Âlemi Seyre Dalmak da Muhammed'in Sünneti, Yolumuzun Bir Düsturudur
İnsan, yalnızca kendi etrafında olup bitenlerle sınırlı bir hayat yaşamamalıdır. Âlemi seyretmek, yaratılmışları gözlemlemek, insanların hâllerini, dünyanın hadiselerini ve Allah'ın kulları üzerindeki tecellilerini takip etmek de insanın fikir dünyasını geliştiren, basiretini artıran ve kendisine ibret kapıları açan bir davranıştır.
Bizim yolumuzda âlemi seyretmek, boş bir merak veya vakit geçirmekten ibaret değildir. Gördüklerinden ibret almak, hadiselerin arkasındaki hikmeti düşünmek ve kendi hayatına ders çıkarmak maksadıyla seyretmek, tefekkürün bir parçasıdır.
**Peygamber Efendimizin Miraç Mucizesi de bize bu konuda düşündürücü bir misaldir.**
Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.), Miraç hadisesinde Allah Teâlâ'nın kendisine gösterdiği nice büyük ayetleri, göklerin ve yerin nice harikalarını, cennet ve cehennemden kendisine gösterilen manzaraları müşahede etmiştir. Bu, sıradan bir rüya veya hayal değil, Allah'ın kudretiyle gerçekleşen büyük bir mucizedir.
Peygamber Efendimizin yaşadığı bu büyük tecrübe, insanın görme, müşahede etme ve gördüklerinden hakikate ulaşma meselesi üzerinde düşünmemize vesile olur.
Rivayet ve menkıbelerde sahabelerin hâllerine dair anlatılan bazı kıssalar da bu müşahede ve dikkat meselesini hatırlatır. Ancak burada asıl üzerinde durmamız gereken, anlatılan her kıssadan ziyade, müşahedenin insana kazandırdığı basiret ve ibret alma şuurudur.
**Peki, günümüzde âlemi seyretmek nasıl gerçekleşiyor?**
Eskiden insanlar uzak diyarlarda olup bitenleri öğrenmek için uzun yolculuklar yapmak, haber beklemek veya başka insanların anlattıklarına kulak vermek zorundaydı. Bugün ise internet, cep telefonları, televizyonlar ve canlı yayınlar sayesinde dünyanın hemen her köşesinde yaşanan hadiselerden haberdar olabiliyoruz.
Bir yerde büyük bir kaza meydana geliyor, haberini görüyoruz.
Başka bir yerde insanlar bir musibetle karşılaşıyor, görüntülerine şahit oluyoruz.
Bir insan çaresiz bir kediye yardım ediyor, bu iyiliği bütün dünyaya ulaşıyor.
Bir başkası denizde mahsur kalan yunuslara yardım ediyor, bu güzel davranışı canlı görüntülerle gözlerimizin önüne geliyor.
Kimi zaman bir insanın merhametini, kimi zaman bir başkasının zulmünü, kimi zaman da insanların sabrını, fedakârlığını ve dayanışmasını seyrediyoruz.
İşte bütün bunlar, bizim için yalnızca izlenecek görüntüler değildir. Her birinin içinde alınacak bir ders, düşünülecek bir hikmet ve insanın kendi hayatına uygulayabileceği bir ibret vardır.
Bir kazayı gördüğümüzde tedbiri öğrenmeliyiz. Bir musibeti gördüğümüzde Allah'a sığınmayı ve nimetlerin kıymetini bilmeliyiz. Bir insanın merhametini gördüğümüzde kendi merhametimizi sorgulamalıyız. Bir hayvana yardım edildiğini gördüğümüzde yaratılmışlara karşı sorumluluğumuzu hatırlamalıyız.
Bir insanın hatasını gördüğümüzde de hemen onu kınamak yerine, aynı hataya kendimizin düşmemesi için ders çıkarmalıyız.
**Âlemi seyretmek, kendimizi de seyretmektir.**
Çünkü insan başkalarının hayatına baktıkça kendi hayatını da değerlendirmeyi öğrenir. Başkalarının başına gelenlerden kendi başına gelebilecekleri düşünür. Başkalarının yaptığı iyilikleri görerek iyiliğe yönelir, yanlışlarını görerek yanlışlardan uzak durmaya çalışır.
Ancak burada önemli bir ölçü vardır: Her gördüğümüz şeyin peşine düşmek, her görüntüyü izlemek veya her haberi merak etmek değildir maksadımız. Seyrettiğimiz şeylerden ibret almak, faydalı olanı öğrenmek, zararlı ve haram olandan gözümüzü çevirmek ve vaktimizi israf etmemektir.
Raşidî yolunda bu anlayışın yeri vardır. Çünkü insanın yalnızca kendi zikriyle değil, hayatın içindeki hadiselerden çıkardığı derslerle de olgunlaşması gerekir. Zikir insanın kalbini Allah'a yöneltirken, tefekkür de aklını ve basiretini geliştirir.
Dolayısıyla âlemi seyretmek, gördüklerinden ibret almak, ince fikirli olmak, hadiseleri değerlendirmek ve bunlardan kendi yoluna uygun dersler çıkarmak bizim için önemli bir düsturdur.
**Seyret ama gaflete dalma! Gör ama ibret al! Öğren ama her gördüğüne kapılma!**
Zira göz yalnızca görmek için değil, görülenlerden hakikate ulaşmak için de bir nimettir. İnsan gördüklerini aklıyla tartmalı, kalbiyle değerlendirmeli ve hayatını bu değerlendirmelerden çıkardığı derslerle güzelleştirmelidir.
İşte âlemi seyretmenin bizim anlayışımızdaki manası budur: Dünyayı takip etmek, yaratılmışları gözlemlemek, hadiselerden ibret almak ve bütün bunların neticesinde Allah'a daha bilinçli bir kul olarak yönelmek.
**Raşit Tunca**
İnsan, yalnızca kendi etrafında olup bitenlerle sınırlı bir hayat yaşamamalıdır. Âlemi seyretmek, yaratılmışları gözlemlemek, insanların hâllerini, dünyanın hadiselerini ve Allah'ın kulları üzerindeki tecellilerini takip etmek de insanın fikir dünyasını geliştiren, basiretini artıran ve kendisine ibret kapıları açan bir davranıştır.
Bizim yolumuzda âlemi seyretmek, boş bir merak veya vakit geçirmekten ibaret değildir. Gördüklerinden ibret almak, hadiselerin arkasındaki hikmeti düşünmek ve kendi hayatına ders çıkarmak maksadıyla seyretmek, tefekkürün bir parçasıdır.
**Peygamber Efendimizin Miraç Mucizesi de bize bu konuda düşündürücü bir misaldir.**
Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.), Miraç hadisesinde Allah Teâlâ'nın kendisine gösterdiği nice büyük ayetleri, göklerin ve yerin nice harikalarını, cennet ve cehennemden kendisine gösterilen manzaraları müşahede etmiştir. Bu, sıradan bir rüya veya hayal değil, Allah'ın kudretiyle gerçekleşen büyük bir mucizedir.
Peygamber Efendimizin yaşadığı bu büyük tecrübe, insanın görme, müşahede etme ve gördüklerinden hakikate ulaşma meselesi üzerinde düşünmemize vesile olur.
Rivayet ve menkıbelerde sahabelerin hâllerine dair anlatılan bazı kıssalar da bu müşahede ve dikkat meselesini hatırlatır. Ancak burada asıl üzerinde durmamız gereken, anlatılan her kıssadan ziyade, müşahedenin insana kazandırdığı basiret ve ibret alma şuurudur.
**Peki, günümüzde âlemi seyretmek nasıl gerçekleşiyor?**
Eskiden insanlar uzak diyarlarda olup bitenleri öğrenmek için uzun yolculuklar yapmak, haber beklemek veya başka insanların anlattıklarına kulak vermek zorundaydı. Bugün ise internet, cep telefonları, televizyonlar ve canlı yayınlar sayesinde dünyanın hemen her köşesinde yaşanan hadiselerden haberdar olabiliyoruz.
Bir yerde büyük bir kaza meydana geliyor, haberini görüyoruz.
Başka bir yerde insanlar bir musibetle karşılaşıyor, görüntülerine şahit oluyoruz.
Bir insan çaresiz bir kediye yardım ediyor, bu iyiliği bütün dünyaya ulaşıyor.
Bir başkası denizde mahsur kalan yunuslara yardım ediyor, bu güzel davranışı canlı görüntülerle gözlerimizin önüne geliyor.
Kimi zaman bir insanın merhametini, kimi zaman bir başkasının zulmünü, kimi zaman da insanların sabrını, fedakârlığını ve dayanışmasını seyrediyoruz.
İşte bütün bunlar, bizim için yalnızca izlenecek görüntüler değildir. Her birinin içinde alınacak bir ders, düşünülecek bir hikmet ve insanın kendi hayatına uygulayabileceği bir ibret vardır.
Bir kazayı gördüğümüzde tedbiri öğrenmeliyiz. Bir musibeti gördüğümüzde Allah'a sığınmayı ve nimetlerin kıymetini bilmeliyiz. Bir insanın merhametini gördüğümüzde kendi merhametimizi sorgulamalıyız. Bir hayvana yardım edildiğini gördüğümüzde yaratılmışlara karşı sorumluluğumuzu hatırlamalıyız.
Bir insanın hatasını gördüğümüzde de hemen onu kınamak yerine, aynı hataya kendimizin düşmemesi için ders çıkarmalıyız.
**Âlemi seyretmek, kendimizi de seyretmektir.**
Çünkü insan başkalarının hayatına baktıkça kendi hayatını da değerlendirmeyi öğrenir. Başkalarının başına gelenlerden kendi başına gelebilecekleri düşünür. Başkalarının yaptığı iyilikleri görerek iyiliğe yönelir, yanlışlarını görerek yanlışlardan uzak durmaya çalışır.
Ancak burada önemli bir ölçü vardır: Her gördüğümüz şeyin peşine düşmek, her görüntüyü izlemek veya her haberi merak etmek değildir maksadımız. Seyrettiğimiz şeylerden ibret almak, faydalı olanı öğrenmek, zararlı ve haram olandan gözümüzü çevirmek ve vaktimizi israf etmemektir.
Raşidî yolunda bu anlayışın yeri vardır. Çünkü insanın yalnızca kendi zikriyle değil, hayatın içindeki hadiselerden çıkardığı derslerle de olgunlaşması gerekir. Zikir insanın kalbini Allah'a yöneltirken, tefekkür de aklını ve basiretini geliştirir.
Dolayısıyla âlemi seyretmek, gördüklerinden ibret almak, ince fikirli olmak, hadiseleri değerlendirmek ve bunlardan kendi yoluna uygun dersler çıkarmak bizim için önemli bir düsturdur.
**Seyret ama gaflete dalma! Gör ama ibret al! Öğren ama her gördüğüne kapılma!**
Zira göz yalnızca görmek için değil, görülenlerden hakikate ulaşmak için de bir nimettir. İnsan gördüklerini aklıyla tartmalı, kalbiyle değerlendirmeli ve hayatını bu değerlendirmelerden çıkardığı derslerle güzelleştirmelidir.
İşte âlemi seyretmenin bizim anlayışımızdaki manası budur: Dünyayı takip etmek, yaratılmışları gözlemlemek, hadiselerden ibret almak ve bütün bunların neticesinde Allah'a daha bilinçli bir kul olarak yönelmek.
**Raşit Tunca**
Kar©glan Başağaçlı Raşit Tunca

