öğretmeye çalışıyordu. - Lev Nikolayeviç Tolstoy - İnsan Neyle Yaşar?
- Göğüs geçiren Matriyona, "Atasözü ne güzel söylemiş; 'insan ailesiz yaşayabilir ama Tanrısız asla!" - Lev Nikolayeviç Tolstoy - İnsan Ne ile Yaşar
- Biri ona kötü bir söz söylediğinde daha kötü bir sözle karşılık vermek yerine karşısındakine güzel güzel konuşmasını öğretmeye çalıştı. - Lev Nikolayeviç Tolstoy - İnsan Ne ile Yaşar
- Sen bir insanın kabahatini örtersen Tanrı senin iki kabahatini birden affeder. - Lev Nikolayeviç Tolstoy - İnsan Ne ile Yaşar
- Ancak gerçekleri öğrendiğiniz zaman özgür olursunuz. - Lev Nikolayeviç Tolstoy - Hayatın Anlamı
- Bu derin değişiklik, başkalarını dinlemek için kendi içinden gelen sesleri susturabilmekle başlamıştı. - Lev Nikolayeviç Tolstoy – Diriliş
- Kızın kendisini sevdiğine inanmaya o kadar alışmştı ki, şimdi kızın bir başkasını sevebilmesi ihtimalinden kederlere düşüyordu. - Lev Nikolayeviç Tolstoy – Diriliş
- "Adam bir yıl sonrasına hazırlanıyor, ama akşama varmadan öleceğini bilmiyor" diye düşündüm. - Lev Nikolayeviç Tolstoy - İnsan Ne ile Yaşar
Evet, İvan İlyiç ağlamak, okşanmak, başında ağlayanları görmek istiyordu. - Lev Nikolayeviç Tolstoy - İvan İlyiçin Ölümü
- İnsan kendi gözündeki dikeni her zaman tam zamanında görebilse, ne kadar iyi bir yaratık olurdu!... - Lev Nikolayeviç Tolstoy – Diriliş
- Bütün mutlu aileler birbirine benzer, her mutsuz aileninse kendine özgü bir mutsuzluğu vardır. - Lev Nikolayeviç Tolstoy - Anna Karenina
- İşte masum bir hayat, tabi böyle olur. Daima şen, daima memnundur. - Lev Nikolayeviç Tolstoy – Diriliş
- Din kelimesiyle kendi dışımızda gözlemlenen bir olguyu kastederiz, iman dediğimiz şey ise bu olgunun içimizde tecrübe edilmesidir. - Lev Nikolayeviç Tolstoy - Din Nedir?
- İnsanların çoğu onu yapıyor diye, yanlış, yanlış olmaktan çıkmaz. - Lev Nikolayeviç Tolstoy - Din Nedir?
- "Kıskançlık değil benimki, istediğini bulamamanın verdiği bir bunalım.." - Lev Nikolayeviç Tolstoy - Anna Karenina
- Tüm mutlu aileler birbirlerine benzer, fakat mutsuz bir ailenin mutsuzluğu, kendine özgüdür. - Lev Nikolayeviç Tolstoy - Anna Karenina
- ...yüceliği kabul etmek, kendi küçüklüğünü, hiçbir ölçüye gelmez adiliğini kabul etmekten başka birşey değildir! - Lev Nikolayeviç Tolstoy - Savaş ve Barış
- İyi kimselerin izzeti, başka insanların ağzında değil, kendi vicdanlarındadır. - Lev Nikolayeviç Tolstoy - Din Nedir?
- Henry David Thoreau: Bir ülkede köleliği yasalar koyuyorsa, namuslu bir insan için en uygun yer cezaevidir. - Lev Nikolayeviç Tolstoy – Diriliş
Zahir ile Batın Çatışır mı?
İslâm tarihinin belli dönemlerinde, İslâm’ın zahirî hükümlerini öğreten medrese ile, batınî edebini öğreten tasavvuf ehli arasında tartışmalar yaşanmış, bazen de haksız yere birbirlerini incitmişlerdir. Günümüzde de benzer tartışmalara rastlamak mümkündür. Her ki grup da haklı olduklarını ve bunu din adına yaptıklarını söylüyorlar. Eğer her iki grup da haklı ise bu çekişmenin sebebi ne olabilir?
Bugüne değin Ehl-i Sünnet çizgiden kopmamış zahir ehli ile batın ehli arasında olagelen çekişmeler iyi incelenirse görülecektir ki, birbirine zıt olan ve çekişen dinin zahir ile batın ilmi değil, bu ilimlere sahip olduklarını söyleyen bazı kimselerin ıslah olmamış nefisleridir.
Bazıları zahir ilmi ile batın ilmini ayrı düşünür, ikisini birbirine zıt görür, bunun için batın ilminin reddedilmesi gerektiğini söyler. Bazıları da asıl olanın batın ilmi olduğunu, zahirin şekil, resim ve temsilden ibaret bulunduğunu, zahirdeki ilim ve ibadetlerin ancak avam halkı ilgilendirdiğini, hali ileri ve yüksek olanların bu tür sorumluluklardan kurtulduğunu söyleyerek dinin temelini oluşturan zahiri ilimleri ve amelleri terk eder. Üzülerek belirtelim ki, her iki grup da İslâm aleminde büyük fitne ve yıkıma sebep olmuşlardır.
Birinci grup Kur’an ve Sünnet üzere kurulu tasavvufu inkâra kalkmış, ikinci grup ise tasavvufu kötü emellerine malzeme yapmıştır.
Zahir ve batın ilminin ne olduğunu bilmeyenler, hangi grubu dinlese haklı zanneder, İslâm’ın batınî fıkhını ihya eden gerçek tasavvuf hakkında şüpheye düşer. Bunun için zahir ve batın ilminin iç yüzünü bilmemiz gerekir.
Aynı Hakikatin İki Yüzü
Zahir, bir şeyin dışı, görünen, ortada olan, müşahede edilen, duyu organları ile hissedilen ve bilinen kısmı demektir.
Batın, bir şeyin iç yüzü, görünmeyen yanı, saklı ve sırlı yönü, tefekkür, feraset ve kalp basireti ile bilinen kısmı demektir. Burada konu ettiğimiz zahir ve batın ilmi, dinî hayatımızla ilgili olmazsa olmaz kabilinden iki ilim çeşididir.
Dolayısıyla zahirî ilim dendiğinde, zahirde bedenle yapılan iş ve ibadetlerin hükümlerini öğreten ilim anlaşılır.
Batınî ilim ise iç alemimizin ilmidir. Kalple ilgili amellerin ve ibadetlerin hakikatini öğretir. İnsanın kalbini, ruhunu ve nefsini tanıtır, onların terbiye yolunu gösterir.
Varlıkların iç yüzünü, kainatın inceliklerini, gayb alemini, melekût aleminin sırlarını, ahiret hallerini konu edinen ilme de batınî ilim denir.
Dinimiz, her iki ilimden de gerektiği kadarını bize öğretmiştir. Bu iki ilmin bir kısmı herkese farzdır. Bir kısmı ise fazilettir. Dinimizin öğrettiği ve herkesten istediği zahir ve batın ilmi, bütünüyle Kur’an ve Sünnet ilminden ibarettir. Bu iki ilim beden ile ruh gibidir. İkisi birbirini tamamlar, biri olmadan diğeri vazife göremez, fayda vermez.
Zahir ilmine şeriat ilmi, batın ilmine hakikat ilmi denmesi, sadece alanlarını belirtmek içindir. Yoksa birisi diğerinden daha az lazımdır manasında değildir. Her ikisi de dinimizin öğrettiği ilimlerdir; ilahî hükümleri bildirir, Allah’ın muradını öğretir, kulun Rabbine karşı koruyacağı hukuk ve edebini gösterir. Büyük veli İmam Kuşeyrî K.S. şu mühim tespiti yapar:
“İyi bil ki, Allah’ın emri ile vacip olması bakımından, şeriatın öğrettiği her ilim aynı zamanda hakikat ilmidir. Aynı şekilde, hakikat ilmi de Allah’ın emri ile vacip olması ve arife Yüce Allah hakkında ilim ve edep öğretmesi sebebiyle bir şeriat ilmidir.”
Allame Arusî Rh.A. bu söze şu kaydı ekler: “Çünkü her iki ilmi emreden de Yüce Allah’tır. Sonuçta kaynak ve hedef birdir. Birisi insanın zahiri amellerini, diğeri de kalple ilgili edeplerini öğretir.”
Tasavvuf Zahirden Kopmak mı?
Tasavvuf, dinin zahir ve batın ilimleri dışında bir ilim öğretmez. Tasavvuf özellikle dinin manevi boyutuna ve takvaya yönelmiş bir kurumdur. Bu durumuyla dinî hayatın bir parçasıdır, hizmetçisidir. Diğer taraftan dinin öğrettiği zahir ve batın ilmine uygun olmayan bütün ilim ve fikirler, adı ne olursa olsun, din dışıdır. Allah katında geçerli değildir. İnsanı gerçek mutluluğa erdirmez, ahirette azap sebebidir.
Din, insanın zahirine ve batınına bir bütün olarak hitap eder. İlâhî hükümler iki türlüdür. Birisi zahirimizi, diğeri iç alemimizi ilgilendirir, insanın kâmil olması her iki ilimden pay sahibi olmasına ve zahiri gibi batınını da güzelleştirmesine bağlıdır. Çünkü insan, kalbi ve kalıbıyla, fikir ve fiili ile, içi ve dışıyla birlikte insandır.
Her ibadetin bir zahir bir de batınî yönü vardır. Yani bir görünür yüzü, bir de iç yüzü. Zahiri yönü bedeni, batınî yönü kalbi ilgilendirir. Mesela, namazda başlangıç tekbiri farzdır, bu dilin vazifesidir. Aynı şekilde namaza gösteriş katmadan onu sadece Allah için kılmaya niyet etmek de farzdır. Bu niyet ve ihlâs kalbin amelidir. Diğer bütün ibadetlerde de durum aynıdır. Ayrıca sadece kalple yapılan farz ibadetler de vardır. İhlâs, huşu, tefekkür, teslimiyet, tevekkül, rıza, sabır, muhabbet gibi. Bunları öğreten ilme de batın ilmi denir
Şimdi hangi akıllı mümin: ‘Ben dinin öğrettiği ilim ve amellerden zahirle ilgili olanları kabul ederim, fakat batınla ilgili olanları dikkate almam’ diyebilir? Bu konuda fakihle sufinin, muhaddisle müfessirin, halk ile yöneticilerin ne farkı vardır?
Büyük veli Ahmed er-Rufaî K.S., kâmil sufi ile geçek fakihin hiçbir farkı yoktur der ve şunu sorar: “Hangi kâmil sufi talebelerine: ‘Namaz kılmayın, oruç tutmayın, haramlara dikkat etmeyin, siz sadece zikirle meşgul olun yeter!’ diyebilir. Ve hangi gerçek fakih talebelerine: ‘Allah’ı çok zikretmeyin, nefsinizle mücadele etmeyin, ihlâsla amel etmek için uğraşmayın, siz namazı kılın, orucu tutun yeter!’ diyebilir?”
Elbette her müslümanm zahirini ve batınını ilgilendiren ilâhî emirler aynı derecede önem arz eder. Onları bilmek ve gereğini yerine getirmek farzdır. Zahir ve batın ilminden bu kadarı herkesi ilgilendirir. Bu kısmın ihmali insanı sorumlu eder.
Zahir ve batın ilminin bu kısmına kimsenin itiraz hakkı yoktur. İtiraz eden sadece cehaletini ispat etmiş olur. Burada zor olan, zahir ve batınla ilgili hükümleri bilmek değil, ilmin gereğini yapmaktır. İmam Gazalî Rh.A.’in belirttiği gibi, bazı insanlar ilimde İlerlemiş fakat amel ve güzel ahlâkta geri kalmıştır. Sadece bilmekle yetinen ve kalbini ihmal eden böyle kimseler, şeytan tarafından ilimle aldatılmış kimselerdir. Allahu Tealâ: “Hiç şüphesiz nefsini günah kirlerinden temizleyen kurtuldu.” (Şems/9) ayetinde, kurtuluşu kalbin günahlardan nasıl temizleneceğini bilmeye; bu bilgiyi kitaplara yazmaya ve insanlara öğretmeye değil, kalbi bizzat temizlemeye bağlamıştır. İşte tasavvuf terbiyesinin hedefi, ilmi amele çevirmek, ameli ihlâs ve muhabbetle yerine getirmek ve sonuçta marifetullaha erişmektir
Tartışmaların Merkezi: Ledün İlmi
Hz. Peygamber A.S.’dan ümmetine iki türlü ilim miras kalmıştır. Birisi zahirî ibadet ve hükümlerle ilgili, diğeri ahlâk ve manevi hallerle ilgili ilimdir. Hükümler aktarma yoluyla ve akılla öğrenilir. Güzel ahlâk ve manevi haller ise kalp ve ilâhî aşkla elde edilir. Gerçek alim ise her iki ilimden yeteri derecede pay sahibi olan kimsedir. Ona rabbanî alim, arif, muhakkik ve kâmil mümin denir. O, Allah’ın yeryüzünde canlı şahidi ve seçilmiş bir dostudur. Tasavvuf büyükleri veli ve sufi deyince bu kimseyi kasdederler.
AllahuTealâ, gerçek takvaya ulaşmış dostlarına yüksek manevi haller, herkesten ayrı özel ilimler, Kur’an ve Sünnet’e farklı bakışlar ve derin anlayışlar ikram etmiştir. Bu haller ve ilimler, zahirî ilimlere sıkıca bağlı olmanın sonucu oluşan ilâhî aşk ve takvanın hediyesidir. Arifler, takva olmadan kalpte manevi ilim kapılarının açılmayacağını belirtmişlerdir.
Allah dostlarına verilen bu özel ilimlere de batın ilmi denir. Bu kısım, herkese farz olan ilme girmez. O özeldir, ilâhî hediyedir, fazilettir, ayrı bir şereftir. Bu batın ilmine irfan ilmi, sır ilmi, ledün ilmi, feraset ilmi, gayb ilmi, vehbî ilim, keşif ilmi, hikmet ilmi, hakikat ilmi, ilham, yakîn ilmi gibi isimler de verilmiştir. Hepsi Yüce Allah’ın sevdiği kuluna bir rahmeti, ikramı ve özel tecellisidir.
Bu özel ilmin muhtelif ayet ve hadislerde övüldüğünü ve teşvik edildiğini görüyoruz. Mesela Kur’an, uyanık kalp sahiplerinin özel bir tespit gücüne sahip olduğunu belirtir (Hicr/75). Tirmizî ve başka birçok kaynakta yer alan hadisler, bu ferasetin ilâhî nurla olduğunu beyan eder. Yine birçok muteber kaynakta bulunan “Kur’an’ın her ayetinin bir zahirî bir de batınî manası vardır.” hadis-i şerifi, ehli olan kimseler için gizli ilim yollarının açık olduğunu gösterir.
Genelde fakihlerle sufilerin tartışması işte bu batın ilminde olmuştur. Halbuki sufiler, fakihin, müfessirin ve muhaddisin ayet ve hadisten anladığı ilk manayı kabul etmektedir. Ondan sonra bir adım daha ileri giderek ayet ve hadislerin ruhuna aykırı olmayan yeni manalar, farklı ilimler ve değişik hikmetler ortaya koymaktadır.
Velilerin hiç bahsetmedikleri, Allah ile kendi aralarında kalan özel ilimler de vardır. Herkes onları bilmekle mükellef değildir. Bu tür ilimler bizde yok diye onları inkâr etmek, Yüce Allah’ın rahmetini sınırlamak olur. Oysa Allahu Tealâ: “Her bilenin üzerinde daha iyisini bilen bir başkası vardır.” (Yusuf/76) ayetiyle, bizlere edep ve tavazu öğretmektedir. Çünkü ilmin bir sonu yoktur. Kur’an, Yüce Allah’ın ilim ve tecellilerini tespit etmeye denizler mürekkep olsa yetmez diyor. (Kehf/109)
Büyük veliler, manevi keşif ve kalple ilgili ilimlerdeki yanılmaları ve ayak kaymalarını önlemek için çok sıkı tedbirler almışlar ve sağlam kaideler koymuşlardır.
Keşif, İlham ve Ölçüler
Gerçek sufiler, zahir ve batın, bütün işlerinde Kur’an ve Sünnet’i vazgeçilmez bir ölçü ve hakem yapmışlardır. Kur’an ve Sünnet’in hükmüne ters düşen keşif, ilham, varidat türü şeyleri ihtiyatla karşılamışlar ve onlarla amel etmemişlerdir. Allah’a ulaşmanın tek yolu olarak Hz. Peygamber A.S.’ın sünnetine uymayı görmüşlerdir. Ebu’l-Hasen Şazelî K.S. der ki:
“Eğer doğru zannettiğin bir keşfin Kur’an ve Sünnet’e ters düşerse, Kur’an ve Sünnet’in dediğini yap, keşfini terk et ve nefsine, ‘hiç şüphesiz Yüce Allah benim için emniyeti Kur’an ve Sünnet’te sağladı, keşif ve ilhamda sağlamadı’ de.”
Büyük Arif İmam Rabbanî K.S. de bu konuda şu uyarıları yapar:
“Tasavvuf terbiyesine giren kimseye önce Ehl-i Sünnet inancına göre itikadını düzeltmesi gerekir. Sonra, Kur’an ve hadisi ancak Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat alimlerinin anladığı ve kabul ettiği manalara uygun tevil ve tefsir etmelidir.
Eğer keşif ve ilham yoluyla kalpte Kur’an’a ve Sünnet’e ters gelen bir şey zuhur ederse, onları terk etmeli ve bu tür şeylerden Allah’a sığınmalıdır. Yüce Allah’ın zat ve sıfatları hakkında kalbe ve akla gelen bütün manalar, dinin zahiri ilimlerine uygun olmalıdır. Allah’a yaklaşma, ulaşma, kavuşma gibi durumlar ve haller, zahir ilmin kabul ettiği mananın dışında düşünülmemelidir.
Bazı alimlerin amelde kusuru varsa da onların dinin asıllarına dayalı görüşlerini toptan red etmemelidir. Bazı veliler manevi sarhoşluk halinde zahir ilme ters düşen sözler sarf etmişlerdir. Bunlara ‘şatahat’ denir. Onlar bu durumda mazurdurlar. Hem bu durumda söylenen sözler ile amel edilmez. Cezbe ve manevi sarhoşluk içindeki veliler irşad yapamazlar. Onları sevdikleri Yüce Allah’a havale etmeli, haklarında ileri-geri konuşmamalıdır.
Asıl mesele, ilâhî emirleri yerine getirip, yasaklanan amelleri terk etmektir. Ne kadar dinin emirleri tutulursa, o nispette nefse muhalefet ve Allah’a muhabbet edilmiş olur. Hangi tarikatta nefse muhalefet fazla ise, o Allah’a giden yolların en yakınıdır.” (Mektubat, 286. Mektup)
Yoldan Ayrılanlar
İslam tarihinde Batıniyye diye anılan bir grup, “biz batın ehliyiz, işin özü ve aslı batındır, batının dışındakiler batıldır” diyerek fitne yaymışlar ve dinin temel esaslarını tahrif etmişlerdir.
Hicri II. asrın başlarına kadar kökleri uzanan bu fitne grubu, diğer dinlerle putperestliğin ve mecusiliğin karışımından oluşmuş farklı bir akımdır. Daha çok siyasi yollarla İslâm’ı tahrif için kurulmuştur. Onlara göre mesela namaz imama itaat etmek, oruç imamın sırlarını korumak, zekat mezhep mensuplarına ilim dağıtmak, hac imamı ziyaret etmek, cennet dünyadaki rahat hayat, cehennem de dünyadaki çileli yaşantıdır. Bu grubun İslâm ile hiçbir alakası yoktur. Bunlara İbahiyye de denir. Zamanımızda az da olsa uzantıları vardır.
Bunlardan başka bir grup da, önce mümin iken sonra dinden çıkmışlardır. Bu kimseler bir zaman ibadet, taat ve zikirle meşgul olduktan sonra, kendilerince kemale erdiklerini, iç alemlerinin Allah’ın sevgi ve feyzi ile dolduğunu, Allah’a kavuştuklarını, Allah ile bütünleştiklerini düşünürler ve artık amel etmenin, namaz kılmanın bir gereği kalmadığını söyleyerek bütün ibadetleri terk ederler. Ayrıca, bu hale ulaşanlara hiçbir haramın zarar vermeyeceğini söyleyerek rahatça haramlara dalarlar. Bu da şeytanın bir oyunudur.
Bunlardan başka açıkça dini inkâr etmediği halde, ‘sen benim içime bak, kalbin temiz olsun, niyetinde kötülük taşıma yeter’ deyip, hiçbir ibadete yanaşmayan kimseler mevcuttur. Bu da bir aldanmadır ve şeytanın oyunudur.
Sonuçta biz, insanı kalbiyle değil, görünen amelleri ve davranışları ile tanırız. Bizler zahire, Allahu Tealâ amellerle birlikte kalplere bakar. Kalbi güzel olanın işleri de güzel olur. Güzel, Yüce Allah’ın sevdiği ve güzel diye tanıttığı şeylerdir. Bunlar, hem zahirdeki hem de batındaki ibadet ve salih amellerdir.
Kaynak:
Dilaver Selvi, Semerkand Dergisi, Ekim 2001.
ALLAH
BAYRAK
Radyo Karoglan
Foruma Misafir Olarak Gir
Forumda Neler Var
GALATASARAY
FENERBAHÇE
BEŞiKTAŞ
TRABZONSPOR
MiLLi TAKIM
ETKiNLiKLERiMiZ
MEVLANA'DAN

