<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Rasitu - Güzel Dualar Zikirler Tesbihatlar]]></title>
		<link>https://rasitu.de/</link>
		<description><![CDATA[Rasitu - https://rasitu.de]]></description>
		<pubDate>Sat, 08 Aug 2026 23:34:01 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Dualarla ilgili çeşitli sorular]]></title>
			<link>https://rasitu.de/showthread.php?tid=35346</link>
			<pubDate>Wed, 24 Dec 2025 14:22:57 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://rasitu.de/member.php?action=profile&uid=8">Hamdullah</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://rasitu.de/showthread.php?tid=35346</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Dualarla ilgili çeşitli sorular</span></span><br />
<br />
Sual: Ev alırken, (Ya Rabbi hayırlı ise, bu evi nasip eyle), yahut evlenirken, (Evlenmek hayırlı ise, evlenmemi nasip eyle) diye dua etmemeli, (Hayırlısı ile ver) demeli deniyor. Bunun hangisi uygun ve aradaki fark nedir?<br />
CEVAP<br />
Hayırlısı ise ver demekte bir teslimiyet vardır, uygundur. Hayırlısı ile ver demek de, uygunsuz değildir. Fakat, sanki bunda ısrar var, illa o şeyin olması isteniyor. Birinci şekilde söylemek daha iyi olur.<br />
<br />
Sual: (Vaki olanda hayır vardır) veya (Hayırlısı olur inşallah) deniyor. Böyle demek uygun mu?<br />
CEVAP<br />
Vaki olanda hayır vardır demek, irade ve tercihimizin dışında ve sebeplere yapıştığımız halde, başımıza ne gelirse gelsin, sabretmeli, şikayetçi olmamalı; sabredersek, bizim için neticesinin hayır olacağını bilmeli demektir. Yoksa, herkesin başına gelen her şey, onun için mutlaka hayra sebep olur demek değildir.<br />
<br />
(Hayırlısı olur inşallah) demek, Allahü teâlâ bunun neticesini senin için hayırlı yapsın, hata ve kusurunu affetsin, yanılmaktan, zarar görmekten korusun, sana nimet ihsan etsin demektir.<br />
<br />
Sual: Başımıza bir bela gelince, bir yakınımız ölünce nasıl dua etmeliyiz?<br />
CEVAP<br />
Ümmü seleme validemiz, şöyle anlattı:<br />
Peygamber efendimiz, (Sıkıntıya düşen, “İnna lillahi ve inna ileyhi raciun [âyetini okuduktan sonra], Ya Rabbi, başıma gelen musibetin ecrini ver ve bana bundan daha hayırlısını lutfet” diye dua ederse, Allahü teâlâ onu o sıkıntıdan kurtarır ve ona daha hayırlısını verir) buyurdu. Sonra,<br />
“Ben, Ebu Seleme ölünce böyle dua etmiştim. Allahü teâlâ da bana Ebu Seleme’den daha hayırlısını, yani Resulullahı verdi” dedi. (Müslim)<br />
<br />
Sual: Hatmi tehlil gibi zikirleri, bir murat için okunan duaları abdestsiz de okumak caiz midir?<br />
CEVAP<br />
Evet bütün zikirler ve dualar abdestsiz okunabilir. Ancak abdestli okumak elbette iyidir. Hele bir murat için okunan dua ve zikirleri abdestli okumaya çalışmalıdır.<br />
<br />
Sual: Kuleuzüleri okuduktan sonra avuca üfleyip elleri vücuda sürmenin faydası var mı?<br />
CEVAP<br />
Resulullah efendimiz, bazı âyetleri okur mübarek avuçlarına üfler ve avuçları ile mübarek vücutlarını mesh ederlerdi. Birçok hastalık için iyidir.<br />
<br />
Sual: Arapça bilmeyen kimsenin duaları Türkçe olarak okumasında mahzur var mıdır?<br />
CEVAP<br />
Namaz, hutbe, ezan gibi yerlerdeki dualar hariç, duaları Türkçe olarak söylemek caizdir. Ancak bazı duaların tam Türkçeleri olmuyor. Tercümeleri aslının yerini tutmuyor. Mesela selam da bir duadır. Ama bunların Türkçeleri olmaz. Resulullah efendimizin bildirdiği şekilde selamün aleyküm veya esselamü aleyküm diye selam vermelidir.<br />
<br />
Sual: Camide tesbih çekerken, dua ederken veya Kur'an-ı kerim okunurken, mazeretsiz bağdaş kurup oturmakta mahzur var mı?<br />
CEVAP<br />
Bir rahatsızlık yoksa öyle oturmamalıdır.<br />
<br />
Sual: Namaz kılmış olana, (Allah mübarek etsin) mi denir, yoksa (Allah kabul etsin) mi?<br />
CEVAP<br />
Allah mübarek etsin denir.<br />
<br />
Sual: Haram olan bir şeyi elde etmek için ya da yapabilmek için dua etmek haram mı? Mesela ya Rabbi bana rakı içmeyi nasip eyle demek haram mıdır?<br />
CEVAP<br />
Evet haramdır.<br />
<br />
Sual: Bazıları, bir din kitabını mesela Mektubatı okuyup bitirdikten sonra Sadakallahülazim diyorlar. Bir mahzuru var mı?<br />
CEVAP<br />
Öyle söylemek uygun değil. Sadakallahülazim demek, Allah doğru söyledi demektir. Kur'an-ı kerim için söylenir.<br />
<br />
Sual: Amenerresulü okunurken dinleyenlerin dua kısmında yavaşça âmin demeleri caiz mi?<br />
CEVAP<br />
Caizdir.<br />
<br />
Sual: Hadis-i şerifte, (Sabah-akşam, Haşr suresinin son üç âyetini okuyan şehit olarak ölür) buyurulduğu için, sabah-akşam Haşr suresinin sonunu okuyorum. Camide kıldığım zaman imam okuyor, biz dinliyoruz. Ben okumasam, yine aynı sevaba kavuşur, şehit olarak ölür müyüm?<br />
CEVAP<br />
Kur’an-ı kerimi okumak sünnet, dinlemek farzdır. Dinleyen, okuyandan daha fazla sevap aldığı için, ayrıca okuması gerekmez. Her gece Amenerresulü’yü okuyan da, imamdan dinlemişse, onun da okuması gerekmez.<br />
<br />
Sual: Bir şey okuduktan sonra veya vaazdan sonra el fatiha deniliyor. Fatiha okumak şart mı?<br />
CEVAP<br />
Fatiha denince fatiha okumak şart değil ama okumak iyi olur<br />
<br />
Sual: Bilgisayarda yüklü bulunan sure ve duaları kulaklıkla dinlemekte mahzur var mı?<br />
CEVAP<br />
Mahzuru olmaz.<br />
<br />
Sual: Duaya nasıl başlamalı?<br />
CEVAP<br />
Şöyle başlanabilir:<br />
(Elhamdülillahi Rabbilalemin essalatü vesselamü alâ resulina Muhammedin ve alâ alihi ve sahbihi ecmain.)<br />
<br />
Sual: Namazdan sonra fatiha okumak sünnet mi bid'at mi?<br />
CEVAP<br />
Caizdir, mahzuru yoktur.<br />
<br />
Sual: Bazen yazı yazarken, yapacağım şeyi unutuyorum, ne yazacaktım ki diye düşünüyorum. Unutmamak için veya hatırlamak için bir dua yok mu?<br />
CEVAP<br />
Büyük bir zata bir dua et de şu olsun diyorlar, o da dua ediyor ve o iş oluyor. O duayı bize de öğret diyorlar. Öğretiyor, fakat onlarınki kabul olmuyor. Sebebini soruyorlar. (Bu 30 senenin mahsulüdür. 30 senedir dua ediyorum, siz de devamlı edin bir gün duanız kabul olur) buyuruyor.<br />
<br />
Bir kimse yazı yazarken unuttuğu, hatırlayamadığı şeyler oluyormuş. Resulullah efendimiz ona buyuruyor ki:<br />
(Kalemini kulağına koy. Söyleneni daha iyi hatırlarsın.) [Tirmizi]<br />
<br />
Ne yazacağını unutan kimse kalemini kulağına koymalı ve Resulullaha salevat-ı şerife getirmelidir.<br />
<br />
Sual: Çocuğumun yaramazlıklarına karşı okuyabileceğim dua var mı?<br />
CEVAP<br />
Hem kendiniz ona hayır dua edin, hem de çocuğa namaz kılmayı, bazı sureleri, duaları öğretin. Mesela La havle’yi öğretin. Çocuğun yaramaz olması iyidir. Meşhur büyük kimseler çocukken çok yaramaz imiş. Hadis-i şerifte buyuruluyor ki:<br />
(Çocuğun küçüklüğünde yaramaz oluşu, büyüklüğünde aklının ziyadeliğidir.) [Hakim]<br />
<br />
Sual: Dua ederken 3 veya 7 kere tekrar etmek gerekir mi?<br />
CEVAP<br />
3 veya 7 kere tekrar etmek isteğimizi kuvvetlendirmek içindir. Mesela (Ya Rabbi günahlarımı affet) diye 7 kere söylenebilir. Veya (Ya Rabbi çocuğu salih olarak büyüt) diye 3 veya 7 kere söylenebilir.<br />
<br />
Sual: Haram işleyen biri, çok günah işliyorum, elimi açıp dua etmeye yüzüm yok, ben namaz kılamam derse buna ne denir?<br />
CEVAP<br />
Ne kadar çok günah işlerse işlesin yine namaz kılmalıdır. Çünkü namaz bir çok günahların affına sebep olur. Bir çok kötülüklerden korur. İyi biri olmaya sebep olur.<br />
<br />
Sual: Namazda secdede dua edebilir miyiz?<br />
CEVAP<br />
Farz namazların secdesinde dua edilmez. Ancak bazı nafileleri kılarken secdede bildirilen tesbihler okunur. Namaz haricinde secdeye kapanıp dua edilir.<br />
<br />
Sual: Allah gönlüne göre versin diye dua uygun mu?<br />
CEVAP<br />
Biz hakkımızda ne hayırlıdır bilemeyiz. Allahü teâlâ hakkında hayırlı olanı nasip etsin demeli, bizim arzu ettiğimiz kendi zararımıza olabilir.<br />
<br />
Sual: Haddimi bilmeden Ya Rabbi beni de imtihan et diye dua ettim... ve bir daha da kendime gelemedim. Ne yapmam lazım?<br />
CEVAP<br />
Evet gerçekten çok büyük söz etmişsiniz. İnsan acizdir, imtihana dayanabilir mi? İnsan kendine beddua eder mi hiç? Öyle dua ettiğinize tevbe edin. Bir zaman adamın biri, Ya Rabbi beni sıkıntılara karşı sabredenlerden eyle diye dua ediyor. Peygamber efendimiz, (Bela mı istiyorsun?) buyuruyor.<br />
<br />
Sual: Peygamber efendimizin en çok okuduğu dua ne idi?<br />
CEVAP<br />
“Rabbena atina...” idi. (Beyheki)<br />
<br />
Sual: Hadis-i şerifte, sabah ve akşam namazlarından sonra, Haşr suresinin [hüvallahülleziden itibaren] son üç âyetinin okunması bildiriliyor. Halbuki çok yerde Lev enzelnadan okunuyor. Yine hadiste, namazlardan sonra, 10 ihlas okunması bildirilirken, siz 11 ihlas okunacağını bildirdiniz. Niçin böyle yapılıyor?<br />
CEVAP<br />
Bir hususta birkaç rivayet varsa, en faziletli olanını seçmek iyi olur. Haşr suresinin sonunu Lev enzelnadan okumak daha iyi olur. Namazdan sonra 10 veya 11 İhlas okunması bildirilmiştir. 11 defa okumak daha iyidir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
(Sabah namazından sonra 11 defa ihlas okuyan müslümana, Cennette bir burç verilir.) [Haraiti] (Bu hadis-i şerif, Ramuz’un 382. sayfasında da vardır.)<br />
<br />
Sual: (Ya Rabbi, hakkımda hayırlı ise şu kızı veya şu oğlanı bana nasip eyle) diye dua etmekte mahzur var mıdır?<br />
CEVAP<br />
Hayırlı ise dediğinize göre, hiç mahzuru yoktur. Çok iyi olur.<br />
<br />
Sual: Neden sürekli sayılar var dualarda, onu hiç anlamıyorum. Mesela neden mezarlık önünden geçerken 3 İhlas 1 Fatiha okumam gerekiyor? Neden 2 İhlas değil?<br />
CEVAP<br />
Peygamber efendimiz, üç ihlas okuyan Kur’an-ı kerimi hatmetmiş gibi sevap alır buyuruyor. Fatihanın faziletini bildiriyor. Peygamber efendimiz iki deseydi, siz kalkar, (Neden iki ihlas da üç değil) derdiniz. Yemin kefareti için 3 gün peş peşe oruç tutulur niye iki veya 4 değil de 3? Dinin emri öyle! Niye sabah namazı 4 rekat, öğle 10, ikindi 8, akşam 5 rekat? Allah öyle emrettiği için. Suç rakamlarda değildir, bu tür yanlış anlama, bilgisizlikten veya itikad zayıflığından ileri gelir.<br />
<br />
Sual: Dualarda, Allah’ım affet ..bağışla yâ Rab! Allah’ım yardım et emir kipli ifadelerle hâşâ Allah’a emredercesine Zâtını bir ast, kendimizi de üst yerine koymuyor muyuz? Herkes niye böyle yanlış dua ediyor?<br />
CEVAP<br />
Peygamber efendimiz öyle dua ederdi, bize de öyle dua edin diye emrediyor. Allahü teâlâ da öyle buyuruyor. Bunlar emir değil, istektir, arzudur. Ya Rabbi günahlarımı affet demek emir değil, ricadır, yalvarmadır.<br />
<br />
Sual: Fâsık babaya hayır dua edilir mi?<br />
CEVAP<br />
Evet.<br />
<br />
Sual: Duaları PVC kaplayarak kullanmak caiz mi?<br />
CEVAP<br />
Evet.<br />
<br />
Sual: Herkesin gözü önünde tesbih ile, numaratörle zikir çekmek riya olur mu?<br />
CEVAP<br />
Riya kalbde olur. Herkes görsün diye çekiliyorsa riya olur, alışkanlık olduğu için çekiyorsa veya kalbinde hiç gösteriş düşüncesi yoksa riya olmaz. Ancak herkesin gözü önünde çekmek fitneye veya suizanna sebep olabilir.<br />
<br />
Sual: Evde çoluk çocuğun yanında, tesbih çekmem ve kuşluk gibi nafile namazları kılmam riya olur mu?<br />
CEVAP<br />
Olmaz. Bilakis onlara örnek olunmuş olur.<br />
<br />
Sual: Hastayı papaza okutmak caiz mi?<br />
CEVAP<br />
Asla caiz değildir.<br />
<br />
Sual: 3 ihlas 1 Fatiha okunuyor. Kur'anı mushaftaki sıra ile okumak vacip değil mi?<br />
CEVAP<br />
Fatiha dua olarak sonda okunur.<br />
<br />
Sual: Yağan yağmur hürmetine diye dua etmek caiz mi?<br />
CEVAP<br />
Evet. Yağmur, rahmet-i ilahiyye alametidir. Zarf söylenip mazruf kastediliyor.<br />
<br />
Sual: (Günahsız sabiler hürmetine) diye dua etmek caiz mi?<br />
CEVAP<br />
Evet.<br />
<br />
Sual: Dua niyetiyle Fatiha okurken Besmele çekmek gerekir mi?<br />
CEVAP<br />
Evet.<br />
<br />
Sual: Arabi bilenin, dua ve hadisi latin harfiyle yazıp okuması caiz mi?<br />
CEVAP<br />
Caiz değildir.<br />
<br />
Sual: Eshab-ı Bedrin isimleri yazılı kağıdı eve asmak veya üzerimizde taşımakta fayda var mıdır?<br />
CEVAP<br />
Eshab-ı Bedrin isimlerinin şifa ve bereket verdiği, Kabani’nin (Esma-i Ehl-i Bedr) kitabında yazılıdır.<br />
<br />
Unutmak özürdür<br />
Sual: Günlük dualarımı okurken, şaşırıp fazla okuduğum oluyor. Mesela 500 lâ havle çekerken 510 veya 520 olabiliyor. Bunun mahzuru olur mu? Namaz tesbihlerinde de bazen 33 yerine 34, 35 olabiliyor. Mahzuru olur mu?<br />
CEVAP<br />
Unutunca mahzuru olmaz. Kasten sünnet olan miktarı değiştirmek mahzurludur. Yanlışlıkla eksik veya fazla olmasının mahzuru olmaz.<br />
<br />
Sual: Âyat-ı hırz, flash bellek denen disklere yüklense ve bu diski üstümüzde taşısak, muska taşımış gibi faydasını görür müyüz? Yani diskteki yazı, muska hükmünde olur mu?<br />
CEVAP<br />
Hayır. Bu cihazların hafızasındaki bilgiler, 0–1 şeklinde kodlarla ifade edildiği, yazı halinde olmadığı için, muska hükmünde olmaz.<br />
<br />
Üçgen şeklinde muska<br />
Sual: Muska taşımak caiz midir? Muska nasıl kaplanır? Üçgen şeklinde olmasının, onunla tuvalete girilmesinin mahzuru var mıdır?<br />
CEVAP<br />
Dinin bildirdiği dua ve âyetlerin yazılı olduğu muskayı taşımak caizdir. (Fetava-yı hadisiyye)<br />
<br />
Muskanın üçgen veya başka bir şekilde olmasının da hiç mahzuru yoktur. Muska ya yedi kat balmumu kaplanmış muşamba denilen beze sarılır veya tek kat deri yahut naylona sarılır. Bu haliyle tuvalete girmekte de mahzur olmaz. Cünübün taşımasında da mahzur olmaz.<br />
<br />
Nutuk çeker gibi<br />
Sual: Seadet-i Ebediyye’de, (Cuma namazından sonra cemaatle dua yapmak cahilliktir. Vaazdan sonra toplanarak vaizin yüksek sesle dua yapması bidattir) deniyor. Cuma namazlarından sonra, okunan hatm-i şerifleri, cüzleri, kelime-i tehlilleri ölmüşlerimizin ruhlarına hediye etmek de bu hükme girer mi?<br />
CEVAP<br />
Girmez. Uygun olmayan, camide yüksek sesle, konferans verir gibi, nutuk çeker gibi vaaz ve dua etmektir.<br />
<br />
Sual: Peygamberimiz diri olduğuna, işittiğine ve verilen selamı aldığına göre ya Muhammed, ya Muhammed diyerek tesbih çekmek caiz midir?<br />
CEVAP<br />
İşitmek ve selamı almak ayrı şey, Ya Muhammed diye tesbih çekmek ayrı şeydir. Esselamü aleyke ya Resulallah denir, şefaat ya Resulallah denir, ama dediğiniz gibi tesbih çekmek caiz olmaz. (M. Nasihat)<br />
<br />
Sual: Sonradan çıkan bid’at diye hoparlörle, kasetle ibadet etmenin caiz olmadığı bildiriliyor. O zaman dijital tesbihlerle de zikretmenin ve tesbih çekmenin caiz olmaması gerekmez mi?<br />
CEVAP<br />
Gerekmez. Dijital tesbihlerle ibadet edilmiyor, sadece sayı sayılıyor. Kaç kere Allah denmişse o tespit ediliyor. Yoksa bizzat dijital tesbih, hoparlör gibi, kaset gibi Kur’an okumuyor, zikretmiyor, yeni bir ses meydana getirmiyor, sadece sayıyı gösteriyor.<br />
<br />
Elle yazmak<br />
Sual: Dua âyetlerinin ve diğer duaların, evimizde bulundurmak ve üzerimizde taşımak için, elle yazılması şart mıdır? Yazıcıdan çıktı alınsa veya fotokopi çekilse de olur mu?<br />
CEVAP<br />
Evet, olur. Mutlaka elle yazmak gerekmez.<br />
<br />
Şeytandan korunmak için<br />
Sual: Şeytandan korunmak için, cima esnasında, âyât-ı hırzın, boyunda asılı olması caiz midir?<br />
CEVAP<br />
Evet, caizdir. Yatağa euzü besmele ile girilince de, şeytan yaklaşamaz.<br />
<br />
Sual: Çeşitli ihtiyaçlarımız oluyor. Bunları insanlara bildirmenin mahzuru olur mu?<br />
CEVAP<br />
Dilenmek veya ücretsiz yaptırmak gibi ise, caiz olmaz. Sebeplere yapıştıktan sonra, işimiz olmuyorsa, dua edip, ihtiyaçlarımızı Allahü teâlâya havale ederiz. Hadis-i şerifte,<br />
(İnsan, ihtiyaçlarını, Allaha havale ederse, Allahü teâlâ, onun ihtiyaçlarını [meydana getirecek sebepleri] ihsan eder) buyuruldu. (Hakim)<br />
<br />
Mesela, herkesin ona merhamet ve hizmet etmesini temin eder. Bir beyit şöyledir:<br />
<br />
Hak, irade edince, her işi âsân eder,<br />
Sebebini yaratır, bir anda ihsan eder.<br />
<br />
Kenz-ül arş duası<br />
Sual: Kenz-ül arş duası muteber midir?<br />
CEVAP<br />
Hadis kitaplarında (Kenz-ül arş) diye bir dua yoktur. Bu duanın faziletinde çok mübalağa vardır. Mesela deniyor ki:<br />
(Cebrail bana dedi ki: Kim ömründe bir kere bu duayı okursa, Allahü teâlâ onu, kıyamette yüzü ayın on dördü gibi parlak haşreder. Herkes onu, bir peygamber veya melek sanır. Ben ve sen onun kabrinin üzerinde dururuz. Ona hesapsız ve azapsız, üzerine binip Cennete girmesi için Cennetten bir Burak getirilir. Sırat köprüsünden şimşek gibi geçer. Onun günahı denizlerin suyundan, yağmurların damlasından, ağaçların yapraklarından, kumların adedinden, daha fazla olsa da, affedilir.)<br />
<br />
İnsafla düşünmeli, bir insan kum sayısınca içki içse, ağaçların yaprakları sayısınca zina etse, denizlerdeki suyun damla sayısı kadar kumar oynasa, yağmurların damlası sayınca faiz yese, bu duayı bir kere okuyunca hemen affoluyor. Herkes onu melek veya peygamber sanıyor. Bir kimse, her günahı işlese, İslam’ın beş şartını yapmıyorsa, üstelik itikadı da düzgün değilse, bu duayı bir kere değil, bin kere okusa, doğruca Cennete nasıl gidebilir ki? Muteber kitaplarda olmayan bu ve benzeri duaların faziletine itibar edilmemeli.<br />
<br />
Dua olarak okumanın da, dinen bir mahzuru olmaz.<br />
<br />
Sual: Rabbi yessir ve lâ tüassir Rabbi temmim bil hayr duası ne zaman okunur?<br />
CEVAP<br />
Mubah olan herhangi bir işe başlarken okunur. Mesela Kur'an-ı kerim öğrenmeye başlarken, yazı yazarken, bina yaparken, dine aykırı olmayan bir işe başlarken söylemek iyi olur. Yapılan işin kolay gelmesi, zor gelmemesi ve hayırla neticelenmesi için dua etmiş oluyoruz.<br />
<br />
Korkmamak için<br />
Sual: Doğumdan sonra bir tıkırtı duyunca bile korkan kadınların ne yapmaları gerekir?<br />
CEVAP<br />
Şifa âyetleri yazılı kâğıdı suya koyup, bu suyu içmeli. Şifa âyetleri birçok hastalığa iyi gelir.<br />
<br />
Kekeme Duası<br />
Sual: Dilimdeki pelteklikten dolayı çok doktora gittim, bir çare bulamadım. Ne yapmam uygun olur?<br />
CEVAP<br />
Şifa âyetlerini ve dualarını, ihlâsla okumak iyi gelir. Taha suresinin 25., 26., 27. ve 28. âyetlerini okumak da iyi gelir. Orijinali için tıklayınız.<br />
<br />
33’lük tesbih kullanmak<br />
Sual: Tesbihi elime alınca Allah’ı hatırlıyorum. Dışarıda, yollarda riya, gösteriş olmaması için 99’luk tesbih yerine 33’lük tesbih kullanmak uygun olur mu?<br />
CEVAP<br />
Riya kalbde olur. Evde bir kişinin yanında da riya olabilir. Dışarıda başkalarının dikkatini çekiyor. 33’lük tesbih, 99’luğa göre daha az dikkati çeker, kullanılabilir. Genelde 33’lük tesbihle oynayanlar çok olduğu için, zikir olduğu pek anlaşılamaz. Burada önemli olan, dikkati çekmemektir.<br />
<br />
Her gün okumak<br />
Sual: Duaları kendine vird edinip, her gün belli sayıda okumak bid’at midir?<br />
CEVAP<br />
Hayır, bid’at değil, sünnettir. Vird, devamlı yapılan, âdet haline getirilen ibadet, tesbih ve dualar demektir. Hadis-i şeriflerde de buyuruluyor ki:<br />
(“Bismillâhillezî lâ-yedurru me’ asmihî şey’ün fil-erdı velâ fissemâi ve hüves-semî’ul’alîm” duasını sabah 3 kere okuyana akşama kadar, akşam okuyana da, sabaha kadar hiç bela gelmez.) [İbni Mace]<br />
<br />
(Her namazdan sonra 3 kere, “Estagfirullâhel’azîm, ellezî lâ ilâhe illâ hüv el hayyel kayyûme ve etûbü ileyh” okuyanın, bütün günahları affolur.) [İbni Sünni]<br />
<br />
(Sabah-akşam 7 kez, “Hasbiyallahü lâ ilahe illâ hü, aleyhi tevekkeltü ve hüve Rabbül-arşil’azîm” okuyan dünya ve ahiret sıkıntılarından kurtulur.) [İbni Sünni]<br />
<br />
(Cuma namazından sonra, 7 kere İhlas, Felak ve Nas surelerini okuyan, bir hafta kazadan, beladan ve kötü işlerden korunur.) [İbni Sünni]<br />
<br />
(Sabah veya akşam namazını kıldıktan sonra, 7 defa “Allahümme ecirnî minen-nar” diyen, o gün ölürse Cehennemden korunur.) [Nesai]<br />
<br />
(Cuma günü 80 salevat getirenin, 80 yıllık günahı affolur.) [Dare Kutni]<br />
<br />
(Her namazdan sonra 33 kere “Sübhanallah”, 33 kere “Elhamdülillah”, 33 kere “Allahü ekber”, sonra bir kere, “Lâ ilâhe illallahü vahdehu lâ şerîke leh, lehül-mülkü velehül hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr” diyen kimsenin deniz köpüğü kadar günahı olsa da affedilir.) [Müslim]<br />
<br />
(Bir kimse, sabah akşam yüz defa “Sübhânallahi ve bihamdihi” derse, o gün ve o gece hiç kimse onun kadar sevab kazanamaz.) [Deylemi]<br />
<br />
(Vird edinip, her zaman okuduğu dua veya tesbihi, ihmal edip, okumadan yatan kimse, sabah namazından öğle namazına kadar olan vakit içinde okursa, yine gece okumuş gibi sevaba kavuşur.) [Müslim]<br />
<br />
Emeklerimizi boşa çıkarma<br />
Sual: Allah’ım emeklerimizi boşa çıkarma diye dua ediliyor. Sanki Allah emeklerimizi boşa mı çıkarır? Böyle dua etmek caiz midir?<br />
CEVAP<br />
Evet, caizdir. Emeklerimize sevab veren veya boşa çıkaran elbette Allahü teâlâdır. Kalbleri kaydırıp Cehenneme atan da odur. Bir âyet-i kerime meali:<br />
(Rabbimiz! Bizi doğru yola erdirdikten sonra kalblerimizi saptırma, kaydırma!) [Al-i İmran 8]<br />
<br />
Bu, gaflete düşüp eski kötü halimize dönmek istersek, lütfedip, bizi eski halimize döndürme, ibadetlerimiz noksan olsa da kabul et, günahlarımızdan dolayı bizi perişan etme, hak ettiğimiz cezayı bize verme demektir, ama mesela (Ya Rabbi, rahmetini esirgeme!) denmez, çünkü esirgemek kelimesinin cimrilik anlamıda var. Bunun için Ya Rabbi rahmetini esirgeme yerine, ihsan eyle demelidir.<br />
<br />
Hayırlı kapı aç!<br />
Sual: Rüyamda (Allahümme yâ müfettihal ebvâb, iftah lenâ hayral bâb) duasını söylememi istediler. Böyle bir dua var mı, varsa, ne anlama geliyor?<br />
CEVAP<br />
Evet, öyle bir dua, vardır. (Ey kapılar açan [müşkülleri, sıkıntıları giderip ferahlatan] Allah’ım! Bize hayırlı kapı aç) anlamındadır.<br />
<br />
Elleri aşağıya çevirmek<br />
Sual: Namazdan sonra yapılan dualarda eller aşağıya çevrilir mi?<br />
CEVAP<br />
Hayır, çevrilmez. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
(Dua ederken ellerinizi göğe doğru açın, aşağı doğru çevirmeyin, bitince yüzünüze sürün!) [Ebu Davud]<br />
<br />
Kuraklıkların geçip yağmur yağması için yapılan duada da eller aşağıya çevrilmez. Yağmur duasında eller omuzdan yukarı kaldırılır. Bir şey istemek için yapılan dualarda, avuçlar göğe karşı açılır. Sadece hastalık, kıtlık ve düşmandan kurtulmak için yapılan dualarda, avuç içleri yere çevrilir. (Merakıl-felah şerhi)<br />
<br />
Allah olmayanlara da versin<br />
Sual: (“Allah, olmayanlara da versin” diye dua etmek caiz olmaz, çünkü bu, Allah’ın işine karışmak olur) diyorlar. Böyle dua etmek caiz değil mi?<br />
CEVAP<br />
Çok güzel bir duadır. O zaman her dua Allah’ın işine karışmak olur. Mesela, (Ya Rabbî, beni zengin eyle!) veya (Komşuma bir ev nasip et! Bana hayırlı uzun ömür ver, falanca zalimi kahreyle! Bana dünya ve âhiret saadeti nasip eyle!) diye dua etmek ibadettir, Allah'ın işine karışmak olmaz. Resulullah da böyle dualar etmiştir. Dua etmek ibadettir, Allah'ın işine karışmak olmaz.<br />
<br />
Ne muradın varsa<br />
Sual: (Allah, ne muradın varsa, gönlüne göre versin) deniyor. Böyle dua uygun mu?<br />
CEVAP<br />
Mahzuru olmaz, ama bu, fâsıklara, kötü kimselere söylenmez. Çünkü onların muratları ekseriya kötü olur. (Hakkında hayırlısı neyse, Allah onu nasip etsin) diye dua edilebilir.<br />
<br />
Üç kere okumak<br />
Sual: (Bir duayı üç kere okuyunca, artık onu her zaman okumak farz olur) diye bir şey var mı?<br />
CEVAP<br />
Hayır, öyle bir şey yok. Alışılıp devamlı yapılan bir ibadeti mazeretsiz terk etmek doğru değildir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
(Bir ibadeti devamlı yaparken, usanıp terk eden, Allahü teâlânın buğzuna uğrar.) [İbni Sünni] (Buğza uğrar demek günaha girer demek değildir. İyisini yapmamaktır.)<br />
<br />
Bir ibadeti devamlı yapmak çok kıymetlidir. Bir hadis-i şerif meali:<br />
(Allah katında en kıymetli amel, az olsa da, devamlı yapılandır.) [Buhari]<br />
<br />
Arkadan yapılan dua<br />
Sual: En makbul dua nedir?<br />
CEVAP<br />
Bir mümin, bir mümin için dua ederse, melekler âmin der. Melekler günah işlemedikleri için, duaları kabul olur. Günahkârların duası kabul olmaz, ama bir günahkâr mümin, diğerinin arkasından dua ederse, duası kabul olur. Çünkü bu duada riya olmuyor, bir menfaat karşılığı yapılmıyor. Sırf Allah rızası için yapılmış oluyor. (Düâ-i zahrul gayb icabete makrundur) yani (Gıyaben yapılan dua, icabete daha yakındır) denmiştir. Bu, (Bir müminin, diğer müminin arkasından yapacağı dua makbuldür) demektir. Bir hadisi şerif meali şöyledir:<br />
(Bir Müslümanın din kardeşinin arkasından ettiği hayır dua kabul olur. O dua edince, bir melek, “Âmin! Kardeşin için ne istiyorsan aynısını Allah sana da versin” der.) [Müslim]<br />
<br />
Demek ki, bir mümin, başka müminin arkasından dua edince, gıyaben yaptığı için ve bu duaya günahsız melek de âmin dediği için o dua makbul olur. Üstelik aynı şey kendimize verileceği için, kendimiz için de makbul dua etmiş oluyoruz.<br />
<br />
Kâfirler, fâsıklar dedikodu yaparlar, salihler dua ederler. Aradaki fark ne kadar önemlidir. Salih mümin olmaya çalışmalı, arkadaşlarımızın arkasından hep dua etmeliyiz.<br />
<br />
Ölmüşlerinin canına değsin<br />
Sual: Birine su verince, (Ölmüşlerin canına değsin) deniyor. Bu ne demek oluyor? Bir de su dağıtanın, suyun zehirli veya pis olmadığını ispat için, önce suyu içmesi uygun mudur?<br />
CEVAP<br />
Can, ruh demektir. Canına değsin demek, (Verilen suyun sevabı, ölmüş yakınlarının ruhlarına gitsin!) anlamında bir duadır. Su vermenin sevabı çoktur. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
(Günahı çok olan, çok su dağıtsın!) [Şir’a şerhi]<br />
<br />
Sudan şüphelenme durumu varsa, önce dağıtan içebilir. Böyle bir durum yoksa, su dağıtan suyu önce oradakilere ikram etmeli, sonra kendi içmeli. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
(Bir topluluğa su dağıtan, suyu en son kendisi içer.) [Müslim]<br />
<br />
Sünnete uygun dua ederken<br />
Sual: (Namaz içinde, tavafta ve yatarken edilen dualarda kollar kaldırılmaz ve eller yüze sürülmez) deniyor. Namaz haricinde, dua ederken elleri açmamak ve yüze sürmemek mi gerekiyor?<br />
CEVAP<br />
Sadece bildirilen yerlerde eller açılmaz. Onların haricinde dua ederken eller açılır, duadan sonra eller yüze sürülür. Birkaç örnek verelim:<br />
Resulullah efendimiz, Medine’de, minberde hutbe okurken, ellerini kaldırıp, dua ederdi. (Mir’at-i kâinat)<br />
<br />
Yatalak hasta bir nine, Hazret-i Ömer’in vefat haberini alınca, hemen ellerini açıp, (Yâ ilâhel âlemin! Ben o hastalığı, ihtiyaçlarımı bizzat karşılayan Ömer’in yardımıyla çekerdim. Ömer gittiğine göre, benim de ruhumu al, ben Ömer olmadan yaşayamam) diye dua etti. Duası kabul olup, vefat etti.(M. Ç. Güzin)<br />
<br />
Bir gün gazada, yiyecek bitti, asker sıkıntı içerisindeyken, Resul-i ekrem, (Allahü teâlâ size, Güneş batmadan rızık gönderecektir) buyurdu. Hazret-i Osman, Resul-i ekremin her sözünün muhakkak doğru olduğunu bildiği için, yiyecek aramaya çalıştı. Bir yerde, dört deve yükü yiyecek buldu. Fiyatın yüksekliğine bakmadan satın alıp Resulullah'a hediye olarak getirdi. Resulullah'ın sözünün doğruluğu meydana çıkınca, müminler sevindi, münafıklar üzüldü. Server-i âlem mübarek ellerini açıp, (Yâ Rabbi, Osman’a çok ecir ver!) diye dua etti. (İslam Tarihi Ans.)<br />
<br />
Hazret-i Halid bin Velid, günahlarının affı için, dua etmesini isteyince, Resulullah efendimiz ellerini açarak, (Yâ Rabbi! Halid’in günahlarını bağışla!) diye dua etti.<br />
<br />
Bir kimse, Hazret-i Ebu Bekir’den dua ister. O da, ellerini açıp, (Yâ Rabbi, bir günahkâr kul, bir günahkâr kulundan dua istiyor. İkisinin de günahlarını affet!) diye dua eder.<br />
<br />
Yalnız yağmur duasında, kıbleye dönülüp avuçlar semaya karşı açık olarak omuz hizasına kadar veya daha yukarı kaldırılıp ayakta dua edilir. Başka dualarda eller böyle kaldırılmaz.<br />
<br />
Bir şey istemek için yapılan dualarda, avuçlar göğe karşı açılır. Sadece hastalık, kıtlık ve düşmandan kurtulmak için yapılan dualarda, avuç içleri yere çevrilir. (Merakıl-felah şerhi)<br />
<br />
Bela istemek mi?<br />
Sual: Bir arkadaş, (“Ya Rabbi, Cennetteki derecemi yükselt” veya “Beni Cennette Peygamberimize komşu et!” diye dua edilmez. Başka birine de böyle dua edilmez. Çünkü o kişinin bu nimetlere erişecek ameli yoksa, bunlara kavuşabilmek için, Allah ona bela üstüne bela verirmiş. Onun için ne kendimize, ne de başkalarına böyle dua etmek uygun değildir) dedi. Duamız kabul olursa, belasız bu nimetlere kavuşamaz mıyız? Allahü teâlâ, her nimeti illa bir bela karşılığı mı verir?<br />
CEVAP<br />
Dert bela, günahlarımızın affına sebep olur. Günahlarımız yoksa, derecemizin yükselmesine sebep olur. Allahü teâlâ, dert bela vermeden de bu nimetlere kavuşturur. Bir nimete kavuşmak için illa bir belaya uğramak gerekmez. Kendimize de başkalarına da, yüksek derecelere kavuşmak için dua etmeliyiz. Duamız asla boşa gitmez. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
(Meşru olarak dua eden mümin, şunlardan birine muhakkak kavuşur: 1- Ya dua kabul olur veya kabul edilmiş bir ibadet sevabı alır ve âhirette büyük nimetlere kavuşur. 2- Günahları affedilir veya iyilikleri artar yahut önlenmesini istediği bir kötülüğün bir benzerinden onu kurtarır. O hâlde dua etmeye devam edin! Allah’ın ihsanı boldur. Dünyada duası kabul olanlar, duası dünyada kabul olmayanlara âhirette verilen nimetleri görünce, “Keşke, bizim de dünyada dualarımız hiç kabul olmasaydı” diyeceklerdir.) [Deylemi, Hâkim]<br />
<br />
İkinci bir husus, günahlarımız kadar bela gelmiyor. Günahların çoğu affediliyor. Bir âyet-i kerime meali şöyledir:<br />
(Başınıza gelen bir bela, kendi ellerinizle işledikleriniz yüzündendir. [Bununla beraber] Allah çoğunu affeder.) [Şura 30]<br />
<br />
Allahü teâlâ, iyiliklerimize sevab verirken de, tam iyiliğin karşılığını değil, en az on misliyle veriyor. Bu yedi yüz misline, hattâ daha fazlaya da çıkabiliyor. Yani Allahü teâlâ, (Bak sana çok nimet verdim, çok sevab verdim, çok belayı hak ettin) demez. Onun ihsanı boldur.<br />
<br />
Duada bencillik<br />
Sual: Bir ateist, (En faziletli dua, kişinin kendisi için yaptığı duadır) hadis-i şerifi için, (Kendine dua etmek bencillik olur) dedi. Kendimize dua etmek uygun değil mi?<br />
CEVAP<br />
Elbette, kendimize de dua edeceğiz. Çünkü dua etmek, namaz, oruç gibi ibadettir. Namazı kendimiz için kılıyor, orucu kendimiz için tutuyor, her ibadeti kendimiz için yapıyoruz. Allahü teâlâ, kendimize de, dua etmemizi emrediyor. Peygamber efendimiz ve diğer peygamberler de kendileri için dua etmiştir. Hazret-i Musa, (Ya Rabbî, ben kendime zulmettim, beni affet!) diyor. (Kasas 16)<br />
<br />
Bir hadis-i şerifte, (Âdem aleyhisselam Cennetten çıkınca, “Ya Rabbî, Muhammed aleyhisselamın hürmetine beni affet!” diye dua etti) buyuruldu. (Taberanî)<br />
<br />
Peygamber efendimizin ümmetine örnek olmak için ettiği dualardan bazıları şöyledir:<br />
(Allah’ım, günahımı affet ve rızkıma bereket ver!) [İ. Ahmed]<br />
<br />
(Allah’ım, beni çok şükreden ve çok sabreden kullarından eyle!) [Bezzar]<br />
<br />
(Allah’ım, beni çok zikreden ve emrine uyanlardan eyle!) [Tirmizî]<br />
<br />
(Allah’ım, ilmimi arttır!) [Tirmizî]<br />
<br />
(Ya Rabbî, ölümü bana kolaylaştır!) [İbni Ebi-d-dünya]<br />
<br />
İnsanın kendisi için dua etmesinin bencillikle ilgisi yoktur. Önce kendimizi, ondan sonra başkalarını kurtaracağız. Kendimiz bataklıkta iken, başkalarını nasıl kurtarabiliriz? Abdullah bin Vehb hazretleri, (Kendisine faydası olmayanın, başkasına faydası olmaz) buyuruyor. Atalarımız da, (Önce can, sonra canan, gemisini kurtaran kaptan) demişlerdir.<br />
<br />
Önce can sonra canan<br />
Sual: (Önce can, sonra canan) sözü bence yanlıştır. Egoistlik yapmamak için, kendime dua etmiyor, ana babam ve sevdiklerim için dua ediyorum. Böyle dua uygun değil mi?<br />
CEVAP<br />
Kendine dua etmek egoistlik değil, dinimizin emridir. Birkaç âyet-i kerime meali şöyledir:<br />
(Musa, “Rabbim, beni ve kardeşimi bağışla, bize acı!” dedi.) [Araf 151]<br />
<br />
(Rabbim, beni ve zürriyetimi doğru namaz kılanlardan eyle ve duamı kabul et!) [İbrahim 40]<br />
<br />
(Ey Rabbimiz, beni, ana babamı ve müminleri hesap gününde affet!) [İbrahim 41]<br />
<br />
Bu âyet-i kerimelerde her peygamber, önce kendinin, sonra da, ana baba kardeş gibi yakınlarının bağışlanmasını istiyor.<br />
<br />
Peygamberler, sırf kendileri için de dua etmişlerdir. Üç âyet-i kerime meali şöyledir:<br />
(Süleyman, “Rabbim, beni bağışla, bana benden sonra kimsenin ulaşamayacağı bir hükümranlık ver!” dedi.) [Sad 35]<br />
<br />
[Hazret-i Musa], (Ya rabbi ben kendime zulmettim, beni affet!) [Kasas 16]<br />
<br />
[Hazret-i İbrahim ve İsmail], (Ya Rabbi, tevbemizi kabul et!) [Bekara 128]<br />
<br />
Hadis-i şeriflerde de Peygamber efendimiz, kendisi için çok dua etmiştir. Mesela üçü şöyledir;<br />
(Allah’ım, rızkıma bereket ver!) [İ. Ahmed]<br />
<br />
(Allah’ım, beni çok şükreden ve çok sabreden kullarından eyle!) [Bezzar]<br />
<br />
(Allah’ım, ilmimi arttır!) [Tirmizî]<br />
<br />
Âdem aleyhisselam da, Cennetten çıkınca, (Ya Rabbî, Muhammed aleyhisselamın hürmetine beni affet!) diye dua etti. (Taberanî)<br />
<br />
İnsan kendini kurtarmadan başkalarını nasıl kurtarabilir ki? Can kurtarılmadan canan kurtarılmaz. Bu itikat yönünden de öyledir. Kendimizin imanı düzgün değilse, başkalarına doğru imanı nasıl öğretiriz, onları nasıl kurtarabiliriz? Kendine faydası olmayanın başkasına nasıl faydası olur?<br />
<br />
Atalarım, (Önce can, sonra canan) demişler,<br />
Gemisin kurtarana, (İşte kaptan) demişler.<br />
<br />
Tuvalet yaparken<br />
Sual: Rahatsızlığımdan dolayı sık tuvalete gidiyorum. İhtiyacım da uzun sürüyor. Vaktim boş geçiyor. Vaktimi değerlendirmek için, ihtiyacımı görürken dua okumanın, zikirle meşgul olmanın veya MP3 ile dînî sohbet dinlemenin sakıncası olur mu?<br />
CEVAP<br />
Günah olur. Dinimizce mübarek sayılan şeylere hürmetsizlik edilmiş olur. Kasten hürmetsizlik yapmak küfür olur.<br />
<br />
Ecirnî - Ecirnâ<br />
Sual: Cehennemden kurtulup Cennete gitmek için, (Allahümme ecirnî min-en-nâr ve edhılnil Cennete) duasını okurken, ecirnî yerine ecirnâ, edhılnil yerine edhılnel dense mânâ değişir mi? Caiz olur mu?<br />
CEVAP<br />
Ecirnî yerine ecirnâ denince, beni değil, (Bizi Cehennemden koru!) demek olur. Edhılnil yerine, edhılnel denirse, beni değil (Bizi Cennete koy!) demek olur. Ama dua, hadis-i şerifte nasıl bildirilmişse öyle okunmalıdır.<br />
<br />
Dua ederim demek<br />
Sual: Hiç dua etmeden, (Dua eder, dualarınızı beklerim) deniyor. Böyle demek uygun mu?<br />
CEVAP<br />
Dua etmiyorsa uygun olmaz. Dua ediyorsa uygun olur. Eğer, (Ben dua ettim, ediyorum, yine edeceğim) anlamında söyleniyorsa uygundur. Ama hiç dua etmeden, (Dua eder, dualarınızı beklerim) demek uygun olmaz. Yahut hiç dua etmeden, (Büyüklerin duası olsun) demek de böyledir.<br />
<br />
Kapından kovma bizi<br />
Sual: Bazı hocalar dua ederken, (Ya Rabbî, ya Resulallah, kapından kovma bizi!) diyorlar. Böyle söylemek, uygun mudur?<br />
CEVAP<br />
Denebilir nitekim, Abdullah-i Ensârî hazretleri, (Yâ Rabbî! Her kimi kovmak istersen, bizim üzerimize saldırtırsın!) buyurmuştur. <br />
<br />
Rahmetini esirgeme demek<br />
Sual: Selefî gençlerin dağıttığı yukarıdaki yazıda, Allah için, (Rahmetini, merhametini esirgeme!) deniyor. Bu caiz midir? Bir de dua ederken, elleri Hristiyanlar gibi birleştirmişler. Vehhâbîler böyle mi dua ediyor?<br />
CEVAP<br />
Evet, Hristiyanlar, Vehhâbîler ve İbni Sebeciler böyle dua ediyorlar.<br />
<br />
Eshab-ı kiram, (Resulullah efendimiz, bir şiddet isabet ettiğinde, dua ederken ellerini fazla kaldırırlardı. O derecede ki, koltuk altlarının beyazı görünürdü) diye bildiriyorlar. [Ebu Ya’la]<br />
<br />
Koltuk altlarının beyazlığı görülecek kadar ellerini kaldırıp, üç defa "Allah’ım tebliğ ettim mi?” diye dua etti. (Buhârî)<br />
<br />
Yağmur duasında, Peygamber efendimiz koltuk altlarının beyazlığı görününceye kadar kaldırırlardı. (Buhârî, Müslim, Ebu Davud, Nesâî)<br />
<br />
Müslim ve Nesâî’nin rivayet ettiği, (Resulullah, duada koltuk altının beyazı görününceye kadar ellerini kaldırırdı) hadis-i şerifi ile diğer hadis-i şerifleri açıklayan Dürr-ül muhtar ve Hindiyye gibi muteber kitaplarda, dua ederken, avuçlar, yüze karşı değil, semaya karşı açık ve göğüs hizasında, ellerin bitişik değil, aralıklı olması gerektiği bildiriliyor.<br />
<br />
Dua esnasında ellerini, koltuk altlarının beyazlığı görünecek kadar kaldırmak sünnettir. (El-fıkhü alel mezahibil-erbea)<br />
<br />
Duada eller birleştirip kaldırılınca, koltuk altının görünmesine imkân yoktur. Eller açık olmalı ki, koltuk altı görülsün. Hristiyanlara, Rafizîlere ve Vehhâbîlere itibar etmemelidir.<br />
<br />
Esirgemek kelimesinin iki anlamı vardır. Birinci anlamı; korumak, himaye etmek, ikinci anlamı ise bir şeyi yapmaktan, vermekten çekinmek yani cimrilik etmektir. Esirgemek kelimesini birinci korumak anlamında kullanmanın hiçbir mahzuru yoktur ki mesela (Allahü teâlâ seni her türlü kötülükten ve kötülerden esirgesin) denir ve hiçbir mahzuru olmaz. Zaten bir Müslüman da bu kelimeyi bu anlamda kullanır.<br />
<br />
İkinci anlamda kullanmak yani Allahü teâlâya cimrilik isnat edecek şekilde kullanmak uygun olmaz. Birgivi Vasiyetnamesi’nde bildirilen, uygun olmayan da budur. Bunun için Ya Rabbi rahmetini esirgeme yerine, ihsan eyle demelidir.<br />
<br />
Bunun gibi, internetteki herhangi bir yazıyı veya WhatsApp’la gelen mesajları başkalarına göndermemelidir. Yanlış bir yazıyı göndermenin vebali büyüktür.<br />
<br />
Sual: Dua etmek için belli şeyleri ezberlemek mi gerekir?<br />
Cevap: Bu konu ile alakalı olarak Bezzâziyye ve Hindiyye’de buyuruluyor ki:<br />
“Kalbim gafil diyerek, duayı terk etmemelidir. Kalbine geleni dua olarak söylemek, ezberlediği duayı okumaktan efdaldir. Yalnız namazda okunacak duaları ezberlemelidir. Sünnet olan ibadetleri yapmak, dua etmekten efdaldir. Vaiz, imam, cemaate öğretmek için sünnet olan duaları sesli okur, cemaat de sessizce tekrar eder. Cemaat öğrenince imam da sessiz okumalıdır, çünkü sesli okuması bid’at olur.”<br />
<br />
Peygamber Efendimizin hürmetine istemek<br />
Sual: Peygamber efendimizin hatırı, hürmeti için diyerek, Allahü teâlâdan bir şey istemenin, dinen mahzuru olur mu?<br />
Cevap: Bu konuda Mir’ât-i Medîne kitabında deniyor ki:<br />
“Allahü teâlâ (Seni yaratmasaydım, hiç bir şeyi yaratmazdım) buyurarak, Muhammed aleyhisselamın Habibullah olduğunu, Onu çok sevdiğini bildiriyor. Bu hadîs-i kudsî, İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin Mektûbât kitabında da yazılıdır. Aşağı bir insan bile, sevgilisinin hatırı için istenileni boş çevirmez. Aşıka, maşukunun hatırı için iş gördürmek kolaydır. Bir kimse; “Ya Rabbi! Habibin Muhammed aleyhisselam hatırı için senden istiyorum” dese, bu isteği ret olunmaz. Fakat, değeri olmayan dünyalık işler için, Resûlullahın hatırını, hürmetini vesile etmek layık değildir.”<br />
<br />
Sual: Çarşıya, pazara çıkıldığı zaman, nasıl hareket etmeli ve okunması gereken bir dua var mıdır?<br />
Cevap: Süleyman bin Cezâ hazretleri, Eyyühel-veled kitabında buyuruyor ki:<br />
“Pazar yerinde gezerken kimseyi rahatsız etme! Sokaklarda sümkürme, kimse ile alay etme! Yürürken ve insanlara karşı yemek yeme! Kimseyle kavga eyleme, dostla da, düşmanla da münakaşa etme! Sattığın eşyayı geri getirirlerse reddetme! Yalan söyleme! Haram yeme, kimseyi aldatmaya kalkışma! Peygamber efendimiz buyurdu ki:<br />
(Bir kimse çarşıya girince "Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehül mülkü ve lehül hamdü yuhyî ve yümît ve hüve hayyün lâ yemûtü biyedihil hayr ve hüve alâ külli şey'in kadîr" okusun, bin günahı affolur.)”<br />
<br />
Dua; Lafzi ve Fiilî olarak iki türlüdür<br />
Sual: Dua ne demektir ve dua yalnızca dil ile mi yapılır?<br />
Cevap: Dua, Allahü teâlâdan bir şey istemek demektir. Dua etmeyen, arzusuna kavuşamaz buyurulmuştur. Dua; Lafzi ve Fiilî olmak üzere iki türlüdür:<br />
1-Lafzi dua; Allahü teâlâdan lafız, söz ile istemektir. Bu duanın kabul olması için şartlar vardır. Bu şartlar, dua edenin Müslüman olması, ihlas sahibi olması, namazlarına devam etmesi, fasık olmaması, yani haram işlememesi, üzerinde kul hakkı bulunmaması gibi şeylerdir. Bu şartlar bulunmayanların duaları kabul olmuyor. Sıkıntı içinde yaşıyorlar.<br />
<br />
2-Fiilî dua; istenilen şeyin sebebine yapışmaktır. Allahü teâlâ, her şeyi, bir sebep ile yaratmaktadır. Allahü teâlâdan bir şey isteyenin, bu şeyin yaratılmasına sebep olan şeyi yapması lazımdır. Mesela, bir yeri ağrıyanın, ağrı kesici bir ilaç kullanması lazımdır. Bu ilacı kullanması, fiilî dua etmek olur. Fiilî duanın kabul olması için, sebebin tesirinin kati olması, iyi bilinmesi lazımdır.<br />
<br />
Lafzi dua ile fiilî dua birbirine uygun değilse, fiilî dua kabul olur. Müslümanın, iyi ve caiz olan şeylerin sebeplerini bilip, dua için, bu sebepleri yapması lazımdır. Bu sebepler yapılınca, Allahü teâlâ, istenilen şeyi yaratır. Çünkü, sebepleri yapılan şeyi yaratması, âdetidir. Aç olanın bir şey yemesi, fiilî sebebe yapışmak, fiilî dua etmek olur.<br />
<br />
(Dua ediniz, kabul ederim) buyurulması, fiilî dua etmeyi emretmektedir.<br />
<br />
Ahirette kurtulmak için<br />
Sual: Çeşitli din kitaplarında, insanın ahirette kurtulması için okunacak dualar bildirilmektedir. Başka bir şey yapmayıp sadece bu duaları okumakla insan ahirette kurtulabilir mi?<br />
Cevap: Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarında, insanı Allahü teâlânın rahmetine kavuşturacak çeşitli dualar, iyi işler yazılmış, bunlar övülmüş ve yapılmaları da teşvik edilmiştir. Ancak unutmamalıdır ki, ahirette Allahü teâlânın rahmetine kavuşabilmek için, iman ile ölmek lazımdır. Kur’ân-ı kerimde ve hadis-i şeriflerde açıkça bildirilenlere uygun imanı olmayan, haramlardan sakınmaya ve İslâmın beş şartını yapmaya ehemmiyet, önem vermeyen kimse, rahmete kavuşamaz. Ehl-i sünnet itikadında olmayana bidat ehli denir. Bunun yaptığı ibadetleri sahih olup da, borçtan, azabından kurtulur ise de, vadedilmiş olan sevaplarına ve ahirette, dünyada yapmış olduğu iyiliklerin, hayrat ve hasenatının karşılığına kavuşamaz. Dünyadaki iyiliklerinin karşılıklarına kavuşmak isteyenin, hemen tövbe etmesi, imanını düzeltmesi lazımdır.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Dualarla ilgili çeşitli sorular</span></span><br />
<br />
Sual: Ev alırken, (Ya Rabbi hayırlı ise, bu evi nasip eyle), yahut evlenirken, (Evlenmek hayırlı ise, evlenmemi nasip eyle) diye dua etmemeli, (Hayırlısı ile ver) demeli deniyor. Bunun hangisi uygun ve aradaki fark nedir?<br />
CEVAP<br />
Hayırlısı ise ver demekte bir teslimiyet vardır, uygundur. Hayırlısı ile ver demek de, uygunsuz değildir. Fakat, sanki bunda ısrar var, illa o şeyin olması isteniyor. Birinci şekilde söylemek daha iyi olur.<br />
<br />
Sual: (Vaki olanda hayır vardır) veya (Hayırlısı olur inşallah) deniyor. Böyle demek uygun mu?<br />
CEVAP<br />
Vaki olanda hayır vardır demek, irade ve tercihimizin dışında ve sebeplere yapıştığımız halde, başımıza ne gelirse gelsin, sabretmeli, şikayetçi olmamalı; sabredersek, bizim için neticesinin hayır olacağını bilmeli demektir. Yoksa, herkesin başına gelen her şey, onun için mutlaka hayra sebep olur demek değildir.<br />
<br />
(Hayırlısı olur inşallah) demek, Allahü teâlâ bunun neticesini senin için hayırlı yapsın, hata ve kusurunu affetsin, yanılmaktan, zarar görmekten korusun, sana nimet ihsan etsin demektir.<br />
<br />
Sual: Başımıza bir bela gelince, bir yakınımız ölünce nasıl dua etmeliyiz?<br />
CEVAP<br />
Ümmü seleme validemiz, şöyle anlattı:<br />
Peygamber efendimiz, (Sıkıntıya düşen, “İnna lillahi ve inna ileyhi raciun [âyetini okuduktan sonra], Ya Rabbi, başıma gelen musibetin ecrini ver ve bana bundan daha hayırlısını lutfet” diye dua ederse, Allahü teâlâ onu o sıkıntıdan kurtarır ve ona daha hayırlısını verir) buyurdu. Sonra,<br />
“Ben, Ebu Seleme ölünce böyle dua etmiştim. Allahü teâlâ da bana Ebu Seleme’den daha hayırlısını, yani Resulullahı verdi” dedi. (Müslim)<br />
<br />
Sual: Hatmi tehlil gibi zikirleri, bir murat için okunan duaları abdestsiz de okumak caiz midir?<br />
CEVAP<br />
Evet bütün zikirler ve dualar abdestsiz okunabilir. Ancak abdestli okumak elbette iyidir. Hele bir murat için okunan dua ve zikirleri abdestli okumaya çalışmalıdır.<br />
<br />
Sual: Kuleuzüleri okuduktan sonra avuca üfleyip elleri vücuda sürmenin faydası var mı?<br />
CEVAP<br />
Resulullah efendimiz, bazı âyetleri okur mübarek avuçlarına üfler ve avuçları ile mübarek vücutlarını mesh ederlerdi. Birçok hastalık için iyidir.<br />
<br />
Sual: Arapça bilmeyen kimsenin duaları Türkçe olarak okumasında mahzur var mıdır?<br />
CEVAP<br />
Namaz, hutbe, ezan gibi yerlerdeki dualar hariç, duaları Türkçe olarak söylemek caizdir. Ancak bazı duaların tam Türkçeleri olmuyor. Tercümeleri aslının yerini tutmuyor. Mesela selam da bir duadır. Ama bunların Türkçeleri olmaz. Resulullah efendimizin bildirdiği şekilde selamün aleyküm veya esselamü aleyküm diye selam vermelidir.<br />
<br />
Sual: Camide tesbih çekerken, dua ederken veya Kur'an-ı kerim okunurken, mazeretsiz bağdaş kurup oturmakta mahzur var mı?<br />
CEVAP<br />
Bir rahatsızlık yoksa öyle oturmamalıdır.<br />
<br />
Sual: Namaz kılmış olana, (Allah mübarek etsin) mi denir, yoksa (Allah kabul etsin) mi?<br />
CEVAP<br />
Allah mübarek etsin denir.<br />
<br />
Sual: Haram olan bir şeyi elde etmek için ya da yapabilmek için dua etmek haram mı? Mesela ya Rabbi bana rakı içmeyi nasip eyle demek haram mıdır?<br />
CEVAP<br />
Evet haramdır.<br />
<br />
Sual: Bazıları, bir din kitabını mesela Mektubatı okuyup bitirdikten sonra Sadakallahülazim diyorlar. Bir mahzuru var mı?<br />
CEVAP<br />
Öyle söylemek uygun değil. Sadakallahülazim demek, Allah doğru söyledi demektir. Kur'an-ı kerim için söylenir.<br />
<br />
Sual: Amenerresulü okunurken dinleyenlerin dua kısmında yavaşça âmin demeleri caiz mi?<br />
CEVAP<br />
Caizdir.<br />
<br />
Sual: Hadis-i şerifte, (Sabah-akşam, Haşr suresinin son üç âyetini okuyan şehit olarak ölür) buyurulduğu için, sabah-akşam Haşr suresinin sonunu okuyorum. Camide kıldığım zaman imam okuyor, biz dinliyoruz. Ben okumasam, yine aynı sevaba kavuşur, şehit olarak ölür müyüm?<br />
CEVAP<br />
Kur’an-ı kerimi okumak sünnet, dinlemek farzdır. Dinleyen, okuyandan daha fazla sevap aldığı için, ayrıca okuması gerekmez. Her gece Amenerresulü’yü okuyan da, imamdan dinlemişse, onun da okuması gerekmez.<br />
<br />
Sual: Bir şey okuduktan sonra veya vaazdan sonra el fatiha deniliyor. Fatiha okumak şart mı?<br />
CEVAP<br />
Fatiha denince fatiha okumak şart değil ama okumak iyi olur<br />
<br />
Sual: Bilgisayarda yüklü bulunan sure ve duaları kulaklıkla dinlemekte mahzur var mı?<br />
CEVAP<br />
Mahzuru olmaz.<br />
<br />
Sual: Duaya nasıl başlamalı?<br />
CEVAP<br />
Şöyle başlanabilir:<br />
(Elhamdülillahi Rabbilalemin essalatü vesselamü alâ resulina Muhammedin ve alâ alihi ve sahbihi ecmain.)<br />
<br />
Sual: Namazdan sonra fatiha okumak sünnet mi bid'at mi?<br />
CEVAP<br />
Caizdir, mahzuru yoktur.<br />
<br />
Sual: Bazen yazı yazarken, yapacağım şeyi unutuyorum, ne yazacaktım ki diye düşünüyorum. Unutmamak için veya hatırlamak için bir dua yok mu?<br />
CEVAP<br />
Büyük bir zata bir dua et de şu olsun diyorlar, o da dua ediyor ve o iş oluyor. O duayı bize de öğret diyorlar. Öğretiyor, fakat onlarınki kabul olmuyor. Sebebini soruyorlar. (Bu 30 senenin mahsulüdür. 30 senedir dua ediyorum, siz de devamlı edin bir gün duanız kabul olur) buyuruyor.<br />
<br />
Bir kimse yazı yazarken unuttuğu, hatırlayamadığı şeyler oluyormuş. Resulullah efendimiz ona buyuruyor ki:<br />
(Kalemini kulağına koy. Söyleneni daha iyi hatırlarsın.) [Tirmizi]<br />
<br />
Ne yazacağını unutan kimse kalemini kulağına koymalı ve Resulullaha salevat-ı şerife getirmelidir.<br />
<br />
Sual: Çocuğumun yaramazlıklarına karşı okuyabileceğim dua var mı?<br />
CEVAP<br />
Hem kendiniz ona hayır dua edin, hem de çocuğa namaz kılmayı, bazı sureleri, duaları öğretin. Mesela La havle’yi öğretin. Çocuğun yaramaz olması iyidir. Meşhur büyük kimseler çocukken çok yaramaz imiş. Hadis-i şerifte buyuruluyor ki:<br />
(Çocuğun küçüklüğünde yaramaz oluşu, büyüklüğünde aklının ziyadeliğidir.) [Hakim]<br />
<br />
Sual: Dua ederken 3 veya 7 kere tekrar etmek gerekir mi?<br />
CEVAP<br />
3 veya 7 kere tekrar etmek isteğimizi kuvvetlendirmek içindir. Mesela (Ya Rabbi günahlarımı affet) diye 7 kere söylenebilir. Veya (Ya Rabbi çocuğu salih olarak büyüt) diye 3 veya 7 kere söylenebilir.<br />
<br />
Sual: Haram işleyen biri, çok günah işliyorum, elimi açıp dua etmeye yüzüm yok, ben namaz kılamam derse buna ne denir?<br />
CEVAP<br />
Ne kadar çok günah işlerse işlesin yine namaz kılmalıdır. Çünkü namaz bir çok günahların affına sebep olur. Bir çok kötülüklerden korur. İyi biri olmaya sebep olur.<br />
<br />
Sual: Namazda secdede dua edebilir miyiz?<br />
CEVAP<br />
Farz namazların secdesinde dua edilmez. Ancak bazı nafileleri kılarken secdede bildirilen tesbihler okunur. Namaz haricinde secdeye kapanıp dua edilir.<br />
<br />
Sual: Allah gönlüne göre versin diye dua uygun mu?<br />
CEVAP<br />
Biz hakkımızda ne hayırlıdır bilemeyiz. Allahü teâlâ hakkında hayırlı olanı nasip etsin demeli, bizim arzu ettiğimiz kendi zararımıza olabilir.<br />
<br />
Sual: Haddimi bilmeden Ya Rabbi beni de imtihan et diye dua ettim... ve bir daha da kendime gelemedim. Ne yapmam lazım?<br />
CEVAP<br />
Evet gerçekten çok büyük söz etmişsiniz. İnsan acizdir, imtihana dayanabilir mi? İnsan kendine beddua eder mi hiç? Öyle dua ettiğinize tevbe edin. Bir zaman adamın biri, Ya Rabbi beni sıkıntılara karşı sabredenlerden eyle diye dua ediyor. Peygamber efendimiz, (Bela mı istiyorsun?) buyuruyor.<br />
<br />
Sual: Peygamber efendimizin en çok okuduğu dua ne idi?<br />
CEVAP<br />
“Rabbena atina...” idi. (Beyheki)<br />
<br />
Sual: Hadis-i şerifte, sabah ve akşam namazlarından sonra, Haşr suresinin [hüvallahülleziden itibaren] son üç âyetinin okunması bildiriliyor. Halbuki çok yerde Lev enzelnadan okunuyor. Yine hadiste, namazlardan sonra, 10 ihlas okunması bildirilirken, siz 11 ihlas okunacağını bildirdiniz. Niçin böyle yapılıyor?<br />
CEVAP<br />
Bir hususta birkaç rivayet varsa, en faziletli olanını seçmek iyi olur. Haşr suresinin sonunu Lev enzelnadan okumak daha iyi olur. Namazdan sonra 10 veya 11 İhlas okunması bildirilmiştir. 11 defa okumak daha iyidir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
(Sabah namazından sonra 11 defa ihlas okuyan müslümana, Cennette bir burç verilir.) [Haraiti] (Bu hadis-i şerif, Ramuz’un 382. sayfasında da vardır.)<br />
<br />
Sual: (Ya Rabbi, hakkımda hayırlı ise şu kızı veya şu oğlanı bana nasip eyle) diye dua etmekte mahzur var mıdır?<br />
CEVAP<br />
Hayırlı ise dediğinize göre, hiç mahzuru yoktur. Çok iyi olur.<br />
<br />
Sual: Neden sürekli sayılar var dualarda, onu hiç anlamıyorum. Mesela neden mezarlık önünden geçerken 3 İhlas 1 Fatiha okumam gerekiyor? Neden 2 İhlas değil?<br />
CEVAP<br />
Peygamber efendimiz, üç ihlas okuyan Kur’an-ı kerimi hatmetmiş gibi sevap alır buyuruyor. Fatihanın faziletini bildiriyor. Peygamber efendimiz iki deseydi, siz kalkar, (Neden iki ihlas da üç değil) derdiniz. Yemin kefareti için 3 gün peş peşe oruç tutulur niye iki veya 4 değil de 3? Dinin emri öyle! Niye sabah namazı 4 rekat, öğle 10, ikindi 8, akşam 5 rekat? Allah öyle emrettiği için. Suç rakamlarda değildir, bu tür yanlış anlama, bilgisizlikten veya itikad zayıflığından ileri gelir.<br />
<br />
Sual: Dualarda, Allah’ım affet ..bağışla yâ Rab! Allah’ım yardım et emir kipli ifadelerle hâşâ Allah’a emredercesine Zâtını bir ast, kendimizi de üst yerine koymuyor muyuz? Herkes niye böyle yanlış dua ediyor?<br />
CEVAP<br />
Peygamber efendimiz öyle dua ederdi, bize de öyle dua edin diye emrediyor. Allahü teâlâ da öyle buyuruyor. Bunlar emir değil, istektir, arzudur. Ya Rabbi günahlarımı affet demek emir değil, ricadır, yalvarmadır.<br />
<br />
Sual: Fâsık babaya hayır dua edilir mi?<br />
CEVAP<br />
Evet.<br />
<br />
Sual: Duaları PVC kaplayarak kullanmak caiz mi?<br />
CEVAP<br />
Evet.<br />
<br />
Sual: Herkesin gözü önünde tesbih ile, numaratörle zikir çekmek riya olur mu?<br />
CEVAP<br />
Riya kalbde olur. Herkes görsün diye çekiliyorsa riya olur, alışkanlık olduğu için çekiyorsa veya kalbinde hiç gösteriş düşüncesi yoksa riya olmaz. Ancak herkesin gözü önünde çekmek fitneye veya suizanna sebep olabilir.<br />
<br />
Sual: Evde çoluk çocuğun yanında, tesbih çekmem ve kuşluk gibi nafile namazları kılmam riya olur mu?<br />
CEVAP<br />
Olmaz. Bilakis onlara örnek olunmuş olur.<br />
<br />
Sual: Hastayı papaza okutmak caiz mi?<br />
CEVAP<br />
Asla caiz değildir.<br />
<br />
Sual: 3 ihlas 1 Fatiha okunuyor. Kur'anı mushaftaki sıra ile okumak vacip değil mi?<br />
CEVAP<br />
Fatiha dua olarak sonda okunur.<br />
<br />
Sual: Yağan yağmur hürmetine diye dua etmek caiz mi?<br />
CEVAP<br />
Evet. Yağmur, rahmet-i ilahiyye alametidir. Zarf söylenip mazruf kastediliyor.<br />
<br />
Sual: (Günahsız sabiler hürmetine) diye dua etmek caiz mi?<br />
CEVAP<br />
Evet.<br />
<br />
Sual: Dua niyetiyle Fatiha okurken Besmele çekmek gerekir mi?<br />
CEVAP<br />
Evet.<br />
<br />
Sual: Arabi bilenin, dua ve hadisi latin harfiyle yazıp okuması caiz mi?<br />
CEVAP<br />
Caiz değildir.<br />
<br />
Sual: Eshab-ı Bedrin isimleri yazılı kağıdı eve asmak veya üzerimizde taşımakta fayda var mıdır?<br />
CEVAP<br />
Eshab-ı Bedrin isimlerinin şifa ve bereket verdiği, Kabani’nin (Esma-i Ehl-i Bedr) kitabında yazılıdır.<br />
<br />
Unutmak özürdür<br />
Sual: Günlük dualarımı okurken, şaşırıp fazla okuduğum oluyor. Mesela 500 lâ havle çekerken 510 veya 520 olabiliyor. Bunun mahzuru olur mu? Namaz tesbihlerinde de bazen 33 yerine 34, 35 olabiliyor. Mahzuru olur mu?<br />
CEVAP<br />
Unutunca mahzuru olmaz. Kasten sünnet olan miktarı değiştirmek mahzurludur. Yanlışlıkla eksik veya fazla olmasının mahzuru olmaz.<br />
<br />
Sual: Âyat-ı hırz, flash bellek denen disklere yüklense ve bu diski üstümüzde taşısak, muska taşımış gibi faydasını görür müyüz? Yani diskteki yazı, muska hükmünde olur mu?<br />
CEVAP<br />
Hayır. Bu cihazların hafızasındaki bilgiler, 0–1 şeklinde kodlarla ifade edildiği, yazı halinde olmadığı için, muska hükmünde olmaz.<br />
<br />
Üçgen şeklinde muska<br />
Sual: Muska taşımak caiz midir? Muska nasıl kaplanır? Üçgen şeklinde olmasının, onunla tuvalete girilmesinin mahzuru var mıdır?<br />
CEVAP<br />
Dinin bildirdiği dua ve âyetlerin yazılı olduğu muskayı taşımak caizdir. (Fetava-yı hadisiyye)<br />
<br />
Muskanın üçgen veya başka bir şekilde olmasının da hiç mahzuru yoktur. Muska ya yedi kat balmumu kaplanmış muşamba denilen beze sarılır veya tek kat deri yahut naylona sarılır. Bu haliyle tuvalete girmekte de mahzur olmaz. Cünübün taşımasında da mahzur olmaz.<br />
<br />
Nutuk çeker gibi<br />
Sual: Seadet-i Ebediyye’de, (Cuma namazından sonra cemaatle dua yapmak cahilliktir. Vaazdan sonra toplanarak vaizin yüksek sesle dua yapması bidattir) deniyor. Cuma namazlarından sonra, okunan hatm-i şerifleri, cüzleri, kelime-i tehlilleri ölmüşlerimizin ruhlarına hediye etmek de bu hükme girer mi?<br />
CEVAP<br />
Girmez. Uygun olmayan, camide yüksek sesle, konferans verir gibi, nutuk çeker gibi vaaz ve dua etmektir.<br />
<br />
Sual: Peygamberimiz diri olduğuna, işittiğine ve verilen selamı aldığına göre ya Muhammed, ya Muhammed diyerek tesbih çekmek caiz midir?<br />
CEVAP<br />
İşitmek ve selamı almak ayrı şey, Ya Muhammed diye tesbih çekmek ayrı şeydir. Esselamü aleyke ya Resulallah denir, şefaat ya Resulallah denir, ama dediğiniz gibi tesbih çekmek caiz olmaz. (M. Nasihat)<br />
<br />
Sual: Sonradan çıkan bid’at diye hoparlörle, kasetle ibadet etmenin caiz olmadığı bildiriliyor. O zaman dijital tesbihlerle de zikretmenin ve tesbih çekmenin caiz olmaması gerekmez mi?<br />
CEVAP<br />
Gerekmez. Dijital tesbihlerle ibadet edilmiyor, sadece sayı sayılıyor. Kaç kere Allah denmişse o tespit ediliyor. Yoksa bizzat dijital tesbih, hoparlör gibi, kaset gibi Kur’an okumuyor, zikretmiyor, yeni bir ses meydana getirmiyor, sadece sayıyı gösteriyor.<br />
<br />
Elle yazmak<br />
Sual: Dua âyetlerinin ve diğer duaların, evimizde bulundurmak ve üzerimizde taşımak için, elle yazılması şart mıdır? Yazıcıdan çıktı alınsa veya fotokopi çekilse de olur mu?<br />
CEVAP<br />
Evet, olur. Mutlaka elle yazmak gerekmez.<br />
<br />
Şeytandan korunmak için<br />
Sual: Şeytandan korunmak için, cima esnasında, âyât-ı hırzın, boyunda asılı olması caiz midir?<br />
CEVAP<br />
Evet, caizdir. Yatağa euzü besmele ile girilince de, şeytan yaklaşamaz.<br />
<br />
Sual: Çeşitli ihtiyaçlarımız oluyor. Bunları insanlara bildirmenin mahzuru olur mu?<br />
CEVAP<br />
Dilenmek veya ücretsiz yaptırmak gibi ise, caiz olmaz. Sebeplere yapıştıktan sonra, işimiz olmuyorsa, dua edip, ihtiyaçlarımızı Allahü teâlâya havale ederiz. Hadis-i şerifte,<br />
(İnsan, ihtiyaçlarını, Allaha havale ederse, Allahü teâlâ, onun ihtiyaçlarını [meydana getirecek sebepleri] ihsan eder) buyuruldu. (Hakim)<br />
<br />
Mesela, herkesin ona merhamet ve hizmet etmesini temin eder. Bir beyit şöyledir:<br />
<br />
Hak, irade edince, her işi âsân eder,<br />
Sebebini yaratır, bir anda ihsan eder.<br />
<br />
Kenz-ül arş duası<br />
Sual: Kenz-ül arş duası muteber midir?<br />
CEVAP<br />
Hadis kitaplarında (Kenz-ül arş) diye bir dua yoktur. Bu duanın faziletinde çok mübalağa vardır. Mesela deniyor ki:<br />
(Cebrail bana dedi ki: Kim ömründe bir kere bu duayı okursa, Allahü teâlâ onu, kıyamette yüzü ayın on dördü gibi parlak haşreder. Herkes onu, bir peygamber veya melek sanır. Ben ve sen onun kabrinin üzerinde dururuz. Ona hesapsız ve azapsız, üzerine binip Cennete girmesi için Cennetten bir Burak getirilir. Sırat köprüsünden şimşek gibi geçer. Onun günahı denizlerin suyundan, yağmurların damlasından, ağaçların yapraklarından, kumların adedinden, daha fazla olsa da, affedilir.)<br />
<br />
İnsafla düşünmeli, bir insan kum sayısınca içki içse, ağaçların yaprakları sayısınca zina etse, denizlerdeki suyun damla sayısı kadar kumar oynasa, yağmurların damlası sayınca faiz yese, bu duayı bir kere okuyunca hemen affoluyor. Herkes onu melek veya peygamber sanıyor. Bir kimse, her günahı işlese, İslam’ın beş şartını yapmıyorsa, üstelik itikadı da düzgün değilse, bu duayı bir kere değil, bin kere okusa, doğruca Cennete nasıl gidebilir ki? Muteber kitaplarda olmayan bu ve benzeri duaların faziletine itibar edilmemeli.<br />
<br />
Dua olarak okumanın da, dinen bir mahzuru olmaz.<br />
<br />
Sual: Rabbi yessir ve lâ tüassir Rabbi temmim bil hayr duası ne zaman okunur?<br />
CEVAP<br />
Mubah olan herhangi bir işe başlarken okunur. Mesela Kur'an-ı kerim öğrenmeye başlarken, yazı yazarken, bina yaparken, dine aykırı olmayan bir işe başlarken söylemek iyi olur. Yapılan işin kolay gelmesi, zor gelmemesi ve hayırla neticelenmesi için dua etmiş oluyoruz.<br />
<br />
Korkmamak için<br />
Sual: Doğumdan sonra bir tıkırtı duyunca bile korkan kadınların ne yapmaları gerekir?<br />
CEVAP<br />
Şifa âyetleri yazılı kâğıdı suya koyup, bu suyu içmeli. Şifa âyetleri birçok hastalığa iyi gelir.<br />
<br />
Kekeme Duası<br />
Sual: Dilimdeki pelteklikten dolayı çok doktora gittim, bir çare bulamadım. Ne yapmam uygun olur?<br />
CEVAP<br />
Şifa âyetlerini ve dualarını, ihlâsla okumak iyi gelir. Taha suresinin 25., 26., 27. ve 28. âyetlerini okumak da iyi gelir. Orijinali için tıklayınız.<br />
<br />
33’lük tesbih kullanmak<br />
Sual: Tesbihi elime alınca Allah’ı hatırlıyorum. Dışarıda, yollarda riya, gösteriş olmaması için 99’luk tesbih yerine 33’lük tesbih kullanmak uygun olur mu?<br />
CEVAP<br />
Riya kalbde olur. Evde bir kişinin yanında da riya olabilir. Dışarıda başkalarının dikkatini çekiyor. 33’lük tesbih, 99’luğa göre daha az dikkati çeker, kullanılabilir. Genelde 33’lük tesbihle oynayanlar çok olduğu için, zikir olduğu pek anlaşılamaz. Burada önemli olan, dikkati çekmemektir.<br />
<br />
Her gün okumak<br />
Sual: Duaları kendine vird edinip, her gün belli sayıda okumak bid’at midir?<br />
CEVAP<br />
Hayır, bid’at değil, sünnettir. Vird, devamlı yapılan, âdet haline getirilen ibadet, tesbih ve dualar demektir. Hadis-i şeriflerde de buyuruluyor ki:<br />
(“Bismillâhillezî lâ-yedurru me’ asmihî şey’ün fil-erdı velâ fissemâi ve hüves-semî’ul’alîm” duasını sabah 3 kere okuyana akşama kadar, akşam okuyana da, sabaha kadar hiç bela gelmez.) [İbni Mace]<br />
<br />
(Her namazdan sonra 3 kere, “Estagfirullâhel’azîm, ellezî lâ ilâhe illâ hüv el hayyel kayyûme ve etûbü ileyh” okuyanın, bütün günahları affolur.) [İbni Sünni]<br />
<br />
(Sabah-akşam 7 kez, “Hasbiyallahü lâ ilahe illâ hü, aleyhi tevekkeltü ve hüve Rabbül-arşil’azîm” okuyan dünya ve ahiret sıkıntılarından kurtulur.) [İbni Sünni]<br />
<br />
(Cuma namazından sonra, 7 kere İhlas, Felak ve Nas surelerini okuyan, bir hafta kazadan, beladan ve kötü işlerden korunur.) [İbni Sünni]<br />
<br />
(Sabah veya akşam namazını kıldıktan sonra, 7 defa “Allahümme ecirnî minen-nar” diyen, o gün ölürse Cehennemden korunur.) [Nesai]<br />
<br />
(Cuma günü 80 salevat getirenin, 80 yıllık günahı affolur.) [Dare Kutni]<br />
<br />
(Her namazdan sonra 33 kere “Sübhanallah”, 33 kere “Elhamdülillah”, 33 kere “Allahü ekber”, sonra bir kere, “Lâ ilâhe illallahü vahdehu lâ şerîke leh, lehül-mülkü velehül hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr” diyen kimsenin deniz köpüğü kadar günahı olsa da affedilir.) [Müslim]<br />
<br />
(Bir kimse, sabah akşam yüz defa “Sübhânallahi ve bihamdihi” derse, o gün ve o gece hiç kimse onun kadar sevab kazanamaz.) [Deylemi]<br />
<br />
(Vird edinip, her zaman okuduğu dua veya tesbihi, ihmal edip, okumadan yatan kimse, sabah namazından öğle namazına kadar olan vakit içinde okursa, yine gece okumuş gibi sevaba kavuşur.) [Müslim]<br />
<br />
Emeklerimizi boşa çıkarma<br />
Sual: Allah’ım emeklerimizi boşa çıkarma diye dua ediliyor. Sanki Allah emeklerimizi boşa mı çıkarır? Böyle dua etmek caiz midir?<br />
CEVAP<br />
Evet, caizdir. Emeklerimize sevab veren veya boşa çıkaran elbette Allahü teâlâdır. Kalbleri kaydırıp Cehenneme atan da odur. Bir âyet-i kerime meali:<br />
(Rabbimiz! Bizi doğru yola erdirdikten sonra kalblerimizi saptırma, kaydırma!) [Al-i İmran 8]<br />
<br />
Bu, gaflete düşüp eski kötü halimize dönmek istersek, lütfedip, bizi eski halimize döndürme, ibadetlerimiz noksan olsa da kabul et, günahlarımızdan dolayı bizi perişan etme, hak ettiğimiz cezayı bize verme demektir, ama mesela (Ya Rabbi, rahmetini esirgeme!) denmez, çünkü esirgemek kelimesinin cimrilik anlamıda var. Bunun için Ya Rabbi rahmetini esirgeme yerine, ihsan eyle demelidir.<br />
<br />
Hayırlı kapı aç!<br />
Sual: Rüyamda (Allahümme yâ müfettihal ebvâb, iftah lenâ hayral bâb) duasını söylememi istediler. Böyle bir dua var mı, varsa, ne anlama geliyor?<br />
CEVAP<br />
Evet, öyle bir dua, vardır. (Ey kapılar açan [müşkülleri, sıkıntıları giderip ferahlatan] Allah’ım! Bize hayırlı kapı aç) anlamındadır.<br />
<br />
Elleri aşağıya çevirmek<br />
Sual: Namazdan sonra yapılan dualarda eller aşağıya çevrilir mi?<br />
CEVAP<br />
Hayır, çevrilmez. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
(Dua ederken ellerinizi göğe doğru açın, aşağı doğru çevirmeyin, bitince yüzünüze sürün!) [Ebu Davud]<br />
<br />
Kuraklıkların geçip yağmur yağması için yapılan duada da eller aşağıya çevrilmez. Yağmur duasında eller omuzdan yukarı kaldırılır. Bir şey istemek için yapılan dualarda, avuçlar göğe karşı açılır. Sadece hastalık, kıtlık ve düşmandan kurtulmak için yapılan dualarda, avuç içleri yere çevrilir. (Merakıl-felah şerhi)<br />
<br />
Allah olmayanlara da versin<br />
Sual: (“Allah, olmayanlara da versin” diye dua etmek caiz olmaz, çünkü bu, Allah’ın işine karışmak olur) diyorlar. Böyle dua etmek caiz değil mi?<br />
CEVAP<br />
Çok güzel bir duadır. O zaman her dua Allah’ın işine karışmak olur. Mesela, (Ya Rabbî, beni zengin eyle!) veya (Komşuma bir ev nasip et! Bana hayırlı uzun ömür ver, falanca zalimi kahreyle! Bana dünya ve âhiret saadeti nasip eyle!) diye dua etmek ibadettir, Allah'ın işine karışmak olmaz. Resulullah da böyle dualar etmiştir. Dua etmek ibadettir, Allah'ın işine karışmak olmaz.<br />
<br />
Ne muradın varsa<br />
Sual: (Allah, ne muradın varsa, gönlüne göre versin) deniyor. Böyle dua uygun mu?<br />
CEVAP<br />
Mahzuru olmaz, ama bu, fâsıklara, kötü kimselere söylenmez. Çünkü onların muratları ekseriya kötü olur. (Hakkında hayırlısı neyse, Allah onu nasip etsin) diye dua edilebilir.<br />
<br />
Üç kere okumak<br />
Sual: (Bir duayı üç kere okuyunca, artık onu her zaman okumak farz olur) diye bir şey var mı?<br />
CEVAP<br />
Hayır, öyle bir şey yok. Alışılıp devamlı yapılan bir ibadeti mazeretsiz terk etmek doğru değildir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
(Bir ibadeti devamlı yaparken, usanıp terk eden, Allahü teâlânın buğzuna uğrar.) [İbni Sünni] (Buğza uğrar demek günaha girer demek değildir. İyisini yapmamaktır.)<br />
<br />
Bir ibadeti devamlı yapmak çok kıymetlidir. Bir hadis-i şerif meali:<br />
(Allah katında en kıymetli amel, az olsa da, devamlı yapılandır.) [Buhari]<br />
<br />
Arkadan yapılan dua<br />
Sual: En makbul dua nedir?<br />
CEVAP<br />
Bir mümin, bir mümin için dua ederse, melekler âmin der. Melekler günah işlemedikleri için, duaları kabul olur. Günahkârların duası kabul olmaz, ama bir günahkâr mümin, diğerinin arkasından dua ederse, duası kabul olur. Çünkü bu duada riya olmuyor, bir menfaat karşılığı yapılmıyor. Sırf Allah rızası için yapılmış oluyor. (Düâ-i zahrul gayb icabete makrundur) yani (Gıyaben yapılan dua, icabete daha yakındır) denmiştir. Bu, (Bir müminin, diğer müminin arkasından yapacağı dua makbuldür) demektir. Bir hadisi şerif meali şöyledir:<br />
(Bir Müslümanın din kardeşinin arkasından ettiği hayır dua kabul olur. O dua edince, bir melek, “Âmin! Kardeşin için ne istiyorsan aynısını Allah sana da versin” der.) [Müslim]<br />
<br />
Demek ki, bir mümin, başka müminin arkasından dua edince, gıyaben yaptığı için ve bu duaya günahsız melek de âmin dediği için o dua makbul olur. Üstelik aynı şey kendimize verileceği için, kendimiz için de makbul dua etmiş oluyoruz.<br />
<br />
Kâfirler, fâsıklar dedikodu yaparlar, salihler dua ederler. Aradaki fark ne kadar önemlidir. Salih mümin olmaya çalışmalı, arkadaşlarımızın arkasından hep dua etmeliyiz.<br />
<br />
Ölmüşlerinin canına değsin<br />
Sual: Birine su verince, (Ölmüşlerin canına değsin) deniyor. Bu ne demek oluyor? Bir de su dağıtanın, suyun zehirli veya pis olmadığını ispat için, önce suyu içmesi uygun mudur?<br />
CEVAP<br />
Can, ruh demektir. Canına değsin demek, (Verilen suyun sevabı, ölmüş yakınlarının ruhlarına gitsin!) anlamında bir duadır. Su vermenin sevabı çoktur. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
(Günahı çok olan, çok su dağıtsın!) [Şir’a şerhi]<br />
<br />
Sudan şüphelenme durumu varsa, önce dağıtan içebilir. Böyle bir durum yoksa, su dağıtan suyu önce oradakilere ikram etmeli, sonra kendi içmeli. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
(Bir topluluğa su dağıtan, suyu en son kendisi içer.) [Müslim]<br />
<br />
Sünnete uygun dua ederken<br />
Sual: (Namaz içinde, tavafta ve yatarken edilen dualarda kollar kaldırılmaz ve eller yüze sürülmez) deniyor. Namaz haricinde, dua ederken elleri açmamak ve yüze sürmemek mi gerekiyor?<br />
CEVAP<br />
Sadece bildirilen yerlerde eller açılmaz. Onların haricinde dua ederken eller açılır, duadan sonra eller yüze sürülür. Birkaç örnek verelim:<br />
Resulullah efendimiz, Medine’de, minberde hutbe okurken, ellerini kaldırıp, dua ederdi. (Mir’at-i kâinat)<br />
<br />
Yatalak hasta bir nine, Hazret-i Ömer’in vefat haberini alınca, hemen ellerini açıp, (Yâ ilâhel âlemin! Ben o hastalığı, ihtiyaçlarımı bizzat karşılayan Ömer’in yardımıyla çekerdim. Ömer gittiğine göre, benim de ruhumu al, ben Ömer olmadan yaşayamam) diye dua etti. Duası kabul olup, vefat etti.(M. Ç. Güzin)<br />
<br />
Bir gün gazada, yiyecek bitti, asker sıkıntı içerisindeyken, Resul-i ekrem, (Allahü teâlâ size, Güneş batmadan rızık gönderecektir) buyurdu. Hazret-i Osman, Resul-i ekremin her sözünün muhakkak doğru olduğunu bildiği için, yiyecek aramaya çalıştı. Bir yerde, dört deve yükü yiyecek buldu. Fiyatın yüksekliğine bakmadan satın alıp Resulullah'a hediye olarak getirdi. Resulullah'ın sözünün doğruluğu meydana çıkınca, müminler sevindi, münafıklar üzüldü. Server-i âlem mübarek ellerini açıp, (Yâ Rabbi, Osman’a çok ecir ver!) diye dua etti. (İslam Tarihi Ans.)<br />
<br />
Hazret-i Halid bin Velid, günahlarının affı için, dua etmesini isteyince, Resulullah efendimiz ellerini açarak, (Yâ Rabbi! Halid’in günahlarını bağışla!) diye dua etti.<br />
<br />
Bir kimse, Hazret-i Ebu Bekir’den dua ister. O da, ellerini açıp, (Yâ Rabbi, bir günahkâr kul, bir günahkâr kulundan dua istiyor. İkisinin de günahlarını affet!) diye dua eder.<br />
<br />
Yalnız yağmur duasında, kıbleye dönülüp avuçlar semaya karşı açık olarak omuz hizasına kadar veya daha yukarı kaldırılıp ayakta dua edilir. Başka dualarda eller böyle kaldırılmaz.<br />
<br />
Bir şey istemek için yapılan dualarda, avuçlar göğe karşı açılır. Sadece hastalık, kıtlık ve düşmandan kurtulmak için yapılan dualarda, avuç içleri yere çevrilir. (Merakıl-felah şerhi)<br />
<br />
Bela istemek mi?<br />
Sual: Bir arkadaş, (“Ya Rabbi, Cennetteki derecemi yükselt” veya “Beni Cennette Peygamberimize komşu et!” diye dua edilmez. Başka birine de böyle dua edilmez. Çünkü o kişinin bu nimetlere erişecek ameli yoksa, bunlara kavuşabilmek için, Allah ona bela üstüne bela verirmiş. Onun için ne kendimize, ne de başkalarına böyle dua etmek uygun değildir) dedi. Duamız kabul olursa, belasız bu nimetlere kavuşamaz mıyız? Allahü teâlâ, her nimeti illa bir bela karşılığı mı verir?<br />
CEVAP<br />
Dert bela, günahlarımızın affına sebep olur. Günahlarımız yoksa, derecemizin yükselmesine sebep olur. Allahü teâlâ, dert bela vermeden de bu nimetlere kavuşturur. Bir nimete kavuşmak için illa bir belaya uğramak gerekmez. Kendimize de başkalarına da, yüksek derecelere kavuşmak için dua etmeliyiz. Duamız asla boşa gitmez. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
(Meşru olarak dua eden mümin, şunlardan birine muhakkak kavuşur: 1- Ya dua kabul olur veya kabul edilmiş bir ibadet sevabı alır ve âhirette büyük nimetlere kavuşur. 2- Günahları affedilir veya iyilikleri artar yahut önlenmesini istediği bir kötülüğün bir benzerinden onu kurtarır. O hâlde dua etmeye devam edin! Allah’ın ihsanı boldur. Dünyada duası kabul olanlar, duası dünyada kabul olmayanlara âhirette verilen nimetleri görünce, “Keşke, bizim de dünyada dualarımız hiç kabul olmasaydı” diyeceklerdir.) [Deylemi, Hâkim]<br />
<br />
İkinci bir husus, günahlarımız kadar bela gelmiyor. Günahların çoğu affediliyor. Bir âyet-i kerime meali şöyledir:<br />
(Başınıza gelen bir bela, kendi ellerinizle işledikleriniz yüzündendir. [Bununla beraber] Allah çoğunu affeder.) [Şura 30]<br />
<br />
Allahü teâlâ, iyiliklerimize sevab verirken de, tam iyiliğin karşılığını değil, en az on misliyle veriyor. Bu yedi yüz misline, hattâ daha fazlaya da çıkabiliyor. Yani Allahü teâlâ, (Bak sana çok nimet verdim, çok sevab verdim, çok belayı hak ettin) demez. Onun ihsanı boldur.<br />
<br />
Duada bencillik<br />
Sual: Bir ateist, (En faziletli dua, kişinin kendisi için yaptığı duadır) hadis-i şerifi için, (Kendine dua etmek bencillik olur) dedi. Kendimize dua etmek uygun değil mi?<br />
CEVAP<br />
Elbette, kendimize de dua edeceğiz. Çünkü dua etmek, namaz, oruç gibi ibadettir. Namazı kendimiz için kılıyor, orucu kendimiz için tutuyor, her ibadeti kendimiz için yapıyoruz. Allahü teâlâ, kendimize de, dua etmemizi emrediyor. Peygamber efendimiz ve diğer peygamberler de kendileri için dua etmiştir. Hazret-i Musa, (Ya Rabbî, ben kendime zulmettim, beni affet!) diyor. (Kasas 16)<br />
<br />
Bir hadis-i şerifte, (Âdem aleyhisselam Cennetten çıkınca, “Ya Rabbî, Muhammed aleyhisselamın hürmetine beni affet!” diye dua etti) buyuruldu. (Taberanî)<br />
<br />
Peygamber efendimizin ümmetine örnek olmak için ettiği dualardan bazıları şöyledir:<br />
(Allah’ım, günahımı affet ve rızkıma bereket ver!) [İ. Ahmed]<br />
<br />
(Allah’ım, beni çok şükreden ve çok sabreden kullarından eyle!) [Bezzar]<br />
<br />
(Allah’ım, beni çok zikreden ve emrine uyanlardan eyle!) [Tirmizî]<br />
<br />
(Allah’ım, ilmimi arttır!) [Tirmizî]<br />
<br />
(Ya Rabbî, ölümü bana kolaylaştır!) [İbni Ebi-d-dünya]<br />
<br />
İnsanın kendisi için dua etmesinin bencillikle ilgisi yoktur. Önce kendimizi, ondan sonra başkalarını kurtaracağız. Kendimiz bataklıkta iken, başkalarını nasıl kurtarabiliriz? Abdullah bin Vehb hazretleri, (Kendisine faydası olmayanın, başkasına faydası olmaz) buyuruyor. Atalarımız da, (Önce can, sonra canan, gemisini kurtaran kaptan) demişlerdir.<br />
<br />
Önce can sonra canan<br />
Sual: (Önce can, sonra canan) sözü bence yanlıştır. Egoistlik yapmamak için, kendime dua etmiyor, ana babam ve sevdiklerim için dua ediyorum. Böyle dua uygun değil mi?<br />
CEVAP<br />
Kendine dua etmek egoistlik değil, dinimizin emridir. Birkaç âyet-i kerime meali şöyledir:<br />
(Musa, “Rabbim, beni ve kardeşimi bağışla, bize acı!” dedi.) [Araf 151]<br />
<br />
(Rabbim, beni ve zürriyetimi doğru namaz kılanlardan eyle ve duamı kabul et!) [İbrahim 40]<br />
<br />
(Ey Rabbimiz, beni, ana babamı ve müminleri hesap gününde affet!) [İbrahim 41]<br />
<br />
Bu âyet-i kerimelerde her peygamber, önce kendinin, sonra da, ana baba kardeş gibi yakınlarının bağışlanmasını istiyor.<br />
<br />
Peygamberler, sırf kendileri için de dua etmişlerdir. Üç âyet-i kerime meali şöyledir:<br />
(Süleyman, “Rabbim, beni bağışla, bana benden sonra kimsenin ulaşamayacağı bir hükümranlık ver!” dedi.) [Sad 35]<br />
<br />
[Hazret-i Musa], (Ya rabbi ben kendime zulmettim, beni affet!) [Kasas 16]<br />
<br />
[Hazret-i İbrahim ve İsmail], (Ya Rabbi, tevbemizi kabul et!) [Bekara 128]<br />
<br />
Hadis-i şeriflerde de Peygamber efendimiz, kendisi için çok dua etmiştir. Mesela üçü şöyledir;<br />
(Allah’ım, rızkıma bereket ver!) [İ. Ahmed]<br />
<br />
(Allah’ım, beni çok şükreden ve çok sabreden kullarından eyle!) [Bezzar]<br />
<br />
(Allah’ım, ilmimi arttır!) [Tirmizî]<br />
<br />
Âdem aleyhisselam da, Cennetten çıkınca, (Ya Rabbî, Muhammed aleyhisselamın hürmetine beni affet!) diye dua etti. (Taberanî)<br />
<br />
İnsan kendini kurtarmadan başkalarını nasıl kurtarabilir ki? Can kurtarılmadan canan kurtarılmaz. Bu itikat yönünden de öyledir. Kendimizin imanı düzgün değilse, başkalarına doğru imanı nasıl öğretiriz, onları nasıl kurtarabiliriz? Kendine faydası olmayanın başkasına nasıl faydası olur?<br />
<br />
Atalarım, (Önce can, sonra canan) demişler,<br />
Gemisin kurtarana, (İşte kaptan) demişler.<br />
<br />
Tuvalet yaparken<br />
Sual: Rahatsızlığımdan dolayı sık tuvalete gidiyorum. İhtiyacım da uzun sürüyor. Vaktim boş geçiyor. Vaktimi değerlendirmek için, ihtiyacımı görürken dua okumanın, zikirle meşgul olmanın veya MP3 ile dînî sohbet dinlemenin sakıncası olur mu?<br />
CEVAP<br />
Günah olur. Dinimizce mübarek sayılan şeylere hürmetsizlik edilmiş olur. Kasten hürmetsizlik yapmak küfür olur.<br />
<br />
Ecirnî - Ecirnâ<br />
Sual: Cehennemden kurtulup Cennete gitmek için, (Allahümme ecirnî min-en-nâr ve edhılnil Cennete) duasını okurken, ecirnî yerine ecirnâ, edhılnil yerine edhılnel dense mânâ değişir mi? Caiz olur mu?<br />
CEVAP<br />
Ecirnî yerine ecirnâ denince, beni değil, (Bizi Cehennemden koru!) demek olur. Edhılnil yerine, edhılnel denirse, beni değil (Bizi Cennete koy!) demek olur. Ama dua, hadis-i şerifte nasıl bildirilmişse öyle okunmalıdır.<br />
<br />
Dua ederim demek<br />
Sual: Hiç dua etmeden, (Dua eder, dualarınızı beklerim) deniyor. Böyle demek uygun mu?<br />
CEVAP<br />
Dua etmiyorsa uygun olmaz. Dua ediyorsa uygun olur. Eğer, (Ben dua ettim, ediyorum, yine edeceğim) anlamında söyleniyorsa uygundur. Ama hiç dua etmeden, (Dua eder, dualarınızı beklerim) demek uygun olmaz. Yahut hiç dua etmeden, (Büyüklerin duası olsun) demek de böyledir.<br />
<br />
Kapından kovma bizi<br />
Sual: Bazı hocalar dua ederken, (Ya Rabbî, ya Resulallah, kapından kovma bizi!) diyorlar. Böyle söylemek, uygun mudur?<br />
CEVAP<br />
Denebilir nitekim, Abdullah-i Ensârî hazretleri, (Yâ Rabbî! Her kimi kovmak istersen, bizim üzerimize saldırtırsın!) buyurmuştur. <br />
<br />
Rahmetini esirgeme demek<br />
Sual: Selefî gençlerin dağıttığı yukarıdaki yazıda, Allah için, (Rahmetini, merhametini esirgeme!) deniyor. Bu caiz midir? Bir de dua ederken, elleri Hristiyanlar gibi birleştirmişler. Vehhâbîler böyle mi dua ediyor?<br />
CEVAP<br />
Evet, Hristiyanlar, Vehhâbîler ve İbni Sebeciler böyle dua ediyorlar.<br />
<br />
Eshab-ı kiram, (Resulullah efendimiz, bir şiddet isabet ettiğinde, dua ederken ellerini fazla kaldırırlardı. O derecede ki, koltuk altlarının beyazı görünürdü) diye bildiriyorlar. [Ebu Ya’la]<br />
<br />
Koltuk altlarının beyazlığı görülecek kadar ellerini kaldırıp, üç defa "Allah’ım tebliğ ettim mi?” diye dua etti. (Buhârî)<br />
<br />
Yağmur duasında, Peygamber efendimiz koltuk altlarının beyazlığı görününceye kadar kaldırırlardı. (Buhârî, Müslim, Ebu Davud, Nesâî)<br />
<br />
Müslim ve Nesâî’nin rivayet ettiği, (Resulullah, duada koltuk altının beyazı görününceye kadar ellerini kaldırırdı) hadis-i şerifi ile diğer hadis-i şerifleri açıklayan Dürr-ül muhtar ve Hindiyye gibi muteber kitaplarda, dua ederken, avuçlar, yüze karşı değil, semaya karşı açık ve göğüs hizasında, ellerin bitişik değil, aralıklı olması gerektiği bildiriliyor.<br />
<br />
Dua esnasında ellerini, koltuk altlarının beyazlığı görünecek kadar kaldırmak sünnettir. (El-fıkhü alel mezahibil-erbea)<br />
<br />
Duada eller birleştirip kaldırılınca, koltuk altının görünmesine imkân yoktur. Eller açık olmalı ki, koltuk altı görülsün. Hristiyanlara, Rafizîlere ve Vehhâbîlere itibar etmemelidir.<br />
<br />
Esirgemek kelimesinin iki anlamı vardır. Birinci anlamı; korumak, himaye etmek, ikinci anlamı ise bir şeyi yapmaktan, vermekten çekinmek yani cimrilik etmektir. Esirgemek kelimesini birinci korumak anlamında kullanmanın hiçbir mahzuru yoktur ki mesela (Allahü teâlâ seni her türlü kötülükten ve kötülerden esirgesin) denir ve hiçbir mahzuru olmaz. Zaten bir Müslüman da bu kelimeyi bu anlamda kullanır.<br />
<br />
İkinci anlamda kullanmak yani Allahü teâlâya cimrilik isnat edecek şekilde kullanmak uygun olmaz. Birgivi Vasiyetnamesi’nde bildirilen, uygun olmayan da budur. Bunun için Ya Rabbi rahmetini esirgeme yerine, ihsan eyle demelidir.<br />
<br />
Bunun gibi, internetteki herhangi bir yazıyı veya WhatsApp’la gelen mesajları başkalarına göndermemelidir. Yanlış bir yazıyı göndermenin vebali büyüktür.<br />
<br />
Sual: Dua etmek için belli şeyleri ezberlemek mi gerekir?<br />
Cevap: Bu konu ile alakalı olarak Bezzâziyye ve Hindiyye’de buyuruluyor ki:<br />
“Kalbim gafil diyerek, duayı terk etmemelidir. Kalbine geleni dua olarak söylemek, ezberlediği duayı okumaktan efdaldir. Yalnız namazda okunacak duaları ezberlemelidir. Sünnet olan ibadetleri yapmak, dua etmekten efdaldir. Vaiz, imam, cemaate öğretmek için sünnet olan duaları sesli okur, cemaat de sessizce tekrar eder. Cemaat öğrenince imam da sessiz okumalıdır, çünkü sesli okuması bid’at olur.”<br />
<br />
Peygamber Efendimizin hürmetine istemek<br />
Sual: Peygamber efendimizin hatırı, hürmeti için diyerek, Allahü teâlâdan bir şey istemenin, dinen mahzuru olur mu?<br />
Cevap: Bu konuda Mir’ât-i Medîne kitabında deniyor ki:<br />
“Allahü teâlâ (Seni yaratmasaydım, hiç bir şeyi yaratmazdım) buyurarak, Muhammed aleyhisselamın Habibullah olduğunu, Onu çok sevdiğini bildiriyor. Bu hadîs-i kudsî, İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin Mektûbât kitabında da yazılıdır. Aşağı bir insan bile, sevgilisinin hatırı için istenileni boş çevirmez. Aşıka, maşukunun hatırı için iş gördürmek kolaydır. Bir kimse; “Ya Rabbi! Habibin Muhammed aleyhisselam hatırı için senden istiyorum” dese, bu isteği ret olunmaz. Fakat, değeri olmayan dünyalık işler için, Resûlullahın hatırını, hürmetini vesile etmek layık değildir.”<br />
<br />
Sual: Çarşıya, pazara çıkıldığı zaman, nasıl hareket etmeli ve okunması gereken bir dua var mıdır?<br />
Cevap: Süleyman bin Cezâ hazretleri, Eyyühel-veled kitabında buyuruyor ki:<br />
“Pazar yerinde gezerken kimseyi rahatsız etme! Sokaklarda sümkürme, kimse ile alay etme! Yürürken ve insanlara karşı yemek yeme! Kimseyle kavga eyleme, dostla da, düşmanla da münakaşa etme! Sattığın eşyayı geri getirirlerse reddetme! Yalan söyleme! Haram yeme, kimseyi aldatmaya kalkışma! Peygamber efendimiz buyurdu ki:<br />
(Bir kimse çarşıya girince "Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehül mülkü ve lehül hamdü yuhyî ve yümît ve hüve hayyün lâ yemûtü biyedihil hayr ve hüve alâ külli şey'in kadîr" okusun, bin günahı affolur.)”<br />
<br />
Dua; Lafzi ve Fiilî olarak iki türlüdür<br />
Sual: Dua ne demektir ve dua yalnızca dil ile mi yapılır?<br />
Cevap: Dua, Allahü teâlâdan bir şey istemek demektir. Dua etmeyen, arzusuna kavuşamaz buyurulmuştur. Dua; Lafzi ve Fiilî olmak üzere iki türlüdür:<br />
1-Lafzi dua; Allahü teâlâdan lafız, söz ile istemektir. Bu duanın kabul olması için şartlar vardır. Bu şartlar, dua edenin Müslüman olması, ihlas sahibi olması, namazlarına devam etmesi, fasık olmaması, yani haram işlememesi, üzerinde kul hakkı bulunmaması gibi şeylerdir. Bu şartlar bulunmayanların duaları kabul olmuyor. Sıkıntı içinde yaşıyorlar.<br />
<br />
2-Fiilî dua; istenilen şeyin sebebine yapışmaktır. Allahü teâlâ, her şeyi, bir sebep ile yaratmaktadır. Allahü teâlâdan bir şey isteyenin, bu şeyin yaratılmasına sebep olan şeyi yapması lazımdır. Mesela, bir yeri ağrıyanın, ağrı kesici bir ilaç kullanması lazımdır. Bu ilacı kullanması, fiilî dua etmek olur. Fiilî duanın kabul olması için, sebebin tesirinin kati olması, iyi bilinmesi lazımdır.<br />
<br />
Lafzi dua ile fiilî dua birbirine uygun değilse, fiilî dua kabul olur. Müslümanın, iyi ve caiz olan şeylerin sebeplerini bilip, dua için, bu sebepleri yapması lazımdır. Bu sebepler yapılınca, Allahü teâlâ, istenilen şeyi yaratır. Çünkü, sebepleri yapılan şeyi yaratması, âdetidir. Aç olanın bir şey yemesi, fiilî sebebe yapışmak, fiilî dua etmek olur.<br />
<br />
(Dua ediniz, kabul ederim) buyurulması, fiilî dua etmeyi emretmektedir.<br />
<br />
Ahirette kurtulmak için<br />
Sual: Çeşitli din kitaplarında, insanın ahirette kurtulması için okunacak dualar bildirilmektedir. Başka bir şey yapmayıp sadece bu duaları okumakla insan ahirette kurtulabilir mi?<br />
Cevap: Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarında, insanı Allahü teâlânın rahmetine kavuşturacak çeşitli dualar, iyi işler yazılmış, bunlar övülmüş ve yapılmaları da teşvik edilmiştir. Ancak unutmamalıdır ki, ahirette Allahü teâlânın rahmetine kavuşabilmek için, iman ile ölmek lazımdır. Kur’ân-ı kerimde ve hadis-i şeriflerde açıkça bildirilenlere uygun imanı olmayan, haramlardan sakınmaya ve İslâmın beş şartını yapmaya ehemmiyet, önem vermeyen kimse, rahmete kavuşamaz. Ehl-i sünnet itikadında olmayana bidat ehli denir. Bunun yaptığı ibadetleri sahih olup da, borçtan, azabından kurtulur ise de, vadedilmiş olan sevaplarına ve ahirette, dünyada yapmış olduğu iyiliklerin, hayrat ve hasenatının karşılığına kavuşamaz. Dünyadaki iyiliklerinin karşılıklarına kavuşmak isteyenin, hemen tövbe etmesi, imanını düzeltmesi lazımdır.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Gece gündüz duaları ne zamana kadar okunabilir?]]></title>
			<link>https://rasitu.de/showthread.php?tid=35345</link>
			<pubDate>Wed, 24 Dec 2025 14:20:31 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://rasitu.de/member.php?action=profile&uid=8">Hamdullah</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://rasitu.de/showthread.php?tid=35345</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Gece gündüz duaları ne zamana kadar okunabilir?</span></span><br />
<br />
Sual: Sabah akşam, gece gündüz veya mübarek gün ve gecelerde okunması gereken dualara ne zaman başlanır, ne zamana kadar okunabilir? Mübarek gün ve geceler, ne zaman başlar ne zaman biter?<br />
CEVAP<br />
Gece ile gündüze, bir gün denir. Gündüz, imsak vaktinde başlar, akşam olunca biter. Gece de akşam başlar, imsak vaktinde biter. Mübarek geceler, mesela cuma gecesi, perşembe öğleden itibaren başlar imsak vaktine kadar devam eder. Arefe ve Kurban Bayramı günleri hariç, mübarek günlerin hepsi, bir gün önceki öğle vaktinden başlar, ertesi günkü akşama kadar devam eder. Sabah duası, gece yarısında okunmaya başlanır. Akşam duası ise zevalde yani öğle vaktinde başlar. Akşam veya gece okunamayan tesbih ve dualar, ertesi gün okunabilir. Bir hadis-i şerifte, (Her zaman okuduğu dua veya tesbihi ihmal edip, okumadan yatan, sabah namazından öğleye kadar olan vakit içinde okursa, gece okumuş gibi sevaba kavuşur) buyuruluyor. (Müslim)<br />
<br />
Gün, gündüz ve gece<br />
Sual: Dinimize göre gündüz ve gece ne zaman başlayıp biter?<br />
CEVAP<br />
Gündüz, imsak vaktinde başlar, akşam vaktinde biter. Akşamdan imsak vaktine kadar olan zamana da, gece denir. Gündüz ile gecenin toplamına ise, gün denir.<br />
<br />
Teheccüdü kılamayan<br />
Sual: Çok yorgun olduğum için Teheccüde kalkamadım, her gün okuduğum Tebareke sûresini, Amenerresulü’yü okuyamadım. Bunların telafisi mümkün mü?<br />
CEVAP<br />
Mümkündür. Gece kalkılamadığı zaman, Teheccüd öğleye kadar kılınırsa, Tebareke sûresi ve Amenerresulü öğleye kadar okunursa, bunlar gece yapılmış gibi sevab olur. Bir hadis-i şerif:<br />
(Bir kimse, her gece okuduğu dua ve zikirleri ihmal edip okumadan yatarsa, ertesi günü öğleye kadar okursa, vaktinde okumuş gibi sevaba kavuşur.) [Müslim]<br />
<br />
Teheccüd öğleye kadar kılınmasa da, kılmak niyetiyle yatıldığı için kılınmış sevabına kavuşulur. Bir hadis-i şerif:<br />
(Teheccüd kılma âdeti olup da uyuya kalana, Allahü teâlâ kılmış gibi sevab verir. Uykusu da, kendisi için bir sadaka olur.) [Nesaî]</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Gece gündüz duaları ne zamana kadar okunabilir?</span></span><br />
<br />
Sual: Sabah akşam, gece gündüz veya mübarek gün ve gecelerde okunması gereken dualara ne zaman başlanır, ne zamana kadar okunabilir? Mübarek gün ve geceler, ne zaman başlar ne zaman biter?<br />
CEVAP<br />
Gece ile gündüze, bir gün denir. Gündüz, imsak vaktinde başlar, akşam olunca biter. Gece de akşam başlar, imsak vaktinde biter. Mübarek geceler, mesela cuma gecesi, perşembe öğleden itibaren başlar imsak vaktine kadar devam eder. Arefe ve Kurban Bayramı günleri hariç, mübarek günlerin hepsi, bir gün önceki öğle vaktinden başlar, ertesi günkü akşama kadar devam eder. Sabah duası, gece yarısında okunmaya başlanır. Akşam duası ise zevalde yani öğle vaktinde başlar. Akşam veya gece okunamayan tesbih ve dualar, ertesi gün okunabilir. Bir hadis-i şerifte, (Her zaman okuduğu dua veya tesbihi ihmal edip, okumadan yatan, sabah namazından öğleye kadar olan vakit içinde okursa, gece okumuş gibi sevaba kavuşur) buyuruluyor. (Müslim)<br />
<br />
Gün, gündüz ve gece<br />
Sual: Dinimize göre gündüz ve gece ne zaman başlayıp biter?<br />
CEVAP<br />
Gündüz, imsak vaktinde başlar, akşam vaktinde biter. Akşamdan imsak vaktine kadar olan zamana da, gece denir. Gündüz ile gecenin toplamına ise, gün denir.<br />
<br />
Teheccüdü kılamayan<br />
Sual: Çok yorgun olduğum için Teheccüde kalkamadım, her gün okuduğum Tebareke sûresini, Amenerresulü’yü okuyamadım. Bunların telafisi mümkün mü?<br />
CEVAP<br />
Mümkündür. Gece kalkılamadığı zaman, Teheccüd öğleye kadar kılınırsa, Tebareke sûresi ve Amenerresulü öğleye kadar okunursa, bunlar gece yapılmış gibi sevab olur. Bir hadis-i şerif:<br />
(Bir kimse, her gece okuduğu dua ve zikirleri ihmal edip okumadan yatarsa, ertesi günü öğleye kadar okursa, vaktinde okumuş gibi sevaba kavuşur.) [Müslim]<br />
<br />
Teheccüd öğleye kadar kılınmasa da, kılmak niyetiyle yatıldığı için kılınmış sevabına kavuşulur. Bir hadis-i şerif:<br />
(Teheccüd kılma âdeti olup da uyuya kalana, Allahü teâlâ kılmış gibi sevab verir. Uykusu da, kendisi için bir sadaka olur.) [Nesaî]</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yatarken okunacak dualar]]></title>
			<link>https://rasitu.de/showthread.php?tid=35344</link>
			<pubDate>Wed, 24 Dec 2025 14:18:18 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://rasitu.de/member.php?action=profile&uid=8">Hamdullah</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://rasitu.de/showthread.php?tid=35344</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Yatarken okunacak dualar</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sual:</span></span> Gece yatağa yatınca okunması gereken duaları sırasıyla yazar mısınız?<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">CEVAP</span></span><br />
Seyyid Abdülhakîm Arvâsî hazretleri buyurdu ki:<br />
Yatağına abdestli olarak, Euzü Besmele okuyarak gir! Sağ yan üzerine kıbleye karşı yat! Sağ avucunu sağ yanağın altına döşe! Euzü Besmele ile bir Âyet-el-kürsi oku! Sonra her biri için Besmele okuyarak, üç İhlâs suresi, sonra bir Fatiha, sonra birer defa Felak ve Nas surelerini oku! Sonra üç defa istigfar duası, yani (Estagfirullahel’azîm ellezî lâ ilâhe illâ hü) oku! Üçüncüsüne (el-hayyel-kayyûme ve etûbü ileyh) ilave et! Sonra on kere (Tevekkeltü alellah ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh) oku! Onuncusuna (hil aliyyil azîm ellezî lâ ilâhe illâ hü) ilave et! Sonra, (Allahümmağfir lî ve li valideyye ve lil-mü’minîne vel-mü’minât), bir kere (Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammed), bir kere (Allahümme Rabbenâ âtinâ fiddünyâ haseneten ve fil âhıreti haseneten ve kınâ azâbennâr bi-rahmetike yâ Erhamerrâhimîn), üç veya on veya kırk yahut yetmiş kere istigfar yani (Estagfirullahel’azîm) ve bir kelime-i tevhid yani (Lâ ilahe illallâh Muhammedün resûlullah) oku! (İslam Ahlakı)<br />
<br />
Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:<br />
(Yatağa girince 3 defa Estagfirullah el azim ellezi lâ ilahe illâ hüvel hayyel kayyum ve etubü ileyh okuyan kimsenin günahları, deniz köpüğü kadar pek çok olsa da, affolur.) [Tirmizi]<br />
<br />
(Yatarken Fatiha ve İhlası okuyan, ölüm hariç, her şerden emin olur.) [Bezzar]<br />
<br />
(Yatarken Kâfirun suresini okuyan şirkten beri olur.) [Tirmizi]<br />
<br />
(Yatarken Mülk [Tebareke] suresini okumadan yatma! Çünkü ölürsen kabirde sana yoldaş olur.) [Ey Oğul İlmihali]<br />
<br />
(Kur’anda bir sure vardır ki, otuz âyettir. Okuyana affedilinceye kadar şefaat edecektir. O “Tebarekellezi bi yedihil mülk” diye başlayan suredir.) [İ. Ahmed]<br />
<br />
(Resulullah, Secde suresi ile Mülk suresini okumadan uyumazdı.) [Tirmizi]<br />
<br />
Her gece Amenerresulüyü okuyan, gecelerini ibadetle geçirmiş gibi sevaba kavuşur.<br />
Gece yatarken Tebareke suresini okuyan, kabir azabından korunur, Kadir Gecesini ihya etmiş gibi sevaba kavuşur.<br />
<br />
Her gece Yasin suresini okuyan, affedilmiş olarak sabahlar.<br />
Her gece yatarken yüz defa, (Sübhânallahi velhamdülillâhi ve lâ ilâhe illallahü vallâhü ekber) okuyan kimse, kendini hesaba çekerek günahlarını affettirmiş olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Gündüz yatarken</span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sual:</span></span> Gündüz kaylule için yatarken veya sabah namazını kılıp biraz daha yatayım denince, gece yatarken olduğu gibi, yatağa abdestli girmek ve dua okumak şart mı?<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">CEVAP</span></span><br />
Gece yatarken de, abdestli yatmak ve dua okumak şart değildir, ama imkân varsa ihmal edilmemeli. Gündüz yatınca ölmeyeceğimiz belli mi, bir garantimiz var mıdır? Gündüz uykuya yatarken de, mümkünse abdestli olmaya ve az da olsa dua okumaya çalışmalı. Yatağa besmele çekerek girmeli, hiç değilse, bir kelime-i tevhid okumalıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Uykudan uyanınca</span></span><br />
Sual: Gece uyanınca okunacak bir dua var mı?<br />
CEVAP<br />
Evet, vardır. Birkaç hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
(Uykudan uyanınca, Allahümmağfirlî diyenin duası kabul olur.) [İ. Ebi-d-dünya]<br />
<br />
(Gece uyanınca, “Lâ ilahe illallahü vahdehü lâ şerîke leh, lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr” diyenin günahı deniz köpüğü kadar olsa da Allahü teâlâ onun günahlarını bağışlar.) [İbni Sünni]<br />
<br />
(Gece uyanınca, şu duayı okuyan, her isteğine kavuşur: Lâ ilahe illallahü vahdehü lâ şerîke leh, lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr. Sübhanallahi velhamdülillahi ve lâ ilahe illallahü vallahü ekber ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billah-il aliyyil azîm.) [İslam Ahlakı]<br />
<br />
(Gaflete düşmesi için, şeytan, uyuyana üç düğüm bağlar. Uyanınca Allah’ı zikrederse, düğümün biri çözülür. Abdest alırsa, ikinci düğüm çözülür. Namaz kılarsa, bütün düğümler çözülür.) [Buhari]<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Yatarken zikir çekilir</span></span><br />
Sual: Bir kimse yatağına yatıp salevat-ı şerife, kelime-i tevhid ve diğer tesbihatı okuyabilir mi? İlla yatağın üstünde oturarak mı okuması gerekir?<br />
CEVAP<br />
Yatakta yatarken, sabaha kadar zikir çekmenin hiç mahzuru olmaz. Hattâ yatakta yatarken sabaha kadar Kur'an-ı kerim okusa mahzuru olmaz. Bir âyet-i kerime meali:<br />
(Onlar ayakta, otururken, yanları üzerine yatarken Allah’ı zikrederler.) [Âl-i İmran 191]<br />
<br />
Buradaki zikrin, Allahü teâlâyı anmak olduğu gibi, namaz manasına geldiği de bildirilmiştir. Yani namazı ayakta kılamayan hastanın, oturarak veya yatarak kılabileceği bildiriliyor. (Bahr-ür-râık)<br />
<br />
Şirat-ül-İslam şerhinde, (Kur’an-ı kerimi yatakta, yatarak ezberden abdestsiz okumak caizdir ve sevabdır, fakat başını yorgandan dışarı çıkarmalı ve bacakları bitiştirmelidir) deniyor. (Seadet-i Ebediyye)<br />
<br />
Burada iki şart bildiriliyor:<br />
1- Başını yorgandan çıkarmalı, çünkü avret yerleri, bacakları falan açıksa öyle okuması mekruh olur. Eğer pijamayla kapalı yatıyorsa başını çıkarması gerekmez. Yahut yorgansız yatsa da okuyabilir.<br />
<br />
2- Bacakları bitiştirmeli. Bacaklar rastgele uzatılırsa öyle Kur’an-ı kerim okuması edebe aykırı olur. Ayaklar toplanarak okunursa hiç mahzuru olmaz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Yatakta dua okumak</span></span><br />
Sual: Yatağa yatınca, yatarken okunması edebe aykırı olan dua var mıdır?<br />
CEVAP<br />
Hayır, her dua okunur. Okunmayan dua yoktur. Hattâ Kur'an-ı kerimdeki sûreler, âyetler bile okunur. Mesela Tebareke ve Yasin-i şerif okunabilir. Kur'an-ı kerim okurken, yorgan altında bacaklar bitişik olmalı veya ayaklar toplanmalı. Avret yeri de açık olmamalıdır.<br />
</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Yatarken okunacak dualar</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sual:</span></span> Gece yatağa yatınca okunması gereken duaları sırasıyla yazar mısınız?<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">CEVAP</span></span><br />
Seyyid Abdülhakîm Arvâsî hazretleri buyurdu ki:<br />
Yatağına abdestli olarak, Euzü Besmele okuyarak gir! Sağ yan üzerine kıbleye karşı yat! Sağ avucunu sağ yanağın altına döşe! Euzü Besmele ile bir Âyet-el-kürsi oku! Sonra her biri için Besmele okuyarak, üç İhlâs suresi, sonra bir Fatiha, sonra birer defa Felak ve Nas surelerini oku! Sonra üç defa istigfar duası, yani (Estagfirullahel’azîm ellezî lâ ilâhe illâ hü) oku! Üçüncüsüne (el-hayyel-kayyûme ve etûbü ileyh) ilave et! Sonra on kere (Tevekkeltü alellah ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh) oku! Onuncusuna (hil aliyyil azîm ellezî lâ ilâhe illâ hü) ilave et! Sonra, (Allahümmağfir lî ve li valideyye ve lil-mü’minîne vel-mü’minât), bir kere (Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammed), bir kere (Allahümme Rabbenâ âtinâ fiddünyâ haseneten ve fil âhıreti haseneten ve kınâ azâbennâr bi-rahmetike yâ Erhamerrâhimîn), üç veya on veya kırk yahut yetmiş kere istigfar yani (Estagfirullahel’azîm) ve bir kelime-i tevhid yani (Lâ ilahe illallâh Muhammedün resûlullah) oku! (İslam Ahlakı)<br />
<br />
Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:<br />
(Yatağa girince 3 defa Estagfirullah el azim ellezi lâ ilahe illâ hüvel hayyel kayyum ve etubü ileyh okuyan kimsenin günahları, deniz köpüğü kadar pek çok olsa da, affolur.) [Tirmizi]<br />
<br />
(Yatarken Fatiha ve İhlası okuyan, ölüm hariç, her şerden emin olur.) [Bezzar]<br />
<br />
(Yatarken Kâfirun suresini okuyan şirkten beri olur.) [Tirmizi]<br />
<br />
(Yatarken Mülk [Tebareke] suresini okumadan yatma! Çünkü ölürsen kabirde sana yoldaş olur.) [Ey Oğul İlmihali]<br />
<br />
(Kur’anda bir sure vardır ki, otuz âyettir. Okuyana affedilinceye kadar şefaat edecektir. O “Tebarekellezi bi yedihil mülk” diye başlayan suredir.) [İ. Ahmed]<br />
<br />
(Resulullah, Secde suresi ile Mülk suresini okumadan uyumazdı.) [Tirmizi]<br />
<br />
Her gece Amenerresulüyü okuyan, gecelerini ibadetle geçirmiş gibi sevaba kavuşur.<br />
Gece yatarken Tebareke suresini okuyan, kabir azabından korunur, Kadir Gecesini ihya etmiş gibi sevaba kavuşur.<br />
<br />
Her gece Yasin suresini okuyan, affedilmiş olarak sabahlar.<br />
Her gece yatarken yüz defa, (Sübhânallahi velhamdülillâhi ve lâ ilâhe illallahü vallâhü ekber) okuyan kimse, kendini hesaba çekerek günahlarını affettirmiş olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Gündüz yatarken</span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sual:</span></span> Gündüz kaylule için yatarken veya sabah namazını kılıp biraz daha yatayım denince, gece yatarken olduğu gibi, yatağa abdestli girmek ve dua okumak şart mı?<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">CEVAP</span></span><br />
Gece yatarken de, abdestli yatmak ve dua okumak şart değildir, ama imkân varsa ihmal edilmemeli. Gündüz yatınca ölmeyeceğimiz belli mi, bir garantimiz var mıdır? Gündüz uykuya yatarken de, mümkünse abdestli olmaya ve az da olsa dua okumaya çalışmalı. Yatağa besmele çekerek girmeli, hiç değilse, bir kelime-i tevhid okumalıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Uykudan uyanınca</span></span><br />
Sual: Gece uyanınca okunacak bir dua var mı?<br />
CEVAP<br />
Evet, vardır. Birkaç hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
(Uykudan uyanınca, Allahümmağfirlî diyenin duası kabul olur.) [İ. Ebi-d-dünya]<br />
<br />
(Gece uyanınca, “Lâ ilahe illallahü vahdehü lâ şerîke leh, lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr” diyenin günahı deniz köpüğü kadar olsa da Allahü teâlâ onun günahlarını bağışlar.) [İbni Sünni]<br />
<br />
(Gece uyanınca, şu duayı okuyan, her isteğine kavuşur: Lâ ilahe illallahü vahdehü lâ şerîke leh, lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr. Sübhanallahi velhamdülillahi ve lâ ilahe illallahü vallahü ekber ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billah-il aliyyil azîm.) [İslam Ahlakı]<br />
<br />
(Gaflete düşmesi için, şeytan, uyuyana üç düğüm bağlar. Uyanınca Allah’ı zikrederse, düğümün biri çözülür. Abdest alırsa, ikinci düğüm çözülür. Namaz kılarsa, bütün düğümler çözülür.) [Buhari]<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Yatarken zikir çekilir</span></span><br />
Sual: Bir kimse yatağına yatıp salevat-ı şerife, kelime-i tevhid ve diğer tesbihatı okuyabilir mi? İlla yatağın üstünde oturarak mı okuması gerekir?<br />
CEVAP<br />
Yatakta yatarken, sabaha kadar zikir çekmenin hiç mahzuru olmaz. Hattâ yatakta yatarken sabaha kadar Kur'an-ı kerim okusa mahzuru olmaz. Bir âyet-i kerime meali:<br />
(Onlar ayakta, otururken, yanları üzerine yatarken Allah’ı zikrederler.) [Âl-i İmran 191]<br />
<br />
Buradaki zikrin, Allahü teâlâyı anmak olduğu gibi, namaz manasına geldiği de bildirilmiştir. Yani namazı ayakta kılamayan hastanın, oturarak veya yatarak kılabileceği bildiriliyor. (Bahr-ür-râık)<br />
<br />
Şirat-ül-İslam şerhinde, (Kur’an-ı kerimi yatakta, yatarak ezberden abdestsiz okumak caizdir ve sevabdır, fakat başını yorgandan dışarı çıkarmalı ve bacakları bitiştirmelidir) deniyor. (Seadet-i Ebediyye)<br />
<br />
Burada iki şart bildiriliyor:<br />
1- Başını yorgandan çıkarmalı, çünkü avret yerleri, bacakları falan açıksa öyle okuması mekruh olur. Eğer pijamayla kapalı yatıyorsa başını çıkarması gerekmez. Yahut yorgansız yatsa da okuyabilir.<br />
<br />
2- Bacakları bitiştirmeli. Bacaklar rastgele uzatılırsa öyle Kur’an-ı kerim okuması edebe aykırı olur. Ayaklar toplanarak okunursa hiç mahzuru olmaz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Yatakta dua okumak</span></span><br />
Sual: Yatağa yatınca, yatarken okunması edebe aykırı olan dua var mıdır?<br />
CEVAP<br />
Hayır, her dua okunur. Okunmayan dua yoktur. Hattâ Kur'an-ı kerimdeki sûreler, âyetler bile okunur. Mesela Tebareke ve Yasin-i şerif okunabilir. Kur'an-ı kerim okurken, yorgan altında bacaklar bitişik olmalı veya ayaklar toplanmalı. Avret yeri de açık olmamalıdır.<br />
</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İmam Seyyid Ahmed er-Rifâî (kuddise sırruhu)'nun "Hizbü'l-Ferec" Duası]]></title>
			<link>https://rasitu.de/showthread.php?tid=35226</link>
			<pubDate>Sun, 14 Dec 2025 16:01:19 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://rasitu.de/member.php?action=profile&uid=8">Hamdullah</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://rasitu.de/showthread.php?tid=35226</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İmam Seyyid Ahmed er-Rifâî (kuddise sırruhu)'nun "Hizbü'l-Ferec" Duası</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hizbü'l-Ferec (Sıkıntıyı Gideren Hâzâin Duası)</span></span><br />
<br />
Bu, İmam Seyyid Ahmed er-Rifâî (Allah ondan razı olsun)'nin virdlerinden (düzenli okunan dualarından) biridir.<br />
<br />
O (r.a.), bu duanın seher vaktinde (sabahın erken saatlerinde) okunmasını emreder ve şöyle derdi:<br />
<br />
    "Kabul (makamından) ehline bir kaftan iner, Allah'ın izniyle rezil olmazlar. Bu dua okunurken Varoluşun Efendisi (Seyyidü'l-Vücûd) (s.a.v.)'in ruhaniyeti hazır bulunur. İmam Rifâî'ye (r.a.) dedesi (Hz. Muhammed s.a.v.) tarafından on bir kez müjdelenmiştir ki, bu hizbi okumaya devam eden mahrum bırakılmaz, rezil olmaz ve aşağılanmaz."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hizbü'l-Ferec Duası</span></span><br />
<br />
Aşağıda duanın Arapça metnindeki kısımları Latin harfleriyle okunuşu ve Türkçe anlamı ile birlikte sunulmuştur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1. Başlangıç (Fâtiha Sûresi)</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
Bismillâhirrahmânirrahîm Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.<br />
(1) Elhamdü lillâhi Rabbil-âlemîn. (2) Hamd (övgü), âlemlerin Rabbi olan Allah'a aittir.<br />
(2) Er-rahmânir-rahîm. (3) O, Rahmân (çok merhametli) ve Rahîm (sürekli merhamet eden)dir.<br />
(3) Mâliki yevmid-dîn. (4) Ceza (Din) gününün tek sahibidir.<br />
(4) İyyâke na'budü ve iyyâke neste'în. (5) Yalnız Sana ibadet eder, yalnız Sen'den yardım dileriz.<br />
(5) İhdinas-sırâtal-müstekîm. (6) Bizi doğru yola ilet.<br />
(6) Sırâtallezîne en'amte aleyhim, ğayril-mağdûbi aleyhim veled-dâllîn. (7) Kendilerine nimet verdiğin kimselerin yoluna; gazaba uğramışların ve sapmışların yoluna değil.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2. Zikir ve Salavât (10'ar Kez)</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
Lâ ilâhe illallah (10 kez) Allah'tan başka ilâh yoktur.<br />
Allah (10 kez) Allah.<br />
Estağfirullâhel azîm (10 kez) Azîm olan Allah'tan bağışlanma dilerim.<br />
Allâhümme salli alâ Seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihi ve sahbihî ve sellim (10 kez) Allah'ım, Efendimiz Muhammed'e, âline ve ashâbına salât ve selâm eyle.<br />
Hasbiyallâh (7 kez) Allah bana yeter.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">3. Bakara Sûresi'nin İlk Ayetleri</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
(1) Elif-Lâm-Mîm. (1) Elif, Lâm, Mîm.<br />
(2) Zâlikel Kitâbu lâ raybe fîh, hüden lil-müttekîn. (2) O Kitap ki, bunda şüphe yoktur, muttakîler (Allah'tan sakınanlar) için bir hidayettir.<br />
(3) Ellezîne yü'minûne bil ğaybi ve yükîmûnes salâte ve mimmâ razaknâhüm yünfikûn. (3) Onlar ki, gayba inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimizden (Allah yolunda) harcarlar.<br />
(4) Vellezîne yü'minûne bimâ ünzile ileyke ve mâ ünzile min kablike ve bil âhirati hüm yûkınûn. (4) Ve onlar ki, Sana indirilene (Kur'an'a) ve Senden önce indirilene inanırlar; Âhiret'e de kesin olarak inanırlar.<br />
(5) Ülâike alâ hüden min Rabbihim ve ülâike hümül müflihûn. (5) İşte onlar, Rableri katından bir hidayet üzeredirler ve kurtuluşa (felaha) erenler de ancak onlardır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">4. Tevhid ve Kudret İfadesi</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh, lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli şey'in Kadîr. Allah'tan başka ilâh yoktur. O, birdir, ortağı yoktur. Mülk O'nundur, hamd O'nadır. O, her şeye Kadîr'dir (gücü yetendir).<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">5. Büyük Münâcât (Asıl Dua Kısmı)</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
Allâhümme yâ Hayyu yâ Kayyûm, yâ Zecelâli vel-İkrâm, es'elüke bi esrârikel müstevda'ati fî halkıke... Allah'ım! Ey Hayy (diri) ve Kayyûm (her şeyi ayakta tutan)! Ey Celâl ve İkrâm (azamet ve kerem) sahibi! Senden, mahlukatında emanet ettiğin sırların hürmetine isterim...<br />
... bi izzeti arşike, bi kudsî nefsike, bi nûri vechike, bi meblaği ılmike, bi ğâyeti kadrike, bi bastı kudretike, bi hakkı şükrike, bi müntehâ rahmetike, bi sultâni meşîetike, bi azameti zâtike, bi külli sıfâtike, bi cemîi esmâike, bi meknûni sırrike, bi cemîli setrike, bi cezîli birrike, bi kemâli minnetike, bi feydi cûdike, bi kâhiri ğadabike, bi sâbıkı rahmetike, bi a'dâdi kelimâtike, bi ınâyeti mecdike, bi celîli tûlike... ...arşının izzetiyle, nefs-i kudsiyyenle (mukaddes zatınla), vechinin nuruyla, ilminin ulaştığı nokta, kadrinin (gücünün) sonuyla, kudretinin genişliğiyle, şükrünün hakkıyla, rahmetinin sonuyla, meşîetinin (dilemesinin) sultanlığıyla, zâtının azametiyle, bütün sıfatlarınla, bütün isimlerinle, sırrının gizliliğiyle, güzel örtünle (setrinle), bol iyiliğinle (birrinle), minnetinin (lütfunun) kemâliyle, cömertliğinin coşkunluğuyla, kahredici gazabınla, önde gelen rahmetinle, kelimelerinin sayılarıyla, şerefinin (mecdinin) inayetiyle, yüce ihsanınla...<br />
... bi tefrîdi ferdâniyyetike, bi tevhidî vahdâniyyetike, bi dâimi bekâike, bi sermediyyeti kudsike, bi ezeliyyeti rubûbiyyetike, bi azîmi kibriyâike, bi celâlike bi cemâlike bi kemâlike, bi in'âmike, bi şâmihi ef'âlike, bi siyâdeti ulûhiyyetike, bi cebbâriyyetike, bi hannâniyyetike, bi mennâniyyetike, bi atfike, bi lutfike, bi birrike, bi ihsânike, bi hakkıke yâ Rabbâh, yâ Ğavsâh... ...ferdaniliğinin tekliğiyle, vahdaniyyetinin birliğiyle, dâimî bekânla, kudsiyetinin sonsuzluğuyla, rubûbiyyetinin (Rabliğinin) ezeliliğiyle, yüce kibriyanla (azametinle), Celâlinle, Cemâlinle, Kemâlinle, nimet vermenle (in'amınla), yüce fiillerinle, ulûhiyyetinin (ilahlığının) yüceliğiyle, cebbarlığınla, şefkatinle (hannâniyyetinle), çokça nimet vermenle (mennâniyyetinle), merhametinle (atfınla), lütfunla, iyiliğinle (birrinle), ihsanınla, hakkınla ey Rabbim! Ey imdâd eden!<br />
... este'înuke ve estecdîke en tec'ale lî min külli hemmin ve ğammin ve kerbin feracen, ve min külli belâin ve şiddetin ve dîkın mahracen. Senden yardım dilerim ve Sana yalvarırım ki, her türlü kederden (hemm), üzüntüden (ğamm) ve sıkıntıdan (kerb) bir ferahlık (kurtuluş), her türlü beladan (belâ), zorluktan (şidde) ve darlıktan (dîk) bir çıkış nasip eylesin.<br />
Vec'al evkâtî bike âmiraten, ve serîretî bi mehabbetike neyyiraten, ve aynî bi şuhûdi âsâri lutfike karîraten, ve basîratî bi levâmii envâri kurbike müstenîraten ve basîreten. Vakitlerimi Seninle mamur kıl, içimi (sırrımı) muhabbetinle nurlu kıl, gözümü lütfunun eserlerini müşahede etmekle ferahlat, basiretimi de yakınlığının nurlarının parıltılarıyla aydınlık ve keskin kıl.<br />
Bi hakkı Kâf-Hâ-Yâ-Ayn-Sâd, ve Hâ-Mîm-Ayn-Sîn-Kâf, ve bi hakkı Tâ-Hâ, ve Tâ-Sîn, ve Sâd, ve Yâ-Sîn, ve Elif-Lâm-Râ, ve Elif-Lâm-Mîm, ve Nûn, ve Hâ-Mîm, ve Tâ-Sîn-Mîm, ve bi sirril Kur'ânil Azîm. Kâf-Hâ-Yâ-Ayn-Sâd ve Hâ-Mîm-Ayn-Sîn-Kâf hakkı için, Tâ-Hâ, Tâ-Sîn, Sâd, Yâ-Sîn, Elif-Lâm-Râ, Elif-Lâm-Mîm, Nûn, Hâ-Mîm, Tâ-Sîn-Mîm hakkı için ve Kur'ân-ı Azîm'in sırrı hürmetine.<br />
Yâ Aliyyü yâ Azîm, yâ Rahmânü yâ Rahîm, yâ Berru yâ Kerîm, yâ Evvelü yâ Kadîm. Ey Yüce (Aliyy), ey Azametli (Azîm)! Ey Rahmân, ey Rahîm! Ey İyilik eden (Berr), ey Cömert (Kerîm)! Ey İlk (Evvel), ey Kadîm (başlangıcı olmayan)!<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">6. Bağışlanma ve Tevekkül Bölümü</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
Allâhümme yâ men lâ tenfeuke tâatî, ve lâ tedurruke ma'sıyyetî, tekabbel minnî mâ lâ yenfeuke veğfirlî mâ lâ yedurruke. Allah'ım! Ey itaâtımın Sana fayda vermediği ve isyanımın Sana zarar vermediği (Zat)! Bana fayda vermeyen şeyi (itaatımı) kabul et ve Sana zarar vermeyen şeyi (günahlarımı) bağışla.<br />
Bismillâhi hasbunallâh, lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh. Allah'ın adıyla, Allah bize yeter. Güç ve kuvvet ancak Allah'ladır.<br />
Bismillâhillezi lâ yedurru me'asmihi şey'un fil ardı ve lâ fis semâi ve hüves Semî'ul Alîm. O Allah'ın adıyla ki, O'nun adıyla birlikte ne yerde ne de gökte hiçbir şey zarar veremez. O, her şeyi işiten ve bilendir.<br />
(Fe evcese fî nefsihi hîfeten Mûsâ (67) Kulnâ lâ tehaf inneke entel a'lâ (68)) (Mûsâ, kendi içinde bir korku duydu. (67) Dedik ki: "Korkma! Şüphesiz sen daha üstünsün (sen galipsin).") (Taha Sûresi, 67-68)<br />
Allâh, Allâh, Allâh, tevekkeltü alallâh. (Ve mâ tevfîkî illâ billâh). Allah, Allah, Allah. Allah'a tevekkül ettim. (Başarım ancak Allah'ın yardımıyladır). (Hûd Sûresi, 88'den)<br />
(Allâhü lâ ilâhe illâ hûvel Hayyul Kayyûm, lâ te'huzühû sinetün ve lâ nevm, lehû mâ fis semâvâti ve mâ fil ard, men zellezî yeşfeu indehû illâ bi iznih, ya'lemü mâ beyne eydîhim ve mâ halfehüm, ve lâ yuhîtûne bi şey'in min ilmihî illâ bimâ şâe, vesi'a kürsiyyühüs semâvâti vel ard, ve lâ yeûdühû hıfzuhümâ, ve hüvel Aliyyül Azîm). (Allah... O'ndan başka ilâh yoktur. O Hayy'dır (diri), Kayyûm'dur (her şeyi ayakta tutandır). Kendisini ne bir uyuklama ne de uyku tutar. Göklerde olan ve yerde olan ne varsa hepsi O'nundur. O'nun izni olmadan katında şefaat edecek kimdir? O, onların önlerinde olanı da, arkalarında olanı da bilir. O'nun ilminden, dilediği müstesna, hiçbir şeyi kuşatamazlar. Kürsîsi (hükümranlığı) gökleri ve yeri kaplamıştır. Onların korunması O'na ağır gelmez. O, Aliyy'dir (yüce), Azîm'dir (büyük). (Âyetü'l-Kürsî / Bakara Sûresi, 255)<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">7. Sığınma ve Rahmet Dileme</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
Yâ dâimen lâ fenâe ve lâ zevâle li mülkihî tedâraknî bi lutfike fe innî daîfun ve entel Kavî, ve innî fakîrun ve entel Ğanî, ve innî mağlûbun ve enten Nasıîr, ve innî âcizun ve ente alâ külli şey'in Kadîr. Ey mülküne son ve zevâl olmayan Dâim! Lûtfunla beni kurtar (imdadıma yetiş). Zira ben zayıfım, Sen ise Kavî'sin (güçlüsün). Ben fakirim, Sen ise Ğanî'sin (zenginsin). Ben mağlûbum, Sen ise Nasıîr'sin (yardım edensin). Ben âcizim, Sen ise her şeye Kadîr'sin (gücü yetensin).<br />
Hasbiyallâhu lâ ilâhe illâ hû, aleyhi tevekkeltü ve hüve Rabbül arşil azîm. Allah bana yeter. O'ndan başka ilâh yoktur. O'na tevekkül ettim, O, büyük Arş'ın Rabbidir.<br />
Hasbiyallâhu ve ni'mel vekîl. Allah bana yeter, O ne güzel Vekîl'dir (güvenilip dayanılacak olandır).<br />
Allâhümme ahsin âkıbetenâ fil umûri küllihâ ve ecirnâ min hızyid dünyâ ve azâbil âhirah. Allah'ım! Bütün işlerimizin sonunu hayırlı kıl ve bizi dünyanın rezilliğinden ve âhiret azabından koru.<br />
Eûzü bi celâli vechillâh, ve cemâli kudsillâh, min şerri külli zî şerrin, ve min şerri külli dâbbetin hüve âhızun bi nâsıyetihâ. Allah'ın vechinin (zatının) celâline ve kudsiyetinin cemâline sığınırım, her şer sahibinin şerrinden ve perçeminden tuttuğu her canlının şerrinden.<br />
Allâhümme innî es'elükes selâmete ves se'âdete ve ni'me ukhâd-dâr, ve suhbetel ahyâr, ve meveddetel ebrâr, ven necâte minen nâr. Allah'ım! Senden selâmet, saâdet, güzel bir âkıbet (güzel yurt), iyilerle arkadaşlık, sâlihlerle sevgi (muhabbet) ve ateşten kurtuluş isterim.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">8. Muhafaza ve Şükür Talebi</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
Allâhümme ahrusnî bi aynikelletî lâ tenâm, veknüfnî bi kenfikellezî lâ yudâm, verhamnî bi kudretike aleyy, lâ ehlikü ve ente recâî, fe kem min ni'metin en'amte bihâ aleyye kalle leke indehâ şükrî, ve kem min beliyyetin ibtelâtenî bihâ kalle leke indehâ sabrî, fe yâ men kalle inde ni'metihî şükrî fe lem yahrımnî, ve yâ men kalle inde beliyyetihî sabrî fe lem yahzül'nî, ve yâ men raânî alel hatâyâ fe lem yefdah'nî... Allah'ım! Uyumayan gözünle beni koru, zeval bulmayan himayenle beni kanatların altına al, üzerimdeki kudretinle bana merhamet et. Sen benim umudumken ben helak olmam! Bana nice nimetler verdin, ama şükrüm azaldı. Beni nice belalarla imtihan ettin, ama sabrım azaldı. Ey nimeti karşısında şükrüm az olduğu halde beni mahrum etmeyen! Ey belası karşısında sabrım az olduğu halde beni terk etmeyen! Ey beni hatalar üzerinde gördüğü halde rezil etmeyen!...<br />
... es'elüke en tusallîye alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammedin kemâ salleyte ve bârekte ve rahimte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrâhîme inneke Hamîdün Mecîd. ...Sana yalvarırım: İbrâhîm'e ve Âl-i İbrâhîm'e salât ettiğin, bereket verdiğin ve rahmet ettiğin gibi Muhammed'e ve Âl-i Muhammed'e de salât eyle. Şüphesiz Sen, Hamîd (övülmeye lâyık) ve Mecîd'sin (şanı yüce).<br />
Allâhümme e'innî alâ dînî bi dünyây, ve alâ âhiratî bi takvây, vahfıznî fîmâ ğıbtü anhü, ve lâ tekilnî ilâ nefsî fîmâ hadartü meahu. Allah'ım! Dinim konusunda dünyamla, âhiretim konusunda takvamla bana yardım et. Gıyabımda (olmadığım yerde) beni koru ve hazır olduğum şeylerde (bile) beni nefsime bırakma.<br />
Yâ men lâ tedurruhuz zünûbu, ve lâ tunkisuhul mağfirah, heb lî mâ lâ yunkısuke, veğfirlî mâ lâ yedurruk. Ey günahların kendisine zarar vermediği ve mağfiretin kendisinden eksiltmediği (Zat)! Bana kendinden eksiltmeyecek olanı bağışla ve sana zarar vermeyecek olanı affet.<br />
Allâhümme innî es'elüke feracen karîben, ve sabran cemîlen, ve es'elükel âfiyete min külli beliyyeh, ve es'elüke devâmel âfiyeh, ve es'elükel ğınâ anin nâs, ve es'elükes selâmete min külli şerr, ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm. Allah'ım! Senden yakın bir ferahlık (kurtuluş) ve güzel bir sabır isterim. Senden her beladan âfiyet isterim. Senden sürekli âfiyet isterim. Senden insanlara muhtaç olmamayı isterim. Senden her türlü şerden selâmet isterim. Güç ve kuvvet ancak Yüce ve Azîm olan Allah'ladır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">9. Ferahlık ve Rahmet Talebi</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
Allâhümme fâricel hemm, kâşifel ğamm, mücîbe da'vetil mudtarrîn, rahmâned dünyâ vel âhirati ve rahîmehumâ, ente terhamunî ferhamnî rahmeten tuğnînî bihâ an rahmetin men sivâk. Allah'ım! Ey kederi açan (gideren), üzüntüyü kaldıran, zor durumda kalanların duasına icabet eden! Ey dünya ve âhiretin Rahmân ve Rahîm'i! Sen bana merhamet edersin, öyle bir rahmetle merhamet et ki, beni Senden başkasının rahmetine muhtaç etmesin.<br />
Allâhümme ec'al lî min külli hemmin yehümmunî feracen ve mahrecen, ver-zuknî min haysü lâ ahtesib. Allah'ım! Beni üzen her kederden bana bir ferahlık ve bir çıkış yolu nasip et ve beni ummadığım yerden rızıklandır.<br />
Yâ sâbikal fevt, ve yâ sâmia's savt, ve yâ kâsiyel ızâmi ba'del mevt, salli alâ Muhammedin ve âli Muhammed, vec'al lî min emrî feracen ve mahrecen, inneke ta'lemü ve lâ a'lem, ve takdiru ve lâ akdir, ve ente allâmül ğuyûb. Ey geçip gidenlerin önünde olan! Ey sesleri işiten! Ey ölümden sonra kemiklere elbise giydiren (dirilten)! Muhammed'e ve Âl-i Muhammed'e salât eyle ve işimde bana bir ferahlık ve bir çıkış yolu nasip et. Şüphesiz Sen bilirsin ben bilmem, Sen kadirsin ben kadir değilim, Sen gaybları çok iyi bilensin.<br />
Yâ Allâh, yâ Allâh, yâ Rahmânü yâ Rahîm, yâ Tevvâbü yâ Zelcelâli vel İkrâm. Ey Allah, Ey Allah! Ey Rahmân, Ey Rahîm! Ey Tevvâb (tevbeleri kabul eden)! Ey Celâl ve İkrâm sahibi!<br />
Yâ ğiyâsel müsteğîsîn, yâ mücîbe duâil mudtarrîn, veccahtü vechî ileyke, ve tevekkeltü münîben hâlısan aleyke, lâ erfe'u hâcetî illâ ileyk, hâşi'an beyne yedeyk... Ey yardım isteyenlerin imdâdı! Ey zor durumda kalanların duasına icabet eden! Yüzümü Sana çevirdim. Senden özüme dönerek ve Sana tam bir ihlasla tevekkül ettim. İhtiyacımı ancak Sana arz ederim, huzurunda huşû içinde...<br />
... salli Allâhümme hıbâlî bi hıbâlike, ve elhıknî bis sâlihîn, ve ey-yidnî bi celâlike, vec'alnî min ıbâdikel müttekîn, lâ tasrif vechî bi hakkıke illâ ilâ cenâbike, ve lâ teczib kalbî illâ ilâ bâbike, karribnî min ahbâbike ve ehli velâike, vahfıznî min suhbeti zevîr redi min a'dâik. ...Allah'ım! Benim iplerimi Senin iplerine bağla, beni sâlihlere ulaştır. Celâlinle beni destekle ve beni muttakî kullarından eyle. Hakkın için yüzümü ancak Kendi katına çevir, kalbimi ancak Kendi kapına çek. Beni dostlarına ve velîlerine yakınlaştır ve düşmanlarından olan kötülerin arkadaşlığından koru.<br />
Hakkıknî bil ma'rifetil Muhammediyyeh, ve hallinî bis sıfâtil Mustafaviyyeh, ve atlık lisânî bi şükrik, vesta'mil nâtikatî ve kalbî bi zikrik, selâmün alâ âli Yâsîn. Beni, Muhammedi bilgiyle (ma'rifetle) gerçekleştir (donat), Mustafa'nın (s.a.v.) sıfatlarıyla süsle, dilimi şükrünle serbest bırak, konuşma yeteneğimi ve kalbimi zikrinle görevlendir. Selâm olsun Âl-i Yâsîn'e.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">10. Peygamberlerin Duaları ve Sığınma</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
Rabbi innî messeniyed durru ve ente erhamur râhimîn. "Rabbim! Şüphesiz bana zarar dokundu (ben zarara uğradım), Sen ise merhametlilerin en merhametlisisin." (Enbiyâ Sûresi, 83)<br />
Lâ ilâhe illâ ente subhâneke innî küntü minez zâlimîn, festecebnâ lehû ve necceynâhü minel ğamm, ve kezâlike nuncil mu'minîn. "Senden başka ilâh yoktur. Seni tenzih ederim. Şüphesiz ben zâlimlerden oldum." Biz de onun (Yunus'un) duasını kabul ettik ve onu sıkıntıdan kurtardık. İşte mü'minleri de böyle kurtarırız. (Enbiyâ Sûresi, 87-88)<br />
Allâhümme inneke ta'lemü sirrî ve alâniyyetî ve mâ nezele bî, ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ bik. Yâ Allâhü yâ Aliyyü yâ Azîm, ferric annî mâ ehemmelâ, ve tevellâ emrî bi lutfik, ve tedâraknî bi rahmetike ve keremik, inneke alâ külli şey'in Kadîr. Allah'ım! Şüphesiz Sen benim gizlimi de açığımı da, başıma geleni de bilirsin. Güç ve kuvvet ancak Sen'inledir. Ey Allah! Ey Aliyy, Ey Azîm! Üzüntü verdiğim şeyi benden gider (ferahlat) ve işimi lütfunla üstlen, rahmetin ve kereminle imdâdıma yetiş. Şüphesiz Sen her şeye Kadîr'sin.<br />
Allâhümme yâ mevdi'a külli şekvâ, ve yâ sâmi'a külli necvâ, ve yâ kâşife külli belvâ, yâ âlime külli hıfiyyeh, yâ sârifa külli beliyyeh... Allah'ım! Ey her şikâyetin makamı! Ey her gizli konuşmayı (fısıltıyı) işiten! Ey her belayı açan! Ey her gizli şeyi bilen! Ey her musibeti savan...<br />
...yâ men eğâse İbrâhîme (s.a.v.), ve yâ men neccâ Mûsâ (s.a.v.), yâ men rafa'a İsâ (s.a.v.), yâ men ıstafeyte Muhammedâ (s.a.v.), salli Allâhümme alâ seyyidi enbiyâike ve ekremi rusülike habîbike ve nebiyyike ve rasûlike Seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihi ve ashâbih, vestecib du'âî, fe innî ed'ûke du'âe men işteddet fâkatüh, ve da'ufet kuvvetüh, ve kallet hîletüh, bel ed'ûke du'âel ğarîbil ğarîkil mudtarrillezî ya'lemü küllel ilmi ennehû lâ yekşifü anhü mâ hüve fîhi illâ ent. ...Ey İbrâhîm'e imdâd eden! Ey Mûsâ'yı kurtaran! Ey İsâ'yı yükselten! Ey Muhammed'i seçkin kılan! Allah'ım! Enbiyanın Efendisi, Resûllerin en kerîmi, Habîbin, Nebiyyin ve Resûlün olan Seyyidimiz Muhammed'e, âline ve ashâbına salât eyle ve duamı kabul buyur. Zira ben, fakirliği şiddetlenmiş, gücü zayıflamış, çaresi azalmış kimsenin duasıyla Sana yalvarıyorum. Hatta, içinde bulunduğu sıkıntıyı Senden başkasının gideremeyeceğini kesin olarak bilen, gurbette kalmış, boğulan ve zor durumda kalmış birinin duasıyla Sana yalvarıyorum.<br />
Yâ erhamer râhimîn irhamnî, yâ ğiyâsel müsteğîsîn eğisnî, ikşif annî mâ nezele bî min hemm, vedfe' annî mâ halle bî min ğamm, valtıf bî yâ Latîfü yâ Rahîm. Ey merhametlilerin en merhametlisi! Bana merhamet et. Ey imdat isteyenlerin imdadı! Bana imdat eyle. Başıma gelen kederi benden kaldır, üzerime çöken üzüntüyü benden defet ve bana lütfet, ey Latîf (lütufkâr) ey Rahîm!<br />
Yâ men yemlikü havâices sâilîn, ve ya'lemü damâires sâmitîn, tedâraknî bi iğâsetik, yâ men li külli mes'eletin minke sem'un hâdır, ve cevâbun kâfil, ve li külli sâmitin minke ılmun muhîtun bâtın... Ey isteyenlerin ihtiyaçlarına sahip olan! Ey suskunların gönüllerindekini bilen! İmdâdınla bana yetiş! Ey her isteğe karşı nezdinde hazır bir işitme ve kâfi (yeterli) bir cevap bulunan! Ey her susan için nezdinde kuşatıcı ve gizli bir ilim bulunan...<br />
... mevâ'îdüke sâdikatun, ve eyâdîke fâdıletün mütevâsıletün, ve rahmetüke vâsi'ah, ef'al bî mâ ente ehlüh, ve lâ tef'al bî mâ ene ehlüh, fe inneke ehlüt takvâ ve ehlül mağfirah. ...Verdiğin sözler doğrudur, nimetlerin faziletli ve kesintisizdir, rahmetin geniştir. Bana, Sen'in lâyık olduğun şekilde muamele et, benim lâyık olduğum şekilde muamele etme. Çünkü Sen, takvaya ehil olansın ve mağfirete ehil olansın.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">11. Son Dua ve Sığınma</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
(Şehidallâhu ennehû lâ ilâhe illâ hû) (Allah, gerçekten Kendisinden başka ilâh olmadığına şâhitlik etti.) (Âl-i İmrân Sûresi, 18'den)<br />
Allâhümme innî e'ûzü bi nûri kudsik, ve bi bereketi tahâratik, ve bi azameti celâlik, min külli âhetin ve âfetin ve târıkın minel cinni vel insi illâ târıkan yetruku bi hayrin yâ erhamer râhimîn. Allah'ım! Kudsiyetinin nuruna, temizliğinin bereketine ve Celâlinin azametine, Cin ve İnsanlardan gelen her türlü beladan, âfattan ve kapı çalandan (musibetten), ancak hayırla kapı çalan hariç, Sana sığınırım, Ey merhametlilerin en merhametlisi!<br />
Allâhümme bike melâzî kable en elûz, ve bike ıyâzî kable en e'ûz, yâ men zellet lehü rikabül ferâineh, ve hada'at lehü hâmâtül cebâbireh, yâ men bi yedihî mekâlîdüs semâvâti vel ard, Allâhümme zikrüke şiârî ve disârî, ve bi zılâli rahmetike nevmî ve karârî, ve ileyke min külli fâdihatin ferârî, ve bike fî külli hâdisetin intisârî, ve aleyke i'timâdî, ve ilâ keremi kudsikes tinâdî, eşhedü ellâ ilâhe illâ ent. Allah'ım! Sığınmadan önce sığınağım Sensin, imdâd dilemeden önce imdâdım Sensin. Ey Firavunların boyunlarının Kendisine boyun eğdiği! Ey zorbaların başlarının Kendisine itaat ettiği! Ey göklerin ve yerin anahtarları (hükümranlığı) elinde olan! Allah'ım! Zikrin benim dış ve iç elbisemdir, rahmetinin gölgeleri uykum ve huzurumdur. Her utandırıcı şeyden Sana kaçışım, her olayda Seninle zaferim, Sana itimadım ve Kudsiyetinin keremine dayanmamdır. Şâhitlik ederim ki Senden başka ilâh yoktur.<br />
Idrib aleyye sürâdıkâti hıfzik, ve kınî hemme mâ ekrahü bi hurmetike yâ Rahmânü yâ Rahîm. Üzerime korumanın perdelerini (süradıklarını) çek ve hoşlanmadığım şeylerin kederinden beni, hürmetinle koru ey Rahmân, ey Rahîm!<br />
Allâhümme innî es'elüke bismikel vâhidil ehad, ve ed'ûke Allâhümme bismikel ferdis samed, ve etevesselü ileyke bismikel azîmil vitr, ellezî melee nûru kudsihî erkânel ekvâni küllihâ, illâ mâ ferracte annî mâ emseytü fîhi ve asbahtü fîhi... Allah'ım! Senden Vâhid (bir), Ehad (tek) isminle isterim. Seni, Ferdi Samed (tek, her şeyin kendisine muhtaç olduğu) isminle çağırırım. Sana, kudsiyetinin nuru bütün kâinatın rükünlerini dolduran Azîm, Vitr isminle tevessül ederim ki, içinde akşamladığım ve sabahladığım şeyi (sıkıntıyı) benden gidermen hariç...<br />
...hattâ lâ yuhâmiru hatarâtu evhâmî ğubârül havfi min ğayrik, ve lâ yemessü şirâ'u fikrî eserur recâi min sivâk, ecirnî Allâhümme min hızyike ve ukûbetik, vahfıznî fî leylî ve nehârî, ve nevmî ve karârî, lâ ilâhe illâ ente ta'zîmen li vechike, ve tekrîmen li sübuhâti arşik. ...öyle ki, kuruntularımın hatıralarına Senden başkasından korku tozu karışmasın ve düşüncemin yelkenine Senden başkasından ümit eseri dokunmasın. Allah'ım! Beni rezilliğinden ve cezandan koru, gecemde ve gündüzümde, uykumda ve huzurumda beni muhafaza et. Senden başka ilâh yoktur, vechinin ta'zîmi (yüceltilmesi) için ve arşının sübuhâtının (nurlarının) yüceltilmesi için.<br />
Isrif Allâhümme annî şerre ıbâdik, vec'alnî fî hıfızke ve ınâyetike ve sürâdıkâti emnike ve sıyânetik, ve e'ıd aleyye avâide lutfike ve keremike ve ihsânik, sübhâneke Allâhümme ve bi hamdik, tekaddese ismüke, ve teâlâ tûlük. Allah'ım! Kullarının şerrini benden çevir, beni korumana, inayetinle, emânının perdeleriyle ve muhafazatınla (sıyânetinle) kıl. Lütfunun, kereminin ve ihsanının adetlerini bana iade et. Seni tesbih ederim Allah'ım, hamdinle birlikte. İsmin mukaddestir, ihsanın yücedir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">12. Sonuç ve Tüm Müslümanlar İçin Dua</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
Allâhümme yâ mücliyel azâimi minel umûr, ve yâ kâşife sı'âbil hümûm, ve yâ müferricel kerbil azîm, ve yâ men izâ erâde şey'en fe hasebühû en yekûle lehû kün fe yekûn... Allah'ım! Ey büyük işleri açığa çıkaran! Ey zorlu kederleri kaldıran! Ey büyük sıkıntıyı gideren! Ey bir şeyi dilediği zaman ona "Ol!" demesi kâfi gelen ve o da hemen oluveren!<br />
... Rabbâh, Rabbâh, ehâtat bi abdikez zaîfi ğavâilüz zünûbi ve entel müd-dehiru lehâ ve li külli şiddeh, lâ ilâhe illâ ent, el-ğiyâs el-ğiyâs, er-rahmet er-rahmet, el-ınâyet el-ınâyet, salli alâ abdike ve nebiyyike Seyyidinâ Muhammedin ve âlih, valtıf bî fî umûrî küllihâ vel müslimîn. ...Rabbim! Rabbim! Zayıf kulunu günahların felaketleri kuşattı, Sen ise ona ve her zorluğa sığınaksın. Senden başka ilâh yoktur. İmdat! İmdat! Rahmet! Rahmet! İnâyet! İnâyet! Kulun ve peygamberin Seyyidimiz Muhammed'e ve âline salât eyle ve bütün işlerimde bana ve Müslümanlara lütfet.<br />
Allâhümmahfız ümmete Seyyidinâ Muhammedin (s.a.v.), Allâhümmerham ümmete Seyyidinâ Muhammedin (s.a.v.), Allâhümme aslıh ümmete Seyyidinâ Muhammedin (s.a.v.), Allâhümme ferric an ümmeti Seyyidinâ Muhammedin (s.a.v.). Allah'ım! Seyyidimiz Muhammed (s.a.v.) ümmetini koru. Allah'ım! Seyyidimiz Muhammed (s.a.v.) ümmetine merhamet et. Allah'ım! Seyyidimiz Muhammed (s.a.v.) ümmetini ıslah et (düzelt). Allah'ım! Seyyidimiz Muhammed (s.a.v.) ümmetinden sıkıntıyı gider.<br />
Allâhümme lâ tec'alnî mimmen yercûl mahlûkîne ev ye'ûlü aleyhim, ve izâ ahazte bi ezimmeti hâtırî ilâ ehadin min halkıke fe li yekün mimmen ahbebtühüm hattâ tekûne himmetî müteveccihah alâ men ahbebtü fe tendemic ğâyetühâ bi sıfatil mehabbetilletî efrağtehâ fî zâlikel abdil muhabbeb, fe innekel veliyyü li men tuhibb... Allah'ım! Beni, yaratılmışlardan ümit eden veya onlara bel bağlayanlardan eyleme. Kalbimin dizginlerini mahlûkatından birine çekecek olursan, o kişi sevdiğin kimselerden olsun ki, gayretim sevdiğin kimseye yönelsin ve maksadı, o sevilen kulun içine boşalttığın muhabbet sıfatıyla bütünleşsin. Çünkü Sen, sevdiğinin velîsisin...<br />
...ve lâ tasrif himmete hâtırî ve lev tarfetel aynin ilâ halkın lem tüzeyyinhü bi mehabbetik, ve lem tec'al lehû minke vüddâ, ve ezil hucübel müste'ârâti an lâhızati sirrî fe lâ eltefitü illâ ilâ mâ yeûlü ileyk, ve yu'avvelü aleyk, veb'as azme azîmetî ilâ asfiyâike ve evliyâike ve ahbâbikez mukarribîn, ve ıbâdikes sâlihîn, ven nebiyyîne vel mürselîn, ve hasüne ülâike rafîkâ. ...Kalp gayretimi, bir göz açıp kapayıncaya kadar bile olsa, muhabbetinle süslemediğin ve kendisine Senden bir sevgi vermediğin bir yaratığa çevirme. Sırrımın bakışından ödünç perdeleri kaldır ki, ancak Sana dönen ve Sana güvenilen şeye iltifat edeyim. Azmimin gücünü, seçkinlerine, evliyâlarına, mukarreb (yakın) dostlarına, sâlih kullarına, Nebîlere ve Resûllere gönder. Onlar ne güzel arkadaştır!<br />
Sebbitnî Allâhümme alâ mâ yurdîk, ve karribnî mimmen yüvâlîk, vec'al ğâyete hubbî ve buğdî fîk, ve lâ tukarribnî mimmen yü'âdîk, edim aleyye ni'ameke ve birrak, ve lâ tensinî zikrak, ve elhimnî fî külli hâlin şükrak, ve arrifnî kadran ni'ami bi devâmihâ, ve kadral âfiyeti bis timrârihâ. Allah'ım! Beni razı olduğun şey üzere sabit kıl, dost edindiklerine beni yaklaştır, sevgimin ve nefretimin gayesini Senin uğrunda eyle, düşmanlık edenlere beni yaklaştırma. Nimetlerini ve iyiliğini bana daim kıl, zikrini bana unutturma ve her halde şükrünü bana ilham et, nimetlerin kadrini devamıyla ve âfiyetin kadrini sürekliliğiyle bana bildir.<br />
Allâhümme innî es'elükel afve vel âfiyete vel mu'âfâtid dâimete fid dîni ved dünyâ vel âhirah. Allah'ım! Senden af, âfiyet ve dinde, dünyada ve âhirette sürekli mu'âfât (genel esenlik) isterim.<br />
Allâhümmeğzif fî kalbî recâek, vakta' recâî ammen sivâk, hattâ lâ ercû ehaden ğayrak... Allah'ım! Kalbime ümidini at, Senden başkasından olan ümidimi kes, öyle ki Senden başkasından bir şey ümit etmeyeyim...<br />
...Allâhümme ve mâ da'ufet anhü kuvvetî, ve kasura anhü emelî, ve lem tentehi ileyhi rağbetî, ve lem tebluğhü mes'eletî, ve lem yecri alâ lisânî mimmâ a'tayte ehaden minel evvelîne vel âhirîne minel yakîn fe hussanî bihî yâ Rabbel âlemîn. ...Allah'ım! Gücümün yetmediği, ümidimin kısa kaldığı, rağbetimin ulaşmadığı, isteğimin varmadığı ve öncekilerden ve sonrakilerden herhangi birine verdiğin kesin bilgiden (yakîn) dilimden geçmeyen şey her ne ise, onu bana tahsis et ey Âlemlerin Rabbi!<br />
Allâhümme dâkatil hıyel, venkata'al emel, ve batala al amel, lâ melcee ve lâ menâ minke illâ ileyk. Allah'ım! Çareler daraldı, ümit kesildi ve ameller boşa çıktı. Senden başka sığınak ve kurtuluş yoktur, ancak yine Sana!<br />
Yâ müsehheles sa'biş şedîd, ve yâ müleyyine kasvetil hadîd, ve yâ müncizel emreynil va'di vel va'îd, ve yâ men hüve külli yevmin fî şe'nin ve emrin cedîd, ahrıc'nî min halkıl kerbi ved dîkı ilâ evsa'il feraci ve eblecit tarîk, bike edfeu mâ utîku ve mâ lâ utîk, ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm. Ey zorlu ve şiddetli olanı kolaylaştıran! Ey demirin sertliğini yumuşatan! Ey iki işi, va'di ve va'îdi gerçekleştiren! Ey her gün yeni bir iş ve durumda olan! Beni kederin ve darlığın boğazından en geniş ferahlığa ve en aydınlık yola çıkar. Seninle gücümün yettiği ve yetmediği şeyi def ederim. Güç ve kuvvet ancak Yüce ve Azîm olan Allah'ladır.<br />
Allâhümme innî estağfiruke ve etûbu ileyk, ve etevekkelü fî küllil umûri aleyk, estağfiruke minez zenbillezî a'lem, ve minez zenbillezî lâ a'lem, inneke ta'lemü ve ene lâ a'lem, ve ente allâmül ğuyûb, ve ğaffârüz zünûb, ve settârül uyûb, ve keşşâfül kürûb, ve ileykel mesîr. Allah'ım! Senden bağışlanma diler ve Sana tevbe ederim. Bütün işlerde Sana tevekkül ederim. Bildiğim günahtan ve bilmediğim günahtan bağışlanma dilerim. Şüphesiz Sen bilirsin ben bilmem, Sen gaybları çok iyi bilensin, günahları bağışlayansın, ayıpları örtensin, sıkıntıları açansın ve dönüş Sanadır.<br />
... Ya sâhibî inde şiddetî, yâ mûnisî fî vahdetî, yâ hâfızî fî gurbetî, yâ veliyyî fî ni'metî, yâ kâşife kurbetî, yâ sâmi'a da'vetî, yâ râhim'a ıbretî, yâ mukîl'a asratî, yâ ilâhiyel hakîk, yâ rukniyel vesîk, yâ câriyel lasîk, yâ mevlâyes şefîk, yâ rabbel beytil atîk, ahrıc'nî min halkıl madîk, ilâ se'atit tarîk, bi feracin min indike karîbin vesîk, vekşif annî külle şiddetin ve dîk, vekfînî mines sû'i vel ezâ mâ utîku ve mâ lâ utîk. ...Ey şiddetimde sahibim! Ey yalnızlığımda yoldaşım! Ey gurbetimde koruyucum! Ey nimetimde velîm! Ey sıkıntımı açan! Ey duamı işiten! Ey gözyaşıma acıyan! Ey sürçmemi bağışlayan! Ey gerçek ilâhım! Ey sağlam dayanağım! Ey yakın komşum! Ey şefkatli mevlâm! Ey Beyt-i Atîk'in (Kabe'nin) Rabbi! Beni darlığın boğazından yolun genişliğine çıkar. Nezdinden yakın ve sağlam bir ferahlık (kurtuluş) ile. Benden her zorluğu ve darlığı aç ve gücümün yettiği ve yetmediği kötülükten ve eziyetten beni koru.<br />
Allâhümme ferric annî külle hemmin ve ğamm, ve ahrıc'nî min külli huznin ve kerb, yâ fâricel hemm, ve yâ kâşifel ğamm, ve yâ münzilel katr, ve yâ mücîbe da'vetil mudtarr, yâ rahmâned dünyâ vel âhirati ve rahîmehumâ, salli alâ hayratike min halkıke Muhammedinin nebiyyil ümmiyyit tayyibit tâhiriz zekî, ve alâ âlihit (:::)înet tâhirîne ve sellim, ve ferric Allâhümme annî mâ dâka bihî sadrî, ve 'île meahu sabrî, ve kallet fîhi hîletî, ve da'ufet lehû kuvvetî, yâ kâşife külli durrin ve beliyyeh, yâ âlime külli sirrin ve hıfiyyeh, yâ erhamer râhimîn, ve ufevvidu emrî ilallâh, innallâhe basîrun bil ıbâd, ve mâ tevfîkî illâ billâh, aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbül arşil azîm. Allah'ım! Benden her kederi ve üzüntüyü gider, beni her hüzünden ve sıkıntıdan çıkar. Ey kederi gideren! Ey üzüntüyü kaldıran! Ey yağmuru indiren! Ey zor durumda kalanın duasına icabet eden! Ey dünya ve âhiretin Rahmân ve Rahîm'i! Yaratılmışlarının hayırlısı, Ümmî, tertemiz, pâk ve zeki Nebî Muhammed'e ve onun tertemiz ve pâk âline salât ve selâm eyle. Allah'ım! Göğsümün daraldığı, sabrımın tükendiği, çaremin azaldığı, kuvvetimin zayıfladığı şeyi benden gider (ferahlat). Ey her türlü zarar ve belayı açan! Ey her sırrı ve gizliyi bilen! Ey merhametlilerin en merhametlisi! "Ben işimi Allah'a bırakıyorum, şüphesiz Allah kullarını görendir." (Mü'min Sûresi, 44'ten), "Başarım ancak Allah'ın yardımıyladır. O'na tevekkül ettim ve O, büyük Arş'ın Rabbidir." (Hûd Sûresi, 88'den).<br />
Tehassantü bi ızzeti ızzetillâh, ve bi azameti azametillâh, ve bi celâli celâlillâh, ve bi kudreti kudretillâh, ve bi sultâni sultânillâh, ve bi lâ ilâhe illallâh, ve bi mâ cerâ bihil kalemü min indillâh, ve bi lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh, âmentü billâh, hasbiyallâh. Allah'ın izzetinin izzetine, Allah'ın azametinin azametine, Allah'ın celâlinin celâline, Allah'ın kudretinin kudretine, Allah'ın sultanının sultanlığına, Lâ ilâhe illallâh'a, kalem'in Allah katından yazdığı şeye ve Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh'a sığındım. Allah'a iman ettim, Allah bana yeter.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">13. Korumaya Yönelik Son Dualar</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
Allâhümme yâ men lâ terâhül uyûn, ve lâ tuhâlituhuz zunûn, ve lâ yasıfuhul vâsıfûn, ve lâ tuğayyiruhül havâdisü, ve lâ yahşed devâir... Allah'ım! Ey kendisini gözlerin görmediği, zannın karışmadığı, vasıflandıranların vasfedemediği, olayların değiştiremediği ve felaketlerden korkmayan (Zat)!<br />
... ya'lemü mesâkîlel cibâl, ve mekâyîle bihar, ve adede katril emtâr, ve adede verakıl eşcâr, ve adede mâ azleme aleyhil leylü ve eşraka aleyhin nehâr, ve lâ yuvârî minhü semâ'un semâ'â, ve lâ ardun ardâ, ve lâ bahrun illâ ya'lemü mâ fî ka'rih, ve lâ cebelün illâ ya'lemü mâ fî va'rih... ...Dağların ağırlığını, denizlerin ölçülerini, yağmur damlalarının sayısını, ağaçların yapraklarının sayısını, üzerinde gece kararan ve gündüz aydınlanan her şeyin sayısını bilen; O'ndan ne bir gök başka bir göğü, ne bir yer başka bir yeri, ne bir deniz dibindekini ve ne de bir dağ yamacındakini gizleyebilir...<br />
... İc'al hayra umrî evâhirahü, ve hayra amelî havâtimahü, ve hayra eyyâmî yevme elkâke fîh, lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm. ...Ömrümün hayırlısını sonları, amelimin hayırlısını bitişi, günlerimin hayırlısını da Sana kavuştuğum gün eyle. Güç ve kuvvet ancak Yüce ve Azîm olan Allah'ladır.<br />
Allâhümmetfî nâra men şebbe lî nârah, vekfînî hemme men edhale aleyye hemmeh, ve edhılnî fî dir'ikel hasîn, vesturnî bi sitrikel vâfî. Allah'ım! Bana ateş yakanın ateşini söndür, bana kederini bulaştıranın kederinden beni koru, beni muhkem zırhına (dir'ine) dâhil et ve beni kusursuz örtünle (sitr-i vâfî) ört.<br />
Allâhümme men âdânî fe âdih, ve men kâdenî fe kidh, ve men beğâ aleyye fe huzh, ve men nasebe lî fahhahü bi helâketin fe ehlikh, Allâhümme men erâdenî bi sû'in fec'al dâiretes sûi aleyh, Allâhümmer-mi nahrâhü fî keydih, ve keyehû fî nahrih, hattâ yezbehâ nefsehû bi yedeyh, ı'tasamtü bike ve lüz'tü bi tûli kudsik. Allah'ım! Bana düşmanlık edene düşmanlık et, bana tuzak kurana tuzak kur, bana zulmedeni yakala, helak için bana tuzak kuranı helak et. Allah'ım! Bana kötülük dileyenin kötülük dairesini kendi üzerine çevir. Allah'ım! Onu tuzağının içine düşür, tuzağını da kendi boynuna at, ta ki kendini kendi elleriyle boğazlasın. Seninle korundum ve Kudsiyetinin yüceliğine sığındım.<br />
Yâ sâbiğan ni'am, ve yâ dâfi'an nikam, ve yâ fâricel kurbi izâd lehem, yâ veliyye men zulim, ve yâ hasîbe men zalem, yâ evvelen bilâ bidâyetin, ve yâ âhıran bilâ nihâyetin, yâ men lehüsmün bilâ künyetin, ic'al lî min emrî feracâ, ve min vehdeti hemmî mahrecâ. Ey nimetleri bol veren! Ey intikamları savan! Ey keder çöktüğü zaman onu gideren! Ey zulme uğrayanın velîsi! Ey zulmedenin hesâbını gören! Ey başlangıcı olmayan Evvel! Ey sonu olmayan Âhır! Ey künyesi olmayan İsim sahibi! İşimi bana ferahlık kıl ve kederimin zorluğundan bir çıkış yolu nasip et.<br />
Yâ Latîfü yâ Latîfü yâ Latîf, ultuf bî bi lutfikel hafiyy, ve eğısnî bi mededikel celiyy, bil kudretilletîsteveyte bihâ alel arş, ve lem ya'lemil arşü müstekarrak. Ey Latîf, Ey Latîf, Ey Latîf! Gizli lütfunla bana lütfet ve aşikâr yardımınla (mededinle) bana imdat eyle. Arşın üzerine yerleştiğin, Arş'ın dahi yerini bilmediği kudretinle (bana yardım et).<br />
Yâ müsebibel esbâb, yâ müfettihal ebvâb, yâ sâmi'al asvât, yâ mücîbed de'avât, yâ kâdıy el hâcât, yâ ğıyâsel müsteğîsîn. Ey sebepleri yaratan! Ey kapıları açan! Ey sesleri işiten! Ey dualara icabet eden! Ey hacetleri yerine getiren! Ey imdat isteyenlerin imdadı!<br />
Allâhümme innî enteziru feracek, ve ergubu lutfek, salli alâ Muhammedin ve âli Muhammedin ve ferric annî valtıf bî ve lâ tekilnî ilâ nefsî ve lâ ilâ ehadin min halkıke tarfetel aynin ve lâ ekalle min zâlik, yâ cebbâres semâvâti vel ard, lâ ilâhe illâ ent. Allah'ım! Senin ferahlığını (kurtuluşunu) bekliyor ve lütfunu arzuluyorum. Muhammed'e ve Âl-i Muhammed'e salât eyle, benden sıkıntıyı gider ve bana lütfet. Beni nefsimin ve mahlûkatından herhangi birinin üzerine bir göz açıp kapayıncaya kadar, hatta ondan daha az bir süre bile olsa bırakma. Ey göklerin ve yerin Cebbarı (güçlü ve zoru uygulayanı)! Senden başka ilâh yoktur.<br />
Lâ ilâhe illâlâhül Hakîmül Kerîm, lâ ilâhe illâllâhür Rahmânür Rahîm, lâ ilâhe illâllâhü Rabbüs semâvâti vel ardı ve rabbül arşil azîm. Allâhümme innî enzelte bike hâcâtî küllihâz zâhirate vel bâtınah, ed dünyeviyyete vel uhraviyyeh. Hakîm (hikmet sahibi), Kerîm (cömert) Allah'tan başka ilâh yoktur. Rahmân, Rahîm Allah'tan başka ilâh yoktur. Göklerin ve yerin Rabbi ve Azîm Arş'ın Rabbi Allah'tan başka ilâh yoktur. Allah'ım! Bütün ihtiyaçlarımı, zâhir ve bâtın, dünyevî ve uhrevî olan her şeyi Sana indirdim.<br />
Ubeydükün fî fenâik, miskînükün bi fenâik, fakîrükün bi fenâik. Kulcağızın kapındadır, miskinin kapındadır, fakirin kapındadır.<br />
Yâ men lâ ya'lemü keyfe hüve illâ hû, ve yâ men lâ yebluğü kudratehû ğayrüh. Ey nasıl olduğunu ancak Kendisinin bildiği! Ey kudretine Kendisinden başkasının ulaşamadığı!<br />
Yâ şâhiden ğayru ğâib, ve yâ karîben ğayru ba'îd, ve yâ ğâliben ğayru mağlûb. Ey kaybolmayan şâhit! Ey uzak olmayan yakın! Ey mağlûp olmayan galip!<br />
Yâ Hayyu yâ Kayyûmü bi havlike ve kuvvetike este'înü ve estecîr, ferhamnî yâ erhamer râhimîn. Ey Hayy (diri), Ey Kayyûm (her şeyi ayakta tutan)! Gücün ve kuvvetinle yardım ister ve himayene sığınırım. Bana merhamet et, ey merhametlilerin en merhametlisi!<br />
Allâhümme rabbes semâvâtis seb'ı ve mâ azallet, ve rabbel eradîne ve mâ ekallet, ve rabbeş şeyâtıyni ve mâ edallet, kün lî câran min şerri halkıke küllihim cemî'an en yufrita aleyye ehadün minhüm ev en yebğî, azze câruk, ve celle senâuk, ve lâ ilâhe ğayruk, lâ ilâhe illâ ent. Allah'ım! Yedi göklerin ve gölgelendirdiği şeylerin Rabbi! Yerlerin ve taşıdığı şeylerin Rabbi! Şeytanların ve saptırdığı şeylerin Rabbi! Onlardan herhangi birinin bana taşkınlık yapmasından veya zulmetmesinden, bütün mahlûkatının şerrine karşı bana bir komşu (koruyucu) ol. Senin komşun azizdir, övgün yücedir, Senden başka ilâh yoktur, Senden başka ilâh yoktur.<br />
Allâhümme bi câhil Hüseyni ve ahîhi ve ceddihî ve ebîhi ve ümmihî ve benîh, ferric annî ve anil müslimîne mâ nahnü fîh. (3 defa okunur.) Allah'ım! Hüseyin'in, kardeşinin, dedesinin, babasının, annesinin ve evlatlarının şanı hürmetine, bizden ve bütün Müslümanlardan içinde bulunduğumuz sıkıntıyı gider. (3 defa okunur.)<br />
14. Nihai Salavât ve Bitiriş Duası (Oldukça Uzun ve Ağır Bir Salavât Metnidir)<br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
Ve salli Allâhümme ve sellim fî külli lahzatin ve tarfetin ve hareketin ve sekenetin alâ abdike ve nebiyyike ve rasûlike bahril esrâril kudsiyyeh, ve tılasmıl işârâtir ramziyyeh, el mündemiceti fî sahâfil ulûmil ğaybiyyeh... Ve Allah'ım, her an, her göz açıp kapayışta, her hareket ve sükûnda, Kudsî sırların denizi, remzî işaretlerin tılsımı, gaybî ilimlerin sahifelerinde yer alan kulun, nebîn ve rasûlün üzerine salât ve selâm eyle...<br />
... el berkıl evvelil müte'leli'i fî semâil amâil ihâtıyyeti kable bürûzi avâlimil keyân, vel kevkebil esbakıs sâtı'ı fî ebrâcil kudsittamtamiyyeti ve lem tenşakk burdetül vücûdi an sunûfil insân, ve rûhi hâzihil ervâhıl muhteliceti fî âlemi lutfihâ beyne nûrin ve zulmeh, ve şemsil hidâyetil kübrâl müşrikati min hadratil ifâdati ilâ kulûbi hâzihil ümmeh, aylîmil mededil mevâc... ...O ki, varlık âlemleri belirmeden önce, ihâta eden (kuşatan) Amâ (mutlak bilinmezlik) semasında parlayan ilk şimşektir, Kudsî Tımtımî burçlarında parlayan ve varlık perdesi insan çeşitlerinden henüz yarılmamış olan en önceki yıldızdır. O, lütuf âleminde nur ve zulmet arasında çalkalanan bu ruhların ruhudur. O, İfâza (feyiz) makamından bu ümmetin kalplerine doğan en büyük hidayet güneşidir. O, coşan yardım denizidir...<br />
... ve alelmil ilâhiyyis sâtı'ıl burhân, fil bika'ı vel ficâc, âyetillâhil kübrâlletîntavet bi zeyli burdetihâr rûhıyyetil acâibul âyât, ve süllemir rukâyetil ûlâllêtînhattat an ğâyetihâ min zevîs su'ûdi ğâyetül ğâyât, seyyidinâ ve seyyidi külli men lillâhi aleyhi siyâdeh, ma'dinil fadlı vel keremi vel cûdi vel ınâyeti ves se'âdeh, el habîbil a'zam, vel bahri mutamtam, vel kenzil mutalsam, ves sırâtıl akvam, ven nûril asta', vel kameril elma', vel burhânil ekmel, ves seyfil atval, mevcel ılmil ğaybî, ve dacratil mededil ezelî... ...O, yerlerde ve vadilerde burhanı parlayan İlahî ilmin alametidir. O, ruhî (mânevî) perdesinin eteğinde âyetlerin acayiplerinin toplandığı Allah'ın en büyük âyetidir. O, yükselenlerin gayelerin gayesine ulaştığı ilk yükseliş merdivenidir. Efendimiz ve Allah katında bir ululuğu olan herkesin efendisidir. Fazilet, kerem, cömertlik, inâyet ve saadet madenidir. En büyük sevgili (Habîb-i A'zam), coşkun deniz (Bahr-i Mutamtam), tılsımlı hazine (Kenz-i Mutalsam), en doğru yol (Sırât-ı Akvam), en parlak nur, en aydınlık ay, en kâmil burhan, en uzun kılıçtır. Gayb ilminin dalgasıdır, ezelî yardımın coşkusudur...<br />
... bâbullâhıllezî lem tezelil ebvâbü dûnehû mesdûdeh, ve vechul kabûlillezî lem tebrahıl vücûhü mâ lem yüberkı'hâ sattâ'u nûri vesîletihî merdûdeh, hablullâhıllezî men temesseke bihî necâ ve emine ve sellem, ve bâbün necâhıllezî men dehale minhü ilallâhi kubile ve ruhime, seyyidüs sâdât, ve illetüz zerrât, mevlânâ ve nebiyyinâ ve rasûlunâ Muhammedin sallallâhü aleyhi ve sellem... ...O, kendisinden başka bütün kapıların kapalı olduğu Allah'ın kapısıdır. O, yüzleri vesilesinin parlak nuru örtmedikçe reddedilen kabul yüzüdür. O, kimin sarıldığı ise kurtulup emniyette kaldığı ve selâmet bulduğu Allah'ın ipidir. O, kimin girerse Allah'ın kabul edip rahmet ettiği kurtuluş kapısıdır. Efendilerin efendisi, zerrenin illeti, Mevlâmız, Nebimiz ve Resûlümüz Muhammed'e (s.a.v.)...<br />
... ve alâ âlihi ve ashâbihî ve etbâ'ıhî ve eşyâ'ıhî vel âhızîne bi eserihî ven nâhîlîne min bahrıh, ve eğısnâ bihî ve et-hıfnâ bi kurbih, ve ahyînâ ve emitnâ alâ milletehî ve sünnetih, vahtim lenâ ve lil müslimîne bi hayr, vağfir lenâ ve li vâlideynâ ve li furû'ınâ ve usûlinâ ve lil müslimîne vel müslimât vel mu'minîne vel mu'minâti ecme'în, ve selâmün alel mürselîn, vel hamdü lillâhi rabbil âlemîn. ...Ve onun âline, ashâbına, tâbilerine, fırkalarına, eserini takip edenlere ve denizinden içenlere salât ve selâm eyle. Onunla bize imdat eyle, kurbu (yakınlığı) ile bizi şereflendir. Bizi onun milleti ve sünneti üzere yaşat ve öldür. Bizi ve bütün Müslümanları hayırla sonlandır. Bizi, anne babalarımızı, çocuklarımızı, atalarımızı ve bütün Müslüman erkek ve kadınları, Mümin erkek ve kadınları bağışla. Selâm olsun gönderilmiş olanlara. Ve hamd âlemlerin Rabbi olan Allah'adır.</span><br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><br />
موضوع: حزب الفرج للإمام السيد أحمد الرفاعي قدس الله سره    حزب الفرج للإمام السيد أحمد الرفاعي قدس الله سره<br />
حزب الفرج للإمام السيد أحمد الرفاعي قدس الله سره<br />
ومن أوراده رضي الله تعالى عنه: حزب الفرج ، وكان رضي الله تبارك وتعالى عنه يأمر بقراءته وقت السحر ، ويقول: تتنزل من الحضرة على أهله خلعة القبول فلا يُخزونَ بإذن الله تعالى ، وتحضر عند قراءته روحانية سيد الوجود صلى الله عليه وسلم ، وقد بُشّرَ الإمام الرفاعي رضي الله عنه إحدى عشر مرة من جده صلى الله عليه وسلم بأن من داوم على قراءة هذا الحزب لا يُخذل ولا يُخزى ولا يهان .<br />
وهو:<br />
بِسمِ اللّهِ الرَّحْمـَنِ الرَّحِيمِ<br />
( الْحَمْدُ للّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ {2} الرَّحْمـنِ الرَّحِيمِ {3} مَـلِكِ يَوْمِ الدِّينِ {4} إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ {5} اهدِنَــــا الصِّرَاطَ المُستَقِيمَ {6} صِرَاطَ الَّذِينَ أَنعَمتَ عَلَيهِمْ غَيرِ المَغضُوبِ عَلَيهِم ْوَلاَ الضَّالِّينَ {7} ) .<br />
لا إله إلا الله 10 مرات .<br />
الله 10 مرات .<br />
أستغفر الله العظيم 10 مرات .<br />
اللهم صلي على سيدنا محمد وعلى آله وصحبه وسلم 10 مرات .<br />
حسبي الله 7 ، ثم يقرأ:<br />
( الم {1} ذَلِكَ الْكِتَابُ لاَ رَيْبَ فِيهِ هُدًى لِّلْمُتَّقِينَ {2} الَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ وَيُقِيمُونَ الصَّلاةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنفِقُونَ {3} والَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِمَا أُنزِلَ إِلَيْكَ وَمَا أُنزِلَ مِن قَبْلِكَ وَبِالآخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ {4} أُوْلَـئِكَ عَلَى هُدًى مِّن رَّبِّهِمْ وَأُوْلَـئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ {5} )<br />
لا إله إلا الله وحده لا شريك له ، له الملك وله الحمد وهو على كل شيء قدير .<br />
اللهم يا حي يا قيوم ، يا ذا الجلال والإكرام ، أسألك بأسرارك المستودعة في خلقك ، بعزة عرشك ، بقدس نفسك ، بنور وجهك ، بمبلغ علمك ، بغاية قدرك ، ببسط قدرتك ، بحق شكرك ، بمنتهى رحمتك ، بسلطان مشيئتك ، بعظمة ذاتك ، بكل صفاتك ، بجميع أسمائك ، بمكنون سرك ، بجميل سترك ،بجزيل برك ، بكمال منتك ، بفيض جودك ، بقاهر غضبك ، بسابق رحمتك ، بأعداد كلماتك ، بعناية مجدك ، بجليل طَولك ، بتفريد فردانيتك ، بتوحيد وحدانيتك ، بدائم بقائك ، بسرمدية قدسك ، بأزلية ربوبيتك ، بعظيم كبريائك ، بجلالك بجمالك بكمالك ، بإنعامك ، بشامخ أفعالك ، بسيادة ألوهيتك ، بجباريتك ، بحنانيتك ، بمنانيتك ، بعطفك ، بلطفك ، ببرك ، بإحسانك ، بحقك يا رباه يا غوثاه استعينك وأستجديك أن تجعل لي من كل هم وغم وكرب فرجا ، ومن كل بلاء وشدة وضيق مخرجا ، واجعل أوقاتي بك عامرة ، وسريرتي بمحبتك نيرة ، وعيني بشهود آثار لطفك قريرة ، وبصيرتي بلوامع أنوار قربك مستنيرة وبصيرة ، بحق كهيعص ، وحمعسق ، وبحق طه وطس وص ويس والر والم ون وحم وطسم ، وبسر القرآن العظيم ، يا علي يا عظيم ، يا رحمن يا رحيم ، يا بر يا كريم ، يا أول يا قديم .<br />
اللهم يا من لا تنفعك طاعتي ، ولا تضرك معصيتي ، تقبل مني ما لا ينفعك واغفر لي ما لا يضرك .<br />
بسم الله حسبنا الله ، لا حول ولا قوة إلا بالله .<br />
بسم الله الذي لا يضر مع اسمه شيء في الأرض ولا في السماء وهو السميع العليم .<br />
( فَأَوْجَسَ فِي نَفْسِهِ خِيفَةً مُّوسَى {67} قُلْنَا لَا تَخَفْ إِنَّكَ أَنتَ الْأَعْلَى {68} ) .<br />
الله , الله , الله , توكلت على الله . ( وما توفيقي إلا بالله ) .<br />
( اللّهُ لاَ إِلَـهَ إِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ لاَ تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلاَ نَوْمٌ لَّهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الأَرْضِ مَن ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ إِلاَّ بِإِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلاَ يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِّنْ عِلْمِهِ إِلاَّ بِمَا شَاء وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ وَلاَ يَؤُودُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ {255} ) .<br />
يا دائما لا فناء ولا زوال لملكه تداركني بلطفك فإني ضعيف وأنت القوي ، وإني فقير وأنت الغني ، وإني مغلوب وأنت النصير ، وإني عاجز وأنت على كل شيء قدير .<br />
حسبي الله لا إله إلا هو عليه توكلت وهو رب العرش العظيم .<br />
حسبي الله ونعم الوكيل .<br />
اللهم أحسن عاقبتنا في الأمور كلها وأجرنا من خزي الدنيا وعذاب الآخرة .<br />
أعوذ بجلال وجه الله ، وجمال قدس الله ، من شر كل ذي شر ، ومن شر كل دابة هو آخذ بناصيتها .<br />
اللهم إني أسألك السلامة والسعادة ونعم عقبى الدار ، وصحبة الأخيار ، ومودة الأبرار ، والنجاة من النار .<br />
اللهم احرسني بعينك التي لا تنام ، واكنفني بكنفك الذي لا يضام ، وارحمني بقدرتك علي ، لا أهلك وأنت رجائي ، فكم من نعمة أنعمت بها علي قل لك عندها شكري ، وكم من بلية ابتليتني بها قل لك عندها صبري ، فيا من قل عند نعمته شكري فلم يحرمني ، ويا من قل عند بليته صبري فلم يخذلني ، ويا من رآني على الخطايا فلم يفضحني ، أسألك أن تصلي على محمد وعلى آل محمد كما صليت وباركت ورحمت على إبراهيم وعلى آل إبراهيم إنك حميد مجيد ، اللهم أعني على ديني بدنياي ، وعلى آخرتي بتقواي ، واحفظني فيما غبت عنه ، ولا تكلني إلى نفسي فيما حضرت معه ، يا من لا تضره الذنوب ، ولا تُنقصه المغفرة ، هب لي ما لا ينقصك ، واغفر لي ما لا يضرك ، اللهم إني أسألك فرجا قريبا ، وصبرا جميلا ، وأسألك العافية من كل بلية ، وأسألك دوام العافية ، وأسألك الغنى عن الناس ، وأسألك السلامة من كل شر ، ولا حول ولا قوة إلا بالله العلي العظيم .<br />
اللهم فارج الهم ، كاشف الغم ، مجيب دعوة المضطرين ، رحمن الدنيا والآخرة ورحيمهما ، أنت ترحمني فارحمني رحمة تغنني بها عن رحمة من سواك .<br />
اللهم اجعل لي من كل هم يهمني فرجا ومخرجا ، وارزقني من حيث لا أحتسب .<br />
يا سابق الفوت ، ويا سامع الصوت ، ويا كاسي العظام بعد الموت ، صل على محمد وآل محمد ، واجعل لي من أمري فرجا ومخرجا ، إنك تعلم ولا أعلم وتقدر ولا أقدر ، وأنت علام الغيوب .<br />
يا الله , يا الله ، يا رحمن يا رحيم ، يا تواب يا ذا الجلال والإكرام .<br />
يا غياث المستغيثين ، يا مجيب دعاء المضطرين ، وجهت وجهي إليك ، وتوكلت منيبا خالصا عليك ، لا أرفع حاجتي إلا إليك ، خاشعا بين يديك ، صل اللهم حبالي بحبالك ، وألحقني بالصالحين ، وأيدني بجلالك ، واجعلني من عبادك المتقين ، لا تصرف وجهي بحقك إلا إلى جنابك ، ولا تجذب قلبي إلا إلى بابك ، قربني من أحبابك وأهل ولائك ، واحفظني من صحبة ذوي الرد من أعدائك ، حققني بالمعرفة المحمدية ، وحلّني بالصفات المصطفوية ، وأطلق لساني بشكرك ، واستعمل ناطقتي وقلبي بذكرك ، سلام على آل يس .<br />
رب إني مسني الضر وأنت أرحم الراحمين .<br />
لا إله إلا أنت سبحانك إني كنت من الظالمين ، فاستجبنا له ونجيناه من الغم وكذلك ننج المؤمنين ، اللهم إنك تعلم سري وعلانيتي وما نزل بي ولا حول ولا قوة إلا بك يا الله يا علي يا عظيم فرج عني ما أهمني وتول أمري بلطفك ، وتداركني برحمتك وكرمك إنك على كل شيء قدير .<br />
اللهم يا موضع كل شكوى ، ويا سامع كل نجوى ، ويا كاشف كل بلوى ، يا عالم كل خفية ، يا صارف كل بلية ، يا من أغثت إبراهيم صلى الله عليه وسلم ، ويا من نجيت موصى صلى الله عليه وسلم ، يا من رفعت عيسى صلى الله عليه وسلم ، يا من اصطفيت محمدا صلى الله عليه وسلم ، صل اللهم على سيد أنبيائك وأكرم رسلك حبيبك ونبيك ورسولك سيدنا محمد وعلى آله وأصحابه واستجب دعائي ، فإني أدعوك دعاء من اشتدت فاقته ، وضعفت قوته ، وقلت حيلته ، بل أدعوك دعاء الغريب الغريق المضطر الذي يعلم كل العلم أنه لا يكشف عنه ما هو فيه إلا أنت ، يا أرحم الراحمين ارحمني ، يا غياث المستغيثين أغثني ، اكشف عني ما نزل بي من هم ، وادفع عني ما حل بي من غم ، والطف بي يا لطيف يا رحيم .<br />
يا من يملك حوائج السائلين ، ويعلم ضمائر الصامتين ، تداركني بإغاثتك ، يا من لكل مسألة منك سمع حاضر ، وجواب كافل ، ولكل صامت منك علم محيط باطن ، مواعيدك صادقة ، وأياديك فاضلة متواصلة ، ورحمتك واسعة ، افعل بي ما أنت أهله ، ولا تفعل بي ما أنا أهله ، فإنك أهل التقوى وأهل المغفرة .<br />
( شهد الله أنه لا إله إلا هو ) اللهم إني أعوذ بنور قدسك ، وببركة طهارتك وبعظمة جلالك من كل عاهة وآفة وطارق من الجن والإنس إلا طارقا يطرق بخير يا أرحم الراحمين ، اللهم بك ملاذي قبل أن ألوذ ، وبك عياذي قبل أن أعوذ ، يا من ذلت له رقاب الفراعنة ، وخضعت له هامات الجبابرة ، يا من بيده مقاليد السماوات والأرض ، اللهم ذكرك شعاري ودثاري ، وبظلال رحمتك نومي وقراري ، وإليك من كل فادحة فراري ، وبك في كل حادثة انتصاري ، وعليك اعتمادي ، وإلى كرم قدسك استنادي ، أشهد ألا إله إلا أنت ، اضرب علي سرادقات حفظك ، وقني هم ما أكره بحرمتك يا رحمن يا رحيم .<br />
اللهم إني أسألك باسمك الواحد الأحد ، وأدعوك اللهم باسمك الفرد الصمد ، وأتوسل إليك باسمك العطيم الوتر ، الذي ملأ نور قدسه أركان الأكوان كلها إلا ما فرجت عني ما أمسيت فيه وأصبحت فيه حتى لا يخامر خطرات أوهامي غبار الخوف من غيرك ، ولا يمس شراع فكري أثر الرجاء من سواك ، أجرني اللهم من خزيك وعقوبتك ، واحفظني في ليلي ونهاري ، ونومي وقراري ، لا إله إلا أنت تعظيما لوجهك ، وتكريما لسُبحات عرشك ، اصرف اللهم عني شر عبادك ، واجعلني في حفظك وعنايتك وسرادقات أمنك وصيانتك ، وأعد علي عوائد لطفك وكرمك وإحسانك ، سبحانك اللهم وبحمدك ، تقدس اسمك ، وتعالى طولك .<br />
اللهم يا مجلي العظائم من الأمور ، ويا كاشف صعاب الهموم ، ويا مفرج الكرب العظيم ، ويا من إذا أراد شيئا فحبسه أن يقول له كن فيكون ، رباه رباه أحاطت بعبدك الضعيف غوائل الذنوب وأنت المدخر لها ولكل شدة ، لا إله إلا أنت ، الغياث الغياث ، الرحمة الرحمة ، العناية العناية ، صل على عبدك ونبيك سيدنا محمد وآله والطف بي في أموري كلها والمسلمين .<br />
اللهم احفظ أمة سيدنا محمد صلى الله عليه وسلم ، اللهم ارحم أمة سيدنا محمد صلى الله عليه وسلم ، اللهم أصلح أمة سيدنا محمد صلى الله عليه وسلم ، اللهم فرج عن أمة سيدنا محمد صلى الله عليه وسلم .<br />
اللهم لا تجعلني ممن يرجو المخلوقين أو يعول عليهم وإذا أخذت بأزمّة خاطري إلى أحد من خلقك فليكن ممن أحببتهم حتى تكون همتي متوجهة على من أحببت فتندمج غايتها بصفة المحبة التي أفرغتها في ذلك العبد المحبب فإنك الولي لمن تحب ولا تصرف همة خاطري ولو طرفة عين إلى خلق لم تزينه<br />
بمحبتك ، ولم تجعل له منك ودا ، وأزل حجب المستعارات عن لاحظة سري فلا ألتفت إلا إلى ما يؤول إليك ، ويعوَّل عليك ، وابعث عزم عزيمتي إلى اصفيائك وأوليائك وأحبابك المقربين وعبادك الصالحين والنبيين والمرسلين وحسن ألئك رفيقا ، ثبتني الله على ما يرضيك ، وقربني ممن يواليك ، واجعل غاية حبي وبغضي فيك ، ولا تقربني ممن يعاديك ، أدم علي نعمك وبرك ، ولا تنسني ذكرك ، وألهمني في كل حال شكرك ، وعرفني قدر النعم بدوامها ، وقدر العافية باستمرارها .<br />
اللهم إني أسألك العفو والعافية والمعافاة الدائمة في الدين والدنيا والآخرة .<br />
اللهم اقذف في قلبي رجاءك ، واقطع رجائي عمن سواك ، حتى لا أرجو أحدا غيرك ، اللهم وما ضعفت عنه قوتي ، وقصر عنه أملي ، ولم تنته إليه رغبتي ، ولم تبلغه مسألتي ، ولم يجر على لساني مما أعطيت أحدا من الأولين والآخرين من اليقين فخصني به يا رب العالمين ، اللهم ضاقت الحيل ، وانقطع الأمل ، وبطل العمل ، لا ملجأ ومنا منك إلا إليك .<br />
يا مسهل الصعب الشديد ، ويا ملين قسوة الحديد ، ويا منجز الأمرين الوعد والوعيد ، ويا من هو كل يوم في شأن وأمر جديد ، أخرجني من حلق الكرب والضيق إلى أوسع الفرج وأبلج الطريق ، بك أدفع ما أطيق وما لا أطيق ، ولا حول ولا قوة إلا بالله العلي العظيم .<br />
اللهم إني استغفرك وأتوب إليك ، وأتوكل في كل الأمور عليك ، أستغفرك من الذنب الذي اعلم ، ومن الذنب الذي لا أعلم ، إنك تعلم وأنا لا أعلم ، وأنت علام الغيوب ، وغفار الذنوب ، وستار العيوب ، وكشاف الكروب ، وإليك المصير .<br />
اللهم إني أستغفرك من كل ذنب قوى عليه بدني بعافيتك ، أو نالته قدرتي بفضلك ، أو بسطت إليه يدي بسابغ رزقك ، أو اتكلت فيه عند خوفي منه على أمانك ، أو وثقت بحلمك ، أو عولت فيه على كريم عفوك .<br />
اللهم إني استغفرك من كل ذنب خنت فيه أمانتي ، أو بخست فيه نفسي ، أو قدمت فيه لذاتي ، أو آثرت فيه شهواتي ، أو سعيت لغيري ، أو استغويت فيه من تبعني ، أو غلبت فيه بفضل جبلَّتي ، أو أحلت عليك فيه مولاي فلم تقبلني على فعلي ، إذ كنت سبحانك كارها لمعصيتي ، ولكن سبق علمك في اختياري واستعمالي مرادي وإيثاري ، فحلمت علي ولم تدخلني فيه جبرا ، ولم تحملني عليه ممهلا ، ولم تظلمني شيئا ، أنفذت مع اختياري قضاؤك ، أستغفرك يا أرحم الراحمين ، يا صاحبي عند شدتي ، يا مؤنسي في وحدتي ، يا حافظي في غربتي ، يا وليي في نعمتي ، يا كاشف كربتي ، يا سامع دعوتي ، يا راحم عبرتي ، يا مقيل عثرتي ، يا إلهي الحقيق ، يا ركني الوثيق ، يا جاري اللصيق ، يا مولاي الشفيق ، يا رب البيت العتيق ، أخرجني من حلق المضيق ، إلى سعة الطريق ، بفرج من عندك قريب وثيق ، واكشف عني كل شدة وضيق ، واكفني من السوء والأذى ما أطيق وما لا أطيق .<br />
اللهم فرج عني كل هم وغم وأخرجني من كل حزن وكرب ، يا فارج الهم ، ويا كاشف الغم ، ويا منزل القطر ، ويا مجيب دعوة المضطر ، يا رحمن الدنيا والآخرة ورحيمهما ، صل على خيرتك من خلقك محمد النبي الأمي الطيب الطاهر الزكي ، وعلى آله الطيبين الطاهرين وسلم ، وفرج اللهم عني ما ضاق به صدري ، وعيل معه صبري ، وقلت فيه حيلتي ، وضعفت له قوتي ، يا كاشف كل ضر وبلية ، يا عالم كل سر وخفية ، يا أرحم الراحمين ، وأفوض أمري إلى الله إن الله بصير بالعباد ، وما توفيقي إلا بالله ، عليه توكلت وهو رب العرش العظيم .<br />
تحصنت بعزة عزة الله ، وبعظمة عظمة الله ، وبجلال جلال الله ، وبقدرة قدرة الله ، وبسلطان سلطان الله ، وبلا إله إلا الله ، وبما جرى به القلم من عند الله ، وبلا حول ولا قوة إلا بالله ، آمنت بالله ، حسبي الله .<br />
اللهم يا من لا تراه العيون ، ولا تخالطه الظنون ، ولا يصفه الواصفون ، ولا تغيره الحوادث ، ولا يخشى الدوائر ، يعلم مثاقيل الجبال ، ومكاييل البحار ، وعدد قطر الأمطار ، وعدد ورق الأشجار ، وعدد ما أظلم عليه الليل وأشرق عليه النهار ، ولا يواري منه سماء سماء ، ولا ارض أرضا ، ولا بحر إلا يعلم ما في قعره ، ولا جبل إلا يعلم ما في وعره ، اجعل خير عمري أواخره ، وخير عملي خواتمه ، وخير أيامي يوم ألقاك فيه ، لا حول ولا قوة إلا بالله العلي العظيم ، اللهم اطف نار من شب لي ناره ، واكفني هم من أدخل علي همه ، وأدخلني في درعك الحصين ، واسترني بسترك الوافي ، اللهم من عاداني فعاده ، ومن كادني فكده ، ومن بغى علي فخذه ، ومن نصب لي فخه بهلكة فأهلكه ، اللهم من أرادني بسوء فاجعل دائرة السوء عليه ، اللهم ارم نحره في كيده وكيه في نحره حتى يذبح نفسه بيديه ، اعتصمت بك ولذت بطول قدسك .<br />
يا سابغ النعم ، ويا دافع النقم ، ويا فارج الكرب إذا ادلهم ، يا ولي من ظُلم ، ويا حسيب من ظلم ، يا أولا بلا بداية ، ويا آخرا بلا نهاية ، يا من له اسم بلا كنية ، اجعل لي من أمري فرجا ، ومن وهدة همي مخرجا .<br />
يا لطيف يا لطيف يا لطيف الطف بي بلطفك الخفي ، وأغثني بمددك الجلي ، بالقدرة التي استويت بها على العرش ولم يعلم العرش مستقرك .<br />
يا مسبب الأسباب ، يا مفتح الأبواب ، يا سامع الأصوات ، يا مجيب الدعوات ، يا قاضي الحاجات ، يا غياث المستغيثين .<br />
اللهم إني أنتظر فرجك ، وأرقب لطفك ، صل على محمد وآل محمد وفرج عني والطف بي ولا تكلني إلى نفسي ولا إلى أحد من خلقك طرفة عين ولا اقل من ذلك ، يا جبار السموات والأرض ، لا إله إلا أنت .<br />
لا إله إلا اله الحكيم الكريم ، لا إله إلا الله الرحمن الرحيم ، لا إله إلا الله رب السماوات والأرض ورب العرش العظيم ، اللهم إني أنزلت بك حاجاتي كلها الظاهرة والباطنة ، الدنيوية والأخروية .<br />
عُبَيدك في فنائك ، مسكينك بفنائك ، فقيرك بفنائك .<br />
يا من لا يعلم كيف هو إلا هو ، ويا من لا يبلغ قدرته غيره .<br />
يا شاهدا غير غائب ، ويا قريبا غير بعيدن ويا غالبا غير مغلوب .<br />
يا حي يا قيوم بحولك وقوتك أستعين وأستجير فارحمني يا أرحم الراحمين .<br />
اللهم رب السماوات السبع وما أظلت ، ورب الأرضين وما أقلت ، ورب الشياطين وما أضلت ، كن لي جارا من شر خلقك كلهم جميعا أن يفرط علي أحد منهم أو أن يبغي ، عز جارك وجل ثناؤك ، ولا إله غيرك ، لا إله إلا أنت .<br />
اللهم بجاه الحسين وأخيه وجده وأبيه وأمه وبنيه ، فرج عني وعن المسلمين ما نحن فيه ( 3 مرات , كما تلقى جماعة عن سيدنا الشيخ عبد الحكيم عبد الباسط بن سليم عليه الرحمة والرضوان ) .<br />
وصل اللهم وسلم في كل لحظة وطرفة وحركة وسكنة على عبدك ونبيك ورسولك بحر الأسرار القدسية ، وطلسم الإشارات الرمزية ، المندمجة في صحاف العلوم الغيبية ، البرق الأول المتلألئ في سماء العماء الإحاطي قبل بروز عوالم الكيان ، والكوكب الأسبق الساطع في ابراج القدس الطمطمي ولم تنشق بردة الوجود عن صنوف الإنسان ، وروح هذه الأرواح المختلجة في عالم لطفها بين نور وظلمة ، وشمس الهداية الكبرى المشرقة من حضرة الإفاضة إلى قلوب هذه الأمة ، عيلم المدد المواج ، وعلم العلم الإلهي الساطع البرهان ، في البقاع والفجاج ، آية الله الكبرى التي انطوت بذيل بردتها الروحية عجائب الآيات ، وسُلَّم الرقاية الأولى التي انحطت عن غايتها من ذوي الصعود غاية الغايات ، سيدنا وسيد كل من لله عليه سيادة ، معدن الفضل والكرم والجود والعناية والسعادة ، الحبيب الأعظم ، والبحر المطمطم ، والكنز المطلسم ، والصراط الأقوم ، والنور الأسطع ، والقمر الألمع ، والبرهان الأكمل ، والسيف الأطول ، موجة العلم الغيبي ، وضجة المدد الأزلي ، باب الله الذي لم تزل الأبواب دونه مسدودة ، ووجه القبول الذي لم تبرح الوجوه ما لم يبرقعها سطّاع نور وسيلته مردودة ، حبل الله الذي من تمسك به نجا وأمن وسلم ، وباب النجاح الذي من دخل منه إلى الله قبل ورحم ، سيد السادات وعلّة الذرات ، مولانا ونبينا ورسولنا محمد صلى الله عليه وسلم ، وعلى آله وأصحابه وأتباعه وأشياعه والآخذين بأثره والناهلين من بحره ، وأغثنا به وأتحفنا بقربه ، وأحينا وأمتنا على ملته وسنته ، واختم لنا وللمسلمين بخير ، واغفر لنا ولوالدينا ولفروعنا وأصولنا وللمسلمين والمسلمات والمؤمنين والمؤمنات أجمعين ، وسلام على المرسلين ، والحمد لله رب العالمين<br />
</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İmam Seyyid Ahmed er-Rifâî (kuddise sırruhu)'nun "Hizbü'l-Ferec" Duası</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hizbü'l-Ferec (Sıkıntıyı Gideren Hâzâin Duası)</span></span><br />
<br />
Bu, İmam Seyyid Ahmed er-Rifâî (Allah ondan razı olsun)'nin virdlerinden (düzenli okunan dualarından) biridir.<br />
<br />
O (r.a.), bu duanın seher vaktinde (sabahın erken saatlerinde) okunmasını emreder ve şöyle derdi:<br />
<br />
    "Kabul (makamından) ehline bir kaftan iner, Allah'ın izniyle rezil olmazlar. Bu dua okunurken Varoluşun Efendisi (Seyyidü'l-Vücûd) (s.a.v.)'in ruhaniyeti hazır bulunur. İmam Rifâî'ye (r.a.) dedesi (Hz. Muhammed s.a.v.) tarafından on bir kez müjdelenmiştir ki, bu hizbi okumaya devam eden mahrum bırakılmaz, rezil olmaz ve aşağılanmaz."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hizbü'l-Ferec Duası</span></span><br />
<br />
Aşağıda duanın Arapça metnindeki kısımları Latin harfleriyle okunuşu ve Türkçe anlamı ile birlikte sunulmuştur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1. Başlangıç (Fâtiha Sûresi)</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
Bismillâhirrahmânirrahîm Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.<br />
(1) Elhamdü lillâhi Rabbil-âlemîn. (2) Hamd (övgü), âlemlerin Rabbi olan Allah'a aittir.<br />
(2) Er-rahmânir-rahîm. (3) O, Rahmân (çok merhametli) ve Rahîm (sürekli merhamet eden)dir.<br />
(3) Mâliki yevmid-dîn. (4) Ceza (Din) gününün tek sahibidir.<br />
(4) İyyâke na'budü ve iyyâke neste'în. (5) Yalnız Sana ibadet eder, yalnız Sen'den yardım dileriz.<br />
(5) İhdinas-sırâtal-müstekîm. (6) Bizi doğru yola ilet.<br />
(6) Sırâtallezîne en'amte aleyhim, ğayril-mağdûbi aleyhim veled-dâllîn. (7) Kendilerine nimet verdiğin kimselerin yoluna; gazaba uğramışların ve sapmışların yoluna değil.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2. Zikir ve Salavât (10'ar Kez)</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
Lâ ilâhe illallah (10 kez) Allah'tan başka ilâh yoktur.<br />
Allah (10 kez) Allah.<br />
Estağfirullâhel azîm (10 kez) Azîm olan Allah'tan bağışlanma dilerim.<br />
Allâhümme salli alâ Seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihi ve sahbihî ve sellim (10 kez) Allah'ım, Efendimiz Muhammed'e, âline ve ashâbına salât ve selâm eyle.<br />
Hasbiyallâh (7 kez) Allah bana yeter.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">3. Bakara Sûresi'nin İlk Ayetleri</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
(1) Elif-Lâm-Mîm. (1) Elif, Lâm, Mîm.<br />
(2) Zâlikel Kitâbu lâ raybe fîh, hüden lil-müttekîn. (2) O Kitap ki, bunda şüphe yoktur, muttakîler (Allah'tan sakınanlar) için bir hidayettir.<br />
(3) Ellezîne yü'minûne bil ğaybi ve yükîmûnes salâte ve mimmâ razaknâhüm yünfikûn. (3) Onlar ki, gayba inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimizden (Allah yolunda) harcarlar.<br />
(4) Vellezîne yü'minûne bimâ ünzile ileyke ve mâ ünzile min kablike ve bil âhirati hüm yûkınûn. (4) Ve onlar ki, Sana indirilene (Kur'an'a) ve Senden önce indirilene inanırlar; Âhiret'e de kesin olarak inanırlar.<br />
(5) Ülâike alâ hüden min Rabbihim ve ülâike hümül müflihûn. (5) İşte onlar, Rableri katından bir hidayet üzeredirler ve kurtuluşa (felaha) erenler de ancak onlardır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">4. Tevhid ve Kudret İfadesi</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh, lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli şey'in Kadîr. Allah'tan başka ilâh yoktur. O, birdir, ortağı yoktur. Mülk O'nundur, hamd O'nadır. O, her şeye Kadîr'dir (gücü yetendir).<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">5. Büyük Münâcât (Asıl Dua Kısmı)</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
Allâhümme yâ Hayyu yâ Kayyûm, yâ Zecelâli vel-İkrâm, es'elüke bi esrârikel müstevda'ati fî halkıke... Allah'ım! Ey Hayy (diri) ve Kayyûm (her şeyi ayakta tutan)! Ey Celâl ve İkrâm (azamet ve kerem) sahibi! Senden, mahlukatında emanet ettiğin sırların hürmetine isterim...<br />
... bi izzeti arşike, bi kudsî nefsike, bi nûri vechike, bi meblaği ılmike, bi ğâyeti kadrike, bi bastı kudretike, bi hakkı şükrike, bi müntehâ rahmetike, bi sultâni meşîetike, bi azameti zâtike, bi külli sıfâtike, bi cemîi esmâike, bi meknûni sırrike, bi cemîli setrike, bi cezîli birrike, bi kemâli minnetike, bi feydi cûdike, bi kâhiri ğadabike, bi sâbıkı rahmetike, bi a'dâdi kelimâtike, bi ınâyeti mecdike, bi celîli tûlike... ...arşının izzetiyle, nefs-i kudsiyyenle (mukaddes zatınla), vechinin nuruyla, ilminin ulaştığı nokta, kadrinin (gücünün) sonuyla, kudretinin genişliğiyle, şükrünün hakkıyla, rahmetinin sonuyla, meşîetinin (dilemesinin) sultanlığıyla, zâtının azametiyle, bütün sıfatlarınla, bütün isimlerinle, sırrının gizliliğiyle, güzel örtünle (setrinle), bol iyiliğinle (birrinle), minnetinin (lütfunun) kemâliyle, cömertliğinin coşkunluğuyla, kahredici gazabınla, önde gelen rahmetinle, kelimelerinin sayılarıyla, şerefinin (mecdinin) inayetiyle, yüce ihsanınla...<br />
... bi tefrîdi ferdâniyyetike, bi tevhidî vahdâniyyetike, bi dâimi bekâike, bi sermediyyeti kudsike, bi ezeliyyeti rubûbiyyetike, bi azîmi kibriyâike, bi celâlike bi cemâlike bi kemâlike, bi in'âmike, bi şâmihi ef'âlike, bi siyâdeti ulûhiyyetike, bi cebbâriyyetike, bi hannâniyyetike, bi mennâniyyetike, bi atfike, bi lutfike, bi birrike, bi ihsânike, bi hakkıke yâ Rabbâh, yâ Ğavsâh... ...ferdaniliğinin tekliğiyle, vahdaniyyetinin birliğiyle, dâimî bekânla, kudsiyetinin sonsuzluğuyla, rubûbiyyetinin (Rabliğinin) ezeliliğiyle, yüce kibriyanla (azametinle), Celâlinle, Cemâlinle, Kemâlinle, nimet vermenle (in'amınla), yüce fiillerinle, ulûhiyyetinin (ilahlığının) yüceliğiyle, cebbarlığınla, şefkatinle (hannâniyyetinle), çokça nimet vermenle (mennâniyyetinle), merhametinle (atfınla), lütfunla, iyiliğinle (birrinle), ihsanınla, hakkınla ey Rabbim! Ey imdâd eden!<br />
... este'înuke ve estecdîke en tec'ale lî min külli hemmin ve ğammin ve kerbin feracen, ve min külli belâin ve şiddetin ve dîkın mahracen. Senden yardım dilerim ve Sana yalvarırım ki, her türlü kederden (hemm), üzüntüden (ğamm) ve sıkıntıdan (kerb) bir ferahlık (kurtuluş), her türlü beladan (belâ), zorluktan (şidde) ve darlıktan (dîk) bir çıkış nasip eylesin.<br />
Vec'al evkâtî bike âmiraten, ve serîretî bi mehabbetike neyyiraten, ve aynî bi şuhûdi âsâri lutfike karîraten, ve basîratî bi levâmii envâri kurbike müstenîraten ve basîreten. Vakitlerimi Seninle mamur kıl, içimi (sırrımı) muhabbetinle nurlu kıl, gözümü lütfunun eserlerini müşahede etmekle ferahlat, basiretimi de yakınlığının nurlarının parıltılarıyla aydınlık ve keskin kıl.<br />
Bi hakkı Kâf-Hâ-Yâ-Ayn-Sâd, ve Hâ-Mîm-Ayn-Sîn-Kâf, ve bi hakkı Tâ-Hâ, ve Tâ-Sîn, ve Sâd, ve Yâ-Sîn, ve Elif-Lâm-Râ, ve Elif-Lâm-Mîm, ve Nûn, ve Hâ-Mîm, ve Tâ-Sîn-Mîm, ve bi sirril Kur'ânil Azîm. Kâf-Hâ-Yâ-Ayn-Sâd ve Hâ-Mîm-Ayn-Sîn-Kâf hakkı için, Tâ-Hâ, Tâ-Sîn, Sâd, Yâ-Sîn, Elif-Lâm-Râ, Elif-Lâm-Mîm, Nûn, Hâ-Mîm, Tâ-Sîn-Mîm hakkı için ve Kur'ân-ı Azîm'in sırrı hürmetine.<br />
Yâ Aliyyü yâ Azîm, yâ Rahmânü yâ Rahîm, yâ Berru yâ Kerîm, yâ Evvelü yâ Kadîm. Ey Yüce (Aliyy), ey Azametli (Azîm)! Ey Rahmân, ey Rahîm! Ey İyilik eden (Berr), ey Cömert (Kerîm)! Ey İlk (Evvel), ey Kadîm (başlangıcı olmayan)!<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">6. Bağışlanma ve Tevekkül Bölümü</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
Allâhümme yâ men lâ tenfeuke tâatî, ve lâ tedurruke ma'sıyyetî, tekabbel minnî mâ lâ yenfeuke veğfirlî mâ lâ yedurruke. Allah'ım! Ey itaâtımın Sana fayda vermediği ve isyanımın Sana zarar vermediği (Zat)! Bana fayda vermeyen şeyi (itaatımı) kabul et ve Sana zarar vermeyen şeyi (günahlarımı) bağışla.<br />
Bismillâhi hasbunallâh, lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh. Allah'ın adıyla, Allah bize yeter. Güç ve kuvvet ancak Allah'ladır.<br />
Bismillâhillezi lâ yedurru me'asmihi şey'un fil ardı ve lâ fis semâi ve hüves Semî'ul Alîm. O Allah'ın adıyla ki, O'nun adıyla birlikte ne yerde ne de gökte hiçbir şey zarar veremez. O, her şeyi işiten ve bilendir.<br />
(Fe evcese fî nefsihi hîfeten Mûsâ (67) Kulnâ lâ tehaf inneke entel a'lâ (68)) (Mûsâ, kendi içinde bir korku duydu. (67) Dedik ki: "Korkma! Şüphesiz sen daha üstünsün (sen galipsin).") (Taha Sûresi, 67-68)<br />
Allâh, Allâh, Allâh, tevekkeltü alallâh. (Ve mâ tevfîkî illâ billâh). Allah, Allah, Allah. Allah'a tevekkül ettim. (Başarım ancak Allah'ın yardımıyladır). (Hûd Sûresi, 88'den)<br />
(Allâhü lâ ilâhe illâ hûvel Hayyul Kayyûm, lâ te'huzühû sinetün ve lâ nevm, lehû mâ fis semâvâti ve mâ fil ard, men zellezî yeşfeu indehû illâ bi iznih, ya'lemü mâ beyne eydîhim ve mâ halfehüm, ve lâ yuhîtûne bi şey'in min ilmihî illâ bimâ şâe, vesi'a kürsiyyühüs semâvâti vel ard, ve lâ yeûdühû hıfzuhümâ, ve hüvel Aliyyül Azîm). (Allah... O'ndan başka ilâh yoktur. O Hayy'dır (diri), Kayyûm'dur (her şeyi ayakta tutandır). Kendisini ne bir uyuklama ne de uyku tutar. Göklerde olan ve yerde olan ne varsa hepsi O'nundur. O'nun izni olmadan katında şefaat edecek kimdir? O, onların önlerinde olanı da, arkalarında olanı da bilir. O'nun ilminden, dilediği müstesna, hiçbir şeyi kuşatamazlar. Kürsîsi (hükümranlığı) gökleri ve yeri kaplamıştır. Onların korunması O'na ağır gelmez. O, Aliyy'dir (yüce), Azîm'dir (büyük). (Âyetü'l-Kürsî / Bakara Sûresi, 255)<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">7. Sığınma ve Rahmet Dileme</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
Yâ dâimen lâ fenâe ve lâ zevâle li mülkihî tedâraknî bi lutfike fe innî daîfun ve entel Kavî, ve innî fakîrun ve entel Ğanî, ve innî mağlûbun ve enten Nasıîr, ve innî âcizun ve ente alâ külli şey'in Kadîr. Ey mülküne son ve zevâl olmayan Dâim! Lûtfunla beni kurtar (imdadıma yetiş). Zira ben zayıfım, Sen ise Kavî'sin (güçlüsün). Ben fakirim, Sen ise Ğanî'sin (zenginsin). Ben mağlûbum, Sen ise Nasıîr'sin (yardım edensin). Ben âcizim, Sen ise her şeye Kadîr'sin (gücü yetensin).<br />
Hasbiyallâhu lâ ilâhe illâ hû, aleyhi tevekkeltü ve hüve Rabbül arşil azîm. Allah bana yeter. O'ndan başka ilâh yoktur. O'na tevekkül ettim, O, büyük Arş'ın Rabbidir.<br />
Hasbiyallâhu ve ni'mel vekîl. Allah bana yeter, O ne güzel Vekîl'dir (güvenilip dayanılacak olandır).<br />
Allâhümme ahsin âkıbetenâ fil umûri küllihâ ve ecirnâ min hızyid dünyâ ve azâbil âhirah. Allah'ım! Bütün işlerimizin sonunu hayırlı kıl ve bizi dünyanın rezilliğinden ve âhiret azabından koru.<br />
Eûzü bi celâli vechillâh, ve cemâli kudsillâh, min şerri külli zî şerrin, ve min şerri külli dâbbetin hüve âhızun bi nâsıyetihâ. Allah'ın vechinin (zatının) celâline ve kudsiyetinin cemâline sığınırım, her şer sahibinin şerrinden ve perçeminden tuttuğu her canlının şerrinden.<br />
Allâhümme innî es'elükes selâmete ves se'âdete ve ni'me ukhâd-dâr, ve suhbetel ahyâr, ve meveddetel ebrâr, ven necâte minen nâr. Allah'ım! Senden selâmet, saâdet, güzel bir âkıbet (güzel yurt), iyilerle arkadaşlık, sâlihlerle sevgi (muhabbet) ve ateşten kurtuluş isterim.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">8. Muhafaza ve Şükür Talebi</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
Allâhümme ahrusnî bi aynikelletî lâ tenâm, veknüfnî bi kenfikellezî lâ yudâm, verhamnî bi kudretike aleyy, lâ ehlikü ve ente recâî, fe kem min ni'metin en'amte bihâ aleyye kalle leke indehâ şükrî, ve kem min beliyyetin ibtelâtenî bihâ kalle leke indehâ sabrî, fe yâ men kalle inde ni'metihî şükrî fe lem yahrımnî, ve yâ men kalle inde beliyyetihî sabrî fe lem yahzül'nî, ve yâ men raânî alel hatâyâ fe lem yefdah'nî... Allah'ım! Uyumayan gözünle beni koru, zeval bulmayan himayenle beni kanatların altına al, üzerimdeki kudretinle bana merhamet et. Sen benim umudumken ben helak olmam! Bana nice nimetler verdin, ama şükrüm azaldı. Beni nice belalarla imtihan ettin, ama sabrım azaldı. Ey nimeti karşısında şükrüm az olduğu halde beni mahrum etmeyen! Ey belası karşısında sabrım az olduğu halde beni terk etmeyen! Ey beni hatalar üzerinde gördüğü halde rezil etmeyen!...<br />
... es'elüke en tusallîye alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammedin kemâ salleyte ve bârekte ve rahimte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrâhîme inneke Hamîdün Mecîd. ...Sana yalvarırım: İbrâhîm'e ve Âl-i İbrâhîm'e salât ettiğin, bereket verdiğin ve rahmet ettiğin gibi Muhammed'e ve Âl-i Muhammed'e de salât eyle. Şüphesiz Sen, Hamîd (övülmeye lâyık) ve Mecîd'sin (şanı yüce).<br />
Allâhümme e'innî alâ dînî bi dünyây, ve alâ âhiratî bi takvây, vahfıznî fîmâ ğıbtü anhü, ve lâ tekilnî ilâ nefsî fîmâ hadartü meahu. Allah'ım! Dinim konusunda dünyamla, âhiretim konusunda takvamla bana yardım et. Gıyabımda (olmadığım yerde) beni koru ve hazır olduğum şeylerde (bile) beni nefsime bırakma.<br />
Yâ men lâ tedurruhuz zünûbu, ve lâ tunkisuhul mağfirah, heb lî mâ lâ yunkısuke, veğfirlî mâ lâ yedurruk. Ey günahların kendisine zarar vermediği ve mağfiretin kendisinden eksiltmediği (Zat)! Bana kendinden eksiltmeyecek olanı bağışla ve sana zarar vermeyecek olanı affet.<br />
Allâhümme innî es'elüke feracen karîben, ve sabran cemîlen, ve es'elükel âfiyete min külli beliyyeh, ve es'elüke devâmel âfiyeh, ve es'elükel ğınâ anin nâs, ve es'elükes selâmete min külli şerr, ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm. Allah'ım! Senden yakın bir ferahlık (kurtuluş) ve güzel bir sabır isterim. Senden her beladan âfiyet isterim. Senden sürekli âfiyet isterim. Senden insanlara muhtaç olmamayı isterim. Senden her türlü şerden selâmet isterim. Güç ve kuvvet ancak Yüce ve Azîm olan Allah'ladır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">9. Ferahlık ve Rahmet Talebi</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
Allâhümme fâricel hemm, kâşifel ğamm, mücîbe da'vetil mudtarrîn, rahmâned dünyâ vel âhirati ve rahîmehumâ, ente terhamunî ferhamnî rahmeten tuğnînî bihâ an rahmetin men sivâk. Allah'ım! Ey kederi açan (gideren), üzüntüyü kaldıran, zor durumda kalanların duasına icabet eden! Ey dünya ve âhiretin Rahmân ve Rahîm'i! Sen bana merhamet edersin, öyle bir rahmetle merhamet et ki, beni Senden başkasının rahmetine muhtaç etmesin.<br />
Allâhümme ec'al lî min külli hemmin yehümmunî feracen ve mahrecen, ver-zuknî min haysü lâ ahtesib. Allah'ım! Beni üzen her kederden bana bir ferahlık ve bir çıkış yolu nasip et ve beni ummadığım yerden rızıklandır.<br />
Yâ sâbikal fevt, ve yâ sâmia's savt, ve yâ kâsiyel ızâmi ba'del mevt, salli alâ Muhammedin ve âli Muhammed, vec'al lî min emrî feracen ve mahrecen, inneke ta'lemü ve lâ a'lem, ve takdiru ve lâ akdir, ve ente allâmül ğuyûb. Ey geçip gidenlerin önünde olan! Ey sesleri işiten! Ey ölümden sonra kemiklere elbise giydiren (dirilten)! Muhammed'e ve Âl-i Muhammed'e salât eyle ve işimde bana bir ferahlık ve bir çıkış yolu nasip et. Şüphesiz Sen bilirsin ben bilmem, Sen kadirsin ben kadir değilim, Sen gaybları çok iyi bilensin.<br />
Yâ Allâh, yâ Allâh, yâ Rahmânü yâ Rahîm, yâ Tevvâbü yâ Zelcelâli vel İkrâm. Ey Allah, Ey Allah! Ey Rahmân, Ey Rahîm! Ey Tevvâb (tevbeleri kabul eden)! Ey Celâl ve İkrâm sahibi!<br />
Yâ ğiyâsel müsteğîsîn, yâ mücîbe duâil mudtarrîn, veccahtü vechî ileyke, ve tevekkeltü münîben hâlısan aleyke, lâ erfe'u hâcetî illâ ileyk, hâşi'an beyne yedeyk... Ey yardım isteyenlerin imdâdı! Ey zor durumda kalanların duasına icabet eden! Yüzümü Sana çevirdim. Senden özüme dönerek ve Sana tam bir ihlasla tevekkül ettim. İhtiyacımı ancak Sana arz ederim, huzurunda huşû içinde...<br />
... salli Allâhümme hıbâlî bi hıbâlike, ve elhıknî bis sâlihîn, ve ey-yidnî bi celâlike, vec'alnî min ıbâdikel müttekîn, lâ tasrif vechî bi hakkıke illâ ilâ cenâbike, ve lâ teczib kalbî illâ ilâ bâbike, karribnî min ahbâbike ve ehli velâike, vahfıznî min suhbeti zevîr redi min a'dâik. ...Allah'ım! Benim iplerimi Senin iplerine bağla, beni sâlihlere ulaştır. Celâlinle beni destekle ve beni muttakî kullarından eyle. Hakkın için yüzümü ancak Kendi katına çevir, kalbimi ancak Kendi kapına çek. Beni dostlarına ve velîlerine yakınlaştır ve düşmanlarından olan kötülerin arkadaşlığından koru.<br />
Hakkıknî bil ma'rifetil Muhammediyyeh, ve hallinî bis sıfâtil Mustafaviyyeh, ve atlık lisânî bi şükrik, vesta'mil nâtikatî ve kalbî bi zikrik, selâmün alâ âli Yâsîn. Beni, Muhammedi bilgiyle (ma'rifetle) gerçekleştir (donat), Mustafa'nın (s.a.v.) sıfatlarıyla süsle, dilimi şükrünle serbest bırak, konuşma yeteneğimi ve kalbimi zikrinle görevlendir. Selâm olsun Âl-i Yâsîn'e.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">10. Peygamberlerin Duaları ve Sığınma</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
Rabbi innî messeniyed durru ve ente erhamur râhimîn. "Rabbim! Şüphesiz bana zarar dokundu (ben zarara uğradım), Sen ise merhametlilerin en merhametlisisin." (Enbiyâ Sûresi, 83)<br />
Lâ ilâhe illâ ente subhâneke innî küntü minez zâlimîn, festecebnâ lehû ve necceynâhü minel ğamm, ve kezâlike nuncil mu'minîn. "Senden başka ilâh yoktur. Seni tenzih ederim. Şüphesiz ben zâlimlerden oldum." Biz de onun (Yunus'un) duasını kabul ettik ve onu sıkıntıdan kurtardık. İşte mü'minleri de böyle kurtarırız. (Enbiyâ Sûresi, 87-88)<br />
Allâhümme inneke ta'lemü sirrî ve alâniyyetî ve mâ nezele bî, ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ bik. Yâ Allâhü yâ Aliyyü yâ Azîm, ferric annî mâ ehemmelâ, ve tevellâ emrî bi lutfik, ve tedâraknî bi rahmetike ve keremik, inneke alâ külli şey'in Kadîr. Allah'ım! Şüphesiz Sen benim gizlimi de açığımı da, başıma geleni de bilirsin. Güç ve kuvvet ancak Sen'inledir. Ey Allah! Ey Aliyy, Ey Azîm! Üzüntü verdiğim şeyi benden gider (ferahlat) ve işimi lütfunla üstlen, rahmetin ve kereminle imdâdıma yetiş. Şüphesiz Sen her şeye Kadîr'sin.<br />
Allâhümme yâ mevdi'a külli şekvâ, ve yâ sâmi'a külli necvâ, ve yâ kâşife külli belvâ, yâ âlime külli hıfiyyeh, yâ sârifa külli beliyyeh... Allah'ım! Ey her şikâyetin makamı! Ey her gizli konuşmayı (fısıltıyı) işiten! Ey her belayı açan! Ey her gizli şeyi bilen! Ey her musibeti savan...<br />
...yâ men eğâse İbrâhîme (s.a.v.), ve yâ men neccâ Mûsâ (s.a.v.), yâ men rafa'a İsâ (s.a.v.), yâ men ıstafeyte Muhammedâ (s.a.v.), salli Allâhümme alâ seyyidi enbiyâike ve ekremi rusülike habîbike ve nebiyyike ve rasûlike Seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihi ve ashâbih, vestecib du'âî, fe innî ed'ûke du'âe men işteddet fâkatüh, ve da'ufet kuvvetüh, ve kallet hîletüh, bel ed'ûke du'âel ğarîbil ğarîkil mudtarrillezî ya'lemü küllel ilmi ennehû lâ yekşifü anhü mâ hüve fîhi illâ ent. ...Ey İbrâhîm'e imdâd eden! Ey Mûsâ'yı kurtaran! Ey İsâ'yı yükselten! Ey Muhammed'i seçkin kılan! Allah'ım! Enbiyanın Efendisi, Resûllerin en kerîmi, Habîbin, Nebiyyin ve Resûlün olan Seyyidimiz Muhammed'e, âline ve ashâbına salât eyle ve duamı kabul buyur. Zira ben, fakirliği şiddetlenmiş, gücü zayıflamış, çaresi azalmış kimsenin duasıyla Sana yalvarıyorum. Hatta, içinde bulunduğu sıkıntıyı Senden başkasının gideremeyeceğini kesin olarak bilen, gurbette kalmış, boğulan ve zor durumda kalmış birinin duasıyla Sana yalvarıyorum.<br />
Yâ erhamer râhimîn irhamnî, yâ ğiyâsel müsteğîsîn eğisnî, ikşif annî mâ nezele bî min hemm, vedfe' annî mâ halle bî min ğamm, valtıf bî yâ Latîfü yâ Rahîm. Ey merhametlilerin en merhametlisi! Bana merhamet et. Ey imdat isteyenlerin imdadı! Bana imdat eyle. Başıma gelen kederi benden kaldır, üzerime çöken üzüntüyü benden defet ve bana lütfet, ey Latîf (lütufkâr) ey Rahîm!<br />
Yâ men yemlikü havâices sâilîn, ve ya'lemü damâires sâmitîn, tedâraknî bi iğâsetik, yâ men li külli mes'eletin minke sem'un hâdır, ve cevâbun kâfil, ve li külli sâmitin minke ılmun muhîtun bâtın... Ey isteyenlerin ihtiyaçlarına sahip olan! Ey suskunların gönüllerindekini bilen! İmdâdınla bana yetiş! Ey her isteğe karşı nezdinde hazır bir işitme ve kâfi (yeterli) bir cevap bulunan! Ey her susan için nezdinde kuşatıcı ve gizli bir ilim bulunan...<br />
... mevâ'îdüke sâdikatun, ve eyâdîke fâdıletün mütevâsıletün, ve rahmetüke vâsi'ah, ef'al bî mâ ente ehlüh, ve lâ tef'al bî mâ ene ehlüh, fe inneke ehlüt takvâ ve ehlül mağfirah. ...Verdiğin sözler doğrudur, nimetlerin faziletli ve kesintisizdir, rahmetin geniştir. Bana, Sen'in lâyık olduğun şekilde muamele et, benim lâyık olduğum şekilde muamele etme. Çünkü Sen, takvaya ehil olansın ve mağfirete ehil olansın.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">11. Son Dua ve Sığınma</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
(Şehidallâhu ennehû lâ ilâhe illâ hû) (Allah, gerçekten Kendisinden başka ilâh olmadığına şâhitlik etti.) (Âl-i İmrân Sûresi, 18'den)<br />
Allâhümme innî e'ûzü bi nûri kudsik, ve bi bereketi tahâratik, ve bi azameti celâlik, min külli âhetin ve âfetin ve târıkın minel cinni vel insi illâ târıkan yetruku bi hayrin yâ erhamer râhimîn. Allah'ım! Kudsiyetinin nuruna, temizliğinin bereketine ve Celâlinin azametine, Cin ve İnsanlardan gelen her türlü beladan, âfattan ve kapı çalandan (musibetten), ancak hayırla kapı çalan hariç, Sana sığınırım, Ey merhametlilerin en merhametlisi!<br />
Allâhümme bike melâzî kable en elûz, ve bike ıyâzî kable en e'ûz, yâ men zellet lehü rikabül ferâineh, ve hada'at lehü hâmâtül cebâbireh, yâ men bi yedihî mekâlîdüs semâvâti vel ard, Allâhümme zikrüke şiârî ve disârî, ve bi zılâli rahmetike nevmî ve karârî, ve ileyke min külli fâdihatin ferârî, ve bike fî külli hâdisetin intisârî, ve aleyke i'timâdî, ve ilâ keremi kudsikes tinâdî, eşhedü ellâ ilâhe illâ ent. Allah'ım! Sığınmadan önce sığınağım Sensin, imdâd dilemeden önce imdâdım Sensin. Ey Firavunların boyunlarının Kendisine boyun eğdiği! Ey zorbaların başlarının Kendisine itaat ettiği! Ey göklerin ve yerin anahtarları (hükümranlığı) elinde olan! Allah'ım! Zikrin benim dış ve iç elbisemdir, rahmetinin gölgeleri uykum ve huzurumdur. Her utandırıcı şeyden Sana kaçışım, her olayda Seninle zaferim, Sana itimadım ve Kudsiyetinin keremine dayanmamdır. Şâhitlik ederim ki Senden başka ilâh yoktur.<br />
Idrib aleyye sürâdıkâti hıfzik, ve kınî hemme mâ ekrahü bi hurmetike yâ Rahmânü yâ Rahîm. Üzerime korumanın perdelerini (süradıklarını) çek ve hoşlanmadığım şeylerin kederinden beni, hürmetinle koru ey Rahmân, ey Rahîm!<br />
Allâhümme innî es'elüke bismikel vâhidil ehad, ve ed'ûke Allâhümme bismikel ferdis samed, ve etevesselü ileyke bismikel azîmil vitr, ellezî melee nûru kudsihî erkânel ekvâni küllihâ, illâ mâ ferracte annî mâ emseytü fîhi ve asbahtü fîhi... Allah'ım! Senden Vâhid (bir), Ehad (tek) isminle isterim. Seni, Ferdi Samed (tek, her şeyin kendisine muhtaç olduğu) isminle çağırırım. Sana, kudsiyetinin nuru bütün kâinatın rükünlerini dolduran Azîm, Vitr isminle tevessül ederim ki, içinde akşamladığım ve sabahladığım şeyi (sıkıntıyı) benden gidermen hariç...<br />
...hattâ lâ yuhâmiru hatarâtu evhâmî ğubârül havfi min ğayrik, ve lâ yemessü şirâ'u fikrî eserur recâi min sivâk, ecirnî Allâhümme min hızyike ve ukûbetik, vahfıznî fî leylî ve nehârî, ve nevmî ve karârî, lâ ilâhe illâ ente ta'zîmen li vechike, ve tekrîmen li sübuhâti arşik. ...öyle ki, kuruntularımın hatıralarına Senden başkasından korku tozu karışmasın ve düşüncemin yelkenine Senden başkasından ümit eseri dokunmasın. Allah'ım! Beni rezilliğinden ve cezandan koru, gecemde ve gündüzümde, uykumda ve huzurumda beni muhafaza et. Senden başka ilâh yoktur, vechinin ta'zîmi (yüceltilmesi) için ve arşının sübuhâtının (nurlarının) yüceltilmesi için.<br />
Isrif Allâhümme annî şerre ıbâdik, vec'alnî fî hıfızke ve ınâyetike ve sürâdıkâti emnike ve sıyânetik, ve e'ıd aleyye avâide lutfike ve keremike ve ihsânik, sübhâneke Allâhümme ve bi hamdik, tekaddese ismüke, ve teâlâ tûlük. Allah'ım! Kullarının şerrini benden çevir, beni korumana, inayetinle, emânının perdeleriyle ve muhafazatınla (sıyânetinle) kıl. Lütfunun, kereminin ve ihsanının adetlerini bana iade et. Seni tesbih ederim Allah'ım, hamdinle birlikte. İsmin mukaddestir, ihsanın yücedir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">12. Sonuç ve Tüm Müslümanlar İçin Dua</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
Allâhümme yâ mücliyel azâimi minel umûr, ve yâ kâşife sı'âbil hümûm, ve yâ müferricel kerbil azîm, ve yâ men izâ erâde şey'en fe hasebühû en yekûle lehû kün fe yekûn... Allah'ım! Ey büyük işleri açığa çıkaran! Ey zorlu kederleri kaldıran! Ey büyük sıkıntıyı gideren! Ey bir şeyi dilediği zaman ona "Ol!" demesi kâfi gelen ve o da hemen oluveren!<br />
... Rabbâh, Rabbâh, ehâtat bi abdikez zaîfi ğavâilüz zünûbi ve entel müd-dehiru lehâ ve li külli şiddeh, lâ ilâhe illâ ent, el-ğiyâs el-ğiyâs, er-rahmet er-rahmet, el-ınâyet el-ınâyet, salli alâ abdike ve nebiyyike Seyyidinâ Muhammedin ve âlih, valtıf bî fî umûrî küllihâ vel müslimîn. ...Rabbim! Rabbim! Zayıf kulunu günahların felaketleri kuşattı, Sen ise ona ve her zorluğa sığınaksın. Senden başka ilâh yoktur. İmdat! İmdat! Rahmet! Rahmet! İnâyet! İnâyet! Kulun ve peygamberin Seyyidimiz Muhammed'e ve âline salât eyle ve bütün işlerimde bana ve Müslümanlara lütfet.<br />
Allâhümmahfız ümmete Seyyidinâ Muhammedin (s.a.v.), Allâhümmerham ümmete Seyyidinâ Muhammedin (s.a.v.), Allâhümme aslıh ümmete Seyyidinâ Muhammedin (s.a.v.), Allâhümme ferric an ümmeti Seyyidinâ Muhammedin (s.a.v.). Allah'ım! Seyyidimiz Muhammed (s.a.v.) ümmetini koru. Allah'ım! Seyyidimiz Muhammed (s.a.v.) ümmetine merhamet et. Allah'ım! Seyyidimiz Muhammed (s.a.v.) ümmetini ıslah et (düzelt). Allah'ım! Seyyidimiz Muhammed (s.a.v.) ümmetinden sıkıntıyı gider.<br />
Allâhümme lâ tec'alnî mimmen yercûl mahlûkîne ev ye'ûlü aleyhim, ve izâ ahazte bi ezimmeti hâtırî ilâ ehadin min halkıke fe li yekün mimmen ahbebtühüm hattâ tekûne himmetî müteveccihah alâ men ahbebtü fe tendemic ğâyetühâ bi sıfatil mehabbetilletî efrağtehâ fî zâlikel abdil muhabbeb, fe innekel veliyyü li men tuhibb... Allah'ım! Beni, yaratılmışlardan ümit eden veya onlara bel bağlayanlardan eyleme. Kalbimin dizginlerini mahlûkatından birine çekecek olursan, o kişi sevdiğin kimselerden olsun ki, gayretim sevdiğin kimseye yönelsin ve maksadı, o sevilen kulun içine boşalttığın muhabbet sıfatıyla bütünleşsin. Çünkü Sen, sevdiğinin velîsisin...<br />
...ve lâ tasrif himmete hâtırî ve lev tarfetel aynin ilâ halkın lem tüzeyyinhü bi mehabbetik, ve lem tec'al lehû minke vüddâ, ve ezil hucübel müste'ârâti an lâhızati sirrî fe lâ eltefitü illâ ilâ mâ yeûlü ileyk, ve yu'avvelü aleyk, veb'as azme azîmetî ilâ asfiyâike ve evliyâike ve ahbâbikez mukarribîn, ve ıbâdikes sâlihîn, ven nebiyyîne vel mürselîn, ve hasüne ülâike rafîkâ. ...Kalp gayretimi, bir göz açıp kapayıncaya kadar bile olsa, muhabbetinle süslemediğin ve kendisine Senden bir sevgi vermediğin bir yaratığa çevirme. Sırrımın bakışından ödünç perdeleri kaldır ki, ancak Sana dönen ve Sana güvenilen şeye iltifat edeyim. Azmimin gücünü, seçkinlerine, evliyâlarına, mukarreb (yakın) dostlarına, sâlih kullarına, Nebîlere ve Resûllere gönder. Onlar ne güzel arkadaştır!<br />
Sebbitnî Allâhümme alâ mâ yurdîk, ve karribnî mimmen yüvâlîk, vec'al ğâyete hubbî ve buğdî fîk, ve lâ tukarribnî mimmen yü'âdîk, edim aleyye ni'ameke ve birrak, ve lâ tensinî zikrak, ve elhimnî fî külli hâlin şükrak, ve arrifnî kadran ni'ami bi devâmihâ, ve kadral âfiyeti bis timrârihâ. Allah'ım! Beni razı olduğun şey üzere sabit kıl, dost edindiklerine beni yaklaştır, sevgimin ve nefretimin gayesini Senin uğrunda eyle, düşmanlık edenlere beni yaklaştırma. Nimetlerini ve iyiliğini bana daim kıl, zikrini bana unutturma ve her halde şükrünü bana ilham et, nimetlerin kadrini devamıyla ve âfiyetin kadrini sürekliliğiyle bana bildir.<br />
Allâhümme innî es'elükel afve vel âfiyete vel mu'âfâtid dâimete fid dîni ved dünyâ vel âhirah. Allah'ım! Senden af, âfiyet ve dinde, dünyada ve âhirette sürekli mu'âfât (genel esenlik) isterim.<br />
Allâhümmeğzif fî kalbî recâek, vakta' recâî ammen sivâk, hattâ lâ ercû ehaden ğayrak... Allah'ım! Kalbime ümidini at, Senden başkasından olan ümidimi kes, öyle ki Senden başkasından bir şey ümit etmeyeyim...<br />
...Allâhümme ve mâ da'ufet anhü kuvvetî, ve kasura anhü emelî, ve lem tentehi ileyhi rağbetî, ve lem tebluğhü mes'eletî, ve lem yecri alâ lisânî mimmâ a'tayte ehaden minel evvelîne vel âhirîne minel yakîn fe hussanî bihî yâ Rabbel âlemîn. ...Allah'ım! Gücümün yetmediği, ümidimin kısa kaldığı, rağbetimin ulaşmadığı, isteğimin varmadığı ve öncekilerden ve sonrakilerden herhangi birine verdiğin kesin bilgiden (yakîn) dilimden geçmeyen şey her ne ise, onu bana tahsis et ey Âlemlerin Rabbi!<br />
Allâhümme dâkatil hıyel, venkata'al emel, ve batala al amel, lâ melcee ve lâ menâ minke illâ ileyk. Allah'ım! Çareler daraldı, ümit kesildi ve ameller boşa çıktı. Senden başka sığınak ve kurtuluş yoktur, ancak yine Sana!<br />
Yâ müsehheles sa'biş şedîd, ve yâ müleyyine kasvetil hadîd, ve yâ müncizel emreynil va'di vel va'îd, ve yâ men hüve külli yevmin fî şe'nin ve emrin cedîd, ahrıc'nî min halkıl kerbi ved dîkı ilâ evsa'il feraci ve eblecit tarîk, bike edfeu mâ utîku ve mâ lâ utîk, ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm. Ey zorlu ve şiddetli olanı kolaylaştıran! Ey demirin sertliğini yumuşatan! Ey iki işi, va'di ve va'îdi gerçekleştiren! Ey her gün yeni bir iş ve durumda olan! Beni kederin ve darlığın boğazından en geniş ferahlığa ve en aydınlık yola çıkar. Seninle gücümün yettiği ve yetmediği şeyi def ederim. Güç ve kuvvet ancak Yüce ve Azîm olan Allah'ladır.<br />
Allâhümme innî estağfiruke ve etûbu ileyk, ve etevekkelü fî küllil umûri aleyk, estağfiruke minez zenbillezî a'lem, ve minez zenbillezî lâ a'lem, inneke ta'lemü ve ene lâ a'lem, ve ente allâmül ğuyûb, ve ğaffârüz zünûb, ve settârül uyûb, ve keşşâfül kürûb, ve ileykel mesîr. Allah'ım! Senden bağışlanma diler ve Sana tevbe ederim. Bütün işlerde Sana tevekkül ederim. Bildiğim günahtan ve bilmediğim günahtan bağışlanma dilerim. Şüphesiz Sen bilirsin ben bilmem, Sen gaybları çok iyi bilensin, günahları bağışlayansın, ayıpları örtensin, sıkıntıları açansın ve dönüş Sanadır.<br />
... Ya sâhibî inde şiddetî, yâ mûnisî fî vahdetî, yâ hâfızî fî gurbetî, yâ veliyyî fî ni'metî, yâ kâşife kurbetî, yâ sâmi'a da'vetî, yâ râhim'a ıbretî, yâ mukîl'a asratî, yâ ilâhiyel hakîk, yâ rukniyel vesîk, yâ câriyel lasîk, yâ mevlâyes şefîk, yâ rabbel beytil atîk, ahrıc'nî min halkıl madîk, ilâ se'atit tarîk, bi feracin min indike karîbin vesîk, vekşif annî külle şiddetin ve dîk, vekfînî mines sû'i vel ezâ mâ utîku ve mâ lâ utîk. ...Ey şiddetimde sahibim! Ey yalnızlığımda yoldaşım! Ey gurbetimde koruyucum! Ey nimetimde velîm! Ey sıkıntımı açan! Ey duamı işiten! Ey gözyaşıma acıyan! Ey sürçmemi bağışlayan! Ey gerçek ilâhım! Ey sağlam dayanağım! Ey yakın komşum! Ey şefkatli mevlâm! Ey Beyt-i Atîk'in (Kabe'nin) Rabbi! Beni darlığın boğazından yolun genişliğine çıkar. Nezdinden yakın ve sağlam bir ferahlık (kurtuluş) ile. Benden her zorluğu ve darlığı aç ve gücümün yettiği ve yetmediği kötülükten ve eziyetten beni koru.<br />
Allâhümme ferric annî külle hemmin ve ğamm, ve ahrıc'nî min külli huznin ve kerb, yâ fâricel hemm, ve yâ kâşifel ğamm, ve yâ münzilel katr, ve yâ mücîbe da'vetil mudtarr, yâ rahmâned dünyâ vel âhirati ve rahîmehumâ, salli alâ hayratike min halkıke Muhammedinin nebiyyil ümmiyyit tayyibit tâhiriz zekî, ve alâ âlihit (:::)înet tâhirîne ve sellim, ve ferric Allâhümme annî mâ dâka bihî sadrî, ve 'île meahu sabrî, ve kallet fîhi hîletî, ve da'ufet lehû kuvvetî, yâ kâşife külli durrin ve beliyyeh, yâ âlime külli sirrin ve hıfiyyeh, yâ erhamer râhimîn, ve ufevvidu emrî ilallâh, innallâhe basîrun bil ıbâd, ve mâ tevfîkî illâ billâh, aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbül arşil azîm. Allah'ım! Benden her kederi ve üzüntüyü gider, beni her hüzünden ve sıkıntıdan çıkar. Ey kederi gideren! Ey üzüntüyü kaldıran! Ey yağmuru indiren! Ey zor durumda kalanın duasına icabet eden! Ey dünya ve âhiretin Rahmân ve Rahîm'i! Yaratılmışlarının hayırlısı, Ümmî, tertemiz, pâk ve zeki Nebî Muhammed'e ve onun tertemiz ve pâk âline salât ve selâm eyle. Allah'ım! Göğsümün daraldığı, sabrımın tükendiği, çaremin azaldığı, kuvvetimin zayıfladığı şeyi benden gider (ferahlat). Ey her türlü zarar ve belayı açan! Ey her sırrı ve gizliyi bilen! Ey merhametlilerin en merhametlisi! "Ben işimi Allah'a bırakıyorum, şüphesiz Allah kullarını görendir." (Mü'min Sûresi, 44'ten), "Başarım ancak Allah'ın yardımıyladır. O'na tevekkül ettim ve O, büyük Arş'ın Rabbidir." (Hûd Sûresi, 88'den).<br />
Tehassantü bi ızzeti ızzetillâh, ve bi azameti azametillâh, ve bi celâli celâlillâh, ve bi kudreti kudretillâh, ve bi sultâni sultânillâh, ve bi lâ ilâhe illallâh, ve bi mâ cerâ bihil kalemü min indillâh, ve bi lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh, âmentü billâh, hasbiyallâh. Allah'ın izzetinin izzetine, Allah'ın azametinin azametine, Allah'ın celâlinin celâline, Allah'ın kudretinin kudretine, Allah'ın sultanının sultanlığına, Lâ ilâhe illallâh'a, kalem'in Allah katından yazdığı şeye ve Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh'a sığındım. Allah'a iman ettim, Allah bana yeter.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">13. Korumaya Yönelik Son Dualar</span></span><br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
Allâhümme yâ men lâ terâhül uyûn, ve lâ tuhâlituhuz zunûn, ve lâ yasıfuhul vâsıfûn, ve lâ tuğayyiruhül havâdisü, ve lâ yahşed devâir... Allah'ım! Ey kendisini gözlerin görmediği, zannın karışmadığı, vasıflandıranların vasfedemediği, olayların değiştiremediği ve felaketlerden korkmayan (Zat)!<br />
... ya'lemü mesâkîlel cibâl, ve mekâyîle bihar, ve adede katril emtâr, ve adede verakıl eşcâr, ve adede mâ azleme aleyhil leylü ve eşraka aleyhin nehâr, ve lâ yuvârî minhü semâ'un semâ'â, ve lâ ardun ardâ, ve lâ bahrun illâ ya'lemü mâ fî ka'rih, ve lâ cebelün illâ ya'lemü mâ fî va'rih... ...Dağların ağırlığını, denizlerin ölçülerini, yağmur damlalarının sayısını, ağaçların yapraklarının sayısını, üzerinde gece kararan ve gündüz aydınlanan her şeyin sayısını bilen; O'ndan ne bir gök başka bir göğü, ne bir yer başka bir yeri, ne bir deniz dibindekini ve ne de bir dağ yamacındakini gizleyebilir...<br />
... İc'al hayra umrî evâhirahü, ve hayra amelî havâtimahü, ve hayra eyyâmî yevme elkâke fîh, lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm. ...Ömrümün hayırlısını sonları, amelimin hayırlısını bitişi, günlerimin hayırlısını da Sana kavuştuğum gün eyle. Güç ve kuvvet ancak Yüce ve Azîm olan Allah'ladır.<br />
Allâhümmetfî nâra men şebbe lî nârah, vekfînî hemme men edhale aleyye hemmeh, ve edhılnî fî dir'ikel hasîn, vesturnî bi sitrikel vâfî. Allah'ım! Bana ateş yakanın ateşini söndür, bana kederini bulaştıranın kederinden beni koru, beni muhkem zırhına (dir'ine) dâhil et ve beni kusursuz örtünle (sitr-i vâfî) ört.<br />
Allâhümme men âdânî fe âdih, ve men kâdenî fe kidh, ve men beğâ aleyye fe huzh, ve men nasebe lî fahhahü bi helâketin fe ehlikh, Allâhümme men erâdenî bi sû'in fec'al dâiretes sûi aleyh, Allâhümmer-mi nahrâhü fî keydih, ve keyehû fî nahrih, hattâ yezbehâ nefsehû bi yedeyh, ı'tasamtü bike ve lüz'tü bi tûli kudsik. Allah'ım! Bana düşmanlık edene düşmanlık et, bana tuzak kurana tuzak kur, bana zulmedeni yakala, helak için bana tuzak kuranı helak et. Allah'ım! Bana kötülük dileyenin kötülük dairesini kendi üzerine çevir. Allah'ım! Onu tuzağının içine düşür, tuzağını da kendi boynuna at, ta ki kendini kendi elleriyle boğazlasın. Seninle korundum ve Kudsiyetinin yüceliğine sığındım.<br />
Yâ sâbiğan ni'am, ve yâ dâfi'an nikam, ve yâ fâricel kurbi izâd lehem, yâ veliyye men zulim, ve yâ hasîbe men zalem, yâ evvelen bilâ bidâyetin, ve yâ âhıran bilâ nihâyetin, yâ men lehüsmün bilâ künyetin, ic'al lî min emrî feracâ, ve min vehdeti hemmî mahrecâ. Ey nimetleri bol veren! Ey intikamları savan! Ey keder çöktüğü zaman onu gideren! Ey zulme uğrayanın velîsi! Ey zulmedenin hesâbını gören! Ey başlangıcı olmayan Evvel! Ey sonu olmayan Âhır! Ey künyesi olmayan İsim sahibi! İşimi bana ferahlık kıl ve kederimin zorluğundan bir çıkış yolu nasip et.<br />
Yâ Latîfü yâ Latîfü yâ Latîf, ultuf bî bi lutfikel hafiyy, ve eğısnî bi mededikel celiyy, bil kudretilletîsteveyte bihâ alel arş, ve lem ya'lemil arşü müstekarrak. Ey Latîf, Ey Latîf, Ey Latîf! Gizli lütfunla bana lütfet ve aşikâr yardımınla (mededinle) bana imdat eyle. Arşın üzerine yerleştiğin, Arş'ın dahi yerini bilmediği kudretinle (bana yardım et).<br />
Yâ müsebibel esbâb, yâ müfettihal ebvâb, yâ sâmi'al asvât, yâ mücîbed de'avât, yâ kâdıy el hâcât, yâ ğıyâsel müsteğîsîn. Ey sebepleri yaratan! Ey kapıları açan! Ey sesleri işiten! Ey dualara icabet eden! Ey hacetleri yerine getiren! Ey imdat isteyenlerin imdadı!<br />
Allâhümme innî enteziru feracek, ve ergubu lutfek, salli alâ Muhammedin ve âli Muhammedin ve ferric annî valtıf bî ve lâ tekilnî ilâ nefsî ve lâ ilâ ehadin min halkıke tarfetel aynin ve lâ ekalle min zâlik, yâ cebbâres semâvâti vel ard, lâ ilâhe illâ ent. Allah'ım! Senin ferahlığını (kurtuluşunu) bekliyor ve lütfunu arzuluyorum. Muhammed'e ve Âl-i Muhammed'e salât eyle, benden sıkıntıyı gider ve bana lütfet. Beni nefsimin ve mahlûkatından herhangi birinin üzerine bir göz açıp kapayıncaya kadar, hatta ondan daha az bir süre bile olsa bırakma. Ey göklerin ve yerin Cebbarı (güçlü ve zoru uygulayanı)! Senden başka ilâh yoktur.<br />
Lâ ilâhe illâlâhül Hakîmül Kerîm, lâ ilâhe illâllâhür Rahmânür Rahîm, lâ ilâhe illâllâhü Rabbüs semâvâti vel ardı ve rabbül arşil azîm. Allâhümme innî enzelte bike hâcâtî küllihâz zâhirate vel bâtınah, ed dünyeviyyete vel uhraviyyeh. Hakîm (hikmet sahibi), Kerîm (cömert) Allah'tan başka ilâh yoktur. Rahmân, Rahîm Allah'tan başka ilâh yoktur. Göklerin ve yerin Rabbi ve Azîm Arş'ın Rabbi Allah'tan başka ilâh yoktur. Allah'ım! Bütün ihtiyaçlarımı, zâhir ve bâtın, dünyevî ve uhrevî olan her şeyi Sana indirdim.<br />
Ubeydükün fî fenâik, miskînükün bi fenâik, fakîrükün bi fenâik. Kulcağızın kapındadır, miskinin kapındadır, fakirin kapındadır.<br />
Yâ men lâ ya'lemü keyfe hüve illâ hû, ve yâ men lâ yebluğü kudratehû ğayrüh. Ey nasıl olduğunu ancak Kendisinin bildiği! Ey kudretine Kendisinden başkasının ulaşamadığı!<br />
Yâ şâhiden ğayru ğâib, ve yâ karîben ğayru ba'îd, ve yâ ğâliben ğayru mağlûb. Ey kaybolmayan şâhit! Ey uzak olmayan yakın! Ey mağlûp olmayan galip!<br />
Yâ Hayyu yâ Kayyûmü bi havlike ve kuvvetike este'înü ve estecîr, ferhamnî yâ erhamer râhimîn. Ey Hayy (diri), Ey Kayyûm (her şeyi ayakta tutan)! Gücün ve kuvvetinle yardım ister ve himayene sığınırım. Bana merhamet et, ey merhametlilerin en merhametlisi!<br />
Allâhümme rabbes semâvâtis seb'ı ve mâ azallet, ve rabbel eradîne ve mâ ekallet, ve rabbeş şeyâtıyni ve mâ edallet, kün lî câran min şerri halkıke küllihim cemî'an en yufrita aleyye ehadün minhüm ev en yebğî, azze câruk, ve celle senâuk, ve lâ ilâhe ğayruk, lâ ilâhe illâ ent. Allah'ım! Yedi göklerin ve gölgelendirdiği şeylerin Rabbi! Yerlerin ve taşıdığı şeylerin Rabbi! Şeytanların ve saptırdığı şeylerin Rabbi! Onlardan herhangi birinin bana taşkınlık yapmasından veya zulmetmesinden, bütün mahlûkatının şerrine karşı bana bir komşu (koruyucu) ol. Senin komşun azizdir, övgün yücedir, Senden başka ilâh yoktur, Senden başka ilâh yoktur.<br />
Allâhümme bi câhil Hüseyni ve ahîhi ve ceddihî ve ebîhi ve ümmihî ve benîh, ferric annî ve anil müslimîne mâ nahnü fîh. (3 defa okunur.) Allah'ım! Hüseyin'in, kardeşinin, dedesinin, babasının, annesinin ve evlatlarının şanı hürmetine, bizden ve bütün Müslümanlardan içinde bulunduğumuz sıkıntıyı gider. (3 defa okunur.)<br />
14. Nihai Salavât ve Bitiriş Duası (Oldukça Uzun ve Ağır Bir Salavât Metnidir)<br />
Latin Okunuşu Türkçe Anlamı (Meali)<br />
Ve salli Allâhümme ve sellim fî külli lahzatin ve tarfetin ve hareketin ve sekenetin alâ abdike ve nebiyyike ve rasûlike bahril esrâril kudsiyyeh, ve tılasmıl işârâtir ramziyyeh, el mündemiceti fî sahâfil ulûmil ğaybiyyeh... Ve Allah'ım, her an, her göz açıp kapayışta, her hareket ve sükûnda, Kudsî sırların denizi, remzî işaretlerin tılsımı, gaybî ilimlerin sahifelerinde yer alan kulun, nebîn ve rasûlün üzerine salât ve selâm eyle...<br />
... el berkıl evvelil müte'leli'i fî semâil amâil ihâtıyyeti kable bürûzi avâlimil keyân, vel kevkebil esbakıs sâtı'ı fî ebrâcil kudsittamtamiyyeti ve lem tenşakk burdetül vücûdi an sunûfil insân, ve rûhi hâzihil ervâhıl muhteliceti fî âlemi lutfihâ beyne nûrin ve zulmeh, ve şemsil hidâyetil kübrâl müşrikati min hadratil ifâdati ilâ kulûbi hâzihil ümmeh, aylîmil mededil mevâc... ...O ki, varlık âlemleri belirmeden önce, ihâta eden (kuşatan) Amâ (mutlak bilinmezlik) semasında parlayan ilk şimşektir, Kudsî Tımtımî burçlarında parlayan ve varlık perdesi insan çeşitlerinden henüz yarılmamış olan en önceki yıldızdır. O, lütuf âleminde nur ve zulmet arasında çalkalanan bu ruhların ruhudur. O, İfâza (feyiz) makamından bu ümmetin kalplerine doğan en büyük hidayet güneşidir. O, coşan yardım denizidir...<br />
... ve alelmil ilâhiyyis sâtı'ıl burhân, fil bika'ı vel ficâc, âyetillâhil kübrâlletîntavet bi zeyli burdetihâr rûhıyyetil acâibul âyât, ve süllemir rukâyetil ûlâllêtînhattat an ğâyetihâ min zevîs su'ûdi ğâyetül ğâyât, seyyidinâ ve seyyidi külli men lillâhi aleyhi siyâdeh, ma'dinil fadlı vel keremi vel cûdi vel ınâyeti ves se'âdeh, el habîbil a'zam, vel bahri mutamtam, vel kenzil mutalsam, ves sırâtıl akvam, ven nûril asta', vel kameril elma', vel burhânil ekmel, ves seyfil atval, mevcel ılmil ğaybî, ve dacratil mededil ezelî... ...O, yerlerde ve vadilerde burhanı parlayan İlahî ilmin alametidir. O, ruhî (mânevî) perdesinin eteğinde âyetlerin acayiplerinin toplandığı Allah'ın en büyük âyetidir. O, yükselenlerin gayelerin gayesine ulaştığı ilk yükseliş merdivenidir. Efendimiz ve Allah katında bir ululuğu olan herkesin efendisidir. Fazilet, kerem, cömertlik, inâyet ve saadet madenidir. En büyük sevgili (Habîb-i A'zam), coşkun deniz (Bahr-i Mutamtam), tılsımlı hazine (Kenz-i Mutalsam), en doğru yol (Sırât-ı Akvam), en parlak nur, en aydınlık ay, en kâmil burhan, en uzun kılıçtır. Gayb ilminin dalgasıdır, ezelî yardımın coşkusudur...<br />
... bâbullâhıllezî lem tezelil ebvâbü dûnehû mesdûdeh, ve vechul kabûlillezî lem tebrahıl vücûhü mâ lem yüberkı'hâ sattâ'u nûri vesîletihî merdûdeh, hablullâhıllezî men temesseke bihî necâ ve emine ve sellem, ve bâbün necâhıllezî men dehale minhü ilallâhi kubile ve ruhime, seyyidüs sâdât, ve illetüz zerrât, mevlânâ ve nebiyyinâ ve rasûlunâ Muhammedin sallallâhü aleyhi ve sellem... ...O, kendisinden başka bütün kapıların kapalı olduğu Allah'ın kapısıdır. O, yüzleri vesilesinin parlak nuru örtmedikçe reddedilen kabul yüzüdür. O, kimin sarıldığı ise kurtulup emniyette kaldığı ve selâmet bulduğu Allah'ın ipidir. O, kimin girerse Allah'ın kabul edip rahmet ettiği kurtuluş kapısıdır. Efendilerin efendisi, zerrenin illeti, Mevlâmız, Nebimiz ve Resûlümüz Muhammed'e (s.a.v.)...<br />
... ve alâ âlihi ve ashâbihî ve etbâ'ıhî ve eşyâ'ıhî vel âhızîne bi eserihî ven nâhîlîne min bahrıh, ve eğısnâ bihî ve et-hıfnâ bi kurbih, ve ahyînâ ve emitnâ alâ milletehî ve sünnetih, vahtim lenâ ve lil müslimîne bi hayr, vağfir lenâ ve li vâlideynâ ve li furû'ınâ ve usûlinâ ve lil müslimîne vel müslimât vel mu'minîne vel mu'minâti ecme'în, ve selâmün alel mürselîn, vel hamdü lillâhi rabbil âlemîn. ...Ve onun âline, ashâbına, tâbilerine, fırkalarına, eserini takip edenlere ve denizinden içenlere salât ve selâm eyle. Onunla bize imdat eyle, kurbu (yakınlığı) ile bizi şereflendir. Bizi onun milleti ve sünneti üzere yaşat ve öldür. Bizi ve bütün Müslümanları hayırla sonlandır. Bizi, anne babalarımızı, çocuklarımızı, atalarımızı ve bütün Müslüman erkek ve kadınları, Mümin erkek ve kadınları bağışla. Selâm olsun gönderilmiş olanlara. Ve hamd âlemlerin Rabbi olan Allah'adır.</span><br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><br />
موضوع: حزب الفرج للإمام السيد أحمد الرفاعي قدس الله سره    حزب الفرج للإمام السيد أحمد الرفاعي قدس الله سره<br />
حزب الفرج للإمام السيد أحمد الرفاعي قدس الله سره<br />
ومن أوراده رضي الله تعالى عنه: حزب الفرج ، وكان رضي الله تبارك وتعالى عنه يأمر بقراءته وقت السحر ، ويقول: تتنزل من الحضرة على أهله خلعة القبول فلا يُخزونَ بإذن الله تعالى ، وتحضر عند قراءته روحانية سيد الوجود صلى الله عليه وسلم ، وقد بُشّرَ الإمام الرفاعي رضي الله عنه إحدى عشر مرة من جده صلى الله عليه وسلم بأن من داوم على قراءة هذا الحزب لا يُخذل ولا يُخزى ولا يهان .<br />
وهو:<br />
بِسمِ اللّهِ الرَّحْمـَنِ الرَّحِيمِ<br />
( الْحَمْدُ للّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ {2} الرَّحْمـنِ الرَّحِيمِ {3} مَـلِكِ يَوْمِ الدِّينِ {4} إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ {5} اهدِنَــــا الصِّرَاطَ المُستَقِيمَ {6} صِرَاطَ الَّذِينَ أَنعَمتَ عَلَيهِمْ غَيرِ المَغضُوبِ عَلَيهِم ْوَلاَ الضَّالِّينَ {7} ) .<br />
لا إله إلا الله 10 مرات .<br />
الله 10 مرات .<br />
أستغفر الله العظيم 10 مرات .<br />
اللهم صلي على سيدنا محمد وعلى آله وصحبه وسلم 10 مرات .<br />
حسبي الله 7 ، ثم يقرأ:<br />
( الم {1} ذَلِكَ الْكِتَابُ لاَ رَيْبَ فِيهِ هُدًى لِّلْمُتَّقِينَ {2} الَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ وَيُقِيمُونَ الصَّلاةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنفِقُونَ {3} والَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِمَا أُنزِلَ إِلَيْكَ وَمَا أُنزِلَ مِن قَبْلِكَ وَبِالآخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ {4} أُوْلَـئِكَ عَلَى هُدًى مِّن رَّبِّهِمْ وَأُوْلَـئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ {5} )<br />
لا إله إلا الله وحده لا شريك له ، له الملك وله الحمد وهو على كل شيء قدير .<br />
اللهم يا حي يا قيوم ، يا ذا الجلال والإكرام ، أسألك بأسرارك المستودعة في خلقك ، بعزة عرشك ، بقدس نفسك ، بنور وجهك ، بمبلغ علمك ، بغاية قدرك ، ببسط قدرتك ، بحق شكرك ، بمنتهى رحمتك ، بسلطان مشيئتك ، بعظمة ذاتك ، بكل صفاتك ، بجميع أسمائك ، بمكنون سرك ، بجميل سترك ،بجزيل برك ، بكمال منتك ، بفيض جودك ، بقاهر غضبك ، بسابق رحمتك ، بأعداد كلماتك ، بعناية مجدك ، بجليل طَولك ، بتفريد فردانيتك ، بتوحيد وحدانيتك ، بدائم بقائك ، بسرمدية قدسك ، بأزلية ربوبيتك ، بعظيم كبريائك ، بجلالك بجمالك بكمالك ، بإنعامك ، بشامخ أفعالك ، بسيادة ألوهيتك ، بجباريتك ، بحنانيتك ، بمنانيتك ، بعطفك ، بلطفك ، ببرك ، بإحسانك ، بحقك يا رباه يا غوثاه استعينك وأستجديك أن تجعل لي من كل هم وغم وكرب فرجا ، ومن كل بلاء وشدة وضيق مخرجا ، واجعل أوقاتي بك عامرة ، وسريرتي بمحبتك نيرة ، وعيني بشهود آثار لطفك قريرة ، وبصيرتي بلوامع أنوار قربك مستنيرة وبصيرة ، بحق كهيعص ، وحمعسق ، وبحق طه وطس وص ويس والر والم ون وحم وطسم ، وبسر القرآن العظيم ، يا علي يا عظيم ، يا رحمن يا رحيم ، يا بر يا كريم ، يا أول يا قديم .<br />
اللهم يا من لا تنفعك طاعتي ، ولا تضرك معصيتي ، تقبل مني ما لا ينفعك واغفر لي ما لا يضرك .<br />
بسم الله حسبنا الله ، لا حول ولا قوة إلا بالله .<br />
بسم الله الذي لا يضر مع اسمه شيء في الأرض ولا في السماء وهو السميع العليم .<br />
( فَأَوْجَسَ فِي نَفْسِهِ خِيفَةً مُّوسَى {67} قُلْنَا لَا تَخَفْ إِنَّكَ أَنتَ الْأَعْلَى {68} ) .<br />
الله , الله , الله , توكلت على الله . ( وما توفيقي إلا بالله ) .<br />
( اللّهُ لاَ إِلَـهَ إِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ لاَ تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلاَ نَوْمٌ لَّهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الأَرْضِ مَن ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ إِلاَّ بِإِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلاَ يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِّنْ عِلْمِهِ إِلاَّ بِمَا شَاء وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ وَلاَ يَؤُودُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ {255} ) .<br />
يا دائما لا فناء ولا زوال لملكه تداركني بلطفك فإني ضعيف وأنت القوي ، وإني فقير وأنت الغني ، وإني مغلوب وأنت النصير ، وإني عاجز وأنت على كل شيء قدير .<br />
حسبي الله لا إله إلا هو عليه توكلت وهو رب العرش العظيم .<br />
حسبي الله ونعم الوكيل .<br />
اللهم أحسن عاقبتنا في الأمور كلها وأجرنا من خزي الدنيا وعذاب الآخرة .<br />
أعوذ بجلال وجه الله ، وجمال قدس الله ، من شر كل ذي شر ، ومن شر كل دابة هو آخذ بناصيتها .<br />
اللهم إني أسألك السلامة والسعادة ونعم عقبى الدار ، وصحبة الأخيار ، ومودة الأبرار ، والنجاة من النار .<br />
اللهم احرسني بعينك التي لا تنام ، واكنفني بكنفك الذي لا يضام ، وارحمني بقدرتك علي ، لا أهلك وأنت رجائي ، فكم من نعمة أنعمت بها علي قل لك عندها شكري ، وكم من بلية ابتليتني بها قل لك عندها صبري ، فيا من قل عند نعمته شكري فلم يحرمني ، ويا من قل عند بليته صبري فلم يخذلني ، ويا من رآني على الخطايا فلم يفضحني ، أسألك أن تصلي على محمد وعلى آل محمد كما صليت وباركت ورحمت على إبراهيم وعلى آل إبراهيم إنك حميد مجيد ، اللهم أعني على ديني بدنياي ، وعلى آخرتي بتقواي ، واحفظني فيما غبت عنه ، ولا تكلني إلى نفسي فيما حضرت معه ، يا من لا تضره الذنوب ، ولا تُنقصه المغفرة ، هب لي ما لا ينقصك ، واغفر لي ما لا يضرك ، اللهم إني أسألك فرجا قريبا ، وصبرا جميلا ، وأسألك العافية من كل بلية ، وأسألك دوام العافية ، وأسألك الغنى عن الناس ، وأسألك السلامة من كل شر ، ولا حول ولا قوة إلا بالله العلي العظيم .<br />
اللهم فارج الهم ، كاشف الغم ، مجيب دعوة المضطرين ، رحمن الدنيا والآخرة ورحيمهما ، أنت ترحمني فارحمني رحمة تغنني بها عن رحمة من سواك .<br />
اللهم اجعل لي من كل هم يهمني فرجا ومخرجا ، وارزقني من حيث لا أحتسب .<br />
يا سابق الفوت ، ويا سامع الصوت ، ويا كاسي العظام بعد الموت ، صل على محمد وآل محمد ، واجعل لي من أمري فرجا ومخرجا ، إنك تعلم ولا أعلم وتقدر ولا أقدر ، وأنت علام الغيوب .<br />
يا الله , يا الله ، يا رحمن يا رحيم ، يا تواب يا ذا الجلال والإكرام .<br />
يا غياث المستغيثين ، يا مجيب دعاء المضطرين ، وجهت وجهي إليك ، وتوكلت منيبا خالصا عليك ، لا أرفع حاجتي إلا إليك ، خاشعا بين يديك ، صل اللهم حبالي بحبالك ، وألحقني بالصالحين ، وأيدني بجلالك ، واجعلني من عبادك المتقين ، لا تصرف وجهي بحقك إلا إلى جنابك ، ولا تجذب قلبي إلا إلى بابك ، قربني من أحبابك وأهل ولائك ، واحفظني من صحبة ذوي الرد من أعدائك ، حققني بالمعرفة المحمدية ، وحلّني بالصفات المصطفوية ، وأطلق لساني بشكرك ، واستعمل ناطقتي وقلبي بذكرك ، سلام على آل يس .<br />
رب إني مسني الضر وأنت أرحم الراحمين .<br />
لا إله إلا أنت سبحانك إني كنت من الظالمين ، فاستجبنا له ونجيناه من الغم وكذلك ننج المؤمنين ، اللهم إنك تعلم سري وعلانيتي وما نزل بي ولا حول ولا قوة إلا بك يا الله يا علي يا عظيم فرج عني ما أهمني وتول أمري بلطفك ، وتداركني برحمتك وكرمك إنك على كل شيء قدير .<br />
اللهم يا موضع كل شكوى ، ويا سامع كل نجوى ، ويا كاشف كل بلوى ، يا عالم كل خفية ، يا صارف كل بلية ، يا من أغثت إبراهيم صلى الله عليه وسلم ، ويا من نجيت موصى صلى الله عليه وسلم ، يا من رفعت عيسى صلى الله عليه وسلم ، يا من اصطفيت محمدا صلى الله عليه وسلم ، صل اللهم على سيد أنبيائك وأكرم رسلك حبيبك ونبيك ورسولك سيدنا محمد وعلى آله وأصحابه واستجب دعائي ، فإني أدعوك دعاء من اشتدت فاقته ، وضعفت قوته ، وقلت حيلته ، بل أدعوك دعاء الغريب الغريق المضطر الذي يعلم كل العلم أنه لا يكشف عنه ما هو فيه إلا أنت ، يا أرحم الراحمين ارحمني ، يا غياث المستغيثين أغثني ، اكشف عني ما نزل بي من هم ، وادفع عني ما حل بي من غم ، والطف بي يا لطيف يا رحيم .<br />
يا من يملك حوائج السائلين ، ويعلم ضمائر الصامتين ، تداركني بإغاثتك ، يا من لكل مسألة منك سمع حاضر ، وجواب كافل ، ولكل صامت منك علم محيط باطن ، مواعيدك صادقة ، وأياديك فاضلة متواصلة ، ورحمتك واسعة ، افعل بي ما أنت أهله ، ولا تفعل بي ما أنا أهله ، فإنك أهل التقوى وأهل المغفرة .<br />
( شهد الله أنه لا إله إلا هو ) اللهم إني أعوذ بنور قدسك ، وببركة طهارتك وبعظمة جلالك من كل عاهة وآفة وطارق من الجن والإنس إلا طارقا يطرق بخير يا أرحم الراحمين ، اللهم بك ملاذي قبل أن ألوذ ، وبك عياذي قبل أن أعوذ ، يا من ذلت له رقاب الفراعنة ، وخضعت له هامات الجبابرة ، يا من بيده مقاليد السماوات والأرض ، اللهم ذكرك شعاري ودثاري ، وبظلال رحمتك نومي وقراري ، وإليك من كل فادحة فراري ، وبك في كل حادثة انتصاري ، وعليك اعتمادي ، وإلى كرم قدسك استنادي ، أشهد ألا إله إلا أنت ، اضرب علي سرادقات حفظك ، وقني هم ما أكره بحرمتك يا رحمن يا رحيم .<br />
اللهم إني أسألك باسمك الواحد الأحد ، وأدعوك اللهم باسمك الفرد الصمد ، وأتوسل إليك باسمك العطيم الوتر ، الذي ملأ نور قدسه أركان الأكوان كلها إلا ما فرجت عني ما أمسيت فيه وأصبحت فيه حتى لا يخامر خطرات أوهامي غبار الخوف من غيرك ، ولا يمس شراع فكري أثر الرجاء من سواك ، أجرني اللهم من خزيك وعقوبتك ، واحفظني في ليلي ونهاري ، ونومي وقراري ، لا إله إلا أنت تعظيما لوجهك ، وتكريما لسُبحات عرشك ، اصرف اللهم عني شر عبادك ، واجعلني في حفظك وعنايتك وسرادقات أمنك وصيانتك ، وأعد علي عوائد لطفك وكرمك وإحسانك ، سبحانك اللهم وبحمدك ، تقدس اسمك ، وتعالى طولك .<br />
اللهم يا مجلي العظائم من الأمور ، ويا كاشف صعاب الهموم ، ويا مفرج الكرب العظيم ، ويا من إذا أراد شيئا فحبسه أن يقول له كن فيكون ، رباه رباه أحاطت بعبدك الضعيف غوائل الذنوب وأنت المدخر لها ولكل شدة ، لا إله إلا أنت ، الغياث الغياث ، الرحمة الرحمة ، العناية العناية ، صل على عبدك ونبيك سيدنا محمد وآله والطف بي في أموري كلها والمسلمين .<br />
اللهم احفظ أمة سيدنا محمد صلى الله عليه وسلم ، اللهم ارحم أمة سيدنا محمد صلى الله عليه وسلم ، اللهم أصلح أمة سيدنا محمد صلى الله عليه وسلم ، اللهم فرج عن أمة سيدنا محمد صلى الله عليه وسلم .<br />
اللهم لا تجعلني ممن يرجو المخلوقين أو يعول عليهم وإذا أخذت بأزمّة خاطري إلى أحد من خلقك فليكن ممن أحببتهم حتى تكون همتي متوجهة على من أحببت فتندمج غايتها بصفة المحبة التي أفرغتها في ذلك العبد المحبب فإنك الولي لمن تحب ولا تصرف همة خاطري ولو طرفة عين إلى خلق لم تزينه<br />
بمحبتك ، ولم تجعل له منك ودا ، وأزل حجب المستعارات عن لاحظة سري فلا ألتفت إلا إلى ما يؤول إليك ، ويعوَّل عليك ، وابعث عزم عزيمتي إلى اصفيائك وأوليائك وأحبابك المقربين وعبادك الصالحين والنبيين والمرسلين وحسن ألئك رفيقا ، ثبتني الله على ما يرضيك ، وقربني ممن يواليك ، واجعل غاية حبي وبغضي فيك ، ولا تقربني ممن يعاديك ، أدم علي نعمك وبرك ، ولا تنسني ذكرك ، وألهمني في كل حال شكرك ، وعرفني قدر النعم بدوامها ، وقدر العافية باستمرارها .<br />
اللهم إني أسألك العفو والعافية والمعافاة الدائمة في الدين والدنيا والآخرة .<br />
اللهم اقذف في قلبي رجاءك ، واقطع رجائي عمن سواك ، حتى لا أرجو أحدا غيرك ، اللهم وما ضعفت عنه قوتي ، وقصر عنه أملي ، ولم تنته إليه رغبتي ، ولم تبلغه مسألتي ، ولم يجر على لساني مما أعطيت أحدا من الأولين والآخرين من اليقين فخصني به يا رب العالمين ، اللهم ضاقت الحيل ، وانقطع الأمل ، وبطل العمل ، لا ملجأ ومنا منك إلا إليك .<br />
يا مسهل الصعب الشديد ، ويا ملين قسوة الحديد ، ويا منجز الأمرين الوعد والوعيد ، ويا من هو كل يوم في شأن وأمر جديد ، أخرجني من حلق الكرب والضيق إلى أوسع الفرج وأبلج الطريق ، بك أدفع ما أطيق وما لا أطيق ، ولا حول ولا قوة إلا بالله العلي العظيم .<br />
اللهم إني استغفرك وأتوب إليك ، وأتوكل في كل الأمور عليك ، أستغفرك من الذنب الذي اعلم ، ومن الذنب الذي لا أعلم ، إنك تعلم وأنا لا أعلم ، وأنت علام الغيوب ، وغفار الذنوب ، وستار العيوب ، وكشاف الكروب ، وإليك المصير .<br />
اللهم إني أستغفرك من كل ذنب قوى عليه بدني بعافيتك ، أو نالته قدرتي بفضلك ، أو بسطت إليه يدي بسابغ رزقك ، أو اتكلت فيه عند خوفي منه على أمانك ، أو وثقت بحلمك ، أو عولت فيه على كريم عفوك .<br />
اللهم إني استغفرك من كل ذنب خنت فيه أمانتي ، أو بخست فيه نفسي ، أو قدمت فيه لذاتي ، أو آثرت فيه شهواتي ، أو سعيت لغيري ، أو استغويت فيه من تبعني ، أو غلبت فيه بفضل جبلَّتي ، أو أحلت عليك فيه مولاي فلم تقبلني على فعلي ، إذ كنت سبحانك كارها لمعصيتي ، ولكن سبق علمك في اختياري واستعمالي مرادي وإيثاري ، فحلمت علي ولم تدخلني فيه جبرا ، ولم تحملني عليه ممهلا ، ولم تظلمني شيئا ، أنفذت مع اختياري قضاؤك ، أستغفرك يا أرحم الراحمين ، يا صاحبي عند شدتي ، يا مؤنسي في وحدتي ، يا حافظي في غربتي ، يا وليي في نعمتي ، يا كاشف كربتي ، يا سامع دعوتي ، يا راحم عبرتي ، يا مقيل عثرتي ، يا إلهي الحقيق ، يا ركني الوثيق ، يا جاري اللصيق ، يا مولاي الشفيق ، يا رب البيت العتيق ، أخرجني من حلق المضيق ، إلى سعة الطريق ، بفرج من عندك قريب وثيق ، واكشف عني كل شدة وضيق ، واكفني من السوء والأذى ما أطيق وما لا أطيق .<br />
اللهم فرج عني كل هم وغم وأخرجني من كل حزن وكرب ، يا فارج الهم ، ويا كاشف الغم ، ويا منزل القطر ، ويا مجيب دعوة المضطر ، يا رحمن الدنيا والآخرة ورحيمهما ، صل على خيرتك من خلقك محمد النبي الأمي الطيب الطاهر الزكي ، وعلى آله الطيبين الطاهرين وسلم ، وفرج اللهم عني ما ضاق به صدري ، وعيل معه صبري ، وقلت فيه حيلتي ، وضعفت له قوتي ، يا كاشف كل ضر وبلية ، يا عالم كل سر وخفية ، يا أرحم الراحمين ، وأفوض أمري إلى الله إن الله بصير بالعباد ، وما توفيقي إلا بالله ، عليه توكلت وهو رب العرش العظيم .<br />
تحصنت بعزة عزة الله ، وبعظمة عظمة الله ، وبجلال جلال الله ، وبقدرة قدرة الله ، وبسلطان سلطان الله ، وبلا إله إلا الله ، وبما جرى به القلم من عند الله ، وبلا حول ولا قوة إلا بالله ، آمنت بالله ، حسبي الله .<br />
اللهم يا من لا تراه العيون ، ولا تخالطه الظنون ، ولا يصفه الواصفون ، ولا تغيره الحوادث ، ولا يخشى الدوائر ، يعلم مثاقيل الجبال ، ومكاييل البحار ، وعدد قطر الأمطار ، وعدد ورق الأشجار ، وعدد ما أظلم عليه الليل وأشرق عليه النهار ، ولا يواري منه سماء سماء ، ولا ارض أرضا ، ولا بحر إلا يعلم ما في قعره ، ولا جبل إلا يعلم ما في وعره ، اجعل خير عمري أواخره ، وخير عملي خواتمه ، وخير أيامي يوم ألقاك فيه ، لا حول ولا قوة إلا بالله العلي العظيم ، اللهم اطف نار من شب لي ناره ، واكفني هم من أدخل علي همه ، وأدخلني في درعك الحصين ، واسترني بسترك الوافي ، اللهم من عاداني فعاده ، ومن كادني فكده ، ومن بغى علي فخذه ، ومن نصب لي فخه بهلكة فأهلكه ، اللهم من أرادني بسوء فاجعل دائرة السوء عليه ، اللهم ارم نحره في كيده وكيه في نحره حتى يذبح نفسه بيديه ، اعتصمت بك ولذت بطول قدسك .<br />
يا سابغ النعم ، ويا دافع النقم ، ويا فارج الكرب إذا ادلهم ، يا ولي من ظُلم ، ويا حسيب من ظلم ، يا أولا بلا بداية ، ويا آخرا بلا نهاية ، يا من له اسم بلا كنية ، اجعل لي من أمري فرجا ، ومن وهدة همي مخرجا .<br />
يا لطيف يا لطيف يا لطيف الطف بي بلطفك الخفي ، وأغثني بمددك الجلي ، بالقدرة التي استويت بها على العرش ولم يعلم العرش مستقرك .<br />
يا مسبب الأسباب ، يا مفتح الأبواب ، يا سامع الأصوات ، يا مجيب الدعوات ، يا قاضي الحاجات ، يا غياث المستغيثين .<br />
اللهم إني أنتظر فرجك ، وأرقب لطفك ، صل على محمد وآل محمد وفرج عني والطف بي ولا تكلني إلى نفسي ولا إلى أحد من خلقك طرفة عين ولا اقل من ذلك ، يا جبار السموات والأرض ، لا إله إلا أنت .<br />
لا إله إلا اله الحكيم الكريم ، لا إله إلا الله الرحمن الرحيم ، لا إله إلا الله رب السماوات والأرض ورب العرش العظيم ، اللهم إني أنزلت بك حاجاتي كلها الظاهرة والباطنة ، الدنيوية والأخروية .<br />
عُبَيدك في فنائك ، مسكينك بفنائك ، فقيرك بفنائك .<br />
يا من لا يعلم كيف هو إلا هو ، ويا من لا يبلغ قدرته غيره .<br />
يا شاهدا غير غائب ، ويا قريبا غير بعيدن ويا غالبا غير مغلوب .<br />
يا حي يا قيوم بحولك وقوتك أستعين وأستجير فارحمني يا أرحم الراحمين .<br />
اللهم رب السماوات السبع وما أظلت ، ورب الأرضين وما أقلت ، ورب الشياطين وما أضلت ، كن لي جارا من شر خلقك كلهم جميعا أن يفرط علي أحد منهم أو أن يبغي ، عز جارك وجل ثناؤك ، ولا إله غيرك ، لا إله إلا أنت .<br />
اللهم بجاه الحسين وأخيه وجده وأبيه وأمه وبنيه ، فرج عني وعن المسلمين ما نحن فيه ( 3 مرات , كما تلقى جماعة عن سيدنا الشيخ عبد الحكيم عبد الباسط بن سليم عليه الرحمة والرضوان ) .<br />
وصل اللهم وسلم في كل لحظة وطرفة وحركة وسكنة على عبدك ونبيك ورسولك بحر الأسرار القدسية ، وطلسم الإشارات الرمزية ، المندمجة في صحاف العلوم الغيبية ، البرق الأول المتلألئ في سماء العماء الإحاطي قبل بروز عوالم الكيان ، والكوكب الأسبق الساطع في ابراج القدس الطمطمي ولم تنشق بردة الوجود عن صنوف الإنسان ، وروح هذه الأرواح المختلجة في عالم لطفها بين نور وظلمة ، وشمس الهداية الكبرى المشرقة من حضرة الإفاضة إلى قلوب هذه الأمة ، عيلم المدد المواج ، وعلم العلم الإلهي الساطع البرهان ، في البقاع والفجاج ، آية الله الكبرى التي انطوت بذيل بردتها الروحية عجائب الآيات ، وسُلَّم الرقاية الأولى التي انحطت عن غايتها من ذوي الصعود غاية الغايات ، سيدنا وسيد كل من لله عليه سيادة ، معدن الفضل والكرم والجود والعناية والسعادة ، الحبيب الأعظم ، والبحر المطمطم ، والكنز المطلسم ، والصراط الأقوم ، والنور الأسطع ، والقمر الألمع ، والبرهان الأكمل ، والسيف الأطول ، موجة العلم الغيبي ، وضجة المدد الأزلي ، باب الله الذي لم تزل الأبواب دونه مسدودة ، ووجه القبول الذي لم تبرح الوجوه ما لم يبرقعها سطّاع نور وسيلته مردودة ، حبل الله الذي من تمسك به نجا وأمن وسلم ، وباب النجاح الذي من دخل منه إلى الله قبل ورحم ، سيد السادات وعلّة الذرات ، مولانا ونبينا ورسولنا محمد صلى الله عليه وسلم ، وعلى آله وأصحابه وأتباعه وأشياعه والآخذين بأثره والناهلين من بحره ، وأغثنا به وأتحفنا بقربه ، وأحينا وأمتنا على ملته وسنته ، واختم لنا وللمسلمين بخير ، واغفر لنا ولوالدينا ولفروعنا وأصولنا وللمسلمين والمسلمات والمؤمنين والمؤمنات أجمعين ، وسلام على المرسلين ، والحمد لله رب العالمين<br />
</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Salat-ı Münciye - Salatan Tüncina Duası]]></title>
			<link>https://rasitu.de/showthread.php?tid=35182</link>
			<pubDate>Tue, 09 Dec 2025 00:36:56 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://rasitu.de/member.php?action=profile&uid=8">Hamdullah</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://rasitu.de/showthread.php?tid=35182</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Salat-ı Münciye - Salatan Tüncina Duası</span></span><br />
<br />
Salat-ı Münciye (Salaten Tüncina) nasıl okunur? Salat-ı Münciye duasının okunuşu ve anlamı naslldır? Salat-ı Münciye duası ve fazileti.<br />
<br />
Salat-ı münciye (Salaten Tüncina) duasının Arapça yazılışı, okunuşu ve anlamı şu şekildedir:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Arapça Metni:</span></span><br />
</span><br />
<div style="text-align: right;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><br />
اَللّهُمَّ صَلِّ عَلَي مُحَمَّدٍ وَ عَلَي آلِ مُحَمَّدٍ صَلاَةً تُنْجِناَ بِهَا مِنْ جَمِيعِ الاَهوالِ وَ اْلآفاَتِ وَ تَقْضِي لَناَ بِهَا جَمِيعَ الْحَاجَاتِ وَ تُطَهِّرُنَا بِهَا مِنْ جَمِيعِ السَّيِّآتِ وَتَرْفَعُنَا بِهَا عِنْدَكَ اَعْلَي الدَّرَجَاتِ وَ تُبَلِّغُنَا بِهَا اَقْصَي الْغَيَاتِ مِنْ جَمِيعِ الْخَيْرَاتِ فِي الْحَيَاتِوَ بَعْدَ الْمَمَاتِ بِرَحْمَتِكَ يَا اَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ. <br />
حَسْبُنَا اللهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ حَسْبُنَا اللهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ حَسْبُنَا اللهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ  نِعْمَ الْمَوْلَى وَنِعْمَ النَّصِيرُ <br />
 غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَاِلَيْكَ ٱلْمَصِيرُ<br />
</span></span></div>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Türkçe Harflerle Okunuşu </span></span><br />
<br />
"Allâhumme salli alâ Seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli Seyyidina Muhammedin salâten tüncînâ bihâ min-cemî'il-ehvâli vel âfat. Ve takdî lenâ bihâ cemîal hâcât ve tutahhirunâ bihâ min-cemîi's-seyyiât ve terfe'unâ bihâ ındeke a'lâ'd-deracât ve tubelliğunâ bihâ aksâ'l-ğayât min cemiîl-hayrâti fî'l-hayâti ve ba'del-memât birahmetike Yâ erhame'r-rahimîn. Hasbunellahu ve ni'mel vekîl, Hasbunellahu ve ni'mel vekîl, Hasbunellahu ve ni'mel vekîl, ni'mel mevlâ ve ni'me'n-nasîr. Ğufraneke rabbenâ ve ileyke'l-masîr."<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Türkçe Anlamı:</span></span><br />
<br />
"Allah'ım! Efendimiz Muhammed'e (asm) ve onun Ehl-i beytine salât eyle. Bu salâvat o derece değerli olsun ki: Onun hürmetine bizi bütün korku ve belalardan kurtarırsın. Bizim ihtiyaçlarımızı o salâvat hürmetine yerine getirirsin, bizi bütün günahlardan bu salâvat hürmetine temizlesin, o salâvat hürmetine bizi derecelerin en üstüne yüceltirsin, o salâvat hürmetine hayatta ve öldükten sonra düşünülebilecek bütün hayırlar konusunda gayelerin en sonuna kadar ulaştırırsın. Ey merhametlilerin merhametlisi, bize bunları merhametinle nasip eyle. Allah Tealâ bize kafidir ve ne iyi bir dost, ne iyi bir vekildir. Allah Tealâ bize kafidir ve ne iyi bir dost, ne iyi bir vekildir. Allah Tealâ bize kafidir ve ne iyi bir dost, ne iyi bir vekildir. Ey Rabbimiz, senin mağfiretini dileriz, dönüş yalnız sanadır."<br />
<br />
Farz namazından sonra dua etmek bidat değil, sünnettir.<br />
<br />
Nitekim, Ebu Davud, Nesaî ve Tirmizî’in rivayet ettiği bir hadiste peygamberimiz(a.s.m) şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
    “Biriniz namazı kıldıktan sonra, Allah’a hamdu sena etsin, sonra Peygamber’e salavat getirsin, ondan sonra dilediği dualar yapsın.” (bk. Neylu’l-Evtar, 2/577)<br />
<br />
<br />
Bazı yerlerde, "Hasbunellahu ve ni'mel vekîl, ni'mel mevlâ ve ni'me'n-nasîr. Ğufraneke rabbenâ ve ileyke'l-masîr." kısmının olmadığını da belirtelim. Ancak bu kısmın söylenmesi de çok faydalıdır.<br />
<br />
Bu Salâvat-ı Şerifenin büyük önemi ve sevabı vardır. Sürekli bu salavata devam edenin, belalardan emin, gelecek musibetlere perde, arzularının kolay, rızkının da bereketli olacağı ümit edilir.<br />
<br />
Dua esnasında eller (duanın seması sayılan) yukarıya açık olarak (ayrı) şekilde tutulur. İki elin avuç içi terazinin iki gözü gibi muvazeneli şekilde göğüs hizasında, semadan gelecek Rahmet-i İlâhiyye’ye açık bekler.<br />
<br />
Ancak, bazı zamanlarda bu iki elin yanyana birleşip, bitişik şekilde tutulması da sünnete aykırı değildir. Resûl-i Ekrem (asm) Hazretleri her iki halde de dua yapmıştır. Lâkin çoğu defa ellerini ayrı şekilde tuttuğu anlaşılmaktadır.<br />
<br />
Nitekim Şafiî mezhebinde duanın korku mânâsına gelen cümlelerinde ellerin içinin yere çevrilip aşağıya tutulduğu gibi. Hanefi’de ise avuç içinin aşağıya çevrilmesi sadece yağmur duasında meşru kılınmış, diğerlerine şâmil olmamıştır.<br />
<br />
Şafilerin dua ederken musibetten sakınmak için ellerini aşağıya çevirmeleri bazı hadislere dayanmaktadır ki sünnettir. Bu hadislerden birisi şöyledir:<br />
<br />
    “Peygamber Efendimiz Aleyhissalatü vesselam, Allah’tan bir şeyin olmasını istediği zaman ellerinin içini yukarıya çevirirdi. Ancak bir şeyden sakınacağı zaman ise ellerinin içini aşağıya çevirirdi.” (Bu konuyla ilgili hadisler için bk. Müsned, Ahmed b. Hanbel IV/56; Mecmau’z- Zevaid, X/168; Cemu’l-Fevaid, II/618; el-Fethu’l-Kebir, II/357)<br />
<br />
Bu nedenle ellerini dua ederken aşağıya çevirenler, bu hadislere göre amel etmiştir. Hanefiler ise bu konuda Şafileri taklit etmiş oluyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Konuyla İlgili Bir Hatıra:</span></span><br />
<br />
Bu konuda İbni Fakihani "Fecri Münir" isimli kitabında özetle şu olayı nakleder:<br />
<br />
    Maneviyat büyüklerinden Ebu Musa, fırtınalı bir havada gemide imiş. Müthiş bir fırtına gemiyi batırmaya ramak kaldığı sırada Peygamber Efendimize iltica etmiş:<br />
<br />
    Ya Resulallah, gemimiz batacak, içindeki bunca masumlar suya gark olup ölecekler. Lütfen bize bir kurtuluş çaresi göster!..<br />
<br />
    O sırada kulağına şöyle bir hitap vaki olmuş: Ey Ebu Musa! Tüncina duasını okuyun! Yani, kurtaran duayı okuyun, kurtaran duayı...<br />
<br />
    Demiş ki: Ya Resulallah, bu Tüncina duası hangisidir, biz bilmiyoruz?<br />
<br />
    Efendimiz (asm) bugün namazlardan sonra okumakta olduğunuz (Salaten Tüncina)'yı okumuş, bunu okuyun, diye tenbih buyurmuş. <br />
<br />
    Gemideki yolcular hep birlikte bunu Ebu Musa'dan öğrenip okumuşlar, fırtına dinmiş, sağ salim karaya ayak basmışlar.<br />
<br />
Bu duanın bu gibi özelliklerinden doalayıdır ki bizim de hudutlarımızda düşman tehlikesi belirince, eli silah tutan askerlerimiz hudut boylarına gidip maddi silahıyla karşı koyarken, içerde seccadesi başındaki müminler de hep bu kurtaran duayı okumuşlardır. Maddi silah yanında manevi silahla da düşmanı sınırlarımızdan kovmuşlardır.<br />
<br />
Bu konuyu Ehl-i sünnet mecmuasında yazan merhum Zapsu, bir teklifte bulunmuş ve demiştir ki: Harpte sınırlarımızda beliren düşman tehlikesini önlemek için camilerimizde diyanet tarafından okunması istenen (Salaten Tüncana)'yı artık bırakmalıyız. Zira tehlike geçmiştir. Yarın Allah korusun bir tehlike daha söz konusu olursa o zaman neyi okuyacağız.<br />
<br />
Faslı Davut Efendinin yazdığı "Delailü'l-Hayrat"ta da geçen bu salavatı şerife için Bediüzzaman Hz. "Bir çok aktabların okumakta titizlik gösterdiği salavat." diye bahseder.<br />
<br />
Bu salavatı şerife ilham ile yazılmıştır. Ne okuyana ne de okumayana bir ısrar olmamalıdır. Okunursa sevabı var, okunmazsa günahı yoktur. Ben şahsen okurum, okunmasını da isabetli bulurum. İsmi üstünde kurtaran salavat.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Salât-ı münciye duasının dinî dayanağı var mıdır?</span></span><br />
<br />
“Salât-ı münciye”, “Salât-ı tefrîciye” duaları, Hz. Peygamberden (s.a.s.) nakledilen dualardan değildir. Bunlar, Kur’an-ı Kerim’in, Hz. Peygambere (s.a.s.) salât-ü selâm getirmeyi emreden âyetine istinaden asr-ı saâdetten çok sonraları tanzim edilmiş salât-ü selâm türü dualardır.<br />
<br />
Dualar Allah’a arz edilmeden önce, Allah’a hamd-ü senâ ve Peygamberine de salât-ü selâm getirilmelidir. Resûlullah (s.a.s.), dua eden bir adamın, dua sırasında kendisine salât ve selam okumadığını görmüş ve “Bu kimse acele etti.” buyurmuş, sonra adamı çağırıp “Biriniz dua ederken, Allah Teâla’ya hamd-ü senâ ederek başlasın, sonra O’nun Peygamberine salât okusun, sonra da dilediğini istesin.” (Ebû Dâvûd, Vitr, 23) buyurmuştur.<br />
<br />
Salavât, Hz. Peygamber (s.a.s.) için okunan ve Allah’ın rahmet ve selâmının onun üzerine olması dileğini ifade eden dualara denir. Salavât duaları genellikle “Allahümme salli...” lafızlarıyla başlar. Söz konusu duaların da bu lafızlarla başladığı ve bu dualarda Hz. Peygambere salât-ü selam getirerek dünyevî ve uhrevî birtakım hacetlerin arz edildiği bilinmektedir. Buna göre belli sayılarda okumanın dinî bir gereklilik olduğu inancına kapılmaksızın ve namazların arkasından okunması alışkanlık hâline getirilmeksizin bu salavât/dualar her zaman okunabilir. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Salat-ı Münciye Duası Ne Zaman Okunmalıdır?</span></span><br />
<br />
Salat-ı Münciye farz olan namazların sonunda tesbihat yaparken okunabilir. Oldukça faziletli olan bu dua sadece namazlardan sonra değil gün içerisinde de okunabilir. Ayrıca kişinin bir haceti olduğunda ve ya sıkıntıya düştüğünde de okunabilir. Namazlardan sonra okunması konusunda bid’at olduğuna dair görüşler varsa da tesbihattan sonra okunması halinde bid’at olmayacaktır. Salat-ı Münciye duası okunurken eller yukarı doğru açılıp dua edilebilir. Ayrıca herhangi bir savaş anında ve ya düşmanla karşılaşınca da okunabilir. Günlük zikirler arasında da okunabilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Salat-ı Münciye Duasının Faziletleri</span></span><br />
<br />
Salaten Tüncina'nın fazileti hakkında birçok hadis rivayet edilmiştir. Bu hadislerden bazıları şöyledir:<br />
<br />
Hz. Enes (r.a.) şöyle dedi: "Kim her sabah ve akşam Salaten Tüncina'yı okursa, Allah onu bütün korku ve afetlerden korur." (Tirmizî, Deavât, 152)<br />
<br />
Hz. Ebu Hureyre (r.a.) şöyle dedi: "Kim her gün Salaten Tüncina'yı okursa, Allah onu 70 bin melek ile korur." (İbn Asâkir, Târîhu Medîneti Dımaşk, 44/352)<br />
<br />
Hz. Abdullah ibni Abbas (r.a.) şöyle dedi: "Kim her namazdan sonra Salaten Tüncina'yı okursa, Allah ona cennette bir köşk verir." (İbn Asâkir, Târîhu Medîneti Dımaşk, 44/352)<br />
<br />
    Bu duayı okumak büyük sevaplara nail olmayı sağlar. Çünkü içerisindeki anlamlar büyük sırlar içerir.<br />
    Sıkıntılı anında Salat-ı Münciye duası okuyan kişinin sıkıntısı gider. Rabbine karşı yönelen bir kul olmasını sağlar.<br />
    Salat-ı Münciye duası okuyan kişiyi Allahu Teâlâ belalara karşı korur. Gün içerisindeki diğer sıkıntılardan da bertaraf olmuş olur.<br />
    Salat-ı Münciye duası okumak bereketin artmasını da sağlayacağı gibi Peygamberimiz (s.a.v.)’e salatü selam olmasından dolayı da okuyan kula salavat sevabı yazılmasını sağlar.<br />
    Kurtarıcı dua olarak da bilinen Salat-ı Münciye okuyan kişiyi düşmanlarından korur.<br />
    Allahu Teâla’dan herhangi bir sıkıntısı için yardım isteyecek olan kulların 2 rekât namaz kıldıktan sonra okuyabildiği kadar bu duayı okuması arkasından da dilediği şeyi söylemesi duanın kabul olmasını sağlayacaktır.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Selam ve dua ile...</span></span><br />
</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Salat-ı Münciye - Salatan Tüncina Duası</span></span><br />
<br />
Salat-ı Münciye (Salaten Tüncina) nasıl okunur? Salat-ı Münciye duasının okunuşu ve anlamı naslldır? Salat-ı Münciye duası ve fazileti.<br />
<br />
Salat-ı münciye (Salaten Tüncina) duasının Arapça yazılışı, okunuşu ve anlamı şu şekildedir:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Arapça Metni:</span></span><br />
</span><br />
<div style="text-align: right;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><br />
اَللّهُمَّ صَلِّ عَلَي مُحَمَّدٍ وَ عَلَي آلِ مُحَمَّدٍ صَلاَةً تُنْجِناَ بِهَا مِنْ جَمِيعِ الاَهوالِ وَ اْلآفاَتِ وَ تَقْضِي لَناَ بِهَا جَمِيعَ الْحَاجَاتِ وَ تُطَهِّرُنَا بِهَا مِنْ جَمِيعِ السَّيِّآتِ وَتَرْفَعُنَا بِهَا عِنْدَكَ اَعْلَي الدَّرَجَاتِ وَ تُبَلِّغُنَا بِهَا اَقْصَي الْغَيَاتِ مِنْ جَمِيعِ الْخَيْرَاتِ فِي الْحَيَاتِوَ بَعْدَ الْمَمَاتِ بِرَحْمَتِكَ يَا اَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ. <br />
حَسْبُنَا اللهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ حَسْبُنَا اللهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ حَسْبُنَا اللهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ  نِعْمَ الْمَوْلَى وَنِعْمَ النَّصِيرُ <br />
 غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَاِلَيْكَ ٱلْمَصِيرُ<br />
</span></span></div>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Türkçe Harflerle Okunuşu </span></span><br />
<br />
"Allâhumme salli alâ Seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli Seyyidina Muhammedin salâten tüncînâ bihâ min-cemî'il-ehvâli vel âfat. Ve takdî lenâ bihâ cemîal hâcât ve tutahhirunâ bihâ min-cemîi's-seyyiât ve terfe'unâ bihâ ındeke a'lâ'd-deracât ve tubelliğunâ bihâ aksâ'l-ğayât min cemiîl-hayrâti fî'l-hayâti ve ba'del-memât birahmetike Yâ erhame'r-rahimîn. Hasbunellahu ve ni'mel vekîl, Hasbunellahu ve ni'mel vekîl, Hasbunellahu ve ni'mel vekîl, ni'mel mevlâ ve ni'me'n-nasîr. Ğufraneke rabbenâ ve ileyke'l-masîr."<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Türkçe Anlamı:</span></span><br />
<br />
"Allah'ım! Efendimiz Muhammed'e (asm) ve onun Ehl-i beytine salât eyle. Bu salâvat o derece değerli olsun ki: Onun hürmetine bizi bütün korku ve belalardan kurtarırsın. Bizim ihtiyaçlarımızı o salâvat hürmetine yerine getirirsin, bizi bütün günahlardan bu salâvat hürmetine temizlesin, o salâvat hürmetine bizi derecelerin en üstüne yüceltirsin, o salâvat hürmetine hayatta ve öldükten sonra düşünülebilecek bütün hayırlar konusunda gayelerin en sonuna kadar ulaştırırsın. Ey merhametlilerin merhametlisi, bize bunları merhametinle nasip eyle. Allah Tealâ bize kafidir ve ne iyi bir dost, ne iyi bir vekildir. Allah Tealâ bize kafidir ve ne iyi bir dost, ne iyi bir vekildir. Allah Tealâ bize kafidir ve ne iyi bir dost, ne iyi bir vekildir. Ey Rabbimiz, senin mağfiretini dileriz, dönüş yalnız sanadır."<br />
<br />
Farz namazından sonra dua etmek bidat değil, sünnettir.<br />
<br />
Nitekim, Ebu Davud, Nesaî ve Tirmizî’in rivayet ettiği bir hadiste peygamberimiz(a.s.m) şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
    “Biriniz namazı kıldıktan sonra, Allah’a hamdu sena etsin, sonra Peygamber’e salavat getirsin, ondan sonra dilediği dualar yapsın.” (bk. Neylu’l-Evtar, 2/577)<br />
<br />
<br />
Bazı yerlerde, "Hasbunellahu ve ni'mel vekîl, ni'mel mevlâ ve ni'me'n-nasîr. Ğufraneke rabbenâ ve ileyke'l-masîr." kısmının olmadığını da belirtelim. Ancak bu kısmın söylenmesi de çok faydalıdır.<br />
<br />
Bu Salâvat-ı Şerifenin büyük önemi ve sevabı vardır. Sürekli bu salavata devam edenin, belalardan emin, gelecek musibetlere perde, arzularının kolay, rızkının da bereketli olacağı ümit edilir.<br />
<br />
Dua esnasında eller (duanın seması sayılan) yukarıya açık olarak (ayrı) şekilde tutulur. İki elin avuç içi terazinin iki gözü gibi muvazeneli şekilde göğüs hizasında, semadan gelecek Rahmet-i İlâhiyye’ye açık bekler.<br />
<br />
Ancak, bazı zamanlarda bu iki elin yanyana birleşip, bitişik şekilde tutulması da sünnete aykırı değildir. Resûl-i Ekrem (asm) Hazretleri her iki halde de dua yapmıştır. Lâkin çoğu defa ellerini ayrı şekilde tuttuğu anlaşılmaktadır.<br />
<br />
Nitekim Şafiî mezhebinde duanın korku mânâsına gelen cümlelerinde ellerin içinin yere çevrilip aşağıya tutulduğu gibi. Hanefi’de ise avuç içinin aşağıya çevrilmesi sadece yağmur duasında meşru kılınmış, diğerlerine şâmil olmamıştır.<br />
<br />
Şafilerin dua ederken musibetten sakınmak için ellerini aşağıya çevirmeleri bazı hadislere dayanmaktadır ki sünnettir. Bu hadislerden birisi şöyledir:<br />
<br />
    “Peygamber Efendimiz Aleyhissalatü vesselam, Allah’tan bir şeyin olmasını istediği zaman ellerinin içini yukarıya çevirirdi. Ancak bir şeyden sakınacağı zaman ise ellerinin içini aşağıya çevirirdi.” (Bu konuyla ilgili hadisler için bk. Müsned, Ahmed b. Hanbel IV/56; Mecmau’z- Zevaid, X/168; Cemu’l-Fevaid, II/618; el-Fethu’l-Kebir, II/357)<br />
<br />
Bu nedenle ellerini dua ederken aşağıya çevirenler, bu hadislere göre amel etmiştir. Hanefiler ise bu konuda Şafileri taklit etmiş oluyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Konuyla İlgili Bir Hatıra:</span></span><br />
<br />
Bu konuda İbni Fakihani "Fecri Münir" isimli kitabında özetle şu olayı nakleder:<br />
<br />
    Maneviyat büyüklerinden Ebu Musa, fırtınalı bir havada gemide imiş. Müthiş bir fırtına gemiyi batırmaya ramak kaldığı sırada Peygamber Efendimize iltica etmiş:<br />
<br />
    Ya Resulallah, gemimiz batacak, içindeki bunca masumlar suya gark olup ölecekler. Lütfen bize bir kurtuluş çaresi göster!..<br />
<br />
    O sırada kulağına şöyle bir hitap vaki olmuş: Ey Ebu Musa! Tüncina duasını okuyun! Yani, kurtaran duayı okuyun, kurtaran duayı...<br />
<br />
    Demiş ki: Ya Resulallah, bu Tüncina duası hangisidir, biz bilmiyoruz?<br />
<br />
    Efendimiz (asm) bugün namazlardan sonra okumakta olduğunuz (Salaten Tüncina)'yı okumuş, bunu okuyun, diye tenbih buyurmuş. <br />
<br />
    Gemideki yolcular hep birlikte bunu Ebu Musa'dan öğrenip okumuşlar, fırtına dinmiş, sağ salim karaya ayak basmışlar.<br />
<br />
Bu duanın bu gibi özelliklerinden doalayıdır ki bizim de hudutlarımızda düşman tehlikesi belirince, eli silah tutan askerlerimiz hudut boylarına gidip maddi silahıyla karşı koyarken, içerde seccadesi başındaki müminler de hep bu kurtaran duayı okumuşlardır. Maddi silah yanında manevi silahla da düşmanı sınırlarımızdan kovmuşlardır.<br />
<br />
Bu konuyu Ehl-i sünnet mecmuasında yazan merhum Zapsu, bir teklifte bulunmuş ve demiştir ki: Harpte sınırlarımızda beliren düşman tehlikesini önlemek için camilerimizde diyanet tarafından okunması istenen (Salaten Tüncana)'yı artık bırakmalıyız. Zira tehlike geçmiştir. Yarın Allah korusun bir tehlike daha söz konusu olursa o zaman neyi okuyacağız.<br />
<br />
Faslı Davut Efendinin yazdığı "Delailü'l-Hayrat"ta da geçen bu salavatı şerife için Bediüzzaman Hz. "Bir çok aktabların okumakta titizlik gösterdiği salavat." diye bahseder.<br />
<br />
Bu salavatı şerife ilham ile yazılmıştır. Ne okuyana ne de okumayana bir ısrar olmamalıdır. Okunursa sevabı var, okunmazsa günahı yoktur. Ben şahsen okurum, okunmasını da isabetli bulurum. İsmi üstünde kurtaran salavat.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Salât-ı münciye duasının dinî dayanağı var mıdır?</span></span><br />
<br />
“Salât-ı münciye”, “Salât-ı tefrîciye” duaları, Hz. Peygamberden (s.a.s.) nakledilen dualardan değildir. Bunlar, Kur’an-ı Kerim’in, Hz. Peygambere (s.a.s.) salât-ü selâm getirmeyi emreden âyetine istinaden asr-ı saâdetten çok sonraları tanzim edilmiş salât-ü selâm türü dualardır.<br />
<br />
Dualar Allah’a arz edilmeden önce, Allah’a hamd-ü senâ ve Peygamberine de salât-ü selâm getirilmelidir. Resûlullah (s.a.s.), dua eden bir adamın, dua sırasında kendisine salât ve selam okumadığını görmüş ve “Bu kimse acele etti.” buyurmuş, sonra adamı çağırıp “Biriniz dua ederken, Allah Teâla’ya hamd-ü senâ ederek başlasın, sonra O’nun Peygamberine salât okusun, sonra da dilediğini istesin.” (Ebû Dâvûd, Vitr, 23) buyurmuştur.<br />
<br />
Salavât, Hz. Peygamber (s.a.s.) için okunan ve Allah’ın rahmet ve selâmının onun üzerine olması dileğini ifade eden dualara denir. Salavât duaları genellikle “Allahümme salli...” lafızlarıyla başlar. Söz konusu duaların da bu lafızlarla başladığı ve bu dualarda Hz. Peygambere salât-ü selam getirerek dünyevî ve uhrevî birtakım hacetlerin arz edildiği bilinmektedir. Buna göre belli sayılarda okumanın dinî bir gereklilik olduğu inancına kapılmaksızın ve namazların arkasından okunması alışkanlık hâline getirilmeksizin bu salavât/dualar her zaman okunabilir. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Salat-ı Münciye Duası Ne Zaman Okunmalıdır?</span></span><br />
<br />
Salat-ı Münciye farz olan namazların sonunda tesbihat yaparken okunabilir. Oldukça faziletli olan bu dua sadece namazlardan sonra değil gün içerisinde de okunabilir. Ayrıca kişinin bir haceti olduğunda ve ya sıkıntıya düştüğünde de okunabilir. Namazlardan sonra okunması konusunda bid’at olduğuna dair görüşler varsa da tesbihattan sonra okunması halinde bid’at olmayacaktır. Salat-ı Münciye duası okunurken eller yukarı doğru açılıp dua edilebilir. Ayrıca herhangi bir savaş anında ve ya düşmanla karşılaşınca da okunabilir. Günlük zikirler arasında da okunabilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Salat-ı Münciye Duasının Faziletleri</span></span><br />
<br />
Salaten Tüncina'nın fazileti hakkında birçok hadis rivayet edilmiştir. Bu hadislerden bazıları şöyledir:<br />
<br />
Hz. Enes (r.a.) şöyle dedi: "Kim her sabah ve akşam Salaten Tüncina'yı okursa, Allah onu bütün korku ve afetlerden korur." (Tirmizî, Deavât, 152)<br />
<br />
Hz. Ebu Hureyre (r.a.) şöyle dedi: "Kim her gün Salaten Tüncina'yı okursa, Allah onu 70 bin melek ile korur." (İbn Asâkir, Târîhu Medîneti Dımaşk, 44/352)<br />
<br />
Hz. Abdullah ibni Abbas (r.a.) şöyle dedi: "Kim her namazdan sonra Salaten Tüncina'yı okursa, Allah ona cennette bir köşk verir." (İbn Asâkir, Târîhu Medîneti Dımaşk, 44/352)<br />
<br />
    Bu duayı okumak büyük sevaplara nail olmayı sağlar. Çünkü içerisindeki anlamlar büyük sırlar içerir.<br />
    Sıkıntılı anında Salat-ı Münciye duası okuyan kişinin sıkıntısı gider. Rabbine karşı yönelen bir kul olmasını sağlar.<br />
    Salat-ı Münciye duası okuyan kişiyi Allahu Teâlâ belalara karşı korur. Gün içerisindeki diğer sıkıntılardan da bertaraf olmuş olur.<br />
    Salat-ı Münciye duası okumak bereketin artmasını da sağlayacağı gibi Peygamberimiz (s.a.v.)’e salatü selam olmasından dolayı da okuyan kula salavat sevabı yazılmasını sağlar.<br />
    Kurtarıcı dua olarak da bilinen Salat-ı Münciye okuyan kişiyi düşmanlarından korur.<br />
    Allahu Teâla’dan herhangi bir sıkıntısı için yardım isteyecek olan kulların 2 rekât namaz kıldıktan sonra okuyabildiği kadar bu duayı okuması arkasından da dilediği şeyi söylemesi duanın kabul olmasını sağlayacaktır.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Selam ve dua ile...</span></span><br />
</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Salât-ı Tefriciye]]></title>
			<link>https://rasitu.de/showthread.php?tid=35180</link>
			<pubDate>Mon, 08 Dec 2025 16:09:45 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://rasitu.de/member.php?action=profile&uid=8">Hamdullah</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://rasitu.de/showthread.php?tid=35180</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Salât-ı Tefriciye</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Arapça Metni:</span></span></span><br />
<div style="text-align: right;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ صَلٰاةً كَامِلَةً وَسَلِّمْ سَلَامًا تَامًّا عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ الَّذ۪ي تَنْحَلُّ بِهِ الْعُقَدُ وَتَنْفَرِجُ بِهِ الْكُرَبُ وَتُقْضٰى بِهِ الْحَوَائِجُ وَتُنَالُ بِهِ الرَّغَائِبُ وَحُسْنُ الْخَوَاتِمِ وَيُسْتَسْقَى الْغَمَامُ بِوَجْهِهِ الْكَر۪يمِ وَعَلٰى اٰلِه۪ وَصَحْبِه۪ ف۪ي كُلِّ لَمْحَةٍ وَنَفَسٍ بِعَدَدِ كُلِّ مَعْلُومٍ لَكَ<br />
</span></span></div>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Türkçe Harflerle Okunuşu (En Yaygın Versiyon):</span></span><br />
<br />
"Allâhumme salli salâten kâmileten ve sellim selâmen tâmmen alâ Seyyidinâ Muhammedinillezî tenhallü bihil’ukadü ve tenfericu bihil’kürebü ve tukdâ bihil’havâicu ve tünâlü bihir’reğâibü ve husnül’havâtimi ve yustaskal’ğamâmu bi vechihil’kerîmi ve alâ âlihî ve sahbihî fî külli lemhatin ve nefesin bi adedi külli ma’lûmin lek."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Türkçe Anlamı:</span></span><br />
<br />
"Allah'ım! Efendimiz Muhammed’e (s.a.v.) -ki bereketiyle düğümler (sıkıntılar) çözülür, gamlar-kederler açılır, ihtiyaçlar giderilir, arzulara ulaşılır, güzel sonuçlar (hüsn-ü hâtime) elde edilir ve O'nun Kerîm yüzü suyu hürmetine bulutlardan yağmur istenilir- ve O’nun âline ve ashabına, senin bildiğin her şeyin sayısınca, her göz açıp kapama ve her nefes alıp verme anında, tam ve kusursuz bir rahmet ve esenlik gönder."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Önemli Notlar ve Faziletleri:</span></span><br />
<br />
    "Salât-ı Tefriciye" ismi, "tefric" yani "açmak, ferahlatmak, kederi dağıtmak" kelimesinden gelir. Bu nedenle bilhassa büyük sıkıntı, darlık, borç, hastalık ve içinden çıkılamaz meselelerin halli için okunması tavsiye edilir.<br />
<br />
    Faziletleriyle ilgili olarak, büyük velilerden Ahmed Ziyâüddîn Gümüşhânevî (k.s.) gibi âlimlerin bu salavatın özellikle 4444 kere veya belirli sayılarla okunmasını tavsiye ettiği rivayet edilir.<br />
<br />
    "Ukad" (düğümler) ve "küreb" (kederler) ifadeleri, duanın özünü ve amacını doğrudan ortaya koyar.<br />
<br />
    Okurken ihlasla, Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) olan sevgi ve bağlılıkla ve Allah’tan yardım niyaz ederek okumak esastır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4444 KEZ TEFRİCİYE OKUMANIN FAZİLETLERİ</span></span><br />
<br />
Salat-ı Tefriciye duası bir hayli ünlü olan bir salattır. Salat-ı Tefriciye duası, ihlas ile birlikte okunmaya devam edildiği durumda okuyan bireyde dilediklerinin gerçekleşmesi, yaşamında meydana gelen sorunların ortadan kalkması, başlarına gelebilen zorluklar, hastalıklar mevcut olduğunda oldukça fazla etkili olduğu bilinmektedir.<br />
<br />
Bununla beraber İmam Kurtubi’nin dediğine göre Salat-ı Tefriciye 100 kez veya 41 kez okumaya devam edilmesi halinde bireyin zaman geçtikçe problemlerinin giderildiğini, işlerinin oldukça kolaylaştığını, içinin nurla dolduğunu, rızkının bir hayli bollaştığını, itibarının da arttığını belirtmiştir. Birey eğer dilediklerinin çabuk gerçekleşmesini istiyor ise Salat-ı Tefriciye duasını okunması gerekmektedir.<br />
<br />
Kurtubi önemli olan ya da hayırlı olan bir işin gerçekleşebilmesi ya da belaların def edilebilmesi için Salat-ı Tefriciye 4444 kez okunmalı demiştir. Salat-ı Tefriciye duasını okuyacak kadar zamanı bulunmayan kişiler 5, 3, 7, 21, 41 veya 11 kez okuyabilmektedir. Okunan sayıya göre faziletleri bulunmaktadır. Özellikle çağımızda bir ameliyata girecek olan kişi veya bir sınava girecek olan öğrenciler için okunmaktadır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SALAT-I TEFRİCİYE DUASININ KAYNAĞI NEDİR? (DİYANET)</span></span><br />
<br />
“Salât-ı münciye”, “Salât-ı tefrîciye” duaları, Hz. Peygamberden (s.a.s.) nakledilen dualardan değildir. Bunlar, Kur’an-ı Kerim’in, Hz. Peygambere (s.a.s.) salât-ü selâm getirmeyi emreden âyetine istinaden asr-ı saâdetten çok sonraları tanzim edilmiş salât-ü selâm türü dualardır.<br />
<br />
Dualar Allah’a arz edilmeden önce, Allah’a hamd-ü senâ ve Peygamberine de salât-ü selâm getirilmelidir. Resûlullah (s.a.s.), dua eden bir adamın, dua sırasında kendisine salât ve selam okumadığını görmüş ve “Bu kimse acele etti.” buyurmuş, sonra adamı çağırıp “Biriniz dua ederken, Allah Teâla’ya hamd-ü senâ ederek başlasın, sonra O’nun Peygamberine salât okusun, sonra da dilediğini istesin.” (Ebû Dâvûd, Vitr, 23) buyurmuştur.<br />
<br />
Salavât, Hz. Peygamber (s.a.s.) için okunan ve Allah’ın rahmet ve selâmının onun üzerine olması dileğini ifade eden dualara denir. Salavât duaları genellikle “Allahümme salli...” lafızlarıyla başlar. Söz konusu duaların da bu lafızlarla başladığı ve bu dualarda Hz. Peygambere salât-ü selam getirerek dünyevî ve uhrevî birtakım hacetlerin arz edildiği bilinmektedir.<br />
<br />
Buna göre belli sayılarda okumanın dinî bir gereklilik olduğu inancına kapılmaksızın ve namazların arkasından okunması alışkanlık hâline getirilmeksizin bu salavât/dualar her zaman okunabilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tefriciye'deki: "O Nebi ki, onun yüzü suyu hürmetine düğümler çözülür, sıkıntılar dağılır, ihtiyaçlar karşılanır,.." ifadelerine şirk deniliyor, ne dersiniz?</span></span><br />
<br />
Değerli Kardeşimiz;<br />
<br />
Vesile; kendisiyle başkasına yaklaşılan şey demektir.<br />
<br />
İslam dininde tevessül, yani Allah katında makbul bir şeyi vasıta kılarak Allah’tan bir şey istemek caizdir. Mesela, "Allah’ım, Kâbe hakkı için beni affet" "Peygamber hürmetine bana yardım et, beni şu musibetten kurtar" demekte hiçbir mahzur yoktur. Bunu sakıncalı ve şirk görenler ehl-i bid’at olan, Batıl Vehhabilik mezhebidir.<br />
<br />
Vesileleri vesilelikten çıkarıp, bizzat vesilelerden istemek şirk olur. Mesela, "Ey Kâbe bana şunu ver! Ey Peygamber beni affet! Ey filanca benim başımdan şu musibeti al!..." demek, şirktir. Bu iki yaklaşımı birbiri ile karıştırmamak gerekir.<br />
<br />
Tevessül, yani vesile ile Allah’tan istemek caiz iken, bizzat vesileden yardım ve talepte bulunmak şirktir.<br />
<br />
Vesile edilen şey, Allah ile kul arasında kesif bir perde olup, O’ndan istemeyi engelliyor ise, bu vesile şirk olur. Eğer vesile Allah ile kul arasında şeffaf bir perde olup, O’ndan istemek manasına kuvvet veriyorsa, bu makbul ve caizdir. İşte maalesef Vehhabi zihniyeti bu hakikati idrak edemediği için, tevessülü şirk olarak kabul ediyor.<br />
<br />
Vesile edilerek yapılan duaların makbul ve hak olduğuna dair ayet ve hadisler şöyle geçiyor:<br />
<br />
Allah Tealâ şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
    “Ey iman edenler, Allah’tan korkun, ona ulaşmak için vesile arayın ve onun uğrunda cihad edin. Umulur ki, felâha kavuşursunuz.” (Maide, 5/35)<br />
<br />
    “Dua edenler Rabbına ulaşmak için bir vesile edindiler. Böylece kim (Allah’a) daha yakın olur diye ortaya çıkar. Bunlar, onun rahmetini umuyorlar ve onun azabından korkuyorlar. Şüphesiz ki onun azabı sakınması gerekli olan husustur.” (İsra, 17/:57)<br />
<br />
Hz. Enes anlatıyor: Hz. Ömer, kuraklık ve kıtlık olduğunda -halkla birlikte- yağmur duasına çıktığı her seferinde Hz. Abbas’ı vesile yapar ve şöyle dua ederdi:<br />
<br />
    “Allah’ım! Biz daha önce Peygamberimizi vesile yaparak senden yağmur istiyorduk ve sen de bize yağmur veriyordun. Şimdi ise -Peygamberimiz aramızda yok- onun amcasını vesile kılarak senden yağmur istiyoruz, ne olur bize yağmur ver.” derdi ve hemen yağmur yağmaya başlardı. (1)<br />
<br />
    İmam Ahmed ve Trimizî’nin bildirdiğine göre, Gözünden muzdarip olan a’ma bir adam Hz. Peygamber (a.s.m)’e gelerek kendisi için dua etmesini istedi. Hz. Peygamber (a.s.m), ona: 'İstersen senin için bunu tehir edeyim ki, ahiretin için hayırlı olur (Tirmizî’de: istersen sabredersin); istersen sana dua edeceğim.' dedi. Adam, dua etmesini isteyince, Hz. Peygamber (a.s.m), ona güzelce abdest almasını, sonra iki rekat namaz kılmasını ve ardından da şöyle dua etmesini emretti:<br />
<br />
    'Allah’ım! Senin rahmet peygamberin olan Muhammed’i vesila kılarak senden istiyor ve sana yöneliyorum. Ya Muhammed! Bu ihtiyacımın giderilmesi için seninle / seni vesile ederek, Rabbime yöneliyorum. Allah’ım! Onun hakkımdaki şefaatini kabul buyur!'”(2)<br />
<br />
    "Adam -gidip söylenenleri yaptı- dönüp geldiğinde gözleri açılmıştı.(3).<br />
<br />
Ayrıca Ehl-i sünnet âlimlerinin hiçbirisi vesileyi inkâr etmemiş, bilakis kabul edip teşvik etmişlerdir. Risale-i Nurları ve makbul evliyaları vesile yaparak dua etmekte ve onun hürmetine Allah’tan bir şey talep etmekte herhangi bir sakınca yoktur. Üstad Hazretleri de bu hususta Ehl-i sünnet gibi düşünmektedir. Risalede geçen şu cümle Üstad'ın bakışını ortaya koymaktadır:<br />
<br />
    "Bir gün bir duada, 'Yâ Rabbi! Cebrail, Mikâil, İsrafil, Azrail hürmetlerine ve şefaatlerine, beni cin ve insin şerlerinden muhafaza eyle!' meâlinde duayı dediğim zaman, herkesi titreten ve dehşet veren Azrail namını zikrettiğim vakit, gayet tatlı ve tesellidâr ve sevimli bir hâlet hissettim, Elhamdü lillâh dedim...”(4) <br />
<br />
Ehl-i sünnetin usulünü terk edip kendi hevalarını ölçü alan bazı sapkınların fikir ve görüşlerine itibar edilmemelidir. Ümmetin müşterek aklı Ehl-i sünnettir; onlar da tevessüle cevazı Kur’an ve sünnetten istihraç ediyorlar.<br />
<br />
    "Ve işte böylece biz sizi örnek bir ümmet kıldık ki insanlar nezdinde Hakk’ın şahitleri olasınız ve Peygamber de sizin hakkınızda şahit olsun." (Bakara, 2/143)<br />
<br />
    "Ümmetim bir sapıklık üzerine birleşmez." (5)<br />
<br />
Fehvasınca, ümmetin müşterek aklı olan Ehl-i sünnete tabi olmak gerekir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaynaklar:</span></span><br />
<br />
(1) bk. Buharî, İstiska, 3.<br />
(2) bk. Tirmizi, Daavat, 119, Müsned, IV/138.<br />
(3) bk. Tuhfet’u’l-Ahvezî, ilgili hadisin şerhi.<br />
(4) bk. Şualar, On Birinci Şua, On Birinci Mesele.<br />
(5) bk. İbn-i Mace, 3950, Enes’den.<br />
<br />
Selam ve dua ile...</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Salât-ı Tefriciye</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Arapça Metni:</span></span></span><br />
<div style="text-align: right;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ صَلٰاةً كَامِلَةً وَسَلِّمْ سَلَامًا تَامًّا عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ الَّذ۪ي تَنْحَلُّ بِهِ الْعُقَدُ وَتَنْفَرِجُ بِهِ الْكُرَبُ وَتُقْضٰى بِهِ الْحَوَائِجُ وَتُنَالُ بِهِ الرَّغَائِبُ وَحُسْنُ الْخَوَاتِمِ وَيُسْتَسْقَى الْغَمَامُ بِوَجْهِهِ الْكَر۪يمِ وَعَلٰى اٰلِه۪ وَصَحْبِه۪ ف۪ي كُلِّ لَمْحَةٍ وَنَفَسٍ بِعَدَدِ كُلِّ مَعْلُومٍ لَكَ<br />
</span></span></div>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Türkçe Harflerle Okunuşu (En Yaygın Versiyon):</span></span><br />
<br />
"Allâhumme salli salâten kâmileten ve sellim selâmen tâmmen alâ Seyyidinâ Muhammedinillezî tenhallü bihil’ukadü ve tenfericu bihil’kürebü ve tukdâ bihil’havâicu ve tünâlü bihir’reğâibü ve husnül’havâtimi ve yustaskal’ğamâmu bi vechihil’kerîmi ve alâ âlihî ve sahbihî fî külli lemhatin ve nefesin bi adedi külli ma’lûmin lek."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Türkçe Anlamı:</span></span><br />
<br />
"Allah'ım! Efendimiz Muhammed’e (s.a.v.) -ki bereketiyle düğümler (sıkıntılar) çözülür, gamlar-kederler açılır, ihtiyaçlar giderilir, arzulara ulaşılır, güzel sonuçlar (hüsn-ü hâtime) elde edilir ve O'nun Kerîm yüzü suyu hürmetine bulutlardan yağmur istenilir- ve O’nun âline ve ashabına, senin bildiğin her şeyin sayısınca, her göz açıp kapama ve her nefes alıp verme anında, tam ve kusursuz bir rahmet ve esenlik gönder."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Önemli Notlar ve Faziletleri:</span></span><br />
<br />
    "Salât-ı Tefriciye" ismi, "tefric" yani "açmak, ferahlatmak, kederi dağıtmak" kelimesinden gelir. Bu nedenle bilhassa büyük sıkıntı, darlık, borç, hastalık ve içinden çıkılamaz meselelerin halli için okunması tavsiye edilir.<br />
<br />
    Faziletleriyle ilgili olarak, büyük velilerden Ahmed Ziyâüddîn Gümüşhânevî (k.s.) gibi âlimlerin bu salavatın özellikle 4444 kere veya belirli sayılarla okunmasını tavsiye ettiği rivayet edilir.<br />
<br />
    "Ukad" (düğümler) ve "küreb" (kederler) ifadeleri, duanın özünü ve amacını doğrudan ortaya koyar.<br />
<br />
    Okurken ihlasla, Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) olan sevgi ve bağlılıkla ve Allah’tan yardım niyaz ederek okumak esastır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4444 KEZ TEFRİCİYE OKUMANIN FAZİLETLERİ</span></span><br />
<br />
Salat-ı Tefriciye duası bir hayli ünlü olan bir salattır. Salat-ı Tefriciye duası, ihlas ile birlikte okunmaya devam edildiği durumda okuyan bireyde dilediklerinin gerçekleşmesi, yaşamında meydana gelen sorunların ortadan kalkması, başlarına gelebilen zorluklar, hastalıklar mevcut olduğunda oldukça fazla etkili olduğu bilinmektedir.<br />
<br />
Bununla beraber İmam Kurtubi’nin dediğine göre Salat-ı Tefriciye 100 kez veya 41 kez okumaya devam edilmesi halinde bireyin zaman geçtikçe problemlerinin giderildiğini, işlerinin oldukça kolaylaştığını, içinin nurla dolduğunu, rızkının bir hayli bollaştığını, itibarının da arttığını belirtmiştir. Birey eğer dilediklerinin çabuk gerçekleşmesini istiyor ise Salat-ı Tefriciye duasını okunması gerekmektedir.<br />
<br />
Kurtubi önemli olan ya da hayırlı olan bir işin gerçekleşebilmesi ya da belaların def edilebilmesi için Salat-ı Tefriciye 4444 kez okunmalı demiştir. Salat-ı Tefriciye duasını okuyacak kadar zamanı bulunmayan kişiler 5, 3, 7, 21, 41 veya 11 kez okuyabilmektedir. Okunan sayıya göre faziletleri bulunmaktadır. Özellikle çağımızda bir ameliyata girecek olan kişi veya bir sınava girecek olan öğrenciler için okunmaktadır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SALAT-I TEFRİCİYE DUASININ KAYNAĞI NEDİR? (DİYANET)</span></span><br />
<br />
“Salât-ı münciye”, “Salât-ı tefrîciye” duaları, Hz. Peygamberden (s.a.s.) nakledilen dualardan değildir. Bunlar, Kur’an-ı Kerim’in, Hz. Peygambere (s.a.s.) salât-ü selâm getirmeyi emreden âyetine istinaden asr-ı saâdetten çok sonraları tanzim edilmiş salât-ü selâm türü dualardır.<br />
<br />
Dualar Allah’a arz edilmeden önce, Allah’a hamd-ü senâ ve Peygamberine de salât-ü selâm getirilmelidir. Resûlullah (s.a.s.), dua eden bir adamın, dua sırasında kendisine salât ve selam okumadığını görmüş ve “Bu kimse acele etti.” buyurmuş, sonra adamı çağırıp “Biriniz dua ederken, Allah Teâla’ya hamd-ü senâ ederek başlasın, sonra O’nun Peygamberine salât okusun, sonra da dilediğini istesin.” (Ebû Dâvûd, Vitr, 23) buyurmuştur.<br />
<br />
Salavât, Hz. Peygamber (s.a.s.) için okunan ve Allah’ın rahmet ve selâmının onun üzerine olması dileğini ifade eden dualara denir. Salavât duaları genellikle “Allahümme salli...” lafızlarıyla başlar. Söz konusu duaların da bu lafızlarla başladığı ve bu dualarda Hz. Peygambere salât-ü selam getirerek dünyevî ve uhrevî birtakım hacetlerin arz edildiği bilinmektedir.<br />
<br />
Buna göre belli sayılarda okumanın dinî bir gereklilik olduğu inancına kapılmaksızın ve namazların arkasından okunması alışkanlık hâline getirilmeksizin bu salavât/dualar her zaman okunabilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tefriciye'deki: "O Nebi ki, onun yüzü suyu hürmetine düğümler çözülür, sıkıntılar dağılır, ihtiyaçlar karşılanır,.." ifadelerine şirk deniliyor, ne dersiniz?</span></span><br />
<br />
Değerli Kardeşimiz;<br />
<br />
Vesile; kendisiyle başkasına yaklaşılan şey demektir.<br />
<br />
İslam dininde tevessül, yani Allah katında makbul bir şeyi vasıta kılarak Allah’tan bir şey istemek caizdir. Mesela, "Allah’ım, Kâbe hakkı için beni affet" "Peygamber hürmetine bana yardım et, beni şu musibetten kurtar" demekte hiçbir mahzur yoktur. Bunu sakıncalı ve şirk görenler ehl-i bid’at olan, Batıl Vehhabilik mezhebidir.<br />
<br />
Vesileleri vesilelikten çıkarıp, bizzat vesilelerden istemek şirk olur. Mesela, "Ey Kâbe bana şunu ver! Ey Peygamber beni affet! Ey filanca benim başımdan şu musibeti al!..." demek, şirktir. Bu iki yaklaşımı birbiri ile karıştırmamak gerekir.<br />
<br />
Tevessül, yani vesile ile Allah’tan istemek caiz iken, bizzat vesileden yardım ve talepte bulunmak şirktir.<br />
<br />
Vesile edilen şey, Allah ile kul arasında kesif bir perde olup, O’ndan istemeyi engelliyor ise, bu vesile şirk olur. Eğer vesile Allah ile kul arasında şeffaf bir perde olup, O’ndan istemek manasına kuvvet veriyorsa, bu makbul ve caizdir. İşte maalesef Vehhabi zihniyeti bu hakikati idrak edemediği için, tevessülü şirk olarak kabul ediyor.<br />
<br />
Vesile edilerek yapılan duaların makbul ve hak olduğuna dair ayet ve hadisler şöyle geçiyor:<br />
<br />
Allah Tealâ şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
    “Ey iman edenler, Allah’tan korkun, ona ulaşmak için vesile arayın ve onun uğrunda cihad edin. Umulur ki, felâha kavuşursunuz.” (Maide, 5/35)<br />
<br />
    “Dua edenler Rabbına ulaşmak için bir vesile edindiler. Böylece kim (Allah’a) daha yakın olur diye ortaya çıkar. Bunlar, onun rahmetini umuyorlar ve onun azabından korkuyorlar. Şüphesiz ki onun azabı sakınması gerekli olan husustur.” (İsra, 17/:57)<br />
<br />
Hz. Enes anlatıyor: Hz. Ömer, kuraklık ve kıtlık olduğunda -halkla birlikte- yağmur duasına çıktığı her seferinde Hz. Abbas’ı vesile yapar ve şöyle dua ederdi:<br />
<br />
    “Allah’ım! Biz daha önce Peygamberimizi vesile yaparak senden yağmur istiyorduk ve sen de bize yağmur veriyordun. Şimdi ise -Peygamberimiz aramızda yok- onun amcasını vesile kılarak senden yağmur istiyoruz, ne olur bize yağmur ver.” derdi ve hemen yağmur yağmaya başlardı. (1)<br />
<br />
    İmam Ahmed ve Trimizî’nin bildirdiğine göre, Gözünden muzdarip olan a’ma bir adam Hz. Peygamber (a.s.m)’e gelerek kendisi için dua etmesini istedi. Hz. Peygamber (a.s.m), ona: 'İstersen senin için bunu tehir edeyim ki, ahiretin için hayırlı olur (Tirmizî’de: istersen sabredersin); istersen sana dua edeceğim.' dedi. Adam, dua etmesini isteyince, Hz. Peygamber (a.s.m), ona güzelce abdest almasını, sonra iki rekat namaz kılmasını ve ardından da şöyle dua etmesini emretti:<br />
<br />
    'Allah’ım! Senin rahmet peygamberin olan Muhammed’i vesila kılarak senden istiyor ve sana yöneliyorum. Ya Muhammed! Bu ihtiyacımın giderilmesi için seninle / seni vesile ederek, Rabbime yöneliyorum. Allah’ım! Onun hakkımdaki şefaatini kabul buyur!'”(2)<br />
<br />
    "Adam -gidip söylenenleri yaptı- dönüp geldiğinde gözleri açılmıştı.(3).<br />
<br />
Ayrıca Ehl-i sünnet âlimlerinin hiçbirisi vesileyi inkâr etmemiş, bilakis kabul edip teşvik etmişlerdir. Risale-i Nurları ve makbul evliyaları vesile yaparak dua etmekte ve onun hürmetine Allah’tan bir şey talep etmekte herhangi bir sakınca yoktur. Üstad Hazretleri de bu hususta Ehl-i sünnet gibi düşünmektedir. Risalede geçen şu cümle Üstad'ın bakışını ortaya koymaktadır:<br />
<br />
    "Bir gün bir duada, 'Yâ Rabbi! Cebrail, Mikâil, İsrafil, Azrail hürmetlerine ve şefaatlerine, beni cin ve insin şerlerinden muhafaza eyle!' meâlinde duayı dediğim zaman, herkesi titreten ve dehşet veren Azrail namını zikrettiğim vakit, gayet tatlı ve tesellidâr ve sevimli bir hâlet hissettim, Elhamdü lillâh dedim...”(4) <br />
<br />
Ehl-i sünnetin usulünü terk edip kendi hevalarını ölçü alan bazı sapkınların fikir ve görüşlerine itibar edilmemelidir. Ümmetin müşterek aklı Ehl-i sünnettir; onlar da tevessüle cevazı Kur’an ve sünnetten istihraç ediyorlar.<br />
<br />
    "Ve işte böylece biz sizi örnek bir ümmet kıldık ki insanlar nezdinde Hakk’ın şahitleri olasınız ve Peygamber de sizin hakkınızda şahit olsun." (Bakara, 2/143)<br />
<br />
    "Ümmetim bir sapıklık üzerine birleşmez." (5)<br />
<br />
Fehvasınca, ümmetin müşterek aklı olan Ehl-i sünnete tabi olmak gerekir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaynaklar:</span></span><br />
<br />
(1) bk. Buharî, İstiska, 3.<br />
(2) bk. Tirmizi, Daavat, 119, Müsned, IV/138.<br />
(3) bk. Tuhfet’u’l-Ahvezî, ilgili hadisin şerhi.<br />
(4) bk. Şualar, On Birinci Şua, On Birinci Mesele.<br />
(5) bk. İbn-i Mace, 3950, Enes’den.<br />
<br />
Selam ve dua ile...</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Namazdan sonraki uzun tesbihatın, detaylı olarak hadis dayanakları]]></title>
			<link>https://rasitu.de/showthread.php?tid=35179</link>
			<pubDate>Mon, 08 Dec 2025 16:09:03 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://rasitu.de/member.php?action=profile&uid=8">Hamdullah</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://rasitu.de/showthread.php?tid=35179</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Değerli Kardeşimiz;<br />
<br />
Nur talebelerinin bir evradı olan tesbihatın muhtevasının ve terkibinin Kur’an ve sünnete uygun olduğunu aşağıdaki izahlara göre rahatlıkla söyleyebiliriz. Şöyle ki;<br />
<br />
Bir misal olarak en uzun tesbihat olan sabah namazının terkip ve muhtevasını sırasıyla tahlil edelim.<br />
<br />
a) Ezandan ve kametten sonra vesile duası okunur:<br />
<br />
    اللَّهُمَّ رَبَّ هَذِهِ الدَّعْوَةِ التَّامَّةِ وَالصَّلَاةِ الْقَائِمَةِ آتِ مُحَمَّداً الْوَسِيلَةَ وَالْفَضِيلَةَ وَابْعَثْهُ مَقَاماً مَحْمُوداً الَّذِي وَعَدْتَهُ إَنَّكَ لَا تُخْلِفُ الْمِيعَادَ<br />
<br />
    "Allahumme rabbe hâzihî'd-da'veti't-tâmmeh ve's-salâti'l kâimeh, âti Muhammeden'il vesîlete ve'l-fadîlete ve'b'ashu mekamen Mahmûden ellezi veadteh. İnneke la tuhliful mîâd."<br />
<br />
Ezandan sonra, Hz. Peygambere (asm) salâvat getirmek sünnet; vesile duasını yapmak menduptur.(1) Buhârî’de yer alan rivayete göre her kim ezanı işittiğinde ardından bu duayı okursa Peygamber Efendimiz (a.s.m) şefaatinin ona vâcib olacağını bildirmiştir.(2)<br />
<br />
Şâfiî mezhebinin bir fıkıh kitabı olan "İânetü’t-Tâlibin" müezzinin, kamet getirenin, ezan ve kameti dinleyenin ellerini kaldırıp açarak vesile duâsını okumalarının sünnet olduğu yazmaktadır.(3) Şafii mezhebinden olan Bediüzzaman Hazretleri de sünnet olarak ezandan sonra da kametten sonra da “Vesile Duâsı” okumuştur.<br />
<br />
b) Sabah namazının farzından sonra sünnet olan "selam duası" okunur. Çünkü Rasûlullah (asm), selâm verip namazdan çıkınca üç defa istiğfar eder ve “Allâhümme ente’s-selâm ve minke’s-selâm tebârekte yâ ze’l-celâli ve’l-ikrâm / Allah’ım selâm sensin. Selâmet ve esenlik sendendir. Ey azamet ve kerem sahibi Allah’ım, sen hayır ve bereketi çok olansın” derdi.(4)<br />
<br />
    c) Arkasından "Salâten Tüncinâ" ya da "Salât-ı Münciye" olarak bilinen salavat okunur.<br />
<br />
    "Allâhümme sâlli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed. Salâten tuncînâ bihâ min cemîil ahvâli ve'l-âfât. Ve takdîlenâ bihâ cemiâ'l-hâcât. Ve tutahhirunâ bihâ min cemî'ıs-seyyiât. Ve terfeunâ bihâ indeke â’led-deracât. Ve tübelliğunâ bihâ aksa'l-gâyât. Min cemî'il-hayrâti fi'l-hâyâti ve ba’de'l-memât. Âmin yâ mücib'ed-deavât, ve'l-hamdü lillâhi rabb'il-âlemin."<br />
<br />
    (Allah'ım! Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in Âline öyle bir salât ve rahmet eyle ki, Onunla bizleri bütün dehşetli korku ve her türlü âfetlerden halas eyle, bütün ihtiyaçlarımızı yerine getir, bizleri bütün günah ve kötülüklerden temiz kıl, yanında en üstün derecelere yükselt, bizleri gerek hayatta ve gerekse öldükten sonra bütün hayırların en yüksek gayelerine vasıl eyle. Ey bütün dua ve isteklere cevap veren Mucîb! Duamızı kabul eyle. Hamd olsun Âlemlerîn Rabbi olan Allah'a ki, hamd ancak O’na mahsustur.) <br />
<br />
"Salâten Tüncinâ" hakkında "Şifâü’l-Eskâm" eserinde Fakihânî Rahimehullah Ebû Mûsâ Darir’den şöyle nakleder:<br />
<br />
“Bir gemi yolculuğunda Aklabiye denilen çok şiddetli bir fırtınaya tutulan bu zat, uyku esnasında Resulullah Efendimizi görür ve Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem kendisine bin defa okumak üzere Salâten Tüncînâ Salavât-ı Şerifesini tâlim buyurmalarını söyler. Nihâyetinde tüm gemi halkının kurtulduğunu nakleder.”(5)<br />
<br />
Bu salâvat ve dua Bediüzzaman Hazretlerinin bizzat kendisi için yazdırdığı ve vefâtına kadar da yanından ayırmadığı Cevşen-i Kebîr defterinde kayıtlıdır. Bediüzzaman Hazretleri bu salâvat hakkında defterine şu notu yazdırmıştır:<br />
<br />
    “Meşhûr-u âlem ve gâyet mücerreb ve umûm aktabların mergûbu bir salavât-ı şerîfedir.”(6)<br />
<br />
Keza hadis-i şeriflerde de bu mahiyette dualar mevcuttur. Birkaç örnek vermek gerekirse Ümmü Gülsûm binti Ebî Bekr rivâyet ediyor: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, Âişe’ye şu duayı öğretti:<br />
<br />
    “Allah’ım! Senden şimdi ve gelecekte (olacak) olan, bildiğim ve bilmediğim bütün hayırları istiyorum. (…) Allah’ım! Senden kulun ve Resûlün Muhammed’in istediği bütün hayırları istiyorum.”(7)<br />
<br />
Velhasıl, namazdan sonra salâvat getirmek sünnete uygun bir davranıştır. Nitekim Ebu Davud, Nesaî ve Tirmizî’in rivayet ettiği bir hadiste Peygamber Efendimiz (a.s.m) şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
    “Biriniz namazı kıldıktan sonra, Allah’a hamdu sena etsin, sonra Peygamber’e salâvat getirsin, ondan sonra dilediği duaları yapsın.”(8)<br />
<br />
ç) Müteakiben bir defa:<br />
<br />
    "Allâhumme innâ nukâddimu ileyke beyne yedey külli nefesin ve lemhatin ve lahzatin ve tarfatin yatrifu bihâ ehlü's-semâvâti ve ehlü'l-aradîyn, şehâdeten eşhedü en..."<br />
<br />
    (Allah'ım! Her nefeste, her bakışta, her anda, semâlar ve yerler ehlinin her göz açıp kapamasında sana şehadetimizi takdim ederiz ki:) dedikten sonra on defa:<br />
<br />
    "Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâ şerike leh, lehü'l-mülkü ve lehü'l-hâmdü yuhyi ve yumit ve hüve hayyun lâ yemût biyedihi'l-hayr ve hüve alâ külli şey’in kadir." denir. Onuncusunda sonuna "ve ileyhi'l-masîyr." eklenir.<br />
<br />
Yine burada da Allah’ı tesbih eden ifadelerin bir benzerini hadis-i şeriflerde görmekteyiz. Ebû Zerr (r.a) gelen bir rivâyete göre Rasûlullah Efendimiz (asm) buyurdu ki:<br />
<br />
    “Her kim, sabah namazından sonra diz çökmüş olarak, konuşmadan önce on defa 'Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke lehü; Lehü’l-mülkü ve lehû’l-hamdü yuhyî ve yümîtü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.' derse, kendisine onlarca sevap yazılır, on günahı silinir, on derece yükseltilir, o günün tamamında her şerden emin ve emniyette olur, şeytandan korunur ve o gün hiçbir günah ona ulaşarak amelini iptal etmez!”(9)<br />
<br />
d) Sonra eller ters çevrilerek:<br />
<br />
Peygamber Efendimiz (a.s.m), “Allah’tan bir şeyin olmasını istediği zaman ellerinin içini yukarıya çevirirdi. Ancak bir şeyden sakınacağı zaman ise ellerinin içini aşağıya çevirirdi.”(10)<br />
<br />
Allâhümme ecirnâ min'en-nâr (3-5 veyâ 7 defâ söylenir)<br />
<br />
Namaz sonrası tesbihâtın bu kısmı Peygamber Efendimiz (asm) tarafından özellikle sabah ve akşam namazlarından sonra okunması tavsiye edilmiştir. Müslim b. Hâris et-Temimî babasından şunu rivâyet etmiştir: “Peygamber Efendimiz (asm) bana şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
    "Akşam namazını kıldığın vakit, namazdan sonra hiç konuşmadan yedi kez ‘Allahümme ecirnî min’en-nar’ / Allah’ım, beni cehennem ateşinden koru.' der ve şayet o gece ölürsen cehennem ateşinden beraat olunursun ve eğer sabah namazından sonra aynı şekilde dersen ve gün akşama kadar olan zamanda ölürsen yine cehennem ateşinden beraat olunursun.”(11)<br />
<br />
Duadaki metin farklılığı olarak hadis-i şerifte geçen ecirnî "ben" ifadesine karşılık, tesbihatta geçen ecirna "biz" demektir ki cemaatle yapıldığında söylenir.<br />
<br />
"Allâhümme ecirnâ min fitneti'd-dîniyyeti ve dünyeviyyeh<br />
Allâhümme ecirnâ min fitneti ahiri'z-zamân<br />
Allâhümme ecirnâ min fitneti'l-mesihi'd-deccâli ve's-sufyân<br />
Allâhümme ecirnâ mine'd-dalâlâti ve'l-bıd'ıyyâti ve'l-beliyyât<br />
Allâhümme ecirnâ min şerri'n-nefsi'l-emmâreh<br />
Allâhümme ecirnâ min şurûri'n-nüfûsi'l-emmârati'l-firâvniyyeh<br />
Allâhümme ecirnâ min şerri'n-nisâ<br />
Allâhümme ecirnâ min belâ'in-nisâ<br />
Allâhümme ecirnâ min fitneti'n-nisâ<br />
Allâhümme ecirnâ min azâbi'l-kâbr<br />
Allâhümme ecirnâ min azâbi'l-yevmi'l-kıyâmeh<br />
Allâhümme ecirnâ min azâbi cehennem<br />
Allâhümme ecirnâ min âzâbi kahrik<br />
Allâhümme ecirnâ min nâri kahrik<br />
Allâhümme ecirnâ min azâbi'l-kabri ve'n-nîrân<br />
Allâhümme ecirnâ mine'r-riyâi ve's-sum’âti ve'l-ucubi ve'l-fâhr<br />
Allâhümme ecirnâ min tecâvuzi'l-mülhidîyn<br />
Allâhümme ecirnâ min şerri'l-munâfıkîyn<br />
Allâhümme ecirnâ min fitneti'l-fâsıkîyn."<br />
<br />
Yukarıdaki istiaze dualarına baktığımızda şerrinden Allah’a sığınılanların dini ve dünyevi fitneler, ahir zaman fitnesi, deccal ve süfyan fitnesi, dalalet ve belalar, nefsi emmare, firavunlaşmış nefisler, bazı kadınların içindeki şerli-belalı-fitneler (Bu duayı kadınlar da yapar. Çünkü ahir zamanın en büyük fitne ve belası, bazı ahlak mahrumu ve fitneci kadınlardan gelmektedir.), kıyamet gününün azabı, cehennem azabı, Allah’ın kahr azabı ve ateşi, yalancı şöhret, kibir, övünmek, inkârcıların tecavüzü, münafıkların şerri, fasıkların fitnesi gibi kişileri ve toplumları helakete sürükleyen başlıca unsurlar olduğu görülecektir. Benzer manaların hadis-i şeriflerde de olduğuna dair birkaç misal verelim:<br />
<br />
Ebû Hüreyre (r.a)'dan rivayet edildiğine göre Resûlullah (a.s.m) şöyle buyurdu:<br />
<br />
    “Biriniz namazda tahiyyâtı bitirdiği zaman, dört şeyden Allah’a sığınarak şöyle desin:<br />
<br />
    'Allâhümme innî eûzü bike min azâbi cehennem ve min azâbi’l-kabr ve min fitneti’l-mahyâ ve’l-memât ve min şerri fitneti’l-mesîhi’d-deccâl'<br />
<br />
    'Allah'ım, cehennem azâbından ve kabir azâbından, hayat ve ölüm fitnesinden, deccâlin fitnesine uğramaktan sana sığınırım.'”(12)<br />
<br />
Başka bir rivayet ise şöyledir: Aişe (r.anha)’nın haber verdiğine göre, Rasûlullah (asm) namazda şöyle dua ediyordu:<br />
<br />
    “Allah’ım! Kabir azabından sana sığınırım, Mesih deccalin fitnesinden sana sığınırım. Hayatın ve ölümün fitnelerinden sana sığınırım. Allah’ım, günah işlemekten ve borçtan sana sığınırım.”<br />
<br />
Resulullah (sav)'in bir başka duası da şöyledir:<br />
<br />
    "Allah’ım, şikak ve nifaktan ve kötü ahlaktan sana sığınırım."(13)<br />
<br />
Tesbihatta, Allah’a sığınılan tehlikelerden biri de şerli-belalı-fitne kadınlardır. Nitekim Peygamber Efendimiz (sav) bir hadis-i şeriflerinde "Ben, benden sonra erkekler için kadınlardan daha tehlikeli bir fitne (imtihan sebebi) bırakmadım" demiştir.(14)<br />
<br />
e)“Allâhümme ecirnâ ve ecir vâlideynâ ve talebete rasâili'n-nûru's-sâdıkîyne fi hizmeti'l-kur’âni ve'l-imân, ve ahbâbene'l-mü’minîne'l-muhlisîyne ve akrıbâenâ ve ecdâdenâ mine'n-nâr." (Allah'ım! Bizi, anne-babamızı, Kur'ân ve iman hizmetinde çalışan sâdık Risale-i Nur Talebelerini, ihlâslı, imanlı dostlarımızı, akrabalarımızı ve ecdadımızı cehennem ateşinden kurtar.)<br />
<br />
Sonra eller yukarı çevrilerek duaya devam edilir:<br />
<br />
    "Bi afvike yâ mücir bi fadlike yâ gâffâr. Âllâhümme edhılne'l-cennete mea'l-ebrâr. Âllâhumme edhılne'l-cennete meâ'l-ebrâr. Allâhumme edhılnâ ve edhı'l-üstâdenâ Said-i Nursî radıyallahu anh ve vâlideynâ ve talebete rasâili'n-nûru ve ıhvânenâ ve ehâvatenâ ve akribâenâ ve ecdâdenâ ve ahbâbene'l-mü’minîne'l-muhlisîyne fi hizmeti'l-imâni ve'l-Kur’ân, el cennete meâ'l-ebrâr, salli alâ nebiyyike'l-muhtar ve âlihi'l-athâr ve ashâbihi'l-ahyâr ve sellim mâdâme'l-leylü ve'n-nehâr. Âmin, velhamdü lillâhi rabbil âlemin."<br />
<br />
    (Affınla kabul buyur ey halas eden, kurtaran Mücîr! Fazlınla kabul buyur ey günahları bağışlayan Gaffâr! Allah'ım! Bizleri Ebrar olan iyilerle Cennet'e idhal eyle. Allah'ım! Bizi, Üstadımız Said Nursi'yi (Allah ondan razı olsun) ana-babamızı, sadık Risale-i Nur Talebelerini, erkek ve kadın kardeşlerimizi akrabalarımızı, ecdadımızı, iman ve Kur'ân hizmetinde çalışan ihlâslı, imanlı dostlarımızı, Seçkin Peygamberinin şefaatî, Onun pak, âli ve hayırlı Sahabilerinin hürmetine, iyilerle beraber Cennet'e idhal eyle.)<br />
<br />
Tesbihatın bir parçası olan dualara baktığımızda bunların kişinin istikametine katkı sağlayıp; dikkat ve hassasiyet isteyen bu ahir zamanda onu motive edecek, akıl ve gönül dünyasına canlılık kazandıracak özlü ifadelerden oluştuğu görülmektedir. Bunun yanı sıra insan; tâbi olduğu manevî lidere sevgi, saygı ve bağlılığını ifade ettikçe ve bu duygular gönlüne iyice yerleştikçe liderinin ortaya koyduğu düsturlara, emir ve yasaklara bağlılığı da o nisbette artacaktır.<br />
<br />
f) Ardından bilinen namaz tesbihatıyla devam edilir:<br />
<br />
"Subhânallâhi ve'l-hâmdü lillâhi ve lâ ilâhe illallâhü vallâhu ekber, ve lâ hâvle ve lâ kuvvete illâ billâhi'l-aliyyü'l-azîym." denir ve Ayetü'l-Kürsi okunduktan sonra tesbih çekilir:<br />
<br />
Hadis-i şerifte vardır ki; “Her kim ki farz namazın akabinde Âyetü’l-kürsî’yi okursa, bir sonraki namaza kadar Allah’ın korumasında olur.”(15)<br />
<br />
33 Sübhânallâh,<br />
33 Elhamdulillâh,<br />
33 Âllâhu Ekber.<br />
<br />
Tesbihlerden sonra:<br />
<br />
"Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâ şerike leh, lehü'l-mülkü ve lehü'l-hâmdü yuhyi ve yumit, ve hüve hayyun lâ yemût, biyedihi'l-hayr ve hüve alâ külli şey’in kadir ve ileyhi'l-masîyr."<br />
<br />
denir ve namazın duası yapılır. Bu zikrin Buhari (1/214), Ibn-i Hibban (1/272), Tirmizi (189, 197, 385)' de kayıtlı olduğu Abdulkadir Badıllı tarafından "Kudsi Kaynaklar" kitabında belirtilmiştir.(bk. Kudsi Kaynaklar s. 907-917)<br />
<br />
Duâdan sonra;<br />
<br />
Fa'lem ennehu denir ve 33 defa (sabah namazından sonra 100 defa okunabilir) Lâ ilâhe illâllâh okunur. Sonunda Muhammede'r- resûlullâhi sallallâhü teâlâ âleyhi ve sellem denir.<br />
<br />
Daha sonra 10 defa:<br />
<br />
"Lâ ilâhe illallâhu'l Melikül Hakkul Mübin Muhammedün Rasulullahi Sadikul Va'dil Emin" (Mülk sahibi Melik, hak ve varlığı birliği apaçık Mübin olan Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur. Vadinde sadık ve emin olan Muhammed (asm) Allah’ın Rasulüdür.) denir.<br />
<br />
"Lâ ilâhe illallâhu'l Melikül Hakkul Mübin" ifadesiyle ilgili olarak, Peygamber Efendimiz (asm)'a, Hz. Cebrail’in şöyle dediği rivayet edilir:<br />
<br />
    “Ey Muhammed, senin ümmetinden kim her gün yüz defa Lâ ilâhe illallâhül melikül hakkul mübîn derse, bu onun için fakirlikten kurtulmaya vesile olur, kabir yalnızlığında kendisine yoldaş olur ve bununla zenginliği celb etmiş yani kendisine çekmiş ve cennetin de kapısını çalmış olur.”(16)<br />
<br />
Bu ifadenin yanı sıra “Muhammedün Rasulullahi Sadikul Va'dil Emin" diyerek Allah resulünü övmek ve tenzih etmek dua ve niyazda bulunmaktır.<br />
<br />
g) Sonra besmele çekip:<br />
<br />
    "İnnallâhe ve melâiketehû yusallûne alennebiyy; yâ eyyühellezine âmenu, sallû aleyhi ve sellimu teslîmâ.”<br />
<br />
    “Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber'e salât ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin, selam edin.” (Ahzab, 33/56) âyeti okunup Lebbeyk (buyurun efendim) denir.<br />
<br />
Salât, dua etmek, hayrı ve hayrı celp edecek sözleri söylemek manasına gelmektedir. Allah’ın (c.c) Peygamber Efendimize salâtı, kendisine hayır takdir etmesidir; ona rahmet ve mağfiret etmesi, bereketini ve rızasını lütfetmesi ve meleklerinin yanında onu övmesidir. Ayette Allah ve melekler için sadece salât mefhumu zikredilmişken müminlere, salata ilaveten ona selam etmeleri de emredilmiştir. Âyette geçen “selâm” kelimesi eksikliklerden ve her türlü musibetlerden korunmuş olmayı Allah’tan niyaz etmektir. Hz. Peygamber (asm)’e selâm vermek, mü’minlerin birbirine verdiği gibi kabr-i şerifini ziyaret ettiğimizde O’na selâm vermek, ayrıca zaman zaman ve özellikle ismi anıldığında manevî şahsiyetini selâmlamaktır. Salât, selâm manasını ihtiva ediyorsa da selâm da insanların O’na itaat etmeleri ve O’nun şeriatını yaşamalarını dilemek gibi hususi manalar vardır. Çünkü Allah Resulü'ne salâtın, ancak her konuda ona itaat etme manasına gelen selam ile ağırlığı olur.(17) Aşağıdaki salatü selamlara ve dualara baktığımızda bu manaları telkin ettiği görülmektedir.<br />
<br />
"Allâhümme sâlli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ ali seyyidinâ muhammedin biadedi külli dâin ve devâin ve bârik ve sellim aleyhi ve aleyhim kesirâ."(Üç defa okunur)<br />
<br />
"Salli ve sellim yâ rabbi alâ hâbibike muhammedin ve alâ cemî'il-enbiyâi ve'l-mürselîn, ve alâ âli küllin ve sâhbi küllin ecmâin, âmîn, velhâmdulillâhi râbbi'l-âlemîn."<br />
<br />
Elfü elfi salâtin ve elfü elfi selâmin âleyke yâ Rasûllallâh<br />
Elfü elfi salâtin ve elfü elfi selâmin âleyke yâ Habîballâh<br />
Elfü elfi sâlâtin ve elfü elfi selâmin âleyke yâ emîne vahyillâh<br />
<br />
"Allahumme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ muhammedin ve alâ âlihi ve ashâbihî, biadedi evrâki'l-eşcâr ve emvâci'l-bihâr ve katarâti'l-emtâr. Vâğfirlenâ verhamnâ ve'l-tüfbinâ ve bi üstâdinâ ve vâlideynâ ve bi talebeti rasâili'n-nuru's-sadıkîyne yâ ilahenâ bi külli salâtin minhâ eşhedühen lâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne muhammeden rasûllullâhi sallallâhu teâlâ âleyhi ve sellem." denir.<br />
<br />
h) Sonra aşağıda iki satırını meali ile verdiğimiz Tercüman-ı İsm-i Âzâm Duası besmele çekilip okunur:<br />
<br />
Subhaneke ya Allâh tealeyte yâ Rahman ecirnâ mine'n-nâr bi afvike yâ Rahmân<br />
Subhaneke ya Râhiym tealeyte yâ Kerim ecirnâ mine'n-nâr bi afvike yâ Rahmân<br />
<br />
….<br />
<br />
(Sübhânsın, münezzehsin, sana sığınırım ey bin bir esma sahibi, mutlak ve gerçek mabûd olan Allah! Her şeyden üstün ve yücesin, ey bol rahmet eden, fark gözetmeden herkesi rızıklandıran Rahman! Affınla bizi azap ateşinden ve cehennemden kurtar ya Rahman!)<br />
<br />
(Sübhânsın, münezzehsin, sana sığınırım ey hususi rahmet gösteren, sevgili kullarına mağfiret edip Cennet bahşeden Rahim! Her şeyden üstün ve yücesin, ey bol kerem sahibi, umulmadık yerden ihsan eden Kerim! Affınla bizi azap ateşinden ve cehennemden kurtar ya Rahman!)<br />
<br />
“İsm-i Âzâm”, Allah’ın en yüce ismi demektir. Hadislerde Allah’ın ism-i âzamı olarak birden çok isim zikredilmiştir. Bu isimlerin başında Allah, sonra Rahmân, Rahîm, Mennân, Ehad, Samed, Hayy, Kayyûm, Bedî’u’s-semâvâti ve’l-ard, Zû’l-celâli ve’l-ikram, lâ ilâhe illallah, lâ ilâhe illâ ente isim ve zikirleri gelmektedir.(18) Resûlullah İsm-i Âzam anılarak yapılan duaların Allah katında makbul olacağını bildirmiştir.<br />
<br />
Bir ayette mealen şöyle buyurulmaktadır: “En güzel isimler Allah’ındır; bu güzel isimlerle O’na dua edin.”(A'raf Suresi, 7/180) Şu halde insan, bu isimlerle Allah’a yakarışta bulunmalıdır. Yukarıdaki duada seksenden fazla esma ile “Rahman”a niyaz edilmektedir. Kur’an’ın; "İster Allah diyerek, ister Rahmân diyerek yakarın; hangisiyle yakarsanız olur, çünkü bütün güzel isimler O’na mahsustur."(17/110) ayeti ile duanın terkip ve mahiyeti uygun düşmektedir.<br />
<br />
- Subhaneke ya Allâh tealeyte yâ… zikri neden sadece sabah ve ikindi namazlarına müteakip gelmektedir?<br />
<br />
Bu tercihin hikmetini Bediüzzaman Hazretleri açıklamamıştır. Ancak namazın ve namaz vakitlerinin tahsisinin hikmetlerini izah ettiği Dokuzuncu Söz'de sabah ve ikindi namazları bahsinde şuunat-ı ilahiyeye daha çok vurgu yapmaktadır. Bu zikrin terkibine baktığımızda her satır başının tesbih ifadesi olan "subhaneke" ile başlayıp "Rahman" ismi ile bitiyor olması dikkat çekicidir. Bu iki kelime arasında Allah'ın çeşitli isimleri zikredilip niyazda bulunulmaktadır. Bu terkip, sabah ve ikindi vakitlerine sarihan işaret eden “Güneşin doğmasından önce de batmasından önce de Rabbini övgüyle tesbih et.” (Tâhâ, 20/130) ayeti ile uygunluk göstermektedir. Duanın her satır başındaki “Subhaneke” kelimesi tesbih, muhtevasında esmalar ise "övgü" ifade eder. Her satır sonunda Allah'ın merhamet ve inayetini celbedecek olan "Rahman" ismi de rahmet-i ilahiyeye vesile olacaktır.<br />
<br />
Ayrıca hadis-i şerifte vardır ki:<br />
<br />
    “Gece ve gündüz melekleri, nöbetle yanınıza gelip giderler. Sabah ve ikindi namazlarında toplanıp nöbet değiştirirler. Sonra geceyi yanınızda geçiren melekler, Allah'ın huzuruna çıkarlar. Allah Teâlâ da bildiği hâlde meleklere: 'Kullarımı ne halde bıraktınız?' diye sorar. (Melekler de): 'Yanlarından namaz kılarlarken ayrıldık¸ yanlarına geldiğimizde namaz kılarken bulduk.' cevabını verirler.”(19)<br />
<br />
Meleklerin nöbet değişiminde Rahman olan Allah’ı daha çok tesbih eder ve af diler vaziyette bulunmakta dikkat çekici bir başka nokta olarak karşımıza çıkmaktadır.<br />
<br />
- "Subhaneke ya Allâh tealeyte yâ…" ve “Ya Cemilu Ya Allah…” dualarının kaynağı nedir?<br />
<br />
Belli başlı mütedavil hadis kitaplarında bu dualara rastlayamadık. Ancak bu dualar büyük hadis âlimi Ahmed Ziyâeddin Gümüşhânevî tarafından telif edilmiş olan "Mecmûʿatü’l-Ahzâb" adlı üç ciltlik evrad kitabında geçmektedir.(20) Kişinin Allah’a ayet ve hadis-i şeriflerde geçen duâlarla niyazda bulunması evladır. Ancak gereken âdâba riâyet edildiği sürece, muhtevası ve terkibi Kur'an ve Sünnet'e uygun olan duâlarla da niyazda bulunabilir.<br />
<br />
I) Ardından eller açılır,<br />
<br />
    "Sübhâneke âhiyyen şerâhiyyen tealeyte lâ ilâhe illâ ente ecirnâ ve ecir üstâdenâ ve vâlideynâ ve rufekâenâ ve âkribâenâ ve ahbâbene'l-mü’minîne'l-muhlisîyne (eller aşağıya çevrilir) mine'n-nâr ve min külli nâr vahfaznâ minşerri'n-nefsi ve'ş-şeytan ve min şerri'l-cinni ve'l-insân ve min şerri'l-bid’âti ve'd-dalâleti ve'l-ilhâdi ve't-tuğyân (eller yukârı çevrilir) bi âfvike yâ Mücir, bi fadlike yâ Gaffâr, bi rahmetike yâ erhame'r-râhimîn. Allâhumme edhilne'l-cennete mea'l-ebrâr, bişefâati nebiyyike'l-muhtar. Amîn ve'l-hamdülillâhi rabbi'l-âlemin."<br />
<br />
Allah'ı tesbih edip çeşitli şerlerden istiaze edilen bu ihatalı dua şu niyazla bitmektedir:<br />
<br />
    "Allah'ım! Seçkin peygamberinin şefaatiyle, iyilerle beraber, bizleri cennete idhal eyle!"<br />
<br />
    "Dualarımızı kabul buyur. Hamd olsun Âlemlerin Rabbi Allah'a ki, hamd ancak kendisine mahsustur."<br />
<br />
Euzu besmele çekilerek Haşr Suresinin son beş ya da üç ayeti okunur.<br />
<br />
Maʻkil b. Yesâr, Resûlullah’ın (asm) şöyle buyurduğunu rivâyet etmektedir:<br />
<br />
    “Kim sabahladığında üç defa 'Euzu billahi’s-semîʻi’l-ʻalîmi mine’ş-şeytâni’r-racîm.' deyip Haşr sûresinin son üç âyetini okursa, o geceleyene kadar Allah, istiğfar edecek yetmiş bin meleği ona vekil kılacaktır. Eğer bu kişi o gün ölürse şehit olarak ölür. Kim bu âyetleri gecelediği vakit okursa yine aynı mertebede olur.”(21)<br />
<br />
Bu ayetler akşam namazından sonra da okunmaktadır.<br />
<br />
Kaynaklar:<br />
<br />
1. İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, II, 67, 68; Cezîrî, el-Mezâhibü’l-erbe‘a, I, 283.<br />
2. Buhârî, Ezan, 8.<br />
3. İânetü’t-Tâlibîn, 1:232-23.<br />
4. Müslim b. Haccâc el-Nisâbûrî, Sahîh-i Muslim, Halîl Me’mûn Şîhâ (Thk.), Dâru’l-Ma‘rife, Beyrût 2010, Mesâcid, 135, 136.<br />
5. El-Müsned, Kitâbü’l-Ezkâr ve ‘d-Deavât (14995); Sünen-i İbn-i Mâce, Kitâbü’d-Duâ; Buhârî, el-Edebu’l-Müfred; İbn Hibbân, 598/2413; Hâkim, 1/521.<br />
6. Bedîüzzaman Hazretlerinin husûsi defteri, Barkod Medya Tarafından orijinal sâhifeleri taranarak birebir aynı görüntüsünde, “Bediüzzaman Said Nursi’nin Bizzat Yazdırdığı ve Okuduğu Orijinal Cevşen-i Kebir ve 33 Hadis-i Şerif” adıyla kitap olarak basılmış ve 2013 yılında yayınlanmıştır.<br />
7. El-Müsned, Kitâbü’l-Ezkâr ve ‘d-Deavât (14995); Sünen-i İbn-i Mâce, Kitâbü’d-Duâ; Buhârî, el-Edebu’l-Müfred; İbn Hibbân, 598/2413; Hâkim, 1/521 .<br />
8. Neylu’l-Evtar, 2/577.<br />
9. Tirmizî, Daavât, 64.<br />
10. Müsned, Ahmed b. Hanbel, c. 4, s. 56; Cemu’l-Fevaid, c. 5, s. 237, h. 9242-43. el-Fethu’l-Kebir, II/357.<br />
11. Süleyman b. el-Eşas es-Sicistânî Ebû Dâvûd (ö. 275/889), Sünenü Ebî Dâvûd, Halîl Me’mûn Şîhâ (Thk.), Dâru’l-Ma‘rife, Beyrût 2001,Edeb, 100.<br />
12. Müslim, Mesâcid 128-134; Ebû Dâvûd, Salât 149, 179; Nesâî, Sehv 64.<br />
13. Ebu Davud, Salat 367, (1546); Nesai, İstiaze 21, (8, 264).<br />
14. Buhârî Nikâh 17; Müslim Zikir 97 98. Ayrıca bk. Tirmizî Edeb 31; İbni Mâce Fiten 31.<br />
15. Süleyman b. Ahmed et-Taberânî, el-Mu’cemu’l-kebir, thk. Hamdi Abdulmecîd (Kahire: Mektebetu İbn Teymîyye, ts.), 3/83.<br />
16. Zebidi, İthaf, 5/131; Kenzü’l-ummal, no: 5058.<br />
17. İslâm Ansiklopedisi, “salvele” c.7 s.124.<br />
18. Tirmizî, Deavât, 87; İbn Mâce, Dua, 9; Dârimî, es-Sünen, Fedâilü’l-Kur’an, 14; Müslim, Salâtü’l-müsâfirîn, 258.<br />
19. Muvatta¸ Kasru's-salat¸ 82; Buhârî¸ Mevâkît¸ 16¸ Bed'u'l-halk¸ 6¸ Tevhid¸ 33; Müslim¸ Mesâcid¸ 210.<br />
20. Mecmuatul-Ahzab/Gümüşhanevi 2/333 ve 1/211.<br />
21.Tirmizî, "Fedâilü’l-Kur’an", 22 (No. 2922).<br />
<br />
Selam ve dua ile...<br />
Sorularla Risale Editörü</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Değerli Kardeşimiz;<br />
<br />
Nur talebelerinin bir evradı olan tesbihatın muhtevasının ve terkibinin Kur’an ve sünnete uygun olduğunu aşağıdaki izahlara göre rahatlıkla söyleyebiliriz. Şöyle ki;<br />
<br />
Bir misal olarak en uzun tesbihat olan sabah namazının terkip ve muhtevasını sırasıyla tahlil edelim.<br />
<br />
a) Ezandan ve kametten sonra vesile duası okunur:<br />
<br />
    اللَّهُمَّ رَبَّ هَذِهِ الدَّعْوَةِ التَّامَّةِ وَالصَّلَاةِ الْقَائِمَةِ آتِ مُحَمَّداً الْوَسِيلَةَ وَالْفَضِيلَةَ وَابْعَثْهُ مَقَاماً مَحْمُوداً الَّذِي وَعَدْتَهُ إَنَّكَ لَا تُخْلِفُ الْمِيعَادَ<br />
<br />
    "Allahumme rabbe hâzihî'd-da'veti't-tâmmeh ve's-salâti'l kâimeh, âti Muhammeden'il vesîlete ve'l-fadîlete ve'b'ashu mekamen Mahmûden ellezi veadteh. İnneke la tuhliful mîâd."<br />
<br />
Ezandan sonra, Hz. Peygambere (asm) salâvat getirmek sünnet; vesile duasını yapmak menduptur.(1) Buhârî’de yer alan rivayete göre her kim ezanı işittiğinde ardından bu duayı okursa Peygamber Efendimiz (a.s.m) şefaatinin ona vâcib olacağını bildirmiştir.(2)<br />
<br />
Şâfiî mezhebinin bir fıkıh kitabı olan "İânetü’t-Tâlibin" müezzinin, kamet getirenin, ezan ve kameti dinleyenin ellerini kaldırıp açarak vesile duâsını okumalarının sünnet olduğu yazmaktadır.(3) Şafii mezhebinden olan Bediüzzaman Hazretleri de sünnet olarak ezandan sonra da kametten sonra da “Vesile Duâsı” okumuştur.<br />
<br />
b) Sabah namazının farzından sonra sünnet olan "selam duası" okunur. Çünkü Rasûlullah (asm), selâm verip namazdan çıkınca üç defa istiğfar eder ve “Allâhümme ente’s-selâm ve minke’s-selâm tebârekte yâ ze’l-celâli ve’l-ikrâm / Allah’ım selâm sensin. Selâmet ve esenlik sendendir. Ey azamet ve kerem sahibi Allah’ım, sen hayır ve bereketi çok olansın” derdi.(4)<br />
<br />
    c) Arkasından "Salâten Tüncinâ" ya da "Salât-ı Münciye" olarak bilinen salavat okunur.<br />
<br />
    "Allâhümme sâlli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed. Salâten tuncînâ bihâ min cemîil ahvâli ve'l-âfât. Ve takdîlenâ bihâ cemiâ'l-hâcât. Ve tutahhirunâ bihâ min cemî'ıs-seyyiât. Ve terfeunâ bihâ indeke â’led-deracât. Ve tübelliğunâ bihâ aksa'l-gâyât. Min cemî'il-hayrâti fi'l-hâyâti ve ba’de'l-memât. Âmin yâ mücib'ed-deavât, ve'l-hamdü lillâhi rabb'il-âlemin."<br />
<br />
    (Allah'ım! Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in Âline öyle bir salât ve rahmet eyle ki, Onunla bizleri bütün dehşetli korku ve her türlü âfetlerden halas eyle, bütün ihtiyaçlarımızı yerine getir, bizleri bütün günah ve kötülüklerden temiz kıl, yanında en üstün derecelere yükselt, bizleri gerek hayatta ve gerekse öldükten sonra bütün hayırların en yüksek gayelerine vasıl eyle. Ey bütün dua ve isteklere cevap veren Mucîb! Duamızı kabul eyle. Hamd olsun Âlemlerîn Rabbi olan Allah'a ki, hamd ancak O’na mahsustur.) <br />
<br />
"Salâten Tüncinâ" hakkında "Şifâü’l-Eskâm" eserinde Fakihânî Rahimehullah Ebû Mûsâ Darir’den şöyle nakleder:<br />
<br />
“Bir gemi yolculuğunda Aklabiye denilen çok şiddetli bir fırtınaya tutulan bu zat, uyku esnasında Resulullah Efendimizi görür ve Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem kendisine bin defa okumak üzere Salâten Tüncînâ Salavât-ı Şerifesini tâlim buyurmalarını söyler. Nihâyetinde tüm gemi halkının kurtulduğunu nakleder.”(5)<br />
<br />
Bu salâvat ve dua Bediüzzaman Hazretlerinin bizzat kendisi için yazdırdığı ve vefâtına kadar da yanından ayırmadığı Cevşen-i Kebîr defterinde kayıtlıdır. Bediüzzaman Hazretleri bu salâvat hakkında defterine şu notu yazdırmıştır:<br />
<br />
    “Meşhûr-u âlem ve gâyet mücerreb ve umûm aktabların mergûbu bir salavât-ı şerîfedir.”(6)<br />
<br />
Keza hadis-i şeriflerde de bu mahiyette dualar mevcuttur. Birkaç örnek vermek gerekirse Ümmü Gülsûm binti Ebî Bekr rivâyet ediyor: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, Âişe’ye şu duayı öğretti:<br />
<br />
    “Allah’ım! Senden şimdi ve gelecekte (olacak) olan, bildiğim ve bilmediğim bütün hayırları istiyorum. (…) Allah’ım! Senden kulun ve Resûlün Muhammed’in istediği bütün hayırları istiyorum.”(7)<br />
<br />
Velhasıl, namazdan sonra salâvat getirmek sünnete uygun bir davranıştır. Nitekim Ebu Davud, Nesaî ve Tirmizî’in rivayet ettiği bir hadiste Peygamber Efendimiz (a.s.m) şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
    “Biriniz namazı kıldıktan sonra, Allah’a hamdu sena etsin, sonra Peygamber’e salâvat getirsin, ondan sonra dilediği duaları yapsın.”(8)<br />
<br />
ç) Müteakiben bir defa:<br />
<br />
    "Allâhumme innâ nukâddimu ileyke beyne yedey külli nefesin ve lemhatin ve lahzatin ve tarfatin yatrifu bihâ ehlü's-semâvâti ve ehlü'l-aradîyn, şehâdeten eşhedü en..."<br />
<br />
    (Allah'ım! Her nefeste, her bakışta, her anda, semâlar ve yerler ehlinin her göz açıp kapamasında sana şehadetimizi takdim ederiz ki:) dedikten sonra on defa:<br />
<br />
    "Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâ şerike leh, lehü'l-mülkü ve lehü'l-hâmdü yuhyi ve yumit ve hüve hayyun lâ yemût biyedihi'l-hayr ve hüve alâ külli şey’in kadir." denir. Onuncusunda sonuna "ve ileyhi'l-masîyr." eklenir.<br />
<br />
Yine burada da Allah’ı tesbih eden ifadelerin bir benzerini hadis-i şeriflerde görmekteyiz. Ebû Zerr (r.a) gelen bir rivâyete göre Rasûlullah Efendimiz (asm) buyurdu ki:<br />
<br />
    “Her kim, sabah namazından sonra diz çökmüş olarak, konuşmadan önce on defa 'Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke lehü; Lehü’l-mülkü ve lehû’l-hamdü yuhyî ve yümîtü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.' derse, kendisine onlarca sevap yazılır, on günahı silinir, on derece yükseltilir, o günün tamamında her şerden emin ve emniyette olur, şeytandan korunur ve o gün hiçbir günah ona ulaşarak amelini iptal etmez!”(9)<br />
<br />
d) Sonra eller ters çevrilerek:<br />
<br />
Peygamber Efendimiz (a.s.m), “Allah’tan bir şeyin olmasını istediği zaman ellerinin içini yukarıya çevirirdi. Ancak bir şeyden sakınacağı zaman ise ellerinin içini aşağıya çevirirdi.”(10)<br />
<br />
Allâhümme ecirnâ min'en-nâr (3-5 veyâ 7 defâ söylenir)<br />
<br />
Namaz sonrası tesbihâtın bu kısmı Peygamber Efendimiz (asm) tarafından özellikle sabah ve akşam namazlarından sonra okunması tavsiye edilmiştir. Müslim b. Hâris et-Temimî babasından şunu rivâyet etmiştir: “Peygamber Efendimiz (asm) bana şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
    "Akşam namazını kıldığın vakit, namazdan sonra hiç konuşmadan yedi kez ‘Allahümme ecirnî min’en-nar’ / Allah’ım, beni cehennem ateşinden koru.' der ve şayet o gece ölürsen cehennem ateşinden beraat olunursun ve eğer sabah namazından sonra aynı şekilde dersen ve gün akşama kadar olan zamanda ölürsen yine cehennem ateşinden beraat olunursun.”(11)<br />
<br />
Duadaki metin farklılığı olarak hadis-i şerifte geçen ecirnî "ben" ifadesine karşılık, tesbihatta geçen ecirna "biz" demektir ki cemaatle yapıldığında söylenir.<br />
<br />
"Allâhümme ecirnâ min fitneti'd-dîniyyeti ve dünyeviyyeh<br />
Allâhümme ecirnâ min fitneti ahiri'z-zamân<br />
Allâhümme ecirnâ min fitneti'l-mesihi'd-deccâli ve's-sufyân<br />
Allâhümme ecirnâ mine'd-dalâlâti ve'l-bıd'ıyyâti ve'l-beliyyât<br />
Allâhümme ecirnâ min şerri'n-nefsi'l-emmâreh<br />
Allâhümme ecirnâ min şurûri'n-nüfûsi'l-emmârati'l-firâvniyyeh<br />
Allâhümme ecirnâ min şerri'n-nisâ<br />
Allâhümme ecirnâ min belâ'in-nisâ<br />
Allâhümme ecirnâ min fitneti'n-nisâ<br />
Allâhümme ecirnâ min azâbi'l-kâbr<br />
Allâhümme ecirnâ min azâbi'l-yevmi'l-kıyâmeh<br />
Allâhümme ecirnâ min azâbi cehennem<br />
Allâhümme ecirnâ min âzâbi kahrik<br />
Allâhümme ecirnâ min nâri kahrik<br />
Allâhümme ecirnâ min azâbi'l-kabri ve'n-nîrân<br />
Allâhümme ecirnâ mine'r-riyâi ve's-sum’âti ve'l-ucubi ve'l-fâhr<br />
Allâhümme ecirnâ min tecâvuzi'l-mülhidîyn<br />
Allâhümme ecirnâ min şerri'l-munâfıkîyn<br />
Allâhümme ecirnâ min fitneti'l-fâsıkîyn."<br />
<br />
Yukarıdaki istiaze dualarına baktığımızda şerrinden Allah’a sığınılanların dini ve dünyevi fitneler, ahir zaman fitnesi, deccal ve süfyan fitnesi, dalalet ve belalar, nefsi emmare, firavunlaşmış nefisler, bazı kadınların içindeki şerli-belalı-fitneler (Bu duayı kadınlar da yapar. Çünkü ahir zamanın en büyük fitne ve belası, bazı ahlak mahrumu ve fitneci kadınlardan gelmektedir.), kıyamet gününün azabı, cehennem azabı, Allah’ın kahr azabı ve ateşi, yalancı şöhret, kibir, övünmek, inkârcıların tecavüzü, münafıkların şerri, fasıkların fitnesi gibi kişileri ve toplumları helakete sürükleyen başlıca unsurlar olduğu görülecektir. Benzer manaların hadis-i şeriflerde de olduğuna dair birkaç misal verelim:<br />
<br />
Ebû Hüreyre (r.a)'dan rivayet edildiğine göre Resûlullah (a.s.m) şöyle buyurdu:<br />
<br />
    “Biriniz namazda tahiyyâtı bitirdiği zaman, dört şeyden Allah’a sığınarak şöyle desin:<br />
<br />
    'Allâhümme innî eûzü bike min azâbi cehennem ve min azâbi’l-kabr ve min fitneti’l-mahyâ ve’l-memât ve min şerri fitneti’l-mesîhi’d-deccâl'<br />
<br />
    'Allah'ım, cehennem azâbından ve kabir azâbından, hayat ve ölüm fitnesinden, deccâlin fitnesine uğramaktan sana sığınırım.'”(12)<br />
<br />
Başka bir rivayet ise şöyledir: Aişe (r.anha)’nın haber verdiğine göre, Rasûlullah (asm) namazda şöyle dua ediyordu:<br />
<br />
    “Allah’ım! Kabir azabından sana sığınırım, Mesih deccalin fitnesinden sana sığınırım. Hayatın ve ölümün fitnelerinden sana sığınırım. Allah’ım, günah işlemekten ve borçtan sana sığınırım.”<br />
<br />
Resulullah (sav)'in bir başka duası da şöyledir:<br />
<br />
    "Allah’ım, şikak ve nifaktan ve kötü ahlaktan sana sığınırım."(13)<br />
<br />
Tesbihatta, Allah’a sığınılan tehlikelerden biri de şerli-belalı-fitne kadınlardır. Nitekim Peygamber Efendimiz (sav) bir hadis-i şeriflerinde "Ben, benden sonra erkekler için kadınlardan daha tehlikeli bir fitne (imtihan sebebi) bırakmadım" demiştir.(14)<br />
<br />
e)“Allâhümme ecirnâ ve ecir vâlideynâ ve talebete rasâili'n-nûru's-sâdıkîyne fi hizmeti'l-kur’âni ve'l-imân, ve ahbâbene'l-mü’minîne'l-muhlisîyne ve akrıbâenâ ve ecdâdenâ mine'n-nâr." (Allah'ım! Bizi, anne-babamızı, Kur'ân ve iman hizmetinde çalışan sâdık Risale-i Nur Talebelerini, ihlâslı, imanlı dostlarımızı, akrabalarımızı ve ecdadımızı cehennem ateşinden kurtar.)<br />
<br />
Sonra eller yukarı çevrilerek duaya devam edilir:<br />
<br />
    "Bi afvike yâ mücir bi fadlike yâ gâffâr. Âllâhümme edhılne'l-cennete mea'l-ebrâr. Âllâhumme edhılne'l-cennete meâ'l-ebrâr. Allâhumme edhılnâ ve edhı'l-üstâdenâ Said-i Nursî radıyallahu anh ve vâlideynâ ve talebete rasâili'n-nûru ve ıhvânenâ ve ehâvatenâ ve akribâenâ ve ecdâdenâ ve ahbâbene'l-mü’minîne'l-muhlisîyne fi hizmeti'l-imâni ve'l-Kur’ân, el cennete meâ'l-ebrâr, salli alâ nebiyyike'l-muhtar ve âlihi'l-athâr ve ashâbihi'l-ahyâr ve sellim mâdâme'l-leylü ve'n-nehâr. Âmin, velhamdü lillâhi rabbil âlemin."<br />
<br />
    (Affınla kabul buyur ey halas eden, kurtaran Mücîr! Fazlınla kabul buyur ey günahları bağışlayan Gaffâr! Allah'ım! Bizleri Ebrar olan iyilerle Cennet'e idhal eyle. Allah'ım! Bizi, Üstadımız Said Nursi'yi (Allah ondan razı olsun) ana-babamızı, sadık Risale-i Nur Talebelerini, erkek ve kadın kardeşlerimizi akrabalarımızı, ecdadımızı, iman ve Kur'ân hizmetinde çalışan ihlâslı, imanlı dostlarımızı, Seçkin Peygamberinin şefaatî, Onun pak, âli ve hayırlı Sahabilerinin hürmetine, iyilerle beraber Cennet'e idhal eyle.)<br />
<br />
Tesbihatın bir parçası olan dualara baktığımızda bunların kişinin istikametine katkı sağlayıp; dikkat ve hassasiyet isteyen bu ahir zamanda onu motive edecek, akıl ve gönül dünyasına canlılık kazandıracak özlü ifadelerden oluştuğu görülmektedir. Bunun yanı sıra insan; tâbi olduğu manevî lidere sevgi, saygı ve bağlılığını ifade ettikçe ve bu duygular gönlüne iyice yerleştikçe liderinin ortaya koyduğu düsturlara, emir ve yasaklara bağlılığı da o nisbette artacaktır.<br />
<br />
f) Ardından bilinen namaz tesbihatıyla devam edilir:<br />
<br />
"Subhânallâhi ve'l-hâmdü lillâhi ve lâ ilâhe illallâhü vallâhu ekber, ve lâ hâvle ve lâ kuvvete illâ billâhi'l-aliyyü'l-azîym." denir ve Ayetü'l-Kürsi okunduktan sonra tesbih çekilir:<br />
<br />
Hadis-i şerifte vardır ki; “Her kim ki farz namazın akabinde Âyetü’l-kürsî’yi okursa, bir sonraki namaza kadar Allah’ın korumasında olur.”(15)<br />
<br />
33 Sübhânallâh,<br />
33 Elhamdulillâh,<br />
33 Âllâhu Ekber.<br />
<br />
Tesbihlerden sonra:<br />
<br />
"Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâ şerike leh, lehü'l-mülkü ve lehü'l-hâmdü yuhyi ve yumit, ve hüve hayyun lâ yemût, biyedihi'l-hayr ve hüve alâ külli şey’in kadir ve ileyhi'l-masîyr."<br />
<br />
denir ve namazın duası yapılır. Bu zikrin Buhari (1/214), Ibn-i Hibban (1/272), Tirmizi (189, 197, 385)' de kayıtlı olduğu Abdulkadir Badıllı tarafından "Kudsi Kaynaklar" kitabında belirtilmiştir.(bk. Kudsi Kaynaklar s. 907-917)<br />
<br />
Duâdan sonra;<br />
<br />
Fa'lem ennehu denir ve 33 defa (sabah namazından sonra 100 defa okunabilir) Lâ ilâhe illâllâh okunur. Sonunda Muhammede'r- resûlullâhi sallallâhü teâlâ âleyhi ve sellem denir.<br />
<br />
Daha sonra 10 defa:<br />
<br />
"Lâ ilâhe illallâhu'l Melikül Hakkul Mübin Muhammedün Rasulullahi Sadikul Va'dil Emin" (Mülk sahibi Melik, hak ve varlığı birliği apaçık Mübin olan Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur. Vadinde sadık ve emin olan Muhammed (asm) Allah’ın Rasulüdür.) denir.<br />
<br />
"Lâ ilâhe illallâhu'l Melikül Hakkul Mübin" ifadesiyle ilgili olarak, Peygamber Efendimiz (asm)'a, Hz. Cebrail’in şöyle dediği rivayet edilir:<br />
<br />
    “Ey Muhammed, senin ümmetinden kim her gün yüz defa Lâ ilâhe illallâhül melikül hakkul mübîn derse, bu onun için fakirlikten kurtulmaya vesile olur, kabir yalnızlığında kendisine yoldaş olur ve bununla zenginliği celb etmiş yani kendisine çekmiş ve cennetin de kapısını çalmış olur.”(16)<br />
<br />
Bu ifadenin yanı sıra “Muhammedün Rasulullahi Sadikul Va'dil Emin" diyerek Allah resulünü övmek ve tenzih etmek dua ve niyazda bulunmaktır.<br />
<br />
g) Sonra besmele çekip:<br />
<br />
    "İnnallâhe ve melâiketehû yusallûne alennebiyy; yâ eyyühellezine âmenu, sallû aleyhi ve sellimu teslîmâ.”<br />
<br />
    “Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber'e salât ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin, selam edin.” (Ahzab, 33/56) âyeti okunup Lebbeyk (buyurun efendim) denir.<br />
<br />
Salât, dua etmek, hayrı ve hayrı celp edecek sözleri söylemek manasına gelmektedir. Allah’ın (c.c) Peygamber Efendimize salâtı, kendisine hayır takdir etmesidir; ona rahmet ve mağfiret etmesi, bereketini ve rızasını lütfetmesi ve meleklerinin yanında onu övmesidir. Ayette Allah ve melekler için sadece salât mefhumu zikredilmişken müminlere, salata ilaveten ona selam etmeleri de emredilmiştir. Âyette geçen “selâm” kelimesi eksikliklerden ve her türlü musibetlerden korunmuş olmayı Allah’tan niyaz etmektir. Hz. Peygamber (asm)’e selâm vermek, mü’minlerin birbirine verdiği gibi kabr-i şerifini ziyaret ettiğimizde O’na selâm vermek, ayrıca zaman zaman ve özellikle ismi anıldığında manevî şahsiyetini selâmlamaktır. Salât, selâm manasını ihtiva ediyorsa da selâm da insanların O’na itaat etmeleri ve O’nun şeriatını yaşamalarını dilemek gibi hususi manalar vardır. Çünkü Allah Resulü'ne salâtın, ancak her konuda ona itaat etme manasına gelen selam ile ağırlığı olur.(17) Aşağıdaki salatü selamlara ve dualara baktığımızda bu manaları telkin ettiği görülmektedir.<br />
<br />
"Allâhümme sâlli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ ali seyyidinâ muhammedin biadedi külli dâin ve devâin ve bârik ve sellim aleyhi ve aleyhim kesirâ."(Üç defa okunur)<br />
<br />
"Salli ve sellim yâ rabbi alâ hâbibike muhammedin ve alâ cemî'il-enbiyâi ve'l-mürselîn, ve alâ âli küllin ve sâhbi küllin ecmâin, âmîn, velhâmdulillâhi râbbi'l-âlemîn."<br />
<br />
Elfü elfi salâtin ve elfü elfi selâmin âleyke yâ Rasûllallâh<br />
Elfü elfi salâtin ve elfü elfi selâmin âleyke yâ Habîballâh<br />
Elfü elfi sâlâtin ve elfü elfi selâmin âleyke yâ emîne vahyillâh<br />
<br />
"Allahumme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ muhammedin ve alâ âlihi ve ashâbihî, biadedi evrâki'l-eşcâr ve emvâci'l-bihâr ve katarâti'l-emtâr. Vâğfirlenâ verhamnâ ve'l-tüfbinâ ve bi üstâdinâ ve vâlideynâ ve bi talebeti rasâili'n-nuru's-sadıkîyne yâ ilahenâ bi külli salâtin minhâ eşhedühen lâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne muhammeden rasûllullâhi sallallâhu teâlâ âleyhi ve sellem." denir.<br />
<br />
h) Sonra aşağıda iki satırını meali ile verdiğimiz Tercüman-ı İsm-i Âzâm Duası besmele çekilip okunur:<br />
<br />
Subhaneke ya Allâh tealeyte yâ Rahman ecirnâ mine'n-nâr bi afvike yâ Rahmân<br />
Subhaneke ya Râhiym tealeyte yâ Kerim ecirnâ mine'n-nâr bi afvike yâ Rahmân<br />
<br />
….<br />
<br />
(Sübhânsın, münezzehsin, sana sığınırım ey bin bir esma sahibi, mutlak ve gerçek mabûd olan Allah! Her şeyden üstün ve yücesin, ey bol rahmet eden, fark gözetmeden herkesi rızıklandıran Rahman! Affınla bizi azap ateşinden ve cehennemden kurtar ya Rahman!)<br />
<br />
(Sübhânsın, münezzehsin, sana sığınırım ey hususi rahmet gösteren, sevgili kullarına mağfiret edip Cennet bahşeden Rahim! Her şeyden üstün ve yücesin, ey bol kerem sahibi, umulmadık yerden ihsan eden Kerim! Affınla bizi azap ateşinden ve cehennemden kurtar ya Rahman!)<br />
<br />
“İsm-i Âzâm”, Allah’ın en yüce ismi demektir. Hadislerde Allah’ın ism-i âzamı olarak birden çok isim zikredilmiştir. Bu isimlerin başında Allah, sonra Rahmân, Rahîm, Mennân, Ehad, Samed, Hayy, Kayyûm, Bedî’u’s-semâvâti ve’l-ard, Zû’l-celâli ve’l-ikram, lâ ilâhe illallah, lâ ilâhe illâ ente isim ve zikirleri gelmektedir.(18) Resûlullah İsm-i Âzam anılarak yapılan duaların Allah katında makbul olacağını bildirmiştir.<br />
<br />
Bir ayette mealen şöyle buyurulmaktadır: “En güzel isimler Allah’ındır; bu güzel isimlerle O’na dua edin.”(A'raf Suresi, 7/180) Şu halde insan, bu isimlerle Allah’a yakarışta bulunmalıdır. Yukarıdaki duada seksenden fazla esma ile “Rahman”a niyaz edilmektedir. Kur’an’ın; "İster Allah diyerek, ister Rahmân diyerek yakarın; hangisiyle yakarsanız olur, çünkü bütün güzel isimler O’na mahsustur."(17/110) ayeti ile duanın terkip ve mahiyeti uygun düşmektedir.<br />
<br />
- Subhaneke ya Allâh tealeyte yâ… zikri neden sadece sabah ve ikindi namazlarına müteakip gelmektedir?<br />
<br />
Bu tercihin hikmetini Bediüzzaman Hazretleri açıklamamıştır. Ancak namazın ve namaz vakitlerinin tahsisinin hikmetlerini izah ettiği Dokuzuncu Söz'de sabah ve ikindi namazları bahsinde şuunat-ı ilahiyeye daha çok vurgu yapmaktadır. Bu zikrin terkibine baktığımızda her satır başının tesbih ifadesi olan "subhaneke" ile başlayıp "Rahman" ismi ile bitiyor olması dikkat çekicidir. Bu iki kelime arasında Allah'ın çeşitli isimleri zikredilip niyazda bulunulmaktadır. Bu terkip, sabah ve ikindi vakitlerine sarihan işaret eden “Güneşin doğmasından önce de batmasından önce de Rabbini övgüyle tesbih et.” (Tâhâ, 20/130) ayeti ile uygunluk göstermektedir. Duanın her satır başındaki “Subhaneke” kelimesi tesbih, muhtevasında esmalar ise "övgü" ifade eder. Her satır sonunda Allah'ın merhamet ve inayetini celbedecek olan "Rahman" ismi de rahmet-i ilahiyeye vesile olacaktır.<br />
<br />
Ayrıca hadis-i şerifte vardır ki:<br />
<br />
    “Gece ve gündüz melekleri, nöbetle yanınıza gelip giderler. Sabah ve ikindi namazlarında toplanıp nöbet değiştirirler. Sonra geceyi yanınızda geçiren melekler, Allah'ın huzuruna çıkarlar. Allah Teâlâ da bildiği hâlde meleklere: 'Kullarımı ne halde bıraktınız?' diye sorar. (Melekler de): 'Yanlarından namaz kılarlarken ayrıldık¸ yanlarına geldiğimizde namaz kılarken bulduk.' cevabını verirler.”(19)<br />
<br />
Meleklerin nöbet değişiminde Rahman olan Allah’ı daha çok tesbih eder ve af diler vaziyette bulunmakta dikkat çekici bir başka nokta olarak karşımıza çıkmaktadır.<br />
<br />
- "Subhaneke ya Allâh tealeyte yâ…" ve “Ya Cemilu Ya Allah…” dualarının kaynağı nedir?<br />
<br />
Belli başlı mütedavil hadis kitaplarında bu dualara rastlayamadık. Ancak bu dualar büyük hadis âlimi Ahmed Ziyâeddin Gümüşhânevî tarafından telif edilmiş olan "Mecmûʿatü’l-Ahzâb" adlı üç ciltlik evrad kitabında geçmektedir.(20) Kişinin Allah’a ayet ve hadis-i şeriflerde geçen duâlarla niyazda bulunması evladır. Ancak gereken âdâba riâyet edildiği sürece, muhtevası ve terkibi Kur'an ve Sünnet'e uygun olan duâlarla da niyazda bulunabilir.<br />
<br />
I) Ardından eller açılır,<br />
<br />
    "Sübhâneke âhiyyen şerâhiyyen tealeyte lâ ilâhe illâ ente ecirnâ ve ecir üstâdenâ ve vâlideynâ ve rufekâenâ ve âkribâenâ ve ahbâbene'l-mü’minîne'l-muhlisîyne (eller aşağıya çevrilir) mine'n-nâr ve min külli nâr vahfaznâ minşerri'n-nefsi ve'ş-şeytan ve min şerri'l-cinni ve'l-insân ve min şerri'l-bid’âti ve'd-dalâleti ve'l-ilhâdi ve't-tuğyân (eller yukârı çevrilir) bi âfvike yâ Mücir, bi fadlike yâ Gaffâr, bi rahmetike yâ erhame'r-râhimîn. Allâhumme edhilne'l-cennete mea'l-ebrâr, bişefâati nebiyyike'l-muhtar. Amîn ve'l-hamdülillâhi rabbi'l-âlemin."<br />
<br />
Allah'ı tesbih edip çeşitli şerlerden istiaze edilen bu ihatalı dua şu niyazla bitmektedir:<br />
<br />
    "Allah'ım! Seçkin peygamberinin şefaatiyle, iyilerle beraber, bizleri cennete idhal eyle!"<br />
<br />
    "Dualarımızı kabul buyur. Hamd olsun Âlemlerin Rabbi Allah'a ki, hamd ancak kendisine mahsustur."<br />
<br />
Euzu besmele çekilerek Haşr Suresinin son beş ya da üç ayeti okunur.<br />
<br />
Maʻkil b. Yesâr, Resûlullah’ın (asm) şöyle buyurduğunu rivâyet etmektedir:<br />
<br />
    “Kim sabahladığında üç defa 'Euzu billahi’s-semîʻi’l-ʻalîmi mine’ş-şeytâni’r-racîm.' deyip Haşr sûresinin son üç âyetini okursa, o geceleyene kadar Allah, istiğfar edecek yetmiş bin meleği ona vekil kılacaktır. Eğer bu kişi o gün ölürse şehit olarak ölür. Kim bu âyetleri gecelediği vakit okursa yine aynı mertebede olur.”(21)<br />
<br />
Bu ayetler akşam namazından sonra da okunmaktadır.<br />
<br />
Kaynaklar:<br />
<br />
1. İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, II, 67, 68; Cezîrî, el-Mezâhibü’l-erbe‘a, I, 283.<br />
2. Buhârî, Ezan, 8.<br />
3. İânetü’t-Tâlibîn, 1:232-23.<br />
4. Müslim b. Haccâc el-Nisâbûrî, Sahîh-i Muslim, Halîl Me’mûn Şîhâ (Thk.), Dâru’l-Ma‘rife, Beyrût 2010, Mesâcid, 135, 136.<br />
5. El-Müsned, Kitâbü’l-Ezkâr ve ‘d-Deavât (14995); Sünen-i İbn-i Mâce, Kitâbü’d-Duâ; Buhârî, el-Edebu’l-Müfred; İbn Hibbân, 598/2413; Hâkim, 1/521.<br />
6. Bedîüzzaman Hazretlerinin husûsi defteri, Barkod Medya Tarafından orijinal sâhifeleri taranarak birebir aynı görüntüsünde, “Bediüzzaman Said Nursi’nin Bizzat Yazdırdığı ve Okuduğu Orijinal Cevşen-i Kebir ve 33 Hadis-i Şerif” adıyla kitap olarak basılmış ve 2013 yılında yayınlanmıştır.<br />
7. El-Müsned, Kitâbü’l-Ezkâr ve ‘d-Deavât (14995); Sünen-i İbn-i Mâce, Kitâbü’d-Duâ; Buhârî, el-Edebu’l-Müfred; İbn Hibbân, 598/2413; Hâkim, 1/521 .<br />
8. Neylu’l-Evtar, 2/577.<br />
9. Tirmizî, Daavât, 64.<br />
10. Müsned, Ahmed b. Hanbel, c. 4, s. 56; Cemu’l-Fevaid, c. 5, s. 237, h. 9242-43. el-Fethu’l-Kebir, II/357.<br />
11. Süleyman b. el-Eşas es-Sicistânî Ebû Dâvûd (ö. 275/889), Sünenü Ebî Dâvûd, Halîl Me’mûn Şîhâ (Thk.), Dâru’l-Ma‘rife, Beyrût 2001,Edeb, 100.<br />
12. Müslim, Mesâcid 128-134; Ebû Dâvûd, Salât 149, 179; Nesâî, Sehv 64.<br />
13. Ebu Davud, Salat 367, (1546); Nesai, İstiaze 21, (8, 264).<br />
14. Buhârî Nikâh 17; Müslim Zikir 97 98. Ayrıca bk. Tirmizî Edeb 31; İbni Mâce Fiten 31.<br />
15. Süleyman b. Ahmed et-Taberânî, el-Mu’cemu’l-kebir, thk. Hamdi Abdulmecîd (Kahire: Mektebetu İbn Teymîyye, ts.), 3/83.<br />
16. Zebidi, İthaf, 5/131; Kenzü’l-ummal, no: 5058.<br />
17. İslâm Ansiklopedisi, “salvele” c.7 s.124.<br />
18. Tirmizî, Deavât, 87; İbn Mâce, Dua, 9; Dârimî, es-Sünen, Fedâilü’l-Kur’an, 14; Müslim, Salâtü’l-müsâfirîn, 258.<br />
19. Muvatta¸ Kasru's-salat¸ 82; Buhârî¸ Mevâkît¸ 16¸ Bed'u'l-halk¸ 6¸ Tevhid¸ 33; Müslim¸ Mesâcid¸ 210.<br />
20. Mecmuatul-Ahzab/Gümüşhanevi 2/333 ve 1/211.<br />
21.Tirmizî, "Fedâilü’l-Kur’an", 22 (No. 2922).<br />
<br />
Selam ve dua ile...<br />
Sorularla Risale Editörü</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Namaz tesbihatlarından sonra okuduğumuz sûrelerin, vakitlerine göre hikmetleri nedir?]]></title>
			<link>https://rasitu.de/showthread.php?tid=35178</link>
			<pubDate>Mon, 08 Dec 2025 15:35:04 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://rasitu.de/member.php?action=profile&uid=8">Hamdullah</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://rasitu.de/showthread.php?tid=35178</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Namaz tesbihatlarından sonra okuduğumuz sûrelerin, vakitlerine göre hikmetleri nedir?</span></span><br />
<br />
<br />
Değerli Kardeşimiz;<br />
<br />
Bilindiği gibi sabah ve akşam namazlarından sonra Kur’an’dan “Lâ yestevî”, öğle namazından sonra “Lekad sadakallâhu” ayetleri ile başlayan aşırlar; ikindi namazından sonra Amme Sûresinin yarısı veya tamamı; yatsı namazından sonra da “Âmenerresûlü” aşr-ı şerifi okunmaktadır.<br />
<br />
Esasen her zaman ve her fırsatta okunan her Kur’ân harfine on sevap vardır. Hepsinin de okunması faziletlidir. Namazlardan sonra da her sûre okunabilir ve yine sevaplıdır. Ancak bâzı sûre ve ayetler vardır ki, lafız, mana, mahiyet ve şümûlü cihetiyle diğer sûrelerden farklılık arz etmektedir. Mesela, Fatiha, Yasin ve İhlas sureleri fazilet ve muhteva bakımından diğer surelerden; Âyetel kürsî de diğer ayetlerden aynı mânâda farklıdır.<br />
<br />
Bunların faziletini müteaddit hadislerde Peygamber Efendimiz (a.s.m.) ifade etmiştir. Hadis kitaplarında da ayrıca “Fedâilü’s-suver” adı altında bazı surelerin fazilet ve sevabını anlatan bablar yer almaktadır.<br />
<br />
Namazlardan sonra okunan “aşır”ların fazileti de aynı bablarda anlatılmaktadır. Meselâ Bakara Sûresinin sonunda yer alan iki âyetli “Âmenerresûlu” nün fazileti hususunda şu meâlde hadisler rivâyet edilmektedir:<br />
<br />
    “Bakara Sûresinin sonunda iki ayet vardır. Kim bunları okursa (dünya ve ahiret maksatları için veya o gecede okuyacağı Kur’ân için) ona yeterlidir.” (Buharî, Fedâilu'l-Kur'ân 10)<br />
<br />
Başka bir hadiste şöyle buyurulmaktadır:<br />
<br />
    “Yüce Allah Bakara Sûresini iki âyetle nihayet vermiştir. Onları okuyana mükâfatını Arş-ı Âlâdaki hazinesinden verecektir. Onları öğrenin, hanımlarınıza ve çocuklarınıza öğretiniz.”<br />
<br />
Tirmizî’de aynı mevzuda şu meâlde bir hadise yer verilmektedir:<br />
<br />
    “Cenab-ı Hak yeri ve göğü yaratmazdan bin sene önce bir kitap yazdı. O kitaptan iki âyet indirdi. O ayetlerle Bakara suresine nihayet verdi. O ayetler bir evde üç gece okunursa o eve şeytan yaklaşmaz.” (Tirmizî, Sevâbu'l-Kur'ân 4)<br />
<br />
Bu hadis, “Amenerresûlü”nün faziletini ifâde eden en veciz ve geniş hadistir. Cenab-ı Hakk'ın yeri ve göğü yaratmazdan bin sene önce yazmış olduğu kitaptan maksad, bütün peygamberlere gönderdiği kitabın kendisidir.<br />
<br />
Ayetler Cenab-ı Hakk'ın kelâmı olduğu için onların Peygamber Efendimiz (asm)'in zamanında nâzil olması daha önceden ilm-i İlâhide bulunmalarına engel değildir. Çünkü Cenab-ı Hakk'ın kelamı ezelî olduğundan, bunun için zaman mefhumu söz konusu olmaz. Kur’ân-ı Kerim ve içindeki âyet ve sureler de buna dâhildir.<br />
<br />
İşte her yatsı namazından sonra bu iki ayeti okumakla bu faziletlerden nasibimizi almaya çalışıyoruz.<br />
<br />
Sabah ve akşam namazlarından sonra okunan ve “Lâ yestevî” ile başlayıp okunan Haşr suresinin sonundaki aşrın fazileti hakkında da yine bâzı hadisler rivâyet edilmektedir.<br />
<br />
İrbad bin Sâriye (r.a.) Peygamber Efendimiz (asm)'in yatağa girmeden önce Sebbeha, Yüsebbihu ile başlayan sureleri okur ve “Bu sureler içinde bin ayetten daha hayırlı bir ayet vardır.” buyururlardı. Hadis şerhlerinde bu âyetin “Lev enzelnâ” ile başlayan Haşr Sûresinin sonunda yer alan âyet olduğu izah edilmektedir.<br />
<br />
Başka bir hadiste de sabah ve akşam vaktinde bu âyetlerin okunmasının fazileti hakkında Peygamber Efendimiz (asm) meâlen şöyle buyururlar:<br />
<br />
    “Kim ki sabahleyin üç kere eûzü billahi’s-semîi’l-alîmi mine’ş-şeytani’r-racîm der ve Haşr Sûresinin sonundaki üç âyeti okursa, Allah o kimseye akşama kadar duâ ve istiğfar etmek üzere yetmiş bin melek vazifelendirir. O gün vâdesi yetip ölürse şehit olarak vefat eder. Kim bu ayetleri akşamleyin okursa aynı mükâfat ve dereceye ulaşır.” (Tirmizî, Fedâil, 22)<br />
<br />
İşte sabah ve akşam namazlarından sonra bu âyetleri okuduğumuz zaman, inşâallah bu mükâfata nâil oluruz.<br />
<br />
Öğle namazından sonra okuduğumuz “Lekad sadakallahü...” ile başlayan aşır ise Fetih sûresinin son üç âyetidir. Müstakil olarak Fetih Sûresini okumanın faziletini bildiren hadisler mevcuttur.<br />
<br />
Hz. Ömer’in (r.a.) rivâyet ettiği bir hadiste meâlen Peygamber Efendimiz (asm) şöyle buyurmaktadır:<br />
<br />
    “Bana bu gece öyle bir sure nâzil oldu ki, o sure bana, üzerine Güneş'in doğduğu bütün varlıklardan daha hayırlıdır” buyurdu ve bundan sonra ‘İnnâ fetahnâ leke...’yi okudu.” (Buharî, Tefsir, 48/1)<br />
<br />
Bâzı kitaplarda rivâyet edilen bir hadiste ise Peygamberimiz (asm) Fetih suresinin sonundaki âyeti kasd ederek, “Bunları okuyun ve Allah’tan hayır ve bereketini isteyiniz” buyurmuştur.<br />
<br />
İşte bu “aşır”ların faziletini bilen ulemâ, her namazdan sonra okuyarak bu sünnetin herkes tarafından tatbikini temin etmişlerdir. Bu aşırları okumak hem bir sünnetin yerine getirilmesi, hem de Kur’ânın sevap bakımından en faziletli kısımlarının okunmasıdır.<br />
<br />
Selam ve dua ile...<br />
Sorularla Risale Editörü</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Namaz tesbihatlarından sonra okuduğumuz sûrelerin, vakitlerine göre hikmetleri nedir?</span></span><br />
<br />
<br />
Değerli Kardeşimiz;<br />
<br />
Bilindiği gibi sabah ve akşam namazlarından sonra Kur’an’dan “Lâ yestevî”, öğle namazından sonra “Lekad sadakallâhu” ayetleri ile başlayan aşırlar; ikindi namazından sonra Amme Sûresinin yarısı veya tamamı; yatsı namazından sonra da “Âmenerresûlü” aşr-ı şerifi okunmaktadır.<br />
<br />
Esasen her zaman ve her fırsatta okunan her Kur’ân harfine on sevap vardır. Hepsinin de okunması faziletlidir. Namazlardan sonra da her sûre okunabilir ve yine sevaplıdır. Ancak bâzı sûre ve ayetler vardır ki, lafız, mana, mahiyet ve şümûlü cihetiyle diğer sûrelerden farklılık arz etmektedir. Mesela, Fatiha, Yasin ve İhlas sureleri fazilet ve muhteva bakımından diğer surelerden; Âyetel kürsî de diğer ayetlerden aynı mânâda farklıdır.<br />
<br />
Bunların faziletini müteaddit hadislerde Peygamber Efendimiz (a.s.m.) ifade etmiştir. Hadis kitaplarında da ayrıca “Fedâilü’s-suver” adı altında bazı surelerin fazilet ve sevabını anlatan bablar yer almaktadır.<br />
<br />
Namazlardan sonra okunan “aşır”ların fazileti de aynı bablarda anlatılmaktadır. Meselâ Bakara Sûresinin sonunda yer alan iki âyetli “Âmenerresûlu” nün fazileti hususunda şu meâlde hadisler rivâyet edilmektedir:<br />
<br />
    “Bakara Sûresinin sonunda iki ayet vardır. Kim bunları okursa (dünya ve ahiret maksatları için veya o gecede okuyacağı Kur’ân için) ona yeterlidir.” (Buharî, Fedâilu'l-Kur'ân 10)<br />
<br />
Başka bir hadiste şöyle buyurulmaktadır:<br />
<br />
    “Yüce Allah Bakara Sûresini iki âyetle nihayet vermiştir. Onları okuyana mükâfatını Arş-ı Âlâdaki hazinesinden verecektir. Onları öğrenin, hanımlarınıza ve çocuklarınıza öğretiniz.”<br />
<br />
Tirmizî’de aynı mevzuda şu meâlde bir hadise yer verilmektedir:<br />
<br />
    “Cenab-ı Hak yeri ve göğü yaratmazdan bin sene önce bir kitap yazdı. O kitaptan iki âyet indirdi. O ayetlerle Bakara suresine nihayet verdi. O ayetler bir evde üç gece okunursa o eve şeytan yaklaşmaz.” (Tirmizî, Sevâbu'l-Kur'ân 4)<br />
<br />
Bu hadis, “Amenerresûlü”nün faziletini ifâde eden en veciz ve geniş hadistir. Cenab-ı Hakk'ın yeri ve göğü yaratmazdan bin sene önce yazmış olduğu kitaptan maksad, bütün peygamberlere gönderdiği kitabın kendisidir.<br />
<br />
Ayetler Cenab-ı Hakk'ın kelâmı olduğu için onların Peygamber Efendimiz (asm)'in zamanında nâzil olması daha önceden ilm-i İlâhide bulunmalarına engel değildir. Çünkü Cenab-ı Hakk'ın kelamı ezelî olduğundan, bunun için zaman mefhumu söz konusu olmaz. Kur’ân-ı Kerim ve içindeki âyet ve sureler de buna dâhildir.<br />
<br />
İşte her yatsı namazından sonra bu iki ayeti okumakla bu faziletlerden nasibimizi almaya çalışıyoruz.<br />
<br />
Sabah ve akşam namazlarından sonra okunan ve “Lâ yestevî” ile başlayıp okunan Haşr suresinin sonundaki aşrın fazileti hakkında da yine bâzı hadisler rivâyet edilmektedir.<br />
<br />
İrbad bin Sâriye (r.a.) Peygamber Efendimiz (asm)'in yatağa girmeden önce Sebbeha, Yüsebbihu ile başlayan sureleri okur ve “Bu sureler içinde bin ayetten daha hayırlı bir ayet vardır.” buyururlardı. Hadis şerhlerinde bu âyetin “Lev enzelnâ” ile başlayan Haşr Sûresinin sonunda yer alan âyet olduğu izah edilmektedir.<br />
<br />
Başka bir hadiste de sabah ve akşam vaktinde bu âyetlerin okunmasının fazileti hakkında Peygamber Efendimiz (asm) meâlen şöyle buyururlar:<br />
<br />
    “Kim ki sabahleyin üç kere eûzü billahi’s-semîi’l-alîmi mine’ş-şeytani’r-racîm der ve Haşr Sûresinin sonundaki üç âyeti okursa, Allah o kimseye akşama kadar duâ ve istiğfar etmek üzere yetmiş bin melek vazifelendirir. O gün vâdesi yetip ölürse şehit olarak vefat eder. Kim bu ayetleri akşamleyin okursa aynı mükâfat ve dereceye ulaşır.” (Tirmizî, Fedâil, 22)<br />
<br />
İşte sabah ve akşam namazlarından sonra bu âyetleri okuduğumuz zaman, inşâallah bu mükâfata nâil oluruz.<br />
<br />
Öğle namazından sonra okuduğumuz “Lekad sadakallahü...” ile başlayan aşır ise Fetih sûresinin son üç âyetidir. Müstakil olarak Fetih Sûresini okumanın faziletini bildiren hadisler mevcuttur.<br />
<br />
Hz. Ömer’in (r.a.) rivâyet ettiği bir hadiste meâlen Peygamber Efendimiz (asm) şöyle buyurmaktadır:<br />
<br />
    “Bana bu gece öyle bir sure nâzil oldu ki, o sure bana, üzerine Güneş'in doğduğu bütün varlıklardan daha hayırlıdır” buyurdu ve bundan sonra ‘İnnâ fetahnâ leke...’yi okudu.” (Buharî, Tefsir, 48/1)<br />
<br />
Bâzı kitaplarda rivâyet edilen bir hadiste ise Peygamberimiz (asm) Fetih suresinin sonundaki âyeti kasd ederek, “Bunları okuyun ve Allah’tan hayır ve bereketini isteyiniz” buyurmuştur.<br />
<br />
İşte bu “aşır”ların faziletini bilen ulemâ, her namazdan sonra okuyarak bu sünnetin herkes tarafından tatbikini temin etmişlerdir. Bu aşırları okumak hem bir sünnetin yerine getirilmesi, hem de Kur’ânın sevap bakımından en faziletli kısımlarının okunmasıdır.<br />
<br />
Selam ve dua ile...<br />
Sorularla Risale Editörü</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Risale-i Nur’da geçen Dua ve Salâvatlar]]></title>
			<link>https://rasitu.de/showthread.php?tid=35177</link>
			<pubDate>Mon, 08 Dec 2025 15:20:30 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://rasitu.de/member.php?action=profile&uid=8">Hamdullah</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://rasitu.de/showthread.php?tid=35177</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Risale-i Nur’da geçen Dua ve Salâvatlar<br />
<br />
SÖZLER<br />
<br />
"Yâ Rab, kusurumuzu affet. Bizi Kendine kul kabul et. Emânetini kabzetmek zamanına kadar bizi emânette emîn kıl." Âmin! (Sözler, Altıncı Söz)<br />
<br />
"Allahım, kalbimizi iman ve Kur’ân nuruyla nurlandır. Allahım, kendimizi daima Sana muhtaç olduğumuzu hissetmekle bizi zengin eyle; Senin rahmetine ihtiyaç duymamakla bizi fakir düşürme. Biz kendi güç ve kuvvetimizden vazgeçip Senin güç ve ve kuvvetine sığındık. Sen de bizi, Sana tevekkül edenlerden eyle. Bizi nefsimize terk etme. Bizi hıfzınla koru. Bize, erkek ve kadın bütün mü’minlere rahmet et. Kulun, peygamberin, yüce katından seçtiğin, dostun, mülkünün güzelliği, sanatının sultanı, inâyetinin pınarı, hidâyetinin güneşi, hüccetinin lisanı, rahmetinin timsali, yaratıklarının nuru, mevcudatının şerefi, pek çok olan mahlukatının içinde birliğinin kandili, kâinatının tılsımının keşfedicisi, rubûbiyet saltanatının ilâncısı, râzı olduğun şeylerin tebliğcisi, isimlerinin definelerinin tanıtıcısı, kullarının öğreticisi, kâinatının delillerinin tercümanı, rububiyetine ait güzelliklerin aynası, Senin görünüp gösterilmene vesile olan habibin ve âlemlere rahmet olarak gönderdiğin resulün olan Efendimiz Muhammed’e, bütün âl ve ashâbına, kardeşleri olan nebî ve resullere, mukarreb meleklerine ve sâlih kullarına salât ve selâm eyle. Âmin." (Sözler, Yedinci Söz, Arabi dua metni tercümesi)<br />
<br />
"Allahım, bizi saadet, selâmet, Kur’ân ve iman ehlinden eyle Âmin. Allahım, Efendimiz Muhammed’e ve âline ve ashâbına, Kur’ân’ın ilk indiği günden kıyametin kopmasına kadar onu okuyan herbir okuyucunun okuduğu herbir kelimenin hava dalgalarının aynalarında Rahmân’ın izniyle yansıyan bütün kelimelerinin bütün harfleri sayısınca salât ve selâm et. Ve bunlar adedince, bize, anne ve babamıza, erkek ve kadın bütün mü’minlere rahmetinle merhamet et, ey merhamet edenlerin en merhametlisi. Âmin. Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun." (Sözler, Sekizinci Söz, Arabi dua metni tercümesi)<br />
<br />
"Allahım, kullarına Seni nasıl tanıyacaklarını ve Sana nasıl kulluk edeceklerini öğretmek ve isimlerinin hazinelerini tarif etmek üzere, kâinat kitabının âyetlerinin tercümanı ve kulluğuyla Senin cemâl-i rububiyetine bir ayna olarak gönderdiğin zâta, onun bütün âl ve ashâbına salât ve selâm et. Bize ve erkek, kadın bütün mü’minlere merhamet et. Âmin, rahmetinle ey merhamet edenlerin en merhametlisi." (Sözler, Dokuzuncu Söz, Arabi dua metni tercümesi)<br />
<br />
"Ey bizi nimetleriyle perverde eden sultanımız! Bize gösterdiğin nümunelerin ve gölgelerin asıllarını, menbalarını göster. Ve bizi makarr-ı saltanatına celb et. Bizi bu çöllerde mahvettirme. Bizi huzuruna al. Bize merhamet et. Burada bize tattırdığın leziz nimetlerini orada yedir. Bizi zevâl ve teb’îd ile tazib etme. Sana müştak ve müteşekkir şu muti’ raiyetini başıboş bırakıp idam etme." (Sözler, Onuncu Söz, Beşinci Suret)<br />
<br />
"Oh, evet, yâ Rabbenâ! Ver, duasını kabul et, biz de istiyoruz." (Sözler, Onuncu Söz, Beşinci Hakikat)<br />
<br />
"Dünya ve Cennetler dolusu Rahmân’ın rahmeti onun üzerine olsun. Allahım! Kulun ve resulün olan, iki cihanın efendisi ve iki âlemin medar-ı iftiharı ve iki dünyanın hayatı ve iki cihan saadetinin vesilesi ve zülcenâheyn ve cin ve insin peygamberi olan şu Habîbine, bütün âl ve ashabına ve nebî ve resul kardeşlerine salât ve selâm et. Âmin." (Sözler, Onuncu Söz, Beşinci Hakikat)<br />
<br />
"Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe, kadere, hayır ve şerrin Allah Teâlâdan geldiğine, ölümden sonra dirilişin hak olduğuna, Cennetin hak olduğuna, Cehennem ateşinin hak olduğuna, şefaatin hak olduğuna, Münker ve Nekir’in hak olduğuna, Allah’ın kabirlerdeki ölüleri tekrar dirilteceğine iman ettim. Allah’tan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh bulunmadığına ve Muhammed’in Allah resulü olduğuna şehadet ederim. Allahım! Tûbâ-i rahmetinin en lâtif, en şerif, en mükemmel ve en güzel meyvesi olan, âlemlere rahmet olarak ve Cennet demek olan dâr-ı âhireti gösteren şu tûbâ ağacının en süslü, en güzel, en parlak ve en âli semerelerine vesile-i vusulümüz olarak gönderdiğin zâta salât ve selâm et. Allahım, bizi ve anne ve babamızı ateşten koru. Bizi ve anne ve babamızı, ebrâr ile beraber, Seçkin Peygamberinin hürmetine Cennete dahil et. Âmin." (Sözler, Onuncu Söz, Hâtime)<br />
<br />
"Allahım! Risalet semâsının güneşi ve nübüvvet burcunun ayına, hidayet yıldızları olan âl ve ashâbına salât ve selâm olsun. Bize ve erkek-kadın bütün mü’minlere rahmet et. Âmin, âmin, âmin." (Sözler, On Birinci Söz, Arabi dua metni tercümesi)<br />
<br />
"Allahım! Senin rahmetine ve onun hürmetine nasıl yaraşırsa, ona ve âline öylece salât ve selâm olsun. Âmin." (Sözler, On İkinci Söz, Arabi dua metni tercümesi)<br />
<br />
"Ey Kur’ân’ı indiren Allahım! Kur’ân’ın ve kendisine Kur’ân indirilen zâtın hakkı için, kalblerimizi ve kabirlerimizi iman ve Kur’ân nuruyla nurlandır. Âmin, ey kendisinden istimdad edilen Müsteân!" (Sözler, On Üçüncü Söz, Birinci Makam, Arabi dua metni tercümesi)<br />
<br />
"Cenâb-ı Hak bizi ve sizi bu zamanın cazibedar fitnesinden kurtarsın ve muhafaza eylesin. Âmin." (Sözler, On Üçüncü Söz, İkinci Makam)<br />
<br />
"İsm-i Âzamının mazharı olan Resul-i Ekremine, âl ve ashabına, ihvânına ve ona tâbi olanlara salât ve selâm olsun. Âmin, ey Erhamürrâhimîn." (Sözler, On Altıncı Söz, Arabi dua metni tercümesi)<br />
<br />
"Ey Hayy ve Kayyûm olan! Hayy ve Kayyûm isimlerin hürmetine, bu perişan kalbe bir hayat ver, bu müşevveş akla doğru yolu göster, âmin." (Sözler, On Yedinci Sözün İkinci Makamı, Farisi dua metni tercümesi)<br />
<br />
"Yâ Rab! pişmanım; utanıyorum, sayısız günahımdan ar ediyorum. Zelîlim, istikrarsız yaşamaktan göz yaşı döküyorum. Garibim, kimsesizim, yalnızım, zayıfım, güçsüzüm, sakatım, âcizim, hem ihtiyarım, hem irâdesizim. El-amân diyorum, İlâhî dergâhından yardım istiyorum." (Sözler, On Sekizinci Söz, Farisi dua metni tercümesi)<br />
<br />
"Rahmân-ı Rahîm olan Allah'ın, Furkan-ı Hakîmi Arş-ı Azîmden üzerine indirdiği zât olan Efendimiz Muhammed'e (a.s.m.) ümmetinin iyilikleri adedince milyon salât ve milyon selâm olsun."<br />
<br />
"Risâletini İncil, Tevrat ve Zebûr'un müjdelediği; nübüvvetini doğduğundan hemen önce ve doğumu ânında meydana gelen hârikulâde hallerin, cinnî hâtiflerin, insanlardan evliyâ ve kâhinlerin haber verdiği; işaretiyle ayın ikiye bölündüğü Efendimiz Muhammed'e (a.s.m.) ümmetinin alıp verdiği nefesler sayısınca milyon salât ve milyon selâm olsun."<br />
<br />
"Çağırmasıyla, ağaçların yanına geldiği, duasıyla yağmurun süratle yağdığı, bulutun sıcaktan korumak için başında gölge yaptığı, bir kilelik yiyeceğinden yüzlerce insanın doyduğu, parmakları arasından suyun üç defa Kevser gibi aktığı; Allah'ın kertenkeleyi, ceylanı, kuru hurma direğini, koyun paçasını, deveyi, dağı, taşı ve çakıl taşlarını onun için konuşturduğu; Mi'racın ve 'Göz ne şaştı, ne de başka bir şeye baktı.' (Necm, 53/17) âyetinin sahibi Efendimiz ve şefaatçimiz Muhammed'e, (a.s.m.) Kur'ân'ın ilk indiği andan itibâren kıyâmete kadar her okuyanın okuduğunda hava dalgalarının aynalarında Allah'ın izni ile temessül eden her kelimesindeki her harfi sayısınca salât ve selâm olsun. Bu salâvâtların her birisi hürmetine bizi bağışla, bize merhamet et, Ey İlâhımız! Âmin." (Sözler, On Dokuzuncu Söz, On Üçüncü Reşha, Arabi dua metni tercümesi)<br />
<br />
"Allah’ım! Kur’ân’ı bize, bu risalenin kâtibine ve onun emsali olan zatlara her türlü dert için şifa kıl. Bize ve onlara, hayatımızda ve ölümümüzden sonra Kur’ân ile ünsiyet ettir. Kur’ân’ı bu dünyada bir dost, kabirde bir mûnis, kıyamette bir şefaatçi, sırat üzerinde bir nur, ateşe karşı bir siper ve hicap, Cennette bir refik ve bütün hayırlar için bir yol gösterici ve imam kıl. Bütün bunları bize fazlınla, cûdunla, kereminle ve rahmetinle ihsan et, ey kerem sahiplerinin en kerîmi ve merhametlilerin en merhametlisi olan Rabbimiz. Âmin. Allahım! Furkan-ı Hakîmin kendisine indirildiği zâta ve bütün âl ve ashâbına salât ve selâm et. Âmin, âmin." (Sözler, On Dokuzuncu Söz, On Dördüncü Reşha, Arabi dua metni tercümesi)<br />
<br />
"Allahım! Kur’ân’ın esrarını, sevdiğin ve râzı olduğun şekilde bize tefhim et ve onun hizmetine bizi muvaffak et. Âmin, rahmetinle ey Erhamürrâhimîn. Allahım! Kur’ân-ı Hakîmin kendisine indirildiği zâta ve bütün âl ve ashâbına salât ve selâm olsun." (Sözler, Yirminci Söz, Birinci Makam, Arabi dua metni tercümesi)<br />
<br />
"Allahım! Seyyidimiz, mevlâmız, kulun, nebîn ve resulün olan ümmî peygamber Muhammed’e, âline, ashâbına, zevcelerine, mübarek nesline, sair enbiya ve mürselîne, mukarreb meleklere, evliya ve salih kullarına salâvâtın en üstünü, selâmetin en temizi, bereketlerin en bereketlisiyle, Kur’ân’ın sûreleri, âyetleri, harfleri, kelimeleri, mânâları, işaretleri, remizleri ve delâletleri adedince salât ve selâm et, bereket ihsan et, ikramda bulun. Ey İlâhımız, ey Yaratıcımız, bütün bu salâvatlardan herbiri için bizi bağışla, bize merhamet et, bize iltifat et. Rahmetinle, ey merhamet edenlerin en merhametlisi. Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun. Âmin." (Sözler, Yirminci Söz, İkinci Makam, Arabi dua metni tercümesi)<br />
<br />
"Allahım! 'Namaz dinin direğidir.' buyuran zâta ve bütün âl ve ashâbına salât ve selâm et." (Sözler, Yirmi Birinci Söz, Birinci Makam, Arabi dua metni tercümesi)<br />
<br />
"Allahım! Âlemlere rahmet olarak gönderdiğin zâta ve onun bütün âl ve ashâbına salât ve selâm et. Bize ve onun ümmetine, rahmetinle merhamet et, ey Erhamürrâhimîn. Âmin." (Sözler, Yirmi İkinci Söz, İkinci Makam, Arabi dua metni tercümesi)<br />
<br />
"Allahım! Sırlar semâsının güneşi, nurların mazharı, celâl dairesinin merkezi ve cemâl sahibinin kutbu olan Muhammed’in biricik, lâtif zâtına rahmet et. Allahım! Onun, Senin katındaki sırrı ve Sana olan seyri hürmetine, beni korkularımdan emin kıl, hatalarımı gider, hüznümü ve hırsımı benden gider. Varlığın ve huzurunla beni müşerref kıl. Beni benden kurtarıp kendine al. Kendi varlığımı Sana feda etmekle beni rızıklandır. Beni nefsime düşkün ve hissimle kör eyleme. Herbir gizli sırrı bana aç. Yâ Hayyu yâ Kayyûm, yâ Hayyu yâ Kayyûm, yâ Hayyu yâ Kayyûm! Bana, arkadaşlarıma ve ehl-i iman ve Kur’ân’a merhamet et. Âmin, ey merhametlilerin en merhametlisi ve kerem sahiplerinin en kerîmi olan Allahım!" (Sözler, Yirmi Üçüncü Söz, İkinci Mebhas, Arabi dua metni tercümesi)<br />
<br />
"Yâ Rabbenâ! Bize kuvvet ver ki, yeryüzünün herbir tarafında taifemizin bayrağını dikmekle saltanat-ı rububiyetini lisanımızla ilân edelim. Ve rû-yi arz mescidinin herbir köşesinde Sana ibadet etmek için bize tevfik ver. Ve meşhergâh-ı arzın herbir tarafında Senin Esmâ-i Hüsnânın nakışlarını, Senin bedî ve antika san’atlarını kendi lisanımızla teşhir etmek için bize bir revaç ve seyahate iktidar ver." (Sözler, Yirmi Dördüncü Söz, Dördüncü Dal)<br />
<br />
***<br />
<br />
Allah’ım en efdal, en güzel, en büyük, en zâhir, en tâhir, en hoş, en iyi, en değerli, en azîz, en azîm, en şerefli, en yüksek, en pâk, en mübârek, en latîf salâvâtlarınla; en tam, en çok, en ziyâde, en yüksek, en yüce, en devamlı selâmını bir rahmet, bir rızâ, bir af, bir mağfiret olarak ihsan eyle. Bunlar, cömertlik ve kereminin bağış bulutlardan sağanak halinde artarak devam etsin, iyilik cömertliğinin nefis ve şerefli lütûflarıyla artarak büyüsün, ezeliyetinle mütenâsib olarak, hiç kesilmeden devam etsin, ebediyetine uygun olarak ardı arkası kesilmesin.<br />
<br />
Bütün bunlar, kulun, habîbin, resûlün, yaratıklarının en hayırlısı, açık ve parıldayan nur, zâhir ve kesin bürhan, uçsuz bucaksız deryâ, her tarafı kaplayan ışık, parlak güzellik, üstün şeref, şanlı kemâl olan Efendimiz Muhammed’e olsun. Bu, Senin zâtının azametiyle ona getirdiğin salâvât şeklinde olsun. Aynı şekilde onun âl ve Ashâbına da rahmet et. Bu salâvât hürmetine günahlarımızı bağışla, gönlümüze ferahlık ver, kalplerimizi temizle, ruhlarımıza rahatlık ver, sırlarımızı temizle, fikir ve düşüncelerimizi arındır, sırlarımızdaki bulanıklığı sâfîleştir, hastalıklarımıza şifâ ver, kalplerimize vurulmuş kilitleri apaçık fethinin nuruyla aç. Amin!<br />
<br />
Sözler / Yirmi Beşinci Söz / 408<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Sen aczden ve şerikten münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok ki bize imdat etsin. El-aman, el-aman! Bizi azap ateşinden ve Cehennemden halâs et, kurtar ve bize necat ver . Âmin!<br />
<br />
Sözler / Yirmi Beşinci Söz / 419<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım, Efendimiz Muhammed’e, onun âl ve Sahabîlerine ezelden ebede kadar Allah’ın ilmindeki nesneler sayısınca salât ve selâm eyle. Âmin!<br />
<br />
Sözler / Yirmi Altıncı Söz / 437<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım,<br />
<br />
Güzel isimlerinin tecelliyâtı için câmi’ bir ayna olmasıyla sıfat ve isimlerinin güzelliklerine olan muhabbetinin nurları kendisinde temessül eden; masnuâtının en mükemmel ve en bedîi olması, kemalât-ı sanatının enmûzeci ve mehâsin-i nukuşunun fihristesi bulunmasıyla sanatına olan muhabbetinin şuâları kendisinde temerküz eden; mehâsin-i sanatının en yüksek dellâlı, hüsn-ü nukuşunun ilânı konusunda istihsan edicilerin en yücesi, sanatının kemâlâtını tavsifte en hârika zât olmasıyla kendisinde, sanatının istihsan edilmesine olan rağbet ve muhabbetinin letâifi tezâhür eden; Senin ihsanınla bütün mehâsin-i ahlâkı ve Senin lûtfunla bilcümle latîf vasıfları câmi’ olmasıyla kendisinde mahlûkatının mehâsin-i ahlâkına ve masnuâtının latîf evsâfına olan muhabbet ve istihsanının aksâmı toplanmış bulunan; Kur’ân’ında zikrettiğin ve sevdiğin bütün ihsan sahibi, sabırlı, mü’min, müttakî, tevbekâr ve Sana yönelmiş kimselere; Kur’ân’ında sevdiğin ve Seni sevmekle şereflendirdiğin bütün nev’lere üstün bir misdak ve mikyas olan, öyle ki, Seni sevenlerin imamı, Sence mahbub olanların efendisi ve dostlarının reisi olan zâta ve onun bütün âl ve Ashâb ve ihvânına salât ve selâm eyle. Âmin. Bunu rahmetinle yap, ey merhamet edenlerin en merhametlisi!<br />
<br />
Sözler / Yirmi Yedinci Söz / 449<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım, “Sahabîlerim yıldızlar gibidir. Hangisine uyarsanız yolunuzu bulursunuz” [Keşfü’l-Hafâ, 1:132.] ve “Nesillerin en hayırlısı benim içinde bulunduğum nesildir” [Keşfü’l-Hafâ, 1:396.] diye buyuran Efendimiz Muhammed’e, Onun âl ve Ashâbına salât ve selâm eyle. Âmin!<br />
<br />
Sözler / Yirmi Yedinci Söz / 455<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım, “Sahabîlerime dil uzatmayınız. Biriniz Uhud Dağı kadar altını Allah yolunda harcasa, Sahabîlerimden birinin verdiği bir avuç kadar olmaz” (Allah’ın Resûlü doğru söyledi) [Müslim, Fedâil: 221; Tirmizî, Menâkıb: 58; İbn-i Mâce, Mukaddime: 11; Müsned, 3:11; Buhârî, Fedâilü Ashâbü’n-Nebî: 5.] buyuran Resûlün Muhammed’e salât ve selâm eyle. Âmin!<br />
<br />
Sözler / Yirmi Yedinci Söz / 457<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım! Habîb oluşu ve duâsıyla Cennetin kapılarını açan ve o kapıları ona olan salâvâtlarıyla açmaları için ümmetini desteklediğin Habîbine rahmet eyle. Ona salât ve selâm olsun.<br />
<br />
Allah’ım! O seçkin Habîbinin şefaatiyle bizleri iyilerle birlikte Cennete girdir. Âmin.<br />
<br />
Sözler / Yirmi Sekizinci Söz / 463<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Bunları boş yere yaratmadın, ey Rabbimiz! Seni bütün noksanlardan tenzih ederiz. Sen de bizi Cehennem ateşinin azabından koru. [Âl-i İmrân Sûresi: 191.] Âmin!<br />
<br />
Sözler / Yirmi Sekizinci Söz / 464<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey Rabbimiz! Unutur veya hatâya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesâba çekme. [Bakara Sûresi: 286.]<br />
<br />
Allah’ım, Efendimiz İbrâhim’e rahmet ettiğin gibi, Efendimiz Muhammed’e ve Efendimiz Muhammed’in âline rahmet eyle. Şüphesiz Sen her türlü hamd ve övgüye lâyık Hamîd ve sonsuz büyüklük sahibi Mecîdsin. [Duâ] Âmin!<br />
<br />
Sözler / Yirmi Dokuzuncu Söz / 493<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey Rabbimiz! Bizi doğru yola eriştirdikten sonra kalplerimizi sapıklığa meylettirme. Yüce katından bize bir rahmet bağışla. Muhakkak ki veren Sensin, duâ edip istediklerimizi bize bağışlayan Sensin. [Al-i İmrân Sûresi: 8.]<br />
<br />
Allahım, Efendimiz Muhammed’e, onun âl ve Ashâb ve kardeşlerine Senin için hoşnutluk ve onun için de hakkı edâ olacak bir rahmet ve selâm eyle. Bizi ve dinimizi selâmette kıl. Duâmızı kabul et ey âlemlerin Rabbi! Âmin!<br />
<br />
Sözler / Otuzuncu Söz / 513<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenâb-ı Hak bizleri, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın şefaatına mazhar etsin, Âmin.<br />
<br />
Allah’ım, işaretiyle ayın ikiye bölündüğü, parmaklarından suyun Kevser gibi aktığı, Mi’racın ve “Gözü şaşmadı” [Necm Sûresi: 17] âyetinin sahibi Efendimiz Muhammed’e, Onun bütün âl ve Ashâbına dünyanın evvelinden mahşerin sonuna kadar rahmet eyle.<br />
<br />
Ey Rabbimiz! Bu hizmetimizi kabul buyur. Herşeyi hakkıyla işiten de, herşeyi hakkıyla bilen de ancak Sensin [Bakara Sûresi: 127.]<br />
<br />
Ey Rabbimiz! Unutur veya hatâya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesâba çekme. [Bakara Sûresi: 286.]<br />
<br />
Ey Rabbimiz! Bizi doğru yola eriştirdikten sonra kalplerimizi sapıklığa meylettirme. [Âl-i İmrân Sûresi: 8.]<br />
<br />
Ey Rabbimiz! nurumuzu tamamla ve bizi bağışla. Muhakkak ki Senin her şeye gücün yeter. [Tahrîm Sûresi: 8.]<br />
<br />
Sözler / Otuz Birinci Söz / 536<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ona ve âline yer ve gökler dolusu rahmet ve selâmlar olsun.<br />
<br />
Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Sen herşeyi hakkıyla bilir, her işi hikmetle yaparsın. [Bakara Sûresi: 32.]<br />
<br />
Allah’ım, işaretiyle ayın ikiye bölündüğü Zât hürmetine benim kalbimi ve sâdık Nur Talebelerinin kalplerini Kur’ân güneşi mukabilinde ay gibi yap. Âmin, Âmin.<br />
<br />
Sözler / Otuz Birinci Söz / 540<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım, mahlûkatının çokluğu içerisinde birliğinin kandili, kâinatının sergisinde Vahdâniyetinin dellâlı olan Efendimiz Muhammed’e (a.s.m.), onun bütün âl ve Ashâbına salât ve selâm eyle. [Duâ] Âmin!<br />
<br />
Sözler / Otuz İkinci Söz / 548<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenâb-ı Hak, bizi onlardan yapsın. Peygamberlerin Efendisi hürmetine duâmızı kabul etsin. Âmin!<br />
<br />
Sözler / Otuz İkinci Söz / 572<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım, bize sevgini ve bizi Sana yaklaştıracak şeylerin sevgisini nasip eyle. Âmin!<br />
<br />
Sözler / Otuz İkinci Söz / 584<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Bütün mahlûkatına dünya ve âhirette şefkat ve merhametle ihsanda bulunmasından, onları rızıklandırmasından dolayı Allah’a hamd olsun. [Duâ]<br />
<br />
Sözler / Otuz İkinci Söz / 585<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım! Bizi, dünyada Senin sevgin ve bizi Sana ve Senin emrettiğin gibi istikâmetli olmaya yaklaştıracak şeylerin sevgisiyle, âhirette ise rahmetin ve cemâlini bize göstermeğe rızıklandır. Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Sen herşeyi hakkıyla bilir, her işi hikmetle yaparsın. [Bakara Sûresi: 32.]<br />
<br />
Allah’ım, âlemlere rahmet olarak gönderdiğin Resûlüne, onun bütün âl ve Ashâbına salât ve selâm eyle. Âmin.<br />
<br />
Sözler / Otuz İkinci Söz / 593<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Yâ Rab! Nasıl büyük bir sarayın kapısını çalan bir adam, açılmadığı vakit, o sarayın kapısını, diğer makbul bir zâtın sarayca me’nûs sadâsıyla çalar- tâ ona açılsın; öyle de, bîçare ben dahi Senin dergâh-ı rahmetini, mahbub abdin olan Üveysü’l-Karânî’nin nidâsıyla ve münâcâtıyla şöyle çalıyorum. O dergâhını ona açtığın gibi, rahmetinle bana da aç. Âmin!<br />
<br />
Sözler / Otuz İkinci Söz / 594<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım! Sen benim Rabbimsin, ben ise Senin bir kulunum. • Sen herşeyi yaratan Hâlık’sın, ben ise Senin bir mahlûkunum. • Sen rızık veren Rezzâk’sın, ben ise Senin rızkınla beslenen bir merzûkunum. • Sen mülk sahibi Mâlik’sin, ben ise Senin kölen olan memlüküm. • Sen gerçek izzet sahibi olan Azîz’sin, ben ise âciz ve zelilim. • Sen hazîneleri bitmeyen zenginlik sahibi Ganî’sin, ben ise Senin ihsanına muhtaç fakr-ı mutlak içinde bir fakirim. • Sen gerçek hayat sahibi Hayy’sın; ben ise, Senin hayat verişin olmasa, bir ölüyüm. • Sen varlığı ebedî olan Bâkî’sin, ben ise gelip geçici bir fânîyim. • Sen sonsuz izzet ve şeref sahibi Kerîm’sin, ben ise zillet ve kötülükler içinde bocalayan bir leîmim. • Sen sonsuz ihsan sahibi Muhsin’sin, ben ise günah ve kötülük işleyen bir âsiyim. • Sen günahları bol bol bağışlayan Gafûr’sun, ben ise bir günahkârım. • Sen sonsuz azamet ve büyüklük sahibi Azîm’sin, ben ise küçük ve değersiz bir hakîrim. • Sen gerçek kudret ve kuvvet sahibi Kavî’sin, ben ise sınırsız acz içinde bir zaifim. • Sen bağış ve ihsanı veren Mu’tîsin, ben ise lûtuf ve ikramına muhtaç bir dilenciyim. • Sen her türlü zarar ve korkudan uzak Emîn’sin, ben ise maddî ve mânevî korkular içinde biriyim. • Sen cömertlik sahibi Cevâd’sın, ben ise Senin cömertliğine muhtaç bir miskinim. • Sen kullarının duâlarına cevap veren Mucîb’sin, ben ise ise Sana yalvaran duâcıyım. • Sen şifâ veren Şâfî’sin, ben ise türlü türlü dertlere mübtelâ bir hastayım.<br />
<br />
Öyleyse ise Sen benim günahlarımı affet, hatâlarımı bağışla, hastalıklarıma şifâ ver, ey bütün kemâl sıfatlarla muttasıf olan Allah, ey her şeye bedel, her şeye yeten Kâfi, ey mahlûkatını besleyip büyüten ve mânilerini def ’ eden Rab, ey va’dini mutlaka yerine getiren Vâfi, ey kullarına pek şefkatli olan Rahîm, ey maddî ve mânevî hastalıklara şifa veren Şâfî, ey ikram ve ihsânı bol olan Kerîm, ey belâ ve musîbetleri def ’ edip âfiyet veren Muâfi! Benim bütün günahlarımı bağışla, her türlü hastalığa karşı bana âfiyet ver, beni ebediyen rızâna mazhar eyle.<br />
<br />
Bunu rahmetinle ihsân eyle ey Erhame’r-Râhimîn.<br />
<br />
Onların duâları, “âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun” sözleriyle sona erer. [Yûnus Sûresi: 10.] Âmin!<br />
<br />
Sözler / Otuz İkinci Söz / 595<br />
<br />
* * *<br />
<br />
-Ey Rabbimiz! Unutur veya hatâya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesâba çekme. [Bakara Sûresi: 286.]<br />
<br />
-Ey Rabbimiz! Bizi doğru yola eriştirdikten sonra kalplerimizi sapıklığa meylettirme. [Âl-i İmrân Sûresi: 8.]<br />
<br />
-Ey Rabbimiz! Bu hizmetimizi kabul buyur. Herşeyi hakkıyla işiten de, herşeyi hakkıyla bilen de ancak Sensin. [Bakara Sûresi: 127.]<br />
<br />
-Muhakkak ki tevbeleri çok kabul eden ve çok merhamet eden ancak Sensin. [Bakara Sûresi: 128.] Âmin!<br />
<br />
Sözler / Otuz Üçüncü Söz / 630<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey Rabbimiz! unutur veya hataya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesaba çekme. [Bakara suresi 286] Amin!<br />
<br />
Sözler / Otuz Üçüncü Söz / 630<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım, âlemlere rahmet olarak gönderdiğin zâta, onun âl ve Sahabelerine salât ve selâm eyle. Âmin.<br />
<br />
Sözler / Otuz Üçüncü Söz / 631<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Alemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun . [Yunus suresi 10.Ayetten iktibas]<br />
<br />
Allah’ım, ‘Bizi doğru yola ilet. [Fatiha Suresi .6.] *Kendilerine nimet ve ihsanda bulunduğun peygamberlerin ve onlara tabi onlara tâbi olan salih kullarının yoluna ilet, azabına uğrayanların ve sapıtmış olanların yoluna değil. [Fatiha Suresi :7.] Âmin.<br />
<br />
Sözler / Lemeât / 680<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım, “Bizi doğru yola ilet.” [Fatiha suresi :6.] Âmin.<br />
<br />
Sözler / Lemeât / 684<br />
<br />
* * *<br />
<br />
İsm-i âzâmın hakkına ve Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyânın hürmetine ve Resûl-i Ekrem Aleyhisselâmın şerefine, bu mecmuayı bastıranları ve mübarek yardımcılarını Cennetü’l-Firdevste saadet-i ebediyeye mazhar eyle. Âmîn.<br />
<br />
Ve defter-i hasenâtlarına, Sözler mecmuasının herbir harfine mukabil bin hasene yazdır. Âmin.<br />
<br />
Ve Nurların neşrinde sebat ve devam ve ihlâs ihsân eyle. Âmin.<br />
<br />
Yâ Erhamerrâhimîn! Umum Risâle-i Nur Şâkirdlerini iki cihanda mes’ud eyle. Âmin.<br />
<br />
İnsî ve cinnî şeytanların şerlerinden muhafaza eyle. Âmin. Ve bu âciz ve bîçare Said’in kusurâtını affeyle. Âmin.<br />
<br />
Sözler / Duâ / 686<br />
<br />
MEKTÛBAT<br />
Yâ Rab, garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvânem, alîlem, âcizem, ihtiyarem,<br />
<br />
Bî-ihtiyarem, el-aman-gûyem, afv-cûyem, meded-hâhem, zidergâhet İlâhî! Amin!<br />
<br />
Mektubat / Altıncı Mektup / 29<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Sensin.” [Bakara Sûresi: 2:32.]<br />
<br />
Mektubat / On Sekizinci Mektub / 86<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Ey Rabbimiz! Bizi doğru yola eriştirdikten sonra kalblerimizi sapıklığa meylettirme. Yüce katından bize bir rahmet bağışla. Muhakkak ki veren Sensin, dua edip istediklerimizi bize bağışlayan Sensin.” [ Âl-i İmrân Sûresi: 3:8.] Amin!<br />
<br />
Mektubat / On Sekizinci Mektub / 86<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! Âlemlere rahmet olarak gönderdiğin Efendimize ve bütün âl ve ashabına salât et. Amin!<br />
<br />
Mektubat / On Sekizinci Mektub / 86<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Ey Rabbimiz! Bizi doğru yola eriştirdikten sonra kalplerimizi sapıklığa meylettirme. Yüce katından bize bir rahmet bağışla. Muhakkak ki veren Sensin, dua edip istediklerimizi bize bağışlayan Sensin.” [Âl-i İmrân Sûresi: 3:8.] Amin!<br />
<br />
Mektubat / On Sekizinci Mektub / 88<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! Kâinatın tılsımını bizlere açan Efendimize ve âl ve ashabına, yer ve gökler devam ettikçe, mevcudatın adedince salât ve selâm et. Amin!<br />
<br />
Mektubat / On Sekizinci Mektub / 88<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım, suyun damlaları adedince ona ve âline salât ve selâm et. Amin!<br />
<br />
Mektubat / On Dokuzuncu Mektup / 123<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Yâ Rabbi! Bu benim amcamdır ve babam hükmündedir. Bunlar da onun çocuklarıdır. Ben abâmla onların üzerlerini örttüğüm gibi, sen de onları örterek ateşten koru.” Amin!<br />
<br />
Mektubat / On Dokuzuncu Mektup / 134<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Şimdi git, abdest al. Sonra iki rekât namaz kıl ve de ki:<br />
<br />
“Allah’ım! Hâcetimi sana arz ediyor ve nebiyy-i rahmet olan Peygamberin Muhammed ile Sana teveccüh ediyorum. Yâ Muhammed! Gözümden perdeyi kaldırması için senin Rabbine seninle teveccüh ediyorum. Allahım, onu bana şefaatçi kıl.” [Sahîhü’l-Câmiü’s-Sagîr, hadîs no : 1290] Amin!<br />
<br />
Mektubat / On Dokuzuncu Mektup / 140<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım ona şifa ver. Amin!<br />
<br />
Mektubat / On Dokuzuncu Mektup / 141<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Allahım, onun yerden izini kes.” Amin!<br />
<br />
Mektubat / On Dokuzuncu Mektup / 142<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Yâ Rab, bu Senin habibinin amcasıdır. Onun yüzü hürmetine yağmur ver.”<br />
<br />
“Allahım, İslâmiyeti Ömer ibni’l-Hattâb veya Amr ibni’l-Hişâm (Ebû Cehil) ile aziz eyle.”<br />
<br />
“Allahım! Onu dinde fakîh kıl ve ona tefsir ilmini öğret.”<br />
<br />
“Allahım! Onun malını ve evlâdını çoğalt. Ve ona ihsan ettiğin nimetlere bereket ver.” Amin!<br />
<br />
Mektubat / On Dokuzuncu Mektup / 144<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Allahım, onun duasını kabul eyle.”<br />
<br />
“Allah yüzünü ak etsin. Allahım, onun tenini ve tüyünü mübarek kıl.” Amin!<br />
<br />
Mektubat / On Dokuzuncu Mektup / 145<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Senin ağzın bozulmasın.”<br />
<br />
“Yâ Rab, soğuk ve sıcağın zahmetini ona gösterme.”<br />
<br />
“Açlık elemini ona verme.”<br />
<br />
“Allahım, onu nurlandır.” Amin!<br />
<br />
Mektubat / On Dokuzuncu Mektup / 146<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Yâ Rab! Nasıl mektubumu paraladı; Sen de onu ve onun mülkünü parça parça et.”<br />
<br />
“Yâ Rab! Ona bir itini musallat et.” Amin!<br />
<br />
Mektubat / On Dokuzuncu Mektup / 147<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Allahım, Muhallim’i affetme.”<br />
<br />
Mektubat / On Dokuzuncu Mektup / 148<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Allahım! Dilediğin bir şeyle beni ondan kurtar.” Amin!<br />
<br />
Mektubat / On Dokuzuncu Mektup / 160<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Zebur’da şöyle bir âyet var:<br />
<br />
“Allahım! Fetretten sonra bize Sünneti ihyâ edecek olan zâtı gönder.” Amin! [Yusuf Nebhânî, Hüccetullah ale’l-Âlemîn, 104, 115.]<br />
<br />
Mektubat / On Dokuzuncu Mektup / 165<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! Kur’ân’ı bize dünyada bir dost, kabirde ünsiyetli bir yoldaş, kıyamette bir şefaatçi, sırat üzerinde bir nur, Cehennem ateşine karşı bir siper ve örtü, Cennette bir refik, bütün hayırlara bir delil ve imam kıl.<br />
<br />
Allahım! Kalblerimizi ve kabirlerimizi iman ve Kur’ân nuruyla nurlandır. Üzerine Kur’ân indirilen zâtın-Rahmân-ı Hannân’ın salât ve selâmı onun ve âlinin üzerine olsun-hakkı ve hürmeti için, bize Kur’ân’ın burhanlarını aydınlat. Âmin.<br />
<br />
Mektubat / On Dokuzuncu Mektup / 189<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! Ona ve âline, ümmetinin hasenâtı adedin-ce salât ve selâm et. Amin!<br />
<br />
“Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Sensin.” [Bakara Sûresi: 2:32.]<br />
<br />
Mektubat / On Dokuzuncu Mektup / 192<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Rabbinin nimetini yâd et.” [Duhâ Sûresi: 93:11.] Amin!<br />
<br />
Mektubat / On Dokuzuncu Mektup / 193<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Rahmân-ı Rahîm olan Allah’ın, Furkan-ı Hakîmi Arş-ı Azîmden üzerine indirdiği zât olan Efendimiz Muhammed’e [a.s.m.] ümmetinin iyilikleri adedince milyon salât ve milyon selâm olsun.<br />
<br />
Risâletini İncil, Tevrat ve Zebûr’un müjdelediği; nübüvvetini doğduğundan hemen önce ve doğumu ânında meydana gelen hârikulâde hallerin, cinnî hâtiflerin, insanlardan evliyâ ve kâhinlerin haber verdiği; işaretiyle ayın ikiye bölündüğü Efendimiz Muhammed’e [a.s.m.] ümmetinin alıp verdiği nefesler sayısınca milyon salât ve milyon selâm olsun.<br />
<br />
Çağırmasıyla, ağaçların, yanına geldiği, duâsıyla yağmurun süratle yağdığı, bulutun sıcaktan korumak için başında gölge yaptığı, bir kilelik yiyeceğinden yüzlerce insanın doyduğu, parmakları arasından suyun üç defa Kevser gibi aktığı; Allah’ın kertenkeleyi, ceylanı, kuru hurma direğini, koyun paçasını, deveyi, dağı, taşı ve çakıl taşlarını onun için konuşturduğu; Mi’racın ve, “Göz ne şaştı, ne de başka bir şeye baktı” [Necm Sûresi: 17.] âyetinin sahibi Efendimiz ve şefaatçimiz Muhammed’e, (a.s.m.) ilk indiği andan itibâren Kıyâmete kadar Kur’ân’ın, her okuyanın okuduğunda hava dalgalarının aynalarında Allah’ın izni ile temessül eden her kelimesindeki her harfi sayısınca salât ve selâm olsun. Bu salâvâtların herbirisi hürmetine bizi bağışla, bize merhamet et, ey İlâhımız! Âmin<br />
<br />
Mektubat / On Dokuzuncu Mektup / 199<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! Kur’ân’ı, bizim için, onu yazan ve benzerleri için, her türlü hastalıktan şifâ, bize ve onlara hem dünyada, hem de âhirette dost, dünyada yoldaş, kabirde arkadaş, Kıyâmette şefaatçi, Sırat üzerinde nur, Cehenneme karşı perde ve örtü, Cennette arkadaş ve bütün hayırlara bizi sevk eden rehber ve önder kıl. Bunu fazlın, cömertliğin, keremin ve rahmetinle yap ey merhametlilerin en merhametlisi ve ey bütün cömertlerden daha cömert olan! Duâmızı kabul buyur. Allahım! Kendisine hakla bâtılı ayırt eden Kur’ân-ı Hakîmin indiği zâta, onun bütün âl ve Ashâbına salât ve selâm eyle. Âmin, Âmin.<br />
<br />
Mektubat / On Dokuzuncu Mektup / 202<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ona ve âline yer ve gökler dolusu rahmet ve selâmlar olsun.<br />
<br />
Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Sen herşeyi hakkıyla bilir, her işi hikmetle yaparsın. [Bakara Süresi: 32.]<br />
<br />
Mektubat / On Dokuzuncu Mektup / 206<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Onun adıyla. O her kusurdan münezzehtir. Hiçbir şey yoktur ki Onu hamd ile tesbih etmesin.<br />
<br />
“Allah’tan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. O birdir; Onun hiçbir şeriki yoktur. Mülk Ona ait, hamd Ona mahsustur. Hayatı veren de Odur, ölümü veren de Odur. O, kendisine asla ölüm ârız olmayan Hayy-ı Ezelîdir. Bütün hayır Onun elindedir. O herşeye hakkıyla kadirdir.<br />
<br />
Herşeyin ve herkesin dönüşü de Onadır.” [Buharî, Ezân: 155; Teheccüd: 21; Umre: 12; Cihad: 133; Bed’ü’l-Halk: 11; Mağâzî: 29; Daavât: 18, 52; Rikâk: 11; I’tisâm: 3; Müslim, Zikir: 28, 30, 74, 75, 76; Vitir: 24; Cihad: 158; Edeb: 101; Tirmizî, Mevâkıt: 108; Hac: 104; Daavât: 35, 36; Nesâî, Sehiv: 83-86; Menâsik: 163, 170; Îmân: 12; İbni Mâce, Ticârât: 40; Menâsik: 84; Edeb: 58; Dua: 10, 14, 16; Ebû Dâvud, Menâsik: 56; Dârîmî, Salât: 88, 90; Menâsik: 34; İsti’zân: 53, 57; Muvatta’, Hac: 127, 243; Kur’an: 20, 22; Müsned, 1:47; 2:5; 3:320; 4:4; 5:191; el-Hâkim, el-Müstedrek, 1:538.]<br />
<br />
Mektubat / Yirminci Mektup / 217<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! Ona, âline ve ashabına, Cennetteki ehl-i Cennetin nefesleri sayısınca salât ve selâm et ve bereket ihsan et. Bizi, bu kitabın naşirini, arkadaşlarını, sahibi olan Said’i, anne ve babalarımızı, erkek ve kız kardeşlerimizi, onun sancağı altında saidler olarak haşret; bizi onun şefaatiyle rızıklandır; bizi, onun âl ve ashabıyla beraber, rahmetinle Cennete koy, ey Erhamürrâhimîn. Âmin, Âmin.<br />
<br />
Mektubat / Yirminci Mektub / 244<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Ey Rabbimiz, unutur veya hataya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesaba çekme.” [Bakara Sûresi: 2:286.]<br />
<br />
“Ey Rabbimiz! Bizi doğru yola eriştirdikten sonra kalblerimizi sapıklığa meylettirme. Yüce katından bize bir rahmet bağışla. Muhakkak ki veren Sensin, dua edip istediklerimizi bize bağışlayan Sensin.” [Âl-i İmrân Sû-resi, 3:8.]<br />
<br />
“Ey Rabbim, gönlüme genişlik ver. İşimi kolaylaştır. Dilimdeki tutukluğu çöz-tâ ki sözümü iyice anlasınlar.” [Tâhâ Sûresi: 20:25-28.]<br />
<br />
“Dualarımızı kabul et, ey Rabbimiz. Herşeyi hakkıyla işiten de, herşeyi hakkıyla bilen de ancak Sensin.” [Bakara Sûresi: 2:127.] “Tevbemizi kabul et. Muhakkak ki tevbeleri çok ka-bul eden ve rahmeti herşeyi kuşatan ancak Sensin.” [Bakara Sûresi: 2:128.]<br />
<br />
“Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Sensin.” [Bakara Sûresi: 2:32.] Amin!<br />
<br />
Mektubat / Yirminci Mektub / 245<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! Efendimiz Muhammed’e ve bütün âl ve ashabına, kâinatın zerrâtı adedince salât ve selâm et. Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun.<br />
<br />
Ey Ehad ve Vâhid ve Samed olan, Ey Ondan başka hiçbir ilâh bulunmayan, Ey bir olan ve hiçbir şeriki bulunmayan, Ey bütün mülk Onun olan ve bütün hamd ona mahsus olan, Ey hayatı veren ve ölümü veren, Ey bütün hayır elinde bulunan, Ey herşeye hakkıyla kadir olan, Ey bütün mahlûkatın dönüşü Ona olan Allahım!<br />
<br />
Bu kelimelerin hakkı için, bu risalenin naşirini, arkadaşlarını ve sahibi Said’i kâmil muvahhidlerden ve muhakkik sıddıklardan ve müttakî mü’minlerden eyle. Âmin.<br />
<br />
Allahım! Ehadiyetinin sırrı hürmetine, bu kitabın naşirini tevhidin esrarına bir naşir, kalbini imanın envârına mazhar eyle ve lisanını Kur’ân’ın hakaikiyle intak et. Âmin, Âmin, Âmin.<br />
<br />
Mektubat / Yirminci Mektub / 249<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Onlardan biri veya her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına erişecek olursa, onlara sakın ‘Öf’ bile deme, onları azarlama; onlara güzel söz söyle. Onlara merhamet ve tevazu kanadını ger ve de ki: ‘Ey Rabbim, nasıl onlar beni küçükken besleyip büyüttülerse, Sen de onlara öylece merhamet buyur.’ Sizin içinizde olanı Rabbiniz hakkıyla bilir. Eğer siz salih kimseler olursanız, muhakkak ki O, kendisine yönelenler için çok bağışlayıcıdır.” [İsrâ Sûresi: 17:23-25.]<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Birinci Mektup / 250<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! “Cennet annelerin ayakları altındadır” [Süyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, 3642; el-Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ, 1:335; el-Elbânî, Sahîhu’l-Câmii’s-Sağîr ve Ziyâdetuhu, 1259, 1260] buyuran zâta ve bütün âl ve ashabına salât ve selâm et.<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Birinci Mektub / 252<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! “Mü’minler sağlam bir binanın taşları gibidir; birbirlerine kuvvet verirler.” Ve “Kanaat tükenmez bir hazinedir” [Süyûti, el-Fethü’l-Kebîr, 2:309] buyuran Efendimiz Muhammed’e ve bütün âl ve ashabına salât ve selâm et. Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun. Âmin!<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Ikinci Mektub / 265<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım, bizi ve gıybetini ettiğimiz zâtı mağfiret et. Âmin!<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Ikinci Mektub / 268<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ebedi olarak ve ömür dakikalarının aşireleri ve vücudunun zerreleri sayısınca Allah’ın selam, rahmet ve bereketi üzerinize olsun. Âmin! Allah kabul etsin. Âmin!<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Üçüncü Mektup / 269<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım, Senden kendim ve onun için dünyada ve âhirette af ve âfiyet istiyorum. [en-Nevevî, el-Ezkâr, 74; el-Hâkim, el-Müstedrek, 1:517.]<br />
<br />
“Ey Rabbimiz, bize dünyada da güzellik ver, âhirette de güzellik ver. Ve bizi Cehennem ateşinin azâbından koru.” [Bakara Sûresi: 2:201.] Âmin!<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Üçüncü Mektup / 270<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Müslüman olarak canımı al ve beni salih kullarına kat.” [Yusuf Sûresi: 12:101.]<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Üçüncü Mektup / 273<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Ey Rabbimiz, unutur veya hataya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesaba çekme.” [Bakara Sûresi: 2:286.]<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Dördüncü Mektup / 287<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! Efendimiz Muhammed’e ve âl ve ashabına Senin razı olacağın ve onun lâyık ve müstehak olduğu bir rahmetle salât ve selâm et. Âmin.<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Dördüncü Mektup / 288<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! Efendimiz Muhammed’e, âline ve ashabı-na, ezelden ebede kadar ilm-i İlâhîdeki mevcudatın adedince salât ve selâm et; bize ve dinimize selâmet ver. Âmin.<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Dördüncü Mektup / 292<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenâb-ı Hak bu âdeti ebede kadar devam ettirsin. Ve Süleyman Efendi gibi Mevlid yazanlara Cenâb-ı Hak rahmet etsin, yerlerini Cennetü’l-Firdevs yapsın. Âmin.<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Dördüncü Mektup / 296<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Yâ Rab! Habib-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm hürmetine ve İsm-i Âzam hakkına, şu risaleyi neşredenlerin ve rüfekasının kalblerini envâr-ı imaniyeye mazhar ve kalemlerini esrar-ı Kur’âniyeye naşir eyle ve onlara sırat-ı müstakimde istikamet ver. Âmin.<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Dördüncü Mektup / 297<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! “Benim ve benden evvelki peygamberlerin sözleri içinde en faziletlisi Lâ ilâhe illâllah’tır” buyuran zâta ve âl ve ashabına salât ve selâm et. [Muvatta’, Kur’ân: 32; Hac: 246; el-Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ, 1:153; el-Elbânî, Sahihu’l-Câmii’s-Sağîr, no. 1113] Amin!<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Altıncı Mektup / 321<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! “Mü’minin mü’mine bağlılığı, parçaları birbirini tutan binâ gibidir.” [Buharî, Salât: 88; Edeb: 36; Mezâlim: 5; Müslim, Birr: 65; Tirmizî, Birr: 18; Nesâî, Zekât: 67; Müsned, 4:405, 409.] buyuran zâta ve âl ve ashabına salât ve selâm et. Amin!<br />
<br />
“Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Sensin.” [Bakara Sûresi: 2:32.]<br />
<br />
Ey kavmi içinde Nuh’un duasına icabet eden, ey düşmanlarına karşı İbrahim’e yardım eden, ey Yusuf ’u tekrar Yakub’a kavuşturan, ey Eyyüb’den zararı kaldıran, ey Zekeriya’nın duasına cevap veren, ey Yunus ibni Mettâ’nın tevbesini kabul eden Allahım! Bu müstecap duaların sahiplerinin hürmetine, beni, bu risalenin naşirini ve arkadaşlarını ins ve cin şeytanlarının şerlerinden muhafaza etmeni, düşmanlarımıza karşı bize nusret vermeni, bizi nefislerimize terk etmemeni, sıkıntılarımızı kaldırmanı ve kalblerimizin ve onların kalblerinin hastalıklarına şifa vermeni Senden istiyoruz. Âmin, Âmin, Âmin.<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Yedinci Mektup / 330<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin.” [Bakara Sûresi: 2:32.]<br />
<br />
Allah’ım! Efendimiz Muhammed’e ve onun Âl ve Ashabına Senin rızana ve onun hakkının ödenmesine vesile olacak bir salât ve selâm eyle. Amin!<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Sekizinci Mektup / 342<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım, bizi şükredenlerden eyle-rahmetinle, ey Erhamürrâhimîn. Amin!<br />
<br />
“Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herzeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin.” [Bakara Sûresi: 2:32.]<br />
<br />
Allahım! Şükredenlerin ve hamd edenlerin efendisi olan, Efendimiz Muhammed’e ve bütün Âl ve ashabına salât ve selâm et. Âmin.<br />
<br />
“Onların duaları, ‘Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun’ sözleriyle sona erer.” [Yûnus Sûresi: 10:10.]<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Sekizinci Mektup / 351<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Rabbimin bu ihsanından dolayı Allah’a hamd olsun.<br />
<br />
“Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin.” [Bakara Sûresi: 2:32.]<br />
<br />
Allahım! Efendimiz Muhammed’e ve Âl ve ashabına Senin razı olacağın ve onun lâyık ve müstehak olduğu bir rahmetle ve pek kesretli bir selâmetle salât ve selâm et. Âmin.<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Sekinzinci Mektub / 364<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Ey Rabbimiz, unutur veya hataya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesaba çekme.” [Bakara Sûresi: 2:286.] Amin!<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Sekinzinci Mektub / 368<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Bizi doğru yola ilet-kendilerine nimet ve ihsanda bulunduklarının yoluna ilet.” [Fâtiha Sûresi: 1:6-7.]<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Dokuzuncu Mektub / 384<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! Efendimiz Muhammed’e ve Âl ve ashabına Senin razı olacağın ve onun lâyık ve müstehak olduğu bir rahmetle, Ramazan ayında okunan Kur’ân’ın harfleri adedince salât ve selâm et. Âmin.<br />
<br />
“İzzet sahibi Rabbin, onların yakıştırdıklarından münezzehtir. Bütün peygamberlere selâm olsun. Hamd ise Âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.” [Sâffât Sûresi: 37:180-182.]<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Dokuzuncu Mektub / 393<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey Kur’ân’ı indiren Allahım! Kur’ân’ın hürmetine, Ay ve Güneş dönüp durdukça bize Kur’ân’ın esrarını tefhim et; kendisine Kur’ân’ı indirdiğin zâta ve bütün Âl ve ashabına salât ve selâm et. Âmin.<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Dokuzuncu Mektub / 397<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Elhamdü lillâhi alâ nûri’l-îmâni ve’l-Kur’ân”<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Dokuzuncu Mektub / 400<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım, erkek ve kadın mü’minleri mağfiret et. Amin!<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Dokuzuncu Mektub / 402<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“İzzet sahibi Rabbin, onların yakıştırdıklarından münezzehtir. Bütün peygamberlere selâm olsun. Hamd ise Âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.” [Sâffât Sûresi: 37:180-182.]<br />
<br />
“Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin.” [Bakara Sûresi: 2:32.]<br />
<br />
Allahım! Kadri pek yüce ve makamı pek büyük olan Habibin, Ümmî Peygamber, Efendimiz Muhammed’e ve Âline ve ashabına salât ve selâm et. Âmin.<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Dokuzuncu Mektub / 414<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! Tıpkı Âlemlerde İbrahim’e ve İbrahim’in Âline salât ettiğin gibi, Efendimiz Muhammed’e ve Efendimiz Muhammed’in Âline de salât et. Muhakkak ki Sen her türlü hamd ve övgüye nihayetsiz derecede lâyıksın ve şan ve şerefin her şeyden nihayetsiz derecede yüksektir. Amin!<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Dokuzuncu Mektub / 425<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin.” [Bakara Sûresi: 2:32.]<br />
<br />
Allahım! Tıpkı Âlemlerde İbrahim’e ve İbrahim’in Âline salât ettiğin gibi, Efendimiz Muhammed’e ve Efendimiz Muhammed’in Âline de salât et. Muhakkak ki Sen her türlü hamd ve övgüye nihayetsiz derecede lâyıksın ve şan ve şerefin her şeyden nihayetsiz derecede yüksektir. Amin!<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Dokuzuncu Mektub / 427<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah onları bol hayırlarla mükâfatlandırsın. Amin!<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Dokuzuncu Mektub / 428<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin.” [Bakara Sûresi: 2:32.]<br />
<br />
Allahım! Bütün asırların gavs-ı ekberi ve bütün çağların kutb-u âzamı olan Efendimiz Muhammed’e ve bütün Âl ve ashabına salât ve selâm et-o efendimiz ki, Miracında haşmet-i velâyeti ve makam-ı mahbubiyeti tezahür etmiştir ve bütün velâyetler onun Miracının gölgesinde münderiç bulunmaktadır. Hamd, Âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Amin!<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Dokuzuncu Mektub / 441<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Yâ Rab! Beni kurtar, emân ve emniyet ver”<br />
<br />
İsm-i Âzam olan o Esmâ Risâlesinin bereketiyle, beni teşettütten, perişâniyetten hıfzeyle yâ Rabbi!” Amin!<br />
<br />
Mektubat / İşârât-ı Gaybiye Hakkında bir Takriz / 447<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey Rabbimiz! Unutur veya hatâya düşer de bir kusur işlersek bizi onundan dolayı hesâba çekme. [Bakara Sûresi: 286.] Amin!<br />
<br />
Mektubat / İşârât-ı Gaybiye Hakkında bir Takriz / 449<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Her türlü hamd ve övgü, medih ve minnet, Âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Salât ve selâm ise, Efendimiz Muhammed’in ve bütün Âl ve ashabının üzerine olsun. Amin!<br />
<br />
Mektubat / Hakikat Çekirdekleri / 452<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“subhaneke la kudrete lena inneke entel azizülhakim”<br />
<br />
Mektubat / Hakikat Çekirdekleri / 453<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Anne ve babadan biri veya her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına erişecek olursa, onlara sakın”Öf’ bile deme, onları azarlama, onlara güzel söz söyle.<br />
<br />
• Onlara merhamet ve tevâzu kanadını ger ve de ki: “Ey Rabbim, nasıl onlar beni küçükken besleyip büyüttülerse, Sen de onlara öylece merhamet buyur.” [İsrâ Sûresi: 23-24.]<br />
<br />
Mektubat / Fihristesi Mektubat / 484<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Benim canımı Müslüman olarak al ve beni sâlihlere kat. [Yusuf Sûresi: 101.] Amin!<br />
<br />
Mektubat / Fihristesi Mektubat / 486<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.<br />
<br />
• Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet, Âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.<br />
<br />
• O Rahmân’dır; rahmeti bütün varlıkları kuşatır ve bütün yaratıklarının her türlü rızkını merhametle yetiştirir. O Rahim’dir yaratıklarına karşı pek şefkatli ve merhametlidir<br />
<br />
• O hesap gününün sahibidir.<br />
<br />
• Ancak Sana kulluk eder, ancak Senden yardım isteriz.<br />
<br />
• Bizi doğru yola ilet.<br />
<br />
• Kendilerine nîmet ve ihsanda bulunduğun peygamberlerinin ve onlara tâbî olan sâlih kullarının yoluna ilet azâbına uğrayanların ve sapıtmış olanların yoluna değil.<br />
<br />
Mektubat / Fihristesi Mektubat / 496<br />
<br />
* * *<br />
<br />
İsm-i Âzamın hakkına ve Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyânın hürmetine ve Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmınşerefıne, bu Mektûbât’ı bastıranları ve mübârek yardımcılarını ve Risâle-i Nur talebelerini Cennetü’l-Firdevste saadet-i ebediyeye mazhâr eyle. Âmin. Ve hizmet-i îmâniye ve Kur’âniyede dâimâ muvaffak eyle. Âmin. Ve defter-i hasenâtlarına, Mektûbât mecmuasının her bir harf ne mukâbil bin hasene yazdır. Âmin. Ve Nurların neşrinde sebat ve devam ve ihlâs ihsan eyle. Âmin.<br />
<br />
Yâ Erhame’r-Râhimîn! Umum Risâle-i Nur şâkirtlerini iki cihanda mesud eyle. Âmin. İnsî ve cinnî şeytanların şerlerinden muhâfaza eyle. Âmin. Ve bu âciz ve bîçâre Said’in kusurâtını affeyle! Âmin.<br />
<br />
Mektubat / Dua / 505<br />
<br />
LEM’ALAR<br />
Allahım! Tıpkı İbrahim’e ve İbrahim’in âline salât ettiğin gibi, Efendimiz Muhammed’e ve Efendimiz Muhammed’in âline de salât et. Muhakkak ki Sen her türlü hamd ve övgüye nihayetsiz derecede lâyıksın ve şan ve şerefin herşeyden nihayetsiz derecede yüksektir. Amin!<br />
<br />
Lemalar / Dördüncü Lem´a / 27<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Ey Rabbimiz, unutur veya hataya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesaba çekme.” [Bakara Sûresi: 2:286.] Amin!<br />
<br />
Lemalar / Yedinci Lem´a / 41<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Ey Rabbimiz, unutur veya hataya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesaba çekme.” [Bakara Sûresi: 2:286.] Amin!<br />
<br />
Lemalar / Yedinci Lem´a / 45<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey Rabbimiz! Unutur veya hatâya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesaba çekme. [Bakara Sûresi: 2:286.] Âmin!<br />
<br />
Lemalar / Sekizinci Lem´a / 146<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım! Bize hakkı hak olarak göster ve ona ittiba etmekle bizi rızıklandır. Âmin!<br />
<br />
Lemalar / Dokuzuncu Lem’a / 364<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım, bizi Sünnet-i Seniyyenin ittibâıyla rızıklandır.<br />
<br />
“Ey Rabbimiz! Biz indirdiğin kitaba inandık ve peygambere uyduk. Sen de bizi, Senin birliğine ve peygamberinin doğruluğuna şahitlik edenlerle beraber yaz.” (Âl-i İmrân Sûresi: 3:53.] Âmin!<br />
<br />
Lemalar / On Birinci Lem´a / 61<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! “Şüphesiz sen pek büyük bir ahlâk üzeresin” sırrına mazhar olarak en üstün meziyetleri kendisinde toplayan ve “Ümmetimin fesadı zamanında benim sünnetime yapışana yüz şehid ecri vardır” buyuran zâta salât et. Âmin!<br />
<br />
Lemalar / On Birinci Lem´a / 65<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! Risalet semâsının güneşi ve nübüvvet feleğinin ayı olan zât ile, doğru yola erişenlerin hidayet yıldızları olan âl ve ashabına salât et.<br />
<br />
Ey göklerin ve yerin Rabbi olan Allahım!<br />
<br />
Bu risalenin kâtibi ile arkadaşlarının kalblerini Kur’ân hakikatlerinin yıldızlarıyla süslendir. Âmin.<br />
<br />
Lemalar / On İkinci Lem´a / 73<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“De ki: Ey Rabbim, şeytanların vesveselerinden Sana sığınırım. Onların yanımda bulunmalarından da, yâ Rabbi, Sana sığınırım.” [Mü’minûn Sûresi: 23:97-98.]<br />
<br />
Lemalar / On Üçüncü Lem´a / 74<br />
<br />
* * *<br />
<br />
De ki: Sığınırım insanların Rabbine, insanların Mâlikine, insanların İlâhına. İnsanların kalbine sinsice vesvese verenin şerrinden. Cinden ve insanlardan olan şeytanların şerrinden. [Nâs Sûresi: 114:1-6.]<br />
<br />
De ki: Ey Rabbim, şeytanların vesveselerinden Sana sığınırım. Onların yanımda bulunmalarından da, yâ Rabbi, Sana sığınırım. [Mü’minûn Sûresi: 23:97-98.] Âmin!<br />
<br />
Lemalar / On Üçüncü Lem´a / 92<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Ey Rabbimiz, unutur veya hataya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesaba çekme.” (Bakara Sûresi: 2:286.] Âmin!<br />
<br />
Lemalar / On Dördüncü Lem´a / 96<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! Efendimiz Muhammed’e, onun (:::) ve tahir ve ebrar olan âline ve mücahid ve ikrama mazhar ve ahyar olan ashabına salât et. Âmin.<br />
<br />
Lemalar / On Dördüncü Lem´a / 97<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey Rahmân ve Rahîm olan Allahım! “Bismillâhirrahmânirrahîm”in hakkı için, rahîmiyetine yaraşır şekilde bize merhamet et ve Rahmâniyetine yaraşır şekilde, bize “Bismillâhirrahmânirrahîm”in sırlarını anlamayı temin et. Âmin!<br />
<br />
Lemalar / On Dördüncü Lem´a / 104<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! “Bismillâhirrahmânirrahîm”in hakkı için, âlemlere rahmet olarak gönderdiği zâta ve bütün âl ve ashabına, Senin rahmetine ve onun hürmetine yaraşır bir şekilde salât ve selâm et. Bize de, Senden gayrı, Senin mahlûkatından hiç kimsenin merhametine muhtaç olmayacağımız bir rahmetle merhamet et. Âmin!<br />
<br />
Lemalar / On Dördüncü Lem´a / 105<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Allah’ım, mü’min erkekleri ve mü’min kadınları bağışla.” Âmin!<br />
<br />
Lemalar / On Yedinci Lem’a / 123<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah bizi de, sizi de sırat-ı müstakime eriştirsin. Âmin!<br />
<br />
Lemalar / On Yedinci Lem’a / 124<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey Rabb-i Rahîmim ve ey Hâlık-ı Kerîmim!<br />
<br />
Ben şimdiden görüyorum ki, yakın bir zamanda, ben kefenimi giydim, tabutuma bindim, dostlarımla veda eyledim. Kabrime teveccüh edip giderken, Senin dergâh-ı rahmetinde, cenazemin lisan-ı haliyle, ruhumun lisan-ı kâliyle bağırarak derim: “El-aman, elaman! Ya Hannân! Yâ Mennân! Beni günahlarımın hacâletinden kurtar!”<br />
<br />
“El-aman, el-aman! Yâ Hannân! Yâ Mennân! Beni günahlarımın ağır yüklerinden halâs eyle!” Âmin!<br />
<br />
Lemalar / On Yedinci Lem’a / 133<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“El-aman, el-aman! Ya Rahmân! Yâ Hannân! Yâ Mennân! Yâ Deyyân! Beni çirkin günahlarımın arkadaşlıklarından kurtar! Yerimi genişlettir!<br />
<br />
İlâhî, Senin rahmetin melceimdir ve Rahmeten li’l-Âlemîn olan Habibin, Senin rahmetine yetişmek için vesilemdir. Senden şekvâ değil, belki nefsimi ve halimi Sana şekvâ ediyorum.<br />
<br />
“Ey Hâlık-ı Kerîmim ve ey Rabb-i Rahîmim!<br />
<br />
Senin Said ismindeki mahlûkun ve masnuun ve abdin, hem âsi, hem âciz, hem gafil, hem cahil, hem alîl, hem zelîl, hem müsi’, hem müsin, hem şakî, hem seyyidinden kaçmış bir köle olduğu halde, kırk sene sonra nedamet edip Senin dergâhına avdet etmek istiyor. Senin rahmetine iltica ediyor. Hadsiz günah ve hatîatlarını itiraf ediyor. Evham ve türlü türlü illetlerle müptelâ olmuş, Sana tazarru ve niyaz eder.<br />
<br />
Eğer kemal-i rahmetinle onu kabul etsen, mağfiret edip rahmet etsen, zaten o Senin şânındır. Çünkü Erhamürrâhimînsin. Eğer kabul etmezsen, Senin kapından başka hangi kapıya gideyim? Hangi kapı var? Senden başka Rab yok ki dergâhına gidilsin. Senden başka hak mâbud yoktur ki ona iltica edilsin.” Âmin!<br />
<br />
Lemalar / On Yedinci Lem’a / 134<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! İhlâs Sûresinin hakkı için, bizi ihlâs sahibi olan ve ihlâsa eriştirilen kullarından eyle. Âmin, Âmin.<br />
<br />
Lemalar / Yirmi Birinci Lem’a / 170<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“De ki: Ey Rabbim, şeytanların vesveselerinden Sana sığınırım. Onların yanımda bulunmalarından da, yâ Rabbi, Sana sığınırım.” [Mü’minûn Sûresi: 23:97-98.]<br />
<br />
Ey muhafaza edici olan ve koruyucuların en hayırlısı olan Allahım! Beni ve arkadaşlarımı nefsin ve şeytanın şerrinden, insanların ve cinlerin şerrinden, ehl-i dalâlet ve tuğyanın şerrinden muhafaza et. Âmin, Âmin, Âmin.<br />
<br />
Lemalar / Yirmi İkinci Lem´a / 179<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenâb-ı Hak sizlere şifa versin, hastalıklarınızı keffâretü’z-zünub yapsın. Âmin, Âmin, Âmin.<br />
<br />
Allahım! Kalblerin derman ve devâsı, bedenlerin âfiyet ve şifası, gözlerin nur ve ziyası olan Efendimiz Muhammed’e ve âl ve ashabına salât ve selâm et. Âmin!<br />
<br />
Lemalar / Yirmi Beşinci Lem´a / 221<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Onlardan biri veya her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına erişecek olursa, onlara sakın ‘Öf’ bile deme, onları azarlama; onlara güzel söz söyle. Onlara merhamet ve tevazu kanadını ger ve de ki: ‘Ey Rabbim, nasıl onlar beni küçükken besleyip büyüttülerse, Sen de onlara öylece merhamet buyur.’” [İsrâ Sûresi: 17:23-24.] Âmin!<br />
<br />
Lemalar / Yirmi Altıncı Lem´a / 236<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Yâ Rabbi, onları ıslah eyle” Âmin!<br />
<br />
Lemalar / Yirmi Altıncı Lem´a / 258<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey bütün dirilerden önce var olan gerçek hayat sahibi,<br />
<br />
• Ey bütün dirilerden sonra baki kalacak gerçek hayat sahibi,<br />
<br />
Ey hiçbir şeyin Kendisine benzemediği gerçek hayat sahibi,<br />
<br />
• Ey hiçbir dirinin misli gibi olmadığı gerçek hayat sahibi,<br />
<br />
Ey hiçbir diriye muhtaç olmayan gerçek hayat sahibi,<br />
<br />
• Ey hiçbir dirinin Kendisine ortak olmadığı gerçek hayat sahibi,<br />
<br />
Ey bütün dirileri ölüme mazhar eden gerçek hayat sahibi,<br />
<br />
• Ey bütün dirileri rızıklandıran gerçek hayat sahibi,<br />
<br />
Ey ölüleri dirilten gerçek hayat sahibi,<br />
<br />
• Ey hiç ölmeyecek olan gerçek hayat sahibi, Sen bütün kusur ve noksan sıfatlardan münezzehsin,<br />
<br />
Senden başka ilah yok ki bize imdat etsin. Emân ver bize, emân diliyoruz. Bizi Cehennemden kurtar. Amin. [Cevşen’ül-Kebîr, 69. bend.]<br />
<br />
Lemalar / Otuzuncu Lem´a / 332<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ona, Onun Al ve Ashabına ümmetinin iyilikleri sayısınca salât ve selâm olsun! Yâ Allah, yâ Rahman, yâ Rahim! Sen Ferd’sin, Hayy’sın, Kayyûm’sun, Hakem’sin, Adl’sin, Kuddüs’sün; Furkan-ı Hakîmin ve Habîb-i Ekremin hürmetine ve İsm-i Âzamın hakkı için Senden niyaz ediyoruz ki, bizi nefis ve şeytanın şerrinden, cin ve insanların şerrinden muhâfaza eyle! Âmin!<br />
<br />
Lemalar / Otuzuncu Lem´a / 348<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Yâ Rabbî ve yâ Rabbe’s-Semâvâti ve’l-Arâdîn! Yâ Hâlıkî ve yâ Hâlık-ı Küll-i Şey!<br />
<br />
Gökleri yıldızlarıyla, zemini müştemilâtıyla ve bütün mahlûkâtı bütün keyfiyâtıyla teshîr eden kudretinin ve irâdetinin ve hikmetinin ve hâkimiyetinin ve rahmetinin hakkı için, nefsimi bana musahhar eyle! Ve matlûbumu bana musahhar kıl!<br />
<br />
Kur’ân’a ve îmâna hizmet için, insanların kalblerini Risâle-i Nur’a musahhar yap! Ve bana ve ihvânıma, îmân-ı kâmil ve hüsn-ü hâtime ver!<br />
<br />
Hazret-i Mûsâ Aleyhisselâma denizi ve Hazret-i İbrâhim Aleyhisselâma ateşi ve Hazret-i Dâvud Aleyhisselâma dağı, demiri ve Hazret-i Süleyman Aleyhisselâma cinni ve insi ve Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâma şems ve kameri teshîr ettiğin gibi, Risâle-i Nur’ a kalbleri ve akılları musahhar kıl!<br />
<br />
Ve beni ve Risâle-i Nur talebelerini, nefis ve şeytanın şerrinden ve kabir azâbından ve Cehennem ateşinden muhâfaza eyle ve Cennetü’l- Firdevste mesut kıl! Âmin, Âmin, Âmin!<br />
<br />
Lemalar / Münâcat / 363<br />
<br />
* * *<br />
<br />
De ki: “Ey Rabbim, şeytanların vesveselerinden Sana sığınırım.<br />
<br />
• Onların yanımda bulunmalarından da, yâ Rabbi, Sana sığınırım. [Mü’minûn Sûresi: 97-98.] Âmin!<br />
<br />
Lemalar / Fihrist / 373<br />
<br />
* * *<br />
<br />
İsm-i Âzamın hakkına ve Kur’ân-ı Mu’cızü’l-Beyânın hürmetine ve Resul-ı Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın, şerefine, Lem’alar mecmuasını bastıranları ve mübârek yardımcılarını ve Risâle-i Nur talebelerini Cennetü’l-Firdevste saâdet-i ebediyeye mazhar eyle! Âmin. Ve hizmet-i îmâniye ve Kur’âniyede dâimâ muvaffak eyle. Âmin. Ve defter-i hasenatlarına, Lem’alar mecmuasının herbir harfine mukâbil bin hasene yazdır! Âmin. Ve Nurların neşrinde sebat ve devam ve ihlâs ihsan eyle! Âmin.<br />
<br />
Yâ Erhame’r-Râhımîn! Umum Risâle-i Nur, şâkirdlerini iki cihanda mes’ud eyle! Âmin. İnsî ve cinnî, şeytanların şerlerinden muhâfaza eyle! Âmin. Ve bu âciz ve bîçâre Said’in kusûrâtını affeyle! Âmin.<br />
<br />
Lemalar / Dua / 427<br />
<br />
ŞUALAR<br />
Allah’ım, Efendimiz Muhammed’e (a.s.m.) ve Efendimiz Muhammed’in (a.s.m.) âline, bütün hastalıklar ve ilaçlar adedince salât eyle ve onu ve âlini çok çok mübarek kıl ve selâm et. Amin!<br />
<br />
Şualar /İkinci Şuâ / 13<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, kadere ve hayrın da, şerrin de Allah Teâlâdan geldiğine, ölümden sonra dirilişin hak olduğuna İmân ettim. Şehadet ederim ki Allah’tan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Yine şehadet ederim ki, Muhammed (Allah ona, âline, ashabına ihvânına salât ve selâm etsin, Âmin!) Allah’ın resulüdür.<br />
<br />
Şualar /İkinci Şuâ / 40<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım, Göklerde dönen hiçbir yıldız ve hareket eden hiçbir seyyare, cevv-i semâda hiçbir tesbih edici bulut ve şimşek ve gök gürültüsü, yeryüzünü dolduran hayvanattan ve acaib-i masnuattan hiçbir fert, denizlerde hiçbir katre, balıklarından ve garaib-i mahlûkatından hiçbirisi, dağlarda hiçbir taş, hiçbir nebat ve iddihar edilmiş madeniyattan hiçbirisi, ağaçlarda hiçbir yaprak ve hiçbir müzeyyen çiçek ve meyve, hayvanatın cisimlerinde âlât ve muntazam cihazattan hiçbirisi, kalblerde hiçbir hatarat ve ilhamat ve münevver itikadat yoktur ki, külliyen Senin vücub-u vücuduna ve vahdâniyetine şahitler olmasın.<br />
<br />
Yerleri ve gökleri teshir eden kudretinin hakkı için, nefsimi bana musahhar eyle ve matlubumu bana musahhar kıl. Kur’ân’a ve imana ve Risale-i Nur’a hizmet için, kullarının kalblerini ve ulvî ve süflî bütün ruhlu mahlûkatının kalplerini bana musahhar et, yâ Semî’, yâ Karîb, yâ Mücîbe’d-Daavât!<br />
<br />
Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Amin!<br />
<br />
Şualar /İkinci Şuâ / 42<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey su ile her şeyi canlandıran Zât-ı Akdes, Seni her türlü noksanlıktan tenzih ederim.<br />
<br />
Şualar /Üçüncü Şuâ / 54<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Yâ Rabbî ve yâ Rabbe’s-Semâvâti ve’l-Aradîn, yâ Halıkî ve yâ Halık-ı Külli Şey,<br />
<br />
Gökleri yıldızlarıyla, zemini müştemilâtıyla ve bütün mahlukatı bütün keyfiyatıyla teshir eden kudretinin ve iradetinin ve hikmetinin ve hâkimiyetinin ve rahmetinin hakkı için, nefsimi bana musahhar eyle ve matlubumu bana musahhar kıl. Kur’ân’a ve imana hizmet için, insanların kalplerini Risale-i Nur’a musahhar yap. Ve bana ve ihvanıma iman-ı kâmil ve hüsn-ü hâtime ver. Hazret-i Mûsa Aleyhisselâma denizi ve Hazret-i İbrahim’e Aleyhisselâma ateşi ve Hazret-i Dâvud Aleyhisselâma dağı, demiri ve Hazret-i Süleyman Aleyhisselâma cinni ve insi ve Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâma şems ve kameri teshir ettiğin gibi, Risale-i Nur’a kalpleri ve akılları musahhar kıl.<br />
<br />
Ve beni ve Risale-i Nur Talebelerini nefis ve şeytanın şerrinden ve kabir azabından ve cehennem ateşinden muhafaza eyle ve Cennetü’l-Firdevste mesut kıl. Âmin, Âmin, Âmin.<br />
<br />
Şualar /Üçüncü Şuâ / 57<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey Rabbimiz! Unutur veya hataya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesaba çekme. [Bakara Sûresi: 286.] Amin!<br />
<br />
Şualar /Dördüncü Şuâ / 75<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım, İbrahim’e (a.s.) ve İbrahim’in (a.s.) nesline rahmet ettiğin gibi, Muhammed’e (a.s.m.) ve Muhammed’in (a.s.m.) nesline de rahmet et.” [Buhari, Enbiyâ: 10.] Amin!<br />
<br />
Şualar /Altıncı Şuâ / 88<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey mülkünden başka memleket bulunmayan Zât,<br />
<br />
Ey kullarının senâlarıyla Onu övmekte âciz kaldıkları Zât,<br />
<br />
Ey mahlûkatı Onun yüceliğini vasfedemeyen Zât,<br />
<br />
Ey künhüne vehimler bile yetişemeyen Zât, [bu cümle Cevşen’in 54. ukdesinde yer almaktadır.]<br />
<br />
Ey kemâli gözle idrak edilemeyen Zât,<br />
<br />
Ey sıfât-ı kudsiyesine fehimler ulaşamayan Zât,<br />
<br />
Ey kibriyâsına fikirler erişemeyen Zât,<br />
<br />
Ey evsâf-ı cemâliyesini insanların vasfedemediği Zât,<br />
<br />
Ey hüküm ve kazâsı kullar tarafından geri çevrilemeyen Zât,<br />
<br />
Ey herbir şeyde âyetleri zâhir olan Zât,<br />
<br />
Sen aczden ve şerikten münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok ki bize imdad etsin. El-aman, el-aman! Bizi azap ateşinden ve Cehennemden kurtar. Amin!<br />
<br />
Şualar /Yedinci Şuâ / 97<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Yâ Rabbi! Bismillâhirrahmânirrahîm hakkı için, yâ Allah, yâ Rahmân, yâ Rahîm!<br />
<br />
Efendimiz Muhammed’e ve onun bütün âline ve ashabına, bütün Risale-i Nur hurufatının adedince, bu adedin dünya ve âhiretteki bütün ömrümüzün dakikalarının âşireleriyle darbı adedince, bütün bu adetlerin de benim ömrüm müddetince zerrât-ı vücudumun sayısıyla darbı adedince salât ve selâm et. Beni, Risale-i Nur’un neşrinde bana yardım edenleri, bu risalenin kâtibini, atalarımızı, üstadlarımızı, şeyhlerimizi, kız ve erkek kardeşlerimizi, Risale-i Nur’un sadık talebelerini ve bilhassa bu risaleyi yazan ve istinsah edenleri, bu salâvatlardan herbiri için bir sadaka ile mağfiret et, rahmetinle ey Erhamürrâhimîn! Âmin.<br />
<br />
Şualar /Yedinci Şuâ / 161<br />
<br />
* * *<br />
<br />
"Yâ Rab! Bunların ders ve talimlerinin hakkı ve hürmeti için bize ve Risale-i Nur talebelerine iman-ı ekmel ve hüsn-ü hâtime ver. Ve bizleri onların şefaatlerine mazhar eyle. Âmin." (Şualar, Dokuzuncu Şuâ)<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Evet ya Rabbenâ! İstediğini ver; biz de onun istediğini istiyoruz”<br />
<br />
Şualar /On Birinci Şuâ / 193<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Göklerin ve yerin yaratılışını tefekkür ederler. ‘Bunları boş yere yaratmadın, ey Rabbimiz,’ derler. ‘Seni bütün noksanlardan tenzih ederiz. Sen de bizi Cehennem ateşinin azâbından koru. [Âl-i İmran Sûresi: 3:191.]<br />
<br />
Cehennem azâbını bizden uzaklaştır. Onun azâbı dâimî bir helâktır. Gerçekten de orası ne kötü bir durak, ne kötü bir konaktır! [Furkan Sûresi: 25:64-65.]<br />
<br />
Bizi cehennemden kurtar, Bizi cehennemden koru, Bizi cehennemden muhafaza eyle [cevşenü’l-kebir] Amin!<br />
<br />
Şualar /On Birinci Şuâ / 209<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Sen aczden ve şerikten münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok ki bize imdat etsin. El-aman, el-aman! Bizi azap ateşinden ve Cehennemden halâs et, kurtar ve bize necat ver . Amin!<br />
<br />
Şualar /On Birinci Şuâ / 221<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Yâ Rabbi! Cebrail, Mikâil, İsrafil, Azrail hürmetlerine ve şefaatlerine, beni cin ve insin şerlerinden muhafaza eyle!” Amin!<br />
<br />
Şualar /On Birinci Şuâ / 231<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Deki: Sığınırım sabahın Rabbine.<br />
<br />
Yarattığı şeylerin şerrinden.<br />
<br />
Karanlığı çöktüğünde gecenin şerrinden.<br />
<br />
Düğümlere üfleyen büyücülerin şerrinden.<br />
<br />
Haset ettiğinde hasetçinin şerrinden. [Felâk Sûresi: 113:1-5.]<br />
<br />
Şualar /On Birinci Şuâ / 238<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenâb-ı Erhamürrâhimîn, onların emsallerini çoğaltsın, bu vatana medar-ı şeref ve saadet yapsın ve onları da Cennetü’l-Firdevsde saadet-i ebediyeye mazhar eylesin. Âmin.<br />
<br />
Şualar /On Üçüncü Şuâ / 263<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Bizi kurtar. Bize merhamet et. Bizi muhafaza et. Amin!<br />
<br />
Şualar /On Üçüncü Şuâ / 264<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Yâ Rab aman ver!”<br />
<br />
Ey Rabbimiz! Unutur veya hatâya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesaba çekme. [Bakara Sûresi: 2:286.] Amin!<br />
<br />
Şualar /On Üçüncü Şuâ / 265<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey Rabbimiz, Nûrumuzu tamamla ve bizi bağışla. [Tahrîm Sûresi: 66:8.]<br />
<br />
Bizi Bağışla. [Tahrîm Sûresi: 66:8.] Amin!<br />
<br />
Şualar /On Üçüncü Şuâ / 271<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenâb-ı Hak onları muvaffak ve başkalara da hüsn-ü misâl eylesin. Âmin.<br />
<br />
Şualar /On Üçüncü Şuâ / 276<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenâb-ı Hak sizlerden ebediyen razı olsun. Âmin.<br />
<br />
Şualar /On Üçüncü Şuâ / 281<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenâb-ı Hak bize ve Risale-i Nur’a taarruz edenlerin kalblerine iman, başlarına hakikati görecek akıl ihsan etsin. Bizi bu zindanlardan, onları da felâketlerden kurtarsın. Amin.<br />
<br />
Şualar /On Üçüncü Şuâ / 288<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Bizi bağışla. Muvaffak et. Amin!<br />
<br />
Şualar /On Üçüncü Şuâ / 290<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenâb-ı Erhamürrâhimîn, Risale-i Nur’un bütün yazılan ve okunan harfleri adedince defter-i a’mâline hasenat yazdırsın. Âmin. Ve onların sayısınca onun ruhuna rahmetler yağdırsın. Âmin. Ve kabrindeKur’ân’ı, Risale-i Nur’u ona şirin ve enis arkadaş eylesin. Âmin. Ve Nur fabrikasına onun yerine on kahramanı ihsan edip çalıştırsın. Âmin, Âmin, Âmin.<br />
<br />
“Yâ Rabbî! Bunları kıyamete kadar Risale-i Nur kisvesinde hakaik-i imaniye ve esrar-ı Kur’âniye ile kemÂl-i ferah ve sevinçle meşgul eyle. Âmin. İnşaallah.”<br />
<br />
Şualar /On Üçüncü Şuâ / 291<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, bize ve Risale-i Nur’a taarruz edenlerin kalblerine İmân ve başlarına hakikati görecek akıl ve göz ihsan etsin; bizi bu zindanlardan, onları da bu felâketlerden kurtarsın. Amin.<br />
<br />
Şualar /On Üçüncü Şuâ / 301<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Şeytanın ve siyasetin şerrinden Allah’a sığınırım.<br />
<br />
Şualar /On Dördüncü Şuâ / 324<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenâb-ı Erhamürrâhimîn o mecmuaların herbir harfine mukabil onların defter-i hasenatlarına bin hasene yazdırsın. Âmin, Âmin, Âmin.<br />
<br />
Şualar /On Dördüncü Şuâ / 419<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Eyvah, eyvah! El’aman, el’aman! Yâ Erhamerrâhimîn, medet! Bizi muhafaza eyle. Bizi cin ve insî şeytanların şerrinden kurtar. Kardeşlerimin kalblerini birbirine tam sadakat ve muhabbet ve uhuvvet ve şefkatle doldur” Amin!<br />
<br />
Şualar /On Dördüncü Şuâ / 428<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ın selâmı, rahmeti ve bereketi daima sonsuza kadar üzerinize olsun. Allah her iki dünyada da selâmet ihsan etsin. Amin!<br />
<br />
Şualar /On Dördüncü Şuâ / 434<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenâb-ı Hak bu Ramazan-ı Şerifin Leyle-i Kadrini umumunuza bin aydan hayırlı eylesin, Âmin. Ve seksen sene bir ömr-ü makbul hükmünde hakkınızda kabul eylesin, Âmin.<br />
<br />
Şualar /On Dördüncü Şuâ / 436<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey Rabbimiz! Bizden evvelkilere yüklediğin gibi bize de ağır vazifeler ve musibetler verme.” [Bakara Sûresi: 2:286.] Amin!<br />
<br />
Şualar /Beşinci Şuâ / 511<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ya Rab! ÂyetüI-Kübra hürmetine beni kurtar, eman ve emniyet ver. [Celcelütiye] Amin!<br />
<br />
Şualar /On Beşinci Şuâ / 517<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Bizi [doğru yola] ilet. [Fatiha Sûresi: 6.] Amin!<br />
<br />
Şualar /On Beşinci Şuâ / 530<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Duamızı kabul buyur. Amin!<br />
<br />
Şualar /On Beşinci Şuâ / 535<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ya Erhamerrahimin, bu Resul-i Ekremin (a.s.m.) hürmetine, bizi, onun şefaatine mazhar ve sünnetinin ittibaına muvaffak ve dar-ı saadette onun Al ve Ashabına komşu eyle! Amin, amin, amin.<br />
<br />
Allah’ım, okunan ve yazılan Kur’an’ın harfleri adedince ona, Aline ve Ashabına salat ve selam eyle. Amin.<br />
<br />
Şualar /On Beşinci Şuâ / 548<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım, alemlere rahmet olarak gönderdiği zata salat ve selam eyle. Hamd Alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.<br />
<br />
Şualar /On Beşinci Şuâ / 576<br />
<br />
* * *<br />
<br />
O gün Allah’ın, peygamberin maiyetinde bulunan müminleri utandırmayacağı gündür. O gün onların nûru önlerinden ve sağlarından koşarak Cennete yol gösterirken, onlar da ‘Ey Rabbimiz,’ derler. ‘Nûrumuzu tamamla ve bizi bağışla. [Tahrîm Sûresi: 66:8.] Amin!<br />
<br />
Şualar /Birinci Şuâ / 607<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Yâ Rab, bu müthiş rüyayı hayra tebdil eyle” Amin!<br />
<br />
Şualar /Birinci Şuâ / 611<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Yâ Rab, beni kurtar, emân ve emniyet ver” Amin!<br />
<br />
Şualar /Sekizinci Şuâ / 642<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey Rabbimiz! Unutur veya hatâya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesaba çekme.” [Bakara Sûresi: 2:286.] Amin!<br />
<br />
Şualar /Sekizinci Şuâ / 644<br />
<br />
MESNEVİ-İ NURİYE<br />
<br />
“Yâ Rabbenâ! onun duasını kabul eyle. Biz de o duayı ediyoruz. Biz de onun talep ettiğini talep ediyoruz.”<br />
<br />
Mesnevi-i Nuriye / Reşhalar / 27<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Salat ve selam bu zat-ı nuraniye olsun ki, o zat, Rahnanü’r-Rahimden, Arş-ı Azamdan gelen Furkan-ı Hakimin kendisine indiği Efendimiz Muhammed’dir. İmmetinin hasenatı adedince milyonlar salat ve milyonlar selam üzerine olsun.<br />
<br />
Risaleti Tevrat, İncil ve Zebur’da müjdelenen; nübüvveti irhasatla, cinlerin hatifleriyle, insanlık aleminin evliyalarıyla, beşer kahinleriyle müjdelenen; bir işaretiyle ay parçalanan Efendimiz Muhammed’e, ümmetinin nefesleri adedince milyonlar salat ve selam olsun.<br />
<br />
Davetine ağaçların koşup geldiği, duasıyla yağmurun hemen iniverdiği, sıcaktan korumak için bulutların ona gölge yaptığı, bir ölçek taamıyla yüzlerce insanın doyduğu, parmaklarının arasından üç defa kevser gibi suların çağladığı, onun hürmetine Allah’ın, kertenkeleyi, ceylanı, ağaç kütüğünü, zehirli keçinin kolunu, deveyi, dağı, taşı ve toprağı konuşturduğu, Miracın sahibi ve gözünün asla şaşmadığı o mucize-i kübrada rüyetullaha mazhar olan Efendimiz ve Şefiimiz Muhammed’e, Kur’an’ın bidayet-i nüzulünden zamanın nihayetine kadar onu okuyan herbir okuyucunun okuduğu herbir kelimenin temevvücat-ı havaiye aynalarında Rahman’ın izniyle temessül eden bütün kelimelerinin bütün harfleri adedince, milyonlar salat ve selam olsun.<br />
<br />
Bütün bu salavatlardan herbiri hürmetine bizi mağfiret et, ey İlahımız, bize merhamet et. Amin.<br />
<br />
Mesnevi-i Nuriye / Reşhalar / 28<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım, bizi saadet ehlinden kıl, Said’ler zümresinde haşret ve Said’lerle beraber, Nebiyy-i Muhtarının şefaatiyle Cennete ithal et. Ona ve Âline de, Senin rahmetine ve onun hürmetine layık şekilde salat ve selam et. Âmin, amin, amin.<br />
<br />
Mesnevi-i Nuriye / Lâsiyyemâlar / 43<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Yâ Rabbenâ! onun duasını kabul eyle. Biz de o duayı ediyoruz. Biz de onun talep ettiğini talep ediyoruz.”<br />
<br />
Mesnevi-i Nuriye / Reşhalar / 27<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım, bizi saadet ehlinden kıl, Said’ler zümresinde haşret ve Said’lerle beraber, Nebiyy-i Muhtarının şefaatiyle Cennete ithal et. Ona ve Âline de, Senin rahmetine ve onun hürmetine layık şekilde salat ve selam et. Âmin, amin, amin.<br />
<br />
Mesnevi-i Nuriye / Lâsiyyemâlar / 43<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım, Kur’an’ı akıllarımızın, kalblerimizin, ruhlarımızın nuru ve nefislerimizin de mürşidi yap. Âmin, amin, amin.<br />
<br />
Mesnevi-i Nuriye / Katre / 65<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Feyâ Rabbî, yâ Hâlıkî, yâ Mâlikî! Seni çağırmakta hüccetim, hâcetimdir. Sana yaptığım dualarda uddetim fâkatimdir. Vesilem, fıkdan-ı hile ve fakrimdir. Hazinem aczimdir. Re’sülmâlim, emellerimdir. Şefîim, Habîbin (aleyhissalâtü vesselâm) ve rahmetindir. Af eyle, mağfiret eyle ve merhamet eyle, yâ Allah, yâ Rahmân, yâ Rahîm! Âmin.<br />
<br />
Mesnevi-i Nuriye / Hubâb / 91<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey arz ve semanın kayyumu olan Allah’ım! Seni ve Senin bütün masnuatını ve mahlukatını şahit tutarak ilan ederiz ki, Sen, kendisinden başka hiçbir hak mabud bulunmayan Allah’sın. Sen birsin, şerikin yoktur. Günahlarımızın affı için Sana dönüyor ve istiğfar ediyoruz. Âlemlere rahmet olarak gönderdiğin Muhammed’in, Senin kulun ve resulün olduğuna da şehadet ediyoruz. Allah’ım, onun hürmetine nasıl münasip ve Senin rahmetine nasıl layıksa, ona ve bütün al ve ashabına öylece salat ve selam et.<br />
<br />
Mesnevi-i Nuriye / Zeylü´l Hubâb / 92<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey Erhamü’r-Rahimin olan Allah’ım! Muhammed Aleyhissalatü Vesselamın ümmetine rahmet et ve onların kalblerini İmân ve Kur’an nuruyla nurlandır. Kur’an’ın burhanlarını izhar et ve İslam dinini yücelt. Âmin.<br />
<br />
Mesnevi-i Nuriye / Zeylü´l Hubâb / 98<br />
<br />
* * *<br />
<br />
İlahi,<br />
<br />
İki dünyanın hayatı elimden kaçsa ve bütün kainat düşman kesilip beni terk etse, benim yine gam çekmemem gerekir; çünkü Sen benim Rabbim ve Halıkım ve İlahımsın. Ve benim, nihayetsiz isyanımla ve sair şeref vesilelerine gayet derecede uzaklığımla beraber, Senin mahlukun ve masnuun olmam sebebiyle, bir taalluk ve intisap cihetim var. İşte, ben de, Senin mahlukunun lisanıyla Sana tazarru ve niyazda bulunuyorum, ey Halıkım, ey Rabbim, ey Razıkım ve ey Musavvirim!<br />
<br />
Ey İlahım,<br />
<br />
Esma-i Hüsnan hürmetine,<br />
<br />
İsm-i Âzamın hürmetine,<br />
<br />
Furkan-ı Hakimin hürmetine,<br />
<br />
Habib-i Ekremin hürmetine,<br />
<br />
Kelam-ı Kadimin hürmetine,<br />
<br />
Arş-ı Âzamın hürmetine, milyonlar Kul hüvallahü ehad ile,<br />
<br />
bana merhamet etmeni istiyorum, ya Allah, ya Rahman, ya Hannan, ya Mennan, ya Deyyan.<br />
<br />
Beni bağışla, ya Gaffar, ya Settar, ya Tevvab, ya Vehhab.<br />
<br />
Beni affet ya Vedud, ya Rauf, ya Afüvv, ya Gafur.<br />
<br />
Bana lütufta bulun, ya Latif, ya Habir, ya Semi’, ya Basir.<br />
<br />
Günahlarımı sil, ya Halim, ya Alim, ya Kerim, ya Rahim.<br />
<br />
Bizi yolun doğrusuna ilet, ya Rab, ya Samed, ya Hadi.<br />
<br />
Fazlınla bana cevadane ihsanlarda bulun, ya Bedi’, ya Baki, ya Adl, ya Hu.<br />
<br />
Kalbimi ve kabrimi İmân ve Kur’an nuruyla nurlandır, ya Nur, ya Hak, ya Hayy, ya Kayyum, ya Malike’l-Mülk, ya ze’l-Celali ve’l-İkram, ya Evvel, ya Âhir, ya Zahir, ya Batın, ya Kavi, ya Kadir, ya Mevla, ya Gafir, ya Erhame’r-Rahimin.<br />
<br />
Kur’an’daki İsm-i Âzamın hürmetine ve kitab-ı alemdeki sırr-ı azamın Muhammed Aleyhissalatü Vesselam hürmetine, güzel isimlerinden, bu sayfayı sanki kabrimin tavanı yapıp, bu esmayı da ruhuma şems-i hakikatten şualar saçan pencere haline getirecek şekilde, kalbime ve kalıbıma ve kabrimde ruhuma İsm-i Âzamın nurlarını saçan pencere açmanı istiyorum. İlahi, dilerim ki, ebedi bir lisanım olsun da, kıyamete kadar bu isimlerle nida etsin. İşte, ardımda baki kalan bu nakışları, benim fani ve zail lisanımın yerine bir naip olarak kabul eyle.<br />
<br />
Allahım,<br />
<br />
Efendimiz Muhammed’e öyle bir salat ve selam et ki, o salat ile bizi bütün korku ve afetlerden kurtar, bütün hacetlerimizi gider, bizi bütün günahlardan temizle, bütün günah ve hatalarımızı bağışla.<br />
<br />
Ya Allah, ya Mücibe’d-Daavat! Hayatım boyunca ve öldükten sonra, her an bu dileklerimi kat kat fazlasıyla ver! Bir milyon salat ve selam, bir o kadarla çarpımından çıkan netice ve bunun da kat katı, Efendimiz Muhammed’e, Onun Âl, Ashab, Ensar ve tabilerine olsun! Bu salavatların herbirini, benim ömür günlerimdeki günahkar nefeslerim sayısınca çoğalt! Bu salavatların herbirisi hürmetine beni affeyle, bana merhamet et. Bunu rahmetinle ihsan eyle, ey Erhame’r-rahimin! Âmin!<br />
<br />
Mesnevi-i Nuriye / Tazarrû ve Niyaz / 112<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“El-aman, el-aman! Ya Hannân! Yâ Mennân! Beni günahlarımın hacâletinden kurtar!”<br />
<br />
“El-aman, el-aman! Yâ Hannân! Yâ Mennân! Beni günahlarımın ağır yüklerinden halâs eyle!”<br />
<br />
“El-aman, el-aman! Ya Rahmân! Yâ Hannân! Yâ Mennân! Yâ Deyyân! Beni çirkin günahlarımın arkadaşlıklarından kurtar! Yerimi genişlettir! Amin!<br />
<br />
Mesnevi-i Nuriye / Zühre / 142<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Senden başka ilâh yoktur. Sen birsin. Senin hiçbir şerikin yoktur. Dünyada son, âhirette ve kabirde ilk söz: Şehadet ederim ki Allah’tan başka ilâh yoktur; yine şehadet ederim ki Muhammed (s.a.v.) Allah’ın Resulüdür.<br />
<br />
Mesnevi-i Nuriye / Zühre / 143<br />
<br />
* * *<br />
<br />
İlahi! Günahlar beni lal etti. İsyanımın çokluğu yüzünden mahcubum. Gafletin şiddeti ise sesimi kıstı. İşte, ben de, seyyidim ve senedim şeyh Abdülkadir Geylani’nin sesiyle Senin dergah-ı rahmetinin kapısını çalıyor ve onun, kapıcıya aşina nidasıyla Senin mağfiret kapında nida ediyorum:<br />
<br />
• Ey rahmeti herşeyi kuşatan ve ey herşeyin melekütu elinde bulunan Zat, • Ey hiçbir şey kendisine zarar veya fayda veremeyen Zat, • Ey hiçbir şey Ona galebe edemeyen ve hiçbir şey Ondan kaçıp gizlenemeyen, • hiçbir şey Ona ağır gelmeyen ve hiçbir şeyin yardımına muhtaç olmayan, • hiçbir şey Onu bir başka işten alıkoyamayan, • hiçbir şey Ona benzemeyen, • ve hiçbir şey Onu hiçbir şeyden aciz bırakamayan Zat, Beni hiçbir şeyden hesaba çekmeyecek şekilde herşeyimi bağışla. • Ey herşeyi alnından tutup kudretine boyun eğdiren ve herşeyin anahtarları elinde bulunan Zat, • Ey herşeyden önce var olan Evvel, • herşeyden sonra baki kalan Âhir, • herşeyin fevkinde olan Zahir, • herşeyin dünuna nüfuz eden Batın, • kudret ve galebesi herşeyin fevkinde bulunan Kahir, Benim herşeyimi bağışla. şüphesiz Senin herşeye kudretin yeter. • Ey herşeyi her haliyle bilen Alim ve herşeyi kuşatan Muhit ve herşeyi hakkıyla gören Basir, • Ey herşey her an Onun nazar-ı şuhudunda olan şehid ve herşeyi görüp gözeten Rakib ve ilmi herşeyin bütün inceliklerine nüfuz eden<br />
<br />
Latif ve herşeyden hakkıyla haberdar olan Habir, Beni hiçbir şeyden hesaba çekmeyecek şekilde, günah ve hata olarak her neyim varsa hepsini bağışla. Hiç şüphesiz, Senin herşeye kudretin yeter.<br />
<br />
Allahım, Gafletten ve kötü arzularımdan Senin izzet-i celaline ve celal-i izzetine, Senin kudret-i saltanatına ve saltanat-ı kudretine sığınırım.<br />
<br />
Mesnevi-i Nuriye / Şemme / 170<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey kurtuluş isteyenlerin tahassungahı olan Allahım,<br />
<br />
Beni şeytani şehvetlerden kurtar; beşeriyetin kazuratından temizle; Nebin olan Muhammed’i (s.a.v.) sıddıkiyet muhabbetiyle bana sevdirmek suretiyle beni gaflet paslarından ve cehalet vehimlerinden ter temiz kıl-öyle ki, enaniyet fena bulsun ve Allah’ın minnet bahrinde Allah’ın nimetlerine gark olmuş, Allah’tan alıkoyan her meşgaleye karşı Allah’ın kılıcıyla mansur, Allah’ın inayetiyle mahzuz ve Allah’ın himayesiyle mahfuz olarak herşey Allah için, Allah ile, Allah’a ve Allah’tan olsun.<br />
<br />
Ey Nurların Nuru, ey bütün sırların Âlimi, ey gecenin ve gündüzün Müdebbiri, ey Melik, ey Aziz, ey Kahhar, ey Rahim, ey Vedüd, ey Gaffar, ey gayb alemlerini her haliyle bilen, kalbleri ve gözleri dilediği gibi halden hale çeviren, ey ayıpları örten ve ey günahları bağışlayan, Günahlarımı bağışla; esbabın tazyikatına maruz ve bütün kapılar yüzüne kapanmış ve doğru yolda gidenlerin tarikine sülük etmek ona zorlaşmış ve bir kazanç elde edemeden ömrünü ve nefsini gaflet ve masiyet meydanlarında bad-ı hava harcamış olan kuluna merhamet et.<br />
<br />
Ey dua edildiğinde cevap veren, ey hesapları sür’atle gören, ey Kerim, ey Vehhab, Hastalığı büyük ve şifası zor, çaresi zayıf ve belası kuvvetli olan ve Senden başka melce ve ümidi bulunmayan kuluna merhamet et.<br />
<br />
İlahi, Derdimi, üzüntümü ve şikayetimi Sana arz ediyorum.<br />
<br />
İlahi, Senin dergahında hüccetim, hacetimdir; azığım ise fakrım ve çaresizliğimdir.<br />
<br />
İlahi, Senin cüd bahirlerinden bir katre bana yeter; Senin af nehirlerinden bir zerre bana kafi gelir, ey Vedüd, ey Vedüd, ey Vedüd, ey şan ve şerefi herşeyden yüce olan Arş-ı Mecid Sahibi, ey Mübdi’, ey Muid, ey herşeyi dilediği gibi yapan Fa’alün lima Yürid!<br />
<br />
Arşının rükünlerini kaplayan nur-u veçhin hürmetine, bütün mahlükatını hükmüne ram ettiğin kudretin hürmetine ve herşeyi kuşatan rahmetin hürmetine Senden istiyorum. Senden başka ilah yoktur, ey Muğis, bize imdad et. Ve bütün ömrüm boyunca işlediğim bütün günahları ve lisanımın hatalarını rahmetinle bağışla, ey Erhamü’r-Rahimin. Âmin.<br />
<br />
Hamd, Âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.<br />
<br />
Mesnevi-i Nuriye / Şemme / 171<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım! Bize hayatımızı saadetle ve şehadetle ve iyilikle ve müjde ile sona erdirmek nasip eyle. Amin, Âmin, amin.<br />
<br />
Mesnevi-i Nuriye / Fihrist / 226<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Yâ Rabbi! Peygamberlerin Efendisi Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ve Âli ve bütün Ashâbı hürmetine şu noksan fihristi en güzel sûrette kabul eyle. Duâmızı kabul eyle. Hamd, Alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.<br />
<br />
Mesnevi-i Nuriye / İtizar Fihristi / 227<br />
<br />
İŞÂRÂTÜ’L-İ’CÂZ<br />
Senden yardım dileriz. Allahım! Bize hakkı hak olarak göster ve ona uymayı nasip et; batılı da, batıl olarak göster ve ondan da sakınmayı nasip et. Amin.<br />
<br />
İşaratül-İcaz / Besmele ve Fatiha Sûrelerinin Tefsiri / 28<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Kendilerine nimet ve ihsanda bulunduğun peygamberlerin ve onlara tabi olan salih kullarının yoluna ilet. [Fatiha Sûresi: 7.] Bize hidayet et. Amin!<br />
<br />
İşaratül-İcaz / Besmele ve Fatiha Sûrelerinin Tefsiri / 30<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! Bu sure hürmetine bizi sırat-ı müstakimde yürüyenlerden eyle. Amin.<br />
<br />
İşaratül-İcaz / Besmele ve Fatiha Sûrelerinin Tefsiri / 34<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Sen herşeyi hakkıyla bilir, her işi hikmetle yaparsın. [Bakara Sûresi: 32.]<br />
<br />
Duaları şu sözlerle :”Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet, Alemlerin Rabbi olan Allaha Mahsustur. [Yunus Sûresi: 10.]<br />
<br />
İşaratül-İcaz / Melakieye Îman ve İnsanın Yaratılışına Dair / 261<br />
<br />
* * *<br />
<br />
İsm-i Azamın hakkında, Kuranı Mucizül Beyanın hürmetine ve Resuli Ekrem Aleyhissalatü Vesselamın şerefine, bu İşaratül İcazı bastıranları ve mübarek yardımcılarını ve Risalei Nur Talebelerini Cennetül Firdevste saadeti ebediyeye mazhar eyle. Amin. Ve hizmeti imaniye ve Kuraniyede daima muvaffak eyle. Aimin. Ve defteri hasenatlarına bu İşaratül İcazın icazın her bir harfine mukabil bin hasene yazdır. Amin. Ve Nurların neşrinde sebat ve devam ve ihlas ihsan eyle. Amin. Amin. Amin.<br />
<br />
Ya Erhamerrahimin. Umum Risalei Nur Şakirtlerini iki cihanda mesud eyle, Aimin. İnsi ve cinni şeytanların şerlerinden muhafaza eyle. Amin. Ve bu aciz ve biçare Said’in kusuratını affeyle. Amin. Amin. Amin.<br />
<br />
İşaratül-İcaz / Dua / 277<br />
<br />
ASÂ-YI MÛSÂ<br />
Cehennem azâbını bizden uzaklaştır. Onun azâbı dâimî bir helâktır. Gerçekten de orası ne kötü bir durak, ne kötü bir konaktır! [Furkan Sûresi: 25:64-65.] Âmin!<br />
<br />
Asa-yı Musa / Birinci Kısım / 44<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Göklerin ve yerin yaratılışını tefekkür ederler. ‘Bunları boş yere yaratmadın, ey Rabbimiz,’ derler. ‘Seni bütün noksanlardan tenzih ederiz. Sen de bizi Cehennem ateşinin azâbından koru. [Âl-i İmran Sûresi: 3:191.]<br />
<br />
Cehennem azâbını bizden uzaklaştır. Onun azâbı dâimî bir helâktır. Gerçekten de orası ne kötü bir durak, ne kötü bir konaktır! [Furkan Sûresi: 25:64-65.] Âmin!<br />
<br />
Asa-yı Musa / Birinci Kısım / 45<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Sen aczden ve şerikten münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok ki bize imdat etsin. El-aman, el-aman! Bizi azap ateşinden ve Cehennemden halâs et, kurtar ve bize necat ver. Âmin!<br />
<br />
Asa-yı Musa / Birinci Kısım / 58<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Yâ Rabbi! Cebrail, Mikâil, İsrafil, Azrail hürmetlerine ve şefaatlerine, beni cin ve insin şerlerinden muhafaza eyle!” Âmin!<br />
<br />
Asa-yı Musa / Birinci Kısım / 68<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım, mahlûkatının çokluğu içerisinde birliğinin kandili, kâinatının sergisinde Vahdâniyetinin dellâlı olan Efendimiz Muhammed’e (a.s.m.), onun bütün âl ve Ashâbına salât ve selâm eyle. [Duâ] Âmin!<br />
<br />
Asa-yı Musa / İkinci Kısım / 134<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey su ile her şeyi canlandıran Zât-ı Akdes, Seni her türlü noksanlıktan tenzih ederim.<br />
<br />
Asa-yı Musa / İkinci Kısım / 197<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Yâ Rabbî ve yâ Rabbe’s-Semâvâti ve’l-Aradîn, yâ Halıkî ve yâ Halık-ı Külli Şey,<br />
<br />
Gökleri yıldızlarıyla, zemini müştemilâtıyla ve bütün mahlukatı bütün keyfiyatıyla teshir eden kudretinin ve iradetinin ve hikmetinin ve hâkimiyetinin ve rahmetinin hakkı için, nefsimi bana musahhar eyle ve matlubumu bana musahhar kıl. Âmin!<br />
<br />
Asa-yı Musa / İkinci Kısım / 199<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Kur’ân’a ve imana hizmet için, insanların kalblerini Risale-i Nur’a musahhar yap. Ve bana ve ihvanıma iman-ı kâmil ve hüsn-ü hâtime ver. Hazret-i Mûsa Aleyhisselâma denizi ve Hazret-i İbrahimAleyhisselâma ateşi ve Hazret-i Dâvud Aleyhisselâma dağı, demiri ve Hazret-i Süleyman Aleyhisselâma cinni ve insi ve Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâma şems ve kameri teshir ettiğin gibi, Risale-i Nur’a kalbleri ve akılları musahhar kıl.<br />
<br />
Ve beni ve Risale-i Nur Talebelerini nefis ve şeytanın şerrinden ve kabir azabından ve cehennem ateşinden muhafaza eyle ve Cennetü’l-Firdevste mes’ut kıl. Âmin, Âmin, Âmin.<br />
<br />
Asa-yı Musa / İkinci Kısım / 200<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Yâ Rab! Bunların ders ve talimlerinin hakkı ve hürmeti için bize ve Risale-i Nur talebelerine iman-ı ekmel ve hüsn-ü hâtime ver. Ve bizleri onların şefaatlerine mazhar eyle. Âmin.<br />
<br />
Asa-yı Musa / İkinci Kısım / 209<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Yâ Rab! Bizi ebedî haps-i münferidden kurtarıp, bâkî ve sermedî bir âlemin saadetine nâil edecek bir hakaık hazînesinin anahtarını Risâle-i Nur gibi nazîrsiz bir eseriyle bahşeden sevgili ve müşfik Üstâdımızı zâlimlerin ve düşmanların sû-i kasıtlarından muhafaza eyle; Kur’ân ve îman hizmetinde dâimâ muvaffak eyle. Ona sıhhat ve âfiyetler, uzun ömürler ihsan eyle” Âmin!<br />
<br />
Asa-yı Musa / Îmanî ve Hakiki Güzel Mektuplar / 243<br />
<br />
EMİRDAĞ LÂHİKASI<br />
Ya Rabbi, onların imanını Risale-i Nur la kurtar! İdam-ı ebediden, sırr-ı Kur’ân la terhis tezkeresine çevir! Âmin!<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / 30<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ya Rab! Ayatül-Kübra hürmetine beni musibetten kurtar, eman ve emniyet ver. Âmin!<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Denizli Tüccarı Aslı Burdur´lu Hafız Mustafa´ya Hitaptır / 46<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, onların ve bizlerin hakkımızda bu Ramazan’daki Leyle-i Kadrimizi bin aydan hayırlı ve bin ay kadar medar-ı sevap eylesin, Ümmet-i Muhammediyeye saadet ve selamet versin. Amin.<br />
<br />
Ya Rab! Ayetül-Kübra hürmetine beni musibetten kurtar, eman ve emniyet ver. Âmin!<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Denizli Tüccarı Aslı Burdur´lu Hafız Mustafa´ya Hitaptır / 47<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, beni böyle hasaretlerden muhafaza eylesin, amin! Cenab-ı Erhamürrahimin, emsal-i kesiresiyle sizleri müşerref eylesin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / İkramı İzhar Mektubunun Tetimmesi / 62<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, onun emsalini o havalide çoğaltsın ve selamet versin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / İkramı İzhar Mektubunun Tetimmesi / 63<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, rahmet ve keremiyle ve hıfz ve himayetiyle ve tevfik ve hidayetiyle, Risale-i Nur’un tab ve intişarına ve Kur’ân-ı Mucizül-Beyanın tevafuklu tab ına sizleri muvaffak eylesin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Yirmi Yedinci Mektubun Lahikasının Zeyli / 82<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Bizi ve anne babalarımızı, Risale-i Nur talebelerini ve onların anne babalarını cehennem ateşinden kurtar. Âmin!<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Afyon Emniyet Müdürüne Derim ki / 117<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, onlardan razı olsun. Amin<br />
<br />
Cenab-ı Hak onları muvaffak eylesin. Amin<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Dahiliye Vekili İle Bir Hasb-i Halden Bir Parçadır / 129<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Erhamürrahimin, sizlere, yazanlara ve yardım edenlere herbir harfine mukabil bin rahmet eylesin ve binler meyve-i Cennet ihsan etsin ve yüzer hasenat defter-i amalinizde yazdırsın. Amin. Amin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Dahiliye Vekili İle Bir Hasb-i Halden Bir Parçadır / 130<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak onlardan ve sizden ebeden razı olsun. Amin. Cenab-ı Hak tevfik versin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Dahiliye Vekili İle Bir Hasb-i Halden Bir Parçadır / 132<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Medrese-i Nuriyenin eski ve yeni kahramanlarından Marangoz Ahmed in mektubu, üç dört cihetten beni mesrur ve minnettar eyledi. O medresenin baş talebesi namını verdiği Ahmed ise, hem şehid Hafız Ali nin vazifesini yaptığını, hem Süleyman gibi kıymetli kardeşiyle ve küçük kerimesiyle üç tane Asa-yı Musa yı yazmaları ve mübarek Hasan Dayının hafidi olması, beni meraktan kurtardı, hem çok memnun eyledi. Cenab-ı Hak ona şifa ve onlara muvaffakiyet ve saadet versin. Amin. Amin.<br />
<br />
Atabeyli alil (kötürüm) Ali Osman ın yazdığı uzun mektubu ve Asa-yı Musa risalesi ve Nurların neşrinde cidden tesirli çalışması ve hizmet-i Nuriyede çok çalışkan Çilingir Ali ile ve dayısı Hasan ın ona yardım etmesi ve mübarek hülyaları ve tevafukları bizleri ferahlandırdı. Eğirdir kasabasını bana ziyade sevdirdi. Cenab-ı Erhamürrahimin onlardan razı olsun.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Yeşil Salih ´e Yazılan Metuptur / 132<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Tahiri nin, Denizli hapsinde, unutulmaz halisane hizmetiyle ve Nurlara sarsılmaz sadakatiyle ve yanılmaz zekavetiyle ve çekilmez bahadırlığıyla daire-i Nurda ehemmiyetli makamı için, bütün bu defaki mektubunu Lahikaya geçirdik. Başta Nurun şakirtlerinden validesi Zübeyde olarak, akrabasına ve rüfekasına selam ederim. Cenab-ı Hak onlardan ebeden razı olsun. Amin!<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Bir Derece Mahremdir / 140<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Nis li Kureyşilerden Ahmed Kureyşi, muhterem pederiyle ve ammizadesi Ahmed ile Nurların has naşir ve talabelerinden olması, o havali şakirtlerinin namına Nurlar hakkında güzel manzum fıkraları Lahikaya girdi. Cenab-ı Hak onları muvaffak eylesin. Amin. Bu halimde bu alakadarlığınız, benim çok ağır sıkıntılarımı hafifleştirdi. Allah senden razı olsun. Amin<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Bir Derece Mahremdir / 141<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Size yazdığım daha size yetişmeden, onun mektubunu, hem Şamlı Hafız ikinci sayfasında yazdığı vefat haberini aldığım merhum Muhacir Hafız Ahmed in (r.h.) dünyadan göçmesi, aynen Abdurrahman gibi beni çok sarstı, ağlattırdı, Biz Allah’ın kullarıyız ve yine Ona döneceğiz. [Bakara Sûresi: 156.] dedirtti. Binler rahmet onun ruhuna insin. Amin. Kabri de hanesi gibi Kur’ân ve Nur’un bir menzili olsun. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Bu Fıkra Bir Derece Mahremdir (Yalnız Haslara Mahsustur ) / 147<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, Hicret in peder ve validesine ve akrabasına sabr-ı cemil ihsan edip, Hicret i onlara şefaatçi eylesin ve o merhumeyi de merhume hemşirem Hanım la Cennette mesrur eylesin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Emirdağı Zabıtası İle Bir Hasb-i Haldir / 157<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Bu kahraman Nazif kardeşimize ve gayet ciddi ve sebatkar ve tam alakadar İnebolu Nurcularına ve Ahmed-i Kureyşi ve rüfekalarına, hem bayramlarını, hem devamlı hizmetlerini, hem yüksek sadakatlerini, hem Zülfikar ın tab ve muvaffakiyetini, hem Salahaddin in Camiü l-Ezherle Medresetü z-Zehranın münasebetini temine çalışmasını ruh u canımızla tebrik ediyoruz. Cenab-ı Hak onları muvaffak eylesin. Amin. Ve hizmetlerini tam makbul eylesin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Emirdağı Zabıtası İle Bir Hasb-i Haldir / 159<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, şifa-i acil ihsan eylesin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Emirdağı Zabıtası İle Bir Hasb-i Haldir / 160<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Kahraman Nazif in ve hakikaten Nazif ruhunda ve sadakatinde kendi arkadaşlarının makine ile ve sair cihette Nura hizmetleri, bu memleketi cidden minnettar edecek bir vaziyettedirler. Cenab-ı Hak, onları muvaffak eylesin. Amin.<br />
<br />
Nazif kardeşimizin hem İstanbul, hem İnebolu Nurcularının namına bayram ve yeni sene teberrükü hesabına gönderdiği maddi üç nevi teberrükü aldım. Onların umumu namına adetime muhalif olarak kabul ettim. Allah onlardan razı olsun, Amin.<br />
<br />
Cenab-ı Hak, Zülfikar ın ve o iki mecmuanın harfleri adedince onların, İbrahim ve Mustafa ve İzzet ve refiklerinin ve yardımcılarının defter-i a maline hasenatlar yazsın ve her harfine mukabil yüz rahmet eylesin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Emirdağı Zabıtası İle Bir Hasb-i Haldir / 163<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, onun defter-i a maline Sava medrese-i Nuriyede okunan ve yazılan risalelerin harfleri adedince ruhuna rahmetler ve kabrine nurlar ihsan eylesin. Amin. Ve aynı sistemde tam hayrülhalef mahdumu Hafız Mehmed ve hafidi Ahmed Zeki yi onun vazifesinin idamesine muvaffak eylesin. Amin. Ve onların umumuna sabr-ı cemil ihsan eylesin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / 176<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Ya Rab! Erzurum dan imdadıma yetişen bu iki zatın münakaşasını musalahaya tebdil et” Âmin!<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / 179<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah ın laneti zalimlerin ve münafıkların üzerine olsun.<br />
<br />
Allah mübarek kılsın. Allah sizi muvaffak etsin. Allah sizi iki cihanda mesut etsin. Âmin!<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / 180<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, onun gibi çok fedakarları Nurlara kavuştursun.<br />
<br />
Cenab-ı Hak o rahmet katreleri adedince ona ve onlara rahmet etsin. Amin.<br />
<br />
Cenab-ı Hak ona binler rahmet eylesin ve akrabasına sabr-ı cemil ihsan etsin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / 185<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Kardeşimiz ve Nurun kumandanlarından Isparta Hulusi si Refet Beyin mübarek masumunun dokuz yaşında iken bu derece Risale-i Nur dan Birinci Sözü yazması gösteriyor ki, o mübarek Hüsnü, Safranbolu nun on bir yaşındaki Hüsnü sü gibi dahi masumların küçücük bir kahramanı olmaya namzettir. Cenab-ı Hak onu Nurlara bağışlasın ve muvaffak eylesin Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / 189<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Münevvere ve Nazmiye, Abdülbaki ve Mehmed Celal in Nur hizmetinde noksan kalan vazifelerini inşaallah tekmil edecekler. Bizi ve Risale-i Nur u çok minnettar eden kahraman Burhan ın mektubunda yazılan hastaya Cenab-ı Hak şifa versin ve kardeşimiz Zekai nin vefat eden validesine çok rahmet eylesin. Amin.<br />
<br />
Cenab-ı Hak muvaffak eylesin. Amin. Ve Tevfik e tevfik refik eylesin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Küçük Bir Haşiye / 195<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Barekallah, Cenab-ı Hak sizleri muvaffak etsin” Amin!<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Küçük Bir Haşiye / 196<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, onları muvaffak eylesin. Amin!<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Küçük Bir Haşiye / 199<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Nur santralı kardeşimiz Hoca Sabri nin, eskiden beri onun gibi Nurcu refikasının ve mübarek mahdumu Nureddin in [Yaşar] küçük bir mektuplarını aldım. Cenab-ı Hak onlara sıhhat ve afiyet ve saadet ihsan eylesin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Küçük Bir Haşiye / 200<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Ben onlara beddua değil, bilakis dua ediyorum ki: Ya Rabbi! Onlara iman-ı kamil ve hüsn-ü hatime ver ve Nurlardan müstefid yap.” Amin!<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Küçük Bir Haşiye / 204<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Nurun ehemmiyetli bir kumandanı ve naşiri Refet Beyin Nur hizmeti için İstanbul a gitmesi çok iyi, çok güzeldir. Zaten oraya onun gibi bir Nurcu lazımdır. Cenab-ı Hak muvaffak eylesin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Küçük Bir Haşiye / 207<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Bizi koru, bize merhamet et. Âmin!<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Küçük Bir Haşiye / 208<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Kastamonu nun Hüsrev i Mehmed Feyzi nin hiç sarsılmadan kemal-i iştiyakla Nurlara çalışması ve çalıştırılması ve okutmasını gösteren Nihad ın ve Abdurrahman İhsan ın mektupları gösterdiği gibi, oradan gelenler de aynı haberi veriyorlar. Tam şakirtliğini yapıyor, Allah muvaffak eylesin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Küçük Bir Haşiye / 211<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah razı olsun, amin. Ve mübarek bir kardeşimiz olan Kazım ın ruhuna Cenab-ı Hak binler rahmet eylesin ve kabrini pür-nur etsin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Küçük Bir Haşiye / 218<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Nur kahramanlarından Refet kardeşimiz, kendi sisteminde gayet ehemmiyetli Abdül- ehad namında bir büyük hocayı, Risale-i Nur a tam bağlı bir kardeşi İstanbul da bulmuş. Cenab-ı Hak ikisini de daima muvaffak eylesin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Küçük Bir Haşiye / 219<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Isparta dan hacca giden ve benim bedelime dahi manen hac etmeyi vaad eden o mübarek kardeşlerimizi has şakirtler dairesinde bütün manevi kazançlarımıza hissedar etmeye karar verdik. Cenab-ı Hak, onları iki cihanda mes ut eylesin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Dahiliye Vekili İle Bir Hasb-i Halden Bir Parçadır Hüve Nuktesi / 225<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Alamescid imamı faal kardeşimiz İbrahim Edhem in kendi sisteminde tam Nurcu olarak bulduğu vaiz Ali Şentürk ün ve vaiz Osman Nuri nin samimi ve fedakarane ve Nur hizmetinde azimkarane mektuplarında arzu ettikleri tarzda has şakirtler dairesinde kabul olmuşlar. Cenab-ı Hak onları muvaffak eylesin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Dahiliye Vekili İle Bir Hasb-i Halden Bir Parçadır Hüve Nuktesi / 226<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Üç mühim Nur merkezinde üç berber tam birbirine benzer bir tarzda Nura büyük hizmetleri, hem herbirisi çocuklarıyla Nura çalışmaları, beni mesrur eyledi. Berber Burhan, berber Hıfzı, berber Ali Osman, Nurun birer kıymetli kahramanlarıdır. Allah onları çoluk ve çocuklarıyla dünyada ve ahirette mes ut etsin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Dahiliye Vekili İle Bir Hasb-i Halden Bir Parçadır Hüve Nuktesi / 235<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ve onları öyle sevk eden zatlara da Allah razı olsun ve kalblerindeki muradları ne ise Cenab-ı Hak onları muvaffak eylesin deriz. Âmin<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Dahiliye Vekili İle Bir Hasb-i Halden Bir Parçadır Hüve Nuktesi / 236<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Hüsrev in kalemi Dördüncü Söze başlamasına bin barekallah deriz. Allah muvaffak eylesin, amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Dahiliye Vekili İle Bir Hasb-i Halden Bir Parçadır Hüve Nuktesi / 237<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Elimizde hak var. Hakkımızı kuvvetle ve başka suretle aramaya Cenab-ı Hak mecbur etmesin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / 242<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak sizleri iki cihanda mes’ut eylesin. Âmin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Afyon Hapsinden Sonra Emirdağı´nda Yazılan Mektuplar / 256<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Hem Medresetü’z-Zehra şakirtlerini, hususan mübarekler heyetini ve Isparta vilâyetini merhum Hâfız Mustafa’nın vefatıyla tâziye ve Hâfız Mustafa’yı tam vazifesini yapmasıyla yirmi senede ikinci bir Hâfız Ali olarak yirmi seneden beri usanmadan, sarsılmadan Nurların neşrine çalışmasını bütün ruh u canımızla tebrik, hem onu, hem Isparta vilâyetini, hem Medresetü’z-Zehrayı tebrik ediyoruz. Hakikaten bu merhum kahraman kardeşimiz, aynen Hâfız Ali gibi vazifesini bitirdi, âlem-i nura ve berzaha, Hâfız Ali ve Hasan Feyzî gibi kardeşlerinin yanına gitti. Cenab-ı Hak Risale-i Nur’un hurufatı adedince onun defter-i hasenatına hayırlar yazsın ve ruhuna rahmet eylesin. Âmin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Afyon Hapsinden Sonra Emirdağı´nda Yazılan Mektuplar / 260<br />
<br />
* * *<br />
<br />
REİSİCUMHUR,<br />
<br />
Zatınızı tebrik ederiz. Cenab-ı Hak sizi İslâmiyet ve vatan ve millet hizmetinde muvaffak eylesin. Âmin!<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Reis-i Cumhur Celal Bayar Ve Heyet-i Vükelasına / 264<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hakka hadsiz şükrolsun, mahkemede üç sene hapsedilen Asâ-yı Mûsâ risalesinden ve Sikke-i Gaybiye risalesinden beş nüshayı kemÂl-i sürur ile aldık. Cenab-ı Hak sizlerden ebediyen razı olsun. Âmin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Gizli Anlaşmanın Entrikası / 283<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Mübarekler köyünden Ali ile Hacı Süleyman ve Dinar tarafından Abdurrahman ve Himmet ve daha evvel gelen ehemmiyetli bir Nurcu hemşehrisi yanıma geldiler. Cenab-ı Hakka çok şükürler ediyorum ki, Mübarekler köyünde (Kuleönü) eskisi gibi Nurlara şiddetli alâkalarını muhafaza ediyorlar. Ve onların sadakat ve ihlâslarının bir kerametidir ki, kendime mahsus on mecmua kitaplarımı lüzumuna binaen Ankara’ya gönderdiğim ve çok ehemmiyetli ve uzak yerlerden benden kitapları istedikleri aynı zamanda Kuleönü mübarekleri kendilerine mahsus Nur mecmualarını gönderdiğim miktarın aynı olarak Medresetü’z-Zehranın bir hediyesi olarak bana getirdiler. Hususan birinci Abdurrahman olan Büyük Mustafa’nın kendi el yazısı olan bütün Mektubat ve Lâhikayı içinde buldum. Cenab-ı Hak o kitapların harfleri adedince her birisine mukabil bin rahmet ihsan etsin. Âmin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Gizli Anlaşmanın Entrikası / 289<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Nurdan bana çok lüzumu bulunan Medresetü’z-Zehranın fütuhatçı mahsulâtını ve kahraman Tahirî’nin merhume haremiyle ve merhume iki kerimesi namına gönderdiği mecmualarını ve iki hafta evvel merhum Hâfız Ali’nin bir hayrülhalefi Mustafa’nın tam zamanında tamam Mektubat’ını ve Nurun metin bir kumandanı Refet Beyin kendi kalemiyle yazdığı mübarek mecmuasını ve pek güzel ve mânidar rüyalı mektubunu aldım ve çok sevindim. Onların her bir harfine Cenab-ı Erhamürrahimîn sizin her birinize bin hasene ihsan etsin. Merhume Hatice ve merhume Hicret’in ve merhume Âişe’nin ruhlarına ve kabirlerine binler rahmet eylesin. Âmin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / 299<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Erhamürrahimîn olan Rabbimizden daimî niyazım, aziz, muhterem ve müşfik Üstadımdan ebediyen razı olsun ve bütün maksadını hasıl eylesin. Âmin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Heyet-i Sıhhiyeye / 374<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Allah’ım, erkek ve kadın bütün mü’minleri bağışla.” Âmin!<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / 394<br />
<br />
BARLA LÂHİKASI<br />
Allahım! Efendimiz Muhammed’e ve âl ve ashabına Senin razı olacağın ve onun lâyık ve müstehak olduğu bir rahmetle ve pek kesretli bir selâmetle salât ve selâm et. Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yedinci Risale Olan Yedinci Mesele / 18<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak bunların emsâlini ziyade etsin ve onları da muvaffak etsin ve tarik-i haktan ayırmasın. Âmîn.<br />
<br />
Allahım, bizi ve bu ikisini ve kardeşlerimizden onların emsallerini, Kur’ân ve İmân hizmetinde, Senin muhabbet ve rızanı celb edecek şekilde muvaffak et-kendisine Kur’ân’ı indirdiğin o zat hürmetine ki, gece gündüz değiştikçe ve güneş ve ay döndükçe salât ve selâmın en üstünü onun üzerine olsun. Âmin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / Mukaddeme / 21<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Hemen Cenab-ı Erhamürrâhimîn aziz Üstadımızı sıhhat ve âfiyette dâim ve ümmet-i Muhammed üzere kaim buyursun. Âmin, bihürmeti Seyyidi’l-Mürselîn.<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Yedinci Mektup ve Zeyilleri / 24<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah çok razı olsun. Âmin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Yedinci Mektup ve Zeyilleri / 29<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım, bu dünyadan bizi ancak kelime-i şehadet ve imanla çıkar. Âmin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Yedinci Mektup ve Zeyilleri / 33<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Altın yaldızla yazılması lâzımgelen eser-i âlînizde, Resul-i Müctebâ Aleyhi Ekmelü’t-Tehâyâ Efendimiz Hazretlerine dil uzatan hâin-i bîdin olan mülhid hâinlerin kuruyası dillerini, inâyet-i İlâhî ve ruhaniyet-i Peygamberî ve şeriat kılıcıyla kesmeye muvaffak olduğunuz şu eser-i bergüzîdenizi Cenab-ı Hak ind-i İlâhîsinde ve nezd-i Peygamberîde kabul eylesin. Şefâat-i Nebeviyeye efendimi ve fakiri de nâil eyleyip, sancak-ı Muhammedî (a.s.m.) tahtında cümlemizi ihvanlarımızla beraber haşreylesin. Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Yedinci Mektubun Zeyli ve İkinci Kısmı / 39<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Hal-i âlem müsait olsa da, hazine-i hassa-i Kur’ân’dan çıkararak tâbir-i âlinizce dellâllığını yaptığınız elmasları çok gözler görse! Görse de, sarhoşlar ayılsa, mütehayyirler kurtulsa, mü’minler sevinse, mülhidler, kâfirler, müşrikler imana, insafa, daire-i akla gelseler! Ve bu mes’ut ve ulvî neticeyi bizlere idrak ettirmesini eltaf-ı İlâhiyeden tazarru ve niyaz ediyorum. Âmin. Allah sizden ebeden razı olsun. Âmin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Yedinci Mektubun Zeyli ve İkinci Kısmı / 42<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım, Risale-i Nurla şereflenen bu dürr-ü yektâ müellifi muhafaza eyle. Onun ve kalbi hakikatlarla dolu olan Sabri’nin kalbine neşe ve sürur ver. Âmin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Yedinci Mektubun Zeyli ve İkinci Kısmı / 44<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Bu eserler başlı başına, ayrı ayrı birer fâtihtir. İnşaallah, her cihetle feth ederek fâtih olacaktır. Cenab-ı Mevlâ âhirette cümlemizi sevabına nâil eyleyip şefaatine mazhar buyursun. Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / İkinci Zeyl / 45<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Vâhibü’l-Atâyâdan dilerim ki, Nur bahçelerinin meyvelerinin hepsinden tatmaya arkadaşlarım gibi âcizlerini de muvaffak kılsın. Âmin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / İkinci Zeyl / 47<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Vâhibü’l-Atâyâdan dilerim ki, Nur bahçelerinin meyvelerinin hepsinden tatmaya arkadaşlarım gibi âcizlerini de muvaffak kılsın. Âmin! Hemen Cenab-ı Allah’tan dilerim, beni ve bütün kardeşlerimizi nefis ve cin ve ins ve şeytanların mekirlerinden muhafaza eylesin ve dalâlete sapanlardan eylemesin. Âmîn.<br />
<br />
Barla Lâhikası / İkinci Zeyl / 49<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah sizden çok razı olsun. Âmin! Nurlarla alâkadar olmak, Kur’ân’a hâdim olmak, Allah’a karşı haddini ve acz-i tam içinde bulunduğunu anlamak ve bütün mevcudiyetiyle kabul etmekle olur diye mütemadiyen mü’minleri bu kestirme, selâmetli ve saâdetli yola çağıran Üstadımızdan Allahü Zülcelâl Hazretleri ebeden razı olsun. Dünyevî, uhrevî bütün muradlarını hasıl etsin. Ümmet-i Muhammed’e bağışlasın. Âmin bihurmeti Seyyidi’l- Mürselîn.<br />
<br />
Barla Lâhikası / İkinci Zeyl / 51<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Ya Rab! Bihakkı ismike’l azim ve bihakkı Kur’ani’l-Hakim ve bihakkı Habibike’l Ekrem, deryâ-yı nurun başkumandanı olan Üstadımı razı olduğun amel üzerine sâbit ve razı olacağı amelini teshil ve müyesser kıl. Âmin, bi hürmeti seyyidi’l-mürselîn.”<br />
<br />
Barla Lâhikası / İkinci Zeyl / 55<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Rabbim, Üstadımızı iki cihanda aziz ve gayelerine vâsıl eylesin. Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Yedinci Mektubun Üçüncü Zeyli / 58<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Sevgili Üstadım, Allah sizden ebeden razı olsun. Âmin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Yedinci Mektubun Üçüncü Zeyli / 61<br />
<br />
* * *<br />
<br />
…bu azîm, kudsî hizmetinizin mükâfatını Cenab-ı Hak size pek lâyık bir tarzda ihsan etsin. Dünya ve âhirette sizden ve bizim gibi âciz ve kusurlu hizmetçilerinden razı olsun. Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Yedinci Mektubun Üçüncü Zeyli / 63<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hakkın bize inkişaf-ı kalbî ihsan buyurması hususundaki dua-yı hayriyelerini istirham eylerim, sevgili Üstadım Efendim. Âmin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Yedinci Mektubun Üçüncü Zeyli / 66<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Cenab-ı Zülcelâl ve’l-Kemal Hazretleri, muhterem Zat-ı Üstadânelerini dünyalar durdukça Nur Risalelerini rehberlikte, delâlette ve nur dellâllığında ilâ-âhiri’d-deveran kaim buyursun” Âmin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Yedinci Mektubun Üçüncü Zeyli / 67<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak sizden ebedî râzı olsun. Âmin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / 69<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Rabbim yorgunluğunuza bedel bin ehl-i gazâ sevabı ihsan buyursun. Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / 70<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Sevgili Üstadım, “Cenab-ı Hak bu kıymetli eserleri kıyamete kadar mü’min kullarına yetiştirsin” duasıyla hatm-i kelâm eylerim, efendim. Âmin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / 72<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak gözlerimizin perdelerini kaldırsın, hakaiki hakkıyla bize göstersin. Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / 75<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hâlık-ı Lemyezel Hazretleri bu gibilere de tarik-i Hakkı nasîbedâr eylesin. Âmin, bihürmet-i seyyidi’l-mürselîn.<br />
<br />
Barla Lâhikası / 76<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hâlık ümmet-i Muhammed’in (a.s.m.) kalblerine ilham versin, ruhlarını nurlandırsın, saâdet-i dâreyn ihsan buyursun.<br />
<br />
Barla Lâhikası / 77<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, sizlere lâyık bir tarzda hayr-ı kesir ihsan eylesin. Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / 78<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahü Zülcelâl Hazretleri sizden ebeden razı olsun ve ümmet-i merhume-i Muhammediyeyi (a.s.m.) dalâletten kurtarmak ve şahrâh-ı Kur’ân’a delâlet eylemek hususundaki ihlâslı mücahede ve hizmetinizde dâim ve muvaffak buyursun. Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / 83<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım, Mekkî, Medenî, Hâşimî ve Kureyşî olan Habîbinin hürmetine bizim arzumuzu ve Üstadımız Said Nursî’nin maksûdunu tahakkuk ettir. Âmin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / 84<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak sizi muvaffak etsin, fütur vermesin, şevkinizi artırsın. Âmin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / 87<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, böyle Hüsrev’lerin adedini çoğaltsın ve daim arttırsın. Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / 89<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Lemyezel Hazretleri siz Üstadımı, bu ve bunun emsâli âsâr-ı bergüzîde telifinde, envâr ve hakikatler neşir ve dellâllığında çok zamanlar daim ve kaim buyursun. Ve siz Üstadımı, sizi sevenlerin ve dellâllığında bulunduğunuz nidalarınızı işitmek ve dinlemek, okuyup yazmak, mucibince hareket ve amel etmek heves ve iştiyakında bulunan kardeşlerimin başından eksik buyurmasın. Âmin, bihürmeti seyyidi’l-Murselîn.<br />
<br />
Barla Lâhikası / 91<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey aziz Üstadım, Allah sizden ebeden razı olsun. Amin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / 92<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahü Zülcelâl Hazretleri dünyevî ve uhrevî bütün matlup ve maksudunuzu ihsan, bilhassa ümmet-i merhume-i Muhammediye (a.s.m.) hakkındaki dualarınızı dergâh-ı ulûhiyetinde kabul buyursun. Hakikaten Kur’ân’a, imana hizmetten başka birşey düşünmeyen aziz ve muhterem Üstadımızı bu ümmete bağışlasın ve rıza-i İlâhîsine nâil buyursun. Âmin, bihurmeti’l-Kur’âni’l-Mübîn ve bihurmeti İmami’l-Mübîn.<br />
<br />
Barla Lâhikası / 94<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Heman Rabbim, hakikî verese-i Enbiyayı teksir, dünyevî ve uhrevî âmâl ve makasıdına muvaffak buyursun” Amin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / 96<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, Feyyâz-ı Mutlak ve Hallâk-ı Azîm mevcudat ve câmidat ve zerreler adedince sizden razı olsun. Âmin. Yarın mahşerde, herkesten evvel Resul-i Ekrem ve Nebiyy-i Muhterem Efendimiz Hazretlerinin şefaatine mazhar ol, inşaallah. Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / 100<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahü Zülcelâl cümlesinden razı olsun ve neşr-i envâr-ı Kur’âniyede daimî muvaffakıyetlere mazhar buyursun. Amin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / 107<br />
<br />
* * *<br />
<br />
On Dördüncü Lem’anın Birinci Makamını teşkil eden iki mesele bence çok mühimdir. Bu dersin takrir ve tahririne vesile olan Refet Bey kardeşimizden Allah razı olsun. Amin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / 109<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Âsâr-ı nurun bir zübdesi, hazâin-i nurun elmas anahtarı, resâil ve Mektubat’ın nurlu kapısı olan bu hayırlı telife sebep olanları da, müellifini de, Allahü Zülcelâl ve’l-Kemal Hazretleri saâdet-i dâreyne mazhar buyursun. Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / 110<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, sevgili Üstadımızı âfiyette dâim, ömürlerine bereket ve herbir umûrunda muvaffakiyet ihsan buyursun da, pek çok zamanlar başımızda tâc-ı zafer olarak taşıyalım ve hizmet-i Kur’ân’da çalışalım, yorulalım, yol alalım. Ve cümle mü’minîn de istifade etsin ve ehl-i bid’a ve mülhidlerin de başları yere gelsin. “O gençler mağaraya sığındıklarında, ‘Ey Rabbimiz,’ demişlerdi. ‘Bize yüce katından bir rahmet ver ve işimizde, Senin rızana erişmek için muvaffakiyet nasip et.” [Kehf Sûresi: 18:10.] Amin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / 112<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey sevgili Üstadım, her hususta size yapılacak dua için kelimat bulamıyorum. Zât-ı Zülcemal, bu kadar güzelliklere, hazine-i rahmetinden binler güzellikleri size ihsan etmekle mukabele buyursun. Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / 125<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, hazine-i bînihayesinden emsâl-i sairesini ihsan buyursun. Âmin, bihurmeti Seyyidi’l-Murselîn.<br />
<br />
Barla Lâhikası / 126<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Ya Rab! Sen Üstadımızdan hoşnud olacağı tarzda razı ol!” Amin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / 127<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Hemen Cenab-ı Kibriya, şu enhâr-ı kevseri hayat-ı bâkiye harmanı olan mahşere kadar akıtsın… Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / 128<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak o zatı şefâat-i Kur’ân’a mazhar etsin. Amin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / 132<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak beni de, sizi de tarik-i Haktan şaşırtmasın. Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / 133<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ya Rab! Yanımızda elçiniz ve dergâhınızda elçimiz olan reisimize merhamet et ki, bize sirayet etsin. Allah’ım, Senin kulun ve resulün olan efendimiz Muhammed’e ve onun bütün âl ve ashabına salât eyle. Amin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / Mesail-i Müteferrika / 151<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Ey Rabbimiz! Unutur veya hatâya düşer de bir kusur işlersek, bizi onunla hesaba çekme.” [Bakara Sûresi: 2:286.] Amin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / Mesail-i Müteferrika / 153<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak ona, o bana yazdığı Pencere Risalesinin hurufu adedince ruhuna rahmet, kalbine nur, aklına hakikat, malına bereket ihsan eylesin. Âmin, Âmin, Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / Mesail-i Müteferrika / 159<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Biraderzadem Halil Nâci’nin dünyevî musibeti, beni de cidden mahzun eyledi. Cenab-ı Hak onu da kurtarsın, size de sabır ve tahammül ihsân eylesin. Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Sekizinci Mektubun Sekizinci Meselesinin Üçüncü Nüktesi / 164<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hakkın rahmetine sığınmalıyız ki, nîrân-ı muhrika yapmasın, envâr-ı müşrikaya çevirsin. Amin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Sekizinci Mektubun Sekizinci Meselesinin Üçüncü Nüktesi / 165<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak sıhhat ve âfiyet versin. Mehmed Efendi bana yeniden bir levha yazması beni minnettar ediyor. Cenab-ı Hak yazdığı herbir harfe mukabil bin sevap ihsan eylesin. Âmin, Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Sekizinci Mektubun Sekizinci Meselesinin Üçüncü Nüktesi / 167<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak yeni hayatınızı mübarek eylesin ve refika-i hayatınızı hayat-ı ebediyenizde, Otuz İkinci Sözün Üçüncü Mevkıfının âhirlerindeki Üçüncü İşarette, refika-i hayata dair vaade ve sıfata mazhar eylesin, Âmin. Kardeşim, sen, Hüsrev, Âsım, nazarımda çok kıymettarsınız. Cenab-ı Hak sizleri ve sizin gibileri Kur’ân hizmetinde sâbit-kadem ve fedakâr ve kemal-i sadakatte dâim ve muvaffak eylesin. Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Sekizinci Mektubun Sekizinci Meselesinin Üçüncü Nüktesi / 173<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak bize ve size tarik-i Hakta hizmet-i Kur’âniyede sebat ve metânet versin. Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Sekizinci Mektubun Sekizinci Meselesinin Üçüncü Nüktesi / 174<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak muvaffak etsin. Amin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Sekizinci Mektubun Sekizinci Meselesinin Üçüncü Nüktesi / 175<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Bedreddin’in küçüklüğüyle beraber, büyük talebeler dairesine dahil etmişim. O, küçüklerin büyüğüdür. Ve inşaallah Cenab-ı Hak onun emsâlini çoğaltsın. Amin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Sekizinci Mektubun Sekizinci Meselesinin Üçüncü Nüktesi / 176<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Tenekeci Mehmed Efendinin hıfz-ı Kur’ân’a çalışmak niyeti çok mübarektir. Cenab-ı Hak onu muvaffak etsin. Amin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Sekizinci Mektubun Sekizinci Meselesinin Üçüncü Nüktesi / 180<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak onu sizlere medar-ı tesellî ve ünsiyet ve evinize küçük bir melâike hükmüne getirsin. Amin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Sekizinci Mektubun Sekizinci Meselesinin Üçüncü Nüktesi / 187<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenâb-ı Haktan niyaz ediyorum ki, bundan sonra Cenâb-ı Hak bana o hizmete lâyık ihlâs ihsan etsin, ehl-i dünyaya tasannu ve riyâdan kurtarsın. Amin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / Onuncu Lem´a / 205<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah affetsin. Amin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / Onuncu Lem´a / 206<br />
<br />
KASTAMONU LÂHİKASI<br />
Dünya ve ahiret hayatınızdaki dakikaların âşireleri adedince Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. Amin!<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Manevi Bir İhtarla Bir İki İnce Meseleyi Size Yazıyorum / 25<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Hüsrev’in çok şirin ve fevkalade yazdığı Hastalar Lem’ası ile Esmâ-i Sitte Lem’ası, benim nazarımda elmasla yaldızlı yazılan ve onlar kadar uzun iki mektub-u sadâkat-medâr hükmünde bana göründü, Risale-i Nur’a çok ehemmiyetli hizmetlerini gözyaşıyla hatırlattı. Ve Firdevsî hediyenizdeki risalelerin harfleri adedince, Cenab-ı Erhamürâhimîn sizlere rahmet, bereket, saadet ihsan eylesin. Amin. Allah’ım, İmân ve Kur’an hizmetinde onu muvaffak eyle. Amin!<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Âhirzamandan Haber Veren Mühim Bir Hadis / 31<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Yâ Rab, bana bir mürşid-i kâmil ihsan buyur” Amin!<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / 37<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah sizlerden ebedî razı olsun. Amin. Ve sizi, hizmet-i imaniye ve Kur’aniyede muvaffak eylesin, Âmin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Birden İhtar Edilen Bir Mesele / 47<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Bize, gönderdiğiniz Risale-i Nur’ların harfleriyle, bu Regaib Kandili, Miraç ve Kadir gecelerinin dakikalarındaki âşirelerin çarpımı adedince Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun, Cenab-ı Hak size bir o kadar sevap ve hasene ihsan etsin. Amin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Birden İhtar Edilen Bir Mesele / 56<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Sizin bu defa nurlu hediyelerinizin her harfine mukabil Cenab-ı Erhamürrahimin defter-i âmâlinize bin hasene yazsın ve Âsım’ın ruhuna bin rahmet versin. Amin.<br />
<br />
Kur’an-ı Mucizü’l-Beyânın ve Risale-i Nur’un hazinelerinin kerametli ve yaldızlı bir anahtarı olan kalem-i Hüsrevî, elhak, Mucizat-ı Ahmediyenin (a.s.m.) gizli güzelliğini her göze gayet parlak ve güzel gösteriyor. Cenab-ı Hak bu kalemi, bu hizmette muvaffak ve dâim eylesin. Amin.<br />
<br />
Mübarek heyetinin büyük bir kahramanı Büyük Ali’nin sisteminde Küçük Ali’nin Mucizat-ı Kur’aniyesi, Mucizat-ı Ahmediyenin tam mutabık bir bâki pırlanta tarzında mevki aldı. Erhamürrâhimîn, her harfine mukabil, yazana on sevap ihsan eylesin. Amin.<br />
<br />
Mehmed Tahirî! Küçük Lûtfî’nin hayrü’l-halefi ve Atabey’in kahramanı, bu havaliye nurlu ve güzel hediyeleri çok kıymettardır. Rahmanür- Rahim, hazine-i rahmetinden ona ve pederine her hurufuna ve her kelimeye mukabil rahmet etsin. Amin.<br />
<br />
Aydınlı Hasan Ulvi’nin kuvvetli kalemi inşaallah merhum Âsım’ın noksan bıraktığı vazife-i Nuriyeyi tekmil edecek ve o güzel kalemle Âsım’ın ve Lütfî’nin ruhlarını şâd edecek. Onun küçük hediyesi, ilerideki kıymettar hizmetlerini ihsas ederek büyük bir mevki aldı. Allah ondan razı olsun. Amin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Birden İhtar Edilen Bir Mesele / 57<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak herbir gecesini sizin hakkınızda leyle-i Mirac ve leyle-i Berat ve Leyle-i Kadir kadar kıymettar eylesin, Âmin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Birden İhtar Edilen Bir Mesele / 58<br />
<br />
* * *<br />
<br />
İnşaallah o Gül fabrikasının kalemi, buraları da bir gülistana çevirecek. Cenab-ı Hak, o kalem sahibine, yazdığı her harf-i Kur’an’a mukabil, leyle-i Kadir’deki gibi otuz bin sevap ve rahmet ve hasene versin. Amin, Âmin, Âmin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Birden İhtar Edilen Bir Mesele / 61<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım! Bu Ramazan’da Leyle-i Kadrimizi bize ve sadık Risale-i Nur talebelerine bin aydan daha hayırlı kıl. Amin!<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Birden İhtar Edilen Bir Mesele / 62<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Sizin bayramınızı, leyle-i Kadrinizi, Ramazan-ı Şerifte makbul dualarınızı bütün ruh u canımla tebrik ve tes’id ediyorum. Cenab-ı Hak, bu bayramın sürurunu, hakikî ve geniş ve umumî sürura mukaddeme ve vesile eylesin. Amin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Birden İhtar Edilen Bir Mesele / 70<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, o kahramanlardan ebeden razı olsun, Âmin Cenab-ı Hak, onu ve onun gibi Risale-i Nur’a çalışan masumlara tevfik ve selamet ve saadet ihsan eylesin. Amin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Dört-Beş Kardeşlerime Ait Birer Kısacık Konuşacağım / 94<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, onlardan ve o medresenin umum talebelerinden ve üstadlarından ebeden razı olsun. Amin!<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Dört-Beş Kardeşlerime Ait Birer Kısacık Konuşacağım / 96<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Yâ Rab, madem Isparta, Risale-i Nur’un bir Medresetü’z-Zehrâsıdır, sen oradaki fena memurları dahi ıslah eyle ve hüsn-ü âkıbet ver” Amin!<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Dört-Beş Kardeşlerime Ait Birer Kısacık Konuşacağım / 103<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, ehl-i imanı ve Risale-i Nur şakirtlerini böylelerin şerrinden muhafaza eylesin. Amin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / 113<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Erhamürrâhimîn bu Ramazan-ı Mübarekenin hürmetine, Rahmeten lil-Âlemîn olan Resul-i Ekrem Aleyhassülâtü Vesselamın ümmetine rahmetiyle imdat eylesin. Amin. Âsâr-ı gadab-ı İlahî olan âfât ve dalâletlerden muhafaza eylesin. Amin. Ve Risale-i Nur şakirtlerini neşr-i envâr-ı Kur’aniyede muvaffak eylesin. Amin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / 116<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak bizi ve sizi, bu zamanın cazibedar fitnesinden kurtarsın ve muhafaza eylesin, amin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / 119<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, fazl ve keremiyle, bu hizmette halisane, muhlisâne bizi ve umum Risale-i Nur şakirtlerini daim muvaffak eylesin. Amin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / 122<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım, “Bizi doğru yola ilet [Fatiha Sûresi: 6]<br />
<br />
• Kendilerine nimet ve ihsanda bulunduğun peygamberlerinin ve onlara tabi olan salih kullarının yoluna ilet, gazabına uğrayanların ve sapıtmış olanların yoluna değil. Amin [Fatiha Sûresi: 7]”<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Fatiha´nın Âhirinde İşaret Olunan Üç Yolun Beyanı / 124<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım, “Bizi doğru yola ilet.” [Fatiha Sûresi: 6]<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Hakiki Bütün Elem Dalâlette Bütün Lezzet İmandadır / 129<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Bizi mükâfâtlandır, bize merhamet et, bizi bağışla, bize muvaffakiyet ihsan et ve bizi doğru yoldan ayırma. Bu leyle-i Kadri, hakkımızda bin aydan hayırlı kıl. Amin!<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / 138<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, ehl-i imanı ve Risale-i Nur şakirtlerini bu musibetlerin şerrinden muhafaza eylesin. Amin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Küçük Hüsrev Ve Feyzi´nin Bir İstihracıdır / 151<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, o validemizi mağfiret eylesin, Âmin. Cenab-ı Hak sana, sabr-ı cemîl ihsan ve o merhumeyi de garik-i rahmet eylesin. Amin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Küçük Hüsrev Ve Feyzi´nin Bir İstihracıdır / 155<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak bizi de onların hayırlı dualarına hissedar eylesin. Amin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Risale-i Nur Şakirtleri Tarafından Sorulan Suale Cevaptır / 162<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Kardeşimiz Kâtip Osman’ın mektubu, ayrı ayrı çok meraklarıma bir merhem oldu. Cenab-ı Hak, onun gibi Risale-i Nur’a binler şakirtleri o medrese-i nuranîde yetiştirsin. Amin. On üç sene evvel Barla’da, beş misli bereketle keramet derecesine çıkan tatlı lokmaları ve o lokmaları hediye eden, çok mübarek Hacı Hafız’ı sürurla hatırımıza getiren bu yeni gelen tatlı lokmaları, beş çeşit tatlı geldi. Herbir tanesine sizlere Cenab-ı Hak Cennette binler Cennet tatlıları versin, Âmin.<br />
<br />
Cenab-ı Hak, merhumeyi mağfiret eylesin. Ve sana ve onun evlâtlarına sabr-ı cemil ihsan eylesin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Tahlil / 178<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, onlara, yazdıkları herbir harfe mukabil bin hasene versin. Amin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Tahlil / 185<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak sizi bu hizmet-i Nuriyede daima muvaffak eylesin, Âmin. Ve sizden ebeden râzı olsun, Âmin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Tahlil / 188<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, o kalemlerin siyah nur olan mürekkeplerini, hadis-i sahihin nassıyla, herbir dirhemini, yüz dirhem şehid kanı kıymetinde yevm-i haşir ve mizanda defter-i hasenatlarına ilâve eylesin. Amin.<br />
<br />
Cenab-ı Hak, onun akaribine sabr-ı cemil ve ona mağfiret-i kâmile ihsan eylesin. Amin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Tahlil / 189<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, onları yazan o kalem sahiplerine, herbir harfine mukabil on rahmet eylesin, Âmin. Cenab-ı Hak, onlardan ve sizlerden ebeden razı olsun. Amin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Tahlil / 190<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak sizlere, hazine-i rahmetinden onların hurufatı adedince defter-i âmâlinize haseneler yazsın. Amin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Tahlil / 191<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Aziz, sıddık kardeşlerim ve hizmet-i imaniyede kuvvetli, metin, ciddi, sarsılmaz, fedakar arkadaşlarım ve seyahat-i berzahiye ve uhreviyede nuranî yoldaşlarım, Sizin, herbir dirhemi yüz dirhem şüheda kanı kadar kıymettar siyah nuru akıtan mübarek kalemlerinizin bu defaki kudsi hediyelerin herbir harfine mukabil, Cenab-ı Erhamürrâhimîn sizlere bin rahmet eylesin. Amin. Cenab-ı Hak sizlerden ebeden râzı olsun. Amin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Tahlil / 198<br />
<br />
* * *<br />
<br />
İsm-i Azamın hakkına ve Mucizu’l-Beyanın hürmetine ve Resulu Ekrem Aleyhissalatü Vesselamın şerefine bu mecmuayı bastıranları ve mübarek yardımcılarını Cennetü’l-Firdevste saadeti ebediyeye mazhar eyle. Amin. Ve defter-i hasenatlarına Kastamonu Lahikasının herbir harfine mukabil bin hasane yazdır. Amin. Ve Nurların neşrinde sebat ve devam ve ihlas eyle. Amin. Ya Erhamerrahimin! Umum Risale-i Nur Şakirtlerini iki cihanda mes’ud eyle. Amin. İnsi ve cinni şereflerinden mehafaza eyle. Amin. Ve bu aciz ve biçare Saidin kusuratını affeyle. Amin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Dua / 209<br />
<br />
SİKKE-İ TASDÎK-I GAYBÎ<br />
Allahım, İsm-i Azamın ve Resul-i Ekremin (a.s.m.) hürmetine, alem-i İslamdaki insanlar arasında Risale-i Nur’un devamlı neşriyle bizim için Kur’an hizmetini kolaylaştır. Amin, amin, amin.<br />
<br />
O gün Allah’ın, peygamberin maiyetinde bulunan müminleri utandırmayacağı gündür. O gün onların nûru önlerinden ve sağlarından koşarak Cennete yol gösterirken, onlar da ‘Ey Rabbimiz,’ derler. ‘Nûrumuzu tamamla ve bizi bağışla. [Tahrîm Sûresi: 66:8.]<br />
<br />
Sikke-i Tasdik-i Gaybi / Birinci Şuâ / 81<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Yâ Rab, bu müthiş rüyayı hayra tebdil eyle”<br />
<br />
Sikke-i Tasdik-i Gaybi / Birinci Şuâ / 85<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Yâ Rab, beni kurtar, emân ve emniyet ver”<br />
<br />
Sikke-i Tasdik-i Gaybi / Sekizinci Şuâ / 116<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey Rabbimiz! Unutur veya hatâya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesaba çekme. [Bakara Sûresi: 2:286.]<br />
<br />
Sikke-i Tasdik-i Gaybi / Sekizinci Şuâ / 119<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey Halim olan Allah’ım! Senin yardımınla açıklığa kavuşan bir ilmin sırlarıyla bana bir kerem lutfet ey Celâl sahibi!<br />
<br />
Sikke-i Tasdik-i Gaybi / Sekizinci Şuâ / 120<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Gaybı Allah’tan başka kimse bilmez. Doğrusunu Allah bilir. Hata ve günahlarımdan, yanılgı ve yanlışlıklarımdan dolayı Allah’tan mağfiret diliyorum. Risale-i Nur’un okunan, yazılan ve havada temessül eden harflerinin dünyada, berzahta ve ahiretteki dakikalarının aşireleriyle çarpımından çıkan netice kadar, İmân ve Kur’an nimetinden dolayı Allah’a hamd olsun.<br />
<br />
Allah’ım, Hz. Muhammed’e, onun Âl ve Ashabına da o kadar salât ve selâm eyle. Bize ve Nur Talebelerine de o kadar rahmet eyle. Âmin. Hamd alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.<br />
<br />
Sikke-i Tasdik-i Gaybi / Sekizinci Şuâ / 122<br />
<br />
***<br />
<br />
SÖZLER<br />
<br />
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ<br />
وَ بِه۪ نَسْتَع۪ينُ<br />
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ وَ الصَّلَاةُ وَ السَّلَامُ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ٓ اَجْمَع۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 5<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ بِحَقِّ اَسْرَارِ بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى مَنْ اَرْسَلْتَهُ رَحْمَةً لِلْعَالَم۪ينَ كَمَا يَل۪يقُ بِرَحْمَتِكَ وَ بِحُرْمَتِه۪ وَ عَلٰٓى اٰلِهِ وَ اَصْحَابِهِ اَجْمَعِينَ وَ ارْحَمْنَا رَحْمَةً تُغْن۪ينَا بِهَا عَنْ رَحْمَةِ مَنْ سِوَاكَ مِنْ خَلْقِكَ اٰم۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 16<br />
<br />
... صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ عَبْدِكَ وَ نَبِيِّكَ وَ صَفِيِّكَ وَ خَل۪يلِكَ وَ جَمَالِ مُلْكِكَ وَ مَل۪يكِ صُنْعِكَ وَ عَيْنِ عِنَايَتِكَ وَ شَمْسِ هِدَايَتِكَ وَ لِسَانِ حُجَّتِكَ وَ مِثَالِ رَحْمَتِكَ وَ نُورِ خَلْقِكَ وَ شَرَفِ مَوْجُودَاتِكَ وَ سِرَاجِ وَحْدَتِكَ فِى كَثْرَةِ مَخْلُوقَاتِكَ وَ كَاشِفِ طِلْسِمِ كَائِنَاتِكَ وَ دَلَّالِ سَلْطَنَةِ رُبُوبِيَّتِكَ وَ مُبَلِّغِ مَرْضِيَّاتِكَ وَ مُعَرِّفِ كُنُوزِ اَسْمَائِكَ وَ مُعَلِّمِ عِبَادِكَ وَ تَرْجُمَانِ اٰيَاتِكَ وَمِرْاٰتِ جَمَالِ رُبُوبِيَّتِكَ وَ مَدَارِ شُهُودِكَ وَ اِشْهَادِكَ وَ حَب۪يبِكَ وَ رَسُولِكَ الَّذ۪ى اَرْسَلْتَهُ رَحْمَةً لِلْعَالَم۪ينَ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ اَجْمَع۪ينَ وَ عَلٰى اِخْوَانِهِ مِنَ النَّبِيّ۪نَ وَ الْمُرْسَل۪ينَ وَ عَلٰى مَلٰئِكَتِكَ الْمُقَرَّب۪ينَ وَ عَلٰى عِبَادِكَ الصَّالِح۪ينَ اٰم۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 36<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ بِعَدَدِ جَم۪يعِ الْحُرُوفَاتِ الْمُتَشَكِّلَةِ ف۪ى جَم۪يعِ الْكَلِمَاتِ الْمُتَمَثِّلَةِ بِاِذْنِ الرَّحْمٰنِ ف۪ى مَرَايَا تَمَوُّجَاتِ الْهَوَٓاءِ عِنْدَ قِرَائَةِ كُلِّ كَلِمَةٍ مِنَ الْقُرْاٰنِ مِنْ كُلِّ قَارِءٍ مِنْ اَوَّلِ النُّزُولِ اِلٰٓى اٰخِرِ الزَّمَانِ<br />
Sözler (RNK) - 43<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى مَنْ اَرْسَلْتَهُ مُعَلِّمًا لِعِبَادِكَ لِيُعَلِّمَهُمْ كَيْفِيَّةَ مَعْرِفَتِكَ وَ الْعُبُودِيَّةَ لَكَ وَ مُعَرِّفًا لِكُنُوزِ اَسْمَٓائِكَ وَ تَرْجُمَانًا لِاٰيَاتِ كِتَابِ كَٓائِنَاتِكَ وَ مِرْاٰتًا بِعُبُودِيَّتِه۪ لِجَمَالِ رُبُوبِيَّتِكَ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ اَجْمَع۪ينَ وَ ارْحَمْنَا وَ ارْحَمِ الْمُؤْمِن۪ينَ وَ الْمُؤْمِنَاتِ اٰم۪ينَ بِرَحْمَتِكَ يَٓا اَرْحَمَ الرَّاحِم۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 51<br />
<br />
عَلَيْهِ صَلَوَاتُ الرَّحْمٰنِ مِلْءَ الدُّنْيَا وَ دَارِ الْجِنَانِ ٭ اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى عَبْدِكَ وَ رَسُولِكَ ذٰلِكَ الْحَب۪يبُ الَّذ۪ى هُوَ سَيِّدُ الْكَوْنَيْنِ وَ فَخْرُ الْعَالَمَيْنِ وَ حَيَاتُ الدَّارَيْنِ وَ وَس۪يلَةُ السَّعَادَتَيْنِ وَ ذُو الْجَنَاحَيْنِ وَ رَسُولُ الثَّقَلَيْنِ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ اَجْمَعِينَ وَ عَلٰٓى اِخْوَانِهِ مِنَ النَّبِيّ۪ينَ وَ الْمُرْسَل۪ينَ اٰم۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 80<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰٓى اَلْطَفِ وَ اَشْرَفِ وَ اَكْمَلِ وَ اَجْمَلِ ثَمَرَاتِ طُوبَٓاءِ رَحْمَتِكَ الَّذ۪ٓى اَرْسَلْتَهُ رَحْمَةً لِلْعَالَم۪ينَ وَ وَس۪يلَةً لِوُصُولِنَٓا اِلٰٓى اَزْيَنِ وَ اَحْسَنِ وَ اَجْلٰى وَ اَعْلٰى ثَمَرَاتِ تِلْكَ الطُّوبَٓاءِ الْمُتَدَلِّيَةِ عَلٰى دَارِ الْاٰخِرَةِ اَىِ الْجَنَّةِ<br />
Sözler (RNK) - 103<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى شَمْسِ سَمَٓاءِ الرِّسَالَةِ وَ قَمَرِ بُرْجِ النُّبُوَّةِ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ اَصْحَابِه۪ نُجُومِ الْهِدَايَةِ وَ ارْحَمْنَا وَ ارْحَمِ الْمُؤْمِن۪ينَ وَ الْمُؤْمِنَاتِ اٰم۪ينَ اٰم۪ينَ اٰم۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 142<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلَيْهِ وَعَلٰٓى اٰلِه۪ كَمَا يَل۪يقُ بِرَحْمَتِكَ وَبِحُرْمَتِه۪ اٰم۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 149<br />
<br />
عَلَيْهِ الصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ بِعَدَدِ الْمَلَكِ وَالْاِنْسِ وَالْجَانِّ<br />
Sözler (RNK) - 206<br />
<br />
وَصَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى رَسُولِكَ الْاَكْرَمِ مَظْهَرِ اِسْمِكَ الْاَعْظَمِ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ اَصْحَابِه۪ وَ اِخْوَانِه۪ وَ اَتْبَاعِه۪ اٰم۪ينَ يَا اَرْحَمَ الرَّاحِم۪ين<br />
Sözler (RNK) - 218<br />
<br />
عَلٰى مَنْ اُنْزِلَ عَلَيْهِ الْفُرْقَانُ الْحَك۪يمُ مِنَ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ مِنَ الْعَرْشِ الْعَظ۪يمِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ اَلْفُ اَلْفِ صَلَاةٍ وَ اَلْفُ اَلْفِ سَلَامٍ بِعَدَدِ حَسَنَاتِ اُمَّتِه۪ ٭ عَلٰى مَنْ بَشَّرَ بِرِسَالَتِهِ التَّوْرٰيةُ وَ الْاِنْج۪يلُ وَ الزَّبُورُ ٭ وَ بَشَّرَ بِنُبُوَّتِهِ الْاِرْهَاصَاتُ وَ هَوَاتِفُ الْجِنِّ وَ اَوْلِيَٓاءُ الْاِنْسِ وَ كَوَاهِنُ الْبَشَرِ ٭ وَ انْشَقَّ بِاِشَارَتِهِ الْقَمَرُ ٭ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ اَلْفُ اَلْفِ صَلَاةٍ وَ سَلَامٍ بِعَدَدِ اَنْفَاسِ اُمَّتِه۪ ٭ عَلٰى مَنْ جَٓائَتْ لِدَعْوَتِهِ الشَّجَرُ وَ نَزَلَ سُرْعَةً بِدُعَٓائِهِ الْمَطَرُ وَ اَظَلَّتْهُ الْغَمَامَةُ مِنَ الْحَرِّ وَ شَبَعَ مِنْ صَاعٍ مِنْ طَعَامِه۪ مِأَتٌ مِنَ الْبَشَرِ وَ نَبَعَ الْمَٓاءُ مِنْ بَيْنِ اَصَابِعِهِ ثَلَاثَ مَرَّاتٍ كَالْكَوْثَرِ وَ اَنْطَقَ اللّٰهُ لَهُ الضَّبَّ وَ الظَّبْىَ وَ الْجِذْعَ وَ الذِّرَاعَ وَ الْجَمَلَ وَ الْجَبَلَ وَ الْحَجَرَ وَ الْمَدَرَ صَاحِبِ الْمِعْرَاجِ وَ مَازَاغَ الْبَصَرُ ٭ سَيِّدِنَا وَ شَف۪يعِنَا مُحَمَّدٍ اَلْفُ اَلْفِ صَلَاةٍ وَ سَلَامٍ بِعَدَدِ كُلِّ الْحُرُوفِ الْمُتَشَكِّلَةِ فِى الْكَلِمَاتِ الْمُتَمَثِّلَةِ بِاِذْنِ الرَّحْمٰنِ ف۪ى مَرَايَا تَمَوُّجَاتِ الْهَوَٓاءِ عِنْدَ قِرَائَةِ كُلِّ كَلِمَةٍ مِنَ الْقُرْاٰنِ مِنْ كُلِّ قَارِءٍ مِنْ اَوَّلِ النُّزُولِ اِلٰٓى اٰخِرِ الزَّمَانِ وَ اغْفِرْلَنَا وَ ارْحَمْنَا يَٓا اِلٰهَنَا بِكُلِّ صَلَاةٍ مِنْهَا اٰم۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 263<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى مَنْ اُنْزِلَ عَلَيْهِ الْفُرْقَانُ الْحَك۪يمُ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ٓ اَجْمَع۪ينَ اٰم۪ينَ اٰم۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 267<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى مَنْ اُنْزِلَ عَلَيْهِ الْقُرْاٰنُ الْحَك۪يمُ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ اَجْمَع۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 274<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ وَ بَارِكْ وَ كَرِّمْ عَلٰى سَيِّدِنَا وَ مَوْلٰينَا مُحَمَّدٍ عَبْدِكَ وَ نَبِيِّكَ وَ رَسُولِكَ النَّبِىِّ الْاُمِّىِّ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ اَصْحَابِه۪ وَ اَزْوَاجِه۪ وَ ذُرِّيَّاتِه۪ وَ عَلَى النَّبِيّ۪نَ وَ الْمُرْسَل۪ينَ وَ الْمَلٰٓئِكَةِ الْمُقَرَّب۪ينَ وَ الْاَوْلِيَٓاءِ وَ الصَّالِح۪ينَ ٭ اَفْضَلَ صَلَاةٍ وَ اَزْكٰى سَلَامٍ وَ اَنْمٰى بَرَكَاتٍ بِعَدَدِ سُوَرِ الْقُرْاٰنِ وَ اٰيَاتِه۪ وَ حُرُوفِه۪ وَ كَلِمَاتِه۪ وَ مَعَانِيه۪ وَ اِشَارَاتِه۪ وَ رُمُوزِه۪ وَ دَلَالَاتِه۪ وَاغْفِرْلَنَا وَارْحَمْنَا وَ الْطُفْ بِنَا يَٓا اِلٰهَنَا يَا خَالِقَنَا بِكُلِّ صَلَاةٍ مِنْهَا بِرَحْمَتِكَ يَٓا اَرْحَمَ الرَّاحِم۪ينَ ٭ وَ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ ٭ اٰم۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 291<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلٰى مَنْ قَالَ اَلصَّلَاةُ عِمَادُ الدّ۪ينِ وَعَلٰٓى اٰلِه۪ وَصَحْبِه۪ اَجْمَع۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 297<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى مَنْ دَلَّ عَلٰى وُجوُبِ وُجُودِكَ وَ وَحْدَانِيَّتِكَ وَ شَهِدَ عَلٰى جَلَالِكَ وَ جَمَالِكَ وَ كَمَالِكَ الشَّاهِدُ الصَّادِقُ الْمُصَدَّقُ وَ الْبُرْهَانُ النَّاطِقُ الْمُحَقَّقُ سَيِّدُ الْاَنْبِيَاءِ وَ الْمُرْسَل۪ينَ الْحَامِلُ سِرَّ اِجْمَاعِهِمْ وَ تَصْد۪يقِهِمْ وَ مُعْجِزَاتِهِمْ وَ اِمَامُ الْاَوْلِيَاءِ وَ الصِّدِّيق۪ينَ الْحَاو۪ى سِرَّ اِتِّفَاقِهِمْ وَ تَحْق۪يقِهِمْ وَ كَرَامَاتِهِمْ ذُو الْمُعْجِزَاتِ الْبَاهِرَةِ وَ الْخَوَارِقِ الظَّاهِرَةِ وَ الدَّلَائِلِ الْقَاطِعَةِ الْمُحَقَّقَةِ الْمُصَدَّقَةِ لَهُ ذُو الْخِصَالِ الْغَالِيَةِ فِى ذَاتِهِ وَ الْاَخْلَاقِ الْعَالِيَةِ فِى وَظ۪يفَتِهِ وَ السَّجَايَا السَّامِيَةِ فِى شَر۪يعَتِهِ الْمُكَمَّلَةِ الْمُنَزَّهَةِ لَهُ عَنِ الْخِلَافِ مَهْبِطُ الْوَحْىِ الرَّبَّانِىِّ بِاِجْمَاعِ الْمُنْزِلِ وَ الْمُنْزَلِ وَ الْمُنْزَلِ عَلَيْهِ سَيَّارُ عَالَمِ الْغَيْبِ وَ الْمَلَكُوتِ مُشَاهِدُ الْاَرْوَاحِ وَ مُصَاحِبُ الْمَلٰئِكَةِ اَنْمُوذَجُ كَمَالِ الْكَائِنَاتِ شَخْصًا وَ نَوْعًا وَ جِنْسًا ‌ـ﴿اَنْوَرُ ثَمَرَاتِ شَجَرَةِ الْخِلْقَةِ‌ـ﴾ سِرَاجُ الْحَقِّ بُرْهَانُ الْحَق۪يقَةِ تِمْثَالُ الرَّحْمَةِ مِثَالُ الْمَحَبَّةِ كَشَّافُ طِلْسِمِ الْكَائِنَاتِ دَلَّالُ سَلْطَنَةِ الرُّبُوبِيَّةِ الْمُرْمِزُ بِعُلْوِيَّةِ شَخْصِيَّتِهِ الْمَعْنَوِيَّةِ اِلٰى اَنَّهُ نُصْبُ عَيْنِ فَاطِرِ الْعَالَمِ فِى خَلْقِ الْكَائِنَاتِ ذُو الشَّر۪يعَةِ الَّت۪ى هِىَ بِوُسْعَةِ دَسَات۪يرِهَا وَ قُوَّتِهَا تُش۪يرُ اِلٰى اَنَّهَا نِظَامُ نَاظِمِ الْكَوْنِ وَ وَضْعُ خَالِقِ الْكَائِنَاتِ نَعَمْ اِنَّ نَاظِمَ الْكَائِنَاتِ بِهٰذَا النِّظَامِ الْاَتَمِّ الْاَكْمَلِ هُوَ نَاظِمُ هٰذَا الدّ۪ينِ بِهٰذَا النِّظَامِ الْاَحْسَنِ الْاَجْمَلِ سَيِّدُنَا نَحْنُ مَعَاشِرَ بَنِى اٰدَمَ وَ مُهْد۪ينَا اِلَى الْاِيمَانِ نَحْنُ مَعَاشِرَ الْمُؤْمِن۪ينَ مُحَمَّدٍ بْنِ عَبْدِ اللّٰهِ بْنِ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ عَلَيْهِ اَفْضَلُ الصَّلَوَاتِ وَ اَتَمُّ التَّسْل۪يمَاتِ مَا دَامَتِ الْاَرْضُ وَ السَّمٰوَاتُ فَاِنَّ ذٰلِكَ الشَّاهِدَ الصَّادِقَ الْمُصَدَّقَ يَشْهَدُ عَلٰى رُؤُسِ الْاَشْهَادِ مُنَادِيًا وَ مُعَلِّمًا لِاَجْيَالِ الْبَشَرِ خَلْفَ الْاَعْصَارِ وَ الْاَقْطَارِ نِدَاءً عُلْوِيًّا بِجَم۪يعِ قُوَّتِهِ وَ بِغَايَةِ جِدِّيَّتِهِ وَ بِنِهَايَةِ وُثُوقِهِ وَ بِقُوَّةِ اِطْمِئْنَانِهِ وَ بِكَمَالِ اِيمَانِهِ بِاَشْهَدُ اَنْ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ وَحْدَهُ لَا شَر۪يكَ لَهُ<br />
Sözler (RNK) - 333<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى مَنْ اَرْسَلْتَهُ رَحْمَةً لِلْعَالَم۪ينَ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ اَجْمَع۪ينَ وَارْحَمْنَا وَ ارْحَمْ اُمَّتَهُ بِرَحْمَتِكَ يَا اَرْحَمَ الرَّاحِم۪ينَ اٰم۪ينَ<br />
وَ اٰخِرُ دَعْوٰيهُمْ اَنِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 336<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلَى الذَّاتِ الْمُحَمَّدِيَّةِ اللَّط۪يفَةِ الْاَحَدِيَّةِ شَمْسِ سَمَٓاءِ الْاَسْرَارِ وَ مَظْهَرِ الْاَنْوَارِ وَ مَرْكَزِ مَدَارِ الْجَلَالِ وَ قُطْبِ فَلَكِ الْجَمَالِ<br />
Sözler (RNK) - 359<br />
<br />
عَلَيْهِ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ اَمْثَالِهِ اَفْضَلُ الصَّلَاةِ وَ اَجْمَلُ التَّسْل۪يمَاتِ<br />
Sözler (RNK) - 385<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى مُحَمَّدٍ بِعَدَدِ ذَرَّاتِ الْكَائِنَاتِ وَ مُرَكَّبَاتِهَا<br />
Sözler (RNK) - 391<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلَيْهِ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪<br />
Sözler (RNK) - 448<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ اَفْضَلَ وَ اَجْمَلَ وَ اَنْبَلَ وَ اَظْهَرَ وَ اَطْهَرَ وَ اَحْسَنَ وَاَبَرَّ وَ اَكْرَمَ وَ اَعَزَّ وَ اَعْظَمَ وَ اَشْرَفَ وَ اَعْلٰى وَ اَزْكٰى وَ اَبْرَكَ وَ اَلْطَفَ صَلَوَاتِكَ وَ اَوْفٰى وَ اَكْثَرَ وَ اَزْيَدَ وَ اَرْقٰى وَ اَرْفَعَ وَ اَدْوَمَ سَلَامِكَ صَلَاةً وَ سَلَامًا وَ رَحْمَةً وَ رِضْوَانًا وَ عَفْوًا وَ غُفْرَانًا تَمْتَدُّ وَ تَز۪يدُ بِوَابِلِ سَحَٓائِبِ مَوَاهِبِ جُودِكَ وَ كَرَمِكَ وَ تَنْمُوا وَ تَزْكُوا بِنَفَٓائِسِ شَرَٓائِفِ لَطَٓائِفِ جُودِكَ وَ مِنَنِكَ اَزَلِيَّةً بِاَزَلِيَّتِكَ لَا تَزُولُ اَبَدِيَّةً بِاَبَدِيَّتِكَ لَا تَحُولُ عَلٰى عَبْدِكَ وَ حَب۪يبِكَ وَ رَسُولِكَ مُحَمَّدٍ خَيْرِ خَلْقِكَ النُّورِ الْبَاهِرِ اللَّامِعِ وَ الْبُرْهَانِ الظَّاهِرِ الْقَاطِعِ وَ الْبَحْرِ الذَّاخِرِ وَ النُّورِ الْغَامِرِ وَ الْجَمَالِ الزَّاهِرِ وَ الْجَلَالِ الْقَاهِرِ وَ الْكَمَالِ الْفَاخِرِ صَلَاتَكَ الَّت۪ى صَلَّيْتَ بِعَظَمَةِ ذَاتِكَ عَلَيْهِ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ كَذٰلِكَ صَلَاةً تَغْفِرُ بِهَا ذُنُوبَنَا وَ تَشْرَحُ بِهَا صُدُورَنَا وَ تُطَهِّرُ بِهَا قُلُوبَنَا وَ تُرَوِّحُ بِهَٓا اَرْوَاحَنَا وَ تُقَدِّسُ بِهَٓا اَسْرَارَنَا وَ تُنَزِّهُ بِهَا خَوَاطِرَنَا وَ اَفْكَارَنَا وَ تُصَفّ۪ى بِهَا كُدُورَاتِ مَا ف۪ٓى اَسْرَارِنَا وَ تَشْف۪ى بِهَٓا اَمْرَاضَنَا وَ تَفْتَحُ بِهَٓا اَقْفَالَ قُلُوبِنَا<br />
رَبَّنَا لَا تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ اِذْ هَدَيْتَنَا وَهَبْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً اِنَّكَ اَنْتَ الْوَهَّابُ<br />
وَ اٰخِرُ دَعْوٰيهُمْ اَنِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ ٭ اٰم۪ينَ اٰم۪ينَ اٰم۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 481<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ مِنَ الْاَزَلِ اِلَى الْاَبَدِ عَدَدَ مَا فِى عِلْمِ اللّٰهِ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ وَ سَلِّمْ<br />
Sözler (RNK) - 515<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى مَنْ تَمَثَّلَ ف۪يهِ اَنْوَارُ مَحَبَّتِكَ لِجَمَالِ صِفَاتِكَ وَ اَسْمَٓائِكَ بِكَوْنِهِ مِرْاٰةً جَامِعَةً لِتَجَلِّيَاتِ اَسْمَٓائِكَ الْحُسْنٰى وَ مَنْ تَمَرْكَزَ ف۪يهِ شُعَاعَاتُ مَحَبَّتِكَ لِصَنْعَتِكَ فِى مَصْنُوعَاتِكَ بِكَوْنِهِ اَكْمَلَ وَ اَبْدَعَ مَصْنُوعَاتِكَ وَ صَيْرُورَتِهِ اَنْمُوذَجَ كَمَالَاتِ صَنْعَتِكَ وَ فِهْرِسْتَةَ مَحَاسِنِ نُقُوشِكَ وَ مَنْ تَظَاهَرَ ف۪يهِ لَطَائِفُ مَحَبَّتِكَ وَ رَغْبَتِكَ لِاِسْتِحْسَانِ صَنْعَتِكَ بِكَوْنِهِ اَعْلٰى دَلَّالِى مَحَاسِنِ صَنْعَتِكَ وَ اَرْفَعَ الْمُسْتَحْسِنِينَ صَوْتًا فِى اِعْلَانِ حُسْنِ نُقُوشِكَ وَ اَبْدَعِهِمْ نَعْتًا لِكَمَالَاتِ صَنْعَتِكَ وَ مَنْ تَجَمَّعَ ف۪يهِ اَقْسَامُ مَحَبَّتِكَ وَ اِسْتِحْسَانِكَ لِمَحَاسِنِ اَخْلَاقِ مَخْلُوقَاتِكَ وَ لَطَائِفِ اَوْصَافِ مَصْنُوعَاتِكَ بِكَوْنِهِ جَامِعًا لِمَحَاسِنِ الْاَخْلَاقِ كَافَّةً بِاِحْسَانِكَ وَ لِلَطَائِفِ الْاَوْصَافِ قَاطِبَةً بِفَضْلِكَ وَ مَنْ صَارَ مِصْدَاقًا صَادِقًا وَ مِقْيَاسًا فَائِقًا لِجَم۪يعِ مَنْ ذَكَرْتَ فِى فُرْقَانِكَ اِنَّكَ تُحِبُّهُمْ مِنَ الْمُحْسِن۪ينَ وَ الصَّابِر۪ينَ وَ الْمُؤْمِن۪ينَ وَ الْمُتَّق۪ينَ وَ التَّوَّاب۪ينَ وَ الْاَوَّاب۪ينَ وَ جَم۪يعِ الْاَصْنَافِ الَّذ۪ينَ اَحْبَبْتَهُمْ وَ شَرَفْتَهُمْ لِمَحَبَّتِكَ فِى فُرْقَانِكَ حَتّٰى صَارَ اِمَامَ الْحَب۪يب۪ينَ لَكَ وَ سَيِّدَ الْمَحْبُوب۪ينَ لَكَ وَ رَئ۪يسَ اَوِدَّائِكَ وَ عَلٰٓى اٰلِهِ وَ اَصْحَابِهِ وَ اِخْوَانِهِ اَجْمَع۪ينَ اٰم۪ينَ بِرَحْمَتِكَ يَا اَرْحَمَ الرَّاحِم۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 528<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰٓى اٰلِه۪ وَاَصْحَابِه۪<br />
Sözler (RNK) - 535<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ ۨالَّذ۪ى قَالَ اَصْحَاب۪ى كَالنُّجُومِ بِاَيِّهِمْ اِقْتَدَيْتُمْ اِهْتَدَيْتُمْ وَ خَيْرُ الْقُرُونِ قَرْن۪ى وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ وَ سَلِّمْ<br />
Sözler (RNK) - 535<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى رَسُولِكَ الَّذ۪ى قَالَ لَاتَسُبُّوا اَصْحَاب۪ى لَوْ اَنْفَقَ اَحَدُكُمْ مِثْلَ اُحُدٍ ذَهَبًا مَا بَلَغَ نِصْفَ مُدٍّ مِنْ اَصْحَاب۪ى صَدَقَ رَسُولُ اللّٰهِ<br />
Sözler (RNK) - 538<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى حَب۪يبِكَ الَّذ۪ى فَتَحَ اَبْوَابَ الْجَنَّةِ بِحَب۪يبِيَّتِهِ وَ بِصَلَاتِهِ وَ اَيَّدَتْهُ اُمَّتُهُ عَلٰى فَتْحِهَا بِصَلَوَاتِهِمْ عَلَيْهِ عَلَيْهِ الصَّلَاةُ وَ السَّلَامُ اَللّٰهُمَّ اَدْخِلْنَا الْجَنَّةَ مَعَ الْاَبْرَارِ بِشَفَاعَةِ حَب۪يبِكَ الْمُخْتَارِ اٰم۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 545<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلٰٓى اٰلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ كَمَا صَلَّيْتَ عَلٰى سَيِّدِنَا اِبْرَاه۪يمَ وَ عَلٰٓى اٰلِ سَيِّدِنَا اِبْرَاه۪يمَ اِنَّكَ حَم۪يدٌ مَج۪يدٌ<br />
Sözler (RNK) - 579<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ صَلَاةً تَكُونُ لَكَ رِضَٓاءً وَ لِحَقِّه۪ اَدَٓاءً وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ وَ اِخْوَانِه۪ وَ سَلِّمْ وَسَلِّمْنَا وَ سَلِّمْ د۪ينَنَا اٰم۪ينَ يَا رَبَّ الْعَالَم۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 605<br />
<br />
عَلَيْهِ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ الصَّلَاةُ وَ التَّسْل۪يمَاتُ مِـلْأَ الْاَرضِ وَ السَّمٰوَاتِ<br />
Sözler (RNK) - 637<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى مَنِ انْشَقَّ بِاِشَارَتِهِ الْقَمَرُ وَ نَبَعَ مِنْ اَصَابِعِهِ الْمَاءُ كَالْكَوْثَرِ صَاحِبُ الْمِعْرَاجِ وَ مَا زَاغَ الْبَصَرُ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلٰٓى اٰلِهِ وَ اَصْحَابِهِ اَجْمَِع۪ينَ مِنْ اَوَّلِ الدُّنْيَا اِلٰى اٰخِرِ الْمَحْشَرِ<br />
Sözler (RNK) - 633<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ سِرَاجِ وَحْدَتِكَ ف۪ى كَثْرَةِ مَخْلُوقَاتِكَ وَ دَلَّالِ وَحْدَانِيَّتِكَ ف۪ى مَشْهَرِ كَٓائِنَاتِكَ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ٓ اَجْمَع۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 647<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى مَنْ اَرْسَلْتَهُ رَحْمَةً لِلْعَالَم۪ينَ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ اَجْمَع۪ينَ اٰم۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 703<br />
<br />
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ وَالصَّلَوةُ عَلٰى سَيِّدِ الْمُرْسَلِينَ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ٓ اَجْمَع۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 750<br />
<br />
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ وَ الصَّلَاةُ وَ السَّلَامُ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ اَجْمَع۪ينَ<br />
Sözler (RNK) – 807<br />
<br />
LEMALAR<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى جَامِعِ مَكَارِمِ الْاَخْلَاقِ وَ مَظْهَرِ سِرِّ ‌ـ﴿وَ اِنَّكَ لَعَلٰى خُلُقٍ عَظ۪يمٍ‌ـ﴾ اَلَّذ۪ى قَالَ : مَنْ تَمَسَّكَ بِسُنَّت۪ى عِنْدَ فَسَادِ اُمَّت۪ى فَلَهُ اَجْرُ مِاَةِ شَه۪يدٍ<br />
Lemalar (RNK) - 68<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى شَمْسِ سَمَٓاءِ الرِّسَالَةِ وَ قَمَرِ فَلَكِ النُّبُوَّةِ وَ عَلٰٓى اٰلِهِ وَ صَحْبِهِ نُجُومِ الْهُدٰى لِمَنِ اهْتَدٰى<br />
Lemalar (RNK) - 77<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰٓى اٰلِهِ الطَّيِّب۪ينَ الطَّاهِر۪ينَ الْاَبْرَارِ وَعَلٰٓى اَصْحَابِهِ الْمُجَاهِد۪ينَ الْمُكْرَم۪ينَ الْاَخْيَارِ اٰم۪ينَ<br />
Lemalar (RNK) - 105<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ طِبِّ الْقُلُوبِ وَ دَوَٓائِهَا وَ عَافِيَةِ الْاَبْدَانِ وَ شِفَٓائِهَا وَ نُورِ الْاَبْصَارِ وَ ضِيَٓائِهَا وَ عَلٰٓى اٰلِهِ وَ صَحْبِهِ وَ سَلِّمْ<br />
Lemalar (RNK) - 252<br />
<br />
اَلْفُ اَلْفِ صَلَاةٍ وَ اَلْفُ اَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَا رَسُولَ اللّٰهِ<br />
Lemalar (RNK) - 308<br />
<br />
فَيَكْف۪يكَ اَنَّ اللّٰهَ صَلّٰى بِنَفْسِهِ وَ اَمْلَاكَهُ صَلَّتْ عَلَيْهِ وَ سَلَّمَتْ<br />
Lemalar (RNK) - 309<br />
<br />
عَلَيْهِ وَعَلٰٓى اٰلِهِ وَصَحْبِهِ الصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ بِعَدَدِ عَاشِرَاتِ الْاَيَّامِ وَذَرَّاتِ الْاَنَامِ<br />
Lemalar (RNK) - 358<br />
<br />
عَلَيْهِ وَ عَلٰٓى اٰلِهِ الصَّلَاةُ و السَّلَامُ بِعَدَدِ حَسَنَاتِ اُمَّتِهِ<br />
Lemalar (RNK) – 403<br />
<br />
ŞUALAR<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰٓى اٰلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ بِعَدَدِ كُلِّ دَٓاءٍ وَدَوَٓاءٍ وَبَارِكْ وَسَلِّمْ عَلَيْهِ وَعَلَيْهِمْ كَث۪يرًا كَث۪يرًا<br />
Şualar (RNK) - 8<br />
<br />
حَسْب۪ى رَبّ۪ى جَلَّ اللّٰهُ ٭ نُورْ مُحَمَّدْ صَلَّى اللّٰهُ ٭ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ ٭ حَسْب۪ى رَبّ۪ى جَلَّ اللّٰهُ ٭ سِرُّ قَلْب۪ى ذِكْرُ اللّٰهِ ٭ ذِكْرُ اَحْمَدْ صَلَّى اللّٰهُ ٭ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ<br />
Şualar (RNK) - 89<br />
<br />
اَلسَّلَامُ عَلَيْكَ يَٓا اَيُّهَا النَّبِىُّ<br />
Şualar (RNK) - 91<br />
<br />
اَلسَّلَامُ عَلَيْنَا وَعَلٰى عِبَادِ اللّٰهِ الصَّالِح۪ينَ<br />
Şualar (RNK) - 91<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى مُحَمَّدٍ وَعَلٰٓى اٰلِ مُحَمَّدٍ كَمَا صَلَّيْتَ عَلٰٓى اِبْرَاه۪يمَ وَعَلٰٓى اٰلِ اِبْرَاه۪يمَ<br />
Şualar (RNK) - 92<br />
<br />
يَا رَبِّ بِحَقِّ بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ يَا اَللّٰهُ يَا رَحْمٰنُ يَا رَح۪يمُ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى اٰلِهِ وَاَصْحَابِهِ اَجْمَع۪ينَ بِعَدَدِ جَمِيعِ حُرُوفِ رَسَائِلِ النُّورِ الْمَضْرُوبِ تِلْكَ الْحُرُوفُ ف۪ى عَاشِرَاتِ دَقَائِقِ جَم۪يعِ عُمْرِنَا فِى الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِ مَعَ ضَرْبِ مَجْمُوعِهَا ف۪ى ذَرَّاتِ وُجُود۪ى فِى مُدَّةِ حَيَات۪ى وَاغْفِرْل۪ى وَلِمَنْ يُع۪ينُن۪ى ف۪ى نَشْرِ رَسَائِلِ النُّورِ وَكِتَابَتِهَا بِصَدَاقَةٍ بِكُلِّ صَلَاةٍ مِنْهَا وَ لِاٰبَائِنَا وَلِسَادَاتِنَا وَشُيُوخِنَا وَ لِاَخَوَاتِنَا وَاِخْوَانِنَا وَلِطَلَبَةِ رِسَالَةِ النُّورِ الصَّادِق۪ينَ وَبِالْخَاصَّةِ لِمَنْ يَكْتُبُ وَيَسْتَنْسِخُ هٰذِهِ الرِّسَالَةَ بِرَحْمَتِكَ يَا اَرْحَمَ الرَّاحِم۪ينَ اٰم۪ينَ<br />
وَ اٰخِرُ دَعْوٰيهُمْ اَنِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ<br />
Şualar (RNK) - 172<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلَيْهِ وَ عَلٰٓى اٰلِهِ وَ صَحْبِهِ بِعَدَدِ حُرُوفِ الْقُرْاٰنِ الْمَقْرُوئَةِ وَ الْمَكْتُوبَةِ اٰم۪ينَ<br />
Şualar (RNK) - 635<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلٰى مَنْ اَرْسَلْتَهُ رَحْمَةً لِلْعَالَم۪ينَ وَ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ<br />
Şualar (RNK) - 667<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى مُحَمَّدٍ وَ عَلٰٓى اٰلِهِ وَ اَصْحَابِهِ بِعَدَدِهَا وَارْحَمْنَا وَ ارْحَمْ طَلَبَةَ رَسَٓائِلِ النُّورِ بِعَدَدِهَا اٰم۪ينَ وَ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ<br />
Şualar (RNK) – 749<br />
<br />
MEKTUBAT<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى مَنْ اَرْسَلْتَهُ رَحْمَةً لِلْعَالَم۪ينَ وَ عَلٰٓى اٰلِهِ وَ صَحْبِهِ اَجْمَع۪ينَ<br />
Mektubat (RNK) - 89<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى كَاشِفِ طِلْسِمِ كَائِنَاتِكَ بِعَدَدِ ذَرَّاتِ الْمَوْجُودَاتِ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ مَا دَامَ الْاَرْضُ وَ السَّمٰوَاتُ<br />
Mektubat (RNK) - 91<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلَيْهِ وَ عَلٰى اٰلِهِ بِعَدَدِ قَطَرَاتِ الْمَٓاءِ<br />
Mektubat (RNK) - 129<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلَيْهِ وَ عَلٰٓى اٰلِهِ عَدَدَ حَسَنَاتِ اُمَّتِهِ<br />
Mektubat (RNK) - 207<br />
<br />
عَلٰى مَنْ اُنْزِلَ عَلَيْهِ الْفُرْقَانُ الْحَك۪يمُ مِنَ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ ٭ مِنَ الْعَرْشِ الْعَظ۪يمِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ اَلْفُ اَلْفِ صَلَاةٍ وَ اَلْفُ اَلْفِ سَلَامٍ بِعَدَدِ حَسَنَاتِ اُمَّتِه۪ عَلٰى مَنْ بَشَّرَ بِرِسَالَتِهِ التَّوْرٰيةُ وَ الْاِنْج۪يلُ وَ الزَّبُورُ ٭ وَ بَشَّرَ بِنُبُوَّتِهِ الْاِرْهَاصَاتُ وَ هَوَاتِفُ الْجِنِّ وَ اَوْلِيَٓاءُ الْاِنْسِ وَ كَوَاهِنُ الْبَشَرِ ٭ وَ انْشَقَّ بِاِشَارَتِهِ الْقَمَرُ ٭ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ اَلْفُ اَلْفِ صَلَاةٍ وَ سَلَامٍ بِعَدَدِ اَنْفَاسِ اُمَّتِه۪ ٭ عَلٰى مَنْ جَٓائَتْ لِدَعْوَتِهِ الشَّجَرُ وَ نَزَلَ سُرْعَةً بِدُعَٓائِهِ الْمَطَرُ وَ اَظَلَّتْهُ الْغَمَامَةُ مِنَ الْحَرِّ ٭ وَ شَبَعَ مِنْ صَاعٍ مِنْ طَعَامِه۪ مِأَتٌ مِنَ الْبَشَرِ وَ نَبَعَ الْمَٓاءُ مِنْ بَيْنِ اَصَابِعِهِ ثَلَاثَ مَرَّاتٍ كَالْكَوْثَرِ وَ اَنْطَقَ اللّٰهُ لَهُ الضَّبَّ وَ الظَّبْىَ وَ الْجِذْعَ وَ الذِّرَاعَ وَ الْجَمَلَ وَ الْجَبَلَ وَ الْحَجَرَ وَ الْمَدَرَ صَاحِبِ الْمِعْرَاجِ وَ مَازَاغَ الْبَصَرُ ٭ سَيِّدِنَا وَ شَف۪يعِنَا مُحَمَّدٍ اَلْفُ اَلْفِ صَلَاةٍ وَ سَلَامٍ بِعَدَدِ كُلِّ الْحُرُوفِ الْمُتَشَكِّلَةِ فِى الْكَلِمَاتِ الْمُتَمَثِّلَةِ بِاِذْنِ الرَّحْمٰنِ فِى مَرَايَا تَمَوُّجَاتِ الْهَوَٓاءِ عِنْدَ قِرَائَةِ كُلِّ كَلِمَةٍ مِنَ الْقُرْاٰنِ مِنْ كُلِّ قَارِءٍ مِنْ اَوَّلِ النُّزُولِ اِلٰٓى اٰخِرِ الزَّمَانِ وَ اغْفِرْلَنَا وَ ارْحَمْنَا يَٓا اِلٰهَنَا بِكُلِّ صَلَاةٍ مِنْهَا اٰم۪ينَ<br />
Mektubat (RNK) - 215<br />
<br />
عَلَيْهِ وَعَلٰٓى اٰلِهِ الصَّلَاةُ وَالتَّسْل۪يمَاتُ مِـلْاَ الْاَرْضِ وَالسَّمٰوَاتِ<br />
Mektubat (RNK) - 223<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ وَ بَارِكْ عَلَيْهِ وَعَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ بِعَدَدِ اَنْفَاسِ اَهْلِ الْجَنَّةِ فِى الْجَنَّةِ وَ احْشُرْنَا وَ نَاشِرَهُ وَ رُفَقَائَهُ وَ صَاحِبَهُ سَع۪يدًا وَ وَالِد۪ينَا وَ اِخْوَانَنَا وَ اَخَوَاتِنَا تَحْتَ لِوَٓائِه۪ وَارْزُقْنَا شَفَاعَتَهُ وَ اَدْخِلْنَا الْجَنَّةَ مَعَ اٰلِه۪ وَ اَصْحَابِه۪ بِرَحْمَتِكَ يَٓا اَرْحَمَ الرَّاحِم۪ينَ اٰم۪ينَ اٰم۪ينَ<br />
Mektubat (RNK) - 271<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ بِعَدَدِ ذَرَّاتِ الْكَائِنَاتِ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ اَجْمَع۪ينَ اٰم۪ينَ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ<br />
Mektubat (RNK) - 276<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلٰى مَنْ قَالَ اَلْجَنَّةُ تَحْتَ اَقْدَامِ الْاُمَّهَاتِ وَ عَلٰى اٰلِهِ وَصَحْبِهِ اَجْمَع۪ينَ<br />
Mektubat (RNK) - 279<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ ۨالَّذ۪ى قَالَ اَلْمُؤْمِنُ لِلْمُؤْمِنِ كَالْبُنْيَانِ الْمَرْصُوصِ يَشُدُّ بَعْضُهُ بَعْضًا وَ قَالَ اَلْقَنَاعَةُ كَنْزٌ لَا يَفْنٰى وَعَلٰٓى اٰلِه۪ وَصَحْبِه۪ٓ اَجْمَع۪ينَ اٰم۪ينَ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ<br />
Mektubat (RNK) - 293<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ صَلَاةً تَكُونُ لَكَ رِضَٓاءً وَ لِحَقِّه۪ اَدَٓاءً وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ وَ سَلِّمْ اٰم۪ينَ ٭ وَ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ ٭<br />
Mektubat (RNK) - 31<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ مِنَ الْاَزَلِ اِلَى الْاَبَدِ عَدَدَ مَا فِى عِلْمِ اللّٰهِ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ وَ سَلِّمْ سَلِّمْنَا وَ سَلِّمْ د۪ينَنَا اٰم۪ينَ.<br />
وَ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ<br />
Mektubat (RNK) - 324<br />
<br />
عَلَيْهِ وَعَلٰٓى اٰلِهِ وَصَحْبِهِ اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ بِعَدَدِ اَنْوَاعِ الْكَائِنَاتِ وَمَوْجُودَاتِهَا<br />
Mektubat (RNK) - 330<br />
<br />
عَلَيْهِ الصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ بِعَدَدِ الْمَلَكِ وَالْاِنْسِ وَالْجَانِّ<br />
Mektubat (RNK) - 338<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى مَنْ قَالَ ‌ـ﴿اَفْضَلُ مَا قُلْتُ اَنَا وَالنَّبِيُّونَ مِنْ قَبْل۪ى لَٓا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ‌ـ﴾ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَصَحْبِه۪ وَسَلِّمْ<br />
Mektubat (RNK) - 358<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى مَنْ قَالَ اَلْمُؤْمِنُ لِلْمُؤْمِنِ كَالْبُنْيَانِ الْمَرْصُوصِ يَشُدُّ بَعْضُهُ بَعْضًا ٭ وَعَلٰى اٰلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلِّمْ<br />
Mektubat (RNK) - 370<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ صَلَاةً تَكُونُ لَكَ رِضَٓاءً وَ لِحَقِّه۪ اَدَٓاءً وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ وَ سَلِّمْ<br />
Mektubat (RNK) - 386<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ سَيِّدِ الشَّاكِر۪ينَ وَ الْحَامِد۪ينَ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ اَجْمَع۪ينَ اٰم۪ينَ<br />
وَ اٰخِرُ دَعْوٰيهُمْ اَنِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ<br />
Mektubat (RNK) - 396<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ صَلَاةً تَكُونُ لَكَ رِضَٓاءً وَ لِحَقِّه۪ اَدَٓاءً وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ وَ سَلِّمْ تَسْل۪يمًا كَث۪يرًا اٰم۪ينَ<br />
Mektubat (RNK) - 405<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ صَلَاةً تَكُونُ لَكَ رِضَٓاءً وَ لِحَقِّهِ اَدَٓاءً بِعَدَدِ ثَوَابِ قِرَائَةِ حُرُوفِ الْقُرْاٰنِ ف۪ى شَهْرِ رَمَضَانَ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ وَ سَلِّمْ<br />
Mektubat (RNK) - 439<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ يَا مُنْزِلَ الْقُرْاٰنِ بِحَقِّ الْقُرْاٰنِ فَهِّمْنَا اَسْرَارَ الْقُرْاٰنِ مَادَارَ الْقَمَرَانِ وَ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى مَنْ اَنْزَلْتَ عَلَيْهِ الْقُرْاٰنَ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ اَجْمَع۪ينَ اٰم۪ينَ<br />
Mektubat (RNK) - 444<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ ۨالنَّبِىِّ الْاُمِّىِّ الْحَب۪يبِ الْعَالِى الْقَدْرِ الْعَظ۪يمِ الْجَاهِ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ وَ سَلِّمْ اٰم۪ينَ<br />
Mektubat (RNK) - 464<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلٰٓى اٰلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ كَمَا صَلَّيْتَ عَلٰى اِبْرَاه۪يمَ وَ عَلٰٓى اٰلِ اِبْرَاه۪يمَ فِى الْعَالَم۪ينَ اِنَّكَ حَم۪يدٌ مَج۪يدٌ<br />
Mektubat (RNK) - 478<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلَى الْغَوْثِ الْاَكْبَرِ ف۪ى كُلِّ الْعُصُورِ وَ الْقُطْبِ الْاَعْظَمِ ف۪ى كُلِّ الدُّهُورِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ ۨالَّذ۪ى تَظَاهَرَتْ حِشْمَةُ وَلَايَتِه۪ وَ مَقَامُ مَحْبُوبِيَّتِه۪ ف۪ى مِعْرَاجِه۪ وَ اِنْدَرَجَ كُلُّ الْوَلَايَاتِ ف۪ى ظِلِّ مِعْرَاجِه۪ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ٓ اَجْمَع۪ينَ اٰم۪ينَ وَ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ<br />
Mektubat (RNK) - 496<br />
<br />
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ وَ الصَّلَاةُ وَ السَّلَامُ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ٓ اَجْمَع۪ينَ<br />
Mektubat (RNK) – 508<br />
<br />
MUHAKEMAT<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى مُحَمَّدٍ ۨالَّذ۪ى دَلَّ عَلٰى وُجُوبِ وُجُودِكَ<br />
Muhakemat (RNK) - 103<br />
<br />
أحمده تعالى حمدًا بلا حدّ، وأصلي على رسوله سيدنا محمد وعلى آله وصحبه سالكي الطريق الٔاسدّ<br />
Muhakemat (RNK) - 129<br />
<br />
İŞARATÜL İ'CAZ<br />
<br />
فَنَحْمَدُهُ مُصَلّ۪ينَ عَلٰى نَبِيِّه۪ مُحَمَّدٍ ۨالَّذ۪ى اَرْسَلَهُ رَحْمَةً لِلْعَالَم۪ينَ وَ جَعَلَ مُعْجِزَتَهُ الْكُبْرَى الْجَامِعَةَ بِرُمُوزِهَا وَ اِشَارَاتِهَا لِحَقَائِقِ الْكَائِنَاتِ بَاقِيَةً عَلٰى مَرِّ الدُّهُورِ اِلٰى يَوْمِ الدّ۪ينِ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ عَامَّةً وَ اَصْحَابِه۪ كَافَّةً<br />
İşarat-ül İ'caz (RNK) - 14<br />
<br />
MESNEVİ NURİYE<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى هٰذَا الذَّاتِ النُّورَانِىِّ الَّذ۪ى اُنْزِلَ عَلَيْهِ الْقُرْاٰنُ الْحَك۪يمُ مِنَ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ مِنَ الْعَرْشِ الْعَظ۪يمِ اَعْن۪ى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ اَلْفُ اَلْفِ صَلَاةٍ وَ اَلْفُ اَلْفِ سَلَامٍ بِعَدَدِ حَسَنَاتِ اُمَّتِه۪ عَلٰى مَنْ بَشَّرَ بِرِسَالَتِهِ التَّوْرٰيةُ وَ الْاِنْج۪يلُ وَ الزَّبُورُ وَ بَشَّرَ بِنُبُوَّتِهِ الْاِرْهَاصَاتُ وَ هَوَاتِفُ الْجِنِّ وَ اَوْلِيَٓاءُ الْاِنْسِ وَ كَوَاهِنُ الْبَشَرِ وَانْشَقَّ بِاِشَارَتِهِ الْقَمَرُ سَيِّدِنَا وَ مَوْلَانَا مُحَمَّدٍ اَلْفُ اَلْفِ صَلَاةٍ وَ اَلْفُ الْفِ سَلَامٍ بِعَدَدِ اَنْفَاسِ اُمَّتِه۪ عَلٰى مَنْ جَٓائَتْ لِدَعْوَتِهِ الشَّجَرُ وَ نَزَلَ سُرْعَةً بِدُعَٓائِهِ الْمَطَرُ وَ اَظَلَّتْهُ الْغَمَامَةُ مِنَ الْحَرِّ وَ شَبِعَ مِنْ صَاعٍ مِنْ طَعَامِه۪ مِئَاتٌ مِنَ الْبَشَرِ وَ نَبَعَ الْمَٓاءُ مِنْ بَيْنِ اَصَابِعِهِ ثَلَاثَ مَرَّاتٍ كَالْكَوْثَرِ وَ سَبَّحَ ف۪ى كَفَّيْهِ الْحَصَاةُ وَ الْمَدَرُ وَ اَنْطَقَ اللّٰهُ لَهُ الضَّبَّ وَ الظَّبْىَ وَ الذِّئْبَ وَ الْجِذْعَ وَ الذِّرَاعَ وَ الْجَمَلَ وَ الْجَبَلَ وَ الْحَجَرَ وَ الشَّجَرَ صَاحِبُ الْمِعْرَاجِ وَ مَا زَاغَ الْبَصَرُ سَيِّدِنَا وَ مَوْلَانَا وَ شَف۪يعِنَا مُحَمَّدٍ اَلْفُ اَلْفِ صَلَاةٍ وَ اَلْفُ اَلْفِ سَلَامٍ بِعَدَدِ كُلِّ الْحُرُوفِ الْمُتَشَكِّلَةِ فِى الْكَلِمَاتِ الْمُتَمَثِّلَةِ بِاِذْنِ الرَّحْمٰنِ ف۪ى مَرَايَا تَمَوُّجَاتِ الْهَوَٓاءِ عِنْدَ قِرَائَةِ كُلِّ كَلِمَةٍ مِنَ الْقُرْاٰنِ مِنْ كُلِّ قَارِءٍ مِنْ اَوَّلِ النُّزُولِ اِلٰى آٰخِرِ الزَّمَانِ وَ اغْفِرْلَنَا وَارْحَمْنَا يَا اِلٰهَنَا بِكُلِّ صَلَاةٍ مِنْهَا اٰم۪ينَ اٰم۪ينَ اٰم۪ينَ<br />
Mesnevi-i Nuriye (RNK) - 28<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلٰى ذٰلِكَ الْحَب۪يبُ الَّذ۪ى هُوَ سَيِّدُ الْكَوْنَيْنِ وَ فَخْرُ الْعَالَمَيْنِ وَ حَيَاتُ الدَّارَيْنِ وَ وَس۪يلَةُ السَّعَادَتَيْنِ وَ ذُو الْجَنَاحَيْنِ وَ رَسُولُ الثَّقَلَيْنِ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ٓ اَجْمَع۪ينَ وَ عَلٰٓى اِخْوَانِه۪ مِنَ النَّبِيّ۪ينَ وَ الْمُرْسَل۪ينَ اٰم۪ينَ<br />
Mesnevi-i Nuriye (RNK) - 41<br />
<br />
فَصَلِّ وَسَلِّمْ عَلَيْهِ وَعَلٰٓى اٰلِه۪ كَمَا يَل۪يقُ بِرَحْمَتِكَ وَبِحُرْمَتِه۪ اٰم۪ينَ اٰم۪ينَ اٰم۪ينَ<br />
Mesnevi-i Nuriye (RNK) - 47<br />
<br />
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ وَ الصَّلَاةُ عَلٰى نَبِيِّه۪<br />
Mesnevi-i Nuriye (RNK) - 49<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلَيْهِ كَمَا يُنَاسِبُ حُرْمَتَهُ وَ كَمَا يَل۪يقُ بِرَحْمَتِكَ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ٓ اَجْمَع۪ينَ<br />
Mesnevi-i Nuriye (RNK) - 105<br />
<br />
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ عَلٰى د۪ينِ الْاِسْلَامِ وَ كَمَالِ الْا۪يمَانِ وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلٰى مُحَمَّدٍ ۨالَّذ۪ى هُوَ مَرْكَزُ دَٓائِرَةِ الْاِسْلَامِ وَ مَنْبَعُ اَنْوَارِ الْا۪يمَانِ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ٓ اَجْمَع۪ينَ مَا دَامَ الْمَلَوَانِ وَمَا دَارَ الْقَمَرَانِ<br />
Mesnevi-i Nuriye (RNK) - 113<br />
<br />
اَلْفُ اَلْفِ صَلَاةٍ وَ سَلَامٍ مَضْرُوب۪ينَ ف۪ى مِثْلِ ذٰلِكَ وَ اَمْثَالِ اَمْثَالِ ذٰلِكَ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ اَصْحَابِه۪ وَ اَنْصَارِه۪ وَ اَتْبَاعِه۪ وَاجْعَلْ كُلَّ صَلَاةٍ مِنْ كُلِّ ذٰلِكَ تَز۪يدُ عَلٰٓى اَنْفَاسِىَ الْعَاصِيَةِ ف۪ى مُدَّةِ عُمْر۪ى<br />
Mesnevi-i Nuriye (RNK) - 129<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ صَلَاةً تُنْج۪ينَا بِهَا مِنْ جَم۪يعِ الْاَهْوَالِ وَ الْاٰفَاتِ وَ تَقْض۪ى لَنَا بِهَا جَم۪يعَ الْحَاجَاتِ وَ تُطَهِّرُنَا بِهَا مِنْ جَم۪يعِ السَّيِّئَاتِ وَ تَغْفِرَ لَنَا بِهَا جَم۪يعَ الذُّنُوبِ وَ الْخَط۪ٓيئَاتِ يَٓا اَللّٰهُ يَا مُج۪يبَ الدَّعَوَاتِ<br />
Mesnevi-i Nuriye (RNK) - 129<br />
<br />
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ عَلٰى نِعْمَةِ الْا۪يمَانِ وَالْاِسْلَامِ بِعَدَدِ قَطَرَاتِ الْاَمْطَارِ وَاَمْوَاجِ الْبِحَارِ وَثَمَرَاتِ الْاَشْجَارِ وَنُقُوشِ الْاَزْهَارِ وَنَغَمَاتِ الْاَطْيَارِ وَلَمَعَاتِ الْاَنْوَارِ وَالشُّكْرُ لَهُ عَلٰى كُلِّ مِنْ نِعَمِه۪ فِى الْاَطْوَارِ بِعَدَدِ كُلِّ نِعَمِه۪ فِى الْاَدْوَارِ وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلٰى سَيِّدِ الْاَبْرَارِ وَالْاَخْيَارِ مُحَمَّدٍ ۨالْمُخْتَارِ وَعَلٰٓى اٰلِهِ الْاَطْهَارِ وَاَصْحَابِه۪ نُجُومِ الْهِدَايَةِ ذَوِى الْاَنْوَارِ مَادَامَ الَّيْلُ وَالنَّهَارُ<br />
Mesnevi-i Nuriye (RNK) - 130<br />
<br />
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ عَلٰى رَحْمَتِه۪ عَلَى الْعَالَم۪ينَ بِرِسَالَةِ سَيِّدِ الْمُرْسَل۪ينَ مُحَمَّدٍ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَعَلٰٓى اٰلِه۪ وَصَحْبِه۪ٓ اَجْمَع۪ينَ<br />
Mesnevi-i Nuriye (RNK) - 185<br />
<br />
عَلَيْهِ اَفْضَلُ الصَّلَوَاتِ مَادَامَتِ الْاَرْضُ وَ السَّمٰوَاتُ<br />
*-*-* اِلٰه۪ى اَلذُّنُوبُ اَخْرَسَتْن۪ي وَ كَثْرَةُ الْمَعَاص۪ٓى اَخْجَلَتْن۪ى وَ شِدَّةُ الْغَفْلَةِ اَخْفَتَتْ صَوْت۪ى فَاَدُقُّ بَابَ رَحْمَتِكَ وَ اُنَاد۪ى ف۪ى بَابِ مَغْفِرَتِكَ بِصَوْتِ سَيِّد۪ى وَ سَنَدِى الشَّيْخِ عَبْدِ الْقَادِرِ الْگَيْلَان۪ى وَ نِدَٓائِهِ الْمَقْبُولِ الْمَاْنُوسِ عِنْدَ الْبَوَّابِ بِيَا مَنْ وَسِعَتْ رَحْمَتُهُ كُلَّ شَيْءٍ وَ يَا مَنْ بِيَدِه۪ مَلَكُوتُ كُلِّ شَيْءٍ وَ يَا مَنْ لَا يَضُرُّهُ شَيْءٌ وَ لَا يَنْفَعُهُ شَيْءٌ وَ لَايَغْلِبُهُ شَيْءٌ وَ لَا يَعْزُبُ عَنْهُ شَيْءٌ وَ لَا يَؤُدُهُ شَيْءٌ وَ لَا يَسْتَع۪ينُ بِشَيْءٍ وَ لَا يُشْغِلُهُ شَيْءٌ عَنْ شَيْءٍ وَ لَا يُشْبِهُهُ شَيْءٌ وَ لَا يُعْجِزُهُ شَيْءٌ اِغْفِرْل۪ى كُلَّ شَيْءٍ حَتّٰى لَا تَسْئَلَن۪ى مِنْ شَيْءٍ يَا مَنْ هُوَ اٰخِذٌ بِنَاصِيَةِ كُلِّ شَيْءٍ وَ بِيَدِه۪ مَقَال۪يدُ كُلِّ شَيْءٍ وَ يَا مَنْ هُوَ الْاَوَّلُ قَبْلَ كُلِّ شَيْءٍ وَالْاٰخِرُ بَعْدَ كُلِّ شَيْءٍ وَ الظَّاهِرُ فَوْقَ كُلِّ شَيْءٍ وَ الْبَاطِنُ دُونَ كُلِّ شَيْءٍ وَ الْقَاهِرُ فَوْقَ كُلِّ شَيْءٍ اِغْفِرْل۪ى كُلَّ شَيْءٍ اِنَّكَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ وَ يَا عَل۪يمًا بِكُلِّ شَيْءٍ وَ مُح۪يطًا بِكُلِّ شَيْءٍ وَ بَص۪يرًا بِكُلِّ شَيْءٍ وَ يَا شَه۪يدًا عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ وَ رَق۪يبًا عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ وَ لَط۪يفًا بِكُلِّ شَيْءٍ وَ خَب۪يرًا بِكُلِّ شَيْءٍ اِغْفِرْل۪ى كُلَّ شَيْءٍ مِنَ الذُّنُوبِ وَ الْخَط۪ٓيئَاتِ حَتّٰى لَا تَسْئَلَن۪ى عَنْ شَيْءٍ اِنَّكَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ اَللّٰهُمَّ اِنّ۪ٓى اَعُوذُ بِعِزَّةِ جَلَالِكَ وَ بِجَلَالِ عِزَّتِكَ وَ بِقُدْرَةِ سُلْطَانِكَ وَ بِسُلْطَانِ قُدْرَتِكَ مِنَ الْقَط۪يعَةِ وَ الْاَهْوَٓاءِ الرَّدِّيَّةِ يَا جَارَ الْمُسْتَج۪ير۪ينَ اَجِرْن۪ى مِنَ الشَّهَوَاتِ الشَّيْطَانِيَّةِ وَطَهِّرْن۪ى مِنَ الْقَاذُورَاتِ الْبَشَرِيَّةِ وَ صَفِّن۪ى بِحُبِّ نَبِيِّكَ مُحَمَّدٍ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمَ بِالْمُحَبَّةِ الصِّدّ۪يقِيَّةِ مِنْ صَدَٓاءِ الْغَفْلَةِ وَ اَوْهَامِ الْجَهْلِ حَتّٰى تَفْنَى الْاَنَانِيَّةُ وَ يَبْقَى الْكُلُّ لِلّٰهِ وَ بِاللّٰهِ وَ اِلَى اللّٰهِ وَ مِنَ اللّٰهِ غَرْقًا بِنِعْمَةِ اللّٰهِ ف۪ى بَحْرِ مِنَّةِ اللّٰهِ مَنْصُور۪ينَ بِسَيْفِ اللّٰهِ مَحْظُوظ۪ينَ بِعِنَايَةِ اللّٰهِ مَحْفُوظ۪ينَ بِحِمَايَةِ اللّٰهِ عَنْ كُلِّ شَاغِلٍ يُشْغِلُ عَنِ اللّٰهِ فَيَا نُورَ الْاَنْوَارِ وَ يَا عَالِمَ الْاَسْرَارِ وَ يَا مُدَبِّرَ الَّيْلِ وَ النَّهَارِ يَا مَلِكُ يَا عَز۪يزُ يَا قَهَّارُ يَا رَح۪يمُ يَا وَدُودُ يَا غَفَّارُ يَا عَلَّامَ الْغُيُوبِ يَا مُقَلِّبَ الْقُلُوبِ وَ الْاَبْصَارِ يَا سَتَّارَ الْعُيُوبِ يَا غَفَّارَ الذُّنُوبِ اِغْفِرْل۪ى ذُنُوب۪ى وَارْحَمْ مَنْ ضَاقَتْ عَلَيْهِ الْاَسْبَابُ وَ غُلِّقَتْ دُونَهُ الْاَبْوَابُ وَ تَعَسَّرَ عَلَيْهِ سُلُوكُ طَر۪يقِ اَهْلِ الصَّوَابِ وَانَْصَرَمَتْ اَيَّامُهُ وَ نَفْسُهُ رَاتِعَةٌ ف۪ى مَيَاد۪ينِ الْغَفْلَةِ وَ الْمَعْصِيَّةِ وَ دَنِىِّ الْاِكْتِسَابِ فَيَا مَنْ اِذَا دُعِىَ اَجَابَ وَ يَا سَر۪يعَ الْحِسَابِ وَ يَا كَر۪يمُ يَا وَهَّابُ اِرْحَمْ مَنْ عَظُمَ مَرَضُهُ وَ عَزَّ شِفَٓائُهُ وَ ضَعُفَتْ ح۪يلَتُهُ وَ قَوِىَ بَلَٓائُهُ وَ اَنْتَ مَلْجَئُهُ وَ رَجَٓائُهُ اِلٰه۪ى اِلَيْكَ اَرْفَعُ بَثّ۪ى وَ حُزْن۪ى وَ شِكَايَت۪ى اِلٰه۪ى حُجَّت۪ى حَاجَت۪ى وَ عُدَّت۪ى فَاقَت۪ى وَ انْقِطَاعُ ح۪يلَت۪ى اِلٰه۪ى قَطْرَةٌ مِنْ بِحَارِ جُودِكَ تُغْن۪ين۪ى وَ ذَرَّةٌ مِنْ تَيَّارِ عَفْوِكَ تَكْف۪ين۪ى يَا وَدُودُ يَا وَدُودُ يَا وَدُودُ يَا ذَا الْعَرْشِ الْمَج۪يدُ يَا مُبْدِئُ يَا مُع۪يدُ يَا فَعَّالًا لِمَا يُر۪يدُ اَسْئَلُكَ بِنُورِ وَجْهِكَ الَّذ۪ى مَـلَأَ اَرْكَانَ عَرْشِكَ وَ اَسْئَلُكَ بِقُدْرَتِكَ الَّت۪ى قَدَرْتَ بِهَا عَلٰى جَمِيعِ خَلْقِكَ وَ بِرَحْمَتِكَ الَّت۪ى وَسِعَتْ كُلَّ شَيْءٍ لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنْتَ يَا مُغ۪يثُ اَغِثْنَا وَاغْفِرْ جَم۪يعَ ذُنُوب۪ى وَ سَقَطَاتِ لِسَان۪ى ف۪ى جَم۪يعِ عُمْر۪ى بِرَحْمَتِكَ يَٓا اَرْحَمَ الرَّاحِم۪ينَ اٰم۪ينَ وَ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ<br />
Mesnevi-i Nuriye (RNK) - 194<br />
<br />
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلٰى مُحَمَّدٍ خَاتَمِ النَّبِيّ۪ينَ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَصَحْبِه۪ٓ اَجْمَع۪ينَ<br />
Mesnevi-i Nuriye (RNK) - 236<br />
<br />
LAHİKALAR<br />
<br />
Kastamonu lahikası<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلٰى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ وَ اَهْلِ بَيْتِه۪ اَجْمَع۪ينَ الطَّيِّب۪ينَ الطَّاهِر۪ينَ اٰم۪ينَ بِحُرْمَةِ سَيِّدِ الْمُرْسَل۪ينَ وَ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ<br />
Kastamonu (RNK) - 45<br />
<br />
Barla Lahikası<br />
<br />
عَلَيْهِ اَفْضَلُ الصَّلَاةِ وَ اَتَمُّ التَّسْل۪يمَاتِ مَا اخْتَلَفَ الْمَلَوَانِ وَ مَا دَارَ الْقَمَرَانِ<br />
Barla (RNK) - 22<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ مِنَ الْاَزَلِ اِلَى الْاَبَدِ عَدَدَ مَا ف۪ى عِلْمِ اللّٰهِ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ وَ سَلِّمْ<br />
Barla (RNK) – 51<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ عَبْدِكَ وَ رَسُولِكَ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ٓ اَجْمَع۪ينَ<br />
Barla (RNK) - 270<br />
<br />
وَ صَلِّ عَلٰى مُحَمَّدٍ ۨالْمُخْتَارِ وَ اٰلِهِ الْاَطْهَارِ وَ صَحْبِهِ الْاَخْيَارِ اٰم۪ينَ اٰم۪ينَ اٰم۪ينَ<br />
<br />
Barla (RNK) - 276<br />
<br />
وَ صَلَّى اللّٰهُ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلٰى اٰلِه۪ وَ اَصْحَابِهِ وَ اَهْلِ بَيْتِه۪ اَجْمَع۪ينَ الطَّيِّب۪ينَ الطَّاهِر۪ينَ اٰم۪ينَ اٰم۪ينَ بِحُرْمَةِ سَيِّدِ الْمُرْسَل۪ينَ وَ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ<br />
Barla (RNK) - 365<br />
<br />
Emirdağ Lahikası<br />
<br />
فَنَحْمَدُهُ مصلّيا على نبيه محمّد الّذى ارسله رحمة للعالمين و جعل معجزته الكبرى - الجامعة برموزها و اشاراتها لحقائق الكائنات - باقية على مر الدهور الى يوم الدين و على آله عامة و اصحابه كافة<br />
Emirdağ-2 (RNK) - 94<br />
<br />
Selam ve dua ile...<br />
Sorularla Risale Editörü<br />
<br />
<br />
</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Risale-i Nur’da geçen Dua ve Salâvatlar<br />
<br />
SÖZLER<br />
<br />
"Yâ Rab, kusurumuzu affet. Bizi Kendine kul kabul et. Emânetini kabzetmek zamanına kadar bizi emânette emîn kıl." Âmin! (Sözler, Altıncı Söz)<br />
<br />
"Allahım, kalbimizi iman ve Kur’ân nuruyla nurlandır. Allahım, kendimizi daima Sana muhtaç olduğumuzu hissetmekle bizi zengin eyle; Senin rahmetine ihtiyaç duymamakla bizi fakir düşürme. Biz kendi güç ve kuvvetimizden vazgeçip Senin güç ve ve kuvvetine sığındık. Sen de bizi, Sana tevekkül edenlerden eyle. Bizi nefsimize terk etme. Bizi hıfzınla koru. Bize, erkek ve kadın bütün mü’minlere rahmet et. Kulun, peygamberin, yüce katından seçtiğin, dostun, mülkünün güzelliği, sanatının sultanı, inâyetinin pınarı, hidâyetinin güneşi, hüccetinin lisanı, rahmetinin timsali, yaratıklarının nuru, mevcudatının şerefi, pek çok olan mahlukatının içinde birliğinin kandili, kâinatının tılsımının keşfedicisi, rubûbiyet saltanatının ilâncısı, râzı olduğun şeylerin tebliğcisi, isimlerinin definelerinin tanıtıcısı, kullarının öğreticisi, kâinatının delillerinin tercümanı, rububiyetine ait güzelliklerin aynası, Senin görünüp gösterilmene vesile olan habibin ve âlemlere rahmet olarak gönderdiğin resulün olan Efendimiz Muhammed’e, bütün âl ve ashâbına, kardeşleri olan nebî ve resullere, mukarreb meleklerine ve sâlih kullarına salât ve selâm eyle. Âmin." (Sözler, Yedinci Söz, Arabi dua metni tercümesi)<br />
<br />
"Allahım, bizi saadet, selâmet, Kur’ân ve iman ehlinden eyle Âmin. Allahım, Efendimiz Muhammed’e ve âline ve ashâbına, Kur’ân’ın ilk indiği günden kıyametin kopmasına kadar onu okuyan herbir okuyucunun okuduğu herbir kelimenin hava dalgalarının aynalarında Rahmân’ın izniyle yansıyan bütün kelimelerinin bütün harfleri sayısınca salât ve selâm et. Ve bunlar adedince, bize, anne ve babamıza, erkek ve kadın bütün mü’minlere rahmetinle merhamet et, ey merhamet edenlerin en merhametlisi. Âmin. Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun." (Sözler, Sekizinci Söz, Arabi dua metni tercümesi)<br />
<br />
"Allahım, kullarına Seni nasıl tanıyacaklarını ve Sana nasıl kulluk edeceklerini öğretmek ve isimlerinin hazinelerini tarif etmek üzere, kâinat kitabının âyetlerinin tercümanı ve kulluğuyla Senin cemâl-i rububiyetine bir ayna olarak gönderdiğin zâta, onun bütün âl ve ashâbına salât ve selâm et. Bize ve erkek, kadın bütün mü’minlere merhamet et. Âmin, rahmetinle ey merhamet edenlerin en merhametlisi." (Sözler, Dokuzuncu Söz, Arabi dua metni tercümesi)<br />
<br />
"Ey bizi nimetleriyle perverde eden sultanımız! Bize gösterdiğin nümunelerin ve gölgelerin asıllarını, menbalarını göster. Ve bizi makarr-ı saltanatına celb et. Bizi bu çöllerde mahvettirme. Bizi huzuruna al. Bize merhamet et. Burada bize tattırdığın leziz nimetlerini orada yedir. Bizi zevâl ve teb’îd ile tazib etme. Sana müştak ve müteşekkir şu muti’ raiyetini başıboş bırakıp idam etme." (Sözler, Onuncu Söz, Beşinci Suret)<br />
<br />
"Oh, evet, yâ Rabbenâ! Ver, duasını kabul et, biz de istiyoruz." (Sözler, Onuncu Söz, Beşinci Hakikat)<br />
<br />
"Dünya ve Cennetler dolusu Rahmân’ın rahmeti onun üzerine olsun. Allahım! Kulun ve resulün olan, iki cihanın efendisi ve iki âlemin medar-ı iftiharı ve iki dünyanın hayatı ve iki cihan saadetinin vesilesi ve zülcenâheyn ve cin ve insin peygamberi olan şu Habîbine, bütün âl ve ashabına ve nebî ve resul kardeşlerine salât ve selâm et. Âmin." (Sözler, Onuncu Söz, Beşinci Hakikat)<br />
<br />
"Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe, kadere, hayır ve şerrin Allah Teâlâdan geldiğine, ölümden sonra dirilişin hak olduğuna, Cennetin hak olduğuna, Cehennem ateşinin hak olduğuna, şefaatin hak olduğuna, Münker ve Nekir’in hak olduğuna, Allah’ın kabirlerdeki ölüleri tekrar dirilteceğine iman ettim. Allah’tan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh bulunmadığına ve Muhammed’in Allah resulü olduğuna şehadet ederim. Allahım! Tûbâ-i rahmetinin en lâtif, en şerif, en mükemmel ve en güzel meyvesi olan, âlemlere rahmet olarak ve Cennet demek olan dâr-ı âhireti gösteren şu tûbâ ağacının en süslü, en güzel, en parlak ve en âli semerelerine vesile-i vusulümüz olarak gönderdiğin zâta salât ve selâm et. Allahım, bizi ve anne ve babamızı ateşten koru. Bizi ve anne ve babamızı, ebrâr ile beraber, Seçkin Peygamberinin hürmetine Cennete dahil et. Âmin." (Sözler, Onuncu Söz, Hâtime)<br />
<br />
"Allahım! Risalet semâsının güneşi ve nübüvvet burcunun ayına, hidayet yıldızları olan âl ve ashâbına salât ve selâm olsun. Bize ve erkek-kadın bütün mü’minlere rahmet et. Âmin, âmin, âmin." (Sözler, On Birinci Söz, Arabi dua metni tercümesi)<br />
<br />
"Allahım! Senin rahmetine ve onun hürmetine nasıl yaraşırsa, ona ve âline öylece salât ve selâm olsun. Âmin." (Sözler, On İkinci Söz, Arabi dua metni tercümesi)<br />
<br />
"Ey Kur’ân’ı indiren Allahım! Kur’ân’ın ve kendisine Kur’ân indirilen zâtın hakkı için, kalblerimizi ve kabirlerimizi iman ve Kur’ân nuruyla nurlandır. Âmin, ey kendisinden istimdad edilen Müsteân!" (Sözler, On Üçüncü Söz, Birinci Makam, Arabi dua metni tercümesi)<br />
<br />
"Cenâb-ı Hak bizi ve sizi bu zamanın cazibedar fitnesinden kurtarsın ve muhafaza eylesin. Âmin." (Sözler, On Üçüncü Söz, İkinci Makam)<br />
<br />
"İsm-i Âzamının mazharı olan Resul-i Ekremine, âl ve ashabına, ihvânına ve ona tâbi olanlara salât ve selâm olsun. Âmin, ey Erhamürrâhimîn." (Sözler, On Altıncı Söz, Arabi dua metni tercümesi)<br />
<br />
"Ey Hayy ve Kayyûm olan! Hayy ve Kayyûm isimlerin hürmetine, bu perişan kalbe bir hayat ver, bu müşevveş akla doğru yolu göster, âmin." (Sözler, On Yedinci Sözün İkinci Makamı, Farisi dua metni tercümesi)<br />
<br />
"Yâ Rab! pişmanım; utanıyorum, sayısız günahımdan ar ediyorum. Zelîlim, istikrarsız yaşamaktan göz yaşı döküyorum. Garibim, kimsesizim, yalnızım, zayıfım, güçsüzüm, sakatım, âcizim, hem ihtiyarım, hem irâdesizim. El-amân diyorum, İlâhî dergâhından yardım istiyorum." (Sözler, On Sekizinci Söz, Farisi dua metni tercümesi)<br />
<br />
"Rahmân-ı Rahîm olan Allah'ın, Furkan-ı Hakîmi Arş-ı Azîmden üzerine indirdiği zât olan Efendimiz Muhammed'e (a.s.m.) ümmetinin iyilikleri adedince milyon salât ve milyon selâm olsun."<br />
<br />
"Risâletini İncil, Tevrat ve Zebûr'un müjdelediği; nübüvvetini doğduğundan hemen önce ve doğumu ânında meydana gelen hârikulâde hallerin, cinnî hâtiflerin, insanlardan evliyâ ve kâhinlerin haber verdiği; işaretiyle ayın ikiye bölündüğü Efendimiz Muhammed'e (a.s.m.) ümmetinin alıp verdiği nefesler sayısınca milyon salât ve milyon selâm olsun."<br />
<br />
"Çağırmasıyla, ağaçların yanına geldiği, duasıyla yağmurun süratle yağdığı, bulutun sıcaktan korumak için başında gölge yaptığı, bir kilelik yiyeceğinden yüzlerce insanın doyduğu, parmakları arasından suyun üç defa Kevser gibi aktığı; Allah'ın kertenkeleyi, ceylanı, kuru hurma direğini, koyun paçasını, deveyi, dağı, taşı ve çakıl taşlarını onun için konuşturduğu; Mi'racın ve 'Göz ne şaştı, ne de başka bir şeye baktı.' (Necm, 53/17) âyetinin sahibi Efendimiz ve şefaatçimiz Muhammed'e, (a.s.m.) Kur'ân'ın ilk indiği andan itibâren kıyâmete kadar her okuyanın okuduğunda hava dalgalarının aynalarında Allah'ın izni ile temessül eden her kelimesindeki her harfi sayısınca salât ve selâm olsun. Bu salâvâtların her birisi hürmetine bizi bağışla, bize merhamet et, Ey İlâhımız! Âmin." (Sözler, On Dokuzuncu Söz, On Üçüncü Reşha, Arabi dua metni tercümesi)<br />
<br />
"Allah’ım! Kur’ân’ı bize, bu risalenin kâtibine ve onun emsali olan zatlara her türlü dert için şifa kıl. Bize ve onlara, hayatımızda ve ölümümüzden sonra Kur’ân ile ünsiyet ettir. Kur’ân’ı bu dünyada bir dost, kabirde bir mûnis, kıyamette bir şefaatçi, sırat üzerinde bir nur, ateşe karşı bir siper ve hicap, Cennette bir refik ve bütün hayırlar için bir yol gösterici ve imam kıl. Bütün bunları bize fazlınla, cûdunla, kereminle ve rahmetinle ihsan et, ey kerem sahiplerinin en kerîmi ve merhametlilerin en merhametlisi olan Rabbimiz. Âmin. Allahım! Furkan-ı Hakîmin kendisine indirildiği zâta ve bütün âl ve ashâbına salât ve selâm et. Âmin, âmin." (Sözler, On Dokuzuncu Söz, On Dördüncü Reşha, Arabi dua metni tercümesi)<br />
<br />
"Allahım! Kur’ân’ın esrarını, sevdiğin ve râzı olduğun şekilde bize tefhim et ve onun hizmetine bizi muvaffak et. Âmin, rahmetinle ey Erhamürrâhimîn. Allahım! Kur’ân-ı Hakîmin kendisine indirildiği zâta ve bütün âl ve ashâbına salât ve selâm olsun." (Sözler, Yirminci Söz, Birinci Makam, Arabi dua metni tercümesi)<br />
<br />
"Allahım! Seyyidimiz, mevlâmız, kulun, nebîn ve resulün olan ümmî peygamber Muhammed’e, âline, ashâbına, zevcelerine, mübarek nesline, sair enbiya ve mürselîne, mukarreb meleklere, evliya ve salih kullarına salâvâtın en üstünü, selâmetin en temizi, bereketlerin en bereketlisiyle, Kur’ân’ın sûreleri, âyetleri, harfleri, kelimeleri, mânâları, işaretleri, remizleri ve delâletleri adedince salât ve selâm et, bereket ihsan et, ikramda bulun. Ey İlâhımız, ey Yaratıcımız, bütün bu salâvatlardan herbiri için bizi bağışla, bize merhamet et, bize iltifat et. Rahmetinle, ey merhamet edenlerin en merhametlisi. Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun. Âmin." (Sözler, Yirminci Söz, İkinci Makam, Arabi dua metni tercümesi)<br />
<br />
"Allahım! 'Namaz dinin direğidir.' buyuran zâta ve bütün âl ve ashâbına salât ve selâm et." (Sözler, Yirmi Birinci Söz, Birinci Makam, Arabi dua metni tercümesi)<br />
<br />
"Allahım! Âlemlere rahmet olarak gönderdiğin zâta ve onun bütün âl ve ashâbına salât ve selâm et. Bize ve onun ümmetine, rahmetinle merhamet et, ey Erhamürrâhimîn. Âmin." (Sözler, Yirmi İkinci Söz, İkinci Makam, Arabi dua metni tercümesi)<br />
<br />
"Allahım! Sırlar semâsının güneşi, nurların mazharı, celâl dairesinin merkezi ve cemâl sahibinin kutbu olan Muhammed’in biricik, lâtif zâtına rahmet et. Allahım! Onun, Senin katındaki sırrı ve Sana olan seyri hürmetine, beni korkularımdan emin kıl, hatalarımı gider, hüznümü ve hırsımı benden gider. Varlığın ve huzurunla beni müşerref kıl. Beni benden kurtarıp kendine al. Kendi varlığımı Sana feda etmekle beni rızıklandır. Beni nefsime düşkün ve hissimle kör eyleme. Herbir gizli sırrı bana aç. Yâ Hayyu yâ Kayyûm, yâ Hayyu yâ Kayyûm, yâ Hayyu yâ Kayyûm! Bana, arkadaşlarıma ve ehl-i iman ve Kur’ân’a merhamet et. Âmin, ey merhametlilerin en merhametlisi ve kerem sahiplerinin en kerîmi olan Allahım!" (Sözler, Yirmi Üçüncü Söz, İkinci Mebhas, Arabi dua metni tercümesi)<br />
<br />
"Yâ Rabbenâ! Bize kuvvet ver ki, yeryüzünün herbir tarafında taifemizin bayrağını dikmekle saltanat-ı rububiyetini lisanımızla ilân edelim. Ve rû-yi arz mescidinin herbir köşesinde Sana ibadet etmek için bize tevfik ver. Ve meşhergâh-ı arzın herbir tarafında Senin Esmâ-i Hüsnânın nakışlarını, Senin bedî ve antika san’atlarını kendi lisanımızla teşhir etmek için bize bir revaç ve seyahate iktidar ver." (Sözler, Yirmi Dördüncü Söz, Dördüncü Dal)<br />
<br />
***<br />
<br />
Allah’ım en efdal, en güzel, en büyük, en zâhir, en tâhir, en hoş, en iyi, en değerli, en azîz, en azîm, en şerefli, en yüksek, en pâk, en mübârek, en latîf salâvâtlarınla; en tam, en çok, en ziyâde, en yüksek, en yüce, en devamlı selâmını bir rahmet, bir rızâ, bir af, bir mağfiret olarak ihsan eyle. Bunlar, cömertlik ve kereminin bağış bulutlardan sağanak halinde artarak devam etsin, iyilik cömertliğinin nefis ve şerefli lütûflarıyla artarak büyüsün, ezeliyetinle mütenâsib olarak, hiç kesilmeden devam etsin, ebediyetine uygun olarak ardı arkası kesilmesin.<br />
<br />
Bütün bunlar, kulun, habîbin, resûlün, yaratıklarının en hayırlısı, açık ve parıldayan nur, zâhir ve kesin bürhan, uçsuz bucaksız deryâ, her tarafı kaplayan ışık, parlak güzellik, üstün şeref, şanlı kemâl olan Efendimiz Muhammed’e olsun. Bu, Senin zâtının azametiyle ona getirdiğin salâvât şeklinde olsun. Aynı şekilde onun âl ve Ashâbına da rahmet et. Bu salâvât hürmetine günahlarımızı bağışla, gönlümüze ferahlık ver, kalplerimizi temizle, ruhlarımıza rahatlık ver, sırlarımızı temizle, fikir ve düşüncelerimizi arındır, sırlarımızdaki bulanıklığı sâfîleştir, hastalıklarımıza şifâ ver, kalplerimize vurulmuş kilitleri apaçık fethinin nuruyla aç. Amin!<br />
<br />
Sözler / Yirmi Beşinci Söz / 408<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Sen aczden ve şerikten münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok ki bize imdat etsin. El-aman, el-aman! Bizi azap ateşinden ve Cehennemden halâs et, kurtar ve bize necat ver . Âmin!<br />
<br />
Sözler / Yirmi Beşinci Söz / 419<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım, Efendimiz Muhammed’e, onun âl ve Sahabîlerine ezelden ebede kadar Allah’ın ilmindeki nesneler sayısınca salât ve selâm eyle. Âmin!<br />
<br />
Sözler / Yirmi Altıncı Söz / 437<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım,<br />
<br />
Güzel isimlerinin tecelliyâtı için câmi’ bir ayna olmasıyla sıfat ve isimlerinin güzelliklerine olan muhabbetinin nurları kendisinde temessül eden; masnuâtının en mükemmel ve en bedîi olması, kemalât-ı sanatının enmûzeci ve mehâsin-i nukuşunun fihristesi bulunmasıyla sanatına olan muhabbetinin şuâları kendisinde temerküz eden; mehâsin-i sanatının en yüksek dellâlı, hüsn-ü nukuşunun ilânı konusunda istihsan edicilerin en yücesi, sanatının kemâlâtını tavsifte en hârika zât olmasıyla kendisinde, sanatının istihsan edilmesine olan rağbet ve muhabbetinin letâifi tezâhür eden; Senin ihsanınla bütün mehâsin-i ahlâkı ve Senin lûtfunla bilcümle latîf vasıfları câmi’ olmasıyla kendisinde mahlûkatının mehâsin-i ahlâkına ve masnuâtının latîf evsâfına olan muhabbet ve istihsanının aksâmı toplanmış bulunan; Kur’ân’ında zikrettiğin ve sevdiğin bütün ihsan sahibi, sabırlı, mü’min, müttakî, tevbekâr ve Sana yönelmiş kimselere; Kur’ân’ında sevdiğin ve Seni sevmekle şereflendirdiğin bütün nev’lere üstün bir misdak ve mikyas olan, öyle ki, Seni sevenlerin imamı, Sence mahbub olanların efendisi ve dostlarının reisi olan zâta ve onun bütün âl ve Ashâb ve ihvânına salât ve selâm eyle. Âmin. Bunu rahmetinle yap, ey merhamet edenlerin en merhametlisi!<br />
<br />
Sözler / Yirmi Yedinci Söz / 449<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım, “Sahabîlerim yıldızlar gibidir. Hangisine uyarsanız yolunuzu bulursunuz” [Keşfü’l-Hafâ, 1:132.] ve “Nesillerin en hayırlısı benim içinde bulunduğum nesildir” [Keşfü’l-Hafâ, 1:396.] diye buyuran Efendimiz Muhammed’e, Onun âl ve Ashâbına salât ve selâm eyle. Âmin!<br />
<br />
Sözler / Yirmi Yedinci Söz / 455<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım, “Sahabîlerime dil uzatmayınız. Biriniz Uhud Dağı kadar altını Allah yolunda harcasa, Sahabîlerimden birinin verdiği bir avuç kadar olmaz” (Allah’ın Resûlü doğru söyledi) [Müslim, Fedâil: 221; Tirmizî, Menâkıb: 58; İbn-i Mâce, Mukaddime: 11; Müsned, 3:11; Buhârî, Fedâilü Ashâbü’n-Nebî: 5.] buyuran Resûlün Muhammed’e salât ve selâm eyle. Âmin!<br />
<br />
Sözler / Yirmi Yedinci Söz / 457<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım! Habîb oluşu ve duâsıyla Cennetin kapılarını açan ve o kapıları ona olan salâvâtlarıyla açmaları için ümmetini desteklediğin Habîbine rahmet eyle. Ona salât ve selâm olsun.<br />
<br />
Allah’ım! O seçkin Habîbinin şefaatiyle bizleri iyilerle birlikte Cennete girdir. Âmin.<br />
<br />
Sözler / Yirmi Sekizinci Söz / 463<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Bunları boş yere yaratmadın, ey Rabbimiz! Seni bütün noksanlardan tenzih ederiz. Sen de bizi Cehennem ateşinin azabından koru. [Âl-i İmrân Sûresi: 191.] Âmin!<br />
<br />
Sözler / Yirmi Sekizinci Söz / 464<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey Rabbimiz! Unutur veya hatâya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesâba çekme. [Bakara Sûresi: 286.]<br />
<br />
Allah’ım, Efendimiz İbrâhim’e rahmet ettiğin gibi, Efendimiz Muhammed’e ve Efendimiz Muhammed’in âline rahmet eyle. Şüphesiz Sen her türlü hamd ve övgüye lâyık Hamîd ve sonsuz büyüklük sahibi Mecîdsin. [Duâ] Âmin!<br />
<br />
Sözler / Yirmi Dokuzuncu Söz / 493<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey Rabbimiz! Bizi doğru yola eriştirdikten sonra kalplerimizi sapıklığa meylettirme. Yüce katından bize bir rahmet bağışla. Muhakkak ki veren Sensin, duâ edip istediklerimizi bize bağışlayan Sensin. [Al-i İmrân Sûresi: 8.]<br />
<br />
Allahım, Efendimiz Muhammed’e, onun âl ve Ashâb ve kardeşlerine Senin için hoşnutluk ve onun için de hakkı edâ olacak bir rahmet ve selâm eyle. Bizi ve dinimizi selâmette kıl. Duâmızı kabul et ey âlemlerin Rabbi! Âmin!<br />
<br />
Sözler / Otuzuncu Söz / 513<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenâb-ı Hak bizleri, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın şefaatına mazhar etsin, Âmin.<br />
<br />
Allah’ım, işaretiyle ayın ikiye bölündüğü, parmaklarından suyun Kevser gibi aktığı, Mi’racın ve “Gözü şaşmadı” [Necm Sûresi: 17] âyetinin sahibi Efendimiz Muhammed’e, Onun bütün âl ve Ashâbına dünyanın evvelinden mahşerin sonuna kadar rahmet eyle.<br />
<br />
Ey Rabbimiz! Bu hizmetimizi kabul buyur. Herşeyi hakkıyla işiten de, herşeyi hakkıyla bilen de ancak Sensin [Bakara Sûresi: 127.]<br />
<br />
Ey Rabbimiz! Unutur veya hatâya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesâba çekme. [Bakara Sûresi: 286.]<br />
<br />
Ey Rabbimiz! Bizi doğru yola eriştirdikten sonra kalplerimizi sapıklığa meylettirme. [Âl-i İmrân Sûresi: 8.]<br />
<br />
Ey Rabbimiz! nurumuzu tamamla ve bizi bağışla. Muhakkak ki Senin her şeye gücün yeter. [Tahrîm Sûresi: 8.]<br />
<br />
Sözler / Otuz Birinci Söz / 536<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ona ve âline yer ve gökler dolusu rahmet ve selâmlar olsun.<br />
<br />
Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Sen herşeyi hakkıyla bilir, her işi hikmetle yaparsın. [Bakara Sûresi: 32.]<br />
<br />
Allah’ım, işaretiyle ayın ikiye bölündüğü Zât hürmetine benim kalbimi ve sâdık Nur Talebelerinin kalplerini Kur’ân güneşi mukabilinde ay gibi yap. Âmin, Âmin.<br />
<br />
Sözler / Otuz Birinci Söz / 540<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım, mahlûkatının çokluğu içerisinde birliğinin kandili, kâinatının sergisinde Vahdâniyetinin dellâlı olan Efendimiz Muhammed’e (a.s.m.), onun bütün âl ve Ashâbına salât ve selâm eyle. [Duâ] Âmin!<br />
<br />
Sözler / Otuz İkinci Söz / 548<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenâb-ı Hak, bizi onlardan yapsın. Peygamberlerin Efendisi hürmetine duâmızı kabul etsin. Âmin!<br />
<br />
Sözler / Otuz İkinci Söz / 572<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım, bize sevgini ve bizi Sana yaklaştıracak şeylerin sevgisini nasip eyle. Âmin!<br />
<br />
Sözler / Otuz İkinci Söz / 584<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Bütün mahlûkatına dünya ve âhirette şefkat ve merhametle ihsanda bulunmasından, onları rızıklandırmasından dolayı Allah’a hamd olsun. [Duâ]<br />
<br />
Sözler / Otuz İkinci Söz / 585<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım! Bizi, dünyada Senin sevgin ve bizi Sana ve Senin emrettiğin gibi istikâmetli olmaya yaklaştıracak şeylerin sevgisiyle, âhirette ise rahmetin ve cemâlini bize göstermeğe rızıklandır. Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Sen herşeyi hakkıyla bilir, her işi hikmetle yaparsın. [Bakara Sûresi: 32.]<br />
<br />
Allah’ım, âlemlere rahmet olarak gönderdiğin Resûlüne, onun bütün âl ve Ashâbına salât ve selâm eyle. Âmin.<br />
<br />
Sözler / Otuz İkinci Söz / 593<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Yâ Rab! Nasıl büyük bir sarayın kapısını çalan bir adam, açılmadığı vakit, o sarayın kapısını, diğer makbul bir zâtın sarayca me’nûs sadâsıyla çalar- tâ ona açılsın; öyle de, bîçare ben dahi Senin dergâh-ı rahmetini, mahbub abdin olan Üveysü’l-Karânî’nin nidâsıyla ve münâcâtıyla şöyle çalıyorum. O dergâhını ona açtığın gibi, rahmetinle bana da aç. Âmin!<br />
<br />
Sözler / Otuz İkinci Söz / 594<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım! Sen benim Rabbimsin, ben ise Senin bir kulunum. • Sen herşeyi yaratan Hâlık’sın, ben ise Senin bir mahlûkunum. • Sen rızık veren Rezzâk’sın, ben ise Senin rızkınla beslenen bir merzûkunum. • Sen mülk sahibi Mâlik’sin, ben ise Senin kölen olan memlüküm. • Sen gerçek izzet sahibi olan Azîz’sin, ben ise âciz ve zelilim. • Sen hazîneleri bitmeyen zenginlik sahibi Ganî’sin, ben ise Senin ihsanına muhtaç fakr-ı mutlak içinde bir fakirim. • Sen gerçek hayat sahibi Hayy’sın; ben ise, Senin hayat verişin olmasa, bir ölüyüm. • Sen varlığı ebedî olan Bâkî’sin, ben ise gelip geçici bir fânîyim. • Sen sonsuz izzet ve şeref sahibi Kerîm’sin, ben ise zillet ve kötülükler içinde bocalayan bir leîmim. • Sen sonsuz ihsan sahibi Muhsin’sin, ben ise günah ve kötülük işleyen bir âsiyim. • Sen günahları bol bol bağışlayan Gafûr’sun, ben ise bir günahkârım. • Sen sonsuz azamet ve büyüklük sahibi Azîm’sin, ben ise küçük ve değersiz bir hakîrim. • Sen gerçek kudret ve kuvvet sahibi Kavî’sin, ben ise sınırsız acz içinde bir zaifim. • Sen bağış ve ihsanı veren Mu’tîsin, ben ise lûtuf ve ikramına muhtaç bir dilenciyim. • Sen her türlü zarar ve korkudan uzak Emîn’sin, ben ise maddî ve mânevî korkular içinde biriyim. • Sen cömertlik sahibi Cevâd’sın, ben ise Senin cömertliğine muhtaç bir miskinim. • Sen kullarının duâlarına cevap veren Mucîb’sin, ben ise ise Sana yalvaran duâcıyım. • Sen şifâ veren Şâfî’sin, ben ise türlü türlü dertlere mübtelâ bir hastayım.<br />
<br />
Öyleyse ise Sen benim günahlarımı affet, hatâlarımı bağışla, hastalıklarıma şifâ ver, ey bütün kemâl sıfatlarla muttasıf olan Allah, ey her şeye bedel, her şeye yeten Kâfi, ey mahlûkatını besleyip büyüten ve mânilerini def ’ eden Rab, ey va’dini mutlaka yerine getiren Vâfi, ey kullarına pek şefkatli olan Rahîm, ey maddî ve mânevî hastalıklara şifa veren Şâfî, ey ikram ve ihsânı bol olan Kerîm, ey belâ ve musîbetleri def ’ edip âfiyet veren Muâfi! Benim bütün günahlarımı bağışla, her türlü hastalığa karşı bana âfiyet ver, beni ebediyen rızâna mazhar eyle.<br />
<br />
Bunu rahmetinle ihsân eyle ey Erhame’r-Râhimîn.<br />
<br />
Onların duâları, “âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun” sözleriyle sona erer. [Yûnus Sûresi: 10.] Âmin!<br />
<br />
Sözler / Otuz İkinci Söz / 595<br />
<br />
* * *<br />
<br />
-Ey Rabbimiz! Unutur veya hatâya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesâba çekme. [Bakara Sûresi: 286.]<br />
<br />
-Ey Rabbimiz! Bizi doğru yola eriştirdikten sonra kalplerimizi sapıklığa meylettirme. [Âl-i İmrân Sûresi: 8.]<br />
<br />
-Ey Rabbimiz! Bu hizmetimizi kabul buyur. Herşeyi hakkıyla işiten de, herşeyi hakkıyla bilen de ancak Sensin. [Bakara Sûresi: 127.]<br />
<br />
-Muhakkak ki tevbeleri çok kabul eden ve çok merhamet eden ancak Sensin. [Bakara Sûresi: 128.] Âmin!<br />
<br />
Sözler / Otuz Üçüncü Söz / 630<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey Rabbimiz! unutur veya hataya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesaba çekme. [Bakara suresi 286] Amin!<br />
<br />
Sözler / Otuz Üçüncü Söz / 630<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım, âlemlere rahmet olarak gönderdiğin zâta, onun âl ve Sahabelerine salât ve selâm eyle. Âmin.<br />
<br />
Sözler / Otuz Üçüncü Söz / 631<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Alemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun . [Yunus suresi 10.Ayetten iktibas]<br />
<br />
Allah’ım, ‘Bizi doğru yola ilet. [Fatiha Suresi .6.] *Kendilerine nimet ve ihsanda bulunduğun peygamberlerin ve onlara tabi onlara tâbi olan salih kullarının yoluna ilet, azabına uğrayanların ve sapıtmış olanların yoluna değil. [Fatiha Suresi :7.] Âmin.<br />
<br />
Sözler / Lemeât / 680<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım, “Bizi doğru yola ilet.” [Fatiha suresi :6.] Âmin.<br />
<br />
Sözler / Lemeât / 684<br />
<br />
* * *<br />
<br />
İsm-i âzâmın hakkına ve Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyânın hürmetine ve Resûl-i Ekrem Aleyhisselâmın şerefine, bu mecmuayı bastıranları ve mübarek yardımcılarını Cennetü’l-Firdevste saadet-i ebediyeye mazhar eyle. Âmîn.<br />
<br />
Ve defter-i hasenâtlarına, Sözler mecmuasının herbir harfine mukabil bin hasene yazdır. Âmin.<br />
<br />
Ve Nurların neşrinde sebat ve devam ve ihlâs ihsân eyle. Âmin.<br />
<br />
Yâ Erhamerrâhimîn! Umum Risâle-i Nur Şâkirdlerini iki cihanda mes’ud eyle. Âmin.<br />
<br />
İnsî ve cinnî şeytanların şerlerinden muhafaza eyle. Âmin. Ve bu âciz ve bîçare Said’in kusurâtını affeyle. Âmin.<br />
<br />
Sözler / Duâ / 686<br />
<br />
MEKTÛBAT<br />
Yâ Rab, garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvânem, alîlem, âcizem, ihtiyarem,<br />
<br />
Bî-ihtiyarem, el-aman-gûyem, afv-cûyem, meded-hâhem, zidergâhet İlâhî! Amin!<br />
<br />
Mektubat / Altıncı Mektup / 29<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Sensin.” [Bakara Sûresi: 2:32.]<br />
<br />
Mektubat / On Sekizinci Mektub / 86<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Ey Rabbimiz! Bizi doğru yola eriştirdikten sonra kalblerimizi sapıklığa meylettirme. Yüce katından bize bir rahmet bağışla. Muhakkak ki veren Sensin, dua edip istediklerimizi bize bağışlayan Sensin.” [ Âl-i İmrân Sûresi: 3:8.] Amin!<br />
<br />
Mektubat / On Sekizinci Mektub / 86<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! Âlemlere rahmet olarak gönderdiğin Efendimize ve bütün âl ve ashabına salât et. Amin!<br />
<br />
Mektubat / On Sekizinci Mektub / 86<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Ey Rabbimiz! Bizi doğru yola eriştirdikten sonra kalplerimizi sapıklığa meylettirme. Yüce katından bize bir rahmet bağışla. Muhakkak ki veren Sensin, dua edip istediklerimizi bize bağışlayan Sensin.” [Âl-i İmrân Sûresi: 3:8.] Amin!<br />
<br />
Mektubat / On Sekizinci Mektub / 88<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! Kâinatın tılsımını bizlere açan Efendimize ve âl ve ashabına, yer ve gökler devam ettikçe, mevcudatın adedince salât ve selâm et. Amin!<br />
<br />
Mektubat / On Sekizinci Mektub / 88<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım, suyun damlaları adedince ona ve âline salât ve selâm et. Amin!<br />
<br />
Mektubat / On Dokuzuncu Mektup / 123<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Yâ Rabbi! Bu benim amcamdır ve babam hükmündedir. Bunlar da onun çocuklarıdır. Ben abâmla onların üzerlerini örttüğüm gibi, sen de onları örterek ateşten koru.” Amin!<br />
<br />
Mektubat / On Dokuzuncu Mektup / 134<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Şimdi git, abdest al. Sonra iki rekât namaz kıl ve de ki:<br />
<br />
“Allah’ım! Hâcetimi sana arz ediyor ve nebiyy-i rahmet olan Peygamberin Muhammed ile Sana teveccüh ediyorum. Yâ Muhammed! Gözümden perdeyi kaldırması için senin Rabbine seninle teveccüh ediyorum. Allahım, onu bana şefaatçi kıl.” [Sahîhü’l-Câmiü’s-Sagîr, hadîs no : 1290] Amin!<br />
<br />
Mektubat / On Dokuzuncu Mektup / 140<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım ona şifa ver. Amin!<br />
<br />
Mektubat / On Dokuzuncu Mektup / 141<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Allahım, onun yerden izini kes.” Amin!<br />
<br />
Mektubat / On Dokuzuncu Mektup / 142<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Yâ Rab, bu Senin habibinin amcasıdır. Onun yüzü hürmetine yağmur ver.”<br />
<br />
“Allahım, İslâmiyeti Ömer ibni’l-Hattâb veya Amr ibni’l-Hişâm (Ebû Cehil) ile aziz eyle.”<br />
<br />
“Allahım! Onu dinde fakîh kıl ve ona tefsir ilmini öğret.”<br />
<br />
“Allahım! Onun malını ve evlâdını çoğalt. Ve ona ihsan ettiğin nimetlere bereket ver.” Amin!<br />
<br />
Mektubat / On Dokuzuncu Mektup / 144<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Allahım, onun duasını kabul eyle.”<br />
<br />
“Allah yüzünü ak etsin. Allahım, onun tenini ve tüyünü mübarek kıl.” Amin!<br />
<br />
Mektubat / On Dokuzuncu Mektup / 145<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Senin ağzın bozulmasın.”<br />
<br />
“Yâ Rab, soğuk ve sıcağın zahmetini ona gösterme.”<br />
<br />
“Açlık elemini ona verme.”<br />
<br />
“Allahım, onu nurlandır.” Amin!<br />
<br />
Mektubat / On Dokuzuncu Mektup / 146<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Yâ Rab! Nasıl mektubumu paraladı; Sen de onu ve onun mülkünü parça parça et.”<br />
<br />
“Yâ Rab! Ona bir itini musallat et.” Amin!<br />
<br />
Mektubat / On Dokuzuncu Mektup / 147<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Allahım, Muhallim’i affetme.”<br />
<br />
Mektubat / On Dokuzuncu Mektup / 148<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Allahım! Dilediğin bir şeyle beni ondan kurtar.” Amin!<br />
<br />
Mektubat / On Dokuzuncu Mektup / 160<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Zebur’da şöyle bir âyet var:<br />
<br />
“Allahım! Fetretten sonra bize Sünneti ihyâ edecek olan zâtı gönder.” Amin! [Yusuf Nebhânî, Hüccetullah ale’l-Âlemîn, 104, 115.]<br />
<br />
Mektubat / On Dokuzuncu Mektup / 165<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! Kur’ân’ı bize dünyada bir dost, kabirde ünsiyetli bir yoldaş, kıyamette bir şefaatçi, sırat üzerinde bir nur, Cehennem ateşine karşı bir siper ve örtü, Cennette bir refik, bütün hayırlara bir delil ve imam kıl.<br />
<br />
Allahım! Kalblerimizi ve kabirlerimizi iman ve Kur’ân nuruyla nurlandır. Üzerine Kur’ân indirilen zâtın-Rahmân-ı Hannân’ın salât ve selâmı onun ve âlinin üzerine olsun-hakkı ve hürmeti için, bize Kur’ân’ın burhanlarını aydınlat. Âmin.<br />
<br />
Mektubat / On Dokuzuncu Mektup / 189<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! Ona ve âline, ümmetinin hasenâtı adedin-ce salât ve selâm et. Amin!<br />
<br />
“Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Sensin.” [Bakara Sûresi: 2:32.]<br />
<br />
Mektubat / On Dokuzuncu Mektup / 192<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Rabbinin nimetini yâd et.” [Duhâ Sûresi: 93:11.] Amin!<br />
<br />
Mektubat / On Dokuzuncu Mektup / 193<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Rahmân-ı Rahîm olan Allah’ın, Furkan-ı Hakîmi Arş-ı Azîmden üzerine indirdiği zât olan Efendimiz Muhammed’e [a.s.m.] ümmetinin iyilikleri adedince milyon salât ve milyon selâm olsun.<br />
<br />
Risâletini İncil, Tevrat ve Zebûr’un müjdelediği; nübüvvetini doğduğundan hemen önce ve doğumu ânında meydana gelen hârikulâde hallerin, cinnî hâtiflerin, insanlardan evliyâ ve kâhinlerin haber verdiği; işaretiyle ayın ikiye bölündüğü Efendimiz Muhammed’e [a.s.m.] ümmetinin alıp verdiği nefesler sayısınca milyon salât ve milyon selâm olsun.<br />
<br />
Çağırmasıyla, ağaçların, yanına geldiği, duâsıyla yağmurun süratle yağdığı, bulutun sıcaktan korumak için başında gölge yaptığı, bir kilelik yiyeceğinden yüzlerce insanın doyduğu, parmakları arasından suyun üç defa Kevser gibi aktığı; Allah’ın kertenkeleyi, ceylanı, kuru hurma direğini, koyun paçasını, deveyi, dağı, taşı ve çakıl taşlarını onun için konuşturduğu; Mi’racın ve, “Göz ne şaştı, ne de başka bir şeye baktı” [Necm Sûresi: 17.] âyetinin sahibi Efendimiz ve şefaatçimiz Muhammed’e, (a.s.m.) ilk indiği andan itibâren Kıyâmete kadar Kur’ân’ın, her okuyanın okuduğunda hava dalgalarının aynalarında Allah’ın izni ile temessül eden her kelimesindeki her harfi sayısınca salât ve selâm olsun. Bu salâvâtların herbirisi hürmetine bizi bağışla, bize merhamet et, ey İlâhımız! Âmin<br />
<br />
Mektubat / On Dokuzuncu Mektup / 199<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! Kur’ân’ı, bizim için, onu yazan ve benzerleri için, her türlü hastalıktan şifâ, bize ve onlara hem dünyada, hem de âhirette dost, dünyada yoldaş, kabirde arkadaş, Kıyâmette şefaatçi, Sırat üzerinde nur, Cehenneme karşı perde ve örtü, Cennette arkadaş ve bütün hayırlara bizi sevk eden rehber ve önder kıl. Bunu fazlın, cömertliğin, keremin ve rahmetinle yap ey merhametlilerin en merhametlisi ve ey bütün cömertlerden daha cömert olan! Duâmızı kabul buyur. Allahım! Kendisine hakla bâtılı ayırt eden Kur’ân-ı Hakîmin indiği zâta, onun bütün âl ve Ashâbına salât ve selâm eyle. Âmin, Âmin.<br />
<br />
Mektubat / On Dokuzuncu Mektup / 202<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ona ve âline yer ve gökler dolusu rahmet ve selâmlar olsun.<br />
<br />
Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Sen herşeyi hakkıyla bilir, her işi hikmetle yaparsın. [Bakara Süresi: 32.]<br />
<br />
Mektubat / On Dokuzuncu Mektup / 206<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Onun adıyla. O her kusurdan münezzehtir. Hiçbir şey yoktur ki Onu hamd ile tesbih etmesin.<br />
<br />
“Allah’tan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. O birdir; Onun hiçbir şeriki yoktur. Mülk Ona ait, hamd Ona mahsustur. Hayatı veren de Odur, ölümü veren de Odur. O, kendisine asla ölüm ârız olmayan Hayy-ı Ezelîdir. Bütün hayır Onun elindedir. O herşeye hakkıyla kadirdir.<br />
<br />
Herşeyin ve herkesin dönüşü de Onadır.” [Buharî, Ezân: 155; Teheccüd: 21; Umre: 12; Cihad: 133; Bed’ü’l-Halk: 11; Mağâzî: 29; Daavât: 18, 52; Rikâk: 11; I’tisâm: 3; Müslim, Zikir: 28, 30, 74, 75, 76; Vitir: 24; Cihad: 158; Edeb: 101; Tirmizî, Mevâkıt: 108; Hac: 104; Daavât: 35, 36; Nesâî, Sehiv: 83-86; Menâsik: 163, 170; Îmân: 12; İbni Mâce, Ticârât: 40; Menâsik: 84; Edeb: 58; Dua: 10, 14, 16; Ebû Dâvud, Menâsik: 56; Dârîmî, Salât: 88, 90; Menâsik: 34; İsti’zân: 53, 57; Muvatta’, Hac: 127, 243; Kur’an: 20, 22; Müsned, 1:47; 2:5; 3:320; 4:4; 5:191; el-Hâkim, el-Müstedrek, 1:538.]<br />
<br />
Mektubat / Yirminci Mektup / 217<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! Ona, âline ve ashabına, Cennetteki ehl-i Cennetin nefesleri sayısınca salât ve selâm et ve bereket ihsan et. Bizi, bu kitabın naşirini, arkadaşlarını, sahibi olan Said’i, anne ve babalarımızı, erkek ve kız kardeşlerimizi, onun sancağı altında saidler olarak haşret; bizi onun şefaatiyle rızıklandır; bizi, onun âl ve ashabıyla beraber, rahmetinle Cennete koy, ey Erhamürrâhimîn. Âmin, Âmin.<br />
<br />
Mektubat / Yirminci Mektub / 244<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Ey Rabbimiz, unutur veya hataya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesaba çekme.” [Bakara Sûresi: 2:286.]<br />
<br />
“Ey Rabbimiz! Bizi doğru yola eriştirdikten sonra kalblerimizi sapıklığa meylettirme. Yüce katından bize bir rahmet bağışla. Muhakkak ki veren Sensin, dua edip istediklerimizi bize bağışlayan Sensin.” [Âl-i İmrân Sû-resi, 3:8.]<br />
<br />
“Ey Rabbim, gönlüme genişlik ver. İşimi kolaylaştır. Dilimdeki tutukluğu çöz-tâ ki sözümü iyice anlasınlar.” [Tâhâ Sûresi: 20:25-28.]<br />
<br />
“Dualarımızı kabul et, ey Rabbimiz. Herşeyi hakkıyla işiten de, herşeyi hakkıyla bilen de ancak Sensin.” [Bakara Sûresi: 2:127.] “Tevbemizi kabul et. Muhakkak ki tevbeleri çok ka-bul eden ve rahmeti herşeyi kuşatan ancak Sensin.” [Bakara Sûresi: 2:128.]<br />
<br />
“Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Sensin.” [Bakara Sûresi: 2:32.] Amin!<br />
<br />
Mektubat / Yirminci Mektub / 245<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! Efendimiz Muhammed’e ve bütün âl ve ashabına, kâinatın zerrâtı adedince salât ve selâm et. Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun.<br />
<br />
Ey Ehad ve Vâhid ve Samed olan, Ey Ondan başka hiçbir ilâh bulunmayan, Ey bir olan ve hiçbir şeriki bulunmayan, Ey bütün mülk Onun olan ve bütün hamd ona mahsus olan, Ey hayatı veren ve ölümü veren, Ey bütün hayır elinde bulunan, Ey herşeye hakkıyla kadir olan, Ey bütün mahlûkatın dönüşü Ona olan Allahım!<br />
<br />
Bu kelimelerin hakkı için, bu risalenin naşirini, arkadaşlarını ve sahibi Said’i kâmil muvahhidlerden ve muhakkik sıddıklardan ve müttakî mü’minlerden eyle. Âmin.<br />
<br />
Allahım! Ehadiyetinin sırrı hürmetine, bu kitabın naşirini tevhidin esrarına bir naşir, kalbini imanın envârına mazhar eyle ve lisanını Kur’ân’ın hakaikiyle intak et. Âmin, Âmin, Âmin.<br />
<br />
Mektubat / Yirminci Mektub / 249<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Onlardan biri veya her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına erişecek olursa, onlara sakın ‘Öf’ bile deme, onları azarlama; onlara güzel söz söyle. Onlara merhamet ve tevazu kanadını ger ve de ki: ‘Ey Rabbim, nasıl onlar beni küçükken besleyip büyüttülerse, Sen de onlara öylece merhamet buyur.’ Sizin içinizde olanı Rabbiniz hakkıyla bilir. Eğer siz salih kimseler olursanız, muhakkak ki O, kendisine yönelenler için çok bağışlayıcıdır.” [İsrâ Sûresi: 17:23-25.]<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Birinci Mektup / 250<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! “Cennet annelerin ayakları altındadır” [Süyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, 3642; el-Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ, 1:335; el-Elbânî, Sahîhu’l-Câmii’s-Sağîr ve Ziyâdetuhu, 1259, 1260] buyuran zâta ve bütün âl ve ashabına salât ve selâm et.<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Birinci Mektub / 252<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! “Mü’minler sağlam bir binanın taşları gibidir; birbirlerine kuvvet verirler.” Ve “Kanaat tükenmez bir hazinedir” [Süyûti, el-Fethü’l-Kebîr, 2:309] buyuran Efendimiz Muhammed’e ve bütün âl ve ashabına salât ve selâm et. Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun. Âmin!<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Ikinci Mektub / 265<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım, bizi ve gıybetini ettiğimiz zâtı mağfiret et. Âmin!<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Ikinci Mektub / 268<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ebedi olarak ve ömür dakikalarının aşireleri ve vücudunun zerreleri sayısınca Allah’ın selam, rahmet ve bereketi üzerinize olsun. Âmin! Allah kabul etsin. Âmin!<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Üçüncü Mektup / 269<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım, Senden kendim ve onun için dünyada ve âhirette af ve âfiyet istiyorum. [en-Nevevî, el-Ezkâr, 74; el-Hâkim, el-Müstedrek, 1:517.]<br />
<br />
“Ey Rabbimiz, bize dünyada da güzellik ver, âhirette de güzellik ver. Ve bizi Cehennem ateşinin azâbından koru.” [Bakara Sûresi: 2:201.] Âmin!<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Üçüncü Mektup / 270<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Müslüman olarak canımı al ve beni salih kullarına kat.” [Yusuf Sûresi: 12:101.]<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Üçüncü Mektup / 273<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Ey Rabbimiz, unutur veya hataya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesaba çekme.” [Bakara Sûresi: 2:286.]<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Dördüncü Mektup / 287<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! Efendimiz Muhammed’e ve âl ve ashabına Senin razı olacağın ve onun lâyık ve müstehak olduğu bir rahmetle salât ve selâm et. Âmin.<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Dördüncü Mektup / 288<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! Efendimiz Muhammed’e, âline ve ashabı-na, ezelden ebede kadar ilm-i İlâhîdeki mevcudatın adedince salât ve selâm et; bize ve dinimize selâmet ver. Âmin.<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Dördüncü Mektup / 292<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenâb-ı Hak bu âdeti ebede kadar devam ettirsin. Ve Süleyman Efendi gibi Mevlid yazanlara Cenâb-ı Hak rahmet etsin, yerlerini Cennetü’l-Firdevs yapsın. Âmin.<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Dördüncü Mektup / 296<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Yâ Rab! Habib-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm hürmetine ve İsm-i Âzam hakkına, şu risaleyi neşredenlerin ve rüfekasının kalblerini envâr-ı imaniyeye mazhar ve kalemlerini esrar-ı Kur’âniyeye naşir eyle ve onlara sırat-ı müstakimde istikamet ver. Âmin.<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Dördüncü Mektup / 297<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! “Benim ve benden evvelki peygamberlerin sözleri içinde en faziletlisi Lâ ilâhe illâllah’tır” buyuran zâta ve âl ve ashabına salât ve selâm et. [Muvatta’, Kur’ân: 32; Hac: 246; el-Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ, 1:153; el-Elbânî, Sahihu’l-Câmii’s-Sağîr, no. 1113] Amin!<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Altıncı Mektup / 321<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! “Mü’minin mü’mine bağlılığı, parçaları birbirini tutan binâ gibidir.” [Buharî, Salât: 88; Edeb: 36; Mezâlim: 5; Müslim, Birr: 65; Tirmizî, Birr: 18; Nesâî, Zekât: 67; Müsned, 4:405, 409.] buyuran zâta ve âl ve ashabına salât ve selâm et. Amin!<br />
<br />
“Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Sensin.” [Bakara Sûresi: 2:32.]<br />
<br />
Ey kavmi içinde Nuh’un duasına icabet eden, ey düşmanlarına karşı İbrahim’e yardım eden, ey Yusuf ’u tekrar Yakub’a kavuşturan, ey Eyyüb’den zararı kaldıran, ey Zekeriya’nın duasına cevap veren, ey Yunus ibni Mettâ’nın tevbesini kabul eden Allahım! Bu müstecap duaların sahiplerinin hürmetine, beni, bu risalenin naşirini ve arkadaşlarını ins ve cin şeytanlarının şerlerinden muhafaza etmeni, düşmanlarımıza karşı bize nusret vermeni, bizi nefislerimize terk etmemeni, sıkıntılarımızı kaldırmanı ve kalblerimizin ve onların kalblerinin hastalıklarına şifa vermeni Senden istiyoruz. Âmin, Âmin, Âmin.<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Yedinci Mektup / 330<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin.” [Bakara Sûresi: 2:32.]<br />
<br />
Allah’ım! Efendimiz Muhammed’e ve onun Âl ve Ashabına Senin rızana ve onun hakkının ödenmesine vesile olacak bir salât ve selâm eyle. Amin!<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Sekizinci Mektup / 342<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım, bizi şükredenlerden eyle-rahmetinle, ey Erhamürrâhimîn. Amin!<br />
<br />
“Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herzeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin.” [Bakara Sûresi: 2:32.]<br />
<br />
Allahım! Şükredenlerin ve hamd edenlerin efendisi olan, Efendimiz Muhammed’e ve bütün Âl ve ashabına salât ve selâm et. Âmin.<br />
<br />
“Onların duaları, ‘Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun’ sözleriyle sona erer.” [Yûnus Sûresi: 10:10.]<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Sekizinci Mektup / 351<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Rabbimin bu ihsanından dolayı Allah’a hamd olsun.<br />
<br />
“Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin.” [Bakara Sûresi: 2:32.]<br />
<br />
Allahım! Efendimiz Muhammed’e ve Âl ve ashabına Senin razı olacağın ve onun lâyık ve müstehak olduğu bir rahmetle ve pek kesretli bir selâmetle salât ve selâm et. Âmin.<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Sekinzinci Mektub / 364<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Ey Rabbimiz, unutur veya hataya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesaba çekme.” [Bakara Sûresi: 2:286.] Amin!<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Sekinzinci Mektub / 368<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Bizi doğru yola ilet-kendilerine nimet ve ihsanda bulunduklarının yoluna ilet.” [Fâtiha Sûresi: 1:6-7.]<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Dokuzuncu Mektub / 384<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! Efendimiz Muhammed’e ve Âl ve ashabına Senin razı olacağın ve onun lâyık ve müstehak olduğu bir rahmetle, Ramazan ayında okunan Kur’ân’ın harfleri adedince salât ve selâm et. Âmin.<br />
<br />
“İzzet sahibi Rabbin, onların yakıştırdıklarından münezzehtir. Bütün peygamberlere selâm olsun. Hamd ise Âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.” [Sâffât Sûresi: 37:180-182.]<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Dokuzuncu Mektub / 393<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey Kur’ân’ı indiren Allahım! Kur’ân’ın hürmetine, Ay ve Güneş dönüp durdukça bize Kur’ân’ın esrarını tefhim et; kendisine Kur’ân’ı indirdiğin zâta ve bütün Âl ve ashabına salât ve selâm et. Âmin.<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Dokuzuncu Mektub / 397<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Elhamdü lillâhi alâ nûri’l-îmâni ve’l-Kur’ân”<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Dokuzuncu Mektub / 400<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım, erkek ve kadın mü’minleri mağfiret et. Amin!<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Dokuzuncu Mektub / 402<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“İzzet sahibi Rabbin, onların yakıştırdıklarından münezzehtir. Bütün peygamberlere selâm olsun. Hamd ise Âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.” [Sâffât Sûresi: 37:180-182.]<br />
<br />
“Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin.” [Bakara Sûresi: 2:32.]<br />
<br />
Allahım! Kadri pek yüce ve makamı pek büyük olan Habibin, Ümmî Peygamber, Efendimiz Muhammed’e ve Âline ve ashabına salât ve selâm et. Âmin.<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Dokuzuncu Mektub / 414<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! Tıpkı Âlemlerde İbrahim’e ve İbrahim’in Âline salât ettiğin gibi, Efendimiz Muhammed’e ve Efendimiz Muhammed’in Âline de salât et. Muhakkak ki Sen her türlü hamd ve övgüye nihayetsiz derecede lâyıksın ve şan ve şerefin her şeyden nihayetsiz derecede yüksektir. Amin!<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Dokuzuncu Mektub / 425<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin.” [Bakara Sûresi: 2:32.]<br />
<br />
Allahım! Tıpkı Âlemlerde İbrahim’e ve İbrahim’in Âline salât ettiğin gibi, Efendimiz Muhammed’e ve Efendimiz Muhammed’in Âline de salât et. Muhakkak ki Sen her türlü hamd ve övgüye nihayetsiz derecede lâyıksın ve şan ve şerefin her şeyden nihayetsiz derecede yüksektir. Amin!<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Dokuzuncu Mektub / 427<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah onları bol hayırlarla mükâfatlandırsın. Amin!<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Dokuzuncu Mektub / 428<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin.” [Bakara Sûresi: 2:32.]<br />
<br />
Allahım! Bütün asırların gavs-ı ekberi ve bütün çağların kutb-u âzamı olan Efendimiz Muhammed’e ve bütün Âl ve ashabına salât ve selâm et-o efendimiz ki, Miracında haşmet-i velâyeti ve makam-ı mahbubiyeti tezahür etmiştir ve bütün velâyetler onun Miracının gölgesinde münderiç bulunmaktadır. Hamd, Âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Amin!<br />
<br />
Mektubat / Yirmi Dokuzuncu Mektub / 441<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Yâ Rab! Beni kurtar, emân ve emniyet ver”<br />
<br />
İsm-i Âzam olan o Esmâ Risâlesinin bereketiyle, beni teşettütten, perişâniyetten hıfzeyle yâ Rabbi!” Amin!<br />
<br />
Mektubat / İşârât-ı Gaybiye Hakkında bir Takriz / 447<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey Rabbimiz! Unutur veya hatâya düşer de bir kusur işlersek bizi onundan dolayı hesâba çekme. [Bakara Sûresi: 286.] Amin!<br />
<br />
Mektubat / İşârât-ı Gaybiye Hakkında bir Takriz / 449<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Her türlü hamd ve övgü, medih ve minnet, Âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Salât ve selâm ise, Efendimiz Muhammed’in ve bütün Âl ve ashabının üzerine olsun. Amin!<br />
<br />
Mektubat / Hakikat Çekirdekleri / 452<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“subhaneke la kudrete lena inneke entel azizülhakim”<br />
<br />
Mektubat / Hakikat Çekirdekleri / 453<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Anne ve babadan biri veya her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına erişecek olursa, onlara sakın”Öf’ bile deme, onları azarlama, onlara güzel söz söyle.<br />
<br />
• Onlara merhamet ve tevâzu kanadını ger ve de ki: “Ey Rabbim, nasıl onlar beni küçükken besleyip büyüttülerse, Sen de onlara öylece merhamet buyur.” [İsrâ Sûresi: 23-24.]<br />
<br />
Mektubat / Fihristesi Mektubat / 484<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Benim canımı Müslüman olarak al ve beni sâlihlere kat. [Yusuf Sûresi: 101.] Amin!<br />
<br />
Mektubat / Fihristesi Mektubat / 486<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.<br />
<br />
• Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet, Âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.<br />
<br />
• O Rahmân’dır; rahmeti bütün varlıkları kuşatır ve bütün yaratıklarının her türlü rızkını merhametle yetiştirir. O Rahim’dir yaratıklarına karşı pek şefkatli ve merhametlidir<br />
<br />
• O hesap gününün sahibidir.<br />
<br />
• Ancak Sana kulluk eder, ancak Senden yardım isteriz.<br />
<br />
• Bizi doğru yola ilet.<br />
<br />
• Kendilerine nîmet ve ihsanda bulunduğun peygamberlerinin ve onlara tâbî olan sâlih kullarının yoluna ilet azâbına uğrayanların ve sapıtmış olanların yoluna değil.<br />
<br />
Mektubat / Fihristesi Mektubat / 496<br />
<br />
* * *<br />
<br />
İsm-i Âzamın hakkına ve Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyânın hürmetine ve Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmınşerefıne, bu Mektûbât’ı bastıranları ve mübârek yardımcılarını ve Risâle-i Nur talebelerini Cennetü’l-Firdevste saadet-i ebediyeye mazhâr eyle. Âmin. Ve hizmet-i îmâniye ve Kur’âniyede dâimâ muvaffak eyle. Âmin. Ve defter-i hasenâtlarına, Mektûbât mecmuasının her bir harf ne mukâbil bin hasene yazdır. Âmin. Ve Nurların neşrinde sebat ve devam ve ihlâs ihsan eyle. Âmin.<br />
<br />
Yâ Erhame’r-Râhimîn! Umum Risâle-i Nur şâkirtlerini iki cihanda mesud eyle. Âmin. İnsî ve cinnî şeytanların şerlerinden muhâfaza eyle. Âmin. Ve bu âciz ve bîçâre Said’in kusurâtını affeyle! Âmin.<br />
<br />
Mektubat / Dua / 505<br />
<br />
LEM’ALAR<br />
Allahım! Tıpkı İbrahim’e ve İbrahim’in âline salât ettiğin gibi, Efendimiz Muhammed’e ve Efendimiz Muhammed’in âline de salât et. Muhakkak ki Sen her türlü hamd ve övgüye nihayetsiz derecede lâyıksın ve şan ve şerefin herşeyden nihayetsiz derecede yüksektir. Amin!<br />
<br />
Lemalar / Dördüncü Lem´a / 27<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Ey Rabbimiz, unutur veya hataya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesaba çekme.” [Bakara Sûresi: 2:286.] Amin!<br />
<br />
Lemalar / Yedinci Lem´a / 41<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Ey Rabbimiz, unutur veya hataya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesaba çekme.” [Bakara Sûresi: 2:286.] Amin!<br />
<br />
Lemalar / Yedinci Lem´a / 45<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey Rabbimiz! Unutur veya hatâya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesaba çekme. [Bakara Sûresi: 2:286.] Âmin!<br />
<br />
Lemalar / Sekizinci Lem´a / 146<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım! Bize hakkı hak olarak göster ve ona ittiba etmekle bizi rızıklandır. Âmin!<br />
<br />
Lemalar / Dokuzuncu Lem’a / 364<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım, bizi Sünnet-i Seniyyenin ittibâıyla rızıklandır.<br />
<br />
“Ey Rabbimiz! Biz indirdiğin kitaba inandık ve peygambere uyduk. Sen de bizi, Senin birliğine ve peygamberinin doğruluğuna şahitlik edenlerle beraber yaz.” (Âl-i İmrân Sûresi: 3:53.] Âmin!<br />
<br />
Lemalar / On Birinci Lem´a / 61<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! “Şüphesiz sen pek büyük bir ahlâk üzeresin” sırrına mazhar olarak en üstün meziyetleri kendisinde toplayan ve “Ümmetimin fesadı zamanında benim sünnetime yapışana yüz şehid ecri vardır” buyuran zâta salât et. Âmin!<br />
<br />
Lemalar / On Birinci Lem´a / 65<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! Risalet semâsının güneşi ve nübüvvet feleğinin ayı olan zât ile, doğru yola erişenlerin hidayet yıldızları olan âl ve ashabına salât et.<br />
<br />
Ey göklerin ve yerin Rabbi olan Allahım!<br />
<br />
Bu risalenin kâtibi ile arkadaşlarının kalblerini Kur’ân hakikatlerinin yıldızlarıyla süslendir. Âmin.<br />
<br />
Lemalar / On İkinci Lem´a / 73<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“De ki: Ey Rabbim, şeytanların vesveselerinden Sana sığınırım. Onların yanımda bulunmalarından da, yâ Rabbi, Sana sığınırım.” [Mü’minûn Sûresi: 23:97-98.]<br />
<br />
Lemalar / On Üçüncü Lem´a / 74<br />
<br />
* * *<br />
<br />
De ki: Sığınırım insanların Rabbine, insanların Mâlikine, insanların İlâhına. İnsanların kalbine sinsice vesvese verenin şerrinden. Cinden ve insanlardan olan şeytanların şerrinden. [Nâs Sûresi: 114:1-6.]<br />
<br />
De ki: Ey Rabbim, şeytanların vesveselerinden Sana sığınırım. Onların yanımda bulunmalarından da, yâ Rabbi, Sana sığınırım. [Mü’minûn Sûresi: 23:97-98.] Âmin!<br />
<br />
Lemalar / On Üçüncü Lem´a / 92<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Ey Rabbimiz, unutur veya hataya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesaba çekme.” (Bakara Sûresi: 2:286.] Âmin!<br />
<br />
Lemalar / On Dördüncü Lem´a / 96<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! Efendimiz Muhammed’e, onun (:::) ve tahir ve ebrar olan âline ve mücahid ve ikrama mazhar ve ahyar olan ashabına salât et. Âmin.<br />
<br />
Lemalar / On Dördüncü Lem´a / 97<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey Rahmân ve Rahîm olan Allahım! “Bismillâhirrahmânirrahîm”in hakkı için, rahîmiyetine yaraşır şekilde bize merhamet et ve Rahmâniyetine yaraşır şekilde, bize “Bismillâhirrahmânirrahîm”in sırlarını anlamayı temin et. Âmin!<br />
<br />
Lemalar / On Dördüncü Lem´a / 104<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! “Bismillâhirrahmânirrahîm”in hakkı için, âlemlere rahmet olarak gönderdiği zâta ve bütün âl ve ashabına, Senin rahmetine ve onun hürmetine yaraşır bir şekilde salât ve selâm et. Bize de, Senden gayrı, Senin mahlûkatından hiç kimsenin merhametine muhtaç olmayacağımız bir rahmetle merhamet et. Âmin!<br />
<br />
Lemalar / On Dördüncü Lem´a / 105<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Allah’ım, mü’min erkekleri ve mü’min kadınları bağışla.” Âmin!<br />
<br />
Lemalar / On Yedinci Lem’a / 123<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah bizi de, sizi de sırat-ı müstakime eriştirsin. Âmin!<br />
<br />
Lemalar / On Yedinci Lem’a / 124<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey Rabb-i Rahîmim ve ey Hâlık-ı Kerîmim!<br />
<br />
Ben şimdiden görüyorum ki, yakın bir zamanda, ben kefenimi giydim, tabutuma bindim, dostlarımla veda eyledim. Kabrime teveccüh edip giderken, Senin dergâh-ı rahmetinde, cenazemin lisan-ı haliyle, ruhumun lisan-ı kâliyle bağırarak derim: “El-aman, elaman! Ya Hannân! Yâ Mennân! Beni günahlarımın hacâletinden kurtar!”<br />
<br />
“El-aman, el-aman! Yâ Hannân! Yâ Mennân! Beni günahlarımın ağır yüklerinden halâs eyle!” Âmin!<br />
<br />
Lemalar / On Yedinci Lem’a / 133<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“El-aman, el-aman! Ya Rahmân! Yâ Hannân! Yâ Mennân! Yâ Deyyân! Beni çirkin günahlarımın arkadaşlıklarından kurtar! Yerimi genişlettir!<br />
<br />
İlâhî, Senin rahmetin melceimdir ve Rahmeten li’l-Âlemîn olan Habibin, Senin rahmetine yetişmek için vesilemdir. Senden şekvâ değil, belki nefsimi ve halimi Sana şekvâ ediyorum.<br />
<br />
“Ey Hâlık-ı Kerîmim ve ey Rabb-i Rahîmim!<br />
<br />
Senin Said ismindeki mahlûkun ve masnuun ve abdin, hem âsi, hem âciz, hem gafil, hem cahil, hem alîl, hem zelîl, hem müsi’, hem müsin, hem şakî, hem seyyidinden kaçmış bir köle olduğu halde, kırk sene sonra nedamet edip Senin dergâhına avdet etmek istiyor. Senin rahmetine iltica ediyor. Hadsiz günah ve hatîatlarını itiraf ediyor. Evham ve türlü türlü illetlerle müptelâ olmuş, Sana tazarru ve niyaz eder.<br />
<br />
Eğer kemal-i rahmetinle onu kabul etsen, mağfiret edip rahmet etsen, zaten o Senin şânındır. Çünkü Erhamürrâhimînsin. Eğer kabul etmezsen, Senin kapından başka hangi kapıya gideyim? Hangi kapı var? Senden başka Rab yok ki dergâhına gidilsin. Senden başka hak mâbud yoktur ki ona iltica edilsin.” Âmin!<br />
<br />
Lemalar / On Yedinci Lem’a / 134<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! İhlâs Sûresinin hakkı için, bizi ihlâs sahibi olan ve ihlâsa eriştirilen kullarından eyle. Âmin, Âmin.<br />
<br />
Lemalar / Yirmi Birinci Lem’a / 170<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“De ki: Ey Rabbim, şeytanların vesveselerinden Sana sığınırım. Onların yanımda bulunmalarından da, yâ Rabbi, Sana sığınırım.” [Mü’minûn Sûresi: 23:97-98.]<br />
<br />
Ey muhafaza edici olan ve koruyucuların en hayırlısı olan Allahım! Beni ve arkadaşlarımı nefsin ve şeytanın şerrinden, insanların ve cinlerin şerrinden, ehl-i dalâlet ve tuğyanın şerrinden muhafaza et. Âmin, Âmin, Âmin.<br />
<br />
Lemalar / Yirmi İkinci Lem´a / 179<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenâb-ı Hak sizlere şifa versin, hastalıklarınızı keffâretü’z-zünub yapsın. Âmin, Âmin, Âmin.<br />
<br />
Allahım! Kalblerin derman ve devâsı, bedenlerin âfiyet ve şifası, gözlerin nur ve ziyası olan Efendimiz Muhammed’e ve âl ve ashabına salât ve selâm et. Âmin!<br />
<br />
Lemalar / Yirmi Beşinci Lem´a / 221<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Onlardan biri veya her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına erişecek olursa, onlara sakın ‘Öf’ bile deme, onları azarlama; onlara güzel söz söyle. Onlara merhamet ve tevazu kanadını ger ve de ki: ‘Ey Rabbim, nasıl onlar beni küçükken besleyip büyüttülerse, Sen de onlara öylece merhamet buyur.’” [İsrâ Sûresi: 17:23-24.] Âmin!<br />
<br />
Lemalar / Yirmi Altıncı Lem´a / 236<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Yâ Rabbi, onları ıslah eyle” Âmin!<br />
<br />
Lemalar / Yirmi Altıncı Lem´a / 258<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey bütün dirilerden önce var olan gerçek hayat sahibi,<br />
<br />
• Ey bütün dirilerden sonra baki kalacak gerçek hayat sahibi,<br />
<br />
Ey hiçbir şeyin Kendisine benzemediği gerçek hayat sahibi,<br />
<br />
• Ey hiçbir dirinin misli gibi olmadığı gerçek hayat sahibi,<br />
<br />
Ey hiçbir diriye muhtaç olmayan gerçek hayat sahibi,<br />
<br />
• Ey hiçbir dirinin Kendisine ortak olmadığı gerçek hayat sahibi,<br />
<br />
Ey bütün dirileri ölüme mazhar eden gerçek hayat sahibi,<br />
<br />
• Ey bütün dirileri rızıklandıran gerçek hayat sahibi,<br />
<br />
Ey ölüleri dirilten gerçek hayat sahibi,<br />
<br />
• Ey hiç ölmeyecek olan gerçek hayat sahibi, Sen bütün kusur ve noksan sıfatlardan münezzehsin,<br />
<br />
Senden başka ilah yok ki bize imdat etsin. Emân ver bize, emân diliyoruz. Bizi Cehennemden kurtar. Amin. [Cevşen’ül-Kebîr, 69. bend.]<br />
<br />
Lemalar / Otuzuncu Lem´a / 332<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ona, Onun Al ve Ashabına ümmetinin iyilikleri sayısınca salât ve selâm olsun! Yâ Allah, yâ Rahman, yâ Rahim! Sen Ferd’sin, Hayy’sın, Kayyûm’sun, Hakem’sin, Adl’sin, Kuddüs’sün; Furkan-ı Hakîmin ve Habîb-i Ekremin hürmetine ve İsm-i Âzamın hakkı için Senden niyaz ediyoruz ki, bizi nefis ve şeytanın şerrinden, cin ve insanların şerrinden muhâfaza eyle! Âmin!<br />
<br />
Lemalar / Otuzuncu Lem´a / 348<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Yâ Rabbî ve yâ Rabbe’s-Semâvâti ve’l-Arâdîn! Yâ Hâlıkî ve yâ Hâlık-ı Küll-i Şey!<br />
<br />
Gökleri yıldızlarıyla, zemini müştemilâtıyla ve bütün mahlûkâtı bütün keyfiyâtıyla teshîr eden kudretinin ve irâdetinin ve hikmetinin ve hâkimiyetinin ve rahmetinin hakkı için, nefsimi bana musahhar eyle! Ve matlûbumu bana musahhar kıl!<br />
<br />
Kur’ân’a ve îmâna hizmet için, insanların kalblerini Risâle-i Nur’a musahhar yap! Ve bana ve ihvânıma, îmân-ı kâmil ve hüsn-ü hâtime ver!<br />
<br />
Hazret-i Mûsâ Aleyhisselâma denizi ve Hazret-i İbrâhim Aleyhisselâma ateşi ve Hazret-i Dâvud Aleyhisselâma dağı, demiri ve Hazret-i Süleyman Aleyhisselâma cinni ve insi ve Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâma şems ve kameri teshîr ettiğin gibi, Risâle-i Nur’ a kalbleri ve akılları musahhar kıl!<br />
<br />
Ve beni ve Risâle-i Nur talebelerini, nefis ve şeytanın şerrinden ve kabir azâbından ve Cehennem ateşinden muhâfaza eyle ve Cennetü’l- Firdevste mesut kıl! Âmin, Âmin, Âmin!<br />
<br />
Lemalar / Münâcat / 363<br />
<br />
* * *<br />
<br />
De ki: “Ey Rabbim, şeytanların vesveselerinden Sana sığınırım.<br />
<br />
• Onların yanımda bulunmalarından da, yâ Rabbi, Sana sığınırım. [Mü’minûn Sûresi: 97-98.] Âmin!<br />
<br />
Lemalar / Fihrist / 373<br />
<br />
* * *<br />
<br />
İsm-i Âzamın hakkına ve Kur’ân-ı Mu’cızü’l-Beyânın hürmetine ve Resul-ı Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın, şerefine, Lem’alar mecmuasını bastıranları ve mübârek yardımcılarını ve Risâle-i Nur talebelerini Cennetü’l-Firdevste saâdet-i ebediyeye mazhar eyle! Âmin. Ve hizmet-i îmâniye ve Kur’âniyede dâimâ muvaffak eyle. Âmin. Ve defter-i hasenatlarına, Lem’alar mecmuasının herbir harfine mukâbil bin hasene yazdır! Âmin. Ve Nurların neşrinde sebat ve devam ve ihlâs ihsan eyle! Âmin.<br />
<br />
Yâ Erhame’r-Râhımîn! Umum Risâle-i Nur, şâkirdlerini iki cihanda mes’ud eyle! Âmin. İnsî ve cinnî, şeytanların şerlerinden muhâfaza eyle! Âmin. Ve bu âciz ve bîçâre Said’in kusûrâtını affeyle! Âmin.<br />
<br />
Lemalar / Dua / 427<br />
<br />
ŞUALAR<br />
Allah’ım, Efendimiz Muhammed’e (a.s.m.) ve Efendimiz Muhammed’in (a.s.m.) âline, bütün hastalıklar ve ilaçlar adedince salât eyle ve onu ve âlini çok çok mübarek kıl ve selâm et. Amin!<br />
<br />
Şualar /İkinci Şuâ / 13<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, kadere ve hayrın da, şerrin de Allah Teâlâdan geldiğine, ölümden sonra dirilişin hak olduğuna İmân ettim. Şehadet ederim ki Allah’tan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Yine şehadet ederim ki, Muhammed (Allah ona, âline, ashabına ihvânına salât ve selâm etsin, Âmin!) Allah’ın resulüdür.<br />
<br />
Şualar /İkinci Şuâ / 40<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım, Göklerde dönen hiçbir yıldız ve hareket eden hiçbir seyyare, cevv-i semâda hiçbir tesbih edici bulut ve şimşek ve gök gürültüsü, yeryüzünü dolduran hayvanattan ve acaib-i masnuattan hiçbir fert, denizlerde hiçbir katre, balıklarından ve garaib-i mahlûkatından hiçbirisi, dağlarda hiçbir taş, hiçbir nebat ve iddihar edilmiş madeniyattan hiçbirisi, ağaçlarda hiçbir yaprak ve hiçbir müzeyyen çiçek ve meyve, hayvanatın cisimlerinde âlât ve muntazam cihazattan hiçbirisi, kalblerde hiçbir hatarat ve ilhamat ve münevver itikadat yoktur ki, külliyen Senin vücub-u vücuduna ve vahdâniyetine şahitler olmasın.<br />
<br />
Yerleri ve gökleri teshir eden kudretinin hakkı için, nefsimi bana musahhar eyle ve matlubumu bana musahhar kıl. Kur’ân’a ve imana ve Risale-i Nur’a hizmet için, kullarının kalblerini ve ulvî ve süflî bütün ruhlu mahlûkatının kalplerini bana musahhar et, yâ Semî’, yâ Karîb, yâ Mücîbe’d-Daavât!<br />
<br />
Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Amin!<br />
<br />
Şualar /İkinci Şuâ / 42<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey su ile her şeyi canlandıran Zât-ı Akdes, Seni her türlü noksanlıktan tenzih ederim.<br />
<br />
Şualar /Üçüncü Şuâ / 54<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Yâ Rabbî ve yâ Rabbe’s-Semâvâti ve’l-Aradîn, yâ Halıkî ve yâ Halık-ı Külli Şey,<br />
<br />
Gökleri yıldızlarıyla, zemini müştemilâtıyla ve bütün mahlukatı bütün keyfiyatıyla teshir eden kudretinin ve iradetinin ve hikmetinin ve hâkimiyetinin ve rahmetinin hakkı için, nefsimi bana musahhar eyle ve matlubumu bana musahhar kıl. Kur’ân’a ve imana hizmet için, insanların kalplerini Risale-i Nur’a musahhar yap. Ve bana ve ihvanıma iman-ı kâmil ve hüsn-ü hâtime ver. Hazret-i Mûsa Aleyhisselâma denizi ve Hazret-i İbrahim’e Aleyhisselâma ateşi ve Hazret-i Dâvud Aleyhisselâma dağı, demiri ve Hazret-i Süleyman Aleyhisselâma cinni ve insi ve Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâma şems ve kameri teshir ettiğin gibi, Risale-i Nur’a kalpleri ve akılları musahhar kıl.<br />
<br />
Ve beni ve Risale-i Nur Talebelerini nefis ve şeytanın şerrinden ve kabir azabından ve cehennem ateşinden muhafaza eyle ve Cennetü’l-Firdevste mesut kıl. Âmin, Âmin, Âmin.<br />
<br />
Şualar /Üçüncü Şuâ / 57<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey Rabbimiz! Unutur veya hataya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesaba çekme. [Bakara Sûresi: 286.] Amin!<br />
<br />
Şualar /Dördüncü Şuâ / 75<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım, İbrahim’e (a.s.) ve İbrahim’in (a.s.) nesline rahmet ettiğin gibi, Muhammed’e (a.s.m.) ve Muhammed’in (a.s.m.) nesline de rahmet et.” [Buhari, Enbiyâ: 10.] Amin!<br />
<br />
Şualar /Altıncı Şuâ / 88<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey mülkünden başka memleket bulunmayan Zât,<br />
<br />
Ey kullarının senâlarıyla Onu övmekte âciz kaldıkları Zât,<br />
<br />
Ey mahlûkatı Onun yüceliğini vasfedemeyen Zât,<br />
<br />
Ey künhüne vehimler bile yetişemeyen Zât, [bu cümle Cevşen’in 54. ukdesinde yer almaktadır.]<br />
<br />
Ey kemâli gözle idrak edilemeyen Zât,<br />
<br />
Ey sıfât-ı kudsiyesine fehimler ulaşamayan Zât,<br />
<br />
Ey kibriyâsına fikirler erişemeyen Zât,<br />
<br />
Ey evsâf-ı cemâliyesini insanların vasfedemediği Zât,<br />
<br />
Ey hüküm ve kazâsı kullar tarafından geri çevrilemeyen Zât,<br />
<br />
Ey herbir şeyde âyetleri zâhir olan Zât,<br />
<br />
Sen aczden ve şerikten münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok ki bize imdad etsin. El-aman, el-aman! Bizi azap ateşinden ve Cehennemden kurtar. Amin!<br />
<br />
Şualar /Yedinci Şuâ / 97<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Yâ Rabbi! Bismillâhirrahmânirrahîm hakkı için, yâ Allah, yâ Rahmân, yâ Rahîm!<br />
<br />
Efendimiz Muhammed’e ve onun bütün âline ve ashabına, bütün Risale-i Nur hurufatının adedince, bu adedin dünya ve âhiretteki bütün ömrümüzün dakikalarının âşireleriyle darbı adedince, bütün bu adetlerin de benim ömrüm müddetince zerrât-ı vücudumun sayısıyla darbı adedince salât ve selâm et. Beni, Risale-i Nur’un neşrinde bana yardım edenleri, bu risalenin kâtibini, atalarımızı, üstadlarımızı, şeyhlerimizi, kız ve erkek kardeşlerimizi, Risale-i Nur’un sadık talebelerini ve bilhassa bu risaleyi yazan ve istinsah edenleri, bu salâvatlardan herbiri için bir sadaka ile mağfiret et, rahmetinle ey Erhamürrâhimîn! Âmin.<br />
<br />
Şualar /Yedinci Şuâ / 161<br />
<br />
* * *<br />
<br />
"Yâ Rab! Bunların ders ve talimlerinin hakkı ve hürmeti için bize ve Risale-i Nur talebelerine iman-ı ekmel ve hüsn-ü hâtime ver. Ve bizleri onların şefaatlerine mazhar eyle. Âmin." (Şualar, Dokuzuncu Şuâ)<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Evet ya Rabbenâ! İstediğini ver; biz de onun istediğini istiyoruz”<br />
<br />
Şualar /On Birinci Şuâ / 193<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Göklerin ve yerin yaratılışını tefekkür ederler. ‘Bunları boş yere yaratmadın, ey Rabbimiz,’ derler. ‘Seni bütün noksanlardan tenzih ederiz. Sen de bizi Cehennem ateşinin azâbından koru. [Âl-i İmran Sûresi: 3:191.]<br />
<br />
Cehennem azâbını bizden uzaklaştır. Onun azâbı dâimî bir helâktır. Gerçekten de orası ne kötü bir durak, ne kötü bir konaktır! [Furkan Sûresi: 25:64-65.]<br />
<br />
Bizi cehennemden kurtar, Bizi cehennemden koru, Bizi cehennemden muhafaza eyle [cevşenü’l-kebir] Amin!<br />
<br />
Şualar /On Birinci Şuâ / 209<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Sen aczden ve şerikten münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok ki bize imdat etsin. El-aman, el-aman! Bizi azap ateşinden ve Cehennemden halâs et, kurtar ve bize necat ver . Amin!<br />
<br />
Şualar /On Birinci Şuâ / 221<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Yâ Rabbi! Cebrail, Mikâil, İsrafil, Azrail hürmetlerine ve şefaatlerine, beni cin ve insin şerlerinden muhafaza eyle!” Amin!<br />
<br />
Şualar /On Birinci Şuâ / 231<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Deki: Sığınırım sabahın Rabbine.<br />
<br />
Yarattığı şeylerin şerrinden.<br />
<br />
Karanlığı çöktüğünde gecenin şerrinden.<br />
<br />
Düğümlere üfleyen büyücülerin şerrinden.<br />
<br />
Haset ettiğinde hasetçinin şerrinden. [Felâk Sûresi: 113:1-5.]<br />
<br />
Şualar /On Birinci Şuâ / 238<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenâb-ı Erhamürrâhimîn, onların emsallerini çoğaltsın, bu vatana medar-ı şeref ve saadet yapsın ve onları da Cennetü’l-Firdevsde saadet-i ebediyeye mazhar eylesin. Âmin.<br />
<br />
Şualar /On Üçüncü Şuâ / 263<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Bizi kurtar. Bize merhamet et. Bizi muhafaza et. Amin!<br />
<br />
Şualar /On Üçüncü Şuâ / 264<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Yâ Rab aman ver!”<br />
<br />
Ey Rabbimiz! Unutur veya hatâya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesaba çekme. [Bakara Sûresi: 2:286.] Amin!<br />
<br />
Şualar /On Üçüncü Şuâ / 265<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey Rabbimiz, Nûrumuzu tamamla ve bizi bağışla. [Tahrîm Sûresi: 66:8.]<br />
<br />
Bizi Bağışla. [Tahrîm Sûresi: 66:8.] Amin!<br />
<br />
Şualar /On Üçüncü Şuâ / 271<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenâb-ı Hak onları muvaffak ve başkalara da hüsn-ü misâl eylesin. Âmin.<br />
<br />
Şualar /On Üçüncü Şuâ / 276<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenâb-ı Hak sizlerden ebediyen razı olsun. Âmin.<br />
<br />
Şualar /On Üçüncü Şuâ / 281<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenâb-ı Hak bize ve Risale-i Nur’a taarruz edenlerin kalblerine iman, başlarına hakikati görecek akıl ihsan etsin. Bizi bu zindanlardan, onları da felâketlerden kurtarsın. Amin.<br />
<br />
Şualar /On Üçüncü Şuâ / 288<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Bizi bağışla. Muvaffak et. Amin!<br />
<br />
Şualar /On Üçüncü Şuâ / 290<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenâb-ı Erhamürrâhimîn, Risale-i Nur’un bütün yazılan ve okunan harfleri adedince defter-i a’mâline hasenat yazdırsın. Âmin. Ve onların sayısınca onun ruhuna rahmetler yağdırsın. Âmin. Ve kabrindeKur’ân’ı, Risale-i Nur’u ona şirin ve enis arkadaş eylesin. Âmin. Ve Nur fabrikasına onun yerine on kahramanı ihsan edip çalıştırsın. Âmin, Âmin, Âmin.<br />
<br />
“Yâ Rabbî! Bunları kıyamete kadar Risale-i Nur kisvesinde hakaik-i imaniye ve esrar-ı Kur’âniye ile kemÂl-i ferah ve sevinçle meşgul eyle. Âmin. İnşaallah.”<br />
<br />
Şualar /On Üçüncü Şuâ / 291<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, bize ve Risale-i Nur’a taarruz edenlerin kalblerine İmân ve başlarına hakikati görecek akıl ve göz ihsan etsin; bizi bu zindanlardan, onları da bu felâketlerden kurtarsın. Amin.<br />
<br />
Şualar /On Üçüncü Şuâ / 301<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Şeytanın ve siyasetin şerrinden Allah’a sığınırım.<br />
<br />
Şualar /On Dördüncü Şuâ / 324<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenâb-ı Erhamürrâhimîn o mecmuaların herbir harfine mukabil onların defter-i hasenatlarına bin hasene yazdırsın. Âmin, Âmin, Âmin.<br />
<br />
Şualar /On Dördüncü Şuâ / 419<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Eyvah, eyvah! El’aman, el’aman! Yâ Erhamerrâhimîn, medet! Bizi muhafaza eyle. Bizi cin ve insî şeytanların şerrinden kurtar. Kardeşlerimin kalblerini birbirine tam sadakat ve muhabbet ve uhuvvet ve şefkatle doldur” Amin!<br />
<br />
Şualar /On Dördüncü Şuâ / 428<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ın selâmı, rahmeti ve bereketi daima sonsuza kadar üzerinize olsun. Allah her iki dünyada da selâmet ihsan etsin. Amin!<br />
<br />
Şualar /On Dördüncü Şuâ / 434<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenâb-ı Hak bu Ramazan-ı Şerifin Leyle-i Kadrini umumunuza bin aydan hayırlı eylesin, Âmin. Ve seksen sene bir ömr-ü makbul hükmünde hakkınızda kabul eylesin, Âmin.<br />
<br />
Şualar /On Dördüncü Şuâ / 436<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey Rabbimiz! Bizden evvelkilere yüklediğin gibi bize de ağır vazifeler ve musibetler verme.” [Bakara Sûresi: 2:286.] Amin!<br />
<br />
Şualar /Beşinci Şuâ / 511<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ya Rab! ÂyetüI-Kübra hürmetine beni kurtar, eman ve emniyet ver. [Celcelütiye] Amin!<br />
<br />
Şualar /On Beşinci Şuâ / 517<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Bizi [doğru yola] ilet. [Fatiha Sûresi: 6.] Amin!<br />
<br />
Şualar /On Beşinci Şuâ / 530<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Duamızı kabul buyur. Amin!<br />
<br />
Şualar /On Beşinci Şuâ / 535<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ya Erhamerrahimin, bu Resul-i Ekremin (a.s.m.) hürmetine, bizi, onun şefaatine mazhar ve sünnetinin ittibaına muvaffak ve dar-ı saadette onun Al ve Ashabına komşu eyle! Amin, amin, amin.<br />
<br />
Allah’ım, okunan ve yazılan Kur’an’ın harfleri adedince ona, Aline ve Ashabına salat ve selam eyle. Amin.<br />
<br />
Şualar /On Beşinci Şuâ / 548<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım, alemlere rahmet olarak gönderdiği zata salat ve selam eyle. Hamd Alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.<br />
<br />
Şualar /On Beşinci Şuâ / 576<br />
<br />
* * *<br />
<br />
O gün Allah’ın, peygamberin maiyetinde bulunan müminleri utandırmayacağı gündür. O gün onların nûru önlerinden ve sağlarından koşarak Cennete yol gösterirken, onlar da ‘Ey Rabbimiz,’ derler. ‘Nûrumuzu tamamla ve bizi bağışla. [Tahrîm Sûresi: 66:8.] Amin!<br />
<br />
Şualar /Birinci Şuâ / 607<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Yâ Rab, bu müthiş rüyayı hayra tebdil eyle” Amin!<br />
<br />
Şualar /Birinci Şuâ / 611<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Yâ Rab, beni kurtar, emân ve emniyet ver” Amin!<br />
<br />
Şualar /Sekizinci Şuâ / 642<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey Rabbimiz! Unutur veya hatâya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesaba çekme.” [Bakara Sûresi: 2:286.] Amin!<br />
<br />
Şualar /Sekizinci Şuâ / 644<br />
<br />
MESNEVİ-İ NURİYE<br />
<br />
“Yâ Rabbenâ! onun duasını kabul eyle. Biz de o duayı ediyoruz. Biz de onun talep ettiğini talep ediyoruz.”<br />
<br />
Mesnevi-i Nuriye / Reşhalar / 27<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Salat ve selam bu zat-ı nuraniye olsun ki, o zat, Rahnanü’r-Rahimden, Arş-ı Azamdan gelen Furkan-ı Hakimin kendisine indiği Efendimiz Muhammed’dir. İmmetinin hasenatı adedince milyonlar salat ve milyonlar selam üzerine olsun.<br />
<br />
Risaleti Tevrat, İncil ve Zebur’da müjdelenen; nübüvveti irhasatla, cinlerin hatifleriyle, insanlık aleminin evliyalarıyla, beşer kahinleriyle müjdelenen; bir işaretiyle ay parçalanan Efendimiz Muhammed’e, ümmetinin nefesleri adedince milyonlar salat ve selam olsun.<br />
<br />
Davetine ağaçların koşup geldiği, duasıyla yağmurun hemen iniverdiği, sıcaktan korumak için bulutların ona gölge yaptığı, bir ölçek taamıyla yüzlerce insanın doyduğu, parmaklarının arasından üç defa kevser gibi suların çağladığı, onun hürmetine Allah’ın, kertenkeleyi, ceylanı, ağaç kütüğünü, zehirli keçinin kolunu, deveyi, dağı, taşı ve toprağı konuşturduğu, Miracın sahibi ve gözünün asla şaşmadığı o mucize-i kübrada rüyetullaha mazhar olan Efendimiz ve Şefiimiz Muhammed’e, Kur’an’ın bidayet-i nüzulünden zamanın nihayetine kadar onu okuyan herbir okuyucunun okuduğu herbir kelimenin temevvücat-ı havaiye aynalarında Rahman’ın izniyle temessül eden bütün kelimelerinin bütün harfleri adedince, milyonlar salat ve selam olsun.<br />
<br />
Bütün bu salavatlardan herbiri hürmetine bizi mağfiret et, ey İlahımız, bize merhamet et. Amin.<br />
<br />
Mesnevi-i Nuriye / Reşhalar / 28<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım, bizi saadet ehlinden kıl, Said’ler zümresinde haşret ve Said’lerle beraber, Nebiyy-i Muhtarının şefaatiyle Cennete ithal et. Ona ve Âline de, Senin rahmetine ve onun hürmetine layık şekilde salat ve selam et. Âmin, amin, amin.<br />
<br />
Mesnevi-i Nuriye / Lâsiyyemâlar / 43<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Yâ Rabbenâ! onun duasını kabul eyle. Biz de o duayı ediyoruz. Biz de onun talep ettiğini talep ediyoruz.”<br />
<br />
Mesnevi-i Nuriye / Reşhalar / 27<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım, bizi saadet ehlinden kıl, Said’ler zümresinde haşret ve Said’lerle beraber, Nebiyy-i Muhtarının şefaatiyle Cennete ithal et. Ona ve Âline de, Senin rahmetine ve onun hürmetine layık şekilde salat ve selam et. Âmin, amin, amin.<br />
<br />
Mesnevi-i Nuriye / Lâsiyyemâlar / 43<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım, Kur’an’ı akıllarımızın, kalblerimizin, ruhlarımızın nuru ve nefislerimizin de mürşidi yap. Âmin, amin, amin.<br />
<br />
Mesnevi-i Nuriye / Katre / 65<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Feyâ Rabbî, yâ Hâlıkî, yâ Mâlikî! Seni çağırmakta hüccetim, hâcetimdir. Sana yaptığım dualarda uddetim fâkatimdir. Vesilem, fıkdan-ı hile ve fakrimdir. Hazinem aczimdir. Re’sülmâlim, emellerimdir. Şefîim, Habîbin (aleyhissalâtü vesselâm) ve rahmetindir. Af eyle, mağfiret eyle ve merhamet eyle, yâ Allah, yâ Rahmân, yâ Rahîm! Âmin.<br />
<br />
Mesnevi-i Nuriye / Hubâb / 91<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey arz ve semanın kayyumu olan Allah’ım! Seni ve Senin bütün masnuatını ve mahlukatını şahit tutarak ilan ederiz ki, Sen, kendisinden başka hiçbir hak mabud bulunmayan Allah’sın. Sen birsin, şerikin yoktur. Günahlarımızın affı için Sana dönüyor ve istiğfar ediyoruz. Âlemlere rahmet olarak gönderdiğin Muhammed’in, Senin kulun ve resulün olduğuna da şehadet ediyoruz. Allah’ım, onun hürmetine nasıl münasip ve Senin rahmetine nasıl layıksa, ona ve bütün al ve ashabına öylece salat ve selam et.<br />
<br />
Mesnevi-i Nuriye / Zeylü´l Hubâb / 92<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey Erhamü’r-Rahimin olan Allah’ım! Muhammed Aleyhissalatü Vesselamın ümmetine rahmet et ve onların kalblerini İmân ve Kur’an nuruyla nurlandır. Kur’an’ın burhanlarını izhar et ve İslam dinini yücelt. Âmin.<br />
<br />
Mesnevi-i Nuriye / Zeylü´l Hubâb / 98<br />
<br />
* * *<br />
<br />
İlahi,<br />
<br />
İki dünyanın hayatı elimden kaçsa ve bütün kainat düşman kesilip beni terk etse, benim yine gam çekmemem gerekir; çünkü Sen benim Rabbim ve Halıkım ve İlahımsın. Ve benim, nihayetsiz isyanımla ve sair şeref vesilelerine gayet derecede uzaklığımla beraber, Senin mahlukun ve masnuun olmam sebebiyle, bir taalluk ve intisap cihetim var. İşte, ben de, Senin mahlukunun lisanıyla Sana tazarru ve niyazda bulunuyorum, ey Halıkım, ey Rabbim, ey Razıkım ve ey Musavvirim!<br />
<br />
Ey İlahım,<br />
<br />
Esma-i Hüsnan hürmetine,<br />
<br />
İsm-i Âzamın hürmetine,<br />
<br />
Furkan-ı Hakimin hürmetine,<br />
<br />
Habib-i Ekremin hürmetine,<br />
<br />
Kelam-ı Kadimin hürmetine,<br />
<br />
Arş-ı Âzamın hürmetine, milyonlar Kul hüvallahü ehad ile,<br />
<br />
bana merhamet etmeni istiyorum, ya Allah, ya Rahman, ya Hannan, ya Mennan, ya Deyyan.<br />
<br />
Beni bağışla, ya Gaffar, ya Settar, ya Tevvab, ya Vehhab.<br />
<br />
Beni affet ya Vedud, ya Rauf, ya Afüvv, ya Gafur.<br />
<br />
Bana lütufta bulun, ya Latif, ya Habir, ya Semi’, ya Basir.<br />
<br />
Günahlarımı sil, ya Halim, ya Alim, ya Kerim, ya Rahim.<br />
<br />
Bizi yolun doğrusuna ilet, ya Rab, ya Samed, ya Hadi.<br />
<br />
Fazlınla bana cevadane ihsanlarda bulun, ya Bedi’, ya Baki, ya Adl, ya Hu.<br />
<br />
Kalbimi ve kabrimi İmân ve Kur’an nuruyla nurlandır, ya Nur, ya Hak, ya Hayy, ya Kayyum, ya Malike’l-Mülk, ya ze’l-Celali ve’l-İkram, ya Evvel, ya Âhir, ya Zahir, ya Batın, ya Kavi, ya Kadir, ya Mevla, ya Gafir, ya Erhame’r-Rahimin.<br />
<br />
Kur’an’daki İsm-i Âzamın hürmetine ve kitab-ı alemdeki sırr-ı azamın Muhammed Aleyhissalatü Vesselam hürmetine, güzel isimlerinden, bu sayfayı sanki kabrimin tavanı yapıp, bu esmayı da ruhuma şems-i hakikatten şualar saçan pencere haline getirecek şekilde, kalbime ve kalıbıma ve kabrimde ruhuma İsm-i Âzamın nurlarını saçan pencere açmanı istiyorum. İlahi, dilerim ki, ebedi bir lisanım olsun da, kıyamete kadar bu isimlerle nida etsin. İşte, ardımda baki kalan bu nakışları, benim fani ve zail lisanımın yerine bir naip olarak kabul eyle.<br />
<br />
Allahım,<br />
<br />
Efendimiz Muhammed’e öyle bir salat ve selam et ki, o salat ile bizi bütün korku ve afetlerden kurtar, bütün hacetlerimizi gider, bizi bütün günahlardan temizle, bütün günah ve hatalarımızı bağışla.<br />
<br />
Ya Allah, ya Mücibe’d-Daavat! Hayatım boyunca ve öldükten sonra, her an bu dileklerimi kat kat fazlasıyla ver! Bir milyon salat ve selam, bir o kadarla çarpımından çıkan netice ve bunun da kat katı, Efendimiz Muhammed’e, Onun Âl, Ashab, Ensar ve tabilerine olsun! Bu salavatların herbirini, benim ömür günlerimdeki günahkar nefeslerim sayısınca çoğalt! Bu salavatların herbirisi hürmetine beni affeyle, bana merhamet et. Bunu rahmetinle ihsan eyle, ey Erhame’r-rahimin! Âmin!<br />
<br />
Mesnevi-i Nuriye / Tazarrû ve Niyaz / 112<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“El-aman, el-aman! Ya Hannân! Yâ Mennân! Beni günahlarımın hacâletinden kurtar!”<br />
<br />
“El-aman, el-aman! Yâ Hannân! Yâ Mennân! Beni günahlarımın ağır yüklerinden halâs eyle!”<br />
<br />
“El-aman, el-aman! Ya Rahmân! Yâ Hannân! Yâ Mennân! Yâ Deyyân! Beni çirkin günahlarımın arkadaşlıklarından kurtar! Yerimi genişlettir! Amin!<br />
<br />
Mesnevi-i Nuriye / Zühre / 142<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Senden başka ilâh yoktur. Sen birsin. Senin hiçbir şerikin yoktur. Dünyada son, âhirette ve kabirde ilk söz: Şehadet ederim ki Allah’tan başka ilâh yoktur; yine şehadet ederim ki Muhammed (s.a.v.) Allah’ın Resulüdür.<br />
<br />
Mesnevi-i Nuriye / Zühre / 143<br />
<br />
* * *<br />
<br />
İlahi! Günahlar beni lal etti. İsyanımın çokluğu yüzünden mahcubum. Gafletin şiddeti ise sesimi kıstı. İşte, ben de, seyyidim ve senedim şeyh Abdülkadir Geylani’nin sesiyle Senin dergah-ı rahmetinin kapısını çalıyor ve onun, kapıcıya aşina nidasıyla Senin mağfiret kapında nida ediyorum:<br />
<br />
• Ey rahmeti herşeyi kuşatan ve ey herşeyin melekütu elinde bulunan Zat, • Ey hiçbir şey kendisine zarar veya fayda veremeyen Zat, • Ey hiçbir şey Ona galebe edemeyen ve hiçbir şey Ondan kaçıp gizlenemeyen, • hiçbir şey Ona ağır gelmeyen ve hiçbir şeyin yardımına muhtaç olmayan, • hiçbir şey Onu bir başka işten alıkoyamayan, • hiçbir şey Ona benzemeyen, • ve hiçbir şey Onu hiçbir şeyden aciz bırakamayan Zat, Beni hiçbir şeyden hesaba çekmeyecek şekilde herşeyimi bağışla. • Ey herşeyi alnından tutup kudretine boyun eğdiren ve herşeyin anahtarları elinde bulunan Zat, • Ey herşeyden önce var olan Evvel, • herşeyden sonra baki kalan Âhir, • herşeyin fevkinde olan Zahir, • herşeyin dünuna nüfuz eden Batın, • kudret ve galebesi herşeyin fevkinde bulunan Kahir, Benim herşeyimi bağışla. şüphesiz Senin herşeye kudretin yeter. • Ey herşeyi her haliyle bilen Alim ve herşeyi kuşatan Muhit ve herşeyi hakkıyla gören Basir, • Ey herşey her an Onun nazar-ı şuhudunda olan şehid ve herşeyi görüp gözeten Rakib ve ilmi herşeyin bütün inceliklerine nüfuz eden<br />
<br />
Latif ve herşeyden hakkıyla haberdar olan Habir, Beni hiçbir şeyden hesaba çekmeyecek şekilde, günah ve hata olarak her neyim varsa hepsini bağışla. Hiç şüphesiz, Senin herşeye kudretin yeter.<br />
<br />
Allahım, Gafletten ve kötü arzularımdan Senin izzet-i celaline ve celal-i izzetine, Senin kudret-i saltanatına ve saltanat-ı kudretine sığınırım.<br />
<br />
Mesnevi-i Nuriye / Şemme / 170<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey kurtuluş isteyenlerin tahassungahı olan Allahım,<br />
<br />
Beni şeytani şehvetlerden kurtar; beşeriyetin kazuratından temizle; Nebin olan Muhammed’i (s.a.v.) sıddıkiyet muhabbetiyle bana sevdirmek suretiyle beni gaflet paslarından ve cehalet vehimlerinden ter temiz kıl-öyle ki, enaniyet fena bulsun ve Allah’ın minnet bahrinde Allah’ın nimetlerine gark olmuş, Allah’tan alıkoyan her meşgaleye karşı Allah’ın kılıcıyla mansur, Allah’ın inayetiyle mahzuz ve Allah’ın himayesiyle mahfuz olarak herşey Allah için, Allah ile, Allah’a ve Allah’tan olsun.<br />
<br />
Ey Nurların Nuru, ey bütün sırların Âlimi, ey gecenin ve gündüzün Müdebbiri, ey Melik, ey Aziz, ey Kahhar, ey Rahim, ey Vedüd, ey Gaffar, ey gayb alemlerini her haliyle bilen, kalbleri ve gözleri dilediği gibi halden hale çeviren, ey ayıpları örten ve ey günahları bağışlayan, Günahlarımı bağışla; esbabın tazyikatına maruz ve bütün kapılar yüzüne kapanmış ve doğru yolda gidenlerin tarikine sülük etmek ona zorlaşmış ve bir kazanç elde edemeden ömrünü ve nefsini gaflet ve masiyet meydanlarında bad-ı hava harcamış olan kuluna merhamet et.<br />
<br />
Ey dua edildiğinde cevap veren, ey hesapları sür’atle gören, ey Kerim, ey Vehhab, Hastalığı büyük ve şifası zor, çaresi zayıf ve belası kuvvetli olan ve Senden başka melce ve ümidi bulunmayan kuluna merhamet et.<br />
<br />
İlahi, Derdimi, üzüntümü ve şikayetimi Sana arz ediyorum.<br />
<br />
İlahi, Senin dergahında hüccetim, hacetimdir; azığım ise fakrım ve çaresizliğimdir.<br />
<br />
İlahi, Senin cüd bahirlerinden bir katre bana yeter; Senin af nehirlerinden bir zerre bana kafi gelir, ey Vedüd, ey Vedüd, ey Vedüd, ey şan ve şerefi herşeyden yüce olan Arş-ı Mecid Sahibi, ey Mübdi’, ey Muid, ey herşeyi dilediği gibi yapan Fa’alün lima Yürid!<br />
<br />
Arşının rükünlerini kaplayan nur-u veçhin hürmetine, bütün mahlükatını hükmüne ram ettiğin kudretin hürmetine ve herşeyi kuşatan rahmetin hürmetine Senden istiyorum. Senden başka ilah yoktur, ey Muğis, bize imdad et. Ve bütün ömrüm boyunca işlediğim bütün günahları ve lisanımın hatalarını rahmetinle bağışla, ey Erhamü’r-Rahimin. Âmin.<br />
<br />
Hamd, Âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.<br />
<br />
Mesnevi-i Nuriye / Şemme / 171<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım! Bize hayatımızı saadetle ve şehadetle ve iyilikle ve müjde ile sona erdirmek nasip eyle. Amin, Âmin, amin.<br />
<br />
Mesnevi-i Nuriye / Fihrist / 226<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Yâ Rabbi! Peygamberlerin Efendisi Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ve Âli ve bütün Ashâbı hürmetine şu noksan fihristi en güzel sûrette kabul eyle. Duâmızı kabul eyle. Hamd, Alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.<br />
<br />
Mesnevi-i Nuriye / İtizar Fihristi / 227<br />
<br />
İŞÂRÂTÜ’L-İ’CÂZ<br />
Senden yardım dileriz. Allahım! Bize hakkı hak olarak göster ve ona uymayı nasip et; batılı da, batıl olarak göster ve ondan da sakınmayı nasip et. Amin.<br />
<br />
İşaratül-İcaz / Besmele ve Fatiha Sûrelerinin Tefsiri / 28<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Kendilerine nimet ve ihsanda bulunduğun peygamberlerin ve onlara tabi olan salih kullarının yoluna ilet. [Fatiha Sûresi: 7.] Bize hidayet et. Amin!<br />
<br />
İşaratül-İcaz / Besmele ve Fatiha Sûrelerinin Tefsiri / 30<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım! Bu sure hürmetine bizi sırat-ı müstakimde yürüyenlerden eyle. Amin.<br />
<br />
İşaratül-İcaz / Besmele ve Fatiha Sûrelerinin Tefsiri / 34<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Sen herşeyi hakkıyla bilir, her işi hikmetle yaparsın. [Bakara Sûresi: 32.]<br />
<br />
Duaları şu sözlerle :”Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet, Alemlerin Rabbi olan Allaha Mahsustur. [Yunus Sûresi: 10.]<br />
<br />
İşaratül-İcaz / Melakieye Îman ve İnsanın Yaratılışına Dair / 261<br />
<br />
* * *<br />
<br />
İsm-i Azamın hakkında, Kuranı Mucizül Beyanın hürmetine ve Resuli Ekrem Aleyhissalatü Vesselamın şerefine, bu İşaratül İcazı bastıranları ve mübarek yardımcılarını ve Risalei Nur Talebelerini Cennetül Firdevste saadeti ebediyeye mazhar eyle. Amin. Ve hizmeti imaniye ve Kuraniyede daima muvaffak eyle. Aimin. Ve defteri hasenatlarına bu İşaratül İcazın icazın her bir harfine mukabil bin hasene yazdır. Amin. Ve Nurların neşrinde sebat ve devam ve ihlas ihsan eyle. Amin. Amin. Amin.<br />
<br />
Ya Erhamerrahimin. Umum Risalei Nur Şakirtlerini iki cihanda mesud eyle, Aimin. İnsi ve cinni şeytanların şerlerinden muhafaza eyle. Amin. Ve bu aciz ve biçare Said’in kusuratını affeyle. Amin. Amin. Amin.<br />
<br />
İşaratül-İcaz / Dua / 277<br />
<br />
ASÂ-YI MÛSÂ<br />
Cehennem azâbını bizden uzaklaştır. Onun azâbı dâimî bir helâktır. Gerçekten de orası ne kötü bir durak, ne kötü bir konaktır! [Furkan Sûresi: 25:64-65.] Âmin!<br />
<br />
Asa-yı Musa / Birinci Kısım / 44<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Göklerin ve yerin yaratılışını tefekkür ederler. ‘Bunları boş yere yaratmadın, ey Rabbimiz,’ derler. ‘Seni bütün noksanlardan tenzih ederiz. Sen de bizi Cehennem ateşinin azâbından koru. [Âl-i İmran Sûresi: 3:191.]<br />
<br />
Cehennem azâbını bizden uzaklaştır. Onun azâbı dâimî bir helâktır. Gerçekten de orası ne kötü bir durak, ne kötü bir konaktır! [Furkan Sûresi: 25:64-65.] Âmin!<br />
<br />
Asa-yı Musa / Birinci Kısım / 45<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Sen aczden ve şerikten münezzeh ve mukaddessin. Senden başka ilâh yok ki bize imdat etsin. El-aman, el-aman! Bizi azap ateşinden ve Cehennemden halâs et, kurtar ve bize necat ver. Âmin!<br />
<br />
Asa-yı Musa / Birinci Kısım / 58<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Yâ Rabbi! Cebrail, Mikâil, İsrafil, Azrail hürmetlerine ve şefaatlerine, beni cin ve insin şerlerinden muhafaza eyle!” Âmin!<br />
<br />
Asa-yı Musa / Birinci Kısım / 68<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım, mahlûkatının çokluğu içerisinde birliğinin kandili, kâinatının sergisinde Vahdâniyetinin dellâlı olan Efendimiz Muhammed’e (a.s.m.), onun bütün âl ve Ashâbına salât ve selâm eyle. [Duâ] Âmin!<br />
<br />
Asa-yı Musa / İkinci Kısım / 134<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey su ile her şeyi canlandıran Zât-ı Akdes, Seni her türlü noksanlıktan tenzih ederim.<br />
<br />
Asa-yı Musa / İkinci Kısım / 197<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Yâ Rabbî ve yâ Rabbe’s-Semâvâti ve’l-Aradîn, yâ Halıkî ve yâ Halık-ı Külli Şey,<br />
<br />
Gökleri yıldızlarıyla, zemini müştemilâtıyla ve bütün mahlukatı bütün keyfiyatıyla teshir eden kudretinin ve iradetinin ve hikmetinin ve hâkimiyetinin ve rahmetinin hakkı için, nefsimi bana musahhar eyle ve matlubumu bana musahhar kıl. Âmin!<br />
<br />
Asa-yı Musa / İkinci Kısım / 199<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Kur’ân’a ve imana hizmet için, insanların kalblerini Risale-i Nur’a musahhar yap. Ve bana ve ihvanıma iman-ı kâmil ve hüsn-ü hâtime ver. Hazret-i Mûsa Aleyhisselâma denizi ve Hazret-i İbrahimAleyhisselâma ateşi ve Hazret-i Dâvud Aleyhisselâma dağı, demiri ve Hazret-i Süleyman Aleyhisselâma cinni ve insi ve Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâma şems ve kameri teshir ettiğin gibi, Risale-i Nur’a kalbleri ve akılları musahhar kıl.<br />
<br />
Ve beni ve Risale-i Nur Talebelerini nefis ve şeytanın şerrinden ve kabir azabından ve cehennem ateşinden muhafaza eyle ve Cennetü’l-Firdevste mes’ut kıl. Âmin, Âmin, Âmin.<br />
<br />
Asa-yı Musa / İkinci Kısım / 200<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Yâ Rab! Bunların ders ve talimlerinin hakkı ve hürmeti için bize ve Risale-i Nur talebelerine iman-ı ekmel ve hüsn-ü hâtime ver. Ve bizleri onların şefaatlerine mazhar eyle. Âmin.<br />
<br />
Asa-yı Musa / İkinci Kısım / 209<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Yâ Rab! Bizi ebedî haps-i münferidden kurtarıp, bâkî ve sermedî bir âlemin saadetine nâil edecek bir hakaık hazînesinin anahtarını Risâle-i Nur gibi nazîrsiz bir eseriyle bahşeden sevgili ve müşfik Üstâdımızı zâlimlerin ve düşmanların sû-i kasıtlarından muhafaza eyle; Kur’ân ve îman hizmetinde dâimâ muvaffak eyle. Ona sıhhat ve âfiyetler, uzun ömürler ihsan eyle” Âmin!<br />
<br />
Asa-yı Musa / Îmanî ve Hakiki Güzel Mektuplar / 243<br />
<br />
EMİRDAĞ LÂHİKASI<br />
Ya Rabbi, onların imanını Risale-i Nur la kurtar! İdam-ı ebediden, sırr-ı Kur’ân la terhis tezkeresine çevir! Âmin!<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / 30<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ya Rab! Ayatül-Kübra hürmetine beni musibetten kurtar, eman ve emniyet ver. Âmin!<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Denizli Tüccarı Aslı Burdur´lu Hafız Mustafa´ya Hitaptır / 46<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, onların ve bizlerin hakkımızda bu Ramazan’daki Leyle-i Kadrimizi bin aydan hayırlı ve bin ay kadar medar-ı sevap eylesin, Ümmet-i Muhammediyeye saadet ve selamet versin. Amin.<br />
<br />
Ya Rab! Ayetül-Kübra hürmetine beni musibetten kurtar, eman ve emniyet ver. Âmin!<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Denizli Tüccarı Aslı Burdur´lu Hafız Mustafa´ya Hitaptır / 47<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, beni böyle hasaretlerden muhafaza eylesin, amin! Cenab-ı Erhamürrahimin, emsal-i kesiresiyle sizleri müşerref eylesin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / İkramı İzhar Mektubunun Tetimmesi / 62<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, onun emsalini o havalide çoğaltsın ve selamet versin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / İkramı İzhar Mektubunun Tetimmesi / 63<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, rahmet ve keremiyle ve hıfz ve himayetiyle ve tevfik ve hidayetiyle, Risale-i Nur’un tab ve intişarına ve Kur’ân-ı Mucizül-Beyanın tevafuklu tab ına sizleri muvaffak eylesin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Yirmi Yedinci Mektubun Lahikasının Zeyli / 82<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Bizi ve anne babalarımızı, Risale-i Nur talebelerini ve onların anne babalarını cehennem ateşinden kurtar. Âmin!<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Afyon Emniyet Müdürüne Derim ki / 117<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, onlardan razı olsun. Amin<br />
<br />
Cenab-ı Hak onları muvaffak eylesin. Amin<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Dahiliye Vekili İle Bir Hasb-i Halden Bir Parçadır / 129<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Erhamürrahimin, sizlere, yazanlara ve yardım edenlere herbir harfine mukabil bin rahmet eylesin ve binler meyve-i Cennet ihsan etsin ve yüzer hasenat defter-i amalinizde yazdırsın. Amin. Amin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Dahiliye Vekili İle Bir Hasb-i Halden Bir Parçadır / 130<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak onlardan ve sizden ebeden razı olsun. Amin. Cenab-ı Hak tevfik versin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Dahiliye Vekili İle Bir Hasb-i Halden Bir Parçadır / 132<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Medrese-i Nuriyenin eski ve yeni kahramanlarından Marangoz Ahmed in mektubu, üç dört cihetten beni mesrur ve minnettar eyledi. O medresenin baş talebesi namını verdiği Ahmed ise, hem şehid Hafız Ali nin vazifesini yaptığını, hem Süleyman gibi kıymetli kardeşiyle ve küçük kerimesiyle üç tane Asa-yı Musa yı yazmaları ve mübarek Hasan Dayının hafidi olması, beni meraktan kurtardı, hem çok memnun eyledi. Cenab-ı Hak ona şifa ve onlara muvaffakiyet ve saadet versin. Amin. Amin.<br />
<br />
Atabeyli alil (kötürüm) Ali Osman ın yazdığı uzun mektubu ve Asa-yı Musa risalesi ve Nurların neşrinde cidden tesirli çalışması ve hizmet-i Nuriyede çok çalışkan Çilingir Ali ile ve dayısı Hasan ın ona yardım etmesi ve mübarek hülyaları ve tevafukları bizleri ferahlandırdı. Eğirdir kasabasını bana ziyade sevdirdi. Cenab-ı Erhamürrahimin onlardan razı olsun.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Yeşil Salih ´e Yazılan Metuptur / 132<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Tahiri nin, Denizli hapsinde, unutulmaz halisane hizmetiyle ve Nurlara sarsılmaz sadakatiyle ve yanılmaz zekavetiyle ve çekilmez bahadırlığıyla daire-i Nurda ehemmiyetli makamı için, bütün bu defaki mektubunu Lahikaya geçirdik. Başta Nurun şakirtlerinden validesi Zübeyde olarak, akrabasına ve rüfekasına selam ederim. Cenab-ı Hak onlardan ebeden razı olsun. Amin!<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Bir Derece Mahremdir / 140<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Nis li Kureyşilerden Ahmed Kureyşi, muhterem pederiyle ve ammizadesi Ahmed ile Nurların has naşir ve talabelerinden olması, o havali şakirtlerinin namına Nurlar hakkında güzel manzum fıkraları Lahikaya girdi. Cenab-ı Hak onları muvaffak eylesin. Amin. Bu halimde bu alakadarlığınız, benim çok ağır sıkıntılarımı hafifleştirdi. Allah senden razı olsun. Amin<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Bir Derece Mahremdir / 141<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Size yazdığım daha size yetişmeden, onun mektubunu, hem Şamlı Hafız ikinci sayfasında yazdığı vefat haberini aldığım merhum Muhacir Hafız Ahmed in (r.h.) dünyadan göçmesi, aynen Abdurrahman gibi beni çok sarstı, ağlattırdı, Biz Allah’ın kullarıyız ve yine Ona döneceğiz. [Bakara Sûresi: 156.] dedirtti. Binler rahmet onun ruhuna insin. Amin. Kabri de hanesi gibi Kur’ân ve Nur’un bir menzili olsun. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Bu Fıkra Bir Derece Mahremdir (Yalnız Haslara Mahsustur ) / 147<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, Hicret in peder ve validesine ve akrabasına sabr-ı cemil ihsan edip, Hicret i onlara şefaatçi eylesin ve o merhumeyi de merhume hemşirem Hanım la Cennette mesrur eylesin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Emirdağı Zabıtası İle Bir Hasb-i Haldir / 157<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Bu kahraman Nazif kardeşimize ve gayet ciddi ve sebatkar ve tam alakadar İnebolu Nurcularına ve Ahmed-i Kureyşi ve rüfekalarına, hem bayramlarını, hem devamlı hizmetlerini, hem yüksek sadakatlerini, hem Zülfikar ın tab ve muvaffakiyetini, hem Salahaddin in Camiü l-Ezherle Medresetü z-Zehranın münasebetini temine çalışmasını ruh u canımızla tebrik ediyoruz. Cenab-ı Hak onları muvaffak eylesin. Amin. Ve hizmetlerini tam makbul eylesin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Emirdağı Zabıtası İle Bir Hasb-i Haldir / 159<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, şifa-i acil ihsan eylesin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Emirdağı Zabıtası İle Bir Hasb-i Haldir / 160<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Kahraman Nazif in ve hakikaten Nazif ruhunda ve sadakatinde kendi arkadaşlarının makine ile ve sair cihette Nura hizmetleri, bu memleketi cidden minnettar edecek bir vaziyettedirler. Cenab-ı Hak, onları muvaffak eylesin. Amin.<br />
<br />
Nazif kardeşimizin hem İstanbul, hem İnebolu Nurcularının namına bayram ve yeni sene teberrükü hesabına gönderdiği maddi üç nevi teberrükü aldım. Onların umumu namına adetime muhalif olarak kabul ettim. Allah onlardan razı olsun, Amin.<br />
<br />
Cenab-ı Hak, Zülfikar ın ve o iki mecmuanın harfleri adedince onların, İbrahim ve Mustafa ve İzzet ve refiklerinin ve yardımcılarının defter-i a maline hasenatlar yazsın ve her harfine mukabil yüz rahmet eylesin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Emirdağı Zabıtası İle Bir Hasb-i Haldir / 163<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, onun defter-i a maline Sava medrese-i Nuriyede okunan ve yazılan risalelerin harfleri adedince ruhuna rahmetler ve kabrine nurlar ihsan eylesin. Amin. Ve aynı sistemde tam hayrülhalef mahdumu Hafız Mehmed ve hafidi Ahmed Zeki yi onun vazifesinin idamesine muvaffak eylesin. Amin. Ve onların umumuna sabr-ı cemil ihsan eylesin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / 176<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Ya Rab! Erzurum dan imdadıma yetişen bu iki zatın münakaşasını musalahaya tebdil et” Âmin!<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / 179<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah ın laneti zalimlerin ve münafıkların üzerine olsun.<br />
<br />
Allah mübarek kılsın. Allah sizi muvaffak etsin. Allah sizi iki cihanda mesut etsin. Âmin!<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / 180<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, onun gibi çok fedakarları Nurlara kavuştursun.<br />
<br />
Cenab-ı Hak o rahmet katreleri adedince ona ve onlara rahmet etsin. Amin.<br />
<br />
Cenab-ı Hak ona binler rahmet eylesin ve akrabasına sabr-ı cemil ihsan etsin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / 185<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Kardeşimiz ve Nurun kumandanlarından Isparta Hulusi si Refet Beyin mübarek masumunun dokuz yaşında iken bu derece Risale-i Nur dan Birinci Sözü yazması gösteriyor ki, o mübarek Hüsnü, Safranbolu nun on bir yaşındaki Hüsnü sü gibi dahi masumların küçücük bir kahramanı olmaya namzettir. Cenab-ı Hak onu Nurlara bağışlasın ve muvaffak eylesin Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / 189<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Münevvere ve Nazmiye, Abdülbaki ve Mehmed Celal in Nur hizmetinde noksan kalan vazifelerini inşaallah tekmil edecekler. Bizi ve Risale-i Nur u çok minnettar eden kahraman Burhan ın mektubunda yazılan hastaya Cenab-ı Hak şifa versin ve kardeşimiz Zekai nin vefat eden validesine çok rahmet eylesin. Amin.<br />
<br />
Cenab-ı Hak muvaffak eylesin. Amin. Ve Tevfik e tevfik refik eylesin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Küçük Bir Haşiye / 195<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Barekallah, Cenab-ı Hak sizleri muvaffak etsin” Amin!<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Küçük Bir Haşiye / 196<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, onları muvaffak eylesin. Amin!<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Küçük Bir Haşiye / 199<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Nur santralı kardeşimiz Hoca Sabri nin, eskiden beri onun gibi Nurcu refikasının ve mübarek mahdumu Nureddin in [Yaşar] küçük bir mektuplarını aldım. Cenab-ı Hak onlara sıhhat ve afiyet ve saadet ihsan eylesin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Küçük Bir Haşiye / 200<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Ben onlara beddua değil, bilakis dua ediyorum ki: Ya Rabbi! Onlara iman-ı kamil ve hüsn-ü hatime ver ve Nurlardan müstefid yap.” Amin!<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Küçük Bir Haşiye / 204<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Nurun ehemmiyetli bir kumandanı ve naşiri Refet Beyin Nur hizmeti için İstanbul a gitmesi çok iyi, çok güzeldir. Zaten oraya onun gibi bir Nurcu lazımdır. Cenab-ı Hak muvaffak eylesin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Küçük Bir Haşiye / 207<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Bizi koru, bize merhamet et. Âmin!<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Küçük Bir Haşiye / 208<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Kastamonu nun Hüsrev i Mehmed Feyzi nin hiç sarsılmadan kemal-i iştiyakla Nurlara çalışması ve çalıştırılması ve okutmasını gösteren Nihad ın ve Abdurrahman İhsan ın mektupları gösterdiği gibi, oradan gelenler de aynı haberi veriyorlar. Tam şakirtliğini yapıyor, Allah muvaffak eylesin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Küçük Bir Haşiye / 211<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah razı olsun, amin. Ve mübarek bir kardeşimiz olan Kazım ın ruhuna Cenab-ı Hak binler rahmet eylesin ve kabrini pür-nur etsin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Küçük Bir Haşiye / 218<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Nur kahramanlarından Refet kardeşimiz, kendi sisteminde gayet ehemmiyetli Abdül- ehad namında bir büyük hocayı, Risale-i Nur a tam bağlı bir kardeşi İstanbul da bulmuş. Cenab-ı Hak ikisini de daima muvaffak eylesin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Küçük Bir Haşiye / 219<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Isparta dan hacca giden ve benim bedelime dahi manen hac etmeyi vaad eden o mübarek kardeşlerimizi has şakirtler dairesinde bütün manevi kazançlarımıza hissedar etmeye karar verdik. Cenab-ı Hak, onları iki cihanda mes ut eylesin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Dahiliye Vekili İle Bir Hasb-i Halden Bir Parçadır Hüve Nuktesi / 225<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Alamescid imamı faal kardeşimiz İbrahim Edhem in kendi sisteminde tam Nurcu olarak bulduğu vaiz Ali Şentürk ün ve vaiz Osman Nuri nin samimi ve fedakarane ve Nur hizmetinde azimkarane mektuplarında arzu ettikleri tarzda has şakirtler dairesinde kabul olmuşlar. Cenab-ı Hak onları muvaffak eylesin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Dahiliye Vekili İle Bir Hasb-i Halden Bir Parçadır Hüve Nuktesi / 226<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Üç mühim Nur merkezinde üç berber tam birbirine benzer bir tarzda Nura büyük hizmetleri, hem herbirisi çocuklarıyla Nura çalışmaları, beni mesrur eyledi. Berber Burhan, berber Hıfzı, berber Ali Osman, Nurun birer kıymetli kahramanlarıdır. Allah onları çoluk ve çocuklarıyla dünyada ve ahirette mes ut etsin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Dahiliye Vekili İle Bir Hasb-i Halden Bir Parçadır Hüve Nuktesi / 235<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ve onları öyle sevk eden zatlara da Allah razı olsun ve kalblerindeki muradları ne ise Cenab-ı Hak onları muvaffak eylesin deriz. Âmin<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Dahiliye Vekili İle Bir Hasb-i Halden Bir Parçadır Hüve Nuktesi / 236<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Hüsrev in kalemi Dördüncü Söze başlamasına bin barekallah deriz. Allah muvaffak eylesin, amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Dahiliye Vekili İle Bir Hasb-i Halden Bir Parçadır Hüve Nuktesi / 237<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Elimizde hak var. Hakkımızı kuvvetle ve başka suretle aramaya Cenab-ı Hak mecbur etmesin. Amin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / 242<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak sizleri iki cihanda mes’ut eylesin. Âmin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Afyon Hapsinden Sonra Emirdağı´nda Yazılan Mektuplar / 256<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Hem Medresetü’z-Zehra şakirtlerini, hususan mübarekler heyetini ve Isparta vilâyetini merhum Hâfız Mustafa’nın vefatıyla tâziye ve Hâfız Mustafa’yı tam vazifesini yapmasıyla yirmi senede ikinci bir Hâfız Ali olarak yirmi seneden beri usanmadan, sarsılmadan Nurların neşrine çalışmasını bütün ruh u canımızla tebrik, hem onu, hem Isparta vilâyetini, hem Medresetü’z-Zehrayı tebrik ediyoruz. Hakikaten bu merhum kahraman kardeşimiz, aynen Hâfız Ali gibi vazifesini bitirdi, âlem-i nura ve berzaha, Hâfız Ali ve Hasan Feyzî gibi kardeşlerinin yanına gitti. Cenab-ı Hak Risale-i Nur’un hurufatı adedince onun defter-i hasenatına hayırlar yazsın ve ruhuna rahmet eylesin. Âmin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Afyon Hapsinden Sonra Emirdağı´nda Yazılan Mektuplar / 260<br />
<br />
* * *<br />
<br />
REİSİCUMHUR,<br />
<br />
Zatınızı tebrik ederiz. Cenab-ı Hak sizi İslâmiyet ve vatan ve millet hizmetinde muvaffak eylesin. Âmin!<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Reis-i Cumhur Celal Bayar Ve Heyet-i Vükelasına / 264<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hakka hadsiz şükrolsun, mahkemede üç sene hapsedilen Asâ-yı Mûsâ risalesinden ve Sikke-i Gaybiye risalesinden beş nüshayı kemÂl-i sürur ile aldık. Cenab-ı Hak sizlerden ebediyen razı olsun. Âmin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Gizli Anlaşmanın Entrikası / 283<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Mübarekler köyünden Ali ile Hacı Süleyman ve Dinar tarafından Abdurrahman ve Himmet ve daha evvel gelen ehemmiyetli bir Nurcu hemşehrisi yanıma geldiler. Cenab-ı Hakka çok şükürler ediyorum ki, Mübarekler köyünde (Kuleönü) eskisi gibi Nurlara şiddetli alâkalarını muhafaza ediyorlar. Ve onların sadakat ve ihlâslarının bir kerametidir ki, kendime mahsus on mecmua kitaplarımı lüzumuna binaen Ankara’ya gönderdiğim ve çok ehemmiyetli ve uzak yerlerden benden kitapları istedikleri aynı zamanda Kuleönü mübarekleri kendilerine mahsus Nur mecmualarını gönderdiğim miktarın aynı olarak Medresetü’z-Zehranın bir hediyesi olarak bana getirdiler. Hususan birinci Abdurrahman olan Büyük Mustafa’nın kendi el yazısı olan bütün Mektubat ve Lâhikayı içinde buldum. Cenab-ı Hak o kitapların harfleri adedince her birisine mukabil bin rahmet ihsan etsin. Âmin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Gizli Anlaşmanın Entrikası / 289<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Nurdan bana çok lüzumu bulunan Medresetü’z-Zehranın fütuhatçı mahsulâtını ve kahraman Tahirî’nin merhume haremiyle ve merhume iki kerimesi namına gönderdiği mecmualarını ve iki hafta evvel merhum Hâfız Ali’nin bir hayrülhalefi Mustafa’nın tam zamanında tamam Mektubat’ını ve Nurun metin bir kumandanı Refet Beyin kendi kalemiyle yazdığı mübarek mecmuasını ve pek güzel ve mânidar rüyalı mektubunu aldım ve çok sevindim. Onların her bir harfine Cenab-ı Erhamürrahimîn sizin her birinize bin hasene ihsan etsin. Merhume Hatice ve merhume Hicret’in ve merhume Âişe’nin ruhlarına ve kabirlerine binler rahmet eylesin. Âmin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / 299<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Erhamürrahimîn olan Rabbimizden daimî niyazım, aziz, muhterem ve müşfik Üstadımdan ebediyen razı olsun ve bütün maksadını hasıl eylesin. Âmin.<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / Heyet-i Sıhhiyeye / 374<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Allah’ım, erkek ve kadın bütün mü’minleri bağışla.” Âmin!<br />
<br />
Emirdağ Lâhikası / 394<br />
<br />
BARLA LÂHİKASI<br />
Allahım! Efendimiz Muhammed’e ve âl ve ashabına Senin razı olacağın ve onun lâyık ve müstehak olduğu bir rahmetle ve pek kesretli bir selâmetle salât ve selâm et. Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yedinci Risale Olan Yedinci Mesele / 18<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak bunların emsâlini ziyade etsin ve onları da muvaffak etsin ve tarik-i haktan ayırmasın. Âmîn.<br />
<br />
Allahım, bizi ve bu ikisini ve kardeşlerimizden onların emsallerini, Kur’ân ve İmân hizmetinde, Senin muhabbet ve rızanı celb edecek şekilde muvaffak et-kendisine Kur’ân’ı indirdiğin o zat hürmetine ki, gece gündüz değiştikçe ve güneş ve ay döndükçe salât ve selâmın en üstünü onun üzerine olsun. Âmin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / Mukaddeme / 21<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Hemen Cenab-ı Erhamürrâhimîn aziz Üstadımızı sıhhat ve âfiyette dâim ve ümmet-i Muhammed üzere kaim buyursun. Âmin, bihürmeti Seyyidi’l-Mürselîn.<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Yedinci Mektup ve Zeyilleri / 24<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah çok razı olsun. Âmin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Yedinci Mektup ve Zeyilleri / 29<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım, bu dünyadan bizi ancak kelime-i şehadet ve imanla çıkar. Âmin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Yedinci Mektup ve Zeyilleri / 33<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Altın yaldızla yazılması lâzımgelen eser-i âlînizde, Resul-i Müctebâ Aleyhi Ekmelü’t-Tehâyâ Efendimiz Hazretlerine dil uzatan hâin-i bîdin olan mülhid hâinlerin kuruyası dillerini, inâyet-i İlâhî ve ruhaniyet-i Peygamberî ve şeriat kılıcıyla kesmeye muvaffak olduğunuz şu eser-i bergüzîdenizi Cenab-ı Hak ind-i İlâhîsinde ve nezd-i Peygamberîde kabul eylesin. Şefâat-i Nebeviyeye efendimi ve fakiri de nâil eyleyip, sancak-ı Muhammedî (a.s.m.) tahtında cümlemizi ihvanlarımızla beraber haşreylesin. Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Yedinci Mektubun Zeyli ve İkinci Kısmı / 39<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Hal-i âlem müsait olsa da, hazine-i hassa-i Kur’ân’dan çıkararak tâbir-i âlinizce dellâllığını yaptığınız elmasları çok gözler görse! Görse de, sarhoşlar ayılsa, mütehayyirler kurtulsa, mü’minler sevinse, mülhidler, kâfirler, müşrikler imana, insafa, daire-i akla gelseler! Ve bu mes’ut ve ulvî neticeyi bizlere idrak ettirmesini eltaf-ı İlâhiyeden tazarru ve niyaz ediyorum. Âmin. Allah sizden ebeden razı olsun. Âmin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Yedinci Mektubun Zeyli ve İkinci Kısmı / 42<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım, Risale-i Nurla şereflenen bu dürr-ü yektâ müellifi muhafaza eyle. Onun ve kalbi hakikatlarla dolu olan Sabri’nin kalbine neşe ve sürur ver. Âmin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Yedinci Mektubun Zeyli ve İkinci Kısmı / 44<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Bu eserler başlı başına, ayrı ayrı birer fâtihtir. İnşaallah, her cihetle feth ederek fâtih olacaktır. Cenab-ı Mevlâ âhirette cümlemizi sevabına nâil eyleyip şefaatine mazhar buyursun. Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / İkinci Zeyl / 45<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Vâhibü’l-Atâyâdan dilerim ki, Nur bahçelerinin meyvelerinin hepsinden tatmaya arkadaşlarım gibi âcizlerini de muvaffak kılsın. Âmin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / İkinci Zeyl / 47<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Vâhibü’l-Atâyâdan dilerim ki, Nur bahçelerinin meyvelerinin hepsinden tatmaya arkadaşlarım gibi âcizlerini de muvaffak kılsın. Âmin! Hemen Cenab-ı Allah’tan dilerim, beni ve bütün kardeşlerimizi nefis ve cin ve ins ve şeytanların mekirlerinden muhafaza eylesin ve dalâlete sapanlardan eylemesin. Âmîn.<br />
<br />
Barla Lâhikası / İkinci Zeyl / 49<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah sizden çok razı olsun. Âmin! Nurlarla alâkadar olmak, Kur’ân’a hâdim olmak, Allah’a karşı haddini ve acz-i tam içinde bulunduğunu anlamak ve bütün mevcudiyetiyle kabul etmekle olur diye mütemadiyen mü’minleri bu kestirme, selâmetli ve saâdetli yola çağıran Üstadımızdan Allahü Zülcelâl Hazretleri ebeden razı olsun. Dünyevî, uhrevî bütün muradlarını hasıl etsin. Ümmet-i Muhammed’e bağışlasın. Âmin bihurmeti Seyyidi’l- Mürselîn.<br />
<br />
Barla Lâhikası / İkinci Zeyl / 51<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Ya Rab! Bihakkı ismike’l azim ve bihakkı Kur’ani’l-Hakim ve bihakkı Habibike’l Ekrem, deryâ-yı nurun başkumandanı olan Üstadımı razı olduğun amel üzerine sâbit ve razı olacağı amelini teshil ve müyesser kıl. Âmin, bi hürmeti seyyidi’l-mürselîn.”<br />
<br />
Barla Lâhikası / İkinci Zeyl / 55<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Rabbim, Üstadımızı iki cihanda aziz ve gayelerine vâsıl eylesin. Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Yedinci Mektubun Üçüncü Zeyli / 58<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Sevgili Üstadım, Allah sizden ebeden razı olsun. Âmin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Yedinci Mektubun Üçüncü Zeyli / 61<br />
<br />
* * *<br />
<br />
…bu azîm, kudsî hizmetinizin mükâfatını Cenab-ı Hak size pek lâyık bir tarzda ihsan etsin. Dünya ve âhirette sizden ve bizim gibi âciz ve kusurlu hizmetçilerinden razı olsun. Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Yedinci Mektubun Üçüncü Zeyli / 63<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hakkın bize inkişaf-ı kalbî ihsan buyurması hususundaki dua-yı hayriyelerini istirham eylerim, sevgili Üstadım Efendim. Âmin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Yedinci Mektubun Üçüncü Zeyli / 66<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Cenab-ı Zülcelâl ve’l-Kemal Hazretleri, muhterem Zat-ı Üstadânelerini dünyalar durdukça Nur Risalelerini rehberlikte, delâlette ve nur dellâllığında ilâ-âhiri’d-deveran kaim buyursun” Âmin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Yedinci Mektubun Üçüncü Zeyli / 67<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak sizden ebedî râzı olsun. Âmin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / 69<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Rabbim yorgunluğunuza bedel bin ehl-i gazâ sevabı ihsan buyursun. Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / 70<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Sevgili Üstadım, “Cenab-ı Hak bu kıymetli eserleri kıyamete kadar mü’min kullarına yetiştirsin” duasıyla hatm-i kelâm eylerim, efendim. Âmin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / 72<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak gözlerimizin perdelerini kaldırsın, hakaiki hakkıyla bize göstersin. Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / 75<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hâlık-ı Lemyezel Hazretleri bu gibilere de tarik-i Hakkı nasîbedâr eylesin. Âmin, bihürmet-i seyyidi’l-mürselîn.<br />
<br />
Barla Lâhikası / 76<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hâlık ümmet-i Muhammed’in (a.s.m.) kalblerine ilham versin, ruhlarını nurlandırsın, saâdet-i dâreyn ihsan buyursun.<br />
<br />
Barla Lâhikası / 77<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, sizlere lâyık bir tarzda hayr-ı kesir ihsan eylesin. Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / 78<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahü Zülcelâl Hazretleri sizden ebeden razı olsun ve ümmet-i merhume-i Muhammediyeyi (a.s.m.) dalâletten kurtarmak ve şahrâh-ı Kur’ân’a delâlet eylemek hususundaki ihlâslı mücahede ve hizmetinizde dâim ve muvaffak buyursun. Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / 83<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım, Mekkî, Medenî, Hâşimî ve Kureyşî olan Habîbinin hürmetine bizim arzumuzu ve Üstadımız Said Nursî’nin maksûdunu tahakkuk ettir. Âmin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / 84<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak sizi muvaffak etsin, fütur vermesin, şevkinizi artırsın. Âmin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / 87<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, böyle Hüsrev’lerin adedini çoğaltsın ve daim arttırsın. Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / 89<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Lemyezel Hazretleri siz Üstadımı, bu ve bunun emsâli âsâr-ı bergüzîde telifinde, envâr ve hakikatler neşir ve dellâllığında çok zamanlar daim ve kaim buyursun. Ve siz Üstadımı, sizi sevenlerin ve dellâllığında bulunduğunuz nidalarınızı işitmek ve dinlemek, okuyup yazmak, mucibince hareket ve amel etmek heves ve iştiyakında bulunan kardeşlerimin başından eksik buyurmasın. Âmin, bihürmeti seyyidi’l-Murselîn.<br />
<br />
Barla Lâhikası / 91<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey aziz Üstadım, Allah sizden ebeden razı olsun. Amin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / 92<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahü Zülcelâl Hazretleri dünyevî ve uhrevî bütün matlup ve maksudunuzu ihsan, bilhassa ümmet-i merhume-i Muhammediye (a.s.m.) hakkındaki dualarınızı dergâh-ı ulûhiyetinde kabul buyursun. Hakikaten Kur’ân’a, imana hizmetten başka birşey düşünmeyen aziz ve muhterem Üstadımızı bu ümmete bağışlasın ve rıza-i İlâhîsine nâil buyursun. Âmin, bihurmeti’l-Kur’âni’l-Mübîn ve bihurmeti İmami’l-Mübîn.<br />
<br />
Barla Lâhikası / 94<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Heman Rabbim, hakikî verese-i Enbiyayı teksir, dünyevî ve uhrevî âmâl ve makasıdına muvaffak buyursun” Amin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / 96<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, Feyyâz-ı Mutlak ve Hallâk-ı Azîm mevcudat ve câmidat ve zerreler adedince sizden razı olsun. Âmin. Yarın mahşerde, herkesten evvel Resul-i Ekrem ve Nebiyy-i Muhterem Efendimiz Hazretlerinin şefaatine mazhar ol, inşaallah. Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / 100<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahü Zülcelâl cümlesinden razı olsun ve neşr-i envâr-ı Kur’âniyede daimî muvaffakıyetlere mazhar buyursun. Amin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / 107<br />
<br />
* * *<br />
<br />
On Dördüncü Lem’anın Birinci Makamını teşkil eden iki mesele bence çok mühimdir. Bu dersin takrir ve tahririne vesile olan Refet Bey kardeşimizden Allah razı olsun. Amin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / 109<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Âsâr-ı nurun bir zübdesi, hazâin-i nurun elmas anahtarı, resâil ve Mektubat’ın nurlu kapısı olan bu hayırlı telife sebep olanları da, müellifini de, Allahü Zülcelâl ve’l-Kemal Hazretleri saâdet-i dâreyne mazhar buyursun. Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / 110<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, sevgili Üstadımızı âfiyette dâim, ömürlerine bereket ve herbir umûrunda muvaffakiyet ihsan buyursun da, pek çok zamanlar başımızda tâc-ı zafer olarak taşıyalım ve hizmet-i Kur’ân’da çalışalım, yorulalım, yol alalım. Ve cümle mü’minîn de istifade etsin ve ehl-i bid’a ve mülhidlerin de başları yere gelsin. “O gençler mağaraya sığındıklarında, ‘Ey Rabbimiz,’ demişlerdi. ‘Bize yüce katından bir rahmet ver ve işimizde, Senin rızana erişmek için muvaffakiyet nasip et.” [Kehf Sûresi: 18:10.] Amin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / 112<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey sevgili Üstadım, her hususta size yapılacak dua için kelimat bulamıyorum. Zât-ı Zülcemal, bu kadar güzelliklere, hazine-i rahmetinden binler güzellikleri size ihsan etmekle mukabele buyursun. Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / 125<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, hazine-i bînihayesinden emsâl-i sairesini ihsan buyursun. Âmin, bihurmeti Seyyidi’l-Murselîn.<br />
<br />
Barla Lâhikası / 126<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Ya Rab! Sen Üstadımızdan hoşnud olacağı tarzda razı ol!” Amin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / 127<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Hemen Cenab-ı Kibriya, şu enhâr-ı kevseri hayat-ı bâkiye harmanı olan mahşere kadar akıtsın… Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / 128<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak o zatı şefâat-i Kur’ân’a mazhar etsin. Amin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / 132<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak beni de, sizi de tarik-i Haktan şaşırtmasın. Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / 133<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ya Rab! Yanımızda elçiniz ve dergâhınızda elçimiz olan reisimize merhamet et ki, bize sirayet etsin. Allah’ım, Senin kulun ve resulün olan efendimiz Muhammed’e ve onun bütün âl ve ashabına salât eyle. Amin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / Mesail-i Müteferrika / 151<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Ey Rabbimiz! Unutur veya hatâya düşer de bir kusur işlersek, bizi onunla hesaba çekme.” [Bakara Sûresi: 2:286.] Amin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / Mesail-i Müteferrika / 153<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak ona, o bana yazdığı Pencere Risalesinin hurufu adedince ruhuna rahmet, kalbine nur, aklına hakikat, malına bereket ihsan eylesin. Âmin, Âmin, Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / Mesail-i Müteferrika / 159<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Biraderzadem Halil Nâci’nin dünyevî musibeti, beni de cidden mahzun eyledi. Cenab-ı Hak onu da kurtarsın, size de sabır ve tahammül ihsân eylesin. Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Sekizinci Mektubun Sekizinci Meselesinin Üçüncü Nüktesi / 164<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hakkın rahmetine sığınmalıyız ki, nîrân-ı muhrika yapmasın, envâr-ı müşrikaya çevirsin. Amin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Sekizinci Mektubun Sekizinci Meselesinin Üçüncü Nüktesi / 165<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak sıhhat ve âfiyet versin. Mehmed Efendi bana yeniden bir levha yazması beni minnettar ediyor. Cenab-ı Hak yazdığı herbir harfe mukabil bin sevap ihsan eylesin. Âmin, Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Sekizinci Mektubun Sekizinci Meselesinin Üçüncü Nüktesi / 167<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak yeni hayatınızı mübarek eylesin ve refika-i hayatınızı hayat-ı ebediyenizde, Otuz İkinci Sözün Üçüncü Mevkıfının âhirlerindeki Üçüncü İşarette, refika-i hayata dair vaade ve sıfata mazhar eylesin, Âmin. Kardeşim, sen, Hüsrev, Âsım, nazarımda çok kıymettarsınız. Cenab-ı Hak sizleri ve sizin gibileri Kur’ân hizmetinde sâbit-kadem ve fedakâr ve kemal-i sadakatte dâim ve muvaffak eylesin. Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Sekizinci Mektubun Sekizinci Meselesinin Üçüncü Nüktesi / 173<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak bize ve size tarik-i Hakta hizmet-i Kur’âniyede sebat ve metânet versin. Âmin.<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Sekizinci Mektubun Sekizinci Meselesinin Üçüncü Nüktesi / 174<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak muvaffak etsin. Amin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Sekizinci Mektubun Sekizinci Meselesinin Üçüncü Nüktesi / 175<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Bedreddin’in küçüklüğüyle beraber, büyük talebeler dairesine dahil etmişim. O, küçüklerin büyüğüdür. Ve inşaallah Cenab-ı Hak onun emsâlini çoğaltsın. Amin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Sekizinci Mektubun Sekizinci Meselesinin Üçüncü Nüktesi / 176<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Tenekeci Mehmed Efendinin hıfz-ı Kur’ân’a çalışmak niyeti çok mübarektir. Cenab-ı Hak onu muvaffak etsin. Amin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Sekizinci Mektubun Sekizinci Meselesinin Üçüncü Nüktesi / 180<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak onu sizlere medar-ı tesellî ve ünsiyet ve evinize küçük bir melâike hükmüne getirsin. Amin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / Yirmi Sekizinci Mektubun Sekizinci Meselesinin Üçüncü Nüktesi / 187<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenâb-ı Haktan niyaz ediyorum ki, bundan sonra Cenâb-ı Hak bana o hizmete lâyık ihlâs ihsan etsin, ehl-i dünyaya tasannu ve riyâdan kurtarsın. Amin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / Onuncu Lem´a / 205<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah affetsin. Amin!<br />
<br />
Barla Lâhikası / Onuncu Lem´a / 206<br />
<br />
KASTAMONU LÂHİKASI<br />
Dünya ve ahiret hayatınızdaki dakikaların âşireleri adedince Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. Amin!<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Manevi Bir İhtarla Bir İki İnce Meseleyi Size Yazıyorum / 25<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Hüsrev’in çok şirin ve fevkalade yazdığı Hastalar Lem’ası ile Esmâ-i Sitte Lem’ası, benim nazarımda elmasla yaldızlı yazılan ve onlar kadar uzun iki mektub-u sadâkat-medâr hükmünde bana göründü, Risale-i Nur’a çok ehemmiyetli hizmetlerini gözyaşıyla hatırlattı. Ve Firdevsî hediyenizdeki risalelerin harfleri adedince, Cenab-ı Erhamürâhimîn sizlere rahmet, bereket, saadet ihsan eylesin. Amin. Allah’ım, İmân ve Kur’an hizmetinde onu muvaffak eyle. Amin!<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Âhirzamandan Haber Veren Mühim Bir Hadis / 31<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Yâ Rab, bana bir mürşid-i kâmil ihsan buyur” Amin!<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / 37<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah sizlerden ebedî razı olsun. Amin. Ve sizi, hizmet-i imaniye ve Kur’aniyede muvaffak eylesin, Âmin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Birden İhtar Edilen Bir Mesele / 47<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Bize, gönderdiğiniz Risale-i Nur’ların harfleriyle, bu Regaib Kandili, Miraç ve Kadir gecelerinin dakikalarındaki âşirelerin çarpımı adedince Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun, Cenab-ı Hak size bir o kadar sevap ve hasene ihsan etsin. Amin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Birden İhtar Edilen Bir Mesele / 56<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Sizin bu defa nurlu hediyelerinizin her harfine mukabil Cenab-ı Erhamürrahimin defter-i âmâlinize bin hasene yazsın ve Âsım’ın ruhuna bin rahmet versin. Amin.<br />
<br />
Kur’an-ı Mucizü’l-Beyânın ve Risale-i Nur’un hazinelerinin kerametli ve yaldızlı bir anahtarı olan kalem-i Hüsrevî, elhak, Mucizat-ı Ahmediyenin (a.s.m.) gizli güzelliğini her göze gayet parlak ve güzel gösteriyor. Cenab-ı Hak bu kalemi, bu hizmette muvaffak ve dâim eylesin. Amin.<br />
<br />
Mübarek heyetinin büyük bir kahramanı Büyük Ali’nin sisteminde Küçük Ali’nin Mucizat-ı Kur’aniyesi, Mucizat-ı Ahmediyenin tam mutabık bir bâki pırlanta tarzında mevki aldı. Erhamürrâhimîn, her harfine mukabil, yazana on sevap ihsan eylesin. Amin.<br />
<br />
Mehmed Tahirî! Küçük Lûtfî’nin hayrü’l-halefi ve Atabey’in kahramanı, bu havaliye nurlu ve güzel hediyeleri çok kıymettardır. Rahmanür- Rahim, hazine-i rahmetinden ona ve pederine her hurufuna ve her kelimeye mukabil rahmet etsin. Amin.<br />
<br />
Aydınlı Hasan Ulvi’nin kuvvetli kalemi inşaallah merhum Âsım’ın noksan bıraktığı vazife-i Nuriyeyi tekmil edecek ve o güzel kalemle Âsım’ın ve Lütfî’nin ruhlarını şâd edecek. Onun küçük hediyesi, ilerideki kıymettar hizmetlerini ihsas ederek büyük bir mevki aldı. Allah ondan razı olsun. Amin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Birden İhtar Edilen Bir Mesele / 57<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak herbir gecesini sizin hakkınızda leyle-i Mirac ve leyle-i Berat ve Leyle-i Kadir kadar kıymettar eylesin, Âmin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Birden İhtar Edilen Bir Mesele / 58<br />
<br />
* * *<br />
<br />
İnşaallah o Gül fabrikasının kalemi, buraları da bir gülistana çevirecek. Cenab-ı Hak, o kalem sahibine, yazdığı her harf-i Kur’an’a mukabil, leyle-i Kadir’deki gibi otuz bin sevap ve rahmet ve hasene versin. Amin, Âmin, Âmin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Birden İhtar Edilen Bir Mesele / 61<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım! Bu Ramazan’da Leyle-i Kadrimizi bize ve sadık Risale-i Nur talebelerine bin aydan daha hayırlı kıl. Amin!<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Birden İhtar Edilen Bir Mesele / 62<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Sizin bayramınızı, leyle-i Kadrinizi, Ramazan-ı Şerifte makbul dualarınızı bütün ruh u canımla tebrik ve tes’id ediyorum. Cenab-ı Hak, bu bayramın sürurunu, hakikî ve geniş ve umumî sürura mukaddeme ve vesile eylesin. Amin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Birden İhtar Edilen Bir Mesele / 70<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, o kahramanlardan ebeden razı olsun, Âmin Cenab-ı Hak, onu ve onun gibi Risale-i Nur’a çalışan masumlara tevfik ve selamet ve saadet ihsan eylesin. Amin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Dört-Beş Kardeşlerime Ait Birer Kısacık Konuşacağım / 94<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, onlardan ve o medresenin umum talebelerinden ve üstadlarından ebeden razı olsun. Amin!<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Dört-Beş Kardeşlerime Ait Birer Kısacık Konuşacağım / 96<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Yâ Rab, madem Isparta, Risale-i Nur’un bir Medresetü’z-Zehrâsıdır, sen oradaki fena memurları dahi ıslah eyle ve hüsn-ü âkıbet ver” Amin!<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Dört-Beş Kardeşlerime Ait Birer Kısacık Konuşacağım / 103<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, ehl-i imanı ve Risale-i Nur şakirtlerini böylelerin şerrinden muhafaza eylesin. Amin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / 113<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Erhamürrâhimîn bu Ramazan-ı Mübarekenin hürmetine, Rahmeten lil-Âlemîn olan Resul-i Ekrem Aleyhassülâtü Vesselamın ümmetine rahmetiyle imdat eylesin. Amin. Âsâr-ı gadab-ı İlahî olan âfât ve dalâletlerden muhafaza eylesin. Amin. Ve Risale-i Nur şakirtlerini neşr-i envâr-ı Kur’aniyede muvaffak eylesin. Amin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / 116<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak bizi ve sizi, bu zamanın cazibedar fitnesinden kurtarsın ve muhafaza eylesin, amin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / 119<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, fazl ve keremiyle, bu hizmette halisane, muhlisâne bizi ve umum Risale-i Nur şakirtlerini daim muvaffak eylesin. Amin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / 122<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allahım, “Bizi doğru yola ilet [Fatiha Sûresi: 6]<br />
<br />
• Kendilerine nimet ve ihsanda bulunduğun peygamberlerinin ve onlara tabi olan salih kullarının yoluna ilet, gazabına uğrayanların ve sapıtmış olanların yoluna değil. Amin [Fatiha Sûresi: 7]”<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Fatiha´nın Âhirinde İşaret Olunan Üç Yolun Beyanı / 124<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Allah’ım, “Bizi doğru yola ilet.” [Fatiha Sûresi: 6]<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Hakiki Bütün Elem Dalâlette Bütün Lezzet İmandadır / 129<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Bizi mükâfâtlandır, bize merhamet et, bizi bağışla, bize muvaffakiyet ihsan et ve bizi doğru yoldan ayırma. Bu leyle-i Kadri, hakkımızda bin aydan hayırlı kıl. Amin!<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / 138<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, ehl-i imanı ve Risale-i Nur şakirtlerini bu musibetlerin şerrinden muhafaza eylesin. Amin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Küçük Hüsrev Ve Feyzi´nin Bir İstihracıdır / 151<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, o validemizi mağfiret eylesin, Âmin. Cenab-ı Hak sana, sabr-ı cemîl ihsan ve o merhumeyi de garik-i rahmet eylesin. Amin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Küçük Hüsrev Ve Feyzi´nin Bir İstihracıdır / 155<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak bizi de onların hayırlı dualarına hissedar eylesin. Amin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Risale-i Nur Şakirtleri Tarafından Sorulan Suale Cevaptır / 162<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Kardeşimiz Kâtip Osman’ın mektubu, ayrı ayrı çok meraklarıma bir merhem oldu. Cenab-ı Hak, onun gibi Risale-i Nur’a binler şakirtleri o medrese-i nuranîde yetiştirsin. Amin. On üç sene evvel Barla’da, beş misli bereketle keramet derecesine çıkan tatlı lokmaları ve o lokmaları hediye eden, çok mübarek Hacı Hafız’ı sürurla hatırımıza getiren bu yeni gelen tatlı lokmaları, beş çeşit tatlı geldi. Herbir tanesine sizlere Cenab-ı Hak Cennette binler Cennet tatlıları versin, Âmin.<br />
<br />
Cenab-ı Hak, merhumeyi mağfiret eylesin. Ve sana ve onun evlâtlarına sabr-ı cemil ihsan eylesin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Tahlil / 178<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, onlara, yazdıkları herbir harfe mukabil bin hasene versin. Amin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Tahlil / 185<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak sizi bu hizmet-i Nuriyede daima muvaffak eylesin, Âmin. Ve sizden ebeden râzı olsun, Âmin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Tahlil / 188<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, o kalemlerin siyah nur olan mürekkeplerini, hadis-i sahihin nassıyla, herbir dirhemini, yüz dirhem şehid kanı kıymetinde yevm-i haşir ve mizanda defter-i hasenatlarına ilâve eylesin. Amin.<br />
<br />
Cenab-ı Hak, onun akaribine sabr-ı cemil ve ona mağfiret-i kâmile ihsan eylesin. Amin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Tahlil / 189<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak, onları yazan o kalem sahiplerine, herbir harfine mukabil on rahmet eylesin, Âmin. Cenab-ı Hak, onlardan ve sizlerden ebeden razı olsun. Amin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Tahlil / 190<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Cenab-ı Hak sizlere, hazine-i rahmetinden onların hurufatı adedince defter-i âmâlinize haseneler yazsın. Amin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Tahlil / 191<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Aziz, sıddık kardeşlerim ve hizmet-i imaniyede kuvvetli, metin, ciddi, sarsılmaz, fedakar arkadaşlarım ve seyahat-i berzahiye ve uhreviyede nuranî yoldaşlarım, Sizin, herbir dirhemi yüz dirhem şüheda kanı kadar kıymettar siyah nuru akıtan mübarek kalemlerinizin bu defaki kudsi hediyelerin herbir harfine mukabil, Cenab-ı Erhamürrâhimîn sizlere bin rahmet eylesin. Amin. Cenab-ı Hak sizlerden ebeden râzı olsun. Amin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Tahlil / 198<br />
<br />
* * *<br />
<br />
İsm-i Azamın hakkına ve Mucizu’l-Beyanın hürmetine ve Resulu Ekrem Aleyhissalatü Vesselamın şerefine bu mecmuayı bastıranları ve mübarek yardımcılarını Cennetü’l-Firdevste saadeti ebediyeye mazhar eyle. Amin. Ve defter-i hasenatlarına Kastamonu Lahikasının herbir harfine mukabil bin hasane yazdır. Amin. Ve Nurların neşrinde sebat ve devam ve ihlas eyle. Amin. Ya Erhamerrahimin! Umum Risale-i Nur Şakirtlerini iki cihanda mes’ud eyle. Amin. İnsi ve cinni şereflerinden mehafaza eyle. Amin. Ve bu aciz ve biçare Saidin kusuratını affeyle. Amin.<br />
<br />
Kastamonu Lâhikası / Dua / 209<br />
<br />
SİKKE-İ TASDÎK-I GAYBÎ<br />
Allahım, İsm-i Azamın ve Resul-i Ekremin (a.s.m.) hürmetine, alem-i İslamdaki insanlar arasında Risale-i Nur’un devamlı neşriyle bizim için Kur’an hizmetini kolaylaştır. Amin, amin, amin.<br />
<br />
O gün Allah’ın, peygamberin maiyetinde bulunan müminleri utandırmayacağı gündür. O gün onların nûru önlerinden ve sağlarından koşarak Cennete yol gösterirken, onlar da ‘Ey Rabbimiz,’ derler. ‘Nûrumuzu tamamla ve bizi bağışla. [Tahrîm Sûresi: 66:8.]<br />
<br />
Sikke-i Tasdik-i Gaybi / Birinci Şuâ / 81<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Yâ Rab, bu müthiş rüyayı hayra tebdil eyle”<br />
<br />
Sikke-i Tasdik-i Gaybi / Birinci Şuâ / 85<br />
<br />
* * *<br />
<br />
“Yâ Rab, beni kurtar, emân ve emniyet ver”<br />
<br />
Sikke-i Tasdik-i Gaybi / Sekizinci Şuâ / 116<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey Rabbimiz! Unutur veya hatâya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesaba çekme. [Bakara Sûresi: 2:286.]<br />
<br />
Sikke-i Tasdik-i Gaybi / Sekizinci Şuâ / 119<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Ey Halim olan Allah’ım! Senin yardımınla açıklığa kavuşan bir ilmin sırlarıyla bana bir kerem lutfet ey Celâl sahibi!<br />
<br />
Sikke-i Tasdik-i Gaybi / Sekizinci Şuâ / 120<br />
<br />
* * *<br />
<br />
Gaybı Allah’tan başka kimse bilmez. Doğrusunu Allah bilir. Hata ve günahlarımdan, yanılgı ve yanlışlıklarımdan dolayı Allah’tan mağfiret diliyorum. Risale-i Nur’un okunan, yazılan ve havada temessül eden harflerinin dünyada, berzahta ve ahiretteki dakikalarının aşireleriyle çarpımından çıkan netice kadar, İmân ve Kur’an nimetinden dolayı Allah’a hamd olsun.<br />
<br />
Allah’ım, Hz. Muhammed’e, onun Âl ve Ashabına da o kadar salât ve selâm eyle. Bize ve Nur Talebelerine de o kadar rahmet eyle. Âmin. Hamd alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.<br />
<br />
Sikke-i Tasdik-i Gaybi / Sekizinci Şuâ / 122<br />
<br />
***<br />
<br />
SÖZLER<br />
<br />
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ<br />
وَ بِه۪ نَسْتَع۪ينُ<br />
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ وَ الصَّلَاةُ وَ السَّلَامُ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ٓ اَجْمَع۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 5<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ بِحَقِّ اَسْرَارِ بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى مَنْ اَرْسَلْتَهُ رَحْمَةً لِلْعَالَم۪ينَ كَمَا يَل۪يقُ بِرَحْمَتِكَ وَ بِحُرْمَتِه۪ وَ عَلٰٓى اٰلِهِ وَ اَصْحَابِهِ اَجْمَعِينَ وَ ارْحَمْنَا رَحْمَةً تُغْن۪ينَا بِهَا عَنْ رَحْمَةِ مَنْ سِوَاكَ مِنْ خَلْقِكَ اٰم۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 16<br />
<br />
... صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ عَبْدِكَ وَ نَبِيِّكَ وَ صَفِيِّكَ وَ خَل۪يلِكَ وَ جَمَالِ مُلْكِكَ وَ مَل۪يكِ صُنْعِكَ وَ عَيْنِ عِنَايَتِكَ وَ شَمْسِ هِدَايَتِكَ وَ لِسَانِ حُجَّتِكَ وَ مِثَالِ رَحْمَتِكَ وَ نُورِ خَلْقِكَ وَ شَرَفِ مَوْجُودَاتِكَ وَ سِرَاجِ وَحْدَتِكَ فِى كَثْرَةِ مَخْلُوقَاتِكَ وَ كَاشِفِ طِلْسِمِ كَائِنَاتِكَ وَ دَلَّالِ سَلْطَنَةِ رُبُوبِيَّتِكَ وَ مُبَلِّغِ مَرْضِيَّاتِكَ وَ مُعَرِّفِ كُنُوزِ اَسْمَائِكَ وَ مُعَلِّمِ عِبَادِكَ وَ تَرْجُمَانِ اٰيَاتِكَ وَمِرْاٰتِ جَمَالِ رُبُوبِيَّتِكَ وَ مَدَارِ شُهُودِكَ وَ اِشْهَادِكَ وَ حَب۪يبِكَ وَ رَسُولِكَ الَّذ۪ى اَرْسَلْتَهُ رَحْمَةً لِلْعَالَم۪ينَ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ اَجْمَع۪ينَ وَ عَلٰى اِخْوَانِهِ مِنَ النَّبِيّ۪نَ وَ الْمُرْسَل۪ينَ وَ عَلٰى مَلٰئِكَتِكَ الْمُقَرَّب۪ينَ وَ عَلٰى عِبَادِكَ الصَّالِح۪ينَ اٰم۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 36<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ بِعَدَدِ جَم۪يعِ الْحُرُوفَاتِ الْمُتَشَكِّلَةِ ف۪ى جَم۪يعِ الْكَلِمَاتِ الْمُتَمَثِّلَةِ بِاِذْنِ الرَّحْمٰنِ ف۪ى مَرَايَا تَمَوُّجَاتِ الْهَوَٓاءِ عِنْدَ قِرَائَةِ كُلِّ كَلِمَةٍ مِنَ الْقُرْاٰنِ مِنْ كُلِّ قَارِءٍ مِنْ اَوَّلِ النُّزُولِ اِلٰٓى اٰخِرِ الزَّمَانِ<br />
Sözler (RNK) - 43<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى مَنْ اَرْسَلْتَهُ مُعَلِّمًا لِعِبَادِكَ لِيُعَلِّمَهُمْ كَيْفِيَّةَ مَعْرِفَتِكَ وَ الْعُبُودِيَّةَ لَكَ وَ مُعَرِّفًا لِكُنُوزِ اَسْمَٓائِكَ وَ تَرْجُمَانًا لِاٰيَاتِ كِتَابِ كَٓائِنَاتِكَ وَ مِرْاٰتًا بِعُبُودِيَّتِه۪ لِجَمَالِ رُبُوبِيَّتِكَ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ اَجْمَع۪ينَ وَ ارْحَمْنَا وَ ارْحَمِ الْمُؤْمِن۪ينَ وَ الْمُؤْمِنَاتِ اٰم۪ينَ بِرَحْمَتِكَ يَٓا اَرْحَمَ الرَّاحِم۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 51<br />
<br />
عَلَيْهِ صَلَوَاتُ الرَّحْمٰنِ مِلْءَ الدُّنْيَا وَ دَارِ الْجِنَانِ ٭ اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى عَبْدِكَ وَ رَسُولِكَ ذٰلِكَ الْحَب۪يبُ الَّذ۪ى هُوَ سَيِّدُ الْكَوْنَيْنِ وَ فَخْرُ الْعَالَمَيْنِ وَ حَيَاتُ الدَّارَيْنِ وَ وَس۪يلَةُ السَّعَادَتَيْنِ وَ ذُو الْجَنَاحَيْنِ وَ رَسُولُ الثَّقَلَيْنِ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ اَجْمَعِينَ وَ عَلٰٓى اِخْوَانِهِ مِنَ النَّبِيّ۪ينَ وَ الْمُرْسَل۪ينَ اٰم۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 80<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰٓى اَلْطَفِ وَ اَشْرَفِ وَ اَكْمَلِ وَ اَجْمَلِ ثَمَرَاتِ طُوبَٓاءِ رَحْمَتِكَ الَّذ۪ٓى اَرْسَلْتَهُ رَحْمَةً لِلْعَالَم۪ينَ وَ وَس۪يلَةً لِوُصُولِنَٓا اِلٰٓى اَزْيَنِ وَ اَحْسَنِ وَ اَجْلٰى وَ اَعْلٰى ثَمَرَاتِ تِلْكَ الطُّوبَٓاءِ الْمُتَدَلِّيَةِ عَلٰى دَارِ الْاٰخِرَةِ اَىِ الْجَنَّةِ<br />
Sözler (RNK) - 103<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى شَمْسِ سَمَٓاءِ الرِّسَالَةِ وَ قَمَرِ بُرْجِ النُّبُوَّةِ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ اَصْحَابِه۪ نُجُومِ الْهِدَايَةِ وَ ارْحَمْنَا وَ ارْحَمِ الْمُؤْمِن۪ينَ وَ الْمُؤْمِنَاتِ اٰم۪ينَ اٰم۪ينَ اٰم۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 142<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلَيْهِ وَعَلٰٓى اٰلِه۪ كَمَا يَل۪يقُ بِرَحْمَتِكَ وَبِحُرْمَتِه۪ اٰم۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 149<br />
<br />
عَلَيْهِ الصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ بِعَدَدِ الْمَلَكِ وَالْاِنْسِ وَالْجَانِّ<br />
Sözler (RNK) - 206<br />
<br />
وَصَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى رَسُولِكَ الْاَكْرَمِ مَظْهَرِ اِسْمِكَ الْاَعْظَمِ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ اَصْحَابِه۪ وَ اِخْوَانِه۪ وَ اَتْبَاعِه۪ اٰم۪ينَ يَا اَرْحَمَ الرَّاحِم۪ين<br />
Sözler (RNK) - 218<br />
<br />
عَلٰى مَنْ اُنْزِلَ عَلَيْهِ الْفُرْقَانُ الْحَك۪يمُ مِنَ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ مِنَ الْعَرْشِ الْعَظ۪يمِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ اَلْفُ اَلْفِ صَلَاةٍ وَ اَلْفُ اَلْفِ سَلَامٍ بِعَدَدِ حَسَنَاتِ اُمَّتِه۪ ٭ عَلٰى مَنْ بَشَّرَ بِرِسَالَتِهِ التَّوْرٰيةُ وَ الْاِنْج۪يلُ وَ الزَّبُورُ ٭ وَ بَشَّرَ بِنُبُوَّتِهِ الْاِرْهَاصَاتُ وَ هَوَاتِفُ الْجِنِّ وَ اَوْلِيَٓاءُ الْاِنْسِ وَ كَوَاهِنُ الْبَشَرِ ٭ وَ انْشَقَّ بِاِشَارَتِهِ الْقَمَرُ ٭ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ اَلْفُ اَلْفِ صَلَاةٍ وَ سَلَامٍ بِعَدَدِ اَنْفَاسِ اُمَّتِه۪ ٭ عَلٰى مَنْ جَٓائَتْ لِدَعْوَتِهِ الشَّجَرُ وَ نَزَلَ سُرْعَةً بِدُعَٓائِهِ الْمَطَرُ وَ اَظَلَّتْهُ الْغَمَامَةُ مِنَ الْحَرِّ وَ شَبَعَ مِنْ صَاعٍ مِنْ طَعَامِه۪ مِأَتٌ مِنَ الْبَشَرِ وَ نَبَعَ الْمَٓاءُ مِنْ بَيْنِ اَصَابِعِهِ ثَلَاثَ مَرَّاتٍ كَالْكَوْثَرِ وَ اَنْطَقَ اللّٰهُ لَهُ الضَّبَّ وَ الظَّبْىَ وَ الْجِذْعَ وَ الذِّرَاعَ وَ الْجَمَلَ وَ الْجَبَلَ وَ الْحَجَرَ وَ الْمَدَرَ صَاحِبِ الْمِعْرَاجِ وَ مَازَاغَ الْبَصَرُ ٭ سَيِّدِنَا وَ شَف۪يعِنَا مُحَمَّدٍ اَلْفُ اَلْفِ صَلَاةٍ وَ سَلَامٍ بِعَدَدِ كُلِّ الْحُرُوفِ الْمُتَشَكِّلَةِ فِى الْكَلِمَاتِ الْمُتَمَثِّلَةِ بِاِذْنِ الرَّحْمٰنِ ف۪ى مَرَايَا تَمَوُّجَاتِ الْهَوَٓاءِ عِنْدَ قِرَائَةِ كُلِّ كَلِمَةٍ مِنَ الْقُرْاٰنِ مِنْ كُلِّ قَارِءٍ مِنْ اَوَّلِ النُّزُولِ اِلٰٓى اٰخِرِ الزَّمَانِ وَ اغْفِرْلَنَا وَ ارْحَمْنَا يَٓا اِلٰهَنَا بِكُلِّ صَلَاةٍ مِنْهَا اٰم۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 263<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى مَنْ اُنْزِلَ عَلَيْهِ الْفُرْقَانُ الْحَك۪يمُ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ٓ اَجْمَع۪ينَ اٰم۪ينَ اٰم۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 267<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى مَنْ اُنْزِلَ عَلَيْهِ الْقُرْاٰنُ الْحَك۪يمُ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ اَجْمَع۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 274<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ وَ بَارِكْ وَ كَرِّمْ عَلٰى سَيِّدِنَا وَ مَوْلٰينَا مُحَمَّدٍ عَبْدِكَ وَ نَبِيِّكَ وَ رَسُولِكَ النَّبِىِّ الْاُمِّىِّ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ اَصْحَابِه۪ وَ اَزْوَاجِه۪ وَ ذُرِّيَّاتِه۪ وَ عَلَى النَّبِيّ۪نَ وَ الْمُرْسَل۪ينَ وَ الْمَلٰٓئِكَةِ الْمُقَرَّب۪ينَ وَ الْاَوْلِيَٓاءِ وَ الصَّالِح۪ينَ ٭ اَفْضَلَ صَلَاةٍ وَ اَزْكٰى سَلَامٍ وَ اَنْمٰى بَرَكَاتٍ بِعَدَدِ سُوَرِ الْقُرْاٰنِ وَ اٰيَاتِه۪ وَ حُرُوفِه۪ وَ كَلِمَاتِه۪ وَ مَعَانِيه۪ وَ اِشَارَاتِه۪ وَ رُمُوزِه۪ وَ دَلَالَاتِه۪ وَاغْفِرْلَنَا وَارْحَمْنَا وَ الْطُفْ بِنَا يَٓا اِلٰهَنَا يَا خَالِقَنَا بِكُلِّ صَلَاةٍ مِنْهَا بِرَحْمَتِكَ يَٓا اَرْحَمَ الرَّاحِم۪ينَ ٭ وَ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ ٭ اٰم۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 291<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلٰى مَنْ قَالَ اَلصَّلَاةُ عِمَادُ الدّ۪ينِ وَعَلٰٓى اٰلِه۪ وَصَحْبِه۪ اَجْمَع۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 297<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى مَنْ دَلَّ عَلٰى وُجوُبِ وُجُودِكَ وَ وَحْدَانِيَّتِكَ وَ شَهِدَ عَلٰى جَلَالِكَ وَ جَمَالِكَ وَ كَمَالِكَ الشَّاهِدُ الصَّادِقُ الْمُصَدَّقُ وَ الْبُرْهَانُ النَّاطِقُ الْمُحَقَّقُ سَيِّدُ الْاَنْبِيَاءِ وَ الْمُرْسَل۪ينَ الْحَامِلُ سِرَّ اِجْمَاعِهِمْ وَ تَصْد۪يقِهِمْ وَ مُعْجِزَاتِهِمْ وَ اِمَامُ الْاَوْلِيَاءِ وَ الصِّدِّيق۪ينَ الْحَاو۪ى سِرَّ اِتِّفَاقِهِمْ وَ تَحْق۪يقِهِمْ وَ كَرَامَاتِهِمْ ذُو الْمُعْجِزَاتِ الْبَاهِرَةِ وَ الْخَوَارِقِ الظَّاهِرَةِ وَ الدَّلَائِلِ الْقَاطِعَةِ الْمُحَقَّقَةِ الْمُصَدَّقَةِ لَهُ ذُو الْخِصَالِ الْغَالِيَةِ فِى ذَاتِهِ وَ الْاَخْلَاقِ الْعَالِيَةِ فِى وَظ۪يفَتِهِ وَ السَّجَايَا السَّامِيَةِ فِى شَر۪يعَتِهِ الْمُكَمَّلَةِ الْمُنَزَّهَةِ لَهُ عَنِ الْخِلَافِ مَهْبِطُ الْوَحْىِ الرَّبَّانِىِّ بِاِجْمَاعِ الْمُنْزِلِ وَ الْمُنْزَلِ وَ الْمُنْزَلِ عَلَيْهِ سَيَّارُ عَالَمِ الْغَيْبِ وَ الْمَلَكُوتِ مُشَاهِدُ الْاَرْوَاحِ وَ مُصَاحِبُ الْمَلٰئِكَةِ اَنْمُوذَجُ كَمَالِ الْكَائِنَاتِ شَخْصًا وَ نَوْعًا وَ جِنْسًا ‌ـ﴿اَنْوَرُ ثَمَرَاتِ شَجَرَةِ الْخِلْقَةِ‌ـ﴾ سِرَاجُ الْحَقِّ بُرْهَانُ الْحَق۪يقَةِ تِمْثَالُ الرَّحْمَةِ مِثَالُ الْمَحَبَّةِ كَشَّافُ طِلْسِمِ الْكَائِنَاتِ دَلَّالُ سَلْطَنَةِ الرُّبُوبِيَّةِ الْمُرْمِزُ بِعُلْوِيَّةِ شَخْصِيَّتِهِ الْمَعْنَوِيَّةِ اِلٰى اَنَّهُ نُصْبُ عَيْنِ فَاطِرِ الْعَالَمِ فِى خَلْقِ الْكَائِنَاتِ ذُو الشَّر۪يعَةِ الَّت۪ى هِىَ بِوُسْعَةِ دَسَات۪يرِهَا وَ قُوَّتِهَا تُش۪يرُ اِلٰى اَنَّهَا نِظَامُ نَاظِمِ الْكَوْنِ وَ وَضْعُ خَالِقِ الْكَائِنَاتِ نَعَمْ اِنَّ نَاظِمَ الْكَائِنَاتِ بِهٰذَا النِّظَامِ الْاَتَمِّ الْاَكْمَلِ هُوَ نَاظِمُ هٰذَا الدّ۪ينِ بِهٰذَا النِّظَامِ الْاَحْسَنِ الْاَجْمَلِ سَيِّدُنَا نَحْنُ مَعَاشِرَ بَنِى اٰدَمَ وَ مُهْد۪ينَا اِلَى الْاِيمَانِ نَحْنُ مَعَاشِرَ الْمُؤْمِن۪ينَ مُحَمَّدٍ بْنِ عَبْدِ اللّٰهِ بْنِ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ عَلَيْهِ اَفْضَلُ الصَّلَوَاتِ وَ اَتَمُّ التَّسْل۪يمَاتِ مَا دَامَتِ الْاَرْضُ وَ السَّمٰوَاتُ فَاِنَّ ذٰلِكَ الشَّاهِدَ الصَّادِقَ الْمُصَدَّقَ يَشْهَدُ عَلٰى رُؤُسِ الْاَشْهَادِ مُنَادِيًا وَ مُعَلِّمًا لِاَجْيَالِ الْبَشَرِ خَلْفَ الْاَعْصَارِ وَ الْاَقْطَارِ نِدَاءً عُلْوِيًّا بِجَم۪يعِ قُوَّتِهِ وَ بِغَايَةِ جِدِّيَّتِهِ وَ بِنِهَايَةِ وُثُوقِهِ وَ بِقُوَّةِ اِطْمِئْنَانِهِ وَ بِكَمَالِ اِيمَانِهِ بِاَشْهَدُ اَنْ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ وَحْدَهُ لَا شَر۪يكَ لَهُ<br />
Sözler (RNK) - 333<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى مَنْ اَرْسَلْتَهُ رَحْمَةً لِلْعَالَم۪ينَ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ اَجْمَع۪ينَ وَارْحَمْنَا وَ ارْحَمْ اُمَّتَهُ بِرَحْمَتِكَ يَا اَرْحَمَ الرَّاحِم۪ينَ اٰم۪ينَ<br />
وَ اٰخِرُ دَعْوٰيهُمْ اَنِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 336<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلَى الذَّاتِ الْمُحَمَّدِيَّةِ اللَّط۪يفَةِ الْاَحَدِيَّةِ شَمْسِ سَمَٓاءِ الْاَسْرَارِ وَ مَظْهَرِ الْاَنْوَارِ وَ مَرْكَزِ مَدَارِ الْجَلَالِ وَ قُطْبِ فَلَكِ الْجَمَالِ<br />
Sözler (RNK) - 359<br />
<br />
عَلَيْهِ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ اَمْثَالِهِ اَفْضَلُ الصَّلَاةِ وَ اَجْمَلُ التَّسْل۪يمَاتِ<br />
Sözler (RNK) - 385<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى مُحَمَّدٍ بِعَدَدِ ذَرَّاتِ الْكَائِنَاتِ وَ مُرَكَّبَاتِهَا<br />
Sözler (RNK) - 391<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلَيْهِ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪<br />
Sözler (RNK) - 448<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ اَفْضَلَ وَ اَجْمَلَ وَ اَنْبَلَ وَ اَظْهَرَ وَ اَطْهَرَ وَ اَحْسَنَ وَاَبَرَّ وَ اَكْرَمَ وَ اَعَزَّ وَ اَعْظَمَ وَ اَشْرَفَ وَ اَعْلٰى وَ اَزْكٰى وَ اَبْرَكَ وَ اَلْطَفَ صَلَوَاتِكَ وَ اَوْفٰى وَ اَكْثَرَ وَ اَزْيَدَ وَ اَرْقٰى وَ اَرْفَعَ وَ اَدْوَمَ سَلَامِكَ صَلَاةً وَ سَلَامًا وَ رَحْمَةً وَ رِضْوَانًا وَ عَفْوًا وَ غُفْرَانًا تَمْتَدُّ وَ تَز۪يدُ بِوَابِلِ سَحَٓائِبِ مَوَاهِبِ جُودِكَ وَ كَرَمِكَ وَ تَنْمُوا وَ تَزْكُوا بِنَفَٓائِسِ شَرَٓائِفِ لَطَٓائِفِ جُودِكَ وَ مِنَنِكَ اَزَلِيَّةً بِاَزَلِيَّتِكَ لَا تَزُولُ اَبَدِيَّةً بِاَبَدِيَّتِكَ لَا تَحُولُ عَلٰى عَبْدِكَ وَ حَب۪يبِكَ وَ رَسُولِكَ مُحَمَّدٍ خَيْرِ خَلْقِكَ النُّورِ الْبَاهِرِ اللَّامِعِ وَ الْبُرْهَانِ الظَّاهِرِ الْقَاطِعِ وَ الْبَحْرِ الذَّاخِرِ وَ النُّورِ الْغَامِرِ وَ الْجَمَالِ الزَّاهِرِ وَ الْجَلَالِ الْقَاهِرِ وَ الْكَمَالِ الْفَاخِرِ صَلَاتَكَ الَّت۪ى صَلَّيْتَ بِعَظَمَةِ ذَاتِكَ عَلَيْهِ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ كَذٰلِكَ صَلَاةً تَغْفِرُ بِهَا ذُنُوبَنَا وَ تَشْرَحُ بِهَا صُدُورَنَا وَ تُطَهِّرُ بِهَا قُلُوبَنَا وَ تُرَوِّحُ بِهَٓا اَرْوَاحَنَا وَ تُقَدِّسُ بِهَٓا اَسْرَارَنَا وَ تُنَزِّهُ بِهَا خَوَاطِرَنَا وَ اَفْكَارَنَا وَ تُصَفّ۪ى بِهَا كُدُورَاتِ مَا ف۪ٓى اَسْرَارِنَا وَ تَشْف۪ى بِهَٓا اَمْرَاضَنَا وَ تَفْتَحُ بِهَٓا اَقْفَالَ قُلُوبِنَا<br />
رَبَّنَا لَا تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ اِذْ هَدَيْتَنَا وَهَبْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً اِنَّكَ اَنْتَ الْوَهَّابُ<br />
وَ اٰخِرُ دَعْوٰيهُمْ اَنِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ ٭ اٰم۪ينَ اٰم۪ينَ اٰم۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 481<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ مِنَ الْاَزَلِ اِلَى الْاَبَدِ عَدَدَ مَا فِى عِلْمِ اللّٰهِ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ وَ سَلِّمْ<br />
Sözler (RNK) - 515<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى مَنْ تَمَثَّلَ ف۪يهِ اَنْوَارُ مَحَبَّتِكَ لِجَمَالِ صِفَاتِكَ وَ اَسْمَٓائِكَ بِكَوْنِهِ مِرْاٰةً جَامِعَةً لِتَجَلِّيَاتِ اَسْمَٓائِكَ الْحُسْنٰى وَ مَنْ تَمَرْكَزَ ف۪يهِ شُعَاعَاتُ مَحَبَّتِكَ لِصَنْعَتِكَ فِى مَصْنُوعَاتِكَ بِكَوْنِهِ اَكْمَلَ وَ اَبْدَعَ مَصْنُوعَاتِكَ وَ صَيْرُورَتِهِ اَنْمُوذَجَ كَمَالَاتِ صَنْعَتِكَ وَ فِهْرِسْتَةَ مَحَاسِنِ نُقُوشِكَ وَ مَنْ تَظَاهَرَ ف۪يهِ لَطَائِفُ مَحَبَّتِكَ وَ رَغْبَتِكَ لِاِسْتِحْسَانِ صَنْعَتِكَ بِكَوْنِهِ اَعْلٰى دَلَّالِى مَحَاسِنِ صَنْعَتِكَ وَ اَرْفَعَ الْمُسْتَحْسِنِينَ صَوْتًا فِى اِعْلَانِ حُسْنِ نُقُوشِكَ وَ اَبْدَعِهِمْ نَعْتًا لِكَمَالَاتِ صَنْعَتِكَ وَ مَنْ تَجَمَّعَ ف۪يهِ اَقْسَامُ مَحَبَّتِكَ وَ اِسْتِحْسَانِكَ لِمَحَاسِنِ اَخْلَاقِ مَخْلُوقَاتِكَ وَ لَطَائِفِ اَوْصَافِ مَصْنُوعَاتِكَ بِكَوْنِهِ جَامِعًا لِمَحَاسِنِ الْاَخْلَاقِ كَافَّةً بِاِحْسَانِكَ وَ لِلَطَائِفِ الْاَوْصَافِ قَاطِبَةً بِفَضْلِكَ وَ مَنْ صَارَ مِصْدَاقًا صَادِقًا وَ مِقْيَاسًا فَائِقًا لِجَم۪يعِ مَنْ ذَكَرْتَ فِى فُرْقَانِكَ اِنَّكَ تُحِبُّهُمْ مِنَ الْمُحْسِن۪ينَ وَ الصَّابِر۪ينَ وَ الْمُؤْمِن۪ينَ وَ الْمُتَّق۪ينَ وَ التَّوَّاب۪ينَ وَ الْاَوَّاب۪ينَ وَ جَم۪يعِ الْاَصْنَافِ الَّذ۪ينَ اَحْبَبْتَهُمْ وَ شَرَفْتَهُمْ لِمَحَبَّتِكَ فِى فُرْقَانِكَ حَتّٰى صَارَ اِمَامَ الْحَب۪يب۪ينَ لَكَ وَ سَيِّدَ الْمَحْبُوب۪ينَ لَكَ وَ رَئ۪يسَ اَوِدَّائِكَ وَ عَلٰٓى اٰلِهِ وَ اَصْحَابِهِ وَ اِخْوَانِهِ اَجْمَع۪ينَ اٰم۪ينَ بِرَحْمَتِكَ يَا اَرْحَمَ الرَّاحِم۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 528<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰٓى اٰلِه۪ وَاَصْحَابِه۪<br />
Sözler (RNK) - 535<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ ۨالَّذ۪ى قَالَ اَصْحَاب۪ى كَالنُّجُومِ بِاَيِّهِمْ اِقْتَدَيْتُمْ اِهْتَدَيْتُمْ وَ خَيْرُ الْقُرُونِ قَرْن۪ى وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ وَ سَلِّمْ<br />
Sözler (RNK) - 535<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى رَسُولِكَ الَّذ۪ى قَالَ لَاتَسُبُّوا اَصْحَاب۪ى لَوْ اَنْفَقَ اَحَدُكُمْ مِثْلَ اُحُدٍ ذَهَبًا مَا بَلَغَ نِصْفَ مُدٍّ مِنْ اَصْحَاب۪ى صَدَقَ رَسُولُ اللّٰهِ<br />
Sözler (RNK) - 538<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى حَب۪يبِكَ الَّذ۪ى فَتَحَ اَبْوَابَ الْجَنَّةِ بِحَب۪يبِيَّتِهِ وَ بِصَلَاتِهِ وَ اَيَّدَتْهُ اُمَّتُهُ عَلٰى فَتْحِهَا بِصَلَوَاتِهِمْ عَلَيْهِ عَلَيْهِ الصَّلَاةُ وَ السَّلَامُ اَللّٰهُمَّ اَدْخِلْنَا الْجَنَّةَ مَعَ الْاَبْرَارِ بِشَفَاعَةِ حَب۪يبِكَ الْمُخْتَارِ اٰم۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 545<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلٰٓى اٰلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ كَمَا صَلَّيْتَ عَلٰى سَيِّدِنَا اِبْرَاه۪يمَ وَ عَلٰٓى اٰلِ سَيِّدِنَا اِبْرَاه۪يمَ اِنَّكَ حَم۪يدٌ مَج۪يدٌ<br />
Sözler (RNK) - 579<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ صَلَاةً تَكُونُ لَكَ رِضَٓاءً وَ لِحَقِّه۪ اَدَٓاءً وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ وَ اِخْوَانِه۪ وَ سَلِّمْ وَسَلِّمْنَا وَ سَلِّمْ د۪ينَنَا اٰم۪ينَ يَا رَبَّ الْعَالَم۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 605<br />
<br />
عَلَيْهِ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ الصَّلَاةُ وَ التَّسْل۪يمَاتُ مِـلْأَ الْاَرضِ وَ السَّمٰوَاتِ<br />
Sözler (RNK) - 637<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى مَنِ انْشَقَّ بِاِشَارَتِهِ الْقَمَرُ وَ نَبَعَ مِنْ اَصَابِعِهِ الْمَاءُ كَالْكَوْثَرِ صَاحِبُ الْمِعْرَاجِ وَ مَا زَاغَ الْبَصَرُ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلٰٓى اٰلِهِ وَ اَصْحَابِهِ اَجْمَِع۪ينَ مِنْ اَوَّلِ الدُّنْيَا اِلٰى اٰخِرِ الْمَحْشَرِ<br />
Sözler (RNK) - 633<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ سِرَاجِ وَحْدَتِكَ ف۪ى كَثْرَةِ مَخْلُوقَاتِكَ وَ دَلَّالِ وَحْدَانِيَّتِكَ ف۪ى مَشْهَرِ كَٓائِنَاتِكَ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ٓ اَجْمَع۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 647<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى مَنْ اَرْسَلْتَهُ رَحْمَةً لِلْعَالَم۪ينَ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ اَجْمَع۪ينَ اٰم۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 703<br />
<br />
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ وَالصَّلَوةُ عَلٰى سَيِّدِ الْمُرْسَلِينَ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ٓ اَجْمَع۪ينَ<br />
Sözler (RNK) - 750<br />
<br />
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ وَ الصَّلَاةُ وَ السَّلَامُ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ اَجْمَع۪ينَ<br />
Sözler (RNK) – 807<br />
<br />
LEMALAR<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى جَامِعِ مَكَارِمِ الْاَخْلَاقِ وَ مَظْهَرِ سِرِّ ‌ـ﴿وَ اِنَّكَ لَعَلٰى خُلُقٍ عَظ۪يمٍ‌ـ﴾ اَلَّذ۪ى قَالَ : مَنْ تَمَسَّكَ بِسُنَّت۪ى عِنْدَ فَسَادِ اُمَّت۪ى فَلَهُ اَجْرُ مِاَةِ شَه۪يدٍ<br />
Lemalar (RNK) - 68<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى شَمْسِ سَمَٓاءِ الرِّسَالَةِ وَ قَمَرِ فَلَكِ النُّبُوَّةِ وَ عَلٰٓى اٰلِهِ وَ صَحْبِهِ نُجُومِ الْهُدٰى لِمَنِ اهْتَدٰى<br />
Lemalar (RNK) - 77<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰٓى اٰلِهِ الطَّيِّب۪ينَ الطَّاهِر۪ينَ الْاَبْرَارِ وَعَلٰٓى اَصْحَابِهِ الْمُجَاهِد۪ينَ الْمُكْرَم۪ينَ الْاَخْيَارِ اٰم۪ينَ<br />
Lemalar (RNK) - 105<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ طِبِّ الْقُلُوبِ وَ دَوَٓائِهَا وَ عَافِيَةِ الْاَبْدَانِ وَ شِفَٓائِهَا وَ نُورِ الْاَبْصَارِ وَ ضِيَٓائِهَا وَ عَلٰٓى اٰلِهِ وَ صَحْبِهِ وَ سَلِّمْ<br />
Lemalar (RNK) - 252<br />
<br />
اَلْفُ اَلْفِ صَلَاةٍ وَ اَلْفُ اَلْفِ سَلَامٍ عَلَيْكَ يَا رَسُولَ اللّٰهِ<br />
Lemalar (RNK) - 308<br />
<br />
فَيَكْف۪يكَ اَنَّ اللّٰهَ صَلّٰى بِنَفْسِهِ وَ اَمْلَاكَهُ صَلَّتْ عَلَيْهِ وَ سَلَّمَتْ<br />
Lemalar (RNK) - 309<br />
<br />
عَلَيْهِ وَعَلٰٓى اٰلِهِ وَصَحْبِهِ الصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ بِعَدَدِ عَاشِرَاتِ الْاَيَّامِ وَذَرَّاتِ الْاَنَامِ<br />
Lemalar (RNK) - 358<br />
<br />
عَلَيْهِ وَ عَلٰٓى اٰلِهِ الصَّلَاةُ و السَّلَامُ بِعَدَدِ حَسَنَاتِ اُمَّتِهِ<br />
Lemalar (RNK) – 403<br />
<br />
ŞUALAR<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰٓى اٰلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ بِعَدَدِ كُلِّ دَٓاءٍ وَدَوَٓاءٍ وَبَارِكْ وَسَلِّمْ عَلَيْهِ وَعَلَيْهِمْ كَث۪يرًا كَث۪يرًا<br />
Şualar (RNK) - 8<br />
<br />
حَسْب۪ى رَبّ۪ى جَلَّ اللّٰهُ ٭ نُورْ مُحَمَّدْ صَلَّى اللّٰهُ ٭ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ ٭ حَسْب۪ى رَبّ۪ى جَلَّ اللّٰهُ ٭ سِرُّ قَلْب۪ى ذِكْرُ اللّٰهِ ٭ ذِكْرُ اَحْمَدْ صَلَّى اللّٰهُ ٭ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ<br />
Şualar (RNK) - 89<br />
<br />
اَلسَّلَامُ عَلَيْكَ يَٓا اَيُّهَا النَّبِىُّ<br />
Şualar (RNK) - 91<br />
<br />
اَلسَّلَامُ عَلَيْنَا وَعَلٰى عِبَادِ اللّٰهِ الصَّالِح۪ينَ<br />
Şualar (RNK) - 91<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى مُحَمَّدٍ وَعَلٰٓى اٰلِ مُحَمَّدٍ كَمَا صَلَّيْتَ عَلٰٓى اِبْرَاه۪يمَ وَعَلٰٓى اٰلِ اِبْرَاه۪يمَ<br />
Şualar (RNK) - 92<br />
<br />
يَا رَبِّ بِحَقِّ بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ يَا اَللّٰهُ يَا رَحْمٰنُ يَا رَح۪يمُ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى اٰلِهِ وَاَصْحَابِهِ اَجْمَع۪ينَ بِعَدَدِ جَمِيعِ حُرُوفِ رَسَائِلِ النُّورِ الْمَضْرُوبِ تِلْكَ الْحُرُوفُ ف۪ى عَاشِرَاتِ دَقَائِقِ جَم۪يعِ عُمْرِنَا فِى الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِ مَعَ ضَرْبِ مَجْمُوعِهَا ف۪ى ذَرَّاتِ وُجُود۪ى فِى مُدَّةِ حَيَات۪ى وَاغْفِرْل۪ى وَلِمَنْ يُع۪ينُن۪ى ف۪ى نَشْرِ رَسَائِلِ النُّورِ وَكِتَابَتِهَا بِصَدَاقَةٍ بِكُلِّ صَلَاةٍ مِنْهَا وَ لِاٰبَائِنَا وَلِسَادَاتِنَا وَشُيُوخِنَا وَ لِاَخَوَاتِنَا وَاِخْوَانِنَا وَلِطَلَبَةِ رِسَالَةِ النُّورِ الصَّادِق۪ينَ وَبِالْخَاصَّةِ لِمَنْ يَكْتُبُ وَيَسْتَنْسِخُ هٰذِهِ الرِّسَالَةَ بِرَحْمَتِكَ يَا اَرْحَمَ الرَّاحِم۪ينَ اٰم۪ينَ<br />
وَ اٰخِرُ دَعْوٰيهُمْ اَنِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ<br />
Şualar (RNK) - 172<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلَيْهِ وَ عَلٰٓى اٰلِهِ وَ صَحْبِهِ بِعَدَدِ حُرُوفِ الْقُرْاٰنِ الْمَقْرُوئَةِ وَ الْمَكْتُوبَةِ اٰم۪ينَ<br />
Şualar (RNK) - 635<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلٰى مَنْ اَرْسَلْتَهُ رَحْمَةً لِلْعَالَم۪ينَ وَ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ<br />
Şualar (RNK) - 667<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى مُحَمَّدٍ وَ عَلٰٓى اٰلِهِ وَ اَصْحَابِهِ بِعَدَدِهَا وَارْحَمْنَا وَ ارْحَمْ طَلَبَةَ رَسَٓائِلِ النُّورِ بِعَدَدِهَا اٰم۪ينَ وَ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ<br />
Şualar (RNK) – 749<br />
<br />
MEKTUBAT<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى مَنْ اَرْسَلْتَهُ رَحْمَةً لِلْعَالَم۪ينَ وَ عَلٰٓى اٰلِهِ وَ صَحْبِهِ اَجْمَع۪ينَ<br />
Mektubat (RNK) - 89<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى كَاشِفِ طِلْسِمِ كَائِنَاتِكَ بِعَدَدِ ذَرَّاتِ الْمَوْجُودَاتِ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ مَا دَامَ الْاَرْضُ وَ السَّمٰوَاتُ<br />
Mektubat (RNK) - 91<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلَيْهِ وَ عَلٰى اٰلِهِ بِعَدَدِ قَطَرَاتِ الْمَٓاءِ<br />
Mektubat (RNK) - 129<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلَيْهِ وَ عَلٰٓى اٰلِهِ عَدَدَ حَسَنَاتِ اُمَّتِهِ<br />
Mektubat (RNK) - 207<br />
<br />
عَلٰى مَنْ اُنْزِلَ عَلَيْهِ الْفُرْقَانُ الْحَك۪يمُ مِنَ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ ٭ مِنَ الْعَرْشِ الْعَظ۪يمِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ اَلْفُ اَلْفِ صَلَاةٍ وَ اَلْفُ اَلْفِ سَلَامٍ بِعَدَدِ حَسَنَاتِ اُمَّتِه۪ عَلٰى مَنْ بَشَّرَ بِرِسَالَتِهِ التَّوْرٰيةُ وَ الْاِنْج۪يلُ وَ الزَّبُورُ ٭ وَ بَشَّرَ بِنُبُوَّتِهِ الْاِرْهَاصَاتُ وَ هَوَاتِفُ الْجِنِّ وَ اَوْلِيَٓاءُ الْاِنْسِ وَ كَوَاهِنُ الْبَشَرِ ٭ وَ انْشَقَّ بِاِشَارَتِهِ الْقَمَرُ ٭ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ اَلْفُ اَلْفِ صَلَاةٍ وَ سَلَامٍ بِعَدَدِ اَنْفَاسِ اُمَّتِه۪ ٭ عَلٰى مَنْ جَٓائَتْ لِدَعْوَتِهِ الشَّجَرُ وَ نَزَلَ سُرْعَةً بِدُعَٓائِهِ الْمَطَرُ وَ اَظَلَّتْهُ الْغَمَامَةُ مِنَ الْحَرِّ ٭ وَ شَبَعَ مِنْ صَاعٍ مِنْ طَعَامِه۪ مِأَتٌ مِنَ الْبَشَرِ وَ نَبَعَ الْمَٓاءُ مِنْ بَيْنِ اَصَابِعِهِ ثَلَاثَ مَرَّاتٍ كَالْكَوْثَرِ وَ اَنْطَقَ اللّٰهُ لَهُ الضَّبَّ وَ الظَّبْىَ وَ الْجِذْعَ وَ الذِّرَاعَ وَ الْجَمَلَ وَ الْجَبَلَ وَ الْحَجَرَ وَ الْمَدَرَ صَاحِبِ الْمِعْرَاجِ وَ مَازَاغَ الْبَصَرُ ٭ سَيِّدِنَا وَ شَف۪يعِنَا مُحَمَّدٍ اَلْفُ اَلْفِ صَلَاةٍ وَ سَلَامٍ بِعَدَدِ كُلِّ الْحُرُوفِ الْمُتَشَكِّلَةِ فِى الْكَلِمَاتِ الْمُتَمَثِّلَةِ بِاِذْنِ الرَّحْمٰنِ فِى مَرَايَا تَمَوُّجَاتِ الْهَوَٓاءِ عِنْدَ قِرَائَةِ كُلِّ كَلِمَةٍ مِنَ الْقُرْاٰنِ مِنْ كُلِّ قَارِءٍ مِنْ اَوَّلِ النُّزُولِ اِلٰٓى اٰخِرِ الزَّمَانِ وَ اغْفِرْلَنَا وَ ارْحَمْنَا يَٓا اِلٰهَنَا بِكُلِّ صَلَاةٍ مِنْهَا اٰم۪ينَ<br />
Mektubat (RNK) - 215<br />
<br />
عَلَيْهِ وَعَلٰٓى اٰلِهِ الصَّلَاةُ وَالتَّسْل۪يمَاتُ مِـلْاَ الْاَرْضِ وَالسَّمٰوَاتِ<br />
Mektubat (RNK) - 223<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ وَ بَارِكْ عَلَيْهِ وَعَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ بِعَدَدِ اَنْفَاسِ اَهْلِ الْجَنَّةِ فِى الْجَنَّةِ وَ احْشُرْنَا وَ نَاشِرَهُ وَ رُفَقَائَهُ وَ صَاحِبَهُ سَع۪يدًا وَ وَالِد۪ينَا وَ اِخْوَانَنَا وَ اَخَوَاتِنَا تَحْتَ لِوَٓائِه۪ وَارْزُقْنَا شَفَاعَتَهُ وَ اَدْخِلْنَا الْجَنَّةَ مَعَ اٰلِه۪ وَ اَصْحَابِه۪ بِرَحْمَتِكَ يَٓا اَرْحَمَ الرَّاحِم۪ينَ اٰم۪ينَ اٰم۪ينَ<br />
Mektubat (RNK) - 271<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ بِعَدَدِ ذَرَّاتِ الْكَائِنَاتِ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ اَجْمَع۪ينَ اٰم۪ينَ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ<br />
Mektubat (RNK) - 276<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلٰى مَنْ قَالَ اَلْجَنَّةُ تَحْتَ اَقْدَامِ الْاُمَّهَاتِ وَ عَلٰى اٰلِهِ وَصَحْبِهِ اَجْمَع۪ينَ<br />
Mektubat (RNK) - 279<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ ۨالَّذ۪ى قَالَ اَلْمُؤْمِنُ لِلْمُؤْمِنِ كَالْبُنْيَانِ الْمَرْصُوصِ يَشُدُّ بَعْضُهُ بَعْضًا وَ قَالَ اَلْقَنَاعَةُ كَنْزٌ لَا يَفْنٰى وَعَلٰٓى اٰلِه۪ وَصَحْبِه۪ٓ اَجْمَع۪ينَ اٰم۪ينَ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ<br />
Mektubat (RNK) - 293<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ صَلَاةً تَكُونُ لَكَ رِضَٓاءً وَ لِحَقِّه۪ اَدَٓاءً وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ وَ سَلِّمْ اٰم۪ينَ ٭ وَ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ ٭<br />
Mektubat (RNK) - 31<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ مِنَ الْاَزَلِ اِلَى الْاَبَدِ عَدَدَ مَا فِى عِلْمِ اللّٰهِ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ وَ سَلِّمْ سَلِّمْنَا وَ سَلِّمْ د۪ينَنَا اٰم۪ينَ.<br />
وَ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ<br />
Mektubat (RNK) - 324<br />
<br />
عَلَيْهِ وَعَلٰٓى اٰلِهِ وَصَحْبِهِ اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ بِعَدَدِ اَنْوَاعِ الْكَائِنَاتِ وَمَوْجُودَاتِهَا<br />
Mektubat (RNK) - 330<br />
<br />
عَلَيْهِ الصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ بِعَدَدِ الْمَلَكِ وَالْاِنْسِ وَالْجَانِّ<br />
Mektubat (RNK) - 338<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى مَنْ قَالَ ‌ـ﴿اَفْضَلُ مَا قُلْتُ اَنَا وَالنَّبِيُّونَ مِنْ قَبْل۪ى لَٓا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ‌ـ﴾ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَصَحْبِه۪ وَسَلِّمْ<br />
Mektubat (RNK) - 358<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى مَنْ قَالَ اَلْمُؤْمِنُ لِلْمُؤْمِنِ كَالْبُنْيَانِ الْمَرْصُوصِ يَشُدُّ بَعْضُهُ بَعْضًا ٭ وَعَلٰى اٰلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلِّمْ<br />
Mektubat (RNK) - 370<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ صَلَاةً تَكُونُ لَكَ رِضَٓاءً وَ لِحَقِّه۪ اَدَٓاءً وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ وَ سَلِّمْ<br />
Mektubat (RNK) - 386<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ سَيِّدِ الشَّاكِر۪ينَ وَ الْحَامِد۪ينَ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ اَجْمَع۪ينَ اٰم۪ينَ<br />
وَ اٰخِرُ دَعْوٰيهُمْ اَنِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ<br />
Mektubat (RNK) - 396<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ صَلَاةً تَكُونُ لَكَ رِضَٓاءً وَ لِحَقِّه۪ اَدَٓاءً وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ وَ سَلِّمْ تَسْل۪يمًا كَث۪يرًا اٰم۪ينَ<br />
Mektubat (RNK) - 405<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ صَلَاةً تَكُونُ لَكَ رِضَٓاءً وَ لِحَقِّهِ اَدَٓاءً بِعَدَدِ ثَوَابِ قِرَائَةِ حُرُوفِ الْقُرْاٰنِ ف۪ى شَهْرِ رَمَضَانَ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ وَ سَلِّمْ<br />
Mektubat (RNK) - 439<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ يَا مُنْزِلَ الْقُرْاٰنِ بِحَقِّ الْقُرْاٰنِ فَهِّمْنَا اَسْرَارَ الْقُرْاٰنِ مَادَارَ الْقَمَرَانِ وَ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى مَنْ اَنْزَلْتَ عَلَيْهِ الْقُرْاٰنَ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ اَجْمَع۪ينَ اٰم۪ينَ<br />
Mektubat (RNK) - 444<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ ۨالنَّبِىِّ الْاُمِّىِّ الْحَب۪يبِ الْعَالِى الْقَدْرِ الْعَظ۪يمِ الْجَاهِ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ وَ سَلِّمْ اٰم۪ينَ<br />
Mektubat (RNK) - 464<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلٰٓى اٰلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ كَمَا صَلَّيْتَ عَلٰى اِبْرَاه۪يمَ وَ عَلٰٓى اٰلِ اِبْرَاه۪يمَ فِى الْعَالَم۪ينَ اِنَّكَ حَم۪يدٌ مَج۪يدٌ<br />
Mektubat (RNK) - 478<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلَى الْغَوْثِ الْاَكْبَرِ ف۪ى كُلِّ الْعُصُورِ وَ الْقُطْبِ الْاَعْظَمِ ف۪ى كُلِّ الدُّهُورِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ ۨالَّذ۪ى تَظَاهَرَتْ حِشْمَةُ وَلَايَتِه۪ وَ مَقَامُ مَحْبُوبِيَّتِه۪ ف۪ى مِعْرَاجِه۪ وَ اِنْدَرَجَ كُلُّ الْوَلَايَاتِ ف۪ى ظِلِّ مِعْرَاجِه۪ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ٓ اَجْمَع۪ينَ اٰم۪ينَ وَ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ<br />
Mektubat (RNK) - 496<br />
<br />
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ وَ الصَّلَاةُ وَ السَّلَامُ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ٓ اَجْمَع۪ينَ<br />
Mektubat (RNK) – 508<br />
<br />
MUHAKEMAT<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى مُحَمَّدٍ ۨالَّذ۪ى دَلَّ عَلٰى وُجُوبِ وُجُودِكَ<br />
Muhakemat (RNK) - 103<br />
<br />
أحمده تعالى حمدًا بلا حدّ، وأصلي على رسوله سيدنا محمد وعلى آله وصحبه سالكي الطريق الٔاسدّ<br />
Muhakemat (RNK) - 129<br />
<br />
İŞARATÜL İ'CAZ<br />
<br />
فَنَحْمَدُهُ مُصَلّ۪ينَ عَلٰى نَبِيِّه۪ مُحَمَّدٍ ۨالَّذ۪ى اَرْسَلَهُ رَحْمَةً لِلْعَالَم۪ينَ وَ جَعَلَ مُعْجِزَتَهُ الْكُبْرَى الْجَامِعَةَ بِرُمُوزِهَا وَ اِشَارَاتِهَا لِحَقَائِقِ الْكَائِنَاتِ بَاقِيَةً عَلٰى مَرِّ الدُّهُورِ اِلٰى يَوْمِ الدّ۪ينِ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ عَامَّةً وَ اَصْحَابِه۪ كَافَّةً<br />
İşarat-ül İ'caz (RNK) - 14<br />
<br />
MESNEVİ NURİYE<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى هٰذَا الذَّاتِ النُّورَانِىِّ الَّذ۪ى اُنْزِلَ عَلَيْهِ الْقُرْاٰنُ الْحَك۪يمُ مِنَ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ مِنَ الْعَرْشِ الْعَظ۪يمِ اَعْن۪ى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ اَلْفُ اَلْفِ صَلَاةٍ وَ اَلْفُ اَلْفِ سَلَامٍ بِعَدَدِ حَسَنَاتِ اُمَّتِه۪ عَلٰى مَنْ بَشَّرَ بِرِسَالَتِهِ التَّوْرٰيةُ وَ الْاِنْج۪يلُ وَ الزَّبُورُ وَ بَشَّرَ بِنُبُوَّتِهِ الْاِرْهَاصَاتُ وَ هَوَاتِفُ الْجِنِّ وَ اَوْلِيَٓاءُ الْاِنْسِ وَ كَوَاهِنُ الْبَشَرِ وَانْشَقَّ بِاِشَارَتِهِ الْقَمَرُ سَيِّدِنَا وَ مَوْلَانَا مُحَمَّدٍ اَلْفُ اَلْفِ صَلَاةٍ وَ اَلْفُ الْفِ سَلَامٍ بِعَدَدِ اَنْفَاسِ اُمَّتِه۪ عَلٰى مَنْ جَٓائَتْ لِدَعْوَتِهِ الشَّجَرُ وَ نَزَلَ سُرْعَةً بِدُعَٓائِهِ الْمَطَرُ وَ اَظَلَّتْهُ الْغَمَامَةُ مِنَ الْحَرِّ وَ شَبِعَ مِنْ صَاعٍ مِنْ طَعَامِه۪ مِئَاتٌ مِنَ الْبَشَرِ وَ نَبَعَ الْمَٓاءُ مِنْ بَيْنِ اَصَابِعِهِ ثَلَاثَ مَرَّاتٍ كَالْكَوْثَرِ وَ سَبَّحَ ف۪ى كَفَّيْهِ الْحَصَاةُ وَ الْمَدَرُ وَ اَنْطَقَ اللّٰهُ لَهُ الضَّبَّ وَ الظَّبْىَ وَ الذِّئْبَ وَ الْجِذْعَ وَ الذِّرَاعَ وَ الْجَمَلَ وَ الْجَبَلَ وَ الْحَجَرَ وَ الشَّجَرَ صَاحِبُ الْمِعْرَاجِ وَ مَا زَاغَ الْبَصَرُ سَيِّدِنَا وَ مَوْلَانَا وَ شَف۪يعِنَا مُحَمَّدٍ اَلْفُ اَلْفِ صَلَاةٍ وَ اَلْفُ اَلْفِ سَلَامٍ بِعَدَدِ كُلِّ الْحُرُوفِ الْمُتَشَكِّلَةِ فِى الْكَلِمَاتِ الْمُتَمَثِّلَةِ بِاِذْنِ الرَّحْمٰنِ ف۪ى مَرَايَا تَمَوُّجَاتِ الْهَوَٓاءِ عِنْدَ قِرَائَةِ كُلِّ كَلِمَةٍ مِنَ الْقُرْاٰنِ مِنْ كُلِّ قَارِءٍ مِنْ اَوَّلِ النُّزُولِ اِلٰى آٰخِرِ الزَّمَانِ وَ اغْفِرْلَنَا وَارْحَمْنَا يَا اِلٰهَنَا بِكُلِّ صَلَاةٍ مِنْهَا اٰم۪ينَ اٰم۪ينَ اٰم۪ينَ<br />
Mesnevi-i Nuriye (RNK) - 28<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلٰى ذٰلِكَ الْحَب۪يبُ الَّذ۪ى هُوَ سَيِّدُ الْكَوْنَيْنِ وَ فَخْرُ الْعَالَمَيْنِ وَ حَيَاتُ الدَّارَيْنِ وَ وَس۪يلَةُ السَّعَادَتَيْنِ وَ ذُو الْجَنَاحَيْنِ وَ رَسُولُ الثَّقَلَيْنِ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ٓ اَجْمَع۪ينَ وَ عَلٰٓى اِخْوَانِه۪ مِنَ النَّبِيّ۪ينَ وَ الْمُرْسَل۪ينَ اٰم۪ينَ<br />
Mesnevi-i Nuriye (RNK) - 41<br />
<br />
فَصَلِّ وَسَلِّمْ عَلَيْهِ وَعَلٰٓى اٰلِه۪ كَمَا يَل۪يقُ بِرَحْمَتِكَ وَبِحُرْمَتِه۪ اٰم۪ينَ اٰم۪ينَ اٰم۪ينَ<br />
Mesnevi-i Nuriye (RNK) - 47<br />
<br />
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ وَ الصَّلَاةُ عَلٰى نَبِيِّه۪<br />
Mesnevi-i Nuriye (RNK) - 49<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلَيْهِ كَمَا يُنَاسِبُ حُرْمَتَهُ وَ كَمَا يَل۪يقُ بِرَحْمَتِكَ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ٓ اَجْمَع۪ينَ<br />
Mesnevi-i Nuriye (RNK) - 105<br />
<br />
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ عَلٰى د۪ينِ الْاِسْلَامِ وَ كَمَالِ الْا۪يمَانِ وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلٰى مُحَمَّدٍ ۨالَّذ۪ى هُوَ مَرْكَزُ دَٓائِرَةِ الْاِسْلَامِ وَ مَنْبَعُ اَنْوَارِ الْا۪يمَانِ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ٓ اَجْمَع۪ينَ مَا دَامَ الْمَلَوَانِ وَمَا دَارَ الْقَمَرَانِ<br />
Mesnevi-i Nuriye (RNK) - 113<br />
<br />
اَلْفُ اَلْفِ صَلَاةٍ وَ سَلَامٍ مَضْرُوب۪ينَ ف۪ى مِثْلِ ذٰلِكَ وَ اَمْثَالِ اَمْثَالِ ذٰلِكَ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ اَصْحَابِه۪ وَ اَنْصَارِه۪ وَ اَتْبَاعِه۪ وَاجْعَلْ كُلَّ صَلَاةٍ مِنْ كُلِّ ذٰلِكَ تَز۪يدُ عَلٰٓى اَنْفَاسِىَ الْعَاصِيَةِ ف۪ى مُدَّةِ عُمْر۪ى<br />
Mesnevi-i Nuriye (RNK) - 129<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ صَلَاةً تُنْج۪ينَا بِهَا مِنْ جَم۪يعِ الْاَهْوَالِ وَ الْاٰفَاتِ وَ تَقْض۪ى لَنَا بِهَا جَم۪يعَ الْحَاجَاتِ وَ تُطَهِّرُنَا بِهَا مِنْ جَم۪يعِ السَّيِّئَاتِ وَ تَغْفِرَ لَنَا بِهَا جَم۪يعَ الذُّنُوبِ وَ الْخَط۪ٓيئَاتِ يَٓا اَللّٰهُ يَا مُج۪يبَ الدَّعَوَاتِ<br />
Mesnevi-i Nuriye (RNK) - 129<br />
<br />
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ عَلٰى نِعْمَةِ الْا۪يمَانِ وَالْاِسْلَامِ بِعَدَدِ قَطَرَاتِ الْاَمْطَارِ وَاَمْوَاجِ الْبِحَارِ وَثَمَرَاتِ الْاَشْجَارِ وَنُقُوشِ الْاَزْهَارِ وَنَغَمَاتِ الْاَطْيَارِ وَلَمَعَاتِ الْاَنْوَارِ وَالشُّكْرُ لَهُ عَلٰى كُلِّ مِنْ نِعَمِه۪ فِى الْاَطْوَارِ بِعَدَدِ كُلِّ نِعَمِه۪ فِى الْاَدْوَارِ وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلٰى سَيِّدِ الْاَبْرَارِ وَالْاَخْيَارِ مُحَمَّدٍ ۨالْمُخْتَارِ وَعَلٰٓى اٰلِهِ الْاَطْهَارِ وَاَصْحَابِه۪ نُجُومِ الْهِدَايَةِ ذَوِى الْاَنْوَارِ مَادَامَ الَّيْلُ وَالنَّهَارُ<br />
Mesnevi-i Nuriye (RNK) - 130<br />
<br />
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ عَلٰى رَحْمَتِه۪ عَلَى الْعَالَم۪ينَ بِرِسَالَةِ سَيِّدِ الْمُرْسَل۪ينَ مُحَمَّدٍ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَعَلٰٓى اٰلِه۪ وَصَحْبِه۪ٓ اَجْمَع۪ينَ<br />
Mesnevi-i Nuriye (RNK) - 185<br />
<br />
عَلَيْهِ اَفْضَلُ الصَّلَوَاتِ مَادَامَتِ الْاَرْضُ وَ السَّمٰوَاتُ<br />
*-*-* اِلٰه۪ى اَلذُّنُوبُ اَخْرَسَتْن۪ي وَ كَثْرَةُ الْمَعَاص۪ٓى اَخْجَلَتْن۪ى وَ شِدَّةُ الْغَفْلَةِ اَخْفَتَتْ صَوْت۪ى فَاَدُقُّ بَابَ رَحْمَتِكَ وَ اُنَاد۪ى ف۪ى بَابِ مَغْفِرَتِكَ بِصَوْتِ سَيِّد۪ى وَ سَنَدِى الشَّيْخِ عَبْدِ الْقَادِرِ الْگَيْلَان۪ى وَ نِدَٓائِهِ الْمَقْبُولِ الْمَاْنُوسِ عِنْدَ الْبَوَّابِ بِيَا مَنْ وَسِعَتْ رَحْمَتُهُ كُلَّ شَيْءٍ وَ يَا مَنْ بِيَدِه۪ مَلَكُوتُ كُلِّ شَيْءٍ وَ يَا مَنْ لَا يَضُرُّهُ شَيْءٌ وَ لَا يَنْفَعُهُ شَيْءٌ وَ لَايَغْلِبُهُ شَيْءٌ وَ لَا يَعْزُبُ عَنْهُ شَيْءٌ وَ لَا يَؤُدُهُ شَيْءٌ وَ لَا يَسْتَع۪ينُ بِشَيْءٍ وَ لَا يُشْغِلُهُ شَيْءٌ عَنْ شَيْءٍ وَ لَا يُشْبِهُهُ شَيْءٌ وَ لَا يُعْجِزُهُ شَيْءٌ اِغْفِرْل۪ى كُلَّ شَيْءٍ حَتّٰى لَا تَسْئَلَن۪ى مِنْ شَيْءٍ يَا مَنْ هُوَ اٰخِذٌ بِنَاصِيَةِ كُلِّ شَيْءٍ وَ بِيَدِه۪ مَقَال۪يدُ كُلِّ شَيْءٍ وَ يَا مَنْ هُوَ الْاَوَّلُ قَبْلَ كُلِّ شَيْءٍ وَالْاٰخِرُ بَعْدَ كُلِّ شَيْءٍ وَ الظَّاهِرُ فَوْقَ كُلِّ شَيْءٍ وَ الْبَاطِنُ دُونَ كُلِّ شَيْءٍ وَ الْقَاهِرُ فَوْقَ كُلِّ شَيْءٍ اِغْفِرْل۪ى كُلَّ شَيْءٍ اِنَّكَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ وَ يَا عَل۪يمًا بِكُلِّ شَيْءٍ وَ مُح۪يطًا بِكُلِّ شَيْءٍ وَ بَص۪يرًا بِكُلِّ شَيْءٍ وَ يَا شَه۪يدًا عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ وَ رَق۪يبًا عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ وَ لَط۪يفًا بِكُلِّ شَيْءٍ وَ خَب۪يرًا بِكُلِّ شَيْءٍ اِغْفِرْل۪ى كُلَّ شَيْءٍ مِنَ الذُّنُوبِ وَ الْخَط۪ٓيئَاتِ حَتّٰى لَا تَسْئَلَن۪ى عَنْ شَيْءٍ اِنَّكَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ اَللّٰهُمَّ اِنّ۪ٓى اَعُوذُ بِعِزَّةِ جَلَالِكَ وَ بِجَلَالِ عِزَّتِكَ وَ بِقُدْرَةِ سُلْطَانِكَ وَ بِسُلْطَانِ قُدْرَتِكَ مِنَ الْقَط۪يعَةِ وَ الْاَهْوَٓاءِ الرَّدِّيَّةِ يَا جَارَ الْمُسْتَج۪ير۪ينَ اَجِرْن۪ى مِنَ الشَّهَوَاتِ الشَّيْطَانِيَّةِ وَطَهِّرْن۪ى مِنَ الْقَاذُورَاتِ الْبَشَرِيَّةِ وَ صَفِّن۪ى بِحُبِّ نَبِيِّكَ مُحَمَّدٍ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمَ بِالْمُحَبَّةِ الصِّدّ۪يقِيَّةِ مِنْ صَدَٓاءِ الْغَفْلَةِ وَ اَوْهَامِ الْجَهْلِ حَتّٰى تَفْنَى الْاَنَانِيَّةُ وَ يَبْقَى الْكُلُّ لِلّٰهِ وَ بِاللّٰهِ وَ اِلَى اللّٰهِ وَ مِنَ اللّٰهِ غَرْقًا بِنِعْمَةِ اللّٰهِ ف۪ى بَحْرِ مِنَّةِ اللّٰهِ مَنْصُور۪ينَ بِسَيْفِ اللّٰهِ مَحْظُوظ۪ينَ بِعِنَايَةِ اللّٰهِ مَحْفُوظ۪ينَ بِحِمَايَةِ اللّٰهِ عَنْ كُلِّ شَاغِلٍ يُشْغِلُ عَنِ اللّٰهِ فَيَا نُورَ الْاَنْوَارِ وَ يَا عَالِمَ الْاَسْرَارِ وَ يَا مُدَبِّرَ الَّيْلِ وَ النَّهَارِ يَا مَلِكُ يَا عَز۪يزُ يَا قَهَّارُ يَا رَح۪يمُ يَا وَدُودُ يَا غَفَّارُ يَا عَلَّامَ الْغُيُوبِ يَا مُقَلِّبَ الْقُلُوبِ وَ الْاَبْصَارِ يَا سَتَّارَ الْعُيُوبِ يَا غَفَّارَ الذُّنُوبِ اِغْفِرْل۪ى ذُنُوب۪ى وَارْحَمْ مَنْ ضَاقَتْ عَلَيْهِ الْاَسْبَابُ وَ غُلِّقَتْ دُونَهُ الْاَبْوَابُ وَ تَعَسَّرَ عَلَيْهِ سُلُوكُ طَر۪يقِ اَهْلِ الصَّوَابِ وَانَْصَرَمَتْ اَيَّامُهُ وَ نَفْسُهُ رَاتِعَةٌ ف۪ى مَيَاد۪ينِ الْغَفْلَةِ وَ الْمَعْصِيَّةِ وَ دَنِىِّ الْاِكْتِسَابِ فَيَا مَنْ اِذَا دُعِىَ اَجَابَ وَ يَا سَر۪يعَ الْحِسَابِ وَ يَا كَر۪يمُ يَا وَهَّابُ اِرْحَمْ مَنْ عَظُمَ مَرَضُهُ وَ عَزَّ شِفَٓائُهُ وَ ضَعُفَتْ ح۪يلَتُهُ وَ قَوِىَ بَلَٓائُهُ وَ اَنْتَ مَلْجَئُهُ وَ رَجَٓائُهُ اِلٰه۪ى اِلَيْكَ اَرْفَعُ بَثّ۪ى وَ حُزْن۪ى وَ شِكَايَت۪ى اِلٰه۪ى حُجَّت۪ى حَاجَت۪ى وَ عُدَّت۪ى فَاقَت۪ى وَ انْقِطَاعُ ح۪يلَت۪ى اِلٰه۪ى قَطْرَةٌ مِنْ بِحَارِ جُودِكَ تُغْن۪ين۪ى وَ ذَرَّةٌ مِنْ تَيَّارِ عَفْوِكَ تَكْف۪ين۪ى يَا وَدُودُ يَا وَدُودُ يَا وَدُودُ يَا ذَا الْعَرْشِ الْمَج۪يدُ يَا مُبْدِئُ يَا مُع۪يدُ يَا فَعَّالًا لِمَا يُر۪يدُ اَسْئَلُكَ بِنُورِ وَجْهِكَ الَّذ۪ى مَـلَأَ اَرْكَانَ عَرْشِكَ وَ اَسْئَلُكَ بِقُدْرَتِكَ الَّت۪ى قَدَرْتَ بِهَا عَلٰى جَمِيعِ خَلْقِكَ وَ بِرَحْمَتِكَ الَّت۪ى وَسِعَتْ كُلَّ شَيْءٍ لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنْتَ يَا مُغ۪يثُ اَغِثْنَا وَاغْفِرْ جَم۪يعَ ذُنُوب۪ى وَ سَقَطَاتِ لِسَان۪ى ف۪ى جَم۪يعِ عُمْر۪ى بِرَحْمَتِكَ يَٓا اَرْحَمَ الرَّاحِم۪ينَ اٰم۪ينَ وَ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ<br />
Mesnevi-i Nuriye (RNK) - 194<br />
<br />
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلٰى مُحَمَّدٍ خَاتَمِ النَّبِيّ۪ينَ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَصَحْبِه۪ٓ اَجْمَع۪ينَ<br />
Mesnevi-i Nuriye (RNK) - 236<br />
<br />
LAHİKALAR<br />
<br />
Kastamonu lahikası<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلٰى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ وَ اَهْلِ بَيْتِه۪ اَجْمَع۪ينَ الطَّيِّب۪ينَ الطَّاهِر۪ينَ اٰم۪ينَ بِحُرْمَةِ سَيِّدِ الْمُرْسَل۪ينَ وَ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ<br />
Kastamonu (RNK) - 45<br />
<br />
Barla Lahikası<br />
<br />
عَلَيْهِ اَفْضَلُ الصَّلَاةِ وَ اَتَمُّ التَّسْل۪يمَاتِ مَا اخْتَلَفَ الْمَلَوَانِ وَ مَا دَارَ الْقَمَرَانِ<br />
Barla (RNK) - 22<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ مِنَ الْاَزَلِ اِلَى الْاَبَدِ عَدَدَ مَا ف۪ى عِلْمِ اللّٰهِ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ وَ سَلِّمْ<br />
Barla (RNK) – 51<br />
<br />
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ عَبْدِكَ وَ رَسُولِكَ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ٓ اَجْمَع۪ينَ<br />
Barla (RNK) - 270<br />
<br />
وَ صَلِّ عَلٰى مُحَمَّدٍ ۨالْمُخْتَارِ وَ اٰلِهِ الْاَطْهَارِ وَ صَحْبِهِ الْاَخْيَارِ اٰم۪ينَ اٰم۪ينَ اٰم۪ينَ<br />
<br />
Barla (RNK) - 276<br />
<br />
وَ صَلَّى اللّٰهُ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلٰى اٰلِه۪ وَ اَصْحَابِهِ وَ اَهْلِ بَيْتِه۪ اَجْمَع۪ينَ الطَّيِّب۪ينَ الطَّاهِر۪ينَ اٰم۪ينَ اٰم۪ينَ بِحُرْمَةِ سَيِّدِ الْمُرْسَل۪ينَ وَ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ<br />
Barla (RNK) - 365<br />
<br />
Emirdağ Lahikası<br />
<br />
فَنَحْمَدُهُ مصلّيا على نبيه محمّد الّذى ارسله رحمة للعالمين و جعل معجزته الكبرى - الجامعة برموزها و اشاراتها لحقائق الكائنات - باقية على مر الدهور الى يوم الدين و على آله عامة و اصحابه كافة<br />
Emirdağ-2 (RNK) - 94<br />
<br />
Selam ve dua ile...<br />
Sorularla Risale Editörü<br />
<br />
<br />
</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Nikah Duasının Arapçası Türkçe Okunuşu Türkçe Meali]]></title>
			<link>https://rasitu.de/showthread.php?tid=34300</link>
			<pubDate>Sun, 17 Aug 2025 17:30:56 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://rasitu.de/member.php?action=profile&uid=8">Hamdullah</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://rasitu.de/showthread.php?tid=34300</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Nikah Duasının Arapçası Türkçe Okunuşu Türkçe Meali</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Nikah Duasının Arapçası</span></span><br />
</span><br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><br />
<br />
    اَلْحَمْدُ لِلهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَى رَسُولِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلَى آلِهِ وَ اَصْحَابِهِ اَجْمَعِينَ<br />
<br />
    اَللَّهُمَّ اجْعَلْ هَذَا الْعَقْدَ مَيْمُونًا وَمُبَارَكًا* وَاجْعَلْ بَيْنَهُمَا اُلْفَةً وَمَحَبَّةً وَقَرَارًا* وَلاَ تَجْعَلْ بَيْنَهُمَا نَفْرَةً وَفِتْنَةً وَفِرَارًا* اَللَّهُمَّ اَلِّفْ بَيْنَهُمَا كَمَا اَلَّفْتَ بَيْنَ آدَمَ وَحَوَّا* وَكَمَا أَلَّفْتَ بَيْنَ مُحَمَّدٍ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَخَدِيجَةَ الْكُبْرَى رَضِىَ اللهُ عَنْهَا* وَكَمَا أَلَّفْتَ بَيْنَ عَلِيٍّ رَضِىَ اللهُ عَنْهُ وَفَاطِمَةَ الزَّهْرَى رَضِىَ اللهُ عَنْهَا<br />
<br />
    اَللَّهُمَّ اَعْطِ لَهُمَا اولَادًا صَالِحًا وَرِزْقًا وَاسِعًا وَعُمْرًا طَوِيلاً<br />
<br />
    اَللَّهُمَّ رَبَّنَا هَبْ لَنَا مِنْ أَزْوَاجِنَا وَذُرِّيَّاتِنَا قُرَّةَ أَعْيُنٍ وَاجْعَلْنَا لِلْمُتَّقِينَ إِمَامًا<br />
<br />
    اَللَّهُمَّ رَبَّنَا آتِنَا فِى الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِى اْلآخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ  بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ وَسَلاَمٌ عَلَى الْمُرْسَلِينَ وَالْحَمْدُ للهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ<br />
</span></span></div>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Nikah Duasının Türkçe Okunuşu</span></span><br />
<br />
  “Elhamdü lillâhi rabbil-âlemîne vas-salâtü ves-selâmü ‘alâ Rasûlinâ Muhammedin ve ‘alâ âlihî ve ashâbihî ecme’în. Ve ne’ûzü billâhi min şurûri enfüsinâ ve min seyyiâti a’mâlinâ. Ve neşhedü ellâ ilâhe illallâhü ve neşhedü enne Muhammeden ‘abdühû ve Rasûlühü."<br />
<br />
    "Allâhümmec’al hâzel-‘akde meymûnen mübârakâ. Vec’al beynehümâ ülfeten ve mahabbeten ve karârâ. Velâ tec’al beynehümâ nefraten ve fitneten ve firârâ. Allâhümme ellif beynehümâ kemâ ellefte beyne Âdeme ve Havvâe ve kemâ ellefte beyne Muhammedin sallallâhü ‘aleyhi ve selleme ve Hadîcete’l-Kübrâ radiyallâhü ‘anhâ ve beyne ‘Aliyyin radıyallâhü ‘anhü ve Fâtımete’z-Zehrâ radıyallâhü ‘anhâ."<br />
<br />
    "Allâhümme a’tı lehümâ evlâden sâlihâ. Ve ‘umran tavîlâ. Ve rizkan vâsi’â.<br />
<br />
    Rabbenâ heb lenâ min ezvâcinâ ve zürriyyâtinâ kurrate a’yünin vec’alnâ lil-müttekîne imâmâ.<br />
<br />
    Rabbenâ âtinâ fi’d-dünyâ haseneten ve fil-âhırati hesaneh. Ve kınâ ‘azâben-nâr.<br />
<br />
    Sübhâne Rabbike Rabbil-‘ızzeti ‘ammâ yasıfûn. Ve selâmün ‘alel-mürselîn. Vel-hamdü lillâhi Rabbil-‘âlemîn.”<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Nikah Duasının Türkçe Meali</span></span><br />
<br />
 “Allah’a hamd olsun. Peygamberimiz Hz. Muhammed’e, âl ve ashabına salât ve selâm olsun. Nefsimizin şerlerinden ve kötü amellerimizden Allah’a sığınırız."<br />
<br />
    "Bir tek Allah’tan başka ilâh olmadığına ve onun ortağının bulunmadığına şahadet ederiz. Hz. Muhammed’in onun kulu ve resûlü olduğuna da şahadet ederiz." (bk. Ebû Davud, Nikâh, 33; İbn Mâce, Nikâh, 19; Tirmizî, Nikâh, 16)<br />
<br />
    "Allah’ım! Bu evlilik akdini mübarek eyle. Bu çiftler arasında ülfet/geçim, sevgi ve evliliklerinde sebat nasip eyle, aralarında nefret, geçimsizlik ve ayrılık var eyleme."<br />
<br />
    "Allah’ım! Bu çiftlerin arasında Âdem (a.s.) ile Havva; Hz. Muhammed (asm) ile Hz. Hatice ve Hz. Ali (r.a.) ile Hz. Fatıma (r.a.) arasındaki var olan ülfet, geçim ve kaynaşma var eyle."<br />
<br />
    Allah’ım! Bu çifte salih çocuklar, uzun ömürler ve bol rızık ihsan eyle. (bk. Zeynelabidin el-Amidi, el-Fetava’l-Amidi, 2/202)<br />
<br />
    Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle. (Furkan, 25/74)<br />
<br />
    Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik, güzellik ve nimet ver, ahirette de iyilik, güzellik ve nimet ver ve bizi ateş azabından koru." (Bakara, 2/201)<br />
<br />
    Senin Rabbin; kudret ve şeref sahibi olan Rabb, onların nitelendirdiği şeylerden uzaktır, yücedir. Peygamberlere selâm olsun. Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur." (Sâffât, 37/180-182)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dini nikah nasıl kıyılır? Nikah kıyılırken neler söylenir, hangi dualar edilir?</span></span><br />
<br />
Bir kadını ailesinden istemeye gelen kişinin, söze Allah’a hamd ederek başlaması ve Peygamberimiz (asm)’e salât ve selâm etmesi müstahaptır. Daha sonra:<br />
<br />
    “Eşhedü ellâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh. Ve eşhedü enne Muhammeden ‘abdühû ve rasûlüh = Şahadet ederim ki Allah’tan başka ilâh yoktur, onun ortağı yoktur ve şahadet ederim ki, Hz. Muhammed (asm) onun kulu ve elçisidir.”<br />
<br />
sözleriyle açılış yapmalı ve “falanca kadını veya falanca kadının kızı falancayı, falancaya istemeye geldim” gibi ifadelerle geliş sebebini anlatmalıdır.<br />
<br />
Dünür gitmede her yörenin kendine özgü örf ve âdetleri, konuşma şekilleri vardır. Genel ahlâk kurallarına ve İslâmî usullere aykırı olmamak üzere bu tür değişik uygulamalarda dînen bir sakınca yoktur. Ancak her işte olduğu gibi, kız istemede de söze "Allah’a hamd ve Resûlüne salâvat” ile başlamak İslâmî bir gelenektir. Çünkü Peygamberimiz (asm), bu uygulamayı şöyle ifade etmiştir:<br />
<br />
    “Herhangi bir iş ki, Allah’a hamd ile başlamazsa, sonuçsuz kalmaya mahkûmdur.” (Ebû Davud, Edeb, 21; İbn Mâce, Nikâh, 19)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Nikâh Duası</span></span><br />
<br />
Nikâh merasimi için gerekli şartlar sağlandıktan sonar, bu merasimi icra edecek yetkili kişi, evlenme ile ilgili en az birer ayet ve hadis zikrederek, nikâh sözleşmesinin şartlarından, aile kurmanın ve evliliğin öneminden bahseder.<br />
<br />
Şahitler ya da topluluk huzurunda evlenecek çiftlerin olurunu alır ve aşağıdaki duayı okur:<br />
<br />
    اَلْحَمْدُ لِلهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَى رَسُولِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلَى آلِهِ وَ اَصْحَابِهِ اَجْمَعِينَ<br />
<br />
    اَللَّهُمَّ اجْعَلْ هَذَا الْعَقْدَ مَيْمُونًا وَمُبَارَكًا* وَاجْعَلْ بَيْنَهُمَا اُلْفَةً وَمَحَبَّةً وَقَرَارًا* وَلاَ تَجْعَلْ بَيْنَهُمَا نَفْرَةً وَفِتْنَةً وَفِرَارًا* اَللَّهُمَّ اَلِّفْ بَيْنَهُمَا كَمَا اَلَّفْتَ بَيْنَ آدَمَ وَحَوَّا* وَكَمَا أَلَّفْتَ بَيْنَ مُحَمَّدٍ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَخَدِيجَةَ الْكُبْرَى رَضِىَ اللهُ عَنْهَا* وَكَمَا أَلَّفْتَ بَيْنَ عَلِيٍّ رَضِىَ اللهُ عَنْهُ وَفَاطِمَةَ الزَّهْرَى رَضِىَ اللهُ عَنْهَا<br />
<br />
    اَللَّهُمَّ اَعْطِ لَهُمَا اولَادًا صَالِحًا وَرِزْقًا وَاسِعًا وَعُمْرًا طَوِيلاً<br />
<br />
    اَللَّهُمَّ رَبَّنَا هَبْ لَنَا مِنْ أَزْوَاجِنَا وَذُرِّيَّاتِنَا قُرَّةَ أَعْيُنٍ وَاجْعَلْنَا لِلْمُتَّقِينَ إِمَامًا<br />
<br />
    اَللَّهُمَّ رَبَّنَا آتِنَا فِى الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِى اْلآخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ  بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ وَسَلاَمٌ عَلَى الْمُرْسَلِينَ وَالْحَمْدُ للهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ<br />
<br />
    “Elhamdü lillâhi rabbil-âlemîne vas-salâtü ves-selâmü ‘alâ Rasûlinâ Muhammedin ve ‘alâ âlihî ve ashâbihî ecme’în. Ve ne’ûzü billâhi min şurûri enfüsinâ ve min seyyiâti a’mâlinâ. Ve neşhedü ellâ ilâhe illallâhü ve neşhedü enne Muhammeden ‘abdühû ve Rasûlühü."<br />
<br />
    "Allâhümmec’al hâzel-‘akde meymûnen mübârakâ. Vec’al beynehümâ ülfeten ve mahabbeten ve karârâ. Velâ tec’al beynehümâ nefraten ve fitneten ve firârâ. Allâhümme ellif beynehümâ kemâ ellefte beyne Âdeme ve Havvâe ve kemâ ellefte beyne Muhammedin sallallâhü ‘aleyhi ve selleme ve Hadîcete’l-Kübrâ radiyallâhü ‘anhâ ve beyne ‘Aliyyin radıyallâhü ‘anhü ve Fâtımete’z-Zehrâ radıyallâhü ‘anhâ."<br />
<br />
    "Allâhümme a’tı lehümâ evlâden sâlihâ. Ve ‘umran tavîlâ. Ve rizkan vâsi’â.<br />
<br />
    Rabbenâ heb lenâ min ezvâcinâ ve zürriyyâtinâ kurrate a’yünin vec’alnâ lil-müttekîne imâmâ.<br />
<br />
    Rabbenâ âtinâ fi’d-dünyâ haseneten ve fil-âhırati hesaneh. Ve kınâ ‘azâben-nâr.<br />
<br />
    Sübhâne Rabbike Rabbil-‘ızzeti ‘ammâ yasıfûn. Ve selâmün ‘alel-mürselîn. Vel-hamdü lillâhi Rabbil-‘âlemîn.”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Anlamı:</span></span><br />
<br />
    “Allah’a hamd olsun. Peygamberimiz Hz. Muhammed’e, âl ve ashabına salât ve selâm olsun. Nefsimizin şerlerinden ve kötü amellerimizden Allah’a sığınırız."<br />
<br />
    "Bir tek Allah’tan başka ilâh olmadığına ve onun ortağının bulunmadığına şahadet ederiz. Hz. Muhammed’in onun kulu ve resûlü olduğuna da şahadet ederiz." (bk. Ebû Davud, Nikâh, 33; İbn Mâce, Nikâh, 19; Tirmizî, Nikâh, 16)<br />
<br />
    "Allah’ım! Bu evlilik akdini mübarek eyle. Bu çiftler arasında ülfet/geçim, sevgi ve evliliklerinde sebat nasip eyle, aralarında nefret, geçimsizlik ve ayrılık var eyleme."<br />
<br />
    "Allah’ım! Bu çiftlerin arasında Âdem (a.s.) ile Havva; Hz. Muhammed (asm) ile Hz. Hatice ve Hz. Ali (r.a.) ile Hz. Fatıma (r.a.) arasındaki var olan ülfet, geçim ve kaynaşma var eyle."<br />
<br />
    Allah’ım! Bu çifte salih çocuklar, uzun ömürler ve bol rızık ihsan eyle. (bk. Zeynelabidin el-Amidi, el-Fetava’l-Amidi, 2/202)<br />
<br />
    Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle. (Furkan, 25/74)<br />
<br />
    Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik, güzellik ve nimet ver, ahirette de iyilik, güzellik ve nimet ver ve bizi ateş azabından koru." (Bakara, 2/201)<br />
<br />
    Senin Rabbin; kudret ve şeref sahibi olan Rabb, onların nitelendirdiği şeylerden uzaktır, yücedir. Peygamberlere selâm olsun. Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur." (Sâffât, 37/180-182)<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Nişan, nikah, evlilikte yapılacak dua var mıdır?</span></span><br />
<br />
Bu durumlarda dua etmek sünnettir. İstendiği şekilde dua edilebilir. Mutlaka şu dua okunacak ve mutlaka Arapça olacak diye bir kural yoktur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ancak şu duaların okunması güzel olur:</span></span><br />
<br />
Elhamdü lillahillezi zevvecel ervaha bil eşbah ve ehallennikâha ve harremessifah.<br />
<br />
Vessalatü vesselamü ala resulina Muhammedinillezi beyyene-l-harame ve-l-mubah ve ala Alihi ve eshabi-hillezine hüm ehlüssalahi velfelah.<br />
<br />
Kale Resulullah, "En-nikâhü sünneti femen ragibe an sünneti feleyse minni" sadaka Resulullah.<br />
<br />
Bismillahi ve ala sünnet-i resulillah.<br />
<br />
Allahümmecal hazel akte meymunen mubareken vecal beyne-hüma ülfeten ve mehabbeten ve karara ve la tecal beyne-hüma nefreten ve fitneten ve firara.<br />
<br />
Allahümme ellif beynehüma kema ellefte beyne Âdeme ve Havva. Ve kema ellefte beyne Muhammedin ve Hadice-tel-kübra ve Aişe-te ümm-il müminine . Ve beyne Aliyyin ve Fatıma-tez-zehra. Allahümme ati le-hüma evladen salihan ve ömren tavilen ve rızkan vasian.<br />
<br />
Rabbena heb lena min ezvacina ve zürriyatina kurrete ayünin vecalna lil müttekine imama.<br />
<br />
Rabbena atina fiddünya haseneten ve fil ahireti haseneten ve kına azabennar.<br />
<br />
Sübhane rabbike rabbilızzeti amma yesıfun ve selamün alel mürselin velhamdülillahi rabbilalemin.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Anlamı:</span></span><br />
<br />
Ruhları birbirine uyumlu yaratan, nikâhı helal kılıp nikâhsız ilişkileri haram kılan Allah'a hamdolsun.<br />
<br />
Haram ve helali açıklayan Hz. Muhammed'e, salih kullardan olup kurtuluşa eren ailesine ve ashabına da salat ve selam olsun.<br />
<br />
Alllah'ın Elçisi Şöyle buyurmuştur:  "Nikâh benim sünnetimdir. Kim benim sünnetimden yüz çevirirse, benden değildir."(1)<br />
<br />
Allah'ın adıyla ve Elçisinin sünnetine uygun olarak bu hayırlı işe başlarız.<br />
<br />
Allah'ım! Bu evlilik akdini mübarek eyle. Bu çiftler arasında ülfet/geçim, sevgi ve evliliklerinde sebat nasip eyle, aralarında nefret, geçimsizlik ve ayrılık var eyleme.<br />
<br />
Allah’ım! Bu çiftlerin arasında Hz. Adem (a.s.) ile Hz. Havva; Hz. Muhammed (a.s.) ile Hz. Hatice ve Hz. Ali (r.a.) ile Hz. Fatıma (r.a.) arasındaki var olan ülfet, geçim ve kaynaşma var eyle. Allah’ım! Bu çifte salih çocuklar, uzun ömürler ve bol rızık ihsan eyle.<br />
<br />
"Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle.”(2)<br />
<br />
Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik, güzellik ve nimet ver, ahirette de iyilik, ğüzellik ve nimet ver ve bizi cehennem azabından koru.(3)<br />
<br />
Senin Rabbin; kudret ve şeref sahibi olan Rab, onların nitelendirdiği şeylerden uzaktır, yücedir. Peygamberlere selam olsun. Hamd, alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.(4)<br />
<br />
Dipnotlar:<br />
<br />
1. İbn Mâce, H. No: 1846.<br />
2. Furkan, 25/74.<br />
3. Bakara, 2/201.<br />
4. Sâffât, 37/180-182.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">NİKAH TAZELEMEK, TECDİD-İ NİKAH</span></span><br />
<br />
Bazı camilerde hocaefendiler nikâh tazeleme duası okuyorlar. Bunun bid`at olduğunu okumuştum. O zaman nikâh tazeleme işi nasıl yapılabilecektir? Ya da nikâh tazelemek gerekli midir?<br />
<br />
Şer`î nikâh; şartları şeriat tarafından belirlenmiş, şekli çizilmiş ve karı ile kocayı birbirine bağlayan itibari bir bağdır. Pamuk ipliği gibi bir şey değildir. Üzerinden zaman geçmekle yıpranacak şekilde bir yerlere sürtünüyor da değildir. Bu yüzden "talâkı" yani boşanmayı ifade eden bir sözle, bir "irade beyanı" ile koparılmadıkça eskimez ve "yenilenme"sine gerek olmaz. Camilerdeki "nikâh tazeleme" ifadelerine bakılırsa zaten sakat ve yapmacık olduğu görülür.<br />
<br />
1. Önce "yenileme=tecdîd" ifadesi kullanılıyor. Halbuki, nikâh eskiyen, tamir görebilen birşey değildir. Ya vardır veya yoktur. Varsa yenilenmez. Yoksa da şartları mevcutsa kıyılır, kesilir, kısaca nikah eskimez. Bu durumda da bir kadın bir erkeğe aralıksız en fazla üç defa nikâhlanabilir. Oysa sözünü ettiğiniz işlem, bazı camilerde her hafta tekrarlanır.<br />
<br />
2. Nikâhın en önemli şartı, tarafların karşılıklı rızalarıdır. Halbuki, camilerdeki, nikâh yenileme işlemlerinde kadına hiçbir şey sorulmamaktadır.<br />
<br />
3. Kalıp haline gelmiş o sözlerde "ürîdü" yani "istiyorum" ifadesi kullanılmaktadır. Bu ifade, kabul ettim, yaptım anlamına gelmez. Arzu ediyorum, demek olur. Bu da akid gerçekleştirmez.<br />
<br />
4. "Ürîdü en üceddile`l, îmane ve nikâha bi-kavl`i lâilâhe illellah..." denmektedir. Yani nikâhımı "lâilahe illallah"sözü ile yenilemeyi arzu ediyorum, demektir. Oysa nikâh "lâilâhe illellah" sözü ile yenilenmez.<br />
<br />
Sonuç olarak bu tür bir uygulamanın, Islâmî olmadığı ve bir "şer`î fiil"i (Nikâhın "şer`î bir fiil" olduğu konusunda bk. Şeyh Ahmed Molla Ciyûn, Nûru`I-envâr I/100) ilgilendirdiği için bid`at olduğu rahatlıkla söylenebilir. Ancak bu meseleye başka açılardan da bakılabilir.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">iMAN DUASI FASILA 3 - iMAN VE NiKAH TAZELEME</span></span><br />
<br />
<br />
Allahümme inni üridü en üceddidenlil imane vennikaha tecdiden bi-kavli lailahe illallah Muhammedün rasulullah,<br />
Allahümme inni üridü en üceddidenlil imane vennikaha tecdiden bi-kavli lailahe illallah Muhammedün rasulullah,<br />
Allahümme inni üridü en üceddidenlil imane vennikaha tecdiden bi-kavli lailahe illallah Muhammedün rasulullah.<br />
<br />
Radziytü billahi Rabben, ve bil-İslami diynen. Vebi Muhammedin sallallahü aleyhi ve selleme Rasülen ve Nebiyyen.<br />
<br />
Selam ve dua ile...<br />
Sorularla İslamiyet</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Nikah Duasının Arapçası Türkçe Okunuşu Türkçe Meali</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Nikah Duasının Arapçası</span></span><br />
</span><br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><br />
<br />
    اَلْحَمْدُ لِلهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَى رَسُولِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلَى آلِهِ وَ اَصْحَابِهِ اَجْمَعِينَ<br />
<br />
    اَللَّهُمَّ اجْعَلْ هَذَا الْعَقْدَ مَيْمُونًا وَمُبَارَكًا* وَاجْعَلْ بَيْنَهُمَا اُلْفَةً وَمَحَبَّةً وَقَرَارًا* وَلاَ تَجْعَلْ بَيْنَهُمَا نَفْرَةً وَفِتْنَةً وَفِرَارًا* اَللَّهُمَّ اَلِّفْ بَيْنَهُمَا كَمَا اَلَّفْتَ بَيْنَ آدَمَ وَحَوَّا* وَكَمَا أَلَّفْتَ بَيْنَ مُحَمَّدٍ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَخَدِيجَةَ الْكُبْرَى رَضِىَ اللهُ عَنْهَا* وَكَمَا أَلَّفْتَ بَيْنَ عَلِيٍّ رَضِىَ اللهُ عَنْهُ وَفَاطِمَةَ الزَّهْرَى رَضِىَ اللهُ عَنْهَا<br />
<br />
    اَللَّهُمَّ اَعْطِ لَهُمَا اولَادًا صَالِحًا وَرِزْقًا وَاسِعًا وَعُمْرًا طَوِيلاً<br />
<br />
    اَللَّهُمَّ رَبَّنَا هَبْ لَنَا مِنْ أَزْوَاجِنَا وَذُرِّيَّاتِنَا قُرَّةَ أَعْيُنٍ وَاجْعَلْنَا لِلْمُتَّقِينَ إِمَامًا<br />
<br />
    اَللَّهُمَّ رَبَّنَا آتِنَا فِى الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِى اْلآخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ  بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ وَسَلاَمٌ عَلَى الْمُرْسَلِينَ وَالْحَمْدُ للهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ<br />
</span></span></div>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Nikah Duasının Türkçe Okunuşu</span></span><br />
<br />
  “Elhamdü lillâhi rabbil-âlemîne vas-salâtü ves-selâmü ‘alâ Rasûlinâ Muhammedin ve ‘alâ âlihî ve ashâbihî ecme’în. Ve ne’ûzü billâhi min şurûri enfüsinâ ve min seyyiâti a’mâlinâ. Ve neşhedü ellâ ilâhe illallâhü ve neşhedü enne Muhammeden ‘abdühû ve Rasûlühü."<br />
<br />
    "Allâhümmec’al hâzel-‘akde meymûnen mübârakâ. Vec’al beynehümâ ülfeten ve mahabbeten ve karârâ. Velâ tec’al beynehümâ nefraten ve fitneten ve firârâ. Allâhümme ellif beynehümâ kemâ ellefte beyne Âdeme ve Havvâe ve kemâ ellefte beyne Muhammedin sallallâhü ‘aleyhi ve selleme ve Hadîcete’l-Kübrâ radiyallâhü ‘anhâ ve beyne ‘Aliyyin radıyallâhü ‘anhü ve Fâtımete’z-Zehrâ radıyallâhü ‘anhâ."<br />
<br />
    "Allâhümme a’tı lehümâ evlâden sâlihâ. Ve ‘umran tavîlâ. Ve rizkan vâsi’â.<br />
<br />
    Rabbenâ heb lenâ min ezvâcinâ ve zürriyyâtinâ kurrate a’yünin vec’alnâ lil-müttekîne imâmâ.<br />
<br />
    Rabbenâ âtinâ fi’d-dünyâ haseneten ve fil-âhırati hesaneh. Ve kınâ ‘azâben-nâr.<br />
<br />
    Sübhâne Rabbike Rabbil-‘ızzeti ‘ammâ yasıfûn. Ve selâmün ‘alel-mürselîn. Vel-hamdü lillâhi Rabbil-‘âlemîn.”<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Nikah Duasının Türkçe Meali</span></span><br />
<br />
 “Allah’a hamd olsun. Peygamberimiz Hz. Muhammed’e, âl ve ashabına salât ve selâm olsun. Nefsimizin şerlerinden ve kötü amellerimizden Allah’a sığınırız."<br />
<br />
    "Bir tek Allah’tan başka ilâh olmadığına ve onun ortağının bulunmadığına şahadet ederiz. Hz. Muhammed’in onun kulu ve resûlü olduğuna da şahadet ederiz." (bk. Ebû Davud, Nikâh, 33; İbn Mâce, Nikâh, 19; Tirmizî, Nikâh, 16)<br />
<br />
    "Allah’ım! Bu evlilik akdini mübarek eyle. Bu çiftler arasında ülfet/geçim, sevgi ve evliliklerinde sebat nasip eyle, aralarında nefret, geçimsizlik ve ayrılık var eyleme."<br />
<br />
    "Allah’ım! Bu çiftlerin arasında Âdem (a.s.) ile Havva; Hz. Muhammed (asm) ile Hz. Hatice ve Hz. Ali (r.a.) ile Hz. Fatıma (r.a.) arasındaki var olan ülfet, geçim ve kaynaşma var eyle."<br />
<br />
    Allah’ım! Bu çifte salih çocuklar, uzun ömürler ve bol rızık ihsan eyle. (bk. Zeynelabidin el-Amidi, el-Fetava’l-Amidi, 2/202)<br />
<br />
    Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle. (Furkan, 25/74)<br />
<br />
    Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik, güzellik ve nimet ver, ahirette de iyilik, güzellik ve nimet ver ve bizi ateş azabından koru." (Bakara, 2/201)<br />
<br />
    Senin Rabbin; kudret ve şeref sahibi olan Rabb, onların nitelendirdiği şeylerden uzaktır, yücedir. Peygamberlere selâm olsun. Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur." (Sâffât, 37/180-182)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dini nikah nasıl kıyılır? Nikah kıyılırken neler söylenir, hangi dualar edilir?</span></span><br />
<br />
Bir kadını ailesinden istemeye gelen kişinin, söze Allah’a hamd ederek başlaması ve Peygamberimiz (asm)’e salât ve selâm etmesi müstahaptır. Daha sonra:<br />
<br />
    “Eşhedü ellâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh. Ve eşhedü enne Muhammeden ‘abdühû ve rasûlüh = Şahadet ederim ki Allah’tan başka ilâh yoktur, onun ortağı yoktur ve şahadet ederim ki, Hz. Muhammed (asm) onun kulu ve elçisidir.”<br />
<br />
sözleriyle açılış yapmalı ve “falanca kadını veya falanca kadının kızı falancayı, falancaya istemeye geldim” gibi ifadelerle geliş sebebini anlatmalıdır.<br />
<br />
Dünür gitmede her yörenin kendine özgü örf ve âdetleri, konuşma şekilleri vardır. Genel ahlâk kurallarına ve İslâmî usullere aykırı olmamak üzere bu tür değişik uygulamalarda dînen bir sakınca yoktur. Ancak her işte olduğu gibi, kız istemede de söze "Allah’a hamd ve Resûlüne salâvat” ile başlamak İslâmî bir gelenektir. Çünkü Peygamberimiz (asm), bu uygulamayı şöyle ifade etmiştir:<br />
<br />
    “Herhangi bir iş ki, Allah’a hamd ile başlamazsa, sonuçsuz kalmaya mahkûmdur.” (Ebû Davud, Edeb, 21; İbn Mâce, Nikâh, 19)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Nikâh Duası</span></span><br />
<br />
Nikâh merasimi için gerekli şartlar sağlandıktan sonar, bu merasimi icra edecek yetkili kişi, evlenme ile ilgili en az birer ayet ve hadis zikrederek, nikâh sözleşmesinin şartlarından, aile kurmanın ve evliliğin öneminden bahseder.<br />
<br />
Şahitler ya da topluluk huzurunda evlenecek çiftlerin olurunu alır ve aşağıdaki duayı okur:<br />
<br />
    اَلْحَمْدُ لِلهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَى رَسُولِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلَى آلِهِ وَ اَصْحَابِهِ اَجْمَعِينَ<br />
<br />
    اَللَّهُمَّ اجْعَلْ هَذَا الْعَقْدَ مَيْمُونًا وَمُبَارَكًا* وَاجْعَلْ بَيْنَهُمَا اُلْفَةً وَمَحَبَّةً وَقَرَارًا* وَلاَ تَجْعَلْ بَيْنَهُمَا نَفْرَةً وَفِتْنَةً وَفِرَارًا* اَللَّهُمَّ اَلِّفْ بَيْنَهُمَا كَمَا اَلَّفْتَ بَيْنَ آدَمَ وَحَوَّا* وَكَمَا أَلَّفْتَ بَيْنَ مُحَمَّدٍ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَخَدِيجَةَ الْكُبْرَى رَضِىَ اللهُ عَنْهَا* وَكَمَا أَلَّفْتَ بَيْنَ عَلِيٍّ رَضِىَ اللهُ عَنْهُ وَفَاطِمَةَ الزَّهْرَى رَضِىَ اللهُ عَنْهَا<br />
<br />
    اَللَّهُمَّ اَعْطِ لَهُمَا اولَادًا صَالِحًا وَرِزْقًا وَاسِعًا وَعُمْرًا طَوِيلاً<br />
<br />
    اَللَّهُمَّ رَبَّنَا هَبْ لَنَا مِنْ أَزْوَاجِنَا وَذُرِّيَّاتِنَا قُرَّةَ أَعْيُنٍ وَاجْعَلْنَا لِلْمُتَّقِينَ إِمَامًا<br />
<br />
    اَللَّهُمَّ رَبَّنَا آتِنَا فِى الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِى اْلآخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ  بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ وَسَلاَمٌ عَلَى الْمُرْسَلِينَ وَالْحَمْدُ للهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ<br />
<br />
    “Elhamdü lillâhi rabbil-âlemîne vas-salâtü ves-selâmü ‘alâ Rasûlinâ Muhammedin ve ‘alâ âlihî ve ashâbihî ecme’în. Ve ne’ûzü billâhi min şurûri enfüsinâ ve min seyyiâti a’mâlinâ. Ve neşhedü ellâ ilâhe illallâhü ve neşhedü enne Muhammeden ‘abdühû ve Rasûlühü."<br />
<br />
    "Allâhümmec’al hâzel-‘akde meymûnen mübârakâ. Vec’al beynehümâ ülfeten ve mahabbeten ve karârâ. Velâ tec’al beynehümâ nefraten ve fitneten ve firârâ. Allâhümme ellif beynehümâ kemâ ellefte beyne Âdeme ve Havvâe ve kemâ ellefte beyne Muhammedin sallallâhü ‘aleyhi ve selleme ve Hadîcete’l-Kübrâ radiyallâhü ‘anhâ ve beyne ‘Aliyyin radıyallâhü ‘anhü ve Fâtımete’z-Zehrâ radıyallâhü ‘anhâ."<br />
<br />
    "Allâhümme a’tı lehümâ evlâden sâlihâ. Ve ‘umran tavîlâ. Ve rizkan vâsi’â.<br />
<br />
    Rabbenâ heb lenâ min ezvâcinâ ve zürriyyâtinâ kurrate a’yünin vec’alnâ lil-müttekîne imâmâ.<br />
<br />
    Rabbenâ âtinâ fi’d-dünyâ haseneten ve fil-âhırati hesaneh. Ve kınâ ‘azâben-nâr.<br />
<br />
    Sübhâne Rabbike Rabbil-‘ızzeti ‘ammâ yasıfûn. Ve selâmün ‘alel-mürselîn. Vel-hamdü lillâhi Rabbil-‘âlemîn.”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Anlamı:</span></span><br />
<br />
    “Allah’a hamd olsun. Peygamberimiz Hz. Muhammed’e, âl ve ashabına salât ve selâm olsun. Nefsimizin şerlerinden ve kötü amellerimizden Allah’a sığınırız."<br />
<br />
    "Bir tek Allah’tan başka ilâh olmadığına ve onun ortağının bulunmadığına şahadet ederiz. Hz. Muhammed’in onun kulu ve resûlü olduğuna da şahadet ederiz." (bk. Ebû Davud, Nikâh, 33; İbn Mâce, Nikâh, 19; Tirmizî, Nikâh, 16)<br />
<br />
    "Allah’ım! Bu evlilik akdini mübarek eyle. Bu çiftler arasında ülfet/geçim, sevgi ve evliliklerinde sebat nasip eyle, aralarında nefret, geçimsizlik ve ayrılık var eyleme."<br />
<br />
    "Allah’ım! Bu çiftlerin arasında Âdem (a.s.) ile Havva; Hz. Muhammed (asm) ile Hz. Hatice ve Hz. Ali (r.a.) ile Hz. Fatıma (r.a.) arasındaki var olan ülfet, geçim ve kaynaşma var eyle."<br />
<br />
    Allah’ım! Bu çifte salih çocuklar, uzun ömürler ve bol rızık ihsan eyle. (bk. Zeynelabidin el-Amidi, el-Fetava’l-Amidi, 2/202)<br />
<br />
    Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle. (Furkan, 25/74)<br />
<br />
    Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik, güzellik ve nimet ver, ahirette de iyilik, güzellik ve nimet ver ve bizi ateş azabından koru." (Bakara, 2/201)<br />
<br />
    Senin Rabbin; kudret ve şeref sahibi olan Rabb, onların nitelendirdiği şeylerden uzaktır, yücedir. Peygamberlere selâm olsun. Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur." (Sâffât, 37/180-182)<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Nişan, nikah, evlilikte yapılacak dua var mıdır?</span></span><br />
<br />
Bu durumlarda dua etmek sünnettir. İstendiği şekilde dua edilebilir. Mutlaka şu dua okunacak ve mutlaka Arapça olacak diye bir kural yoktur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ancak şu duaların okunması güzel olur:</span></span><br />
<br />
Elhamdü lillahillezi zevvecel ervaha bil eşbah ve ehallennikâha ve harremessifah.<br />
<br />
Vessalatü vesselamü ala resulina Muhammedinillezi beyyene-l-harame ve-l-mubah ve ala Alihi ve eshabi-hillezine hüm ehlüssalahi velfelah.<br />
<br />
Kale Resulullah, "En-nikâhü sünneti femen ragibe an sünneti feleyse minni" sadaka Resulullah.<br />
<br />
Bismillahi ve ala sünnet-i resulillah.<br />
<br />
Allahümmecal hazel akte meymunen mubareken vecal beyne-hüma ülfeten ve mehabbeten ve karara ve la tecal beyne-hüma nefreten ve fitneten ve firara.<br />
<br />
Allahümme ellif beynehüma kema ellefte beyne Âdeme ve Havva. Ve kema ellefte beyne Muhammedin ve Hadice-tel-kübra ve Aişe-te ümm-il müminine . Ve beyne Aliyyin ve Fatıma-tez-zehra. Allahümme ati le-hüma evladen salihan ve ömren tavilen ve rızkan vasian.<br />
<br />
Rabbena heb lena min ezvacina ve zürriyatina kurrete ayünin vecalna lil müttekine imama.<br />
<br />
Rabbena atina fiddünya haseneten ve fil ahireti haseneten ve kına azabennar.<br />
<br />
Sübhane rabbike rabbilızzeti amma yesıfun ve selamün alel mürselin velhamdülillahi rabbilalemin.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Anlamı:</span></span><br />
<br />
Ruhları birbirine uyumlu yaratan, nikâhı helal kılıp nikâhsız ilişkileri haram kılan Allah'a hamdolsun.<br />
<br />
Haram ve helali açıklayan Hz. Muhammed'e, salih kullardan olup kurtuluşa eren ailesine ve ashabına da salat ve selam olsun.<br />
<br />
Alllah'ın Elçisi Şöyle buyurmuştur:  "Nikâh benim sünnetimdir. Kim benim sünnetimden yüz çevirirse, benden değildir."(1)<br />
<br />
Allah'ın adıyla ve Elçisinin sünnetine uygun olarak bu hayırlı işe başlarız.<br />
<br />
Allah'ım! Bu evlilik akdini mübarek eyle. Bu çiftler arasında ülfet/geçim, sevgi ve evliliklerinde sebat nasip eyle, aralarında nefret, geçimsizlik ve ayrılık var eyleme.<br />
<br />
Allah’ım! Bu çiftlerin arasında Hz. Adem (a.s.) ile Hz. Havva; Hz. Muhammed (a.s.) ile Hz. Hatice ve Hz. Ali (r.a.) ile Hz. Fatıma (r.a.) arasındaki var olan ülfet, geçim ve kaynaşma var eyle. Allah’ım! Bu çifte salih çocuklar, uzun ömürler ve bol rızık ihsan eyle.<br />
<br />
"Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle.”(2)<br />
<br />
Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik, güzellik ve nimet ver, ahirette de iyilik, ğüzellik ve nimet ver ve bizi cehennem azabından koru.(3)<br />
<br />
Senin Rabbin; kudret ve şeref sahibi olan Rab, onların nitelendirdiği şeylerden uzaktır, yücedir. Peygamberlere selam olsun. Hamd, alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.(4)<br />
<br />
Dipnotlar:<br />
<br />
1. İbn Mâce, H. No: 1846.<br />
2. Furkan, 25/74.<br />
3. Bakara, 2/201.<br />
4. Sâffât, 37/180-182.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">NİKAH TAZELEMEK, TECDİD-İ NİKAH</span></span><br />
<br />
Bazı camilerde hocaefendiler nikâh tazeleme duası okuyorlar. Bunun bid`at olduğunu okumuştum. O zaman nikâh tazeleme işi nasıl yapılabilecektir? Ya da nikâh tazelemek gerekli midir?<br />
<br />
Şer`î nikâh; şartları şeriat tarafından belirlenmiş, şekli çizilmiş ve karı ile kocayı birbirine bağlayan itibari bir bağdır. Pamuk ipliği gibi bir şey değildir. Üzerinden zaman geçmekle yıpranacak şekilde bir yerlere sürtünüyor da değildir. Bu yüzden "talâkı" yani boşanmayı ifade eden bir sözle, bir "irade beyanı" ile koparılmadıkça eskimez ve "yenilenme"sine gerek olmaz. Camilerdeki "nikâh tazeleme" ifadelerine bakılırsa zaten sakat ve yapmacık olduğu görülür.<br />
<br />
1. Önce "yenileme=tecdîd" ifadesi kullanılıyor. Halbuki, nikâh eskiyen, tamir görebilen birşey değildir. Ya vardır veya yoktur. Varsa yenilenmez. Yoksa da şartları mevcutsa kıyılır, kesilir, kısaca nikah eskimez. Bu durumda da bir kadın bir erkeğe aralıksız en fazla üç defa nikâhlanabilir. Oysa sözünü ettiğiniz işlem, bazı camilerde her hafta tekrarlanır.<br />
<br />
2. Nikâhın en önemli şartı, tarafların karşılıklı rızalarıdır. Halbuki, camilerdeki, nikâh yenileme işlemlerinde kadına hiçbir şey sorulmamaktadır.<br />
<br />
3. Kalıp haline gelmiş o sözlerde "ürîdü" yani "istiyorum" ifadesi kullanılmaktadır. Bu ifade, kabul ettim, yaptım anlamına gelmez. Arzu ediyorum, demek olur. Bu da akid gerçekleştirmez.<br />
<br />
4. "Ürîdü en üceddile`l, îmane ve nikâha bi-kavl`i lâilâhe illellah..." denmektedir. Yani nikâhımı "lâilahe illallah"sözü ile yenilemeyi arzu ediyorum, demektir. Oysa nikâh "lâilâhe illellah" sözü ile yenilenmez.<br />
<br />
Sonuç olarak bu tür bir uygulamanın, Islâmî olmadığı ve bir "şer`î fiil"i (Nikâhın "şer`î bir fiil" olduğu konusunda bk. Şeyh Ahmed Molla Ciyûn, Nûru`I-envâr I/100) ilgilendirdiği için bid`at olduğu rahatlıkla söylenebilir. Ancak bu meseleye başka açılardan da bakılabilir.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">iMAN DUASI FASILA 3 - iMAN VE NiKAH TAZELEME</span></span><br />
<br />
<br />
Allahümme inni üridü en üceddidenlil imane vennikaha tecdiden bi-kavli lailahe illallah Muhammedün rasulullah,<br />
Allahümme inni üridü en üceddidenlil imane vennikaha tecdiden bi-kavli lailahe illallah Muhammedün rasulullah,<br />
Allahümme inni üridü en üceddidenlil imane vennikaha tecdiden bi-kavli lailahe illallah Muhammedün rasulullah.<br />
<br />
Radziytü billahi Rabben, ve bil-İslami diynen. Vebi Muhammedin sallallahü aleyhi ve selleme Rasülen ve Nebiyyen.<br />
<br />
Selam ve dua ile...<br />
Sorularla İslamiyet</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kelime-i Tevhidin Anlamı  ilgili Ayet ve Hadisler Nelerdir? Kelime-i Tevhid Hakkında]]></title>
			<link>https://rasitu.de/showthread.php?tid=34296</link>
			<pubDate>Sun, 03 Aug 2025 05:08:17 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://rasitu.de/member.php?action=profile&uid=8">Hamdullah</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://rasitu.de/showthread.php?tid=34296</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kelime-i Tevhidin Anlamı  ilgili Ayet ve Hadisler Nelerdir? Kelime-i Tevhid Hakkında</span></span><br />
<br />
Kelime-i tevhidin (la ilahe illallah Muhammedu'r-rasulullah) anlamı nedir? Kelime-i tevhid nasıl söylenir? Kelime-i tevhid (la ilahe illallah Muhammedu'r-rasulullah) ile ilgili ayet ve hadisler nelerdir? Kelime-i tevhid hakkında kısaca bilgiler...<br />
<br />
Kelime-i Tevhîd, “Lâ ilâhe illallâh Muhammedü’r-rasûlullah” sözüdür.<br />
<br />
Tevhîd; en kısa ifadesiyle “lâilahe illallah: Allah’tan başka ilah yoktur” demek ve bu inancın gereklerini tüm benliğiyle hissederek yasamaktır. Ancak tevhide ulaşmanın yolu, insanın öncelikle sâhip olduğu yanlış inançlardan kurtulmasıdır.<br />
<br />
Kelime-i tevhidde “lâ” yani Allah’tan başka tüm ilahların nefyedilmesi gerçek tevhide erişmenin ilk şartı olarak zikredilmiştir. Dolayısıyla Resûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- de risâlet vazifesine bu noktadan başlamıştır. Bütün bâtıl inançlar nefyedildikten sonra ise onun yerine sahîh akide “illallâh” ile yerleştirilmiştir.<br />
<br />
İnanç esaslarını tebliğ eden peygambere imanın da Tevhid akidesinin bir rüknü olduğu unutulmamalıdır. Nitekim kelime-i tevhîdin ikinci kısmını “Muhammedun rasûlullah: Muhammed Allah’ın elçisidir” ifadesi teşkil eder. Zîrâ Kur’an-ı Kerîm’in Allah’a imandan sonra sık sık hatırlattığı husus, Hz. Muhammed -sallallâhu aleyhi ve sellem-’in peygamberliğine imandır. Kur’an-ı Kerim muhtelif âyetleriyle diğer iman esaslarını da bizlere bildirmiştir. Bunlar peygamberlere, kitaplara, meleklere, kadere ve âhiret gününe iman etmektir. (en-Nisâ 4/136; el-Hadîd 57/21, 22)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KELİME-İ TEVHİD İLE İLGİLİ AYETLER</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Âl-i İmrân Suresi 64. Ayet</span></span><br />
<br />
«De ki: Ey kitâb ehli! Sizinle bizim aramızda müşterek olan bir söze (Kelime-i Tevhîd’e) geliniz. Allâh’tan başkasına tapmayalım; O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım ve Allâh’ı bırakıp kimimiz kimimizi ilâhlaştırmasın! Eğer yüz çevirirlerse, işte o zaman; «Şâhid olun ki biz müslümanlardanız!» deyiniz!» (Âl-i İmrân, 64)”<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İbrâhîm Suresi 24-25. Ayetler</span></span><br />
<br />
“Görmedin mi Allah nasıl bir misâl getirdi: Hoş bir kelime (olan kelime-i tevhîd), kökü yerde sâbit, dalları gökte olan güzel bir ağaca benzer. (O ağaç), Rabb’inin izniyle her zaman meyvesini verir durur. (Kulu Hakk’a yüceltir ve O’nun ebedî dostluğuna kavuşturur.) Öğüt alsınlar diye Allah, insanlara böyle misaller verir.<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İbrâhîm Suresi 27. Ayet</span></span><br />
<br />
“Allah Teâlâ îmân edenleri hem dünya hayatında hem de âhirette sağlam sözle (kelime-i tevhid üzere yaşayışta) sapasağlam tutar (sebatkâr kılar.)...”<br />
<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> Leyl Suresi 5-7. Ayetler</span></span><br />
<br />
“Malını Allah yolunda harcayıp O’na saygı duyarak haramlardan sakınan (takvâ sahibi olan ve), o en güzel kelimeyi (kelime-i tevhîdi) tasdik eden kimseyi Biz de en kolay yola muvaffak kılarız.”<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ankebut Suresi 2. Ayet</span></span><br />
<br />
"İnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece «Îmân ettik» demeleriyle bırakılacaklarını mı sandılar?”<br />
<br />
Ankebût suresinin 2. âyet-i kerîmesiyle, sırf lâfızda kalan ve hayata tatbik edilmeyen bir kelime-i tevhîdin tek başına ebedî kurtuluşu temin edemeyeceğini beyan buyurmuştur.<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Enbiya Suresi 87-88. Ayetler</span></span><br />
<br />
“Zünnûn’u da (Yûnus’u da zikret). O, (kırk gün tebliğ etmesi emredilmişken kavminin küfürdeki ısrarı karşısında ümitsizliğe kapılıp otuz yedinci günde) öfkeli bir hâlde geçip gitmişti. Biz’im kendisini asla sıkıştırmayacağımızı zannetmişti. Nihayet karanlıklar içinde (balığın karnında); «Sen’den başka hiçbir ilâh yoktur. Sen’i tenzîh ederim. Gerçekten ben zâlimlerden oldum!» diye niyâz etti. Bunun üzerine onun duâsını kabûl ettik ve onu kederden kurtardık. İşte Biz, mü’minleri böyle kurtarırız.”<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">A'lâ Suresi 14-15. Ayetler</span></span><br />
<br />
“Gerçekten temizlenen ve Rabbinin ismini zikredip O’na kulluk eden kimse, şüphesiz kurtuluşa ermiştir.”<br />
<br />
İbn-i Abbas (r.a), bu âyette geçen “tezekkâ/temizlenen” kelimesini; “Kişinin «Lâ ilâhe illâllah» demesidir.” şeklinde tefsîr eder. (Kurtubî, el-Câmî, XX, 22.)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KELİME-İ TEVHİD İLE İLGİLİ HADİSLER</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kelime-i Tevhidin Fazileti</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“İman yetmiş (veya altmış) kadar daldan ibarettir. Bunların en yükseği lâ ilâhe illallah demek, en aşağısı da insana zarar veren şeyleri yoldan kaldırmaktır. Utanmak da imanın dallarından biridir.” (Buhârî, Îmân 3; Müslim, Îmân 58)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Son Sözü "Lâ ilâhe illallah" Olan Cennete Girer</span></span><br />
<br />
Mu’âz radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kimin son sözü, “Allah’tan başka ilah yoktur” (La ilahe illallah) cümlesi olursa, o kişi cennete girer.” (Ebû Dâvûd, Cenâiz 20)<br />
<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> Ölmek Üzere Olanlara Kelime-i Tevhidi Telkin Edin</span></span><br />
<br />
Ebû Sa’îd el-Hudrî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Ölmek üzere olanlarınıza La ilahe illallah demeyi telkin edinniz!” (Müslim, Cenâiz l, 2.Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Cenâiz 16)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Zikrin En Faziletlisi Kelime-i Tevhiddir</span></span><br />
<br />
Câbir radıyallahu anh, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken dinledim dedi:<br />
<br />
“En faziletli zikir «Lâ ilâhe illallah», en faziletli dua da «el-Hamdülillâh»tır.” (Tirmizî, Daavât 9)<br />
<br />
    Abdest Aldıktan Sonra Kelime-i Şehadet Getirmenin Fazileti<br />
<br />
Ömer İbni Hattâb radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Sizden biriniz güzelce abdest alır –onu tastamam yapar– sonra da: Eşhedü en lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh.  Ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlüh, derse, o kimseye cennetin sekiz kapısı açılır. O da dilediği kapıdan girer.” (Müslim, Tahâret 17. Ayrıca bk. Ebû Dâvud, Tahâret 65; Tirmizî, Tahâret 55; İbni Mâce, Tahâret 60)<br />
<br />
Tirmizî’nin rivayetinde şu ziyade vardır: “Allahümme’c‘alnî mine’t-tevvâbîn ve’c-alnî  mine’l-mütetahhirîn” duasını da okur.<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ölüm Anında Kelime-i Tevhidi Söylemenin Fazileti</span></span><br />
<br />
Su’dâ el-Mürriye (r.anhâ) anlatıyor:<br />
<br />
“Hz. Peygamber’in vefatından sonra Hz. Ömer (r.a), birgün kocam Talha’nın yanına gelmişti. Onun üzgün olduğunu görünce:<br />
<br />
“–Neyin var, niye üzgünsün? Amcaoğlun Hz. Ebû Bekir’in emir oluşu mu seni üzdü?” dedi.<br />
<br />
Talha:<br />
<br />
“–Hayır! Lakin ben Allah Rasûlü’nün: «Ben bir kelime biliyorum, her kim ölümü anında onu söylerse mutlaka amel defteri için bir nûr olur ve onun cesedi ile rûhu, ölüm anında o kelime sebebiyle ilâhî rızâya ve rahmete nâil olur» buyurduğunu işitmiştim. Bu kelimenin ne olduğunu Rasûlullah (s.a.v) vefat edinceye kadar soramadım. İşte bu sebeple üzgünüm” dedi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bunun üzerine Hz. Ömer (r.a):</span></span><br />
<br />
“–Ben o kelimeyi biliyorum. O, Hz. Peygamber’in amcası Ebû Tâlib’e, vefatı anında teklif ettiği Kelime-i Tevhîd’dir. Eğer Rasûlullah (s.a.v), amcası için Kelime-i Tevhîd’den daha kurtarıcı bir söz bilseydi onu söylemesini isterdi” dedi. (İbn Mâce, Edeb, 54)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Çocuklarınıza İlk Kelime-i Tevhidi Öğretin</span></span><br />
<br />
Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyururlar:<br />
<br />
“İlk söz olarak çocuklarınıza güzel bir şekilde «Lâ ilâhe illâllah» demeyi öğretiniz!” (Beyhakî, Şuabu’l-îmân, VI, 398)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Her Şeyden Kıymetli Söz</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Sübhânallâhi velhamdülillâhi velâ ilâhe illallahü vallâhü ekber  demek, benim için, üzerine güneş doğan her şeyden daha kıymetlidir.”  (Müslim, Zikir 32. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 128)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Her Gün Yüz Defa İçinde Kelime-i Tevhid Olan Sözü Söylemek</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu söyledi:<br />
<br />
“Bir kimse her gün yüz defa, lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr, derse, on köle âzâd etmiş kadar sevap kazanır; ona yüz iyilik sevabı yazılır; yüz günahı bağışlanır; bu zikir o gün akşama kadar o kimsenin şeytandan korunmasını sağlar. Bu zikri ondan daha fazla tekrarlayan kimse dışında hiç kimse daha faziletli bir iş yapmamış olur”.<br />
<br />
Resûl-i Ekrem sözüne şöyle devam etti:<br />
<br />
“Bir kimse günde yüz defa sübhânallâhi ve bi-hamdihî derse, onun günahları deniz köpüğü kadar bile olsa hepsi bağışlanır. (Buhârî, Bed’ü’l-halk 11; Daavât 64, 65)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">On Defa İçinde Kelime-i Tevhid Olan Sözü Söylemek</span></span><br />
<br />
Ebû Eyyûb el-Ensârî radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Bir kimse on defa, lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr, derse, İsmâil aleyhisselâm’ın soyundan dört kimseyi hürriyetine kavuşturmuş gibi sevap kazanır.” (Buhârî, Daavât 64; Müslim, Zikir 30)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e86e04;" class="mycode_color">"Lâ ilâhe illallah" Demek Sadakadır</span></span><br />
<br />
Ebû Zer radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Her birinizin her bir eklemi için günde bir sadaka vermesi gerekir. İşte bu sebeple her tesbih bir sadaka, her hamd bir sadaka, her tehlîl (lâ ilâhe illallah demek) bir sadaka, her tekbîr bir sadaka, iyiliği tavsiye etmek sadaka, kötülükten sakındırmak sadakadır. Kuşluk vakti kılınan iki rek`at namaz bunların yerini tutar.” (Müslim, Müsâfirîn 84, Zekât 56.)<br />
<br />
Ebû Abdullâh Târık İbni Eşyem radıyallahu anh’den rivâyet edildiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu işitmiştir:<br />
<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> Allah'tan (c.c) Başka İlah Yok Diyen Kişi</span></span><br />
<br />
“Kim Allah’tan başka ilâh yoktur der ve Allah’tan başka ibâdet edilenleri inkâr ederse, o kimsenin malı  ve kanı harâm olur. Gizli hallerinin hesâbı ise Allah’a âittir.” (Müslim, Îmân 37)<br />
<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> Eklem Sayısı Kadar "Lâ ilâhe illallah" Demek</span></span><br />
<br />
Hz. Âişe’den rivayetine göre Âişe radıyallahu anhâ, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu haber vermiştir:<br />
<br />
“Gerçek şu ki, her insanın vücudunda 360 eklem (ve kemik) bulunmaktadır. Kim bu eklem sayısı kadar Allahü ekber, elhamdülillah, lâ ilâhe illallah der, Allah’dan bağışlanma diler, insanların yolu üzerinden taş, diken veya kemik gibi şeyleri kaldırır, iyiliği emreder veya kötülükten nehyeder ise, o günü kendisini cehennemden uzaklaştırmış olarak geçirir.” (Müslim, Zekât 54)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Allah'tan (c.c) Başkasının Adına Yemin Eden "Lâ ilâhe illallah" Desin</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Bir kimse ‘Lât ve Uzzâ hakkı için’ diye yemin edecek olursa, hemen ardından ‘lâ ilâhe illallah’ desin. Yine bir kimse arkadaşına ‘Gel, seninle kumar oynayalım’ derse, hemen sadaka versin.” (Buhârî, Tefsîru sûre (53), 2, Edeb 74, İsti’zân 52, Eymân 53)<br />
<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> Îmânınızı "Lâ ilâhe illallâh" Diyerek Yenileyiniz</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’tan rivâyet edildiğine göre Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem ashâb-ı kirâma hitâben:<br />
<br />
“–Îmânınızı yenileyiniz!” buyurdu.<br />
<br />
Ashâb-ı kirâm:<br />
<br />
“–Ey Allâh’ın Rasûlü, îmânımızı nasıl yenileyelim?” diye sordular.<br />
<br />
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de:<br />
<br />
“–«Lâ ilâhe illallâh» sözünü çokça söyleyiniz!” cevabını verdi. (Ahmed, II, 359; Hâkim, IV, 285/7657)<br />
<br />
    Adem -aleyhisselâm-'ın Affına Mazhar Olan Dua<br />
<br />
Hadîs-i şerîfte buyrulduğu üzere:<br />
<br />
“Âdem -aleyhisselâm- cennetten çıkarılmasına sebep olan zelleyi işlediğinde, hatâsını anlayıp:<br />
<br />
«–Yâ Rabbî! Muhammed hakkı için Sen’den beni bağışlamanı istiyorum.» dedi. Allâh Teâlâ:<br />
<br />
«–Ey Âdem! Henüz yaratmadığım hâlde Muhammed’i sen nereden bildin?» buyurdu.<br />
<br />
Âdem -aleyhisselâm-:<br />
<br />
«–Yâ Rabbî! Sen beni yaratıp bana rûhundan üşediğinde başımı kaldırdım, arşın sütunları üzerinde “Lâ ilâhe illâllâh, Muhammedü’r-Rasûlullâh” cümlesinin yazılı olduğunu gördüm. Bildim ki Sen, zâtının ismine ancak yaratılmışların en sevimlisini izâfe edersin!» dedi.<br />
<br />
Bunun üzerine Allâh Teâlâ:<br />
<br />
«–Doğru söyledin ey Âdem! Hakîkaten O, Bana göre mahlûkâtın en sevimlisidir. O’nun hakkı için bana duâ et. (Mâdem ki duâ ettin), Ben de seni bağışladım.  Şâyet Muhammed olmasaydı seni yaratmazdım!» buyurdu.” (Hâkim, Müstedrek, II, 672)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Yüz Defâ «Lâ ilâhe illâllâh» De!</span></span><br />
<br />
Ebû Tâlib’in kızı Ümmü Hânî -radıyallâhu anhâ-, Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e mürâcaat ederek:<br />
<br />
“–Yâ Rasûlallâh! Ben ihtiyarladım ve zayıfladım. Bana oturduğum yerde yapabileceğim bir ibâdet tavsiye eder misin?” diye sordu.<br />
<br />
Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- de:<br />
<br />
“–Yüz defâ «sübhânallâh»,<br />
<br />
Yüz defâ «elhamdülillâh»,<br />
<br />
Ve yüz defâ «lâ ilâhe illâllâh» de!” buyurdular. (İbn-i Mâce, Edeb, 56; Ahmed b. Hanbel, Müsned, VI, 344)<br />
<br />
    Efendimiz (s.a.v) "Lâ ilâhe illâllâh!" Diyerek Toplu Zikretmiştir<br />
<br />
Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- yanında bulunduğumuz bir sırada bize hitâben:<br />
<br />
“–Aranızda yabancı biri var mı?” diye sordular. Buradaki “yabancı” ile Ehl-i Kitâb’ı kasdetmişti.<br />
<br />
Biz de:<br />
<br />
“–Hayır, yoktur yâ Rasûlallâh!” dedik.<br />
<br />
Bunun üzerine Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, kapıların kapatılmasını emrederek şöyle buyurdu:<br />
<br />
“–Ellerinizi kaldırın ve Lâ ilâhe illâllâh deyin!”<br />
<br />
Şeddâd bin Evs -radıyallâhu anh-, bu zikir meclisinin devâmını şu şekilde anlatır:<br />
<br />
“–Ellerimizi bir müddet kaldırıp söylenildiği şekilde (Lâ ilâhe illâllâh! diyerek) zikrettik. Müteâkıben Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ellerini indirdi ve şöyle duâ etti:<br />
<br />
«–Allâh’ım, Sana hamd olsun! Rabbim, beni “bu cümle” ile gönderdin. Onu (söylemeyi ve gereğini yerine getirmeyi) bana emrettin. Buna karşılık bana cenneti va’d ettin. Sen va’dinden asla dönmezsin!»<br />
<br />
Daha sonra Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ashâbına şöyle buyurdu:<br />
<br />
«–Müjdeler olsun size! Muhakkak ki Allah Teâlâ sizi bağışladı.» (Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV, 124)<br />
<br />
    "Lâ ilâhe illallah" Zikri Alçak Sesle de Yapılabilir<br />
<br />
Ebû Musâ el-Eş’arî  radıyallahu anh şöyle dedi:<br />
<br />
Biz bir yolculukta Hz. Peygamber ile birlikte idik.  Tepelere çıktıkça Allahüekber, lâ ilâhe illallah diye yüksek sesle  tekbir ve tehlil getirdik. Bunun üzerine Nebî sallallahu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
“Ey müslümanlar! Kendinizi zorlamayınız. Zira siz sağıra veya burada olmayan birine seslenmiyorsunuz. Allah daima sizinle beraberdir, işitir ve size sizden daha yakındır” buyurdu. (Buhârî, Cihâd 131, Meğazî 38, Daavât 51, Tevhîd 9)<br />
<br />
    İhlas ve Samimiyetle “Lâ ilâhe illâllâh!" Diyen Kişi<br />
<br />
Hadîs-i şerîfte de şöyle buyrulur:<br />
<br />
“–«Lâ ilâhe illâllâh!», Allah katındaki yeri ve değeri pek büyük olan bir kelimedir. Kim tam bir ihlâs ve sadâkat içinde onu söylerse, Allah onu cennete koyar. Kim de onu inanmadığı hâlde sadece diliyle söylerse, canı ve malı korunur; lâkin yarın Allâh’a kavuşunca, Allah da onun hesâbını görür.” (Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, I, 26)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kenz'de Yazılı Olan Cümle</span></span><br />
<br />
Ebû Zer -radıyallâhu anh-’dan rivâyete göre duvar altındaki hazîneyle alâkalı olarak Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Allâh Teâlâ’nın kitâbında zikrettiği «kenz: hazîne» altından yapılmış düz, pürüzsüz bir levhadır ve orada şunlar yazılıdır:<br />
<br />
«Kadere inandığı hâlde üzüntü ve bitkinlik içinde olana şaşarım. Cehennemi hatırladığı hâlde gülen kişiye de niçin güldü diye şaşarım. Ölümü andığı hâlde gaşette olana da şaşarım. Lâ ilâhe illâllâh, Muhammedün Rasûlullâh.»” (İbn-i Kesîr, Kısasu’l-Enbiyâ, s. 424)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İlk Davet</span></span><br />
<br />
Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- , tebliğ ve davete ilk defa başlarken:<br />
<br />
“Sizi; «Lâ ilâhe illâllâhu vahdehû lâşerîke leh» diyerek şahâdet getirmeye davet ediyorum! Ben de O’nun kulu ve Rasûlüyüm!<br />
<br />
Bunu böylece kabul ve ikrar ettiğiniz takdirde, cennete gireceğinize kefîl olurum!” (Belâzurî, I, 119-120)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kelime-i Şehadet Getirip Müslüman Olan Sahabe</span></span><br />
<br />
Hanîfe Oğulları’ndan Sümâme bin Üsâl  Yemâme halkının reisiydi.  Birgün müslümanların eline esir düstü. Rasûlullah  onun yanına varıp:<br />
<br />
“–Ey Sümâme, sana ne yapacağımı düsünüyorsun?” buyurdu. O da:<br />
<br />
“–Hayır yapacağını düsünüyorum. Eğer beni öldürürsen müslüman kanı akıtmıs birini öldürmüs olursun. Đyilikte bulunacak olursan bunun kıymetini bilip karsılığını verecek birine iyilik etmis olursun. Eğer mal istiyorsan, iste, sana istediğin her sey verilecektir!” dedi.<br />
<br />
Rasûlullah  Sümâme’nin yanından ayrıldı. Bu durum iki kere daha tekerrür ettikten sonra Rasûlullah :<br />
<br />
“–Sümâme’yi salıverin!” buyurdu. Sümâme hemen mescidin yakınındaki bir hurmalığa giderek oradaki suyla boy abdesti aldı, sonra mescide girdi ve:<br />
<br />
“‒Eshedü en lâ ilâhe illallah ve Eshedü enne Muhammeden abduhû ve rasûlühû, Ey Muhammed! Vallahi yeryüzünden senin yüzünden daha fazla nefret ettiğim bir yüz yoktu. Fakat simdi senin yüzün bana yüzlerin tümünden daha sevimli oldu. Vallahi senin dininden daha fazla nefret etiğim bir din yoktu. Fakat simdi senin dinin bana dinlerin tümünden daha sevimli oldu. Vallahi senin memleketinden daha fazla nefret ettiğim bir memleket yoktu. Fakat simdi senin memleketin bana memleketlerin tümünden daha sevimli oldu!” dedi. (Müslim, Cihâd, 59)<br />
<br />
    "Lâ ilâhe illallâh" Deyip de Kalbinde Bir Zerre Ağırlığınca Hayır Bulunan Kişi<br />
<br />
Enes (r.a)’den nakledildiğine göre Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuşlardır:<br />
<br />
“«Lâ ilâhe illallâh» deyip de kalbinde bir arpa ağırlığınca hayır (yani îman) bulunan kişi Cehennem’den çıkacaktır. «Lâ ilâhe illallâh» deyip de kalbinde bir buğday ağırlığınca hayır bulunan kişi Cehennem’den çıkacaktır. «Lâ ilâhe illallâh» deyip de kalbinde bir zerre ağırlığınca hayır bulunan kişi Cehennem’den çıkacaktır.” (Buhârî, Îmân, 33)<br />
<br />
    Efendimiz'in (s.a.v) Şefâatiyle En Ziyâde Mes’ûd Olacak Kişi<br />
<br />
Ebû Hüreyre (r.a) şöyle buyurur:<br />
<br />
“Bir defasında:<br />
<br />
«‒Yâ Rasûlâllâh, Kıyâmet gününde Sen’in şefâatinle en ziyâde mes’ûd olacak kimdir?” diye sordum.<br />
<br />
Şöyle buyurdular:<br />
<br />
«‒Ey Ebû Hüreyre, hadîs öğrenme husûsundaki hırsını gördüğüm için bu hadîsi senden evvel kimsenin bana sormayacağını zâten biliyordum. Kıyâmet gününde insanlardan şefâatime en ziyâde mazhar olacak kimse kalbinden veya içinden ihlâsla “Lâ ilâhe illallâh” diyen kişidir».” (Buhârî, İlim, 33)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">"Lâ ilâhe illallâh" De Şahitlik Edeyim</span></span><br />
<br />
Nebiyy-i Ekrem Efendimiz'in Amcası Ebû Tâlib ölüm döseğindeyken sehâdet getirmesi için gösterdiği gayret dillere destandır. En sonunda ona:<br />
<br />
“– «Lâ ilâhe illallâh» de, kıyâmet gününde sana onunla sâhitlik edeyim!” buyurdu.<br />
<br />
Ebû Tâlib:<br />
<br />
– Kureys, korkusundan böyle yaptı, diye beni ayıplamayacak olsaydı arzunu yerine getirir ve seni sevindirirdim, dedi. Bunun üzerine:<br />
<br />
“Sen istediğini hidâyete erdiremezsin, ancak Allâh dilediğine hidâyet verir.” (el-Kasas 28/56) âyeti nazil oldu. (Müslim, Îmân, 41-42)<br />
<br />
    Allahın Rızasını Dileyerek "Lâ ilâhe illallah" Diyen Kişi<br />
<br />
Bedir Gazvesi’ne katılmış sahâbîlerden İtbân İbni Mâlik radıyallahu anh şöyle dedi:<br />
<br />
Kendi kabilem olan Sâlim oğullarına imamlık yapıyordum. Benim (evim)le onlar arasında bir vâdi bulunuyordu. Yağmur yağdığı zaman o vâdiyi geçip mescidlerine gitmek benim için çok güçleşiyordu. Bu sebeple Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e geldim ve şöyle dedim:<br />
<br />
- Ey Allah’ın Resûlü! Gözlerim iyi seçmiyor. Onlarla benim aramdaki vâdinin deresi yağmur yağdığı zaman  taşıyor, benim için onu geçmek çok güçleşiyor. Binaenaleyh evimi teşrif edip bir yerinde namaz kılsanız,  Ben sizin namaz kıldığınız yeri namazgâh edinmek istiyorum.<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
- “(İnşallah) bu isteğini yerine getiririm” buyurdu.<br />
<br />
Ertesi sabah, güneş yükseldiği bir vakitte,  Ebû Bekr ile birlikte  Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana geldi. İçeri girmek için izin istedi, verdim. İçeri girdi, daha  oturmadan:<br />
<br />
- “Evinin neresinde namaz kılmamı istersin?” buyurdu. Namaz kılmasını istediğim yeri gösterdim, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem orada tekbir alıp namaza durdu. Biz de arkasında saf bağladık. İki rek’at namaz kıldırdı sonra selâm verdi, biz de selâm verdik. Namazı bitirince Resûlullah sallallahu aleyhi ve selem’i, kendisi için hazırlanmış olan hazireyi yemesi için alıkoyduk. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in bizde olduğunu duyan mahalle halkının erkeklerinden bir grup geldi. Evde epeyce insan toplandı. İçlerinden biri:<br />
<br />
- Mâlik (İbni Duhşum) ne yaptı? Onu göremiyorum, dedi. Bir başkası:<br />
<br />
- O, Allah ve Resûlünü sevmeyen bir münâfıktır, dedi.<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, derhal müdâhale ederek:<br />
<br />
- “Öyle deme! Görmüyor musun o, Allahın rızâsını dileyerek lâ ilâhe illallah diyor” buyurdu.<br />
<br />
Bunun üzerine adam:<br />
<br />
- Allah ve Resûlü daha iyi bilir. Ancak biz, Allah’a yemin olsun ki, kendisini münâfıkları sever ve onlarla düşer-kalkar olarak görüyoruz, dedi.<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Allah Teâlâ, rızâsını umarak lâ ilâhe illallah diyen kimseyi cehenneme haram kılmıştır.” (Buhârî, Salât 45, 46, Ezân 4, 5, 153, 154, Teheccüd  25, 33, 36, Meğâzî, 12, 13, Et’ime 15, Rikak 6, İstitâbetü’l-mürteddîn 9)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">"Lâ ilâhe illallâh" Deyiniz de Kurtulunuz!</span></span><br />
<br />
Allâh Rasûlü’nün İslâm’ı tebliğ uğrunda katlandığı ve sabırla karşı ladığı meşakkatlerle alâkalı olarak Târık bin Abdullâh el-Muhâribî,<br />
bir müşâhedesini şöyle anlatır:<br />
<br />
“Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’i Zülmecaz Panayırı’nda görmüştüm:<br />
<br />
«–Ey insanlar! Lâ ilâhe illallâh deyiniz de kurtulunuz!» diye yüksek sesle hitâb ediyordu. Bir adam da elindeki taşla O’nu tâkip<br />
 ediyor ve:<br />
<br />
«–Ey insanlar! Sakın O’na inanmayınız, itaat etmeyiniz. Çünkü O yalancıdır(!)» diyerek bağırıyordu. Attığı taşlarla Efendimiz’in ayak bileklerini<br />
kanatmıştı. Oradakilere:<br />
<br />
«–Kimdir bu zât?» diye sordum.<br />
<br />
«–Bu, Abdülmuttaliboğulları’ndan bir gençtir.» dediler.<br />
<br />
«–Ya O’nun ardına düşüp taş atan kimdir?» diye sordum.<br />
<br />
«–O da amcası Ebû Leheb’dir.» dediler. (Dârekutnî, Sünen, Beyrut 1986, III, 44-45.)<br />
<br />
    Kalbini Mi Yardın?<br />
<br />
Üsâme ibni Zeyd radıyallahu anhümâ şöyle demiştir :<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, bizi Cüheyne kabilesinin Huraka kolu üzerine göndermişti. Sabahleyin onlar sularının başında iken üzerlerine hücum ettik. Ben ve ensardan bir kişi onlardan bir adama ulaştık. Biz onun üzerine yürüyünce, adam: “Lâ ilâhe illallah: Allah’tan başka ilâh yoktur” dedi. Bunun üzerine ensardan olan arkadaşım ona hücumdan vazgeçti; ben ise mızrağımı ona sapladım ve adamı öldürdüm. Biz Medine’ye gelince bu olay Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in kulağına gitti ve bana:<br />
<br />
– “Ey Üsâme! Lâ ilâhe illallah dedikten sonra adamı öldürdün mü?” buyurdu. Ben :<br />
<br />
– Yâ Resûlallah! O, bu sözü sadece canını kurtarmak için söyledi, dedim. Peygamber Efendimiz tekrar :<br />
<br />
– “Lâ ilâhe illallah dedikten sonra adamı öldürdün mü?” diye yine sordu ve bu sözü o kadar çok tekrarladı ki, ben, daha önce müslüman olmamış olmayı bile temenni ettim. (Buhârî, Diyât 2, Meğâzî 45; Müslim, Îmân l58-159)<br />
<br />
Müslim’in bir rivâyeti şöyledir :<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
– “Adam lâ ilâhe illallah dedi ve sen de onu öldürdün, öyle mi?” Ben :<br />
<br />
– Yâ Resûlallah! O, bu sözü sadece silahtan korktuğu için söyledi, dedim. Peygamber Efendimiz :<br />
<br />
– “Kalbini mi yardın ki, bu sebeple söyleyip söylemediğini bilesin?” buyurdu.<br />
<br />
Bu sözü o kadar çok tekrarladı ki, ilk defa o gün müslüman olmuş olmayı temenni ettim. (Müslim, Îmân 158)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Efendimizin (s.a.v) Tavsiye Ettiği Zikir</span></span><br />
<br />
Sa‘d İbni Ebû Vakkâs radıyallahu anh şöyle dedi:<br />
<br />
Bir bedevî Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e gelerek:<br />
<br />
- Bana söyleyeceğim bir zikir öğret, dedi.<br />
<br />
Resûl-i Ekrem ona şu zikri okumasını tavsiye etti:<br />
<br />
- “Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, Allâhü ekber kebîran ve’l-hamdü lillâhi kesîrâ ve sübhânallâhi Rabbi’l-âlemîn, velâ havle velâ kuvvete illâ billâhi’l-Azîzi’l-Hakîm: Tek olan Allah’tan başka ilâh ve O’nun bir eşi ve benzeri de yoktur. Kudreti ve saltanatıyla Allah en büyüktür. Bitip tükenmeyen hamd O’na mahsustur. Âlemlerin Rabbi olan Allah’ı ulûhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih ederim. Günahtan kaçacak güç, ibadet edecek kuvvet ancak Azîz ve Hakîm olan Allah’ın yardımıyla kazanılabilir.”<br />
<br />
Bedevî:<br />
<br />
- Bunlar Rabbim için söyleyeceğim dua ve zikirlerdir. Kendim için ne söylemeliyim? dedi.<br />
<br />
Resûl-i Ekrem:<br />
<br />
“Allâhümmağfir lî verhamnî vehdinî verzuknî: Allahım, beni bağışla, bana merhamet et, rızânı kazandıracak işler yaptır ve bana hayırlı rızık ver, de” buyurdu. (Müslim, Zikir 33-3)<br />
<br />
    Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in Namazdan Sonra Okuduğu Zikirler<br />
<br />
Muğîre İbni Şu‘be radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem selâm verip namazdan çıkınca şu duayı okurdu:<br />
<br />
“Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr. Allâhümme lâ mâni‘a li-mâ a‘tayte ve lâ mu‘tıye li-mâ mena‘te velâ yenfeu ze’l-ceddi minke’l-ceddü: Allah’tan başka ilâh yoktur, yalnız Allah vardır. O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’na mahsustur. O’nun gücü her şeye yeter. Allahım! Senin verdiğine engel olacak, vermediğini de verecek bir kimse yoktur. Senin lutfun olmadan hiçbir zengine serveti fayda vermez.” (Buhârî, Ezân 155, İ‘tisâm 3, Kader 12, Daavât 18)<br />
<br />
Abdullah İbni’z-Zübeyr radıyallahu anh namazdan sonra selâm verince her defasında şöyle derdi:<br />
<br />
“Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr; lâ havle velâ kuvvete illâ billâh; lâ ilâhe illallahu velâ na‘büdü illâ iyyâh; lehü’n-ni‘metü ve lehü’l-fazlu ve lehü’s-senâü’l-hasen; lâ ilâhe illallahu muhlisîne lehü’d-dîne velev kerihe’l-kâfirûn: Allah’tan başka ilâh yoktur; yalnız Allah vardır. O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’na mahsustur. O’nun gücü her şeye yeter. Günahtan kaçacak güç, ibadet edecek kuvvet ancak Allah’ın yardımıyla kazanılabilir. Allah’tan başka ibadete lâyık bir ilâh yoktur. Biz yalnız O’na ibadet ederiz. Sahip olduğumuz nimet ve lutuf O’nundur. En güzel medh ü senâ O’na yakışır. Kâfirler hoşlanmasa bile, bütün samimiyetimizle, Allah’tan başka ilâh yoktur, deriz”.<br />
<br />
Abdullah İbni’z-Zübeyr, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in her namazdan sonra bu sözlerle zikrettiğini söyledi. (Müslim, Mesâcid 139, 140)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Günahları Deniz Köpüğü Kadar Çok Olsa Bile Affedilir</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Her namazdan sonra kim otuz üç defa sübhânallah, otuz üç defa elhamdülillâh, otuz üç defa Allâhü ekber der, yüze tamamlamak için de lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr: Allah’tan başka ilâh yoktur; yalnız Allah vardır. O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’na mahsustur. O’nun gücü her şeye yeter” derse, günahları deniz köpüğü kadar çok olsa bile affedilir.”  (Müslim, Mesâcid 146)<br />
<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> İbrahim aleyhisselâm'ın Öğrettiği Zikir</span></span><br />
<br />
İbni Mes’ûd radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“İsrâ gecesinde İbrâhim aleyhisselâm’a rastladım. Bana şunu söyledi: Yâ Muhammed! Ümmetine benden selâm söyle ve onlara cennetin toprağının çok güzel, suyunun tatlı, arazisinin son derece geniş ve dümdüz, ağaçlarının da sübhânallahi ve’l-hamdü lillâhi velâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber’den ibaret olduğunu haber ver.” (Tirmizî, Daavât 59 )<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Karşılığı Cennette Hurma Fidanı Olan Zikir</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre hazretleri  ağaç dikerken Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem onu gördü ve:<br />
<br />
- “Ebû Hüreyre ne dikiyorsun?” diye sordu. O da:<br />
<br />
- Kendim için bir fidan dikiyorum, diye cevap verdi. O zaman Allah'ın Resûlü:<br />
<br />
- “Sana bundan daha hayırlı bir fidanı haber vereyim mi?” diye sorunca, Ebû Hüreyre:<br />
<br />
-  Evet, yâ Resûlallah, diyerek ne buyuracağını merakla beklemeye başladı. Peygamber aleyhisselâm da:<br />
<br />
- “Sübhânallahi ve’l-hamdü lillâhi velâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber, de! Bu sözlerin her birine karşılık cennette sana bir hurma fidanı dikilir” buyurdu (İbni Mâce, Edeb 56).  <br />
<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> Efendimiz'in Keder ve Üzüntü Hissettiği Zaman Okuduğu Zikir</span></span><br />
<br />
İbni Abbâs radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bir keder ve üzüntü hissettiği zaman şöyle dua ederdi:<br />
<br />
“Lâ ilâhe illallâhü’l-azîmü’l-halîm. Lâ ilâhe illallâhü rabbü’l-arşi’l-azîm. Lâ ilâhe illallâhü rabbü’s-semâvâti ve rabbü’l-ardı ve rabbü’l-arşi’l-kerîm: Azamet ve hilim sahibi olan Allah’tan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Azametli arşın sahibi olan Allah’tan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Göklerin rabbi, yerin rabbi ve yüce arşın rabbinden başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur.” (Buhârî, Daavât 27, Tevhîd 22, 23)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in Akşam Okuduğu Dua</span></span><br />
<br />
İbni Mes’ûd radıyallahu anh şöyle dedi:<br />
<br />
Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem akşamleyin şöyle dua ederdi:<br />
<br />
“Emseynâ ve emse’l-mülkü lillâh, vel-hamdü lillâh, lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr, rabbi es’elüke hayra mâ fî hâzihi’l-leyleti ve hayra mâ ba‘dehâ ve eûzü bike min şerri mâ fi hâzihi’l-leyleti ve şerri mâ ba‘dehâ, rabbi eûzü bike mine’l-keseli ve sûi’l-kiber, eûzü bike min azâbi’n-nâr ve azâbi’l-kabr: Akşama girdik. Bütün mülk Allah’ındır. Hamdü senâ da O’na mahsustur. Allah’tan başka ilâh yoktur; yalnız Allah vardır. O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’na mahsustur. O’nun gücü her şeye yeter. Allahım! Bu gecenin ve bundan sonrakilerin hayrını senden dilerim. Bu gecenin ve bundan sonrakilerin şerrinden sana sığınırım. Rabbim! Tembellikten, insanı perişan eden yaşlılıktan sana sığınırım. Cehennem azâbından ve kabir azâbından sana sığınırım.”<br />
<br />
Sabahleyin de “asbahnâ ve asbaha’l-mülkü lillâh: Sabaha girdik. Bütün mülk Allah’ındır” diye başlayarak aynı duayı okurdu.  (Müslim, Zikir 74-76)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tahsin, Tahassun ve Tahsîn-i Şerîf Duası Hakkında Açıklama</span></span><br />
<br />
Tahsin, Tahassun ve Tahsîn-i Şerîf Duası Hakkında Açıklama<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1. Tahsîn Nedir?</span></span><br />
<br />
    Tahsîn (تَحْسِين), "güzelleştirme, sağlamlaştırma, koruma altına alma" anlamlarına gelir.<br />
<br />
    Dini bağlamda, "Lâ ilâhe illallâh" gibi tevhid ifadelerini zikrederek Allah'ın himayesine sığınmayı ifade eder.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2. Tahassun Nedir?</span></span><br />
<br />
    Tahassun (تَحَصُّن), "bir kaleye sığınma, korunma, siper alma" demektir.<br />
<br />
    Istılahta, kişinin manevi olarak Allah’ın zikriyle (Lâ ilâhe illallâh) kendini güvence altına almasıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">3. Tahsîn-i Şerîf Ne Demektir?</span></span><br />
<br />
    Tahsîn-i Şerîf, "şerefli korunma" anlamında, özellikle belirli dualarla Allah’ın himayesine girme ameliyesidir.<br />
<br />
    Hadislerde geçen "Lâ ilâhe illallâhu hısnî" (Kelime-i Tevhid benim kalemdir) ifadesiyle bağlantılıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tahsîn-i Şerîf Duası (Tahassun Duası)</span></span><br />
<br />
Bu dua, "Lâ ilâhe illallâh" zikriyle Allah’ın korumasına sığınmayı içerir. Hadis kaynaklarında şu şekilde geçer:<br />
Arapça Metin:<br />
<br />
اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ أَنْ تَجْعَلَ لِي مِنْ كُلِّ سُوءٍ حِصْنًا، وَمِنْ كُلِّ خَوْفٍ أَمْنًا، وَمِنْ كُلِّ شَرٍّ سِتْرًا، بِحَقِّ لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ<br />
Türkçe Okunuşu:<br />
<br />
"Allâhümme innî es’elüke en tec’ale lî min külli sûin hısnâ, ve min külli havfin emnâ, ve min külli şerrin sitrâ, bi hakkı lâ ilâhe illâ ente."<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Anlamı:</span></span><br />
<br />
"Allah’ım! Senden, her türlü kötülükten korunak, her türlü korkudan eminlik ve her türlü şerden örtü (sığınak) kılmanı istiyorum. ‘Senden başka ilah yoktur’ hakkı için."<br />
Hadis Kaynaklarındaki Dayanaklar<br />
<br />
    "Lâ ilâhe illallâh benim kalemdir" Hadisi:<br />
<br />
        Câmiü's-Sağîr, No: 3694 (Suyûtî)<br />
<br />
        İbn Ebî Şeybe, Musannef, No: 30059 (Zayıf senetli, ancak manevi olarak kabul görmüştür.)<br />
<br />
    "Allah’ın Zikriyle Korunma" ile İlgili Hadisler:<br />
<br />
        "Kim sabah-akşam üç defa ‘Bismillâhillezî lâ yedurru ma’asmihî şey’ün fil ardı velâ fissemâi ve hüves-semîul alîm’ derse, ona hiçbir şey zarar vermez." (Tirmizî, Daavât 13)<br />
<br />
        "Lâ ilâhe illallâh diyen, Allah’ın ahdine girmiş olur." (Taberânî, el-Mu‘cemü’l-Kebîr)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tahassun Duasının Fazileti</span></span><br />
<br />
    Bu dua, "Lâ ilâhe illallâh"ın himaye edici gücüne dayanır.<br />
<br />
    Sabah-akşam okunması tavsiye edilir, özellikle bela ve musibetlerden korunmak için.<br />
<br />
    Tasavvufta, "Hizb-i Tahsîn" gibi dualarla da bağlantılıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ek Kaynak:</span></span><br />
<br />
    "Lâ ilâhe illallâh"ın fazileti hakkında: Tirmizî, Daavât 65; İbn Mâce, Dua 14.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1. Versiyon (Camiü's-Sağir 3694):</span></span><br />
Arapça:<br />
عَلِيٌّ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: أَخْبَرَنِي جِبْرِيلُ عَلَيْهِ السَّلَامُ أَنَّ اللَّهَ تَعَالَى قَالَ: "لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ حِصْنِي، فَمَنْ دَخَلَهُ أَمِنَ مِنْ عَذَابِي."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Türkçe Okunuşu:</span></span><br />
Aliyyün radıyallahu anhü an-Nebiyyi sallallahu aleyhi ve sellem kâle: "Ahberanî Cibrîlu aleyhi's-selâmü ennallâhe teâlâ kâle: Lâ ilâhe illallâhu hısnî, fe men dehalâhü emine min azâbî."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Anlamı:</span></span><br />
Ali (ra) Peygamber Efendimiz’den (asm) şöyle rivayet ediyor: "Cebrail (as) bana şunu bildirdi: Allah Teâlâ buyurdu ki: 'Lâ ilâhe illallâh benim kalemdir. Oraya giren azabımdan emin olur.'"<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2. Versiyon:</span></span><br />
Arapça:<br />
يَقُولُ اللَّهُ تَعَالَى: "لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ حِصْنِي، فَمَنْ قَالَهَا دَخَلَ حِصْنِي، وَمَنْ دَخَلَ حِصْنِي أَمِنَ مِنْ عَذَابِي."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Türkçe Okunuşu:</span></span><br />
Yekûlullâhu teâlâ: "Lâ ilâhe illallâhu hısnî, fe men kâlehâ dehale hısnî, ve men dehale hısnî emine min azâbî."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Anlamı:</span></span><br />
"Allah Teâlâ buyurur ki: 'Lâ ilâhe illallâh benim kalemdir. Kim bunu söylerse, benim kaleme girer. Kaleme giren de azabımdan emin olur.'"<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Açıklama:</span></span><br />
<br />
    "Hısn" (حصْن) kelimesi, "kale, sığınak, korunak" anlamına gelir.<br />
<br />
    Hadis, tevhid kelimesinin (Lâ ilâhe illallâh) Allah katındaki değerini ve onu samimiyetle söyleyenlerin Allah'ın koruması altında olacağını ifade eder.<br />
<br />
    Her iki versiyon da benzer anlamdadır, ancak ikincisinde "Kim bunu söylerse kaleme girer" ifadesi daha belirgindir.<br />
<br />
Kaynak olarak Camiü's-Sağir (Suyûtî) ve benzer hadis koleksiyonları gösterilebilir. Bu hadis, bazı kaynaklarda zayıf kabul edilse de, manevi önemi nedeniyle tasavvuf ve ahlak kitaplarında sıkça zikredilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hizb-i Tahsîn (Tahsin Duası) – Arapça Metni, Türkçe Okunuşu ve Anlamı</span></span><br />
<br />
Hizb-i Tahsîn, "korunma, himaye ve tevhid zikri" temelli bir duadır. Tasavvuf kaynaklarında (özellikle İmam Şâzilî ve Abdülkâdir Geylânî’nin eserlerinde) geçen bu dua, "Lâ ilâhe illallâh"ın himayesine sığınmayı ve her türlü şerden Allah’a iltica etmeyi içerir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hizb-i Tahsîn Duasının Tam Metni</span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Arapça:</span></span><br />
<br />
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ<br />
اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ كُلِّ ذِي شَرٍّ، وَأَحْتَرِسُ بِكَ مِنْ كُلِّ جَبَّارٍ عَنِيدٍ، وَأَتَحَصَّنُ بِذِكْرِكَ مِنْ كُلِّ سُوءٍ، وَأَسْتَجِيرُ بِوَجْهِكَ الْكَرِيمِ مِنْ كُلِّ مَا أَحْذَرُ.<br />
اللَّهُمَّ احْفَظْنِي بِعَيْنِكَ الَّتِي لَا تَنَامُ، وَاكْنُفْنِي بِرُكْنِكَ الَّذِي لَا يُرَامُ، وَارْحَمْنِي بِقُدْرَتِكَ عَلَيَّ، فَأَنْتَ ثِقَتِي وَرَجَائِي، يَا كَرِيمُ يَا اللَّهُ.<br />
حَسْبِيَ اللَّهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ، وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللَّهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Türkçe Okunuşu:</span></span><br />
<br />
Bismillâhirrahmânirrahîm.<br />
Allâhümme innî eûzü bike min şerri külli zî şerrin, ve ehterisu bike min külli cebbârin anîdin, ve etehassenu bi zikrike min külli sûin, ve estecîru bi vechike’l-kerîmi min külli mâ ehzeru.<br />
Allâhümme’hfaznî bi aynike’lletî lâ tenâmü, ve’knüfnî bi ruknike’llezî lâ yürâmü, verhamnî bi kudretike aleyye, fe ente seknetî ve recâî, yâ kerîmü yâ Allâh.<br />
Hasbiyallâhü ve ni’me’l-vekîl, ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhi’l-aliyyi’l-azîm.<br />
Anlamı:<br />
<br />
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla.<br />
Allah’ım! Her kötülük sahibinin şerrinden sana sığınırım. Her inatçı zorbanın şerrinden seninle korunurum. Zikrinle her türlü kötülükten sığınak talep ederim. Azabından korktuğum her şeyden senin Kerîm olan Zatına sığınırım.<br />
Allah’ım! Beni uyumayan gözünle koru, erişilmez kudretinin himayesi altına al. Bana karşı olan kudretinle bana merhamet et. Sen benim güvencim ve ümidimsin, ey Kerîm olan Allah’ım!<br />
Allah bana yeter, O ne güzel vekildir. Güç ve kuvvet ancak Yüce ve Azîm olan Allah’tandır.<br />
Bu Duanın Kaynakları ve Fazileti<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hadislerdeki Dayanak:</span></span><br />
<br />
        "Allah’ım! Senin isminle sabahlar ve akşamlarım. Senin himayenle yaşar ve ölürüm." (İbn Mâce, Dua 14)<br />
<br />
        "Kim ‘Hasbiyallâhü ve ni’me’l-vekîl’ derse, Allah ona yeter." (Buhârî, Deavât 35)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tasavvufî Kaynaklar:</span></span><br />
<br />
        İmam Şâzilî’nin "Hizbü’l-Bahr" duasında benzer korunma ifadeleri geçer.<br />
<br />
        Abdülkâdir Geylânî’nin "Gunyetü’t-Tâlibîn" eserinde tahassun (korunma) duaları vurgulanır.<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Pratik Faydası:</span></span><br />
<br />
        Sabah-akşam okunduğunda manevi bir kalkan oluşturduğuna inanılır.<br />
<br />
        Bela, nazar, sihir ve kötülüklerden korunmak için okunur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ek Bilgi: Hizb-i Tahsîn’i Kimler Okur?</span></span><br />
<br />
    Tasavvuf ehli, özellikle şeyhler bu duayı korunma (tahassun) maksadıyla zikreder.<br />
<br />
    Günlük vird olarak sabah/akşam 3-7 defa okunabilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Not:</span></span> Bu dua, hadislerde doğrudan "Hizb-i Tahsîn" adıyla geçmez ancak içerdiği korunma ayet ve esmalarıyla meşhur olmuştur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><br />
Tahsini Şerif Nedir?</span></span><br />
<br />
تحسين شريف<br />
<br />
Tahsin demek El Hısn kökünden türemiştir Şerefli Kale ve Sığınak Manası taşır. Ve Sığınılacak en Şerefli Kale Allah ve Kelamı dır çünkü Kuran‘da şöyle şöyle olunca şöyle de minvalinde bize kelimelerinin gücünü öğreten yine Allah kendisidir. Mesela Felak suresi en basit örnek deki felan felan diye öğretir. işte „Raşidi Tahsini Şerifi’ni“ Okumannın veya yanında taşımanın faydaları mesela kureyş suresınde buyurduğu üzre acıktığınızda sizi doyuran ve korktuğunuzda emanında yani kalesinde sizi koruyan bu evin rabbine kul olun manasında ayet var yani kul olmaktan kasıt O'nun kalesine ve emanına sığının gibi bir mana.<br />
<br />
Havle Binti Hakîm radıyallahu anhâ’dan rivayet edildiğine göre, “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken dinledim”<br />
dedi:<br />
<br />
“Kim bir yerde konaklar da sonra “Yarattıklarının şerrinden Alllah’ın mükemmel kelimelerine (âyet, sıfat ve isimleri) sığınırım derse, konakladığı o yerden ayrılıncaya kadar hiçbir şey ona zarar vermez.<br />
<br />
Okunuşu: "Euzü bi kelimatillahit-tammati min şerri ma halak"<br />
<br />
Anlamı: "Yarattığı şeylerin şerrinden Allah’ın tam olan kelimelerine sığınırım."<br />
<br />
(Müslim, Zikir 54, 55. Aynca bk. Tirmizî, Daavât 40)<br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle dedi:<br />
<br />
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e akrep tarafından sokulmuş bir kimse getirilirdi. Râvi dedi ki: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Eğer bu zat, yarattığı şeylerin şerrinden Allah’ın tam olan kelimelerine sığınırım, deseydi sokulmazdı, veya ona zarar veremezdi.”<br />
<br />
(Müslim, Zikir 55.)<br />
<br />
Allah’ın mükemmel kelimeleri ifadesiyle Cenâb-ı Hakk’ın  kelamı olan Kuran ayetleri ve, Peygamerin dilinden söylenen, kutsi hadisler veya normal hadisler de geçen dualar ile, işte manen O’nun şifalı sözleri  kastedilmiş  demek olmaz mı. O,nun Kelimelerinin Gücü kastedilmiş  demek olmaz mı. Esasen bunlardan hangisinin söylendiği çok önemli değildir, Burada anlatmak istediğimiz "Euzü bi kelimatillahit-tammati "  demek Allah kelamı olan ayet ve hadislerdeki dualara sığınmak demek, işte O'nun kelimelerinin  gücüne sığınmak demektir, kelimler söylenince ise, bir frekans yayılımı söz konusudur, yani öyle olunca, dua ve ayetler okunarak Allah'ın kelamının frekans gücü  demek olur, onun ile o frekanslar ile  "min şerri mâ halak" denmesi de yani yarattığı şerli herşeye karşı gelebilen bir silah demek olur, bu frekans ve dua ve zikir silahı yani. Hadisler de "Eûzü bi-kelimâtillâhi’t-tâmmeti" sözleriyle başlayan, muhtelif yerlerde ve zamanlarda okunması tavsiye edilen başka dualar da vardır.<br />
<br />
işte „Raşidi Tahsini Şerifi’ni“ Okumannın veya yanında taşımanın faydaları : Okuyanlar veya yanında taşıyanlar Düşmanlarının şerrinden emin olurlar, fakirlik görmeden bir hayat yaşarlar, Vesveseye, unutkanlığa karşı şifadır. Tahsini Şerifi’ni düzenli okumak güzel ahlakın kapısıdır. Düşmanların şerrinden korunmak, korkulu bir yerdeyken emin ve güvende olmak için okunmalıdır. Hastalara okunması ise şifadır. Günahların affı ve sevap kazanmak için tekrar tekrar okunması gereken dualardan biridir. "Alimran" dan bir ayet vardır ki içinde "inneke entel vehhâb" olan ayet onu okuyan kimseye ömrü boyunca geçim sıkıntısı uğramaz rivayeti var. Virdimizi Okuyan Güzel ahlaka erişir, içinde Ayetel Kürsi gibi nice ayetler dualar vardır da mesela Hâdis-i şerîfte Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem: "Cibrîl bana gelip: Cinden bir ifrit sana tuzak kurmak istiyor, yatağına geldiğin zaman Ayete’l-Kürsî’yi oku. Yani yatmadan evvel Âyete’l- Kürsî’yi oku. dedi.” Buyurmuşlardır. Bunun gibi bütün sırlı ayet yani Allah Kelamı ve hadis ve dua ve salavatların toplandığı, Dua ve Zırhdır, Sığınak ve kaledir, Allah’ın kelimelerinin gücüdür.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">TAHSiNi ŞERiF DUASININ ARAPÇASI</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tahsini Şerif Li Raşidiye</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">التحصين الشريف</span></span><br />
<br />
بسم الله الرحمن الرحيم<br />
<br />
وصلَّى الله على سـيدنا محمد وعلى آلـه وصحبه وسلَم تسليماً ، اللهم إنى أسـألك<br />
بالعرش والكرسي والنور الذى عليه سيدنا محمد صلى الله عليه وسلم أن تسـخر لى<br />
قلب من أحوجتنى إليه وإن تكفـينى شـر من يقـدر على ولا أقدر عليه يا مـن بيده  <br />
ملكوت كل شئ أنت عالمٌ به وقادرٌ عليه ، تحصنت بالحصن الذى أسسه الله سُـورُهُ<br />
لا إله إلا الله بابه محمدُ رسـول الله مِفتاحه لا حول ولا قوة إلا بالله من أراد لى سوءً<br />
خذله الله همساً همساً ، لمساً لمساً ، لموساً لموساً ، مأموناً مأموناً ، أنا الأسد سهمى<br />
نفذ منه المدد لا أُبالى من أحـد بفضل<br />
بسم الله الرحمن الرحيم  .<br />
قل هو اللهُ أَحَدٌ . اللهُ الصَّمَدُ. لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ <br />
قل هو اللهُ أَحَدٌ . اللهُ الصَّمَدُ. لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ <br />
قل هو اللهُ أَحَدٌ . اللهُ الصَّمَدُ. لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ <br />
إذا أحاط البلاءُ من سدرة المنتهى ، أن تكفينى شـر من أمر على ونهى ، اللهـم إن<br />
جاؤنى فردهـم ، وإن بغـوا على فهـدهم ، فإنك أنت الله ربى وربهم ، ورب الخلائق كلِهم<br />
فَسَيَكفِيكَهُمُ اللَّهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ<br />
فَسَيَكفِيكَهُمُ اللَّهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ<br />
فَسَيَكفِيكَهُمُ اللَّهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ<br />
  فإن تولـوا فقل حسبي الله لا إله<br />
إلا هو عليه توكلت وهو رب العـرش العظـيم ، ولا حول ولا قوة إلا بالله العلي العظيم <br />
وصلى الله على سيدنا محمدٍ وعلى آله وصحبه وسلَم تسليماً ، والحمد لله رب العالمين.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">( انتهى التحصين الشريف )</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Okuma Usulü :</span></span><br />
En Az Günde Bir Defa veya En Fazla Günde iki Defa Sabah ve ikindi'den sonra okunup zikredilir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">TAHSiNi ŞERiF DUASININ TÜRKÇE OKUNUŞU</span></span><br />
<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve sallallahu ala seyyidina Muhammedin ve ala elihi ve sahbihi ve selleme teslimen. Allahümme inni eselüke bil arşi velkürsiyyi venuri ellezi aleyhi seyyidüne Muhammedün sallallahü aleyhi ve sellem en tüsahhira li galbe men ahvecteni ileyhi ve en tekfiyeni şerre men yagdirü aleyye vela agdirü aleyhi ya men biyedihi melekütü külli şeyin ente alimün bihi ve gadirün aleyhi tehassentü bilhisni ellezi essessehüllahü sürühü La ilahe illallahü, babühü Muhammedün Resullulahi<br />
miftahühü La havle vela kuvvete illa billahi men erade li süen hazelehüllahü hamsen hamsen lemsen lemsen lemüsen lemüsen me´münen me´münen enel esedü sehmi nefeze minhül mededü La übali min ehadin Bifazli (Bismillahirrahmenirrahim 3 külhü) Allahümme Ya cemilessetri iz ehatelbelaü min sidretül münteha en tekfiyeni şerre men emere alleyye ve neha. Allahümme in ceuni ferrüddehüm vein begav alleyye fehüddehüm feinneke entellahü Rabbi ve Rabbühüm ve Rabbül halaigi küllihim. (Feseyekfikehümüllahü vehüvessemiul alim. 3 defa) Fein tevellev fegul hasbiyallahü La ilahe illa hüve aleyhi tevvekeltü vehüve Rabbül arşil azim vela havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim Ve sallalahü ala seyyidina Muhamedin ve ala elihi ve sahbihi ve selleme teslimen Velhamdülillahi Rabbil Alemin<br />
<br />
Okuma Usulü :<br />
<br />
En Az Günde Bir Defa veya En Fazla Günde iki Defa Sabah ve ikindi'den sonra okunup zikredilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">TAHSiNi ŞERiF DUASININ TÜRKÇE ANLAMI</span></span><br />
<br />
Tahsin-i Şerif Duasının Türkçe Anlamı:<br />
<br />
"Rahman ve Rahim Olan Allah'ın Adıyla<br />
Allah'ın salât ve selamı Efendimiz Muhammed'in, âlinin ve ashabının üzerine olsun.<br />
<br />
Ey Allah'ım!<br />
Arşın, Kürsî'nin ve üzerinde Hz. Muhammed (s.a.v.)'in nurunun hakkı için senden diliyorum:<br />
<br />
    Beni muhtaç ettiğin kişinin kalbini bana boyun eğdir,<br />
<br />
    Bana gücü yeten ama benim gücümün yetmediği kimselerin şerrinden beni koru!<br />
<br />
Ey her şeyin mülkü elinde olan!<br />
Sen her şeyi bilir ve her şeye gücü yetensin.<br />
<br />
    Allah'ın kurduğu "La ilahe illallah" suruna,<br />
<br />
    Kapısı "Muhammed Resulullah" olan,<br />
<br />
    Anahtarı "La havle ve la kuvvete illa billah" bulunan bu sağlam kaleye sığınıyorum.<br />
<br />
    Bana kötülük isteyeni Allah kahretsin! (Fısıltıyla, dokunuşla, her türlü gizli kötülüğe karşı.)<br />
<br />
    Ben aslanım, oklarım işler; Allah'ın yardımıyla hiç kimseden korkmam!<br />
<br />
(Rahman ve Rahim Olan Allah'ın Adıyla)<br />
"De ki: O Allah birdir. Allah Samed'dir. Doğurmamış ve doğmamıştır. Hiçbir şey O'nun dengi değildir." (İhlas Suresi, 3 defa)<br />
<br />
Ey Allah'ım!<br />
<br />
    Sidretü'l-Münteha'dan belalar kuşattığında,<br />
<br />
    Emreden ve yasaklayanların şerrinden beni koru!<br />
<br />
    Eğer bana gelirlerse geri çevir,<br />
<br />
    Bana saldırırlarsa helak edersin!<br />
    Çünkü sen benim de, onların da, tüm yaratılmışların da Rabbisin.<br />
    "Allah onlara karşı sana yeter. O, işitendir, bilendir." (3 defa)<br />
<br />
Eğer yüz çevirirlerse de ki:<br />
"Allah bana yeter. O'ndan başka ilah yoktur. Ben O'na dayandım. O, büyük Arş'ın Rabbidir. Güç ve kuvvet ancak Allah'ındır."<br />
<br />
Allah'ın salât ve selamı Efendimiz Muhammed'in, âlinin ve ashabının üzerine olsun. Hamd, âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur."<br />
<br />
Okuma Usulü:<br />
Günde en az 1 veya en fazla 2 defa (sabah ve ikindiden sonra) okunup zikredilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kelime-i Tevhid'in Sırları<br />
<br />
Kelime-i tevhid zikrinin sırları nelerdir?</span></span><br />
<br />
La Tahzen-Üzülme<br />
<br />
La ilahe illallah demek 99 belayı önler. Bunun en aşağısı sıkıntıdır.<br />
<br />
La Tahzen-Üzülme<br />
<br />
Rol modelin Allah Resülü olsun, çünkü O, kendisine tabi olanı mutluluğa götüren en büyük lider, kurtuluş ve başarıya götüren en büyük mürşittir.<br />
<br />
La Tahzen-Üzülme<br />
<br />
Harama bakan, kalbine gam ve kederden başkasını ekmez, mutlu olan kişi Rabbinden korkup da gözlerini haramdan saklayandır.<br />
<br />
“La İlahe İllah” ın Sırrı<br />
<br />
Kelime-i Tevhid; iman ile küfrü, saadet ehli ile sefalet ehlini tefrik eden, birbirinden ayıran en önemli kelimedir... “Lailahe illallah”, üzerine bütün salih amellerin inşa edildiği bir temeldir aynı zamanda. Temelsiz binanın yıkılmaya mahkûm olması gibi, önemli olsa da onun üzerine bina edilmeyen her iş, her amel, Kur’ani ifadeyle “hebaen mensura” yani havada uçuşan toza dönüşerek yok olmaya mahkûmdur.<br />
<br />
 “La ilahe illah”  yani “Allah’tan başka ilah yoktur” başka ne anlama geliyor?<br />
<br />
Allah’tan başka ilah yoktur demek;<br />
<br />
Hak ve adaletin er veya geç bir gün mutlak surette yerine gelmesi demek…<br />
<br />
Merhamet demek, mağfiret demek…<br />
<br />
Allah’tan başka ilah yoktur demek;<br />
<br />
Gözyaşlarının boşa akmaması, sabrın meyvesiz, hayrın ve şerrin karşılıksız kalmaması, cinayetin, cürmün kısassız kalmaması demek…<br />
<br />
Allah’tan başka ilah yoktur demek;<br />
<br />
Endişelerin bertaraf olması, hakkın sahibine verileceğinin garantisi demek. Dolayısıyla kalbin itminana kavuşması, nefislerin huzura, gönüllerin sükûna ermesi demek…<br />
<br />
Allah’tan başka ilah yoktur demek;<br />
<br />
Cimriliğin değil, Kerem sahibinin kainatı yönetmesi demek…<br />
<br />
Verdiğini geri almak Kerimliğin doğasında yoktur. Hayatı bize bahşeden Allah c.c, ölüm ile onu bizden almaz. Ölüm asla ve hâşâ bize bahşedilen hayatın elimizden alınması değildir. Aksine ölüm, “lailahe illah”ı hakkıyla söyleyenler için nihayetsiz güzeller güzeli yepyeni bir hayatın bahşedilişi demektir.<br />
<br />
Allah’tan başka ilah yoktur demek;<br />
<br />
Kâinattaki yaratılmışlar içinde hiçbir abesliğin, kusurun bulunmaması demektir...<br />
<br />
Her şeyde bir hikmet vardır demek... Her olayın ardında bir hikmet vardır demek… Her yaratılmışın bir hikmeti vardır demek…  Acının,  kederin, hastalığın, hüznün, acizliğin, zayıf ya da güçlü olmanın ardında hep bir hikmet var demek.<br />
<br />
Allah’tan başka ilah yoktur demek;<br />
<br />
Kederlerimizin, dertlerimizin, sıkıntılarımızın, kusurlarımızın, hatalarımızın Rahman’ın sonsuz rahmetinde erimesi demek…<br />
<br />
Allah’tan başka ilah yoktur demek;<br />
<br />
Bütün güç ve kudretin O’nun elinde olması demek… Bütün ilimlerin sonsuz bilgisine O sahip demek… Bütün arzu ve isteklerimizin O’nun elinde olması demek…<br />
<br />
Allah’tan başka ilah yoktur demek;<br />
<br />
O’ndan kaçış yok, aksine kaçış O’na demek…<br />
<br />
O, bütün kullar için sığınılacak makam demek…<br />
<br />
Sıkıntılarımız, dertlerimiz, kederlerimiz için niyazda bulunup yakaracağımız en büyük kapı demek…<br />
<br />
Velhasıl,  özellikle gönlü daralan mümin için ihlas ile, La ilahe illah demek;<br />
<br />
Yalnız olmamak demek… Kurtuluş demek… İki cihan huzuru ve mutluluğunu garanti etmek demek… <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kelime-i Tevhid'in Önemi ve Fazileti</span></span><br />
<br />
Kelime-i tevhîdin Allah katındaki yüksek kıymetini şu hâdise de ne güzel ifâde eder:<br />
<br />
Bir mümin ebedî saâdet ve saltanata erebilmek için, ömür boyu kelime-i tevhîdin muhtevâsı içinde yaşamaya gayret etmesi şarttır. Yani kul, Allahʼtan gayrı zâhirî ve bâtınî bütün ilâhları reddedip gönlünü Allah inancıyla doldurur ve son ânına kadar bu minvâl üzere bir hayat yaşarsa, îmân ile can verip Cennetʼe nâil olması ümîd edilir. İstisnâlar hâriç, bu hakîkate zıt bir hayat yaşayan kimsenin son nefeste, “Lâ ilâhe illâllâh” diyebilmesi çok zordur. Nitekim bir hadîs-i şerîfte de:<br />
<br />
“Bir kimse son nefeste (hâlis bir kalp ile) kelime-i tevhîd getirirse, Cennetʼe girer...” buyrulmuştur. (Hâkim, Müstedrek, I, 503)<br />
<br />
Zira diğer bir hadîs-i şerîfte de;<br />
<br />
“Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz, nasıl ölürseniz o şekilde haşrolunursunuz.” buyrulmuştur. (Münâvî, Feyzüʼl-Kadîr, V, 663)<br />
<br />
Ubeydullah Ahrâr Hazretleri nakleder ki:<br />
<br />
“Bir aziz zât, Nakşibend Hazretleri’ni vefatından sonra rüyasında görmüş ve ona:<br />
<br />
«–Ebedî kurtuluşumuz için ne yapalım?» diye sormuş. Hâce Hazretleri şu cevâbı vermiş:<br />
<br />
«–Son nefeste neyle meşgul olmak gerekiyorsa onunla meşgul olun!» Yani, son nefeste nasıl ki tamamen Hak Teâlâ’yı düşünmeniz lâzımsa, hayatınız boyunca da o şekilde uyanık olunuz!”<br />
<br />
Bu yüzden ömür boyu, son nefesi îmân ile verebilmenin hazırlığı içinde bulunmak gerekir. Aksi takdirde, yani tevhîd muhtevâsında bir kulluk hayatı yaşamadan, sadece kelime-i tevhîdi söylemekle kurtulacağını ummak, boş bir hayaldir. <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><br />
'Kelime-i Tevhid'in Getirisi Nedir?</span></span><br />
<br />
Diyanet İşleri Başkanlığı bu seneki Kutlu Doğum Haftası etkinliklerine “Hz. Peygamber, Tevhid ve Vahdet” konusunu ana tema olarak belirliyor. İ. Lütfi Çakan'ın kaleme aldığı bu yazıda da "tevhid ve vahdet" konusu işleniyor. <br />
<br />
Tevhid sözlükte birlemek, terim olarak ise, Allah’ın birliği demektir. Kısaca, ”La ilahe illellah=Allah’tan başka kulluk edilecek ilah yoktur” cümlesi ile ifade edilir.<br />
<br />
Tevhid inancı, Allah Teâlânın tartışılmaz vahdâniyetinin/tekliğinin kabul ve tasdik edilmesidir. Bunun en özlü ve yalın anlatımı İhlas suresi’ndedir: “De ki; O Allah, tekdir, birdir. Bütün varlıklar O’na muhtaç, fakat O, hiçbir şeye muhtaç değildir. Doğurmamış ve doğrulmamıştır. Hiçbir şey O’­na denk olmamıştır.”<br />
<br />
Tevhîd inancı, tevhîd dışı her çeşit inancı reddetmeyi gerekli kılar. Çünkü tevhid, uluhiyette Allah Teâlâ’nın yegâneliğini kabullenmek demektir. Böylesi bir inancın tabiî sonucu kullukta da aynı birliğe sahip çıkmaktır. Allah’tan başkasını, (O’nun yerine koyup ya da O’na ortak tutup) kulluğa la­yık bulmamaktır. Bunun prensibini de yüce kitabımızın ilk suresi Fatiha’da bulmaktayız: “Yalnız sana kulluk ederiz.”<br />
<br />
Böylesi bir tevhid inancı ve sonucuna yönelik aydınlatıcı bilgiyi Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz ile Muaz b. Cebel radıyallahu anh arasında geçen şu muhâverede (diyalog) bulmaktayız:<br />
<br />
Muâz b. Cebel radıyallahu anh’den (v.18) nakledildiğine göre;<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
- “Ey Muâz! Allahın, kullar üzerindeki hakkı nedir, bilir misin?” buyurdu. Muâz:<br />
<br />
- Allah ve Resûlü bilir” dedi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
- “Allah’ın, kullar üzerindeki hakkı, sadece O’na kulluk etmeleri ve hiç bir şeyi O’na ortak koşmamalarıdır.”<br />
<br />
- Peki Kulların Allah üzerindeki hakları nedir, onu bilir misin? buyurdu. Muâz;<br />
<br />
- Allah ve Resûlü bilir” dedi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem;<br />
<br />
- “(Hiç bir şeyi kendisine ortak koşmayan) kulları cezalandırmamasıdır, “ buyurdu.<br />
<br />
Bazı rivayetlerde şu ilave de bulunmaktadır. Muâz:<br />
<br />
- Ey Allah’ın Resûlü! Bunu insanlara müjdeleyeyim mi? dedi. Hz. Peygamber:<br />
<br />
- “Müjdeleme! Gevşeyiverirler” buyurdu.<br />
TEVHİDLE İLGİLİ İKİ NOKTA<br />
<br />
Bu hadîs-i şerîf, en kısa ve kestirme ifadesiyle, “hak” kavramı üzerinden tevhid’in gereğini, Allah’a kulluk etmek ve hiç bir şeyi ona eş-ortak kılmamak diye; getirisini ise, bu gereği yerine getiren muvahhid kulların, Allah Teâla tarafından cezalandırılmaması olarak açıklamaktadır. Hiç kuşkusuz bu büyük bir lütuf ve müjdedir.<br />
<br />
İşte tam da bu noktada, yani Allah’ı bir bilip sadece O’na kulluk noktasında günün Müslümanları olarak bizler ne durumda bulunuyoruz? Bu da bizim sorunumuz olarak pek önemlidir.<br />
<br />
Merhum Muhammed İkbal’in dediği gibi “din aşktır.” Bu aşkı, iman ve amel yani söylem ve eylem olarak ortaya koyabilmek tevhid inancının gereğini yerine getirmek demektir. Şu hadîs-i şerîf, tevhid tebliğcisi bütün peygamberleri kapsa­mak üzere bir genel tespitte bulunmaktadır:<br />
<br />
“Ben ve benden önceki pey­gamberlerin en önemli ikrar ve çağrısı, ‘bir olan, eşi-ortağı bulunmayan Allah’tan başka tanrı yoktur’ sözüdür.”<br />
<br />
Burada bir noktaya özellikle işaret etmekte fayda vardır. Hadisimizi, Muâz hadisini ve benzeri rivayetleri delil getirmek suretiyle kimileri kelime-i tevhid’in la ilahe illellah demekten ibaret olduğunu Muhammedu’r-resulullah denilmesine gerek olmadığını ileri sürebiliyorlar. Kimi müsteşrikler de kelime-i tevhid ve kelime-i şehâdette yer alan Hz. Peygamber’in nübüvvetini/peygamberliğini kabul etmeyi bir zaaf olarak değerlendirmektedirler. Oysa, “nübüvvet inancının tevhid ilkesini zedelediği” anlamına gelen bu zaaf iddiası; uluhiyet-beşeriyet ve yine uluhiyet - ubudiyet kavram ve statülerini kesin çizgilerle tespit ve tayin etmiş olan İslâm için söz konusu olamaz. Yüce Yaratıcıya zaaf isnad etmek demek olan böyle muhal, böyle akla zarar bir iddiayı, kelime-i tevhid’in bölünmesine gerekçe yapma düşüncesi asla kabul edilemez.<br />
<br />
Öte yandan bilinen bir gerçektir ki, bütün peygamberler tevhid inancını telkin ve tebliğ etmişlerdir. Pek tabii olarak her Peygamber kendi ümmetine “Ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. O halde Allah’tan korkun ve bana uyun/itaat edin” çağrısında bulunmuştur. Peygamber Efendimize de “Eğer Allah’ı seviyorsanız. bana uyun, de!” emri verilmiş bulunmaktadır. Bu demektir ki tevhid tebliğcisi her peygamber, tevhid çağrısında La ilahe illellah cümlesinin peşine kendisine uyulmasını eklemiştir. Çünkü kendisine uyulmasını isteyen herhangi bir peygamberin, peygamberliği kabul ve tasdik edilmeden ona uymak ve La ilahe illellah ikrarını içselleştirmek gerçekleştirilemez. Dolayısıyla Kelime-i tevhid’in asıl ve değişmeyen cümlesi La ilahe illellah”tır. Kıyamete kadar Peygamber Efendimizin risaleti geçerli olduğu için ümmet-i Muhammed açısından kelime-i tevhid, “La ilahe illellah Muhammedu’r-resulullah” cümlelerinden oluşmaktadır. Hem zaten ne zaman nerede la ilahe illellah denilse, Muhammedü’r-resulullah açıktan dile gerilmese bile zımnen söylenmiş kabul edilir. Çünkü tevhid inancının ve Allah sevgisinin temelinde -Al-i imran (3), 31’de açıklandığı gibi- Hz. Peygamber’i “Muhammedü’r-resûlüllah” olarak kabul edip ona uymak gerekir.<br />
<br />
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in, Ben ve benden önceki pey­gamberlerin en önemli ikrar ve çağrısı, ‘bir olan, eşi-ortağı bulunmayan Allah’tan başka tanrı yoktur’ sözüdür” beyânı, insanlığın en önemli dâvasını, Allah’ın birliği ilkesinin gönüllere yerleşmesi ve oradan da günlük hayata yansıması ola­rak tespit etmektedir. Hiç kuşkusuz bu yansıma tevhid inancı ekseninde bir vahdet, birlik ve dirlik hayatı olarak gerçekleşecektir.<br />
<br />
Yok eğer durum, “Gerçi lâ ilâhe sesi gelirse de, kalbten gitmiş, yalnız dudakta kalmıştır” diye İkbal’in yakındığı gibi ise, ya da Enes b. Mâlik radıyallahu anh’ın (v. 93) karşılaştığı bir grup Müslümanı “Lâ ilahe illellah” sözünüz dışında Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem zamanında görmeye alıştığım hiçbir özelliği sizde göremiyorum.” diye uyardığı gibi ise, yani tevhid inancı amel/eylem olarak ortaya konulamıyorsa, tevhid ikrarında aranan “muhlisan min kalbih gönülden, içtenlikle, aşk ile” vasfı kaybolmuş demektir. Böyle bir durumda hadis-i şerifte verilen müjdeye talib olmak ya da tevhidin getirisine kavuşmak nasıl mümkün olacaktır? Nitekim bu noktadaki problem, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in, hadisin ortaya koyduğu gerçeği “gevşeyiverirler” buyurmak suretiyle Hz. Mu’az’ın müjdelemesine müsaade etmemiş olmasından da anlaşılmaktadır. Amelin birlikteliğinden soyutlanmış sade bir ikrar, insanı içi boş bir güvene sürükleyip aldatabilir. Tevhid inancı olmadan yapılacak amelin ise, zaten herhangi bir değeri söz konusu değildir.<br />
<br />
Sözün özü, hadis-i şerifteki müjdeden, kulluk görevlerinden muâfiyet anlamı çıkarılamaz. Kimilerinin “biz hakikate erdik, şer’i mükellefiyetlerden kurtulduk” gibi lakırdıları tam bir sapkınlık ve aldanmışlık söylemi ve göstergesidir. İbadet muâfiyetinin peygamberlere ve dolayısıyla söz konusu müjdeli haberi bizzat veren Peygamber Efendimiz’e bile tanınmamış olduğu unutulmamalıdır.<br />
<br />
Bu demektir ki hem tevhid’in gereği olan lâ ilahe illellah Muhammedür-resulullah ikrarı tam bir güven ve ihlas ile ifade edilecek hem de tevhidin getirisine ulaşmak açısından peygamber örneğine uygun olarak kulluk görevleri yerine getirilecektir.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kelime-i Tevhidin Anlamı  ilgili Ayet ve Hadisler Nelerdir? Kelime-i Tevhid Hakkında</span></span><br />
<br />
Kelime-i tevhidin (la ilahe illallah Muhammedu'r-rasulullah) anlamı nedir? Kelime-i tevhid nasıl söylenir? Kelime-i tevhid (la ilahe illallah Muhammedu'r-rasulullah) ile ilgili ayet ve hadisler nelerdir? Kelime-i tevhid hakkında kısaca bilgiler...<br />
<br />
Kelime-i Tevhîd, “Lâ ilâhe illallâh Muhammedü’r-rasûlullah” sözüdür.<br />
<br />
Tevhîd; en kısa ifadesiyle “lâilahe illallah: Allah’tan başka ilah yoktur” demek ve bu inancın gereklerini tüm benliğiyle hissederek yasamaktır. Ancak tevhide ulaşmanın yolu, insanın öncelikle sâhip olduğu yanlış inançlardan kurtulmasıdır.<br />
<br />
Kelime-i tevhidde “lâ” yani Allah’tan başka tüm ilahların nefyedilmesi gerçek tevhide erişmenin ilk şartı olarak zikredilmiştir. Dolayısıyla Resûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- de risâlet vazifesine bu noktadan başlamıştır. Bütün bâtıl inançlar nefyedildikten sonra ise onun yerine sahîh akide “illallâh” ile yerleştirilmiştir.<br />
<br />
İnanç esaslarını tebliğ eden peygambere imanın da Tevhid akidesinin bir rüknü olduğu unutulmamalıdır. Nitekim kelime-i tevhîdin ikinci kısmını “Muhammedun rasûlullah: Muhammed Allah’ın elçisidir” ifadesi teşkil eder. Zîrâ Kur’an-ı Kerîm’in Allah’a imandan sonra sık sık hatırlattığı husus, Hz. Muhammed -sallallâhu aleyhi ve sellem-’in peygamberliğine imandır. Kur’an-ı Kerim muhtelif âyetleriyle diğer iman esaslarını da bizlere bildirmiştir. Bunlar peygamberlere, kitaplara, meleklere, kadere ve âhiret gününe iman etmektir. (en-Nisâ 4/136; el-Hadîd 57/21, 22)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KELİME-İ TEVHİD İLE İLGİLİ AYETLER</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Âl-i İmrân Suresi 64. Ayet</span></span><br />
<br />
«De ki: Ey kitâb ehli! Sizinle bizim aramızda müşterek olan bir söze (Kelime-i Tevhîd’e) geliniz. Allâh’tan başkasına tapmayalım; O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım ve Allâh’ı bırakıp kimimiz kimimizi ilâhlaştırmasın! Eğer yüz çevirirlerse, işte o zaman; «Şâhid olun ki biz müslümanlardanız!» deyiniz!» (Âl-i İmrân, 64)”<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İbrâhîm Suresi 24-25. Ayetler</span></span><br />
<br />
“Görmedin mi Allah nasıl bir misâl getirdi: Hoş bir kelime (olan kelime-i tevhîd), kökü yerde sâbit, dalları gökte olan güzel bir ağaca benzer. (O ağaç), Rabb’inin izniyle her zaman meyvesini verir durur. (Kulu Hakk’a yüceltir ve O’nun ebedî dostluğuna kavuşturur.) Öğüt alsınlar diye Allah, insanlara böyle misaller verir.<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İbrâhîm Suresi 27. Ayet</span></span><br />
<br />
“Allah Teâlâ îmân edenleri hem dünya hayatında hem de âhirette sağlam sözle (kelime-i tevhid üzere yaşayışta) sapasağlam tutar (sebatkâr kılar.)...”<br />
<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> Leyl Suresi 5-7. Ayetler</span></span><br />
<br />
“Malını Allah yolunda harcayıp O’na saygı duyarak haramlardan sakınan (takvâ sahibi olan ve), o en güzel kelimeyi (kelime-i tevhîdi) tasdik eden kimseyi Biz de en kolay yola muvaffak kılarız.”<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ankebut Suresi 2. Ayet</span></span><br />
<br />
"İnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece «Îmân ettik» demeleriyle bırakılacaklarını mı sandılar?”<br />
<br />
Ankebût suresinin 2. âyet-i kerîmesiyle, sırf lâfızda kalan ve hayata tatbik edilmeyen bir kelime-i tevhîdin tek başına ebedî kurtuluşu temin edemeyeceğini beyan buyurmuştur.<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Enbiya Suresi 87-88. Ayetler</span></span><br />
<br />
“Zünnûn’u da (Yûnus’u da zikret). O, (kırk gün tebliğ etmesi emredilmişken kavminin küfürdeki ısrarı karşısında ümitsizliğe kapılıp otuz yedinci günde) öfkeli bir hâlde geçip gitmişti. Biz’im kendisini asla sıkıştırmayacağımızı zannetmişti. Nihayet karanlıklar içinde (balığın karnında); «Sen’den başka hiçbir ilâh yoktur. Sen’i tenzîh ederim. Gerçekten ben zâlimlerden oldum!» diye niyâz etti. Bunun üzerine onun duâsını kabûl ettik ve onu kederden kurtardık. İşte Biz, mü’minleri böyle kurtarırız.”<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">A'lâ Suresi 14-15. Ayetler</span></span><br />
<br />
“Gerçekten temizlenen ve Rabbinin ismini zikredip O’na kulluk eden kimse, şüphesiz kurtuluşa ermiştir.”<br />
<br />
İbn-i Abbas (r.a), bu âyette geçen “tezekkâ/temizlenen” kelimesini; “Kişinin «Lâ ilâhe illâllah» demesidir.” şeklinde tefsîr eder. (Kurtubî, el-Câmî, XX, 22.)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KELİME-İ TEVHİD İLE İLGİLİ HADİSLER</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kelime-i Tevhidin Fazileti</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“İman yetmiş (veya altmış) kadar daldan ibarettir. Bunların en yükseği lâ ilâhe illallah demek, en aşağısı da insana zarar veren şeyleri yoldan kaldırmaktır. Utanmak da imanın dallarından biridir.” (Buhârî, Îmân 3; Müslim, Îmân 58)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Son Sözü "Lâ ilâhe illallah" Olan Cennete Girer</span></span><br />
<br />
Mu’âz radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kimin son sözü, “Allah’tan başka ilah yoktur” (La ilahe illallah) cümlesi olursa, o kişi cennete girer.” (Ebû Dâvûd, Cenâiz 20)<br />
<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> Ölmek Üzere Olanlara Kelime-i Tevhidi Telkin Edin</span></span><br />
<br />
Ebû Sa’îd el-Hudrî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Ölmek üzere olanlarınıza La ilahe illallah demeyi telkin edinniz!” (Müslim, Cenâiz l, 2.Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Cenâiz 16)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Zikrin En Faziletlisi Kelime-i Tevhiddir</span></span><br />
<br />
Câbir radıyallahu anh, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken dinledim dedi:<br />
<br />
“En faziletli zikir «Lâ ilâhe illallah», en faziletli dua da «el-Hamdülillâh»tır.” (Tirmizî, Daavât 9)<br />
<br />
    Abdest Aldıktan Sonra Kelime-i Şehadet Getirmenin Fazileti<br />
<br />
Ömer İbni Hattâb radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Sizden biriniz güzelce abdest alır –onu tastamam yapar– sonra da: Eşhedü en lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh.  Ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlüh, derse, o kimseye cennetin sekiz kapısı açılır. O da dilediği kapıdan girer.” (Müslim, Tahâret 17. Ayrıca bk. Ebû Dâvud, Tahâret 65; Tirmizî, Tahâret 55; İbni Mâce, Tahâret 60)<br />
<br />
Tirmizî’nin rivayetinde şu ziyade vardır: “Allahümme’c‘alnî mine’t-tevvâbîn ve’c-alnî  mine’l-mütetahhirîn” duasını da okur.<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ölüm Anında Kelime-i Tevhidi Söylemenin Fazileti</span></span><br />
<br />
Su’dâ el-Mürriye (r.anhâ) anlatıyor:<br />
<br />
“Hz. Peygamber’in vefatından sonra Hz. Ömer (r.a), birgün kocam Talha’nın yanına gelmişti. Onun üzgün olduğunu görünce:<br />
<br />
“–Neyin var, niye üzgünsün? Amcaoğlun Hz. Ebû Bekir’in emir oluşu mu seni üzdü?” dedi.<br />
<br />
Talha:<br />
<br />
“–Hayır! Lakin ben Allah Rasûlü’nün: «Ben bir kelime biliyorum, her kim ölümü anında onu söylerse mutlaka amel defteri için bir nûr olur ve onun cesedi ile rûhu, ölüm anında o kelime sebebiyle ilâhî rızâya ve rahmete nâil olur» buyurduğunu işitmiştim. Bu kelimenin ne olduğunu Rasûlullah (s.a.v) vefat edinceye kadar soramadım. İşte bu sebeple üzgünüm” dedi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bunun üzerine Hz. Ömer (r.a):</span></span><br />
<br />
“–Ben o kelimeyi biliyorum. O, Hz. Peygamber’in amcası Ebû Tâlib’e, vefatı anında teklif ettiği Kelime-i Tevhîd’dir. Eğer Rasûlullah (s.a.v), amcası için Kelime-i Tevhîd’den daha kurtarıcı bir söz bilseydi onu söylemesini isterdi” dedi. (İbn Mâce, Edeb, 54)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Çocuklarınıza İlk Kelime-i Tevhidi Öğretin</span></span><br />
<br />
Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyururlar:<br />
<br />
“İlk söz olarak çocuklarınıza güzel bir şekilde «Lâ ilâhe illâllah» demeyi öğretiniz!” (Beyhakî, Şuabu’l-îmân, VI, 398)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Her Şeyden Kıymetli Söz</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Sübhânallâhi velhamdülillâhi velâ ilâhe illallahü vallâhü ekber  demek, benim için, üzerine güneş doğan her şeyden daha kıymetlidir.”  (Müslim, Zikir 32. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 128)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Her Gün Yüz Defa İçinde Kelime-i Tevhid Olan Sözü Söylemek</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu söyledi:<br />
<br />
“Bir kimse her gün yüz defa, lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr, derse, on köle âzâd etmiş kadar sevap kazanır; ona yüz iyilik sevabı yazılır; yüz günahı bağışlanır; bu zikir o gün akşama kadar o kimsenin şeytandan korunmasını sağlar. Bu zikri ondan daha fazla tekrarlayan kimse dışında hiç kimse daha faziletli bir iş yapmamış olur”.<br />
<br />
Resûl-i Ekrem sözüne şöyle devam etti:<br />
<br />
“Bir kimse günde yüz defa sübhânallâhi ve bi-hamdihî derse, onun günahları deniz köpüğü kadar bile olsa hepsi bağışlanır. (Buhârî, Bed’ü’l-halk 11; Daavât 64, 65)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">On Defa İçinde Kelime-i Tevhid Olan Sözü Söylemek</span></span><br />
<br />
Ebû Eyyûb el-Ensârî radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Bir kimse on defa, lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr, derse, İsmâil aleyhisselâm’ın soyundan dört kimseyi hürriyetine kavuşturmuş gibi sevap kazanır.” (Buhârî, Daavât 64; Müslim, Zikir 30)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e86e04;" class="mycode_color">"Lâ ilâhe illallah" Demek Sadakadır</span></span><br />
<br />
Ebû Zer radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Her birinizin her bir eklemi için günde bir sadaka vermesi gerekir. İşte bu sebeple her tesbih bir sadaka, her hamd bir sadaka, her tehlîl (lâ ilâhe illallah demek) bir sadaka, her tekbîr bir sadaka, iyiliği tavsiye etmek sadaka, kötülükten sakındırmak sadakadır. Kuşluk vakti kılınan iki rek`at namaz bunların yerini tutar.” (Müslim, Müsâfirîn 84, Zekât 56.)<br />
<br />
Ebû Abdullâh Târık İbni Eşyem radıyallahu anh’den rivâyet edildiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu işitmiştir:<br />
<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> Allah'tan (c.c) Başka İlah Yok Diyen Kişi</span></span><br />
<br />
“Kim Allah’tan başka ilâh yoktur der ve Allah’tan başka ibâdet edilenleri inkâr ederse, o kimsenin malı  ve kanı harâm olur. Gizli hallerinin hesâbı ise Allah’a âittir.” (Müslim, Îmân 37)<br />
<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> Eklem Sayısı Kadar "Lâ ilâhe illallah" Demek</span></span><br />
<br />
Hz. Âişe’den rivayetine göre Âişe radıyallahu anhâ, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu haber vermiştir:<br />
<br />
“Gerçek şu ki, her insanın vücudunda 360 eklem (ve kemik) bulunmaktadır. Kim bu eklem sayısı kadar Allahü ekber, elhamdülillah, lâ ilâhe illallah der, Allah’dan bağışlanma diler, insanların yolu üzerinden taş, diken veya kemik gibi şeyleri kaldırır, iyiliği emreder veya kötülükten nehyeder ise, o günü kendisini cehennemden uzaklaştırmış olarak geçirir.” (Müslim, Zekât 54)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Allah'tan (c.c) Başkasının Adına Yemin Eden "Lâ ilâhe illallah" Desin</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Bir kimse ‘Lât ve Uzzâ hakkı için’ diye yemin edecek olursa, hemen ardından ‘lâ ilâhe illallah’ desin. Yine bir kimse arkadaşına ‘Gel, seninle kumar oynayalım’ derse, hemen sadaka versin.” (Buhârî, Tefsîru sûre (53), 2, Edeb 74, İsti’zân 52, Eymân 53)<br />
<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> Îmânınızı "Lâ ilâhe illallâh" Diyerek Yenileyiniz</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’tan rivâyet edildiğine göre Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem ashâb-ı kirâma hitâben:<br />
<br />
“–Îmânınızı yenileyiniz!” buyurdu.<br />
<br />
Ashâb-ı kirâm:<br />
<br />
“–Ey Allâh’ın Rasûlü, îmânımızı nasıl yenileyelim?” diye sordular.<br />
<br />
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de:<br />
<br />
“–«Lâ ilâhe illallâh» sözünü çokça söyleyiniz!” cevabını verdi. (Ahmed, II, 359; Hâkim, IV, 285/7657)<br />
<br />
    Adem -aleyhisselâm-'ın Affına Mazhar Olan Dua<br />
<br />
Hadîs-i şerîfte buyrulduğu üzere:<br />
<br />
“Âdem -aleyhisselâm- cennetten çıkarılmasına sebep olan zelleyi işlediğinde, hatâsını anlayıp:<br />
<br />
«–Yâ Rabbî! Muhammed hakkı için Sen’den beni bağışlamanı istiyorum.» dedi. Allâh Teâlâ:<br />
<br />
«–Ey Âdem! Henüz yaratmadığım hâlde Muhammed’i sen nereden bildin?» buyurdu.<br />
<br />
Âdem -aleyhisselâm-:<br />
<br />
«–Yâ Rabbî! Sen beni yaratıp bana rûhundan üşediğinde başımı kaldırdım, arşın sütunları üzerinde “Lâ ilâhe illâllâh, Muhammedü’r-Rasûlullâh” cümlesinin yazılı olduğunu gördüm. Bildim ki Sen, zâtının ismine ancak yaratılmışların en sevimlisini izâfe edersin!» dedi.<br />
<br />
Bunun üzerine Allâh Teâlâ:<br />
<br />
«–Doğru söyledin ey Âdem! Hakîkaten O, Bana göre mahlûkâtın en sevimlisidir. O’nun hakkı için bana duâ et. (Mâdem ki duâ ettin), Ben de seni bağışladım.  Şâyet Muhammed olmasaydı seni yaratmazdım!» buyurdu.” (Hâkim, Müstedrek, II, 672)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Yüz Defâ «Lâ ilâhe illâllâh» De!</span></span><br />
<br />
Ebû Tâlib’in kızı Ümmü Hânî -radıyallâhu anhâ-, Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e mürâcaat ederek:<br />
<br />
“–Yâ Rasûlallâh! Ben ihtiyarladım ve zayıfladım. Bana oturduğum yerde yapabileceğim bir ibâdet tavsiye eder misin?” diye sordu.<br />
<br />
Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- de:<br />
<br />
“–Yüz defâ «sübhânallâh»,<br />
<br />
Yüz defâ «elhamdülillâh»,<br />
<br />
Ve yüz defâ «lâ ilâhe illâllâh» de!” buyurdular. (İbn-i Mâce, Edeb, 56; Ahmed b. Hanbel, Müsned, VI, 344)<br />
<br />
    Efendimiz (s.a.v) "Lâ ilâhe illâllâh!" Diyerek Toplu Zikretmiştir<br />
<br />
Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- yanında bulunduğumuz bir sırada bize hitâben:<br />
<br />
“–Aranızda yabancı biri var mı?” diye sordular. Buradaki “yabancı” ile Ehl-i Kitâb’ı kasdetmişti.<br />
<br />
Biz de:<br />
<br />
“–Hayır, yoktur yâ Rasûlallâh!” dedik.<br />
<br />
Bunun üzerine Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, kapıların kapatılmasını emrederek şöyle buyurdu:<br />
<br />
“–Ellerinizi kaldırın ve Lâ ilâhe illâllâh deyin!”<br />
<br />
Şeddâd bin Evs -radıyallâhu anh-, bu zikir meclisinin devâmını şu şekilde anlatır:<br />
<br />
“–Ellerimizi bir müddet kaldırıp söylenildiği şekilde (Lâ ilâhe illâllâh! diyerek) zikrettik. Müteâkıben Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ellerini indirdi ve şöyle duâ etti:<br />
<br />
«–Allâh’ım, Sana hamd olsun! Rabbim, beni “bu cümle” ile gönderdin. Onu (söylemeyi ve gereğini yerine getirmeyi) bana emrettin. Buna karşılık bana cenneti va’d ettin. Sen va’dinden asla dönmezsin!»<br />
<br />
Daha sonra Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ashâbına şöyle buyurdu:<br />
<br />
«–Müjdeler olsun size! Muhakkak ki Allah Teâlâ sizi bağışladı.» (Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV, 124)<br />
<br />
    "Lâ ilâhe illallah" Zikri Alçak Sesle de Yapılabilir<br />
<br />
Ebû Musâ el-Eş’arî  radıyallahu anh şöyle dedi:<br />
<br />
Biz bir yolculukta Hz. Peygamber ile birlikte idik.  Tepelere çıktıkça Allahüekber, lâ ilâhe illallah diye yüksek sesle  tekbir ve tehlil getirdik. Bunun üzerine Nebî sallallahu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
“Ey müslümanlar! Kendinizi zorlamayınız. Zira siz sağıra veya burada olmayan birine seslenmiyorsunuz. Allah daima sizinle beraberdir, işitir ve size sizden daha yakındır” buyurdu. (Buhârî, Cihâd 131, Meğazî 38, Daavât 51, Tevhîd 9)<br />
<br />
    İhlas ve Samimiyetle “Lâ ilâhe illâllâh!" Diyen Kişi<br />
<br />
Hadîs-i şerîfte de şöyle buyrulur:<br />
<br />
“–«Lâ ilâhe illâllâh!», Allah katındaki yeri ve değeri pek büyük olan bir kelimedir. Kim tam bir ihlâs ve sadâkat içinde onu söylerse, Allah onu cennete koyar. Kim de onu inanmadığı hâlde sadece diliyle söylerse, canı ve malı korunur; lâkin yarın Allâh’a kavuşunca, Allah da onun hesâbını görür.” (Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, I, 26)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kenz'de Yazılı Olan Cümle</span></span><br />
<br />
Ebû Zer -radıyallâhu anh-’dan rivâyete göre duvar altındaki hazîneyle alâkalı olarak Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Allâh Teâlâ’nın kitâbında zikrettiği «kenz: hazîne» altından yapılmış düz, pürüzsüz bir levhadır ve orada şunlar yazılıdır:<br />
<br />
«Kadere inandığı hâlde üzüntü ve bitkinlik içinde olana şaşarım. Cehennemi hatırladığı hâlde gülen kişiye de niçin güldü diye şaşarım. Ölümü andığı hâlde gaşette olana da şaşarım. Lâ ilâhe illâllâh, Muhammedün Rasûlullâh.»” (İbn-i Kesîr, Kısasu’l-Enbiyâ, s. 424)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İlk Davet</span></span><br />
<br />
Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- , tebliğ ve davete ilk defa başlarken:<br />
<br />
“Sizi; «Lâ ilâhe illâllâhu vahdehû lâşerîke leh» diyerek şahâdet getirmeye davet ediyorum! Ben de O’nun kulu ve Rasûlüyüm!<br />
<br />
Bunu böylece kabul ve ikrar ettiğiniz takdirde, cennete gireceğinize kefîl olurum!” (Belâzurî, I, 119-120)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kelime-i Şehadet Getirip Müslüman Olan Sahabe</span></span><br />
<br />
Hanîfe Oğulları’ndan Sümâme bin Üsâl  Yemâme halkının reisiydi.  Birgün müslümanların eline esir düstü. Rasûlullah  onun yanına varıp:<br />
<br />
“–Ey Sümâme, sana ne yapacağımı düsünüyorsun?” buyurdu. O da:<br />
<br />
“–Hayır yapacağını düsünüyorum. Eğer beni öldürürsen müslüman kanı akıtmıs birini öldürmüs olursun. Đyilikte bulunacak olursan bunun kıymetini bilip karsılığını verecek birine iyilik etmis olursun. Eğer mal istiyorsan, iste, sana istediğin her sey verilecektir!” dedi.<br />
<br />
Rasûlullah  Sümâme’nin yanından ayrıldı. Bu durum iki kere daha tekerrür ettikten sonra Rasûlullah :<br />
<br />
“–Sümâme’yi salıverin!” buyurdu. Sümâme hemen mescidin yakınındaki bir hurmalığa giderek oradaki suyla boy abdesti aldı, sonra mescide girdi ve:<br />
<br />
“‒Eshedü en lâ ilâhe illallah ve Eshedü enne Muhammeden abduhû ve rasûlühû, Ey Muhammed! Vallahi yeryüzünden senin yüzünden daha fazla nefret ettiğim bir yüz yoktu. Fakat simdi senin yüzün bana yüzlerin tümünden daha sevimli oldu. Vallahi senin dininden daha fazla nefret etiğim bir din yoktu. Fakat simdi senin dinin bana dinlerin tümünden daha sevimli oldu. Vallahi senin memleketinden daha fazla nefret ettiğim bir memleket yoktu. Fakat simdi senin memleketin bana memleketlerin tümünden daha sevimli oldu!” dedi. (Müslim, Cihâd, 59)<br />
<br />
    "Lâ ilâhe illallâh" Deyip de Kalbinde Bir Zerre Ağırlığınca Hayır Bulunan Kişi<br />
<br />
Enes (r.a)’den nakledildiğine göre Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuşlardır:<br />
<br />
“«Lâ ilâhe illallâh» deyip de kalbinde bir arpa ağırlığınca hayır (yani îman) bulunan kişi Cehennem’den çıkacaktır. «Lâ ilâhe illallâh» deyip de kalbinde bir buğday ağırlığınca hayır bulunan kişi Cehennem’den çıkacaktır. «Lâ ilâhe illallâh» deyip de kalbinde bir zerre ağırlığınca hayır bulunan kişi Cehennem’den çıkacaktır.” (Buhârî, Îmân, 33)<br />
<br />
    Efendimiz'in (s.a.v) Şefâatiyle En Ziyâde Mes’ûd Olacak Kişi<br />
<br />
Ebû Hüreyre (r.a) şöyle buyurur:<br />
<br />
“Bir defasında:<br />
<br />
«‒Yâ Rasûlâllâh, Kıyâmet gününde Sen’in şefâatinle en ziyâde mes’ûd olacak kimdir?” diye sordum.<br />
<br />
Şöyle buyurdular:<br />
<br />
«‒Ey Ebû Hüreyre, hadîs öğrenme husûsundaki hırsını gördüğüm için bu hadîsi senden evvel kimsenin bana sormayacağını zâten biliyordum. Kıyâmet gününde insanlardan şefâatime en ziyâde mazhar olacak kimse kalbinden veya içinden ihlâsla “Lâ ilâhe illallâh” diyen kişidir».” (Buhârî, İlim, 33)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">"Lâ ilâhe illallâh" De Şahitlik Edeyim</span></span><br />
<br />
Nebiyy-i Ekrem Efendimiz'in Amcası Ebû Tâlib ölüm döseğindeyken sehâdet getirmesi için gösterdiği gayret dillere destandır. En sonunda ona:<br />
<br />
“– «Lâ ilâhe illallâh» de, kıyâmet gününde sana onunla sâhitlik edeyim!” buyurdu.<br />
<br />
Ebû Tâlib:<br />
<br />
– Kureys, korkusundan böyle yaptı, diye beni ayıplamayacak olsaydı arzunu yerine getirir ve seni sevindirirdim, dedi. Bunun üzerine:<br />
<br />
“Sen istediğini hidâyete erdiremezsin, ancak Allâh dilediğine hidâyet verir.” (el-Kasas 28/56) âyeti nazil oldu. (Müslim, Îmân, 41-42)<br />
<br />
    Allahın Rızasını Dileyerek "Lâ ilâhe illallah" Diyen Kişi<br />
<br />
Bedir Gazvesi’ne katılmış sahâbîlerden İtbân İbni Mâlik radıyallahu anh şöyle dedi:<br />
<br />
Kendi kabilem olan Sâlim oğullarına imamlık yapıyordum. Benim (evim)le onlar arasında bir vâdi bulunuyordu. Yağmur yağdığı zaman o vâdiyi geçip mescidlerine gitmek benim için çok güçleşiyordu. Bu sebeple Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e geldim ve şöyle dedim:<br />
<br />
- Ey Allah’ın Resûlü! Gözlerim iyi seçmiyor. Onlarla benim aramdaki vâdinin deresi yağmur yağdığı zaman  taşıyor, benim için onu geçmek çok güçleşiyor. Binaenaleyh evimi teşrif edip bir yerinde namaz kılsanız,  Ben sizin namaz kıldığınız yeri namazgâh edinmek istiyorum.<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
- “(İnşallah) bu isteğini yerine getiririm” buyurdu.<br />
<br />
Ertesi sabah, güneş yükseldiği bir vakitte,  Ebû Bekr ile birlikte  Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana geldi. İçeri girmek için izin istedi, verdim. İçeri girdi, daha  oturmadan:<br />
<br />
- “Evinin neresinde namaz kılmamı istersin?” buyurdu. Namaz kılmasını istediğim yeri gösterdim, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem orada tekbir alıp namaza durdu. Biz de arkasında saf bağladık. İki rek’at namaz kıldırdı sonra selâm verdi, biz de selâm verdik. Namazı bitirince Resûlullah sallallahu aleyhi ve selem’i, kendisi için hazırlanmış olan hazireyi yemesi için alıkoyduk. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in bizde olduğunu duyan mahalle halkının erkeklerinden bir grup geldi. Evde epeyce insan toplandı. İçlerinden biri:<br />
<br />
- Mâlik (İbni Duhşum) ne yaptı? Onu göremiyorum, dedi. Bir başkası:<br />
<br />
- O, Allah ve Resûlünü sevmeyen bir münâfıktır, dedi.<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, derhal müdâhale ederek:<br />
<br />
- “Öyle deme! Görmüyor musun o, Allahın rızâsını dileyerek lâ ilâhe illallah diyor” buyurdu.<br />
<br />
Bunun üzerine adam:<br />
<br />
- Allah ve Resûlü daha iyi bilir. Ancak biz, Allah’a yemin olsun ki, kendisini münâfıkları sever ve onlarla düşer-kalkar olarak görüyoruz, dedi.<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Allah Teâlâ, rızâsını umarak lâ ilâhe illallah diyen kimseyi cehenneme haram kılmıştır.” (Buhârî, Salât 45, 46, Ezân 4, 5, 153, 154, Teheccüd  25, 33, 36, Meğâzî, 12, 13, Et’ime 15, Rikak 6, İstitâbetü’l-mürteddîn 9)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">"Lâ ilâhe illallâh" Deyiniz de Kurtulunuz!</span></span><br />
<br />
Allâh Rasûlü’nün İslâm’ı tebliğ uğrunda katlandığı ve sabırla karşı ladığı meşakkatlerle alâkalı olarak Târık bin Abdullâh el-Muhâribî,<br />
bir müşâhedesini şöyle anlatır:<br />
<br />
“Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’i Zülmecaz Panayırı’nda görmüştüm:<br />
<br />
«–Ey insanlar! Lâ ilâhe illallâh deyiniz de kurtulunuz!» diye yüksek sesle hitâb ediyordu. Bir adam da elindeki taşla O’nu tâkip<br />
 ediyor ve:<br />
<br />
«–Ey insanlar! Sakın O’na inanmayınız, itaat etmeyiniz. Çünkü O yalancıdır(!)» diyerek bağırıyordu. Attığı taşlarla Efendimiz’in ayak bileklerini<br />
kanatmıştı. Oradakilere:<br />
<br />
«–Kimdir bu zât?» diye sordum.<br />
<br />
«–Bu, Abdülmuttaliboğulları’ndan bir gençtir.» dediler.<br />
<br />
«–Ya O’nun ardına düşüp taş atan kimdir?» diye sordum.<br />
<br />
«–O da amcası Ebû Leheb’dir.» dediler. (Dârekutnî, Sünen, Beyrut 1986, III, 44-45.)<br />
<br />
    Kalbini Mi Yardın?<br />
<br />
Üsâme ibni Zeyd radıyallahu anhümâ şöyle demiştir :<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, bizi Cüheyne kabilesinin Huraka kolu üzerine göndermişti. Sabahleyin onlar sularının başında iken üzerlerine hücum ettik. Ben ve ensardan bir kişi onlardan bir adama ulaştık. Biz onun üzerine yürüyünce, adam: “Lâ ilâhe illallah: Allah’tan başka ilâh yoktur” dedi. Bunun üzerine ensardan olan arkadaşım ona hücumdan vazgeçti; ben ise mızrağımı ona sapladım ve adamı öldürdüm. Biz Medine’ye gelince bu olay Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in kulağına gitti ve bana:<br />
<br />
– “Ey Üsâme! Lâ ilâhe illallah dedikten sonra adamı öldürdün mü?” buyurdu. Ben :<br />
<br />
– Yâ Resûlallah! O, bu sözü sadece canını kurtarmak için söyledi, dedim. Peygamber Efendimiz tekrar :<br />
<br />
– “Lâ ilâhe illallah dedikten sonra adamı öldürdün mü?” diye yine sordu ve bu sözü o kadar çok tekrarladı ki, ben, daha önce müslüman olmamış olmayı bile temenni ettim. (Buhârî, Diyât 2, Meğâzî 45; Müslim, Îmân l58-159)<br />
<br />
Müslim’in bir rivâyeti şöyledir :<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
– “Adam lâ ilâhe illallah dedi ve sen de onu öldürdün, öyle mi?” Ben :<br />
<br />
– Yâ Resûlallah! O, bu sözü sadece silahtan korktuğu için söyledi, dedim. Peygamber Efendimiz :<br />
<br />
– “Kalbini mi yardın ki, bu sebeple söyleyip söylemediğini bilesin?” buyurdu.<br />
<br />
Bu sözü o kadar çok tekrarladı ki, ilk defa o gün müslüman olmuş olmayı temenni ettim. (Müslim, Îmân 158)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Efendimizin (s.a.v) Tavsiye Ettiği Zikir</span></span><br />
<br />
Sa‘d İbni Ebû Vakkâs radıyallahu anh şöyle dedi:<br />
<br />
Bir bedevî Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e gelerek:<br />
<br />
- Bana söyleyeceğim bir zikir öğret, dedi.<br />
<br />
Resûl-i Ekrem ona şu zikri okumasını tavsiye etti:<br />
<br />
- “Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, Allâhü ekber kebîran ve’l-hamdü lillâhi kesîrâ ve sübhânallâhi Rabbi’l-âlemîn, velâ havle velâ kuvvete illâ billâhi’l-Azîzi’l-Hakîm: Tek olan Allah’tan başka ilâh ve O’nun bir eşi ve benzeri de yoktur. Kudreti ve saltanatıyla Allah en büyüktür. Bitip tükenmeyen hamd O’na mahsustur. Âlemlerin Rabbi olan Allah’ı ulûhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih ederim. Günahtan kaçacak güç, ibadet edecek kuvvet ancak Azîz ve Hakîm olan Allah’ın yardımıyla kazanılabilir.”<br />
<br />
Bedevî:<br />
<br />
- Bunlar Rabbim için söyleyeceğim dua ve zikirlerdir. Kendim için ne söylemeliyim? dedi.<br />
<br />
Resûl-i Ekrem:<br />
<br />
“Allâhümmağfir lî verhamnî vehdinî verzuknî: Allahım, beni bağışla, bana merhamet et, rızânı kazandıracak işler yaptır ve bana hayırlı rızık ver, de” buyurdu. (Müslim, Zikir 33-3)<br />
<br />
    Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in Namazdan Sonra Okuduğu Zikirler<br />
<br />
Muğîre İbni Şu‘be radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem selâm verip namazdan çıkınca şu duayı okurdu:<br />
<br />
“Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr. Allâhümme lâ mâni‘a li-mâ a‘tayte ve lâ mu‘tıye li-mâ mena‘te velâ yenfeu ze’l-ceddi minke’l-ceddü: Allah’tan başka ilâh yoktur, yalnız Allah vardır. O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’na mahsustur. O’nun gücü her şeye yeter. Allahım! Senin verdiğine engel olacak, vermediğini de verecek bir kimse yoktur. Senin lutfun olmadan hiçbir zengine serveti fayda vermez.” (Buhârî, Ezân 155, İ‘tisâm 3, Kader 12, Daavât 18)<br />
<br />
Abdullah İbni’z-Zübeyr radıyallahu anh namazdan sonra selâm verince her defasında şöyle derdi:<br />
<br />
“Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr; lâ havle velâ kuvvete illâ billâh; lâ ilâhe illallahu velâ na‘büdü illâ iyyâh; lehü’n-ni‘metü ve lehü’l-fazlu ve lehü’s-senâü’l-hasen; lâ ilâhe illallahu muhlisîne lehü’d-dîne velev kerihe’l-kâfirûn: Allah’tan başka ilâh yoktur; yalnız Allah vardır. O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’na mahsustur. O’nun gücü her şeye yeter. Günahtan kaçacak güç, ibadet edecek kuvvet ancak Allah’ın yardımıyla kazanılabilir. Allah’tan başka ibadete lâyık bir ilâh yoktur. Biz yalnız O’na ibadet ederiz. Sahip olduğumuz nimet ve lutuf O’nundur. En güzel medh ü senâ O’na yakışır. Kâfirler hoşlanmasa bile, bütün samimiyetimizle, Allah’tan başka ilâh yoktur, deriz”.<br />
<br />
Abdullah İbni’z-Zübeyr, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in her namazdan sonra bu sözlerle zikrettiğini söyledi. (Müslim, Mesâcid 139, 140)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Günahları Deniz Köpüğü Kadar Çok Olsa Bile Affedilir</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Her namazdan sonra kim otuz üç defa sübhânallah, otuz üç defa elhamdülillâh, otuz üç defa Allâhü ekber der, yüze tamamlamak için de lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr: Allah’tan başka ilâh yoktur; yalnız Allah vardır. O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’na mahsustur. O’nun gücü her şeye yeter” derse, günahları deniz köpüğü kadar çok olsa bile affedilir.”  (Müslim, Mesâcid 146)<br />
<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> İbrahim aleyhisselâm'ın Öğrettiği Zikir</span></span><br />
<br />
İbni Mes’ûd radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“İsrâ gecesinde İbrâhim aleyhisselâm’a rastladım. Bana şunu söyledi: Yâ Muhammed! Ümmetine benden selâm söyle ve onlara cennetin toprağının çok güzel, suyunun tatlı, arazisinin son derece geniş ve dümdüz, ağaçlarının da sübhânallahi ve’l-hamdü lillâhi velâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber’den ibaret olduğunu haber ver.” (Tirmizî, Daavât 59 )<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Karşılığı Cennette Hurma Fidanı Olan Zikir</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre hazretleri  ağaç dikerken Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem onu gördü ve:<br />
<br />
- “Ebû Hüreyre ne dikiyorsun?” diye sordu. O da:<br />
<br />
- Kendim için bir fidan dikiyorum, diye cevap verdi. O zaman Allah'ın Resûlü:<br />
<br />
- “Sana bundan daha hayırlı bir fidanı haber vereyim mi?” diye sorunca, Ebû Hüreyre:<br />
<br />
-  Evet, yâ Resûlallah, diyerek ne buyuracağını merakla beklemeye başladı. Peygamber aleyhisselâm da:<br />
<br />
- “Sübhânallahi ve’l-hamdü lillâhi velâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber, de! Bu sözlerin her birine karşılık cennette sana bir hurma fidanı dikilir” buyurdu (İbni Mâce, Edeb 56).  <br />
<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> Efendimiz'in Keder ve Üzüntü Hissettiği Zaman Okuduğu Zikir</span></span><br />
<br />
İbni Abbâs radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bir keder ve üzüntü hissettiği zaman şöyle dua ederdi:<br />
<br />
“Lâ ilâhe illallâhü’l-azîmü’l-halîm. Lâ ilâhe illallâhü rabbü’l-arşi’l-azîm. Lâ ilâhe illallâhü rabbü’s-semâvâti ve rabbü’l-ardı ve rabbü’l-arşi’l-kerîm: Azamet ve hilim sahibi olan Allah’tan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Azametli arşın sahibi olan Allah’tan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Göklerin rabbi, yerin rabbi ve yüce arşın rabbinden başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur.” (Buhârî, Daavât 27, Tevhîd 22, 23)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in Akşam Okuduğu Dua</span></span><br />
<br />
İbni Mes’ûd radıyallahu anh şöyle dedi:<br />
<br />
Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem akşamleyin şöyle dua ederdi:<br />
<br />
“Emseynâ ve emse’l-mülkü lillâh, vel-hamdü lillâh, lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr, rabbi es’elüke hayra mâ fî hâzihi’l-leyleti ve hayra mâ ba‘dehâ ve eûzü bike min şerri mâ fi hâzihi’l-leyleti ve şerri mâ ba‘dehâ, rabbi eûzü bike mine’l-keseli ve sûi’l-kiber, eûzü bike min azâbi’n-nâr ve azâbi’l-kabr: Akşama girdik. Bütün mülk Allah’ındır. Hamdü senâ da O’na mahsustur. Allah’tan başka ilâh yoktur; yalnız Allah vardır. O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’na mahsustur. O’nun gücü her şeye yeter. Allahım! Bu gecenin ve bundan sonrakilerin hayrını senden dilerim. Bu gecenin ve bundan sonrakilerin şerrinden sana sığınırım. Rabbim! Tembellikten, insanı perişan eden yaşlılıktan sana sığınırım. Cehennem azâbından ve kabir azâbından sana sığınırım.”<br />
<br />
Sabahleyin de “asbahnâ ve asbaha’l-mülkü lillâh: Sabaha girdik. Bütün mülk Allah’ındır” diye başlayarak aynı duayı okurdu.  (Müslim, Zikir 74-76)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tahsin, Tahassun ve Tahsîn-i Şerîf Duası Hakkında Açıklama</span></span><br />
<br />
Tahsin, Tahassun ve Tahsîn-i Şerîf Duası Hakkında Açıklama<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1. Tahsîn Nedir?</span></span><br />
<br />
    Tahsîn (تَحْسِين), "güzelleştirme, sağlamlaştırma, koruma altına alma" anlamlarına gelir.<br />
<br />
    Dini bağlamda, "Lâ ilâhe illallâh" gibi tevhid ifadelerini zikrederek Allah'ın himayesine sığınmayı ifade eder.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2. Tahassun Nedir?</span></span><br />
<br />
    Tahassun (تَحَصُّن), "bir kaleye sığınma, korunma, siper alma" demektir.<br />
<br />
    Istılahta, kişinin manevi olarak Allah’ın zikriyle (Lâ ilâhe illallâh) kendini güvence altına almasıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">3. Tahsîn-i Şerîf Ne Demektir?</span></span><br />
<br />
    Tahsîn-i Şerîf, "şerefli korunma" anlamında, özellikle belirli dualarla Allah’ın himayesine girme ameliyesidir.<br />
<br />
    Hadislerde geçen "Lâ ilâhe illallâhu hısnî" (Kelime-i Tevhid benim kalemdir) ifadesiyle bağlantılıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tahsîn-i Şerîf Duası (Tahassun Duası)</span></span><br />
<br />
Bu dua, "Lâ ilâhe illallâh" zikriyle Allah’ın korumasına sığınmayı içerir. Hadis kaynaklarında şu şekilde geçer:<br />
Arapça Metin:<br />
<br />
اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ أَنْ تَجْعَلَ لِي مِنْ كُلِّ سُوءٍ حِصْنًا، وَمِنْ كُلِّ خَوْفٍ أَمْنًا، وَمِنْ كُلِّ شَرٍّ سِتْرًا، بِحَقِّ لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ<br />
Türkçe Okunuşu:<br />
<br />
"Allâhümme innî es’elüke en tec’ale lî min külli sûin hısnâ, ve min külli havfin emnâ, ve min külli şerrin sitrâ, bi hakkı lâ ilâhe illâ ente."<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Anlamı:</span></span><br />
<br />
"Allah’ım! Senden, her türlü kötülükten korunak, her türlü korkudan eminlik ve her türlü şerden örtü (sığınak) kılmanı istiyorum. ‘Senden başka ilah yoktur’ hakkı için."<br />
Hadis Kaynaklarındaki Dayanaklar<br />
<br />
    "Lâ ilâhe illallâh benim kalemdir" Hadisi:<br />
<br />
        Câmiü's-Sağîr, No: 3694 (Suyûtî)<br />
<br />
        İbn Ebî Şeybe, Musannef, No: 30059 (Zayıf senetli, ancak manevi olarak kabul görmüştür.)<br />
<br />
    "Allah’ın Zikriyle Korunma" ile İlgili Hadisler:<br />
<br />
        "Kim sabah-akşam üç defa ‘Bismillâhillezî lâ yedurru ma’asmihî şey’ün fil ardı velâ fissemâi ve hüves-semîul alîm’ derse, ona hiçbir şey zarar vermez." (Tirmizî, Daavât 13)<br />
<br />
        "Lâ ilâhe illallâh diyen, Allah’ın ahdine girmiş olur." (Taberânî, el-Mu‘cemü’l-Kebîr)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tahassun Duasının Fazileti</span></span><br />
<br />
    Bu dua, "Lâ ilâhe illallâh"ın himaye edici gücüne dayanır.<br />
<br />
    Sabah-akşam okunması tavsiye edilir, özellikle bela ve musibetlerden korunmak için.<br />
<br />
    Tasavvufta, "Hizb-i Tahsîn" gibi dualarla da bağlantılıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ek Kaynak:</span></span><br />
<br />
    "Lâ ilâhe illallâh"ın fazileti hakkında: Tirmizî, Daavât 65; İbn Mâce, Dua 14.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1. Versiyon (Camiü's-Sağir 3694):</span></span><br />
Arapça:<br />
عَلِيٌّ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: أَخْبَرَنِي جِبْرِيلُ عَلَيْهِ السَّلَامُ أَنَّ اللَّهَ تَعَالَى قَالَ: "لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ حِصْنِي، فَمَنْ دَخَلَهُ أَمِنَ مِنْ عَذَابِي."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Türkçe Okunuşu:</span></span><br />
Aliyyün radıyallahu anhü an-Nebiyyi sallallahu aleyhi ve sellem kâle: "Ahberanî Cibrîlu aleyhi's-selâmü ennallâhe teâlâ kâle: Lâ ilâhe illallâhu hısnî, fe men dehalâhü emine min azâbî."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Anlamı:</span></span><br />
Ali (ra) Peygamber Efendimiz’den (asm) şöyle rivayet ediyor: "Cebrail (as) bana şunu bildirdi: Allah Teâlâ buyurdu ki: 'Lâ ilâhe illallâh benim kalemdir. Oraya giren azabımdan emin olur.'"<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2. Versiyon:</span></span><br />
Arapça:<br />
يَقُولُ اللَّهُ تَعَالَى: "لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ حِصْنِي، فَمَنْ قَالَهَا دَخَلَ حِصْنِي، وَمَنْ دَخَلَ حِصْنِي أَمِنَ مِنْ عَذَابِي."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Türkçe Okunuşu:</span></span><br />
Yekûlullâhu teâlâ: "Lâ ilâhe illallâhu hısnî, fe men kâlehâ dehale hısnî, ve men dehale hısnî emine min azâbî."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Anlamı:</span></span><br />
"Allah Teâlâ buyurur ki: 'Lâ ilâhe illallâh benim kalemdir. Kim bunu söylerse, benim kaleme girer. Kaleme giren de azabımdan emin olur.'"<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Açıklama:</span></span><br />
<br />
    "Hısn" (حصْن) kelimesi, "kale, sığınak, korunak" anlamına gelir.<br />
<br />
    Hadis, tevhid kelimesinin (Lâ ilâhe illallâh) Allah katındaki değerini ve onu samimiyetle söyleyenlerin Allah'ın koruması altında olacağını ifade eder.<br />
<br />
    Her iki versiyon da benzer anlamdadır, ancak ikincisinde "Kim bunu söylerse kaleme girer" ifadesi daha belirgindir.<br />
<br />
Kaynak olarak Camiü's-Sağir (Suyûtî) ve benzer hadis koleksiyonları gösterilebilir. Bu hadis, bazı kaynaklarda zayıf kabul edilse de, manevi önemi nedeniyle tasavvuf ve ahlak kitaplarında sıkça zikredilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hizb-i Tahsîn (Tahsin Duası) – Arapça Metni, Türkçe Okunuşu ve Anlamı</span></span><br />
<br />
Hizb-i Tahsîn, "korunma, himaye ve tevhid zikri" temelli bir duadır. Tasavvuf kaynaklarında (özellikle İmam Şâzilî ve Abdülkâdir Geylânî’nin eserlerinde) geçen bu dua, "Lâ ilâhe illallâh"ın himayesine sığınmayı ve her türlü şerden Allah’a iltica etmeyi içerir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hizb-i Tahsîn Duasının Tam Metni</span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Arapça:</span></span><br />
<br />
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ<br />
اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ كُلِّ ذِي شَرٍّ، وَأَحْتَرِسُ بِكَ مِنْ كُلِّ جَبَّارٍ عَنِيدٍ، وَأَتَحَصَّنُ بِذِكْرِكَ مِنْ كُلِّ سُوءٍ، وَأَسْتَجِيرُ بِوَجْهِكَ الْكَرِيمِ مِنْ كُلِّ مَا أَحْذَرُ.<br />
اللَّهُمَّ احْفَظْنِي بِعَيْنِكَ الَّتِي لَا تَنَامُ، وَاكْنُفْنِي بِرُكْنِكَ الَّذِي لَا يُرَامُ، وَارْحَمْنِي بِقُدْرَتِكَ عَلَيَّ، فَأَنْتَ ثِقَتِي وَرَجَائِي، يَا كَرِيمُ يَا اللَّهُ.<br />
حَسْبِيَ اللَّهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ، وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللَّهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Türkçe Okunuşu:</span></span><br />
<br />
Bismillâhirrahmânirrahîm.<br />
Allâhümme innî eûzü bike min şerri külli zî şerrin, ve ehterisu bike min külli cebbârin anîdin, ve etehassenu bi zikrike min külli sûin, ve estecîru bi vechike’l-kerîmi min külli mâ ehzeru.<br />
Allâhümme’hfaznî bi aynike’lletî lâ tenâmü, ve’knüfnî bi ruknike’llezî lâ yürâmü, verhamnî bi kudretike aleyye, fe ente seknetî ve recâî, yâ kerîmü yâ Allâh.<br />
Hasbiyallâhü ve ni’me’l-vekîl, ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhi’l-aliyyi’l-azîm.<br />
Anlamı:<br />
<br />
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla.<br />
Allah’ım! Her kötülük sahibinin şerrinden sana sığınırım. Her inatçı zorbanın şerrinden seninle korunurum. Zikrinle her türlü kötülükten sığınak talep ederim. Azabından korktuğum her şeyden senin Kerîm olan Zatına sığınırım.<br />
Allah’ım! Beni uyumayan gözünle koru, erişilmez kudretinin himayesi altına al. Bana karşı olan kudretinle bana merhamet et. Sen benim güvencim ve ümidimsin, ey Kerîm olan Allah’ım!<br />
Allah bana yeter, O ne güzel vekildir. Güç ve kuvvet ancak Yüce ve Azîm olan Allah’tandır.<br />
Bu Duanın Kaynakları ve Fazileti<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hadislerdeki Dayanak:</span></span><br />
<br />
        "Allah’ım! Senin isminle sabahlar ve akşamlarım. Senin himayenle yaşar ve ölürüm." (İbn Mâce, Dua 14)<br />
<br />
        "Kim ‘Hasbiyallâhü ve ni’me’l-vekîl’ derse, Allah ona yeter." (Buhârî, Deavât 35)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tasavvufî Kaynaklar:</span></span><br />
<br />
        İmam Şâzilî’nin "Hizbü’l-Bahr" duasında benzer korunma ifadeleri geçer.<br />
<br />
        Abdülkâdir Geylânî’nin "Gunyetü’t-Tâlibîn" eserinde tahassun (korunma) duaları vurgulanır.<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Pratik Faydası:</span></span><br />
<br />
        Sabah-akşam okunduğunda manevi bir kalkan oluşturduğuna inanılır.<br />
<br />
        Bela, nazar, sihir ve kötülüklerden korunmak için okunur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ek Bilgi: Hizb-i Tahsîn’i Kimler Okur?</span></span><br />
<br />
    Tasavvuf ehli, özellikle şeyhler bu duayı korunma (tahassun) maksadıyla zikreder.<br />
<br />
    Günlük vird olarak sabah/akşam 3-7 defa okunabilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Not:</span></span> Bu dua, hadislerde doğrudan "Hizb-i Tahsîn" adıyla geçmez ancak içerdiği korunma ayet ve esmalarıyla meşhur olmuştur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><br />
Tahsini Şerif Nedir?</span></span><br />
<br />
تحسين شريف<br />
<br />
Tahsin demek El Hısn kökünden türemiştir Şerefli Kale ve Sığınak Manası taşır. Ve Sığınılacak en Şerefli Kale Allah ve Kelamı dır çünkü Kuran‘da şöyle şöyle olunca şöyle de minvalinde bize kelimelerinin gücünü öğreten yine Allah kendisidir. Mesela Felak suresi en basit örnek deki felan felan diye öğretir. işte „Raşidi Tahsini Şerifi’ni“ Okumannın veya yanında taşımanın faydaları mesela kureyş suresınde buyurduğu üzre acıktığınızda sizi doyuran ve korktuğunuzda emanında yani kalesinde sizi koruyan bu evin rabbine kul olun manasında ayet var yani kul olmaktan kasıt O'nun kalesine ve emanına sığının gibi bir mana.<br />
<br />
Havle Binti Hakîm radıyallahu anhâ’dan rivayet edildiğine göre, “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken dinledim”<br />
dedi:<br />
<br />
“Kim bir yerde konaklar da sonra “Yarattıklarının şerrinden Alllah’ın mükemmel kelimelerine (âyet, sıfat ve isimleri) sığınırım derse, konakladığı o yerden ayrılıncaya kadar hiçbir şey ona zarar vermez.<br />
<br />
Okunuşu: "Euzü bi kelimatillahit-tammati min şerri ma halak"<br />
<br />
Anlamı: "Yarattığı şeylerin şerrinden Allah’ın tam olan kelimelerine sığınırım."<br />
<br />
(Müslim, Zikir 54, 55. Aynca bk. Tirmizî, Daavât 40)<br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle dedi:<br />
<br />
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e akrep tarafından sokulmuş bir kimse getirilirdi. Râvi dedi ki: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Eğer bu zat, yarattığı şeylerin şerrinden Allah’ın tam olan kelimelerine sığınırım, deseydi sokulmazdı, veya ona zarar veremezdi.”<br />
<br />
(Müslim, Zikir 55.)<br />
<br />
Allah’ın mükemmel kelimeleri ifadesiyle Cenâb-ı Hakk’ın  kelamı olan Kuran ayetleri ve, Peygamerin dilinden söylenen, kutsi hadisler veya normal hadisler de geçen dualar ile, işte manen O’nun şifalı sözleri  kastedilmiş  demek olmaz mı. O,nun Kelimelerinin Gücü kastedilmiş  demek olmaz mı. Esasen bunlardan hangisinin söylendiği çok önemli değildir, Burada anlatmak istediğimiz "Euzü bi kelimatillahit-tammati "  demek Allah kelamı olan ayet ve hadislerdeki dualara sığınmak demek, işte O'nun kelimelerinin  gücüne sığınmak demektir, kelimler söylenince ise, bir frekans yayılımı söz konusudur, yani öyle olunca, dua ve ayetler okunarak Allah'ın kelamının frekans gücü  demek olur, onun ile o frekanslar ile  "min şerri mâ halak" denmesi de yani yarattığı şerli herşeye karşı gelebilen bir silah demek olur, bu frekans ve dua ve zikir silahı yani. Hadisler de "Eûzü bi-kelimâtillâhi’t-tâmmeti" sözleriyle başlayan, muhtelif yerlerde ve zamanlarda okunması tavsiye edilen başka dualar da vardır.<br />
<br />
işte „Raşidi Tahsini Şerifi’ni“ Okumannın veya yanında taşımanın faydaları : Okuyanlar veya yanında taşıyanlar Düşmanlarının şerrinden emin olurlar, fakirlik görmeden bir hayat yaşarlar, Vesveseye, unutkanlığa karşı şifadır. Tahsini Şerifi’ni düzenli okumak güzel ahlakın kapısıdır. Düşmanların şerrinden korunmak, korkulu bir yerdeyken emin ve güvende olmak için okunmalıdır. Hastalara okunması ise şifadır. Günahların affı ve sevap kazanmak için tekrar tekrar okunması gereken dualardan biridir. "Alimran" dan bir ayet vardır ki içinde "inneke entel vehhâb" olan ayet onu okuyan kimseye ömrü boyunca geçim sıkıntısı uğramaz rivayeti var. Virdimizi Okuyan Güzel ahlaka erişir, içinde Ayetel Kürsi gibi nice ayetler dualar vardır da mesela Hâdis-i şerîfte Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem: "Cibrîl bana gelip: Cinden bir ifrit sana tuzak kurmak istiyor, yatağına geldiğin zaman Ayete’l-Kürsî’yi oku. Yani yatmadan evvel Âyete’l- Kürsî’yi oku. dedi.” Buyurmuşlardır. Bunun gibi bütün sırlı ayet yani Allah Kelamı ve hadis ve dua ve salavatların toplandığı, Dua ve Zırhdır, Sığınak ve kaledir, Allah’ın kelimelerinin gücüdür.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">TAHSiNi ŞERiF DUASININ ARAPÇASI</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tahsini Şerif Li Raşidiye</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">التحصين الشريف</span></span><br />
<br />
بسم الله الرحمن الرحيم<br />
<br />
وصلَّى الله على سـيدنا محمد وعلى آلـه وصحبه وسلَم تسليماً ، اللهم إنى أسـألك<br />
بالعرش والكرسي والنور الذى عليه سيدنا محمد صلى الله عليه وسلم أن تسـخر لى<br />
قلب من أحوجتنى إليه وإن تكفـينى شـر من يقـدر على ولا أقدر عليه يا مـن بيده  <br />
ملكوت كل شئ أنت عالمٌ به وقادرٌ عليه ، تحصنت بالحصن الذى أسسه الله سُـورُهُ<br />
لا إله إلا الله بابه محمدُ رسـول الله مِفتاحه لا حول ولا قوة إلا بالله من أراد لى سوءً<br />
خذله الله همساً همساً ، لمساً لمساً ، لموساً لموساً ، مأموناً مأموناً ، أنا الأسد سهمى<br />
نفذ منه المدد لا أُبالى من أحـد بفضل<br />
بسم الله الرحمن الرحيم  .<br />
قل هو اللهُ أَحَدٌ . اللهُ الصَّمَدُ. لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ <br />
قل هو اللهُ أَحَدٌ . اللهُ الصَّمَدُ. لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ <br />
قل هو اللهُ أَحَدٌ . اللهُ الصَّمَدُ. لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ <br />
إذا أحاط البلاءُ من سدرة المنتهى ، أن تكفينى شـر من أمر على ونهى ، اللهـم إن<br />
جاؤنى فردهـم ، وإن بغـوا على فهـدهم ، فإنك أنت الله ربى وربهم ، ورب الخلائق كلِهم<br />
فَسَيَكفِيكَهُمُ اللَّهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ<br />
فَسَيَكفِيكَهُمُ اللَّهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ<br />
فَسَيَكفِيكَهُمُ اللَّهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ<br />
  فإن تولـوا فقل حسبي الله لا إله<br />
إلا هو عليه توكلت وهو رب العـرش العظـيم ، ولا حول ولا قوة إلا بالله العلي العظيم <br />
وصلى الله على سيدنا محمدٍ وعلى آله وصحبه وسلَم تسليماً ، والحمد لله رب العالمين.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">( انتهى التحصين الشريف )</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Okuma Usulü :</span></span><br />
En Az Günde Bir Defa veya En Fazla Günde iki Defa Sabah ve ikindi'den sonra okunup zikredilir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">TAHSiNi ŞERiF DUASININ TÜRKÇE OKUNUŞU</span></span><br />
<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve sallallahu ala seyyidina Muhammedin ve ala elihi ve sahbihi ve selleme teslimen. Allahümme inni eselüke bil arşi velkürsiyyi venuri ellezi aleyhi seyyidüne Muhammedün sallallahü aleyhi ve sellem en tüsahhira li galbe men ahvecteni ileyhi ve en tekfiyeni şerre men yagdirü aleyye vela agdirü aleyhi ya men biyedihi melekütü külli şeyin ente alimün bihi ve gadirün aleyhi tehassentü bilhisni ellezi essessehüllahü sürühü La ilahe illallahü, babühü Muhammedün Resullulahi<br />
miftahühü La havle vela kuvvete illa billahi men erade li süen hazelehüllahü hamsen hamsen lemsen lemsen lemüsen lemüsen me´münen me´münen enel esedü sehmi nefeze minhül mededü La übali min ehadin Bifazli (Bismillahirrahmenirrahim 3 külhü) Allahümme Ya cemilessetri iz ehatelbelaü min sidretül münteha en tekfiyeni şerre men emere alleyye ve neha. Allahümme in ceuni ferrüddehüm vein begav alleyye fehüddehüm feinneke entellahü Rabbi ve Rabbühüm ve Rabbül halaigi küllihim. (Feseyekfikehümüllahü vehüvessemiul alim. 3 defa) Fein tevellev fegul hasbiyallahü La ilahe illa hüve aleyhi tevvekeltü vehüve Rabbül arşil azim vela havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim Ve sallalahü ala seyyidina Muhamedin ve ala elihi ve sahbihi ve selleme teslimen Velhamdülillahi Rabbil Alemin<br />
<br />
Okuma Usulü :<br />
<br />
En Az Günde Bir Defa veya En Fazla Günde iki Defa Sabah ve ikindi'den sonra okunup zikredilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">TAHSiNi ŞERiF DUASININ TÜRKÇE ANLAMI</span></span><br />
<br />
Tahsin-i Şerif Duasının Türkçe Anlamı:<br />
<br />
"Rahman ve Rahim Olan Allah'ın Adıyla<br />
Allah'ın salât ve selamı Efendimiz Muhammed'in, âlinin ve ashabının üzerine olsun.<br />
<br />
Ey Allah'ım!<br />
Arşın, Kürsî'nin ve üzerinde Hz. Muhammed (s.a.v.)'in nurunun hakkı için senden diliyorum:<br />
<br />
    Beni muhtaç ettiğin kişinin kalbini bana boyun eğdir,<br />
<br />
    Bana gücü yeten ama benim gücümün yetmediği kimselerin şerrinden beni koru!<br />
<br />
Ey her şeyin mülkü elinde olan!<br />
Sen her şeyi bilir ve her şeye gücü yetensin.<br />
<br />
    Allah'ın kurduğu "La ilahe illallah" suruna,<br />
<br />
    Kapısı "Muhammed Resulullah" olan,<br />
<br />
    Anahtarı "La havle ve la kuvvete illa billah" bulunan bu sağlam kaleye sığınıyorum.<br />
<br />
    Bana kötülük isteyeni Allah kahretsin! (Fısıltıyla, dokunuşla, her türlü gizli kötülüğe karşı.)<br />
<br />
    Ben aslanım, oklarım işler; Allah'ın yardımıyla hiç kimseden korkmam!<br />
<br />
(Rahman ve Rahim Olan Allah'ın Adıyla)<br />
"De ki: O Allah birdir. Allah Samed'dir. Doğurmamış ve doğmamıştır. Hiçbir şey O'nun dengi değildir." (İhlas Suresi, 3 defa)<br />
<br />
Ey Allah'ım!<br />
<br />
    Sidretü'l-Münteha'dan belalar kuşattığında,<br />
<br />
    Emreden ve yasaklayanların şerrinden beni koru!<br />
<br />
    Eğer bana gelirlerse geri çevir,<br />
<br />
    Bana saldırırlarsa helak edersin!<br />
    Çünkü sen benim de, onların da, tüm yaratılmışların da Rabbisin.<br />
    "Allah onlara karşı sana yeter. O, işitendir, bilendir." (3 defa)<br />
<br />
Eğer yüz çevirirlerse de ki:<br />
"Allah bana yeter. O'ndan başka ilah yoktur. Ben O'na dayandım. O, büyük Arş'ın Rabbidir. Güç ve kuvvet ancak Allah'ındır."<br />
<br />
Allah'ın salât ve selamı Efendimiz Muhammed'in, âlinin ve ashabının üzerine olsun. Hamd, âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur."<br />
<br />
Okuma Usulü:<br />
Günde en az 1 veya en fazla 2 defa (sabah ve ikindiden sonra) okunup zikredilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kelime-i Tevhid'in Sırları<br />
<br />
Kelime-i tevhid zikrinin sırları nelerdir?</span></span><br />
<br />
La Tahzen-Üzülme<br />
<br />
La ilahe illallah demek 99 belayı önler. Bunun en aşağısı sıkıntıdır.<br />
<br />
La Tahzen-Üzülme<br />
<br />
Rol modelin Allah Resülü olsun, çünkü O, kendisine tabi olanı mutluluğa götüren en büyük lider, kurtuluş ve başarıya götüren en büyük mürşittir.<br />
<br />
La Tahzen-Üzülme<br />
<br />
Harama bakan, kalbine gam ve kederden başkasını ekmez, mutlu olan kişi Rabbinden korkup da gözlerini haramdan saklayandır.<br />
<br />
“La İlahe İllah” ın Sırrı<br />
<br />
Kelime-i Tevhid; iman ile küfrü, saadet ehli ile sefalet ehlini tefrik eden, birbirinden ayıran en önemli kelimedir... “Lailahe illallah”, üzerine bütün salih amellerin inşa edildiği bir temeldir aynı zamanda. Temelsiz binanın yıkılmaya mahkûm olması gibi, önemli olsa da onun üzerine bina edilmeyen her iş, her amel, Kur’ani ifadeyle “hebaen mensura” yani havada uçuşan toza dönüşerek yok olmaya mahkûmdur.<br />
<br />
 “La ilahe illah”  yani “Allah’tan başka ilah yoktur” başka ne anlama geliyor?<br />
<br />
Allah’tan başka ilah yoktur demek;<br />
<br />
Hak ve adaletin er veya geç bir gün mutlak surette yerine gelmesi demek…<br />
<br />
Merhamet demek, mağfiret demek…<br />
<br />
Allah’tan başka ilah yoktur demek;<br />
<br />
Gözyaşlarının boşa akmaması, sabrın meyvesiz, hayrın ve şerrin karşılıksız kalmaması, cinayetin, cürmün kısassız kalmaması demek…<br />
<br />
Allah’tan başka ilah yoktur demek;<br />
<br />
Endişelerin bertaraf olması, hakkın sahibine verileceğinin garantisi demek. Dolayısıyla kalbin itminana kavuşması, nefislerin huzura, gönüllerin sükûna ermesi demek…<br />
<br />
Allah’tan başka ilah yoktur demek;<br />
<br />
Cimriliğin değil, Kerem sahibinin kainatı yönetmesi demek…<br />
<br />
Verdiğini geri almak Kerimliğin doğasında yoktur. Hayatı bize bahşeden Allah c.c, ölüm ile onu bizden almaz. Ölüm asla ve hâşâ bize bahşedilen hayatın elimizden alınması değildir. Aksine ölüm, “lailahe illah”ı hakkıyla söyleyenler için nihayetsiz güzeller güzeli yepyeni bir hayatın bahşedilişi demektir.<br />
<br />
Allah’tan başka ilah yoktur demek;<br />
<br />
Kâinattaki yaratılmışlar içinde hiçbir abesliğin, kusurun bulunmaması demektir...<br />
<br />
Her şeyde bir hikmet vardır demek... Her olayın ardında bir hikmet vardır demek… Her yaratılmışın bir hikmeti vardır demek…  Acının,  kederin, hastalığın, hüznün, acizliğin, zayıf ya da güçlü olmanın ardında hep bir hikmet var demek.<br />
<br />
Allah’tan başka ilah yoktur demek;<br />
<br />
Kederlerimizin, dertlerimizin, sıkıntılarımızın, kusurlarımızın, hatalarımızın Rahman’ın sonsuz rahmetinde erimesi demek…<br />
<br />
Allah’tan başka ilah yoktur demek;<br />
<br />
Bütün güç ve kudretin O’nun elinde olması demek… Bütün ilimlerin sonsuz bilgisine O sahip demek… Bütün arzu ve isteklerimizin O’nun elinde olması demek…<br />
<br />
Allah’tan başka ilah yoktur demek;<br />
<br />
O’ndan kaçış yok, aksine kaçış O’na demek…<br />
<br />
O, bütün kullar için sığınılacak makam demek…<br />
<br />
Sıkıntılarımız, dertlerimiz, kederlerimiz için niyazda bulunup yakaracağımız en büyük kapı demek…<br />
<br />
Velhasıl,  özellikle gönlü daralan mümin için ihlas ile, La ilahe illah demek;<br />
<br />
Yalnız olmamak demek… Kurtuluş demek… İki cihan huzuru ve mutluluğunu garanti etmek demek… <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kelime-i Tevhid'in Önemi ve Fazileti</span></span><br />
<br />
Kelime-i tevhîdin Allah katındaki yüksek kıymetini şu hâdise de ne güzel ifâde eder:<br />
<br />
Bir mümin ebedî saâdet ve saltanata erebilmek için, ömür boyu kelime-i tevhîdin muhtevâsı içinde yaşamaya gayret etmesi şarttır. Yani kul, Allahʼtan gayrı zâhirî ve bâtınî bütün ilâhları reddedip gönlünü Allah inancıyla doldurur ve son ânına kadar bu minvâl üzere bir hayat yaşarsa, îmân ile can verip Cennetʼe nâil olması ümîd edilir. İstisnâlar hâriç, bu hakîkate zıt bir hayat yaşayan kimsenin son nefeste, “Lâ ilâhe illâllâh” diyebilmesi çok zordur. Nitekim bir hadîs-i şerîfte de:<br />
<br />
“Bir kimse son nefeste (hâlis bir kalp ile) kelime-i tevhîd getirirse, Cennetʼe girer...” buyrulmuştur. (Hâkim, Müstedrek, I, 503)<br />
<br />
Zira diğer bir hadîs-i şerîfte de;<br />
<br />
“Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz, nasıl ölürseniz o şekilde haşrolunursunuz.” buyrulmuştur. (Münâvî, Feyzüʼl-Kadîr, V, 663)<br />
<br />
Ubeydullah Ahrâr Hazretleri nakleder ki:<br />
<br />
“Bir aziz zât, Nakşibend Hazretleri’ni vefatından sonra rüyasında görmüş ve ona:<br />
<br />
«–Ebedî kurtuluşumuz için ne yapalım?» diye sormuş. Hâce Hazretleri şu cevâbı vermiş:<br />
<br />
«–Son nefeste neyle meşgul olmak gerekiyorsa onunla meşgul olun!» Yani, son nefeste nasıl ki tamamen Hak Teâlâ’yı düşünmeniz lâzımsa, hayatınız boyunca da o şekilde uyanık olunuz!”<br />
<br />
Bu yüzden ömür boyu, son nefesi îmân ile verebilmenin hazırlığı içinde bulunmak gerekir. Aksi takdirde, yani tevhîd muhtevâsında bir kulluk hayatı yaşamadan, sadece kelime-i tevhîdi söylemekle kurtulacağını ummak, boş bir hayaldir. <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><br />
'Kelime-i Tevhid'in Getirisi Nedir?</span></span><br />
<br />
Diyanet İşleri Başkanlığı bu seneki Kutlu Doğum Haftası etkinliklerine “Hz. Peygamber, Tevhid ve Vahdet” konusunu ana tema olarak belirliyor. İ. Lütfi Çakan'ın kaleme aldığı bu yazıda da "tevhid ve vahdet" konusu işleniyor. <br />
<br />
Tevhid sözlükte birlemek, terim olarak ise, Allah’ın birliği demektir. Kısaca, ”La ilahe illellah=Allah’tan başka kulluk edilecek ilah yoktur” cümlesi ile ifade edilir.<br />
<br />
Tevhid inancı, Allah Teâlânın tartışılmaz vahdâniyetinin/tekliğinin kabul ve tasdik edilmesidir. Bunun en özlü ve yalın anlatımı İhlas suresi’ndedir: “De ki; O Allah, tekdir, birdir. Bütün varlıklar O’na muhtaç, fakat O, hiçbir şeye muhtaç değildir. Doğurmamış ve doğrulmamıştır. Hiçbir şey O’­na denk olmamıştır.”<br />
<br />
Tevhîd inancı, tevhîd dışı her çeşit inancı reddetmeyi gerekli kılar. Çünkü tevhid, uluhiyette Allah Teâlâ’nın yegâneliğini kabullenmek demektir. Böylesi bir inancın tabiî sonucu kullukta da aynı birliğe sahip çıkmaktır. Allah’tan başkasını, (O’nun yerine koyup ya da O’na ortak tutup) kulluğa la­yık bulmamaktır. Bunun prensibini de yüce kitabımızın ilk suresi Fatiha’da bulmaktayız: “Yalnız sana kulluk ederiz.”<br />
<br />
Böylesi bir tevhid inancı ve sonucuna yönelik aydınlatıcı bilgiyi Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz ile Muaz b. Cebel radıyallahu anh arasında geçen şu muhâverede (diyalog) bulmaktayız:<br />
<br />
Muâz b. Cebel radıyallahu anh’den (v.18) nakledildiğine göre;<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
- “Ey Muâz! Allahın, kullar üzerindeki hakkı nedir, bilir misin?” buyurdu. Muâz:<br />
<br />
- Allah ve Resûlü bilir” dedi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
- “Allah’ın, kullar üzerindeki hakkı, sadece O’na kulluk etmeleri ve hiç bir şeyi O’na ortak koşmamalarıdır.”<br />
<br />
- Peki Kulların Allah üzerindeki hakları nedir, onu bilir misin? buyurdu. Muâz;<br />
<br />
- Allah ve Resûlü bilir” dedi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem;<br />
<br />
- “(Hiç bir şeyi kendisine ortak koşmayan) kulları cezalandırmamasıdır, “ buyurdu.<br />
<br />
Bazı rivayetlerde şu ilave de bulunmaktadır. Muâz:<br />
<br />
- Ey Allah’ın Resûlü! Bunu insanlara müjdeleyeyim mi? dedi. Hz. Peygamber:<br />
<br />
- “Müjdeleme! Gevşeyiverirler” buyurdu.<br />
TEVHİDLE İLGİLİ İKİ NOKTA<br />
<br />
Bu hadîs-i şerîf, en kısa ve kestirme ifadesiyle, “hak” kavramı üzerinden tevhid’in gereğini, Allah’a kulluk etmek ve hiç bir şeyi ona eş-ortak kılmamak diye; getirisini ise, bu gereği yerine getiren muvahhid kulların, Allah Teâla tarafından cezalandırılmaması olarak açıklamaktadır. Hiç kuşkusuz bu büyük bir lütuf ve müjdedir.<br />
<br />
İşte tam da bu noktada, yani Allah’ı bir bilip sadece O’na kulluk noktasında günün Müslümanları olarak bizler ne durumda bulunuyoruz? Bu da bizim sorunumuz olarak pek önemlidir.<br />
<br />
Merhum Muhammed İkbal’in dediği gibi “din aşktır.” Bu aşkı, iman ve amel yani söylem ve eylem olarak ortaya koyabilmek tevhid inancının gereğini yerine getirmek demektir. Şu hadîs-i şerîf, tevhid tebliğcisi bütün peygamberleri kapsa­mak üzere bir genel tespitte bulunmaktadır:<br />
<br />
“Ben ve benden önceki pey­gamberlerin en önemli ikrar ve çağrısı, ‘bir olan, eşi-ortağı bulunmayan Allah’tan başka tanrı yoktur’ sözüdür.”<br />
<br />
Burada bir noktaya özellikle işaret etmekte fayda vardır. Hadisimizi, Muâz hadisini ve benzeri rivayetleri delil getirmek suretiyle kimileri kelime-i tevhid’in la ilahe illellah demekten ibaret olduğunu Muhammedu’r-resulullah denilmesine gerek olmadığını ileri sürebiliyorlar. Kimi müsteşrikler de kelime-i tevhid ve kelime-i şehâdette yer alan Hz. Peygamber’in nübüvvetini/peygamberliğini kabul etmeyi bir zaaf olarak değerlendirmektedirler. Oysa, “nübüvvet inancının tevhid ilkesini zedelediği” anlamına gelen bu zaaf iddiası; uluhiyet-beşeriyet ve yine uluhiyet - ubudiyet kavram ve statülerini kesin çizgilerle tespit ve tayin etmiş olan İslâm için söz konusu olamaz. Yüce Yaratıcıya zaaf isnad etmek demek olan böyle muhal, böyle akla zarar bir iddiayı, kelime-i tevhid’in bölünmesine gerekçe yapma düşüncesi asla kabul edilemez.<br />
<br />
Öte yandan bilinen bir gerçektir ki, bütün peygamberler tevhid inancını telkin ve tebliğ etmişlerdir. Pek tabii olarak her Peygamber kendi ümmetine “Ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. O halde Allah’tan korkun ve bana uyun/itaat edin” çağrısında bulunmuştur. Peygamber Efendimize de “Eğer Allah’ı seviyorsanız. bana uyun, de!” emri verilmiş bulunmaktadır. Bu demektir ki tevhid tebliğcisi her peygamber, tevhid çağrısında La ilahe illellah cümlesinin peşine kendisine uyulmasını eklemiştir. Çünkü kendisine uyulmasını isteyen herhangi bir peygamberin, peygamberliği kabul ve tasdik edilmeden ona uymak ve La ilahe illellah ikrarını içselleştirmek gerçekleştirilemez. Dolayısıyla Kelime-i tevhid’in asıl ve değişmeyen cümlesi La ilahe illellah”tır. Kıyamete kadar Peygamber Efendimizin risaleti geçerli olduğu için ümmet-i Muhammed açısından kelime-i tevhid, “La ilahe illellah Muhammedu’r-resulullah” cümlelerinden oluşmaktadır. Hem zaten ne zaman nerede la ilahe illellah denilse, Muhammedü’r-resulullah açıktan dile gerilmese bile zımnen söylenmiş kabul edilir. Çünkü tevhid inancının ve Allah sevgisinin temelinde -Al-i imran (3), 31’de açıklandığı gibi- Hz. Peygamber’i “Muhammedü’r-resûlüllah” olarak kabul edip ona uymak gerekir.<br />
<br />
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in, Ben ve benden önceki pey­gamberlerin en önemli ikrar ve çağrısı, ‘bir olan, eşi-ortağı bulunmayan Allah’tan başka tanrı yoktur’ sözüdür” beyânı, insanlığın en önemli dâvasını, Allah’ın birliği ilkesinin gönüllere yerleşmesi ve oradan da günlük hayata yansıması ola­rak tespit etmektedir. Hiç kuşkusuz bu yansıma tevhid inancı ekseninde bir vahdet, birlik ve dirlik hayatı olarak gerçekleşecektir.<br />
<br />
Yok eğer durum, “Gerçi lâ ilâhe sesi gelirse de, kalbten gitmiş, yalnız dudakta kalmıştır” diye İkbal’in yakındığı gibi ise, ya da Enes b. Mâlik radıyallahu anh’ın (v. 93) karşılaştığı bir grup Müslümanı “Lâ ilahe illellah” sözünüz dışında Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem zamanında görmeye alıştığım hiçbir özelliği sizde göremiyorum.” diye uyardığı gibi ise, yani tevhid inancı amel/eylem olarak ortaya konulamıyorsa, tevhid ikrarında aranan “muhlisan min kalbih gönülden, içtenlikle, aşk ile” vasfı kaybolmuş demektir. Böyle bir durumda hadis-i şerifte verilen müjdeye talib olmak ya da tevhidin getirisine kavuşmak nasıl mümkün olacaktır? Nitekim bu noktadaki problem, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in, hadisin ortaya koyduğu gerçeği “gevşeyiverirler” buyurmak suretiyle Hz. Mu’az’ın müjdelemesine müsaade etmemiş olmasından da anlaşılmaktadır. Amelin birlikteliğinden soyutlanmış sade bir ikrar, insanı içi boş bir güvene sürükleyip aldatabilir. Tevhid inancı olmadan yapılacak amelin ise, zaten herhangi bir değeri söz konusu değildir.<br />
<br />
Sözün özü, hadis-i şerifteki müjdeden, kulluk görevlerinden muâfiyet anlamı çıkarılamaz. Kimilerinin “biz hakikate erdik, şer’i mükellefiyetlerden kurtulduk” gibi lakırdıları tam bir sapkınlık ve aldanmışlık söylemi ve göstergesidir. İbadet muâfiyetinin peygamberlere ve dolayısıyla söz konusu müjdeli haberi bizzat veren Peygamber Efendimiz’e bile tanınmamış olduğu unutulmamalıdır.<br />
<br />
Bu demektir ki hem tevhid’in gereği olan lâ ilahe illellah Muhammedür-resulullah ikrarı tam bir güven ve ihlas ile ifade edilecek hem de tevhidin getirisine ulaşmak açısından peygamber örneğine uygun olarak kulluk görevleri yerine getirilecektir.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bir mecliste oturup konuşan kimse kalkmadan önce Bu duayı okursa hataları affolunur]]></title>
			<link>https://rasitu.de/showthread.php?tid=33830</link>
			<pubDate>Thu, 19 Dec 2024 23:47:36 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://rasitu.de/member.php?action=profile&uid=8">Hamdullah</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://rasitu.de/showthread.php?tid=33830</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Peygamberimizin: Bir mecliste oturup olumsuz şeyler konuşan kimse kalkmadan önce Bu duayı Okursa konuşurken yaptığı  hataları affolunur dediği dua</span></span><br />
<br />
Peygamberimiz (asm), "Bir mecliste gürültü çıkarıp olumsuz şeyler konuşan kişi kalkmadan önce 'Sübhanekellahümme ve bihamdike lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbü ileyk.' derse, o mecliste konuştuğu şeyler affedilir." buyurmuştur. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Tirmizi, Daavat, 39)</span></span><br />
<br />
Ebu Davud’da geçen rivayetler ise şöyledir:<br />
<br />
    “(Bir takım) kelimeler vardır ki bir kişi meclisinden kalkarken onları okuyacak olursa, o kişiden (bu mecliste sadır olan hatalar) bu kelimeler sebebiyle mutlaka affedilmiş olur. Bir kimse bu kelimeleri bir hayır ya da zikir meclisinde okursa, bu meclis bu kelimeler sebebiyle o kimse için ha­yırla sonuçlanmış olur. Tıpkı sayfa üzerinde mühür basılır gibi (bu meclisin sonuna da hayır mührü basılmış olur. Sözü geçen kelimeler şunlardır:)<br />
<br />
    "Sübhanekellâhümme ve bihamdike; lâ ilahe illâ ente; estağfiruke ve etûbu ileyk: Ey Allah'ım seni (noksan sıfatlardan) tenzih ederim. Senden başka (hakiki) bir ilah yoktur, senden af diliyor ve sana tövbe ediyorum." <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Ebu Davud, Edeb 32)</span></span><br />
<br />
Rasûlullah (asm) meclisten kalkmak istediği zaman (meclisin sonunda "Sübhanekellâhümme ve bihamdik, eşhedü enlâ ilahe illâ ente estağ­firuke ve etûbe ileyk: Ey Allah'ım seni (şanına yakışmayan her sıfattan) tenzih ederim. Senden başka (gerçek) bir ilah olmadığına şahitlik ede­rim. Senden af dilerim ve sana tövbe ediyorum." derdi.<br />
<br />
Bir gün Rasûlullah (asm.) meclisinden kalkarken bu kelimeleri oku­yunca orada bulunan) bir adam:<br />
<br />
- Ey Allah'ın Rasulü, sen (bugün) daha önce söylemediğin bir söz söylüyorsun (bu sözü niçin söylüyorsun?) dedi de:<br />
<br />
(Rasûlullah) (asm)<br />
<br />
- “Mecliste (geçen süre içerisinde orada bulunanlardan sadır) olan hataları örter (de onun için bunları söylüyorum)." buyurdu. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Ebu Davud, Edeb 32)</span></span><br />
<br />
Bu konuyla ilgili hadis-i şeriflerde sözü geçen duaların, bir meclisten kalkarken okunması halinde, okuyan kimsenin o mecliste işlediği küçük günahlara kefaret olacağı ifade edilmektedir.<br />
<br />
Bu mevzuda Hz. Ali'den rivayet edilen bir hadis-i şerif de şu mealdedir:<br />
<br />
    "Her kim (ahirette) sevabının büyük ölçülerle ölçülebilecek kadar çok olmasını isterse, meclisin sonunda:<br />
<br />
    Sübhane rabbike rabbil iz­zeti amme yesifûn ve selâmün alel mürselîn ve'l hamdü lillahi rabbil âlemin. (Senin izzet sahibi Rabbin, unların yakıştırdığı nitelemelerden münezzehtir. Bütün peygamberlere selâm olsun! Âlemlerin rabbi olan Allah'a hamdolsun.) desin." (Saffet, 37/180, 181, 182) desin. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Muhammed b. Allan, el-Fütühatü'r Rabbâniyye, VI, 170-171)</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bir Meclisten (Sohbet veya Bir Toplantıdan) Kalkınca Okunacak Dua</span></span><br />
<br />
Peygamber (s.a.s.) Efendimiz’in bir meclisten kalkarken okuduğu dualar.<br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kim bir mecliste oturur ve orada bir sürü faydasız ve mânasız sözlerle vakit öldürür de o meclisten kalkmadan önce, Sübhâneke Allahümme ve bihamdike eşhedü en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyke: Allahım! Seni her türlü noksan sıfatlardan tenzih ve hamdinle tesbih ederim. Senden başka bir ilâh olmadığını kesinlikle belirtirim. Senden bağışlanmamı diler ve sana tövbe ederim, derse, o mecliste yapmış olduğu hataları bağışlanır.” <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Tirmizî, Daavât 39)</span></span><br />
<br />
***<br />
<br />
Ebû Berze radıyallahu anh şöyle dedi:<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem meclisten kalkmak istediğinde, son söz olarak şöyle dua ederlerdi:<br />
<br />
“Sübhâneke Allahümme ve bihamdike eşhedü en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyke”: “ Allahım! Seni her türlü noksan sıfatlardan tenzih ve hamdinle tesbih ederim. Senden başka bir ilâh olmadığını kesinlikle belirtirim. Senden bağışlanmamı diler ve sana tövbe ederim.” Bunun üzerine bir adam:<br />
<br />
– Ey Allah’ın Resûlü! Şüphesiz ki sen, daha önce söylemediğin bir söz söylüyorsun! dedi. Resûl-i Ekrem:<br />
<br />
“Bu söylediğim sözler, mecliste işlenen hata ve kusurlara keffârettir” buyurdu. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Ebû Dâvûd, Edeb 27)</span></span><br />
Hadisleri Nasıl Anlmalıyız?<br />
<br />
İnsanoğlu yaratılışı icabı başkalarıyla bir arada yaşamaya, bazı ihtiyaçlarını diğer insanlar vasıtasıyla yerine getirmeye mecburdur. Herkes, her ihtiyacını kendi üretemez. Üretilen ürünler, bütün insanların ihtiyacını karşılamaya yöneliktir. Bütün bunları bir nizam ve intizam içinde yapabilmek için, aralarında bir işbirliği sağlamaya, birbirleriyle konuşup anlaşmaya ihtiyaçları vardır. Ayrıca sevinçlerini ve kederlerini paylaşma gibi bir görevleri de bulunmaktadır.<br />
<br />
Aralarında çıkan problemleri meclislerde, toplantı mekânlarında konuşarak hallederler. Bütün bunları yaparken birtakım kaide ve kurallar, edep ve terbiye prensipleri geliştirmişlerdir. Bir dine bağlı olsun veya olmasın bütün insanlar bu ihtiyaçlarını aynı şekilde gidermek zorundadırlar. Dinin ortaya koyduğu inanç, ahlâk ve hukuk prensipleri bizlere bu yönde de yol gösterir. Çünkü ilâhî dinler, insan hayatının her alanını düzenleyici temel kurallar ortaya koyar.<br />
<br />
Özellikle İslâm dini, insanlığa gönderilen son ilâhî din olduğu için bütün dinlerden farklı olarak, kıyamete kadar geçerli olacak prensipler vaz etmiştir. Meclislerin ve bu meclislerde oturanların âdâbını düzenleyen kurallar da bu cümleden sayılır. Onun için konunun üzerinde ayrıntılarına kadar durulduğunu görmekteyiz. Bütün iyi niyetli gayretlere ve uyulması istenilen kaidelere rağmen, insanların bulunduğu yerde birtakım günahların, hata ve kusurların olabileceği ihtimâlden uzak tutulamaz. İşte bu sebeple hayatın her alanını kapsayan dua, Allah’tan af ve mağfiret dileme ve tövbe kapısına yönelme, meclislerimizde de başvurmamız gereken son tedbir olarak karşımıza çıkar.<br />
<br />
Resûl-i Ekrem Efendimiz, bu iki rivayette bizlere bir meclisten ve toplantı mahallinden kalkarken okuyacağımız duayı öğretmişlerdir. Esasen her Müslümana, tercümelerini verdiğimiz bu duanın aslını öğrenerek katıldıkları toplantıların sonunda okumaları tavsiye olunur. Tercümenin asıl metni tam yansıtamadığı ve kapsayamadığı alanların en başında duaların geldiğini aklımızdan çıkarmamalıyız.<br />
Hadislerden Öğrendiklerimiz<br />
<br />
    Müslümanlar, bir araya geldikleri meclislerde ve toplantılarda ellerinden geldiği ve güçleri yettiği nisbette lüzumsuz, faydasız ve anlamsız sözlerden sakınmalıdır.<br />
    Bir meclisten ve toplantı mahallinden kalkmadan önce son sözlerimiz Allah’a dua etmek olmalıdır.<br />
    Duanın en makbulü me’sûr olanlar, yani Peygamber Efendimiz’in öğrettikleridir.<br />
    Meclisten kalkmadan önce okunan me’sûr dualar, o mecliste işlenen küçük günahlara, hata ve kusurlara keffârettir.<br />
<br />
Âişe vâlidemiz şöyle anlatıyor:<br />
<br />
Hz. Peygamber bir yerde oturduklarında ya da namaz kıldıklarında bazı kelimeler söylerlerdi. Bir gün bu kelimeleri niçin söylediklerini sorduğumda şöyle buyurdular: "Eğer insan hayırlı şeyler söylemişse bu kelimeler kıyamete kadar onun üzerinde bir mühür gibi durur. Yok eğer kötü şeyler söylemişse bu kelimeler onun keffareti olur".<br />
<br />
Hz. Peygamber'in söyledikleri kelimeler şunlardı:<br />
<br />
"Sübhâneke Allâhümme ve bihamdike. Lâ ilâhe illa ente. Estağfiruke ve etûbu ileyke<br />
<br />
(Ey Allah'ım! Hamdinle söylüyorum ki sen ortaktan münezzehsin. Senden başka ilah yoktur. Senden bağışlanma diliyorum ve tevbe ederek herşeyden sana dönüyorum)".<br />
<br />
Hz. Peygamber son zamanlarında bir meclisten ayrılmak istediklerinde "Sübhâneke Allahümme ve bihamdike. Eşhedü en lâ ilâhe illa ente. Estağfiruke ve etûbu ileyke (Ey Allah'ım! Hamdinle söylüyorum ki sen ortaktan münezzehsin. Şehâdet ederim ki senden başka ilah yoktur.<br />
<br />
Senden bağışlanma diliyorum ve tevbe ederek her şeyden sana dönüyorum)"derlerdi. Bir gün adamın biri "Ey Allah'ın Rasûlü! Sen daha önceleri söylemediğin bazı şeyler söylüyorsun!' dedi.<br />
<br />
Bunun Üzerine Hz. Peygamber "Bu söylediğim kelimeler o mecliste işlenen hata ve günahların keffaretidir"buyurdular.<br />
<br />
Hz. Peygamber "Ve etûbu ileyk (Tevbe ederek herşeyden sana dönüyorum)"kelimelerinden sonra "Amiltû sûen ve zalemtü nefsî fağfir lî, innehû lâ yağfiru'z-zünûbe illa ente (Kötülük işledim ve nefsime zulmettim. Beni bağışla! Çünkü günahları senden başka hiç kimse bağışlayamaz)"diyorlardı. Bir gün sahabiler "Ey Allah'ın Rasûlü! Bu sözleri daha önce söylemiyordunuz!"dediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber "Evet Cebrail bana gelerek "Ey Muhammed! Bu kelimeler meclisteki hataların keffaretidir' dedi"buyurdu (1).<br />
<br />
[1] Bu ve bundan önceki iki hadis: Terğib III/72 (Sırasıyla 1- İbn Ebi'd-Dünya, Nesaî, Hâkim ve Beyhakî'den. Lafız İbn Ebi'd-Dünya ile Nesâî'ye aittir. 2- Ebu Dâvud, Ebu Berze el-Eslemî'den. 3- Nesâi, Hâkim, Taberânî -üç kitabında da muhtasar olarak-, Râfi' b. Hadîc'den. Bir önceki hadis'e ek olarak).<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">DUA 2</span></span><br />
<br />
<br />
أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ<br />
<br />
“Allahümme erinel hakka hakkan verzuknâ ittibâ'ahu ve erinel bâtıla bâtılan verzuknâ ictinâbehu"<br />
<br />
''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '<br />
<br />
وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ<br />
<br />
Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,<br />
Amiyn.<br />
Elfatiha maassalavat.<br />
<br />
سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ<br />
<br />
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve etûbu ileyk.<br />
<br />
 “ Allahım! Seni her türlü noksan sıfatlardan tenzih ve hamdinle tesbih ederim. Senden başka bir ilâh olmadığını kesinlikle belirtirim. Senden bağışlanmamı diler ve sana tövbe ederim.”Hadis-i Şerif; Ebû Dâvûd, Edeb 27 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaynak: </span></span><br />
<br />
Sorular ile islamiyet<br />
Riyazüs Salihin<br />
islam ve ihsan<br />
Cübbeli Ahmet</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Peygamberimizin: Bir mecliste oturup olumsuz şeyler konuşan kimse kalkmadan önce Bu duayı Okursa konuşurken yaptığı  hataları affolunur dediği dua</span></span><br />
<br />
Peygamberimiz (asm), "Bir mecliste gürültü çıkarıp olumsuz şeyler konuşan kişi kalkmadan önce 'Sübhanekellahümme ve bihamdike lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbü ileyk.' derse, o mecliste konuştuğu şeyler affedilir." buyurmuştur. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Tirmizi, Daavat, 39)</span></span><br />
<br />
Ebu Davud’da geçen rivayetler ise şöyledir:<br />
<br />
    “(Bir takım) kelimeler vardır ki bir kişi meclisinden kalkarken onları okuyacak olursa, o kişiden (bu mecliste sadır olan hatalar) bu kelimeler sebebiyle mutlaka affedilmiş olur. Bir kimse bu kelimeleri bir hayır ya da zikir meclisinde okursa, bu meclis bu kelimeler sebebiyle o kimse için ha­yırla sonuçlanmış olur. Tıpkı sayfa üzerinde mühür basılır gibi (bu meclisin sonuna da hayır mührü basılmış olur. Sözü geçen kelimeler şunlardır:)<br />
<br />
    "Sübhanekellâhümme ve bihamdike; lâ ilahe illâ ente; estağfiruke ve etûbu ileyk: Ey Allah'ım seni (noksan sıfatlardan) tenzih ederim. Senden başka (hakiki) bir ilah yoktur, senden af diliyor ve sana tövbe ediyorum." <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Ebu Davud, Edeb 32)</span></span><br />
<br />
Rasûlullah (asm) meclisten kalkmak istediği zaman (meclisin sonunda "Sübhanekellâhümme ve bihamdik, eşhedü enlâ ilahe illâ ente estağ­firuke ve etûbe ileyk: Ey Allah'ım seni (şanına yakışmayan her sıfattan) tenzih ederim. Senden başka (gerçek) bir ilah olmadığına şahitlik ede­rim. Senden af dilerim ve sana tövbe ediyorum." derdi.<br />
<br />
Bir gün Rasûlullah (asm.) meclisinden kalkarken bu kelimeleri oku­yunca orada bulunan) bir adam:<br />
<br />
- Ey Allah'ın Rasulü, sen (bugün) daha önce söylemediğin bir söz söylüyorsun (bu sözü niçin söylüyorsun?) dedi de:<br />
<br />
(Rasûlullah) (asm)<br />
<br />
- “Mecliste (geçen süre içerisinde orada bulunanlardan sadır) olan hataları örter (de onun için bunları söylüyorum)." buyurdu. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Ebu Davud, Edeb 32)</span></span><br />
<br />
Bu konuyla ilgili hadis-i şeriflerde sözü geçen duaların, bir meclisten kalkarken okunması halinde, okuyan kimsenin o mecliste işlediği küçük günahlara kefaret olacağı ifade edilmektedir.<br />
<br />
Bu mevzuda Hz. Ali'den rivayet edilen bir hadis-i şerif de şu mealdedir:<br />
<br />
    "Her kim (ahirette) sevabının büyük ölçülerle ölçülebilecek kadar çok olmasını isterse, meclisin sonunda:<br />
<br />
    Sübhane rabbike rabbil iz­zeti amme yesifûn ve selâmün alel mürselîn ve'l hamdü lillahi rabbil âlemin. (Senin izzet sahibi Rabbin, unların yakıştırdığı nitelemelerden münezzehtir. Bütün peygamberlere selâm olsun! Âlemlerin rabbi olan Allah'a hamdolsun.) desin." (Saffet, 37/180, 181, 182) desin. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Muhammed b. Allan, el-Fütühatü'r Rabbâniyye, VI, 170-171)</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bir Meclisten (Sohbet veya Bir Toplantıdan) Kalkınca Okunacak Dua</span></span><br />
<br />
Peygamber (s.a.s.) Efendimiz’in bir meclisten kalkarken okuduğu dualar.<br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kim bir mecliste oturur ve orada bir sürü faydasız ve mânasız sözlerle vakit öldürür de o meclisten kalkmadan önce, Sübhâneke Allahümme ve bihamdike eşhedü en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyke: Allahım! Seni her türlü noksan sıfatlardan tenzih ve hamdinle tesbih ederim. Senden başka bir ilâh olmadığını kesinlikle belirtirim. Senden bağışlanmamı diler ve sana tövbe ederim, derse, o mecliste yapmış olduğu hataları bağışlanır.” <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Tirmizî, Daavât 39)</span></span><br />
<br />
***<br />
<br />
Ebû Berze radıyallahu anh şöyle dedi:<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem meclisten kalkmak istediğinde, son söz olarak şöyle dua ederlerdi:<br />
<br />
“Sübhâneke Allahümme ve bihamdike eşhedü en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyke”: “ Allahım! Seni her türlü noksan sıfatlardan tenzih ve hamdinle tesbih ederim. Senden başka bir ilâh olmadığını kesinlikle belirtirim. Senden bağışlanmamı diler ve sana tövbe ederim.” Bunun üzerine bir adam:<br />
<br />
– Ey Allah’ın Resûlü! Şüphesiz ki sen, daha önce söylemediğin bir söz söylüyorsun! dedi. Resûl-i Ekrem:<br />
<br />
“Bu söylediğim sözler, mecliste işlenen hata ve kusurlara keffârettir” buyurdu. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Ebû Dâvûd, Edeb 27)</span></span><br />
Hadisleri Nasıl Anlmalıyız?<br />
<br />
İnsanoğlu yaratılışı icabı başkalarıyla bir arada yaşamaya, bazı ihtiyaçlarını diğer insanlar vasıtasıyla yerine getirmeye mecburdur. Herkes, her ihtiyacını kendi üretemez. Üretilen ürünler, bütün insanların ihtiyacını karşılamaya yöneliktir. Bütün bunları bir nizam ve intizam içinde yapabilmek için, aralarında bir işbirliği sağlamaya, birbirleriyle konuşup anlaşmaya ihtiyaçları vardır. Ayrıca sevinçlerini ve kederlerini paylaşma gibi bir görevleri de bulunmaktadır.<br />
<br />
Aralarında çıkan problemleri meclislerde, toplantı mekânlarında konuşarak hallederler. Bütün bunları yaparken birtakım kaide ve kurallar, edep ve terbiye prensipleri geliştirmişlerdir. Bir dine bağlı olsun veya olmasın bütün insanlar bu ihtiyaçlarını aynı şekilde gidermek zorundadırlar. Dinin ortaya koyduğu inanç, ahlâk ve hukuk prensipleri bizlere bu yönde de yol gösterir. Çünkü ilâhî dinler, insan hayatının her alanını düzenleyici temel kurallar ortaya koyar.<br />
<br />
Özellikle İslâm dini, insanlığa gönderilen son ilâhî din olduğu için bütün dinlerden farklı olarak, kıyamete kadar geçerli olacak prensipler vaz etmiştir. Meclislerin ve bu meclislerde oturanların âdâbını düzenleyen kurallar da bu cümleden sayılır. Onun için konunun üzerinde ayrıntılarına kadar durulduğunu görmekteyiz. Bütün iyi niyetli gayretlere ve uyulması istenilen kaidelere rağmen, insanların bulunduğu yerde birtakım günahların, hata ve kusurların olabileceği ihtimâlden uzak tutulamaz. İşte bu sebeple hayatın her alanını kapsayan dua, Allah’tan af ve mağfiret dileme ve tövbe kapısına yönelme, meclislerimizde de başvurmamız gereken son tedbir olarak karşımıza çıkar.<br />
<br />
Resûl-i Ekrem Efendimiz, bu iki rivayette bizlere bir meclisten ve toplantı mahallinden kalkarken okuyacağımız duayı öğretmişlerdir. Esasen her Müslümana, tercümelerini verdiğimiz bu duanın aslını öğrenerek katıldıkları toplantıların sonunda okumaları tavsiye olunur. Tercümenin asıl metni tam yansıtamadığı ve kapsayamadığı alanların en başında duaların geldiğini aklımızdan çıkarmamalıyız.<br />
Hadislerden Öğrendiklerimiz<br />
<br />
    Müslümanlar, bir araya geldikleri meclislerde ve toplantılarda ellerinden geldiği ve güçleri yettiği nisbette lüzumsuz, faydasız ve anlamsız sözlerden sakınmalıdır.<br />
    Bir meclisten ve toplantı mahallinden kalkmadan önce son sözlerimiz Allah’a dua etmek olmalıdır.<br />
    Duanın en makbulü me’sûr olanlar, yani Peygamber Efendimiz’in öğrettikleridir.<br />
    Meclisten kalkmadan önce okunan me’sûr dualar, o mecliste işlenen küçük günahlara, hata ve kusurlara keffârettir.<br />
<br />
Âişe vâlidemiz şöyle anlatıyor:<br />
<br />
Hz. Peygamber bir yerde oturduklarında ya da namaz kıldıklarında bazı kelimeler söylerlerdi. Bir gün bu kelimeleri niçin söylediklerini sorduğumda şöyle buyurdular: "Eğer insan hayırlı şeyler söylemişse bu kelimeler kıyamete kadar onun üzerinde bir mühür gibi durur. Yok eğer kötü şeyler söylemişse bu kelimeler onun keffareti olur".<br />
<br />
Hz. Peygamber'in söyledikleri kelimeler şunlardı:<br />
<br />
"Sübhâneke Allâhümme ve bihamdike. Lâ ilâhe illa ente. Estağfiruke ve etûbu ileyke<br />
<br />
(Ey Allah'ım! Hamdinle söylüyorum ki sen ortaktan münezzehsin. Senden başka ilah yoktur. Senden bağışlanma diliyorum ve tevbe ederek herşeyden sana dönüyorum)".<br />
<br />
Hz. Peygamber son zamanlarında bir meclisten ayrılmak istediklerinde "Sübhâneke Allahümme ve bihamdike. Eşhedü en lâ ilâhe illa ente. Estağfiruke ve etûbu ileyke (Ey Allah'ım! Hamdinle söylüyorum ki sen ortaktan münezzehsin. Şehâdet ederim ki senden başka ilah yoktur.<br />
<br />
Senden bağışlanma diliyorum ve tevbe ederek her şeyden sana dönüyorum)"derlerdi. Bir gün adamın biri "Ey Allah'ın Rasûlü! Sen daha önceleri söylemediğin bazı şeyler söylüyorsun!' dedi.<br />
<br />
Bunun Üzerine Hz. Peygamber "Bu söylediğim kelimeler o mecliste işlenen hata ve günahların keffaretidir"buyurdular.<br />
<br />
Hz. Peygamber "Ve etûbu ileyk (Tevbe ederek herşeyden sana dönüyorum)"kelimelerinden sonra "Amiltû sûen ve zalemtü nefsî fağfir lî, innehû lâ yağfiru'z-zünûbe illa ente (Kötülük işledim ve nefsime zulmettim. Beni bağışla! Çünkü günahları senden başka hiç kimse bağışlayamaz)"diyorlardı. Bir gün sahabiler "Ey Allah'ın Rasûlü! Bu sözleri daha önce söylemiyordunuz!"dediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber "Evet Cebrail bana gelerek "Ey Muhammed! Bu kelimeler meclisteki hataların keffaretidir' dedi"buyurdu (1).<br />
<br />
[1] Bu ve bundan önceki iki hadis: Terğib III/72 (Sırasıyla 1- İbn Ebi'd-Dünya, Nesaî, Hâkim ve Beyhakî'den. Lafız İbn Ebi'd-Dünya ile Nesâî'ye aittir. 2- Ebu Dâvud, Ebu Berze el-Eslemî'den. 3- Nesâi, Hâkim, Taberânî -üç kitabında da muhtasar olarak-, Râfi' b. Hadîc'den. Bir önceki hadis'e ek olarak).<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">DUA 2</span></span><br />
<br />
<br />
أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ<br />
<br />
“Allahümme erinel hakka hakkan verzuknâ ittibâ'ahu ve erinel bâtıla bâtılan verzuknâ ictinâbehu"<br />
<br />
''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '<br />
<br />
وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ<br />
<br />
Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,<br />
Amiyn.<br />
Elfatiha maassalavat.<br />
<br />
سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ<br />
<br />
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve etûbu ileyk.<br />
<br />
 “ Allahım! Seni her türlü noksan sıfatlardan tenzih ve hamdinle tesbih ederim. Senden başka bir ilâh olmadığını kesinlikle belirtirim. Senden bağışlanmamı diler ve sana tövbe ederim.”Hadis-i Şerif; Ebû Dâvûd, Edeb 27 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaynak: </span></span><br />
<br />
Sorular ile islamiyet<br />
Riyazüs Salihin<br />
islam ve ihsan<br />
Cübbeli Ahmet</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Tahassun Duası Arapçası Okunuşu ve Anlamı]]></title>
			<link>https://rasitu.de/showthread.php?tid=33622</link>
			<pubDate>Wed, 11 Dec 2024 08:21:01 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://rasitu.de/member.php?action=profile&uid=8">Hamdullah</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://rasitu.de/showthread.php?tid=33622</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tahassun Duasının Arapçası</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hadisin (Rivayetin) Metni Bu</span><br />
<br />
Şu dua [İslam harfiyle yazıp] deliye okunursa, akıllanır, hastaya okunursa şifa bulur:<br />
(Reva Aliyyül-Rıda, fe-kale, Haddeseni ebi Musel-Kazım an ebihi Caferis-Sadık an ebihi Muhammedenil-Bakır an ebihi Zeynelabidin Ali an ebihil-Hüseyn an ebihi Ali bin Ebi talib radıyallahü anhüm, kale haddeseni habibi ve kurretü ayni Resulullahi sallallahü aleyhi ve sellem, kale haddeseni Cibrilü, kale semitü Rabbelizzeti yekülü, La ilahe illallahü hısni, men kale-ha dehale hısni, ve men dehale hısni emine min azabi)<br />
<br />
Rivâyet ettiği hadîs-i kudsî’de: “Lâ ilâhe illallah kal’amdır. Bunu okuyan, kal’aya girmiş olur. Kal’ama giren de, azâbımdan kurtulur.” buyruldu.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tahassun Duasının Arapçası</span></span><br />
<br />
تحصنت بالحصن الذى أسسه الله سُـورُهُ لا إله إلا الله بابه محمدُ رسـول الله مِفتاحه لا حول ولا قوة إلا بالله من أراد لى سوءً خذله الله همساً همساً ، لمساً لمساً ، لموساً لموساً ، مأموناً مأموناً ، أنا الأسد سهمى نفذ منه المدد لا أُبالى من أحـد بفضلى<br />
بسم الله الرحمن الرحيم . قل هـو الله أحد الله الصمد . لم يلد ولم يولد . ولم يكن له كفواً أحـد بسم الله الرحمن الرحيم . قل هـو الله أحد الله الصمد . لم يلد ولم يولد . ولم يكن له كفواً أحـد<br />
بسم الله الرحمن الرحيم . قل هـو الله أحد الله الصمد . لم يلد ولم يولد . ولم يكن له كفواً أحـد    اللهم يا جميل الستر إذا أحاط البلاءُ من سدرة المنتهى ، أن تكفينى شـر من أمر على ونهى ، اللهـم إن جاؤنى فردهـم ، وإن بغـوا على فهـدهم ، فإنك أنت الله ربى وربهم ، ورب الخلائق كلِهم<br />
فَسَيَكفِيكَهُمُ اللَّهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ فَسَيَكفِيكَهُمُ اللَّهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ فَسَيَكفِيكَهُمُ اللَّهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ<br />
فَإِنْ تَوَلَّوْا فَقُلْ حَسْبِيَ اللهُ لَا إِلَهَ إِلا هُوَ عَلَيْهِ تَوكَلْتُ وَهُوَ رَبُّ العرش العظيم وَلَا حَول ولا قوة الآب الله العلى العظيم وَصَلَّى اللهُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلَّم تَسلِها وَ الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tahassun Duasının Latince Okunuşu</span></span><br />
<br />
tehassentü bilhisni ellezi essessehüllahü sürühü La ilahe illallahü, babühü Muhammedün Resullulahi<br />
miftahühü La havle vela kuvvete illa billahi men erade li süen hazelehüllahü hamsen hamsen lemsen lemsen lemüsen lemüsen me´münen me´münen enel esedü sehmi nefeze minhül mededü La übali min ehadin Bifazli (Bismillahirrahmenirrahim 3 külhü) Allahümme Ya cemilessetri iz ehatelbelaü min sidretül münteha en tekfiyeni şerre men emere alleyye ve neha. Allahümme in ceuni ferrüddehüm vein begav alleyye fehüddehüm feinneke entellahü Rabbi ve Rabbühüm ve Rabbül halaigi küllihim. (Feseyekfikehümüllahü vehüvessemiul alim. 3 defa) Fein tevellev fegul hasbiyallahü La ilahe illa hüve aleyhi tevvekeltü vehüve Rabbül arşil azim vela havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim Ve sallalahü ala seyyidina Muhamedin ve ala elihi ve sahbihi ve selleme teslimen Velhamdülillahi Rabbil <br />
Alemin<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meali</span></span><br />
<br />
Allah'ın kurduğu kaleyle sığındım ki o kalenin duvarları "La ilahe illallah" demektir  (Allah'tan başka ilah yoktur,demektir ) kapısı, "Muhammedün Resullulah" demktir (Muhammed Allah'ın elçisidir,) anahtarı "La havle vela kuvvete illa billah" (Allah'tan başka güç ve kuvvet yoktur.) demektir  Kim bana zarar vermek isterse,  onu hayal kırıklığına uğratacağım, <br />
kükreyerek, kükreyerek, dokunarak, dokunarak, emniyette ve emniyette olan benim,  ben bir aslanım, Nefesim ve Sesim onu  korkudan öldürmeye yeter, ona karşı koymaya kimsenin gücü yetmez, <br />
Ey Allah'ım, ey güzel örtü, beni ahir sidrasından bela sardığında, Lehime ve aleyhime olan emir ve yasaklarının şerrinden beni koru, Allah'ım, eğer bana gelirlerse, aslanlarına karşı saldırsalar bile, onları geri çevir. Sen Allah'sın, benim de Rabbim, onların da Rabbi ve bütün yaratıkların Rabbisin.<br />
<br />
Allah bana kifayet edecektir, Allah bana kifayet edecektir, Allah bana kifayet edecektir, Ben Güç  ve kuvet  sahibi yüce arşın Rabbine tevekkül ettim.  Selamlar Muhammed (S.A.V) e Hamdler alemelerin Rabbi Allaha<br />
</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tahassun Duasının Arapçası</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hadisin (Rivayetin) Metni Bu</span><br />
<br />
Şu dua [İslam harfiyle yazıp] deliye okunursa, akıllanır, hastaya okunursa şifa bulur:<br />
(Reva Aliyyül-Rıda, fe-kale, Haddeseni ebi Musel-Kazım an ebihi Caferis-Sadık an ebihi Muhammedenil-Bakır an ebihi Zeynelabidin Ali an ebihil-Hüseyn an ebihi Ali bin Ebi talib radıyallahü anhüm, kale haddeseni habibi ve kurretü ayni Resulullahi sallallahü aleyhi ve sellem, kale haddeseni Cibrilü, kale semitü Rabbelizzeti yekülü, La ilahe illallahü hısni, men kale-ha dehale hısni, ve men dehale hısni emine min azabi)<br />
<br />
Rivâyet ettiği hadîs-i kudsî’de: “Lâ ilâhe illallah kal’amdır. Bunu okuyan, kal’aya girmiş olur. Kal’ama giren de, azâbımdan kurtulur.” buyruldu.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tahassun Duasının Arapçası</span></span><br />
<br />
تحصنت بالحصن الذى أسسه الله سُـورُهُ لا إله إلا الله بابه محمدُ رسـول الله مِفتاحه لا حول ولا قوة إلا بالله من أراد لى سوءً خذله الله همساً همساً ، لمساً لمساً ، لموساً لموساً ، مأموناً مأموناً ، أنا الأسد سهمى نفذ منه المدد لا أُبالى من أحـد بفضلى<br />
بسم الله الرحمن الرحيم . قل هـو الله أحد الله الصمد . لم يلد ولم يولد . ولم يكن له كفواً أحـد بسم الله الرحمن الرحيم . قل هـو الله أحد الله الصمد . لم يلد ولم يولد . ولم يكن له كفواً أحـد<br />
بسم الله الرحمن الرحيم . قل هـو الله أحد الله الصمد . لم يلد ولم يولد . ولم يكن له كفواً أحـد    اللهم يا جميل الستر إذا أحاط البلاءُ من سدرة المنتهى ، أن تكفينى شـر من أمر على ونهى ، اللهـم إن جاؤنى فردهـم ، وإن بغـوا على فهـدهم ، فإنك أنت الله ربى وربهم ، ورب الخلائق كلِهم<br />
فَسَيَكفِيكَهُمُ اللَّهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ فَسَيَكفِيكَهُمُ اللَّهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ فَسَيَكفِيكَهُمُ اللَّهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ<br />
فَإِنْ تَوَلَّوْا فَقُلْ حَسْبِيَ اللهُ لَا إِلَهَ إِلا هُوَ عَلَيْهِ تَوكَلْتُ وَهُوَ رَبُّ العرش العظيم وَلَا حَول ولا قوة الآب الله العلى العظيم وَصَلَّى اللهُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلَّم تَسلِها وَ الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tahassun Duasının Latince Okunuşu</span></span><br />
<br />
tehassentü bilhisni ellezi essessehüllahü sürühü La ilahe illallahü, babühü Muhammedün Resullulahi<br />
miftahühü La havle vela kuvvete illa billahi men erade li süen hazelehüllahü hamsen hamsen lemsen lemsen lemüsen lemüsen me´münen me´münen enel esedü sehmi nefeze minhül mededü La übali min ehadin Bifazli (Bismillahirrahmenirrahim 3 külhü) Allahümme Ya cemilessetri iz ehatelbelaü min sidretül münteha en tekfiyeni şerre men emere alleyye ve neha. Allahümme in ceuni ferrüddehüm vein begav alleyye fehüddehüm feinneke entellahü Rabbi ve Rabbühüm ve Rabbül halaigi küllihim. (Feseyekfikehümüllahü vehüvessemiul alim. 3 defa) Fein tevellev fegul hasbiyallahü La ilahe illa hüve aleyhi tevvekeltü vehüve Rabbül arşil azim vela havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim Ve sallalahü ala seyyidina Muhamedin ve ala elihi ve sahbihi ve selleme teslimen Velhamdülillahi Rabbil <br />
Alemin<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meali</span></span><br />
<br />
Allah'ın kurduğu kaleyle sığındım ki o kalenin duvarları "La ilahe illallah" demektir  (Allah'tan başka ilah yoktur,demektir ) kapısı, "Muhammedün Resullulah" demktir (Muhammed Allah'ın elçisidir,) anahtarı "La havle vela kuvvete illa billah" (Allah'tan başka güç ve kuvvet yoktur.) demektir  Kim bana zarar vermek isterse,  onu hayal kırıklığına uğratacağım, <br />
kükreyerek, kükreyerek, dokunarak, dokunarak, emniyette ve emniyette olan benim,  ben bir aslanım, Nefesim ve Sesim onu  korkudan öldürmeye yeter, ona karşı koymaya kimsenin gücü yetmez, <br />
Ey Allah'ım, ey güzel örtü, beni ahir sidrasından bela sardığında, Lehime ve aleyhime olan emir ve yasaklarının şerrinden beni koru, Allah'ım, eğer bana gelirlerse, aslanlarına karşı saldırsalar bile, onları geri çevir. Sen Allah'sın, benim de Rabbim, onların da Rabbi ve bütün yaratıkların Rabbisin.<br />
<br />
Allah bana kifayet edecektir, Allah bana kifayet edecektir, Allah bana kifayet edecektir, Ben Güç  ve kuvet  sahibi yüce arşın Rabbine tevekkül ettim.  Selamlar Muhammed (S.A.V) e Hamdler alemelerin Rabbi Allaha<br />
</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Esmai Berhetiye ve Adedleri ve Asaf bin Berkhıya'nın Duası]]></title>
			<link>https://rasitu.de/showthread.php?tid=33621</link>
			<pubDate>Wed, 11 Dec 2024 04:24:00 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://rasitu.de/member.php?action=profile&uid=8">Hamdullah</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://rasitu.de/showthread.php?tid=33621</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Esmai Berhetiye ve Adedleri ve Asaf bin Berkhıya'nın Duası</span></span><br />
<br />
Eski Ahitte Geçen Bu Dua ve isimler Süleyman Aleyhisselam Efendimiz'den rivayetle Asaf bin Berkhıya'nın rivayet ettiği duadır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><br />
بِرْهَتِيةٍ بِرْهَتِيةٍ(662) كَرِيْرٍ كَرِيْرٍ(430) تَتْلِيْهٍ تَتْلِيْهٍ(845) طُوْرَانٍ طُوْرَانٍ(266) مَزْجَلٍ مَزْجَلٍ(80) بَزْجَلٍ بَزْجَلٍ(42) تَرْقَبٍ تَرْقَبٍ( 702) بَرْهَشٍ بَرْهَشٍ (507) غَلْمَشٍ غَلْمَشٍ (1370) خُوطِيرٍ خُوطِيرٍ(825) قَلْنَهُوْدٍ قَلْنَهُوْدٍ(195) بَرْشَانٍ بَرْشَانٍ(553) كَظْهِيرٍ كَظْهِيرٍ(935) نَمُوشَلَخٍ نَمُوشَلَخٍ(1026) بَرْهَيُولا بَرْهَيُولا(254) بَشْكَيْلَخٍ بَشْكَيْلَخٍ (962) قَزْمَزٍ قَزْمَزٍ(154) أَنْغَلَلِيْطٍ أَنْغَلَلِيْطٍ(1130) قَبَرَاتٍ قَبَرَاتٍ (703) غَياهَا غَياهَا(1017) كَيْدَهُوْلا كَيْدَهُوْلا(76) شَمْخَاهِرٍ شَمْخَاهِرٍ(1146) شَمْخَاهِيْرٍ شَمْخَاهِيْرٍ(1165) شَمْهَاهِيرٍ شَمْهَاهِيرٍ(561) بِكَهْطَهُوْنَيْةٍ بِكَهْطَهُوْنَيْةٍ(112) بَشَارِشٍ بَشَارِشٍ (803) طُوْنَشٍ طُوْنَشٍ(365) شَمْخَابَارُوْخٍ شَمْخَابَارُوْخٍ (1750)<br />
</span></span><br />
Vefk için Toplam : 18587<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">DUA BUDUR</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><br />
 اللهم بحق كَهْكَهِيجٍ يَغْطَشْيٍ بِلْطَشْغَشْغَوِيلٍ وفي رواية بَلْطَغَشْغَوِيلٍ أَمْوِيلٍ جَلْدَمٍ مَهْجَمَا هَلْمَجٍ وَرْوَدِيْهٍ مَهْفَيَاجٍ بعزتك الا مآخذت سمعهم وابصارهم سبحان من ليس كمثله شئ وهو السميع البصير <br />
<br />
طَهُورٌ بِدْعَقٌ مَحْبَبهٌ صُورَهٌ مَخَبَبَهْ سَقْفَاطِيسٌ سَقَاطِيمٌ أَحُونٌ قَ أَدُمَّ حَمَّ هَاءٌ آمينْ محمد رَسُولُ اللَّهِ وَالَّذِينَ مَعَهُ أَشِدَّاءُ عَلَى الْكَفَّارِ رُحَمَاءُ بَيْنَهُمْ تَرَهُمْ رُكَعًا سُجَّدًا يَبْتَغُونَ فَضْلًا مِنَ اللَّهِ وَرِضْوَانًا سيمَاهُمْ فِي وُجُوهِهِمْ مِنْ أَثَر السجود ذَلِكَ مَثَلُهُمْ فِي التَّوْرَاةِ وَمَثَلُهُمْ فِي الْإِنجيل ا كَزَرْعٍ أَخْرَجَ شَطَأَهُ فَازْرَهُ فَاسْتَغْلَظ فَاسْتَوَى عَلَى سُوقِهِ يُعْجِبُ الزَّرَاعَ لِيَغِيظَ بِهِمُ الكفار وعد الله الذين آمنوا وعملوا الصَّالِحَاتِ مِنْهُم مَّغْفِرَةً وَأَجْرًا عَظِيمًا صدق اللهُ الْعَظِيمُ وَصَلَّى اللهُ عَلَى سَيّدِنَا مُحَمَّدٍ النَّبِيَّ الْكَرِيمِ وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ أَجْمَعِينَ عدد ما يتعلق بهِ عِلم الله القديم من الجاءزِ وَالْوَاجِبِ وَالمُسْتَحِيلُ جُمْلَةً وَتَفْصِيلًا مُنذُ خُلِقَتِ الدُّنْيَا إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ فِي كُلِّ يَوْمِ مِائَةً ألف مرة وفي كُلِّ مَرةٍ مِثْلُ قَدْرِ ذَلِكَ وَعَلَى آلِهِ وصحبهِ وَسَلَّمَ<br />
<br />
تحصنت بالحصن الذى أسسه الله سُـورُهُ لا إله إلا الله بابه محمدُ رسـول الله مِفتاحه لا حول ولا قوة إلا بالله من أراد لى سوءً خذله الله همساً همساً ، لمساً لمساً ، لموساً لموساً ، مأموناً مأموناً ، أنا الأسد سهمى نفذ منه المدد لا أُبالى من أحـد بفضلى<br />
بسم الله الرحمن الرحيم . قل هـو الله أحد الله الصمد . لم يلد ولم يولد . ولم يكن له كفواً أحـد بسم الله الرحمن الرحيم . قل هـو الله أحد الله الصمد . لم يلد ولم يولد . ولم يكن له كفواً أحـد<br />
بسم الله الرحمن الرحيم . قل هـو الله أحد الله الصمد . لم يلد ولم يولد . ولم يكن له كفواً أحـد    اللهم يا جميل الستر إذا أحاط البلاءُ من سدرة المنتهى ، أن تكفينى شـر من أمر على ونهى ، اللهـم إن جاؤنى فردهـم ، وإن بغـوا على فهـدهم ، فإنك أنت الله ربى وربهم ، ورب الخلائق كلِهم<br />
فَسَيَكفِيكَهُمُ اللَّهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ فَسَيَكفِيكَهُمُ اللَّهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ فَسَيَكفِيكَهُمُ اللَّهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ<br />
فَإِنْ تَوَلَّوْا فَقُلْ حَسْبِيَ اللهُ لَا إِلَهَ إِلا هُوَ عَلَيْهِ تَوكَلْتُ وَهُوَ رَبُّ العرش العظيم وَلَا حَول ولا قوة الآب الله العلى العظيم وَصَلَّى اللهُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلَّم تَسلِها وَ الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ<br />
</span></span><br />
</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Esmai Berhetiye ve Adedleri ve Asaf bin Berkhıya'nın Duası</span></span><br />
<br />
Eski Ahitte Geçen Bu Dua ve isimler Süleyman Aleyhisselam Efendimiz'den rivayetle Asaf bin Berkhıya'nın rivayet ettiği duadır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><br />
بِرْهَتِيةٍ بِرْهَتِيةٍ(662) كَرِيْرٍ كَرِيْرٍ(430) تَتْلِيْهٍ تَتْلِيْهٍ(845) طُوْرَانٍ طُوْرَانٍ(266) مَزْجَلٍ مَزْجَلٍ(80) بَزْجَلٍ بَزْجَلٍ(42) تَرْقَبٍ تَرْقَبٍ( 702) بَرْهَشٍ بَرْهَشٍ (507) غَلْمَشٍ غَلْمَشٍ (1370) خُوطِيرٍ خُوطِيرٍ(825) قَلْنَهُوْدٍ قَلْنَهُوْدٍ(195) بَرْشَانٍ بَرْشَانٍ(553) كَظْهِيرٍ كَظْهِيرٍ(935) نَمُوشَلَخٍ نَمُوشَلَخٍ(1026) بَرْهَيُولا بَرْهَيُولا(254) بَشْكَيْلَخٍ بَشْكَيْلَخٍ (962) قَزْمَزٍ قَزْمَزٍ(154) أَنْغَلَلِيْطٍ أَنْغَلَلِيْطٍ(1130) قَبَرَاتٍ قَبَرَاتٍ (703) غَياهَا غَياهَا(1017) كَيْدَهُوْلا كَيْدَهُوْلا(76) شَمْخَاهِرٍ شَمْخَاهِرٍ(1146) شَمْخَاهِيْرٍ شَمْخَاهِيْرٍ(1165) شَمْهَاهِيرٍ شَمْهَاهِيرٍ(561) بِكَهْطَهُوْنَيْةٍ بِكَهْطَهُوْنَيْةٍ(112) بَشَارِشٍ بَشَارِشٍ (803) طُوْنَشٍ طُوْنَشٍ(365) شَمْخَابَارُوْخٍ شَمْخَابَارُوْخٍ (1750)<br />
</span></span><br />
Vefk için Toplam : 18587<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">DUA BUDUR</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><br />
 اللهم بحق كَهْكَهِيجٍ يَغْطَشْيٍ بِلْطَشْغَشْغَوِيلٍ وفي رواية بَلْطَغَشْغَوِيلٍ أَمْوِيلٍ جَلْدَمٍ مَهْجَمَا هَلْمَجٍ وَرْوَدِيْهٍ مَهْفَيَاجٍ بعزتك الا مآخذت سمعهم وابصارهم سبحان من ليس كمثله شئ وهو السميع البصير <br />
<br />
طَهُورٌ بِدْعَقٌ مَحْبَبهٌ صُورَهٌ مَخَبَبَهْ سَقْفَاطِيسٌ سَقَاطِيمٌ أَحُونٌ قَ أَدُمَّ حَمَّ هَاءٌ آمينْ محمد رَسُولُ اللَّهِ وَالَّذِينَ مَعَهُ أَشِدَّاءُ عَلَى الْكَفَّارِ رُحَمَاءُ بَيْنَهُمْ تَرَهُمْ رُكَعًا سُجَّدًا يَبْتَغُونَ فَضْلًا مِنَ اللَّهِ وَرِضْوَانًا سيمَاهُمْ فِي وُجُوهِهِمْ مِنْ أَثَر السجود ذَلِكَ مَثَلُهُمْ فِي التَّوْرَاةِ وَمَثَلُهُمْ فِي الْإِنجيل ا كَزَرْعٍ أَخْرَجَ شَطَأَهُ فَازْرَهُ فَاسْتَغْلَظ فَاسْتَوَى عَلَى سُوقِهِ يُعْجِبُ الزَّرَاعَ لِيَغِيظَ بِهِمُ الكفار وعد الله الذين آمنوا وعملوا الصَّالِحَاتِ مِنْهُم مَّغْفِرَةً وَأَجْرًا عَظِيمًا صدق اللهُ الْعَظِيمُ وَصَلَّى اللهُ عَلَى سَيّدِنَا مُحَمَّدٍ النَّبِيَّ الْكَرِيمِ وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ أَجْمَعِينَ عدد ما يتعلق بهِ عِلم الله القديم من الجاءزِ وَالْوَاجِبِ وَالمُسْتَحِيلُ جُمْلَةً وَتَفْصِيلًا مُنذُ خُلِقَتِ الدُّنْيَا إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ فِي كُلِّ يَوْمِ مِائَةً ألف مرة وفي كُلِّ مَرةٍ مِثْلُ قَدْرِ ذَلِكَ وَعَلَى آلِهِ وصحبهِ وَسَلَّمَ<br />
<br />
تحصنت بالحصن الذى أسسه الله سُـورُهُ لا إله إلا الله بابه محمدُ رسـول الله مِفتاحه لا حول ولا قوة إلا بالله من أراد لى سوءً خذله الله همساً همساً ، لمساً لمساً ، لموساً لموساً ، مأموناً مأموناً ، أنا الأسد سهمى نفذ منه المدد لا أُبالى من أحـد بفضلى<br />
بسم الله الرحمن الرحيم . قل هـو الله أحد الله الصمد . لم يلد ولم يولد . ولم يكن له كفواً أحـد بسم الله الرحمن الرحيم . قل هـو الله أحد الله الصمد . لم يلد ولم يولد . ولم يكن له كفواً أحـد<br />
بسم الله الرحمن الرحيم . قل هـو الله أحد الله الصمد . لم يلد ولم يولد . ولم يكن له كفواً أحـد    اللهم يا جميل الستر إذا أحاط البلاءُ من سدرة المنتهى ، أن تكفينى شـر من أمر على ونهى ، اللهـم إن جاؤنى فردهـم ، وإن بغـوا على فهـدهم ، فإنك أنت الله ربى وربهم ، ورب الخلائق كلِهم<br />
فَسَيَكفِيكَهُمُ اللَّهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ فَسَيَكفِيكَهُمُ اللَّهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ فَسَيَكفِيكَهُمُ اللَّهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ<br />
فَإِنْ تَوَلَّوْا فَقُلْ حَسْبِيَ اللهُ لَا إِلَهَ إِلا هُوَ عَلَيْهِ تَوكَلْتُ وَهُوَ رَبُّ العرش العظيم وَلَا حَول ولا قوة الآب الله العلى العظيم وَصَلَّى اللهُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلَّم تَسلِها وَ الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ<br />
</span></span><br />
</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Şifâ için Dualar]]></title>
			<link>https://rasitu.de/showthread.php?tid=33618</link>
			<pubDate>Wed, 11 Dec 2024 01:15:48 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://rasitu.de/member.php?action=profile&uid=8">Hamdullah</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://rasitu.de/showthread.php?tid=33618</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Şifâ için Dualar</span></span><br />
<br />
Kur’an’da geçen şifa ayetleri var mıdır? Maddi-manevi bütün hastalıklarda istimdat edebileceğiniz, medet bekleyebileceğiniz bizzat Rabbimiz’in buyurduğu şifa veren dualar.<br />
<br />
Şifa; deva demektir. Şifa; insanın hastalıktan kurtulması, sıhhat bulması, iyilik bulması anlamlarına gelir. Peki hastalara ne şifa olur?<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KUR’AN’DA GEÇEN İKİ ŞİFA</span></span><br />
<br />
Kur’ân-ı Kerim’in bizzat kendisi şifâdır. Peygamber Efendimiz, iki şifâ vardır buyuruyor:<br />
<br />
“Bunun biri baldır, diğeri Kur’ân-ı Kerim’dir.” (İbn Mâce, Tıp, 7) Mesela Fatiha Sûresi’nin hem yılan ısırması gibi fiziki hastalıklara hem de bir insanın mecnun (deli) olması gibi psikolojik hastalıklara şifâ olduğu hadis-i şeriflerde rivayet edilir.<br />
<br />
Kur’ân-ı Kerim’in maddi-manevi bütün hastalıklara şifâ oluşu, balın şifâ oluşu ve diğer şifâ veren bilgilerin yanı sıra esas (hakiki) şifâ verici Allah’tır. Çünkü Cenab-ı Hak’kın eş-Şâfi ismi, sıfatı şerifi mevcuttur. Ve bütün şifâlarda Cenab-ı Hak’kın “Ya Şâfi” dediğimiz o isminden tecelli etmektedir. Yani bütün dertlerin devâsı, şifanın kaynağı Yüce Rabbimiz’dir. Esas şifâyı da biz O’ndan bekleriz. Diğerlerini hep vasıta olarak biliriz.<br />
Şifa Ne Demek?<br />
<br />
Şifâ; devâ demektir. Şifâ; insanın hastalıktan kurtulması, sıhhat bulması, iyilik bulması anlamlarına geliyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Şifa İsmi Caiz midir?</span></span><br />
<br />
Şifâ ismi güzel bir isimdir. Bu insan ismi olarak kullanılabilir. Mekânlara, müesseselere isim olarak verilebilir.<br />
<br />
Kur’ân-ı Kerim’de altı yerde şifâ kelimesi geçmektedir. Şifâ kelimesinin geçtiği kelimeler de bizim ezkâr kitaplarımızda şifâ ayetleri olarak yer alıyor. Ve peş peşe okunduğu zaman da bunların insanların hastalıklarına deva olduğu belirtiliyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">HASTALAR İÇİN ŞİFA DUASI</span></span><br />
<br />
İmam Kuşeyri Hazretleri naklediyor:<br />
<br />
“Şimdi arzedeceğim altı ayet şifa kaynağıdır. Bunları bir insan sabah-akşam dikkatlice, ihlasla okursa hangi hastalık olursa olsun biiznillah şifa bulur. Bu âyetlerin şifâ verdiğini tecrübe etmişizdir. Benim 12 yaşlarında bir kızım vardı. Devâsı olmayan müzmin bir hastalığa yakalandı. Bütün hekimlere götürdüm, deva bulmadı. Onu ölüme terketmiş durumdayken salih bir insanla karşılaştım. Bu halimi arzettim. Dedi ki; Kur’ân-ı Kerim’de altı tane şifâ âyeti bulunmaktadır ki kızına ihlasla bu duâları sabah-akşam okursan o biiznillah iyileşecektir. Ben de bu âyetleri öğrenip kızıma okudum. Ölmek üzereyken kızım sıhhat buldu, iyileşti. Onun için bu âyetlerin ne kadar şifâ verici olduğuna bizzat şahidim.”<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Şifâ için Dualar</span></span><br />
<br />
    (Mevâhib-i ledünniyye) ikinci cildde diyor ki, Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem” üç dürlü ilâc kullanırdı: Kur’ân-ı kerîm veyâ düâ okurdu. Fen ile bulunan ilâcları kullanırdı. Her ikisini karışık kullanırdı. (Kur’ân-ı kerîmden şifâ beklemiyene şifâ nasîb olmaz) buyururdu.(Fâtiha) sûresini okumanın, hastalıklara şifâ olduğunu bildiren hadîs-i şerîfler (Beydâvî) ve (Çerhî) tefsîrlerinde ve Senâullah-ı Dehlevî “rahmetullahi aleyh”in yazdığı  (Tefsîr-i Mazherî)de yazılıdır.<br />
<br />
    Hastaya şifâ için, yetmiş istigfâr okumalı, temâm olunca, başı üzerine üfürmeli ve kısa bir düâ etmelidir.<br />
<br />
    İmâm-ı Kuşeyrî “rahmetullahi aleyh” buyuruyor ki, Kur’ân-ı kerîmdeki altı şifâ âyetini bir tabağa yazıp, su koyarak eritilir. Hasta içerse Allahü teâlâ şifâ ihsân eder. Âyet-i kerîme ve düâ elbette şifâ verir. Fekat şartların gözetilmesi de lâzımdır. Okuyanın veyâ yazanın ve hastanın buna inanması şartdır. Hastanın, zararlı olan gıdâlardan, şübheli ilâclardan perhîz etmesi, soğukdan sakınması, lüzûmlu şeyleri yapması, harâmdan, zulmden sakınması lâzımdır. Hadîs-i şerîfde, (Allahü teâlâyı unutarak, gafletle edilen düâ kabûl olmaz) buyuruldu. Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” efendimiz hasta olunca,  (Kul e’ûzü)leri okuyup, kendi üzerine üflerdi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Şifâ âyetleri) şunlardır:</span></span><br />
<br />
    Tevbe sûresi, ondördüncü âyetinin sonu,<br />
    Yûnüs sûresi, elliyedinci âyetinin ortası,<br />
    Nahl sûresi, altmışdokuzuncu âyetinin orta kısmı,<br />
    İsrâ sûresi, seksenikinci âyetinin baş tarafı,<br />
    Şü’ârâ sûresinin sekseninci âyeti,<br />
    Fussilet sûresi, kırkdördüncü âyetinin orta yeridir.<br />
<br />
Bunlar, safranlı su gibi, renkli bir sıvı ile bir çanağa yazılıp, yağmur suyunda eritilir. Zevceden mehr parasından hediyye isteyip, bu para ile bal alınır. Balı bu su ile karışdırıp içmelidir. Şifâ âyetlerini, abdestli olarak, bir kâğıda yazıp, bu kâğıdı, bir kapdaki suya koymak da olur.<br />
<br />
    (Tuhfe) kitâbının sonlarında, buyuruyor ki, imâm-ı Alî Rızâ hazretleri Nîşâpûra gelince, Ehl-i sünnetden yirmibinden çok âlim ve talebe, kendisini karşıladı. Dedelerinden gelen bir hadîs-i şerîf okuması için yalvardılar. İmâm hazretleri, bütün dedelerinin ismlerini sayarak, şu kudsî hadîsi okudu: (Lâ ilâhe illallah kal’amdır. Bunu okuyan, kal’ama girmiş olur. Kal’ama giren de, azâbımdan kurtulur). İmâm-ı Ahmed ibni Hanbel hazretleri buyurdu ki, bu hadîs-i şerîf, bildirenlerin ismleri ile berâber, deliye okunursa, aklı başına gelir. Hastaya okunursa, şifâ bulur. Böyle olduğunu, İbni Esîr “rahmetullahi teâlâ aleyh” de, (Kâmil) kitâbında bildiriyor. Bu hadîs-i şerîfin hastaya nasıl okunacağı  şöyledir.<br />
    Aşağıdaki yazının islâm harfleri ile yazılıp, doğru okunması lâzımdır: <br />
    [Revâ Aliyyül-Rızâ, fe-kâle, Haddesenî ebî Mûsel-Kâzım an ebîhi Ca’feris-Sâdık an ebîhi Muhammedenil-Bâkır an ebîhi Zeynel’âbidîn Alî an ebîhil-Hüseyn an ebîhi Alî bin Ebî tâlib “radıyallahü anhüm”, kâle haddesenî habîbî ve kurretü aynî Resûlullahi “sallallahü aleyhi ve sellem”, kâle haddesenî Cibrîlü, kâle semi’tü Rabbel’izzeti yekûlü,  (Lâ ilâhe illallâhü hısnî, men kâle-hâ dehale hısnî, ve men dehale hısnî emine min azâbî).]<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Şifâ için,</span></span><br />
<br />
    Yirmibeş kerre (Estagfirullah) denir. Sonuncusunda (ve etûbü ileyh)e kadar okunur.<br />
    Sonra, onbir (İhlâs) ve<br />
    Yedi kerre (Fâtiha-i şerîfe) ve<br />
    Otuzüç kerre (Allahümme salli ve sellim alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed) okuyup, sevâbını Peygamberimizin “sallallahü aleyhi ve sellem” ve Eshâb-ı kirâmın “rıdvânullahi aleyhim ecma’în” ve Evliyânın “rahmetullahi aleyhim ecma’în” rûhlarına ve sonra büyük âlimlerin ismlerini söyleyip, bu büyüklerin rûhlarına hediyye edilir. Bu büyükler hurmetine şifâ vermesi için Allahü teâlâya düâ edilir. Hergün sabâh ve akşam böyle düâ edilir ve gerekli ilâc alınıp, perhîz yapılır.<br />
<br />
    Büyük âlim Abdüllah-i Dehlevî, (Mekâtîb) kitâbının yirmisekizinci mektûbunda buyuruyor ki, (Düâ istiyorsunuz. Büyüklerimizin ismlerini gönderiyorum. Birincisindeki ismlerin rûhlarına, başka zemânda da, ikincisindeki büyüklerin rûhlarına Fâtiha okur, bunların vâsıtası ile Allahü teâlâya düâ edersiniz!). Yüzonyedinci mektûbda buyuruyor ki, (Her işiniz için, büyüklerin temiz rûhlarını vesîle ederek, Allahü teâlâya yalvarınız! Ona sığınınız! Allahü teâlâ sevdiklerinin vâsıtası ile yapılan düâları kabûl ederek, din ve dünyâ ihtiyâclarınızı ihsân eder). Yâ, doğruca şifâ ihsân eder, yâhud, şifâ için sebeb yapdığı tabîbi, ilâcı karşınıza çıkarıp, onun vâsıtası ile şifâ verir. Çünki, sebebler vâsıtası ile yaratmak âdetidir. Bunun için, sebeblere yapışmak sünnetdir. (Silsile-i aliyye), ya’nî büyük âlimlerin ismleri, bu ekimiz en sonunda yazılıdır.<br />
<br />
    (Necât-ül-müsallî)de diyor ki, (Hısn-ül-hasîn)de diyor ki, hadîs-i şerîfde, (Bir hasta, lâ ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü minezzâlimîn kırk def’a okursa, şehîd olarak vefât eder. Şifâ bulursa, günâhları afv olur) buyuruldu.<br />
<br />
    Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” gam, gussa, sıkıntıyı gidermek için, (Lâ ilâhe illallâhül’azîm-ül-halîm lâ ilâhe illallâhü Rabbül-Arş-il’azîm lâ ilâhe illallahü Rabbüs-semâvâti ve Rabbül-Erdı Rabbül’Arş-il-kerîm) okurdu. (Bismillâhirrahmânirrahîm ve lâ-havle ve lâ-kuvvete illâ billâhil’ aliyyil’azîm) okumak, sinir hastalığına ve bütün hastalıklara iyi geldiğini Enes bin Mâlik haber vermişdir.<br />
<br />
    Şifâ için (Kasîde-i Bürde) okumak çok fâidelidir. Hastalara okununca, iyi oldukları, okunan yerlerin derdlerden, belâlardan emîn oldukları görüldü. Fâidelenmek için, inanmak ve hâlis niyyet ile okumak lâzımdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kasîde-i bürde, on kısmdır:</span></span><br />
<br />
    Birinci kısm, Resûlullaha “sallallahü aleyhi ve sellem” olan sevginin kıymetini bildirmekdedir.<br />
    İkinci kısm, insanın nefsinin kötülüğünü anlatmakdadır.<br />
    Üçüncü kısm, Resûlullahı övmekdedir.<br />
    Dördüncü kısm, Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” dünyâya teşrifini anlatmakdadır.<br />
    Beşinci kısm, Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” düâlarının hemen kabûl olduğunu bildirmekdedir.<br />
    Altıncı kısm, Kur’ân-ı kerîm övülmekdedir.<br />
    Yedinci kısm, Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” mi’racındaki incelikleri bildirmekdedir.<br />
    Sekizinci kısm, Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” cihâdlarını anlatmakdadır.<br />
    Dokuzuncu kısm, Allahü teâlâdan afv ve mağfiret ve Resûlullahdan “sallallahü aleyhi ve sellem” şefâ’at istemekdedir.<br />
    Onuncu kısm, Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” derecesinin yüksekliği bildirilmekdedir.<br />
<br />
    Bu kasîdenin yazarı, İmâm-ı Muhammed bin Sa’îd Busayrî “rahime-hullahü teâlâ” sôfiyye-i aliyyenin büyüklerindendir. Şâzilî olan Ebûl-Abbâs-i Mürsînin yetişdirdiği Evliyâdandır. Ebül-Abbâs-i Mürsî de, Ebül Hasen-i Şâzilînin talebesidir. 695 [m. 1295] senesinde Mısrda vefât etmişdir. Kendisine felc hastalığı geldi. Bedeninin yarısı hareketsiz kaldı. Resûlullaha tevessül edip, insanların en üstününü öven meşhûr kasîdesini hâzırladı. Rü’yâda Resûlullaha okudu. Çok hoşuna gidip arkasından mubârek hırkasını çıkarıp, imâma giydirdi. Bedeninin felcli olan yerlerini mubârek eli ile sığadı. Uyanınca, bedeni sağlam idi. Hırka-i se’âdet de arkasında idi. Bunun için, bu kasîdeye (Kasîde-i bürde) denildi. Bürde, hırka, palto demekdir. İmâm-ı Busayrî “rahmetullahi aleyh” sevinerek, sabâh nemâzına giderken, salâh ve zühd ile meşhûr bir zâta rastladı. İmâma, kasîdeni dinlemek isterim dedi. Benim kasîdelerim çokdur. Hepsini herkes bilir dedi. Kimsenin bilmediği bu gece Resûlullaha okuduğunu istiyorum deyince, bunu hiç kimseye söylemedim. Nerden anladın dedi. O zat da, imâmın rü’yâsını, olduğu gibi haber verdi. Vezîr Behâeddîn bu kasîdeyi işitince, hepsini okutup, saygı ile ayakda dinledi.<br />
<br />
    (Fevâid-i Osmâniyye)  sâhibi “rahmetullahi teâlâ aleyh” diyor ki,  (Fâtiha), (Âyet-el-kürsî) ve (Dört Kul) yedişer kerre okunup hastaya üflenirse, bütün âfetler, derdler için ve sihr, nazar için ve hayvân sokması ve ısırması için iyi gelir. Tuz üzerine okunup, suda eritip içirmek ve ısırılan yere sürmek de tecribe edilmişdir. Dört Kul; Kâfirûn, İhlâs ve Mu’avvizeteyn (Felak ve Nâs) sûreleridir.<br />
<br />
    Süleymâniyye kütübhânesi Lâleli kısmında, 3653 sayılı risâlenin 211.ci sahîfesinde diyor ki, (Cum’a günü seher vaktinde (Seher vakti, gecenin son altıda biridir. Yani akşam ile imsâk vaktinin arasındaki müddetin son altıda biridir. Seher vaktinde yenilen yemeğe sahûr denir.) sağ elinin avucuna şu âyet yazılıp, sonra dili ile yalayıp yutulur. Kırk senelik sihr dahî olursa, def’ olur. Zâil olur. Nisâ sûresi 99.cu âyeti (ve men yahruc)den (rahîmâ)ya kadardır.)<br />
<br />
    (Bostân-ül-Ârifin) sonunda diyor ki, Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem”, Osmân bin Ebil’âsı “radıyallahü teâlâ anh” ziyârete geldi. Hasta idi. Çok ağrısı ve sancısı vardı. (Ağıran yeri sağ elin ile yedi kerre mesh eyle! Her def’asında E’ûzü bi’izzetillahi ve kudretihi min şerri mâ-ecidü ve ühâzirü oku!) buyurdu. Osmân diyor ki, buyurduğu gibi yapdım. Hastalığım hiç kalmadı.<br />
<br />
    (Tefsîr-i Mazherî) sâhibi “rahmetullahi teâlâ aleyh”, (Talâk) sûresinin üçüncü âyetinin tefsîrinde buyuruyor ki, (İmâm-ı Rabbânî “rahmetullahi teâlâ aleyh”, din ve dünyâ zararlarından kurtulmak için, hergün beşyüz kerre (Lâ havle velâ kuvvete illâ billah) okurdu. Buna  (Kelime-i temcîd) denir. Okumağa başlarken ve okudukdan sonra da yüzer kerre (Salevât) okurdu. Hadîs-i şerîfde, (Allahü teâlânın bir ni’met vermesini ve bunun devâmlı olmasını isteyen, Lâ havle velâ kuvvete illâ billah çok okusun!) buyuruldu. (Sahîhayn)daki hadîs-i şerîfde,(Bu, Cennet hazînelerinden bir hazînedir!) buyuruldu. Bir hadîs-i şerîfde de, (Lâ havle velâ kuvvete okumak, doksandokuz derde devâdır. Bunların en hafîfi, hemmdir) buyuruldu. Hemm, gam, hüzn, sıkıntı demekdir.)  [(Sahîh-i Müslim) kitâbı,  (Buhârî)den sonra, müslimânların en kıymetli temel kitâbıdır. İçinde yedibinikiyüzyetmişbeş [7275] hadîs vardır. Bu iki kitâba (Sahîhayn) denir.]<br />
<br />
    Abdüllah ibni Mes’ûd buyurdu ki: Bir kimse sabâh ve akşâm, Bekara sûresinin başından dört âyet ve Âyet-elkürsî ile sonraki iki âyeti ve bu sûrenin sonundaki üç âyeti okursa, evine şeytân girmez. Mecnûn üzerine okunursa, iyi olur. Sıkıntısı olan kimse, çok (istigfâr) okusun!<br />
<br />
    (Hazînet-ül-esrâr)da diyor ki: Ömer-ül-Fârûk “radıyallahü teâlâ anh” dedi ki, Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” buyurdu ki: (Yağmur suyunu toplayıp, üzerine, Fâtiha-i şerîfe, Âyet-el-kürsi, İhlâs-ı şerîf ve Kul-e’ûzü sûreleri yetmişer kerre okunur. Bu sudan aralıksız yedi sabâh içenlerin hastalıkları, ağrıları zâil olur.). [Beş, on sâlih müslimân toplanıp, okuyup, suya üflemelidirler.] İmâm-ı Ahmed ve Tirmüzî ve Nesâî ve Hâkim ve Beyhekî bildirdiler ki, Sa’d ibni Mâlik “radıyallahü teâlâ anh” dedi ki, Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” buyurdu ki: (Yûnüs aleyhisselâm balığın karnında, Enbiyâ sûresinin 87. ci âyetini söyliyerek düâ etdi. [Düâsını kabûl eyledi ve kıyâmete kadar bunu okuyan mü’minlerin düâlarını kabûl edeceğini bildirdi.] Bir müslimân, bu âyet-i kerîmeyi okuyup düâ edince, Allahü teâlâ düâsını muhakkak kabûl eder). Kırk kerre okumalıdır. Âyet-i kerîme şudur: Lâ ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü minezzâlimîn.<br />
<br />
    (Tenbîh-ül-gâfilîn)deki hadîs-i şerîfde, (Kur’ân-ı kerîm okuyanın ana-babası kâfir olsalar bile, azâbları hafîfler) buyuruldu. Haberde bildirildi ki: (Cennet derecelerinin sayısı, Kur’ân-ı kerîmin âyetlerinin sayısıncadır. Kur’ân-ı kerîmi hatm eden kimse, bütün derecelere kavuşur). (Künûz-üd-dekâ’ık)da yazılı, Taberânînin ve İbni Hibbânın bildirdikleri hadîs-i şerîfde, (Kur’ân-ı kerîmi hatm edenin düâsı kabûl olunur)buyuruldu. (Kitâb-üt-tibyân)da diyor ki, (Kur’ân-ı kerîmin hatm edildiği yere rahmet yağar. Hatmden sonra düâ etmek müstehabdır.)<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ŞİFA DUASI ARAPÇA OKUNUŞU VE YAZILIŞI</span></span><br />
<br />
Hz. Âişe'den (r.a.) şöyle rivayet edilmiştir: "Hz. Peygamber (s.a.s.), hasta olan akrabalarının üzerine okuyarak sağ eliyle onları sıvazlar ve şöyle derdi:<br />
<br />
Ezhibil-be'se rabben'nasi eşfi ve enteş'şafi la şifae illa şifauke şifaen la yugadiru sekame<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><br />
ŞİFA DUASI TÜRKÇE ANLAMI</span></span><br />
<br />
Bu hastalığı gider ey insanların Rabbi! Şifâ ver, çünkü şifâ verici sensin. Senin vereceğin şifâdan başka şifâ yoktur. Öyle şifâ ver ki hiç bir hastalık bırakmasın.»” (Buhârî, Merdâ, 20; Müslim, Selâm, 46; Ebû Dâvud, Tıbb, 18, 19)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SIHHAT VE SAĞLIK İÇİN OKUNACAK DUA - 2</span></span><br />
<br />
Bismillahi turbetu ardina ve rîkatu ba'dina yüşfe sakimuna bi-izni rabbina.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ANLAMI</span></span><br />
<br />
Allah'ın adıyla duâya başlarım. Bizim yerimizin toprağı ve birimizin tükürüğü vesilesiyle Allah'ın izniyle hastamız şifâ bulur" (Buhârî, Tıbb, 38; Müslim, Selâm, 54; Ebû Dâvud, Tıbb, 19)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SAĞLIK VE ŞİFA DUASI OKUNUŞU - 3</span></span><br />
<br />
Euzu bi izettillahi ve kudretihi min şerri ma ecidu.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ŞİFA DUASI ANLAMI</span></span><br />
<br />
Sağ elini vücudunda rahatsız olduğun mahalle koyup yedi defa mesh eyle ve her meshte: «Hissettiğim bu hastalığın şerrinden Allah'ın izzetine ve kudretine sığınırım! de. Biiznillahi Teâlâ şifâ bulursun." (İbn Hanbel, IV, 217)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">CEBRAİL ALEYHİSSELAM’IN ŞİFA DUASI - 4</span></span><br />
<br />
Bismillahi arkıyke min kulli şeyin yu'zike min şerri kulli nefsin ev aynin hasidin, Allahu yeşfike bismillahi arkıyke.<br />
ANLAMI<br />
<br />
Allah’ın ismiyle seni rahatsız eden her şeyden sana okurum. Her nefsin veya hasetçi her gözün şerrinden Allah sana şifâ versin. Allah’ın adıyla sana okurum.»” derdi.(Müslim, Selâm 40)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">HASTAYA OKUNACAK DUA - 5</span></span><br />
<br />
Hz. Peygamber, bir rahatsızlıkları olduğu zaman Muavvizeteyn sûrelerini okur, kendi üzerine üfler ve onu eliyle üzerinden silerdi. Ve şöyle buyururlardı:<br />
<br />
Bismillahi Allahümme dâvini bi devaike veşfini bi şifaike ve ağnini bi fadlike ammen sivâk vahzer anni ezake.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ANLAMI</span></span><br />
<br />
Allah’ın ismiyle. Ey Rabbim! Beni kendi devân ile tedavi et, bana kendi şifân ile şifâ ver ve beni kendi fazlınla Senden başkalarından müstağni kıl ve beni ezalardan uzak tut.»” (Heysemî, X, 180)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SARA (EPİLEPSİ) HASTALIĞI İÇİN OKUNACAK DUA</span></span><br />
<br />
İbn Abbas’dan -radıyallahu anh- rivayete göre Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e bir hâtûn müracaat edip:<br />
<br />
“– Ya Resûlallah, ben sar’a illetine duçar oluyorum. Hem de sar’a hâlinde açılıyorum. Allah Teâlâ’ya duâ ediniz ki, bu illeti benden izâle eylesin” dedi. Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz kadına hitaben:<br />
<br />
“– Dilersen sabret, bu illet mukabilinde sana cennet verilsin. Dilersen sıhhat ve afiyetin için Allah Teâlâya duâ edeyim,” buyurdu.<br />
<br />
Sonra o hâtûn:<br />
<br />
“– Yâ Resûlallah, böylece sabrederim. Yalnız sar’a hâlinde açılmamam için Allah Teâlâ Hazretlerine duâ ediniz” dedi.<br />
<br />
Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz de, o halinde açılmaması için duâ buyurdular. (Buhârî, Merdâ, 6; Müslim, Birr, 54)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ŞİFA NİYETİYLE KUR’AN OKUMAK VE OKUTMAK CAİZ MİDİR?</span></span><br />
<br />
Kişinin maddi, manevi ve ruhi rahatsızlıklardan kurtulması için tıbbi tedavi yöntemlerine başvurması temel ilkedir. Bunun yanında Allah Teala’ya dua etmesi de uygun olur. Şüphesiz Kur’an müminler için şifa ve rahmettir (İsrâ, 17/82). Dolayısıyla gerek Kur’an-ı Kerim’de gerekse hadis-i şeriflerde yer alan dualar ve sureler, belirli sayılarla sınırlanmayarak okunabilir. Bu okumaya rukye denir. Sahabenin rukye olarak Fâtiha suresini okuduğu ve Resûlullah’ın da bunu onayladığı bilinmektedir (Buhârî, Fedâilü’l-Kur’an 9).<br />
<br />
Aslolan, duayı insanın kendisinin okumasıdır. Ancak, iyi ve takva sahibi bir insan olduğuna inandığı diğer müminlerden de kendisine dua etmesini isteyebilir. Hz. Âişe’den (r.a.) şöyle rivayet edilmiştir: “Hz. Peygamber (s.a.s.), hasta olan akrabalarının üzerine okuyarak sağ eliyle onları sıvazlar ve şöyle derdi:<br />
<br />
(Ey Allah’ım, ey insanların Rabbi, şu hastalığı gider, şifa ver, şifa veren Sensin. Senin vereceğin şifadan başka şifa yoktur. Hastalığı ortadan kaldıracak bir şifa ver.) (İbn Mâce, Tıb, 35, 36)<br />
<br />
Hasta olan kimse, ihtiyarlık ve ölüm dışında her hastalığın mutlaka bir çaresi olduğunun bilinciyle uzman hekimlere müracaat ederek tedavi yollarını aramalı, bunun yanında Yüce Allah’a sığınıp şifa vermesi için dua etmelidir. Bu maksatla bazı âlimler Kur’an-ı Kerim’den şifa konulu âyetlerin okunmasını tavsiye etmişlerdir. Şifa için okunan bazı âyetler şunlardır: Tevbe, 9/14; Yûnus, 10/57; Nahl, 16/69; Şu’arâ, 26/80; Fussılet, 41/44.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ALLAH’IN İZNİYLE ŞİFA BULMAK VEYA KÖTÜLÜKLERDEN KORUNMAK AMACIYLA YAPILAN “RUKYE” CÂİZ MİDİR?</span></span><br />
<br />
Rukye hastalık ve kötülüklerden korunmak veya kurtulmak amacıyla Kur’an veya dua okuyup üfleme anlamında bir terimdir (İbnü’l-Esîr, en-Nihâye, “rky” md.; İbn Manzûr, Lisânü’l-Arab, “rky” md.).<br />
<br />
Bazı İslam âlimleri rukyenin caiz olmadığı görüşünde ise de mezhep imamlarının da içinde bulunduğu âlimlerin çoğunluğu, konu ile ilgili bazı hadisleri delil göstererek, şirke ve istismara götürmemek şartıyla, fayda ve zararın rukyeden değil de Allah’tan olduğuna inanılarak yapılan rukyede bir sakınca bulunmadığını belirtmişlerdir (İbn Hacer, Feth, X, 206; İbnü’l-Kayyım, et-Tıbbü’n-Nebevî, s. 137-144; el-Fetâva’l-Hindiyye, V, 354-356).<br />
<br />
Şöyle ki Hz. Peygamber (s.a.s.), hem kendisine hem ziyaret ettiği bazı hastalara okuyup üflemiş, bazen de Hz. Âişe (r.a) ona okuyup üflemiş ve eliyle meshetmiştir (Buhârî, Tıb, 32, 33, 39; Müslim, Selâm, 46-51,52; İbn Mâce, Tıb, 35-36).<br />
<br />
Ayrıca Hz. Peygamber (s.a.s.), torunları Hasan ve Hüseyin için şeytandan, zehirli haşerattan, kem gözlerden korunmaları için dua etmiş (Buhârî, Enbiyâ, 10; İbn Mâce, Tıb, 36; Tirmizî, Tıb, 18), nazara, yılan ve akrep sokmasına karşı rukye yapılmasına izin vermiştir (Buhârî, Tıb, 17, 33, 37; Müslim, Selâm, 55-60; Ebû Dâvûd, Tıb, 17-18).<br />
<br />
Yine Hz. Peygamberin (s.a.s.) hastalar için,<br />
<br />
(Ey sıkıntıları gideren Allah, şifa ver! Ey şâfî! Senden başka şifa veren yoktur, hiçbir hastalık kalmayacak şekilde şifa ver) diye dua ettiği bilinmektedir (Buhârî, Tıb, 38; İbn Mâce, Tıb, 36; Ebû Dâvûd, Tıb, 17).<br />
<br />
Konuyla ilgili rivayetler değerlendirildiğinde, Allah’ın izniyle şifa bulmak veya kötülüklerden korunmak amacıyla yapılan rukyelerin câiz, bunun dışında kalanların haram olduğu anlaşılmaktadır (Elmalılı, Hak Dini, IX, 6388).<br />
<br />
Hastalara şifa ve hastalıktan kurtulmak için okunacak dualar nelerdir? Peygamber Efendimiz’in şifa duası var mıdır? Hastalara şifa veren dualar ve hasta duası...<br />
<br />
Hz. Aişe’den -radıyallahu anh- rivayete göre Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- kendilerine bir hasta getirildiğinde şöyle duâ ederlerdi:<br />
<br />
PEYGAMBERİMİZİN ŞİFA DUASI<br />
<br />
Arapça:<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: "Ezhibil-be'se Rabben-nâsişfi ve-enteş'şafi la şifae illa şifauke şifaen la yugadiru sekame."<br />
<br />
Anlamı:Bu hastalığı gider ey insanların Rabbi! Şifâ ver, çünkü şifâ verici sensin. Senin vereceğin şifâdan başka şifâ yoktur. Öyle şifâ ver ki hiç bir hastalık bırakmasın.»” (Buhârî, Merdâ, 20; Müslim, Selâm, 46; Ebû Dâvud, Tıbb, 18, 19)<br />
<br />
HASTA NASIL ŞİFA BULUR?<br />
<br />
Yine Hz. Aişe’den -radıyallahu anh- rivayete göre Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz kendisine bir hastanın şifâ bulması için duâ talebedildiği zaman:<br />
<br />
Arapça:<br />
<br />
sifa_dua-2<br />
<br />
Türkçe Okunuşu:Bismillahi turbetu ardina ve rîkatu ba'dina yüşfe sakimuna bi-izni rabbina.<br />
<br />
Anlamı: Allah’ın adıyla duâya başlarım. Bizim yerimizin toprağı ve birimizin tükürüğü vesilesiyle Allah’ın izniyle hastamız şifâ bulur.»” (Buhârî, Tıbb, 38; Müslim, Selâm, 54; Ebû Dâvud, Tıbb, 19)<br />
<br />
SARA (EPİLEPSİ) HASTALIĞI İÇİN DUA<br />
<br />
İbn Abbas’dan -radıyallahu anh- rivayete göre Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e bir hâtûn müracaat edip:<br />
<br />
“– Ya Resûlallah, ben sar’a illetine duçar oluyorum. Hem de sar’a hâlinde açılıyorum. Allah Teâlâ’ya duâ ediniz ki, bu illeti benden izâle eylesin” dedi. Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz kadına hitaben:<br />
<br />
“– Dilersen sabret, bu illet mukabilinde sana cennet verilsin. Dilersen sıhhat ve afiyetin için Allah Teâlâya duâ edeyim,” buyurdu.<br />
<br />
Sonra o hâtûn:<br />
<br />
“– Yâ Resûlallah, böylece sabrederim. Yalnız sar’a hâlinde açılmamam için Allah Teâlâ Hazretlerine duâ ediniz” dedi.<br />
<br />
Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz de, o halinde açılmaması için duâ buyurdular. (Buhârî, Merdâ, 6; Müslim, Birr, 54)<br />
<br />
DİŞ AĞRISI İÇİN DUA<br />
<br />
Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyururlardı:<br />
<br />
Arapça:<br />
<br />
sara_hastalarina_dua<br />
<br />
Anlamı: Ağrıyan dişinin üzerine şehâdet parmağını koyup Yâsin-i şerîfin son tarafını nihayete kadar oku, biiznillah teâlâ şifâ bulur.” (Suyûtî, el-Câmi’us-Sağîr, no: 5218)<br />
<br />
HASTALARA ŞİFA DUASI <br />
<br />
Arapça:<br />
<br />
dis_agrisi_duasi<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Euzu bi izettillahi ve kudretihi min şerri ma ecidu.<br />
<br />
Anlamı:Sağ elini vücudunda rahatsız olduğun mahalle koyup yedi defa mesh eyle ve her meshte: «Hissettiğim bu hastalığın şerrinden Allah’ın izzetine ve kudretine sığınırım!» de. Biiznillahi Teâlâ şifâ bulursun.” (İbn Hanbel, IV, 217)<br />
<br />
CEBRAİL ALEYHİSSELAM’IN ŞİFA DUASI<br />
<br />
Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz rahatsızlandıkları zaman onu Cibril -aleyhisselam- tedavi eder ve:<br />
<br />
Arapça:<br />
<br />
peygamberimize_okunan_dua<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Bismillahi arkıyke min kulli şeyin yu'zike min şerri kulli nefsin ev aynin hasidin, Allahu yeşfike bismillahi arkıyke.<br />
<br />
Anlamı: Allah’ın ismiyle seni rahatsız eden her şeyden sana okurum. Her nefsin veya hasetçi her gözün şerrinden Allah sana şifâ versin. Allah’ın adıyla sana okurum.»” derdi.(Müslim, Selâm 40)<br />
HASTA DUASI<br />
<br />
Hz. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bir rahatsızlıkları olduğu zaman Muavvizeteyn sûrelerini okur, kendi üzerine üfler ve onu eliyle üzerinden silerdi. Ve şöyle buyururlardı:<br />
<br />
Arapça:<br />
<br />
peygamberimiz_hasta_oldugunda_okudugu_dua<br />
<br />
Türkçe Okunuşu:Bismillahi Allahümme dâvini bi devaike veşfini bi şifaike ve ağnini bi fadlike ammen sivâk vahzer anni ezake.<br />
<br />
Anlamı: Allah’ın ismiyle. Ey Rabbim! Beni kendi devân ile tedavi et, bana kendi şifân ile şifâ ver ve beni kendi fazlınla Senden başkalarından müstağni kıl ve beni ezalardan uzak tut.»” (Heysemî, X, 180)<br />
<br />
HASTALAR İÇİN ŞİFA DUASI<br />
<br />
Henüz eceli gelmemiş bir hastayı ziyaret eden bir mü’min yedi defa:<br />
<br />
Arapça:<br />
<br />
eceli_yaklasan_hastaya_okunacak_dua<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Es-elullahel-azime rabbel arşil azimi en yeşfiyeke.<br />
<br />
Anlamı:Büyük Allah’tan, büyük Arş’ın Rabbi Allah’tan sana şifâ vermesini istiyorum!»” derse muhakkak afiyet bulur. (Ebû Dâvud, Cenâiz, 8; Tirmizî, Tıbb, 32; İbn Hanbel, I, 239)<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KUR’AN’DA GEÇEN ŞİFA AYETLERİ</span></span><br />
<br />
<br />
Kur’ân-ı Kerim’de bulunan şifâ âyetleri; sağlık için duâ, şifâ için duâ, hasta duâsı, hastalara şifâ duâsı arayanlar için en etkili şifâ duâlarıdır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Şifa âyetleri şunlardır:</span></span><br />
Tevbe 14,<br />
Yunus 57,<br />
Nahl 69,<br />
İsra 82,<br />
Şuara 80,<br />
Fussilet 44.<br />
</span><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span></span><br />
<br />
قَٰتِلُوهُمْ يُعَذِّبْهُمُ ٱللَّهُ بِأَيْدِيكُمْ وَيُخْزِهِمْ وَيَنصُرْكُمْ عَلَيْهِمْ وَيَشْفِ صُدُورَ قَوْمٍ مُّؤْمِنِينَ</span><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
Kâtilûhum yuazzibhumullâhu bi eydîkum ve yuhzihim ve yansurkum aleyhim ve yeşfi sudûre kavmin mu´minîn(mu´minîne).<br />
<br />
(14-15) Onlarla savaşın ki, Allah onlara sizin ellerinizle azap etsin, onları rezil etsin, onlara karşı size yardım etsin, mü’min topluluğun gönüllerini ferahlatsın ve onların kalplerindeki öfkeyi gidersin. Allah, dilediğinin tövbesini kabul eder. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">9-Tevbe  Suresi 14. Ayet</span></span><br />
<br />
<br />
</span><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ قَدْ جَآءَتْكُم مَّوْعِظَةٌ مِّن رَّبِّكُمْ وَشِفَآءٌ لِّمَا فِى ٱلصُّدُورِ وَهُدًى وَرَحْمَةٌ لِّلْمُؤْمِنِينَ</span><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
Yâ eyyuhen nâsu kad câetkum mev´ızatun min rabbikum ve şifâun limâ fîs sudûri ve huden ve rahmetun lil mu´minîn(mu´minîne).<br />
<br />
Ey insanlar! İşte size Rabbinizden bir öğüt, kalplere bir şifâ ve inananlar için yol gösterici bir rehber ve rahmet (olan Kur’an) geldi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">10-Yûnus  Suresi 57. Ayet</span></span><br />
<br />
</span><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">ثُمَّ كُلِى مِن كُلِّ ٱلثَّمَرَٰتِ فَٱسْلُكِى سُبُلَ رَبِّكِ ذُلُلًا ۚ يَخْرُجُ مِنۢ بُطُونِهَا شَرَابٌ مُّخْتَلِفٌ أَلْوَٰنُهُۥ فِيهِ شِفَآءٌ لِّلنَّاسِ ۗ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَةً لِّقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ</span><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
Summe kulî min kullis semerâti feslukî subule rabbiki zululâ(zululen), yahrucu min butûnihâ şarâbun muhtelifun elvânuhu fîhi şifâun lin nâs(nâsi), inne fî zâlike le âyeten li kavmin yetefekkerûn(yetefekkerûne).<br />
<br />
“Sonra meyvelerin hepsinden ye de Rabbinin sana kolaylaştırdığı (yaylım) yollarına gir.” Onların karınlarından çeşitli renklerde bal çıkar. Onda insanlar için şifa vardır. Şüphesiz bunda düşünen bir (toplum) için bir ibret vardır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">16-Nahl  Suresi 69. Ayet</span></span><br />
<br />
</span><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">وَنُنَزِّلُ مِنَ ٱلْقُرْءَانِ مَا هُوَ شِفَآءٌ وَرَحْمَةٌ لِّلْمُؤْمِنِينَ ۙ وَلَا يَزِيدُ ٱلظَّٰلِمِينَ إِلَّا خَسَارًا</span><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
Ve nunezzilu minel kur’âni mâ huve şifâun ve rahmetun lil mu’minîne ve lâ yezîduz zâlimîne illâ hasârâ(hasâran).<br />
<br />
Biz Kur’an’dan, mü’minler için şifa ve rahmet olacak şeyler indiriyoruz. Zalimlerin ise Kur’an, ancak zararını artırır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">17-İsrâ  Suresi 82. Ayet</span></span><br />
<br />
</span><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">وَإِذَا مَرِضْتُ فَهُوَ يَشْفِينِ</span><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
Ve izâ maridtu fe huve yeşfîn(yeşfîni).<br />
<br />
“Hastalandığımda da O bana şifa verir.”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">26-Şuarâ  Suresi 80. Ayet</span></span><br />
<br />
</span><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">وَلَوْ جَعَلْنَٰهُ قُرْءَانًا أَعْجَمِيًّا لَّقَالُوا۟ لَوْلَا فُصِّلَتْ ءَايَٰتُهُۥٓ ۖ ءَا۬عْجَمِىٌّ وَعَرَبِىٌّ ۗ قُلْ هُوَ لِلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ هُدًى وَشِفَآءٌ ۖ وَٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ فِىٓ ءَاذَانِهِمْ وَقْرٌ وَهُوَ عَلَيْهِمْ عَمًى ۚ أُو۟لَٰٓئِكَ يُنَادَوْنَ مِن مَّكَانٍۭ بَعِيدٍ</span><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
Ve lev cealnâhu kur’ânen a’cemiyyen le kâlû lev lâ fussilet âyâtuh(âyâtuhu), e a’cemiyyun ve arabîy(arabîyyun), kul huve lillezîne âmenû huden ve şifâun, vellezîne lâ yû’minûne fî âzânihim vakrun ve hûve aleyhim amâ(amen), ulâike yunâdevne min mekânin baîd(baîdin).<br />
<br />
Eğer biz onu başka dilde bir Kur’an yapsaydık onlar mutlaka, “Onun âyetleri genişçe açıklanmalı değil miydi? Başka dilde bir kitap ve Arap bir peygamber öyle mi?” derlerdi. De ki: “O, inananlar için bir hidayet ve şifâdır. İnanmayanların kulaklarında bir ağırlık vardır ve Kur’an onlara kapalı ve anlaşılmaz gelir. (Sanki) onlara uzak bir yerden sesleniliyor (da anlamıyorlar).”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">41-Fussilet  Suresi 44. Ayet</span></span><br />
<br />
<br />
    Tevbe Sûresi, 14. Ayet<br />
<br />
Okunuşu: "...Ve yeşfi sudûra kavmin mu'minîn. (mu'minîne)."<br />
<br />
Anlamı: “Allah, mümin bir topluluğun kalplerine şifa versin/gönüllerini ferahlatsın!” (et-Tevbe, 14)<br />
<br />
    Yunus Sûresi, 57. Ayet<br />
<br />
Okunuşu: "...Ve şifâun limâ fîs sudûri. (sudûrin)"<br />
<br />
Anlamı: “…Gönüllerdeki dertlere şifâdır...” (Yûnus, 57)<br />
<br />
    Nahl Sûresi, 69. Ayet<br />
<br />
Okunuşu: "...Yahrucu min butûnihâ şarâbun muhtelifun elvânuhu fîhi şifâun lin nâs(nâsi), inne fî zâlike le âyeten li kavmin yetefekkerûn. (yetefekkerûne)..."<br />
<br />
Anlamı: “…Onların (arıların) karınlarından renkleri çeşitli bir şerbet (bal) çıkar ki, onda insanlar için şifâ vardır…” (en-Nahl, 69)<br />
<br />
    İsrâ Sûresi, 82. Ayet<br />
<br />
Okunuşu: "Ve nunezzilu minel kur’âni mâ huve şifâun ve rahmetun lil mu’minîne (mu’minîn)...."<br />
<br />
Anlamı: “Biz, Kur’ân’dan öyle bir şey indiriyoruz ki o, mü’minler için şifâ ve rahmettir…” (el-İsrâ, 82)<br />
<br />
    Şuarâ Sûresi, 80. Ayet<br />
<br />
Okunuşu: "Ve izâ maridtu fe huve yeşfîni."<br />
<br />
Anlamı: “Hastalandığım zaman bana şifâ veren O’dur.” (eş-Şuarâ, 80)<br />
<br />
    Fussilet Sûresi, 44. Ayet<br />
<br />
Okunuşu: "Kul huve lillezîne âmenû huden ve şifâun (şifâ')..."<br />
<br />
Anlamı: “…De ki: O, (Kur’ân) inananlar için doğru yolu gösteren bir kılavuzdur ve şifâdır…” (Fussılet, 44)<br />
<br />
<br />
<br />
AYETLERİN KARŞILAŞTIRMALI MEALİ VE TEFSİRİ<br />
Surelerin tefsiri ve karşılaştırmalı meali için ayetleri tıklayınız:</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #008000;" class="mycode_color"><a href="https://www.kuranvemeali.com/tevbe-suresi/14-ayeti-meali" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tevbe Sûresi, 14. Ayet</span></a></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #008000;" class="mycode_color"><a href="https://www.kuranvemeali.com/yunus-suresi/57-ayeti-meali" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yunus Sûresi, 57. Ayet</span></a></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #008000;" class="mycode_color"><a href="https://www.kuranvemeali.com/nahl-suresi/69-ayeti-meali" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Nahl Sûresi, 69. Ayet</span></a></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #008000;" class="mycode_color"><a href="https://www.kuranvemeali.com/isra-suresi/82-ayeti-meali" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İsrâ Sûresi, 82. Ayet</span></a></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #008000;" class="mycode_color"><a href="https://www.kuranvemeali.com/suara-suresi/80-ayeti-meali" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Şuarâ Sûresi, 80. Ayet</span></a></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><a href="https://www.kuranvemeali.com/fussilet-suresi/44-ayeti-meali" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><span style="color: #000080;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #008000;" class="mycode_color">Fussilet Sûresi, 44. Ayet</span></span></span></a></span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<br />
Hastaya Okunacak Sureler ve Dualar<br />
<br />
(1) Usame bin Şureyk (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sahabeler ile beraber iken geldim. Onlar Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanında başlarının üzerinde kuş varmış hareket ettiklerinde uçacakmış gibi idiler. Onlara selam verip oturdum. Civar köylerden bedevi Araplar geldi ve:<br />
<br />
−Ya Rasulallah, hasta olduğumuzda tedavi olalım mı? dediler. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
−“Evet, tedavi olunuz! Zira Allah yarattığı her derde deva yaratmıştır. Ancak ihtiyarlık müstesnadır!”<br />
<br />
Ahmed bin Hanbel Müsned 4/278, Ebu Davud 3855, Tirmizi 2039, İbni Mace 3436<br />
<br />
(2) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Allah indirdiği her derde mutlaka şifa da indirmiştir.”<br />
<br />
Buhari 5720<br />
<br />
(3) Sa’d bin Ebi Vakkas (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e:<br />
<br />
−Ya Rasulallah! İnsanların bela yönünden hangisi daha şiddetli olur dedim. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
−“Bela yönünden insanların en şiddetlisi, Nebilerdir. Sonra rütbece en üstün olanlar. Kul dinine göre belaya uğratılır. Kişi dininde kuvvetli ise belası şiddetli olur. Eğer dininde zayıf ise o da dinine göre belaya uğratılır. Bela kuldan ayrılmaz (imtihana devam eder) ta ki kul üzerinde hiç günah kalmamış bir halde yeryüzünde gezer olunca onu bırakır.”<br />
<br />
Ahmed bin Hanbel Müsned 1481, Darimi 2/320, İbni Mace 4023, İbni Hibban Mevarid 699, Albânî Sahihu’l-Cami’ 992<br />
<br />
İbnu’l-Kayyim el-Cevziyye (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:<br />
<br />
“Başına bir bela geldiği vakit kerem sahibi kimselerin sabrı ile ona sabret! O seni daha çok kerem sahibi yapar. Onu insanlara şikâyet ettiğin vakit, Rahim olan Allah’ı hiç merhameti olmayanlara şikâyet etmiş gibi olursun!”<br />
<br />
İbnu’l-Kayyim el-Cevziyye Uddeti’s-Sabirin 90<br />
<br />
(4) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), hasta ziyareti için bir hastanın yanına girdiğinde ona şöyle derdi:<br />
<br />
لاَ بَأْسَ، طَهُورٌ إِنْ شَآءَ اللهُ<br />
<br />
“Beis yoktur, temizlik olur inşallah.”<br />
<br />
Buhari 12/5698<br />
<br />
(5) Abdulaziz bin Suheyb şöyle dedi:<br />
<br />
Ben, Sabit el-Bunânî (Radiyallahu Anh) ile beraber Enes (Radiyallahu Anh)’ın yanına girdim. Sabit el-Bunânî (Radiyallahu Anh), Enes (Radiyallahu Anh)’a:<br />
<br />
–Ya Eba Hamza! Ben hastalandım, dedi. Enes (Radiyallahu Anh):<br />
<br />
−Seni, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in rukyesi ile rukye yapayım mı? (Yani Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in duası ile tedavi edeyim mi?) dedi. Sabit el-Bunânî (Radiyallahu Anh)’da:<br />
<br />
−Evet dedi. Bunun üzerine Enes (Radiyallahu Anh):<br />
<br />
اللَّهُمَّ رَبَّ النَّاسِ، مُذْهِبَ الْبَاسِ، إِشْفِ أَنْتَ الشَّافِي، لاَ شَافِيَ إِلاَّ أَنْتَ، شِفَآءً لاَ يُغَادِرُ سَقَمًا<br />
<br />
−“Ey insanların Rabbi olan Allah’ım! Hastalığı giderip, şifa ver! Sen şifa vericisin. Sen’den başka şifa verici yoktur. Hiçbir hastalık bırakmayacak şekilde şifa ver, diyerek dua etti.”<br />
<br />
Buhari 12/5767, Tirmizi 980, Ebu Davud 3890<br />
<br />
(6) Osman bin Ebi’l-Âs (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e, Müslüman olduğum günden beri vücudumda hissettiğim bir rahatsızlığı şikâyet ettim ve buna müteakiben Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana şöyle buyurdu:<br />
<br />
−“Vücudunun ağrıyan yerine elini koy ve üç kere:<br />
<br />
بِسْمِ اللهِ<br />
<br />
‘Bismillah’ de ve yedi kere de şöyle de:<br />
<br />
أَعُوذُ بِاللهِ، وَقُدْرَتِهِ، مِنْ شَرِّ مَا أَجِدُ، وَأُحَاذِرُ<br />
<br />
Allah’ın adıyla. Hissettiğim ve hissedeceğim ağrının şerrinden, Allah’a ve O’nun kudretine sığınıyorum.”<br />
<br />
Müslim 2202/67<br />
<br />
(7) Osman bin Ebi’l-Âs (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e geldim ve:<br />
<br />
−Bende bir ağrı var, neredeyse beni helak edecek dedim. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana şöyle buyurdu:<br />
<br />
−“Sağ elinle ağrıyan yeri yedi defa ovala ve:<br />
<br />
أَعُوذُ بِعِزَّةِ اللهِ، وَقُدْرَتِهِ مِنْ شَرِّ مَا أَجِدُ<br />
<br />
Duyduğum ağrının şerrinden Allah’ın İzzet ve Kudretine sığınırım diye dua et!”<br />
<br />
Ben bunu yaptım. Aziz ve Celîl olan Allah da bendeki bu ağrıyı giderdi. O günden beri aileme ve başkalarına sürekli bunu tavsiye ediyorum.<br />
<br />
Ebu Davud 3891, İbni Mace 3522, Tirmizi 2162<br />
<br />
(8) Abdullah ibni Mes’ud (Radiyallahu Anh)’ın hanımı Zeynep (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:<br />
<br />
Yaşlı bir kadın humre hastalığını okumak için bize gelirdi. Abdullah eve gireceği vakit öksürerek ses çıkarırdı. Bir gün Abdullah eve geldi kadın onun sesini işitince korkusundan sedirin altına gizlendi. Abdullah yanıma geldi oturudu. Bana dokundu ve (belimde) ip buldu ve bana:<br />
<br />
−Bu nedir? dedi. Ben de dedim ki:<br />
<br />
−Humreden dolayı benim için okunmuş rukyedir. Onu çekip koparıp attı ve şöyle dedi:<br />
<br />
−Andolsun ki, Abdullah’ın âilesi şirkten uzaktır. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i şöyle buyururken işittim:<br />
<br />
−“Şüphesiz ki, temaim ve tivele şirktir!”<br />
<br />
Zeynep (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:<br />
<br />
−Ben bir gün dışarı çıktım biri bana baktı ve gözümden yaş aktı. Gözümü okuduğum vakit yaş akması kesildi. Okumayı terk ettiğim vakit ise gözümden yine yaş aktı. Abdullah ibni Mes’ud (Radiyallahu Anh) dedi ki:<br />
<br />
−O şeytandır! Sen ona itaat ettiğin vakit, seni bıraktı. Sen ona asi olduğun vakit, parmağını gözüne soktu. Eğer sen, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yaptığı gibi yapsaydın daha hayırlı ve şifa bulmaya daha layık olurdun.<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Gözüne suyu serpersin ve şöyle dersin!”<br />
<br />
أَذْهِبِ الْبَاسَ رَبَّ النَّاسِ إِشْفِ، أَنْتَ الشَّافِي لاَشِفَآءَ إِلاَّ شِفَاؤُكَ، شِفَاءً لاَ يُغَادِرُ سَقَمًا<br />
<br />
Temaim: Temime’nin çoğuludur.<br />
<br />
Tivele: Karı koca arasında ki muhabbeti artırmak veya onları ayırmak için yapılan şey.<br />
<br />
Temime: Nazar boncuğu ve muska demektir. Temime’nin anlamları şunlardır:<br />
<br />
a) Göz değmesini engellemek için boyna takılan bir nesne.<br />
<br />
b) Sırma yahut ipe dizilen alacalı, beyazlı ve siyahlı boyuna asılan boncuktur.<br />
<br />
c) İçerisine sure veya koruma duaları yazılan kolyedir.<br />
<br />
d) Çocukların boyunlarına asılan muskadır.<br />
<br />
İbni Mace 3530, Ebu Davud 3883, Ahmed bin Hanbel Müsned 3615<br />
<br />
(9) Hârice bin Salt et-Temîmî (Radiyallahu Anh), amcasından şöyle rivayet etti:<br />
<br />
Amcam, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanına gelip Müslüman olmuş. Sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanından ayrılıp geri dönmüş. Daha sonra bir topluluğa uğramış. Onların yanında demirle bağlanmış deli bir adam varmış. O delinin ailesi amcama:<br />
<br />
−Bize anlatıldığına göre şu sizin arkadaşınız Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hayırla gelmiş. Senin yanında bu deliyi tedavi edecek bir şey var mı? diye sormuşlar. Bunun üzerine amcam şöyle devam etti:<br />
<br />
Deliye Fâtiha ile rukye yaptım ve deli iyi oldu. Bana yüz tane koyun verdiler. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e gelip bunu anlattım. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de şöyle buyurdu:<br />
<br />
−“Bundan başka (okuduğun bir şey) var mı?”<br />
<br />
Ben de:<br />
<br />
−Hayır dedim. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ’de şöyle buyurdu:<br />
<br />
−“O koyunları al! Allah’a yemin ederim ki, bâtıl rukye karşılığında aldığını yiyen nice insanlar vardır. Allah’a yemin olsun ki, sen hak olan rukye karşılığında aldığını yiyorsun.”<br />
<br />
Ebu Davud 3896, Ahmed bin Hanbel Müsned 5/221, Buhari 12/5771, Müslim 2201/65<br />
<br />
(10) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:<br />
<br />
“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), âilesinden bir kimse hastalandığı zaman, onun üzerine; Muavvezat’ı (İhlâs, Felak ve Nâs Surelerini) okurdu…<br />
<br />
Müslim 2192/50<br />
<br />
(11) Suheyl’in babası Ebu Salih (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Eslem kabilesinden bir adam şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanında oturuyordum, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in sahabelerinden biri gelip şöyle dedi:<br />
<br />
−Ey Allah’ın Rasulü! Bu gece zehirlendim ve sabaha kadar uyuyamadım! dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de ona şöyle buyurdu:<br />
<br />
−“Seni zehirleyen şey nedir?”<br />
<br />
Sahabe:<br />
<br />
−Akreptir, dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de şöyle buyurdu:<br />
<br />
−“Eğer sen akşamladığın vakit şöyle dua etmiş olsaydın Allah Azze ve Celle dilerse zarar veremezdi:<br />
<br />
أَعُوذُ بِكَلِمَاتِ اللهِ التَّامَّاتِ مِنْ شَرِّ ماَ خَلَقَ<br />
<br />
Yarattığı şeylerin şerrinden Allah’ın tam olan kelimelerine sığınırım.”<br />
<br />
Ebu Davud 3898, İbni Mace 3518, Müslim 2709/55<br />
<br />
(12) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), hasta ziyaretine gittiğinde yahut bir hasta Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e getirildiğinde şöyle dua ederdi:<br />
<br />
أَذْهِبِ الْبَاسَ، رَبَّ النَّاسِ، إِشْفِ، وَأَنْتَ الشَّافِي لاَ شِفَآءَ إِلاَّ شِفَاؤُكَ، شِفآءً لاَ يُغَادِرُ سَقَمًا<br />
<br />
“Ey İnsanların Rabbi! Hastalığını giderip, şifa ver. Sen şifa verensin. Senin şifandan başka hiçbir şifa yoktur. Hiçbir hastalık bırakmayacak şekilde şifa ver!”<br />
<br />
Buhari 12/5715, Müslim 2191/47, İbni Mace 3520<br />
<br />
(13) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kim, henüz eceli gelmemiş bir hastayı ziyaret eder de onun yanında yedi kere şöyle dua ederse, Allah o hastayı iyi eder:<br />
<br />
بِسْمِ اللهِ، أَسْأَلُ اللهَ الْعَظِيمَ رَبَّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ أَنْ يَشفِيَكَ<br />
<br />
Allah’ın adıyla. Büyük Arşın sahibi yüce Allah’tan sana şifa vermesini dilerim.”<br />
<br />
Ebu Davud 3106, Tirmizi 2165, Nesei, Ahmed bin Hanbel Müsned 1/239, 375<br />
<br />
(14) Ebu Said el-Hudri (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
“Cebrail (Aleyhisselam), Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e gelerek:<br />
<br />
–Ey Muhammed! Hastalandın mı? diye sordu.<br />
<br />
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de:<br />
<br />
–‘Evet’ dedi. Cebrail (Aleyhisselam):<br />
<br />
بِسْمِ اللهِ أَرْقِيكَ، مِنْ كُلِّ شَيْءٍ يُؤْذِيكَ، مِنْ شَرِّ كُلِّ نَفْسٍ أَوْ عَيْنِ حَاسِدٍ، اَللهُ يَشْفِيكَ، بِسْمِ اللهِ أَرْقِيكَ<br />
<br />
–Allah’ın ismiyle seni rahatsız edecek her şeyden, her bir canlının zararından hasetçinin gözünden, seni okuyup sana dua ederim. Allah sana şifa versin. Allah’ın adıyla sana dua edip nefes ederim, dedi.”<br />
<br />
Müslim 2186/40, İbni Mace 3523<br />
<br />
(15) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şu rukye ile rukye yapardı (Yani şu dua ile hastaları okurdu):<br />
<br />
أَذْهِبِ الْبَاسَ رَبَّ النَّاسِ، بِيَدِكَ الشِّفَاءُ، لاَ كاَشِفَ لَهُ إِلاَّ أَنْتَ<br />
<br />
“Ey İnsanların Rabbi! Bu hastalığı gider. Şifa ancak Senin elindedir. Onu Senden başka giderecek yoktur.”<br />
<br />
Müslim 2191/49<br />
<br />
(16) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şu rukye ile rukye yapardı (Yani şu dua ile hastaları okurdu):<br />
<br />
اِمْسَحِ الْبَاسَ رَبَّ النَّاسِ، بِيَدِكَ الشِّفَاءُ، لاَ كاَشِفَ لَهُ إِلاَّ أَنْتَ<br />
<br />
“Hastalığı sil (yok et) Ey İnsanların Rabbi! Şifa ancak Senin elindedir. Onu Senden başka giderecek yoktur.”<br />
<br />
Buhari 12/5768<br />
<br />
(17) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:<br />
<br />
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hastaya şöyle rukye yapardı (Yani hastaya şu duayı okurdu):<br />
<br />
بِسْمِ اللهِ، تُرْبَةُ أَرْضِنَا، بِرِيقَةِ بَعْضِنَا، يُشْفَى سَقِيمُنَا، بِإِذْنِ رَبِّنَا<br />
<br />
“Allah’ın ismiyle. Şu bizim yurdumuzun toprağı ile bağzımızın tükürüğüdür. Rabbimiz izniyle hastamız şifalanır.”<br />
<br />
Buhari 12/5768, 5769, Müslim 2194/54 Ebu Davud 3895, İbni Mace 3521<br />
<br />
(18) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:<br />
<br />
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Bir kimse hastayı ziyarete geldiği zaman şöyle desin:<br />
<br />
اللَّهُمَّ إِشْفِ عَبْدَكَ، يَنْكَأُ لَكَ عَدُوًّا، اَوْ يَمْشِي لَكَ إِلَى جَناَزَةٍ<br />
<br />
Ey Allah’ım! Kuluna şifa ver. Senin için düşmanı öldürür yahut da Senin için cenazede yürür.”<br />
<br />
Ebu Davud 3107<br />
<br />
- Kur'ân'ı şifa için okuyabilir miyiz?<br />
<br />
Kur'an'ın her ayeti birer şifadır. Her ayet her hastalık için okunabilir.<br />
<br />
a. Kur'an surelerinin ve ayetlerinin her birini şifa, dua niyetine ve isteklerinizi niyet ederek okuyabilirsiniz.<br />
<br />
b. Özel olarak Fatiha, İhlas, Nas, Felak, Yasin, Tebareke surelerini Ayet el-Kürsi, Amenarrasülü ve Haşr suresinin son üç ayetini okuyabilirsiniz.<br />
<br />
Kur'ân iki şifadan söz eder: Birisi bal, diğeri de Kur'ân'ın kendisi. Bal, maddi bir şifa kaynağı iken, Kur'ân hem maddi hem manevi bir şifa kaynağıdır:<br />
<br />
    "Ey insanlar! Size Rabbinizden bir öğüt, gönüllerdekine bir şifa, müminler için bir hidayet ve rahmet gelmiştir." (Yunus, 10/57)<br />
<br />
    "Sonra meyvelerin her birinden ye ve Rabbinin sana kolaylaştırdığı yaylım yollarına gir, diye ilham etti. Onların karınlarından renkleri çeşitli bir şerbet (bal) çıkar ki, onda insanlar için şifa vardır. Elbette bunda düşünen bir kavim için büyük bir ibret vardır." (Nahl, 16/69)<br />
<br />
    "Biz, Kur'an'dan öyle bir şey indiriyoruz ki o, müminler için şifa ve rahmettir; zalimlerin ise yalnızca ziyanını artırır." (İsra, 17/82)<br />
<br />
    "Eğer biz onu, yabancı dilden bir Kur'an kılsaydık, diyeceklerdi ki: 'Ayetleri tafsilatlı şekilde açıklanmalı değil miydi? Arab'a yabancı dilden (kitap) olur mu?' De ki: O, inananlar için doğru yolu gösteren bir kılavuzdur ve şifadır. İnanmayanlara gelince, onların kulaklarında bir ağırlık vardır ve Kur'an onlara kapalıdır. (Sanki) onlara uzak bir yerden bağırılıyor (da Kur'an'da ne söylendiğini anlamıyorlar.)" (Fussılet, 41/44)<br />
<br />
- Kur'ân'ın sunduğu bu şifa nasıl bir şifadır?<br />
<br />
Kur'an küfre, şirke, imansızlığa, zulme ve vicdansızlığa karşı bir şifadır. Bu zaten açıkça ortada... Kur'ân'ın davetine uyanlar bu şifayı tadıyorlar, anlıyorlar ve yaşıyorlar. Çünkü Kur'an bu özelliğiyle insanlığın en büyük yaralarını tedavi ediyor.<br />
<br />
İman ederek Rabbini tanıyan insan sahibini, malikini ve mabudunu buluyor, vahşetten, dehşetten ve bütün korkulardan kurtuluyor.<br />
<br />
- Acaba Kur'ân bildiğimiz psikolojik ve bedeni hastalıklarımızın tedavisinde nasıl kullanılır, nasıl kullanılmış?<br />
<br />
Kur'ân'dan istifade etmede örnek ve rehber olan Peygamberimiz (asm) bu konuda da bir öncülük ediyor, yol gösteriyor, bizzat kendi uygulamalarıyla ders veriyor. Peygamberimiz (asm) bazı sureleri özellikle kendi hastalığına karşı okuduğu gibi, aile fertlerinden birisi hasta olunca da okurdu.<br />
<br />
Peygamberimizin (asm) hanımı Hz. Aişe (r.a.) diyor ki:<br />
<br />
    "Ailesinden birisi hastalandığı zaman Resulullah (a.s.m.) Muavvizatı (Felak ve Nâs Sûrelerini) okuyarak onun üzerine üflerdi. Vefatıyla sonuçlanan hastalığa yakalandığında bu sureleri okuyup onun üzerine üflemeye ve kendi eliyle meshetmeye başladım. Çünkü onun elinin bereketi benim elimden daha fazlaydı." (Müslim, Selam, 50)<br />
<br />
Yine Hz. Aişe (ra)'nin anlattığına göre, Peygamberimiz (asm) her gece istirahate çekileceği zaman İhlâs ve Muavvizeteyn sûrelerini okuyup avuçlarına üfler, sonra ellerinin yetişebildiği yere kadar vücudunun her tarafını meshederdi. Hadisin devamında, "Sonra Resulullah hastalanınca ona böyle yapmamı bana emrederdi." diyor. (Buharı, Tıb 39)<br />
<br />
Peygamberimizin (asm) sözünü ettiği bir diğer şifa suresi, hepimizin bildiği Fâtiha'dır.<br />
<br />
    "Fatiha her türlü hastalığa şifadır." (Dârimî, Fadlu'l-Kur'ân 12)<br />
<br />
buyuran Allah Resulü (asm) maddi / manevi bütün hastalıklara karşı Fatiha'nın okunması gerektiğini tavsiye eder.<br />
<br />
Bu arada Kur'ân-ı Kerim'de "Rabbenâ" ve "Rabbi" ile başlayan pek çok dua âyetleri vardır. Bu âyetleri maddi hastalıkların tedavisi için okuyabileceğimiz gibi, manevi, psikolojik hastalıklar için okumamız da pekâla mümkündür.<br />
<br />
Hz. İbrahim (as), "Hastalandığım zaman bana şifayı veren O'dur." (Şuarâ, 26/80) derken, şifayı doğrudan doğruya Allah'tan istiyor.<br />
<br />
Hz. Eyyup (as) ise seneler süren ağır hastalığına karşı o meşhur duasını okur, Rabbinden yardım ister; Cenab-ı Hak duasını kabul eder, ayağını yere vurmasını emreder. Hz. Eyyup (as) da ayağını yere vurur vurmaz yerden şu fışkırır, bu sudan hem içer, hem de bütün vücudun yıkar, sağlığına kavuşur.<br />
<br />
Kur'ân'daki şifa dualarını okumak, ilaç tedavisini ve tıbbın gerekli gördüğü diğer müdahaleleri terk etmek anlamına gelmemelidir.<br />
<br />
Doktora gitmek, ilaç kullanmak, ameliyat olmak, perhiz yapmak da birer fiili duadır ve şifayı Allah'tan istemektir. Yoksa ne ilaç şifa verir, ne de doktor. Gerçek Şâfi, şifâ verici Allah'tır.<br />
<br />
Kur’an-ı Kerim’de Şifa ile İlgili Ayetler Arapça Türkçe<br />
<br />
1. Yûnus Suresi 57. Ayet:<br />
<br />
Arapça: {يَا أَيُّهَا النَّاسُ قَدْ جَاءَتْكُم مَّوْعِظَةٌ مِّن رَّبِّكُمْ وَشِفَاءٌ لِّمَا فِي الصُّدُورِ وَهُدًى وَرَحْمَةٌ لِّلْمُؤْمِنِينَ}<br />
<br />
Türkçe: “Ey insanlar! Rabbinizden size bir öğüt, gönüllerde olan dertlere bir şifa, müminler için bir hidayet ve rahmet gelmiştir.”<br />
<br />
2. İsra Suresi 82. Ayet:<br />
<br />
Arapça: {وَنُنَزِّلُ مِنَ الْقُرْآنِ مَا هُوَ شِفَاءٌ وَرَحْمَةٌ لِّلْمُؤْمِنِينَ وَلَا يَزِيدُ الظَّالِمِينَ إِلَّا خَسَارًا}<br />
<br />
Türkçe: “Biz Kur’an’dan, müminler için şifa ve rahmet olan şeyleri indiriyoruz. O, zalimlerin ise sadece zararını artırır.”<br />
<br />
3. Fussilet Suresi 44. Ayet:<br />
<br />
Arapça: {قُلْ هُوَ لِلَّذِينَ آمَنُوا هُدًى وَشِفَاءٌ وَالَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ فِي آذَانِهِمْ وَقْرٌ وَهُوَ عَلَيْهِمْ عَمًى أُوْلَئِكَ يُنَادَوْنَ مِن مَّكَانٍ بَعِيدٍ}<br />
<br />
Türkçe: “De ki: O (Kur’an), iman edenler için bir hidayet ve şifadır. İman etmeyenlerin ise kulaklarında bir ağırlık vardır ve o (Kur’an) onlara karşı körlüktür. Onlar sanki uzak bir yerden çağrılıyorlar (da cevap vermiyorlar).”<br />
Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in Şifa ile İlgili Hadisleri<br />
Arapça Türkçe<br />
<br />
1. Ebu Hüreyre’den (r.a.) rivayetle:<br />
<br />
Arapça: {مَا أَنْزَلَ اللهُ دَاءً إِلا أَنْزَلَ لَهُ شِفَاءً}<br />
<br />
Türkçe: “Allah, her hastalığı indirmiştir ve onunla birlikte şifasını da indirmiştir.”<br />
<br />
2. İbn-i Mace’den (r.a.) rivayetle:<br />
<br />
Arapça: {عَلَيْكُمْ بِالْحِبَّةِ السَّوْدَاءِ، فَإِنَّ فِيهَا شِفَاءً مِنْ كُلِّ دَاءٍ إِلَّا السَّامَ}<br />
<br />
Türkçe: “Siyah kimyonu (çörek otu) kullanın. Çünkü onda ölümden başka her hastalık için şifa vardır.”<br />
<br />
3. Aişe’den (r.a.) rivayetle:<br />
<br />
Arapça: {كَانَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِذَا اشْتَكَى نَفَثَ فِي يَدَيْهِ بِالْمُعَوِّذَاتِ وَمَسَحَ بِهِمَا عَلَى جَسَدِهِ}<br />
<br />
Türkçe: “Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir rahatsızlığı olduğunda ellerine üfler ve sonra vücudunu onlarla mesh ederdi.”<br />
Şifa Duaları<br />
<br />
1. Fatiha Suresi:<br />
<br />
Arapça: {بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِ إِيَّاكَ نَعْبُدُ وَإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ اهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ صِرَاطَ الَّذِينَ أَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلَا الضَّالِّينَ}<br />
<br />
Türkçe: “Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. Hamd, âlemlerin Rabbi, Rahman, Rahim, din gününün maliki Allah’a mahsustur. (Rabbimiz!) Ancak Sana kulluk ederiz ve yalnız Sen’den yardım dileriz. Bizi doğru yola ilet; kendilerine nimet verdiklerinin yoluna; gazaba uğrayanların ve sapıtanların yoluna değil.”<br />
<br />
2. Ayet-el Kürsi:<br />
<br />
Arapça: {اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ لَا تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌ لَهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ مَنْ ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ إِلَّا بِإِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلَا يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِنْ عِلْمِهِ إِلَّا بِمَا شَاءَ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ وَلَا يَئُودُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ}<br />
<br />
Türkçe: “Allah, O’ndan başka ilah yoktur. Hayy’dır, kayyum’dur. O’nu ne bir uyuklama tutar ne de uyku. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. İzni olmaksızın O’nun katında kim şefaat edebilir? O, kullarının önlerinde ve arkalarında ne varsa hepsini bilir. Onlar ise O’nun dilediği kadarından başka, O’nun ilminden hiçbir şeyi kavrayamazlar. O’nun kürsüsü, gökleri ve yeri kaplamıştır. Onları koruyup gözetmek O’na ağır gelmez. O, yücedir, büyüktür.”<br />
<br />
3. İhlas Suresi:<br />
<br />
Arapça: {قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ اللَّهُ الصَّمَدُ لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ وَلَمْ يَكُن لَّهُ كُفُوًا أَحَدٌ}<br />
<br />
Türkçe: “De ki: O Allah tektir. Allah sameddir. O doğurmamış ve doğurulmamıştır. Hiçbir şey O’na denk değildir.”<br />
<br />
4. Felak ve Nas Sureleri:<br />
<br />
Arapça: {قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَ وَمِنْ شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ وَمِنْ شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ وَمِنْ شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ}<br />
<br />
Türkçe: “De ki: Sabahın Rabbine sığınırım. Yarattığı şeylerin şerrinden. Karanlık çöktüğü zaman gecenin şerrinden. Düğümlere üfleyen büyücülerin şerrinden. Haset ettiği zaman hasetçinin şerrinden.”<br />
<br />
Arapça: {قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ مَلِكِ النَّاسِ إِلَٰهِ النَّاسِ مِنْ شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ الَّذِي يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِ النَّاسِ مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ}<br />
<br />
Türkçe: “De ki<br />
<br />
: İnsanların Rabbine sığınırım. İnsanların Melikine. İnsanların İlâhına. O sinsi vesvesecinin şerrinden. O ki insanların kalplerine vesvese verir. Gerek cinlerden, gerek insanlardan.”<br />
Diğer Şifa Duaları<br />
<br />
1. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) şifa duası:<br />
<br />
Arapça: {اللَّهُمَّ رَبَّ النَّاسِ أَذْهِبِ الْبَأْسَ اشْفِ أَنْتَ الشَّافِي لَا شِفَاءَ إِلَّا شِفَاؤُكَ شِفَاءً لَا يُغَادِرُ سَقَمًا}<br />
<br />
Türkçe: “Ey insanların Rabbi! Hastalığı gider, şifa ver. Sen şifa verensin. Senin şifandan başka şifa yoktur. Öyle bir şifa ver ki, hiçbir hastalık bırakmasın.”<br />
<br />
2. Yunus Peygamber’in duası:<br />
<br />
Arapça: {لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ سُبْحَانَكَ إِنِّي كُنتُ مِنَ الظَّالِمِينَ}<br />
<br />
Türkçe: “Senden başka ilah yoktur. Seni tenzih ederim. Gerçekten ben zalimlerden oldum.”<br />
<br />
3. Ayşe’nin (r.a.) Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) atfen naklettiği şifa duası:<br />
<br />
Arapça: {بِاسْمِ اللَّهِ أَرْقِيكَ، مِنْ كُلِّ شَيْءٍ يُؤْذِيكَ، مِنْ شَرِّ كُلِّ نَفْسٍ أَوْ عَيْنٍ حَاسِدٍ، اللَّهُ يَشْفِيكَ، بِاسْمِ اللَّهِ أَرْقِيكَ}<br />
<br />
Türkçe: “Allah’ın adıyla seni her şeyden koruyorum; her nefsin veya haset eden gözün şerrinden. Allah sana şifa versin. Allah’ın adıyla seni koruyorum.”<br />
<br />
Kur’an, müminler için şifadır<br />
<br />
Sual: Ölülere ve hastalara, Yasin ve Fatiha okunuyor. Bu surelerin tercümelerinde şifadan bahsetmiyor. Fatiha suresini okurken kendimize dua ediyoruz. Bunların şifa ile ilgisi nedir?<br />
CEVAP<br />
Neden bahsederse bahsetsin, Kur’an-ı kerimin her âyeti, her harfi şifadır.<br />
Hadis-i şerifte, (İlaçların en iyisi Kur’an-ı kerimdir) buyuruldu. (İbni Mace)<br />
<br />
Peygamber efendimiz üç türlü ilaç kullanırdı. Kur’an-ı kerim veya dua okurdu. Fen ile bulunan ilaçları kullanırdı. Her ikisini karışık kullanırdı. Bir hadis-i şerifte buyuruluyor ki:<br />
(Kur’an-ı kerimden şifa beklemeyen, şifaya kavuşamaz.) [Deylemi]<br />
<br />
Kur’an-ı kerim ve dua, şartlarına uygun okunursa, elbette şifa verir. Okuyanın ve hastanın buna inanması gerekir. Haram işleyenin ve itikadı düzgün olmayanın okuması fayda vermez. Kur’an-ı kerimi ücretle okumak haramdır. (Tefsir-i Mazhari)<br />
<br />
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Fatiha her derde devâdır.) [Beyheki]<br />
<br />
(Fatiha suresi Allahü teâlânın gadabını önler.) [Şir’a]<br />
<br />
(Ölülerinize Yasin okuyun!) [İ.Ahmed]<br />
<br />
(Kabristana giren kimse, Yasin suresini okusa, o gün ölülerin azapları hafifler. Ölülerin sayısı kadar o kimseye sevap verilir.) [Etfâl-ül müslimin]<br />
<br />
(Yasin okuyanın sıkıntısı gider.) [Deylemi]<br />
<br />
(Cuma gecesi Yasin suresini okuyanın günahları affedilir.) [İsfehani]<br />
<br />
(Geceleyin Yasin okuyan kimse, affedilmiş olarak sabaha çıkar.) [Buhari]<br />
<br />
(Allah rızası için Yasin okuyanın günahları affolur.) [İbni Sünni]<br />
<br />
(Her gece, Yasin okumaya devam eden kimse, şehid olarak ölür.) [Taberani]<br />
<br />
(Her şeyin bir kalbi vardır. Kur’anın kalbi de Yasindir.) [Tirmizi]<br />
<br />
(Bir defa Yasin okuyan, on defa Kur’an-ı kerimi okumuş sevabına kavuşur.) [Tirmizi]<br />
<br />
Yasin suresinde, kıyamette olan şeyler, dünyanın geçici olduğu, Cennet nimetleri ve Cehennem azapları da bildirilmektedir. Anlayan hasta, yanında okununca, iman ile gitmeye sebep olan şeyleri işitmiş olur. İmam-ı Gazali hazretleri buyuruyor ki:<br />
(İmam-ı Ahmed bin Hanbel hazretleri, Cenab-ı Hakkın, (Anlayarak da anlamayarak da Kur’an-ı kerim okuyan, benim rızama kavuşur) buyurduğunu bildirmektedir.) [İhya]<br />
<br />
Ölüler için de Yasin-i şerif okunması emredilmiştir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Yanında Yasin-i şerif okunan hasta, suya doymuş olarak vefât eder, doymuş olarak kabre girer) (Müslüman bir hasta yanında Yasin okunursa, Rıdvân ismindeki melek Cennet şerbeti getirir. O kimse, suya doymuş olarak ruhunu teslim eder. Doymuş olarak da kabre girer, suya ihtiyacı olmaz.) [Seadet-i Ebediyye]<br />
<br />
Dualar ve şifalar<br />
Hastalığın durumuna göre tedavi, ilaç ile, sadaka vermekle ve dua ile yapılır. Şifayı veren yalnız Allahü teâlâdır. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruldu ki:<br />
(İbrahim,"hastalığıma ancak O şifa verir" dedi.) [Şuara 80]<br />
<br />
(Kur'an-ı kerim, müminler için şifa ve rahmettir.) [İsra 82]<br />
<br />
Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:<br />
(Asıl deva Kur'andır.) [İbni Nasr]<br />
<br />
(Fatiha ile Âyet-el kürsiyi okuyana, o gün nazar değmez.) [Deylemi]<br />
<br />
(La ilahe illa ente sübhaneke, inni küntü minez-zalimin’i okuyan, dert ve beladan kurtulur.) [Hakim] (40 defa okuma iyi olur)<br />
<br />
(Sabah-akşam İhlas ve Muavvizeteyni [iki kuleuzüyü] üçer defa oku! Bunlar, bütün belaları, afetleri, sıkıntıları ve istemediğin şeyleri giderir.) [Tirmizi]<br />
<br />
İlaçların en iyisi<br />
<br />
Sual: Ölülere ve hastalara, Yasin ve Fatiha okunuyor. Bu surelerin tercümelerinde şifadan bahsetmiyor. Fatiha suresini okurken kendimize dua ediyoruz. Bunların şifa ile ilgisi nedir?<br />
CEVAP<br />
Neden bahsederse bahsetsin, Kur’an-ı kerimin her âyeti, her harfi şifadır. Hadis-i şerifte, (İlaçların en iyisi Kur’an-ı kerimdir) buyuruldu. (İbni Mace)<br />
<br />
Peygamber efendimiz üç türlü ilaç kullanırdı. Kur’an-ı kerim veya dua okurdu. Fen ile bulunan ilaçları kullanırdı. Her ikisini karışık kullanırdı. Bir hadis-i şerifte buyuruluyor ki:<br />
(Kur’an-ı kerimden şifa beklemeyen, şifaya kavuşamaz.) [Deylemi]<br />
<br />
Kur’an-ı kerim ve dua, şartlarına uygun okunursa, elbette şifa verir. Okuyanın ve hastanın buna inanması gerekir. Haram işleyenin ve itikadı düzgün olmayanın okuması fayda vermez. Kur’an-ı kerimi ücretle okumak haramdır. (Tefsir-i Mazhari)<br />
<br />
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Fatiha her derde devâdır.) [Beyheki]<br />
<br />
(Fatiha suresi Allahü teâlânın gadabını önler.) [Şir’a]<br />
<br />
(Ölülerinize Yasin okuyun!) [İ. Ahmed]<br />
<br />
(Kabristana giren kimse, Yasin suresini okusa, o gün ölülerin azapları hafifler. Ölülerin sayısı kadar o kimseye sevap verilir.) [Etfâl-ül müslimin]<br />
<br />
(Yasin okuyanın sıkıntısı gider.) [Deylemi]<br />
<br />
(Cuma gecesi Yasin suresini okuyanın günahları affedilir.) [İsfehani]<br />
<br />
(Geceleyin Yasin okuyan kimse, affedilmiş olarak sabaha çıkar.) [Buhari]<br />
<br />
(Allah rızası için Yasin okuyanın günahları affolur.) [İbni Sünni]<br />
<br />
(Her gece, Yasin okumaya devam eden kimse, şehit olarak ölür.) [Taberani]<br />
<br />
(Her şeyin bir kalbi vardır. Kur’anın kalbi de Yasindir.) [Tirmizi]<br />
<br />
(Bir defa Yasin okuyan, on defa Kur’an-ı kerimi okumuş sevabına kavuşur.) [Tirmizi]<br />
<br />
Yasin suresinde, kıyamette olan şeyler, dünyanın geçici olduğu, Cennet nimetleri ve Cehennem azapları da bildirilmektedir. Anlayan hasta, yanında okununca, iman ile gitmeye sebep olan şeyleri işitmiş olur. İmam-ı Gazali buyuruyor ki:<br />
(İmam-ı Ahmed bin Hanbel hazretleri, Cenab-ı Hakkın, (Anlayarak da anlamayarak da Kur’an-ı kerim okuyan, benim rızama kavuşur) buyurduğunu bildirmektedir.) [İhya]<br />
<br />
Ölüler için de Yasin-i şerif okunması emredilmiştir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Yanında Yasin-i şerif okunan hasta, suya doymuş olarak vefât eder, doymuş olarak kabre girer) (Müslüman bir hasta yanında Yasin okunursa, Rıdvân ismindeki melek Cennet şerbeti getirir. O kimse, suya doymuş olarak ruhunu teslim eder. Doymuş olarak da kabre girer, suya ihtiyacı olmaz.) [Seadet-i Ebediyye]<br />
<br />
Dualar ve şifalar<br />
Hastalığın durumuna göre tedavi, ilaç ile, sadaka vermekle ve dua ile yapılır. Şifayı veren yalnız Allahü teâlâdır. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruldu ki:<br />
(İbrahim,"hastalığıma ancak O şifa verir" dedi.) [Şuara 80]<br />
<br />
(Kur'an-ı kerim, müminler için şifa ve rahmettir.) [İsra 82]<br />
<br />
Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:<br />
(Asıl deva Kur'andır.) [İbni Nasr]<br />
<br />
(Fatiha ile Âyet-el kürsiyi okuyana, o gün nazar değmez.) [Deylemi]<br />
<br />
(La ilahe illa ente sübhaneke, inni küntü minez-zalimin’i okuyan, dert ve beladan kurtulur.) [Hakim] (40 defa okuma iyi olur)<br />
<br />
1- Yedi defa Fatiha okuyup, ağrı olan yere üflenirse, şifa hasıl olur. (T. Azizi)<br />
<br />
2- Her gün sabah-akşam 24 defa Estagfirullah, sonra (Estagfirullahelazim ellezi la ilahe illa hüvel hayyel kayyume ve etubü ileyh) denir, sonra 11 ihlas, 7 Fatiha ve 33 defa Allahümme salli ve sellim alâ seyyidina Muhammedin ve alâ âli seyyidina Muhammed okunur, sevabı Peygamber efendimizin, Eshab-ı kiram ve Evliyanın ruhları ile Silsile-i aliyye denilen büyük âlimlerin isimlerini söyleyip, ruhlarına hediye edilir. Bu büyükler hürmetine şifa vermesi için Allahü teâlâya dua edilir. Bir hacete kavuşmak için, 2 rekat namaz kılınır, sevabı silsile-i aliyyeye hediye edilerek dua edilir!<br />
<br />
3- Şu dua [İslam harfiyle yazıp] deliye okunursa, akıllanır, hastaya okunursa şifa bulur:<br />
(Reva Aliyyül-Rıda, fe-kale, Haddeseni ebi Musel-Kazım an ebihi Caferis-Sadık an ebihi Muhammedenil-Bakır an ebihi Zeynelabidin Ali an ebihil-Hüseyn an ebihi Ali bin Ebi talib radıyallahü anhüm, kale haddeseni habibi ve kurretü ayni Resulullahi sallallahü aleyhi ve sellem, kale haddeseni Cibrilü, kale semitü Rabbelizzeti yekülü, La ilahe illallahü hısni, men kale-ha dehale hısni, ve men dehale hısni emine min azabi)<br />
<br />
4- Ağrıyan yeri sağ el ile 7 defa mesh edip her defasında Euzü biizzetillahi ve kudretihi min şerri ma-ecidü ve ühazirü okuyanın ağrı ve sancısı kalmaz. (B.Arifin)<br />
<br />
5- Sabah-akşam, Bekara’nın başından 4 âyet ve Âyet-el-kürsi ile sonraki iki âyet ve bu surenin sonundaki 3 âyet deliye okunursa iyi olur.<br />
<br />
6- Yağmur suyuna, Fatiha, Âyet-el-kürsi, İhlas ve Muavvizeteyn 70er defa okunur. Bu sudan aralıksız 7 sabah içenin hastalığı, ağrısı zail olur. [Bunu 5-10 salih müslüman okursa, daha iyi olur.]<br />
<br />
7- Şifa âyetleri suya konup içilirse hastalıklara şifa olur. Şifa âyetleri: Tevbe 14, Yunus 57, Nahl 69, İsra 82, Şuara 80, Fussilet 44]<br />
<br />
Dert bela gelince<br />
Sual: Bir sinir hastamız var. Hep sıkıntılı ve huzursuzdur. Asabiyeciye gittik. "Açık yerlerde gezsin, teselli edici kimselerle konuşsun, ruhi tedavi için nasihat çok faydalıdır. Tıpta telkinle tedavi vardır. Böyle psikolojik hastalıklar için ilaçların yanı sıra dua okumak faydalıdır" dedi. Ne yapmamızı tavsiye edersiniz?<br />
CEVAP<br />
Evet, uzman doktorların tavsiyelerine uymak gerekir. Psikolojik hastalıklar için telkin iyi gelmektedir. Telkinle sağlam insana sıkıntı vermek mümkün olduğu gibi, sıkıntılı insanı da tedavi etmek mümkündür. Psikolojik hastalara, bir şeyler söyleyip, (Artık bir şeyin kalmaz, biraz gez) dendiğinde hastanın daha huzurlu olduğu görülmüştür.<br />
<br />
Vücudumuz, bize emanettir. Dinimiz onu iyi korumamızı emrediyor. Hastayı tedavi ettirmek gerekir. Tedavinin, hastalığın durumuna göre, ilaç ile sadaka vermek ile ve dua ile yapılacağı bildirilmiştir. Tecrübe ile tesirleri kati olan, aşı, serum ve mikrop öldürücü ilaçları kullanmak farzdır. Yani Allahü teâlânın emridir. Tesiri kati olan ilaçlar, gıda gibi olup, ilaç almayıp ölmek günahtır. Peygamber efendimiz üç türlü ilaç kullanmıştır. Kur'an-ı kerim veya dua okurdu. Fen ile bulunan ilaçları kullanırdı. Her ikisini karışık da kullanırdı.<br />
<br />
Kur'an-ı kerimin ve duanın tesir etmesi için bazı şartların gözetilmesi gerekir. Okuyanın veya yazanın ve hastanın buna inanması, hastanın zararlı olan gıdalardan, şüpheli ilaçlardan perhiz etmesi, sıcaktan ve soğuktan sakınması gerekir. Okuyanın, itikadının bozuk olmaması, haram işlemekten, kul hakkından sakınması, haram ve habis şey yiyip içmemesi ve karşılık olarak ücret almaması şarttır. Hadis-i şerifte, (İlaç kullanmak da kaderdendir, Allah’ın izniyle fayda verebilir) buyuruldu. Dua da, ilaç gibidir. Allahü teâlâ dilerse tesir eder.<br />
<br />
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Dua müminin silahı, dinin de direğidir.) [İbni Ebiddünya]<br />
<br />
(Dert bela gelince, Yunus peygamberin duasını okuyun! Allah, o beladan kurtarır. Dua şudur: "La ilahe illa ente sübhaneke, inni küntü minez-zalimin.") [Hakim]<br />
<br />
("La havle ve la kuvvete illa billah" okumak, 99 derde devadır. Bunların en hafifi sıkıntıdır.) [Hakim]<br />
<br />
(Allahü teâlâ, istigfara devam edeni, her sıkıntıdan, her dertten kurtarır, ummadığı yerden rızıklandırır.) [Nesai]<br />
<br />
(Sabah-akşam İhlas ve Muavvizeteyni [iki kuleuzüyü] üçer defa oku! Bunlar, bütün belaları, afetleri, sıkıntıları ve istemediğin şeyleri giderir.) [Tirmizi]<br />
<br />
(Evinde, Fatiha ve Âyet-el kürsi okuyana, o gün cin ve şeytan zarar veremez.) [Deylemi]<br />
<br />
(Sabah-akşam, üç defa "Bismillahillezi la yedurru maasmihi şeyün fil erdi vela fissemai ve hüvessemiülalim" diyene hiçbir şey zarar veremez.) [İbni Mace]<br />
<br />
(Allahü teâlâ, her gün sabah-akşam yedi defa, "Hasbiyallahü la ilahe illahü, aleyhi tevekkeltü ve hüve Rabbül-arşil-azim" diyenin dünya ve ahiret işlerine kâfidir.) [Beyheki]<br />
<br />
Peygamber efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem sıkılınca, (Yâ hayyü yâ kayyûm bi-rahmetike estağîsü) derdi.<br />
<br />
Ümmü sıbyan hastalığı<br />
Sual: Bebeklerde görülen ümmü sıbyan hastalığı için hangi duayı okumak gerekir?<br />
CEVAP<br />
Bu hastalıktan korunmak için, 22 Besmele, bir Fatiha, bir Âyet-el-kürsi, bir İhlâs, bir Felak, bir Nas sureleriyle, Kalem suresinin 51. ve 52. âyetlerini bir kâğıda İslam harfleriyle yazdıktan sonra, muska hâline getirerek bebeğin üstüne asmalıdır. Bir hadis-i şerif meali de şöyledir:<br />
(Yeni doğan çocuğun sağ kulağına ezan, sol kulağına da ikamet okunursa, “Ümmü sıbyan” hastalığından korunmuş olur.) [Beyheki]<br />
Orijinali için buraya tıklayınız!<br />
<br />
Felçli çocuğa dua<br />
Sual: Felçli çocuğumuzu doktora götürdük, bir netice alamadık. Ne yapmak gerekir?<br />
CEVAP<br />
Daha başka doktorlara götürmeli. Her şey Allahü teâlâdandır. Ondan gelene sabretmekten başka çare yoktur. Allahü teâlâ, sabredenlerle beraberdir. Sabredenlerin gideceği yer Cennettir. Şifa âyetlerini de kullanmak iyi olur. Birçok hastalığa şifa verdiği tecrübelerle sabit olmuştur. Âyât-ı hırzı okumak da faydalıdır.<br />
<br />
Kur’an-ı kerim şifadır<br />
Sual: (Kur’an ezberlemek veya okuyup hastaya üflemek için indirilmedi) demek yanlış değil mi?<br />
CEVAP<br />
Eğer cümleye “sadece” kelimesi ilave edilmezse, yani, (Kur’an, sadece ezberlemek veya sadece okuyup şifa maksadıyla üflemek için indirilmedi) denmezse, çok yanlış olur. Allahü teâlâya iftira olur. Kur’an-ı kerim bunları yapmak için de indirildi. Peygamber efendimiz, okunmasını, ezberlenmesini, okunup hastalara üflenmesini teşvik ederken, bunlar için gönderilmedi demek, ya art niyetten veya cahillikten kaynaklanır. Bu zihniyetteki mezhepsizler, (Herkes Kur’anın mealini okusun, anlasın ve kendi anladığına uysun!) diyorlar. Hâlbuki piyasadaki birbirini tutmayan mealleri okumakla, Kur’an-ı kerimin gerçek mânâsı anlaşılmaz. Bunları okuyan sadece, tercüme edenin bilgi derecesine göre anladıklarını okumuş olur. O kimsenin fikirlerinin esiri olur. Kur’an-ı kerimi aslından okumak, ezberlemek, çok büyük bir nimettir, her harfi şifadır. Bir âyet-i kerime meali:<br />
(Kur’an-ı kerim, müminler için şifa ve rahmettir.) [İsra 82]<br />
<br />
Bu konulardaki birkaç hadis-i şerif meali de şöyledir:<br />
(İlaçların en iyisi Kur’an-ı kerimdir.) [İbni Mace]<br />
<br />
(Kur’an-ı kerimden şifa beklemeyen, şifaya kavuşamaz.) [Deylemi]<br />
<br />
(Fatiha ile Âyet-el kürsiyi okuyana, o gün nazar değmez.) [Deylemi]<br />
<br />
(Sabah-akşam İhlâs ve Muavvizeteyn’i [iki Kul Euzü’yü] üçer defa oku! Bunlar, bütün belaları, âfetleri, sıkıntıları ve istemediğin şeyleri giderir.) [Tirmizi]<br />
<br />
(Kur’an-ı kerimi okuyup ezberleyin! Allahü teâlâ içinde Kur’an-ı kerim bulunan kalbe, azab etmez.) [Şir’a Şerhi]<br />
<br />
(Hafızasında Kur’an-ı kerimden bir şey bulunmayan, harap bir eve benzer.) [Tirmizi]<br />
<br />
Hastalık için dua<br />
Sual: Uykusuzluk çeken, çıbanı çıkan, tansiyonu yükselen, ayağı burkulan için hangi duaları okumak gerekir?<br />
CEVAP<br />
Her hastalık için, (Hangi duayı okuyalım?) diyenler çok oluyor. Tıbben çaresi olan hastalıklar için, doktora gitmeli. Dinimiz, tıbbi ilaçların da kullanılmasını emrediyor. Bunları kullanmamak, dinin emrine uymamak olur. (Tıbbın çaresini bulamadığı ruhi hastalıklar için hangi duayı okuyalım?) diye sorulabilir. Peygamber efendimiz, hastalıklar için üç türlü ilaç kullanırdı: Kur’an-ı kerim ve dua okurdu, fenle bulunan ilaçları ve her ikisini karışık da kullanırdı. (Mevahib-i ledünniyye)<br />
<br />
Üç hadis-i şerif meali:<br />
(İlaçların en iyisi Kur’an-ı kerimdir.) [İ. Mace]<br />
<br />
(Kur’an-ı kerimden şifa beklemeyen, şifaya kavuşamaz.) [Deylemi]<br />
<br />
(Fatiha her derde devadır.) [Beyheki]<br />
<br />
Kur’an-ı kerim ve dua, şartlarına uygun okunursa, elbette şifa verir. Okuyanın ve hastanın buna inanması gerekir. Haram işleyenin ve itikadı düzgün olmayanın okuması fayda vermez. Kur’an-ı kerimi ücretle okumak haramdır. (Tefsir-i Mazhari)<br />
<br />
Hastaya dua<br />
Sual: Rahatsızım veya hastayım diyene nasıl bir dua okumalı?<br />
CEVAP<br />
Çeşitli dualar var. Biri şöyledir:<br />
Hastaya şifa için, 70 istigfar okuyup başına üflemeli ve şifaya kavuşması için kısa bir dua etmelidir. (Seadet-i Ebediyye)<br />
<br />
Doktora gitmek ve ilaç kullanmak<br />
Sual: Bazı kimseler, hastalığı veren Allahü teâlâdır diyerek doktora gitmiyor ve ilaç kullanmıyorlar. Böyle yapmak uygun mudur?<br />
Cevap: Tedavi olmak yani doktora gitmek, ilaç kullanmak sünnettir. Hadis-i şerifte, (Hastalığınızı tedavi ediniz! Çünkü Allahü teâlâ ölümden başka her hastalık için deva, ilaç yaratmıştır) buyuruldu.<br />
<br />
Mevâhib-i ledünniyye’de buyuruluyor ki:<br />
“Peygamber efendimiz üç türlü ilaç kullanırdı: Kur’an-ı kerim veya dua okurdu. Fen ile bulunan ilaçları kullanırdı. Her ikisini karışık kullanırdı. (Kur’an-ı kerimden şifa beklemeyene şifa nasip olmaz) buyururdu.”<br />
<br />
Fatiha suresini okumanın, hastalıklara şifa olduğunu bildiren hadis-i şerifler Beydavi ve Çerhi tefsirlerinde ve Tefsir-i Mazheri’de yazılıdır. İmam-ı Kuşeyri hazretleri buyuruyor ki:<br />
“Kur’an-ı kerimdeki altı şifa âyetini bir tabağa yazıp, su koyarak eritilir. Hasta içerse Allahü teâlâ şifa ihsan eder.”<br />
<br />
Âyet-i kerime ve dua elbette şifa verir. Fakat şartların gözetilmesi de lazımdır. Okuyanın veya yazanın ve hastanın buna inanması şarttır. Hastanın zararlı olan gıdalardan, şüpheli ilaçlardan perhiz etmesi, soğuktan sakınması, lüzumlu şeyleri yapması, haramdan, zulümden sakınması lâzımdır. Hadis-i şerifte, (Allahü teâlâyı unutarak, gafletle edilen dua kabul olmaz) buyuruldu. Resulullah efendimiz hasta olunca, Kul-euzü’leri okuyup kendi üzerine üflerdi.<br />
<br />
Hastalıkların tedavisindeki sebepler<br />
Sual: Hastalıkların tedavisinde, doktor ve ilaçların dışında dinimizin tavsiye ettiği bir şey var mıdır?<br />
Cevap: Allahü teâlânın âdeti şöyledir ki, her şeyi bir sebeple yaratır. Bir şeye kavuşmak için, bu şeyin yaratılmasına sebep olan şeyi yapmak lazımdır. Hastalıkların tedavinde doktora gitmek, ilaç kullanmak maddi sebeplerdendir. Her şeyin yaratılmasında müşterek olan manevi sebep ise, sadaka vermek, yetmiş kere Estagfirullah min külli mâ kerihallah duasını okumaktır. Bu iki manevi sebep, maddi sebepleri bulmaya da yardım eder. Hadis-i şerifte;<br />
(Hastalarınızı, sadaka vererek tedavi ediniz!) buyurulmuştur. Fevâid-i Osmâniyye kitabında diyor ki:<br />
“Şifa için, tövbe ediniz ve istiğfar duasını çok okuyunuz. Yani, Estagfirullâhel'azîm ellezî lâ ilâhe illâ hüv el hayyel kayyûme ve etûbü ileyh deyiniz! Ölümden başka bütün dertlere, hastalıklara karşı faydalıdır. Ölüm hastasının ağrılarını, sancılarını giderir, rahat can vermesini sağlar. Hûd suresinde 52. âyetinde mealen; (İstiğfar okuyunuz! İmdadınıza yetişirim) buyuruldu. Hadis-i şerifte; (İstiğfara devam edeni Allahü teâlâ dertlerden kurtarır) buyuruldu.”<br />
<br />
Sual: Her hastalığın, her derdin çaresi, ilacı var mıdır?<br />
Cevap: Ölümden başka her derdin, her hastalığın, -bazı hastalıklar için şu anda ilaç, çare bulunamasa bile, hepsinin de- çaresi, ilacı vardır. Çünkü Peygamber efendimiz;<br />
(Allahü teâlâ, her hastalığın ilacını yaratmıştır. Yalnız, ölüme çare yoktur) buyurmuştur.<br />
<br />
<br />
Hadislerle Efsun ve Rukye<br />
Efsun ve Rukye Nedir?<br />
Efsun ve Rukye iki kısıma ayrılır:<br />
<br />
Birincisi Haram Olan: Efsun ve Rukye her ikisi de okuyup üflemekle insanı etki altına almak manalarına gelir. Bunun haram olanı büyü ve sihir yapan cincilerin uğraştığı, ayet ve dua dışında olan ve Allah’tan gayrını duaya ortak eden küfür ve şirk işleridir. Ayet ve duaları kullansalar bile bunun yanına meleklerin ismini yazarak veya Ashab-ı Kehf olan kimselerin isimlerini ve hatta köpeklerinin de ismini yazmaları yaptıkları işi batıla çeviren hususlardandır.<br />
<br />
İkincisi Helal Olan: Hak olan Efsun ve Rukye’ye gelince; Kur’an’dan ayetler veya dualar okuyup şifa dilemektir. Hastaya eliyle dokunmak ve ona üflemeye de Efsun denir. Halk arasında avsunlamak diye tabir edilen bu tedavi Allah’tan şifa dilemeye muvafık olduğu sürece helal olan bir tedavi yoludur.<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) içerisinde küfür ve şirk olmayan okuyup üflemeye müsaade etmiş, hatta tavsiye etmiştir. Bu duaları yazıp boyuna veya duvarlara asmak asılsız işlerdendir. Zira ne Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ne de onun ashabı böyle bir şey yapmamışlardır. Bilakis yasaklamışlardır!<br />
<br />
(1) İmrân bin Husayn (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Göz değmesinden ve zehirli hayvanların sokmasından başka hiçbir şey için rukye yoktur!”<br />
<br />
Ebu Davud 3884<br />
<br />
(2) Avf bin Mâlik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Biz cahiliye döneminde rukye yapıyorduk. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e:<br />
<br />
−Ey Allah’ın Rasulü! Bu rukye hakkında ne buyurursun? dedik. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
−“Rukyenizi bana arzedin, içerisinde şirk olmadıkça rukye de bir sakınca yoktur.”<br />
<br />
Ebu Davud 3886<br />
<br />
(3) Abdulaziz bin Suheyb (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Enes (Radiyallahu Anh), Sabit el-Bunânî’ye:<br />
<br />
−‘Seni, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in duası ile tedavi edeyim mi?’ dedi. Sabit el-Bunânî’de:<br />
<br />
−‘Evet’ dedi. Bunun üzerine Enes (Radiyallahu Anh):<br />
<br />
اللَّهُمَّ رَبَّ النَّاسِ، مُذْهِبَ الْبَاسِ، إِشْفِ أَنْتَ الشَّافِي، لاَ شَافِيَ إِلاَّ أَنْتَ، إِشْفِهِ شِفَآءً لاَ يُغَادِرُ سَقَمًا<br />
<br />
−‘Ey insanların Rabbi ve sıkıntıların gidericisi olan Allah’ım! Şifa ver! Sen şifa vericisin. Sen’den başka bir şifa verici yoktur. Buna hiç hastalık bırakmayan bir şifa ver.’ diyerek dua etti.<br />
<br />
Ebu Davud 3890<br />
<br />
(4) Osman bin Ebi’l-Âs (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e geldim ve:<br />
<br />
−Bende bir ağrı var, neredeyse beni helak edecek dedim. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana şöyle buyurdu:<br />
<br />
−“Sağ elinle ağrıyan yeri yedi defa ovala ve:<br />
<br />
أَعُوذُ بِعِزَّةِ اللهِ، وَقُدْرَتِهِ مِنْ شَرِّ مَا أَجِدُ<br />
<br />
Duyduğum ağrının şerrinden Allah’ın İzzet ve Kudretine sığınırım diye dua et!”<br />
<br />
Ben bunu yaptım. Aziz ve Celîl olan Allah da bendeki bu ağrıyı giderdi. O günden beri aileme ve başkalarına sürekli bunu tavsiye ediyorum.<br />
<br />
Ebu Davud 3891, İbni Mace 3522, Tirmizi 2162<br />
<br />
(5) Abdullah ibni Mes’ud (Radiyallahu Anh)’ın hanımı Zeynep (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:<br />
<br />
Yaşlı bir kadın humre hastalığını okumak için bize gelirdi. Abdullah eve gireceği vakit öksürerek ses çıkarırdı. Bir gün Abdullah eve geldi kadın onun sesini işitince korkusundan sedirin altına gizlendi. Abdullah yanıma geldi oturudu. Bana dokundu ve (belimde) ip buldu ve bana:<br />
<br />
−Bu nedir? dedi. Ben de dedim ki:<br />
<br />
−Humreden dolayı benim için okunmuş rukyedir. Onu çekip koparıp attı ve şöyle dedi:<br />
<br />
−Andolsun ki, Abdullah’ın âilesi şirkten uzaktır. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i şöyle buyururken işittim:<br />
<br />
−“Şüphesiz ki, temaim ve tivele şirktir!”<br />
<br />
Zeynep (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:<br />
<br />
−Ben bir gün dışarı çıktım biri bana baktı ve gözümden yaş aktı. Gözümü okuduğum vakit yaş akması kesildi. Okumayı terk ettiğim vakit ise gözümden yine yaş aktı. Abdullah ibni Mes’ud (Radiyallahu Anh) dedi ki:<br />
<br />
−O şeytandır! Sen ona itaat ettiğin vakit, seni bıraktı. Sen ona asi olduğun vakit, parmağını gözüne soktu. Eğer sen, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yaptığı gibi yapsaydın daha hayırlı ve şifa bulmaya daha layık olurdun.<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Gözüne suyu serpersin ve şöyle dersin!”<br />
<br />
أَذْهِبِ الْبَاسَ رَبَّ النَّاسِ إِشْفِ، أَنْتَ الشَّافِي لاَشِفَآءَ إِلاَّ شِفَاؤُكَ، شِفَاءً لاَ يُغَادِرُ سَقَمًا<br />
<br />
Temaim: Temime’nin çoğuludur.<br />
<br />
Tivele: Karı koca arasında ki muhabbeti artırmak veya onları ayırmak için yapılan şey.<br />
<br />
Temime: Nazar boncuğu ve muska demektir. Temime’nin anlamları şunlardır:<br />
<br />
a) Göz değmesini engellemek için boyna takılan bir nesne.<br />
<br />
b) Sırma yahut ipe dizilen alacalı, beyazlı ve siyahlı boyuna asılan boncuktur.<br />
<br />
c) İçerisine sure veya koruma duaları yazılan kolyedir.<br />
<br />
d) Çocukların boyunlarına asılan muskadır.<br />
<br />
İbni Mace 3530, Ebu Davud 3883, Ahmed bin Hanbel Müsned 3615<br />
<br />
(6) Amr bin Şuayb (Radiyallahu Anh) babasından oda dedesinden şöyle rivayet etti:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sahabelerine korkudan kurtulmaları için şu kelimeleri öğretiyordu:<br />
<br />
أَعُوذُ بِكَلِمَاتِ اللهِ التَّامَّةِ، مِنْ غَضَبِهِ، وَشَرِّ عِبَادِهِ، وَمِنْ هَمَزَاتِ الشَّيَاطِينِ، وَأَنْ يَحْضُرُونَ<br />
<br />
“Allah’ın tam olan kelimeleri ile gazabından, kullarının şerrinden, şeytanların vesveselerinden ve şeytanların hazır olmasından sığınırım.”<br />
<br />
Ebu Davud 3893<br />
<br />
(7) Hârice bin Salt et-Temîmî (Radiyallahu Anh), amcasından şöyle rivayet etti:<br />
<br />
Amcam, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanına gelip Müslüman olmuş. Sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanından ayrılıp geri dönmüş. Daha sonra bir topluluğa uğramış. Onların yanında demirle bağlanmış deli bir adam varmış. O delinin ailesi amcama:<br />
<br />
−Bize anlatıldığına göre şu sizin arkadaşınız Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hayırla gelmiş. Senin yanında bu deliyi tedavi edecek bir şey var mı? diye sormuşlar. Bunun üzerine amcam şöyle devam etti:<br />
<br />
Deliye Fâtiha ile rukye yaptım ve deli iyi oldu. Bana yüz tane koyun verdiler. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e gelip bunu anlattım. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de şöyle buyurdu:<br />
<br />
−“Bundan başka (okuduğun bir şey) var mı?”<br />
<br />
Ben de:<br />
<br />
−Hayır dedim. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ’de şöyle buyurdu:<br />
<br />
−“O koyunları al! Allah’a yemin ederim ki, bâtıl rukye karşılığında aldığını yiyen nice insanlar vardır. Allah’a yemin olsun ki, sen hak olan rukye karşılığında aldığını yiyorsun.”<br />
<br />
Ebu Davud 3896, Ahmed bin Hanbel Müsned 5/221, Buhari 12/5771, Müslim 2201/65<br />
<br />
(8) Suheyl’in babası Ebu Salih (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Eslem kabilesinden bir adam şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanında oturuyordum, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in sahabelerinden biri gelip şöyle dedi:<br />
<br />
−Ey Allah’ın Rasulü! Bu gece zehirlendim ve sabaha kadar uyuyamadım! dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de ona şöyle buyurdu:<br />
<br />
−“Seni zehirleyen şey nedir?”<br />
<br />
Sahabe:<br />
<br />
−Akreptir, dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de şöyle buyurdu:<br />
<br />
−“Eğer sen akşamladığın vakit şöyle dua etmiş olsaydın Allah Azze ve Celle dilerse zarar veremezdi:<br />
<br />
أَعُوذُ بِكَلِمَاتِ اللهِ التَّامَّاتِ مِنْ شَرِّ ماَ خَلَقَ<br />
<br />
Yarattığı şeylerin şerrinden Allah’ın tam olan kelimelerine sığınırım.”<br />
<br />
Ebu Davud 3898, İbni Mace 3518, Müslim 2709/55<br />
<br />
(9) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), hasta ziyaretine gittiğinde yahut bir hasta Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e getirildiğinde şöyle dua ederdi:<br />
<br />
أَذْهِبِ الْبَاسَ، رَبَّ النَّاسِ، إِشْفِ، وَأَنْتَ الشَّافِي لاَ شِفَآءَ إِلاَّ شِفَاؤُكَ، شِفآءً لاَ يُغَادِرُ سَقَمًا<br />
<br />
“Ey İnsanların Rabbi! Hastalığını giderip, şifa ver. Sen şifa verensin. Senin şifandan başka hiçbir şifa yoktur. Hiçbir hastalık bırakmayacak şekilde şifa ver!”<br />
<br />
Buhari 12/5715, Müslim 2191/47, İbni Mace 3520<br />
<br />
(10) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kim, henüz eceli gelmemiş bir hastayı ziyaret eder de onun yanında yedi kere şöyle dua ederse, Allah o hastayı iyi eder:<br />
<br />
بِسْمِ اللهِ، أَسْأَلُ اللهَ الْعَظِيمَ رَبَّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ أَنْ يَشفِيَكَ<br />
<br />
Allah’ın adıyla. Büyük Arşın sahibi yüce Allah’tan sana şifa vermesini dilerim.”<br />
<br />
Ebu Davud 3106, Tirmizi 2165, Nesei, Ahmed bin Hanbel Müsned 1/239, 375<br />
<br />
<br />
##########################<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KASiDEi BÜRDE ARAPÇA</span></span><br />
<br />
<br />
KASiDEi BÜRDE ARAPÇA<br />
<br />
[attachment=190465]<br />
<br />
[attachment=190466]<br />
<br />
[attachment=190467]<br />
<br />
[attachment=190468]<br />
<br />
[attachment=190469]<br />
<br />
[attachment=190470]<br />
<br />
[attachment=190471]<br />
<br />
[attachment=190472]<br />
<br />
[attachment=190473]<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KAYNAKLAR</span></span><br />
<br />
islam ve ihsan <br />
TÜRKİYE TAKVİMİ<br />
Habertürk<br />
Dinimiz islam<br />
Sorular ile islamiyet<br />
Sahih Hadisler</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Şifâ için Dualar</span></span><br />
<br />
Kur’an’da geçen şifa ayetleri var mıdır? Maddi-manevi bütün hastalıklarda istimdat edebileceğiniz, medet bekleyebileceğiniz bizzat Rabbimiz’in buyurduğu şifa veren dualar.<br />
<br />
Şifa; deva demektir. Şifa; insanın hastalıktan kurtulması, sıhhat bulması, iyilik bulması anlamlarına gelir. Peki hastalara ne şifa olur?<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KUR’AN’DA GEÇEN İKİ ŞİFA</span></span><br />
<br />
Kur’ân-ı Kerim’in bizzat kendisi şifâdır. Peygamber Efendimiz, iki şifâ vardır buyuruyor:<br />
<br />
“Bunun biri baldır, diğeri Kur’ân-ı Kerim’dir.” (İbn Mâce, Tıp, 7) Mesela Fatiha Sûresi’nin hem yılan ısırması gibi fiziki hastalıklara hem de bir insanın mecnun (deli) olması gibi psikolojik hastalıklara şifâ olduğu hadis-i şeriflerde rivayet edilir.<br />
<br />
Kur’ân-ı Kerim’in maddi-manevi bütün hastalıklara şifâ oluşu, balın şifâ oluşu ve diğer şifâ veren bilgilerin yanı sıra esas (hakiki) şifâ verici Allah’tır. Çünkü Cenab-ı Hak’kın eş-Şâfi ismi, sıfatı şerifi mevcuttur. Ve bütün şifâlarda Cenab-ı Hak’kın “Ya Şâfi” dediğimiz o isminden tecelli etmektedir. Yani bütün dertlerin devâsı, şifanın kaynağı Yüce Rabbimiz’dir. Esas şifâyı da biz O’ndan bekleriz. Diğerlerini hep vasıta olarak biliriz.<br />
Şifa Ne Demek?<br />
<br />
Şifâ; devâ demektir. Şifâ; insanın hastalıktan kurtulması, sıhhat bulması, iyilik bulması anlamlarına geliyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Şifa İsmi Caiz midir?</span></span><br />
<br />
Şifâ ismi güzel bir isimdir. Bu insan ismi olarak kullanılabilir. Mekânlara, müesseselere isim olarak verilebilir.<br />
<br />
Kur’ân-ı Kerim’de altı yerde şifâ kelimesi geçmektedir. Şifâ kelimesinin geçtiği kelimeler de bizim ezkâr kitaplarımızda şifâ ayetleri olarak yer alıyor. Ve peş peşe okunduğu zaman da bunların insanların hastalıklarına deva olduğu belirtiliyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">HASTALAR İÇİN ŞİFA DUASI</span></span><br />
<br />
İmam Kuşeyri Hazretleri naklediyor:<br />
<br />
“Şimdi arzedeceğim altı ayet şifa kaynağıdır. Bunları bir insan sabah-akşam dikkatlice, ihlasla okursa hangi hastalık olursa olsun biiznillah şifa bulur. Bu âyetlerin şifâ verdiğini tecrübe etmişizdir. Benim 12 yaşlarında bir kızım vardı. Devâsı olmayan müzmin bir hastalığa yakalandı. Bütün hekimlere götürdüm, deva bulmadı. Onu ölüme terketmiş durumdayken salih bir insanla karşılaştım. Bu halimi arzettim. Dedi ki; Kur’ân-ı Kerim’de altı tane şifâ âyeti bulunmaktadır ki kızına ihlasla bu duâları sabah-akşam okursan o biiznillah iyileşecektir. Ben de bu âyetleri öğrenip kızıma okudum. Ölmek üzereyken kızım sıhhat buldu, iyileşti. Onun için bu âyetlerin ne kadar şifâ verici olduğuna bizzat şahidim.”<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Şifâ için Dualar</span></span><br />
<br />
    (Mevâhib-i ledünniyye) ikinci cildde diyor ki, Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem” üç dürlü ilâc kullanırdı: Kur’ân-ı kerîm veyâ düâ okurdu. Fen ile bulunan ilâcları kullanırdı. Her ikisini karışık kullanırdı. (Kur’ân-ı kerîmden şifâ beklemiyene şifâ nasîb olmaz) buyururdu.(Fâtiha) sûresini okumanın, hastalıklara şifâ olduğunu bildiren hadîs-i şerîfler (Beydâvî) ve (Çerhî) tefsîrlerinde ve Senâullah-ı Dehlevî “rahmetullahi aleyh”in yazdığı  (Tefsîr-i Mazherî)de yazılıdır.<br />
<br />
    Hastaya şifâ için, yetmiş istigfâr okumalı, temâm olunca, başı üzerine üfürmeli ve kısa bir düâ etmelidir.<br />
<br />
    İmâm-ı Kuşeyrî “rahmetullahi aleyh” buyuruyor ki, Kur’ân-ı kerîmdeki altı şifâ âyetini bir tabağa yazıp, su koyarak eritilir. Hasta içerse Allahü teâlâ şifâ ihsân eder. Âyet-i kerîme ve düâ elbette şifâ verir. Fekat şartların gözetilmesi de lâzımdır. Okuyanın veyâ yazanın ve hastanın buna inanması şartdır. Hastanın, zararlı olan gıdâlardan, şübheli ilâclardan perhîz etmesi, soğukdan sakınması, lüzûmlu şeyleri yapması, harâmdan, zulmden sakınması lâzımdır. Hadîs-i şerîfde, (Allahü teâlâyı unutarak, gafletle edilen düâ kabûl olmaz) buyuruldu. Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” efendimiz hasta olunca,  (Kul e’ûzü)leri okuyup, kendi üzerine üflerdi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Şifâ âyetleri) şunlardır:</span></span><br />
<br />
    Tevbe sûresi, ondördüncü âyetinin sonu,<br />
    Yûnüs sûresi, elliyedinci âyetinin ortası,<br />
    Nahl sûresi, altmışdokuzuncu âyetinin orta kısmı,<br />
    İsrâ sûresi, seksenikinci âyetinin baş tarafı,<br />
    Şü’ârâ sûresinin sekseninci âyeti,<br />
    Fussilet sûresi, kırkdördüncü âyetinin orta yeridir.<br />
<br />
Bunlar, safranlı su gibi, renkli bir sıvı ile bir çanağa yazılıp, yağmur suyunda eritilir. Zevceden mehr parasından hediyye isteyip, bu para ile bal alınır. Balı bu su ile karışdırıp içmelidir. Şifâ âyetlerini, abdestli olarak, bir kâğıda yazıp, bu kâğıdı, bir kapdaki suya koymak da olur.<br />
<br />
    (Tuhfe) kitâbının sonlarında, buyuruyor ki, imâm-ı Alî Rızâ hazretleri Nîşâpûra gelince, Ehl-i sünnetden yirmibinden çok âlim ve talebe, kendisini karşıladı. Dedelerinden gelen bir hadîs-i şerîf okuması için yalvardılar. İmâm hazretleri, bütün dedelerinin ismlerini sayarak, şu kudsî hadîsi okudu: (Lâ ilâhe illallah kal’amdır. Bunu okuyan, kal’ama girmiş olur. Kal’ama giren de, azâbımdan kurtulur). İmâm-ı Ahmed ibni Hanbel hazretleri buyurdu ki, bu hadîs-i şerîf, bildirenlerin ismleri ile berâber, deliye okunursa, aklı başına gelir. Hastaya okunursa, şifâ bulur. Böyle olduğunu, İbni Esîr “rahmetullahi teâlâ aleyh” de, (Kâmil) kitâbında bildiriyor. Bu hadîs-i şerîfin hastaya nasıl okunacağı  şöyledir.<br />
    Aşağıdaki yazının islâm harfleri ile yazılıp, doğru okunması lâzımdır: <br />
    [Revâ Aliyyül-Rızâ, fe-kâle, Haddesenî ebî Mûsel-Kâzım an ebîhi Ca’feris-Sâdık an ebîhi Muhammedenil-Bâkır an ebîhi Zeynel’âbidîn Alî an ebîhil-Hüseyn an ebîhi Alî bin Ebî tâlib “radıyallahü anhüm”, kâle haddesenî habîbî ve kurretü aynî Resûlullahi “sallallahü aleyhi ve sellem”, kâle haddesenî Cibrîlü, kâle semi’tü Rabbel’izzeti yekûlü,  (Lâ ilâhe illallâhü hısnî, men kâle-hâ dehale hısnî, ve men dehale hısnî emine min azâbî).]<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Şifâ için,</span></span><br />
<br />
    Yirmibeş kerre (Estagfirullah) denir. Sonuncusunda (ve etûbü ileyh)e kadar okunur.<br />
    Sonra, onbir (İhlâs) ve<br />
    Yedi kerre (Fâtiha-i şerîfe) ve<br />
    Otuzüç kerre (Allahümme salli ve sellim alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed) okuyup, sevâbını Peygamberimizin “sallallahü aleyhi ve sellem” ve Eshâb-ı kirâmın “rıdvânullahi aleyhim ecma’în” ve Evliyânın “rahmetullahi aleyhim ecma’în” rûhlarına ve sonra büyük âlimlerin ismlerini söyleyip, bu büyüklerin rûhlarına hediyye edilir. Bu büyükler hurmetine şifâ vermesi için Allahü teâlâya düâ edilir. Hergün sabâh ve akşam böyle düâ edilir ve gerekli ilâc alınıp, perhîz yapılır.<br />
<br />
    Büyük âlim Abdüllah-i Dehlevî, (Mekâtîb) kitâbının yirmisekizinci mektûbunda buyuruyor ki, (Düâ istiyorsunuz. Büyüklerimizin ismlerini gönderiyorum. Birincisindeki ismlerin rûhlarına, başka zemânda da, ikincisindeki büyüklerin rûhlarına Fâtiha okur, bunların vâsıtası ile Allahü teâlâya düâ edersiniz!). Yüzonyedinci mektûbda buyuruyor ki, (Her işiniz için, büyüklerin temiz rûhlarını vesîle ederek, Allahü teâlâya yalvarınız! Ona sığınınız! Allahü teâlâ sevdiklerinin vâsıtası ile yapılan düâları kabûl ederek, din ve dünyâ ihtiyâclarınızı ihsân eder). Yâ, doğruca şifâ ihsân eder, yâhud, şifâ için sebeb yapdığı tabîbi, ilâcı karşınıza çıkarıp, onun vâsıtası ile şifâ verir. Çünki, sebebler vâsıtası ile yaratmak âdetidir. Bunun için, sebeblere yapışmak sünnetdir. (Silsile-i aliyye), ya’nî büyük âlimlerin ismleri, bu ekimiz en sonunda yazılıdır.<br />
<br />
    (Necât-ül-müsallî)de diyor ki, (Hısn-ül-hasîn)de diyor ki, hadîs-i şerîfde, (Bir hasta, lâ ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü minezzâlimîn kırk def’a okursa, şehîd olarak vefât eder. Şifâ bulursa, günâhları afv olur) buyuruldu.<br />
<br />
    Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” gam, gussa, sıkıntıyı gidermek için, (Lâ ilâhe illallâhül’azîm-ül-halîm lâ ilâhe illallâhü Rabbül-Arş-il’azîm lâ ilâhe illallahü Rabbüs-semâvâti ve Rabbül-Erdı Rabbül’Arş-il-kerîm) okurdu. (Bismillâhirrahmânirrahîm ve lâ-havle ve lâ-kuvvete illâ billâhil’ aliyyil’azîm) okumak, sinir hastalığına ve bütün hastalıklara iyi geldiğini Enes bin Mâlik haber vermişdir.<br />
<br />
    Şifâ için (Kasîde-i Bürde) okumak çok fâidelidir. Hastalara okununca, iyi oldukları, okunan yerlerin derdlerden, belâlardan emîn oldukları görüldü. Fâidelenmek için, inanmak ve hâlis niyyet ile okumak lâzımdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kasîde-i bürde, on kısmdır:</span></span><br />
<br />
    Birinci kısm, Resûlullaha “sallallahü aleyhi ve sellem” olan sevginin kıymetini bildirmekdedir.<br />
    İkinci kısm, insanın nefsinin kötülüğünü anlatmakdadır.<br />
    Üçüncü kısm, Resûlullahı övmekdedir.<br />
    Dördüncü kısm, Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” dünyâya teşrifini anlatmakdadır.<br />
    Beşinci kısm, Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” düâlarının hemen kabûl olduğunu bildirmekdedir.<br />
    Altıncı kısm, Kur’ân-ı kerîm övülmekdedir.<br />
    Yedinci kısm, Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” mi’racındaki incelikleri bildirmekdedir.<br />
    Sekizinci kısm, Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” cihâdlarını anlatmakdadır.<br />
    Dokuzuncu kısm, Allahü teâlâdan afv ve mağfiret ve Resûlullahdan “sallallahü aleyhi ve sellem” şefâ’at istemekdedir.<br />
    Onuncu kısm, Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” derecesinin yüksekliği bildirilmekdedir.<br />
<br />
    Bu kasîdenin yazarı, İmâm-ı Muhammed bin Sa’îd Busayrî “rahime-hullahü teâlâ” sôfiyye-i aliyyenin büyüklerindendir. Şâzilî olan Ebûl-Abbâs-i Mürsînin yetişdirdiği Evliyâdandır. Ebül-Abbâs-i Mürsî de, Ebül Hasen-i Şâzilînin talebesidir. 695 [m. 1295] senesinde Mısrda vefât etmişdir. Kendisine felc hastalığı geldi. Bedeninin yarısı hareketsiz kaldı. Resûlullaha tevessül edip, insanların en üstününü öven meşhûr kasîdesini hâzırladı. Rü’yâda Resûlullaha okudu. Çok hoşuna gidip arkasından mubârek hırkasını çıkarıp, imâma giydirdi. Bedeninin felcli olan yerlerini mubârek eli ile sığadı. Uyanınca, bedeni sağlam idi. Hırka-i se’âdet de arkasında idi. Bunun için, bu kasîdeye (Kasîde-i bürde) denildi. Bürde, hırka, palto demekdir. İmâm-ı Busayrî “rahmetullahi aleyh” sevinerek, sabâh nemâzına giderken, salâh ve zühd ile meşhûr bir zâta rastladı. İmâma, kasîdeni dinlemek isterim dedi. Benim kasîdelerim çokdur. Hepsini herkes bilir dedi. Kimsenin bilmediği bu gece Resûlullaha okuduğunu istiyorum deyince, bunu hiç kimseye söylemedim. Nerden anladın dedi. O zat da, imâmın rü’yâsını, olduğu gibi haber verdi. Vezîr Behâeddîn bu kasîdeyi işitince, hepsini okutup, saygı ile ayakda dinledi.<br />
<br />
    (Fevâid-i Osmâniyye)  sâhibi “rahmetullahi teâlâ aleyh” diyor ki,  (Fâtiha), (Âyet-el-kürsî) ve (Dört Kul) yedişer kerre okunup hastaya üflenirse, bütün âfetler, derdler için ve sihr, nazar için ve hayvân sokması ve ısırması için iyi gelir. Tuz üzerine okunup, suda eritip içirmek ve ısırılan yere sürmek de tecribe edilmişdir. Dört Kul; Kâfirûn, İhlâs ve Mu’avvizeteyn (Felak ve Nâs) sûreleridir.<br />
<br />
    Süleymâniyye kütübhânesi Lâleli kısmında, 3653 sayılı risâlenin 211.ci sahîfesinde diyor ki, (Cum’a günü seher vaktinde (Seher vakti, gecenin son altıda biridir. Yani akşam ile imsâk vaktinin arasındaki müddetin son altıda biridir. Seher vaktinde yenilen yemeğe sahûr denir.) sağ elinin avucuna şu âyet yazılıp, sonra dili ile yalayıp yutulur. Kırk senelik sihr dahî olursa, def’ olur. Zâil olur. Nisâ sûresi 99.cu âyeti (ve men yahruc)den (rahîmâ)ya kadardır.)<br />
<br />
    (Bostân-ül-Ârifin) sonunda diyor ki, Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem”, Osmân bin Ebil’âsı “radıyallahü teâlâ anh” ziyârete geldi. Hasta idi. Çok ağrısı ve sancısı vardı. (Ağıran yeri sağ elin ile yedi kerre mesh eyle! Her def’asında E’ûzü bi’izzetillahi ve kudretihi min şerri mâ-ecidü ve ühâzirü oku!) buyurdu. Osmân diyor ki, buyurduğu gibi yapdım. Hastalığım hiç kalmadı.<br />
<br />
    (Tefsîr-i Mazherî) sâhibi “rahmetullahi teâlâ aleyh”, (Talâk) sûresinin üçüncü âyetinin tefsîrinde buyuruyor ki, (İmâm-ı Rabbânî “rahmetullahi teâlâ aleyh”, din ve dünyâ zararlarından kurtulmak için, hergün beşyüz kerre (Lâ havle velâ kuvvete illâ billah) okurdu. Buna  (Kelime-i temcîd) denir. Okumağa başlarken ve okudukdan sonra da yüzer kerre (Salevât) okurdu. Hadîs-i şerîfde, (Allahü teâlânın bir ni’met vermesini ve bunun devâmlı olmasını isteyen, Lâ havle velâ kuvvete illâ billah çok okusun!) buyuruldu. (Sahîhayn)daki hadîs-i şerîfde,(Bu, Cennet hazînelerinden bir hazînedir!) buyuruldu. Bir hadîs-i şerîfde de, (Lâ havle velâ kuvvete okumak, doksandokuz derde devâdır. Bunların en hafîfi, hemmdir) buyuruldu. Hemm, gam, hüzn, sıkıntı demekdir.)  [(Sahîh-i Müslim) kitâbı,  (Buhârî)den sonra, müslimânların en kıymetli temel kitâbıdır. İçinde yedibinikiyüzyetmişbeş [7275] hadîs vardır. Bu iki kitâba (Sahîhayn) denir.]<br />
<br />
    Abdüllah ibni Mes’ûd buyurdu ki: Bir kimse sabâh ve akşâm, Bekara sûresinin başından dört âyet ve Âyet-elkürsî ile sonraki iki âyeti ve bu sûrenin sonundaki üç âyeti okursa, evine şeytân girmez. Mecnûn üzerine okunursa, iyi olur. Sıkıntısı olan kimse, çok (istigfâr) okusun!<br />
<br />
    (Hazînet-ül-esrâr)da diyor ki: Ömer-ül-Fârûk “radıyallahü teâlâ anh” dedi ki, Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” buyurdu ki: (Yağmur suyunu toplayıp, üzerine, Fâtiha-i şerîfe, Âyet-el-kürsi, İhlâs-ı şerîf ve Kul-e’ûzü sûreleri yetmişer kerre okunur. Bu sudan aralıksız yedi sabâh içenlerin hastalıkları, ağrıları zâil olur.). [Beş, on sâlih müslimân toplanıp, okuyup, suya üflemelidirler.] İmâm-ı Ahmed ve Tirmüzî ve Nesâî ve Hâkim ve Beyhekî bildirdiler ki, Sa’d ibni Mâlik “radıyallahü teâlâ anh” dedi ki, Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” buyurdu ki: (Yûnüs aleyhisselâm balığın karnında, Enbiyâ sûresinin 87. ci âyetini söyliyerek düâ etdi. [Düâsını kabûl eyledi ve kıyâmete kadar bunu okuyan mü’minlerin düâlarını kabûl edeceğini bildirdi.] Bir müslimân, bu âyet-i kerîmeyi okuyup düâ edince, Allahü teâlâ düâsını muhakkak kabûl eder). Kırk kerre okumalıdır. Âyet-i kerîme şudur: Lâ ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü minezzâlimîn.<br />
<br />
    (Tenbîh-ül-gâfilîn)deki hadîs-i şerîfde, (Kur’ân-ı kerîm okuyanın ana-babası kâfir olsalar bile, azâbları hafîfler) buyuruldu. Haberde bildirildi ki: (Cennet derecelerinin sayısı, Kur’ân-ı kerîmin âyetlerinin sayısıncadır. Kur’ân-ı kerîmi hatm eden kimse, bütün derecelere kavuşur). (Künûz-üd-dekâ’ık)da yazılı, Taberânînin ve İbni Hibbânın bildirdikleri hadîs-i şerîfde, (Kur’ân-ı kerîmi hatm edenin düâsı kabûl olunur)buyuruldu. (Kitâb-üt-tibyân)da diyor ki, (Kur’ân-ı kerîmin hatm edildiği yere rahmet yağar. Hatmden sonra düâ etmek müstehabdır.)<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ŞİFA DUASI ARAPÇA OKUNUŞU VE YAZILIŞI</span></span><br />
<br />
Hz. Âişe'den (r.a.) şöyle rivayet edilmiştir: "Hz. Peygamber (s.a.s.), hasta olan akrabalarının üzerine okuyarak sağ eliyle onları sıvazlar ve şöyle derdi:<br />
<br />
Ezhibil-be'se rabben'nasi eşfi ve enteş'şafi la şifae illa şifauke şifaen la yugadiru sekame<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><br />
ŞİFA DUASI TÜRKÇE ANLAMI</span></span><br />
<br />
Bu hastalığı gider ey insanların Rabbi! Şifâ ver, çünkü şifâ verici sensin. Senin vereceğin şifâdan başka şifâ yoktur. Öyle şifâ ver ki hiç bir hastalık bırakmasın.»” (Buhârî, Merdâ, 20; Müslim, Selâm, 46; Ebû Dâvud, Tıbb, 18, 19)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SIHHAT VE SAĞLIK İÇİN OKUNACAK DUA - 2</span></span><br />
<br />
Bismillahi turbetu ardina ve rîkatu ba'dina yüşfe sakimuna bi-izni rabbina.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ANLAMI</span></span><br />
<br />
Allah'ın adıyla duâya başlarım. Bizim yerimizin toprağı ve birimizin tükürüğü vesilesiyle Allah'ın izniyle hastamız şifâ bulur" (Buhârî, Tıbb, 38; Müslim, Selâm, 54; Ebû Dâvud, Tıbb, 19)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SAĞLIK VE ŞİFA DUASI OKUNUŞU - 3</span></span><br />
<br />
Euzu bi izettillahi ve kudretihi min şerri ma ecidu.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ŞİFA DUASI ANLAMI</span></span><br />
<br />
Sağ elini vücudunda rahatsız olduğun mahalle koyup yedi defa mesh eyle ve her meshte: «Hissettiğim bu hastalığın şerrinden Allah'ın izzetine ve kudretine sığınırım! de. Biiznillahi Teâlâ şifâ bulursun." (İbn Hanbel, IV, 217)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">CEBRAİL ALEYHİSSELAM’IN ŞİFA DUASI - 4</span></span><br />
<br />
Bismillahi arkıyke min kulli şeyin yu'zike min şerri kulli nefsin ev aynin hasidin, Allahu yeşfike bismillahi arkıyke.<br />
ANLAMI<br />
<br />
Allah’ın ismiyle seni rahatsız eden her şeyden sana okurum. Her nefsin veya hasetçi her gözün şerrinden Allah sana şifâ versin. Allah’ın adıyla sana okurum.»” derdi.(Müslim, Selâm 40)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">HASTAYA OKUNACAK DUA - 5</span></span><br />
<br />
Hz. Peygamber, bir rahatsızlıkları olduğu zaman Muavvizeteyn sûrelerini okur, kendi üzerine üfler ve onu eliyle üzerinden silerdi. Ve şöyle buyururlardı:<br />
<br />
Bismillahi Allahümme dâvini bi devaike veşfini bi şifaike ve ağnini bi fadlike ammen sivâk vahzer anni ezake.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ANLAMI</span></span><br />
<br />
Allah’ın ismiyle. Ey Rabbim! Beni kendi devân ile tedavi et, bana kendi şifân ile şifâ ver ve beni kendi fazlınla Senden başkalarından müstağni kıl ve beni ezalardan uzak tut.»” (Heysemî, X, 180)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SARA (EPİLEPSİ) HASTALIĞI İÇİN OKUNACAK DUA</span></span><br />
<br />
İbn Abbas’dan -radıyallahu anh- rivayete göre Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e bir hâtûn müracaat edip:<br />
<br />
“– Ya Resûlallah, ben sar’a illetine duçar oluyorum. Hem de sar’a hâlinde açılıyorum. Allah Teâlâ’ya duâ ediniz ki, bu illeti benden izâle eylesin” dedi. Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz kadına hitaben:<br />
<br />
“– Dilersen sabret, bu illet mukabilinde sana cennet verilsin. Dilersen sıhhat ve afiyetin için Allah Teâlâya duâ edeyim,” buyurdu.<br />
<br />
Sonra o hâtûn:<br />
<br />
“– Yâ Resûlallah, böylece sabrederim. Yalnız sar’a hâlinde açılmamam için Allah Teâlâ Hazretlerine duâ ediniz” dedi.<br />
<br />
Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz de, o halinde açılmaması için duâ buyurdular. (Buhârî, Merdâ, 6; Müslim, Birr, 54)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ŞİFA NİYETİYLE KUR’AN OKUMAK VE OKUTMAK CAİZ MİDİR?</span></span><br />
<br />
Kişinin maddi, manevi ve ruhi rahatsızlıklardan kurtulması için tıbbi tedavi yöntemlerine başvurması temel ilkedir. Bunun yanında Allah Teala’ya dua etmesi de uygun olur. Şüphesiz Kur’an müminler için şifa ve rahmettir (İsrâ, 17/82). Dolayısıyla gerek Kur’an-ı Kerim’de gerekse hadis-i şeriflerde yer alan dualar ve sureler, belirli sayılarla sınırlanmayarak okunabilir. Bu okumaya rukye denir. Sahabenin rukye olarak Fâtiha suresini okuduğu ve Resûlullah’ın da bunu onayladığı bilinmektedir (Buhârî, Fedâilü’l-Kur’an 9).<br />
<br />
Aslolan, duayı insanın kendisinin okumasıdır. Ancak, iyi ve takva sahibi bir insan olduğuna inandığı diğer müminlerden de kendisine dua etmesini isteyebilir. Hz. Âişe’den (r.a.) şöyle rivayet edilmiştir: “Hz. Peygamber (s.a.s.), hasta olan akrabalarının üzerine okuyarak sağ eliyle onları sıvazlar ve şöyle derdi:<br />
<br />
(Ey Allah’ım, ey insanların Rabbi, şu hastalığı gider, şifa ver, şifa veren Sensin. Senin vereceğin şifadan başka şifa yoktur. Hastalığı ortadan kaldıracak bir şifa ver.) (İbn Mâce, Tıb, 35, 36)<br />
<br />
Hasta olan kimse, ihtiyarlık ve ölüm dışında her hastalığın mutlaka bir çaresi olduğunun bilinciyle uzman hekimlere müracaat ederek tedavi yollarını aramalı, bunun yanında Yüce Allah’a sığınıp şifa vermesi için dua etmelidir. Bu maksatla bazı âlimler Kur’an-ı Kerim’den şifa konulu âyetlerin okunmasını tavsiye etmişlerdir. Şifa için okunan bazı âyetler şunlardır: Tevbe, 9/14; Yûnus, 10/57; Nahl, 16/69; Şu’arâ, 26/80; Fussılet, 41/44.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ALLAH’IN İZNİYLE ŞİFA BULMAK VEYA KÖTÜLÜKLERDEN KORUNMAK AMACIYLA YAPILAN “RUKYE” CÂİZ MİDİR?</span></span><br />
<br />
Rukye hastalık ve kötülüklerden korunmak veya kurtulmak amacıyla Kur’an veya dua okuyup üfleme anlamında bir terimdir (İbnü’l-Esîr, en-Nihâye, “rky” md.; İbn Manzûr, Lisânü’l-Arab, “rky” md.).<br />
<br />
Bazı İslam âlimleri rukyenin caiz olmadığı görüşünde ise de mezhep imamlarının da içinde bulunduğu âlimlerin çoğunluğu, konu ile ilgili bazı hadisleri delil göstererek, şirke ve istismara götürmemek şartıyla, fayda ve zararın rukyeden değil de Allah’tan olduğuna inanılarak yapılan rukyede bir sakınca bulunmadığını belirtmişlerdir (İbn Hacer, Feth, X, 206; İbnü’l-Kayyım, et-Tıbbü’n-Nebevî, s. 137-144; el-Fetâva’l-Hindiyye, V, 354-356).<br />
<br />
Şöyle ki Hz. Peygamber (s.a.s.), hem kendisine hem ziyaret ettiği bazı hastalara okuyup üflemiş, bazen de Hz. Âişe (r.a) ona okuyup üflemiş ve eliyle meshetmiştir (Buhârî, Tıb, 32, 33, 39; Müslim, Selâm, 46-51,52; İbn Mâce, Tıb, 35-36).<br />
<br />
Ayrıca Hz. Peygamber (s.a.s.), torunları Hasan ve Hüseyin için şeytandan, zehirli haşerattan, kem gözlerden korunmaları için dua etmiş (Buhârî, Enbiyâ, 10; İbn Mâce, Tıb, 36; Tirmizî, Tıb, 18), nazara, yılan ve akrep sokmasına karşı rukye yapılmasına izin vermiştir (Buhârî, Tıb, 17, 33, 37; Müslim, Selâm, 55-60; Ebû Dâvûd, Tıb, 17-18).<br />
<br />
Yine Hz. Peygamberin (s.a.s.) hastalar için,<br />
<br />
(Ey sıkıntıları gideren Allah, şifa ver! Ey şâfî! Senden başka şifa veren yoktur, hiçbir hastalık kalmayacak şekilde şifa ver) diye dua ettiği bilinmektedir (Buhârî, Tıb, 38; İbn Mâce, Tıb, 36; Ebû Dâvûd, Tıb, 17).<br />
<br />
Konuyla ilgili rivayetler değerlendirildiğinde, Allah’ın izniyle şifa bulmak veya kötülüklerden korunmak amacıyla yapılan rukyelerin câiz, bunun dışında kalanların haram olduğu anlaşılmaktadır (Elmalılı, Hak Dini, IX, 6388).<br />
<br />
Hastalara şifa ve hastalıktan kurtulmak için okunacak dualar nelerdir? Peygamber Efendimiz’in şifa duası var mıdır? Hastalara şifa veren dualar ve hasta duası...<br />
<br />
Hz. Aişe’den -radıyallahu anh- rivayete göre Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- kendilerine bir hasta getirildiğinde şöyle duâ ederlerdi:<br />
<br />
PEYGAMBERİMİZİN ŞİFA DUASI<br />
<br />
Arapça:<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: "Ezhibil-be'se Rabben-nâsişfi ve-enteş'şafi la şifae illa şifauke şifaen la yugadiru sekame."<br />
<br />
Anlamı:Bu hastalığı gider ey insanların Rabbi! Şifâ ver, çünkü şifâ verici sensin. Senin vereceğin şifâdan başka şifâ yoktur. Öyle şifâ ver ki hiç bir hastalık bırakmasın.»” (Buhârî, Merdâ, 20; Müslim, Selâm, 46; Ebû Dâvud, Tıbb, 18, 19)<br />
<br />
HASTA NASIL ŞİFA BULUR?<br />
<br />
Yine Hz. Aişe’den -radıyallahu anh- rivayete göre Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz kendisine bir hastanın şifâ bulması için duâ talebedildiği zaman:<br />
<br />
Arapça:<br />
<br />
sifa_dua-2<br />
<br />
Türkçe Okunuşu:Bismillahi turbetu ardina ve rîkatu ba'dina yüşfe sakimuna bi-izni rabbina.<br />
<br />
Anlamı: Allah’ın adıyla duâya başlarım. Bizim yerimizin toprağı ve birimizin tükürüğü vesilesiyle Allah’ın izniyle hastamız şifâ bulur.»” (Buhârî, Tıbb, 38; Müslim, Selâm, 54; Ebû Dâvud, Tıbb, 19)<br />
<br />
SARA (EPİLEPSİ) HASTALIĞI İÇİN DUA<br />
<br />
İbn Abbas’dan -radıyallahu anh- rivayete göre Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e bir hâtûn müracaat edip:<br />
<br />
“– Ya Resûlallah, ben sar’a illetine duçar oluyorum. Hem de sar’a hâlinde açılıyorum. Allah Teâlâ’ya duâ ediniz ki, bu illeti benden izâle eylesin” dedi. Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz kadına hitaben:<br />
<br />
“– Dilersen sabret, bu illet mukabilinde sana cennet verilsin. Dilersen sıhhat ve afiyetin için Allah Teâlâya duâ edeyim,” buyurdu.<br />
<br />
Sonra o hâtûn:<br />
<br />
“– Yâ Resûlallah, böylece sabrederim. Yalnız sar’a hâlinde açılmamam için Allah Teâlâ Hazretlerine duâ ediniz” dedi.<br />
<br />
Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz de, o halinde açılmaması için duâ buyurdular. (Buhârî, Merdâ, 6; Müslim, Birr, 54)<br />
<br />
DİŞ AĞRISI İÇİN DUA<br />
<br />
Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyururlardı:<br />
<br />
Arapça:<br />
<br />
sara_hastalarina_dua<br />
<br />
Anlamı: Ağrıyan dişinin üzerine şehâdet parmağını koyup Yâsin-i şerîfin son tarafını nihayete kadar oku, biiznillah teâlâ şifâ bulur.” (Suyûtî, el-Câmi’us-Sağîr, no: 5218)<br />
<br />
HASTALARA ŞİFA DUASI <br />
<br />
Arapça:<br />
<br />
dis_agrisi_duasi<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Euzu bi izettillahi ve kudretihi min şerri ma ecidu.<br />
<br />
Anlamı:Sağ elini vücudunda rahatsız olduğun mahalle koyup yedi defa mesh eyle ve her meshte: «Hissettiğim bu hastalığın şerrinden Allah’ın izzetine ve kudretine sığınırım!» de. Biiznillahi Teâlâ şifâ bulursun.” (İbn Hanbel, IV, 217)<br />
<br />
CEBRAİL ALEYHİSSELAM’IN ŞİFA DUASI<br />
<br />
Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz rahatsızlandıkları zaman onu Cibril -aleyhisselam- tedavi eder ve:<br />
<br />
Arapça:<br />
<br />
peygamberimize_okunan_dua<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Bismillahi arkıyke min kulli şeyin yu'zike min şerri kulli nefsin ev aynin hasidin, Allahu yeşfike bismillahi arkıyke.<br />
<br />
Anlamı: Allah’ın ismiyle seni rahatsız eden her şeyden sana okurum. Her nefsin veya hasetçi her gözün şerrinden Allah sana şifâ versin. Allah’ın adıyla sana okurum.»” derdi.(Müslim, Selâm 40)<br />
HASTA DUASI<br />
<br />
Hz. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bir rahatsızlıkları olduğu zaman Muavvizeteyn sûrelerini okur, kendi üzerine üfler ve onu eliyle üzerinden silerdi. Ve şöyle buyururlardı:<br />
<br />
Arapça:<br />
<br />
peygamberimiz_hasta_oldugunda_okudugu_dua<br />
<br />
Türkçe Okunuşu:Bismillahi Allahümme dâvini bi devaike veşfini bi şifaike ve ağnini bi fadlike ammen sivâk vahzer anni ezake.<br />
<br />
Anlamı: Allah’ın ismiyle. Ey Rabbim! Beni kendi devân ile tedavi et, bana kendi şifân ile şifâ ver ve beni kendi fazlınla Senden başkalarından müstağni kıl ve beni ezalardan uzak tut.»” (Heysemî, X, 180)<br />
<br />
HASTALAR İÇİN ŞİFA DUASI<br />
<br />
Henüz eceli gelmemiş bir hastayı ziyaret eden bir mü’min yedi defa:<br />
<br />
Arapça:<br />
<br />
eceli_yaklasan_hastaya_okunacak_dua<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: Es-elullahel-azime rabbel arşil azimi en yeşfiyeke.<br />
<br />
Anlamı:Büyük Allah’tan, büyük Arş’ın Rabbi Allah’tan sana şifâ vermesini istiyorum!»” derse muhakkak afiyet bulur. (Ebû Dâvud, Cenâiz, 8; Tirmizî, Tıbb, 32; İbn Hanbel, I, 239)<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KUR’AN’DA GEÇEN ŞİFA AYETLERİ</span></span><br />
<br />
<br />
Kur’ân-ı Kerim’de bulunan şifâ âyetleri; sağlık için duâ, şifâ için duâ, hasta duâsı, hastalara şifâ duâsı arayanlar için en etkili şifâ duâlarıdır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Şifa âyetleri şunlardır:</span></span><br />
Tevbe 14,<br />
Yunus 57,<br />
Nahl 69,<br />
İsra 82,<br />
Şuara 80,<br />
Fussilet 44.<br />
</span><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span></span><br />
<br />
قَٰتِلُوهُمْ يُعَذِّبْهُمُ ٱللَّهُ بِأَيْدِيكُمْ وَيُخْزِهِمْ وَيَنصُرْكُمْ عَلَيْهِمْ وَيَشْفِ صُدُورَ قَوْمٍ مُّؤْمِنِينَ</span><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
Kâtilûhum yuazzibhumullâhu bi eydîkum ve yuhzihim ve yansurkum aleyhim ve yeşfi sudûre kavmin mu´minîn(mu´minîne).<br />
<br />
(14-15) Onlarla savaşın ki, Allah onlara sizin ellerinizle azap etsin, onları rezil etsin, onlara karşı size yardım etsin, mü’min topluluğun gönüllerini ferahlatsın ve onların kalplerindeki öfkeyi gidersin. Allah, dilediğinin tövbesini kabul eder. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">9-Tevbe  Suresi 14. Ayet</span></span><br />
<br />
<br />
</span><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ قَدْ جَآءَتْكُم مَّوْعِظَةٌ مِّن رَّبِّكُمْ وَشِفَآءٌ لِّمَا فِى ٱلصُّدُورِ وَهُدًى وَرَحْمَةٌ لِّلْمُؤْمِنِينَ</span><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
Yâ eyyuhen nâsu kad câetkum mev´ızatun min rabbikum ve şifâun limâ fîs sudûri ve huden ve rahmetun lil mu´minîn(mu´minîne).<br />
<br />
Ey insanlar! İşte size Rabbinizden bir öğüt, kalplere bir şifâ ve inananlar için yol gösterici bir rehber ve rahmet (olan Kur’an) geldi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">10-Yûnus  Suresi 57. Ayet</span></span><br />
<br />
</span><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">ثُمَّ كُلِى مِن كُلِّ ٱلثَّمَرَٰتِ فَٱسْلُكِى سُبُلَ رَبِّكِ ذُلُلًا ۚ يَخْرُجُ مِنۢ بُطُونِهَا شَرَابٌ مُّخْتَلِفٌ أَلْوَٰنُهُۥ فِيهِ شِفَآءٌ لِّلنَّاسِ ۗ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَةً لِّقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ</span><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
Summe kulî min kullis semerâti feslukî subule rabbiki zululâ(zululen), yahrucu min butûnihâ şarâbun muhtelifun elvânuhu fîhi şifâun lin nâs(nâsi), inne fî zâlike le âyeten li kavmin yetefekkerûn(yetefekkerûne).<br />
<br />
“Sonra meyvelerin hepsinden ye de Rabbinin sana kolaylaştırdığı (yaylım) yollarına gir.” Onların karınlarından çeşitli renklerde bal çıkar. Onda insanlar için şifa vardır. Şüphesiz bunda düşünen bir (toplum) için bir ibret vardır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">16-Nahl  Suresi 69. Ayet</span></span><br />
<br />
</span><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">وَنُنَزِّلُ مِنَ ٱلْقُرْءَانِ مَا هُوَ شِفَآءٌ وَرَحْمَةٌ لِّلْمُؤْمِنِينَ ۙ وَلَا يَزِيدُ ٱلظَّٰلِمِينَ إِلَّا خَسَارًا</span><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
Ve nunezzilu minel kur’âni mâ huve şifâun ve rahmetun lil mu’minîne ve lâ yezîduz zâlimîne illâ hasârâ(hasâran).<br />
<br />
Biz Kur’an’dan, mü’minler için şifa ve rahmet olacak şeyler indiriyoruz. Zalimlerin ise Kur’an, ancak zararını artırır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">17-İsrâ  Suresi 82. Ayet</span></span><br />
<br />
</span><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">وَإِذَا مَرِضْتُ فَهُوَ يَشْفِينِ</span><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
Ve izâ maridtu fe huve yeşfîn(yeşfîni).<br />
<br />
“Hastalandığımda da O bana şifa verir.”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">26-Şuarâ  Suresi 80. Ayet</span></span><br />
<br />
</span><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">وَلَوْ جَعَلْنَٰهُ قُرْءَانًا أَعْجَمِيًّا لَّقَالُوا۟ لَوْلَا فُصِّلَتْ ءَايَٰتُهُۥٓ ۖ ءَا۬عْجَمِىٌّ وَعَرَبِىٌّ ۗ قُلْ هُوَ لِلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ هُدًى وَشِفَآءٌ ۖ وَٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ فِىٓ ءَاذَانِهِمْ وَقْرٌ وَهُوَ عَلَيْهِمْ عَمًى ۚ أُو۟لَٰٓئِكَ يُنَادَوْنَ مِن مَّكَانٍۭ بَعِيدٍ</span><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
Ve lev cealnâhu kur’ânen a’cemiyyen le kâlû lev lâ fussilet âyâtuh(âyâtuhu), e a’cemiyyun ve arabîy(arabîyyun), kul huve lillezîne âmenû huden ve şifâun, vellezîne lâ yû’minûne fî âzânihim vakrun ve hûve aleyhim amâ(amen), ulâike yunâdevne min mekânin baîd(baîdin).<br />
<br />
Eğer biz onu başka dilde bir Kur’an yapsaydık onlar mutlaka, “Onun âyetleri genişçe açıklanmalı değil miydi? Başka dilde bir kitap ve Arap bir peygamber öyle mi?” derlerdi. De ki: “O, inananlar için bir hidayet ve şifâdır. İnanmayanların kulaklarında bir ağırlık vardır ve Kur’an onlara kapalı ve anlaşılmaz gelir. (Sanki) onlara uzak bir yerden sesleniliyor (da anlamıyorlar).”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">41-Fussilet  Suresi 44. Ayet</span></span><br />
<br />
<br />
    Tevbe Sûresi, 14. Ayet<br />
<br />
Okunuşu: "...Ve yeşfi sudûra kavmin mu'minîn. (mu'minîne)."<br />
<br />
Anlamı: “Allah, mümin bir topluluğun kalplerine şifa versin/gönüllerini ferahlatsın!” (et-Tevbe, 14)<br />
<br />
    Yunus Sûresi, 57. Ayet<br />
<br />
Okunuşu: "...Ve şifâun limâ fîs sudûri. (sudûrin)"<br />
<br />
Anlamı: “…Gönüllerdeki dertlere şifâdır...” (Yûnus, 57)<br />
<br />
    Nahl Sûresi, 69. Ayet<br />
<br />
Okunuşu: "...Yahrucu min butûnihâ şarâbun muhtelifun elvânuhu fîhi şifâun lin nâs(nâsi), inne fî zâlike le âyeten li kavmin yetefekkerûn. (yetefekkerûne)..."<br />
<br />
Anlamı: “…Onların (arıların) karınlarından renkleri çeşitli bir şerbet (bal) çıkar ki, onda insanlar için şifâ vardır…” (en-Nahl, 69)<br />
<br />
    İsrâ Sûresi, 82. Ayet<br />
<br />
Okunuşu: "Ve nunezzilu minel kur’âni mâ huve şifâun ve rahmetun lil mu’minîne (mu’minîn)...."<br />
<br />
Anlamı: “Biz, Kur’ân’dan öyle bir şey indiriyoruz ki o, mü’minler için şifâ ve rahmettir…” (el-İsrâ, 82)<br />
<br />
    Şuarâ Sûresi, 80. Ayet<br />
<br />
Okunuşu: "Ve izâ maridtu fe huve yeşfîni."<br />
<br />
Anlamı: “Hastalandığım zaman bana şifâ veren O’dur.” (eş-Şuarâ, 80)<br />
<br />
    Fussilet Sûresi, 44. Ayet<br />
<br />
Okunuşu: "Kul huve lillezîne âmenû huden ve şifâun (şifâ')..."<br />
<br />
Anlamı: “…De ki: O, (Kur’ân) inananlar için doğru yolu gösteren bir kılavuzdur ve şifâdır…” (Fussılet, 44)<br />
<br />
<br />
<br />
AYETLERİN KARŞILAŞTIRMALI MEALİ VE TEFSİRİ<br />
Surelerin tefsiri ve karşılaştırmalı meali için ayetleri tıklayınız:</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #008000;" class="mycode_color"><a href="https://www.kuranvemeali.com/tevbe-suresi/14-ayeti-meali" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tevbe Sûresi, 14. Ayet</span></a></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #008000;" class="mycode_color"><a href="https://www.kuranvemeali.com/yunus-suresi/57-ayeti-meali" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yunus Sûresi, 57. Ayet</span></a></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #008000;" class="mycode_color"><a href="https://www.kuranvemeali.com/nahl-suresi/69-ayeti-meali" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Nahl Sûresi, 69. Ayet</span></a></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #008000;" class="mycode_color"><a href="https://www.kuranvemeali.com/isra-suresi/82-ayeti-meali" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İsrâ Sûresi, 82. Ayet</span></a></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #008000;" class="mycode_color"><a href="https://www.kuranvemeali.com/suara-suresi/80-ayeti-meali" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Şuarâ Sûresi, 80. Ayet</span></a></span></span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><a href="https://www.kuranvemeali.com/fussilet-suresi/44-ayeti-meali" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><span style="color: #000080;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #008000;" class="mycode_color">Fussilet Sûresi, 44. Ayet</span></span></span></a></span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<br />
Hastaya Okunacak Sureler ve Dualar<br />
<br />
(1) Usame bin Şureyk (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sahabeler ile beraber iken geldim. Onlar Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanında başlarının üzerinde kuş varmış hareket ettiklerinde uçacakmış gibi idiler. Onlara selam verip oturdum. Civar köylerden bedevi Araplar geldi ve:<br />
<br />
−Ya Rasulallah, hasta olduğumuzda tedavi olalım mı? dediler. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
−“Evet, tedavi olunuz! Zira Allah yarattığı her derde deva yaratmıştır. Ancak ihtiyarlık müstesnadır!”<br />
<br />
Ahmed bin Hanbel Müsned 4/278, Ebu Davud 3855, Tirmizi 2039, İbni Mace 3436<br />
<br />
(2) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Allah indirdiği her derde mutlaka şifa da indirmiştir.”<br />
<br />
Buhari 5720<br />
<br />
(3) Sa’d bin Ebi Vakkas (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e:<br />
<br />
−Ya Rasulallah! İnsanların bela yönünden hangisi daha şiddetli olur dedim. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
−“Bela yönünden insanların en şiddetlisi, Nebilerdir. Sonra rütbece en üstün olanlar. Kul dinine göre belaya uğratılır. Kişi dininde kuvvetli ise belası şiddetli olur. Eğer dininde zayıf ise o da dinine göre belaya uğratılır. Bela kuldan ayrılmaz (imtihana devam eder) ta ki kul üzerinde hiç günah kalmamış bir halde yeryüzünde gezer olunca onu bırakır.”<br />
<br />
Ahmed bin Hanbel Müsned 1481, Darimi 2/320, İbni Mace 4023, İbni Hibban Mevarid 699, Albânî Sahihu’l-Cami’ 992<br />
<br />
İbnu’l-Kayyim el-Cevziyye (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:<br />
<br />
“Başına bir bela geldiği vakit kerem sahibi kimselerin sabrı ile ona sabret! O seni daha çok kerem sahibi yapar. Onu insanlara şikâyet ettiğin vakit, Rahim olan Allah’ı hiç merhameti olmayanlara şikâyet etmiş gibi olursun!”<br />
<br />
İbnu’l-Kayyim el-Cevziyye Uddeti’s-Sabirin 90<br />
<br />
(4) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), hasta ziyareti için bir hastanın yanına girdiğinde ona şöyle derdi:<br />
<br />
لاَ بَأْسَ، طَهُورٌ إِنْ شَآءَ اللهُ<br />
<br />
“Beis yoktur, temizlik olur inşallah.”<br />
<br />
Buhari 12/5698<br />
<br />
(5) Abdulaziz bin Suheyb şöyle dedi:<br />
<br />
Ben, Sabit el-Bunânî (Radiyallahu Anh) ile beraber Enes (Radiyallahu Anh)’ın yanına girdim. Sabit el-Bunânî (Radiyallahu Anh), Enes (Radiyallahu Anh)’a:<br />
<br />
–Ya Eba Hamza! Ben hastalandım, dedi. Enes (Radiyallahu Anh):<br />
<br />
−Seni, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in rukyesi ile rukye yapayım mı? (Yani Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in duası ile tedavi edeyim mi?) dedi. Sabit el-Bunânî (Radiyallahu Anh)’da:<br />
<br />
−Evet dedi. Bunun üzerine Enes (Radiyallahu Anh):<br />
<br />
اللَّهُمَّ رَبَّ النَّاسِ، مُذْهِبَ الْبَاسِ، إِشْفِ أَنْتَ الشَّافِي، لاَ شَافِيَ إِلاَّ أَنْتَ، شِفَآءً لاَ يُغَادِرُ سَقَمًا<br />
<br />
−“Ey insanların Rabbi olan Allah’ım! Hastalığı giderip, şifa ver! Sen şifa vericisin. Sen’den başka şifa verici yoktur. Hiçbir hastalık bırakmayacak şekilde şifa ver, diyerek dua etti.”<br />
<br />
Buhari 12/5767, Tirmizi 980, Ebu Davud 3890<br />
<br />
(6) Osman bin Ebi’l-Âs (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e, Müslüman olduğum günden beri vücudumda hissettiğim bir rahatsızlığı şikâyet ettim ve buna müteakiben Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana şöyle buyurdu:<br />
<br />
−“Vücudunun ağrıyan yerine elini koy ve üç kere:<br />
<br />
بِسْمِ اللهِ<br />
<br />
‘Bismillah’ de ve yedi kere de şöyle de:<br />
<br />
أَعُوذُ بِاللهِ، وَقُدْرَتِهِ، مِنْ شَرِّ مَا أَجِدُ، وَأُحَاذِرُ<br />
<br />
Allah’ın adıyla. Hissettiğim ve hissedeceğim ağrının şerrinden, Allah’a ve O’nun kudretine sığınıyorum.”<br />
<br />
Müslim 2202/67<br />
<br />
(7) Osman bin Ebi’l-Âs (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e geldim ve:<br />
<br />
−Bende bir ağrı var, neredeyse beni helak edecek dedim. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana şöyle buyurdu:<br />
<br />
−“Sağ elinle ağrıyan yeri yedi defa ovala ve:<br />
<br />
أَعُوذُ بِعِزَّةِ اللهِ، وَقُدْرَتِهِ مِنْ شَرِّ مَا أَجِدُ<br />
<br />
Duyduğum ağrının şerrinden Allah’ın İzzet ve Kudretine sığınırım diye dua et!”<br />
<br />
Ben bunu yaptım. Aziz ve Celîl olan Allah da bendeki bu ağrıyı giderdi. O günden beri aileme ve başkalarına sürekli bunu tavsiye ediyorum.<br />
<br />
Ebu Davud 3891, İbni Mace 3522, Tirmizi 2162<br />
<br />
(8) Abdullah ibni Mes’ud (Radiyallahu Anh)’ın hanımı Zeynep (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:<br />
<br />
Yaşlı bir kadın humre hastalığını okumak için bize gelirdi. Abdullah eve gireceği vakit öksürerek ses çıkarırdı. Bir gün Abdullah eve geldi kadın onun sesini işitince korkusundan sedirin altına gizlendi. Abdullah yanıma geldi oturudu. Bana dokundu ve (belimde) ip buldu ve bana:<br />
<br />
−Bu nedir? dedi. Ben de dedim ki:<br />
<br />
−Humreden dolayı benim için okunmuş rukyedir. Onu çekip koparıp attı ve şöyle dedi:<br />
<br />
−Andolsun ki, Abdullah’ın âilesi şirkten uzaktır. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i şöyle buyururken işittim:<br />
<br />
−“Şüphesiz ki, temaim ve tivele şirktir!”<br />
<br />
Zeynep (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:<br />
<br />
−Ben bir gün dışarı çıktım biri bana baktı ve gözümden yaş aktı. Gözümü okuduğum vakit yaş akması kesildi. Okumayı terk ettiğim vakit ise gözümden yine yaş aktı. Abdullah ibni Mes’ud (Radiyallahu Anh) dedi ki:<br />
<br />
−O şeytandır! Sen ona itaat ettiğin vakit, seni bıraktı. Sen ona asi olduğun vakit, parmağını gözüne soktu. Eğer sen, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yaptığı gibi yapsaydın daha hayırlı ve şifa bulmaya daha layık olurdun.<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Gözüne suyu serpersin ve şöyle dersin!”<br />
<br />
أَذْهِبِ الْبَاسَ رَبَّ النَّاسِ إِشْفِ، أَنْتَ الشَّافِي لاَشِفَآءَ إِلاَّ شِفَاؤُكَ، شِفَاءً لاَ يُغَادِرُ سَقَمًا<br />
<br />
Temaim: Temime’nin çoğuludur.<br />
<br />
Tivele: Karı koca arasında ki muhabbeti artırmak veya onları ayırmak için yapılan şey.<br />
<br />
Temime: Nazar boncuğu ve muska demektir. Temime’nin anlamları şunlardır:<br />
<br />
a) Göz değmesini engellemek için boyna takılan bir nesne.<br />
<br />
b) Sırma yahut ipe dizilen alacalı, beyazlı ve siyahlı boyuna asılan boncuktur.<br />
<br />
c) İçerisine sure veya koruma duaları yazılan kolyedir.<br />
<br />
d) Çocukların boyunlarına asılan muskadır.<br />
<br />
İbni Mace 3530, Ebu Davud 3883, Ahmed bin Hanbel Müsned 3615<br />
<br />
(9) Hârice bin Salt et-Temîmî (Radiyallahu Anh), amcasından şöyle rivayet etti:<br />
<br />
Amcam, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanına gelip Müslüman olmuş. Sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanından ayrılıp geri dönmüş. Daha sonra bir topluluğa uğramış. Onların yanında demirle bağlanmış deli bir adam varmış. O delinin ailesi amcama:<br />
<br />
−Bize anlatıldığına göre şu sizin arkadaşınız Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hayırla gelmiş. Senin yanında bu deliyi tedavi edecek bir şey var mı? diye sormuşlar. Bunun üzerine amcam şöyle devam etti:<br />
<br />
Deliye Fâtiha ile rukye yaptım ve deli iyi oldu. Bana yüz tane koyun verdiler. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e gelip bunu anlattım. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de şöyle buyurdu:<br />
<br />
−“Bundan başka (okuduğun bir şey) var mı?”<br />
<br />
Ben de:<br />
<br />
−Hayır dedim. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ’de şöyle buyurdu:<br />
<br />
−“O koyunları al! Allah’a yemin ederim ki, bâtıl rukye karşılığında aldığını yiyen nice insanlar vardır. Allah’a yemin olsun ki, sen hak olan rukye karşılığında aldığını yiyorsun.”<br />
<br />
Ebu Davud 3896, Ahmed bin Hanbel Müsned 5/221, Buhari 12/5771, Müslim 2201/65<br />
<br />
(10) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:<br />
<br />
“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), âilesinden bir kimse hastalandığı zaman, onun üzerine; Muavvezat’ı (İhlâs, Felak ve Nâs Surelerini) okurdu…<br />
<br />
Müslim 2192/50<br />
<br />
(11) Suheyl’in babası Ebu Salih (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Eslem kabilesinden bir adam şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanında oturuyordum, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in sahabelerinden biri gelip şöyle dedi:<br />
<br />
−Ey Allah’ın Rasulü! Bu gece zehirlendim ve sabaha kadar uyuyamadım! dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de ona şöyle buyurdu:<br />
<br />
−“Seni zehirleyen şey nedir?”<br />
<br />
Sahabe:<br />
<br />
−Akreptir, dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de şöyle buyurdu:<br />
<br />
−“Eğer sen akşamladığın vakit şöyle dua etmiş olsaydın Allah Azze ve Celle dilerse zarar veremezdi:<br />
<br />
أَعُوذُ بِكَلِمَاتِ اللهِ التَّامَّاتِ مِنْ شَرِّ ماَ خَلَقَ<br />
<br />
Yarattığı şeylerin şerrinden Allah’ın tam olan kelimelerine sığınırım.”<br />
<br />
Ebu Davud 3898, İbni Mace 3518, Müslim 2709/55<br />
<br />
(12) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), hasta ziyaretine gittiğinde yahut bir hasta Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e getirildiğinde şöyle dua ederdi:<br />
<br />
أَذْهِبِ الْبَاسَ، رَبَّ النَّاسِ، إِشْفِ، وَأَنْتَ الشَّافِي لاَ شِفَآءَ إِلاَّ شِفَاؤُكَ، شِفآءً لاَ يُغَادِرُ سَقَمًا<br />
<br />
“Ey İnsanların Rabbi! Hastalığını giderip, şifa ver. Sen şifa verensin. Senin şifandan başka hiçbir şifa yoktur. Hiçbir hastalık bırakmayacak şekilde şifa ver!”<br />
<br />
Buhari 12/5715, Müslim 2191/47, İbni Mace 3520<br />
<br />
(13) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kim, henüz eceli gelmemiş bir hastayı ziyaret eder de onun yanında yedi kere şöyle dua ederse, Allah o hastayı iyi eder:<br />
<br />
بِسْمِ اللهِ، أَسْأَلُ اللهَ الْعَظِيمَ رَبَّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ أَنْ يَشفِيَكَ<br />
<br />
Allah’ın adıyla. Büyük Arşın sahibi yüce Allah’tan sana şifa vermesini dilerim.”<br />
<br />
Ebu Davud 3106, Tirmizi 2165, Nesei, Ahmed bin Hanbel Müsned 1/239, 375<br />
<br />
(14) Ebu Said el-Hudri (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
“Cebrail (Aleyhisselam), Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e gelerek:<br />
<br />
–Ey Muhammed! Hastalandın mı? diye sordu.<br />
<br />
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de:<br />
<br />
–‘Evet’ dedi. Cebrail (Aleyhisselam):<br />
<br />
بِسْمِ اللهِ أَرْقِيكَ، مِنْ كُلِّ شَيْءٍ يُؤْذِيكَ، مِنْ شَرِّ كُلِّ نَفْسٍ أَوْ عَيْنِ حَاسِدٍ، اَللهُ يَشْفِيكَ، بِسْمِ اللهِ أَرْقِيكَ<br />
<br />
–Allah’ın ismiyle seni rahatsız edecek her şeyden, her bir canlının zararından hasetçinin gözünden, seni okuyup sana dua ederim. Allah sana şifa versin. Allah’ın adıyla sana dua edip nefes ederim, dedi.”<br />
<br />
Müslim 2186/40, İbni Mace 3523<br />
<br />
(15) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şu rukye ile rukye yapardı (Yani şu dua ile hastaları okurdu):<br />
<br />
أَذْهِبِ الْبَاسَ رَبَّ النَّاسِ، بِيَدِكَ الشِّفَاءُ، لاَ كاَشِفَ لَهُ إِلاَّ أَنْتَ<br />
<br />
“Ey İnsanların Rabbi! Bu hastalığı gider. Şifa ancak Senin elindedir. Onu Senden başka giderecek yoktur.”<br />
<br />
Müslim 2191/49<br />
<br />
(16) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şu rukye ile rukye yapardı (Yani şu dua ile hastaları okurdu):<br />
<br />
اِمْسَحِ الْبَاسَ رَبَّ النَّاسِ، بِيَدِكَ الشِّفَاءُ، لاَ كاَشِفَ لَهُ إِلاَّ أَنْتَ<br />
<br />
“Hastalığı sil (yok et) Ey İnsanların Rabbi! Şifa ancak Senin elindedir. Onu Senden başka giderecek yoktur.”<br />
<br />
Buhari 12/5768<br />
<br />
(17) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:<br />
<br />
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hastaya şöyle rukye yapardı (Yani hastaya şu duayı okurdu):<br />
<br />
بِسْمِ اللهِ، تُرْبَةُ أَرْضِنَا، بِرِيقَةِ بَعْضِنَا، يُشْفَى سَقِيمُنَا، بِإِذْنِ رَبِّنَا<br />
<br />
“Allah’ın ismiyle. Şu bizim yurdumuzun toprağı ile bağzımızın tükürüğüdür. Rabbimiz izniyle hastamız şifalanır.”<br />
<br />
Buhari 12/5768, 5769, Müslim 2194/54 Ebu Davud 3895, İbni Mace 3521<br />
<br />
(18) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:<br />
<br />
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Bir kimse hastayı ziyarete geldiği zaman şöyle desin:<br />
<br />
اللَّهُمَّ إِشْفِ عَبْدَكَ، يَنْكَأُ لَكَ عَدُوًّا، اَوْ يَمْشِي لَكَ إِلَى جَناَزَةٍ<br />
<br />
Ey Allah’ım! Kuluna şifa ver. Senin için düşmanı öldürür yahut da Senin için cenazede yürür.”<br />
<br />
Ebu Davud 3107<br />
<br />
- Kur'ân'ı şifa için okuyabilir miyiz?<br />
<br />
Kur'an'ın her ayeti birer şifadır. Her ayet her hastalık için okunabilir.<br />
<br />
a. Kur'an surelerinin ve ayetlerinin her birini şifa, dua niyetine ve isteklerinizi niyet ederek okuyabilirsiniz.<br />
<br />
b. Özel olarak Fatiha, İhlas, Nas, Felak, Yasin, Tebareke surelerini Ayet el-Kürsi, Amenarrasülü ve Haşr suresinin son üç ayetini okuyabilirsiniz.<br />
<br />
Kur'ân iki şifadan söz eder: Birisi bal, diğeri de Kur'ân'ın kendisi. Bal, maddi bir şifa kaynağı iken, Kur'ân hem maddi hem manevi bir şifa kaynağıdır:<br />
<br />
    "Ey insanlar! Size Rabbinizden bir öğüt, gönüllerdekine bir şifa, müminler için bir hidayet ve rahmet gelmiştir." (Yunus, 10/57)<br />
<br />
    "Sonra meyvelerin her birinden ye ve Rabbinin sana kolaylaştırdığı yaylım yollarına gir, diye ilham etti. Onların karınlarından renkleri çeşitli bir şerbet (bal) çıkar ki, onda insanlar için şifa vardır. Elbette bunda düşünen bir kavim için büyük bir ibret vardır." (Nahl, 16/69)<br />
<br />
    "Biz, Kur'an'dan öyle bir şey indiriyoruz ki o, müminler için şifa ve rahmettir; zalimlerin ise yalnızca ziyanını artırır." (İsra, 17/82)<br />
<br />
    "Eğer biz onu, yabancı dilden bir Kur'an kılsaydık, diyeceklerdi ki: 'Ayetleri tafsilatlı şekilde açıklanmalı değil miydi? Arab'a yabancı dilden (kitap) olur mu?' De ki: O, inananlar için doğru yolu gösteren bir kılavuzdur ve şifadır. İnanmayanlara gelince, onların kulaklarında bir ağırlık vardır ve Kur'an onlara kapalıdır. (Sanki) onlara uzak bir yerden bağırılıyor (da Kur'an'da ne söylendiğini anlamıyorlar.)" (Fussılet, 41/44)<br />
<br />
- Kur'ân'ın sunduğu bu şifa nasıl bir şifadır?<br />
<br />
Kur'an küfre, şirke, imansızlığa, zulme ve vicdansızlığa karşı bir şifadır. Bu zaten açıkça ortada... Kur'ân'ın davetine uyanlar bu şifayı tadıyorlar, anlıyorlar ve yaşıyorlar. Çünkü Kur'an bu özelliğiyle insanlığın en büyük yaralarını tedavi ediyor.<br />
<br />
İman ederek Rabbini tanıyan insan sahibini, malikini ve mabudunu buluyor, vahşetten, dehşetten ve bütün korkulardan kurtuluyor.<br />
<br />
- Acaba Kur'ân bildiğimiz psikolojik ve bedeni hastalıklarımızın tedavisinde nasıl kullanılır, nasıl kullanılmış?<br />
<br />
Kur'ân'dan istifade etmede örnek ve rehber olan Peygamberimiz (asm) bu konuda da bir öncülük ediyor, yol gösteriyor, bizzat kendi uygulamalarıyla ders veriyor. Peygamberimiz (asm) bazı sureleri özellikle kendi hastalığına karşı okuduğu gibi, aile fertlerinden birisi hasta olunca da okurdu.<br />
<br />
Peygamberimizin (asm) hanımı Hz. Aişe (r.a.) diyor ki:<br />
<br />
    "Ailesinden birisi hastalandığı zaman Resulullah (a.s.m.) Muavvizatı (Felak ve Nâs Sûrelerini) okuyarak onun üzerine üflerdi. Vefatıyla sonuçlanan hastalığa yakalandığında bu sureleri okuyup onun üzerine üflemeye ve kendi eliyle meshetmeye başladım. Çünkü onun elinin bereketi benim elimden daha fazlaydı." (Müslim, Selam, 50)<br />
<br />
Yine Hz. Aişe (ra)'nin anlattığına göre, Peygamberimiz (asm) her gece istirahate çekileceği zaman İhlâs ve Muavvizeteyn sûrelerini okuyup avuçlarına üfler, sonra ellerinin yetişebildiği yere kadar vücudunun her tarafını meshederdi. Hadisin devamında, "Sonra Resulullah hastalanınca ona böyle yapmamı bana emrederdi." diyor. (Buharı, Tıb 39)<br />
<br />
Peygamberimizin (asm) sözünü ettiği bir diğer şifa suresi, hepimizin bildiği Fâtiha'dır.<br />
<br />
    "Fatiha her türlü hastalığa şifadır." (Dârimî, Fadlu'l-Kur'ân 12)<br />
<br />
buyuran Allah Resulü (asm) maddi / manevi bütün hastalıklara karşı Fatiha'nın okunması gerektiğini tavsiye eder.<br />
<br />
Bu arada Kur'ân-ı Kerim'de "Rabbenâ" ve "Rabbi" ile başlayan pek çok dua âyetleri vardır. Bu âyetleri maddi hastalıkların tedavisi için okuyabileceğimiz gibi, manevi, psikolojik hastalıklar için okumamız da pekâla mümkündür.<br />
<br />
Hz. İbrahim (as), "Hastalandığım zaman bana şifayı veren O'dur." (Şuarâ, 26/80) derken, şifayı doğrudan doğruya Allah'tan istiyor.<br />
<br />
Hz. Eyyup (as) ise seneler süren ağır hastalığına karşı o meşhur duasını okur, Rabbinden yardım ister; Cenab-ı Hak duasını kabul eder, ayağını yere vurmasını emreder. Hz. Eyyup (as) da ayağını yere vurur vurmaz yerden şu fışkırır, bu sudan hem içer, hem de bütün vücudun yıkar, sağlığına kavuşur.<br />
<br />
Kur'ân'daki şifa dualarını okumak, ilaç tedavisini ve tıbbın gerekli gördüğü diğer müdahaleleri terk etmek anlamına gelmemelidir.<br />
<br />
Doktora gitmek, ilaç kullanmak, ameliyat olmak, perhiz yapmak da birer fiili duadır ve şifayı Allah'tan istemektir. Yoksa ne ilaç şifa verir, ne de doktor. Gerçek Şâfi, şifâ verici Allah'tır.<br />
<br />
Kur’an-ı Kerim’de Şifa ile İlgili Ayetler Arapça Türkçe<br />
<br />
1. Yûnus Suresi 57. Ayet:<br />
<br />
Arapça: {يَا أَيُّهَا النَّاسُ قَدْ جَاءَتْكُم مَّوْعِظَةٌ مِّن رَّبِّكُمْ وَشِفَاءٌ لِّمَا فِي الصُّدُورِ وَهُدًى وَرَحْمَةٌ لِّلْمُؤْمِنِينَ}<br />
<br />
Türkçe: “Ey insanlar! Rabbinizden size bir öğüt, gönüllerde olan dertlere bir şifa, müminler için bir hidayet ve rahmet gelmiştir.”<br />
<br />
2. İsra Suresi 82. Ayet:<br />
<br />
Arapça: {وَنُنَزِّلُ مِنَ الْقُرْآنِ مَا هُوَ شِفَاءٌ وَرَحْمَةٌ لِّلْمُؤْمِنِينَ وَلَا يَزِيدُ الظَّالِمِينَ إِلَّا خَسَارًا}<br />
<br />
Türkçe: “Biz Kur’an’dan, müminler için şifa ve rahmet olan şeyleri indiriyoruz. O, zalimlerin ise sadece zararını artırır.”<br />
<br />
3. Fussilet Suresi 44. Ayet:<br />
<br />
Arapça: {قُلْ هُوَ لِلَّذِينَ آمَنُوا هُدًى وَشِفَاءٌ وَالَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ فِي آذَانِهِمْ وَقْرٌ وَهُوَ عَلَيْهِمْ عَمًى أُوْلَئِكَ يُنَادَوْنَ مِن مَّكَانٍ بَعِيدٍ}<br />
<br />
Türkçe: “De ki: O (Kur’an), iman edenler için bir hidayet ve şifadır. İman etmeyenlerin ise kulaklarında bir ağırlık vardır ve o (Kur’an) onlara karşı körlüktür. Onlar sanki uzak bir yerden çağrılıyorlar (da cevap vermiyorlar).”<br />
Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in Şifa ile İlgili Hadisleri<br />
Arapça Türkçe<br />
<br />
1. Ebu Hüreyre’den (r.a.) rivayetle:<br />
<br />
Arapça: {مَا أَنْزَلَ اللهُ دَاءً إِلا أَنْزَلَ لَهُ شِفَاءً}<br />
<br />
Türkçe: “Allah, her hastalığı indirmiştir ve onunla birlikte şifasını da indirmiştir.”<br />
<br />
2. İbn-i Mace’den (r.a.) rivayetle:<br />
<br />
Arapça: {عَلَيْكُمْ بِالْحِبَّةِ السَّوْدَاءِ، فَإِنَّ فِيهَا شِفَاءً مِنْ كُلِّ دَاءٍ إِلَّا السَّامَ}<br />
<br />
Türkçe: “Siyah kimyonu (çörek otu) kullanın. Çünkü onda ölümden başka her hastalık için şifa vardır.”<br />
<br />
3. Aişe’den (r.a.) rivayetle:<br />
<br />
Arapça: {كَانَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِذَا اشْتَكَى نَفَثَ فِي يَدَيْهِ بِالْمُعَوِّذَاتِ وَمَسَحَ بِهِمَا عَلَى جَسَدِهِ}<br />
<br />
Türkçe: “Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir rahatsızlığı olduğunda ellerine üfler ve sonra vücudunu onlarla mesh ederdi.”<br />
Şifa Duaları<br />
<br />
1. Fatiha Suresi:<br />
<br />
Arapça: {بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِ إِيَّاكَ نَعْبُدُ وَإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ اهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ صِرَاطَ الَّذِينَ أَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلَا الضَّالِّينَ}<br />
<br />
Türkçe: “Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. Hamd, âlemlerin Rabbi, Rahman, Rahim, din gününün maliki Allah’a mahsustur. (Rabbimiz!) Ancak Sana kulluk ederiz ve yalnız Sen’den yardım dileriz. Bizi doğru yola ilet; kendilerine nimet verdiklerinin yoluna; gazaba uğrayanların ve sapıtanların yoluna değil.”<br />
<br />
2. Ayet-el Kürsi:<br />
<br />
Arapça: {اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ لَا تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌ لَهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ مَنْ ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ إِلَّا بِإِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلَا يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِنْ عِلْمِهِ إِلَّا بِمَا شَاءَ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ وَلَا يَئُودُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ}<br />
<br />
Türkçe: “Allah, O’ndan başka ilah yoktur. Hayy’dır, kayyum’dur. O’nu ne bir uyuklama tutar ne de uyku. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. İzni olmaksızın O’nun katında kim şefaat edebilir? O, kullarının önlerinde ve arkalarında ne varsa hepsini bilir. Onlar ise O’nun dilediği kadarından başka, O’nun ilminden hiçbir şeyi kavrayamazlar. O’nun kürsüsü, gökleri ve yeri kaplamıştır. Onları koruyup gözetmek O’na ağır gelmez. O, yücedir, büyüktür.”<br />
<br />
3. İhlas Suresi:<br />
<br />
Arapça: {قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ اللَّهُ الصَّمَدُ لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ وَلَمْ يَكُن لَّهُ كُفُوًا أَحَدٌ}<br />
<br />
Türkçe: “De ki: O Allah tektir. Allah sameddir. O doğurmamış ve doğurulmamıştır. Hiçbir şey O’na denk değildir.”<br />
<br />
4. Felak ve Nas Sureleri:<br />
<br />
Arapça: {قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَ وَمِنْ شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ وَمِنْ شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ وَمِنْ شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ}<br />
<br />
Türkçe: “De ki: Sabahın Rabbine sığınırım. Yarattığı şeylerin şerrinden. Karanlık çöktüğü zaman gecenin şerrinden. Düğümlere üfleyen büyücülerin şerrinden. Haset ettiği zaman hasetçinin şerrinden.”<br />
<br />
Arapça: {قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ مَلِكِ النَّاسِ إِلَٰهِ النَّاسِ مِنْ شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ الَّذِي يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِ النَّاسِ مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ}<br />
<br />
Türkçe: “De ki<br />
<br />
: İnsanların Rabbine sığınırım. İnsanların Melikine. İnsanların İlâhına. O sinsi vesvesecinin şerrinden. O ki insanların kalplerine vesvese verir. Gerek cinlerden, gerek insanlardan.”<br />
Diğer Şifa Duaları<br />
<br />
1. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) şifa duası:<br />
<br />
Arapça: {اللَّهُمَّ رَبَّ النَّاسِ أَذْهِبِ الْبَأْسَ اشْفِ أَنْتَ الشَّافِي لَا شِفَاءَ إِلَّا شِفَاؤُكَ شِفَاءً لَا يُغَادِرُ سَقَمًا}<br />
<br />
Türkçe: “Ey insanların Rabbi! Hastalığı gider, şifa ver. Sen şifa verensin. Senin şifandan başka şifa yoktur. Öyle bir şifa ver ki, hiçbir hastalık bırakmasın.”<br />
<br />
2. Yunus Peygamber’in duası:<br />
<br />
Arapça: {لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ سُبْحَانَكَ إِنِّي كُنتُ مِنَ الظَّالِمِينَ}<br />
<br />
Türkçe: “Senden başka ilah yoktur. Seni tenzih ederim. Gerçekten ben zalimlerden oldum.”<br />
<br />
3. Ayşe’nin (r.a.) Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) atfen naklettiği şifa duası:<br />
<br />
Arapça: {بِاسْمِ اللَّهِ أَرْقِيكَ، مِنْ كُلِّ شَيْءٍ يُؤْذِيكَ، مِنْ شَرِّ كُلِّ نَفْسٍ أَوْ عَيْنٍ حَاسِدٍ، اللَّهُ يَشْفِيكَ، بِاسْمِ اللَّهِ أَرْقِيكَ}<br />
<br />
Türkçe: “Allah’ın adıyla seni her şeyden koruyorum; her nefsin veya haset eden gözün şerrinden. Allah sana şifa versin. Allah’ın adıyla seni koruyorum.”<br />
<br />
Kur’an, müminler için şifadır<br />
<br />
Sual: Ölülere ve hastalara, Yasin ve Fatiha okunuyor. Bu surelerin tercümelerinde şifadan bahsetmiyor. Fatiha suresini okurken kendimize dua ediyoruz. Bunların şifa ile ilgisi nedir?<br />
CEVAP<br />
Neden bahsederse bahsetsin, Kur’an-ı kerimin her âyeti, her harfi şifadır.<br />
Hadis-i şerifte, (İlaçların en iyisi Kur’an-ı kerimdir) buyuruldu. (İbni Mace)<br />
<br />
Peygamber efendimiz üç türlü ilaç kullanırdı. Kur’an-ı kerim veya dua okurdu. Fen ile bulunan ilaçları kullanırdı. Her ikisini karışık kullanırdı. Bir hadis-i şerifte buyuruluyor ki:<br />
(Kur’an-ı kerimden şifa beklemeyen, şifaya kavuşamaz.) [Deylemi]<br />
<br />
Kur’an-ı kerim ve dua, şartlarına uygun okunursa, elbette şifa verir. Okuyanın ve hastanın buna inanması gerekir. Haram işleyenin ve itikadı düzgün olmayanın okuması fayda vermez. Kur’an-ı kerimi ücretle okumak haramdır. (Tefsir-i Mazhari)<br />
<br />
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Fatiha her derde devâdır.) [Beyheki]<br />
<br />
(Fatiha suresi Allahü teâlânın gadabını önler.) [Şir’a]<br />
<br />
(Ölülerinize Yasin okuyun!) [İ.Ahmed]<br />
<br />
(Kabristana giren kimse, Yasin suresini okusa, o gün ölülerin azapları hafifler. Ölülerin sayısı kadar o kimseye sevap verilir.) [Etfâl-ül müslimin]<br />
<br />
(Yasin okuyanın sıkıntısı gider.) [Deylemi]<br />
<br />
(Cuma gecesi Yasin suresini okuyanın günahları affedilir.) [İsfehani]<br />
<br />
(Geceleyin Yasin okuyan kimse, affedilmiş olarak sabaha çıkar.) [Buhari]<br />
<br />
(Allah rızası için Yasin okuyanın günahları affolur.) [İbni Sünni]<br />
<br />
(Her gece, Yasin okumaya devam eden kimse, şehid olarak ölür.) [Taberani]<br />
<br />
(Her şeyin bir kalbi vardır. Kur’anın kalbi de Yasindir.) [Tirmizi]<br />
<br />
(Bir defa Yasin okuyan, on defa Kur’an-ı kerimi okumuş sevabına kavuşur.) [Tirmizi]<br />
<br />
Yasin suresinde, kıyamette olan şeyler, dünyanın geçici olduğu, Cennet nimetleri ve Cehennem azapları da bildirilmektedir. Anlayan hasta, yanında okununca, iman ile gitmeye sebep olan şeyleri işitmiş olur. İmam-ı Gazali hazretleri buyuruyor ki:<br />
(İmam-ı Ahmed bin Hanbel hazretleri, Cenab-ı Hakkın, (Anlayarak da anlamayarak da Kur’an-ı kerim okuyan, benim rızama kavuşur) buyurduğunu bildirmektedir.) [İhya]<br />
<br />
Ölüler için de Yasin-i şerif okunması emredilmiştir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Yanında Yasin-i şerif okunan hasta, suya doymuş olarak vefât eder, doymuş olarak kabre girer) (Müslüman bir hasta yanında Yasin okunursa, Rıdvân ismindeki melek Cennet şerbeti getirir. O kimse, suya doymuş olarak ruhunu teslim eder. Doymuş olarak da kabre girer, suya ihtiyacı olmaz.) [Seadet-i Ebediyye]<br />
<br />
Dualar ve şifalar<br />
Hastalığın durumuna göre tedavi, ilaç ile, sadaka vermekle ve dua ile yapılır. Şifayı veren yalnız Allahü teâlâdır. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruldu ki:<br />
(İbrahim,"hastalığıma ancak O şifa verir" dedi.) [Şuara 80]<br />
<br />
(Kur'an-ı kerim, müminler için şifa ve rahmettir.) [İsra 82]<br />
<br />
Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:<br />
(Asıl deva Kur'andır.) [İbni Nasr]<br />
<br />
(Fatiha ile Âyet-el kürsiyi okuyana, o gün nazar değmez.) [Deylemi]<br />
<br />
(La ilahe illa ente sübhaneke, inni küntü minez-zalimin’i okuyan, dert ve beladan kurtulur.) [Hakim] (40 defa okuma iyi olur)<br />
<br />
(Sabah-akşam İhlas ve Muavvizeteyni [iki kuleuzüyü] üçer defa oku! Bunlar, bütün belaları, afetleri, sıkıntıları ve istemediğin şeyleri giderir.) [Tirmizi]<br />
<br />
İlaçların en iyisi<br />
<br />
Sual: Ölülere ve hastalara, Yasin ve Fatiha okunuyor. Bu surelerin tercümelerinde şifadan bahsetmiyor. Fatiha suresini okurken kendimize dua ediyoruz. Bunların şifa ile ilgisi nedir?<br />
CEVAP<br />
Neden bahsederse bahsetsin, Kur’an-ı kerimin her âyeti, her harfi şifadır. Hadis-i şerifte, (İlaçların en iyisi Kur’an-ı kerimdir) buyuruldu. (İbni Mace)<br />
<br />
Peygamber efendimiz üç türlü ilaç kullanırdı. Kur’an-ı kerim veya dua okurdu. Fen ile bulunan ilaçları kullanırdı. Her ikisini karışık kullanırdı. Bir hadis-i şerifte buyuruluyor ki:<br />
(Kur’an-ı kerimden şifa beklemeyen, şifaya kavuşamaz.) [Deylemi]<br />
<br />
Kur’an-ı kerim ve dua, şartlarına uygun okunursa, elbette şifa verir. Okuyanın ve hastanın buna inanması gerekir. Haram işleyenin ve itikadı düzgün olmayanın okuması fayda vermez. Kur’an-ı kerimi ücretle okumak haramdır. (Tefsir-i Mazhari)<br />
<br />
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Fatiha her derde devâdır.) [Beyheki]<br />
<br />
(Fatiha suresi Allahü teâlânın gadabını önler.) [Şir’a]<br />
<br />
(Ölülerinize Yasin okuyun!) [İ. Ahmed]<br />
<br />
(Kabristana giren kimse, Yasin suresini okusa, o gün ölülerin azapları hafifler. Ölülerin sayısı kadar o kimseye sevap verilir.) [Etfâl-ül müslimin]<br />
<br />
(Yasin okuyanın sıkıntısı gider.) [Deylemi]<br />
<br />
(Cuma gecesi Yasin suresini okuyanın günahları affedilir.) [İsfehani]<br />
<br />
(Geceleyin Yasin okuyan kimse, affedilmiş olarak sabaha çıkar.) [Buhari]<br />
<br />
(Allah rızası için Yasin okuyanın günahları affolur.) [İbni Sünni]<br />
<br />
(Her gece, Yasin okumaya devam eden kimse, şehit olarak ölür.) [Taberani]<br />
<br />
(Her şeyin bir kalbi vardır. Kur’anın kalbi de Yasindir.) [Tirmizi]<br />
<br />
(Bir defa Yasin okuyan, on defa Kur’an-ı kerimi okumuş sevabına kavuşur.) [Tirmizi]<br />
<br />
Yasin suresinde, kıyamette olan şeyler, dünyanın geçici olduğu, Cennet nimetleri ve Cehennem azapları da bildirilmektedir. Anlayan hasta, yanında okununca, iman ile gitmeye sebep olan şeyleri işitmiş olur. İmam-ı Gazali buyuruyor ki:<br />
(İmam-ı Ahmed bin Hanbel hazretleri, Cenab-ı Hakkın, (Anlayarak da anlamayarak da Kur’an-ı kerim okuyan, benim rızama kavuşur) buyurduğunu bildirmektedir.) [İhya]<br />
<br />
Ölüler için de Yasin-i şerif okunması emredilmiştir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Yanında Yasin-i şerif okunan hasta, suya doymuş olarak vefât eder, doymuş olarak kabre girer) (Müslüman bir hasta yanında Yasin okunursa, Rıdvân ismindeki melek Cennet şerbeti getirir. O kimse, suya doymuş olarak ruhunu teslim eder. Doymuş olarak da kabre girer, suya ihtiyacı olmaz.) [Seadet-i Ebediyye]<br />
<br />
Dualar ve şifalar<br />
Hastalığın durumuna göre tedavi, ilaç ile, sadaka vermekle ve dua ile yapılır. Şifayı veren yalnız Allahü teâlâdır. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruldu ki:<br />
(İbrahim,"hastalığıma ancak O şifa verir" dedi.) [Şuara 80]<br />
<br />
(Kur'an-ı kerim, müminler için şifa ve rahmettir.) [İsra 82]<br />
<br />
Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:<br />
(Asıl deva Kur'andır.) [İbni Nasr]<br />
<br />
(Fatiha ile Âyet-el kürsiyi okuyana, o gün nazar değmez.) [Deylemi]<br />
<br />
(La ilahe illa ente sübhaneke, inni küntü minez-zalimin’i okuyan, dert ve beladan kurtulur.) [Hakim] (40 defa okuma iyi olur)<br />
<br />
1- Yedi defa Fatiha okuyup, ağrı olan yere üflenirse, şifa hasıl olur. (T. Azizi)<br />
<br />
2- Her gün sabah-akşam 24 defa Estagfirullah, sonra (Estagfirullahelazim ellezi la ilahe illa hüvel hayyel kayyume ve etubü ileyh) denir, sonra 11 ihlas, 7 Fatiha ve 33 defa Allahümme salli ve sellim alâ seyyidina Muhammedin ve alâ âli seyyidina Muhammed okunur, sevabı Peygamber efendimizin, Eshab-ı kiram ve Evliyanın ruhları ile Silsile-i aliyye denilen büyük âlimlerin isimlerini söyleyip, ruhlarına hediye edilir. Bu büyükler hürmetine şifa vermesi için Allahü teâlâya dua edilir. Bir hacete kavuşmak için, 2 rekat namaz kılınır, sevabı silsile-i aliyyeye hediye edilerek dua edilir!<br />
<br />
3- Şu dua [İslam harfiyle yazıp] deliye okunursa, akıllanır, hastaya okunursa şifa bulur:<br />
(Reva Aliyyül-Rıda, fe-kale, Haddeseni ebi Musel-Kazım an ebihi Caferis-Sadık an ebihi Muhammedenil-Bakır an ebihi Zeynelabidin Ali an ebihil-Hüseyn an ebihi Ali bin Ebi talib radıyallahü anhüm, kale haddeseni habibi ve kurretü ayni Resulullahi sallallahü aleyhi ve sellem, kale haddeseni Cibrilü, kale semitü Rabbelizzeti yekülü, La ilahe illallahü hısni, men kale-ha dehale hısni, ve men dehale hısni emine min azabi)<br />
<br />
4- Ağrıyan yeri sağ el ile 7 defa mesh edip her defasında Euzü biizzetillahi ve kudretihi min şerri ma-ecidü ve ühazirü okuyanın ağrı ve sancısı kalmaz. (B.Arifin)<br />
<br />
5- Sabah-akşam, Bekara’nın başından 4 âyet ve Âyet-el-kürsi ile sonraki iki âyet ve bu surenin sonundaki 3 âyet deliye okunursa iyi olur.<br />
<br />
6- Yağmur suyuna, Fatiha, Âyet-el-kürsi, İhlas ve Muavvizeteyn 70er defa okunur. Bu sudan aralıksız 7 sabah içenin hastalığı, ağrısı zail olur. [Bunu 5-10 salih müslüman okursa, daha iyi olur.]<br />
<br />
7- Şifa âyetleri suya konup içilirse hastalıklara şifa olur. Şifa âyetleri: Tevbe 14, Yunus 57, Nahl 69, İsra 82, Şuara 80, Fussilet 44]<br />
<br />
Dert bela gelince<br />
Sual: Bir sinir hastamız var. Hep sıkıntılı ve huzursuzdur. Asabiyeciye gittik. "Açık yerlerde gezsin, teselli edici kimselerle konuşsun, ruhi tedavi için nasihat çok faydalıdır. Tıpta telkinle tedavi vardır. Böyle psikolojik hastalıklar için ilaçların yanı sıra dua okumak faydalıdır" dedi. Ne yapmamızı tavsiye edersiniz?<br />
CEVAP<br />
Evet, uzman doktorların tavsiyelerine uymak gerekir. Psikolojik hastalıklar için telkin iyi gelmektedir. Telkinle sağlam insana sıkıntı vermek mümkün olduğu gibi, sıkıntılı insanı da tedavi etmek mümkündür. Psikolojik hastalara, bir şeyler söyleyip, (Artık bir şeyin kalmaz, biraz gez) dendiğinde hastanın daha huzurlu olduğu görülmüştür.<br />
<br />
Vücudumuz, bize emanettir. Dinimiz onu iyi korumamızı emrediyor. Hastayı tedavi ettirmek gerekir. Tedavinin, hastalığın durumuna göre, ilaç ile sadaka vermek ile ve dua ile yapılacağı bildirilmiştir. Tecrübe ile tesirleri kati olan, aşı, serum ve mikrop öldürücü ilaçları kullanmak farzdır. Yani Allahü teâlânın emridir. Tesiri kati olan ilaçlar, gıda gibi olup, ilaç almayıp ölmek günahtır. Peygamber efendimiz üç türlü ilaç kullanmıştır. Kur'an-ı kerim veya dua okurdu. Fen ile bulunan ilaçları kullanırdı. Her ikisini karışık da kullanırdı.<br />
<br />
Kur'an-ı kerimin ve duanın tesir etmesi için bazı şartların gözetilmesi gerekir. Okuyanın veya yazanın ve hastanın buna inanması, hastanın zararlı olan gıdalardan, şüpheli ilaçlardan perhiz etmesi, sıcaktan ve soğuktan sakınması gerekir. Okuyanın, itikadının bozuk olmaması, haram işlemekten, kul hakkından sakınması, haram ve habis şey yiyip içmemesi ve karşılık olarak ücret almaması şarttır. Hadis-i şerifte, (İlaç kullanmak da kaderdendir, Allah’ın izniyle fayda verebilir) buyuruldu. Dua da, ilaç gibidir. Allahü teâlâ dilerse tesir eder.<br />
<br />
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Dua müminin silahı, dinin de direğidir.) [İbni Ebiddünya]<br />
<br />
(Dert bela gelince, Yunus peygamberin duasını okuyun! Allah, o beladan kurtarır. Dua şudur: "La ilahe illa ente sübhaneke, inni küntü minez-zalimin.") [Hakim]<br />
<br />
("La havle ve la kuvvete illa billah" okumak, 99 derde devadır. Bunların en hafifi sıkıntıdır.) [Hakim]<br />
<br />
(Allahü teâlâ, istigfara devam edeni, her sıkıntıdan, her dertten kurtarır, ummadığı yerden rızıklandırır.) [Nesai]<br />
<br />
(Sabah-akşam İhlas ve Muavvizeteyni [iki kuleuzüyü] üçer defa oku! Bunlar, bütün belaları, afetleri, sıkıntıları ve istemediğin şeyleri giderir.) [Tirmizi]<br />
<br />
(Evinde, Fatiha ve Âyet-el kürsi okuyana, o gün cin ve şeytan zarar veremez.) [Deylemi]<br />
<br />
(Sabah-akşam, üç defa "Bismillahillezi la yedurru maasmihi şeyün fil erdi vela fissemai ve hüvessemiülalim" diyene hiçbir şey zarar veremez.) [İbni Mace]<br />
<br />
(Allahü teâlâ, her gün sabah-akşam yedi defa, "Hasbiyallahü la ilahe illahü, aleyhi tevekkeltü ve hüve Rabbül-arşil-azim" diyenin dünya ve ahiret işlerine kâfidir.) [Beyheki]<br />
<br />
Peygamber efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem sıkılınca, (Yâ hayyü yâ kayyûm bi-rahmetike estağîsü) derdi.<br />
<br />
Ümmü sıbyan hastalığı<br />
Sual: Bebeklerde görülen ümmü sıbyan hastalığı için hangi duayı okumak gerekir?<br />
CEVAP<br />
Bu hastalıktan korunmak için, 22 Besmele, bir Fatiha, bir Âyet-el-kürsi, bir İhlâs, bir Felak, bir Nas sureleriyle, Kalem suresinin 51. ve 52. âyetlerini bir kâğıda İslam harfleriyle yazdıktan sonra, muska hâline getirerek bebeğin üstüne asmalıdır. Bir hadis-i şerif meali de şöyledir:<br />
(Yeni doğan çocuğun sağ kulağına ezan, sol kulağına da ikamet okunursa, “Ümmü sıbyan” hastalığından korunmuş olur.) [Beyheki]<br />
Orijinali için buraya tıklayınız!<br />
<br />
Felçli çocuğa dua<br />
Sual: Felçli çocuğumuzu doktora götürdük, bir netice alamadık. Ne yapmak gerekir?<br />
CEVAP<br />
Daha başka doktorlara götürmeli. Her şey Allahü teâlâdandır. Ondan gelene sabretmekten başka çare yoktur. Allahü teâlâ, sabredenlerle beraberdir. Sabredenlerin gideceği yer Cennettir. Şifa âyetlerini de kullanmak iyi olur. Birçok hastalığa şifa verdiği tecrübelerle sabit olmuştur. Âyât-ı hırzı okumak da faydalıdır.<br />
<br />
Kur’an-ı kerim şifadır<br />
Sual: (Kur’an ezberlemek veya okuyup hastaya üflemek için indirilmedi) demek yanlış değil mi?<br />
CEVAP<br />
Eğer cümleye “sadece” kelimesi ilave edilmezse, yani, (Kur’an, sadece ezberlemek veya sadece okuyup şifa maksadıyla üflemek için indirilmedi) denmezse, çok yanlış olur. Allahü teâlâya iftira olur. Kur’an-ı kerim bunları yapmak için de indirildi. Peygamber efendimiz, okunmasını, ezberlenmesini, okunup hastalara üflenmesini teşvik ederken, bunlar için gönderilmedi demek, ya art niyetten veya cahillikten kaynaklanır. Bu zihniyetteki mezhepsizler, (Herkes Kur’anın mealini okusun, anlasın ve kendi anladığına uysun!) diyorlar. Hâlbuki piyasadaki birbirini tutmayan mealleri okumakla, Kur’an-ı kerimin gerçek mânâsı anlaşılmaz. Bunları okuyan sadece, tercüme edenin bilgi derecesine göre anladıklarını okumuş olur. O kimsenin fikirlerinin esiri olur. Kur’an-ı kerimi aslından okumak, ezberlemek, çok büyük bir nimettir, her harfi şifadır. Bir âyet-i kerime meali:<br />
(Kur’an-ı kerim, müminler için şifa ve rahmettir.) [İsra 82]<br />
<br />
Bu konulardaki birkaç hadis-i şerif meali de şöyledir:<br />
(İlaçların en iyisi Kur’an-ı kerimdir.) [İbni Mace]<br />
<br />
(Kur’an-ı kerimden şifa beklemeyen, şifaya kavuşamaz.) [Deylemi]<br />
<br />
(Fatiha ile Âyet-el kürsiyi okuyana, o gün nazar değmez.) [Deylemi]<br />
<br />
(Sabah-akşam İhlâs ve Muavvizeteyn’i [iki Kul Euzü’yü] üçer defa oku! Bunlar, bütün belaları, âfetleri, sıkıntıları ve istemediğin şeyleri giderir.) [Tirmizi]<br />
<br />
(Kur’an-ı kerimi okuyup ezberleyin! Allahü teâlâ içinde Kur’an-ı kerim bulunan kalbe, azab etmez.) [Şir’a Şerhi]<br />
<br />
(Hafızasında Kur’an-ı kerimden bir şey bulunmayan, harap bir eve benzer.) [Tirmizi]<br />
<br />
Hastalık için dua<br />
Sual: Uykusuzluk çeken, çıbanı çıkan, tansiyonu yükselen, ayağı burkulan için hangi duaları okumak gerekir?<br />
CEVAP<br />
Her hastalık için, (Hangi duayı okuyalım?) diyenler çok oluyor. Tıbben çaresi olan hastalıklar için, doktora gitmeli. Dinimiz, tıbbi ilaçların da kullanılmasını emrediyor. Bunları kullanmamak, dinin emrine uymamak olur. (Tıbbın çaresini bulamadığı ruhi hastalıklar için hangi duayı okuyalım?) diye sorulabilir. Peygamber efendimiz, hastalıklar için üç türlü ilaç kullanırdı: Kur’an-ı kerim ve dua okurdu, fenle bulunan ilaçları ve her ikisini karışık da kullanırdı. (Mevahib-i ledünniyye)<br />
<br />
Üç hadis-i şerif meali:<br />
(İlaçların en iyisi Kur’an-ı kerimdir.) [İ. Mace]<br />
<br />
(Kur’an-ı kerimden şifa beklemeyen, şifaya kavuşamaz.) [Deylemi]<br />
<br />
(Fatiha her derde devadır.) [Beyheki]<br />
<br />
Kur’an-ı kerim ve dua, şartlarına uygun okunursa, elbette şifa verir. Okuyanın ve hastanın buna inanması gerekir. Haram işleyenin ve itikadı düzgün olmayanın okuması fayda vermez. Kur’an-ı kerimi ücretle okumak haramdır. (Tefsir-i Mazhari)<br />
<br />
Hastaya dua<br />
Sual: Rahatsızım veya hastayım diyene nasıl bir dua okumalı?<br />
CEVAP<br />
Çeşitli dualar var. Biri şöyledir:<br />
Hastaya şifa için, 70 istigfar okuyup başına üflemeli ve şifaya kavuşması için kısa bir dua etmelidir. (Seadet-i Ebediyye)<br />
<br />
Doktora gitmek ve ilaç kullanmak<br />
Sual: Bazı kimseler, hastalığı veren Allahü teâlâdır diyerek doktora gitmiyor ve ilaç kullanmıyorlar. Böyle yapmak uygun mudur?<br />
Cevap: Tedavi olmak yani doktora gitmek, ilaç kullanmak sünnettir. Hadis-i şerifte, (Hastalığınızı tedavi ediniz! Çünkü Allahü teâlâ ölümden başka her hastalık için deva, ilaç yaratmıştır) buyuruldu.<br />
<br />
Mevâhib-i ledünniyye’de buyuruluyor ki:<br />
“Peygamber efendimiz üç türlü ilaç kullanırdı: Kur’an-ı kerim veya dua okurdu. Fen ile bulunan ilaçları kullanırdı. Her ikisini karışık kullanırdı. (Kur’an-ı kerimden şifa beklemeyene şifa nasip olmaz) buyururdu.”<br />
<br />
Fatiha suresini okumanın, hastalıklara şifa olduğunu bildiren hadis-i şerifler Beydavi ve Çerhi tefsirlerinde ve Tefsir-i Mazheri’de yazılıdır. İmam-ı Kuşeyri hazretleri buyuruyor ki:<br />
“Kur’an-ı kerimdeki altı şifa âyetini bir tabağa yazıp, su koyarak eritilir. Hasta içerse Allahü teâlâ şifa ihsan eder.”<br />
<br />
Âyet-i kerime ve dua elbette şifa verir. Fakat şartların gözetilmesi de lazımdır. Okuyanın veya yazanın ve hastanın buna inanması şarttır. Hastanın zararlı olan gıdalardan, şüpheli ilaçlardan perhiz etmesi, soğuktan sakınması, lüzumlu şeyleri yapması, haramdan, zulümden sakınması lâzımdır. Hadis-i şerifte, (Allahü teâlâyı unutarak, gafletle edilen dua kabul olmaz) buyuruldu. Resulullah efendimiz hasta olunca, Kul-euzü’leri okuyup kendi üzerine üflerdi.<br />
<br />
Hastalıkların tedavisindeki sebepler<br />
Sual: Hastalıkların tedavisinde, doktor ve ilaçların dışında dinimizin tavsiye ettiği bir şey var mıdır?<br />
Cevap: Allahü teâlânın âdeti şöyledir ki, her şeyi bir sebeple yaratır. Bir şeye kavuşmak için, bu şeyin yaratılmasına sebep olan şeyi yapmak lazımdır. Hastalıkların tedavinde doktora gitmek, ilaç kullanmak maddi sebeplerdendir. Her şeyin yaratılmasında müşterek olan manevi sebep ise, sadaka vermek, yetmiş kere Estagfirullah min külli mâ kerihallah duasını okumaktır. Bu iki manevi sebep, maddi sebepleri bulmaya da yardım eder. Hadis-i şerifte;<br />
(Hastalarınızı, sadaka vererek tedavi ediniz!) buyurulmuştur. Fevâid-i Osmâniyye kitabında diyor ki:<br />
“Şifa için, tövbe ediniz ve istiğfar duasını çok okuyunuz. Yani, Estagfirullâhel'azîm ellezî lâ ilâhe illâ hüv el hayyel kayyûme ve etûbü ileyh deyiniz! Ölümden başka bütün dertlere, hastalıklara karşı faydalıdır. Ölüm hastasının ağrılarını, sancılarını giderir, rahat can vermesini sağlar. Hûd suresinde 52. âyetinde mealen; (İstiğfar okuyunuz! İmdadınıza yetişirim) buyuruldu. Hadis-i şerifte; (İstiğfara devam edeni Allahü teâlâ dertlerden kurtarır) buyuruldu.”<br />
<br />
Sual: Her hastalığın, her derdin çaresi, ilacı var mıdır?<br />
Cevap: Ölümden başka her derdin, her hastalığın, -bazı hastalıklar için şu anda ilaç, çare bulunamasa bile, hepsinin de- çaresi, ilacı vardır. Çünkü Peygamber efendimiz;<br />
(Allahü teâlâ, her hastalığın ilacını yaratmıştır. Yalnız, ölüme çare yoktur) buyurmuştur.<br />
<br />
<br />
Hadislerle Efsun ve Rukye<br />
Efsun ve Rukye Nedir?<br />
Efsun ve Rukye iki kısıma ayrılır:<br />
<br />
Birincisi Haram Olan: Efsun ve Rukye her ikisi de okuyup üflemekle insanı etki altına almak manalarına gelir. Bunun haram olanı büyü ve sihir yapan cincilerin uğraştığı, ayet ve dua dışında olan ve Allah’tan gayrını duaya ortak eden küfür ve şirk işleridir. Ayet ve duaları kullansalar bile bunun yanına meleklerin ismini yazarak veya Ashab-ı Kehf olan kimselerin isimlerini ve hatta köpeklerinin de ismini yazmaları yaptıkları işi batıla çeviren hususlardandır.<br />
<br />
İkincisi Helal Olan: Hak olan Efsun ve Rukye’ye gelince; Kur’an’dan ayetler veya dualar okuyup şifa dilemektir. Hastaya eliyle dokunmak ve ona üflemeye de Efsun denir. Halk arasında avsunlamak diye tabir edilen bu tedavi Allah’tan şifa dilemeye muvafık olduğu sürece helal olan bir tedavi yoludur.<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) içerisinde küfür ve şirk olmayan okuyup üflemeye müsaade etmiş, hatta tavsiye etmiştir. Bu duaları yazıp boyuna veya duvarlara asmak asılsız işlerdendir. Zira ne Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ne de onun ashabı böyle bir şey yapmamışlardır. Bilakis yasaklamışlardır!<br />
<br />
(1) İmrân bin Husayn (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Göz değmesinden ve zehirli hayvanların sokmasından başka hiçbir şey için rukye yoktur!”<br />
<br />
Ebu Davud 3884<br />
<br />
(2) Avf bin Mâlik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Biz cahiliye döneminde rukye yapıyorduk. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e:<br />
<br />
−Ey Allah’ın Rasulü! Bu rukye hakkında ne buyurursun? dedik. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
−“Rukyenizi bana arzedin, içerisinde şirk olmadıkça rukye de bir sakınca yoktur.”<br />
<br />
Ebu Davud 3886<br />
<br />
(3) Abdulaziz bin Suheyb (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Enes (Radiyallahu Anh), Sabit el-Bunânî’ye:<br />
<br />
−‘Seni, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in duası ile tedavi edeyim mi?’ dedi. Sabit el-Bunânî’de:<br />
<br />
−‘Evet’ dedi. Bunun üzerine Enes (Radiyallahu Anh):<br />
<br />
اللَّهُمَّ رَبَّ النَّاسِ، مُذْهِبَ الْبَاسِ، إِشْفِ أَنْتَ الشَّافِي، لاَ شَافِيَ إِلاَّ أَنْتَ، إِشْفِهِ شِفَآءً لاَ يُغَادِرُ سَقَمًا<br />
<br />
−‘Ey insanların Rabbi ve sıkıntıların gidericisi olan Allah’ım! Şifa ver! Sen şifa vericisin. Sen’den başka bir şifa verici yoktur. Buna hiç hastalık bırakmayan bir şifa ver.’ diyerek dua etti.<br />
<br />
Ebu Davud 3890<br />
<br />
(4) Osman bin Ebi’l-Âs (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e geldim ve:<br />
<br />
−Bende bir ağrı var, neredeyse beni helak edecek dedim. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana şöyle buyurdu:<br />
<br />
−“Sağ elinle ağrıyan yeri yedi defa ovala ve:<br />
<br />
أَعُوذُ بِعِزَّةِ اللهِ، وَقُدْرَتِهِ مِنْ شَرِّ مَا أَجِدُ<br />
<br />
Duyduğum ağrının şerrinden Allah’ın İzzet ve Kudretine sığınırım diye dua et!”<br />
<br />
Ben bunu yaptım. Aziz ve Celîl olan Allah da bendeki bu ağrıyı giderdi. O günden beri aileme ve başkalarına sürekli bunu tavsiye ediyorum.<br />
<br />
Ebu Davud 3891, İbni Mace 3522, Tirmizi 2162<br />
<br />
(5) Abdullah ibni Mes’ud (Radiyallahu Anh)’ın hanımı Zeynep (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:<br />
<br />
Yaşlı bir kadın humre hastalığını okumak için bize gelirdi. Abdullah eve gireceği vakit öksürerek ses çıkarırdı. Bir gün Abdullah eve geldi kadın onun sesini işitince korkusundan sedirin altına gizlendi. Abdullah yanıma geldi oturudu. Bana dokundu ve (belimde) ip buldu ve bana:<br />
<br />
−Bu nedir? dedi. Ben de dedim ki:<br />
<br />
−Humreden dolayı benim için okunmuş rukyedir. Onu çekip koparıp attı ve şöyle dedi:<br />
<br />
−Andolsun ki, Abdullah’ın âilesi şirkten uzaktır. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i şöyle buyururken işittim:<br />
<br />
−“Şüphesiz ki, temaim ve tivele şirktir!”<br />
<br />
Zeynep (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:<br />
<br />
−Ben bir gün dışarı çıktım biri bana baktı ve gözümden yaş aktı. Gözümü okuduğum vakit yaş akması kesildi. Okumayı terk ettiğim vakit ise gözümden yine yaş aktı. Abdullah ibni Mes’ud (Radiyallahu Anh) dedi ki:<br />
<br />
−O şeytandır! Sen ona itaat ettiğin vakit, seni bıraktı. Sen ona asi olduğun vakit, parmağını gözüne soktu. Eğer sen, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yaptığı gibi yapsaydın daha hayırlı ve şifa bulmaya daha layık olurdun.<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Gözüne suyu serpersin ve şöyle dersin!”<br />
<br />
أَذْهِبِ الْبَاسَ رَبَّ النَّاسِ إِشْفِ، أَنْتَ الشَّافِي لاَشِفَآءَ إِلاَّ شِفَاؤُكَ، شِفَاءً لاَ يُغَادِرُ سَقَمًا<br />
<br />
Temaim: Temime’nin çoğuludur.<br />
<br />
Tivele: Karı koca arasında ki muhabbeti artırmak veya onları ayırmak için yapılan şey.<br />
<br />
Temime: Nazar boncuğu ve muska demektir. Temime’nin anlamları şunlardır:<br />
<br />
a) Göz değmesini engellemek için boyna takılan bir nesne.<br />
<br />
b) Sırma yahut ipe dizilen alacalı, beyazlı ve siyahlı boyuna asılan boncuktur.<br />
<br />
c) İçerisine sure veya koruma duaları yazılan kolyedir.<br />
<br />
d) Çocukların boyunlarına asılan muskadır.<br />
<br />
İbni Mace 3530, Ebu Davud 3883, Ahmed bin Hanbel Müsned 3615<br />
<br />
(6) Amr bin Şuayb (Radiyallahu Anh) babasından oda dedesinden şöyle rivayet etti:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sahabelerine korkudan kurtulmaları için şu kelimeleri öğretiyordu:<br />
<br />
أَعُوذُ بِكَلِمَاتِ اللهِ التَّامَّةِ، مِنْ غَضَبِهِ، وَشَرِّ عِبَادِهِ، وَمِنْ هَمَزَاتِ الشَّيَاطِينِ، وَأَنْ يَحْضُرُونَ<br />
<br />
“Allah’ın tam olan kelimeleri ile gazabından, kullarının şerrinden, şeytanların vesveselerinden ve şeytanların hazır olmasından sığınırım.”<br />
<br />
Ebu Davud 3893<br />
<br />
(7) Hârice bin Salt et-Temîmî (Radiyallahu Anh), amcasından şöyle rivayet etti:<br />
<br />
Amcam, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanına gelip Müslüman olmuş. Sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanından ayrılıp geri dönmüş. Daha sonra bir topluluğa uğramış. Onların yanında demirle bağlanmış deli bir adam varmış. O delinin ailesi amcama:<br />
<br />
−Bize anlatıldığına göre şu sizin arkadaşınız Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hayırla gelmiş. Senin yanında bu deliyi tedavi edecek bir şey var mı? diye sormuşlar. Bunun üzerine amcam şöyle devam etti:<br />
<br />
Deliye Fâtiha ile rukye yaptım ve deli iyi oldu. Bana yüz tane koyun verdiler. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e gelip bunu anlattım. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de şöyle buyurdu:<br />
<br />
−“Bundan başka (okuduğun bir şey) var mı?”<br />
<br />
Ben de:<br />
<br />
−Hayır dedim. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ’de şöyle buyurdu:<br />
<br />
−“O koyunları al! Allah’a yemin ederim ki, bâtıl rukye karşılığında aldığını yiyen nice insanlar vardır. Allah’a yemin olsun ki, sen hak olan rukye karşılığında aldığını yiyorsun.”<br />
<br />
Ebu Davud 3896, Ahmed bin Hanbel Müsned 5/221, Buhari 12/5771, Müslim 2201/65<br />
<br />
(8) Suheyl’in babası Ebu Salih (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:<br />
<br />
Eslem kabilesinden bir adam şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanında oturuyordum, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in sahabelerinden biri gelip şöyle dedi:<br />
<br />
−Ey Allah’ın Rasulü! Bu gece zehirlendim ve sabaha kadar uyuyamadım! dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de ona şöyle buyurdu:<br />
<br />
−“Seni zehirleyen şey nedir?”<br />
<br />
Sahabe:<br />
<br />
−Akreptir, dedi. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de şöyle buyurdu:<br />
<br />
−“Eğer sen akşamladığın vakit şöyle dua etmiş olsaydın Allah Azze ve Celle dilerse zarar veremezdi:<br />
<br />
أَعُوذُ بِكَلِمَاتِ اللهِ التَّامَّاتِ مِنْ شَرِّ ماَ خَلَقَ<br />
<br />
Yarattığı şeylerin şerrinden Allah’ın tam olan kelimelerine sığınırım.”<br />
<br />
Ebu Davud 3898, İbni Mace 3518, Müslim 2709/55<br />
<br />
(9) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), hasta ziyaretine gittiğinde yahut bir hasta Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e getirildiğinde şöyle dua ederdi:<br />
<br />
أَذْهِبِ الْبَاسَ، رَبَّ النَّاسِ، إِشْفِ، وَأَنْتَ الشَّافِي لاَ شِفَآءَ إِلاَّ شِفَاؤُكَ، شِفآءً لاَ يُغَادِرُ سَقَمًا<br />
<br />
“Ey İnsanların Rabbi! Hastalığını giderip, şifa ver. Sen şifa verensin. Senin şifandan başka hiçbir şifa yoktur. Hiçbir hastalık bırakmayacak şekilde şifa ver!”<br />
<br />
Buhari 12/5715, Müslim 2191/47, İbni Mace 3520<br />
<br />
(10) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:<br />
<br />
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kim, henüz eceli gelmemiş bir hastayı ziyaret eder de onun yanında yedi kere şöyle dua ederse, Allah o hastayı iyi eder:<br />
<br />
بِسْمِ اللهِ، أَسْأَلُ اللهَ الْعَظِيمَ رَبَّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ أَنْ يَشفِيَكَ<br />
<br />
Allah’ın adıyla. Büyük Arşın sahibi yüce Allah’tan sana şifa vermesini dilerim.”<br />
<br />
Ebu Davud 3106, Tirmizi 2165, Nesei, Ahmed bin Hanbel Müsned 1/239, 375<br />
<br />
<br />
##########################<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KASiDEi BÜRDE ARAPÇA</span></span><br />
<br />
<br />
KASiDEi BÜRDE ARAPÇA<br />
<br />
[attachment=190465]<br />
<br />
[attachment=190466]<br />
<br />
[attachment=190467]<br />
<br />
[attachment=190468]<br />
<br />
[attachment=190469]<br />
<br />
[attachment=190470]<br />
<br />
[attachment=190471]<br />
<br />
[attachment=190472]<br />
<br />
[attachment=190473]<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KAYNAKLAR</span></span><br />
<br />
islam ve ihsan <br />
TÜRKİYE TAKVİMİ<br />
Habertürk<br />
Dinimiz islam<br />
Sorular ile islamiyet<br />
Sahih Hadisler</span>]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>