MUHAMMED
BAYRAK
| Welcome, Guest |
|
You have to register before you can post on our site. |
| Forum Statistics |
|
» Members: 7 » Latest member: Muhammed » Forum threads: 5,306 » Forum posts: 5,910 Full Statistics |
DOWNLOADEN
AYET
FELSEFEMiZ
Raşit Tunca Sözü
GÜZEL SÖZ
Şiddetli Yağış ve Selden Korunma
Son meteorolojik durumla ilgili güncel bilgiye sahip olun
Sel uyarılarını radyo ve TV’dan takip edin. Meteoroloji’den telefonla bilgi alın.
Selleri tahmin etmek onları tetikleyen olayların türü ve doğasına bağlıdır. Kısa süreli yoğun yağış ani sele, uzun süreli yağışın nehirlerin taşmasına neden olacağını unutmayın.
Selden önce
“Hazırlıklı Olun”
Evde değerli eşya ve önemli belgeleri yüksek yerlere kaldırın.
Varsa afet ilk yardım çantasını yanınıza alın.
Zarara yol açabilecek ya da zarar görebilecek eşyaları içeri alın.
Su kaynakları kirlenebileceğinden, yedek içme suyunuzun olduğundan emin olun
Suyun evi terk ettiği her yerden içeri de girebileceğini hatırlayın. Kum torbaları temin edin.
Selin kullanabileceği ark,hendek,vadi ve kanyon gibi yerlerden uzak durun
Açık alandaysanız en yüksek cisim siz olmayacak şekilde tepeye çıkın.
Sel sırasında
“Güvende olun”
Yüksek yerlere çıkın.
Asla sel suyu içinde araba kullanmayın,ölümlerin %80 ninin araç içinde olduğunu unutmayın.
Aracınızı selden etkilenmeyecek bir yere çekin.
Sel suyu, akıntı ya da nehirlerde yürümeye çalışmayın.
Hızla akan 15-20 cm derinlikteki suyun bir insanı devirebileceğini akıldan çıkarmayın.
Ev yada işyerinizi boşaltmanız gerekiyorsa elektrik, doğalgaz vb.. kapatın.
Çok gerekli olmadıkça yolculuğa çıkmayın.
Selden sonra
“Tedbiri elden bırakmayın”
Binalardaki yapısal hasarı kontrol edin.
Karanlıktaysanız mum değil el feneri kullanın.
Sel suyu ile temas etmiş bütün gıda malzemelerini konserve dahil atın.
Yılıdırımdan Korunma Yöntemleri
Yıldırım Nedir, Nasıl Oluşur?
Yıldırım, bulut ile yer arasında meydana gelen yüksek gerilimli bir elektrik boşalmasıdır. Yıldırımın meydana gelebilmesi için bulut ve yerin farklı elektrik yüklerine sahip olması ve belirli bir potansiyel farka erişmesi gerekmektedir. Genellikle bulutun yere yakın olan bölümleri negatif, yer ise pozitif yüklü elektriğe sahiptir. Bazı koşullarda bunun tersi de olabilir. Bulutla yer arasındaki potansiyel farkı artarak belirli bir değere eriştiğinde, hava iletken olmamasına rağmen hava içerisinde iletken bir kanal oluşur ve elektriksel boşalma başlar, yani yıldırım meydana gelir. Yıldırım olayı, her ne kadar yıldırım düşmesi olarak bilinse de bulut ile yer arasındaki negatif ve pozitif elektrik yüklerinin pozisyonlarına göre bazen buluttan yere doğru, bazen de yerden buluta doğru olmaktadır.
Yıldırım, sadece dikey gelişmeli bulut olan kümülonimbus (Cb) bulutunun varlığında oluşabilir. Normal bir vatandaş için Cb bulutunu tespit etmek zor olabilir, ancak sağanak yağış, şimşek ve gök gürültüsünün olması, Cb bulutunun varlığını gösterir.
Yıldırım olayında ortaya çıkan enerji yaklaşık 1010 joule kadar olup bu enerji saniyenin milyonda biri zarfında geçtiği hava sütununun sıcaklığını 15000 °C’ye kadar ısıtabilir. İşte yıldırımın yakıcı ve yıkıcı etkisi açığa çıkan bu enerjinin sonucudur. Bir insana yıldırım çarpma olasılığı 600 binde birdir. Yıldırım çarpmış bir kazazedeye dokunmak tehlikeli değildir.dokunulduğu zaman çarpılma tehlikesi yoktur.
Yıldırımdan Nasıl Korunmalı?
Yıldırım oluşmasında meteorolojik şartların yanı sıra yer yüzeyinin durumu da çok önemlidir. Yüksek binalar, ağaçlar ve metalik eşyalar gibi iyonlaştırıcı malzemeler yıldırım oluşumu için uygun koşullar hazırlarlar. Can ve mal kaybını en aza indirebilmek için aşağıda belirtilen hususlar dikkate alınmalıdır:
Yüksek bina ve yapılarda (minare gibi) paratoner (yıldırımsavar) kullanılmalı.
Yıldırım riski olan havalarda ağaç, bayrak ve telefon direkleri gibi yüksek objelerden uzak durulmalı.
Metalik eşyalardan uzak durulmalı ancak otomobillerin lastikleri yalıtkan olduğu için otomobil içleri güvenli yerlerdir.
Açık arazide iseniz yere çömelerek oturun, kesinlikle yere yatmayın.
Su üzerinde iseniz derhal karaya çıkmaya çalışın.
Şemsiye gibi sivri metal içeren eşyaları kullanmayın.
Açık arazide gruplar halinde durulmamalı.
Elektrikli eşyaları fişlerinden çekin mümkün olduğunca kullanmayın.
Şiddetli Rüzgar ve Fırtınadan Korunma
Son meteorolojik durumla ilgili güncel bilgiye sahip olun
Fırtına uyarılarını radyo ve TV dan takip edin. Meteoroloji’den telefonla bilgi alın.
Fırtınadan önce
“Hazırlıklı olun”
Fırtına uyarılarını radyo ve TV dan takip edin.Meteoroloji’den telefonla bilgi alın.
Merdiven, bahçe mobilyası gibi serbest nesneleri ya da pencere ve camları kırıp içeri girebilecek her şeyi emniyete alın.
Kapı ve pencereleri, özellikle evin rüzgar alan tarafında olanları, garaj kapısı gibi büyük kapıları kapatın ve emniyetli bir şekilde bağlayın.
Araçları, varsa garaja park edin, yoksa onları bina, ağaç, duvar ve çitlerden uzakta tutun.
Çatı katı /tavan arası kapılarını ya da kapaklarını kapatın ve sürgüyle emniyete alın.
Eğer pencerelerde panjur / kepenk varsa bunların kapatılıp bağlandığından emin olun.
Eğer bacalar uzun ve kötü durumdaysa mümkün olduğunca sağlamlaştırın.
Afet ilk yardım çantasını yanınıza alın.
Fırtına sırasında
“Güvende olun”
Mümkün olduğunca içerde kalın.
Dışarı çıkarsanız, bina ve ağaçlara yakın yerlerde yürümeyin ve onlara sığınmayın.
Duvar ve çitlerin korunaklı tarafından uzak durun, korunaklı tarafa yıkılacağını unutmayın.
Fırtına devam ederken hasarı onarmak için dışarı çıkmayın.
Evinize girerken ve çıkarken kapıları arkanızdan kapatın ve güvenli yolu tercih edin.
İçerdeki kapıları yalnızca ihtiyacınız olduğunda açın ve arkanızdan kapatın.
Fırtınaya maruz kalan yollarda araba kullanıyorsanız (köprüler ve viyadükler) dikkatli olun mümkünse yolculuğunuzu erteleyin ya da alternatif yollar bulun.
Eğer yüksek bir aracınız varsa ya da yüksek bir aracı çekiyorsanız daha da dikkatli olun, yavaşlayın ve yandan esen rüzgara dikkat edin.
Gerçekten gerekli olmadığı sürece yolculuk yapmayın.
Fırtınadan sonra
“Tedbiri elden bırakmayın”
Yere düşmüş ya da hala sallanmakta olan elektrik / telefon kablolarına dokunmayın.
Duvar, bina ve ağaçlara yakın yürümeyin, fırtınanın zayıflatmış olabileceğini unutmayın.
Savunmasız komşu ve yakınlarınızın güvende olduğundan emin olun ve tamirat için gerekli düzenlemeleri yapmalarına yardım edin.
Buzlanma ve Don Olayından Korunma
Ağır kış şartları, şiddetli kar yağışı, kuvvetli ve hamleli rüzgarlarla birlikte dondurucu hava şartları oluştuğunda Buzlanma ve Don olayları meydana gelir ve Meteoroloji bu durumu uyarı olarak yayımlar. Ayrıca hava sıcaklığının 0 °C nin altına düşmesi sonucu donan yağmur, donan çisenti veya sulu sepken tipi meteorolojik olaylar yollar, caddeler, ağaçlar, binalar ve kablolar (elektrik, telekomünikasyon) üzerinde buz tabakası oluşturmaktadır.
Yerel yöneticiler ve ilgili kurumlar meteorolojik uyarıyı dikkate almalıdır.
Soğuk havanın rüzgarla birlikte insanlar, hayvanlar ve bitkiler üzerinde üşütücü ve dondurucu etkisi vardır. Dikkatli olunmalıdır.
Bitkilerin mevsime bağlı olarak kritik düşük sıcaklık eşikleri vardır. Bu sıcaklıklar dikkate alınmalıdır.
Don ve Buzlanma Başlangıcı: Hava sıcaklığı 0°C nin altına düştüğünde
Kuvvetli Don ve Buzlanma: Hava sıcaklığı <= – 5 °C – <- 10°C
Çok Kuvvetli Don ve Buzlanma: Hava sıcaklığı <= – 10°C
Kuvvetli Buzlanma ve Don
Kar ve buzlanma olan bölgelerde yaşam şartları zorlaşır, ekonomik aktiviteler olumsuz etkilenir.
Araç kullanmak ve yürümek oldukça zordur .
Kaza riski artar.
Elektrik ve telefon hatlarında zararlar oluşabilir
Yollarda ulaşım imkansız hale gelebilir. Hava ve tren seferlerine aksamalar görülebilir.
Don olayı süresine bağlı olarak su şebekeleri ve nehirler donabilir.
Tavsiyeler
Dışarı Çıkarken
Hava tahmin raporunu öğrenmeyi ihmal etmeyiniz, hava tahmin bültenlerini ve haberleri sürekli izleyin .
Vücudu sıcak tutacak giysiler tercih ediniz. Açık alanlarda uzun süreli kalmamaya özen gösteriniz.
Kayarak düşme tehlikesine karşı dikkatli olunuz.
Sarkan elektrik tellerinden uzak durunuz ve dokunmayınız.
Sıcaklığın -10 derece ve altında olduğu durumlarda mecbur değilseniz dışarı çıkmayın, seyahat etmeyin.
Araç kullanırken
Aracınızda gerekli ekipmanların bulunduğundan emin olunuz. (Kar lastikleri kullanınız, zincir,çekme halatı vs. bulundurunuz)Aracınızda gerekli ekipmanların bulunduğundan emin olunuz. (Kar lastikleri kullanınız, zincir,çekme halatı vs. bulundurunuz)
Seyahatiniz için planlarınızı gözden geçiriniz, alternatif plan yapabilirsiniz.
Seyahatte iseniz yolların ve trafiğin durumu hakkında bilgi almak için Bölge Trafik ile irtibata geçmelisiniz.
Aile ve akrabalarınıza yerinizi ve nereye gittiğinizi haber veriniz.
Trafikteyseniz özelliklede büyük araç kullanıyorsanız güvenli bir yerde beklemelisiniz.
Trafik sınırlamalarına mutlaka uyunuz.
Dikkat! Siyah Buz
Donan yağmur, donan çisenti veya sulu sepken gibi meteorolojik olaylar ve kar fırtınasından sonra temizlenen yollar ıslakmış gibi görünür, gerçekteyse, yol “siyah buz” olarak adlandırılan ince bir buz tabakasıyla kaplanır.Siyah buz, her zaman görülemeyen şeffaf ama çok kaygan bir buz tabakasıdır.
Aman yollar temizlendi diye gaza basmayın! Özellikle köprü ve rampalar siyah buz tuzağıdır.
Güvenliğiniz için çevrenizde alabileceğiniz tedbirler
Evinizin önündeki kaldırımlarınızı buzlanmaması için tuzlayabilirsiniz.
Kanalizasyonun kapalı olup olmadığını kontrol ediniz.
Çatılardan sarkan buz sarkıtlara dikkat ediniz.
Sarkan elektrik tellerinden uzak durun.
Borularınızı donmalara karşı koruyunuz.
Elektrik kesintilerine karşı yedek ışıklama sisteminiz var mı kontrol ediniz.
Su kesintilerine karşı gerekli içme suyu stokunuz var mı, kontrol ediniz.
Eğer ilaca veya makineye bağlı bir tedavi süreciniz varsa ilaçların tedarikini ve kullandığınız cihazların çalışıp çalışmadığının kontrolünü yapınız, ya da yetkililere durumunuzu bildirerek tedbir alınız.
Aşırı Soğuk ve Don Olayı
Aşırı soğuk havada genel donma ve kısmi donmalar olabileceği mutlaka düşünülmelidir. Soğuk havanın rüzgarla birlikte Soğuk Isırması adı verilen, insanların kulak, burun ucu, el ya da ayak parmaklarında donmalara sebep olabileceği unutulmamalıdır.
Dışarıda kalma zorunluluğu olan insanlar için donma ve kısmi donma riski vardır.
Özellikle İlkbahar ve Sonbahar mevsimlerinde zirai faaliyetler ve bitkiler için zararlı sonuçlar verir.
Güneş Çarpmasından Korunma Yöntemleri
Güneş Çarpması Nedir?
Güneş çarpması; aşırı sıcak sonucu beden ısısını ayarlayan mekanizmanın bozulmasına bağlı meydana gelen ciddi bir rahatsızlıktır. Hemen müdahale edilse bile ölümcül olabilir ya da kalıcı zararlar verebilir. Aşırı sıcaklığın yanında nem oranının da yüksek olması (%70’in üzeri), güneş çarpmasında etkili bir rol oynar. Güneş çarpması özellikle yaşlı ve çocuklar için daha tehlikelidir.
Güneş ışınları; ultraviyole, görünür ve enfraruj ışınlarından oluşmaktadır. İnsan sağlığı açısından en etkili ışın ultraviyole ışınlarıdır. Ülkemizde genellikle yaz ayları ve gündüz 1100-1500 saatleri arası güneş çarpması açısından en riskli zamanlardır. Güneş çarpmasının en sık görüldüğü yerler, sıcak ve nemli deniz sahilleridir.
Belirtileri
Uzun süre güneş altında kalınmış ise aşağıda verilen belirtiler güneş çarpmasını işaret eder.
Hastanın ateşi 39-41 dereceye kadar çıkabilir.
Davranış, anlama ve algılama bozuklukları oluşur.
Kalp atışları düzensizdir.
Şiddetli baş ağrısı, bulantı ve kusma yapabilir.
Nasıl Korunmalı?
Güneş çarpmasından korunmak için aşağıda verilen tavsiyelere uymak gerekmektedir.
Genel Müdürlüğümüzce sıcak ve UV (ultraviyole) ışınları için uyarı verilen bölge ve günlerde mümkün olduğunca güneşten kaçınmalı, zorunlu olmadıkça 1100-1500 saatleri arasında dışarıya çıkılmamalıdır.
Aşırı sıcaklarda gölgede bulunulmalı, ağır işler ve spor yapılmamalıdır.
İnce, açık renkli bol elbiseler giyilmeli, şemsiye veya geniş kenarlı şapka kullanılmalıdır.
İmkanlar ölçüsünde sık duş alınmalıdır.
Ağır ve yağlı yiyeceklerden kaçınmalı ve bol bol sıvı tüketilmelidir.
Baca Gazı Zehirlenmelerinden Korunma Yöntemleri
Kış aylarında sıkça rastlanan sobadan sızan gazdan zehirlenme olaylarının önüne, bilinçli soba kullanımı ile geçilebilir.
Yanan sobalar, yatmadan önce tamamen söndürülmeli ve içindeki yanmış, yarı yanmış kömür, odun gibi yakacak malzemeler dışarıya çıkartılmalıdır.
Lodos, fırtına gibi hava sirkülâsyonunun olumsuz olduğu koşullarda sobalar yakılmamalıdır.
Normal koşullarda :
İtfaiye Müdürlüğünden soba yakma usulü öğrenilmeli. Sobalar buna göre yakılmalı
Sobalarda kömür ve tutuşturma işlemi için uygun malzeme kullanılmalıdır. Kömür tam tutuşmadan soba uyutulmamalıdır.
Sobadaki ateşin üzerine kömür ilave edilmemesi, dolu kova ile değiştirilmesi gerekir.
Sobanın hava girişleri tamamen kapatılmamalıdır.
Bacalar düzenli aralıklarla temizlenmeli, açık tutulmalı, hava akımına ulaşacak şekilde çevre yapılardan yükseltilmelidir. Gerekirse aspiratörler kullanılmalıdır.
Soba borusu ve dirsekleri belli periyotlarda temizlenmeli
Kazanlar (Soba) TSE standartlarına uygun olmalıdır.
Baca ve borularda zift ve katran oluşumunu engellemek için soba, bacaya en uygun mesafeye kurulmalı ve az sayıda dirsek kullanılmalıdır. Yatay borulara bacaya doğru yüzde 10 eğim verilmelidir
Zehirlenmeye Karşı Yapılması Gerekenler
Karbon monoksit gazından etkilenmiş şahsı temiz havaya çıkar. Hastaya eğer mümkünse oksijen gazı ver. Gerekli sağlık hizmeti için hastane veya sağlık ocağını arayın.
Eğer gazdan etkilenmiş kişi nefes almıyorsa, yardım gelene kadar suni teneffüs uygulayın.
Karbon monoksit gazının bulunduğu mekanı havalandır. Pencere ve kapıları açarak gazdan etkilenmiş mekana temiz hava girmesini sağlayın.
Karbon monoksit gazının neden meydana geldiğini araştırıp bulup, bunun bir daha tekrarlanmaması için gerekli önlemleri alın.
Çığ Nedir?
Çığ, genellikle bitki örtüsü olmayan engebeli, dağlık ve eğimli arazilerde, vadi yamaçlarında tabakalar halinde birikmiş olan kar kütlesinin iç ve/veya dış kuvvetlerin etkisi ile başlayan bir ilk hareket sonucu (tetiklenen), yamaçtan aşağıya doğru hızla kayması olarak tanımlanır.
Çığ kısaca, kar tabakası veya tabakalarının iç ve dış kuvvetler etkisi ile yamaç eğim yönünde gösterdiği akma hareketidir. Kar tabakalarının birbirlerinden farklı özellikleri olacağından; çığ, bazen diğer bir tabaka üzerinde kayan bir tabaka veya tabakalar ile veya tüm tabakaların zemin üzerinde topluca kaymaları sonucunda oluşur.
Türkiye’de Çığ Problemi
Türkiye’nin özellikle kuzey-kuzeydoğu ve doğu kesimlerinde, çığ olayına uygun topografik ve meteorolojik koşullara sahip dağlık alanlar mevcuttur. Ortalama yüksekliği 1000 m’yi geçen ve çığ oluşumuna uygun alanların yüzölçümü bu bölgeler içinde çok yüksek bir yüzdeye sahiptir. Dağlık alanların, Türkiye yüzölçümünün yaklaşık 1/3’ünü oluşturduğunu düşünecek olursak, çığ olayının meydana geldiği alanların yayılımının ne kadar büyük olduğu anlaşılır. Bu bölgelerde meydana gelen çığlar, yerleşim yerlerini, yolları, turistik tesisleri ve diğer bütün devlet yatırımlarını tehdit etmektedir. Çığ olayının yerleşim yerlerine etkisi her afet türü gibi sosyal ve ekonomik açıdan olmaktadır. Ülkemizde çığ afetinin, sosyal etkileri hakkında fikir vermesi açısından; 1958 yılından beri Türkiye’de AFET kayıtlarına geçmiş 448 adet çığ olayındaki can kayıplarının miktarı verilebilir. Bu kaybın en çarpıcı örneği, 1991-1992 kış mevsiminde 328 kişinin hayatını kaybetmiş olmasıdır. Çığın sosyal etkisi sadece can kayıpları ile sınırlı değildir. Çığdan etkilenen alanlardaki maddi kayıpları karşılayamayan insanların bölgeden göç etmesi de bir sosyal sonuçtur. Ekonomik açıdan bakıldığında ise, bölgede çığların verdiği hasarların kısa sürede telafi edilememesinin getirdiği zorluklar nedeni ile oluşan üretim ve iş gücü kayıpları giderek artmakta ve bazı bölgelerin turizm potansiyeli dahi dolaylı olarak etkilenmektedir.
Çığ Oluşması Sırasında Alınabilecek Tedbirler
Eğer Çığa Yakalanırsanız?
Çığ genellikle çok hızlı gelişir ve hareket eder. Bu nedenle, çığın oluşması fark edildikten sonra mümkün olduğunca hızlı ve soğukkanlı olunmalıdır. Çığın başlangıç anından sonra, eğer bina içinde değil dışarıda bulunuyor iseniz;
Çığ başladığında, çığın büyüklüğüne, hızına, patikanın genişliğine, etrafta bulunan araçlara (araba, kayak, kar aracı veya hiçbir şey) ve var olan daha güvenli yerlere (büyük ve sabit kayalar, yamaç aşağı girintiler, vb.) bağlı olarak, o alandan çok hızlı bir şekilde ayrılmaya karar vermek gerekir.
Çığın daha yavaş ve yüksekliğinin az olduğu kenar kısımlarına ulaşmaya çalışmak,
Bağırarak veya başka ses kaynaklarını (korna, çan, ıslık, siren) kullanarak, diğer insanları uyarmak,
Eğer çığa yakalanmamız kesin ise veya o anda kayak yapıyor iseniz, kayak sopalarını (batonlar bileğe bağlı olmamalıdır) ve kayakları çıkarıp atmak, sabit bir ağaç (yeterince güvenilir olmasa da çığın büyüklüğüne göre çare olabilir), kaya veya başka bir cisme tutunmaya çalışmak,
Kırılmış ağaç ve kaya parçalarından uzak kalmaya veya korunmaya çalışmak,
Yerden de destek alarak yüzme hareketi yaparak akan karın üstünde kalmaya çalışmak,
Ağzı sıkıca kapatmak, eğer mümkünse kafa karın altında kaldığı anda uzun süre nefesi tutmaya çalışmak,
Önerilen diğer bir yöntem de akış sırasında oturma pozisyonu almaktır. Bu yöntemde bacaklar ve kollar birbirlerine yapıştırılır ve çığ durmadan kısa süre önce, bacaklar ile yeri sertçe iterek (eğer zemin altta ise veya zemin üzerindeki kar sertleşmeye başlamış ise) kalkmaya çalışmak. Çünkü çığ durduktan sonra, betonumsu bir özellik kazanacak olan kar içinde, değil kalkmak parmağımızı oynatmak bile imkansızdır!!!
Çığ durmadan önce mutlaka bir el yüzün önünde (ağız ve burnu kapatacak şekilde), diğer el de başın üstünde (yüzeye doğru uzatarak) tutmak ve kar altında kalınan zaman boyunca bizim için hayati önem taşıyacak olan nefes alınan boşluğu (hava kesesi) genişletmek ve bu arada başı sağa sola çevirmeye çalışmak da fayda vardır. Bu hava kesesi, çok küçük olsa bile ağız ve burnun kar ile dolmaması demektir. Kesenin varlığı, kazazedenin her zaman kurtulma şansının olduğunu ümit etmesini sağlar.
Karda ses iletimi az olmasına rağmen, eğer yüzeye yakın olunduğu hissedilirse ya da öyle olabileceği varsayımını ihmal etmemek için bağırmak faydalı olabilir.
Bazı olaylar ve araştırmalar göstermiştir ki, sırt çantası taşıyan insanların çığın topuğu civarında yüzeyde kalma şansları, taşımayanlardan daha fazladır.
Eğer bir aracın içinde bulunuyorsanız;
Motoru durdurup, ışıkları söndürmeli,
Araçtaki oksijen miktarını korumak için sigara içmemeli ve kibrit yakmamalı,
Eğer telsiz varsa çağrı yapmalı ve telsizi alıcı konumunda sürekli açık tutmalı,
Dışarı ses (korna) ve ışık verecek herhangi bir alet (fener gibi) faydalı olabilir,
Eğer araçta bir çubuk veya benzeri bir alet var ise, bunu kar içine yukarı doğru batırıp kurtarmaya gelecek olanların çubuğu görmelerini ümit etme şansımız da olabilir
En son olarak da çevreleyen karı kazmaktır. Ancak, kazarken kişi kendini kesinlikle güvende hissetmiyorsa araç içinde kalmanız daha emniyetlidir.
Çığdan Sonra?
Çığ olduktan sonra, en kısa zamanda ilgili kişi ve kuruluşlara haber verilmelidir. Ancak, afet olduktan sonra ilgili kişilere ulaşılamıyor ise aşağıda verilen telefonlara haber verilmesi, size en kısa zamanda yardımın ulaşmasını sağlayacaktır. Bu numaralar sizde yok ise, hemen şimdi kolay erişebileceğiniz bir yere not ediniz! Bu numaralar;
155 Polis
156 Jandarma
179 Alo Valilik
Ayrıca, ikamet ettiğiniz yerleşim yeri civarında bir orman örtüsü varsa, ormanda oluşabilecek yangınların kısa zamanda yetkili kuruluşa bildirilmesi ve acilen söndürülmesine başlanılması, orman içinde yeni çığ patikalarının oluşmasını engelleyebilir. Bu nedenle olayın; 177 Orman yangını nolu telefona bildirilmesi faydalı olacaktır.
Zirai Don Olayından Korunma Yöntemleri
Tarım ürünlerini don olayından korumak için çok çeşitli yöntemler uygulanmaktadır. Her yörenin iklim durumu yapılan tarımın şekli, yetiştirilen bitkinin özelliği ile ilgili tarım işletmesinin imkanları göz önüne alınarak, bu yöntemlerden en uygun, en pratik ve en ucuz olanı seçilmelidir. Tek bir yöntemle önlem alınabileceği gibi, gereken durumlarda bir kaç yöntem birlikte uygulanarak don olayının zarar yapması önlenebilir. Önemli olan konu, doğru ve en etken olan yöntemin seçilmesi ve doğru şekilde uygulanmasıdır. Genel olarak bu konuda 2 yöntem kullanılır:
1- PASİF YÖNTEMLER
a-Yer seçimi
Don riski taşıyan bölgelerde mümkün oldukça zirai faaliyetler yapılmamalıdır. Eğer tarım yapılması düşünülen bölge don tehlikesine maruz ise, farklı mevsimlerde don hadisesinin görülme ihtimali, muhtemel şiddeti ve havada dağılımı araştırılmalıdır.
Bu konu ile ilgili olarak, dikkatler çok iyi bilinen don boşlukları (=frost hollows) veya don çukurlarına (=frost pockets) yöneltilmelidir. Don boşlukları herhangi bir yükseklik seviyesinde meydana gelebilir ve genellikle doğal veya yapay olarak oluşmuş şiddetli rüzgarlardan korunan ve içine soğuk hava hareketi olmayan, küçük vadiler (oluklar) veya alçak basınç merkezleridir. Bu don bölgeleri özellikle don zararlarına açıktır ve bu bölgelerde zirai faaliyet yapılmamalıdır.
Bir eğim veya nehir kenarı boyunca yer alan ağaçlar, çalılar ve engebeli mera soğuk hava akışına engel olabilir ve don olukları meydana getirebilirler. Genel olarak aşağı yönde akış hızı 2 m.sec-1 değerini geçmez, ancak engebeli arazilerde soğuk hava engelleri olarak oluşabilen hava karışımları ve dalgalanmaları kırılır veya üzerinden aşılır ve hava bir nabız atışı karakterinde eğim aşağı hareket eder (Findlay, 1970).
Alçak bölgelere doğru akan soğuk havanın doğal ve yapay engellerle önü kesilmelidir. Eğer bu tip engeller yoksa, don çukurları olarak tanımlanan düşük rakımlı bölgelerde, soğuk havanın çökmesiyle don hadisesi görülür ve hava olaylarına bağlı olarak birkaç gün sürebilir. Doğal engeller ağaç sıraları, çalılar, bodur ağaçlar, asma bitkileridir. Yapay engeller ise, binalar, duvarlar, tahta perdeler, yoğun çalılar, demiryolu ve otoyol duvarlarıdır. Soğuk hava, eğim yönünde aşağı doğru akarken engeller tarafından tutulur ve yönü değiştirilerek bitkilerden uzaklaştırılır. Köşeli ve eğimli doğal bir engel soğuk havanın yönünü değiştirir ve bu şekilde hassas bitkiler korunur. Sık ağaçlar ve çalılar tarafından tutulan soğuk hava akımını uzaklaştırmak için uygun doğal ortam yoksa, ağaç ve çalılar arasında eğime uygun küçük boşluklar bırakılarak soğuk havanın uzaklaştırılması gerekir.
Yakın çevredeki geniş su yüzeylerinde don riski daha düşüktür ve kuzey yarımküre için güneye bakan eğimlerde dikilen çit bitkileri, kuzeye bakan eğimlerdeki çit bitkilerine göre don zararına daha az maruz kalır. Güney yarımkürede bu durumun tersi söz konusudur. Genel olarak bölgelerin iklim özelliklerine göre ürün çeşitleri ve yurdumuza uygulaması aşağıda verilmiştir:
Bölgelerin özellikleri ve yetiştirilmesi uygun olan ürünler:
İlkbaharda hemen hemen don olayı görülmeyen bölgeler (Akdeniz kıyıları): Turunçgiller;
Seyrek olarak don olayı görülen bölgeler (Doğu Karadeniz kıyıları):Bölgenin yüksek kesimlerinde turunçgiller ve sert çekirdekli meyveler, bölgenin alçak kesimlerinde don olayına hassas çeşitler;
Don olayının orta sıklıkta görüldüğü bölgeler (Ege ve Marmara kıyıları):Bağ çeşitleri;
Dona açık bölgeler (Ege, Marmara, Karadeniz, Akdeniz iç kesimleri):Don olayına daha dirençli bağ, armut ve elma çeşitleri;
Don etkisi altında olan bölgeler(İç, Doğu ve Güneydoğu Anadolu):Don olayına en dayanıklı bağ, armut ve elma çeşitleri.
Zirai üretim için don zararlarına karşı koruma yöntemlerinin hiçbirisi güvenli dönemin uzunluğundan daha önemli olamaz. Bitki yetişme döneminin ortalama uzunluğu, ilkbahar geç donlarının en son tarihi ile sonbahar erken donlarının ilk tarihi arasındaki zaman olarak açıklanabilir.
Bitki yetişme döneminin uzunluğu ile ilgili bilgiler, don tehlikesine açık bölgeler için uygun ürün tür ve çeşitlerinin seçiminde ziraat ile uğraşanlara önemli ölçüde yardımcı olacaktır. Bu verilerden belirli ürünler için ortalama güvenli dikim tarihleri elde edilebilir.
Don tehlikesine hassas bölgelerin haritalanması için bir çok yöntem literatürde açıklanmıştır. Bunlardan bazıları topografik ve klimatolojik haritaların esas alındığı masa çalışmalarıdır. Diğer kısmı ise detaylı alet ölçümlerine dayanan ve farklı arazi ölçümleri tarafından desteklenen çalışmalardır. Alet ölçümlerine dayanan yöntem en yaygın olanıdır ve farklı yaklaşımların geniş oranda uygulandığı yöntemdir. Aletlerin tipleri ve kullanışlılığı, gözlemlerin yoğunluğu ve gözlem süresinin uzunluğu (genellikle bir çok don dönemi) gibi faktörler yöntemin yararlı olmasında önemli etkenlerdir (Findlay, 1970).
b- Bitki İdaresi
Bitkilere uygulanacak farklı işlemler, bitkilerin don olayına karşı direncini arttırabilir ve en az zararla kurtulmasını sağlayabilir. Bu işlemlerin uygulanabilir ve ekonomik olması önemlidir. Bu işlemlerden bazıları aşağıda belirtilmiştir:
En fazla hava akımına imkan verecek bitki dikimi;
Önerilen tarihlerden önce bitki dikimi yapılmaması;
İyi toprak verimliliği ve uygun su kaynaklarının yararlı etkilerini sürdürmek;
Don olayına karşı dayanıklılığı arttırmak için kimyasallar ve bitki hormonları kullanılabilir.
c- Bitki seçimi ve üretimi
Aynı tarihte çiçeklenen belirli meyvelerin çeşitleri, dayanıklılık konusunda belirgin farklılıklar gösterir. Bundan dolayı hassas olanların çıkartılması ve dirençli olanların üretilmesi don riskini azaltacaktır. Daha geç çiçeklenen elma türleri (çeşitleri), sert kışlık buğday, yulaf çeşitleri ve dona daha dayanıklı çilek çeşitlerine, don olayına hassas bölgelerde her zaman ihtiyaç duyulur. Yapılacak çalışmalarda başarı, hassaslık veya dayanıklılık ile ilgili nedenlerin açıklanmasında sağlanacak gelişmelere bağlıdır. En uygun bitki seçimi ile ilgili genel bilgiler aşağıda verilmiştir:
Don meydana gelen bölgelerde ve şiddetli iklimlerde uzun boylu gelişen bitki türleri seçilerek; hassas çiçekler veya meyveler yer seviyesindeki soğuk havadan uzaklaştırılarak korunur.
Vadi tabanlarında, dar havzalarda, çukur bölgelerde dona hassas bitkilerin yetiştirilmesinden kaçınılmalıdır. Dağlık bölgelerde ve tepelerde güneye bakan daha sıcak eğimler; bağ, meyve ve erkenci patates için en uygun yetiştirme alanlarıdır.
Göl, rezervuar, nehir gibi geniş su kütlelerine yakın bölgelerde don riski daima azdır.
Ağaçlık alanlar soğuk havayı saptırarak eğim aşağı uzaklaştırırlar. Bu nedenle ağaçlık alanların korunması önemlidir.
Dona hassas bitkilerin yetiştirildiği arazilerde toprak işlemesinden kaçınılmalıdır.
Don riski olan bölgelerde, dona hassas bitkilerin özellikle yonca arazileri, çayır, tahıl, çalılık, fidanlık yakınlarında yetiştirilmesinden kaçınılmalıdır.
Don riskinin arttığı zamanlarda herhangi bir şekilde toprağın gevşetilmesinden kaçınılmalıdır.
Don olayına hassas bitkilerin yetiştirildiği yerlerde, don tehlikesi başlamadan önce yabancı otlar temizlenmeli, ancak başka hiçbir kültürel işlem yapılmamalıdır.
2- AKTİF YÖNTEMLER
a- Atmosfere giden radyasyonun durdurulması ( suni sis )
Havaya su buharı püskürtülerek yapay bulut oluşumu (sis) ile atmosfere giden radyasyon engellenebilir. Duman perdesi veya dumandan oluşturulan yapay bulutlar radyasyon kayıplarını önleme çalışmalarında kullanılmıştır, fakat bu yöntemlerin etkinliği hakkında uygulanan duman perdesinin görünen yoğunluğu ile karar vermek imkansızdır. Duman perdesinde oluşturulan parçacıklar yerden uzaya giden uzun dalga radyasyonu yakalayabilmelidir. Bulut içerisindeki su damlacıkları, yapay olarak oluşturulan duman perdesindeki çok küçük parçacıklardan daha etkili olduğu belirlenmiştir (Brooks, 1959).
b- Isı yalıtımı
Ürünleri dumanla kaplamak için toksik olmayan protein köpükleri kullanılır. Bu yöntem mekanize olması nedeniyle bazı avantajlara sahiptir ve köpük bitkiler üzerinde uzun süre kalabilir ve beklenen ardıl don olayları için koruyucu olur (Desjardins ve Siminovitch, 1968).
c- Havanın karıştırılması
Tipik radyasyonlu geceler boyunca, yer ile temas halinde olan hava soğur ve yüzeye yakın seviyelerde soğuk bir hava tabakası oluşur. Yerden 150 m yükseklikteki bir hava tabakasındaki sıcaklık, yer seviyesindeki sıcaklıktan fark edilecek derecede daha sıcaktır. Sıcaklığın yükseklikle arttığı bu gibi özel durumlar sıcaklık terselmesi (=inverziyon) olarak adlandırılır. Normal günlerde yükseklik ile sıcaklık azalır. Don zararı soğuk hava tabakası ile ilgilidir, fakat üst seviyelerdeki daha sıcak hava ile aşağıdaki daha soğuk havanın karıştırılmasıyla don zararını en aza indirilebilir. Yere yakın seviyedeki soğuk hava ile üst seviyelerdeki daha sıcak havanın karıştırılması sonucu inverziyon bozulur ve yere yakın soğuk hava tabakasının sıcaklığı birkaç derece arttırılır. Bu durum rüzgar makineleri, fanlar ve hatta helikopterler kullanılarak başarılabilir.
Rüzgar makineleri ile don mücadelesinde başarıya ulaşmak için don beklenen gecelerde öncelikle inverziyonun şiddeti belirlenmeli ve daha sonra rüzgar makineleri kullanılmalıdır. Zayıf inverziyon şartları altında, rüzgar makinelerinin kullanımı sınırlandırılır. Şiddetli inverziyonların meydana geldiği bölgelerde don ile mücadele maliyetleri, korunan ürünün ekonomik değeri dikkate alınarak belirlenmelidir.
d- Direk hava ve bitki ısıtması
Radyasyon yoluyla yeryüzünden atmosfere giden ısı kaybının giderilmesi için en yaygın ve en kolay yöntem uygun ısıtma ekipmanları kullanmak veya küçük ateşler yakmaktır. Bu yöntemle arazilerde veya meyve bahçelerindeki sıcaklıklar belirli ürünler için kritik sıcaklık değerlerinin üzerinde tutulabilir. Dünyanın bir çok bölgesinde ısıtma yöntemi yaprağını dökmeyen Akdeniz meyveleri ve yaprağını döken diğer meyve ağaçlarının bulunduğu alanlarda düzenli ve iyi organize edilmiş olarak uygulanmaktadır.
Bu yöntemde odun, kömür veya mangal kömürü kullanılabildiği gibi, dizel yağlar da çeşitli tip ve büyüklüklerdeki uygun ekipmanlar yardımıyla yaygın olara kullanılırlar. Bu yöntemle ilgili olarak ısıtıcı modellerinin geliştirilmesi, bitkilere toksik etkisi nedeniyle dumanın yok edilmesi, alet içinde oluşan isin ve kullanılan yakıtın azaltılması çalışmaları önemini korumaktadır.
Isıtıcılar bütün araziye etkili olacak şekilde dağıtılmalı (75-200 adet/ha), fakat arazinin daha soğuk kesimlerinde ısıtmanın iyi yapılabilmesi için rüzgarın geliş yönüne daha fazla ısıtıcı konulması uygun olacaktır. Bitki için gerekli olan hava sıcaklığının artmasıdır, fakat aynı zamanda ısıtıcılarla yayılan ısınında önemi büyüktür. Yağ ve gaz ısıtıcıları havayı konveksiyon (ısınarak yükselme) yoluyla ısıtırlar, fakat ısıtıcının tipine bağlı olarak ekipmanların sıcak yüzeyleri tarafından meyve bahçelerine yayılan ısı toplam ısının %10-30’unu oluşturmaktadır.
Çok sayıda yakılan küçük ateşler, az sayıdaki büyük ateşlere göre havayı ısıtmada daha etkilidir. Büyük ateşler, etrafa yayılmadan hızlıca yükselip inverziyon tavanını delerek soğuk ve sıcak havanın iyi bir şekilde karışması için gerekli sirkülasyonu engelleyecek sütunların oluşmasına neden olabilir. Büyük ateşler sadece inverziyonun tavan tabakasına zarar vermez, aynı zamanda hızlıca soğuk havanın içine çekilerek zararı faydasından fazla olur. Eğer bir bölgede bir mevsim boyunca 2-3 defadan fazla don olayı görülmezse ısıtma yöntemi uygun ve ekonomiktir. Daha fazla don görülen bölgelerde ısıtma ekonomik değildir.
Seralarda elektrikle ısıtma, araziye uygun kalorifer sistemi ile ısıtma bazı ülkelerde kullanılan pahalı yöntemlerdir. Ancak bu yöntemlerde korunacak ürünün ekonomik değeri esas alınmaktadır.
e- Su uygulaması
Don olayını önlemede bir yöntem olan üstten sulama veya yağmurlamanın belirgin bir yararı vardır ve dikkate değer bir öneme sahiptir. Bu uygulama geniş bir su kaynağı, uygun sulama ekipmanları ve iyi bir toprak drenajı ister. Bu yöntem sadece üzerindeki buz yükünü taşıyabilecek bitkilerde uygulanabilir.
Yağmurlama yönteminde, bitki su soğuduğu ve donduğu zaman, radyasyonla kaybolan ısıyı kazandırmak için eritme ısısını ortama verir. 1 gr veya 1 cm3 suyun 1°C soğuması için 1 kalori ısı açığa çıkar, fakat bitki için daha önemli olan durum 1 gr suyun donması için 80 kalorinin açığa çıkmasıdır. Eğer yaprak veya tomurcuk ince bir su filmi kaplanırsa, suyun donmasıyla ısı açığa çıkar ve bitki sıcaklığının 0°C’nin altına düşmesini engellenir. Bu su filminin olabildiğince sürekliliği sağlanmalıdır, bu sayede bitki üzerinde buz tabakaları oluşmasına ve ortam sıcaklığı donma noktasının altına düşmesine rağmen bitki sıcaklığı donma noktasının altına düşmeyecektir.
Bir güvenli uygulama, ıslak termometre sıcaklığı donma noktasına ulaştığı zaman yağmurlama işlemine başlamaktır. Yağmurlama işlemi bitki dokularının dayanabilmesi için mümkün olduğu kadar sürdürülmelidir. Uygulama hava sıcaklığı 0 °C’nin üzerine çıkıncaya kadar devam ettirilmelidir.
Yağmurlama sistemi, ürün kaybına neden olabilen birkaç dakikalık kritik devreyi engelleyecek veya kesecek şekilde tam ve sürekli olarak su örtüsü sağlamalıdır. Yağmurlama sisteminin önceden test edilmesi gereklidir. 12-20 saniye aralıklarla çalışan küçük yağmurlayıcılardan daha tatmin edici sonuçlar alındığı Davis (1955) tarafından bildirilmiştir. 90 saniye aralılarla çalışan daha büyük yağmurlayıcılar -5°C de domates bitkisi üzerinde etkili olamamıştır. Tekrarlanan uygulamaların daha kısa aralıkları, yaprak yüzeyindeki daha düşük sıcaklık değişimlerini netice vermiştir.
f- Toprak işleme ve idaresi
Don zararlarını en aza indirebilmek için; toprak nemli, yabancı otları temizlenmiş, düzeltilmiş ve pekiştirilmiş olmalıdır. Don tehlikesi olan dönemlerden önce toprak üzerindeki ürünler, organik madde artıkları, gübre artıkları ve yabancı otlar sürülmeli ve toprak sıkıştırılmalıdır. Bu işlemlerden sonra toprak sulanmalı ve kuru kalmasına fırsat verilmemelidir.
g- Kumlama
Bu yöntem hem pahalı, hem yüksek işçilik, hem de toprağın yapısını etkilemesi nedeniyle uygulanması güç bir yöntemdir. Kum materyalinin kolay ısınması ve radyasyon yoluyla yavaş soğuması bu yöntemin olumlu yanıdır. Her yıl ince bir kum tabakasının don riskli alanlara serilmesi şeklinde yapılır. İnce kum aynı zamanda buharlaşmayı (kendi bünyesindeki su miktarı çok az olduğundan) en alt seviyeye indirir.
h- Çiçeklenmeyi geciktirme
İlkbaharda meydana gelen son don olaylarının çok sık görüldüğü yerlerde, meyve ağaçlarının çiçeklenme devresinde don olayından fazla zarar görülmemesi için çiçeklenmenin geciktirilmesi amacıyla ağaç dipleri 1 m çapında açılarak kar veya buz kalıpları konulur.
i- Zorlanmış hasat
Birçok durumda geniş bir ürün topluluğunu zorunlu hasat yoluyla dondan korumak mümkündür. Don veya donma sıcaklıkları ile ilgili bir tahmin önceden kullanıcılara ulaştırılmış ise, bölgedeki çiftçiler olgun meyveleri, sebzeleri ve diğer ürünleri acil olarak toplayabilir, aksi takdirde arazi üzerinde kalır ve don tehlikesine hedef olur. Bu durum geceleri bile devam edecek uzun saatler süren bir ekip çalışmasını gerektirir. Toplanan ürünlerin korumalı yerlerde depo edilmesi zorunludur.
Dizilimlerde fiziksel yansımalar
Dizilimlerde fiziksel yansımalar
Tüm dizilimleri harf sayı bunların bir fiziksel yansımaları vardır. Örneğin bir isimde 7 harf varsa o harflerin fiziksel yansıması altıdır. Bu sistemi Pisagor kendi zamanında bir kare ile açıklamıştır. Belki Musa AS öğretileri belki kendisi keşfetmiştir. Bunu bilemiyoruz. Ama ne olursa olsun tüm dizilimlerin bir ruhsal yansıması ve etkileri vardır. Pisagor karesini bilenler özellikle Numeroloji yönünü o yansımaları da bilirler.
Bu yansımalar nasıl hareket ediyor?
Karenin değerleri yerlerine oturduğunda eğer aralarında boşluklar varsa bu köprülerin yani enerji akımının kırık olduğunu gösterir. Hücre yapısına benzer durum görünür. T, L artı gibi hücreler bu karede kendisini gösterir. Eğer aralarında boşluk yoksa enerji akımı mükemmel akar. Hücre yapısı da öyledir. Eğer bu hücre tipi aralarında boşluk varsa sakatlık, hastalık gibi durumları ortaya çıkartır. Yaşamda da bu yaşamın kaosa dönmesidir diyebiliriz.
3 6 9
2 5 8
1 4 7
Tablo budur. Pisagor karesi denen tablo budur. Tablo 3 boyutludur. Altta sayıların yerleşim alanı ve bu alanların yansımalarını görüyorsunuz. Bu Numerolojik olarak çok basittir. İsminizin soyadınızın numeroloji değerini alın ve bu kareye yerleştirin. M Dördün olduğu yere gelir. Sayılar yerli yerine gelmeli. İsimde 4 ve 6 sayısı var ise ve beş olan yer yoksa kişi 7. yansımada köprüsü kırık demek olur. Anlamı doğrultusunda o bölgede enerji bozuk akar. Bu kırılma noktasıdır.
Kırılma noktası rahatlık vermeyecek gibi görünür. Bu kırkların tamamlanması bir başka harf ile artık mümkün değildir. Harfler isme ve soyada eklenmesi işi görmez. Ek isimlerle veya belli bazı tarihler bu kırımla noktasını yani köprüyü düzeltir ayak olur.
Bilinçaltı nedir, nasıl çalışır
Bilinçaltını kısaca örnekleyerek tanımlamak gerekirse; bir buzdağını düşünün. Üst kısmı bilinçli zihin, görünmeyen kısmı ise bilinçaltıdır. Bilinçaltında olanlar görünen üst kısım olan bilinçli zihne çıkarıldığı zaman da bilinç gelişmektedir.
Kimilerine göre beynimizin yüzde 3-4’ü, kimilerine göre de yüzde 9-10’u çalışmaktadır. Peki geri kalan yüzde 90-94 oranı ne oluyor? İşte bu bilinçaltıdır. Bunun anlamı da bilinçli zihnimiz farkında olduklarımızdır. Bilinçaltı da farkına varamadıklarımızdır. Bilinçli zihin yani beynimiz saniyede 5-9 adet kadar veri alabilmektedir. Bilinçaltı zihin ise saniyede 3 milyon veri alabiliyor.
Nasıl çalışır?
İnsan, anne karnında başlayarak her şeyi kaydetmeye başlamaktadır. Doğduktan sonra da ebeveynin başkalarına ve karşılaştıkları olaylara ne şekilde davrandığını kaydetmektedir. İlerleyen süreçte ilişkilerde yaşadıkları bu kayıtlar referans alınarak oluşmaktadır. Mesela, hayatta kalabilmek için en yakınlarında olan insanları modellerler. Bu davranış şekli bilinçli olmayıp bütünüyle bir güdüdür.
Beyin, 0-6 yaş aralığında edindiği tüm deneyimleri ayırt etmeksizin kaydeder. Deneyim ve duyguları birleştirip, yorumlar ve kaydeder. Bunlar görsel, işitsel ve duyusal olarak kaydedilmektedir. İkinci dilim olan 6-12 yaş aralığında yaşadığı deneyimleri 0-6 yaş döneminde oluşturulan çekirdek inançlar ile mukayese eder ve bir araya getirir. Bu çekirdek inançların doğrulanması olayıdır.
Üçüncü aşama olan 12 yaşından sonra insan, farklı deneyim ve duygularla karşılaştığı zaman hiç düşünmeden bilinçaltında bir genelleme yapar. Doğru olup olmadığını değerlendirmeden, 12 yaşından öncesine ait bilinçaltının aldırdığı karara göre hareket eder. Bundan dolayı, bir müzik parçası dinlediğinde nedenini bilmeden hüzünlenir ya da mutlu olur. Burnuna gelen bilmediği bir koku, farklı bir duygu haline sokabilir. Bilinçaltı, kişinin iyiliği adına çalışmakta olup, bütün amacı kişiyi 0-6 yaş döneminde almış olduğu komutlara göre yaşatmaktır. Bilinçaltı ve bilinçli zihin ikilisi, kişinin hayatta kalması için yardımcı olmaktadır.
Öğrencilerin motivasyonunu bilinçaltı engelliyor
Canik Başarı Üniversitesi PDR ve Psikoloji Kulübü tarafından düzenlenen 'Bilinçaltının gücü ve bilinçaltı iletişim (hipnoz)' seminerinde konuşan Hipnoterapist Adil Maviş, bilinçaltının buzdağının görünmeyen kısmı olarak büyük bir merak konusu olmaya devam ettiğini söyledi. Birçok bilim insanın da açıklığa kavuşturmak için çalışmalar yaptığı bilinçaltı konusunda günlük yaşamlarında karşılarına çıkacak engelleri nasıl aşabilecekleri öğrencilere aktaran Maviş, genellikle tavsiyelerin yaşamda pek işe yaramadığına dikkat çekti.
“Yaptığımız hataların büyük bir kısmını bilmediğimiz için değil sebebini bilemediğimiz, bazen de gaflet dediğimiz bir duygunun ağır basmasından dolayı kaynaklanmaktadır.” diyen Maviş, şu ifadeleri kullandı: “Yaşadığımız hayatın bizlere öğrettiği şeylerin önyargılarını yaşıyoruz. Başka bir söylemle yeni öğreneceğimiz şeylere karşı eski öğrendiğimiz şeyler aslında bilinci oluşturmuş oluyor. Bilinç ile bilinçaltının yaşamış olduğu kavram kargaşası aslında budur. Mesela, bir öğrencinin sınav zamanı ders çalışmayı istemesi Bilinç, ona sürekli bahaneler üreten ve bu yoldan alıkoyanın ise Bilinçaltı olduğunu söyleyebiliriz. Bunun için yapacağımız tek şey günümüz nasıl geçerse geçsin gece gülümseyerek uyumaktır. Telkin yöntemi ile normal hayatta 100 defa tekrar eden bir kelimenin etkisinin trans halinde bir defa söylemekle eş değerdir.”
Maviş, algıları yönetebilenlerin büyük bir topluluğa, topluma hatta dünyaya yön verebildiklerini söyleyerek, şöyle konuştu: “Birey olarak algımızı yönetebilmeyi öğrenerek takıntılarımızdan, kilolarımızdan, günlük hayatın stres ve sıkıntılarından kurtulabiliriz. Kişinin pozitif trans uygulamasını öğrenmesiyle iyileşme sürecini de hızlandırabilir.”
Sunumunun sonunda uygulamalı bir gösterinin olması katılımcılar tarafından büyük ilgi gördü. Program sonunda sunumundan dolayı Adil Maviş'e plaket takdim eden Psikoloji Kulubü Danışman Öğretim Üyesi Tamer Sural, etkinliğe katılanlara teşekkür etti.
Etkinlik sonunda katılımcılara sertifika verildi.
Bilinçaltı emirlere uymayı seviyor.nasıl bir ben,nasıl bir hayat istiyorsak bilinçaltına şimdiki zaman…
bilinçaltı emirlere uymayı seviyor.
nasıl bir ben,nasıl bir hayat istiyorsak bilinçaltına şimdiki zaman kipi ile söylememmiz gerekiyor
ancak,istemediklerimizden hiç söz etmemekte fayda var çünkü bilinçaltının dilbilgisi
iyi değil,olumsuz eklerini hiç anlamıyor.”geç kalmak istemiyorum”dediğinizde ”geç kalmak ” tan sonrasını
duymuyor ve geç kalmanız için elinden geleni yapıyor…
ŞİMDİ BEN………dediğinizde noktalı yere neyi koyarsanız bilinçaltı onu gerçekleştirmek için çalışıyor
ve mutlaka gerçekleştiriyor.
![[Image: 145195451781.jpg]](https://image.1trk.net/uploads/145195451781.jpg)
Manzara resimleri ve bilinçaltı
Manzarayı kim sevmez. Dış yönümüzle çok çok severiz. Bizi rahatlatır. Örneğin odamızın birine deniz ve deniz üstünde bir kayık resmi olan tablo asalım. Bu taş bloklarda yaşayanlar için huzur verebilir. Acaba! Biz dış yönümüz bu şekilde huzur bulur ve mutlu olurken bilinçaltı bu tabloda olan deniz ve kayık resmini nasıl algılıyor? Bakalım…
‘Mezarcı, gümrük memurları, hapis, fahişeler, tüm kötülükler, ve kadını aşırı sapıkça arzulayan bir erkek’
Tabi bu etkiler sadece deniz ve üzerinde kayık için geçerlidir. Oraya kıyı ve başka etkenler girmesi bilinçaltındaki anlamları artırabilir. Ama başka eklemelerde olsa bu manzarada olan yorumlar mutlak hayata yansıyacaktır. Zira bu tip resimlerle bilinçaltına emirler verilmektedir. Kısaca uyanık iken kendimizi kendi ellerimizle hipnoz eder böyle belalarıda çağırmış oluruz.
Ee bu bilinçaltı. Uyuzun önde gideni diyebilir miyiz? Niye böyle ters anlıyorsun değil mi? Deyiverin de görelim.
Siber Saldırı Nedir? Siber Saldırı Nasıl Yapılır? Önlemleri Nelerdir?
Siber Saldırı Nedir - Siber Saldırı Ne Demek
Bilgisayar ve internet alanında uzmanlaşmış siyah şapkalı hacker diye tabir edilen hack veya hacker gruplarının banka, polis, jandarma, devlet, şahıs, firma vb. sitelere veya bilgisayarlara zarar vermek amacı ile yaptıkları saldırıya Siber Saldırı denir, bu saldırılar neticesinde bilgisayara yada sitelere solucanlar, trojenler sokarak yada açıklar aranıp bulunarak bilgiler ele geçirilebilir veya var olan bilgiler yok edilebilir, bazen ülkeleler/şahıslar vb. birbirleri ile Siber Savaş içine girebilir, kısacası siber saldırılar güce göre değişir sadece bilgi silmek yada bilgi ele geçirmekle kalmayıp bazen can alan/yakan siber saldırıar yapılabilir, ülkeleler/şahıslar vb. arası açılan bir siber savaşta örneğin bir arabayı yollan çıkarma, telefon dinleme/patlatma gibi büyük hasarlarda ortaya çıkabilir, ortaya çıkması istenilen hasarın meydana gelmesi saldırıyı yapan kişi/kişilerin uzmanlığına bağlıdır.
Siber Saldırı Nedir? Siber Saldırı Nasıl Yapılır? Elektrik kesintisinin siber saldırı sonucu olabileceği ortaya çıkınca herkesin gözü Siber Saldırı nedir sorusuna yöneldi. Peki, Siber saldırı nedir ve siber saldırı nasıl yapılır? Henüz tam anlamı ile bir bağlantısının olup olmadığı hakkında bilgi verilmemesine karşın arka kulislerde elektrik kesintisinin nedeni Siber saldırı mı konuşmaları yapılmaya başlandı. Siber Saldırı Nedir? Siber Saldırı Nasıl Yapılır? 2 0 Elektrik kesintisinin siber saldırı sonucu olabileceği ortaya çıkınca herkesin gözü Siber Saldırı nedir sorusuna yöneldi. Peki, Siber saldırı nedir ve siber saldırı nasıl yapılır? Henüz tam anlamı ile bir bağlantısının olup olmadığı hakkında bilgi verilmemesine karşın arka kulislerde elektrik kesintisinin nedeni Siber saldırı mı konuşmaları yapılmaya başlandı. Peki, siber saldırı nedir ve sibel saldırı nasıl önlenir beraber inceleyelim
Günümüzde yaygınlaşan internet kullanımıyla birlikte siber saldırı, bir diğer deyişle sanal saldırı olayları da artmaktadır. Cep telefonu, sosyal medya ve iletişim ortamları, web siteleri, online oyunlar, elektronik posta aracılığıyla bir kişi veya bir grup tarafından başka bir bireyi karalayıcı, küçük düşürücü yayın ve duyurular yapılarak kişilik haklarına saldırılması siber(sanal)saldırıdır. Siber saldırı normal hayattaki zorbalığın sanal ortama taşınmış halidir. Bilinçli bir şekilde uygulanan bu saldırıda kişi; taciz, tehdit ve şantaj gibi durumlarla karşı karşıyadır. Siber saldırı iki şekilde olur. İlkinde kişilerin şifreleri ele geçirilir, web sitelerine yönelik saldırılar düzenlenir, virüs taşıyan mesajlar ve spam mesajlar yollanarak elektronik saldırı uygulanır.İ kincisi daha tehlikeli bir saldırıdır. Burada tamamen kişiyi aşağılamak, küçük düşürmek, onu zor durumda bırakmak için psikolojik bir saldırı uygulanır. siber saldırı nasıl yapılır? Bu bölümde bir cracker’in planli bir saldiriyi nasil yaptigini adim adim inceleyecegiz. Burada anlatilan islemler bir saldirganin uzaktan bir sisteme nasil saldirdigini anlatmaktadir. Cracker’larin sisteme saldirilari nasil yaptigini bilirsek bu sekilde kendi sistemlerimizde gerekli tedbirleri daha bilincli olarak alarak sistemimizi daha iyi koruyabiliriz diye düsünüyorum. Bu nedenle konunun bundan sonraki kismina planli olarak yapilan bir saldirinin asamalarini göstermek istiyorum. Genelde pratik olarak yapilan saldirilarda (daha cok aceleci olan script kiddie’ler tarafindan yapilan saldirilardir bunlar) burada anlatilan asamalarin cogu atlanabilmektedir. Öncelikle saldiri yaplacak hedef sistemde herhangi bir firewall olmadigini var sayiyoruz. (Tabi artik günümüzde firewall network için vazgecilmez bir arac haline gelmistir ve gün gectikce Internet’e bir sekilde firewall kullanmadan baglanan bir sistem bulmak imkansizlasmaktadir.) Burada anlatilacak olan teknikler cracking için genel bir yöntemdir. Yani her türlü sisteme saldirmak için kullanilabilir ancak biz UNIX sistemi acisindan saldirilari inceleyecegiz. Simdi ilk asamadan baslayarak bir yetenekli ve kararli bir cracker’in bir sisteme nasil saldiracagini inceleyelim: 1. Bilgi Toplama Cracker’in yapacagi ilk is, saldiri yapilacak hedef sistemin kendisiyle dogrudan bir iletisime gerek duymaz! Yani cracker ilk olarak karsidaki sistemin network tipini ve hedef makineler hakkinda bilgi edindikten sonra, hedef sistemde urastigi kisiyi tanimak için onunla ilgili bilgi toplamaya calisacaktir. Söz konusu kisi tabiki sistemin yöneticiligini yapan root erisimine sahip yöneticidir. Cracker sistem hakkinda bilgi toplamak için asagidaki teknikleri kullanacaktir: a-) Agda bulunan tüm sistemlerle ilgili bilgi toplamak için host sorgusu calistiracaktir. host komutu domain adi sunucularini (DNS servers) sorgulayarak ag hakkindaki bulunabilecek tüm bilgileri toplar.
Siber saldırı Türkiye (2015) – Nedir, nasıl yapılır, ne zaman bitecek, alınacak önemler!
Siber saldırı Türkiye’de son günlerde en çok konuşulan konular arasında yer alıyor. Siber Saldırı nedir, (Siber savaş) bir devletin, başka bir devletin bilgisayar sistemlerine ya da ağlarına hasar vermek ya da kesinti yaratmak üzere gerçekleştirilen sızma faaliyetler anlamına gelmektedir. Türkiye’ye 14 Aralık 2015’ten bu yana siber saldırılar altında. Siber saldırı nasıl yapılır? Saldırıların tek merkezden gelmediğine dikkat çeken uzmanlar, kaynaklara yönelik analiz yaptıklarını ifade ediyorlar. Siber mücadele ekipleri bir saldırı haritası çıkarmak için çalışıyor. Saldırıların bazı şekillerinde bazı sitelere 50 kata varan giriş yapılmaya çalışıldı. Ancak saldırılar kritik bir hasara yol açmadı. Özellikle bankacılık alanında hiçbir maddi kayıp oluşmadığı alınan bilgiler arasında. Saldırıların etkilediği şeyin, sadece hizmet verememe nedeniyle oluşan kayıplar var. Siber Saldırılar Türkiye, Noel tatilinde yoğunlaştığı alınan bilgiler arasında. Siber saldırılarda Noel tatiline çıkanların bilgisayarlarının zombi olarak kullanıldığı öğrenildi. Siber mücadelenin özel ekiplerle 24 saat devam edeceği açıklama yapıldı.
SİBER SALDIRI NE DEMEK
Siber saldırı anlamı, Siber savaş, bir devletin, başka bir devletin bilgisayar sistemlerine veya ağlarına hasar vermek ya da kesinti yaratmak üzere gerçekleştirilen sızma faaliyetleridir.
SİBER SAVAŞTA OLABİLECEKLER
Hava kontrol sisteminin kaybedilmesi sonucu uçaklar havada çarpışabilir. Uydu sistemlerinin ele geçirilmesi uyduların düşmesine ya da yörüngeden çıkmasına sebep olur.
Nükleer tesislerde, petrol ve doğalgaz hatlarında sorun çıkabilir.
Elektronik bankacılık durursa bankalardan ve ATM'lerden para çekilemez.
Elektrik dağıtım şebekesine yapılan olası bir saldırı durumunda elektrikle çalışan hiçbir alet kullanılamaz.
Metro, tren hatları ve trafik ışıklarının arızalanması büyük kazalara yol açabilir.
TÜRKİYE'YE SİBER SALDIRIYI KİM YAPTI?
Türkiye’nin 14 Aralık’tan bu yana mücadele ettiği siber saldırılar Noel tatilinde yoğunlaştı. Noel tatiline çıkanların bilgisayarları zombi olarak kullanıldı. Siber mücadele özel ekiplerle 24 saat devam edecek
SİBER SALDIRI HARİTASI ÇIKARILACAK
Saldırıların tek merkezden gelmediğine dikkat çeken uzmanlar, kaynaklara yönelik analiz yaptıklarını ifade etti. Siber mücadele ekibi bir saldırı haritası çıkarmak için çalışıyor.
Saldırılarda kimi sitelerde 50 kata varan giriş yapılmaya çalışıldı. Ancak saldırılar kritik bir hasara yol açmadı. Özellikle bankacılık alanında hiçbir maddi kayıp oluşmadı. Sadece hizmet verememe nedeniyle oluşan kayıplar var. Siber saldırılara karşı yapılan çalışmaların hafta sonu da süreceğini belirten uzmanlara göre, 7/24 verilen mücadele, nöbetlerle devam edecek. Saldırılar yurtdışından yapıldığı için sitelerin yurtdışı bağlantıları kapatıldı, sadece yurtiçinden hizmete açıldı. ‘Yansıtma’ yöntemiyle de saldırılar oldu. Bir siteye yönlendirilen saldırılar, bu siteden yapılan yansımayla başka bir yeri yok etmeye çalışıyor.
SİBER SALDIRLAR İÇİN ALINACAK ÖNLEMLERİ
Operatör Gezdirilerek Saldırıdan Kaçınıldı
Kamu tarafında siber mücadeleyi yürüten ekibin verdiği bilgiye göre mücadelede operatörler çok önemli görev üstlendi. Çünkü saldırı, bunların altyapıları üzerinden gerçekleşti. Saldırılarla mücadele edilirken, operatör gezdirilerek saldırıdan kaçınıldı. Diyelim ki bir bankaya yönelik olarak bir operatör üzerinden saldırı varsa, başka bir operatör üzerinden hizmet vermeye geçildi. Mücadelede sektörel siber olaylarla mücadele ekipleri (SOME) görev yaptı. Her sektörel SOME, kendi sektöründe mücadele yürüttü. Örneğin Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) bünyesindeki SOME’ler bankacılık alanında mücadeleye destek oldu.
TÜRKİYE'YE SİBER SALDIRIYI RUSLAR KOORDİNE ETTİ!
Türkiye’de 8 bankayı etkileyen siber saldırıların arkasında Rusya’nın olduğu ileri sürüldü. Telekomünikasyon şirketlerine, özel bankalara ve savunma sanayiine “siber istihbarat” hizmeti veren ‘TerraMedusa’ şirketinin sahibi Türk hacker Tamer Şahin, son dönemde gündeme gelen siber saldırıları Rusların yaptığını tespit ettiklerini söyledi. 200 sunucularının internetteki zararlı aktiviteleri belirlediğini ifade eden Şahin saldırının dağınık şekilde yapıldığını kaydetti. Saldırıları, Rusya’nın koordine ettiğini tespit ettiklerini anlatan Şahin, “Saldırılar Rusların koordinesinde Anonymous kullanılarak yapılıyor. Ruslar ülkelerine zarar gelmemesi için Anonymous’u kullanıyor” dedi. Bilgi Güvenliği Akademisi Başkanı Huzeyfe Önal, bu kadar büyük ve koordine saldırıyı Redhack’in yapma ihtimalinin düşük, Ruslar tarafından yapılma ihtimalinin yüksek olduğunu savundu. Önal, “Saldırıların arkasında Rusların olduğunu düşünüyorum. Saldırıların 1.5 ay daha sürebileceği söyleniyor. Amaç Türkiye’nin internet altyapısını çökertmek, işlemez hale getirmek” diye konuştu.
SİBER SALDIRILAR NE ZAMAN BİTECEK
Siber saldırıların ne zaman biteceği konusunda henüz net bir bilgi bulunmuyor. Birçok banka ve resmi kurumlara yönelik yapılan siber saldırılar devam ederken, uzmanlar vatandaşların bu konuda dikkatli olması konusunda uyarılarda bulunuldu. Yaklaşık 1 ay kadar daha devam edebileceği öngörülen siber saldırıların özellikle bankalarda çok parası olan vatandaşları tedirgin ettiği öğrenildi.
Kaynaklar :
Son Dakika Haber
Ajans Haber
Etiketler : Siber Saldırı Nedir? ,Siber Saldırı ,Nasıl Yapılır?, Önlemleri Nelerdir?,
Madensel besin nedir? Madensel maddeler nelerdir?
Madensel besin nedir?
İnsan vücudunun %6’sı madensel maddelerden oluşur. Çoğunluk olarak kemik ve dişlerde bulunan bu madensel maddeler genel olarak dokulara ve vücut sıvılarına da yayılmıştır. İşte vücudumuzda önemli bir yeri olan bu maddeler, madensel besinler sayesinde elde edilir. Vücudumuzdaki madensel maddeler vücuttaki organların düzenli olarak çalışması, enzimlerin emilimi, kemiklerin ve dişlerin normal seviyelerde gelişim göstermesi, vücuda alınan bazı maddelerin sindirimi ve sentezi, vücuttaki asit ve baz dengesinin sağlanması gibi bir çok örnek sunabileceğimiz konularda etkili rol oynar. Madensel besinlere örnek olarak ise şu besinleri sıralayabiliriz;
Bitkisel besinler: Sebze, meyve ve ekmek besinlerinin içinde madensel maddeler de mevcuttur.
Hayvansal besinler: Et, süt, yumurta vb. besinler içerisinde bir çok vitamin ve mineralin dışında madensel tuzlar da barındırır.
Madensel besinler : Sofra tuzu, sebzeler, meyveler, et ve süt ürünleri ve su vasıtasıyla vücuda madensel besin alınır.
Madensel maddeler nelerdir?
İnsan vücudunun önemli bir bölümünün su olduğu ancak birçok madensel maddenin de vücudun yapısında yer aldığı belirtildi. Uzmanlar, su dengesi ile madensel madde dengesinin bozulmaması için çok dikkatli olunması gerektiğini, bu dengenin bozulması durumunda ise vücutta istenmeyen rahatsızlıkların ortaya çıkabileceğini ifade ediyor. İnsan vücudunun en önemli kısmının su olduğunu, canlılığın olabilmesi için suyun vazgeçilmez bir madde olduğunu kaydeden uzmanlar, suyun görev yapabilmesi için tuza gerek olduğunu belirtiyor.
Minarellerden oluşan bir yapı
Tuz :
Madensel madde olarak bahsedilen tuz, sofra tuzudur. Sofra tuzunda bulunan sodyum ve klorun insan vücudu için son derece gerekli ve faydalı olduğu belirtilmektedir.
Sofra tuzu olarak adlandırılan tuzun sodyum ve klor elementlerinden oluştuğunu, bu iki elementin vücutta önemli yer tuttuğunu kaydedildi. İnsan vücudundaki elementlerin hemen hepsinin önemli görevler yaptığını ancak fazlalığında ise toksik etkiye neden olduğunu belirten uzmanlar, gerek eksikliği ve gerekse fazla birikmeyi önlemenin tek yolunun hemen her türlü gıdanın yer aldığı karışık bir beslenme uygulamak ve vitaminler de dahil olmak üzere hiçbir ilacı konunun uzmanı bir hekime danışmadan kullanmamak olduğunu söylüyor. Uzmanlar, vücuttaki madensel maddeleri ve eksikliklerinde yaşanacak gelişmeleri ise şu şekilde özetliyor:
Sodyum:
Gıdalarla alınan sodyum ile böbrek tarafından atılan sodyum miktarına bağlı olarak kanda ve tüm vücutta belirli bir denge içinde bulunur. Böbrekler, atılan sodyum miktarını değiştirerek belirli bir oranda bu dengeyi korumaya çalışır. Aşırı terleme ve kusma ile tuz alınmadan aşırı miktarda su içilmesi kandaki sodyum oranını düşürür, bol tuz yenilmesi ve az sıvı alınması da bu miktarı normalin üzerine çıkarır. Bunların dışında, öncelikle böbrek ve böbrek üstü bezi olmak üzere bazı organların hastalıklarında da bu denge bozulabilir. Vücuttan tuz ve su eksildiğinde, ağız kuruluğu, halsizlik, tansiyon düşüklüğü, çarpıntı ve şok görülebilir. Tuz alınmaksızın bol su alınması halinde de, su zehirlenmesi olarak adlandırılan, adale kasılmaları, çırpınmalar, şuur kaybı ve koma ile ölüme kadar varabilen bir tablo görülebilir. Potasyum : Hücrelerin içinde bol miktarda bulunup, kanda ve doku arası sıvılarda daha az miktardadır. Böbrek ve böbrek üstü bezi hastalıklarının dışında, kanda potasyum azalması aşırı ishal ve kusma ile idrar söktürücü ilaçların uzun süre kullanılması halinde görülür. İlk belirtisi kas güçsüzlüğüdür. İleri derecelere vardığında bağırsaklara ve solunum kasları dahil olmak üzere tüm kaslarda hareket kısıtlılığı olacak ve bu da hayati tehlikeye neden olacaktır. Potasyumun kanda yüksek düzeylerde bulunması, böbrek hastalığı, ciddi yanıklar, kanamalar gibi etkenlere bağlı olarak idrar miktarının azalması hallerinde görülebilir. Genellikle fazla bir belirti vermeden kalp üzerinde toksik etkiler gösterebilir. Bu etki de bazen hayati tehlikelere yol açabilir.
Kalsiyum:
Sağlıklı insanların kanının 100 mililitresinde 8.8 ile 10.4 mg. arasında kalsiyum bulunur. İnsan vücudunda kalsiyum dengesi, paratiroid bezleri ve D vitamini tarafından düzenlenir. Öncelikle kemik metabolizması ve kaslar için gerekli bir madensel maddedir. Eksikliği halinde, dilde, dudaklarda, parmaklarda duyu değişiklikleri, kaslarda ağrı ve kramplar görülür. Kalp de bir kas olduğu için kalsiyum metabolizmasından çok etkilenir. Uzun süreli kalsiyumdan fakir beslenme, kemiklerin zayıflaması gibi bir sonuç yaratır. Kalsiyumun kandaki düzeyinin gerektiğinden fazla olması hali, genellikle, paratiroid bezinin hastalıklarında görülmektedir. Hafif dereceli yükselmeler, fazla bir belirti vermez. Bu hastalarda sık böbrek taşları görülür. Kalsiyum yükseldikçe kas güçsüzlüğü, böbrek kireçlenmesi, kemiklerde gereğinden fazla kireç toplanması gibi durumlar belirir.
Fosfor:
Kalsiyumla birlikte hareket eden bir elemandır. Böbrek, paratiroid bezi ve hormon düzensizliklerinde, vücuttaki fosfor dengesinde de bozulmalar olur. Kronik açlıklar, bağırsaklardaki emilim bozuklukları, alkolizm, devamlı idrar söktürücü kullanılması gibi hallerde kandaki düzeyi düşer. Tıp dilinde hipofosfatemi olarak adlandırılan fosfor eksikliklerinde, sinir ve kas ilişkisinde aksaklıklar, kas güçsüzlüğü, kas hücresi yıkımı, beyin fonksiyonlarında bozulma, koma ve hatta ölüm bile görülebilir.
Magnezyum
Magnezyum da vücudun önemli elementlerindendir. Kanın bir litresinde 1.6 ile 2.1 miliekivalan magnezyum bulunur. Eksikliğinde, iştahsızlık, bulantı, kusma, uyuklama, güçsüzlük, titreme, kas seyirmeleri ve kasılmaları gibi belirtiler görülür. Yüksekliği, böbrek yetersizliği olan hastalarda, sindirim sistemi tedavisi amacıyla magnezyumlu ilaçlar verilmesi halinde görülür. Kas refleksleri kaybolur, kalp elektrosunda bozukluklar görülür, solunum ve dolaşım aksar, şok ve hatta ölüm bile görülebilir.
Demir:
Toplam olarak erkeklerde 3.45, kadınlarda ise 2.45 gr kadar demir, tüm vücuda dağılmış olarak bulunur. Bunun yüzde 60-70 kadarı kan hücrelerinde hemoglobin içinde, yüzde 10-12 kadarı kaslarda miyoglobin içinde ve enzimlerde, yüzde 15-30 kadarı da, karaciğer, dalak ve kemik iliğinde depolanmış olarak bulunur. Gıdalarla alınır. Kadınlar her ay adet kanamalarıyla kan kaybettikleri için, gıdalarında daha fazla demir bulunmalıdır. En önemli demir kaynağı, et, karaciğer ve dalak gibi gıdalardır. Gıdalarla az alınması, sindirim sisteminde demir emilimiyle ilgili sorun olması, kan kaybı gibi hallerle vücutta demir azalması, kendini demir eksiklği kansızlığı şeklinde gösterir. Bazı hastalıklarda ya da ilaç şeklinde gereğinden fazla demir alınmasında vücutta aşırı demir birikir. Zamanında tedavi edilmezse, karaciğer sirozu, şeker hastalığı, ciltte bronz rengi, kalpte büyüme ve tahribat gibi hayati önemi olan sorunlar yaratabilir.
İyot:
Vücuttaki iyodun yüzde 80 kadarı tiroid bezinde bulunur. En önemli kaynağı, deniz ürünleridir. Denizden uzak, deniz ürünlerinin yenmediği ortamlarda, eğer içme sularında da yeterli iyot yoksa, iyot eklenmiş sofra tuzları kullanarak gereken miktarı almalıdır. Yeterli iyot alınmadığı taktirde, iyot eksikliği guatrı denilen bir tür guatr görülür. Eksikliğin ciddi olduğu hallerde, tiroid yetersizlğine bağlı ciddi sorunlar görülebilir. İyot fazlalığının sorun oluşturabileceği için, alınması gereken dozun 20-30 kat fazla çok uzun süreler için alınmalıdır. Bu da, ters bir etki yaratarak tiroid bezinin çalışmasını durdurabilir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanları (1920/2012)
24 Nisan 1920 29 Ekim 1923 Cumhuriyet Halk Partisi Mustafa Kemal Atatürk
24 Nisan 192029 Ekim 1923Cumhuriyet Halk Partisi2Ali Fethi Okyar
1 Kasım 192322 Kasım 1924Cumhuriyet Halk Partisi3Kazım Özalp
26 Kasım 19241 Mart 1935Cumhuriyet Halk Partisi4Mustafa Abdülhalik Renda
1 Mart 19355 Ağustos 1946Cumhuriyet Halk Partisi5Kazım Karabekir
5 Ağustos 194626 Ocak 1948Cumhuriyet Halk Partisi6Ali Fuat Cebesoy
30 Ocak 19481 Kasım 1948Cumhuriyet Halk Partisi7Şükrü Saracoğlu
1 Kasım 194822 Mayıs 1950Cumhuriyet Halk Partisi8Refik Koraltan
22 Mayıs 195027 Mayıs 1960Demokrat PartiTemsilciler Meclisi9Kazım Orbay
9 Ocak 196126 Ekim 1961PartisizMillet Meclisi10Fuat Sirmen
1 Kasım 196110 Ekim 1965Cumhuriyet Halk Partisi11Ferruh Bozbeyli
22 Ekim 19651 Kasım 1970Adalet Partisi12Sabit Osman Avcı
26 Kasım 197014 Ekim 1973Adalet Partisi13Kemal Güven
18 Aralık 19735 Haziran 1977Cumhuriyet Halk Partisi14Cahit Karakaş
17 Kasım 197712 Eylül 1980Cumhuriyet Halk PartisiDanışma Meclisi15Sadi Irmak
27 Ekim 19814 Aralık 1983PartisizBüyük Millet Meclisi16Necmettin Karaduman
4 Aralık 198329 Kasım 1987Anavatan Partisi17Yıldırım Akbulut
24 Aralık 19879 Kasım 1989Anavatan Partisi18İsmet Kaya Erdem
21 Kasım 198920 Ekim 1991Anavatan Partisi19Hüsamettin Cindoruk
16 Kasım 19911 Ekim 1995Doğru Yol Partisi20İsmet Sezgin
18 Ekim 199524 Aralık 1995Doğru Yol Partisi21Mustafa Kalemli
25 Ocak 199630 Eylül 1997Anavatan Partisi22Hikmet Çetin
16 Ekim 199718 Nisan 1999Cumhuriyet Halk Partisi23Yıldırım Akbulut (2. kez)
20 Mayıs 199930 Eylül 2000Anavatan Partisi24Ömer İzgi
18 Ekim 20003 Kasım 2002Milliyetçi Hareket Partisi25Bülent Arınç
19 Kasım 200222 Temmuz 2007Adalet ve Kalkınma Partisi26Köksal Toptan
9 Ağustos 20079 Ağustos 2009Adalet ve Kalkınma Partisi27Mehmet Ali Şahin
9 Ağustos 200912 Haziran 2011Adalet ve Kalkınma Partisi28Cemil Çiçek
4 Temmuz 2011GörevdeAdalet ve Kalkınma Partisi
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanları (1920/2012)
24 Nisan 1920 29 Ekim 1923 Cumhuriyet Halk Partisi Mustafa Kemal Atatürk
24 Nisan 192029 Ekim 1923Cumhuriyet Halk Partisi2Ali Fethi Okyar
1 Kasım 192322 Kasım 1924Cumhuriyet Halk Partisi3Kazım Özalp
26 Kasım 19241 Mart 1935Cumhuriyet Halk Partisi4Mustafa Abdülhalik Renda
1 Mart 19355 Ağustos 1946Cumhuriyet Halk Partisi5Kazım Karabekir
5 Ağustos 194626 Ocak 1948Cumhuriyet Halk Partisi6Ali Fuat Cebesoy
30 Ocak 19481 Kasım 1948Cumhuriyet Halk Partisi7Şükrü Saracoğlu
1 Kasım 194822 Mayıs 1950Cumhuriyet Halk Partisi8Refik Koraltan
22 Mayıs 195027 Mayıs 1960Demokrat PartiTemsilciler Meclisi9Kazım Orbay
9 Ocak 196126 Ekim 1961PartisizMillet Meclisi10Fuat Sirmen
1 Kasım 196110 Ekim 1965Cumhuriyet Halk Partisi11Ferruh Bozbeyli
22 Ekim 19651 Kasım 1970Adalet Partisi12Sabit Osman Avcı
26 Kasım 197014 Ekim 1973Adalet Partisi13Kemal Güven
18 Aralık 19735 Haziran 1977Cumhuriyet Halk Partisi14Cahit Karakaş
17 Kasım 197712 Eylül 1980Cumhuriyet Halk PartisiDanışma Meclisi15Sadi Irmak
27 Ekim 19814 Aralık 1983PartisizBüyük Millet Meclisi16Necmettin Karaduman
4 Aralık 198329 Kasım 1987Anavatan Partisi17Yıldırım Akbulut
24 Aralık 19879 Kasım 1989Anavatan Partisi18İsmet Kaya Erdem
21 Kasım 198920 Ekim 1991Anavatan Partisi19Hüsamettin Cindoruk
16 Kasım 19911 Ekim 1995Doğru Yol Partisi20İsmet Sezgin
18 Ekim 199524 Aralık 1995Doğru Yol Partisi21Mustafa Kalemli
25 Ocak 199630 Eylül 1997Anavatan Partisi22Hikmet Çetin
16 Ekim 199718 Nisan 1999Cumhuriyet Halk Partisi23Yıldırım Akbulut (2. kez)
20 Mayıs 199930 Eylül 2000Anavatan Partisi24Ömer İzgi
18 Ekim 20003 Kasım 2002Milliyetçi Hareket Partisi25Bülent Arınç
19 Kasım 200222 Temmuz 2007Adalet ve Kalkınma Partisi26Köksal Toptan
9 Ağustos 20079 Ağustos 2009Adalet ve Kalkınma Partisi27Mehmet Ali Şahin
9 Ağustos 200912 Haziran 2011Adalet ve Kalkınma Partisi28Cemil Çiçek
4 Temmuz 2011GörevdeAdalet ve Kalkınma Partisi
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanları (1920/2012)
Türkiye Cumhurbaşkanlari Resimleri
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına göre Türkiye Cumhurbaşkanı devletin başı ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin başkomutanıdır. Cumhurbaşkanı tek dereceli seçim sonucu beş yıllığına görev yapar. Bir kimse en fazla iki defa cumhurbaşkanı seçilebilir. Cumhurbaşkanının hastalık, yurt dışına çıkma, ölüm, çekilme veya başka bir nedenle görevini sürdürememesi durumunda Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı vekâleten görev yapar. Cumhurbaşkanı en az 40 yaşında, yüksek öğrenim görmüş ve milletvekili seçilme yeterliğine sahip Türk vatandaşı olmalıdır.
Bugüne kadar 12 kişi ant içerek cumhurbaşkanlığı yaparken 5 kişi de cumhurbaşkanlığına vekillik etti. Bu kişilerden ikisi görevleri sırasında doğal nedenlerden hayatlarını kaybetti (Mustafa Kemal Atatürk ve Turgut Özal), ikisi askerî darbeler sonucu devrildi (Celâl Bayar ve İhsan Sabri Çağlayangil) ve biri Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından görevden alındı (Cemal Gürsel).
İlk cumhurbaşkanı Atatürk, 1923'te oy birliği ile seçildi. 15 yıl 12 gün ile bu görevde en çok kalan kişi olan Atatürk, dört dönem cumhurbaşkanlığı yaptı. Özal ise 3 yıl 159 gün cumhurbaşkanlığı yaparak bu görevde en az kalan kişi oldu. Göreve geldiğinde 42 yaşında olan Atatürk en genç, 69 yaşında olan Fahri Korutürk ise en yaşlı cumhurbaşkanıdır.
[attachment=132612]
Mustafa Kemal Atatürk
(1881–1938 )
29 Ekim 1923 10 Kasım 1938
[n 1] Cumhuriyet Halk Partisi 1
(1923) Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı
(1920–1923)
Mustafa Abdülhalik Renda
(1881–1957)
(vekâleten)
10 Kasım 1938 11 Kasım 1938
Cumhuriyet Halk Partisi
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı
(1935–1946)
[attachment=132613]
İsmet İnönü
(1884–1973)
11 Kasım 1938 22 Mayıs 1950
Cumhuriyet Halk Partisi 5
(1938 ) Türkiye Başbakanı
(1923–1924, 1925–1937)
[attachment=132614]
Celâl Bayar
(1883–1986) 22 Mayıs 1950
Demokrat Parti
(1950) Türkiye Başbakanı
(1937–1939)
[attachment=132615]
Cemal Gürsel
(1895–1966)
27 Mayıs 1960
10 Ekim 1961
Askerî
10 Ekim 1961 2 Şubat 1966
Bağımsız
Türk Kara Kuvvetleri Komutanı
İbrahim Şevki Atasagun
(1899–1984)
(vekâleten)
2 Şubat 1966 28 Mart 1966
Bağımsız
Cumhuriyet Senatosu Başkanı
[attachment=132616]
Cevdet Sunay
(1899–1982)
28 Mart 1966 28 Mart 1973
Bağımsız
Türk Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı
Tekin Arıburun
(1903–1993)
(vekâleten)
28 Mart 1973 6 Nisan 1973
Adalet Partisi
Cumhuriyet Senatosu Başkanı
(1970–1977)
[attachment=132617]
Fahri Korutürk
(1903–1987)
6 Nisan 1973 6 Nisan 1980
Bağımsız
Türk Deniz Kuvvetleri Komutanı
İhsan Sabri Çağlayangil
(1908–1993)
(vekâleten)
6 Nisan 1980 12 Eylül 1980
Adalet Partisi
Cumhuriyet Senatosu Başkanı
[attachment=132618]
Kenan Evren
(1917–2015)
12 Eylül 1980 9 Kasım 1982 Askerî
9 Kasım 1982 9 Kasım 1989
BağımsızTürk Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı
(1978–1983)
[attachment=132619]
Turgut Özal
(1927–1993)
9 Kasım 1989 17 Nisan 1993
Anavatan Partisi
Türkiye Başbakanı
Hüsamettin Cindoruk
(1933– )
(vekâleten)
17 Nisan 1993 16 Mayıs 1993
Doğru Yol Partisi
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı
(1991–1995)
[attachment=132620]
Süleyman Demirel
(1924–2015)
16 Mayıs 1993 16 Mayıs 2000
Doğru Yol Partisi
Türkiye Başbakanı
(1965–1971, 1975–1977, 1977–1978, 1979–1980, 1991–1993)
[attachment=132621]
Ahmet Necdet Sezer
(1941– )
16 Mayıs 2000 28 Ağustos 2007
Bağımsız
T.C. Anayasa Mahkemesi Başkanı
(1998–2000)
[attachment=132622]
Abdullah Gül
(1950– )
28 Ağustos 2007 28 Ağustos 2014
Adalet ve Kalkınma Partisi
Türkiye Dışişleri Bakanı
(2003–2007)
[attachment=132623]
Recep T a y y i p Erdoğan
(1954– )
28 Ağustos 2014 Görevde
Adalet ve Kalkınma Partisi
Türkiye Başbakanı
(2003–2014)
Thunderbolt Nedir?
Thunderbolt, kod adı “Light Peak”tir, Apple ve Intel’in birlikte geliştirdiği bir arabirimdir. Tek bir bağlantı noktası üzerinden yüksek çözünürlüklü ekranları ve yüksek performanslı veri aygıtlarını destekler.
Mini DisplayPort ile aynı konektörü kullanan Thunderbolt, Şubat 2011’de piyasaya çıkmıştır. DC bağlantısıyla birlikte, PCIe ve DisplayPort verileri taşıyan bir kabloyu kombine eder. Şu anda yaygın olarak Apple tarafından kullanılan teknoloji, aynı konektör üzerinde, her iki yönde (ya da kanalda) de 10Gbit/s’ye varan aktarım hızına ulaşabilir.
Thunderbolt 2, iki kanalı birleştirerek bu hızın 20Gbit/s’ye kadar çıkmasını sağlamıştır (teorik olarak Thunderbolt 1’le aynı aslında; ikisinin de toplam ulaşabildiği hız 20Gbit/s.). Thunderbolt 3 ile ise “40Gbit/s” hızı telaffuz edilmektedir ki, dudak uçuklatan bir hız bu(şöyle diyeyim: USB 3.0 SuperSpeed, 5Gbit/s hıza sahiptir).
Yukarıda da dediğimiz gibi, Thunderbolt adını daha çok Apple cihazlarıyla birlikte duyuyoruz. Belki 2015’te gelecek olan Skylake’le birlikte daha fazla yaygınlaşması sağlanabilir. Tabi bu sırada USB de armut toplamıyor, o da gelişiyor (ve 10Gbit/s hızıyla birlikte elimizin altındaki fareden karşımızdaki 4K monitöre kadar desteğini genişletiyor. Çift yönlü bağlantı noktası da cabası). Bu arabirim çok daha yaygın olduğundan ötürü, Thunderbolt’un işi zor. Bekleyip göreceğiz bakalım neler olacak.
Thunderbolt, tek bir bağlantı noktası üzerinden yüksek çözünürlüklü ekranları ve yüksek performanslı veri aygıtlarını destekleyen devrim niteliğinde bir G/Ç teknolojisidir. Genişletme fikrini çarpıcı bir şekilde yeniden tanımlar.
Thunderbolt teknolojisi, DisplayPort ve PCI Express verilerini taşıyan bir kablo ve basit bir bağlantı noktasıyla çok çeşitli yüksek hızlı çevre birimlerinin yanı sıra yüksek çözünürlüklü ekranlara erişmenizi sağlar.
Mac Pro, MacBook Pro, Macbook Air, Mac ve Retina 5K ekranlı iMac'te yerleşik olan yeni Thunderbolt 2 ile en yeni ekranlara bağlanabilir, çevre birimleriniz için iki kat daha fazla bant genişliğine sahip olabilirsiniz. Ayrıca Thunderbolt teknolojisinin her iki nesli birbirleriyle uyumludur.
PCI Express, bir Mac'teki tüm yüksek performanslı bileşenleri birbirine bağlayan teknolojidir. Ve bu teknoloji, Thunderbolt'ta yerleşiktir. Bu da Mac'inizi kutudan çıkardığınız an, PCI Express hızına sahip olacağınız anlamına gelir. Thunderbolt sayesinde RAID dizileri ve video kayıt çözümleri gibi harici aygıtlarınız kolayca takılıp çıkarılabilir ve Mac'leriniz arasında rahatlıkla taşınabilir.
Thunderbolt, aynı konnektör üzerinde, her iki yönde de 10 GB/s'ye varan aktarım hızına sahip iki farklı kanal sunar. Ultra hızlı, ultra esnek Thunderbolt 2 ise bu hızı 20 GB/s'ye çıkarır. Çevre birimlerine ve çevre birimlerinden USB 2'ye göre 40 kata kadar, FireWire 800’e göre ise 25 kata kadar daha hızlı veri taşıyabilirsiniz. Ayrıca birden fazla yüksek hızlı aygıtı, bir hub ya da anahtar kullanmadan birbirine bağlamak için gerekli bant genişliğine sahip olursunuz. Örneğin, yüksek performanslı birçok harici diski, bir video çekme aygıtını ve hatta bir ekranı tek bir Thunderbolt zincirine bağlayabilir ve maksimum veri akışını sürdürebilirsiniz.
Genişletme seçenekleriniz şimdi Mac’inizin içindeki alanla sınırlı değil. Thunderbolt kasasını kullanarak, PCI Express kartlarınızı kolaylıkla takabilirsiniz. Hatta sınırlı sayıda genişletme yuvası olan bir bilgisayara takabileceğinizden çok daha fazla kartı takmak için, birden fazla kasayı aynı anda bağlayabilirsiniz. PCI Express teknolojisiyle, basit adaptörler kullanarak USB ve FireWire çevre birimlerinizi kullanabilir, Gigabit Ethernet ve Fiber Kanal ağlarına bağlanabilirsiniz.
Thunderbolt 2, en yeni 4K ekranlara erişim sağlar. Aslında, Mac Pro'yla aynı anda üç adede kadar 4K ekran bağlayabilirsiniz. Thunderbolt, DisplayPort teknolojisine dayandığı için Apple Thunderbolt Display ve Mini DisplayPort ekranlarına özgün bir destek sağlar. DVI, HDMI ve VGA ekranlar adaptörlerle bağlanır.
Bir video editörüyseniz, bağladığınız sinema filminin tüm post-prodüksiyon çalışmalarını gerçekleştirmek için yüksek performanslı bir depolama aygıtı, bir 4K ekranı ve yüksek bit hızlı bir video kayıt aygıtını tek bir bağlantı noktası üstünden kullandığınızı hayal edin. Thunderbolt G/Ç teknolojisi; Apple Thunderbolt Display ve Promise Pegasus 2 RAID veya LaCie 2big disk dahil, altı adede kadar Thunderbolt çevre birimini zincirleme olarak bağlayabilmenizi sağlar.* OS X'teki Thunderbolt aracılığıyla IP desteği sayesinde, bir Thunderbolt kablosuyla Mac bilgisayarları arasında 10 GB/s hızında bir bağlantı bile oluşturabilirsiniz.
Tüm bu güç ve ışık hızındaki veri aktarımı, şu ana kadar üretilmiş en gelişmiş kablolardan birisi olan Apple Thunderbolt Kablo üzerinden gerçekleşir. Başka hiçbir kablo, bu kadar fazla şeyi bu kadar şaşırtıcı hızlarda gerçekleştiremez. Üstelik, yalnızca yüksek performanslı aygıtları bağlamakla kalmaz, kendisi de bir o kadar yüksek performanslıdır. Thunderbolt, daha yüksek performans için USB 3’ten iki kat daha fazla güç sağlayarak, harici katı hal sürücüleri gibi çevre birimlerine 10 watt enerji verir. Uzunlukları yarım metre ile 30 metre arasında değişen kablolarla, geniş bir alana dilediğiniz gibi yayılabilirsiniz.
Fairchild Republic A-10 Thunderbolt II Nedir?
A-10 Thunderbolt II, kara birliklerine yakın hava desteği sağlama görevi için özel olarak geliştirilen ilk hava platformudur. Orijinal takma adı "Warthog" (kısaca Hog) olmasına rağmen II. Dünya Savaşı'nda kara birliklerine yakın hava desteği sağlamış olan P-47 Thunderbolt'a izafeten aynı isimle anılmaktadır.
ABD'li Fairchild Republic firması tarafından üretilen A-10 Thunderbolt II, düşük irtifa ve düşük hızda manevra yapabilen, isabetli silah sevk yeteneği olan basit ve etkili, her türlü yer hedefine özellikle de tank ve zırhlı araçlara saldırabilen iki motorlu bir jet uçağıdır. Soğuk Savaş döneminde alçak uçuşla Sovyet tank ve zırhlılarını imha etmek üzere tasarlanmıştır. "Tank Katili" olarak anılır. Savaş alanı üzerinde 300 m altındaki irtifalara inip büyük kanat alanı sayesinde düşük hızlarda yerdeki düşman unsurlarını ateş altına alabilir. Kısa ve ham pistlerden iniş-kalkış yapabilmesi Thunderbolt'a cepheye yakın alanlardan harekat olanağı sağlar. Oldukça dayanıklı bir uçaktır, bu da ona geniş bir kombat yarıçapı ve savaş alanında uzun süre kalabilme yeteneği vermektedir. Sistem ve zırhı sayesinde hayatta kalma olasılığı yüksektir. Hasara karşın pilotun uçağı üsse geri döndürebilecek şekildeki dizaynı ve görev yükü-menzili uçağın dikkat çeken unsurlarıdır. Pilot kabininin etrafı 3.8 cm kalınlığında titanyum zırh ile kaplıdır. Uçağın tümü zırhlı değildir, zırh sadece kokpite ve yakıt deposuna uygulanmıştır. Uçağın dizaynında performanstan çok alçak irtifa (300 m) seyirlerinde yerden açılacak ateşe karşın hedefin imhası ve üsse dönme esas alınmıştır. Bu özellikleri kullanıcı pilotların uçağa güven duymasına ve hedefe giderken konsantrasyonunun korunmasını sağlar. I. Körfez Savaşı'nda bazı A-10 uçaklarında, gövde ve kanatlarda 30 cm civarında uçaksavar mermi delikleri olmasına karşın uçaklar üsse geri dönebilmiştir.
Geliştirilmesi
ABD, Vietnam Savaşı'nda yakın hava desteği için çok değişik tipte farklı uçaklar kullandı. Fakat hiçbirinden beklediği verimi alamadı. Vietnam deneyimleri neticesine, Soğuk Savaşta farklı coğrafyalarda yakın hava desteği sağlayabilecek bir uçak ihtiyacı olduğu saptandı. Northrop Grumman YA-9 ve Fairchild Republic A-10 arasından A-10 seçildi ve 715 adetlik sipariş verildi. Tek kişilik olan A modeli 10 Mayıs 1972'de, iki kişilik eğitim amaçlı olan B modeli de Mayıs 1974'de ilk uçuşunu gerçekleştirdi. İlk servis A-10 uçağı Eylül 1975'de Arizona/Davis-Monthan Hava Üssü'nde göreve başladı. Mart 1984'de son A-10'un teslimatı da tamamlandı. 1978'de FAC (İleri Hava Kontrolü) için bazı A-10 uçakları OA-10 standardına getirildi. Makinalı top kaldı ancak hedef için beyaz dumanlı roketler ve daha sonra da lazer işaretleyiciler takıldı. A-10 ile OA-10 arasındaki temel fark OA-10'un kendini hava tehdidine karşı korumak için AIM-9 Sidewinder havadan-havaya füze taşıyabilmesidir. A-10'un A, B ve C versiyonları vardır. B modeli eğitim versiyonudur ve az sayıda (30) üretilmiştir. Modernizasyon sonrası ortaya çıkan C modeli ilk uçuşunu 20 Şubat 2005'te gerçekleştirmiştir. A-10C geliştirilmiş nişan alma teknolojileri sayesinde JDAM (Müşterek Doğrudan Taarruz Mühimmatı) ve rüzgar etkisi düzeltilmiş mühimmat dağıtıcılar gibi önceki versiyonlarda bulunmayan akıllı silah sistemlerini kullanma yeteneğine sahiptir. Datalink ve glass (dijital) kokpite sahip olan A-10C geliştirilen yetenekleri sayesinde hem her türlü hava koşulunda daha etkin silah donanımı ile yakın hava desteği (CAS) görevlerinde daha etkin olabilecek, hem de daha değerli hedeflerin vurulmasında görev yapabilecektir. En güncel modernizasyon paketini oluşturan Hassas Angajman Programı Aralık 2006'da Arizona Davis-Monthan Hava Kuvvetleri Üssü’nde tanıtılmıştır. Bu program dahilinde sensörlerin tam entegrasyonu, veri bağlantısı ve hedefleme podu başta olmak üzere, birçok geliştirmeye tabi tutulacak olan yeni nesil A-10'lar, bu çalışmaların sonucunda, daha yüksek irtifalardan ve daha uzun menzilden taarruz yapabilecek. Program çerçevesinde uçağın kokpiti de iki adet yeni çok-fonksiyonlu renkli gösterge ve yeni bir HOTAS arayüzünün sisteme eklenmesi ile geliştirilecek. Bu yenilikler pilotun durumsal farkındalığını ve görev performansını arttıracaktır.
Ağır uçaksavar yaralarına rağmen üssüne geri dönmeyi başaran bir A-10
A-10, iki adet General Electric TF34-GE-100 turbofan motoru taşımaktadır. Bu motorların her biri 9.565 libre gücündedir. Motorlar gövde üstündedir ve birbirinden ayrılmıştır. Böylece yerden gelebilecek saldırılarda hasar görmemesi amaçlanmıştır. Motorlardan birisi isabet alsa dahi diğer motor göreve devam edebilir. Motor sesi çok değişiktir, hafif bir ıslık sesini andırır. Bu da uçağın saldırı anında erken fark edilmemesini sağlar. Motorlar düşük sıcaklık yaydıklarından stinger gibi yerden atılan ısıya duyarlı füzelerin takibini zorlaştırır. Uçağın radar izi oldukça yüksektir, radar emici malzeme kullanılmamıştır.
Soğuk Savaş döneminde T-62 tanklarının zırhlarını orta irtifadan delmek için geliştirilen 30 mm'lik GAU-8/A Gatling Makinalı Topu uçağın en etkili silahıdır. Top, 7 namluludur ve 0.43 kg-0.75 kg ağırlığında 1.350 adet mermi kullanır. 6500 metreden tank imhası yapabilir, pilotun seçimine göre dakikada 2100-4200 mermi atabilir. Gatling topunda seyreltilmiş uranyumlu mermiler kullanılır, mermi çekirdeklerinin içinde seyreltilmiş radyasyonlu uranyum çubuklar bulunmaktadır. Bu uranyum çubuklar merminin ateşlenmesi ile ısınarak kimyasal ve atomik bir reaksiyona girer. Hedefi vuran mermi bir bomba etkisi yaparak patlar. Dakikada 3900 mermi havadan yağan bomba yağmuru gibidir. Uçak, dahili top cephanesi ve 11 adet harici silah istasyonunda azami 16.000 libre (7.260 kg), tam dahili yakıtla 12.000 libre azami harici silah yükü taşıyabilmektedir. Uçakta kullanılan diğer mühimmatlar; AGM-65 Maverick, AIM-9L Sidewinder (Sadece OA-10 modelinde), GBU-10 Paveway II, GBU-12 Paveway II, GBU-16 Paveway II ve GBU-24 Paveway III Lazer güdümlü bombalar, Mk-20 Rockeye, BLU-1, BLU-27/B Rockeye II, BL-755, CBU-52/58/71/87/89/97 Demet bombaları, Mk-82/83/84 Genel maksat bombaları, Mk-77 Yangın bombası (Napalm), JDAM (Sadece A-10C modelinde), CBU-105 WCMD (Sadece A-10C modelinde), LAU-68 Hydra 70 mm (2.76 inç) ve 127 mm (5.0 inç) Roket podları taşıyabilmektedir. A-10 ayrıca ALQ-131 elektronik önlem (ECM) podu ve LITENING AT/Sniper XR hedefleme podları (Sadece A-10C modelinde) da taşıyabilmektedir. NVIS (Gece Görüş Sistemi) de Thunderbolt'un sahip olduğu sistemlerden biridir. Bu sistemle uçaklar gece karanlığında da yer hedeflerine saldırı düzenleyebilmektedir.
A-10, I. Körfez, Kosova, Afganistan ve II. Körfez Savaşlarında görev yapmıştır. En büyük başarısı deniz seviyesindeki düz arazide gerçekleşen I. Körfez Savaşı'dır. Uçağın üretim amaçlarına uygunluk gösteren bir coğrafya olan Irak'ta 144 adet A-10 uçağı toplam 8.100 sorti yaptı. % 95.7 göreve hazırlık oranıyla bu filo, tüm savaşta harcanan AGM-65 Maverick'lerin % 90'ını ateşledi. Hedefleri arasında; zırhlı araçlar, personel taşıyıcılar, ikmal konvoyları, Scud lançerleri yer aldı. A-10'lar 987 Irak tankını, 1.200 topçu bataryasını, 9 SAM lançerini, 96 radar istasyonunu ve 2.000 kadar kamyon & taşıyıcı vs aracı tahrip ettiler. Ayrıca Kuveyt sınırında iki adet Mi serisi Irak helikopteri 30 mm Gatling topu ile düşürüldü. I. Körfez Savaşında bir A-10 sağ motoruna 45 adet, sol motoruna ise 20 adet 20 mm lik uçak savar mermisi isabet etmesine rağmen, patlamış iniş takımlarıyla üssüne dönebilmiş ve sorunsuz bir iniş gerçekleştirmiştir.
USAF A-10A Thunderbolt II.
I. Körfez Savaşı'ndan sonra ABD Hava Kuvvetleri kuvvet yapısında standartlaşma istemekteydi. A-10 uçaklarının bir kısmının müttefik devletlere transferleri ve yerlerine yakın hava desteği için düzenlenmiş F-16 (A-16) uçaklarının hizmete girmesi planlandı. Türkiye'ye de NATO Güney Kanat Yardımı kapsamında 50 adet A-10 uçağının satışı teklif edildi. Türk tarafının yaptığı incelemeler sonunda bu uçakların yaş ve açık depolama sonucu kullanılabilir hale getirilebilmesinin zor ve pahalı olduğu ve standartların dışında (30 mm makinalı top, motorlar) parçalarının olması gerekçesiyle teklif kabul görmedi. Teklifin kabulü durumunda hizmet ömrünü yarılamış 2 filoluk bir kuvvet için Türkiye'de büyük bir altyapı yatırımı yapılması gerekecekti. Ayrıca, uçakların Hava Kuvvetlerinde mi yoksa Kara Kuvvetlerinde mi görev yapacağı tartışması da yaşanmıştı.
Yakın Hava Desteği uçağının önemini iyi kavrayan ABD Hava Kuvvetlerini, A-10'ların yerine F-16'ları zırhlı hedeflere saldırı ve yakın hava desteği öncelik alınarak modernize edip "A-16" adıyla göreve katmayı planlıyordu. Fakat 1990'ların ikinci yarısında gövde altında 30 mm Gatling toplu F-16 uçaklarıyla yapılan denemelerde problemlerle karşılaşıldı. F-16'nın serbest uçuşlu bomba atışında isabet yüzdesi A-10'dan daha yüksekti fakat yakın hava desteği için yapması gereken düşük irtifa/düşük hızda manevraların uçağın kritik aksamında yüksek oranda yıpranma yaptığı belirlendi. Böylece bu plandan vazgeçildi ve A-10'un modernize edilmesi kararlaştırıldı. Modernizasyon sonucu bu uçakların 2040'a kadar hizmette kalması planlandı. Modernize edilmeyen uçakların Güney Kore, Japonya, Suudi Arabistan gibi müttefik devletlere yardım kapsamında transferi düşünüldü fakat bu ülkeler saldırı helikopteri tedarikini tercih ettiler.
A-10'un tek kullanıcısı ABD'dir. ABD Hava Kuvvetleri (USAF) ve Ulusal Hava Muhafızları (ANG) birliklerine bağlı 150+ A-10A, 100+ OA-10A ve 95 A-10C (Ocak 2008 yılı tahmini verileri) aktif olarak görev yapmaktadır. Çeşitli modernizasyon programları ile bu uçakların 2040'lı yıllara kadar hizmette tutulması planlanmaktadır.
Teknik özellikler
Boyut Doneleri
Uzunluk : 16.26 m (53.33 ft)
Kanat Genişliği : 17.53 m (57.50 ft)
Yükseklik : 4.47 m (14.67 ft)
Kanat alanı: 47.02 m2 (506 ft2)
Ağırlık Doneleri
Boş Ağırlık : 9.183 kg (20.246 lb)
Azami Kalkış Ağırlığı : 23.585 kg (52.000 lb)
Yakıt Kapasitesi : Dahili : 4.885 kg (10.700 lb), Harici : 3 x 600 galon (2.270 lt) yakıt tankı
Azami Faydalı Yük : 7.260 kg (16.000 lb)
Güç Kaynağı
Motor : 2 x General Electric TF-34-GE-100 turbofan
Motor Gücü : 2 x 9.565 lbf (40.32 kN)
Performans
Azami Hız : 705 km/s (440 mph) (Deniz seviyesinde)
Seyrüsefer Hızı : 555 km/s (345 mph) (Deniz seviyesinde)
Servis Tavanı : 41.200 ft (12.550 m)
Tırmanma Hızı : 6.000 ft (1.800 m) / dakika
Menzil : Azami yakıt ile 3.950 km (2.130 nm), Tipik yükleme ile 2.000 km (1.080 nm)
G Limiti : + 5.5
Silah donanımı
Top
1 x 30 mm GAU-8/A Gatling (7 namlu, 1.350 mermi)
Havadan Havaya Muharebe Füzeleri
AIM-9L Sidewinder (Sadece OA-10 versiyonunda)
Havadan Karaya Taaruz Füzeleri
AGM-65B/D/G Maverick
Bombalar
GBU-10 Paveway II, GBU-12 Paveway II, GBU-16 Paveway II, GBU-24 Paveway III Lazer güdümlü bombalar
Mk-20 Rockeye, BLU-1, BLU-27/B Rockeye II, BL-755, CBU-52/58/71/87/89/97 Demet bombaları
Mk-82/83/84 Genel maksat bombaları
Mk-77 Yangın bombası (Napalm)
JDAM (A-10C)
CBU-105 WCMD (A-10C)
LAU-68 Hydra 70 mm (2.76 inç) ve 127 mm (5.0 inç) Roket podları
Elektronik Muharebe Destek Donanımları
ALQ-131 ECM podu
LITENING AT/Sniper XR hedefleme podları (A-10C)
ALLAH
BAYRAK
Radyo Karoglan
Foruma Misafir Olarak Gir
Forumda Neler Var
GALATASARAY
FENERBAHÇE
BEŞiKTAŞ
TRABZONSPOR
MiLLi TAKIM
ETKiNLiKLERiMiZ
MEVLANA'DAN

